Etiket: milletvekilleri

  • CHP’de 9 milletvekilinin üyeliği düşürüldü!

    CHP’de 9 milletvekilinin üyeliği düşürüldü!

    PİRHA- CHP Merkez Yönetim Kurulu’nun kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiği 9 milletvekilinin parti üyeliklerinin Yargıtay kayıtlarından çıkarıldığı ortaya çıktı. Kararın ardından CHP’nin Meclis’teki üye sayısı 138’den 129’a geriledi.

    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği “mutlak butlan” kararının ardından genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK), 10 Haziran’da yaptığı toplantıda 9 milletvekilini kesin ihraç istemiyle ve tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etmişti.

    Disiplin süreci henüz tamamlanmadan söz konusu milletvekillerinin parti üyeliklerinin Yargıtay’ın siyasi parti üyelik kayıtlarından çıkarıldığı öğrenildi.

    CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, e-Devlet üzerinden yaptığı kontrolde üyeliğinin silindiğini gördüğünü belirterek karara tepki gösterdi. Akdoğan, disiplin sürecinin devam ettiğini, YDK’da savunma ve yargı yoluna başvurma haklarının bulunduğunu vurgulayarak üyeliklerin bu aşamada silinmesinin hukuka aykırı olduğunu savundu.

    “TEDBİRLİ SEVK NEDENİYLE YAPILAN RUTİN İŞLEM”

    Konuya ilişkin açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise CHP Genel Sekreterliği tarafından disiplin sevklerinin Yargıtay’a bildirildiğini, tedbirli sevk uygulaması nedeniyle üyelik kayıtlarının süreç sonuçlanıncaya kadar pasife alınmasının olağan bir prosedür olduğunu ifade etti.

    Yaşanan gelişmeyle birlikte CHP’nin kayıtlı milletvekili sayısı 129’a düşerken, kararın TBMM Başkanlığı’na da bildirilmesi bekleniyor. Bildirimin ardından Meclis’in resmi internet sitesinde söz konusu isimlerin siyasi kimliklerinin “bağımsız milletvekili” olarak güncellenebileceği belirtiliyor.

    DİSİPLİNE SEVK EDİLEN MİLLETVEKİLLERİ

    Kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen isimler şunlar:

    Ensar Aytekin

    Ali Mahir Başarır

    Gökhan Günaydın

    Nurhayat Altaca Kayışoğlu

    Özgür Karabat

    Umut Akdoğan

    Veli Ağbaba

    Turan Taşkın Özer

    Burhanettin Bulut

    HABER MERKEZİ

  • DEM Parti milletvekilleri, mahpusların taleplerini ve açlık grevlerini Meclis’e taşıdı

    DEM Parti milletvekilleri, mahpusların taleplerini ve açlık grevlerini Meclis’e taşıdı

    PİRHA-DEM Parti milletvekilleri, mahpusların, ailelerinin ikamet ettiği kente ya da yakın bir ildeki cezaevine nakledilmelerini sağlayacak bir çalışma yürütülmesini talep etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Nevroz Uysal Aslan, Ayten Kordu ve Dilan Kunt Ayan, yüksek güvenlikli hapishanelerden sevk talebiyle açlık grevi yapan mahpusların durumuna dair Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na başvurdu.

    Başvuruda, mahpusların, ailelerinin bulunduğu yerleşim merkezlerinden çok uzak cezaevlerine sevk edilmelerinin sadece mahpusları değil aileleri de cezalandırma sistemine dahil etmek olduğu ve Y, S tipi Hapishaneler ve yüksek güvenlikli hapishaneler olarak adlandırılan cezaevlerinin insan sağlığı üzerinde ciddi tahribatlara yol açtığı belirtildi.

    “CEZAEVLERİNDE İNSANİ TALEPLER KARŞILANMADIĞI İÇİN AÇLIK GREVLERİ SÜRÜYOR”

    Komisyona yapılan başvuruda, bu hapishanelerdeki açlık grevlerine dair şu bilgi verildi:

    “Temel insani taleplerinin karşılanmaması nedeniyle Nurettin Kaya; “Kuyu Tipi” olarak adlandırılan S, R, Y tipi hapishanelerin kapatılması, tutukluların ailelerinin ikamet ettiği yerlere yakın cezaevlerine sevk edilmesi ve arkadaşları ile kalabileceği cezaevine sevk edilmesi talebiyle 217 gündür ölüm orucunda. Kaya, kendi talebi kısmi olarak karşılanmış olsa da arkadaşların talebinin karşılanmamış olması nedeniyle açlık grevini sürdürüyor.

    Nurettin Kaya, 29 Şubat’ta Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde başladığı ölüm orucunun kritik aşamalara gelmesinin ardından Bolu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi, tek kişilik hücrede tutuluyor.

    Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan Alişan Gül ve Cemil Kurt da aynı taleplerle başladıkları açlık grevinin 73. gününde.”

    “NAKİL TALEPLERİ REDDEDİLDİ”

    Milletvekilleri, mahpusların, ailelerinin ikamet ettikleri şehirlere ya da yakın şehirlere nakil taleplerinin cezaevi idarelerince ya yanıtsız bırakıldığını ya da herhangi bir makul gerekçe sunulmadan reddedildiğini yazdı:

    “Nakil talepleri reddedilen ya da kendi istekleri dışında ailelerinin ikamet ettiği şehirden uzak şehirlere nakledilen hasta mahpusların durumu da hem mahpuslar hem de aileleri için çok daha büyük mağduriyetlere sebebiyet veriyor.”

    Başvuruda, mahpusların ailevi ve toplumsal bağlarının korunması ve sevkler/sürgünler nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için ailelerinin ikamet ettiği kente ya da yakın bir ildeki cezaevine nakledilmelerini sağlayacak bir çalışma yürütülmesi talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Can’dan vekillere açık mektup: Hukuksuzluklara son verilmesi için harekete geçin

    Can’dan vekillere açık mektup: Hukuksuzluklara son verilmesi için harekete geçin

    PİRHA- 78’liler Girişimi Sözcüsü, Gazeteci-Yazar Celalettin Can, açık mektupta milletvekillerine seslenerek, “Siyasi mahpuslara rehine muamelesi yapanlar hakkında yasal soruşturma başlatın. Cezaevlerindeki kötü muameleleri izleyerek bu suça ortak olmayın” dedi.

    78’liler Girişimi Sözcüsü, Gazeteci-Yazar Celalettin Can, kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla bir günlük yayın yönetmenliği yaptığı için 31 Ağustos’tan bu yana Marmara (Silivri) Cezaevinde.

    100 gündür tutuklu olan 78’liler Girişimi Sözcüsü, Gazeteci-Yazar Celalettin Can, basına gönderdiği açık mektupla, Meclis’teki milletvekillerine seslendi.

    Can, “Cezaevlerindeki İdare ve Gözlem Kurullarının görevlerinden ve uygulamalarından haberdar mısınız? Siyasi mahkûmlara cezaevinde yapılan uygulamaları,
    kötü muameleleri biliyor musunuz? Son bir yılda cezaevlerinde kaç mahkûm hayatını kaybetti, bilginiz var mı?” diye sordu.

    Can, “100 gündür bana ve tüm mahpuslara yapılan uygulamaları ‘kötü muamele’ olarak değerlendiriyor bu noktada gerekli girişimlerin yapılmasını bekliyorum” dedi.

    Can’ın mektubu şöyle:

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletin vekillerine açık çağrı! Cezaevlerindeki “İdare ve Gözlem Kurullarının” görevlerinden ve uygulamalarından Haberdar mısınız?

    Siyasi mahkûmlara cezaevinde yapılan uygulamaları, “Kötü Muameleleri” biliyor musunuz? Son bir yılda cezaevlerinde kaç mahkûm hayatını kaybetti, bilginiz var mı? Ben, sizlerin de çok iyi bildiği gibi siyasi bir kimliğe sahibim. Yasal haklarımı biliyorum… Kazanılmış haklarım, haklarımız uygulanmıyor.

    Teknisyen kim mesela nasıl benim hakkımda karar verir?
    Kazanılmış ‘Denetimli Serbestlik Hakkı’mı kullandırmamak için “İdare ve Gözlem Kurullarının” Hukuk dışı uygulamaları ve yaptırımlarıyla karşı karşıya kalıyorum. Özgürlüğümü engelleniyor! Cezaevlerinde özgürlüğümüzü engelleyen, yaşam hakkımızı riske atan bir “İdare ve Gözlem Kurulu” var.

    Başkanı cezaevi savcısı, sonra kurum müdürü, ikinci kurum müdürü, idare memuru, öğretmen, psikolog, infaz koruma baş memuru ve teknisyenden oluşuyor. Toplam 8 kişi. Bu insanlar burada bütün kararları veriyor. Burada mahkeme diye bir şey yok, mahkeme kararları yok, idare ve gözlem kurulu kararları var. Bu kişilerin bizimle ne bilgisi ne ilgisi var? Teknisyen kim mesela? Nasıl benim hakkımda karar verir?

    Nasıl Yargıtay’ın kararları olmasına rağmen benim denetimli serbestliğe geçmem gerekirken ret kararı verebilirler? Denetimden yararlanmam lazım ama teknisyen, öğretmen kabul etmediği için yararlanamıyorum. Mahkemelerin kararlarından nasıl daha üstün olabilir bu kurulun kararları?

    “GEREKLİ GİRİŞİMLERİN YAPILMASINI BEKLİYORUM”

    Kendilerini “ikinci bir yargılama merci” yerine koyan idare ve gözlem kurulları, biz siyasi mahpusları özgürlüğümüzle tehdit etmeyi burada bulunduğum 100 gündür sürdürürken, hukuk tanımıyorlar. 100 gündür bana ve tüm mahpuslara yapılan uygulamaları “Kötü Muamele” olarak değerlendiriyor bu noktada gerekli girişimlerin yapılmasını bekliyorum.

    “SAĞLIK SORUNLARIM DEVAM EDİYOR”

    Tutuklandığım 31 Ağustos’tan bugüne yaşadıklarımı paylaşırken hukuk dışı uygulamalarla karşı karşıya kaldığımı açıklamalarımla sizlerle birçok kez paylaştım. Bu durumu sadece ben yaşamıyorum diye özellikle belirttim. Sağlıkla ilgili sıkıntılarımın devam ettiğini, özellikle gece uyku apnesinin yarattığı sıkıntı nedeniyle göğüs ağrısı ve nefes almada ki zorluğun sürdüğünü söylerken, her görüşmemde avukatıma, yakınlarıma ısrarla burada hukuken izahı olmayacak uygulamalar yaşandığını belirttim.

    “YAŞAM HAKKIMI CİDDİ BOYUTTA RİSKE ATAN BİR İHLALLE KARŞI KARŞIYA KALDIM”

    Silivri Cezaevi’nde İdare ve Gözlem Kurulu ile diğer yetkili ve görevliler, “Tarafsız koğuşa git, tüm haklardan yararlan. Yoksa bitene kadar cezanla yaşa.” tehdidini Yargıtay’ın emsal kararına ve ciddi sağlık sorunlarımın var olduğunu bilmelerine rağmen 100 gündür sürdürüyorlar.

    Denetimli serbestlik hakkımı kullandırmamakla ısrar eden kurul sağlık durumumun uyku apnesi nedeniyle riske altında olduğunu söyleyerek, sürekli ATK ve diğer sağlık kuruluşlarına götürülüyorum. Bana verilen bilgi uyku testi için yakın bir tarihte bir gece hastanede kalarak bu testin yapılacağı söylenmişti. Ancak, bakın nasıl bir uygulama ile karşı karşıya kaldım: 27.11.202 tarihinde götürüldüğüm İstanbul -Yedikule Göğüs Hastanesinde hasta mahpusların yaşadığı, özelde de benim yaşam hakkımı çok ciddi boyutta riske atan bir ihlalle karşı karşıya kaldım. Uyku apne testi için 25 Mayıs 2025 tarihine yani 2 yıl sonrasına yakın bir tarihe randevu verdiklerini söylediler ve cezaevine geri gönderildim. Şaşkın bir şekilde ne diyeceğimi bilemedim. Sürekli benimle görüşen, Hipokrat yemini etmiş hekimler risk altında olduğumu söylemelerine rağmen gelinen sonuç bu. Hekimlerin de bu kurulun bir parçası gibi mi çalışıyor diye düşünmeden edemeyeceğim… İnsan hayatını yok sayıyorlar.

    Sorduğumuz sorular yanıtsız kalıyor. Dışarıda yaptırdığım raporumu da görmezden gelerek yapılması gereken tedaviyi 2025 bıraktılar. Başıma bir şey gelmezse bu tarihe kadar burada kalmayacağım ancak infazını tamamlamaya uzun süresi olan hükümlüleri düşündüm… Kendimi kötü hissettim.

    “EŞYALARIM ZAMANINDA VERİLMİYOR”

    Siyasi mahpuslara karşı yapılan başka bir ihlali de paylaşmak isterim;

    31 Ağustos günü cezaevine alındığımda havaların sıcak olduğu günlerdi. Bugün ise giysilerim yetersiz geliyor. Bu nedenle kalın giysiler istedim. Getirilen eşyalarım çeşitli nedenlerle hem yeterli sayıda hem de zamanında verilmiyor. Keza ayakkabılarım yazlık olduğu için üç hafta önce kışlık spor ayakkabı getirilmesine rağmen hala verilmedi. Burada her şeyi dilekçe ile soruyorsunuz. Dilekçeme verilen cevap; “Zamanında verilmeme gerekçesi ‘Köpek’ gelmedi” oluyor.

    “HAKLARIMIZI ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Şaşkınlıkla bu ne demek diye soruyorum; “Köpek geldiğinde ayakkabıyı koklayacak, bunun için bekliyoruz. Koklama işi şu sıralar çok yoğun olduğu için köpeği bekleyeceğiz.” Arkadaşların ayakkabılarını kullanarak köpeğin gelmesini beklememiz sürüyor.

    Bu paylaştıklarım size sıradan bir uygulama olarak gelmesin. Buradan yatan mantık eziyet etme, yıldırma, ıslah etme ve kişilik haklarımızı yıpratma mantığıdır. Kötü Muameledir…Bizler siyasi mahpuslarız. Siyasi mahpuslara “ıslah” etme mantığıyla yaklaşmanız bizim için kabul edilir bir durum değil. Bu nedenle hukuki haklarımı aramaktan vazgeçmeyeceğim.

    “SAYIN VEKİLLER BU HUKUKSUZLUKLARA SON VERİLMESİ İÇİN HAREKETE GEÇİN”

    Bu anlattıklarıma ekleyeceğim çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu bilmenizi isteriz…

    Sayın vekiller…Sizlere sesleniyoruz; Siz seçilmişlerin de sorumluluğu altında olan cezaevlerindeki hukuksuzluklara son verilmesi için harekete geçin. Sorun alanlarını tespit edin. Bu amaçla meclis bünyesinde Cezaevlerini İzleme Komisyonunu kurmanız talebimizdir.

    Siyasi mahpuslara rehine muamelesi yapanlar hakkında yasal soruşturma başlatın. Cezaevlerindeki kötü muameleleri izleyerek bu suça ortak olmayın! Bu ihlaller karşısında sessiz kalmayın. Hukukun tanıdığı haklarımızı uygulayın. Adaleti sağlayın… Biz siyasi mahpusların adalet mücadelesi devam edecek…

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • KHK’lı Platformları Birliği, Meclis’te HEDEP ve CHP’li vekillerle görüştü-VİDEO

    KHK’lı Platformları Birliği, Meclis’te HEDEP ve CHP’li vekillerle görüştü-VİDEO

    PİRHA-KHK’lı Platformları Birliği, yedi yıldır yaşadıkları hukuksuzluklara dikkat çekmek amacıyla Meclis’e gelerek milletvekilleriyle görüştü. Yapılan görüşmelerin ardından basın açıklaması yapan grup, “Kamuoyundan beklentimiz evrensel hukuk ilkelerine göre yeniden yargılama hakkına kavuşmak” diye belirtti.

    KHK’lı Platformları Birliği’nden yaklaşık 25 kişi, Ankara’da siyasilerle bir araya geldi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (HEDEP) Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Sırrı Süreyya Önder ile Meclis’te görüşen grubun sonraki adresi CHP oldu. Yaşadıkları hukuksuzlukları parlamenterler ile paylaşan KHK’liler, milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sarıgül ile de görüşmeler yaptı.

    KHK’lı Platformları Birliği, TBMM’de yaptıkları görüşmeler ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezinde basın toplantısı yaptı.
    İHD Genel Sekreteri Osman Balaban, KHK’lilerle olan birlikteliğin hep sürdüğünü belirterek “KHK meselesi toplumsal bir meseleye dönüştü. Çünkü 124 bin insandan bahsediliyor. Çoğunluğun yargılaması dahi yapılmadı. KHK’lı arkadaşlarımız, devletin yok saydığı, milyonları bulan bir kitle oldu. Sadece seçimler döneminde muhalefet tarafından hatırlansa da çok fazla şey yapılmıyor. Devlet, Kürt sorunu gibi Alevi sorununu nasıl görmezden geliyorsa KHK’lılara da aynı uygulamayı yapıyor” dedi.

    “ÜLKEMİZDE EVRENSEL HUKUK KURALLARI İŞLETİLMİYOR”

    KHK’liler adına açıklama yapan Münir Korkmaz, yedi yıldır birçok hukuksuzluğa maruz kaldıklarını belirterek şunları kaydetti:

    “20 Temmuz OHAL ilanı ile birlikte yayınlanmaya başlayan önceden hazırlandığı belli olan ekli listeler eliyle Resmî Gazetede isim isim 84 milyona ifşa edilenler bizleriz. Biz KHK’lıyız. Belki bilmiyor olabilirsiniz, bizler yaklaşık 152 bini kamu emekçisi, toplamda 500 bine yakın insanız. Biz yedi yıldır olmadık hukuksuzluklara maruz bırakılan 152 çeşit hak ihlaline uğramışlarız. Biz, bilmediği işlerde çalışmak zorunda bırakılan, mahpuslarda hastalanan, kanser olan, Meriç ya da Ege’de boğulanlarız. Biz, hayatına kendi ellerimizle son verdirilen KHK’lılarız.
    Adana’da İnsan Hakları Derneği’nin bir alt komisyonu olarak başlayan KHK’lıların onurlu, haklı ve meşru mücadelesi, yaklaşık beş yıldır hukuk içerisinde devam etmektedir. Bu mücadele, gönüllülük esasına dayalı ve birey hukuku kapsamında 72 ilde örgütlenen KHK’lılar tarafından yürütülmektedir. KHK sorununun çözümüne yönelik çaba gösteren bu bireyler, farklı aidiyetlere, dünya görüşlerine, inançlara ve etnik kimliklere sahip olmalarıyla birlikte, sadece demokrasi ve insan hakları perspektifiyle hareket etmektedir. Biz, Türkiye’nin değişik illerinden gelerek sesimizi duyurmak ve taleplerimizi siyasi parti, demokratik kitle örgütleri ve bireylere iletmek üzere Ankara’dayız.
    Unutulmasın, bizlere “Masumiyet karinesi, kanunsuz suç ve caza olmaz ilkesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi, kanun önünde eşitlik ilkesi gibi evrensel hukukun temel ilkeleri uygulanmadı. Hiçbir soruşturma geçirmeden sorgusuz sualsiz ihraç edildik. Bizlere açıkça, keyfi ve kasten düşman hukuku uygulandı. Bunun tespiti ise uluslararası mahkemelerce sağlandı. Bilindiği üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kararları oldu. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden çıkan onlarca kararın yanı sıra son çıkan Yalçınkaya-Türkiye kararı da göstermiştir ki ülkemizde evrensel hukuk kuralları işletilmemiştir.

    “OHAL FİİLEN DEVAM ETMEKTE”

    Yargılamaların tarafsız, bağımsız, şeffaf ve adil şekilde yapılmadığı yönündeki karar, kanunilik ilkesinin ihlali çerçevesinde verildi. Dolayısıyla Anayasa’nın 90. Maddesi’nde de
    belirtildiği gibi “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.” AİHM’in verdiği karar bağlayıcıdır ve uygulanmak zorundadır.
    Uygulanmaması anayasayı ihlaldir. Tüm bu hukuksuzluk girdabından çıkmanın tek yolu olarak evrensel hukuk kurallarının işletilmesi gerektiğini, toplumsal uzlaşı için iletişim kanallarının açılması ve bunun ileri götürülmesini önemsiyoruz. Bu nedenle Cumhuriyetin 100. Yılının bir fırsat olduğu unutulmamalıdır. Özellikle devlet ile birey arasında gerçekleşmiş veya buna dair iddianın varlığı göz önünde bulundurulduğunda bir genel affın zaruri olduğu görülmelidir. Ancak bu genel af, siyasi tutsakların içinde olduğu ayrımsız bir af olursa amacına ulaşacaktır. Yine KHK’lı iki arkadaşımızın yaşamından kesitler sunan aslından her birimizin hayatından doneler taşıyan “Kanun Hükmü” belgeselinin 60 yıllık bir geçmişi olan Antalya Altın Portakal Fil Festivali’nden çıkarılması durumu bir sansürden çok daha öte, OHAL’in fiilen devam ettiğini göstermektedir. Bu anlamda belgesele yönelik her türlü nefret dilini, ötekileştirmeyi kınıyor, Festival komitesinin de aldığı karardan vazgeçmelerini istiyoruz.
    Son olarak, KHK’lı Platformları Birliği olarak kamuoyundan beklentimiz evrensel hukuk ilkelerine göre yeniden yargılama hakkına kavuşmak, hakkında herhangi bir yasal engel bulunmayanların derhal işlerine iade edilmesi, toplumsal uzlaşı ve barışın hâkim kılınması, siyasi tutsakların bir an önce özgürlüklerine kavuşmasıdır.”

     PİRHA/ANKARA

  • TBMM 28’inci Yasama Dönemi başladı; milletvekilleri yemin ediyor

    TBMM 28’inci Yasama Dönemi başladı; milletvekilleri yemin ediyor

    Meclis’in 28’inci Yasama Dönemi düzenlenen törenlerle başladı. En yaşlı üye sıfatıyla MHP lideri Devlet Bahçeli Meclis’teki oturumu yönetirken, Erdoğan da törenlere katıldı. Bahçeli’nin yeminin ardından milletvekilleri de kürsüde ant içmeye başladı.

    Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) milletvekili genel seçimi kesin sonuçlarını ilanının ardından TBMM Genel Kurulu, Meclis İçtüzüğü’ne göre saat 14.00’te çağrısız toplandı.

    Geçici Başkan Devlet Bahçeli’nin yönettiği oturuma AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

    Meclis’e gelen Erdoğan tören kıtasını selamladıktan sonra Meclis Genel Kurulu’na geçti. Erdoğan yemin törenini kendisine ayrılan locadan takip etti.

    OTURUMU BAHÇELİ YÖNETTİ

    Genel Kurulun ilk birleşimini, MHP Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, en yaşlı üye sıfatıyla TBMM Geçici Başkanı olarak yönetti.

    KILIÇDAROĞLU DA LOCADA

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da 28. Dönem Milletvekili And İçme Töreni’ni locadan izledi.

    YEMİN TÖRENİ BAŞLADI

    28. dönem milletvekilleri, Genel Kurul’da yemin etmeye başladı.

    Her milletvekili Anayasa’daki yemin metnini kürsüden yüksek sesle okuyacak. Milletvekilleri seçim çevresi, soyadı ve adlarının alfabe sırasına göre tek tek yemin edecek. Böylece milletvekilleri resmen göreve başlayacak. Herhangi bir sebepten ilk birleşime katılamayan milletvekilleri, sonra yemin edebilecek.

    Bahçeli konuşmasının ardından milletvekili yeminini okudu.

    VEKİLLER KÜRSÜDE YEMİN EDİYOR

    Bahçeli’nin yemininin ardından ilk önce öncelikli milletvekilleri yemin ederken, ardından sırasıyla vekiller kürsüde yemin etmeye başladı.

    GÖREVİ DEVRALDI

    Meclis’in “en yaşlı üyesi” sıfatıyla MHP lideri Devlet Bahçeli, törenden kısa süre önce Meclis Başkanlığı görevini Mustafa Şentop’tan devraldı.

    ERDOĞAN CUMARTESİ YEMİN EDECEK

    Cuma günü 14.00’te başlayan yemin töreninin gece yarısına kadar sürmesi bekleniyor. Cumartesi günü ise Erdoğan Meclis’te yemin edecek. Kabinesini açıklamasının ardından da bir gün sonra yeni bakanlar Genel Kurul’a giderek yemin edecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemelerde bulundu. Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı” dedi. Milletvekili Bülbül ise “Yaşananlar için bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor” ifadelerini kullandı. 

    Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken, binlercesi yaralandı, yüz binlerce kişi de evsiz kaldı. Yaşanan depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemeler yaptı.

    “ADIYAMAN TAM BİR HAYALET ŞEHİR”

    Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Depremin boyutları zaman geçtikçe daha iyi görülecek. Çünkü Adıyaman şimdi tam bir hayalet şehir. Gittiğimiz her sokakta enkazlar, enkazların altında cenazeler, cenazelerin başında bekleyen aileler ve soğukta dışarıda kalmak zorunda olan insanlar var. Ancak şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı. Herkes ‘Biz neden bu kadar yalnızız, devlet nerede?’ diye soruyor. Devletin bütün olanaklarıyla seferber olması gerekiyor, ancak AKP hükümeti bunu yapmıyor. Bu yaralar hemen kapanacak yaralar değil” dedi.

    “DEVLET ENKAZ ALTINDA KALDI”

    “Depremde yurttaşlar değil de sanki devlet enkaz altında kaldı” diyen HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise şu konuşmayı yaptı:

    “Depremde devletin organize olmadığını görüyoruz. Ancak yurttaşlar dayanışma içerisinde. Fakat bu durum yurttaşların dayanışmasıyla çözülecek bir durum değil. Yaşananlar çok büyük bir felaket. Binlerce ölü var. Yüzlerce yıkılan ev var ve sokakta kalmış insanlar var. Yaşananlar için elbette ki bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor. Adıyaman halkı acısına ve açlığına rağmen dayanışma içerisinde.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • 18 milletvekili hakkında 26 yeni dokunulmazlık dosyası

    18 milletvekili hakkında 26 yeni dokunulmazlık dosyası

    Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş genel başkanları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in de bulunduğu 18 milletvekiline ait 26 yeni dokunulmazlık dosyası meclise sunuldu.

    18 milletvekilinin yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik 26 Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Başkanlığı tarafından Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’a gönderildi.

    Komisyona gönderilen dosyalar arasında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’a ait 2, DBP Eş Genel Başkanı Salihe Aydeniz’e ait 2, HDP’den Van milletvekilleri Sezai Temelli’ye ait 4 ve Tayip Temel’e ait 2, Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’e ait 2, Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk’e ait 2, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İzmir Milletvekili Murat Çepni, Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, Şırnak Milletvekili Nuran İmir, Mardin Milletvekili Ebrü Günay, Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, Hakkari Milletvekili Sait Dede, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, İstanbul Milletvekili Ahmet Çelik, Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki’ye ait 1’er ve CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’e ait 1 dokunulmazlık dosyası bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li vekiller: Katliamın failleri ve azmettirenleri belli, yakında gerekli cezayı görecekler -VİDEO

    CHP’li vekiller: Katliamın failleri ve azmettirenleri belli, yakında gerekli cezayı görecekler -VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim 2015’te IŞİD’in bombalı saldırısı sonucu yaşamını yitiren 104 insan, 7. yılında anıldı. Ankara Garı önünde yapılan anmaya katılan CHP’li Milletvekilleri Veli Ağbaba ile Ali Mahir Başarır, “Bu katliamın arkasındaki güçler bulunmadığı sürece ve 2015’in o karanlık sayfaları aydınlatılmadığı sürece Türkiye’ye adalet gelmez” dediler. Vekiller, AKP iktidarından adalet beklenmeyeceğinin de altını çizdiler.

    Emek ve meslek örgütlerinin ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ talebiyle düzenlediği mitinge katılmak için Türkiye’nin farklı kentlerinden 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da bir araya gelen binlerce insana yönelik barbar IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 7 yıl geçti. 7 yıllık süreçte yargılama anlamında kayda değer ilerleme sağlanamadı.

    Katliamın gerçekleştiği yer olan Ankara Garı önünde yapılan anmaya katılan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, yaşanan sürece dair konuşarak katliamın üzerinde 7 yıl geçmesine rağmen hala adaletin sağlanamadığına dikkat çekti.

    “BU KATLİAMIN ARKASINDAKİ GÜÇLER BULUNMADIĞI SÜRECE ADALET GELMEZ”

    Katliamın arkasındaki gerçek güçlerin yargılama süreci boyunca ortaya çıkarılmadığını söyleyen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Bu katliamın arkasındaki güçler bulunmadığı sürece ve 2015’in o karanlık sayfaları aydınlatılmadığı sürece Türkiye’ye adalet gelmez. Bu katliamın aslında adım adım geldiğini tüm Türkiye gördü. Adeta Kırmızı Pazartesi gibi bir cinayetin işleneceğini herkes biliyordu. Ve maalesef engel olunmadı. 20 Temmuz’da 33 insanın katledildiği Suruç Katliamı ile işareti verilen bir katliamdı. 10 Ekim’de o Suruç’taki katilin kardeşi burada bir bomba patlattı. Devlet bu cinayetin arkasındaki güçleri biliyor. Kimlerin cinayet işleyeceğini, kimlerin bomba patlatacağını da biliyor ama görmezden gelerek davrandılar. Sonucunda iki tane katil gelip burada bomba patlattı. Yüzlerce insan hayatını kaybetti” diye konuştu.

    “O YILLARDA TÜRKİYE’NİN SINIRLARI YOL GEÇEN HANINA DÖNMÜŞTÜ”

    O yıllarda Türkiye’nin adeta IŞİD’in lojistik merkezi olduğunu kaydeden Ağbaba, şunları aktardı:

    Adeta Türkiye’nin sınırları yol geçen hanına dönmüştü. Dünyada ne kadar IŞİD’e katılmak için gelen katil varsa Türkiye sınırlarından geçiyordu. Bugün de askerleri yakanlar serbest bırakılmış dışarıda geziyor, onlarla birlikte yemek yiyenler, kahvaltı yapanlar dışarıda gezmeye devam ediyor. Burada adaletin sağlanabilmesi için bu katillerin arkasındaki gerçek güçlerin mutlaka bulunması lazım. Ancak o zaman insanlar biraz teselli bulmuş olur. Sadece 10 Ekim’in değil, Merasim Sokak, Güvenpark, Kayseri, Beşiktaş, Reina katliamları gibi tüm katliamların arkasındaki güçlerde bulunmalıdır. Katilleri ayırmak doğru değil, kurbanları ayırmak doğru değil. Yargılama sürecinde olayın üzerinin kapatılması için bir süreç işletildi ve o süreç hala devam ediyor.”

    “BU İKTİDARDAN ASLA ADALET BEKLEMİYORUM”

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ise, “Bu ülkede her şeyden önce insanlık zaman aşımına uğramış durumda. Bu ülkede bu iktidardan asla adalet beklemiyorum. Failler belli, azmettirenler de belli. Bir seçim öncesi halkı tehdit eder gibi bu ülkeyi kana buladılar ve 104 vatandaşımızı kaybettik. Peki ne oldu? Yargıda bir arpa boyu kadar yol alınamadı. Bir kez daha söylüyorum, failler belli. Çok yakın bir zamanda gerçek suçlular, azmettiriciler gerekli cezayı görecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Kadıköy’de anıldı: Dersim’de tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır -VİDEO

    Seyit Rıza ve arkadaşları Kadıköy’de anıldı: Dersim’de tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır -VİDEO

    PİRHA-İstanbul’ da bulunan Alevi kurumlar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Yapılan anmada, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması ve devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi çağrısında bulunuldu.

    15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza, Uşenê Seydi, Fındık Ağa, Resık Uşen (Seyit Rıza’nın oğlu), Aliye Mırzê Sıli, Hesenê İvraime Qıji ve Hesen Ağa’nın Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmelerinin üzerinden 84 yıl geçti.

    Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) İstanbul Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Anmaya, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Halkların Demokratik Partisi Milletvekilleri Zeynel Özen ve Musa Piroğlu ile Munzur Çevre Derneği de katıldı.

    Anmada söz alan kurum yöneticileri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını isteyerek; “Seyit Rıza Kerbela’da şah Hüseyin’dir. Madımak’ta Hasret’tir. Pir Sultan’dır. 84 yıldır seyidimizin huzuruna gidip mum yakamıyoruz. Bu bize derttir. Milyonları sokağa dökmeden hesap soramayız. Seyit Rıza’dan bu yana bu topraklarda katliamlar sürüyor” şeklinde konuştular.

    “DERSİM’DE TARTIŞMASIZ BİR SOYKIRIM UYGULANMIŞTIR”

    Anmada yapılan basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Özcan Tacar okudu. Tacar, idam edilişlerinin 84. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “1937/38 Dersim Soykırımında, DERSİM toplumunun geleneksel önderleri 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, önceden belli olan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edildiler. Yine aynı tarihlerde kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezar hakları bile çiğnenen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin en derinliğinde hissediyoruz. Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere-halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır.”

    “FARKLI OLMA HAKKINI DÜŞMAN OLARAK KODLAYIP YOK EDEN IRKÇI İDEOLOJİ VAR”

    Toplumu tek tipleştirici devlet iradesinin, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yöneldiğini ifade eden Tacar; “4 Mayıs Hükümet kararıyla Dersimde köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır. Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlemiştir. Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna; insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını düşman olarak kodlayıp yok eden ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 84 yıl sonra bile sürdüren mevcut siyasal iktidardır” şeklinde konuştu.

    “DERSİM 80 YILDIR, YARALARINI SARMAYA ÇALIŞIYOR”

    AKP iktidarının, o günlerden aldığı mirası, baraj ve HES’ler, madenler, köy boşaltmaları, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile devam ettirdiğini söyleyen Tacar sözlerine şu şekilde devam etti:

    “1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim 80 yıldır, yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve tabii atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor. Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz.”

    “TALEPLERİMİZİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN HERKESİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Tacar, DEDEF ve ADEF olarak taleplerini bir kez daha sıralayacaklarını belirterek; “*Arşivler Açılsın, “Dersim” ismi iade edilsin.

    *Dersim halkından özür dilensin.

    *Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.

    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

    *Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

    *Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin.

    *Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.

    Herkesi taleplerimizin gerçekleşmesi için mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

    Anma paylaşılan lokmaların ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kenanoğlu’ndan Gürsel Erol’a tepki: İsminizi yazmanız hadsizliğin ta kendisidir- VİDEO

    Kenanoğlu’ndan Gürsel Erol’a tepki: İsminizi yazmanız hadsizliğin ta kendisidir- VİDEO

    PİRHA- CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, adının yazılı olduğu tabelanın Ana Fatma Ziyaret yerine asılmasını eleştiren HDP Milletvekili Alican Önlü’ye Meclis’te yaptığı konuşma sırasında ‘hadsiz’ dedi. Parti grubu adına söz alan HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu Erol’a tepki göstererek; “Hayır yaptığınız yere isminizi yazmanız, oraya tabela asmanız hadsizliğin ta kendisidir” dedi.

    Dersim’de bulunan ve Aleviler için kutsal sayılan Ana Fatma Ziyareti’nin bulunduğu bölgeye, geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gürsel Erol tarafından ‘peyzaj’ adı altında restorasyon çalışması yapıldı. 28 Ekim’de biten restorasyon çalışmasının ardından Erol, ziyaret yerine, ‘Onarımı ve çevre düzenlemesi 2021 yılında 26’ncı dönem Tunceli ve 27’nci dönem Elazığ milletvekili Sn. Gürsel Erol tarafından yapılmıştır’ yazılı tabela astırdı. Gelen yoğun tepkiler üzerine Erol, isminin yazılı bulunduğu tabelayı kaldırmak zorunda kaldı.

    Yaşanan bu duruma Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü de twitter hesabından yaptığı bir paylaşımla daha önce kayyum olarak atanan Vali Tuncay Sonel’in de isminin verildiğini ancak daha sonra kaldırıldığını hatırlatıp tepki göstererek; “İnanç merkezlerimiz kendi isimlerinizi ve zihniyetinizi yaşatma yeri değildir” dedi.

    “BANA KARŞI HADDİNİZİ BİLECEKSİNİZ”

    Meclis’te yapılan kanun teklifi görüşmeleri sırasında söz alan CHP’li Gürsel Erol yaşanan bu olayı ve kendisine yönelik eleştirileri HDP’li Önlü’nün twitter paylaşımı üzerinden gündeme getirerek; “Ben evet, devletçiyim, cumhuriyetçiyim, Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine sadık bir milletvekiliyim. Tunceli’de Ovacık Munzur Yolu üzerinde ‘Ana Fatma’ denilen bir ziyaretimiz var. Ana Fatma, peygamberimizin Hazreti Muhammed Efendinin, peygamberimizin kızıdır. Hazreti Ali’nin eşi, Hazreti Hasan’ın ve Hazreti Hüseyin’in annesidir. Toplumun inançlarından dolayı orada kurbanlar kesilir, adaklar adanır ve orada insanlar inançsal değerlerini yerine getirir. Ben bu yıl yine kurbanımı kestiğimde oranın çok bakımsız olduğunu görünce oranını onarımıyla ilgili tamamlamalar yaptım; kurban kesilecek alanlar, mum yakılacak alanlar diye. Bu onarım sonrası Tunceli Milletvekili Alican Önlü sosyal medyasından bir paylaşım yaparak, benim Elâzığ Milletvekili olarak insanların inanç değerleri üzerinden elimi çekmemi, kutsal değerler üzerinden elimi çekmemle ilgili bir değerlendirme yaptı sosyal medyasından. Bana karşı haddinizi bileceksiniz” şeklinde konuştu.

    “ORAYA TABELA ASMANIZ HADSİZLİĞİN TA KENDİSİDİR”

    CHP’li Erol’un konuşmasına tepki gösteren HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te parti grubu adına söz alarak şunları dile getirdi:

    “Sadece Alican Önlü değil, hem Dersim’deki Alevi kurumları hem Türkiye’deki Alevi kurumları bu durum karşısında tepki göstermiştir. Yani orası sonradan yapılan bir cemevi, sonradan yapılan bir ibadet yeri, merkezi de değildir ki siz yaptırıp oraya hizmet ettiğiniz için adınızı yazdırasınız. Orası kadimden beri o topraklarda o insanların inanç, ibadet merkezi olarak kullandıkları doğal bir ibadet yeridir. Buradan kaynaklı olarak siz insani olarak bir hayır yapıyorsanız da bunu yapabilirsiniz ama hayır yaptığınız yere isminizi yazmanız, oraya tabela asmanız hadsizliğin ta kendisidir. Alican Önlü’ye de HDP Grubu’na da Alevi inancının temel değerlerine saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir partinin milletvekiline de bu söyleminizi asla onaylamadığımızı ve esas hadsizliği sizin yapmış olduğunu ifade ediyor, söylemlerinizin tamamını size iade ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kobani davası yarına ertelendi

    Kobani davası yarına ertelendi

    PİRHA- 6-8 Ekim 2014’te düzenlenen eylemlere ilişkin açılan ve aralarında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 108 kişinin yargılandığı Kobani davasına yarına kadar ara verildi. Duruşma yarın saat 10:00’da devam edecek.

    IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te düzenlenen protesto eylemleri nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları, MYK üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 108 isim hakkında açılan davanın 4. duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

    Siyasetçilerin savunmalarını yaptığı ve avukatlarının da usule dair itirazlarda bulunduğu duruşmaya yarına kadar ara verildi. Duruşma yarın saat 10:00’da devam edecek.

    GAZETECİLER DURUŞMAYA ALINMADI

    Duruşma öncesi Sincan Cezaevi yolu polis barikatlarıyla kapatıldı. Cezaevine görüşe gelenler ise yoğun güvenlik önlemleri altında içeri alındı. Kobani davası için gelen tutuklu yakınları, izleyici ve gazeteciler mahkeme başkanın talimatı olduğu ileri sürülerek içeri alınmadı. Duruşmaya sadece avukatlar, milletvekilleri ve tutuksuz yargılananlar alındı. Yapılan görüşmeler sonrasında gazeteciler ve izlemek isteyenler de içeri alındı.

    TUTUKLU SİYASETÇİLER DURUŞMAYA SEGBİS’LE KATILDI

    Duruşma salonuna Sincan Cezaevi’nde kalan tutuklu siyasetçiler, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş ve Kandıra Cezaevi’nde bulunan Figen Yüksekdağ ve diğer siyasetçiler Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katıldı.

    Önceki duruşmalarda tahliye olan yerine kayyum atanan Kars Belediyesi Eş Başkanı Ayhan Bilgen, eski milletvekili İbrahim Binici, HDP eski MYK üyeleri Berfin Özgü Köse ve Cihan Erdal da salonda hazır bulundu. Tutuklu yargılanan siyasetçilerden Aysel Tuğluk’un mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın yanı sıra çok sayıda HDP’li milletvekili de duruşmayı izledi.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VE MİT DAVAYA MÜDAHİL OLMAK İSTEDİ

    İçişleri Bakanlığı ve MİT’in davaya müdahillik talebinde bulunmasıyla duruşma başladı. Devlet kurumlarının katılma talebine ise avukatlar usule aykırı diyerek itiraz etti.

    Ardından yargılanan isimlerin ve avukatlarının savunmalarına geçildi. Yargılanan isimler ve sanıklar Kobani davasının bir kumpas davası olduğunu vurgulayarak suçlamaları kabul etmedi.

    SAVCI TÜM TALEPLERİN REDDEDİLMESİNİ İSTEDİ

    Sonrasında mahkeme heyetinin mütalaa için söz verdiği iddia makamı, avukatların bulundukları tüm talepler ile bazı sanıkların duruşmalardan vareste tutulma taleplerinin reddedilmesi yönünde mütalaa verdi.

    DURUŞMAYA YARINA KADAR ARA VERİLDİ

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Can Memiş’in öğrenim nedeniyle, sanık Altan Tan ve İbrahim Binici’nin ise savunmalarının alınmış olmasına ve eski milletvekili olmalarının yanı sıra yaşlarını nazara alarak duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi.

    Bir kısım sanık müdafilerinin duruşma öncesi cezaevinde yaşadıkları sıkıntıların giderilmesi için cezaevi yönetimine ve Sincan Emniyet Müdürlüğü’ne daha dikkatli davranılması için ayrı ayrı müzakere yazılmasına karar verildi. Mahkeme heyeti son olarak, sanıklardan Meryem Adıbelli’nin Kürtçe savunma yapacak olmasından ötürü salonda tercüman hazır bulundurulmasına karar vererek duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP: Torba yasada halkın sorunları ve talepleri yok!-VİDEO

    HDP: Torba yasada halkın sorunları ve talepleri yok!-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bugün görüşülecek olan torba yasaya karşı güçlü bir muhalefetle itiraz edeceklerini açıklayarak, “İktidarın halkın iş ve aş problemiyle ilgisi olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır” açıklamasında bulundular.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bugün görüşülecek olan torba yasaya karşı güçlü bir muhalefetle itiraz edeceklerini açıkladı. HDP’li Milletvekilleri Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) meclise sunduğu torba yasanın içerisinde halkın her kesimine yönelik hak gaspları olduğunu açıkladı.

    “HALKIN SORUNLARI TORBA YASADA YOK SAYILIYOR”

    HDP’li İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay torba yasanın yasama etiği ve ilkelerinin çiğnenerek parlamentoya getirildiğini belirterek, “Bu torba yasayla, iktidarın ülke gündemiyle, halkın derinleşen iş ve aş problemiyle hiç bir ilgisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Pandemide 3. dalga sert bir biçimde yaşanırken getirilen bu torba yasayla emeğiyle geçinenlerin talep ve sorunları yok sayılmaktadır” dedi.

    İŞSİZLİK FONU İŞÇİLER İÇİN KULLANILMALI

    Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ise, görüşülecek olan torba yasaya ilişkin şunları dile getirdi:

    “Saray pandeminin başından beri pandemiyle ilgili aldığı tüm tedbirleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan finanse etti. Bu torba yasada da lokanta ve kafelerde çalışan işçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin İşsizlik Sigortası Fonu’ndan finanse edilmesi öngörülüyor. Buna kesinlikle karşıyız. İktidar alacağı tedbirleri mutlaka bütçeden finanse etmelidir. İşsizlik Sigortası Fonu, işçilerin yararına kullanılmalıdır.”

    TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ TEFECİLİK YAPIYOR

    Batman Milletvekili Necdet İpekyüz de, çiftçilerin artan maliyetlerle birlikte borç batağında olduğunu vurgulayarak, “Tarım Kredi Kooperatifleri bu dönemde çiftçinin dertlerine yetişmesi gerekirken, traktörlere el koyabilmektedir. Çiftçiler, “borçlarımızı faizsiz öteleyin” diyor, iktidar ise çiftçinin borcuna faiz ekliyor. Bu tefeciliktir! Çiftçiyi daha da çok mağdur etmektir” ifadelerini kullandı.

    “YARIN BU YASALARIN TAMAMINI YÜRÜRLÜKTEN KALDIRACAĞIZ”

    Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, cezaevlerinde yaşanan sorunlara dikkat çekerek, “Cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunan kişilerin, abileriyle, yakınlarıyla hatta avukatlarıyla yapacağı görüşmelerin kayıt altına alınması ve bir yıl boyunca saklanması için bir düzenleme getirilmektedir. Bu fişleme yasalarına, vatandaşı düşman olarak gören yasalara karşı çıkacağız. Bugün yasalaşabilir ama yarın emin olun bu yasaların tamamını yürürlükten kaldıracağız” diye konuştu.

    PİRHA/ ANKARA

  • HDP’li ve CHP’li 3 ismin vekilliği düşürülüyor

    HDP’li ve CHP’li 3 ismin vekilliği düşürülüyor

    Meclis’te, DTK Eş Başkanı Leyla Güven, HDP’li Musa Farisoğulları ve CHP’li Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerinin düşürülmesi isteniyor.

    Meclis Genel Kurulu’nda, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun, halklarında kesinleşmiş cezalar gerekçesiyle milletvekilliklerinin düşürülmesi istendi.

    Vekilliklerin düşürülmesi istemi üzerine Meclis’te gerginlik başladı. CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, istemin Anayasa’ya aykırılık itirazında bulundu.

    CHP ve HDP’nin itirazıyla usul tartışması başladı.

    Altay, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında yargı incelemesinin devam ettiğini belirtti. Altay, mahkeme kararlarının dönem sonunda okunduğu uygulamalar olduğunu vurguladı.

    Daha sonra sözü AKP Grup Başkanvekili Cihat Özkan aldı. Cihat Özkan, Meclis Başkanlığı Divanı gündemine destek verdiklerini duyurdu.

    Özkan’ın ardından sözü HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş aldı, Beştaş, “FETÖ’cü hakimlerin kararıyla halkın seçtiği milletvekilleri düşürülmek isteniyor. Farisoğlu ve Güven hakkında karar veren hakimler şu anda FETÖ’den içerideler. Çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacağınızı düşünün… Bu darbedir, darbedir, darbedir” dedi.

     

  • Ankara’da HDP’lilere polis müdahalesi

    Ankara’da HDP’lilere polis müdahalesi

    PİRHA – HDP’nin Ankara’da yapmak istediği mitingi valilik tarafından yasaklandı. Konuya ilişkin basın açıklaması yapmak isteyen partililere, polis sert müdahale bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü’nün yapmak istediği “Demokrasi için buluşuyoruz” mitinginin valilik tarafından yasaklanması partililerin tepkisine neden oldu. Yasaklamaya dair parti binası önünde açıklama yapmak istenirken, emniyet güçleri, tüm binayı abluka altına aldı. Polis, binaya giren tüm gazeteci ve partilileri de Genel Bilgi Taraması’ndan (GBT) geçirdi.

    Parti binasına gelen HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve milletvekilleri de polislerce ablukaya alındı.

    Polisler, açıklama yapılmasına izin verilmeyeceğini duyururken, Eş Genel Başkan Sezai Temelli konuşmaya başladı. Temelli’nin konuşmasıyla birlikte polis de müdahale de bulundu.

    Yaşanan arbedede biber gazı ve kalkanlar kullanılırken, partililer zorla binaya sokuldu. Müdahale nedeniyle bazı partililer fenalık geçirirken “Bijî berxwedana Rojava” sloganları atarak, HDP’nin savaş karşıtı bildirileri havaya fırlatıldı.

  • HDP’li ve CHP’li vekiller Taksim’de barış bildirisi dağıttı

    HDP’li ve CHP’li vekiller Taksim’de barış bildirisi dağıttı

    HDP ve CHP milletvekilleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingine katılım çağrısıyla Taksim İstiklal Caddesi’nde bildiri dağıttı.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Kartal’da yapılacak miting öncesi Taksim’de bir araya gelen HDP ve CHP milletvekilleri birlikte bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.

    Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganını atan milletvekilleri ve beraberindeki HDP yöneticileri kayyım ile irade gaspına, kadın cinayetlerine ve doğa talanına karşı halkı bilgilendirerek Kartal Meydanı’nda yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    POLİSTEN KAYYIM TEPKİSİNE ENGEL

    Kayyım ile irade gaspı hukuksuzluğunu teşhir eden milletvekillerinin polis tarafından uyarılması ise dikkat çekti. Bu keyfi engellemeyi sloganlarla protesto eden vekiller, herkesi 1 Eylül’de barışın sesini yükseltmeye çağırdı.  (HABER MERKEZİ) 

  • Beşiktaş’ta milletvekillerinden oturma eylemi-VİDEO

    Beşiktaş’ta milletvekillerinden oturma eylemi-VİDEO

    PİRHA-Emek ve meslek örgütleri bugün İStanbul Beşiktaş’ta yaptıkları basın açıklamasıyla kayyımları protesto etti. Emek ve meslek örgütlerinin oturma eylemine izin verilmeyince oturma eylemini milletvekilleri gerçekleştirdi. 

    Haberin Videosu

    HDP’nin Van, Diyarbakır ve Mardin büyükşehir belediyelerine yapılan kayyım atamaları için İstanbul’daki sivil toplum kuruluşları Beşiktaş iskelesinde oturma eylemi gerçekleştirmek istedi. Polis, aralarında HDP milletvekilleri ve sendika temsilcilerinin bulunduğu gruba ‘sadece basın açıklaması yapılmasına’ izin vereceklerini, aksi takdirde gözaltı yapacaklarını söyledi.

    Daha sonra polis oturma eylemi yapmak isteyen grubu polis kalkanları ile çembere aldı. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB iskelede basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada iktidara çağrıda bulunuldu.

    “KELİMENİN TAM ANLAMIYLA DARBE” 

    Eğitim Sen 3 Nolu Şube Başkanı Ayfer Koçak, yaptığı açıklamada, “Diyarbakır, Mardin ve Van belediyelerine kayyım darbesi gerçekleştirildi” dedi. Koçak şunları söyledi: “Her attığımız demokratik adımın karşısında bir darbeyle karşılaşıyoruz. Önce İstanbul belediyesiyle ilgili bir kayyımla karşılaşmıştık şimdi çok açık bir şekilde kelimenin tam anlamıyla bir darbeyle karşılaştık. Biz DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak yola çıktığımız her yerde darbeye karşı tavrımızı net bir şekilde ifade ettik. Darbe nereden gelirse gelsin hukuku ortadan kaldıran her türlü darbeye karşı net bir duruş sergiledik. Biz dört emek örgütü olarak çağrıda bulunduk: Evet biz emekçiler olarak toplumun vicdanı olarak bugün burada kayyum darbesine karşı açıklama yapıyoruz. Bu açıklama son olmayacak. Bu ülkede iktidarın yarattığı koşullarda direnenler kadınlar, çocuklar yaşamın bedelini ödüyor.”

    “SEÇME VE SEÇİLME HAKKIMIZ İÇİN  BURADAYIZ”

    DİSK Temsilcisi Kanber Saygılı ise yaptığı açıklamada, halkın seçme ve seçilme hakkının gasp edildiğini ifade etti. Saygılı, “Bugün burada bulunmamızın amacı demokrasinin d harfini ifade eden seçme seçilme hakkımız için buradayız. Halkımızın seçme ve seçilme hakkını bertaraf etmek isteyen AKP ve MHP bloğu bir kere daha 19 Ağustos’ta Amed Van ve Mardin belediye eşbaşkanları ile birlikte meclis üyelerimiz görevden el çektirilip yerine kayyım atandı. Kayyum demek darbe demektir. Yüreği, vicdanı kalbi demokrasiden yana olanlar bu darbe hukukunu kabul etmez” dedi.

    Saygılı şöyle devam etti: “Bugün Diyarbakır’dan Van’a, Van’dan Mardin’e Mardin’den Ankara’ya Ankara’dan İstanbul’a İstanbul’dan Kazdağları’na Hasankeyf’e yaşam hakkımız için direnişteyiz.. Biz bir kere daha ifade etmek istiyoruz: Seçme ve seçilme hakkımızı asla asla sizlere teslim etmeyeceğiz. Bir şeye ihtiyacımız var bunu 31 Mart’ta 23 Haziran’ da yaptık. Birleşirsek kazanabiliriz. Giderek kaybediyorlar. Yapılacak tek şey var: Seçimle gelen seçimle gider. Bu basın açıklamasıyla AKP’yi uyarıyoruz: Halkın seçme ve seçilme hakkına saygı gösterin. Mücadelemizi daha fazla birleşerek devam edecek.”

    Basın açıklamasının ardından HDP Milletvekilleri Saruhan Oluç, Oya Ersoy, Dilan Dirayet Taşdemir, Ahmet Şık, Züleyha Gülüm, Serpil Kemalbay, Dilşat Canbaz Kaya ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu yarım saatlik oturma eylemi gerçekleştirdi.

    VEKİLLERDEN OTURMA EYLEMİ: BASKI VE ZULMÜNÜZLE SÜRDÜREMEZSİNİZ

    Burada oturma eylemi gerçekleştiren vekiller basın açıklaması düzenledi. HDP Milletvekili Züleyha Gülüm yaptığı açıklamada, “Bugün bu meydanda demokratik tepkisini göstermek amacıyla bir açıklama yapılmak isteniyordu ancak hukuksuz işleyen iktidar oturma eylemine izin vermedi. Bunu da bir tehdit şeklinde söyledi. Ülkede hak, hukuk, adalet tanımayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Nasıl İstanbul seçimleri iptal edildiyse Van, Diyarbakır Mardin’de aynısı yapıldı” diye konuştu. Gülüm şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin dört bir yanında halkın iradesine karşı duyanlara nasıl vahşice saldırıldığını gördük. İktidar vahşice toplumsal muhalefete saldırıyor. Avukatların, kadınların, halkın açıklamalarına saldırıyorlar. Baskı ve zulmünüzle iktidarınızı sürdürmeezsiniz. Bugün burada yapılmak istenilen eylem de bunun sözüdür. Buradan kadınlara yaptığınız düşmanlığı vurgu yapıyoruz. Eşbaşkanlarımıza saldırıyorsunuz. Daha dün birkaç kadın cinayeti daha yaşandı işte bizim eşbaşkan sistemimizi tam da kadına yönelik şiddeti önlemek üzere kurulmuş mekanizmalardır. Kadın erkek eşitliğini var eden mekanizmamızdr. Bunu gasp etmenize izin vermeyeceğiz. Eşbaşkan sistememize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Kadınları, Kürt halkını yok saysanız bile biz buradayız. Geri çekilmek zorunda olan sizsiniz. Demokrasisiyi hukuku size uygulatacağız.”

    “BU DARBEYE RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ”

    Gülüm’ün ardından CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu konuştu. Tanrıkulu, oturma eylemine izin verilmemesine tepki göstererek şunları söyledi: “Çok uzun zamandan bu yana yurttaşlar kendi görüşlerini ifade etme hakkından yoksunlar. Bu tablo demokrasinin olmadığının ortaya koyuyor. Buna biz rıza göstermeyeceğiz. Kayyum her ne kadar KHK ile mevzuata girmiş ise de hukuka uygun değil Anayasa’ya aykırı. Bu darbeye rıza göstermeyeceğiz.”

  • Son 4 ayda HDP’liler hakkında 257 fezleke hazırlandı

    Son 4 ayda HDP’liler hakkında 257 fezleke hazırlandı

    TBMM 27’nci dönemde 33 HDP’li vekil hakkında 257 fezleke hazırladı. Meral Danış Beştaş, fezlekeleri iktidarın ‘seçim yatırımı’ olarak değerlendirdi.

    Evrensel’den Diren Yurtsever’in haberine göre, HDP’li 33 milletvekili hakkında Meclis 27’nci Yasama Dönemi içerisinde “dokunulmazlıkların kaldırılması” talebiyle toplam 257 soruşturma fezlekesi hazırlanarak Meclis’e gönderildi. Söz konusu 257 fezleke, son 4 ay içerisinde hazırlandı.

    YENİ VEKİLLERE SOSYAL MEDYA SUÇLAMASI

    Toplamda 33 milletvekili hakkında hazırlanan fezlekelerin içeriği ise, ilk defa milletvekili seçilenler için daha çok sosyal medya paylaşımlarından oluşurken, bir önceki dönemde milletvekilliği yapmış olanlar için ise ağırlıklı olarak basın açıklamaları sırasındaki konuşmaları ve katıldıkları eylem ve etkinlikler oluşturdu.

    EN FAZLA FEZLEKE KADIN MİLLETVEKİLLERİNE

    Hakkında fezleke hazırlanan 33 milletvekilinden 16’sı kadın. 257 fezleke içerisinde aralarında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan’ın da olduğu kadın milletvekillerine hazırlanan toplam fezleke sayısı 159.

    Toplam 38 fezleke ile hakkında en çok fezleke hazırlanan ise HDP’nin Batman Milletvekili Feleknas Uca.

    Hakkında 13 fezleke hazırlanan HDP’nin Siirt Milletvekili ve Meclis Anayasa Komisyonu Üyesi Meral Danış Beştaş, sürece dair “hukuksuz fezlekeler” yorumunda bulundu.

    Beştaş, fezlekelerin kısa sürede hazırlanmasını ise iktidarın “seçim çalışması “ olarak değerlendirdi. Beştaş, “Bir bütün olarak HDP’ye yönelik operasyon, etkisiz kılma, AKP’yi rahatlatma operasyonudur. AKP’nin rakiplerini ortadan kaldırma operasyonudur ama başaramayacaklar. Yerel seçimlere giderken HDP’yi daha çok kriminalize etmek istiyorlar. ‘Biz boş durmuyoruz’ bunu demek istiyorlar. Daha iki gün önce Cizre adayımız Berivan Kutlu’yu gözaltına aldılar. Ve sadece kadınlar alındı. Bütün bunlar HDP’yi seçimde etkisiz kılmak istemelerinden” dedi.

     

  • BES: Danışmanların her yıl sözleşmelerinin yenilenmesi çalışma hakkını ihlal ediyor

    BES: Danışmanların her yıl sözleşmelerinin yenilenmesi çalışma hakkını ihlal ediyor

    PİRHA – Büro Emekçiler Sendikası(BES), yaptığı açıklamada milletvekillerine, en yüksek memur maaşını alırken danışmanın maaşına el konmasının insani bir izahatı var mıdır? diye sordu. Açıklamada, danışmanlara kıdem tazminatının ödenmemesi için sözleşmelerin her yıl yenilendiğinin bununda çalışma hakkını ihlal ettiğini vurgulandı. 

    Büro Emekçiler Sendikası(BES), TBMM’de milletvekilleri danışmanlarının iş yaşamında sözleşmeli personel olarak çalışmaları ve buna bağlı olarak yaşadıkları sorunlara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, her bir milletvekilline üç danışmanın tayin edildiğini ancak bazı milletvekillerinin yasama faaliyetlerinde yardımcı olmak üzere danışmanlık yapanlara iş tanımı dışında dayatmalarda bulunduğu belirtildi.

    Açıklamada, Bazı milletvekillerinin danışmanın maaşına kendi belirlediği oranda el koyma, çocuklarının özel bakımı ya da okul taksitini ödetme gibi kaba ve yaralayıcı, aşağılayıcı davranışlarda bulunma gibi çalışma ahlakına ve etiğine uygun olmayan pratiklerin sergilendiği kamuoyuna yansıdığı belirtildi.

    “İŞ SONU TAZMİNATLARI YOK”

    Milletvekillerine, en yüksek memur maaşını alırken danışmanın maaşına el konmasının insani bir izahatı var mıdır? diye sorulan açıklamada,  çalışma ahlakı ve etiği ile uyuşmayan bu tür keyfi uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu.

    Danışmanların iş yükünün ve mesai süresinin belirsiz olduğu vurgulanan açıklamada,  TBMM Devlet Memurları Kanunu hükümlerine aykırı bir düzenleme ile aylık ödenen maaş dışında başka haklardan yoksun bırakılan danışmanların, iş sonu tazminatından dahi mahrum edildiği bununda Anayasa’ya, ILO sözleşmesine, yasal mevzuata ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunun altı çizildi.

    “TAZMİNAT VERMEMEK İÇİN HER YIL SÖZLEŞME YENİLENİYOR”

    BES’in yapmış olduğu açıklamada şu şekilde:

    İş yasalarının yapıldığı bir kurum olan TBMM’de danışmanlara sırf kıdem tazminatı ödememek için sözleşmelerinin her yıl 31 Aralık’ta sonlandırılıp, 2 Ocak’ta yeniden başlatılması çalışma hakkının açıkça ihlalidir. Bir yasama dönemi 5 yılı kapsıyorken bu sözleşmelerin yıllık yapılması alenen hak gasbıdır. Yıllarca bu alanda çalışmış olan bir danışmanın iş akdinin siyasi parti grubunun yahut milletvekilinin parlamentodaki varlığına bağlı biçimde sonlandırılma riskine karşın çalışmasının karşılığı olan iş sonu tazminatı alamamasının hiçbir izahı bulunmamaktadır.

    Diğer yandan, sözleşmeli statüde çalıştırılan personelin iş güvencesinin sağlanması ve haksız fesih riskine karşı korunmasının sağlanması da önem arz etmektedir. Bu konuda TBMM’nin bünyesinde çalıştırılan sözleşmeli personelin iş akdinin haksız olarak feshedildiği durumlar için bir güvence mekanizması oluşturulması da gerekmektedir. Ayrıca bu konuda TBMM Başkanlığı da sözleşmelerin haksız feshine olanak tanınmaması için kıstaslar belirlemelidir.
    Tüm bu gereklilikleri yapmak üzere TBMM idari teşkilat yapısını ve emeğin haklarını savunan siyasi partileri ve milletvekillerini göreve çağırıyoruz.

    BES, son olarak TBMM’ne bağlı diğer kuruluşlara birlikte mücadele çağrısında bulundu.

    Cebrail ASLAN/ANKARA

  • HDP’li vekiller: Katliam ile yüzleşilinceye kadar Maraş’a gideceğiz

    HDP’li vekiller: Katliam ile yüzleşilinceye kadar Maraş’a gideceğiz

    PİRHA – Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıl dönemi dolayısıyla mecliste açıklama yapan HDP’li vekiller, Maraş Katliamı ile yüzleşilmesini ve devlet arşivlerinin açılmasını istedi. Vekiller, 22 Aralık’ta Maraş’ta yapılan anmaya katılacaklarını söyledi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri, Maraş Katliam’nın 40’ıncı yıl dönümü dolayısıyla Meclis’te basın toplantısı yaptı.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 19-26 Aralık 1978 tarihinde Maraş’ta yaşanan katliamın “sistematik, planlı bir katliam” olduğunu söyleyerek, 111 kişinin öldüğü katliamı bütün yönleriyle ortaya çıkaran, tüm sorumluları yargılayan, devletin sorumluluğunu deşifre eden bir tavır alınmadığını ifade etti. Bülbül, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in kasasından çıkan belgenin de Maraş Katliamı’nda devletin sorumluluğunu ortaya koyduğunu kaydetti.
    “MARAŞ’A YARAYI KAŞIMAK İÇİN DEĞİL İYİLEŞTİRMEK İÇİN GİDİYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Kültür Derneği gibi kuruluşlar öncülüğünde 22 Aralık’ta Maraş’ta bir anma programı yapmak istediklerini ifade eden Bülbül, geçmiş yıllarda yapılan engellemeler ve yasakları hatırlattı.

    Bülbül, “Her yıl dönümünde ‘yarayı kaşıyorlar, Maraş’ın huzurunu bozmak istiyorlar’ gibi açıklamalar yapılıyor. Biz burada ‘Maraş halkının sorumluluğu vardır’ gibi bir sorumsuzluk içinde değiliz. Oraya yara kaşımak için değil tam tersine yarayı iyileştirmek, sağaltmak, oradaki mazlum ve masumlara bir moral kaynağı olabilmek için gidiyoruz. Ve unutmayacağız unutturmayacağız, demek için orada olacağız. Çünkü bu tür katliamları unutturmaya çalışmak insanlığa karşı işlenmiş suçtur.”

    Bülbül, 22 Aralık’ta Maraş’ta olacaklarını belirterek, İçişleri Bakanı başta olmak üzere yetkililerin anma töreni konusunda yardımcı olmalarını istedi.

    “İNSANLIK DIŞI BİR KATLİAMDI”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de konulmasına Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anarak başladı. Özen, katliamı anlamak için öncesine bakılması gerektiğini söyleyen Özen, o katliam öncesi ülkede bir yönetememe sorununun olduğunu kaydetti.  Maraş Katliamı ile yüzleşilmesi gerektiğini söyleyen Özen, insanlık dışı bir katliamın yaşandığını kaydetti.

    68 sanığın hiç mahkeme önünde çıkarılmadığını savunana Özen, diğer ceza alanların ise daha sonra serbest bırakıldığını belirterek bunun Türkiye için kara leke olduğunu söyledi.

    Özen, son olarak 22 Aralık’da Maraş’da anmaya katılacaklarını belirterek yetkililere çağrıda bulunarak, “Bizim amacımız yarayı kaşımak değil biz gelecek nesillere bu katliamı anlatmak istiyoruz. ” dedi.

    “YÜZLEŞME OLUNCAYA KADAR MARAŞ’TA OLACAĞIZ”

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul da, Maraş Katliamı’nın nedenlerinden birinin Alevi nüfusunun yüzde 50’lerden yüzde 10’lara düşmesi örneğinde olduğu gibi toplumsal mühendislik olduğunu söyledi. Toğrul, bugün de 20 Alevi köyünün ortasına kurulan 27 bin kişilik kamp ile demografik yapının bir mühendislik yapılarak değiştirilip, o bölgenin Alevisizleştirilmek istendiğini söyledi.

    Toğrul, “Yarayı kanatmak derdinde değiliz ama böyle katliamların tedavisinin iki yolu var. Bir onarıcı adaleti sağlamak, iki tarihsel yüzleşmedir. Bunlar yerine gelmezse yara kanamaya devam eder. Biz bunlar sağlanana kadar Maraş’ı unutmayacağız unutturmayacağız” dedi. PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’li vekillerin açlık grevi eylemi devam ediyor

    HDP’li vekillerin açlık grevi eylemi devam ediyor

    PİRHA – Tutuklu HDP Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 28. gününde devam ediyor. Güven’e destek ve dayanışma amacıyla İstanbul, Ankara, Mersin’de açlık grevleri de sürüyor. HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Türkiye’nin demokratikleşmesi, tüm halkların ve inançların özgürlüğü açısından bu tecritin kaldırılmasını anlamlı ve doğru buluyoruz” dedi. 

    Tutuklu yargılandığı davanın Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 7 Kasım’da görülen duruşmasında açlık grevine başladığını duyuran Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in eylemi bugün 28’inci gününe girdi.

    Diyarbakır, Van, Şırnak, Mardin, Mersin, Batman, Urfa, İstanbul, Muş’ta HDP’li milletvekillerinin Pazartesi günü başlattığı açlık grevleri dün Meclis’te Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Meclis Başkanvekili Mithat Sancar’ın da dahil olduğu 10 milletvekili ile sürdürüldü. Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve vekiller geceyi Meclis’te geçirdi. Ankara’daki açlık grevi bugün bitiyor.

    “HALKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN TECRİDİN KALDIRILMASI GEREKİR”

    Öte yandan dün İstanbul’da da HDP’li vekillerin başlattığı açlık grevi de bugün ikinci gününde. İl örgütünde sabahlayan vekiller akşam saatlerinde elektrikleri kesilince mum yakarak devam eti. Güven’e destek için açlık grevi yapan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu kısa bir değerlendirme yaptı. Kenanoğlu, “Leyla Güven tecrit uygulamasına karşı mücadele yürütüyor ve bedenini açlığa yatırmış durumda. Türkiye’nin demokratikleşmesi, tüm halkların ve inançların özgürlüğü açısından bu tecridin kaldırılmasını anlamlı ve doğru buluyoruz” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL