Etiket: Ömer Faruk Gergerlioğlu

  • Gergerlioğlu, Demirtaş’ın mesajını paylaştı: Türkiye’de yeni bir sayfa açılacak!

    Gergerlioğlu, Demirtaş’ın mesajını paylaştı: Türkiye’de yeni bir sayfa açılacak!

    PİRHA- Edirne Cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu aracılığıyla gönderdiği mesajda, barış ve eşitlik vurgusu yaptı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Edirne Cezaevi’nde Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti.

    Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Gergerlioğlu aracılığıyla mesaj yolladı.

    “UMUT EDİYORUZ Kİ BARIŞLA BİRLİKTE TÜRKİYE’DE YENİ BİR SAYFA AÇILACAK”

    Selahattin Demirtaş’ın mesajında şu ifadeler yer aldı:

    “Değerli vekilimiz Sn. Gergerlioğlu aracılığıyla selam ve dayanışma duygularını ileten tüm dostlara bizden de yürek dolusu selam, sevgiler. Herkes için gerçek bir adalet, eşitlik ve demokrasi mücadelesine yılmadan devam ederken ısrarla barış demeye de devam edeceğiz.

    Umut ediyoruz ki barışla birlikte Türkiye’de yeni bir sayfa açılacak ve aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa etmek için çok daha güçlü bir zemin oluşacaktır. Özgürlük dolu günlere.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Alevi sorunu mutlaka masada olmalı!’-VİDEO

    ‘Alevi sorunu mutlaka masada olmalı!’-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Alevi sorununun da mutlaka masaya yatırılması gereken bir konu olduğunu söyledi. “Barış sadece Kürtler için değil” diyen Gergerlioğlu “Herkes için adalet, özgürlük istediğimizi hep söylüyoruz. Herkes devletin bu yapısının değişmesini bekliyor” sözlerini de ekledi. Gergerlioğlu, Meclis komisyonunun ele alması muhtemel başlıklara da değindi.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ardından Mecliste kurulacak komisyonda yer alacak isimler de netleşti. Sürecin yol haritasını belirleyecek 51 kişilik komisyonda AKP 21, CHP 10, DEM Parti ve MHP 4’er, İYİ Parti ve Yeni Yol 3’er milletvekili ile temsil edilecek. TBMM’de grubu olmayan partilerden de komisyonda 1’er milletvekili yer alacak.

    AKP’nin, ‘Terörsüz Türkiye’ ismiyle adlandırdığı yeni sürece dair bir yandan da muhalefetin eleştirileri sürmekte. CHP, komisyonun ismine ‘Toplumsal Barış, Adalet ve Demokratik Mutabakat Komisyonu’ önerisinde bulunurken DEM Parti de AKP’nin isimlendirmesine şiddetle karşı çıktığını açıkladı.

    “DAHA NE İSTİYORSUNUZ? OTURALIM KONUŞALIM”

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ile konuştuk. Komisyon çalışmalarına dair “Heyecanla bekliyoruz” diyen Gergerlioğlu, “İYİ Parti dışında genel bir katılım var. Keşke onlar da katılsaydı” diye belirtti.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsallaşması gerektiğini söyleyen Gergerlioğlu, komisyonun oluşturulma usulü hakkında da şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Herkes gelsin konuşsun. Yani şunu da anlayamıyoruz; yıllarca ‘terör bitsin’ diyenler, kardeşim tamam işte silahsızlanma oluyor, mesele bitiyor. Daha ne istiyorsunuz? Oturalım konuşalım. Yani İYİ Parti’nin tavrını anlamak mümkün değil.

    Yaz ayındayız ve Meclis kapanmış durumda. Mecliste komisyonlar ise şöyle kurulur; ilk önce kim ne kadar katılacak bu belirlenir. Ardından buranın memurları, bürokratları, çalışma metinleri, usulleri oluşturulur. Komisyon ne kadar süre, nasıl, hangi yetki ile çalışacak, görevleri ne olacak bunlar belirlenir. Ardından da Meclis genel kurul onayına sunulur. Bunun için de Meclis’in olağanüstü toplanması gerekecek. Bu işin de ekime kalmaması lazım. O da olduktan sonra bir başlangıç günü belirlenir. İşte komisyonun bu tür aşamaları var.”

    “İLK ÇÖZÜM SÜRECİNDE OLMAYAN OLDU”

    Milletvekili Gergerlioğlu, kurulan komisyonun muhtemel ele alacağı başlıkları da değerlendirdi. Gergerlioğlu şunları söyledi:

    “İlk çözüm sürecinde biliyorsunuz devlet ve PKK arasında bir süreç vardı, İmralı – Kandil hattı vardı. İmralı, Kandil, Ankara, arasında gidip gelen mektuplar şu bu… Fakat o zamanlarda itirazlar söz konusuydu. ‘Niye bizim haberimiz yok?’ diyen partiler vardı. Çok önemli itirazlardı. Peki haklısınız, haberiniz olsun. Bu toplumsal bir mesele, itiraz edenin de kabul edeceği bir anlaşma olsun. Hani ‘Kürt meselesinden haz etmiyorum kardeşim. Şu hak verilmesin’ diyenle de oturalım. Bir uzlaşım noktasında buluşmaya çalışalım. O yüzden Mecliste bunu konuşmak gerekiyor. Peki şu anda ilk çözüm sürecinde olmayan oldu. Mecliste geniş bir mutabakat var. Grubu olmayan partiler de katılacak ve az buz değil 51 milletvekilinin asil üye olduğu ve başka milletvekillerinin de katılabileceği bir komisyon oluşuyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli komisyonlarından birisi olacak. Geçmişteki ilk çözüm sürecinde hakikaten Meclisin haberdar edilmemesi doğru değildi.

    Bazı önemli avantajlar var bu süreçte. Meclisin katılımı, MHP ve CHP’nin desteklemesi gibi. Son derece önemli ve zor bir mesele. Gerçekten Allah hepimize yardımcı olsun. Gerçekten 86 milyon için çok değerli bir süreç. Umarım kazasız, belasız atlatırız. Provokasyona da çok açık bir mesele. Şu anda süreç olumlu gidiyor. Hani şundan dolayı ‘bu süreç yürümez’ diyeceğimiz bir mesele yok. İki taraf da süreci korumaya çalışıyor.

    GENEL AF BEKLENİYOR!

    İktidardan gelen mesajlarda ilk görünen şu ki komisyonda silahsızlanma ile ilgili meseleler ele alınacak. İşte gerillanın üst ve alt düzeyi için neler düşünülüyor? Yasal değişiklikle bu insanların nerede yaşayacaklarıyla ilgili düzenlemeler yapılacak. Ve tabii buradan aslında bir genel affa da gitmesi gerekiyor. Hani şimdi elinde silahı olan bir gerillayla ilgili önemli adımlar atmak istiyorsanız cezaevlerinde sıradan, siyasi nedenlerle yatan insanları göz ardı etmemelisiniz, edemezsiniz. Yani yasal ve anayasal gerçeklik bunu gösteriyor aslında. Genel af meselesinin ardından gelmesi gerekiyor. Bir barışma düşünüyorsanız genel afsız olmayacak gibi.

    Bunu da hallettik diyelim, ardından da Kürt meselesinde yasal ve anayasal adımların zemini oluşturulur. Kürt meselesindeki güvenlikçi yaklaşımınızı da bitirip adil ve hukuki bir yaklaşıma dönmeniz gerekiyor. Bunun için de ister istemez ‘Terörle mücadele yasası’ gibi bazı güvenlikçi yasaları değiştirmeniz, iptal etmeniz gerekiyor. Yani Kürtler dilini konuşamayacaksa, asimile olacaksa, ana dilinde eğitim yapamayacaksa, hala 3. sınıf vatandaş muamelesi görecekse ne anladık biz bu işten? Yani PKK silahı bırakır, MKK alır eline. Yani bu o yüzden bu işi gerçekten kalıcı ve samimi bir şekilde bitirmek için Kürt meselesine kesin ve kalıcı bir çözüm olması gerekiyor. O yüzden kesin bir çözümü biz de arzu ediyoruz.”

    “ALEVİ MESELESİ DE BU ÜLKENİN BÜYÜK YARALARINDAN BİRİSİ”

    Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Alevilerin de bu toplumun ötekileştirilen bir kesimi olduğunu belirterek “Evet, Kürt meselesi dev bir mesele ama Alevi meselesi de bu ülkenin büyük yaralarından birisi. Devlet mekanizması, çok ağır yaralar oluşturdu. Yani bir meseleyi bitirirken bir başka meseleyi çözümsüz bırakmak da doğru değil. Aleviler şu anda bile ibadetlerini özgürce yapamıyor. Hala mezhebi kimliklerinden veyahut da devletin onları tanımlama şeklinden dolayı son derece rahatsızlar. Bu meselenin de bitirilmesi gerekiyor. Mutlaka adımlar atılması lazım. Hani çatışmalara dönmüş Kürt meselesinde dahi konuyu halletmeyi düşünürken, dallanıp budaklanmamış bir mesele olan Alevi meselesinde hayli hayli çözebilirsiniz” diye konuştu.

    “ALEVİ MESELESİ DE MASAYA YATIRILMALI”

    Milletvekili Gergerlioğlu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Alevi sorununun da ele alınması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Eşit ve adil yurttaşlığı sağlayıp, vatandaşı tanımlama hevesini bıraktığınız takdirde bu meselenin çözülmemesi mümkün değil. O yüzden mutlaka bu konuda da adım atılmalı. Alevi toplumunun önemli bir beklentisi olduğunu görüyorum. Evet bu sürece itiraz edenler de destekleyenler de vardır ama bu barış hepimiz için. Sadece Kürtler için değil. Herkes için adalet, özgürlük istediğimizi hep söylüyoruz. Herkes devletin bu yapısının değişmesini bekliyor. Burada kastımız nedir? Devlet, adalete, hukuka, anayasaya, insan haklarına saygıya dönsün. Bunu yaptığı takdirde zaten bu sorunlar çıkmayacak. Sorunları kendi eliyle oluşturmuş. Bunlara döndüğü müddetçe de bu sorunlar zaten biter. Fakat Alevi meselesi de mutlaka masaya yatırmalı. Bu büyük bir beklenti.”

    Eren GÜVEN – Rozerin TEK/İSTANBUL

  • Türkiye’nin AB Umudu Dondu: Gergerlioğlu kararları da Avrupa Raporunda!

    Türkiye’nin AB Umudu Dondu: Gergerlioğlu kararları da Avrupa Raporunda!

    PİRHA – Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin ilişkilerinin ele alındığı rapor Strasbourg’daki oturumda tartışmaya açıldı.  Söz konusu raporda Milletvekili Gergerlioğlu hakkında hazırlanan fezlekelere de yer verildi. 

    Avrupa Parlamentosu, demokratik gerilemenin olduğunu belirterek Türkiye’nin AB sürecini dondurdu. AP Türkiye Raportörü Nacho Sances Amor, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, antidemokratik uygulamaları kınadığı için hakkında fezlekeler açıldığını söyleyerek hazırladığı raporda yer verdi.

    “TÜRKİYE’Yİ BU HALE DÜŞÜRENLER UTANSIN”

    Ömer Faruk Gergerlioğlu, X hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı. Milletvekili Gergerlioğlu, şu ifadelere yer verdi:

    “AP Raporu, yalnızca muhalefete yönelik hukuksuzlukları belirtmekle kalmamış, aynı zamanda 19. maddesinde şahsıma yönelik engellemeleri de ismimi anarak eleştirmiştir. Dışişleri Bakanlığı açıklaması ile bunları görmezden geldiğini söyledi. Haddinden fazla dolu cezaevleri, gözaltına alınan gençler ve kapatılan sosyal medya hesapları… Türkiye’yi bu hale düşürenler utansın.” ifadelerini kullandı.

    “GERGERLİOĞLU’NA AÇILAN FEZLEKELERDEN ENDİŞE DUYUYORUZ!”

    Gergerlioğlu’nun isminin geçtiği 19. Maddenin detaylarında şu ifadeler yer aldı:

    “Avrupa Konseyi de dahil olmak üzere, işkence ve kötü muamelenin yaygın olduğu ve hijyen ve bilgi gibi temel ihtiyaçlara erişimin ciddi şekilde kısıtlandığı raporlarıyla birlikte, aşırı kalabalık ve kötü yaşam koşulları nedeniyle Türk cezaevlerindeki vahim durumdan derin endişe duyduğunu ifade eder; özellikle yaşlı ve ağır hasta mahkumların tutukluluk koşullarından endişe duyar; Cezaevlerinde ve diğer gözaltı yerlerinde aşağılayıcı çıplak aramaların devam etmesinden ve bu uygulamayı kınadığı için hakkında milletvekilliği ve dokunulmazlığının kaldırılması için altı dava açılan milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun taciz edilmeye devam edilmesinden endişe duymaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘2024 yılında Türkiye üzerinden İsrail’e 2,37 milyon ton petrol akmış!’

    ‘2024 yılında Türkiye üzerinden İsrail’e 2,37 milyon ton petrol akmış!’

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Mecliste yaptığı konuşmada Azerbeycan’ın Türkiye üzerinden İsrail’e petrol sattığını kanıtlayan belgeleri gösterdi.

    DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Azerbeycan’ın, Türkiye üzerinden İsrail’e petrol sattığını kanıtlayan belgeleri gösterdi. Türkiye’nin bu ticaretten varil başına 1 dolar 27 sent aldığını söyleyen Gergerlioğlu, AK Parti hükümetinin yaptıkları ticareti yalanlarla saklamaya çalıştığını ifade etti.

    “SİZE İKİ KELİME EDENİ İÇERİ ATIYORSUNUZ!”

    Ömer Faruk Gergerlioğlu, OHAL, KHK ve kayyım rejiminin kurulduğunu belirterek, “İki çift laf edeni hemen tutuklayıp cezaevlerine atıyorlar. Son örneği Nasuh Mahruki. On beş yıl önce evlerinizde rahat bir şekilde otururken bu adam depreme koştu ve insanları kurtarmaya çalıştı. Şu anda iktidarınızı eleştiren iki çift cümle, iki “tweet” taktığı için adamı zindana attınız; ayıp, utanın!” ifadelerini kullandı.

    Gergerlioğlu, “Sağlık Bakanı meclise geldiğinde Yeni Doğan Çetesiyle ilgili belgeleri ilettik.  Bize kendisini savundu ama içi boştu. Mahkeme tutanaklarına bakıyoruz, o hastanelerde yolsuzluk yapanlar Sağlık Bakanının ‘Ben gereken denetimleri yapıyorum.’ dediği lafları yalanlıyor. Sağlık bakanlığının denetime gittiği zaman, ‘Sağlık Bakanlığı güya denetime geliyordu, biz gülüyorduk.’ diyorlar.” şeklinde konuştu.

    “1 DOLAR 27 SENT KOMİSYON İÇİN İSRAİL’E PETROL SATILMIŞ!”

    Gecen hafta yaptığı konuşmadan sonra Özlem Zengin’in yaptığı açıklamalara değinen Gergerlioğlu, “Sayın Özlem Zengin çıktı, peşi sıra yalanlar sıraladı. Çok ilginçti, bir noktayı tek doğru söyledi. Ben ‘Varil başına 80 sent Türkiye iktidarı komisyon alıyor.’ dedim. Sayın Zengin ise 1 dolar 27 sent alındığını söyledi. Benim laflarımı da güya bu paranın Erdoğan’ın cebine gittiğini söylemişim gibi çarpıttı. Ben onu demedim, ‘Türkiye iktidarı alıyor.’ dedim. Sayın Zengin ‘1 dolar 27 sent alıyoruz ama biz petrol şirketlerine rica ettik. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan İsrail’e petrol gitmiyor.’ dedi. Sen devletsin ya, ne ricası! Sen egemenlik sahibi bir devletsin, sen geçirtmezsin o petrolü” şeklinde konuştu.

    “ZIM FİRMASININ GEMİ VE TIRLARI KOCAELİ’DE CİRİT ATIYOR”

    Yapılkan ticarete dair belgeleri de gösteren Gergerlioğlu, “Azerbaycan Gümrük Komitesi’nin rakamları, 2023’te İsrail’e 1,99 milyon ton petrol satmışlar. Türkiye’den geçmiş. Günde 700 bin varilden varil başına 1 dolar 27 sent alınmış. Şıkır şıkır paralar kazanmışsınız. 2024’te 2,37 milyon ton Türkiye üzerinden akmış gitmiş. Bakın, hâliniz budur işte. Hani o nazlı gelinler vardır ya, ‘Hem ağlarım hem giderim.’ derler, giderler. Siz de böylesiniz, biliyor musunuz? ‘Lanet olsun! Kahrolsun İsrail!’ diyorsunuz, arka plandan da ticaretleri yapıyorsunuz, petrol sevkiyatı devam ediyor. İstanbul Ambarlı’dan, Kocaeli Derince’den ticaretiniz devam ediyor. Ben Kocaeli Vekiliyim, biliyorum, Derince Limanı’nda ZIM firmasının gemileri, tırları nasıl cirit atıyor, çok iyi biliyorum. Biz, Siyonist İsrail’i ilk günden beri takip ediyoruz biliyor musun? ZIM, Siyonist İsrail’in kurucusu şirkettir o ve şu anda da soykırıma yardımcı olan şirkettir. Biz, sizin ciğerinizi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “İSRAİL’İ YARGILAMA İZNİ ERDOĞAN’DAN GERİ DÖNDÜ”

    Gergerlioğlu, “Ben 2009 yılında MAZLUMDER Başkanıydım ve o zaman Gazze’de bir soykırım yapılmıştı. MAZLUMDER suç duyurusunda bulunmuştu. Arkadaşlarımızla tüm katiller hakkında suç duyurusu hazırlamış ve ardından suç duyurumuzu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına vermiştik. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Adalet Bakanlığı buna izin vermedi. Arkadaşlarımla o dönemin Bakanı Mehmet Ali Şahin’e gidip dedik ki ‘Buna niye izin vermiyorsun? Katil İsrail’i çok iyi yakaladık, Adalet Bakanının izin vermesi lazım.’ Bana ne dedi biliyor musunuz? ‘Ömer Bey, o iş beni aşar; reis karar verecek, ona bir sorayım.’ dedi. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Ben diyorum ya, sizin ciğerinizi bilirim diye. Aradan iki üç ay geçti, soğuttunuz, sonra bu soruşturmaya izin vermediniz! Özlem Zengin çıplak aramada da yalan attı, petrol sevkiyatında da yalan atıyor! Yazıklar olsun ona, partinize!” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu’ndan hükümete: Sırada ne var? Kürtleri vatandaşlıktan da mı atacaksınız?

    Gergerlioğlu’ndan hükümete: Sırada ne var? Kürtleri vatandaşlıktan da mı atacaksınız?

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın tutuklanmasını ve belediyeye kayyum atanmasını eleştirdi. Gergerlioğlu, “Söyleyin sırada ne var? Kürtleri vatandaşlıktan da mı atacaksınız?” dedi.

    DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, mecliste yaptığı konuşmayla Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın tutuklanmasına ve belediyeye kayyum atanmasına tepki gösterdi.

    Milletvekili Gergerlioğlu, konuşmasında “Sırada Kürtleri vatandaşlıktan atmak mı var?” diye sorarak şunları söyledi:

    “Hakkâri Belediyesi’ne kayyum atandı yani gasp edilerek hırsızlık yapıldı. Bu darbeyle ne çalındı? Kürt halkının tertemiz iradesi çalındı. Kürtlerin belediyelerini gasp ettikten sonra söyleyin sırada ne var? Kürtleri vatandaşlıktan da mı atacaksınız, yurt dışına mı süreceksiniz, mallarına da mı çökeceksiniz? Söyleyin ey gasp edenler, ne yapacaksınız? Hukuku ayaklar altına alıp sahtekârlıklarla, milletin hakkını gasp edemezsin cumhur zulüm ittifakı. Bundan sonra ‘millî irade’ ve ‘Gazi Meclisi’ laflarını ağzınıza almayın artık.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu uyardı: Dilovası’nda kimyasal tanklar ile evler iç içe; buna kim izin verdi?

    Gergerlioğlu uyardı: Dilovası’nda kimyasal tanklar ile evler iç içe; buna kim izin verdi?

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Dilovası ilçesinde yerleşim alanı içinde kurulan fabrikaların oluşturduğu tehlikeye işaret etti. Gergerlioğlu, insanların kimyasal barındıran tanklar yüzünden tehlikede olduklarını belirterek, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Kocaeli Valisi’ne soruyorum; bu duruma nasıl izin veriyorsunuz?” diye sordu.

    DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Dilovası’nın Fatih Mahallesi’ndeki kimyasal tehlikesini gündeme getirdi. Yılport’a ait patlayıcı kimyasal maddelerle dolu olan tankların bulunduğu alana giden Gergerlioğlu, yetkililere seslenerek “Acil önlem alınsın” uyarısında bulundu

    KİMYASAL DEPOLAR İLE EVLER ARASINDAKİ MESAFE 10 METRE!

    Kimyasal barındıran tanklar ile evlerin arasındaki mesafenin 10 metre olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, Dilovası’nda çevre sorununun devam ettiğini de belirtti. Gergerlioğlu, şunları söyledi:

    “Dilovası’nda insanların oturduğu yerlerde çok yakın kimyasal tanklar var. Arkada gördüğünüz Yılport’a ait en az 6-7 tank var. Son derece tehlikeli bir şekilde evlerin yakınında bulunuyorlar. Kimyasal maddeler ile dolu büyük tanklardan bahsediyoruz ve yanındaki ev ile arasında 10 metre bile yok! Olacak şey değil! Buradaki yetkililer ile de konuştuk! Zamanında bu tanklara nasıl izin verildi? Yerleşim yerinin dibine gelip bu tanklar nasıl kuruldu? Bu tankların içinde yanıcı, parlayıcı, patlayıcı maddeler var. Limandan basıyorlar, bu tankların içine doluyor! Burada Allah korusun bir patlama olduğu zaman düşünün, 10 metre yakınında evler var, büyük bir tehlike altında olacaklar ve bırakın yanındaki evi Dilovası tehlike altında olacak! İnsanlar tanklar ile beraber yaşıyor! İş güvenliği yasaları var, yönetmelikleri var. Ben buradan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Kocaeli Valisi’ne soruyorum; bu duruma nasıl izin veriyorsunuz? Allah korusun burada bir patlama olsa kim bunun hesabını verecek? Böyle iş olur mu? Tanklarla evler yan yana. Zamanında buna kim ruhsat verdi? Evin dibine getirmiş kimyasal tankları kurmuş, istediği gibi çalıştırıyor burayı!”

    “HANGİ MEVZUATTA VAR? BUNLARA KİM İZİN VERDİ?”

    Dilovası’nın tehlike altında olduğunu vurgulayan Gergerlioğlu, “Hangi mevzuatta var? Tehlikeli yanıcı, patlayıcı, parlayıcı kimyasal tanklar gelip evlerin 10 metre yanına kurulabiliyor mu? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bana bunu söylesin, Kocaeli Valisi, Dilovası Kaymakamı, Dilovası Belediyesi söylesin! Bunlara kim izin verdi diye buradan soruyoruz ve durum tespiti yapıyoruz. Fatih Mahallesi’nin tehlike altında olduğunu görüyoruz. Konuyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na soru önergesi ile iletiyoruz ve sorgulamaya devam ediyoruz. Dilovası halkımızın sağlığı ve kendilerini tehdit eden riskler bizim için son derece önemli. Kocaeli Milletvekili olarak konuyu takip etmeye devam edeceğim” şeklinde konuştu.

    PİRHA/KOCAELİ

  • Gergerlioğlu: Depremde kaybolan çocuklar nerede?

    Gergerlioğlu: Depremde kaybolan çocuklar nerede?

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 6 Şubat depreminde kaybolan çocukların akıbetini sordu. Gergerlioğlu, hastane giriş kayıtları olmasına rağmen kimi çocukların kaybolduğunu belirterek “AK Parti’lilere, MHP’lilere soruyorum buradan, niye cevabınız yok?”

    İYİ Parti’nin depremde kaybolan çocuklar araştırılsın” önerisi üzerine konuşan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, önergeyi desteklediklerini söyleyerek kayıp çocukların nerede olduğunu sordu.

    Depremzede ailelerin, halen çocuklarını aradığını belirten Gergerlioğlu, Meclis’te şu konuşmayı yaptı:

    “Eski Aile Bakanı diyor ki: ‘Kaybolan çocuklar herhâlde sağlık kuruluşlarındadır.’ Yeni Aile Bakanı da diyor ki: ‘Kayıp çocuk yok’ ama yüzlerce çocuk ve insan kayıp. ‘Bu devlet nerede?’ diye aileler soruyor, iktidardan çıt yok. Bakın, işte size bir vaka anlatacağım: Fadime Gökçe, Kahramanmaraş’ta kızını arıyor. Kızı eşiyle birlikteydi deprem gecesi kayboluyor. Sonrasında eşi Barış Gökçe’nin cenazesi, Ebrar Sitesinin enkazında bulundu. Fikriye Aybüke Körük bulunamadı. Fadime Gökçe günlerce kızını enkazın başında bekledi fakat çıkmadı. Annesi Fadime Gökçe her yere ‘Kızım nerede?’ diye sordu. Sonunda nerede çıktı biliyor musunuz? O gece İzmir Tepecik Hastanesine Kahramanmaraş’tan 52 kişi gönderildi, aralarında Aybüke de varmış. Sonra ne oldu? Hastaneye giriş, yoğun bakıma giriş görüntüleri var. Her şey delilli ve hastane kayıtları da burada, hepsini belgeledik. Peki, Fikriye Aybüke Körük nerede? Niye cevap verilmiyor? İktidar yetkililerinden bu konuda cevap bekliyoruz. Anne Fadime Gökçe, ‘Biz yaşamıyoruz, sabah oluyor, gece oluyor, biz aynı karanlık içerisindeyiz. Ben Kahramanmaraş’ta üşümeyi de unuttum, buraya geldim ama ruhum hâlen orada. Evimin penceresinden her baktığımda enkaz gözümün önüne geliyor. Ben o enkazla her yere gidiyorum’ diyor. Ama kızı yok, buharlaştı mı, uçtu mu ne oldu? Tek bir cevap veren yok, aileler çok tedirgin.”

    “KAYBOLAN YAKINLARININ ‘ÖLÜ’ DİYE KAYDEDİLECEĞİNDEN ENDİŞELİ”

    Yüzlerce kayıp insan olduğunu vurgulayan Gergerlioğlu, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Meryem Özgül ve çocuğu Esila Özgül deprem anından beri kayıp. Eğer ölmüş olsalardı Rönesans Apartmanı’ndan bu cesetlerin çıkması gerekiyordu. İki ceset de çıkmadı. Bir iki hafta sonra bu Meclis’te hepimiz ‘Deprem, deprem.’ deyip bir sürü nutuklar atacağız ama ailelerin sesini hâlen duymuyor iktidar yetkilileri. Aileler depremin birinci yılı dolacağı için kayıp statüsündeki yakınları için öldü kaydı düşülmesinden çok endişeliler. ‘Bizim hâlâ umudumuz var.’ diyorlar. İktidarın umurunda değil ama.”

    “BİR ORGAN MESELESİ Mİ VAR?”

    Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği’nin Meclise geldiğini söyleyen Gergerlioğlu, “Bakanlıklarla ve hükümet yetkilileriyle görüşüyorlar fakat kimseden bir cevap alamıyorlar. Bakın, sordukları soru şu; hiçbir kayıp çocuğumuz yoksa Rönesans Sitesi’ndeki 2 yaşındaki Esila, 1 yaşındaki Mehmet Akif Koşar, Kahramanmaraş Ebrar Sitesi’ndeki 3 yaşındaki Alya Doğa Kılınç, Antakya İlke Apartmanı’ndaki 8 yaşındaki Ebrar ve 4 yaşındaki Cansu Erva Dönmez nerede? Daha sayamadığım yüzlerce cenaze nerede? Niye cevabınız yok, sayın iktidar yetkilileri? AK Parti’lilere, MHP’lilere soruyorum buradan, niye cevabınız yok? Ne oldu bu cenazelere? Bakın, aileler diyorlar ki: ‘Bir organ meselesi mi var?” Çünkü yakınları hastaneden yok olmuş. Bunun cevabı verilebilir mi arkadaşlar? Enkazlarda da yok, hiçbir yerde yok, hiçbir izine rastlanmıyor ve iktidar yetkilileri susuyor. Üç beş gün sonra da ‘Deprem, deprem.’ deyip duracaklar. Cevap bekliyoruz ve önergeyi destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Genel kurulda yapılan oylamada İYİ Parti’nin depremde kaybolan çocuklar araştırılsın” önerisi AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu, karakol komutanlığında yaşanan tacizi ve işkenceyi İçişleri Bakanı’na sordu

    Gergerlioğlu, karakol komutanlığında yaşanan tacizi ve işkenceyi İçişleri Bakanı’na sordu

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Eda Kaya’nın gözaltında maruz kaldığı işkence ve tacizi Meclis kürsüsünden dile getirdi. Gergerlioğlu, İçişleri Bakanı Yerlikaya’nın, bu konu hakkında açıklama yapmasını istedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Maslak İl Jandarma Komutanlığında gözaltında olan Eda Kaya’nın tacize uğradığını söyledi.

    Konuyu, Meclis Genel Kurulunda dile getiren Gergerlioğlu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan konuyla ilgili açıklama yapmasını istedi.

    “İŞKENCE, CİNSEL TACİZ, TEHDİT, ŞANTAJ”

    1934’de bugün kadınlara seçme seçilme hakkının tanındığını, fakat 2023’te bugün kadınların gözaltında tacize ve işkenceye uğradığını söyleyen Gergerlioğlu, “Maslak İl Jandarma Komutanlığı’nda kendini istihbaratçı olarak tanıtan kişilerce küfür ve tacize uğrayan Eda Kaya hakkında İçişleri Bakanlığı’nı açıklamaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Eda Kaya gözaltındayken iki sivil şahsın odaya girerek kendilerini istihbaratçı olarak tanıttığını ifade eden Gergerlioğlu, “35 yaşlarında, renkli gözlü, kemik çerçeveli gözlük kullanan, 1.85-1.90 boylarında, normal kiloda olan şahıs; müvekkile ‘Seninle tekrar görüşeceğiz demiştim’ diyerek sinkaflı küfürler etmiş. Eda Kaya’nın vücut bölgelerine dokunmaya başlamış. Eda Kaya’nın yaşadığı olaylar baştan aşağı psikolojik işkencedir. Cinsel taciz, tehdit, şantaj ve hakaret içeren fiiller ile başka insanlar aleyhine ifade vermesini isteyen bu kişiler hakkında avukatları suç duyurusunda bulundu! Bir an evvel İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bu konu hakkında açıklama yapmasını bekliyorum” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu: Uluslararası komisyonda görevliyim fakat yurt dışına çıkamıyorum!

    Gergerlioğlu: Uluslararası komisyonda görevliyim fakat yurt dışına çıkamıyorum!

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM Başkanlığı, Sayıştay Başkanlığı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada hakkındaki yurtdışı yasağına değindi. Gergerlioğlu, “Uluslararası komisyonda yer alıyorum fakat saçma sapan gerekçelerle yurt dışına çıkış yasağı verildiği için milletvekilliği görevimi yapamıyorum” dedi. Gergerlioğlu, işkence vakalarıyla ilgili soru önergelerinin Meclis tarafından kabul görülmemesini de gündeme getirdi.

    Plan ve Bütçe komisyonunda konuşan HEDEP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 20 bine yakın hak ihlali başvurusu olduğunu ve hiçbirinin araştırılmadığını söyledi. Kendisinin de bir milletvekili olarak hak ihlaline uğradığını belirten Gergerlioğlu, “Uluslararası komisyonda yer alıyorum fakat saçma sapan gerekçelerle yurt dışına çıkış yasağı verildiği için milletvekilliği görevimi yapamıyorum” ifadelerini kullandı.

    “VATANDAŞ İŞKENCEYİ NASIL KİBARCA İFADE ETSİN?”

    Gergerlioğlu, milletvekillerinin Meclis’e verdiği soru önergelerinin sık sık, ‘kaba ve yaralayıcı ifade var’ gerekçesiyle geri çevrildiğini de gündeme getirdi. Gergerlioğlu, “Vatandaş işkenceyi nasıl kibarca ifade etsin?” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Soru önergelerimizde mesela kötü muamele ve işkence gören vatandaşın durumunu iletiyoruz. Vatandaş işkenceyi nasıl kibarca ifade etsin; yani makatına cop sokulmuş, işkence, darp, bunları anlatıyor, “kaba ve yaralayıcı ifade” deniliyor. Meclise yakışmıyor bu. Lütfen, bu maddeyi, tüzüğü araştırın ve bürokratlarınız bunları geri çevirmesin.

    8.235 SORU ÖNERGESİ CEVAPSIZ KALDI

    Bakanlıklarla ilgili verdiğim soru önergeme bir cevap vermiştiniz; bakanlıklar hangi oranda bize cevap vermiş? Cevabınızdan örnek veriyorum: Orada bir bakanlık çok dikkat çekiyor; en çok cevap vermeyen bakanlık kim biliyor musunuz? Adında adalet olan bakanlık; 9.931 soru önergesi sormuş vekiller -ya, el insaf- 8.235’ine cevap vermemiş. Ya, bırakın, adalet kelimesini Adalet Bakanlığı çöpe atmış. Siz, neden uyarmadınız Sayın Başkan veyahut da bundan sonra uyarılacak mı? Bunu soruyorum.”

    “SİZE KALSA GÜLLÜK GÜLİSTANLIK BİR MEMLEKETTEYİZ!”

    İnsan Hakları ve Dilekçe Komisyonlarıyla ilgili de vurgu yapan Gergerlioğlu, “Bu komisyonları meclis başkanları neden denetlemiyor ve uyarmıyor? Yine, size sorduğum soru önergesindeki rakamlardan yola çıkarak bir uyarı yapacağım. Komisyonlara 27’nci Dönemde verilen dilekçelerde, 26’ncı Döneme göre 6 kat artış var. İhlal başvuruları var. Bu komisyonların bu ihlallere müdahale hakkı var. Sizin cevabınızı da inceledim. Bürokratlar ve komisyon başkanları sadece ilgili kuruma bir yazı göndermiş. Onun dışında herhangi bir hak ihlali var mı, yok mu, hiç birini araştırmamış. Bakın, 20 bine yakın başvuru var, sıfır hak ihlali mi olur ya? 26’ncı Dönemde bile 6 kat az başvuru var, 20 civarında suç duyurusu yapılmış; 27’nci Dönemde, İnsan Hakları Komisyonu ve Dilekçe Komisyonundan sıfır suç duyurusu yapılmış. Yani güllük gülistanlık bir memleketteyiz! Hayret ediyor insanlar. Burası Meclis, milletin hakkını biz savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    TÜRKPA ÜYESİYİM AMA YURT DIŞINA ÇIKAMIYORUM!

    Gergerlioğlu, hakkında yürütülen yurtdışı yasağına da değinerek şöyle devam etti:

    “Sayın Başkan: Kendimle ilgili bu husus hakkında sizinle 2 kez görüşmek istedim. Sekretaryanıza görüşme talebimi ilettim, dönüş olmadı. Buna da üzülüyorum ve 3’üncü kez bu talebimi de söylüyorum ve en azından yine sizden bir dönüş beklediğimi söyleyeyim. TÜRKPA komisyonu üyesiyim ve yurt dışı gezilerine gidemiyorum. Neden? Yurt dışı yasağım var. Neden var? Biliyorsunuz, ben haksız, hukuksuzca Meclisten çıkarılan bir milletvekiliyim. Geçen dönem Sayın Şentop tarafından, Anayasa Mahkemesi kararı beklenmeden okutuldu bu Mecliste. Ardından ben Mecliste adalet nöbeti tutarak direndim ve beni Meclisten çıkarmak için yine 2’nci bir utanç sayfası açarak, sahte bir tutanak düzenletti. Söylemediğim sözleri söylemişim gibi; hileyle, yalanla ve darbedilerek bu Meclisten çıkarıldım. Şimdi, Can Atalay mevzusu var ve sizi aslında bu noktada takdir ediyorum çünkü bir aydır, Yargıtay kararı açıklanmasına rağmen siz bunu uygulamadınız, vekilliğini en azından düşürmediniz. Bakın, TÜRKPA üyesi olarak 3’üncü bir ihlal daha yaşadım; Anayasa Mahkemesi hakkımda ihlal kararını ne zaman verdi? 1 Temmuz 2021’de. O gün ne oldu biliyor musunuz? Aynı gün, başka bir gün değil, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hakkımda yurt dışı yasağı kararı aldı. Neyden korkuyorlarsa nedir, anlamak mümkün değil. Bundan dolayı, ben üyesi olduğum TÜRKPA’nın yurt dışı gezilerine gidemiyorum. Bu da bir utanç sayfasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Uyuşturucu ilkokullara kadar inmiş durumda; büyük satıcılara dokunulmuyor!

    Uyuşturucu ilkokullara kadar inmiş durumda; büyük satıcılara dokunulmuyor!

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kocaeli’nde uyuşturucu kullanımının ilkokullara kadar indiğini söyledi. Gergerlioğlu, “Kocaeli’de bir sürü torbacı yakalanıyor ama büyük satıcılara dokunulmuyor” diye de belirtti.

    Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te yaptığı basın açıklamasıyla Kocaeli’nin sorunlarını anlattı. Şehri gezerek sorunları yerinde tespit ettiğini belirten Gergerlioğlu, uyuşturucu kullanımındaki artışa dikkat çekti.

    “UYUŞTURUCU İLKOKULLARA KADAR İNMİŞ DURUMDA!”

    Kocaeli ve ilçelerini uyuşturucunun sardığını söyleyen Gergerlioğlu, Dilovası’ndan fotoğraf göstererek durumu anlattı.

    Uyuşturucu yüzünden aile fertleri arasında kavgaların yaşandığını aktaran Gergerlioğlu, “Uyuşturucuya alışan bir ferdi, aile yakınları darp ediyor ve onu vazgeçirmeye çalışıyorlar. Biz esas görevin poliste olduğunu düşünüyoruz. Uyuşturucu satışını durduracak olan sivil vatandaşlar değildir. Bu, polisin görevidir. Fakat bir şekilde durmuyor ve Kocaeli’ne yayılıyor. Uyuşturucu satışının neden durdurulamadığını buradan kamuoyu adına soruyorum. Bu satışı hangi suç örgütü yapıyorsa yapsın biz önlemi mülki amirlerden bekleriz. ‘Kocaeli Valiliği, Dilovası Kaymakamlığı, Dilovası Emniyet Müdürü neredesiniz?’ diye soruyorum! Kocaeli’de bir sürü torbacı yakalanıyor ama büyük satıcılara dokunulmuyor. Bu da kabul edeceğimiz bir durum değil. İşi kaynağından kurutmanız lazım. Fakat suç işleri bakanının Sedat Peker tarafından iddialara maruz kaldığı ve cevap veremediği bir yerde vatandaş mağdur oluyor. Uyuşturucu ilkokullara kadar inmiş durumda. Kocaeli’de maalesef durum böyle” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu: Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var

    Gergerlioğlu: Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye toplumunun ciddi oranda ekonomik sefalet çektiğini belirterek “Kültürel fakirleşme” vurgusu yaptı. Gergerlioğlu, Akbelen Ormanı’ndaki kıyım için de, “Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var.” dedi.

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair konuştu. Gergerlioğlu, “Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tatilde ve insan hakları ihlallerini gündem etmek de bize düşüyor” diye belirtti.

    Gergerlioğlu, milyonları etkileyen hak ihlallerini Meclis’te dile getirmeyi sürdüreceğinin altını çizdi. Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu, konuşmasında öncelikle Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) araştırmasına göre ekonomik sıkıntılar açısından Türkiye’nin dünya birincisi olduğunu söyledi.

    “AİLELERİN %70’İ EKONOMİK SIKINTI ÇEKİYOR”

    Ekonomik ve kültürel bir çöküşün yaşandığını söyleyen Gergerlioğlu şu konuşmayı yaptı:

    “Elimde iki tane rapor var, birisi OECD araştırması ve diğeri de TÜİK 2022 halkın sosyal faaliyetleri ve sosyal dışlanma ile ilgili ölçütler üzerine olan raporları. İkisine de genel olarak baktığımız zaman ekonomik sıkıntılar açısından dünya 1.’si olduğumuzu görüyor ve kültürel fakirleşme, sosyal alanlara ilgi konusunda yetersizlik ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kültürel faaliyetlere katılamamayı görüyoruz.

    İlk olarak OECD’nin 38 üye ülkesi arasında geçim sıkıntısı üzerine yaptığı bir araştırmada bakın ne çıkmış? Yüksek enflasyon ortamlarında temel ihtiyaçları karşılama endişeleri raporuna göre Türkiye’de ailelerin %70’inden fazlası söz konusu ihtiyaçları karşılamakta güçlük çekiyor. 38 ülke arasında geçim sıkıntısını en çok yaşayan ülke Türkiye. Gerçekler acı, iktidar toz pembe bir tablo oluşturmaya çalışıyor fakat OECD raporlarına yansıyan ve bizim de çok iyi bildiğimiz ülkenin ekonomik gerçekliği işte bu! OECD ortalaması %47 bizim ülkemizde yaşayan ailelerin %70’i önemli ekonomik sıkıntı çekiyor.

    KÜLTÜREL FAKİRLEŞME VURGUSU!

    Devlet kurumu olan TÜİK’in yaşam kalitesi modülü diyor ki; 15 yaş ve üzeri fertler son 12 ay üzerinde sosyal, kültürel hangi faaliyetler yapmış! Araştırmanın nedeni son yıllarda yoksulluğun yanı sıra sosyal dışlanma kavramının da önemli hale geldiği belirtilmiş. Yoksulluk veya sosyal dışlanma göstergesi “AROPE” üretilmeye başlanmış. Yoksul veya sosyal dışlanmış olarak tanımlanmak; göreli yoksulluk veya maddi ve sosyal yoksunluk içinde olan veya çok düşük çalışma yoğunluğu olan hanelerde yaşayan fertlerin durumu olarak nitelenmiş ve görüntü şu ki; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken bu tür kriterler belirlenmiş ve bir hesaplama yapılmış. Burada oldukça üzücü bir tablo çıkıyor ortaya. 15 yaş ve üzeri halkımızın son 1 yıl içinde %69’unun hiç kitap okumadığı tespit edilmiş. %31’i en az 1 kitap okumuş. %85’i sinemaya gidememiş. %93.7’si canlı gösteriye gidememiş. %92’si kültürel alanlara gidememiş. %94.9’u canlı spor etkinliğine gitmemiş. Araştırmanın ayrıntılarına baktığımı zaman gençlerde hem bir kültürel fakirleşme ilgisizlik hem de ekonomik sıkıntıların buna eklenmesi ile kültürel faaliyetlerden dolayısıyla sosyal faaliyetlerden uzaklaşma ve sosyal dışlanma yaşandığını görüyoruz. Yani Türkiye ciddi raporlara da yansıyan bir oranda ekonomik sefaleti yaşıyor, Türkiye Devleti’nin kendi raporlarına da yansıdığı gibi artık başta gençler olmak üzere önemli bir kültürel fakirleşme ve sosyal dışlanma halinin milyonlarca kişinin yaşadığı bir toplum haline gelmiş durumda.

    AKBELEN ORMANLARINDA GAZETECİLERE DE UYGULANAN ŞİDDET!

    Bir jandarma, gösterici olmayan, gazeteci olan bir kişiye biber gazı sıkıyor! Ya bu kişi gösterici değil sadece fotoğraf çekiyor. Hangi kesimden gazeteci olursanız olun, bu muameleye uğramayı hak etmiyorsunuz! Gazeteci işini yapar, gerçeklere ayna tutar. Bakın Akbelen Ormanlarındaki direniş konusu ayrı bir konu gazetecilerin uyduruk nedenlerden yargılandığı, hapse atıldığı, gözaltına alındığı, ters kelepçe takıldığı, aşağılandığı bir ortamda bir gazeteci ağaçları, ormanları korumaya çalışan insanlara yapılanların fotoğrafını çekmek isterken direkt hedef alınarak gözüne biber gazı sıkılıyor. Elindeki de fotoğraf makinesi ve fotoğraf çekiyor, olacak bir iş değil bu ve gerçekten son derece çok vahim bir görüntü, kabul edilecek bir hal değil, bunun da altını çizelim. Gazeteciler buna layık değil, herkes kendi işini yapıyor, gazeteci de kendi işini yapıyor ve yaşadığı tarihi bir an olarak çok üzücü bir an olarak tablo olarak maalesef kayıtlara geçmiş durumda.

    “ZULÜM İTTİFAKI, 5’Lİ ÇETEYE PEŞKEŞ ÇEKİYOR”

    4 yıldır oradaki köylüler, çevre savunucuları, ağaçların kesilmemesi için önemli bir gayret sarf ediyor. Biz bu yasaların nasıl bu Meclis’te çıktığını çok iyi biliyoruz! Tüm direnişlerimize rağmen, AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı’nın bu 5’li çetelere ülkenin ormanlarını, servetlerini peşkeş çekmek için nasıl yasa çıkardığın çok iyi biliyoruz. “Yasa var kardeşim o yüzden yapıyoruz.” demeyin. Biz bu yasaların hukuka, anayasaya nasıl aykırı çıktığını biliyoruz. Buna dayanarak alınan mahkeme kararlarında da iktidarın yargıyı nasıl etkilediğini de çok iyi biliyoruz ve “Mahkeme kararı var kardeşim ben burada kömür ararım ağaçları keserim talan ederim kimse de bana karışamaz.” diyen sırtı kalın bir şirket Limak var, karşısında da halk var, direnişçiler var ve çevreyi korumaya çalışıyorlar. Biz bu kesimin bir an evvel durması tekrar bu konunun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her taraf madene çevrilmiş durumda, bu son çıkan yasalar ile de belirlendi. Ülkenin her tarafı yağmalanıyor ve bu madenler çevreye aşırı bir şekilde zarar veriyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Süleyman Soylu hakkında suç duyurusu: Seçimlere darbe vurmaya çalışmakta!

    Süleyman Soylu hakkında suç duyurusu: Seçimlere darbe vurmaya çalışmakta!

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Ömer Faruk Gergerlioğlu, seçimleri “darbe” olarak nitelendiren Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, seçimleri “darbe” olarak yorumlamasına tepkiler sürüyor.

    Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Süleyman Soylu’nun açıklamaları üzerine suç duyurusunda bulundu.

    “MECLİS ÇOĞUNLUĞUNU KAYBETMESİ HALİNDE…”

    Gergerlioğlu tarafından Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda şu ifadelere yer verildi:

    “14 Mayıs 2023 günü gerçekleşecek olan seçimlere YSK kararları ile seçimlere katılacak cumhurbaşkanı adayları ve siyasi partiler ve milletvekili adayları belirlenmiş olup gerek cumhurbaşkanı adayları gerek siyasi partiler ve gerekse ittifak oluşumları seçim çalışmalarına başlamıştır. Bu süreçler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yasaları ve sair yasal mevzuatlar çerçevesinde yürütülmektedir. Kısacası 14 Mayıs 2023 günü legal bir seçim süreci yaşayacağız.

    Şüphelinin (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu) 14 Mayıs 2023 seçim gününü, iktidarda olan AKP ve MHP’nin ortak adayı şimdiki Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP ve MHP’nin Meclis çoğunluğunu kaybetmesi ve rakip cumhurbaşkanı adaylarından birisinin veya muhalefet partilerinin Meclis’te çoğunluğu sağlamaları halinde siyasi darbe girişimi olarak gördüğü aşikardır.

    “SUÇUN UNSURLARI OLUŞMUŞTUR”

    İçişleri Bakanı olan şüpheli; Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını, AKP ve MHP’nin ise Meclis çoğunluğunu kaybetmesi halinde, Sn. Recep Tayyip Erdoğan dışında seçilecek olan cumhurbaşkanı ve Meclis çoğunluğunu elde edecek muhalefet partileri ile ilgili seçim sonuçlarını tanımayacağını açıkça ve net bir şekilde ifade etmiştir. İçişleri Bakanı olan şüphelinin emrinin altında polis ve jandarma teşkilatının bulunması gerçeği karşısında Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın ve/veya AKP ve MHP’nin Meclis çoğunluğunu kaybetmesi halinde seçim sonuçlarını tanımayacağı ve bu yönde teşebbüste bulunacağı aşikar olduğundan ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzenin fiilen uygulanmayacağı yönünde teşebbüste bulunacağından açıkça TCK m.309/1’deki suçun unsurları oluşmuştur.

    Şüpheli ile ilgili yapılacak soruşturma çerçevesinde TCK m.309/1’deki suçun işlenmediği yönünde kanaate ulaşılması halinde, 14 Mayıs 2023’de TCK m.309’da işlenen/işlenecek suç/suçların, aynı zamanda kamu görevlisi olan şüpheli tarafından TCK m.279 ‘Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi’ suçu yönünden de değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Aynı zamanda 14.05.2023 günü ülkemizde yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim kararını alan Cumhurbaşkanını siyasi darbe içerisinde gösterdiğinden şüpheli Cumhurbaşkanına hakaret kenar başlıklı TCK m.299/1-2’deki Cumhurbaşkanına Hakaret suçunu da işlemiştir.”

    “SOYLU SEÇİMLERE BİR DARBE VURMAYA ÇALIŞMAKTADIR”

    Gergerlioğlu, konuya ilişkin Kocaeli Adliyesi önünde de açıklama yaparak şunları söyledi:

    “Güvenlikten sorumlu olan bu ülkenin İçişleri Bakanı olduğunu söyleyen Suç İşleri Bakanı Süleyman Soylu seçimlere bir darbe vurmaya çalışmaktadır. İfadeleri inanılmaz boyutlardadır! Anayasal çerçevede ilan edilmiş olan 14 Mayıs seçimlerini siyasi darbe olarak nitelemek gibi bir gaflete, bir şaşkınlığa düşmüştür!

    Bu ifadeler kabul edilemez. Bu ifadeleri biz yargıya taşıyoruz. Bu ifadeler oldukça ağır ve 85 milyonun anayasal özgürlüklerine Suç İşleri Bakanı tarafından vurulan bir darbedir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bakın Suç İşleri Bakanı ne demiş? “15 Temmuz fiili darbe girişimiydi, 14 Mayıs 2023 oluşturabilecek siyasi darbe girişimidir”. Arkadaşlar yanlış duymadınız! Süleyman Soylu 14 Mayıs seçimleri için siyasi darbe diyor! Seçimde vereceğiniz oy için Anayasaya vurulabilecek en ağır darbe olan “siyasi darbe” sözünü kullanarak siyasi darbe diyor! Niye? İktidardan düşeceklerini düşündükleri için bunu söylüyorlar!”

    PİRHA/KOCAELİ

  • Gergerlioğlu, Suriyeli mültecilere işkence yapan jandarmaları Bakan Akar’a sordu

    Gergerlioğlu, Suriyeli mültecilere işkence yapan jandarmaları Bakan Akar’a sordu

    PİRHA- HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Suriyeli mültecilere yönelik işkence iddialarını meclise taşıdı. Gergerlioğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a “Türkiye’ye girmek isteyen 8 Suriyeliyi alıkoyan askerlerin saatlerce bu kişileri ağır işkenceye tâbi tuttuğu iddiası doğru mudur? Bu iddia doğruysa konuyla ilgili açılmış bir soruşturma var mıdır? Bu iddia doğruysa bu işkenceyi yapan askerlere kim ya da kimler bu talimatı vermiştir?” dedi. 

    Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Suriyeli Mültecilere yönelik işkence iddialarını Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a sordu.
    TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Gergerlioğlu, şunları kaydetti:

    “Tarafıma iletilen bilgide: “Cumartesi gecesi yasa dışı yollardan Türkiye’ye girmek isteyen 8 Suriyeliyi alıkoyan askerlerin saatlerce bu kişileri ağır işkenceye tâbi tuttuğu iddia edildi. Bab el-Hava Sınır Kapısı Medya Ofisi’nin verdiği bilgilere göre işkence gören 8 kişiden biri hayatını kaybetti ve tekrar Suriye’ye itildikten sonra tamamı Bab el-Hava Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanedeki yetkililer, Suriyeliler, duvarı aştıktan sonra 10 kişilik bir asker ekibinin kendilerini döve döve arabaya bindirdiğini ve götürdükleri yerde sopa, cop ve elektrik kablolarıyla işkence ettiklerini ifade ettiler. İşkence dolayısıyla bayılanların defalarca soğuk suya maruz bırakılarak yeniden ayıltıldığını ve işkence faslının böylece devam ettiğini belirten mağdurlar, bir arkadaşlarının da işkence esnasında hayatını kaybettiğini belirttiler. Ayrıca telefonlarının kırıldığını ve paralarına el konulduğunu ifade ettiler.
    İşkenceye maruz kaldıklarını ifade edenlerden biri, üzerine mazot döküldüğünü ve mazot içmeye zorlandığını anlatırken, bir diğeri çıplak şekilde soyulduktan sonra askerlerin sıra sıra yoruluncaya kadar kendilerini demir sopalarla dövdüklerini aktardı. Bab el-Hava Sınır Kapısı Medya Ofisi, pazar sabahı kendilerine getirilen 8 Suriyeliden birinin ölü olduğunu, diğerlerinin de ağır şekilde yaralandıklarını belirtti ve işkenceye maruz kalanların fotoğraflarını yayınladı. Hayatını kaybeden kişinin Hama kırsalından Abdurrezzak Kastal olduğu öğrenildi. Bab el-Hava Sınır Kapısı yönetimi, jandarmanın şiddet politikasının kendini iyice hissettirdiği son zamanlarda bu şekilde ağır bir işkencenin yaşanmasından duydukları kaygıyı dile getirirken, olayın soruşturulmasını istedi ve yaşanan insani hak ihlallerine son verilmesi gerektiğini vurguladı. Bu gibi yasa dışı durumlarda Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen uluslararası hukuka uygun bir süreç izlenmesi gerektiğini hatırlattı.” ifadeleri yer almıştır.”

    Bu bağlamda, Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a şu soruları yöneltti:

    1- Tarafıma iletilen iddialar doğru mudur? Bu iddia doğruysa konuyla ilgili açılmış bir soruşturma var mıdır?

    2- Türkiye’ye girmek isteyen 8 Suriyeliyi alıkoyan askerlerin saatlerce bu kişileri ağır işkenceye tâbi tuttuğu iddiası doğru mudur? Bu iddia doğruysa konuyla ilgili açılmış bir soruşturma var mıdır? Bu iddia doğruysa bu işkenceyi yapan askerlere kim ya da kimler bu talimatı vermiştir?

    3- İşkence gören 8 kişiden biri hayatını kaybetti ve tekrar Suriye’ye itildikten sonra tamamı Bab el-Hava hastanesine kaldırıldı iddiası doğru mudur? Bu iddia doğruysa Suriye’de Türkiye kontrolündeki bölgelerde böyle suçların kolayca işlendiği iddiası doğru mudur?

    4- Suriyeliler, duvarı aştıktan sonra 10 kişilik bir asker ekibinin kendilerini döve döve arabaya bindirdiğini ve götürdükleri yerde sopa, cop ve elektrik kablolarıyla işkence ettikleri iddiaları doğru mudur?

    5- İşkence dolayısıyla bayılanların defalarca soğuk suya maruz bırakılarak yeniden ayıltıldığını ve işkence faslının böylece devam ettiğini belirten mağdurlar, bir arkadaşlarının da işkence esnasında hayatını kaybettiğini belirttiler iddiası doğru mudur?

    6- İşkenceye maruz kaldıklarını ifade edenlerden biri, üzerine mazot döküldüğünü ve mazot içmeye zorlandığını anlatırken, bir diğeri çıplak şekilde soyulduktan sonra askerlerin sıra sıra yoruluncaya kadar kendilerini demir sopalarla dövdüklerini aktardı iddiası doğru mudur?

    7- Belirtilen iddialar doğruysa söz konusu devlet görevlileri halen görevlerine devam etmekte midir? Bu kişiler halen görevlerine devam edebiliyorlarsa bu durum diğer görevlileri de işkence yapmak konusunda cesaretlendirmez mi?

    8- İşkence iddiaları doğruysa bu işkenceler Suriye Hükümeti’nin bilgisi dahilinde mi gerçekleşmektedir?

    9- Son 10 yılda sınırsa işkenceye maruz kaldığını belirten Suriyeli sayısı kaçtır?

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu: Son bir yıl içerisinde cezaevlerinde 73 kişi öldü

    Gergerlioğlu: Son bir yıl içerisinde cezaevlerinde 73 kişi öldü

    PİRHA-Cezaevlerinde yaşanan ölümlere dair bir rapor yayımlayan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Son bir yıl içinde 73 ölüm yaşandı. Cezaevleri ölüm evlerine döndü. Cezaevlerinde ölen mahpuslar, maalesef ki had safhaya ulaştı” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 1 Aralık 2021-1 Aralık 2022 tarihleri arasında cezaevlerinde yaşanan ölümlere ilişkin bir rapor hazırladı. Rapora göre, son bir yılda yaşanan 73 ölümden 34’ü intihar olarak açıklanan şüpheli ölümler, 39’u ise hasta tutukluların ölümleri olarak kayıtlara geçildi. Gergerlioğlu, rapora dair “Cezaevleri ölüm evlerine döndü. Cezaevlerinde ölen mahpuslar, maalesef ki had safhaya ulaştı” ifadelerini kullandı.

    Hem fiziksel hem de psikolojik olarak yeterli tedavi imkânı bulunmadığı için tutukluların hayatlarını kaybettiklerini söyleyen Gergerlioğlu, “Bu da çok büyük dramlara neden oluyor. Şu anda Zulümat Bakanlığı’nın uygulamaları nedeniyle mahpuslar hayatlarını cezaevlerinde kaybediyorlar ve bu inanılmaz bir sayıya ulaşmış durumda” dedi.

    “TAHMİNİMİZ DAHA DA YÜKSEK SAYILAR OLABİLECEĞİ YÖNÜNDE”

    Gergerlioğlu ilan ettikleri ölüm sayılarının tutuklu yakınları veya avukatlarının kendilerine ilettiği sayılar olduğunu belirtirken, şunları söyledi:

    “Cezaevleri, Adalet Bakanlığı hiçbir şekilde açıklama yapmıyor. Biz kendi imkanlarımız ile tespit ediyoruz. Cezaevleri ölüm evlerine dönmüş durumda. Tahminimiz daha da yüksek sayılar olabileceği yönünde çünkü Bakanlık bu konuda açıklama yapmıyor. Son derece ciddiyetsiz bir durumda, özetle cezaevlerinde durumun çok kötü olduğunu ve hasta mahpuslar açısından ölümlerin daha da artabileceği fiziksel ve psikolojik nedenlerle hem hasta mahpus ölümleri hem de intiharların artabileceğini bir hekim vekil olarak vurgulamış olayım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li vekiller: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor -VİDEO

    HDP’li vekiller: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor -VİDEO

    PİRHA-8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı eyleme polis tarafından sert müdahale edildi. Eylemden sonra söz konusu yasaya ilişkin görüşlerini dile getiren HDP Milletvekilleri, “Hükümet bugün bir çözüm gibi yasa tasarısı getirdi. Aleviliğe bir kültürel faaliyetmiş gibi bakılıyor ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor. Meclis’in içinde ve dışında ne kadar güçlü durursak o kadar geri adım attırabiliriz” dedi.

    AKP hükümeti tarafından vergi kanunlarındaki düzenlemeleri de içeren torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleriyle ilgili düzenleme Aleviler tarafından tepkiyle karşılandı.

    Söz konusu yasa tasarısının bugün Meclis Genel Kurulu’na getirilerek görüşülecek.

    8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı eylem yaptı. Eyleme polis tarafından sert müdahalede bulunurken, HBVAKV Genel Başkanı Ercan geçmez ile ADFE Başkanı Celal Fırat, ABF yöneticisi Elif Keleşo ve Bahçelievler Hacıbektaşi Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş polis müdahalesi ardından hastaneye kaldırıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Saruhan Oluç, Ali Kenanoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu, eylemden sonra söz konusu yasaya ilişkin görüşlerini aktardı.

    “MECLİS’İN İÇİNDE VE DIŞINDA NE KADAR GÜÇLÜ DURURSAK O KADAR GERİ ADIM ATTIRABİLİRİZ”

    HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Alevi toplumunun taleplerinin Meclis’in önünde dile getirilmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Bütün partiler bunu görsün, duysun istendi. Demokrasi güçlerine karşı polisin müdahaleleri her zaman oluyor ama bu müdahalelere boyun eğmemek lazım. Bu müdahaleler eninde sonunda sona erecek. Çünkü demokratik protesto hakkı her yurttaşın, her toplum kesiminin hakkıdır. İçişleri Bakanlığı polis eliyle bu hakkı engelliyor. İçişleri Bakanı her zaman hukuksuz ve demokrasi dışı davranıyor. Toplumsal ve siyasal muhalefet başta İçişleri Bakanı olmak üzere hükümete demokrasinin, hukukun, adaletin, insan haklarının ne olduğunu öğretecek. Bunu da ortak mücadele ile gerçekleştireceğiz. AKP – MHP ittifakı Meclis’te çoğunlukta olduğu için bu yasayı çıkarmaya çalışacaktır. Bizler Meclis’in içinde ve dışında ne kadar güçlü, sağlam bir muhalefet yaparsak o kadar geri adım attırabiliriz diye düşünüyorum.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN DIŞARIDAKİ GÜCÜ BİZİ DE MECLİS’TE GÜÇLÜ HALE GETİRECEKTİR”

    HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, Alevilerin bugün yurdun dört bir tarafından Meclis’e gelmelerinin Meclis’te görüşülen yasaya dikkat çekmelerinin bu yasanın geri çekilmesi konusunda son derece önemli olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Alevilerin bu yasa ile ilgili görüşlerini, fikirlerini beyan etmelerini ve yasanın geri çekilmesini talep etmelerini son derece önemli buluyorum. Parlamentoya gelen bir yasa sayısal çoğunluk nedeniyle ertelenebiliyor ama eninde sonunda geçiyor. Meclis’te kanunun geri çekilmesi ancak sokakta bir takım tepkilerin verilmesiyle olabiliyor. Bu anlamıyla Alevi toplumunun bugün burada göstermiş olduğu tepki bütün engellemelere rağmen çok önemli ve değerliydi. İnancına, kimliğine ve haklarına sahip çıkmada kararlı olmaları sonuçta etkili olacaktır. Bunun da Meclis’e bir yansıması olacaktır. Burada yaşananları bizler Meclis’te yansıtacağız, anlatacağız. Bu yasanın Aleviliği zapturap altına almak, Alevi kurumlarına bir kayyum atama yasası olduğunu biliyoruz. Yasa bir bütün olarak kurulacak başkanlıkla işletilebilecek. Bu başkanlığın kendisi Aleviliğe bir darbe anlamına geliyor. Bizler milletvekilleri olarak Meclis’te Alevi toplumunun taleplerini gündeme getireceğiz. Alevi toplumunun dışarıdaki gücü bizi de Meclis’te güçlü hale getirecektir.”

    “BU ÜLKEDE TÜM İNANÇ KESİMLERİNİN ÖZGÜR OLMASI GEREKİYOR”

    HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da, iktidarların on yıllardır Alevilerin haklarını gasp ettiklerini anımsatarak şunları kaydetti:

    “Yapılması gereken eşitliği, adaleti sağlamak. Bunu yapmak çok zor bir şey değil. Hükümet bugün bir çözüm gibi yasa tasarısı getirdi. Aleviliğe bir kültürel faaliyetmiş gibi bakılıyor ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor. Bugün Aleviler taleplerini dile getirmek için Meclis’in önüne geldiler. Polisin bir müdahalesi gerçekleşti. Bu durum iktidarın ne yapmaya çalıştığının bir göstergesidir. Orantısız bir müdahale söz konusu oldu. Biz bu yasa tasarısına HDP milletvekilleri olarak muhalefet edeceğiz. Onlar sayısal çokluklarıyla bunu kabul ettirmek isteyecekler ama bizler her koşulda bu yasaya tepkimizi göstereceğiz. Alevilerin taleplerini Meclis’te dile getirmeye devam edeceğiz. Bu ülkede tüm inanç kesimlerinin özgür olması gerekiyor, haklarını eşit bir şekilde elde etmesi gerekiyor ve ayrımcılığa uğradığını hissetmemesi gerekiyor. Türkiye 2. yüzyılı deniliyor. 2. yüzyıl tekçilik üzerine olmamalı, dayatmacılık üzerine olmamalı. 2. yüzyılın esası çoğulculuk üzerine, hakkaniyet, adalet ve özgürlük üzerine olmalı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu: 2 Temmuz  ‘Sivas Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilsin

    Gergerlioğlu: 2 Temmuz ‘Sivas Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilsin

    PİRHA – Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “2 Temmuz 1993 Sivas Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi” hazırladı. Gergerlioğlu, gerekçesinde “Yüzleşme kültürünün oluşabilmesi için, 2 Temmuz 1993 sonrası hayatını kaybedenler ve geride kalanlar için ‘Anma ve Yas Günü’ ilan edilmesinin yerinde olacağını düşünmekteyim” ifadelerine yer verdi.

    Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, “2 Temmuz 1993 Sivas Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi” verdi. Gergerlioğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği kanun teklifinin gerekçesinde ise Türkiye’de Alevilerin sıklıkla linç girişimine maruz kaldığına vurgu yaptı.

    “SUÇLU KİŞİLER KAHRAMANLAŞTIRILMAYA DEVAM EDİLİYOR”

    Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, hazırladığı kanun teklifinde katliamlarla yüzleşilmesi gerektiğine vurgu yaparak 2 Temmuz’un ‘Anma ve Yas Günü’ ilan edilmesinin yerinde olacağını belirtti. HDP’li Gergerlioğlu konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi:

    “2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri öncesinde, haftalarca nefret ve düşmanlık içeren bildiriler dağıtılıp Sivas’a gelecekler hedef göstermişti. Öfkenin odağında Aziz Nesin vardı. Nesin günlerce kentte dağıtılan bildiriler ve yerel haberlerle hedef gösterildi. 2 Temmuz’da otele yönelen saldırganlar, güvenlik güçlerinin gözleri önünde katliamı gerçekleştirdi. 1993 yılında Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas’a giden 33 aydın, yazar, sanatçı ve 2 otel çalışanı katledildi.

    Türkiye tarihinde linç girişimine sıklıkla maruz kalan kitlelerin başında, Alevi toplumu geliyor. 1978 yılında yaşanan Maraş Katliamı, 1980 yılında yaşanan Çorum Katliamı ve 1993’teki Sivas Katliamı’nda olaylar doğrudan lince dönüşmüştür. Bu linç vakaları sonunda maalesef halen Türkiye’de kolektif bir yüzleşme girişimi veya utanç olmamıştır. Hatta bu suçlu kişiler kahramanlaştırılmaya devam ediliyor. Bu da insanlara yanlış bir mesaj veriyor. Haklılık psikolojisiyle işlenen suçtan ‘kolektif gurur’ devşirme eğilimi ortaya çıkıyor. Dün Sivas’taki Madımak Otel’de ‘Yakın’ diyen kalabalık gerektiği şekilde cezalandırılmadığı ve toplumda yüzleşme olmadığı için Ankara Çubuk’ta Ana muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu linç etmek isteyen kalabalık aynı ifadeyle ‘Yakın o evi’ diye bağırabilmiştir. Bu linçi gerçekleştiren insanlara verilen haklılık duygusu ve haz sonraki nesillere bu suçun tekrar tekrar işlenmesi için görev ve cesaret vermektedir.

    Bir daha asla düsturu çerçevesinde herhangi bir etnik, dini ya da herhangi bir farklılığı sebebiyle bir guruba linç, katliam, soykırım gerçekleştirilmemesi önlemek için, ülkemizde bir yüzleşme kültürünün oluşabilmesi için, 2 Temmuz 1993 sonrası hayatını kaybedenler ve geride kalanlar için ‘Anma ve Yas Günü’ ilan edilmesinin yerinde olacağını düşünmekteyim.

    Yukarıda belirttiğim sebepler çerçevesinde ‘2 Temmuz 1993 Sivas Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ olması için bu kanun teklifi hazırlanmıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu: Kanserli tutukluların koğuşlarında kalorifer yok ancak müdürün odasında klima var!

    Gergerlioğlu: Kanserli tutukluların koğuşlarında kalorifer yok ancak müdürün odasında klima var!

    PİRHA-HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevlerindeki hak ihlallerine dair açıklama yaparak Adalet Bakanı Gül’e seslendi. “Kaç kişi hasta mahpus olarak hayatını kaybetti?” diyen Gergerlioğlu “Kalkmış Abdulhamit Gül süslü cümleler kurup duruyor, atıp tutuyor. Adalet Bakanı olarak koyunlara masal anlatır gibi süslü püslü cümlelerle çok güzel bir ortam olduğunu anlatmaya çalışıyorsun, olacak iş değil!” ifadelerini kullandı.

    Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında cezaevindeki hak ihlallerini gündeme getirdi.

    Milletvekili Gergerlioğlu’nun öncelikli gündemi, 29 Aralık’ta İzmir’de yapılan Deniz Poyraz mahkemesi oldu. “Biz, başından itibaren bu kişinin korunup, kollandığını gördük” diyen Gergerlioğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Onur Gencer’in ‘Adın ne abicim?’ diye binadan çıkarıldığını gördük ve dün de mahkemede maalesef adil bir yargılanma olmayacağının işaretlerini gördük. Öncelikle sabah mahkemeye gittiğimizde büyük bir sorumsuzluk ile İzmir Adliyesi’ne mahkeme için gelen binlerce kişinin mağdur edildiğini gördük çünkü mahkeme salonu bulunamıyordu. Kulaklarınıza belki inanamıyorsunuz ama mahkeme salonu bulunamıyordu… Bu zaten yargılamaya yönelik bir ciddiyetsizliğin ilk göstergesiydi, daha sonra yargılamaya saatler sonra geçtiğimiz zaman 30 sayfalık iddianamenin maalesef ki savcı tarafından tüm deliller toplanmadan oluşturulduğunu net bir şekilde gördük. Belki cinayet açısından Onur Gencer açısından olay belli, gelmiş ve bir cinayet işlemiş, katil kendisi ama onun işbirlikçileri, yardımcı olanlar, arkasındaki güçler bunlar çok önemli! Bütün bu konularda çok eksik bir soruşturma yapılmış, bu eksik soruşturma sonucunda hazırlanan iddianameyi mahkemenin kabul etmesi de bir skandal.

    Deniz Poyraz cinayeti için şunu söyleyeyim; aslında orada yargılanan sadece bir katil değildi, orada yargılanan aslında şu ana kadar tüm faili meçhulleri örtbas etmeye çalışanlar, sümenaltı etmeye çalışanlar ve bütün bu insan hakları ihlallerine yol açanlar. Onur Gencer’in şahsında biz bunu söylüyoruz, o bir katil ama onu katilliğe sevk eden anlayışın aslında burada yargılanması gerekiyordu yoksa bir çocuktan bir katil çıkaran zihniyet devam eder! Gider Hrant Dink’leri vurur, Deniz Poyraz’ları vurur, Uğur Kaymaz’ları vurur, Kemal Kurkut’ları vurur ve sonra işin üstünü örtbas eder!”

    “MÜLAKAT ÖNCESİ GÜVENLİK SORUŞTURMASI YAPILMAKTA!”

    Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda yüksek puan aldıkları halde mülakatta 55 ve altı puanlar verilerek elenenleri de gündemine taşıdı. “Böyle rezalet olmaz!” diyen Gergerlioğlu’nun ilgili açıklamaları şöyle devam etti:

    “Milli Eğitim Bakanlığı bir açıklama yapmış: ‘Hiç kimseye bir haksızlık yapmadık. Adaletsiz bir uygulama içinde değiliz.’ demiş. Bakanlık tarafından gerçekleştirilen sözlü sınava, her alan için alım yapılacak, kadro sayısının üç katı kadar aday çağırdık. 60 ve üzerinde puan alan adayların başarılı sayıldığı ve sözleşmeli öğretmenliğe atanmak üzere tercih yapma hakkı kazandığı.’ anlatılmış. Hep bildiğimiz sözler!

    Sözlü sınavlar mevzuat çerçevesinde yapılır, haksızlık yok, her şey usulüne uygundur. Klasik devlet ağzı. Biz bu ağızları yıllardır çok iyi tanırız, her şeyi dört dörtlük yapmışlardır, hiçbir hataları kusurları yoktur, eleştirenler vatan hanidir!

    Hiçbir siyasetle alakası olmayan, mağdur, derslerine aylardır çalışmış olan, yıllardır çalışmış olan insanlara da böyle haksızlık yaptılar. Ben şunu çok net bir şekilde söyleyeyim. 27 Aralık’ta ilan edildi, itiraz edin incelenecek deniliyor ve bu açıklamalarda geçiştirilmeye çalışılıyor ama öyle değil! Bakın ben bunun için daha öncesinde de Sayın Ziya Selçuk bakan iken Milli Eğitim Bakanlığı’nı ziyaret ettim, tüm bu belgelerin bir benzerlerini kendisine gönderdim, bize mektup yazan öğretmen adaylarının duygusal mektuplarını kendisine takdim ettim ve ‘Etmeyin, eylemeyin, bu haksızlıkları yapmayın’ dedim. Kendisi bana ne dedi biliyor musunuz? Bu çok önemli bir açıklamaydı ve kamuoyunun gözünden lütfen kaçmasın. Çok açık bir şekilde zamanındaki Milli Eğitim Bakanı; mülakat öncesi güvenlik soruşturması yaptıklarını söyledi. Biz bunu kamuoyuna beyan ettik, kimsenin umurunda olmadı. Şimdi herkes diyor ki: ‘Mülakatta niye haksızlık var?’ Değerli arkadaşlar bu ülkenin zamanındaki Milli Eğitim Bakanı mülakat öncesi güvenlik soruşturması yaptıklarını söyledi. Yani mülakata girdiğinizde zaten kazanma şansınız yok güvenlik soruşturmanızda AK Parti’li, MHP’li değilseniz. Çok açık! Ben söylemiyorum bunu Eski Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk söyledi”

    MÜDÜRÜNÜN ODASINDA KLİMA VAR ANCAK KOĞUŞLAR ISITILMIYOR!

    HDP’li Gergerlioğlu, açıklamasında cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin gün geçtikçe yoğunlaştığına vurgu yaptı. Silivri Cezaevi’nden çok ağır ihlal başvuruları aldıklarını belirten Gergerlioğlu şunları kaydetti:

    “Düşünün bu soğuklarda petekler bile kendini ısıtmıyorsa, sıcak su gelmiyorsa ne yapacaksınız orada? Çok zor koşullarda hayatını sürdüren ve bundan dolayı oralarda romatizma olan, kronik dejaneratif hastalıklar; kanser, verem gibi hastalıkları olan çok kişi var maalesef.

    Hapiste olmak zor ama hapiste engelli olarak bulunmak daha zor! Bazen bakın engelli haliniz ile cezaevinde bir klozet temini bile çok zor olabiliyor bunu arkadaşlarımız çok iyi biliyor ve klozet temini yapılmadığı için insanlar çok büyük zorluklar yaşıyor. Bakırköy Kadın Cezaevi’nde B-3’te yatıyormuş. Jiyan Erdinç isimli mahpus kalça protezi ameliyatı geçirmiştir. “Bacağında platin bulunmakta ve sadece 2 değnekle ayakta durabilmekte. Alaturka tuvalet kullanamamakta ve tek kişilik ranzalarda yatabilmekte. Hala klozet verilmemekte.” Arkadaşlar iki değnek ile ayakta durabilen bir insana klozet nasıl olur da vermezsiniz, olacak iş mi? Adalet Bakanlığı ne yapıyorsun sen?

    Bir mahpus yakını Eşen T Tipi Kapalı Cezaevi’nde mahpusun hükümlü olduğunu söylüyor. ‘Şu an Fethiye’nin deli kış soğuğunda kaloriferler yanmıyor on gündür. Hasta olmaktan çekiniyorlar şu kış gününde. Isıtıcı almayı teklif etmişler fakat bir cevap alamamışlar. Müdürün odasında klima var. Bu durumdan tüm mahkumlar muzdarip fakat seslerini duyuramıyorlar.’ Bakın sesini duyurmaya çalışan bir kişi var ama daha sesini duyuramayan çok kişi var hal bu arkadaşlar!”

    O HİKAYELERİ GİT KOYUNLARA ANLAT”

    Tekirdağ Cezaevi’nden de çok ağır hak ihlali haberleri aldıklarını dile getiren Gergerlioğlu, konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü:

    “Tekirdağ Cezaevi’nde intihar ettiği beyan edilen Vedat Erkmen’in koğuş arkadaşları kendilerine de çok ağır ihlaller yapıldığı söyleniyor. Yasin Eneç isimli mahpus kendisine çok ağır ihlaller yapıldığını söylüyor. Hücreleri değiştirilmiş, hücre havalandırmasının üstünde tel kafes varmış, hücredeki kaloriferler yanmıyor, camlar açık kapatılırken zorlanıyormuş, giderler tıkalıymış. ‘Hücrenin yaşanabilecek bir yer olmadığını’ söylüyor, kendisinin de Vedat Erkmen gibi benzeri süreç yaşayabileceklerini ama intiharı düşünmediklerini, intihar gibi bir açıklama yapılırsa bunu kabul etmeyeceklerini kamuoyunun bilmesi gerektiğini söylüyor.

    17 Aralık ve 18 Aralık’ta joplarla dövülmüş, kafasına vurulmuş, süngerli odaya atılmış, hastaneye götürüldüğünde doktorlar: ‘Neden bu kadar geç getirildi?’ demişler ve ardından 4 ayrı disiplin soruşturması açılmış, infaz koruma memurları kendisine: ‘Pis terörist, senin gibilerin yaşamaya hakkı yok.’ demiş. İki gün boyunca boş hücrede tutulmuş, hiçbir eşyası verilmemiş, 14 gün karantina uygulanmış, kendisine açık görüş hakkı verilmemiş ve Yasin Eneç avukat ziyaretinde gerçekten çok kötü bir halde görülmüş, verdiği dilekçelerin işleme konmadığını söylemiş.

    Böyle şey olur mu? İnsan canı bu kadar ucuz mu? Kaç kişi intihar etti? Kaç kişi hasta mahpus olarak hayatını kaybetti? Hiç kimsenin umurunda değil, kalkmış Abdulhamit Gül süslü cümleler kurup duruyor, atıp tutuyor. Sen o hikayeleri git koyunlara anlat, biz Türkiye gerçekliğini çok iyi biliyoruz. 84 milyon Türkiye’de yargının ne durumda olduğunu çok iyi biliyor, kalkmışsın Adalet Bakanı olarak koyunlara masal anlatır gibi süslü püslü kelimeler ve cümlelerle çok güzel bir ortam olduğunu anlatmaya çalışıyorsun, olacak iş değil!”

    PİRHA/ANKARA

  • Meral Danış Beştaş: Türk savaş uçakları, Roboski’de Kürtleri öldürdü!-VİDEO

    Meral Danış Beştaş: Türk savaş uçakları, Roboski’de Kürtleri öldürdü!-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 10. yılı sebebiyle Ankara’da panel düzenlendi. Konuşmacılardan HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Bektaş, “10 yıl önce Türk savaş uçakları Kürtleri öldürdü. Onca katliamlara rağmen halen Kürtler, katledildiklerini ispatlamaya çalışıyor” dedi.

    Roboski İçin Adalet Girişimi ile İnsan Hakları Derneği Ankara Şube, savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişinin katledilmesinin 10’ncu yıldönümünde panel düzenledi. Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan panelin moderatörlüğünü Tanju Gündüzalp yaparken, konuşmacı olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan katıldı.

    Panel öncesinde Yönetmen Ümit Kıvaç’ın “Ağlama anne güzel yerdeyim” adlı belgeseli gösterime sunuldu.

    “TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI KÜRTLERİ ÖLDÜRDÜ”

    Film ardından ilk konuşmacı olan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, katliamın yaşandığı ilk akşam bölgede sadece kaymakamın olduğunu belirterek vali ve diğer yetkililerin, uzun bir süre açıklama yapmadıklarını aktardı. İktidar adına ilk açıklamanın Hüseyin Çelik’ten geldiğini belirten Beştaş, “O da ‘kaza’ gibi açıklama yapmıştı. Hepimiz dehşete düştük, olay yerinde cenazeleri gördük, korkunç bir olaydı. Erdoğan ilgilere teşekkür etti. Roboskî davasında ailelerle Türkiye kamuoyu çok büyük bir dayanışma gösterdi” dedi.

    Meral Danış Beştaş, Dönemin BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş’ın Roboskî Katliamı’na dair “Kürt halkına yapılan katliamların devamıdır” sözlerini hatırlatarak “O söylenen sözler halen güncelliğini korumaktadır” dedi. Beştaş, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu davaya takipsizlik verileceğini ilk gün gördük. O dosyada emir komuta zinciri vardı. O bombalamanın başından sonuna bir silsile var ve onu bütün devlet aygıtları biliyor. Emir komuta zinciri içerisinde bir iktidarı aklayacak, bir bahane uydurdular. Orada bir çatışma yoktu, başından beri ‘Fehman Hüseyin gelecekti, oradan geçecekti’ bahaneleri vardı. Kaçakçılık yaptıklarını devlet de biliyordu. Günlük gidip geliyorlardı. Göz göre göre Türk savaş uçakları, Kürtleri öldürdü. İşin korkunç tarafı bunu reddetmiyorlar.

    Bu dava bitecek bir dava değil. Bu konudaki açıklamaları, deliller bunun mahşere kalmayacağını gösterir. Bugün yargı onların her dediğini yapan bir enstrüman halinde. Bu katliamı unutturmamak, katliamın üzerine gitmek, herkesin sahip çıkması gereken bir durum. Roboskî davasının cezasız bırakılması Kemal Kurkut, Uğur Kaymaz’ın davasından farksız değil. Kürtler yüzyıldır katledildiğini ispatlamaya çalışıyor.”

    “ÖLENLER DEĞERSİZ OLDUĞU İÇİN KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL!”

    Panelin bir diğer konuşmacısı HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise “Hata varsa hatayı yapan da vardır” dedi. 10 yıldır hatayı yapanların kayıp olduğunu ifade eden Gergerlioğlu “Ölüp gidenler değersiz olduğu için kimsenin umurunda değil. Değersiz oldukları için öldürüldüler. Gereken önlemler alınabilirdi ama Genelkurmay Başkanı evinden verdiği talimat ile ‘Vur gitsin’ dedi. Eğer bu katliam bir tür hata sonrasında yapıldıysa dahi onun da hukuken bir cezasının olması gerekir. Ama o noktada dahi adalet işlemiyor. Büyük bir duyarsızlık var. Roboski Katliamı’nı Ankara’nın karanlık dehlizlerinde boğdurmayacağız dediler ama Ankara’nın karanlık dehlizlerinde bu katliam kaybedildi” dedi.

    “HUKUKSAL SÜREÇ TEKRAR CANLANDIRILDI”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Roboskî Katliamı’nın bilinçli yapıldığını belirterek o güne ait İHA görüntülerinde köylülerin net görüldüğünü vurguladı. “Köylüler tek bir çakı dahi taşımıyorlardı” diyen Türkdoğan, şu konuşmayı yaptı:

    “Roboskî Katliamı olduğunda Oslo görüşmeleri devam ediyordu. Bu diyalogların baltalanması adına devlet içindeki kesimlerin bilerek yaptığı bir katliamdı. Sonuçta devletin bilgisi dahilinde gerçekleşen bir katliamdı ve sorumluların açığa çıkarılması gerekiyor.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru teknik bir hata sonucu kabul edilmedi. Türkiye’de ise çok büyük bir cezasızlık politikası söz konusu. Ve maalesef bunu aşmak için de bizler, yılmadan mücadelemizi sürdürüyoruz. Hukuksal süreç tekrar canlandırıldı. Tekrardan Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu Soylu’ya sordu: ‘Kürdistan’ kelimesi yasak mıdır?

    Gergerlioğlu Soylu’ya sordu: ‘Kürdistan’ kelimesi yasak mıdır?

    PİRHA- Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Cemil Taşkesen adlı yurttaşın, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le yaptığı konuşmada “Kürdistan” demesi sebebiyle gözaltına alınmasını Meclis gündemine taşıdı. 

    Siirt’te esnaf ziyaretinde Meral Akşener’le sohbet eden Cemil Taşkesen adlı esnaf, “Dilimiz inkar ediliyor, kimliğimiz inkar ediliyor, Kürdistan inkar ediliyor. Biz buna karşıyız. Şu an sizin bulunduğunuz yer Kürdistan’dır ama ne yazık ki Meclis’te bu Kürdistan inkâr ediliyor” ifadelerini kullanmıştı.

    Esnaf Cemil Taşkesen adlı yurttaş, bu sözleri sebebiyle gözaltına alınarak hakkında “Terör Örgütü Propagandası” yapmak suçlaması ile soruşturma başlatıldı.

    “KÜRDİSTAN KELİMESİ YASAK MIDIR?”

    Cemil Taşkesen’in gözaltına alınmasını Meclis gündemine taşıyan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    *Esnaf Cemil Taşkesen’in Meral Akşener ile konuşmasında ‘Kürdistan’ ifadesini kullandığı için gözaltına alındığı iddiası doğru mudur?

    *Bu iddia doğruysa ‘Kürdistan’ kelimesi yasak mıdır? Eğer yasaksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Kürdistan’ dediği ifadeleri sosyal medyada dolaşırken sadece Cumhurbaşkanı için mi serbesttir?

    *Bu gözaltının Meral Akşener’in Kürtlerin yoğunlukta yaşadıkları bölgelere gitmesinin önüne geçmek için olduğu iddiası doğru mudur? Eğer bu iddia doğruysa olayla ilgili görevi kötüye kullanan kolluk güçleri hakkında soruşturma açılmış mıdır?

    *Muhalefetin Kürtlerin yoğunlukta yaşadıkları bölgelere gitmemesi için bu gözaltının yapıldığı iddiası doğruysa başka siyasetçi ya da siyasi parti liderleri bölgeye gittiklerinde aynı uygulama yapılacak mıdır?

    *Esnaf Cemil Taşkesen’in gözaltına alınıp evinin aranmasına kadar bütün detayların videosunun paylaşılmasındaki sebep nedir? Bu görüntülerin servis edilmesi ile kime ya da kimlere mesaj verilmek istenmektedir?

    *Cumhuriyet Bayramı’nda devletin yurttaşını daha iyi anlamak onun sorunlarına çözüm üretmek için uğraşması gerekirken ekonomik krizde bir esnafa bu muamelenin yapılmasından hükümet üyelerinden rahatsızlık duyan olmuş mudur?

    *Coğrafi bölge ifade eden ‘Kürdistan’ kelimesini kullanan yurttaşa gözaltı yapıldıktan sonra ‘Trakya’ ‘Anadolu’ ‘Mezopotamya’ gibi yine coğrafya belirten kelimeleri kullanan yurttaşlara da bu şekilde gözaltılar olacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Gergerlioğlu’ndan cemevlerinin yasal statüye kavuşması için kanun teklifi

    HDP’li Gergerlioğlu’ndan cemevlerinin yasal statüye kavuşması için kanun teklifi

    PİRHA- HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, cemevlerinin yasal statüye kavuşması için Meclis’e kanun teklifi vererek, ibadethanelere sağlanan imkanlardan cemevlerinin de yararlanmasını istedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, ibadethanelere sağlanan imkanlardan cemevlerinin de yararlanması istemiyle Meclis’e kanun teklifi verdi.

    Verilen kanun teklifi ile uygulanan tüzük ve yönetmeliklerin kanuna göre yeniden düzenlenmesi yoluyla cemevlerinin yasal statüye kavuşması istendi.

    “CEMEVİ İBADETHANE OLMADIĞI MÜDDETÇE BU KUL HAKKI BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN BOYNUNDADIR”

    Kanun teklifinde şu ifadelere yer verildi:

    “Anayasa’nın 24’üncü maddesi ile herkesin din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeden kanun önünde eşitliğini tanımlayan 10’ncu maddesi gereği cemevleri’ne de ibadethane statüsü verilmelidir. Sünni İslam anlayışında da belirtildiği üzere kul hakkı en büyük günahtır ve affedilmesi sadece mağdur edilen kişinin rızasıyla olabilmektedir. Bugün geldiğimiz noktada imam hatip mezunu bir milletvekili olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Aleviler için cemevi ibadethane olmadığı müddetçe bu kul hakkı bütün Sünni inanışa sahip Müslümanların boynundadır.”

    “CEMEVLERİ VERGİDEN MUAF TUTULMALI”

    Kanun teklifinin gerekçesinde 14 madde yer aldı. Gerekçede; ‘Cemevlerinin ibadethane statüsüne alınmasıyla cami, mescit, kilise ve havra gibi elektrik ve havagazı vergisinden muaf tutulmasını amaçlamaktadır. Teklif ile kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen alanlar ile 5366 sayılı Kanuna göre yenileme alanı ilan edilen alanlarda, büyükşehir belediye meclis kararı ile yıkılan cami, mescit, cemevi, kilise, havra gibi ibadethane ve yurtların yerine veya ihtiyaç duyulan yerlerde ibadethane ve yurt inşa edilebilmesi sağlanmıştır’ diye belirtilerek, cemevlerinin Bina Vergisi’nden muaf tutulması ve giderlerinin ilgili kurum ve bakanlıklarca karşılanması istendi.

    PİRHA/ANKARA