PİRHA – Varto’ya bağlı Çalıdere Köyü’nde JES projesine karşı başlatılan ‘Çadır Nöbeti’ 26. gününde kararlılıkla devam ediyor. Çadır nöbetini ziyaret eden DAD yöneticileri, mücadele çağrısı yaptı.
Muş Varto Çalıdere köyü sınırları içinde planlanan JES projesine karşı başlatılan ‘Çadır Nöbeti 26’inci gününde devam etti. Büyük bir kararlılıkla devam eden çadır nöbetine destek ziyaretleri de devam ediyor.
Lokmalarıyla çadır nöbetini ziyaret eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yöneticileri, lokma duasının ardından kısa bir açıklama yaptı. DAD Varto Meclisi, yaptıkları ziyarette yaşam alanlarına sahip çıkma çağrısı yaptı.
“MÜCADELEMİZ DEVAM DECEK”
Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seydalioğlu, DAD Varto Meclisi’ni kuracaklarını belirterek, “Bu meclis, demokratik Alevi anlayışını yaygınlaştırmak ve örgütlemeyi hedefliyoruz. Yine kaybolmuş Pir-Rayber-Talip ilişkisinin geçmişteki varlığını günümüze taşımak istiyoruz” dedi.
Sütiye Dapaklı ise birlik, beraberlik ve dayanışma çağrısı yaparak, yaşam alanları için mücadele edeceklerini söyledi. Dapaklı, “Bizim bütün davamız memleketimizdir. Biz kimseden bir şey istemiyoruz, kimse de bizden bir şey istemesin. Memleketimizi vermiyoruz. Mücadelemiz daim olsun” diye konuştu.
Çadır nöbetini “Her vaş koka xo ser be no kewe”, “her ot kökünün üstünde yeşerir” pankartıyla Qılçıx köyü ( Bahçelievler mahallesi) devraldı.
PİRHA- Varto Ekoloji Platformu’ndan Alev Yılmaz, JES’e karşı direnişin büyüdüğünü vurgulayarak, “Ben inanıyorum ki IGNIS kesinlikle Varto’nun bu direnişine, bu mücadelesine karşı gelemeyecek, geri adım atacak” dedi.
Muş’un Varto (Gımgım) ile Bingöl’Ün Karlıova ilçesindeki köylerde yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan direniş, 3,5’inci ayını doldurdu. Projenin doğaya, tarım alanlarına ve su kaynaklarına zarar vereceğini belirten köylülerin kurduğu direniş çadırındaki Varto Ekoloji Platformu’ndan Alev Yılmaz, ajansımıza konuştu.
Kar, kış, yağmur, çamur demeden toprakları ve geleceği için var olma mücadelesi yürüttüklerini vurgulayan Yılmaz, şunları dile getirdi:
“Hayvancılık yapıyorum. Hayatımı burada idame ediyorum. Yaklaşık 5 yıldır köydeyim. Metropolde yaşayamadık. Artık metropoller yaşanmaz hale geldi. Bizler de kendi memleketimize geri döndük. Burada bir hayat kurduk. Burada yaşam kavgası verirken, Amerikanlı bir şirket olan IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi Varto’muza göz koymuş. Varto’nun topraklarının altındakinin çok kıymetli olduğunu söylüyorlar. Ama biz de her defasında şunu söylüyoruz; Varto’nun üstü altından daha değerlidir ve IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi asla Varto’dan büyük değildir.”
Kadın, erkek, genç,yaşlı hep birlikte çadır kurup direndiklerini vurgulayan Yılmaz, “Gelinen aşamada mücadelemiz günden güne daha çok büyüyor. Varto Ekoloji platformu olarak bu mücadeleyi daha çok büyüttük. Sadece Varto’yla sınırlandırmadık. Biz Avrupa’ya kadar sesimizi duyurduk. Dünyada kamuoyu oluşturduk ve Varto’nun çevresindeki il ve ilçelere de seslerimizi duyurduk. Onları da bu mücadeleye direnişine dahil ettik. Benzer örgütlemeyi Karlıova’da yaptık, Ben inanıyorum ki IGNIS kesinlikle Varto’nun bu direnişine, bu mücadelesine karşı gelemeyecek, geri adım atacak” dedi.
Yaşam alanlarının sermayeye ait topraklar olmadığının altını çizen Yılmaz, “Varto bin bir çeşit bitki ile endemik türler arasında olan bitkileri olan bir coğrafyadır. Biz bu coğrafyada, yeryüzünde nefes aldığımız sürece bu coğrafya böyle güzel kalacak” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Varto’da JES’e karşı süren eyleme destek veren DAD yönetici ve üyeleri, JES projesinin coğrafyayı insansızlaştırmayı hedeflediği gibi aynı zamanda hafızayı, toplumsal itikatı parçalamaya dönük bir hamle olduğuna dikkat çekerek, “Bizim inancımıza göz dikmişler ama biz buna fırsat vermeyeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Hiçbir güç bizim mücadelemize karşı gelmeyecektir. Haklıyız, halkız, kazanacağız” dedi.
Muş’un Varto ile Bingöl’ün Kurtalan ilçeleri yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı bölge halkının başlattığı kararlı nöbet eylemi sürüyor. Projenin doğaya, tarım alanlarına ve su kaynaklarına zarar vereceğini belirten köylülerin kurduğu direniş çadırı, metropollerden ve yurt dışından gelen kadınların katılımıyla daha da güçlendi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Varto’da süren eyleme desteğini sürdürüyor.
“TOPLUMSAL İTİKATIMIZI PARÇALAMAYA DÖNÜK BİR HAMLE”
Nöbet eyleminde ajansımıza konuşan DAD Genel Örgütlenme Sekreteri Asil Benler, Demokratik Alevi Dernekleri olarak ilk günden itibaren JES’e karşı mücadelenin öznesi olduklarını vurgulayarak, şunları ifade etti:
“Reya Haq inancı, doğayı Çar Anasır’ın ikrarlı birliği olarak yorumlar ve onun devriye halleriyle oluşan bir kozmos, bir kainat oluşumundan doğa inancıyla doğaya karşı ikrarlı bir konumlanma sergiler. Şimdi bu konumlanmayla beraber tabii ki mekan ilişkisini de ziyaretleriyle, toplumsal ilişkileri ile aynı ikrar bağlamında kurgular. Bu kurguya bir müdahale olduğunu görüyoruz.
Geçen hafta Elif Ana Türbesi ve Düzgün Baba Ziyaretgahı’na yapılan saldırılara dikkat çeken Benler, “Varto halkının ikrarlı olduğu ziyaretler var. Bunların hepsinin mekan kırım politikaları kapsamında Reya Haq Alevi toplumunun yaşam alanlarına bir müdahale hattında geliştiğini düşünüyoruz. Bu müdahale hattı coğrafyamızı insansızlaştırmayı hedeflediği gibi aynı zamanda hafızamızı, toplumsal itikatımızı parçalamaya dönük bir hamle.”
“DOĞAMIZA, İNANCIMIZA SAYGI BEKLİYORUZ”
Direnişin yanında yer almaya devam edeceklerini belirten Benler, “Şu an gündemde olan Barış ve Demokratik Toplum Süreci söz konusu. Bu sürecin olgunlaşması aynı zamanda halkımızın yaşam alanlarına karşı da bir barış ikliminden oluşmasını gerektiren bir konumda duruyor. Bu noktada coğrafyamıza, inancımıza, kültürümüze, dilimize ve toplumsal varlığımıza saygıyı bir kez daha tartışmasız bir şekilde burada kabul edilmesi gerektiğini vurguluyoruz” diye konuştu.
“HAKLIYIZ, HALKIZ, KAZANACAĞIZ”
“Toprağımızı korumak için buradayız” diyen Sütiye Dapaklı da, şunları dile getirdi:
“Gücümüz yettiği sürece toprağımızda JES’e fırsat vermeyeceğiz. Burası bizim yaşam alanımızdır, doğamızdır, doğduğumuz yerdir. Hiçbir güç bunu bizim elimizde alamaz, alamayacaktır. Buna izin vermiyoruz. Çünkü burası bizim yaşam alanımızdır.
Bizim inancımıza göz dikmişler ama biz buna fırsat vermeyeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Hiçbir güç bizim mücadelemize karşı gelmeyecektir. Haklıyız, halkız, kazanacağız.”
PİRHA – Varto Çalıdere Köyü sınırlarına yapılması planlanan JES projesine karşı çadır nöbeti 18’inci gününde halaylarla devam etti.
Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere Köyü’nde yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santraline (JES) karşı devam eden çadır eylemi 18’inci gününde kararlılıkla devam ediyor.
Varto Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi öncülüğünde, başlatılan nöbet alanına “Emeği sömürme, doğayı tüketme” ve “No hard mîrasê kal û bavikan o. Bavokê ameyoxî yo, JES newazenîme” (Bu topraklar dedelerimizden miras! JES İstemiyoruz) pankartları asıldı.
Yüzlerce yurttaşın nöbet alanında yaşam alanlarına JES yaptırmayacaklarını belirterek, yetkilileri projeden vazgeçmeye çağırdı.
PİRHA – Varto’da JES projesine karşı başlatılan çadır nöbeti üçüncü gününde devam ediyor.
Varto ve Karlıova’ya bağlı köyleri etkileyecek Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine tepkiler yükselmeye devam ediyor. JES’e karşı Varto Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi öncülüğünde, sondajın planlandığı alanda başlatılan çadır nöbeti üçüncü gününde devam etti.
Nöbet gece de gençlerin katılımıyla devam ederken, çevre köylerden çok sayıda ziyaretler de gerçekleşiyor.
PİRHA- İHD MYK Üyesi Servet Üstün Akbaba, Varto ve Karlıova ilçelerini etkileyecek JES projesinin yaşam hakkının ihlali anlamına geldiğine dikkat çekerek, JES’in yapılacağı alanın Alevi toplumunun yaşadığı, inanaç merkezlerinin olduğu bir bölge olduğunun altını çizdi: “Bundan vazgeçin.”
Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerini kapsayan geniş bir alanda planlanan jeotermal kaynak arama ve santral projesine karşı tepkiler büyüyor. Muş Valiliği Komisyon Başkanlığı tarafından, Amerikan bağlantılı Ignis Enerji AŞ’ye verilen izinle başlatılmak istenen sondaj çalışmalarına karşı Varto ve Karlıova halkı, doğa ve yaşam alanlarını savunmak için ses yükseltiyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK Üyesi ve Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu’ndan Servet Üstün Akbaba, Varto’nun kadim geçmişe sahip bir coğrafya olduğunu belirterek, “Şimdi bir coğrafyadan bahsederken oradaki yaşam biçimlerini tehdit eden bir yer aslında. Yani oradaki insanların tarım arazileri var. Özellikle hayvancılıkla uğraşıyorlar. Bir mera meselesi var. İşte hayvanları otlatabilecekleri alanlar var. Bu proje başlarsa ekolojik bir tahribat yaşanacak” dedi.
“JES YAŞAM HAKKINI İHLAL EDEN BİR PROJE”
JES’in faliyete geçmesi durumunda doğal güzelliğinin tümüyle tahrip olacağını, yaşamın yok olacağını vurgulayan Akbaba, “Biz bir şiddet biçiminden bahsederken sadece yaşam hakkını tehdit eden fiziksel şiddetten bahsetmiyoruz. Türkiye’nin birçok bölgesinde ciddi anlamda ekolojik bir şiddet var. Akbelen’de, Bergama’da, Mersin’de yaşanıyor. Avrupa’dan getirilen çöplerin hepsi oraya yığılmış ve Türkiye neredeyse bir çöplüğe dönüştürülmüş durumda” diye belirtti.
“İHD OLARAK MÜCADELENİN YANINDAYIZ”
İnsan hakları savunucuları olarak, insanların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunduklarını ifade eden Akbaba, “Elbette Varto ve Karlova halkı duyarlı bir halk. Bu JES projesine izin vermeyecekleri ve mücadelelerini yükselteceklerine eminim. Biz İHD olarak bu mücadeleye katkı sunacağımızı, destek vereceğimizi belirtiyoruz” şeklinde konuştu.
“İNANÇ MERKEZLERİ ETKİLENECEK”
JES’in yapılacağı alanın Alevi toplumunun yaşadığı, inanaç merkezlerinin olduğu bir bölge olduğunun altını çizen Akbaba, sözlerini şöyle sürdürdü:
“16 Alevi köyü kendisini gerçekten dışlanmış görüyor. Bir mülksüzleştirme, coğrafyadan sürgün edilmedurumu da var. Çünkü orada yaşam da tehditli ediliyor.
Orada ziyaret alanları var. Yani insanların ibadet alanları da etkilenecek. Goşkar Baba, Alevilerin inanç simgelerinden bir yer. Hızır Çeşmesi ve birçok yer JES’ten etkilenecek. Umarım bundan vazgeçerler.”
PİRHA- Tatan (Güzelkent) köylüleri, gerçekleştirdikleri halk toplantısıyla, köylerinde ve bölgede JES istemediklerini belirterek, “Yabancı şirketler gelip havamızı, suyumuzu, kirletmek istiyor. Doğamızın, inanç yerlerimizin, suyumuzun katledilmesine izin vermeyeceğiz” dediler.
Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerinde 22 köyü kapsamına alan Jeaotermal Enerji Santrali(JES) projei, bölge halkının büyük tepkisini çekiyor. Projeye izin verilmesinin ardından direnişe geçen Varto ve Karlıova halkı, 15 Mayıs’ta başlanacak sondaj çalışmalarına karşı ilçe mitingleri gerçekleştiriyor.
JES projesinin kapsam alanında bulunan Varto’nun Tatan (Güzelkent) Köyü’nde, JES’e karşı halk toplantısı gerçekleştirildi. Tatan köylülerinin kendi aralarında organize ettikleri toplantıya Varto Ekolojik Platformu, DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, İzmir Ekoloji Platformundan Hüseyin Özdağ, Tatan köyü muhtarı Mahmut Gül, Varto Ekoloji Platformundan Çayan Dursun katıldı.
Yapılan konuşmalarda, JES’in doğa tahribatına yol açtığına vurgu yapılarak, projeyi iptal edene kadar mücadele edileceği ifade edildi.
PİRHA – Varto-Der İskenderun Şube Başkanı Alişan Turan, 24 Nisan’da Varto’da gerçekleştirilecek ekoloji mitingi öncesi açıklamalarda bulundu. JES projelerinin doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Turan, tüm duyarlı kesimleri “katliama hayır” demeye davet etti.
Vartolular Kültür ve Dayanışma Derneği (Varto-Der) İskenderun Şube Başkanı Alişan Turan, Varto’da planlanan JES projesine dair konuştu.
Alişan Turan, JES projesinin bölgeyi insansızlaştıracağını belirterek, “İkinci bir 66 depremi yaşatılmasın. Doğamızı, suyumuzu katledenlerin ellerini çekmesini istiyoruz” dedi.
“BU BİR DOĞA KATLİAMIDIR”
Varto’nun temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu hatırlatan Turan, doğanın tahrip edilmesinin zorunlu göçü tetikleyeceğini vurguladı. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ekolojik yıkımları örnek gösteren Turan, şunları kaydetti:
“Bugün Çanakkale’ye, Bergama’ya, Aydın’a bakalım. Her tarafı talan ettiler. Bitki, ağaç, yeşillik, kuş, su kalmadı. Bu resmen bir katliamdır. Varto’da 1966’da bir deprem yaşandı, halkımıza ikinci bir 66 depremi yaşatılmasın.”
“ŞİRKETLER ELİNİ DOĞAMIZDAN ÇEKSİN”
JES projesinin arkasındaki yabancı firmalara tepki gösteren Turan, yerel halkın ve tüm insanların ortak mücadele etmesi gerektiğini belirtti:
“Türkiye’yi talan eden bu şirketlerin kirli ellerini doğamızdan, suyumuzdan ve arazimizden çekmesini istiyoruz. Sadece Vartoluları değil; Dersimlisi, Maraşlısı, Akdenizlisi ve Karadenizlisiyle bütün canları 24’ünde Varto’daki mitinge bekliyoruz.”
PİRHA- Muş’un Gimgim(Varto) ve Bingöl’ün Kanîreş(Karlıova) ilçelerinde yapılması planlanan JES projesi bölge halkının tepkisini çekmeye devam ediyor. Alevi kadınları, JES projesinin doğalarını yok edeceğine dikkat çekerek, 24 Nisan’daki mitinge katılarak, doğaya sahip çıkma çağrısı yaptılar.
Muş’un Gimgim(Varto) ve Bingöl’ün Kanîreş(Karlıova) ilçelerinde ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından iki ayrı Jeotermal Enerji Santrali(JES) projesi hayata geçirilecek. Uzmanlar ve bölge halkı, bu projelerin sadece doğal yaşamı değil, yerleşik yaşamı da yok edeceğini belirtiyor.
Projenin, Varto’ya bağlı 16 köyü, Karlıova’da ise 6 köyü doğrudan etkileyeceği belirtiliyor. Proje kapsamında ilk sondaj çalışmaları Mayıs 2026’da başlayacak.
JES projesinin kendisiyle büyük tehlike ve riskleri getireceğini aktaran yurttaşlar, “Gimgim ve Kanîreş’te jeotermal santrali istemiyoruz. Yapılmak istenen JES projesi sadece doğaya değil, aynı zamanda inancımıza, kültürümüze, geleceğimize yönelmiş bir tehdittir. Bugün bu toprakları savunmak yalnızca bir çevre mücadelesi değil; aynı zamanda bir inanç ve onur meselesidir” diyerek 24 Nisan’da Gimgim’da gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısında bulundular.
Buluşmanın adalet ve hakikat talebini haykırmak için önemli bir alan olduğunu belirterek, “Bu mitingde bir araya gelerek hem doğamız hem de değerlerimiz için hep birlikte güçlü bir şekilde ses çıkaracağız. Gelin inancımıza, toprağımıza, geleceğimize hep birlikte sahip çıkalım. Hakikatimize dokunan her şeye hep birlikte güçlü bir şekilde haykıralım” denildi.
Muş’un Varto ilçesinde Çallıdere köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santraline (JES) Muş Valiliği onay verdi. Varto’da halkın tepkisine rağmen hayata geçirilmek istenen ve bölgede ekolojik yıkımın yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerine de zarar verecek olan JES’i yapacak olan Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.
Muş’un Varto ilçesinde 16 köyü kapsayan geniş bir alanda planlanan jeotermal kaynak arama ve santral projesine karşı tepkiler büyüyor.
Mersin’de yaşayan Vartolular, ajansımıza konuştu. Varto halkı olarak iki büyük deprem yaşadıklarını belirten yurttaşlar, “Yeninden topraklarımızdan göç etmek istemiyoruz” dedi.
“TOPRAKLARIMIZDA JES İSTEMİYORUZ”
JES ile topraklarının, sularının kirleneceğini söyleyen yurttaşlar, JES’in yapılması durumunda hayvanlarını otlatacakları, bostanlarını ekecekleri toprağın zehirleneceğini ifade ettiler: “Yurdumuzda JES istemiyoruz. Toprağımıza, suyumuza dokunulmasına izin vermeyeceğiz”
JES’e karşı mücadele edeceklerini vurgulayan yurttaşlar, 24 Nisan’da Varto’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulundular.
PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Varto’da yapılmak istenen JES projesinin ciddi bir eko-kırıma yol açacağını vurgulayarak, “Barış ve demokratik toplum çağrısının yapıldığı bu süreçte, savaşın eko-kırım biçiminde sürdürülmesi kabul edilemez. 24 Nisan’da yapılması planlanan büyük ekoloji mitingine; barışı ve demokrasiyi savunan, insan-doğa ilişkisini ikrar temelinde kuran herkesin güçlü bir şekilde destek vermesi gerekmektedir” dedi.
Muş’un Varto ilçesinde Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı onay verdi. Muş Valiliği’nden gelen onayın ardından Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.
Proje bölgedeki hayvancılığı ve tarım alanlarının yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerini de olumsuz etkileyecek. Gireboa, Koribava, Nîşaneroj, Kalesipî, Şehidê Merge, Tekaye Kekebava, Ninga Dûndûle, Şehîdê Hopike ziyaretgahları söz konusu projenin hayata geçirilmesi halinde büyük zarar görecek.
Kendileri için kutsal olan bu alanlara dokunulmasını istemeyen köylüler ve çevreciler projenin iptal edilmesi için mücadele başlattı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Varto’da yapılmak istenen JES’e ilişkin sorularımızı cevapladı.
PİRHA: Alevi inancından doğanın yeri nedir? Doğa-insan ilişkisi hangi temeller üzerine oturtulmuştur?
Zeynel Kete: Aslında Varto’da yapılması planlanan jeotermal enerji projesine değinmeden önce; zaman ve mekân üzerinde, evrendeki bütün varlıkların ikrarlı bir yaşamı olduğunu, mekânın toplum için ne ifade ettiğini ve kapitalist uygarlık güçlerinin zaman ile mekâna neden saldırdığını ele almak daha gerçekçi olacaktır.
Evrendeki bütün canlıların bir zamanı ve mekânı vardır. Varlık, hakikatini zaman ve mekândan bağımsız kuramaz. Bu tarihsel hakikat bilindiği içindir ki, Réya Heq Alevi inancında zaman ve mekân kutsanmış, büyük önem verilmiştir.
Ekolojik yaşam, yani doğayla ikrarlı yaşam; varlığın farklılaşarak, çoğalarak ve birbirine bağlanarak sürmesini ifade eder. Bu anlamıyla zaman, varlığı oluşturan, yapılandıran ve var eden temel unsurdur. Zaman nasıl kurucu bir unsur ise, varlıkların da bir mekânı vardır. Oluş mekânı; başka bir ifadeyle zaman içerisindeki hafızamızdır. Toplum, coğrafya, iklim, mimari, hayvanlar, kültür, ağaçlar, bitkiler, ırmaklar, dağlar ve taşlar mekânın temel öğeleridir. Bu mekânsal öğelerle toplumsallık kendine bir zemin bulur.
Réya Heq Alevi inancında doğayla “yar olma” anlayışı önemli bir ekolojik bakış açısıdır ve ikrar vermenin en güçlü ölçülerinden biridir. Mekân, binbir türlü hâlde varlığı barındırır. Farklı mekânlar, farklı hayvanların, bitkilerin ve tüm canlıların yaşam alanıdır. Bu nedenle inancımızda doğa en kutsal olandır; kıblemiz doğadır. Doğa insansız yaşayabilir, ancak insan doğasız ve mekânsız yaşayamaz. Bir anlamda insan doğanın aynasıdır. Dolayısıyla mekân, evrensel oluşun özelliklerini kendi içinde barındırır.
Mekân aynı zamanda yurt demektir; maddi ve manevi değerlerin yaratım zeminidir. Bu yönüyle hakikatin inşasında belirleyici bir rol oynar.
Alevi inancında mekâna rızasız girilmez. Nerede olursa olsun, kime ait olursa olsun bir mekâna girerken dikkat edilir. Mekân incitilmez; ondan rızalık alınır, onunla konuşulur, onunla duygusal bir bağ kurulur. Her mekânın bir dili ve ruhu olduğuna inanılır.
“TÜM CANLILARIN YAŞAM ALANLARI DARALACAKTIR”
-Anadoğu ve Mezopotamya’nın bir çok yerinde, özelde de Alevi coğrafyasında yoğun bir eko-kırım yaşanıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Kapitalist (nahak) anlayışın amacı yalnızca kâr elde etmek değildir. Bununla birlikte toplumun kendini yeniden inşa ettiği, milyonlarca yıldır doğayla varlığını sürdürdüğü zemini ortadan kaldırmak; komünaliteyi parçalamak, toplumsallığı dağıtmak, demografik yapıyı değiştirmek, toplumu ayrıştırmak, yapılanlara rıza üretmek, ucuz iş gücünden yararlanmak ve nihayetinde militarizmin anti-ekolojik sürekliliğini sağlamak gibi hedefleri de vardır.
Jeotermal enerji projeleri, hidroelektrik santraller, maden ocakları ve benzeri ekolojik yıkım faaliyetleri; finans kapitalin güçlenmesiyle birlikte daha da artmıştır. Burada yalnızca sermaye birikimi değil, daha fazlası söz konusudur. Sadece toprak ya da mekân işgal edilmiyor; aynı zamanda hatıralar, anılar, ruhlar, zihniyetler, bedenler, değerler, toplumsallık, kültür, inanç, umutlar ve gelecek hayalleri de işgal ediliyor.
Toprağın işgali bir anlamda sürekli bir savaş hâlidir. Bu nedenle ekolojik yıkıma karşı mücadele ederken yüzeysel bir çevrecilik anlayışından çıkıp, toplumsal ekoloji bilincini ve bu sürekli savaş hâlini derinlemesine kavramak gerekir. Özellikle barış dönemlerinde doğaya karşı yürütülen savaş daha da hızlanarak sürmektedir. Bu bir tesadüf değildir; barış sürecinde doğaya karşı savaşın devam ettirilmesidir. Bu durum aynı zamanda bir eko-kırım ve eko-savaş hâlidir.
Bu savaş, sıcak çatışmalardan daha yaygın ve sessizdir. Toplumsal rızalık da üreterek, yerli ve uluslararası yasaların sağladığı güçle ilerleyen bir tahribat zinciri söz konusudur. Başka bir ifadeyle, yeryüzünde savaşın sürdürülebilmesi için yerin altıyla savaşılmaktadır. Yerin altı sömürgeleştirilmeden, ona tahakküm kurulmadan yeryüzündeki düzenlerini kuramazlar.
Savaş endüstrisinde kullanılan demir, çelik, uranyum gibi ağır elementler yer altından çıkarılır. En ağır silahlar ve cephaneler dahi yerin altında saklanır. Bu nedenle yerin altına yönelik müdahale, doğrudan yaşamın kendisine yönelik bir saldırıdır.
Özellikle Alevi halklarının yaşadığı yerleşkelerde ve ülkenin birçok bölgesinde olduğu gibi Varto’da planlanan jeotermal enerji projelerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu tür projeler ciddi bir eko-kırıma yol açacaktır. Zararlı gazların atmosfere salınması, canlıların bunu soluması, ağır metallerin toprağa karışması, doğal dengenin bozulması, su kaynaklarının zarar görmesi, deprem riskinin artması (ki Varto bir deprem kuşağındadır) gibi sonuçlar doğacaktır. Dağların delinmesiyle birlikte hastalıklar artacak, yer altı suları kesintiye uğrayacak, doğal örtü bozulacak ve tüm canlıların yaşam alanları daralacaktır. Bununla birlikte demografik, sosyal ve kültürel yapıda da ciddi erozyonlar yaşanacaktır.
“VARTO’DA JEOTERMAL ENERJİYE HAYIR!”
-Varto’da yapılmak istenen JES projesi de dahil, yapılan projeler orada yaşayan halka sorulmadan başlanıyor. Bir rızasızlık söz konusu. Halka sorulmayan bir proje hayata nasıl geçecek?
Halktan rızalık alınmaması, yerelin iradesinin yok sayılması, hukuki kararların toplumsal adalet ve etik değerlerden uzak olması; inanç ve kültür mekânlarının yok edilmesi anlamına gelmektedir. Kısacası jeotermal çalışmalar, doğa, yerleşim alanları ve canlı yaşamı üzerinde telafisi imkânsız sorunlara yol açmaktadır.
Varto, sosyo-kültürel olarak farklılıkların uzun yıllardır barış içinde yaşadığı bir yerleşkedir. Alevisi, Sünnisi, Türkü, Kürdü, Ermenisi birlikte ve rızalık temelinde yaşamıştır. Bu barış ortamı, aynı zamanda Türkiye için bir model niteliğindedir. Ancak rızasız yürütülen jeotermal ve madencilik faaliyetleriyle bu toplumsal yapı yeniden şekillendirilmekte; toplum kontrol altına alınmak istenmektedir. İnsanların nasıl ve kiminle yaşayacağına kendilerinin değil, başkalarının karar verdiği bir düzen dayatılmaktadır. Bu, tam anlamıyla politik bir müdahaledir.
Eko-kırım niteliği taşıyan HES’ler, jeotermal projeler ve maden ocakları; toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, uluslararası sermaye ile iş birliği içindeki yerel güçlerin çıkarlarına hizmet etmektedir.
Barış ve demokratik toplum çağrısının yapıldığı bir süreçte, savaşın eko-kırım biçiminde sürdürülmesi kabul edilemez. Bu nedenle, özellikle 24 Nisan’da yapılması planlanan büyük ekoloji mitingine; barışı ve demokrasiyi savunan, eşit ve özgür yurttaşlık temelinde yaşamak isteyen, insan-doğa ilişkisini ikrar temelinde kuran herkesin güçlü bir şekilde destek vermesi gerekmektedir. Varto’da jeotermal enerjiye hayır diyoruz.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Varto’da yapılmak istenen JES’e tepki göstererek, “Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm çevrecileri, dostlarımızı, canlarımızı Varto’daki direnişe sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.
Muş’un Varto ilçesinde Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı onay verdi. Muş Valiliği’nden gelen onayın ardından Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.
Proje bölgedeki hayvancılığı ve tarım alanlarının yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerini de olumsuz etkileyecek. Gireboa, Koribava, Nîşaneroj, Kalesipî, Şehidê Merge, Tekaye Kekebava, Ninga Dûndûle, Şehîdê Hopike ziyaretgahları söz konusu projenin hayata geçirilmesi halinde büyük zarar görecek.
Kendileri için kutsal olan bu alanlara dokunulmasını istemeyen köylüler ve çevreciler projenin iptal edilmesi için mücadele başlattı.
“DOĞASINA, SAHİP ÇIKAN VE BUNUN İÇİN BEDEL ÖDEYEN CÜMLE CANLARA AŞK OLSUN”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Varto’da yapılmak istenen JES’e ilişkin konuştu.
İktidarın ülkenin topraklarını, ormanlarını, ırmaklarını emperyalist tekele ve onun yerli işbirlikçilerine peşkeş çekmeyi sürdürdüğünü belirterek, “Ülkenin dört bir yanı maden sahası adı altında adeta işgal edilmiş durumda. Doğa çok büyük bir tahribatla karşı karşıya. Bu anlamda doğasına, ormanına, ağacına, ırmağına, yaşam alanlarına, zeytinliklerine sahip çıkan ve bunun için bedel ödeyen cümle canlara aşk olsun” dedi.
“ÜLKENİN HER YERİ TEHDİT ALTINDA”
Doğa tahribatlarının sadece belli bir bölgeyi kapsamadığını vurgulayan Erçe, “Ülkenin dört bir yanı bu tahribatın içerisinde. Yani Muğla Akbelen’den Çorum Sungurlu Karakaya Köyü’ne, Rize’den, Artvin’den, Kazdağları’na, Dersim topraklarından Erzincan’a ve şimdi ise Varto’ya kadar her yer tehdit ediliyor” diye belirtti.
“24 NİSAN’DA VARTO’DA BULUŞALIM”
Cuma Erçe, Amerikalı şirketlere teslim edilmek istenen Varto topraklarının yine Vartolular tarafından sahiplenildiğinin altını çizerek, şunları ifade etti:
“Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm çevrecileri, dostlarımızı, canlarımızı Varto’daki bu direnişe sahip çıkmaya çağırıyoruz. Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi kurumları olarak Vartoluların kendi yaşam alanlarına ve doğaya doğasına sahip çıkma iradesine destek veriyoruz.
Varto’da 24 Nisan’da gerçekleştirilmesi planlanan büyük mitinge katkılarımızı sunacağız, katılacağız. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. Varto’daki jeotermal santral girişimine “Hayır” diyoruz.”
PİRHA- DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Varto Belediye Eşbaşkanları Gıyasettin Aydemir ve Gülbahar Kaya’nın katılımıyla 24 Nisan’da yapılacak ‘JES’e Hayır’ mitingine katılım için esnaf ziyaretinde bulundu. Sümeyye Boz, “Varto satılık değildir. Tüm doğa savunucularını Varto’ya ses vermesini bekliyoruz” dedi.
Muş’un Varto (Gimgim) ilçesine bağlı16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı 24 Nisan’da ‘JES’e Hayır’ mitingi yapılacak. Varto Ekoloji Platformu da, JES projesine karşı yapılacak miting için kent esnafını ziyaret etti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Varto Belediye Eşbaşkanları Gıyasettin Aydemir ve Gülbahar Kaya, DEM Parti İl Eş Başkanı Çiçek Tutuş’un yanı sıra demokratik kitle örgütü ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinde destek verdiği ziyarette konuşan Sümeyye Boz, JES’in tehlikelerine dikkat çekti.
Sosyal medya üzerinden akşam yapılacak Hastang (#) çalışmasına katılım çağrısında bulunan Sümeyye Boz, “Varto satılık değildir. Tüm doğa savunucularını Varto’ya ses vermesini bekliyoruz” dedi.
Ziyarette JES projesine dair hazırlanan bilgilendirme broşürleri dağıtıldı.
PİRHA- Varto’da yapılmak istenen JES’e dair konuşan Mersin Vartolular Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Vahap Bayar, “14 tane köyün altını boşaltırsanız orada Varto’lara mezar açarsınız. Jeotermal değil, mezar açacaksınız. Biz buna asla ve asla müsaade etmeyiz” diye belirtti.
Muş’un Varto ilçesinde Çallıdere köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santraline (JES) Muş Valiliği onay verdi. Varto’da halkın tepkisine rağmen hayata geçirilmek istenen ve bölgede ekolojik yıkımın yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerine de zarar verecek olan JES’i yapacak olan Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.
Varto halkı uzun zamandır bölgelerinde yapılmak istenen JES projesine karşı mücadele ediyorlar.
Mersin Vartolular Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Vahap Bayar, Varto’da yapılmak istenen JES’e dair değerlendirmede bulundu.
Varto’da köylülerin, tarım, hayvancılık ve arıcılıkla geçimlerini sağladığını ifade eden Bayar, “Bu kimyasal doğaya zarar verirse bundan ne arı faydalanabilir, ne hayvan faydalanabilir, ne de ekinler biçilebilir” dedi.
Benzer sorunların Aydın’da yaşandığını belirten Bayar, Aydın’da incir ve zeytin ağaçlarının kuruduğunu, Avrupa’ya, gönderilen incirlerin zehirli olduğu gerekçesiyle imha edildiğini söyledi.
DEPREM BÖLGESİNE JES!
Varto’da 1946 ve 1966 depremlerinin yaşandığını hatırlatan Bayar, “Hala hafızalarımızda var. Ve ciddi bir kayıplar oldu. Deprem bölgesinde siz 14 tane köyün altını boşaltırsanız orada Varto’lara mezar açarsınız. Jeotermal değil, mezar açacaksınız. Biz buna asla ve asla müsaade etmeyiz” diye belirtti.
“İNSANLAR YURTLARINA GERİ DÖNÜYOR”
Amerika şirketleri kar elde etsin diye halkın zehirlenmek istendiğini vurgulayan Bayar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dağlarımızı, ormanlarımızı yok edecekler, kesecekler ve daha sonra da bize bunu dayatacaklar. Varto’yu tahrip etmeye kimsenin hakkı yok. Biz de buna müsaade etmeyiz.
1966 depreminde insanlar göçe zorlandı. Kendi kaderiyle bırakılan insanlar yurtlarını terk ettiler. Sürgünler yaşandı. Yani nüfusun %60’ını götürdüler şehirlere dağıttılar. 60 yıldan sonra insanlar kendi köylerine geri dönmek istiyor. Artık şehirler, bu insanları kaldırmıyor ve yaşadığı yere özlem duyuyor. Kendi köyümde 10 yılda 40 tane yeni yerleşim oldu. İnsanlar köylerine dönüyorken, bu yapılanı kabul etmek mümkün değil.
İnsanlar şu anda Varto’ya akın akın geri dönüş yapmak üzereyken böyle bir zehiri götürüp o toplumun içerisine atmak bana göre tekrar bir katliamdır. Bu doğru değildir. Doğru olan şey de devlet bu poreyi geri çekmeli.”
“COĞRAFYAMIZA DOKUNMASINLAR”
Bir avuç insan rant elde etsin diye bir ilçenin binlerce, onbinlerce insanın, doğanın, hayvanın zarar görmesine izin vermeyeceklerinin altını çizen Vahap Bayar, “Dolayısıyla daha hiçbir şey olmadan bu projeyi geri çekmelerinden yanayız ve bizim ormanımıza, suyumuza, yaşadığımız coğrafyaya karışmasınlar, dokunmasınlar. Biz orada kupkuru bir coğrafyayı görmek istemiyoruz” diye belirtti.
“24 NİSAN’DA VARTO’DA BULUŞALIM”
JES’e karşı 24 Nisan’da Varto’da miting yapacaklarını ifade eden Bayar, “Türkiye’nin 14 tane ilinden otobüsler kalkıyor. 24 Nisan’da Varto’da buluşmak adına bu büyük miting yapacağız. Gelmek isteyenler Varto Dernekleri’ne ulaşsınlar. Bu sadece Varto’nun sorunu değildir. Bingöl’ün, Bitlis’in, Dersim’in de sorunudur. Bu sorun insanlık sorunudur. Yaşadığımız her yerde bunun önüne kesebilmek için herkesin vicdanına ve bizim yanımıza dayanışmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
“MÜSADE ETMEYECEĞİZ!”
Vartolularda JES’e karşı olduklarını belirterek, “Biz Varto’da jeotermal istemiyoruz. Doğamızın kirlenmesini istemiyoruz. Suyumuza, doğamıza, yaşam alanımıza dokunulmasına asla müsaade etmeyiz” dedi.
PİRHA- Varto’da halkın karşı çıkmasına karşın yapılmak istenen JES projesi valilik tarafından onaylandı. İlk sondajın Mayıs ayında yapılması bekleniyor. Vartolular, valiliğin bu kararına karşın halk toplantısı yaparak tepkilerini ortaya koydular ve JES projesine geçit vermeyeceklerini açıkladılar.
Muş’un Varto ilçesinde Çallıdere köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santraline (JES) Muş Valiliği onay verdi. Varto’da halkın tepkisine rağmen hayata geçirilmek istenen ve bölgede ekolojik yıkımın yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerine de zarar verecek olan JES’i yapacak olan Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.
Varto halkı uzun zamandır bölgelerinde yapılmak istenen JES projesine karşı mücadele ediyorlar. Yaşam alanlarında JES projesi istemeyen yurttaşlar, Muş Valiliği’nin JES projesini onaylamasının ardından halk toplantısı gerçekleştirdi.
VARTOLULAR ONPINAR KÖYÜNDEN MÜCADELEYE DEVAM MESAJI VERDİ
Varto Ekoloji Platformu, Onpınar Köyü’nde gerçekleştirdiği buluşmayla, ekolojik mücadelede yeni bir dönemin başladığını duyurdu. Köy meydanında toplanan halk, toprağına ve yaşam alanlarına sahip çıkma iradesini bir kez daha gösterdi. Platform, açıklamasında artık kimsenin korkmadığını ve engeller karşısında geri adım atılmayacağını vurguladı.
Platform, kadınların hem paylaşımları hem de kararlılıklarıyla bu mücadelenin gerçek ruhu olduklarının altını çizdi.
Gölyayla, Güzeldere, Alabalık, Kartaldere, Dağcılar, Teknedüzü, Kargapazar ve Sıkaören köylerinden gelen halkın katılımı, buluşmadaki katılımı yükseltti.
Varto Ekoloji Gençlik Komitesi ve Karlıova Ekoloji Gençlik Komitesi, sosyal medyada yürüttükleri çalışmaların önemli olduğu vurgulandığı toplantıda, sahadaki mücadelenin sosyal medyada yankı bulmasının önemine dikkat çekildi.
VARTOLULAR: GÖVDEMİZLE ENGELLEYECEĞİZ!
Toplantıda söz alan bir yurttaş, “Gövdemiz de gitse, başımız da gitse bu projeyi engelleyeceğiz” dedi ve projeye kesinlikle izin vermeyeceklerini belirterek, “Atadan, dededen kalmış bu topraktan sen beni nasıl atarsın? Ben nereye gideceğim? Nüfus yaşlı artık, bu insanlar nereye göç edecek?” sözleriyle isyan etti.
Devamında, “Bu fay hattı çok sıkıştı, deprem her an olabilir diyor bilim insanları. Borular patladığında ne olacak?” diyerek tehlikeye dikkat çekti.“Gel bizi öldür mü diyeceğiz? Tabii ki buna karşı gövdemizi ortaya koyacağız” diyen yurttaş, projenin derhal durdurulmasını talep etti.
“Birlik olmalıyız. Bugünden itibaren aramızdaki sorunları, sıkıntıları bir tarafa bırakıp birlikte mücadele etmeliyiz” diyen kadın doğa savunucusu ise, “Eğer birlik olmazsak çocuklarımız, doğamız, geleceğimiz yok olacak. Bu projeye karşı isyan etmeliyiz” diyerek mücadele çağrısı yaptı.
Varto’nun komşu ilçesi Karlıova’dan gelen bir diğer yurttaş ise, “Toplumla, doğayla ve bilimle inatlaşmayın. Toplum intikamını alır, doğa eninde sonunda intikamını alır,” dedi ve “Varto artık sadece Varto değil, hepimizle gurur duyuyoruz,” sözleriyle dayanışma mesajı verdi.
Varto Ekoloji Platformu, “Onpınar’dan Türkiye’nin dört bir yanına bu iradeyi taşıyacağız” diyerek toplantıyı tamamladı.
PİRHA- Mersin’de Heftemal kutlandı. Mersin Varto Derneği tarafından düzenlenen kutlamada, Varto’da yapılmak istenen JES projesine tepki gösterilerek, “Doğamızı bir şirketin kâr hırsına kurban eden bu projeyi kabul etmiyoruz. Varto sahipsiz değildir” denildi.
Mersin Varto Derneği tarafından baharın gelişi olarak kabul edilen Heftemal/Hawtemal’ı kutlayarak lokmalarını paylaştı. Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede tarafından okunan gülbangın ardından Zerefet pişirilerek paylaşıldı.
Mersin’de bir düğün salonunda yapılan etkinliğe yüzlerce yurttaş katıldı.
Kutlamada, Varto’nun ilçesinde bulunan ve aralarında Güzelkent, Küçüktepe, Teknedüzü, Çalıdere ve Köprücük’ün bulunduğu 16 köyü kapsayan, toplam yüz ölçümü 453 bin 494.83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560.13 metrekarelik kısmı üzerinde, IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından, Jeotermal Enerji Santrali (JES) için “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” yapılmak istenmesine tepki gösterildi.
Dernek Başkanı Vahap Bayar, yaptığı konuşmada, Varto halkının iradesinin yok sayıldığını belirtilerek, “Doğamızı bir şirketin kâr hırsına kurban eden bu projeyi kabul etmiyoruz. Varto sahipsiz değildir” dedi.
“JEOTERMAL PROJELER MADENCİLİĞİN ÖNÜNÜ AÇIYOR”
Vahap Bayar, bölgede daha önce HES ve baraj projeleriyle doğanın zarar gördüğü hatırlatarak jeotermal enerji projelerinin de yeni bir ekolojik tehdide yol açacağını vurguladı. Varto’nun farklı köylerinden ve toplumsal kesimlerinden insanların doğayı savunmak için bir araya geldiğini ifade eden Bayar,projelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu.
PİRHA- Milletvekili Sümeyye Boz, Varto ilçesinde 16 köyü kapsayan Jeotermal Enerji Santrali için yürütülmek istenen faaliyetlere karşı yerel halkın itirazlarını paylaştı. JES faaliyetleriyle birlikte bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılığın tehlikeye gireceğini söyleyen Boz, göç baskısına da dikkat çekti.
Muş’un Varto (Gimgim) ilçesinde 16 köyü kapsayan ve yüz ölçümü 453 bin 494.83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560.13 metrekarelik kısmı üzerinde, Jeotermal Enerji Santrali (JES) faaliyeti yürütülmek isteniyor.
IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” talebi, Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı tarafından onaylandı. Köylüler ise JES faaliyetine karşı duruyor.
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına taşıdı. Milletvekili Boz, Jeotermal Enerji Santralinin kurulması halinde tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülemez hale gelebileceği, yeraltı ve içme su kaynaklarının zarar görebileceğine dikkat çekti. Boz, “göç baskısı” konusunu da gündemde tutarak “Köy halkı ve muhtarlar tarafından Muş Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne sunulan itiraz dilekçelerinde, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera alanlarının kamu yararı gözetilerek korunması gereken alanlar olduğu vurgulanmasına rağmen söz konusu taleplerin reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu bilgilerle beraber de mevcut projenin Karlıova (Kanireş)-Varto (Gimgim) deprem fay hattı üzerinde olduğu da bilinmektedir” dedi.
Milletvekili Sümeyye Boz, konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya bir dizi soru iletti. Boz, mera vasıflı alanın tahsisine ilişkin kamu yararı kararının hangi bilimsel ve teknik gerekçelere dayandırıldığının cevabını talep etti. Sümeyye Boz, yürütülmesi planlanan faaliyetlerin, bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılığa etkisine de değinerek şu soruları yöneltti:
“Projenin uygulanması halinde bölgede yer alan yeraltı su kaynakları, içme suyu rezervleri ve ekosistem üzerindeki olası etkilerine ilişkin hidrojeolojik veya çevresel etki değerlendirme çalışması yürütülmüş müdür?
Sondaj faaliyetlerinin ilerleyen aşamalarda JES kurulumu ile sonuçlanması halinde, bölgede yaşayan yurttaşların yerinden edilme veya geçim kaynaklarını kaybetme riskine karşı herhangi bir sosyal etki değerlendirme raporu hazırlanmış mıdır?
Projeden etkilenecek köylerde yaşayan yurttaşların bilgilendirilmesine ve karar alma süreçlerine katılımına yönelik herhangi bir yerel danışma veya rıza mekanizması işletilmiş midir?
Bölge halkının sunduğu itiraz dilekçeleri hangi gerekçelerle reddedilmiştir? Bu itirazlara ilişkin değerlendirme raporları kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
Mera vasfı taşıyan alanların enerji yatırımları kapsamında kullanımına izin verilmesinin, kırsal yaşamın sürdürülebilirliği ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin Bakanlığınızca yürütülen bir politika değerlendirmesi bulunmakta mıdır?”
PİRHA- Muş’un Varto (Gimgim) ilçesinde 16 köyü kapsayan, Jeotermal Enerji Santrali (JES) için “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” yapılmak istenmesine köylüler itiraz ederken, Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı, projeye onay verdi.
Muş’un Gimgim (Varto) ilçesinde 16 köyü kapsayan, toplam yüz ölçümü 453 bin 494.83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560.13 metrekarelik kısmı üzerinde, IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından, Jeotermal Enerji Santrali (JES) için “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” yapılmak isteniyor.
Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı, projeye onay verirken, köylüler JES’e karşı. Temel geçim kaynakları hayvancılık olan yurttaşlar, dilekçelerle ilgili kurumlara başvuruda bulununp, itirazlarını dile getirdi. Aynı zamanda her hafta köylerde toplatılar yapılarak, yurttaşlara JES’in tehlikeleri hakkında bilgilendirmeler yapılıyor.
Köy halkı, Muş Valiliği ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne dilekçe vererek mera alanındaki değişikliğe itiraz ederek, “4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera alanları hayvancılığın sürdürülebilirliği, kırsal yaşamın devamı, toprak ve ekosistemin bütünlüğünün korunması amacıyla kamu yararı gözetilerek korunması gereken alanlardır” dediler.
PİRHA-Muş’un Varto ilçesine bağlı Qûrçik köyünde düzenlenen “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali” sona erdi. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan yaptığı konuşmada, “Türkiye’de doğanın katledildiği, ormanların yakıldığı, dört bir tarafımızın savaş alanına döndüğü bir dönemde, hem inancımıza hem doğamıza hem dilimize sahip çıkmak çok değerli, kıymetli” dedi.
Görgü Köyü (Qûrçik) Cem ve Kültür Evi Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF), Varto’ya bağlı Qurçik (Görgü) Köyü’nde düzenlediği “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali” 3’üncü gününde sona erdi. Festivale, Alevi örgütlerinin yanı sıra çevre köy ve ilçelerden çok sayıda yurttaş katıldı.
Festivalde kitle, Qûrçik Cemevi önünde bir araya gelerek Gola Keskê’ye doğru yola çıktı. Göl kenarında davul zurna eşliğinde halaylar çekti. Kitle halaydan sonra bir araya gelerek bir açıklama gerçekleştirdi.
“İNANCIMIZA, DOĞAMIZA VE DİLİMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ ÇOK DEĞERLİ”
Doğada var olan bütün canlıların yaşam hakkının kutsal olduğunu söyleyen bir inancın temsilcileri olduklarını belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Aleviler olarak, önce doğamızı, çevremizi temiz tutmak, sahip çıkmak zorundayız. Gola Keskê bizim için sadece bir göl değil, bir kutsallığı var. Dağın, taşın, börtü böceğin bir kutsallığı var. O yüzden Türkiye’de doğanın katledildiği, ormanların yakıldığı, dört bir tarafımızın savaş alanına döndüğü bir dönemde, hem inancımıza hem doğamıza hem dilimize sahip çıkmak çok değerli, kıymetli. İyi ki bu doğanın, kültürüm, dilin, inancın bireyleri olarak sahip çıkıyoruz” diye konuştu.
Açıklamanın ardından çekilen halayların ardından festival sona erdi.
PİRHA-Muş’un Varto ilçesinin Qûrçik köyünde 3 gün sürecek “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali”nin startı verildi. Devletin Alevileri tanıma ve Alevilerle yüzleşme zamanının geldiğini dile getiren Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, “Bizim ibadethanemiz cemevi ibadetimiz de cemdir. Doğal olarak biz artık varız. Mücadelemizi Alevi örgütlerinin vasıtasıyla da sürdürüyoruz” dedi.
Görgü Köyü (Qûrçik) Cem ve Kültür Evi Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF), Varto’ya bağlı Qurçik Köyü’nde 3 gün sürecek “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali”nin startını verdi. Festivale çevre köy ve ilçelerden çok sayıda yurttaş katıldı.
Festivalde ilk olarak konuşan Türkiye Alevi Federasyonu Doğu Anadolu Bölge Sorumlusu Kemal Kaya, halkın coğrafyadan göç ederek Aleviliğin bırakıldığını ifade etti. Kemal Kaya, Aleviliğin önemine vurgu yaparak, Alevilik inancına ve doğaya sahip çıkma çağrısında bulundu.
‘BU İNANCI YAŞATMAK HEPİMİZİN GÖREVİ’
Ardından konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, hak ve hakikat yoluna sahip çıkmaya ihtiyaçlarını olduğunu belirterek, “Hepinize bulunduğunuz yerde bu inancı yaşatmak için görev düşüyor. Sadece etkinlikten etkinliğe, festivalden festivale değil yaşamın her anında bu inanca, bu yola sahip çıkmaya ihtiyacımız var. Sizlere çok görev düşüyor” dedi.
‘CEMEVİ BAŞKANLIĞI ADI ALTINDA ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR’
Britanya Alevi Federasyonu Eş Başkanı Müslüm Dalkılıç, Kırmancki diline sahip çıkmanın önemine vurgu yaptı. Türkiye’de yıllardır Alevilere baskı ve zulüm uygulandığını hatırlatan Dalkılıç, “Yüzyıl önce farklı bir şekildeydi. Koçgiri, Dersim, Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı, Gazi’yi, Gezi’yi… Hepsini biliyoruz. Bazıları çok yakın bir tarih. Bazıları ise yüz yıllık tarihler içerisinde Aleviler olarak yaşadığımız katliamlar ve zulümler. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte çok farklı bir yöntem almaya başladı. Asimilasyonu çok farklı yerlere çevirdi. Aleviliği farklı bir yöne çevirmeye çalışıyorlar. Bu noktada bizim çok dikkatli olmamız lazım. Cemevi başkanlığı adı altında ucube bir başkanlık kurdular. Alevilere karşı bir asimilasyon merkezi oluşturmaya çalışıyorlar. Bugünlerde toplantılar yapıp cem evlerini dolaşıyorlar. Toplantılarla bu insanları, cem evi yöneticilerini yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Sevgili canlar sahip çıkmak zorundasınız, baskı oluşturmak zorundasınız. Onların o harami sofralarına oturanlara karşı cümle kurmak zorundasınız. Biz bu asimilasyona karşı dik duralım, mücadele verelim” diye konuştu.
Son olarak konuşan Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, devletin Alevileri tanıma, Alevilerle yüzleşme zamanının geldiğini dile getirerek, Alevilerin Dünya’nın her yerinde artık örgütlü olduğunu belirtti. Mevcut iktidarın daha önce Alevileri katlederken şimdi Aleviliği katletmeye çalıştığına dikkati çeken Koç, “Ama şunu bilmeleri lazım ki iş işten geçti. Artık Aleviler kendi kimlikleriyle hem kendi köylerinde hem de şehirlerde yaşayabiliyor. Eskiden bizi yok sayanlar ‘Bugün cemevi nedir’ diye sorduğumuz zaman ‘Alevilerin ibadethanesidir diyorlar.’ Doğrudur bizim ibadethanemiz cemevi ibadetimiz de cemdir. Doğal olarak biz artık varız. Mücadelemizi Alevi örgütlerinin vasıtasıyla da sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından semah ekibi deyişlerle semah döndü. Festival, sanatçılar Tolga Sağ, Erencan Çelik, Burhan Karakaş, Yılmaz Çelik’in sahne almasından sonra sona erdi. Festival yarın 2’nci gününde çeşitli etkinliklerle devam edecek.