Etiket: muğla

  • EHP Başkanı Öztürk’ten Akbelen tepkisi: Halkın malını ne hakla alırsınız?-VİDEO

    EHP Başkanı Öztürk’ten Akbelen tepkisi: Halkın malını ne hakla alırsınız?-VİDEO

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Akbelen direnişine destek vererek, ekolojik kıyıma “Akbelen ormanı bu halkın malı, ne hakla alırsınız” diye tepki gösterdi.

    Muğla İkizköy’de kömür maden sahasının genişletilmesi için Akbelen Ormanı’ndaki ağaç kesimine karşı Kadıköy’de eylem yapıldı.

    Akbelen Dayanışması’nın çağrısıyla bir araya gelinen eyleme Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk de destek verdi.

    “AKBELEN HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”

    Seçimden sonra iktidarın şirketlerle halkı soluksuz bırakmak için birleştiğini söyleyen Öztürk, “Kamunun malı olan her yeri sermayeye peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Biz bunu Gezi direnişinden hatırlıyoruz. O güzelim parkı sermayeye peşkeş çekmek istediler. Şimdi aynısı Akbelen’de yaşanıyor. Oradaki halkımız diyor ki halkın hakkı olduğu kadar kurdun, suyun, böceğin, kelebeğin de hakkı var. Sen nasıl olur da o şirketlerine burayı gasp ettirirsin. Hani devletçiydin, hani milletçiydin? Millet nerede diye sesleniyor oradaki köylü kardeşimiz. Buradayız ey köylü kardeşim buradayız, sizin arkanızdayız. Sonuna kadar da Akbelenli kardeşlerimizi destekleyeceğiz. İstanbul’dan bugün nasıl desteklediysek, yarın İzmir’den Ankara’dan her yerden destekleyeceğiz” dedi.

    Öztürk, düzenin değişmesi için halkın örgütlü olmasının önemine vurgu yaparak, “Bu mücadeleyi ülkenin her bir köşesinde vereceğiz. Ve bu ülkeyi satan, ormanlara kasteden davranışı köküyle birlikte geri püskürteceğiz” sözlerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İDEF Çevre Komitesi Başkanı Eren’den çağrı: Akbelen’e sahip çıkalım-VİDEO

    İDEF Çevre Komitesi Başkanı Eren’den çağrı: Akbelen’e sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA- İkizdere Dernekler Federasyonu Çevre Komitesi Başkanı, Ekolojist Aslı Kahraman Eren, Türkiye’nin her yerinde toprağını, yurdunu, geçim alanlarını koruyan kadınların olduğuna işaret ederek, Akbelen Ormanı’na sahip çıkılması çağrısında bulundu.

    İkizdere Dernekler Federasyonu (İDEF) Çevre Komitesi Başkanı Aslı Kahraman Eren, Akbelen Ormanı’nda devam eden direnişe dair PİRHA‘ya konuştu.

    İkizdere mücadelesinin başladığı hafta Akbelen’de de mücadelenin bir hafta sonra başladığını aktaran Eren, “Akbelen İkizdere kadar önemli. Ben Akbelen’e girdiğim zaman İkizdere’yi görüyorum. İkizdere katliamının boyutunu bilen bir insan olarak umarım burada aynı boyutta yaşamayız” dedi.

    EKOLOJİ MÜCADELESİNİN ÖNCÜ GÜCÜ KADINLARDIR

    Her yerde toprağını, yurdunu, geçim alanlarını koruyan kadınları gördükçe gururlandığını vurgulayan Eren, “Hangi şehre gidersek gidelim bu durum aynı, hiç değişmiyor. Burada Necla’nın yaptığı ağlayarak kendini ifade ettiği “Burayı kaybetmek istemiyoruz. Ağaçlarımıza sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz”  sözlerinin acısını hissettiğimden 2 gün sonra İstanbul’daki yaşam savunucusu dostlarımızla birlikte 25 kişi otobüse atladık ve bugün Akbelen’e geldik. Akbelen’deki ağaçlar çocuklarımızın geleceği. Buradaki insanların yaşamını idame ettirmeleri adına çok çok önemli. Dolayısıyla ülkenin her yerindeki yeşil alan çok önemli ama Akbelen mücadelesi ülkeye mal olmuş bir mücadele” diye konuştu.

    “İKLİM KRİZİNİN FARKINDA OLALIM”

    Türkiye’nin dört bir yanındaki insanlara seslenen Eren, şunları ifade etti:

    “Akbelen mücadelesine destek verin, buraya asla bırakmayın diyorum. Maalesef ki biraz önce söylemek istediğim o farkındalık sahibi insanların açılımında iklim krizinin hala boyutlarını bu ülkede yaşananları anlayamamış kavrayamamış. İçinde bulunduğumuz bu süreçte doğa kırımında ve yıkımında kapital sermayenin düzenine peşkeş çekilen doğal yaşam alanları yok ediliyor. Ama maalesef ki kapitalist sermayenin düzeni iklim krizi veya akabinde yaşanacak zorlukları pek umursamıyor. Herkes kendi çıkar ilişkisinde ve kendi çıkarlarının boyutunda yaşamaya devam ediyor ve olan gençlere, çocuklara ve bu ülkede gerçekten sağlıklı yaşamak isteyen doğanın ve toprağın kıymetini bilen insanlara oluyor.”

    PİRHA/MUĞLA

  • Ekolojist Güney Şirin: Akbelen’de rant uğruna yaşam yok ediliyor – VİDEO

    Ekolojist Güney Şirin: Akbelen’de rant uğruna yaşam yok ediliyor – VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı’ndaki ağaç kesimine karşı direniş sürüyor. Muğla Çevre Platformu Üyesi Ekolojist Güney Şirin, “Beşli çeteden bir firma burada kendilerini büyütmek için önlerine ne gelirse yok sayıp vurup geçiyorlar. Rant ve para uğruna Akbelen’de canlı yaşam yok edilmek isteniyor” dedi.

    Muğla Akbelen Ormanı’nda, Yeniköy-Kemerköy santralinde kullanılacak kömür için arama sahasını genişletme planına karşı çevrecilerin itirazları sürüyor.

    PİRHA’ya konuşan Muğla Çevre Platformu Üyesi, Ekolojist Güney Şirin, 2019 yılından bu yana devam eden maden faaliyetlerinin rant uğruna insan ve canlı yaşamının yok edildiğini dile getirdi.

    “TEK DERTLERİ PARA KAZANMAK”

    Bölgedeki halkın ormanları devletten korumaya çalıştığını belirten Güney Şirin, “Burada ormanı ve yaşam alanını kendi devletinden korumaya çalışan bir köylü ve onlara destek veren çevre aktivistleri var. Maalesef ciddi bir hazırlıkla tüm devlet olanaklarını şirketin emrine vererek sabaha karşı ormana girip hızlı bir kesime başlamışlar. Burada binlerce canlının yaşam alanı olan, köylülerin geçimlerini sağladıkları zeytinlikleri kömür uğruna yok eden, beşli çete diye adlandırdığımız bir şirket var. Maalesef seçimden sonra bunlar daha da hırçınlaştı ve saldırıya geçtiler. Binlerce yıllık Hasankeyf yok edildi. Aslında bunların hepsini birebir günlük hayatımızda yaşıyoruz. Burayı anlamamız çok zor olmamalı. Olabildiğince buraya gelebiliyorsak, ulaşabiliyorsak ulaşılmalı, buraya ulaşamıyorsak orman müdürlükleri önünde protesto eylemleri gerçekleştirmeli sokağa çıkmalıyız” diye konuştu.

    “Tek dertleri para kazanmak, kendilerini büyütmek” diyen Şirin şöyle devam etti:

    “Tek dertleri para kazanmak, kendilerini büyütmek. Bu büyütme sırasında da önlerine ne gelirse yok sayıp vurup geçiyorlar. Ülkenin her yerinde yaşam alanlarına karşı bir saldırı var. Ege’de, Karadeniz’de, Akdeniz’de, Kürdistan’ın bir çok yerinde ormanlar yok edildi. O yüzden burayı anlamak çok zor olmamalı. Herkesi burayla dayanışmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ MUĞLA

  • İkizköylü yurttaşın Akbelen isyanı: Yazık değil mi nasıl kıydınız bu fidanlara?-VİDEO

    İkizköylü yurttaşın Akbelen isyanı: Yazık değil mi nasıl kıydınız bu fidanlara?-VİDEO

    PİRHA-Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine tepki gösteren İkizköylü Melahat Çulha, “Yazık değil mi nasıl kıydınız bu fidanlara. Bir şey yaptığımızda da tutukluyorsunuz, suçumuz ne ki tutukluyorsunuz? Suçumuz ormanları korumak, tek suçumuz kurdu, kuşu, yılanı korumak” dedi.

    Muğla Akbelen Ormanı’nda, Yeniköy-Kemerköy santralinde kullanılacak kömür için arama sahasını genişletme planına karşı köylülerin ve çevrecilerin itirazları sürüyor.

    2019 yılından bu yana devam eden maden faaliyetlerine karşı çıkan köylülere 24 Temmuz’da başlayan jandarma müdahalesi bugün de sürdü. Bölgeye yüzlerce askerin yanı sıra TOMA’lar da konuşlandırıldı.

    “TEK SUÇUMUZ ORMANLARI KORUMAK”

    “Yazık değil mi bu fidanlara, nasıl kıydınız” diyerek Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine tepki gösteren İkizköylü Melahat Çulha, “Bir şey yaptığımızda da tutukluyorsunuz, suçumuz ne ki tutukluyorsunuz? Tek suçumuz ormanları, kurdu, kuşu ve yılanı korumak. Yılanı bile koruyoruz ona bile sarıldık biz. Sizde orman sevgisi, su sevgisi, insan sevgisi hiçbir yok. Burası bitti mi Türkiye bitecek. Burayı da cehennem çukuru yaptırmayacağız” dedi.

    PİRHA/MUĞLA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Akbelenli köylüden jandarmaya tepki: Koruduğum çamın dibinde değil, güneşte durun-VİDEO
    -Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimi engellendi-VİDEO

  • Akbelenli köylüden jandarmaya tepki: Koruduğum çamın dibinde değil, güneşte durun-VİDEO

    Akbelenli köylüden jandarmaya tepki: Koruduğum çamın dibinde değil, güneşte durun-VİDEO

    PİRHA – Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine karşı çıkan köylülerden Aytaç Yakar, jandarma tarafından uğradıkları şiddeti anlattı. Yakar, “Jandarmaya ‘Emir Limak’tan mı geldi?’ diye sordum, seslenmediler. Herkesi vatanına, toprağına, havasına sahip çıkmak için buraya bekliyoruz” dedi.

    Muğla Akbelen Ormanı’nda, Yeniköy-Kemerköy santralinde kullanılacak kömür için arama sahasını genişletme planına karşı çevrecilerin itirazları sürüyor.

    2019 yılından bu yana devam eden maden faaliyetlerine karşı çıkan köylülere 24 Temmuz’da başlayan jandarma müdahalesi bugün de sürdü. Bölgeye yüzlerce askerin yanı sıra TOMA’lar da konuşlandırıldı.

    “BENİM KORUDUĞUM ÇAMIN DİBİNDE DURMAYIN!”

    Akbelen Ormanı’ndaki çevre talanına karşı çıkan yurttaşlar PİRHA’ya konuştu. Bölgede yaşam sürdüklerini belirten Aytaç Yakar isimli köylü, jandarma tarafından maruz kaldıkları şiddeti dile getirdi. Akbelen için yardım çağrısında da bulunan Yakar, şunları dile getirdi:

    “Size Emir Limak’tan mı geldi diye sordum, seslenmediler. Bunun üzerine her tarafı arayalım istedik ama telefonlarımız durdu. Buraya bir cihaz koymuşlar, o nedenle telefonlarımız arama yapmadı. 2 saat sonrasında başka yerlere giderek telefonla doğayı, havayı sevenleri aradık ve ‘yetişin’ dedik. Gelenler çok oldu. Sonra ‘ormanımızı kestirmeyeceğiz’ diyerek gittik ve 500 asker ormana dizilmişti. ‘Cesaretiniz varsa güneşte durun, benim koruduğum çamın dibinde değil’ dedim. Her biri dizilmiş ve ellerine birer kalkan almışlardı. Bizi ileriye sokmadılar. Sonra copladılar, ittiler, biber gazı sıktılar. Şu an gözüm iyi görmüyor. Ayağımdan da sakatlandım. Anlayacağınız bizler darbe ile karşılaştık.

    Suyumu, toprağımı, vatanımı koruduğum için mi bu darbeye maruz kaldık? Ben vatan haini miyim? Hayır. Ben vatanını koruyan bir Yörüğüm. Oksijeni biz nereden alacağız? İşte bu çamlardan. Lanet olasıca kömür yüzünden bakın ne hallere düştük. Benim toprağımı, geleceğimi aldınız. 35 senelik anılarım orada yıkılan, kesilen bölgede kaldı. Türkiye bizim sesimizi duysun. Herkesi buraya bekliyorum. Lütfen vatanına, toprağına, havana sahip çıkın ve buraya gelin.”

    PİRHA/MUĞLA

  • Yeniköy-Kemerköy Enerji, Akbelen’de asker eşliğinde orman kesimine başladı-VİDEO

    Yeniköy-Kemerköy Enerji, Akbelen’de asker eşliğinde orman kesimine başladı-VİDEO

    PİRHA- Milas Akbelen Ormanı’na sabah saatlerinde onlarca asker ve TOMA ile giren Yeniköy-Kemerköy Enerji ekipleri, ağaçları kesmeye başladı. Köylüler dayanışma çağrısı yaptı. 

    Muğla Milas’ta bulunan Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy Enerji tarafından açılmak istenen maden için şirket ekipleri sabahın erken saatlerinde bölgeye kesim için geldi. 2 yılı aşkın süredir orman içinde bulunan çadırlarda kesime direnen köylülere karşı bölgeye onlarca asker ve TOMA gönderilirken, köylüler kendilerine destek çağrısı yaptı.

    MA’nın haberi ne göre, köylülerden Esra Işık, “Biz günlerdir orman yangınlarıyla mücadele ederken, onlar şu anda ağaç kesimi için bizi engellemeye çalışıyor. Çok sayıda TOMA ve jandarma ekipleri getirildi. Büyük bir müdahale gerçekleşecek gibi duruyor. Büyük bir ihtimal kesime geldiler. Acil desteğe ihtiyacımız var” dedi.

    ÇAMLARI KESMEYE BAŞLADILAR

    Köylülerden Hasan Yorulmaz ise, “Sabah saat 05.30’da TOMA’larla ve jandarma ekipleri ile birlikte Akbelen Ormanı’na girildi. Ağaç kesim motorları da getirdiler ve çamları kesmeye başladılar. Bizleri de ormana sokmamak için her türlü engellemeyi yaptılar” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tunca: Seçimlerden beklentimiz haktan, hukuktan, adaletten yanaydı ama olmadı-VİDEO

    Tunca: Seçimlerden beklentimiz haktan, hukuktan, adaletten yanaydı ama olmadı-VİDEO

    PİRHA – Fethiye Alevi Kültür Derneği/Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca, 14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimleri ve 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri ile ilgili, “Beklentimiz haktan hukuktan adaletten yanaydı başka da bir beklentimiz yoktu” dedi. Tunca, yerel seçimlerde kendilerine en yakın partilerin adaylarına göre tavır belirleyeceklerine işaret etti. 

    14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimleri ve 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri ile ilgili Fethiye Alevi Kültür Derneği/Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca dede, seçim sonuçlarına ve bundan sonraki süreçte ne yapılması gerektiğine dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    HAKTAN HUKUKTAN ADALETTEN BAŞKA DA BİR BEKLENTİMİZ YOKTU”

    Alevilerin haktan hukuktan, adaletten yana olduklarını vurgulayarak sözlerine başlayan Tunca, “Biz Alevi kesim olarak genellikle Millet İttifakı’nın yanında yer aldık. Programlarını inceledik, vaatlerine baktık. Beklentimiz zaten haktan, hukuktan, adaletten yanaydı, başka da bir beklentimiz yoktu. Bize bunu sağlayabileceğini düşündüğümüz Millet İttifakı’nın programından yana tavrımızı belirledik” dedi.

    “BU EKONOMİK ŞARTLARDA 5 YIL NASIL GEÇER?”

    Tunca, “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimini Cumhur ittifakı çoğunluk sağlayarak kazandı. Şimdi de bu ekonomik şartlarda bu 5 yıl nasıl geçer? Bu ülke nasıl toparlanır? Tabii şüphelerimiz korkularımız var. Seçimlerle ilgili isterdik ki Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olsun” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “TBMM’de Cumhur İttifakı çoğunlukta. Hak, hukuk, adalet gibi kavramlar dengelenirdi, beklentimiz de o yöndeydi ama olmadı. Sağlık olsun, bekleyip göreceğiz. Önümüzde bir yıl bile hemen hemen kalmadı sayılır yerel yönetimler ile ilgili seçimler var. Orada da bize yakın olan partilerin programları ve adaylarını inceleyecek insanlar, ona göre tavırlarını koyacaklar.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Fethiye AKD Cemevi aşure lokmalarını paylaştı-VİDEO

    Fethiye AKD Cemevi aşure lokmalarını paylaştı-VİDEO

    PİRHA-Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi’nde Kerbela, Sivas, Maraş ve Çorum’da katledilenler anısına aşure lokması paylaşıldı. Bugün sazını alıp Sivas Madımak’ a doğru hareket etmenin tam zamanı olduğunu belirten Kara Yağmur Ocağı Dedesi Tarık Etçioğlu, “Gerçekten güzel günlere baharlı günlere hepimizin ihtiyacı var” dedi.

    Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi’nde Kerbela, Sivas, Maraş ve Çorum’da katledilenler anısına yapılan aşure lokması paylaşıldı. Aşure lokmasına Alevi kurumları ve yurttaşlar katıldı.

    Kara Yağmur Ocağı dedesi (Abdal) Tarık Etçioğlu’nun okuduğu lokma gülbenginin ardından lokmalar paylaşıldı. Tarık Etçioğlu, lokmaların paylaşılmasının ardından PİRHA’ya konuştu.

    “GÜZEL GÜNLERE HEPİMİZİN İHTİYACI VAR”

    Zor günler geçirdiğimiz bu günlerde birliğimizi toparlayabilmek adına bir arada olduklarını belirten Tarık Etçioğlu, “30. yıl dönümü olması nedeniyle 2 Temmuz Madımak Katliamı’ndaki şehitlerimizi anmak ve aşure lokmamızı paylaşmak için bir aradayız. Bu konuda bizleri yalnız bırakmayan canlarımızla birlikte Kerbela’da, Sivas’ta, Çorum’da ve Maraş’ta şehit olan tüm canlarımız için aşure lokmamızı paylaştık. Bugün sazını alıp Sivas’ta Madımak’ a doğru hareket etmenin tam zamanı. Gerçekten güzel günlere baharlı günlere hepimizin ihtiyacı var” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Ege’de 1 Mayıs kutlamaları

    Ege’de 1 Mayıs kutlamaları

    PİRHA- Ege Bölgesi’ndeki kentlerde alanlara çıkan binlerce emekçi, sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, ekonomik krize, doğa talanına, kadın cinayetlerine karşı tepkilerini haykırarak, insanca yaşam talebinde bulundu. 

    1 Mayıs Uluslararası İşçi Mücadele ve Dayanışma Günü, Ege Bölgesi kentlerinin tamamında coşkuyla kutlandı. Kent meydanlarında yapılan kutlamalara katılan binlerce işçi 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere işaret ederek, işçi haklarını gasp edenlerden hesap soracaklarını vurguladı. Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, ekonomik krize, doğa talanına, kadın cinayetlerine karşı tepkiler dile getirilerek, insanca yaşam talep edildi.

    MUĞLA

    Muğla 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından düzenlenen miting Menteşe Sosyo Kültürel Alanda gerçekleştirildi. Kitle miting için Mehmet Ali Eren Parkı’nda buluşularak, “Söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var” şiarıyla miting alanına yürüyüş gerçekleştirildi. Sendika ve siyasi partilerin yanı sıra Deştin ve Akbelen direnişçileri ile kentte bulunan kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, ekoloji hareketleri, Alevi dernekleri, insan hakları savunucuları katıldı. Mitingde “Bu devran bitecek, iktidar hesap verecek”, “Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkıyoruz”, “Sana söz geliyoruz”, “1 Mayıs emek ve dayanışma günümüz kutlu olsun” dövizleri ile birlikte “Özgür ve eşit bir yaşam kuracağız”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Yeniden kuracağız bu ülkeyi”, “Çimento fabrikasına hayır” pankartları taşındı.

    Mitingde “Bıjî yek gulan”, “Jın, jiyan, azadi”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” “Zam zulüm işkence işte AKP”, “Üreten biziz yöneten de biz olacağız”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Deştin Çayı özgür akacak”, “Havama, suyumu, toprağıma dokunma”, “Siyasi tutsaklara özgürlük”, “Emek bizim gelecek bizim” sloganları atıldı.

    “BİZİM ZAMANIMIZ OLACAK”

    Tertip komitesi adına DİSK Genel-İş Muğla 2 No’lu Şube Başkanı Yücel Avcı ve 2 No’lu Şube Yöneticisi Yeliz Karadağ konuştu. Kapitalizmin yaşamın her alanını yok ettiği kaydedilen açıklamada, “Halk işe, ekmeğe insanca yaşama olduğu kadar demokrasiye adalete de aç. Hakkını arayan herkes bu düzenin hukuk dışı zorbalıklarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu düzenin mağdur ettiği cinsiyetçilik, mezhepçilik ve halk düşmanı tutumlarla ülkemizi geri dönüşü olmayan bir yere götürdüler. Artık her evde bir işsiz var. Artık emeğimizin hakkını alacağımız günleri göreceğimizin zamanı. Tarihi bir zamandan geçiyoruz. Artık bizim zamanımız olacak” ifadeleri yer aldı.

    MANİSA 

    Manisa Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’ı Lale Meydanı’nda kutladı. Sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri, Yeşil Sol Parti milletvekili adayları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Şelale Plaza önünden Lale Meydanına kadar yürüyüş gerçekleştiren kitle, “Yaşasın 1 Mayıs pankartı” pankartı taşırken sık sık, “Diren direne kazanacağız”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Jin jîyan azadi” sloganları atıldı. Lale Meydanına gelen kitle yaptıkları basın açıklaması ile 1 Mayıs’ı kutladı. Açıklamayı Emek ve Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen Şube Başkanı İsmail Şenol okudu.

    Eşitlik özgürlük, barış ve demokrasi için artık yeter dediklerini belirten Şenol, bu düzenin değişeceğini söyledi. Şenol, “Bu karanlığı işçi sınıfı, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler, Aleviler, farklılıkları, kimlikleri yok sayılanlar değiştirecek. Bizleri karanlıktan çıkaracak olan işte bu 1 Mayıs meydanlarında açığa çıkan iradedir” dedi.

    AYDIN

    Aydın Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’ı Aydın Kent Meydanı’nda kutladı. Taş Köprüde bir araya gelen yurttaşlar Kent Meydanı’na kadar yürüyüş düzenledi. Yurttaşlar sık sık “Jin jiyan azadî”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” ve “Umut Yeşil Sol” sloganları atıldı.

    Kent Meydanı’nda devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşunun Aydın Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yapan DİSK Genel-İş Aydın Şube Başkanı Sibel Özhan, “Yılın 365 günü ezilen, sömürülen, horlanan, yok sayılan milyonlar 1 Mayıs alanlarında dünyanın dört bir yanında taleplerimiz ve umutlarımız için omuz omuzayız. Bugün dünyanın dört bir yanında hakları için, adalet için, demokrasi için, barış için mücadele eden işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar seslerini 1 Mayıs alanlarında buluşturuyor. 1 Mayıs alanlarında yüzümüzü birbirimize ve dünya işçi sınıfına yüzünü dönüyoruz” dedi.

    DİDİM

    Didim’de 1 Mayıs, Kent Meydanında kutlandı. Emek ve Demokrasi Platformuna bağlı, siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı kutlamalara DİSK Genel İş’e bağlı işçiler de katıldı. Müzik ve bando eşliğinde Cumhuriyet Caddesi üzerinden başlayan 1 Mayıs Korteji, Atatürk Bulvarı üzerinden devam ederek meydanda sona erdi. Yürüyüşte siyasi sloganlar da atıldı.

    1 Mayıs kutlamaları kapsamında Eğitim Sen Didim Temsilcisi, komite adına 1 Mayıs basın açıklamasını okundu. Ardından Didim Cemevi üyelerinin yer aldığı ekip şarkılar seslendirirken alandakiler halaylar çekti. Kutlamalar kapsamında Emniyet güçlerinin geniş güvenlik önlemi aldığı görüldü.

    BALIKESİR

    Balıkesir 1 Mayıs Birlik-Mücadele ve Dayanışma Günü Tertip Komitesi de, Balıkesir kent merkezinde Kuvayi Milliye Meydanı’nda 1 Mayıs mitingi gerçekleştirdi. İşçi, memur sendikaları, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, odalar, dernekler ve emek örgütlerinin katılımıyla kutlanan miting için Bahçelievler Mahallesi’nde toplanan kitle buradan meydana yürüyüş gerçekleştirdi. Mitingde TÜRK-İŞ, KESK, EĞİTİM-İŞ, Balıkesir Barosu ve Akademik Odalar Birliği temsilcilerinin konuşmaların ardından türküler eşliğinde halaylar çekildi.

    Balıkesir Bandırma ilçesinde de İstanbul Deniz Otobüsü (İDO) iskelesi önünde toplanan emekçiler, Cumhuriyet Caddesi üzerinden yürüyüş gerçekleştirdi. Sloganlar eşliğinde ve pankartlarla gerçekleşen yürüyüş sonunda kurumlar adına Bandırma Emek Platformu Dönem Sözcüsü ve Petrol İş Sendikası Bandırma Şube Başkanı Tuncay Topuz yaptı.

    Konuşmanın ardından çalınan ezgiler eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    UŞAK VE AFYON

    Öte yandan Ege’nin diğer kentlerinde de 1 Mayıs mitingleri düzenlendi. Uşak’ta belediyenin eski hizmet binası önünde toplanan sendika ve siyasi parti üyeleri, İsmet Paşa Caddesi’nden mitingin yapıldığı 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’na yürüdü. Afyon’da ise Zafer Meydanında bir araya gelen sendika ve siyasi partiler, taleplerini içerin pankartlar ve sloganlarla 1 Mayıs’ı kutladı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Direnen köylülere şafak baskını; 11 köylü darbedilerek gözaltına alındı-VİDEO

    Direnen köylülere şafak baskını; 11 köylü darbedilerek gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA- Muğla’nın Deştin Köyü’nde kurulması planlanan çimento fabrikasına karşı direnen 11 köylü gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan ikisi 18 yaşından küçük oldukları gerekçesiyle serbest bırakıldı. Köylülerin direnişi devam ediyor.

    Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Deştin Köyü’nde ‘Muğla Çimento’ tarafından kurulmak istenen çimento fabrikasına karşı köylülerin direnişi devam ediyor. Köy halkı, inşaat alanına giden yolu kapatarak inşaat kazanın geçişini engellemeye çalışmıştı. Köylülerin nöber eylemine sabaha karşı jandarma müdahele etti. Müdahele esnasında 11 kişi darbedilerek gözaltına alındı.

    “BİZİM ÖNÜMÜZDE SÜRÜNMESİ GEREKEN İNSANLAR SÜRÜNSÜN”

    Darbedilerek gözaltına alınan, daha sonra serbest bırakılan 16 yaşındaki gencin annesi “Benim 16 yaşındaki çocuğum çadır nöbetinde yerlerde süründü. Jandarma kafasına bastı. Niye bize sahip çıkmıyorlar? Neden benim çocuğum yerlerde sürükleniyor. Bir insanın kafasına basmak nedir?” diyerek tepki gösterdi.

    “BİZİ ZEHİRLEMEK İSTİYORLAR”

    Direniş nöbetimde gelini gözaltına alınan Kevgire Şener “ Hani şiddet yoktu. Gösterin bize. Gelimi burada 10 kişi bekliyor. Biz burada şiddeti de gördük tekmeyi de gördük.  Şirketin derdi bizleri zehirlemek. Topraklarımıza çimento fabrikası yapmak istiyorlar. Meydan onların oldu” diyerek, eyleme devam edeceklerini söyledi.

    PİRHA/MUĞLA 

  • Muğla’da çimento fabrikası istemeyen köylüler yolu kapatarak nöbete başladı-VİDEO

    Muğla’da çimento fabrikası istemeyen köylüler yolu kapatarak nöbete başladı-VİDEO

    PİRHA- Muğla’nın Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımı süren çimento fabrikası için gelen iş makinelerine karşı bölgede yaşayan yurttaşlar yolu kapatarak nöbet tutma eylemleri sürüyor. Yurttaşlar, “Yağmur, çamur demeden direnişimiz sürüyor” dedi.

    Muğla’nın Menteşe ilçesindeki Bayır ve Yatağan’ın Deştin mahalleleri arasında kalan 7 bin 751 dönümlük arazide Muğla Çimento şirketi tarafından yapılmak istenen fabrikaya karşı yurttaşların direnişi sürüyor.

    Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Bayır Mahallesi ile Yatağan’ın Deştin Mahallesi arasındaki Tekağaç mevkiinde 2021 yılında  7 bin 751 dönümlük arazide yapımı başlayan entegre çimento fabrikasına karşı nöbet devam ediyor.

    Çimento yapımı için kullanılan klinker kazanı ve fırının fabrika bölgesine çıkacağı haberi üzerine bölgeye gelen köylüler dün öğlen saatlerinde yolu kapatarak iş makinalarının fabrikaya çıkmasını engelledi.

    “TOPRAKLARIMIZI KORUMAK İÇİN BEKLİYORUZ”

    Proje için verilen “çevresel etki değerlendirme (ÇED) olumlu” kararının iptaline karşı açılan dava sürmesine rağmen şirket bölgeye iş makineleri göndermesine karşı bölgede yaşayan yurttaşlar, dün nöbete geçerek yolu kapattı. Yurttaşların nöbeti bugün de yağmur ve kötü hava şartlarına rağmen devam etti. Yurttaşların nöbetine yaşam savunucuları da destek oldu.

    Nöbette olan bir yurttaş, “Çimento fabrikası kurulmasın diye, topraklarımızı korumak için bekliyoruz. Yağmur çamur demeden nöbete devam ediyoruz. Doğamızı korumaya devam edeceğiz. Bizler çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak istiyoruz” dedi.

    Bir diğer yurttaş ise, “Biz burada dünden beri bekliyoruz. Sayın milletvekillerim bizi görsün, duysun, gelsin. Ben 95 yaşındaki yatalak babamı bıraktım buraya geldim. Biz doğallığımızı istiyoruz. Milletvekillerimiz toplansın yanımıza gelsin. Sabaha kadar burada oturduk, bütün kadın vekillerimizi buraya istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MUĞLA

  • Muğlalı köylüler, çimento fabrikasına karşı yolu trafiğe kapattı-VİDEO

    Muğlalı köylüler, çimento fabrikasına karşı yolu trafiğe kapattı-VİDEO

    PİRHA- Deştin ve Bayır köylüleri, bölgelerine yapılmak istenen çimento fabrikasına giden yolu keserken, fabrika inşaatına gitmek isteyen kamyonların geçişine izin vermedi.

    Muğla’nın Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımına devam edilen çimento fabrikasına giden yol köylüler tarafından kapatıldı. Çimento fabrikası için bölgeye kazan getirileceği haberini alan köylüler, “yürütmeyi durdurma” davasının devam ettiğini ve fabrikanın oldu bittiye getirilerek kurulmak istendiğini belirterek, duruma tepki gösterdi. Fabrikaya çıkan yolu kapatan köylüler, bölgeye geçmek isteyen kamyonlara da izin vermedi.

    Burada konuşan köylüler, gelecekleri için fabrikaya izin vermeyeceklerini söyledi. “Biz nerede yaşayacağız” diye soran köylüler, “Hayvanlarımız, zeytinlerimiz, bahçemiz var. Biz geçimimizi nasıl sağlayacağız. Biz kendi kendimize yetiyoruz, kimseden bir şey istemiyoruz. Çimento fabrikasını da yaptırmayacağız”  sözleriyle tepki gösterdi.

    Bölgeye gelen jandarma köylülerin yolu açmasını isterken, köylüler ise toprakları için orada olduklarını ve yolu açmayacaklarını söyledi. Köylülerin bekleyişi sürerken, farklı ilçelerden onlarca yurttaş da bölgeye desteğe gitti.

    PİRHA/MUĞLA

  • 15. duruşma görülüyor; Pınar Gültekin’in babası: Sadece kızım değil, hepimiz yakıldık

    15. duruşma görülüyor; Pınar Gültekin’in babası: Sadece kızım değil, hepimiz yakıldık

    PİRHA- Pınar Gültekin Davası’nın 15. Duruşması bugün görülmeye başlandı. Sanık Cemal Metin Avcı duruşmaya SEGBİS yöntemiyle katıldı.

    Muğla’da Cemal Metin Avcı tarafından katledilen Pınar Gültekin’in davasında, İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi, davanın yeniden görülmesine karar vermişti. İstinafa taşınan davanın ilk duruşmasında savcı mütalaa vermişti. Savcı, Cemal Metin Avcı hakkında haksız tahrik hükümlerinin kaldırılmasını ve tasarlayarak canavarca hisle öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Cemal Metin Avcı duruşmaya SEGBİS yöntemiyle katıldı.

    BABA GÜLTEKİN: SADECE KIZIM DEĞİL HEPİMİZ YAKILDIK

    Pınar Gültekin davasına ilişkin bilgilerin paylaşıldığı Twitter hesabında Pınar Gültekin’in babası Sıddık Gültekin’in, “Sadece kızım değil, hepimiz yakıldık” ifadesi yer aldı.

    Aynı hesaptan atılan diğer twitlerde ise Sanık Cemal Metin Avcı’nın “Tamam Allah rahmet eylesin ama olan bana oldu. Ben rezil oldum, karım boşadı gitti başkasıyla evlendi, işimi kaybettim, herkes duydu, ben ne olacağım?” dediği aktarıldı. Sanığın düşük ceza alacağına inandığı için bu sözleri sarf ettiği kaydedildi.

    “AĞIRLAŞDIRILMIŞ CEZA VERİLMELİ”

    Gültekin’in Avukatı, mahkemenin “Sanık profesyonel sağlık personeli olmadığı için, boğma neticesinde ölmediğini bilemez, bu nedenle canavarca his ve eziyet çektirerek yakma eylemi gerçekleştirmemiştir” kararı kabul edilemez. TCK 82/1b ağırlaştırılmış ceza uygulanmalı” talebinde bulunduğu öğrenildi. Gözler mahkemeden çıkacak karar çevrildi.

    NE OLMUŞTU?

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin (27), 16 Temmuz 2020’de kayboldu. Soruşturma kapsamında 5 gün sonra gözaltına alınan eski sevgilisi Cemal Metin Avcı (33), çıkan kavgada Gültekin’i boğarak öldürdüğünü, cansız bedenini bağ evindeki varile koyup yaktığını, üzerine de beton döktüğünü itiraf etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HBVAKV Köyceğiz Şube yöneticisi Tepe: Alevilere nefret söylemi ödüllendiriliyor-VİDEO

    HBVAKV Köyceğiz Şube yöneticisi Tepe: Alevilere nefret söylemi ödüllendiriliyor-VİDEO

    PİRHA-Alevilere yönelik nefret söylemine dair PİRHA’ya konuşan HBVAKV Köyceğiz Şube Başkan Yardımcısı Hüseyin Tepe, “Bursa’da yaşanan olay basında çıkanlardan yalnızca bir tanesi. Bursa’daki gibi her gün yüzlercesi yaşanıyor.  Hükümet bu konuda cezai müeyyide uygulamadığı için insanlar da korkmuyor. Onları sadece ödüllendiriyorlar” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkan Yardımcısı Hüseyin Tepe, geçtiğimiz aylarda Bursa’daki bir okulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz tarafından Alevilere yönelik sarf edilen nefret söylemine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “BURSA’DA YAŞANAN YALNIZCA BİR TANESİ”

    Nefret söyleminin sadece Bursa’da olmadığını belirten Tepe, “Bursa’da yaşanan olay basında çıkanlardan yalnızca bir tanesi. Bursa’daki gibi her gün yüzlercesi yaşanıyor.  Hükümet bu konuda cezai müeyyide uygulamadığı için insanlar da korkmuyor. Onları sadece ödüllendiriyorlar. Onlar da rahat rahat çıkıp açıklıyorlar. Bırakın Bursa’yı, Türkiye’nin en köklü okullarından olan İstanbul Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde okul müdürü, 6 yaşındaki çocukla ilgili basında çıkanları “bu uydurma, doğru değil” diyor” diye konuştu.

    “KADINLAR; POLİSTEN, İKTİDARDAN ŞİDDET GÖRÜYOR”

    Tepe, hemen her gün işlenen kadın cinayetlerine de değinerek, şöyle konuştu:

    “Kadına zaten ikinci sınıf gözüyle bakıyorlar. Gerçekten inansalardı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmazlardı. Peş peşe kadın cinayetleri işleniyor, caydırıcı bir şey yok ki, özendiriyorlar. Kadına insan olarak bakmıyorlar. Cennet annenin ayakları altındadır. Biz gerçekten o gözle bakıyoruz. Ama onlar kadına köle muamelesi yapıyorlar. Kadına sadece evinde çocuk doğuran, hizmet işini yapan gözle bakıyorlar. Ama bizde öyle değil. Bizde kadın gerçek anadır. Dışarıda herhangi bir kadına da ana, bacı gözüyle bakıyoruz. Kendi ailemizde de öyle. Onların öyle bir inançları yok ki; kadın uyanırsa dünya uyanır, devrimi kadınlar yapar, diyor ya. Kadınlar gününde alana çıkan kadınlara şiddet uyguluyorlar. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde kadınlar sokağa çıktı. Polisten, iktidardan şiddet gördüler. Bunlar hiçbir şeyde samimi değiller.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Durali Yılmaz: Dedeler, camideki hocalar gibi kadrolu elemanlar değil, maaş almamalı-VİDEO

    Durali Yılmaz: Dedeler, camideki hocalar gibi kadrolu elemanlar değil, maaş almamalı-VİDEO

    PİRHA- Meclis’ten geçirilen torba yasaya, dedelere maaş verilmek istenmesine ilişkin konuşan HBVAKV Köyceğiz Yönetim Kurulu Üyesi Durali Yılmaz, “Alevilik hem inanç hem de içerisinde bir kültürü barındırır. Bunu kabul etmek zorundalar” dedi. Yılmaz ayrıca ekledi: Dedeler hiçbir zaman ücret almaz, camideki hocalar gibi kadrolu elemanlar değildir. Maaşı kabul eden dedeler, iş birlikçilerdir.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Durali Yılmaz Meclis’ten geçirilen torba yasaya, dedelere maaş verilmesi konusuna ve Aleviliğin kültür mü inanç mı olduğu meselesine ilişkin konuştu.

    “ALEVİLİK HEM İNANÇ HEM DE İÇERİSİNDE BİR KÜLTÜRÜ BARINDIRIR”

    Bu tür politikaların asimilasyon amaçlı olduğunu kaydeden Yılmaz, bu sürecin Osmanlı’dan bugüne geldiğini belirtti. Devletin kendiyle çeliştiğini de kaydeden Yılmaz, şunları belirtti:

    “Alevilerin Müslüman olmadıklarını söylüyorlar, doğrudur. O zaman Aleviler Müslüman değilse Alevilik ayrı bir inanç demektir. Alevilik bir inanıştır, sadece bir kültür değildir. Dolayısıyla bunlar bunu bildikleri için Aleviliği sadece kültüre sığdırmak istiyorlar. Diğer taraftan da Aleviler Müslüman değil diye kendi kendilerine çelişkiye düşüyorlar. Biz Müslüman değiliz bizim inancımız Alevi inancı. Dolayısıyla Alevilik hem inanç hem de içerisinde aynı zamanda bir kültürü barındırır. Bunu kabul etmek zorundalar. Biz bunu Osmanlı’da da Osmanlıdan sonra da, Türkiye Cumhuriyeti’nde de ifade ettik. Her zaman baskıyla, zulümle bizi sürekli sindirmeye çalıştılar. Dağda, bayırda, köylerimizde, obalarda biz bu inancımızı her daim sürdürdük, sürdüreceğiz de.”

    “ALEVİLİĞİ KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA BAĞLAYARAK İNANCIMIZI YOK SAYIYORLAR”

    Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunu vurgulayarak sözlerine devam eden Yılmaz, “İbadetlerimizle birlikte kültürümüzü de sürdürüyoruz. Devletin bakış açısını biliyoruz. Bu bakış açısı değişmiyor, değişmeyecek de. Şu anki mevcut hükümet bizim inancımızı yine aynı şekilde yok sayıyor. Bizi Kültür Bakanlığı’na bağlayarak Aleviliği bir kültüre sığdırmak istiyor. Biz devlete vergimizi veriyoruz. Bu ülkede bulunan en az diğer inançlar ve Sünniler kadar biz de devletin hak ve hukukundan yararlanmak zorundayız. Alevilerin belirleyeceği dedelerimizi, babalarımızı da bu işin içine katarak inancımızı karşılıklı görüşerek bunu bir yasa olarak getirselerdi biz bunu daha farklı bir şekilde değerlendirip belki de evet diyecektik. Bu torba yasada inancımızı sadece kültüre indirgeyerek, oldu bittiye getirip bizi asimile ederek, birilerinin yanına sıkıştırmasını kabul etmiyoruz. Bundan dolayı da kesinlikle çıkan torba yasaya karşıyız” diye konuştu.

    “İBADET İNSANIN KENDİ İÇSEL SORUNUDUR”

    Aleviler olarak seslerini daha çok çıkaracaklarını ve her alanda inançlarını savunacaklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Dedelere maaş konusu zaten projenin bir parçası. Kendi kontrolü altına aldıkları dedelerimizi işbirlikçi etmek istiyorlar. Çünkü dedelerin bu inancın dışında kendi bireysel çıkarlarını göz önüne aldıklarında bizlerin sırtına basarak kendilerini bir yerlere getirip, birtakım şeylerden nemalanacaklarını düşünüyorlar. Bizler bir taraftan Diyanet kalksın diyoruz. Türkiye’nin en büyük bütçesi Diyanet’e ayrılıyor. Hiçbir ekonomik artı değer yaratmayan imamlara aktarılmasını kabul etmiyoruz. İbadet tamamen insanın kendi içsel sorunudur ve biz Alevilerde de yıllarca bu böyle sürmüştür. Dedeler hiçbir zaman ücret almaz, camideki hocalar gibi kadrolu elemanlar değildir. Gönüllü ve rıza ile yapılan bir ibadet ve emektir. Bizi asimile ederek kendilerine katacaklarını zannediyorlar ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklar. Bunları kabul eden dedeler, iş birlikçilerdir ve biz bunları düşkün olarak kabul ediyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Durna: Menteşe ilçesinde yer tahsis edilirse cemevimizi kendi lokmalarımızla yapacağız-VİDEO

    Durna: Menteşe ilçesinde yer tahsis edilirse cemevimizi kendi lokmalarımızla yapacağız-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Muğla Şube Başkanı İlyas Durna, Menteşe ilçesinde cemevi yapmak için belediyeden arsa talebinde bulunduklarını ancak, belediye başkanından “derneğiniz kamu yararı taşımıyor” cevabını aldıklarını söyledi. Durna, gelinen aşamada cemevi inşası için Muğla Valisi ile buluşmayı planladıklarını anlattı. Durna yer tahsis edildikten sonra cemevini halkın lokmasıyla kendilerinin yapacağını kaydetti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Muğla Şube Başkanı İlyas Durna, dernek faaliyetleri hakkında PİRHA’ya konuştu.

    BELEDİYEDEN ‘KAMU YARARI TAŞIMIYORSUNUZ’ CEVABI!

    Menteşe ilçesinde bir cemevinin olmamasından kaynaklı inanç ritüellerini yerine getiremediklerini ifade eden İlyas Durna, konu ile ilgili Menteşe Belediye Başkanı ile görüştüklerini anlattı. Cemevi inşası için yer tahsisinde bulunduklarını anlatan Durna, süreç hakkında şunları söyledi:

    “2022’de etkinliklerimiz oldu. İki defa Pir Sultan Abdal’la ilgili tiyatro oynattık, 500’e yakın yemekli eğlence düzenledik. Ayrıca asimilasyon ve zorunlu din dersleri ile ilgili derneğimizin sponsorluğunda kısa bir film çekimi de yaptıracağız.

    Nisan- Mayıs gibi birlik cemi düzenlemeyi düşünüyoruz. Yönetime geldiğimizin ilk ayı içerisinde Muğla Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’e cemevi yeri talebinde bulunduk, resmi dilekçemizi verdik. Belediye başkanı yer olmadığından dolayı veremeyeceğini, ayrıca derneğimizle ilgili ‘kamu yararı’ taşımadığını söyleyerek bize olumsuz bir dilekçe verdi. Tabi bu gelişmeye üzüldük. Peki  biz durduk mu? Durmadık. Kendimiz belediyeye ait tapulu yerleri bulduk ve tekrar girişimde bulunduk. Eskiye nazaran bir kısım değişiklik oldu gibi ama şu an için yine de zor görünüyor. Seçim arifesinde  genel başkanımız Cuma Erçe ve MYK’dan arkadaşlar gelip tekrar görüşüp belki genel merkezin baskısıyla cemevi yeri almak için uğraşırız. Cemevi olmazsa olmazımızdır. En azından kendi cenazelerimizi kendi ritüellerimize, düşüncemize, kültürümüze yakışan şekilde kaldırmak istiyoruz. En kısa zamanda da cemevinde buluşturmak en büyük arzumuz.”

    “HALKIMIZI CEMEVİ İLE BULUŞTURMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    İlyas Durna, ülke toplumunun, siyasal iktidarın baskısı altında olduğunu ifade ederek “Önce Ak Parti’yi seçimlerde iktidardan göndermemiz gerekiyor. Çünkü alanlarımız daralıyor” dedi.

    Durna, PSAKD Muğla Şubesi’nin geçmişte kapanma riski olduğunu ancak yönetim olarak o sürecin üstesinden geldiklerini de aktardı. Durna, şimdilerde ise cemevi yeri konusunda vali ve kaymakamla yol almak istediklerini anlatarak şunları söyledi:

    “Validen bir randevu talep ettik. 15-20 gündür randevu alamadık. Kaymakam beyle iki defa görüştük. Yer tahsisi konusunda belediye başkanı bize olumsuz cevap verince mecburen biz de kaymakam ya da vali beyden randevu alıp bu işi çözmek istiyoruz. Kaymakam beyle görüştük ama ilin mülkü amiri vali olduğu için valiye de bu işi iletmemizi, birlikte bu işi başarabileceğimize karar verdik. 20 gün oldu randevu talebimize cevap gelmiş değil, bekliyoruz. İnşallah iyi şeyler olacak. Kaymakam beye, ‘bize yer tahsisi yapsınlar’ cemevini kendimizin yapacağını söyledim. Yeter ki bize yer versinler, biz kendi projemizi çizdiririz. Halkımızın lokmaları çok önemli. Katkı vermek isteyen çok da canlarımız, dostlarımız var. Zorlanmadan başaracağımızı düşünüyorum. Halkımızı cemevi ile buluşturmayı düşünüyoruz.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Sadece şube başkanı değil; müzik, bağlama, deyişler, zakirlik vazgeçilmezi-VİDEO

    Sadece şube başkanı değil; müzik, bağlama, deyişler, zakirlik vazgeçilmezi-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, sanat yaşamı ve zakirlik sürecine dair PİRHA’ya konuştu. Çocukluktan itibaren bağlama çaldığını ve müzikle ilgilendiğini aktaran Doğan, aşıklardan her zaman feyz aldığını belirterek, “Deyişler, nefesler, duazlar inanılmaz ağırdır. Bunun içeriğini ve derinliğini zakirlik yapan ustalarımızın bizlere daha çok öğretmesi lazım. Elimden geldiğince araştırırım” dedi.

    Halk müziği sanatçısı aynı zamanda cem erkanlarında zakirlik yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, sanat yaşamı ve zakirlik sürecine dair PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

    PİRHA- Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

    NEZAHAT DOĞAN: Tokatlıyım. Almus’un Cihet köyünden. Ocağımız Eraslan Ocağı’dır. Tokat halk ozanlarının, dervişlerin, pirlerin ve ocakların da çok olduğu bir yer, bir bölge. Derviş Ali’nin türbesi bizim orada, Dumanlı Dağı’ndadır. Bundan sanırım 480 yıl önce Dumanlı Dağı’nda Derviş Ali ve kardeşi Derviş Veli hayatlarını idame ettirmişler ve orada da sırlanmışlar. 7 ulu ozandan biri olan Kul Himmet de bize 15-20 dakikalık bir mesafede. Ben köyde çok bulunmadım, çok yaşamadım. Çok küçük yaşta İstanbul Sultan Ahmet’e gelmişiz ama bizim bu içimizde, içte olan bir aşk sanırım. Nereye giderseniz gidin illa bir yer ararsınız. Çünkü siz orada mutlusunuzdur, başka hiçbir şey sizi mutlu etmiyordur, sizin için aslında nefes almaktır.

    “EVDE TÜRKÜLER, DEYİŞLER, SAZ HEP VARDI

    -Bağlama çalmaya ne zaman başladınız? Bağlamaya başlamanıza kim vesile oldu?

    6-7 yaşlarındaydım, dedem Hüseyin Doğan Ankara Radyosu’nda çıkardı. Çocuktuk çok bilmezdik ama Hüseyin Doğan’dan türküler dinlediniz denilen bir süreçti. Benim dayım cemlerde zakirlik yapardı ve hala da sağlığı el verdiği sürece yapmaya çalışıyor. Ben de o yaşlarda başladım. Evde türküler, deyişler, saz hep vardı. Çocuklukla birlikte içinde büyüdüğüm bir kültürdü. Birçok ustayı, aşığı, halk ozanını dinlerim, hiçbirini ayırt edemem. Çünkü hepsi benim için doğadaki çiçeklerin rengi, kokusu gibidir. Hepsinden bir şey aldım, hepsi benim için çok kıymetli. Tabii ki İsmail Daimî, Davut Sulari, Aşık Veysel, Muhlis Akarsular o kadar çok var ki, hangisini seçip ayırabilirim? Hiçbirini terazinin başka bir gözüne koymam. Gerçekten benim için hepsi kutsallar ve hepsinden feyiz aldım.

    -Zakirliğe ne zaman başladınız?

    Zakirlik benim sürekli bir şekilde yaşamımı sürdürdüğün bir şey değil, ara ara yaptığım bir hizmet. İstanbul’da yetiştim, orada büyüdüm. 15-16 yaşlarındayken Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi’nde bağlama çalardım. Dede alırdı beni o halkaya oturttururdu. Bir deyiş, bir nefes de sen oku derdi. Böyle gelişen ve başlayan bir süreç aslında. Son zamanlar Muğla bölgesinde yapılan cemlere katıldım, elimden geldiğince de hizmet yürütmeye devam ediyorum. Onun dışında albümlerim, kliplerim var. Halk müziği ile haşır neşirim. Munzur Çevre Festivali gibi bir çok etkinlikte yer alıyorum.

    “DEYİŞLER, NEFESLER, DUAZLARIN DERİNLİĞİNE ERİŞMEK LAZIM

    -Peki, aşıklarının, sadıkların nefeslerini ve deyişlerini okurken anlam ve içeriğini, derinliğini bilerek mi söylüyorsunuz?

    Ben okuduğum sıradan bir türkü de söylerken ne demek istemiş diye araştırırım bakarım. Deyişler, nefesler, duazlar inanılmaz ağırdır. Bunun içeriğini ve derinliğini zakirlik yapan ustalarımızın bizlere daha çok öğretmesi lazım. Elimden geldiğince araştırırım.

    -Peki hem sahneye çıkıyorsunuz, hem de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda (HBVAKV) yöneticisiniz. Her ikisini bir arada götürmek sizin için zor olmuyor mu?

    Evet buraya daha ağırlık vereceğim. Tabii ki hayat devam ediyor ama burası olmazsa biz de yokuz aslında.

    -Genelde müzikle ve sanatla uğraşanların aile üzerindeki etkisinin olumlu olduğu gözlemleniyor. Sizin çocuğunuz ve aileniz üzerindeki etkisi nedir?

    Evet Ozan adında bir çocuğum var. Ozan sanatla ilgileniyor. Bir yeteneği var. Bu kültürün içinde yoğruluyorsun, bu da çok güzel bir şey. Çünkü enstrüman çalan, müzikle, sanatın herhangi bir dalıyla uğraşan ailelerin çocukları mutlaka başarılı olur. Tabii ki oğluma karşı olan sorumluluğumu sonuna kadar elimden geldiğince yerine getiriyorum. İlişkilerimiz müzikle ve türkülerle birlikte aslında daha çok güçleniyor.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Dede Gümüş: İbadet parayla olmaz, Diyanet kapatılsın-VİDEO

    Dede Gümüş: İbadet parayla olmaz, Diyanet kapatılsın-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ortaca Cemevi Yönetim Kurulu (YK) üyesi Cahit Gümüş, dedelere maaş bağlanmasını eleştirerek, Diyanetin de derhal kapatılması gerektiğini söyledi.

    AKP-MHP hükümeti tarafınca kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepkiler dinmiyor. Kararla birlikte kadro arayışına giren siyasal iktidarın, dedelere maaş vereceği açıklaması Alevi inanç önderleri tarafınca sert dille eleştirildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Cahit Gümüş, “Dedelere maaş olayına karşıyım. Bizim atalarımız dedelerimiz, babalarımız var olduğu sürece de hiçbiri maaş almamıştır. Bizde rızalık vardır, hakkullak vardır, gönül razılığı vardır. Biz hakkullahlarla bugünlere geldik” dedi.

    “MAAŞA KARŞIYIZ”

    Seyit Ali Sultan Ocağı’na mensubu Cahit Gümüş, iktidarın inançlar üzerinden yürüttüğü politikaları eleştirerek Diyanetin kapatılması gerektiğini de vurguladı. Dede Gümüş, Diyanet’in, Aleviliği yok saydığını da ifade ederek şu aktarımda bulundu:

    “Bizim, onların cami hocaları gibi, ‘para verilmezse ibadet yapmayız’ diye bir durumumuz yok. Bugün onların maaşlarını kes, camilerde ne ezan okurlar ne namaz kıldırırlar.

    Alevi dedeleri yıllar boyunca hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin Aleviliği bugünlere kadar getirmişlerdir ve bu devam edecektir. Biz maaşa karşıyız. Ben bir ocakzade evladı olarak bana verilen maaşı hiçbir zaman istemem, istemiyorum da. Biz kendi yağımızda kavruluruz. Kimseden bir beklentimiz yok.

    Allaha yapılan ibadet parayla olmaz. Diyanet kapatılsın. Diyanete ayrılan o bütçe sağlığa, eğitime harcansın ki vatandaşlar yararlansın, çocuklarımız daha iyi eğitim görsün. Bugün yurt bulamayan çocuklarımız var, onlara yurt yapılsın. Beslenemeyen, okula aç giden çocuklarımız var, onlara yemek verilsin, ihtiyaçları karşılasın. Ne yapıyor Diyanet? Kendi kafalarına göre fetvalar veriyorlar, Aleviliği yok sayıyorlar. Alevilik vardır var olacaktır.”

    Cebrail ARSLAN /MUĞLA

  • PSAKD Ortaca Şube Başkanı Aydoğan: Kadınlara ve çocuklara yönelik çalışmalar yapıyoruz -VİDEO

    PSAKD Ortaca Şube Başkanı Aydoğan: Kadınlara ve çocuklara yönelik çalışmalar yapıyoruz -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Ortaca Şube Başkanı Ülkü Aydoğan, faaliyetleri hakkında konuşarak, “Her konuda kadınlara yönelik haftada üç gün eğitim veriyoruz. Bu eğitimler spor faaliyetlerimiz, panellerimiz vs oluyor. Biz burada onlara her türlü imkânı sunduk ve bunu gelenek haline getirmek istiyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Muğla Ortaca Şube Başkanı Ülkü Aydoğan, şubelerinde gerçekleştirdikleri faaliyetler hakkında konuştu.

    “KADINLARA, GENÇLERE, ÇOCUKLARA YÖNELİK FAALİYETLER YAPIYORUZ”

    Kadınların örgütlenme konusunda çok önemli bir rolü olduğunu belirten Aydoğan, “Cemevimizde haftanın 7 gününü dolu dolu geçirmek için çabalıyoruz. Kadın çok önemli. Her eğitimimize kadınlar katılmalı. Her konuda kadınlara yönelik haftada üç gün eğitim veriyoruz. Bu eğitimler spor faaliyetlerimiz, panellerimiz vs oluyor. Geçen 8 Mart’ta kadınlara yönelik üretim standı açtık. Çocuklara ilişkin bir pedagog geldi. Çocuk tacizleri, çocuk tecavüzlerine ilişkin panel yaptık. Aynı gün yine İstanbul Sözleşmesi’ni anlatan bir avukatımız geldi, bilgilendirmesini yaptı. Faaliyetlerimiz çok güzel geçiyor. Gençlerimizi buraya çekmeye çalışıyoruz. Jimnastik kurslarımız var” dedi.

    “FAALİYETLERİMİZDEN HERKES ÇOK MEMNUN KALIYOR”

    29 Ekim’de de Pir Sultan Abdal 1. Cumhuriyet Satranç Turnuvası gerçekleştirdiklerini kaydeden Aydoğan, şöyle devam etti:

    “İlk gün 140, ikinci gün 170 çocuğumuz vardı. İki gün sürdü ve katılanlar hep çocuktu. Toplum olarak burayı, bu atmosferi gördüler. Buranın nasıl bir yer olduğunu anladılar. Burayı hiç tanımayan aileler geldi. Çok mutlu oldular. Biz burada onlara her türlü imkânı sunduk ve bunu gelenek haline getirmek istiyoruz. Saz kursumuz geçen sene vardı. Bu sene de hem çocuklara hem de yetişkinlere açacağız. Semah grubumuz var zaten. Semah kurslarımız var. Zakirimiz var. Cem erkanlarımızda bağlama hocamız zakirlik yapıyor.”

     Cebrail ARSLAN/ MUĞLA

  • Nezahat Doğan: Nefret söylemlerine karşı örgütlü hareket edip yaptırım uygulatabiliriz-VİDEO

    Nezahat Doğan: Nefret söylemlerine karşı örgütlü hareket edip yaptırım uygulatabiliriz-VİDEO

    PİRHA- Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta Aleviler hakkında sarf ettiği nefret söylemine ilişkin konuşan HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, “Biz devletin bir parçasıyız. Bizler de varız. Biz dışardan birileri değiliz. Bizim de haklarımız var. Bu haklar başkaları için nasıl uygulanıyorsa bizim için de öyle uygulasın” dedi.

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta Aleviler hakkında sarf ettiği nefret söylemine ilişkin konuştu.

    “ÖRGÜTLENMEK ÇOK ÖNEMLİ, BU KONUDA EKSİĞİZ”

    Örgütlü yapının çok önemli olduğunu söyleyen Doğan, “Bunu hayata geçirmekte toplum olarak zorlanıyoruz galiba. Örgütlü yapının önemini anladıktan sonra sahiplenme noktasında oradaki bir çocuğa söylenmiş bir laf deyip bunu öbür taraftaki bir Alevi vatandaş kulak arkası edip geçiyor. Bundan kaynaklı biz nasıl olsa bunu yapıyoruz bunlar da susuyor diyorlar. 3-5 kişi çıkar protesto eder, biz bu öğretmeni görevden almayız, yer değiştiririz, daha iyi bir yere koyarız, diyorlar. Aslında onu mükafatlandırıyorlar yaptıkları şey bu. Bizim daha dirençli, daha örgütlü yapıya ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Bu sadece kendi aramızda, kısır döngü içeresinde değil, daha fazla örgütlenip, daha fazla kurum ve kuruluşlarla birlikte hareket edip bir yaptırım uygulatabiliriz” dedi.

    “BİZİM DE HAKLARIMIZ VAR”

    Doğan sözlerine şöyle devam etti:

    “Oradaki öğretmene ne yapabiliriz? Alıp dövemeyiz bizim böyle bir durumumuz yok. Zaten görüş olarak da, yaşam felsefesi olarak da, yaşam tarzımız da bu değil. Biz devletin bir parçasıyız. Bizler de varız. Biz dışardan birileri değiliz. Bizim de haklarımız var. Bu haklar başkaları için nasıl uygulanıyorsa bizim için de öyle uygulasın. Fazlası eksiği değil. Fazlasını istemiyoruz ama eksik de istemiyoruz. Tam olarak nasıl uygulanıyor ise Aleviler için de uygulansın istiyoruz. Oradaki öğretmenin görev sadece yerinin değiştirilmesini de kınıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA