Etiket: murat çepni

  • ‘Beton binaları ele geçirebilirsiniz ama halkın iradesini asla teslim alamazsınız’-VİDEO

    ‘Beton binaları ele geçirebilirsiniz ama halkın iradesini asla teslim alamazsınız’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstererek Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Kayyımı, halkın iradesine yönelik saldırı olarak görüyoruz. İktidar, seçimle alamadığı yerleri kayyım darbesiyle almak istiyor” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstererek Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Van Büyükşehir Belediyesi, Van halkının iradesidir’ , ‘Kayyım gasptır, kabul edilemez’ pankartı açıldı. Açıklamayı Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına ESP PM Üyesi Orhan Çelebi okudu. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KAYYIMA KARŞI MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Kayyımı, halkın iradesine yönelik saldırı olarak gördüklerini söyleyen Orhan Çelebi, “İktidar seçimle alamadığı yerleri kayyım darbesiyle almak istiyor. Belediyelerimizin mülkleri milyonlarca borç bırakılarak yandaşlara peşkeş çekiliyor. Kayyım atanan bir kent ve Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak kayyıma karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “KAYYIM, HIRSIZLIKTIR”

    AKP’nin belediyelere baktığında rant gördüğünü belirten ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, ” Biz ise belediyelere baktığımızda halkın demokratik iradesini görüyoruz. Belediyelere yönelik geliştirilen kayyım gaspı hırsızlıktır. Bizler belediyelerde halkımızın siyasi iradesini temsil ediyoruz. AKP’nin kayyım politikası ise darbe siyasetini temsil ediyor. Beton binaları ele geçirebilirsiniz ama halkın iradesini asla teslim alamazsınız” dedi.

    “HALK SİZE BOYUN EĞMEZ, DİRENİR”

    AKP iktidarının suç işlediğini bildiği için Van Büyükşehir Belediyesi’ne gece yarısı baskın yapıldığını vurgulayan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Önce kayyım kararı alınıyor daha sonra yargı kararı veriyor. Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’ndan AKP’ye kayyım meselesini çözme çağrısında bulunuyoruz. Ülkeyi halka rağmen yönetmek istiyorsanız bu halk da size boyun eğmez ve direnir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Figen Yüksekdağ’ın ‘Sınırsız Savunmalar’ kitabı için Dersim’de imza günü-VİDEO

    Figen Yüksekdağ’ın ‘Sınırsız Savunmalar’ kitabı için Dersim’de imza günü-VİDEO

    PİRHA-HDP tutuklu eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın “Sınırsız Savunmalar” kitabı için Dersim’de imza günü gerçekleştirildi.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) tutuklu eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın “Sınırsız Savunmalar” kitabı için Dersim’de imza günü gerçekleştirildi. Etkinliğe, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri çok sayıda yurttaş katıldı.

    İmza günü etkinliğinde Figen Yüksekdağ’ın “Sınırsız Savunmalar” kitabını Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni imzaladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de ‘Kürt sorununda çözüm’ paneli: Birleşik mücadeleyi büyütmeliyiz-VİDEO

    Dersim’de ‘Kürt sorununda çözüm’ paneli: Birleşik mücadeleyi büyütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-“Dersim Kürt sorununda çözümü konuşuyor” konulu panel düzenlendi. İktidara güvenerek yola çıkmadıklarını ifade eden HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Biz sayın Abdullah Öcalan’a güveniyoruz. Onun çizeceği yol haritasında kesinlikle Kürt halkının hak ve özgürlükleri ve çözüm konusunda çabasının bitmeyeceğini çok iyi biliyoruz” derken, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ise, “AKP ve MHP partisine güvenilmez. Mücadele varsa onurlu barışta vardır. Adil, demokratik onurlu bir barış mücadelesi yürütmek gerekir. Barış mücadele meselesidir” diye konuştu. 

    Dersim’de Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin konuşmacı olarak katıldığı “Dersim Kürt sorununda çözümü konuşuyor” paneli düzenlendi. Panele DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KÜRT SORUNU İNKÂR POLİTİKALARIYLA ORTAYA ÇIKTI”

    Kürt sorununun, inkâr politikalarıyla ortaya çıktığını belirten HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Kürt, diliyle, kültürüyle, tarihiyle, doğasıyla her şeyiyle bir bütün olarak kabul edilmelidir. Cumhuriyet tarihinde Türkleştirme politikası, ulus devlet içinde bu kimliği yok etme politikası ola geldi. İktidarların, partilerin, liderlerin değiştiğini ama Kürtlerin varlığının, dilinin eğitim dili olarak kamusal alanda kullanma talebinin halen değişmedi. Şuan mevcut iktidar Türkiye’de ‘Kürt sorunu yoktur’ diyor. Kürt meselesinin varlığını kabul ederse Kürtlerin hak taleplerini, mücadelelerini kabul etmek zorunda kalacakları için böyle bir yaklaşımı ortaya koyuyorlar. Ekonomi deki en büyük harcamalar, savaş ve çatışmalara, inkara harcanan paradır. Bunu Türkiye halklarına anlatmamız lazım” diye konuştu.

    “BİZ ABDULLAH ÖCALAN’A GÜVENİYORUZ”

    Kürt sorunun diyalog ve müzakere ile çözülmesini savunduklarını vurgulayan Meral Danış Beştaş, “Kürt meselesinin çatışma, savaş zemininden çıkarılıp diyalog zemininde çözülmesine dair 90’lı yıllardan beri Kürt hareketinin ve özellikle sayın Abdullah Öcalan’ın görüşleri var. Sayın Öcalan ilk 1993’te barış ve çözüm çağrısını yapmıştır. Biz iktidara güvenerek yola çıkmıyoruz, onun pratiklerini biliyoruz. Biz sayın Abdullah Öcalan’a güveniyoruz. Onun çizeceği yol haritasında kesinlikle Kürt halkının hak ve özgürlükleri ve çözüm konusunda çabasının bitmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Çünkü büyük bir sabırla, büyük bir inançla o masayı tutmaya devam ediyor. Sayın Öcalan yakında bir çağrı yapacak. İçeriğinde mutlaka yol haritası da olacak.  Bu konuda önerileri de olacak. Bu konuda görüşmelere, çağrılara dair sözde kuracak. Bu çağrıyla birlikte bizim oturup bekleme, kendiliğinden barışın, adaletin tesis edilmesi gibi bir bekleyişe girme durumumuz olamaz. Bizlerin daha çok çalışması, bu talebi yükseltmek ve bu talep etrafında daha çok örgütlenmemiz lazım” dedi.

    “BARIŞIN TOPLUMSALLAŞTIRILMASI GEREKİR”

    Ortadoğu’daki gelişmeler ışığında Türkiye’nin Kürt sorununu çözme zorunluluğu oluştuğunu vurgulayan ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, “AKP ve MHP’ye güvenilmez, mücadele varsa onurlu barışta vardır. Adil, demokratik onurlu bir barış mücadelesi yürütmek gerekir. Barış mücadele meselesidir, HDK’nin başlattığı barışın toplumsallaştırılması gerekir. Kürt halkı büyük acılar yaşadı, yaşamaya devam ediyor. Kürt halkı açısından onurlu bir barışı yaşıyor, Alevilerde yaşıyor. Bizim bunu şovenizm ile zehirlenmiş, Türkiyeli halklarına anlatmamız lazım. Onları doğrudan bu sürecin bir parçası haline getiremediğimizde başarı şansımız yok. Bu süreç bir mücadele sürecidir, Kürt halkının mücadelesinin sonucudur. Sosyalistler olarak; işçi sınıfı ve barış mücadelesini yürütebiliriz. Aleviler ve barış, kadınlar ve barış başlıkları altında bunu tartışabiliriz” sözlerini kullandı.

    “BİRLEŞİK MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ”

    Türkiye halkları açısından Kürt sorununun çözümünün zorunluluğunun kavranmasının kazanım olduğunu söyleyen Murat Çepni, şunları söyledi:

    “Demokratik ve sosyalist güçler açısından şovenizm ile zehirlenmiş işçi sınıfına Kürt sorununu çok daha rahat anlatma zeminine sahip bir durumdayız. Yeter ki biraz daha cesur ve derinlik bir tartışmaya girelim. Bekletme koridorunda çözüm iradesinin boğulma riski vardır. İçi boş bir çözüm rehavetinin oluşması büyük bir tehlikedir. Hepimiz bu sürecin doğrudan bir parçası olmalıyız. Onurlu barış mücadelesi sosyalizm mücadelesiyle bağlantılıdır. Kürt halkının demokratik her kazanımı, sosyalizm mücadelesinin doğrudan bir kazanımıdır. Sosyalizm mücadelesi, Kürt mücadelesi ayrı değildir. Kürt sorunun adil, demokratik, onurlu çözümüne dair mücadeleyi büyütmek ve faşizme, sömürgeciliğe karşı birleşik mücadeleyi inşa iradesini geliştirmek gerekiyor.”

    Panel soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Barış İçin 1 Milyon İmza’ kampanyası başladı!-VİDEO

    ‘Barış İçin 1 Milyon İmza’ kampanyası başladı!-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Kongresi (HDK) “Barışa 1 Milyon İmza” kampanyasının deklerasyonunu açıkladı. HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Barışın toplumsallaşması meselesini HDK olarak önümüze koyduk. 8-9 Şubat’ta da uluslararası bir program yapıp barışı konuşacağız” dedi. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), İmralı görüşmelerinin başlamasının ardından “Barış için 1 milyon imza” kampanyasını başlattı.
    Kampanyanın deklerasyonu Taksim’deki Hill otelde basın toplantısıyla açıklandı.

    Toplantıya, siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra demokratik kitle örgütlerinin de temsilcileri katıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş “Şu an barışa bir kapı aralanmış durumda” diye belirtti.

    Beştaş, Gazze’de yaşananlara dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Orada yaşananları uzun süre unutamayız. Canlı yayınlarda ölümler izlettiriliyor. Her yerde bu utanç sayfaları devam ediyor. Barışa dair kuracağımız birçok söz var. Bizler HDK çatısı altında sağlam tuğlalarla barışı örmek istiyoruz. Bu meselenin şu an gündemde yer alması, adaleti nasıl tesis edebileceğimizi hep birlikte düşünmeliyiz. Barışın toplumsallaşması meselesini HDK olarak önümüze koyduk. 8-9 Şubat’ta da uluslararası bir program yapıp barışı konuşacağız.

    “KÜRT SORUNU BU ÜLKEDEKİ EŞİTSİZLİĞİN ADIDIR”

    Evet Kürt sorunu bu ülkedeki eşitsizliğin adıdır. Bu topraklar tekçi bir zihniyetle devam edemez. Savaş politikalarına hep birlikte dur demeliyiz. Rojova, dünya halklarına umut sunmaktadır. Ama şu anda Suriye’de Aleviler, Dürziler ve birçok halk tehdit halkası içerisinde. Ayrımcılığın her türlüsünü karşımıza alarak demokrasi inşasını mümkün görüyoruz. Kürt sorununun çözümü için, pozitif barışı örmek mümkündür. Bu nedenle imza kampanyamızı her yerde konuşuyor olacağız. Tüm demokratları, barış için bir tuğla koymaya inisiyatif almaya davet ediyoruz.”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu ise “Yaşanan tüm okumsuzluklara rağmen barış ihtimali üzerinde duracağız. Biz, barış ihtimali ne olursa olsun o ihtimali büyütme çabasındayız.” diyerek söze başladı.
    Ali Kenanoğlu, okuduğu ortak metinde TBMM Başkanlığına çağrı yaparak şunları söyledi:

    “Kürt sorunu demokrarik barışçıl çözümü beklemektedir. Ortadoğudaki soykırımlar bize gösteriyor ki barış kaçınılmazdır. Herkesi barış için sorumluluk almaya davet ediyoruz.
    Bu sadece bir imza ver kampanyası değil, barışı toplumsallaştırma amacımız var. Mitingler, paneller ile bu barışı öreceğiz. Toplumsal alanda HDK bu süreçte misyonunu yerine getirecektir. Geleceğimizin bu ortak vatanda barış içerisinde yaşamayı başkalarının inisiyatifine bırakmayacağız.”

    BAKIRHAN: TÜM EZİLENLERİ BU İMZA KAMPANYASINA DESTEK VERMEYE DAVET EDİYORUM

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, HDK’nin başlattığı kampanyanın kıymetli olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Evet Ortadoğuyu görüyoruz. Hiç bir dönemde olmadığı kadar siyasi zemin kırılmalarla karşı karşıyadır. Ama kendi barışını sağlayamayan sistemler güvenlik sorunu yaşıyor. Biz de bu kaos ve krizden Türkiye halklarının en az zararı alması için çabalıyoruz. Şu anki iktidar geçmişte de tekçi, otoriter bir sistemi tercih etti. Demokrasi yok ve her alanda ciddi çürüme var. Ekonomik olarak da ciddi bir çöküş var. Şimdi bu kaosun tek bir sebebi var, toplumsal barışı sağlayamamaktır. Kaynaklar SMO çetelerine, milli güvenliğe, SİHA, İHA olarak, mermi olarak gidiyor. Bu kaynakların nereye gittiğini sormalıyız. Evet savaş, bir çürümedir. Bizler bu çıkışın yolunu defalarca ifade ettik. Başta Kürt sorununun çözümü gerekir. Bunun dışındaki bir yol refaha, huzura çıkmaz. Biz, çözümün yanındayız. Demokratik bir zemin oluşsun ki taraflar çağrı yapabilsinler. Biz de koşullar oluşsun, çağrı yapılsın ve ülke şiddetten arınsın. Onun için demokratik ulus diyoruz. Bunları, seçimlerde oy için demiyoruz. Biz de HDK ile sokak sokak gezerek barışı anlatacağız. Evet savaş ciddi bir karanlık yarattı. Ülkeyi bu karanlıktan barış aydınlığına taşımayı düşünüyoruz. Kürtleri, Alevileri, ezilenleri bu imza kampanyasına destek vermeye davet ediyorum.”

    “TARİHİ BİR ÇALIŞMA OLARAK DEĞERLENDİREBİLİRİZ”

    ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “HDK, çok kıymetli bir çalışma başlattı. Tarihi bir çalışma olarak değerlendirebiliriz. Bölgemiz bir emperyalist barbarlıkla karşı karşıya. Emperyalistler paylaşımlarını yaparken milyonlarca insan yerinden yurdundan ediliyor. Hiç uzatmadan şunu söyleyebiliriz, Kürt halkı, adil bir yaşam için yıllardır bedel ödüyor. Bireysel değil kollektif haklarının kazanımı mücadelesidir. Bu çalışma ve süreç, AKP ve MHP’ye tümüyle bırakılamayacak kadar kıymetli bir süreçtir. Biz nasıl sahiplenirsek bu süreç oraya evrilecektir. Bu kampanyayı sadece imza toplamak biçiminde basitleştirmek istemiyoruz, halkımızla doğrudan bir araya gelme çalışması olacaktır. Bu anlamda bizler de her yerde bu çalışmanın öznesi olacağız.”

     KAMPANYAYA DESTEK VERMELERİ İÇİN ALEVİLERE ÇAĞRI

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da yaptığı konuşmada tüm Alevileri kampanyaya destek vermeye çağırdı. Doğan, Rojava modelinin Aleviler için Rıza Şehri olarak görüldüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Türkiye’de Kürtlerle birlikte en çok ezilen inanç topluluğu Alevilerdir. İstiyoruz ki biz de özgürce inancımızı yaşayalım. Türkiye’nin bu kaotik döneminde, özellikle 2015 yılından sonra bizim inancımıza da kayyım atandı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bu kayyımın adıdır. Şimdi Suriye’deki halklar bir korku ve tedirginlik içerisinde.
    Biz Alevilerin bir ütopyası var, Rıza Şehri. Bizler varlığın birliğini, hak temelli bir yaşamı savunuyoruz. Rıza Şehri rüyamız Rojava’da gerçekleşti. Evet Alevilerin ve tüm toplumsal kesimlerin sorunlarının çözüleceği barış ortamıdır. Çerağımız barış için yakılıyor. Tüm Alevilerin özgürce yaşama şansının tek yolu barış ortamında olabilir. Tüm Alevileri barışa imzacı olmaları için çağırıyorum.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de esnaf ziyaretinde Cevdet Konak’a destek: Verilen ceza halkımızın iradesine darbedir-VİDEO

    Dersim’de esnaf ziyaretinde Cevdet Konak’a destek: Verilen ceza halkımızın iradesine darbedir-VİDEO

    PİRHA-Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen hapis cezasının ardından bugün kitlesel esnaf ziyareti  yaptı. ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, “Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e verilen ceza halkımızın iradesine darbe için gerçekleştirilmiş bir kumpastır” dedi.

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e “örgüt üyeliği ” iddiasıyla yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri ve yüzlerce yurttaş, Cevdet Konak’a verilen hapis cezasının ardından bugün Dersim merkezde kitlesel olarak esnaf ziyareti yaptı. Kitle, esnaf ziyaretinde sık sık “Direne direne kazanacağız” sloganı attı.

    “BELEDİYELERİMİZE KAYYIM ATAYABİLİR AMA İRADEMİZİ ASLA TESLİM ALAMAZLAR”

    Esnaf ziyaretinin ardından Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, şunları dile getirdi:

    “Halk iradesine karşı geliştirilen saldırıların yenisiyle karşı karşıyayız. Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e verilen ceza halkımızın iradesine darbe için gerçekleştirilmiş bir kumpastır. Türkiye’de kayyım bir yönetme biçimidir. Bizim belediyelerimize ve belediye başkanlarımıza sahip çıkmamız geleceğimize sahip çıkmamız demektir. AKP-MHP iktidarı kendi varlığını halklara karşı geliştirdiği zulüm siyasetiyle devam ettirmeye çalışıyor. Kayyıma karşı mücadele doğrudan demokrasi mücadelesidir. Eğer bu mücadeleyi kazanırsak ekmeğimizi, özgürlüğümüzü, geleceğimizi kazanacağız. İktidar kolluk güçleriyle belediye binalarımızı işgal edebilirler, belediye başkanlarımıza cezalar verebilirler ama halkımızın iradesini asla teslim alamazlar. Seyit Rıza Meydanı’ndan bir kez daha haykırıyoruz! Oyunlarınıza alışığız ama direnişimizi de herkes bilsin ve duysun mutlaka kazanacağız. Halkımızı direnişimize dayanışmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘AKP’nin savaş ve sömürü politikaları çöktü’

    ‘AKP’nin savaş ve sömürü politikaları çöktü’

    PİRHA- DEM Parti’nin İBB Eş Başkan Adayları Murat Çepni ve Meral Danış Beştaş seçim sonuçlarına dair konuştu. Çepni, “AKP iktidarının 20 yıllık savaş ve sömürü politikaları çöktü” derken, Beştaş ise “İmamoğlu ‘bu oylar benim’ demesin sakın. Sadece onun oyları değil, AKP’yi cezalandırmak isteyen Kürt halkımızın oylarıdır” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Eş Başkan Adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni, yansıyan seçim sonuçlarına ilişkin partilerinin İstanbul İl Örgütü binasında basın toplantısı yaptı.

    ÇEPNİ: AKP KAYBETMİŞTİR

    Toplantıda konuşan Murat Çepni, “AKP kaybetmiştir” diyerek sözlerine başladı.

    AKP’nin 20 yıllık savaş ve sömürü politikalarının çöktüğünü söyleyen Çepni, “Kazanan halklarımızın değişim ve çözüm isteği olmuştur. Kazanan kayyım gaspı ve politikalarına karşı Kürt halkımız olmuştur. Tüm baskılara rağmen Kürt coğrafyasında tüm kayyımlar çökmüş ve kayyımlar bir kez daha saraya gönderilmiştir. Aynı zamanda bugün AKP etrafına kümelenen sermaye odakları kaybetmiştir. Açlıkla, yoksullukla mücadele eden halklarımız bir kez daha bunun en güçlü tepkisini ortaya koymuşlardır. Aynı zamanda kadın cinayetlerine ve şiddetine karşı, emeklileri açlığa mahkûm eden, doğa katliamlarının uygulayıcısı partiler ve en başta da Kürt sorununda çözümsüzlük ve savaş politikalarında ısrar edenler çökmüştür” dedi.

    Adaylıklarının ilk gününden bu yana İstanbul’da yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten Çepni, “Seçim çalışmaları boyunca Kürt kenti olan İstanbul’da, Kürt halkının taleplerini, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini gündemleştirdik. 1 Mart’ta açıkladığımız seçim deklarasyonumuzda İstanbul yerelinde sorunları ve çözüm önerilerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyduk. Bu iyi anlaşılmalıdır ki sonuçlar yapısal sorunların çözüldüğü anlamına gelmez. Tüm halklarımız bu yanılgılardan uzaklaşmalıdır. Bunun mutlak bir kurtuluş olduğunu anlatsalar da bu sorunlarımızın çözüldüğü anlamına asla gelmez. Bu sonuçlar çok büyük bir şekilde emek ve demokrasi güçlerinin DEM Parti etrafında kenetlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu değişim isteğinin ancak ve ancak örgütlü ve demokratik bir mücadele ile başarıya ulaşabileceğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu bir adımdır ve bunun çok iyi anlaşılması gerekmekte” ifadelerini kullandı.

    BEŞTAŞ: İMAMOĞLU BU OYLAR BENİM DEMESİN

    Meral Danış Beştaş ise seçimlerde ortaya çıkan genel tabloda DEM Parti’nin kazandığını ifade etti.

    Beştaş, “Bütün İstanbul’da sanki sadece iki aday yarışıyormuş gibi bilinçli yaratılan bir algı vardı. Bu süreçte partimize çok büyük bir sansür ve ambargo uygulandı. Tabi ki bütün İstanbullular da bu seçim kampanyasını gördü. Salt DEM Parti seçmeni değil, genel seçmen buna ilişkin bir karar verdi. DEM seçmeni de bu konuda AKP’yi cezalandırmak istedi. İstanbul’da ortaya çıkan sonuç budur. Yani İmamoğlu ‘bu oylar benim’ demesin sakın. Oylar sadece onun değil. Bizim seçmenimiz de verdi, çünkü AKP’yi cezalandırmak istedi. ‘Sahte seçmen’ diye nitelendirdiğimiz binlerce seçmenin aynı okullarda oy kullanması, Kurdistan coğrafyasında yaşananlar, İstanbul’daki seçmenin oyunu doğrudan belirledi” diye konuştu.

    “KÜRTLERİ HANGİ SİLAHLA VURAYIM PROPAGANDASI BÖYLE CEVAP BULDU”

    Beştaş, şunları kaydetti:

    “Seçmenlere tek tek kayyım atandı ve sandıktan kayyım çıkarılmak istendi ama Kürt halkı Kürt illerinde buna çok büyük bir cevap verdi. En çok sahte seçmenin taşındığı illerde, Kürt halkı en büyük cevabı verdi. Biz İstanbul’da kaybetmedik. Oy oranımıza göre üçüncü sıradayız. Çünkü seçmenlerimizin neden gittiğini ve neden zorlandığını çok iyi biliyoruz. Biz seçmenlerimizle birlikte İstanbul çalışmalarını yakından takip edecek ve izleyeceğiz. Bu konuda DEM Parti kazandı diye düşünüyorum. AKP, Kürt halkına savaş açarken seçimde kaybetti. AKP seçim boyunca Kürt halkını hangi silahla vurayım diye düşündü ama Kürt halkı bunu gördü ve buna cevap verdi. Evet, Kürtleri hangi silahla vuracağının propagandası böyle cevap buldu. Aldığımız oy oranını bir önemi olmayacak demiştim. Aslında bizim seçmenimizin stratejik oy kullanmakta ne kadar mahir olduğunu ve ne kadar ölçülü olduğunu bir kez daha gösterdi. Böyle bir denklem olmasaydı bizim oyumuz asla bu değildi.

    “DEĞİŞİM İSTEYENLER KAZANDI”

    Evet, bu sonuçla emekliler, Kürt halkı, yoksullar, işsizler, değişim isteyenler kazandı. Bir kaybeden var, o da AKP-MHP iktidarı. Biz DEM Parti olarak sadece Kürdistan coğrafyasında değil, Türkiye’nin her yerinde varız. Mücadeleye devam edeceğiz. 3’üncü yol stratejimiz kazandı ve biz bundan sonra onların deyimiyle sıkıştırılmak istenen bir yerlerde olmayacağız. Her yerde olmaya devam edeceğiz ve kâbus olmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İBB Adayları Beştaş ve Çepni CAN TV’de açıkladı: Aleviler doğrudan yönetimin içerisinden yer alacak-VİDEO

    İBB Adayları Beştaş ve Çepni CAN TV’de açıkladı: Aleviler doğrudan yönetimin içerisinden yer alacak-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti İBB Eş Başkan Adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni, CAN TV’nin konuğu oldu. Yerel yönetim anlayışlarında Alevilere yönelik politikalarını açıklayan adaylar, “20 milyonu Aşkın Alevi yurttaşının olduğu bir ülkede halen cemevlerine ibadethane statüsü verilmiyor. Bizim belediyemizde Aleviler doğrudan yönetimin içerisinden yer alacak. Kuracağımız inanç meclisleri ile kendisi için bir şey talep eden değil, doğrudan özne olacak biçimde bunu inşa edeceğiz” vurgusunu yaptı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Adayları Meral Danış Beştaş ile Murat Çepni, CAN TV‘de Attila Taş‘ın sunduğu Yerel Seçim 2024 programında canlı yayınında yerel yönetime dair planlarını, projelerini anlattılar.

    “20 MİLYON ALEVİ VAR AMA CEMEVLERİ YASAL DEĞİL”

    Meral Danış Beştaş, Kürt meselesinin yanı sıra Alevi meselesinin de ülkenin en temel meselelerinden biri olduğunu vurguladı. Beştaş, açıklamalarında hükümetin Alevi sorununa bakışını eleştirerek şunları söyledi:

    “Hükümetin, Alevilere, diğer inançlara yaklaşımı temel problem alanlarından biri. Türkiye’de inanç özgürlüğünün ve farklı kimliklerin özgürlüklerinin olmadığını, bu yaklaşımın demokrasiyi temelden ortadan kaldırıldığını söyleyebilirim. Geçmişle yüzleşmenin, mutlak suretle geleceği daha demokratik bir şekilde yaşamak açısından hayati buluyoruz. Bu ülkede Kürt kimliğinin halen dil haklarının bile kabul edilmediği, sadece seçim dönemlerinde hatırlandığı, kimliklerinin reddedildiği bir Türkiye demokratik olamaz. Ya da 20 milyonu Aşkın Alevi yurttaşının olduğu bir ülkede halen cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesi, Aleviliğe sadece tırnak içerisinde söyleyelim, ekonomik olarak yaklaşılması, Kültür Bakanlığı içerisinde bir daire ile farklı bir statüde yer vermekle Türkiye’de tabii ki demokrasiden söz edemeyiz.”

    “TALEPLERİMİZLE YÖNETİMDE YER ALMAYI BEKLİYORUZ”

    İBB Eş Başkan Adayı Murat Çepni ise yaptığı açıklamalarda DEM Parti programının hayata geçirilmesi durumunda Alevilerin doğrudan belediye yönetiminde yer alacağını söyledi. Mahalle ve kent meclislerinin önemine dikkat çeken Çepni, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Biz ‘halkımızla birlikte yöneteceğiz’ dedik. Dolayısıyla yerel yönetimde bunu çok somut olarak vaat ediyoruz. Örneğin Alevi inancımız açısından da aynı şey söylenebilir. Aleviler yerel yönetimler açısından bir renk olarak kabul edilmeyi elbette istemiyorlar. Aynı şekilde Kürtler de bir renk olarak kabul edilmek istemiyorlar. Kendi inançları, kültürleri, tarihleri ve talepleri ile yönetimde var olmalılar. Örneğin bizim belediyemizde Alevi halkımız doğrudan yönetimin içerisinden yer alacak. Kuracağımız inanç meclisleri ile dolayısıyla orada sadece kendisi için bir şey talep eden değil, doğrudan özne olacak biçimde bunu inşa edeceğiz. Dolayısıyla farkımız bu. Ama şu an nasıl tartışılıyor bir bakın. Sanki siyaset bir iyi niyet, bir güler yüz meselesiymiş gibi değerlendiriliyor. Alevileri severiz Kürtleri severiz… Mesele bu değil. Dolayısıyla kimse kimseden iyi niyet, güler yüz falan beklemiyor. Ne bekliyoruz? Bizler doğrudan kendi taleplerimizle yönetimde yer almayı bekliyoruz. Dolayısıyla bizim çok mükemmel insanlar olduğunuz için değil, çok sevgi dolu olduğumuz için de değil, kimsenin buna da ihtiyacı yok. Kimse bize o açıdan sonsuz bir güven duymak zorunda da değil ama ne olması lazım? Bu meseleyi garanti altına alacak şey bu sistemi kurmaktır. İşte meclislerimiz bunun en temel araçlarıdır. Bu meclisler vasıtasıyla halkımız kendisini yerel yönetimde bulacaktır. Bizim demokratik yönetim, halkçı yönetim, yerel yönetimden kastettiğimiz kabaca bunlardır.”

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim İttifakı bileşenlerinden esnafla toplantı ve kitlesel ziyaretler -VİDEO

    Dersim İttifakı bileşenlerinden esnafla toplantı ve kitlesel ziyaretler -VİDEO

    PİRHA- Dersim İttifakı bileşenleri, DEM Parti seçim çalışmaları kapsamında Yeraltı Çarşısı esnafı ile toplantı, çarşıda kitlesel çalışma ve esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi. DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni ve DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da Dersim’deki çalışmalara katıldı.

    31 Mart Yerel Seçimlerine sayılı günler kala seçime DEM Parti adıyla giren Dersim İttifakı bileşenleri, seçim çalışmaları kapsamında Yeraltı Çarşısı esnafı ile toplantı, çarşıda kitlesel çalışma yürüttü ve esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi.

    Belediye Yeraltı Çarşısı’nda esnafla yapılan toplantıya DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediyesi Eş Başkan adayları Birsen Orhan, Cevdet Konak ve ittifak bileşenleri katıldı.

    “DERSİM İTTİFAKININ KURULMASI ÇOK DEĞERLİDİR”

    Toplantının açılış konuşmasını yapan ve Dersim’in çok özel, çok farklı bir yer olduğunu vurgulayan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Yüz yıllık inkar ve asimilasyon politikası karşısında direnişi hiç elden bırakmayan, her açıdan siyasal, sosyal ekonomik olarak direnen tarihsel bir mekandayız” dedi.

    Yerel yönetimlerden bahsederken aslında güncel hizmetlerden bahsetmediklerinin altını çizen Kılıçgün Uçar, “Biz aslında tarihsel bir hizmetten, tarihsel bir sorumluluktan bahsediyoruz. Dersim’de Dersim İttifakı kuruldu. Bu da çok kıymetlidir. Neredeyse mücadele alanlarında karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Birbiriyle yan yana gelmeleri engellenmeye çalışıldı. Bir dönemde burada bulunan bütün siyasi anlayışların, farklı partilerin bir araya geliyor olması çok kıymetli” değerlendirmesinde bulundu.

    BELEDİYE BİNASI VE YERALTI ÇARŞISI

    Daha sonra Belediye Yeraltı Çarşısı esnafı yaşadıkları sorunları aktardı. 2000 yılında faaliyete geçen Yeraltı Çarşısı’nda, ilgisizlik ve bakımsızlık sonucu hayat durma noktasına geldi. Çarşının üstünde yer alan belediye binası ise Mehmet Fatih Maçoğlu döneminde, depreme dayanıksız diye verilen yıkım kararının ardından boşaltılmış, buradaki belediye birimleri başka bir binaya taşınmış ancak mevcut bina bile yıkılamamıştı.
    Esnaf, mevcut yapının tamamen yıkılıp yeniden daha büyük bir proje olarak yapılabileceğini ancak bu durumda da dükkanların buradaki esnafa eşit bir şekilde verilmesi gerektiğini ifade ediyor.

    “SON 5 YIL İÇİNDE BURADA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”

    Çarşının sorunlarının katmerlenerek büyüdüğünü belirten bir esnaf, “Her gelen belediye yaparız, ederiz diyor. Kısmen bir şeyler yapıyorlar ama son 5 yıl içinde burada hiçbir şey yapılmadı. Her taraf akıyor. Elektrik sorunu var, jeneratör sorunu var. Esnaf bundan memnun değil” dedi.

    Başka bir esnaf, “Engelliler için asansör konulacaktı, konmadı. Yürüyen merdiven yapılacaktı, yapılmadı” diyerek şikayette bulundu.

    Kendilerine her zaman aynı vaatlerle gelindiğinde şikayetçi olan bir kadın esnaf da, “Biz gereken desteği her zaman sağladık ancak seçimden sonra hiçbir belediye başkanı tenezül edip buraya gelmedi. Biz burada sahipsiz kaldık. Çarşı çok güzeldi, kalabalıktı ama şu an enkaza dönüştü” şeklinde görüş bildirdi.

    “SORUNLARIMIZI BİRLİKTE TARTIŞIP BİRLİLKTE YOL YÖNTEM BULACAĞIZ”

    Esnafların dinlenmesinden sonra söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise kentin sorunlarını bildiklerini, bu sorunları çözmek için Dersim İttifakı’nın kurulduğunu ancak bu sorunları çözmek için öncelikle yerel yönetimin kazanılması gerektiğini belirterek bunun için oy istedi.

    Dersim Belediye Eş Başkan Adayı Birsen Orhan, esnafın şikayetleri üzerine kendi projelerini şöyle anlattı:

    “İçinde belediyenin de yer aldığı yaklaşık 5 bin metrekarelik bir alandan bahsediyoruz. Burada 2-3 katı otopark alanı olarak düşünüyoruz. Üstünde bir alışveriş merkezi, en üstünde de bir konferans salonu şeklinde, hatta emeklilerimizin de oturabileceği bir kahve alanı planımız da var. Ama bu kısa vadede olacak bir durum değil. Esnafımızı da mağdur etmeyecek bir süreci yine birlikte oturarak, bugün nasıl buradaysak aynı şekilde birlikte tartışacağız, yol ve yöntemimizi birlikte bulacağız.”

    “KISA VADEDE MEVCUT SORUNLARI ÇÖZECEĞİZ”

    Esnafı dinledikten sonra konuşan ve kendilerine yüklemiş oldukları sorumluluklar bulunduğunu ifade eden Dersim Belediyesi Eş Başkan Adayı Cevdet Konak ise Yeraltı Çarşısı’nın akıbeti konusunda şunları kaydetti:

    “Biz ittifaklarımızla göreve geldiğimizde Dersim Belediyesi’nin envanterini çıkaracağız. Yani Dersim Belediyesi’nin menkulü-gayrimenkulü, taşınırı-taşınmazı, geliri-gideri, borcu-alacağı. Halkımız bizim teslim aldığımız belediyeyi bilmelidir. İkincisi, yine sizinle birlikte planlayacağız. Yapacağımız şey kısa vadede bu mevcut sorunların giderilmesidir.

    Su akıntılarını biz de biliyoruz, görüyoruz. Mühendis arkadaşlarla birlikte çalışma yürütülecek ve bunun önlemi alınacak. Jeneratör gibi sorunlar kısmen bu sene çözülecek.

    “ORTA VE UZUN VADEDEKİ KARARLARI HALKLA BİRLİKTE VERECEĞİZ”

    Ancak katlı otopark, çarşı, belediye binası, arkadaki bina vesaire. Bunlar biraz uzun vadeli bir projedir. Bakın bina (yıkım kararı verilen mevcut belediye binası) duruyor orada. Önce burayı temizleyeceğiz. Sonra sizlerle, kentle Dersim meclisleriyle, halk meclisimizle birlikte bu bölgenin nasıl bir iş hanı olsun? Belediye binası burada mı olsun? Burası kentin nefes aldığı bir yer. Şimdi burayı inşaata dönüştürmeden çünkü nefes aldığımız yeri elbette kapatmayı hiçbir Dersimli istemez. Tüm bunları orta vadede planlayacağız. Bunların kararını birlikte vereceğiz. Arkadaşlar burası yıkılsa da yapılsa da öncelikli olarak buradaki hak sahiplerinin bu planlamayla ilgili görüş ve önerileri esastır.”

    “DERSİM SADECE DERSİM’DEN İBARET DEĞİL”

    Toplantıda son olarak söz alan DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni ise İstanbul’dan selam getirdiğini belirterek, “İstanbul’da da biz çokça Dersimli arkadaşımızla, yoldaşımızla karşılaşıyoruz. Beraber çalışma yürütüyoruz. Dolayısıyla Dersim sadece Dersim’den ibaret değil. Dersim’deki başarı ve başarısızlık da sadece Dersim’den ibaret değil. Bu toplantıyı bu açıdan önemsiyorum. Biz aylardır demokratik halkçı, belediyeciliği anlatıyoruz. Halkla birlikte yönetmeyi anlatıyoruz. Bu toplantı bence tam olarak buna bir örnek aslında. Öncesinde sorunu tespit ediyoruz ve nasıl yapacağımızı, halkla birlikte tartışmış oluyoruz. Bunu gittiğimiz yerlerde de anlatacağız” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • DEM Parti İBB adayları Beştaş ve Çepni, Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti- VİDEO

    DEM Parti İBB adayları Beştaş ve Çepni, Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İBB Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni, Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti. Yurttaşların Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı hatırlatması üzerine Beştaş, “Bizler bu yapıyı biliyoruz, asla varlığını kabul etmiyoruz”dedi. Beştaş ve Çepni, Alevileri mücadelede yalnız bırakmayacaklarını vurguladılar. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti.

    DEM Parti İBB Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’yi Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin ve beraberindeki heyet karşıladı.

    Beştaş ve Çepni, Garip Dede Türbesine niyaz etti. Lokmalar pay edilmeden önce yurttaşlar ile bir araya gelen Beştaş ve Çepni, Alevilerin, cemevlerinin yasal ibadethane statüsünü alması ve eşit yurttaşlık talepleri için ortak mücadele etmek gerektiğini belirtti.

    “SESSİZ KALMAMIZ BEKLENMEMELİ”

    İlk sözü Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat aldı. Fırat, 2024 yılında hala daha cemevlerinin ibadethane olarak görülmediğine dikkat çekerek “Bu durumu iktidarın bir ayıbı olarak görmek gerekiyor. Yargı kararları tanınmıyor, cezaevlerinde binlerce insan var. Bu ülkede bu kadar adaletsizlik, haksızlık varken bizlerden sessiz kalmamız beklenmemeli” dedi.

    ÇEPNİ: ALEVİLERİN YAŞADIĞI SORUNLARI BİLİYORUZ

    DEM Parti İBB Eş Başkan Adayı Murat Çepni ise “Alevi canların yaşadığı sorunları biliyoruz. Bu sorunlara karşı da bir direniş var. Bu direniştir ki Alevileri susturmaya, zaptetmeye çalışanların başarısızlığın en temelidir. Bizlere yalnızca seçimin değil bütün demokrasi taleplerimizin mücadelesini veriyoruz. Dilimize, kültürümüze, inancımıza sahip çıkmak ve hakim kılmak için yürüttüğünüz çalışmaların ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    BEŞTAŞ: MÜCADELEDE YALNIZ DEĞİLSİNİZ

    DEM Parti İBB Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş da şunları ifade etti:

    “Cemevlerinin ibadethane olduğunu herkes gibi onlar da çok iyi biliyor. Bu statünün asıl sahibi sizlersiniz. Biz onları ve bu düşünceyi tanımıyoruz. Alevi toplumunun bu ülkede ötekileştirilen, zulme maruz kalan en önemli toplumsal kesim olduğunu biliyoruz. Sizlerle beraber bu mücadelenin bir yerinden tutmaya çalışıyoruz. Bu mücadelede yalnız değilsiniz. Biz sizlerle birlikte yürüyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da on binler Newroz ateşini yaktı- VİDEO

    İstanbul’da on binler Newroz ateşini yaktı- VİDEO

    PİRHA- 2024 İstanbul Newroz’u on binlerce yurttaşın katılımı ile Yenikapı’da gerçekleşti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan  “Sizler bugün burada genciyle, kadınıyla, her milletten ve inançtan insanımızla birlikte bir kez daha bitmediğimizi, yok olmadığımızı, tükenmediğimizi aksine güçlendiğimizi, büyüdüğümüzü, güçlü olduğumuzu dosta da düşmana da kanıtladınız” dedi.

    15 Mart’ta Elazığ’da başlayan Newroz kutlamaları 21 Mart’ta Diyarbakır’da son bulacak. Bugün ise 15 farklı kentte Newroz ateşi yanacak. Bu kentlerden biri de İstanbul. İstanbul’da binler Yenikapı miting alanında bir araya geldi.

    2024 İstanbul Newroz’u Halkların Eşitlik ve Demokrasi(DEM) Partisi İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz’ın konuşmaları ile başladı. Yangöz, “Başta Kürt halkı olmak üzere ezilen, sömürülen, yok sayılan bütün halkların direniş bayramı Newroz kutlu olsun. Newroz pîroz be” sözlerini kullandı. Murat Kalmaz da, “Tüm Türkiye halklarının Newroz bayramı kutlu olsun. Bu Newroz, özgürlük Newroz’udur. Kürt halkı zafere yakındır. Bugün yine yüz binlerle özgürlüğü haykırıyoruz. Kürtler ile savaşmayı bırakın, barışı sağlayın. Bu sistem Kürt halkını bitirmek, kazanımlarını boşa çıkarmak istiyor. Ama biz dün de söyledik bugün de söylüyoruz, baskı ve zulüm karşısında geri adım atmıyoruz” vurgusunu yaptı.

    “HORONLA HALAYIN KARDEŞLİĞİNİ KURMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Barış ve Adalet Anneleri’nin selamlamasının ardından İstanbul’un Newroz ateşi yakıldı. Ardından DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediye(İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni konuşmalarını yaptı. Murat Çepni “Horonla halayın kardeşliğini kurmak için buradayız. Halklarımızın tarihi mücadele tarihidir. Hepimiz burada Kawa olacağız. Selo’ya, Figen’e Sabahat’a, Gültan’a özgürlük. Bizler onlara verdiğimiz sözler için mutlaka kazanacağız. DEM parti bu coğrafyada bütün ezilen halklarımızın partisidir.”dedi. Çepni, “Kendimize oy vermeye hazır mıyız diye sorarak” DEM Parti’ye verilen her oyun savaş ve işgal politikalarına karşı atılmış bir yumruk olduğunu belirtti.

    “BİZ KAZANACAĞIZ”

    Meral Danış Beştaş ise anadilde başladığı konuşmasının devamın Türkçe olarak şöyle tamamladı:

    “Hakkari‘de Ağrı’da Diyarbakır’da bize laf söyleyip gelip burada şirinlik yapamazsınız. Sizin iki yüzlülüğünüze karnımız tok. Bu seçimde kırmızı kart gösteriyor muyuz onlara? kendi partimizin etrafında kenetlenmemiz gerektiğini her fırsatta söylüyoruz ve mutlaka gidin oyunuzu kullanın diyoruz çünkü hırsızlık yapıyorlar. Onlar irade hırsızı. Onlar kaçak seçmenlerle Ağrı, Bitlis, Siirt’i almaya çalışıyor ama biz buna izin vermeyeceğiz. Biz başaracağız, biz kazanacağız, mutlaka kazanacağız arkadaşlar.”

    “BU YÜZYIL KÜRDÜN VE ALEVİNİN EŞİT YURTTAŞ OLDUĞU BİR YÜZYIL OLACAK”

    Program, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın konuşmaları ile devam etti. Bakırhan kitleyi selamladıktan sonra şunlara değindi:

    “Merhaba emeği ile barışı var eden halklarımız. Sizler bugün burada genciyle, kadınıyla, her milletten ve inançtan insanımızla birlikte bir kez daha bitmediğimizi, yok olmadığımızı, tükenmediğimizi aksine güçlendiğimizi, büyüdüğümüzü, güçlü olduğumuzu dosta da düşmana da kanıtladınız.

    Kürt meselesi 100 yıl daha ret, inkar ve asimilasyon politikalarıyla ötelenemez. Bugün İstanbul’da bu alanda Kürtler, çözümün gücünü, çözümün muhatabını, çözümün çalışanlarına emekçilere ve onların taleplerini çok net şekilde ortaya koydu.İkinci yüzyıl Kürt yüzyılı olacak.  İkinci yüzyıl demokrasinin cezaevindeki yoldaşlarımızın özgürleştiği, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik yollarla çözüldüğü, Kürdün Alevi’nin eşit yurttaş olduğu, bir yüzyıl olacaktır.”

    “YAŞASIN DİRENİŞİMİZ”

    Devamında konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir ise “ Newroz’un tarihsel direniş ruhu ve yolumuzu aydınlatan ateşiyle hepinizi selamlıyorum. Nerede bir zulüm, yok sayma varsa Kürt halkının direniş gerekçesidir. Halepce Katliamı’nın 36. yılında aynı anlayıs Kürtlere, kadınlara, düşman. Bunlar gençlere düşman, emekçilere, Alevilere düşman. Bu Newroz birlik ve mücadele ateşini yükselttiğimiz bir Newroz olacak, yaşasın direnişimiz.” dedi.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan’ın selamlamaları ve Newroz kutlamasının ardından halaylarla son buldu.

     

  • DEM Parti İBB Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti-VİDEO

    DEM Parti İBB Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Alevilerin bütün kazanımlarının ellerinden alınmaya çalışıldığını vurgulayan Çepni, “Devletin Alevisi yaratılmaya çalışılıyor, biz inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve cemevleri ibadethanedir dedikçe taleplerimiz karşımızdakiler tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarete DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP eski milletvekili Ali Kenanoğlu, DEM Parti Sultangazi Belediyesi Eş Başkan adayları katıldı.

    “DEMOKRATİK ALAN ÇOK DARALDI”

    Demokratik alanın çok daraldığını söyleyen Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “31 Mart’ta yerel seçim var, demokratikleşmenin özü de yerelden başlar. Umarız 31 Mart’ta iktidarlaşmış egemen zihin dünyasının frenlendiği bir süreç yaşarız” diye belirtti.

    “DEVLETİN ALEVİSİ YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Çözüm önerileriyle var olduklarını belirten DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni, “Kürtler, Aleviler ve bu ülkedeki bütün ezilenler olarak kendi programımızla var olabiliriz. Zor günlerden geçiyoruz ve örgütsüzleştirilmeye çalışılıyoruz. Alevilerin bütün kazanımları elinden alınmaya ve tehdit siyasetine mahkûm edilmeye çalışılıyor. Devletin Alevisi yaratılmaya çalışılıyor, biz inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve cemevleri ibadethanedir dedikçe taleplerimiz karşımızdakiler tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN ÜÇÜNCÜ YOLA İHTİYACI VAR”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı valilikler ve kaymakamlıklar eliyle cemevlerinin belediyeye mi kamuya mı ait olduğuna dair çalışma yürütüyorlar. Gelecekte bulunduğunuz yer buraya aittir gelin bize tabii olun diyecekler. Türkiye’nin üçüncü yola ihtiyacı var. Cemevlerimiz 2024 yılında halen ibadethane olarak kabul edilmiyorsa bu ülkedeki iktidar ve muhalefetin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Ayrım yapmadan çalışmamız lazım, hepimizin üzerinde büyük sorumluluklar var.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Beştaş ve Çepni İstanbul’da basınla buluştu: Bize oy verilmesini istiyoruz – VİDEO

    Beştaş ve Çepni İstanbul’da basınla buluştu: Bize oy verilmesini istiyoruz – VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni Taksim Hill Otel’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Seçim çalışmalarında yoğun bir ilgi olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “izce biz Türkiye’de en ciddi muhalefeti yapan ana muhalefet partisiyiz. Birilerine oy verilmemesini söylemiyoruz, bize oy verilmesini talep ediyoruz. Bu seçimde kaybettirme veya kazandırma gibi bir stratejimiz yok” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni Taksim Hill Otel’de kahvaltılı basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıya DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, DEM Parti İl Eş Başkanı Gonca Yangöz’ün yanı sıra çok sayıda basın mensubu katıldı.

    “YEREL DEMOKTRASİYİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ”

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Murat Çepni, seçim deklarasyonlarının tartışılmaya açık olduğunu belirtti.

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Adayı Meral Danış Beştaş ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Kampanyamız 2 haftayı aşkın bir süredir devam ediyor. İstanbul’a dair, kampanyamıza dair geniş beyanlarımız oldu. Bizi bizden duyun istedik. Türkiye’nin hemen hemen birçok yerinde adaylarımızı çıkardık. Yerel demokrasiyi güçlendirme iddiamızla alanlarda olacağız. Bazı yerlerde ‘Kent uzlaşısı’ temelinde giriyoruz.”

    Basın toplantısı açılış konuşmalarının ardından soru-cevap bölümüyle devam etti.

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’nin gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

    “SEÇİM ÇALIŞMALARIMIZA YOĞUN BİR İLGİ VAR”

    Seçim çalışmalarında yoğun bir ilgi olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “Bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yarışıyor olmamız büyük bir destekle de karşılanıyor. 14-28 Mayıs sonrası en geniş tartışma platformunu yaratan partiyiz. Halkımızın seçimde var olmamız yönünde yoğun bir talebi vardı. Bugün Kürt illerine kayyum atanıyor ancak yarın Türkiye’nin her yerine sirayet eder. Kayyumlara gelene kadar seçmen taşımaları var. Halk iradesini gasp edecek insanları bölgeye taşıyorlar. Geniş bir kent uzlaşımız yok. Kent uzlaşısı yaklaşımımız sadece İstanbul’a ilişkin değil ancak Esenyurt dışında bir kent uzlaşımız yok. Biz yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi çok önemsiyoruz. Esenyurt ile Mersin bunu yakaladı ancak Adana ile İzmir bunu yakalayamadı. Bizim kadın perspektifimiz sadece kadınların savunduğu bir perspektif değil. Diğer partilerin kadına yönelik ayrımcılıkta, şiddette, kadınların siyasetteki temsillerini çok eksik buluyoruz. Biz yüzde 50 kotasını hayata geçiren partiyiz. Diğer partiler buna erişemedi, İstanbul bir kadın kenti olacak. Bizce biz Türkiye’de en ciddi muhalefeti yapan ana muhalefet partisiyiz. Birilerine oy verilmemesini söylemiyoruz, bize oy verilmesini talep ediyoruz. Bu seçimde kaybettirme veya kazandırma gibi bir stratejimiz yok” dedi.

    “DEPREM KONUSUNDA SON DERECE HAZIRLIKLIYIZ”

    Türkiye’de seçim yapma tarzının değişmesi gerektiğini vurgulayan Murat Çepni ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Demokrasi halkla birlikte yönetmektir. İstanbul aynı zamanda halkların, kadınların, işçilerin kenti. İstanbul bir şantiyeye, İstanbul Belediyesi de bir şirkete dönüştürülmüş durumda. O yüzden İstanbul kâr mantığıyla yönetilemez. Halkların dilini ve tarihini yeniden ayağa kaldırabileceği bir kent mümkün. İnsanların bu kentin organik olarak bileşeni olmak durumunda. İddia ediyoruz ki bu sadece DEM Parti’de var. Bu coğrafyada atılan her adım deprem gerçeğini dikkate alarak atılmalıdır. İstanbul ve Türkiye’de depremle alakalı atılan tek bir adım yok. İstanbul deprem karşısında savunmasız. Deprem öldürmüyor, depremin kendisini felakete dönüştüren şey 6 Şubat depremlerinde de görüldüğü gibi iktidarın kendisi. Biz deprem konusunda son derece hazırlıklıyız. Eğer bütçeyi depremin sorumlusu olan şirketlere hortumlatmaz, halka ve doğaya harcarsanız sorun olmaz. 1 Nisan’dan sonra olacakları şu an da yaptıklarımız belirleyecek. AKP’nin savaştan beslendiğini bildiğimiz üzere temel politikalarda biz bir değişim örgütleyemezsek 1 Nisan’dan sonra da bir değişim bekleyemeyiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • SYKP 5. Olağan Kongresi başladı: Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz-VİDEO

    SYKP 5. Olağan Kongresi başladı: Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), 5. Olağan Kongresi başladı. Kongrede konuşan SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, “Giderek derinleşen yoksulluk ırkçılığı kışkırtmaya devam ediyor. 6 Şubat depremlerinin birinci yılında yapıyoruz bu kongreyi. Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz” dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan ise ” Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de Kürt düşmanlığı, Alevi düşmanlığı, kadın düşmanlığı milliyetçilik ile perdelenmek isteniyor” diye konuştu. 

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), 5. Olağan Kongresini Ankara’da TMMOB Makine Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde, ‘‘Faşizme karşı demokrasi, kapitalizme karşı sosyalizm için yeniden kuruluş’’ şiarıyla başladı.
    Kongrenin gerçekleştiği salonda “Direnen halklar kazanacak, faşizme karşı omuz omuza” pankartları yer aldı. Kongreye; demokratik kitle örgütü temsilcileri, siyasi parti temsilcileri de katıldı.
    İki gün sürecek kongre, divan oluşumu ve saygı duruşu ile başladı. Kongrenin açılış konuşmasını SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur yaptı.

    “GİDEREK DERİNLEŞEN YOKSULLUK IRKÇILIĞI KÖRÜKLÜYOR”

    Açılış konuşmasını yapan SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, “Hem dünya hem bölge hem de ülkemiz karanlık bir süreçten geçiyor. Emperyalistler, genişleme politikaları ile savaşlar kapımıza dayanmış durumda. Giderek derinleşen yoksulluk ırkçılığı kışkırtmaya devam ediyor. 6 Şubat depremlerinin birinci yılında yapıyoruz bu kongreyi. Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz. Önümüzde yerel seçimler var. Hala yapacak çok şey var. Biz yerel seçimlerin rejim açısından önemli olduğunu biliyoruz. Enseyi karatmayacağız hala yapılacak çok şey var. İktidar Kürt hareketini, Alevi hareketini, kadın hareketini hakimiyetine alabilmiş değil. Maalesef muhalefet dağınık ama hala zamanımız var. Bugün bir toplasan kuşatma ve tecrit politikası sadece İmralı’da uygulanmıyor. Buradan özgürlük yürüyüşündeki arkadaşlarımızı selamlamak istiyorum. Filistin halk mücadelesini de selamlamak istiyorum. Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm” dedi.

    “TÜRKİYE’DE KÜRT, ALEVİ, KADIN DÜŞMANLIĞI MİLLİYETÇİLİKLE PERDELENMEK İSTENİYOR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise “Devrim mücadelesi için hayatını kaybeden bütün yoldaşları saygı ile anmak istiyorum. Adil olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Büyük bir adaletsizlikle, büyük bir yoksullukla karşı karşıyayız. Emperyalistler, daha fazla sömürmek için yine savaşlar ile ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar. Suriye’de Rojava’da olan savaşı hep beraber izledi. Dünya’da ciddi bir adaletsizlik var, büyük bir yoksulluk var. Türkiye’de ciddi bir sağ popülizm büyüyor. Türkiye’de ırkçı anlayışın son bulması için mücadele ediyoruz.
    Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de Kürt düşmanlığı, Alevi düşmanlığı, kadın düşmanlığı milliyetçilik ile perdelenmek isteniyor. Kent uzlaşısı şeklinde yerel seçimlere hazırlanıyoruz. Toptancı bir yaklaşımız yok. Emekçi dostu adaylar ile birlikte bir uzlaşı sağlanabilir. İlkelerimiz bellidir. Kürt düşmanı olmayacak, kadın düşmanı olmayacak adaylar ile yerellerde güç birliği yapabilir. Ama sizde bilirsiniz bir elin parmağını geçmeyecek kadar bu ilkelere uygun aday bulabiliyoruz. Biz ötekilerin tarafıyız.”diye konuştu

    “EZİLENLERİN EN ÖRGÜTSÜZLEŞTİĞİ ZAMANI YAŞIYORUZ”

    ESP adına Murat Çepni, “En temel eksik halkların ezilenlerin, işçi sınıfının zayıflığıdır. Ezilenlerin en örgütsüzleştiği zamanı yaşıyoruz. DEM Parti’nin bileşenleriyiz. Sosyalist bir çizginin ülke için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Eğer tüm dünyada ezilenler örgütsüzleştiriliyorsa, sosyalizm yok sayılıyorsa bizim daha çok devrim ve sosyalizm demeye ihtiyacımız olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

    Devrimci Parti’den Elif Torun Öneren ise “Gelinen süreçte Faşizmin ne bedeller ödettiğini biliyoruz. SYKP’li yoldaşlarımızda hedefimiz olan zafere kadar omuz omuza mücadelemize devam edeceğiz.” diye ekledi.

    Yeşil Sol Parti Sözcüsü Ahmet Asena da şunları söyledi:

    “Zor günlerden geçiyoruz diye başlayacağım. Hegemonya ve paylaşım için silahlar kolay kolay susmayacak gibi gözüküyor. Filistin halkı yok edilmeye çalışılıyor. Oradaki direniş sinirilebilirse, Kürt halkının hizaya sokulması için uğraşılacağı çok açık, önümüzde duruyor. Bizler açısından sert bir mücadelenin şekilleneceği bir döneme giriyoruz.”

    Filistin Halk Kurtuluş Cehpe Hasan Kahyavi ise “Size Filistin halkının selamını getirdim. İsrail cezaevlerinde yatan 12 binden fazla kişinin selamını getirdim. 4 aydan beri Gazze’de savaşlar devam ediyor. Gazze’de soykırım savaşı var. Biz saldırıların tamamının bitmesini istiyoruz. 10 binlerce insan öldü. 1 milyondan fazla insan göç ettirildi. Biz Filistin’i terk etmeyeceğiz diyoruz. Filistin davası meşru bir davadır. Biz bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Direnen halklar kazanacak” ifadelerini kullandı.

    Kongre verilen aranın ardından konferanslar ile devam edecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Çepni: Alevilere yönelik düzenleme bir darbedir, Alevi halkının haklarının gaspıdır-VİDEO

    Çepni: Alevilere yönelik düzenleme bir darbedir, Alevi halkının haklarının gaspıdır-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Murat Çepni, TBMM Genel Kurul’unda yaptığı konuşmada “Alevilere şu söyleniyor: Ya itaat edersiniz ya da yok olursunuz. Alevilik önce sapkınlıktı, sonra cemevleri cümbüş evi oldu, şimdi de inanç değil kültürevi, ticari bir işletmeye dönüştürülmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı. Çepni Alevilerin haklarının gasp edilmek istendiğini vurguladı. 

    HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni, TBMM Genel Kurul’unda cemevleri ile ilgili çıkarılan yasaya dair konuştu. Çepni, “Bir inanç, torbaya konularak devletin karanlık koridorlarında boğulmaya çalışılıyor” diyerek Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kararını eleştirdi.

    “POLİTİK İSLAMCI FAŞİZMİN STRATEJİK BİR SALDIRISIDIR”

    Murat Çepni, Cemevi Başkanlığı projesinin “Stratejik bir saldırı” olduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “Bu politika sadece bitik bir iktidarın seçim yatırımı değildir, bu politika, bu uygulama tekçi devlet anlayışının ‘tek millet, tek ses, tek inanç, tek mezhep’ anlayışının doğrudan bir sonucudur ve stratejik bir saldırısıdır, politik İslamcı faşizmin stratejik bir saldırısıdır. Alevilere şu söyleniyor: Ya itaat edersiniz ya da yok olursunuz. Önce Kürt yoktu, sonra Kürt var ama hakları yok oldu; şimdi de Alevilik önce sapkınlıktı, sonra cemevleri cümbüş evi oldu, şimdi de inanç değil kültürevi, ticari bir işletmeye dönüştürülmeye çalışılıyor. Devletin Alevi’si, devletin Kürt’ü, devletin Müslüman’ı, devletin işçisi, devletin sendikacısı hatta devletin solcusunu yaratmak bu anlayışın, bu tekçi anlayışın, evet, stratejik bir politikasıdır. Şimdi, Alevi halkından, Alevi inancından bu saldırıya biat etmesi bekleniyor ama hiç kimse bu biati beklemesin. Bu düzenleme bırakın bir katkıyı, bırakın bir talebin karşılanmasını bugüne kadar kazanılmış tüm hakların ve tüm düzeylerin gasp edilmesidir, başka tek bir anlamı yoktur.”

    “BU DÜZENLEME KORUCULUKTUR”

    Çepni, “Aleviler ölümlerden bugünlere geldiler; bir Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden ve yeniden doğarak bugünlere geldiler ve ne kazandılarsa kendi emekleriyle kazandılar, bedel ödeyerek kazandılar; örgütlendiler, ibadethanelerini fiilen kazandılar ve kendi kültürel geleneklerini de fiilen bedel ödeyerek bugünlere getirmeyi başardılar” dedi.

    Çepni şöyle devam etti:

    “Bugün hâlâ ‘Aleviyim’ demek Anayasal suç olmamakla birlikte sokaklarda katledilme gerekçesidir. Bugün hâlâ Alevilerin kapıları işaretlenmektedir ve ‘bunu yapan meczuplar’ diye tarif edilen güçler bırakın cezalandırılmayı itibar sahibi olmaktadırlar. Milyonlarca Alevinin vergileriyle tarikatlar, cihatçı çeteler ve Diyanet hortumlanmaktadır. Bu düzenleme tüccarlıktır, Aleviler satın alınmaya çalışılıyor ama yanılıyorsunuz. Evet, birilerini satın alabilirsiniz, onların kim olduğunu anlamak istiyorsanız aynaya bakabilirsiniz. Bu düzenleme bir darbedir, bu düzenlemeye Alevi halkının rızalığı yoktur. Bu düzenleme bir gasptır, kazanılmış tüm hakların fiilen devlet zoruyla gasbedilmesidir. Bu düzenleme koruculuktur, kendi Alevisini yaratma politikasının bir parçasıdır.

    “TAYYİP ERDOĞAN ALEVİ İNANCINI BELİRLEME CESARETİ VE CÜRETİNİ GÖSTEREBİLİYOR”

    Alevilik inancı bir kurula bağlanıyor ve bu kurul üyelerini de Cumhurbaşkanı seçecek yani Tayyip Erdoğan her şeyi belirlediği gibi Alevi inancını da belirleme cesareti ve cüretini gösterebiliyor. Alevi inancı Tahtacı’lardan Bedreddini’lere, Bektaşi’lerden benim de mensubu olduğum Çepni Alevilerine kadar dünyanın, bütün insanlığın en kadim değerlerinden bir tanesidir. Bu öyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sarayda değiştirilebilecek bir gerçek değildir. Alevilerin talepleri eşit yurttaşlıktır ve bu talep gasbedilen bir hakkın talebidir. Öyle kimseden medet ummakla ilgili değildir, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasıdır Alevilerin talepleri; bu hak da gasbedilmiştir. Alevilik kimseye bağlı değildir, Alevilik demokratiktir, Alevilik özgürlükçüdür. Alevi inancı bu ülkede, tüm coğrafyada demokrasi ve özgürlük mücadelesinin doğrudan bir parçasıdır; demokrasi, özgürlük, sosyalizm mücadelesinin doğrudan bir parçasıdır. Saraylarda yapılan bu yasalar canlar tarafından sokaklarda yırtılacaktır, çöpe atılacaktır. Gelin canlar bir olalım, gelin canlar bir olalım, gelin canlar bir olalım!”

    PİRHA/ANKARA

  • Simpaş, ormanların yandığı yerde ÇED olmadan otel inşa ediyor!-VİDEO

    Simpaş, ormanların yandığı yerde ÇED olmadan otel inşa ediyor!-VİDEO

    PİRHA- Marmaris Kızılbük Koyu’nda Simpaş GYO tarafından hukuksuzca sürdürülen otel inşaatına Milletvekili Murat Çepni tepki gösterdi. Doğa tahribatı yapıldığını vurgulayan Çepni, “Burası resmen işgal edilmiş durumda. Ormanlık alan, kamuya ait alan kapatılmış, şirket tarafından resmen çökülmüş” dedi.

    HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni, Muğla’nın Marmaris ilçesinde Simpaş şirketi tarafınca sürdürülen otel inşaatına dair çarpıcı bilgiler paylaştı.

    Yurttaşlarla inşaat alanına giden Milletvekili Murat Çepni, Marmaris’teki doğa katliamının devlet kurumlarının izinleri ile gerçekleştiğini ifade etti.

    “BURADA DEVLET ELİYLE BİR SUÇ İŞLENİYOR”

    ÇED raporları alınmadan inşaatın yapıldığını söyleyen Murat Çepni, şu aktarımda bulundu:

    “Hiçbir hukuki dayanak olmadan bu inşaat başlamış durumda. En çok ormanın yandığı yerdeyiz biz. Şimdi de bu şirketler, bu inşaatlarla burayı bir kez daha katlediyorlar. Burası işgal ve şantiyenin girişi. Buranın çok ötesinde bir km geride kurulmuş. Bizi içeri sokmamaya çalıştılar. Valiliğin ve Kaymakamlığın, emniyet güçlerinin gözü önünde yaşandı bunlar. Buradan sadece üç beş tane şirket, üç beş tane patron cebini dolduracak. Simpaş denen şirket sanki devletin sahibi gibi burada büyük bir özgüvenle, çok rahatlıkla bu inşaatı devam ettiriyor, denizi katlediyor, ekosistemi katlediyor ve burayı işgal ediyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sesleniyorum, İçişleri Bakanlığına sesleniyorum; burada devlet eliyle bir suç işleniyor. Şunu söylesinler Simpaş devlettir desinler o zaman. Eğer devlet değilse hangi anayasaya bağlı bunlar? Bu suça ortak olan herkes, ama bugün ama yarın hesap mutlaka verecek.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Vekillerden Erdoğan’a ‘sürtük’ tepkisi: Bu söylem bir utançtır; kaos yaratma peşinde

    Vekillerden Erdoğan’a ‘sürtük’ tepkisi: Bu söylem bir utançtır; kaos yaratma peşinde

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Direnişi’ne katılanlara ‘çürük, sürtük’ diyerek hakaret etmesine tepki gösteren HDP’li ve CHP’li vekiller, Erdoğan’ın sözlerinin utanç verici olduğunu belirttiler.  Vekiller, “Gezi, Türkiye coğrafyasında doğanın korunması, demokrasinin var edilmesi gibi birçok konuda halkın verdiği mücadeledir. Bu yüzden AKP Gezi’yi hazmedemiyor. Bir seçim sürecine giriyoruz. Siyasi iktidarın izlediği tarz, üslup bu olacaktır” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi Direnişi’ne katılanlara ‘sürtük’ diyerek hakaret etmesine tepki yağıyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Habip Eksik ve Murat Çepni ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Ali Şeker, Erdoğan’ın hakaretine tepkilerini dile getirdi.

    Cumhurbaşkanının üslubunu eleştiren vekiller, Gezi Direnişi’nin AKP iktidarının kaybetmeye başlamasında bir kırılma anı olduğunu belirterek tüm baskı ve yasaklamalara rağmen 9. Yılında Gezi için hala onlarca insanın sokağa çıkmasının AKP iktidarını korkuttuğunu söylediler.

    “AKP İKTİDARI YALAN VE KAOSTAN BESLENİYOR”

    HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, AKP’nin kendisini yalanlarla var eden bir siyasi parti olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

    “AKP, her sıkıştığında Türkiye toplumunu kutuplaştırıp, kaotik bir ortama sürükleyip, kendince kendine bir alan açmaya çalışıyor. Bunu 7 Haziran’la Kasım’da olan iki seçim arasında da görmüştük. Dönemin Başbakanı ‘beyaz toroslar’ lafını söylemişti. İktidarın yönettiği kurumların görevlerini tam anlamıyla yerine getirmemesi sebebiyle, Türkiye’nin birçok noktasında IŞİD’in bombalı eylemleri yaşanmıştı. Bu saldırıların failleri hala net bir şekilde ortaya çıkartılmadı. AKP yalan, sahtekarlık ve kaotik ortamlardan beslenme politikası yürütüyor. Gezi olayları Türkiye coğrafyasında doğanın korunması, demokrasinin var edilmesi gibi birçok konuda bir halkın mücadelesidir. Bu yüzden AKP Gezi’yi hazmedemiyor. AKP hem doğa hem de demokrasi düşmanıdır. Halka düşman olan bir siyasi iktidardan da başka bir şey beklenmez. Ahlaksızca diyebileceğimiz söylemler de bulunuyorlar.”

     “CUMHURBAŞKANININ ÇIKIP BİR AN ÖNCE ÖZÜR DİLEMESİ GEREKİR”

    AKP’nin geçmişte de ‘deri ceketliydiler, içkiliydiler, camilere girdiler’ diye yalanlar söylediğini anımsatan Eksik, “Ancak hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. Caminin müezzini vicdanlı ve ahlaklı olması dolayısıyla böyle bir şeyin olmadığını da açıkladı. Ancak siyasi iktidar bu yalanı hala devam ettiriyor. Özellikle de Gezi’de taleplerini dile getiren kadınlara karşı son derece ahlaksızca söylemlerde bulunmuşlardı. Bu durum asla kabul edilemez. Konumu, statüsü ne olursa olsun kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yok. Cumhurbaşkanının çıkıp bir an önce özür dilemesi gerekir. Olması gereken budur. Siyasetin izlenmesinin sebebi de AKP iktidarının kaybediyor oluşudur. AKP gidiyor” diye belitti.

    “TÜM BASKILARA RAĞMEN İNSANLARIN SOKAKLARA AKMASINDAN KORKUYORLAR”

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni de, Cumhurbaşkanının dilinde ne varsa beyninde de o olduğunu ve beynindekini diline yansıttığını belirterek şunları söyledi:

    “AKP bir yalan iktidarı. Tüm kamuoyunun bildiği gerçekleri kendi havuz medyası üzerinden gerçekmiş gibi lanse etmeye devam ediyor. Bundan başka hiçbir siyaseti kalmamış durumda. Kadınlara yönelik düşmanlığı da biliniyor zaten. Aynı zamanda Gezi’ye olan düşmanlığı da biliniyor. Her fırsatta kafasının arkasındaki ideolojik argümanlar neyse ona uygun hakaretler ediyor. AKP’nin bundan başka bir politikası da kalmamış durumda. Gezi’den korkusunun sebebi de bu. Gezi tüm bu politikalara karşı demokrasi, özgürlük, adalet diyenlerin, gençlerin, LGBTİ+’ların, Alevilerin, Kürtlerin, kadınların bütün halkın meydanlara aktığı bir olaydır. Saraya karşı, faşizme karşı sokaklara çıktılar. Diktatörlük doğal olarak bundan korkar. Diktatörlük hayır diyen herkesten korkar, itiraz eden herkesten korkar ve onları düşmanlaştırır. AKP de bunu yapıyor. Ama bunun dertlerine çare olmayacağını söyledik. Bu çabaların hepsi nafile.

    “BU HAKARETLERİ YAPANLAR BUNLARIN HESABINI VERECEKTİR”

    Gezi’nin 9. yılında da görüldüğü üzere birçok alanda insanlar, baskılara rağmen alanlara çıktılar. 8 Mart meydanlarına, Newroz meydanlarına, 1 Mayıs meydanlarına aktılar. Tüm baskılara rağmen halk iradesi dimdik ayakta. Bu da onları çıldırtıyor. Bu çirkin saldırının sebebi de bu sokakları hiç boş bırakmayan, kimliğine, özgürlüğüne her koşulda sahip çıkan, mücadelesini verenler oldu kadınlar. Bir gün bu hakaretleri yapanlar bunların hesabını verecektir.”

    “ÖTEKİLEŞTİRME VE NEFRET DİLİNİ KULLANMAK SUÇTUR”

    CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal söz konusu hakarete ilişkin, “Allah kimseyi Tayyip Erdoğan’ın durumuna düşürmesin. Neden? Çünkü sıradan bir vatandaşın dahi bu şekildeki söylemleri Türk Ceza Kanunu’nun 216 maddesine göre ayrımcılık ve bu ayrımcılık nedeniyle suç işlemektir. Ötekileştirme ve nefret dilini kullanmak suçtur. Bir Cumhurbaşkanı bu toplumun doğasından, 84 milyondan, uçan kuşundan, böceğinden, suyundan her şeyinden sorumludur. Tüm insanları kucaklaması gerekir. Ettiği Cumhurbaşkanlığı yemini metni bunu gerektiriyor. Dünyanın hiçbir ülkesinin Cumhurbaşkanı, devlet başkanı bu şekilde bir üslup kullanmaz” dedi.

    “SEÇİMLERE GİDERKEN KAOS YARATMA PEŞİNDELER”

    Siyasi iktidarın bu dille gerginlik politikası yarattığını söyleyen Tanal, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bilerek isteyerek planlanarak yapılan bir politikadır. Seçime giderken nasıl kaos yaratırızın bir örneğidir bu. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseye karşı nefret dilini kullanmadan ancak ve ancak kardeşçe, demokrasi içerisinde, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde bu ülke kalkınabilir. Nefret dili ile hiçbir yere varamayız. Devletin amaç ve görevi toplumun huzur ve güvenliğini sağlamaktır. Ayrıca devlet vatandaşının maddi manevi anlamda gelişmesini de sağlamalıdır. Cumhurbaşkanı yasalarda yazan maddelere riayet etmiyor. Tam tersi davranıyor. Cumhurbaşkanının yaptığı yasalara göre suçtur.”

    “61 YAŞINDAYIM BÖYLE BİR KELİMEYİ AĞZIMA ALMADIM”

    Seçim sürecine girildiğine dikkat çeken Tanal sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir seçim sürecine giriyoruz. Siyasi iktidarın izlediği tarz, üslup bu olacaktır. Geçmişteki tüm seçim süreçlerine baktığımızda da her zaman toplumu geren, kutuplaştıran söylemlerde bulunmuştur. Kimsenin bu oyuna gelmemesi lazım. Ancak kardeşçe, barış içerisinde, kimseyi ötekileştirmeden kalkınabiliriz, ilerleyebiliriz. Adalete, demokrasiye böyle kavuşabiliriz. İnsanlar ekonomik kriz nedeniyle perişan durumda. Vatandaş tarlasına tohum ekemiyor, ektiği tohuma gübre bulamıyor. Bu aynı zamanda gündem değiştirmektir. Ben 61 yaşındayım, bazen kavga ettiğim, tartıştığım oldu. Ancak böyle bir kelimeyi ağzıma almadım. Vatandaşımız bu söylenenleri unutmayacaktır. Seçimlerde gereken cevabı verecektir.”

    “BU SÖYLEM TÜRKİYE ADINA BİR UTANÇTIR”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise siyasi iktidarın kullandığı dilin kimseye bir şey kazandırmayacağını ifade ederek; “Cumhurbaşkanı bulunduğu makama da yakışmayan bir üslup sergilemiştir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına böyle bir hakareti, o makamda oturan bir kişinin yapması Türkiye adına da maalesef bir utançtır. Camiye girdiler yalanı bilinçli olarak tekrarlanıyor. Kabataş ve Dolmabahçe yalanının gerçek olmadığı defalarca kanıtlanmasına rağmen tekrar tekrar gündeme getiriliyor ve insanlar bunun üzerinden kutuplaştırılmaya çalışılıyor. Asıl mahkum edilmek istenen Gezi’de bir araya gelen kardeşlik, barış, demokrasiyi, çevreyi ve doğayı Koruma duygularıyla birleşen insanların birlikteliğidir. O birliktelik gerçekleştiğinde iktidar kaybediyor. İktidarın kaybetmeye başlamasının temeli Gezi’ye dayanıyor. 9 yıl geçmesine rağmen Gezi ruhu büyüyerek devam ediyor ve iktidarın korkulu rüyası olmaya devam ediyor” diye konuştu.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Çepni: Diyanet Alevilerden topladığı vergileri inkara ve asimilasyona harcıyor-VİDEO

    Çepni: Diyanet Alevilerden topladığı vergileri inkara ve asimilasyona harcıyor-VİDEO

    PİRHA- HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, cemevlerini kabul etmeyen Diyanetin, Alevilerden topladığı vergileri inkara ve asimilasyona harcadığını söyledi. 

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Cemevlerinin ibadethane olamayacağını söyleyen Diyanetin, Alevilerden topladığı vergileri inkara ve asimilasyona harcamaktadır” dedi. Çepni, bunun Anayasa ve insan hakları hukukuna uygun olup olmadığını sordu.

    Milletvekili Murat Çepni ayrıca, Kuran kurslarında yaşanan istismar vakaları üzerine gerekli soruşturmaların da yapılmasını istedi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Hatay Samandağı İlçesi’nde bulunan taş ocağı yaşamı olumsuz etkiliyor

    Hatay Samandağı İlçesi’nde bulunan taş ocağı yaşamı olumsuz etkiliyor

    PİRHA- HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni Hatay Samandağı İlçesi Çöğürlü Mahallesindeki taş ocağının hem doğayı tahrip ettiğini hem de bölgede yaşayan yurttaşların yaşamlarından ve sağlıklarından olduğuna dikkat çekerek, konuyu Meclis gündemine taşıdı. 

    Hatay Samandağı İlçesi Çöğürlü Mahallesinde 20 yıldır faaliyette bulunan Gür-Kal İnşaata ait olan taş ocağının kapasitesi her yıl arttırılıyor.

    Taş ocağındaki patlamaların sonucunda ve kum, mıcır gibi ürünleri taşınması esnasında meydana gelen toz,  yörenin geçim kaynağı olan başta can eriği olmak üzere, tarım ürünlerine  ve tarım alanlarına ciddi zararlar verip, ürünlerin veriminin ve kalitesinin düşmesine neden oluyor. Taş ocağının faaliyetleri nedeniyle mağdur olan halk, neredeyse hiçbir tarımsal ürün alamamaktan şikâyetçi.

    İşletmenin ağır tonajlı araçlarının çok sık geçmesi sonucu evlerin duvarları çatlarken, yollar tahrip oluyor. Ayrıca taş ocağının neden olduğu toz, alerji, astım gibi hastalıkların baş göstermesine neden olmakta, ciddi halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Araçların yoğun trafiği nedeniyle çocuklar sokaklara çıkamıyor, yürüyerek okullarına gidemiyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni de, işletmenin çevreye verdiği zararlar ve yöre halkının yaşadığı mağduriyetler üzerine  soru ve araştırma önergesi vererek konuyu Meclis gündemine getirdi.

    “TAŞ OCAKLARINDA YAPILAN PATLATMALAR DOĞAL DENGEYİ BOZUYOR”

    Taş ocaklarının;  işletmeye açılmalarında ve işletilmeleri sırasında çevreye, ormanlara, bioçeşitliliğe, ekosisteme, su varlıklarına, yöre halkının ve işletmede çalışan işçilerin sağlığına telafisi imkansız zararlar verdiğini belirten Çepni, “Taş ocaklarında yapılan patlatmalar doğal dengeyi, suyollarını ve çatlak-mağara sistemini bozmakta, yerleşim alanlarında deprem etkisi yaratmaktadır. Değişen suyolları nedeniyle tarım alanları zarar gören çiftçiler hak kayıpları yaşamaktadır” dedi.

    “TOZ NEDENİYLE ÜRÜNLERİN VERİMLERİ  VE KALİTESİ DE DÜŞMEKTEDİR”

    Çepni, taş çıkarma esnasında oluşan toz emisyonları hem çalışan işçi hem de bölgede yaşayan insanlar için toksikolojik etkilere sahip olduğuna ve farklı toz türlerine maruz kalmak kansere, tahriş ve astım gibi alerjik reaksiyonlara neden olduğuna dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Taş ocaklarının neden olduğu tozu engellemek için filtreler ya çok az kullanılmakta ya da hiç kullanılmamaktadır. Açığa çıkan toz nedeniyle ürünlerin verimleri  ve kalitesi de düşmektedir. Taş ocağı işleten şirketlerin çıkarları ile halkının Anayasa ve yasalarla düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı elinden alınmaktadır. İşletmelerin neden olduğu ekolojik tahribatlara ve yaşam alanlarının gaspına karşı, yöre halkı ve demokratik kitle örgütleri mücadele vermek zorunda kalmaktadır.”

    Sık dinamit patlatılan alanın Asi nehrinin kıyısında korunması gereken arkeolojik alanda bulunduğuna da işaret eden Çepni, “İşletmede yapılan patlatma ve yönetmeliklere aykırı uygulanan elektrik telleri nedeniyle yıllar içerisinde 2 kişinin öldüğü iddiaları da mevcuttur. Mahalle  halkı, yaşadıkları mağduriyetlere için birçok kez mülki idare amirleri ve şirket temsilcileri ile görüşmeler yapmışlar ama hiçbir sonuç alamamışlardır. Taş ocağı için gerekli denetimlerin yapılması, işletmenin çevreye ve insan sağlığına verdiği zararların tespit edilmesi ve halkın mağduriyetinin giderilmesi için acil önlemler alınmalıdır” diye belirtti.

    Çepni, soru önergesinde ise şu soruları sordu:

    “1-  Hatay Samandağı İlçesi Çöğürlü Mahallesinde faaliyet gösteren taş ocağının çevresel etkileri konusu Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir?

    2- Söz konusu taş ocağının denetimi yapılmakta mıdır? En son hangi tarihte denetimi yapılmıştır? Yöre halkının paylaştığı videolarda tesisin tozları ve kamyonların gürültüsü açıkça ortadadır. Halkın iddia ettiği olumsuzluklara karşın taş ocağı hakkında bulgu olmamasının gerekçesi nedir?

    3-  Yıllar içerisinde kapasitesini sürekli arttıran taş ocağının ÇED gerekli değildir kararının gerekçesi nedir? Taş ocağının büyüklüğü dikkate alındığında ÇED kararının tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünmüyor musunuz?

    4- Taş ocağının bölgede ürün kayıplarına yol açtığı iddiaları konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı ile işbirliğiniz var mıdır?

    5-  Bölge halkının iddia ettiği taş ocağı kapasitesinin sürekli arttırıldığı iddiaları hakkında Bakanlığınız açıklama yapacak mıdır? Taş ocağı faaliyete başladığı tarihten itibaren kaç kez kapasite artışına gitmiştir?

    6- Söz konusu taş ocağından çıkan atıkların ve tozun çevreye, insan sağlığına verdiği zararların önlenmesi için bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? Mahalle halkının mağduriyetleri nasıl giderilecektir?”

    PİRHA/HATAY

     

  • HDP’den Kuraklık Raporu: Ciddi bir gıda krizi kapıda!-VİDEO

    HDP’den Kuraklık Raporu: Ciddi bir gıda krizi kapıda!-VİDEO

    PİRHA-HDP Ekoloji Komisyonu 2021 Kuraklık Durum Raporu’nu açıkladı. Yapılan sunumda “Türkiye’de geri dönülmez şekilde zarar gören ekosistemler vardır. 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde vurgulanması gereken en önemli sorun giderek artan kuraklık sorunudur” denildi.

    HDP Ekoloji Komisyonu “2021 Kuraklık Durum Raporu” başlıklı çalışmasını kamuoyu ile paylaştı. HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüleri Menekşe Kızıldere ve Naci Sönmez ile İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin düzenlediği basın toplantısında gıda krizi ihtimali üzerinde duruldu.

    HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, 5 Haziran Dünya Çevre Günü sebebiyle yaptıkları açıklamada hazırladıkları kuraklık raporunun detaylarını paylaştı.

    Kızıldere, “Aslında Dünya Çevre Günü’nün teması kuraklık değil fakat Türkiye’nin gündemindeki en önemli çevre sorunu kuraklık ve bu giderek de artan bir sorundur” dedi.

    “ÇEVRE GÜNÜ İKTİDARIN POPÜLİST SÖYLEM GÜNÜNE DÖNÜŞTÜ”

    Menekşe Kızıldere, “5 Haziran iktidar tarafından altı boşaltılmış kavramların dillendirildiği, devletin yükümlülüklerini bireye yükleyen uyarıların yapıldığı ve ülkenin temel ve krizi halindeki ekoloji gündemlerinin görmezden gelindiği anlamsız bir iktidar popülist söylem gününe dönüşmüştür” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    İklim krizi ve ekolojik varlıkları meta olarak gören sermaye ve sermaye destekçisi iktidarlar yüzünden zarar gören ekolojik varlıkların oluşturduğu ekosistemler çökmekte ve ekolojik krizler sistematik ve uzun vadeli şekilde gerçekleşmektedir. Ekosistem krizlerine dikkate çekmek ve çözüm sunmak için bu ekosistemlerin iyileştirilmesi adına bu yıl bu tema belirlenmiştir.
    Fakat Türkiye için ise 5 Haziran, ülkedeki ekolojik krizin açıkça ortaya konup, çözümler üzerine yoğunlaşılması gereken bir gündür. Sermaye talanının bir aracı haline gelen iktidarın bunu gerçekleştirmesi mümkün değildir. Türkiye’de yaşanan ekolojik krizlerin baş müsebbibi zaten iktidarın kendisidir.

    “EN ÖNEMLİ SORUN KURAKLIK SORUNUDUR”

    “Türkiye’de geri dönülmez şekilde zarar gören ekosistemler vardır. İklim krizi ile birlikte Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada hava olayları rejimi değişmiş, mevsimlerde değişme yaşanmış ve hava sıcaklıkları değişmiştir. Türkiye’de total hava sıcaklığı artmış ve bu artık kuraklık krizine dönüşmüştür. Türkiye’de 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde vurgulanması gereken en önemli sorun giderek artan kuraklık sorunudur.”

    “GIDA KRİZİ KAPIDA”

    “Kuru ve sıcak rüzgârlar tarlalara ekilen tohumların mahsule dönüşmeden çürümesine sebep olmakta, bununla birlikte bu mahsulleri sulayacak su rezervleri de bulunamamaktadır. Hayvan besicileri artan yem fiyatları ve susuzluk yüzünden iflas noktasına gelmiştir. Gıda piyasasında üreticinin zararı büyük sermaye gruplarının kârına dönüşmüştür. Halkın alım gücü düşmüş, gıda fiyatları kontrolsüz şekilde yükselmiştir ve daha da yükselecektir. Yoksulluk hatta açlık artık bir Türkiye gerçeğidir. Yurttaşlarımız canlarından vazgeçme noktasına gelmiştir.

    Mevcut iktidar ile birlikte kuraklık ve iklim krizi sınıfsal bir ekonomik kriz haline de gelmiştir. Kapıda çok ciddi bir gıda krizi vardır.”

    “ÇÖZÜM ÜRETECEK OLAN ŞEY SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİDİR”

    HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Naci Sönmez ise şu konuşmayı yaptı:

    “Türkiye’de çoklu bir kriz yaşıyoruz, bu krizin önemli ayaklarından biri siyasi ve ekonomik krizin içinde bütünsel olarak var olan ekolojik krizdir. Biz bu konuları birbirinden ayrı bir şekilde ele almıyoruz. Mevzu sadece bir çevre – yeşil sorunu değildir, aynı zamanda bu işin sınıfsal ve kapitalizmle direkt bağlantısını kuracak bir yerden ele alıyoruz. Küresel sermayenin topyekün yaşam alanlarına yönelik gerçekleştirdiği saldırılara karşı toplumsal uyanışlar da Türkiye’de kendisini gösteriyor. Köylerinde ve kentlerinde yaşamları tehdit altına alınan köylüler ve çiftçiler direnmeye çalışıyor; İkizdere’de ve Gürpınar’da olduğu gibi. Yine ekolojik yıkım kapsamında Cudi’de ve Dersim gözelerinde ve yurdun farklı yerlerinde nerede bir yaşam alanı tehdit altında ise orada ciddi toplumsal uyanışlar da açığa çıkmaya başladı. Bu, kapitalizmin 21. yüzyılda yaşam alanlarına yönelik gerçekleştirdiği topyekün bir sermaye saldırısıdır. Bu sermaye saldırısının karşısında sadece doğamıza ve çevremize sahip çıkarak değil bunu aynı zamanda kapitalizme karşı sınıfsal bir mücadele olarak kavramak istiyoruz.

    Bu sistemi topyekün değiştirecek, iklim ve ekoloji krizine de çözüm üretecek olan şey sistem değişikliğidir. Bu da tercihlerle ilgilidir. 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla kutlama merkezli değil tahrip edilen alanlara sahip çıkma merkezli bir siyasal mücadeleyi yürüteceğimize inanıyoruz.”

    EKOLOJİ MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİDİR”

    Programın bir diğer konuşmacısı olan İzmir Milletvekili Murat Çepni ise şunları söyledi:

    “Bulunduğumuz süreç, ekolojik yıkım süreci; hemen her gün yeni bir mücadele alanı anlamına geliyor. Yaşanan tüm sorunların kaynağı sermaye düzeninin ta kendisi. Biz de HDP olarak, bu mücadelenin tam ortasında olduğumuzu, çözüm önerimizin olduğunu söylüyoruz. İklim krizine dair yaklaşımlarımızı defaatle ortaya koyduk. Kuraklık meselesine dair de çözümümüz var. AKP – MHP Saray koalisyonunun 20 yıldır yürüttüğü ekolojik yıkım politikalarına karşı bir ekolojik parti olarak HDP hem çözüm önerilerini sunarak hem de halkımızın mücadelesinin tam olarak ortasında bir parti olarak sürdürmeye devam ediyoruz. Tüm kamuoyuna, tüm halklarımıza ekoloji mücadelesinin aynı zamanda bir demokrasi ve özgürlükler mücadelesi olduğunu bir kez daha söylüyoruz. Bu mücadeleyi birleşik bir hattan yükseltme çağrısı yapıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çepni: Rize İkizdere ranttan gözü dönmüşlerin hedefi altında!-VİDEO

    Çepni: Rize İkizdere ranttan gözü dönmüşlerin hedefi altında!-VİDEO

    PİRHA-HDP’li Murat Çepni, Rize İkizdere’de yapılmak istenen taş ocağı projesine dair konuştu. Eskencidere vadisinin aynı zamanda insanların yaşam alanı olduğuna vurgu yapan Murat Çepni, “Bu coğrafya yüzyıllık evlerin olduğu bir alan ama gözünü bu ülkenin taşına toprağına dikmiş, ranttan gözü dönmüş, kârdan başka hiçbir şey görmeyen, düşünmeyen AKP iktidarının hedefi altında” ifadelerini kullandı.

    HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni, Meclis Genel Kurulunda gündem dışı söz alarak, Rize İkizdere taş ocağı projesi hakkında konuştu. “İkizdere’de bir doğa katliamı yaşanıyor” diyen Murat Çepni, maden ocağı sebebiyle ormanların talan edildiğine işaret etti.

    İKİZDERE’Yİ YOK EDİYORLAR!

    Milletvekili Murat Çepni, İkizdere’de yürütülen çevre talanına dair fotoğrafları Meclis Genel Kuruluna göstererek “Bu katliama tüm Türkiye ses vermelidir” dedi. Çepni, mevcut çevre politikaları ile İkizdere’de insan göçünün amaçlandığını ifade ederek şu konuşmayı yaptı:

    “Değerli arkadaşlar, bakın, burası İkizdere Vadisi’nin yan kolu Eskencidere Vadisi. Buraya taş ocağı yapılmak isteniyor; bu bölgeye, bu dağa taş ocağı yapılmak isteniyor. Eskencidere, bakın, burası muhteşem bir coğrafya, muhteşem bir dere; insanların burada oturduğu, yemek yediği, su içtiği, içme suyu olarak kullandığı muhteşem bir coğrafya.

    Evet, bakın, arkadaşlar, bunlar Eskencidere Vadisi’nde ‘deli bal’ denilen balın üretildiği kovanlar. Eskencidere Vadisi aynı zamanda bir bal vadisi.

    Evet, işte, şimdi, 2023 hedeflerine dozerlerle, yıka yıka yürüyen AKP’nin taş ocağı saldırısına karşı direnen köylüler, analar, bacılar; buyurun, işte böyle.

    İşte bu taş ocağı projesinin yarattığı yıkım; daha kepçenin çalışmaya başladığı ilk elden o derenin geldiği hâl, bu hâl değerli arkadaşlar. Bu dere yok olacak. Evet, derenin ilk günlerden geldiği hâl; su ortadan kalktı, bulandı ve kirlendi ve içilmez hâle geldi.

    Evet, Rize İkizdere’de Eskencidere Vadisi’nde, Cengiz Holding’in yapacağı limana taş üretmek için bir taş ocağı projesi var. Bu taş ocağı projesi Eskencidere Vadisi’ni, bir bütün olarak İkizdere’yi yok edecek. Eskencidere Vadisi çay üretimi yapılan bir vadi. Bu vadi, bal üretimi yapılan bir vadi. Bu vadi, köyün içme suyunun geldiği bir vadi. Burası aynı zamanda muazzam bir güzelliğe sahip, turistik bir alan. Burası aynı zamanda insanların yaşam alanı, yüzyıllık evlerin olduğu bir alan ama gözünü bu ülkenin taşına toprağına dikmiş, ranttan gözü dönmüş, kârdan başka hiçbir şey görmeyen, düşünmeyen AKP iktidarının hedefi altında.

    Bir haftadır kepçeler buraya girmiş ve burada çalışmaya başlamışlar. Bir haftadır köylüler burada sokağa çıkma yasağına rağmen direniyorlar. Dağlardan, taşlardan gelerek, yaşlılar oruçlu hâlde burada dozerin çalışmasını engellemeye çalışıyorlar. Pazar günü bu insanlara saldırı oldu, 6 insan, 6 köylü gözaltına alındı. Yetmezmiş gibi bunlara para cezası yazıldı. Ethone ve Pakurum köylerinin yaşam alanı yok edilmeye çalışılıyor. Bu taş ocağı yapılırsa bu köyler oradan taşınmak zorundalar, başka bunun hiçbir yolu ve yöntemi yok.

    “CENGİZ İNŞAATIN ASKERLERİNE DÖNÜŞMÜŞLER”

    “Halk feryat ediyor, halk sesini duyurmaya çalışıyor fakat karşısında jandarmadan başka kimse yok. Bir ordu neredeyse oraya dikilmiş durumda. Bir ordu orada köylülerin feryadını engellemeye ve abluka altına aldıkları dozerin çalışmasını sağlamaya çalışılıyor. Gözleri kulakları kör olmuş durumda, sağır durumda o dozeri koruyorlar. Bunlar sözüm ona devletin askerleri ama bunlar Cengiz İnşaat’ın, şirketin askerlerine dönüşmüş durumdalar.

    Bu zulüm, bu iktidarın, bu halka yaptığı bu zulüm hesapsız kalmayacaktır. Rize İkizdere’de bu katliama dur diyelim, halkın çığlığına kulak verelim ve bir taleplerini burada iletmek istiyorum değerli arkadaşlar. İkizdereliler bir çağrı yapıyorlar, özellikle Karadenizli vekillere ama daha da özellikle AKP’li ve MHP’li vekillere şunu söylüyorlar: Gelin, buraya. Buraya gelin, bu zulmü görün.

    Bu projeyi burada görün. Neye ‘evet’ dediğinizi burada görün, bize nasıl bir saldırı içinde olduğunuzu burada görün. Evet, cesaretiniz varsa, şirketten korkmuyorsanız ya da ondan izin alarak, icazet alarak buyurun İkizdere’ye gidelim. Ben İkizdereliyim ve bir haftadır oradaydım, orada köylülerle beraber direniyoruz ve buradan Türkiye’ye bir kez daha çağrı yapıyorum; ekoloji örgütlerine, onurunu satmamış, iradesini satmamış tüm halkımıza çağrı yapıyorum: İkizdere’deki sese kulak verin, bu taş ocağını hep birlikte ortadan kaldıralım. Ve orada direnen, gece gündüz dağları taşları aşarak direnmeye çalışan köylülere, hemşehrilerime buradan bir kez daha en derin sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Onların direnişi önünde hiçbir rant iktidarı kalamaz.”

    PİRHA/ANKARA