PİRHA- Gağand coşkusu sürerken, bir kutlama da Muğla’nın Datça ilçesinde gerçekleştirildi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nde yapılan kutlamada, lokmalar pay edildi.
Halklar, kadim bir gelenek olan ‘Gağand Bayramı’nı karşılamaya devam ediyor. Anadolu halklarınca kutlanan ve yeni yılın karşılandığı Gağand Bayramı, Aralık ayının ortalarında başlıyor, Ocak ayının ortalarına kadar devam ediyor.
Her ne kadar Dersim ve Koçgiri bölgelerinde yoğun olarak kutlansa da, Gagand olarak anılan yeni yıl karşılama dönemi, Datça’da anlamlı bir buluşmayla karşılandı.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nde gerçekleştirilen etkinlikte; Gağand geleneğine uygun olarak Şir -Babiko hazırlandı. Hazırlana lokmalar yurttaşlarla paylaşıldı.
Kutlamada eski yıl geride bırakılırken, yeni yıl için barışa vesile olması istendi.
PİRHA- Akbelen Ormanı için tutulan nöbette bir araya gelen yaşam savunucuları talana karşı mücadele etmeye devam edeceklerini duyururken, “Bu toprakları terk etmeyeceğiz” mesajı verdi.
Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanları’ndaki zeytinliklerin kesilmeye başlanması ve 4 kişinin gözaltına alınması sonrasında Akbelen mevkiinde kurulan çadıra ziyaretler sürüyor.
İkizköy nöbet alanını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, İkizköy, Karacahisar, Çamköy, Milas ve Bodrum’dan gelenlerin katıldığı bir buluşma gerçekleşti.
“KARŞIMIZDA ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜK VAR”
Nöbet alanında konuşan Ikizköy Muhtarı Nejla Işık, karşılarında örgütlü bir kötülük olduğunu söyleyerek, “Ama biz iyiliğimizle, toprak aşkımızla, köy aşkımızla, birliğimizle ve beraberliğimizde bu kötülüğe karşı duracağız ve bu köylerimizi kurtaracağız. Madene teslim etmeyeceğiz dedik. Ve gelinen noktada o köylere girecekler, önce zeytinlere girecekler, önce Akbelen’e girecekler dedik. Ve korktuğumuz oldu. 72 vatandaş zeytinliklerimizi korumak için dava açtık” dedi.
“AMAÇ BİZLERİ SÜRGÜN ETMEK”
Dün sabah jandarmalar eşiliğinde yeniden ağaç kıyımına başlandığını hatırlatan Nejla Işık, “Dün sabahın erken saatlerinde yine ormana girdiler. Ağaçların üzerinde meyve olmasına rağmen kesim yaptılar. Amaç zeytin taşımak değil. Amaç köylüleri buradan sürgün etmek. Adım adım gidip önce Akbelen’i yutmak istiyorlar. Zeytinliklerin bitmesi demek İkizköy’de bitti demek. Çamköy, Karacahisar, Hasanlar, Balcılar, Çiftlik, Fesleğen köylerinin bitmesi demek. Bizler 6 yıldır burada 15-20 kişi olabiliriz. Ama güçleniyoruz. Ne olur buna ses verin ve bundan sonra tek bir zeytin ağacına dokundurtmayalım dedik. Dün dört kişi gözaltına alındık. Onlarca askeri şu gördüğünüz tepeye yığdılar. Şirket işini rahatça yapsın diye. Şirket o zeytinleri talan etsin diye” ifadelerini kullandı.
“CEHENNEME ÇEVİRDİLER”
Nejla Işık, mücadelelerine ses olunması çağrısında bulunarak şöyle devam etti:
“Burada tek köy olmadığımızı gösterelim artık. Bu zeytinleri anamız, babamız, nenemiz, dedemiz bize bırakmak için bu yaşa getirdi. Torunuma bırakacağım diyerek varını yoğunu harcadı bu yolda. Bu toprağın taşını toprağını ayıkladı. Siz köylüyü bitirirseniz, siz çiftçiyi bitirirseniz, siz su kaynaklarını bitirirseniz o enerjiyi ne yapacaksınız ya? Ne yapacaksınız? Neye yarar bu enerji? Akbelen’in tepesine çıkın da o gözlerle bir görün onu. İçiniz kan ağlar. Bu güzelim Muğlamızı, cennet Muğlamızı cehenneme çeviren bu iki santrale karşı hepimiz topyekün birlikte olmalıyız. Ya birlikte kazanacağız, ya birlikte kazanacağız. Başka çaremiz yok.”
PİRHA- Akbelen Ormanı’na erken saatlerde kamyonlar, kesim ekipleri ve çok sayıda jandarma sevk edilirken, alana giriş çıkışların kapatıldığı ve köylülerin engellendiği belirtildi.
Muğla Milas’a bağlı İkizköy yakınlarındaki Akbelen Ormanı’nda bu sabah erken saatlerde zeytinliklere yönelik yeni bir müdahale başlatıldı.
Bölgeye kamyonlar ve kesim ekipleriyle birlikte çok sayıda jandarma personeli sevk edildi.
Yaşam savunucuları, giriş çıkışların jandarma tarafından tutulduğunu, alanın çevresinin kapatıldığını ve köylülerin engellendiğini aktardı.
“Zeytinlerimiz için buradayız, kıyıma izin vermeyeceğiz” diyen köylüler, kesim girişimine tepki gösterdi.
GÖZALTILAR
Yine Akbelen ormanı içindeki zeytinliklerin sabah saatlerinde kesilmeye başlanmasına tepki gösteren yurttaşlar Halil Şallı, Seçil Şallı, Serpil Şallı ile İkizköy Muhtarı Nejla Işık gözaltına alındı.
PİRHA-Zorunlu din derslerine yönelik yapılan çalışmalara ilişkin konuşan PSAKD MYK üyesi Mevlüt Akbal, velilerin eğitimin içeriğine ve ÇEDES gibi projelere karşı çıktını dile getirerek, “Ama çocuklarına bir zarar gelme korkusu ve demokratik kültürün yeteri kadar gelişmemiş olması nedeniyle gerekli refleksi, ne Alevi toplumu, ne laik, ne de diğer farklı dinlere sahip seküler insanlar, yeterli oranda tepki gösteremiyor” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Merkez Yürütme Kurulu Mevlüt Akbal, zorunlu din derslerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
Siyasal iktidarın toplumu yoksullukla yönetme yöntemini uygulandığını belirten PSAKD MYK üyesi Mevlüt Akbal, eğitimin içeriğinin boşaltıldığını aktardı.
Eğitimin değerli kılan en önemli özelliğin içeriği olduğunu söyleyen Akbal, “Veliler çocuklarını okutuyorlar ama okuttukları çocuklar sonrasında bu eğitimle ilgili bir geri dönüş alamıyorlar. Biat eden, eleştirmeyen, sorgulamayan bir toplum yaratmaya dönük bilimsellikten uzak dinsellikle örülmüş bir eğitim sürecinin sonunda bugün üniversiteden çıkıp iş bulamayan, bulsa da ücretli köle gibi çalışan topluma dönüşüyor” diye belirtti.
“ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞI ALEVİLER KADAR NE SEKÜLER NE DE LAİK KESİM DUYARLI DEĞİL”
Mevlüt Akbal, velilerin eğitimin içeriğine ve ÇEDES gibi projelere karşı çıktını dile getirerek, “Ama çocuklarına bir zarar gelme korkusu ve demokratik kültürün yeteri kadar gelişmemiş olması nedeniyle gerekli refleksi, ne Alevi toplumu, ne laik, ne de diğer farklı dinlere sahip seküler düşünen insanlar bizim istediğimiz oranda tepki gösteremiyor” dedi.
Muğla’da ailelerin çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulmasına karşı dilekçe verme girişimlerinin oldukça yetersiz olduğunun altını çizen Akbal, “Biz bunu daha iyi nasıl anlatırız? Tabii ki bunun yol ve yöntemlerini denemek zorundayız. Geçen yıl ÇEDES’le ilgili bizimle ortak hareket edebilecek bu mücadeleye katkı sunabilecek, siyasi partilere, çeşitli sendika örgütlerine, veli dernekleri ve eğitimle ilgili derneklere gittik. Bunları dernek yöneticileriyle anlatmakla olmuyor. Zorunlu din dersi gibi eğitimdeki bu yakıcı gerçeği dernek yöneticileriyle değil, o derneğe üye olan vatandaşlarla, anne babalarıyla ya da herhangi bir siyasi partinin üyelerine anlatmalıyız” şeklinde ifade etti.
“ZORUNLU DİN DERSLERİ SADECE ALEVİLERİ DEĞİL, BÜTUN HALKLARI İGİLENDİREN BİR SORUN”
Zorunlu din derelerine karşı mücadele etmek sadece Alevi ailelerin sorunu olmadığını, topyekûn bir mücadeleye ihtiyaç olduğunun altını çizen PSAKD MYK üyesi Mevlüt Akbal, konuşmasının devamında şunlar belirtti:
“ÇEDES projesine Aleviler çocuklarını sokmuyor. Çünkü bu konuda daha kararlı ve daha bilinçli. Ama seküler, laik, Atatürkçü kesim Aleviler kadar duyarlı Aleviler kadar bilinçli, Aleviler kadar kararlı değil.
Aslında bizim kadar değilse de bu sorunun onların da sorunu olduğunu onlara anlatmamız lazım. Zorunlu din derslerinin, ÇEDES ve maarif modellerin bu ülkede sadece Alevilerin problemi olmadığını, ortak bir problem olduğu birlikte yaşam mücadelemizin bu projelerle yok edildiğini, yok edilmeye çalışıldığını bütün halka anlatmak zorundayız.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Akbal, Muğla’da yaptıkları çalışmalar hakkında konuşarak, “PSAKD olarak Muğla’da kültürel, sanatsal ve inançsal alanda faaliyet yürütürken aynı zamanda bulunduğumuz ilçelerde emek ve demokrasi platformu aracılığıyla Türkiye demokratik muhalefetinin güçlenmesine katkı sunuyoruz” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Akbal, Muğla’da yaptıkları çalışmalara ve gerçekleştirdikleri faaliyetlere ilişkin PİRHA’ya açıklamada bulundu.
“PSAKD OLARAK MUĞLA MERKEZ VE İLÇELERİNDE 6 TANE ŞUBEMİZ VAR”
PSAKD örgütlülüğü olarak Muğla ve ilçelerinde 6 tane şubeleri bulunduğunu belirten PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Akbal, “Marmaris’te güzel bir gelişme oldu. 35 yıldır Marmaris’te bir cemevi mücadelesi vardı. Bu cemevi mücadelesinde sonuca ulaştık gibi. Marmaris Belediyesi Armutalan mevkide 1250 metrekare bir arsayı bize tahsis etti. Orada büyükşehir belediyesi aracılığı ile Marmaris’teki canlarımızla en kısa zamanda cemevini buluşturmayı umut ediyoruz. Marmaris’teki cemevinin projesinin yılbaşından önce tamamlanacak” dedi.
Milas’ta cemevi yapımı için yürüttükleri çalışmalarda mutlu sona ulaştıkları ifade eden Akbal, “Şu an PSAKD Milas şubesi ve Milas Belediyesi ile ortaklaşa protokolü ile hizmete açıldı. Orada canlarımız cemlerini yapıyor, Hakk’a uğurlama erkanlarını yürütüyor. Çocuklarımız orada bağlama kurslarıyla semah etkinlikleriyle kursları ve çeşitli atölye çalışmalarıyla hem cemevindeler hem inancımızın yürütüldüğü yerdeler hem de laik demokratik bilimsel eğitimi yakalama fırsatını da bulmuş durumdalar” şeklinde konuştu.
“CEMEVLERİMİZDE GENÇLERİMİZE VE KADINLARIMIZA YÖNELİK KÜLTÜREL, SANATSAL ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ”
Muğla merkez ve Menteşe ilçesinde cemevine ihtiyaçları olduğunu aktaran Akbal, “Menteşe ilçesinde başkanımız bize büyük bir destek verdi ve Menteşe’de bir alan gösterdi. Bir de Milli Emlak’a ait bir yer var. Her ikisi arasında bir tercih yapma durumundayız. Milli Emlak’la ilgili çalışmalarımız sürüyor. Oradan sonuç almazsak yeni gösterilen yer için cemevi projemiz başlayacak. Biz istiyoruz ki her ilçede Alevilerin cenaze erkanlarını yürütebileceği, cem olabileceği, gençlerin, kadınların sanatsal, kültürel etkinliklerden faydalanıp kendilerini geliştirebileceği ve aktivelerde bulunabileceği cemevlerimiz olsun” diye belirtti.
“EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİYLE BİRLİKTE MÜCADELE YÜRÜTÜYORUZ”
Datça ve Fethiye’de cemevi yapmaya dönük çalışmalarının da devam ettiğini söyleyen Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Akbal, şunları dile getirdi:
“PSAKD Muğla şubeleri olarak hem kültürel ve sanatsal alanda üyelerimize hem de tüm Muğla halkına katkı sunmaya çalışıyoruz. Bulunduğumuz ilçelerde emek ve demokrasi platformu aracılığıyla Türkiye’nin demokratik muhalefetini güçlenmesine katkı sunuyoruz. Bu konuda PSAKD şubeleri her bulunduğu şubede şu an emek ve demokrasi platformlarında doğadan, çevreden, emekten, laiklikten yana her türlü eylem ve etkinlikte Muğla halkıyla birlikte daha güzel bir ülkede, kardeşçe, barış içinde özgürce yaşamak için mücadele yürütmeye çalışıyoruz.”
PİRHA- Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı dosyasında Yargıtay, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozdu. Yargıtay, “niteliksiz kasten öldürme ya da eziyet çektirerek öldürme suçundan haksız tahrik uygulanarak cezalandırılması gerektiği” kararını verdi.
Muğla’da 2020 yılında Cemal Metin Avcı, Pınar Gültekin’i işkence ederek katletti. Katliam ardından fail, kardeşi Mertcan Avcı’dan yardım istedi. Yerel mahkeme, Cemal Metin Avcı’ya önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sonra da bu cezada haksız tahrik indirimi uygulayarak 23 yıla düşürdü. Mertcan Avcı ile diğer sanıklar ise beraat etti.
Dosya temyize gitti. İzmir İstinaf Mahkemesi yerel mahkemenin kararını bozarak Cemal Metin Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’ya ise 4 yıl hapis cezası verdi.
Dosya bir kez daha temyiz edilince bu kez Yargıtay iki kararı da bozdu. Yargıtay, canlı olarak Pınar Gültekin’i yakan sanığın tasarlayarak ve canavarca hisle öldürme suçundan değil, niteliksiz kasten öldürme ya da eziyet çektirerek öldürme suçundan haksız tahrik uygulanarak cezalandırılması gerektiği kararını verdi. Alınan karara 5 kişilik heyetteki iki üye ise muhalefet şerhi koydu.
Yargıtay, “canlı canlı yakılarak öldürme canavarsa hisle değildir” diyerek ağırlaştırılmış müebbet hapis kararını bozdu. Yargıtay, “niteliksiz kasten öldürme yada eziyet çektirerek öldürme suçundan haksız tahrik uygulanarak cezalandırılması gerektiği” kararını verdi.
PİRHA- Marmaris’teki bir anaokulunda görevli olan öğretmen A. A., yanında staj yapan iki lise öğrencisine tacizde bulunma suçundan tutuklandı.
Muğla’nın Marmaris ilçesinde bulunan bir anaokulunda görevli öğretmen A. A., taciz suçundan tutuklandı.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, A. A. anaokulu öğretmenliği bölümünde okuyan ve yanında staj yapan C. Y. ile I. K. isimli iki lise öğrencisine sözlü tacizde bulundu. Öğrencilerin ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan A. A., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Savcılık ifadesinin ardından Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan A. A. “Cinsel taciz” suçundan tutuklandı. Ayrıca A. A.’nın açığa alındığı belirtildi.
PİRHA-Muğla’da bir helikopter hastaneye çarparak boş alana düştü.
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne çarpan bir helikopter, yakındaki boş alana düştü. İlk gelen bilgilere göre Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans helikopterde bulunan 4 kişi hayatını kaybetti.
Kaza yerine itfaiye, sağlık, polis ve AFAD ekipleri sevk edildi.
PİRHA- Bursa’da kadın müdür yardımcısının odasının kapısını tekmeleyerek kıran Mahmut Celalettin Ökten İmam Hatip Ortaokulu müdürü açığa alınmıştı. PSAKD Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Bu tür saldırıları yapanların bir süre sonra terfi ettirildiğine dikkat çekti. Akyol, “Bu tür kadroların, bu tür eğitimcilerin okul çevresine bile yanaştırılmaması lazım. Mevcut hükümet gitse bile burayı tamir etmek ülkenin 20-30 hatta 40 yılını alacak” dedi.
Bursa’da kadın müdür yardımcısının odasının kapısını tekmeleyen, Mahmut Celalettin Ökten İmam Hatip Ortaokulu’nun müdürü Ergin Kaya Kırbıyık açığa alınmıştı.
“Başı açık öğrenciye karışırız” şeklindeki sözleri nedeniyle de tepki toplayan okul müdürü Ergin Kaya Kırbıyık’ın son olarak geçen aylarda okuldaki müdür yardımcısının kapısını zorla kırarak eşyalarını boşalttığı görüntüler tepki çekmişti.
Okulda adeta şeriat ilan ederek, “Başı açık öğrenciye karışırız” ifadelerini kullanan Kaya Kırbıyık, okulda istemediği kadın müdür yardımcısının kapısını tekmeleyerek kırdı ve eşyalarını boşalttı. O ana ait görüntüleri müdür yardımcısı saniye saniye kaydederek sosyal medyada paylaşmıştı.
“BUTÜR SALDIRILARI YAPANLAR HER ZAMAN TERFİ ETTİRİLİYOR”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, söz konusu okul müdürünün tavrına tepki göstererek, “Bunlar ciddi anlamda azgınlaşmanın veya dizginlenmemenin sonucu. Bunları yaparken ‘nasıl olsa bize bir şey olmayacak’ diyorlar ve terfi etmek ve ödüllendirilmek için bunu yapıyorlar. Bu tür saldırganlara karşı kamuoyu oluştuğunda 1 hafta 10 gün belki bir ay açığa alıyorlar, ondan sonra ise onu daha önemli mevkilere getiriyorlar. Bunları hep gördük, nasıl ödüllendirildiğini hep yaşadık” dedi.
“ZORBA ÖĞRETMENLER OKUL ÇEVRESİNE BİLE YAKLAŞTIRILMAMALI”
Böyle bir zorbanın terfi ettirilmesinin ciddi anlamda kendilerini üzeceğini belirten Akyol, şöyle devam etti:
“Bu tür kadroların, bu tür eğitimcilerin okul çevresine 300-500 metre bile yanaştırılmaması lazım. Mevcut hükümet gitse bile burayı tamir etmek ülkenin 20-30 hatta 40 yılını alacak. Hakikaten büyük bir zayiat. Yerine gelecek yönetimin objektif ve herkese tarafsız davranan, adalet dağıtan bir kurumu oluşturması gerçekten ciddi anlamda zaman alacak bir şey.
Bu yaşananlara bakıldığında sadece Alevi kurumlarının ya da sadece Eğitim- Sen’in sorunu değil, bu sorunun bütün sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin sorunu olması gerektiğine inanıyorum. Laik ve seküler bir yaşamı kendisine ilke edinmiş, tüzüğüne bunu koymuş her partinin bunun karşısında olması gerektiğine inanıyorum. Ama maalesef bu tür şeyler olduğu zaman birçoğu da suskunluk içerisinde, görmezlik içerisinde. Bunun bize bir faydası olacağını sanmıyorum.”
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şubesi yönetiminde görev yapan Nejla Genç, Sünni olmasına rağmen Alevi inancına ve kültürüne yabancı olmadığını söyledi. Genç, “Ben bu kültüre çok uzak değilim ve bu kültürün içerisinde büyüdüm. Çok yakın aile dostlarımız hep Aleviydi. Yönetimde olmaktan dolayı çok mutluyum” dedi.
Muğla Köyceğiz’de yaşayan Necla Genç, mali müşavir. Nejla Genç aynı zamanda Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube yönetiminde görev yapıyor. Sünni kökenli Genç, Alevi kurumunda görev alması ile ilgili süreci PİRHA’ya anlattı.
“ALEVİ İNANCI VE KÜLTÜRÜ İÇİNDE BÜYÜDÜM”
Sünni kökenli olan ancak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şube Yönetimi’nde görev yapan Nejla Genç, “Yeni kurulan bir şubeyiz. Henüz kurulalı 2 yıl oldu. Kurulma aşamasında ben de burada görev aldım. Sivaslıyım. Sivaslı olmamdan dolayı zaten ben bu kültüre çok uzak değilim ve bu kültürün içerisinde büyüdüm. Çok yakın aile dostlarımız hep Aleviydi.
Hayata inanç çerçevesinde değil, insan çerçevesinde bakıyorum. İlk Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Şubesi Köyceğiz’de kurulacağı zaman, o sürecin içerisinde olan insanlar hep yakın görüştüğüm insanlardı” dedi.
Daha önce HBVAKV’nin düzenlemiş olduğu bir kahvaltıya katıldığını belirten Genç, “Aşure lokması olacağı zaman ‘gelebilir miyim?’ dediğimde ‘tabi gelebilirsin’ dediler. Çok güzel bir organizasyonla aşurelerimizi yaptık. Sonrasında seni de alalım yönetime diye konuşuldu ama ciddi değildi sadece sohbetti” diye ifade etti.
“ALEVİ İNANCI VE KÜLTÜRÜ BANA UZAK DEĞİL”
Yönetimde nasıl görev aldığını da anlatan Necla Genç konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kongre olduğunda beni aradılar ‘gelir misin?’ diye. Gelebilirim dedim ve kongreye gittim. Orada beni kâtip üye diye yazmışlardı. Sonrasında liste önüme geldi. Listeye baktığımda yönetime yazılmışım. Oysaki daha önce sadece sohbetini yapmıştık, direkt konuştuğumuz bir mevzu değildi, sadece sohbetti. Alevi inancı ve kültürü bana uzak değil. Burada olmaktan çok mutluyum. 2 yıldır burada çok güzel işler yaptık. Sünni olup HBVAKV Köyceğiz Şubesi’nde görev aldığım için çevrem tarafından çok tepki ve eleştiri aldım. Benim yakın arkadaşlarım ’30 yıldır bizden Alevi olduğunu saklamış’ diye söylediler. Zaman zaman merak edip ‘siz orada ne yapıyorsunuz?’ şeklinde soru soranlar var. Ben de anlatıyorum.”
“CEMEVİNE GİDERKEN CAMİ GİBİ BİR YER SANIYORDUM, ÇOK FARKLIYMIŞ”
İlk cemevine gidişi ile ilgili anılarını da paylaşan Genç, “İzmir’de oturuyorduk. Apartmanda ısınma sorunumuz vardı ve hemen yanımızda da Buca Cemevi vardı. İnsanlar ‘cemevinde doğalgaz var ısınmaya gidiyoruz’ diyorlardı. Kış aylarıydı. Ben de merak ettim ve cemevine gittim. Cemevini cami gibi bir yer olarak kafamda canlandırmıştım. Cemevine girdiğimde kocaman bir kitaplık vardı. Saatlerce orada insanlar ısınmak için sohbet ederlerken, ben de kitapları karıştırdım” diye konuştu.
“DEDENİN ‘SİZ ÖLÜLER İÇİN, BİZ İSE YAŞAYANLAR İÇİN DUA EDİYORUZ’ SÖZÜNDEN ÇOK ETKİLENMİŞTİM
En ilginç anısının ise komşusunun çocuğunun doğum töreni olduğunu belirten HBVAKV Köyceğiz Şube yöneticisi Nejla Genç, şunları kaydetti:
“Oraya bir dede gelmişti. Dede, bana ‘sizden farkımız ‘siz ölüler için dua ediyorsunuz, ibadet yapıyorsunuz; biz ise yaşayanlar için bir araya gelip onların hayatına dokunuyoruz” diye söylediğinde çok etkilenmiştim.”
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Aleviler olarak yıllardır zorunlu din derslerini istemediklerini her yerde haykırdıklarını ancak iktidarın din derslerini arttırdığını ve okullara imamların atadığını belirterek “Zorunlu din derslerine ve ÇEDES projesine karşı herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor” dedi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, zorunlu din derslerinin saatinin arttırılmasına, müfredatın içeriğinin dinselleştirilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“BİZLER ZORUNLU DİN DERLERİ KALDIRILSIN DERKEN OKULLARA İMAMLAR ATANDI”
Aleviler olarak yıllardır zorunlu din derslerine karşı mücadele yürüttüklerini belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür vakfı Fethiye Şube Başkanı Nezahat Doğan, “Bizler zorunu din dersleri istemiyoruz derken ne yapıldı? Tam tersine sanki biz daha çok istiyoruz der gibi okullara imamı göndererek rehber hocalarını saf dışı bırakarak rehber öğretmenlerinin yerine görevlendirdiler “dedi.
“SİYASAL İKTİDAR BEN NE YAPARSAM O OLUR ANLAYIŞINDA”
İktidarın zorunlu din derslerini ÇEDES projeleriyle daha da genişleterek devam ettirdiğini vurgulayan Doğan, “ÇEDES projesine karşı halkın da katılımıyla alanlara çıktık. İzmir ve İstanbul’da mitingler yaptık. Ancak gelinen noktada iktidar ‘hiçbir şey tanımıyorum ben yaparsam o olur’ diyen zihniyetini aynı şekilde devam ettiriyor” diye ifade etti.
“LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİMDEN YANA OLAN HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”
ÇEDES projesine herkesin karşı çıkması gerektiğini vurgulayan Doğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Buradan yola çıkarak bu ÇEDES projesine karşı daha fazla ne yapabiliriz. Bununla ilgili bütün kurumların aydın, çağdaş demokrat laik bir ülke istiyorum diyen bütün insanların bütün canlıların bu olayla ilgili elini taşın altına koyması gerekiyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şubesi olarak ailelerin çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulmasına yönelik herhangi bir çalışma yapmadık. ÇEDES projesine karşı Köyceğiz’de bulunan diğer kurumlarla birlikte laik ve bilimsel bir eğitim, özgür bir eğitim için Eğitim-Sen’le ve diğer kurumlarla birlikte alanlara çıkarak basın açıklamaları yaptık ve şube olarak yapmaya devam edeceğiz.”
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri/Ege Bölge sorumlusu Mevlüt Akbal, Çorum’un Osmancık ilçesinde bulunan Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi. Akbal, Alevilerin ibadetlerini yaptığı, lokmalarını paylaştığı bir yere cami yapılmasının, geçmişte Ankara Tuzluçayır’da yapılmak istenen cami-cemevi projesinin devamı olduğunu belirtti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri/Ege Bölge sorumlusu Mevlüt Akbal, Çorum’da Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmak istenmesini PİRHA’ya değerlendirdi.
“CAMİ-CEMEVİ PROJESİNİN DEVAMIDIR”
Alevilerin yaşadığı bölgede bulunan Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösteren Mevlüt Akbal, “Geçmişte Ankara Tuzluçayır’da yaşadığımız Fethullah Gülen’in projesi olan cami-cemevi projelerinin son süreçte başka biçimlerde ülkenin gündemine dayatıldığını görüyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Cem Vakfı’nın birlikte yaptığı ortak çalışmaları biz Hacıbektaş’ta da gördük ve şu an başka yerlerde de bunun örneklerini görüyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Cem Vakfı’nın ortaklaşa yaptığı şeyler aslında geçmişte Cem Vakfı’yla Feytullah Gülen’in ortaklaşa yaptıklarıyla çok örtüşüyor. Bugün Koyunbaba Türbesi’nde yapılmak istenen proje Tuzluçayır’da yapılan cami-cemevi projesinin aynısıdır” dedi.
“İNANCIMIZA SAYGI GÖSTERİLMELİ”
Aleviler olarak her zaman insanların inançlarına saygılı olduklarını belirten Akbal, “İnsanlar camiye gidip namazlarını kılabilir, ibadetini yapabilir ama ibadet yaptığımız yerlerin de bize özgü, bize ait olduğunun farkına varılması gerekir. Cemevlerine başka birtakım ritüeller sokulmaya çalışılıyor. Bu açıkça bizim inancımızı tarif etmektir ve biz bunu kabul etmeyeceğiz. Bunu ne Koyunbaba’da ne Hacıbektaş’ta ne de başka bir yerde kabul edeceğiz” diye konuştu.
Akbal, devlet erkanının dedenin veya bir yöneticinin rehberliğinde cemevini gezebileceğini ifade eden Mevlüt Akbal, şöyle devam etti:
“Ancak cemevinde bizim kutsallarımız vardır. Kimin nerede oturacağı, nerenin neyi temsil ettiğine dikkat edilmesi gerekir. Ziyarete gelen devlet erkanı cemevimizi gezebilir, bakabilir, sohbet edip sorular sorabilir. Bizim ihtiyaç ve taleplerimizi sorabilir ama herkes oturacağı yeri iyi bilmelidir. Biz dedemizi camide hutbe okumaya çıkarmıyoruz. Bir imamın veya bir devlet erkanının gelip bizim postumuza oturmasına müsaade etmedik, etmeyeceğiz.”
PİRHA-Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı tarafından dedelere, zakirlere maaş ödenmek istenmesine ve asimilasyon girişimlerine Seyit Ali Sultan Ocağı mensubu Yol yürütücüsü, PSAKD Ortaca Şube Yöneticisi Cahit Gümüş tepki gösterdi. Gümüş, “Eğer devletten maaş alırsak devletin, Diyanetin dedesi oluruz. Şimdiye kadar bu hizmetleri nasıl yürüttüysek, bundan sonra da bu şekilde yürütemeye devam edeceğiz” dedi.
Seyit Ali Sultan Ocağı mensubu Yol yürütücüsü/Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Şube Yöneticisi Cahit Gümüş, MHP’nin desteğiyle AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.
“DEDELERİMİZ, PİRLERİMİZ HİZMETLERİ PARA KARŞILIĞINDA DEĞİL, RIZALIK ALARAK YÜRÜTTÜLER”
Yapılan hizmetlerin para karşılığında değil, rızalığa dayandığını belirten Cahit Gümüş, “Dedeler şimdiye kadar maaş alarak mı bu hizmeti yürüttüler? Hayır. Bizde rızalık vardır, rızasız hiçbir şey yapılmaz. Cemler bile rızalık alınmadan yapılmaz” diye belirtti.
Eskiden dedelerin köye gelip cem yürüttüklerini ve aylarca kaldıklarını belirten Gümüş, “Köyde Musahiplik Cemi, Kurban Cemi, Abdal Musa Cemi, Görgü Cemi, Erkan Cemi yapılırdı. Bu hizmetler bittikten sonra vatandaşlar dedeye ne verirse, dedeler o hakkullahı alır, sonra da aldıkları hakkullahı zakire ve fakirlere vererek o köyden ayrılırlardı” dedi.
“DEVLETİN DEDELERE MAAŞ VERMESİNE KARŞIYIZ”
Bir Yol yürütücüsü, bir ocak mensubu ve dedeler olarak devletten maaş istemediklerini vurgulayan Gümüş, “Eğer biz maaş alırsak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın emrine girmiş olur dedeler. Diyanetin dedesi, devletin dedesi oluruz. Devletin dedesi, devletin Alevisi olmak istemiyoruz. Biz şimdiye kadar nasıl geldiysek şimdiden sonra da böyle gitmeyi, öyle yaşamayı istiyoruz. Biz devletin dedelere maaş vermesine karşıyız” diye belirtti.
“VALİLİĞİN KERBELA’YA VE HACIBEKTAŞ’A GÖTÜRME TEKLİFİNİ KABUL ETMEDİK”
Muğla Valiliği’nin kendilerini zaman zaman aradığını belirten Gümüş, “Sizi Kerbela’ya götürelim, Hacıbektaş’a götürelim, dediler. Hayır, dedik ve bunların hiç birisine katılmadık” dedi.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Alevi dedelerine maaş bağlanması konusunda kendilerini arayan olmadığını belirten Gümüş, şöyle devam etti:
“Ancak Ankara’dan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan genç bir bayan gelmişti. Onunla burada görüştük, görüşlerimizi bildirdik ve dedelerinin maaş konusunu konuştuk ve kendisine biz dedeler olarak devletten maaş istemiyoruz. Şimdiye kadar biz bu hizmetleri nasıl yürüttüğüysek bundan sonra da bu şekilde edeceğiz, dedik.”
“İNANÇ HİZMETİ PARAYLA YAPILMAZ”
Dedeler olarak cami hocaları gibi maaş alarak hizmet yürütmek istemediklerini belirten Seyit Ali Sultan Ocağı mensubu yol yürütücüsü ve PSAKD Ortaca Şube Yöneticisi Cahit Gümüş, “İnanç, ibadet parayla yapılamaz. Camide hizmet eden hocaların maaşlarını kesersen yarın o camide hocalar hizmet vermezler. Biz cami hocaları gibi yaşamak ve onlar gibi para alarak bu hizmeti yürütmek istemiyoruz. Bizler kendi Hakk’a yürüme erkanlarımızı, kurban hizmetlerini, dedelerimizden, pirlerimizden nasıl gördüysek öyle yapmaya devam edeceğiz. Bu Yolu sürdürmeye ve gelecek kuşaklara aynı şeklide aktarmak için elimizden geldiğince hizmet yapmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.
PİRHA-HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Çorum’un Osmancık ilçesinde Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi. Doğan, yıllardır insanların cemlerini yaptığı, deyişlerini söylediği bir yere cami yapılmasının bir asimilasyon girişimi olduğunu belirtti. Doğan, Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce’de zorla ezan okunmasının insan hakları ihlali olduğunu da kaydetti.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılması ve Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce‘de ezan okunmasına tepki gösterdi.
“Alevilerin OLDUĞU HER ALANDA ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”
PİRHA’ya konuşan Nezahat Doğan, Alevilere dönük asimilasyon politikalarının hızını kesmeden devam ettiğini belirterek, “Çorum Osmancık’ta bulunan “Koyunbaba Türbesi/Derahı’na daha önce gidip ziyaretlerde bulundum. Orada yıllardır cemlerimiz yapılır, deyişlerimiz okunurdu. Gelinen noktada Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın olduğu yere bir cami yapılmak isteniyor” dedi.
“ALEVİLERE AİT KOYUN BABA TÜRBESİ’NİN OLDUĞU YERE CAMİ YAPILMASI KABUL EDİLEMEZ”
Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın Aleviler için çok önemli bir yer olduğunu belirten Doğan, Koyunbaba Türbesi/Dergahı’ na cami yapılması bir asimilasyon girişimidir. Bunun önüne geçilmesi gerekir” diye belirtti.
Cami yapımının önüne geçilmesi için Alevi kurumlarına çağrıda bulunan Doğan, sözlerini söyle sürdürdü:
“Bunun önüne geçilmesi için ne yapılmalı? Bütün canlar, bütün kurumlar bir araya gelmeli. Çünkü bu tür uygulamaları biz daha önce farklı yerlerde gördük. Geçmişte bu tür girişimlere karşı protestoların yapıldığı, alanlara çıkıldığı ve kazanımlarımız olduğunu biliyoruz. Yine buna benzer bir şey yapılabilir. Bu bağlamda o yüzden ben buradan tüm canlara, tüm kurumlara Koyunbaba Türbesine/Dergahı’na sahip olmaya, sahip çıkmaya davet ediyorum.”
“ALEVİ KÖYÜNDE ZORLA EZAN OKUNMASI İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”
Asimilasyonun bir örneğinin de Tokat’ın Reşadiye ilçesi Güllüce köyünde yaşandığını belirten Doğan, “Alevi köyü olan Güllüce de bir cami var. Oradaki yaşayan köylülerin ‘bunu yapmayın, biz istemiyoruz’ demelerine rağmen ısrarla ezan okunması sürdürülüyor. Köylülerin ezan okunmasını istememesine rağmen zorla dayatma yaşanıyor. Siz istemeseniz de yine de biz yaparız dayatması var. Elbette bu yapılanlar bugünle sınırlı bir şey değil. Bu daha önce alt yapısı hazırlanmış, yıllardan beri süregelen bir asimilasyon politikasıdır. Orada bulunan insanların insanlık hakları, görüşleri, yaşamı dünyaya bakışının hiçbir önemi yok. İstenmediği halde ezanın zorla okutulması insan üzerinde yapılan en büyük psikolojik baskıdır” diye belirtti.
PİRHA-Dersim’deki Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Okul bahçesinin daraltılması içler acısı bir durum. Bu yaşananlar kimseye bir şey kazandırmayacağı gibi bu ülkeye ciddi anlamda zarar verir. Cami okul alanından uzakta olmalı” dedi.
Dersim’deki Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasına Alevilerin tepkisi sürüyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Dersim’de Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin cami arsasına girmesinin önemli olmadığını belirten Mehmet Ali Akyol, “Camini arsası okul alanına girse ne olur? Yaşanan gerçekten içler acısı bir durum” dedi.
“CAMİ VE İBADETHANELERİN OKULLARDAN UZAK NOKTADA OLMASI GEREKİR”
İbadetlerini yapmak isteyen insanların istedikleri yerde gidebileceklerini belirten Akyol, “Okulların ve kreşlerin, camilerden ve diğer ibadethanelerden uzak olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü inanç, ibadet insanın kendi vicdanında olan bir şeydir. Oysa eğitim en temel en doğal haktır” şeklinde ifade etti.
“DERSİM’DE CAMİYİ TOPLUMUN GÖZÜNE ZORLA SOKMA OLAYI SÖZKONUSU”
Caminin bitişiğinde bulunan okulda inanan veya inanmayan insanların çocuklarının eğitim gördüğünü belirten Akyol, “Zorla ister inanın ister inanmayın siz onu dinlemek ve bunu görmek zorundasınız, diye sanki göze sokma olayı var. Bu kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Orada bulunan Alevi toplumunu biraz daha rencide etme durumu söz konusu” ifadelerini kullandı.
“YILLARDIR TALANCI BİR ANLAYIŞLA ALEVİLERİN DERGAHLARINI CAMİYE ÇEVİRDİLER”
Akyol konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Camide ibadet edenler caminin bahçesinde oturup herhalde bir başka etkinlik yapmıyorlar. Sadece ibadetlerini yapıp gidiyorlar. Bunun ciddi anlamda yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu yeni de değil. Hakikaten ülkemizde eski ibadethaneleri, kiliseleri camiye çevirdiler. Alevi Bektaşilerin dergahlarını camiye çevirdiler. Bu bir Emevi anlayışı. Talancı ve zaptetme anlayışıdır. Bu topluma bir şey kazandırmaz. Bu ülkeye ciddi anlamda zarar verir. Doğru bulmuyorum.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri, Eğe Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, AKP tarafından uygulamaya konulan ve eğitim sistemini dincileştiren “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne tepki gösterdi. Akbal, eğitimin bir bütün olarak gericileştirilerek çocukların dine yönlendirildiğini belirterek, bu müfredatın iptali için sokakta mücadele verilmesi gerektiğini söyledi.
AKP hükümetinin hazırladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat, 9 Eylül’den itibaren okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanıyor. Yeni müfredatla din derslerin saatleri arttırıldı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, AKP hükümetinin uyguladığı yeni eğitim müfredatını PİRHA’ya değerlendirdi.
“EĞİTİM BİR BÜTÜN ABLUKA ALTINA ALINMIŞ DURUMDA”
Eğitimin, ÇEDES’le başlayan, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla uygulanan yeni müfredatla devam eden bir abluka altında olduğunu belirten Akbal, “ÇEDES’le ilgili Alevi kurumları eğitim kurumlarıyla, sendikalarla, laikliği kendine dert edinen sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortak bir dizi çalışma yaptı. ÇEDES’e ve 2 saatlik zorunlu seçmeli din dersine karşıyken daha farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Biz bunlara karşı yakınırken ve mücadele ederken karşımızdaki yapı durmuyor. Bunlar bu sefer tüm eğitim modelini dinselleştiren bir yerden yeni bir model önümüze koydular. Bu model ortaya çıkarılmış biçimi ile içeriğiyle, uygulamasıyla laik, çağdaş eğitimle, pedagoji ile bilimle ilgisi yok” dedi.
“EĞİTİM BİR BÜTÜN OLARAK İÇERİĞİ BOŞALTILARAK DİNSELLEŞTİRLDİ”
ÇEDES projesi uygulanırken belli bir dirençle karşı karşıya kaldıklarını belirten Akbal, şunları kaydetti:
“Veliler benim çocuğum okul dışında öğretmen vasfı olmayan birileri tarafından hazırlanan projelerde yer almasını istemiyorum diye dilekçeler verdi. Baktılar ki ÇEDES gibi projelerle yürümüyor, bu sefer de eğitimi bir bütün olarak gericileştirme çalışmaları başlattılar. Eğitimin bir bütün olarak içeriği boşaltıldı. 4 yıllık bir ortaokulda, lise eğitiminde fen saati 80 iken din dersleri 320 saate çıkarıldı. Burada dini referanslar kullanılıyor.
Bu uygulamalara karşı Alevi kurumları eğitim kurumları ile birlikte platform oluşturdu. Laik eğitim platformu çalışmalarını sürdürdü. Hem sendikal düzeyde hem de Alevi kurumları düzeyinde. Sene başında çeşitli basın açıklamaları yapıldı. Ama veli ayağı istediğimiz gibi değil. O karşı çıkışların ilk etabı olan okul boykotu gerçekleşmedi.
Yeni eğitim maarif modeli gelecekte çok büyük sorunlara neden olacak. Laiklik biz biliyoruz ki Türkiye’nin en önemli birleştiricisi. İnsanların dini farklılıklarını istediği gibi yaşayıp aynı ülkenin vatandaşı olarak kalabilmesinin temel şartlarından biri olmasıdır. Eğer siz bu laikliği böyle erozyona uğratırsanız, yok ederseniz bu ülkenin birliğine, beraberliğine kardeşliğine vuracağınız en büyük darbedir.”
“HACI BEKTAŞTA OLDUĞU GİBİ ALANA DÖNÜK MÜCADELE ŞART”
PSAKD Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, uygulamaya konulan müfredata karşı okullara dilekçeler verildiğini belirterek, okullardaki dinselleşmeye karşı sokakta mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.
PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerine müdahalesine tepki gösteren HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, “Amaçları Alevi kurumlarının etkinliğini küçük düşürmekti. Ancak anmaya katılan bütün halkımızın yürüyüşe katılması ve Alevi kurumlarına destek vermesiyle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapmak istediği anmayı boşa çıkardık” dedi.
Devlet/AKP hükümeti protokolü tarafından, 61. Ulusal, 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri ’ne yönelik müdahalenin tartışmaları sürüyor.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif/korsan anma programı geliştirilmesi, Alevi toplumunun büyük tepkisine neden oldu.
Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde yaşananlara dair Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, PİRHA ‘ya açıklamalarda bulundu.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli’yi anma yerine ‘ölüm yıldönümü’ şeklinde adlandırmasını eleştiren Doğan, “Bir kere oraya giden Alevi yol düşkünü de olsa Alevi inancında ölüm kavramının olmadığını bilir. Alevilikte ölüm yoktur bunun bilinmesi gerekirdi” dedi.
“HER SENE PİRİN HUZURUNA ÇIKIYORUZ”
Bütün Alevi canların pirin huzuruna çıkmak için anma etkinliğine katıldığını belirten Doğan, “Her zaman yolunu sürdüğümüz yolundan gittiğimiz pirimizdir ve her zaman yüreğimizde ve gönlümüzde yaşar. Bütün Alevi canlarımızla orada semahlarımızı dönüyoruz deyişlerimizi, dualarımızı, beyitlerimizi okuyor cemlerimizi panellerimizi söyleşilerimizi yapıyoruz” diye konuştu.
“ALEVİLER OLARAK 35 YILDIR PİRİMİZİN ANMA ETKİNLİĞİNİ YAPIYORUZ”
Genel anlamda 61 Alevi kurumları olarak ise 35 yıldır Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerini yaptıklarını söyleyen Doğan, “Bu sene Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevi kurumları saf dışı bırakmak istediler Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının organize ettiği ve onlarla birlikte çalışan onlara destek olan yol düşkünü olan onlara dedeler demek istemiyorum. Çünkü yıllardır yapılan anma etkinliğine ölüm yıldönümü diyerek orada bulunan insanlara kurumlara ve topluma dayattılar” diye ifade etti.
“KİMSE BİZE YOLUMUZU VE İNANCIMIZI TARİF EDEMEZ”
Hacı Bektaş’ta yapılmak istenenin ‘asimilasyonun bir fotoğrafı’ olarak değerlendiren Doğan, “Başından beri federasyonumuz, kurumlarımız vakıf ve derneklerimiz bu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına karşı olduğumuzu söyledik. Kimsenin bizi tarif etmeye, bize Aleviliği öğretmesine kendi yolumuzu kendi inancımızı tarif etmesi gibi bir durum olamaz” dedi.
Hacı Bektaş’ta Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi başkanlığının yapmak istediklerine karşı insanların kayıtsız kalmadıklarını belirten Doğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Alevi Bektaşi kültür ve Cemevi Başkanlığı bize her ne kadar sıkıntı yaşatmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar. İlk defa bütün kurumlarımızın başkanları Hacı Bektaş’ta anmaya katılan ve duyarlılık gösteren bütün halkımız yürüyüşe katıldılar. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının yapmak istediği anmanın altını boşalttık. Bu güzeldi ve bu bize şunu gösterdi. İnsanlar kenetlenince, birlik olunca, birlikte hareket edince neler yapabileceğini gösterdi.”
PİRHA-Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili konuşan Seyit Ali Sultan Ocağı mensubu yol yürütücüsü ve PSAKD Ortaca Şube Yöneticisi Cahit Gümüş, cemevlerinde Hakk’a uğurlama erkanlarını Alevi Bektaşi Federasyonununyayınlamış olduğu erkannameye göre yaptıklarını belirtti. Gümüş, “Hakk’a yürüyen canlarımızın erkanlarını deyişlerle, duazlarla gülbenglerle yapıp sırlıyoruz” dedi.
Seyit Ali Sultan Ocağı mensubu yol yürütücüsü ve PSAKD Ortaca Şube Yöneticisi Cahit Gümüş, Alevilikte Hakk’a yürüme erkânına ilişkin PİRHA’ya konuştu
“ORTACA CEMEVİNDE CENAZE NAMAZI KILINMIYOR”
Ortaca’da Hakk’a uğurlama erkanlarını Alevi Bektaşi Federasyonunun yayınlamış olduğu erkannameye uygun yürüttüklerini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Cemevi Yönetim Kurulu üyesi, yol yürütücüsü Cahit Gümüş, “Hakk’a yürüme erkanına sadık kalıyoruz ve o şekilde hizmet yapmaya çalışıyoruz. Ortaca’da cenaze namazı kılınmıyor” dedi.
Ortaca Cemevi’nde Hakk’a uğurlama erkanı yürütürken zaman zaman sorun yaşadıklarını da belirten Gümüş, “Tabii biz cemevinde Hakk’a yürüme erkanı yaparken sadece Ortaca’da yaşayanlar değil, dışarıdan ve Anadolu’nun farklı yerlerinden gelen insanlarımıza da hizmet vermeye çalışıyoruz” diye belirtti.
“ALEVİ OLUP SUNNİ GİBİ YAŞAMAYI YEĞLEYEN İNSANLARIMIZ VAR”
Hakk’a uğurlama erkanında namaz kılınmadığı için karşı çıkışların olduğunu belirten Gümüş, “Örnek vermek gerekirse ben namaz kıldırmıyorum. Yapılan cenaze erkanından sonra bazı kişiler atamızdan, dedemizden, babamızdan biz böyle gördük namaz kıldırılmadan cenaze kaldırılmaz. Namaz yok mudur? Şeklinde dedikodu etmeye başladılar” diye tepki gösterdi.
Alevi inancında namazın olmadığını vurgulayan Gümüş, “Köyceğiz’de Hakk’a yürüyen bir canımızı mezarlığa götürmeye başladılar, namaz kılınmıyor diye. Ben de kendilerine burada musalla taşı var kılıyorsanız kendiniz kılın namazınızı dedim. Biz Alevi isek Alevi yol ve erkanına göre cenazemizi kaldıracağız. Biz burada deyişlerimizle, duazlarımızla gülbenglerimizle cenazelerimizi kaldırırız ve götürüp sırlıyoruz” şeklinde ifade etti.
“HAKKA UĞURLAMA ERKANLARIMIZI ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONUNUN YAYINLAMIŞ OLDUĞU ERKANNAMEYE GÖRE YAPIYORUZ”
Fethiye, Marmaris, Dalaman, Köyceğiz ve çevre bölgelerde Hakk’a uğurlama erkanı yürütecek başka canlarının olmadığını belirten Gümüş, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Bu bölgelerde Hakk’a uğurlama erkanı yapacak hiç kimse yok. Tanıdıklarımıza benim söylediğim şu. Benden Kuran, Arapça herhangi bir şey istiyorsanız ben cenazenize gelmiyorum. Çağırmayan kişilerde oluyor. Arapça Kuran isteyenler var. Ben bunları okumam ve ayrıca Arapca’da bilmiyorum diyorum. Burada Ortaca Cemevi’nde Türkçe ve herkesin anlayacağı dilde Alevi Bektaşi Federasyonunun yayınlamış olduğu erkannameye göre erkanlarımızı yapıp cenazelerimizi götürüp sırlıyoruz.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, ekonomik sorunlar yaşadıklarını ancak bağışlarla ve yaptıkları etkinliklerle ayakta kaldıklarını söyledi. Elde edilen gelirlerle öğrencilere burs verdiklerini de belirten Akyol, Marmaris Belediyesi’nin kendilerine Marmaris’te cemevi yeri tahsis ettiğini, inşaatın yakında başlayacağını kaydetti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, çalışmalarına ve gerçekleştirdikleri faaliyetlere ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“HER ALEVİ KURUMU GİBİ BİZ DE EKONOMİK SORUNLAR YAŞIYORUZ”
Alevi kurumlarının ekonomik anlamda sıkıntılarının her zaman var olduğunu belirten Mehmet Ali Akyol, “Burada bazı kurumların mekanları var. Onlara bir şey olmasa bile ayakta tutacak bir gelir akışları var. Ancak onlar da parmakla sayılabilecek sayıda. Onun dışında birçok kurum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği de dahil olmak üzere ekonomik sıkıntılar yaşıyoruz” dedi.
“PSAKD MARMARİS ŞUBE 30 YIL ÖNCE KURULDU”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şubesi’nin 30 yıl önce kurulduğunu söyleyen Akyol, “30 yıldır buradayız ve 30 yıldır bağışlarla ayakta durmaya çalışıyoruz. Pir Sultan’ın levhasının burada olması bana göre Şah Kalender’in sancağı gibidir. Canlarımızın özverisi ile katkıları ile kurumumuz ayakta kalıyor” ifadesini kullandı.
Marmaris’te her yıl kadınların alanda etkinlikler yaparak derneğe ciddi gelir sağladıklarını belirten Akyol, şöyle devam etti:
“Senede 1 veya 2 defa derneğimiz adına bir organizasyon yapıyoruz. Elde edilen gelirlerle öğrencilere 4 yıldır burs veriyoruz. İşe 8 öğrenciyle başladık daha sonra 12 öğrenci ve en son 2023-2024 eğitim öğretim yılında 20 öğrenciye burs verir hale geldik. 17 üniversite öğrencisine 1.000 TL, 3 lise öğrencisine ise 500 TL yardım yapıyoruz. 2024-2025 yılı eğitim öğretim yılında ise 20 üniversite öğrencisine burs verme kararı aldık.”
Zaman zaman belediyelerden ve hükümetlerden belli talepleri olduğunu belirten Akyol, “Tabii bu taleplerimizİ göreve gelen hükümetler hep kulak arkası yaptı. Yerel yönetimlerle de aslında bir şey yapamadık, bir hak elde edemedik” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) Marmaris’te yerelde 25 yıldır iktidar olduğunu belirten Akyol, “Her dönem sözleri verildi ama yapılmadı. Son yerel seçimle birlikte gerek büyükşehirde gerekse Marmaris’te belediye başkanları değişti. Büyükşehir Belediye Başkanıyla seçimlerde cemevine arsa tahsisi ile ilgili protokol yapmıştık. Yapılan protokol gereği bir hafta önce cemevi yerimizi belirledik. Güzel bir yer oraya cemevimizi inşa edeceğiz. Arsa tahsisinden dolayı Maarmaris Başkanı’na ve Büyükşehir Belediye Başkanı’na çok teşekkür ediyoruz.
Şu anda cem yaptığımız bir mekan var ama bizim yerimiz milli parklara ait ve biz işgalci durumundayız. Defalarca bize yazı yazdılar orayı boşaltın yıkacağız, üniversite yapacağız diye. Bildiğim kadarıyla üniversite yapma projeleri tamamlandı. Biz de onlara ‘Bize cemevi için bir yer verin taşınalım’ dedik. Şimdi yerimiz belirlendi. Bu sezon sonunda inşaatımız da başlayacağız. Projede çiziliyor. Cemevimizin bulunduğu alan Marmaris’in Armutalan Mahallesi’nde 2,5 dönüm, güzel bir yer.”
“30 YILLIK MÜCADELE SONUNDA CEMEVİMİZE ARSA TAHSİSİNİ SAĞLADIK”
Cemevi yerinin 30 yıl yürütülen bir mücadele ile elde edildiğini belirten Akyol, “Kolay olmadı. Yaşanan bütün bu sürece rağmen sıkıntılı dönemler de oldu. Bu dönemde bu iradeyi gösteren her iki belediye başkanına teşekkür ediyorum” dedi.
Muharrem ayında verilen lokmalarla ilgili adeta bir kuşatılmışlığın yaşandığını belirten Mehmet Ali Akyol, “Diyanet iftar çadırları kuruyor, belediyeler iftar çadırları kuruyor, iş adamları kuruyor, biz de onların yaptığını yapmaya çalışıyoruz. Bizim inancımızda böyle bir şey yok. Cemevinde matemin yasını, matemin muhabbetini yapmadıktan sonra sadece yemek yemeyi doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.
PSAKD Marmaris şubesi olarak semah ve bağlama kursları ile ilgili bilgi paylaşan Akyol, şunları kaydetti:
“Daha önce semah ve gençliğin bağlama kursları gibi çalışmaları vardı ancak bu gençlik artık hayata atıldı, bu gençlerin hepsi evlendi. İşyerini kapatıp bir araya getirmemiz mümkün olmadı. Arkasından gelecek gençlik ise yaratılamadı. Bu sadece yönetimlerin yapacağı bir şey değil. Tüm üyelerin de bu konuda duyarlı olması gerekiyor. Kızım, oğlum hadi git semah kursuna, saz kursuna demesi gerekiyor.”
“MARMARİS’TE YAPILAN BÜTÜN ETKİNLİKLERDE KADINLARIN ÇOK BÜYÜK EMEĞİ VAR”
Tüm yaptıkları organizasyonlarda kadınların büyük rol oynadığını belirten Akyol, “Yapılan bütün organizasyonlarda kadınlar görev alıyor. Şube olarak zaten bu bizim en büyük gelirimiz doğrudan bu tür organizasyonlarla oluyor ve öyle ayakta duruyoruz. Bu anlamıyla emek veren, çaba sarf eden tüm kadınlarımıza yönetim olarak teşekkür ediyoruz” dedi.
HER TÜRLÜ EYLEME DESTEK VERİYORUZ AMA BİZİM EYLEMLERİMİZE DESTEK GÖREMİYORUZ”
Marmaris’te yapılan eylem ve etkinlikleri demokratik kitle örgütleriyle birlikte yaptıklarını ifade eden Akyol, şöyle konuştu:
“Yapılan eylem ve etkinlikleri genel olarak diğer kurumlarla birlikte yapıyoruz. Benim sitemim bizim kendi sorunumuz olduğu zaman bizim dayanışma içerisinde olduğumuz insanları göremiyoruz. Mesela din eğitimi 4 yaş grubuna kadar indirildi. Burada siyasi partileri yanımızda göremedik. Sadece CHP’yi değil, TKP’yi, TİP’i DEM Parti’yi, Sol Parti’yi de göremedik. Zaman zaman sosyalist kanattan arkadaşlar anlamsız çıkışları oluyor ‘hala işte dinle mi uğraşıyorsunuz?’ diye. Hakikaten Alevi, Alevi toplumunun mücadelesini ve Aleviliği bilse veya bilseler böyle bir cümle kurmazlar.”
PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkan Yardımcısı Hüseyin Tepe, Köyceğiz’de yerleri olmadığı için belediyeye ait 10 metre bir alanda faaliyet yürütmeye çalıştıklarını söyledi. Tepe, “İnançsal faaliyetlerimizi cemlerimizi, Muharrem ve Hızır lokmamızı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Cemevi ile birlikte yapıyoruz” dedi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkan Yardımcısı Hüseyin Tepe, şubelerinde yürüttükleri faaliyetler hakkında PİRHA’ya konuştu.
“YERİMİZ 10 METRE KARE!”
Köyceğiz’de bulunan şubelerinin belediyeye ait 10 metrekare bir alandan ibaret olduğunu belirten Tepe, “Onun için burada herhangi bir faaliyet yapma gibi bir imkânımız yok” dedi.
İnançsal faaliyetlerini dernekte yürütemediklerini ifade eden Tepe, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Şube ile çok güzel bir diyaloğumuz var. İnançsal faaliyetlerimizi, cemlerimizi, Hızır lokmamızı, 12 imam orucundan sonraki lokmalarımızı birlikte yapıyoruz” diye belirtti.
“CANLARIMIZIN BAĞIŞLARIYLA AYAKTA DURMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Ekonomik anlamda sıkıntılar yaşadıklarını da aktaran Tepe, “Mali anlamda sorunlarımızı burada bulunan arkadaşlarımızın kendi katkıları ve bağışlarla yapıyoruz. Bir bütçemiz yok. Bir Hızır lokması verilecekse arkadaşların kendi imkanları katkıları ölçüsünde yapıyoruz. Belediyenin bir mesire alanı var. Kahvaltı yemek gibi faaliyetlerimizi orada yapıyoruz. Onun dışında alana dönük eylem ve etkinliklerimizi muhalif partilerin, sendikaların, demokratik kitle örgütleriyle birlikte ve elimizden geldiğince katkı sunmaya çalışıyoruz” diye ifade etti.
“SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE BİRLİKTE HAREKET EDİYORUZ”
Köyceğiz şube olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlaması ve 2 Temmuz anması yaptıklarını belirten Tepe, “Abdal Musa, Hıdırellez, Hacı Bektaş Veli Anma etkinliklerine katıldık. ÇEDES projesi ile ilgili Eğitim Sen’in yaptığı eyleme ve en son ‘Narin nerede?’ diye soran sivil toplum örgütleri ile birlikte ortak bir eylem yaptık” dedi.
“BELEDİYE CEMEVİ İÇİN ARSA TAHSİSİNDE BULUNDU”
HBVAKV Köyceğiz Şube olarak Köyceğiz’de cemevi yapmak için arsa tahsisi arayışı içerisinde olduklarını belirten Tepe, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Burada bizim bir yerimiz yok. Yerel seçimler öncesinden CHP belediye başkan adayı söz vermişti. En son 2 hafta önce belediye başkanı ile yaptığımız görüşmede başkan cemevinin yeri için bize 3 tane alternatif sundu. Bizde içeresinden bir tanesini kabul ettik. En kısa zamanda bize tahsisini yapacaklarını söyledi.
Cemevimizin yeri Köyceğiz’e varmadan Yenimahalle semtinde Fethiye yurdu kavşağının olduğu alana 50 metre mesafede 2,5 dönüm güzel bir alan. Arsa tahsisi yapıldıktan sonra bir cemevi yapmayı düşünüyoruz. Ancak cemevi yapacak bütçemiz olmadığı için ülke içinde ve yurt dışında bulunan canlardan yardım bekliyoruz. Eğer gelen yardımlarla cemevimizi yaparsak çocuklarımıza üniversiteye hazırlık ve saz kursları vermeyi düşünüyoruz.”