PİRHA- Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı’nın dergâhın iadesi ya da tahsisi talebinin reddine karşı açtığı davada ilk duruşma yarın Nevşehir İdare Mahkemesi’nde görülecek. Vakıf, ret kararının “hukuka aykırı” olduğunu vurguluyor.
Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın vakfa iadesi ya da tahsisi talebinin reddedilmesi üzerine açtığı davada yargı süreci başlıyor. Davanın ilk duruşması yarın Nevşehir İdare Mahkemesi’nde görülecek.
Dava dilekçesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ret kararının iptali talep edilirken, söz konusu kararın kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu ifade edildi.
“DERGÂHIN MEVCUT KULLANIMI VAKIF AMACINA UYGUN DEĞİL”
Dilekçede, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın tarihsel olarak bir inanç ve ibadet merkezi olduğu hatırlatılarak, mevcut kullanım biçiminin vakıf amacına uygun olmadığı belirtildi.
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından dergâhın asli işlevinden uzaklaştığı ifade edilirken, vakfedenin iradesine uygun bir kullanımın sağlanması gerektiği vurgulandı.
“TAHSİS KAMU YARARINA OLACAKTIR”
Vakfın başvurusunda, dergâhın Alevi-Bektaşi toplumu açısından taşıdığı önem vurgulanarak, iade ya da tahsis kararının toplumsal barış ve inanç özgürlüğü açısından kritik olduğu ifade edildi.
Bu doğrultuda talebin karşılanmasının kamu yararı ile uyumlu olduğu dile getirildi.
“RET KARARI HUKUKA AYKIRI”
Dilekçede, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ret kararının hukuki dayanağının bulunmadığı, işlemin yetki, şekil ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Ayrıca benzer tarihsel ve inançsal mekânlara ilişkin alınan kararlar hatırlatılarak, eşitlik ilkesi kapsamında aynı yaklaşımın uygulanması gerektiği savunuldu.
GÖZLER YARINKİ DURUŞMADA
Yarın görülecek duruşmada mahkemenin nasıl bir değerlendirme yapacağı merak konusu olurken, davanın yalnızca Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın statüsünü değil, benzer inanç mekânlarına ilişkin tartışmaları da etkileyebileceği belirtiliyor.
PİRHA – Yapay çim sahada futbol oynayan Hacıbektaşgücü Spor Klübü, henüz bir skorbord tabelasına dahi sahip değil. Teknik direktör ya da sağlık ekibi de bulunmayan kulübün futbolcuları, aynı zamanda çeşitli mesleklerde çalışarak kendini idame etmeye çalışıyor. Klübün yöneticisi Yılmaz Akçaoğlu, sezonu kapatmak adına acil destek çağrısında bulunarak “Verilen sözler lafta kalmasın. Hacıbektaşgücü Spor Kulübü’ne destek olunsun” dedi.
Yedi kişiyle 1978 yılında kurulan Hacıbektaşgücü Spor Kulübü, bugün Türkiye Futbol Federasyonu 1. Amatör Küme’de faaliyet sürdürüyor. Nevşehir’in gözde takımlarından biri olan Hacıbektaşgücü, futbolun piyasalaşması nedeniyle ekonomik zorluklarla mücadele ediyor.
Düzenli hiçbir geliri olmayan kulübün başkanlığını ise Yılmaz Akçaoğlu yürütüyor. Akçaoğlu, tüm yönetim kurulunun büyük emeklerle kulübü ayakta tutmaya çalıştıklarını vurguluyor. Kulübün yöneticileri de sporcuları da aslında ikinci bir meslek olarak Hacıbektaşgücü Spor’da görev alıyor denilebilir.
Yılmaz Akçaoğlu da diğer birçok sporcu gibi Hacıbektaş ilçesinde doğup büyüdü ve ardından Hacıbektaşgücü Spor’da profesyonel futbola adım attı. “Biz Hacıbektaş’tan başka bir takımda oynamayız” diyen Akçaoğlu, yaklaşık 20 yıl boyunca bu takımda top koşturdu. Ancak Akçaoğlu ve yönetimdeki diğer arkadaşları, bugünlerde en az futbolcular kadar zorlu bir mücadele içerisindeler denilebilir.
“DEPLASMANA GİDECEK BİR ARACIMIZ DAHİ YOK”
Hacıbektaşgücü Spor Kulübü, Anadolu’daki birçok kulüp gibi maddi zorluklarla mücadele ediyor. Kulübün bırakın bir çim sahasını, ne bir teknik direktörü ne de bir sağlıkçısı bulunuyor. “Kulübümüze sahip çıkan yok” diyen Yılmaz Akçaoğlu, yaşadıkları eksikleri şu sözlerle anlattı:
“Maddi anlamda sıkıntılar olunca kimse bu işe girmek istemiyor. Şu an yönetimde olan diğer arkadaşlar da benim gibi geçmişte futbola gönül veren insanlar. Mütevazi bir şekilde çaba sergiliyoruz. Ancak ilçemizin aşırı göç verme gibi bir sorunu var. Gençlerimizin çoğu üniversite için başka illere gidiyor. O nedenle şu anda 11 kişilik takımı sahaya çıkaracak bir genç kadromuz yok. Böyle olunca bizler de yakın bölgelerden arkadaşlarımızın desteğiyle hedefimizi de biraz yükselterek şampiyonluğa oynamak istedik. Açıkçası riske girerek, paramız olmadan transferler yaptık. Ancak birçok zorluğumuz var, antrenmanlarımızı dahi takım olarak bir araya gelip yapamıyoruz.
Şu anda bizi en çok düşündüren konulardan birisi de bizlerin deplasmana gidecek bir aracımız dahi yok. Bu konuda bize en çok belediye ve kaymakamlık destek oluyor. Ama belediyenin uzak mesafe için, yani deplasman maçlarımız için sağlıklı bir otobüsü yok. Eski model araçlarla maçlara gidiyoruz. Önceki yıllarda ise tanıdığımız minibüsçü arkadaşlarımıza benzin parası ödeyip bize yardımcı olmalarını istiyorduk.
Ayrıca bizim bir de ‘Elli buçuk’ isimli taraftar grubumuz var. Taraftar grubu da her maça gitmek istiyor. İlçemizde büyük bir futbol sevgisi var. Nevşehir’e maçlara gittiğimizde oradaki hakemler dahi ‘Hacıbektaş geldiği zaman buralar şenleniyor’ diyor. Ama deplasmana gittiğimizde 16 kişilik bir araca 25 kişi biniyoruz. Sonra o sporcular çıkıp sahada futbol oynuyor!”
“BU LİGİ BİTİREBİLECEK KAPASİTEMİZ YOK”
Kulübün daha iyi bir seviyeye gelmesi için destek çağrısı yapan Akçaoğlu, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Mesela Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu seçildi. Örneğin oradan en azından Hacıbektaş Belediyemize bir yarım otobüs tahsis edilse bizler için çok çok iyi olur. Bizler çok büyük bütçelerle futbol oynayan insanlar değiliz. Düşünün bir futbolcu maça geldiği zaman benzin parası ve 1500 lira cep harçlığı veriyorsun. Aslında bunlar para değil. Ama üst üste koyduğunuz zaman sezon boyunca 700 bin liraya tekabül ediyor. Birçok ilden iş insanları forma, ayakkabı, eşofman gibi ihtiyacımızı karşıladı. Mesela burada maddi durumu iyi olanlara maç başı sponsor olmalarına istiyoruz. Ancak yine de bu ligi bitirebilecek kapasitemiz yok. Kısacası bizler bir riske girdik.
İlimizin takımı Nevşehirspor dahi şu an 2. ligde. Nevşehir’de futbol geride kalıyor maalesef. Bizler futbolda Hacıbektaş’ın ismi yeter ki bir yerlerde geçsin istiyoruz. Mesela burada şampiyon olduğumuz zaman Diyarbakır’a dahi maça gidilecek ancak bu bizim için çok çok zor. Ama en azından o lige yükselme başarısını gösterip adımızı Hacıbektaş olarak duyurmak istiyoruz.”
AKÇAOĞLU: BİR AN ÖNCE BİZLERE DESTEK OLUNMASI GEREKİYOR
Yılmaz Akçaoğlu, kulüpte şu an 25 civarında futbolcu olduğunu belirterek, “Eğer dışarıdan futbolcu getirmezsek sadece ilçedeki sayımız 11’i bulmuyor” diye ekledi. Akçaoğlu, her futbolcunun kendini idame edebilmesi için çeşitli meslekler yaptıklarını da anlatarak şöyle devam etti:
“Maç başına verilen 1500 lira ile nasıl geçinecekler? Futbolcularımız içerisinde güvenlik görevlisi, tarla işçisi, öğretmen, esnaf ve amelelik yapanlar da var. Tüm futbolcular kendinden feda ederek maça geliyor. Esasında bir gönüllülük var. Mesela ben de esnafım. Haftada 2 defa antrenman yapsak, bir de maça gitsek 3 gün iş yerinden taviz veriyorum. Ama biz bu işe girdik ve yapacağız diyoruz. Ancak birilerinin bize bir an önce destek olması gerekiyor.”
“VERİLEN SÖZLER TUTULMUYOR”
Yılmaz Akçaoğlu Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yerel kulüplere yönelik hiçbir desteğinin olmadığını da söyledi. Futbolcu lisans ücretlerinin dahi yüksek maliyetlerle yapılabildiğini belirten Akçaoğlu, şunları söyledi.
“Bu konuda yine belediye, bizlere finans sağladı. Bakanlıktan bir destek gelir mi bekliyoruz. Yakın zamanda bir yetkili ile görüştüm, ‘Spor Toto’dan hiç yardım aldınız mı?’ diye sordu. 30 yıla yakındır bu işin içindeyim, hiç böyle bir şey duymadığımı söyledim. Oralardan bize para vermeyeceklerini söyledim. Çünkü ya tanıdığın ya da farklı bir tarzınızın olması gerekiyor.
“SADECE ŞAHKULU VAKFI DÖNÜŞ YAPTI”
Her yıl 16 Ağustos’ta burada Hacıbektaş anma etkinlikleri yapılıyor. Çok sayıda zengin, buralara geliyor. Esnaf olmamdan kaynaklı gelen gidenlerle de görüşüyoruz. Herkes yardımcı olacağını, destek sunacağını söylüyor ama tören bittikten sonra telefonumuzu dahi açmıyorlar. Mesela derneklerimizin başkanlarını tanıyorum, bir tek Şahkulu bize dönüş yaptı. Bizler ortaya bir rakam koymuyoruz, gönlünüzden ne koparsa deyip damlaya damlaya göl olacaktır diyoruz. Büyük ihtimalle Şahkulu kendi bütçesine göre bizlere yardımcı olacaktır.”
“BİR SKORBORDUMUZ DAHİ YOK”
Ülkedeki dezavantajlı kulüplerden birisinin Hacıbektaşgücü Spor olduğunu söyleyen Yılmaz Akçaoğlu, kulüp olarak şu çağrıyı da ekledi:
“Nevşehir’de her yerde çim saha mevcutken biz kumda oynuyorduk. Şimdi sahamız yapıldı ancak suni çim. Normalde futbolcular bu zeminde oynamaz. Çünkü düştüğün zaman sakatlanırsın. Bizim halen bir skorbordumuz yok. Sahamız çok bakımsız, soyunma odamız çok kötü. Bu zamana kadar bakanlıktan ya da devletin diğer birimlerinden hiçbir yardım görmedik. Herkes, ‘Hacıbektaş hepimizin’ diyor, o zaman herkes Hacıbektaşgücü’ne sahip çıksın diyorum. Bu laf sözde kalmasın.
Şu anda hem yöneticiyim hem çalıştıranım hem teknik direktörüm hem sağlıkçıyım. Maçta biri sakatlansa hızlı bir tedavi için soğuk spreyle müdahaleyi dahi kendimiz yapıyoruz. O malzemeler konusunda da zaman zaman bize destekte bulunanlar oluyor. Yani her şeyi kendi çabamızla yapıyoruz.”
PİRHA- Hacıbektaş ilçesinin Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılması planlanan maden faaliyetine karşılık Hacıbektaşlılar harekete geçti. İlçede platform oluşturmak adına toplantı yapılırken madenlere karşı bir an önce kitlesel tepkileri dile getirmek için önerileri masaya yatırıldı. Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, toplantıya katılarak, yapılan tahriplerle doğanın dengesinin bozulduğuna dikkat çekti.
Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın da bulunması sebebiyle Alevi toplumunca büyük öneme sahip olan Hacıbektaş ilçesine dönük maden projelerine tepkiler yükseliyor.
Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun süredir maden faaliyeti yürüten şirketlerin, son olarak Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yönelmeleri üzerine Hacıbektaşlılar harekete geçti.
Altın şirketlerinin, Keşlik bölgesinde faaliyete geçeceği bilgisi üzerine, karşı bir platform oluşturmak için Hacıbektaş Belediyesi konferans salonunda toplantı yapıldı.
İnisiyatif geliştirmek için yapılan toplantıda, katılımcıların fikir ve önerileri masaya yatırıldı.
Hırka Dağı’nda maden araması başlatılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan katılımcılar, bölgenin Alevi toplumu nezdinde büyük öneme sahip olduğunu belirttiler.
Toplantıda konuşan Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, “Avrupalı ve Amerikalı kötü insanlar, Avustralya’ya ilk gittiklerinde, oradaki yerlilere kötü muamele yapıp, doğayı tahrip ettiler. Bugün havaların ısınması, suların kesilmesi ve ardı ardına doğal felaketlerin yaşanmasını bunlarla ilişkilendirmek mümkün” dedi.
“GEÇ KALINMADAN GEREKEN NEYSE YAPILMALI”
Gazeteci Recai Aksu, maden faaliyetlerine dair belgeler ortaya koyarak bilgilendirme yaptı. Aksu, İliç’teki maden faaliyeti sonrasında yaşananlara işaret ederek, Fırat nehrindeki kirlenmeyi hatırlattı. Recai Aksu, Fırat nehrinde görülen kirlenmenin Kızılırmak nehrinde de yaşanabileceğini söyledi.
Tayfun Ceyhan isimli yurttaş ise on yıl önce Hacıbektaş’ın Kalaba bölgesinde benzer bir altın madeni faaliyeti olduğunu hatırlattı. Ceyhan, “Geç kalınmadan, bir an önce yapılması gereken neyse yapılmalı. Hırka dağındaki hukuksuzluğa karşı durulmalı” dedi.
“MESLEK HASTALIKLARI OLUŞMAYA BAŞLADI”
Toplantıda konuşan Kubilay Özdağ isimli yurttaş ise “Ülkemizde sömürge tipi madencilik girişimi var. Teknik bilgileri elimize alıp mahkeme yoluyla toplumsal muhalefeti oluşturup bir güç odağı haline gelmeliyiz. İpin ucunu kaçırmamak gerekiyor. Zamanında müdahalede geç kalmamalıyız” diye konuştu.
Katılımcılardan Ramazan Benian da su rezervlerinin 15 km yakınında Koza Madencilik tarafından yapılan çalışmalara işaret etti. Benian, “Siyanürün ısısı 20, 25 dereceye ulaştığında 50 km mesafeyi etkilediğini biliyoruz. Saniyede 160 ila 205 litre su harcanıyor. Kalaba’daki ayrıştırmada çalışan işçilerde siyanür etkisinden meslek hastalıkları oluşmaya başladı” dedi.
Toplantıda söz alan Rüştü Kaya ise 1986-87 yılları arasında köyleri Akçataş’ta kimi kuyuların açıldığını söyleyerek “Her 10 metrede numune alındı. Burada uranyum var, yukarı köydeki arazilerde bakır madeni olduğu söylendi. Anlayacağınız uzun yıllardır bu bölgede maden arama faaliyetleri devam ediyor” ifadelerini kullandı.
MÜCADELE VURGUSU!
Şenol Taşdemir adlı yurttaş konuşmasında ilçe kaymakamı ile konuya dair görüşüldüğünü, Hacıbektaş’ta yedi yerde maden araması yapıldığını bilgisini aldıklarını aktardı. Taşdemir, “Önerim, toplum ve kamuoyunun güçlü bir irade koyması, belediyenin bir imza kampanyası başlatması, mahalle ve köy muhtarlarının bu işin odağına alması önemli diye düşünüyorum” dedi.
Bilge Orhan da “Yaşamın kendisini mi savunacağız yoksa yaşamın konforunu mu savunacağız? Topraklarımızda arazi taraması yapıyorlar. 250 metre inildiğinde Tuz köyünün seviyesine düşüyoruz ve sularımız kesiliyor, sularımız tuzlanıyor. Oysaki 2000 metrelerden bahsediliyor! Bir an önce örgütlenip, yürütme kurulu oluşturup mücadeleyi başlatmamız gerekiyor.
Şinasi Topçu isimli yurttaş ise “Maden ocakları uluslararası sermayeye terkediliyor. Örgütlü olmamız gerekiyor. İlk görüştükleri kişiler köy muhtarları. Köy muhtarları çok önem arz ediyor. Muhtarları bu işin odağına almamız gerekiyor” vurgusunu yaptı.
“KÖYLERDE BİLGİLENDİRME YAPILMALI”
Toplantıda söz alan Leyla Kındış konuyla ilgili slaytlar hazırlanıp, halkın bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. Kındış ayrıca köylerde bilgilendirme yapılması gerektiğini söyleyerek köy kadınlarının da mücadeleye dahil edilmesi önerisini sundu.
Avukat Ali Ceyhab da Hacıbektaş’taki bütün avukatlarla birlikte hukuki girişimde bulunabileceklerini belirterek, “Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız” dedi.
PİRHA- Üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlar günden güne katlanarak artıyor. Patates fiyatlarının dibi gördüğü Nevşehir’de, üretici alım fiyatlarına tepki göstermek için eylem kararı aldı.
Patates üretiminin yapıldığı Nevşehir’de bu yıl patates fiyatları dibi gördü. Tarlada 4 liradan alıcı bulan patates, üreticiyi ayaklandırdı.
Yerel haber sitesi nevsehirkenthaber’in verdiği bilgiye göre, patates üreticilerinin CHP İl Başkanı Bülent Yumuş ve CHP Derinkuyu İlçe Başkanı Soner Barut’un da katılımıyla düzenlediği toplantıda eylem kararı çıktı.
Bu kapsamda üreticiler, Derinkuyu ilçe merkezinde patates fiyatlarına tepki için 29 Ağustos Perşembe günü saat 14:00’da bir araya gelecek.
Yazıhüyük Belediye Başkanı Birol Demirdelen de üreticilerin eylemine “Patates üreticileri, çiftçilerimiz ve milletvekillerimizin de katılacağı bu eyleme tüm patates üreticileri ve çiftçilerimiz davetlidir” diyerek çağrı yaptı.
PİRHA-Alevi örgütleri Hacıbektaş’ta toplandı. Hükümetin korsan bir anma etkinliği yaptığını değerlendiren Alevi örgütleri, tüm Alevileri ve Alevi dostlarını 16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenlerine çağırdılar. Korsan hamleyi değerlendiren PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Kültür Bakanlığı ve ona bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapmaya çalıştığı etkinliğin aslında inancımıza bir saldırı olduğu konusunda hem fikiriz” dedi.
Alevi konfederasyonları ve Federasyonlarının düzenlediği 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Programı 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da 15-16-17 Ağustos’ta anma etkinliğini yapacağını açıklamasının ardından Alevi toplumunun tepkisi de sürüyor.
Alevi örgütleri, Nilgün Sırrı Bektaş Müze ve Sanat Evi’nde hükümetin düzenleyeceği Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerini protesto etmek için Hacıbektaş’ta bir araya gelerek değerlendirme toplantısı yaptı.
Toplantıda, Alevilerin Serçeşmesi olan Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın işgal altında oluşu ve 60 yıldır sürekli olan Pir Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliğine karşı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği korsan etkinliğinAlevi inancına yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, toplantı sonrasında PİRHA’ya konuştu.
“İNANCIMIZA YAPILAN SALDIRILARI PÜSKÜRTECEĞİZ”
Alevi örgütlerinin yöneticileri, genel başkanları ve genel yönetim kurulu üyeleriyle bir değerlendirme toplantısı yaptıklarını belirten PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Daha önce de konuştuğumuz biçimiyle Serçeşmemiz olan Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın işgal altında oluşu ve 60 yıldır sürekliliği olan bir anma etkinliğine karşı Kültür Bakanlığı ve ona bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın alternatif ve korsan bir etkinliğinin aslında inancımıza bir saldırı olduğu konusunda hem fikiriz. Bu işgali ve bu korsan etkinliği kabullenmediğimizi dergahımıza sonuna kadar sahip çıkacağımızı bugün yaptığımız toplantıda teyit etmiş olduk” dedi.
Erçe, Hacı Bektaş Veli’yi anmaya tüm canları beklediklerini ifade ederek şunları kaydetti:
“Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurumları dışında planlanan hiçbir etkinlik Hacı Bektaşı Veli Anma Etkinliği değildir. Zaten onlar da bunun adına anma etkili dememişler. Hünkar’ın Hakk’a yürüyüşü, yıl dönümü demişler. Bizim açımızdan Hünkarın bir ölüm yıl dönümü yoktur. Onun bizim açımızdan devriyesi devam etmektedir. Bu biçimiyle Kültür Bakanlığı’nın Hacı Bektaş’ta yaptığı bu çıkarmayı bir işgal ve korsan bir etkinlik olarak değerlendiriyoruz, asla kabul etmeyeceğiz. İnancımıza yapılan saldırıları püskürteceğiz ve Hünkarımıza her yıl olduğu gibi gelecek yıllarda da sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- Resmi olmayan sonuçlara göre Hacıbektaş Belediye Başkanlığına bağımsız aday olan Ali Kaim seçildi.
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinden bağımsız aday olan ve DEM Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP) gibi sol sosyalist partilerinde de desteklediği Ali Kaim, Hacıbektaş Belediye Başkanı seçildi.
Ali Kaim oyların yüzde 50’ye yakın kısmını alırken, CHP adayı Yoldaş Altıok ise ikinci oldu. Hacıbektaş Belediyesi uzun yıllardır CHP tarafından yönetiliyordu.
PİRHA – Mimarlar Odası, Kapadokya’daki peri bacalarındaki tahribata dikkat çekerek “Derin çatlaklar oluştu, arkeolojik oluşumlar yıkılmak üzere. Kapadokya’da yol kullanımı acilen durdurulmalı” uyarısını yaptı.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki doğa harikası Kapadokya’da Göreme-Ortahisar arasında hukuksal sürece konu edilen yol nedeniyle tahribatın büyüdüğünü belirtti. Çok sayıda peri bacası, manastır ve şapelde derin çatlaklar oluştuğunu söyleyen uzmanlar, vadilere hafriyatlar döküldüğünü, oteller ve eğlence parkıyla 1. Derece arkeolojik ve doğal SİT alanının hızla betonlaştırıldığını bildirdi.
“BU YIKIMIN GERİ DÖNÜŞÜ YOK!”
Konuyla ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Birinci derece arkeolojik ve doğal SİT alanı Kapadokya’da yapılan yol nedeniyle Unesco Dünya Mirası zarar görecek demiştik, şimdi yaşanan tahribat bilimi devre dışı bırakan ‘ben bilirimci’ mantığın yarattığı afettir. Telafisi mümkün olmayan zararlar veriliyor. Yolun kullanımı acilen durdurulmalıdır” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Candan, “Kapadokya’da Göreme-Ortahisar arasında devam eden yol çalışmalarının Kapadokya’yı katledeceği konusunda daha önce defalarca uyarılarda bulunmuş, bu durumu alanda yaptığımız tespitlerde gözlemlemiştik. Ne yazık ki bölgeden gelen yeni bilgiler, fotoğraflar ve videolar da haklılığımızı bir kez daha ortaya koydu. Kapadokya’da kültür varlıkları yol oldu” dedi.
DOĞA, TARİH VE KÜLTÜR KATLİAMI!
“Kapadokya’nın yok edilmesine karşı açtığımız dava süreçleri devam ederken hukuksuz bir şekilde yapılan yol ile Kapadokya’nın değerleri yok ediliyor. Pek çok tahribatla birlikte bu hukuksuz yolunda işleneceği 1/25.000 ölçekli plan değişikliğini de yargıya taşıyoruz” diyen Candan, Kapadokya’da yol yapımı sonrası yaşanan tahribata ve son duruma ilişkin şu bilgileri verdi:
“Kapadokya’da ağır iş makineleriyle tarih ve kültür katliamı yapılan bölgede, tahribat büyüyor. Ortahisar-Göreme yolunun kullanımı ve genişletilmesi nedeniyle çok sayıda peri bacası, şapel ve manastır yok olmak üzere. Fotoğraflar ve videolarda pek çok peri bacasında derin çatlakların oluştuğu apaçık görülüyor. Ortahisar-Göreme yolunun Göreme müze yolu kavşağına yakın noktasındaki manastır yerleşkesi içinde yer alan yemekhanede de yeni çatlaklar oluşmuş durumda. Ayrıca, yemekhanenin dışına yazılar yazılarak jeolojik oluşumlara ciddi zararlar verilmiş, yol inşaatı sırasında çevredeki alanlara dökülen ve üzeri toprakla örtülerek gizlenmeye çalışan hafriyat, üzerindeki toprak gidince tekrar görünür olmaya başlamış durumda. Yol çevresi hızla kirletilmiş, etrafa atılan çöpler, dolu çöp kutularının ise boşaltılmaması Unesco Dünya Miras listesi bir bölgeye yakışmadığı gibi, yetkililerin görevlerini de tam anlamıyla yapmadığını ortaya çıkartıyor. Yol güzergâhındaki kaya birimi volkanik kül, tüfit türü, gevşek malzeme olduğundan, eğimini azaltmak için derine kazı yapılması nedeniyle şevde göçmeler-kaymalar yaşanıyor. Yolun kendisinde de kırılmalar olmuş, şiddetli yağmur yağdığında dökülen hafriyatlar vadilere akıyor, şev göçmesini önlemek için geriye doğru zeminde sıyrılma işlemi yapıldığından yolun genişliği planlanandan çok daha geniş olacağı çok açık. Dört şeritli olan yolun verdiği tahribatın büyüklüğü ortada. Ağır iş makinalarının yarattığı titreşim, tur otobüsleri ve ağır tonajlı tırlar geçtikçe çatlaklı yapılardaki peribacalarının yıkılma süreci hızlanacaktır. Yol kullanımı acilen durdurulmalıdır.”
“KAPADOKYA HIZLA BETONLAŞTIRILIYOR”
Kapadokya’nın tarihi ve kültürel mirasının ticari sermayeye peşkeş çekilmeye devam edildiğini de vurgulayan Candan, şu bilgileri verdi:
“Bölgede tam bir vandallıkla karşı karşıyız. Yolun Ortahisar girişine yakın bölümünde, Ortahisar-Nevşehir karayolu kenarına yapılan otel inşaatı neredeyse bitmiş durumda. Yine Nevşehir-Ortahisar karayolunun, Ortahisar’a yakın bölümünde yapılan zipline eğlence parkı (Excap Turkey) inşaatı da bitmeye yakın görünüyor. Ortahisar’daki büyük ölçekli otel inşaatı bitmiş görünüyor. Avanos-Çavuşin köyü çıkışında, Göreme-Çavuşin yolu kenarında yapılaşma başladı. Bir otel inşa edilerek satışa çıkarılmış durumda. Son olarak da Aşk Vadisi’nden çıkartılıp Avanos’a getirilen Sky dinner (vinç yardımıyla yüksekte hizmet veren restoran) faciası var.
KAPADOKYA’NIN KATLİNE SEBEP OLACAK YAPILAŞMA!
Uzmanlar yol çalışmalarının tahribata-erozyona neden olacağı konusunda uyarılarda bulunmuştu. Kapadokya Alan Başkanlığı, uzmanların görüşlerini içeren fizibilite çalışmalarına, bilimsel ve teknik raporlara dayandırılmadan yol yapım kararı alarak, Kapadokya’nın katline sebep olmuştur. Meslek odaları olarak defalarca peribacalarına, yer altı yapılarına, kilise ve manastırlara zarar vereceğini, peri bacalarının oluşumunu olumsuz etkileyeceği konusunda uyarılarda bulunmuştuk. Kapadokya’da telafisi mümkün olmayan zararlar veriliyor. Kültür Bakanlığı yol kullanımını ivedilikle durdurmalıdır. Kapadokya’nın geleceği için Göreme Açık Hava Müzesi için bütüncül çevre düzeni ve yönetim planının hazırlanması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”
PİRHA-‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında konuşan PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, Aleviler arasındaki birlikteliğin daha da arttırılması gerektiğinin altını çizerken, Avukat Ali Yılmaz ise, Sivas Katliamı davasının daha fazla sahiplenilmesi çağrısında bulundu. Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi’nden Cengiz Demir de, “Sistem bizi yüzyıllardır asimile ediyor peki bu soruyu hiç kendimize sorduk mu? Aleviler kendisini nasıl asimile etti?” diye sordu.
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Alevi kurumları tarafından 17-18 Eylül’de ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayı yapıldı. 7 Alevi çatı kurumunun ortak düzenlediği çalıştayda çok sayıda katılımcı fikir beyan etti ve sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.
İSMAİL ATEŞ: SORUMLULUĞU TAŞIYACAKSINIZ
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri İsmail Ateş, Aleviler olarak taleplerinin net olduğunu belirterek, “Bizler bu taleplerimizden vazgeçmemek durumundayız. Alevi-Bektaşi-Kızılbaşların talepleri Sünnilerin merhametine bırakılamaz. Bunlar bizim haklarımızdır ve bunları almak zorundayız. Burada bulunan Alevi kurum başkanlarına sesleniyorum; Alevilerin bu saatten sonra iki eli sizlerin yakasındadır. Bu sorumluluğu taşıyacaksınız, bu birlikteliği bir daha bırakmayacaksınız. Gelin bir olalım, diri olalım, iri olalım” dedi.
Çalıştayda söz alan Avukat Ali Yılmaz da, Sivas Katliamı davasına değinerek, “Sivas Katliamı davası çok büyük süreçler yaşadı. Sivas davası sadece bir dava değil, aynı zamanda çok büyük bir mücadele örneği. Sivas davasında çeşitli kazanımlarımız oldu. Maraş davası, Gazi davası, Çorum davası bir anlamda toplumsal yönden arkasında çok önemli bir güç yoktu ama medyanın da iletişim ağlarının da gelişmesinden dolayı Sivas davası onlara göre çok daha sahiplenildi. Öncelikle örgütlerimiz çok büyük destek verdiler, aynı zamanda Sivas Katliamı’nda yakınlarını yitiren şehit aileleri her zaman yanımızdaydı” diye konuştu.
Sivas Katliamı davası başladığında 650 avukatın olduğunu ancak şu anda 650 avukattan son davayı 3 avukatın takip ettiğine dikkat çeken Ali Yılmaz, “Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yeni yönetimi bu konuda bize çok büyük destek verdiler veriyorlar, verecekler. Biz diyoruz ki 7-8 ay sonra çok ciddi bir zamanaşımı tartışması yaşayacağız. Oysa bu davanın avukatları olarak biz diyoruz ki insanlığa karşı işlenmiş suçlardan zamanaşımı olmaz. Bu sesimize siz de destek verirseniz hem yurt içinde hem de yurt dışında çok daha güçlü oluruz” diye belirtti.
Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi’nden Cengiz Demir ise, çalıştayda yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ta Alevilerin de yaşadığını aktararak, “Umudumuz bütün Alevilerin bir araya geldiği en yakın zamanda Dünya Aleviler Birliği’nin (DAB) kurulmasıdır” önerisinde bulundu.
Çalıştayda önemli önerilerin ve konuşmaların olduğunu ancak bu öneri ve konuşmaları kadınların ve gençlerin duyamadığını ve kendi önerilerini çalıştayda yansıtamadığının altını çizen Demir, şunları ifade etti:
“Alevilerin dünü, bugünü ve geleceği konuşuluyor. Okuması yazması olmayan inançlı, itikatlı, yoluna bağlı olan aşıklar ve sadıkların yüzü suyu hürmetine bugüne kadar inancımız var oldu, bundan sonra da onların yüzü suyu hürmetine var olacaktır. Canlar bakın cemevlerimiz beş yıldızlı olmaya başladı, buna Kıbrıs da dahil. Maalesef ama içini dolduramadıktan sonra bir anlamı yok. Toplantılarımızda, panellerimizde, etkinliklerimizde gençlerimiz ve kadınlarımız yok. Evet dernekler Alevi örgütlenmesi adına çok muhteşem başarılara imza attılar ama o inançlı itikatlı pirlerimizi yavaş yavaş cemevlerimizin içerisinde erittik ve bugün cemevlerimizde inançlarımızın içeriği Alevi yöneticileri tarafından boşaltıldı.
Şimdi sorayım size evet sistem bizi yüzyıllardır asimile ediyor peki bu soruyu hiç kendimize sorduk mu? Mesela Aleviler kendisini nasıl asimile etti. ‘Selamünaleyküm, akşamınız hayırlı olsun, afiyet olsun.’ Bu dil Alevi dili değil. Helali hoş olsun, akşamınız hayırlı olsun, sabahınız hayırlı olsun derdi geçmişteki pirlerimiz. Bugün dil asimilasyonunu biz Aleviler kendimiz yaptık.
Türkiye’de, Avrupa’da ve Kıbrıs’ta ve diğer ülkelerdeki Aleviler kültürel asimilasyona uğradı. Kendi düğünlerimizi yapamaz, erkanlarımızı yürütemez olduk. Yani kısacası kendi kendimize uyguladığımız o kadar çok asimilasyon var ki saymakla bitmez.”
PİRHA- Hacıbektaş’ta ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında konuşan kadınlar, Aleviliğin bugüne gelmesinde kadınların rolüne işaret ederken, çalıştayda gençlerin yokluğuna dikkat çeken Baba Mansur Ocağı evlatlarından Ali Haydar Kurt ise, “Gençliğe sahip çıkılmadığı, gençliğin söz hakkı olmadığı, gençliğin konuşulmadığı, gençlerin var olmadığı yerde sağlıklı bir şekilde örgütlenme ve ilerleme modeli geliştiremezsiniz” dedi.
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Alevi kurumları tarafından 17-18 Eylül’de ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayı yapıldı.
GÜLTEN ÖNAL: ALEVİ KADINLAR MUTLAKA ÖRGÜTLÜ OLMALI
Çalıştayda konuşan Alevi kadın aktivist Gülten Önal, “Yol kadındır, kadın Yol’dur” diye sözlerine başlayarak, “Eğer yüzyılda bizler bugün buraya kadar gelmişsek burada esas özne olan Alevi kadınlardır. Bugüne kadar Aleviliği buraya getiren, yaşatan bunca zulme, baskıya rağmen gizli gizli Aleviliğini yürütüp bugünlere getiren Alevi kadınlarıdır. Alevi kadınları sizler gibi pırıl pırıl yiğit evlatlar yetiştirmeseydi bugün biz burada ne Aleviliği tartışıyor olabilirdik ne de gelecek yüzyılını tartışıyor olabilirdik” dedi.
Kadınların binlerce yıldır acı çektiğini ve büyük bir mücadele yürüttüğünü ifade eden Gülten Önal, “Şehriban Bacı, Sakine Bacı, Elif Ana, Güzide Ana, Didar Ana, Ayşe Bacı gibi yakın tarihin Alevi kadınları yaşadıkları sürece iz bırakmış, Aleviliğe pek çok katkı sunmuşlardır. Ama nedense önemsenmemiş, hatta yok sayılmışlardır. Yolda kadın vardır diyoruz, kadın Yol’dur diyoruz. Çünkü kadınların bugüne kadar çok ciddi emekleri vardır. Alevi kadını direnişçi ve adaletli bir iradenin sahibidir. Alevi kadını modernizmi, çağdaşlığı, kapitalizmi renkli ve kirli dünyasına göre algılamaz” diye belirtti.
Alevi kadınların mutlaka örgütlü olması gerektiğinin altını çizen Gülten Önal, “Fakat eril zihniyetin şöyle düşündüğünü duyar gibi oluyorum. Siz yaptığınız da biz yok mu dedik? Evet arkadaşım yok diyorsunuz. Siz bırakmıyorsunuz. Çekilin bir önümüzden bakın biz neler yapabiliriz. Eğer burada gelecek yüzyılı konuşuyorsa, burada mutlaka federasyonların yanında Alevi örgütlü kadınların da yer alması gereklidir” diye konuştu.
ŞEHRİBAN MUTLUER: ALEVİLİK SORGULAMAKTIR, ÖNCE VİCDANINI SORGULA!
Arzuman Ocağı evlatlarından Şehriban Mutluer de, çalıştayda söz aldı. Şehriban Ana, konuşmasında şunları ifade etti:
“Aleviyim dedim taşa tuttular, Hüseyinim dedim susuz bıraktılar, ben Aliyim dedim arkamdan vurdular, yolum Hacı Bektaş dedim sürgüne gönderdiler, Pir Sultan’ın torunuyum dedim darağacına aldılar. Yıksan da ocağımı, etsen de pare pare, assan da başımızı biz Yolumuzdan vazgeçmedik. Bana karşı olan topluma değil, ben kendime bakarım. Biz ayrım yapmadık. Yezit vicdansız, Muaviye imansız, Sübyan insanlıktan haberi yok. Peki siz bunun karşısında ne yaptınız değerli canlarımız değerli bacılarımız? Süslenip püslenmek eşimin aldığı arabayla gezmek benim için kadınlık değil. Benim için kadınlık Yolumun kadını olmaktır.
15 yıl şeriat köyünde kaldım ve beni hiç kimse engelleyemedi. Nemrut’a karşı İbrahimsen Alevisin, firavuna karşı Musa mısın Alevisin, zalime karşı Hz. Âli misin Alevisin, Yezide karşı İmam Hüseyin misin Alevisin, Hızır’a karşı Pir Sultan mısın Alevisin. Bizi kadimden bugüne kovdular, dövdüler, hakaret ettiler, neredeydin alemde misin? O zaman buyur kitaplarını oku, Yo’lu yürüt, bilmediğini sor, öğren. Alevilik sorgulamaktır, önce vicdanını sorgula.
Biz kendimizi bölmeyelim sevgili canlar çocuklarımızı yetiştirelim. Küçük çocuklarımız camiye gidiyor beyinleri boş olan çocuklarımızın beynini dolduruyorlar. Ama bizim duyarsızlığımıza bakın ki yedi bölge Türkiye, yurt içinden, yurt dışından nerede bu canlar, nerede gençlik? kimseyi suçlamıyorum hatayı önce kendinde arayacaksın.”
ALİ HAYDAR KURT: GENÇLERİN VAR OLMADIĞI YERDE SAĞLIKLI ÖRGÜTLENME OLMAZ
Baba Mansur Ocağı evlatlarından Ali Haydar Kurt ise, çalıştayda yaptığı konuşmada, gençliğin yokluğuna dikkat çekti.
Alevi kurumlarının temel taşı gençlik olduğunu vurgulayan Kurt, şunları dile getirdi:
“Gençliğe sahip çıkılmadığı, gençliğin söz hakkı olmadığı, gençliğin konuşulmadığı, gençlerin var olmadığı yerde sağlıklı bir şekilde örgütlenme ve ilerleme modeli geliştiremezsiniz. Gençler burada olmalı, bu atmosferi yaşamalı. Bu atmosferi yaşarken sizden gıdalanmalı, öğrenmeli, yaşamalı. Çünkü Alevilik dediğimiz şey kitaplara sığmaz, mürekkeple yazılmaz, yaşamakla olur. Yaşamadığımız bir şeyi ardıllarımıza nasıl aktarabiliriz. Biz bir şeyi sağlıklı bir şekilde ardıllarımıza aktarmak istiyorsak gençliği en arka planda değil de en ön planda tutmalıyız. Temeli baştan sağlam tutmalıyız ki ileriye dönük yapılan çalışmalar ve ileriye dönük yapılacak projeler daha sağlıklı olsun.”
PİRHA –Alevi çatı örgütleri tarafından ‘Cumhuriyetin İkinci Yüz Yılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayı başladı.
Alevi kurumu olan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) organize ettiği “Aleviler bugünü ve geleceği tartışıyor” şiarıyla düzenlenen çalıştay başladı.
Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezinde başlayan çalıştayın açılışını Dede Ali Tekin, okuduğu gülbeng ile yaptı. Çalıştayın devamında ‘Hakk ve hakikat yolunda yitirilen canlar için’ 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.
ALTIOK: BURADAN ANLAMLI BİR MESAJ ÇIKACAĞINA İNANIYORUM
Çalıştayın açılış konuşmasını Hacıbektaş Belediye BaşkanıArif Yoldaş Altıok yaptı. Alevi toplumunun birliğine vurgu yapan Altıok “3 yıldır başkanlarımızla yaptığımız sohbetlerde bu birliktelik hep gündeme geliyordu. Biz Aleviler olarak gelecek yüzyılı, geçmişi, yapacağımız toplantı ile açık açık konuşmamız gerektiğini söylüyordum. Böyle bir birliktelikte sizlerle olmaktan onur ve gurur duyuyorum. Buradan anlamlı bir mesaj çıkacağına inanıyorum. Hepimize kolay gelsin, aşk ile” ifadelerini kullandı.
Çalıştayın devamında divan oluşumuna geçildi. Seher Şengüllü Yılmaz, Nevin Kamilağaoğlu, Ezgi Türkyılmaz, Özgür Kaplan, Ali Ulu, divana seçilen isimler oldu.
KURT: ÖZGÜR BİR CUMHURİYETTEN YANAYIZ
Çalıştayın devamında Alevi kurumları adına Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt konuşma yaptı. “Çalıştayımızın asıl konusu laik cumhuriyet” diyen Kurt şunları söyledi:
“Bu toplantıya büyük emek verildi. Herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Aleviler sanayide emekçi, Aleviler tarlada işçi, Aleviler her yerde ama Alevileri birileri tanımadı, sadece tarifledi.
Hacı Bektaş Veli Sevgi Hoşgörü Yılı sebebiyle hükümet tarafından bir çalışma yapıldı. İçişleri Bakanlığı tarafından çalışma yapılarak alana inildi. Bağımsız kurumlara gidildi ve ‘genel merkezlerden ayrılın, bizler size ihtiyaçlarınızı verelim’ denildi.
Kültür Bakanlığına ait olan kültür merkezinde bu toplantıyı yapacaktık. Aylar öncesi bir emek harcanmış ama ne yazık ki salonu vermediler. Bizler için mekan sorunu yok. Onun için biz ‘3 can bir cem ‘diyoruz.
Hükümetler gelir geçer, baki olan devlettir. Aleviler, Çanakkale’de, İzmir’de Kurtuluş Savaşında vardı, şehit oldu. Sınırlar, Alevisi, Kürdü, Lazı ile birlikte çizildi. Aleviler nitelikli, refah seviyesi yüksek olsun, diye en iyi eğitimi çocuklarına veriyor.
“BU TOPLANTI SADECE ALEVİLERE DEĞİL, TÜM EZİLENLERE ÇERAĞ OLSUN”
İnsanı, doğayı korumamız lazım. Ülke her geçen gün farklı bir yere gidiyor. Tekçi zihniyet sürüyor. Evet kısmen hizmet alıyoruz ama verdiğimiz vergilerin inançsal boyutunu helal etmiyoruz. Çünkü tekçi bir mezhebe giden devasa bir bütçe var. Hanifi mezhebine dayalı bir sistem var. Bizler de ‘zorunlu din dersleri kimseye dayatılmasın’ diyoruz. Özgür bir Cumhuriyetten yanayız. Birinci yüzyıl Maraş, Çorum, Sivas, Dersim, katliam katliam… Onun için ikinci yüzyılda el ele verip kardeşçe olalım diyorum. Bu toplantı sadece Alevilere değil tüm ezilmişlere çerağ olsun diyorum.”
PİRHA –Alevi çatı örgütleri tarafından bugün ve yarın (17-18 Eylül) yapılacak çalıştayın açılışı yapıldı. Kurum yöneticileri, Hacı Bektaş Veli Dergahını ziyaret ederek toplu fotoğraf verdi.
Yedi çağırıcı Alevi kurumu olan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) organize ettiği “Aleviler bugünü ve geleceği tartışıyor” şiarıyla düzenlenen büyük toplantı için toplanıldı.
Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütleri Hacıbektaş’ta bir araya geldi. Yedi Alevi çatı örgütü tarafınca organize edilen iki günlük çalıştay öncesinde kurum yöneticileri, Hacı Bektaş Veli Dergahını ziyaret etti.
Saat 10:00’da Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde başlayan çalıştay öncesinde kurum yöneticileri ve yönetim kadroları, 09:30’da Hacı Bektaş Veli Dergahında buluştu.
Pirin huzuruna çıkan kurum yöneticileri, sonrasında toplu fotoğraf çektirerek birliktelik mesajı verdi.
YENİ DÖNEM İÇİN YOL HARİTASI HAZIRLANACAK
2 gün sürecek çalıştay sonucunda, gelecek sürece dair hak kazanımları, Alevilerin yaşadıkları sorunlar ve son süreçte AKP iktidarının hayata geçirmek istediği Alevi politikalarına karşılık tartışmalar yürütülecek. Çalıştay sonucunda Alevi toplumunun izleyeceği yol haritası da belirlenmiş olacak.
PİRHA –Alevi çatı örgütleri tarafından 17/18 Eylül’de, Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılması planlanan çalıştayın adresinde değişiklik yapıldı. Kaymakamlık tarafınca ‘Elektrik bakımı yapılıyor’ açıklamasına karşılık Alevi örgütleri, programın Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde yapılacağını duyurdu.
Yedi Alevi çatı örgütü tarafınca 17/18 Eylül’de saat 10:00 Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılması planlanan çalıştayda son dakika değişikliği oldu. Çalıştayın yapılacağı salonun elektrik bakımı gerekçesi ile kullanılamayacağı iddia edildi.
“NEDENİ SADECE ALEVİ OLMAMIZDIR”
Konuya ilişkin yedi Alevi örgütünün imzası ile yazılı açıklama yapıldı. “Hiç şaşırmadık!” başlığı ile yapılan açıklamada “Yüzyıllardır inancımızı yok sayan zihniyet, siyasi iktidarın politikaları ile sürmektedir. Demokrasi tarihi ve toplumsal belleği yasaklarla süregelen devlet, bugün bizi yine yasakladı” denildi.
Çalıştay’ın Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde yapılacağını duyuran örgütler, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:
“Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacıbektaş Kültür Merkezinde yapacağımız çalıştay, elektrik bakımı yapılıyor bahanesi ile bize verilmekten vazgeçildi. Her zaman yaşadığımız derin haksızlıkların nedeni sadece Alevi olmamızdır.
Toplumsal eşitsizliklerin ağırlığı altında kalan bizler, tüm bu yasaklarınıza rağmen inançsal mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.
Sevgili canlarımıza; inancımız tarihsel olarak bir dönem noktası yaşıyor, tarihin omuzlarımıza yüklediği bu büyük sorumluluktan alnımızın akıyla çıkacağız. Hem inancımıza, hem Alevi halkına karşı bu borcumuzu yerine getirecek ana güç mücadele alanımızın temel unsuru asimilasyon politikasına karşı duruşumuz olacaktır.
Pir Sultan’ın dediği gibi ‘dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ cesareti ile hareket edecek, yasaklarınıza boyun eğmeyeceğiz.
Çalıştayımızı Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezinde yapacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.”
PİRHA-59. Ulusal, 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında bu yıl 29’uncusu verilen Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü, Yazar Kamil Ateşoğulları’na verildi.
Hacıbektaş Belediyesi’nin her yıl verdiği ‘Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’ töreninin bu yıl 29’uncusu düzenlendi. 59. Ulusal, 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında bu yıl 29’uncusu verilen Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü, Yazar Kamil Ateşoğulları’na verildi.
Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde yapılan ödül törenine Alevi yurttaşlar ve kurumların yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, CHP milletvekilleri ile parti yöneticileri katıldı.
“HÜNKÂR, ÖĞRETİSİNİN MERKEZİNE İNSANI KOYMUŞTUR”
Semah dönülmesi ile başlayan programda ilk olarak söz alan Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Hacı Bektaş Veli’nin öğretisine değinerek, şunları söyledi:
“Hünkar, öğretisinin merkezine insanı koymuştur. İnsanları bir araya getirmenin yolunun sevgiden geçtiğini vurgulamıştır. Hacı Bektaş Veli’ye göre insan bir sevgi varlığıdır. “Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir” demiştir. Düşüncesinde herkes birdir. Kadın, erkek tüm insanlar eşittir. En büyük ibadetin topluma hizmet etmek olduğunu söylemiştir. Anadolu kadın erenlerinden Kadıncık Ana’yı da unutmamalıyız. Hacı Bektaş’a evinin kapılarını açan Kadıncık Ana olmuştur. Hünkarın öğretisinde en önemli yerde olmuştur.”
“ALEVİLERİN ÜZERİNDEN ELLERİNİZİ ÇEKİN”
Alevi kurumlarının ortak bildirgesinin ardından Kamil Ateşoğulları ödülünün verilmesi için sahneye çağrıldı. Ateşoğulları yaptığı konuşmasında şunları dile getirdi:
“Bugün güneşin sofrasındayız, dostların arasındayız. Bu programda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bu ödül emeğe duyulan saygının bir sonucudur. Barış ödülü olması ayrıca anlamlıdır. İnancımızın temelinde rıza, sevgi ve hoşgörü vardır. İnsanı merkeze koyar. Alevilik ülkemizin yadsınamaz bir gerçekliğidir. Demokratik, laik bir anayasa yapılmalıdır. Buna Alevilerin büyük katkısı olacaktır. Son süreçte hem saldırılar hem ziyaretler arttı. İktidarın içinde çatışan gruplar var. Alevilerin üzerinden ellerinizi çekin. Eşit yurttaşlık hakkımızı verin. ”
Konuşmasının ardından Ateşoğulları’na ödülünü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu verdi.
“ADALETİ, EŞİTLİĞİ, DEMOKRASİYİ HEP BİRLİKTE TESİS EDECEĞİZ “
Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada, “Sevgi, barış, adalet istiyoruz. Ama istemekle olmaz bunları hep birlikte hayata geçireceğiz. Bizim felsefemiz de önceliğimiz ilimdir, bilimdir. Kimseyi ötekileştirmeden, ayırmadan bilimin ışığında hareket etmeliyiz. En geniş toplumsal mutabakatı sağlamalıyız. Hep birlikte üretip hakça bölüşeceğiz. Cömert olmalıyız. Karşılık beklemeden paylaşmalıyız her şeyi. Bir insanda utanma duygusu olmalı. Devleti yönetenlerin ahlaklı olması lazım. Bizler Hünkarımızdan insan olmayı, iyi olmayı öğrendik. İyiliği, liyakati, adaleti hep birlikte tesis edeceğiz.
Herkesin fikrine, düşüncesine saygı duyulmalı. Alacağımız kararlarla azami ölçüde geniş bir toplumsal mutabakatı sağlamaya özen göstermeliyiz. Çünkü ilim akıl bunu gerektirir. Çünkü Hünkara göre ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Hünkara göre kalbimizin ikinci muhafızı cömertliktir. Çünkü cömertlik bireyi beytülmale el uzatmaktan, insani, hukuki, ahlaki ve ekolojik ilkeleri yerle yeksan ederek zenginlik sağlama hoyratlarından, insanı uzak tutan bir duygudur.
Cömertlik hep birlikte üretmeyi ve hakça bölüşmeyi temel bir kural olarak önümüze koyar. Cömertlik, karşılıklı fedakârlıklarda bulunarak ortak bir gelecek inşasında hep birlikte yol yürüyebilmektir. Unutmayın daha fazla cömert olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. İhtiyacınız olan hünkarın aslan ve ceylanı kucağında buluşturan huzur, güven ve kardeşlik duygusudur. Aslan ile ceylanın bir arada, huzur ve güven içinde, kardeşçe yaşayacağı bir ülkeyi el birliğiyle kuracağız. Beraber kurmalıyız, birlikte kurmalıyız” ifadelerini kullandı.
Ödül töreni ‘Kuvai Milliye’ adlı sinevizyon gösterimi ve sanatçı Cem Adrian’ın konseriyle son buldu.
PİRHA-Alevi kurumları adına 59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde yapılan ortak açıklamada “Alevilerin AKP hükümetinden 8 bin 740 talebi yok! “Cemevi temeli atın” talebi de yok! Aleviler sadaka istemiyor. Hak istiyorlar. Kabul görmek istiyorlar. Tek bir ana talebimiz vardır; Eşit yurttaşlık ve eşit haklar!” denildi.
Alevi kurumları, 59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde ortak açıklamalarını kamuoyu ile paylaştı.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneleri (AKD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği adına ortak açıklamayı AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan okudu.
“HÜNKÂR, İNSANI EN YÜCE MAKAMA KOYMUŞTUR”
Sözlerine “Bugün Hünkar’ımızın huzurundayız. Hak Meydanında Cem olmaya, Akıl, Gönül ve Yol birlemeye geldik” diyerek başlayan Doğan, Hacı Bektaş Veli’nin felsefesine atıfta bulunarak şunları söyledi:
“Sadece Anadolu topraklarına değil, dünyanın evrensel değerlerine ilham olan Bilge İnsan, Aydınlanmanın Çerağı, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ocağındayız. Ondan beslendik, feyz aldık, öğrendik, onun yolunda ve onun öğrettiklerini gelecek kuşaklara aktarıyoruz.
Önce insan diyor Hünkarımız. Mutlu insan! Eşit insan! Tok insan! Eşit haklara sahip insan! Dört kapı kırk makamdan insani kamile yolculuk eden insan! Onun felsefesinde her şey önce insanla başlar ve insanla biter. Alevi-Bektaşi inancının güzelliği budur. Herkesi, insan, sevgi, muhabbet ve halka hizmet ile toplumsal barışa davet eden Hacı Bektaşi Veli “Okunacak en büyük kitap insandır”, “Benim Kabem İnsandır” diyerek insanı en yüce makama koymuştur.
13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli gibi hümanist felsefeciler Anadolu’da karanlığa karşı aklın çerağını uyandıran aydınlanmanın öncüsü olmuştur. Hacı Bektaş Veli, insana hakikatin yolunu göstermek için “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyerek, ilim, irfan ve marifet sahibi olmayı öğütlemiştir.
Hünkarımız, ceylanla aslanı dost kucağında birleyip, “Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız!” diyerek, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz toplumsal barış çağrısını ta 13. yüzyılda yapmıştır. Barış güvercini donunda savaşı ve şiddeti reddetmiş, barış düşüncesini savunmuştur.”
“CEMEVLERİMİZE YAPILAN SALDIRILAR YENİ BİR DURUM DEĞİL”
Alevilerin, Hacı Bektaş anma etkinliğine eşit yurttaşlık hakkından mahrum katıldığını belirten Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hünkarımızın huzurundayız. Asırlar, yıllar geçiyor. Ama Aleviler, yine bir Hacı Bektaş anma etkinliğine, eşit yurttaşlık hakkından mahrum başlıyor. Muharrem ayı içindeyiz. Ve geçtiğimiz günlerde Muharrem’de cemevlerimiz saldırılara maruz kaldı. Yaşamın her alanında uygulanan ayrımcılık, yok sayma ve inkardan kaynaklı mağduriyetlerimiz değişmedi ve her gün yaşıyoruz.
Cemevlerine saldırılardan dolayı birkaç kişinin tutuklanmış olması, gerçek faillerin yakalandığı ve bizlerin korunduğu anlamına gelmez. Uğradığımız her saldırının ardından göstermelik “gönül almalar” ve önceden hazırlanmış mizansenlerle yapılan cemevleri ziyaretlerine, artık kanmıyoruz. Tarihsel hafızamız, muktedirlerin bu göstermelik ve acı hakikatlerin üstünü örtmeye yönelik geleneksel tavırlarına da yabancı değildir.
Kerbela matemimizde cemevlerimize yapılan saldırılar yeni bir durum değildir. Alevilere yönelik asırlardır süregelen inkar, ötekileştirme, dışlama, işsizleştirme, yoksullaştırma, asimilasyon ve sürgün politikalarının devamıdır. Bu saldırılar “birkaç meczup, kendini bilmez birkaç çocuk işi” diye geçiştirilemez. Çünkü Alevilere yönelik saldırı, linç, nefret söylemi ve ayrımcılık iklimini üreten, bizzat siyasi iktidarın ve devletin kendisidir.
Alevileri hedef alan saldırılara karşı çözümün adresi birkaç piyon tutuklamak değil, Alevilere yönelik sistematik ötekileştirmeye ve asimilasyona son vermekten, Alevi haklarını tanımaktan, Alevilerin eşit yurttaşlık talebini karşılamaktan geçer!”
Doğan, Alevilere yönelik katliamlar ile yüzleşilmesi gerektiğini vurgularken, şöyle konuştu:
“Hünkarımızın dediği gibi toplumsal barış, ancak “Adalet her işte, Hakk’ı bilmek”ten geçer. Biz Aleviler, toplumsal barışın ve ülkemizde normalleşmenin ancak eşit yurttaşlık haklarını güvence altına almaktan geçtiğine, anti-demokratik ve anti-laik iklim ve mezhepçi rejimin kurumsallaşmasına bir an önce son verilmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz!
Biz Alevi kurumları olarak, sadece kendimiz için değil, eşit yurttaşlık haklarından mahrum edilmiş tüm mağdur kimliklerin eşit yurttaşlık hakkına anayasal düzeyde kavuşmasını talep ediyoruz Bunu güvence altına almak için, Türkiye’nin laik, demokratik bir hukuk devleti haline gelebilmesi zorunludur.
Ayrıca demokratikleşmenin ve toplumsal barışın yolu, Aleviler başta olmak üzere Türkiye’nin tüm mağdurlarından alenen özür dilenmesinden geçer. Alevilere yönelik katliamlarla yüzleşilmelidir. Bunun ilk adımı olarak Madımak oteli utanç müzesi olmalıdır. Artık demokratikleşme ve toplumsal barış için değişimden kaçış yok. Bundan ısrarla kaçanlara Alevilerin sandıkta gereken dersi vereceğinden kimsenin şüphesi olmasın!”
“ALEVİLERİ SÜNNİLEŞTİRME MİSYONU TÜM HIZIYLA SÜRMEKTE”
Alevilerin tarih boyunca saldırılara uğradığını hatırlatan Doğan, “Kuşkusuz ki yaşamakta olduğunuz sorunlar, bu 20 yıl içinde başlamış değil. Selçuklu ve Osmanlı dönemleri, bizi katledip sürerek Anadolu’nun Alevi çoğunluklu nüfus bileşimini ortadan kaldıran tam bir vahşet dönemleriydi.
Aleviler her daim toplumsal barışa hizmet etmek için, laiklik, demokrasi, hukukun evrensel değerleri, ilkeleri ve sosyal hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet için mücadele etmiştir. Cumhuriyeti ileri taşımak, demokratikleştirmek ve tam anlamıyla laikleştirmekten yana tutum almıştır.
Tarihte Alevilerden kaynaklanan hiçbir sorun yaşanmamış ama Aleviler kimliklerinden, inançlarından ve kültürlerinden dolayı katliamlara maruz kalmıştır. Huzurunda bulunduğumuz Hünkarımızın Serçeşmesi bu zihniyet sonucu yasaklandı. Dergâhlarımız kapatıldı ve devletçe işgal edildi!
Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevileri Sünnileştirmek misyonunu tüm hızıyla sürdürmekte! Cemevlerimizin ibadet yeri olarak tanınması yerine, “cümbüş evi” denilerek aşağılanıyor ve Alevilere cami dayatılıyor. Devlet Alevilere ve Aleviliğe bir inanç ve kimlik olarak değil, güvenlik sorunu olarak bakıyor. Ne yazık ki Alevi nüfusunun yoğun olduğu Dersim, Ortaca, Malatya, Maraş, Erzincan, Çorum, Sivas ve Gazi’de katliamlara uğradık.
Yani hiçbir dönemde bu ülkenin eşit yurttaşı kabul edilmedik! Asimilasyondan, nefret söyleminden ve ayrımcılıktan kurtulamadık! Aleviler bu ülkede her gece tedirgin yatıyor! Kendi ülkemizde güvenli yaşam hakkından yoksun bırakıldık. Her katliam devletin denetiminde ve gözü önünde yaşandı! Her katliamda gerçek suçlular açığa çıkarılmadı! Tutuklananlara cezasızlık ilkesi uygulandı! İnsanlığa yönelik suçlar Sivas katliamında olduğu gibi zaman aşımına uğratılıp, “hayırlı olsun” denildi! Alevilik asırlardır yasaklı bir inanç ve kimlik haline getirildi” ifadelerini kullandı.
“Özellikle belirtmek isteriz ki, iktidarlar Alevilerin haklarına ve taleplerine kulak tıkıyor” diyen Doğan, seçimlerin yaklaştığını söyledi. Doğan sözlerine şöyle devam etti:
“Alevileri asimile etmeyi hedefleyen devletin tutumu hiç bir dönemde, bu dönem de olduğu kadar gözü kara ve ideolojik bir hal almadı! Son yirmi yıldır Diyanet İşleri Başkanlığı her alana müdahale eden dinci, mezhepçi ve siyasi bir kurum gibi çalıştı. Eğitim sistemi mezhepçilik ekseninde kurumsallaştı! Okullar adete mescit, öğretmenler imam, öğrenciler kul haline getirildi!
Çünkü eğitim tümüyle laiklik, bilimsellik ve demokratik özelliklerinden arındırıldı! Ebussudların ve mezhepçi devletin ideolojik aklı haliyle, eğitim sistemi tümüyle dinselleştirildi! Seçimler yaklaşıyor ve Alevi oyları kıymete bindi. İktidar partisi cemevlerini dolaşıyor.
Türkiye’de ve Avrupa’da Alevilerin tek temsilcisi Alevi kurumlarını muhatap kabul etmiyorlar. Acaba bu çatı kurumlarını devre dışı bırakıp, onlara bağlı kişiler üzerinden sadaka dağıtarak, Alevileri kazanabilir miyiz derdine mi düşmüşler?”
“ALEVİLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜREMEYECEKLER”
Doğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevi ziyaretine de değinerek, şunları söyledi:
“Buradan sesleniyoruz! Sadaka karşılığı satılık oyumuz da yok! İnancımız da! Cumhurbaşkanının cumartesi günü Hacıbektaş’ta yaptığı konuşmada, ne yazık ki, Alevi toplumunu kendi içinde bölüp çatıştırmayı hedefledi.
Bu yaklaşım Alevi çalıştaylarında da kullanılmış, ancak kabul görmemişti. Alevileri birbirine düşüremeyecekler! Biz Alevi Kurumları, binlerce cemevi, dedesi, anası, dede babası, piri, hak aşığı, aydını, akademisyeniyle milyonlarca Alevi can, eskisinden daha fazla iri, diri ve biriz!
Size Alevileri böldürmeyeceğiz. “El ele el Hakka” düsturuyla haklarımız için, farklılıklarımızla bir arada yürüyeceğiz! “Yol bir sürek bin bir” şiarıyla Aleviliği tektipleştirmeyeceğiz! Tüm kurumlarımızla Alevilerin hak ve talepleri için el ele, omuz omuza yürümeye, akıl ve gönül birlemeye ikrarlıyız! O nedenle Alevileri içten bölmeye çalışanlara ve buna içerden zemin sağlayanlara fırsat vermeyeceğiz. Alevi inancını ve değerlerini sadakalara peşkeş çektirmeyeceğiz!”
Alevi kurumlarının ortak açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:
“Alevi sorunu bir maddi yardım sorunu değildir! Maddi taleplerle Alevileri ve cemevlerini siyasal İslamcı politikalara yakınlaştırmaya çalışanlara izin vermeyeceğiz! Alevi toplumunun ulaştığı örgütlenme ve bilinç düzeyine ve milyonları kucaklayan çatı kurumlarına rağmen, Alevi taleplerinin üzerini sadakalarla örtmek artık beyhude bir çabadır.
Alevi toplumunun hükümetten ve Cumhurbaşkanından beklentisi nettir; İçimize oynamak değil, farklı kanatlarımızın ortak mutabakatıyla oluşturulmuş olan ortak taleplerimizin karşılaması, 85 milyon insanıyla anayasal hak ve yurttaşlık eşitliğimizin sağlanmasıdır. Burada bir kez daha ilan ediyoruz ki, betonla, çimentoyla, içimizden ayartılacak olanlara sağlanan dünyalıklar uğruna inancımızla oynanmasına, taleplerimizin saptırılıp geçiştirilmesine izin vermeyeceğiz. Bilinmeli ki güdülen bu yol yol değil.
Ayrıca AKP iktidarı ve devlet kurumları Aleviliği tanımlama sevdasından vazgeçmelidir. Anayasal, laik ve demokratik bir devlete düşen görev, yurttaşlarının inancını tanımlama, onlara kimlik dayatma, onları formatlamaya çalışmak değil, onların kendilerini tanımlama hakkına saygılı olmasıdır.
Alevilerin sorunlarının çözümünün olmazsa olmaz adımı hak ve taleplerimizin karşılanmasından geçiyor. Alevilerin vergisiyle 100 bin camiye, 140 bin imama, 5 bin İmam Hatip okuluna, 20 bin Kuran Kursuna, 115 İlahiyat fakültesine, 70 bin kişilik Din Öğretim Genel Müdürlüğüne, kamu bütçesine milyarca dolar aktaran devlet, bin 585 cemevi ziyaret edilip, toplam 8 bin 740 talep belirlendiğini ve bunun 5 bin 600’ünün karşılandığını anlatması trajikomik bir durumdur
“TEK BİR TALEBİMİZ VAR: EŞİT YURTTAŞLIK, EŞİT HAKLAR”
Özetle ifade edecek olursak,
Alevilerin AKP hükümetinden 8 bin 740 talebi yok! “Cemevi temeli atın” talebi de yok! Aleviler sadaka istemiyor. Hak istiyorlar. Kabul görmek istiyorlar. Çimento, tuğla, demir dilenmiyorlar. Biz 2009 yılında da AKP’nin 7 Alevi çalıştayında taleplerimiz dile getirmiştik! Tek bir ana talebimiz vardır; Eşit yurttaşlık ve eşit haklar!
Ayrıca;
Cemevlerimizin ibadethane olarak tanınmasını,
AİHM kararlarının uygulanması, zorunlu din dersinin kaldırılmasını,
Alevilere ait Dergâhların bizlere iade edilmesini,
Madımak otelinin utanç müzesi olmasını,
Kamu hizmetlerine erişim ve kamu kurumlarına istihdam süreçlerinde Alevilere yönelik ayrımcılığa son verilmesini talep ediyoruz!
Bu taleplerimizin özgürlükler ve demokrasiden yana olan tüm siyasi partilerin programlarında yer alması beklentimizi de yüksek sesle dillendirmek istiyoruz. Bu taleplerimizin kabul edilmesi 2. Yüzyılına girecek olan laik ve demokratik Cumhuriyete olan umutlarımızı arttıracaktır.”
PİRHA-59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında bir araya gelen Aleviler, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi yaptı.
Aleviler, 59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’ta yaptıkları üç koldan yürüyüş ve basın açıklamasından sonra birlik cemi yaptı. Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapılan birlik cemine çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.
“BU CEMİ YAPMAK İÇİN İZİN ALMAK ZORUNDA KALIYORUZ”
Cemden önce söz alan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt, “Bu cemi yapmak için izin almak zorunda kalıyoruz. Burası bizim ibadethanemiz. Onun için diyoruz ki dergahlarımız bizlere gerçek sahiplerine verilsin diyoruz” dedi.
Çerağ uyandırılması ve meydanın açılmasıyla başlayan birlik cemini AKD İnanç Kurulu Başkanı Dede Ercan Kazım Özer yürüttü. Özer’in yanında posta Ana Nilgün Karasoy, İsmet Demir, Kazım Açıktepe, Hasan Koca ve Sadettin Güller oturdu. Dede Özer’in okuduğu gülbenglerle cem yapıldı. Zakir Hasan Çözükçe ve Vakkas Uğrul’un söylediği deyişler eşliğinde semah dönüldü. Cemin ardından getirilen lokmalar pay edildi.
PİRHA – Elli yıldan fazla süredir hizmet yürütülemeyen Ayhanlar köyünde cemevi açılmasıyla birlikte erkanlar da hayat bulmaya başladı. Yol yürütücülerinden destek beklediklerini söyleyen Ayhanlar Cemevi kurucularından Cengiz Yılmaz, “Kültürel kimliğimizi öğrenmeye başladıkça yeni jenerasyonlar için camilerin burada fonksiyonu bitecektir” dedi.
Devlet baskısıyla birlikte pir ve talip ilişkilerinin kesilmesi sonucu Yol hizmetlerinin yapılamadığı bölgelerden birisi de Nevşehir’in Avanos ilçesindeki Ayhanlar Köyü oldu.
İlçenin tek Alevi yerleşkesi olan Ayhanlar Köyü, yıllar ardından iki farklı isimle; Küçükayhan ve Büyükayhan olmak üzere iki farklı köy olarak ayrıldı.
1950’li yılların ardından ise bölgeye dönük asimilasyonlar da gözle görünür şekilde arttı. Ayhanlar Köyüne camiler yapılırken talipler ile bağlı oldukları ocaklar arasındaki ilişkiler de zayıfladı.
TARİHİ MEZAR TAŞI İNDİRİLİP MERMERE ‘RUHUNA FATİHA’ YAZILDI!
Ayhanlar Cemevi ve Kültür Merkezi kurucularından Cengiz Yılmaz, köylerinin kültürel zenginliğine dair PİRHA’ya konuştu.
Küçükayhan Köyü içerisinde yer alan Ayhan Baba Türbesi hakkında bilgi veren Yılmaz, tarihi çok eskiye dayanan yapı içerisindeki mezarın, yakın zamanda değişime uğradığını ifade etti. Cengiz Yılmaz, Ayhan Baba’ya ait olan tarihi mezar taşının yerine ise mermerden bir mezar yapıldığının bilgisini paylaştı. Türbenin, gerçek tarihi hakkında net bir bilginin olmadığını anlatan Yılmaz, “Anlatılan, Ayhan Baba’nın bu köyü kurduğu şeklinde… Aynı zamanda buranın adı ‘Çevirme’ olarak da geçer. Kutsal bir mekan olarak görülür. Düğünlerde adaklar burada kesilir. Hacı Bektaş Veli’nin 13. yüzyılda bu bölgede yaşadığını düşünürsek en kötü ihtimalle Ayhan Baba’nın da 13. yüzyıldan itibaren burada yaşadığını söyleyebiliriz. Kendisi hakkında sadece kutsal bir kişilik ve köyün kurucusu olduğu biliniyor.
“1968 YILINA KADAR KÖYE DEDELER GELİRDİ”
Cengiz Yılmaz, köylerinde hiç cem hizmetine katılmadığının da altını çizdi. Yılmaz, Ayhanlar köyünün inanç tarihçesine ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Çocukluğumuzda köyümüze dedelerin gelip gittiğini hatırlıyorum. Köyümüz Avanos ve Hacıbektaş’a 20 kilometre uzaklıkta ‘Büyük ve Küçükayhan’ diye adlandırılan, 2 muhtarlığı olan ancak herkesin birbiriyle de akraba olduğu bir köy. İki köyde yaşayan insanların nüfusunun yaklaşık 1500 civarı olduğunu biliyoruz. En az bir kişinin de Türkiye’nin farklı yörelerinde ve yurt dışında yaşadığını söyleyebiliriz.
Ben 1960 doğumluyum. 1968 yılına kadar bu köye dedeler gelirdi. Özellikle de dedelerimiz Yozgat’tan gelirdi. Köyün büyük bir çoğunluğu Arzuman Ocağına bağlıydı. Bir kısmı da Sarı Abdal Ocağına bağlı. Bu bölgede yaşayan Pirzade Efendi vardı. Sarı Abdalların dedesiydi. 1975’li yıllardan itibaren bu köy artık dede-talip ilişkisini kaybetti ve uzun bir süredir de köyde Alevilik adına sadece eski kültürel değerlerin zaman zaman korunduğu bir çalışma var. Herkes Ayhanlar’ın Alevi olduğunu bilirdi. Bizler de bu şekilde yetiştik fakat Alevilikle ilgili çok fazla şey bilmiyorduk. Daha sonraki yıllarda Ayhanlar Kültür ve Dayanışma Derneği’ni kurarak köyde bir şeyler yapmaya kalkıştık. İlk icraatımız da Ayhanlar Cemevini yapmak oldu. Ayhanlar Cemevi’nin açılışını 15 Ağustos 2021’de, ilk cemimizi de bu yıl yaptık.”
“KÖYÜMÜZDEKİ CAMİLERİN FONKSİYONU BİTECEKTİR”
Cemevini açma sürecinde ekonomik zorluklar yaşadıklarına da değinen Cengiz Yılmaz, başta yurtdışında yaşayan köylülerin yardımları ile imece usulü cemevini bitirebildiklerini anlattı. Yılmaz, sonraki süreçte cenaze erkanlarını da cemevinden yürütmeyi amaçladıklarını vurgulayarak şunları söyledi:
“Köylerimizdeki camilerin herhangi bir fonksiyonu yok. Hemen hemen hiç kimse camiye gidip de bayramlar dışında namaz kılmaz. Dolayısıyla süreç içerisinde başta cenaze işlerimizi ve kültürel kimliğimizi öğrenmeye başladıkça yeni jenerasyonlar için camilerin burada fonksiyonun biteceğini düşünüyorum.
Şu an bütün çalışmalarımız cenaze erkanları konusu üzerine kurulu. Cenaze işlerimizi yürütecek Alevi inanç gelenek ve göreneklerini bilen bir dede ile anlaştığımız sürece burada zamanla Sünni inanç biçimlerine özgü olan cenaze işlerinin tamamen biteceğini düşünüyorum. Hacıbektaş Belediyesi’nde de bu konuda çalışmalar olduğunu biliyoruz. Çok kısa bir süre içerisinde artık dedelerin bu işe el atacağını düşünüyorum.
Başlangıçta bizler pek umutlu değildik. Bütün amacımız gençlere yönelikti ama açılış günü Bin kişinin üzerinde kitle gelince bizler de çok şaşırdık. Demek ki halkımızın bu konuya oldukça büyük ilgisi var. Köylüler, kısa zaman içerisinde gerçek kimliğe dönerek Alevi inanç kültürünü yaşamayı başaracaklardır.”
PİRHA – Nevşehir’in Avanos ilçesindeki Küçükayhan köyünde 50 yılın ardından yeniden hizmet yürütülmeye başlandı. Köyde yaşayan Dürdane Özbay, asimilasyona karşı köylerinde cemevi yaptıklarını söyledi. “Artık toplumda kadınların da yeri olması lazım” diyen Özbay, cemevi içerisinde yaptıkları kütüphanenin önemine dikkat çekti.
Nevşehir’in Avanos ilçesindeki Ayhanlar Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı 2021 yılında yapıldı. İlk cem hizmeti ise bir yılın ardından 21 Temmuz 2022’de yürütüldü.
Köylülerin bir hayli ilgi gösterdiği cem sonrasında gelinen süreci, cemevinin inşasında görev alan Dürdane Özbay ile konuştuk. Özbay, Büyükayhan ve Küçükayhan olmak üzere resmiyette iki köyün olduğunu ancak her iki köyün iç içe geçtiğini ifade etti. Bütünleştirici olmak sebebiyle cemevine “Ayhanlar Cemevi” ismini verdiklerini anlatan Özbay, köyde yaşayanlar olarak eğitime büyük önem verdiklerinin altını çizdi.
Dürdane Özbay, “Bizim çocukluk yıllarımızda kız çocuklarını okutmuyorlardı. Israrla okula gittim ve ardından okumaya aşık oldum. Okuyup ayaklarımın üzerinde durmak istiyordum” diyerek şu an cemevi içerisinde yaptıkları kütüphanenin önemine dikkat çekti.
“BU İNANÇ EVRENSEL DÜŞÜNCE ÜZERİNE KURULU”
Dürdane Özbay, Alevi inancının çağdaş bir kültür olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Alevi inancı bir şekilde bu zamana kadar getirilmiş. Bu inanç evrensel düşünen, okumadan yana olan, çocuklarını dürüst yetiştirmek için uğraşan, tek yanlı olmadan 72 millete bir nazarla bakmak üzerine kurulu. Bizler hiçbir zaman ırkçı olmadık. İnsan doğarken suçsuz doğuyor. İnsanı yetiştiren ise aile, okul, çevre ve toplumdur. Bizler eşitlikten yanayız. Ataerkil sisteme ise karşıyız. Artık toplumda kadınların da yeri olması lazım.”
“BU EVREN BİZİM GÖZÜMÜZDE HAKK’TIR”
Cemevi açma fikriyatının nasıl oluştuğuna da değinen Dürdane Özbay, gelinen süreci şu sözlerle anlattı:
“Geçmişte gördüğüm cemlerde halk, yargılamasını kendisi yapıyordu. Bizler mahkeme bilmiyorduk. Geçmişte herkeste bir sevgi-saygı durumu vardı. Gençler toprakta yetişiyor ve özünden kopmuyordu. Paylaşma kültürü vardı. Doğayı korur, emek verirsen, çalmayıp çırpmazsan yaşamak güzel olur. Bu cemevinde çocuklar saz, semah kursu görüyor. Ayrıca buraya gelen gençler kitaplarını okuyor. Bizler bir başlangıç yaptık. 50 senedir köyümüzde Alevi kültürü yürümüyordu zaten. Ocakzadelerin her biri bir tarafa gitti. Ama ben, ailem emekli olunca köyümüze geri döndük. Bbizlerin çok güzel bir kültürü var. Tek çiçekle yaz gelir mi? Bakın çevrenizde bir sürü çiçek açıyor. Paylaşım olsa güzel olmaz mı?
Cemevini yaparken ‘acaba gelen olur mu?’ diye çokça düşünüyordum. ‘Gençler bu inanca sahip çıkar mı?’ diye düşüncelerim vardı. Biz burada sanat öğretiyoruz. Ben sanatı olmayan bir memleket düşünemiyorum. Bağlama bir sanat değil mi? Semah güzel bir ayin değil mi? Kitap okumak kötü mü? İşte biz bunları yapıyoruz. Güzel, kaliteli ve dürüst yaşamak çok önemli. Bizler maneviyata önem veriyoruz. Bu evren bizim gözümüzde Hakk’tır.”
“KÖYÜMÜZDE CAMİ VAR”
Dürdane Özbay, iktidarın, dedeler üzerinden yürüttüğü projeleri de eleştirerek, Aleviliğin temelinde “eşit düşünmek” anlayışının olduğunun da altını çizdi.
Özbay, “Köyümüz halkı, cemevini kendisi yaptı. Yurtdışında yaşayan Aleviler de buraya destek oldu. Yaptığımız iş çok da kolay olmadı. 3 senede cemevini bitirdik. Köyümüzde bir de cami var” dedi.
“KİMSE MAHKEME KAPISI BİLMEZMİŞ”
Dürdane Özbay son olarak köylerindeki Sarı Abdal Ocağı Türbesi ve onlarca tarihi mezarın varlığına işaret etti. Köy tarihçesinin bir hayli derin olduğunu anlatan Özbay, “Türbede yatan kişi, Horasan pirlerinden biri. ‘Sülük Baba’ denir. Güvercin donunda uçtuğu ve buraya geldiği anlatılırdı. Eski mezarlardan bir diğeri, sonraki nesillerden Derviş dedem… Onun sayesinde hiç kimse mahkeme kapısı bilmezmiş. İnsana değer verirmiş. Sülük Babanın da burada talipleri varmış. Küskünleri barıştırır, haklı olanları öne çıkarırmış.”
PİRHA – Nevşehir’in Avanos ilçesi Ayhanlar köyünde uzun yılların ardından ilk kez cem yapıldı. Hacı Bektaş Veli Postnişini Veliyettin Ulusoy, “Bugün yapacağımız cem, ruhumuzun bir anlamda manevi banyosu olacaktır” dedi.
Avanos ilçesinin tek Alevi köyü olan Ayhanlar’da 2021’de yapımı biten cemevinde ilk kez hizmet yürütüldü. Yaklaşık elli yıldır cem yapamayan köylülerin ilgisi bir hayli yoğun oldu. Yapılan cem hizmetini Hacı Bektaş Veli Postnişini Pir Veliyettin Ulusoy yürüttü. Ayhanlar Köyünde yapılan ceme kaymakam ve karakol komutanı da katıldı.
Uzun yıllar ardından Ayhanlar Köyünde cem yürütülmesi sebebiyle memnuniyetini dile getiren Veliyettin Ulusoy, “Bu cem öğretim cemi olacak. Bu cemlerin devamı olması için görgü cemlerinin de sürekli olması gerekir. 50 yıl aradan sonra cem yaptığımız için eksiklerimiz, farklılıklarımız olabilir. Bugün yapacağımız, ruhumuzun bir anlamda manevi bir banyosu olacaktır. Bundan sonraki cemlerde dardan indirme cemi de yapılacaktır” diyerek cemi açtı.
Yol hizmetkarı Dertli Divani’ye zakirler Mert Kılıç ve Ferhat Karaca da eşlik etti.
“BU KÖYDE BİR IŞIK YAKILDI”
Zakirlik hizmetini yürüten Dertli Divani ise ceme katılırken baş kapatma, açma diye bir kuralın olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Bizler modern bir toplumuz. Cemlerimizde özel bir kıyafete gerek yok. Semah dönenlerin farklı bir kıyafet giymesi de şart değil. Pandemi nedeniyle olabildiğince kısa sürede cemimizi mühürlemeyi planlıyoruz. Kapıdan içeri giren herkes bizler için candır, mevki makam yoktur, herkes eşittir. Bu köyde bir ışık yakıldı ve bu ışığın sönmemesi hepimizin isteğidir.
Yol cümleden uludur. Bu ceme gelip niyaz ediyorsak Hakk’a niyaz oluyoruz. Yaptığımız hizmetlerin içerisinde bir de semah yapılacak. Cezb ile hareket haline gelip Hakk ile Hakk olma halidir. İnsan Hakk’ta Hakk insanda sırrı işte budur. Cemimizin sonuna doğru Sakka suyu ve lokmalarımız geliyor. Son gülbanglar ile 12 hizmetimiz son buluyor. Uzun yıllar köyümüzde cem yürütülemediği için bu açıklamaları yapıyoruz.”
Sohbet, deyiş ve nefesler ile 12 hizmetin yürütüldüğü cemin ardından lokmalar paylaşıldı.
PİRHA-Okmeydanı Cemevi, Hacı Bektaş Veli Dergahına 22-23-24 Temmuz tarihlerinde ziyaret gerçekleştirecek. Gezi kapsamında lokmalar pay edilecek, cem yürütülecek. 24 Temmuz Pazar günü düzenlenecek Kapadokya gezisinin ardından sonlanacak geziye katılmak isteyenlerin cemevi ile iletişime geçmesi gerektiği ifade edildi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi, 22-23-24 Temmuz tarihlerinde Hacı Bektaş Veli Dergahına ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu.
Nevşehir’e Okmeydanı Cemevi önünden 22 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de hareket edileceği belirtilen duyuruda, 23 Temmuz Cumartesi günü lokmalar pay edilecek, cem yürütülecek. 24 Temmuz Pazar günü Kapadokya gezisinin ardından İstanbul’a dönülecek. Duyuruda ayrıca geziye katılmak isteyenlerin cemevi ile iletişime geçmesi gerektiği kaydedildi.
PİRHA-İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, Alevi gençleri Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde düzenlediği kampa götüreceğini açıkladı. 19-23 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanan programa katılımcı sağlamak için cemevleri ile temasa geçilmesi yönünde İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerine yazı gönderildiği kaydedildi. AKP’nin ayrıca Aralık ayında da 300 dedeyi Kerbela’ya götürmek için cemevleriyle iletişime geçtikleri ortaya çıktı.
AKP hükümeti Aleviler üzerinde planladığı projelerini hayata geçirmeye çabalıyor. İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, 19-23 Ağustos 2022 tarihlerinde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde gençlik kampı düzenleyeceklerini açıkladı. “Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Hacıbektaş Gençlik Kampı” ismiyle duyurulan, 400 gencin katılımıyla, 5 gün süreceği planlanan programın ilk günü İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacak. 7 dakikalık Hacı Bektaş Veli tanıtım filminin ardından ise protokol konuşmalarıyla ilk gün sonlanacak.
Program ikinci gününde Hırka Dağı ziyareti, İstiklal Marşı, protokol konuşmaları, şiir dinletisi, “semah gösterisi”, ağaç dikim etkinliği ile sona erecek. Üçüncü gün Hacı Bektaş Veli Dergahı ve Kadıncık Ana Türbesi ziyaret edilecek. Dördüncü gün Göreme ziyareti yapılacak. Beşinci gün ise kamp tamamlanarak, dönüşe geçilecek.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI İLLERE YAZI GÖNDERDİ: CEMEVLERİ İLE TEMAS EDİN
Planlanan programa katılımcı sağlamak için İçişleri Bakanlığı tarafından illerdeki turizm ve kültür müdürlüklerine yazı gönderildiği kaydedildi. Gönderilen yazıda şu ifadelere yer verildi:
“Sayın il Kültür ve Turizm müdürüm, yapacağımız iki program hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu konuda yardımınızı rica ediyorum.
İlk program, İçişleri Bakanlığımız, Kültür Turizm Bakanlığımız ve Gençlik ve Spor Bakanlığımızın beraber gerçekleştireceği program hakkında size bilgi vermek istiyorum. 19–23 Ağustos tarihleri arasında Hacıbektaş’ta, Hırka Dağında 400 gencimizi kamp yapmaya götüreceğiz. 4 gün konaklamalı olacak yine tüm masraflar Bakanlıklarımız tarafından karşılanmaktadır. Hacı Bektaş Türbe ziyareti, Hırka Dağı yürüyüşü, semah gösterileri, Kadıncık Ana türbesi ziyareti, Göreme’de balon seyri ve konser gibi çeşitli etkinlikler gerçekleşecektir. Katılım yaş aralığı 18 – 24 tür.
Gençlik Kampı için, kaymakamlarımız ilçelerinde bulunan cemevlerimiz ile temas ederek katılım sağlayacak 10 gencimizin (5 kız+5 erkek) kimlik bilgilerini, iletişim bilgilerini ve hangi cemevinden katılım sağlayacaklarını bize bildirmenizi ve birebir görüşme yapmalarını rica ediyoruz. 15 Haziran’da listeleri spor bakanlığımıza teslim edeceğiz Bu konuda desteğinizi rica ediyoruz.”
AKP’DEN KERBELA PROGRAMI: 300 DEDE GÖTÜRÜLECEK
Öte yandan, Türkiye genelinde 300 Cemevi dedesinin de, İçişleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kerbela’ya gönderileceği öğrenildi. Aralık 2022’de bakanlıklar tarafından “Kerbela programı” gerçekleştirileceği Ordu Valiliği tarafından kaymakamlıklara gönderilen yazıyla ortaya çıktı. Program içeriğinin daha sonra gönderileceği belirtilen valilik yazısında, şöyle deniliyor:
“Kaymakamlarımız ilçelerinde bulunan cemevleriyle iletişime geçerek, katılmak isteyen dedelerimizin isimlerini, TC numaralarını ve iletişim bilgilerini 20.07.2022 tarihine kadar müdürlüğümüze (Ordu Valili il Kültür ve Turizm Müdürlüğü) göndermesi gerekmektedir.”