Etiket: öğrenciler

  • İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği öğrenciler için bir araya geldi

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği öğrenciler için bir araya geldi

    PİRHA – İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, öğrencilere destek olmak için dayanışma gecesi düzenledi.  Geceye çok sayıda siyasetçi, sivil toplu kuruluşu ve iş insanı destek verdi.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Karşıyaka Kent Balık Restoran’da öğrencilere burs desteği için dayanışma gecesi düzenledi. Geceye DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, CHP Parti Meclisi üyesi Polat Şaroğlu, yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan ve Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül, DEM Parti İl Eş Başkanları ve İlçe Eş Başkanları, İZSİAD Başkanı Hüseyin Cengiz, şair Hıdır Işık, Alevi kurum temsilcileri, sendika başkanları ve iş insanları katılarak destek verdi.

    Daha önce 53 öğrenciye burs desteği sağlayan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, bu yıl için hedeflerinin 150 öğrenci olduğunu belirtti. Kent koşullarında giderek artan yaşam maliyetleri karşısında öğrenciler için bir araya gelenler güzel bir dayanışma örneği sergiledi.

    “BU BURSLAR BİR ANNENİN ‘OĞLUM OKUSUN’ DUASIDIR”

    Gecede kısa bir konuşma yapan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, öğrencilerle dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Kılıç, gençlerin kentlerde çok zorluk çektiğini belirterek, onlara yalnız olmadıklarını hatırlatarak şunları söyledi:

    “Siz, dilimizin, kültürümüzün, inancımızın, doğamızın yarınlara taşınacak en güçlü köprüsüsünüz. Bu burslar, sadece maddi bir destek değildir. Bu burslar, bir annenin “Oğlum okusun” duasının, bir babanın “Kızım hekim olsun” hayalinin, bir dedenin “Torunum kendi dilinde şiir yazsın” özleminin somut halidir. Bu burslar, “Biz varız, arkandayız, seni görüyoruz” demenin en onurlu yoludur” dedi.

    Son olarak Kılıç, dayanışma örneği gösteren herkese teşekkür ederek konuşmasını bitirdi.

    “DAYANIŞMA BUGÜNLE SINIRLI KALAMSINI İSTEMEYİZ”

    Eş Başkan Eylem Yüksel de öğrencilerin eğitimine destek olmak için bir araya geldiklerini belirterek, “Davetimize katılıp bizlere destek verdiğiniz için hepinize derneğimiz adına teşekkür ederim” dedi.

    Şuanda 53 öğrenciye burs verdiklerini ancak bu sayıyı yükseltmeyi hedeflediklerini belirten Yüksel, “Bu hedef bizim için sadece bir sayı değil, dayanışmamızın ne kadar geniş bir alana yayılabileceğinin göstergesidir. Pek tabii isteriz ki, bu dayanışma sadece bugünle sınırlı kalmasın. Derneğimizin çalışmaları, projeleri ve her türlü faaliyetimizde sizleri de yanımızda görmek, birlikte hareket etmek isteriz” diye konuştu.

    Katılımcıların yaptığı dayanışma konuşmaların ardından gece halaylarla son buldu.

    PİRHA-İZMİR

     

  • Dersim’de öğrencilerin evlerine polis baskını!

    Dersim’de öğrencilerin evlerine polis baskını!

    PİRHA- Munzur Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin evlerine baskın düzenleyen polis evde kalan öğrencileri gözaltına aldı.

    Bu sabah saatlerinde Dersim’in Moğultay mahallesinde oturan kadın öğrencilerin evlerine polis baskın düzenledi.

    İki ayrı eve yapılan baskında öğrenciler gözaltına alındı. Gözaltına alınanların zırhlı araçlarla İl Emniyet Müdürlüğün’ne götürüldüğü belirtildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Üniversitesi öğrencilerinin protesto yürüyüşüne müdahale-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencilerinin protesto yürüyüşüne müdahale-VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi öğrencileri, kampüs yerleşkesinde yer alan kütüphane binasının adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edilmesini protesto etti. Öğrenciler açıklama sonrasında polislerin fiziki müdahalesine maruz kaldı.

    Munzur Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla üniversite kampüsü içerisindeki kütüphane binası ile eski İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binası Tunceli Adliyesi ve Valiliği’ne bağlı bazı birimlere tahsis edilmişti.

    Durumu protesto eden Munzur Üniversitesi öğrencileri, kampüs içerisinde basın açıklaması gerçekleştirdi. Öğrencilerin açıklama sonrasında yapmak istediği yürüyüş özel güvenliklerler ve polislerce engellendi, önü kesilen öğrenciler ayrıca fiziki müdahaleye maruz kaldı.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri konuya dair yaptığı açıklamada, “Biz öğrencilerin özel alanı olan üniversitemize taşınma kararı alınan Tunceli Valiliği ve Mahkeme Adliyesi, öğrenciler üzerinde saymakla bitmeyecek olumsuz etkileriyle öğrenci gençliğe uygulanmak istenen baskı ve halihazırda uygulanan özel savaş politikalarını kabul etmiyoruz. Etmeyeceğiz. Bugün yaptığımız basın açıklamasının ardından gerçekleştirmek istediğimiz yürüyüşe izin verilmedi. Demokratik hakkımız olan barışçıl yürüyüşümüz güvenlik güçleri tarafından engellendi ve arkadaşlarımız itildi. Biz biliyoruz ki baskılar ve engellemeler haklı mücadelemizi durduramaz. Sesimizi kısmaya çalışanlara karşı daha gür ve daha kararlı bir şekilde dayanışmamızı büyüteceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • Veli-Der Antalya Şubesi’nden öğrencileri tehdit eden Konyaaltı Lisesi müdürüne tepki!

    Veli-Der Antalya Şubesi’nden öğrencileri tehdit eden Konyaaltı Lisesi müdürüne tepki!

    PİRHA-Veli-Der Antalya Şubesi, Konyaaltı Anadolu Lisesi’nde öğrencilere ‘ahlaksızlık’ imasında bulunan okul müdürüne tepki göstererek, “Unutulmamalıdır ki; çocuklarımız, ne giyimleriyle ne de duruşlarıyla suç işlemiştir. Asıl sorun, onları baskı altına almayı görev bilen bu çağdışı ve otoriter zihniyettedir” dedi.

    Antalya’da Konyaaltı Anadolu Lisesinde mezuniyet fotoğrafı çektirmek isteyen kız öğrenciler, okul müdürü H.A.D.’nin sözlü tacizine ve tehdidine maruz kaldıklarını belirterek şikâyette bulundu. Veliler ve öğrenciler, müdür hakkında hakaret, tehdit ve hürriyeti tahdit suçlarından dava açılmasını talep etti.

    22 Nisan 2025 tarihinde okul yönetimi, mezuniyet fotoğrafı çekimi için kız öğrencilere etek ve gömlek giyilmesini bildirdi. Öğrenciler belirtilen kıyafetle okula gittiklerinde, girişte okul müdürü H.A.D. tarafından karşılandı. Dilekçede yer alan ifadelere göre Dinç, öğrencilerin kıyafetlerini beğenmeyerek, “Bu haliniz ne okula böyle mi gelinir? Örf adetlerimize ahlakımıza uygun değil. Ben size ahlak öğretirim. Adam gibi gelin. Böyle mini etekler benim lügatımda yok. Benim görev yaptığım okulda da aramaz. Öğrenci gibi gelip öğrenci gibi gideceksiniz” sözleriyle öğrencileri aşağıladı.

    “Çocuklarımızı susturamazsınız! Haklarını ve onurlarını savunmaya devam edeceğiz” başlığıyla yazılı açıklama yapan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şubesi, sürecin takipçisi olacaklarını ifade ederek, hiç bir baskıya boyun eğmeyeceklerini belirtti.

    “ONUR KIRICI BİR OLAY”

    Öğrenci Veli Derneği Antalya Şubesi’nin açıklaması şöyle:

    “Çocuklarımızın hayatlarının en özel ve unutulmaz anlarından biri olan mezuniyet fotoğraf çekimi, ne yazık ki Konyaaltı Anadolu Lisesi’nde yaşanan onur kırıcı bir olayla gölgelenmiştir.

    22 Nisan 2025 tarihinde okul müdürü Hasan Ali Dinç’in, öğrencilerimize yönelik sergilediği tavırlar; yalnızca pedagojik ilkelere değil, aynı zamanda Anayasa, Türk Ceza Kanunu ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine de açıkça aykırıdır.

    Velilerimizden aldığımız bilgiler doğrultusunda, öğrencilerimize yönelik kullanılan aşağılayıcı ifadeler, psikolojik baskılar, zorla kıyafet müdahalesi ve fiziksel sınırlamalar kabul edilemez. Öğrencilerimizin özgürlükleri ihlal edilmiş, insan onuruna aykırı biçimde topluluk önünde küçük düşürülmüş ve anayasal hakları zedelenmiştir.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Unutulmamalıdır ki; çocuklarımız, ne giyimleriyle ne de duruşlarıyla suç işlemiştir. Asıl sorun, onları baskı altına almayı görev bilen bu çağdışı ve otoriter zihniyettedir.

    Okul müdürü Hasan Ali Dinç’in fiilleri; TCK 125. madde (hakaret), 106. madde (tehdit) ve 109. madde (hürriyeti tahdit) kapsamında suç teşkil etmektedir. Bu nedenle velilerimiz tarafından ilgili şahıs hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur.

    Bizler Veli-Der Antalya Şubesi olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğimizi ve çocuklarımızın onurunu korumak adına mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Çocuklarımızı susturmaya, bastırmaya ve baskı altına almaya kimsenin gücü yetmeyecektir!”

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Milletvekili İskender Bayhan: Eylemlere katılan öğrencilerin aileleri tehdit ediliyor- VİDEO

    Milletvekili İskender Bayhan: Eylemlere katılan öğrencilerin aileleri tehdit ediliyor- VİDEO

    PİRHA- Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan protestolarda eyleme katılan bazı öğrencilerin velileri aranarak tehdit edildiğini iddia eden EMEP Milletvekili İskender Bayhan, “Öğrencilerin aileleri aranarak çocuklarınız eylemlere katılıyor, bu yüzden okuldan atılabilir denilerek çocuklar ailelerine karşı kışkırtılıyor” dedi.

    Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve tutuklanmasıyla devam eden protestolarda 300’den fazla öğrenci tutuklanırken, bir grup öğrencinin de aileleri aranarak tehdit edildiği iddia edildi.

    Kocaeli Üniversitesi’nde okuyan ve KYK’da kalan öğrencilerin ailelerinin aynı numaradan arandığını söyleyen Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, “15 üniversitelinin aile fertleri aranarak yurt öğrencisiyim, çocuğunuzu tanıyorum, yurt yetkilisiyim diyen kişiler tarafından aynı numaradan aranarak şikayet ediliyor. Çocuklarınız eylemlere katılıyor, bu yüzden okuldan atılabilir denilerek öğrenciler ailelerine karşı kışkırtılıyor” dedi.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya seslenen Bayhan, “Bu numaranın kime ait olduğunu, nerden arandığını, kimin tarafından bunun yapıldığını açığa çıkartacak mısınız?” diye de sordu.

    Toplumun haklı mücadelesinin kriminalize edilmek istendiğinin altını çizen Bayhan, “Böylesine haklı bir mücadeleye karşı yapılan bu uygulamalar belli ki kendi suçlarını, baskıyı örtmeye çalışan iktidar tarafından yapılıyor. Bu memlekette en küçük demokratik hakkın bile kullanılmasını yasaklayan bir iktidarın suçlarını gizlemek için yapılıyor. Bizler tüm bunlarla mücadele etmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Tutuklanan 139 öğrenci hakkında siyasi yasak istendi

    Tutuklanan 139 öğrenci hakkında siyasi yasak istendi

    PİRHA-Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda tutuklanan öğrenciler hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede öğrencilere siyasi yasak istendi.

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda 300’den fazla öğrenci tutuklanmıştı. 15 Mart’ta tutuklanan 139 öğrenci için iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    Hazırlanan iddianamede öğrenciler için siyasi yasak istendi. Siyasi yasak istenenler arasında ‘Her şey çok güzel olacak’ sloganı ile tanınan geçtiğimiz gün CHP kongresinde PM üyesi olan Berkay Gezgin de var.

    (HABER MERKEZİ)

  • Üniversitelerdeki dersler boykot programlarıyla başladı

    Üniversitelerdeki dersler boykot programlarıyla başladı

    PİRHA- Gözaltı ve tutuklamaları protesto eden üniversite öğrencileri, eylemlerini bayram tatilinden sonraki ilk derste de sürdü. Öğrenciler, eylemlerine dersleri boykot ederek devam etti.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve diğer ilçe belediyelerine yönelik operasyonların ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu birçok kişi tutuklandı. 19 Mart’ta başlayan protestolarda üniversite öğrencileri kampüslerde, sokaklarda eylemler gerçekleştirirken, polis, öğrencilere plastik mermi ve biber gazıyla saldırdı. Bu eylemlerde en az 301 üniversite öğrencisi gözaltına alınıp tutuklandı.

    Gözaltına alınan kadın öğrenciler ise taciz ve çıplak aramaya maruz kaldı. Kadınların gözaltında tacize uğramasına karşı tepkiler de devam ediyor. Özerk üniversite, demokratik bir yaşam talebiyle eylem yapan öğrenciler, bayram tatilinden sonra da eylemlerini sürdürdü.

    Derslerin başladığı bugün, öğrenciler ilk dersi boykot etme kararı aldı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Ankara Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Marmara Üniversitesi ve birçok üniversitede öğrenciler, üniversite kampüslerinde açık hava dersleri, müzik dinletileri ve çeşitli etkinlikler yaparak derslere girmeyecek.

    Bazı üniversitelerde gerçekleştirilecek boykot eylemleri şöyle;

    *ODTÜ öğrencileri, mahalleli ile buluşmak için yürüyüş yapacak. Fizik Çimleri ve ODTÜ Kampüsü arasında saat 16.00’da yürüyüş yapılacak.

    * Ankara Üniversitesi Tandoğan Kampüsü öğrencileri, Tandoğan Kampüsü boykotuna çağrıda bulundu. Programları,13.30’da müzik dinletisi şeklinde olacak. Saat 15.00’te Ekoloji 101 konulu açık ders yapılacak. Saat 16.30’da rektörlüğe yürüyüş ve basın açıklaması yapılacak.

    *Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğrencilerinin boykot programı ise şöyle: Gölbaşı Kampüsü Mühendislik Fakültesi’nde saat 13.30’da Mühendislik Etiği konulu açık ders yapılacak. Saat 14.00 müzik dinletisi yapılacak. 14.30’da dekanlığa yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirilecek.

    *ODTÜ’lü Kadınlar “gözaltındaki cinsel saldırıya karşı susmuyoruz” diyerek feminist yürüyüşe çağrıda bulundu. Yer: Kadın Duvarı

    Diğer üniversitelerdeki boykot eylemleri ise şöyle;

    *Bursa Uludağ Üniversitesi Tiyatro Öğrencileri, arkadaşlarının serbest bırakılması çağrısıyla tüm öğrencileri ses çıkartmaya davet etti.

    *Marmara Üniversitesi öğrencileri, boykot buluşmasını duyurdu. Yer: Göztepe Açık Amfi.

    *İTÜ Öğrencileri de boykot programını duyurdu. Yer: İTÜ Taşkışla Yerleşkesi- Giriş Holü ve 3400 No’lu Salon. Ayrıca sergi 16.00 – 20.00: Eylem planı tartışması, mektup yazma ve maket atölyesi yapılacak.

    *Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencileri, oturma eylemi yapacak. Yer, Güzel Sanatlar Fakültesi önü, saat 09.00 – 12.00 arası olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Celal Fırat: Tutuklanan öğrenciler bir an önce serbest bırakılsın!-VİDEO

    Milletvekili Celal Fırat: Tutuklanan öğrenciler bir an önce serbest bırakılsın!-VİDEO

    PİRHA-Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolarda gözaltına alınıp tutuklanan öğrencilerin bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, öğrencilerin eğitimlerine devam etmesi gerektiğini belirtti.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından başlayan protestolarda en az 301 öğrenci tutuklandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, öğrencilerin yapmış olduğu gösterilerin Anayasa’da yer alan protesto hakkına dayandığını ifade ederek, “Türkiye çeşitli yerlere demokrasi ihraç ettiğini dillendiriyor, oysa Türkiye’de protesto hakkını kullanmak isteyen öğrencilere tutuklanma kararı veriliyor. Bu Türkiye yarınları için, gelecek için hassas bir durum. Türkiye’nin çeşitli yerlerine demokrasi ihraç ettiğini dillendiriyor, söylüyor. Oysa gençlerin demokratik hakkını kullanmasının önünü açmak gerekiyor” dedi.

    “CHP’NİN BAŞLATMIŞ OLDUĞU BOYKOT SÖYLEMLERİ DEĞERLİDİR”

    Kürtlerin bu tür baskı politikalarıyla on yıllardır karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Fırat, şunları kaydetti:

    “Yıllardır gizli tanıklar üzerinden birçok dava görüldü. 2012-2013 tarihlerinden bu yana Kürt hareketi içinde siyaset yapan bütün siyasetçilere bu uygulandı, kimse sesini çıkarmadı. Şu an dillendiriliyor sanki yeni çıkmış gibi. Bunu kabul etmemek lazım, bu doğru bir yaklaşım değil. Bu sorunlar yıllardır söyleniyor.

    Bütün kesimlerin birbirine sahip çıkması gerekiyor. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atandığında da aynı refleks koyulsaydı, etkin siyasi bir tavır gösterilseydi bugün Ekrem İmamoğlu tutuklanmazdı.

    Biz bu topraklarda birbirimizi çok dövdük. Umut ediyoruz ki bu da bir uyanış olsun. CHP’nin son dönemlerde demokratik güçlerle birlikte boykot söylemleri olsun, farklı kesimlerle ilgili söz söylemeleri değerlidir, demokratik bir söylemdir.

    Boykot ile ilgili söz kuranlarla ilgili davalar açılıyor, bazı oyuncular dizilerden çıkarılıyor. Bu tamamen tekçilik içerisinde, herkesi bir kabın içine konumlandırmaya yönelik bir politikadır.”

    “VAN’A KAYYIM ATILDIĞINDA AYNI REFLEKS GÖSTERİLSEYDİ İMAMOĞLU TUTUKLANMAZDI”

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın demokratik çağrısına rağmen hala iktidarın adım atmadığını ifade eden Fırat, şunları söyledi:

    “Özellikle 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın bir çağrısı vardı. Herkesin kendini ifade edebileceği bir demokratik bir ülkenin varlığından bahsetti. Biz bahar ayında bunlara yönelik bir gelişme beklerken açıkçası İstanbul’da bunun yapılması beklentilerimizi karşılamadı. Bugün sabahın erken saatlerinde herkesin kapısını çalabilecek bir mantığın yürütülmesi doğru bir yaklaşım değil, Türkiye’nin bu mantıktan kendini arındırması lazım.”

    “DAHA ÖNCEDE HÜKÜMET BOYKOT ÇAĞRISI YAPMIŞTI”

    Boykot kararı hakkında da değerlendirmede bulunan Fırat,  Recep Tayyip Erdoğan’ın da daha önce boykot çağrısı yaptığını söyledi. Fırat, devamında şöyle konuştu:

    “2008 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan, Doğan Medya Grubuna yönelik, “Onların televizyonlarını, gazetelerini evinize koymayın” diye boykot çağrısı yapmıştı. Bundan öncesinde marketlerdeki ürünlerin pahalılığını eleştirerek boykot edin demişti. Kendilerine hak gördüklerini başkalarına neden hak görmüyorlar, bu doğru bir yaklaşım değil. Anayasal çerçeve içerisinde herkesin özgür bir şekilde kendilerini alabildiğince ifade edebilme özgürlüklerinin koşullarını yerine getirebilmeli. Boykot hakkı demokratik bir hak, ben bunu çok anlamlı, çok değerli görüyorum. Bunu sonuna kadar destekliyorum.”

    Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • Öğrenci yakını: Dersim’de KYK yurdunda su yeterli değil, kaloriferler her gün yanmıyor!

    Öğrenci yakını: Dersim’de KYK yurdunda su yeterli değil, kaloriferler her gün yanmıyor!

    PİRHA-Dersim’de Ehlibeyt KYK Kız Öğrenci Yurdu’ndaki öğrencilere suyun yeteri kadar verilmediği, kaloriferlerin bazı günler gün boyunca yakılmadığı iddia edildi. Ayrıca yurt yolu boyunca aydınlatma sorunlarının olduğu da belirtildi. 

    Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı yurtlarda öğrencilerin yaşadıkları sorunlar bitmek bilmiyor. Dersim’de 2024-2025 eğitim öğretim döneminin başlamasıyla birlikte öğrenciler, yurtlardaki hijyen koşullarının sağlanmadığı için eylemler yapmıştı.

    Dersim’de Ehlibeyt KYK Kız Öğrenci Yurdu A Blok’ta yemeklerden böcek çıktığı, öğrencilere suyun yeteri kadar verilmediği, kaloriferlerin bazı günler hiç yanmadığı ve yurt yolu boyunca aydınlatma sorunlarının olduğu iddia edildi.

    Ehlibeyt KYK Kız Öğrenci Yurdu A Blok’ta kalan bir öğrencinin yakını, PİRHA’ya öğrencilerin yaşadığı sorunları anlattı.

    “KASITLI BİR SU KESİNTİSİ VAR”

    Öğrencilerin sorunlarının göz ardı edildiğini ifade eden öğrenci yakını, “İnsanların ihtiyaçları dolayısıyla su bir ihtiyaç ancak su yurtta ya hiç verilmiyor ya da hayat gereksinimlerini karşılayacak sınırın çok altında veriliyor. Yurtta belediye kaynaklı su kesintisi olduğu belirtiliyor ama yurdun yemekhanesi ve çamaşırhanesinde su kesintisi yok. Tunceli KYK Yurt İl Müdürlüğü tarafından yurdun yemekhanesi ve çamaşırhanesine su verilebildiğini ancak öğrencilerin bulunduğu katlara su verilemediği söylendi. Ancak yemekhane ve çamaşırhane 1. katta, öğrenciler ise 2. katta. O nedenle demek ki yurda gelen bir su var ama kasıtlı bir su kesintisi var” diye belirtti.

    “ÖĞRENCİLER MAĞDUR DURUMDA”

    Öğrenci yakını, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Defalarca yurt idaresine, Tunceli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Tunceli Valiliği’ne başvuruda bulunduk ancak bir sonuç alamayınca Gençlik ve Spor Bakanlığı’na dilekçe gönderdik. Öğrenciler ciddi şekilde mağdur oluyor, ev kiraları da çok pahalı. Bazı zamanlarda yurtta 1 gün boyunca kaloriferlerin yakılmadığı bile oluyor. Öğrenciler adeta soğuğa mahkûm ediliyor. Tunceli Ehlibeyt Kız Öğrenci Yurdu A Blok’un müdürünün kendisi de öğrencilere, ‘İl müdürü talimat verdi, çok su kullanımı olduğu için öğrencilere su verilmiyor. Öğrencilere az kullanın biz de size su verelim’ diyor. Yurdun yolunda da aydınlatma sorunu var.”

    Konuya ilişkin görüşmek istediğimiz yurt yetkilileri telefonlara cevap vermedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim Sen Şube Başkanı Polat: Adıyaman’da çocukların konteynerde ders çalışma imkanı yok-VİDEO

    Eğitim Sen Şube Başkanı Polat: Adıyaman’da çocukların konteynerde ders çalışma imkanı yok-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da çoğu okulda ikili eğitim verildiğini söyleyen Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Zeynal Polat, konteynerlerde ders çalışmak zorunda kalan öğrencilerin rahat edemediğini kaydetti. Polat, “21 metre karelik bir konteynerlerde öğrencilerin ders çalışabileceği sağlıklı bir alan yok. Ayrıca okullarda temizlik personeline ihtiyaç var” dedi.

    Adıyaman’da 6 Şubat depremiyle birlikte hasar alan okullarda ders verilemediği için binlerce çocuk ikili eğitim (yarım gün) almak zorunda kalıyor. Sabah erken okula gelen öğrenciler, kış saati uygulaması kaldırıldığı için karanlıkta okula gitmek durumunda kalıyor.

    Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Zeynal Polat, depremden dolayı artan tozdan kaynaklı hijyen sorunun da arttığını vurgulayarak, “Özellikle deprem sonrası kentteki tozu düşündüğümüzde okulların ciddi bir temizlik sorunu var. Bunun için okullarda 3-4 temizlik personelinin olması lazım” dedi.

    “HALA İNŞAATI SÜREN OKULLAR VAR”

    Polat, 6700 derslikte 160 bin öğrencinin, 9500 civarında öğretmenin yeni eğitim dönemine başlamasına rağmen yıkılan okulların yerine yeni binaların yapılmadığını söyledi.

    Polat, “Hala inşaatı devam eden, inşaatı güçlendirilen okullar var. Yaz döneminde birkaç okul güçlendirilmeye alındıysa da hala da devam eden okullar var. Bu şekilde aynı binada ikili eğitim gören öğrencilerin olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda sabah okula giden öğrencilerin karanlıkta okula gitmesi, öğlenci öğrencilerin de çok geç okuldan dönmesi demek. Kış saati uygulamasının olmadığını da düşündüğümüzde bu önümüzdeki zamanlarda öğrencilerin sabah 05.30 gibi okula gitmesi, akşam da geç saatlerde okuldan dönmesi anlamına geliyor. Bizim talebimiz okulların bir an önce normal haline dönmesidir” diye konuştu.

    “DEPREM SONRASI ARTAN TOZDAN DOLAYI TEMİZLİK PERSONELİNE İHTİYAÇ VAR”

    Yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte okullardaki temizlik sorunun arttığına ve inşaatlardan oluşan tozların hava kirliliğine neden olduğunu söyleyen Polat, şunları ifade etti:

    “Okullardaki temizlik personeline ihtiyaç var. Özellikle deprem sonrası kentteki tozu düşündüğümüzde okulların ciddi bir temizlik sorunu var. Bunun için okullarda 3-4 tane temizlik personelinin olması lazım. Okullarda hala temiz suya ulaşmakta yaşanan ciddi sorunlar var. Öğrenciler musluktan akan suyu içmek istemiyor. Belki muslukta akan su temiz olmasına rağmen hiçbir kurum bir açıklama yapmadığı için öğrenciler içmiyor. Biz Eğitim Sen olarak bütün okullara temizlik personelinin ataması için talepte bulunduk. Milli Eğitim Bakanlığı’nın İş Gücü Uyum Programı (İUP) kapsamında başlattığı projeye verilen ücret az olduğu için kimse gidip işe başlamadı. Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğü TYP kanunu göre 177 temizlik işçisi aldı. Bunların dağılımına baktığınızda 72’si Adıyaman merkezde, 44’ü Kahta, 29’u Besni, 22’si Gölbaşı. Diğer ilçelere baktığımızda da çalışan temizlik personeli yok.”

    “ÖĞRENCİLERİN, ÖĞRETMENLERİN, TÜM KAMU ÇALIŞANALRININ PSİKOLOJİK DESTEK ALMASI GEREKİYOR”

    Depremin ardından barınma sorunlarının devam ettiğine işaret eden Polat, “Kimi çalışan arkadaşımız hala konteynerlerde yaşıyor. Hala teslim edilmesi gereken konutlar var. Buna dair bir çalışma yürütülmesi lazım. Depremin devam eden artçıları var. Hem öğrencilere hem öğretmenlere hem kamuda çalışan insanlara bu konuda psikolojik destek verilmesi gerekiyor” dedi.

    “21 METRE KARELİK BİR ALANDA DERS ÇALIŞMA İMKANI YOK”

    Konteyner kentlerde ders görmenin zor olduğunu kaydeden Polat, “21 metre karelik bir konteynırda öğrencilerin ders görebileceği sağlıklı bir ders çalışma alanı yok. Bu alanda sadece öğrenci yaşamıyor. Bir aileyi dört kişi olarak düşündüğünüzde yaşam alanı mı, diğer ihtiyaçların karşılanması mı, ders çalışma alanı mı? Bir diğeri konteynerlerin birbirine bitişik olduğu için çocuklar ders çalıştığı zaman yan taraftan gelecek bir ses de çocuğun dikkatinin dağılmasına, motivasyonunun düşmesine neden oluyor. Bu nedenle konteyner alanlarında ders çalışılabileceğine imkan vermiyorum” diye belirtti.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Bingöl Üniversitesi akademik açılışına öğrencilerin gelmesi zorunlu kılındı 

    Bingöl Üniversitesi akademik açılışına öğrencilerin gelmesi zorunlu kılındı 

    PİRHA-  Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla  Bingöl Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yıllı açılışı yapıldı. Öğrencilere açılışa gelme zorunluğu getirildi.

    Bingöl Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yıllı açılışı yapıldı. Açılışta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl valisi Ahmet Hamdi Usta ve çok sayıda rektör, dekan öğretim görevlisi katıldı.

    Açılışa her bölümden iki tane öğrenci gelme zorunluğu getirildiği iddia edildi. Bölüm başkanı tarafından öğrenciye atılan mesajlarda, iki öğrenci getirme zorunluğu iddiaları öğrenciler tarafından doğrulandı.

    PİRHA/BİNGÖL 

     

     

  • ‘AKP, okulları hem dincileştirme hem piyasalaştırma amacında; büyük tepki vermeliyiz’-VİDEO

    ‘AKP, okulları hem dincileştirme hem piyasalaştırma amacında; büyük tepki vermeliyiz’-VİDEO

    PİRHA –Öğrenci Veli Derneği Başkanı Ömer Yılmaz, eğitimdeki dinci dayatmayı değerlendirdi. Yılmaz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yönelik muhalefetin kitlesel ve etkili eylemler yapması gerektiğini belirterek, “iktidarın bu müfredatla amaçladığı şey, hayatın o karmalığına okullarda son vermek. O nedenle daha büyük bir tepkiyi ortaya koymak gerekiyor. Çünkü ne mahkeme ne de başka bir sebep, iktidarın bu konudaki meselenin değişimine dair bir şey yapmıyor” dedi.

    Türkiye’de eğitim-öğretim sistemi hiçbir zaman tam anlamıyla laik, demokratik, bilimsel olmadı. 12 Eylül ile birlikte zorunlu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında Sünni din eğitimi, bu dersi almak istemeyen ve özellikle de Alevi çocuklar için bir zulüm haline dönüştü.

    Neredeyse yüz yıldır devam eden tekçi eğitim sistemi 22 yıllık AKP iktidarı döneminde daha da ırkçı, dinci bir kimliğe büründü.
    AKP önce 2012-2013 öğretim yılında 4+4+4 diye tanımlanan, laik eğitim sistemini dinci eğitime dönüştüren yasa çıkardı. O dönem AKP güdümündeki Anayasa Mahkemesi de bu yasaya onay verdi.
    Öğretim Birliği Yasası’yla kurulan imam hatip okulları eğitim-öğretimin temeli durumuna getirildi. Diğer meslek okullarının orta kısmı bulunmazken, imam hatip ortaokulu açma olanağı yaratıldı.

    İmam okulları dışındaki diğer okulların eğitim-öğretim programlarına Kuran-ı Kerim, Peygamberin Hayatı, din bilgisi dersleri eklenerek tüm okulların kısmen de olsa imam hatipleştirilmesi sağlandı. Okullardan felsefe dersleri kaldırıldı. İlk ve orta öğretim kesintili 12 yıla çıkarıldı. Kız çocukların 14 yaşından itibaren okullardan uzaklaşmasına neden oldu.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile imzaladığı “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında Diyanet’le, tarikatlar ve dini vakıflarla işbirliği yapıldı. Okullara imamlar atandı. Çocuklar ders saatlerinde camilere götürülüyor.

    ÇEDES ile dincileşme yetmiyormuş gibi Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla yeni müfredat hazırlandı. 9 Eylül 2024’ten itibaren okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanıyor. Yeni müfredatla dini derslerin saatleri arttırıldı. Okullarda dinciliğin önünü açan bu müfredat hem eğitim eğitimcilerin, hem velilerin tepkisini çekti.

    Başka bir sorun ise hükümetin tasarruf tedbirleri gerekçesiyle okullarda temizlik personeli çalıştırmaması. Bu nedenle okullarda hijyen problemi ortaya çıktı, hem öğrenciler hem de öğretmenler çeşitli hastalıklarla karşı karşıya.

    Laik, demokratik, parasız bilimsel eğitimden hızla uzaklaşılmasını, tekçi, dinci eğitim sisteminin topluma dayatılmasını, eğitimde yaşanan diğer sorunları eğitimciler ve veliler PİRHA’ya değerlendiriyor.

    Eğitimde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Genel Başkanı Ömer Yılmaz ile konuştuk. 

    “İKTİDARIN AMAÇLADIĞI ŞEY KARMALIĞA OKULLARDA SON VERMEK”

    PİRHA-AKP hükümeti, “Türkiye’nin Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla hazırladığı müfredatla eğitim sistemini yeni bir aşamaya geçirmek istiyor. Bu “yeni” olanda neler var, eskisinden farkı nedir?

    ÖMER YILMAZ: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin hayata geçirileceği günün çok çok öncesinde Öğrenci Veli Derneği olarak bizler şerh koymuştuk. Çünkü öncesinde yapılan uygulamalar, yani ÇEDES projesi, zorunlu din dersleri yanında zorunlu seçmeli din derslerinin hayata geçirilmesi, okul öncesi 4-6 yaş çocuklarının Diyanet’in kurumlarında, özellikle de camilerin altında Kur’an kursları adı altında anaokullarında eğitim görmesi vesaire… Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir sürü dinsel uygulamalar yapıldı. MEB aslında 2012-2013 yılında 4+4+4 sistemini hayata geçirdiğinde, okulların imam hatipleştirilmesiyle başlayan ve sonrasında tüm müfredatın daha da dinsel içeriklerle bezenmesini sağlayacak bu değerler eğitimini de kapsayacak şekilde son süreçte Türkiye Yüzyılı Maarif Müfredatı’nda olduğu gibi daha muhafazakar, 1000 yıl öncesinin anlayışını bugüne taşıyan, hatta sadece belli bir inancın kolunun çocuklara dayatıldığı bir çaba içerisindeydi. Bunu da müfredatla tüm okullarda çocuklara anlatıp bu anlayışla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni hayata geçirmek istedi. Ancak biz bunu kabul etmedik ve ‘bu müfredatı yapamazsınız’ dedik. Böyle bir müfredatın okullardaki karmalığa karşı olup, eşitlik anlayışını bozacağını, kamusal alanın bu anlayışa terk edilemeyeceğini belirtmiştik. Dolayısıyla buna rağmen Milli Eğitim Bakanlığı bu müfredatı ‘Ben yaptım, ben bilirim’ şeklinde oldu bittiye getirerek 1, 5 ve 9. sınıflarda bu yıl hayata geçirdi.

    “MATEMATİKTE, FİZİKTE DİNSEL DEĞERLERE ATIFTA BULUNULUYOR”

    ‘Değerler eğitimi’ dedikleri değerleri, derslerin içerisine serpiştirerek her bir dersi bir değerle ilişkilendirerek; daha çok dinsel, inançsal değerlerin veya bir ayet ya da sureyi dersin içerisinde konuyla ilişkilendirerek daha dinsel içeriklerle dersi anlatmak… Bugün de bu uygulamaları zaten görebiliyoruz. Matematikte, fizikte dinsel değerlere atıfta bulunuluyor. Şekil, mekan, kişi olarak daha çok dinsel mekanlara, dini önderlere atıfta bulunan bir müfredattaki çalışmaları görüyoruz. Tabii bunlar daha detaylı incelenip ortaya çıktığında söyleyecek başka sözlerimiz de olacak. Dolayısıyla bugünkü biçimi ile de olsun, müfredatın gerek yapılış şekli laik ve bilimsellikten dışarı çıkmış. Bu müfredatın bundan sonraki süreçte de özellikle öğrenci velileri başta olmak üzere karşısında durarak muhalefetimizin uzun soluklu süreceğini ifade etmek isterim.

    Bugünkü iktidarın bu müfredatla amaçladığı şey, hayatın o karmalığına okullarda son vermek. Belli bir inancın kolunun çocuklara dayatılmasını doğru bulmuyoruz. Bundan sonra da bu süreçle yapılması gereken ne varsa biz Öğrenci Veli Derneği olarak tüm demokratik haklarımızı kullanarak bunun mücadelesini vereceğiz.

    “TARİKAT VE CEMAATLER OKULLAR AÇTI, DAHA ÇOK ÖZEL OKULLAR TEŞVİK EDİLDİ”

    -Bir bütün olarak eğitimdeki bilim dışı ve laiklik karşıtı uygulamalar özellikle dini bir çerçeveye oturtuluyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

    Eğitimi yalnızca bilim karşıtlığı üzerinden değil, piyasaya açma ve dinselleştime gibi iki boyutu var. Mesela piyasalaştırma konusunda da özel okulların AKP hükümeti süresince uygulanan politikalarla % 2’lerden %25’lere çıktığını görürsünüz. Biz tabii ki kamusal eğitimin niteliğinin ve kamusal okulların arttırılması yönünde taleplerimiz olmasına rağmen, ‘okullar dinselleştirilmesin’ derken daha çok dinselleştirildi. Kamusal eğitimin niteliği açısından okulların daha çok artması gerekirken özel okullar ‘merdiven altı’ dediğimiz, hatta bazı tarikat ve cemaatlerin de okullar açarak daha çok özelin teşvik edildiği bir süreç yaşıyoruz. O yüzden biraz da kapitalizmin ve neoliberal politikaların talepleri doğrultusunda atılmış adımlar olarak da ifade edebiliriz bu durumu. Bu durum tabii hükümetin de işine geliyor.

    -Laik, bilimsel, ana dilinde eğitim istemek neden önemli?

    Laik ve bilimsel eğitim talebi aynı zamanda ana dilde eğitimi de kapsayan bir taleptir. Kamusal eğitimin pedagojik ve bilimsel ilkeleri açıktır. Laik, eşit, parasız, bilimsel, erişilebilir, kapsayıcı, ana dilinde olması pedagojik ve bilimsel bir gerçektir.

    “MESELENİN BURAYA GELMESİNDE MUHALEFETİN KABAHATİ ÇOK”

    -Eğitim sistemi; okullaşmadan, öğretmen açığına, çocukların temiz su içememesinden, milyonlarca çocuğun yatağa aç girmesine kadar birçok sorunla karşı karşıya. Bu sorunlar yeterince gündeme getirilebiliyor mu? Getirilemiyorsa neden? Bu sorunlar nasıl gündeme oturtulabilir?

    Öğrenci Veli Derneği olarak tüm çabamız bu durumlarla ilgili. Eğitimin niteliği, kamusal, bilimsel, demokratik, eşit bir eğitim anlayışının hayata geçirilmesi için 2012 yılında 4+4+4 sistemi hayata geçirildikten sonra bunun mücadelesini veriyoruz. Velilerin mücadelesi çok bireyseldi, okulların imam hatipleştirilmesi meselesi ile birlikte daha kolektif bir yapıya büründü. O günden bu yana aslında hemen hemen her ay mutlaka bu konularla ilgili bir farkındalık yaratmaya çalıştık. Bugün geldiğimiz noktada bunu büyütme noktasında aslında bizim kadar daha çok sendikaların, demokratik diğer kitle örgütlerinin de içinde olduğu birleşik bir kolektif mücadeleyi öne almak gerekiyordu. Ama diğer demokratik örgütler olsun, siyasi partiler olsun, öncelikleri çok farklıydı. Özellikle 20. Şura’da, Diyanet İşleri’nin eğitim akademilerini oluşturma sürecinde siyasi partileri çok uyardık ama öncelikler farklı olduğu için buralara kulak bükmediler. Dolayısıyla meselelerin buraya gelmesinde muhalefetin de kabahati çoktur. Belki çok büyük etkileri olan eylemler, farkındalıklar yaratabilirdik ama yaratamadık. Bugünkü noktayı hükümetin yalnızca baskıyla, cebirle bu noktaya getirmesinin dışında bizim gibi muhalif olan insanların yeteri kadar eylem ve etkinlikler yapmamasında da bir kabahat aramak gerektiğini düşünüyorum. AKP’nin sonuçta misyonu bu ve konuştuklarımızı mutlaka yapacak, politik olarak tercihleri bu yönde. Çok bilinçli ve donanımlı bir şekilde eğitimin bu duruma gelmesini tercih ediyorlar.

    “TÜM KURUMLARIN DESTEK VERECEĞİ BİR MÜCADELE OLMALI”

    -Alevi çocukların zorunlu din derslerine zorunlu katılımı bu yıl da devam ediyor? Danıştay’ın, AİHM’nin Alevi çocukların din derslerinden muaf tutulması için verdiği kararlar var. Ancak iktidar mahkeme kararlarını uygulamıyor. Bu kararların uygulanması nasıl sağlanabilir?

    Birleşik bir mücadele yani laiklikten, bilimsel eğitimden yana olan tüm toplum kesimlerinin birleşik bir mücadeleyi önüne koyması gerekiyor. Dolayısıyla bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Anayasa Mahkemesi’nin kararları bile uygulanmıyor. En basit örneği, İstanbul’da imam hatipleştirilmiş İsmail Tarman Ortaokulu var. 4 kere mahkemeye gidildi ve Danıştay’dan dönüldü. Yürürlüğe girmesi gereken mahkeme kararları hayata geçirilmedi. Mahalle sakinleri, veliler, okullarını geri kazandılar ama 4 kez mahkeme kazanılmasına rağmen karar hayata geçirilmedi. Şimdi durum böyleyken aslında biz mahkeme kararlarına bakmadan buradaki taleplerimizi öne çıkaracak, demokratik haklarımızı kullanacak ama mücadeleyi çok öne çıkaracak bir girişimde olmamız lazım. O nedenle bu müfredat döneminde bizler Müfredatı Geri Çekin Platformu’nu kurduk. Örgütler ve siyasi partiler ile beraber harekete geçtik ve sonra Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili çalışma meclise gelince müfredatın geri çekilmesi ile ilgili meseleler arka plana düştü. Önümüzdeki süreçte diğer kademelerde de bu müfredat hazırlandığı için bunu bizler bir fırsat görebiliriz. Bu süreci müfredatın geri çekilmesi için değerlendirebiliriz ama mutlaka tüm kurumların önüne koyup destek vereceği bir mücadeleyi birlikte yapmalıyız.

    “DAHA BÜYÜK BİR TEPKİ GEREKİYOR”

    -Zorunlu din derslerinin kaldırılmasından ana dilinde eğitimin verilmesine, çocukların sağlıklı bir şekilde büyümesinden öğretmenlerin atanmasına kadar yaşanan sorunlara karşı toplumsal muhalefetin (Alevi kurumları, eğitim sendikaları, siyasi partiler vb.) yeterli tepkiyi ve farkındalığı ortaya koyamamasını neye bağlıyorsunuz?

    Toplumun biraz da ruh hali ile ilgili konuşmak lazım. Yılgınlık, geri çekilmişlik, sürekli bir talep ve o taleplerin hayata geçirilmesi konusunda iradeyi o erkten görememe hali yılgınlığı da beraberinde doğuruyor. Yoksa mücadele deneyimi olan kurumlar var zaten. Örneğin ÇEDES’e karşı yapılan İzmir’deki eylemde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu başta olmak üzere bir sürü Alevi kurumları vardı. O eylemde eğitim kurumları da bizler de vardık ve önceliğimiz ÇEDES’ti. Bu meseleler zaman zaman öne çıkıp kimi zaman da geri planda kalıyor ama hiçbir zaman hafızamızdan silinmiş değil. Mesela ekim ayında Öğretmenlik Meslek Kanunu tekrar gündeme gelecek ama burada önemli olan akıldan, bilimden yana olan fikrin, iktidar nezdinde bir karşılık görmemesi, sürekli reddedilmemesidir. O nedenle daha büyük bir tepkiyi ortaya koymak gerekiyor. Başka türlü olmaz. Çünkü ne mahkeme ne de başka bir sebep, iktidarın bu konudaki meselenin değişimine dair bir şey yapmıyor. Dolayısıyla daha etkili bir şey yapmak lazım, bunu da oturup konuşmak lazım. Tüm kurumlar konuşmaya çok açık ama yapılan açıklamalar çok temsili düzeyde oluyor. Mesela İzmir’de yaptığımız miting gerçekten iyiymiş, yaklaşık 20.000 kişilik bir mitingti ve ardından Kadıköy’de de benzeri bir miting yapıldı. Ancak gittikçe bu mesele alanda da küçülüyor, katılım daralıyor. Ama önümüzdeki süreç birazda siyasal süreçle alakalı bir durum. Bu yılgınlığın ötesine geçip birleşik mücadeleyi öne koyacak daha etkili şeylere bu meseleyi evrilmek lazım. Onun için de konuşmak lazım.

    “MUHALEFET, BİZDEKİ KAYGILARI BİREBİR TAŞIMIYOR”

    -Parlamentoda da bir yılgınlık hali söz konusu. Önceki dönemlerde zorunlu din dersleri, ana dilinde eğitim konusunda daha çok tepki duyulurdu. Ancak son birkaç yıldır muhalefet de bu söylemde eksik kalıyor. Asıl dinamiğin Meclis olması gerekirken şimdi en sessiz adres orası. Muhalefete bir sözünüz var mı?

    Muhalefetin meclisteki tutumu aslında toplumun beklentisini karşılamıyor. Daha sert, daha ciddi, daha çok toplumu anlayabilen bir yerden muhalefet yapılabilir. Bence muhalefet, bizdeki kaygıları da birebir taşımıyor. Görece olarak kaygılara kulak verip dinliyorlar ama meclisteki o sertliği gösteremiyorlar. Dolayısıyla toplum, Meclisi iyi tahlil ettiği için beklentiler de çok fazla meclis üzerinden olmuyor. Aslında bizlerin, demokratik örgütlerin yaptığı bu mücadele biraz onların da önüne geçiyor. Aslında bu doğru bir şey. Demokratik kitle örgütleri ne kadar çok ve etkili olursa toplumdaki duyarlılık da artıyor. Meclisin bir nebze bu anlamda güvenirliğini de aslında millet sorguluyor. Siyaset yapabilme becerisini sorgulamanın ötesinde toplum, taleplerini demokratik kitle örgütleri üzerinden daha rahat ifade edebiliyor. O yüzden bu mücadelenin çok kıymetli olduğunu ifade etmek gerekiyor. Meclis tabii ki iyi bir muhalefetin yapılabileceği bir yer ama orayı da aslında AKP, başkanlık sistemi ve birçok işle etkisiz hale getirdi. O etkisizliği şu anda toplum da görüyor. Bir an önce meclisin toplumun bir rengi, yansıması olduğunu orada da taleplerin dile getirilebileceği bir yere dönüşmesi gerekiyor. Yani katılımcı, şeffaf, demokratik toplumun bir yansımasını açıkçası mecliste görmek istiyoruz. Bunu göremediğimiz için toplum oraya karşı güvensizlik besliyor.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    ‘İnsanlar örgütlü olmadığı için çocuklarını otoriter, gerici, ırkçı rejimlere teslim ediyor’- VİDEO

  • Dersim’de öğrenciler, KYK yurdundaki koşulları protesto etti-VİDEO

    Dersim’de öğrenciler, KYK yurdundaki koşulları protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de KYK Yurdu’nda kalan öğrenciler, yaşadıkları kötü koşulları balkonlarda alkışlarla protesto etti. 

    Dersim’de Munzur Üniversitesi Atatürk Mahallesi Erkek KYK Yurdu’nda kalan öğrenciler, yemeklerin yenilemeyecek kadar kötü olması, sağlıklı yaşamak için gereken hijyen koşullarının sağlanmaması, temizlik malzemelerinin yurtta yer almaması nedeniyle ses çıkarma eylemi yaptı.

    Öğrenciler kötü koşulları yemek yemeyerek balkonlardan alkışlarla protesto etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri: Katledilen kadınların hesabını soracağız-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri: Katledilen kadınların hesabını soracağız-VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi öğrencileri yaptıkları açıklamada kadın cinayetlerine tepki göstererek, “Yasta değil, isyandayız, katledilen ve kaybettirilen kadınların hesabını soracağız” dedi.

    Dersim’de Munzur Üniversitesi öğrencileri,  artarak devam eden kadın cinayetlerini protesto ettiler.

    “jin Jiyan azadî”, “Kadın cinayetleri politiktir” sloganı ve zılgıtlar eşliğinde üniversitenin yemekhanesinde açıklama yapan öğrencilere Munzur Üniversitesi güvenliği müdahalede bulundu.

    “YİTİRDİĞİMİZ HER BİR KADIN VE ÇOCUK İÇİN HESAP SORACAĞIZ”

    Yapılmaya çalışılan açıklamada Munzur Üniversitesi öğrencileri, “Evimizi, iş yerlerimizi, kampüslerimizi, evi, okulları, sokakları bizim için cinayet mahalline çeviren ve güvensiz hale getirenleri tanıyoruz. Biz katledenleri aklayanlardan, şiddetti, katliamı ve tacizi meşrulaştıranlardan, yitirdiğimiz her bir kadın ve çocuk için hesabını soracağız. İsyanımızın ateşi bütün karanlık sokakları aydınlatana kadar haykırmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • İmam hatip lisesinde 16 erkek çocuğa istismar; müdür yardımcısı tutuklandı

    İmam hatip lisesinde 16 erkek çocuğa istismar; müdür yardımcısı tutuklandı

    PİRHA- Ordu’daki Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısı K.Ç., 16 erkek çocuğa cinsel istismarda bulundu. Skandalın ortaya çıkmasının ardından K.Ç. tutuklandı. 

    Türkiye’de tarikatlarda, bazı kuran kurslarında, dinci vakıfların yurtlarında, zaman zaman okullarda taciz, istismar olayları yaşanıyor.

    BirGün’den Onur Durmuş’un haberine göre, Ordu’nun Aybastı İlçesi’nde bulunan Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 16 öğrenci, müdür yardımcısı K.Ç. tarafından sözlü ve fiziksel istismara maruz bırakıldıkları gerekçesiyle okul idaresine giderek şikayetçi oldu.

    Okul idaresinde ilk önce çocukların yazılı savunmaları alındı. Daha sonra savcılığa intikal eden olayla ilgili savcı, pedagog eşliğinde çocukların ifadelerine başvurdu.

    16 ERKEK ÖĞRENCİYE TACİZ

    16 erkek öğrenciden bazıları sadece sözlü, bazıları ise hem sözlü hem de fiziki istismara maruz kaldıklarını beyan ettiler.

    Öğrenciler, K.Ç.’nin, özel bölgelerine dokunduğunu ve kendilerine cinsel imalı söylemlerde bulunduğunu dile getirdi.

    ÖĞRETMEN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ

    Öğrencilerin ifadelerinin ardından K.Ç. hakkında savcılık talimatıyla soruşturma başlatıldı. Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan K.Ç., Ünye Cezaevi’ne gönderildi.

    Aybastı Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayan soruşturma daha sonra Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi ise Aybastı Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında oluşan “zımni görev uyuşmazlığının giderilmesi” için dosyayı Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Aybastı Asliye Ceza Mahkemesi’ne tevdi etti.

    Kararda, “Yapılan incelemede, eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğundan ve sanığın üzerine atılı eylemlerin takdirinin üst dereceli mahkemeye ait olduğundan bahisle dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

    VELİLERE “ÇOCUKLARINIZIN SİCİLİNE İŞLER” BASKISI

    Öte yandan, istismar ile ilgili hukuki süreç devam ederken Aybastı Belediyesi’nde çalışan bazı idarecilerin, şikâyette bulunan öğrencilerin ailelerine baskı yaparak ifadeleri geri çektirdiği iddia edildi.

    ÖĞRETMENİN CİNSİYETÇİ SÖYLEMLERİ

    K.Ç. isimli öğretmenin çocukların savcılığa verdiği şikâyetlerden yaklaşık 4 ay önce Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısıyken okul idaresi tarafından “çocuklara cinsiyetçi ifadeler kullanma” gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığı ve geçici olarak Aybastı Anadolu Lisesi’ne gönderildiği de ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de okul bahçesine cami ayarına tepki: Öğrencilerin hayatını etkiliyor-VİDEO

    Dersim’de okul bahçesine cami ayarına tepki: Öğrencilerin hayatını etkiliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’deki Munzur Ortaokulu’nun bahçesi, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltıldı. Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, okul bahçesinin alanının daralmasının öğrencilerin akademik başarılarını ve davranışlarını ciddi anlamda etkileyeceğini söyledi. Aşkın, “Tunceli Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de bu sorunu çözmesi için girişimlerde bulunmasını istiyoruz. Bu ortam hiçbir şekilde eğitim-öğretim için uygun değildir” dedi.

    Dersim’in Atatürk Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 300 öğrencinin eğitim-öğretim gördüğü Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmı bitişiğindeki cami bahçesinin arsasına geçtiği gerekçesiyle geçtiğimiz günlerde daraltılarak müftülük talebiyle yeniden düzenlendi.

    Söz konusu düzenlemeyle okul bahçesinin daraltıldığını, dolayısıyla sosyal alan yetersizliği sebebiyle çocukların mağdur edildiğini söyleyen eğitimciler duruma tepkili.

    Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MUNZUR ORTAOKULU’NUN ALANINI CAMİYE DEVREDİLMESİYLE DAHA DA KÜÇÜLDÜ”

    Munzur Ortaokulu’nun dar alanının caminin okulun bahçesini devralmasıyla daha da küçüldüğünü söyleyen Mehmet Aşkın, “Okul bahçesinin alanının daralması öğrencilerin akademik başarılarını ve davranışlarını ciddi anlamda etkileyecektir. Enerjisini ve stresini atamayan öğrencinin derslerine konsantre olamayacağını düşünüyoruz. Derslerine konsantre olamayan öğrencinin de akademik başarısının düşeceğini düşünüyoruz. Dersim’de bilim insanlarının deprem beklentisi var. Olası depremin okul saatleri sırasında olması durumunda öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin toplanabilecekleri alan ortadan kalktığı için ciddi anlamda da bir hayati risk oluşturacaktır. Tunceli Milli Eğitim Müdürlüğü gerekli adımları atarak bu alanın camiye devredilmemesi konusunda ısrarcı olması gerekiyordu ancak bu konuda çok da başarılı olamadıklarını görüyoruz” dedi.

    “BU SORUNUN ÇÖZÜLMESİ İÇİN GEREKLİ ADIMLARIN ATILMASI GEREKİYOR”

    Munzur Ortaokulu’nda okuyan öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin sağlıklı ve güvenli eğitim ortamı hakkını savunmaya devam edeceklerini ifade eden Aşkın, şunları dile getirdi:

    “Konuya ilişkin önümüzdeki hafta bir basın açıklaması yapmayı düşünüyoruz. Bu konuda velilerin duyarlılık göstermesini istiyoruz çünkü yapılan şey öğrencilerinin hayatını etkileyebilecek önemli bir durumdur. Aynı zamanda Tunceli Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de bu sorunu çözmesi için girişimlerde bulunmasını istiyoruz. Bu ortam hiçbir şekilde eğitim ve öğretim için uygun bir ortam değildir. Bunun düzeltilmesi gerekiyor ve gerekli adımların atılması şarttır.”

    PİRHA/DERSİM

  • İstanbul Üniversitesi, 1 Mayıs’a katılan öğrencilere soruşturma açtı

    İstanbul Üniversitesi, 1 Mayıs’a katılan öğrencilere soruşturma açtı

    PİRHA-1 Mayıs eylemine katılan öğrencilere, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından soruşturma açıldı. Rektörlük, öğrencilerden savunma vermelerini istedi.

    İstanbul’da Saraçhane gerçekleştirilen 1 Mayıs eylemine katılan öğrencilere, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından soruşturma açıldı.

    1 Mayıs’a katılmayı suç olarak değerlendiren İstanbul Üniversitesi yönetimi öğrencileri “disiplinsizlikle” suçladı.

    Açılan soruşturma şu ifadelere yer verildi: “Soruşturmanın konusu, 01.05.20224 günü 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gönü Etkinlikleri Kapsamında ilimiz Fatih İlçesi Saraçhane Mevki Bozdoğan Su Kemeri Önünde Meydana Gelen Olay ile ilgili olup 2547 sayılı Kanunun 54. maddesini ihlal ettiğiniz iddia edilmektedir. Söz konusu Kanunun 54. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, savunma yapmanız, herhangi bir mazeretiniz varsa zamanında bildirmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde savunmanızdan vazgeçmiş sayılacaksınız ve mevcut delillere dayanılarak hakkınızda karar verilecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 3 öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı

    3 öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı

    Silopi’de 3 öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı.

    Şırnak’ın Silopi ilçesinde erkek yurdunda kalan 3 lise öğrencisi, yurtta öğretmenlerinin cinsel tacizine uğradıklarını bildirdi.

    Çocukların yaşadıklarını okul yönetimine anlatması üzerine, emniyete haber verildi. Cinsel tacize dair Silopi Savcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında 3 öğrencinin ifadesine başvuruldu. Öğrencilerin ifadeleri doğrultusunda öğretmen Sadun V. gözaltına alındı.

    Savcılık ifadesinin ardından mahkemeye sevk edilen Sadun V., “çocuğa cinsel istismar” suçundan tutuklayarak, cezaevine gönderdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Müfredata Hayır Platformu’ kuruldu; Eğitim Sen: Laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz!

    ‘Müfredata Hayır Platformu’ kuruldu; Eğitim Sen: Laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz!

    PİRHA – “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatına karşı ‘Müfredata Hayır Platformu’ kuruldu. Bunun üzerine yazılı açıklama yapan Eğitim Sen, bu müfredatı laikliğe, bilime, demokratik eğitime karşı olduğu için reddettiklerini söyledi.

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” Müfredatına karşı ‘Müfredata Hayır Platformu’ kuruldu. Kurulan platformun bileşenlerinde KESK ve bağlı sendikalar, DEM Parti, EMEP, SOL Parti, SYKP, TİP, Yeşil Sol Parti, Halkevleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, İHD, Mülkiyeliler Birliği, EĞİT DER, TMMOB ve bağlı sendikalar, Laiklik Meclisi, VELİ-DER, ÖV-DER, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yer alırken CHP ise destekleyen parti olarak bileşende yer aldı. Bunun üzerine Eğitim Sen yazılı bir açıklama yaptı.

    “LAİKLİK VE BİLİM KARŞITI MÜFREDATI REDDEDİYORUZ!”

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla hayata geçirilen müfredat programının, hükümetin siyasal-ideolojik yaklaşımına “biat ve itaat”ı merkezine alan bir nesil yetiştirme programı olduğunu söyleyen Eğitim Sen, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatını neden reddettiklerine dair ise yazılı açıklamada şu ifadelere  yer verdi:

    “-Bu müfredatı; bir ihtiyaç analizi üzerinden gerekçesinin bizlerle paylaşılmadığı için,
    -Bu müfredatı; bir bilim alanı olan program geliştirme basamaklarına dair başta pilot uygulama olmak üzere hiçbir yöntem izlenmediği için,
    -Bu müfredatı; başta öğretmenlerin, akademisyenlerin olmak üzere program geliştirme uzmanlarının, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin göstermelik görüşleri üzerinden şekillendirdikleri için,
    -Bu müfredatı; “fıtrat, şükür, kanaat, cedel, medevvet, iffet, haram, helal, sabır v.b.” gibi ve daha birçok dini söylemlerle bilimsel-özgür düşünceyi, evrensel değerleri ortadan kaldırıp itiraz edebilen değil rıza gösteren nesiller yetiştirmeyi planladığı için,
    -Bu müfredatı; eğitimi, sermayenin 12. Kalkınma Planında yer alan “Öğretim programları milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerler esas alınarak ve küresel gelişmelere ve ihtiyaçlara uygun olarak güncellenecek.” yaklaşımı ile tamamen uyumlu halde bir emek-sömürü mekanizmasını içselleştirilmiş bir rıza mekanizmasına dönüştürdüğü için,
    -Bu müfredatı; sorgulayan, eleştiren bireyler yerine “Erdem-değer-eylem” yaklaşımı ile “kamil insan” adı altında fıtrat ve şükrü model aldığı için,
    -Bu müfredatı; seyreltmelerin hangi ölçülere göre, hangi konularda, hangi amaç doğrultusunda yapıldığı, ne hedeflendiği belirtilmediği için
    -Bu müfredatı; Toplumsal fayda ve çocuğun üstün yararı ilkelerini merkezine almadığı için,
    -Bu müfredatı; Toplumsal Cinsiyet Eşitliği yerine “telkin” i merkezine koyan cinsiyetçi yaklaşıma sahip olduğu için,
    -Bu müfredatı; çok kimlikli, çok dilli ve kültürlüğü değil, tekçilik ve asimilasyoncu bir anlayışı esas aldığı için,
    -Bu müfredatı; ruhu itibari ile kamusal eğitimin yerine piyasacı eğitimi beslediği için
    -Bu müfredatı; öğrencinin bilimsel, akılcı ve evrensel değerleri öne çıkarmak yerine fıtri, yaradılıştan gelen özelliklerini koruma ve geliştirmeyi amaçladığı için,
    -Bu müfredatı; 100 yıl öncesinin hayalini 100 yıl sonrasının hedefi olarak planladığı için
    -Bu müfredatı; ülkenin ve çocukların geleceğini mevcut iktidarın kendi ikbaline kurban ettiği için
    -Bu müfredatı; LAİKLİĞE, BİLİME, DEMOKRATİK EĞİTİME, KARŞI olduğu için reddediyoruz!”

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da Melahat Akkutlu Anadolu Lisesi öğrencilerinden Şahkulu Dergahı’na ziyaret

    İstanbul’da Melahat Akkutlu Anadolu Lisesi öğrencilerinden Şahkulu Dergahı’na ziyaret

    PİRHA – Kadıköy Melahat Akkutlu Anadolu Lisesi 3. sınıf öğrencileri, öğretmenleri eşliğinde Şahkulu Sultan Dergahı’nı ziyaret etti.

    Kadıköy Melahat Akkutlu Anadolu Lisesi 3. sınıf öğrencileri, öğretmenleri eşliğinde Kadıköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’nı ziyaret etti.

    Tarih dersi kapsamında dergahı ziyaret eden 34 öğrenciye Alevi öğretisi ve dergahın tarihi konusunda bilgiler verildi.

    Öğrencilerin soruları ile devam eden ziyaret, serbest zaman sonrası toplu çekilen fotoğrafla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL