Etiket: okmeydanı cemevi

  • Okmeydanı Cemevi’nde Uğur Kurt anması: 12 yıldır olduğu gibi bugün de sadece adalet istiyoruz-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi’nde Uğur Kurt anması: 12 yıldır olduğu gibi bugün de sadece adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- 2014 yılında Okmeydanı Cemevi avlusunda polis kurşunuyla hayatını kaybeden Uğur Kurt, ölümünün yıl dönümünde vurulduğu yerde anıldı. Törene katılan aile üyeleri, Alevi kurumları, siyasetçiler ve sivil toplum temsilcileri 12 yıldır süren davaya dikkat çekerek ortak adalet çağrısında bulundu.

    Polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt için Okmeydanı Cemevi’nde anma düzenlendi.

    Okmeydanı Cemevi’nde düzenlenen anma programına, Kurt ailesinin yanı sıra davayı takip eden hukukçular ve çok sayıda kişi katıldı. Adalet talebinin öne çıktığı törende ilk olarak cerağ yakıldı.

    Çerağ yakılırken söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Yalıncaksultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Sevim Yalıncakoğlu Ana, adaletin önemine vurgu yaptı.

    Törende söz alan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ise konuşmasında adalet sistemine ve çifte standartlara dikkat çekti. Yüzyıllardır ayrım yapmadan birlikte yaşamı savunduklarını belirten Geçmez, şöyle konuştu:

    “Uğur Kurt’un vurulduğu gün buradaydım ve ‘Bu katliam bir cami avlusunda olsaydı bugün Türkiye’de ne olurdu?’ diye sormuştum. Türkiye’yi yönetenlere bu soruyu bir kez daha tekrarlıyorum: Acaba adaletiniz yine bu mu olurdu? Adaletinizin ne olduğunu Gezi’den, Berkin’den, Denizler’den ve Uğur’u bizden ayıran polis memuruna verilen cezadan biliyoruz. Bize düşen tek bir şey var; birlikte olmayı başarabilmeliyiz. Mesele kimin Alevi, Sünni, Kürt, Türk, dinli ya da dinsiz olduğu meselesi değildir. Birlikte yaşamanın yolu, haklarımıza ortaklaşa sahip çıkmaktır. Haksızlıklara karşı sesimizi daha çok yükselteceğiz. Sözüm ona Adalet Bakanı, adaletin yerini bulmadığı davaların üstüne gideceğini söylüyor. Hiçbir umudum yok ama yine de buradan sesleniyorum: Uğur Kurt’un davası ortada duruyor; eğer cesaretiniz varsa onun da üstüne gidin.”

    Anma töreninde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat da söz aldı. Türkiye’de toplumsal bir çürüme yaşandığını ifade eden Fırat, adaletin sağlanması için tüm kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:

    “Egemen bir zihniyet nedeniyle Türkiye’nin toplumsal bir çürümenin içinde olduğunu hepimiz görüyoruz. Bir olmayıp bu acılarla yüzleşmediğimiz sürece, bu acıları yaşamaya devam edeceğiz. Bu ülkede on binlerce faili meçhul var. Her gün bu topraklarda anmalar yapılıyor, adalet özlemini dillendiren topluluklar var ancak buna karşı bir araya gelip acılarımızı ortaklaştıramıyoruz.”

    Fırat, faillerin belli olmasına rağmen olayı görmezden gelen bir zihniyet olduğunu savundu. Çözümün demokrasi ve toplumsal birliktelikten geçtiğini ifade eden Fırat, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “12 sene önce Uğur Kurt burada katledildiğinde bunu kimin yaptığı belliydi ancak görmeyen, duymayan bir zihniyet var. Onun için daha çok yan yana gelmemiz, beraber yürüme koşullarını yaratmamız lazım. Bunun da yegane koşulu demokrasidir. Demokrasinin olmadığı ülkelerde bu tür zalimlikler oluşuyor ve olmaya devam ediyor. Türkiye’de Alevilerin, Sünnilerin, Kürtlerin ve Türklerin yan yana gelip el ele vermesi gerekiyor. Bu ceberut mantığın üstesinden ancak böyle gelebiliriz.”

    Türkiye’deki mevcut siyasi ve toplumsal iklime dair değerlendirmelerde bulunan Fırat, Hz. Ali’nin “Devletin dili adalet olmalı” sözünü hatırlatarak Adalet Bakanlığına çağrıda bulundu:

    “Yanı başımızda, Orta Doğu’da büyük bir vahşet var, savaşlar yapılıyor. ABD’de Donald Trump geçmişte ‘Orta Doğu’da demokrasinin olup olmaması umrumda değil, bana biat edecek zihniyetler, kişiler lazım’ demişti. Bu ülkede de demokrasinin olmamasının yegane koşulunun, tüm halkların bu zalimliklere gereken cevabı ortak bir şekilde verememesi olduğunu görmeliyiz. Uğur Kurt’un davasını hepimizin gür bir sesle savunması gerekiyor. Adalet Bakanı şu an faili meçhullerle, Gülistan Doku dosyasıyla ve 20 sene önceki soruşturmalarla ilgili geri dönüleceğini dillendiriyor. Eğer gerçekten vicdan sahipleriyse, bu katliamı yapan ve parayla cezaevinden çıkan katil polise karşı Adalet Bakanı gerekeni yapacaktır.”

    Törende söz alan Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt ise davanın toplumsal vicdanı ilgilendirdiğini belirterek duyarlılık çağrısında bulundu. Kurt, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Bu dava vicdanı olan herkesin davasıdır. Keşke bugün bu bahçeye sığmayacak kadar büyük bir kalabalık ve duyarlılık olsaydı; belki o zaman davanın seyri değişir, hukuk konuşurdu. Güvenliğimizi sağlaması gereken bir polisin, amirinin talimatını dinlemeyerek ateş etmesi bir ocağı söndürdü, çocuğumu babasız bıraktı. Kayınvalidem de rahatsızlığı ve gördüğü tedavi nedeniyle bugün buraya gelemedi. Biz yine de umudumuzu kaybetmiyoruz, adaletin yerini bulacağına inanıyoruz.”

    Uğur Kurt davasını üstlenen Avukat Aslı Kazan, 12 yıldır süren adli sürece ve hukuki gelişmelere dikkat çekti. Olay gününe ve sonrasındaki yargılama aşamalarına dair teknik ayrıntılar paylaşan Kazan, şunları söyledi:

    “Bundan 12 yıl önce bu cemevinin avlusunda, bir cenaze töreni sırasında Uğur Kurt, polis memuru S.K. tarafından vuruldu. Sanık polis, amirlerinin defalarca ‘sıkma’ yönündeki talimatına ve avludaki kalabalığa rağmen silahını ateşlemiştir. Yaşananların ardından zırhlı aracın kaydettiği görüntülerle oynanmış ve deliller karartılmıştır. Fail S.K. bir gün bile tutuklu kalmadı. Duruşma savcısının ‘olası kastla adam öldürme’ yönündeki mütalaasına rağmen, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hukuka aykırı bir karar verdi.”

    Hukuki mücadelenin Anayasa Mahkemesi boyutuna değinen Kazan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığımız başvuru sonucu ihlal kararı verildi ve dosyada adaletin sağlanmadığı hükmedildi. Ancak 11. Ağır Ceza Mahkemesi bu ihlale uymayarak kararını sürdürdü ve dosya bugün yeniden AYM önündedir. Bizim umudumuz hala tükenmedi. Uğur’un dosyası faili meçhul değil, katili bellidir. 12 yıldır olduğu gibi bugün de sadece adalet istiyoruz.”

    Anma töreni, konuşmaların ardından katılımcıların Uğur Kurt’un vurulduğu noktaya karanfiller bırakmasıyla sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Uğur Kurt 11. yılında anıldı: Erdoğan, o adliyeleri sadece kendisi için mi kurdu?-VİDEO

    Uğur Kurt 11. yılında anıldı: Erdoğan, o adliyeleri sadece kendisi için mi kurdu?-VİDEO

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi’nde polis Sezgin Korkmaz tarafından vurularak öldürülen Uğur Kurt, katledildiği yerde anıldı. Anne Gülnaz Kurt, yaptığı konuşmada “Erdoğan, o adliyeleri sadece kendisi için mi kurdu? Oğlumun katilini bir gün olsun içerde göreyim, ben öleceğim artık, kanser hastasıyım. Bu adalet hep size mi çalışıyor?” diye feryat etti.

    Uğur Kurt, Okmeydanı Cemevi’nde 22 Mayıs 2014’te bir akrabasının Hakk’a uğurlama erkanına katıldığı esnada polis Sezgin Korkmaz tarafından vurularak katledildi.

    29 yaşındayken hayattan koparılan Uğur Kurt, katledilişinin 11. yılında vurulduğu yerde anıldı.

    Anma törenine çok sayıda Alevi kurum yöneticisinin yanı sıra yurttaşlar da yoğun ilgi gösterdi.

    Uğur Kurt için yapılan saygı duruşu ardından anma, Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu‘nun çerağ uyandırmasıyla başladı.

    Törenin sunuculuğunu yapan Hüseyin Kelleci, “Uğur Kurt’u unutmadık, unutmayacağız, onu yüreğimize gömdük. Uğur Kurt’u Mayıs ayında kaybettik. Mayıs ayı aynı zamanda direnenlerin, diri diri toprağa verilenlerin günüdür” dedi.

    “BU ÜLKEDE ALEVİLERE ADALET YOK”

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Eren Yıldırım, yaptığı konuşmada, Uğur’a yönelik saldırının tüm Alevi toplumuna yönelik olduğunu vurguladı. Yıldırım, “Susmayacağız!” diyerek şu konuşmayı gerçekleştirdi:

    “Bundan tam 11 yıl önce bu ibadethanenin bahçesinde bir can katledildi. Uğur Kurt, bir köylüsünü uğurlamak için buraya gelmişti ama ne yazık ki o gün en güvende hissettiği yerlerden birinde, bir polis kurşunuyla toprağa gömüldü. Ve bu kurşunun bedeli 12 bin 100 lira oldu. Bu yalnızca bir cinayet değil, Alevilerin ibadet, yaşam, varoluş hakkına sıkılmış bir kurşundur. 11 yıldır yüksek sesle haykırıyoruz; bu ülkede Alevilere adalet yok. Bugün sadece Uğur’un değil, halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarını da üniversite gençlerini de hukuksuz bir şekilde görevden alınıp tutsak edildiği bir adaletsizlik düzeni ile karşı karşıyayız. Bu dava yalnızca Uğur’un davası değil. O kurşun hepimize sıkıldı. Adaletsizliğe alışmayacağız, sessiz kalmayacağız. İnancımızın inkarına karşı susmayacağız. Buradayız ve haktan, hakikatten yana olmaya devam edeceğiz.”

    “ANCAK BU BÖYLE GİTMEYECEK”

    Okmeydanı Cemevi önceki dönem başkanı Zeynel Şahin de “Türkiye’de adalet yok” diyerek başladığı konuşmasında şunlara değindi:

    “Yıllardır verdiğimiz mücadelede hiçbir netice alamadık. Resmen tabancayı çekip bile bile vurdu ancak ispat edemiyoruz. Cezası 12 bin 100 lira oldu. Bugün meclis başkanının, Alevilere yönelik konuşmasına bakın. Halen o kin ve nefret bugün de devam ediyor. Ancak bu böyle gitmeyecektir. Biz, her zaman doğruları söylemeye devam edeceğiz. Mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz.”

    “BU CUMHURİYET İSLAM KARDEŞLİĞİ ÜZERİNDEN KURULAMAZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya ise Uğur Kurt’un öldürülmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. Karakaya, Gezi Parkı eylemleri döneminde katledilen Alevi yurttaşlara işaret ederek şöyle devam etti:

    “Uğur’un, bir cemevi bahçesi içerisinde polis kurşunuyla katledilmesi tesadüf değil. Alevilere yönelik ırkçı politika coğrafyanın her yerinde devam ediyor. Bugün Suriye’de de bir Alevi soykırımı var. Bu soykırımı meşru gösteren ne yazık ki bu ülkenin cumhurbaşkanından MİT başkanına kadar hepsi Emevi zihniyetinin devamını sürdürüyor. Eşit yurttaşlık mücadelemizi mutlaka sürdürmeliyiz. Bu ülkede toplumlar arası bir bağ kurulacaksa bu İslam kardeşliği üzerinden olmayacaktır. Bu cumhuriyet İslam kardeşliği üzerinden kurulamaz. Devletin bütün bu politikalarına karşı demokratik, laik, eşit yurttaşlık mücadelesinden başka durumumuz yok.”

    “EL ELE VERİRSEK BU TAHAMMÜLSÜZLÜĞE SON VERİLİR”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da törende konuşan isimler arasındaydı. Fırat, “Bu topraklarda çok acılar yaşandı, yaşanıyor. Umut ediyorum ki bu tahammülsüzlük bu bahar ayında sevgiyle bürünür. Bütün ezilen topluluklar el ele verirsek bu tahammülsüzlüğe elbette ki son verilir. AKP Genel Başkanı, iktidara geldiği dönemde ‘biz mağdur edildik’ diyordu. Belki haklı olduğu noktalar vardı ama şu an herkesi mağdur etmekte. Kendi gibi düşünmeyenleri cezaevine tıkıyor. Şimdi de oy devşirme mantığına girdiler. Elbette ki bir gün mutlaka barış gelecek. El ele verip birbirimizin Xızır’ı olmalı, mücadeleyi yükseltmeliyiz” diye konuştu.

    DAVA DOSYASI ANAYASA MAHKEMESİ’NDE!

    Uğur Kurt dosyasını üstlenen Av. Aslı Kazan da dava sürecine dair bilgi paylaştı. Kazan, şunları söyledi:

    “Uğur Kurt burada vurulduktan sonra benim sadece müvekkilim olmadı, Uğur benim tanımadığım bir kardeşim oldu. Aileyle birlikte acıyı birlikte yaşayıp, hukuk mücadelesini birlikte vermeye devam ediyoruz. Soruşturma aşamasında görüntüler karartılmıştı. Savcı, iddianameyi düzeltmek, buraya gelip keşif yapmak istemiyordu ve bunları bize açık açık ifade ediyordu. İnanılmaz bir cinayetti. Dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne götürdük ve ‘Yaşam hakkı ihlal edilmiştir’ denildi. Süreç böyle ilerliyor ve sonuna kadar adalet mücadelemiz devam edecek.”

    “BU ADALET HEP SİZE Mİ ÇALIŞIYOR”

    Uğur’un annesi Gülnaz Kurt ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Hani bizim yanımızdaydın, şimdi neredesin?” diye seslendi. Anne Gülnaz Kurt, “Tayyip Erdoğan bu cezayı bana verdi. 11 senedir dışarı çıkamıyorum. Benim oğlumun katili de elini kolunu sallayarak geziyor. Erdoğan, o adliyeleri sadece kendisi için mi kurdu? Oğlumun katilini bir gün olsun içerde göreyim, ben öleceğim artık, kanser hastasıyım. Bu adalet hep size mi çalışıyor?”

    “HEPİMİZİN VURULDUĞU YERDEYİZ”

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ise yaptığı konuşmada “Aslında şu anda hepimizin vurulduğu yerdeyiz. Toplumsal çürümenin en yoğun yaşandığı yerdeyiz. Adaletle birlikte basının da çürüdüğü bir yerdeyiz. Ama adaleti bulacağımıza dair hiç umutsuz değilim. Şayet bu durum bir cami avlusunda olsaydı Türkiye nüfusunun söyleyeceği sözü çok merak ediyorum. Ama biz sessiz kalmayacağız, her an burada yaşananları dile getireceğiz. Sevgili Uğur’u ve Uğur gibi toprağa düşen bütün canlarımızı sevgiyle anıyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Uğur Kurt, Katledilişinin 11. Yılı-CANLI

    Uğur Kurt, Katledilişinin 11. Yılı-CANLI

    Uğur Kurt, katledilişinin 11. yılında Okmeydanı Cemevi’nde, anılıyor.

  • Okmeydanı Cemevi eğitime destek amacıyla piknik düzenledi -VİDEO

    Okmeydanı Cemevi eğitime destek amacıyla piknik düzenledi -VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi eğitime destek vermek amacıyla piknik düzenledi. Burada konuşma yapan Ercan Geçmez, “Türkiye’nin bir şansı var. Türkiye’nin şansı demokrasiyi ve laikliği benimseyen büyük bir Alevi kitlesi var. Onlarla birlikte mücadele eden demokratik kitleler var” dedi.

    Okmeydanı Cemevi, öğrencilerin eğitimine destek amacıyla Fatih Çeşmesi Piknik Alanı’nda eğitim destek pikniği gerçekleştirdi. Sabah saatlerinde başlayan pikniğe çok sayıda yurttaş katıldı. Sabah saatlerinde kahvaltı sonrası yağmurun yağmasına rağmen müzik dinletisi yapılarak, halaylar çekildi.

    Programda Ender Balkır, Nilüfer Sarıtaş, Müslüm-Mustafa Eke, İlknur Cabadan, Kenan Çoşkun ve Mehmet Ekici türküleriyle çoşkulu anlar yaşattılar.

    Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, 2024-2025 yılları arasında amaçlarının 200 öğrenciye burs vermek olduğunu söyleyerek Alevi toplumunun yardımlaşma ve dayanışma konusunda örnek bir toplum olduğunu belirtti.

    GEÇMEZ; “BU ETKİNLİK ÖRNEK BİR UYGULAMA”

    Etkinliğe çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti yöneticileri de katıldı. Piknikte konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, eğitimin anlam ve önemine vurgu yaparak, şu konulara temas etti; “Önemli bir iş yapıyoruz. Türkiye’de demokrasinin ve laikliğin yok sayıldığı, hukukun ve adaletin olmadığı bir yerde eğitime önem vermenin ne kadar değerli olduğunu, gençlere farklı bir eğitim vermesi gerektiğini, temel insan haklarını ele alan bir eğitimin gerektiğini anlıyoruz. Bu yapılan etkinlik örnek bir uygulama, umarım herkes bunu yapar” diye konuştu.

    “MAARİF MODELİ 12 EYLÜL’ÜN GETİRDİĞİ UYGULAMALARDIR”

    “Ülkemiz bir karanlığa doğru gidiyor. Bu ekonomik karanlığın asıl sebebi insanların kültürel ve sosyal olarak yoksullaştırılmasıdır, eğitimden geri bırakılmasıdır” diyen Geçmez, “Maarif modeli dedikleri, 12 Eylül faşist diktatörlüğünün bize getirdiği zulüm, faşizm, zorunlu din dersleri ve Türkiye’nin çeşitliliğini yok eden uygulamalardır. Dün OECD’nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye her alanda en son sırada yer alıyor. Türkiye’nin bir şansı var. Türkiye’nin şansı demokrasiyi ve laikliği benimseyen büyük bir Alevi kitlesi var. Onlarla birlikte mücadele eden demokratik kitleler var” değerlendirmesinde bulundu.

    Etkinlik, okunan türküler ve halayların ardından pikniğe katılan sanatçılara plaket verilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Okmeydanı Cemevi ve Şişli Belediyesi aşure lokması pay etti – VİDEO

    Okmeydanı Cemevi ve Şişli Belediyesi aşure lokması pay etti – VİDEO

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi ve Şişli Belediyesi tarafından Fatma Girik Parkı’nda Yas-ı Muharrem için aşure lokması pay edildi. Okmeydanı Cemevi Başkanı Eren Yıldırım, “Bizler bu dünyada insanın insan onuruna yaraşır şekilde mücadele vermesi için kimsenin kimseyi ötekileştirmesi, tıpkı aşure kazanında olduğu gibi bir dünya düzeni için bu aşure lokmasını kaynattık” dedi.

    Okmeydanı Cemevi ve Şişli Belediyesi tarafından Mahmut Şevketpaşa Mahallesi’nde bulunan Fatma Girik Parkı’nda Yas-ı Muharrem Orucu sonrası semah dönüldü ardından aşure lokması pay edildi.

    Etkinliğe, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) Milletvekili Celal Fırat, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılıç, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Okmeydanı Cemevi Başkanı Eren Yıldırım’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “AŞURE BİRLİĞE VE BERABERLİĞE DAVETTİR”

    Semah sonrası Okmeydanı Cemevi Başkanı Eren Yıldırım söz aldı. Yıldırım, “Aşure birliğe ve beraberliğe davettir. Bizde bu daveti 1344 yıl sonra tekrar yenilemek için toplandık. Bu aşure lokmamız birliğimize, beraberliğimize ve kardeşliğimize vesile olsun. Bizler bu dünyada insanın insan onuruna yaraşır şekilde mücadele vermesi için kimsenin kimseyi ötekileştirmeden, tıpkı aşure kazanında olduğu gibi bir dünya düzeni için bu aşure lokmasını kaynattık” dedi.

    “KERBELA EZENLE EZİLENİN MÜCADELESİYDİ”

    Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ise yaptığı konuşmada “Hz. Hüseyin’i anmak Hz. Hüseyin’i anlamak kadar önemlidir. Kerbela, ezenle ezilenin mücadelesiydi. Haklı ile haksızın mücadelesiydi Kerbela, mazlumla zalimin mücadelesiydi Kerbela. Bizlerin safı her zaman mazlumdan yana oldu o nedenle biz Kerbela’nın yasını tutarken Hz. Hüseyin’in de bize verdiği mesajı içselleştiren insanlarız” diye konuştu.

    Okmeydanı Cemevi Dedesi Onur Güngör’ün verdiği gülbengin ardından aşure lokmaları pay edildi.

    Aşure lokmasından sonra Muharrem Temiz, Tolga Sağ ve Yılmaz Çelik sahneye çıkarak türkülerini seslendirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ’12 yaşındaki Koray’ı, 15’indeki Menekşe’yi yakmanın zaman aşımı olmaz’-VİDEO

    ’12 yaşındaki Koray’ı, 15’indeki Menekşe’yi yakmanın zaman aşımı olmaz’-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ta 31 yıl önce Madımak Otelinde gerici faşist kalabalıklar tarafından yakılarak katledilen 33 kişi, İstanbul Okmeydanı Cemevi’nde anıldı. Yapılan konuşmalarda katliamcılar bir kez daha lanetlendi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği, Okmeydanı Cemevi’nde Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 canı andı.

    Anmaya, Okmeydanı Cemevi Başkanı Eren Yıldırım, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Yöneticisi Sevim Yalıncakoğlu, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, 27. Dönem HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu ve çok sayıda kişi katıldı.

    “12 YAŞINDAKİ KORAY’I 15 YAŞINDAKİ MENEKŞE’Yİ YAKMANIN ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Anmada ilk söz alan Okmeydanı Cemevi Başkanı Eren Yıldırım, Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirterek, “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda da zaman aşımı olmaz. İnsan yakmanın zaman aşımı olmaz. 12 yaşındaki Koray’ı, 15’indeki Menekşe’yi yakmanın zaman aşımı olmaz. Katliamın ateşi yüreklerde sönmemişken alınan bu karar ne adalete, ne insanlığa ne de vicdana sığar. Bizler Aleviler, yakanları da aklayanları da affetmeyeceğiz! Onlar katilleri affedebilir ancak halkın vicdanında asla affedilmeyeceklerdir” dedi.

    “ONLARIN IŞIĞINI BUGÜNLERDEN YARINLARA TAŞIMAYA NİYETLİYİZ”

    Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Yöneticisi Sevim Yalıncakoğlu da “Biz barış tarafını seçtik. Barıştan yana, güzellikten yana, aşktan yana, sevdadan yana türküleri söyleyen ozanların anılarıyla o günlerden bugünlere geldik. Ve onların ışığını bugünlerden yarınlara taşımaya niyetliyiz. 30 yıl sonra da 60 yıl sonra da 100 yıl sonra da nice çocuklar onların anısını yaşatacak” dedi.

    “93’TE SİVAS’TA YAKILAN ATEŞ HALA SÖNMEDİ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise “93’te Sivas’ta yakılan ateş aslında hala sönmedi devam ediyor. O gün Sivas Madımak Oteli’ni kuşatanlar, bugün ülkeyi kuşatmış durumdalar. O gün Sivas Madımak Oteli’nde yükselen kara duman, Türkiye’yi sarmış durumda” diye konuştu.

    Anmada Hüseyin Korkankorkmaz, Delil Öncü, Özgün Güzel, Kenan Elmas, Yaprak Dengiz ve İlkan Işık deyişler okudu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Madımak’ta katledilen 33 can Okmeydanı Cemevi’nde anılacak

    Madımak’ta katledilen 33 can Okmeydanı Cemevi’nde anılacak

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 31. yıldönümünde yaşamını yitiren 33 kişi, İstanbul Okmeydanı Cemevi’nde anılacak. 

    Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği 27 Haziran’da saat 20.00’de Okmeydanı Cemevi’nde Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren canları anacak. Anmada Hüseyin Korkankorkmaz, Delil Öncü, Özgün Güzel, Kenan Elmas, Yaprak Dengiz ve İlkan Işık deyişler okuyacak.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • ‘Uğur Kurt için adalet arayışımız devam edecek’- VİDEO

    ‘Uğur Kurt için adalet arayışımız devam edecek’- VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Okmeydanı Cemevi’nin bahçesinde Polis Sezgin Korkmaz tarafından vurularak hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledildiği yerde anıldı. Anmada konuşan Avukat Aslı Kazan, “Yaya polislerden ekip başkanı,’sıkma’ diye 5 kere bağırdı. Ama Sezgin Korkmaz cemevine doğru hedef aldı ve silahına sarıldı. Uğur başından vuruldu ve onu kaybettik. Mahkeme heyeti Uğur’un vurulduğu ana ilişkin görüntüleri izlemeden sanık polis memuru Sezgin Korkmaz’a ödül gibi ceza verdi” dedi.

    22 Mayıs 2014 tarihinde bir yakınının Hakk’a uğurlama erkanına katıldığı Okmeydanı Cemevi’nin bahçesinde Polis Sezgin Korkmaz tarafından vurularak katledilen Uğur Kurt, bugün ölümünün 10. yılında vurulduğu yerde ve saatte anıldı. Anmaya çok sayıda yurttaş ve Alevi kurumlarının yöneticileri katıldı.

    “CEMEVİNDEKİ KALABALIK HEDEF ALINDI”

    Anmada konuşan Uğur Kurt‘un ailesinin avukatı Aslı Kazan, sanık polis Sezgin Korkmaz’ın kasıtlı bir şekilde cemevindeki kalabalığı hedef alarak ateş ettiğini ve Kurt’un ölümüne sebep olduğunu vurguladı. Olay anına ilişkin önemli detaylara yer veren Aslı Kazan şunları söyledi:

    “Polis memuru, Uğur’u vurmadan önce zırhlı araçtaydı ve gösteri devam ediyordu. Zırhlı aracın içinde elinde FN boyalı topla ateş etme imkanı vardı. Göstericileri işaretleme imkanı vardı ve o zırhlı araç içerisinde çok sayıda gaz bombası vardı. O polis 5 yıldır polislik yapıyordu, eğitimi vardı, FN silah kullanma eğitimi almıştı ve Okmeydanı’nda çalışıyordu. Burada cemevi olduğunu çok iyi biliyordu, mahalleye çok hakimdi.

    “SANIK POLİS, ELİNDE SİLAHI YOKTU, ZIRHLI ARACA GERİ DÖNDÜ TABANCASINI ALDI”

    O gün olaylar başlarken cemevini çok iyi gören bir noktada araca molotof kokteyli gelirken araçtan indi, elinde silahı yoktu. Sonrasında sanık polis memuru Sezgin Korkmaz zırhlı araca geri döndü ve tabancasını aldı. O sırada gösterici kaçıyordu, burada 30 kişilik bir cenaze kalabalığı vardı. Yukarıdan gelen yaya polislerden ekip başkanı,’sıkma’ diye 5 kere bağırdı. Ama Sezgin Korkmaz cemevine doğru hedef aldı ve silahına sarıldı. Uğur başından vuruldu ve onu kaybettik.”

    “ÖDÜL GİBİ CEZAYA KARŞI ADALET MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Mahkeme heyetinin olay anına dair görüntüleri izlemeden, ödül gibi bir cezaya karar verdiğini belirten Av. Aslı Kazan, “Yargılamanın başında duruşma savcısı olası kasttan 25 yılla cezalandırılmasını istedi. Heyet görüntüleri hiç izlememişti, izlenmesi yönündeki talebimizi reddetti heyet. Ve ödül gibi adli para cezası verildi. Onu da 10 takside böldüler. Polis memuru iyi halden yararlandı. Biz tabi istinafa ve Anayasa Mahkemesi’ne gittik. AYM ihlal kararı verdi. Bu karardan sonra mahkeme yeniden yargılanmaya karar vermedi, itiraz ettik. Zorla yeniden yargılama kararı verildi ve görüntüler hiç izlenmeden ödül gibi hapis cezası verildi. Bugüne kadar hiç hapis yatmadı sanık, bir gün dahi gözaltında kalmadı. Adalet arayışımız devam edecek” şeklinde konuştu.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul-Okmeydanı’da 22 Mayıs 2014’te düzenlenen gösterilerde polisin açtığı ateş sonucu cemevinin bahçesinde bir yakınının cenaze töreni için bekleyen Uğur Kurt, başından vurularak hayatını kaybetti.

    Olayla ilgili yargılanan Polis Sezgin Korkmaz, 12 bin 100 TL para cezasına çarptırıldı.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “hak ihlali” kararının ardından İstanbul-Okmeydanı’nda 2014’de cemevi avlusunda polis kurşunuyla hayatını kaybeden Uğur Kurt’un ölümüne ilişkin dava yeniden görüldü.

    Mahkeme heyeti, Sezgin Korkmaz’ın 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABER

    Polisin öldürdüğü Uğur Kurt, katledildiği Okmeydanı Cemevi’nde anıldı -VİDEO

  • Uğur Kurt katledilişinin 10. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anılacak

    Uğur Kurt katledilişinin 10. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anılacak

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi avlusunda beklerken polis Sezgin Korkmaz tarafından başından vurulan Uğur Kurt, katledilişinin 10. yılında  cemevinde anılacak.  

    Uğur Kurt, katledilişinin 10. yılında 22 Mayıs Çarşamba Günü Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV) Okmeydanı Cemevi tarafından vurulduğu yer olan Okmeydanı Cemevi’nin avlusunda anılacak. Kurt’un anması, vurulduğu saat 11.15’te başlayacak.

    NE OLMUŞTU?

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi’nde bir yakınının cenazesi için cemevinin bahçesinde bulunduğu sırada polis Sezgin Korkmaz tarafından başından vurularak hayatını kaybetmişti. Mahkeme Uğur Kurt’u katleden polise 25 Nisan 2017’de 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti ancak verilen ceza 12 bin 100 lira para cezasına çevrilmişti. Anayasa Mahkemesi kararıyla sanık polis Sezgin Korkmaz yeniden yargılanmaya başlamıştı.Uğur Kurt’un davası en son Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü. Mahkeme, Sanık Sezgin Korkmaz’a 2 yıl 6 ay hapis cezası vermişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Uğur Kurt’u katleden zihniyeti ve adaletsiz yargıyı lanetliyoruz’

    ‘Uğur Kurt’u katleden zihniyeti ve adaletsiz yargıyı lanetliyoruz’

    PİRHA – Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve Mahfuz Güleryüz, Okmeydanı Cemevi’nde Uğur Kurt’u öldüren polise 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada “Bu karar, Alevilerle ilgili mevcut devlet aklının yargıya yansıyan gerçek yüzüdür” denildi.

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014’te Okmeydanı Cemevi’nde bir yakınının cenazesi için gittiği Okmeydanı Cemevinde polis Sezgin Korkmaz tarafından başından vurularak öldürüldü.

    Uğur Kurt’u katleden polis memuruna 25 Nisan 2017’de 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmiş, ancak verilen ceza 12 bin 100 lira para cezasına çevrilmişti. Anayasa Mahkemesi kararıyla sanık polis Sezgin Korkmaz 1 Mart’ta yeniden yargılandı. Mahkeme, son kararında polis Sezgin Korkmaz’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) mahkemeden çıkan karara tepki gösterdi. Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve Mahfuz Güleryüz, konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak “Uğur Kurt’u katleden zihniyeti ve adaletsiz yargıyı lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.

    DEVLET AKLININ YARGIYA YANSIYAN GERÇEK YÜZÜDÜR”

    Açıklamanın devamında şu cümlelere yer verildi:

    “Uğur Kurt, 14 Mayıs 2014’te bir köylüsünün Hakka yürüme erkanına katılmak için gittiği Okmeydanı Cemevinin avlusunda bir polis kurşunuyla katledildi.

    Katil polis Sezgin Korkmaz, 3 yıl boyunca tutuksuz yargılandığı davada 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Bu ceza da 12 bin 100 lira para cezasına çevrilerek taksitlere bölündü. Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden yargılanan sanık Sezgin Korkmaz’a bugün gerçekleşen duruşmasında ise 2 yıl 6 ay gibi vicdanları yaralayan bir hapis cezası verildi.

    Bu karar, Alevilerle ilgili mevcut devlet aklının yargıya yansıyan gerçek yüzüdür. Aleviler için sözde başkanlıklar kurup tuğla, beton, boya badana gibi yardımlarla gözlerini boyamaya çalışanlar, Alevilerin katillerine göz yumarak gerçek yüzlerini göstermişlerdir.

    Öte yandan akıl almaz bir iddianame hazırlayan savcılık tarafından Uğur Kurt’un annesi hakkında katil polise saldırıp saatini kırdığı gerekçesiyle 6 buçuk yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Bu süreçte oğlunun acısına yüreği dayanamayan baba kanser oldu ve akabinde kısa bir süre içerisinde yaşamını yitirdi.

    Alevilerin ve Kürtlerin katillerini cezasızlıkla ödüllendiren mevcut yargı sistemi bu katliamlardan birinci derecede sorumludur.

    Uğur Kurt’u bir kez daha anarken, onu katleden zihniyeti ve adaletsiz yargıyı lanetliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Aralık mitingi tertip komitesi, kadın örgütleriyle bir araya geldi-VİDEO

    10 Aralık mitingi tertip komitesi, kadın örgütleriyle bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA – 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi tertip komitesi Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi’nde Kadın örgütleri ile bir araya geldi. Toplantıda konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Mitingin ses getirmesi lazım. Bu kanunları bir daha karşımıza çıkarmasınlar diye güçlü bir şekilde cevap vermemiz gerekiyor” dedi.

    10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi tertip komitesi Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi’nde Kadın örgütleri ile bir araya geldi. Toplantıya Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Kadın Meclisleri, Kadın Hareketi, İlerici Kadınlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Mor Dayanışma, Kadın Zamanı Derneği, TİP’li Kadınlar, Kırkyama Kadın Dayanışması temsilcileri katıldı.

    “ÇOK SESLİ VE RENKLİ BİR MİTİNG YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Çok sesli ve renkli bir miting yapmayı düşündüklerini söyleyen Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, “Türkiye’nin muhalefeti olarak da düşünüyoruz orayı” dedi. Yalıncakoğlu, eğitimin dincileşmesinin herkes için büyük bir tehdit olmaya başladığına vurgu yaparak gelinen noktada zorunlu din derslerinden çok daha büyük problem olduğunu ifade etti. Bu problemin ise İmam Hatip müfredatlarının bütün okullara uygulanması olduğuna dikkat çekti.

    “HAYATIN HER ALANINDA MÜCADELE EDİYORUZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, mitinge çağrı yaparak, “Eğitim sürecini daha da gericileşmeye götüren bir süreç yaşıyoruz. Bugün laikliğin çok daha gerisine giden bir durum yaşıyoruz ve bu çok ciddi acil bir durum teşkil ediyor. Çocukları ve kadınları daha çok etkileyecek bir süreçtir. Zaten hayatın her alanında mücadele ediyoruz” dedi.

    “BU KANUNLARI BİR DAHA KARŞIMIZA ÇIKARMASINLAR DİYE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE CEVAP VERMEMİZ GEREKİYOR”

    Miting çalışmalarının çok iyi gittiğini söyleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Sadece Alevilerin değil çocuğunu seven, evindeki hayvanını dahi seven insanların o mitingde yer almasını istiyoruz. Mitingin ses getirmesi lazım. Bu kanunları bir daha karşımıza çıkarmasınlar diye güçlü bir şekilde cevap vermemiz gerekiyor” dedi.

    Toplantı kadın örgütlerinin mitinge dair görüş ve önerileriyle son buldu.

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’-VİDEO

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın siyasi bir çıkar ve asimile amaçlı kurulduğunun altını çizen Okmeydanı Cemevi’nden Baba Mansur Ocağı dedesi Eren Yıldırım, “Bugün gelinen noktada bu başkanlığa atanan yeni daire başkanının da eylem ve söylemlerini incelediğimde ne kadar büyük bir tehlikenin içerisinde olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istedim” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen gece yarısı kararnamesiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı müdürlüklere çok sayıda atama yaptı. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ise ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir atandı. Böylece Ali Arif Özzeybek görevden alınmış oldu.

    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.

    Aleviler ve örgütlü oldukları Alevi kurumları, maaşlı dedeler arayışına giren Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon merkezi haline geleceğini başından beri vurguluyor.

    “TEHLİKELİ BİR SÜRECE GİRDİK!”

    Baba Mansur Ocağı evladı, Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın misyonunun Alevileri asimile etmek olduğunun altını çizerek, “Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” ilan edilmeden önce Cumhurbaşkanı’na bir Alevi dedesi olarak ilettiğim çağrı yerini bulmadı ve tam da dediğim gibi siyasi bir çıkar ve asimile amaçlı bir başkanlık kuruldu. Ve bugün bir sene sonra gelinen noktada bu başkanlığa atanan yeni daire başkanının (Ali Rıza Özdemir) eylem ve söylemlerini de incelediğimde ne kadar büyük bir tehlikenin içerisinde olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istedim” dedi.

    “CEMEVLERİMİZ RESMEN TANINSIN, DERGAHLARIMIZ GERİ VERİLSİN

    Yıldırım, Alevilerin ibadetinin cem, ibadet yerinin de cemevi olduğunun vurgulayarak, “Alevilerin, Bektaşilerin, Kızılbaşların davası, Hak’tan, emekten, paylaşımdan, dayanışmadan, barıştan, özgürlükten, insan haklarından yana, adaletli bir dünya kurmaktır. Buna da inancımızda rıza şehri diyoruz. Gönlümüzdeki rıza şehri için, yaşadığımız her yerde, her coğrafyada eşit yurttaşlık istiyoruz. İbadethanelerimiz olan cemevlerimiz resmen tanınsın. Dergahlarımız geri verilsin. Çocuklarımıza okullarda kendi inancı olmayan inançlar öğretilmesin. Ve çocuklarımızın asimile edilmeye çalışılmasına son verilsin istiyoruz. Üstelik kendimiz için istediğimiz her şeyi, ülkemizde ve dünyada yaşayan tüm halklar ve inançlar için de istiyoruz” diye belirtti.

    “TÜM SÖZLER SAMİMİYETSİZ

    “Aleviler yüzyıllardır çektikleri acılara rağmen hiçbir zaman biat etmediler, boyun eğmediler” diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi toplumu geçmişten günümüze alışık olduğu projenin farklı ve en tehlikeli olanlarından biri ile karşı karşıya. Ama şunu da biliyoruz ki zalimin zulmü arttıkça bizim de direncimiz artıyor, saflarımız sıklaşıyor, mücadelemiz büyüyor. Bu bağlamda bir kez daha bizim düşünce ve taleplerimizi yok sayarak bizi kendi inanç anlayışına empoze etmeye çalışan bu zihniyete karşı bir kez daha sesleniyorum; Cem ibadetiyle Hak sofrasında birlik lokması ile Hakk’a yürüyen canın sırlanması ile ilim ile gidilen muhabbet akşamları ile Yolunu kaybedene yol gösteren, telli kuran bağlamamız ile her bir adımı Hakk’a atılan coşanımız, semahımız ile Yezid’in zulmünü lanetleyen İmam Hüseyin aşkına dökülen gözyaşları ile sevgiyle bağlanan, gönül birlikteliklerine ikrar verilen bu meydanlar ile Mansur Darı ile ‘cemevleri Alevlerin ibadethanesidir’ sözü dışında söylenen tüm sözler, samimiyetten uzak. Seçim çalışması olarak gördüğümüzün ve kabul etmeyeceğimizin bilinmesini isterim.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi

    >‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’- VİDEO

  • Uğur Kurt davası yeniden görüldü: Mahkeme bilirkişi raporu istemeyi reddetti-VİDEO

    Uğur Kurt davası yeniden görüldü: Mahkeme bilirkişi raporu istemeyi reddetti-VİDEO

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü. 15 Aralık’a ertelenen ve bilirkişi inceleme talebinin reddedildiği duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi’nde bir yakınının cenazesi için cemevinin bahçesinde bulunduğu sırada polis tarafından başından vurularak hayatını kaybetmişti. Mahkeme Uğur Kurt’u katleden polise 25 Nisan 2017’de 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti ancak verilen ceza 12 bin 100 lira para cezasına çevrilmişti. Anayasa Mahkemesi kararıyla sanık polis Sezgin Korkmaz yeniden yargılanmaya başladı.

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü.

    Duruşmaya Uğur Kurt’un eşi ve ailesi, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir, Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, İBB ve Beşiktaş Belediye Meclis üyesi İnan Güney, CHP Beyoğlu İlçe Başkanı Muharrem Bulut ve ilçe yönetimi, CHP Beyoğlu meclis üyeleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği( PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yönetiminden İmam Balsever, CAN TV yayın kurulu üyesi Veli Büyükşahin, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, İstanbul Tuncelililer Kültür ve Dayanışma Derneği Metin Yıldız ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

    Sanık polis Sezgin Korkmaz, savunmasında, “Araçtan indikten sonra bize doğru molotofla gelen şahsa ateş ettim. Ancak kurşun 75 metre mesafede olan Kurt’a isabet etti. Bundan dolayı üzgünüm. Verdiğiniz karara saygı duyuyorum” dedi.

    “BİLİRLİŞİ İNCELEMESİ GEREKİYOR”

    Uğur Kurt’un avukatı Serdar Laçin, bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiğini aktararak olay gününe ait kayıtlarda sanık polis Korkmaz’ın amirlerinin kayıtta “sıkma, sıkma” dediğini aktardı.

    “ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI BÜTÜN YARGI ORGANLARINI BAĞLAR”

    Eski İstanbul Baro Başkanı Avukat Turgut Kazan “Karar veren heyetin de başka bir heyet olduğunu, bunun bile başlı başına sorun yaratacağını vurguluyorum. Suç sayılan eylemin cezalandırılması niçin önemlidir. Birincisi canı yanan tarafın devlet tarafından korunduğunu hissettirmek için. İkinci bir sebep de topluma mal olması ve caydırıcı bir sonuç yaratmak içindir. Anayasa Mahkemesi kararları yasamayı, yürütmeyi, bütün kesimleri bağladığı gibi bütün yargı organlarını da bağlar. Türkiye’yi cezasızlığın hüküm sürdüğü bir ülke olma izleminden kurtarınız” dedi.

    “SANIĞI BU DURUŞMA SALONUNDA HİÇ GÖRMEDEN İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULADILAR”

    Kurt’un avukatlarından Aslı Kazan ise “Sanık zırhlı araçta bulunduğunu ve üstüne molotof atıldığını söyledi. Zırhlı araç içinde çok sayıda gaz bombası olmasına rağmen yokuşun tepesinden kaçmakta olan şahsa hedefi isabet ettiremiyor. Sanığın kurşunu Uğur’a isabet ediyor. Atış yaptıktan sonra “Adam vuruldu ya” diyor. Yani maktülü o kadar net görmekte. Ekibin amiri 5 defa “sıkma” diyor ama sanık silahını ateşliyor. Sanığın babası olan Kağıthane Emniyet Müdürü ile spor salonuna giderek zırhlı aracı oraya çekip görüntüleri izleyerek elemelerde bulundular. Değişen heyet görüntüleri bile izlemedi. Sanığı bu duruşma salonunda hiç görmeden iyi hal indirimi uyguladılar. Olaya ilişkin görüntülerin bu salonda izlenmesini talep ediyorum” dedi.

    “DURUŞMA 15 ARALIK’A ERTELENDİ”

    Mahkeme heyeti verilen aranın ardından kararı açıkladı. Duruşmanın 15 Aralık 2023 tarihine ertelenmesine, bilirkişi raporu isteminin reddine ve esas hakkında mütala için savcılığa gönderilmesine hükmetti.

    Duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    “CEMEVLERİNDE ADAM ÖLDÜRMENİN BEDELİ 12.100 LİRADIR”

    Duruşmanın ardından basına açıklama yapan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin “9. yıla gireceğiz her gün aynı acıyla bu kararı bekliyorduk. Cemevlerinde adam öldürmenin bedeli 12.100 liradır. Bunu açıkça söylemiş oldular. Bu, Alevileri cezalandırmaktır. Bizim gayemiz intikam değil adalet istiyoruz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki eylemde, cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetti.  Polis Sezgin Korkmaz hakkında önce “taksirle ölüme neden olma” suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. İddianamenin gönderildiği 85. Asliye Ceza Mahkemesi, şüpheli polisin “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 ile 6 yıl arasında değişen hapis istemiyle değil “Olası kastla öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması gerektiğini ifade ederek dava dosyasını Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Bu karara polis memurunun avukatı itiraz etti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 85. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, itirazı reddetti. Polis Sezgin Korkmaz’a “olası kastla insan öldürmeden” 20 yıldan 25 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yapılan yargılamanın sonunda duruşma savcısı da sanık polis hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar değişen oranda hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Ancak Kurt davasında sanık polis “taksirden ölüme sebebiyet vermek”ten suçlu bulundu. 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan polisin cezası 12 bin 100 TL adli para cezasına çevrildi.

    Daha sonra Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştu. AYM de Kurt’un yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermişti. AYM’nin kararında, olayla ilgili görüntülerin mahkeme heyeti tarafından izlendiği ancak bu konuda bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı aktarılmıştı. Davanın hükmünün de hâkim değişiklikleri nedeniyle başka bir mahkeme heyeti tarafından verildiği belirtilmişti.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Cemevi bahçesinde polisin katlettiği Uğur Kurt’un davası yarın yeniden görülecek

    Cemevi bahçesinde polisin katlettiği Uğur Kurt’un davası yarın yeniden görülecek

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası yarın saat 11.00’de Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülecek. Okmeydanı Cemevi, Uğur Kurt davasının duruşmasına katılım için çağrı yaptı.

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi’nde bir yakının cenazesi için cemevinin bahçesinde bulunduğu sırada polis tarafından başından vurularak hayatını kaybetmişti. Mahkeme Uğur Kurt’u katleden polise 25 Nisan 2017’de 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti ancak verilen ceza 12 bin 100 lira para cezasına çevrilmişti.

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası yarın saat 11.00’de Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülecek. Okmeydanı Cemevi yönetimi Uğur Kurt’un davasını sahiplenme çağrısı yaptı.

    “CÜMLE CANLARI DURUŞMAYA BEKLİYORUZ”

    Çağrıda şu ifadelere yer verildi:

    “Hakk’a yürüme erkanına katılmak için geldiği ibadethanesinin/cemevinin bahçesinde polis kurşunu ile Uğur Kurt’u katleden polis 3 yıl sonra 25 Nisan 2017 tarihinde ödül gibi bir ceza aldı. 1 yıl 8 ay hapis cezası, 12.100 lira para cezasına çevrildi. Bir cemevinin bahçesinde canımızı öldürmenin karşılığı ödül gibi 12 bin 100 lira. Adaletin Alevilere görünen yüzü! Haksız ve hukuksuz kararlar ile sonuçlanan bu dava şimdi tekrar görülmek üzere açılıyor. 10 Ekim Salı günü saat 11.00’de İstanbul Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Uğur Kurt canımızın Okmeydanı Cemevimizde polis kurşunu ile vurularak öldürüldüğü davaya sahip çıkmaya, Alevi kurumlarımızı ve cümle canları bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Erçe: Polis hıncını gösterdi; bu bir gözdağı, karşılıksız bırakmayacağız!-VİDEO

    Erçe: Polis hıncını gösterdi; bu bir gözdağı, karşılıksız bırakmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapmak isterken ters kelepçe takılarak gözaltına alınan ve serbest bırakılan Alevi kurum temsilcileri Okmeydanı Cemevi’nde açıklama yaptı. Polisin birden ortamı terörize ettiğini belirten PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Ters kelepçeyle, polis şiddetiyle gözaltına alındık. Araçta özellikle gençlere yapılan şiddete tanık olduk. Alevi kurumları olarak bu polis şiddetini kınıyoruz. Bu bir gözdağı” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in duruşması bugün görüldü. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluk halinin devamına karar verildi.

    Mahkemenin bu kararına ilişkin adliye önünde açıklama yapmak isteyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve beraberindeki Alevi kurum temsilcileri, polis tarafından ters kelepçelenerek gözaltına alındılar.

    Gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, PSAKD Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, AKD Sultangazi Pirsultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Şehitleri Şube Başkanı Ferhat Aktaş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gaziosmanpaşa Şubesi Karayolları Cemevi Başkanı Hıdır Çam, PSAKD Kartal Şube Başkanı Ali Yürümez, ABF Yöneticisi Alaattin Türkoğlu, Gazi Şehitleri Şube Yöneticisi Hüseyin Ördek, ikinci kez sağlık kontrolünden geçirildikten sonra serbest bırakıldılar.

    Alevi yöneticilerin gözaltına alınmasına ilişkin Okmeydanı Cemevinde bir basın açıklaması yapılması yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Birden polisin terörize ettiği bir ortamla karşılaştık. 10 aydır suçsuz yere içeride tutulan arkadaşlarımızın duruşmalarına katılmıştık. Yargılananlar arasında 2 yönetici arkadaşımız vardı. Biz Alevi kurumları olarak onlara destek için oradaydık” dedi.

    “BU GÖZDAĞI HALKIMIZA”

    Erçe şöyle devam etti:

    “Çıkışta polis neyi kurguladıysa onu uyguladı. 75 yaşındaki amcamız da dahil ters kelepçeyle, polis şiddetiyle gözaltına alındık. Araçta özellikle gençlere yapılan şiddete tanık olduk. Alevi kurumları olarak bu polis şiddetini kınıyoruz. Bu bir gözdağı. Alevi kurumlarına da, emek güçlerine de, demokrasi güçlerine de bir gözdağıydı. Madımak davasında, İzmir mitinginde bir araya gelmemize hınç doldular. Ve bize bugün bu hıncı gösterdiler. Bu gözdağının halkımıza bir gözdağı olduğunun bilinceyiz. Öğretimizden aldığımız güçle bu gözdağını karşılıksız bırakmayacağız.”

    ŞİŞLİ’DE AÇIKLAMA YAPILACAK

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, bugün saat 17.00’de Şişli’de Cevahir Alışveriş Merkezi önünde bir basın açıklaması yapacaklarını kaydetti.

    “DAYANIŞMA ÇOK DEĞERLİYDİ”

    Erçe ayrıca, dayanışmaya da değinerek, “Bu ana kadar gösterilen bu büyük dayanışma hepimiz açısından çok değerliydi. Çok önemliydi ve polisin şiddetine de verilmiş en iyi cevaptı. Herkese teşekkür ediyoruz. Ayrıca bugün yapılan bu polis şiddetini, polis terörünü de bir suç duyurusuyla da belgelendireceğiz. Avukatlarımız, hukukçularımız suç duyurularını hazırlayacaklar ve en kısa zamanda en geç cuma günü suç duyurusunda bulunacağız. İyi ki varsınız. İyi ki varız. Hak ve hakikat mücadelesinde mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz. Kazanana kadar bu mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Gözaltına alınan Alevi kurum temsilcileri serbest bırakıldı-VİDEO

    > Çağlayan Adliyesi önünde Alevilere ters kelepçeli gözaltı-VİDEO

    > Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluklarının devamına karar verildi
    > Alevilerin gözaltına alınmasına tepkiler yükseliyor
    > Aleviler, İstanbul emniyeti önünde: Baskılara boyun eğmeyeceğiz 

  • Eren Yıldırım Dede’den Muharrem Orucu mesajı-VİDEO

    Eren Yıldırım Dede’den Muharrem Orucu mesajı-VİDEO

    PİRHA- Muharrem Orucu 19 Temmuz’da başlıyor. “Kerbala; dava insanlık davası” başlığıyla bir mesaj yayınlayan Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, “Yolumuza sahip çıkalım ki; Hakk da bize bu zor zamanlar geçirdiğimiz dünyada sahip çıksın, Hızır carımıza yetişsin, zalimlerin zulmü son bulsun, Şah-ı Merdan yolumuza yoldaş olsun” dedi. 

    Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, 19 Temmuz’da başlayacak Muharrem orucu vesilesiyle bir mesaj yayınladı. Yıldırım, “Kerbela Hüseyin’in sahrasıdır. Özgürlük Hüseyin’in kavgasıdır. Mertlik, yiğitlik Hüseyin’in dehasıdır. Dava insanlık davasıdır” dedi.

    Yıldırım, “Kerbela; geçmişi inkâr edebilirsiniz, geçmişe karşı çıkabilirsiniz ama geçmişi yok edemezsiniz. Eğer geçmişi yok ederseniz, geleceğinizi iyi kuramazsınız, Çünkü geçmiş geleceğin ibretidir. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Bu nedenle Kerbela’yı anmak insanlığın gereği olmalıdır. Kerbela’da İmam Hüseyin bir insanlık abidesidir. İmam Hüseyin Kerbela’da ileri sosyal demokrasi öncüsü ve şehididir. Kerbela’yı anarken, İmam Hüseyin’in şahsında bütün mazlumlar anılır. Yezid’in şahsiyetsizliğinde bütün zalimler lanetlenir, kınanır. Kerbela, zalimin dört günlük dünya saltanatı uğruna işlediği faciadır. Kerbela, hırsın, nefsin, ihtirasın ve doyumsuzluğun yol açtığı bir insanlık utancıdır. Kerbela, Yezid zulmüyle eyleme dönüşmüş bir vahşet örneğidir” dedi.

    Yıldırımın yayınladığı metnin tamamı şöyle:

    “Muharrem Orucu; biz Aleviler için Adem Peygamber’den başlayarak bütün peygamberlerin yerine getirdikleri bir ibadettir. Bunun yanı sıra başta Hz. Hüseyin olmak üzere On İki İmamların şahadetleri ve tüm ezilen mazlumlar adına çekilen bir yastır. Bundan dolayıdır ki Muharrem Orucu’nun diğer bir adı da Yas-ı Matemdir. Muharrem Orucu, insanın kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını-doğrularını, eksilerini-artılarını hesaplaması ve bütün bunların sonucunda daha iyiye, doğruya, güzele yönelmesine davettir. Nefsini terbiyeye, Hacı Bektaş Veli’nin de buyurduğu gibi nefsini bilmeye vesiledir oruç. Aleviler olarak Muharrem Orucu ile Hz. Adem’den günümüze gelen bir ibadeti yerine getirirken aynı zamanda Hz. Hüseyin’in şahsında Ehlibeyt’e, Ehlibeyt’te temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezid’e ve Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz. Mazlumların yad edildiği, zalime/zulüme boyun eğilmediği, haksızlıklara karşı haykırış ayı.

    Bizler, Alevi inancına, yoluna, kimliğine sahip çıkan bireyler olarak, çok net ve Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz. Yezid gibi açık düşmanlardan başka, Mervan gibi sinsi düşmanların ortalıkta cirit attığı, Hızır paşaların küçük çıkarları uğruna işbirliğine hazır beklediği, Yol’una sıtk-ı sadakatle bağlı yurttaşların sindirilmeye çalışıldığı, içeriden işbirlikçilerle manipüle edildiği bir dönem yaşıyoruz. Hala Muaviye’nin bıraktığı kötülük ateşi, semalarda kol geziyor. Cinsiyetçi bir yaklaşımla sapık ruhlu insanlar tarafından kadınlar tecavüze uğruyor, katlediliyor. İnsanın yaşam ve nefes alanı olan doğa/ormanlar katlediliyor. Kurtun, kuşun kuzunun hakkını isteyen Anadolu insanın yerini onları katleden, onları can olarak görmeyen bir anlayış yakıp/yıkıyor. Yezid ve Emevi anlayışı ve bu zihniyet, hakimiyetini kurmuş, kurumlaştırmış ve kalıcı hale getirmiş. Görüntüde kimse Yezid’in yolundayız demiyor. Ancak söylem farklı olsa dahi eylemler Yezidçe yapılıyor. Onun içindir ki çağımızın yol sürenleri, bundan öncekiler gibi matem tutmaya devam ediyorlar. Biliyorlar ki değişen coğrafyaların, geçilen asırların, medeniyetin, insanlığın, demokratlığın, mertliğin bu zihniyet açısından bir anlamı, önemi, değeri yok. İşte tam bugünlerde, biz Ali’ye Selman olanlar; fikirlerimiz net, duruşumuz net olmalı. Hiçbir konuda şüpheye düşmeden, korkmadan; bu yolun talibi olmak dışında bir şansımız yok. Bu yol ki; Kal-u Bela’dan beri bizim yaşam kanunumuzdur. Elimizin, dilimizin, belimizin kilididir. İçtiğimiz suyun gözesi, paylaştığımız lokmamızın zerresidir.

    “YOLUMUZA SAHİP ÇIKALIM”

    Bu yola sahip çıkalım canlar!
    Bugünün Yezidlerine karşı Hüseyni bir duruş sergilemek, ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık zulüm günlerinde hakikati haykırmak, zalim anlayışa karşı, özgürlüğü, eşitliği ve adaleti savunmak cümle canların görevi ve yolumuzun gereğidir.

    Yolumuza sahip çıkalım ki; Hakk da bize bu zor zamanlar geçirdiğimiz dünyada sahip çıksın, Hızır carımıza yetişsin, zalimlerin zulmü son bulsun, Şah-ı Merdan yolumuza yoldaş olsun. Hz. Hüseyin gibi yiğit, Zeynep Ana gibi dik durup insanlık onuruna, gururuna, davasına sahip çıkmak için tüm canları Muharrem ayında 12 imamlar aşkına, Kerbela’da şehit olan imamlar aşkına, katledilen kadınlar aşkına, yakılan/yıkılan doğanın aşkına, bu davaya sahip çıkmaya ve inancımızı hep birlikte yaşamaya davet ediyorum. Muharrem Orucu 19 Temmuz- 30 Temmuz 12 gün boyunca Okmeydanı Cemevimiz’de saat 19:30’da Muhabbet, 20:40’da Oruç açma lokması olacaktır. Tutacağımız Muharrem orucu, çektiğimiz Kerbela ve mazlumların yası Hakk katında kabul ola.”

     (HABER MERKEZİ)

     

  • Uğur Kurt, öldürülüşünün 9. yılında anıldı

    Uğur Kurt, öldürülüşünün 9. yılında anıldı

    PİRHA – Cenaze için bulunduğu Okmeydanı Cemevi’nde polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 9. yılında Okmeydanı Cemevinde anıldı.

    Okmeydanı Cemevi, Uğur Kurt’u andı. Okmeydanı Cemevi tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Katledilişinin 9. yılında, aynı gün aynı saatte vurulduğu yerde Uğur Kurt canımızın anmasını gerçekleştirdik. Ülkemizde adaletsizce verilen kararların tekrarlanmaması için Okmeydanı Cemevinde biraraya geldik… Bugün bizleri yalnız bırakmayan, dostlara çok teşekkür ederiz…”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dede Yıldırım: Zalim Dehaklara karşı bahara, barışa ellerini uzatanlara selam olsun

    Dede Yıldırım: Zalim Dehaklara karşı bahara, barışa ellerini uzatanlara selam olsun

    PİRHA-HBVAKV Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım, Newroz/Nevruz için yayınladığı mesajında “Zalim Dehaklara, Muaviye’ye, zamanın Yezidine karşı; bahara, güneşe, barışa, kardeşliğe ellerini uzatanlara selam olsun!” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi dedesi ve Baba Mansur Ocağı mensubu Eren Yıldırım, Newroz/Nevruz Bayramı’na ilişkin yayımladığı mesajında “Sultan Nevruz günü; Şahı Merdan Ali’nin doğumunu kutluyor ve baharı selamlıyorum. Nevruz; Bahar bayramıdır. Tabiatın bayramıdır. Şah’ı Merdan lütfü kerem eyledi bu bir Ali devranıdır” dedi.

    ZALİMİN ZULMÜNDEN KURTULUŞUNUN BAYRAMIDIR”

    Yıldırım yazısının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Cümle varlığın Şahı Evliya Ali’yül Murtezaya dara durduğu, gece ile gündüzün eşit olduğu, Yer ile göğün, canlı ile cansınız Hak nuruyla nurlandığı gündür bugün. Cansıza canın geldigi, toprak ananın bağrında barındırdığı bereketle uyandığı gündür bugün. Mazlumun, zalimin zulmünden kurtuluşunun zaferi ve bayramıdır bugün.

    Uzun bir kış mevsiminin ardında baharın gelişi ile toprağın canlanışı, uyanan tabiatla birlikte bütün canlıların sevinçle karşıladığı, özellikle nevruz çiçeği ile birlikte türlü çiçeklerin açtığı, doğanın yeşile bezendiği, kuşların cıvıl cıvıl ötüştüğü, rüzgarın bir hoş estiği, suların ahenkle çoştuğu, kelebeklerin uçuştuğu, bütün tabiatın bahara uyandığı bir iklimde, sevinci yaşamak, insanların da en doğal hakkıdır.

    Bugünler, ortak duyguların ve sevinçlerin paylaşıldığı, insanların kenetlendiği özel günlerdir.

    İnsanlar vardır; doğarlar, yaşarlar, ölürler. Yaşayış sayfasında bir izleri bile kalmaz, zaman alanında bir sözleri bile söylenmez, sanki doğmamışlardır, sanki yaşamamışlardır. Bir yıldız aksa göz alır, bir kuş uçsa kanadının sesi duyulur, halbuki bunlardan ne ses kalır ne de bir nefes. Dünyaya gelmeselerdi hiçbir şey eksilmezdi, gelmişlerdir, yeryüzünde hiçbir fazlalık olmamıştır.

    ŞAHI MERDAN ALİ ZULME BAŞKALDIRMANIN SİMGELERİNDEN BİRİDİR”

    Halbuki insanlar vardır, ömürlerini sürüp giderler; fakat zaman onlar için akar, düşünce onların hayatını örer, inanç onlara bağlanır, düşmanlık onlara saldırır. Bunların adları toplumu sürükler, hatıraları devletler kurar. Bunlar için zulme göğüs gerilir. Bunlar için birlik dirlik olunur.

    İşte, ilmin şehri velayet ve imametin başı keremler sahibi fütüvvet (sır saklayan) ehli Şahı Merdan Ali böyle bir değer, böyle bir anlamdır. Onun adı toplumu sürüklemiş ve onun adına barışlar ve savaşlar olmuştur. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen halen gönlümüzdedir ve halen onun manevi şemsiyesi altında yüz binlerce insan dosttur, kardeştir.

    Şahı Merdan Ali, zulme karşı başkaldırmanın tarihsel simgelerinden biridir. O, Hakk’ın rızasını kazanmış/murtaza olanlardandır. O, evveldir. O, ahirdir. O, batındır. O, zahirdir. O, candır. O, canandır. O, dindir. O, imandır.

    Şunu unutmamanızı istiyorum; eğer bir yerde adaletsizlik varsa, adaletsizlik içinde insanlar yönetiliyorsa Şah-ı Merdan Ali ve onun yolundan gidenler, izini sürenler yeniden doğup mazlumların sesi olacaktır.

    NEWROZ PİROZ BE”

    Sultan Nevruz günü, Baharın gelişi, Şir-i Yezdan Ali’nin nurlu doğumu; Hanemizi şen, rızkımızı bereketli kılsın. Cümle canlara nasip gitsin. Ocağımız, Çerağımız sönmesin. Hanemizden taş, gözümüzden yaş dökülmesin. İkrarlığımız, birliğimiz, muhabbetimiz ve ibadetimiz daim olsun.‬

    Zalim Dehaklara, Muaviye’ye, zamanın Yezid’ine karşı; bahara, güneşe, barışa, kardeşliğe ellerini uzatanlara selam olsun! Her daim barış ve kardeşlik duygularının tüm insanlıkta vücut bulması dileğiyle, Nevroze sıma bımbarek bo, Newroz pîroz be, Nevruz Kutlu Olsun.

    Cümle Canları Şahı Merdan Ali aşkına Nevruz cemine davet ediyorum. Aşk ile.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eren Yıldırım dede: Cemevleri Hızır’ın elini tüm insanlara götürüyor-VİDEO

    Eren Yıldırım dede: Cemevleri Hızır’ın elini tüm insanlara götürüyor-VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım, tüm cemevlerinin deprem bölgesindeki insanların ihtiyaçları doğrultusunda dayanışmayı sürdürdüğünü belirtirken, “Cemevlerini ibadethane olarak görmeyen zihniyet bilsin ki cemevleri Hızır’ın elini; dili, dini, ırkı ne olursa olsun tüm insanlara götürüyor” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi dedesi ve Baba Mansur Ocağı mensubu Eren Yıldırım, merkez üssü Maraş olan depremlerin ardından cemevi olarak yürütülen çalışmalar ile bölgedeki faaliyetlere ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “CANLARIMIZ SEFERBER OLDU”

    Hızır ayının da önemine değinerek konuşmasına başlayan Yıldırım, “İnancımın felsefesi bana öğretmiş ki, merkeze insanı koyan, nerede bir sıkıntı varsa, insan nerede dara düşmüşse ona Hızır’ın elini uzatman gerektiği anlayışıdır ki bu zamanlar da Hızır’ın aylarıdır. Alevi toplumu için özel anlamı olan günlerdir. Orada yardım bekleyen canlarımıza Hızır’ın elini uzatmak için canlarımızın seferber olduğunu görmek bir nebze de olsa geleceğe yönelik umutlandırdı. Tüm toplumun dayanışmasına baktığımızda insanların yaraları sarma konusunda ne kadar vicdanlı olduklarını görebildik” dedi.

    “ÇADIRLARIN MALİYETİ ÇOK YÜKSEK AMA İNSANLARIMIZ ÇOK DUYARLI”

    Yıldırım, birçok bölgede çadır ve ısınma probleminin devam ettiğini belirtirken, şöyle konuştu:

    “Depremin haberini alır almaz Okmeydanı Cemevi’nde bir kriz masası kurarak, yardım kampanyalarımızı başlattık. Hatay’ın Defne ilçesindeki ihtiyaç sahiplerine yardım malzemelerini ulaştırdık. Oraya gittiğimizde gördük ki büyük bir barınma ve ısınma problemi var. Bu problemleri çözmek için İstanbul’a döndük. “Hızır lokmaları deprem bölgesine” diye büyük bir kampanya daha başlattık. Avrupa’daki dostlarımızın da lokmalarını göndermesiyle 74 çadır, 80 odun sobası, 100’ün üzerinde elektrik sobası, 200 tane tüp, tencere, çaydanlık götürdük. Ama gördük ki bu yeterli değil. İktidarın bugüne kadar topladığı deprem vergilerinin yanı sıra televizyon programlarında yuvarlayarak topladıkları milyarlarca liranın nereye gittiğinden haberdar değiliz. Her bölgeye gittiğimizde ya da çalan her telefonumuzda insanların çadır ihtiyacının olduğunu görüyoruz. Tekrardan bir çadır kampanyası başlattık. Maliyeti çok yüksek ama insanlarımız çok duyarlı. Hızır’ın lokmasını gerçekten yardıma muhtaç olan insanlara götürme noktasında insanların ne kadar duyarlı ve vicdanlı olduklarını çok net şekilde gördük. Hızır sadece Ocak ve Şubat aylarında değil her anımızda bizimle olandır. Felsefemizde önemli olan Hızır olabilmektir. Oradaki ihtiyaç sahiplerine Hızır elini uzatıp, lokmasını götürmek için büyük çaba sarf ediyoruz. Bu bütün cemevlerimiz için geçerli.”

    “CEMEVLERİ, HIZIR’IN ELİNİ TÜM İNSANLARA GÖTÜRÜYOR” 

    Hiçbir ayrım yapmadan ihtiyaç sahiplerine yardım malzemelerini ulaştırdıklarını da kaydeden Yıldırım, “Her inanç kendine özel ve güzel. Gördük ki dili, dini, ırkı ne olursa olsun insanlar kenetleniyor. Ama inancıma ayrı bir parantez açmak istiyorum çünkü inancım tartışılıyor. İbadethane olan cemevleri yıllardır tartışılıyor. Cemevlerini ibadethane olarak değil de ucube olarak gören zihniyet bilsin ki Hızır’ın elini, dili, dini, ırkı ne olursa olsun tüm insanlara götürüyor” diye konuştu.

    Eren Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Hatay’a gittiğimizde sadece Alevi köylerine değil Sünni köylere de, Samandağ’ın Ermeni köyü olan Vakıflı köyüne de götürdük. Bunu bir kez daha gördüm ki benim inancım gerçekten çok özel ve güzel. Alevi olan her insan vicdanlı oluyor. Özünde merkeze insanı koyarak, incinse de incitmeyerek, tüm insanlara yardım elini uzatabiliyor. Tüm toplumların da aynı duyarlılığı göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Ama sosyal medyada video paylaşan Sünni dostlarımız Alevi köylerine yardımların gitmediğini söylüyor. Cemevlerimizin yapmış olduğu yardımlaşma ve kampanya faaliyetlerine kayyım atayabilme zihniyetine sahipler. Bu zor zamanlarda bile yardım elini uzatmaya çalışan Alevilere karşı farklı bir bakış açısı, tutum ve tavır sergiliyorlar. Bunu da kınıyorum. Devlet olarak insanların düştüğü, düşenin elinden tutulması gerektiği noktada bir yaklaşım sergilemeksizin bir tavır tutundukları aşikar ama bari yardım elini uzatanlara engel olmayın.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Okmeydanı Cemevi, İskenderun’daki depremzedelere 50 çadır daha götürüyor-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi, İskenderun’daki depremzedelere 50 çadır daha götürüyor-VİDEO

    PİRHA-Okmeydanı Cemevi 50 tane çadırı Hatay’ın İskenderun ilçesindeki depremzedelere ulaştırmak üzere bu akşam yola çıkıyor. Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Ayrım yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz” şeklinde konuştu.

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Şubesi/Cemevi geçtiğimiz günlerde Hatay’ın Defne ilçesindeki depremzedelerin ihtiyaçları doğrultusunda bölgede çadırlar kurarken, yardım malzemelerini de deprem mağdurlarına ulaştırdı. Okmeydanı Cemevi bugün 50 çadırı daha deprem bölgesine götürmek üzere yola çıkacak. Hatay’ın İskenderun ilçesine götürülecek olan çadırlar, ihtiyaç sahipleri için kurulacak.

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ve cemevi üyesi Hacı Dağ ile yapılan çalışmaları konuştuk.

    “BÜTÜN ALEVİ KURUMLARI SEFERBER OLMUŞ DURUMDA”

    Maraş merkezli depremler için “Ülkemiz tarifi mümkün olmayan çok zor bir dönemde” yorumunda bulundan Zeynel Şahin, cemevi olarak yaptıklarına değinerek, şöyle konuştu:

    “Alevi kurumlarının çalışması ön plana çıkmış durumda. Okmeydanı Cemevi olarak depremin ardından “Ne yapabiliriz?” diye düşündük. İkinci gün kampanya başlattık. Bölgeye gönderilecek yardımları cemevinde topladık. Gerçekten de ülkemizdeki insanların duyarlılığına söyleyecek hiçbir şey yok. Bir günde cemevi doldu, taştı. İkinci gün üç tane tır yükledik. Maraş Elbistan’a gittik. Malzemelerin bir kısmını oraya bıraktıktan sonra Hatay Defne’ye geçtik. Gittiğimizde gördük ki orada AFAD, kurtarma ekipleri, makinalar yok. Saatler süren bir yolculuğun ardından vardık. Elektrik yoktu. Yollar tıkalıydı. Yardım malzemelerini dağıttıktan sonra İstanbul’a döndük. Halkımızın desteğiyle tekrar bölgenin ihtiyaçlarını topladık. Üç tır daha götürdük bölgeye. Öncelikli ihtiyaç çadır ve sobaydı. İhtiyaç sahiplerine dağıttık.

    Şehir zaten dağılmış vaziyetteydi. İnsanlar terk etmiş orayı. Çünkü barınacak bir yerleri yok. Tuvalet, su yok. En büyük sorun tuvalet ve çadır. Bunlar olmayınca insanlar nasıl barınacak? Çocuklar perişan. Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. İskenderun’daki cemevi hasar görmüştü. Dünkü depremde de etkilendi. İnsanlar cemevinin bahçesinde kalıyor. Yeni çadırlar götürüp bir yaşam alanı oluşturacağız. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Irk, din, mezhep ayrımı yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz. Bizim yapmamız gereken, insanlığa yakışan da budur zaten.”

    “CEMEVLERİ AYRIM YAPMADAN HERKESE KOŞUYOR”

    Cemevi üyesi Hacı Dağ ise şunları söyledi:

    “İnanılmaz bir çalışma vardı burada. Yardımseverlik, candaşlık vardı. Ayrımcılık yapmadan kapımız herkese açık. İnsanlar gece, gündüz demeden burada çalıştı. Ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Kuru gıdasından, çocuk bezine kadar neye ihtiyaç varsa toplanıp, gönderildi. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Ayrımcılık olmadığında neler yapabileceğimizi fazlasıyla gösterdik. Cemevleri herkese koşuyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Okmeydanı Cemevi, Hatay Defne’ye çadır, battaniye, ısıtıcı, kuru gıda götürdü- VİDEO