PİRHA-Kureyşan Ocağı dedelerinden İsmail Soyupak, “Bizim inancımızda oruç yalnız ağzımızı ve midemizi terbiye etmek değildir. Oruçlardan aldığımız demi, hayatımızın geri kalanında da yaşatmalıyız” dedi. Soyupak ayrıca, Alevilerin aşurelerini yaptığı gün idari izinli sayılması gerektiğini kaydetti.
Aleviler Muharrem Orucu’nu tutmaya devam ediyor. Kureyşan Ocağı‘ndan İsmail Soyupak, Muharrem Orucu’na dair PİRHA‘ya yaptığı açıklamada, “Bizim inancımızda oruç yalnız ağzımızı ve midemizi terbiye etmek değildir. Bütün nefis ile duygularımızı kontrol altına almamız gerekir ki, o da yetmez. Oruçlardan almış olduğumuz demi,
hayatımızın geri kalan bölümünde de yaşamamız, yaşatmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“ÖĞRETİMİZDE GÖSTERİŞ VE ABARTI YOK”
Muharrem ayı kapsamında dikkat edilmesi gereken hususlara dair ise Soyupak, “Yeryüzünün herhangi bir yerinde katledilmiş, çaresiz bırakılmış çocuklar için bu ay üç gün oruç tutulur. Bir gün de Ana Fatma orucu tutulur. Bu ayda eğlenceye yönelmemek, kendi hakikatimizle baş başa kalmak, oruç açmalarda etten ve abartıdan uzak durmak önemlidir. Zaten bu, öğretimizin genelinde de vardır. İftar ve sahur gibi bir kavram yoktur. Gün devirmeden niyet edilir. Kesici, delici alet kullanılmaz, kan dökülmez” dedi.
“ALEVİ TOPLUMUNUN İNANÇSAL VE YAŞAMSAL ALANLARI TANINMALI”
Soyupak şöyle devam etti:
“Alevi toplumu bu topraklar üzerinde binlerce yıllık yurttaşlık kültürüyle yoğrulup gelmiştir. Daima
zulüm görmüş, dışlanmış, yok sayılmış bir topluluk. Alevi toplumunun inançsal ve yaşamsal alanları
tanınmalı. Anayasal güvenceye alınmalı. Devletin dini olmaz. Devletin dini adalettir. Adalet olacaksa
83 milyon insanın tamamına uygulanmalı.”
İsmail Soyupak ayrıca, Alevilerin aşurelerini yaptığı gün idari izinli sayılması gerektiğini kaydetti. “Eskiden, 12. gün aşurelerini yapar, oruçlarını onunla açar ve pay ederlerdi. Devlet, vatandaşların sorunlarına dair çözüm üretmekle mükelleftir” dedi.
PİRHA-“Kerbela insanlığın kırılma noktasıdır” diyen Babamansur Ocağı dedelerinden Yasin Kendigelen, “Muharrem’i veya Kerbela’yı çıkardığımız zaman Anadolu Aleviliği’nin kutsallığının hemen hemen yarısını yok saymış olursunuz. Kerbela, hak ile batılın savaşıdır” ifadelerini kullandı.
Alevilerin tuttuğu 12 İmam orucu ve Kerbela yası devam ediyor. Kerbela Katliamı’na ilişkin PİRHA’ya konuşan Babamansur Ocağı’na bağlı dedelerden Yasin Kendigelen, “İmam Hüseyin birilerinin söylediği gibi orada bir iktidar savaşı yapmamıştır” dedi.
Kendigelen, “Muharrem, Alevilerin en kutsal ayıdır. Kerbela Katliamı’nın Aleviler nazarında sancağıdır. Muharrem’i veya Kerbela’yı çıkardığımız zaman Anadolu Aleviliği’nin kutsallığının hemen hemen yarısını yok saymış olursunuz. Kerbela insanlığın bir kırılma noktasıdır. Hak ile batılın savaşıdır. İmam Hüseyin birilerinin söylediği gibi orada bir iktidar savaşı yapmamıştır. Sadece hakkın tekrardan ayağa kalkması için yarenleri ve çocuklarıyla beraber serini vermiştir. Savaş dediğiniz iki güç arasında olur. Oysa orada altı aylık bebek de vardır. Aleviler için çok önemlidir ve hiçbir zaman oradan vazgeçmemiştir” değerlendirmesinde bulundu.
“ALEVİLER, İNANCA VE İNSANA FARKLI BAKMASININ CEZASINI TARİH BOYUNCA ÇEKMİŞTİR”
Kendigelen, Alevilerin tarih boyunca yaşadığı sorunlara değinirken, “Aleviler, inanca ve insana farklı bakmasının cezasını tarih boyunca çekmiştir. Biz bunu gönüllü de çekiyoruz. Alevilik insanı temele koyar ve hümanisttir. Yaşamı kutsal görür. Yalnız insan yaşamı değil, bütün canlıların yaşamına saygı duyar ve onları korur. Aleviler’de avcılık yoktur” diye konuştu.
“DEVLET KUL HAKKI YİYOR; DİYANET’İN BÜTÇESİNDE BİZİM DE PAYIMIZ VAR”
Eşit yurttaşlık hakkına atıfta bulunan Kendigelen, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçeye dikkat çekerek şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Vergimizi veriyoruz. Vatandaşlık görevlerimizi yapıyoruz fakat haklarımıza gelince haklarımız verilmiyor ya da anayasal güvence altına alınmıyor. Eşit yurttaşlık dediğimiz temel yok. Verdiğimiz vergilerden bize olan payı almamız gerekiyor.
Bulunduğumuz Gazi Cemevi, tamamen Alevilerin emeğiyle yapıldı. Devletin bir kuruşu yok. Diyanet’e bakıyoruz, 120-130 bin çalışanı var. Devasa bir bütçe ayrılıyor. O bütçede benim de payım var. Devlet kul hakkı yiyor. Adalet kavramı yok. Böyle olunca da sorunlar çözülmüyor.”
Kendigelen, Aşure günü ve hizmetinin Aleviler açısından kıymetli olduğunu söylerken; Alevilerin o gün izinli sayılması gerektiğini ifade etti.
Kendigelen, “Muharrem ayında oruçlarımızı tutuyoruz, lokmalarımızı pay ediyoruz. Aşure gününde iznimiz yok. Bizde aşure çok kıymetlidir. Birlik lokmasıdır. İzin günümüze denk getirmeye çalışıyoruz. Bu da anayasal bir hak ihlalidir. Herkes inancını yaşamakta özgürdür. Uygulamaya baktığımız zaman bir Sünni kardeşimiz gidip namazını kılabiliyor, özel bir günü için izin alabiliyor. İşveren buna izin vermek zorunda ama bir Alevi “Bugün benim cemim var” dese gidemiyor” şeklinde konuştu.
“LÜTUF İSTEMİYORUZ, HAKKIMIZI İSTİYORUZ”
Babamansur Ocağı’na bağlı dedelerden Yasin Kendigelen konuşmasına şöyle devam etti:
“İşveren, ‘orada yazmıyor ki’ diyor. Orada ‘ceme gidebilir’ diye bir madde yok. Bu haksızlık değil mi? Bunun dışında Ramazan orucu tutmadığı için katledilen Alevi canlarımız var. Öldürülen, dövülen insanlarımız var. Hala hor görülüyoruz. Neden? Kardeşlik ve birlikte yaşama ilkesine aykırı. Bütün halklar güvence altında olmalı. Bu neyle olur? Adaletle olur. Biz lütuf istemiyoruz. Hediye istemiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz.”
PİRHA-Muharrem ayına ilişkin konuşan Ağuçan Ocağı dedelerinden Muhittin Şen, “Aleviler tarih boyunca katliamlara uğramıştır. Bu katliamlara karşı büyük direnç de göstermiştir. Bu direncin simgesi de Muharrem ayıdır. Aleviler bu ay pirlerinin önderliğinde hafıza tazelerler” ifadelerini kullandı. Şen ayrıca, aşure günü Alevilerin idari izinli sayılması gerektiğini kaydetti.
On İki İmamlar orucu (Muharrem Orucu) dün itibarıyla (9 Ağustos) başlarken, Ağuçan Ocağı dedelerinden Muhittin Şen,PİRHA’ya konuştu.
“ALEVİ TARİHİNDE EGEMEN İNANÇ TARAFINDAN YOK EDİLMEK ÜZERE YAPILAN KATLİAMLAR VAR”
“Muharrem, Aleviler için en kutsal aylardandır” diyen Şen, bu ayın mazlumiyeti simgelediğini belirtirken, şunları söyledi:
“Alevi insanının Ehlibeyt’e ikrarlı olması, onları sahiplenmesi, onların davasını kendi davası olarak görmesi, Kerbela’daki büyük acının bugüne kadar hissedilmesi ve yaşanmasıdır. Aleviler için Muharrem ayı aynı zamanda mazlumiyeti simgeler. Alevi tarihine bakıldığında sürekli bir mazlumiyet ve egemen inanç tarafından yok edilmek üzere katliamlar var. Aleviler tarih boyunca katliamlara uğramıştır. Bunlara karşı büyük bir direnç de göstermiştir. Bu direncin simgesi de Muharrem ayıdır. Aleviler bu ay pirlerinin önderliğinde hafıza tazelerler. Tarihte yaşananları gelecek nesle anlatır. Direnç diri tutulur.”
“MUHARREM’DE EĞLENCEDEN UZAK DURULUR”
12 İmam Orucu sürecinde yapılanlara değinen Şen, “Bu ay 12 gün boyunca erkanlar yapılır. Sohbetler gerçekleştirilir ve Ehlibeyt’in uğradığı zulüm anlatılır. Oruç ve lokma paylaşımı vardır. Bu ay eğlenceden uzak durulur. Yemek yeme işine dikkat edilir. Katliam ayıdır. Kesici aletlerden uzak durulur. Etten uzak durulur. Kanı ve cana kıymayı simgelediği için. Soğan başı kesilmez. Eskiden köylerde bu ritüeller daha ağırdı. 10 gün boyunca banyo yapılmazdı mesela. Aynalar kapatılırdı. Cem erkanlarında saz da yasa bürünürdü. Bu ay saz kullanılmazdı. Oruçların ardından aşureler pişerdi. Aynı zamanda kurban kesilirdi. Kurban burada İmam Zeynel Abidin’in hayatta kalması yani umudun yeşermesi için kesilirdi” şeklinde konuştu.
“AŞURELERİN PİŞTİĞİ GÜN ALEVİLER İDARİ İZİNLİ SAYILMALI”
Muhittin Şen Dede, eşitsizliğe dikkat çekerek şöyle devam etti:
“Eşit yurttaşlık hakkı. Örneğin Ramazan’da devlet tarafından diğer inanç mensuplarına tanınan haklar ve yapılan hizmetler ne hikmetse Muharrem ayı geldiğinde Aleviler görmezlikten geliniyor.
Devletin eşit yurttaşlık hakkına saygısızlığı burada önemli olan. Ramazan Bayramı’nda üç gün tatil vardır. Oysa Kuran’da bayram gibi bir olgu da yok. Bizi ilgilendiren nokta şu; eğer Ramazan’da üç gün tatil ilan ediliyorsa, bizim de en azından, biz de bayram yok, aşurelerin piştiği gün Alevi insanının izinli sayılması. Yasal bir haktır. Çünkü oruç tutuyor ve orucunu aşureyle açması gerekiyor. Devleti yöneten ve egemen inanç anlayışına sahip bir erk var. Zaten amaçları bizi görmezlikten gelmek. Yok saymak. Bunu da yapıyorlar zaten. Kul hakkına giriyor. Haklarımız verilmediği sürece biz de hakkımızı helal etmiyoruz.”
PİRHA- Dün başlayan Muharrem Orucu bugün ikinci gününde. Alevilerin tuttuğu yas orucu 12 gün sürecek.
Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan 12 İmamlar (Yası Kerbela) Orucu dün (9 Ağustos) başladı. Alevilerin tuttuğu yas orucu 12 gün sürecek.
Muhammed Mustafa’nın torunu Hz. Hüseyin ve akrabalarının da aralarında bulunduğu 72 kişi, Hicri takvime göre 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) halifelikte hak iddia eden Yezid’in ordusu tarafından Kerbala Çölü’nde katledilmiş, kadın ve çocuklar ise esir alınmıştı. Aleviler, Ehlibeyt üyesi 12 imam için 12 gün matem orucu tutuyorlar.
PİRHA- HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Yönetim Kurulu, yaptığı yazılı açıklama ile Muharrem Orucu boyunca cemevinde oruç açım lokması verilmeyeceğini ve sohbetlerin yapılmayacağını duyurdu.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi Yönetim Kurulu yaptığı yazılı açıklama ile 9 Ağustos’ta başlayan Muharrem Orucu’nda yapılması gerekenlere ilişkin bazı önlemler alınacağını duyurdu.
Açıklamada pandemiden dolayı Datça Cemevinde oruç açım lokması verilmeyeceği ve muharrem sohbetlerinin yapılmayacağı bildirildi. 21Ağustos Cumartesi günü Datça Cemevinde Kerbela Şehitlerinin anılacağı ve aşurelerin paylaşılacağı da belirtildi.
PANDEMİ SEBEBİYLE KISITLAMAYA GİDİLECEK
HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Yönetim Kurulu’nun yapmış olduğu açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Yass-ı Muharrem orucu 9 Ağustos Pazartesi günü başladı. Bu yıl pandemi nedeniyle cemevimizin fiziksel koşulları değerlendirildiğinde cemevimizde oruç açım lokması verilmeyecek olup, muharrem sohbetleri de yapılmayacaktır. 21.08.2021 Cumartesi günü cemevimizin önünde saat 13.00’te Kerbela Şehitlerimizi anacağız ve aşure lokmamızı tüm halkımızla birlikte paylaşacağız.”
PİRHA- Muharrem Orucunun bugün başlamasıyla birlikte Demokratik Alevi Federasyonu yazılı bir açıklama yaparak, Muharrem ayının Aleviler için oldukça önemli olduğunu vurguladı. FEDA, “Tüm Alevileri, ‘zulüm varsa her zaman Hüseyinler de olacaktır” umudunu büyütmeye; hak, adalet, eşitlik, özgürlük ve hakikat arayışçılığında bir olmaya, birlikte mücadeleye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Muharrem ayına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Muharrem ayının Aleviler için oldukça önemli bir ay olduğunu belirten FEDA, “Muharrem ayı, birçok insani değer ve toplumsallığı bir arada barındırdığından, Aleviler için oldukça önemli bir aydır. Kerbela; iktidar İslam ile hak, adalet ve eşitlik isteyenler arasındaki mücadelenin adıdır. Bu mücadelede, Masum-u Pak, mazlum ve mağdurların katledilmiş olması nedeni ile Aleviler için aynı zamanda haksızlığa, zulme karşı da itiraz ayıdır” dedi.
“Aleviler, her haksızlığa karşı, haklıdan yana olmak adına kendilerine Hüseyin’i duruşu görev bilmişlerdir. Bu anlamda Hz. Hüseyin ve Yol arkadaşlarının M.S 680’ de Kerbela’da Yezit tarafından katledilmeleri için tutulan oruç, Hz. Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır” denilen açıklamada FEDA şunları kaydetti:
“Alevi hakikati insanların bir arada yaşamaya başladıkları günden bu yana, her kim ki dilinden, dininden, inancından, kültüründen ve düşüncesinden dolayı katledilmiş ise Muharrem Orucu onların anısına tutulan tarihi hafıza konumundadır. Bu anlamda Kerbela öncesi ve Kerbela sonrasında yaşanmış katliam ve soykırımlarda hayatını kaybetmiş cümle canlara adanan bir yas orucudur Muharrem Orucu. Zulme ve katliamlara uğramışlara duyulan saygıdan dolayı, bu ayda, bütün Alevi evlerinde yas tutulur.”
Açıklamada Muharrem ayında Alevilerin neler yapıpı neler yapmadığı da şöyle ifade edildi:
“Muharrem ayında düğün yapmaz, saçını taramaz, banyo yapmaz, aynaya bakmaz, tırnak kesmezler. Et yemez, Kerbela Şehitleri’nin susuzluğunu içten hissetmek için su içmezler. Vücudun su ihtiyacını karşılamak için çay, hoşaf ve ayran gibi sıvı içeceklerle yetinirler. Aleviler, Kerbela Katliamı’nın yası nedeni ile matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürmez, kurban kesmez ve et yemezler. Matem boyunca hiçbir canlıya eziyet etmez, eğlence ve zevk verici şeylerden uzak durulur. Muharrem ayında Aleviler; nefsin, biyolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarının terbiyesi için katı bir perhizle kendisini şehit düşenlerle özdeşleştirmeye, onların çektikleri acıyı yürekten hissetmeye çalışırlar. Bundaki amaç iktidar, ikbal ve çıkara dayalı devletli sistemin bencil ve bireyci ilişkilerini red etmektir. Buna karşın inancın tarihsel ahlaki değerleri olan paylaşma, dayanışma ve ortaklaşma ile insana ve cümle varlığa yaklaşmayı esas alırlar. Muharrem Orucu’nun sofrası, sade ve temel gıdalarla sınırlıdır. Zengin sofradan uzak durulur.”
“ALEVİLER BUGÜN DE TEHLİKELERLE KARŞI KARŞIYA”
FEDA, “Alevi inancının doğal, demokratik ve ekolojist bu özellikleri nedeni ile Aleviler tarih boyunca katliam ve soykırımlardan geçirilmişlerdir” diyerek, Alevilerin bugün de benzer tehlikelerle karşı karşıya olduklarına işaret etti.
“”Bu tehlike ve riskleri Hüseyin’i duruşla boşa çıkarabiliriz” diyen FEDA şöyle devam etti:
“FEDA olarak tüm Alevileri; ‘Zulüm varsa her zaman Hüseyinler de olacaktır” umudunu büyütmeye çağırıyoruz. Kerbela öncesi ve sonrasındaki Alevi direniş geleneği; her zaman hak, adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesi ile vücut bulmuştur. Bu temelde tüm Alevi canları hak, adalet, eşitlik, özgürlük ve hakikat arayışçılığında bir olmaya, birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Masum-u Pak ve mazlumlara adanmış Muharrem Orucu’nu tutan tüm canlara aşkı niyazlarımızı sunarız.”
PİRHA- Aleviler, Muharrem Orucu’nu (Yası Kerbela) bugün itibariye tutmaya başladı.
Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan 12 İmamlar (Yası Kerbela) Orucu bugün başladı. Oruçta su içilmezken eğlenceden de uzak durulur. Oruç açma saatleri ise güneşin batışına denk gelir.
Alevilerin, bugün itibariye tutmaya başladığı yas orucu 12 gün sürecek.
Muhammed Mustafa’nın torunu Hz. Hüseyin ve akrabalarının da aralarında bulunduğu 72 kişi, Hicri takvime göre 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) halifelikte hak iddia eden Yezid’in ordusu tarafından Kerbela Çölü’nde katledilmiş, kadın ve çocuklar ise esir alınmıştı. Aleviler, Ehlibeyt üyesi 12 imam için 12 gün matem orucu tutuyorlar.
SAHUR YAPILMAZ, ORUÇ GÜNEŞE GÖRE AYARLANIR
Alevilerde sahur olmadığı gibi oruç açarken belirlenmiş bir saat de yoktur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir. Aleviler oruç açarken top sesi, ezan sesi gibi işaretler beklemezler, güneş batınca oruçlarını açarlar. Görkemli sofralar da kurulmaz.
Oruç süresince de (12 gün boyunca) düğün, nişan, sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay, kahve, meşrubat, meyve suyu, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.)
Muharrem Orucu, bu yıl da pandeminin gölgesinde yakılan çerağlar ve yürekten dile getirilen gülbanklarla tutulmaya devam edilecek.
PİRHA-ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Muharrem Orucu’nun öneminden ve oruç tutarken nelere dikkat edilmesi gerektiğinden PİRHA’ya anlattı. Güzelgül, “Oruç açmadan bir saat öncesinde muhabbetlere başlanacak, sonrasında ise lokmalar dağıtılacak. Yas süresince su içilmeyecek, traş olunmayacak, düğün dernek yapılmayacak ve et yenilmeyecek” dedi.
Alevi yurttaşlar açısından önemli bir ibadet ve yas süreci olan 12 İmamlar -Muharrem Orucu 9 Ağustos’ta başlıyor ve Muharrem ayının neredeyse tamamı yas ile geçiyor.
Bazı bölgelerde bu yıl 6-7-8 Ağustos tarihlerine denk gelen 12 İmamlar Yası öncesi üç gün Masum-u Paklar orucu tutulurken, bazı bölgelerde de bir gün öncesi Ana Fatma orucu tutuluyor.
Muharrem ayında dikkat edilmesi gerekenleri Kureyşan Ocağı’na bağlı Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül Dede PİRHA’ya anlattı.
Koronavirüs sebebiyle çalışmalarının sekteye uğradığını söyleyen Güzelgül, hijyen koşullarını göz önünde tutarak açık hava alanı olan kurumlarda muhabbetlerini düzenleyeceklerini belirtti. Aynı zamanda Alibeyköy Cemevi Başkanı da olan Güzelgül, oruç açmadan bir saat öncesinde muhabbetlere başlanacağını, sonrasında ise lokmaların dağıtılacağını aktardı. Lokmaları, isteyen canların getirdiğini ifade eden Güzelgül, 12 İmamlar Orucu’nun sahurunun olmadığını, günün 00.00’da bitmesiyle yeme içmenin de bittiği bilgisini verdi.
“BU AYDA KEDERİ, YASI YAŞAMAK LAZIM”
Susuzluktan ölen Hz. Hüseyin için tutulan yas süresince su içilmediğini de ekleyen Güzelgül, traş olunmayacağını, düğün dernek yapılamayacağını ve et yenilmeyeceğini belirtti. Bu yası imkanı olanların tuttuğunu, yol ve erkanda kesinlik ve zorunluluğun olmadığını dile getirdi.
Güzelgül son olarak; “Bu ayda bir kederi, yası yaşamak lazım. İmam Hüseyin’in yaşadığı vahşete karşı bunları yapmak gerekiyor. Orucu tutanlar, lokma verenler, matemini ve yasını çekenler ulu divanda kabul olsun, Şah-ı Merdan Ali ve Hızır (Xızır) yoldaşları olsun” dedi.
PİRHA-Muharrem orucuna ilişkin PİRHA’ya konuşan Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, “Aleviler bu orucu yas için tutarlar o yüzden cem tutulmaz, düğün yapılmaz, saç taranmaz, banyo yapılmaz, tırnak kesilmez, et yenilmez ve Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için saf su içilmez ancak vücudun su ihtiyacı çay, hoşaf, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır” dedi.
Muharrem ayı bütün Aleviler için yas ayıdır. Kurban Bayramı’ndan 20 gün sonra başlayan Muharrem ayı, 680’de Kerbela’da Yezit tarafından öldürülen İmam Hüseyin ve 71 kişi için tutulan oruç aslında bir yas ibadetidir ve İmam Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır.
Aleviler, Kerbela Katliamı’nın yası nedeniyle 3 gün Masum-u pak, 12 gün ise Muharrem orucu tutuyor. Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez ve et yenmez. Matem boyunca hiçbir canlıya eziyet edilmez. Eğlenceden uzak durulur.
Ağuçan Ocağı Pirlerinden İnanç Dolu, Muharrem orucuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ALEVİLER MUHARREM ORUCUNU YAS İÇİN TUTARLAR”
Alevilerin Muharrem ayı orucunu yas için tuttuklarını belirten İnanç Dolu, “Aslında dünyanın var oluşundan bu yana kadar dilinden, dininden, inancından dolayı katledilenler için tutulmuş bir yas orucudur” dedi.
“MUHARREM AYINDA CEM TUTULMAZ”
Dolu şöyle devam etti:
“Bir evde nasıl bir insan yaşamını yitiriyor ve yası tutuluyorsa bu ayda bütün Alevi evlerinde aynı yas tutulur. Aleviler Muharrem orucunu yas için tutarlar o yüzden muharrem ayında cem tutulmaz sonuçta cem tutmak için bağlama çalmak lazım matem olduğu için cem tutulmazdı. Düğün yapmazlar, saçını taramazlar, banyo yapılmaz, aynaya bakmazlar, tırnak kesmezler, soğanın kellesi vardır o yüzden kesilmez, diğer insanları kokusundan dolayı rahatsız etmemek için sarımsak yenilmez, et yenilmez ve Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için saf su içilmez ancak vücudun su ihtiyacı çay, hoşaf, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.”
“GELENEKLERİMİZDE TOPLU ORUÇ AÇMA YOK”
Pir İnanç Dolu, oruç açımına ilişkin de, “Bizde oruç toprağa karanlık çöktüğü zaman, koyun ile kurdu birbirinden ayırt edemeyecek kadar karanlık olduğu zaman oruç açılır. Orucu açarken sofraların zengin olmamasına dikkat ederlerdi, Görkemli sofralar kurulmaz, lüksten uzak durulur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir, sahura kalkılmaz. Şimdi cemevlerinde yapılan toplu oruç açma yapılması bizim geleneklerimizde yok” dedi.
PİRHA-Dede Hüseyin Öz, Muharrem ayının anlam ve önemini PİRHA’ya anlattı. “Kerbela’dan ders çıkarmalıyız” diyen Dede Öz, “Muharrem orucu bizim için oruç tutmanın da ötesinde bir yastır. Bu ayda hiçbir canlıya kıyılmaz. Ağaç dahi kesilmez” dedi. Öz, Kerbela’nın insanlığın ortak vicdanı olduğuna işaret etti.
Hıdır Abdal Ocağı’na bağlı Dede Hüseyin Öz, Muharrem ayının tarihçesini anlattı. “Muharrem orucu bizim için oruç tutmanın ötesinde bir yastır” diyen Hüseyin Öz, bu ay içerisinde bütün dünyevi zevklerden uzak durulduğunu söyledi.
Ankara’da Hüseyin Gazi Dergahı Dedesi olan Hüseyin Öz, “Alevi toplumu olarak, bir insan, yakınını kaybettiğinde ne yaparsa biz de Muharrem ayında aynı şeyi yaparız” diyerek yeme-içme durumunun kısıtlandığını, hatta traş dahi olunmadığını söyledi. Muharrem ayının, oruç tutmanın ötesinde bir tür “yas hali” olduğunu vurgulayan Hüseyin Öz şu bilgileri paylaştı:
“Muharrem ayını anlamak için tarihsel arka planını konuşmak lazım. Muaviye öldükten sonra oğlu Yezit, halife oluyor. Yani iktidara Yezit geçiyor. Sonrasında İslam’ın ileri gelenlerinden kendine biat istiyor. O dönemin en önemli şahsiyetlerinden biri de Hazreti Muhammed’in torunu olmasından kaynaklı Hazreti Hüseyin’dir. Yezit, İslam’ın diğer ileri gelenlerinin kimini rüşvet vererek, kimini korkutarak kendi yanına çekiyor. Ama Hz. Muhammed’in torunundan biat almadığı sürece Yezid’in öyle sağlam bir iktidar yürütme şansı yoktur. Bu nedenle birkaç defa Hüseyin’i, kendisine biat etmesini açıklaması için davet ediyorlar. Yezit, en son Medine Valisine talimat vererek ‘Hüseyin’i çağıracaksın ve bana biat ettiğini açıklayacak’ diyor. Bunun için Medine Valisi, Hüseyin’i Valilik Sarayı’na çağırıyor.
Hüseyin, asla ve kata Yezit gibi bir şahsiyete biat etmeyeceğini açıklayıp saraydan çıkıp gidiyor. Oradaki diğer yetkililer, Yezit’ in valisine ‘Elindeki şansı kaçırdın. Hüseyin buradayken ona gereken cezayı verecektin’ diyorlar. Sarayın valisi, bu arada askerlere talimat vererek Hüseyin’in etrafını çevirtiyor. Israrlarını devam ettirerek ‘Ya biat edeceksin ya da buralarda durmayacaksın’ deniliyor.”
“HAZRETİ HÜSEYİN’İN DURUŞU BÜTÜN İNSANLIĞIN VİCDANIDIR”
Dede Hüseyin Öz, Yezit iktidarının baskıları sonucunda Hz. Hüseyin’in, Medine’den çıkış planı yaptığını anlattı. Öz, o dönemki Küfe halkının sık sık Hz. Hüseyin’e mektup yazarak davet ettikleri bilgisini de paylaşarak sözlerine şöyle devam etti:
“Küfeliler, Hz Hüseyin’e ‘Buraya gelip yerleş. Bizler emrine bir de ordu kuracağız. Bizim halifemiz sen ol’ gibi ifadeler kullanıyor. Hüseyin de iki oğlu ile birlikte amcasının oğlunu, ‘Bunlar beni davet ediyorlar ama doğru mu?’ diyerek Küfe’ye gönderiyor. 3 kişi önceden gidiyorlar ve bakıyorlar ki gerçekten Küfe halkı Hüseyin’i seviyor. Ve ardından Medine’ye haber göndererek ‘Evet burada şartlar uygun. Gelebilirsin’ deniliyor. Hz Hüseyin bunun üzerine ailesi ile birlikte yola çıkıyor.
Bazı kaynaklarda ’72 bin kişi ile gitti 72 kişi kaldı’ derler. Düşünün ki Hz Hüseyin gibi bir şahsiyet bir ilden başka bir memlekete göçüyor. O ‘72 bin’ diye söylenen rakam Hüseyin’i yolcu etmek üzere 1 günlük mesafede yola çıkan ve uğurladıktan sonra geriye dönen halktır. 72 kişi ise Hüseyin’in ailesidir. Ve bunlar küfe yakınlarındaki Kerbela denen yere geldiklerinde Yezid’in ordusu etraflarını çeviriyor. Bir kez daha ‘Ya biat edeceksin ya da öleceksin’ deniliyor. Hüseyin de o esnada askerlere çeşitli ikna edici nutuklar çekiyor. Yezid’in ordusundaki en önemli komutanlarından ‘Hür’ denen kişi, o esnada Hüseyin’in safına geçiyor.
Bizler Alevi edebiyatında ona ‘Hür şehit’ deriz. Yezid’in askerlerine karşı meydana çıkıp savaşan ve ilk şehit olanlardan birisidir.
O gün orada Hazreti Hüseyin’in eşi, çocukları kardeşleri ve bütün yakınları vardı. Karşılarında ise tam teçhizatlı bir ordu… O gün tek tek çıkarak savaştılar ve ilk şehit olan ‘Hür’ isimli komutan oldu. Ondan sonra kalanları susuz bırakmak için Fırat Nehri’nin önünü de tutuyorlar. Bu durum 10 gün devam ediyor. Bütün yakınlarını tek tek şehit veren Hz Hüseyin, en son 10. günün akşamı eşi Şehriban’a ‘Seni atıma bindireceğim ve bu at seni doğruca babanın ülkesine götürecek’ diyor. Çünkü Hüseyin’in şehit olacağı kesin.
Burada önemli olan, bizim açımızdan ders çıkarılması gereken durum şu; düşünün ki gözünüz önünde bütün yakınlarınızı kaybediyorsunuz. Buna rağmen boyun eğmeyip direniyorsun. Öldürüleceğini bilerek meydan okumaya devam ediyorsun. Bu bakımdan Hazreti Hüseyin’in bu duruşu yalnız Alevi toplumu açısından değil bütün insanlığın vicdanıdır. Bu durum bütün vicdanları sızlatmıştır.
Muharrem ayının 10. günü artık Hüseyin meydana çıkıyor. Ve şehit ediliyor. Hunharca başını kesiyorlar ve atlarla şehit olanların gövdelerini defalarca çiğniyorlar. Kadınları da esir alarak Şam’a Yezid’in huzuruna götürüyorlar.”
ALEVİ TOPLUMUNUN YAS AYI: MUHARREM
Dede Hüseyin Öz, Kerbela Katliamının ilk kez Alevi edebiyatı içerisinde Fuzuli’nin ‘Saadete ermişlerin bahçesi’ adlı kitabında anlatıldığını belirtti. Dede Hüseyin Öz, “Geçmişte kış aylarında bizlere bu kitaplar okunurdu” diyerek şöyle devam etti:
“Bizler küçükken Hazreti Ali’nin cenkleri okunurdu. Cemlerde de Kerbela vakası hep anlatılırdı. İşte Hazreti Hüseyin’in hunharca katledilmesinden ötürü Alevi toplumu yas tutar. Peki bu yas nasıl tutulur? Yemeğinden içmenden kısarsın. Birtakım gündelik eylemlerden kendini arındırırsın.”
“MUHARREM AYINDA AĞAÇ DAHİ KESİLMEZ”
Dede Hüseyin Öz’ün dikkat çektiği bir diğer konu ise Muharrem ayında tutulan orucun geçmişte Yahudiler tarafından da tutulduğu bilgisi oldu. “Bu oruç İslamiyet öncesinde de vardı. Hz. Muhammed de Hz. Ali de tutmuştu” diyen Öz, şunları söyledi:
“Hz. Hüseyin’in katledilmesi Muharrem orucuna denk geldiği için Alevi geleneğine yerleşmiştir. Ve Alevi toplumu, yıllar geçtikçe bu oruca değişik yöntemler katmıştır. Örneğin 12 imam adına 12 gün oruç tutulur. Hatta bazıları 15 gün tutar. Bunun nedeni ise Hz. Hüseyin’in amca oğlu ile 2 evladının Küfe’ye haberci olarak gitmesi ve Yezid’in valisinin onların Küfe’de bulunduğunu haber alarak bunları da katletmesinden ötürü üç gün de onlar için oruç tutarlar.
Hüseyin Öz, Muharrem ayında hiçbir canlıya kıyılamayacağını belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Muharrem ayında ağaç dahi kesilmez. Bıçak kullanılmaz. Et yenmez. Yani bıçak ile yapılan hiçbir yemek yenmez. En önemlisi de Hz Hüseyin’in susuz bırakılması sebebiyle özellikle su hiç içilmez. Fakat suyu bulandırma diye bir durum vardır. Örneğin köylerde suyun içerisine toprak atıp o şekilde içtiklerini hatırlarım.
İslam geleneğinde olduğu gibi ezan ile oruca başlayıp akşam ezanı ile oruç açma diye bir gelenek yoktur. Bizde güneş doğmadan oruca başlanır. Güneş battığında da oruç açılır.
Herkes bulunduğu coğrafyaya göre oruç zamanını ayarlıyor. Ayrıca yeme içme anlamında da Alevi toplumu arasında birtakım farklılıklar olabiliyor. İklimsel koşullar, orucun nasıl tutulduğunu tabii ki etkileyebilir.”
“MUHARREM AYI BOYUNCA CEM YAPILMAZ”
Muharrem ayı boyunca cem yapılmadığının da altını çizen Hüseyin Öz, 10. günle birlikte aşure yapmaya başlandığını da belirtti. Kimi bölgelerde ise aşurenin 12. günde yapılmaya başlandığını söyleyen Öz, kurban kesiminin de yine bu ay içerisinde yaygın bir gelenek olduğunu not düştü.
“KERBELA İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANIDIR”
Hüseyin Öz, Muharrem ayı sebebiyle Alevi toplumuna bir de çağrı yaparak, “Topluma vereceğimiz en büyük mesaj Kerbela’dan ders çıkarmalıyız. Yalnızca Aleviler açısından değil bütün insanlığın ortak vicdanıdır Kerbela. Biz, yüzyıllardan beri Alevi olmamızdan kaynaklı bir yığın katliamlara uğramışız. Bu katliamlar Maraş, Sivas, Çorum Katliamları ile tazeliğini koruyor. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen güçlere karşı bütünlüğümüzü bozmadan kendimizi muhafaza etmeliyiz. Bu gelenek devam etmeli. Kerbelalar olduğu sürece daha çok Hüseyinler olacak. Biz de onları yaşatmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- Muharrem Orucu’nun son gününde Mersin Cemevinde muhabbet yapılırken, sabah erken saatlerinde ise aşure lokması için Mersin, Mezitli ve Tarsus Cemevlerindekazanlar kuruldu.
Aleviler, 12 boyunca tuttukları Muharrem (Yası Kerbela) Orucunu tamamladı. Pandeminin gölgesinde tutulan oruçlar sınırlı katılımla cemevlerinde ve evlerde açıldı.
Mersin Cemevinde de, orucun son gününde Mersin Cemevi Başkanı ve ABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim Dede, Alevi inancına ve kadınları şiddette karşı koruyan İstanbul Sözleşmesi’ne dair muhabbet gerçekleştirdi.
Zakirler Ozan ve Talipoğlu kardeşler ve Turhan Alıcı’nın okuduğu deyişlerle muhabbet sona erdi.
Sabah erken saatlerinde ise Mersin, Mezitli ve Tarsus’ta Cemevi’nde aşure lokması için kazanlar kuruldu. Her yıl binlerce kişinin bir araya geldiği lokma paylaşımı yerine bu yıl, lokmalar yetiştirme yurdu gibi kurumlara dağıtılacak.
PİRHA-Alevilerin matem ayı olarak bilinen Muharrem ayının 10. gününde Bağcılar Cemevinde lokmalar paylaşılacak.
Haberin videosu;
Muharrem (Matem) Orucu tutulmaya devam ediliyor. Orucun 10. gününde Bağcılar Cemevi, “İmam Hüseyin aşkına gönülleri birleştirmeye, lokmaları paylaşmaya çağırıyoruz.” diyerek tüm Alevi canlarını lokmaları pay etmek için Bağcılar Cemevine davet etti.
Bağcılar Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Pir Eren Yıldırım, yayınladığı videoda şunları dile getirdi:
“Bir vadinin kumla kaplı köşesi
Beni alır Kerbela’ya götürür
Mazlumları ezenlerin neşesi
Beni alır Kerbela’ya götürür
Hüseyin özgürlüğü haykırarak “ölüm benim için bir ar, bir ayıp; utanılacak ve kaçınılacak bir şey değildir. Allah’ın yarattığı Dünyanın iki kapısı vardır; birinden girilir, diğerinden gidilir.
“ben ölümü saadet bilirim / zalimlerle yaşama ise zillet” diyerek
haksıza ve ahlaksıza karşı koymuştur ki bu bir insani duruş ve direniştir.
Melanet hırkasın giyindik,
Aliyy’ül Murtaza’mız var.
Bu gün Mah’ı Muharremdir,
Yezid ile gavgamız var
Bugün Mah’i Muharrem’dir.
Muhibi Hanedan Ağlar.
Bugün Eyyam’ı Matemdir.
Bugün Ab’ı Revan Ağlar
Kamber ağlar, Düldül ağlar, Zülfükâr ağlar.
Edeb ağlar, Erkan ağlar, Yol ağlar.
Şah HÜSEYİN’e cümle cihan kan ağlar.
Hüseyin velayet medarı
Hüseyin adalet hisarı
Hüseyin Ali zülfikârı
Hüseyin muazzam ihtişamı ile bir özgürlük çığlığı, Bir barış türküsü, bir insanlık öyküsüdür.
Selam sana ya Hüseyin..
29 Ağustos Cumartesi,
10 Muharrem günü
İmam Hüseyin aşkına gönülleri birlemeye, lokmaları paylaşmaya Bağcılar Cemevine bekliyoruz..”
PİRHA-Almanya’nın Freiburg kentinde bulunan Freiburg Alevi Dergahı’nda içinde bulunduğumuz matem ayı; Muharrem Orucu sebebiyle cem yaparak lokmalarını paylaştılar.
Haberin Videosu
Alevilerin tuttuğu Muharrem (Yas-ı Kerbela) Orucu devam ediyor. Almanya’da bulunan Freiburg Alevi Dergahı’nda Aleviler cem yaptı.
Sinemili Ocağı Analarından Sakine Batmansuyu’nun gülbegiyle başlayan muhabbette Sakine Ana, Kerbela’da İmam Hüseyin’in, 12 imamın yaşadıkları zulmün acısını paylaştığını belirterek, “Bir arada 12 imamların yasını, acısını içimizde hissederek, yüreğimizde hissederek hepimiz bu acıyı paylaşıyoruz. Dilerim bundan sonra Alevi toplumunun acıları son bulur, dilerim bir daha Kerbela acısı Alevi toplumunda yaşanmaz. Dilerim bundan sonra barış, huzur, sevgi kardeşlik kazanır” dedi.
Alevi inancını hiçbir zaman zalimin ve Yezid’in eline bırakmayacaklarını ve bırakmaya da niyetleri olmadığını söyleyerek, sonraki nesillerin Ehlibeytin yoluna gitmesi temennisinde bulundu.
“ORUÇLARIMIZ KADIN CİNAYETLERİNE SON VERİR”
Muharrem sohbetine katılan kadın yurttaş, “Muharrem oruçlarımız inşallah kadın cinayetlerine son verir. Dünyaya barış ve huzur getirir. Kadınlar anadır topraktır her şeye vesile olandır. Kadınlarımız neden öldürülüyor. Tuttuğumuz oruçlarımız buna vesile olur. Hepimizin orucu kabul olsun hepinizi selamlıyorum” dedi.
Muhabbete katılan diğer canlar, Alevilerin her akşam dergahta toplanarak muhabbet ettiklerini ve lokmalarını paylaştıklarını belirttiler.
PİRHA- Haydar Bezgin adlı yurttaş, Muharrem (Matem) Orucunda dernek üyeleri ve yurttaşlarla önceki yıllarda bir araya gelirken, bu yıl pandemi koşullarından kaynaklı gelemediklerini belirterek, “Ancak pandemi var diye yolumuzun gereklerini yerine getirmemekte edemezdik. Günün koşullarına göre ve teknolojiyi de kullanarak bu yıl muhabbetlerimizi evlerimizde yapıp, sosyal medya üzerinden de canlı olarak toplumumuzla buluşturuyoruz” dedi.
Haberin Videosu
Alevi toplumu Muharrem (Matem) Orucunu 8. gününde tutmaya devam ediyor. Mersin’de yaşayan Haydar Bezgin adlı yurttaşta evinde Muharrem muhabbeti gerçekleştirerek, pandemi koşullarında bir araya gelemeyenleri sosyal medya üzerinden canlı yayınla buluşturuyor.
Muharrem (Matem) Orucu devam ederken, Alevi toplumu ve kurumları da pandemi koşullarında sosyal medyayı kullanarak buluşmalar gerçekleştiriyor. Haydar Bezgin adlı yurttaş, üyesi olduğu Mezitli AKD ile birlikte muhabbet programı yapıyor.
Bezgin, Muharrem (Matem) Orucunda dernek üyeleri ve yurttaşlarla önceki yıllarda bir araya gelirken, bu yıl pandemi koşullarından kaynaklı gelemediklerini belirterek, şunları ifade etti:
“Her koşulda ve şartta bu yolu sürdürmek gerekiyor. Koronavirüs salgını hayatımızdaki bir çok şeyin değişmesine neden oldu. Bizlerde pandemi geçene kadar sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Yaşam bizim için en kutsal olan şeydir. Ancak pandemi var diye yolumuzun gereklerini yerine getirmemekte edemezdik. Günün koşullarına göre ve teknolojiyi de kullanarak bu yıl muhabbetlerimizi evlerimizde yapıp, sosyal medya üzerinden de canlı olarak toplumumuzla buluşturuyoruz.”
Alevi toplumuyla bağı koparmamak gerektiğinin altını çizen Bezgin, Alevi kurumları başta olmak üzere Alevi toplumunun yoluna sahip çıkması çağrısında bulundu.
PİRHA- İstanbul’da Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde oruç açımı sonrasında Muharrem sohbeti yapıldı.
Alevilerin tuttuğu Muharrem (Yas-ı Kerbela) Orucu devam ediyor.
İstanbul’da Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde oruç açımı sonrasında Muharrem ayına ilişkin sohbet edildi.
Pir Mehmet Karabulut, Muharrem Orucu’nun anlam ve önemi ile Aleviliğin kadına bakış açısını anlattı.
Pir Karabulut, “Bizler gür bir iradeyle canlar diyorsak bunun kadını erkeği yoktur. Biz Ana’ya mürşitliği, rehberliği, pirliği, Yol’da talipliği, adabı, erkanı yükledik. Kadın bizde budur” dedi.
Hubyar Sultan Ocağı’ndan Bayram Özer Dede de kısa bir konuşma yaptı.
Aleviler dün Muharrem (Yası Kerbela) Orucu tutmaya başladı. Pandemi dolayısıyla oruçlar sınırlı katılımla cemevlerinde ve evlerde açıldı.
Tarsus Cemevinde de, Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Ercan Kazım Özer Dede’nin okuduğu gülbangla lokmalar paylaşıldı.
Lokmaların paylaşılıp, oruçların açılmasının ardından muhabbet yapıldı. Tarsus Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Ercan Kazım Dede, orucun Aleviler için ne anlam ifade ettiğini anlattı.
PİRHA- Muharrem Orucu tutarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Fransa Alevi Federasyonu Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan, “Aslolan sadece aç kalmak değil, yaşanılan acıları bir nebze olsun hissetmek ve Hüseyin’in duruşunu içselleştirebilmektir. Günümüzde yaşanan haksızlıklara karşı tepkisiz ve duyarsız kalmamaktır” dedi.
Fransa Alevi Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan, Muharrem Matem Orucu’na ilişkin yazdığı yazıda, “Kerbela şehitleri aşkına, Oniki imamlar aşkına ve onların şahsında tarih boyunca katledilen cümle mazlumlar aşkına tuttuğunuz oruçlar, çektiğiniz matem, verdiğiniz lokmalar Hak katında kabul ola. Hak Muhammed Ali niyetlerinizi ve ibadetlerinizi Ulu dergahında kabul ve makbul eyleye” dedi.
Doğan, Muharrem Orucu’na ilişkin şunları belirtti.
“Biz Aleviler matem süresince gösterişten, eğlenceden ve keyifli ortamlardan uzak dururuz. Et yemeyiz, saf su içmeyiz. Böylelikle yaşanan katliamlara ve acılara karşı bir nişan göstermiş oluruz.
Matem orucumuzda ağız mühürümüzü gün batımında bozarız. Sofralarımız sade olur. Matem orucu nefsimizi bilmek için bir vesile olmalıdır. Bizde sahura kalkmak, iftar vb. gibi uygulamalar yoktur. Nesimi’nin ‘Abdestimiz katlanmak, namazımız sabretmek, biz bir oruç tutarız Ramazan’a benzemez’ dediği gibi bizdeki oruç anlayışı diğer anlayışlarla karıştırılmamalıdır.
Ayrıca aslolan sadece aç kalmak değil, yaşanılan acıları bir nebze olsun hissetmek ve Hüseyin’in duruşunu içselleştirebilmektir. Çağımızın Yezit’lerine karşı dik durabilmek ve günümüz Kerbela’larına karşı nasıl mücadele etmemiz gerektiğini algılamaktır. Günümüzde yaşanan haksızlıklara karşı tepkisiz ve duyarsız kalmamaktır.
O günlerden bu güne neredeyse 1400 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey değişmedi. Mazlum ile zalimin, Hak ile Batıl’ın, karanlık ve aydınlığın savaşı diyalektik bir döngü gibi dünya döndükçe sonsuza kadar devam edecektir. Bu anlamda İmam Hüseyin’in Kerbela’daki onurlu direnişini ve onun şahsında insanlık tarihi boyunca katledilen cümle mazlumları saygıyla anıyoruz. İmam Hüseyin’lerin, Pir Sultan’ların mücadelesi yolumuza ışık olsun, bilincimizi aydınlatsın.
Şah-ı Merdan Ali, Hünkar H. Bektaş Veli cümlemizin yardımcısı ola. Erenlerin evliyaların himmeti üzerlerimizden eksik olmaya. Sevgi saygı ve muhabbetlerimizle.”
PİRHA-Mersin Cemevinde Muharrem Orucu’nun (Yası Kerbela) birinci gününde lokmalar paylaşıldı.
Aleviler dün Muharrem (Yası Kerbela) Orucu tutmaya başladı. Pandeminin gölgesinde tutulan oruçlar sınırlı katılımla cemevlerinde ve evlerde açıldı.
Mersin Cemevinde de, Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim Dede’nin okuduğu gülbangla lokmalar paylaşıldı.
Mersin Cemevinde Muharrem (Yası Kerbela) Orucu’nun birinci gününde Mersin Cemevi Başkanı ve ABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim Dede, orucun Aleviler için ne anlam ifade ettiğine dair muhabbet gerçekleştirdi.
Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesinden bu yana Aleviler Muharrem ayını yas ayı olarak kabul etmiş ve günümüze kadar “12 İmam Orucu” olarak oruçlarını 12 gün boyunca tutuyorlar.
Zakirler Ozan ve Mustafa Talipoğlu’nun okuduğu deyişlerle muhabbet sona erdi.
PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Muharrem ayı dolayısıyla bir mesaj paylaştı. Mesajda, “Zalime boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’in onurlu mücadelesinin şahsında Kerbela tüm mazlum halkların direnişinin sembolü olmuştur” denildi.
Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan 12 İmamlar (Yası Kerbela) Orucu bugün başladı. Alevilerin “matem ayı” olarak bilinen Muharrem ayı dolayısıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar bir mesaj paylaştı.
“1340 yıl önce Kerbela’da, Emevi saltanatına direnip, Yezit’in zorba iktidarına biat etmediği için 72 yol arkadaşı ile birlikte katledilen Hz. Hüseyin ardından unutulmaz bir iz bırakmıştır. Zalime boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’in onurlu mücadelesinin şahsında, Kerbela tüm mazlum halkların direnişinin sembolü olmuştur.
Hüseyni duruşun bu onurlu rehberliğini kendilerine tarihsel miras edinen halklar, geçmişten bugüne tarih boyunca hep iktidarlar tarafından dışlanmış, yok sayılmış, baskıya, zulme ve katliamlara maruz kalmışlardır.
Bundan dolayıdır ki, bugünün Yezitlerine karşı Hüseyni bir duruş sergilemek, ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık zulüm günlerinde hakikati haykırmak, faşizme karşı barışı, özgürlüğü, eşitliği ve adaleti savunmak cümle canların görevi ve yolumuzun gereğidir.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) olarak, bu yolda Hüseyni çizgide, hak ve hakikat aşkına geçmişte ve bugün de zulüm ve işkenceler gören, can verip yolundan dönmeyenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyor, bu amaçla Alevi-Kızılbaş canlarımızın 12 gün boyunca tuttukları Muharrem oruçlarının Hakk katında kabul olmasını diliyoruz. Hakk yardımcımız, Hızır yoldaşımız olsun.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Aleviler, pandeminin gölgesinde Muharrem Orucu’nu (Yası Kerbela) bugün itibariye tutmaya başladı.
Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan 12 İmamlar (Yası Kerbela) Orucu bugün başladı. Oruçta su içilmezken eğlenceden de uzak durulur. Oruç açma saatleri ise güneşin batışına denk gelir.
Alevilerin, pandeminin gölgesinde bugün itibariye tutmaya başladığı yas orucu 12 gün sürecek.
Muhammed Mustafa’nın torunu Hz. Hüseyin ve akrabalarının da aralarında bulunduğu 72 kişi, Hicri takvime göre 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) halifelikte hak iddia eden Yezid’in ordusu tarafından Kerbala Çölü’nde katledilmiş, kadın ve çocuklar ise esir alınmıştı. Aleviler, Ehlibeyt üyesi 12 imam için 12 gün matem orucu tutuyorlar.
SAHUR YAPILMAZ, ORUÇ GÜNEŞE GÖRE AYARLANIR
Alevilerde sahur olmadığı gibi oruç açarken belirlenmiş bir saat de yoktur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir. Aleviler oruç açarken top sesi, ezan sesi gibi işaretler beklemezler, güneş batınca oruçlarını açarlar. Görkemli sofralar da kurulmaz.
Oruç süresince de (12 gün boyunca) düğün, nişan, sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay, kahve, meşrubat, meyve suyu, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.)
Muharrem Orucu, bu yıl pandeminin gölgesinde yakılan çerağlar ve yürekten dile getirilen gülbanklarla tutulmaya devam edilecek.