Etiket: okullar

  • Deprem nedeniyle tüm okullar 13 Şubat’a kadar tatil edildi

    Deprem nedeniyle tüm okullar 13 Şubat’a kadar tatil edildi

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Tüm Türkiye’de okullarımızı 13 Şubat’a kadar 1 hafta tatil ediyoruz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki Maraş merkezli deprem ardından tüm Türkiye’de okulların bir hafta tatil edildiğini açıkladı.

    Özer,  “Tüm Türkiye’de okullarımızı 13 Şubat’a kadar 1 hafta tatil ediyoruz” açıklamasını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’den beslenme raporu: Milyonlarca öğrenci aç karınla ders dinliyor

    CHP’den beslenme raporu: Milyonlarca öğrenci aç karınla ders dinliyor

    CHP’li Gamze Akkuş İlgezdi’nin hazırladığı rapora göre milyonlarca öğrenci yeterli beslenemiyor ve karnı aç olduğu için derslerde baş dönmesi, baş ağrısı sorunu yaşıyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, okullardaki çocukların beslenmesi ile ilgili bir rapor hazırladı.

    Raporla ilgili konuşan İlgezdi, okulda beslenme ihtiyacı duyan çocukların büyük bölümünün kuru gıda ve karbonhidratla beslendiğini belirtti, “Okullarda milyonlarca çocuğumuzun karnı aç olduğu için derslerde baş dönmesi, baş ağrısı sorunu yaşadığı bilinmektedir.” dedi.

    ÇOCUK YOKSULLUĞUNU AZALTMADA TÜRKİYE SONUNCU

    CHP’li İlgezdi, Avrupa Birliği’nin Eurostat veri tabanına göre; sosyal yardımlarla çocuk yoksulluğunu azaltmada Türkiye’nin sonuncu sırada olduğuna dikkat çekti. Eurostat verilerine göre sosyal yardımlarla çocuk yoksulluğu oranının Türkiye’de yüzde 41,6’dan yüzde 33’e düşürüldü. Bu konuda en başarılı ülke olan Finlandiya’da çocuk yoksulluğunun yardımlarla yüzde 31,8’den yüzde 10,2’ye indirildi.

    “OKULLARDAKİ BESLENME SIKINTISI ÇÖZÜLEMEDİ”

    Gelecek yıl için Milli Eğitim Bakanlığı’na 435.3 milyar TL ödenek ayrıldığını hatırlatan Dr. Akkuş İlgezdi, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan sonra en büyük bütçenin Milli Eğitim Bakanlığı’nda olmasına rağmen okullardaki beslenme sıkıntısının çözülemediğini belirtti. Sabah 09.00’dan öğleden sonra saat 14.30’a kadar eğitim veren birçok okulda yemekhane bulunmadığını, ayrıca ekonomik kriz nedeniyle, çocuklarına beslenme çantası hazırlayan ailelerin de zorluk yaşadığını ve çocuklarına, gelişimi için yeterli miktarda gıda sunamadığını kaydetti.

    EKONOMİK DURUM EN ÇOK DA ÇOCUKLARI ETKİLİYOR

    CHP Milletvekili İlgezdi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın istatistiklerine göre Mesleki Eğitim Merkezlerine giden öğrenci sayısının 700 binin üzerine çıktığını belirterek, buralardaki çocukların dört gün çalıştırıldığını ve sadece bir gün eğitim alabildiklerini söyledi. 2020-2021 eğitim yılında mesleki eğitim alan yaklaşık 160 bin öğrenci sayısının bir yıldan daha kısa bir süre içerisinde yarım milyondan fazla arttığını, bunun ülkenin ekonomik durumunun en çok da çocuklarımızı etkilediğinin kanıtı olduğunu ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ADFE’den hükümete: Çocuklarımızın geleceğini size armağan etmeyeceğiz!

    ADFE’den hükümete: Çocuklarımızın geleceğini size armağan etmeyeceğiz!

    PİRHA- Okullar açılmadan önce yazılı bir açıklama yapan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Türkiye’de ideolojik ve politik teoriler ve uygulamalarla içi boşaltılan bir eğitim sistemi olduğuna işaret ederek, gerici müfredatlar hazırlandığını hatırlattı. ADFE, “Çocuklarımızın geleceğini size armağan etmeyeceğiz” dedi. 

    Yeni eğitim-öğretim yılı açılırken, yazılı bir açıklama yapan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), eğitimin içinin boşaltıldığını, tepeden inme eğitim sistemi içinde, aslında cemaatlerin finanse edilmesinin amaçlandığını belirterek uyarılarda bulundu.

    Türkiye’de ideolojik ve politik teoriler ve uygulamalarla içi boşaltılan bir eğitim sistemi olduğunu belirten ADFE, şu soruları sordu:

    “Yaygın eğitim seviyesinin sürekli iyileştirilmesi ve eğitim sisteminin sürekli teoriye göre değiştirilmesiyle (arka planda hedeflenen dini uygulamalar) sanki eğitimde reform yapılıyormuş havası yaratılmakta, eğitimin temel amacının “Erdem” ve “Zeka” olduğu bilinçli bir şekilde yok edilmektedir.
    Bizler, birkaç soruyla eğitim sistemini sorguladığımızda gerçeği net görebiliyoruz.
    – Çocuklarımıza okulda ne öğretiliyor?
    – Öğrendiklerinin gerçek yaşamda yeri var mı?
    – Alınan eğitimin, bilim, akıl ve sürdürdüğümüz hayat ile bir bağlantısı var mı?
    – Çocuklarımız uygulama farkındalıklarını artırabiliyorlar mı?
    – Aldığı teorik dersleri pratiğe dahil etme becerisine sahip olabiliyorlar mı?
    – Öğretilen bilgiler eğitim teknolojileri açısından öğrenme başarısını etkin kılıyor mu?
    – Öğretmenlere verilen kalıplaşmış soyut müfredat bilgileri neye yöneliktir?

    “ÇOCUKLARIN GERİCİLİĞE UYUMU İÇİN MÜFREDATLAR YAPILMAKTADIR”

    “İşte bu bir kaç soruyu kendimize sorduğumuzda, yanıtlarını bulamıyorsak ya da cevaplayamıyorsak, çocuklarımızın gelecekte anlamlı bir hayat sürdürebileceklerine dair net bir yaşam tablosu kafamızda oluşamıyor” diyen ADFE, “Tüm dünyada, başta bilgi teknolojileri, çağdaş ve modern bilim sürekli gelişirken, ülkemizde, içeriği her yıl gericilik zihniyeti ile zenginleştirilmiş, dindarlığın daha verimli olması ve çocuklarımızın gericiliğe uyumu için teşvik müfredatları yapılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “CEMAATLERİN FİNANSE EDİLMESİ AMAÇLANIYOR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    Tepeden inme eğitim sistemi içinde, aslında cemaatlerin finanse edilmesi amaçlanmaktadır.
    Çünkü açılan okulların adı İmam-Hatip Lisesi, hepsi toplumun din ihtiyacını karşılıyormuş anlamı altında açılıyor ya da aileler çocuklarını İmam-Hatip liselerine göndermek için can atıyor gibi bir algıyla halka kabul ettiriliyor. Yani gericilik eğitimini, İmam Hatip Okulları yoluyla liselere yerleştiren AKP, önce okulları tek tipleştirmiş sonrasında, sorgulamayan, düşünemeyen biat eden bir gençlik hedeflemiştir.
    Ve ne yazık ki geldiğimiz nokta itibariyle muhafazakâr eğitim, dayatılan Ortaçağ uygulamaları çocuklarımızın geleceğini karartmıştır.

    “BU ZİHNİYETE DUR DEMEK GEREKİR”

    Bu eğitim sistemi içindeki İmam-Hatip okulları mesleki, ya da yüksek eğitimin eş değeri değildir. Bugün yaşadığımız sorunlar ve karmaşa bilimin gericilik eğitimi ile karıştırılmasıdır.
    Artık toplumun inançlarını kullanıp, bunu bahane ederek kendisi için ayrıcalık talep eden bu zihniyete dur demek gerekir.
    Bu eğitim sistemi baştan aşağıya yanlıştır. İmam Hatip Lisesi okuyan, bu zihniyetle meslek sahibi olan çocuklarımızın gelecekte ayrımcılık yapması doğaldır çünkü bu sistem, özgür kadına, özgür erkeğe ve özgür topluma karşı gericilik eğitimini referans almaktadır ve toplumu sınıf mücadelesinden koparmak isteyen, burjuva ideolojisi buna ses çıkartmamaktadır. Toplumu bölmek, bir birbirine düşman etmek için her zaman bir tarafı galeyana getirerek köle haline getirilen her toplum bireyi, bu suskunluğun sonucudur.

    “ÇOCUKLARIMIZ HÜKÜMETLERİN SİYASİ GELECEKLERİNİN TEMİNATI DEĞİLDİR”

    Sömürücü, soyguncu, hortumcu olan burjuvanın demokrasisi bugüne kadar sadece sistemi korudu.

    Bizler; inancımız gereği bireysel inanç özgürlüğü kişisel bir tercihtir diyoruz, devlet dinden elini çekmeli, eğitim sisteminde laiklik hakim kılınmalı ve demokrasinin daha iyi anlaşılması için, devlet; hak, hukuk ve adaletle toplumu yönetmelidir. Ve çocuklarımızın geleceği hükümetlerin siyasi ve politik geleceklerinin teminatı değildir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Eğitim Öğretim, 31 Aralık Tarihine Kadar Uzaktan Devam Edecek

    Eğitim Öğretim, 31 Aralık Tarihine Kadar Uzaktan Devam Edecek

    PİRHA-MEB,”Resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetleri, 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzaktan eğitim yoluyla devam edecektir” açıklamasında bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetlerinin, 31 Aralık 2020’ye kadar uzaktan eğitim yoluyla devam edeceğini bildirdi.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ara tatilde olan okullardaki eğitim öğretim faaliyetlerinin yıl sonuna kadar online olarak sürdürüleceğini açıklamasının ardından Milli Eğitim Bakanlığından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

    Açıklamada, “Resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetleri, 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzaktan eğitim yoluyla devam edecektir. Uzaktan eğitim sürecine ilişkin detaylı bilgilendirme ayrıca yapılacaktır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Okullar açılınca koronavirüse yakalanan çocuk sayısı arttı’

    ‘Okullar açılınca koronavirüse yakalanan çocuk sayısı arttı’

    Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Elif Dağlı, koronavirüsün görülme sıklığının çocuklar arasında da arttığını söyledi. Dağlı, “Temmuz 20-29 arasında 5-14 yaş grubunda 428 hasta bildirilmişken, 20-29 Ekim arası 5-14 yaş grubunda 799’a çıkmıştır. Bu yaş grubu okul çağı çocuklardır. Okul açılmasının çocukların hastalanmasını artırdığı söylenebilir” dedi.

    Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Elif Dağlı, İstanbul’daki koronavirüs vakalarının son durumunu ve çocuklar arasında korona görülme sıklığını Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’ye değerlendirdi.

    Hastalığın çocuklar arasında arttığını, bunda okulların açılmasının etkili olmuş olabileceğini söyleyen Dağlı, “Çocukların hastalık sıklığı konusunda sistemik ve bilimsel bir araştırma olmamakla birlikte, çocuk hekimleri izledikleri hastaların ailelerinden sıkça çocuklarının pozitif test sonuçlarını bildiren telefonlar almaktadır. Sağlık Bakanlığı Covid-19 Gündelik Durum Raporlarının sonuncusu 29 Ekim 2020 tarihine aittir” dedi.

    “OKULUN AÇILMASIYLA ÇOCUKLARIN HASTALANMASI ARRTTI”

    Dağlı şunları kaydetti:

    “20-29 Ekim’i içine alan 10 gün ile temmuz ayının aynı döneminde bildirilmiş çocuk vakalar karşılaştırıldığında ilginç bir sonuç çıkmaktadır. Temmuz 20-29 arasında 5-14 yaş grubunda 428 hasta bildirilmişken, 20-29 Ekim arası 5-14 yaş grubundaki hasta sayısı 799’a çıkmıştır. Ekim ayının 10 günündeki artış temmuz ayının aynı dönemine göre 1.8 kattır.
    2 yaş altındaki bildirilen hasta sayısı 20-29 Temmuz’da 77, ekim ayının aynı döneminde 80; 2-4 yaş grubunda 20- 29 Temmuz’da 115, ekim ayının aynı döneminde 111’dir. Artış 5-14 yaş grubunda olmuştur. Bu yaş grubu okul çağı çocuklardır. Okul açılmasının çocukların hastalanmasını artırdığı söylenebilir.”

    “AVRUPA’DAKİ GİBİ SONUÇ VERİCİ YAKLAŞIMLAR GEREKLİ”

    Paket servis hariç olmak üzere lokanta, restoran, pastane, berber, nikâh, düğün salonu, yüzme havuzu, kaplıca, hamam, internet kafe, halı saha, tiyatro, sinema, konser salonunda hizmetler saat 22.00’de sona ermesine yönelik alınan yeni kısıtlama kararlarını eleştiren Dağlı, “Bu önlemler maalesef sorunu kökünden çözmek için yeterli değildir. Avrupa’daki gibi daha sonuç verecek yaklaşımlar gereklidir. Avrupa’da ikinci dalga birincisinden şiddetli başladı, sıkı önlemler alındı. Bizde ise birinci dalganın ortasında takıldık, yükseliyoruz. Önlemlerimiz virüsün gücünü aşamazsa iyi sonuç beklemek hayalcilik olur” ifadelerini kullandı.

    AĞIR HASTAYA BİLE YER YOK

    İstanbul’da son günlerde yoğun bakım yataklarının dolduğunu, hatta ameliyathanelerin bile yoğun bakıma çevrildiği bilgisinin kendilerine geldiğini söyleyen Prof. Dr. Elif Dağlı, “İstanbul’da hastane yatakları ve yoğun bakım doluluk oranı ile ilgili bir araştırma bulunmamaktadır. Bununla birlikte, İstanbul’da pandemi konusunda çalışan birçok hekim çalıştıkları kurumda yoğun bakım yataklarının dolu olduğunu bildirmekte, son birkaç gündür ise ağır hastaları sevk edecek yer bulamadıklarından yakınmaktadırlar. Yoğun bakım yatakları yetersiz olunca ameliyathanelerin yoğun bakıma dönüştürüldüğü, ancak hâlâ ihtiyacı karşılamadıkları konusunda fikir birliği hâkimdir” uyarısını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz’ projesi okullarda uygulansın talimatı

    ‘Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz’ projesi okullarda uygulansın talimatı

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanlığının ve İstanbul Müftülüğü’nün talimatıyla tüm camilerde “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın okullarda uygulanması istendi. 

    İstanbul’da Küçükçekmece Müftülüğü, Küçükçekmece Kaymakamlığı’na bir yazı göndererek, ülke genelinde Diyanet İşleri Başkanlığının ve İstanbul Müftülüğü’nün talimatıyla tüm camilerde “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın uygulanmasının istendiğini belirtti.

    İlçe Müftülüğü kaymakamlığa gönderdiği yazıda, “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın Küçükçekmece’de  bulunan okullarda uygulanmasına olur vermesini istedi.

    Müftülüğün kaymakamlığa yazısında şöyle denildi:

    “Başkanlığımız, camilerin asli fonksiyonunun ibadethane olmasının yanında, birer eğitim-öğretim mekanı ve sosyal, kültürel faaliyetlerin merkezi olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla bir çok hizmet gerçekleştirmektedir. Son yıllarda camilerimizde gerçekleştirilen ihtiyaç odaklı hizmet çeşitliliği artarak devam etmektedir.
    Bu bağlamda 18.01.2020-01.02.2020 (yarıyıl tatili) tarihleri arasında çocukların namaz kılma alışkanlığını kazanmaları amacıyla ülkemizin genelinde Diyanet İşleri Başkanlığının ilgi (a) yazısı talimatı ve İstanbul Müftülüğü’nün ilgi (b) yazısı gereği tüm camilerimizde, “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın uygulanması istenmektedir.
    Söz konusu projenin, ilçemizde bulunan ek listedeki okullarda, yine listede yazılı personelimiz tarafından uygulanmasını olurlarınıza arz ederim.”

    CELAL FIRAT’TAN TEPKİ: HER CAN ÇOCUĞUNA SAHİP ÇIKMALI

    Küçükçekmece Müftülüğü’nün “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” programın okullarda okullarda uygulanması için kaymakamlığa yazı göndermesine Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat tepki gösterdi.

    Fırat, sosyal medya hesabından aileleri uyararak, “Ülkenin geldiği duruma bakın, her canımızı çocuklarına sahip çıkmaya çağırıyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Okullar, öğretmen ve öğrenci için tehlike saçıyor

    Okullar, öğretmen ve öğrenci için tehlike saçıyor

    MEB’in okul ve kurumlarında müfettişler tarafından yapılan incelemelerde, ihmaller nedeniyle öğretmen ve çocuklar için tehlikelerin devam ettiği tespit edildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitim-öğretim yılının başlamasına 2 hafta kala yaptığı incelemelerde okullarda, öğrenci ve öğretmenlerin güvenliğine ilişkin talimatların yerine getirilmemesi nedeniyle ciddi tehditlerin oluştuğu ortaya çıktı. Bakanlık ihmallerden meydana gelebilecek her türlü can ve mal kaybından dolayı açılacak soruşturmalarda ve kesilecek cezalardan okul yönetimlerinin sorumlu olacağı konusunda uyardı.

    MEB’in okullarında 9 Eylül’de başlayacak 2019-2020 eğitim öğretim yılı öncesinde yeni bir skandal ortaya çıktı. Bakanlık okul ve kurumlarında müfettişler tarafından yapılan incelemelerde, ihmaller nedeniyle öğretmen ve çocuklar için tehlikelerin devam ettiğini tespit etti. MEB’in yeni yılın ilk ders ziline 2 hafta kala okullara gönderdiği talimatlara ulaşıldı.

    “OKUL YÖNETİMİ GEREKLİ MEVZUATI UYGULAMIYOR”

    Bakanlık, tüm birimlere gönderilen resmi yazıda, “Okul ve kurumlarımızda yapılan inlemelerde ilgi yazılarımızda belirtilen çalışmanın yapılmadığı, öğrenci, öğretmen diğer eğitim paydaşlarının maruz kalabileceği tehlikeli durumların devam ettiği ve bu konuda çaba sarf edilmediği tespit edilmiştir” denilerek okul yönetimlerinin gerekli mevzuatı uygulamadığını itiraf etti.

    “OKUL/KURUM YÖNETİMİ SORUMLU TUTULACAK”

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, bakanlık yazısında ihmallerin sonuçlarına da dikkat çekerek, “Herhangi bir ihmalden dolayı meydana gelebilecek olan her türlü can ve mal kaybından dolayı açılacak soruşturmalarda ve kesilecek cezalardan okul/kurum yönetimlerinin sorumlu olacağı bilinmelidir” diyerek, topu okul yöneticilerine attı. Resmi yazıda, okul yönetimlerinden acilen çalışmaya başlanması, tehlikeli durumların ortadan kaldırılarak sağlıklı ve güvenli okulların yaratılması talimatı verdi.

    Yazıda, “öğrenci, öğretmen ve eğitim paydaşlarının maruz kaldığı ağır yaralanmalı ve ölümlü kazalar, ihata duvarı üzerine çıkan öğrencilerin sivri uçlu demir parmaklık ve tellerden yaralanması, kazan dairelerinde bakımsızlık ve tedbirsizlikten meydana gelen patlamalar” örnek gösterilerek tedbir alınmadığı vurgulandı.

    BİRÇOK UYARI SIRALANDI

    Okul bahçesinde öğrenciler için tehlike oluşturan trafo, yüksek gerilim hatları gibi ciddi ve yakın tehlike kaynaklarının acilen kaldırılması talep edildi. Okullar, ilk yardım dolabı veya ilk yardım çantası ile bunlara ait araç ve malzemelerin bulundurulması, okul kantin, yemekhane ve dersliklerin hijyen koşullarının sağlanması ve bu alanların ısı, ışık ve havalandırmalarının sağlık şartlarına uygun olmasına ilişkin önlemlerin alınması konularında uyarıldı. Pencerelerin düşmeyi önleyecek şekilde standartlara uygun hale getirilmesi, lavabo ve tuvaletlerinde, lavabo taşlarının öğrencilerin boylarına uygun şekilde sabitlenmesi, aynaların düşmeyecek şekilde monte edilmesi, çıplak kablolara öğrencilerin erişiminin engellenmesine gibi uyarılarda bulundu.   (HABER MERKEZİ)

  • Karma eğitimin uygulanmadığı okul oranı yüzde 15’e ulaştı

    Karma eğitimin uygulanmadığı okul oranı yüzde 15’e ulaştı

    LGS çerçevesinde öğrenci alan okullarda karma eğitimin uygulanmadığı okullar Bolu, Kırşehir ve Siirt’te yüzde 30’u geçti.

    Eğitim Sen’in yaptığı çalışmaya göre, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) çerçevesinde merkezi sınavla öğrenci alan okullarda karma eğitimin uygulanmadığı okullar Bolu, Kırşehir ve Siirt’te yüzde 30’u geçti. Bu oran İstanbul’da yüzde 21. Türkiye genelinde tek cinsiyetli, karma eğitimin uygulanmadığı okul oranı yüzde 15’e ulaşmış durumda.

    Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın haberine göre; Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, merkezi yerleştirme puanı ile kayıt alan tek cinsiyetli okullardaki öğrenci oranının Bolu’da yüzde 36 olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Bolu’yu Siirt, Kırşehir, Kütahya, Bayburt, Kırıkkale, Isparta, Muş, Karaman, Bingöl, Aksaray gibi iller izliyor. 136 bin 510 merkezi yerleştirme kontenjanının 12 bin 60’ı sadece kız öğrencilere (kız okullarına), 8 bin 100’ü sadece erkek öğrencilere (erkek okullarına) ayrıştırılmış olup geriye kalan 116 bin 350’si yani yüzde 85.23’ü karma eğitim sürdürüyor. Ancak 136 bin 510 merkezi yerleştirme kontenjanının 28 bin 650’sinin (334 imam hatip lisesi) imam hatip liselerinden ve hafızlık projesi yürüten 180 kontenjanlı 5 imam hatip lisesinden oluştuğu bilgisi ve bu liselerde kız-erkek sınıflarının da ayrı olması gerçekliğinden hareketle bu oranlar çok daha yüksek bir düzeye çıkıyor. Özetle en az 5 öğrenciden biri artık karma eğitim olmayan okullarda öğrenim görüyor. LGS yerleştirme sonuçları da bu durumun güncel göstergesini oluşturuyor.”

    “İNSAN DOĞASINA AYKIRI”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, karma eğitimin önemini şöyle anlattı: “Karma eğitim sadece eğitim alanı ile sınırlı olmayan; toplumsal, sosyolojik, pedagojik açıdan çok yönlü özellikleri olan bir uygulamadır. Karma eğitimin öğrencilerin sosyal yaşamının her alanında iç içe olduğu karşı cinsle ilişkilerinde küçük yaşlardan itibaren birbirini anlamakta ve iletişim kurmakta önemli bir işlevi vardır. Karma olmayan ve tek cinsiyete dayalı bir eğitimin toplumda kutuplaşmalar yaratması kaçınılmazdır.

    Türkiye’de eğitimin niteliği sürekli düşerken cinsiyet ayrımcılığı üzerinden oluşturulacak okullarda kız ya da erkek öğrencilerin sadece başarılı değil, mutlu olmaları da mümkün değildir. Eğitim çocuğun kendini keşfettiği tüm yeteneklerini, yaratıcılığını ortaya çıkardığı, çocuğun kendi olduğu, özgürleştiği bir süreçtir. Hangi gerekçeyle olursa olsun, tek cinsiyete dayalı eğitimi savunmak, insan doğasına ve eğitim bilimine temelden aykırı bir düşüncedir. Karma eğitim Dünya genelinde mücadele edilerek kazanılmış bir haktır. Laikliğin, bilimsel eğitimin vazgeçilmezidir. Farklı cinsiyetlerin ruh ve beden sağlığı ile olağan kişisel gelişimi, farklı cinsiyetlerin birbirinden ayrılmasını değil, birbirine yakın olmasını, farklılıkları bilmesini ve birbirine saygı göstermesini gerektirir.”

    EN YÜKSEK ORAN BOLU’DA

    Tek cinsiyetli kontenjan veya yerleştirme yüzdelik oranları şöyle: Bolu: 35.71, Kırşehir: 33.33 Siirt 33.33 Kütahya: 29.03, Bayburt: 28.57, Kırıkkale: 28.57 Isparta: 28.00 Muş: 28.00, Karaman: 27.78, Bingöl: 26.67 Aksaray: 25.00, Bitlis: 24.00, Gaziantep: 23.88 Erzincan: 23.81, Şanlıurfa: 23.81, Adıyaman: 23.53, Osmaniye: 23.33 Batman: 21.95 Hakkâri: 21.74 Ağrı: 21.21, Çorum: 21.21 İstanbul: 21.15 Kastamonu: 21.05 Sakarya: 20.93, Yozgat: 20.69 Afyonkarahisar: 19.51 Kocaeli: 18.92 Eskşehir: 18.87, Kayseri: 18.82, Manisa: 18.57 Kilis: 18.18 Tokat: 18.18 Rize: 17.39 Konya: 16.42, Diyarbakır: 16.16, Bilecik: 15.38 Gümüşhane:15.38, Türkiye ortalaması: 14.77.

  • MEB’den okullara ‘Ramazan’ talimatı: İftar ve mukabele programları

    MEB’den okullara ‘Ramazan’ talimatı: İftar ve mukabele programları

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullara ramazan ayı kapsamında yapılacaklar için “Şehr-i Ramazan Etkinlikleri” talimatları gönderdi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müftülüklerle işbirliği yapılarak öğrencilerin topluca camiye götürülmesi, velilere yönelik etkinlikler yapılması, iftar ve mukabele programları, STK ve belediyelerin dini etkinliklerine katılım yapılması istendi.

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, MEB ayrıca okullarda öğrenciler tarafından ramazan günlüğü tutmalarını, bu ayda yaptıkları ibadet, iyilik, anı ve diğer etkinliklerin not alınmasını istedi.

    MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, okullara gönderdiği yazı ile ramazan ayı kapsamında yapılacaklara ilişkin talimatları verdi. İmam hatip okullarındaki öğrencilere yönelik taleplerde bulunan bakanlık, “Rahmet ve mağfiret ayı olan, kendine has manevi havası ile birlik ve beraberlik duygularını, insani ve manevi değerleri güçlendiren ramazan ayı vesilesiyle yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerimizin katılımıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmesinin okullarımızın kurum kültürünün güçlenmesine, öğrencilerimizin milli ve manevi değerleri benimsemesi ile birlikte sosyal, kültürel ve duygusal yönden gelişmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir” dedi. Bakanlığın “Şehr-i Ramazan Etkinlikleri” talimatlarında ilginç ayrıntılar yer aldı.

    DERNEK VE VAKIFLARLA İŞ BİRLİĞİ 

    İmam hatip ortaokulları ve imam hatip liselerini kapsayan etkinlikler “okul içi”, “çevre ve velilere yönelik okul dışı” ve “sosyal sorumluluk faaliyetleri olmak üzere 3 kategoride planlandı. Bu kapsamda, iftar programları, mukabele programları, konferans, sergi, okuma programları, gezi, sosyal, kültürel ve mesleki faaliyetlerin düzenlenmesi istendi. Etkinliklerin düzenlenmesinde de bakanlık MEB’e bağlı okullardan Türkiye Diyanet Vakfı, il ve ilçe müftülükleri, Kuran kursları, okul aile birlikleri, koruma dernek ve vakıfları, STK ve yerel yönetimlerle işbirliği yapılmasını talep etti.

  • MEB ile Edirne Müftülüğü anlaştı; dersler camide yapılıyor

    MEB ile Edirne Müftülüğü anlaştı; dersler camide yapılıyor

    Dini vakıflarla imzaladığı protokollerle eğitimin dinselleşmesine zemin hazırlayan MEB, şimdi de Edirne İl Müftülüğü’yle masaya oturdu. Müftülük ile imzalanan “Dersimi Camide Yapıyorum” protokolü kapsamında küçük yaştaki öğrenciler ders saatinde camilere taşındı.

    Birgün Gazetesi’nden Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre; Vakıf ve derneklerle imzaladığı işbirliği anlaşmaları yargı kararlarıyla iptal edilen Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitimde dinci uygulamaların önünü açan yeni bir işbirliği anlaşmasına daha imza attı.

    Edirne İl Müftülüğü ile imzalanan, “Dersimi Camide Yapıyorum” protokolü kapsamında ildeki ilkokul ve ortaokul öğrencileri Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi için camilere götürüldü.

    DERS CAMİDE İŞLENDİ

    Protokol çerçevesinde ilk olarak Plevne İlkokulu ve Alper Yazoğlu Ortaokulu öğrencileri Selimiye Camii’ni ziyaret etti. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri öncülüğünde gerçekleşen ziyarette öğrenciler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini camide işledi. Müftülüğün görevlendirdiği din görevlileri öğrencilere Selimi Camii hakkında bilgi verdi. Edirne Müftüsü Emrullah Üzüm’ün de ‘derse’ katıldığı ve öğrencilere, “Camilerin İslam’daki yeri” konulu konuşma yaptığı bildirildi.

    Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü ile Edirne Müftülüğü eğitim alanında ilk kez, “Dersimi Camide Yapıyorum” protokolü altında bir araya gelmedi. İki kurum arasında daha önce de “Okulöncesi Eğitimi Protokolü” imzalanmıştı.

    Protokolün tüm itirazlara karşın sürdürüldüğü öğrenildi. Sendikalarının da iptali için yargıya başvurduğu, “Okulöncesi Eğitimi Protokolü” kapsamında anaokulu ve anasınıfı öğrencilerine yönelik Kuran ve dini bilgiler eğitimler düzenlendiği öğrenildi. Protokol ile okulöncesi eğitim kurumlarındaki çocuklara Kuran kursları öğretim programının uygulanması kararlaştırılarak müftülüğün belirlediği kişilerin anaokullarında haftada 10 saate kadar dini eğitim vermesine olanak sağlandı.

    “ANAYASAL SUÇ”

    Eğitim ve öğretim hizmetinin MEB tarafından yürütülebileceğini, denetim ve gözetim sorumluluğunun da Bakanlıkta olduğunu belirten mevzuatların Edirne Müftülüğü ile imzalanan protokolle ortadan kaldırıldığını söyleyen Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, protokole tepki gösterdi. Aydoğan, “Eğitimin, ‘Eğitimci’ niteliği taşımayan kişilere teslim edilmesi Anayasal suçtur” dedi. Aydoğan, biliçsel ve psikolojik olarak soyut bilgileri kavramakta zorluk çekecek öğrencilere yönelik yürütülen bu tip çalışmaların çocuk hakkı ihlali olduğunu ifade etti.

    İLGİ ÇEKMEK İÇİN PARA ÖDÜLÜNÜ KULLANIYORLAR

    İstanbul’da Milli Eğitim Müdürlüğü eliyle iktidara yakın vakıflara teslim edilen okullar, neredeyse her gün yeni bir gerici etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Velilerin ve öğretmenlerin itirazlarına rağmen okullarda, yarışma ve keşif adı altında gerici vakıfların propagandası yapılıyor. Anadolu Gençlik Derneği, Milli Gençlik Vakfı, Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin ortaokullardaki gerçekleştirecekleri etkinliklerin sonuncusu “Siyer-i Nebi” adlı etkinlik oldu. Yarışma için okullara, ‘’En Sevgili’’ başlıklı kitaplar, haftalar önce gönderildi. “Peygamber yaşamını örnek almaya” çağrılan çocuklar, din kültürü öğretmenlerince çalıştırıldıkları kitaplardan, 20 Nisan’da para ödüllü bir sınava girecek. Para ödülü çocukları çekmek için bir araç olarak kullanılırken, “kaşif grupları” ile tarihi, dünyayı, yarını keşfetmeye yardımcı olacakları vaadinde bulunuluyor.

  • ‘Öğrenciler dini içerikli dersler seçmeye zorlanıyor’

    ‘Öğrenciler dini içerikli dersler seçmeye zorlanıyor’

    PİRHA – Ortaokul ve liselerde öğrenciler en çok İngilizce ve Matematiği seçmeli ders olarak tercih ediyor. Bazı okullarda formlar velilere dini içerikli dersler işaretlenerek veriliyor. Eğitim -İş bu konuda farkındalık yaratmak için “Seçmeli Dert” sloganıyla kampanya başlattı. Eğitim- İş’e göre bu uygulama, her okulu imam hatipleştirmeye yönelik yeni bir hamle.

    Cumhuriyet’in haberibe göre; veliler, çocuklarının seçmeli ders olarak en çok İngilizce ve Matematik derslerini almasını istiyor. Ama birçok okulda hem “öğretmen yetersizliği’’ hem de çeşitli biçimlerde yönlendirmeler yapılarak öğrenciler, dini içerikli dersleri seçmeye zorlanıyor. 2016-2017 öğretim yılında, bunca dayatma ve zorlamaya rağmen seçmeli ders sıralamasında ‘’Kuran-ı Kerim’’ 5. sırada yer almıştı. Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, okullardan öğrencilerin dini içerikli dersler seçmeye zorlanmasına yönelik çok örnek geldiğini belirterek, şunları söyledi:

    “SEÇMELİ DERT KAMPANYASI”

    İllerden, ilçeye, ilçe milli eğitim müdürlüklerinden okullara, müdürlerden öğretmenlere bu derslere yoğunlaşılması isteği geliyor. Muğla Milas ilçesindeki bir okulda müdür öğretmenleri çağırıyor, formu kendisi doldurmuş işaretlemiş, “İşaretlediğim dersler dışında başka derse girmesini istemiyorum” diye not da düşmüş. Biz de sendika olarak Muğla ve Milas milli eğitim müdürlüklerine, bu okul müdürüyle ilgili işlem başlatılması için girişimdi bulunduk. Bu konuda velileri bilgilendirmek ve bilinçlendirmek için ‘’Seçmeli Dert’’ sloganıyla kampanya başlattıklarına dikkat çeken Yıldırım, şöyle devam etti: “Hem okullarda bütün sınıflarda din dersinin haftalık ders saatlerini artırdılar, hem okul idarecilerini din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinden atamaya başladılar. Şu anda din dersi öğretmeni açığı yaratmak istiyorlar. Bu ay yapılacak atamalarda din öğretmenleri kesin ilk üçte yer alacak. Israrla tüm okullarda bu derslerin seçilmesini organize ediyorlar.

    “HER OKULU İMAM HATİPLEŞTİRME POLİTİKASIDIR”

    Velilere, çocuklara bırakılsa; küreselleşen bir dünyada çocuklarının eğitim anlamında iyi bir yere gelmesi için en az bir yabancı dili öğrenmesi gerektiğinin bütün veliler farkında. Büyük kısmı zaten yabancı dil seçiyor, zekâ oyunları, matematik istiyor ama okul müdürleri başta olmak üzere veliler, ya bu derslerin öğretmenleri olmadığı ya da bunları seçerse çocukların geleceği için daha iyi olacağı fikriyle yönlendiriliyorlar. Bu Türkiye’deki tüm okullarda uygulanmaya çalışılıyor. Sürekli “Bu eğitimi alın geleceğiniz garanti, işsiz kalmazsınız’ deniliyor. Öğrencilerin kendi isteklerine bırakılsa bu dersleri seçecek öğrenci oranı yüzde 1-2 geçmez, çünkü zaten asıl dersleri var bu konuda. İmam olmak istiyorsa da imam hatiplere gider. Bu uygulama, her okulu imam hatipleştirme adımıdır.’’

    LİSELERDE 15 SAAT DİN DERSİ

    İmam hatip olmayan ortaokul türlerinde bile bir öğrenci 4 saat matematik, 6 saat Türkçe dersi eğitimi alıyorken zorunlu ve zorunlu seçmeli din dersleri ile 8 saat din eğitimi alıyor. Liselerde bu 15 saate kadar çıkabilliyor. Öte yandan biyoloji dersi 3 saat olan sınıflarda 2 saate düşürüldü. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri 1 saat iken 2 saate çıkarıldı. T.C. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük 11.sınıftan 12.sınıfa alındı. 9.sınıflarda ingilizce dersi 6 saatten 4 saate indirildi.

    2016-17 ÖĞRETİM YILINDA ORTAOKULLARDA SEÇİLEN DERSLER

    1) Matematik Uygulamaları
    2) Yabancı Dil
    3) Spor ve Fiziki Etkinlikler
    4) Bilim Uygulamaları
    5) Kuran-ı Kerim
    6) Hz. Muhammed’in Hayatı
    7) Zekâ Oyunları
    8) Okuma Becerileri
    9) Yazarlık ve Yazma Becerileri
    10) Temel Dini Bilgiler

    LİSELERDE SEÇİLEN DERSLER:

    1) Matematik
    2) Coğrafya
    3) Sosyal Etkinlikler
    4) Hz. Muhammed’in Hayatı
    5) Dil ve Anlatım
    6) Temel Dini Bilgiler
    7) Demokrasi ve İnsan Hakları
    8) İleri Biyoloji
    9) İleri Kimya
    10) İleri Fizik