Etiket: nesimi aday

  • Yüzlerce yazar, şair, gazeteci ve siyasetçi Nesimi Aday’ın serbest bırakılmasını talep etti!

    Yüzlerce yazar, şair, gazeteci ve siyasetçi Nesimi Aday’ın serbest bırakılmasını talep etti!

    PİRHA- “Kent uzlaşısı soruşturması” kapsamında tutuklu yargılanan Nesimi Aday için 140’tan fazla sanatçı, gazeteci, yazar, şair ve akademisyen bir araya gelerek, “Barış ve kardeşlik duygusundan, yazdığı şiirlerin referansı ile asla kuşku duyulmayacak Nesimi Aday’ın 18 Eylül’de ikinci duruşması görülecek. Çözün barışın kelepçelerini, son verin vicdanın tutsaklığına” dedi.

    Yazar, şair ve siyasetçi Nesimi Aday, 11 Şubat 2025’te “kent uzlaşısı soruşturması” kapsamında gözaltına alınarak tutuklandı. Aday’ın 21 Mayıs’ta görülen ilk duruşmasında serbest bırakılmaması üzerine 140’tan fazla sanatçı, yazar, akademisyen ve edebiyat insanı ortak bir metin yayımlayarak hem Aday’ın hem de tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını talep etti.

    “BARIŞ İÇİN TUTUKLANANLARA ÖZGÜRLÜK”
    Bildiride, Türkiye’nin demokratikleşme ve barış içinde bir gelecek hayali kurduğu bir dönemde, barışı savunan isimlerin “uzlaşma” gibi bir kavram üzerinden suçlanmasının akıl ve hukuk dışı olduğu vurgulandı:

    Ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:

    “Bir yandan barış içerisinde demokratik bir Türkiye hayali kurulur ve bunun için ciddi adımlar atılırken, diğer yandan Türkiye’de barışın, kardeşliğin ve uzlaşının tesisi için her daim üzerine düşen her şeyi yapmış ve hayatı boyunca yapmaya devam edecek çok değerli insanların içinde “uzlaşma” olan bir ‘suçla’ suçlanarak cezaevinde tutulması aklın, vicdanın ve rasyonel hukukun kabul edebileceği bir şey değildir.

    Yazar, şair ve siyasetçi arkadaşımız Nesimi Aday, ‘kent uzlaşısı soruşturması’ çerçevesinde düzenlenen operasyonda, 11 Şubat 2025 tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Bu akıl ve hukuk dışı tutuklama vicdanları kanatmakta ve kendisine barışçıl bir gelecek arayan ülkemizin hayallerini kirletmektedir. Nesimi Aday, 21 Mayıs 2025’te görülen ilk duruşmada serbest bırakılmadı. Barış ve kardeşlik duygusundan, yazdığı şiirlerin referansı ile asla kuşku duyulmayacak Nesimi Aday’ın 18 Eylül’de ikinci duruşması görülecek. Biz aşağıda imzası bulunan edebiyat insanları, şairler ve sanatçılar başta kardeşimiz Nesimi Aday olmak üzere tüm siyasi tutsakların derhal serbest bırakılmasını talep ederiz.”

    Nesimi Aday’ın ikinci duruşması 18 Eylül 2025’te görülecek. Sanat camiası, hukuk çevreleri ve insan hakları savunucuları bu tarihte verilecek kararın yalnızca bir birey için değil, barış umudu taşıyan herkes için belirleyici olacağına dikkat çekiyor.

    İmzacı isimler şöyle:

    Adnan Yalçın (şair)

    Ahmet Can Akyol (şair)

    Ahmet Çakmak (şair)

    Ahmet Telli (şair)

    Ahmet Ümit (yazar)

    Akif Kurtuluş (şair)

    Akın Yanardağ (şair)

    Ali Haydar Can (müzisyen)

    Alirıza Güler (gazeteci)

    Altay Öktem (şair-yazar)

    Anıl Mert Özsoy (yazar)

    Aslıhan Tüylüoğlu (şair)

    Aynur Doğan (sanatçı)

    Ayşe Dikici (şair)

    Ayşegül Devecioğlu (yazar)

    Aydan Yalçın (şair)

    Aydanur Saraç (şair)

    Aydın Şimşek (şair)

    Berivan Kaya (şair)

    Burhan Özkan (heykeltıraş)

    Bülent Bilmez (akademisyen)

    Hakkı Zariç (şair)

    Celal Erciyes (şair)

    Cemal Taş (yazar)

    Cemalettin Zeyrek (müzisyen)

    Çetin Yiğenoğlu (gazeteci-yazar)

    Çiğdem Koç (yazar)

    Deniz Bayrak (müzisyen)

    Deniz Durukan (şair)

    Devrim Kara (felsefeci-yayıncı)

    Dilek Özkan (şair)

    Diren Keser (gazeteci-yönetmen)

    Emel İrtem (şair)

    Erdoğan Emir (müzisyen)

    Ergin Doğru (yazar)

    Esat Erçetingöz (gazeteci)

    Evin Örnek (sinema ve tiyatro oyuncusu)

    Eyüp Hanoğlu (aktivist-gazeteci)

    Fatma Hatice Güler (aktivist-eğitimci)

    Ferhat Tunç (müzisyen)

    Gaye Boralıoğlu (yazar)

    Göknur Kaya (aktivist-eğitimci)

    Gülizar Kılıç (ressam)

    Haden Öz (yazar)

    Hande Baba (yazar)

    Halil İbrahim Kösem (şair)

    Harman Gültekin (araştırmacı-yazar)

    Hasan Ağırdağ (yazar)

    Hatice Özbay (gazeteci)

    Haydar Ergülen (şair)

    Hayri K. Yetik (şair-yazar)

    Hicri İzgören (şair)

    Hıdır Işık (şair)

    Hikmet Akçiçek (müzisyen)

    Hilmi Nar (şair-müzisyen)

    Hüsamettin Küçük (müzisyen)

    Hülya Deniz Ünal (şair)

    Hülya Duman (şair)

    Hüriye Şahin (yazar)

    Hüseyin Arslan (yazar)

    Hüseyin Ayrılmaz (yazar)

    Hüseyin Ferhad (şair)

    Hüseyin İlgü (şair)

    Hüseyin Şahin (şair)

    İlhan Soytürk (şair)

    Ilgın Su (yapımcı)

    İhsan Alparslan (heykeltıraş)

    İmam Esen (yayıncı)

    İpek Recber (müzisyen)

    İsmet Alıcı (şair)

    İsmet Polatlı (ressam)

    Kamer Söylemez (gazeteci)

    Kazım Gündoğan (yazar)

    Kubilay Dağdeviren (ressam)

    Lal Laleş (şair)

    Mahir Özkan (araştırmacı-yazar)

    Mahmut Temizyürek(şair)

    Mahzun Doğan (şair)

    Mazlum Çetinkaya (şair)

    Melek Özlem Sezer (şair)

    Mehmet Aksaç (şair)

    Mehmet Bağış (şair-çevirmen)

    Mehmet Güreli (ressam)

    Merdan Yanardağ (gazeteci)

    Mesut Kimsesiz (şair-sendikacı)

    Metin Karausta (müzisyen)

    Mevlüt Asar (yazar)

    Meryem Coşkunca (şair)

    Muharrem Akgün (müzisyen)

    Muhittin Bilgin (yazar)

    Murathan Mungan (şair-yazar)

    Murat Toktaş (müzisyen)

    Muazzez Uslu Avcı (şair)

    Muzaffer Kale (şair)

    Muzaffer Narman (şair)

    Muzaffer Oruçoğlu (yazar)

    Mürüvvet Barış (tiyatro oyuncusu)

    Müslüm Yücel (şair)

    Namık Kuyumcu (şair)

    Nebil Özgentürk (belgesel yapımcısı)

    Necati Teyhani (müzisyen)

    Neşe Yaşın (şair)

    Nevzat Çelik (şair)

    Nevzat Karakış (müzisyen)

    Nezahat Gündoğan (belgesel film yönetmeni)

    Nuray Atmaca (gazeteci)

    Orçun Masatçı (tiyatrocu)

    Orhan Alkaya (şair)

    Ömer Genç (senarist)

    Önder Birol Bıyık (şair)

    Önder Kızılkaya (şair)

    Özgün E. Bulut (şair)

    Özgür Fındık (belgeselci)

    Özgür Zeybek (şair-oyun yazarı)

    Pelin Batu (oyuncu-şair)

    Pir Savaş Çetin (müzisyen)

    Saniye Kısakürek (gazeteci-yazar)

    Selman Yeşilgöz (aktivist-yazar)

    Semih Çelenk (şair-tiyatrocu)

    Sema Güler (şair)

    Seza Anet (grafik tasarımcı)

    Sezai Sarıoğlu (şair)

    Serap Erdoğan (şair)

    Sercihan Alioğlu (heykeltıraş)

    Serdar Keskin (müzisyen)

    Şaban Ol (şair-tiyatrocu)

    Şahabettin Demir (gazeteci)

    Şenel Gökçe (şair)

    Şeyhmus Diken (yazar)

    Şükrü Erbaş (şair)

    Suavi (müzisyen)

    Tahsin Eriş (yazar)

    Tamer Çilingir (yazar)

    Taylan Yıldız (müzisyen)

    Tuğrul Keskin (şair)

    Tufan Şişli (araştırmacı-yazar)

    Umut Altınçağ (müzisyen)

    Ünal Ersözlü (şair)

    Vecdi Erbay (şair)

    Veysel Çolak (şair)

    Yavuz Ekinci (yazar)

    Yener Orkunoğlu (felsefe tarihçisi-yazar)

    Yücel Tunca (fotoğrafçı)

    Yücelay Sal (şair)

    Zekiye Yüksel (şair)

    Zeynep Hayır (müzisyen)

    (HABER MERKEZİ)

  • Pertek’te ‘Doğamızın Büyüsü İle İnancımız’ paneli: Alevilik ekolojik bir inançtır-VİDEO

    Pertek’te ‘Doğamızın Büyüsü İle İnancımız’ paneli: Alevilik ekolojik bir inançtır-VİDEO

    PİRHA- “Doğamızın Büyüsü İle İnancımız” konulu panelde yapılan konuşmalarda, Alevi inancının doğayla kurduğu ilişkiye dikkat çekilerek, doğanın korunmasının inançla ilişkisine değinildi. Ayrıca Aleviliğin bir ekolojik inanç olduğu vurgulandı. 

    21’inci Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Pertek Belediyesi önünde, “Doğamızın Büyüsü İle İnancımız” konulu panel yapıldı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Şükrü Aslan’ın yaptığı panele Araştırmacı-Yazar Pir Zeynel Kete, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Şair, Araştırmacı-Yazar Nesimi Aday katıldı.

    “ALEVİLER DOĞAYA DA İNSANA DA ZARAR VERMEZ”

    Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Şükrü Aslan, doğa-inanç ilişkisine değinerek, “Bu ilişkiyi birçok şeyde görebiliriz” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Alevilerin katliam yaptığına dair bir bilgi yoktur. Aleviler doğaya da insana da zarar vermezler, katletmezler. Tersine doğayı, insanı ve yaşamı koruyan bir inançtır. Biz kendi içimizde bilerek ya da bilmeyerek bazen pirlerimize, geleneğimize ağır sözler söyleriz. Eleştiri yapılabilir elbette ama bunu yaparken bazı şeyleri de es geçmemeliyiz. Mesela bu geleneğin doğanın korunması konusundaki duruşu unutulmamalıdır. Alevilik ekolojik bir inançtır.”

    “SUYU ATEŞE DÖKMÜYORUZ ÇÜNKÜ SUYUN CANI VAR”

    Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, Alevilik’te doğa-inanç ilişkisini kutsallar üzerinden şöyle anlattı:

    “Bizde toprak mülk değildir. ‘Hardê Dewreşi’ diyerek bir kutsallık atfederiz. Biz suyu ateşe dökmüyoruz çünkü suyun canı var. Ateşe döktüğümüzde canı yanar. Su kutsaldır çünkü arınma getirir. Ateş kutsaldır, adaletle ilişkilendirilir. Canlı-cansız herşey kutsaldır ve kutsal gördüğünüz bir şeye zarar veremezsiniz. Kainatı var eden bu kutsallıktır. Bir toplumu zihinsel, bedensel, ruhsal olarak ayakta tutan da budur. Çünkü bizim toplumumuz binlerce yıldır iyi ve mutlu günlerinde de olumsuz günlerde de kutsal mekanlara giderek dar didar olmuştur. En olumsuz durumlarda bile ‘Ya Xızır’ diyerek direnmiştir, kötümser olmamıştır. Bu toplumun bir üst akla ihtiyacı yoktur. Kutsalları yeterlidir. Biz toplum olarak insanı merkeze koymuyoruz, cümle canı koyuyoruz.”

    Kete, doğa inanç ilişkisini, “Doğanın kutsallığı sadece Alevilere ait bir gelenek değildir. Bu kültür, bu kutsallık bugün hala iktidarlaşmamış, hala erilleşmemiş, sorunlarını üst akılla değil kendi geleneksel aklıyla çözen toplumların hepsinde vardır. Nil ve Ganj nehirleri de hala kutsaldır. Munzur da kutsaldır” sözleriyle değerlendirdi.

    “MUNZUR’U CANLI VARLIK STATÜSÜNE ALMAMIZ LAZIM”

    Araştırmacı-Yazar Nesimi Aday, insanın doğaya kötü davranması sonucu olarak küresel ısınmayla boyveren iklim sorunlarının yaşandığına dikkat çekerek, “Dünya küresel ısınmayı geçti, kaynıyor. Dünya kuruyor, yeni bir devri daim sürecine giriyor. Bizim de sularımızı korumamız, Munzur’u canlı varlık statüsüne almamız lazım” dedi.

    “BU SAVAŞI ENİNDE SONUNDA DOĞA KAZANACAK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ise doğa talanına karşı verilen mücadeledeki eşitsizliklere değinerek, şunları söyledi:

    “Dersim dağları yanarken batıdaki çevreci dostlarımızın kıllarını kıpırdatmayışı gözümüzden kaçmadı. Kaz dağları, Antalya yanarken sesi çıkanlar, Cudi yanarken susuyorlar. Peki niçin batıda gösterilen duyarlılığın aynısı burada gösterilmiyor! Niçin bu derelerin, bu ırmakların kurutulmasına bu kadar göz yumuluyor! Biz acılar arasında köprü kurmalıyız. Birini diğerinden daha önemsiz saymadan ölçü kurmalıyız. Bizim inancımız da bunu diyor. Akbelen’de o ağaçlara sarılan, o ağaçlar kesilirken hüngür hüngür ağlayan, Rodos’ta bir orman yanarken üzerine su dökmeye giden herkesin çabasını kutsal buluyoruz. Ama Cudi yanarken oraya bir bardak su taşımayı da kutsal buluyoruz. Kürt anasının acısıyla, Türk anasının açsını birleştirmek zorundayız. Rodos’ta yanan ormanla Cudi’de yanan ormanın acısını birleştirmek zorundayız. Doğa ve inanç arasındaki ilişki konusunda, şunu belirtmek gerekiyor. Bu savaşı eninde sonunda doğa kazanacak.”

    Pertek Belediyesi önünde yapılan panelde konuşmaların ardından sorular yanıtlandı.

    Panelin sonunda söz alan bir köylü, “Hozat Boydaş köyü ormanları kesiliyor ve yakılıp kömür olarak satılıyor” dedi. Bu konunun hiç gündeme getirilmediğinden ve kimsenin ilgilenmediğinden şikayet etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Nesimi Aday: Alevi kurumları Dersim anmalarına kurumsal katılımda zayıf kalıyor-VİDEO

    Nesimi Aday: Alevi kurumları Dersim anmalarına kurumsal katılımda zayıf kalıyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumlarının Dersim Katliamı protestolarına ve katledilenlerin anmalarına kurumsal katılımda zayıf kaldıklarını belirten HDP Alevi Masası Eşsözcüsü, Araştırmacı-Yazar Nesimi Aday, “Alevi kurumlarının Sivas, Çorum ve Maraş Katliamları’na gösterdikleri duyarlılığa bakıldığında sanki Dersim’de eksik kalınıyor. Yıllardır burada anmalar yapılıyor ancak Alevi kurumları birleşik hareket ettikleri halde Dersim’e birleşik olarak gelemediler. Umarız bundan sonra Alevi kurumları da bu duyarlılığı gösterirler” dedi.

    4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nin üzerinden tam 85 yıl geçti. Dersim’in önde gelenlerinden Seyid Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledilmiş, binlerce insan sürgün edilmiş ve binlerce Dersimli çocuk, özellikle kız çocukları evlatlık verilerek ailelerinden koparılmıştı. Dersim’in kendine özgü yaşam tarzı, siyasi, sosyal ve kültürel kimliği ortadan kaldırılmak istenmişti. Dersimlilerden ve Türkiye toplumundan resmi olarak özür dilenmesi isteniyor.

    4 Mayıs 1937 Dersim Katliamı süreci 25 Aralık 1935 tarihli Tunceli vilayetinin hakkındaki raporla başlamış ve son olarak 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla tedip ve tenkil içeren askeri operasyona dönüşmüştü.

    HDP Alevi Masası Eşsözcüsü, Araştırmacı-Yazar Nesimi Aday, devletin Dersim’deki asimilasyon politikası, Seyit Rıza’ya yönelik itibarsızlaştırma politikası ve Alevi kurumlarının, Dersim Katliamı’nı lanetlemeye ve öldürülen canların anmalarına katılımındaki eksikliklere dair PİRHA’ya konuştu.

    “1938 YILINDAN BUGÜNE KADAR DERSİM’E YÖNELİK BASKI VE ASİMİLASYON POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”

    PİRHA: Devletin, Dersim’in inancına, diline ve kültürüne yönelik asimilasyon politikaları sürüyor. Geçmişten bugün asimilasyon politikası nasıl uygulanıyor?

    NESİMİ ADAY: Dersimlilerin yaşadığı birçok kentte ve ülkede her yıl 4 Mayıs’ta 1938 Dersim Soykırımı ve 15 Kasım’da da Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam yıldönümleri olduğu için anmalar yapılır. Dersim’deki 15 Kasım anmasına katıldık. Bütün dünyaya Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının ve Dersimlilerin başına gelen cinayete karşı burada cümle kurduk. Bu davanın divana kalmaması için günümüzde de hesabının sorulması için anmalara katıldık.

    1938 yılından bugüne kadar Dersim’e yönelik baskı ve asimilasyon politikası yürütülüyor. 1993-1994 yıllarında ikinci Dersim Soykırımı denilen köy boşaltmaları süreci de yaşandı. Günümüzde ise daha çok Dersim’in etnik ve inancı üzerinde asimilasyon politikası yürütülüyor. Asimilasyon politikası Tunceli Cemevi ve Munzur Üniversitesi üzerinden yürütülüyor. Tunceli Cemevi üzerinden Dersim’in Alevi inancı üzerinden asimilasyon politikası sürdürülüyor, Munzur Üniversitesi üzerinden de Dersim’in dili üzerinden bir asimilasyon politikası sürdürülüyor. Devletin bütün bu politikalarının karşısında Dersim’de 15 Kasım’da bir karşı duruş sergiledik.

    “KÜRT HALKI İÇERİSİNDE ALEVİLİK-SÜNNİLİK TARTIŞMASI YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR” 

    -Devlet, geçmişten beri Alevilik-Sünnilik tartışması yaratarak düşmanlaştırma politikasını sürdürüyor. Dersim Katliamı üzerinden bakıldığında bu düşmanlaştırma politikası nasıl yürütüldü?

    15 Kasım’da idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri halen bilinmiyor, halen mahkeme tutanakları açıklanmadı, genelkurmay arşivleri açıklanmadı. Dersim Katliamı’nda Kürt halkı içerisinde Alevilik-Sünnilik tartışması yaratılmaya çalışılıyor. Sünnilerin Dersim’e gelip soykırıma dâhil olduğu söyleniyor ama 1937-1938’de bireysel katılım olmuştur ancak siyasal bir katılım olduğunu söyleyemeyiz.

    Dersim’de Şeyh Sait’in Seyit Rıza’nın yemeğini yemediği yalanı konuşuluyor ancak Şeyh Sait’in kardeşi Şeyh Abdürrahim 16 yoldaşıyla birlikte 1937 yılında Dersim’e yardıma gelirken Bismil’de bir buğday tarlasında kurşuna dizilip yakılarak katledilmesi konuşulmuyor. Şeyh Abdürrahim ve 16 yoldaşıyla birlikte Dersim’e yetişmiş olsaydı belki Dersim’in kaderi bugün farklı olacaktı. Dersim’de son zamanlarda bunlar görünmez kılınmak isteniyor.

    “DERSİM’DE YAŞANANLAR TEMELDE KÜRT SOYKIRIMIDIR”

    -Dersim Katliamı’nın gerçekleştirilmesindeki ana düşüncenin Alevi inancından kaynaklandığını söyleyenler var siz bu görüşü nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Dersim Katliamı’nın sadece Alevi katliamı olduğu imajı yaratılmaya çalışılıyor ve maalesef bu imaj Dersim’in içinde de yaratılmaya çalışılıyor. Seyit Rıza’yı itibarsızlaştırmaya çalışan bazı yapılar var ve Dersim Katliamı’nın sadece Alevi katliamı olduğunu söylemeye çalışıyorlar bu yanlıştır. Dersim’de yaşananlar temelde Kürt soykırımıdır, elbette katliamda zalimler tarafından inanç motivasyonu da kullanılmıştır, buradan da Dersim’e karşı bir düşmanlık kurgulanmıştır. Ancak Dersim Kürdistan’ın otonom bir bölgesi olmasından kaynaklı farklıydı, Dersim’de bir siyasallaşma vardı ve bugün Dersim’de bir siyasallaşma yokmuş gibi anlatılıyor, bu doğru değildir. Eğer Dersim’de bir siyasallaşma yokmuş gibi anlatılırsa elbette Seyit Rıza ve Alişer bir lider olarak görünmez ancak bu insanlar Dersim’in liderleriydi. Dersim’de Seyit Rıza heykeli devletin Dersim Katliamı olan askeri kışlanın karşısında onur abidesi olarak durmaktadır ve her yıl bu anmayı gerçekleştiriyoruz.

    “SİVAS, ÇORUM VE MARAŞ KATLİAMLARI’NA GÖSTERİLEN DUYARLILIK DERSİM KATLİAMI’NDA GÖSTERİLMİYOR”

    -Alevi kurumlarının Dersim Katliamı protestolarına katılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Alevi dünyası açısından bazı eksiklikler var. Alevi kurumları 1937-1938 Dersim Katliamı anmalarına kurumsal katılımda zayıf kalıyorlar. Sivas, Çorum ve Maraş Katliamları’na gösterdikleri duyarlılığa bakıldığında sanki Dersim’de eksik kalınıyor. Yıllardır burada anmalar yapılıyor ancak Alevi kurumları birleşik hareket ettikleri halde Dersim’e birleşik olarak gelemediler. Umarız bundan sonra Alevi kurumları da bu duyarlılığı gösterirler. Dersim Kürt soykırımı olduğu gibi aynı zamanda Alevi soykırımıdır. Onun için Dersim’e, Seyir Rıza’ya, Alişer’e, Zarife’ye ve buradaki ocaklara sahip çıkmak gerekiyor. 4 Mayıs’ta ve 15 Kasım’da bütün Alevi dünyasının Dersim’de tek vücut olup başta Seyit Rıza olmak üzere Dersim’de yitirilen bütün masum-u pakların tarihine ve mücadelesine sahip çıkmaları Alevi dünyası açısından önemli olacağını düşünüyorum.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Alevi Masası heyeti Bursa’da halk buluşması gerçekleştirdi-VİDEO

    HDP Alevi Masası heyeti Bursa’da halk buluşması gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası heyeti Bursa’da halk buluşmaları gerçekleştirdi.

    Bursa’da “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı İstiyoruz” çalışmaları kapsamında HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül HDP MYK üyesi Turgut Öker, HDP PM üyeleri Azra Güllüpınar, Songül Tunçdemir, Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday ve HDP Bursa İl ilçe yöneticilerinden oluşan heyet, Kestel Hacı Bektaşı Veli Derneği ve Cemevi, Adaköy, Alevi Kültür Derneği İnegöl Şubesi Cemevinde halk buluşmaları gerçekleştirdi.

    PİRHA / BURSA

  • Dersim Kültür ve Sanat Buluşması 2. gününde devam etti-VİDEO

    Dersim Kültür ve Sanat Buluşması 2. gününde devam etti-VİDEO

    PİRHA-2’cisi düzenlenen Mehmet Çetin-Emirali Yağan Dersim Kültür ve Sanat Buluşması 2. gününde devam etti. Sanat hareketinin sosyalist, komünist hareketin 90’lı yıllarda sanatın filtresinden geçmiş hali olduğunu ifade eden Burhan Özkan, “Sanat hareketi büyük bir itiraz halidir. Sanat hareketi bir sanatçı hareketi değildir, sanatın filtresinden geçmiş komünizmin ta kendisidir ve temel önermesi yalnızca devrim yapmak değil olabildiği kadar devrim olmaktır” diye belirtti.

    Mehmet Çetin-Emirali Yağan Dersim Kültür ve Sanat Buluşması Dersim merkezde yer alan Celal Doğan Parkı’nda yapılan etkinlikle devam etti.

    Sanat Hareketi’nden Piya Kollektifi’ne, Muhalif Sanat ya da Şiiri Savunmak, Kirmancki de Nuştene, Hatıralar ve Ayak İzleri konularında konuşma yapıldıktan sonra müzik ve şiir dinletisinin ardından program sona erdi.

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gönderdiği yazılı mesajda, “Mehmet Çetin ve Emirali Yağan için bir araya gelen tüm dostlara, sevgili Dersim halkına içten selam, sevgilerimi gönderiyor iki değerli aydının, can dostun hatırası önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

    Ayrıca Osman Kavala, tutuklu avukat Barkın Timtik, tutuklu ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve tutuklu Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’da destek mesajı gönderdi.

    “SANAT HAREKETİ BUNDAN SONRADA VAR OLMAYA DEVAM EDECEK BÜYÜK BİR İTİRAZ HALİDİR”

    Türkiye’de ki belirli sanat hayatına itiraz biçimi olduklarını söyleyen Nesimi Aday, “Uzun yıllar dergi çıkardık, bu dergilerde otoriteyi, feminizmi ve doğayı tartışırken çeşitli dosya başlıklarımız vardı. Türkiye’de ki bütün etnik kimlikleri dergilerimizde yaşatmaya çalıştık” dedi.

    Sanat Hareketi  çok güçlü tartışma içerisinde olan sosyalist, komünist hareketin 90’lı yıllarda sanatın filtresinden geçmiş hali olduğunu ifade eden Burhan Özkan, “Sanat hareketi insanlık tarihi boyunca var olan ve bundan sonrada var olmaya devam edecek büyük bir itiraz halidir. Sanat hareketi bir sanatçı hareketi değildir, sanatın filtresinden geçmiş komünizmin ta kendisidir ve temel önermesi yalnızca devrim yapmak değil olabildiği kadar devrim olmaktır” diye belirtti.

    “ASIL MESELE İKTİDAR İLİŞKİLERİYLE TEMELDEN HESAPLAŞABİLME HİKAYESİDİR”

    Namık Kuyumcu ise, “İki tane önermede birleştik, her türlü eşitsizlik ve egemenlik ilişkisinin meşruiyetinin reddine ve eleştirel bilginin dönüştürücü ahlakla davranma biçimiyle kendini yeniden örgütlemesi bizim için bir kopuş hikâyesinin başlangıcıydı. Bütün iktidar ve egemenlik ilişkilerini reddettiğimiz bir yerde iktidardan beslenen muhalefetin kendisine ait bütün dil ve duruş biçimlerini de eleştirmek gerekiyor. Bir şeyi eleştiriyorsak onun karşısına bir şey koymalıyız, Türkiye’de ki sosyalizmin en büyük eksikliği buydu. Siz sistemden emanet olarak aldığınız dil ile davranış biçimiyle iktidarı tehlikeye sokmazsınız. Meselenin kendisi iktidar ilişkileriyle temelden hesaplaşabilme hikâyesidir” dedi.

    Geçmişte veya günümüzde yaşanan bir gerçeğin bilinmesi açısından sanatın önemine değinen Aziz Yağan, “Kürtler ve Kızılbaşlar inançlarından veya kimliklerinden dolayı saldırıya uğradığında Türk entelektüelleri neden tepkisiz kaldı. Mehmet Çetin ve Emirali Yağan İstanbul’da veya Paris’te yaşarken de oranın sorunlarını dile getiriyorlardı” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP, yarın Aleviler ile İstanbul’da bir araya gelecek

    HDP, yarın Aleviler ile İstanbul’da bir araya gelecek

    PİRHA-HDP tarafından 5 Mayıs günü kamuoyuna duyurulan “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasına dair açıklamalarda bulunan HDP PM Üyesi ve Alevi Masası Eş Sözcüsü Nesimi Aday, “Bu yalnız Alevilerin değil bütün Türkiye’nin kampanyasıdır. Kampanya kapsamında bütün ülkeyi geziyoruz. Parti kimliği ve propagandası yapmadan çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Kampanya çerçevesinde HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın katılımıyla yarın İstanbul’da toplantı yapılacak. 

    CAN TV’de yayımlanan “CAN’da Bu Sabah” programına konuk olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi Üyesi ve Alevi Masası Eş Sözcüsü Nesimi Aday, yürütülen “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasına ilişkin açıklamalarda bulundu. HDP tarafından 5 Mayıs günü Dersim’de kamuoyuna duyurulan kampanya kapsamında Türkiye’nin birçok bölgesine giderek, Aleviler ile buluştuklarını belirten Aday, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan‘ın da katılımıyla yarın İstanbul’da bir toplantının da gerçekleştirileceğini söyledi. “İstanbul’da canlarla buluşuyoruz” denilerek duyurulan toplantı Taksim’de Hill otelde saat 15.00’te başlayacak.

    “BU YALNIZ ALEVİLERİN DEĞİL TÜM TÜRKİYE’NİN KAMPANYASIDIR”

    İlk olarak sürdürülen kampanyaya değinen Aday, “Bütün Türkiye’nin kampanyası bu. Yaklaşık 3 yıldır hazırlıyoruz. Bütün Alevi süreklerine, kanaat önderlerine gittik. Sorunlarını, taleplerini not alarak, kitapçığa dönüştürdük. Alevilik inanç olarak kabul edilmiyor. Alevilere yönelik sadaka yaklaşımı var. Cemevleri ibadethane olarak görülmüyor. Kültür merkezi olarak kabul ediliyor. İnanç merkezleri gasp edilmiş. Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Alevi ekolojik bir inançtır. Maden ocakları, HES’ler, doğa talanları yaşanıyor. Alevileri inkar eden yasalar var. Alevi katliamları ile hiç yüzleşilmedi. Madımak utanç müzesi yapılsın” ifadelerini kullandı.

    “PARTİ PROPAGANDASI YAPMADAN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

    Aday, kampanya kapsamında bütün ülkeyi gezdiklerini vurgularken, gözlemlerini şöyle aktardı:

    “İnsanlar önce bir çekinceli yaklaştılar. Sohbet ettikten sonra sıkıntılarını anlatmaya başlıyorlar. Öyle katmerleşmiş sorunları var ki, hiç ilgilenilmemiş. Parti kimliği ve propagandası yapmadan bölgelere giderek, çalışmamızı yapıyoruz.”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen Diyanet Akademisi ile ilgili olarak da sorulan soruya Aday, “Yol kazasıydı. Özeleştiri verildi. Tartışılarak verilmiş bir karar değildi. Net olarak yanlıştı. Bir daha bu yanlışa düşmeyeceğiz” yanıtını verdi.

    “İSTANBUL’DA ALEVİ KURUMLARI, PİRLERİ, CANLAR İLE BULUŞACAĞIZ”

    Aday, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da katılımıyla yarın gerçekleştirilecek olan toplantı hakkında da bilgi verdi. Aday, “İstanbul, Türkiye kadar büyük bir yer. Dersim’de startını verdik ama İstanbul’da lansmanını yapmadık. İstanbul’u eksik bırakmıştık. Yarın ki toplantı da biraz bunun için. Alevi kurumları, kanaat önderleri, pirler, canlar ile bir toplantı yapacağız. Pervin Buldan da katılacak. Aslında bu helallik ve rıza almaktır. Biz Alevilik, Sünnilik, Hıristiyanlık çalışması yapmıyoruz. Ama hemen her gün bir katliama, baskıya maruz bırakılmış 20 milyonluk Alevi nüfusu var. Demokratik İslam masamız da var” diye konuştu.

    “MUNZUR ÜNİVERSİTESİ VE TUNCELİ CEMEVİ ASİMİLASYON ÇALIŞMASI YÜRÜTÜYOR”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Tunceli Cemevi ziyaretine de değinen Aday, “Dersim Alevilerin serçeşmesidir. Soykırım yapıldı. Yetmedi. 1990’larda yakılmadık köy bırakmadılar. Camiler açıldı. Çocuklar imam hatip okullarına gönderildi. Devletin özellikle iki kurumu olan üniversite ve Tunceli Cemevi, Dersim’de asimilasyon çalışması yürütüyor. Devlet oraya özel bir operasyon çekiyor. Dersim’in Kürt ve Alevi kimliği üzerine yönelik çalışmalar yürütüyor” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Nesimi Aday: ‘Aleviler Yol cümleden uludur’ der, şimdi yola revan olacağız-VİDEO

    Nesimi Aday: ‘Aleviler Yol cümleden uludur’ der, şimdi yola revan olacağız-VİDEO

    PİRHA-HDP tarafından 5 Mayıs günü Dersim’de duyurulan “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyası ile ilgili olarak konuşan Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday, Alevilerin eleştiri ve önerilerini topladıklarını söyledi. Alevilerin kendi isteklerini dile getirdiklerini kaydeden Aday, “‘Yol cümleden uludur’ der Aleviler. Biz şimdi yola revan olacağız” dedi.

    HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday, geçtiğimiz günlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Dersim’de duyurulan “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasına dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “ALEVİLERİN ELEŞTİRİ VE ÖNERİLERİNİ TOPLADIK”

    Kampanya sürecine ilişkin bilgilendirme yapan Aday, “HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu ve Alevi Masası, Aleviler ile görüşmeler yapıyor. Çalıştaylar düzenledi. Ziyaretler düzenledi. Yaklaşık iki-üç yıllık süreçte birikimler oldu. Alevilerin eleştiri ve önerilerini toplayıp, çalışma programı haline getirdik. Gerek Kürtler gerek Aleviler olsun parti olarak kendimizi onların yerine koymuyoruz. Onların söylemlerini esas aldık. Alevilerin siyasetten, toplumdan ve devletten beklentilerini dinledik.

    Görüşmelerden sonra çeşitli raporlar hazırladık. Son olarak “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kitapçığını oluşturduk. Alevilerin taleplerini siyaset kurumu olarak daha görünür kılmak, sorunları çözmek ve üzerimize düşen görevi yapmak için böyle bir kampanya hazırladık. Alevilerden tekrar rızalık almak istiyoruz. On bin adet kitapçık bastırdık ve Türkiye’deki bütün Alevi süreklerine ulaşmayı düşünüyoruz. Onlardan aldığımız dönüşler ile de Meclis’teki yasal çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER YÜZYILLARDIR EZİLİP, KATLEDİLİYOR”

    Aday, HDP’nin konuya dair yaklaşımını ise şöyle aktardı:

    “Partimiz üzerinde bulunduğumuz topraklarda yaşayan tüm halkların, toplumsal ve tarihsel dokusuna aykırı olan inkarcı, asimilasyoncu egemenlik sistemine karşı tüm halkların, kimliklerin, dillerin, kültürlerin, inançların eşitliğini, özgürce yaşamasını ve kendisini geliştirmesini savunur. Gönüllü birlikte yaşamın ancak eşitlik ve özgürlük temelinde gerçekleşebileceğini belirterek mücadele eder.
    Aleviler, Hristiyanlar, Museviler, Ezidiler gibi ezilen ve dışlanan tüm inanç ve kültür gruplarının mücadelesini destekler. Onların yanında olduğunu belirtir. Bu yönde de kendi politikasını belirler. Biz işte bu parti programımızın da gereği olan siyasal ideolojik olarak da doğru bulduğumuz bu yaklaşımımızı yani bu teorik yaklaşımımızı pratikleştirmek istedik. Neden? Çünkü Osmanlı’dan günümüze yani yüzyıllardır Aleviler ezilip, horlanıyor ve katliamlara uğruyorlar.”

    “PARTİLER, ALEVİLERE ‘SADAKA’ VERİR GİBİ YAKLAŞTI

    “Osmanlı sürecini birçok insan bilir. Ama cumhuriyet sürecinin daha iyi olduğunu düşünürler. Aslında çok daha iyi değil” diyen Aday, Alevilerin cumhuriyet döneminde yaşadığı sorunlara değinerek, şöyle konuştu:

    “Osmanlı’da katli vacip denilen Alevilerin başına gelen biliniyor. Yavuz Sultan Selim’in 40 bin Alevi katletmesi en majör örneklerinden biridir. Ama Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye’de bir yanılsama içerisine girildi. Mesela cumhuriyet sanki Alevilerin sorularını çözmüş gibi. Cumhuriyet kurulduktan sonra mesela Hacı Bektaş Veli Dergahı kapatılmıştır. En önemli örneklerinden biridir. Sivas’taki Ali Baba ve Çorum’daki Koyun Baba gibi birçok Alevi dergahına el konulmuştur.
    Hacı Bektaş Dergahı keza halen müze statüsündedir. Cumhuriyet bu sorunları çözmedi. Partiler Alevilere sadaka verir gibi yaklaştılar. Onun için metnimiz içerisinde de geçiyor. Sadaka değil statü mottosu da var. Statüye ihtiyaç duyuluyor. Aleviler de bunu söylüyorlar. Örneğin belediyelerde Alevi masaları kurarak, oradaki yetkililerin denetiminde, onların yönettiği masalar da Alevilerin sorunları çözülemez. Sadaka verir gibi Alevilerin sorunlarını palyatif şekilde çözmeye çalıştılar. Biz bunu doğru bulmuyoruz.”

    “ALEVİ KATLİAMLARI İLE DEVLET YÜZLEŞMEDİ”

    Yayımlanan kitapçıkta statü meselesinin daha görünür kılınmasını ve tartışılmasını istediklerini kaydeden Aday, şunları söyledi:

    “Alevilerin ibadet merkezleri olan cemevlerinin yasal statüye kavuşması, yine Alevi köylerinin, yer isimlerinin, doğa isimlerinin adları değiştirilmiş mesela. Bunların değiştirilmesi lazım. Özgün isimlerin geri verilmesi gerekiyor. Ana dilde ibadet hakkının tanınması da bir sorun. Yani Türkiye’de ciddi bir Kürt Alevi nüfusu da vardır. Bu da görünmüyor ya da görülmek istenmiyor.
    Cumhuriyet sürecinde Koçgiri’den, Dersim’den, Maraş, Çorum, Malatya, Madımak ve Gazi’ye kadar Alevi katliamları ile devlet yüzleşmedi. Dolayısıyla Alevilerin yaraları halen kanamaktadır. Bu konuda da etkili bir yüzleşme yapılması gerekiyor. Bu yaşanan katliamların nedenlerinin açığa çıkarılması gerekiyor.

    Madımak’ın müze olması gerekiyor. Madımak bir Alevi ve aynı zamanda bir aydın kırımının merkezi olması babında bir yüzleşme, bir anıt ya da müzeye dönüştürülmesi gerekiyor. Aynı zamanda Sünni vatandaşlarımız için de bir ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Onlar için hep sıkıntıya dönüşmüş çünkü töhmet altında kalmışlardır. Dolayısıyla onlar da bu yüzleşmeyi istiyor aslında.”

    “ALEVİLER HEP BİR OY DEPOSU OLARAK GÖRÜLDÜ”

    “Aleviler hep bir oy deposu olarak görüldü gerçekten. Bu eleştiri bize de yapılabilir” diyen Aday, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ama bizim Alevi yurttaşlarımızın, kardeşlerimizin, canlarımızın meclisteki başta pratiklerimize ve partimizin Halklar ve İnançlar Komisyonu ve Alevi Masamızın bugüne kadar verdiği beyanları, açıklamaları, yaptığı çalışmaları izlemelerini önereceğiz. Birçok parti sadece oy deposu olarak gördüler Alevileri. Onları da yüzleşmeye çağırıyoruz. Alevilerin haklarını mecliste ya da yasal düzlemde neden savunmadılar? Bu konuda kanun teklifleri neden verilmiyor? Bunları neden aşamıyoruz?

    Alevilik bütün bir ekosistemle iç içe yaşıyor inancını. Dolayısıyla Alevilerin kutsal dağları, ağaçları vardır. Munzur örneğinde olduğu gibi kutsal nehirleri vardır Alevilerin. Bunları da korumamız gerekiyor. Bu nehirlerin kirletilmemesi gerekiyor. Bu nehirlerin HES ve barajlara kurban edilmemesi gerekiyor. Bu dağların, bu ziyaretlerin maden şirketlerine peşkeş çekilmemesi gerekiyor ki yapılıyor. Birçok Alevi inanç merkezi bölgesinde çeşitli maden sahaları açılmış durumda. Dersim bölgesinde olduğu gibi açılmak istenmektedir.”

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KALDIRILMALIDIR”

    Aday, zorunlu din derslerinin devam ettiğini belirtirken, eğitim sisteminde köklü bir revizyonun yapılması gerektiğini söyledi. Aday şunları kaydetti:

    “Türkiye’de eğitim sisteminin de revize edilmesi gerekiyor. Çünkü zorunlu din dersi halen var. Yok denilse de aslında sürüyor. Seçmeli gibi gösteriyorlar. Alevi çocuklar sınav süreçlerinde puanları kırılmasın diye mecburen din dersi eğitimi daha doğrusu Sünni din dersi eğitimi almak zorunda kalıyorlar. Bunun gerçek anlamda laik, özgürlükçü bir sisteme kavuşturulması gerekiyor.

    Başta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın revize edilmesi, değiştirilmesi gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını öneriyoruz. Yerine daha demokratik bir yapı olan İnanç İşleri Başkanlığı gibi bir önerimiz var. Her inancın kendisini içinde özgürce ifade ettiği bir İnanç İşleri Başkanlığı’na dönüşmesi gerekiyor. Devletin bu bağlamda inançlardan elini çekmesi gerektiğini savunuyoruz.

    Alevilerin de kutsal günlerinin tanınması, bayram ya da resmi tatil ilan edilmesini öneriyoruz biz bu kitapçığımızda. Çünkü bu da Alevilerin isteğiydi. Aşure günü, Hızır cemi, Hıdırellez Bayramı, Gadir-i Hum Bayramı gibi günlerin özel gün ilan edilmesi ya da yasal olarak bayram ya da tatil ilan edilmesini önerdik.

    Yine kamuda Alevilere yönelik ciddi ayrımcılıklar gözlemleniyor. Aleviler birçok devlet kurumuna ya hiç giremiyorlar ya da belli statülerde tutuluyorlar. Alevilerin çocuklarına, gençlere yönelik bu anlamda da bir ayrımcılık kamuda da özellikle sürüyor.”

    “DERSİM, TÜRKİYE’DE ALEVİLERİN ÇOĞUNLUKTA OLDUĞU TEK İL”

    Aday, “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasının Dersim’de duyurulmasıyla ilgili olarak da şunları söyledi:

    “Dersim’de startı vermemizin özel bir nedeni vardı. 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nın yıl dönümüydü. Daha yerinde olacağını düşündük. Çünkü Dersim Türkiye’de Alevilerin çoğunlukta yaşadığı tek il şu anda. Burası Alevi ocaklarının yoğun olduğu bir il. Orada start verdikten sonra Baba Mansur ve Kureyş Ocağı başta olmak üzere oradaki ocakların hemen hemen hepsine ziyaretlerde bulunduk.

    Yine şu anda Antalya bölgesine, Tahtacı Alevilere yönelik ziyaretlerimiz başlamış durumda. Karadeniz ve Trakya yine programlarımızda ve bu silsile böyle devam edecek. Yine yurt dışında da birçok Alevi kurumuna, cemevlerine, ibadethanelere ve STK’larına kitapçığımızı göndereceğiz. Türkiye’deki gidemediğimiz birçok Alevi köyüne direkt muhtarlıkların adreslerine posta yoluyla kitapçığımızı ulaştıracağız. Yine kendi parti il ve ilçelerimize, beldelerimize de göndereceğiz. Çünkü bu aynı zamanda bizim parti içi eğitimimize de bir katkı sunacak.”

    “ŞİMDİ YOLA REVAN OLACAĞIZ”

    HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday, “HDP’li kendi yoldaşlarımız da direkt bu kitaptan yararlanacaklar. Politikamızı daha görünür kılacaklardır. Çünkü parti içi eğitimlerimizi bu alanlarda bugüne kadar yapmadık. Yapma olanağımız olmadı. Kendi yoldaşlarımızın da Alevi dünyasının taleplerini görüp; onların da günlük siyasette ya da ziyaretlerde ya da toplumla ilişkilenirken bu kitapçıktan yararlanıp, siyasetini bunun üzerine kurmasını da düşündük. O bağlamda parti içimizde bir eğitim materyali olarak da kullanacağız.” diye konuştu.

    Aday son olarak şunları kaydetti:

    “Biz yine de eksik kalmış olabiliriz. Elbette eksiklerimizi revize ederiz. Temel yaklaşımımız başta da söylediğim gibi Alevilerin kendi talep ve istekleridir. Biz kendimizi asla onların yerine koymayız. Bu anlamda biz evet “kırkımız bir, birimiz kırk” yaklaşımını doğru buluyoruz. O söylemi biz de savunuyoruz. Ama yine de biz o kırkın küçük bir parçası olarak eksiğimiz varsa tamamlamak istiyoruz. ‘Yol cümleden uludur’ der Aleviler. Biz şimdi yola revan olacağız.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > HDP, Aleviler için eşit yurttaşlık kampanyasını Dersim’de başlattı
    > HDP’li Hatimoğulları: Alevi toplumu ile ortak mücadeleyi nasıl yürüteceğimizi düşünüyoruz
    > Öker, HDP’nin ‘Eşit yurttaşlık kampanyası’nı anlattı: Bir yıllık yol haritamızı çıkaracağız

  • HDP’nin Dersimliler ile buluşmasının 3’üncüsü İstanbul’da gerçekleşti

    HDP’nin Dersimliler ile buluşmasının 3’üncüsü İstanbul’da gerçekleşti

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkezi Örgütlenme Komisyonu öncülüğünde HDP İstanbul İl Örgütü’nde bir araya gelen Dersimliler, Dersim’in güncel sorunları ve çözüm önerilerini konuştu.

    Dersimliler, Halkların Demokratik Partisi (HDP) öncülüğünde HDP İstanbul İl Örgütü binasında bir araya geldi. Buluşmada Dersim halkının metropollerde ve Dersim topraklarında yaşadıkları sorunları dile getirildi.

    Buluşmaya HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD yöneticileri, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eş Sözcüsü Nesimi Aday, HDP PM üyeleri ve çok sayıda Dersimli yurttaş katıldı.

    Salona Alişer Koçgiri-Zarife Hatun, Seyit Rıza, Nuri Dersim’inin resimlerinin olduğu pankart asıldı. 1938’te hedeflenen soykırım politikalarının devamı olarak Dersim’in doğası, dili ve kimliği ve inancının hedeflendiğinin belirtildiği buluşmada bu politikalara karşı çözüm önerileri konuşuldu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Aday: Ana Fatma Ziyaretinde yapılan yeleli aslan heykeli kaldırılmalıdır

    Aday: Ana Fatma Ziyaretinde yapılan yeleli aslan heykeli kaldırılmalıdır

    PİRHA-Alevilerin inanç yerlerinin düzenleme adı altında doğal dokusuna zarar veriliyor. CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından Ana Fatma Ziyaretinde yapılan yeleli aslan heykeline HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday tepki gösterdi. Aday, “Halkın kutsalları üzerinden kişisel piar yapmak etik değildir. Ana Fatma Ziyaretinde yapılanların kabul edilemez” dedi.

    Alevi inancında ziyaret yerleri önemli bir yere sahip. Devletin Alevilerin inanç yerlerine müdahalesi devam ediyor. Munzur Gözeleri’ndeki peyzaj projesinde olduğu gibi Ana Fatma Ziyareti’nin de yenileme adı altında doğal dokusuna zarar veriliyor.

    CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından Ana Fatma Ziyaretinde yapılan çalışma büyük tepki çekti. HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday, Ana Fatma ziyaretinde yapılan düzenlemeye bir açıklama yaparak tepki gösterdi.

    “HALKIN İNANÇ MERKEZLERİ ÜZERİNDEN KİŞİSEL RANT ELDE EDİLİYOR”

    Halkın kutsalları üzerinden kişisel piar yapmak, yani halkla ilişkiler fırsatına dönüştürmenin etik olmadığını belirten Aday, “Maalesef Türkiye’de bu yönlü bir gelenek oluşmuş durumda. İnsanlar kendi ekonomik güçlerini kullanarak, halkın inanç merkezleri üzerinden kişisel rant elde ediyor. Bu yaklaşım sadece Alevilerde yok elbet, tüm inanç merkezleri ya devletin olanaklarını kullanıp kişisel reklam yapan kurum temsilcilerinin ya da ekonomik, sosyal gücü olanların istismarı altında. Bu yapılanlar inanç istismarıdır. Başta Alevi Ocakları olmak üzere tüm Alevi dünyası benzeri tüm istismar edilen kutsalları bu nahoş durumdan kurtarmalıdır. Dersim’deki Anafatma Ziyaretinde yaşanan da budur. CHP Milletvekili Gürsel Erol siyasal kimliği için halkın kutsalını araçsallaştırmıştır” dedi.

    “GÜRSEL EROL, KİŞİSEL REKLAM VE ERKEK SİMGESİ ASLAN HEYKELİ KALDIRMALIDIR”

    Ana Fatma ziyaretinde yapılanların kabul edilemez olduğunu vurgulayan Aday, “Gürsel beye önerim derhal kişisel reklamı yapılan tabelaları ve erkek simgesi olan yeleli aslan heykelini kaldırmasıdır. Fatma Ana elbette Hz. Ali’nin eşitidir ve Ali’nin simgesi de aslandır. Ama Hz. Muhammed’in kızı olan Fatma Ana’yı neden bir erkek -heykel erkek aslan olarak tasarlanmış çünkü- üzerinden tarif edelim. Alevi yol düsturu ‘’Birimiz kırk, kırkımız bir’’ demiyor mu? Dolayısıyla kadını, anayı erkek üzerinden simgeleştirmek, öyle ifade etmek hem Alevi hakkaniyetine hem de yola zarardır. Şah Hatayî ‘’Özün eğri ise yola zararsın’’ der. Bu kişilerin yola hürmeti var ise şayet özünü dara çekip, kendileriyle yüzleşsinler, belki o zaman yaptıkları yanlışın farkına varırlar” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP İnanç Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Aday: Diyanetin girişimi ikiyüzlülüktür

    HDP İnanç Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Aday: Diyanetin girişimi ikiyüzlülüktür

    PİRHA- Diyanet’in, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri haftasında “Muharremiye Programı” düzenleyip cami açılışı yapma, mevlid okutma planına HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday tepki gösterdi. Aday, Diyanetin bu girişiminin ahlaki, vicdani olmadığını, düpedüz ikiyüzlülük olduğunu vurguladı. 

    Nevşehir İl Müftülüğü, 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri haftasında “Muharremiye Programı” başlığı ile duyurduğu programda, camii açılışı ve mevlid olduğunu bildirdi.

    Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılacak “Hatim programı”na ise Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da katılacak. Gecenin sonunda ise “Oruç açma” ve “Mevlid Programı” gerçekleştirilecek.

    Diyanet’in bu girişimine HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday tepki gösterdi.

    Aday, “Diyanet’in, bir inanç olarak kabul etmediği Aleviliğin en temel ritüellerinden birini kendi bekaasına payanda yapma girişimi hem ahlaki hem de vicdani değildir; yapılan düpedüz ikiyüzlülüktür. İktidar Alevilere saygı duyduğunu söylüyorsa eğer, elini Hacı Bektaş Dergahından çekmelidir.

    “2. MAHMUT’UN ARDILLARI”

    Nesimi Aday şu açıklamayı yaptı:

    “II.Mahmut’un ardılları, kaldıkları yerden devam ediyorlar. Aslında bu inkarcı, asimilasyoncu zihniyeti hiç terk etmediler. II. Mahmut’un Hacı Bektaşı Veli Dergahını kendi inanç anlayışına entegre için, 1826’da türbenin bahçesine cami yaptırmasından bu yana asimilasyon hiç eksik olmadı. O dönem Şeyhülislamlar ve Nakşibendi şeyhleri vardı, bugün de Diyanet Başkanı ve fikirdaşları var. II.Mahmut’un ardılları, Fetullah Gülen’in “Cami-Cemevi” projesini utangaçça sürdürüyor.

    “DÜPEDÜZ İKİ YÜZLÜLÜK BU”

    Alevilerin Serçeşme olarak kabul ettiği Hacı Bektaşta yapılan ve yapılacak olan camii açmak gibi Diyanet faaliyetleri, Alevileri tekçi, mukaddesatçı sisteme entegrasyonu amaçlıyor olmalı ki böyle Muharrem’de program yapıyorlar.

    Diyanet’in, bir inanç olarak kabul etmediği Aleviliğin en temel ritüellerinden birini kendi bekaasına payanda yapma girişimi hem ahlaki hem de vicdani değildir; yapılan düpedüz ikiyüzlülüktür. İktidar Alevilere saygı duyduğunu söylüyorsa eğer, elini Hacı Bektaş Dergahından çekmelidir.

    Ayrıca kendi yayınlarında Alevilere defalarca hakaret eden bu kurumun başkan ve yöneticileri, Alevi canlardan özür dileyip, rızalık almadan hangi yüzle gidiyorlar Hacı Bektaş’a insan şaşıyor doğrusu.

    “TAKİYYEDEN ÖTE BİR ŞEY DEĞİLDİR”

    Alevilerin inanç mekanları olan cemevlerini tanımayanların, onlara ‘cümbüş evi’ hakareti yapanların, Muharrem orucunda, Hacı Bektaş’ta oruç açması takiyyeden öte bir şey değildir. Alevi canlar bu siyaseti gördüler. Hakkaniyet ölçülerinde demokratik tepkilerini de gösteriyorlar.

    “DEVLET TÜM İNANÇ GRUPLARINDAN ELİNİ ÇEKMELİDİR”

    Türkiye’nin en büyük bütçelerinden birine sahip Diyanet İşleri Başkanlığının, Alevilerden de aldığı vergilerle tekçi inanç faaliyeti sürdürmesi fikrinden ve pratiğinden vazgeçmesi gerekiyor. Yüz yıllardır sürdürülen ayrımcılık bir sonuç vermediği gibi, Alevilik-Sünnilik kutuplaştırmasını da büyütmektedir. Toplumsal barışımız için, devletin tüm inanç gruplarından elini çekmesi gerekiyor.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Aday: Alevi dünyasını Dersim’de buluşturacağız-VİDEO

    Aday: Alevi dünyasını Dersim’de buluşturacağız-VİDEO

    PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu “Herkes için Adalet buluşmaları” kapsamında Dersim’de 25-26 Haziran tarihlerinde toplantı düzenleyecek. Toplantıya dair konuşan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, Alevi dünyasını Dersim’de buluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu “Herkes için Adalet buluşmaları”na, Dersim’de devam ediyor.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, “Herkes için adalet buluşmaları” kapsamında, “Canlar hakikat ve adalet için buluşuyor” mottosu ve “Herkes için adalet” sloganı adı altında Alevileri bir araya getirecek toplantı düzenliyor.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, “Canlar hakikat ve adalet için buluşuyor” ve “Herkes için Adalet” sloganı adı altında düzenlenecek olan toplantının ayrıntılarını PİRHA’ya paylaştı.

    “BÜTÜN ALEVİ DÜNYASINI DERSİM’DE BULUŞTURACAĞIZ”

    Programın, Türkiye’deki bütün Alevi çeşitliliğinin dikkate alınarak hazırlandığını belirten Aday, program katılımcıları ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

    “Bektaşi Babalarından, Alevi Pirlerine, Analarına kadar herkesi davet ettik. Yani her kesimden temsiliyet olacak. Pirler, analar, federasyon başkanları, konfederasyon başkanları, dernek başkanları, cemevi başkanları başta olmak üzere, yine Alevi alanında yazan araştırmacı yazarların da içinde olduğu geniş bir yelpaze olacak. Olanaklar ölçüsünde bütün Alevi dünyasını Dersim’de buluşturacağız.”

    “HAKİKAT VE ADALET İÇİN CANLARI DERSİM’DE BİR ARAYA GETİRMEK İSTİYORUZ”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu tarafından bir süredir adalet buluşmalarının yapıldığını söyleyen Aday, şöyle devam etti:

    “Herkes için adalet buluşmaları, partimizin yaklaşık bir yıldır yürüttüğü bir kampanyaydı. Bu kampanya doğrultusunda halklar için adalet, inançlar için adalet, kadınlar için adalet, çocuklar için, ekoloji için adalet gibi isimler altında çeşitli faaliyetler, etkinlikler yürütüyorduk.

    Yaklaşık bir yıl önce Hatay’da halklar buluşması yapmıştık, Türkiye’deki bütün halkları bir araya getirmiştik. Partimiz yine yakın zamanda Mart ayında, Ankara’da Demokratik İslam buluşması yapmıştı. Şimdi de Dersim’de canlar buluşmasını hazırlıyoruz. Hakikat ve adalet için canları Dersim’de bir araya getirmek istiyoruz.”

    “ALEVİLER DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”

    Aday, toplantının amacına ilişkin şunları kaydetti:

    “25 Haziran’da Dersim’de bütün canlarla bir araya geleceğiz. Buradaki amacımız, Türkiye’nin içinde bulunduğu bu sıkıntılı süreçte canların ne tür sıkıntılar yaşadığı, ne tür talepleri olduğu, ortak bir vatan için ne tür beklentiler olduğu, eşit yurttaşlık temelinde Demokratik bir Türkiye için çok büyük bedeller ödedi , dolayısıyla bütün bu bedelleri ödeyen, sıkıntıyı en çok yaşayan, bu sistemin en büyük zulmünü gören Alevilerin beklentilerini, önerilerini almak için 25 Haziran’da Dersim’de bir toplantı yapacağız. Orada yüz yüze, cemal cemale bir araya geleceğiz.”

    Aday, 26 Haziran’da çalışmanın devam edeceği bilgisini paylaşarak, “Munzur Gözeleri’ne, o bölgede başta Ana Fatma Ziyareti olmak üzere bir gezi programımız var. Doğrusu bu bir inanç gezisi, yani Alevi inancına, ritüellerine uygun bir şekilde, lokmalar ve dualar eşliğinde bir gezi olacak” dedi.

    “DERSİM, ALEVİLER İÇİN ‘ANA VATAN’ İMGESİ TAŞIYOR”

    Bu toplantının amaçlarından bir tanesinin de Türkiye’nin bir çok bölgesindeki Alevileri bir araya getirmek olduğunu dile getiren Aday, “Yani Alevilerin “Yol bir, sürek bin bir” mottosu üzerine hareket edip, bütün anlayışları Dersim’e götürmeye çalışıyoruz. Burada Dersim’i seçmemizin amacı, Dersim Aleviler için bir rıza şehri olarak görülüyor. Bir çok Alevi Ocağı Dersim’dedir. Bu anlamda Aleviler için bir “Ana vatan” imgesi de var. Bundan dolayı Ana Fatma’nın huzurunda, darında; Munzur Baba’nın, Düzgün Baba’nın sofrasında Alevileri, onları mihman etmek için bu buluşmanın Dersim’de gerçekleşmesinin kıymetli olacağını düşündük” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER TARİH BOYUNCA KIRIMLARA, SOYKIRIMLARA UĞRADI”

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker’in, Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Derin Mehmet’in adamlarının planları bir cemevine saldırıdır” şeklindeki iddiasına yönelik, “Mehmet Ağar ve ekibinin Aleviler üzerine olası bir provokasyonunu da konuşmak gerekiyor” diyen Aday, şunları söyledi:

    “Aleviler son süreçlerde kamuoyunun da izlediği, gördüğü gibi, suç örgütü Sedat Peker’in de ifşa ettiği, Alevilere yönelik yeni bir saldırı olabileceği bilgisi var. Aslında biraz bunu da konuşmak için oradayız. Yani Aleviler için biz ne yapabiliriz, onlar birlikte ne yapabilir, bunları da konuşmak için orada olacağız. Konuşulan bu haber, bu olasılık Alevileri tedirgin etmiş durumda. Çünkü Aleviler tarih buyunca kırımlara, soykırımlara uğradılar. En yakını Gazi Mahallesi olaylarıydı, Sedat Peker’de bunu söylemişti. Yani Mehmet Ağar ve ekibinin Aleviler üzerine olası bir provokasyonunu da konuşmak gerekiyor.”

    “ALEVİLERİN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA, ONLARIN SÖZÜ OLMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    Bu bağlamda parti olarak, Alevilerin istekleri doğrultusunda onların sözü olmaya çalışacaklarını ifade eden Aday, son olarak şunları ekledi:

    “Biz de siyaset kurumu olarak desteklerimizi sunacağız. Alevileri olası bir sıkıntıdan kurtarmak için elimizden ne geliyorsa bizler de yapmayı düşünüyoruz. 25 Haziran’da bütün canlarla yüz yüze cemal cemale söyleşeceğiz, bütün bunları konuşacağız. Demokratik bir toplum için, özgür yurttaşlık için canların fikirlerini alıp, ona göre biz de HDP olarak, Alevi canlar için üstümüze düşen ne varsa yapacağız.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • ‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki: Yunus Emre, sizin tekçi inanç sisteminizle bağdaşmaz!

    ‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki: Yunus Emre, sizin tekçi inanç sisteminizle bağdaşmaz!

    PİRHA- ‘Bizim Yunus’ adıyla yayınlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesine bir eleştiri de HDP Parti Meclisi, Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi/ Yazar Nesimi Aday’dan geldi. “‘Derviş Yunus’u ‘Bizim Yunus’ yaptılar” diyen Aday, “Genelgeye göre, Türkiye sadece Yunus Emre’yi anmak için program yapacakmış. Hacı Bektaş-ı Veli ve Ahi Evran programa dahil edilmemiş. Peki neden? Hacı Bektaş-ı Veli ile Ahi Evran Alevi de Yunus Emre değil mi?” diye sordu. 

    29 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanı imzası ile ‘Bizim Yunus’ adıyla yayınlanan genelgeye tepkiler sürüyor.

    Konuya dair yazıl bir açıklama yapan HDP Parti Meclisi, Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi/ Yazar Nesimi Aday, “Derviş Yunus’u “Bizim Yunus” yaptılar” dedi.

    Aday, “Aslında bu yeni değil. Uzun yıllardır böyle. Alevilerin Ehli Hakçı düsturuna sahip Derviş Yunus’u, ders kitapları başta olmak üzere Türk-İslam sentezi literatürüne hapsetmeye çalışıyorlar. Yunus’u daraltan bu yabancılaştırma giderek bağlam dışına itiyor onu” ifadelerini kullandı.

    “HACI BEKTAŞ VELİ İLE AHİ EVRAN ALEVİ DE YUNUS EMRE DEĞİL Mİ?”

    Nesimi Aday devamında şunları kaydetti:

    “Nasıl mı?
    Birlikte bakalım:

    UNESCO, yani Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, Hacı Bektaş-ı Veli’nin vefatının 750. yıldönümü Yunus Emre’nin 700. yıldönümü ve Ahi Evran’ın doğumunun 850. yıldönümü nedeniyle 2021 yılı programına almıştı.

    Ama Cumhurbaşkanlığının yayınladığı genelgeye göre, Türkiye sadece Yunus Emre’yi anmak için program yapacakmış. Hacı Bektaş-ı Veli ve Ahi Evran programa dahil edilmemiş.

    Peki neden?

    Hacı Bektaş-ı Veli ile Ahi Evran Alevi de Yunus Emre değil mi?

    Aslında bu konuda epeyice yol aldılar. Birçok Alevi kişi ve değerini Sünnileştirdiler. Hacı Bektaş Dergahı başta olmak üzere çok sayıda mekan kırımı yaptılar.

    Öyle görülüyor ki Anadolu Aleviliğinin Serçeşmesi olarak görülen Hacı Bektaş-ı Veli’yi anmamak için Ahi Evran’ı da program dışı bırakmışlar. Yoksa onu da Derviş Yunus gibi asimilasyon sarmalına dahil etmişlerdi çoktan, ötelemezlerdi.

    Yunus’u ne kadar okudular, ne kadarını anladılar bilemiyoruz. Onun savunduğu ‘varlıkta birlik’ felsefesinin, geleneksel İslam ontolojisiyle bağdaşmadığını, Hallac-ı Mansur’un darından emanet aldığını biliyor ve anlıyorlar mı acaba?

    “Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm” diyen Yunus’un bu manifestocu mısraları onların anlam dünyasında neye, nereye tekabül ediyor o da karanlık bize.”

    “Yunus Emre desenini en büyük Türk lirası üzerine basmakla Yunus anlaşılmış olmuyor. Onun ilmine varacak yolunuz var mı” diye soran Nesimi Aday, “İlköğretim çocuklarına matematikten çok din eğitimi vererek sahip çıkılmaz Yunus Emre’ye. “İlim ilim bilmektir. İlim kendini bilmetir” diyen dervişin yolu, tıpkı şiir dili gibi berraktır ve “nice okumaktır.” dedi.

    “YUNUS EMRE SİZİN TEKÇİ İNANÇ SİSTEMİNİZLE BAĞDAŞMAZ”

    Yazar Nesimi Aday, “Cumhurbaşkanlığı metnini yazanlara net olarak şu itirazı yapabiliriz” diyerek şöyle devam etti.

    “Yunus Emre; Hallac-ı Mansur’un ve Seyid Nesimi’nin de savunduğu Enel Hak öğretisi yolunda yürümüştür. Yani sizin tekçi inanç sisteminizle bağdaşmaz. Tüm kainatın bilgisini insanda gören, onun ontolojik bilgisini yaşamına içerik kılan ve insanı kamil olmayı erdem sayan bu ulu yola girmek değil, bakmak için bile arif olmalı. Onun için erenler arasında ayrım yapmak için yormayın kendinizi de.

    “SARAYLARDA OTURANLARIN BU FELSEFEYİ ANLAMA GERÇEKLİĞİ VAR MI?”

    Rivayet edilir ki Yunus Emre, Tapduk Emre’den el almak için kırk yıl ormandan odun taşımış dergaha. Neden biliyor musunuz; ben’i biz’e evriltmek, nefsini köreltmek, insan-ı kamil olmak için.

    Saraylarda oturanların bu felsefeyi anlama gerçekliği var mı, mümkün mü bu? Mümkün değil tabi. Hayatlarına mümkün kılamayacakları için de “Bizim Yunus” deyip popülizm yapıyorlar. Cemevine “cümbüş evi” yakıştırması yaparak, aklı sıra öteleyen bir zihniyetin, devlet olanaklarıyla ‘ermişler’ arasında ayrım yapması kabul edilir değil.

    “UNESCO’NUN KARARINI ALEVİ KURUM VE İNANÇ ÖNDERLERİYLE UYGULAMAK GEREKİR”

    Ezcümle; UNESCO’nun bu isabetli kararını, Alevi kurum ve inanç önderlerini de dahil ederek uygulamak gerekir. Ötesi tutum ve davranışlar ayrımcılıktır. Tarihi şahsiyetler arasında ayrım yapmak ise cehalettir.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Rüstem Polat Dersim için yaşayan bir hafızaydı

    Rüstem Polat Dersim için yaşayan bir hafızaydı

    PİRHA-Seyit Rıza’nın torunu 70 yaşındaki Rüstem Polat, Almanya’nın Mainz kentinde yaşadığı evinde Hakk’a yürüdü. Polat’ın yaşamı boyunca Seyit Rıza ve diğer Dersim büyüklerinin mezar yerlerinin açıklanması ve devletin Dersim hakikati ile yüzleşmesini istediğine dikkat çeken Nesimi Aday ve Ferhat Tunç, “Dersim için büyük bir kayıp” dedi.

    Dersim Soykırımı sırasında idam edilen Seyit Rıza’nın torunu 70 yaşındaki Rüstem Polat, Almanya’nın Mainz kentinde yaşadığı evinde bu sabaha doğru Hakk’a yürüdü. HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday ve Dersimli sanatçı Ferhat Tunç Rüstem Polat hakkında PİRHA’ya konuştu.

    Dersim Soykırımı sırasında idam edilen Seyit Rıza’nın torunu 70 yaşındaki Rüstem Polat, Almanya’nın Mainz kentinde yaşadığı evinde Hakk’a yürüdü.

    Rüstem Polat’ın Hakk’a uğurlanması bugün saat 15.00’te Almanya’da Gustavsburg Cemevinde yapılacak. Polat’ın Dersim’ getirileceği belirtildi.

    Rüstem Polat, dedesi Seyit Rıza başta olmak üzere idam edilen Dersim büyüklerinin mezar yerlerinin açıklanması ve soykırım arşivlerin açılıp tüm ayrıntılarıyla aydınlığa kavuşturulması için çabalıyordu. Polat, “Dedemin mezarını ziyaret ederek çıra yakıp dua etmek istiyorum” demişti.

    “RÜSTEM POLAT BU ACILI TARİHİN İÇİNDE BÜYÜDÜ”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday, “Rüstem Polat, Seyit Rıza’nın oğlu Baba’nın yani Bava İbrahim’in torunu aslında. Bava İbrahim, 1933 yılında Hozat’ta bir komplo sonucu öldürülmüştü. Bu cinayet Dersim Soykırımına kadar gelişen olayların en önemlilerinden biridir. Seyit Rıza’nın aile fertlerinin neredeyse tamamı da 1937 yılında katledilmişti. Seyit Rıza ve küçük oğlu Resik Usen de 1937’de Elazığ Buğday Meydanında asılmışlardı. Yani Rüstem Polat bu katliamlardan sağ kalan az sayıdaki aile üyelerinden biri olarak, bu acılı tarihin içinde büyüdü. Dersimliler, aynı zamanda bir Alevi reyber, yani rehber olan Seyit Rıza’nın 38 Katliamından sağ kurtulan tüm aile fertlerine büyük hürmet gösterirler. Bu anlamda o aileden her kayıp, bütün Dersimin kaybı gibi algılanır. Rüstem Polat, büyük dedesi Seyit Rıza’nın ve amcası Resik Usen’in mezar yerlerini öğrenmek için çok çaba harcadı ama bir sonuç alamadan hakka yürüdü; devri daim olsun.”

    “DERSİM İÇİN BÜYÜK BİR KAYIP”

    Dersimli sanatçı Ferhat Tunç, “Dersim için büyük bir kayıp. Rüstem Polat Pirimizin Hakka yürüdüğü haberiyle birlikte derin bir acı duyduğumu belirtmeliyim. Seyit Rıza’nın torunu olmanın yanı sıra, Seyit Rıza’nın Dersim’e bir emanetiydi Rüstem Polat. Seyit Rıza ve diğer Dersim büyüklerimizin mezar yerlerinin bilinmesi mücadelesinde oldu. Mütevazı, saygın Dersim kişiliğinin somutlaşmış haliydi. Dersim için yaşayan bir hafızaydı aslında, onda dedesi Seyit Rıza’nın insani hoşgörüsü vardı. Dersim Tertelesinin ailesi üzerindeki sonsuz acıya rağmen kin, intikam ve nefret duygusu ondan hep uzak durdu. Bir hakikat arayışcısı olarak yaşamını sürdürdü. Devletin Dersim hakikati ile yüzleşmesini istiyordu, bunun için mücadele etti.”

    PİRHA/DERSİM

  • Nesimi Aday’dan Kemal Bülbül’e destek: Hukuk dışı cezanın hükmü yoktur

    Nesimi Aday’dan Kemal Bülbül’e destek: Hukuk dışı cezanın hükmü yoktur

    PİRHA-HDP Haklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’e 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Aday açıklamasında, “Kemal Bülbül’e verilen ceza siyasallaşmış ve etki altında kalan yargının adeta tarafsızlığını yitirdiğinin delilidir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem genel başkanlarından ve aynı zamanda HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’e ‘örgüt üyesi’ olduğu gerekçesiyle verilen hapis cezasına HDP Haklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday’dan tepki geldi.

    “YARGI TEK ADAM REJİMİNİN BASKISI ALTINDADIR”

    Aday, “Kemal Bülbül’e verilen ceza, siyasallaşmış ve etki altında kalan yargının tarafsızlığını yitirdiğinin delilidir” diyerek şunları söyledi:

    “Yargı bağımsız değildir artık. Tek adam rejiminin baskısı altındadır maalesef. AKP ve küçük ortağı MHP, tüm kurumları parti siyaseti doğrultusunda biçimlendiriyor. Buna karşı çıkan her yurttaş, yargı eliyle cezalandırılıyor. Sayın Bülbül, meclis kürsüsünden hükümete ve onun küçük ortağına, ortaklaştıkları inkarcı, tekçi, baskıcı siyasete karşı etkili muhalefet yapıyor.”

    “ALINAN KARAR SİYASALLAŞMIŞ YARGI SİSTEMİNİN SONUCUDUR”

    Mecliste kendisine verilemeyen cevapların öfkesini yargı eliyle dışa vurduklarını söyleyen Aday, “Milletin vekili seçilmiş bir insanı, bugün çok muallaklaşmış terör suçu ile kategorize etmek kabul edilemez. Meşru demokratik bir sivil toplum örgütü olan DTK’ye “Silahlı terör örgütü” demek suçtur. Alınan karar, siyasallaşmış yargı sisteminin tarafgirliğinin bir sonucudur. Partili Cumhurbaşkanının elini öpen bir yargı mensubunun, bu hareketinden dolayı eleştirilmesi gerekirken terfi edilmesini sağlayan hukuk sisteminin, milletin vekiline kestiği hukuk ve vicdan dışı cezanın bir hükmü yoktur” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Halklar ve İnançlar Komisyon Üyesi Aday’dan genel kurula çağrı – VİDEO

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyon Üyesi Aday’dan genel kurula çağrı – VİDEO

    PİRHA – HDP Haklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday, HDP’nin 4. Olağan Genel Kurul’una çağrıda bulunarak herkese kongreye davet etti. 

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) Haklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday, HDP’nin 4. Olağan Genel Kurulu’na çağrıda bulundu. HDP’nin  8 yıllık sürecinde Türkiye halkları için umut yarattığını ve umut yaratmaya devam edeceğini kaydeden Aday, “Partimiz Türkiye’de başta Aleviler olmak üzere diğer bütün halklar ve inançlara kapısını açtı ve bu süreçte birlikte çalıştı. Türkiye’nin demokrasi mücadelesine katkı sunmaya çalıştı ve sunmaya devam ediyor” dedi.

    “ALEVİLERİN HAKLARI BU ÜLKEDE DAHA FAZLA İHLAL EDİLİYOR”

    Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Çerkezlerin yani Anadolu’da yaşayan bütün halklar HDP’de bir araya gelerek siyaset yaptığını belirten Aday, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu çatısı altında başka Aleviler olmak üzere diğer inanç gruplarına da kapılarını açmış durumda. Burada bu inanç ve halklara temsil hakkı vermiştir. Bu yeni sürecimizde de bunu daha da genişleterek büyüterek yolumuza devam edeceğiz. Halklar ve İnançlar da Alevileri yeni süreçte daha fazla görmüş olacağız. Zaten kapılarımız açıktı ama Türkiye’de Alevilerin halkları daha fazla ihlal ediliyor daha büyük  sıkıntılar yaşıyorlar. Bu inanç grubumuzu sürekli yanımızda göreceğiz ve onlarla birlikte Türkiye’nin demokrasisini örmeye çaba harcamaya çalışacağız.  Bizler yeni süreçte diğer demokrasi güçleri ile birlikte Türkiye’yi bu karanlık günlerden kurtarmak için siyasetimizi birlikte öreceğiz.”

    23 Şubat Pazar günü yapılacak HDP 4. Olağan Genel Kurulu’na çağrıda bulunan HDP Halklar ve İnançlar Komisyon Üyesi Nesimi Aday, “Bu pazar günü de Ankara’da bütün halklar ve inançlar gurubu olmak üzere bütün dostlarımızı bütün demokrasi güçlerini yanımızda görmek istiyoruz aydınlık günlerin bizi beklediğini düşünüyoruz ve bunu birlikte öreceğiz” dedi.  Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Alevilerin belleğinde travmalar var; Devlet elini inancımızdan çeksin’-VİDEO

    ‘Alevilerin belleğinde travmalar var; Devlet elini inancımızdan çeksin’-VİDEO

    PİRHA – Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, “Binlerce yıldır börtü böceği, ağacı, kuşu ve suyu ile ekosistemle barış içerisinde yaşayan bu topluluğa dokunmamak gerekiyor. Devlet, Alevi inanç kurumlarından ve inancımızdan elini çeksin” dedi. 

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, Alevilere yönelik ev işaretlemelerine ve asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN BELLEĞİNDE TRAVMALAR VARDIR”

    Aday, “En son İzmir ve Mersin’de Alevilerin evlerine işaret konuldu. İlk kez, eskilerinden farklı olarak cumhurbaşkanı, içişleri bakanı ve bakanlar da tepki gösterdi. Daha önce de çeşitli tepkiler gösterildi ama bir sonuca varılmadı. Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, bu işaretler için ‘Çocuklar yapmıştır’ demişti. Yine birileri ‘sarhoşların işidir’ demişti. Yüzyıllardır toplu katliamlara uğramış bir inanç grubuna yönelen bu tehditleri, sarhoşlar veya çocuklarla açıklanamaz. Çünkü Alevi toplumun belleğinde bu işaretlerin travmaları var. Evler işaretlendiğinde insanlar öldürülmüştür. Maraş’ta bu net olarak yaşandı ve görüldü. Bu işaretleme olaylarının Aralık ayında, yani Maraş Katliamı yıldönümünde olması ister istemez insanın aklında şüpheye neden oluyor” ifadelerini kullandı.

    Dersim’de uygulanan asimilasyon politikalarına değinen Aday, “Dersim’de de etnosit dediğimiz kültürel asimilasyon uygulanıyor; değere saldırılıyor. Aleviler, Osmanlı’dan bu yana şeyhülislamların fermanları ile katlediliyordu. Günümüzde ise bu böyle yapılmıyor ama aynı mantalitede olan Diyanet, cemevlerimize gidip orada farklı asimilasyon ilişkisi geliştiriyor” diye konuştu.

    İbadetlerin folklorik bir öge olarak lanse edilmesine tepki gösteren Aday, şöyle devam etti:

    “Direkt tehdit etmiyorlar ama Alevilerin inancında erozyona neden olacak pratiklerde bulunuyorlar. Alevilerin kutsal ibadet ritüellerinden olan ceme, ‘hadi cem izleyelim’ diyerek girebiliyorlar. Seyirlik bir ritüel olarak görüyorlar. Alevilerin cemleri öyle gidip, her an izlenecek folklorik bir izlence değildir. Amaçları, o ritüelin inançsal etkisini azaltmak. Bu pratiklerin her biri Alevilerde bir kırılmaya neden oluyor.”

    “DEVLET, İNANCIMIZDAN ELİNİ ÇEKSİN”

    Alevilerin, inançlarını özgür bir şekilde yaşamalarını savunan Aday, şunları kaydetti:

    “Diyanet ile ilişkili gri pasaportlu dedeler yine Dersim’de ciddi sıkıntılara neden olmuş durumdalar. İnsanlar cemevine gidemez durumda kalmışlar. Mecbur kalmasalar hakka yürüme erkanını bile orada yürütmeyecekler. Aleviler ya diğer inançlar gibi var olan olanaklardan yararlanmak, ya da tüm inançların eşit desteklenmesini istiyorlar. Ama böyle bir şey yapılmıyor, aksine Aleviliği devlet eliyle Sünni-İslam’la buluşturma çabasındalar. 72 millete bir nazardan bakan bu sevgi ve hoşgörü topluluğuna böyle davranmamalı. Dersim’in inanç merkezlerine dokunmamak gerekiyor. Binlerce yıldır börtü böceği, ağacı kuşu, suyu ile yani ekosistemle barışık yaşayan bu topluluğa dokunmamak gerekiyor. Bu dünya mirasını, insanlık kültürü için korumalı. Devlet, bu inanç kurumlarından ve inançlardan elini çeksin.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Değerleri uğruna ipi göğüslediler’-VİDEO

    ‘Değerleri uğruna ipi göğüslediler’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Araştırmaları Merkezi DAM, idam edilişlerinin 82. yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), idam edilmelerinin üzerinden 82 yıl geçen ve hala mezar yerleri açıklanmayan Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde yapılan etkilik Dersim Katliamı’nı anlatan belgesel gösterimi ile başladı.

    Açılış konuşmasını yapan şair Nesimi Aday, Dersim Katliamı’nı sadece solcuların da duymadığını dile getirerek dönemin Komünist Partisi’nin “Dersim’de feodal ağalar demokratik Cumhuriyete karşı ayaklandılar” şeklindeki raporlarını hatırlattı. Aday, Dersim Katliamı’na gelmeden öncesini de şöyle anlattı:

    “Osmanlı İmparatorluğu dağılış sürecinde iken Kürtler de bağımsızlık fikri taşıyorlardı. Koçgirililer 1921’de bu taleplerle çıktılar, Koçgirililer Topal Osman’ın zulmüne uğradılar. Koçgiri’de taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmadı. Sonra 1925’te Şeyh Said hareketi başladı.”

    “DEĞERLERİ UĞRUNA İPİ GÖĞÜSLEDİLER”

    Dersim Araştırmaları Merkezi Başkanı Selman Yeşilgöz de, “Dersim isyanının üzerinden 82 yıl geçti. Yaşamını yitirenleri unutmadık. Onlar büyük felaket öncesi Dersim adına yargılandılar, diz çökmeden değerleri uğruna ipi göğüslediler” dedi. Yeşilgöz, Seyit Rıza ve arkadaşlarını anmaya, mezar yerlerini sormaya devam edeceklerini kaydetti.

    “SEYİT RIZA’NIN DURUŞU BİZE GÜÇ VERİYOR”

    Tutukluluğundan dolayı anma programına katılamayan kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı (DBB) Selçuk Mızraklı’nın mektubu da okundu. Mızraklı’nın mektubunda, şu ifadeler yer aldı:

    “İktidara itaat istenmektedir. Tek adam rejimi kalıcı hale getirilmek istenmektedir. Aykırı bir ses istenmemektedir. İşte böylesi kızılca kıyametin koptuğu, korku cumhuriyetinin olağanlaştırılmak istendiği bir dönemde bizler Seyit Rıza’nın torunları olarak Yezid’e karşı çıkmaktayız. Asiliğimizi, direncimizi ve korkusuzluğumuzu geçmişimizden alarak bu karanlık günlere son vermek için mücadele etmekteyiz… Seyit Rıza’nın onurlu ve erdemli duruşu bize mücadele ve direnme gücü veriyor. Kin, nefret, düşmanlıkla bize saldıran muktedirlere karşı özgürlük, hakikat ve adaleti elden bırakmadan mücadelemize devam etme sözü veriyoruz.”

    Etkinlikte, performans şiir ve müzik dinletisi gerçekleşti. Sanatçılar Sait Bakşi, Taylan Yıldız, Civan adar, Ayfer Düzdaş ve Doğan Çelik türküler seslendirdi. Ahmet Can Akyol, Nesimi Aday, Hıdır Işık, Özgün Bulut şiirlerini seslendirirken performansta ise Alevilikte önemli bir yeri olan dört kapı kırk makam anlatıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Kürtler arasına bir Arap kuşağı örmek istiyorlar’-VİDEO

    ‘Kürtler arasına bir Arap kuşağı örmek istiyorlar’-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik başlattığı askeri operasyonu değerlendiren HDP PM Üyesi Nesimi Aday, “Rojava’nın kuzeyinde Kürtler arasına bir Arap kuşağı örmek istiyorlar. Bu anlamıyla demografik bir operasyondur” dedi. 

    Haberin videosu

    Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik başlattığı askeri operasyon 6. gününde devam ediyor. Operasyonla ilgili PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulunan HDP Parti Meclisi Üyesi Nesimi Aday, operasyonu kınadı. Türkiye’de İttihat Terakki ve Jöntürk ruhunun hortlamış durumda olduğunu söyleyen Aday, devleti yöneten erkin Kürtlere karşı militarist bir yaklaşım içerisinde olduğunu belirtti.

    “KÜRTLER ARASINA ARAP KUŞAĞI ÖRMEK İSTİYORLAR”

    Suriye’de yaşanan savaşın Kürtlerin Rojava’da ya da başka bir yerde bir statü kazanması, elde ettiği statüyü sürdürmesi, kendi özgür yaşamını kazanmasına karşı bir saldırı olduğunu ifade eden Aday, “Rojava’nın kuzeyinde Kürtler arasına bir Arap kuşağı örmek istiyorlar. Bu anlamıyla demografik bir operasyondur, nüfus değişimi yapacaklardır. Rojava’daki statüyü, oradaki kantonları, oradaki yeni yaşam felsefesini, toplumsal ekolojik kadın özgürlükçü yaşamı yok etmeye yöneliktir” diye konuştu.

    “IŞİD’LİLERİ KURTARMA OPERASYONU MU?

    Dünya genelinde operasyona tepkilerin yükseldiğini hatırlatan Aday, “IŞİD barbarlığına karşı direnmiş Rojavalıların bu savaşın ortasında yalnız bırakılarak ölüme terk edilmesi bir infial yaratmış durumda” dedi. Kuzeydoğu Suriye’de 10 bin IŞİD’linin tutuklu olduğunu hatırlatan Aday, akıllara ‘bu operasyon o IŞİD’lileri kurtarma operasyonu mu’ sorusunun geldiğini aktardı. IŞİD çetelerinin Şengal’de Ezidilere uyguladığı vahşet ve katliamı da hatırlatan Aday, bu vahşetin tekrar yapılmaya çalışıldığına dikkat çekti.

    “SELEFİST GRUPLAR HALKLAR İÇİN BARIŞ GETİRMEZ”

    Selefist grupların halklar için barış, kardeşlik getirmeyeceğine de vurgu yapan Aday, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin bölge Kürtleri ve kendi iç Kürtleriyle bir an önce barışması gerekiyor. Türkiye’de çok büyük bir Kürt nüfusu var. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten bu militarist kadro Türkiye’deki Kürtlerin kalbini kırmış, vicdanını sızlatmıştır. Kürtlerin kardeşlik duygusunu yaralıyorlar. Bu durum ne Türklere ne Kürtlere iyilik getirmeyecektir. Türkiye Suriye meselesi ilk çıktığında PYD ile ilişkilerine geri dönmelidir. Savaşla değil dostlukla, barışla çözülebilir. Nasıl ki Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD’ten korumak için YPG ile ortak çalışma yaptılar demek ki bu tür çalışmalar yapılabilir. Türkiye’nin tekrardan bu barışçıl zemine çekilmesi gerekiyor. Yoksa Türkiye için de halklarımız için de büyük bir felaketin geldiğini düşünüyorum.”

    “MEZOPOTAMYA VE ANADOLU HALKLAR BAHÇESİDİR”

    Süren savaşa karşı verilen tepkileri yeterli bulmayan Aday, “CHP olmak üzere kamuoyu baskılanmış durumdadır. CHP bu ilhakçı zihniyete teslim olmuş durumda. Dolayısıyla CHP’nin teslim olması diğer demokratik alanlarda da yılgınlık, kararsızlık, korku yaratmıştır. İktidarın bu ceberut yaklaşımından korkuyor insanlar. Korkmaya gerek yok. Daha önce de korkuluyordu yerel seçimlerde bu faşist iktidar yenilgiye uğratıldı. Şu anda kendi iktidarını korumak için bir savaş çıkartmış durumda. Çok açık bunu herkes görüyor. Dolayısıyla halklarımızın, insanlarımızın korkmaması seslerini yükseltmesi gerekiyor. Barış için korkmadan yüksek sesle barış talebimizi yenilememiz gerekiyor. Mezopotamya ve Anadolu bir halklar bahçesidir. Bu halklar bahçesini kanla, savaşla boğmamak, yok etmemek gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yazar Nesimi Aday’a ‘Dersim ve Halfeti’ soruşturması

    Yazar Nesimi Aday’a ‘Dersim ve Halfeti’ soruşturması

    PİRHA- İstanbul Bakırköy Savcılığı Özel Suçları Soruşturma Bürosu, Yazar Nesimi Aday’ın “Halfeti’de İşkence Var” başlığı altındaki paylaşımı ve  Diyarbakır’da yapılan Dersim Katliamı protestosunun anons haberi için soruşturma başlattı. Aday sosyal medya paylaşımları nedeniyle ifade verdi. 

    Urfa Emniyetinin yaptığı ihbar sonucunda, İstanbul Bakırköy Savcılığı Özel Suçları Soruşturma Bürosu, yazar Nesimi Aday’ın “Halfeti’de İşkence Var” başlığı altındaki paylaşımı ile Diyarbakır’da yapılan Dersim Katliamı protestosunun anons haberi için soruşturma başlattı.

    HDP Parti Meclisi, Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi de olan yazar Nesimi Aday’ın, 6 Mayıs 2019 tarihinde, Diyarbakır Cemevin’de yaptığı “Dersim Katliamı” konulu konuşmasının haberini paylaşması ihbara neden oldu. Aday’ın sosyal medya hesabından paylaştığı “Diyarbakır Pir Sultan Abdal Derneği Cemevinde, HDP Urfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, sanatçılar Doğan Çelik, Fırat Başkale, Zilan Tigris ile dokuzyüzotuzsekiz’i andık, anlatmaya çalıştık” anons haberi de soruşturma gerekçesi yapıldı.

    Sosyal Medyada, 21 Mayıs 2019 tarihinde “halfetideiskencevar” tagı altında, yere yatırılmış ve ters kelepçe takılmış olan HDP’lilerin fotoğrafları, toplumda tepkiyle karşılanmıştı.

    Yazar Aday’ın “Bu fotoğraf ne vatandaşlık hukukuyla, ne İslam adaletiyle ne de kardeşlik bağıyla tarif edilir; bu sömürge hukukudur” ve “Yüzlerce yıldır Alevi oldukları için Türkmenleri katledenler, ‘Türkün gücünü’ (!) yüzyıldan fazla bir zamandır da Kürtler üzerinden absorbe ediyor” şeklindeki eleştirel yorumları soruşturma dosyasına konuldu.

    “ETKİNLİK ANONSUNUN DOSYAYA EKLENMESİ MANİDAR” 

    Dersim Katliamı protestosuna dair yorum içermeyen, sadece etkinlik anonsu olarak yapılan paylaşımın dosyaya eklenmesini ‘manidar’ bulan Aday, PİRHA’ya şu açıklamalarda bulundu:

    “Aslında soruşturmayı Dersim anması üzerinden yapmak istemişler ama kanıt bulamamış olmalılar ki 6 Mayıs 2019 tarihli haber paylaşımını, 21 Mayıs 2019 tarihli Halfeti gözaltılarına gösterdiğim tepki paylaşımına eklemişler. İki paylaşımın da bir biriyle alakası yok. Savcının da fark ettiği bu durum, son zamanlarda sıkça karşılaştığımız önce dava aç, sonra gerekçe hazırlarsın ciddiyetsizliğinin bir kanıtı adeta. Kolluk kuvvetleri, iktidarın baskısıyla her türlü ifade özgürlüğünü kısıtlıyor. Böylece toplumsal muhalefeti baskılamak istiyorlar. Halfeti olayları da muhalefeti sindirme yönündeydi. Vicdanlı her insanın tepki göstermesi gereken bir durum vardı. Ben de eleştiri hakkımı kullandım. Şu günlerde de durum farklı değil. Yaşanan kayyım rezaleti ortada. Her tarafından hukuksuzluk akıyor. Ama iki çift laf edeni hainlikle suçluyorlar. Doğru bildiğimizi, hak olanı, haklılığımızın verdiği güçle söylemeye, yazmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Nesimi Aday: Kayyımlar barışa karşı savaş istiyor-VİDEO

    Nesimi Aday: Kayyımlar barışa karşı savaş istiyor-VİDEO

    PİRHA- HDP PM Üyesi Nesimi Aday, HDP’li Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasına tepki göstererek bunun halkların mücadelesine ve kardeşliğine saygısızlık olduğunu vurguladı. 

    Haberin Videosu

    31 Mart seçimlerinde kayyımlardan geri alınan Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediyelerine İçişleri Bakanlığının emriyle yine kayyım atandı. Kayyımlara birçok siyasi parti, kurum, sivil toplum örgütü, siyasetçi, Alevi kurumları, sanatçılar ve yurttaşlardan tepkiler de gecikmedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Nesimi Aday’da kayyımlara tepki göstererek “Türkiye ve Kürdistan yeni bir darbeyle uyandı” dedi.

    Bir kayyım darbesiyle karşı karşıya olduklarını ifade eden Aday, iktidarın buna benzer kayyumları daha önce yaptığını hatırlatarak “Şimdi yeni birini yaptılar. Halkın iradesini gasp ettiler” diye belirtti.

    “KAYYIMLAR BARIŞA KARŞI SAVAŞ İSTİYOR”

    Kayyım atamanın halkın iradesine, demokrasi mücadelesine saygısızlık olduğunu vurgulayan Aday, durumun artık halklar arasındaki dostluğu, kardeşliği zedeleyecek boyutlara geldiğini kaydetti.

    Aday, ayrıca şunları söyledi:

    “Kayyımlar barışa karşı savaşı istiyor. Biz barışta ısrar edeceğiz, barıştan yana olmaya devam edeceğiz. Bu kayyımlar ve gözaltılara karşı da halklarımızın demokratik mücadelesini yükselteceğiz. Kürt halkının iradesine konan bu kayyımları diğer seçimlerde olduğu gibi saray çöplüklerine geri göndereceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL