Etiket: muharrem orucu

  • ‘Şah Hüseyin’e taraf olmak için cesur ve onurlu duruş sergilemek tek koşuldur’

    ‘Şah Hüseyin’e taraf olmak için cesur ve onurlu duruş sergilemek tek koşuldur’

    PİRHA- Muharrem (Yası Kerbela) Orucuna dair değerlendirme yapan ADFE Genel Başkanı ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Kerbeladan bu yana insanlık tarihinin en acı koşulları altında yaşamış bir toplum olarak “doğru olmak haklı olmaktır” sözünden yola çıkarak gerçekleri konuşmak, gerçeklerin dile getirilmesini sağlamak Şah Hüseyin’e taraf olmaktır. Toplumu gerçek dışı düşünceye kilitlenmek, eylemde´ (söylemde) tutarsız olmak İlkesizlik yaratır. Şah Hüseyin’e taraf olmak için cesur ve onurlu duruş sergilemek tek koşuldur” dedi.

     

    İmam Rıza Ocağı Pirlerinden, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Muharrem (Yası Kerbela) Orucuna dair açıklamada bulundu.

    “MEVCUT TOPLUMSAL ÇEŞİTLİLİK VE DERİNLİK BARIŞI İNŞA EDECEK TEK KOŞULDUR”

    Fırat, dünya genelinde insan hakları alanında yaşanılan sorunların büyük bir kısmının nedeninin savaş olduğuna dikkat çekerek, şunları dile getirdi:

    “Savaşların olmadığı durumun adı ise “barış ”tır. Barış ise, herkesin insan haklarının tam olarak korunduğu bir dünya durumunun oluşturulmasıdır. Barışın tarihi insanlığın tarihi ile eşittir. Dinler, inançlar, gelenekler ve kültürler savaşın kötülüğünden barışın iyiliğinden hep bahseder ancak ne hikmetse dünyaya bu barış asla gelmez. Adil, adaletli ve eşit bir toplum oluşturmadan barıştan bahsetmek, sadece yapısal şiddet kavramını meşrulaştırmak ve sesiz kalmaktır. Mevcut toplumsal çeşitlilik ve derinlik barışı inşa edecek tek koşuldur. Anlaşmazlıkları ve çatışmaları şiddet olmaksızın, farklılıkların uzlaşmayla sonuçlandırmak gerekir. Bizler Kerbeladan bu yana insanlık tarihinin en acı koşulları altında yaşamış, buna rağmen barışa, kardeşliğe, sevgiye ve hoşgörüye olan inancını yitirmeyen bir toplumuz.”

    “ALEVİ TOPLUMU OLARAK KERBELAYI YAŞAMAYA DEVAM ETMEKTEYİZ”

    “Muharrem ayı içinde olduğumuz bu günlerde aslında yapmamız gereken tek şey Şah Hüseyin’i anlamak, mücadelesinin niteliklerine sahip çıkmaktır” diyen Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kerbela deyince aklımıza Adaletsizlik ve eşitsizliktir gelir. Doğru, tutarlı, tarafsız kurulamayan düzene karşı Şah Hüseyin kendisini ve ailesini feda etmekten asla çekinmemiştir. Alevi toplumu bulunduğu coğrafyada adil bir muamele görmemiştir. Örgütsel haksızlık, bireysel haksızlık ve bilgi yasaklama haksızlığı yaşamış bu haksızlık günümüze kadar gelmiştir. Bu coğrafyada yaşayan farklı toplumlara baktığımızda adalet karşılaştırılmasında bizlere haksızlık edildiğini net olarak görüyoruz. Haksızlığın bizlere zorla dayatılması tutumlarımızda, davranışlarımızda ve toplumsal gelişmemizde ciddi sorunlara neden olmuştur. Yani aslında bizler Alevi toplumu olarak Kerbelayı yaşamaya devam etmekteyiz.

    “ŞAH HÜSEYİN’E TARAF OLMAK İÇİN CESUR VE ONURLU DURUŞ SERGİLEMEK TEK KOŞULDUR”

    Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yaratılan kamusal ve özel mekânlar, çalışma alanları, eğitim alanları, baştan sona ideolojik amaca sahiptir. Özgürlüğümüz ve adalet isteğimiz Sünni ya da Şii düşünce etrafında işlenip bize sunulmakta, gerçeği ve değeri yok sayan devlet inancımızı dahi kabul etmemekte. Kerbeladan bu yana tüm coğrafyada fetihçi, savaşçı ve kavgacı bir disiplinle Alevileri kaçar-göçer yapan, yaşam alanlarının sınırını çizen Alevilerin etimolojisini, felsefesini, teolojisini, kültürünü ve siyasetini yasaklayan bir Yezit zihniyeti bulunurken, Kerbela ve Şah Hüseyin’in mücadelesini ütopyalaştırıp sanki geçmişte kalmış bir tarih gibi anlatmak yine bilinçli ve tavırlı bir asimilasyon şeklidir. Bu nedenle “DOĞRU OLMAK HAKLI OLMAKTIR” sözünden yola çıkarak gerçekleri konuşmak, gerçeklerin dile getirilmesini sağlamak Şah Hüseyin’e taraf olmaktır. Toplumu gerçek dışı düşünceye kilitlenmek, eylemde´ (söylemde) tutarsız olmak İlkesizlik yaratır. Şah Hüseyin’e taraf olmak için cesur ve onurlu duruş sergilemek tek koşuldur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Muharrem Orucu ile Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz’

    ‘Muharrem Orucu ile Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz’

    PİRHA- Bağcılar Alevi Toplumu/Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, Muharrem Orucu dolayısıyla bir yazı kaleme aldı. Yıldırım “Aleviler olarak Muharrem Orucu ile Hz. Hüseyin’in şahsında Ehlibeyt’e, Ehlibeyt’te temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezid’e ve Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz” dedi. 

    Bağcılar Alevi Toplumu/Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, Kerbela ve Muharrem Orucu’na ilişkin bir yazı kaleme aldı.

    “Kerbela, dava insanlık davası” başlıklı yazısında, Kerbela ve Muharrem Orucu’na ilişkin bilgiler veren Yıldırım, “Kerbela; zalimin dört günlük dünya saltanatı uğruna işlediği faciadır. Kerbela, hırsın, nefsin, ihtirasın ve doyumsuzluğun yol açtığı bir insanlık utancıdır. Kerbela, Yezid zulmüyle eyleme dönüşmüş bir vahşet örneğidir” dedi.

    Bağcılar Alevi Toplumu/Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım’ın yazısı şöyle:

    “Kerbela Hüseyin’in sahrasıdır
    Özgürlük Hüseyin’in kavgasıdır
    Mertlik, yiğitlik Hüseyin’in dehasıdır
    Dava insanlık davasıdır.

    Kerbela;

    Irak’ın 100 km. güneybatısında, yaklaşık 300.000 civarında nüfusa sahip bir yerleşim merkezidir. Ancak Kerbela coğrafyasıyla değil kanlı bir insanlık faciası ile bilinir ve anılır.
    Kerbela denilince akla acı gelir, zulüm gelir, keder ve elem gelir. Kerbela denilince bir keder, bir hüzün alır götürür bizi.

    Geçmişi inkâr edebilirsiniz. Geçmişe karşı çıkabilirsiniz ama geçmişi yok edemezsiniz. Eğer geçmişi yok ederseniz, geleceğinizi iyi kuramazsınız,
    Çünkü geçmiş geleceğin ibretidir. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Bu nedenle Kerbelayı anmak insanlığın gereği olmalıdır. Kerbela’da İmam Hüseyin bir insanlık abidesidir.
    İmam Hüseyin Kerbela’da ileri sosyal demokrasi öncüsü ve şehididir. Kerbela’yı anarken; İmam Hüseyin’in şahsında bütün mazlumlar anılır, Yezid’in şahsiyetsizliğinde bütün zalimler lanetlenir, kınanır.
    Kerbela; zalimin dört günlük dünya saltanatı uğruna işlediği faciadır. Kerbela, hırsın, nefsin, ihtirasın ve doyumsuzluğun yol açtığı bir insanlık utancıdır. Kerbela, Yezid zulmüyle eyleme dönüşmüş bir vahşet örneğidir.

    Muharrem orucu;

    Biz Aleviler için Adem peygamberden başlayarak bütün peygamberlerin yerine getirdikleri bir ibadettir. Bunun yanı sıra başta Hz. Hüseyin olmak üzere On İki İmamların şahadetlerinden dolayı aynı zamanda bir yastır. Bundan dolayıdır ki Muharrem Orucu’nun diğer bir adı da Yas-ı Matemdir.

    Muharrem Orucu, insanın kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını, doğrularını, eksilerini, artılarını hesaplaması ve bütün bunların sonucunda daha iyiye, doğruya, güzele yönelmesine davettir. Nefsini terbiyeye, Hacı Bektaş Veli’nin de buyurduğu gibi nefsini bilmeye vesiledir oruç.

    “YEZİD’DE SEMBOLLEŞEN BÜTÜN KÖTÜLÜKLERE LANET EDİYORUZ”

    Aleviler olarak Muharrem Orucu ile Hz. Adem’den günümüze gelen bir ibadeti yerine getirirken aynı zamanda Hz. Hüseyin’in şahsında Ehlibeyt’e, Ehlibeyt’te temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezid’e ve Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz.

    Mazlumların yad edildiği, zalime/zulüme boyun eğilmediği, haksızlıklara karşı haykırış ayı.

    “YOLUN TALİBİ OLMAK DIŞINDA BİR ŞANSIMIZ YOK”

    Bizler, Alevi inancına, yoluna, kimliğine sahip çıkan bireyler olarak, çok net ve Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz. Yezid gibi açık düşmanlardan başka, Mervan gibi sinsi düşmanların ortalıkta cirit attığı, Hızır paşaların küçük çıkarları uğruna işbirliğine hazır beklediği, Yoluna sıtk-ı sadakatle bağlı yurttaşların sindirilmeye çalışıldığı, içeriden işbirlikçilerle manipüle edildiği bir dönem yaşıyoruz. Hala Muaviye’nin bıraktığı kötülük ateşi, semalarda kol geziyor. İşte tam bugünlerde, biz Ali’ye Selman olanlar; fikirlerimiz net, duruşumuz net olmalı. Hiçbir konuda şüpheye düşmeden, korkmadan; bu yolun talibi olmak dışında bir şansımız yok.
    Bu yol ki; Kal-u Beladan beri bizim yaşam kanunumuzdur. ELİMİZİN, DİLİMİZİN, BELİMİZİN KİLİDİDİR. İçtiğimiz suyun gözesi, paylaştığımız lokmamızın zerresidir.

    “YOLA SAHİP ÇIKALIM”

    Bu yola sahip çıkalım canlar, çıkalım ki; Hakk da bize bu zor zamanlar geçirdiğimiz dünyada sahip çıksın, Hızır carımıza yetişsin.

    Hz. Hüseyin gibi yiğit, Zeynep Ana gibi dik durup insanlık onuruna gururuna davasına sahip çıkmak için tüm canları Muharrem ayında 12 imamlar aşkına Kerbela’da şehit olan imamlar aşkına bu davaya sahip çıkmaya ve inancımızı hep birlikte yaşamaya davet ediyorum.”

    BAĞCILAR CEMEVİNDE AKŞAM MUHABBET VE LOKMA PAYLAŞIMI

    Eren Yıldırım Dede, 12 gün boyunca Bağcılar Cemevi yemekhanesinde; 19.30’da muhabbet, 20.00’de lokma paylaşımı olacağını belirterek, “Tutacağımız Muharrem Orucu, çektiğimiz Kerbela yası Hak katında kabul ola” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ABF Genel Başkanı Güzelgül: Kerbela soylu direnişin öyküsüdür

    ABF Genel Başkanı Güzelgül: Kerbela soylu direnişin öyküsüdür

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, Muharrem orucuna ilişkin yaptığı açıklamada, Oniki İmam orucunda, pandemi kurallarını göz önünde bulundurarak, imkanı olan cemevlerinde lokmaların verilmesine ve kısa tutmak şartıyla muhabbetlerin yapılmasına açık olacaklarını belirtti. Güzelgül, “Kerbela Olayı bizlere; haktan, hukuktan, adaletten yana olmayı, onurundan, haysiyetinden taviz vermemeyi öğretti” dedi.

    Alevilerin matem ayı olarak bilinen Muharrem ayı bugün Masum-u Pak orucuyla başladı. 17-18-19 Ağustos olmak üzere üç gün sürecek.  20- 31 Ağustos tarihleri arasında tutulacak 12 gün oruç sonrası 1 Eylül’de ise aşure paylaştırılacak.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, yaptığı açıklamada, “Kerbela soylu direnişin öyküsüdür. Güçsüz olanın, güçlü olana karşı gösterdiği direnç; haklı olanın haksız olana karşı sürdürdüğü mücadele, azim ve kararlılık” dedi.

    “KERBELA BİTMİŞ BİR OLAY DEĞİL”

    “Bir yanda Yezid ve Yezid’in nimetleri için ikrarından dönenler; bir yandan ise ikrarına bağlılık, ikrarını sürdürmek için ser verenler; baş eğmeyenler” diyen Güzelgül, yazısına şöyle devam etti:

    “Kerbela Olayı; İmam Hüseyin ve yarenlerinin haklılığına dayanan mazlumların gücüdür.
    Kerbela 10 Ekim 680’de yaşanıp, bitmiş bir olay değil!
    Kadimden bu yana sürüyor.
    Bugün de Yezidler ve Yezidlere boyun eğenler var; bir de yenileceklerini bilseler de bunlara boyun eğmeyenler, İmam Hüseyin’in yolunu sürenler var.
    Haksızlık, zulüm, sömürü, katliamlar yeryüzünden kalkmadıkça da bitmeyecektir.
    Kerbela çölüne ekilen bu haksızlık tohumu, bu Yezid zihniyeti var oldukça, İmam Hüseyin’in mücadele ruhu da dondan dona bürünerek Hallac-ı Mansur’u, Seyit Nesimi’yi, Pir Sultan Abdal’ı ve Şeyh Bedrettin’i yarattı.

    “KERBELA OLAYI BİZE ONURUNDAN, HAYSİYETİNDEN TAVİZ VERMEMEYİ ÖĞRETTİ”

    Kerbela Olayı bizlere; zalimin zulmüne karşı İmam Hüseyin gibi dik duruşu, Zeynep Ana gibi boyun eğmemeyi, Celal Abbas gibi mücadeleyi; haktan, hukuktan, adaletten yana olmayı, onurundan, haysiyetinden taviz vermemeyi öğretti.
    Aşk olsun İmam Hüseyin’in yolundan dönmeyen rehberlere, dedelere, analara, pirlere, mürşitlere, aşıklara, sadıklara, taliplere!
    Aşk olsun biat etmeden bu yolu sürdürenlere!
    Aşk-ı niyazlarımla…

    “PANDEMİ KURALLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULACAK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, Oniki İmam orucunda, pandemi kurallarını göz önünde bulundurarak, imkanı olan cemevlerinde lokmaların verilmesine ve kısa tutmak şartıyla muhabbetlerin yapılmasına açık olacaklarını belirtti.

    Güzeldül, “İmkanı olan kurumların tüm hizmetlerini açık havada yapmayı tercih etmesi sürece daha da uygun olacaktır” diyerek ekledi:

    “17-18-19 Ağustos Masum-u Paklar Orucu
    20-31 Ağustos On İki İmamlar Orucu
    1 Eylül Aşure Günü
    Oruçlarımız gün batımıyla açılacaktır.
    Oruçlarıız, lokmalarınız, mateminiz Hakk divanına yazılsın…Duruşunuz İmam Hüseyin duruşu, mücadeleniz Zeynep Ananın mücadelesi olsun.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Muharrem orucu 20 Ağustos’ta başlıyor

    Muharrem orucu 20 Ağustos’ta başlıyor

    PİRHA – Alevilerin matem ayı olarak bilinen Muharrem ayı bu yıl 17-18-19 Ağustos’ta Masum-u Pak orucuyla başlıyor. 20- 31 Ağustos tarihleri arasında tutulacak 12 gün oruç sonrası 1 Eylül’de ise aşure paylaştırılacak. 

    Alevilerin matem ayı olarak bilinen Muharrem ayı bütün Aleviler için yas ayıdır. Kurban Bayramı’ndan 20 gün sonra başlayan Muharrem orucu, 680’de Kerbela’da Yezit tarafından katledilen İmam Hüseyin ve 71 can için tutulan oruç aslında bir yas ibadetidir ve İmam Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır.

    Aleviler, Muharrem ayında kimi yörelerde 10, kimi yörelerde de 12 gün oruç tutarlar. Bu yıl 17-18-19 Ağustos’ta Masum-u Pak orucuyla başlıyor. Muharrem Orucu öncesi Masum -u Paklar Orucu olarak 3 gün yapılan ibadetin bir günü yöreden yöreye farklılık göstermekle birlikte Ana Fatma Orucu olarak tutulmaktadır.

    20-31 Ağustos tarihleri arasında Muharrem orucu tutulacak. 1 Eylül’de ise Aşure pişirilerek paylaştırılacak. Cemevleri yaptıkları açıklamalarda bu yıl pandemi koşulları gözetilerek cemevlerinde lokma ve Muharrem sohbetinin olacağını duyurdu.

    SAHUR YAPILMAZ, ORUÇ GÜNEŞE GÖRE AYARLANIR

    Alevilerde sahur olmadığı gibi oruç açarken belirlenmiş bir saat de yoktur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir. Aleviler güneş batınca oruçlarını açarlar. Görkemli sofralar kurulmaz, lüksten uzak durulur.

    Oruç süresince de (12 gün boyunca) düğün, nişan, sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela şehitlerinin çektikleri susuzluğu hissetmek için saf su içilmez ancak vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay, kahve, meşrubat, meyve suyu, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır. (HABER MERKEZİ)

     

  • PSAKD Esenler Cemevi yarın aşure pay edecek

    PSAKD Esenler Cemevi yarın aşure pay edecek

    PİRHA-Muharrem orucunun bitmesinin ardından aşureler pay ediliyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Esenler Ceemvi yarın aşure pay edecek. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Esenler Cemevi yarın saat 16.00’da Esenler Dörtyol Meydanı’nda aşurelerini pay edecekler. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Aşure taneleri gibi halkların kardeşliğinin ortak lezzetine erişmeliyiz’-VİDEO

    ‘Aşure taneleri gibi halkların kardeşliğinin ortak lezzetine erişmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Cemevi, Muharrem ayı vesilesiyle 12 gün tutulan orucun sonunda aşure lokması pay etti.

    Haberin Videosu

    Matem orucunun son bulmasının ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çeşme Şubesi Cemevi aşure lokmalarını pay etti. Lokmaya siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Hak yolunda hakka yürüyenler için yapılan saygı duruşu ardından kısa bir konuşma yapan PSAKD Çeşme Şubesi Cemevi Başkanı Sedat Mutlu, “12 günün sonunda Aleviler aşureye çok önem vererek bir lokma hazırlıyorlar ve bunu bütün insanlığın lokması olarak düşünüyorlar. Kerbelalar aslında sürekli devam ediyor. İşte Maraş, Sivas, Çorum, Gezi, Suruç ve Ankara katliamları. Barış isteyen gencecik insanlarımız katledildi. Bizler onların bu Hüseyin’i dik duruşları önünde saygı ile eğiliyoruz. Bizler öncelikle kendi içimizdeki Yezit’i bir defa öldürüp sonra içimizdeki Şah Hüseyinleri diriltip mücadelemizi sonuna kadar götürmemiz lazım” dedi.

    “KENDİNİ TANIYANIN DURUŞUNU VE HAKİKATİNİ GÖRDÜK”

    Lokma gülbengini veren Hacı Bektaş Ocağı’ndan Özdoğan Sağlam, Kerbela’nın insanlık tarihinde bir dönüm noktası olduğuna vurgu yaparak, Kerbela’nın barış ve kavganın karşı karşıya geldiği an olduğunu ifade etti. Kerbela, Dersim, Maraş, Sivas, Suruç ve Ankara katliamları gibi birçok katliamdan öte ayrıca asimilasyon katliamının işlendiğine dikkat çeken Sağlam, Alevilerin kendi inancı ve kültüründe buluşması çağrısında bulundu. Sağlam şunları dile getirdi:

    “Kerbala insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır. Kerbala mazlum ile zalimin, barış ile kavganın karşı karşıya geldiği andır. İnsanlığa çok büyük bir derstir. Elbette bir tek orada zuhur etmiyor. Her devir Kerbelalar dünyada ve kendi ülkemizde yaşanıyor. Her dönemde bir Yezit çıkabilir ama her dönem birde Hüseyin çıkmalıdır. İnsanın iktidar hırsı, nefsi ve benliğinin ne kadar zalimleştiğinin görüldüğü yerdir Kerbela. İnsanlar kendini bilip tanıdıktan sonra zalimin zulmü ortaya çıkamaz. Kerbela’da kendini tanıyanın nasıl bir duruş ve hakikat sergilediğini, kendini tanımayanın ise nasıl bir zalim olduğunu gördük. Dersim, Sivas, Çorum, Maraş, Suruç ve Ankara katliamları birer Kerbeladır. Bunlar bedensel katliamdır. Asıl bir katliam daha vardır ki; sürekli işleyen asimilasyon katliamıdır. Yani ruh katliamıdır. Bu çok sinsi bir katliamdır ve farkında değiliz. Bedenlerimizi katlederler idi ama en azından biz kendi inancımıza göre hakka uğurlardık. Ama artık öyle oldu ki mezarın içine kadar işleyen bir asimilasyon, katliam var. Bir an önce kendi inancımıza, kültürümüze dönmeliyiz.”

    “HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİN ORTAK LEZZETİNE ERİŞMELİYİZ”

    “Kültürler bu ülkenin temelini oluşturur. Hangi kültürü yok edersen temelden bir taş almış olursun. Dolayısıyla aldığın taş ile birlikte temel zayıflar ve kültürler o temel ile birlikte akar gider” diyen Sağlam, tıpkı aşure taneleri gibi insanlığın da tüm farklılık ve renkliliklere saygı duyarak yaşaması gerektiğini sözlerin ekledi. Sağlam, “Taneler kazanın içerisinde bir arada kaynayıp pişerek bizlere ortak bir lezzet sunarlar. Hiçbir tane diğer bir tanenin kokusunu, rengini ve tadını değiştirmeden kaynar. Bizler de bu dünya kazanında kaynar iken tıpkı bu taneler gibi farklı yerlerden buraya geldik. Ortak yaşam içerisinde birbirimizin inancına, kültürüne, geleneğine dokunmadan, zarar vermeden ve varlığına saygı duyarak halkların kardeşliğinin ortaklığı lezzetine erişmiş olacağız” dedi.

    Lokma gülbenginin ardından aşureler pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Adıyaman’da Muharrem’in 12’nci gününde Aşureler dağıtıldı-VİDEO

    Adıyaman’da Muharrem’in 12’nci gününde Aşureler dağıtıldı-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da Muharrem’de tutulan 12 günlük matem orucunun ardından sabahın erken saatlerinde uyanan kadınlar, Aşure pişirerek mahallede bulunan komşularına dağıttılar. 

    Haberin videosu

    Muharrem ayında 12 gün tutulan orucun ardından Kerbela’da İmam Hüseyin’in katledildiği Muharrem’in 10’ncu günün ardından 12’nci gün İmam Zeynel Abidin’in sağ kurtulduğunun öğrenilmesi ile birlikte ehlibeyt soyunun süreceğinin öğrenilmesi ile Aşure lokması pişirilir.

    Adıyaman’da matem ayında tutulan 12 günlük orucun ardından Alevilerin yaşadığı mahallelerde sabahın erken saatlerinde uyanan kadınlar ateşe koydukları Aşure Lokmasını pişirmeye başladıklarında öncesinde duasını veriyorlar. Aşure Lokması pişiren canlar öğleden sonra pişirdikleri Aşure ile oruçlarını açtıktan sonra kalan Aşure’yi mahallede bulunan komşularına dağıtıyor.

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Yeni Mahallede Alevilerin kapısını çaldık. Sabahın erken saatlerinde uyanıp Aşure pişiren kadınlara PİRHA mikrofonunu uzattık.

    “GÜLBANGLARLA AŞURE PİŞİRİLİYOR”

    Sabahın erken saatlerinde evinde ziyaret ettiğimiz Zeynep Gezen’in kazanda bulunan aşureyi karıştırıp pişirirken lokma duası verdiğini görüyoruz. Gezen şunları anlattı:

    “Bu ayda 3 gün masumu paklar, 12 günde İmamlar için oruç tutarız. Oruç tutuğumuz dönemde aynayı ters çevirir kesici alet kullanmayız, su içmeyiz. İmamlar için tutuğumuz orucun 12’nci gününde Aşure lokmasını pişiririz. Pişirdiğimiz bu Aşure ile orucumuzu açıyoruz. Bu gelenek atalarımızdan bu yana kaldı, bizler de devam ettiriyoruz.”

    “İMAM ZEYNEL ABİDİN İÇİN AŞURE LOKMASI PİŞİRİYORUZ”

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Yeni Mahalle’de cemevinin bulunduğu alanda sokakları gezmeye devam ederken bir bahçeden yükselen dumanı görüyoruz. Evin kapısını çalıyoruz. Kapıyı açan Yeni Mahalle cemevinde semahçı olan Nurey Kakız, Zeynel Abidin’in Kerbela’dan sağ kurtulduğu öğrenildiği için biz bu Aşure’yi şükür lokması olarak pişiriyoruz diyor ve şöyle devam ediyor:

    “Muharrem ayında masumu paklarla birlikte 15 gün oruç tutuyoruz. Oruç tutuğumuz dönemde su içmiyoruz, et yemiyoruz, kesici alet kullanmıyoruz ve eğlenceli her şeyden kaçınıyoruz. 12’nci günün ardından 12 imamları temsilen 12 çeşit tattan kattığımız Aşure lokması pişiriyoruz. Pişirdiğimiz lokmaları komşularımıza pay ediyoruz. Hak herkesin lokmasını kabul ettiği gibi bizim lokmamızı da kabul etsin” diyor.

     “AŞURE LOKMAMIZI KOMŞULARIMIZLA PAY EDİYORUZ”

    Nurey Kakız’ın lokmasını tattıktan sonra hemen bitişikteki eve geçiyoruz. Elinde Aşure dolu bir sitil ile Fatma Cengiz ile karşılaşıyoruz. Pişirdiği Aşure ile orucunu açtıktan sonra elinde Aşure dolu bir sitil ile geziyor. Lokmasını komşularıyla pay ediyor.

    Fatma Cengiz, Muharrem matemi ve pişirdiği Aşure lokması ile ilgili şunları kaydetti:

    “Sabahın erken saatlerinde kalkıp Aşure pişirmeye başladığımda gözüm hep kapıda birilerinin gelmesini bekliyorum. Komşu canlardan biri gelsin lokmamızdan yesin. Bu geleneğimiz geçmiş yıllardan bugüne kadar devam ediyor. Eskiden olduğu gibi bugün de aynı şekilde Aşureler pişiyor. Alevilik yol erkanını, gelenek ve göreneklerini dedelerimizden, babalarımızdan gördüğümüz gibi yaşatmaya çalışıyoruz. Bu hak yoludur bu yola sahip çıkmak ve çocuklarımıza aktararak yaşatmak gerekiyor.”

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Datça Cemevinde Aşure lokması 12 Eylül’de

    Datça Cemevinde Aşure lokması 12 Eylül’de

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Başkanı Murat Yıldırım, yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylül Perşembe günü saat 12.30’da Datça Cemevinde yapılacak Aşure lokmasını paylaşmaya tüm Datçalıları davet etti. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça (HBVAKV) Şubesi Cemevinde Yass-ı Muharrem Orucu için oruç açım lokması verilmeye devam ediyor.

    31 Ağustos’ta başlayan Muharrem orucunda 5. gün geride kalırken, Aleviler oruçlarını Datça Cemevinde birlikte açıyorlar. Lokma sonrası Dede Nihat Yoleri ile birlikte cemevinde her gün Muharrem sohbetleri gerçekleştiriliyor. 

    11 Eylül günü tutulacak son orucun ardından 12 Eylül Perşembe günü saat 12.30’da Datça Cemevinde Kerbela şehitlerini anmak için hazırlanacak aşure lokması canlarla paylaşılacak. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Başkanı Murat Yıldırım, yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylül Perşembe günü saat 12.30’da Datça Cemevinde yapılacak Aşure lokmasını paylaşmaya tüm Datçalıları davet etti. 

  • TBMM’de 11 Eylül’de Muharrem orucu açımı gerçekleşecek

    TBMM’de 11 Eylül’de Muharrem orucu açımı gerçekleşecek

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 11 Eylül Çarşamba günü saat 13.00’te TBMM’de Şenay Malkoç Ana ve Hüseyin Öz Dede’nin himmetiyle oruç açımı gerçekleştirileceğini açıkladı. 

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 12 imam orucunun son günü olan 11 Eylül Çarşamba günü saat 13.00’te TBMM Halkla İlişkiler Binası zemin kat B2 02 No’lu odada Şenay Malkoç Ana ve Hüseyin Öz Dede’nin öncülüğünde oruç açımı gerçekleştirileceğini duyurdu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kısas Cemevi Babası Aykut: Önemli olan Kerbala’nın yasını tutmaktır-VİDEO

    Kısas Cemevi Babası Aykut: Önemli olan Kerbala’nın yasını tutmaktır-VİDEO

    PİRHA-Muharrem ayı ile ilgili Urfa Kısaslı Alevi Babası Ahmet Aykut ve zakir Aşık Güvercin Muharrem orucunun önemini PİRHA’ya anlattılar. 

    Haberin videosu

    Birçok bölgede olduğu gibi Urfa’da yaşayan Aleviler, Kerbela Katliamı’nın yası nedeniyle 3 gün Masum-u pak, 12 gün ise Muharrem orucu tutuyor. Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmüyor, kurban kesilmiyor ve et yenmiyor. Her türlü eğlenceden uzak duruluyor.

    Muharrem ayının önemine vurgu yapan Alevi Babası Ahmet Aykut ve zakir Haydar Polat (Aşık Güvercin) PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “YÜZYILLARDIR SÜREĞİMİZ DEVAM EDİYOR”

    Kısas Cemevinde yıllardır Babalık görevi yapan Ahmet Aykut, “Muharrem ayı içerisinde olduklarını bu yolun ve süreğin yüzyıllardır devam ettiğini, dedelerinden babalarından bugüne kadar geldiğini ifade ederek şöyle devam etti:

    “Urfa’da bulunan Aleviler Hacı Bektaş’ı Veli Dergahına bağlıdır. Hacı Bektaş çelebilerinin dergahımızın uyguladığı şekilde dedelerimizden babalarımızdan günümüze kadar bu matem orucumuz ve ibadetlerimiz sürmekte. Bizler 15 gün Muharrem orucu tutarız, bunun üç günü masumu paklar orucudur. Masumu paklar Kerbela’da katledilen Ehlibeyt çocukları için tutulur. 12 gün de Kerbela şehitleri aşkına matem orucumuzu tutarız. Bu ayın içerisinde kurban kesilmez, et yenilmez, su içilmez, düğün yapılmaz yapılan davetlere katılınmaz. Bir aileyi bireyini kaybetmiş gibi yas tutulur. Bu yas günlerinde de cemlerimizi yapmaya devam ederiz. Matemin 12’nci gününde de Aşure yapılır. Aşure piştiği zaman oruç açılabilir ya da akşama açılır.”

    “ÖNEMLİ OLAN KERBELA’NIN YASINI TUTMAKTIR”

    Ahmet Aykut Baba, “Aşure Kerbala şehitleri aşkına yapılan bir lokmadır. Kerbala’da peygamber efendimizin torunlarından İmam Hüseyin’in oğlu İmam Zeynel Abidin’in küçük yaşta soyu sürdürüldüğünden ikinci Adem Baba diye hitap edilir. Ehlibeyt soyu kesilmediği ve devam ettiği için de şükür lokması yani Aşure yapılır” diyen Ahmet Baba, “Dedelerimizin döneminde Muharrem ayında cemlerde saz çalınmazdı. Erkekler sakallarını kesmez banyo yapmazdı. Aynaların üstü kapatılır kadınlar yemek yaparken bıçak kullanmazdı. Günümüzde bazı şeyler değişmek zorunda kaldı. Devlet dairesinde çalışan biri tıraş olup ütülü elbiseleri ile işe gitmek zorundadır. Önemli olan şey Kerbala’yı unutmamak ve orada şehit edilen canlarımızın yasını kalbimizde hissetmektir.”

    “KALBİNDE KÖTÜLÜK VE KİN OLANLARIN YEZİT’TEN FARKI YOKTUR”

    Kerbala Katliamı’nın başlangıcının 14 masumu pakın katledilmesi ile başladığını ifade eden Aşık Güvercin, “Peygamber efendimizin torunlarının dört yaşında, beş yaşında çocukları katledildi. Biz üç gün onlar için masumu pak orucu tutarız, Kerbela şehitleri için de 12 gün oruç tutarız. Kerbala Katliamı çok acı bir durum, zalim ile mazlumun arasında geçmiştir. Bu bir savaş değildir. Çünkü İmam Hüseyin oraya savaşmaya gitmemiştir. Kendi ailesi ile birlikte 72 kişi Küfe’ye gitmeye karar verdi. Zırhlı bir ordusu ve elinde bir silah yoktu. Karşısına 70 bin kişilik bir ordu çıktı ve ehlibeyt soyunu şehit etti. Bu gün kalbinde İmam Hüseyin’in sevgisini ve açısını hissetmeyen, kalbinde kötülük ve kin güdenlerin Yezit’ten farkı yoktur. Çünkü Yezit bir isimdir yaptıkları onu kötü bir isim yapmıştır.”

    “BAĞLAMA BİZİM İÇİN TELLİ KUR-AN’DIR”

    Muharrem ayında bir çok bölgede bağlama çalınmaz duvara asılır. Kısas’ta yas ayında da saz çalınıp cem yapılmasını zakir Aşık Güvercin, şöyle anlatıyor:

    “Bağlama Alevilik yol ve erkanından hiçbir zaman bir eğlence aleti olarak görülmemiştir. Biz onu telli Kur-an olarak biliriz. İbadetlerimizde bağlama çalıp deyişler, nefesler ve mersiyeler okuruz. İbadetimiz bittikten sonra bağlamayla niyazlaşırız. Onun için Yassı Muharrem ayında da bağlama çalar nefesler ve Kerbela şehitleri için mersiyeler okuruz” dedi.

    Mustafa YÜKSEL/URFA

  • Alibeyköy Cemevindeki oruç açımına İmamoğlu da katıldı-VİDEO

    Alibeyköy Cemevindeki oruç açımına İmamoğlu da katıldı-VİDEO

    PİRHA- Alibeyköy Cemevinde Muharrem ayı nedeniyle oruç açımına bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek İmamoğlu da katıldı. Dede Hüseyin Güzelgül “İmam Hüseyin’e verdiğimiz ikrardan dönmeyiz” dedi. İmamoğlu ise adalet duygusuna vurgu yaptı. 

    Haberin videosu

    İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi’ne bağlı Alibeyköy Cemevinde bugünkü oruç açımına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek İmamoğlu da katıldı.

    Oruç açımı öncesi bir konuşma yapan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Hüseyin Güzelgül Dede, “Hepinizi İmam Hüseyin aşkına, Hünkar Hacı bektaş Veli aşkına, Pir Sultan Abdal aşkına, siz talipler aşkına hepiniz hoş geldiniz” dedi.
    “Kerbela, güçsüzün güçlüye karşı mücadelesi ve azmidir” diyen Güzelgül, “Bir yanda ikrarından dönenler, bir yanda da ikrarından dönmeyenler, ser verip sır vermeyenler var. 72 millete bir nazarla bakarız. İmam Hüseyin’e verdiğimiz ikrardan dönmeyiz” diye konuştu.

    Dede Güzelgül’ün duasının ardından oruç açıldı.

    “BU MASA UMUTLARI TAZELEME MASASI”

    Cemevi bahçesine kurulan ve bin kişinin katıldığı oruç açımından sonra bir konuşma yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da, “Bu akşam aslında burası dertleşme sofrası, paylaşma sofrası. Yaşanan o derin acılardan sonra birbirini hissetme sofrası. Dolayısıyla dostluğun, kardeşliğin, barışın, huzurun, hak ve hukukun adaletle birleştirilerek, mutlu yaşama adına ümitleri tazeleme, umutları besleme masası. Bu sofrada oruçlarımızın kabulünü diliyorum. Allah, tuttuğunuz oruçları kabul etsin” dedi.

    “BİZİ DERİNDEN ÜZÜYOR”

    Hazreti Ali’nin, “Devletin dini adalettir” sözlerini paylaşan İmamoğlu, “Bugün, en fazla susadığımız ve arzu ettiğimiz duygudur adalet duygusu. Herkese eşit davranılan bir yaşam. Sadece bu yaşadığımız alan değil, dünyaya dair de böyle. Yakın coğrafyaya da böyle. Dedemiz Kerbela’dan bahsetti. Oradaki derin acıdan bahsetti. Zalimi tanımak, zulmü bilmek ama yanı sıra, bir mazlumun hoşgörüsüyle toplumun beslenmesinden bahsetti. Bu derin acıların yaşandığı yakın coğrafyamızda, hala istemediğimiz olayların yaşanması da bizi derinden üzüyor. Onun için bütün iyi dileklerimiz sadece şehrimiz ve ülkemiz için değil. Yakın coğrafyamız için, özellikle İslam dünyası için ve bütün dünyamız için de geçerli” diye konuştu.

    İmamoğlu, Alevi yurttaşların yoğun ilgisi altında Alibeyköy Cemevi’nden ayrıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Muharrem orucu masum-u paklarla başladı

    Muharrem orucu masum-u paklarla başladı

    PİRHA- Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 kişi için tutulan 12 İmam Orucu (Muharrem orucu) bugün Masum-u Paklarla başladı. Aleviler için yas orucu olan 12 İmamlar orucunda saf su içilmezken eğlenceden de uzak duruluyor. Oruç açma saatleri ise güneşin batışına denk geliyor.

    Alevilerin matem ayı olarak bilinen Muharrem ayı bütün Aleviler için yas ayıdır. Kurban Bayramı’ndan 20 gün sonra başlayan Muharrem ayı, 680’de Kerbela’da Yezit tarafından öldürülen İmam Hüseyin ve 71 kişi için tutulan oruç aslında bir yas ibadetidir ve İmam Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır.

    Aleviler, Muharrem ayında kimi yörelerde 10, kimi yörelerde de 12 gün oruç tutarlar. Bu yıl 27-28-29 Ağustos’ta Masum-u Pak orucuyla başlıyor. 30 Ağustos’ta Ana Fatıma ve 31 Ağustos- 11 Eylül arasında ise on iki imam orucu tutulacak. 12 Eylül de ise on iki imamların ve bu yolda şehit olan bütün canların anısına on iki çeşit/veya daha fazla gıdadan oluşan Aşure pişirilerek canlarla pay edilecek.

    SAHUR YAPILMAZ, ORUÇ GÜNEŞE GÖRE AYARLANIR

    Alevilerde sahur olmadığı gibi oruç açarken belirlenmiş bir saat de yoktur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir. Aleviler oruç açarken top sesi, ezan sesi gibi işaretler beklemek yerine güneş batınca oruçlarını açarlar. Görkemli sofralar kurulmaz, lüksten uzak durulur.

    Oruç süresince de (12 gün boyunca) düğün, nişan, sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için saf su içilmez ancak vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay, kahve, meşrubat, meyve suyu, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.

    ÇAĞDAŞ YAŞAMDA DEĞİŞEN GELENEKLER

    Geleneksel kesimde hala Muharrem ayına özgü uygulamalar olarak varlığını koruyan banyo yapmama, tıraş olmama, aynaya bakmama, çamaşır yıkamama gibi kimi pratiklerin çağdaş yaşam içerisindeki uygulama zorluğu nedeni ile uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HBVAKV Datça Şubesi, Muharrem orucu programını açıkladı

    HBVAKV Datça Şubesi, Muharrem orucu programını açıkladı

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım Muharrem ayı programlarını açıkladı. Yıldırım ayrıca, “Cemevimizde her gün oruç açım lokması verilecek” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Muharrem Orucu ile ilgili programını açıkladı.

    İslam peygamberi Hz. Muhammed’in torunu İmam Hüseyin ve yanındakilerin katledildiği dünya tarihinin en vahşi, en acımasız olaylarından biri olan “Kerbela kıyımının” bu ayda gerçekleştirildiğinin hatırlatıldığı açıklamada şöyle denildi:

    “Bu kıyım insanlığın yüzünü kızartan,  acı veren ve içinde “insanlık” bulunan herkese keder ve üzüntü veren bir kıyımdır.  Bu olay insanlık yaşadığı sürece bilinçlere her zaman diri kalacaktır.”

    Açıklamada, Muharrem orucuna ilişkin de şu bilgiler verildi:

    “Oruç, dinsel ya da ahlaki amaçlarla yiyecek içecek ve cinsel ilişkiden uzak durarak nefsi kontrol etmeyi sağlar. Alevilikte muharrem orucu yas orucudur. Kurban bayramının başlangıcından 20 gün sonra Hz. Hüseyin ve yanındakilerin acısını duyumsamak ve anlamak için tutulmaya başlanır. Muharrem orucu 12 gündür. 3 gün de “Masum-u Pak orucu” tutulur. Masum-u Pak orucu Hz. Hüseyin tarafından Kufe’ye gönderilen ve Yezit tarafından şehit edilen amcasının oğlu Müslüm Bin Akıyıl ve çocukları Muhammet ve İbrahim’i anmak için tutulur.
    Biz Aleviler de bu kutsal ayda gün doğumundan gün batana kadar orucumuzu tutar, et yemeyiz, Ehlibeytin uğradığı zulmün anısına su içmeyiz, eğlence yapmayız. İmam Hüseyin’in acısını yüreğinde hissedenlerin, Abbas’ın kesik kollarından akan kanı kendi kollarından aktığını hissedenlerin eğlenmesi elbette ki mümkün değildir.”

    AŞURENİN ANLAMI

    Aşureye de değinilen açıklamada, “Aşure insanlara;  “her acının, ölümün ardından” yaşamın sürdüğünü hatırlatıp, geride kalanların acılarından uzaklaşarak hayatlarını tatlılık içinde sürdürmeleri bilincini vermektedir” denildi.

    Açıklamada Aşureye ilişkin şunlar ifade edildi:

    Muharrem orucunun ardından Hz. Hüseyin’i ve Ehlibeyti sevenler Kerbela’da şehit olanlar adına insanlara iyilik sunmak ve şehitlerin ruhlarını rahatlatmak amacıyla aşure pişirip dağıtırlar.

    Aşure “can yemeği” olarak sunulur. Muharrem ibadet ayıdır. Muharrem yas ayıdır… Muharrem batılın Hak’ka kılıç çektiği aydır. Muharrem aşura ayıdır.”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım Muharrem ayı programlarını açıkladı.

    Buna göre;

    28-29-30 Ağustos: Masum-u Paklar orucu

    31 Ağustos: Muharrem orucunun başlangıcı

    9 Eylül: Hz. Hüseyin’in şehadeti (Hicri 10 Muharrem 61/ Miladi 10 Ekim 680)

    12 Eylül: Aşure günü

    12.30- Cemevimizde aşure dağıtımı

    PİRHA/DATÇA

  • Kenanoğlu, Adalet Bakanı’na sordu, cezaevi yönetiminden gülünç açıklama geldi

    Kenanoğlu, Adalet Bakanı’na sordu, cezaevi yönetiminden gülünç açıklama geldi

    PİRHA – TV10’un tutuklu yönetici ve çalışanlarına, 12 gün tuttukları Matem orucu boyunca uygun koşulların sağlanmadığını PİRHA gündeme getirmişti. HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu da meclis gündemine taşıyarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sormuştu. Bunun üzerine cezaevi yönetiminin tutuklu TV10 yöneticileriyle görüştüğü öğrenildi.

    Bir yıla yakın bir süredir Silivri Cezaevi’nde tutulan ve hala iddianameleri hazırlanmayan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’e Matem orucu boyunca uygun koşulların sağlanmadığını PİRHA gündeme getirmişti.

    Haberimiz üzerine HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, konuyu meclise taşıyarak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması için soru önergesi vermişti.

    Soru önergesinden ve olayın medyada yer almasından sonra cezaevi yönetimi TV10 yöneticileriyle görüştü. TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç, eşi Leyla Güleç ile görüşmesinde, cezaevi yönetiminin kendileriyle görüştüğünü aktardı.

    Güleç, cezaevi yönetiminin kendilerine, “Biz durumdan haberdar değildik, bize sizin oruç tuttuğunuz ve oruçla ilgili hassasiyetlerinizin olduğu (yemeklerin etsiz olması, oruç açım saati gibi) yönünde herhangi bir şey iletilmedi. İletilseydi bunu gözardı etmez, hassasiyet gösterirdik” dediklerini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de Aşure lokmasında Yezitlere karşı Hüseyni duruş mesajı-VİDEO

    Dersim’de Aşure lokmasında Yezitlere karşı Hüseyni duruş mesajı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şubesi, Matem orucu sonrasında Seyit Rıza Meydanı’nda aşure lokması dağıttı. Lokmada yapılan konuşmalarda günümüz Yezitlerine ve onlara karşı Hüseyni duruşa dikkat çekildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi bugün Seyit Rıza Meydanı’nda aşure lokması verdi.

    Lokmaya PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HDP’nin İstanbul’dan Alevi milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül ve Zeynel Özen ile HDP MYK, Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Çilem Küçükkeleş, HDP PM Üyesi Cevdet Konak, DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Pir Hasan Hayri Şanlı’nın anadili Zazaca verdiği gülbeng ile başlayan konuşmalar Pir Hasan Genç, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HDP milletvekili Ali Kenanoğlu ve HDP MYK, Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Çilem Küçükkeleş ile devam etti.

    “MAZLUMA KARŞI YAPILAN SOYKIRIMLARIN HÜSEYİN’İN YOLDAŞLARINI KATLETMEKTEN FARKI YOK”

    İlk olarak konuşan Pir Hasan Genç, Kerbela’nın bir katliam olduğuna vurgu yaptı. Kerbela Katliamı başta olmak üzere Koçgiri, Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Gazi, Suruç, Ankara, Cizre, Sur, Nusaybin gibi birçok toplumsal katliamın yaşandığına dikkat çeken Genç, mazlumlara karşı yapılan soykırımların İmam Hüseyin’in yoldaşlarını katletmekten farkı olmadığını belirtti.

    Genç’in ardından söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu ve HDP MYK, Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Çilem Küçükkeleş de konuşmalarında Hüseyni duruşa dikkat çektiler.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bir yıla yakındır hukuksuz bir şekilde cezevinde tutuklu bulunan ve Muharrem ayı nedeni ile oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir için uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’’e sordu.   

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Muharrem Ayı nedeni ile cezaevinde oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’e uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    “TV10 EMEKÇİLERİNİN TUTUKLU YARGILANMALARI HUKUKSUZCA DEVAM EDİYOR”

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Kemal Demir 25 Kasım 2017 günü gözaltına alınıp tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiğini, akabinde de kanal yöneticileri Veli Haydar Güleç ile Veli Büyükşahin’nin de 10 Ocak 2018 tarihinde yapılan operasyonla gözaltına alınıp yine tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiklerini hatırlatan Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Yaklaşık 1 yıldır tutuklu yargılanan TV10 emekçilerine dair suç teşkil edebilecek bir husus tespit edilememesinden ötürü iddianame hala oluşturulamamıştır. Fakat buna rağmen, tutuklu yargılamaları hukuksuz bir şekilde devam etmektedir. Ayrıca kendileriyle görüşebilmek amacıyla bakanlığınıza yapmış olduğumuz başvuru cevapsız kalmış ve bu yolla görüşmemiz yine büyük bir hukuksuzluk örneği sergilenerek engellenmiştir.”

    “YEMEKLER ORUÇ AÇMA SAATİNDE VERİLMİYOR”  

    Kenanoğlu, “11 Eylül itibariyle başlayan Matem Orucu’nu tutan tutsaklar, cezaevi yönetiminin bu durumu gözardı ettiğini ve oruç için sağlanması gereken uygun ortamın cezaevi yönetimi tarafından sağlanmadığını ifade etmişlerdir. Yemeklerin oruç açım saati gözetilerek verilmemesi ve yine Matem süresince tüketilmesinin yasak olduğu bildirilmesine rağmen yemeklerin içinde et olması bu anlamda gösterilen tavır açısından örnek teşkil etmektedir. Ayrıca, uzunca bir süre oruçlu vaziyette kalan TV10 emekçileri, oruç açımı için gerek gördükleri ihtiyaçların cezaevi yönetimi tarafından karşılanmadığını ve ekmek-peynir ile oruç açmak zorunda kaldıklarını iletmişlerdir” hatırlatmasında bulundu.

    “ALEVİ DEDESİ TALEPLERİ KABUL EDİLMEMİŞTİR”

    Daha önce de, kendi inançları uyarınca ibadetlerini yerine getirebilmeleri amacıyla Alevi Dedesi talebinde bulunan tutuklu TV10 çalışanlarının bu talebi karşılanmamıştır. Yanı sıra, yakınları tarafından gönderilen bağlama da cezaevi yönetiminin engellemelerinden ötürü TV10 emekçilerine ulaştırılamamıştır” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bu kapsamda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e şu soruları sordu:

    “-TV10 emekçilerinin maruz kaldığı hukuksuz yargılama bakanlığınız tarafından nasıl açıklanmaktadır?

    -Cezaevi yönetiminin Matem Orucu tutan tutsakların ibadetlerini gözardı eden hatta gerçekleştirdikleri ibadeti engellemeye yönelik takınmış oldukları kasıtlı tavra istinaden –tutsakların Matem Orucu tuttukları kendilerine iletilmesine rağmen aynı tavrın devam etmesinden mütevellit – bir girişiminiz, incelemeniz olacak mıdır?

    -Yakın zamanda Armutlu Cemevi’nde ve Erzincan’da şahit olduğumuz Alevilere ve Aleviliğe yönelik saldırılar, baskılar ve engellemelerin benzeri/devamı niteliğindeki uygulamalara cezaevlerinde de maruz kalındığı yönünde Alevi kamuoyunda oluşan kaygıları giderebilecek bir açıklamanız var mıdır?

    -Tutuklu ve hükümlü Alevilerin inançları uyarınca ibadet etmeleri ve bu anlamda gerekli gördükleri taleplerin karşılanmıyor olmasının gerekçesi nedir?

    -16 yıllık iktidarınız boyunca, her fırsatta, inanç noktasında hassasiyet taşıdığınızı ifade etmenize rağmen, konu Aleviler olunca bu hassasiyet neden gözardı edilip, tali bir hal almaktadır? Taşıdığınız hassasiyet yalnızca belli başlı gruplar ile mi sınırlıdır?

    -24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde açıkladığınız seçim beyannamenizde, Alevilere yönelik vermiş olduğunuz taahhütler, seçim beyannameniz içerisinde yazılı olarak yer alan fakat uygulamada doğruluğu olmayan vaatler midir?” (HABER MERKEZİ)

  • Pir Zeynel Kete dünden bugüne Muharrem’i anlatıyor-VİDEO

    Pir Zeynel Kete dünden bugüne Muharrem’i anlatıyor-VİDEO

    PİRHA- İkrarlaşma ile başlayan Muharrem orucuna ilişkin konuşan Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete,”Matem ayında bütün evren ile yar olunur oruca öyle başlanır. Biz Reya Hak Alevileri olarak Muharrem Ayı orucunu ‘Rociya Dev du İmamen’ diye adlandırırız. 12 günlük bu oruç Alevilikte aslında çok eski çok kadim bir oruçtur” dedi .

    Tarihten günümüze Alevilerin matem ayı olarak da bilinen Muharrem ayına ilişkin Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete PİRHA’ya konuştu.

    “Eskiden bütün analar, pirler Muharrem orucuna başlamadan bir gün önce kendisi ile  ailesiyle, eşiyle dostuyla çevresi ile yar ve ikrar olur sonra rızalık isterlerdi” diyen Kete, “ikrarlaşmadan, yani barışı sağlamadan oruç tutulmadığını” söyledi.

    REA HAK HAKİKAT VE ÖZGÜRLÜK IRMAĞIDIR

    Kete, “Bütün evren ile yar olunur oruca öyle başlanırdı. Biz Reya Hak Alevileri olarak Muharrem Ayı orucunu ‘Rociya Devdu İmamen’ diye adlandırırdık. 12 günlük bu oruç Alevilikte aslında çok eski çok kadim bir oruçtur. Bu Kerbela ile başlayan bir oruç değildir. Hakikat ve özgürlük ırmağıdır Rea Hak inancı. Rea Hak Alevileri kaç bin yıldır bu orucu tutuyorlar. Çünkü bu oruç yaşadığımız coğrafyada başta Nuh-u Nebi ile başlamak üzere daha evveliyatı da var” dedi.

    TOPRAK ANAYA BİR ŞÜKRANDIR

    Muharrem orucunun en temel özelliğinin ortaklaşma ve dayanışma olduğunu belirten Kete şöyle konuştu:

    “Kadim rıza toplumunun ve her canın evinde ne varsa getirip ortaklaşa oluşturdukları aştır. Bu çerçevede baktığımızda krizden, kaostan kurtuluşun coğrafi olarak da zorlukta ve yoklukta kurtuluş olarak ‘Ana Mezın’ diye olarak tanımladığımız toprak anaya bir şükrandır. Bundan dolayı ismi Yass-ı Matem’dir. Rea Hak Alevi inancında hakikat ve özgürlük arayışında Kerbela bunun bir damlasıdır.”

    MUHARREM ORUCU KERBELA’DAN ÇOK DAHA ESKİ

    Kete, Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 kişi için tutulduğuna inanılan 12 İmamlar Orucu’nun (Muharrem) çok daha eskilere dayandığını söyledi.

    Kete, “Bunu sadece 12 İmamlar üzerinden tanımlarsak ilk imam olan İmam Ali ile Mehti arasında 250 yıllık bir zaman vardı. Her İmamın hakka yürümesi ile oruç sayısı artmış ise Rea Hak Alevi mensupları, Alevi halklar ve Alevi sürekleri bu 250 yıl boyunca oruç tutmadılar mı? Hani sadece Kerbela’dan dolayı olsaydı Kerbela’da 72 can hakka yürüdü. O zaman 72 gün tutarlardı. Demek ki oruç Kerbela’dan çok önce kadim tarihlerde önce tabiatın ve insanın krizden kurtuluşu için şükran borcudur. Muharrem orucunu sadece Şii ve Aleviler tutuyor. Şiiler sadece 10 gün tutuyor. ‘Aşure’ onuncu gün anlamına geldiği için Muharrem orucunu 10 gün tutuyorlar. Ancak Şiiler Ramazan orucunu da tutuyorlar” dedi.

    KERBELA HAK İLE NEHAKKIN ÇATIŞMASIDIR

    Kerbela’da ikrarlılar ve ikrarsızlar duruşu olduğunu söyleyen Kete sözlerine şöyle devam etti:

    “Hakikat ve özgürlük arayışı içinde olanlar ile nehakkın yanında olanlar var. Kerbela aynı zamanda Hak ile Nehakkkın arasındaki çatışmadır. Bu nedenle Nehakkın zalimine, zulüm eden iktidar anlayışına ve zamanın yezidine karşı duran bir Hüseyini duruş vardır. Hüseyini duruş ikrarından dönmemektir. Rea Hak Alevileri Kerbela’da Hüseyni bir motif ve sadece bir kişi olarak değil. Nasıl ki yezid Nehakkın kurumunu temsil ediyorsa Hüseyin’de bir kurumdur kişi değildir. Çünkü sonuna kadar direndi ve biat etmedi. Bu nedenle zalimin zulmü altında kalan her coğrafya Kerbela’dır. Yezide karşı hakikat ve özgürlük anlayışında duran boyun eğmeyen, biat etmeyen, rızalığı esas alan her canda Hüseyini duruşu temsil eder.”

    MUHARREM ANA FATMA ORUCU İLE KARŞILANIR

    Muharrem orucunun ilk gününün Ana Fatma orucu olarak karşılandığını ifade eden Kete, “Bu aslında Rea Hak Alevi inancındaki ana kültürünün Mürşidi kamili lav olan var oluş kapısının devriye yolu ile Ana Fatma üzerinde temsil edilmesi anlamına gelir. Bütün inançlar İslam alemi ve diğerleri erkeklerden şefahat beklerken Rea Hak Alevi kadınları bir kadından şefahat bekliyor. Ana Fatmadan. Ana Fatma bir koruyucu, bir star, İştar Kültürünün bugüne kadar belki de gelmesidir” dedi.

    MASUMU PAKLAR

    Muharrem ayında en fazla masumu paklara yani çocuklara değer ve önem verildiğinin de altını çizen Kete, “Çocukları mutlu etmeye ve üzmemeye çalışılır. Ve oruçlar açılırken önce çocukların başına niyaz edilir. Bunun nedeni Kerbela’da şehit edilen İmam Hüseyin’in başına oradaki masumu pakların başına onun haklı davasına olan niyazdır” ifadelerini kullandı.

    MÜTEVAZİ HAK LOKMALARI

    Oruçların mütefazi bir şekilde tutulduğunu ve adına ‘Roci’ dendiğini söyleyen Kete, orucun bir gününü şöyle özetledi:

    “Çok şatafatlı çok lüks oruç açma, toplu halde iftar açma gibi bir anlayış Rea Hak Alevi inancında ve süreklerinde yoktur. Rea Hak Alevileri gece 12’den sonra yeni güne girerler bundan dolayı da savura da kalkmazlar. Mümkün mertebe çok az bir lokma ile idare etmeye çalışırlar. Ne savur ne toplu iftar nede şatafatlı bir şekilde oruç açarlar. Mütevazi bir şekilde oruçlarını açar ve oruç açmadan önce hane halkı bir araya gelir ellerini yüzlerini yıkar birbirlerine niyaz olurlar. Niyazlaşmadan sonrada mütevazi bir şekilde hazırladıkları o hak lokmalarını yiyerek oruçlarını açarlar.”

    YAS 12 GÜN BOYUNCA SÜRER

    Alevilerin 12 gün boyunca tuttuğu oruçtan tam bir yas ortamı oluştuğunu belirten Kete, “Bu ayda toplumun eğlence kültüründe uzak durulur. Hayvanlar ve canlıların kesilmesinde öldürülmesinde bu ayda özellikle kaçınılır ve dikkat edilir. Daha çok topraktan gelen tahıllarla, gıdalarla ve süt, peynir gibi hayvansal ürünler yenilir. Bu dönemde eğlence, düğün yapılmaz. Oruç ayının 13 günü aşure kazanı kurulur, bütün canlar gider banyolarını yapar temiz elbiselerini giyer, traşlarını yaparlar köyde önce aile olmak üzere bütün herkes birbiri ile niyazlaşır ve yas olur. Bölgede bir pir veya mürşit var ise gelir dua verir” ifadelerini kullandı.

    AŞUREDE HİÇBİR TAT KENDİ DOĞAL YAPISINI RENGİNİ KAYBETMEZ

    Kete, Muharrem orucunun ardından Aşure’ye ilişkin de şu bilgileri verdi:

    “Çok özel bir erkanla kadınlar kazanları kurar. Çünkü kutsal şükran aşı temelinde ana kadın kültürünün özelliklerini taşır. Ocağa kazanı kadın koyar. Buna ‘Orucun tadı’ derler. Yaş odunu kesip kazanın altına koymazlar, baş ve kelle kesme anlamına geldiğinden soğanın, sarımsağın başı kesilmez. Kutsal yerlerden sular getirilerek 12 tat oluşturulmaya çalışılır. Kazan özel dualar ile ocağın üzerine indirilir.

    Çünkü 12 İmam yani Matem ayında Reya Hak Alevi inancında çeşitlilik içerisinde birlikteliği de temsil eder. Her tat ayrı ayrıdır, pişerken bile hiçbir tat kendi tadını varlığını doğal yapısını, rengini kaybetmez. Sonsuz çeşitlik içerisinde birlikteliği temsil eder. Bu aynı zamanda evrenin dilidir. 72 millete karşılık gelir. Kurulan kazanların ateşi, suyu, toprağı ve havası vardır. Dört unsur kadın tarafından bir araya getiriliyor ve orada hak tecelli ediliyor. Kazan piştikten sonra dualar ile indirilerek herkese eşit şekilde pay edilir.

    Ancak öncelikle hasta, hamile, yaşlı ve o erkana gelemeyecekler var ise önce onlar göz önüne alınır. Çünkü onlar darda olanlardır. Ve kazan kurulmadan önce varsa küskün dargın mutlaka yan yana gelir birbirlerinin omuzlarında niyazlaşarak barışılır.”

    KUTSAL GÜNLER İŞLER BİTTİKTEN SONRA BAŞLAR

    Rea Hak inancında kutsal günlerin belirli takvimlere göre olduğunu söyleyen Kete, “Bütün Alevi halkının ve canların tarımdan kaynaklı olarak kendi işlerini bitirdikten sonra hemen başlar. Muharrem Ayı, Hızır Ayı, Heftamal hepsi peş peşe gelir. Artık üretimden kendini kurtarmışsın. Rea Hak Alevi ibadeti üretime engel değildir. Üretim bittikten sonra başlıyor. (HABER MERKEZİ)

  • Duisburg Alevi Toplumu cemevinde lokma dağıtıp oruç açtı-VİDEO

    Duisburg Alevi Toplumu cemevinde lokma dağıtıp oruç açtı-VİDEO

    PİRHA- Muharrem Orucunun üçüncü gününde Almanya’daki Duisburg Alevi Toplumu cemevinde lokmalar dağıtılarak oruçlar açıldı.

    Almanya’da bulunan Duisburg Alevi Toplumu Matem orucunun üçüncü gününde cemevinde lokmalarını pay etti. Açılış gülbangının okunduğu cemevinde oruçlar açıldı.

    Muharrem ayı sebebiyle Duisburg‘un Rheinhausen semtinde bulunan Alevi derneğinde Araştırmacı- Yazar Hamza Aksüt, “Alevilik tarihi, Alevilerin yaşadığı coğrafyalar ve ocaklar” hakkında konferans verdi.

    Aksüt, hangi ülkede ne kadar Alevinin yaşadığını anlatarak, Anadoludaki ocaklar hakkında bilgi verdi.

    Aksüt, “Yapılan zulümlerden dolayı ehlibeyt, Türkiye’nin doğusuna ve Irak taraflarına yerleşmek zorunda kalmışlardır” dedi. Yazar Aksüt, Alevilikte dedelik makamında olan kişilerin hiçbir ırka ait olmadığını, dedelerin ehlibeyt soyundan geldiğini ve babadan oğula geçtiğini söyledi.

    Konferans sonrası dualar edilerek oruçlar açıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Adana Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği’nde canlar birlikte oruçlarını açtı-VİDEO

    Adana Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği’nde canlar birlikte oruçlarını açtı-VİDEO

    PİRHA-Adana Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği’nde Yas-ı Muharrem vesilesiyle oruç tutan canlar lokmalarını hep birlikte hazırlayıp oruçlarını açıyorlar. Dernekte yas orucu boyunca lokmalar veriliyor.

    Aleviler için kutsal olan Muharrem ayının başlamasıyla birlikte Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde yaşayan Aleviler oruçlarını tutmaya ve lokmalarını paylaşmaya devam ediyor.

    Adana Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği’nde Muharrem boyunca akşamları verilecek olan lokma için her gün hazırlıklar yapılıyor.

    “BIÇAK KULLANMAMAYA DİKKAT EDİYORUZ”

    Canlar dernekte oruç açma saatine kadar mutfakta hazırlık yapıyorlar. Bu hazırlıkların içinde olan Hüseyin Sevim, hazırlıklarıyla ilgili bilgiler veriyor bize. Lokmaları hazırlarken bıçak kullanmamaya, soğanın başını kesmemeye ve en önemlisi de et kullanmamaya dikkat ettiklerini söyleyen Sevim, Muharrem ayında bıçak ve et kullanmamalarının nedenini de şöyle anlatıyor:

    “Kerbela savaşı zamanında İmam Hüseyin’in başını kestikleri için bıçak kullanmıyoruz. Bu yüzden et de kullanmıyoruz.”

    DUAZ İMAMLAR VE GÜLBANGDAN SONRA ORUÇLAR AÇILIYOR

    Lokmalar hazırlandıktan sonra sofralar kuruluyor ve lokmalar sofralara konmaya başlıyor. Bu süre içinde oruç açma saatine kadar İmam Hüseyin ve Kerbela için mersiyeler ve duaz imamlar okunuyor. Oruç açma saati gelince gülbanglar okunuyor ve canlar hep birlikte oruçlarını açıyorlar.

    Suay ABAK/Mustafa YÜKSEL
    ADANA

  • FUAF Yol Erkan Kurulu’ndan uyarı: İnancımızda sahura kalkmak, iftar yok

    FUAF Yol Erkan Kurulu’ndan uyarı: İnancımızda sahura kalkmak, iftar yok

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan dede, Muharrem orucunun başlaması dolayısıyla bir açıklama yaptı. Doğan  “Muharrem orucu sürecinde Kerbela şehitleri ve insanlık tarihi boyunca katledilen cümle mazlumların yasını çekip onların yaşadığı acıları sessiz sedasız saygıyla yüreğimizde hissetmeye çalışacağız” dedi. 

    Muharrem ayına girilmesiyle birlikte Alevilerin matem orucu bugün başladı. 22 Eylül Cumartesi günü ise Muharrem orucu sona erecek.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan dede, yazılı bir açıklama yaparak, “Muharrem orucu sürecinde Kerbela şehitleri ve insanlık tarihi boyunca katledilen cümle mazlumların yasını çekip onların yaşadığı acıları sessiz sedasız saygıyla yüreğimizde hissetmeye çalışacağız” dedi.

    Dede Metin Doğan, Matem süresince hanelerimizde, cemevlerimizde Kerbela şehitleri aşkına uyandırılan çerağlarla, verilen gülbanklarla gösterişsiz sade sofralarımızda lokmalarımızı pay ederek oruçlarımızı açacağız” diyerek, şunları kaydetti:

    “Tarih boyunca yaşadığımız tüm acıları Kerbela hırkasının altında biriktiren biz Aleviler, matem günlerinin ardından aşurelerimizi kaynatıp, cemlerimizi bağlayarak birliğimize dirliğimize vesile olması temennisiyle bu kutsal günlerdeki hizmetlerimizi tamamlayacağız.

    “ZALİMİN ZULMÜ BİTMEDİ”

    Toplumsal belleğimizde bir travma yaratan Kerbela olayının üzerinden neredeyse 1400 yıl geçmesine rağmen ne zalimin zulmü bitti, ne de zulme karşı direnenler tükendi. Tarihte bunlar hep başka isimlerle karşımıza çıktı ve günümüze kadar Kerbelalar daima varoldu. Yezit, Muaviye, Yavuz Selim gibi, Dehak, Nemrut, Firavun gibi zalimlerin karşısına Şah Hüseyin gibi, Pir Sultan, Kalender Çelebi, Demirci Kava ve Bedreddin gibi insanlığa ışık tutan nice değerlerimiz çıkarak mücadeleleriyle bize umut olup yol gösterdiler. Kâlu beladan bugüne kadar karanlık ile aydınlığın, haklı ile haksızın, doğru ile yanlışın, ezen ile ezilenin mücadelesi devam edip sürüp geldi. Biz Aleviler açısından, ‘zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık, zalime karşı durarak bulacağım ölümü ise yücelik sayarım’ diyen İmam Hüseyin ve Kerbela, haksızlığa karşı başkaldırının simgesi oldu. Hüseyin, karanlığa ışık tutmak için kendisini ve ailesini feda etti. Bu anlamda bizlerin, İmam Hüseyin ve yoldaşlarının çektikleri acılara rağmen gösterdikleri onurlu duruştan dersler çıkarıp, günümüzde yaşanan Kerbelalara karşı nasıl bir duruş sergilememiz gerektiğini daha iyi anlamamız gerekiyor.”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan dede, 600’lü yıllarda İmam Hüseyin’in aile efradına, yoldaşlarına ve ehlibeyte yönelik yapılan zulüm ve katliamların benzerleri bugün başta Suriye ve Ortadoğu olmak üzere dünyanın değişik coğrafyalarında yaşanmaya devam ediyor.” dedi.

    “GRİ PASAPORTLU DEDELERE DİKKAT EDİLMELİ”

    Metin Doğan dede açıklamasına şöyle devam etti:

    “Bu kritik süreçte bizleri bekleyen tehlikeler ve zorluklar karşısında biz Aleviler kenetlenerek, birlik beraberlik içerisinde örgütlülüğümüze, dergahlarımıza, ocaklarımıza, kurumlarımıza daha da fazla sahip çıkmak zorundayız. Avrupa’da yaşayan Alevileri asimile etmek amacıyla özellikle Diyanet işleri tarafından gönderilen Gri pasaportlu dedelere dikkat edilmelidir. Bu yol düşkünlerinin kurumlarımızda herhangi bir hizmet yürütmesine müsade edilmemelidir.

    “SARAY DAVETLERİNE KATILANLAR KINANMALI”

    Matem süresince Türkiye’de İftar mevlütleri adı altında saray davetlerine katılan, iktidarın kulu kölesi olan sözde inanç önderleri ve yöneticiler kim olursa olsun kınanmalıdır. İnancımızın dört bir taraftan kuşatma altına alındığı bu süreçte Aleviliği bile kabul etmeyenlerin sahte davetlerle yaptıkları asimilasyon oyunlarından uzak durulmalıdır.”

    “İNANCIMIZDA SAHURA KALKMAK VE İFTAR GİBİ GELENEK YOK”

    Dede Metin Doğan 12 gün tutulan matem orucu boyunca yapılması gerekenleri de şöyle ifade etti:

    “Kul Nesimi’nin, ‘abdestimiz katlanmak, namazımız sabretmek, biz bir oruç tutarız ramazana benzemez’ diye belirttiği gibi bizim orucumuz diğer anlayışlardan farklıdır. Matem orucu başka inançlarla yarış yapmak anlayışıyla tutulmamalıdır, sadece yemeden içmeden oruç tutarak değil, bir ömür boyu olması gerektiği gibi elimize, dilimize, belimize sahip olarak, düşeni kaldırarak, yetimi doyurarak, ihtiyacı olanlara yardım etme anlayışıyla bugünlerin tamamlanması gerekmektedir. 12 gün boyunca her türlü gösteriş, şatafat, eğlence ve düğünlerden uzak durulmalıdır. Ayrıca inancımızda sahura kalkmak ve iftar gibi bir gelenek olmadığı gibi, oruç açımı (ağız mührü bozumu) dakika aranmaksızın günbatımıdır.”

    Dede Metin Doğan, Matem günlerinin sevgiye, hoşgörüye, tüm insanlığın birliğine ve kardeşliğine vesile olmasını diledi.   (HABER MERKEZİ)