Etiket: osman baydemir

  • Kenanoğlu’ndan ‘Şeyh Sait ve Madımak’ yazısı: Yaşasın halkların eşitliği, inançların özgürlüğü

    Kenanoğlu’ndan ‘Şeyh Sait ve Madımak’ yazısı: Yaşasın halkların eşitliği, inançların özgürlüğü

    PİRHA-Hünkâr Hacı Bektaş Vakfı’nın, Madımak anmasında Şeyh Sait isminin telaffuz edilmesini eleştirmesi üzerine yaşanan tartışmalara HDP’de siyaset yürüten ve anma esnasında orada bulunan Hubyar Sultan ocağına mensup Ali Kenanoğlu bu haftaki köşesinde katıldı. Kenanoğlu “Elinde bu görüşmenin yapıldığına ve Şeyh Sait’in böyle söyleyip sofraya oturmadığına dair belgesi, bilgisi, tanık beyanı olanlar lütfen bunu yayımlasınlar ki ben de siyaset yaptığım torunlarına bunu göstereyim” dedi.

    Hacı Bektaş Vakfı’nın “Pirincin İçindeki Beyaz Taşlar” başlığıyla yaptığı açıklamada Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anmasında Şeyh Sait isminin telaffuz edilmesini eleştirmesi tartışmaları da beraberinde getirdi.

    Haftalık köşesinde tartışmaya katılan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı, HDP 25. Dönem Milletvekili Ali Kenanoğlu “Evet, ben bir Türkmen Alevi olarak Şeyh Sait’in torunlarıyla özgür, adil, eşitlikçi, laik ve demokratik  bir Türkiye Cumhuriyeti için birlikte siyaset yapıyorum ve buradan bu hikayeyi anlatanlara açık çağrıda bulunuyorum; elinde bu görüşmenin yapıldığına ve Şeyh Sait’in böyle söyleyip sofraya oturmadığına dair belgesi, bilgisi, tanık beyanı olanlar lütfen bunu yayımlasınlar ki ben de siyaset yaptığım torunlarına bunu göstereyim” dedi.

    Ali Kenanoğlu’nun “Şeyh Sait ve Madımak” başlıklı yazısı şöyle:

    2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canları anmak için her yıl olduğu gibi bu yıl da Madımak önündeydik. Biz bu anmaya HDP heyeti olarak Osman Baydemir başkanlığında katıldık.

    HDP heyeti adına Sayın Baydemir de Madımak önüne üç karanfil bıraktı ve basına bir açıklama yaptı. Yaptığı açıklamada; “Bu üç karanfili Şeyh Sait’in torunları, Seyit Rıza’nın torunları, Pir Sultan ve Hacı Bektaş Veli’nin torunları adına bırakıyorum” dedi.

    Bu açıklama üzerine kimi haber siteleri, kişiler ve Hünkâr Hacı Bektaş Vakfı bir açıklama yayımlayarak açıklamayı eleştirdiler. Eleştirdikleri konu Şeyh Sait’in Pir Sultan ve Hacı Bektaş Veli ile aynı kefeye konması ve bunun alkışlanması üzerineydi. ABC isimli internet sitesi olayı “utanmazlık” boyutuna kadar taşıdı.

    “BAYDEMİR’İ ALEVİ KURUMLARI DAVET ETTİ”

    Birincisi konuşma kürsüden olmadığı için ortada bir alkış filan da yoktu. Osman Baydemir’in kürsüden ismi anons edilince kitle tarafından coşkuyla alkışlandığı doğrudur. Osman Baydemir Madımak anmasına Alevi kurumlarının özellikle talep etmeleri üzerine, diğer programlarını iptal ederek katıldı, sebebi de Alevi kurumlarının; “Osman Baydemir’in anmaya katılımı önemlidir çünkü kendisine cemevi yapmaktan dolayı soruşturma açılmıştır” demişlerdir. Alevi kurumları haklı olarak “Biz kendisi ile dayanışmak istiyoruz ve Madımak anmasına davet ediyoruz” demişlerdir.

    “AYNI KEFEYE KOYUP YARIŞTIRMAK DURUMU YOK”

    İkincisi Osman Baydemir’in basına verdiği demeçte Şeyh Sait, Pir Sultan, Hacı Bektaş Veli ve Seyit Rıza’yı birbirleriyle kıyaslamak, aynı kefeye koymak, yarıştırmak vb. bir durum yoktur. Sayın Baydemir “torunları adına” demiştir. Buradaki torunları kavramını az çok siyasetle ilgili olanlar bilir ki biyolojik bir anlam değil, takipçi, yoldaş, müritlik, taliplik ilişkisini ifade etmektedir.

    “BELGESİ, BİLGİSİ, TANIĞI OLAN ORTAYA ÇIKSIN”

    Üçüncüsü de Şeyh Sait ile Seyit Rıza görüşmesi ve Şeyh Sait’in “kızılbaş” diyerek Seyit Rıza’nın sofrasına oturmama meselesidir. Bu hikaye Alevi dünyasında özellikle de Sünni-Kürt-Alevi ittifakı karşıtları tarafından bir slogan olarak ezbere bilinmekte ve her seferinde öne sürülmektedir. Benim yazdığım yazılar ve yaptığım siyaset karşısında cevap bulamayanların da ilk başvurdukları hikaye bundan ibarettir;  “Ama sen de Şeyh Sait’in torunlarıyla siyaset yapıyorsun!”

    Evet, ben bir Türkmen Alevi olarak Şeyh Sait’in torunlarıyla özgür, adil, eşitlikçi, laik ve demokratik  bir Türkiye Cumhuriyeti için birlikte siyaset yapıyorum ve buradan bu hikayeyi anlatanlara açık çağrıda bulunuyorum; elinde bu görüşmenin yapıldığına ve Şeyh Sait’in böyle söyleyip sofraya oturmadığına dair belgesi, bilgisi, tanık beyanı olanlar lütfen bunu yayımlasınlar ki ben de siyaset yaptığım torunlarına bunu göstereyim.

    “SEYİT RIZA VE ŞEYH SAİT GÖRÜŞMESİ YOKTUR”

    Bizim elimizdeki bilgi ve belgeler bunu kesinlikle yalanlamaktadır. Seyit Rıza ile Şeyh Sait’in görüşmesi yoktur. Şeyh Sait’in kimi Alevi bölgelerine ziyaretleri ve ortak toplantıları, görüşmeleri vardır ve bunların hepsi olumlu sonuçlanmış görüşmelerdir. Hatta Dersim Araştırmaları Merkezi’nin elinde bunu destekleyen belgeler bulunmaktadır.

    “GEÇMİŞLE YÜZLEŞMENİN GEREĞİNİ YAPMALIYIZ”

    Bir diğer husus ise biz Aleviler olarak Madımak Katliamı anmalarında hep şunu söyleriz; “Geçmişle hesaplaşmalıyız, geçmişle yüzleşmeliyiz, sorumlular cezalandırılmalı.”  Sorumlusu günümüzde hayatta olmayan katliamlar ile ilgili olarak da özellikle “yüzleşme ve özür” talep etmekteyiz ve tabii ki de bunun gereğini istemekteyiz.

    Şimdi Dersim Katliamı’nda bizzat bulunan bir askerin, yetkilinin torunu kalkıp Dersim’de bulunan Seyit Rıza anıtına, Dersim Katliamı anmalarında karanfil bıraksa ne diyeceğiz; “Sen defol, git sen bilmem kimin torunusun” mu diyeceğiz. Söylediklerimizle yaptıklarımızın birbiriyle tutarlı bir tarafı olması gerektiği gibi toplumlararası ilişkilerde son derece belirleyici olan kimi tarihi olaylarla ilgili verilen bilgilerin de “bilimsel belgelere” dayalı olması gerekir.

    “DEMOKRATİK OLMAYAN CUMHURİYETİ SAVUNMAM”

    Diğer bir husus da Şeyh Sait’in “Cumhuriyet düşmanı”, “Cumhuriyeti yıkmak isteyen bir şeriatçı” olduğu yönündeki söylemidir. Bizim savunduğumuz cumhuriyet demokratik bir cumhuriyettir. Demokratik olmayan bir cumhuriyeti kim savunacaksa savunsun ben demokratik olmayan; imhacı, inkarcı, asimilasyoncu siyaset tarzını benimseyen bir cumhuriyeti savunmam, savunucusu olmam.

    Şeyh Sait İsyanı Cumhuriyet kurulurken, kurtuluş savaşı yapılırken verilen sözlerin yerine getirilmeyip Kürt halkı üzerinde yürütülen asimilasyon politikalarına karşı bir isyandır. Bölgenin inançsal yapısı gereğince de dini bir yönü bulunmaktadır. Kürt halkı üzerindeki inkar, imha ve asimilasyon politikalarını gölgelemek isteyenler bu isyanı “Şeriatçı bir isyan” olarak niteleyip işin kolayına kaçmaktadırlar. Siyaset algı üzerinden yapılmaktadır ve bu tür dayanaksız suçlamalar toplumlar arasındaki ilişkilerde belirleyici olmaktadır.
    Yaşasın halkların eşitliği, inançların özgürlüğü.

    Ali Kenanoğlu

  • Dersimli Araştırmacı Yazar Nesimi Aday: Şeyh Sayid, Seyid Rıza’ya hiç gelmedi ki!

    Dersimli Araştırmacı Yazar Nesimi Aday: Şeyh Sayid, Seyid Rıza’ya hiç gelmedi ki!

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı protestosu ve yaşamını yitiren canların anmasında gündeme gelen Şeyh Sayid ile ilgili iddialara Dersimli Araştırmacı Yazar Nesimi Aday açıklık getirdi. Hacıbektaş Postnişini Veliyettin Ulusoy’un, Madımak anmasında Şeyh Sayid isminin telaffuz edilmesini eleştirmesi üzerine Yazar Nesimi Aday, Şeyh Said ile ilgili bir analiz yazısı kaleme aldı. “Osmanlı’da net olan Alevi düşmanlığı, Cumhuriyette gizli yapılıyor” diyen Nesimi Aday, Şeyh Sayid’in, Seyid Rıza’ya hiç gitmediğine işaret etti. 

    Hacıbektaş Postnişini Veliyettin Ulusoy’un “Pirincin İçindeki Beyaz Taşlar” başlığıyla yaptığı açıklamada Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anmasında Şeyh Sait isminin telaffuz edilmesini eleştirmesi tartışmaları da beraberinde getirdi.

    Dersimli Araştırmacı Yazar Nesimi Aday, Veliyettin Ulusoy’un bu açıklamasına yönelik belgeleriyle PİRHA’ya bir yazı kaleme aldı.

    Nesimi Aday “Siyah Taşların Körlüğü” başlıklı yazısında, HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir’in Madımak anmasında yaptığı konuşmayı hatırlatarak, “Baydemir, halkların ve inançların kardeşliği adına ne güzel konuşmuş oysa. Dinler arası diyalog dediğimiz şey tam da bu değil mi?” ifadesini kullandı.

    Yazar Nesimi Aday’ın yazısı şöyle:

    SİYAH TAŞLARIN KÖRLÜĞÜ

    ‘’Biri Şeyh, biri Seyid

    Diğeri Bediüzzaman

    Üçünün de mezarı yok

    Bir de Taybet Ana

    Unutma bunları, unutma..

    Ölülere saygıyı öğrenir belki

    Mülkün temeli…’’

    Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı, “Pirincin İçindeki Beyaz Taşlar” başlıklı bir açıklama yapmış. Nedeni de HDP yöneticilerinin 2 Temmuz Sivas Katliamı anması için gittikleri Madımak Oteli’ne bıraktıkları üç adet karanfilmiş!

    Meseleyi anlamak için, önce HDP adına açıklama yapan Osman Baydemir’e kulak verelim: “HDP milletvekilleri, HDP merkez yürütme kurulları, HDP’nin tüm bileşenleri ve HDP’ye gönül vermiş milyonlarca can adına üç karanfil bıraktık. Bunlardan bir tanesi Şeyh Sait’in torunları adına bırakılan karanfildir. Bir tanesi Seyit Rıza’nın torunları adına bırakılan karanfildir. Bir diğeri de Hacı Bektaş’ın ve Pir Sultan’ın torunları adına bırakılan karanfildir.’’

    Baydemir, halkların ve inançların kardeşliği adına ne güzel konuşmuş oysa. Dinler arası diyalog dediğimiz şey tam da bu değil mi?

    Ama bu kardeş söylem bazı derin odaklarda rahatsızlık yaratmış olmalı ki bu rahatsızlıklarını da bir Alevi kurumunu kullanarak dışa vurmuşlar. Böylece pirincin içindeki siyah taşlar gibi sırıtmışlar.

    Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın açıklamasına bakalım bir de: “Madımak Katliamı anmaları sırasında karanfiller bırakılırken Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal’ın, Alevilerin kurmuş olduğu Kamber-i Ali sofrasına oturmayan Şeyh Sait ile aynı kefeye konulurken ‘alkışlanması’ incitici bir durumdur. ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ düşüncesi ile kurulan sofraya oturmayan birinin Yolumuzun uluları ile aynı kefeye konulmasına gönlümüz razı olmaz.” (ODA TV)

    Şunu net olarak söyleyelim; ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ mesnetsiz bir istihbarat yalanıdır. Hiç bir dayanağı ve kaynağı yoktur. Aleviler ve Sünniler arasında sorun yok mu? Mutlaka ve hala da var. Tarihleri boyunca ayrımcılık yapmamış olan Aleviler adına, idam edilmiş ve mezar yeri dahi bilinmeyen bir insan üzerinden böyle bulanık bir siyaset yapmaya çalışması esef verici! Şeyh Said’in Dersim ilişkisine aşağıda değineceğim.

    OSMANLI’DA NET OLAN ALEVİ DÜŞMANLIĞI, CUMHURİYETTE GİZLİ YAPILIYOR

    Devlet, Osmanlıdan bu yana Alevilere diş biliyor. Yavuz Sultan Selim’in 40 bin Alevi’yi katletmesi, bazı odakların (evet odak tam da onlar işte) yüreğini soğutmamış olmalı ki hala Alevilere diş biliyorlar. Üstelik de bu diş bilenme işi Aleviler kullanılarak yapılıyor.

    Osmanlı’da Alevi/Kızılbaşlar’ın konumu ‘düşman’ mezhep olarak netti. Herkes yerini biliyordu. Zalim de biliyordu, mazlum da. Ancak Cumhuriyetle beraber bu durum farklılaştırıldı. Önce bir ittihatçı olan Baha Sait Bey, 1920’li yıllarda, Alevilerin Orta Asya kökenli ve Türkmen olduğunu işleyen kitaplar yazdı. Aynı yıllarda etno dinsel operasyonun başına, Mustafa Kemal tarafından, Hasan Reşit Tankut getirildi. Etno dinsel kırım önermeleri içeren raporlarıyla ünlü Tankut’un Elbistanlı bir Alevi tarafından büyütülmesi de tarihin ilginç cilvelerinden biri olsa gerek.

    1925 tarihli, gizli Şark Islahat Planı’nda ‘Fırat’ın batısında dağınık şekilde yerleşik olan Kızılbaş Kürtlerin asimilasyonuna öncelik verilmesi’ önerilir. (Bkz, M.Bayrak, Şark Islahat Planı, Özge Yay.) Alevilere uygulanan bu eritme programları, günümüze kadar devam ettirildi.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Terolar köyünde yapılan mülteci kampı da bu programlar çerçevesinde okunmalı.

    Serhat bölgesinden, Akdenize uzanan ve Kürdistan’ın batı sınırını oluşturan bu Kürt Alevi yayı parçalanmak isteniyor. Özellikle Dersim, Alevilerin şah damarı niteliğinde olduğu için saldırı altındadır. Şayet şah damarı keserseniz, beden de kan kaybından ölür. (Bu konuyu şu yazımda işlemiştim: https://dersimgazetesi.org/nesimi-aday-yazdi-soykirim-asimilasyon-ve-baraj-sarmalinda-dersim/)

    Osmanlı İmparatorluğu’nda net olan Alevi/Kızılbaş ‘düşmanlığı’, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hep gizli yapıldı. Mesela konu oradan açıldığı için, örneği de Sivas’tan verelim; Sivas Katliamı, sosyal demokratların iktidar ortağı olduğu bir dönemde yapıldı ve hala da sebebi tam olarak anlaşılamamıştır.

    Hiçbir Alevi’yi, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan köprülerden birinin adının Yavuz Sultan Selim olmasının tesadüf olduğuna inandıramazsınız!

    Veliyettin Ulusoy’un Radikal Gazetesi’ne verdiği şu demeç, Alevilerin T.C. Devletiyle olan ilişkisini anlamamız bakımından önemlidir. Okuyalım; ‘’Biz Cumhuriyetin kurulmasında en fazla emeği geçen insanlarız ama ahdi vefa olmalı. Cumhuriyetten memnunuz ama istediğimizi bulamadık. Dergahlarımız kapandı. Okullarımızın kapısı kapandı, öğretmen yetiştiremiyoruz dini öğretecek. Ustaca bir asimilasyon politikası da uygulanıyor. Bunun için Cem Vakfı’nın yaptığı işlere bakılabilir.’’ (http://www.radikal.com.tr/turkiye/aleviler-mesaj-degil-adim-bekliyoruz-1143817/)

    HDP’DEKİ HALKLAR İTTİFAKINDAN KORKUYORLAR…

    Kürt, Türkmen ve Nusayri Aleviler arasında ittifak oluşmasından korkanların bu çabalarının faniliği görülüyor elbet. HDP içerisindeki demokratik halk buluşmasından korkuyorlar, saldırılarının asıl sebebi bu.

    Hüzün verici olan da devletin yedeğinde dolaşan bir takım Alevilerin bu soruları soramamasıdır. Dersim, Maraş, Çorum, Malatya, Sivas/Madımak Katliamı ile Gazi Mahallesi katliamlarının sebebi açığa çıkarılmayıp, kriminal bir vaka olarak mahkeme dosyalarında çürütülüyor hala.

    ŞEYH SAYİD, SEYİD RIZA’YA HİÇ GELMEDİ…

    İki yıl önce Erzincan Cemevi’nde yaptığım bir konuşmada, konu gündeme gelmişti. Orada da bazı kimseler tarafından bu nahoş konu açılmış, bu meşhur istihbarat yalanı karşıma çıkmıştı. Sözde Şeyh Sayid 1937 yılında Dersim’e misafir olmuş, Seyid Rıza misafirlerine, adet olduğu üzere hayvan kesip, yemek ikram etmek istemiş, Şeyh Sayid de ‘siz hayvan keserken dua okumuyorsunuz, biz Alevilerin kestiği eti yemeyiz’ demiş!

    Şimdi Hacı Bektaş Dergahı da kalkmış bu istihbarat yalanı üzerinden, Şeyh Sayid’in, Alevilerin kurmuş olduğu Kamber-i Ali sofrasına oturmadığını söylüyor.

    “ŞEYH SAYİD MEZARDAN KALKMIŞ DA DERSİM SEYAHATİNE Mİ GİTMİŞ?”

    El insaf. 1925 yılında devlet tarafından idam edilen ve mezar yeri dahi bilinmeyen Şeyh Sayid, mezardan kalkmış da 1937 yılında Dersim seyahatine mi çıkmış yani?!

    Dersimde yapılan alan çalışmaları ve başta Nuri Dersimi’nin kitapları olmak üzere, Dersim üzerine yazılmış kitap ve makalelerin hiç birinde Şeyh Sayid’in, Seyid Rıza’ya misafir olduğuna dair bilgiye rastlamadık.

    Sadece Şeyh Sayid hareketinin Elazığ komutanı Şeyh Şerif’in Dersim’e, Dersim milletvekili Hasan Hayri Bey’le çektiği telgraf var. Zaten Hasan Hayri Bey de bu telgraf bahanesiyle idam edilmişti.

    Dersim’de bu ve benzeri başkaca istihbarat yalanları var yine. Bir tanesi de dönemin Genel Kurmay Başkanı ve Dersim Soykırımı mimarlarından olan Fevzi Çakmak’ın, soykırım sonrası, katliamdan arta kalan köy ve kasabalara bir atlı gönderip ‘’durun, bu masum, günahsız insanları öldürmeyin, bunlar eşkıya değil’’ psikolojik harekatıdır. Dersimde yıllarca bu hikaye anlatılıp duruldu. Kan ve gözyaşına bulanmış kılıç artığı gariban Dersimlilerin bu hikayeye inanmaktan başka çaresi kalmamış, sonraki kuşaklara dahi Fevzi Çakmak’ın bu ‘adaletli’ (!) masalını anlatmışlardı. Sözlü tarih araştırmacısı Hüseyin Ayrılmaz’la bu istihbarat masalını Dersim Dergisi’nde ifşa etmiştik.

    ŞEYH SAYİD’İN KARDEŞİ DERSİM’İN İMDADINA GİDERKEN ÖLDÜRÜLDÜ

    T.C. Devletinin Kürt ve Alevi politikalarını az çok bilenlerin yabancı olmadığı bu psikolojik savaş argümanlarının hala kaynatılıp önümüze getirilmesi, gerçekten de kültürel düzeyimizin/düzeysizliğimizin bir yansıması olarak keder veriyor insana.

    Aleviler adına açıklama yapanların, Dersim Milletvekili Hasan Hayri Bey’in, Celalzade Memed Efendiyle birlikte, 1925 yılında, Şeyh Sait İsyanı’na destek verdiği gerekçesiyle idam edildiğini biliyorlar mı? (Bkz. Karerli Mehmet Efendi’nin Anıları. Sf. 205, Fam Yay.)

    Şeyh Sayid’in küçük kardeşi Şeyh Abdürrahim’in, Suriye’de sürgündeyken, Dersim’de yaşanan vahşi katliama karşı, Dersimlilerin safında savaşmak için, atlı ve silahlı bir grupla ta Suriye’den yola çıkıp Diyarbakır’ın Bismil ilçesine kadar geldiğini, burada ihbar edilmesi sonucu, bir buğday tarlasında, atları ve buğdayla birlikte kurşuna dizilip, öldürüldüklerini biliyorlar mı?

    Abdülmelik Fırat bu konuyu şöyle anlatmıştı:

    ‘‘Şêx Sait’in en küçük kardeşi Şêx Abdürrahim Efendi, 38 hadisesine katılmak üzere Suriye’den geldi; yanında büyük bir grup vardı. Fakat bu grup Diyarbakır Bismil’e geldiği zaman, kendilerinin Suriye’de 5-6 sene beslediği bir Türk subayı onları ihbar etti. Güya onların arkadaşıydı. Askeri birlikler açık bir sahada pusu kurarak onların etrafını kuşattılar ve büyük bir müsamereden sonrası bir tarla içinde onları ateşe verip öldürdüler. Dersimlilerin bu olayı bilmeleri ve unutmamaları gerekir. En azından bu hadise bir araya gelme isteğinin kanıtıdır ve unutulmamalıdır.’’

    Ekte görseli olan Tan Gazetesi’nin haberi de Abdülmelik Fırat’ı doğruluyor. Gazete haberine göre de ‘’Seyit Rızaya yardıma geliyorlarmış.’’

    Meclis Dilekçe Komisyonu elinde bulunan ve kamuoyuna açılması beklenen ama açılmayan 150 bin Dersim belgesi içinde de bu cinayetin belgesinin mevcut olduğunu da biliyorum.

    1938 katliamında tüm ailenin sürgünde olduğunu ve dolayısıyla Dersim’le ilişkilenemediklerini’ belirten A. Fırat; Alevilik, Sünnilik meselesine dair de şunları söylemiş:

    ‘’Şêx Sait’in babası Hınıs’ın Kolhisar köyünde ikamet etmiştir. Bizim Kolhisar köyümüzün bulunduğu mıntıkada bütün komşularımız Alevi Kürtleridir. Yani Bingöl dağının eteğinde 2-3 köy Sünni’dir. Diğerleri hep Alevi köyleridir. Mesela bizim Kolhisar’a 2 km mesafede Karaağaç köyü vardır ki Alevidir. Eğer bizim ailenin mezhebi taassubu olsaydı -ki hem maddi, manevi nüfuz bakımından güçlü olduğu halde- o mıntıkadaki Kürtleri Sünnileştirme çabası yahut da o yolda bir mücadele olabilirdi. Halbuki böyle bir şey hiç olmamıştır. Onların mezhebi görüşlerine saygı beslenmiştir.’’ (M.Çetin, S.Yeşilgöz, Dersim Dergisi, 2000)

    “DERİN ODAKLAR ALEVİLERİN KÜRT HAREKETİYLE YAN YANA DURMASINDAN RAHATSIZ”

    Mesele açık ve net olarak şu ki; derin odaklar Alevilerin (Kürt, Türk, Arap), Kürt hareketiyle yan yana durmasından oldukça rahatsızlar. Bunun için de özellikle Türkmen Alevi bölgelerinde çok derin çalışmalar yaptılar. Gelinen aşamada ise olası bir iç savaşta Türkmen Aleviler’le, asimile olmuş Kürt Alevileri, top yekun Kürtlere karşı ‘kullanma’ hevesi güdüyorlar. Alevilerin hümanizmasını, Vatan-Millet-Sakarya militarizmine kurban etmek ve böylece, kırımlara uğratarak bitiremedikleri Alevileri, bu coğrafyadan bertaraf etmek fikrindeler diye düşünüyorum.

    Bir Afrika ata/anasözü “Aslanlar kendi tarihlerini yazana dek, avcı öyküleri avcıyı yüceltecektir’’ der.

    Aleviler adına konuşan hatırı sayılır bir kesimin, devletin bekası adına uzun yıllardır tam da bunu yaptıklarını; kendilerinin av olduğu gerçeğini görmek istemediklerini görüyoruz. Bin bir katliam ve zulümlerden geçmiş bir toplumun evlatlarının bu ‘katil seviciliği’ gerçekten de Kerbela çöllerinden ölmekten beter ediyor insanları…

     

  • Kemal Bülbül: Şahı Velayet yolunu sürenler Osmanlı oyunlarını iyi bilir

    Kemal Bülbül: Şahı Velayet yolunu sürenler Osmanlı oyunlarını iyi bilir

    PİRHA- Madımak anması sırasında Şeyh Sait isminin Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal ile birlikte anılmasına tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy’un açıklaması çeşitli çevrelerce tartışılıyor. Konuya ilişkin bir yazı kaleme alan Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, “22 Temmuz 1527 Tarihinde Osmanlı Hükümdarı Kanuni Süleyman’ın fermanıyla katledilen Şah-ı Şehidan Şah Kalender Çelebi’nin Torunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem Ulusoy bilirler..!”değerlendirmesinde bulundu. Bülbül,  acıları paylaşıp haldaş, yoldaş, dildaş, dertdaş olmanın önemine işaret ederek,“Yetmiş iki milleti” Muaviye Soylu Yezit Huylu anlayış karşısında eşitlikte, özgürlükte, adalette “Bir iri ve diri” eyleme günü değil midir? diye sordu. 

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy’un Şeyh Sait’i kastederek ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ düşüncesi ile kurulan sofraya oturmayan birinin yolumuzun uluları ile aynı kefeye konulmasına gönlümüz razı olmaz” açıklaması çeşitli çevrelerce tartışılıyor.

    Konuya ilişkin bir yazı kaleme alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından Eğitimci -Yazar Kemal Bülbül, “Öncelikle şu hakikat bilinmelidir ki; “Şeyh Said’in Dersim’e gidip Pir Seyit Rıza’nın misafiri olduğu, misafirlik sırasında “Siz Alevisiniz, biz sizin elinizden yemeyiz,” gibi akıllara ziyan bir durum asla yaşanmamış olup, tarihi kaynaklarda da böyle bir kayda rastlanmamıştır’ dedi.

    Eğitimci- Yazar Kemal Bülbül’ün kaleme aldığı yazı şöyle:

    “ARİF BİLİR AŞK EHLİNİN HALİNİ”

    (Aşık Sümmani Baba)

    Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY, gerek temsil ettiği makam, gerek vakıf olduğu Yol Erkan ilmi ile tevazu ve edep erkan timsalidir. Serçeşme misali coşkun yüreği harlanmış olmalı ki ender rastladığımız bir açıklama yapmışlar.

    Açıklamalarında HDP Diyarbakır Milletvekili Osman Baydemir’in, Madımak Katliamı’nın 24. Yılı nedeniyle Madımak Şehitlerini anmak amacıyla Madımak’a “Karanfil bırakırken yaptığı konuşma”yı söz konusu edip bir eleştiri yapmışlar…!

    Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY’un açıklamadaki ilgili bölümü şöyle;

    “Acılar paylaşıldıkça azalsa ve yaralar kendini sarsa da bazen daha incitici, gönül kırıcı olabilmektedir, yaşananlar. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anması sırasında karanfiller bırakılırken Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal’ın, Alevilerin kurmuş olduğu Kamber-i Ali sofrasına oturmayan Şeyh Sait ile aynı kefeye konulurken ‘alkışlanması’ incitici bir durumdur. ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ düşüncesi ile kurulan sofraya oturmayan birinin Yolumuzun uluları ile aynı kefeye konulmasına gönlümüz razı olmaz.”

    BAYDEMİR: BÖYLESİ HASSAS BİR KONU POLEMİK KONUSU YAPILMAMALI

    Derin bir muhabbet ve sevgi ötesi teveccüh ettiğim Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY’u açıklamayla ilgili olarak telefonla aradım ulaşamadım. HDP Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman BAYDEMİR ile konu hakkında bir telefon görüşmesi yaptım. Sayın BAYDEMİR; “Açıklama hakkında henüz bir bilgim yok. Böylesi hassas bir konunun polemik konusu yapılmasını asla istemem. Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY ile yüz yüze görüşüp konuştuğumuzda siyasetten öte hakikat muvacehesinde mutabık olmayacağımız bir konu olacağını sanmıyorum” dediler. Biz de aynı dilek ve görüşle konuya açıklık getirelim dedik. Zira bir kelimeden, kavramdan, cümleden hareketle taraf olup ulu orta polemik yapan ve yıpratıcı bir dil kullanan kimi aklı evveller, Kutbi Hakikat, Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’nin deyişiyle “Bir iri ve diri olmamak” gereken bir dönemde fırsatı ganimet yapabilirler.

    “YAŞANMAMIŞ BİR KONU, TAMAMEN TEVATÜR”

    Öncelikle şu hakikat bilinmelidir ki; “Şeyh Said’in Dersim’e gidip Pir Seyit Rıza’nın misafiri olduğu, misafirlik sırasında SİZ ALEVİSİNİZ BİZ SİZİN ELİNİZDEN YEMEYİZ, YEMEĞİ BİZİMKİLER HAZIRLASIN…!!!” Gibi akıllara ziyan bir durum asla yaşanmamış olup, tarihi kaynaklarda da böyle bir kayda rastlanmamıştır. Kaldı ki Şeyh Said 1925 Tarihinde Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda idam edilmiş, Seyit Rıza 1937 Yılında Elazığ Buğday Pazarı Meydanı’nda aynı saik ve suçlamalarla aynı devlet tarafından aynı yöntemle idam edilmiştir. Kendi inancında birisi Pirlik, birisi Şeyhlik makamına gelmiş ilim irfan edep erkan sahibi iki tarihi şahsiyet hiç karşılaşmadıkları gibi, karşılaşmış olsalar da böylesine çiğ ve edep dışı bir diyalogda bulunmayacakları gün gibi aşikardır. Hal böyleyken bahsi geçen TEVATÜRÜ halkların ve inanç gruplarının arasına nifak sokmaya çalışan RESMİ İDEOLOJİ YANLISI TÜRK İSLAMCI IRKÇILARIN üretmiş olduğunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY da mutlaka farkındadırlar.

    “OSMANLI TARAFINDAN KATLEDİLEN KALENDER ÇELEBİ BENZER İFTİRALARA UĞRADI”

    Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Alevilerin Mektebi İrfan dergahlarını (Ki başta Hacıbektaş Veli Dergahı olmak üzere) Kürt Sünnilerin 12 ilim tedris edilen medreselerini kapatmakla kalmayıp her iki halkı ve inanç grubunu karşı karşıya getirmek için olmadık Osmanlı Oyunları oynayan Muaviye Soylu sistemi en iyi tanıyanların 22 Temmuz 1527 Tarihinde Osmanlı Hükümdarı Kanuni Süleyman’ın fermanıyla bir devşirme olan Pargalı İbrahim Paşa tarafından katledilen Şah-ı Şehidan Şah Kalender Çelebi’nin Torunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY bilirler..!

    “ACILARI PAYLAŞIP HALDAŞ, YOLDAŞ, DERTDAŞ OLMAK”

    Öyle görünüyor ki; Sayın Osman BAYDEMİR’in muradı “Hacıbektaş Veli, Pir Sultan Abdal ve Şeyh Said’i aynı kefeye koymak” değildir. Zaten kendi inancının erbabı olan, kendi inancının mensuplarınca haklı olarak kutsanan şahsiyetler de “Aynı kefeye” konmaz! Bilindiği üzere Sayın Osman BAYDEMİR, Diyarbakır Büyük Şehir Belediye Başkanlığı da yapmıştır. Sayın BAYDEMİR birinci dereceden hizmetkarı olduğu kentin Dağkapı Meydanı’ndan hemen her gün geçmiş olmalı! Dağkapı Meydanı’nda hazin ve unutulmaz bir yara olan haksız, hukuksuz ve ırkçı suçlamalarla idam edilen Şeyh Said için duyduğu acıyı Madımak gibi acı deryası bir ortamda anımsaması ve “Kim ne der!” kaygısına kapılmadan gönülden gelen bir samimiyetle bu cümleleri sarf etmiş olması, olsa olsa bir içtenlik olarak algılanmalıdır. Madem ki derdimiz “Acıları yarıştırmak” yerine “Acıları paylaşıp haldaş, yoldaş, dildaş, dertdaş olmak” Sayın BAYDEMİR de bu anlamda yarenlik etmiştir.

    “BAYDEMİR CEMEVİ YAPTIRDI DİYE OSMANLI OYUNLARIYLA KARŞILAŞTI”

    Ayrıca Sayın BAYDEMİR’in daha dün Muaviye Soylu hukukçular tarafından, “Diyarbakır’a cemevi yapmak, cemevi yönetimiyle belediye arasında çıkabilecek bir sorunu da yasa ve yönetmelikler yerine cem erkanında çözmek ve bu vesileyle laikliğe aykırı davranmak…!!!” gibi abesle iştigal bir Osmanlı oyunuyla suçlanmamış mıydı…?! Hukuku, etik değerleri, insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan bu suçlama karşısında Alevi kurum yöneticileri de Sayın BAYDEMİR’e destek vermek amacıyla onu ziyaret etmemişler miydi…?! Diyarbakır Büyük Şehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Kutbi Hakikat Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’nin “Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak” nefesinden nasiplenen Sayın Baydemir Diyarbakır’a Pir Sultan Abdal Cemevi yapmakla kalmamış, Sünniler için cami, Hıristiyanlar için kilise tamiri onarımı ve bakımı yapmıştır. Elbette ki bu hizmetler Sayın BAYDEMİR’in göreviydi. Ama bir hakikati de teslim edelim ki görevi olmanın yanında da bilinci, idraki ve uygulamasıydı…

    “YETMİŞ İKİ MİLLETE AYNI NAZARLA BAKABİLMEK”

    Gül cemalinden feyz aldığımız, yüzünün izzetinden, dilinin lezzetinden nasiplendiğimiz, Şah-ı Şehidan Şah Kalender Çelebi’nin Torunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY çeşitli nedenlerle biz canlara hitap ederken Kutbi Hakikat Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’nin;

    “Yetmiş iki millete

    Bir nazarla bakmayan

    Kırk yıl müderris olsa

    Hakikatte asidir.” Nefesini terennüm eylerler.

    Ey ilmine, edebine, yoluna, ocağına niyaz olduğum Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY!.. Günümüz tam da Kutbi Hakikat Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’yi eylemi, söylemi, yaşamı, ilmi, hak ve hakikat aşkıyla güncelleme ve “Yetmiş iki milleti” Muaviye Soylu Yezit Huylu anlayış karşısında eşitlikte, özgürlükte, adalette “Bir iri ve diri” eyleme günü değil midir…?!

    Dedik ya; ARİF BİLİR AŞK EHLİNİN HALİNİ

    Arife tarif, hakikate zulm etme manasına gelir.

    İnancımız o ki! Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY bu kemter canın feryadına ilmi hakikat muvacehesinde bir yorum yapacaktır…

    Aşk ile…

    Kemal Bülbül

     

  • Baydemir: Değil 2 yıl, 120 yıl zindana konsam yine canlarla beraberim-VİDEO

    Baydemir: Değil 2 yıl, 120 yıl zindana konsam yine canlarla beraberim-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir cemevi inşa ettikleri için hakkında açılan fezlekeye istinaden,  “Değil 2 yıl 120 yıl zindana konsam yine canlarla beraberim. Yine cemevi inşa ederim, yine Pir Sultan’ın, Seyit Rıza’nın, Hacı Bektaş’ın ve Şeyh Said’in torunlarının eşitçe, özgürce, kardeşçe bir yaşam sürdürmelerinin mücadelesini ortaya koyarım” şeklinde konuştu.

    Madımak Oteli’nde 33 aydının katledilmesinin 24. yıldönümü anmasında Sivas’ta görüştüğümüz HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir Kerbala’dan günümüze katliam zihniyetinin hiç değişmediğini belirterek, “O da Yezit anlayışı ve zihniyetidir. Kendisinin dışındakilere hata hakkı tanımayan, bir boyutuyla da ahlak yoksunu vicdan ve akıl yoksunu bir damar var bu coğrafyada ve o damar yer yer kendisini gösteriyor. Çorum’da, Maraş’ta, Ağrı’da, Zilan’da, Dersim’de, Madımak’ta daha açığını söyleyeyim Roboski’de, Cizre vahşet bodrumlarında. Bütün bunlar aynı zihniyetin uygulamalarıdır” dedi.

    “ARTIK BİRLEŞME VE BÜYÜME ZAMANIDIR”

    Sivas’ta bir kez daha diri diri bedeni ateşe verilenlerin çığlıklarının bu coğrafyaya aydınlık saçtığını dile getiren Baydemir, “Hala birlikte mücadelenin azmine katkı sunuyor. Onlar aydınlık insanlardı. Aydınlık saçıyorlardı. Aydınlıktan korkanlar onları katlettiler. Ama hesaba katmadıkları bir şey vardı. O bilinç, o yangın bir ışığa dönüştü ve adalet tecelli edinceye kadar, bu coğrafyada her mazlum hakkına kavuşuncaya kadar, bu mücadeleye ışık tutmaya devam edecek o canların yanan bedenleri” şeklinde konuştu.

    Sivas’ta yakılan canlar adına üç karanfil bıraktığına vurgu yapan Baydemir, bir tanesini Hacı Bektaş için, bir tanesini Pir Sultanların torunları adına, bir tanesini de  HDP olarak  bıraktığını kaydetti.

    Baydemir, “Biz bütün mazlumlar, mahzunlar, hak ve hakikat arayıcıları ortak paydalarda buluşursak büyüyeceğiz ve canlarımızın yakılmasına izin vermeyeceğiz o zaman. Artık birleşme zamanıdır, büyüme zamanıdır” diye konuştu.

    “UNUTULMAMASI DAVANIN BAŞARIYA ULAŞACAĞININ GÖSTERGESİ”

    Demokrasi paydasında, hukukun üstünlüğü paydasında, eşitlik, özgürlük, adalet paydasında onurlu bir barışı tesis edeceklerini ifade eden Baydemir, “O umut var. O umut dünden daha taze, dünden daha güçlü. Ama yarın daha güçlü kılmamız lazım ve öbür gün bunu harekete geçirmemiz lazım. Daha fazla yitireceğimiz can yok. Daha fazla yitireceğimiz can olmamalı” dedi.

    Baydemir, “Bugün bir kez daha Sivas’ta laiklik defnedilecek” , “Sivas laikliğe mezar olacak” diyenlerin nefret suçunun unutulmamış olmasının 24 yıl aradan sonra bu hak davanın mutlaka başarıya ulaşacağının da aynı zamanda göstergesi olduğuna işaret etti.

    “İNSANLIĞIN VİCDANINDA ASLA ZAMAN AŞIMI OLMAYACAK”

    Baydemir devamında şunları söyledi:

    “Aynı zihniyet öyle bir yargılama ortaya koydu ki anayasal düzeni değiştirmeden dolayı dava açtılar ama esas sorumlular, arka planda bekleyenler, ihmal edenler, 7 saat boyunca izleyenler katliamı yargılanmadılar. Barbarlığın savunucuları terfi ettirildiler. Adalet bakanlığına kadar getirildiler ve dönüp dediler ki bu suç bireyler tarafından uygulandığı için zaman aşımına uğradı. Oysa bu suç zaman aşımına uğrayacak bir suç değil. Vicdanlarımızda insanlığın vicdanında asla zaman aşımı olmayacak. Şimdi dönüp bugüne baktığımızda laik düzeni bozmaya kalkışmadılar diyenler şimdi aynı zihniyet.”

    Cemevi inşa ettikleri için hakkında açılan fezlekeye de değinen Baydemir, “Aynı yargılama mekanizması benim hakkımda cemevi inşa ettiğim için laikliğe aykırı davrandığım isnadıyla dava açıyor, fezleke düzenliyor, iki yıl hapis cezasıyla cezalandırılmam isteniyor. Çok açık ve net söylüyorum: Değil 2 yıl 120 yıl zindana konsam yine canlarla beraberim. Yine cemevi inşa ederim, yine Pir Sultan’ın, Seyit Rıza’nın, Hacı Bektaş’ın ve Şeyh Said’in torunlarının eşitçe, özgürce, kardeşçe bir yaşam sürdürmelerinin mücadelesini ortaya koyarım. İşte bu bilinçle bir kez daha canlarımıza sahip çıkıyoruz. Bir kez daha Madımak’tayız. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.(HABER MERKEZİ)

  • Kazım Genç: Cemevi tahsis etmek laikliğe aykırı, diyanetten fetva almak değil, öyle mi?-video

    Kazım Genç: Cemevi tahsis etmek laikliğe aykırı, diyanetten fetva almak değil, öyle mi?-video

    PİRHA- PSAKD Eski Başkanı ve hukukcu Kazım Genç, son yıllarda yaşananları “aklımızla dalga geçmek” olarak değerlendirdi. Bu açmazdan çıkmanın tek yolunun tüm ezilenlerle birlikte omuz omuza hareket etmek olduğunu vurgulayan Genç, Alevilere de çağrıda bulundu: 1 Mayısa gitmiyor isen 2 Temmuza kimseyi çağıramazsın” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Genç, Diyarbakır Büyük Şehir Belediye Başkanı olduğu dönemde ‘Alevilere cemevi tahsis ettiği için’ hakkında fezleke açılan Osman Baydemir’e destek vererek bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti.

    “FETVA ALMAK MI, CEMEVİ YAPMAK MI LAİKLİĞE TERS?”

    Çankaya’da cemevi açılsın mı açılmasın mı diye Diyanetten fetva isteyen iktidar, Cemevi tahsis ettiği için dönemin Diyarbakır Belediye başkanı Osman Baydemir hakkında fezleke hazırlıyor, bu moda deyimle aklımızla dalga geçmektir” diyen Genç, bunun kabul edilemez olduğunu belirtti.

    “BAYDEMİR TÜM İNANÇLARA EŞİT DAVRANDI”

    AİHM taşınan bir dava içinde diyanet işleri başkanlığından fetva alındığını ifade eden Genç, Osman Baydemir’in tüm inançlara eşit davrandığını, Hristiyanlara kilise, Müslümanlara cami, Alevilere de cemevi yaptırdığını belirterek, bunun laikliğe nasıl aykırı olabileceğini sordu.

    “ZORUNLU DİN DERSİ LAİKLİĞE AYKIRIDIR”

    “Laikliğe aykırılık, zorunlu din dersi, nüfustaki din hanesi ve diyanetten fetva alınmasıdır” diyen Genç, bu çarpıklığın her yerde anlatılması gerektiğini ayrıca bu sorunlara karşı Alevilerin toptan karşı çıkması gerektiğini ifade etti.

    “ALEVİLER TÜM MAĞDURLARLA BİRLİKTE HAREKET ETMELİDİR”

    Genç ayrıca, Alevilerin, demokrasi mücadelesi veren her kesimle mücadele arkadaşı olduğunu, mazlumlar ve mağdurlarla yan yana gelinmesi gerektiğini vurguladı.

    Genç ayrıca Selahattin Demirtaş’a, yine cezaevinde olan bir karikatüristin mektup yazması nedeniyle 10 ay hapis cezası almasını da eleştirdi.

    HABER MERKEZİ

     

  • Dersimli Kazım Arık’dan hakkında fezleke hazırlanan Baydemir’e destek-VİDEO

    Dersimli Kazım Arık’dan hakkında fezleke hazırlanan Baydemir’e destek-VİDEO

    PİRHA – Alevilere cemevi tahsis eden Osman Baydemir’e bu nedenle ‘6 aydan 2 yıla kadar hapisle yargılanması’ için fezleke düzenlendi. Gerekçe ise Laik devlet sisteminde ‘din’ kamu hizmeti olarak kabul edilmez. Fezlekeye, Alevi kurum başkanlarından ve dedelerinden tepkiler büyümeye devam ediyor. Baydemir hakkında hazırlanan fezlekeye ilişkin Kazım Arık PİRHA’ya konuştu.

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye’de cemevi inşa eden ilk belediye olarak tarihe geçen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin o dönem başkanı olan Baydemir’e yönelik fezleke hazırlandı. Fezlekede, Osman Baydemir’in Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 2012 yılında belediye tarafından Diyarbakır’da inşa edilen binanın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube’ye (PSAKD) cemevi için tahsis edilmesi devletin laiklik ilkesine uygun olmadığı belirtildi.

    Baydemir hakkında hazırlanan fezlekeye gerekçe olan Cemevinin açılışına da tanıklık eden Dersimli bir Alevi olan Kazım Arık hazırlanan fezlekeye ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DİYARBAKIR CEMEVİ AÇILIŞINA BİRÇOK YERDEN KATILIM OLDU”

    Diyarbakır’daki cemevinin açılışında çok geniş katılımlı, uluslararası bir Alevi sempozyumun yapıldığını ifade eden Arık, “İran’dan, Irak’tan, Suriye’den Reya Haq ve Alevilik yolunda olan Kakailer, inanç grupları ve akademisyenler gelmişti. Orada çok güçlü bir etkinlik olmuştu” dedi.

    “DİYARBAKIR’DA ALEVİ İNANCINA VE KÜLTÜRÜNE İLGİSİZ KALDIK”

    Kazım Arık, “Diyarbakır’da ilk defa böyle bir etkinlik ve cemevi açılışı yapıldı. Daha öncede ilk defa Diyarbakır’da nurculuğa yakın olan Seyit Rıza Dicle Fırat İnisiyatifi Seyit Rıza anması yapmışlardı. Ve yapılan o anmada ben de konuşmacı olarak yer aldım. Biz Aleviler Diyarbakır’ı merkez olarak kabul edersek oradaki Alevi felsefesine, Reya Haq felsefesine, Alevi inancına, Ehl-i Haka, Kakailere ilgisiz kaldık. Dolayısıyla bunu bir ihtiyaç olarak hisseden Osman Baydemir orada anlamlı bir etkinlik yaptı. Ve bu etkinlik bizler için çok verimli oldu” diye konuştu.

    “OSMAN’A DEĞİL DE ALİ’YE KURBAN OLAYIM”

    Kazım Arık son olarak Urfa Milletvekili Osman Baydemir’in Diyarbakır’da açtığı cemevi etkinliğine yönelik başından geçen bir anekdotu anlattı:

    “Diyarbakır’daki Cemevi açılışı sırasında Alevi dedesine  ‘Osman Baydemir isminin başına Ali ismini ekleyelim’ önerisini sundum.  Alevi Dedesi de, ‘Buna ben tek başıma karar veremem, kendi cemaatime sorayım olur derlerse hay hay dedi.’ Ve oradaki Alevi cemaatinin kararıyla Osman Baydemir’in resmi olmayan isminin başına Ali Osman Baydemir’i ilave ettik. Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Gazi Metin Dede ise “Osman’a değil de o Ali bölümüne kurban olayım dedi.”

  • Pir Genlik’ten açıklama: Kayyım’ın dedelere maaş vermesi Alevilerin talebi değildir

    Pir Genlik’ten açıklama: Kayyım’ın dedelere maaş vermesi Alevilerin talebi değildir

    PİRHA- Geçtiğimiz günlerde, Dersim’de cemevinin de katkı sunduğu iftar yemeğinde konuşan Vali Osman Kaymak’ın “Cemevi dedelerine maaş veriyoruz” sözlerine Babamansur pirlerinden Nesimi Genlik’ten açıklama geldi. 

    Dersim’de cemevinin de katkı sunduğu iftar yemeğinde konuşan Vali Osman Kaymak’ın “Cemevi dedelerine maaş veriyoruz” sözleri tepki çekti.

    PİRHA’ya konuşan Babamansur pirlerinden Nesimi Genlik, cemevi yapan Osman Baydemir hakkında devletin laiklik ilkesini çiğnediği gerekçesiyle ve hapis istemiyle hazırlanan fezlekeyi hatırlatarak, “dedelere maaş bağlamakla laiklik zedelenmiyor mu?” diye sordu.

    “Bizim yıllardır çözülmesini istediğimiz sorunlarımız var. Başta Cemevi bizim ibadethanemizdir, böyle kabul edilmelidir ve yasalaşmalıdır” diyen Pir Genlik “Ne var ki bizim istediklerimizi değil, istemediklerimizi yapıyorlar” dedi.

    “PİRLİĞİN GELENEĞİNDE DEVLETTEN MAAŞ ALMAK YOKTUR”

    “Alevilerin belli kuralları vardır, bunlardan biri de dedelerin taliplerden aldıkları çıralıklarıdır” diyen Pir Genlik “Dedeler, şimdiye kadar, özellikle de iktidarların maaşlı memuru olmadılar. Bu hak ve dar kavramıyla çelişir. Maaşlı memur olduğu için, devletin yanlış tutumu karşısında sessiz kalır, bu da taliplerinin dedelere olan güvenini sarsar” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİĞİN ASİMİLASYONUNA HİZMET EDER”

    Pir Genlik, “Asimilasyon denen bozulmanın, olmayan eğilimleri bir inanca yedirmek olduğunu belirterek, “Dedelere maaş bağlamak Alevi inancını asimilasyona uğratır. Zira Alevi geleneklerinde böyle bir işleyiş hiç olmamıştır. Tek başına bu durum bile asimilasyondur. Kaldı ki, maaşın beraberinde getireceği bir dizi komplikasyonlar da olacaktır. Pir -talip duygudaşlığı, devletin Alevileri görmezlikten gelme politikasına sessiz kalmak gibi, pirlik dejenere olacaktır. Aleviler için en büyük tehlike de budur” dedi.

    “DEVLET ÖNCELİKLE EŞİT YURTTAŞLIK SORUNUNU ÇÖZMELİDİR”

    Pir Nesimi Genlik, “Devlet Alevilere samimi davranmak istiyorsa, cemevlerini yasal statüye kavuşturmalıdır, Alevilerin eşit yurttaşlık talebine karşılık verilmelidir ve Alevilere cemevi tahsis eden Osman Baydemir’e ‘laikliği zedeliyorsun’ diyerek dava açmamalıdır” ifadelerini kullandı.

    Pir Genlik, milyonlarca Alevinin sorununun iki dedeye verilecek maaştan daha ötede olduğunun da altını çizdi. Pir Genlik, son olarak pirlere de çağrıda bulundu; “Taliplerinizden uzaklaşmayın, onlarla var olan binlerce yıllık kaderdaşlığınızı aklınızdan çıkarmayarak, Alevilerin gözleri gibi sakındıkları pirlik makamının gereklerini yerine getirin” dedi.

    Ahmet BAKIR/  DERSİM

  • Alevi Dedesi Öztürk: Sokak gericilere bırakılmayacak kadar değerlidir-VİDEO

    Alevi Dedesi Öztürk: Sokak gericilere bırakılmayacak kadar değerlidir-VİDEO

    PİRHA-Güven Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, Osman Baydemir hakkında cemevine yer tahsis ettiği için hazırlanan fezlekeyi ve Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü’nü” PİRHA’ya değerlendirdi. Öztürk Baydemir hakkında hazırlanan fezlekenin Alevilere aba altından sopa göstermek olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü’nün” ise geç kalınmış bir karar olduğunu belirtti.

    Haberin Videosu

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir’in Diyarbakır’da belediye başkanı olduğu dönemde cemevine yer tahsis ettiği için hakkında hazırlanan fezlekeyi, CHP Milletvekili Enes Berberoğlu’nun tutuklanması ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü’ne” başlamasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLERE YÖNELİK BİR GÖZDAĞI”

    Sefa Öztürk Dede, HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir’in cemevine yer tahsis ettiği için hakkında hazırlanan fezlekeye tepki gösterdi. Baydemir hakkındaki fezlekeyi kınadığını belirten Öztürk, bunun Türkiye’de ki Alevilere yönelik bir gözdağı olduğunu düşündüğünü ifade etti.

    Türkiye’deki tekçi anlayışın ileriki günlerde ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasi olarak bütün sertliğiyle saldıracağını söyleyen Öztürk “Bu fezleke olayında Aleviler gerekli tavrı gösterebilirse ondan sonra başka saldırılara da hazır olmak gerekir. Ama bu sadece bir Osman Baydemir sorunu değil, bir devlet sorunu. Antidemokratik bir yapıdan kaynaklanıyor ve bu saldırı aslında muhaliflere yönelik bir gözdağı. Alevilere aba altından sopa gösteriliyor” dedi.

    “DOKUNULMAZLIKLAR KONUSUNDA CHP YANLIŞ YAPTI”

    CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına yönelik değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda CHP’nin yanlış tavır takındığının altını çizerek şunları ifade etti:

    “Kimlere dokunulacağı çok belli olduğu halde, yargının tek elde toplandığı ve hukukun tamamen katledildiği bir süreçte dokunulmazlık sonucunda nerelere gideceğini kesinlikle görmemiz ve bilmemiz gerekiyor.”

    “SOKAKLAR GERİCİLERE BIRAKILMAYACAK KADAR DEĞERLİDİR”

    Sokağın önemine dikkat çeken Öztürk “Sokaklar faşistlere, gericilere bırakılmayacak kadar değerlidir. Eğer biz bu ülkede özgürce yaşayabilmek,  insanca yaşayabilmek için özgürlükten, barıştan, demokrasiden, haktan, hukuktan, adaletten yana olanlar sokaklarda bir arada, omuz omuza olmak zorundadır” dedi.

    “AKP PARTİNİN ÇOK ÖTESİNDE BÜTÜN REFLEKSLERİYLE DEVLETİN KENDİSİ”

    AKP politikasından demokrasi çıkmayacağını vurgulayan Öztürk, AKP’nin artık bir partinin çok ötesinde bütün refleksleriyle ve bütün kurumsallığıyla devletin kendisi olduğunu kaydetti. Ülkede yaşanan hiçbir şeyin emperyalizmden bağımsız olmadığını belirten Öztürk “Bu coğrafyada emperyalistler Türkiye gibi bir ülkeyi kendi kaderine bırakabilecek kadar anlayışlı değil. Çünkü bu kendi çıkarlarına da ters bir durum. Dolayısıyla tamamen ve tamamen bu ülkenin demokrasiden yana, hak hukuktan yana, barıştan yana, sevgiden yana dinamikleri hareket ettiği sürece bu ülke daha yaşanılabilir bir ülke olacaktır” şeklinde konuştu.

    “GEÇ KALINMIŞ BİR KARAR”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet için yürüme kararı almasını da değerlendiren Öztürk, geç kalınmış bir karar olduğunu belirtti. 16 Nisan referandumunda CHP’nin halkın gazını almak yerine YSK’nın önüne yürümesi gerektiğini vurgulayan Öztürk “Eğer YSK’nın önüne yürünseydi bugün referandum sonuçlarını bu biçimde kabullendirip halkın gazını alarak tartışır durumda olmazdık. Bugünki gelinen nokta tamamen büyük politik hataların sonucudur” dedi.

    “MUHALEFET BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

    Bundan sonra muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Öztürk, ayrıca şunları belirtti:

    “Ötekileştirilen, yok sayılan ve zarar görmüş kimler varsa bunun içerisine herkesi her şeyi koyabiliriz. Doğadan yana, barıştan yana, ağaçtan yana, sokaktan yana, caddeden yana, insanların kimliğinden yana, tercihlerinden yana, kimler bu düzen içerisinde ötekileştirilmişse birlikte daha yaşanılabilir bir ülke kurulabilir. Tamamen bu birlikte bir örgütlü güce bağlı diyorum.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Baydemir PİRHA’ya konuştu: Canlar için cemevi inşa etmek en onurlu projedir-VİDEO

    Baydemir PİRHA’ya konuştu: Canlar için cemevi inşa etmek en onurlu projedir-VİDEO

    PİRHA- HDP Parti Sözcüsü Ali Osman Baydemir, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yaptırdığı cemevinin en önemli ve en onurlu proje olduğunu söyledi. “Eğer benim şehrimde canlar yaşıyorsa, Aleviler yaşıyorsa, benim onlara cemevi inşa etmem kadar doğal ve gerekli daha ne olabilir” diyen Baydemir, “Hakkımda fezleke düzenlenmiş olması 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmak istenişim benim açımdan bir onurdur” dedi. Fezleke düzenlenmesinin aynı zaman da Alevi düşmanlığı olduğunu vurgulayan Baydemir, “Cemevinin kurdelesini dedelerimiz, imamlarınız, seydalarımız papazlarla birlikte kestiler. Bundan daha güzel laiklik olur mu? diye sordu. Baydemir, Diyarbakır’da cemevini  ibadete açmanın, Kerbela, Dersim, Sivas ve Çorum katliamlarının mantığıyla hesaplaşmak olduğunun da altını çizdi. 

    Haberin Videosu

    Pir Haber Ajansı’na konuşan Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, HDP Parti Sözcüsü Ali Osman Baydemir, “Diyarbakır’da canlar için cemevi inşa etmek büyükşehir belediyesi olarak altına imza atmış olduğum en önemli ve en onurlu projelerden bir tanesidir. Büyük bir gururdur” dedi.

    “Bir belediye olarak eğer benim şehrimde canlar yaşıyorsa, Aleviler yaşıyorsa, benim onlara cemevi inşa etmem kadar doğal ve gerekli daha ne olabilir.” diyen Baydemir, “Hakkımda fezleke düzenlenmiş olması 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmak istenişim benim açımdan bir onurdur” diye konuştu.

    “FEZLEKE DÜZENLENMESİ AYNI ZAMANDA ALEVİ DÜŞMANLIĞIDIR” 

    “Cemevi için değil 2 yıl, 20 yıl da cezaevinde yatsam benim başım gözüm üstüne” ifadesini kullanan Baydemir şöyle konuştu:

    “Ben bu hizmetimin arkasındayım, imzamın arkasındayım, protokolün her maddesinin arkasındayım. Her şeyden önce cemevi inşamızdan dolayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile protokol imzaladığımız için böylesi bir fezlekenin düzenlenmiş olması aynı zamanda bir Alevi düşmanlığıdır. Bu aynı zamanda farklı inanç ve kültürlere tahammülün olmadığının göstergesidir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir yerel kamu görevlisi cemevi inşa ediyor. Eğer bugüne kadar yani Diyarbakır Büyük Şehir Belediyesi’nin bu hizmetine kadar bu ülkede kamu otoriteleri cemevi inşa etmemişse bu her şeyden önce laiklik ilkesine aykırıdır. Çünkü bu toplumda milyonlarca can yaşıyor. Milyonlarca Alevi yaşıyor ve onların bir inancı var. İnançlarının gereğinin yerine getirilmesi için, ritüellerinin yerine getirilmesi için, mekânlara ihtiyaç var. Çok açık söylüyorum. Kilise nasıl bir ibadethane ise ve saygı duyuyorsak ve başımızın üzerinde yeri var ise cami nasıl bir ibadethaneyse saygı duyuyorsak ve başımızın üzerinde bir yeri var ise cemevi de aynı şekilde bir ibadethanedir ve canların kutsalıdır.”

    “DİYARBAKIR’DA 100 YIL SONRA EZAN SESİ, ÇAN SESİ SEMAH İLE BULUŞTU”

    HDP Urfa Milletvekili ve Parti Sözcüsü Osman Baydemir, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin aynı zamanda Ahmedê Xani camisini inşa ettiğini hatırlatarak, “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi aynı zamanda Süryani-Keldani’lerin ibadetlerini etkin bir şekilde yapabilmeleri için kiliselerine destek verdi. Belediye, neredeyse 100 yıl önce düzenlemiş, büyük bir saygısızlık olarak kilise ahıra, harabeye dönüştürülmüştü. O kiliseyi tekrar ayağa kaldırdı. Restore etti. Kendi bütçesinden tekrar ibadete açtı. Diyarbakır’da neredeyse 100 yıl sonra bir kez daha ezan sesi, çan sesi semahla buluştu” diye konuştu.

    “BUNDAN DAHA GÜZEL LAİKLİK ÖRNEĞİ OLUR MU?”

    Çok dilli, çok inançlı, çok kültürlü bir toplumun sahip olması gereken değerler manzumesine tanıklık ettiklerini ifade eden Baydemir, duygularını şöyle dile getirdi:

    “Bu inanılmaz duygusal atmosferlerdir aynı zamanda. Düşünün Diyarbakır’da cemevimizin inşasında ülkenin dört bir yanından canlar geldi. Dedeler geldi. Bu seremonide medrese seydaları, dedelerle birlikte kilise papazlarıyla birlikte beraber kurdele kestiler. Cemevinin kurdelesini dedelerimiz, imamlarımız, seydalarımız papazlarla birlikte kestiler. Surp Giragos Ermeni kilisesinin açılışını aynı şekilde dedeler, papazlar ve seydalar birlikte kestiler. Birbirinden farklı inançların temsilcileri, mensupları bir diğer inancın ibadethanesini açıyor. Bundan daha güzel bir laiklik örneği olabilir mi?”

    “MARAŞ’TA, SİVAS’TA, ÇORUM’DA, GAZİ’DE OLDUĞU GİBİ TEKÇİLİK KERBELADIR”

    “Çok açık ve net bir mesaj veriliyor. Bu kararla bu fezlekeyle deniliyor ki, bu toplum tekçi olacak, bu toplum tekçi kalacak” ifadesini kullanan Baydemir, “Mensubu olduğumuz inanç açısından tekçilik şirktir, tekçilik katliamcılıktır. Çorum’da olduğu gibi, Sivas’ta olduğu gibi, Madımak’ta olduğu gibi, Gazi’de olduğu gibi, Maraş’ta olduğu gibi tekçilik Kerbeladır. Tekçiliğe var olduğumuz sürece karşı çıkacağız. Bütün inançların eşitçe, özgürce, kardeşçe birbirini tanıyarak birbirine saygı duyarak, beraber yaşam sürdürmelerini savunucusu olacağız. Bedeli ne olursa olsun bunu göğüsleyeceğiz” dedi.

    “İNANÇLARA POZİTİF YAKLAŞTIĞIMIZ İÇİN BELEDİYEYE KAYYUM ATANDI”

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmış olmasının bir nedenin de, HDP’in inançlara bu şekilde pozitif yaklaşmasından kaynaklandığını vurgulayan Osman Baydemir, “Çünkü farklı bir paradigma, farklı bir fikriyatı, somut örneklerle hayata geçirmenin çabasını biz ortaya koyduk” diye belirtti.

    “EŞİTLİK İÇİN, DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ İÇİN KOLKOLA YÜRÜYELİM”

    Aynı zamanda Diyarbakır’da cemevini ibadete açmanın, Kerbela, Dersim, Sivas ve Çorum katliamlarının mantığıyla hesaplaşmak olduğunun altını çizen Baydemir, şu mesajı verdi: “Şimdi yapmamız gereken bir şey var. Şeyh Said’in torunları, Pir Sultan’ın torunları, Hacı Bektaş’ın torunları, Anadolu ve Mezopotamya insanları olarak kolkola, yürek yüreğe, omuz omuza, çoğulculuk için, demokrasi için, eşitlik için gerçek manada din ve vicdan hürriyeti için beraber yürümemiz gerekiyor.”

    “BÜTÜN CANLAR MÜSTERİH OLSUNLAR, BENİM İÇİN ONURDUR”

    HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, konuşmasının sonunda “En derin saygılarımı sunuyorum, bütün canlar müsterih olsunlar 2 yıl değil  20 yıl da olsa bu dosyadan bana ceza verseler benim için onurdur” dedi. Hak divanında esas mücadelemizi, esas hesaplaşmamızı hak divanında yapacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Av. Kazım Genç: Laikliğe aykırı davranan Baydemir değil, bizzat devlettir-VİDEO

    Av. Kazım Genç: Laikliğe aykırı davranan Baydemir değil, bizzat devlettir-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından Av. Kazım Genç, Osman Baydemir’in Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde her inanca eşit davrandığını belirterek, Baydemir’in Diyarbakır’da cemevi dışında camii ve kilise de yaptırdığını hatırlattı. Genç, Baydemir’in değil, her şeyi Diyanet’e soran devletin laikliğe aykırı davrandığını belirtti.  

    Haberin Videosu

    Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde 2012 yılında cemevi inşa eden HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir hakkında, laiklik ilkesine neden uygun davranmadığı iddiasıyla fezleke hazırlanması tepkilere neden oldu. Bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından Av. Kazım Genç gösterdi.

    “BAYDEMİR DİYARBAKIR’DA CAMİ VE KİLİSE DE YAPTIRDI”

    Av. Kazım Genç, Osman Baydemir’in Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde her inanca eşit davrandığını belirterek, Baydemir’in Diyarbakır’da cemevi dışında camii ve kilise de yaptırdığını hatırlattı.

    Genç, “Baydemir, bu davranışı ile her inanca eşit davranmak ve Diyarbakır çok kültürlülüğünü yansıtmak anlamında da ebetteki tam da laikliğe uygun davranmıştır” dedi.

    “BAYDEMİR LAİKLİĞE UYGUN DAVRANMIŞTIR”

    “Laikliğe aykırı davranan Osman Baydemir değil, bizzat devlettir” diyen Av. Kazım Genç, şunları kaydetti:

    “Zorunlu din dersi davasında Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş alınmıştır.  Çankaya cemevi davasında Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş alınmıştır. Diyanetten böyle fetvalar alarak mahkeme kararlarına gerekçe yapan devletin, bizzat kendisi laikliğe aykırı davranmıştır. Tüm inançlara eşit mesafede duran ve halka daha rahat hizmet verebilmek için ibadet ve inanç yerleri yapan, Sayın Baydemir’in davranışı laikliğe aykırı değil, tam da laikliğe uygun davranıştır. Saygı gösterilecek bir davranıştır.”

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

  • PSAKD Mersin Şube Başkanı Ulaş: Fezleke ile Alevilere aba altında sopa gösteriliyor-VİDEO

    PSAKD Mersin Şube Başkanı Ulaş: Fezleke ile Alevilere aba altında sopa gösteriliyor-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Sözcüsü Ali Osman Baydemir hakkında, belediye başkanlığı döneminde Diyarbakır’da cemevine yer tahsis ettiği için fezleke hazırlanmasına Alevilerden tepki yükselmeye devam ediyor. PSAKD Mersin Şube Başkanı Cevat Ulaş, “Hazırlanan fezleke, tüm Alevi inancına ve toplumsallığına yapılmış bir saldırıdır. Baydemir’in yanında olduğumuzu belirtiyoruz” dedi.

    Haberin Videosu

    Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Alevi toplumunun talebi üzerine yaptırılan cemevi ile ilgili Ali Osman Baydemir hakkında fezleke hazırlandı. Hazırlanan fezleken Alevi toplumunda tepkilere neden olurken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mersin Şube Başkanı Cevat Ulaş PİRHA’ya açıklama yaptı.

    Cevat Ulaş, Baydemir hakkında laiklik karşıtı fezleke hazırlandığına dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Cemevi ile ilgili hazırlanan protokolde, dernek ile belediye arasında oluşabilecek ihtilafın yürütülecek cem erkânında çözüme kavuşturulmasıydı.  Bu durum Osman Baydemir şahsında Alevilere dönük bir saldırıdır. Laiklik karşıtı eylemlerin merkezinde AKP ve bürokratları vardır. Bu fezleke ile Alevilere aba altında sopa göstermek istiyorlar. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.”

    “Laikliğin özünde devletin bütün inançlara eşit mesafede durması gerekirken, geçmişten günümüze tam tersi uygulamalarla karşı karşıyayız” diyen Ulaş, “Cem; sorunların konuşulduğu, tartışıldığı ve çözüldüğü alandır. Tarih boyunca süre gelen sorunların çözülemediği ülkemizde, sorunlar bu yolla giderilebilir, çözülebilir. Bu yönüyle bakmakta fayda var. Bir kez daha belirtiyoruz ki, Osman Baydemir yalnız değildir” diye konuştu.

    Diren Keser/MERSİN

  • ‘İmkanlar sünni mezhebe sunulurken, neden cemevi için fezleke hazırlanıyor’

    ‘İmkanlar sünni mezhebe sunulurken, neden cemevi için fezleke hazırlanıyor’

    PİRHA- HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Alevilere cemevi tahsis etmesi nedeniyle hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemli fezleke hazırlanmasını İçişleri Bakanına sordu. 

    Toğrul yazılı soru önergesinde, Türkiye’de cemevi inşa eden ilk belediye olan Diyarbakır’ın o dönemki belediye başkanı Osman Baydemir’in 2012 yılında belediye tarafından Diyarbakır’da inşa edilen binanın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne (PSAKD) Cemevi için tahsis edilmesini laiklik ilkesine neden uygun olmadığını sordu.

    “RESMİ KURUMLAR KAÇ CEMEVİ YAPMIŞTIR?”

    Toğrul İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan Fezleke bağlamında isnat edilen iddialar ile ilgili şu soruların yanıtlamasını istedi:

    – Türkiye’de kaç Cemevi bulunmaktadır? Bu Cemevlerinden kaçı Alevi yurttaşlarımızın kendi olanakları ve resmi kurumlarca yapılmıştır?

    –       Resmi kurumlar tarafından ve resmi kurumların desteği ile yapılan Cemevleri hangi protokol ve sözleşmelere dayanılarak yapılmaktadır? Belediye gibi özerk yapıya sahip olan tüzel kurumlar tarafından yapılan Cemevleri hangi sözleşmeye dayanılarak yapılmaktadır?

    “KAÇ BELEDİYE HAKKINDA CEMEVİ YAPTI DİYE FEZLEKE DÜZENLENMİŞTİR?”

    • Cemevlerinin yapımında belediyeler tarafından imzalanan sözleşmelerden kaçı hakkında Laiklik ilkesinin ihlal edildiği düşünülerek dava açılmıştır?
    • Türkiye’nin birçok farklı kentinde Belediyeler tarafından Cemevleri yapılmakta ve Cemevlerinin yapımına katkı sunulmakta iken Diyarbakır’da yapılan Cemevi ile ilgili özellikle böyle bir karar alınmasının nedeni nedir? Diğer belediyeler hakkında neden böyle yaptırımlar uygulanmamaktadır?

    “CAMİ VE CEMEVİ PROJESİNE SORUŞTURMA AÇILMIŞ MIDIR?”

    • Merzifon Oymaağaç köylülerine Amasya Valisi tarafından, ‘Cemevinin yanına Cami yaparsanız destek veririm’ diye şarta bağlayan Vali de, sizce suç işleyerek Laiklik ilkesini ihlal etmiş midir? Söz konusu Vali hakkında da yasal işlem başlatıldı mı?
    • Belediyelerin mücavir alan sınırları içerisinde bu tarz sözleşmeler yapma yetkisi var iken ve sözleşme 2012 yıllında imzalanmış olmasına ve 2012 ‘den bu yana Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi birçok denetime tabi tutulurken sorun olduğu düşünülen söz konusu madde hakkında neden bir soruşturma başlatılmamıştır? Soruşturmanın özellikle HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılması için başlatılan seferberlik anına denk getirilmiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    “İMKANLAR SÜNNİ MEZHEBE SUNULURKEN NEDEN ALEVİLERİN CEMEVİNE TAHAMMÜL EDİLMEMEKTEDİR?”

    • Ülkede Laiklik mücadelesini en çok veren kesim Aleviler iken, Anayasanın 24 maddesi zorunlu din dersi ve 136’ıncı Diyanet İşleri Başkanlığı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmelerine aykırı bir şekilde ve tüm imkânlar sadece Sünni Hanefi mezhebine sunuluyor iken böylesi bir yaklaşım ve fezleke hazırlanması, toplum vicdanın da bir yara açmış olmamakta mıdır?
    • Kanun ve yasalar çoğu zaman dayanak olarak toplumun örf adetlerini de dikkate alıyorken ve kanunlar bu şekilde de oluşabiliyorken, Alevi inancı gereği Rızalık alma ve çıkan sorunların diyalogla çözülmesi toplumsal bir sözleşme niteliği taşıyorken böylesi bir sözleşmenin suç unsuru olarak görülmesinin nedeni nedir?

    HABER MERKEZİ

  • Turgut Öker: Fezlekede Alevi değerlerine saygısızlık, Aleviliği yok sayma var-VİDEO

    Turgut Öker: Fezlekede Alevi değerlerine saygısızlık, Aleviliği yok sayma var-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun Onursal Başkanı Turgut Öker, cemevine yer tahsis ettiği için Baydemir hakkında fezleke hazırlanmasına tepki gösterdi. “Fezlekede Alevi değerlerine yönelik ciddi bir ayrımcılık var, ciddi bir saygısızlık var, yok sayma var” diye konuşan  Öker, “Başta Alevi toplumu olmak üzere bütün demokrasi güçleri Baydemir’in yanında olmalı” dedi. 

    Haberin Videosu

    HDP Sözcüsü ve Urfa Milletvekili Ali Osman Baydemir hakkında Diyarbakır’da cemevine yer tahsis ettiği için fezleke hazırlanmasının yankıları sürüyor.

    PİRHA’ya konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun Onursal Başkanı Turgut Öker, cemevine yer tahsis ettiği için Baydemir hakkında fezleke hazırlanmasına tepki gösterdi.

    Alevilerin sayısal olarak çok az olduğu Diyarbakır’da inanç özgürlüğü kapsamında Alevilerin varlığına saygı anlamında Osman Baydemir’in cemevi arsası vermesinin, inşasına katkı sunmasının, Aleviler açısından son derece saygın bir adım olduğunu vurgulayan Öker, hem temel atmaya hem de bizzat açılışına katıldığını söyledi.

    “Orada inanılmaz coşku yaşadık. Diyarbakır halkı gerçekten bu topraklarda bütün insanların kimliği ile, inancı ile, özgürce yaşamak istediklerine o kadar inandıklarını candan gördük. Binlerce insan katıldı. Ve bu bir dönüm noktası oldu. Türkiye’de değişik inançlara mensup insanların aşağıdan yukarıya birbirlerine el vermesi, birbirlerine kardeşlik duygusu açısından yaklaşması bir dönüm noktasıydı.”

    “EGEMEN ZİHNİYETİ RAHATSIZ ETMİŞ”

    Cemevi inşaası ve faaliyeti konusunda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve cemevi arasında yapılan anlaşmanın laikliğe aykırı olarak lanse edilmesine de tepki gösteren Öker, “Biz her inancın özgürce kendisini ifade etmesinden yanayız” dedi.

    “Hangi sorun olursa olsun Alevi inancına, Alevi etik değerlerine göre çözülür” diyen Öker, “Bir dayatmanın ötesinde iki tarafın da kendisini bulabileceği, halkın da dahil olabileceği bir çözümle sorun ortadan kaldırılır anlayışı, bu egemen zihniyete sahip olanları rahatsız etmiş” diye konuştu.

    “HERKES BAYDEMİR’İN YANINDA OLMALI”  

    “Fezlekede Alevi değerlerine yönelik ciddi bir ayrımcılık var, ciddi bir saygısızlık var, yok sayma var” diye konuşan Turgut Öker, “Başta Alevi toplumu olmak üzere bütün demokrasi güçleri bu ayrımcı, ırkçı, dışlayıcı anlayış karşısında Osman Baydemir’in yanında olmalı. Hepimiz Osman Baydemir’in yanındayız” ifadesini kullandı.

    Ne olmuştu?

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü ve Urfa Milletvekili Osman Baydemir, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne (PSAKD) cemevi olarak yer tahsis ettiği için hakkında “Görevi kötüye kullandı” suçlamasıyla fezleke hazırlandı. Fezlekeye gerekçe olarak ise tahsis protokolünde geçen “Bu protokolün uygulanması sırasında ortaya çıkacak uyuşmazlıklar öncelikle taraflarca Alevi inancının gereği olarak Cem’e gidilerek diyalogla çözülecektir” hükmü gösterildi. Yine söz konusu fezlekede, Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 17 Şubat 2012 tarihinde aldığı karar üzerine inşa edilen kültür evinin 10 yıllığına PSAKD’a tahsis edilmesine ilişkin dernek ile büyükşehir belediyesi arasında imzalanan protokolün 8’inci maddesinin, Anayasa’nın 2’inci maddesine aykırı olduğu iddiasıyla inceleme başlatıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Gani Kaplan: Baydemir hakkındaki fezleke derhal geri çektirilmeli-VİDEO

    Gani Kaplan: Baydemir hakkındaki fezleke derhal geri çektirilmeli-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da Alevilere cemevi yeri tahsis etmesinden dolayı HDP Eş Sözcüsü Ali Osman Baydemir hakkında hazırlanan fezlekeye tepki gösteren PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, fezlekenin derhal geri çektirilmesi gerektiğini söyledi. 

    Haberin Videosu

    HDP Eş Sözcüsü Ali Osman Baydemir’e Alevilere cemevi tahsis etmesinden dolayı hazırlanan fezlekeye Alevilerden tepkiler yükselmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan fezlekenin derhal geri çektirilmesi gerektiğini ifade ederek, bunu yapacak olanın Alevi kurumları olduğunu kaydetti.

    “DİĞER BELEDİYELERE EMSAL TEŞKİL EDER”

    Geçtiğimiz hafta sonu Alevi Bektaşi Federasyonu’nun 5. Danışma Kurulu’nda konuşan Kaplan, Baydemir’e hazırlanan fezlekeye gerekli dirayetin gösterilmediği taktirde bu uygulamanın diğer belediyelere de emsal teşkil edebileceğini belirtti.

    Kaplan “Bundan sonra hiçbir belediye kendi kurumlarında arsa tahsis edemez. Derhal bu fezlekenin geri çektirilmesi lazım. Bunu geri çektirecek olan da Alevi kurumlarıdır” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Müslüm Doğan’dan fezleke tepkisi: Fezleke yok sayma ve asimilasyon politikasıdır

    Müslüm Doğan’dan fezleke tepkisi: Fezleke yok sayma ve asimilasyon politikasıdır

    PİRHA- HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Meclis genel kurulunda bir konuşma yaparak Baydemir’in cemevi yapmasına dair fezleke düzenlenmesine tepki gösterdi. 

    Doğan, Osman Baydemir’in Diyarbakır Büyükşehir Başkanlığı sırasında Alevi toplumun ihtiyaçları doğrultusunda cemevine yer tahsis etmesi karşısında hazırlanan fezlekenin samimiyetten uzak, bir yok sayma ve asimilasyon politikası olduğunu belirtti.

    “CAMİ SORUNUNU BEN ÇÖZDÜM”

    Cemevi tahsisinin 388 sayılı kanun hükmünde kararnameye binaen oluşturulduğunu, fezlekeyi hazırlayan müfettişin ve savcının bu kararnameyi bilmediğini ifade eden Doğan, “İtfaiye meydanındaki caminin mülkiyet sorununu dönemimde ben çözdüm, o halde bunun da fezlekeye konu olması gerekir” dedi.

    Doğan, cami gibi cemevinin de ihtiyaç olduğunu, Baydemir’in bunu tahsis etmesini fezlekeye dönüştürmenin iyi niyetli bir yaklaşım olmadığının altını çizerek, bundan vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.

    “KÜRT SORUNU DA ÇÖZÜMSÜZLÜĞE İTİLMİŞTİR”

    Türkiye’nin sorunlarının başında Kürt sorununun geldiğini de belirten Doğan, bu sorun tartışılmış, konuşulmuş ve müzakere edilmişken, birden tekrar eskiye dönüldüğünü, ancak eşit yurttaş olarak yaşamak isteyen insanların sorununun da çözülmesi gerektiğini ifade etti.

    “AKTÖRLER YERİNE FİGÜRANLARLA ÇÖZÜM ÜRETİLEMEZ”

    “Partimiz Halkların Demokratik Partisinin başta eş genel başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları, parti kadroları tutuklanmak vasıtasıyla sürece katılması engellenmiştir yani aktörlerin yerine figüranlar aranmaktadır. Bu yöntem çözümsüzlüğü getirir” ifadesini kullanan Doğan, çözümsüzlüğün dayatılması ile halkların arasında kadim bağların da zayıflayacağını bunu kullanmak isteyen uluslararası güçlerin olduğunu belirtti.

    Doğan, meclise çağrıda da bulunarak, çoğulcu demokratik bir toplum düzeni inşa etmek gerektiğini bunun için de yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, hakkında fezleke hazırlanan Baydemir’i ziyaret edecek

    Aleviler, hakkında fezleke hazırlanan Baydemir’i ziyaret edecek

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) 5. Danışma Kurulu’nda cemevine yer tahsisi ettiği için hakkında fezleke hazırlanan HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir’e yapılan haksızlık kınandı. Federasyon, inançlara olan eşit yaklaşımından dolayı  Baydemir’in yanında olduklarını ve destek ziyaretinde bulunacaklarını açıkladı.  

    Alevi Bektaşi Federasyonu ‘nun (ABF) Ankara’da Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda gerçekleşen 5. Danışma Kurulu’nda öne çıkan maddelerden biri de Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Cemevine arsa tahsis ettiği için hakkında fezleke hazırlanan Osman Baydemir’di.

    “BAYDEMİR’E YAPILAN HAKSIZLIĞI KINIYORUZ”

    Kurulda HDP Eş Sözcüzü Osman Baydemir’in Alevilere cemevi tahsis ettiği için hakkında oluşturulan fezlekenin Alevilere yönelik geleneksel devlet bakışının değişmediğinin göstergesi olduğu vurgulandı. Alevi inancı ve Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerinin tanınmadığının göstergesi olduğu ifade edilerek “Laiklik ilkesinin kendi işlerine gelecek şekilde kullandıkları bir kez daha tescillenmiştir. Aleviler Vardır, Alevilik Haktır şiarıyla Osman Baydemir’e yapılan haksızlığı kınıyoruz.” denildi.

    ABF olarak inançlara olan eşit yaklaşımından dolayı Osman Baydemir’in yanında olduklarını ve destek ziyaretinde bulunma kararı aldıklarını  duyurdular. (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Koluman’dan fezleke tepkisi: Aleviler yok sayılıyor-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Koluman’dan fezleke tepkisi: Aleviler yok sayılıyor-VİDEO

    PİRHA- HDP Sözcüsü ve Urfa Milletvekili Osman Baydemir hakkında Diyarbakır’da cemevine yer tahsis ettiği için hazırlanan fezlekeye tepki gösteren PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, “Osman Baydemir Alevi hukukuna göre olması gerekeni yapmıştır. Fezleke Alevileri yok saymanın farklı versiyonudur” dedi. 

    Haberin Videosu

    Baydemir hakkında hazırlanan fezlekeye konu olan PSAKD’nin Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, kararın siyasi olduğuna dikkat çeken Koluman, Baydemir hakkında hazırlanan fezlekenin kabul edilemeyeceğini söyledi. Koluman, “Baydemir hakkında düzenlenmiş fezleke aynı zamanda Alevilere karşı bir yaklaşımdır. Alevilere verilen bir mesajdır. Alevileri yok saymanın farklı bir versiyonudur” dedi.

    “ALEVİLERE YÖNELİK BİR POLİTİKA”

    Bu yaşananların Alevi inancını tanımadıklarının göstergesi olduğunu belirten Koluman, “Dolaysıyla Alevilere yönelik bir politika olduğunu düşünüyorum. Buna karşı çıkmak lazım” dedi.

    “Bu tavırlı tutuma karşı bir tepki geliştirmek, kitleyi bilinçlendirmek” gerekir diyen Koluman, “Tüm Alevi hareketi ve Alevi toplumu gerçekten de kendi değerlerine sahip çıkması lazım” diye konuştu.

    “KİMSE NASIL İBADET EDECEĞİMİZ KONUSUNDA KARAR VEREMEZ”

    “Kimse nasıl davranacağımız, ne şekilde ibadet edeceğimiz konusunda karar veremez. Bu kararı verecek olan sadece Alevilerdir” diye konuşan Cafer Koluman, sözlerini şöyle sürdürdü.

    “Biz bu fezlekeyi buradan kınadığımızı belirtmek istiyoruz. Her şeye rağmen cemevlerimizi sahipleneceğiz. Cemimize sahip çıkacağız her ne kadar bu şekilde yaklaşımlarla Alevileri korkutmaya dizayn etmeye çalışsalar da inanın geçmişten beri birçok politika denendi ve hepsi sonuçsuz kaldı. Bütün yaklaşımların da bu tür politikaların da boşa çıkacağına inanıyorum.”

    25 Aralık 2011 yılında cemevi açılışını yaptıklarını hatırlatan PSAKD diyarbakır Şube Başkanı Koluman, “Tabi ki devam eden süreçte cemevinin olduğu bina PSAKD’ye tahsis edildi. Yasal anlamıyla cemevlerine statü verilmediği için haliyle bir derneğe bağlı olarak faaliyet göstermesi gerekiyordu. Dolayısıyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şubat 2012 de şöyle bir karar aldı: Burada bulunan cemevinin Alevi inancına mensup vatandaşlara tahsis edilmesi, kullanıma açık olması, cem ve kültürel ihtiyaçları giderilmesi, Alevi inancına mensup vatandaşlara tahsis edilmesi anlamında, Büyükşehir Belediyesinin vermiş olduğu kararla protokol yapma hususunda o zamanın Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’e yetki verildi.” dedi.

    “CEM ANAYASAYA AYKIRI DEĞİL”

    Dernekle Büyükşehir arasında 17 Nisan 2012 tarihinde bir protokol düzenlendiğini hatırlatan Koluman, şunları kaydetti:

    “9 Maddeden oluşan bu protokolün 8. maddesinde; Büyükşehir Belediyesi ile PSAKD arasında bir ihtilaf olması halinde öncelikle sorunun ceme giderek çözülmesi cem yoluyla ve diyalog yoluyla çözülmesi belirtiliyordu. Buradan netice alınmaması halinde büyükşehir belediyesinin vermiş olduğu kararların geçerli olacağına dair bir madde eklenmişti. Bu maddeden hareketle laiklik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle böyle bir fezleke düzenlenmiş. Özellikle bir hukukçu olduğum için söylüyorum. Şimdi hâkîmler karar verirken gücünü nereden alır. Anayasa, yasa, örf, adet ve vicdani kanaat. Alevi hukuku var mıdır? Geçmişten beri vardır. Hukukun vuku bulduğu yer cemlerdir. Eğer Aleviler arasında bir sorun varsa geçmişte cemler yoluyla bu çözülüyordu ve mahkemeye intikal etmiyordu. Toplum hukuku dediğimiz tam da böyle bir şey. Nihayetinde böyle bir örf ve adet var mı?Hâkimler karar verirken diyor ki gücünü anayasadan, yasadan, örf ve adetten ve vicdani kanattan alır. Dolayısıyla Alevi konusunda geçerli olan cem, örf, adet bir kültür olduğuna göre anayasaya bir engel değil, böyle bakmak lazım.” 

    “ALEVİLER LAİKLİK KARŞITIYMIŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR”

    Fezlekede yer alan “Uyuşmazlıkların ceme götürülmesi laiklik ilkesine aykırı” ifadesine sert tepki gösteren Koluman, Alevilerin laiklik karşıtı gibi gösterilmeye çalışıldığını belirtti. Koluman, “Bu ülkede yıllardır laiklik mücadelesi veren Aleviler, sanki laiklik karşıtıymış gibi gösteriliyor. Alevilik hâkim olan bir inanç değil ve siyasal değil. Ya da devlet tarafından tanınmayan bir inanç. Peki nasıl oluyor da teokratik düzeni getirmeye çalışıyor. Teokrasi düzenden bahsedebilmeniz için bir kere dinin siyasete bulaşması ve hâkim olması lazım” diye konuştu.

     

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ABF 5. Danışma Kurulu’nda laik-demokratik cumhuriyet için mücadele vurgusu

    ABF 5. Danışma Kurulu’nda laik-demokratik cumhuriyet için mücadele vurgusu

    PİRHA-ABF’nin Ankara’da Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda gerçekleştirdiği 5. Danışma Kurulu sona erdi. Kurulda birçok Alevi gündemi değerlendirildi. Kurul toplantısı sonrası  5 maddelik sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, laik-demokratik cumhuriyet için mücadele kararlığı vurgulanırken, “OHAL ve KHK’lar derhal kaldırılmalıdır” denildi. 

    Akevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) son siyasal süreci, Temmuz ve Ağustos 2017 Alevi takvimini değerlendirdiği 5. Danışma Kurulu toplantısı sona erdi. Kurulda ortaklaşılan kararlar şöyle:

    • Sıkıntılı bir siyasal sürece girildiği AKP’nin devletleştiği tekçi, otoriter karakterini kurumlaştırdığı, artık sorunların çözüm gücü olmaktan çıktığı, Alevilerin devletten bir beklentisinin artık olmadığı dolayısıyla Aleviler, Kürtler, emek ve demokrasi güçleri ve AKP’den olumsuz etkilenen diğer kesimlerle birlikte laik ve demokratik bir Cumhuriyet yaratma mücadelesi kararlılığını bir kere daha ifade etmiştir.
    • Yaşanan son siyasal süreçte, 15 Temmuz sonrası devletleşen AKP OHAL bahanesiyle kendisi gibi düşünmeyen ve kendisi gibi olmayan ve demokrasi mücadelesi veren  kesimlere karşı  baskı ve şiddet dozunu arttırmıştır. Bu nedenle OHAL ve KHK’lar derhal kaldırılmalıdır. KHK’lar ile ihraç edilen ve mağdur edilen Semih Özakça, Nuriye Gülmen başta olmak üzere tüm canların işlerine iade edilmesini talep ediyor. Bu konuda yürütülen mücadeleyi destekliyoruz.
    • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin önceki başkanı Osman Baydemir hakkında, Diyarbakır Cemevi’nin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne tahsisi nedeniyle oluşturulan fezleke, Alevilere yönelik geleneksel devlet bakışının değişmediğini, ayrımcılığın sürdüğünü, Alevi inancı ve Alevilerin İbadethanesi olan Cemevlerinin tanınmadığı, laiklik ilkesini kendi işlerine gelecek şekilde kullandıkları, bir kez daha tescillenmiştir. Aleviler Vardır, Alevilik Haktır şiarıyla Osman Baydemir’e yapılan haksızlığı kınıyoruz. İnançlara olan eşit yaklaşımından dolayı Osman Baydemir’in yanında olduğumuzu ifade eder ve Osman Baydemir’i destek ziyaretinde bulunacağımız kararı alınmıştır.
    • 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı başta olmak üzere, yapılan katliamlara karşı 24 Haziran 2017 tarihinde örgütlü olduğumuz tüm yerlerde eş zamanlı basın açıklaması yapılarak eylemlere çağrı yapılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle; a) 2 Temmuz 2017 günü Sivas Madımak Önünde ve Ankara Mitinginde b) 30 Haziran’da İzmir’de yapılacak mitinge, c) 3 Temmuz 2017 günü Çorum Alevi Kültür Merkezi Önünde, d) 4 Temmuz 2017 tarihinde dergahlarımızı sahiplenmek için Hacı Bektaş Dergahında Cem olma, e) 5 Ağustos 2017 tarihinde tüm Alevi kurumlarımız ile birlikte Hacı Bektaş’ta Pirimizin huzurunda olma, kararları alınmıştır.
    • ABF’nin bu zorlu siyasal süreçte başta AKP olmak üzere içeriden de herkesin kendi Alevisini yaratma mücadelesine karşı yapılan müdahalelerde ABF’nin bu dönemde öneminin daha çok artması nedeniyle, tüm bileşenlerimizin federasyonumuza ve yönetimine daha çok güç ve destek verilmesi kararlaştırılmıştır. (HABER MERKEZİ)
  • ‘Alevilere ve Cemevlerine yönelik hükümetin bir operasyona giriştiği anlaşılıyor’-VİDEO

    ‘Alevilere ve Cemevlerine yönelik hükümetin bir operasyona giriştiği anlaşılıyor’-VİDEO

    PİRHA- HDP Sözcüsü Ali Osman Baydemir hakkında cemevine yer tahsis ettiği için laikliğe aykırı hareket ettiği gerekçesiyle hazırlanan fezlekeye tepki gösteren HBVAKV Genel Başkanı Dr. Tuncer Baş, “Artık Alevilere  yönelik bir hareketin başladığını, cemevlerine yönelik  hükümet tarafından bir operasyona girişildiği anlaşılıyor” dedi. Baş, cemevlerinin egemenlerin gözüne battığını da kaydetti.   

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü ve Urfa Milletvekili Osman Baydemir, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne (PSAKD) cemevi olarak yer tahsis ettiği için hakkında “Görevi kötüye kullandı” suçlamasıyla fezleke hazırlandı. Fezlekeye gerekçe olarak ise tahsis protokolünde geçen “Bu protokolün uygulanması sırasında ortaya çıkacak uyuşmazlıklar öncelikle taraflarca Alevi inancının gereği olarak Cem’e gidilerek diyalogla çözülecektir” hükmü gösterildi. Yine söz konusu fezlekede, Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 17 Şubat 2012 tarihinde aldığı karar üzerine inşa edilen kültür evinin 10 yıllığına PSAKD’a tahsis edilmesine ilişkin dernek ile büyükşehir belediyesi arasında imzalanan protokolün 8’inci maddesinin, Anayasa’nın 2’inci maddesine aykırı olduğu iddiasıyla inceleme başlatıldı.

    Baydemir hakkında hazırlanan fezlekeye ilişkin PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel (HBVAKV) Başkanı Tuncer Baş, “Artık Alevilere  yönelik bir hareketin başladığını, cemevlerine yönelik  hükümet tarafından bir operasyona girişildiği anlaşılıyor” dedi.

    “CEMEVİ ÜZERİNDEN LAİKLİĞİ HATIRLIYORLARSA İŞLER KÖTÜ DEMEKTİR”

    Osman Baydemir’in belediyeciliğin gereği olarak, bölgede yaşayan Aleviler için cemevi katkısı sunduğunu ifade eden Baş, “Bugüne kadar laiklik aklına gelmeyenler, bugün Osman Baydemir’in bir tane cemevini Alevilere hediye etmesi üzerinden, hizmeti sunması üzerinden laikliği hatırlıyorlarsa işler kötü demektir” diye konuştu.

    “3-5 TANE CEMEVİ OLMASI EGEMENLERİN GÖZÜNE BATIYOR”

    Türkiye’de yaklaşık 100 bine yakın camii olduğunu hatırlatan Tuncer Baş, “Bunun hemen hemen yarısı Diyanet ve belediye aracılığı ile yapılmıştır. Ama Alevilerin 3-5 tane cemevi olması demek aslında egemenlerin gücüne gitmektedir. Gözüne batmaktadır” ifadelerini kullandı.

    HBVAKV Başkanı Tuncer Baş, “Osman Baydemir’e yapılmış hareket aslında Alevilerin bütün cemevlerine yapılmış bir operasyon olarak değerlendirilebilinir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD: Baydemir’e fezleke Alevi toplumuna yaklaşımın bir özetidir

    DAD: Baydemir’e fezleke Alevi toplumuna yaklaşımın bir özetidir

    PİRHA- HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir’e cemevine yer tahsis ettiği için hazırlanan fezlekeye sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklamayla tepki gösteren DAD “Nehak anlayışın kadı divanında verdikleri hüküm Alevi toplumuna yaklaşımın bir özetidir” dedi. 

    HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir’e Diyarbakır’da Alevilere cemevi tahsis ettiği için hazırlanan fezlekeye Alevi kurumlarında tepkiler gelmeye devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) sosyal medya hesabından yaptığı yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi.

    “BU KADI NEYİN PEŞİNDEDİR?”

    Facebook üzerinden yapılan açıklamada Osman Baydemir’in hakikatli hizmeti ve duruşuyla Alevi toplumunun takdirini kazandığı belirtildi. Ayrıca açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Nehak anlayışın kadı divanında verdikleri hüküm Alevi toplumuna yaklaşımın da bir özetidir. Laiklik ilkesi bugüne kadar Alevi toplumunun asimilasyonu üzerine kurulmuştur. Bugünden sonra da katmerlenerek devam edeceğini açıktan belirtmektedir. Zorunlu din dersleri bunun açık bir kanıtıdır. Osman Baydemir şahsında kadı divanı tüm Alevi toplumuna dilini uzatmıştır. Hükümet ve yürütme zorunlu din dersleri uygulaması ile anayasal suç işlerken bu kadı neyin peşindedir.”

    DAD bu süreçte Osman Baydemir’in ve nehakın zulmüne uğrayan HDP’nin yanında olacağı mesajını da verdi. (HABER MERKEZİ)