Etiket: munzur gözeleri

  • Munzur Suyu, doğayla ikrarlı olana selam duruyor!-VİDEO

    Munzur Suyu, doğayla ikrarlı olana selam duruyor!-VİDEO

    PİRHA- Akışının şarkılara, romanlara, öykülere, şiirlere ilham olmuş Munzur Suyu, doğayla ikrarlı insana selam duruyor.

    Kapitalizmin kök salmaya çalıştığı, insanı ve doğayı kirlettiği, suyu zehirlediği, yerin altını üstüne getirdiği dünyamızda suyunun berraklığı, direniş ezgilerine ilham olan akışıyla Dersim’in sembol yeri: Munzur Suyu.

    Alevi toplumunun doğduğu yeri ziyaret kabul edip, niyaz olup, yalın ayak yürüdüğü Munzur Gözeleri’ni “kirletmeyin, etrafa şişe atmayın, piknik alanı olarak kullanmayın” uyarısı yapılmaya devam ediliyor.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • İstinaf son noktayı koydu: Munzur Gözeleri’ne çivi bile çakılamayacak!-VİDEO

    İstinaf son noktayı koydu: Munzur Gözeleri’ne çivi bile çakılamayacak!-VİDEO

    PİRHA- Dersim TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün düşürülmesine karşı yürüttüğü 3 yıllık hukuk mücadelesini kazandığını duyurdu. Mahkeme, Munzur Gözeleri’nin tamamını “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescilledi.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2023 yılında koruma statüsü düşürülerek yapılaşmaya ve insan baskısına açık hale getirilmek istenen Munzur Gözeleri hakkında nihai karar verildi. TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen basın toplantısında konuşan TMMOB Dersim  temsilcisi Uğur Beycan, İstinaf Mahkemesi’nin temyiz yolu kapalı olmak üzere Munzur Gözeleri’nin tamamını 1. Derece Sit Alanı (Kesin Korunacak Hassas Alan) ilan ettiğini müjdeledi.

    STATÜ OYUNU YARGIDAN DÖNDÜ

    Toplantıda sürecin kronolojik özetini paylaşan Uğur Beycan, 2003 yılında Erzurum Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1. derece sit alanı olarak tescil edilen Gözelerin, 2023 Temmuz ayında Bakanlık kararıyla 2. dereceye (Nitelikli Koruma Alanı) düşürüldüğünü hatırlattı. TMMOB’un bu “rant odaklı” değişikliğe karşı başlattığı hukuki sürecin, bilimsel veriler ve ekolojik dengenin korunması esasına dayandırıldığı vurgulandı.

    Beycan, 4 Şubat 2024’teki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile alanın bir kısmının tekrar 1. dereceye alındığını ancak TMMOB’un “alanın bir bütün olduğu” gerçeğinden hareketle itirazlarını sürdürdüğünü belirtti. Yaklaşık bir hafta önce sonuçlanan İstinaf kararıyla, Munzur Gözeleri’nin tamamı en üst düzey koruma zırhına kavuşmuş oldu.

    “SADECE BİLİMSEL FAALİYET YÜRÜTÜLEBİLİR”

    1. derece koruma statüsünün ne anlama geldiğini net bir dille ifade eden Beycan şunları söyledi:

    “Halk tabiriyle buraya artık ‘çivi bile çakılamaz’. Bu statü, alanın sadece bilimsel çalışmalar için kullanılabileceği, ekolojik dengenin devlet koruması altında olduğu anlamına gelir. Munzur Gözeleri, 200 milyon yıllık kireç taşı yapısı, düdenleri ve mağaralarıyla bir bütündür. Bu narin yapıyı insan baskısına, ticarete ve ranta açmak sürdürülemez bir yıkım getirirdi. Hasankeyf’te, Cerattepe’de ve Salda’da yaşananların burada tekrarlanmasına izin vermedik.”

    İNANÇ VE KÜLTÜREL HAFIZA VURGUSU

    Kararın sadece ekolojik değil aynı zamanda inançsal bir kazanım olduğunu belirten Beycan, Munzur Gözeleri’nin Dersim halkı için kutsiyetine dikkat çekti. Bilirkişi raporlarına Türkiye tarihinde ilk kez “inançsal bildirimlerin” de eklendiğini kaydeden Beycan, “Ganj Nehri Hindistan için, Nil Nehri Mısır için ne ifade ediyorsa Munzur da Dersim halkı için odur. Bu karar, bölgedeki eko-kırım politikalarına ve kültürel hafızayı yok etme girişimlerine karşı halkın zaferidir,” dedi.

    ALTYAPISIZ TURİZM UYARISI: BARAJLAR KADAR TEHLİKELİ

    Son dönemde popülerleşen “Dersim’e gelin” çağrılarını da eleştiren TMMOB temsilcisi, altyapısı hazırlanmamış kontrolsüz turizmin madenler ve barajlar kadar doğaya zarar verdiğini savundu. Beycan, koruma-kullanma dengesinin kamucu bir perspektifle ele alınması gerektiğini, Salda Gölü örneğinde olduğu gibi bazı hassas noktalara çıplak ayakla dahi basılmaması gerektiğini hatırlattı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nde elde edilen bu hukuki kazanımın tüm demokratik kitle örgütleri ve Türkiye halklarının ortak başarısı olduğunu belirterek, tüm havzanın (Munzur Vadisi ve Mercan Dağları) bu statüye dahil edilmesi için mücadelesini sürdüreceğini ilan etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Gözeleri için kritik karar: Koruma statüsünü düşüren işlem iptal edildi

    Munzur Gözeleri için kritik karar: Koruma statüsünü düşüren işlem iptal edildi

    PİRHA- Munzur Gözeleri’nde koruma statüsünü düşüren Bakanlık kararı, TMMOB’nin açtığı dava sonucu yargıdan döndü. Mahkeme, alanın “kesin korunacak hassas alan” olarak korunması gerektiğini vurguladı.

    Munzur Gözeleri için verilen hukuk ve çevre mücadelesi sonuç verdi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından açılan dava sonucunda, bölgenin koruma statüsünü düşüren Bakanlık kararı yargıdan döndü.

    Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsüne ilişkin kritik bir karara imza attı. Mahkeme, alanın bir bölümünün “nitelikli doğal koruma alanı” olarak bırakılmasını hukuka aykırı buldu ve iptal etti. Böylece Munzur Gözeleri’nin tamamına yakınının “kesin korunacak hassas alan” statüsünde değerlendirilmesi gerektiği yargı kararıyla ortaya konmuş oldu.

    “DOĞA KENDİ DÖNGÜSÜ İÇİNDE KORUNMALI”

    Dosyaya giren bilirkişi raporlarında, Munzur Gözeleri’nin yüksek biyolojik çeşitlilik barındırdığı, endemik türler açısından kritik önemde olduğu ve sulak alan ekosistemi bakımından son derece hassas bir yapıya sahip bulunduğu vurgulandı. Raporda ayrıca bölgede hayata geçirilen rekreasyon projeleri ve çeşitli yapılaşma faaliyetlerinin ekosisteme zarar verdiği, koruma-kullanma dengesini bozduğu açık biçimde tespit edildi. Bu yönüyle alanın yalnızca doğal değil, aynı zamanda ekolojik ve kültürel bir bütünlük taşıdığına dikkat çekildi.

    Mahkeme kararında, Munzur Gözeleri’nin bir kısmının daha düşük koruma statüsünde bırakılmasının insan faaliyetlerini artıracağı, doğal yapıyı tahrip edeceği ve kamu yararına aykırı sonuçlar doğuracağı ifade edildi. Bu nedenle söz konusu alanın “nitelikli doğal koruma alanı” statüsünde tutulmasının hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldı. Kararda, bu tür alanların piknik ve rekreasyon faaliyetleriyle değil, doğanın kendi döngüsü içinde korunması gerektiği vurgulandı.

    “MUNZUR BÜTÜNÜ İLE KORUNMALI”

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı istinaf başvurusu da mahkeme tarafından reddedildi. Kararın oy birliğiyle ve kesin olarak verildiği belirtildi. Böylece ilk derece mahkemesinin iptal kararı hukuken de kesinleşmiş oldu.

    Bu karar, Munzur Gözeleri’nin yalnızca Türkiye açısından değil, küresel ölçekte korunması gereken bir doğa mirası olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, doğa ve yaşam savunucularının uzun süredir dile getirdiği “Munzur bütünüyle korunmalı” talebini de güçlü bir hukuki zemine taşımış oldu.

    HABER MERKEZİ

  • Munzur Gözeleri’nin sit statüsünün düşürülmesine ilişkin karar iptal edildi

    Munzur Gözeleri’nin sit statüsünün düşürülmesine ilişkin karar iptal edildi

    PİRHA-18 Temmuz 2023 tarihli kararı ile statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilen Munzur Gözeleri, Erzincan İdare Mahkemesi tarafından “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kalması gerektiği kararı verildi. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescillenen Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 18 Temmuz 2023 tarihli kararı ile statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilmişti. Bu karara karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından dava açılmıştı. 1 Kasım 2024 tarihinde ise Munzur Gözeleri’nde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştı.

    Erzincan İdare Mahkemesi tarafından Munzur Gözeleri’nin “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kalması gerektiği kararı verildi.

    “BU KARAR DERSİM HALKININ KAZANIMIDIR”

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Hazırlanan bilirkişi raporunda Munzur Gözeleri ile ilgili; “Gerek flora ve fauna unsurları ve ekolojik yapısı gerekse de inanç merkezi olması itibariyle Munzur Gözeleri yüksek peyzaj ve sosyokültürel değere sahiptir ve bu değerleri açısından şimdi ve gelecek kuşaklar açısından kesin korunması gerekli bir alan niteliği taşımaktadır. Koruma statüsü değiştirilen alanda insan faaliyetlerinin kontrolsüz biçimde artmasına neden olacak piknik alanı gibi rekreasyonel tesis ve kullanımlara yönelik uygulamalar gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Korunması gereken alanları yapılaşmaya açan, doğal dengesinin ve korunması gerekli niteliklerinin bozulmasına ve tahribata uğramasına neden olan; koruma-kullanma dengesine aykırı olan bu tür uygulamalar alanda yoğun bir peyzaj tahribatına ve kirliliğe neden olarak Munzur Gözeleri’nin genel peyzajına ve ekosisteme önemli şekilde zarar vermektedir. Bu nedenle alanın koruma statüsünü değiştiren kararın iptal edilerek “Kesin Korunacak Hassas Alanlar” kapsamına alınması yürürlükteki koruma mevzuatı ve kamu yararı açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.” tespitine yer verilmişti.

    Daha sonra alanın bir kısmının Cumhurbaşkanı Kararıyla kesin korunacak hassas alan ilan edilmesi üzerine mahkemece ek bilirkişi raporu hazırlatılmış, ve hazırlanan ek bilirkişi raporunda da “Kesin Korunacak Hassas Alan olarak tanımlanan yerlerin, taşıdığı peyzaj, jeomorfolojik ve biyolojik özellikleri açısından kesin koruma ölçütlerini karşılayacak nitelikte doğru ve yerinde olduğu; ancak bu alana daha önce 17.07.2003 tarih ve 1409 sayılı karar ile 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen bölümün de dahil edilmesiyle Kesin Korunacak Hassas alan olarak tanımlanmasının uygun olduğu,” değerlendirmesinde bulunulmuş ve daha önce 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilen Munzur Gözelerinin tamamının kesin korunacak hassas alan niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulunulmuştu.

    Bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden hareketle karar veren Erzincan İdare Mahkemesi, daha sonra Cumhurbaşkanı Kararıyla “kesin korunacak hassas alan” ilan edilen kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verirken, “nitelikli doğal koruma alanı” statüsü taşıyan kısımla ilgili; “Uyuşmazlıkta, Munzur Gözelerinin bulunduğu alanın peyzaj, jeomorfolojik, hidrojeolojik ve biyolojik çeşitlilik özellikleri açısından Kesin Korunacak Hassas Alan ölçütlerini karşılayacak nitelikte olduğu, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlar statüsünde olan ve kamu yararı açısından mutlak olarak korunması gereken bu alanın Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsünü devam ettirmesi halinde bir takım insan faaliyetlerine açılmasına, dolayısıyla koruma-kullanma dengesinin bozulmasına sebebiyet verileceği, Munzur Gözelerinin “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilen bu kısmının da daha yüksek bir koruma statüsüne geçirilmesi gerektiği yukarıda aktarılan bilirkişi raporları ile açıkça ortaya konulduğundan, “Kesin Korunacak Hassas Alan” dışında bırakılan Munzur Gözelerinin diğer kısmının “Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilmesine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” değerlendirmesinde bulunarak iptal kararı verdi.

    Munzur Gözeleri’nin kesin korunması gereken hassas alan yani 1.Derece Doğal Sit olması gerektiği Erzincan İdari Mahkemesi gereğince de onaylanmıştır. Bu karar TMMOB şahsında Dersim halkının kazanımıdır dayanışma büyütür, geliştirir, yaşatır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz: Munzur Gözeleri’ne mescit yapılarak inancımız yıpratıldı

    Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz: Munzur Gözeleri’ne mescit yapılarak inancımız yıpratıldı

    PİRHA-Munzur Gözeleri’ne mescit yapılarak inançlarının yıpratıldığını belirten Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Alevilerden elinizi çekin, inanç mekânlarımıza kendi inançlarınızı koymayın” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı, nüfusun tamamı Alevi olan Ziyaret Köyü’nde bulunan ve Alevi toplumu tarafından kutsal sayılan Munzur Gözeleri’nin girişine Tunceli Valiliği tarafından mescit açılması, yurttaşlar ve Alevi kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Munzur Gözeleri’ne yapılan mescite tepki gösterdi.

    “ALEVİLERDEN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Dersim’de Munzur Gözeleri’nin otantik yapısıyla oynanmasını ve mescit yapılmasını tepki gösteren Hamza Takmaz, “Munzur Gözeleri’ne dükkanların açıldığı gün inançlarımızı erittik, değerlerimizi kaybettik. Munzur’da lokantalar açılıp içki sofraları kuruldu ve inançlarımız zedelendi. Dersim’de cemevlerinin % 90’ı devlet, Diyanet ve komşular ne der hesabıyla hareket eden bir anlayışa tanık olduk. Dersim’de cemevlerinin %90’ında cemaat, müftü, asker ve devlet yetkilileri cemlere davet edilerek inançlarımızı yerle bir ettik. O yüzden mescit Munzur Gözeleri’nde cesaretle açılıyor. Cemevlerinde İslam’la bizim inancımız arasındaki farkı net ortaya koymadıkları için yetkililer o cesareti alıyor. Munzur Gözeleri’nde inancımız yıpratıldı. Şimdi ise Munzur Gözeleri’ne bir mescit yapma hakkını kendinizde gördünüz. Alevilerden elinizi çekin, inanç mekânlarımıza kendi inançlarınızı koymayın. Çünkü biz farklı düşünüyoruz, sizler farklı düşünüyorsunuz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Gözeleri’nin tarihsel anlatı, toplumsal ve inançsal yapısındaki yeri!

    Munzur Gözeleri’nin tarihsel anlatı, toplumsal ve inançsal yapısındaki yeri!

    PİRHA- Munzur Gözeleri’nin tarihsel anlatı, toplumsal ve inançsal yapısına dair bir makale kaleme alan Doç. Dr. Yalçın Çakmak, anlatına efsanedeki “hac” vurgusunun 20. yüzyılla birlikte ortaya çıktığını aktararak, “Her ne kadar 20. yüzyılın başından günümüze değin Munzur Gözeleri ile ilgili haccın merkezde olduğu popüler bir anlatı ön planda olmuş veya “tutulmuşsa” da bugün hâlâ bölge insanının inanç dünyasında varlığını koruyan, tamamen farklı bir hikâyenin mevcut olması, araştırmacıları yeni okuma ve yorumlara celbedecek, farklı perspektiflere olanak sunuyor” dedi.

    Son günlerde mescit tartışmalarıyla gündeme gelen Munzur Gözeleri’nin tarihsel anlatı, toplumsal ve inançsal yapısına dair geçtiğimiz yıl Tarih ve Toplum Dergisi’nin 23. sayısında yer alan “Kayıp bir çoban ile “kerametleri”nin izinde: Munzur Baba ve “efsaneleri” adlı makale kaleme alan Doç. Dr. Yalçın Çakmak’ın ilgili makalesinde öne çıkanları derledik.

    “BÜYÜK NEHİRLERİN BABASI”

    Çakmak, makalenin giriş kısmında Munzur Baba Efsanesi’ne ve “Munzur” kelimesinin anlamına dair değerlendirmelere yer vererek, şunlara dikkat çekiyor:

    “İnancı kimlik ile bütünleştiren ya da “kimlikleştiren” bir özellik de insanların neye inandıklarıyla birlikte, bizzat atalarının da ona inanmış olmalarıdır. Dolayısıyla dine duyulan istenç ya da korku da onu tarihsel olarak tecrübeleyip, itimat eden atalara duyulan saygının farklı bir tezahürü olabilir. Burada bir nevi “atalar kültünün” farklı bir anlatısı söz konusudur. O nedenle günümüzün insanı da sonraki kuşaklara göre şimdiden bu atalar silsilesinde yer alacağından, bugünden başlayarak geleceğe taşıyacağı tarih ya da belleğin inşasından “sorumludur”.

    Benzer şekilde, toplumların efsaneleri de çevrelerindeki hadise ve doğa olaylarını kendilerine has algı dünyalarıyla yorumlamalarından bağımsız değerlendirilemez. Bundandır ki peygamberlerin mucizeleri ile evliyaların kerametleri, her ne kadar sonrasında evrensel bir hüviyet kazansa da esas itibarıyla başlangıcında, yerel ve de hitap ettikleri toplumların yorum ve duygularından izler taşır. Tabii burada, yaşanılan coğrafyanın ve yine bizzat üzerindeki toplumun duygu dünyasını şekillendiren tarihsel anlatı ve belleğin payı inkâr edilemez. Hatta gerek yazılı kaynaklar gerekse sözlü belleğin izinden gidilsin, yer yer var olan mevcut anlatının tarihsel akış içerisinde ve en çok da “yazının hükmü ve kaydına inat” bir yeniden inşa (reconstruction) süreciyle karıldığı ifade edilebilir.

    Eldeki mevcut yazılı kaynaklarla Munzur Suyu ve Munzur Baba’ya yönelik “hac” odaklı keramet anlatısının öncesindeki yüzyıllarda söz konusu olmazken ya da yazıya geçirilmezken, bu anlatının birazdan da ifade edileceği üzere birtakım dışsal etkenlerin tesiriyle, en geç 19. yüzyıl ve yazıya aktarılmış şekliyle henüz 20. yüzyıl başı arası bir dönemde bölge inancı içerisinde ifade bulduğu iddiası tartışılmaya açılacaktır.

    Yüzyıllar boyunca kutsal kabul edilen bu suyun kaynak yahut gözelerinde, bölge insanı temenni ve dilekleri için kurbanlar kesip, çeşitli ritüellerini gerçekleştirmiştir. O nedenledir ki suyun taşıdığı kutsallıktan ötürü içindeki canlılar da –bilhassa balıklar– tarih boyunca kutsal görülüp tüketilmedi.

    Munzur Suyu’nun toplumsal karşılığı bunlardan da ibaret değildir. Zira eski dönemlerde, aşiretler arası toplantıların yapıldığı ve üzerine yeminlerin edildiği kutsal bir mekân olarak da saygı görmüştür. Tüm bu özelliklerinin sağladığı saygınlıktan ötürü “Munzur” ismi de kuşaklar boyunca bölgede doğan çocuklara takılan yerel bir adlandırma olarak yaygınlığını korudu. Hatta ismin popülerliği devlet nezdinde de itibar görmüş olmalı ki 1935 yılında “Tunceli” olarak değiştirilen “Dersim” adının ilk önce “Munzur Vilayeti” şeklinde konulması düşünülmüştür.

    Görüldüğü kadarıyla bunu ilk olarak tartışma konusu yapan kişi de İngiltere’nin Kürdistan Konsolosu olarak bölgeye ziyarette bulunan Taylor’dur. Konsolosun Mezoor olarak telaffuz ettiği Munzur ismi ona göre Mendzoor ya da Ermenice Mehzoor’dan gelmekte olup, Süryaniceye Moozoor ya da Mozer olarak tahrif edilerek geçmiş bir adlandırmadır. Ayrıca Ermeni dilinde “ihtişamlı, büyük su kaynağı ya da Fırat Nehri” anlamlarına geldiğini de belirttiği Mendzoor’un, eski coğrafyacılara göre Ermenistan’ın yükseklerinde ve Menzoor kantonunda yer alan Medzourkh antik kentinden geldiğini ileri sürer. Bu açıdan kendileriyle görüştüğü Tercan’daki Ermenilerin de Baba Munzur ya da Mendzoor olarak burayı “Büyük Nehirlerin Babası” olarak adlandırdığını aktarır.

    Zira Taylor’dan sonra gelen aynı yüzyıldaki çağdaşlarından Vital Cuinet bu ismi “Mezur” (Mézour)12 ve yine bir diğer isim olarak Şemseddin Sami de aynı şekilde “Mezûr” ya da “Mızûr” (مزور) olarak zikredeceklerdir. Munzur ismine dair Araplar ise, Fırat Nehri’nin her iki tarafındaki dağ hudutları içinde kalan Cabal Munzur/Cebel-i Muzur adlandırmasına başvurmuştur. Ama bunun da yine Ermenice Mzur veya Asurlarda “Muzri ülkesi” adlandırmalarından türediği üzerinde durulmuştur.

    Araştırmacı Gürdal Aksoy, suya kaynaklık eden hikâyenin Dersim Aleviliği ile Ezidilik bağlantısına dikkat çekerek Dersim’e de buraya gerçekleşen bir Ezidi göçüyle taşınabileceği olasılığı üzerinde durur. Yazar son olarak diğer bir çalışmasındaysa Munzur’u Zerdüşt bir kökene bağlayıp –Dersimi’nin iddia ettiğinin aksine Anahita değil de– Aramazd’ın (Ahura Mazda) transformasyonu olduğuna dikkat çeker.”

    Munzur ve su gözelerine dair dile getirilen bilgilerin, 16. yüzyıldan günümüze değin kaleme alınan birçok eserde kutsallığına işaret ettiğini vurgulayan Çakmak, “Günümüze değin gün yüzüne çıkan belgelerden –yine ileride ortaya konulacağı gibi– “hac” odaklı anlatının ilk kez Molyneux-Seel tarafından yazıya geçirildiği görülmektedir. Bu da Molyneux-Seel’dan sonra Munzur ile ilgili söz konusu hac anlatısının artık giderek merkezî bir rol edindiğini güçlü bir ihtimal olarak ön plana getirir. Zira Molyneux-Seel’dan sonra eserini kaleme alan Uluğ’un 1939 tarihinde Ovacık’ın Ziyaret köyünden Hızır adında birinin ağzından derlediği anlatıda da artık söz konusu hac vurgusunun yerel inanca yerleştiği dikkat çeker. Hacca gitmekle ilgili bu vurgunun diğer birtakım örneklerle artık 20. yüzyıldan itibaren giderek başat bir rol edindiği ve gerek bölgedeki inanç gerekse bunun üzerinden gerçekleştirilen derlemelerde ufak farklılıkları dışında tekrar edildiği anlaşılmaktadır” diye belirtti.

    Doç. Dr. Yalçın Çakmak, makalesinde Munzur Suyu Efsanesi’nin bazı açılardan sadece Dersim bölgesine özgü olmayıp, farklı bölge ve kişilere özgü “benzer” anlatılarla dile getirildiğine de dikkat çeker.

    Munzur Baba Efsanesi’ne dair çalışma yürüten araştırmacıların önünde, bugüne değin gün yüzüne çıkan kaynaklar bağlamında düşünüldüğünde, 20. yüzyıl öncesinde, doğrudan “hac” anlatısını tahkim eden ya da ortaya koyan yeterli oranda veriye sahip olunmadığı bilgisini paylaşan Çakmak, “O halde haklı olarak, böylesine bir anlatının “nasıl olur da bölgedeki bu kutsal mekânın efsanesinde hâkim hale geldiği?” sorusu belirmektedir” dedi.

    Doç. Dr. Yalçın Çakmak, her ne kadar 20. yüzyılın başından günümüze değin Munzur Gözeleri ile ilgili haccın merkezde olduğu popüler bir anlatı ön planda olmuş veya “tutulmuşsa” da bugün hâlâ bölge insanının inanç dünyasında varlığını koruyan, tamamen farklı bir hikâyenin mevcut olması, araştırmacıları yeni okuma ve yorumlara celbedecek, farklı perspektiflere olanak sunduğunu dile getiriyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mikail Aslan: Portatif mescidi bir çeşit fetih bayrağı gibi kutsal kaynağımıza diktiler!

    Mikail Aslan: Portatif mescidi bir çeşit fetih bayrağı gibi kutsal kaynağımıza diktiler!

    PİRHA-Sanatçı Mikail Aslan, X hesabından yaptığı paylaşımda, Munzur Gözeleri’nde yapılan mescite tepki gösterdi. Aslan, “İçerden birtakım devşirmelerle devletçi dinciler kol kola girmiş  “ma ne olmiş, o da Allah’ın evidir” diyerek olan biteni masumlaştırıp işlerine geleni bize de kabul ettirmeye çalışıyorlar. Yıllardır orayı bir tür millet bahçesine çevirmek için çevirmedikleri dolaplar kalmadı, devşirmeler sayesinde başardılar, sonunda” dedi.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Sanatçı Mikail Aslan, X hesabından yaptığı paylaşımda, Munzur Gözeleri’nde yapılan mescite tepki gösterdi.

    “EY İŞBİRLİKÇİLER, YÜZÜNÜZ KALBİNİZ KADAR KARADIR”

    Mikail Aslan yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:

    “Xizir’ın Hanesi’nde; Asimilasyon sürecinin neredeyse tamamlandığı günler bunlar, bu yüzden güçlü itirazlar olmuyor…

    Ellerinde bir takım “secere”lerle dolaşarak, “öz be öz Türküm, Müslümanım” nakaratını söyleyenlerin daha da çoğaldığı bir zaman bu…”Tunceli Box” maçında görüldüğü gibi Alman’ın, Arnavut’un kendi şarkısıyla ama bizimkilerin elin şarkısıyla ringe çıktıkları bir zaman bu…

    Eski kayyımlara “Xizir” diyen, yenisine “yeni gelen vali çok iyi bir validir” diyenlerin çoğaldığı bir zaman…. Yenisi “iyilik” maskesi takarak tam da böyle bir zamanda en kutsallarımızdan olan Munzur Baba’nın evine mescidi dikti. Bu portatif mescidi bir çeşit fetih bayrağı gibi kutsal kaynağımıza diktiler işte. Yıllardır orayı bir tür millet bahçesine çevirmek için çevirmedikleri dolaplar kalmadı, devşirmeler sayesinde başardılar, sonunda.

    Demek “inanç özgürlüğü?” Peki bu inkar zihniyetinin hakim olduğu toprakların hangi noktasında bir caminin, kompleksin, yerleşkenin kıyısında köşesinde bir cemevi var? İçerden birtakım devşirmelerle devletçi dinciler kol kola girmiş  “ma ne olmiş, o da Allah’ın evidir” diyerek olan biteni masumlaştırıp işlerine geleni bize de kabul ettirmeye çalışıyorlar.

    Unutmamamız gereken bir tarihimiz var. Bu uygulamaları seksenli yıllardaki faşist/darbeci generallerin valisi Kenan Güven’den biliyoruz. Bu vali de mezar taşlarımızı Mamêkîyê’de toplayıp teşhir ettirmişti. Mezar taşlarımızı kamyonlara doldurmuş, bir yerlere götürüp kırdırmış, imha ettirmişti. Alevi köylerine camiler yaptırmıştı. Bugün cenaze namazı kıldıran o “dedeler” işte o validen kalma!  O idi kıblesi güneş olan mezardaki ölümüzün yönünü değiştiren.

    Bizim bir tarihimiz var. İşbirlikçilerin de bir tarihi var. Biz kendi tarihimizi unutunca onlarınki başlıyor. İşte yeni kayyım valiyle tarihlerine devam ediyorlar. Ey işbirlikçiler, yüzünüz kalbiniz kadar karadır! Munzur’un serçeşmesinden kaynayıp çağlayan biziz!”

    PİRHA/DERSİM

  • Gamze Yentür: Munzur Gözeleri’ne müdahale kabul edilemez!-VİDEO

    Gamze Yentür: Munzur Gözeleri’ne müdahale kabul edilemez!-VİDEO

    PİRHA- Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Gamze Yentür, Alevilerin kutsal mekanlarından olan Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılmasını asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirerek, “Çerağlarımızı uyandırdığımız, dualarımızı ettiğimiz kutsal bir yer. Dolayısıyla bir ziyaretgahın yanına her ne olursa olsun farklı bir inanç için yer yapılmış olması bizi rahatsız etti” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı, nüfusun tamamı Alevi olan Ziyaret Köyü’nde bulunan ve Alevi toplumu tarafından kutsal sayılan Munzur Gözeleri’nin girişine Tunceli Valiliği tarafından mescit açılması kararı, yurttaşlar ve Alevi kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.

    Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahalenin kabul edilemez olduğunu söyleyen Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Gamze Yentür, Dersim halkına danışılmadan oldu bittiye getirilen bu uygulamanın asimilasyonun bir parçası olacağını belirtti.

    “DAHA ÖNCEDE MESİRE ALANI OLARAK KULLANILMAYA BAŞLADI”

    Gamze Yentür, Munzur Gözeleri’nin birkaç yıl öncesinde de mesire alanı olarak kullanılmaya başlandığını söyleyerek, bunun için kamuoyu oluşturma çalışmaları yürüttüklerini belirtti. Çalışmaların yeterli olmadığını anımsatan Yentür, şu anda da farklı inançtan insanların gelip çeşitli ihtiyaçlarını gidermek için mescit açıldığını ifade etti.

    Munzur Gözleri’nin sadece doğa güzelliklerini barındıran bir yer olmadığını hatırlatan Yentür, “Bu bölge, Munzur Gözeleri, Munzur Baba bizim için, Dersim Alevileri için aynı zamanda bir ziyaretgah alanı. Çerağlarımızı uyandırdığımız, dualarımızı ettiğimiz bizim için kutsal bir yer. Dolayısıyla bir ziyaretgahın yanına her ne olursa olsun farklı bir inanç için yer yapılmış olması bizi rahatsız etti. Eğer ki burası klasik bir doğa güzelliğinin olmuş olduğu bir yer olsaydı nitekim ki gelen insanların ihtiyaçları farklı şekilde de karşılanabilirdi. Bu anlamıyla buna dikkat edilmesi gerekiyor” dedi.

    “KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL”

    Munzur Gözelerine mescidin açılmasının ciddi tepki çektiğine işaret eden Yentür, buna tepki göstermelerinin sebeplerinden biri de sık sık Dersim’e yönelik devreye konulan asimilasyon politikaları olduğunu ifade etti. Karakol ve cemevlerine bağlanan korsan hopörlerlerden ezan okutulmasını hatırlatan Yentür, “Bölge olarak uzun süredir bu tür asimilasyon politikaları ile karşı karşıyayız. Yüzde doksan dokuzu Alevi olan bir bölge, ocakların merkezi olan bir bölgede farklı bir inanç biçimlerine dair olan yerlerin yaptırılmaya çalışılması açıkçası bizim açımızdan çok kabul edilebilir değil. Zaten fazlaca gelen bu turistler hem bölgenin kirletilmesine, doğal güzelliklerin yok edilmesi noktasında da çok ciddi bir soruna dönmeye başladılar. Bunun sistemle, altyapının kaldırabileceği şekilde aynı zamanda da mevcut doğal güzelliklerin de zarar görmeyeceği biçime getirilmesi ve sınırlandırılması gerekiyor. Dünya’da bunun çok örneği var. İnsan baskısının azaltılması, kontrollü bir şekilde yapılması lazım. Bu kontrollü bir şekilde yapılmadığında da bu tür tartışmaları beraberinde getiriyor” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim Pirler Meclisi: Munzur Gözeleri’nde mescit açılması bir ihtiyaçtan öte, dayatmadır!

    Dersim Pirler Meclisi: Munzur Gözeleri’nde mescit açılması bir ihtiyaçtan öte, dayatmadır!

    PİRHA- Dersim Pirler Meclisi, Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılmasına tepki göstererek, “Hiç kimse unutmasın ki Aleviler, Sünniler ya da başka bir inanç grubu kendi kutsal mekânlarında ibadetlerini özgürce yapabilmektedir. Hiçbir Alevi, bir caminin, mescidin ya da tekkenin içine gidip kendi inancı doğrultusunda bir “ibadet köşesi” talep etmemektedir. Dolayısıyla “Sünni yurttaşların ihtiyacı” gerekçesiyle Munzur Gözeleri’nde mescit açılmasını bir ihtiyaçtan öte, bir dayatma olarak görmekteyiz” denildi.

     

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye Dersim Pirler Meclisi yazılı açıklama yaparak tepki gösterdi.

    Açıklamada şunlara yer verildi:

    “Dersim’in can damarı, inancımızın kalbi olan Munzur Gözeleri, yüzyıllardır halkımızın ziyaretgâhı, duası ve niyaz mekânıdır. Bu topraklarda yaşayan Alevi toplumu için Munzur sadece bir su kaynağı değil; hak ile bütünleşmenin, doğaya saygının ve inancımızın sembolüdür.

    Son günlerde Munzur Gözeleri’nde açılan mescit, kamuoyunda tartışmalara yol açmıştır. Her inanç grubunun ibadet özgürlüğü elbette saygıyla karşılanmalıdır. Ancak bu özgürlük, başka bir inancın kutsal mekânında yeni ibadethaneler inşa etmek anlamına gelmemelidir.

    Munzur Baba, yüzyıllardır Alevi toplumu için kutsal bir ziyaretgâhtır. Ziyaret yerlerimize cami, mescit ya da başka bir inanç mekânı yapılması, Alevi inancının dokusuna doğrudan bir müdahale olarak görülmektedir.

    Hiç kimse unutmasın ki Aleviler, Sünniler ya da başka bir inanç grubu kendi kutsal mekânlarında ibadetlerini özgürce yapabilmektedir. Hiçbir Alevi, bir caminin, mescidin ya da tekkenin içine gidip kendi inancı doğrultusunda bir “ibadet köşesi” talep etmemektedir. Dolayısıyla “Sünni yurttaşların ihtiyacı” gerekçesiyle Munzur Gözeleri’nde mescit açılmasını bir ihtiyaçtan öte, bir dayatma olarak görmekteyiz.

    Üstelik bu yaklaşım inanç özgürlüğü değil; aksine inanç mekânlarının kimliksizleştirilmesi riskini beraberinde getirmektedir. Bugün Munzur Gözeleri’ne mescit yapılmasına göz yumulursa, yarın başka ziyaretlerimize de benzer müdahalelerin önü açılacaktır.

    Bizler, Dersim Pirler Meclisi olarak şunu açıkça ifade etmek isteriz:

    • Alevi toplumu olarak inanç mekânlarımızın, ziyaretgâhlarımızın ve kutsallarımızın özgünlüğünün korunmasını önemsiyoruz. Ziyaretlerimizin kimliğine aykırı şekilde mescit veya benzeri yapılar inşa edilmesini doğru bulmuyoruz.
    • Bununla birlikte herkesin kendi inancına uygun biçimde ibadet etme hakkı vardır; bu hakka saygımız tamdır. Ancak ibadet özgürlüğü, başka bir inanç topluluğunun kutsal mekânına müdahale etme anlamına gelmemelidir.
    • Bizler; camilerin ve mescitlerin Sünni toplumunun ibadeti için, cemevlerinin Alevi toplumunun ibadeti için, ziyaretgâhların ise kadimden beri olduğu gibi tüm halkın ortak niyaz mekânı olarak korunmasından yanayız.

    Bu nedenle, tüm kurumları, yerel yöneticileri ve ilgili mercileri bu yanlış uygulamadan vazgeçmeye davet ediyoruz.

    Munzur Gözeleri’nde yapılması gereken; inanç mekânlarımızı aslıyla yaşatmak, doğayı ve suyu korumak, ziyaret geleneklerini gelecek kuşaklara aktarmaktır. Ziyaret yerlerimize cami, mescit veya farklı ibadethane inşa edilmesine karşı olduğumuzu; herkesin kendi ibadethanelerine sahip çıkmasına ise saygı duyduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki: Derhal kaldırılmalı!-VİDEO

    Dersim’de Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki: Derhal kaldırılmalı!-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şubesi öncülüğünde Tunceli Valiliği’nin Munzur Gözeleri’nde açtığı mescite tepki göstererek basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Munzur’u mescitlerle kuşatmak, dağın özünü duvarla kapatmak gibidir. Açık ve net talebimiz asimilasyona hizmet edecek bu mescidin derhal kaldırılmasıdır” denildi.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye tepkiler göstermek için Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi öncülüğünde mescit önünde açıklama yaptı.

    Açıklama öncesinde Munzur Gözeleri’nde çerağlar uyandırıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu’ndan Pir Ali Ekber Erden, Pir Hasan Doğan ile çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamayı DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan okudu. Açıklamada, ‘Munzur kutsaldır dergâhımızdır, elinizi çekin pankartı açıldı.

    “RIZA KAPISI OLMADAN YAPILAN HER İŞ ZULÜMDÜR”

    Munzur’un Aleviler için yalnızca akan bir su olmadığını belirten Kadriye Doğan, “O, Hak ile canın buluştuğu kadim bir sırdır. Onun gözeleri nice dervişin gülbangı, nice pirin nefesi, nice anaların niyazı ile yoğrulmuş; halkımızın en kutsal mekânıdır. Her damlası lokmadır, her akışı semahtır, her taşı niyazdır. Ancak gönül gözü kör olanlar bu hakikati bilmez. Bugün ise bu kutsal kaynağın kapısına mescit kondurulmuştur. Bizim rızamız olmadan, inancımız gözetilmeden, yolumuza danışılmadan yapılan bu iş; Rêya Heq Alevi inancını yok sayan, bizleri resmi ideolojinin tekçi inanç anlayışına mahkûm etmek isteyen zihniyetin yeni perdesidir. Bu, Şark Islahat Planı’nın güncel bir versiyonudur. Biz biliriz ki, rıza kapısı olmadan yapılan her iş zulümdür” dedi.

    “KUTSALLARIMIZI RIZASIZ EL UZATMAK İNANCIMIZA SALDIRIDIR”

    Kutsallarına rızasız el uzatmanın inançlarına saldırı olduğunu vurgulayan Doğan, “Bu halkın derdi ibadete değil, dayatmayadır. Nüfusunun tamamı Rêya Heq süreğine ikrar vermiş bir yerleşkede, Alevi inancını hukuken tanımayan Türk-İslamcı zihniyetin mescit dayatması; ne kültürel İslamiyete bir hizmettir, ne de samimi bir ihtiyaçtan doğmuştur. Bu, dinci, milliyetçi, cinsiyetçi bir ideolojik tasarımın sonucudur. Uygarlık tarihine baktığımızda akarsular birçok ırmak toplumlar için kutsallık ifade eder. Bu kutsallığın aynı zamanda toplumsal ekoloji ile de ilişkili olduğu biliniyor. Nil Nehri Afrika için ne ifade ediyorsa Ganj Nehri Hindistan için ne ifade ediyorsa Munzur’da Dersim için bu anlam bütünlüğünde eksik değildir” diye belirtti.

    “MUNZUR’A DOKUNMAYIN”

    Munzur’un kimlikleri ve bellekleri olduğunu söyleyen Doğan, “Munzur’u mescitlerle kuşatmak, dağın özünü duvarla kapatmak gibidir. Bilinmelidir ki Munzur Gözeleri, hakikat arayışının zirvesidir. Munzur’un suyu akar; ama biz biliriz ki onun akışı hakikat ve özgürlük yolundan asla sapmaz. Açık ve net talebimiz asimilasyona hizmet edecek bu mescidin derhal kaldırılmasıdır.

    12 Eylül’de köylerimize cami yapıp imam atayan, binlerce Dersimli genci yatılı Kuran kurslarına gönderen, “peyzaj çalışmaları” adı altında kutsal mekânlarımızın otantik yapısını bozan, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı müze yapan resmi akıl, bugün de Munzur’un gözüne mescit yapmaktadır. Bu, “Türk-İslam sentezi” adı altında Alevi inancını eritme, yok etme ve asimile etme çabasıdır. Biz bu oyunu tanırız ve asla kabul etmeyiz. Biliyoruz ki hakikati ve özgürlüğü esas alan Müslüman canlarımız da bu anlayışa rıza göstermeyecektir. Munzur Gözeleri, ezelden bu yana bu yolun niyazgâhıdır. Oraya mescit değil, ancak rızalıkla niyaz olunur.

    Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Munzur’a dokunmayın! Rızasız iş yapmayın! Asimilasyondan vazgeçin! İnancımızın kutsal mekânlarında elinizi, ayağınızı çekin!” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Ankara’dan Munzur Gözeleri girişine mescit açılmasına tepki: İnancımıza saldırıdır -VİDEO

    Ankara’dan Munzur Gözeleri girişine mescit açılmasına tepki: İnancımıza saldırıdır -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Tunceli Valiliği’nin Munzur Gözeleri’nde açtığı mescite tepki göstermek için basın açıklaması düzenlendi. DAD Ankara Şubesi ve HDK’nin yaptığı açıklamada, “Ocağımıza, dergâhımıza, ziyaretimize, kutsalımıza ve gözelerimize rızasız el uzatmak, doğrudan inancımıza saldırıdır” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi/Ana Fatma Cemevi ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Alevilerce kutsal kabul edilen Munzur Gözeleri’nin girişine mescit açılmasını protesto etmek amacıyla basın açıklaması düzenledi.

    Sakarya Caddesi’nde yapılan açıklamayı DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak okudu.

    “MUNZUR HALKIMIZIN EN KUTSAL MEKÂNIDIR”

    Munzur’un yalnızca akan bir su olmadığını vurgulayan Karabudak, “O, Hak ile canın buluştuğu kadim bir sırdır. Onun gözeleri nice dervişin gülbangı, nice pirin nefesi, nice anaların niyazı ile yoğrulmuş; halkımızın en kutsal mekânıdır. Her damlası lokmadır, her akışı semahtır, her taşı niyazdır. Ancak gönül gözü kör olanlar bu hakikati bilmez” dedi.

    “DOĞRUDAN İNANCIMIZA SALDIRIDIR”

    Mustafa Karabudak, kutsal kaynağın kapısına mescit kondurulduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:

    “Bizim rızamız olmadan, inancımız gözetilmeden, yolumuza danışılmadan yapılan bu iş; Rêya Heq Alevi inancını yok sayan, bizleri resmi ideolojinin tekçi inanç anlayışına mahkûm etmek isteyen zihniyetin yeni perdesidir. Bu, Şark Islahat Planı’nın güncel bir versiyonudur. Biz biliriz ki, rıza kapısı olmadan yapılan her iş zulümdür. Ocağımıza, dergâhımıza, ziyaretimize, kutsalımıza ve gözelerimize rızasız el uzatmak, doğrudan inancımıza saldırıdır. Bu halkın derdi ibadete değil, dayatmayadır. Nüfusunun tamamı Rêya Heq süreğine ikrar vermiş bir yerleşkede, Alevi inancını hukuken tanımayan Türk-İslamcı zihniyetin mescit dayatması; ne kültürel İslamiyete bir hizmettir, ne de samimi bir ihtiyaçtan doğmuştur. Bu, dinci, milliyetçi, cinsiyetçi bir ideolojik tasarımın sonucudur.”

    “MUNZUR BİZİM KİMLİĞİMİZDİR, BELLEĞİMİZDİR, YOLUMUZDUR”

    “Bizim, kültürel İslamı yaşayanlara sözümüz yoktur diyen Karabudak, “Bizim sözümüz; İslamiyet’i egemen kesimlerin iktidar aracı haline getiren, farklı inançların asimilasyonu için araçsallaştıran tekçi zihniyetedir. Binlerce yıldır Rêya Heq Alevi sürekleri, bu topraklarda cemevine ihtiyaç duymadan cem erkânlarını yürüttü. Hakikati rehber edinen her Müslüman canımızla bu topraklarda Hak ile Hak olmaya devam edeceğiz.

    Munzur bizim kimliğimizdir, belleğimizdir, yolumuzdur. Munzur’u mescitlerle kuşatmak, dağın özünü duvarla kapatmak gibidir. Bilinmelidir ki Munzur Gözeleri, Hakikat arayışının zirvesidir. Munzur’un suyu akar; ama biz biliriz ki onun akışı Hakikat ve özgürlük yolundan asla sapmaz” diye ekledi.

    “ASİMİLASYONA HİZMET EDECEK BU MESCİT DERHAL KALDIRILSIN”

    Asimilasyona hizmet edecek bu mescidin derhal kaldırılmasını talep eden Mustafa Karabudak, şu ifadeleri kullandı:

    “12 Eylül’de köylerimize cami yapıp imam atayan, binlerce Dersimli genci yatılı Kuran kurslarına gönderen, ‘peyzaj çalışmaları’ adı altında kutsal mekânlarımızın otantik yapısını bozan, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı müze yapan resmi akıl, bugün de Munzur’un gözüne mescit yapmaktadır. Bu, ‘Türk-İslam sentezi’ adı altında Alevi inancını eritme, yok etme ve asimile etme çabasıdır. Biz bu oyunu tanırız ve asla kabul etmeyiz. Ve biliyoruz ki hakikati ve özgürlüğü esas alan Müslüman canlarımız da bu anlayışa rıza göstermeyecektir.
    Bizim yolumuzda Hak ile can arasında perde yoktur. Cümle can, Hakk’ın görünür olduğu mekânı temsil eder. Bizim inancımızda taşın, suyun, ağacın canı vardır. Munzur Gözeleri, ezelden bu yana bu yolun niyazgâhıdır. Oraya mescit değil, ancak rızalıkla niyaz olunur.”

    “DERSİM BÜTÜN ASİMİLASYON POLİTİKALARINA DİRENDİ”

    Ankara Dersimliler Derneği Eş Başkanı Hüseyin Arat ise şunları kaydetti:
    “Dersim inancıyla, kültürüyle kadim bir bölgedir. Dersim bütün asimilasyon politikalarına direndi. Ekolojisine, toprağına, inancına sahip çıktı. Siyasal İslam’ın Dersim halkına uyguladığı bütün politikalara karşı çıkıyoruz.”

    Açıklamanın ardından deyişler okunurken semahlar dönüldü.

    PİRHA/ANKARA

  • Tunceli Valiliği’nin yaptığı toplantıya Dersim’deki pirler katılmadı

    Tunceli Valiliği’nin yaptığı toplantıya Dersim’deki pirler katılmadı

    PİRHA-Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepkiler sürerken Tunceli Valisi Şefik Aygöl Dersim’deki dedeleri ve cemevlerini çağırarak toplantı yaptı. Toplantıya katılan dedeler toplantıda Ovacık AKP Ovacık İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız’ın olmasına tepki göstererek toplantıdan ayrıldı.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye tepkiler sürerken Tunceli Valisi Şefik Aygöl Dersim’deki dedeleri ve cemevlerini çağırarak 112 Acil binasında toplantı yaptı. Toplantıya Ovacık AKP Ovacık İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız, Zafer Partisini Dersim’de kuranlardan Hıdır Bulut, Geyiksuyu Cemevi dedesi Aziz Polat, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Corovan köyü Cemevi dedesi Ahmet Fethi Erdoğan, Alevi Araştırma Merkezi Müdürü Aziz Atlı katıldı.

    Toplantıya katılan diğer dedeler ise toplantıda AKP Ovacık İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız’ın olmasına tepki göstererek toplantıdan ayrıldı.

    Ayrıca toplantıda Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki göstermek için yapılacak açıklamaya da katılım sağlanmaması için çağrı yaptığı iddia edildi.

    TOPLANTIYI TERK ETTİ

    Konuyla ilgili ulaştığımız Pir Hasan Öztürk ise, toplantıya çağrıldığını ancak konunun Munzur Gözeleri’ne yapılan mescit olduğunu orada öğrendiğini aktardı.

    Görüşme başlamadan toplantıyı protesto ederek ayrıldığını ifade eden Pir Hasan Öztürk, “Valiliğin yapacağı toplantı için beni de aradılar ama konuyla ilgili bilgim yoktu. Oraya gittiğimde toplantının konusunun Munzur Gözeleri ziyaretine yapılan mescit olduğunu öğrendim. Kutsal yerlere mescit yapılacaksa ben bu toplantıda bulunmam dedim ve protesto ederek toplantı başlamadan ayrıldım” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • DEDEF: Munzur’a dokunmayın, Dersim’e dokunmayın, inancımıza dokunmayın!

    DEDEF: Munzur’a dokunmayın, Dersim’e dokunmayın, inancımıza dokunmayın!

    PİRHA-DEDEF, Tunceli Valiliği’nin Munzur Gözeleri’nde açtığı mescite tepki göstererek, “Biz Munzur’un yolundan, hakikatten, özgür inançtan asla vazgeçmeyeceğiz. O mescidi oradan kaldırın! Munzur’a dokunmayın, Dersim’e dokunmayın, inancımıza dokunmayın!” dedi.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) yazılı açıklama yaparak tepki gösterdi.

    “MUNZUR’A MESCİT DEĞİL, ÖZGÜRLÜK GEREKİR”

    Munzur’un, Dersim halkının inançla, kültürle ve doğayla kurduğu bağın canlı hafızası olduğu belirtilen açıklamada, “Munzur’un gözelerine mescit yapılması, yalnızca bir inanç saldırısı değil; aynı zamanda siyasal bir mühendisliğin, asimilasyon politikasının açık göstergesidir. Bugün iktidar, halkın gerçek sorunlarını çözmek yerine yoksulluk, işsizlik, göç, eğitimdeki çöküş, sağlıkta eşitsizlik Alevi toplumunun kutsallarına müdahale ediyor. Bu, bir yönetim tercihi değil, bir siyasi saldırıdır. Çünkü iktidar biliyor ki halk kendi yolunda, kendi kültüründe, kendi inancında direnç bulur. O direnci kırmak için kutsalları hedef alıyor. Bizler biliyoruz: Munzur, Alevi halkı için ibadetin kendisidir. Dağ, taş, su, rüzgâr, ateş; hepsi Hakk’ın tecellisidir. Oraya mescit açmak, yalnızca beton dökmek değildir; hafızaya, inanca, kültüre saldırıdır. Bu, laiklik ilkesine aykırıdır. Bu, anayasanın eşit yurttaşlık hakkına aykırıdır. Bu, uluslararası inanç özgürlüğü normlarına aykırıdır.

    Biz bu saldırının yalnızca Alevilere değil, tüm demokrasi güçlerine yapılmış bir tehdit olduğunun farkındayız. Bugün Munzur’da yapılan, yarın başka bir halkın, başka bir inancın, başka bir kültürün başına gelecektir. Bu yüzden diyoruz ki: Munzur yalnızca Dersim’in değil, tüm halkların ortak mirasıdır. Munzur’a mescit değil, özgürlük gerekir. Halka eşit hizmet gerekir. Gençlere umut, analara huzur, insanlara eşitlik gerekir. Biz Munzur’un yolundan, hakikatten, özgür inançtan asla vazgeçmeyeceğiz. O mescidi oradan kaldırın! Munzur’a dokunmayın, Dersim’e dokunmayın, inancımıza dokunmayın!” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Kordu: Bu müdahale, toplumsal barışı da doğrudan ilgilendiren bir meseledir!

    Milletvekili Kordu: Bu müdahale, toplumsal barışı da doğrudan ilgilendiren bir meseledir!

    PİRHA – Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Munzur Gözeleri’nde açılan mescit sebebiyle tepkisini dile getirdi. Konuya dair İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soru önergesi yönelten Kordu, “Munzur Gözeleri’ne yönelik bu müdahale, sadece Alevi toplumunu değil, inanç özgürlüğünü ve toplumsal barışı da doğrudan ilgilendiren bir meseledir” diye belirtti.

    Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri’ne yapılan mescit, siyaset camiasında da tepkiyle karşılandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Munzur Gözeleri’nin, Alevi toplumu için en kutsal ziyaret mekânlarından biri olduğunu belirtti.

    “TOPLUMSAL BARIŞI ZEDELEYECEK NİTELİKTE”

    Ayten Kordu, konuyla ilgili Meclise önerge sunarak şu eleştirilere yer verdi:

    “Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Baba ve Munzur Gözeleri, Alevi toplumu için en kutsal ziyaret mekânlarından biridir. Yüzyıllardır Alevilerin hakikat, doğa ve Hakk ile buluşma mekânı olan bu alan, sadece yerel halk için değil, tüm Alevi toplumu açısından inancını yaşadığı manevi ve kültürel bir hafıza merkezidir.

    Ancak son yıllarda, ‘turizm’ gerekçesiyle bölgeye çok sayıda müdahale yapılmış; doğanın dengesi bozulmuş, Alevi toplumunun inanç hassasiyetleri gözetilmemiştir. Son olarak Munzur Gözeleri girişinde bulunan yapılardan birinin mescit olarak düzenlenmesi, bölgede yaşayan yurttaşlar ve Alevi toplumunda haklı endişe ve tepkilere neden olmuştur.

    Bu girişim, Alevi toplumuna ve farklı inançlara ulus devlet anlayışının tekçiliği dayatan politikalarından kaynaklı tarihsel hafızasında derin yaralar açan zorla cami ve imam dayatmalarını hatırlatmaktadır. Oysa Alevi toplumu yıllardır eşit yurttaşlık hakkı, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve kutsallarına saygı gösterilmesi için mücadele etmektedir. Demokratik, eşitlikçi ve çoğulcu bir toplumda, hiçbir inanç topluluklarının kutsallarına dışarıdan müdahale edilmemelidir.

    Munzur Gözeleri’ne yönelik bu müdahale, sadece Alevi toplumunu değil, inanç özgürlüğünü ve toplumsal barışı da doğrudan ilgilendiren bir meseledir. Bu durum, Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ilkesine aykırıdır ve toplumsal barışı zedeleyecek niteliktedir.

    Demokrasi ve barışın konuşulduğu bir süreçte temel sorumluluk herkesin kendi inanç ve kutsalını eşit yaşayacağı sistemi birlikte inşa edebilmesidir. Bu sorumluluk ile hareket edilmeli ve herkes bu sorumluluğa göre yaklaşarak toplumun, kurumların günlerdir basın aracılığı ile gösterdiği tepkilere ve taleplere duyarlı davranmalıdır. Bu duyarlılıkla yaşamın her alanında farklı inançların ve kültürlerin bir arada, eşit haklarla yaşamasını savunarak ilgili kuruma soruyoruz.

    “BU KARAR, HANGİ HUKUKİ DAYANAKLA ALINMTIR?”

    Milletvekili Ayten Kordu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve ilgili kurumlara şu soruları yöneltti:

    “Dersim Ovacıktaki Alevilerin kutsal mekânlarından olan Munzur Gözeleri girişine mescit yapılmasının gerekçesi nedir? Bu karar kimler tarafından ve hangi hukuki dayanakla alınmıştır?

    Munzur Gözeleri’nin Alevi toplumu için manevi değeri göz önünde bulundurularak, bu karar alınırken bölge halkının, Alevi kurumlarının ve inanç önderlerinin görüşü alınmış mıdır? Halkın rızası gözetilmeden yapılan bu uygulama hangi toplumsal ihtiyaca karşılık gelmektedir?

    Alevi toplumunun rızası olmadan kutsal mekânlarında yapılan bu tür düzenlemeler, Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi toplumunun kutsallarına bir müdahale daha: Munzur Gözeleri girişine mescit açıldı!
    Alevi kurumlarından, Munzur Gözeleri’nde açılan mescit sebebiyle tepki!
    DAD’dan Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki!
    Celal Fırat’dan, Bakan Yerlikaya’ya: ‘Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?’
    FEDA ve DAKB: Yetkililer Munzur’un doğal ve manevi dokusuna saygı göstermeye mecburdur!

     

  • Celal Fırat’dan, Bakan Yerlikaya’ya: ‘Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?’

    Celal Fırat’dan, Bakan Yerlikaya’ya: ‘Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?’

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Munzur Gözeleri’nin girişine mescit yapılmasının bir asimilasyon girişimi olduğunu belirtti. Konuya ilişkin Meclis’e soru önergesi ileten Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Alevi toplumu açısından kutsal kabul edilen inanç mekânlarında, rıza olmadan benzeri düzenlemelerin yapılması Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?” diye sordu.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Munzur Gözeleri’nin girişine mescit açılmasına yönelik tepkiler sürüyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, konuyu Meclis gündemine getirerek yapılanları “Asimilasyon girişimi” olarak tarifledi.

    Fırat, nüfusunun neredeyse tamamının Alevi olduğu bir bölgede, böylesine bir uygulamanın hayata geçirilmesini kınayarak şu açıklamayı yaptı:

    “Dersim/Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözeleri, Alevi toplumu açısından büyük bir kutsiyet taşıyan inanç merkezlerinden biridir. Bölgedeki halkımızdan aldığımız bilgilere göre, Munzur Gözeleri girişinde yer alan yapılardan birinin mescit olarak düzenlenmesi, bölgedeki yurttaşların büyük bir tepkisine yol açmıştır. Nüfusunun neredeyse tamamı Alevi olan bir bölgede, geçmişteki asimilasyon girişimlerini hatırlatan, inanç mekânlarının özgün karakterine aykırı uygulamaların yapılması; Alevi toplumunda, toplumsal barışı konuştuğumuz bu süreçte kırgınlığa ve güvensizliğe yol açmaktadır. Bu yanlış uygulamadan bir an önce vazgeçilerek, bölge halkımızın ve ziyaretlerini yapan canlarımızın hassasiyetleri çerçevesinde bir düzenlemenin yapılması zaruridir.”

    “ZORLA CAMİ VE İMAM DAYATMALARINI HATIRLATMAKTA”

    Milletvekili Fırat, yaşananlar ardından Meclise soru önergesi vererek, ‘turizm gerekçesiyle’ bölgeye yönelik müdahalelere işaret etti. Söz konusu yapılaşmayla ilgili Alevi toplumunun rıza ve inanç hassasiyetlerinin gözetilmediğini belirten Fırat, önergesinde şu açıklamaya yer verdi:

    “Munzur Gözeleri girişinde yer alan yapılardan birinin mescit olarak düzenlenmesi, bölgedeki yurttaşların ve Alevi toplumunun ciddi itirazlarına yol açmıştır. Nüfusunun neredeyse tamamı Alevi olan bir bölgede, inanç mekânlarının özgün karakterine ve teolojik bütünlüğüne aykırı uygulamaların yapılması; Alevi toplumunda, tarihsel olarak yaşanan, zorla cami ve imam dayatmalarını hatırlatmaktadır.

    Her inancın mekanları, tartışmasız olarak büyük bir saygıyı hak etmektedir. Burada mesele, devletin ve yerel idarenin Alevi toplumunun kutsallarına saygı göstermemesi, rıza gözetmemesi ve inanç merkezlerini asimilasyon politikalarına alet etmesidir.”

    “MESCİT YAPILMASININ GEREKÇESİ NEDİR?”

    DEM Partili Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    Dersim/Ovacık Munzur Gözelerinin girişine mescit yapılmasının gerekçesi nedir?

    Bu karar alınırken bölge halkının, Alevi kurumlarının ve inanç önderlerinin görüşü alınmış mıdır?

    Alevi toplumu açısından kutsal kabul edilen inanç mekânlarında, rıza olmadan benzeri düzenlemelerin yapılması Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi toplumunun kutsallarına bir müdahale daha: Munzur Gözeleri girişine mescit açıldı!
    Alevi kurumlarından, Munzur Gözeleri’nde açılan mescit sebebiyle tepki!
    DAD’dan Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki!

  • DAD’dan Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki!

    DAD’dan Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki!

    PİRHA-DAD, Tunceli Valiliği’nin Munzur Gözeleri’nde açtığı mescite tepki göstererek, “Munzur Gözeleri bizler için sadece doğa harikası olan bir mekân değil, aynı zamanda Munzur Baba’nın tarihsel maneviyatı ile oluşan Hakk’ın mekanıdır. Birkez daha sesleniyoruz; İnancımızdan, kutsallarımızdan ve ziyaretlerimizden elinizi çekin” dedi.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yazılı açıklama yaparak tepki gösterdi.

    “DEVLET AKLI, YENİ BİR TAHAKKÜMCÜ MÜDAHALEYLE KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR”

    Munzur Gözeleri’nin girişinde mescit açılmasının ‘tek din’ dayatmasına devam etmek olduğunu belirten DAD, “Gündelik olarak inkâr ve asimilasyon üreten devlet aklı, Raa/Rêya Heq Alevi inancına yönelik yeni bir tahakkümcü müdahaleyle karşımıza çıkmaktadır. Alevi inancını tanımayan ve kayyum politikalarının izdüşümü olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığı ile inancımıza dair tüm değerleri denetimine almak isteyen egemenlikçi devlet aklı, şimdi de Munzur Gözelerinin girişinde mescit açarak ‘tek din’ dayatmasına devam etmektedir” dedi.

    “TÜRK-İSLAM SENTEZLİ DAYATMALARIN TEZAHÜRÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR”

    “Yıllarca barajlarla boğulmak istenen ve peyzaj çalışmaları adı altında doğal dokusu bozulan Munzur; bugün de farklı bir yönelimle karşı karşıya” denilen açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Hiçbir dinin veya hiçbir inancın ibadethanesiyle bir sorunumuz olmadığı bilinmelidir. Fakat inancımızı yok sayan Nehak zihniyetin Raa/Rêya Heq Alevi toplumsallığı için kutsaliyeti büyük olan Munzur Baba Mekânı’nda bu girişime yeltenmesi de, bizlerin nezlinde tarihten bu yana süre gelen Türk-İslam sentezli dayatmaların tezahüründen başka bir şey değildir.

    Munzur Gözeleri bizler için sadece doğa harikası olan bir mekân değil, aynı zamanda Munzur Baba’nın tarihsel maneviyatı ile oluşan Hakk’ın mekanıdır. Birkez daha sesleniyoruz; İnancımızdan, kutsallarımızdan ve ziyaretlerimizden elinizi çekin!
    Munzur bê wayîr niyo! Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi toplumunun kutsallarına bir müdahale daha: Munzur Gözeleri girişine mescit açıldı!
    Alevi kurumlarından, Munzur Gözeleri’nde açılan mescit sebebiyle tepki!

     

  • Alevi kurumlarından, Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki!

    Alevi kurumlarından, Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki!

    PİRHA – Çok sayıda Alevi çatı örgütü, Tunceli Valiliği’nin Munzur gözelerinde açtığı mescit kararını kınadı. Yazılı açıklama yayımlayan kurumlar “Kutsallarımıza saldırarak barış tesis edilemez” dedi.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, toplumun tepkisini büyütüyor.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Munzur Gözeleri’ne dönük müdahale sonrası çok sayıda Alevi örgütü de yazılı açıklama paylaşarak karara tepki gösterdi.

    KUTSALLARIMIZA SALDIRARAK BARIŞ TESİS EDİLEMEZ”

    “Munzur Baba’ya, kutsallarımıza ve inancımıza dokunmayın!” başlıklı yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “Munzur Baba, Dersim’in kalbinde, Alevilerin en kutsal mekanlarından biridir.

    Munzur gözeleri, yüzyıllardır Alevilerin hakikatle, doğayla ve Hakk ile buluştuğu mekandır.

    Munzur Baba’ya el uzatmak, yalnızca Alevilerin inancına değil, insanlığın ortak değerlerine de saldırıdır.

    Ne yazık ki; son dönemde devlet eliyle inancımıza ve kutsallarımıza yönelik saldırılar peş peşe gelmektedir. Daha dün, cemevlerimizden zorla ezan okutuldu, Hacıbektaş’ta korsan etkinliklerle inancımız kirletilmek istendi, Suriye’de Alevi soykırımı devam ediyor. Şimdi de Tunceli Valiliği tarafından Munzur gözelerine mescit açıldı.

    Bu yaklaşım açık bir şekilde Alevi inancını hedef almakta ve kutsallarımız gasp edilmektedir.

    Hiç kimsenin, hiçbir makamın, Alevilerin değerlerine el uzatma hakkı yoktur.

    Üstelik bütün bu girişimlerin, ülkede barış ve demokratik çözüm tartışmalarının yürütüldüğü bir süreçte yapılması manidardır.

    Barışın konuşulduğu bir dönemde, böylesi provokatif adımların atılması, bu süreci baltalamak isteyenlerin işidir.

    Kutsallarımıza saldırarak barış tesis edilemez. İnançlara ve kimliklere saygı olmadan gerçek barış olmaz.

    Biz Alevi kurumları olarak;

    Munzur gözelerine mescit açılmasını ve inancımıza yönelik tüm bu asimilasyon politikalarını en sert şekilde kınıyoruz.

    Munzur Baba’nın ışığını söndüremeyecekler, rızalığımızı ve inancımızı teslim alamayacaklar.

    Bir kez daha çağrımızdır;

    Ellerinizi kutsallarımızdan çekin!”

    Açıklamada imzası bulunan kurumlar:

    Alevi Bektaşi Federasyonu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı

    Türkiye Alevi Federasyonu

    Alevi Kültür Dernekleri

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu

    HABER MERKEZİ

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi toplumunun kutsallarına bir müdahale daha: Munzur Gözeleri girişine mescit açıldı!

  • Alevi toplumunun kutsallarına bir müdahale daha: Munzur Gözeleri girişine mescit açıldı!

    Alevi toplumunun kutsallarına bir müdahale daha: Munzur Gözeleri girişine mescit açıldı!

    PİRHA- Alevilerce kutsal kabul edilen Munzur Gözeleri’nin girişine mescit açıldı. Peyzaj çalışması kapsamında yapılan yapılardan biri mescide çevrilirken, Alevilerin inanç alanlarına yapılan müdahale yurttaşları kaygılandırıyor.

    Alevi toplumunun kutsalarına dönük müdahaleler devam ediyor. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyünde bulunan ve Alevi toplumunun önemli ziyaretgahlarından biri olan Munzur Gözeleri’ne dönük saldırı devam ediyor.

    “Kültür turları” kapsamında turizm objesi haline getirilmek istenen Munzur Gözeleri’ne müdahaleye bir yenisi daha eklendi.

    Munzur Gözeleri’nin girişine mescit açıldı. Son yıllarda artan turizm yoğunluğuna yanıt olarak köy girişine yapılan sosyal ve ticari tesislerin arasında yer alan mescit, yurttaşların tepkisiyle karşılandı.

    Yuttaşların önemli bir kısmı mescidin açılmasından kaygı duyuyor. Nüfusunun tamamı Alevi olan bir bölgede, kutsal kabul edilen mekânın hemen yakınında mescit açılmasını doğru bulmayan yurttaşlar, yapılanı asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendiriyor.

    Yurttaşların bu düşüncesini pekiştiren yaklaşımın arkasında tarihsel deneyimlerin de payı var. 12 Eylül Darbesi sonrasında devlet tarafından Ziyaret köyüne cami yapılmış, imam atanmıştı. Her ne kadar cami ibadete açık olmasada, bu tür uygulamaların Alevi toplumunun rızası dışında bir uygulama olması nedeniyle yıllarca Aleviliğ yok sayan, inanç merkezlerini kabul etmeyen, dergahlarını işgal eden ‘devlet aklı’nın bir bir yansıması olarak yorumlanıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Gözeler ve Munzur Vadisi tekrar birinci derece sit alanı ilan edilmeli’-VİDEO

    ‘Gözeler ve Munzur Vadisi tekrar birinci derece sit alanı ilan edilmeli’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de geçtiğimiz günlerde Munzur Gözeleri ile ilgili yayınlanan kararnameye ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada “Munzur Gözeleri’nin bir kısmı kesin korunacak hassas bölgeye dahil edilmiş, geri kalan birçok göze ise nitelikli koruma statüsü altında bırakılmıştır” denildi.

    3 Şubat’ta Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Munzur Gözeleri’nin belirli bir kısmı “Munzur ve Pülümür Vadileri Kesin Korunacak Hassas Alanı”na dahil edilmişti. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu karara ilişkin basın toplantısı düzenleyerek söz konusu kararnameye ve kamuoyundaki yanlış bilgilere ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Açıklamayı TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Uğur Beycan okudu.

    KARARNAMENİN TÜM GÖZELERİ KORUMAYA ALDIĞI DOĞRU DEĞİL

    Beycan, Munzur ve Pülümür Vadileri’nin bütün olarak birinci derece kesin korunacak hassas alan ilan edildiği şeklinde kamuoyunda bir algı oluştuğu belirterek, “3 Şubat 2025 tarihinde yeni bir kararname yayınlandı. Bu kararnameden önce 2023 tarihinde bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi daha yayınlanmıştı. Bu kararnameye göre, Munzur Gözeleri ve Munzur Gözeleri’ni takip eden Ziyaret köyü, Koyungölü, Yeşilyazı alanını kapsayan bölgelere kadar alanlar kesin korunacak hassas bölge statüsünden nitelikli korunacak hassas bölge statüsüne düşürülmüştü. Bunun akabinde 2023 tarihinde TMMOB olarak bu durumla ilgili konuya ilişkin bir dava süreci başlattık” dedi.

    “KARARNAME HUKUKA AYKIRILIĞI TESCİLLEDİ”

    “Kapsam dışında kalan gözelerin bilimsel olarak kapsama içine alınan gözelerden nitelik olarak ne farkı var?” diye soran Beycan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kararname bazı bölgeleri kesin korunacak hassas alana dahil etmiş ve kapsamı son kararnameye göre genişletmiştir. Bu açıdan olumludur ama yaklaşık kırk gözeyi barındıran Munzur Gözeleri’nin bir kısmı kesin korunacak hassas bölgeye dahil edilmiş, geri kalan birçok göze ise nitelikli koruma statüsü altında bırakılmıştır. Kırk tane göze 2023 kararnamesinde birinci derece kapsamı dışında bırakan, iki yıl sonra tekrardan bir kısmını bu kararnamenin içine alan anlayış aslında hukuki aykırılığını tescillemiş oldu. TMMOB olarak iki gün önce idari mahkemeye tekrardan beyanımızı sunmuş durumdayız.”

    “KAPSAM DIŞI KALAN MUNZUR GÖZELERİ’NİN İLK HALİNE GETİRİLMESİ KONUSUNDA ISRARCIYIZ”

    Beycan, konuşmasının devamında Munzur Gözeleri’nin hem ekolojik önemine hem de Alevi inancındaki yerine vurgu yaparak “Mevcut idareyi bilime, hukuka, tekniğe ve yörenin bütün inançsal ritüellerine saygı duymaya davet ediyoruz. Eğer samimiyetle Munzur Gözeleri’ne ve ekolojisine dair bir koruma kapsamı genişletmek isteniyorsa, hem ekolojik boyutuyla ele alınması gerektiğini, hem inanç boyutuyla ele alınması gerektiğini tekrar söylüyoruz. Munzur Gözeleri ve Munzur Vadisi Milli Parkı için Dersim halkının net talebidir: Devletin en üst düzeyde koruma statüsünü alması gerekmektedir. Dersim’deki demokrasi güçleri olarak kapsam dışı kalan Munzur Gözeleri’nin ilk haline getirilmesi ısrarımızın devam ettiğini burdan ifade ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Munzur ve Pülümür vadileri “kesin korunacak hassas alan” ilan edildi

  • Avukat Gamze Yentür: Dersim’deki kutsallar turizm adı altında yağmaya açılmış durumda!-VİDEO

    Avukat Gamze Yentür: Dersim’deki kutsallar turizm adı altında yağmaya açılmış durumda!-VİDEO

    PİRHA- Sermayenin çıkarları uğruna doğa kıyımının önündeki tüm yasal kısıtlamaların kaldırıldığını belirten Avukat Gamze Yentür, Dersim’deki doğa talanına dikkat çekti. Yentür, “Munzur sadece doğal güzellikleriyle bilinmiyor, Dersim’in ve bölgenin en önemli ziyaretgah alanlarından biri. Dolayısıyla burada yapılabilecek her türlü şey oradaki alanı bozmaya dönük olacaktır. Bölgemizdeki önemli yerler turizm adı altında yağmalanmaya başlandı” dedi.

    Maden ve taş ocakları, baraj ve hidroelektrik santrali projeleri, av ihaleleri, peyzaj projeleri ve orman yangınları ile yok edilmek istenen Dersim yeni talanlarla karşı karşıya. Son olarak Aleviler için önemli inanç merkezlerinden olan Munzur Gözeleri’nin doğal sit alanı statüsü, 1. dereceden 2. derece doğal sit alanı statüsüne düşürüldü.

    Munzur Gözeleri, Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 2003 tarihli kararı ile 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmişti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise 28 Temmuz 2023 günü yayınladığı ilan ile Munzur ve Pülümür vadilerinin vadi tabanlarının ve Munzur Gözeleri’nin bulunduğu alanın ‘bakanlık makamının oluru’ ile ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ olarak tescillendiğini duyurdu. 29 Ağustos 2023 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Munzur ve Pülümür vadilerinin ‘Korunacak Nitelikli Alan’ ilan edildiği kararı Resmi Gazete’de yayınlandı.

    İktidarı Türkiye’de yaşamın her alanında sermaye yararını gözeterek dünyada süren yağmayı aşan biçimde doğal yaşamı şirketlerin özgürce at koşturdukları alanlar haline getirirken, oluşturulan havuzlardaki bir avuç şirketle büyük bir sömürü mekanizması kurdu. 22 yıllık iktidarlarında sermaye çıkarları uğruna doğa kıyımının önündeki tüm yasal kısıtlamaları kaldırıldı. Türkiye coğrafyasının tamamına yayılan yağma ile; su havzaları susuz bırakılırken, tarım arazileri işgal edildi. İktidar Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca hektar doğal yaşamı madenlere açarken, ormanlar ve meralar, enerji ve maden şirketlerinin yağma alanına dönüştü. Bu yağma süreçleri ise iktidar tarafından çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle ‘yasal yağma’ sürecine dönüştü.

    Munzur Gözeleri’ne yönelik müdahaleyi değerlendiren Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Gamze Yentür, ortaya çıkacak durumun ekolojik bir yıkıma yol açacağını belirterek, bölgenin sermaye uğruna yağmalandığını söyledi.

    “YAPILAŞMAYI BERABERİNDE GETİRECEK BİR KARAR”

    Munzur Gözeleri’nin nitelikli koruma alanı ilan edilmesi kararının yapılaşmayı da birlikte getireceğini söyleyen Yentür, “Munzur 2003 yılında birinci derece sit alanı olarak ilan edilmişti. 2023’te nitelikli koruma alanı olarak ilan edildi. Bu karar sadece devletin kararı değil, bölgedeki sermayenin de kararıydı, böyle bir başvuruları var. Sermayenin talebi karşılanmak istiyor. Nitelikli koruma alanına düşürülmesi yani ikinci derece sit alanına düşürülmesinin belli sorunları var. Bunlar sadece oradaki sermayenin büyümesi değil aynı zamanda projelerin de yapılabileceğinin önünü açan bir karar. Gölet, tarımsal sulama alanları, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve yapılaşmaya izin verebilecek şekilde bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Buna Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bir dava açtı, geçtiğimiz günlerde de keşif yapıldı” diye konuştu.

    “YAPILACAK HER ŞEY MUNZUR’U BOZMAYA DÖNÜK!”

    Yentür, Munzur Gözeleri’nde 2022 yılında yapılan sözde peyzaj çalışmasının tahribatlarına da değinerek, “Bölgede Munzur’un kutsallığından kaynaklı insanların buraya dair bir hassasiyeti var. Munzur sadece doğal güzellikleri değil Dersim’in ve bölgenin en önemli ziyaretgah alanlarından biri. Dolayısıyla burada yapılabilecek her türlü şey oradaki alanı bozmaya dönük. Geçtiğimiz sene Munzur’a köprüler, oturma alanları yapılmıştı. O bile aslında suyun çıktığı alanı ve suyun geliş yönünü çok ciddi etkilemiş. Bu sene yerinde gözlemlerimizle kuraklıkla birlikte sularla azalma da söz konusuydu. Doğal kaynak suyu ve yağışlarla besleniyor” dedi.

    TURİZM ADI ALTINDA YAĞMA!

    Dersim’in kutsal ve önemli mekanlarının turizm adı altında yağmaya açıldığını ifade eden Yentür, ekolojik kırıma dair mücadelede çağrısında bulunarak, “Henüz dava süreci bitmiş değil. Bununla ilgili mücadele etmek gerekiyor. Dersim’in bağrından çıkıp sermayeleşmiş olsa dahi oradaki mevcut sermayenin de geri adım atması lazım. Dersim büyük bir ekolojik yıkım ile karşı karşıya. Birçok maden, baraj projesi var ve bunun 400’e yakın olduğu biliniyor. Bu şekilde bölgemizdeki önemli yerler turizm adı altında yağmalanmaya başlandı. Kontrolsüz bir turizm tanıtımı var. Aynı zamanda bölgenin kültürünü yok eden, yoran, zorlayan bir sürece dönmüş durumda. Bununla ilgili ilk başta biz dernekler olmak üzere metropolde, yurtdışında yaşayanlar bir mücadele hattı ortaya koyup bir şeyler yapmak lazım. Bölgedeki yıkıma karşı örgütlenmekten başka çare yok” diye belirtti.

    MUNZUR VADİSİ’NDEKİ PROJELERDEN BAZILARI

    Tunceli Valiliği’nin koordinesinde Fırat Kalkınma Ajansı (FKA) tarafından hazırlanan proje kapsamında Munzur üzerine çelikten köprüler inşa edildi.
    -Ovacık Topuzlu Köyü’ne 7024,46 hektar alandan altın, bakır ve molibden çıkarılması planlanıyor.
    -Karayonca Köyü’nde 11.625,72 hektar alanda yine altın, bakır ve molibden ocağı kurulması planlanıyor.
    -Geyiksuyu Köyü’nde 17.107,30 hektarlık alandan bakır ve gümüş madeni çıkarılacak.
    -Pülümür’de Erz Madencilik tarafından ruhsatı alınan ve yıllardır faaliyet gösteren Pülümür ilçesi Bağırpaşa dağı krom madeni sahası 4 bin hektar büyüklüğünde.
    -Pülümür ilçesi Karagöz yaylasında Dimin madencilik şirketinin ruhsat aldığı ve ÇED gerekli değildir kararının alındığı proje ise 1924 hektar büyüklüğüne sahip
    -Pertek ilçesinde yer alan Kolonkaya Köyü ve Yeniköy-Tozkoparan Köyü sahalarında iki farklı madencilik projeleri bulunuyor. Buradaki projeler için önceden Kanada Toronto merkezli Tigris Eurasia adlı madencilik şirketinin başvurduğu ve ruhsat aldığı bu şirketin Türkiye’de ki hisselerini Ravello Investment Group Limited’e devrettiği belirtiliyor.
    -Pertek ilçesi Yeniköy-Akbayır köyleri (Cankurtaran)  bölgesinden yer alan tepelerden başlayacak olan proje sınırları Tozkoparan köyü hudutlarının da bir kısmını içine alarak Çevirme ve Günboğazı sınırlarına kadar uzanacak. Şirketin yine bu sahada bakır, gümüş gibi önemli maddenler peşinde olduğu ve sondajlama çalışmaları yürüteceği biliniyor.
    -1985 yılında Mercan Suyu üzerinde kaçak şekilde inşa edilen Meran Regülatörü ve HES projesi bulunuyor.
    -17 Ağustos 2009’da su tutum işlemi yapılan Uzunçayır Barajı ve HES
    -Dinar Çayı üzerinde inşa edilen Dinar regülatörü ve HES
    -Peri suyu üzerinde Seyrantepe Barajı ve HES
    -Tatar Barajı ve HES
    -Pembelik Barajı ve HES

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR