Etiket: nevşehir

  • Ulusoy: 21 Mart’ta tüm Alevi örgütleri ile birleşmeliydik-VİDEO

    Ulusoy: 21 Mart’ta tüm Alevi örgütleri ile birleşmeliydik-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy, UNESCO’nun ‘2021 Hacı Bektaş Veli Yılı’ ilan etmesini değerlendirdi. Ulusoy, “12. asırda Hünkar Hacı Bektaş, insan haklarını en güzel şekilde ifade ederek günümüze taşımış. Onun felsefesini benimseyen herkes bu yola hizmet edecektir” dedi. Ulusoy, bazı Alevi örgütlerinin 21 Mart Hacıbektaş’ta olmamasını da “Herkes farklı görüşlerde olabilir ama eski deyimle asgari müşterekten birleşme imkanımız olmalıydı” şeklinde değerlendirdi. 

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy, Uluslararası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) ‘2021 Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran Yılı’ ilan etmesinin ardından duygu ve düşüncelerini PİRHA ile paylaştı.

    Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy, UNESCO ilanından sonra birçok Alevi kurum temsilcisinin 21 Mart’ta, Hacıbektaş ilçesinde buluşmasını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

    “HACI BEKTAŞ VELİ’NİN FELSEFESİNİ BENİMSEYEN HERKES YOLA HİZMET EDECEKTİR” 

    Ulusoy, UNESCO ilanından sonra başlatılan karadut dikme projesine dair de konuşarak, “Hacıbektaş kültürünün daha fazla tanıtılması adına vakfınızın yol ve yöntemi nedir?” sorumuza ise şu yanıtı verdi:

    “Önce şunu belirteyim; UNESCO başlangıçta ‘ölüm yıldönümü’ şeklinde ifade kullanmıştır ama sonradan bunu düzelttiler. Bizler de buna çok sevindik. Çünkü ölüm yıldönümünde hiçbir şey yapılmaz. Ölüm acıdır. Ama bu durum artık dönüştü. İkincisi, bizler Hacı Bektaş Veli Vakfı olarak karadut dikim projesi yaptık. Nedeni ise şu; Velayetname’de geçen Karadut ki bugün önünde çerağımızı uyandırdık. Hacı Bektaş Veli’nin buraya gelmesine vesile olarak, yarı yanmış odun parçası buraya fırlatılmış ve ‘git oraya hizmet et’ denilmiş. Ve ben nereye gittiysem Hacı Bektaş dergahlarının hepsinde o karadut ağaçlarını gördüm. Ondan dolayı da bu sene karadut dikme projesi başlattık. Urfa’dan, Mersin’den, Isparta’dan ve pek çok yerden deyiş ve duvazlarla karadutlar dikildi. Bu da bizim vakfımız için mutluluk nedenidir. Zaten burada Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı 2000’in üzerinde fidan dikmişti. Bu dikime devam da edilecek.

    Hacı Bektaş’ı tanıtma yönüne gelecek olursak eğer, Hacı Bektaş Veli’yi tanıyan tanıyor. Onun felsefesi, onun insan hakları ile ilgili olan görüş ve sözleri bugüne kadar gelmiş.
    İnsan Hakları Bildirgesi daha çok yeni ama 12. asırda Hünkar Hacı Bektaş Veli, insan haklarını en güzel şekilde ifade etmiş ve bunu günümüze taşımış. Tabii ki onun felsefesini, inancını benimseyen herkes bu yola hizmet edecektir.”

    “BİRLEŞME İMKANIMIZ OLMALIYDI”

    Veliyettin Hürrem Ulusoy, kimi Alevi kurumlarının 21 Mart Hacıbektaş buluşmasında yer alamamasına dair de konuştu. “Keşke bütün Alevi dernekleri burada olsaydı” diyen Ulusoy, “Ne yazık ki görüşler farklı olduğu için parçalanma da oluyor. Aslında el ele vermenin zamanıdır, kötülemenin değil. Herkes farklı görüşlerde olabilir ama eski deyimle asgari müşterekten birleşme imkanımız olmalıydı” dedi.

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/HACIBEKTAŞ

     

  • Alevi örgütleri, 21 Mart’ta Hacıbektaş’ta buluşarak çerağ uyandıracak-VİDEO   

    Alevi örgütleri, 21 Mart’ta Hacıbektaş’ta buluşarak çerağ uyandıracak-VİDEO  

    PİRHA-UNESCO’nun 2021’i Hacı Bektaş, Ahi Evran ve Yunus Emre Yılı ilan etmesinin ardından Alevi örgütleri de 21 Mart’ta Hacı Bektaş Veli Dergahına giderek çerağ uyandıracağını duyurdu. Topçu Baba Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, yıl içerisinde dünyanın dört bir yanında farklı etkinliklerle Alevi-Bektaşi kültürünün tanıtılacağını anlattı.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2021 yılını Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’a adadı. Çok sayıda Alevi örgütü de bu sebeple 21 Mart’ta Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde olacaklarını duyurdu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Can, UNESCO 2021 Yılı sebebiyle Hacı Bektaş Veli Dergahında çerağ uyandırılacağını belirterek, yıl içerisinde yapılacak programlara dair bilgi verdi.

    Aynı zamanda Topçu Baba Dergahı Kurucu Başkanı olan Mustafa Can, “Bütün dünya, ırkçılık ile boğuşurken, ırkçılar Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray’ı basarken ve kapitalist sistem bütün dünyada doğayı katlederken UNESCO 2021 yılını Hacı Bektaş, Ahi Evren ve Yunus Emre yılı ilan etti” şeklinde değerlendirme yaptı.

    “BU ÇERAĞ ÇOK DAHA ANLAMLI VE BİRÇOK ÇALIŞMANIN FİTİLİNİ ATEŞLEYECEK”

    Hacıbektaş buluşmasına dair konuşan Mustafa Can, 21 Mart tarihinin Alevi toplumu için çok kıymetli bir gün olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “21 Mart doğanın yeniden yeşermesi, doğması, Hazreti Ali ile Fatma’nın evlilik yıldönümleridir. Böylesi bir günde Alevi örgüt temsilcileri; başta Alevi Bektaşi Federasyonu, dernekler, vakıflar ve birçok Alevi örgüt temsilcileri ve bazı ozanlarımız ile birlikte 21 Mart’ta Hacıbektaş’ta olup Veliyettin Ulusoy Efendi’nin çerağ uyandırmasıyla birlikte bütün dünyada Ahi Evren, Hacıbektaş ve Yunus Emre yılının başladığını ilan edeceğiz. Hacıbektaş’ta her yıl çerağ uyandırılır ama bu çerağ çok daha anlamlı bir çerağdır. Dolayısıyla biz, inancımızı, değerlerimizi, dünyaya bakışımızı bir kez daha en gür sesimizle Hacıbektaş’tan duyuracağız. 21 Mart’taki çerağ uyandırması 1 günlük çalışma ama yıl içerisinde birçok çalışmanın fitilini ateşleyecek, onlara ışık olacak bir çalışmadır.”

    “72 MİLLETTEN NE ANLADIĞIMIZI DÜNYAYA ANLATACAĞIZ”

    Mustafa Can, 21 Mart sonrasındaki programa dair de konuştu. Alevi kurumları öncülüğünde yıl içerisinde birçok ülkede Hacı Bektaş kültürünün kitlelere anlatılacağını söyleyen Mustafa Can, şu bilgileri verdi:

    “72 millete bir nazarda bakmayı sadece Alevilere değil bütün dünyaya anlatacağız. ‘72 milletten’ ne anladığımızı bütün dünya insanları ile paylaşacağız. Dostluk, kardeşlik, sevgi ve dayanışmanın ne demek olduğunu ilk kez bütün dünya insanları ile paylaşacağız. Ülkemizde de Alevi örgütleri çok çeşitli yerlerde toplantılar düzenleyerek birtakım paneller, söyleşiler ile Hacı Bektaş’ın düşüncelerini, inancını, ‘Enel Hakk nedir? 72 milletten ne anlıyoruz?’ bunları insanlarla paylaşacağız. Bu yılın Ahi Evren ve Yunus Emre yılı olmasının bir anlamı da şu; bu coğrafya inanılmaz derecede çeşitli kültürel birikimleri bünyesinde taşıyor. Farklı etnisite, dil, kimlikleri bünyesinde taşıyan coğrafya bu coğrafya. Ama bu coğrafyada uzun yıllardır tek olmaktan bahsedilir. Halbuki biz bu etkinliklerimizle şunu söyleyeceğiz; ‘Biz varız’ Dolayısıyla var olmaya da devam edeceğiz.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD şubelerinden Kadıncık Ana’ya 8 Mart ziyareti-VİDEO

    PSAKD şubelerinden Kadıncık Ana’ya 8 Mart ziyareti-VİDEO

    PİRHA-PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Genel Merkez ve Şubeleri 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Nevşehir’in Hacı Bektaş ilçesindeki Kadıncık Ana Evi’ni ve ilçedeki cemevini ziyaret etti.

    PSAKD Genel Merkezi ile çok sayıda şube yöneticisi ve üyeler, Hacı Bektaş ilçesindeki Kadıncık Ana Evi ile ilçedeki cemevini ziyaret etti.

    Ziyaret programına İstanbul PSAKD Atasehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, İzmir PSAKD Buca Şube Başkanı Yıldız Yılmaz, PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, PSAKD Ankara Keçiören Şube ve Yenimahalle Şube üyeleri katıldı.

    “KADINLARA REVA GÖRDÜKLERİ YAŞAM ŞEKLİ ORTADADIR”

    Kadıncık Ana’nın evinde yapılan basın açıklamasını PSAKD Buca Şube Başkanı Yıldız Yılmaz okudu. Yılmaz, iktidarın kadın politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

    “Bizim topraklarımızda önce kadınlar uyanır!
    Sonra güneş doğar!
    Çünkü güneşi kadınlar doğurur!
    Dayanışmanın, birleşmenin kıymetini bilenler olarak, bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü karşılarken, dayanışmaya ve birliğe eskisinden daha çok ihtiyaç olduğunu biliyoruz. 8 Mart 1857 yılında New York’ta dokuma işçisi kadınların bilinçlere kazınan direnişinin üzerinden 164 yıl geçti. Onların miras bıraktığı direniş ve mücadele tarihini omuzlayarak ilerleyen kadınlar, onların yanan bedenlerinden öğrendikleri bilinçle; özgürlüğü ellerinden almaya çalışan, kadınları cinsel obje ve ucuz emek gücü olarak gören, ikincilleştiren, katleden, evlere hapseden erkek egemen sisteme karşı verdiği mücadele günümüzde de sürüyor. 19 yıllık iktidarı boyunca AKP’nin gerici, faşist, cinsiyetçi politikalarıyla kadın düşmanlığına soyunduğunu hepimiz biliyoruz. Binali Yıldırım’ın kadınlara yönelik ifade ettiği ‘itaat et, rahat et’ sözleriyle kadınlara reva gördükleri yaşam şekli ortadadır.

    Bugün ekonomik kriz ve pandemi koşullarında işten ilk çıkarılan kadınlar evde yoksullukla mücadele ederken, bir yandan da tencereyi kaynatma zorunluluğuyla görevlendiriliyor. O da yetmezmiş gibi en az üç çocuk doğurma gibi makbul kadın dayatmalarıyla baş başa bırakılıyor.

    Kadınların en temel yasal haklarına göz dikiliyor. Bir kadın bakanının ‘AKP gelene kadar ‘Kadın’ kelimesinin adı yoktu’ dediği bu iktidar döneminde, her gün en az 6 kadının öldürülmesi haberleriyle, kadın ismi sıkça geçiyor. Her gün yüzlerce kadının gerek eşi gerekse akrabaları tarafından katledilmesinde verilen ceza indirimlerinde kadının ismi sıkça kullanılıyor. Tarikatlar, şeyhler, sözde kültürlü vasfındaki adamlar, kadın bedenini iştahla dillerine dolamayı meşrulaştırmış sözlerinde kadın ismi sıkça kullanılıyor. Ensar vakfı gibi çocukların cinsel istismara uğradığı olaylarda ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen kadın bakanlarla kadın ismi sıkça kullanılıyor.

    Fakat tüm bu baskılara, zulme, yok saymaya karşı kadınlar; Yezid’e boyun eğmeyen Zeynep Ana’nın duruşunu, devlet zulmüne karşı bir araya gelen Bacıyan-ı Rum’un cesaretini, yüzyıllar öncesinde Hacı Bektaş-ı Veli’ye kapısını açan Kadıncık Ana’nın iyiliğini, ‘Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim’ diyen Ulrike’nin direncini, ‘Hayatın olduğu her yerde savaşmak istiyorum’ diyen Clara Zetkin’in mücadelesini, Cumartesi Anneleri’nin bitmek bilmeyen inadını, gezi direnişinde sokakları özgürleştiren sesiyle; emeğini bilinçle harmanlayarak, bugünden yarına özgürlüğünü elinden almak isteyen egemen sisteme karşı mücadele etmekten, sokaklarda, meydanlarda sesini yükseltmekten asla vazgeçmiyor. Yoksulluğun, ayrımcılığın, işsizliğin, erkek-devlet şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam, eşit ve özgür bir dünya, ancak bu topraklarda yaşayan Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Ermeni, Mülteci, Çingene, her ulus ve aidiyetten kadınların birlikte mücadelesiyle mümkün! Bu bilinç ve inançla, kadınların birlik, dayanışma, mücadele gününü selamlıyoruz.”

    “KADINCIK ANA, İLK KADIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ YARATAN KADIN”

    İstanbul PSAKD Ataşehir Şube üyesi Nafiye Kaban, Kadıncık Ana’nın evine yapılan ziyaret esnasında polislerin, grupla birlikte hareket etmesini eleştirerek “Tarihini bilmeyen toplumların tarihini başkaları yazar. Biz Kadıncık Ana’yı ne zaman öğrendik? Çok yakın zamanda. Siz hiç camiye, sinagoga, kiliseye polislerle giden bir toplum gördünüz mü? Polislerin kendi aralarındaki konuşmaları bana taciz gibi geldi” dedi.

    Ankara PSAKD Mamak Şube üst kurul delegesi Adalet Ayten ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin “Bugün Kadıncık Ana’da toplandık. Ankara, İzmir, İstanbul ve Antalya’dan olmak üzere birçok arkadaşla beraber 8 Mart’ı burada kutladık. Bizim doğduğumuz coğrafyada önce analar uyanır sonra güneş doğar. Demek oluyor ki her şey kadın” yorumunu yaptı.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz ise Alevi kadınlar olarak her 8 Mart’ta Kadıncık Ana’nın evinde buluşulması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kadınları olarak Hacı Bektaşi Veli’yi büyüten Kadıncık Ana’nın yanında start vermek istedik. İsteriz ki bundan sonra gelenekselleşsin ve tüm Alevi kadınlar her 8 Mart’ta ve 25 Kasım’da Kadıncık Ana’nın başında, kadın olmanın, birey olmanın startını versinler. Biz biliyoruz ki 1204 yılında Kadıncık Ana ilk dokuma tezgahlarını kurup kadın örgütlülüğünü yaratan kadındır. Sosyalist kadın hayatını biliriz, kadın tarihini biliriz ama Alevi kadın tarihine geldiğinde biraz az bilgiye sahibiz. Yaşasın kadın dayanışması. Şiddete, tacize, tecavüze hayır.”

    Diren SATI / NEVŞEHİR

     

  • Covid-19 nedeniyle 3 sağlık çalışanı daha öldü

    Covid-19 nedeniyle 3 sağlık çalışanı daha öldü

    PİRHA-Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren sağlık emekçilerinin sayıları günden güne artıyor. TTB son 24 saatte 3 sağlık çalışanının daha yaşamını yitirdiğini duyurdu.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) son bir günde Covid-19 sebebiyle 3 sağlık çalışanının daha yaşamını yitirdiğini açıkladı.

    TTB Twitter hesabından yapılan paylaşımda Nevşehir Devlet Hastanesi’nde görev yapan Hemşire Ayşegül Onurkal, Osmaniye Kadirli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Sağlık Memuru Yusuf Pampal ve Mersin’de çalışan Eczane Teknisyeni Mustafa Doğan’ın COVID-19 nedeniyle yaşamını yitirdiğini duyurdu.

    PİRHA/ANKARA

  • Nevşehirli yurttaşlardan maden tepkisi: Kapadokya altından değerlidir

    Nevşehirli yurttaşlardan maden tepkisi: Kapadokya altından değerlidir

    PİRHA-Nevşehirli yurttaşlar bölgede madencilik faaliyeti yürüten Kanadalı Centerra Gold Madencilik Şirketi’ni Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şikayet etti. Avukat İsmail Hakkıatal, Kanadalı şirketin kasten iklim değişikliğine yol açması sebebiyle insanlığa karşı suç işlediğine vurgu yaptı.

    Ülke genelinde maden arama faaliyeti yürüten Kanadalı şirketlere bir tepki de Nevşehirli yurttaşlardan geldi.

    Avanos’ta eylem yapan yurttaşlar, “Kapadokya altından değerlidir, doğamıza sahip çıkalım” pankartı açarak Kanadalı şirketlerin maden faaliyetlerini protesto etti. Yurttaşlar, topladıkları imzalarla birlikte Centerra Gold Madencilik Şirketi’ni Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şikayet etti.

    Avukat İsmail Hakkıatal, konuşmasında Kanadalı maden şirketlerinin kasten iklim değişikliğine ve ekolojik kirliliğe yol açtığına işaret ederek ‘insanlığa karşı suç’ işlendiğine vurgu yaptı.

    “BİZLERİ FELAKETE SÜRÜKLÜYORLAR”

    Avukat Hakkıatal, Kanadalı maden şirketinin Çanakkale’de 350 bin ağaç kestiğini hatırlatarak şu konuşmayı yaptı:

    “Kanada’ya gittiğimde yol kenarındaki bir ağacın etrafını tahta barikatla çevrelediklerini gördüm. Uyarı olarak ‘Bu ağaç yasa ile korunmaktadır. Ağaç dibine moloz veya herhangi bir şey döken cezalandırılır’ yazıyordu. Kendi ülkesinde bir ağacı kestirmeyen emperyalist Kanadalılar, gelip burada yurdumuzu işgal ediyorlar. Ormanlarımızı tahrip ediyorlar.

    Çevre, ekoloji mücadelesi bizim için bir yaşam, varoluş mücadelesidir. Bu bizim yaşama hakkımızdır. Birkaç ay önce bilim insanları, ‘Ağaçların kesildiği yerlerde koronavirüs sayısı en az iki buçuk kat artıyor’ açıklamasını yaptılar. Bilim insanları diyor ki; ‘Eğer doğayı tahrip edip, yerin altını üstünü kazmaya devam edersek yeni salgınlar gelecek.’ Bu enerji şirketleri kendi mezarını kazan insanlara benziyorlar. Ama bizi de felakete sürüklüyorlar. Şikayetlerimizi sürdüreceğiz. Çünkü katliam suçları işliyorlar. Yaptıkları eylemler hem ülkemiz, hem de bütün insanlığın geleceğini tehdit ediyor.”

    (HABER/MERKEZİ)

  • Kadıncık Ana Evi’nin restorasyonunda sona gelindi-VİDEO

    Kadıncık Ana Evi’nin restorasyonunda sona gelindi-VİDEO

    PİRHA-Alevi kadınlarının ısrarıyla başlanan Kadıncık Ana Evi’nin restorasyonunda sona gelindi. Alevi-Bektaşi kültüründe kadının rolünü simgeleyen Kadıncık Ana Türbesi şimdi ziyaretçilerini bekliyor.

    Alevi kadınlarının mücadelesi ile Kadıncık Ana Türbesi yeniden hayat buldu. Atıl bir durumda, yıllarca kapısı kilitli tutulan türbe, restore edilerek ziyarete açılmak üzere. Hünkâr Hâce Bektaşi Veli Dergâhı’nın postnişine, Hünkârdan sonra oturan ilk kadın olma özelliğini taşıyan Kadıncık Ana, bu anlamıyla Aleviler için değerli bir Alevi önderidir.

    “KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİNİN SÜREKLİLİĞİNİ TEMSİL ETMEKTE”

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nden (AABK) Sultan Şahin restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi. Tamamına yakını biten Kadıncık Ana Evi’nin (Türbesi) restorasyonunda sona gelindiğini belirten Şahin, çalışmaların titizlikle sürdürülüp, tamamlanma aşamasına gelindiğini ifade ederken, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AABK) adına Serpil Özen de, yazılı bir açıklama yaptı. Türbenin, Alevi inancının kadına verdiği değeri yansıttığını belirten Serpil Özen, şunları kaleme aldı:

    “Türbe, tarih boyunca Alevi toplumunda kadın-erkek eşitliğinin sürekliliğini temsil etmektedir. Kadıncık Ana Türbesi’nin restorasyon çalışması için ilk olarak Avrupa Alevi Kadınlar Birliği adına o dönemki başkanımız Sayın Nevin Kamilağaoğlu bir dilekçe yazarak Kadıncık Ana Türbesi’nin doğal dokusu korunarak acilen restore edilmesi gerektiğine dair talebimizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na iletti. Bu talebimize karşın bize gelen cevapta ‘yeterli bütçemiz olmadığından dolayı türbeyi restorasyon kapsamına alamıyoruz’ denildi. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği olarak ‘eğer koskoca bir devlet, küçücük bir türbenin bile onarımını yapamıyorsa biz kendimiz sponsor bulup yaparız’ dedik. Türbenin restorasyonu için sponsor olma talebimizi bir dilekçe ile bizzat kendilerine ilettik. Uzun süre bu dilekçemize herhangi bir cevap gelmedi. Bunun üzerine Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, bir soru önergesi ile Kadıncık Ana’nın durumunu Kültür ve Turizm Bakanı’na sordu. Bakanlığın soru önergesine cevabında; 2019’da emlâk vergileri toplandıktan sonra toplanan paranın bir kısmının kültür değerlerinin restorasyonu için harcanabileceğini, bu bağlamda da Kadıncık Ana Türbesi’nin restorasyonunun 2019’da gündeme alınacağı bildirildi. Kadıncık Ana Türbesi’nin 2019 yatırım yılı planı kapsamında restorasyon çalışmalarının planlanmakta olduğunun bildirilmesine rağmen bu süreçte herhangi bir çalışma yapılmadı.”

    “GEREKENLERİN YAPILMASI İÇİN PEŞİNİ BIRAKMADIK”

    “Avrupa Alevi Kadınlar Birliği adına Türkiye’deki çalışmaların başından sonuna kadar takipçisi olan biz Serpil Özen ve Sultan Şahin, bu restorasyonun bir an önce yapılması ve verilen sözlerin gerçekleşip gerekenlerin yapılması için peşini hiç bırakmadık” diyen Özen, Uzun yıllar süren mücadelemiz sonucunda nihayet bu sene içerisinde aktif bir şekilde başlatılan restorasyon çalışması sonuçlandı. Yıllardır harabe içerisindeki görüntüsü ile yüreğimizi yakan Kadıncık Ana Türbesi’nin, özellikle Alevi kadınlarının mücadelesiyle ve Hacıbektaş İlçemizin Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok’un çabalarıyla bugün restorasyonunun tamamlanması bizler için büyük bir kıvanç ve mutluluktur. Hünkâr Hâce Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde, biz kadınlar onun eşiti olan Kadıncık Ana Türbesi’nin önünde her sene bir cem gerçekleşeceğimizin sözünü verdik. Umarım önümüzdeki yıl hep beraber burada kadın canlarımızla yan yana, el ele vererek, kadıncık anamızın onarılan türbesinde bu muhabbetimizi gerçekleştireceğiz. Kadıncık Ana Türbemizin onarımında emeği ve katkısı olan tüm canlarımızın hizmetleri Hakk katına yazıla. Aşk İle”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Avanos’taki ağaç katliamı Meclis gündeminde

    Avanos’taki ağaç katliamı Meclis gündeminde

    PİRHA-HDP’li Ali Kenanoğlu, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Avanos’taki Ziyaret Dağı’nda, Kanadalı maden şirketinin ağaç keserek yaptığı sondaj faaliyetini Meclis gündemine taşıdı.

    Nevşehir’in Avanos ilçesine bağlı Özkonak kasabasındaki Ziyaret Dağı’nda Kanadalı bir altın madeni şirketi, ağaçlandırma alanında, ağaçlara keserek ‘altın arama’ çalışmaları başlatırken, çevre örgütleri, aktivistler ve yurttaşlar sosyal medya üzerinden tepkilerini dile getirdi. Change.org sitesinde ‘Özkonak’ta Doğa Katliamına Dur Diyelim!’ ismiyle kampanya başlatırken, doğa katliamı Meclis gündemine taşındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Kapadokya bölgesinde yürütülen maden faaliyetlerini Meclis gündemine getirdi.

    Kenanoğlu, Avanos’taki Ziyaret Dağı’nda Kanadalı maden şirketi Centerra Gold’un altın arama çalışmaları kapsamında ağaç katliamı yaptığını ifade etti. Kenanoğlu, Kanadalı şirketin 1998 yılında Kırgızistan’da 1.7 ton siyanürü içme suyuna karıştırması sonucu 5 bin insanın zehirlendiği olayı hatırlatarak bölgede oluşacak riskleri Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e sordu.

    Kenanoğlu, yönelttiği soru önergesinde “Tarihi bir bölge olan Avanos Özkonak’ta, içme ve tarımsal sulama kaynaklarının yer aldığı, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü Ziyaret Dağı Maksut Mevkiinde, altın arama faaliyetlerini başlaması bölgede yaşayanların itirazları ile birlikte tedirginliğe yol açmıştır” diyerek şu soruları yöneltti:

    “-Ağaçlandırma alanında maden araması çalışması için ÇED raporu alınmış mıdır?

    -Maden arama sahasında kaç ağaç kesimi yapılacaktır?

    -İçme suyu ve tarımsal sulama kaynaklarının bulunduğu alanda bu faaliyetlerin yürütülmesi halinde insan sağlığına ve bölgeye vereceği olası zarar hususunda etki analizi yapılmış mıdır?

    -Bu maden sahasından etkilenecek olan yöre halkı bilgilendirilmiş midir?

    -Tarım ve hayvancılığın devam ettiği bölgede yöre insanının itirazları neden dikkate alınmamaktadır?

    -İnsanların yaşam ve geçim alanlarına, su kaynaklarına, tarım arazilerine, kültürel geçmişe, doğaya ve canlılara zarar vermesi muhtemel olan bu maden işletmesine izin verilecek midir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Mimarlar, Hacıbektaş’taki maden davasına müdahil oldu

    Mimarlar, Hacıbektaş’taki maden davasına müdahil oldu

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi doğal ve yaşam alanları mücadeleye etmeye halkın yanında olmaya devam ediyor.  Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Nevşehir Hacıbektaş, Karabüç Köyü maden ruhsatının iptali için, Hacıbektaş halkının açtığı davaya  müdahil oldu.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı Karabüç köyünde açılmak istenen maden ocağına karşı iptal davası açtı. Ruhsatının iptali için Hacıbektaş halkının açtığı davaya Mimarlar Odası Ankara Şubesi de müdahil oldu.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yaptığı açıklamada, maden ocağının tarihi dokuyu, tarım alanlarını ve canlı türlerinin yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirterek, “Bilim ve tekniği gözeten, kamu yararını savunan bir meslek örgütü olarak, Hacıbektaş halkının bu haklı davasında yanlarındayız. Doğal yaşam alanlarımızın korunması için Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak davaya müdahil olduk’’ dedi.

    “ÇED SAHASI ZORUNLULUKLAR DİKKATE ALINARAK BELİRLENMELİDİR”

    Candan,  Hacıbektaş’ta yaşanan süreci şöyle aktardı:

    ‘’Ruhsat sahası Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca 25.06.2019 tarihinde 99,99 hektar olarak gösterilen alanda, madencilik projelerinde işletmeci firmalar çok daha büyük ruhsat alanına sahip olmalarına rağmen çevresel etkileri gizlemek amacıyla ruhsat alanını küçük parçalara bölüyorlar. Böylece ÇED olumlu kararları alma yoluna gidiyor . Dava konusu projede de benzer bir yol izlenerek 99,99 hektar olan ruhsat alanının 9,48 hektar kısmı için ÇED süreci işletilmiş ve projenin yol açacağı çevresel zararların kümülatif etkisi gizlenmeye çalışılmış. Alan küçük parçalara bölünerek 25 Hektar ve üzeri olan ÇED uygulanacak proje kapsamından çıkarılmıştır. ÇED sahası zorunluluklar dikkate alınarak belirlenmelidir. ÇED alanı keyfi belirlendiğinde 25 hektar ve üstü alanlar için ÇED kararının alınmaması yönünde ve sermaye yanlısı kararlar verilmektedir. Bu kararlardan  bir tanesi Karaburç Köyü için verilmiştir.’’

    Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “ HALKIN HAK ARAMA ARAYIŞININ YANINDA OLACAĞIZ’’

    ‘’Karaburç Köyü’nde verilen maden ruhsatlı alanın tamamının hazine arazisi olarak belirtilmesine rağmen, yüzde 80 oranında mera, geri kalan yüzde 20 alanın ise kişisel mülk, tarla, ev ve arsa olduğu, ayrıca fiili maden sahasının hemen dibinde bulunan tarihi Karaburna Kalesi’nin de maden sahasının içinde yer aldığı görülmüştür. Tarihi katmanları, tarım alanlarını ve canlı yaşamını tehdit eden bu durum karşısında sermayeden yana hareket eden iktidardan ÇED sürecini beklemek abesle iştigal olacaktır. Diğer bir zorlaştırıcı durum ise; toplam 99,99 hektar maden sahası her seferinde 25 hektarın altında kalacak CED alanları ile, işlem tesis edilecek. Parçalı her ÇED süreci karşısında da ilgililerin yeni bir dava açması sonucu doğacak olup bu durum usul ekonomisine uygun değildir. Kaldı ki maden şirketleri nezdinde son derece küçük bütçelere sahip köylüleri maliyetli davalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Mali nedenlerle çok kez dava açmaktan kaçınılmaktadır. Bu durum da halkın hak arama özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Aynı ekolojik bütünlük içinde ve aynı işletme ruhsatına ait alanların bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme sürecine tabi tutulması gerekmektedir. Gerçekleştirilecek tüm madencilik projelerinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne ekli Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasına yönelik verilen mücadelede, halkın hak arama arayışının yanında olacağız.’’

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Kamilağaoğlu’ndan Kadıncık Ana Evi için çağrı: Bakanlık verdiği sözü tutsun-VİDEO

    Kamilağaoğlu’ndan Kadıncık Ana Evi için çağrı: Bakanlık verdiği sözü tutsun-VİDEO

    PİRHA –  Hacıbektaş İlçesinde bulunan Kadıncık Ana Evi’nin söz verildiği halde yapılmayan restorasyonu için çağrı yapan AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, bu projenin biran önce hayata geçirilmesini istediklerini söyledi. Kamilağaoğlu, “Kültür ve Turizm Bakanılığı’nın verdiği bir söz var ve bu sözü tutmasını istiyoruz” dedi.

    Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesindeki Kadıncık Ana Evi’nin restorasyon çalışmalarını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BAKANLIK 2019 YILINDA RESTORE ÇALIŞMASI YAPACAKTI”

    Kadıncık Ana Evi’nin restorasyonu çalışmasının 2018’de başladığını hatırlatan Kamilağaoğlu, o süreçte bakanlık ile görüşmesini şöyle anlattı:

    “2018’in Haziran ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Avrupa Alevi Kadınlar Birliği dilekçe gönderdi. Kısa süre içerisinde dilekçeye cevap geldi. Bizim isteğimiz Kadıncık Ana Türbesi’nin restorasyonuydu. Fakat bakanlık ödeme olmadığı için restorasyonu yapamayacaklarını söyledi. Bunun üzerine Avrupa Alevi Kadınlar Birliği olarak bu restorasyon çalışması için gerekli maddi kaynakları sağlayacağımızı belirten bir dilekçe gönderdik. Yine verilen cevap; bunun mümkün olmayacağını ve 2019 yılında emlak vergileri toplandıktan sonra  toplanan bu paranın bir kısmının kültür değerlerinin restorasyonu için harcanabileceğini, bu bağlamda da Kadıncık Ana’nın restorasyonunu da 2019 yılında gündeme alacaklarını söylediler.”

    Bakanlık ile yazışmaların bir süre devam ettiğini ve bu süreçte bilirkişilerin ve mimarların içinde bulunduğu bir proje hazırlandığını söyleyen Kamilağaoğlu, “Proje bize gönderildi. Bu projeyi biz bilirkişilere özellikle de başta Veliyettin Ulusoy efendimize gönderdik. Doğru bir proje olup olmadığı konusunda da bizi bilgilendirmesini rica etti. Ulusoy da detaylı bir şekilde restorasyon projesi değil ama yine de bazı önemli değişikliklerin restore edileceğini söylemişti ve o projeye okey verdi” dedi.

    “PROJE BİRAN ÖNCE HAYATA GEÇİRİLMELİ”

    Bu projenin biran önce yapılması için gerek Kültür Müdürlüğü gerekse valilikle görüşmeler yaptıklarını söyleyen Kamilağaoğlu, Kültür ve Turizm Bakanılığı’nın verdiği sözü tutması için çağrı yaptı.

    Bu projenin biran önce hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Nevin Kamilağaoğlu, Kadıncık Ana’nın  Alevi kadınları için önemli olduğunu, bu türbenin kesinlikle restore edilmesi için gerekli çalışmaların yürütüleceğini söyledi.

    Kamilağaoğlu, bu projenin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, bakanlığa bekletmekten vazgeçmeleri çağrısı yaptı.

    Bu sene kadınların ilk birlik cemini Hacıbektaş’ta yapılan etkinlikler çerçevesinde türbenin önünde yapmayı planladıklarını ancak pandemi dolayısıyla bunu yapamadıklarını belirten Kamilağaoğlu, seneye bu cemi yapacaklarını ve geleneksel hale getireceklerini vurguladı.

    “DOSTUK VE BARIŞ ÖDÜLÜ HAKETMEDİKLERİ HALDE AVUSTURYA HIZIR GRUBU’NA VERİLDİ”

    Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok ile görüştüğünü belirten Kamilaoağoğlu, “Tabi büyük bir kırgınlığım var. Bilindiği üzere bu sene Dostluk ve Barış Ödülü’nü Avusturya Hızır grubuna verdi, haketmedikleri halde. Hiç barış ve dostluk etiketi taşımayan, Alevi kurum temsilcilerini mahkemeye veren o gruba bu ödülün verilmesi bizleri incitti. Ama yine de Arif başkanla konuştuğumda, Kadıncık Ana Türbesi’nin bahçesinde peyzaj çalışmaları yapıldı” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Nevşehir’de bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Nevşehir’de bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Nevşehir’de Mustafa D. evli olduğu Fatma D.’yi ateşli silahla katletti.

    Nevşehir’de Mustafa D. evli olduğu Fatma D.’yi dün akşam saatlerinde Çat Beldesinde ateşli silahla katletti. Çevredekilerin haber vermesiyle gelen sağlık ekibinin yaptığı kontrolde Fatma D.’nin yaşamını yitirdiği belirlendi.

    Katil zanlısı Mustafa D. gözaltına alındı. (HABER MERKEZİ)

  • Bakanlık, Hacı Bektaş Veli Etkinliklerine yardımı uygun görmedi

    Bakanlık, Hacı Bektaş Veli Etkinliklerine yardımı uygun görmedi

    PİRHA- Bu yıl 56. Ulusal 30. Uluslararası Hacıbektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinliklerine Kültür ve Turizm Bakanlığı maddi yardımı uygun görmemiş. 

    Alevi Bektaşi halkının yol önderlerinden olan Hacı Bektaş Veli her yıl Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan dergahta anılıyor. Etkinlikler Türkiye’de 56 yıldır uluslararası arenada ise 30 yıldır yapılıyor. Bu yıl da 16-18 Ağustos tarihleri arasında yapılan etkinliklere devlet erkanından da birçok kişi katılmıştı.

    Hacıbektaş Belediye Başkanı Yoldaş Altıok, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından her yıl organizasyonda kullanılmak üzere belli oranda maddi yardım yapıldığını hatırlatarak bu yıl maddi yardımın yapılmadığını kaydetti.

    BAKANLIK YARDIM TALEBİNİ UYGUN BULMAMIŞ

    Durumla ilgili yazılı bir açıklama yapan Altıok, durumu şöyle özetledi:

    “Bu sene Kültür ve Turizm Bakanımızla 2 defa Bakanlıkta görüşmemiz esnasında tarafıma ve Nevşehir Milletvekilimiz Sayın Faruk Sarıarslan’a 2019 yılında da en üst oranda yardım yapılacağı bakanımız tarafından bizzat söylenmiştir. Fakat Hacıbektaş Belediyesine gelen 17.09.2019 tarihli Bakanlık yazısında talebin uygun görülmediği bildirilmiştir.”

    SORU ÖNERGESİ VERİLMİŞTİ

    Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıarslan’ın konu ile ilgili 25.09.2019 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi vererek bu yardımın 55 yıldır düzenli olarak yapılırken bu yıl neden verilmediğini ve verilmeme sebebinin siyasi, ideolojik ve mezhepsel nedenlerden dolayı mı olduğunu sormuştu. Altıok, bu önergeyi hatırlatarak “Bizler de Hacıbektaş Belediyesi ve Hacıbektaş Halkı olarak Kültür ve Turizm Bakanımızın da katıldığı etkinliğimize bu yardımın yapılmama sebebini merak ediyor kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nevşehir’de bir erkek evli olduğu kadını öldürdü

    Nevşehir’de bir erkek evli olduğu kadını öldürdü

    Nevşehir’de bir erkek evli olduğu kadını uyurken öldürdü.

    Nevşehir’in Göre beldesinde sabaha karşı bir kadın cinayeti yaşandı. 63 yaşındaki Mustafa T., evli olduğu 59 yaşındaki Melehat T.’yi uyuduğu sırada bıçakladı. Sesleri duyan komşuları sağlık ve jandarma ekiplerine haber verirken, Mustafa T. olay yerinden kaçtı.

    Olay yerine gelen sağlık ekipleri Melahat’in yaşamını yitirdiğini belirledi. Jandarma ekipleri olay yerinden kaçan Mustafa T.’yi evin yakınlarında yakalayarak gözaltına alındı.

    Kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Nevşehir Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

  • Kadıncık Ana Türbesini ziyaret eden kadınlar cem yürüttü – VİDEO

    Kadıncık Ana Türbesini ziyaret eden kadınlar cem yürüttü – VİDEO

    PİRHA – 56. Ulusal 30. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri dahilinde kadınlar önce Kadıncık Ana Türbesi’ni ziyaret etti ardından Sevim Yalıncakoğlu öncülüğünde cem yaptı.

    Haberin Videosu

    Kadınlar, Hacıbektaş’ta bulunan ve bakımsız halde tutulan Kadıncık Ana Türbesini ziyaret ederek bir kez daha yetkililere görevlerini yapmaları konusunda uyarıda bulundu.

    Kadınlar, ziyaretin ardından Kadıncık Ana Türbesinde cem erkanı düzenledi. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği İkinci Eş Başkanı Sultan Şahin, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanaç Kurulu üyesi ve Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği’nden Sevim Yalıncakoğlu ve çok sayıda kurum temsilcisi de ceme katılanlar arasındaydı.

    Kadıncık Ana Türbesinin bahçesinde düzenlenen cem erkanında Sevim Yalıncakoğlu, kadınlardan rızalık aldı. Zakir Türkan Akbıyık ve Eylem Akbıyık’ın deyişler okuduğu cem erkanı yaklaşık bir saat sürdü.

    Ardından Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Mersin Cemevi tarafından saat 19:00’da Hacı Bektaş Veli Türbesi’nin olduğu giriş avlusunda cem yapıldı. Düzenlenen cem erkanına tüm Alevi kurumlarının genel başkanları da katılım gösterdi.

    Cem erkanını Mersin Cemevi ve aynı zamanda Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı olan Pir Hasan Kılavuz ile Hüseyin Abdal Ocağından Hüseyin Gazi Metin dede, Baki Kumaş dede, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim dede, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Üyesi Adına Sevim Yalıncakoğlu ve Zakir Çiğdem Akdoğan yürüttü. Cemde önce çerağ yakıldı ardından katılan canlardan rızalık alınarak 12 hizmet oluşturuldu.
    Semahlar dönüldükten sonra ceme katılan canlara lokmalar dağıtıldı.

    Yapılan ceme çok sayıda kişi katılırken alana sığmayanlar cem erkanını dergahın dışından izleyebildi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Alevi canlar, Hacı Bektaş’ta deyişler eşliğinde semah döndü-VİDEO

    Alevi canlar, Hacı Bektaş’ta deyişler eşliğinde semah döndü-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaşı Veli Anma Etkinliği’nde deyişler okunup semahlar dönüldü. 

    Haberin Videosu

    56. Ulusal, 30. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliği her gün yoğun katılım eşliğinde sürüyor.

    Ankara Pir Sultan Abdal Semah Ekibi, Sırhane bölgesindeki Kemal Kılıçdaroğlu Spor Salonu’nda yapılan etkinlikte deyişler eşliğinde semah döndü. Program dahilinde sanatçı Efkan Çakmakçı, Gülşen Öztürk, Hüseyin Aslan, Metin Karataş, Dertli Divani, Edip Bülbül, Gani Pekşen, Müslüm Eke, Mustafa Eke ve Sabahat Akkiraz da deyişler seslendirdi.

    Etkinlik kapsamındaki bir diğer program da Hacı Bektaş ilçe merkezindeki 60. Yıl Kapalı Spor Salonu’nda yapıldı. Yoğun katılımın görüldüğü anmada Sanatçı Özlem Taner, Kutsal Evcimen, Muzaffer Özdemir, Kazım Kalaycı Mustafa Özarslan ve grubu, Tolga Sağ, Erdal Erzincan ve Arif Sağ deyiş ve ezgiler seslendirirken Adıyaman’dan gelen canlar da semah döndü.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ‘Asimilasyona karşı gönül birliği yaratmak gerek’-VİDEO

    ‘Asimilasyona karşı gönül birliği yaratmak gerek’-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Geçmişten günümüze Alevi Bektaşilik” konulu panel düzenlendi. Verilen ortak mesajlarda Alevi toplumunun “gönül birliği” oluşturması gerektiği söylendi.

    Haberin videosu

    56. Ulusal Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında “Geçmişten Günümüze Alevi Bektaşilik” başlıklı panel düzenlendi.

    Moderatörlüğünü Mustafa Özcivan’ın yürüttüğü panelde 7 Alevi örgüt temsilcisi söz alarak, Alevi inancının günümüz sorunları ile geleceğine dair konuşmalar yaptı.

    Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin açılışında konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül “Hacı Bektaş Veli, bilim ve bilgi ile insanların gönül birliğini sağlayarak o yolu, o erkanı bugünlere, bizlere ulaştırdı.” dedi.

    “GÖNÜL BİRLİĞİNİ YARATMAK GEREKİYOR” 

    Güzelgül, Hacı Bektaş’ın temelinde insan sevgisinin olduğu bir inanç yarattığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Hacı Bektaş’ın bizlere verdiği mücadeleyi eğer gelecekteki çocuklarımıza ulaştıramazsak bunun vebali çok büyüktür. Bugün ocakları bölüp parçalamaya çalışanlar var. Hani bizde gönül birliği, hoşgörü vardı? Pirler talibinden, talip de pirinden uzaklaştı. Gittikçe yol erkan gericiliğe sürüklenmeye başladı. İşte mevcut zihniyetin de istediği bu. Geçmişte bizim dergahlarımıza, buna Hacı Bektaş Dergahı da dahil, kayyumlar atandı. Baktılar ki Aleviliği bitiremiyorum, dede çocuklarını alıp kendi medreselerine götürerek asimile etmeye başladılar. Sonrasında Dersim katliamında da benzer uygulamaları hayata geçirdiler. Yani Alevilik her taraftan kuşatma altına alınmıştı. Bunu önlemek için Alevi örgütlerinin ‘gönül birliği’ni sağlayarak bir bütünlük yaratmak gerekiyor.”

    “KENDİMİZİ GÜNCELLEMELİYİZ” 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise “Pirler, taliplerinden, talipleri ise pirlerinden uzaklaştı. Böyle bir ortamda Aleviliği yaşatmaya çalışıyoruz. Kendimizi artık güncellememiz gerekiyor. Aksi halde Alevi örgütlerinin ömrü de uzun sürmez” dedi.

    “EŞ ZAMANLI ASİMİLASYON BAŞLATTILAR” 

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ise “Aleviler, devletin dayattığı asimilasyona karşı mücadele eden bir toplumdur” diyerek geçmişte yapılan tüm katliamların zihinlerde silinmeyeceğini dile getirdi.

    Fırat, sözlerinin devamında şunlara dikkat çekti:

    “Hak, hukuk, adaletin yok sayıldığı bir ülkede eğer susuyorsak, suya sabuna dokunmuyorsak inançsal ayrımcılığı biz yapıyoruz demektir. Aleviler tüm yaşamsal alanda, özellikle de kamusal mecralarda ayrımcılık, ötekileştirme ve tasfiye eylemleri ile uzaklaştırılmakta. Eş zamanlı asimilasyon başladı. Anayasal haklarımız çiğnendi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Meslek Lisesi’ni Dosteli Yardım Eğitim ve Kültür Vakfı aracılığı ile Alevilere dayatmaktalar. Bilim dışı, laik olmayan eğitimle çocuklarımıza dönük gerici bir eğitim projelendirilmedi mi? Bugün bizler pirin huzurundayız. Bunları dile getirmek de Hünkar Hacı Bektaş’ın özüne yaklaşmaktır diyorum.”

    PİRHA / HACIBEKTAŞ

  • Hacı Bektaş-ı Veli Anma Etkinliği yoğun katılımla başladı- VİDEO

    Hacı Bektaş-ı Veli Anma Etkinliği yoğun katılımla başladı- VİDEO

    PİRHA- 56. Ulusal 30. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Ekinlikleri yoğun katılımla başladı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı anma etkinliğinin açılışına Alevi kurum temsilcileri, ocakzadeler, siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür  Sanat Etkinlikleri büyük bir katılım ile başladı.

    Açılış etkinliğinde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül,  Alevilerin isteklerinin yer aldığı bildirgeyi okudu. Alevi toplumunun haklarının iade edilmesi istediklerini belirten Güzelgül, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlar uygulansın. Devlet, Alevi katliamlarından dolayı özür dilesin. Munzur’da, Kaz Dağları’nda katliam son bulsun” diye konuştu.

    Anma etkinliğinde kısa bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ”Hacı Bektaş-ı Veli, yaşamı boyunca hep hakkı hukuku ve adaleti savunmuştur. O, barışın huzurun birlikte yaşamanın öncüsü olmuştur. Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde onun düşünceleri toplumu aydınlatıyor” dedi.

    “AYDINLANMA MEŞALESİ İLE ANADOLU’YA GELDİ”

    Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş-ı Veli’nin hak ve adaleti savunduğuna vurgu yaparak, dünya toplumların huzur ve adaleti aradığına vurgu yaptı. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

    ”Hacı Bektaş-ı Veli, yaşamı boyunca hep hakkı hukuku ve adaleti savunmuştur. O elinde kılıçla değil aydınlanma meşalesiyle Anadolu’ya gelmiştir. Toplum onu güvercin donuyla Anadolu’ya geldiğini kabullenmiştir. Çünkü o barışın, huzurun, birlikte yaşamanın öncüsü olmuştur. O kendi deyimiyle 72 milleti bir saymıştır. Anadolu’ya geldiğinde 35 yaşlarında bilgin bir insandı. Selçuklu sultanı önemli kararlar aldığında onun düşüncelerine başvuruyordu. Dergahında düşüncelerini öğrencilerine aktararak yaygınlaştırılmasını sağladı. Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde onun düşünceleri toplumu aydınlatıyor. Anadolu’yu bize yurt yapan işte bu gönül erenleridir. Aslanla ceylanı hünkarın kucağında buluşturan huzurdur adalettir. Dünya hala huzuru ve adaleti arıyor.”

    PİRHA /HACIBEKTAŞ

     

  • Aile ve toplumsal baskı genç öğretmeni ölüme sürükledi

    Aile ve toplumsal baskı genç öğretmeni ölüme sürükledi

    Van Başkale’de öğretmenlik yapan Fatma Kabukçu, ailesinin Kürt-Alevi olan erkek arkadaşı ile evlenmek istemesine karşı çıkması üzerine yaşamına son verdi. Arkadaşları, genç öğretmenin intihara sürüklendiği görüşünde.

    Van’ın Başkale ilçesinde bulunan Güleçler İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yapan Fatma Kabukçu, ailesinin yaşadığı Nevsehir’in Kozaklı ilçesinde dün aksam yaşamına son verdi.

    Kabukçu’nun, ailesinin 2 yıla yakın bir süredir beraber olduğu Kürt-Alevi bir meslektaşı ile evlenmek istemesine karşı çıkması üzerine intihar ettiği öğrenildi.

    Yaşamına son vermesinin ardından bugün toprağa verildiği belirtilen Kabukçu’nun arkadaşları, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda arkadaşlarını ölüme sürükleyen aile ve toplumsal baskıya dikkat çekti.

    Kabukçu’nun Kürt ve Alevi bir meslektaşı ile beraberliği olduğunu öğrenen aile üyelerinin baskısına karşı mücadele ettiğini belirten arkadaşları, paylaşımlarında “Kabukçu’nun asıl katilinin toplumsal sorunlar olduğunun” altını çizdi.

    Yine olayın ‘aşk intiharına’ indirgenmeyeceğini söyleyen arkadaşları, toplumsal ayrımcılığa dikkat çekerek, Kabukçu’nun ölümü için “İntihar değil, cinayet” dedi.

  • ‘Hacı Bektaş Veli Dergahı özünden koparılıyor, eşyalar kayıp’-VİDEO

    ‘Hacı Bektaş Veli Dergahı özünden koparılıyor, eşyalar kayıp’-VİDEO

    PİRHA – Kadıncık Ana Derneği Başkanı Gönül Akkuş, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda sergilenen birçok değerli eşyanın kaybolduğunu iddia etti. Yetkililerin, söz konusu envanterlerle ilgili açıklama yapmadıklarını söyleyen Akkuş, “Dergahın içerisi boşaltılıyor. Yaşam belirtisi dahi yok. Kimi yerleri rutubetten kokuyor. Alevi Bektaşi yolu böyle tahrip edilmemeli” dedi.

    Kadıncık Ana Derneği Başkanı Gönül Akkuş, geçtiğimiz yıllarda Nevşehir Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda sergilenen birçok envanterin kaybolduğunu iddia etti. Yetkililerin, sözkonusu eşyalar hakkında gerekli açıklama yapmadığını söyleyen Akkuş, “Dergahın içerisi boşaltılıyor. Yaşam belirtisi dahi yok. Alevi Bektaşi yolu böyle tahrip edilmemeli” dedi.

    Akkuş, dergahın kültürel açıdan zengin envanterlerinin geçmişte teşhir edildiğini, kendisinin de o eşyaları fotoğrafladığını aktardı.

    Dergahı konu edinen bir de kitap çalışması yapan Akkuş, “Dergaha 2-3 ayda bir gidip geziyorum. Garibime giden birinci şey şuydu; Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dergahındaki dervişlerin, kispetleri, giyim kuşamlarına uyumayan kara giysili vs sakallı dervişler buralara dizildi. Anadolu’muza has bir şey vardı. Bugün Avrupa ‘pes-purt’ diyor. Bizde buna ‘kırk yama’ der büyüklerimiz. Eskiden küçük-büyük kumaş parçaları muska ve kare şeklinde iç içe çeşitli sembollere dönüştürülerek güzel örtü, sofra bezi yapılır kullanıma hazır malzeme üretilirdi. Bu dokuma, kırk yama işini severek izliyordum. Resimlerini de çektim. Bu çalışmalar sonradan dergahta yok oldu. Envanterlerde müzik aletlerimiz vardı, onlar da gün geçtikçe azaltıldı” dedi.

    “‘ZİYARETÇİ ÇOK’ DENİLEREK MÜZEDEKİ EŞYALAR KALDIRILDI”

    Dergahta kaybolan malzemelerle ilgili yetkililerle görüştüğünü aktaran Akkuş, “Sorumlular kimi değerli parçaları ‘bakım yapacağız’ gerekçesiyle kaldırdılar” diyerek aktarımlarına şöyle devam etti:

    “Bazı kap-kaşıklar, fincanlar, ağızlıklar, buhardanlıklar vardı ve yok oldular. Hünkar Hacı Bektaş Veli’ye ait sancaklar dahi ortadan kaldırıldı. Yetkililere sorduğumda ‘çok gelen giden oluyor o sebeple kaldırdık’ cevabını verdiler. ‘O zaman dergahın yanına bir de müze yapıp sergileyin’ dedim. Karşımdaki, ‘Ankara’daki Hacı Bayram Veli’inin türbesinde böyle bir şey var mı?’ dedi. Ben de Hacı Bayram Veli’nin böylesi kültürel envanteri, misyonu yok’ dedim. O gün bugün bu envanterlerimiz yok oldu.”

    “ENVANTERLERİN KAYBOLMASI İNANCIMIZIN YOKEDİLMESİDİR”

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yakınında bulunan Kadıncık Ana Türbesinin mevcut durumuna da değinen Gönül Akkuş, “Kadıncık Ana’nın evinde sadece dört duvar var. Restorasyon konusunda herhangi bir gelişme de yok. Eğer orası sadece bir ev ise halılara, kilimlere, eşyalara ne oldu? Burası bizim için çok önemli. Envanterlerimizin yok edilişi bir kültürün, inanışın yok edilişidir” dedi.

    Akkuş sözlerine şöyle devam etti:

    “Söz konusu envanterler bizim orada varolduğumuzu, yaşadığımızı göstermektedir. Dergahın hemen girişinde kocaman camekan içine sevgili Kuranı Kerim’i koymuşlar. Biz Kuran karşıtı değiliz ama o kuran asırlardır orada yoktu. Yakın zamanda konulmuş. Kuranı zaten herkes okuyor. Hacı Bektaş madem türbe Kuran’ı neden camekanın içerisine koydun. Kuran’ın oraya konulmasında halka ne gibi bir hizmet var, veya bize ne mesaj veriliyor, bu çok önemli.”

    “DERGAH ÖZÜNDEN KOPARILIYOR”

    Akkuş, dergahın özünden koparılmak istendiğini ifade ederek, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dergahında pırlanta, elmas, gümüşten kapı vardı. Muazzam zengin bir  kültür… İnsanlar dilini, kültürünü kaybederse kendileri de kaybolur, yokolur. Din, tanrı ve insan arasındadır. Ama kültür ve dil giderse toplum yok olur” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın büyük derecede boşaltıldığını söyleyen Akkuş şöyle devam etti:

    “Müze yaptık, ileri götürdük diyorlar. Örneğin ben bu kırk yamanın peşindeyim ve bulamıyorum. Gidip gelip bakıyordum. Mesela dergahta yemekhane var. Muazzam bir teknoloji ile donatılmıştı o mutfak. Ama şimdi orada hiç yaşam belirtisi yok. Kendi haline terkedilerek, elektriği dahi yanmaz hale getirilmiş. İçerisi kokuyor. Dünyayı kurtaracak felsefe ve inanç olarak takdirle Unesco’nun dahi tercih ettiği bir anlayış, bir Alevi Bektaşi yolu böyle tahrip edilmemeli, yaşatılmalı.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • Kenanoğlu’ndan İHA’ya tepki: Amaç ne, Alevilerin Pirini Sünni göstermek mi?

    Kenanoğlu’ndan İHA’ya tepki: Amaç ne, Alevilerin Pirini Sünni göstermek mi?

    PİRHA – İHA’dan Coşkun Sağlamdin’in yaptığı ‘Hacı Bektaş Veli’nin 800 yıl önce kullandığı mescit gün yüzüne çıktı. Mescit ilk günkü gibi duruyor’ başlıklı haberine tepki gösteren HDP’li Kenanoğlu, ‘tam bir asimilasyon haberi’ dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İHA’ndan Coşkun Sağlamdin’in yaptığı ve Sputnik’te yayınlanan, ‘Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde bulunan Açıksaray ören yeri içerisinde Hacı Bektaş Veli’nin 800 yıl önce kullandığı mescit gün yüzüne çıktı’ haberine tepki gösterdi.

    “AÇIKLAMA BEKLİYORUZ”

    Kenanoğlu, Tweet atarak, “Tam bir asimilasyon haberi! Haberin içeriğine baktım, söz konusu mescidi Hacı Bektaş Veli’nin kullandığına dair nasıl bir kanıt sunuluyor diye ama hiçbir şey yok. Peki amaç ne? Alevilerin Pirini Sünni göstermek mi?” dedi.

    Kenanoğlu, Coşkun Sağlamdin’e ise ‘Haberin sahibi olarak sizden bir açıklama bekliyoruz!’ çağrısında bulundu.

  • Mücadele karşılık buldu, Kadıncık Ana Türbesi restore edilecek-VİDEO

    Mücadele karşılık buldu, Kadıncık Ana Türbesi restore edilecek-VİDEO

    PİRHA – Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin, Nevşehir’deki Kadıncık Ana Türbesi’nin onarımı için mücadelesinde ilk olumlu adım atıldı. Türbe, kültür varlığı olarak tescillenirken Meclisten  “Söz konusu türbenin restorasyon çalışmalarının Bakanlığımız 2019 yılı Yatırım Programı kapsamında yapılması planlanmaktadır” açıklaması geldi.  

    Avrupa Alevi kadınlar Birliği’nin Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Kadıncık Ana Türbesi’nin restorasyonu için başlattığı mücadele karşılık buldu. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği kurucu üyelerinden Serpil Özen, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yaptıkları başvurunun ardından olumlu cevap aldıklarını söyledi.

    Konu, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen tarafından da Meclis gündemine taşınmıştı. Özen, verdiği önergede “Türbenin onarımı için herhangi bir planınız var mıdır? Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin tasarruf nedeniyle onarımı yapılmayan Kadıncık Ana Türbesi’nin bedellerini kendilerinin karşılaması talebine yanıtınız nedir?” sorularına cevap istemişti.

    Milletvekili Özen’in soru önergesini yanıtlayan ilgili bakanlık, “2019 yılı Yatırım Programı kapsamında yapılması planlanmaktadır” yanıtını verdi.

    “ONARIMIN ÖNÜNDE SİYASİ SEBEPLER VAR”

    Kadıncık Ana Türbesi’nin Alevi toplumu için önemli bir mekan olduğunu söyleyen Avrupa Alevi Kadınlar Birliği kurucu üyelerinden Serpil Özen şunları aktardı:

    “Kadıncık Ana, Aleviler için kutsal olan Hacı Bektaşi Veli Dergahı’nın postişine oturmuş bir kadındır. Yani Hacı Bektaş’tan sonra posta oturan ilk kadındır. Biz Aleviler için değerli bir kadın ve semboldür. Kadın olmasının da ayrı bir önemi var. Bizler her sene Kadıncık Anamızın türbesine gittiğimizde oranın yıpranmış ve kötü durumda olduğunu görüyoruz. Türbe şu anda içler acısı durumda. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği olarak eğer devlet bu onarımı yapamıyorsa biz kendimiz sponsor bulup yapalım istedik. Daha sonrasında başkanımız Nevin Kamilağaoğlu bir dilekçe yazarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gönderdi. Oradan bize gelen cevapta ‘yeterli bütçemiz olmadığından dolayı türbeyi restorasyon kapsamına alamıyoruz’ denildi. Biz de ‘madem siz küçük bir türbeyi yaptıramıyorsunuz öyleyse biz sponsor olalım ve yaptıralım’ dedik. İsteselerdi tabii ki yapabilirlerdi ama siyasi bir sebebi olduğunu düşünüyorum.”

    “KADINLARIN ÖNEMİNİ UNUTTURMAK İSTEDİLER”

    Türbenin bir kadına ait olması sebebiyle önemsenmediğini de ifade eden Serpil Özen, şöyle devam etti:

    “Kadın olduğu için önemsenmeyip bir köşeye atıldığını düşünüyorum. Biz Aleviler için o türbenin bir kadına ait olması sebebi de çok kutsal. Oranın bir an önce tadilat yapılıp Alevilere sunulması gerekiyordu. Ama bakanlık yapmayınca biz de kendimiz yapalım istedik. Sanırım bu türbeyi, kadınların önemini unutturmak istediler.”

    Serpil Özen, devletin Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayırdığı bütçeye işaret ederek “Çok büyük bir eşitsizlik söz konusu” dedi ve şöyle devam etti:

    “Milyonlarca Alevinin vergisi ile ülkede camiler yapılıyor. Ama bizim küçücük bir Kadıncık Ana Türbemiz için ‘bütçe yok’ deniliyor. Biz de ‘madem öyle’ diyerek dilekçe verdik. Bu nedenle Kayseri Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne gittim ve konunun takipçisi oldum. Bu arada İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de mecliste bir soru önergesi verdi. O önergeye de olumsuz cevap geldi. Ardından bizim de verdiğimiz dilekçe sonrasında şöyle bir cevap geldi: ‘2019 yılı için Kadıncık Ana Türbesi proje kapsamına alındı.’ Tabii ki sevindik. Ama bu işin takipçisi olacağız. Çünkü Kadıncık Ana bizler için çok önemli. İsterdik ki Ağustos ayında Hacı Bektaş’ta yapacağımız tören öncesi türbe onarılsın ama proje içerisine alınması bile çok önemli. Buradaki Vakıflar Genel Müdürlüğü ile de görüşeceğiz. Restorasyon tamamlanıncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağız.”

    Eren GÜVEN / ANKARA