PİRHA- Newroz etkinliklerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul’da 26 kişi gözaltına alındı. Farklı illerde yapılan son operasyonlarla birlikte toplam gözaltı sayısının 209’a yükseldiği bildirildi.
Newroz etkinliklerine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında İstanbul’da yeni bir operasyon gerçekleştirildi. Emniyet birimlerince yapılan çalışmalarda 26 kişinin gözaltına alındığı, şüphelilerin adreslerinde aramalar yapıldığı belirtildi.
Soruşturmanın yalnızca İstanbul ile sınırlı olmadığı son günlerde farklı illere de yayıldığı aktarıldı. Hafta sonu İstanbul, İzmir, Manisa, Siirt ve Bitlis’te düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 38 kişiden 9’unun tutuklandığı ifade edildi.
Farklı illerde yürütülen işlemlerle birlikte Newroz etkinliklerine ilişkin gözaltı sayısının toplamda 209’a ulaştığı bildirildi. Operasyonların, ilgili güvenlik birimlerinin koordinasyonuyla sürdürüldüğü kaydedildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün önceki açıklamalarında da benzer operasyonların “eş zamanlı yürütüldüğü” bilgisine yer verilirken, soruşturmaların devam ettiği aktarıldı.
PİRHA- Çevirmen Hüseyin Çatal, Avrupa’da bu yılki Newroz kutlamalarının yalnızca kitleselliğiyle değil, yarattığı siyasal ve toplumsal etkiyle de bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Yıllarca görmezden gelinen Newroz’un bu kez Alman basını ve siyasetinde geniş yer bulduğunu belirten Çatal, ortaya çıkan tablonun Kürtlerin barışçıl, demokratik duruşunun Avrupa kamuoyunda daha görünür hale geldiğini söyledi.
Frankfurt’ta bu yıl düzenlenen Newroz kutlamaları, Avrupa’daki en görkemli ve en kitlesel etkinliklerden biri olarak öne çıktı. Sadece bir bayram değil, aynı zamanda kimlik, direniş ve ortak gelecek iradesinin güçlü bir ifadesine dönüşen kutlamalar, binlerce insanı aynı alanda buluşturdu.
“Ulusal birlik ve dayanışma” şiarıyla gerçekleştirilen kutlamalarda Rebstockpark, tarihinin en yoğun katılımlarından birine sahne oldu.
Yıllardır Newroz finallerinin merkezi olan Frankfurt’ta bu yılki katılım, önceki tüm yılları geride bıraktı. Sahnedeki konuşmalar, müzikler ve sloganlar eşliğinde Newroz ateşinin etrafında birleşen kitleler, hem geçmişin direniş mirasını sahiplenirken hem de geleceğe dair ortak umutlarını büyüttü.
Frankfurt’ta bu yıl gerçekleştirilen Newroz kutlamaları, sadece kitleselliğiyle değil, Avrupa kamuoyunda yarattığı etkiyle de dikkat çekti. Çevirmen Hüseyin Çatal, uzun yıllardır Almanya’da yaşadığını belirterek bu yılki tabloyu “alışılmışın ötesinde” sözleriyle değerlendirdi.
Çatal, Avrupa’da her yıl güçlü katılımlarla Newroz kutlamalarının yapıldığını hatırlatarak, bu yılın en belirgin farkının siyasal ve toplumsal görünürlük olduğuna işaret etti. Özellikle Alman basını ve siyasetinin Newroz’a yaklaşımındaki değişimi vurgulayan Çatal, “Bu yıl çok yoğun bir katılım oldu Avrupa’da. Katılımın yanında Newroz ilk kez Avrupa basınında, özellikle Almanya basınında yer aldı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz bile Kürtlerin Newroz’unu kutladı” dedi.
“AVRUPA BASINI NEWROZ’U GÖRMEZDEN GELİRDİ”
Geçmiş yıllarda Newroz’un görmezden gelindiğini ifade eden Çatal, bu yıl yaşanan değişimi şu sözlerle anlattı:
“Avrupa basını, Alman basını, Alman politikacıları, sivil toplum örgütleri Newroz’u görmezden gelir, es geçerlerdi. Fakat bu yıl Kürtlerin Newroz kutlamalarına yönelik sıcak açıklamalar, şaşırtıcı olaylarla karşı karşıya kaldık.”
Frankfurt’ta yaşanan bir detayı örnek veren Çatal, kentin ana ulaşım arterlerinden birinde Newroz yönlendirmeleri yapılmasının sembolik önemine dikkat çekerek, “Frankfurt otobanı tek gidiş 4 şeritli bir otobandır. Şehir merkezine 5 şeritle girersiniz. Bu 5 şeritten 3’ünü Newroz’a ayırıyorsunuz. Tabelalarda Newroz alanına nasıl gidileceği yazıyordu. Almanya’da trafik kutsaldır, bu sıradan bir şey değil” dedi.
“KÜRTLER BARIŞÇIL BİR HALK”
Newroz alanlarında ortaya çıkan tablonun Avrupa kamuoyu açısından yeni bir gerçeklik sunduğunu belirten Çatal, Kürtlerin barışçıl karakterine vurgu yaparak, “Kürtler barışçıl bir halk. Yüz yıllardır baskı görmelerine rağmen, dilleri yasaklanmasına rağmen yüz binlerle bir araya gelip barışçıl şekilde kutlama yapabiliyorlar. Kendi türküleriyle, halaylarıyla ” ifadelerini kullandı.
Güvenlik güçlerinin ve resmi makamların açıklamalarının da bu tabloyu doğruladığını kaydeden Çatal, “Yüzbinlerin bir araya geldiği ortamda en ufak bir sorunun yaşanmadığı dile getirildi. Bu çok önemli. Kürtler ne kadar demokratik ve barışçıl olduklarını beden diliyle gösterdi” diye belirtti.
Bu kitlesel ve barışçıl duruşun Avrupa’da yeni bir algı yarattığını söyleyen Çatal, “Buna benzer büyüklükte ve bu düzeyde bir etkinlik Almanya’da da Avrupa’da da yok” ifadelerini kullandı.
Çatal, Kürtlerin hem Avrupa’da hem de yaşadıkları coğrafyalarda sorunlarını demokratik yöntemlerle çözme iradesini ortaya koyduğunu belirterek, bu sürecin kültürel ve siyasal alanda yeni gelişmelerin önünü açabileceğini dile getirdi. Kürt dili, edebiyatı ve kültürünün daha fazla görünürlük kazanabileceğine dikkat çekti.
Son olarak Newroz’un Kürt halkı açısından taşıdığı anlamı vurgulayan Çatal, şunları söyledi:
“Newroz Kürtler için bambaşka bir etkinlik. Kendini en iyi hissettiği, en iyi ifade ettiği alan. O yüzden Newroz pîroz be. Kürtler umarım her zaman böyle alanlarda, kendi renkleriyle halaylarını çekmeye devam eder.”
PİRHA- Maraş’ın Pazarcık ilçesinde kutlanan Newroz’da, demokrasi ve özgürlük mücadelesi vurgusu öne çıktı. Konuşmacılar birlik, barış ve yeni inşa sürecinde ortak sorumluluk çağrısı yaptı.
Maraş’ın Pazarcık ilçesinde Newroz kutlandı. Kutlamalara Halfeti Belediye Eşbaşkanı Mehmet Karayılan, DBP Parti Meclisi üyesi Muazzez Orhan Işık, Maraş TUHAYDER temsilcisi Döne Göksungur’un yanında çok sayıda kişi katıldı.
Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler adına yapılan saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını Sinemili Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem yaptı.
Pir Deprem, çok sayıda insanın verdiği mücadelelerle bugünlere gelindiğini, artık dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın Newroz‘u kutladığını ifade etti.
“HERKES BU SÜREÇTE SORUMLULUK ALMALI”
Halfeti Belediye Eşbaşkanı Mehmet Karayılan ise, özgürlük ve demokrasi mücadelesine vurgu yaparak önemli mesajlar verdi. Karayılan, bugün alanda bulunanların sayısı az olsa da Pazarcık halkının tarihsel olarak hem emek hem de kitlesel katılım açısından güçlü bir mücadele geleneğine sahip olduğunu belirtti.
Konuşmasında, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenleri anan Karayılan, “Aramızda olmasalar da onların Newroz’unu kutluyoruz. Çünkü onlar hepimizin yüreğinde yaşıyor” dedi. Bu mücadelenin Pazarcık halkının geleceği, özgürlüğü ve birlikte yaşam iradesi için verildiğini ifade eden Karayılan, yaşamını yitirenlerin halkların yüreğinde yaşamaya devam ettiğini vurguladı.
Karayılan, bu mirasın yalnızca anılarla değil, mücadeleyi büyüterek sahiplenileceğini belirterek, “Onların hayallerini ve özlemlerini her alanda gerçekleştirme sorumluluğunu üstleneceğiz” diye konuştu.
Newroz’un tarihsel anlamına da değinen Karayılan, bu bayramın yalnızca baharın gelişi değil, aynı zamanda Kürt halkı için direniş ve diriliş anlamı taşıdığını ifade etti. Demirci Kawa’nın yaktığı ateşin Ortadoğu’da hiçbir zaman sönmediğini, aksine daha da büyüdüğünü söyledi.
Karayılan, bu sürecin artık bir “inşa süreci” olduğunu ve herkesin bu süreçte sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.
Konuşmasında geçmişte yaşanan baskı, şiddet ve zor politikalarına da değinen Karayılan, köy yakmalar, göç ettirmeler ve kayıplara rağmen bugün gelinen noktada çatışma ve gerginliğin çözüm olmadığını dile getirdi. “Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Azeri, Arap tüm halklar bir arada yaşayabilir” diyen Karayılan, demokratik bir cumhuriyetin mümkün olduğunu vurguladı.
“KÜRTLERİN BİRLİKTELİĞİ ÖNEMLİ”
DBP Parti Meclisi üyesi Muazzez Orhan Işık ta konuşmasında Newroz’un direniş tarihine değindi. Demirci Kawa’nın yaktığı ateşin Pazarcık’ta yanmaya devam ettiğini söyledi. Bu yıl Newroz ateşinin demokratik ve özgür bir yaşam için yandığını kaydetti. Yeni süreçte Kürtlerin birlikteliğinin önemine dikkat çeken Işık, sistemin Kürtleri statüsüz bırakmak istediğini bunun karşısında Kürtlerin birlik olması gerektiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından Newroz ateşi etrafında halaylar çekildi.
PİRHA- Mersin Cemevi’nde Newroz kutlandı. Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, eşitlik olmadan kalıcı barışın olmayacağını vurgulayarak, “Kimlikler yok sayılarak kardeşlik kurulmaz. Bizler bu Newroz’da şunu açıkça söylüyoruz: Kürtlerin, Alevilerin, Dürzülerin, Ermenilerin, Arapların, Süryanilerin ve bu topraklarda yaşayan tüm halkların eşit özne olduğu bir düzen olmadan kalıcı barış mümkün değildir” dedi.
21 Mart baharın gelişini müjdeleyen Newroz Bayramı Mersin Cemevi’nde kutlandı. Kutlamaya kentteki emek ve demokrasi güçleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Newroz kutlamaları, Erdoğan Sevin dedenin okuduğu gülbeng ve bahçede Newroz ateşinin yakılmasıyla başladı. Zakir Rıza Aydın’ın okuduğu nefesler eşliğinde semah dönüldü.
“NEWROZ, YENİDEN BAŞLAMANIN ZAMANIDIR”
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, konuşmasına Newroz’un barışa, kardeşliğe vesile olmasını diledi. Her büyük sancıdan sonra yeniden direnişi, dirilişi, var oluşu, doğayla dostluğu, dayanışmayı, aşkı, arkadaşlığı ölümsüz özgürlüğü anlatan gününün adı olduğunu belirten Kılavuz, şunları ifade etti:
“Hiçbir toplumsal sarsıntı, Bin yıldan beri bu topraklarda Alevi Seyit’inin, Pir’inin, inanç disiplinini ve yönünü değiştirememiştir. Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslamiyet’ten çok öncelere giden bir gelenektir.
Ortadoğu ve doğu geleneği olan Newroz, barışı istemeye de halkların kardeşliğini savunmaya da insan olmanın erdemini konuşmaya da fazlasıyla uygundur. Biz buradayız ve birlikte yaşamak istiyoruz. Bu dil Newroz’un şiddetsiz direnişin sembolüne dönüştürür. Bu yüzden Newroz, özünde, intikamın değil, yok etmenin değil, yeniden başlamanın zamanıdır.”
“BARIŞ, ANCAK HERKES ÖZNE OLURSA MÜMKÜNDÜR”
MEB’in dini içerikli eğitim politikasına tepki gösteren Kılavuz, “Kamusal eğitim alanı, dini propaganda alanı değildir. Siyasal iktidarların ideolojik arka bahçesi değildir. Tek bir inancın topluma dayatılacağı bir alan hiç değildir. Barış, ancak herkes özne olursa mümkündür. Bu dil ne teslimiyettir ne kışkırtmadır. Bu, ahlaki üstünlüktür” dedi.
“BOYUN EĞMEDEN, BARIŞI SAVUNMAYI ESAS ALIRIZ”
Newroz’un karanlıktan aydınlığa, darlıktan ferahlığa, umutsuzluktan yeniden başlamaya açılan bir eşik olduğunu vurgulayan Kılavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eşitlik olmadan barış olmaz, kimlikler yok sayılarak kardeşlik kurulmaz. Bugün çevremizde ve komşu coğrafyalarda yaşananlar bize şunu bir kez daha göstermektedir: Tek merkezli, tek kimlikli, tek inançlı düzenler; Halkları ayrıştırır, acıyı büyütür, geleceği karartır. Bir halkın güvenliği, diğerinin inkarı üzerine kurulamaz. Bir inancın varlığı, diğerinin yokluğu pahasına sürdürülemez.
Bizler bu Nevroz da şunu açıkça söylüyoruz: Kürtlerin, Alevilerin, Dürzülerin, Ermenilerin, Arapların, Süryanilerin ve bu topraklarda yaşayan tüm halkların eşit özne olduğu bir düzen olmadan kalıcı barış mümkün değildir. Hiçbir halkın adı, inancı ve varlığı pazarlık konusu yapılamaz. Bizim çağrımız intikam çağrısı değildir. Bizim yolumuz şiddetin değil, vicdanın yoludur. Zalime benzemeden, zalime karşı durmayı, Boyun eğmeden, barışı savunmayı esas alırız, Newroz, ateşi yakmak için değil, aydınlanmak içindir. Bu ateş düşmanlıkları değil; Kardeşliği, dayanışmayı ve birlikte yaşam iradesini görünür kılmak içindir.
Bizler bu nevroz ’da bir kez daha ilan ediyoruz: Kimliklerin yok sayılmadığı, inançların eşit olduğu, halkların birbirini tehdit değil, komşu bildiği, doğayla ve insanla barışık bir gelecek mümkündür, Hakk’tan yana, mazlumdan yana, barıştan yana durmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki: kış ne kadar uzun sürerse sürsün, bahar mutlaka gelir.”
Konuşmaların ardından sahneye çıkan Taylan Özgür Ölmez şarkıları seslendirdi. Konser, halaylarla son buldu.
PİRHA- Mersin Newroz kutlaması için binlerce yurttaş bir araya geldi. Yağışlı havaya rağmen coşkunun eksik olmadığı kutlamada konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinerek, “Orta Doğu yine yangın yerine döndürülmeye çalışılıyor. Meclisin bir an önce bu anlamda adım atması gerekiyor. Bekleyecek zaman yok!” dedi.
Mersin’de Newroz kutlamaları yağışlı havaya rağmen coşkuyla kutlandı. Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Tırmıl Alanında kutlanan Newroz için sabahın erken saatlerinde alana girişler başladı. Yöresel kıyafetleriyle 7’den 70’e her kesimden insanın akın ettiği alan sarı-kırmızı-yeşile boyandı.
Alanı dolduran kalabalık sloganlarla Newroz halayı çekti. Saygı duruşu ile başlayan kutlamada DEM Parti İl EŞ Başkanları Bedriye Kuş ve Reşad Aşan birer konuşma yaptı.
Newroz ateşi yakıldığı alanda Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mesaj okundu.
Kutlamada konuşan Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Sara Kaya, cezaevinde bulunanları selamalayarak başladığı konuşmasında, sürecin gereğinin yapılması çağrısında bulundu.
“BEKLEYECEK ZAMAN YOK!”
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise, yaptığı konuşmada şunlara dikkat çekti:
“Buradan İmralı’ya selamlarımızı yolluyoruz. Sayın Öcalan’ın Newroz’unu kutluyoruz. Kürtler Newroz alanlarında barış, özgürlük, demokrasi ve eşitlik taleplerini haykırıyor. Kürtler, ‘Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrının arkasındayız’ diyor. Bizler Başur, Bakur, Rojava ve Rojhilat başta olmak üzere yaşadığımız tüm ülkelerde özgür, demokratik ve barışçıl bir yaşam istiyoruz. Biz bu bedelleri ödemiş milyonluk bir halkız. 3 kibrit çöpüyle aydınlanan zindanlar ve halkımızın mücadelesi bizi buraya getirdi. Rojava sürecinde ete kemiğe bürüne o ulusal ruhu güçlendirme ve büyütme zamanıdır.
Orta Doğu yine yangın yerine döndürülmeye çalışılıyor. Meclisin bir an önce bu anlamda adım atması gerekiyor. Bekleyecek zaman yok! Sürecin yasal zemini bir an önce hazırlanmalıdır. Zindanların kapılarının açılması sürgündeki arkadaşlarımızın dönmesi gerekiyor. Bütün kentlerdeki kayyımların amasız fakatsız sonlandırılması belediye eşbaşkanlarının işlerine geri döndürülmesi gerekiyor. Kürtler ulusal birliğini kuracak, Bakur’dan Başura oradan Rojava’ya Rojhilat’ta haNgi görüşten olursak olalım bu birliği sağlayacağız.”
Gülistan Kılıç Koçyiğit’in konuşmasının ardından sanatçı Ruken Yılmaz’ın şarkıları ve halaylarla kutlama sonlandı.
PİRHA-“Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” sloganıyla Yenikapı’da düzenlenen Newroz kutlamalarına yurttaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren katılmaya başladı. Yağmura rağmen alanda yoğunluk oluştu.
İstanbul’da bu yılki Newroz kutlamaları Yenikapı’da gerçekleştiriliyor. “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu / Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” sloganıyla düzenlenen etkinlik için yurttaşlar sabah saatlerinden itibaren kentin farklı noktalarından alana yöneldi.
Aksaray, Marmaray ve Samatya güzergâhları üzerinden gelen katılımcılar nedeniyle bölgede yoğunluk oluşurken, alana girişlerin kontrollü şekilde tek kapıdan sağlandığı görüldü. Girişlerde zaman zaman beklemeler yaşandı.
Yağışlı havaya rağmen çok sayıda kişi kutlamalara ulusal kıyafetlerle katılırken, alanda DEM Parti ve DBP bayrakları dikkat çekti. Kapıların açılmasının ardından alana giren katılımcılar halaylar çekerek kutlamalara eşlik etti. Davul ve zurna eşliğinde süren etkinlikte renkli görüntüler oluştu.
Alanda sloganlar atılırken, giriş noktalarında bekleyişin sürdüğü gözlendi. Kutlamalar devam ederken, alandaki yoğunluğun gün içinde artarak sürmesi bekleniyor.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve siyasetçiler Sebahat Tuncel ile Gültan Kışanak alana giriş yaptı.
İstanbul da Newroz kutlamaları coşkuyla devam ederken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gönderdiği mesaj alanda okundu. Mesajda demokrasi, eşitlik ve birlikte yaşam vurgusu öne çıktı.
Etkinlikte okunan mesajda, demokrasi, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık vurgularının yer aldığı aktarıldı. Mesajın, Newroz’un birlik ve dayanışma ruhuna atıf yaptığı ifade edildi.
Yenikapı’da süren kutlamalarda farklı siyasi parti ve kurumların mesajlarının da alanda paylaşıldığı, etkinliklerin gün boyunca devam edeceği bildirildi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de Newroz alanına giriş yaptı.
Newroz kutlamalarında sanatçı Suavi sahne aldı. Yoğun katılımın olduğu alanda Suavi’nin seslendirdiği parçalara katılımcılar eşlik ederken, etkinlik alanında coşku arttı. Suavi, Selahattin Demirtaş’ın “Korkma Bağır” adlı parçasını da seslendirdi
Program kapsamında sahne performanslarının gün boyunca devam etmesi bekleniyor.
“BARIŞIRKEN DE CESUR OLMA ZAMANI”
Newroz kapsamında Yenikapı’da düzenlenen İstanbul Newrozu’nda konuşan İmralı Sekreteryası’ndan Çetin Arkaş, barış ve çözüm çağrısı yaptı.
Yüzbinlere seslenen Arkaş, “Savaşırken cesur olduğumuz kadar barışırken de cesur olma zamanı” diyerek tüm halklara ve inançlara “uzatılan eli tutma” çağrısında bulundu.
Orta Doğu’daki çatışmalara dikkat çeken Arkaş, bölgedeki statükonun sarsıldığını belirterek, Kürt meselesinin demokratik çözümünün ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. Hükümetin adım atmamasını eleştiren Arkaş, sahada barış ve demokrasi beklentisinin büyüdüğünü söyledi.
Konuşmasında Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit koşullarına da değinen Arkaş, “Artık İmralı’nın kapıları açılmalıdır” diyerek çözüm sürecinde diyalog kanallarının açılması gerektiğini ifade etti.
Arkaş, konuşmasını birlik ve mücadele vurgusuyla tamamladı.
PİRHA- Yüzbinler yoğun yağışa rağmen Diyarbakır Newrozu’nda buluştu. Yapılan konuşmalarda ve okunan mesajlarda barış vurgusu öne çıkarken, iktidara adım atma çağrısı yapıldı.
Diyarbakır’In Bağlar ilçesinde bulunan Newroz Parkı’nda “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu / Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” şiarıyla Newroz Bayramı kutlanıyor.
Kutlamaya yüzbinler yoğun yağmura rağmen katılırken, kutlamada Dilan ve Erkan Top şarkılarıyla sahnedeydi. Yapılan konuşmalarda Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çekildi.
Yüzbinler, Alend Hazim’ın şarkıları eşliğinde halay çekerken, coşkunun hakim olduğu kutlamalarda Newroz ateşi de yakıldı.
“JIN JİYAN AZADİ”
Özgür Kadın Hareketi’nden (TJA) Ayla Akat Ata kitleye hitap etti. Ayla Akat Ata şunları söyledi:
“Biz tek değiliz. Amed’den Mahaba’a, Mahabad’dan Qamişlo’ya kadar tüm Kürtlerin Newrozu kutlu olsun. Sadece bizim değil, Kafkasya halkları için yeni bir gündür Newroz. Kafkasya halkları için de kutlu olsun. Ortadağu halkları için kutlu olsun.
TJA olarak bu coğrafyadan, Kürdistan’dan, Rojava’dan, Ortadağu’dan bütün dünyadaki kız kardeşlerimizle, ‘benim bedenim, benim kararım’ diyen kadınlarla, ‘asla yalnız kalmayacaksınız’ diyen kadınlarla, Hindistan’da ‘korkuyu özgürlükle yendik’ diyen kadınlarla ‘jin, jiyan, azadî’ diyerek buluşuyoruz.”
SIRRI SÜREYYA ÖNDER UNUTULMADI
Kutlamada, İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonrası 3 Mayıs 2024 tarihinde hayatını kaybeden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, Amed Newrozu’nda unutulmadı.
Sırrı Süreyya Önder anısına hazırlanan sinevizyon gösterimi yüzbinlere izletildi. Sinevizyonda, Önder’in 2013 Amed Newrozu’nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajını okurkenki görüntüsü ile 27 Şubat 2025 tarihinde Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nda yaptığı konuşma yer aldı.
“NEWROZ BİR HAYALİ, BİR ÜTOPYAYI DEĞİL; GERÇEKLEŞEN, GELİŞEN BİR KOMÜNAL YAŞAMI TEMSİL ETMEKTEDİR”
Kutlamada Abdulah Öcalan’ın gönderdiği mesaj paylaşıldı. Mesajda şunlara yer verildi:
“Newroz Destanı, Ortadoğu halklarının diriliş, direniş ve bahar bayramı olarak binlerce yıl kutlanmıştır. Newroz, halklarımızın direniş ve diriliş ruhunu canlandırmıştır.
Newroz’daki semboller, kişilikler bu coğrafyanın ruhunu yansıtır. Dehaq, devletli uygarlık sisteminin timsalidir, her gün iki gencin beynini yiyen omuzlarındaki yılanlar Asur devletinin vahşetinin; Demirci Kawa ise zulme karşı direnişin cisimleşmiş halidir.
Ortadoğu’da bin yıldır sürdürülen din, mezhep ve kültür savaşları, halkların birlikte yaşama kültürüne vurulan en büyük darbedir. Her kimlik, her inanç kendi kabuğuna çekilerek ve ötekini düşmanlaştırarak var olmaya çalıştıkça halklarımızın arasındaki uçurum derinleşmektedir. Ortak değerlerimiz, ortak kültürümüz yok sayılmakta; farklılıklarımız savaş nedeni haline getirilmektedir.
Güncelde bölgede köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirmiştir. Ortadoğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklar ne yazık ki bugün emperyal müdahalelere de bahane oluşturmaktadır.
Avrupa ülkelerinin üç yüzyıl süren din-mezhep savaşları 1648’de Westfalya Antlaşması ile aşılırken Ortadoğu’da bu çatışmaların günümüze kadar gelmesi halklarımıza derin trajediler yaşatmıştır. Bugün ise kültürlerin ve inançların yeniden bir arada yaşamalarını sağlama imkanına kavuşmuş durumdayız. Ortadoğu’da yaratılmak istenen savaş ve kaos ortamını halkların baharına çevirmek elimizdedir. Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz.
Şimdi tarihin gizlenen sayfaları açılmakta; halklar arası barışın, demokratik uluslaşmanın imkânı artmaktadır. Sünni, Şia devlet gelenekleri, milliyetçi gelenekler aşıldıkça halklar arası özgür birliktelik de imkân dahiline girmektedir.
Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır. Bu coğrafyadaki halkların özgürce bir arada yaşamasının yolu aralanmıştır.
27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin temellerini yeniden diriltmek içindir. Bunun için kültürlerin, inançların bir arada yaşayabileceğine, dar milliyetçi anlayışları aşıp demokratik entegrasyon temelinde birleşebileceğimize ve birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir. Tarihimizde olduğu gibi günümüzde de her türlü savaş dayatmalarını, yoksulluğu ve barbarlığı geriletebileceğimizi bilince çıkarmamız gerekir.
2026 Newrozu bu tarihin bütün haşmetiyle güncellenmesidir. Tarih şimdileşiyor, gerçek kültürlülük temelinde bilinç bulmaya doğru büyük bir imkana ulaşıyor. Newroz’un anlamı ve gücü “şimdi” olarak tarih sahnesine çıkmaktadır. Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır.
2026 Newrozu kendi kökleri üzerinden dirilmekte, demokratikleşme ve demokratik entegrasyon yolunda büyük bir hamleyle şimdileşmekte; Newrozlaşmaktadır.
Newroz, tarihte olduğu gibi Ortadoğu merkezinde ağırlığını ortaya koyarak adeta yeniden dirilişe geçmekte, demokratik entegrasyon olarak tekrar bütün bölgede rolünü oynamaktadır. Böyle büyük bir şimdileşme yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecektir.
Şimdiye kadar Newroz sembolik değerlerle kutlanmaktaydı. Artık Newroz bir hayali, bir ütopyayı değil; gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir. Kendimizi hem anlam hem fizik olarak gerçekleştireceğimiz gündür Newroz.
Newroz’da bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım ve yetkin bir ilişki tarzıyla, yetkin bir anlam derinliğiyle, yeni bir özgürlük ahlakı ve yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim.
“Jin, Jîyan, Azadî” felsefesini bütün ilişkilerimizde pratikleştirip özgür yaşama kavuşalım. Artık Newroz’un bir umut, hayal veya teori değil bir pratikleşme anı olduğunun bilincine varalım. Bu pratikleşme anına yetkin bir bilinçle, yetkin bir anlam derinliğiyle karşılık verelim.
Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir. Etnik ve dini-mezhebi temeldeki parçalanmaya, kardeş kavgasına son vermekle ve bütün kültürlerin, dini-mezhebi inançların özgürlük ve kardeşlik temelinde birliğini sağlamakla buna ulaşılabilir.
Kapitalist modernitenin yarattığı büyük toplumsal ve ekolojik çöküşe karşı demokratik modernitenin demokratik siyaset, ekolojik ve kadın özgürlükçü çözümünü Newroz’un özgürlük ruhuna bağlı olarak geliştirdik.
Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur.
Böyle bir birliktelik ruhuyla demokratik siyaseti armağan etmek de imkân dahilindedir. Ezilenlerin binlerce yıllık mücadelesini taçlandırmak istiyorsak; bunun mekânı Doğu’da da Batı’da da kapitalist kültür ortamında değil, Ortadoğu’nun gerçek özgürlük ortamında bulunabilir. Demokratik entegrasyonu bu topraklarda gerçek bir buluşma ve yeni bir insanlık, kardeşlik, dayanışma, dostluk temelinde gerçekleştirerek güncelleştirebiliriz.
Halklarımızın Ramazan Bayramını kutluyor, bayramın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum.
2026 Newrozu ilk defa halklarımızın, halkımızın gerçekleşen demokratik entegrasyon, barış ve kardeşlik ruhuyla kutlanmaktadır. Bu ruha, iradeye tüm gücümle katılıyor; bu yıl gerçek anlamıyla “Yeni Gün” olarak kutlanmaya değer hale gelen Newroz’un önümüzdeki yılların görkemli yürüyüşüne vesile olmasını diliyor; tüm halklarımıza barış diliyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.
Abdullah ÖCALAN
İmralı Cezaevi
21 Mart 2026”
“DEMOKRATİK ÜLKEYİ BİRLİKTE KURALIM”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, yaptığı konuşmada, Ankara’nın önünde tarihi bir fırsatın olduğunu vurgulayarak, kaybedecek bir zamanın ve neslin olmadığını söyledi. “Gelin geleceğimizi kaybetmeyelim” diyen Bakırkan, “Gelin 86 milyon için eşitlik, özgürlük demokratik bir Türkiye’yi birlikte kuralım” dedi.
Türkiye’nin gelceğinin Edirne, Kandıra, Silivri’de değil Meclis’te, meydanda ve demokratik zeminde olduğunu dile getiren Bakrıhan, “Kürtler, Türkiye’de kimliğinin tanınmasını, anayasal güvence, ana dilinde eğitim, yerel demokrasi, eşit yurttaşlık istiyor. Kürtler devletle münazara değil müzakare yapmak istiyor” diye konuştu.
Konuşmalarıın ardından Agire Jiyan yüzbinlerle şarkılarını söyledi.
“KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Newroz’a gönderdiği mesajda, “Bugün yakılan her ateşte, durulan her halayda, tutulan her elde; dünün acılarını unutmadan, yarının umudunu kalplerimizde yeşertiyoruz. Direnmekten değil ama çatışmalardan, düşmanlaştırmalardan, ötekileştirmelerden yorulmuş olan halkımızın üstündeki kara kışın yükünü atmak için artık tek çare barıştır. Eşitlik içinde, onurlu yurttaşlar olarak bu ülkede hep beraber yaşayacağız! Bizim baharımız, bizim Newroz’umuz budur! Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! Newroz pîroz be!” dedi.
Gönderilen mesajların okunmasının ardından kutlama sanatçı Zınar Sozdar’ın şarkılarıyla sona erdi.
PİRHA- 2017 Diyarbakır Newrozu’nda katledilen Kemal Kurkut, vurulduğu yerde ve mezarı başında anıldı.
İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki Kemal Kurkut, 21 Mart 2017 tarihindeki Diyarbakır Newrozu‘na katılmak isterken polis kurşunuyla katledildi.
Kemal Kurkut, katledilişinin 9’uncu yıl dönümünde vurulduğu yerde ve mezarı başında anıldı.
MALATYA
Malatya Battalgazi ilçesindeki Toptaş Mezarlığı’nda yapılan anmaya, Kemal Kurkut’un annesi ile çok sayıda kişi katıldı.
Saygı duruşuyla başlayan anmada konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Malatya İl Eşbaşkanı Musa Güz, Kemal Kurkut’un katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçtiğini ancak katledenlerin cezalandırılmadığını söyledi.
Anma, yakılan ağıtların ardından sona erdi.
DİYARBAKIR
Kemal Kurkut, vurulduğu yerde de anıldı. Anmaya Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar, Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Mehmet Kamaç ve Federe Kürdistan’dan gelen heyetin yanı sıra çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Anmada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Newrozlarda çok şehidimiz var. En son Kemal Kurkut içimizi çok yaktı. Bundan sonra Newroz’un Kürdistan’ın her yerinde mutlulukla özgürlükle kutlanmasını umuyoruz. Artık kimse tutuklanmasın işkence görmesin. Kemal Kurkut Newroz şehidimizdir. Buradan bir daha söz veriyoruz; Newrozları barış, mutluluk, özgürlük Newrozları yapacağız. Kürtlerin barış, özgürlük ve birlik Newrozu olacak” dedi.
PİRHA- Muğla’nın Datça ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi’nde düzenlenen geleneksel Perşembe buluşmasında canlar, Newroz ateşi etrafında bir araya gelerek birlik, dayanışma ve paylaşım duygularını büyüttü.
Muğla’nın Datça ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi’nde Newroz bayramı kutlandı.
Buluşma kapsamında cemevinin kapısı önünde Newroz ateşi yakıldı. Ateşin etrafında toplanan yurttaşlar, baharın gelişini ve yeni günün bereketini karşılayarak dualar etti, niyetlerde bulundu.
Program, çerağların uyandırılması ile başladı. Ardından ardından muhabbet meydanına geçildi.
GEÇMİŞ NEWROZLAR ANILDI
Cemevinde kurulan muhabbet sofrasında bir araya gelen canlar, geçmiş Newroz kutlamalarını andı. Büyükler, eski dönemlerde Newroz’un nasıl karşılandığını, Hz. Ali’nin doğumunun nasıl anıldığını ve cemlerin nasıl yürütüldüğünü anlattı. Geçmiş bayramlar, eski muhabbetler, paylaşılan lokmalar ve birlik günleri dile getirildi.
DEYİŞLER VE TÜRKÜLERLE ORTAK HAFIZA KURULDU
Buluşmada ozanlar sazlarıyla deyişler ve türküler seslendirdi, nefesler okundu.
Canların getirdiği lokmalar paylaşıldı, aynı sofrada buluşularak ortaklaşma kültürü bir kez daha yaşatıldı. Gece boyunca süren muhabbet, birlik ve beraberlik vurgusuyla tamamlandı.
Etkinlikte yakılan Newroz ateşinin, yalnızca baharın gelişini değil, aynı zamanda birliğin, dirliğin, yolun ve aşkın simgesi olduğuna dikkat çekildi. Perşembe buluşmalarının, toplumsal dayanışmayı büyüten önemli bir gelenek olduğu ifade edildi.
PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Newroz’un yalnızca mevsimsel bir dönüşüm değil aynı zamanda bir hal değişimi ve toplumsal diriliş olduğunu vurgulayarak, Newroz’un Alevi inancında eşitlik, diriliş ve zulme karşı başkaldırının simgesi olduğunu belirterek, bu günün aynı zamanda bir eşik ve kurtuluş anlamı taşıdığını ifade etti.
Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Newroz’un Kürtler ve Aleviler açısından tarihsel, inançsal ve toplumsal anlamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Zeynel Kete, Newroz’un kimliğini Kürtler ve Alevilerin verdiğini belirterek, “Newroz’a kimliğini veren Kürtler, inanç olarak da Aleviler. Alevilerin içerisinde de Reya Haq Alevileri ve özellikle Dersim merkezi süreği Newroz’u ateşin sırrına varmak olarak tanımlar. Newroz bir eşiktir. Alevi inancında eşik kutsaldır” dedi.
“21 MART MEVSİMSEL DÖNGÜDÜR”
Newroz’un bir geçiş ve dönüşüm süreci olduğunu ifade eden Kete, “Bir halden başka bir hale geçmeyi, hal değiştirmeyi, don değiştirmeyi ifade eder. İki boyutlu bir eşik söz konusudur. Biri, artık zemheriler bitiyor. Yavaş yavaş kış bahara doğru geliyor. Sersaldır, cemreler düşüyor. Newrozla beraber iklim bir bütünen artık ısınır. Hava, su, ateş ve toprak birbirleriyle niyaz olurlar. Yeni yaşamı oluştururlar. Bu iklimsel olarak yenidir, bir diriliştir” diye belirtti.
“ZULME KARŞI BİR DURUŞTUR”
Newroz’un diriliş ve başkaldırı eşiği olduğunu vurgulayan Zeynel Kete, “Nedir bu diriliş ve başkaldırı eşiği? Zulme karşı bir duruştur. Demirci Kawa’nın zamanın zulümkarlarına karşı bir meşale yakmasıdır. Hallâc-ı Mansur, Ana Sekine, Ana Zarife, Ana Fatma uyandırdı bu delili. Dikkat ederseniz hem kadın hem erkek coğrafyadaki hakikat ve özgürlük mücadelesi verilenler ateşle ilişkilendirilmiş” ifadelerini kullandı.
“DİRİLMEKTİR!”
Ateşin bu bağlamda sembolik bir anlam taşıdığını belirten Kete, “O tekçi, sömürgeci, katil anlayışa karşı ateşin uyandırılması demek zihinsel olarak da zulme karşı uykudan uyanmaktır, dirilmektir. Bundan dolayıdır ki Diyarbakır Zindanı’nda Mazlumlar üç çarağı uyandırdılar” dedi.
“NEWROZ; BARIŞA, BİRLİĞE, ÖZGÜRLÜĞE VESİLE OLSUN”
Açıklamasının sonunda bu geleneğin cem erkânlarında sürdüğünü vurgulayan Kete, “Kadimden bugüne kadar çağdaş Kawaların uyandırdığı bu delil bizim açımızdan çok önemlidir, kutsaldır ve cem erkanlarımızda bu delil asla ve asla sönmeyecek. Newroz bir yönüyle de barış, birlik ve beraberliktir. Bu yılki Newroz; barışa, birliğe, özgürlüğe vesile olsun” ifadelerini kullandı.
PİRHA – “Newroz, halkların bilincinde yaşam döngüsünün yenilendiği kadim bir bilgi olarak yer etmiştir” diyerek çağrı yapan Demokratik Alevi Dernekleri, 2026 Newroz’unda birlik, direniş ve demokratik toplum etrafında kenetlenme vurgusu yaptı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) , Newroz vesilesiyle yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Newroz’un yalnızca mevsimsel bir dönüş değil, aynı zamanda halkların hafızasında yer eden bir direniş ve yeniden doğuş hakikati olduğu vurgulandı.
“TAHAKKÜMCÜ SİSTEMLERE KARŞI BİR DİRENİŞ GÜNÜ”
Açıklamada, Raa/Reya Heqi Alevi inancında doğuşun hakikatin ispatı olduğu belirtilerek, rıza ve ikrar temelinde kurulan yaşamın özgürlükle anlam bulduğu dile getirildi. Yer ile göğün buluştuğu, çar anasırın ikrarla bir araya geldiği bu döngünün yaşamın kendisini mümkün kıldığı vurgulandı.
Newroz’un, Hawtemal/Heftemal olarak inanç dünyasında özel bir anlam taşıdığı ifade edilirken, bu günün aynı zamanda tahakkümcü sistemlere karşı bir direniş günü olarak da toplumsal hafızada yer ettiği belirtildi.
“DEMİRCİ KAWA’NIN YAKTIĞI ATEŞ MAZLUMLARIN DİRENİŞİNDE YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR”
Açıklamada, Demirci Kawa efsanesi üzerinden zulme karşı direnişin tarihsel köklerine işaret edildi. Dehak’ın zulmüne karşı halkların birliğiyle elde edilen zaferin, bugün de özgürlük mücadelesine ilham verdiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, Ortadoğu’da süren savaş ve yıkım politikalarına dikkat çekilerek, “Ortadoğu bir kez daha zamanın Dehak zihniyetini temsil eden küresel ve bölgesel güçler tarafından yıkıma uğratılmakta, halkların kanı akıtılmaktadır. Savaş ve yıkımın tüm bedelini ağır bir şekilde yaşayan mazlumların tarafı ise küresel ya da bölgesel muktedirlerin safı olamayacağından, halklar açısından birlik ve ittifak düzeyini geliştirmek bu savaş politikalarına karşı direniş için tek çıkış yolu olacaktır” diye belirtildi.
Açıklamada son olarak, “ Halklarımız yakılan Newroz ateşleri etrafında kenetlenmeli, rızalı ve ikrarlı yaşamın ifadesi olan “Barış ve Demokratik Toplum” manasına ermeli, yaşanabilir yarınları hep birlikte inşa etmeyi başarabilmelidir” ifadelerine yer verildi.
PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 22 Mart’ta Yenikapı’da kutlanacak Newroz için “onurlu barış ateşini birlikte yakalım” çağrısı yaptı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 22 Mart Pazar günü İstanbul Yenikapı’da gerçekleştirilecek Newroz kutlamalarına ilişkin bir mesaj yayımladı. Mat, yıllardır demokrasi, özgürlük, eşitlik ve onurlu bir barış mücadelesinin birlikte verildiğini vurgulayarak, tüm yurttaşları Newroz alanında buluşmaya davet etti.
Mat mesajında, Newroz’un yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda barışın, direnişin ve halkların ortak umudunun simgesi olduğunu ifade etti. “Onurlu bir barış için Newroz ateşimizi hep birlikte yakacağız” diyen Mat, bu buluşmanın toplumsal dayanışmayı büyütmek açısından önemli olduğunun altını çizdi.
Yenikapı’da düzenlenecek kutlamaların bir şölen ve festival havasında geçeceğini belirten Mat, tüm canları bu anlamlı günde bir araya gelmeye çağırarak, İstanbul’da buluşma ve kucaklaşma mesajı verdi.
Mat, Newroz’un halklar arasında eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyüteceğine dikkat çekti.
PİRHA- Gazi Cemevi’nde gerçekleştirilen Newroz cemiyle birlikte, Hz. Ali’nin doğum günü anıldı; birlik ve paylaşım vurgusu öne çıktı.
Gazi Cemevi adına açıklama yapan Başkan Hıdır Karadaş, Newroz’un Aleviler açısından barış, kardeşlik ve dayanışmayı simgeleyen önemli bir gün olduğunu vurguladı.
Gazi Cemevi’nde Newroz dolayısıyla cem gerçekleştirildi. Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, yapılan etkinliğe ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Karadaş, Newroz’un Alevi inancında özel bir anlam taşıdığını belirterek, bu günün halklar arasında barışın, kardeşliğin ve dayanışmanın güçlenmesini simgelediğini ifade etti.
Açıklamada, bu anlamlı günü birlikte karşılamak amacıyla Newroz ceminin gerçekleştirildiği belirtilirken, Hz. Ali’nin doğum günü dolayısıyla hürmetle anıldığı kaydedildi. Cem sırasında paylaşılan “ballı süt” geleneğinin de birlik ve paylaşımın bir sembolü olduğuna dikkat çekildi.
Karadaş, mesajında Alevi inancına özgü temennilere de yer vererek, “Hak aynamız, Hızır yoldaşımız olsun. Birliğimiz ve dirliğimiz daim olsun” ifadelerini kullandı.
Açıklama, Newroz’un toplumsal barış ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren yönüne vurgu yaparak son buldu.
PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Newroz dolayısıyla yaptıkları açıklamada, Alevilere, Kürt halkına ve tüm muhalif kesimlere yönelik baskıların arttığına dikkat çekerek, Newroz’un direniş, özgürlük ve demokrasi günü olarak sahiplenilmesi çağrısında bulundu.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) 21 Mart Newroz bayramı dolayısıyla yazılı açıklama yayınladı.
Açıklamada, Newroz’un farklı inançların, kültürlerin ve halkların kendi anlamlarını yüklediği özel bir gün olduğu vurgulandı. Kimi için doğumun ve manevi başlangıcın simgesi, kimi için doğanın uyanışıyla yeni bir yılın habercisi, kimi için ise zulme karşı direnişin ve özgürlük arayışının tarihsel ifadesi olduğu belirtilen Newroz’un, toplumsal mücadelelerdeki yeri ve önemi hatırlatıldı.
Açıklamada, bu yıl Newroz’un hem ülkede hem de bölgede zulmün ve baskının zirve yaptığı koşullarda karşılandığı ifade edilerek, Alevi toplumuna, Kürt halkına, demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürütenlere, emekçilere, kadınlara, çocuklara ve tüm muhalif kesimlere yönelik baskıların giderek arttığına dikkat çekildi. Aynı zamanda bölgeyi kan gölüne çeviren savaşlara işaret edilerek, bu çatışmaların en çok ezilen halklara zarar verdiği ve bu süreçte halkların ağır bedeller ödediği vurgulandı. Tüm bu baskı ve savaş politikalarına rağmen Aleviler, Kürtler, kadınlar ve demokrasi güçlerinin kararlı bir direniş sürdürdüğü belirtilerek, Newroz’un bu tarihsel direniş sürecinde karşılandığı ifade edildi.
“NEWROZ, ZULME KARŞI YENİDEN DİRİLİŞ VE MÜCADELE GÜNÜDÜR”
Açıklamada, bu yılki Newroz’un Alevi halkı, Kürt halkı, kadınlar ve tüm ezilen kesimler açısından zulme karşı yeniden diriliş günü olacağı vurgulandı. Reya Haq inancına mensup Aleviler olarak bu Newroz’un, Aleviler üzerindeki asimilasyon baskılarına ve soykırım tehditlerine karşı mücadelenin büyütüleceği bir gün olarak ele alındığı ifade edildi. Bu kapsamda, Alevi köylerine cami yapılmasına, Alevi çocuklarına zorla Sünni İslam inancının dayatılmasına, Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarına karşı çıkıldığı belirtildi. Eşit yurttaşlık talebi ile cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olarak tanınması gerektiği vurgulanarak, bu başlıkların Newroz’un temel mücadele gündemleri olduğu ifade edildi. Alevi inancının insan merkezli olduğu ve hak mücadelesini esas aldığı belirtilen açıklamada, bu nedenle Alevilerin ayrım yapmaksızın herkese yönelik haksızlıklara karşı durduğu kaydedildi. Bu çerçevede Kürt halkına yönelik baskılar ve saldırılar kınanırken, Kürt halkının barış ve demokratik toplum taleplerinin kendi talepleri olarak görüldüğü ifade edildi. Kayyumların iptal edilmesi, seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi, siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuşması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasının demokratik talepler olduğu belirtilerek desteklendiği vurgulandı.
“ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ VE BARIŞ İÇİN FRANKFURT’TA NEWROZ’DA BULUŞALIM”
FEDA ve DAKB açıklamasında, Newroz’un aynı zamanda kadınların taleplerinin hayat bulduğu, doğaya yönelik ekolojik saldırıların durdurulduğu, emekçilerin, çocukların ve gençlerin daha özgür bir yaşam sürdüğü bir geleceğin inşası için mücadele günü olduğu ifade edildi. Alevilik inancının gereği olarak bu mücadelenin büyütülmesinin zorunlu olduğu belirtilirken, bu sorumluluğun yerine getirileceği vurgulandı. Açıklamada, Newroz ateşlerinin bütün kötülüklerin yok edilmesi ve iyiliklerin hayat bulması için yakılması çağrısı yapılarak, tüm halklar, Reya Hakk inancına bağlı olanlar ve Aleviler 21 Mart Cumartesi günü Frankfurt’ta düzenlenecek Newroz etkinliğine davet edildi. “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’nda eşitlik, adalet ve barış için buluşalım” denildi.
PİRHA- 21 Mart 2017 Diyarbakır Nevroz’unda polis kurşunuyla yaşamını yitiren Kemal Kurkut dosyası aradan geçen yıllara rağmen yargı kararları, güvenlik uygulamaları ve görüntülerin yarattığı tartışmalarla gündemde kalmayı sürdürüyor.
Diyarbakır’da Newroz kutlamaları sırasında güvenlik noktasında polis müdahalesiyle açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Kemal Kurkut’un ölümünün üzerinden 9 yıl geçti. 23 yaşındaki üniversite öğrencisinin yaşamını yitirdiği an, olay yerinde kaydedilen görüntülerle birlikte kısa sürede ülke gündeminde geniş yer bulmuş, resmi açıklamalar ile sahadaki görüntüler arasındaki çelişki tartışmaları büyütmüştü.
OLAYIN ARKA PLANI VE KAMUOYUNA YANSIMASI
Adıyaman doğumlu olduğu belirtilen Kemal Kurkut’un, 2015’te Ankara’daki 10 Ekim Barış Mitingi’ne katıldığı ve saldırıdan sağ kurtulduğu biliniyor. İki yıl sonra Diyarbakır Newroz’una katılmak üzere alana gelen Kurkut, girişte kurulan güvenlik noktasında durduruldu.
Olayın hemen ardından yapılan resmi açıklamalarda Kurkut’un “canlı bomba” olabileceği ileri sürülse de, gazeteci Abdurrahman Gök’ün çektiği görüntüler bu iddiayı tartışmalı hale getirdi. Görüntülerde Kurkut’un çıplak halde bulunduğu ve vurulma anına ilişkin kareler yer aldı. Bu kayıtlar, olayın seyrine ilişkin kamuoyunda ciddi bir sorgulama başlattı.
YARGI SÜRECİ VE KARARLAR
Olay sonrası başlatılan soruşturmada polis memuru Yakup Şenocak hakkında dava açıldı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılamada sanık, 17 Kasım 2020’de delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etti.
Dosya daha sonra istinaf incelemesine taşındı. 2022 yılında Diyarbakır Bölge İstinaf Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yeniden görülen davada ise 17 Ocak 2023’te mahkeme, sanık hakkında “kanun hükmünü yerine getirdiği” gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.
TARTIŞMA VE HAFIZA
Kemal Kurkut’un ölümü, her Newroz döneminde yeniden gündeme geliyor. Olay; güvenlik güçlerinin güç kullanımı, kimlik kontrol uygulamaları, delil değerlendirmesi ve yargı süreçleri açısından tartışılmaya devam ederken, Kurkut dosyası Türkiye’de benzer vakalarla birlikte insan hakları ve adalet tartışmalarının merkezinde yer almayı sürdürüyor.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) bünyesindeki kadınlar, Newroz’a ilişkin yaptıkları açıklamada inanç özgürlüğü, anayasal eşitlik ve demokratik bir yaşam talebiyle Yenikapı’daki alanda buluşma çağrısında bulundu.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, yaklaşan Newroz kutlamaları kapsamında açıklama yaparak, pazar günü Yenikapı’da gerçekleştirilecek alanda bir araya gelme çağrısı yaptı. Yapılan çağrıda, inanç özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması, onurlu bir barışın tesis edilmesi ve gerçek bir demokrasi talebi vurgulandı. DAD’lı kadınlar, Newroz’u “Nevroz Pîroz be” mesajıyla kutlayarak tüm yurttaşları alana davet etti.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu’da yaşanan savaşların ve saldırı konseptlerinin doğrudan Alevileri ve Kürtleri hedef aldığını vurguladı. Kürtlerin hakikat ve özgürlük mücadelesinin yalnızca kendilerine değil, bölgedeki tüm demokratik topluluklara yönelik olduğunu ifade eden Kete, Alevilerin bu sürecin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirtti.
DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, devam eden İran-İsrail-ABD savaşı hakkında konuştu. Kete, Gazze, Lübnan ve Suriye’yle başlayan savaş konseptinin İran ile devam ettiğini belirterek, Ortadoğu’da yaşanan savaşların Merkezi Uygarlık güçlerinin kendi çıkar ve emperyal hedefleri doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi.
Diğer yandan Ortadoğu’da süren savaş ve çatışmaların yalnızca Kürtleri değil, Alevileri de doğrudan hedef aldığını belirten Kete, Kürtlerin hakikat ve özgürlük mücadelesinin bölgedeki tüm demokratik toplulukların ortak geleceğini ilgilendirdiğini vurguladı.
“ORTADOĞU’DAKİ BÜTÜN HALKLARIN HAKİKAT VE ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI BİRBİRİYLE BAĞLANTILIDIR”
Kete, yaptığı konuşmada Kürt halkının mevcut durumunu değerlendirerek şunları söyledi: “Ortadoğu’da söz konusu Kürtler olunca aslında Kürtlerin Ortadoğu’daki varlığı sadece kendi özgün dinamikleriyle şekillenmiyor. Böyle bir halk gerçekliği vardır. Bir de Kürtlerin Ortadoğu ve Kürdistan’daki hakikat ve özgürlük arayışının sadece kendileriyle ilgili bir arayış” olmadığını söyleyerek şu şekilde devam etti:
“Yani Kürt’ün hakikat arayışına girdiği her coğrafyada, yine kendisi gibi olan demokratik toplumun en kadim değerlerini bünyesinde taşıyan ve bizim ‘Rıza Toplumu’ olarak tanımladığımız, Dürziler, Aleviler, Êzîdîler, Kakaîler gibi farklı etnik yapılar ve kimliklerdir. Bu hakikat ve özgürlük arayışı onları da birebir ilgilendiriyor” dedi.
“KÜRT HALKINA İKİNCİ BİR ULUSLARARASI KOMPLO YAŞATILMAK İSTENİYOR”
Kete, Kürtlere yönelik uluslararası komploların tarihsel boyutlarına değinerek, 1. Dünya Savaşı sonrası kurulan ulus devletlerin homojenleştirici politikaları nedeniyle bölgedeki halkların soykırım ve kültürel asimilasyon süreçleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Son dönemde Suriye, Irak ve İran’da yürütülen saldırıların bu bağlamda ele alınması gerektiğini söyleyen Kete şöyle devam etti,
“Kürtlerin Haşdi Şabi ile karşı karşıya getirilmesi, Arap-Kürt ve Şii-Sünni-Alevi çatışmalarını derinleştirme çabası, ikinci büyük uluslararası komplo girişimidir. Ancak halkın kendi öz gücüyle demokratik siyaset etrafında kenetlenmesiyle bu konsept boşa düşmüştür.”
Kete, Merkezi Uygarlık güçlerinin önlerinde yeni bir yüz yıllık proje olduğunu belirterek, “Bu güçler inşa ettikleri ulus devletleri ya ortadan kaldırmayı ya da kontrol altına almayı hedefliyor. Skys-Picot Anlaşması’nın 100. yılı doldu ve yeni bir strateji hattı oluşmaya başladı” dedi. Kete,Ortadoğu’da yaşanan güncel gelişmeler hakkında şunlara dikkat çekti:
”Suriye’de Arap Alevilerine yönelik başlayan süreç, daha sonra Kürtlere yöneldi. General Mazlum Abdi’nin Ocak’taki diplomasi trafiğini yürütmesinden sonra, Fransa, Britanya, ABD, İsrail ve Türkiye’nin de içinde olduğu bir konsept, Kürtleri Haşdi Şabi ile karşı karşıya getirmeye çalıştı. Bu, hem Arap-Kürt çatışması hem de Şii-Sünni-Alevi çatışmasını derinleştirmeye dönük bir 2. Uluslararası Komplo idi. Ancak halkın öz gücüyle demokratik siyaset etrafında kenetlenmesiyle bu plan boşa düştü”
İRAN VE STRATEJİK DENİZ HATTI
Kete, sistemin krizde olduğunu ve bu krizi aşmak için savaşa başvurduğunu söyleyerek, “Savaş günümüzde Merkezi Uygarlık güçlerinin kendi krizlerini aşma ve ömürlerini uzatma yöntemidir. 2 Mart’ta Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve 4 Mart’ta Sri Lanka açıklarında bir İran gemisinin ABD tarafından batırılması bunun göstergesidir” dedi ve şöyle devam etti:
“Deniz yolları, insanlığa hizmet etmekten çok hegemonik güçlerin çatışma, rekabet ve istihbarat alanlarına dönüşmüş durumdadır. Bu süreçte Çin ve İran gemilerinin geçişlerine ilişkin yaşananlar da uluslararası şebekelerin oyunlarını gözler önüne sermektedir.”
“ORTADOĞU’DAKİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ DEMOKRATİK TOPLUM PERSPEKTİFİDİR”
Kete, Alevilerin tarihsel komünal yaşam biçimi ve inanç örgütlenmelerinin, barış ve demokratik toplum perspektifine en uygun model olduğunu ifade etti:
“Bu bölgede Reya Haq Alevileri, Suriye’de, İran’da, Irak’ta bu bahsettiğimiz Alevi süreklere aynı zamanda barış ve demokratik toplum perspektifinin en güçlü bileşenleridirler. Çünkü inanç yapıları itibariyle de komünal özellikleri, demokratik toplum özelliklerini, birey, toplum ve doğayla olan demokratik ilişkileri, ikrar ilişkileri bu perspektife en büyük katkıyı sunacak potansiyeli kendi içinde barındırıyor. Binlerce yıldır özerk yaşamışlar. Ocak sistemi bir komün sistemidir. Her komün özerktir”
Alevilerin sorunlarının yalnızca kendi içlerinde çözülemeyeceğini, tüm demokratik ve özgürlükçü yapılarla ortak mücadelenin zorunlu olduğunu vurgulayan Kete, şöyle devam etti:
“Bu coğrafyada Türkiye’de dahil olmak üzere Kürtlerin demokrasi mücadelesinin dışına itilmesi, kontrol ve denetim altına alınması durumunda Alevilerin çok rahatlıkla yok edilebileceği gerçeği vardır. Bütün Alevi sürekleri bu hakikati bilmelidir. Bu açıdan Ortadoğu’da yaşanan bu savaşlar birebir Alevileri ilgilendiriyor” dedi.
Kete, Ortadoğu’daki demokratik toplum mücadelesinin, Aleviler başta olmak üzere tüm halkların ortak özgürlük arayışını temsil ettiğini belirterek sözlerini tamamladı.
DERSİM- “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” şiarıyla Dersim’de kutlanana Newroza katılan DEM Parti Grup Başkana Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Alevilerin aktif rol alması gerektiğini vurgulayarak, “Rojava kırmızı çizgimizdir” dedi. Sürecin en büyük kazanımının can kayıplarının durması olduğunu belirtti ve eşitlik, inanç özgürlüğü ile demokratik dönüşüm için devletin sorumluluk alması çağrısında bulundu.
Dersim’de “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” şiarıyla Newroz kutlandı. Seyid Rıza Meydanı’nda gerçekleşen Newroz kutlamasına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Newroz kutlamaları, Sanat Sokağı’nda “Jin, jiyan azadî” , “Newroz piroz be” sloganları eşliğinde halaylarla başladı.
Ardından halk alkış ve zılgıtlarla Newroz’un kutlanacağı Seyid Rıza Meydanı’na yürüdü.
Newroz Kutlaması özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına 1 dakikalık saygı duruşu ile sonra başladı.
“DERSİM DİRENİŞTİR”
DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş, açılış konuşmasında toplum olarak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sahiplendiklerini ancak devletin geçen süreye rağmen adım atmadığını belirterek, “Bir ön önce adım atın” çağrısında bulundu.
Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan ve Cevdet Konak yaptığı konuşmada Orhan, “Newroz, bin yıllardır direnen, barış ve özgürlük mücadelesi verenlerin günüdür. Newroz direnişi hiç bitmedi, bitmeyecek. Ayrıca buradan 9 yıl önce Newroz kutlamasına katıldığı için yaşamını yitiren, katledilen Kemal Kurkut’u da saygıyla anıyorum. Evet, biliniz ki Newroz direniştir, Dersim, direniştir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sonuca ulaştırana kadar sahip çıkacağız. Demokratik Cumhuriyeti’i inşa etmeliyiz” dedi.
“NEWROZ ATEŞİYLE BİRLEŞELİM”
Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) adına söz alan Hıdır Yıldız, Newroz ateşinin ,dünyanın dört bir yanında direnen halkların öfkesinde yandığını söyledi. Yıldız, “Bu ateşi büyütmek, emperyalizme, siyonizme ve her türden gericiliğe karşı birleşik devrimci mücadeleyi yükseltmekle mümkündür. Ezilenlerin kurtuluşu, kendi örgütlü gücüne dayanarak bu karanlık düzeni yıkmasından geçmektedir. Newroz, tarihsel ve diyalektik bir bağ içinde, ezilenlerin direnişinin, öfkesinin ve özgürlük yürüyüşünün simgesidir. Bugün bu isyan, güncel politik görevlerle birleşerek devrimci bir nitelik kazanmakta, zulüm saltanatına karşı halkların birleşik mücadelesinde somutlaşmaktadır” diye konuştu.
“NEWROZ ATEŞİNİ HİÇBİR ŞEY SÖNDÜREMEZ”
Kutlamalarda Elazığ Cezaevinde tutuklu bulunan ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi’nin mesaj okundu. Orhan Çelebi konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Elazığ Hapishane’sinden, Newroz ateşinin sıcaklığıyla ve devrimci coşkuyla selamlıyorum. Kısa bir süre önce tam bir komplo mantığıyla tutuklandım. Bu meydanlarda sizlerin karşısında yaptığım konuşmalar, günlük devrimci siyasi çalışmam suç delili olarak karşıma konuldu. Bu suçu işlemeye devam edeceğim.
Daha önce Newrozlarda, 1 Mayıslarda bizzat karşınındaydım. Defalarca kez halaylarınıza eşlik ettim, coşkunuza ortak oldum. Biz devrimciler tutsak edilebiliriz ama Newroz ateşleri hiç sönmez, halaylarımız sürer. Çünkü umut tutsak edilemez. Yine Newroz ateşlerini birlikte tutuşturacağız. Buna inancım tam. Newroz coşkumuzu, ateşin düşmanları gölgeleyemez ama tam bu günlerde aldığımız kayıp haberi, Rojava devriminin öncülerinden Bave Welat (Salih Müslüm) yoldaşın şehadet haberi bizleri derinden sarsmıştır. Değerli ailesinin ve halkımızın başı sağolsun.”
“ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ ÖRGÜTLEMEYE DOĞRU YOL ALIYORUZ”
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, zalimin zulmüne karşı, mazlumların mücadelesine karşı kazandığı varlık mücadelesi ile yol aldıklarını vurgulayarak Dersim halkının Newrozu’nu kutladı. Kordu, “Newroz bir tarihtir. Dersim kadim bir tarihtir. Analarımızın sabah güneşe dönerek dua ettiği önce yanındaki sonra doğadaki her canlı, sonra bütün dünyadaki insanlık için sabah yüzünü güneşe dönen, dua eden analarımızın hakikatiyle onların yarattığı değerlerle mücadelemiz devam etmektedir. İşte o değerler üzerinden yürüyen mücadelemizde güneşin sıcaklığıyla, hakikatiyle yol aldığımız Dersim topraklarında Newroz hepinize kutlu olsun. Newroz hepimize gelecekte iyilik, güzellik onurlu bir yaşam getirsin. Newroz mücadelesi Dersim’de tüm çürütme politikalarına rağmen, tüm kayyımlara, çetelere, uyuşturuculara, yoksulluğa, sömürüye ve her gün inancımızı asimile eden zihniyette karşı Demirci Kawa’nın çocuklarının, mazlumun üç kibrit ile özgürlük ateşini her tarafa yaydığı, halkın evlatlarıyla özgürlüğümüzü örgütlemeye doğru yol alacağız” diye konuştu.
“NEWROZ ATEŞİNİ UMUT HAKKI İÇİN YAKACAĞIZ”
EMEK Partisi Genel Başkan Yardımcısı İskender Bayhan, Cezaevindeki sendikacı, siyasetçi, seçilmiş milletvekili ve gazetecilerin Newroz’unu kutladı, Bayhan, devamında “Dersim halkının coşkusu onların koğuşlarını ısıtsın, onların mücadele direncini cezaevlerinde, hücrelerindeki azmini, kararlılığını büyütsün. Türkiye’nin dört bir yanında Newroz ateşleri kayyımlara karşı yanan ateşlerdir. Bu Newroz ateşleri, cezaevlerindeki kardeşlerimizin özgürlüğü için, umut hakkı için yanan Newroz ateşleridir. Bu Newroz ateşleri ana dilinde eğitim, ana dilinde yaşam hakkı için mücadele eden Kürt halkının ateşleridir” ifadelerini kullandı.
“MÜCADELE GEREKÇEMİZDİR”
Newroz programında son olarak, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit konuştu. Koçyiğit, Kürtlerin yıllardır engelleme ve katliamlara karşı mücadele ve direniş gösterdiğine vurgu yaparak, “Acıların coğrafyasındayız. Yitirdiklerimiz var, geride bıraktıklarımız var, mücadelemize ışık tutanlar var. Bunları unutmamalıyız. En başta da Halepçe’yi unutmamalıyız. Dün Halepçe’nin yıldönümüydü. Halepçe’yi unutmadık, unutmayacağız. İnsanlığın hafızasına bir kara leke olarak düştü ve o gün o katliamı gerçekleştirenler, halkımızı katleden rejimler, bugün Suriye’de alevleri katlediyorlar. Bugün Suriye’de Dürzileri katlediyorlar. İşte bugün Kürtlerin yeneceği, mücadele edeceği zihniyet, bu katliamcı zihniyettir. Ayrıca şunu da eklemeliyiz, Salih Müslim’i de büyük acı ile kaybettik. Salih Müslim’i bir kez daha saygıyla minnetle anıyoruz. Kürt halkı mücadelesinde yaşayacak ve onun mücadele gerekçeleri mücadele gerekçemizdir diyoruz” ifadelerini kullandı.
“SÜREÇ ALEVİNİN OLMADIĞI BİR SÜREÇ DEĞİLDİR”
Devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Aleviler’in de büyük sorumluluk alıp, rol oynaması gerektiğinin altını çizen Gülistan Kılıç Koçyiğit şunları söyledi:
“ Rojava kırmızı çizgimizdir. Rojava kazanımları kırmızı çizgimizdir. Evet yeni bir süreçteyiz. Bir yılı aşkın bir dönemdir, barış ve demokratik toplum süreci var. Sayın Öcalan’ın yaptığı bir çağrı var. Daha önce de söyledik. Binlerce defa söyledik. Bu çağrı sadece PKK’ye değildir. Bu çağrı aynı zamanda bizlere, aynı zamanda halklarımıza, Alevilere, kadınlara, gençleredir. Ama bu çağrının bir muhatabı daha var. Bu çağrı aynı zamanda ve şunu söylüyor devlete. ‘Sen de dönüşeceksin. Demokratik bir dönüşümü gerçekleştirmen lazım.Kürt’ün, Alevi’nin hakkını, hukukunu tanıyacaksın. Kadın eşitlik talebini kabul edeceksin. Emeği yüce bir değer olarak kabul edecek emeğin haklarını vereceksin. Demokratik bir siyasetin ve demokratik bir toplumun önündeki bütün engelleri kaldıracaksın’ diye çağrı yaptı. Evet o çağrıdan bugüne tek bir insanı yitirmedik. O çağrıdan bugüne tek bir gencin toprağa vermedik. Bugün bize soruyorlar, ‘ Bir yılı aşkın bir süredir bu süreç var. Elimizde ne var?’ diye. Tek bir insan toprağa düşmemişse bundan daha büyük kazanım var mıdır? Bugün insanı yaşatma. Eşit özgür bir yaşamının önünü açmak demokratik bir toplumu inşa etmenin başlangıç aşamasındayız. Barış ve demokratik toplum süreci.
Bu yeni bu süreç Alevi’nin hakkını görmeden Alevi’nin inanç özgürlüğünü sağlamadan, Alevi’siz bir süre değildir. Aksine el önünde Aleviler vardır. Alevilik vardır. Bu coğrafyada halkları ve inançları ayrıştırmak. Ötekileştirmek ve birbirinin karşısına konumlandırmak genel bir politika, halkı halka kırdırırlar. İnancı inanca kırdırırlar. Mezhebi mezhebe kırdırırlar. Aileleri birbirine kırdıran, işte bu siyasete karşı uyanık olmamız gerekiyor. Bu siyaseti iyi görmemiz ve birliğimizi, yan yana duruşumuzu sağlamlaştırmamız gerekiyor. Kimse bize barışı kimse bize demokrasiyi kimse bize eşit ve özgür bir yaşamı altın tepside bahşetmeyecek. Ne kazandıysak bugüne kadar mücadeleyle kazandık. Elimizde ne varsa mücadele ettiğimiz için var.”
Yapılan konuşmaların ardından sanatçılar Beser Şahin ve Siya Şeve’nin söylediği şarkılarla halaylar çekildi.
PİRHA- Karakoçan’da Newroz Bayramı kutlandı. Kutlamada konuşan Ömer Öcalan, devlete adım atma çağrısında bulundu.
Elazığ’ın Karakoçan (Dep) ilçesinde, “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” şiarıyla Newroz Bayramı kutlandı. İstasyon Meydanı’nda gerçekleşen Newroz kutlamasına yüzlerce yurttaş katıldı.
Açılış konuşmalarını yapan Karakoçan Belediye eşbaşkanları, Newroz Tertip Komitesi üyeleri ve il ve ilçe eşbaşkanları halkın Newroz’unu kutlayarak, Newroz’un “Birlik” ve “Özgürlük” getirmesini istenerek, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın sahiplenilmesi çağrısında bulundular.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Urfa Milletvekili Ömer Öcalan yaptığı konuşmada, Newroz’un zulmün, Dehaqların karşısında mücadele ve direniş olduğunu vurguladı.
“DEVLET ADIM ATMALI”
Ömer Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çekerek, “Devlet artık adımlar atmalı. Kürtler varlığı için bedel ödedi, canını verdi yine de Öcalan öncülüğünde barış elini uzattı. Bu ülkede barış ve çözüm için bu nedenle mücadele etmeliyiz” dedi.
Ömer Öcalan’ın konuşmasının ardından Newroz Ateşi yakıldı.
Newroz çalınan şarkılar ardından çekilen halaylarla sona erdi.
PİRHA- PKK’nin öncü kadrolarından Mazlum Doğan ve kardeşi Delil Doğan mezarları başında anıldı.
Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” şiarıyla Newroz kutlanacak. Kutlamalar öncesinde 21 Mart 1982’de Diyarbakır Cezaevi’nde bedenini 3 kibrit çöpüyle ateşe veren PKK’nin öncü isimlerinden Çağdaş Kawa olarak adlandırılan Mazlum Doğan ve kardeşi Delil Doğan mezarları başında anıldı. Dersim’nin Mazgirt ilçesinin Yaşaroğlu (Goman) köyünde gerçekleşen anmaya siyasi parti temsilcileri katıldı. Anma saygı duruşuyla başladı.
“DİRENİŞLERİ HER TARAFA YAYILDI”
Saygı duruşu ardından konuşan DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, “Bu coğrafyada birçok katliam soykırım yaşandı. Bu topraklar birçok şeye şahitlik etti. Ama Kürtler bu arkadaşların öncülüğünde dimdik ayaktadır. Mazlum Doğan zindanda tarih yazıp zulme ve Dehaq’lara karşı çağdaş Kawa olarak tarih yazarak büyük bir sembole dönüştü. Kendi varlığını Kürt halkının varlığında sembolleştirdi.Onun için Newroz’un başlangıç noktası buradadır. Başta onların Newroz’u kutlu olsun” diye konuştu.
Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise şunları söyledi: “O dönemde zindanlarda geliştirilen inkar politikalarına karşı ihanete karşı Mazlum arkadaşın şahsında büyük bir direniş gösterildi. O direniş her tarafa yayıldı. Arkadaşlarımızın yarattığı değerler, direnç ve mücadele gücü bütün Kürdistan halkına öncülük etti.”