Etiket: muğla

  • PSAKD Ortaca Şube Başkanı Aydoğan: Gençlere ücretsiz yemek ve ders vermek istiyoruz-VİDEO

    PSAKD Ortaca Şube Başkanı Aydoğan: Gençlere ücretsiz yemek ve ders vermek istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Şube Başkanı Ülkü Aydoğan, şube faaliyetleri hakkında konuşarak, “Dernek olarak kütüphanemizi aktif hale getirip gençlerimize haftada 3 öğün ücretsiz yemek ve üniversiteye hazırlanacak çocuklarımıza ücretsiz ders vermek istiyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Şube Başkanı Ülkü Aydoğan, çalışmalarına ve gerçekleştirdikleri faaliyetlere ilişkin konuştu.

    “HER HAFTA 35 KADINLA BİR ARAYA GELİYORUZ

    Deprem ve birçok ağır sorunun yaşandığı 2023 yılını geride bırakarak 2024’e daha sakin bir şekilde girdiklerini belirten Ülkü Aydoğan, “2023 yılından sonra 2004 yılında da faaliyetlerimiz devam etti. Ben daha çok kadınlara yönelik faaliyetler yapıyorum. Erkekler de bir şeyler yapsın. Kahvehaneye gidip çay, kahve içip sohbet edeceklerine onlar da bir şey yapsın istiyorum” şeklinde ifade etti.

    Her hafta 35 kadınla bir araya geldiklerini vurgulayan Aydoğan, “Kadınlarla derneğimizde her hafta buluştuk. 8 Mart’tan öncesinde deprem anması gerçekleştirdik ardından 8 Mart etkinliği yaptık” dedi.

    “ÜRETİCİ KADINLARA YÖNELİK SERGİLER AÇTIK”

    Ortaca Cemevi olarak, 31 Mart seçimlerinden önce birlik ve beraberliklerini göstermek için kahvaltı düzenlediklerini belirten Erdoğan, “Kadınlar yerel yönetimlerden neler bekliyor başlıklı etkinlik düzenledik. Dernek olarak Ortaca’da aday olan bütün partileri çağırdık. Bu çalışmamız çok güzel ses getirdi. Bütün belediye başkan adayları katıldı ve burada kendilerini ifade ettiler. Kadınların yerel yönetimlerden beklentileri nedir ve neler istiyor şeklinde çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdik” diye belirtti.

    Üretici ev kadınlarına yönelik sergi açtıklarını da belirten Erdoğan, “Kadınların evlerinde ürettiklerini burada sergilemelerini ve satmalarını sağladık. Ben isterdim ki bu tür faaliyetlerimiz haftanın 1 günü değil, 5 gün olsun” şeklinde ifade etti.

    “KÜTÜPHANEYİ AKTİF HALE GETİRİP GENÇLERİ BURAYA ÇEKMEK İSTİYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ortaca Şubesi olarak iyi durumda olduklarının bilgisini de aktaran Erdoğan, “Burada bir kütüphanemiz var. Bu kütüphanemizi aktif hale getirip kütüphaneden yararlanan çocuklarımıza haftada en az 3 gün ücretsiz yemek vermek  istiyorum. Gönüllü hocalar bulup haftanın belirli günlerinde üniversiteye hazırlanacak olan çocuklara ders vermek burada çok güzel olmaz mı? Eğer bir dönem daha görev yaparsam bunu kesinlikle yapacağım” dedi.

    “ÇOCUKLARA YÖNELİK EN AZ BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ KAHVALTI VERMEK İSTİYORUZ”

    Ortaca Cemevi’nin ulaşımı kolay olan ana yola yakın bir yerde olduğunu da belirten Erdoğan, konuşmasının devamında şunları vurguladı:

    “Çocuklar gelsinler, buradan yararlansınlar, ders çalışsınlar, çaylarını içsinler. Öğlen yemeklerini ,gerekirse akşam yemeklerini de yesinler. Böyle olursa buraya çocuklar gençler daha çok gelirler. 1 çocuk 1 çocuğu 2 çocuk 5 çocuğu getirir. Ve ayrıca haftada bir gün Ortaca’da bulunan her köy okulu öğrencilerine sabah kahvaltısı, anasınıfı öğrencilerine bir öğün süt vermek hep kafamdan geçiyor.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • 300 dönümlük diken tarlasını meyve ormanına dönüştürüyor!-VİDEO

    300 dönümlük diken tarlasını meyve ormanına dönüştürüyor!-VİDEO

    PİRHA – Birçok ülkede telekomünikasyon uzmanlığı yapan Ali Kışlak adlı yurttaş, 75 yaşındayken mesleğini bırakıp meyve ormanı kurma fikrinin peşinden gitti. Muğla’da dikenlerle kaplı bir tarla alarak işe koyulan Kışlak, 10 yılın ardından bölgeyi adeta yeşile büründürdü. Ali Kışlak açıklamasında “Sisteme sırtımızı dayamadan çok mutlu, sağlıklı bir yaşam kurabileceğimizi görmek istiyorum” diye konuştu. Kışlak bir gıda ormanı oluşturmayı planlıyor.

    Ali Kışlak, yaklaşık 10 yıl öncesine kadar dünyanın birçok ülkesinde bilgisayar mühendisi olarak çalıştı. “Bir nevi sistemin kölesi olduğumu, kendimi bulmam gerektiğini hissettim” duygusuyla farklı bir yaşam seçtiğini belirten Kışlak, meyve ormanı oluşturmayı amaç edindi.

    Tek başına yaşam süren Ali Kışlak, ilk aşamada Seydikemer İlçesi’nin Kayadibi köyünde dikenlerle dolu 150 dönümlük bir arazi satın aldı. 150 dönüm de devletten arazi kiralayan Kışlak, kolları sıvayıp adeta toprak ile canlıların uyumu için bir mücadele içerisine girdi.

    Yıllar geçtikçe çevrenin bitki örtüsü sarıdan yeşile döndü. Civarın florasında büyük bir değişim sağlayan Ali Kışlak, şimdi gülerek “Kendi kendime bir hapishane yarattım. Burayı artık terk edemiyorum” sözleriyle duygularını paylaştı.

    ÜLKEDE BAŞKA ÖRNEĞİ OLMAYAN PROJE!

    Sabah erken saatte uyanıp işe koyulduğunu belirten Ali Kışlak, her gün bitki ve ağaçların su ihtiyacını karşılıyor. Amacının henüz tam anlamıyla karşılık bulmadığını belirten Kışlak, birçok çeşit ağaç ve bitkinin toprağa tutunması için çabasını sürdürüyor.

    Ali Kışlak, yürüttüğü projenin birçok kişi tarafından ilgi gördüğünü ancak Türkiye’de henüz benzer bir girişimin olmadığını da belirtiyor. Kimi doğaseverlerin, yardım için yanına geldiğini belirten Kışlak, “Buraya yardıma gelenler, romantik doğaseverler, 10 dakikada enerjileri bitiyor. Bu nedenlerle özellikle sigara kullananları buraya almıyorum. İnsanın sağlıklı olması lazım ki doğa da sağlıklı olabilsin. Pratik içerisinde yaşayabildiğim bir felsefe yaratıyorum. Yabancılar, gelip buradaki pratiği öğrenip gidip benzerlerini yaptılar. Türkiye’den böyle kimse olmadı” diye konuştu.

    EROZYONA UĞRAMIŞ BÖLGEDE MEYVE ORMANI YARATTI

    Yerleşim alanından uzak 6 köpek ve üç kediyle birlikte yaşam süren Ali Kışlak, bu zamana dek nar, üzüm, Trabzon hurması, Japon kuru üzümü, keçiboynuzu, gumi ağacı, mersin otu, kanser otu, lavanta gibi birçok ağaç ve bitkiyi toprakla buluşturdu.
    Bugünlerde asmalardaki meyvelerin olgunlaşmaya başladığını belirten Kışlak, “Üzümleri tül ile örtmesem arılar ve kuşlar anında hepsini bitiriyor. O nedenle bir kısmını sarmadım, arılar ve kuşlara bıraktım. Birazını da kendim için sakladım” diye ekledi.

    Ali kışlak, bölgedeki toprak yapısının çok sert olduğunun da altını çizdi. “Kayaları delerek daha çok ilerleyebilen bazı ağaçlara öncelik vermeye çalışıyorum” diyen Kışlak, dut ve incir gibi ağaçların civar bölge için iyi bir tercih olacağına işaret etti.

    “ÇEŞİTLİLİK ZENGİNLİKTİR”

    Birçok tropik bitkilerin yanı sıra egzotik bitkiler de diken Kışlak, yürüttüğü işe dair şu bilgileri paylaştı:

    “Her bitki her yerde yetiştirilebilir, yeter ki o mikro iklimi, doğru ortamı sağlayın. Artık yabani meyve ağaçlarına ağırlık vermeye başladım. Çünkü yabani meyvelerin besin, vitamin, mineral oranları bizim bu kültüre aldığımız meyvelerin kat kat üstünde. Bu nedenle, çevrede oluşan otlar da istediğim bir şey. Çünkü otlar toprağı zenginleştiriyor. Otlar büyüyor, ölüyor ve organik madde olarak toprağın üstünde kalıp haliyle zenginleştiriyor. O da birçok canlıya besin oluyor. Yani bu sürdürülebilir tarımın bir parçası.

    Buraya aklınıza gelebilecek çok değişik meyve ağaçlarını getirip dikiyorum ama yerel örtüyü de bozmadan, birlikte var olmaya çalışıyorum. Bu şekilde karmaşık, herkesin karşılıklı dayanışma ilişkisi içerisinde olduğu bir ekosistem kuruyorum. Tabi meyvesi olmayan ağaçlar da dikiyorum. Her bitkinin muhakkak doğaya katkısı olacaktır. Çeşitlilik zenginliktir.”

    “SAĞLIKLI BİR EKOSİSTEM YARATMAYA GELDİM”

    İnsanların doğayla olan ilişkilerinin zayıfladığına değinen Ali Kışlak, sağlıklı bir ekosistem yaratmak için mücadele yürüttüğüne vurgu yaptı. Kışlak, şöyle devam etti:

    “Aslında kendi yaşamımı iki dönem olarak görüyorum. Birinci dönemi bu yaşamdan çok farklı bir yaşam biçimiydi. Onu tamamen bitirip yok ettim ve çok farklı bir yaşam biçimine geldim diyebilirim. Hayatımızı evrenle birlikte oluşturuyoruz. ‘Neden buradasın?’ diye sorarsanız burada sağlıklı bir ekosistem yaratmaya geldim. Daha önceden orman olan 300 küsur dönümlük bir alan, tarım yapmak için yakılmış, yıkılmış, tamamen tahrip edilmiş bir yerde yeniden ormanlaşmayı sağlamak için buraya geldim, getirildim. Bu yaptığım iş çok beğeniliyor, herkes ‘Çok sağlıklı bir ekosistem yaratıyorsun, çok güzel’ diyor ama kimse benim yaptığımı yapmıyor.

    Doğal tarımın babası diyebildiğimiz Japon Masanobu Fukuoka ‘Doğal Tarımın Yolu Felsefesi ve Uygulaması’ adlı kitabında bahsediyor, insanlar doğayla birlikte yaşamak istemiyorlar’ diyor. Çünkü tembelleştik. Bu sistem bizi çok tembelleştirdi. Önümüze bir sürü kolaylıklar, rahatlıklar sunuluyor ve bunlardan vazgeçip doğa ile yeniden bağ kurmak hiç işimize gelmiyor. Ama bugün insanlık nerede, insanlık ne kadar mutlu diye bakarsak, çok mutlu olunduğunu söyleyemiyorum. Bunun asıl nedeni de doğayla olan bağlarımızı tamamen koparmış olmamız veya doğa ile hiçbir bağ kuramamış olmamızdan dolayı. Doğa ile bütün bağlarını koparırsan beslenme sistemin, bu yediklerin, tükettiklerin nereden nasıl geliyor, arkasından nasıl bir emek var… Dünyadaki tüm canlılar, herhangi bir şekilde kendi aralarında bir ilişki içerisindedirler. Birbiriyle herhangi bir şekilde ilişki kurmayan hiçbir canlı yoktur. İşte bu bağları bizler koparıp tamamen bağımsız kutuların içerisinde, tamamen sanal ortamlarda yaşar duruma düştük. Onun için biraz mutsuzuz.”

    “BU ASLINDA TAM BİR DEVRİMCİLİK, KAPİTALİST DÜZENE BAŞKALDIRI!”

    Ali Kışlak, günümüz koşullarında sağlıklı besine ulaşımın zorluklarına da değinerek, “Sağlıklı besin adına burada bir ilişkiler ağı yaratmak istiyorum. Bu benim için çok keyifli bir şey” dedi.

    Yaptığı işle kapitalist düzene bir başkaldırı içerisinde olduğunu da söyleyen Kışlak, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu aslında tam bir devrimcilik. Perma kültürün babası Bill Mollison’ın bu konuda çok güzel bir sözü var. ‘Sırtını sisteme dayanmış, sistemden beslenen ama sisteme karşı gelen o insanların devrimciliği devrimcilik değildir’ gibi… Eğer sisteme karşıysan o zaman kendi doğru sistemini kur. Bill Mollison, en azından perma kültür, sürdürülebilir yaşam felsefesini kurdu ve dünyanın birçok yerinde artık bilinen bir sistem bu. Ben de kendi çapımda burada başkaldırıyı tırnak içerisinde söyleyelim, sisteme sırtımızı dayamadan çok mutlu, sağlıklı bir yaşam kurabileceğimizi görmek istiyorum. Göstermek demeyelim çünkü öyle bir kaygım yok ama bunun olabilirliğini görmek istiyorum.”

    “EVREN, BÖYLE BİR RESİM YAPACAKSIN DEDİ”

    Ali Kışlak, 10 yıllık süreçte ne oranda bitki ve fidan diktiği konusunda sayı vermenin zor olduğunu da sözlerine ekledi. “Önemli olan husus, bitkilerin cinsleri ve işlevleri” diyen Kışlak, şöyle devam etti:

    “Burası daha önceden yakılmış yıkılmış bir yer. Tarla sürülüp yıllarca arpa, buğday ekilmiş ve erozyona uğramış. Hep sürüldüğü için verimli toprak kaybolmuş. Yani toprağın canlılığı gitmiş. Bunu yeniden oluşturmak çok zaman alıyor ve işte burada hangi bitkiler nasıl dikilir, böyle bir oyun oynuyorum. Ama doğayla uyumlu bir halde çalışırsan eğer bu toprak bu ekosistem, kendi gübresini, azotunu kendisi üretebiliyor. Kısacası bazı bitkiler var, o bitkilerin köklerinde bazı bakteriler var ve onlar havadaki serbest azotu alıp bitkinin kullanabileceği şekle dönüştürüyor. Örneğin yalancı akasya ya da iğde ağacı, havadaki azotu alıp toprağın altındaki bitkilere veriyor.

    “GIDA ORMANI OLUŞTURACAĞIM”

    Kısaca hedefim, amacım nedir şöyle söyleyeyim: Şimdi burada bir gıda ormanı oluşturacağım. Toprak çok önemli diyoruz. Dünyadaki hızla büyüyen nüfusa göre toprak oranı azaldıkça toprak çok değerleniyor. Burası 300.000 metrekare, binlerce ağaç, bitki, çalı koymamız lazım ki tamamen bu alan kaplansın. Hedef o. Yani binlerce bitkinin buraya dikilmesi gerekiyor. Bunu başlattık ama bir süre sonra kuşların, böceklerin değişik hayvanların ve rüzgarın yardımıyla kendiliğinden bir şeyler de çıkmaya başladı ve başlayacak. Örneğin sincaplar buradaki değişik meyveleri alıp bir yerlere taşıyor. Benim kurmak istediğim o resmi ben tek başıma kurmuş olmayacağım. Evren beni buraya getirip böyle bir resim yapacaksın dedi ve elime çok verimsiz bir toprak verdi.

    AVRUPA’DA KARŞILIK BULAN UYGULAMA TÜRKİYE’DE YASAK!

    30 Küsur yıl önce Türkiye nüfusunun %70’i kırsalda köylerde yaşarken şimdi Türkiye nüfusunun %70’i kentlerde yaşıyor. Ve şehirlere göç hızla devam ediyor. Çünkü tarım artık işe yaramıyor, kazanım olmuyor ve zor iş. Ayrıca pandemi oldu, doğuda bir deprem yaşandı. Böyle bazı nedenler yüzünden birçok insan da kırsala dönmek istiyor. Ama kent insanı kırsala döndüğü zaman küçük bir arazi alıp ev yapıp yaşıyor, yani kent yaşamının konforunu da köye getiriyor. Bu kişilerin bir şey üretme alışkanlığı, tecrübesi de yok. Ormansızlaşma, orman alanlarını yakıp, yıkıp yeni tarım arazileri açmak sadece bizim ülkemize özgü bir olay değil. Dünyanın birçok yerinde bu durum var. Onun için batı dünyası, tarım alanlarını korumak için devletten çiftçilere çok büyük destekler verilerek ‘eko turizm’ diye bir olgu oluşturdu. Örneğin ilaç, gübre kullanmadan sebze meyve yetiştireceksin ve o ürünlerini ya satacaksın veya insanlar gelip oralarda kalacak. Bu durumda doğa ile bir bağ kurabiliyorsun.
    Şimdi maalesef şehirlerde bilmem hangi binanın kaçıncı katında doğup, büyüyüp, hayatında bir tavuk dahi görmeyen, bir patatesin, domatesin nereden geldiğini bilmeyen çocuklar var. Doğa ile bağları zaten tamamen kopuk halde dünyaya geliyorlar. İşte kırsal turizm dediğimiz bir olay var. Avrupa’da yüzbinlerce bu türde çiftlikler kurulmuş durumda ve devletler güzel bir şekilde destekliyor. Türkiye’de ise buna izin verilmiyor. Yapılaşma olacağı için mevzuat, ‘Tarım alanına hiçbir şey yapamazsın. Bir masa, sandalye kuramaz, işletme açamazsın’ diyor. Ben de buraya bir proje yazdım ama ‘yapamazsın’ dediler. Çünkü burası bir tarım alanı. Avrupa bu konuyu aşmış ve muazzam bir şekilde tarım alanlarını koruyor. Keşke biz de Türkiye’de binlerce eko turizm çiftlikleri açabilsek ve şehre göçü bir nebze önleyebilsek.”

    Eren GÜVEN/MUĞLA

  • Muğla’da entegre çimento fabrikasına karşı yürüyüş; 167 kuruluştan destek-VİDEO

    Muğla’da entegre çimento fabrikasına karşı yürüyüş; 167 kuruluştan destek-VİDEO

    PİRHA- Menteşe ve Yatağan ilçelerine bağlı Bayır ve Deştin mahallelerinin ortak sınırında kurulmak istenen entegre çimento fabrikası kurulmak istenmesi tepkilere neden oluyor. Çevreciler “Deştin Çayı özgür akacak” sloganıyla yürüyüş yaparken, 167 sivil toplum kuruluşu ve meslek örgütü, yaşam alanlarına kurulmak istenen çimento fabrikasına karşı olduklarını belirterek imza verdi. 

    Muğla’nın Menteşe ve Yatağan ilçelerine bağlı Bayır ve Deştin mahallelerinin ortak sınırında kurulmak istenen entegre çimento fabrikasına karşı mücadele sürüyor.

    Deştin Çevre Platformu üyeleri sokağa çıkarak “Deştin Çayı özgür akacak” sloganıyla yürüyüş yaptı.

    Bu arada 167 sivil toplum kuruluşu, meslek örgütleri bir açıklama yaparak, saldırıların hedefinde olan Deştin Çevre Platformu üyelerinin yanında yer aldıklarını duyurdu.

    167 kuruluş şu açıklamayı yaptı:

    “Aşağıda imzası olan sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri olarak kamuoyuna bütün açık yürekliliğimizle duyururuz ki; kâr hırsıyla gözleri dönmüş bir avuç sermayedarın yaşam savunucuları için yürüttüğü kirli iftira kampanyasını kınıyor, saldırının hedefine konulan onurlu Deştin Çevre Platformu üyelerinin yanında yer alıyoruz.
    Ülkemizin her köşesinde ve ilimiz Muğla topraklarında yer altı ve yer üstü varlıklarına göz dikmiş, bu uğurda sularımızı, havamızı kirleten; yaşamımızı yok eden zalimlerin çabaları boşunadır. Çünkü biz yaşam hakkını savunanların, halkın yanındayız…
    Türlü maskeler ardına saklanan kalemler, gazeteci kılığına bürünmüşler eliyle yazdırdığınız yazılar, yalan haberler, bu ülkenin onuru olmuş yaşam savunucularına yönelik karalama çabalarınız güneşi balçıkla sıvamaya benziyor.
    Deştin-Bayır köylüleri başta olmak üzere binlerce insan çimentonun grisine karşın zeytinin yeşili için on yıllardan beri mücadele vermekte. Ormanın canevine kurulmak istenen çimento fabrikası karşısında hukuk yoluyla haklarını aradıkları mahkemeler son kararı vermiş, çimento fabrikasının doğayı, yaşamı yok edeceğine hükmetmiş ve kapısına kilit vurmuştur.
    Hukuk yoluyla defalarca yenilen sermaye, davamızı savunan iki avukatı da dahil ettiği karalama kampanyaları ile bizi birbirimize düşürmeye, 30 yıllık yoldaşlığımızı bozmaya, böylece bu mücadeleyi çökertmeye çalışıyor. Bu oyunu görüyor ve ifşa ediyoruz. Ancak bilin ki karalama kampanyanızın halkın bağrında yer tutmuş arkadaşlarımızla daha da kenetlenmemiz dışında bir etkisi yoktur. Arkadaşlarımızın yaşamı savunmak uğruna katlandıkları fedakarlığa yalnız bizler değil Deştin’in dereleri, Kaz Dağları’nın sincapları, Akbelen’in kuşları tanıktır.
    Tekrarlamaktan onur duyuyoruz:
    Hepimiz Haluk Özsoy’uz, Nuray Şahbudak, İsmail Şener, Kadriye Tuncaelli, Mustafa Tuncaelli, Ferah Gümüşüz’üz.
    Dostların arasında, doğanın tarafındayız…”

    İmza veren kuruluşlar:

    1. MUÇEP
    2. Disk Dev Yapı İş
    3. Van Çevder
    4. Dalyan Turizm Kültür ve Çevre Koruma Derneği
    5. Türkiye İşçi Partisi Muğla İl Örgütü
    6. Akdeniz Yeşilleri Derneği
    7. GAS.DER (Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği
    8. Adana Ekoloji Platformu
    9. Birlikte Yaşam Evi Derneği (Datça)
    10. Türkiye Görme Engelliler Derneği Muğla Şubesi
    11. Muğla Yeşil Yaşam Derneği
    12. Yeşil Sol Parti Muğla İl Örgütü
    13. Marmaris Halk Tiyatrosu
    14. 2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi
    15. DEM Muğla İl Örgütü
    16. Emek Benim Kadın Derneği
    17. Kalimerhaba Kültür ve Sanat Derneği
    18. İnşaat İşçileri Sendikası
    19. Burhaniye Çevre PLATFORMU
    20. Ekoloji Birliği
    21. İkizdere Dernekler Federasyonu
    22. Validebağ Direnişi
    23. Acıbadem Direnişi
    24. Türkiye Komünist Partisi Muğla İl Örgütü
    25. Ekoloji Birliği Kadın Meclisi
    26. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
    27. Bayır Çevre Komitesi
    28. Yaşam ve Dayanışma Yolcuları
    29. Yeşil Direniş Gazetesi
    30. Karınca Kardeşleri Platformu
    31. Sol Parti Muğla İl Örgütü
    32. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)
    33. Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DACE)
    34. Bakırtepe Çevre Platformu
    35. Malatya Çevre Platformu
    36. Muğla Karya Kadın Derneği
    37. Mardin ÇEVDER
    38. Yeşilırmak Tozanlı Çevre Platformu
    39. Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi
    40. Marmaris Kent Platformu
    41. Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Ekoloji Meclisi
    42. Marmaris Kent Konseyi
    43. Milas 78’liler
    44. Ayvalık Tabiat Platformu
    45. Samandağ Ekoloji Grubu
    46. İklim Adaleti Koalisyonu
    47. Doğanın Çocukları
    48. İkizköy Çevre Komitesi
    49. Disk Emekli Sen Ege Bölge Temsilciliği
    50. Pir Sultan Abdal Derneği Muğla Şubesi
    51. Tüm Emeklilerin Sendikası Muğla Şubesi
    52. Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu
    53. Milas Kent Konseyi
    54. Artur Çevre Platformu (ARÇEP)
    55. Datçanın Anarşist Kurbağaları
    56. HDK Ekoloji Meclisi
    57. Validebağ Savunması
    58. Güllük Körfezi Koruma Platformu
    59. Dem Parti Ekoloji ve Tarım Komisyonu
    60. Milas Yurttaş İnisiyatifi
    61. Sinop Nükleer Karşıtı Platform (Sinop NKP)
    62. Sinop Nükleer Karşıtı Platform Derneği (SNKPDER)
    63. Milas Disk Sosyal İş
    64. Pir Sultan Abdal Derneği Datça Şubesi
    65. Eko Anarşistler
    66. haberveinsan.com Haber Sitesi
    67. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Muğla İl Temsilciliği (SYKP)
    68. Kdz. Ereğli Çevre Platformu (KERÇEP)
    69. Eskişehir Çevre Derneği (ESÇEVDER)
    70. DİSK/Dev.Maden-Sen. Muğla Temsilciliği
    71. Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubu
    72. Eğitim sen Marmaris Temsilciliği
    73. Yeşil Sol Parti
    74. Dayanışma Datça
    75. Diyarbakır Çevre Gönüllüleri Derneği
    76. Dağ Taş Aş Bizim Platformu
    77. Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
    78. KUŞADASI Çevre Platformu
    79. Söke Çevre Platformu (SÖKEÇEP)
    80. Çeşme-Yarımada Çevre Derneği
    81. İkizdere Çevre Derneği
    82. İzmir Yeşil Gelecek Derneği
    83. KESK Ankara Şubeler Platformu
    84. Dalyan Derneği
    85. 2021 Tüm Emekliler Sendikası Datça Şubesi
    86. Eğitim SEN Marmaris Temsilciliği
    87. Büyük Menderes İnisiyatifi (BMİ)
    88. Bursa Su Kollektifi
    89. Adaların Atları Platformu
    90. Bodrum Kent Konseyi Çevre ve Ekoloji Meclisi
    91. Bodrum Savunması
    92. Muğla Alternatif Yaşam Atölyeleri (MAYA)
    93. Kırıkhan Kültür Sanat Derneği
    94. Gümüşlük Forum
    95. Aydın Ekoloji ve Yaşam Platformu (AYEP)
    96. Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği
    97. Mimarlar Odası Muğla Şubesi
    98. Pir Sultan Abdal Derneği Marmaris Şubesi
    99. SES Muğla Şubesi
    100. Gökova Sürekli Eylem Grubu
    101. Gökova Ekolojik Yaşam Derneğini (GEYDER)
    102. Kuşadası Kadın Platformu
    103. Emek Partisi Muğla İl Örgütü
    104. Emek Partisi Bodrum İlçe Örgütü
    105. Muğla Su İnisiyatifi (MSİ)
    106. Muğla Tabip Odası
    107. Muğla Verem Savaş Derneği
    108. Fethiye Kent Konseyi
    109.  Tüm Emeklilerin Sendikasi
    110. Köyceğiz Çevre ve Doğayı Koruma Derneği
    111. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi
    112. İHD Genel Merkez Afet ve Ekoloji Komisyonu
    113. Tüm Bel-Sen Muğla Şubesi
    114. ÖHD Ekoloji Komisyonu
    115. Ekolojik Savunma Ağı
    116. Zilan Ekoloji
    117. Bodrum Çevre Platformu
    118. Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı (TÜLOV)
    119. Eğitim Sen Bodrum Temsilciliği
    120. Karadeniz İsyandadır Platformu
    121. KESK Muğla Şubeler Platformu
    122. Çeşme Yarımada Çevre Derneği
    123. Memleket Partisi Muğla Teşkilatı
    124. Antalya Vegan Platformu
    125. Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi
    126.  Biz LGBTIQ+ İnisiyatifi
    127. Güzelbahçe Çevre Derneği (GÜLDER)
    128. Şezlongsuz Datça inisiyatifi
    1. Özgür Kıyılar Bodrum İnisiyatifi
    2. Tarım Orkam-Sen Muğla Şubesi
    1. Ziraat mühendisleri odası Aydın şubesi
    2. Ziraat mühendisleri odası Muğla şubesi
    3. Datça Demokrasi Platformu
    1. Burgazada Orman Gönüllüleri Platformu
    2. Antalya Ekoloji Ağı
    3. Phaselis İnisiyatifi
    4. Eğitim Sen Köyceğiz Şubesi
    5. Aydın Ekoloji ve Yaşam Platformu
    6. Bodrum Kent Konseyi Dirmil Çalisma Grubu
    7. Gümüşlük Çevre ve Sanat Derneği
    8. Kazdağları İstanbul Dayanışması (KİD)
    9. Datça Kent Konseyi
    10. Datça Kadın Platformu
    11. DEM Parti İzmir İl Örgütü
    12. Türkiye Ormancılar Derneği Muğla Temsilciliği (TOD)
    13. Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği
    14. Çevre Dostu Platformu
    15. İasos Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği
    16. Bergama Çevre Platformu
    17. Çiğli Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği
    18. Turgutlu Çevre Derneği
    19. Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Örgütü ve İlçe Örgütleri
    20. Menteşe Kent Konseyi
    21. Cumhuriyet Halk Partisi Yatağan İlçe Örgütü
    22. Datça Kültür Sanat Dayanışması
    23. Sosyal Araştırmalar Vakfı
    24. Mezopotamya Ekoloji Hareketi
    25. Datça Çevre ve Turizm Derneği (DAÇEV)
    26. Muğla Barosu
    27. Atatürkçü Düşünce Derneği Muğla Şubesi
    28. Yeşil Yaşam İnisiyatifi
    29. Bodrum Yurttaş İnisiyatifi
    30. Muğla Karabağları Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği
    31. Mandalya Çevre Platformu
    32. Zonguldak Çevre Koruma Derneği
    33. İzmit Yerel Gündem 21 Geliştirme ve Proje Üretim Uygulama Kooperatifi
    34. Doğa Derneği

    PİRHA/MUĞLA

  • İkizköylülerden Akbelen için dayanışma çağrısı-VİDEO

    İkizköylülerden Akbelen için dayanışma çağrısı-VİDEO

    PİRHA- İkizköylüler, Akbelen Ormanı’nın kesim izninin uzatılmasına karşı açtıkları iptal davasının 13 Haziran’da görülecek duruşmasına katılım çağrısı yaptı. 

    Muğla’nın Milas ilçesi bağlı İkizköy sakinleri Akbelen Ormanı’nın kesim izninin uzatılmasına karşı açtıkları iptal davasına katılım çağrısı yaptı. İkizköylü yurttaşlar, yayınladıkları videolarla 13 Haziran’da Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmaya katılım çağrısı yaptı. Çektiği videoyla sesini duyurmaya çalışan İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Akbelen için 5 yıldır mücadele ettiklerini hatırlattı. 24 Temmuz 2023’te tüm direnişe rağmen Akbelen Ormanı’nın kesildiğini anımsatan Işık, eylemler sürecinde kendilerine uygulanan baskıları hatırlatarak buna rağmen mücadeleyi bırakmadıklarını söyledi.

    Şimdi ise bu mücadelenin davasının görüleceğini belirten Işık, herkesi dayanışmaya çağırarak:  “Şu an Akbelen oyuluyor, dinamitler patlatılıyor, su kaynaklarımız yok oluyor, zeytinliklerimiz, hayvanlarımız, sebzelerimiz tozun içinde. Buna rağmen bu köyden gitmemek için inat ediyoruz. Herkesi bu sesi yükseltmeye 13 Haziran’da Muğla 1’inci İdare Mahkemesi önüne bekliyoruz” çağrısı yaptı.

    “DOĞAMIZI SAVUNMAK SUÇ MU?”

    İkizköylü Aytaç Yakar da çektiği videoda, çam ağaçları için verdikleri mücadeleye herkesi beklediklerini söyledi. Havasını, suyunu, toprağını seven herkesten destek beklediklerini belirten Yakar, “55 yaşına kadar görmediklerimi son 1 yılda gördüm. Jandarmanın, biber gazının ne olduğunu bilmezdim. Ama toprağımı savunduğum için bunları öğrendim. Doğamızı savunmak suç mu?” diye sordu.

    SARICA: BAŞVURU HUKUKSUZ

    Davanın avukatlarından İpek Sarıca ise orman kesim izninin 28 Aralık 2021’de bittiğini hatırlattı. Yürütmeyi durdurma iptal edilmesi kararlarının yapılacak işlemin geriye dönük zararlarını önlemek için alındığını kaydeden Sarıca, “İznin bitiş tarihinden önce Orman Bölge Müdürlüğü’ne başvuru yapılması gerekiyor. Fakat bu izin ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı varken, şirket kesim için başvuru yapmış. Müdürlük ise başvuruyu alıyor ve işlem yapmadan askıda bekletiyor. Başvuru konusu hukuksuz bir işlem ve bu işleme dayanarak kesim iznini uzatma kararı veriliyor. O kararla Akbelen Ormanı katledildi ve eko-kırım suçu işlendi. Duruşmada bu iznin iptal edilmesini isteyeceğiz. Doğaya, geleceğe ne kadar saygı duyulduğu bu duruşmada belli olacak. Bu hukuksuzluğa karşı hep birlikte olmak gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/MUĞLA

     

     

  • Bakanlık onaylarsa üç ilde binlerce ağaç kesilecek, Kuzey Ormanları da hedefte

    Bakanlık onaylarsa üç ilde binlerce ağaç kesilecek, Kuzey Ormanları da hedefte

    İstanbul’da Kuzey Ormanları vahşi madenciliğin hedefinde. HD Agrega Madencilik, Çatalca’da kalker ocağı işletmek için başvuru yaptı. Madene en yakın yerleşim yeri 795 metre mesafede bulurken, en yakın konut ise 25 metre mesafede.

    Ormanlık ve tarım arazilerinde güneş enerji santralı, (GES), hidroelektrik santralı (HES) ve rüzgâr enerji santralı (RES) çalışmaları devam ediyor.

    Cumhuriyet’ten Şeyda Öztürk’ün haberine göre, Almanya merkezli Enercon’un alt şirketi En 2 Rüzgar Enerjisi Yatırım Anonim Şirketi, Muğla Milas ve Aydın Karpuzlu’yu kapsayan RES için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Nisan 2022’de başvuruda bulunmuştu. Bakanlık, gerçekleştirilen inceleme değerlendirme komisyonundan (İDK) sonra nihai kararı alındığını açıkladı. Bununla birlikte çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu son haliyle bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nde görüşe açıldı. Bu sürecin ardından onay alacağı düşünülen projeyle birlikte önemli doğa alanı ve ormanları kapsayan alanlara 18 türbin dikilecek. Çalışmalar karaçam, kızılçam, fıstıkçamı ve makilerin bulunduğu alana yapılacak. Şirket bu projesi için 189 milyon TL harcarken 6 bin 590 ağacı da kesecek.

    Bu ağaçları keserken “Seçilen alanda minimum habitat kaybı ve minimum ağaç kesimi olacak şekilde planlanmıştır” açıklaması yapan şirkete Orman Genel Müdürlüğü ise “Sakınca yoktur” dedi.

    EDİRNE’DEKİ RES İÇİN SONA GELİNDİ

    Benzer bir şekilde Edirne’deki RES projesi için de sona yaklaşıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Bir Erdoğan daha gelmez” diyen Fevzi Reis’in şirketi Reis RS Enerji, Lalapaşa’daki tarım ve orman arazilerinden oluşan alanda çalışmalara başlayacak. Projeye ilişkin halkın katılımı toplantısı 10 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. Ardından İDK süreci devam edecek olan proje onaylanırsa 2 bin 598 hektarlık alanda etkili olacak.

    Türkiye üzerinden geçen kuş göç yollarının üzerinde kalan alana 19 türbin dikilecek. Şirket bu projesi için 900 milyon TL harcayacak. Projenin türbinleri en yakın konuta 250 metre olacak. Şirket aynı zamanda iktidarın gözde isimlerinden iş insanı Mehmet Cengiz’in de içerisinde bulunduğu sermayenin hedefi halindeki Rize İkizdere’de de çalışma yürütmek istiyor. “Doğal sit sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” içerisinde kalan alanda hidroelektrik santralı (HES) yapmak için sırada bekliyor.

    KUZEY ORMANLARI DA HEDEFTE

    Uzmanların tüm uyarılarına karşın İstanbul’un temiz hava ve su kaynağı olan Kuzey Ormanlarında çalışmalar devam ediyor. Son olarak Çatalca mevkiinde 71.22 hektarlık maden ruhsatı olan HD Agrega Mandencilik, bunun 26.30 hektarında kalkar ocağı işletmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulunmuştu. Şirketin projesine ilişkin halkın katılımı toplantısının 13 Mayıs’ta yapılacağı duyuruldu. Bununla birlikte 42 milyon 345 bin TL’lik proje onaylanırsa ağaçsız orman, mera ve ziraat alanına maden kurulacak. Yıllık 1 milyon 800 ton kalker üretimi yapılacak olan alandan, 200 bin ton da inşaat atığı olan pasa çıkacak. Cevher patlatma işlemi yapılmayacak olan alanda iş makineleriyle kazı yapılacak. Madene en yakın yerleşim yeri 795 metre mesafede bulurken, en yakın konut ise 25 metre mesafede.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP, Ege’nin 8 ilinde önde

    CHP, Ege’nin 8 ilinde önde

    PİRHA- CHP, Ege bölgesinde tüm il belediyelerde önde olurken, AKP ve MHP’li ilçe belediyelerini de ellerinden aldı. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Ege bölgesinde tüm illerin belediye başkanlıklarını kazandı. 31 Mart 2019’da bölgede İzmir, Aydın ve Muğla’da büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanan CHP, bu seçimde AKP ve MHP’nin kazandığı il merkezi ile büyükşehirleri de aldı.

    Resmi olmayan sonuçlara göre Denizli Büyükşehir’i AKP, Manisa Büyükşehir’i MHP’den alan CHP, Uşak ve Afyon kent merkezlerini AKP, Kütahya il merkezini ise MHP’den aldı. Bu kentlerde oylarını büyük oranda arttıran CHP aynı zamanda Manisa ve Denizli’de AKP ve MHP’li ilçe belediyelerinin de büyük çoğunluğunu kazandı.

    Öte yandan CHP İzmir’de de AKP’de bulunan Bergama, Kınık, Kiraz ve Bayındır ilçeleri ile Muğla’da Dalaman, Yatağan, Ula ve Köyceğiz ilçeleri ile MHP’li Fethiye ve Ortaca belediyelerini kazandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Üniversite rahat durmadı; Akademisyen Gözde Özdikmenli yeniden ihraç edildi

    Üniversite rahat durmadı; Akademisyen Gözde Özdikmenli yeniden ihraç edildi

    PİRHA-2017 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edildikten 6 yıl sonra görevine iade edilen Akademisyen Gözde Özdikmenli Karataş, yeniden ihraç edildi. Üniversite, Özdikmenli Karataş’ın yeniden ihraç edilmesi talebiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurmuştu. 

    15 Temmuz 2016’da darbe girişimin ardından KHK ile binlerce kamu emekçisi mesleklerinden ihraç edildi.
    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden de toplam 6 Barış İmzacısı akademisyen Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildi. Bu akademisyenlerden biri de Akademisyen Gözde Özdikmenli Karataş’tı.

    2017 yılında KHK ile ihraç edilen akademisyen Gözde Özdikmenli Karataş, verdiği hukuk mücadelesi sonrasında görevine 8 ay önce iade edilmişti. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Psikoloji Bölümünde Yardımcı Doçent olarak çalışan Gözde Özdikmenli Karataş, 2017 yılında Barış Bildirisi’ni imzaladığı için Kanun Hükmünde Kararname ile işten çıkarılmıştı, 2023 yılında Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı ile görevine başlamıştı.

    Ancak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yeniden ihraç talebiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme Gözde Özdikmenli Karataş’ın yeniden ihraç edilmesine karar verdi.

    Özdikmenli Karataş, üniversitedeki görevinden ikinci kez ihraç edildiğini bu sabah öğrendi.

    “MÜCADELEYE DEVAM”

    Gözde Özdikmenli Karataş, sosyal medya hesabından “Yarın son dersime girip Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ndeki görevimden ayrılmak zorunda bırakılıyorum. Sekiz ay da olsa tekrar akademiye dönmek güzeldi. Mücadeleye devam” dedi.

    PİRHA/MUĞLA

    İLGİLİ HABERLER

    KHK ile ihraç edilen Gözde Özdikmenli görevine iade edildi; 6 yıl hiç kolay geçmedi

  • Akbelen’de acele kamulaştırma kararına tepki: Toprağımız peşkeş çekiliyor-VİDEO

    Akbelen’de acele kamulaştırma kararına tepki: Toprağımız peşkeş çekiliyor-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı etrafındaki tarım arazileri için “Acele kamulaştırma” kararına tepki gösteren köylüler, direneceklerini belirterek, “Bize, ‘kamu yararı’ diyorlar. Hayır, kamu yararı temiz hava, toprak ve sudur” mesajı verdiler. Köylüler ayrıca 17 Mart’ta Akbelen’de gerçekleşecek buluşmaya katılım çağrısında bulundu.

    Muğla Milas’ta bulunan Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali’nin kömür sahasını genişletmek için Akbelen Ormanı çevresinde verilen “Acele kamulaştırma” kararına tepki gösteren köylüler basın açıklaması yaptı.

    “TOPRAĞIMIZ ŞİRKETLERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Köylülerden Nejla Işık, 5 yıldır madene karşı hava, su toprak mücadelesi yürüttüklerini belirterek, “Toprağı madene dönüştüren şirketlere peşkeş çektiler. 5 senedir bütün saldırılarına karşı direndik, geri adım atmadık. Bundan sonra da mücadelemizi sürdüreceğiz. Bize, ‘Kamu yararı’ diyorlar. Hayır kamu yararı temiz hava, toprak ve sudur.  Buradaki tarım arazileri olmazsa Cumhurbaşkanı sarayda ne yiyecek? Bu karar zeytini koruyan yasalara ve tarıma bir darbedir. Ama biz bu mücadeleyi bırakmayacağız. Bu kararlara karşı davalar açacağız” dedi.

    AKBELEN BULUŞMASINA ÇAĞRI: HERKES TOPRAĞINA SAHİP ÇIKSIN

    17 Mart’a Akbelen’de yapacakları buluşmayı da hatırlatan Işık, “Akbelen’de bu mücadeleyi bırakmadığımızı madene verecek toprağımız olmadığını söylemek için buluşuyoruz. Bütün siyasi partileri, toprağını sevenleri, muhtarları, muhtar adaylarını, köylüleri, herkesi buraya çağırıyoruz. Herkes gelsin toprağına sahip çıksın. Biz bitti demeden bitmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “BU ŞİRKETİ YENECEĞİZ”

    Köylülerden Esra Işık da köylülerin bütün baskılara karşı üretmeye ve toprağına sahip çıkmaya devam ettiğini vurguladı.

    Kamulaştırma kararının sürpriz olmadığını belirten Işık, şunları kaydetti:

    “Biz beş senedir şirketin tehdidi ile karşı karşıyayız. Önce 17 bin TL ile almak istedikleri arazilerimize 250 bin TL teklif ettiler. Biz yine kabul etmedik. Çünkü bu topraklar atalarımızdan miras ve karşılığı yok. Ama şirket ‘bana kendi rızanla bu topraklar vermezseniz kamulaştırılınca görürsünüz’ diyerek tehdit etti. Şimdi de ‘kamu yararı’ denilerek bu karar verildi.  Ama gerçek kamu yararı üretim ve onu yapan köylüdür. Biz bu haklı yolda yürümeye devam edeceğiz ve güçlenerek bu şirketi yeneceğiz.”

    Köylülerden Aytaç Yakar ise “Ben burada zeytin üretiyor ve yiyorum, kömürü ne yapacağım. Benim evimi de yaksalar buradan çıkmayacağım” dedi.

    PİRHA/MUĞLA

  • PSAKD Milas Cemevi ve Kültür Merkezi yoğun katılımla açıldı

    PSAKD Milas Cemevi ve Kültür Merkezi yoğun katılımla açıldı

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Milas Cemevi ve Kültür Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı.

    Muğla Milas Hacı Abdi Mahallesi Çavdar Sokak adresinde inşa edilen Milas Cemevi ve Kültür Merkezi açılışı yapıldı. Açılışa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Milas Belediye Başkan Adayı Fevzi Topuz, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Milas Şube Başkanı Seyfettin Metin, Milas Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

    “ÇOK BEDELLER ÖDEDİK”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise Alevi toplumunun ülkenin demokratikleşmesi için çokça bedel ödediğini söyleyerek, “Bugünlere kolay gelmedik. Bu ülkenin bugünlere gelmesinde herkes kadar katkı sunan biz Aleviler, bu uğurda çok bedeller ödemek zorunda kaldık. Çektiğimiz her acıya rağmen inadına birlikten yana olduk. İnadına beraber dostça kardeşçe bir yaşamdan yana olduk. Laiklikten, demokrasiden yana olduk. Bu varlık alemi içerisinde biz sadece ve sadece bir zerreyiz. Bunu ibadetlerimize yansıtıyoruz. Vermiş olduğumuz zor bedeller sonrasında nihayet büyükşehirlerde, ilçelerde ibadethane haklarımızı kazandık. Her ne kadar yasalara yazmadılarsa da her ne kadar cemevleri anayasada ibadethane olarak belirtilmese de bizim mücadelemiz bitmeyecek” dedi.

    Konuşmaların ardından Dertli Divani’nin seslendirdiği deyişler sonrasında semahlar dönüldü. Milas Cemevi kesilen kurdeleler sonrasında hizmete açıldı.

    PİRHA/MUĞLA

     

  • Şimşek: Aleviler Hızır’ı nasıl karşılıyorsa Tahtacılar olarak bizde öyle karşılarız-VİDEO

    Şimşek: Aleviler Hızır’ı nasıl karşılıyorsa Tahtacılar olarak bizde öyle karşılarız-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin Hızır’ı nasıl karşılıyorsa kendilerinin de öyle karşıladığını ifade eden Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi Başkanı Tahtacı Alevi Hasan Şimşek, “Hızır ayında perşembe akşamları çörek yapılır mahallede dağıtılır. Hızır ayı bitinceye kadar ibadet yapılır, ondan yardım istenir” dedi.

    Fethiye Alevi Cemevi Derneği Başkanı Hasan Şimşek, Hızır ayının Alevi inancındaki yerine dair PİRHA’ya konuştu.

    “HIZIR AYI BİTİNCEYE KADAR İBADET YAPILIR”

    Tahtacılar Türkmen Alevileri olarak sıkıştıklarında Hızır’dan yardım istediklerini belirten Hasan Şimşek, “Hızır’ı tabii ki karşılarız. Eskilerde inançlar daha farklıydı. Hızır ayında Perşembe akşamları çörek yapılır Hızır ayı bitinceye kadar ibadet yapılır ondan yardım istenir” diye belirtti.

    “HIZIR’I ALEVİLER NASIL KARŞILIYORSA BİZDE ÖYLE KARŞILARIZ”

    Aleviler Hızır’ı nasıl karşılıyorsa kendilerinin de öyle karşıladığını söyleyen Şimşek, “Perşembe günü mahallede çocuklara, çöreği dağıtır, akşam yapılacak ceme yaptığımız çörekleri götürürüz. Biz gözle görmediğimizi ibadetle karşılarız” dedi. Hızır ayının kutsal olduğunu da vurgulayan Şimşek, “Tahtacı Alevileri olarak Hızır’ı biliriz yardım istediğimizde yetişecek diye düşünerek her Cuma akşamı ibadet yapılır” diye belirtti. Hızır ayında yapılan ritüellerin geçmişte daha farklı yapılmış olabileceğini de kaydeden Şimşek, “Şimdi yok artık. Yozlaştırdılar bizi” diyerek tepki gösterdi.

    FETHİYE’DE SAHTE DEDELER BİZLERE ÇOK ZARAR VERDİ”

    Fethiye’ye sahte dedelerin geldiğini, yanlış hareketler yaptığını vurgulayan Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi Başkanı Hasan Şimşek, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bu yanlış hareketleri içimizdeki insanlar çekemedi. O sahte dedeler kendilerine hizmet ettirdiler, ibadet şekillerini değiştirdiler. Mantığa uymayan bazı hareketleri içimize soktular. Aleviliği yürütmek için bu zamana kadar savaştık.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Şimşek: Dedemiz yok, Hakk’a yürüyen canımızın erkanını cami hocası yürütüyor-VİDEO

    Şimşek: Dedemiz yok, Hakk’a yürüyen canımızın erkanını cami hocası yürütüyor-VİDEO

    PİRHA- Fethiye Alevi Kültür Derneği/ Cemevi Derneği Başkanı Hasan Şimşek, dede olmadığı için cenazelerin cami hocasının duaları eşliğinde kaldırıldığını söyledi. Şimşek, Hakk’a yürüme erkanını çok iyi yapabilecek bir dedeye ihtiyaçları olduğunu kaydetti. 

    Fethiye Alevi Kültür Derneği/Cemevi Derneği Başkanı Hasan Şimşek, Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

     “HAKK’A YÜRÜYEN CANLARIMIZI 20 YILDIR CAMİDEN GELEN HOCALARIN DUALARIYLA SIRLIYORUZ”

    Fethiye’de dede olmadığı için 20 yılıdır camiden gelen hocalarla cenaze erkanlarını yürüttüklerini belirten Hasan Şimşek, “Bizim içimizde ‘Türkçe surelerle Hakk’a yürüyen canlarımızı sırlamamız gerekiyor’ diyen olduğunda yönetim kurulunda bulunan öğretmen emeklisi Zeki Tunca arkadaşımız erkan yürütüyor. Arkadaşımızın bilgileri tam olmadığı için insanların %95’i cami hocasıyla cenazelerini sırlamak istiyor” şeklinde ifade etti.

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANINI ÇOK İYİ YAPABİLECEK BİR DEDEYE İHTİYACIMIZ VAR”     

    İnsanları ikna edebilecek çok bilgili bir dedeye ihtiyaçları olduğunu belirten Şimşek, “Hakk’a yürüyen canımızın sırlama erkanlarını yapmadan evvel okunacak her duanın Türkçe anlamını anlatacak, sırlama yaptığında ‘işte bu’ dedirtecek bir dedeye ihtiyacımız var” dedi.

    Eskiden cenazeleri olduğunda radyolarını açmadıklarını, sazlarını bağlayıp bir hafta boyunca saz çalınmadığını belirten Şimşek, şöyle devam etti:

    “Hakk’a yürüyen bir canımız olduğunda cenaze bir gün evde kalırdı, saz çalma yoktu, ağıtlar yapılırdı. Muharrem ayında da sazlarımızı bağlarız. 12 gün boyunca saz çalınmaz, müzik dinlenmez. Sazla ağıtlar yakılıp Hakk’a yürüyen kişinin hakkında bilgiler verilmesi güzel bir şey. Bunu daha öncesinden insanlara anlatıp izah, edip ikna ettikten sonra sırlanırsa daha güzel olur.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Şimşek: Cemevimizde bulunan dedenin adını Cemevi Başkanlığı görevlisine bildirdik -VİDEO

    Şimşek: Cemevimizde bulunan dedenin adını Cemevi Başkanlığı görevlisine bildirdik -VİDEO

    PİRHA-Fethiye Bağımsız Alevi Kültür Derneği Cemevi Derneği Başkanı Hasan Şimşek, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan görevli bir kadının kendilerini ziyaret ettiğini ve ihtiyaçlarını not aldığını söyledi. Şimşek, görevlinin ayrıca cemevi dedesi Tarık Etçioğlu’nun adını da not ettiğini sözlerine ekledi.  

    AKP ve MHP işbirliğiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevlilerinin Alevi kurumlarını/cemevlerini ziyaretleri ve dedeleri maaş bağlama teklifi devam ediyor.

    Örgütlü olan Alevi dernekleri, federasyonları ve cemevleri kesin bir dille Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon yuvası olduğunu belirtmesine rağmen başkanlıktan gelen görevlilerle görüşen ve taleplerini ileten dernekler var. Bunlardan biri de Fethiye Bağımsız Alevi Kültür Derneği Cemevi.

    Derneğin Başkanı Hasan Şimşek, cemevine ihtiyaçlarının tespitleri için Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan Hübyar Ocağı’na bağlı bir kadının geldiğini söyledi. Şimşek, “Dedeye ihtiyacınız var mı? diye sordu. Biz de var, dedik. Bizim soğutma ve ısıtma sistemimiz yok. İhtiyacımız olan şeyleri söyledik” diye konuştu.

    “MEVCUT OLAN İHTİYAÇLARIMIZI LİSTE HALİNDE KENDİLERİNE İLETTİK”

    Kendilerine dernek bünyesinde dedelerin olup olmadığını sorduklarını söyleyen Şimşek, “Dedeniz var mı? diye sordular. Biz de var, dedik ve yönetimimizde bulunan Yağmurlu Ocağı’ndan Tarık Etçioğlu arkadaşın ismini verdik. O bayan not alarak buradan gitti” dedi.

    Şimdiye kadar da bir cevap gelmediğini belirten Şimşek, “Derneğin klima gibi soğutucu, ısıtıcı vb. bir sürü ihtiyacı var. Tabii onları bir tutanak halinde yazıp gelen o bayana vermiştik” şeklinde ifade etti.

    “2 YIL ÖNCE VALİLİKTEN 20 BİN LİRA YARDIM ALDIK”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan şu ana kadar hesaplarına herhangi bir para yatmadığını belirten Şimşek, “Bize 2,5 sene önce Muğla Valiliği’nden 20 bin Lira gibi bir para gelmişti. Onun dışında herhangi bir para gelmedi” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • İkizköylüler yeni yılı Akbelden’deki nöbet alanında karşıladı

    İkizköylüler yeni yılı Akbelden’deki nöbet alanında karşıladı

    PİRHA- Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine kömür sağlamak için planlanan maden sahasına karşı mücadelelerini sürdürüyor. İkizköylüler yeni yılı Akbelen Ormanı’nda nöbetle karşıladı.

    Milas’a bağlı İkizköy Mahallesi’nde Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine kömür sağlamak amacıyla maden sahası açılmasına engel olmak isteyen  çevreciler ve bölge halkı, 2024 yılına Akbelen’deki yeni nöbet alanındaki çadırda girdi.

    “MÜCADELEYİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    İkizköylü Nejla Işık, şunları söyledi:

    “Bizler İkizköy’de Akbelen’de tam 4 senedir dağımız, taşımız, toprağımız, vatanımız için mücadele ediyoruz, direniyoruz, nöbet tutuyoruz. 2023’te canımızdan can gitse de kolumuzu, bacağımızı kesseler de Akbelen’i yangın yerine getirseler de biz bu topraklardan da Akbelen’den de vazgeçmiyoruz. İyiliğimizle, sevgimizle, birbirimize duyduğumuz destek ve dayanışmayla, yine burada nöbet alanında 2024’e saatler kala yine bir aradayız. Biz bu mücadeleyi bırakmadık, bırakmayacağız. Ne Akbelen’i ne de İkizköy’ü madene vermeyeceğiz. Bu maden duruncaya kadar biz bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Akyol: Eğitim müfredatında tarikat ve cemaatler koalisyonunun dedikleri uygulanıyor-VİDEO  

    Akyol: Eğitim müfredatında tarikat ve cemaatler koalisyonunun dedikleri uygulanıyor-VİDEO  

    PİRHA-Eğitimin dinselleştirilmesine tepki gösteren PSAKD Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Bugün kız ve erkek çocukların ayrı ayrı okullarda okutulması yönündeki açıklamalar toplumun tepkisini ölçmeye yönelik çalışmalardır ”dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte tekrar gündeme gelen eğitimin dinselleştirilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SİYASAL İKTİDAR TÜM POLİTİKALARINI GELEN TEPKİLERE GÖRE ŞEKİLLENDİRİYOR”

    Alevilerin yazılı ne kaynağı ne de arşivi olmadığını, akademik olarak bir Alevi kürsüsü kurulması ve ciddi araştırmalar yapılması gerektiğini ifade eden Mehmet Ali Akyol, şunları aktardı:

    “Hükümetin uygulamalarına baktığımızda 22 yıldır belirli konularda özellikle, ciddi anlamda iki adım ileri bir adım geri ata ata, mevcut konuları gündeme getire getire toplumu o konularda ısıtıp alıştırıyor. Tartıştırıyor, tepkiye göre geri adım atıyor. Tepkiselliği ortadan kaldırıyor. Birkaç yıl sonra veya birkaç ay sonra tekrar gündeme getiriyor, yine aynı şekilde tepkiye göre tavır belirliyor. Sonuç olarak arzuladığı, istediği hedefe koyduğu strateji ile varıyor.”

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI, EĞİTİMİ TAMAMEN DİNSELLEŞTİREREK ŞERİATA HAZIRLIYOR”

    Milli Eğitim Bakanı’nın karma eğitimle ilgili kız ve erkek çocukların ayrı ayrı okullarda okutulması yönündeki açıklamaları olduğunu belirten Akyol, “Milli eğitimdeki tarikatlar ve cemaatler koalisyonunun, amaçları açık ve net olarak uygulamalarında Şeriata dayalı bir devlet kurmak istemesi” ifadesini kullandı.

    “EĞİTİM SİSTEMİNDE TARİKATLAR VE CEMAATLER KOALİSYONUNUN PROJELERİ  UYGULANIYOR”

    Hükümetin de tarikat ve cemaatler koalisyonunun dediklerini yaptığını söyleyen Akyol,” Tarikatların dedikleri dönem dönem uygulanıyor, onların projeleri dönem dönem hayata geçiriliyor. Eğitimin dinselleştirilmesi ile birlikte bilimden de uzaklaşılacak. Bilimden uzaklaşıyorsun, teknolojiden uzaklaşıyorsun, hayatın kendisinden uzaklaşıyorsun. Yeryüzünde bu anlayışa, bu sisteme dayalı refah içerisinde yaşayan böyle bir devlet, böyle bir ulus, böylesi bir kavim ya da topluluk yok” diye belirtti.

    “KARANLIK DÜZEN İÇİN ÇAĞRILAR YAPILIYOR, ADIMLAR ATILIYOR”

    Dünyadaki gelişmeler ortada iken gerici projeler oluşturulduğunu belirten Akyol, şöyle devam etti:

    “Ayna önümüzde olmasına rağmen, dünya ülkeleri önümüzde olmasına rağmen, bilimsel ve laik eğitimi veren ülkelerin teknolojileri ve vardıkları toplumsal yaşam ve refah düzeyleri ortada olmasına rağmen hala karanlık düzenin çağrısı yapılıyor, hala o karanlık düzen için adımlar atılıyor, projeler geliştiriliyor. Bunun bu topraklara bir faydası olacağını zannetmiyorum”

    “ŞERİATA DAYALI BİR SİSTEM BU ÜLKEYE ZULUM BASKI VE KAOS GETİRİR”

    Şeriata dayalı bir sistemin bu topraklara karmaşa getireceğini vurgulayan Akyol, Bu topraklarda yaşayan insanlara zulüm getirir, baskı getirir, kaos getirir. Bunun da insanlık adına yarın utanç duyulacak herhangi bir çatışmaya dönüşmesini arzulamıyorum. Hakikaten böylesi bir şeyi düşünmek dahi istemiyorum” şeklinde ifade etti.

    Cebrail ASLAN/ MUĞLA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • İkizköylüler, yürüyüş yapacak: Siz de geliverin gari!-VİDEO

    İkizköylüler, yürüyüş yapacak: Siz de geliverin gari!-VİDEO

    PİRHA-Akbelen Ormanı’na yapılmak istenen kömür madenine karşı aylardır direnen İkizköylüler, 11 Ekim’de görülecek davaya, Akbelen Ormanı nöbet alanından başlatacakları yürüyüş ile katılacak. Köylüler, “Hadi yürüyün! Siz de geliverin gari” diyerek yürüyüşe katılım çağrısında bulundular.

    Muğla İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nda LİMAK’ın kömür maden sahasının genişletilmesi çalışmalarına karşı doğa nöbeti başlatan köylüler ve çevre aktivistlerinin direnişi aylardır sürüyor.

    Köylüler ve çevre aktivistleri tarafından açılan dava, 11 Ekim günü Muğla İdare Mahkemesi‘nde görülecek.

    Akbelen Ormanı’nın maden işletmeciliğine tahsisinin iptali ve maden işletme ruhsatı ile izninin iptali davalarının duruşmaları öncesi adalet yürüyüşü yapılacak.

    Köylüler ve çevre aktivistleri, sosyal medyada yürüyüşe katılım çağrısında bulunarak, şunları söyledi:

    “Doğduğumuz, büyüdüğümüz, ürettiğimiz, doyduğumuz bu topraklardan;köyümüzden vazgeçmiyoruz. Bir karış toprağımızı bir avuç kömüre değişmeyiz. Tüm baskılara karşı canımız pahasına bu toprakları savunuyoruz. Haydi, biz bitti demeden bitmez diyen herkes Akbelen Davasıyla dayanışmaya!

    Ey gidi dostlar, duymayan kalmasın! Duyanlar duymayanlara duyursun. 11 Ekim’de Akbelen’in davası var. Bu yüzden 11 Ekim’de mahkemeye yürüyeceğiz. Köylerimiz, vatanımız için yürüyeceğiz. Zeytinleriimiz, incirlerimiz, cevizlerimiz, ürettikelerimiz, suyumuz, havamız, ekmeğimiz, aşımız, yemeğimiz, geçmişimiz, bugünümüz, geleceğimiz, çocuklarımız, torunlarımız için yürüyeceğiz. Akbelen, Muğla, Bodrum, Milas, Türkiye, adalet için yürüyeceğiz. 11 Ekim’de Akbelen için adalet yürüyüşünde buluşalım. Hadi yürüyün! Siz de geliverin gari!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Akyol: Marmaris’e gelen depremzedelere derneğimizi, cemevimizi hep açık tuttuk-VİDEO

    Akyol: Marmaris’e gelen depremzedelere derneğimizi, cemevimizi hep açık tuttuk-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminin üzerinden aylar geçmesine rağmen hala depremzedelerin barınma sorunları devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, Marmaris’e gelen depremzedeler için gerek dernek binalarını gerekse de cemevlerini açık tutuklarını, ailelerin her türlü ihtiyaçlarını karşıladıklarını söyledi.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli depremlerin yaraları hala tam olarak sarılmadı. Depremin ardından hemen yardıma ve dayanışmaya koşan Alevi kurumları depremzedeler için faaliyetler yürütüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, depremzedelere yönelik derneğin yürütmüş olduğu yardım faaliyetlerini PİRHA‘ya anlattı.

    “DEPREMİN İLK GÜNLERİ GİYECEK KAMPAMYASI BAŞLATTIK”

    Mehmet Ali Akyol, “Depremle ilgili çok ciddi bir çalışmamız oldu. Cemevini ve derneği sürekli açık tuttuk. Cemevi ve derneğe gelen malzemeleri kalem kalem yazdık, battaniyesinden giyeceğine kadar. İlk başta giyecekle ilgili bir kampanya başlattık. Yiyecek kampanyası başlatmamıştık, yiyecek kampanyasını buraya gelen depremzedeler için yaptık” dedi.

    “DEPREM BÖLGESİNE YARDIMLARIMIZI ULAŞTIRDIK”

    Marmaris’te topladıkları bir kamyon malzemeyi belediyenin tırı ile deprem bölgesine gönderdiklerini belirten Akyol, “Hatay’ın Defne ilçesinden üyelerimiz var. Burada 1-2 gün sonra depremin birçok ili kapsadığını öğrendikten sonra, Hatay Defne’de yıkım olduğunu öğrendik. Defnelilerin Marmaris’te epey nüfusları var. Genellikle de marketçilik yapıyorlar. Onların kampanya düzenlediğini ve tır kaldırdığını öğrendik ve ikinci biriken malzememizi onların kamyonu ile götürüp direkt olarak Hataylılar Derneği’ne verdik” diye ifade etti.

    “MARMARİSE GELEN DEPREMZEDELERLE DİREKT İLİŞKİ GELİŞTİREMEDİK”

    Marmaris’e gelen depremzedelerin kaymakamlık üzerinden AFAD bölgesine yerleştirildiğini söyleyen Akyol, “Buraya gelenler direkt AFAD bölgesine yerleştiriliyor, kaymakamlıktan izin alarak gidip görüşebiliyorsun. Bunlara yemek, giyecek götüremiyorsun, bir ilişki kuramıyorsun. Çünkü önlerine güvenlik görevlileri koymuşlardı. Akraba olursa, sadece güvenlik izniyle görüşebiliyorsun” dedi.

    Bazı ailelerin kendilerini bizzat telefonla arayarak ‘oraya gelen ailelere sahip çıkın’ diye yönlendirdiklerini belirten Akyol, “Yönetimden bir kadın arkadaşla birlikte deprem bölgesinden gelenlere ulaşıp görüştük” diyerek şöyle devam etti:

    “Depremzedelere dedik ki, temel ihtiyaçlarınızı bize liste olarak verin, çocuklarınızın yanında biz bunu getirmeyeceğiz, kapıya bırakacağız. Özellikle siz içeri alın kendiniz taşıyın çocuklarınız öyle görsün. Bizim desturumuzda bir elin verdiğini diğer el görmez. 3-5 arkadaşla alışveriş yaptık, getirdik, kapının önüne bıraktık. Telefonla bildirdik. Aileler kendileri alıp yukarıya çıkardılar.”

    “DEPREMZEDELERE YARDIM EDERKEN RENCİDE ETMEDİK”

    Çocukların okul kayıtlarından okul önlüklerine kadar ihtiyaçlarını giderdiklerini belirten Akyol, depremzedelere para yardımı yaptıklarını da ifade etti.

    Marmaris’te 4 aileye yardım ettiklerini belirten Akyol, “Bunu kimseyle paylaşmadık, onları rencide etmedik, etmemeye de gayret gösterdik. Sadece yönetim kurulundan birkaç üye arkadaş biliyor. Yardımları böyle yapmaya çalıştık. Üyelerimizin bir kısmı hemen hemen her noktada görev aldılar. Bu tür şeylerde üyelerimiz her noktada görev alırlar. Gerek deprem olsun, gerek yangın olsun biz bir şey söylemeden arkadaşlar bu konuda harekete geçerler” diye belirtti.

    MARMARİSE GELEN DEPREMZEDELERİN SAYISINI BİLMİYORUZ

    Marmaris’e gelen depremzedelerin sayısı ile ilgili bilgileri olmadığını söyleyen Akyol, “Rakam olarak bir şey diyemiyoruz. Tam rakam veremem. Çünkü kaymakamlıkla AFAD bir kısmını 2 ay kalabilecekleri şekilde otele yerleştirdi. Bir kısmını da Turizm Meslek Okulu uygulamalı otel bölümü var, oraya yerleştirdi. Tam olarak rakam veremiyorum” dedi.

    Marmaris’e gelen depremzedeler ile irtibat kuramadıklarını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Akyol, “Çünkü kaymakamlık görüşmemize izin vermiyordu. 2 -3 ay geçtikten sonra biraz gevşettiler. Şu an itibariyle bizim yardım ettiğimiz aile yok, devletin veya AFAD ‘ın yardım ettiği aileler var. Onun dışında Marmaris’te ne kadar aile var bilmiyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Akyol: PSAKD Marmaris Şube olarak 20 öğrenciye burs vereceğiz-VİDEO

    Akyol: PSAKD Marmaris Şube olarak 20 öğrenciye burs vereceğiz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, şube faaliyetleri hakkında konuşarak, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak 2 yıldır 12 üniversite öğrencisine burs veriyoruz 2022-23 eğitim öğretim döneminde bu sayıyı 20 ‘ye çıkarmayı düşünüyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, şubelerinde gerçekleştirdikleri faaliyetler hakkında konuştu.

    “EN ÇOK ÖNEMSEDİĞİMİZ ŞEY ÖĞRENCİLERE BURS VERMEK”

    PSAKD Marmaris Şube olarak 2 yıldır 12 üniversite öğrencisine burs verdiklerini belirten Akyol, “Bu benim en çok önemsediğim alan. 12 öğrenciydi, bu yıl itibariyle 2022-2023 eğitim öğretim yılı içerisinde 20 öğrenciye çıkarmayı düşünüyoruz. Özellikle devletin öğrencilere 350 lira verdiği dönemde biz 500 lira veriyorduk devlet şimdi 800 liraya çıkardı, biz de önümüzdeki her ay 20 öğrenciye 850 çıkarmayı düşünüyoruz” dedi.

    Yaz mevsiminde olmalarından kaynaklı turizm sezonu olduğu için faaliyetlerinin olmadığını aktaran Akyol, “Burada insanlar 14-15-16 saat çalışıyor. Tabii yaz dönemi içerisinde olduğumuz için bir faaliyetimiz yok. Kadınlarımız zaman zaman bir araya geliyorlar, yapabileceğimiz işler varsa yapılıyor. Örneğin bir fuar düzenlenmişti, kadınlar ciddi anlamda canla başla bir çalışma yaptılar. 23 gün boyunca gözleme yapıp sattılar ve derneğin bütçesine büyük katkı sağladılar. İşte o katkılarla öğrencilere burs ücretlerini ayarlıyoruz” diye konuştu.

    “CEMEVİMİZ, VAR OLAN İHTİYAÇLARIMIZI KARŞILAMIYOR”

    Cemevinin milli parklara ait olduğunu ifade eden Akyol, şunları ifade etti:

    “Buraya üniversite yapılacağı için yıkılacağı söyleniyor. Bir mutfakla bir cemevi salonumuz var. Fakat altyapı ihtiyaçlarımızı karşılamıyor. Örneğin cenaze kalkacak o gün çok güneşli oluyor cenaze erkânımızı güneşin altında, çok yağmurlu oluyor yağmurun altında yürütüyoruz. Bu yıllardan beri böyle devam ediyor. Ne yerel yönetimlerden bize yer verme konusunda adım atılıyor, ne de kaymakamlıktan. Bir gün şurada diyor bir gün burada diyor sonra vazgeçiliyor. Belediyeden talep ettiğimiz yerler için yeşil alan diye karşılık görüyoruz. ‘Yeşil alan veremeyiz daha sonra soruşma geçiririz’ gibi endişe taşıyorlar. Bu sene artık yeter diyerek, cenaze erkânımızı güneşin, yağmurun altında yürütmek zorunda değiliz diyerek, alanın üstünü kapattık.”

    Cemevinde daha önce gençlerin olduğunu ancak şu an gençliğin gelmediğini belirten Akyol, “Marmaris bölgesi olarak gençliğin en kötü dönemindeyiz. Bir jenerasyon vardı, semah ve folklor olmak üzere ayrı gruplardı. Fakat kesintiye uğradı. Her biri evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu, iş ve aşı derdine düştüler. Buraya zaman ayıramadılar” dedi.

    “PSAKD MARMARİS ŞUBE BAŞKANININ KADIN OLMASINI İSTİYORUZ”

    İki dönemdir şube başkanlığı görevinde bulunduğunu, bu dönem için aday olmayacağını ifade eden Mehmet Ali, bir kadının şube başkanı olmasını istediğini, kadınların yönetmesini istediğini söyledi.

    “CEMEVİMİZDE DEDE YOK”

    Hakk’a uğurlama erkanı hakkında da bilgi veren PSAKD Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol Akyol, “Dedemiz vardı fakat cem ekranı yürütmüyor sadece Hakk’a yürüme erkânlarımızı yürütüyordu. Maalesef dedemiz yok. Bir dedemiz vardı, o da kalp ameliyatı oldu. Bu tür hizmetlerde beni mazur görün dedi, kenara çekildi. Dede yokluğu devam ediyor. Cemler yürütürken farklı yerlerden farklı ocaklardan dedeler getiriyoruz. Bizim sorumuz aslında bir dede olmayışı. Emekli olmuş Marmaris’te oturan bir dede bulsak bizim için çok iyi olacak” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Ermeni Sanatçı Bostancı: Irkı, inancı, dini karalamak doğru değil-VİDEO (2)

    Ermeni Sanatçı Bostancı: Irkı, inancı, dini karalamak doğru değil-VİDEO (2)

    PİRHA – Ermeni sanatçı  Yarvant Bostancı, insana değer verecek güzel şeylerin paylaşılmadığının altını çizerek, “Irkı , dini, inacı karalama, diline yasak getirmek, bizden olmayanı ayırmak doğru değil ” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Hızırşah Festivali’nde ‘Birlikte Nasıl Yaşarız’ paneline konuşmacı olarak katılan Ermeni Halk Müziği sanatçısı Udi Yarvant Bostancı, önemli mesajlar verdi.

    “BİRBİRİMİZİ SEVMEDİĞİMİZ İÇİN İNSANLAR ÜLKEYİ TERK ETTİLER”

    Bostancı, 1900’lü yıllara kadar Ermeni nüfusunun yoğun olduğu Diyarbakır’da 20-25 kişi kaldıklarını vurgulayarak, “Bana soruyorlar Diyarbakır’da kaç tane Ermeni var benim gibi Hristiyan Ermeni  20-25 tane ya çıkar ya çıkmaz. Bu insanlar nereye gitti? Niye gitti? Neden gitti? Birbirimizi sevmediğimiz için gitti, birbirimize kucak açmadığımız için gitti” dedi.

    “KİLİSEDE MUM YAKMAMIZA GÜNAHTIR DİYE KARŞI ÇIKILIYOR”

    1 aydır Diyarbakır’da bir kilisede çalıştığını ve ilginç diyaloglar yaşadığını ifade eden Bostancı, “Bazıları geliyor bu mumu niye yakıyorsunuz diyor. Bu mumu sadece biz yakmıyoruz Aleviler de yakıyor, Museviler de yakıyor. Diyorlar ki günahtır. Babam günahsa yakma ben sana mum yak demedim ki. Ama gavur icadı diyor, gel de işin içinden çık” şeklinde ifade etti.

    Dünyada en büyük Ermeni kilisesinin Diyarbakır’da olduğu bilgisini paylaşan Bostancı,”Bir tane kilisemiz kalmış ben Ortadoğu’da biliyordum ama öyle değilmiş. Dünyanın en büyük Ermeni Ortodoks Kilisesi. Nasıl bir kilise biliyor musunuz?  700 yıllık bir kilise. Yurttaş geliyor ve diyor ki Diyarbakır’da bu kilise ne zaman açıldı? Nerelisin diyorum Diyarbakırlıyım diyor. 700 yıldır bu kilise burada sen ne zaman açıldı diyorsun. İnsanın haberi olmaz mı?” diyerek sitemini dile getirdi.

    “BU ÜLKEDE GÖZÜMÜZ VAR BİR YERE GÖTÜRMEK İÇİN DEĞİL, İÇİNDE YATMAK İÇİN”

    İnsana değer verecek güzel şeyler paylaşılmıyor diyen Bostancı, “Hep birbirini karalama, ırkı karalama, dini karalamak, inancı karalama, diline yasak getirme, tepeden bakmak, bizden olmayanı ayırmak ne kadar doğru? Birlikte yaşamanın zevkini ben çok iyi biliyorum. Acı da olsa, zor da olsa çıkıp burada iki kelime konuşmak dahi olsa bile.

    Gerçekten bu topraklarda gözümüz var. Bu toprakları kimin gözü olmaz ki dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Ama bu toprakları sırtlayıp bir yere götürmek için değil, içine girip yatmak için. Dünyadaki en büyük belki memleket sevdalısı benim 21 sene Amerika’da kral gibi bir hayatım varken bıraktım bu topraklara geldim. Niye? Çünkü sizi seviyorum.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

    İLGİLİ HABER

    >Ermeni Sanatçı Bostancı: Biz birbirimizi sevmezsek asla barış olmaz-VİDEO (1)

  • Ermeni Sanatçı Bostancı: Biz birbirimizi sevmezsek asla barış olmaz-VİDEO (1)

    Ermeni Sanatçı Bostancı: Biz birbirimizi sevmezsek asla barış olmaz-VİDEO (1)

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça şubesi öncülüğünde, 13’üncü Hızırşah etkinliği kapsamında “Birlikte nasıl yaşarız” paneli yapıldı. Panelin konuşmacılarından Ermeni sanatçı Udi Yarvant Bostancı, “Birlikte yaşamak güzel, kardeşe yaşamak güzel ama bunu nasıl yaşayacağız. Sen Kürtçenin K’sine, Ermenicenin E’ sine tahammül edemezsen biz birbirimizi sevemezsek nasıl yaşarız” dedi.

     

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Hızırşah Festivali’nde ‘Birlikte Nasıl Yaşarız?’ paneline konuşmacı olarak katılan Ermeni Halk Müziği Sanatçısı Udi Yarvant Bostancı, önemli mesajlar verdi.

    Bostancı, “Benim Alevilik sevdam aşağı yukarı 9-10 yaşlarındayken başladı. Nasıl?  Diyarbakır’da kuyumcuda çalışırdım 5 lira haftalık alırdım. Tam yolumun üstünde bir plakçı dükkânı vardı o dönem 45’lik plaklar satılırdı. Yolumun üstündeki plakçıdan geçerken Mahsuni Şerif’in “Oy göresim geldi Peçenek seni” parçasını çağırıyor 5 liralık yevmiyemin 2,5 plağa veriyorum 2.5 lira ile eve gidiyorum 2,5 lirayı anneme verdiğim zaman yine mi Mahsuni’nin plağını mı aldın derdi. İşte sevgi. Birini seversin, birine aşık olursun birlikte yaşamanın güzelliği sevgiden geçer” dedi.

    “ERMENİCE PARÇA OKUDUM DİYE HER TÜRLÜ HAKARETE UĞRADIM”

    Uzun bir dönem sonra bir gazinoda Ermenice okumak için işe başladığını belirten Bostancı yaşadıkları sıkıntıları da aktararak, birlikte yaşamanın, kardeşe yaşamanın çok güzel bir duygu olduğuna vurgu yaptı.

    Bostancı, “Bunu nasıl yaşayacağız, bunu nasıl becereceğiz. Sen Kürtçenin K’sine, Ermenicenin E’ sine tahammül edemezsen biz birbirimizi sevemezsek Âşık Mahsuni’n dediği gibi; Hümanist, komünist, sosyalist falan, insandan gayrısı yalandır yalan, doğarken var mıydı gâvur Müslüman… Gayri Müslim, Ermeni Kürt var değil mi? Yani biz bizi nasıl seveceğiz biz sevmeyi bilmezsek, kucaklaşmayı bilmezsek asla, asla bir yere varamayız. İnsanların etnik kökenine bakmaksızın, insanların okuyacağı türkülerden şarkılardan korkmaksızın, insanları bağrına basmayı bilmezsek asla barış olmaz ve beraber yaşayamayız.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • ‘ÇEDES, sadece Alevilerin meselesi değil’-VİDEO

    ‘ÇEDES, sadece Alevilerin meselesi değil’-VİDEO

    PİRHA – 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık mitingine yönelik çağrı eylemleri sürüyor. Muğla’da yapılan basın açıklamasında “Bütün toplumu mücadeleye ortak olmaya çağırıyoruz. ‘Niçin ÇEDES projesi İzmir’den başladı?’ diye bir düşünelim” ifadeleri kullanıldı.

    İzmir’de yapılacak “ÇEDES’e hayır. Laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık” mitingine dair çağrılar sürüyor.

    Eğitim Sen, Veli Der ve Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16 Eylül’de yapılacak mitinge dair Muğla’da basın açıklaması düzenlendi.

    16 Eylül Mitingi için Ankara’dan İzmir’e yola çıkan yürüyüş ekibinin üçüncü durağı Muğla oldu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevremi seviyorum değerlerime sahip çıkıyorum” (ÇEDES) projesinin iptali için Sınırsızluk Meydanında basın açıklaması yapıldı.

    Yurttaşlar, “Irkçı, gerici eğitine hayır. Parasız, laik, bilimsel eğitim. Diyanet, elini okullardan çek. Okullarda imam istemiyoruz. Zorunlu din dersi kaldırılsın” sloganlarını attı.

    “LAİK EĞİTİME DOKUNAMAZSINIZ”

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Nejla Kurul, 16 Eylül mitinginin önemine dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:

    “Aramızda birçok kesimden arkadaşlarımız var. Yani çoğuluz ve çiçek bahçesi gibi renkliyiz. Demokratik kamuoyunu bugün uyarmak ve ÇEDES’in iptal edilmesi için iktidar bizi duysun diye buradayız. Okullarımız kamusal, demokratik, laik kimliğini yitiriyor. Anadil konusu zaten askıya alınmış durumda. Gençlerimizin geleceği karartılmak isteniyor. Biz burada 6 yaşında evlendirilen kız çocuğumuzun sesiyiz. Kamusal alanda kadınlar daha çok görünsünler diye bizler buradayız. İşsizlik arttıkça kadınları eve gönderen bir sistem var. Bu bağlamda bizler, bu karanlığı yırtmak için yola çıktık. 16 Eylül’de yapacağımız miting çok önemli. Toplumun canlanması için yola çıktık. Çocuk hakları mücadelesini büyütmek için yola çıktık. ‘Laik eğitime dokunamazsınız, karma eğitim askıya alınamaz’ diyeceğiz o mitingte. Bu nedenlerle herkesi davet ediyoruz.”

    “TOPLUMU UYANDIRMAK İSTEDİK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de “Derdimiz çok büyük” diyerek ÇEDES projesinin tehlikelerine vurgu yaptı. Erçe şunları söyledi:

    “Dün 12 Eylül darbesinin 43. yıl dönümüydü. Bugün yaşadığımız hukuksuzluğun kaynağı 12 Eylül’dü. ‘Zorunlu din dersleri kaldırılsın’ diye yıllarca mücadele ettik ama şimdi yeni bir sürpriz ile karşılaştık. Yetmedi bütün derslerin dayanağı din oldu. Yetmedi çocuklarımız, merdiven altı tarikatların pençesine atıldı. Yetmedi şimdi okullara imam, vaiz atadılar. 842 okula imam görevlendirdiler. Ülke karanlığa boğulursa hepimiz ışık yüzü göremeyeceğiz. Daha dün kendi koyunlarında besledikleri fetöcülerin nerelere geldiğini biliyorsunuz. ‘Abi’ ve ‘ablaları’ vardı, şimdi onları okullara sokuyorlar. O nedenle toplumu uyandırmak istedik. Bütün toplumu mücadeleye ortak olmaya çağıyoruz. ‘Niçin ÇEDES projesi İzmir’den başladı?’ diye bir düşünelim.

    Bu topraklarda kardeşçe, laik ve demokratik bir cumhuriyet için mücadele ediyoruz. Biz bu ülkenin asli unsurlarıyız. O nedenle de Alevisi, Sünni’si, Arabı, Kürdü kendisini özgür hissedene kadar mücadele edeceğiz. Bu mesele sadece Alevilerin meselesi değil. İzmir’in ardından Ankara, istanbul, Diyarbakır mitingleri de olacak. Tüm canlara sesleniyorum; 16 Eylül’de hepimiz Gündoğdu meydanında olmalıyız.”

    PİRHA/MUĞLA