Etiket: oruç

  • DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde oruç lokması verildi

    DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde oruç lokması verildi

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde cemevi yöneticileri tarafından Yas-ı Muharrem vesilesiyle oruç tutan canlar için lokma verildi.

    Aleviler için kutsal olan Muharrem ayının başlamasıyla birlikte Aleviler oruçlarını tutmaya ve lokmalarını paylaşmaya devam ediyor. DAD  Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde Muharrem ayında oruç tutan canlarla biraraya gelinerek oruç lokması verildi.

    DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde verilen oruç lokmasına Aka-Der, CHP Mamak Meclisi üyesi Necati kahraman, Araştırmacı Yazar Özcan Öğüt, HDP Mamak ilçe Yönetim Kurulu üyeleri, PSAKD Eski Başkanı Mustafa Demirtaş ve çok sayıda mahalle halkı katılım gösterdi.

    “HÜSEYİN’İN DURUŞUNU SAHİPLENMEK GEREK”

    Lokma öncesi canlardan rızalık alarak konuşma yapan PSAKD Eski Başkanı Mustafa Demirtaş, “Yas-ı Muharrem ayının önemine vurgu yaparak Hüseyin için ağıt yakmak ve  gözyaşı dökmek yerine Hüseyin’in duruşunu sahiplenmek gerek. Hz. Hüseyin her zaman mazlumların sesi oldu. Yezit ise her zaman lanetlendi” diye konuştu.

    İmam Hüseyin için gözyaşı dökmek onun yoluna gitmek değildir” diyen Demirtaş, “Canlar, Hz. Hüseyin’in yaptığını yapması gerekiyor. Zalimin zulmüne karşı durmak, mazlumlardan yana olmak gerekiyor. Bugüne kadar kaybettiğimiz şehitlerimizi İmam Hüseyin’in nezdinde anıyoruz” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    PSAKD’nin eski Başkanı Mustafa Demirtaş’ın konuşmasının ardından Zakir Murat Yılmaz deyişler söyledi. Ardından tekrar gülbanglar okunarak oruç lokması tamamlanmış oldu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’de lokmalar pay edildi

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’de lokmalar pay edildi

    İstanbul’da Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem ayı dolayısıyla oruçlar açıldı, lokmalar paylaşıldı. Yapılan konuşmalarda toplumsal huzur, barış ve dayanışma mesajları verildi.

    İstanbul’da AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Kerbela yası dolayısıyla oruçlar açıldı. Çok sayıda kişinin katılım sağlarken, cemevi dedesi tarafından okunan gülbengla oruçlar açıldı. Daha sonra cemevi Başkanı Zeynel Odabaş kısa bir konuşma yaptı.

    Odabaş, cemevleri üzerinde oynanan oyunlara karşı toplumsal barış, kardeşlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Kardeşlik ve barış rüzgarına en çok ihtiyaç duydukları bugünlerde toplum içindeki kenetlenmeyi perçinleyecek bu tür organizasyonlara önem verdiklerini söyleyen Odabaş, şöyle devam etti:

    “Bugün 12 hizmet ve gençlik kollarımızın oruç açma sofralarının etrafında inşa ettiği manevi köprüler, kalplerimize huzur, yüreklerimize sıcaklık ve bakışlarımıza umut verdi. İçerisinde bulunduğumuz bu mübarek ayda, barış ve huzur içerisinde birbirinin inancına saygıyı, nasıl yaşanacağını bütün dünyaya öğretmiş bir inancın neferleriyiz. Alevi inancında insanların birbirine gösterdiği saygı ve sevgi bir yerlerde alınan ödünç değerler değildir. Dedelerimizden, inanç önderlerimizden öğrendiğimiz değerlerdir. Gençlerimizin geleceği de bu değerler üzerinde şekillenmektedir. Onlara olan güvenimiz her geçen gün artarak devam ediyor. Muharrem ayının 5. günü matem orucumuzu açmamıza katkı sağlayan, bizleri bir araya getiren 12 hizmet ekibimize ve gençlik kollarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Dede Savak’tan Muharrem çadırına tepki: Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram var mı?

    Dede Savak’tan Muharrem çadırına tepki: Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram var mı?

    PİRHA – Erzincan PSAKD Şubesi’nin her yıl açtığı muharrem çadırının belediye tarafından kaldırılmasına tepkiler gelirken, Baba Mansur Ocağı dedelerinden Gökmen Savak da ‘Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram varmı?’ diye sorarak Alevilerin son yıllarda Ramazan’daki iftar çadırlarına özendiğini belirtti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şubesi’nin her yıl muharrem ayında açtığı çadır belediye çalışanları tarafından kaldırılmıştı. Birçok Alevi kurum temsilcisi çadırın açılmasına izin verilmemesine tepki gösterirken, Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak dede de “Alevilerde Muharrem Çadırı diye bir kavram var mı?” diye sorarak çadır kurulmasını eleştirdi.

    Savak, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şunları belirtti:

    “Asıl soru şu olmalı..! Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram var mı? Son yıllarda adeta Ramazan’da ki iftar çadırlarından özenerek Muharrem çadırı düzenlemek ne kadar yol doktrinine uygun? Yas olan Muharrem sadece oruçtan mı ibaret?

    “KENDİ NOKSANIMIZI GÖRMEZDEN GELEMEYİZ”

    Burada sadece AKP belediyesine kızıp kendi noksanımızı görmezden gelemeyiz. Ağacın kurdu kendinde misali kusur yine bizdedir. Değerlerimizi suistimal edip çeşitli faktörlere alet ederek değersizleştirmeyi çok iyi ediyoruz. Bu nedenle kimseye kızmaya hakkımız olmadığını düşünüyorum.”

    NE OLMUŞTU?

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Erzincan Şubesi ve Alevi vatandaşların her yıl Muharrem ayında açtıkları çadıra encümen kararını gerekçe gösteren Erzincan Belediyesi izin vermedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Matem orucundaki tutuklu TV10’un yöneticilerine uygun koşullar sağlanmıyor

    Matem orucundaki tutuklu TV10’un yöneticilerine uygun koşullar sağlanmıyor

    PİRHA – Bir yıla yakındır hiçbir gerekçe gösterilmeden suçsuz yere cezaevinde yatan ve Muharrem ayı nedeni ile cezaevinde matem orucu tutan Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir  için uygun koşullar sağlanmıyor.

    Aleviler için kutsal olan Muharrem ayına girilmesiyle birlikte matem orucu başladı.

    Silivri Cezaevi’nde 10 aydır tutuklu bulunan KHK ile kapatılan TV10’un çalışanı kameraman Kemal Demir ile 9 aydır tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç Silivri cezaevinde matem orucu tutuyorlar.

    CEZAEVİNDE ORUÇ TUTUYORLAR

    Kemal Demir görüşüne gelen eşi Sevim Demir aracılığıyla cezaevinde kendilerine oruç tutmak için gerekli ortamın hazırlanmadığını söyledi.

    YEMEKLERDE ET VAR

    Kemal Demir, yemeklerinin oruç açma saatinde verilmediğini, yemeklerin içinde et olduğu için yiyemediklerini ve istedikleri yemeğin verilmediğini ifade etti.

    Daha önce de Veli Büyükşahin’in cezaevinde Alevi dedesiyle görüşme talebi cezaevi yönetimi tarafından kabul edilmemişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kenanoğlu, Erzincan’daki muharrem çadırının kaldırılmasını meclise taşıdı

    Kenanoğlu, Erzincan’daki muharrem çadırının kaldırılmasını meclise taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şubesi’nin her yıl muharrem ayında açtığı çadırın belediye çalışanları tarafından kaldırılmasını İçişleri Bakanı Soylu’ya sordu. Kenanoğlu, “Yakın geçmişte Armutlu’da reva görülen muamele ve Erzincan’daki müdahale, yakın gelecekte Alevilerin maruz kalacağı baskı ve engellemeleri önceleyen uygulamalar mıdır?” ifadelerini kullandı. 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Erzincan Belediyesi çalışanları tarafından kaldırılan Muharrem çadırını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.

    Kenanoğlu’nun verdiği soru önergesinde şunlar belirtildi:

    “11 Eylül 2018 Salı günü, Erzincan’da Muharrem Ayı’nın ilk gününde, oruç açılışı etkinliğinde lokmalarını paylaşmak amacıyla Erzincan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin kurmuş olduğu çadır Erzincan Belediyesi çalışanları tarafından kaldırılmıştı. Konuyla ilgili olarak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yetkililerinin valilik ve emniyet yetkilileriyle gerekli görüşmeleri yapmış olmasına ve bu görüşmeler sonucunda belirtilen alanda çadır açmanın önünde herhangi yasal bir engelin olmadığı belirtilmesine rağmen, belediye encümen kararını gerekçe olarak sunan çalışanlar, çadırı kaldırmış lokmaların paylaşılmasını engellemişlerdir.

    “ALEVİLERİN DAYANIŞMA PRATİKLERİ ENGELLENİYOR”

    Çadırın açılması noktasında, daha önceki yıllarda yaşanan deneyimlerin – yakın zamanda bu alanda kurulan Ramazan Ayı iftar çadırı ve daha önceki yıllarda yine bu alanda sorunsuzca kurulan Muharrem Ayı çadırları – aksi yönünde alınan ve de uygulanan bu karar, tepkilere yol açmış ve Alevilerin kamusal alanda görünür olmalarının ve kendi inançları uyarınca ritüellerini uygulamalarının engellenmesi yönünde değerlendirilmiştir. Yakın zamanda İstanbul Sarıyer’de bulunan Armutlu Cemevi’ne yapılan baskınla medyada yer edinen ve Alevileri rahatsız eden uygulamaların farklı bir türevine/devamına Erzincan’da oruç açılışı etkinliklerinde de tanıklık edilmiştir. Ortaya çıkan bu durum, Alevilerce, bu yollu bir baskı silsilesinin harekete geçirildiğinin işareti olarak kaygıyla karşılanmaktadır.

    Demokratik hukuk devleti ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin ibadet etme özgürlüğü noktasında deklere ve kabul ettiği hükümlerle çelişen bu tutum, açıkça, Alevilerin yas/matem ve dayanışma pratiklerinin muktedir bir güç tarafından sınırlandırılması ve ancak kendi tasavvur ettikleri biçimiyle uygulanabileceğinin mümkün olduğu yönündeki bir baskının dayatılması olarak yorumlanmaktadır.”

    “ALEVİLER KAMUSAL ALANDAN DIŞLANIYOR MU?”

    Kenanoğlu bu kapsamda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti;

    • Uygulamaya konan bu keyfi müdahalenin gerekçesi bakanlığınızca nasıl açıklanmaktadır? Bu anti demokratik uygulamanın sorumluları hakkında bir girişiminiz olacak mıdır? Bu konuda herhangi bir inceleme başlatıldıysa süreç ne aşamadadır?
    • Yukarıdaki açıklamalardan hareketle, Alevilerin kamusal alanda görünür olmalarının engellenmesi ve/veya bu alandan dışlanması gibi bir husus söz konusu mudur?
    • Yakın geçmişte Armutlu’da reva görülen muamele ve Erzincan’daki müdahale, yakın gelecekte Alevilerin maruz kalacağı baskı ve engellemeleri önceleyen uygulamalar mıdır?
    • Alevilerin inançları uyarınca kendi ritüel ve pratiklerini uygulayabilmeleri noktasında – uluslararası ve anayasal hükümlerle çelişen – tekraren tanıklık edilen baskı ve engellemeler bakanlığınızca nasıl açıklanacaktır?  PİRHA/İSTANBUL

  • Alevilerin matem orucu nedeniyle açtığı çadıra belediye izin vermedi

    Alevilerin matem orucu nedeniyle açtığı çadıra belediye izin vermedi

    PİRHA – Erzincan Belediyesi, her yıl Muharrem Ayında Alevi vatandaşların açtıkları çadıra son alınan encümen kararını gerekçe göstererek izin vermedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Erzincan Şubesi ve Alevi vatandaşların her yıl Muharrem ayında açtıkları çadıra encümen kararını gerekçe gösteren Erzincan Belediyesi izin vermedi.

    “SÖZ KONUSU ALEVİLER OLUNCA YASAK”

    PSAKD Erzincan Şubesi Erzincan Belediyesinin bu keyfi tutumuna tepki göstererek şu açıklamayı yaptı:

    “Muharrem orucu nedeniyle her yıl düzenli olarak açtığımız Muharrem çadırına son alınan encümen kararı gerekçe gösterilerek izin verilmemekte. Bu yıl Ramazan ayı boyunca açılan her türlü etkinlik, kermes için kullanılan bölge, konu, biz Aleviler olunca yasaklanmış ve karar alınmış oluyor. Valiliğin izni olmasına rağmen Erzincan Belediyesinin bizlere karşı sergilediği bu yanlı tutumu siz canlarımıza, halkımıza ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Dede Sefa Öztürk: Kerbela’yı ağlama duvarından çıkarmalıyız-VİDEO

    Dede Sefa Öztürk: Kerbela’yı ağlama duvarından çıkarmalıyız-VİDEO

    PİRHA – Güvenç Abdal Ocağı dedelerinde Sefa Öztürk, Alevilikte orucun aç kalma eylemi değil insanın kendini eğitme durumu olduğunu kaydederek lokmanın önemine vurgu yaptı. Öztürk, Muharrem orucu sonunda pişirilen aşure için ise “Asıl olan farklılığın aynı kazanda pişerek olgunlaşması, aynılaşması. Yani herkes farklı farklı gelir aynı kazana konulur farklılıkları orada gider ve farklılıklarına tahammül eder. Tam da bugün sorunumuz birlik ve dirlik sorunudur” dedi.  

    Kerbela’da İmam Hüseyin ile susuz bırakılarak katledilen 72 kişi için tutulan 12 İmamlar orucu (Muharrem) bugün tutulmaya başlandı. Üç gün süren Masum-u Paklar ve arkasından bir gün tutulan Ana Fatıma orucunun ardından başlayan Muharrem orucu 12 gün sürecek.

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk ile Muharrem ayının önemine, Matem orucunun ardından pişirilen aşureye ve Muharremin günümüze yansımasına ilişkin sohbet ettik.

    “KERBELA DÜN DEĞİL BUGÜN”

    Muharrem ayının temel özelliklerinden bir tanesinin Kerbela’da İmam Hüseyin’in Yezid’e karşı direnişi diğerinin de Muharrem sonunda pişirilen aşure olduğunu söyleyen Öztürk, günümüz dünyasında hala katliamların devam ettiğine vurgu yaptı. Öztürk, şunları kaydetti:

    “İnsanlık tarihi 680 yılında 10 Ekim’de yaşanan Kerbela olayından sonra birçok katliamlara tanık olmuştur. Günümüz dünyasında katliamlar devam ediyor. Fakat öyle bir toplum durumuna geldik ki Ali Asker’e, Ali Ekber’e gözyaşı dökenler (bir buçuk yaşında Ali Asker şehit edilmiştir) fakat günümüz dünyasında o kadar çocuk katlediliyor, o kadar çocuk annesiz ya da babasız bırakılıyor ki yüzlerce çocuk bugün cezaevinde. Kerbela bence dün değil bugün. Yani bugün ki kıyımları, bugün ki katliamları, bugün ki çocuklara yapılan zulümleri mutlaka görmek zorundayız. Eğer Kerbela’yı görüp de bugünü görmüyorsanız hiçbir anlamı, mantığı yok. Yani biz ‘Kerbela dün değil bugün devam ediyor’ demek durumuyla karşı karşıyayız.”

    “ASIL OLAN FARKLILIKLARIN AYNI KAZANDA PİŞEREK OLGUNLAŞMASI”

    Eskiden aşurenin 12 çeşit tahıldan yapıldığını söyleyen Öztürk, aşurenin önemine şöyle dikkat çekti:

    “Asıl olan farklılığın aynı kazanda pişerek olgunlaşması, aynılaşması. Yani herkes farklı farklı gelir aynı kazana konulur farklılıkları orada gider ve farklılıklarına tahammül eder. Tam da bugün sorunumuz birlik ve dirlik sorunudur. Aşure birliğin, beraberliğin, farklılıkların aynı zamanda pişerek, olgunlaşarak, kamil insan noktasına gelerek ortadan kaldırılması.”

    “ALEVİLİKTE ORUÇ AÇ KALMA EYLEMİ DEĞİLDİR”

    Günümüzün temel sorunlarından bir tanesinin lokmaya sahip çıkabilmek olduğunu belirten Öztürk, Alevilikte lokma paylaşımının insanların alın teriyle hilesiz ve hurdasız bir şekilde ürettiği kazançlarını dostlarına sunması olduğunu ekledi. Günümüzde bir iftar çılgınlığı olduğuna işaret eden Öztürk, Alevilikte sahur ve iftarın olmadığını da ifade etti. Alevilikte orucun aç kalma eylemi olmadığını söyleyen Öztürk, şöyle devam etti:

    “Oruç Alevilikte insanın kendisini eğitme durumudur. Yani elinize, gözünüze, kaşınıza, ayaklarınıza sahip olma, yediğiniz paylaştığınız lokmanın kıymetini bilme, emeğinize sahip çıkma, o emeğinizle ürettiğiniz lokmanın mademki helal lokma olacak, hilesiz ve hurdasız sofraya konma sürecidir. O anlamda bir başkasının lokmanızı talan etmesine, onu elinizden almasına ya da başkalarının elinden lokma almayı şiddetle reddederek alın terini savunmalısınız. Yani bir aşureden emek bilincini çıkarabiliriz. Bir emek bilincini, iki farklılıkların aynı cemde giderilmesi. Yani şöyle düşünmekte fayda var: Herkes kendisi olarak ceme gelir dışarı çıktığında kendisi olarak değil o toplumun bir üyesi olarak gider. Yani toplumsallaşır. Amaç aşurede bir lokmayı doğru anlamak, kavramak yani sadece bir seferde yutulan yiyecek değil üretim safhasından tüketim safhasına kadar nasıl soframıza konulduğunu anlamak bilmek, onun helal olmasını sağlayabilmek, ona hile ve hurda karıştırmamak ikincisi farklılıkların ortadan kaldırılması durumu.”

    “KADIN VE ÇOCUKLARIN İSMİYLE ORUÇ TUTTUĞU TEK İNANÇ BİÇİMİ”

    Öztürk, Muharrem öncesinde tutulan üç günlük Masum-u Paklar ve bir günlük Ana Fatıma orucuna ise şöyle dikkat çekti:

    “Bugün tam da dünya üzerinde temel sorunlarımız olan çocuk ve kadın sorunlarını buradan görmek mümkün. Alevilik kadınların, çocukların dünyada ismiyle oruç tuttuğu tek inanç biçimidir. Bunu böyle algılamakta fayda var.”

    “AH HÜSEYİN VAH HÜSEYİN, LANET OLSUN YEZİD’E DEMEKLE DÜNYA DEĞİŞMİYOR”

    Kerbela’yı ağlama duvarından çıkarmak gerektiğini kaydeden Öztürk, “Eğer günümüz Yezid’lerine karşı bir tavrınız varsa bir duruşunuz varsa ancak o zaman Kerbela’yı içselleştirmiş olursunuz, anlamış olursunuz. Yoksa ‘Ah Hüseyin vah Hüseyin, lanet olsun Yezid’e, lanet olsun Muaviye’ye’ demekle dünya değişmiyor. Mesele Hüseyin’in Yezid’e karşı vermiş olduğu mücadeleyi günümüz Yezidlerine karşı vermek. Çünkü günümüzde zulüm aynen olduğu gibi devam ediyor, hala kadınlar töre cinayetlerine kurban ediliyor, hala çocuklar istismarın parçası, hala emeğimize göz konulmakta, hala doğa yağmalanıyor. Günümüz zalimlerinin dünkü zalimlerden nitelik olarak hiç farkları yok. Eğer Yezid’e karşıysanız bugünkü duruşunuzla bunu ifade edeceksiniz. Bugünkü haksızlıklara, bugünkü zulme karşı gelmeyenlerin ‘Ben Yezid’i sevmiyorum lanet olsun Yezid’e’ sözü hiç inandırıcı ve gerçekçi değildir.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Muharrem Orucu 11-12 Eylül’de tutulacak

    Muharrem Orucu 11-12 Eylül’de tutulacak

    PİRHA – Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 kişi için tutulan 12 İmamlar Orucu (Muharrem)  bugün Masum-u Paklarla başladı. Oruçta saf su içilmezken eğlenceden de uzak durulur. Oruç açma saatleri ise güneşin batışına denk gelir.

    Alevilerin matem ayı olarak bilinen Muharrem ayı bütün Aleviler için yas ayıdır. Kurban Bayramı’ndan 20 gün sonra başlayan Muharrem ayı, 680’de Kerbela’da Yezit tarafından öldürülen İmam Hüseyin ve 71 kişi için tutulan oruç aslında bir yas ibadetidir ve İmam Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır.

    Aleviler, Muharrem ayında kimi yerlerde 10, kimi yerlerde de 12 gün oruç tutarlar. Bu yıl 7-8-9 Eylül’de Masum-u Pak orucuyla başlayan On İki İmam Orucu, 10 Eylül’de Ana Fatıma ve 11- 22 Eylül arasında ise On İki İmam Orucu tutulacak. 23 Eylül de ise On iki İmamlar’in ve bu yolda şehit olan bütün canların anısına on iki çeşit/veya daha fazla gıdadan oluşan Aşure pişirilerek canlarla pay edilir.

    SAHUR YAPILMAZ, ORUÇ GÜNEŞE GÖRE AYARLANIR

    Alevilerde sahur olmadığı gibi oruç açarken belirlenmiş bir saat yoktur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir. Aleviler oruç açarken top sesi, ezan sesi gibi işaretler beklemezler, güneş batınca oruçlarını açarlar. Görkemli sofralar da kurulmaz.

    Oruç süresince de (12 gün boyunca) düğün, nişan, sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Su saf olarak içilmemektedir. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay, kahve, meşrubat, meyve suyu, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır).

    ÇAĞDAŞ YAŞAMDA DEĞİŞEN GELENEKLER

    Geleneksel kesimde hala Muharrem ayına özgü uygulamalar olarak varlığını koruyan (banyo yapmama, tıraş olmama, aynaya bakmama, çamaşır yıkamama gibi) kimi pratiklerin çağdaş yaşam içerisindeki uygulama zorluğu nedeni ile uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.

    PİRHA/İSTANBUL

  • TV10 eylemin 51. haftasında Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz-VİDEO

    TV10 eylemin 51. haftasında Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan Tv10’un yeniden açılması için kanal emekçilerinin başlattığı eylem 51 haftasında da devam etti.  OHAL kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile TV10 çalışanları, her hafta yaptıkları eylemin 51’incisini, Cumartesi insanlarından Güzel Ana’ya atfettiler. TV10 Programcısı ve Yöneticisi Rohat Emekçi, “Biz bugün burada Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz. Ezilmeden, boynumuzu eğmeden dimdik alnımız ak bakmaya çalışacağız” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Galasataray Meydanı’nda “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” şiarıyla düzenlenen eylemde, Güzel Ana’nın fotoğrafları taşındı. TV10 eylemine 51. haftasında Barış Meclisi Üyesi Hakan Tahmaz, Barış Blokun’dan İbrahim Sinemillioğlu, Oyuncu Nur Sürer, Sanatçı Ali Baran, Cumartesi İnsanları, Munzur Çevre Derneği, Demokratik Alevi Derneği (DAD) ve TV10 izleyicileri destek verdi.

    “ALEVİLER 12 GÜN BOYUNCA SESSİZ SEDASIZ ORUÇ TUTACAK”

    Bu haftaki açılış konuşmasını TV10 yöneticisi ve programcısı Rohat Emekçi yaptı. Emekçi, “12 İmamlar Oruç ayındayız. Aleviler 12 gün boyunca sesiz sedasız oruç tutacak. Tüm cemevlerinde semah dönecek ve dua edecek. 12 İmamlar aynı zamanda yediden yetmişe direniş ayıdır. Bizler de bugün bu direniş geleneğini sürdürmeye devam edeceğiz. Biz bugün burada Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz. Ezilmeden, boynumuzu eğmeden, dimdik alnımız ak bakmaya çalışacağız. Çünkü biz de biliyoruz ki boynumuz yere düşerse, onurlu bir şekilde başımız dik gezmezsek yarın tarih bunun hesabını soracaktır” dedi.

    “BU HAFTAKİ EYLEMİ GÜZEL ANA’YA ATFEDİYORUZ”

    Bu haftaki eylemi Hakk’a yürüyen Güzel Ana’ya atfettiklerini belirten Emekçi, “Güzel Ana F tipi hücre sistemine, tecrit uygulamasına direnmek için 19 Aralık 2000 tarihinde gerçekleşen kanlı operasyonun mahkum yakını mağdurlarından biriydi. Başta Cumartesi Anneleri olmak üzere gücü, imkanı, yettiğince her türlü hak mücadelesinin yanında yer aldı” şeklinde konuştu.

    “TV10’A HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR”

    Barış Meclisi Üyesi Hakan Takmaz ise 51 haftadır hukuksuz bir şekilde yasaklanan ve el konulan TV10’un açılması, el konulan mallarının sahiplerine geri verilmesi ve barışın sesinin susturulamayacağını göstermek için bu eylemlerin sürdüğünü belirtti. Barışın sesinin duyulması için TV10’a her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Takmaz, “TV10 gibi barışın sesini yükselten medya kuruluşlarına çok daha fazla ihtiyacımız olduğunu belirterek, bu sesi susturamayacaklar diyoruz. Her hafta 14.00’te buradayız. Bizi bundan tek bir şey alıkoyabilir. Televizyonumuzun iade edilmesi ve el konulan mallarımızın geri verilmesi. Bu yoldan geri dönmeyeceğiz” dedi.

    “TV1O HİÇ KİMSENİN YANDAŞI DEĞİLDİ”

    Barış Bloku’ndan İsmail Sinemillioğlu, MGK’nin barışı bombalamak için toplandığını hatırlattı. Sinemillioğlu, “TV10 Türkiye’de sesi çıkmayanların, Alevilerin Kürtlerin, emekçilerin sesi olarak yayın yapıyordu. Bundan korkuyorlardı” diye konuştu.

    Sinemillioğlu, “TV10 tıpkı Alevi inancında olduğu gibi 72 millete aynı nazarda bakan bir kanaldı. Hiç kimsenin yandaşı değildi. Tüm insanlara barışı, dostluğu öneren bir kanaldı. Ancak iktidarın medya anlayışı ise kendilerine yandaş ve hizmet eden kanalları sahiplenip diğer kanalları kapattılar” şeklinde konuştu.

    Yakın bir dönemde barış ve demokrasiye kavuşulacağını dile getiren Sinemillioğlu, “Barış ve demokrasiye kavuştuğumuz gün el konulan mallarımızı mahkeme ve adil yargılama yoluyla geri alacağız. Çünkü çıkarılan bu KHK’lar hukuksuzdur ve barış için kalkan her eli kutsal sayıyoruz” dedi.

    TV10 eyleminin 51. haftası Ali Baran’ın okuduğun deyiş ile son buldu.