PİRHA-Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı.
Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları eylemlerine devam ediyor.
Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı: “Dün uygulanan orantısız şiddetin üzerine bugün bizlerle dayanışmaya gelen dostlarımız ve halkımızın verdiği güçle bizlerin de direnişi daha sağlam hale geldi. Haklı mücadelemiz tüm engellere rağmen sürecek, destekleriniz ve dayanışmanızla güçlüyüz. Haklarımızı alana kadar Ankara’yı terk etmeyeceğiz. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- Özel sektör öğretmenlerinin açıklamasında aralarında Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin de olduğu gözaltılar serbest bırakıldı.
Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında toplanan öğretmenlerin, aileleriyle birlikte bugün saat 14.00’te Ankara Kurtuluş Parkı’nda yapmayı planladıkları basın açıklamasına polis sert müdahalede bulundu.
Müdahale sırasında ters kelepçe yapılarak gözaltına alınan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin de aralarında olduğu kişiler serbest bırakıldı.
PİRHA- Meclis önünde açıklama yapmak isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenler ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.
Taban maaş, güvenceli çalışma ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Meclis önünde açıklama yapmak isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenlere polis müdahale etti.
Sendika yöneticilerinin de aralarında olduğu 41 öğretmen ters kelepçe takılarak gözaltına alınırken, eylemlerini Sakarya Caddesi’nde sürdüren öğretmenler gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, sanal medya hesabından yaptığı açılamayla bugün Güvenpark’taki eylem sırasında gözaltına alınan tüm öğretmenlerin serbest bırakıldığını bildirdi.
PİRHA- Mersin’de Veli-Der ve beraberinde birçok eğitim kurumu proje okullarındaki atamalara tepki göstererek, “Öğretmen ve yönetici atamalarının siyasal ve sendikal yakınlık zeminine indirgenen bu hukuksuz uygulamaya karşı hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.
Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) proje okullarda norm fazlası öğretmenlerin resen atamalarının durdurulmasına ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası, Hürriyetçi Eğitim Sen, Tüm Emekliler Sendikası, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Eğitim İş Mersin şube ve temsilcilikleri Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.
“SİYASAL BİR TASFİYE”
Veli-Der Mersin Temsilcisi İlhan Topaloğlu, öğretmenlerin sendikal, siyasal ya da kişisel nedenlerle görevlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekerek, proje okullarında siyasal amaçlarla gerçekleştirilen tasfiyeye karşı çıktıklarını dile getirdi.
Yapılan atamaların öğretmenlerin verimini düşüreceğini ve sınava hazırlanan öğrencileri olumsuz etkileyeceğini kaydeden Topaloğlu, “Tam da YKS sınavına hazırlanılan şu süreçte öğretmenin yer değişikliği öğretmenin motivasyonunu moralini yok edecektir.
Buradan Milli Eğitim Bakanlığına sesleniyoruz. Okullarımız, keyfi atamalar yapılabilecek yerler olmamalıdır. Proje okul yönetmeliği baştan sona yanlışlarla dolu bir düzenlemedir. Çocuklarımızın hak ettikleri nitelikli eğitime ulaşmaları, okulların adının yanına nitelikli sözcüğü getirilerek olmaz. Bakanlığımız, objektif kriterlere dayalı olmayan bu keyfi atamaları bir an önce iptal etmeli ve şeffaf bir atama sistemiyle liyakat gözeterek yeniden yapmalıdır” dedi.
Söz konusu uygulamayla liyakatin ortadan kaldırıldığını, öğretmen ve yönetici atamalarının siyasal ve sendikal yakınlık zeminine indirgendiğini vurgulayan Topaloğlu, şunları söyledi:
“Bu uygulamalar, kamu yönetimi ilkelerine, hukuka ve kamu yararına açıkça aykırıdır. Öğretmen atamaları ve görev uzatma kriterleri liyakata dayalı şeffaf, denetlenebilir olmalı, mesleki deneyim, hizmet puanı gibi kriterler esas alınmalıdır. Veli- Der olarak bu adaletsizliğe karşı hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğimiz bilinmelidir.”
MÜCADELE VURGUSU
Açıklamadan sonra eğitim kurumları konuşmalar yaptı. İlk olarak Eğitim Sen adına konuşan Saffet Ayıcı, liyakatli öğretmenlerin norm dışına düşürülerek geleceklerinin belirsizliğe itildiğini söyledi.
Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, bu uygulamayla iktidarın yandaş sendikalara bağlı öğretmenleri nitelikli kadrolara yerleştirmek için yaptığı bir proje olduğunu ve karşı olduklarını belirtti.
Hürriyetçi Eğitim Sen Şube Başkanı Talip Özdemir, “Hangi kriterlere göre atamaların yapıldığı meçhul.Kimsenin mağdur olmaması için atamalrın objektif yapılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek ise yaşanan sorunların karşısında örgütlü mücadele yürüteceklerinin altını çizdi.,
PİRHA-21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle açıklama yapan İHD, Sanatolia, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Eğitim-Sen, her bireyin ana dili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının bir an önce hayata geçirilmesi yönünde çağrı yaptı.
Sanatolia, İnsan Hakları Derneği (İHD), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim- Sen) ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda ortak basın açıklaması yaptı.
Türkçe ve Kürtçenin Kurmanci ile Kurmancki lehçelerinde yapılan açıklamada üç dilde “21 Şubat Dünya Ana Dili Kutlu Olsun” yazılı pankart açıldı.
“DİL ÜZERİNDEKİ TEKÇİ POLİTİKALAR KALDIRILMALI”
Açıklama metninin Türkçe kısmını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, ana dilinin önemine vurgu yaparak, özellikle ana dilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu kaydetti. Ancak ulus devlet anlayışının ana dilinde eğitim taleplerinin önündeki en büyük engel olduğunu belirten Sümbül, “Ulus devlet anlayışı asimilasyoncu, tekçi ve yasaklayıcı bir anlayışla ana dilinde eğitim taleplerini reddetmektedir. Ulus devlet anlayışı bir toprak parçası üzerinde yaşayan bütün bireylerin ‘tek dili’ konuşmaya, eğitim görmeye ve diğer faaliyetlerini sürdürmeye zorlamaktadır. Diller üzerinde tekçi ve asimilasyoncu politikalar ve zor aygıtları kaldırılmalıdır. Halkların kendi dillerinde konuşma, eğitim alma, yaşamlarını ve kültürlerini devam ettirmeleri sağlanmalıdır. Dilsel ve kültürel çoğulculuk ile toplumların barış içinde bir arada ve özgürce yaşamaları sağlanabilecektir” diye konuştu.
“ANA DİLİNDE EĞİTİM HAKTIR”
Açıklamanın Kırmançki kısmını okuyan İHD Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, ana dilinde eğitimin çocuklar üzerindeki etkisine değinerek, “Bir çocuğun ilkokul 5’inci sınıfa kadar ailesinden öğrendiği dilden kopması ve resmi dili öğrenerek bilime, sanata, kültüre ve eğitime erişmeye zorlanması hem çocuk haklarının ihlali hem de pedagojik olarak çocuğun ruhsal, sosyal ve duygusal dünyasının parçalanması anlamına gelmektedir. Farklı dil ve lehçelerin seçmeli ders olarak okutulması yetersiz bir hak olmasının yanında bu dilleri seçmek ve okulda öğrenmek neredeyse imkânsız hale getirilmiştir. Yeterince öğretmen atanmaması, bir sınıfta en az 10 öğrencinin o dersi seçmek zorunda oluşu, eğitim araç ve gereçleri ile ders kitaplarının eksikliği, çocukların ve velilerin ders seçim dönemlerinde haberdar edilmeden idarenin uygun gördüğü çoğunlukla da dini içerikli derslere çocukların yönlendirilmesi gibi zorluklar nedeniyle bu hak bile kullanılamamaktadır” dedi.
“DİLLER ÜZERİNDEKİ YASAKÇI ANLAYIŞA SON VERİLMELİ”
Açıklamayı Kurmanci okuyan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Nebil Birtek ise, Türkiye’de Kürt dili üzerindeki baskılara dikkat çekerek, iktidarın TRT6 ve seçmeli dersler gibi düzenlemelere gitmesinin ana dili bağlamındaki hak taleplerini karşılayacak düzeyde olmadığını belirtti.
Yaşamın her alanında Kürtçenin ciddi engelleme ve baskılarla karşılaştığını söyleyen Birtek, “Mülki idari makamlar olmak üzere birçok idari karar ile Kürtçe tiyatro, sinema, konser ve benzeri kültürel etkinlikler yasaklanmaktadır. Geçtiğimiz aylarda başlayan ve Kürt Meselesinin çözümüne yönelik bazı görüşmeler ile tartışmalar toplumda beklentilere yol açmakta; bu beklentilerin en önemlisi ise ana dilinde eğitim hakkının tanınması meselesidir. İktidar, Kürt meselesinin çözümüne yönelik sorumlu bir davranış sergileyerek başta ana dilinde eğitim hakkı olmak üzere; diller üzerindeki yasakçı anlayışına son vermelidir” ifadelerini kullandı.
Son olarak İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, şunları söyledi:
“28 Ekim 1990 tarihinde derneğimizin kongresinde Kürtçe konuştuğu için tutuklanan, beraat ettikten kısa bir süre sonra ise evinden alınıp gözaltında zorla kaybettirilen üyemiz Vedat Aydın’ı saygıyla anarak Dünya Anadil Gününü kutluyor, her bireyin en doğal hakkı olan kendi anadili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz.”
Basın açıklaması, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla sonlandı.
PİRHA- 2024/’25 eğitim-öğretim yılının ilk yarısına dair açıklama yapan eğitim sendikaları, eğitim emekçilerinin yaşam koşulları giderek ağırlaştığına dikkat çekerek, “Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanabilmesi için eğitim herkesi kapsamalı, yeterli sürede verilmeli, yaşam boyu ulaşılabilmeli, kamusal bir anlayışla parasız olmalı, içeriğinin çağdaş, bilimsel ve laik olmalı, resmi dil yanında diğer ana dillerde de yapılabilmelidir” dedi.
Eğitim-Sen Mersin Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilciliği 2024/’25 eğitim-öğretim yılının ilk yarısına dair basın açıklaması yaptı. Yenişehir Milli Eğitim Müdrülüğü önünde yapılan açıklamada, eğitimde yaşanan sıkıntılarıın arttığı vurgulandı.
Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Türkiye’de yıllardır çok ağır çalışma koşulları altında ve özveriyle görev yapan eğitim emekçilerinin yaşam koşulları giderek ağırlaşırken, boş kadro olmasına rağmen, uzunca bir süredir eğitim kurumlarına genel idari hizmetler, teknik personel ve yardımcı hizmetler sınıfında memur alımı yapılmadığını söyledi.
“OKULLARDA HİJYENİN TAM ANLAMIYLA SAĞLANMASI ZORUNLUDUR”
Eğitim öğretim yılının başından itibaren haftada üç gün çalışan geçici temizlik personelinin, okul hijyeni için yetersiz olduğunu dile getiren Sümbül, “Bu durumun olumsuz sonuçlarını yaşayan eğitim emekçileri ve veliler okullarda salgın hastalıkların yayılma riskine dikkat çekerek acil çözüm talep etmektedir. Hükümetin tasarruf politikaları kapsamında temizlik personelinin çalışma günlerinin azaltılması, okullardaki hijyen koşullarını ciddi şekilde tehlikeye atmış ve öğrencilerin sağlığını riske sokmuştur. Eğitimin niteliğini korumak ve öğrencilerimizin sağlığını güvence altına almak için okullarda hijyenin tam anlamıyla sağlanması zorunludur” diye belirtti.
“DİNSELLEŞME YAYGINLAŞTI”
Sümbül, eğitim öğretim yılının ilk yarısında ÇEDES projesi kapsamında okullarda yapılan ve kamuoyuna yansıyan bazı etkinlikler şu şekilde açıkladı:
“Türkiye’nin dört bir yanında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde uygulamalı hac eğitimi verilmekte, sınıfın ortasına kurulan Kâbe maketi etrafında tavaf eden öğrenciler, ihram giyimini öğrenip şeytan taşlama pratiği gerçekleştirmektedir.
Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 2 Aralık 2024 tarihinde okullara gönderdiği yazı ile ÇEDES Projesi kapsamında lise, ortaokul, ilkokul ve anaokullarından oluşan 99 okula cami imamlarını görevlendirmiştir. Görevlendirme listedeki din görevlilerin tamamı AKP İzmir İl Başkanı, MÜSİAD üyesi patron Bilal Saygılı’nın kendi adına yaptırdığı Ege Üniversitesi Kampüsü içerisindeki Bilal Saygılı Camisinden seçilmiştir.
18 Aralık 2024’te Konya’da düzenlenen “Arapça Günü Etkinlikleri” kapsamında bir öğrencinin IŞİD militanı gibi giydirilip eline oyuncak silah verilerek arkadaşlarına ateş ettirildiği bir gösteri gerçekleştirilmiştir. Bu etkinlik, kamuoyunda büyük tepki toplamıştır.
Manisa’nın Kula ilçesindeki Jeopark Ortaokulu’nda, ÇEDES projesi kapsamında düzenlenen “Filistin İçin Tek Yürek” adlı etkinlik, içerdiği sahneler nedeniyle kamuoyunda tepki çekmiştir. Gösteride, sahnede kanlı kefenler, kesik kol ve bacak maketleri sergilenmiş; ayrıca öğrencilere oyuncak silahlar verilmiştir. Etkinliğe Kula Kaymakamı, Kula Belediye Başkan Vekili, İlçe Milli Eğitim Müdürü ve diğer protokol üyeleri de katılmıştır.”
“EĞİTİME ERİŞİM HAKKI SAĞLANMALI”
Eğitim Sen olarak, sorunların yalnızca günübirlik tedbirlerle değil, köklü ve kamusal eğitim politikalarının benimsenmesiyle çözülebileceğini savunduklarının altını çizen Sümbül, şunları aktardı:
“Kamusal eğitim politikalarının odağında, bilimin ışığında, eşitlik ve laiklik temelinde bir eğitim sistemi inşa etmek yer almalıdır. Kamusal eğitim, siyasal iktidarın ve bir bütün olarak devletin ekonomik ve demokratik talepleri karşılaması için zorlandığı, eğitim hizmetinin herkes için eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını ifade eden bir kavramdır. Bir ülkede herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği bir eğitim hakkından bahsedebilmek için eğitimin fiziksel ve ekonomik yönden de erişilebilir olması gerekir. Eğitime erişim hakkını düzenleyen her türlü ulusal/uluslararası yasa/sözleşme, devletlere bu hakkın ayrım yapılmaksızın sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir.
Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanabilmesi için eğitim herkesi kapsamalı, yeterli sürede verilmeli, yaşam boyu ulaşılabilmeli, kamusal bir anlayışla parasız olmalı, içeriğinin çağdaş, bilimsel ve laik olmalı, resmi dil yanında diğer ana dillerde de yapılabilmelidir. Okullarda verilen eğitimin içerik bakımından dini esaslara göre değil, bilimsel esaslara dayalı olması, eğitimin gerçek anlamda laik ve demokratik bir yapıda örgütlenmesi yönündeki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimiz bilinmelidir.”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek de, özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin, asgari ücrete hatta birçok kurumda asgari ücretin de altındaki ücretlere mahkûm edilmek istendiğini belirterek, “Özel sektör eğitim emekçisi, bizzat Millî Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor. Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı, en sorumlu kurum olarak kılı kıpırdamayan Millî Eğitim Bakanlığıdır.
“TABAN MAAŞ HAKKIMIZI GERİ ALACAĞIZ”
Ataması yapılmayan yüz binlerce eğitim emekçisi tabanda yığılarak özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirildiğini vurgulayan Birtek, şunları dile getirdi:
“Kolejlerde, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, anaokullarında, kreşlerde, vakıf üniversitelerinde çalışan bütün eğitim emekçilerinin bugün tarihsel bir fırsatı vardır. Bu fırsat, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının tüm dar alanları zorlaya zorlaya açtığı yoldadır. Bu yolun tıkanmaması, çıkmaz bir yol haline gelmemesi de tüm özel sektör öğretmenlerinin sorumluluğundadır.
Bugün insanca yaşamak için burada, bir aradayız! Bugün bizi görmezden gelip yalnızca patronların çıkarlarını gözetenlere başta taban maaş ve eşit işe eşit ücret hakklarımızı almadan asla vazgeçmeyeceğimizi haykırmak buradayız! Eğitimi tüccarların, müteahhitlerin, mafyanın elinden çekip almak için buradayız!
Bugün asgari yaşama, ücretli köleliğe ve Velilerden 100 binlerce lira para alıp öğretmenlere sefalet ücretini reva görenlere isyan etmek için buradayız! Yaşasın Sendikamız! Yaşasın öğretmen dayanışmamız! Mücadele dersini öğretmenler verecek! Taban maaş hakkımızı geri alacağız!”
PİRHA- Öğretmen Sendikası 52 günlük “Eğitim Nöbeti” direnişine ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Direnişin amacına ulaştığını ve sonlandırdıklarını belirten sendika, “Kanunun eğitim sendikalarının talepleri üzerinden tekrar şekillendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu görüşmelerin durdurulmasında başta sendikamızın başlattığı eğitim nöbeti olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin tepkilerinin etkili olduğu kanaatindeyiz” dedi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası), 52 gündür Meclis Parkı’nda yürüttükleri ‘Eğitim Nöbeti’ ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’na (ÖMK) ilişkin basın açıklaması yaptı.
Mülkiyeliler Birliği Binası’nda yapılan açıklamada “ÖMK yenilensin taban maaş geri gelsin” yazılı pankart asılırken açıklamayı Öğretmen Sendikası Basın Sekreteri Duygu Ergen okudu. Açıklamaya Sendika Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve sendika üyeleri katıldı.
“YAŞADIĞIMIZ SORUNLARI ÇÖZMEK HEM İKTİDAR HEM MUHALEFET İÇİN GELECEK KUŞAKLARA BİR BORÇTUR”
Ergen, Meclis Parkı’nı bir nöbet alanı haline getirdiklerini belirterek, “Talebimiz başta elimizden 2014 yılında alınan taban maaş hakkımızın geri getirilmesi için adım atılması olmak üzere özel öğretim kurumlarında çalışan bizlerin yakıcı taleplerinin milli eğitim bakanlığı yetkilileri, vekiller ve kamuoyunda görünür olması ve tartışılmasıydı. Bu amaç için yola çıktık. 52 gündür ülkenin dört bir yanından Samsun’dan Urfa’ya, Sakarya’dan İzmir’e öğretmenler iradeleriyle tarihe not düşecek bir direnişi örgütlediler. Bir parkı yaşam alanına çevirirken mücadele dersini verdiler. Bu mücadele dersi içinde sendikamız bakanlık ve yetkililerle görüşmelerinde çözüme açık bir hat izledi. Doğrudan Eğitim Bakanı ile iki kez olmak üzere bakanlık yetkilileriyle birçok görüşme gerçekleştirdik. Sadece sorunu tanımlayan bir yerde olmadık. Çözüm yollarımızla yetkililere gittik. Bu çözüm yollarını iktidar muhalefet ayırtmadan tüm partilere götürdük. Var olan sorunun sadece özel sektör öğretmenlerinin sorunu olmadığını bunun eğitimin paydaşları olan veliler, öğrencileri de içine alan bir kaç milyonluk bir insan topluluğunu doğrudan etkilediğini, ürettiğimiz değerin kamusal bir hizmet olması açısından tüm toplumu ilgilendirdiğini birçok kez yineledik. Yaşadığımız sorunları çözmek hem iktidar hem muhalefet için gelecek kuşaklara bir borçtur” dedi.
“EĞİTİM SENDİKALARININ TALEPLERİ ÜZERİNDEN TEKRAR ŞEKİLLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
Bu süreçte bakanlığın ve Meclis Eğitim Komisyonu’nun attığı çeşitli adımlar olduğuna dikkat çeken Ergen, “Belki ilk defa eğitim komisyonuna katılan tüm partiler birlikte taleplerimizin yakıcı ve acilen çözülmesi üzerinde bir ortak duyguya sahip oldular, konuyla ilgili tek gündemli bir toplantı yaptılar. Bu tüm memleket için, daha iyi bir geleceği inşa etmek için bir adımdır. Bu sürece emek veren herkese teşekkür ediyoruz. ÖMK görüşmelerinin durdurulmasını da bu anlamda olumlu buluyoruz. Kanunun eğitim sendikalarının talepleri üzerinden tekrar şekillendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu görüşmelerin durdurulmasında başta sendikamızın başlattığı eğitim nöbeti olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin tepkilerinin etkili olduğu kanaatindeyiz” diye belirtti.
“ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK”
Ergen, olumlu adımlara rağmen hala çözülmeyi bekleyen sorunlarının olduğunu söyledi ve şunları ekledi:
“Bunlardan en yakıcısı ise taban maaş talebimizdir. Yıllardır özel sektör öğretmenlerinin üstünde olan görünmezlik pelerinini kaldırdığımızı görüyoruz. Özel sektör öğretmenlerinin çığlığının toplum gündeminde bir yeri var artık. Duymayan kulak kalmadı, görmeyen göz kalmadı. Nöbetimizin bu anlamda amacına ulaştığını düşünüyor ve 52 gün önce başlattığımız eğitim nöbetini bitiriyoruz. Yeni dönemde sendikamız bu alanda yapılacak çalışmalarda sorumluluk almaya hazırdır. Bizler elimizi taşın altına koyduk. Patronların insafına bırakılmayan bir eğitim sistemi için yola çıktık. Şimdi bakanlık başta olmak üzere tüm yetkililerin de atılan adımların bir sonuca varması için biz burada olacağız. 52 gündür kişisel yaşamlarını bir kenara bırakarak nöbeti yaşatan, büyüten ve tarihe bir ‘Büyük öğretmen nöbetini’ bırakan bütün sendikalı arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Yine bu zaman diliminde kalbi bizlerle atan, maddi/manevi desteğini esirgemeyen dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni bir dönem bizi bekliyor. Bu yeni dönemde tüm özel sektör öğretmenlerini sendikasına üye olmaya davet ediyoruz. 350 bin özel sektör öğretmeni adına başlattığımız bu mücadele büyüdükçe taleplerimiz görünür olacaktır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş ve güvenceli çalışma talebi ile başlatmış olduğu Eğitim Nöbeti’nin 33. gününde, “Söz değil yasa lazım” diyerek sürece ilişkin basın açıklaması yaptı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Sekreteri Umut Erkurt, “Yüz binlerce öğretmene verilen söz tutulmadı” dedi.
TBMM Çankaya girişindeki Milli Egemenlik Parkı’nda sürdürülen Eğitim Nöbeti ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile yapılan görüşme ile ilgili bir basın toplantısı gerçekleştirildi.
Mülkiyeliler Birliği binasında yapılan açıklamada basın metnini Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Sekreteri Umut Erkurt okudu.
“HAKLI Bİ DAVA YÜRÜTÜYORUZ”
Taban maaş talebinin özel öğretim kurumlarında çalışan yüz binlerce öğretmeni ilgilendirdiğini belirten Erkurt, “Bu anlamı ile talebimiz sendikanın ayağa diktiği, görünür kıldığı haysiyet mücadelesinin özlü ifadesidir. Sendikamız, bu talebi kendi sınırlarında görmüyor. Taban maaş talebi başta tüm öğretmenler olmak üzere, toplumun geniş kesimleri, eğitim sendikaları, meslek odaları ve emekçiler tarafından desteklenmektedir. Bu doğal sonuca canhıraş bir mücadele sonucu ulaştık. Haklıyız! Haklı bir dava yürütüyoruz. Öğretmenler asgari ücret düzenine mahkum edilemez ediyoruz. Mesleğin itibarını ve emeğin onurunu gözeten bu yaklaşım bir hakikat olarak söze ve eyleme dönüşmüştür. Arkamıza, geldiğimiz şehirlere ve çalıştığımız iş yerlerine baktığımızda burada olmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz. En başta bunu belirtmek isteriz” dedi.
“SENDİKAMIZ SORUMLULUK DUYGUSU YÜKSEK BİR SENDİKADIR”
Sendikanın genç bir öğretmen sendikası olduğunu belirten Umut Erkurt, “Sendikamız üyeleri itibari ile de gençtir. Sendikamız bu gençliğin güzel ve yürekli yanlarını taşımaktadır. Sendikamız aynı zamanda olgun bir sendikadır. Faaliyet yürüttüğü alanla ilgili tespite varan görüşleri vardır ve bu görüşler gün geçtikçe doğrulanmaktadır. Sendikamız sorumluluk duygusu yüksek bir sendikadır. Ne kadar özel de olsa bu eğitim alanının kamusal bir alan olduğunu bilmekte ve eğitimin tüm paydaşlarının eğitim odaklı çıkarlarını öne çıkarmaktadır. Sendikamız sadece eylem yapmayan, taleplerini kampanyalar ve bir dizi bilgilendirme çalışmaları ile ilgili herkese götüren bir sendikadır. Sendikamız gerek özlük hakları konusunda patronlar, kurum idarecileri, bakanlık yetkilileri ile gerek iş kolu sorunu konusunda Çalışma Bakanlığı ve iş kolundaki sendikalar ile muhataplık geliştirmek isteyen, karşılık bulduğu zamanlarda ise görüşmeler gerçekleştirmiş bir sendikadır. Bu hatırlatmaları yapmayı zorunlu buluyoruz. Sendikamızı kısa sürede tüm zorluklara rağmen 13 bin üye ile buluşturan onun düzenli ve bir plana dayanan çalışmasıdır.” diye ekledi.
“YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMENE VERİLEN SÖZ TUTULMADI”
Umut Erkurt, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşmelerine ve başlattıkları eğitim nöbetine ilişkin detayları şu maddeler ile sıraladı:
1. 29 Ocak tarihinde Meclis önünde yaptığımız eylem sonucunda taban maaş talebimiz ile ilgili Sayın Yusuf Tekin ile bir görüşme gerçekleştirdik. Başta Sayın Yusuf Tekin olmak üzere bakanlığın yetkili ağızları bizlere, taban ücret uygulaması ile ilgili bir çalışmanın içinde olduklarını ifade etti. Söz konusu çalışma ÖMK ile ilgili yapılacak değişikliğin içinde yer alacak ve öğretmenlik özel ve kamu fark etmeksizin bir statüde eşitlenecek denildi. Tarih olarak ise Nisan ayı işaret edildi. Bu düzenleme Maliye Bakanlığının kabul etmesi gereken formüllere dayanıyordu.
2. Bu düzenleme hayata geçmedi. Yüz binlerce öğretmene verilen söz tutulmadı.
3. Bunun üzerine 26 Mayıs’ta Ankara’ya gelindi. Eğitim nöbeti başladı ve bazı demokratik eylemlerimize polis müdahalesi gerçekleşti.
4. Devamında patron derneklerinin temsilcileri ile uzun bir süredir olması için çaba gösterdiğimiz görüşmeler gerçekleşti.
5. Bu görüşmelerde patron dernekleri taban ücret uygulamasına karşı olmadıklarını fakat kamu ile özel arasındaki brüt farkının fazla olduğunu, kendilerinin de maliyette eşitlik istediğini ifade ettiler. Kendilerinden çözüm noktasında önerilerini istedik.
6. Çözüm odaklı davrandığımızı, talebimizin hayata geçmesi noktasında bazı eşikleri atlaması gerektiğini düşünerek ve dönemin de bazı gerçeklerini hesaba katarak talepte esnedik. Asgari ücretle öğretmen çalıştırmanın önüne geçecek bir yasal düzenlemenin şart olduğunu ifade ettik.
7. Bakanlık yetkilileri ve milli eğitim komisyonu üyesi milletvekilleri yaptığımız görüşmelerde taban ücret uygulamasının hukuki sınırlar açısından ÖMK’ye dahil edilemeyeceğini ama 5580 sayılı özel öğretim kurumları kanununa dahil edilebileceğini ifade ettiler. Sorunun çözümü noktasında yasal bir düzenlemeyi işaret ettiği için buna da olur yanıtını verdik.
8. Çağrılmadığımız yerlerde olma isteğimiz ve görüşme çabamız sorunlarımızın çözümü için ne kadar istekli, samimi olduğumuzun karşılığıdır.
9. Neden taban maaş önemli? Çünkü mayıs ya da haziran aylarında bir sonraki dönem için bize sunulan teklif üzerinde herhangi bir pazarlık ve itiraz hakkımız bulunmuyor. Dayatılan ücreti kabul etmediğimizde bu istifa etmemiz anlamına geliyor. İstifa ettiğimizde geriye dönük biriken haklarımızı kaybediyoruz. Taban maaş uygulamasının olmaması tam anlamı ile kölelik ilişkisi yaratıyor.
Mayıs ya da haziran aylarında kabul edilmek zorunda olunan aylık ücret yeni eğitim-öğretim döneminin başında, Ekim ayında öğretmenin hesabına yatıyor. Bu, mevcut enflasyon koşullarında anlaşılan ücretin daha da geriye gitmesi, erimesi demek. Asgari ücret üzerinde yıl içinde yapılan değişiklikleri de düşündüğümüzde öğretmenin aldığı maaşın asgari seviyesine ya da onun altına indiğini görüyoruz. Bu bir döngü. Bu duruma son verecek olan yine taban maaş uygulamasıdır.
10. Çarşamba günü Sayın Kemal Şamlıoğlu ile yaptığımız görüşmede kendisi sendikamıza özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin sorunlarını Bakanlığın çözülmesi gereken temel sorunlardan biri olarak gördüğünü açıklamıştır. Fakat taban maaşa dair bir düzenlemenin ne şekilde yapılacağı ve ne zaman yapılacağı konusunda herhangi bir bilgi vermemiştir. Maalesef görüşme iki gün önce Sayın Tekin ile yaptığımız görüşmedeki ilerlemenin gerisi düşmüştür. Çözüm odaklı, gerçekçi ve koşulları gözeten taleplerimizin yeninden bir muğlaklığa mahkum edilmesi bizler için kabul edilebilir değildir.
11. Özel öğretim kurumlarında çalışan yüz binlerce emekçi Milli Eğitim Bakanlığından öğretmenliğin itibarı ve güvenceli koşullar için bir hamle beklemektedir. Bu hamle asla biz süreci takip ediyoruz, patronları uyardık şeklinde belirsiz, gözlemi zor, yaptırımı olmayan adımlar değildir. Öğretmenlerin koşullarını değiştirecek, öğretmenleri güvende hissettirecek şey apaçık ortadadır. Asgari ücret düzenini bitmesi ve insanca çalışma koşulları için bize Söz değil yasa lazım!
Basın açıklamasının ardından sendika üyeleri basın mensuplarının sorularını cevapladı.
PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Meclis Parkı’nda tuttukları eğitim nöbetinde PİRHA’ya konuşan Sendika Genel Başkanı Eren Edebali ve Ankara İl Temsilcisi Betül Koca, haklarını almadan eylemlere son vermeyeceklerini belirttiler. Her iki öğretmen de binlerce öğretmenin asgari ücrete ve altına çalıştırıldığını belirterek, hükümeti sorumlu davranmaya çağırdı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş ve diğer özlük hakları için kendilerine verilen sözün tutulmadığını belirterek, geçen günlerde Meclis Parkın’da ‘eğitim nöbeti’ tutmaya başladı. Öğretmenlerin nöbetine siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar ziyaretlerde bulunarak destek veriyor.
Özel Sektör Öğretmenlerinin eğitim nöbetleri ülke genelinde devam ediyor.
PİRHA’ya konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ve Ankara İl Temsilcisi Betül Koca, süreci değerlendirerek taleplerini yineledi.
“HAKLARIMIZIN ALINMASI PATRONLARA DAVET ÇIKARDI”
Yüz binlerce öğretmenin eğitim kurumlarında asgari ücret ile çalıştırıldığını belirten Eren Edebali, “Vasıflı bir meslek grubuna ait olan öğretmen asgari ücrete çalıştırılamaz diyoruz. Bunu bakanlığın da söylemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu hükümetin de söylemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bir milli eğitim politikasının, bir öğretmen politikasının bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 2014 yılında elimizden bu hak alındı. Bu hakkın elimizden alınması patronlara davet çıkardı. Bu alan tamamen patronlara bırakılmış durumda. Denetimsizlikle, güvencesizlikle, özlük haklarından yoksun bir şekilde çalıştırılan öğretmenler, ucuz iş gücü haline getirilerek patronların aslında bir bakıma kar alanları, kar odakları haline gelmiş durumda. Biz bunun karşısında çok sahici, gerçek bir talebin peşindeyiz. Taban maaşı hakkımızın geri gelmesini istiyoruz” dedi.
“ÇOK SAYIDA İLDE EĞİTİM NÖBETİNE BAŞLADIK, VERİLEN SÖZLER BİR YALANA DÖNÜŞTÜ”
Pazar gününden beri eğitim nöbetine devam ettiklerini hatırlatan Eren Edebali, 29 Ocak’ta Meclis önünde yapılan eylemin ardından Bakan Tekin ile görüştüklerini ve verilen sözlerin tutulmadığını belirterek şunları söyledi:
“Şu an çok sayıda ilde arkadaşlarımız eğitim nöbetine başladı. Niçin buradayız? Öğretmenlik Meslek Kanunu ikinci kez meclise geliyor. Çünkü bir önceki Öğretmenlik Meslek Kanunu eksik bulundu. Değiştirilmesi gereken noktalar Anayasa Mahkemesi tarafından ifade edildi. Biz 29 Ocak’ta Meclis önünde bir eylem yaptığımızda bir koşul olarak Milli Eğitim Bakanı’yla bir görüşme yapmak istemiştik. Orada bu görüşmeyi aldık. Kendileri bakanlıktaki diğer yetkililer de taban maaş hakkımızın hatta diğer yan haklarımızın yeni çıkacak olan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na dahil edileceğini, özel kamu fark etmeksizin öğretmen statüde eşitleneceğini ifade ettiler. ‘Siz istiyorsunuz diye değil, biz bu çalışmayı zaten yapıyoruz’ dediler ve Nisan ayına işaret ettiler. İki ay geçmeden Sayın Bakan televizyona çıktı ve ‘benim böyle bir yetkim yok. Böyle bir şey mümkün değil’ dedi. Bu verilen söz tam bir yalana dönüştü.”
“EĞİTİM BİR ÇÖKÜŞ İÇERİSİNDE”
Eğitimin bir çöküş içerisinde olduğunun altını çizen Edebali, şunları kaydetti:
“Gayet bilinçli politikalar yürütülüyor. Maarif Eğitim programı açıklandı. Eğitimin içeriğine dair toplumu daha ileri taşıyacak, öğrencilerin, dönemin ihtiyaçlarını karşılayabilecek hatta dönemi aşabilecekleri bir içeriği taşımıyor müfredat. Haliyle özel öğretim kurumları, Türkiye’nin yakın siyasi tarihi bunu apaçık ortaya koyuyor. Burada Bakan STK olarak nitelendiriyor ama işte burada cemaatler, tarikatlar vesaire çok sinsi politikalar yürütüyor. Biz özel öğretim kurumlarında bunlarla karşı karşıyayız. Bunu bir uyarı olarak ifade ediyoruz. Burada bir politika yapmıyoruz sadece. Burada bir düşünce, bir ideolojik hat yerleşiyor, yaygınlaşıyor. Özel öğretim kurumları da bunun bir alanı. ÇEDES programı zaten vakıflar üzerinden buradan ürüyor. Biz toplumun kendisine sesleniyoruz. Bütün emekçilere sesleniyoruz. Velilere sesleniyoruz. Kendi çocuklarına sahip çıkmak istiyorlarsa bugün eğitimle ilgili bir savunma hattına geçmeleri lazım. Eğitimi savunmaları lazım.”
“BİZ ÖLDÜĞÜMÜZDE Mİ ÖĞRETMEN OLUYORUZ?”
Öğretmen Betül Koca ise taban maaş haklarının gasp edilmesinin yanı sıra kadın olarak da bir çok sorunla karşı karşıya olduklarını kaydetti.
Koca konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Asgari ücrete ve altına çalıştırmaya çalışıyor patronlar ve kurumlar bizleri. Ekstra olarak kadın olmanın getirdiği dezavantajlar oluyor. Daha düşük ücretlere çalıştırmak istiyorlar ya da doğum izni gibi haklarımız olmuyor. Zaten sözleşmelerimiz biliyorsunuz yıllık, on aylık olabiliyor bu bazen. Burada bir kıdem tazminatı hakkı yok yani öğretmenler ciddi bir güvencesizlik altında çalıştırılıyor. Üç yıldır aslında taban maaş talepli bir hak mücadelesi veriyoruz. Geldiğimiz nokta gerçekten anlamlı, kıymetli. Çeşitli görüşmeler de yaptık Bakanlıkla. Bize verdiği sözleri ne yazık ki tutmadı. Bakan çıktığı bir kanalda ‘benim böyle bir şeye yetkim yok’ dedi. Yani binlerce öğretmenin, yüz binlerce öğretmenin asgari ücrete ve altına çalıştırdığı yerde sorumlu kimdir? Milli Eğitim Bakanı değilse bunun sorumlusu kim olabilir? Bu kadar öğretmeni öğretmenden mi saymıyorlar? Bir öğretmen öldürüldüğünde diyor ki kamu görevlisi yaptırımları uygulanacak ancak o zaman kendileri bunu itiraf ediyor. Kamuda da özelde de öğretmen ayrımı yoktur deniliyor. Ama iş özlük haklara gelince bunu kabul etmiyorlar. Biz öldüğümüzde mi öğretmen oluyoruz? Hükümet henüz bu eylemimize bir cevap vermedi, herhangi bir somut adım ne yazık ki göremiyoruz. Çeşitli siyasi partilerden, muhalif partilerden ziyarete gelenler oldu ama biz bununla sınırlı kalmamasını istiyoruz. Bütün STK’lar olabilir, diğer sendikalar olabilir, emek güçleri olabilir ve bu işin muhataplarının bir an önce sesimizi duymasını istiyoruz. Burada nöbetimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası temsilcileri ve üyeleri MEB önünde oturma eylemi başlattı. Öğretmenler hükümete seslenerek, “İnsanca yaşam koşulları istiyoruz” dedi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş ve diğer özlük hakları için kendilerine verilen sözün tutulmadığını belirterek, Meclis Parkın’da ‘eğitim nöbeti’ tutmaya başlamıştı. Özel Sektör Öğretmenlerinin eğitim nöbetleri ülke genelinde devam ediyor. Nöbetin 4. gününde, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası temsilcileri ve üyeleri MEB önünde oturma eylemi başlattı.
“İNSANCA YAŞAM KOŞULLARI İSTİYORUZ!”
MEB önünde yapılan oturma eyleminde sendika, haklı taleplerini Milli Eğitim Bakanlığı’nın yerine getirmediğini belirterek, “Öğretmen Meslek Kanunu’nda taban maaş haklarımızın yer almasını istiyoruz. Bizim hakkımızı o kanuna koymazsanız, bileceğiz ki siz bizi asgari ücretle sömürü altında yalnız bırakıyorsunuz. Yusuf Tekin bizim asgari ücret ile çalışmamızı istiyorsa kendisi de bu ücreti almalıdır. Öğretmenler olarak insanca yaşam koşulları istiyoruz” dedi.
PİRHA-Eğitim Sen MYK üyeleri, Öğretmen Sendikası’nın Meclis Parkı’nda yaptığı eğitim nöbetini ziyaret ederek mücadeleyi ortaklaştırdıklarını ilan etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Öğretmen Sendikası’nın asgari ücret düzenine son verilmesi ve taban maaş hakkı talebi başta olmak üzere özlük hakları için başlattığı eylemde yanlarında olduklarının altını çizdi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Ankara Meclis Parkı’nda yaptığı eğitim nöbetini ziyaret etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak konuya ilişkin açıklama yaptı.
“ÖĞRENCİYİ VE VELİYİ ÖZEL OKULLARIN PİYASACI BATAĞINA NASIL İTTİĞİNİZİN FARKINDAYIZ”
Eğitimin her alanının bir saldırı ve kuşatma altında olduğunu altını çizen Kemal Irmak, “Biz öğretmenler, öğrenciler, veliler, eğitimin her kademesinde görevli eğitim emekçileri bu kuşatma ve saldırılardan en ağır şekilde etkilenen kesimler durumundayız. İtibarsızlaştırılan öğretmenler, geleceksizleştirilen öğrenciler, her gün kaygıdan kaygıya sürüklenen veliler, ağır çalışma ve yaşam koşulları altında ezilen eğitim ve bilim emekçileri” dedi.
Irmak, dün MEB tarafından kabul edilen “müfredat programı” ile öğrencilerin bir itaat ve biat programı ile eğitilmek istendiğini, diğer yandan da eğitimin ticarileştirilmesi hamlelerinin son hız devam ettiğini belirterek, ” Her şeyi biliyoruz, her şeyi görüyoruz, her şeyin farkındayız. Uygulamaya çalıştığınız eğitim sistemi bir refah toplumunun eğitim sistemi değil sizin beka ve ikbalinizi garanti altına alan bir eğitim sistemidir. Tarikat ve cemaatlerin gerici ve çağdışı yaklaşımlarının özünü oluşturduğu bir eğitim sistemi olamaz. Devlet okullarına dayattığınız programlarla niteliksizleştirilen okullardan kaçan yüzbinlerce öğrenci ve veliyi özel okulların piyasacı bataklığına nasıl ittiğinizin farkındayız” ifadelerini kullandı.
“PARASIZ VE EŞİT EĞİTİM, TOZLU RAFLARDAKİ BİR KİTAP SAYFASI OLARAK DURMAKTA”
Irmak şöyle devam etti:
“Yarattığınız iklimle son 5 yılda özel okula giden öğrenci sayısı 10 kat arttı. Devletin asli görevi ve anayasal hak olan parasız ve eşit eğitim hakkı tozlu raflarda ki bir kitap sayfası olarak durmakta. Milyonlara ulaşan fiyatları ile adeta bacasız fabrikalara dönen özel okullar, kamunun kaynaklarını ve vatandaşın parasını kendine transfer etmekte. Bir rıza mekanizması kurulmuş, bir tarafta bilimsel ve pedogojik formasyondan uzak devlet okulları diğer tarafta sözde daha demokratik ve özgür eğitim vahaları ile bir algı oluşturulmaya çalışılmakta. Bu algının yaldızı kaldırıldığında ise altında çok ağır ve acımasız bir emek sömürüsü ile özel okulda çalışan eğitim emekçileri bulunmakta. Asgari ücrete dahi yaklaşamayan ücretlerle geçinmek zorunda kalan, haftada 40-45 saatlik çalışma yükünün altında ezilen, okul yönetimi ve velilerin türlü mobbingleri ile karşı karşıya kalan eğitim emekçileri. Neredeyse mafyatik organizasyonlar haline gelmiş özel okul zincirleri… Devletin her türlü kolaylaştırıcılığından faydalanan özel okul patronlarının kurduğu vakıflar ve derneklerle şekillenen özel okul sistemi.”
“EĞİTİMİN TÜM BİLEŞENLERİ İLE ORTAKLAŞMA ARTIK BİR ZORUNLULUK HALİDİR”
Bizler aynı fakültelerden mezun olmuş, aynı eğitimi almış nesil inşacılarıyız. Atamalardaki garabet yüzünden aynı işi yaparken şu anda 6 parçaya bölünmüş eğitim emekçileriyiz. Özel okullarda çalışan, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, baş şeklinde mesleğimizin başına sıfatlar konularak bizi paramparça etmeye çalışsalar da her birimiz aynı işi yaptığımızın farkındayız. Aynı işi yapanlara aynı sosyal, ekonomik, özlük haklar sağlanmasını savunanlarız. Kısa zaman dilimi içinde getireceğiniz öğretmenlik meslek kanununun bu çerçeve de ele alınmasını isteyenleriz. Hedef haline getirilen eğitim emekçilerinin kaybolan itibarının tekrar tahsis edilmesi için mücadele ediyoruz. Her bir kelimesine kitaplar dolusu makaleler yazılan ‘Kamusal, bilimsel, parasız, laik, anadilinde eğitim’ bizim temel şiarımız, temel mücadele alanlarımız. O yüzden değerli arkadaşlar eğitimin tüm bileşenleri ile ortaklaşma, birleşme, dayanışma ile mücadelemizi büyütmek artık bir zorunluluk halidir.”
“MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYOR, ORTAK HAREKET ETTİĞİMİZİ İLAN EDİYORUZ”
Kemal Irmak, “Öğretmen Sendikası”nın talepleri üzerinden şunları sıraladı:
• ÖMK ile yaşanılacak hak kayıplarına karşı,
• Özel okul, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, baş gibi sıfatlarla öğretmenlik mesleğine dayatılan parçalı istihdama karşı,
• Atama yönetmeliğindeki hukuksuzluğa karşı,
• Eğitimin ticari ve piyasacı uygulamalarına karşı ortak hatta ilerleme için,
• Eşit işe eşit ücret için,
Mesleğimiz, onurumuz, geleceğimiz için, mücadeleyi büyütüyor, ortak hareket ettiğimizi ilan ediyoruz.
PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, polis müdahalesine rağmen Meclise yürüdü. Meclis parkına gelen öğretmenler, burada ‘eğitim nöbeti’ tutacaklarını açıkladı.
Taban maaş hakkı için Kızılay’da buluşan öğretmenler “Patronların Bakanı Yusuf Tekin İstifa!” pankartı açarak Milli Eğitim Bakanlığı’na doğru yürüyüşe geçti.
Öğretmenler, taban maaş ve diğer özlük hakları için kendilerine verilen sözün tutulmadığını belirterek MEB önünde yaptıkları açıklamadan sonra Meclis’e yürümek istedi. Polisler, öğretmenlerin önüne barikat kurarak yürüyüşe engel oldu.
Sendika Genel Başkanı Eren Edebali, “Açın barikatı! Meclis önünde muhataplara seslenelim, gizli saklı yürütülen meslek kanunu düzenlemesine karşı sözümüzü söyleyelim” diyerek tepki gösterdi.
Bir polisin, öğretmenlere silah çektiği iddiası üzerine gruptan, “Öğretmene nasıl silah çekersin, sizi biz yetiştiriyoruz” diyerek tepki gösterildi. Öğretmenlerin ısrarı sonucu polis, barikatı kaldırdı ve sendika üyeleri Meclise doğru yürüdü.
Meclis parkına gelen öğretmenler ‘eğitim nöbeti’ tutacak.
PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, öğretmenlerin taleplerini dile getirmek için Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Samioğlu ile 22 Nisan Pazartesi için yeni bir görüşme talep etti. Sendikanın yaptığı paylaşımda, “Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlik mesleğine verdiği kıymet, atacağı ya da atmayı tercih etmeyeceği adımlarla kendisini açıkça gösterecektir” denildi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 29 Ocak’ta TBMM önündeki ‘taban maaş’ hakkının yasalaşması ve bu hakkın meclisten geçmesi için eylem yapmıştı. Sendika, eylem sonrası Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile yaptığı görüşmede öğretmenlerin taleplerini içeren dosyaları teslim etmişti.
Şubat ayından bu yana taban maaş sürecinin işleyişine dair yeni görüşme taleplerine şu ana kadar herhangi bir dönüş yapılmadığını aktaran sendika, “Geldiğimiz noktada, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Samioğlu ile 22 Nisan Pazartesi için yeni bir görüşme tarafımızca talep edilmiştir” diye ekledi.
TABAN MAAŞA NE OLDU?
On binlerce öğretmenin özlemle beklediği talepleri yetkililere taşıma sorumluluğu ile hareket ettiklerinin altını çizen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yaptığı paylaşımda, “Talebimiz, insanca bir yaşam içindir. Bu taleplerle topladığımız imzaları Bakanlık yetkililerine ulaştıracağız. Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlik mesleğine verdiği kıymet, atacağı ya da atmayı tercih etmeyeceği adımlarla kendisini açıkça gösterecektir” dedi.
22 Nisan Pazartesi, ‘taban maaşa ne oldu?’ diyen sendika temsilcileri MEB önünde olacak ve öğretmenlerin taban maaş hakkı için topladıkları imzaları teslim edecek.
PİRHA – Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, indirimli ulaşım talebiyle Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) binası önünde eylem yaptı. Öğretmenler, ücretsiz ulaşım hakkının birçok ilde yürürlükte olduğunu belirterek “Belediye kanunları şehirden şehire değişiklik mi gösteriyor? Ankara’nın öğretmeni farklı, diğer illerin öğretmenleri farklı bir yasaya mı bağlı?” diye sordu.
Ankara’da çalışan özel sektör alanındaki öğretmenler, 2015 yılına dek indirimli ulaşım hakkını kullanabilirken, Melih Gökçek döneminde bu uygulama yürürlükten kaldırılmıştı. Öğretmenler, Mansur Yavaş döneminde de bu yönlü taleplerini dile getirse de karşılık bulamadı.
İndirimli ulaşım hakkı için bir süredir çeşitli eylemler yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) önüne gelerek taleplerini dile getirdi.
“Ulaşımda Eşitlik İstiyoruz!”, “Ulaşımda İndirim Her Öğretmenin Hakkı!” yazılı dövizler taşıyan öğretmenler, bir kez daha yetkililere seslerini duyurmak istedi.
Sendika yönetiminden Umuter Kurt, konuyla ilgili daha önceden belediye yetkilileri ile görüştüklerini ancak muhatap alınmadıklarını söyledi.
“GEÇİNEMİYORUZ!”
Öğretmenler adına basın metnini Betül Koca okudu. Koca, öğretmenlerin hakkının gasp edildiğini belirterek şunları söyledi:
“Ankara’da, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak uzun süredir devam eden indirimli ulaşım kartı mücadelemiz, bugünden başlayarak başka bir biçime dönüşüyor. Sesimizi duymayanlara, alanlardan sesleniyoruz!
Bizler özel okullarda, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, kreşlerde, sürücü kurslarında çalışan ve ataması Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan öğretmenleriz. Kölelik sistemine denk çalışma koşullarımızı değiştirebilmek, özlük haklarımızı kazanabilmek için mücadele ederken bir de “ulaşımda eşitsizlik” gibi bir başka haksızlığa uğradığımız için daha da yıpranıyoruz. Resmî okullarda çalışan meslektaşlarımızın yararlanabildiği, öğretmenlere tanınan ‘indirimli ulaşım hakkı’ söz konusu özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler olunca kimi belediyeler tarafından maalesef gasp ediliyor.
Öğretmenler arasında bir ayrımcılık yapılıyor. Kamudaki meslektaşlarımız bu haktan faydalanırken bizler bunun dışında tutuluyoruz. Oysaki özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler de üç yasaya bağlı çalışır ve bu yasalardan biri de 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’dır. Metnin devamında da sıralayacağımız birçok ildeki belediye, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlere verdiği bu hakkı, 657 sayılı Yasa’yı gözeterek vermiştir. Buna ilişkin tüm bilgi ve belgeyi ulaşabildiğimiz belediye yetkililerine sunduk.
Kurumlarımızda düşük maaşlarla çalıştırıldığımız yetmezmiş gibi özel öğretim kurumlarının çok büyük bir kısmında öğretmenlere servis hizmeti sağlanmadığından ulaşım giderleri de öğretmenler için apayrı ciddi bir yük teşkil ediyor. Geçinemiyoruz!
Melih Gökçek tarafından 2015 yılında elimizden alınan indirimli ulaşım hakkımız için aylardır mücadele ediyoruz. Yoğun çabamızla Ankara’da bu konunun yetkilileri ile iletişim kurmaya çalışıyoruz. Bu şehirde yaşayan öğretmenlerin taleplerini yetkililere ulaştırmak için çabaladık. Bizi öğretmenden saymayarak Melih Gökçek tarafından elimizden alınan bu hakkın mevcut yönetim tarafından iadesini talep ediyoruz. Hukuksuzluğu sürdürmek, sosyal belediyecilik anlayışıyla örtüşmüyor!
“BU EŞİTSİZLİĞE SON VERİN”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, on binlerce öğretmeni temsil eden bir meslek örgütüdür. Bu sorumlulukla, bundan 1 ay önce Ego Genel Müdürlüğü ile görüşerek taleplerimizin Belediye yetkililerine iletilmesini istedik. Bu görüşmede, kamuda çalışan öğretmenler gibi ulaşım indiriminden yararlanmak istediğimizi, indirimli ulaşım hizmetinin bir kamu hizmeti olduğunu ve kamu hizmetinde eşitlik ilkesinin Anayasal bir dayanağa sahip olduğunu ve sürecin takipçisi olacağımızı belirttik. Fakat sonrasında Belediye yetkililerinden bizlere dönüş olmadığı gibi sorunun çözümü için de bir adım atılmadı. Tekrar ediyoruz: Sayın Mansur Yavaş, bu sesi duymak sorumluluğunuzdur. Bu hakkın öğretmene teslim edilmesi belediyecilik anlayışınızın bir göstergesi olacaktır. Başkent Ankara’ya yakışmayan bu eşitsizliğe lütfen son verin!
2 hafta önce İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisinde alınan kararla özel öğretim kurumlarındaki öğretmenler indirimli ulaşım hakkını kazandı. Bursa, Adana, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, Kocaeli, Antalya ve Mersin’deki özel sektör öğretmenleri bu haklarını yıllardır kullanıyor. Soruyoruz: Belediye kanunları şehirden şehire değişiklik mi gösteriyor? Ankara’nın öğretmeni farklı, diğer illerin öğretmenleri farklı bir yasaya mı bağlı?
Bu sorunun çözümü basit. Belediye Meclisine getireceğiniz bir önergenin, hakkımızın teslim edilmesi hususunda onaylanmaması için hiçbir neden yok. Ankara’da yaşayan 30 bini aşkın özel öğretim kurumu öğretmeni, bu süreci bir an önce başlatmanızı bekliyor!
Ankara Büyükşehir Belediyesine sesleniyoruz: Bu hukuksuzluğun sürdürücüsü olmayın! Ankara’daki özel öğretim kurumlarında çalışan on binlerce eğitim emekçisinin sesine kulak verin. Kamuda çalışan öğretmenlere tanınan “belediye araçlarını indirimli kullanma” hakkını bizlere de tanıyın. Anayasa’daki eşitlik ilkesine aykırı olan bu uygulamaya bir an önce son verin!”
PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası; Bilnet Okulları Yenimahalle yerleşkesinde çalışan üyelerinden, kurum yöneticileri tarafından sendikadan istifa etmelerinin istendiğini belirtti. Kurum ile görüşmek istediklerini ancak reddedildiklerini belirten sendika yöneticileri yaptıkları açıklamada, “Öğretmenin sendikal hakkını gasp etmek, engellemek hiçbir kurum yöneticisi ya da patronunun haddi ve görevi değildir” dedi.
Özel Sektör Öğrentmenleri Sendikası; Bilnet Okulları Yenimahalle yerleşkesinde çalışan üylerinin, sendika üyeliklerinde dolayı baskıya uğradığını belirtti. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, konuya ilişkin açıklama yayınladı.
“SENDİKADAN AYRILMAYACAĞINI SÖYLEYEN ARKADAŞIMIZ SÜRGÜN EDİLDİ”
Bilnet Okulları Yenimahalle yerleşkesinde, kurum yöneticilerinin bir öğretim kurumunda işlenebilecek en büyük suçlardan birini işlediğini belirten Özel Sektör Öğrentmenleri Sendikası,“Düşük maaşlara karşı bir araya gelen ve bunu sendikaya üye olarak yapan meslektaşlarımızın üzerinde baskı kurup onların sendikadan istifa etmelerini ve bunu ekran görüntüleri ile yönetime kanıtlamalarını istediler. Bununla da yetinmeyen kurum yöneticileri, sendikadan ayrılmayacağını söyleyen bir başka meslektaşımızı üç ayrı yerleşkede birden görevlendirerek onu ‘sürgün’ etti” dedi.
Yapılan açıklamada, Özel Sektör Öğrenmenleri Sendikası’nın MYK üyelerinin, il temsilcilerinin ve avukatlarının söz konusu kuruma gittiklerinin altı çizilerek, “10.000 üyeyi aşkın üyeye sahip bir sendika olarak özel sektör öğretmenlerini doğrudan temsil ediyoruz. Tüm demokratik ve diplomatik tavrımızla kurum yöneticilerinden görüşme istedik. Kurumda olmalarına karşın bizle görüşmeyi reddettiler. Çünkü ne yaptıklarını, nasıl bir suça bulaştıklarını çok iyi biliyorlar. Bu yüzden yaptıklarını on dakikalık bir görüşmede dahi savunabilecek cesarete sahip değiller. Bugün gün boyu sözünü ettik, bu işgüzar kurum yöneticilerinin tamamı ile işimiz yeni başlıyor” denildi.
“İŞLEDİKLERİ SUÇUN CEZASINI ÇEKECEKLER”
Tüm yetkili organları işlenen anayasal suç karşısında hareket etmeye çağıran sendika, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bir sendikalı öğretmenin sendikal hakkını gasp etmek, engellemek hiçbir kurum yöneticisi ya da patronunun haddi ve görevi değildir. TCK 118. madde yani ‘Sendikal hakların engellenmesi suçu’ geçmişte epey işgüzar yöneticinin canını yaktı. Demek ki sıra şimdi özel öğretim kurumlarındaki yöneticilerde. Bunu biz istemiyoruz; bunu yapıp ettikleriyle, gösterdikleri zulümle bizzat onlar istiyor. Öyleyse işledikleri suçun cezasını da çekecekler.
T. C. MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden Ankara Valiliğine dek yetkili tüm organları bu büyük Anayasal suça karşı harekete geçmeye çağırıyoruz.”
PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taleplerini dile getirmek için Meclis önünde bir araya geldi. Öğretmenler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşme talebinde bulundu. Polis ablukasında bekleyen öğretmenler, yapılan görüşmenin ardından haftaya Bakan Yusuf Tekin ile görüşeceklerini belirtti.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın “taban maaş hakkı” talebiyle Ankara’da bir araya geldi. Meclis önünde yapılan açıklamaya Eğitim Sen, Eğitim İş, TTB, İHD, CHP, EMEP, DEM Parti milletvekilleri destek verdi
Basın açıklamasının ardından, Bakan Yusuf Tekin ile görüşmek isteyen öğretmenler, yaklaşık 4 saat boyunca Meclis önündeki Milli Egemenlik Parkı’nda bekledi.
Dört saat süren beklemenin ardından, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun eylem yapan öğretmenlerin yanına gelerek, Milli Eğitim Bakanı Kemal Şanlıoğlu’nun öğretmenleri temsilen bir grup öğretmenle görüşeceğini söyledi.
Bakanlık ile yapılan görüşmeye katılan temsilciler adına konuşan Edebali, haftaya Yusuf Tekin ile bir görüşme yapılacağını ifade etti.
PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Ankara Meclis Parkı’nda özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını dile getirmek için açıklama yaptı. Açıklamada, “Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı, en sorumlu kurum kılı kıpırdamayan Millî Eğitim Bakanlığıdır” denildi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sen), taban maaş haklarını almak için TBMM’de buluştu. Açıklamaya, birçok şehirden sendika üyesi öğretmen katıldı.
“Taban maaş hakkımızı geri alacağız, Mücadele dersini öğretmenler verecek!” sloganları atılan açıklamaya siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütü temsilcileri de katıldı.
Açıklamayı, Öğretmen Sen Ankara Temsilcisi Ceylan Korkmaz okudu.
Ceylan Korkmaz, “Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçileri, asgari ücrete hatta birçok kurumda asgari ücretin de altındaki ücretlere mahkûm edilmek isteniyor” dedi.
Öğretmen Sen Ankara Temsilcisi Ceylan Korkmaz, şunları kaydetti:
“Patronların öğretmenleri mahkûm etme çabası, yalnız ücretlerle de sınırlı kalmıyor. Kendimizi asla geçindiremeyeceğimiz bu ücretlerle, kamudaki dengi çalışan meslektaşlarımızın iki üç katı derse giriyoruz. Bu da yetmez gibi ücret karşılıkları olmaksızın zorla yazılan etüt ve özel dersleri yapıyor; haftada iki, kimi zaman üç kez nöbet tutmak zorunda bırakılıyoruz. 12 aylık belirli süreli iş sözleşmeleri bizi mevsimlik işçi statüsüne sokuyor. Dahası yasal olan bu sözleşmenin de çiğnenip ‘sözde’ 10 aylık sözleşmelerin dayatılması, bizi ülkedeki en güvencesiz emekçiler arasına sokuyor.
Özel sektör eğitim emekçisi, bizzat Millî Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor. Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı, en sorumlu kurum olarak kılı kıpırdamayan Millî Eğitim Bakanlığıdır. Bakanlığı en üst derecede temsil eden Sayın Bakan Yusuf Tekin, çıktığı her kanalda patronları sahiplenici tavır takınmaktadır. Bundan dolayı özel sektör eğitim emekçileri bu fiziksel, maddi sıkıntılarının yanında bir de psikolojik travmalarla boğuşup derin düş kırıklıklarına boğuluyor.
Millî Eğitim Bakanlığı, tabelasında MEB yazan tüm kurumların bakanlığıdır ve bunların tamamından bilfiil sorumludur. Oysa bugün, emeğimiz doğrudan doğruya MEB tarafından patronların insafına terk ediliyor.”
“ÖĞRETMENLER ÖZEL KURUM SAHİPLERİNİN KÖLELERİ HALİNE GELMİŞTİR”
2014’te ellerinden alınan taban maaş haklarını isteyen Korkmaz, “Bu hak, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. Madde 2. fıkrasında 2014’e kadar var olan bir hükümdü. Taban maaş hakkımız, patronların isteği ve Meclisteki yasa yapıcıların kararıyla bir gecede elimizden çalındı. Bunun sonucu olarak bugün ataması yapılmayan yüz binlerce eğitim emekçisi tabanda yığılarak özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirilmiştir.
Sayın Bakan bir kanalda şunu söyledi: ‘Anayasa’ya uygunluğu açısından zihnimizde soru işaretleri oluşur.’ Zaten yıllarca bizim olan, sermayenin isteğiyle bizden koparılan ve dahası ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi gereği bizim bizzat Anayasal hakkımız olan ‘Taban Maaş Hakkı’ Sayın Bakan’ın dile getirdiğinin tersine, Anayasa’ya uygunluğu tartışmaya açık bir konumda asla değildir! İşte tam olarak bu nedenle ‘Taban Maaş Hakkı’nın yeniden yasalaşması ve bize iadesi, Mecliste başta hükümet olmak üzere tüm siyasi partilerin ve vekillerin sorumluluğundadır!” diye ekledi.
“İNSANCA YAŞAMAK İÇİN BURADAYIZ”
Öğretmenlik meslek onurunu hak ettiği yere getirmek için burada olduklarını belirten Ceylan Korkmaz, şöyle devam etti:
“Eğitimin sermayeye emanet edilmesi ve sermayenin yaptığı tüm hukuksuzlukların, usulsüzlüklerin görmezden gelinmesi, denetlenmemesi Millî Eğitim Bakanlığı adına bir kara lekedir. Kolejlerde, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, anaokullarında, kreşlerde, vakıf üniversitelerinde çalışan bütün eğitim emekçilerinin bugün tarihsel bir fırsatı vardır. Bu fırsat, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın onlar için tüm dar alanları zorlaya zorlaya açtığı yoldadır. Bu yolun tıkanmaması, çıkmaz bir yol haline gelmemesi de tüm özel sektör öğretmenlerinin sorumluluğundadır. Bugün insanca yaşamak için burada, bir aradayız! Bugün bizi görmezden gelip kendine yalnızca patronları muhatap görenlere ‘Türkiye’nin dört bir yanından öğretmenler geldi, siz neredesiniz?’ diye sormak için buradayız! Eğitimi tüccarların, müteahhitlerin, mafyanın elinden çekip almak için buradayız!”
“PATRONLAR ARTIK BİZİ DUYSUN”
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da saldırıya uğrayan Melih öğretmen ise, “Hiçbir zaman yılmayacağız, biz bunları hak etmiyoruz. Patronlar artık bizi duysun, artık haklarımızı arayacağız. Hiçbir şekilde ezdirmeyeceğiz kendimizi” diye konuştu.
ÖĞRETMENLER, BAKAN YUSUF TEKİN İLE GÖRÜŞECEK
Öğretmenler TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Mahmut Özer ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den görüşme sözü gelinceye kadar alandan ayrılmayacaklarını ifade etti.
Öğretmenler polis ablukasında akşama kadar Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den yanıt bekledi. Yapılan görüşmede randevunun alındığı, haftaya Bakan Yusuf Tekin ile görüşecekleri belirtildi.
PİRHA- -Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 29 Ocak’ta taban maaş haklarını almak için TBMM’de olacaklarını açıkladı. PİRHA’ya konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek, öğretmenleri ve velileri yapacakları eyleme destek vermeye çağırdı.
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında anaokulundan liseye kadar her kademede özel okul sayısı 1377, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 217 bin 930, görev yapan öğretmen sayısı ise 20 bin 730 idi.
2023 yılına gelindiğinde ise Türkiye genelinde 13 bine yaklaşan özel okul bulunurken bu okullarda 1,5 milyon’a yakın öğrenci eğitim görürken, 170 bin civarı öğretmende özel okullarda eğitim veriyor.
İktidar özel okullara teşvik adı altında maddi destek sağlarken, son yıllarda özel okul patronları yıllık ücretlerde fahiş artışlara gitti. Hem özel okulların hem de özel okullarda çalışan öğretmen sayısı artarken, özel okullarda eğitim veren öğretmenler güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor.
Öğretmenlerin çalıştıkları özel okullarda yaşadıkları hak gaspları sözleşme aşamasında başlayıp, çalıştıkları süre boyunca artarak devam ederken, öğretmenlerin özlük hakları ve yükümlülükleri konusunda MEB de özel okullardaki emek sömürüsüne göz yumuyor.
2 yıla yakın bir süredir özel okullardaki öğretmenler tarafından kurulan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası tarafından hak arayışı sürerken, öğretmenler Meclis kapısında olacak.
29 Ocak’ta yapılacak eyleme ve yaşadıkları sıkıntılara dair Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Birtek, sendika olarak 2 yılldır yaptıkları çalışmanın sonuç vermeye başladığını ifade ederek, “Öğretmenler bize bir umut gözüyle baktı. Çünkü bizler yaptığımız faaliyetlerle hak gaspına uğramış, hakları verilmemiş, ezilmiş öğretmenlerin gerek sendikal gerekse de kurumsal anlamda hakkını teslim edilmesi için her türlü yola başvuruyoruz” dedi.
“HÜKÜMET PATRONUN ÇIKARINA GÖRE TEŞVİK VERİYOR”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapılan şikayetlere kayıtsız kaldığını ve okul patronlarını koruduğunu vurgulayan Birtek, “Özel sektörde yaklaşık 400 bine yakın bir öğretmen kitlesi görev yapmakta. Bugün bu bütün öğretim kurumlarının yüzde 30’una denk gelen bir oranı oluşturuyor. Ne yazık ki hükümet özel okullara teşvik aktarırken patronların çıkarına göre yapıyor. Yani bugün özel okulların patronları aldığı teşviklerin neredeyse hiçbirini öğretmenlere yansıtmıyor. Ama iş zarara gelince özel sektör öğretmenleri patronu ‘zarar ediyoruz’ söylemiyle maaşları kısabiliyor. Tüm bunlara karşı yaptığımız faaliyetler sonucunda, özel okul sahipleri, sendikamızdan son derece çekinir hale geldi. Çünkü dayandığımız zemin çok meşru. Tamamıyla hak mücadelesi veriyoruz ve az da olsa haklarımızı almaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“YAŞADIĞIMIZ HAK GASPLARINA KARŞI SESSİZ KALMAYIN”
29 Ocak’ta Meclis önünde özlük hakları için eylem yapacaklarını söyleyen Birtek, şunları ifade etti:
“2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkımız için Meclis’in kapısında olacağız. Buradan taban maaş hakkını almak isteyen, bu mücadelede olmak isteyen sendikaya el vermek, omuz vermek isteyen bütün eğitim camiasındaki öğretmenlere, tüm dostlarımıza çağrımızdır. Bütün öğretmenlerin 29 Ocak’ta Ankara’da meclis önünde toplamaya çağırıyoruz. Taban bağışı hakkımızı mutlaka geri alacağız.
Son zamanlarda özellikle okul ücretlerine yapılan astronomik rakamlardan sonra belirli veli derneklerinde ve toplumda bir tepki oluşmaya başladı. Buradan hem velilerin hem de biz özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı bu hak gaspına karşı velilerin bizimle omuz omuza, yan yana durarak okulla çocuklarını eğiten özel sektördeki öğretmenlerin yaşadığı hak gasplarına karşı sessiz kalmamaya, sendikamızla birlikte örgütlü bir şekilde davranmaya çağırıyoruz.”
PİRHA- 10 No’lu iş kolunda olan sendikalar, “Sendikal örgütlenmeyi engelleyen; toplu iş sözleşmesi (TİS) ve grev hakkını gasp eden 10 No’lu iş kolunun bölünmesini istedi. Sendikalar, “10 No’lu İş kolu, bu alanda çalışan emekçileri sendikal mücadeleye yabancılaştıran, bizlerin söylemiyle bir çorba iş koludur” dedi.
10 No’lu iş kolunun düzenlenmesini ve sendikal örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen sendikalar, bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
10 No’lu iş kolunda bulunan; Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmenler Sendikası), Türkiye Sosyal Sigortalar, Eğitim, Büro, Ticaret, Kooperatif ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Sosyal İş Sendikası), Öz Büro İş Sendikası, Tüm İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Sendikası (Birlik Sendikası), Sinema Emekçileri Sendikası (Sine Sen), Bağımsız Emek Sendikası, Oyuncular Sendikası, Sineme Televizyon Sendikası ve Mağaza ve Market İşçileri Sendikası (Mağaza Market-Sen), açıklamasının ardından toplantı yaptı.
Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan açıklamayı Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Basın ve Yayın Sekreteri Umut Erkurt okudu.
“İŞVERENLER 10 NO’LU İŞ KOLUNU BİR KAÇIŞ OLARAK GÖRÜYOR”
Umut Erkurt “Sendikaların neredeyse tamamının türlü konularda sorun yaşadığı ve bu sendikaların sendikal çalışmalarını engelleyen, çalışma alanlarını daraltan 10 No’lu İş kolu; bu alanda çalışan emekçileri sendikal mücadeleye yabancılaştıran, bizlerin söylemiyle bir çorba iş koludur” dedi. Erkurt, şunları ekledi:
“Kimi işverenlerin asıl iş kollarındaki sendikal örgütlenmeden kaçmak için 10 No’lu “çorba iş kolunu bir kaçış, bir arka bahçe olarak görerek şirketlerini 10 No’lu iş koluna dahil göstermeleri de sendikal mücadeleye büyük zarar vermektedir, örneğin 16 No’lu iş kolunda çalışması gereken depo ve liman işçileri, böyle bir sendikal sorunla içi içedir.
Temmuz 2023 verilerine göre 40629 üyesi olan ÖZ BÜRO-İŞ Sendikası, toplu iş sözleşmesi yapmak için oldukça yeterli üye sayısı bulunmasına karşın 10 No’lu iş kolunun içindeki birbirinden ilgisiz faaliyet alanlarının çalışan sayısını şişirmesi, ÖZ BÜRO İŞ’te örgütlenen sendika üyelerinin TİS hakkını da açıkçası gasp etmektedir.
“10 NO’LU İŞ KOLUNUN BÖLÜNMESİ BİR ZORUNLULUKTUR”
10 No’lu iş kolunun bölünmesi, temel meslek alanlarının ayrı iş kollarına taşınması tartışmasız bir zorunluluktur. Bu aşamada, bu iş kolundaki market ve mağaza çalışanlarından tutalım, büro, eğitim ve güzel sanatlar çalışanlarına kadar sayısı milyonlarla ifade edilen emekçinin bir arada tutulması yapısal sorunlar taşımaktadır. Meslek alanlarının ayrı ve yalnızca kendi faaliyet alanlarını kapsayan iş kollarına taşınması aynı zamanda 10 No’lu iş kolundaki diğer sendikaların çalışma alanını da rahatlatacak, 10 No’lu iş kolundaki çalışan sayısının düşmesi bu koldaki diğer sendikaların TİS haklarına ulaşmasını da kolaylaştıracaktır. Bu nedenle iki ayrı yeni iş kolunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kurulması vazgeçilmez önemdedir: ‘Eğitim, Öğretim ve Bilim İş Kolu” ile “Güzel Sanatlar İş Kolu’.
Tüm bu sorunlar, nedenler ve çözüm yollarına ilişkin olarak 10 No’lu iş kolunda yer alan ve aşağıda adı ve imzası bulunan sendikalar, 10 No’lu iş kolunda sendikal çalışmayı engelleyici bu sorunun tüm paydaşların uzlaşısıyla çözüme ulaştırılması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan görüşme ve acil çalışma beklemektedir.”
Öğretmen Sendikası Başkanı Eren Edebali ise, bütün sendikaların her konuda ortaklaşamasa dahi 10 No’lu iş kolunun tartışılması konusunda ortaklaşması gerektiğine vurgu yaptı. Edebali “Biz 10 No’lu iş kolunun düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Basın açıklamasının ardından sendika üyeleri ve katılımcılar konuya ilişkin toplantı yaptı.
PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmenler Sendikası), “Taban maaş hakkımızı meclisten geri alacağız” diyerek Ankara’da açıklama yaptı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın (Öğretmenler Sendikası) Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde yapmayı planladığı açıklama, İçişleri Bakanlığı önünde yaşanan bombalı saldırı nedeniyle Tümbel-Sen toplantı salonunda gerçekleştirildi.
Salona, “Dayatılan sefalet ücretlerine hayır”, “Asgariye ret asgarinin altına isyan” dövizleri asıldı.
Toplantıya, Türkiye genelinden eyleme katılmak için gelen öğretmenler ve siyasi parti temsilcileri katıldı.
“TABAN MAAŞ SADECE ÖĞRETMENLERİN TALEBİ DEĞİLDİR”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edabali, yapılamayan eylemin yeniden planlanacağını belirterek,
“Fedakarca buraya gelen sendikamızın üyelerine teşekkür ediyoruz. Katılan siyasi parti temsilcileri de teşekkür ediyoruz. Biz kararımızın mücadelemizin arkasındayız.
Taban maaşı sadece öğretmenlerin talebi değil, velinin, öğrencilerin, tüm kamuoyunun talebidir. Öğretmenler asgari ücretle çalışamaz diyen bir madde Anayasaya geçecek. Bugün yapacağımız toplantıda yapamadığımız eylemin tarihini tekrar belirleyeceğiz. Bizi toplum olarak ayakta tutacak şey örgütlü mücadeledir” dedi.
SİYASİ PARTİLERDEN ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİNE DESTEK
Açıklamada konuşan Yeşil Sol Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Yeşil Sol Parti Eğitim Komisyonu’nda yer alan bir üye, KHK’li bir eğitim emekçisi, bir eğitim sendikasında şube başkanlığı yapmış biri olarak sizin bu mücadelenizi saygıyla selamlıyorum. Bu mücadele noktasında bizler de Yeşil Sol Parti olarak sonuna kadar sizin yanınızdayız. Eğitim emekçilerinin özel sektörde ücretli çalışan öğretmenler ya da kadrolu-sözleşmeli olarak ayrımlara parçalanması noktasında da aslında ciddi itirazlarımız oldu bundan sonra da olacak” diye konuştu.
Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Bizlerin KHK ile ihraç edilmesi aslında bir rejimin inşası yolunda atılan ciddi bir adımdı” diyerek şunları ekledi:
“Eğitimde özelleştirmeyi hızlandırabilmek, kendi kadrolaşmalarını yapabilmek adına bir KHK rejimi inşa ettiler. Emeğin örgütsüzleştirilmesi, güvencesizleştirilmesi eğitim gibi ciddi bir kamu hizmeti olması gereken alanın içinin boşaltılması hem oradaki kalitenin düşürülmesine hem de çalışanların çok ciddi bir oranda güvencesizleştirilmesine, itibarsızlaştırılmasına yol açtı.”
“EKMEK VE ONUR KAVGASI VERİYORLAR”
Yeşil Sol Parti Milletvekili Perihan Koca ise özel sektör sendikasının mücadelesinin örnek teşkil ettiğine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Ülkemizde eğitim emekçisi dostlarımız, özel sektör öğretmenleri uzun zamandır gerçekten çok kıymetli bir ekmek ve onur kavgası veriyorlar. Bu ekmek ve onur kavgasında tüm işçi sınıfına, tüm emekçi sınıfına aslında yeni dönemin nasıl inşa edileceğine dair de önemli bir öğretmenlik dersi veriyorlar. Eğitim emekçilerinin direndiği gibi bugün ülkenin dört bir yanında bu selafet düzenine karşı, sermayenin tahakkümüne karşı, burjuvazinin çıkarlarını savunan bu iktidar düzlemine ve faşizme karşı ülkede başkaldırıyorlar.”
Öğretmenler Sendikası’nın basın toplantısında söz alan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca, “Bugün yürüyemedik ama yürüyüşümüzde kararlıyız. Bugün gerçekten çok önemli mücadeleci sendikacılık nasıl yapılır deneyimini ortaya koyuyor Özel Sektör Öğretmeleri Sendikası. Bu mücadeleci sendikacılık aynı zamanda taleplerimizin, ortak taleplerimizin ne kadar birleştirici olduğunu gösteren önemli bir yerde duruyor” diye belirtti.