Etiket: orhan sarıbal

  • ‘Kız ve erkek öğrenciler ayrı sıralarda otursun’ talimatı veren müdür görevine döndü!

    ‘Kız ve erkek öğrenciler ayrı sıralarda otursun’ talimatı veren müdür görevine döndü!

    PİRHA – Kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması için öğretmenlere talimat verdikten sonra açığa alınan Müdür Haydar Akın, görevine iade edildi.

     

    Bursa Mithatpaşa Ortaokulu’nda ‘kız ve erkek öğrencileri ayrı ayrı oturtun’ talimatı verdiği için açığa alınan okul müdürü Haydar Akın, görevine iade edildi. Akın’ın, Devlet Memurları Kanunu kapsamında, ‘devam eden soruşturmanın çalışmasını engellemediği’ gerekçesiyle görevine iade edildiği belirtildi.

    Okul Müdürü Haydar Akın önce WhatsApp’tan ardından da yazılı olarak öğretmenlere talimat göndererek, kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralarda oturtulmasını istemişti. Akın’ın gönderdiği mesajda, “Değerli arkadaşlar sınıflarımızda kız ve erkek yan yana oturtulmuş bazı sınıflar görüyorum. Sınıf öğretmenlerimizin, sınıflarda kesinlikle erkekleri erkeklerle, kızları kızlarla oturtulması konusunda hassas davranmanızı özellikle rica ediyorum. Bu durumda olan sınıf öğretmenlerimizin en kısa zamanda gerekli değişiklikleri yapmalarını önemle rica ederim” ifadelerini kullanmıştı.

    Öğretmenlere gönderilen yazılı talimatta ise “Değerli öğretmen arkadaşlarımız 22.03.2022 tarihi itibari ile tüm sınıflardaki oturma düzeninin değiştirilmesi ve erkek öğrenciler ile erkek, kız öğrenciler ile kız denk geleceği şekilde bir düzen oluşturulması gerekmektedir. Gereğini arz ederiz” ifadeleri yer alıyordu. Skandal olayın duyulmasının ardından hakkında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatılan Haydar Akın, tepkiler üzerine açığa alınmıştı.

    Konu ile ilgili Eğitim- Sen üyeleri ile CHP Bursa İl Örgütü de okul önünde toplanarak durumu protesto edip okul müdürü hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın, ‘Devlet Memurları Kanunu’ kapsamında, ‘devam eden soruşturmanın çalışmasını engellemediği’ gerekçesiyle bugün (28 Mart) görevine iade edildi. Karar, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne çağrılan Haydar Akın’a tebliğ edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sarıbal: Okul Müdürü sadece oyunun bir parçası; toplumu ayrıştırmak istiyorlar

    Sarıbal: Okul Müdürü sadece oyunun bir parçası; toplumu ayrıştırmak istiyorlar

    PİRHA – CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, Bursa’da bir ortaokul müdürünün kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralarda oturmaları için öğretmenlere yazı göndermesini eleştirerek, “Müdür burada sadece oyunun bir parçası” dedi.

    Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın, okuldaki kız öğrencilerle erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması için öğretmenlere yazı göndermesi bir çok kesimin tepkisini çekmişti.

    Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu önünde gerçekleşen protesto eylemine destek veren CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, iktidarın ülkenin gerçek gündemi olan yoksulluğun, açlığın üstünü kapatmak için toplumu ayrıştırıcı eylemlerinden bir tanesini daha ortaya koyduğunu ifade etti. Söz konusu girişim ile ülkemizdeki “karma eğitim”in bitirilmek istendiğini kaydeden Sarıbal, “İktidarın derdi burada, Bursa’da bir okuldan bir müdürle karma eğitimi yok etme çabası içerisinde yeni bir bomba atmaya çalışıyor toplumun içerisine” diye konuştu.

    “TOPLUMUN İÇİNE ATILAN BOMBA”

    Sarıbal, şunları söyledi:

    “Aslında bir sonuçtan bahsediyoruz. Ülkede yoksulluk, ülkede açlık. Daha birkaç gün önce devletin kurumu ete zam yapmış. Yoksulluğun dip yaptığı, fakirliğin dip yaptığı, emeklinin ağladığı, işsizin umutlarının tükendiği, gençlerin çareyi yurt dışında aradığı bir tarihsel dönemde biz yine siyasal iktidarın mikro bir oyunundan bahsetmek zorundayız. Bugün yapılan iş karma eğitimi yok etmek.

    Düşünün ikiz kardeş biri kız biri erkek. Evde beraber, hayatın her yerinde beraber, aynı okula gidiyor, aynı sınıfta ayrı ayrı yerlerde oturacak. Erkek ayrı sırada, kız öğrenci ayrı sırada.

    İktidarın derdi burada, Bursa’da bir okuldan bir müdürle karma eğitimi yok etme çabası içerisinde yeni bir bomba atmaya çalışıyor toplumun içerisine. Yeni bir ayrıştırma. Ülkenin gerçek gündemini konuşturmak yerine ülkeyi yine kendi siyasetinin bir parçası haline dönüştürebilmek, onun üzerinden oy devşirmek gençlerin, çocukların geleceği ile oynamak, toplumu yine temel olarak kullandıkları din-inanç meselesi üzerinden ayrıştırmak istiyorlar. Bursa ülkemizin en demokratik şehirlerinden birisidir. Bu müdür elbette sadece oyunun bir parçasıdır. Bu anlayışı reddediyoruz.”

    TEPKİLER SONUÇ VERDİ, MÜDÜR GÖREVDEN ALINDI!

    Protesto eylemlerinden sonra Osmangazi Kaymakamlığı, ülkenin dört bir yanında şiddetli tepkiye neden olan Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın hakkında soruşturma başlatarak, görevden aldığını duyurdu. Osmangazi Kaymakamlığı tarafından yapılan duyuruda “Basında yer alan Osmangazi İlçesindeki bir ortaokulda yaşanan hususlarla ilgili inceleme soruşturma başlatılmış olup, konu hakkında çalışmalar tüm boyutlarıyla kapsamlı bir şekilde ve hassasiyetle yürütülmektedir” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim-Sen Başkanı Kurul’dan okul önünde açıklama: Karma eğitim bitirilmek isteniyor-VİDEO

    Eğitim-Sen Başkanı Kurul’dan okul önünde açıklama: Karma eğitim bitirilmek isteniyor-VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Başkanı Necla Kurul, Bursa Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın, sınıflarda “erkek öğrenciler ile erkek, kız öğrenciler ile kız öğrencilerin denk geleceği şekilde bir düzen oluşturulması gerekmektedir” kararına tepki göstererek, ilgili müdürün derhal görevden alınması gerektiğini belirtti. 

    Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın, okuldaki kız öğrencilerle erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması yönünde öğretmenlere talimat vermesine tepkiler büyüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Prof. Dr. Necla Kurul, Bursa Emek ve Demokrasi Güçleri’nin katılımıyla Mithatpaşa Ortaokulu önünde basın açıklaması yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın da destek verdiği açıklamada konuşan Eğitim-Sen Genel Başkanı Necla Kurul, laik, bilimsel, demokratik ve cinsiyet eşitliğine dayalı bir eğitim için mücadele ettiklerini belirterek, sadece adı geçen okulda Türkiye’nin başka okullarında da benzer uygulamaların olabileceğini ifade etti.

    Prof. Dr. Necla Kurul, hayatın her alanının karma olduğunun altını çizerek, yapılmak istenenin anayasaya ve yasalara aykırı olduğunu ve okul müdürünün derhal görevden alınması gerektiğini vurguladı.

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da, yapılmak istenenin karma eğitimi yok etmek olduğuna dikkat çekerek, iktidarı ayrıştırıcı politikalardan vazgeçmeye çağırdı.

    PİRHA/BURSA

  • Çiftçinin merasını ‘Çorak’ denilerek Yandaş Kalyon’a verdiler!

    Çiftçinin merasını ‘Çorak’ denilerek Yandaş Kalyon’a verdiler!

    PİRHA-CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Konya’nın Karapınar ilçesindeki meranın önce mera vasfından çıkarıldığını ardından da yandaş şirket Kalyon’a güneş enerjisi için 49 yıllığına kiralandığını söyledi.

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında 20-21 Şubat 2022 tarihleri arasında Konya’nın Karapınar ilçesinde yaptığı saha çalışması hakkında bilgi verdi.

    Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden olan Karapınar’da ciddi oranda hayvancılık da yapıldığını aktaran Sarıbal, Karapınar’da 60 dönümlük mera alanının Kalyon şirketine verildiğini söyledi.

    Söz konusu alanın önce ‘çorak’ denilerek mera vasfından çıkarılarak Hazine’ye devredildiğini, daha sonra da 49 yıllığına Kalyon şirketine kiralandığını aktaran Sarıbal, şunları söyledi:

    “Kalyon’a 49 yıllığına verilerek orada güneş tarlası yaptırıyorlar. Şimdi orada ciddi bir kirlilik var. Küçük hayvanların merası daralmış. 60 bin dönümü mera vasfından çıkarıp yandaşa veriyorlar, güneş tarlası yaptırıyorlar. O güneş tarlasından elde edilen elektrik de oradaki çiftçiye satılacak. Bir kere; bir, mera vasfı bozulamaz. Bozulmamalı. Canına okuyorlar bu memleketin. Tamamen karşıyız. İki, kamu yararına bunu kaldırdıysanız ki başka bir gerekçesi olamaz, mutlaka kamu yararı olması lazım. Peki bu kamu yararı oradaki binlerce çiftçi için mi olmalı yoksa bir tek yandaş şirket için mi olmalı? Kalyon için mi olmalı? Hala nasıl utanmıyorlar da nasıl sıkılmıyorlar da bu topraklarda insanların yüzüne bakıyorlar, ben çok merak ediyorum. İnsan o çiftçinin halini gördüğünde utanır ve sıkılır. Biraz insanda vicdan olur.”

    ELEKTRİK MALİYETİ %70!

    Karapınar’da 1,5 dekar tarım arazisi olduğunu, bunun 1 milyon 100 bininde tarımın yapıldığı belirten Sarıbal, 900 bin dönümünde de sulama yapıldığını kaydetti. Tarımsal sulamanın yeraltı suları ile yapıldığını ifade eden Sarıbal, “Suyun kullanılabilmesi için elektriğe ihtiyaç var. Bundan 25-30 yıl önce 35 metreden alınan su şu anda 170 metreye düşmüş durumda. 170 metreden su alabilmek için 150 metreye pompa salmak lazım. Bu şu demektir; ne kadar pompayı aşağıya salıyorsanız, derine bırakıyorsanız o kadar daha fazla elektrik harcamak zorundasınız. O zaman su kadar, Karapınar’da önemli olan başka bir girdi var o da elektrik. Orada yaptığımız görüşmelerde şunu gördük. Karapınar’da bitkisel üretimde en büyük maliyetin elektrik olduğunu gördük. Elektriğin toplam maliyet içindeki payı %60 ile %70 arasında değişiyor. Korkunç bir rakam” diye belirtti.

    Karapınar’da çiftçilerin çok iyi verim elde etmelerine rağmen bu yıl artan maliyetler nedeniyle üretim yapmaktan vazgeçme noktasına geldiğini kaydeden Sarıbal, “Çiftçiler ‘eğer elektrik, su meselesi, gübre, ilaç, tohum… Bu sorunlar çözülmez ise Karapınar’da tarım yapmak mümkün değildir’ diyorlar. Elektrik ve mazot üzerindeki vergiler ve fonlar kaldırılmalı, çiftçiye gübre ve tohum desteği mutlaka verilmeli” görüşünü dile getirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Sarıbal: Nazımiye Kaymakamı gücünü iktidardan aldığı için hala orada oturmaktadır -VİDEO

    CHP’li Sarıbal: Nazımiye Kaymakamı gücünü iktidardan aldığı için hala orada oturmaktadır -VİDEO

    PİRHA- CHP Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Nazımiye Kaymakamı’nın, Düzgün Baba Cemevi başkanına yönelik tehdidine ilişkin konuşarak; “Ettiğin bu hakaretleri sana iade ediyoruz. Ne karşında korkuyoruz, ne çekiniyorum, ne de çöküyoruz. Haddini aştığını kendisi de bilmekte. Derhal kaymakamın görevden alınması gerekiyor” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Nazımiye Kaymakamı’nın, Düzgün Baba Cemevi başkanına yönelik tehdidine ilişkin konuştu.

    Nazmiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın, Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i ‘Devletin gücünü size göstereceğim, göreceksiniz’ sözleriyle tehdit edip, elinde silahlarla fotoğraf paylaşmasına tepkisini dile getiren Sarıbal, bu olayın kabul edilemez olduğunu ve kaymakamın derhal görevden alınması gerektiğini söyledi.

    “İKTİDARIN VE SARAYIN KAYMAKAMIDIR O”

    Sarıbal, konuya ilişkin Meclis’te yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Nazımiye Kaymakamı Alevi toplumunun ibadetini yerine getirdiği, inancını, değerlerini, ritüellerini yerine getirdiği cemevine dair sosyal medyadan adeta bir silah gösterisi yaparak, ağır cümleler kullanarak tehdit savurmuştur. Bu kaymakamın hala orada oturuyor olması, iktidarın gücünden kaynaklanmaktadır. Gücünü iktidardan aldığı için oradadır hala. Görevden alınmamış olması bu ülkede nasıl bir faşizmle karşı karşıya olduğumuzu net gösteren bir tablodur. Bu devletin ve bizim kaymakamımız değildir. İktidarın ve Sarayın kaymakamıdır o. Her toplumun, her kişinin kutsalı vardır. Senin kutsalların ne kadar kıymetliyse herkesinki aynı kıymettedir. Ettiğin bu hakaretleri sana iade ediyoruz. Ne karşında korkuyoruz, ne çekiniyorum, ne de çöküyoruz. Haddini aştığını kendisi de bilmekte. Derhal kaymakamın görevden alınması gerekiyor. Bir toplumun vicdanını rahatlatmak açısından bu kıymetli bir adım olacaktır. Bu kaymakamı kınıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Eski Yalova HBVAKV Başkanı, katliam tepkisi nedeniyle yargılandığı davadan beraat etti!

    Eski Yalova HBVAKV Başkanı, katliam tepkisi nedeniyle yargılandığı davadan beraat etti!

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yalova Şubesi önceki dönem başkanı Fikret Demir, Konya’da Dedeoğlu Ailesinden 7 kişinin  katledilmesine yönelik paylaşım yaptığı gerekçesiyle yargılandığı davadan beraat etti.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yalova Şubesi önceki dönem başkanı Fikret Demir, Konya’da Dedeoğlu ailesinden 7 kişinin katledilmesinin ardından “Konya’da katliam! Genç, kadın demeden yedi kişi infaz edilip evi yakılıyor, Kürt oldukları için. Nerede devlet?” paylaşımını yapmıştı.

    Fikret Demir, Facebook paylaşımı sebebiyle hakkında açılan soruşturma nedeniyle bugün (7 Şubat) mahkemeye çıktı. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlaması ile yargılanan Demir’e, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP İl Başkanı Mehmet Gürel, CHP İlçe Başkanı Erdem Doğancı, Yalova Hacı Bektaş Vakfı Başkanı Fahrettin Koca, Çınarcık Hacı Bektaş Vakfı Başkanı Ali Musa Doğan ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

    Demir, savunmasında “Aslen Sivas, İmlanlı, Koçgiriliyim. Kürt olmam sebebiyle bu ırkçı cinayeti lanetliyorum. İfadelerimde bölünme kastı yoktur. Irkçı bir cinayet işlenmiştir ve bunu bir feryat anlamında ‘Neden göz göre göre bir katliam gerçekleşti’ diye belirttim. ifademde kesinlikle bir aşağılama veya düşmanlık yoktur. 2,5 yıl HBVAKV Şube Başkanlığı yaptım. 41 aileye yardım yaptık. Biz bu yardımları yaparken Kürt, Türk, Laz fark etmeden, insan oldukları için yardım yaptık. Burada bir ayrım kastı yoktur” ifadelerini kullandı.

    Fikret Demir, yaptığı savunmanın ardından ilk duruşmada beraat etti. Demir, aynı paylaşım sebebiyle bir başka savcılık tarafından daha dava açıldığını söyledi.

    PİRHA/ YALOVA

     

  • Aleviler Maraş’tan seslendi: Devlet katliamla yüzleşsin, katiller ortaya çıkarılsın-VİDEO

    Aleviler Maraş’tan seslendi: Devlet katliamla yüzleşsin, katiller ortaya çıkarılsın-VİDEO

    PİRHA- Alevi örgütleri öncülüğünde yüzlerce kişi, Maraş Katliamı’nın 43’üncü yılı dolayısıyla Yörük Selim Mahallesi’nde bulunan Erenler Cemevi’ne yürüdü. ‘Maraş’ın hesabını soracağız’ diyen Aleviler, devletin Maraş ve diğer katliamlarla yüzleşmesi çağrısında bulundu. 

    Alevi kurumları, 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında resmi açıklamalara göre 120 kişinin katledildiği, 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı, Alevilere ait 200’ün üzerinde evin yakıldığı ve 100’e yakın işyerinin tahrip edildiği Maraş Katliamı’nın 43’üncü yıldönümü nedeniyle kitlesel anma gerçekleştirdi.

    Katliamın yaşandığı Maraş’ın merkez Yörük Selim Mahallesi’nde bulunan Erenler Cemevi’nde yapılan anmaya, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Zeynel Özen, Kemal Bülbül, HDP Parti Meclisi üyesi Nesimi Aday’ın yanı sıra yüzlerce kişi katıldı.

    Anmanın yapıldığı Yörük Selim Mahallesi anmaya saatler kala yüzlerce polis tarafından ablukaya alındı. Anmaya katılanlar 3 farklı polis kontrol noktasından geçtikten sonra Erenler Cemevi’ne ulaşabildi.

    Anma Maraş Valiliği’nin “Kamu düzeni” gerekçesi ile yasaklanma kararına karşı, Erenler Cemevi’nin bulunduğu sokakta yapılan, yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüş ile başladı. Yürüyüşte sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Maraş’ın hesabı sorulacak”, “Maraş, Sivas Koçgiri unutulmaz hiçbiri”, “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı.

    Erenler Cemevi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, katliamda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşuna geçti. Anmanın açılış gülbengini Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz okudu. Ardından hayatını kaybedenlerin anısına semah dönüldü.

    “MARAŞ’IN YARASI HALA KANIYOR”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özel, aradan geçen 43 yılda olumlu bir değişiklik yaşanmadığını belirterek, “AKP ve kalemşörleri her gün Alevilere saldırıyor. Toplumda da bir değişim yok. Maraş Katliamı ile yüzleşmek için biz buradayız. Bizim istismar ettiğimizi söyleyenler insanlığını kaybetmişler. Hala mezarlarımızın yeri belli değil. İnsanlar dua okuyacakları bir mezar istiyorlar. Maraş yarası hala kanıyor. Bize yapılan hiç bir katliamı unutmayacağız. Hesap soracağız. Yüzleşme olana kadar bu davanın takipçisi olacağız” diye konuştu.

    Ardından kürsüye çıkan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, benzer katliamlara yaşanan cezasızlık politikalarına dikkat çekerek “Gerçek bir adalet tesis edilmeli. Bu katliamcı zihniyete karşı birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

    “DEVLET BU KATLİAMLA YÜZLEŞMELİ; KATİLLER VE ORGANİZE EDENLER ORTAYA ÇIKARILMALI”

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da Maraş ile yüzleşilmemesi durumunda acıların dinlemeyeceğini vurgulayarak, “Maraş,  NATO, kontgerilla, MHP ve ordu eli ile gerçekleşmiştir. Katliamlar ile yüzleşilmiyor ise yeni katliamların adımı atılacak denektir. Eğer Maraş ile yüzleşilseydi Sivas, Çorum, Ankara, Suruç olmayacaktı. Bunun bedelini bizleri birbirine düşman yaparak ödetiyorlar. Bu yaranın kabuk bağlaması, birbirimizin yüzüne bakmak için utanmak gibi bir derdimiz olmalı. Katliamla yüzleşmezsek Maraş’ın acısı ve hüznü hiçbir zaman son bulmayacak. O dönemde bu kolluk kuvvetleri neredeydi? Bu tedbirlerin milyonda biri alınsaydı bu insanlar toprağa düşmeyecekti. Devlet bu katliam ile yüzleşmeli, katilleri ve organize edenleri ortaya çıkarmalı” dedi.

    “İNKARLA, KATLİAMLA BİZLERİ BİTİREMEDİNİZ”

    Avrupa Alevi hareketi adına konuşan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Her yıl burada toplanıyoruz, yaşamını yitirenleri anıyoruz. Katliam yapanların eline ne geçti? Buradan sürdükleri Aleviler Avrupa’da inançlarını özgürleştirdi. Cemevleri Avrupa’da inanç merkezi. Bizi katlettiniz ama amacınıza ulaşamadınız. Türkiye’de kimliğimizi kabul edeceksiniz. Eşit yurttaşlık hakkını vereceksiniz. İnkar ederek bir yere varamazsınız. Bizi çembere almış polisler ama korkmuyoruz, geçen sene olduğu gibi buradayız. Biz kimliğimizi yaşamak istiyoruz. Aleviler örgütlü artık, hesap soracağız” ifadelerini kullandı.

    “YÜZLEŞİLİNCEYE KADAR BURDAYIZ”

    Türkiye’deki Alevi kurumları adına ise Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül konuştu.
    Güzelgül, Alevilerin varlığına dahi tahammül edilmediğini ifade ederek, “Yüzlerce canımızı 43 yıl önce katlettiler, binlercesini sürdüler. Maraş’ta Alevilerin sözü geçiyordu. Alevilerin varlığına tahammül edemeyenler organizeli bir katliam planladı. Biz Kerbela, Sivas ve Maraş’ı Cuma günü yaşadık. İnsanlar canice katledildi. Burada verilen mücadele mazlum ile caninin davasıydı. Bu davayı unutturmayacağız. Yüzleşme olana kadar buralardayız. Bu yolun, erkanın bir sahibi var. Mücadele ediyoruz, etmeye devam edeceğiz. Bize unutturmaya çalışıyorlar. Bunun yolları ise anmayı yasaklamak. Ama bizler bu zihniyet ile yüzleşene kadar buradayız. Maraş’ı unutmayacağız, unutturmayacağız” şeklinde konuştu.

    “KATLİAMI LANETLİYORUZ”

    Anma Tertip Komitesi adına konuşan Erenler Kültür Derneği Başkanı Müslüm İbili ise, 1978 yılında Maraş’ta çeşitli ölüm şekilleriyle Alevi’siyle, Sünni’siyle öldürülen canları anmak için bir arada olduklarını belirtti. Bu olayın sadece Alevi vatandaşların bir sorununun olmadığını vicdanı olan herkesin sorunu olduğunu kaydeden İbili, “İnanıyoruz ki Maraş halkı da barışı, kardeşliği ve kucaklaşmayı arzu etmektedir. Maraş’ta gerçekleştirilen katliam bir insanlık suçudur. Bu suça ortak olmak istemeyen tüm canlar, bu katliamı lanetlemeli ve kınamalıdır. Katliam hazırlıkları mahallemizde bulunan kahvehanenin taranmasıyla başladı. Ancak biz bu kadar yapılan zulme rağmen yüzyıllardır Anadolu topraklarında birlikte yaşayan Alevi’siyle, Sünni’siyle, Kürt’üyle, Türk’üyle inanç farklılığına rağmen yaşayan bir toplumuz. Bu ülkede daha mutlu olmanın yolu olan eşit yurttaşlık temelini yaratmak zorundayız. Ülkemizde barışın, huzurun ve kardeşliğin daim olmasını temenni ederek, katliamı bir kez daha lanetliyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından yaşamını yitirenlerin anısına mumlar yakılıp karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Avusturya’da St. Pölten Cemevi 31 Ekim’de açılıyor!

    Avusturya’da St. Pölten Cemevi 31 Ekim’de açılıyor!

    PİRHA- Avusturya’nın St. Pölten Eyaleti’nde yaşayan Aleviler, mülkiyetini de aldıkları cemevinin açılışını 31 Ekim’de saat 14:00’te yapacak. 

     Avrupa Alevi Birlikleri Bileşenleri St. Pölten Cemevi 31 Ekim’de açılıyor. Saat 14:00’te yapılacak açılışta AABF Bileşenleri St. Pölten Başkanı Ali Çimen, AABF Genel Başkanı Özgür Turak, AABF İnanç Kurulu Başkanı Haydar Bilgin ve St. Pölten İnanç Kurulu adına Ali Akbaba, konuşmacı olarak yer alacak.

    Cemevi açılışında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, Ana Zekiye Bilgin, AABK Örgütlenme Sorumlusu Mehmet Ali Çankaya, St. Pölten Belediye Başkanı Mathias Stadler, Avusturya Kadınlar Birliği Başkanı Ülker Sinci, HDP Milletvekili Zeynel Özen ile CHP Milletvekili Orhan Sarıbal da bulunacak.

    Sanatçı Metin Karataş, Taner Özdemir ve Gülistan Keleş de açılış etkinliğinde sahneye çıkacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sarıbal’dan orman yangınları açıklaması: Samimiyseler yasal güvenceye alırlar

    Sarıbal’dan orman yangınları açıklaması: Samimiyseler yasal güvenceye alırlar

    PİRHA-Milletvekili Orhan Sarıbal, ülke genelinde süren orman yangınlarına ilişkin, “Daha önce müteahhitlere ve maden firmalarına peşkeş çekilerek tahrip edilen ormanlarımız, zamanında gerekli önlemler alınmadığı için şimdi de yangınlarla yok oluyor. Ülkemizin nefes alanları olan ormanlarımızda meydana gelen yangınlar felaket boyutuna geldi” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, 28 Temmuz’da başlayan orman yangınlarına ilişkin açıklama yaptı. Sarıbal, son 6 günde 35 ilde 130 yangınının meydana geldiğine işaret ederek halen 7 bölgede kontrol sağlanamadığına işaret etti.

    Orhan Sarıbal, orman yangınlarının “felaket boyutuna” geldiğini belirterek “Daha önce müteahhitlere ve maden firmalarına peşkeş çekilerek tahrip edilen ormanlarımız, zamanında gerekli önlemler alınmadığı için şimdi de yangınlarla yok oluyor” dedi.

    Sarıbal, “Bu süreç geçmişten yapılan hataların bu güne yansımasıdır. AKP yönetimi yaşananların tek sorumlusudur. Tarım alanlarımızı imara açan anlayış, ormanlarımızı maden şirketlerine, inşaat şirketlerine açarak talan etti. Her şeyi rant ve para gören bu anlayış, zamanında gerekli tedbirleri almadığı için bugün orman yangınlarının önüne geçemiyor” ifadelerini kullandı.

    “ORMAN YANGINLARI % 272 ARTTI”

    Orman varlığının 22 milyon 933 bin hektar ile ülke yüzölçümünün yaklaşık % 29,4’ünü kapladığını belirten Sarıbal, “Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli bakan olduğunda yılda yaklaşık 5 bin 644 hektar orman alanı yanıyordu. 2020 yılında bu oran %272 artarak 20 bin 971 hektar alana çıktı. Tek adam keyfi yönetimine geçildiği son 3 yılda her yıl orman yangınları artarak devam ediyor. Buna rağmen gereken önlemler alınmadı. Türk Hava Kurumunun (THK) elinde olan uçaklara bakım yaptırarak hazır hale getirmek yerine kuruma kayyum atanarak işlevsiz hale getirildi. AKP Genel Başkanı Erdoğan, THK’nın uçak filosunu ve teknolojisini yenilemediği suçlamasında bulunuyor. Oysa kuruma kayyum atayan kendisi ve kurumun da ‘Onursal Başkanı.’ Adama sormazlar mı ‘Niye uçak filosunu ve teknolojisini yenilemedin?’ diye. Bugün binlerce hektar alanda orman yangını var ama müdahale eden uçak sayısı sadece 3. Bir inat uğruna ormanlarımız yandı” görüşünü dile getirdi.

    HER ŞEYİN SORUMLUSU KEYFİ YÖNETİM”

    Orhan Sarıbal, şöyle devam etti:

    “2020 yılında mülkiyeti Orman Genel Müdürlüğüne ait 1 yönetim uçağı, 6 yönetim helikopteri vardı. Kiralama yöntemi ile hizmet alınan 2 amfibik uçak ve 27 yangın söndürme helikopteri ile 2020 yılındaki yangınları söndürmedeki başarısızlığa rağmen önlem alınmadı. Erdoğan 2021 yılı için bir tasarruf genelgesi yayınladı ama kendisi buna uymadı. Makam araçlarından, onlarca uçağından feragat etmeyen AKP Genel Başkanı, orman yangınlarına müdahale edecek ne bir uçak aldı, ne bir uçak kiraladı. Kuraklığın arttığı bir yılda orman yangınlarının önceki yıllara göre daha da artma tehlikesine işaret eden bilim adamlarının uyarısına rağmen hiçbir tedbir alınmadı. 28 Temmuz 2021 tarihinde ‘Turizmi Teşvik Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la orman alanlarının turizme açılmasının yolu açıldı. Ardından bu yangınlar meydana geldi. Bu da insanların kafasında, haklı olarak, çeşitli soruları getiriyor.

    Eğer gerçekten ormanların korunması konusunda samimi iseler, öncelikle kanunu iptal ederler. Ardından yanan orman alanlarının imara açılmayacağını yasal güvenceye alırlar. Yanan alanları ağaçlandıracak bir platform oluşturarak ve yapılan ağaçlandırma çalışmaları bu platform aracılığıyla halka duyurulmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde asla inandırıcı olmayacaklardır.

    Yangın gibi bir olumsuzluk yaşandığında ilk müdahale edenler orman köylüleridir. Uzun zamandır gelirinden edilen orman köylüleri yerinden edildiği için yangınlara ilk müdahale de yetersiz kalıyor. Orman köylüsü ormanın yeniden sahibi olursa, habitat içinde yaşayan tüm canlılar koruma altına alınmış olur.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sarıbal: Yaş çay alım fiyatı 2.7 liraya düştü

    Sarıbal: Yaş çay alım fiyatı 2.7 liraya düştü

    PİRHA-Milletvekili Orhan Sarıbal, üreticilerin, çayı açıklanan fiyatın çok altında bir fiyata özel sektöre satmak zorunda kaldığını söyleyerek “Yaş çay alım fiyatı 4 lira olarak açıklandı ama günlük alım 15-20 kilo ile sınırlandı. Çiftçi şimdi çayını 2,7 liraya özel sektöre satmak zorunda kalıyor” dedi. Sarıbal, Refahiye yaylalarına sürülerini götüren besicilerin yaşadığı mağduriyeti de gündeme getirdi.

    Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, uygulanan kota nedeniyle üreticilerin, çayı açıklanan fiyatın çok altında bir fiyata özel sektöre satmak zorunda kaldığını söyledi. Sarıbal, “Primle birlikte yaş çay alım fiyatı 4 lira olarak açıklandı ama günlük alım 15-20 kilo ile sınırlandı. Çiftçi şimdi çayını 2,7 liraya özel sektöre satmak zorunda kalıyor” dedi.

    Üretilen 1.5 milyon ton yaş çayın yarısının ÇAYKUR tarafından alındığını, kalan yarısını ise özel sektöre mecburen satıldığını belirten Sarıbal, “Bunu bilen özel sektör istediği kadar fiyat düşürüyor. Üreticilerin mağdur edilmemesi için açıklanan fiyatın taban fiyat olarak uygulanmalı. Bu yapılamıyorsa ürününü ucuza satmak zorunda kalan üreticilerin kaybı özel devlet tarafından karşılansın” diye konuştu. 

    “VERİLEN DESTEĞİ ÖTV İLE GERİ ALDILAR”

    CHP’li Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, akaryakıtta yapılan özel tüketim vergisi (ÖTV) artışının çiftçiyi zor durumda bıraktığını ve bu durumun tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceğini söyledi. Sarıbal, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Ülkemizde tarım sektöründe ortalama 3 milyar litre mazot kullanılmaktadır. Çiftçimiz yılda yaklaşık 20 milyar lira mazota para ödemektedir. Son zam ile çiftçimize ek 2 milyardan fazla yük bindi. Oysa iktidar 2020 yılında 2 milyar 901 milyon olan mazot desteğini 2 milyar 724 milyona düşürdü. Yapılan ÖTV zammı ile çiftçimize verilen ek 2 milyardan fazla yük bindi. Bütçeden çiftçiye verdikleri mazot desteği son yapılan zam ile geri alındı.”

    “İHMAL FELAKETE NEDEN OLDU”

    21 Mayıs 2021’de Bursa’nın Karacabey İlçesinde yaşanan sel felaketiyle ilgili de konuşan Sarıbal, aşırı yağışlar nedeniyle Karacabey’in 4 köyünde ekili alanların su altında kaldığını aktardı. Yaşanan sel sonrası 10 bin dönüm ekili alanın zarar gördüğünü kaydeden Sarıbal, bazı evleri su bastığını, tarım ekipmanlarının zarar gördüğünü ve bölgeye çalışmaya gelen mevsimlik tarım işçilerinin çadırlarının tahrip olduğunu anlattı. Sarıbal, şu konulara dikkat çekti:

    “Bu ihmalin getirdiği bir sonuç. Dere yataklarında gereken bakımlar yapılmış olsaydı bu su baskınları yaşanmayacaktı. Her sonbaharda DSİ bölgedeki dere yataklarında gereken bakımı yapması, su kanallarını açık tutması, dere yataklarına yakın ağaçları budaması gerekiyor. DSİ özel sektöre işi ihale etmeden, işin uzmanı olarak bizzat kendisi bu bakımı yapmalı.” 

    YAYLA ENGELİ

    Konuşmasının sonunda Dersim’in Çemişgezek ilçesinden Erzincan’ın Refahiye yaylalarına sürülerini götüren besicilerin yaşadığı mağduriyeti de aktaran Sarıbal, şunları söyledi:

    “Hayvancılığımızın can çekiştiği bir dönemde yetiştiricilerimize de her türlü zorluk çıkarılmaktadır. Bunun son örneği ise Erzincan’da yaşandı.

    Hayvanlarını yaylaya çıkarmak için Tunceli Çemişgezek’ten yola çıkıp Erzincan Refahiye’ye gitmek isteyen yetiştiricilere kaymakamlık izin vermedi. Hayvanların yüklü olduğu kamyonlar 28 saat yolda bekletildi. Ama izin verilmedi. Sürü sahipleri 30 saate yakın hayvanlarına yem ve su vermeden tekrar evlerine geri dönmek zorunda bırakıldı. Yol boyunca bu insanları güvenlik güçleri takip etti. Her yıl hayvanlarını beslemek için bölgeye giden vatandaşlar ilk kez böyle bir olayla karşılaştılar. Bu haksızlığın biran önce giderilmesi gerekmektedir. Bu yaylalar, meralar halkındır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ataşehir PSAKD: Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir

    Ataşehir PSAKD: Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi, Dersim Soykırımı’ın yıl dönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı paylaşımdan sonra linç kampanyası başlatılmasını kınadı. Yapılan açıklamada, “Bugün bir kez daha Orhan Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir. Sarıbal şahsında Alevilere yönelik bu tutuma karşı, Sarıbal’ı destekliyoruz.  

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal’ın, 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde, ”Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı çokça gündem olmuş ve ırkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    PSAKD Ataşehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada, “CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 4 Mayıs günü Twitter hesabından ‘Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum’ şeklinde yaptığı paylaşım nedeniyle, yine CHP Bursa İl Başkanı Gürhan Akdoğan tarafından siyasi olarak lince maruz bırakılıyor” hatırlatmasında bulunuldu.

    “IRKÇILIĞI, İNKARI VE YOK SAYMAYI HEDEFLEYEN DÜŞÜNCE VE PRATİKLERİ PROPAGANDA EDİYOR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    4 Mayıs 1937 ve 38 Dersim katliamına, tam 84 yıl oldu. İnsanlık bu 84 yıl içerisinde adı değişen, bölgesi değişen, tarihi değişen ama sonuçları ve nedenleri değişmeyen birçok katliama tanık oldu. Dersim katliamı da 4 Mayıs 1937’de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Bakanlar Kurulunda alınan kararla başlatılmıştır. Bu karar insanlığın toplumsal hafızasında yok sayılacak, görmezden gelinecek bir karar değildir ve artık gün yüzündedir, karartılamayacak kadar açıktır.

    Gürhan Akdoğan “…önce bekledim en azından amacımı aşan bir ifadeydi’ örneğin birçok siyasetçinin yaptığı gibi ‘yanlış anlaşıldım, öyle demek istemedim’ diye bir özür dilesin hiç olmazsa çark etsin istedim öyle olmadı. Sonra bir süre daha bekledim ki bu kez duyarlı birçok partilinin tepkisinin yanında başta en yukarıdan en aşağıya mevcut örgüt yöneticileri geçmiş dönemde görev yapmış üst yöneticiler… onlardan da tık yok. Peki ya Faik Öztrak’a ne demeli dedesi o dönemde iç işleri bakanıydı. Senin dedeni de katliamcılıkla suçlayan Milletvekili arkadaşına Parti sözcülüğünü bir tarafa bırak kişisel olarak bir söz de mi söyleyemezdin…” ile başlayan uzun bir çağrı ile birilerini göreve davet ediyor. Akdoğan’ın çağrısında üzerine söz kurulması gereken nokta ırkçılığı, şovenizmi, imha, inkar ve yok saymayı hedefleyen düşünce ve pratikleri propaganda etmesidir.

    “BU COĞRAFYADA YAŞAYAN HERKES TÜRK-SÜNNİ’DİR SİYASETİ HAKİM KILINMAK İSTENMİŞTİR”

    Meselenin özü itibariyle Sarıbal karşıtlığında hortlatılmak istenileni, Dersim Katliamı’nı ve bütün yaşatılanları ve yaşananları nedenleriyle anlamak cumhuriyetin kurucu ilkeleri ve felsefesiyle toplumsal olarak yüzleşmek ile mümkün kılınacaktır. Osmanlıdan devralınan yok sayma ve tekleştirme mirası Cumhuriyetle sürdürülmüştür. Dersim Katliamı’nın nedeni budur. Bu coğrafyada yaşayan bütün farklı etnik kimlikler, inançlar, kültürler, diller yasaklanarak vatandaşlık bağıyla bağlanan herkes Türk- Sünni’dir siyaseti hakim kılınmak istenmiştir. Bugün insanlığın Dersim Katliamı başta olmak üzere insanlığa karşı işlenen bütün katliam ve suçlarla yüzleşmesi toplumsal sorumluluktur ve kaçınılmaz bir gerçektir.

    “HER TÜRDEN SALDIRIYA RAĞMEN YAŞAYAN, YAŞATILAN ALEVİLİKTİR”

    İnsanlık tarihi sınıflar mücadelesinin tarihidir. Geçmiş çağlardan bugüne kadar gelen bu mücadele bir ihtiyacın ürünüdür. Her sınıf kendi mücadelesini güçlü kılabilmek ve hasmını alt edebilmek için derli toplu hareket etmeye ihtiyaç duymuştur. Aleviler de bu sınıfın bir parçasıdır, Alevilerin örgütlülüğü vardır, Aleviler vardır, Alevilik haktır. Katliamla kıyımla, asimilasyonla, imha ve inkarla yok edilmeye çalışılmasına rağmen daha güçlü var olmaya devam edecektir. Yüzleşmenin diğer bir yönü bazen dikkatlerden kaçan hep katledilmeyi ve zulmü konuşmak oluyor ama esas olan ve biraz yoğunlaşılması gereken her türden saldırıya rağmen yaşayan, yaşatılan Aleviliktir.

    “DERSİM KATLİAMI İLE TARİHSEL DÜZLEMDE HESAPLAŞILSIN”

    Pir Sultan’ın deyişiyle “Bir taş oynamasın yerli yerinden, duysun canlar deyu bizi asarlar.” Taşlar yerinden oynar. İl başkanının kaygısı, Sarıbal gibi katliam ile resmi tarih dışı söz söyleyen çoğalır kaygısıdır. Dersim Katliamı ile tarihsel düzlemde hesaplaşılsın, arşivler tüm kamuoyunun dikkatine, erişimine ve vicdanına açılsın, ailesinden alınarak başka ailelere evlatlık verilen yeri yurdu belli olmayan sürgüne gönderilen çocuklar ile ilgili tüm süreç açığa kavuşturulsun, Seyit Rıza ve tüm kayıp canların mezar yerleri açıklansın şeklinde ortaya konan talepler insanlığın talebi olarak savunulmalı ve gereği yapılmalıdır.

    Yapılan bunca zulüm, katliam ve  sürgünler iktidar olmanın imkânları ve olanakları ile asla unutturulamaz. Mazlumların direniş ve mücadele tarihi buna tanıktır. Bugün bir kez daha Orhan Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir. Maraş, Malatya, Çorum, Sivas, Gazi, Ümraniye katliamlar asla unutulmadı, unutulmayacaktır. Sarıbal şahsında Alevilere yönelik bu tutuma karşı, Sarıbal’ı destekliyoruz. Biz Alevilere yapılana karşı, Alevi kurumları başta olmak üzere her demokratın tutum ve  tavır alması insanlık borcudur. Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz bütün canları özlem ve saygıyla anıyoruz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP’li Sarıbal: Halk nefessiz bırakılmak isteniyor-VİDEO

    CHP’li Sarıbal: Halk nefessiz bırakılmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA- İkizdere’de yapılmak istenen taş ocağına karşı 24 gündür mücadele eden İkizderelilerin direnişleri sürerken, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da “yaşam alanlarını korumak için direniyor” diyerek destek verdi.

    Rize’nin İkizdere ilçesinde yapımına devam edilen taş ocağı çalışmalarına, yurttaşlar ise sokağa çıkma yasağı ve bayrama rağmen doğa nöbetlerine devam ediyor. Bin 713 Karadenizli yurttaş, “İkizdere’de Taş Ocağı İstemiyoruz!” başlığı ile yayınladığı açıklamayla direnişe destek verirken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Orhan Sarıbal da, yöre halkına destek için İkizdere’ye gitti.

    “İNSANLARI YOK SAYARAK “BEN YAPTIM OLDU” DENEMEZ”

    İkizderelilerin yaşam alanlarını korumak için direndiğinin altını çizen Sarıbal, Dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde taş ocağı işleteceğiz diye insanların yaşam alanları tahrip ediliyor. Onlara destek olması gereken emniyet güçleri ise aldıkları emirle taş ocağını işletmek isteyen firmayı korumaya çalışıyor. Halk nefessiz bırakılmak isteniyor o yüzden direniyorlar. Biz de bu direnişlerine destek olacağız. İnsanları yok sayarak “ben yaptım oldu” denemez. Yapılan insan haklarına saldırıdır” dedi.

    “HEP BİRLİKTE DİRENİŞİ BÜYÜTELİM”

    Sarıbal, “vadinin yaşamı, toprağının üstü onların taşından, parasından, rantından daha kıymetli. Yaşam alanlarımızdan çeklin. Alın makinalarınızı gidin. Hep birlikte direnişi büyütelim” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hubyar Sultan AKD’den linççilere tepki: Dersim paylaşımı insanidir, Sarıbal’ın yanındayız

    Hubyar Sultan AKD’den linççilere tepki: Dersim paylaşımı insanidir, Sarıbal’ın yanındayız

    PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu, Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı paylaşımdan sonra milliyetçilerin linç kampanyası başlatmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Orhan Sarıbal’ın yaklaşımı hem insani hem de demokrasinin gereğidir. Bu yaklaşımdan dolayı vekile yönelik siyasi linç girişiminin karşısında ve Orhan Sarıbal’ın yanındayız” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın Dersim Katliamı’nın yıldönümünde, ‘Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum’ paylaşımı ırkçı, gerici çevreler tarafından tepki çekmiş, Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu yaptıkları yazılı basın açıklamasıyla yürütülen linç kampanyasına tepki göstererek Orhan Sarıbal’ın yanında olduklarını belirttiler.

    “HER ZAMAN YANIMIZDA OLAN DEĞERLİ BİR CANIMIZDIR”

    Yaptığı paylaşım nedeniyle CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın kendi partisinin içindekiler tarafından hedef haline getirildiğinin ve itibarsızlaştırılmaya çalışıldığının belirtildiği açıklama da şunlar aktarıldı:

    “Orhan Sarıbal duruşuyla mücadelesiyle kendini gösteren bir vekildir. Anti demokratik uygulamalara, yolsuzluklara, adaletsizliklere ve tarımdaki yanlış politikalara karşı tavrı ve pratiklerini biliyoruz. Bu anlamda halkın ve hakkın yanındaki tutumu nedeniyle değerli bir Can’ımızdır. Sadece Alevi hak talep mücadelesinde değil, Alevilere düşüncesi ve duruşu nedeniyle açılan davalarda, eylemlerimiz ve basın açıklamalarımızda her daim yanımızda olması nedeniyle örnek demokrat tavrı bizim için önemlidir.

    “SARIBAL’IN YAKLAŞIMI HEM İNSANİ HEM DE DEMOKRASİNİN GEREĞİDİR”

    Sosyal medya paylaşımıyla Alevilerin halen acılarını derin hissettiği Dersim Katliamı’nda yitirdiklerimizi insani olarak sahiplenmesi birilerini rahatsız etmiş olsa da hassasiyetlerimizi görmesi, biz Alevilerle dayanışması ve acılarımız paylaşması açısından değerli bir yaklaşımdır. Orhan Sarıbal’ın yaklaşımı hem insani hem de demokrasinin gereğidir. Bu yaklaşımdan dolayı vekile yönelik siyasi linç girişiminin karşısında ve Orhan Sarıbal’ın yanındayız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Milletvekili Sarıbal’a destek: İnkarcı politikalardan vazgeçin-VİDEO

    Milletvekili Sarıbal’a destek: İnkarcı politikalardan vazgeçin-VİDEO

    PİRHA- Mersin Dersimliler Dernek Başkanı Hasan Tanrıkut, CHP’li Orhan Sarıbal’ın Dersim Katliamı paylaşımının insani olduğunu belirterek, “Dersim Katliamı yaşanmış bir gerçektir ve bu gerçekler kabul edilmeli. Geçmişle yüzleşmek bir halkın acısını paylaşmak bu ülkeye bir şey kaybettirmez aksine kazandırır” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal’ın Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde, “Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı çokça gündem olmuş ve ırkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    “GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK BU ÜLKEYE BİR ŞEY KAYBETTİRMEZ, KAZANDIRIR”

    Konuya ilişkin konuşan Mersin Dersimliler Dernek Başkanı Hasan Tanrıkut, Sarıbal’ın paylaşımının insani olduğunu belirterek, “Dersim Katliamı yaşanmış bir gerçektir ve bu gerçekler kabul edilmeli. Geçmişle yüzleşmek bir halkın acısını paylaşmak bu ülkeye bir şey kaybettirmez aksine kazandırır ve özgürlükleri, demokrasiyi geliştirir. Aksi söylem ve politikalar kaybettirir” dedi.

    “İNKARCI POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMELİ”

    Tanrıkut, geçmişiyle bilmeyenler ve geçmişte yaşanan acılarla yüzleşmeyenlerin geleceklerini kurmayacağının altını çizerek, “Dersim’de bir soykırım yaşandığı belgelerle ortada. Bunu inkar etmenin kimseye faydası olmaz. İnkarcı politikalardan vazgeçmek gerekiyor. Bir ülkedeki farklı diller ve inançlar o ülkedeki zenginliğin göstergesidir. Gelin ülkemizin geleceğini tekçi, inkarcı politikalarla değil, kardeşli, barış ve özgürlükler üzerinden inşa edelim. Bu ülkemizi güçlü kılacaktır” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • DEDEF: Sesini sesimize kattığı için linçe uğrayan Orhan Sarıbal yalnız değildir!

    DEDEF: Sesini sesimize kattığı için linçe uğrayan Orhan Sarıbal yalnız değildir!

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Dersim Soykırımı’ın yıl dönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı paylaşımdan sonra linç kampanyası başlatılmasını kınayarak, konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal’ın Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde, ”Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı çokça gündem olmuş ve ırkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından, konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Dersim Katliamı’nın yıldönümünde vicdanının sesini sesimize kattığı için linçe uğrayan, itibarsızlaştırılmaya çalışılan Orhan Sarıbal’ın yalnız olmadığını, bu konuda da dayanışmamızın her daim onunla olduğunu bilinmesini istiyoruz” denildi.

    “TEK TİPÇİ, IRKÇI ANLAYIŞ GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE MEVCUDİYETİNİ KORUYOR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın; 4 Mayıs Dersim Katliamı’nı Anma Günü’ne ilişkin, “Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” şeklindeki sosyal medya paylaşımının, adeta bir linç kampanyası ile karşılanmaya çalışıldığını belirtti. Bu vesileyle bir kez daha gördük ki Onur Öymen gibi resmî ideolojinin gözüyle olaylara bakan tek tipçi, ırkçı anlayış güçlü bir şekilde mevcudiyetini koruyor.

    İki dönem CHP Bursa İl Başkanlığı yapan Gürhan Akdoğan, sosyal medya paylaşımında özetle; Dersim’de yaşananların, devletin bölünmez bütünlüğüne ve Cumhuriyet’e yönelik kasıt ve isyan olduğunu, devletin de bunun gereğini yaparak isyanı bastırdığını ve bir katliamdan söz edilemeyeceğini yazarak, katliam üreten manipülasyonları tekrarlama yoluna gitmiştir.

    “BİZE VERİLEN EMİR TEK KELİMEYDİ: İMHA!”

    Gerçekler bu inkârcı ve imhâcı zihniyetlerin iddia ettiği gibi midir? Biz Dersimliler bu katliamdan sağ kurtulanların anlattıklarıyla büyüdük. Olayı bizzat yaşayanların tanıklıkları, katliam esnasındaki kimi görevlilerin itirafları, gün yüzüne çıkan tarihi belgeler ve toplu mezarlar ortadayken hakikat daha ne zamana kadar inkâr edilecektir? O dönemin Malatya Emniyet Müdürü ve sonrasının Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, “Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler” itirafı, inkârcıları utandırmıyor mu?

    Yine Dersim Katliamı sırasında albay olan Hulusi Yahyagil “1938’de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de bazı dağ köyleri o yıl vergi vermemişti. Bize verilen emir ise tek kelimeydi: İMHA! Vergi vermedikleri için yok etmek! Bu düşünceyi, bu uygulamayı kim yapabilir? Zorbalar ve insanlık suçu işleyenler. Ebetteki vergi hususu bu işin bir yönü; gerçek neden Dersim’i Türkleştirmekti. Ben kıta komutanıydım. Bize verilen emir ‘Canlı hiçbir şey bırakmayın!’ şeklindeydi” sözleri de mi, vicdanını sarsmıyor Gürhan Akdoğan ve onun gibi düşünenlerin?

    “BİZ DERSİMLİLER RESMİ RAKAMLARIN ÇOK ÇOK ÜZERİNDE KATLEDİLİP SÜRÜLDÜĞÜMÜZÜN TANIĞIYIZ”

    Evet, biliyoruz ki katliama katılanların da ifade ettiği gibi niyet etnik ve inançsal olarak farklı olan Dersim’i katliam ve sürgünlerle yok etmek, asimile etmek ve bunun sonucunda da Sünnileştirmek ve Türkleştirmekti. Daha 1926’dan beri Dersim’e ilişkin hazırlanan tüm raporlar “çıban” olarak görülüp “imha” ile çözülme yaklaşımı sergilenmiştir. 1934 İskân Kanunu, 1935 Tunceli Kanunu, 1934 Jandarma Umum Komutanlığı Raporu, Dersim’i ‘koloni’ gibi görmek gerektiğini söyleyen Fevzi Çakmak ve diğerlerinin raporları, hukukun ve insanlığın nasıl hoyratça çiğnendiğinin belgeleri olarak karşımızda durmaktadır.

    İsmet İnönü, 18 Eylül 1937’de Meclis kürsüsünden Dersim sorununun halledildiğini, girilmeyen tek vadi ve köy kalmadığını, sükûnetin tamam olduğunu söylemesine karşın, 1938’de gerçekleştirilen ikinci harekâtın resmi olarak kabullenilen bilançosu 13.806 Dersimlinin öldürüldüğünü, 11.683 kişi de sürgün edildiğini söylemektedir. Biz Dersimliler elbette ki bu resmi rakamların çok çok üstünde katledilip sürüldüğümüzün tanığıyız; ama bu kadarı bile vicdanlarını sarsmıyor böyle düşünenlerin. Gerçekleri anlamak isteyenler için fazlasıyla belge ve araştırma olduğu için sözü daha çok uzatmayı gerekli görmüyoruz.

    “DERSİM’İ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Dersim Katliamı’nın yıldönümünde vicdanının sesini sesimize kattığı için linçe uğrayan, itibarsızlaştırılmaya çalışılan Orhan Sarıbal’ın yalnız olmadığını, bu konuda da  dayanışmamızın her daim onunla olduğunu bilinmesini istiyoruz. Üstelik onun sadece insan hakları hassasiyeti konularındaki bitmez çabalarıyla değil, başta tarım ve yoksulluk olmak üzere Türkiye’nin diğer temel sorunları konusunda da Meclis’in en çalışkan milletvekillerinden biri olduğu gerçeğini bu vesileyle herkese duyurmayı kendimize borç biliyoruz.

    Bu vesileyle Dersim halkını derinden üzen ırkçı açıklamaları kınadığımızı, bütün mazlumların yanında olacağımızı ve onların sesi olmaya devam edeceğimizi buradan herkese duyuruyoruz. Dersim’i unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız!

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Akdoğan’ın Dersim Soykırımı’nı meşrulaştıran sözlerine sert tepki

    CHP’li Akdoğan’ın Dersim Soykırımı’nı meşrulaştıran sözlerine sert tepki

    PİRHA- Bursa Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim Soykırımı’ın yıldönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı “Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı üzerinden CHP eski Bursa İl Başkanı Gürhan Akdoğan’ın soykırımı meşrulaştıran ve Seyit Rıza’yı isyancı diye nitelendiren açıklamalarına tepki gösterdi. Açıklamada, “Onlar ne kadar gerçekleri inkar etmeye, faşist ve ırkçı zihniyetlerini kusmaya devam ederlerse etsinler bizler gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz” denildi.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal’ın Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde ,”Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı çokça gündem olmuş ve ırkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    CHP eski Bursa İl Başkanı Gürhan Akdoğan, milletvekili Orhan Sarıbal’ın sözleri üzerinden sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kim olursa olsun, kimse, hele hele hiçbir CHP’li, tüm arşivler ortada iken,1930’larda yaşanan acı olayları, Koçgiri isyanını, Nasturi isyanını, Mustafa Kemal Atatürk’e ve kurulan Cumhuriyete başkaldıran Şeyh Said’i Seyid Rıza’yı görmeyerek, Atatürk’ü katliamla veya bunu ima ederek suçlayamaz. Evet o dönemde acılar yaşanmıştır ama başta İngilizler olmak üzere emperyalistlerin teşviki ve silahlandırmasıyla onlarla iş birliği içinde bölünmez bütünlüğümüze Cumhuriyete karşı isyan edenleri görmezden gelerek böyle bir algı yaratamaz Cumhuriyet dönemindeki il isimlerini başka odaklara mesaj vermek için bile değiştiremez. Özelliklede Atatürk’ün kurduğu partiden milletvekili olup da bu paylaşımı yapamaz” ifadelerini kullanmıştı.

    Bursa Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, CHP eski Bursa İl Başkanı Gürhan Akdoğan’ın bu tartışma üzerinden Dersim Soykırımı’nı meşrulaştıran ve Seyit Rıza’yı İngilizlerin ayaklandırdığı isyancı olarak nitelendiren sözlerine tepki gösterdi.

    Dönemin Malatya Milletvekili olan İhsan Sabri Çağlayangil’in, “Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden bunları fare gibi zehirledi ve yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler” sözlerinin hatırlatıldığı açıklamada, bütün gerici faşist iktidarların halklara karşı uyguladıkları soykırım politikalarına karşı haklı ve meşru bir zemin hazırlamaya çalıştığına vurgu yapıldı.

    Açıklamada, “Onlar ne kadar gerçekleri inkar etmeye, faşist ve ırkçı zihniyetlerini kusmaya devam ederlerse etsinler bizler gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz. Onlar ellerinde cetvellerle kafatası ölçen, ellerine kan bulaşmış, ırkçı, tek tipçi, faşist geleneğin takipçileri iken bizler ise mazlumların yanında, zulme karşı duran, bedeli canımız da olsa doğruyu savunanların takipçileri olacağız” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “İDEOLOJİK MAYALARI IRKÇI OLANLAR LİNÇ KAMPANYASI BAŞLATTI”

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 4 Mayıs Dersim Katliamı’nı  Anma Günü’ne ilişkin olarak “Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” şeklindeki sosyal medya paylaşımı bir kez daha Dersim’le ilgili tartışmaları alevlendirmiştir. Farklı siyasal oluşumlar içerisinde olmalarına rağmen ideolojik mayaları aynı olan inkarcı, ırkçı ve faşist gruplar harekete geçip bir linç kampanyası başlattı. Bu vesileyle bir kez daha gördük ki Onur Öymen gibi resmi ideolojinin bakış açısıyla olaylara bakan tek tipçi, ırkçı anlayış güçlü bir şekilde toplum içerisinde ve çeşitli siyasal partilerde mevcudiyetini korumaya devam ediyor.

    “GERÇEKLER İNKARCI VE İMHACILARIN İDDİA ETTİĞİ GİBİ MİDİR?”

    Gürhan Akdoğan paylaşımında özetle; Dersim’de yaşananların devletin bölünmez bütünlüğüne ve Cumhuriyet’e yönelik kasıt ve isyan olduğunu, devletin de bunun gereğini yaparak isyanı bastırdığını ve bir katliamdan söz edilemeyeceğini yazmıştır. Yani resmi ideolojinin açıklamalarını tekrarlayıp bunun aksinin de özellikle devletin kurucu partisi olan CHP içerisinde birileri tarafından dillendirilmesinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

    Peki gerçekler bu inkârcı ve imhacı zihniyetin iddia ettiği gibi midir?

    Biz Dersimliler bu katliamdan sağ kurtulanların anlattıklarıyla büyüdük. Olayı bizzat yaşayanların tanıklıkları, katliam esnasında devletin ve kolluk kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde yer alan asker ve bürokratların anlatımları, gün yüzüne çıkan tarihi belgeler ve toplu mezarlar dururken bu gerçek ne kadar inkar edilebilir?

    “İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL’ İN AÇIKLAMALARI İTİRAFTIR”

    O dönem Malatya Milletvekili olan İhsan Sabri Çağlayangil, “Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden bunları fare gibi zehirledi ve yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler.” demiştir. Bu yaşanılan katliama dair itiraf değil midir?

    Bizler biliyoruz ki Dersim’de tarihin görmüş olduğu en acımasız ve en vahşi katliamlarından biri yaşandı. Öyle ki Sabiha Gökçen’e verilen Dersim’in bombalanması görevinde onun ekibinde yer alan Muhsin Batur “Anılar ve Görüşler” kitabında Dersim’de yaşanılan katliama ilişkin olarak bunların çok üzücü olaylar olduğunu ve yaşantısının bu kısmını anlatmak istemediğini belirtmektedir. Buradan da anlaşılıyor ki içeresinde yer alanları dahi dehşete düşüren bir katliamdır Dersim Katliamı. Yine Dersim Katliamı sırasında albay olan Hulusi Yahyagil, “1938’de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de bazı dağ köyleri o yıl vergi vermemişti. Bize verilen emir ise tek kelimeydi: İMHA.” Vergi vermedikleri için yok etmek! Bu düşünceyi, bu uygulamayı kim yapabilir? Zorbalar ve insanlık suçu işleyenler. Ebetteki vergi hususu bu işin bir yönü idi. Gerçek neden Dersim’i Türkleştirmekti. “Ben kıta komutanıydım. Bize verilen emir “Canlı hiçbir şey bırakmayın” şeklindeydi.

    “AMAÇ DERSİM’İ SÜNNİLEŞTİRİP TÜRKLEŞTİRMEKTİ”

    Evet, biliyoruz ki katliama katılanların da ifade ettiği gibi niyet etnik ve inançsal olarak farklı olan Dersim’i katliam ve sürgünlerle yok etmek, asimile etmek ve bunun sonucunda da Sünni Türk yapmaktı. Dersim’e ilişkin hazırlanan tüm raporlarda Dersim’in Kızılbaş inancı Türklüğe düşman olarak görülmüş ve bunun yok edilmesinin gerekleri belirtilmiştir. Yani bu inkarcı ve imhacı zihniyetin belirttiği gibi ortada bir isyan hadisesi yoktu. Devlet 1936 yılında Dersim’de silah toplama kararı almış ve JUK’un  (Jandarma Umumi Komutanlığı) raporuna göre Dersim aşiretlerinin elinde 9.070 adet silah bulunmakta olup bu silahların 7.880 adeti Dersim halkı tarafından teslim edilmişti. İsyana niyeti olan bir halkın silahlarını kendi isteğiyle teslim etmesi mantıklı mıdır sizce? Ayrıca yüzbinlerce kişiye, uçak ve toplara sahip bir orduya karşı bir kaç tüfeğin başarı şansı olabilir mi?

    “İNKARA KARŞI GERÇEKLERİ HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Bütün gerici faşist iktidarlar halklara karşı uyguladıkları politikalarına haklı ve meşru bir zemin hazırlamak isterler. Bunun için amaçlarını evrensel değerlerin ve kavramların içine yedirerek etkili biçimde sunmaya çalışırlar. Amerikan emperyalizminin Irak işgalinin gerçek amacını gizlemek için uydurduğu “kimyasal silah bulunduğu” yalanı gibi Libya’da Afganistan’da ve Suriye’de de yapılan hep aynıydı ve milyonlarca insan katledilip yurtlarından koparıldı. Şimdi aynı şeyi İsrail siyonizmi Filistinlilere yapıyor. Kendisine roket atıldığını ya da başka bir gerekçeyi kullanıp insanları katlediyor. İşte Dersim katliamına gerekçe uyduranların durumu da bunlarla aynıdır. Onlar ne kadar gerçekleri inkar etmeye, faşist ve ırkçı zihniyetlerini kusmaya devam ederlerse etsinler bizler gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz. Onlar ellerinde cetvellerle kafatası ölçen, ellerine kan bulaşmış, ırkçı, tek tipçi, faşist geleneğin takipçileri iken bizler ise mazlumların yanında, zulme karşı duran, bedeli canımız da olsa doğruyu savunanların takipçileri olacağız.

    Dersim halkını derinden üzen bu ırkçı açıklamaları kınadığımızı, bütün mazlumların yanında olacağımızı ve onların sesi olmaya devam edeceğimizi buradan herkese duyuruyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Milletvekili Orhan Sarıbal’a destek: Irkçı-faşist çevrelerin lincini kınıyoruz

    Milletvekili Orhan Sarıbal’a destek: Irkçı-faşist çevrelerin lincini kınıyoruz

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim Soykırımı’ın yıl dönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı paylaşımdan sonra linç kampanyası başlatılmasını kınayarak, “Bursa CHP Milletvekili sayın Orhan Sarıbal’ın vicdani, insani tutum ve davranışına yöneltilen saldırıları bir kez daha kınıyor, Dersim halkı ve tüm vicdan sahibi insanlarımızın Sayın Sarıbal’ın bu onurlu ve insani duruşunu takdir ettiğini vurguluyoruz” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal’ın Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde ,”Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı çokça gündem olmuş ve ırkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    Konuya ilişkin açıklama yapan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın vicdani, insani tutum ve davranışı ile adaletin tecelli edilerek yaralar sarılabileceğini ve yeni acılara yol verilmeyeceğini ifade etti. Irkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası kınandı.

    Açıklamada ayrıca, Seyit Rıza’nın 3. kuşak torunlarından Murat Yıldız adlı gencin hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağdat köyü kırsalında SİHA ile aracı bombalanarak yaşamını yitirmesi protesto edilerek, 4 Mayıs Bakanlar Kurulu Kararının yıldönümü vesilesiyle yüzleşme ve adalet çağrılarının yapıldığı günlerde Seyit Rıza evlatlarından bir gencin katledilmesinin acı verici ve manidar olduğu dile getirildi. 

    “DERSİM’İN TASFİYESİ İÇİN HAREKETE GEÇİLMİŞTİR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    Bilindiği üzere, 4 mayıs 1937 tarihli Bakanlar kurulu kararının 84. Yıldönümü vesilesiyle Dersim kurumları, halkı ve dostları bu yıl da birçok etkinlik ve paylaşım gerçekleştirmiş, Dersim soykırımıyla yüzleşme ve adalet çağrısında bulunmuşlardır. 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı tüm hazırlıkları tamamlanan son Dersim seferlerinin start aldığı bir karar ve tarihtir. Osmanlı ve Cumhuriyet süreçlerinde devamlılık arz eden bir Dersim raporları süreciyle Dersim’in tasfiyesi yönünde bir kararlaşma yaşanmış, hukuki ve askeri boyutlarıyla hazırlık tamamlanmış, bu kararla da Dersim’in tasfiye edilmesi için harekete geçilmiştir.

    Bir imparatorluğun dağılma sürecinde onlarca halk bağımsızlık ilan ederken, Koçgiri ve Dersim özelinde sadece Alevi Kürtler değil, Sünni mezheplere mensup Kürtlerin de özerklik ve ortak yaşam talepleri katliamlarla karşılık görmüş, on binlerce savunmasız insanımız katledilmiş, yaşam alanlarından koparılarak sürgün edilmiş, sayısını dahi bilemediğimiz çocuklarımız gasp edilerek götürülmüş ve akıbetleri bugüne kadar öğrenilememiştir.

    “ÇOK YÖNLÜ ŞİDDET POLİTİKALARI KESİNTİSİZ DEVAM EDİYOR”

    Dersim halkı yüzleşme çağrısında bulunurken bir intikam histerisiyle hareket etmemekte, yüzleşme ve adalet çağrısında bulunmaktadır. Dahası Dersim meselesi tarihte yaşanıp geride kalan bir olay olmaktan çok hala yaşanmakta olan, yeni acılar ve travmalara yol açan bir süreç biçiminde devam etmektedir. Gerek Dersim gerekse tüm Kürtlerin toplumsal-insani hakları hala tanınmamakta, çok yönlü ve sistematik şiddet politikaları kesintisiz biçimde sürdürülmektedir.

    Tarihsel yaşam alanlarımız neredeyse insansızlaştırılmış, halkımız dünyanın dört bir yanına savrulmuş, dil ve kültürümüz, inanç kimliğimiz yok edilişin sınırına sürüklenmiştir.

    “MURAT YILDIZ’IN KATLEDİLMESİ ACI VERİCİ VE MANİDARDIR”

    Çeşitli gerekçelerle insanlarımız hala katledilmektedir. Tüm diğer acılarımıza eklenen Nupelda ve Ayaz çocuklarımızın, masum u paklarımızın acısı hala tazeyken, Seyit Rıza’ın 3. kuşak torunlarından Murat Yıldız adlı gencimiz izin belgesi alarak mantar ve ışkın toplamak için gittiği bölgede SİHA ile aracı bombalanarak katledilmiştir. 4 Mayıs Bakanlar Kurulu Kararının yıldönümü vesilesiyle yüzleşme ve adalet çağrılarının yapıldığı günlerde Seyit Rıza evlatlarından bir gencimizin katledilmesi acı verici ve manidardır. Aileye başsağlığı diliyor ve bu saldırıyı protesto ediyoruz.

    “ORHAN SARIBAL’IN DUYARLILIĞI ANLAMLIDIR”

    Yarınlar kan dökerek ve yeni travmalar yaratarak inşa edilemez ve hiç kimse bu ülkede barışı, huzuru yaşayamaz. Şüphesiz ki ne Dersim halkı ne de bir bütün olarak Kürt halkı toplumsal haklarından vaz geçemez. İşte tam da 4 Mayıs Bakanlar Kurulu Kararnamesi yıldönümü bağlamında Dersim halkı sesini duyurmaya çalışırken gerçekleştiren bir twitter paylaşımı üzerinden Bursa CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’a yönelik bir linç kampanyası başlatılmıştır. Bir Dersim Kurumu olarak Sayın Orhan Sarıbal’ın duyarlılığını anlamlı buluyor ve linç kampanyası yürütmekte olan ırkçı-faşist çevreleri, hezeyanları kınıyoruz.

    “SARIBAL’ A YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ”

    Yarınlar insan düşmanı ırkçı hezeyanlarla değil, Orhan Sarıbal gibi vicdanının, yüreğinin sesine kulak veren insanlarımızın çabalarıyla güzelleşecek, adalet tecelli edecek ve yaralar sarılabilecek, yeni travma ve acılara yol verilmeyecektir. Bu ülke 84 milyon insanın tamamının yaşam alanıdır, rızalaşma ve ikrarlaşma ile eşitlikçi, özgürlükçü yarınlar yaşanabilecektir.

    Bursa CHP Milletvekili sayın Orhan Sarıbal’ın vicdani, insani tutum ve davranışına yöneltilen saldırıları bir kez daha kınıyor, Dersim halkı ve tüm vicdan sahibi insanlarımızın Sarıbal’ın bu onurlu ve insani duruşunu takdir ettiğini vurguluyoruz. Bugüne umut, yarınlara ışık olalım. Sayın Sarıbal’ın vicdani tutumunu Anadolu’nun tüm insanlarında görebilme umudunu canlı tutuyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Orhan Sarıbal: Yem fiyatları %60 arttı, üretici krizde

    Orhan Sarıbal: Yem fiyatları %60 arttı, üretici krizde

    PİRHA-CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, artan yem fiyatları karşısında hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini belirterek, “Hayvancılık girdilerinin %70’ni yem oluşturmaktadır. Yem fiyatları son bir yılda %60 arttı. Bunun karşısında et ve süt fiyatları %18 ile %20 arasında arttı. Bu tabloda hayvancılık sürdürülemez” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, hayvancılık sektörünün artan yem fiyatları karşısında sürdürülemez hale geldiğini belirterek, “Hayvancılık girdilerinin %70’ni yem oluşturmaktadır. Yem fiyatları son bir yılda %60 arttı. Bunun karşısında et ve süt fiyatları %18 ile %20 arasında arttı. Bu tabloda hayvancılık sürdürülemez” dedi.

    Tarımın her alanında ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Sarıbal, tarımsal üretimin önem kazandığı pandemi sürecinde bile çiftçilerin içinde bulunduğu sorunların katlanarak devam ettiğini söyledi.

    Sarıbal, besicilerin ürettiği etten, süt üreticilerin de sattığı sütten para kazanamadığına vurgu yaparak şöyle devam etti:

    “Et ve Süt Kurumu (ESK) verilerine göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen tek adam vesayet sistemine geçilmeden önce yani 2018 Şubat ayında bir besici 1 kilo et karşılığında 26 kg yem alabiliyordu. 2018 yılından itibaren her yıl biraz daha azalarak, bugün bu miktar 18 kg yeme düşmüş durumda.

    Son 3 yılda kesim fiyatları %47 artarken, yem fiyatları 2 katından fazla %106 arttı.

    Yine tek adam keyfi yönetiminden önce 2018 Şubat ayında süt yem paritesi yani bir litre süt ile 1 kilo 430 gram yem alıyordu. Bugün ise 1 litre süt ile 1 kilo 180 gram yem alabiliyor.

    Bugün süt üreticisi de besi üreticisi de zarar etmektedir. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Sektörün para kazanabilmesi için, örneğin, süt/yem paritesinin en az 1.50 yani 1 litre ile 1 kilo 500 gram yem alabilmesi gerekir. Aksi takdirde üreticiliği sürdürmesi mümkün değildir.”

    “SÜT HAYVANLAR KESİME GİDİYOR”

    CHP’li Sarıbal, hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin her gün biraz daha zarar ettiğini bu nedenle süt hayvanlarının kesime gittiğini belirtti. Sarıbal, şöyle devam etti:

    “Süt hayvanları kesime giderse sektör iki koldan zarar görecek ve hayvancılığımız ciddi bir krize girecek. Süt fiyatları yeniden belirlenmeli ve süt/yem paritesi 1.5 seviyesine getirilmelidir. Besiciler kestirdiği 1 kilo et karşılığında en az 30 kilo besi yemi alacak şekilde kesim fiyatları belirlenmeli, gerekirse ESK devreye girerek müdahale etmelidir. Yem destekleri arttırılmalı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sarıbal: Çiftçi kaybetti, tüketici de kaybedecek

    Sarıbal: Çiftçi kaybetti, tüketici de kaybedecek

    PİRHA- CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, son günlerin tartışma konusu olan gıda fiyatlarındaki artışı değerlendirdi. Sarıbal, “Girdi fiyatları artarken çiftçi kaybediyor. Mazot, ilaç, tohum, gübre gibi tarımsal üretimde kullanılan girdiler, döviz kuruna bağlı olarak hızla artarken, ürünü para etmediği için çiftçi kaybediyor. Hem çiftçi hem tüketici mağdur olacak. Bizi bütünüyle bir gıda krizi bekliyor” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, son günlerin tartışma konusu olan gıda fiyatlarındaki artışı değerlendirdi. Sarıbal, “Girdi fiyatları artarken çiftçi kaybediyor. Mazot, ilaç, tohum, gübre gibi tarımsal üretimde kullanılan girdiler, döviz kuruna bağlı olarak hızla artarken, ürünü para etmediği için çiftçi kaybediyor. Çiftçi kaybederken, pahalı girdilerle yapılan üretimden dolayı tüketici de pahalı gıda tüketecek. Hem çiftçi hem tüketici mağdur olacak. Bizi bütünüyle bir gıda krizi bekliyor” dedi.

    “GÜBRE FİYATLARI YÜZDE 90 ARTTI”

    Tarımsal üretimin en önemli girdilerinden olan gübre fiyatlarındaki artışa değinen Sarıbal, “Birçok tarımsal üründe olduğu gibi tarım girdilerinde de dışa bağımlıyız. Çiftçimiz yılda 6 milyon ton gübre kullanmaktadır. 2019 yılında 5 milyon ton gübre ithal edilerek 1.3 milyar dolar, 2020 yılının ilk 11 ayında ise 4 milyon ton gübre ithal edilerek karşılığında 1 milyar dolar para ödendi” dedi.

    Son bir yılda gübre fiyatlarının %90’a yakın arttığını belirten Sarıbal, 3 AKP öncesi, 7 tanesi de AKP döneminde olmak üzere devlete ait 10 gübre fabrikasının özelleştirildiğini belirtti. “Bugün yaşanan gübre sorunun temel nedeni yapılan bu özelleştirmelerdir” diyen Sarıbal, “AKP döneminde satılan gübre fabrikaları ile 266 milyon dolar gelir elde edildi. AKP iktidarı döneminde ise toplamda 72 milyon ton gübre ithal edilerek karşılığında 20 milyar dolar ödendi” diye konuştu.

    “GIDA FİYATLARI DAHA DA ARTACAK”

    Gübre kullanımının hem ürün kalitesi hem de ürün rekoltesi için önemli olduğunu hatırlatan Sarıbal, şöyle devam etti:

    “Artan maliyetler karşısında ya çiftçi gübre kullanımını düşürecek ki bu da üretimin düşmesi anlamına geliyor. Kaldı ki çiftçi gübre kullanmak istese bile şu anda gübre yok. Çiftçi ya gübre kullanamayacak ya da yüksek maliyetlere katlanıp üretim yapacak. Her iki durumda da bu maliyetler halkın sofrasına gelen gıdaya yansıyacak ve gıda fiyatları daha da artacak. Yani hem çiftçi hem tüketici kaybedecek.

    Kötü ekonomi yönetimi nedeniyle döviz kuru yükseldikçe hepsi de ithal olan mazot, ilaç, tohum gibi girdilerin fiyatları yükseliyor. Girdi maliyetleri yükseldikçe de gıda fiyatları artıyor. Buna bir de tüketicinin alım gücü kaybı eklenince ‘gıda krizi’ oluşuyor. Bizi ciddi bir gıda krizi bekliyor.”

    Artan girdi maliyetlerinin yanında çiftçilerin en büyük sorunu olan borçların yapılandırılmadığını da anımsatan Sarıbal, “Günü birlik tedbirlerle, bir iki aylık borç ertelemeleriyle bu sorun çözülemez. Girdi fiyatlarındaki aşırı artış ve ödenemez noktaya gelen borçları nedeniyle çiftçinin üretim yapamaz noktaya gelmiştir. Çiftçi borçlarının yapılandırılması için yapılan bütün çağrılara AKP yönetimi kulaklarını tıkadı. 180 milyarı aşan çiftçi borçlarının bankalara ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçları yapılandırılmadığı için çiftçinin tarlasına, traktörüne, hayvanlarına haciz geldi, gelmeye devam ediyor” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sarıbal: Maraş’ta yaşanan organize bir katliamdır

    Sarıbal: Maraş’ta yaşanan organize bir katliamdır

    PİRHA-CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Maraş katliamı, her anı hesaplanmış, adım adım uygulanmış, sonrasında üzeri kapatılmış ve hesabı sorulmamış organize bir katliamdır” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Maraş Katliamının üzerinden 42 yıl geçtiği halde “kanayan ve derinleşen bir yara” olarak kaldığını söyledi. Katliamın hesabının sorulmadığı için sonrasında benzer katliamların yaşanmaya devam ettiğini aktaran Sarıbal, şunları söyledi:

    “Ülkemizin en kanlı olaylarından biri olan Maraş Katliamının üzerinden 42 yıl geçti. Maraş katliamı, her anı hesaplanmış, adım adım uygulanmış, sonrasında üzeri kapatılmış organize bir katliamdır. 12 Eylül darbesine giden yolda en önemli köşe taşlarından biridir Maraş katliamı. 19 Aralık 1978 tarihinde başlayan ve tam 7 gün süren katliamda, daha önceden işaretlenmiş evlere, işyerlerine yapılan saldırılar sonrasında, resmi rakamlara göre 111 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce insan yaralanmış, işyerleri ve eyler talan edilmiştir. Yüzyıllarca o şehirde, Maraş’ta yaşamış olan insanlar baba ocağı topraklarını terk etmek, başka şehirlere hatta başka ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır.

    Bu katliamın hesabı sorulmadığı için sonrasında yaşanan Çorum, Sivas, Suruç, Ankara katliamlarına zemin hazırlamıştır. Katliamın sorumlularından hesap sorulmazken, katliam mağdurları ölülerini bile gömemedi. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri mağdurların yakınlarına verilmedi, devlet tarafından gömüldü.”

    “MARAŞ KATLİAMI KAPANMAMIŞ BİR DAVADIR”

    “Katliamda kaybedilen ve bulunamayan insanlar var hala. Dava dosyasını isteyen avukatlara ‘devlet sırrı’ denilerek, dosya verilmedi, verilmiyor. O nedenle kapanmamış bir davadır Maraş katliamı.

    Bütün bunlara rağmen katliamda kaybettikleri yakınlarını anmak için toplanan insanlara her türlü engel çıkarılmaktadır. Bu tavır diğer katliamların mağdur yakınlarına da aynen yaşatılmaktadır.”

    Sarıbal, “Maraş katliamı, 12 Eylül faşist cuntası için organize edilen olayların bir parçasıdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Aralarında masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlıların bulunduğu onlarca insanın yaşamını yitirdiği Maraş Katliamının planlayıcılarından, tetikçilerinden ve katillerinden tek bir kişi bile ceza almadı. Aradan geçen yıllar boyunca tüm iktidarlar tarafından korunan katiller ‘özgürce’ dolaşmaya devam ediyor. Tarihe kara bir leke olarak geçen Maraş Katliamı yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Katliam sonrası şehirdeki solcuların, Alevilerin yüzde 80’i şehri terk etti. Bugün başka şehirlerde, ülkelerde yaşayan Katliam mağdurların çocukları, akrabaları, kayıplarını anmak için şehre gelmek istediklerinde önlerine her türlü engel çıkarılıyor. Şehre sokulmuyor. Birileri Maraş, Çorum, Sivas katliamlarının unutturmak istiyor ama unutmayacağız. Bu topraklarda eşit yurttaşlığın hayata geçirilmesi için, eşit yurttaşlığın, demokrasinin ve özgürlüklerin egemen olduğu bir geleceğin kurulması için Maraş’ların, Çorum’ların, Sivas’ların bir daha yaşanmaması için mücadele etmeyi sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ANKARA