Etiket: milletvekilleri

  • TOKİ inşaatında 5 gündür direnen işçilere HDP’li vekillerden ziyaret-VİDEO

    TOKİ inşaatında 5 gündür direnen işçilere HDP’li vekillerden ziyaret-VİDEO

    PİRHA-Ankara’nın Mamak ilçesinde TOKİ inşaatında çalışan işçiler 2 yıldır maaşlarını alamadıkları için direniş başlattılar. Direnişteki işçilerin sözcüsü Hasan Durgaç, TOKİ’nin kendilerine işi bitirme karşılığında ödeme sözü verdiğini ancak kendilerinin işi bitirmelerine rağmen hiçbir ödeme alamadıklarını belirtti. İşçileri HDP’li vekiller de ziyaret etti. 

    Ankara’nın Mamak ilçesinde TOKİ’nin kentsel yenilenme projesinde çalışan 230 işçi 2 yıldır maaşlarını alamıyorlar. 1 yıldır da sigortaları yatırılmayan işçiler TOKİ binası önünde direniş başlattı. Bugün direnişlerinin 5’inci gününde olan işçilere sendikaların yanı sıra CHP ve HDP’den destek de gecikmedi.

    Önceki gün direnişteki işçileri ziyaret eden HDP milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Kemal Bülbül, Kemal Peköz, Murat Çepni, Nurettin Maçin, Habib Eklik, Hüseyin Kaçmaz, HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher ile MYK Üyeleri ve HDK temsilcileri işçilere sonuna kadar destek olacaklarını belirttiler.

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher, 2 yıldır işçilerin emeğini sömüren TOKİ ve arkasında bulunan tüm emek düşmanlarına karşı başlatılan bu direnişi selamlayarak işçilerin yanında olduklarını söyledi.

    TAŞERON FİRMA 2 MİLYONA YAKIN PARA ALDI ANCAK İŞÇİLERE ÖDEME YAPMADI

    Direnişteki işçilerin sözcülüğünü yapan Hasan Durgaç, arkadaşlarıyla birlikte direnişi gece gündüz nöbetleşe sürdürme kararı aldıklarını belirterek direniş alanında fazla kişi oldukları zaman polisin onları dağıttığını söyledi. Bağlı bulundukları taşeron Çınar Altyapı ve Üstyapı İnş. A.Ş. ile Etken Gayrimenkul Yat. İnş. San. Ve İnş. San. Ltd. Sti. İş Ort. firmalarının iflas ettiği bilgisini veren Durgaç, firmanın TOKİ’den 2 milyona yakın para aldığını ancak işçilere hiçbir ödeme yapılmadığını ekledi. Bir arkadaşlarının kalbinden anjiyo olduğunu ancak paraları olmadığı için memleketine gönderemediklerini belirten Durgaç, bugüne kadar herhangi bir yetkilinin gelip durumunu bile sormadığını söyledi.

    TOKİ ‘BENİM YETKİM 4 METREKARE’ DEMİŞ

    12, 13 tane taşeron firmanın olduğunu ifade eden Durgaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “TOKİ bize ödeme sözü verip ‘Siz de işi bitireceksiniz’ dedi. Biz de tamam dedik. Bu 2017 Aralık sonuna kadar bir hak edişimiz oldu. Biz Ocak ve Şubat ayında çalıştık. Hak edişimiz çıktı TOKİ’ye gittik hak edişimiz oldu. Ocak’ta bize verilen hak edişin ödenmesi lazımken TOKİ başkan yardımcısı bizi çağırdı ‘Evet siz hak edişi yaptınız fakat ama daha önce sizin çalıştığınız firma tarafından burada fazla çekilen bir para var ve bu para da ona sayıldı’ dedi. Biz de ‘Bizi bu işe başlatırken bize böyle bir şey söylemediniz’ dedik. Ne dediysek de ‘Benim yetkim 4 metre kare alan, benim yetkim buna yetiyor’ dedi ve ‘Bu 4 metre karenin dışına çıkamam’ dedi. 3 ay burada yattık ramazanımızı da burada geçirdik. Çoluğumuz çocuğumuza gidemedik gidecek durumumuz yoktu. Sonra tekrar TOKİ geldi barış yemeği adı altında kurban kesildi. Bize dediler ki ‘Bugüne kadar ne olduysa ne yapıldıysa bir kenara koyuyoruz bir kısım alacağınızdan vazgeçiyorsunuz, biz ne kadar alacağınız varsa onu üstleniyoruz siz işi bitireceksiniz biz de bu ödemeyi size yapacağız.’ Oturduk anlaştık devam ettik. Biz geldik çalıştık hak edişi yaptık bize dediler ki ‘5 Eylül ile 15 Eylül arasında sizin hak edişiniz olacak.’ Biz bu hak edişi yaptık gittik. Ha bugün ha yarın derken 25’inci hak edişi almamız gerekirken onu da daha alamamışız.”

    “EVLERİMİZE HACİZ GELDİ”

    Durgaç, hükümete de şöyle seslendi:

    “Devlet bu işi bu şekilde nasıl buraya getirdi bunu anlamıyorum. Bugüne kadar iş güvenliğimiz yok, denetleme yok, şu anda TOKİ tarafından konulmuş bir güvenlik var, giriş ve çıkışlara bakar, onun dışında işçi içeride ne yiyor,  ne içiyor, sağlık durumu nasıldır, barınacak yeri nasıldır, bunlarla ilgili hiçbir şey yoktur. Biz buna her ne kadar karşı çıktıysak ta bizi susturdular. Biz de baktık başka çıkış yok. Bize verilen çekleri firma ödemediği için benim ve arkadaşımın evini elimizden aldılar. Arabamı aldılar ve ben bu kişinin borçlarını ödedim. Hakkıma karşı bana verilendir, ama firmanın borçlarını ödedim. Baktık çare yok, bizde de kalmadı. 2 çocuk babasıyım çocuğumu 2 gündür okula gönderemiyorum. Gitsin baksınlar benim 1 milyar kredi kartımın limiti var hacizlik olmuşum. Bir evim var 3’üncü taksiti ödemediğim için şu an avukatlık olmuşum. Baktık başka çare yok kendi nefesimiz kendimiz olup arkadaşlarla böyle bir karar aldık. Direneceğiz, burada duracağız, çalışmayacağız. Sonuna kadar, ne olursa olsun bizi gözaltına da alabilirler her ne olursa olsun, biz bundan vazgeçmeyeceğiz.”

    “İŞÇİLERİN SESLERİNİ DUYURMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da mücadele etmeden hiçbir şey elde edilmeyeceğine vurgu yaparak taşeron sistemi denetlenmeyen iş yerlerinde iş cinayetlerinin özellikle son 10 yılda büyük artış gösterdiğini ifade etti. Türkiye’de ekonomik krizin ilk başta yoksul insanları vurduğunu belirten Kerestecioğlu, “Sizin hiç farkında bile olmadan sigorta primleriniz yaratılmıyor, güvencesizlik aslıda çalışırken varken bir de katlanarak bu şekilde sürüyor. Bu Türkiye’nin her yerinde aslında giderek yayılan bir şey. Bir çok yerde iş yerlerinde bu direnişi bu mücadeleyi görüyoruz. Kolay bir şey olmadığını da görüyoruz” dedi. İşçiler adına bakanlıkla görüşmeler yapacaklarını söyleyen Kerestecioğlu, mecliste de işçilerin seslerini duyurmaya çalışacaklarını dile getirdi.

    “TOKİ İKTİDARIN NEMALANDIĞI EN BÜYÜK RANT SİSTEMİ”

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise bu direnişin iktidarın işçi emekçi karşıtı politikalarını, kriz yok derken ortaya koyduğu büyük yalanı bir kez daha açığa çıkardığını kaydetti. TOKİ sisteminin iktidarın nemalandığı en büyük rant sistemi olduğunun altını çizen Çepni, aynı zamanda büyük bir işçi sömürüsü üzerinden inşa edildiğini ve ‘Yoksullara ucuz ev vereceğiz’ diyerek onları banka kredilerine mahkum bırakan bir sistem olduğunu da ekledi. TOKİ sisteminin bu direnişle bir kez daha Türkiye’nin gündemine girdiğini söyleyen Çepni, hem sokakta hem de mecliste işçilerin sesi olmaya çalışacaklarını, aynı zamanda bu direnişin sigortasız çalıştırma açısından da bir suç duyurusu olduğunu vurguladı. Kanunsuzluğun bir kez daha ortaya çıktığını belirten Çepni, “Bu iktidar bir taraftan sömürü üzerinden nemalanıyor rant ekonomisi kuruyor, işçi sınıfımın kölelik koşullarında sömürüsü üzerine büyüyor, gelişiyor. Bunu protesto ettiğimizi bu ve benzeri bütün direnişlerin yanında olacağımızı buradan bir kez daha ilan ediyoruz” dedi.

    “BURADAKİ EYLEM MEŞRU, İNSANİ VE AHLAKİDİR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de “Burada bir hak ihlali var, burada bir barbarlık var, burada vahşi kapitalizm dönemini aratmayacak bir uygulama var ve bunun karşısında siyaset yapmak gerekiyor. O zaman aslında bizim her yurttaşımız çocuk, emekçi, işçi, işsiz, hakkı gasp edilen kadın genç yaşlı neyse herkesin siyaset yapması gerekiyor. Siyaset yapmak demek bir partiye dahil olmak demek değil. Hakkını aramak ve burada bir hak arama var. Muhtemelen yarın birileri şöyle diyecekler: ‘Efendim bilmem nerede bazı işçiler şu şu teamüle şöyle bir niyetle falan’ bu hukuka, ahlaka, mantığa, insan haklarına, uymayan bir tanımdır. Buradaki eylem meşru, haklı, insani, vicdani ve ahlakidir” şeklinde konuştu.

    “BU TOKİ İŞÇİLERİNİN EYLEMİ DEĞİL BİZİM EYLEMİMİZ”

    Emeğinin hakkını arayan insanın yanında değil ondan biri olduklarını ifade eden Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz de aynı koşullardan geldik. Şu anda vekil olmamız bir şeyi değiştirmiyor. Benim de burada sabaha kadar bu varilin başında sizinle beraber oturmam gerekiyor. Çünkü biz sınıfsal olarak da aynı şeye tekabül ediyoruz, yaşamsal olarak ta aynı şeye tekabül ediyoruz. Dolaysıyla bu eylem bizim eylemimizdir. Bu eylem TOKİ işçilerinin eylemi değil bizim eylemimiz. Biz de TOKİ işçilerinin bir parçasıyız, birbirimizin resmiyiz, birbirimizi yaşamsal olarak tamamlayan ögeyiz. O nedenle arkadaşlar bunu dile getireceğiz bunu takip edeceğiz yasal ve hukuki olarak.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • KHK mağduru milletvekillerinden ortak açıklama

    KHK mağduru milletvekillerinden ortak açıklama

    HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile önceki görevlerinden ihraç edilen milletvekilleriyle yaptığı ortak açıklamada, “Hakkında soruşturma hiç açılmayanlar, mahkemelerden veya savcılıktan takipsizlik veya beraat alan bütün KHK’liler işlerine hemen iade edilmelidir” dedi.

    Gergerlioğlu, KHK’ler ile ihraç edilen Saadet Partisi, CHP, HDP milletvekilleriyle Mecliste düzenlediği basın toplantısında, KHK’ler ile ihraç edilen 10 milletvekili adına açıklama yaptıklarını bildirdi.

    “134 BİN 207 KİŞİ KAMUDAN İHRAÇ EDİLDİ”

    OHAL’in ardından KHK’lerin çıkarıldığını ve çok büyük mağduriyetlerin yaşandığını belirten Gergerlioğlu, kendilerinin de aralarında bulunduğu 134 bin 207 kişinin pasaportlarına el konularak, kamudan ihraç edildiğini vurguladı.

    KHK’lilerin, Meclis’ten sorunlarına çözüm beklediğini anlatan Gergerlioğlu, “Hakkında soruşturma hiç açılmayanlar, mahkemelerden veya savcılıktan takipsizlik veya beraat alan bütün KHK’liler işlerine hemen iade edilmelidir. Mağdur olan yurttaşlara maddi ve manevi hak iadesi yapılmalıdır” ifadesini kullandı.

    “OHAL İŞLEMLERİ İNCELEME KOMİSYONU KALDIRILMALI”

    KHK’lilerin taleplerini aktaran Gergerlioğlu, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun da kaldırılmasını istedi.

    CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da, OHAL KHK’leri ve uygulamalarının anayasaya tamamen aykırı olduğunu saptadıklarını belirterek, “32 KHK söz konusudur. Onların çok büyük bir kısmı anayasaya aykırıdır. Aynı şekilde ikinci adımda, uygulamalar ise o anayasa aykırılığını saptadığımız KHK’lere bile aykırıdır” diye konuştu.

    Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam, Türkiye’de vesayet sisteminin devam ettiğini belirterek, “Bir bakıyorsunuz 28 Şubat’ta, TSK tarafından brifinglenen yargı bugün Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından brifingleniyor. Olayı bu sistem içinde düşünürsek, işte 15 Temmuz’un bahane edilerek Türkiye’de çok kökten bir muhalif temizleme harekatına giriştiğini gözleriz” dedi.

    İslam, “KHK’lilerin büyük bir çoğunluğu af istemiyor. Neden? Çünkü ortada suç yok. Suçlu değiliz ki af isteyelim. Gerçi birçoğunun mecali bitmiş. Nasıl olursa olsun bu sarmalın içinden çıkmak istiyor. Bizim burada önerdiğimiz şey af değil.” değerlendirmesini yaptı.

    HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan da OHAL’in ardından çıkarılan KHK’ler ile onbinlerce kadının kamudan ihraç edildiğini, kadın kurumlarının kapatıldığını ve KHK’ler ile ihraç edilen 134 bin 207 kişinin yaklaşık yüzde 27’sinin kadın olduğunu kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Polisten milletvekillerine tehdit: Haddinizi bileceksiniz! – VİDEO

    Polisten milletvekillerine tehdit: Haddinizi bileceksiniz! – VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve dernek şube başkanlarıyla Meclis Dikmen kapısı önünde Armutlu Cemevine saldırıyla ilgili basın açıklaması yapmak isteyen HDP’li ve CHP’li milletvekilleri polis tarafından tehdit edildi. Polis vekillere “Haddinizi bileceksiniz” diye bağırdı. 

    Geçtiğimiz günlerde İstanbul Sarıyer’deki Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın  gözaltına alınmasına ve polislerin cemevine çirkin saldırısına ilişkin TBMM önünde Aleviler basın açıklaması yapmak istedi.

    Meclis Dikmen kapısı önünde yapılmak istenen açıklamaya Pir sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, GYK üyesi Özgür Kaplan, derneğin şube başkanları, HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Erkan Baş ve CHP’li Milletvekilleri Veli Ağbaba, Sezgin Tanrıkulu, Murat Emir, Ali Öztunç ile Kani Beko katıldı.

    TBMM önünde Alevilerle birlikte basın açıklaması yapmak isteyen CHP’li ve HDP’li vekilleri polis tehdit etti. Polisler, eyleme destek veren milletvekillerine  ‘haddinizi bileceksiniz” diye bağırdı.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den 4 Kasım protestosu: Hukuksuzluğa bir an önce son verin-VİDEO

    HDP’den 4 Kasım protestosu: Hukuksuzluğa bir an önce son verin-VİDEO

    HDP, bir yıl önce yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklanan eş genel başkanları ve milletvekilleri için açıklama yaptı. Açıklamada demokrasi ve hukuk mücadelesine devam edileceği belirtildi.

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerine yönelik 4 Kasım 2016’da düzenlenen operasyonunun birinci yılında HDP İstanbul İl Örgütü, Galatasaray Meydanı’nda açıklama yaptı. Açıklamaya TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, HDP milletvekili Hüda Kaya, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca, HDP İstanbul il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda sivil toplum kuruluşunun destek verdi.

    “ON BİN GÖZALTI, 3 BİNİ AŞKIN TUTUKLAMA”

    Açıklamayı yapan HDP İstanbul İl Yöneticisi Hevin Kınay, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile birlikte 11 milletvekilinin gece operasyonu ile gözaltına alınıp tutuklanmasının Türkiye siyasi tarihine “4 Kasım darbesi” olarak geçtiğini söyledi.

    Temmuz 2015’ten bu yana yapılan operasyonlarda çoğunluğu HDP ve bileşeni partilerin yönetici ve üyeleri olmak üzere 10 binden fazla kişinin gözaltına alındığını, 3 bini aşkın kişinin de tutuklandığını belirten Kınay, HDP’li milletvekilleri hakkında da çok sayıda fezleke düzenlenip TBMM Başkanlığı’na gönderildiğini söyledi.

    MÜCADELE VURGUSU

    Hukuksuzlukları asla kabul etmeyeceklerini vurgulayan Kınay, “Çok değil yakın bir zaman sonra bütün sonuçları ile daha iyi anlaşılacak olan bu hukuksuzluklara karşı demokrasi ve hukuk mücadelemize devam edeceğiz. Bizler, Türkiye halklarını on yıllar sürecek bir cendereye sıkıştırmak, ‘tek adam yönetimi’ne mahkum etmek isteyenlere karşı dün olduğu gibi bugün de en güçlü duruşu ortaya koyacağız. Demokratik siyasetin tasfiyesine yönelik bu hamleleri boşa çıkaracak örgütsel ve siyasal mücadelemizi sürdüreceğiz. Faşizmi kurumsallaştırmaya çalışan iktidar karşısında en geniş demokrasi mücadelesinin verilmesi için elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu.

    “HUKUKSUZLUĞA SON VERİN”
    Kınay’ın ardından konuşan TBMM Başkanvekili ve HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan ise 4 Kasım operasyonunun hukuki değil, siyasi bir karar olduğunu dile getirerek, “Yapılan açık bir rehin almadır. Türkiye’de 6 milyonun oy verdiği bir partinin 9 milletvekili şu anda bile rehin tutuluyor” dedi. Hukuksuzlukların bir an önce son bulması gerektiğini kaydeden Buldan, tutuklu seçilmişlerin derhal serbest bırakılması çağrısı yaptı. Hükümete seslenen Buldan, “Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyorsanız bu hukuksuzluklara derhal son verin. Kendi iktidarınızı ayakta tutmak adına bizim siyasetçilerimizi rehin tutamazsınız. Bu ülkeyi bu duruma getirenler iyi bilmeliler ki Türkiye’de barışın, demokrasinin panzehri içeride tutulan milletvekillerimizdir. Çok geç değil. Bu ülkenin toplumsal barışa ihtiyacı var. Bunun için de yürüttüğünüz hukuksuzluklara bir an önce son verin” diye konuştu.
    ‘O GEMİ LİMANA VARACAK’
    Tutuklu seçilmişleri selamlayan Buldan, “Eş genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’a söz veriyoruz: Mutlaka kazanacağız. Sayın Demirtaş’ın dediği gibi, o gemi limana varacak. Biz o gemiyi o limana ulaştıracağız” dedi. (HABER MERKEZİ)
  • Aleviler kortejler halinde Kartal Meydanı’na yürüyor-VİDEO

    Aleviler kortejler halinde Kartal Meydanı’na yürüyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları kortejler halinde İstanbul Kartal Meydanı’na yürüyor. 

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Garip Dede Dergahı üyeleri ve yöneticileri  bilimsel, anadilde, laik, parasız eğitim sloganlarıyla yürümeye başladı.

    “Anadilde eğitim, ekolojik inançsal soykırıma karşı Hüseyinleşeceğiz, zulüm altındaki her mekan Kerbala’dır, doğamızdan kutsalımızdan elinizi çekin” dövizleri açıldı.

    Bu arada, Alevi kurum temsilcileri, CHP ve HDP milletvekilleri, alana girdi.

  • Hatun Tuğluk’un mezarını basan saldırgan AKP’li bakan ve vekillerle yan yana

    Hatun Tuğluk’un mezarını basan saldırgan AKP’li bakan ve vekillerle yan yana

    Hatun Tuğluk’un mezarını traktörle basan Murat Alp’in Bilal Erdoğan, Çalışma Bakanı Jülide Sarıeroğlu ve Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu ile fotoğrafları ortaya çıktı.

    HDP Eş Genel Başkan Yardımıcısı Aysel Tuğluk’un annesinin mezarını basan Murat Alp’in başta Bilal Erdoğan olmak üzere başka AKP’li milletvekileri ve bakanlar fotoğrafları ortaya çıktı.

    HDP, internet sitesinde cenazeye saldıran Murat Alp’le çekilen fotograflardaki AKP’li isimleri işaret ederek  “Cenazeye saldıran güruhtaki M. A. adlı şahsın “aile” fotoğrafları.  bu ne!” ifadeleri ile yayınladı.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’da Murat Alp ile aynı karede yer alan isimlerden biri.

    Çalışma ve Soysal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’da Murat Alp ile fotografı çıkan ikinci bakan oldu. AKP Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu Murat Alp’le kolkola çekilmiş fotografı ortaya çıkan bir başka isim oldu.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Murat Alp ile çekilen fotografı doğrulamış ancak kendisine yapılan istifa çağrılarını kabul etmemişti.

     

  • ‘Laik ve bilimsel bir eğitim için 17 Eylüldeki Kartal Mitingi’ne katılım çağrısı

    ‘Laik ve bilimsel bir eğitim için 17 Eylüldeki Kartal Mitingi’ne katılım çağrısı

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim -Sen öncülüğünde laik, bilimsel ve anadilde eğitim için 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydan’ında yapılacak olan mitinge ilişkin Alevi kurumları, sivil toplum örgütleri, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Büyükşahin ve CHP, HDP milletvekilleri tarafından katılım çağrısı yapıldı. 

    HABERİN VİDEOSU

    ABF ve Eğitim -Sen öncülüğünde 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydan’ında saat 13.00’te yapılacak olan mitinge ilişkin Alevi kurumları ve milletvekilleri Pir Haber Ajansı aracılığı ile katılım çağrısında bulundular.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKALIM”

    Yeni eğitim müfredatına dahil edilen cihatçı ve şeriatçı eğitime karşı laik, bilimsel, anadilde bir eğitim için Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim-Sen öncülüğünde 17 Eylül’de İstanbul Kartal’da yapılacak olan mitinge katılım için Alevi kurumları, sivil toplum örgütleri, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı, CHP milletvekilleri ve HDP temsilcileri çağrıda bulundular.

    ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız’ın, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ın, CHP Milletvekili Ali Şeker’in ve TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin’in de aralarında bulunduğu Alevi kurum yöneticileri, vekilleri ve kurum temsilcileri, “Demokratik bir yaşam ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için, laik, bilimsel, anadilde eğitim ve cihatçı, şeriatçı eğitim ile zalim Dehaklara karşı olmak için, OHAL ve KHK kaldırılması ve açlık grevindeki Nuriye ile Semihe destek olmak amacıyla hep birlikte 17 Eylülde Kartal mitinginde olacağız. Herkesi mitinge destek için alanda görmek istiyoruz” ifadelerini kullandılar.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi 134. günde: Sağlık raporları AİHM’e iletildi

    Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi 134. günde: Sağlık raporları AİHM’e iletildi

    CHP’li vekiller, KHK ihraç edildikleri işlerine dönebilmek için 134 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı  tutuldukları cezaevinde ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklama yapan CHP’li Şenal Sarıhan, iki eğitimcinin sağlık durumuna ilişkin raporları AİHM’e ilettiklerini ve sonuç beklediklerini söyledi.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam ettikleri açlık grevi eylemi 134’ünci gününde devam ediyor.

    CHP milletvekilleri Şenal Sarıhan, Kazım Arslan, Kadim Durmaz, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Ali Akyıldız iki eğitimciyi Sincan F Tipi Cezaevi’nde ziyaret etti.

    Ziyaret sonrası cezaevi önünde milletvekilleri adına Şenal Sarıhan basın açıklaması düzenledi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kendilerinin sağlık durumlarının saptanması konusunda rapor istediğini söyleyen CHP’li Sarıhan, “AİHM’den sonuç bekliyoruz” dedi.

    İki eğitimcinin sağlık durumlarının her geçen gün daha da kötüye gittiğini belirten Sarıhan, eğitimcilerin tutukluluğunun sonlandırılması için hukuki girişimlerin hızla sonuçlandırılması gerektiğini söyledi.

    Şenal Sarıhan şunları kaydetti:

    “AİHM kendilerinin sağlık durumlarının saptanması konusunda rapor istedi. O raporla ilgili hazırlıklar geçtiğimiz cuma günü gerçekleştirildi. Bugün AİHM’e ulaştığını düşündüğümüz raporlar ışığında bir sonuç bekliyoruz. Büyük olasılıkla sağlık durumlarının cezaevinde kalmaya uygun olmadığı yönünde bir rapor verilmiş olmalıdır. Bu rapora bağlı olarak da tahliye edilmeleri kararı gündeme gelmelidir.”

    DBP EŞ GENEL BAŞKANI SEBAHAT TUNCEL DE AÇLIK GREVİNDE  

    Öte yandan cezaevinde bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel de Semih Özakça ve Nuriye Gülmen ile dayanışmak amacıyla üç günlük açlık grevine başladı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, açlık grevindeki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışma için açlık grevine başladı.

    KHK ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakaça, işe geri dönme talebiyle 134 gündür açlık grevi yapıyorlar. Tutuklu olarak cezaevinde bulunan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, Gülmen ve Özakça için cezaevlerinde başlatılan üç günlük açlık grevine katıldı.

  • İHD Başkanı Türkdoğan: AİHM’in aldığı karar vicdani ve ahlaki değil-VİDEO

    İHD Başkanı Türkdoğan: AİHM’in aldığı karar vicdani ve ahlaki değil-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin KHK mağdurunun bireysel başvuru hakkındaki kararını eleştirdi. Türkdoğan, “Avrupa insan hakları mahkemesinin Türkiye’de ihraç edilen kamu emekçileri ile ilgili olarak Türkiye’de kurulan OHAL inceleme komisyonu adres göstermesi kabul edilebilecek bir karar değil” dedi.

    Haberin Videosu

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin KHK mağdurunun bireysel başvuru hakkındaki kararına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “AİHM BİZLERİ BİR KEZ DAHA HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI”

    “Avrupa insan hakları mahkemesi bir kez daha bizleri hayal kırıklığına uğrattı” diyen Türkdoğan, Yüksek mahkemelerin aldığı bu tip kararlar sorgulanması gerekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Türkiye’de ihraç edilen kamu emekçileri ile ilgili olarak Türkiye’de kurulan OHAL inceleme komisyonu adres göstermesi kabul edilebilecek bir karar değil. Bu kararı doğru bulmuyoruz ve eleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “OLUŞTURULAN OHAL KOMİSYONU TARAFSIZ DEĞİL”

    “Venedik Komisyonu’nun Türkiye’ye önerdiği OHAL inceleme komisyonu ile Türkiye’nin  KHK ile çıkarmış olduğu OHAL inceleme komisyonu arasında çok büyük farklar var” diyen Türkdoğan şunları ifade etti:

    “Oluşturulan bu OHAL inceleme komisyonu tarafsız değil, bağımsız değil, doğrudan doğruya hükümetin atadığı kişilerden yani memurlardan oluşan bir kurul. Hükümetin atadığı memurlardan oluşan bir kurul hükümetin kanun hükmünde kararı ile ilgili yapılan işlemleri nasıl tespit edecek? Kendi içinde zaten çelişki barındırıyor. Şimdi bir başka husus da inceleme komisyonunda 7 kişi yer alıyor. Ancak 100 binden fazla ihraç, dernek, vakıf, şirket ve kapatılmış kuruluş var. Şimdi bütün bu işlemleri incelemek birkaç yılı bulacak. Daha sonra  bu kurulun kararlarına karşı  Ankara’da özel yetkili bir mahkeme  kuruluyor. Önce bu mahkemeye gideceksiniz. Buradan sonuç alamazsanız bölge mahkemesi, oradan da sonuç alamazsanız Danıştay; oradan alamazsanız,  Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ve en sonunda da AİHM’e gideceksiniz. Tüm bunlar şaka gibi geliyor.”

    “TÜRKİYE YENİDEN AVRUPA KONSEYİNİN DENETİMİNE ALINDI”

    Bütün insan hakları uygulamaları kötüye gittiği ve iyileşme olmadığı için Türkiye  25 Nisan tarihin de yeniden  Avrupa konseyi parlamenter meclisinin siyasi denetimine alındığını ifade eden Türkdoğan,  “Bir ülkenin siyasi denetime alınması demek o ülkenin yargı anlamında işlevini yitirdiği anlamına gelir demektir” dedi.

    “AİHM BAŞKANI VE ÜYELERİNİN TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ İNCELENMELİDİR”

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, siyasi denetim kararı altına alınmış ülkeyle ilgili, o ülkenin kendi içinde oluşturduğu mekanizmayı adres göstermesi bir skandaldır. Bence Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sorgulanması gerekir” diyen Türkdoğan şöyle devam etti:

    “AİHM  başkanı ve mahkeme üyelerinin Türkiye ile olan ilişkilerinin irdelenmesi gerekir. Böyle bir şey olamaz. Yapılması gereken çok basittir. Pilot karar vereceksin. Bu pilot kararın Türkiye’ de uygulanıp uygulanmadığını inceleme görevi Avrupa Bakanlar Konseyi’ne aittir.  Eğer anayasa mahkemesi o beğenmediğimiz  Pakistan Anayasa Mahkemesi gibi azıcık dik durabilseydi bu kadar ağır ihlaller olmayacaktı. Milletvekilleri hapse atılmayacaktı. Belediye başkanları, gazeteciler hapse atılmayacaktı. Ve yüz binden fazla insan bu şekilde mağdur edilemeyecekti. Dolayısıyla bunun gerçekten irdelenmesi gerekir, eleştirilmesi ve üzerine gidilmesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aynı tutumunu sokağa çıkma yasakları süresince de uyguladı. Hem anayasa mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerdeki ablukada sivillerin korunması noktasında sınıfta kaldılar. Kimseyi koruyamadılar. Yüzlerce sivil katledildi.  Aynı kötü pratikler devam ediyor.

    “BİZİM ADALET ARAYIŞIMIZ DEVAM EDECEKTİR”

    “AİHM’in aldığı bu karar vicdani, hukuki, ve ahlaki değildir” diyen  İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, son olarak şunları belirtti:

    “Türkiye Anayasa Mahkemesi AHİM’in aldığı kararları uygulamıyor. Bırakın AHİM kararlarını kendisinin 1 sene önce aldığı kararlara dahi uymuyor ve uygulamıyor. Ben bu açıdan hem öfkeliyim ve bir hukukçu olarak da çok büyük bir hayal kırıklığı içerisindeyim. Elbette bizim adalet arayışımız devam edecektir. Ve  eleştirme hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Türkiye’nin Avrupa’yı örnek alması gerekirken şimdi tam tersi oluyor. Avrupa kendine Türkiye’yi örnek almaya başladı. Bu ters ilişkiye bir an önce son verilmesi gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA