Etiket: newroz

  • ‘Newroz’un ruhu kadıncadır, Alevicedir’-VİDEO

    ‘Newroz’un ruhu kadıncadır, Alevicedir’-VİDEO

    PİRHA-Newroz Dersim’de binlerin katılımıyla kutlanırken, PİRHA mikrofonuna konuşan  DAD Sekreteri Nadide Doğmaz Yallı  Newroz’un  kadın ruhuna ve Alevi anlayışına tekabül ettiğine işaret etti.

    DAD Genel Sekreteri Yallı,  Newroz’un dişi olduğuna vurgu yaparak, “Çünkü yeniden yaratmak ve üretmek gibi bir özelliği vardır. Bu özellik kadıncadır. Ölü bir mevsimden yeni bir hayat yaratan Newroz’un bu özelliği kadına aittir. Doğasal olan ve yaratım özelliklerine sahip olan doğanın canlanışı ve kadının yaratıcı özelliği birbirine benzemektedir” dedi.

    NEWROZUN RUHU ALEVİLİĞİN RUHUDUR

    “Aynı zamanda Newroz Alevidir” diyen Yallı “Doğa sevgisi, doğa inancı ve doğanın diyalektiğinin adı Newroz ise bu özellikler açısından Aleviliğin yaklaşımıyla örtüşmektedir. Alevilik, doğa inancı olması nedeniyle  Newroz’u kutsar, onda bulduğu keramet inancının esasını teşkil eder” ifadelerini kullandı.

    NEWROZ ADALETTİR; NEWROZ BARIŞTIR

    DAD Sekreteri Nadide Doğmaz Yallı, Newroz’un eşitlikçi özelliği nedeniyle adaleti temsil ettiğinin altını çizerek, “Newroz yüzyıllardır barışın ve umudun sembolü olmuştur. O nedenle Newroz, ezilen halkların ve inançların bayramıdır” dedi.

    Ahmet BAKIR/ DERSİM

    Haberin Videosu

  • Mersin’de Newroz-VİDEO

    Mersin’de Newroz-VİDEO

    Mersin’de 19 Mart’ta kutlanmak istenen ancak Valilik tarafından yasaklanan Newroz bugün kutlanıyor.

    Mersin’de 19 Mart’ta kutlanmak istenen ancak Valilik tarafından yasaklanan Newroz bugün kutlanıyor. Valilik bugün yasağı kaldırdı. Halk Newroz alanına coşkulu bir şekilde girmeye başladı.

    Alana girmek isteyen halka polis GBT kontrolü yaptı.. İki gazeteciyi de GBT kontrolüne alan polisler uzun bir süre beklettikten sonra bıraktı.

  • Aleviler Newroz’a kendi pankartlarıyla katıldı

    Aleviler Newroz’a kendi pankartlarıyla katıldı

    İstanbul Newroz kutlamaları “Mutlaka kazanacağız” şiarıyla Kartal Meydanı’nda gerçekleşiyor. Kutlamaların yapılacağı alana gelen halk polis engellemesiyle karşılaştı. 6 kişi slogan attığı için gözaltına alındı. Gaziosmanpaşa ile Arnavutköy ilçelerinden gelecek otobüslerin polis tarafından engellendiği bildirildi. Bu arada Demokratik Alevi Dernekleri Newroz’a kendi pankartlarıyla katıldı. 

     

    Newroz kutlamalarının yapılacağı alanda polisin yanı sıra 400 HDP’li de güvenlikten sorumlu. Alanda asılan pankartlarda 16 Nisan’daki Anayasa değişikliği referandumuna da gönderme yapıldı. Pankartlarda, “Başkansız, savaşsız, OHAL’siz, tecavüzsüz demokratik cumhuriyet”, “Bağımlı mahkeme mi olur”, “Güdümlü Meclis mi olur”, “Kadın direnişi ile özgürlük kazanacak”, “Ülke fermanla mı yönetilir” ifadeleri kullanıldı. Kutlamaya katılan kitle ellerinde “Hayır” yazılı bayraklar taşıyor. Newroz kutlamasına HDK, EMEP, ESP, SYKP, Sosyalist Dayanışma Partisi, Devrimci Parti, DİSK, KESK, Demokrasi için Birlik, Demokratik Alevi Dernekleri gibi birçok siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisinin yanı sıra 10 Ekim Şehitleri Aileleri, Suruç Şehitleri Aileleri de katıldı.

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu ile HDP Milletvekili Garo Paylan başta olmak üzere HDP MYK ve HDK YK’den de çok sayıda kişinin katıldığı Newroz programına HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın HDP Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmanın dinletilmesiyle başladı. Demirtaş’ın konuşmasının dinletilmesinim ardından alanı dolduran kitle “Selahattin Başkan onurumuzdur” sloganı attı.

    Program sanatçı Özlem Gerçek ve Agit Işık’ın şarkılarıyla devam etti. Daha sonra selamlama için Suruç ve 10 Ekim şehitleri anneleri, HDP Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu, Garo Paylan, Sezai Temelli, HDP İstanbul İl Eş Başkanları Mustafa Avcı, Esengül Demir, SYKP’den Ahmet Kaya, EMEP’ten Metin İlgün, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden Nurettin Kargı sahneye çıktı.

    HDP’nin tutuklu Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın ortak mektuplarını İstanbul HDP il eşbaşkanı Esengül Demir okudu. Mektupta şu ifadelere yer verildi: “Baskılara ve yasaklara rağmen Newroz ateşi coşkuyla yanıyor. Zindanda rehin tutulan binlerce HDP’li yoldaş adına demokratik, siyaset ve özgürlük anlayışından asla vazgeçmeden barış mücadelesini sürdürecek, diz çökmeyeceğiz, halkımızın onurunu koruyacak ve mutlaka kazanacağız. Newroz’u direnişin adı olarak tarihe yazdıran şehirlerimizi saygıyla anıyor Newroz’unuzu kutluyoruz. Newroz piroz be!”

    Mektubun okunmasının ardından Newroz ateşini yakmak üzere Barış Anneleri, İstanbul İl Eş Başkanları Esengül Demir ve Mustafa Avcı, Garo Paylan ve Filiz Kerestecioğlu sahneye çıktı. (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman’da Newroz coşkulu kutlandı

    Adıyaman’da Newroz coşkulu kutlandı

    PİRHA-Adıyaman’da Newroz “Mutlaka kazanacağız” şiarıyla yediden yetmişe kadını ve genciyle binlerce kişinin katılımıyla coşkulu bir şekilde kutlandı.

    Adıyaman’da 1’inci Çevreyolu Gürbüzcan Cami Kavşağı Newroz alanında, “Mutlaka kazanacağız” sloganıyla başlayan Newroz kutlaması için yöresel elbiseleri ve boyunlarına taktıkları sarı, yeşil, kırmızı puşiler ile kutlamaya gelen kadınlar ve gençler alanda rengarenk görüntüler oluşturdu.

    Polis güvenlik araması yapma bahanesiyle alana Asılan “Mutlaka Kazanacağız”, “Newroz Pirozbe”, “An azadi an azadi” pankartlarının asılmasına izin vermedi. Polisler, Türkiye genelinde Newroz alanlarında  “Mutlaka kazanacağız”  pankartlarının mahkeme kararı ile yasaklandığını öne sürerek platforma asılan üstte “Newroz pirozpe” altta da “Mutlaka kazanacağız” sloganı olan pankarttaki  “Mutlaka kazanacağız” sloganı bölümü kesilerek el konuldu.

    Newroz’a HDP Adıyaman milletvekili Behçet Yıldırım, HDP PM üyesi Çilem Küçükkeleş’in yanı sıra binlerce  kişinin katılımıyla kutlandı. Newroz demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşundan sonra, tertip komitesi adına HDP Adıyaman İl Eşbaşkanı Selim Özbek, Newroz’un Kürt halkı ve Ortadoğu halkları için anlam ve önemine değinen kısa konuşması ile başladı.

    Tertip komitesinin konuşmasından sonra HDP milletvekili Behçet yıldırım ve HDP PM üyesi Çilem Küçükkeleş analar ile birlikte Newroz ateşini “Bıji Newroz”, “Şehit namirin” sloganları eşliğinde yaktı. DBP Adıyaman il Eşbaşkanı Memet Ali Alataş halkı selamlayarak Newroz bayramını kutladı.

    “YASAKÇI ZİHYETE KARŞI NEWROZ’UN DİNENİŞ RUHU KAZANACAK”

    HDP Milletvekili Behçet Yıldırım kadınlar, gençler ve aileleri selamlayarak konuşmasına başladı. Halkın yanı sıra HDP Eş Genel başkanları başta olmak üzere tüm siyasi tutukluların Newroz bayramını kutladığını belirten Yıldırım,”Newroz bizim direniş geleneğimizdir. Halkın umudu zalim Dehak’ların büyük korkusudur. Newroz’u yasaklamaya çalışanlara karşı Nexruz’un büyük direniş ruhu kazanacaktır. Siz ve katı zihniyetiniz gidecek ancak Newroz bu topraklarda sonsuza denk kutlanacaktır. AKP bugün tek bir şey baskı ve zulüm ile ayakta kalmaya çalışıyor. Biz güçlüyüz halkçı ve çoğulcuyuz, ancak onlar tekçi anlayışta olduklarından kaynaklı kaybetmeye mahkûmdurlar. Vekillerimizi parlamentodan çıkarta bilirler, ancak bizleri sizlerin gönlünde çıkarmaya güçleri yetmeyecektir” diye konuştu.

    “ADIYAMAN DESTAN YAZMAYA DEVAM EDECEK”

    Yıldırım, iktidarın Kürt düşmanları ile ittifak içerisine girerek tek adam yönetimini öngören Anayasa değişikliğine gittiğini belirtti. Adıyaman’daki AKP seçmenine seslenen Yıldırım referandumda evet demenin kendi fermanınıza evet demek olduğunu vurgulayarak hayır demelerini istedi.  Yıldırım, Adıyaman halkının 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde destan yazdığını belirterek referandumda çıkacak hayır ile birlikte destan yazmaya devam edeceğini belirtti.  Yıldırım’ın konuşması sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Bıji berxwedana kobani” sloganları ile kesildi.

    Yıldırımın Konuşmasından sonra söz alan HDP PM üyesi Çilem Küçükkeleş konuştu. Küçükkeleş, halkı Türkçe, Kürtçe selamlayarak HDP olarak “Bir hırka bir lokma felsefesiyle” geldiklerini belirtti. Bu coğrafyada halkların dimdik ayakta Newroz’unu kutlamaya devam ettiğini ifade eden Küçükkeleş,  kadınların mücadele alanındaki önemine değinerek şunları belirtti:

    “Biz kadınlar olmasaydık bu mücadele b günlere gelemeyecekti. Ortadoğu inancında bir Hızır inancı vardır. Hızır şubat ayında başlar, Hızır bittiğinde Newroz başlar. Hızırın bastığı her yer yem yeşil olur. Newroz ile birlikte bahar ayı başlar. Bundan dolayı Newroz bayramından korkuyorlar.”

    “HEP BİRLİKTE LİMANA ULAŞACAĞIZ”

    Tarihten bugüne iktidarlar tarafından bölge insanının sürekli baskı altına alınmaya çalışıldığının altını çizen Küçükkeleş, “Bu topraklarda çok şey oldu, ancak insanlık bitmedi dimdik ayakta durdu. Hepinizin ayrı ayrı söylemleri ve talepleri oldu. Bugün ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gördük. Ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganımız yerini bulmuştur. HDP gemisi Nuh’un gemisine dönüştü. İçinde her türlü canlı ve farklılıkların olduğu bir gemi ile hep birlikte limana doğru ilerlemeye devam ediyoruz.  HDP ile bu limana ulaşacağımız sözünü veriyoruz. Önümüzde tufanlarda çıksa hep beraber bu tufanlardan çıkıp limana varacağız” diye konuştu.

    Newroz kutlaması konuşmalardan sonra Mehmet Akbulut’un ezgileri ve davul zurna eşliğinde çekilen halaylar ile devam etti.

    Haberin videosu

    https://youtu.be/knYrUjR8jfg

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN

  • Dersim’de Newroz

    Dersim’de Newroz

    PİRHA- Dersim’de Newroz  Seyid Rıza Meydanı’nda kutlanıyor. Valiliğin 18 Mart’ta gerçekleştirilmesine izin vermediği etkinlik için hazırlıklar yapıldığı esnasında alanın ışıkları kesilerek engellenmek istenmişti. Ancak yasak ve engellemelere rağmen tertip komitesinin hazırlıklarını bitirdiği alan etkinlik için hazırlanırken, Dersimliler de etkinliğe saatler kala alanda yer almak için evlerinden yola koyuldu.

    İlçelerden de katılımın olduğu etkinliğe, HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, ESP MYK üyesi İlke Başak Baydar, EMEP MYK üyesi Mehmet Türkmen, Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türker de katıldı.

    Sanatçı Hivda Gökel ve yerel grupları da müzikleriyle sahnede olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da Newroz’a katılan 2 kişiye gözaltı

    İstanbul’da Newroz’a katılan 2 kişiye gözaltı

    PİRHA- Türkiye ve bölgede 25’i aşkın kentte Newroz ateşi harmanlanmaya devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde bu yana İstanbul’daki halklar, Kartal Meydanı’na akın ediyor. 2 kişi arama sırasında gözaltına alındı. 

    Newroz’un kutlanacağı alan, gece saatlerinden itibaren polis ablukasına alınırken, alana iki noktadan girişler yapılıyor.

    Pek çok kişi yöresel kıyafetlerle alana girerken, önce Newroz komitesi halkı arıyor sonra da polis arıyor. 2 kişi arama sırasında gözaltına alındı.

    Alana kurulan platformdaki dev led ekranlara “Biz kazanacağız. Newroz piroz be!” yazısı eşliğinde Newroz ateşi yansıtıldı.

    Bu arada, tutuklu bulunan HDP eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” konuşması alkışlarla karşılandı. Mitinge katılım giderek artıyor.

       

     

  • Newroz Kartal’da kutlanacak

    Newroz Kartal’da kutlanacak

    İstanbul’da Pazar günü yapılmasına izin verilmeyen Newroz etkinliklerinin bugün yapılmasına izin verildi. Tertip komitesi etkinliğin Kartal’da yapılacağını duyurdu.

    İstanbul’da kutlanacak Newroz için üç ilçede yapılan başvuruya, Kartal Meydanı için izin çıktı. Newroz Tertip Komitesi, günlerdir İstanbul’un ilçelerinde mahalle mahalle, sokak sokak yapılan Newroz çağrılarının Kartal Meydanı’na taşınmasının altını çizdi.

    3 ayrı başvuru

    Türkiye genelinde en az 30 merkezde kutlanacak olan Newroz’un İstanbul programı belli oldu. 3 ayrı ilçede Newroz kutlaması için yapılan başvurulardan Kartal Meydanı için izin çıktı. Valilik tarafından verilen iznin ardından, Kartal Meydanı’nda bugün için hazırlıklar başladı. Bugün saat 11.00’de başlayacak olan Newroz kutlaması, saat 15.00’te son bulacak. HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu ile HDP Milletvekili Garo Paylan başta olmak üzere HDP MYK ve HDK YK’den de çok sayıda kişi Newroz’da yerini alacak.

    Newroz kutlamasına çok sayıda kitle örgütü, siyasi parti, dernek ve kuruluşun katılması bekleniyor. Kutlamada, sürpriz sanatçılar da yer alacak.

  • ‘Hayır’ı Newroz’da meydanlara taşımalıyız’-VİDEO

    ‘Hayır’ı Newroz’da meydanlara taşımalıyız’-VİDEO

    PİRHA-Referanduma ilişkin değerlendirmelerde bulunan sanatçı Ferhat Tunç “Bence Newrozda hayır çıkışımızı alanlara meydanlara taşımalıyız” dedi.

    Referanduma ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan sanatçı Ferhat Tunç, saldırılara rağmen halkların bu referandumda Hayır diyeceği konusunda en ufak bir şüphesi olmadığını belirterek Newroz’da da Hayır çıkışının meydanlara taşınması gerektiğini vurguladı.

    “EVET, YIKIMI DERİNLEŞTİRİR”

    Tunç, hükumetin çok akılla yürütebildiği bir süreç olmadığına ve giderek büyük bir yıkıma dönüştüğüne dikkat çekerek, “Evetle birlikte bu yıkımın derinleşeceği kesin. Yani herkesin birleştiği ortak nokta bu” vurgusunu yaptı.

    Ülke olarak bir uçurumun başında olduğumuzu ve evetin o uçurumdan düşmeyi sağlayacağını söyleyen Tunç, “Ama hayır her şeyi kurtaracak diye bir ütopyamız yok. Ama sonuçta Türkiye halkları bu süreci tersine dönüştürebilmeli. Bu referandumda ortaya koyacakları tavırla Türkiye’ye bir şans tanıyabilirler” diye konuştu.

    “TEK SEÇENEK GÜÇLÜ BİR HAYIR”

    Tunç, Kürt’üyle, Türk’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla, Alevisi, sunisi ile halklar olarak 7 Haziran seçimlerinde daha özgürlükçü ve daha demokratik bir Türkiye beklentilerinin olduğunu ancak bunun boşa çıkarıldığını ifade etti. Ancak bütün bu olanlara rağmen umudu yitirmemek gerektiğini de ekledi. Bütün bu olan biten çirkeflikler ve zalimhane gelişmeler karşısında tek seçeneğin güçlü bir Hayır olduğunu vurgulayan Tunç, bu Hayır’ı Newroz’da alanlara, meydanlara taşımak gerektiğini belirtti.  (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • Adıyaman Newroz’una katılım çağrısı

    Adıyaman Newroz’una katılım çağrısı

    PİRHA-HDP Adıyaman İl Örgütü yaptığı basın toplantısı ile Newroz programını açıkladı. İl örgütü halkı, ‘özgürlük, direniş ve diriliş ruhuyla’ Newroz’a davet etti.

    HDP Adıyaman İl Örgütü, bu yıl “özgürlük, direniş ve diriliş ruhuyla” kutlanacak 2017 Newroz kutlama hazırlıklarını tamamladı. Parti binasında düzenlenen basın toplantısında Newroz programını açıkladı.

    Düzenlenen basın toplantısında HDP İl Eş Başkanı Avukat Selim Özbek konuştu. Özbek, “OHAL ve referandum süreci nedeniyle bu yıl Newroz kutlamaları Kürt halkı için büyük önem teşkil etmektedir. Bizler de Adıyaman’da tertip komitemizle birlikte hazırlıklarımızı tamamladık. Adıyaman Valiliğine Newroz kutlamaları için yaptığımız başvuru kabul edildi” dedi. Özbek, 21 Mart Salı günü Mimar Sinan Mahallesi Newroz alanında saat: 11.00-15.00 arasında yapılacağını duyurdu. Özbek halka da Newroz kutlamasına katılım çağrısında bulundu.

    Haberin videsu

    https://youtu.be/FbnvjhbLqcA

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN

  • ‘İnancımızı ve kutsal günlerimizi sulandırıyorlar’ VİDEO

    ‘İnancımızı ve kutsal günlerimizi sulandırıyorlar’ VİDEO

    PİRHA – Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un ‘HZ. Ali’nin doğum günü olan 21 Martı Ankara’da kutlayacağız’ sözüne ilişkin bir tepkide Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Karadeniz bölge sorumlusu ve aynı zamanda da Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş’ten geldi.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un İzmir Çiğli İlçesine bağlı Güzeltepe Mahallesinde bulunan Karakoldan bozma Cemevi’ne ziyareti sırasında ‘Hz. Ali’nin doğum günü olan 21 Mart’ı Ankara’da kutlayacağız. Bu anlamda Alevi yurttaşlarımızla devletin yeniden barışması anlamında olan bir tören olacaktır’ sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    PSAKD Karadeniz bölge sorumlusu ve İlyas Baba Ocağı mensubu Cem Sultan Ermiş, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un ‘HZ. Ali’nin doğum günü olan 21 Martı Ankara’da kutlayacağız’ şeklindeki  açıklamasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HER 21 MART NEWROZ CEMİ YAPARIZ”

    Ben 47 yaşındayım ve kendimi bildim bileli 21 Martın HZ. Ali’nin doğum günü olarak bildiklerini belirten Ermiş, “Biz Aleviler her 21 Mart HZ. Ali’nin doğum günü olduğu için Newroz Cemi yaparız” dedi.

    “ALEVİLERİN KUTSAL GÜNLERİNİ VE İNANÇLARINI SULANDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Ermiş, “Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Alevilerin yoluna, inancına hizmet etmek istiyorsa Cemevlerinin yasal statüye kavuşması için önerge versin. Bu tür söylemler güncel siyasettir. Hükümet Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları uygulamadığı gibi Alevilerin kutsal günlerini ve inançlarını sulandırmaya çalıştıklarını” vurguladı.

    “BU TÜR OYUNLARA HİÇBİR ALEVİ GELMEYECEKTİR”

    Karadeniz Bölge Sorumlusu Ermiş, Başbakan yardımcısı Kurtulmuş’un sözlerine ilişkin son olarak şunları ifade etti:

    “Bu tür oyunlara hiçbir Alevi gelmeyecek ve inanmayacaktır. Numan Kurtulmuş’un o sözleri de biz Aleviler için yok hükmündedir.”

    İsmet Sefer

    HABERİN VİDEOSU

  • MARAŞ GİRİŞİMİ’NDEN YAZAR VE SANATÇILARA DAVET

    MARAŞ GİRİŞİMİ’NDEN YAZAR VE SANATÇILARA DAVET

    PİRHA-Almanya’nın Frankfurt kentinte 18 Mart Cumartesi yapılacak Newroz etkinliğinde Maraş Girişimi, Maraşlı sanatçı ve yazarları ağırlayacak. Buna göre sanatçı ve yazarlar Maraş Girişimi standında ürünlerini imzalayacak.

    Maraş Girişimi tarafından yapılan açıklamada, listede adı bulunmayan bütün Maraşlı sanatçı ve yazarların da standa davetli olduğu belirtildi.

    Stand için isimleri belirlenen yazar ve sanatçılar şunlar:

    YAZARLAR : Şükrü Yıldız, Ali Köylüce, Aziz Tunç, Mehmet Bayrak, Firaz Baran, Salman Nurhak, Halil Dalkılıç, Elif Sonzamancı

    SANATÇILAR : Ozan Emekçi, Ali Dapar, Hasan Yıldız, Alişan Bulut, Koma Yardıl, Zeynep Enhas, Zöhre Kurtalan, Erkan Acer, Fırat İmirza, Ali Gül Doğan, Şah Sultan, Ali Matur, Ali Dedeoğlu, Sertap Soru, Terolu Hasan, Grup Seyran ,Sinan Sel ,Fatma Sudem, Hüseyin Mentiş, Ozan Şıxo Kartal, Ali Oruk, Grup Hejar, Gurup Engizek, Mehmet Ceylan, Rojda Lamekan, Kendal Maniş, Gewre Sultan, Mehmet Söğüt, Gurup Reç, Garip Nurhak, Bülent Kenan, Cemo

    (ES)

  • Kürt şarkılarında Newroz

    Kürt şarkılarında Newroz

    Mehmet BAYRAK

    14. yüzyıl şairlerinden Melayê Cizirî’den başlayarak, divanlara veya cönklere geçerek günümüze ulaşan çok sayıda Kürt şiiri bulunmasına rağmen, zamanında notaya geçirilememesinden dolayı ezgileri bugünlere ulaşamadı. Günümüzde söylenen  şarkılarının büyük bölümü son 50-60 yıla tarihlenmektedir.

    Henüz tümden bir siyasi boyut ve içerik kazanmasa da Ari kültür coğrafyasında efsanevi geçmişi 2600 yılı aşan Newroz geleneğinin, Kürt toplumunu ve kültürünü etkilememesi düşünülemez. Bu ve benzeri gelenek ve ritüeller, daha çok sözlü kültürde kaldığı için de birçok kültürel ögesinin zaman içinde eriyerek yok olduğunu tahmin etmek zor değildir.
    Bugünkü siyasi içerikte olmasa da Newroz geleneğinin, Kürt toplumunda dağlarda ateşler yakılarak ve şarkılar söylenerek kutlandığını biliyoruz. Kuşkusuz, bu kutlamalar aşamasında insanlar şarkılar (kilam ve stranlar) eşliğinde çeşitli ritüeller sergiliyorlardı. Zaten, günümüzde bu şarkıların içeriği ve ritüellerin niteliği önemli ölçüde değişmiş ve kırsal kesim insanları yine dağlarda ateş yakarak kutlamalarını sürdürürken; şehir insanları meydanları ve salonları tercih etmektedirler. Bu salon ve meydanlar, artık bir mesaj verme yeri olarak da kullanılmaktadır.
    14. yüzyıl şairlerinden Melayê Cizirî’den başlayarak, divanlara veya cönklere geçerek günümüze ulaşan Kürt şiirinde “Newroziyye“ veya doğrudan “Newroz“ adıyla çok sayıda şiirsel ürün bulunmasına rağmen, zamanında notaya geçirilememesinden ve teknolojik yetersizlikten dolayı müzik ezgileri ve şarkı makamları o kadar şanslı olamadı, bugünlere ulaştırılamadı. Nitekim, günümüzde söylenen Newroz şarkılarının büyük bölümü son 50-60 yıla tarihlenmektedir.
    Konuya ilişkin bir çalışma yapan Dr. Daimi Cengiz, bu durumu şöyle özetliyor: “Notasyonun geç dönemlerde ve sınırlı alanda kullanılışı, müzik eserlerinin pek çoğunun kaybolmasına neden oldu. Elimizde Newroz’a dair 15-20 kadar türkü (lawik), halay ve marş formunda Kürtçe ezgi var. Osmanlı döneminde, Kürt bölgelerindeki önemli şehir merkezlerinde şehir musikisi içinde Türkçe icra edilen Newroz’a dair eserler de vardır. Melodi, seyir ve makam itibarıyla Kürt ezgilerine yakın olan bu ezgilerin tamamını Kürt müziğine mal etmek doğru yaklaşım olmaz. Örneğin Diyarbakır, Urfa ve Elazığ’da icra edilen, sözü Rıfat Dede’ye ait Newroz-i Divan ezgisi; Elazığ ve Erzurum’da Türkçe icra edilen Nevruz-i Tatyan ezgisi… Ayrıca Elazığ şehir musikisi içinde değerlendirilen (Nevruzi) denilen uzun havaların olduğunu da belirtmek gerekir.“ (D. Cengiz: Kürt Şiiri ve Müziğinde Newroz; Evrensel Kültür, Sayı: 137/2003).
    Cengiz, bir başka yerde de Kürt müzik makam ve ezgileri konusunda şunları söylüyor: “Kürt Newroz ezgileri genellikle son 50 yılda yapılan bestelerden oluşmaktadır. Musiki repertuarı olarak elimizde Azeri, Türk, Kürt ve Fars musikisinden Nevruziyeler, Bahariyeler var. Bu ezgilerin makam itibarıyla yüzde 50’si Hüseyni, yüzde 20’si Segah ve yüzde 25’i Mahur makamından oluşmaktadır.“ (Agy)
    Bu müzik makam ve ezgilerinin kökenlerini bilmek için özel araştırmalar yapmak gerekir. Sözgelimi, bu türden yapılan bir araştırmada, zamanında Türkiye radyolarında okunan şarkıların yarıdan fazlasının “Kürdili“ makamlarda olduğu tesbit edilmişti. Cengiz’in sözkonusu çalışmasına zamanında ben ve Ahmet Çamlıbel de kaynak katkısında bulunmuştuk. Ancak, şimdi biliyoruz ki, Kürt edebiyatında Newroz şiirleri bildiğimizden daha çok olduğu gibi, şarkı olarak bestelenip okunan kılam ve stanlar da tahmin edildiğinden çok daha fazla…
    Sözgelimi Kürt müziği ve edebiyatı üstüne ilginç çalışmalara imza atan ve bugüne kadar hem Ayşe Şan hem de Aram Tigran üstüne eserler yazan araştırmacı Kakşar Oremar, salt Newroz konulu kilam ve stran okuyan şu sanatçı ve grupların ismini veriyor: Aram Tigran, Hesen Zîrek, Eyaz Zaxoyî, Xelîl Xemgîn, Hesen Şerîf, Birader, Nasir Rezazî, Canê, Mizgîn, Zozan, Şemdîn, Ciwan Haco, Necmeddîn Xulamî, Mihemed Şexo, Saîd Yusif, Şiyar Farqinî, Dilgeş, Koma Agirî, Şehîd Sefkan, Dîno, Agirê Jiyan, Geliyê Zîlan, Cizîra Botan, Dengî Gerîla, Koma Çiya, Dengê Azadî, Dîlan, Çarnewa…
    Kuşkusuz bu isimleri daha da çoğaltmak mümkün. Zaten neredeyse bugün Newroz şarkısı okumayan Kürk müzik sanatçısı ve müzik grubu yok gibi…

    “Kilam û stranên Kurdî“de Newroz şarkıları
    Kendi payıma ben, ilk kez 1974 yılında Aram’ın Newroz şarkısını cümbüş eşliğinde solo olarak ve 1976’da Koma Dengê Azadi müzik topluluğunun Newroz şarkısını grup eşliğinde dinlemiştim… Burada dinlediğim Newroz şarkılarına da, Cumhuriyet tarihi boyunca yasaklanmış bulunun Kürt müziği ve şarkılarına ilişkin ilk kitap niteliği taşıyan ve 1991’de yayımladığım antolojide yer vermiştim. Bu, aynı zamanda iki yıl hapis cezası aldığım ilk kitap olmuştu. Kitaptaki tüm şarkılar, Emniyet Genel Müdürlüğü’ndan bir mütercim aracılığıyla Türkçeye çevirtilmiş; şarkılarda “suç unsuru“ bulunamadığı halde, yine de bazı konuşmalar gerekçe yapılarak cezaya çarptırılmıştım. Yani 70 yıl boyunca Kürt şarkıları üzerindeki yasak devam ediyordu…
    Burada yer verdiğim şarkılardan biri, sözleri Cegerxwîn’e ait olup. Aram tarafından bestelenip okunan Newroz şarkısıydı:
    Newroz e newroz e sibe ye newroz e
    Maçek bide min yar, cejna te pîroz e

    Newroz e bihar e bel bûne gul û dar e
    Bîna gul û lale destê min bi dest yar e

    Newroz e newroz e sibe ye newroz e
    Maçek bide min yar, cejna te pîroz e

    Newroz û mizgîn e, bihara rengîn e
    Kesk û zer û şîn e, xalîça rengîn e.

    Daha sonra notaya da aldırtarak yayımladığım bir diğer eser ise Aram’ın, Osman Sebri’den alarak bestelediği Newroz şarkısıydı. İlk iki dörtlüğü şöyle:

    Adar e ax Adar e/ Newroz û xweş bihar e/Adar e û rengîn e/Ev dem û banga jin e
    Zivistan weke doj e/ Adar e û Newroz e/ Dijmina derda ye/ Sersala me Kurda ye

    Cemilê Celil ve Nura Cewarî gibi Ermenistan Kürt müzikologlarının eserlerinden aldığım iki şarkının girişleri ile kavuştakları (nakarat) ise şöyle:

    Ey Newroz ey Newroz
    Bijî cejna azadî!
    Bi xêr û gelek pîroz
    Kurd te bi rihê xwe nadî

    Te pir serê me hilda
    Me ji bin destan deranî

    Diğer Newroz şarkısı da, bunun gibi politik içerikli ve marş havasında:

    Ey Newroz cejna Kurdên qehreman
    Hem pîroz tim li Kurd û Kurdîstan
    Hildin jor jor, ala rengîn be hildan
    Natewe, nakeve, naşike, namire
    Mîllete Kurd namire

    Sonradan görüyoruz ki, Aram’ın okuduğu Newroz şarkıları bildiklerimizden de fazla. Biz bunlardan sadece ikisinin girişlerini vermekle yetinelim:

    Newroz Newroz e li ve cîhanê/ Cejna Kurda ye li Kurdistanê/ Ala me yî rengîn bînîn meydanê rabin dîlanê/ Hevalno rabin serê zozanê.

    ***
    Newroz sersala me ye/ Gulên sor reng reng geş in/ Dengê bilbilan xweş in/ Dost û yar tên dimeşin.

    Bunlar dışında yukarıda da vurguladığımız gibi birçok Kürt sanatçısı ve müzik grubunun da gerek şarkı gerekse marş stilinde oldukça fazla eseri bulunuyor. En güzel parçalardan birini de Ayşe Şan seslendiriyor:

    Le dayê dêranê îro bihar e Newroza me Kurdan e
    Li me hatî bi top û tifenga şerekî giran e
    De bêje em ê hatanî kengî li welatê xwe xerib bin
    Eme bikşînin bindestî û zilma wan dijminan
    Dayê ax aman aman aman aman derdê min giran e dayê
    Kula me welatê dayê Newroz e Newroz e dayê Newroz dîlan e
    Newroz Newroz e keko ew cejna Kurdan e
    Kula me welatê dayê derdê me giran e.

    Bugüne kadar bilinen ya da bilinmeyen nice Newroz şiiri ve şarkısı bulunuyor. Şimdi de şairini bilmediğim böylesi bir örneğe yer vermek istiyorum:

    Gelo rabin bihar hat/ Ken û kefa cotkar hat/ Tirs û xofa neyar hat/ Pîroz bikin Newrozê
    Rojê avêt bi hawer/ Tav e xwe da jor û jer/ Gelo roja te bi xer/ Pîroz bikin Newrozê
    Hemû rabin ser piyan/ Ji pîn û gaz û çiyan/ Bi karker û gundiyan/ Pîroz bikin Newrozê
    Ew karpeka Kawa ye/ Cejna gele Kurda ye/ Pela dilo merda ye/ Pîroz bikin Newrozê
    De rabe lo cotkar/ Karker û xebat kar/ Lo ez mame neçar / Pîroz bikin Newrozê
    Agir bi ewarê ket/ Mizir û gavarî ket/ Mizgîn li barê ket/ Pîroz bikin Newrozê
    Newroz e lo Newroz e/ Bi agir û çîroz e/ Newroz li me pîroz e/ Pîroz bikin Newroze
    De rabin lo de rabin /Mîlyon mîlyon tev rabin/ Giş bi hevra bîrabin/ Pîroz bikin Newrozê
    Waye hatin jin û mêr/ Dil piling û pençe şer/ Li çar alî jor û jer/ Piroz bikin Newrozê.

    Çağdaş şiirde Newroz
    Çağdaş Kürtçe ve Türkçe şiirde de Newroz teması önemli bir yer tutuyor. Bunların tümüne burada değinmek ve yer vermek kuşkusuz mümkün değil. Ancak, daha 1991 yılında “Kürt Halkının Direniş ve Zafer Bayramı NEWROZ“ adıyla anlatımlı bir nehir-şiir yazıp bize ithaf eden ve gerçek ismini vermediğim için iki yıl hapis cezası almama yol açan, dostum Ozan Telli’nin nam-ı diğer Cemşid Mar’ın destan çalışmasının sadece bir bölümüne yer vererek sözlerimi noktalamak istiyorum:
    “Her 21 Mart’ta efsanevi önderim Kawa’nın kişiliğinde simgeleşen kutlu isyanın ve onun bana sağladığı özgürlüğün anısına ülkem Kürdistan’ın sarp ve mağrur dağlarının yüce doruklarında ateşler yakarım. Böylelikle şanlı geçmişi anar, ulusal ruhumu canlandırır, özgürlük ve bağımsızlığa olan tutkumu, özlemimi ve bunlar için savaşım kararlılığımı dile getiririm.
    Ve eğnimde al harmani/ Başımda sarık ve çember/ Ve ses gönül kubbelerimde çınlayan/ Def vuruyor/ Derviş dönüyor/ Yanıyor ateş/ Ve aşk Êzîdî güneşi gibi ısıtıyor kök saldığım toprağı/ Ve ben öpüyorum onu/ Tapıyorum ona/ Kürdistan’a/ Ve Demirci’nin terini sildiği/ Kutlu önlüğü sarıyorum yarama/ Derken kırmızı gül/ Sarı çiğdem/ Yeşil yaprak/ Urmiye’den Botan’a/ Beziyor şanlı yurdu/ Başlıyor Aydı-ı Kurdî.
    Aradan binlerce yıl geçti. Derken geldik bugüne. Ülkem dört parça, yüreğim bin… Başımda kara bulutlar, bağrımda ayrık otları, asalaklar… Karşımda yeni Dehak’lar… Kanlılar, kudurmuşlar, kuklalar…
    Öte yandan; “Demirci Kawa’nın / Nakışa, demire, bakıra işlediği/ Mührünü mermerlere vurduğu/ Büyük ve kutsal davanın/ Özveren adanmışları/ Dağlarda ateşler yakan/ Aşktan ve umuttan.
    Çığlığım çağlayanlarda… Irmaklar söylüyor şarkımı…Yasım bulutlarda saklı, güneşim umutlarda… Dağda ormanım, düzde harmanım ateşte…Bir yanım sürgünde, bir yanım vurgundadır… Açlık bana, acı bana…Başımda dağlanmış taç, ayaklarımda kızgın sac, kan-revan içindeyim…

    Ama yine de diyorum ki:
    Dicle- Fırat gibi birbirine/ Kavuşur kollarım günün birinde…” (Cemşid Mar: Çağdaş Kürt Destanları, Özge Yay. Ank. 1991).

  • Kürt’ün ağıtlama manzum tarihi

    Kürt’ün ağıtlama manzum tarihi

    Mehmet BAYRAK

    Günümüzde, Kürt müziğinin en popüler kilamlarından biri “Malan Bar Kir” adlı eserdir. Bunun okunmadığı bir düğün veya toplu etkinlik yok gibidir ve bu şarkı okunduğunda herkes govende durur. Oysa bu eser, aslında bir “şîn kılamı”dır. Şêx Said’in döneminde sürgüne gönderilenlerden geriye kalanların acılı, çaresiz ve ümitsiz durumlarını hüzünle dile getirmektedir.

    Belki içinden geldiğim Alevi Kürt toplumunun kültürel dokusu, belki aile çevresini kuşatan Alevi müziği, belki de edebiyatçı kimliğimden dolayı, “şiirle düşünüp şiirle söyleşmek” bende bir tutkudur adeta. Zaten, oldu bitti şiirsel anlatım dilini çok severim. Çünkü bilirim ki, kimi zaman bir tek dize, sıradan bir politikacının bir ömürboyu attığı nutuktan çok daha anlamlı ve değerlidir.
    Sözgelimi, “Seneler seneler kötü seneler / Gide de gelmeye o kötü sene” sözleriyle başlayan bir ağıtlama halk şarkısı, bizi nerelere götürmez ki!.. Hele, sözkonusu olan acılı bir coğrafyanın “ağıt toplumu”na dönüştürülmüş ve ızdıraba büründürülmüş kadim halk ve inançları ise bu, “Kürd’ün Ağıtlama Manzum Tarihi”ne dönüşür. Böylece, bu manzumeleri yakanlar da “Manzum Tarihçiler”“ olarak karşımıza çıkarlar.
    Bu gerçekliğe, doğrudan çocukluk izlenimlerimin yanısıra ilk kez 1985’te yayımlanan 3’üncü kitabım “Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri” konulu inceleme- antoloji çalışmam dolayısıyla tanık oldum. Gördüm ki, sosyal isyancılık geleneği ekseninde yaratılan bu ağıtlama-şiirler aynı zamanda “manzum halk tarihi” niteliğinde. Yönetimlerin “şaki/ eşkıya” dediği bu sosyal isyancılar, aynı zamanda birer halk kahramanı gibi. Zaten, halk sıradan bir “haydut” için bu şiirleri düzmezken, kahraman olarak gördüğü isyancılar için “özlem ve gurur dolu” şarkılar yakıyor.
    Bu sosyal isyancıları ve halk hareketlerini destanlaştıranlar, yalnızca halk sanatçıları olmamalıydı. Kürt edebiyatında ve komşu edebiyatlarda bunun birçok önemli örneğine tanık olmuştuk. Sözgelimi, aynı zamanda şair de olan 16. yüzyılın sosyal isyancılarından, efsaneleşmiş Köroğlu hakkında 30 dolayında “kol” destanı yaratılmıştı ki, bunlardan biri de “Köroğlu–Kürdoğlu” karşılaşmasıydı. Öte yandan, Köroğlu koçaklamalarında geçen ve Köroğlu’nu “suya tepen” Kiziroğlu da Akçadağ’ın Kızılbaş Kürtlerinden bir halk kahramanıydı.

    Ermeni Aşûxlar
    Bu çalışmaları yürütürken, bir şey dikkatimi çekti. Gördüm ki, gerek böylesi toplum olayları gerekse çeşitli doğa olaylarını en çok destanlaştıranlardan biri Ermeni Aşûxlar olmuş. Böylece ikinci önemli tanıklığım başladı. “Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Âşıkları” konulu inceleme-antoloji çalışmamda, Osmanlıca Türkçe yazan 140 âşık ve şaire yer verdiğim gibi, bunların olay anlatan birçok Destan’ına da yer verdim. Çalışmalarımı yoğunlaştırınca, Ermeni Aşıklar’da destan yazmanın aynı zamanda bir gelenek hâline geldiğini gördüm. Bugün arşivimde, Ermeni âşıkların 50 dolayında destanı bulunuyor.
    Halk edebiyatında bu olgular genellikle Destan türüyle şiirleştirilirken, Divan edebiyatında daha çok Mesnevi tarzında veriliyor. Ayrıca, manzum tarihlerin de bulunduğunu belirtelim.
    Üstte de vurguladığımız gibi; çağdaş toplumcu şairler de, serbest şiir tarzındaki destanlarla önemli halk hareketlerini destanlaştırmaktan kendilerini alamamışlar. Sözgelimi, Nazım Hikmet 15. yüzyılın önemli toplumcu halk hareketlerinden olan Şeyh Bedreddin Hareketi’ni Osmanlı tarihçilerinin ve Müderris Şerafeddin gibi İttihad/Cumhuriyet tarihçilerinin kaleminden kurtarmak için “Simavne Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin Destanı”nı yazmak zorunda kalıyordu.
    Kendi payıma, ben de gerek Selçuklu/ Osmanlı dönemi halk hareketlerini, gerekse Cumhuriyet dönemi Kürt hareketlerini destanlaştırmaları için şair arkadaşları teşvik ettim. Sözgelimi, yakın şair dostlarımdan Ozan Telli’nin çoğu Alevi önderlikli Baba İshak, Şah Kulu, Pir Sultan, Kalenderoğlu Pirî Mehmed destanları ile Koçgiri, Ağrı/ Ararat, Dersim, Newroz destanlarına hem kaynak sağladım hem de Önsözler yazarak yayımladım. “Çağdaş Kürt Destanları” adıyla yayımladığım son destanlardan dolayı da 2 yıl hapis cezası aldım. Bunların büyük bölümünü de, 1984’te yayımlanan “Alevi Önderlikli Halk Hareketleri ve Çağdaş Destanlar” konulu çalışmamda değerlendirdim.
    Sadece bunlar da değil, 1988’de Diyarbekir’de doğrudan tanıştığımız Yılmaz Odabaşı’na “1925 Kürt Hareketi”nin destanını yazdırdığım gibi; Adnan Yücel’e de “Ateşin ve Güneşin Çocukları”nı yazması için kaynak yardımında bulundum.

    ‘Yaralı Coğrafya’nın ağıtlama-şiirlerinin sunduğu gerçek
    Sözel şiirin insanlık tarihi boyunca varolduğunu söyleyebiliriz. Henüz yazı yokken, insanların duygu ve düşüncelerini gerek kaya üstlerine gerekse mağara içlerine “resim-yazı” yoluyla işlediklerine tanık oluyoruz ki, özellikle Yukarı Mezopotamya’ya tekabül eden Kürdistan’da bunun birçok örneği görülüyor.
    Nitekim, bugün elimizde bulunan en eski Kürt şiirlerinden biri de, 7. yüzyıla tarihlenen ve Güney Kürdistan’daki Süleymaniye yakınlarında bulunan Şikefta Cêşanê’de (Cêşanê Mağarası) bulunmuş olan bir ağıtlama-şiirdir.
    “Hurmuzgan riman, atiran kujan” dizesiyle başlayan bu ağıtlama-şiirde; İslam Halife ordularının Kürdistan ve Mezopotamya’da Zerdüşti/Mazdekçiler’e yaptığı katliam anlatılmaktadır. Türkçesi şöyle: “Yıkıldı Hurmuzgan, söndü ateşgehler/ Herkesten saklandı namlı büyükler/ Zalim Araplar girdi ta Fırat’a dek/ Köylerden tut da Şarezor’a dek/ Esir alındı bütün kızlar ve kadınlar/ Kendi kanında boğuldu özgür adamlar/ Kimsesiz kaldı Zerdüşt’ün töresi, dini/ Yüce Hürmüz affetmeyecek hiç birini…”
    İlk yazılı Kürt edebiyat ürünlerinden bir şiirin sunduğu acılı gerçeği burada noktalayıp, yakın dönem Kürt tarihine gelmek istiyorum. Bu konularda son derece zengin bir sözlü kültür geleneğine sahip olan Kürtlerin, yazıyla da bilince çıkan dengbêj destanlarına veya kadınların yaktığı şîn kilamlarına girecek değilim. Bunlar zaman zaman yazılara konu da oldular. Sözgelimi yazar Malmisanij, salt Dersim’de yaşananları “Ülkemizden Zulüm Tabloları” (Medya Güneşi, Sayı:14/ 1990) adıyla işlerken; biz de bir çalışmamızda “Ağıtlama-Şarkılarda Dersim Soykırımı”na ayrı bir bölüm ayırmıştık.
    “Kürd’ün Ağıtlama Tarihi” olarak da nitelendirebileceğimiz bu halk yaratmaları dışında, çağdaş toplumcu Kürt şairleri de farklı bir boyutta bu anlatı-şiirlerine katkıda bulundular. Sözgelimi Dr. Şair Ömer Civano’nun, kitabına da başlık yaptığı “Yaralı Coğrafyam“ şiirinden şu dizeleri birlikte izleyelim:
    “Dayanmıyor yüreğim/ Yeter artık ölmeyin/ Ülkemin civan çocukları/ bugün, yarın ve hep…/ direncim, umudum, sevinç goncalarım/ birlikte varmalıyız aydınlığa/ birlikte göğertmeliyiz ak nevrozları (…) Kaçınılmazdır, inanıyorum/ Yırtacağız bu kara geceyi üstümüzden/ Çünkü al- yeşildir türküsü Diyarbekir’in/ Coşarak gelir, burçlarından/ Vangölü mavisi özlemime/ Süreci barış olsun zamanın/ Ben yüreklere ses verdim/ Şiirlerin imgesinde/ Şiirden öte türkülerimle./ Ey kanayan Coğrafyam!/ Ey yadsınan tarihim!/ Bak civanlarım govend çekiyor/ Newroza kesmiş doruklarda/ Kendileri kartal, yürekleri güvercin kardeşlerim…”
    Şair, başka şiirinde de, “Şiirimin dili Kafdağı’nda kilitli/ Halaylarda, davullarda duy beni/ Ayaklarım zincirlerle düğümlü/ Boynubükük menekşeye sor beni” diyerek, bir başka Kürt gerçeğine parmak basıyor.

    Ağıtlar eşliğinde halaya durmak
    Kürt toplumundaki bu çarpıcı gerçekliğe, daha önce bir yazısında Zana Farqini de işaret ediyordu. “Ağıtlar Eşliğinde Oynar Olduk“ başlıklı yazısı bu değişime dikkat çekiyordu: “Yaşanan siyasal ve toplumsal olaylar, eski gelenek ve görenekleri değiştirdiği gibi Kürt müziğini de etkiledi. Bu mücadele esnasında müzik formatıyla birlikte geçmişe ait birçok şey değişip dönüştü. Örneğin, halk mücadelede kaybettiği evlatlarını zılgıtlarla son yolculuğuna uğurluyor. Kadın şehitlerin tabutunu kadınlar taşıyor artık. Sadece taşımıyor, gömüyor da. Siyasal mücadeleler toplumu sadece tek yönlü etkilemiyor. Kültürü de, sanatı da, örf-âdetleri de davranış kalıplarımızı da derinden etkiliyor. Onun için ağıtlar eşliğinde halaya da duruyoruz. Özel şartların özel durumudur bu. Zaten böylesi durumlarda (şîn û şahî cêwik in/ yas ve eğlence ikizdir) demiyor muyuz?” (Yeni Özgür Politika 2 Mart 2015).

    1925 İhtilâlini anlatan bir şîn ve ‘Govend’ kilamı
    “1925 İhtilâli” kavramını tabii ki bilerek kullanıyorum. Çünkü, “Şêx Sait İsyanı” nitelendirmesi, resmi ideolojinin kasıtlı bir adlandırması (Bu konuda bkz. M. Bayrak: “Neden Şeyh Said İsyanı” Değil?.. (Ronahi gaz. Sayı:52/ 1996). Şêx Said’in, bu harekette önemli bir figür olduğu bir gerçek, ancak başta Kürt Özgürlük Örgütü yöneticileri olmak üzere birçok önderden biri. Zaten, bu örgüt liderlerinin 1926’da İsmet Paşa liderliğindeki Hükümet’e gönderdiği Kürd Milli Talepleri’ne ilişkin “Muhtıra- Mektup“ta da, 1925 Hareketi, “Kürd Milli İhtilâli” veya “Kürd Milli Direnme Hareketi“ olarak nitelendiriliyor.
    Günümüzde, Kürt müziğinin en popüler kılamlarından biri “Malan Bar Kir” adlı eserdir. Bunun okunmadığı bir düğün veya toplu etkinlik yok gibidir ve bu şarkı okunduğunda herkes govende durur. Türkiye’de yayımlanan ilk Kürt Halk Şarkıları kitabı olma özelliği taşıyan Kilam û Stranên Kurdî adlı inceleme-antoloji çalışmamda (Özge yay. Ank. 1991, s.214) 2 versiyonuna yer verdiğim bu eser, aslında bir “şîn kılamı”dır ve sözlerinden de zaten bu açıkça anlaşılmaktadır.
    Şêx Said’in de içinde önemli bir figür olarak yer aldığı ve idam edildiği 1925 Kürt Hareketi bastırıldıktan sonra, iki yıl içinde 15 bin kişi katledilmiş ve Kemalist yönetim tarafından 10 Haziran 1927’de çıkarılan İskân Kanunu ile isyan bölgesi Kürtlerinin bir kısmı Anadolu içlerine sürgün edilmişlerdi. İşte, “Malan Bar Kir” ağıtlama-kılamı, sürgüne gönderilenlerden geriye kalanların acılı, çaresiz ve ümitsiz durumlarını hüzünle dile getirmektedir.
    “Dinê lê, dinê lê, dinara mın/ Gewrê lê, rindê lê, hevala min” nakaratıyla süslenen bu kılamın geriye kalan bölümlerinde; evlerin yüklenip gittikleri, geriye öksüz dul ve yetimlerin kaldığı, ölülerinin bedenlerinin yılan ve farelere yem olduğu, keklik gibi kafese tıkıldıkları, deli değilken delirtildikleri anlatılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, tam da Kürt özdeyişindeki gibi, insanlar hüzünle sevinci birlikte yaşamaya alıştırılmışlar…

    Şêx Said üzerine yakılan Kirmanckî/Zazaki ağıtlar
    1945 yılında hükümet kararıyla “Kürtler ve Kürt Hareketleri” üstüne bir çalışma yaptırılır. 2. Dünya Harbi bitimi Türkiye’nin yönünü Batı’ya çevirdiği bir aşamada hazırlatılan ve bizim de önemli bir bölümüne, 1993’de yayımladığımız Kürtler ve Ulusal-Demokratik Mücadeleleri konulu belgesel
    çalışmamızda yer verdiğimiz bu doküman içinde birkaç tane de Şêx Said üzerine yakılmış Kirmanckî/Zazaki ağıt bulunuyordu.
    Raporu hazırlayan Ahmet Hasip Koylan’ın, Kürtçe bilmemesinden dolayı oldukça yanlış yazılan ve kimi yerde yanlış Türkçeleştirilen bu ağıtların doğru yazımı ve çevirileri konusunda, o zaman İsveç’te bulunan yazar ve dilci Malmîsanij’den yardım istemiştim. O da bu ağıtlarla Türkçe çevirilerini düzeltmiş ve kitapta böylece yer vermiştim (Bkz. S. 407-411). Burada ise, bu örneklerden yalnızca birine yer vermekle yetineceğiz:
    Hew wî, hey wi! Hesretê gote Qudretê: Tu rabe li derî malê binihêre vê delaletê!Sed mêrê me kuştun, du sed mêrê me birine Kela Milazgirê bira bişewiteHew wî, hey wî! Ez î hetta xweş bim li darê dinê, dengê derdê Babê Şêx Elî Riza ji dilê min dernayê.
    Hesretê gote Qudretê: Vê sibe dilê min pirr kîne- kin e; tirsa min bi wê tirsê ye, eskerê Cumhûriyetê giran e, pêşiya hêsîrê hudûdê Îranê vegerîne.
    Ez î hetta xweş bim li darê dinê, derdê Babê Şêx Elî Riza ji dilê min der nayê.
    Türkçesi şöyle:
    Eyvah, eyvah! Hesret Qudret’e seslendi: Kalk da dışarıya, şu dalalete bak sen!
    Yüz erkeğimizi öldürdüler, ikiyüzünü de götürdüler yanası Malazgirt Kalesi’ne
    Eyvah, eyvah! Ben dâr-ı dünyada yaşadıkça Şêx Ali Rıza’nın babasının (Şêx Said’in) acısının sesi çıkmayacak yüreğimden.
    Hesret Qudret’e seslendi: Bu sabah yüreğim çarpıntılı (endişeliyim); korkum o ki Cumhuriyet’in (Türkiye’nin) büyük ordusu İran sınırındaki esirlerin önünü çevirsin.
    Ben dâr-ı dünyada yaşadıkça Şêx Ali Rıza’nın babasının (Şêx Said) acısı çıkmayacak yüreğimden.

    Her Kürt direnme hareketinin destanı var…
    Şunu hemen belirtelim ki, Kürt direnme harekeleri ile katliamları üstüne yüzlerce manzume ve destan var. Bu anlamda salt son 100 yıla baktığımızda; gerek Ermeni ve Süryani soykırımı; gerek 140 köyün yok edilmesiyle sonuçlanan Koçgiri katliamı, gerek 15 bin kişinin katliyle sonuçlanan 1925 Hareketi, gerek 30 binin üzerinde insanın katliyle biten Ağrı-Zîlan katliamı, gerekse 40-50 bin arası insanın katliyle sonuçlanan Dersim soykırımı üstüne çok sayıda ağıtlama-manzumeye tanık oluyoruz. Bunlardan bir bölümü, doğrudan olayın kahramanı olan Alişêr gibi şair-önderlerce yazıldığı gibi; bir bölümü Yado gibi öne çıkan kahraman kişilikler, bir bölümü de olayın bütünü üstüne yakılan anonim eserlerdir. Bu anlamda, özellikle dengbêjler adeta gezgin tarihçiler mertebesindedir.
    Yaşadığımız bu acılı-sancılı süreçte bile, gün geçmiyor ki bir mahalli kadın ya da erkek dengbêjin, toplum vicdanının kabul etmediği bir olgu üzerine yaktığı ağıt yüreğimizi parelemesin. Hiç unutmalayım ki, (1) şiirden mahkum olup, bunun üzerinden mağduriyet ve mazlumiyet politikası yapan şimdiki Cumhurbaşkanı, belki bundan sonra (1001) şiirde anılacak!..
    Çağa tanıklık edecek yüzlerce ağıtlama- manzumeyi şimdilik bir tarafa bırakarak, Sivas-Madımak katliamında kaybettiği eşi-yoldaşı Metin Altıok’un ölümünden sonra hayata veda eden eşi Nebahat Çetin’in Kürdistan’ı anlatan bir şiiriyle sözlerimizi noktalayalım:
    “Dinlediğim en eski ezgidir doğu/ ağıtta hoyratta uzun havada/ palandöken nemrut bingöl yaylası/ zulüm bir kalleş düşmandır!/ bekler pusuda// Tanıdığım en yorgun insandır doğu/ savaşta kıtlıkta toyda düğünde/ yağlı kurşun yavan ekmek gelin kınası/ ölüm uykuda değil hiç/ sınır boylarına mayın döşendiğinde// Kokladığım en ürkek çiçektir doğu/ su boylarında koyraklarda kuytuda/ top, nergis, mor menekşe, sarı çiğdem/ bir kısa süreçtir bahar/ karasaban çiziğinde// Yaşıyorum en büyük sevdadır doğu/ kaygıda, umutta, aşkta herşeyde/ sevgi cana kıymaz bir güzel salgın/ eğer ki dostluğun gülüyse yürek/ ışıtır dağları şafaklar bir gün/ karanlığın ucu delindiğinde…”