Etiket: öğrenciler

  • ‘Çocukları barışık şekilde yetiştirmek zorundayız’

    ‘Çocukları barışık şekilde yetiştirmek zorundayız’

    PİRHA – Türkiye’de zorunlu din dersleri okullarda okutulmaya hala devam ediyor. Mahkeme kararlarına ve Alevilerin itiraz etmesine rağmen AKP hükümeti bir adım atmadı bu yönde. Baba Mansur Ocağı Piri Nurali Kendigelen tepki göstererek, “İki zıt insan yetiştirme hakkına sahip değiliz” dedi.

    Baba Mansur Ocağı Piri Nurali Kendigelen PİRHA mikrofonuna zorunlu din dersini değerlendirdi.

    Türkiye’de sadece bir inanca göre eğitimin verildiğine tepki gösteren Kendigelen, “Ülkemizde sadece bir inanca, bir mezhebe ve bir mezhebin içtihadına göre okullarda eğitim verilemez” diye konuştu.

    Alevilik, Sunilik, Yahudilik gibi bütün dinlerin öğretilmesi gerektiğini söyleyen Pir Kendigelen, “Öğretilecekse bütün dinler öğretilsin, öğretilmeyecekse sunilik de öğretilmesin. Hanefilikte öğretilmesin diye kanatlarımızı söylüyoruz” dedi.

    “EĞİTİMİ BERABER ALIRLARSA BİRBİRLERİNE  KARDEŞÇE YAKLAŞIRLAR”

    “Aynı sırada oturan çocuklar o öğretimi beraber alırlarsa birbirine kardeşçe yaklaşırlar” diyen Kendigelen, “Ama bir taraflı eğitim alırlarsa o zaman okullarda ikilik başlıyor. Yazıktır 7 yaşında ki çocuğa bunu verdiğin zaman yarın yirmi yaşına geldiği zaman iki zıt insan yetiştiririz. İki zıt insan yetiştirme hakkına sahip değiliz” ifadelerini kullandı.

    Milli Eğitim Müdürlüğüne ve hükümete çağrıda bulunan Pir Nurali Kendigelen, “Toplumu barışık şekilde yetiştirmek zorundayız. Kitaplarda en iyi şekilde bütün dinler öğretilsin”  dedi.

    “DERSİ ALEVİ ÖĞRETMEN VEREBİLİR”

    Okullarda öğretilmesi durumunda kimin bu dersleri vermesi gerektiğini  de anlatan Nurali Kendigelen şunları kaydetti;

    “Koşullar, imkanlar okullarda bu dersleri verebilecek bir hizmet, kapasiteye varabilirse tabi ki  bunun eğitimini almış sünni hocalar değil, eğitimini almış Alevi öğretmenler olabilir. Sünni öğretmenler bunu veremez. Ama o öğretiyi öğrenip, kendisi de o öğretiyi aldıktan sonra ancak verebilir. Ama bizim birinci koşulumuz bu öğretimi alan hocalarımız, kendi pirlerimiz, kendi rehberlerimiz okullarda bu dersi en iyi şekilde verebilir. Diğer dinleri de verecek şekilde pirler, rehberler vardır. Koşullar hazırlandığında bu dersler verildiği zaman, çocuklarımız bu öğretiyi aldığında daha güzel yaşam hakkına sahip olacaklardır. Ama biz bu devletten bunu göremiyoruz” diye konuştu.

    (S.A)

    Haberin Videosu

     

  • Öğrenciler KHK ile atılan hocalarını uğurladı

    Öğrenciler KHK ile atılan hocalarını uğurladı

    A. Ü. Cebeci Kampüsü öğrencileri ise ihraç edilen hocalarını uğurlamak için  Siyasal Bilgiler Fakültesinde bir araya geldi. Öğrenciler burada hocaları için besteledikleri şarkıyı söyledi. Akademisyen ve öğrencilerin buluşmasında A. Ü. Rektörü Erkan İbiş’e tepki vardı.

    Ankara Üniversitesinde (A.Ü.) OHAL KHK’sı ile 21 akademisyen ihraç edilmişti. İhraç edilen akademisyenler odalarını toplamaya başladı.

    Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden ihraç edilen Prof. Dr Işıl Ünal, odasını toplamak için geldiğinde akademisyen arkadaşları ve öğrencileriyle karşılaştı. Burada öğrencilerin alkışları arasında konuşan Ünal, “Süreci biliyorsunuz zaten. Ben barış bildirisine imza atan akademisyenlerden biriydim. Bu bildiri Kürt coğrafyasında şiddet olayları sırasında devleti uyarmak üzere kaleme alındı. Biz bu ülkenin insanları olarak barışı talep etmek durumundaydık. Bununda bir bedeli oldu. Bu bedeli ödüyoruz. Aslında bu devlet açısında başarısızlığın bir sonucudur. Soruşturmalar, TMK’dan bir şey tutturamayınca en kolay yol olan KHK’ya başvurdular. Ama biz üniversitelerimize tekrar geleceğiz sadece gasp edilen hakkımız olduğu için geleceğiz. Yoksa üniversiteler çok da ahım şahım yerler değil.  Hakkımızı aldıktan sonra istersek üniversiteden ayrılırız. Bilim insanı olmak için üniversitelerde kadro almak gerekmiyor. Bilimsel çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Akademisyenler, SBF’de bir araya gelen öğrencilerin alkışlarıyla karşılaştı. Burada öğrencileriyle buluşan akademisyenlerden İletişim Fakültesi (İLEF) öğretim üyesi Doç. Dr. Sevilay Çelenk, “Barış bildirisini imzalamanın  bedeli olacağını biliyordum. Önceden razıydık. Çok gecikmeden ödettiler.  Tarihte olaylar iki kere yaşanır. Bir daha buradan toplu ihraç olmayacaktı onu da olduk geri döneceğiz” dedi.

    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyenlerinden Dr. Cenk Yiğiter, kedisinin atılmasının da diğer arkadaşları gibi barış bildirisine imzacı olmasında dolayı olduğunu söyleyerek, “İbiş yönetimi bildiriden imzamızı çekmemiz için bizi şantaj etti. KHK’ya adınız yazılacak dediler. Biz çekmedik. Biz bu suça ortak olmayacağız dedik. Halka karşı silah sıkılmasına ortak olmayacağız” diye vurguladı. DTCF Doç. Dr. Süreyya Karacabey, ihraç edilmesine rağmen  DTCF’den SBF’ye gelerek arkadaşlarının yanında olmak istediğini belirtti.

    “HESAP SORACAĞIMIZ BİR ÜNİVERSİTEYE DÖNELİM”

    İLEF akademisyenlerinden Doç. Dr. Tezcan Durna, “Rasyonalizm etmeye çalışmak, kuşku aramamayı beraberinde getiriyor ama kuşku duyacak hiçbir şey yapmadık. Şaşırmaya devam etmek kanıksamamak gerekiyor. Güçlü duracağız öğrencilerimiz herkes kucaklıyor. Ara vermeden devam etmeli bu kucaklaşmalarla cevap vermeliyiz” diye konuştu. İLEF’te araştırma görevlisi olan Burçin Kalkın Kızıldaş,  “Kötülük hikayesi yaşanıyor, bir yıldır kendi hikayemizin çevresinde dönüyoruz. Bizim payımıza bu düştü. Umut etmeyi bırakmayalım” derken,  yine fakültede Arş. Gör. Bahar Şimşek, “Bu güzellik bizim ne kadar haklı olduğumuzu hatırlatıyor” dedi.
    SBF Maliye Bölümü akademisyenlerinden Ydr. Doç. Dr.  Özlem Albayrak, kendisinini üniversiteye dönmek istemediğini ifade ederek, “Şuan ki üniversiteye dönmek istemiyorum. Maliyemin akademiye çağrısı çok önemliydi. Bu suça ortak olan, utanmayan insanlar göreceğiz. Hesap soracağımız bir üniversiteye dönmek istiyorum” diye duygularını aktardı.

    HOCALARI İÇİN YAZILAMA

    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri ise KHK ile ihraç edilen hocaları Dr. Cenk Yiğiter’e destek olmak için kapısına yazılama yapmıştı. Öğrenciler,  A.Ü. Rektörü Erkan İbiş’e gönderme de yapılarak, “İbiş’in KHK’sı varsa AÜHF’nin Cenk Hocası var” diye yazmıştı.

    A.Ü. İletişim Fakültesi (İLEF) öğretim üyelerinden Doç. Dr. Tezcan Durna odasını toplamak için geldiğinde İLEF öğrencileriyle karşılaşmıştı. İLEF öğrencileri ihraç edilen Doç. Dr. Sevilay Çelenk, Doç. Dr. Tezcan Durna, Bahar Şimşek ve Burçin Kalkın Kızıldaş’a destek açıklaması yapmıştı. Karşılama sırasında  Doç. Dr. Tezcan Durna şunları söylemişti: “Bildiğimiz işi yapmaya devam edeceğiz. Devletten maaş alıyor diye bu işi yapmıyoruz. Biz devletten maaş almasak da bu işi yapmaya devam edeceğiz. Bildiğimiz işi, bildiğimiz sözü, gerçekleri, hakikati dile getirmeye devam edeceğiz. İnatla devam edeceğiz.”  Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden (Mülkiye) ihraç edilen Dr. Faruk Alpkaya da odasını toplamaya gittiğinde öğrencilerince karşılanan akademisyenlerdendi. Alpkaya odasının önünde öğrencilerine “Savunulması gerek ben değilim, Mülkiye de değil, değerler ve ahlak olmalı” diyen Alpkaya, asıl vicdan ve ahlakın yok edildiğine dikkat çekerek “Onlar yok edildiğinde zaman özgürlükleri, demokrasiyi, bilimi yok edersiniz, basını ok edersiniz” demişti.

    Kaynak: Evrensel

  • Camide öğrencilerle faaliyet meclis gündeminde

    Camide öğrencilerle faaliyet meclis gündeminde

    CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, Develi Belediye Başkanı Mehmet Cabbar’ın camide öğrencilerle yaptığı faaliyeti, siyasi içerik taşıdığı ve siyasi propaganda olduğu gerekçesiyle TBMM’ye taşıdı. Arık ”Bu fotoğraf, IŞID ve FETÖ’nün tohumlarının yeniden atıldığının fotoğrafıdır. Camide siyaset yapanlar FETÖ’nün ve IŞID’ın değirmenine su taşıyor” dedi.

    Develi İlçesi’nde geçen hafta yaşanan konuyu Meclise taşıyan CHP Milletvekili Arık konuşmasında, şunları söyledi:

    “AKP’nin eğitim politikası ile yetiştirmeye çalıştığı ‘dindar ve kindar insan’ IŞİD için potansiyel militan adayıdır. Maalesef AKP FETÖ’nün darbe girişimi ve IŞİD’in katliamları başta olmak üzere dinci örgütlerin saldırılarından hala da ders çıkaramadı. Dincilik adeta bir afyon gibi, haşhaş gibi IŞİD ve FETÖ’nün olduğu kadar bir kısım AKP’lilerin de kanında dolaşıyor, zihinlerini uyuşturuyor.”

    TBMM kürsüsünden Develi Belediye Başkanı ve Milli Eğitim Müdürü’nün caminin içinde öğrencilerle Ak Parti ile özdeşleşen, Rabia işareti yaptıklarının fotoğrafı gösteren Arık, bu fotoğrafın görünenden daha fazla şey ifade ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu fotoğraf; hırsızlığa, yolsuzluğa, kamu malını babalarının malı gibi kullananlara, çocuklara tecavüz edenlere ses çıkaramayanların yeni yılı karşılayanlara ahlak dersi vermeye kalkmasının fotoğrafıdır. Bizim bu din görevlisinden beklentimiz, camide siyaset yaptırmam diyebilmesiydi. Çocuklara tecavüz edenlere tek kelime etmiyor, devletin malını çalanlara ‘Devlet malını çalmak haramdır’ demiyor, belediye başkanı ile camide siyaset yapıyor, olmaz böyle bir şey. Bu fotoğraf, laik ve bilimsel eğitimden, okuyan, düşünen, sorgulayan, fikri hür, vicdanı hür nesillerden korkanların, dindar ve kindar nesiller yaratarak, varlıklarını daha uzun yıllar sürdürme telaşının fotoğrafıdır. Bizim bu İlçe Milli Eğitim Müdürü’nden beklentimiz, ‘ey belediye başkanı bu çocuklar üzerinden senin camide siyaset yapmana izin vermem’ şeklindeydi.”

  • ‘Başkanlık’ paneline öğrenciler zorla götürülmüş

    ‘Başkanlık’ paneline öğrenciler zorla götürülmüş

    Türkiye’yi gezerek başkanlık sistemini savunan konferanslar veren Prof. Dr. Faruk Bilir, Yurt-Kur’a bağlı Mersin Kız Öğrenci Yurdu’nda “Yeni Türkiye Yeni gelecek adında” bir konferans verdi. Yurt binası önünde protesto eylemi yapan CHP’li gençler, “Diktaya karşı omuz omuza” ve “Tantuni ayran, başkanlık yalan” sloganları attı. CHP Gençlik Kolları İl Başkanı Ethem Güzel, öğrencilerin panele zorunlu olarak götürüldüğünü söyledi.

    Yurt-Kur’a bağlı öğrenci yurtlarında başlattığı “Çınaraltı Sohbetleri” uygulaması kapsamında Mersin Kız Öğrenci Yurdu’nda ‘“Yeni Türkiye, Yeni Gelecek” başlıklı konferans düzenlendi. Yurt Kur Mersin İl Müdürlüğü, etkinliğin fotoğrafları ve Prof. Dr. Bilir’in bazı sözlerini Twitter’dan paylaştı. Yurt-Kur Mersin Twitter hesabından Bilir’in “Başkanlık sisteminde güçlü olan meclistir, daha fazla demokrasi sağlar” ifadeleri paylaşıldı. Bunun üzerine bir grup CHP’li genç, gece saatlerinde yurt önünde eylem yapma kararı aldı.

    “DİKTAYA KARŞI OMUZ OMUZA”

    “Diktaya hayır”, “Başkanlık istemiyoruz” yazılı tişörtler giyen CHP’li gençler yurt binası önünde “Diktaya karşı omuz omuza”, “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” “Tantuni ayran, başkanlık yalan” şeklinde sloganlar attı. Eylemin ardından gençler “Diktaya hayır”, “Başkanlık istemiyoruz” yazılı tişörtleri yurdun önüne bıraktı.

    “AHLAKSIZ TUTUM”

    Cumhuriyet’in haberine göre CHP Gençlik Kolları İl Başkanı Ethem Güzel, “Yurttaki ‘Başkanlık ve yeni Türkiye’ paneline öğrenciler zorunlu olarak götürülmüş. Sayı 1500’e ulaştığı takdirde 3 öğrenciye burs verileceği söylenmiştir. AKP’nin bu ahlaksız tutumuna gerçekleştirdiğimiz protestoyla cevap verdik” dedi. Güzel, öğrenci yurdundaki panele çok sayıda AKP yöneticisinin de katıldığını söyledi.

  • Okul müdürü, cinsel taciz iddiasıyla gözaltına alındı

    Okul müdürü, cinsel taciz iddiasıyla gözaltına alındı

    İddialara göre liseye altı ay önce müdür olarak atanan M.S.’nin elle taciz ettiği öğrencilere çeşitli hediyeler verdiği, birisine üzerinde, ‘Seni seviyorum’ yazılı bir kupa hediye ettiği ileri sürüldü.

    Öğrencilerin müdürü şikayet etmesi üzerine idari soruşturma başlatılırken M.S.’nin öğrencilere tacizinin odasındaki güvenlik kamerasına yansıdığı öne sürüldü. M.S.’nin, kendisinden önceki müdür tarafından odaya konulan güvenlik kamerasından haberi olmadığı belirtildi.

    Açığa alınan M.S., savcılık soruşturması kapsamında da dün akşam polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki sorgusu tamamlanan M.S. adliyeye sevk edildi.

  • Ders zili daha mı geç çalacak?

    Ders zili daha mı geç çalacak?

    Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu‘nun haberine göre, yaz saati uygulamasının tüm yıla yayılması ve günlerin kısalmasıyla öğrencilerin alacakaranlıkta okula gitmek zorunda kalması isyanını Milli Eğitim Bakanlığı duydu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kalıcı yaz saati uygulaması ile ilgili “geri adım atılmayacağını” açıklamasının ardından Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka, dün Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmazile görüştü. Yılmaz’ın, ders zilinin daha geç çalması ile ilgili çalışmanın yapılacağını, tüm il milli eğitim müdürlüklerine gönderilecek bir genelge ile sorunun il bazında çözüleceğini söylediğini aktardı.

    “BİR SERVİS KAZASI BİR FELAKET Mİ BEKLİYORUZ”

    Nazlıaka’nın, düzenleme için “Bir servis kazasını, bir felaketi mi bekliyorsunuz” dediği ifade edildi. Yılmaz’ın ise “ders zilinin daha geç çalması için çalışma yapılacağını, tüm il milli eğitim müdürlüklerine genelge gönderileceğini, böylece sorunun il bazında çözüleceğini” söylediği ileri sürüldü.

  • Okuldan uzaklaştırılan öğrenciler: Soruşturmalar geri çekilsin

    Okuldan uzaklaştırılan öğrenciler: Soruşturmalar geri çekilsin

    Mersin Üniversitesi’nde ülkü ocaklarının düzenlemek istediği Nihal Atsız anmasının protestosu sonrası gözaltına alınıp tutuklanan ve protestoya katılan 42 öğrenci daha okuldan 1 ya da 2 dönem uzaklaştırma cezası aldı. Okuldan uzaklaştırılan öğrenciler, üniversite yönetimine seslenerek “soruşturmalar geri çekilsin” dedi.  

    PİRHA- Geçtiğimiz yıl ülkü ocakları tarafından Mersin Üniversitesi Çiftlik Köy Kampüsünde düzenlenmek istenen Nihal Atsız Anması, öğrenciler tarafından protesto edilmiş, çıkan olaylar sonrası  birçok öğrenci gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Denetimli serbestlikle bırakılan öğrenciler eğitimine devam ederken, üniversite yönetimi öğrencilere okuldan uzaklaştırma cezası verdi. Öğrenciler bu karara itiraz ederek İHD Mersin Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “İLERİCİ ÖĞRENCİLER HEP BASKIYA, ŞİDDETE, TACİZE UĞRADI”

    İHD ve Barış İçin Akademisyenlerinin de destek verdiği açıklamada öğrenciler adına konuşan Deniz Akbıyık, “ Bir buçuk seneyi aşkın bu süreç beraberinde, bütün üniversitelerde muhalif, devrimci, yurtsever, ilerici öğrencilere baskı, şiddet, taciz, sayısız soruşturmalar, uzaklaştırmalar, tutuklamalar getirdi” dedi.

    Akbıyık, “Tüm bu baskılar sadece öğrencilere değil aynı zamanda muhalif olan, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunan, bilimsel özgürlüğü ve biat etmemeyi ilke edinmiş akademisyenlere de aynı derecede uygulandı. Üniversitelerde bu durum devam ederken yaşamın diğer tüm alanlarında da baskılar artarak devam ediyordu. OHAL ilan edilerek çıkarılan KHK’lerle kamunun her alanında tasfiyeler başladı, muhalif basına saldırılarak özgür basın kurumları kapatılıp muhalif olan tüm sesler bastırılmaya çalışıldı” şeklinde konuştu.

    “NİHAL ATSIZ OLAYI, PLANLI SÜRECİN BAŞLANGICI”

    Nihal Atsız olayının planlı bir sürecin başlangıcı olduğunu kaydeden Akbıyık, “Bu dönemle beraber Mersin Üniversitesinde bu bir buçuk yılı aşkın süre içerisinde bizim ulaşabildiğimiz 131 öğrenciye 373 dava açılmıştır. Süreç içerisinde uzaklaştırma alan arkadaşlarımızın sayısı 32 olup verilen uzaklaştırma cezalarının sayısı 50 yi aşmışken bu hafta nihal atsız protestosundan dolayı açılan soruşturmalardan 42 arkadaşımıza daha birer ve ikişer dönem olmak üzere uzaklaştırma cezası verilmiştir ve uzaklaştırma alan arkadaşlarımızın ders kayıtlarını yapmaması için ikinci yarıyıl ders kayıtları öne alınarak birinci yarıyılın başlarında yapılmıştır” dedi.

    “BİZLER YILMAYACAĞIZ”

    Konuşmasının sonunda Akbıyık, “Tüm bunları yaparlarken unuttukları bir şey vardı; başta söylediğimiz gibi bizler salt öğrenci değiliz. Bizler; yüreği savaşsız, sömürüsüz bir dünya umuduyla atan, 68’lerin anti-emperyalist ruhunu kuşanmış, özgür, bilimsel üniversite mücadelesine omuz veren, üniversitelerimizde emeği, bilimi, sanatı, özgürlüğü savunanlarız. Bizleri ne soruşturmalar ne tutuklamalar ne de uzaklaştırmalar yıldırabilir” dedi.

    Diren Keser- MERSİN