Etiket: muharrem ayı

  • İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi: Aşure kardeşliğin simgesidir-VİDEO

    İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi: Aşure kardeşliğin simgesidir-VİDEO

    PİRHA- Muharrem orucunun tamamlanmasının ardından İzmir’deki çok sayıda cemevinde birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmaları yurttaşlarla pay edildi. Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın acısının bugün de farklı coğrafyalarda sürdüğünü belirterek, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların son bulması çağrısında bulundu.

    Muharrem ayında tutulan 12 günlük yas-ı matem orucunun sona ermesiyle birlikte İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi. Yas günleri boyunca eğlence ve şenlikten uzak duran Aleviler, matem orucunun ardından birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmalarını yurttaşlarla buluşturdu.

    NARLIDERE CEMEVİ’NDE LOKMALAR PAY EDİLDİ

    İzmir’deki birçok Alevi kurumunda gerçekleştirilen aşure etkinliklerinden biri de Narlıdere Cemevi’nde yapıldı. Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin’in okuduğu lokma duasının ardından aşureler yurttaşlara dağıtıldı.

    Etkinlikte konuşan Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olmadığını, günümüzde de benzer acıların yaşandığını söyledi. Özdemir, Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırıların devam ettiğine dikkat çekerek, bu saldırıların bir an önce son bulması çağrısında bulundu.

    “AŞURE AYNI KAZANDA PİŞEN KARDEŞLİĞİN SİMGESİDİR”

    Aşurenin farklı tatların aynı kazanda buluşmasıyla oluşan birlik, kardeşlik ve paylaşmanın simgesi olduğunu belirten Özdemir, rızalık lokmasının toplumsal barışa ve birlikte yaşama katkı sunmasını temenni etti.

    Konuşmaların ardından hazırlanan aşure lokmaları yurttaşlarla paylaşıldı.

    AKD URLA ŞUBESİ’NDE AŞURE PAYLAŞILDI

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi’nde de çok sayıda yurttaşın katılımıyla Aşure lokması paylaşıldı. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayı direncin ve paylaşmanın yeniden hatırlandığı kutsal zamanlar olduğunu belirterek, Kerbela’nın büyük bir hakikat mücadelesi olduğunu söyledi.

    Aşurenin birlik ve beraberliğin en güzel simgesi olduğunu söyleyen Tatar, konuşmasını şöyle tamamladı;

    “Nasıl ki aşurenin içindeki hiçbir malzeme diğerlerinden üstün değilse insanlık fertleri de birbirinden üstün değildir. Dinimiz, inancımız, kimliğimizle, düşüncelerimiz farklı olabilir ancak bizm içini saygı ve insanlık değerleridir. Bugün her zamankinden daha fazla kardeşliğe, dayanışmaya ve birliğimizi anlamaya ihtiyacımız vardır. Bizler de bu anlayışla barışın, kardeşliğin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesi için çalışmaya devam edeceğiz. Herkesin inancını özgürce yaşayabildiği, düşüncesini korkmadan ifade edebildiği, çocuklarımızın umutla geleceğe baktığı bir ülke özlemini taşıyoruz. Kaynayan aşuremiz çocuğumuza barış hanemize bereket, gönüllerimiz muhabbet getirsin.”

    Tatar’ın konuşmasının ardından semah dönüldü, deyişler söylendi ve Aşureler paylaşıldı.

    AKD ALİAĞA ŞUBESİ’NDE AŞURELER PAYLAŞILDI

    Alevi Kültür Denekleri(AKD) Aliağa Cemevi’nde de Aşure lokması paylaşıldı. AKD Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, Aşure lokmasıyla dayanışma, kardeşlik ve ortak değerleri paylaştıklarını kaydetti.  Çiçekdal, “Aynı kazanda kaynayan Aşure nasıl faklı tatları bir araya getirip berekete dönüşüyorsa bizler de farklılıklarımızla bir araya gelerek gönüllerimizi birliyoruz.  Aşure birliğin ve paylaşımın en güzel örneğidir” dedi.

    Konuşmaların ardından Aşure lokması paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

  • Bağcılar Cemevi’nde muharrem sohbeti yapıldı, oruçlar açıldı-VİDEO

    Bağcılar Cemevi’nde muharrem sohbeti yapıldı, oruçlar açıldı-VİDEO

    PİRHA – Bağcılar Cemevi’nde Muharrem ayının 10. gününde Muharrem Sohbeti yapıldı, oruçlar açıldı. 

    Alevi toplumu Yası Kerbela Orucu’nu tutmaya devam ediyor.

    Bağcılar Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, muharrem sohbetine katıldı. Kureyşan Ocağına mensup Ali Efe ile Zakir Aydın Gündüz yürüttüğü sohbette İmam Hüseyin’in duruşuna dair konuşma yapıldı, nefesler ve deyişler okundu. 

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Gökmen Savak: Muharrem ayı Alevi öğretisinin taşıyıcısı olmuştur – VİDEO

    Pir Gökmen Savak: Muharrem ayı Alevi öğretisinin taşıyıcısı olmuştur – VİDEO

    PİRHA – Muharrem ayının Alevi toplumu ve öğretisinin bir taşıyıcı yani rehber görevi gördüğüne dikkat çeken Baba Mansur Ocağı Piri Gökmen Savak, Hüseyin’i duruşun tarih boyunca farklı toplumsal kesimlerde yaşamaya devam ettiğini belirtti. Alevilerin her zaman barıştan yana olduğunu söyleyen Savak, herkesin eşit yurttaşlık temelinde barış içinde yaşamasını istedi. 

    Alevilerin en kutsal aylarından biri olan Muharrem ayının önemine ilişkin Baba Mansur Ocağı Pir’i Gökmen Savak, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Muharrem ayının  Alevi toplumu ve öğretisinin bir taşıyıcı rehber görevi gördüğüne dikkat çeken Savak, Alevilerin zalimin, zulmün karşısında durduğunu söyledi.

    “MAZLUMUN YANINDA BİR KALKANIZ”

    Muharrem ayının önemli bir yanının da oruç ibadetinden çok sosyolojik bir duruş olduğuna vurgu yapan Savak, Hz. Ali’nin “Zulme engel olamıyorsanız, onu herkese duyurun” sözünü hatırlatarak, masumun yanında durmanın, zalime karşı olmanın önemini vurguladı.

    “Tarih boyunca mazlum olan Hüseyin olmuştur, nerde zalim varsa o da Yezit olmuştur” diyen Savak, hak, hukuk yiyen, insanları sömüren zihniyeti Yezit olarak kabul ettiklerini, karşısında direnenleri ise mazlumdan yana olan Hüseyin olarak gördüklerini söyledi.

    Alevi öğretisinde en önemli kurallarından birinin cana kıymamak olduğunu söyleyen Savak, “Bir masuma, insanın canına veya  herhangi bir canlının canına kıydığı anda o Yezid’i düşünceye dahil olmuş olur. O yüzden biz cana kıymaya karşıyız. Biz sömürüye, zulme karşıyız, biz mazlumların yanına bir kalkanız” diye konuştu.

    “HÜSEYİN’İ DURUŞ FARKLI ZAMANLARDA FAKLI KESİMLERDE YAŞAMAYA DEVAM ETTİ”

    Kerbela katliamında Yezid’e karşı bir duruş sergileyen Hüseyin’i duruşun tarih boyunca farklı toplumsal kesimlerde yaşamaya devam ettiğini belirten Savak, bu anlayışın 16. Yüzyılda Pir Sultan Abdal olarak karşımıza çıktığını söyledi.

    Savak, “Bütün pirlerimiz yaşadıkları dönemde yedikleri, giydikleri ya da konuştuklarıyla gelmemiştir, bunlar bu Hüseyin’i duruşlarla gelmiştir. Serden geçmişlerdir ama sırdan geçmemişlerdir. Geri dönmemişlerdir eğilmemişlerdir” diye konuştu.

    Hüseyin’i duruşun Alevi öğretisinin bir parçası olduğunu söyleyen Savak, günümüzde ise Hüseyin’i duruşun hiçbir makama, mevkiye, rantta, saltanata veya maddeye tamah etmeden, özgür iradeyle haksızın karşısında durmak anlamına geldiğini belirtti.

    Savak, Hüseyin’i duruşun bedeli ne olursa olsun doğruluğundan, adaletinden, merhametinden, vicdanından feraket etmeyen insani bir duruştur” dedi.

    Muharrem ayının yas ve paylaşım ayı olduğuna dikkat çeken Pir Savak, Muharrem ayı boyunca canların et yememeye, düğün işlerini ertelemesi yani eğlenceden uzak durmalarını istedi. Bu inancın değerlerini kaybettirmeden gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurgulayan Savak,  Alevilikte ibadetin şekilsel olmadığını ruhsal bir arınma olduğunu belirterek, ibadetlerin o günün koşullarına göre uyarlanması gerektiğini de ekledi.

    “BARIŞIN OLDUĞU HER YERDE YAŞAM OLUR”

    Türkiye’nin içinde bulunduğu ‘Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ne ilişkin Hüseyin’i duruşun önemine vurgu yapan Savak  Alevilerin her zaman barıştan yana olduğunu belirterek,  “Çünkü barışın egemen olduğu her yerde yaşam olur” dedi.

    “Bugün hangi Alevi’ye savaş mı, barış mı?  diye sorarsanız hepsinin barış cevabını vereceğini belirten Savak, herkesin eşit yurttaşlık temelinde yaşadığı bir barış ortamının oluşmasını istediğini belirterek şunları söyledi:

    “Biz bir bitkinin bir hayvanın bile özgürce yaşamasını istiyoruz. Kendi haliyle yaşamasını, kendini ifade etmesini istiyoruz.  Kimliğiyle, diliyle, ırkıyla, inancıyla ne olursa olsun bu hür iradesini ortaya koysun, kimliğiyle yaşasın ve bu anlamda bir barış ortamı istiyoruz. Kimliklerin, birbirlerini sorgulamadığı, ırkların birbirlerine ötekileştirmediği dinlerin birbirlerini inkar etmediği ve herkesin birbirine saygı duyduğu, eşit paylaşımın olduğu ve en önemlisi özellikle ülkemizde eşit yurttaşlığın hakim olduğu herkesin idari anlamda eşit bir şekilde bakıldığı, görüldüğü bir barış ortamı istiyoruz.”

    Semra ACAR – İZMİR

     

  • Celal Fırat: Kerbela bir tarih değil, her çağda verilen vicdan sınavıdır-VİDEO

    Celal Fırat: Kerbela bir tarih değil, her çağda verilen vicdan sınavıdır-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kerbelâ’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Kerbelâ bir tarih değil, her çağda zalimlere karşı yeniden verilen bir vicdan sınavıdır” dedi. Muharrem orucunun aç kalmanın ötesinde bir hatırlayış olduğunu vurgulayan Fırat, “Kerbelâ’nın bize bıraktığı en büyük miras acıyı kutsamak değil, adaleti savunmaktır” diye konuştu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kerbelâ’nın anlamına, Muharrem orucuna ve Alevi inancındaki yerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Konuşmasına Genel Kurulu selamlayarak başlayan Fırat, Kerbelâ’nın üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen insanlığın hala aynı soruyla yüzleştiğini söyledi.

    “İnsanların sorusu hala aynıdır; gücün yanında mı duracağız, yoksa hakikatin ve hakkın yanında mı duracağız?” diyen Fırat, Kerbelâ’nın bu nedenle yalnızca tarihsel bir olay değil, her dönemde yeniden yaşanan bir vicdan sınavı olduğunu ifade etti.

    “KERBELÂ HER ÇAĞDA YENİDEN KARŞIMIZA ÇIKIYOR”

    Şah Hüseyin’in büyüklüğünün sonucu değiştiremeyeceğini bilmesine rağmen adaletin yanında yer almasından kaynaklandığını belirten Fırat, Kerbelâ’da verilen mücadelenin bir iktidar mücadelesi değil, insanın inancına, hakikatine ve vicdanına sahip çıkma mücadelesi olduğunu söyledi.

    İnsanlık tarihi boyunca birçok halkın ve topluluğun kendi Kerbelâ’sını yaşadığını ifade eden Fırat, insanların kimi zaman inançlarından, kimi zaman kimliklerinden dolayı dışlandığını, kimi zaman da adalet talep ettikleri için cezalandırıldığını dile getirdi.

    Kerbelâ’nın bugün de gücün hukukun önüne geçip geçemeyeceğinin, devletin vicdandan kopup kopamayacağının ve insanın doğrularından vazgeçip geçmeyeceğinin sorgulandığı bir simge olduğunu belirten Fırat, “Kerbelâ yalnızca İslam tarihinin değil, insanlık tarihinin en önemli ahlaki kırılma noktalarından biridir. Biz Alevi toplumuna göre adalet Kerbelâ’da yitirildi” dedi.

    “MEŞRUİYET GÜÇTEN DEĞİL, VİCDANDAN DOĞAR”

    O gün sorulan soruların bugün de geçerliliğini koruduğunu vurgulayan Fırat, yönetimlerin gücünü korkudan mı yoksa adaletten mi aldığı sorusunun hala önemini koruduğunu söyledi.

    Bir tarafta gücün meşruiyet ürettiğine inananların, diğer tarafta ise meşruiyetin vicdandan ve adaletten doğduğunu savunanların bulunduğunu belirten Fırat, Şah Hüseyin’in insanlığa suskunluğa karşı itiraz etmeyi öğrettiğini ifade etti.

    Fırat, “Herkes sustuğunda susmayacaksın, herkesin biat ettiği yerde itiraz edeceksin. Kerbelâ yalnızca bir matem değil, insan onurunun sınandığı ahlaki bir sınavdır” diye konuştu.

    “MUHARREM ORUCU AÇ KALMAK DEĞİL, HATIRLAMAKTIR”

    Muharrem ayının Aleviler açısından taşıdığı anlamı da anlatan Fırat, 14 Haziran’da üç günlük Masum-u Paklar Orucu’nun, 17 Haziran’da ise Muharrem Yas-ı Matem ve On İki İmamlar Orucu’nun başlayacağını hatırlattı.

    Alevi inancında orucun başlangıç ve bitişini belirleyen katı kurallar bulunmadığını belirten Fırat, “Oruç güneşle başlar, güneşle biter. Gün boyunca hissedilen açlık ve susuzluk yalnızca bedene ait değildir. Her lokmada, her yudumda Kerbelâ’nın hüznü yaşanır” dedi.

    Muharrem orucunun aç kalmaktan öte bir anlam taşıdığını ifade eden Fırat, bunun insanın vicdanına dönmesi, mazlumun acısını yüreğinde hissetmesi ve insanlığı diri tutması olduğunu söyledi.

    “AŞURE PAYLAŞMANIN VE RIZANIN LOKMASIDIR”

    Muharrem orucunun ardından paylaşılan aşurenin yalnızca bir yiyecek ya da tatlı olmadığını belirten Fırat, aşurenin farklılıkların aynı kazanda birbirine üstünlük kurmadan var olabilmesinin sembolü olduğunu ifade etti.

    Aşurenin paylaşmanın, dayanışmanın, rızanın ve kardeşliğin lokması olduğunu söyleyen Fırat, Kerbelâ’nın anılmasının amacının acıyı büyütmek değil, adaleti çoğaltmak olduğunu vurguladı.

    Fırat, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Paylaşacağımız her lokma insanın insana kıymadığı, inançların ve kimliklerin ötekileştirilmediği, çocukların savaşlarda susuz kalmadığı bir dünyanın niyetine olsun. Muharrem mateminde süzülen hakikat bizlere yalnızca yas tutmayı değil, vicdanı, merhameti ve birlikte yaşamayı da öğretsin. Hak-Muhammed-Ali aşkına tuttuğumuz oruçlar, paylaştığımız lokmalar kabul olsun. Birliğimiz daim, yolumuz Şah Hüseyin yolu olsun.”

    HABER MERKEZİ

  • Kayapınar Belediyesi aşure lokması paylaştı

    Kayapınar Belediyesi aşure lokması paylaştı

    PİRHA- Kayapınar Belediyesi Muharrem Ayı yaptığı aşureleri yurttaşlarla paylaştı.

    Muharrem (Yas-ı Kerbela) orucunun sona ermesiyle birlikte birçok yerde aşure lokmaları paylaşılmaya devam ediyor.

    Diyarbakır’da Kayapınar Belediyesi, Muharrem Ayı dolasıyla aşure lokması paylaştı. Huzurevleri Mahallesi Ahmet Arif Parkı’nda hazırlanan aşureler, Eşbaşkanlar Berivan Gülşen Sincar ve Cengiz Dündar tarafından yurttaşlara pay edildi.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • DAD İstanbul Şube’de aşureler pay edildi-VİDEO

    DAD İstanbul Şube’de aşureler pay edildi-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, aşure lokmalarını paylaştı. DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Berna Güzel, yaptığı konuşmada Kerbela benzeri Alevi katliamlarının günümüzde de yaşandığına vurgu yaptı.

    Yası Kerbela (Muharrem) Orucu’nun ardından aşureler paylaşılmaya devam ediliyor. DAD İstanbul Şubesi de pişirdiği aşureleri dağıtmak üzere Gazi Mahallesi’nde halkla bir araya geldi.

    DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Berna Güzel, yaptığı konuşmada “Yası Kerbela Orucunu tutan ve lokmalarını pay eden cümlenizin duaları kabul, lokmaları yiyene helal yedirene delil olsun” diye belirtti.

    ALEVİ KATLİAMI HALEN DEVAM ETMEKTE”

    Berna Güzel, yaptığı konuşmada Suriye’de devam eden Alevi katliamına da değinerek şunları aktardı:

    “Yası Kerbela, Alevilerin aslında Hüseyin’in direnişi şahsında, kendilerinin nasıl ayakta durmalarını hatırlatmaktır. Asırlardır süre gelen Kerbelalar günümüzde aynı zihniyet tarafından devam etmektedir.

    Zalimin zulmüne karşı direnmek bir Hüseyin-i duruştur. Seyit Rıza, direnişinde şöyle der ‘Bir hataydı. Yazıktır, günahtır. Evladı Kerbelayız, Kerbela’nın çocuklarıyız’ demiştir. Özellikle Reya Heq ocak geleneğinden Aleviler, kendilerini Ehlibeyt soyunda sayarlar. Biz Kerbela’nın çocuklarıyız.

    Kerbela’da Hüseyin’in kafasını kesen ile Dersim’de Ali Şer’in kafasını kesen zihniyet aynı. Aynı zihniyet Dersim, Koçgiri, Maraş, Sivas, Çorum, Malatya, Gazi, Suruç ve Roboski’de bizlere Kerbela’yı yaşattı. Ayrıca HTŞ, DAİŞ, El Nusra ve benzeri cihatçılar, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiler. Suriye’deki Aleviler, mazlum halklar, Ezidiler ve azınlıklar katledildiler. Alevi katliamı halen devam etmekte. Canice, barbarca talan, taciz, tecavüz devam ediyor, kadın ve kız çocukları fidye karşılığında kaçırılıp her türlü insanlık dışı muameleye maruz kalıyor. Dünya suskun! İnsanlık suçu işleniyor. Yetmiyor ABD, insanlıktan nasibini almamış canileri terör listesinden çıkarıyor. Sonuç olarak Hüseyin-i duruş bir simgedir. Bugünkü mücadele, zalimin zulmüne karşı direniş, bir Hüseyin-i duruştur.”

    Yapılan konuşmalar ardından aşureler pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Diyarbakır Şubesinde Muharrem Cemi yürütüldü- VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesinde Muharrem Cemi yürütüldü- VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayı dolayısıyla PSAKD Diyarbakır Şubesinde Muharrem Cemi yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesinde Muharrem Ayı sebebiyle Muharrem Cemi yapıldı. Karkin Ocagı’ndan Pir Musa Karkin Dede öncülüğünde cem erkanı yürütüldü. Musa Karkin Dede, Muharrem ayının öneminden bahsetti.

    Halkın yoğun katılım sağladığı cemde deyişler, nefesler eşliğinde semahlar dönüldü ve 12 hizmet yerine getirildi. Ardından aşureler pay edildi.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Freiburg Alevi Dergahı’nda Madımak anması ve lokma paylaşımı-VİDEO

    Freiburg Alevi Dergahı’nda Madımak anması ve lokma paylaşımı-VİDEO

    PİRHA- Muharrem Ayı’nın 7. gününde Freiburg Alevi Dergahı’nda lokmalar pay edildi, Madımak Katliamında yaşamını yitirenler anıldı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde Almanya’da hizmet yürüten Freiburg Alevi Dergahı’nda Muharrem Ayı dolayısıyla lokmalar pay edildi.

    Lokma paylaşımı öncesinde Madımak Katliamının 32. yılı dolayısyla bir panel düzenlendi.

    Sakine Ana’nın gülbeng verdiği anmaya panelist olarak katılan Ayhan Erdoğan katliamlar tarihinin sürecine dair sunum gerçekleştirdi. Katliamda yaşamını yitirenler anısına şiirlerin okunduğu anmada ayrıca katliamı anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Anmanın ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Altınoluk Cemevi’nde lokmalar pay edildi-VİDEO

    Altınoluk Cemevi’nde lokmalar pay edildi-VİDEO

    PİRHA – Muharrem Ayı’nın 4. gününde Altınoluk Cemevi’nde lokmalar pay edildi.

    Muharrem Ayı sebebiyle Balıkesir’in Altınoluk İlçesinde de muharrem sohbeti yapıldı.

    Baba Mansur Ocağı Şahin Kurucan’ın gülbeng okuduğu sohbette zakir Çetin Kurt da mersiye ve nefesler seslendirdi.

    AŞIR ORUCU!

    Yazar İbrahim Kızıler de program dahilinde konuşma yaptı. ‘Tahtacı Türkmenleri’nde matem orucu’ hakkında bilgi veren Kızıler, şu konuşmayı yaptı:

    “Tahtacı Türkmen deyimi ile Aşır ayındayız. Anadolu Aleviliğinde Muharrem ayı ve bu ayda tutulan ‘yas ve matem’ orucu diye adlandırılan bu ay ve oruç neden Tahtacı Türkmenlerde ‘Aşır ayı, Aşır Orucu, Aşır Çorbası ve Aşır Bayramı’ adları ile anılmaktadır. Önce bu konuya yoğunlaştığımızda Tahtacı Türkmen yerleşim birimlerinde Aşır isminin insanlara verildiğini yoğun olarak görürüz. Nedense son dönemlerde verilmeye başlanan Muharrem ismine eski Tahtacılarda hiç rastlanmaz.

    Nüfus kağıtlarında İslam ile yapılan takiyye neticesinde Şakir olarak yazılsa da köylerde bu isme haiz kişiler hep Aşır olarak çağırılır. Yıllarca bu Aşır nedir diye araştırırken Aşır Bayramı’nın ‘Melamilerde olduğu’ kaydına rastladım. Geniş bir açıklamasını bulamamıştım. Yas ve matem orucunu ise Tahtacı Türkmenler Aşır Orucu olarak adlandırır.

    Aşır orucu, 12. gün öğleyin dede evlerinde pişmeye ve içilmeye başlanan, sonrada 12 tutan tüm talipler tarafından pişirilen çorbanın adı Aşır çorbası ve üç günlük bayramın adı ise Aşır bayramıdır.

    Aşır çorbasının adı asla ve asla Aşure değildir. Kökeni de Arabistan veya İslam hiç değildir. Aşır çorbası Hz. Nuh peygamber zamanından buyana sürdürülen bir gelenektir. Söylenceye göre Hz. Nuh’un gemisi karaya oturduğunda gemide bulunanların aç karınlarını doyurmak için oğullarından Aşır’ı yemek yapma işiyle görevlendirir. Aşır geminin deposuna iner ve erzakları kontrol eder. Dolaplarda azar azar 12 çeşit erzak bulur. Bunlardan yemek yapsa kimseye yetmeyeceği için hepsini kazana doldurur ve çorba yaparak gemide tufandan kurtulanlara dağıtır. İşte ‘Aşır çorbası’nın aslı budur.”

    PİRHA/BALIKESİR

  • AKD Antep Şubesi’nde ilk oruç açıldı-VİDEO

    AKD Antep Şubesi’nde ilk oruç açıldı-VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri Antep Şubesi’nde, Muharrem Ayı’nın ilk gününde lokmalar pay edildi.

    Çok sayıda yurttaş, Muharrem Ayı’nın ilk gününde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şubesi’nde bir araya geldi. Muharrem Ayı’nda tutulan ilk oruç, AKD Şube binasında yapılan hazırlıklar ardından Dede Salman Kayhan’ın okuduğu gülbeng ile açıldı.

    AKD Şube ile Yunus Emre Cemevi’nin ortak hazırladıkları lokmalar pay edildikten sonra sohbet düzenlendi. Dede Salman Kayhan ve Kazım Koçaakça, Muharrem Ayı ve Kerbela Katliamı’nın tarihçesine dair aktarımda bulundu.

    Program sonunda AKD bünyesinde hizmet yürüten gençler, semah döndü.

    PİRHA/ANTEP

  • Bahçelievler Cemevi’nde Muharrem Ayı’nın önemine dair sohbet yapıldı-VİDEO

    Bahçelievler Cemevi’nde Muharrem Ayı’nın önemine dair sohbet yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Bahçelievler Cemevi’nde Muharrem Ayı sebebiyle ‘Kerbela nedir?’ konulu sohbet yapıldı.

    Bahçelievler Cemevi Derneği’nde Muharrem Ayı süresince yapılacak sohbetlerin ilk gününe yoğun ilgi oluştu. Zakir Murat Yaman’ın okuduğu mersiyelerle başlayan sohbette ‘Matem Ayı’nın önemine dair bilgiler paylaşıldı.

    Kureşan Ocağından Dede Ali Ekber Aydoğdu, orucun “Nefsi bilemek” anlamına geldiğini belirterek “Nefsini bilen kendini bilir, kendini bilen de cihanı tanır. Cehaletten korunmak nefsi korumak anlamına gelir. Bizler kimseyi oruç konusunda zorlamayız. Oruçtaki marifet, durumdan ders çıkarmaktır” dedi.

    Bahçelievler Cemevi Yönetim Kurulu üyelerinden Coşkun Topal, Kerbela Katliamını anlatan bir şiir ile duygularını paylaştı.

    Cemal Aşkın Topal ise yaptığı konuşmada “Muharrem Orucu ‘et yenilmez, su içilmez’ ile sınırlı değildir. Kerbela nedir bunu iyi bilmek gerekir. Her zaman iyilerin karşısında kötüler vardır. Bugün de aynı şekilde… Zulüm gösterenlere bizler nasıl biat etmiyorsak İmam Hüseyin de o gün Yezid’e karşı biat etmiyor” diye belirtti.

    Yapılan sohbet ardından lokmalar pay edilerek oruçlar açıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Milletvekili Ayten Kordu: Muharrem Ayı, hakikat uğruna direnişin adıdır-VİDEO

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu: Muharrem Ayı, hakikat uğruna direnişin adıdır-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Muharrem ayının ilk günü dolayısıyla konuşma yaptı. Kordu, Alevi Kızılbaş süreklerinin Muharrem Ayı’nda tuttukları oruçla yalnızca açlığa ve susuzluğa değil, her türlü haksızlığa, inkâra ve zorbalığa karşı tarihsel bir manevi duruş sergilediklerini ifade etti.

    Kerbela’da, 10 Ekim 680’de Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 kişi için tutulan Muharrem Orucu (Yası Kerbela) bugün başladı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Muharrem Ayı sebebiyle Meclis’te konuştu.

    “ZULME, İNKÂRA VE ADALETSİZLİĞE KARŞI DİRENİŞİN SİMGESİ”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Muharrem ayının ilk günü dolayısıyla söz alan Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Muharrem Ayı’nın yalnızca bir yas ve matem zamanı olmadığını belirterek, aynı zamanda zulme, inkâra ve adaletsizliğe karşı direnişin simgesi olduğunu vurguladı.

    Ayten Kordu, Alevi Kızılbaş süreklerinin Muharrem Ayı’nda tuttukları oruçla yalnızca açlığa ve susuzluğa değil, her türlü haksızlığa, inkâra ve zorbalığa karşı tarihsel bir manevi duruş sergilediklerini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Bu duruş; mazlumdan yana, zalimin karşısında olmanın, hakikatin yanında saf tutmanın niyazıdır. Kerbelâ’dan Dersim’e, Dersim’den Sivas’a ve günümüzde Lazkiye’ye kadar uzanan katliam zinciri, zalim düzenlerin ve eşitlik, demokrasi isteyen toplumlara karşı sürdürülen katliamcı zihniyetin hâlâ varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.”

    “TUTULAN ORUÇLAR EŞİTLİĞE, DEMOKRASİYE VE TOPLUMSAL BARIŞA VESİLE OLSUN”

    Alevi toplumunun ve Hüseyni duruşu yaşatan tüm inanç süreklerinin Yezit zihniyeti tarafından tarih boyunca hedef alındığını belirten Kordu, bu uğurda yaşamını yitiren tüm canları saygıyla andığını ve tuttukları oruçların Hak katında kabul olmasını dilediğini ifade etti. Kordu, “Eşitliğe, demokrasiye ve toplumsal barışa vesile olmasını diliyorum” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kerbela Koçgiri’dir, Dersim’dir, Sivas’tır, Roboski’dir, Gezi’dir’

    ‘Kerbela Koçgiri’dir, Dersim’dir, Sivas’tır, Roboski’dir, Gezi’dir’

    PİRHA – Halkların Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu, Muharrem Ayı sebebiyle yazılı açıklama paylaştı. 1345 Yıldır tutulan mateme değinilen açıklamada “Kerbela Aleviler için tarih boyunca yaşanan tüm zulümlerin adıdır” vurgusu yapıldı.

    Kerbela’da, 10 Ekim 680’de Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 kişi için tutulan Muharrem Orucu (Yası Kerbela) bugün başladı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu, Muharrem Ayı sebebiyle açıklama yaptı.

    “KERBELA, GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE YAŞANAN KATLİAMLARIN ADI”

    HDK sosyal medya hesaplarından paylaşılan açıklamada “Kerbela Aleviler için tarih boyunca yaşanan tüm zulümlerin adıdır” denilerek şu cümlelere yer verildi:

    “Şii (Caferi) ve Alevilerce tutulan, 12 gün boyunca sürecek Muharrem Matemi orucu başladı.

    Ortadoğu coğrafyasında yaşanan ve inançsal özgünlüğü nedeniyle coğrafyamıza damga vuran, aradan 1345 yıl geçmesine rağmen hala üzerine yas tutulan bir tarihtir Kerbela. Kerbela; zalimle mazlumun, zulümle zulme biat etmeyişin adıdır. Kerbela Yezid’in zulmü kadar Hz. Hüseyin ve Zeynep Ana’nın biada karşı koyuşudur. Kerbela yaşadığımız coğrafyada zalimle mazlumun karşı karşıya gelişinin hafızasıdır. 1345 yıldır dünyanın her tarafındaki Şiiler Kerbela’yı o günkü acılarıyla hissedip anmalar düzenlerken Aleviler ise Kerbela’dan günümüze Yezit nezdinde vücut bulmuş tüm zalimlere lanet okuyarak tarih boyunca zulümlere yaşamını yitirmişlerimizin anısına matem tutmaktadır. Kerbela Aleviler için tarih boyunca yaşanan tüm zulümlerin adıdır; Kerbela Malya Ovası, katliamcı Osmanlı paşası Kuyucu Murad’ın kuyuları, Yavuz’un kırımı, II. Mahmut’un İstanbul’da akıttığı kan deryasıdır. Kerbela Koçgiri’dir, Dersim’dir, Çorum’dur, Maraş’tır, Sivas’tır, Gazi’dir, Roboski’dir, Zilan’dır, Gezi’dir…

    Kerbela geçmişten günümüze yaşanan katliamların adı, Yezid de geçmişten günümüze katliamcı zalimlerin sıfatıdır. Kerbela’dan günümüze Ortadoğu’yu cehenneme dönüştüren savaşlara karşı halkların ve inançların ve inançların çok kültürlü yapısı içerisinde varlığını koruyabileceği demokratik bir sistemi kurmak hepimizin görevidir.

    Hepimizin tüm farklılıklarıyla özgürce yaşayabileceği bir sistemi kurmak İçin Demokratik Cumhuriyet’e giden yol ancak Demokratik Toplumu oluşturmakla mümkün olacaktır. Yaşanan vahşetlerden ders çıkardığımız, bir arada yaşamı, kardeşlik ortamını yaratacağımız günlerin özlemiyle matem tutan canların matemleri, matem oruçları kabul ve makbul olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Cemevi’nde aşureler pay edildi: Kerbela bugün Gazze’de yaşanıyor- VİDEO

    Mersin Cemevi’nde aşureler pay edildi: Kerbela bugün Gazze’de yaşanıyor- VİDEO

    PİRHA- Muharrem orucunun bitmesinin ardından Mersin Cemevi’nde aşureler pay edildi. Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, yaptığı konuşmada “Aylardır Gazze’de insanlar katlediliyor. O insanlar orada aylardır Kerbela yaşıyor. Bu zulme bir an önce son verilmeli” dedi.

    Muharrem Orucu’nun bitmesiyle birlikte birçok cemevi, aşurelerini pay etmeye devam ediyor. Tutulan 12 günlük orucun ardından Mersin Cemevi’nde de aşure kazanları kaynatıldı. Aşure etkinliğine Alevi kurumları, belediye başkanları, milletvekilleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Program, İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede’nin okuduğu gülbeng ile başladı. Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyişlerle semah dönüldü.

    “KERBELA GÜNÜMÜZDE DE DEVAM EDİYOR”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, konuşmasında Muharrem Ayı ve aşurenin önemini anlattı. Kerbela’da yaşananlara değinen Kılavuz, Muharrem ayının yas ve matem ayı, tutulan oruçların da yas orucu olduğunu ifade etti.

    Dünün Kerbelası’nın bugün de var olduğunu söyleyen Kılavuz, “Bugün dünyada 42 ülkede savaş, kavga ve acı var. Bakın bütün dünyanın gözü önünde aylardır Gazze’de 10 binlerce yoksul, yetim ve kimsesiz insan katlediliyor. Bütün dünya gözü açık seyrediyor, ‘Dur’ diyen yok. O insanlar orada aylardır Kerbela yaşıyorlar. Bu zulme bir son vermeli. Bu zulmü yapanları bu mübarek ayda, aşure gününde şiddetle kınıyoruz” dedi ve bu konuda inanç önderlerine büyük görev düştüğünü kaydetti.
    Alevi yurttaşların taleplerine değinerek eşit yurttaş olmak istediklerini sözlerine ekleyen Kılavuz, “Kutsal mübarek Muharrem ayı, aşure lokmaları, siz cümle canlara helali hoş olsun. Bu kutsal mübarek aşure günümüzün ülkemizde; barışa, birlikteliğe, kardeşliğe vesile olmasını yürekten diliyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından aşure dağıtımı ile devam eden program, müzisyen Zeynep Karababa’nın konseriyle sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Saraydaki ‘Oruç Açma Lokması Programı’na tepki: Makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!

    Saraydaki ‘Oruç Açma Lokması Programı’na tepki: Makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Sarayında “Oruç Açma Lokması Programı” adı altında “iftar” verildi. Aleviler, Cumhurbaşkanlığı’ndan paylaşılan fotoğrafı kastederek “Aleviliğin yüz AK’ısınız”, “Bu resimdekilerin ne Dedelikle ne de Yol ile işi olmaz”, “Makul ve makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!” şeklinde sözlerle tepki gösterdiler. 

    Aleviler Yas-ı Kerbela orucunu tutmaya devam ediyor. 12 gün süren orucun bitiminde aşure lokması paylaştırılacak.

    Alevi inancında her birey kendi evinde orucunu gün batımıyla birlikte açarken, bazı yurttaşlar da cemevinde oruç açımına katılarak lokmasını paylaşıyor.

    Alevi toplumunda başka inançlarda olduğu gibi belirlenmiş bir saatte ve kurumların, kişilerin düzenlediği  “iftar” diye adlandırılan bir oruç açımı yok.

    Ancak dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Sarayında “iftar” verildi.

    Cumhurbaşkanlığı’ndan “Oruç Açma Lokması Programı” olarak lanse edilirken, Saraya gidenler arasında Cem Vakfı Onursal Başkanı İzzettin Doğan, Cem Vakfı Genel Başkanı Rasim Tükek, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Hüseyin Dedekargınoğlu gibi isimler bulunuyor.

    SOSYAL MEDYADA SERT TEPKİLER

    Sosyal medyada saraydaki “iftara” katılanların fotoğrafı paylaşılırken Aleviler tepki gösterdi.

    Aleviler söz konusu fotoğrafı paylaşıp “Aleviliğin yüz AK’ısınız”, “Bu resimdekilerin ne Dedelikle ne de Yol ile işi olmaz”, “Makul ve makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!”, “Utanc verici”, “Bunlar Alevi mi?”, “Onurlu Aleviler, bu resme iyi bakın, bu yüzleri unutmayın”, “Sefaletin resmi çok yazık”, “Sisteme nasıl da ayak uydurmuşlar, kravatlı, takım elbiseli”, “Burası ile işi olanın, Yol ile işi biter” şeklinde ifadeler kullanarak tepki gösterdiler.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Fırat: Orucumuzun anlamı onurlu nefes almaktır, yaşanan acıları duyumsamaktır-VİDEO

    Fırat: Orucumuzun anlamı onurlu nefes almaktır, yaşanan acıları duyumsamaktır-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Muharrem ayına ilişkin, “Orucumuzun amacı bedeni aç bırakmak değildir. Onurlu nefes almaktır, Hüseyin’i anlamak, dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan acıları duyumsamaktır, Yezit ve zihniyetine ‘hayır’ demektir, acı çeken, zulme uğrayan herkesle birlikte olmaktır. Orucumuz sessiz sedasız, şatafatsız, gösterişsizdir. Şaşalı iftar sofraları zul gelir bize” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis’te Muharrem Ayı’na ilişkin konuştu. Milletvekili Fırat, yaptığı konuşmada Alevilerin yaşadıkları sorunların da altını çizdi.

    “ALEVİLER BU TOPRAKLARDA HAKSIZLIĞA UĞRUYOR, UĞRATILIYOR”

    Alevi toplumunun Yas-ı muharrem oruçlarını tuttuklarını belirten Fırat, “Tüm canlarımızın Şah Hüseyin’in onurlu duruşuna, tevazusuna, sevgisine, vazgeçilmez adalet tutkusuna ithafen tuttukları oruçların Hak ve hakikat katında kabul olmasını diliyorum. Orucumuz kendimizi anlatmak, tarif etmek için değil, başkalarına dayatmalarda bulunmak için de değil; inancımızın toplumsal adalet vurgusunu yapmak, yaşamak ve yaşatmaktır. Herkesin mozaikten, farklı kültürlerden, inançlardan bahsettiği ülkemizde inanç yapımızdan onur duymalı, mutlu olmalıyız. Şüphesiz ancak farklılıkları tanımıyorsak, hakkını vermiyor, bu kimliklere yönelik nefret suçlarının, şiddetin zeminini yaratıyorsak, seyirci kalıyorsak, asimile etmeye çalışıyorsak hiç kimse mozaikten, çoklu kimliklerden, saygınlıktan, kardeşlikten bahsetmesin” dedi.

    Alevilerin bu topraklarda haksızlığa uğradığını, uğratıldığını belirten Fırat, “Devlet eliyle Alevilere inançsal, kültürel, sosyal, hukuksal anlamda müdahale ediliyor, yok sayılıyor. Sorunların çözümü için ise sorumluluktan kaçarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine sürgüne yolluyor. Yurttaşlığın gereğini yerine getiren Alevilere neden haksızlık yapılıyor? Bunu vicdanınıza hiç sordunuz mu? Bir saniye de olsa durun, düşünün; bu haksızlığın sebebi nedir, Aleviler size ne yaptı, kimin tavuğuna ‘kışt’ dedi? Bu, yok sayma değil de nedir? 21’inci yüzyılda insanların inancını özgürce yaşayamaması zulüm değil midir? İbadethaneleri ibadethane olarak kabul görmüyorsa bu zulüm değil de nedir?” diye sordu.

    “ORUCUMUZ SESSİZ SEDASIZ, ŞATAFATSIZ, GÖSTERİŞSİZDİR; ŞAŞALI İFTAR SOFRALARI ZUL GELİR BİZE”

    İmam Hüseyin ile yoldaşlarının insanlığın görüp göreceği en büyük zulümlerden birine Kerbela’da şahitlik ettiğini hatırlatan Celal Fırat, “Bu vahşet İslam tarihinin en büyük kara lekelerindendir. Şu anda İsrail’in Gazze’de Filistin halkına yaşattığı vahşeti Kerbela’dan ayrı görebilir miyiz? Elbette ki göremeyiz. Yeryüzünde nerede bir acı varsa orası bizim için Kerbela’dır. Kerbela’daki Hüseyin’in, Kufe’deki Müslim Bin Akil’in, oklanan masumu pakların darağacındaki Hallacı’nın, Pir Sultan’ın, derisi yüzülen Nesimi’nin, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazze’de, Gezi’de, dünyanın her yerinde katledilen, yakılan cümle canlarımızın matemini tutuyor, oruçlarını tutuyoruz. Orucumuzun amacı bedeni aç bırakmak değildir; onurlu nefes almaktır, Hüseyin’i anlamak, dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan acıları duyumsamaktır, Yezit ve zihniyetine ‘hayır’ demektir, acı çeken, zulme uğrayan herkesle birlikte olmaktır. Orucumuz sessiz sedasız, şatafatsız, gösterişsizdir; şaşalı iftar sofraları zul gelir bize” ifadelerini kullandı.

    “TAM BİR İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN YASAL DÜZENLEME YAPILMALIDIR”

    Celal Fırat, “Kamu ve özel sektörde ramazan orucuna yönelik gerekli düzenlemeler yapılmaktadır, aynı hassasiyetin Alevi vatandaşların oruç aylarında da gösterilmesini bekliyoruz” diyerek şunları söyledi:

    “Hapishanelerdeki Alevi yurttaşlarımız inançsal ihtiyaçlarının karşılanmasında ciddi zorluklar yaşıyorlar, diğer inançlar için gerekli kolaylıklar sağlanırken Aleviler yok sayılıyor. Aşuremiz birçok bölgede 12’nci gününde, bazılarında ise 13’üncü günde yapılmaktadır. Diğer bütün dinsel, özel resmî bayramlar zamanında yapılırken bizim suçumuz nedir? Alevilik suç mudur ki?

    İktidar zaman kaybetmeden bu ayrımcılığa son vermelidir, tam bir inanç özgürlüğü için gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır. Tüm kamu, özel alanlarda oruçlu canların durumu göz önünde bulundurularak düzenlemeler yapılmalıdır. Alevilik inancındaki canların aşure günü için resmî tatil hakkı veya idari izin getirilmelidir. Özellikle, Alevilerin özel günlerinde artan nefret, şiddet suçları cezasızlıkla sonuçlanmamalıdır.”

    “KERBELÂ’NIN ÜZERİNDEN BİN ÜÇ YÜZ KIRK DÖRT YIL GEÇTİ AMA YEZİT ZİHNİYETİ HİÇ DEĞİŞMEDİ”

    Kerbelâ’nın üzerinden bin üç yüz kırk dört yıl geçmesine rağmen Yezit zihniyetinin hiç değişmediğini vurgulayan Fırat, “Bütün inançlara, dinlere, mezheplere her türlü düşünceye saygılıyız, aynı saygıyı da biz bekliyoruz. Siyasi, itikadı, tasavvufi açıdan yürüdüğümüz yol Şah Hüseyin’in yoludur, bu Yol cümleden uludur. Bizim istediğimiz adalet Yezit’in zıtlıklarına, fikirlerine, eylemlerine, hayal ve hırslarına bulaşan adalet değildir; dil, din, renk, ırk sınırlarını aşan Şah’ın adaletidir. Düşünseldir, kapsayıcıdır, tarafsızdır, vazgeçilmezdir. Kerbelâ’nın üzerinden bin üç yüz kırk dört yıl geçti ama Yezit zihniyeti hiç değişmedi. Hüseyin’i Deşti Kerbelâ’da şehitler şahı yapan Yezit ve onun mantığına, zihniyetine karşı başkaldırması, mazlumların meşalesini yakmasıdır. Biliyoruz ki insanlık tarihinde Yezitler hiç bitmedi, bitmeyecek ancak her dönemin de bir Hüseyin’i vardır. Selam olsun Hüseyin’e ve yoldaşlarına; lanet olsun Yezit’e. Şah Hüseyin’imiz buyurur ki: “Onursuz bir şekilde yüz gün yaşamaktansa izzetli bir şekilde bir gün yaşa; aç kal, alçalma” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • FEDA: Yezid’in zulmüne karşı hep birlikte direnelim!

    FEDA: Yezid’in zulmüne karşı hep birlikte direnelim!

    PİRHA – Demokratik Alevi Federasyonu, 1344 yılında Kerbela’da katledilen Hz. Hüseyin ve yoldaşlarını anarak Muharrem Ayı’na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Alevi toplumu olarak Hz. Hüseyin’in direnişine sahip çıkıldığı ifade edilen açıklamada “Bugün Kerbela’yı anmak, Hüseyni duruşu savunmak için, Alevilere yönelik belirtilen saldırılara karşı, diğer mazlumlarla birlikte direnmenin gerekli ve zorunlu olduğunu düşünüyoruz” denildi.

    Hz. Hüseyin ile birlikte Kerbela’da katledilen 72 Alevi için 3 Temmuz’da başlayan Yas Orucu 16 Temmuz’a dek sürecek.

    ‘Yas Ayı’ olarak da bilinen Muharrem ayında 10 ya da 12 gün boyunca tutulan oruçların yanı sıra Kerbela’da katledilenler için de anmalar yapılmakta.

    “YEZİD’İN ZULMÜNE KARŞI HEP BİRLİKTE DİRENELİM”

    Demokratik Alevi Federasyonu da (FEDA) Muharrem Ayı sebebiyle yazılı açıklama paylaştı. “Yezid’in zulmüne karşı Hüseyni duruş devam ediyor” başlığı ile paylaşılan yazıda, Alevi toplumunun, Kerbela sonrası karşılaştığı her zulme direnç gösterdiği vurgulandı.

    Yapılan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “İnsanlık tarihi aynı zamanda hak ile haksızın mücadelesinin tarihi olarak yaşanmıştır. Haksız, her türlü zorbalığı kullanarak toplumları esareti altında tutmaya çalışmıştır. Toplumun büyük bir kısmının susturulduğu böyle zamanlarda, susmayan, zalimin zulmüne boyun eğmeyenler de olmuştur. O başkaldırıların yaşandığı anlar hep tarih olmuş, başkaldıranlarda tarihi yeniden yazmışlardır.

    Muharrem Ayı ve bu ayda tutulan Muharrem Orucu tam da böylesine tarihi bir zamanı ifade etmektedir. Bugünü biz Aleviler ve Reya Hak inancını savunanlar için anlamlı ve tarihi kılan, bugün de yapılan katliamlara karşı ortaya konulan onurlu direniştir.

    Bilindiği gibi 1344 yıl önce Emevi devletinin yöneticisi Yezid, Hz. Hüseyin’e ve ailesine yönelik haksız ve yoğun saldırılarda bulunmuştur. Hz. Hüseyin, Yezid’in bu saldırılarına ve zulmüne boyun eğmemiş, başkaldırmıştır. Hz. Hüseyin ve yanındaki 72 kişiyle birlikte Kerbela’da Yezid’in askerleri tarafından katledilmişlerdir.

    Reya Hak ve her sürekte Aleviler, o günün, o vahşetin ve o zalime karşı Hüseyni duruşu hep sahiplenmişlerdir. Bu amaçla Muharrem Ayını; Yas-ı Muharrem olarak belirlemişlerdir. Bu ayda tutulan oruçlarıyla hem yapılan kanlı katliam lanetlenmiş, hem de zulme karşı ortaya konulan direnişin yol göstericiliği geleceğe taşınmıştır.

    Hak ve hakikaten yana olan Alevi toplumu ve Reya Hak inancının mensupları, Kerbela’da verilen mesajı hiç unutmamış, yüreklerinde ve bilinçlerinde taşımışlardır.

    Yezid’in ve ordusunun yaptığı vahşeti yüreklerinde hisseden, Hz. Hüseyin’in direnişine sahip çıkan Aleviler ve Reya Hak inancının mensupları, o gün devraldıkları zulme karşı direnme mirasına dört elle sarılmışlardır.

    O günden sonra hak ve hakikat yolcuları, kendilerine dayatılan her türlü zorbalığa karşı başkaldırmışlardır.

    Hak ve hakikat adına zulme boyun eğmeyen Aleviler, zulme karşı direnişlerini büyüterek Eba Müslim’in önderliğinde Emevi iktidarını yıkmışlardır. Alevi toplumunun hak ve hakikat mücadelesi, Selçukluların ordusunu on iki defa bozguna uğratan Baba İshak ve yoldaşlarının direnişiyle devam etmiştir.

    Reya Hak adına zulme başkaldıran Seyit Rıza’nın yoldaşı Alişer ile değerli yoldaşı Zarife’de önce Koçgiri’de, sonra Dersim’de Hüseyni duruşu hayata geçirmişlerdir. Reya Hak inancının tarihsel geçmişine ve felsefi anlayışın uygun bir mücadele sürdüren Alişer ve yoldaşı Zarife 9. Temmuz 1937’de iç ihanetle katledilmişlerdir. Ancak Alişer ve Zarife Ana’nın günün Yezidlerine karşı ortaya koydukları destansı direnişleri, o günden bugüne unutulmamıştır. Onların direnişleri bugünün hak alma ve özgürlük mücadelesine ilham vermekte, güç katmaktadır.

    Yezidlerin zulmü ve zorbalığı, 1978’de Maraş’ta, 1980’de, Çorum’da, 1993’de Madımak’ta, 1995’de, Gazi’de, Gezi’de ve Kürdistan’ın her köşesinde devam etmiştir.

    Bugün de Alevileri ve Aleviliği yok etmek isteyen aynı zorbalıklar, değişik yöntemlerle devam etmektedir. Bu kapsamda devletin uygulamaya koyduğu ÇEDES projesi, yeni müfredat ve Cemevlerinin Kültür Bakanlığına bağlanması, Aleviliği yok etmek amacıyla yapılan saldırılardır. Aynı şekilde Kürt halkına karşı sürdürülen savaş, kadın haklarının gasp edilmesi, topluma dayatılan yoksulluk, Aleviliğin yok edilmesini amaçlayan saldırılardan ayrı değildir.

    O nedenle FEDA ve FEDA’ya bağlı DABK olarak bizler, bugün Kerbela’yı anmak, Hüseyni duruşu savunmak için, Alevilere yönelik belirtilen saldırılara karşı, diğer mazlumlarla birlikte direnmenin gerekli ve zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Bu duygularla her sürekte Alevi halkımızın Yassı Muharrem ayında matemlerini paylaşıyor, acıların yaşanmayacağı bir gelecek diliyoruz.

    Alevilik ve Reya Hak inancı Hüseyni duruşu yaşatacaktır.

    Yezid’in zulmüne karşı hep birlikte direnelim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Tunca: Fethiye’de herkes Muharrem lokmasını cemevinde bizimle paylaştı-VİDEO

    Tunca: Fethiye’de herkes Muharrem lokmasını cemevinde bizimle paylaştı-VİDEO

    PİRHA-AKD Fethiye Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca, muharrem orucunun ardından herkesin lokmalarını getirmesiyle birlikte aşure pişirdiklerini ve paylaştıklarını anlattı. 

    Alevi Kültür Dernekleri Fethiye Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca Muharrem ayı boyunca yürütülen hizmetleri PİRHA’ya anlattı.

    “SESSİZ SEDASIZ ORUÇLARIMIZI TUTTUK”

    Sessiz sedasız, kimseye karışmadan, reklam etmeden oruçlarımızı tuttuk diyen Tunca, “Değerli canlarımızdan arzu edenler Muharrem ayı boyunca belli günlerde lokmalarını bizimle paylaştılar. Cemevimizin kuruluşundan bu yana Muharrem ayında lokmalarımızı hep birlikte paylaştık. Yas-ı Muharrem’in 10. günü Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit olduğu günün anısına Fethiye kaymakamımız Muharrem lokması vermek istedi ve biz bu isteği olumlu karşıladık. 10. Muharrem günü lokmalarımızı sayın Fethiye kaymakamımız bizlerle paylaştı. Sonrasında ise Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca son gün Muharrem lokmasını vermek istedi. O da bizi onore etti” şeklinde konuştu.

    AŞURE LOKMAMIZI PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ VE FETHİYE BELEDİYESİ İLE ORTAK YAPTIK”

    31 Temmuz günü de aşurelerini Fethiye Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Fethiye Şubesi ve Fethiye Belediyesi ile ortak düzenlediklerini de ifade eden Tunca, şunları kaydetti:

    “Canlarımızın da katılımıyla inancımızın gereği çerağımızı uyandırdık, dualarımızı birlikte ettik. Semahlar dönerek aşuremizi paylaştık. Bu Muharrem ayında lokma paylaşımını da geleneksel hale getirdik. Alevi Sünni gibi ayrımlara gitmeden arzu eden herkes Muharrem lokmasını bizimle paylaştı, aşureyi de ortaklaşa yaparak Muharrem ayındaki faaliyetlerimizi tamamladık.”

    “HALKIMIZIN TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA HİZMETLERİMİZİ SÜRDÜRMEYE ÇALIŞACAĞIZ”

    “Bundan sonra da halkımızın bizden talepleri doğrultusunda ayrım yapmadan burada adakları, kurbanları birlikte paylaşacağız” diyen Tunca, “Yaz mevsimi olması dolayısıyla bu bölgede 50 yaş üzeri insanlar yaylalarda. 50 yaş altında olanlar çalıştıkları için faaliyetlerimizi çok kalabalık yapamıyoruz. Ama yine de 200-300 kişi bazen 400-500 kişiye kadar çıkabiliyor. Bu da bizi mutlu ediyor” dedi.

    Kış aylarında cemevine gelenlerin daha kalabalık olduğunu belirten Zeki Tunca, şöyle devam etti:

    “İnsanlar yaylalardan gelmiş oluyorlar. Çalışan insanlar da akşamları vakit bulabiliyorlar. Ondan dolayı daha kalabalık, daha da neşeli oluyoruz. Lokmalarımızı paylaşmadan önce zakirlerimiz nefesler, duaz imamlar, deyişler söylüyorlar. İnancımızla ilgili sohbetlerimiz oluyor. Misafir olan dedelerimize yer veriyor onların da bilgilerinden faydalanıyoruz. Halkımızın da bize sormak istedikleri soruları içtenlikle cevaplıyoruz. Faaliyetlerimize bu şekilde devam etmeye çalışıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Mersin Dersimliler Derneği aşure lokması paylaştı- VİDEO

    Mersin Dersimliler Derneği aşure lokması paylaştı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği aşure lokması paylaştı. Etkinlikte konuşan Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, aşurenin bir ve beraber olmanın simgesi olduğunu dile getirerek, “Kaynayan kazanda herkes kendi varlığını koruyabilmeli, kimse ötekini kendisine benzetmeye çalışmamalı” dedi.

    Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nde aşure paylaşımı yapıldı. Aşure lokmasına Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Yeşil Sol Parti Milletvekili Perihan Koca, HDP İl Yönetimi, demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “AŞURE BİR OLMANIN SİMGESİDİR”

    Açılış konuşması yapan Başkan Nurşen Çığlık, aşurenin önemine ilişkin şunları söyledi:

    “Kerbela olayı meydana geldiğinden bu yana Aleviler bir yas sürecindedir. Aşure, farklılıkları koruyarak bir ve beraber olmanın simgesidir. Kaynayan kazanda herkes kendi varlığını koruyabilmeli, kimse ötekini kendisine benzetmeye çalışmamalı. Bir yanda Kerbela öbür yanda aşure… Birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır. Aşure barış, sevgi, dayanışma ve dostluğun sembolüdür”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz da aşurenin tarihsel sürecinden bahsetti, günümüzde de Kerbelaların yaşandığına değindi.

    Konuşmaların ardından aşure lokmaları paylaştırıldı.

    MERSİN/ PİRHA

  • Ana Fatma Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı-VİDEO

    Ana Fatma Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Ana Fatma Cemevi’nde devletin, belediyelerin yardımlarıyla değil hak lokmalarıyla aşure yaptıklarına vurgu yaparak aşure lokmasını paylaştı.

    Muharrem orucunun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu aşure paylaşmaya devam ediyor. Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi’nin lokma paylaşımına Alevi kurumları ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “İKTİDAR ALEVİLERİ ASİMİLE EDEREK YOK ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak aşure lokmasından önce yaptığı konuşmada devletin ve belediyelerin yardımlarıyla aşure lokması yapmadıklarına vurgu yaparak, “Aşure bizim için çok anlamlı ve değerlidir. Yaptığımız aşure iyi günlere, barışa vesile olsun diyoruz. Alevi kurumları işin biraz kolayına kaçıyor, belediyelerle birlikte aşure yapıyor. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Aşure hak lokmasıdır. Siyasal iktidar geçmişten bugüne baktığımızda dün Alevileri katlediyordu bugün asimile ederek yok etmeye çalışıyor” dedi.

    Zakir Nimet Yıldız ve Zakir Hızır Çelebi’nin seslendirdiği deyişler sonrasında pişirilen aşure lokması paylaşıldı.

    Buse Nehir Demir/ ANKARA