Etiket: özel sektör öğretmenleri sendikası

  • Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Ankara’daki patlamadan dolayı yapacağı eylemi erteledi

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Ankara’daki patlamadan dolayı yapacağı eylemi erteledi

    PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş hakkı için yapacağı eylemi TBMM yakınında yaşanan patlamadan dolayı ileri bir tarihe erteledi. 

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, bugün Ankara’da Meclis önünde gasp edilen hakları için eylem yapacaktı.

    Ankara’da 09:30’da Genelkurmay Başkanlığı ile TBMM yakınında patlama yaşandı. Patlama sonrasında TBMM çevresi tümüyle trafiğe kapatıldı.

    Gelişmeler üzerine Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, bugün yapacakları eyleme ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “YAPACAĞIMIZ EYLEMİ İPTAL EDİYORUZ”

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın yaptığı yazılı açıklamada, “Taban maaş hakkımızı gündeme getirmek için meclis önünde yapacağımız öğretmen buluşmasını Ankara’da yaşanan gelişmeler nedeniyle iptal ediyoruz. Toplumsal sorumluluğumuz gereği planladığımız eylemi ileri bir tarihe erteliyoruz” denildi.

    Edinilen son bilgilere göre Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası saat 12.30’da kapalı bir salonda basın açıklaması gerçekleştirecek.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Özel sektör öğretmenleri, hakları için 1 Ekim’de Meclis önüne gidiyor- VİDEO

    Özel sektör öğretmenleri, hakları için 1 Ekim’de Meclis önüne gidiyor- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 1 Ekim’de Ankara’da Meclis önünde gasp edilen hakları için eylem yapacak. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Basın Sekreteri Umut Erkurt, “Özel sektör eğitim emekçisi bizzat Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor. Yüz binlerce eğitim emekçisi özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirilmiştir” dedi. Erkurt, tüm özel sektör öğretmenlerini Meclis önüne çağırdı. 

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş hakkı için 1 Ekim’de saat 13.00’te Meclis önünde buluşacak.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Basın Sekreteri Umut Erkurt, konuya ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Erkurt, “Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçileri asgari ücrete hatta birçok kurumda asgari ücretinde altında bir ücrete mahkum edilmek isteniyor. Bu mahkum etme çabası yalnız ücretlerle sınırlı kalmıyor. Kendimizi asla geçindiremeyeceğimiz ücretlerle kamudaki dengi meslektaşlarımızın iki üç katı derse giriyor. Bu da yetmez gibi ücret karşılığı olmaksızın zorla yazılan etüt ve özel dersleri yapıyor, haftada iki, kimi zaman üç kez nöbet tutmak zorunda bırakılıyoruz. 12 aylık belirli süreli iş sözleşmeleri bizi mevsimlik işçi statüsüne sokuyor. Dahası yasal olan bu sözleşmeler de çiğnenip 10 aylık sözleşmelerin dayatılması bizi ülkedeki güvencesiz işçiler arasına sokuyor” dedi.

    “EMEĞİMİZ PATRONLARIN İNSAFINA TERK EDİLİYOR”

    “Özel sektör eğitim emekçisi bizzat Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor” diyen Erkurt açıklamasının devamında şunları söyledi:

    “Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı en sorumlu kurum olarak kılı kıpırdamasını bir yana bırakın bu kurumu temsil eden bakanın, çıktığı her yerde patronu sahipleneci tavrı dolayısıyla özel sektör eğitim emekçileri bu fiziksel, maddi sıkıntıların yanında psikolojik travmalarla boğuşup, derin düş kırıklılıkları yaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı tabelasında ‘MEB’ yazan tüm kurumların bakanlığıdır ve bunların tamamından bir fiil sorumludur. Oysa bugün emeğimiz doğrudan doğruya patronların insafına terk ediliyor.

    “YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMEN, ÜCRETLİ KÖLELER HALİNE GETİRİLDİ”

    2014’te elimizden çalınan taban maaş hakkımızı istiyoruz. Bu hak 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’n 9. Maddesi 2. Fıkrası’nda var olan bir hükümdü, patronların isteği ile bir gecede elimizden çalındı. Bunun sonucu olarak bugün ataması yapılmayan yüz binlerce eğitim emekçisi tabanda yığılarak özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirilmiştir. Kolejlerde, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, kreşlerde, vakıf üniversitelerinde çalışan bütün eğitim emekçilerinin tarihsel bir fırsatı vardır. Bu fırsat Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın onlar için açtığı yoldadır.

    TÜM ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİNE ÇAĞRI

    Bu yolun çıkmaz bir yol haline gelmemesi için tüm özel sektör öğretmenleri sorumluluk almalıdır. Özel sektör öğretmenlerini önce sendikasına üye olmaya ve 1 Ekim Pazar günü taban maaş, insanca yaşam hakkımızı savunmaya ve geri almak için taleplerimizi haykırmaya Meclis önünde buluşmaya Ankara’ya çağırıyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın eyleminde 30 gözaltı

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın eyleminde 30 gözaltı

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Taksim’deki eylemine izin verilmedi. Yaklaşık 30 kişi gözaltına alınırken öğretmenlere ters kelepçe uygulandı.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının, asgari ücret’e karşı Beyoğlu’da bulunan Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Genel Merkezi önünde yapacakları açıklama polis tarafından engellendi. İstiklal Caddesi’nde polis ablukasına alınan öğretmenler ters kelepçeyle gözaltına alındı. Aralarında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, MYK üyeleri ve temsilcilerin de olduğu 30 kişi gözaltına alınarak Vatan Emniyet’e götürüldü.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının yapmak istedikleri açıklama ise şu şekildeydi:

    “Biz özel okullarda, kolejlerde, vakıf üniversitelerinde, kurs merkezlerinde, rehabilitasyon merkezlerinde; her gün sömürünün her türlüsünü yaşayan, mobinge maruz kalan, özlük hakları teslim edilmeyen, asgari ücretle ve asgari ücretin altına çalışmaya zorlanan, geleceği patronların iki dudağı arasına bırakılmak istenen ancak yılmayan, direnen ve direnmeye devam edecek olan eğitim emekçileriyiz. Biz Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasıyız! Sendikamız kurulduğu günden beri öğretmenlik mesleğinin onurunu, emeğin gücünü ve cesaretini kuşanarak patronların karşısına çıktı. Bugün yine patronların karşısındayız. Önünde bulunduğumuz kurum eğitimdeki her türlü yozlaşmayı, fahiş okul ücretlerini, veli-öğrenci-öğretmen sömürüsünü ve öğretmenlik mesleğinin onurunu ayaklar altına almayı temsil eden patronların kurumudur. Patronlar, yıllardır, gösterişli binalarında arkalarına devleti alarak her türlü yolsuzluğu gerçekleştirdiler ancak artık buna dur diyecek bir güç var, sendikamız var! Geçtiğimiz günlerde yeni milli eğitim bakanının açıklamaları okuduk, dinledik. Bakanın sözlerini özetliyoruz: -Özel sektör öğretmenlerine taban maaş haklarını vermeyeceğiz. -Asgari ücret düzeni devam edecek. Yusuf Tekin kısaca diyor ki ben sermayenin bakanıyım ve patronlar ne derse onu yaparım. Buradan patronlara ve onların bakanına tekrar sesleniyoruz: Özel sektör öğretmenleri bu bozuk düzene biat etmeyecek. Sendikamızın üye sayısı bugün on binlere ulaştı ve bu sayı katlanarak artmaya devam edecek. Özel sektör öğretmenleri artık örgütlü ve biliyoruz ki örgütlü ve direnen öğretmenlerin karşısında hiçbir patron duramaz! Öğretmenleri sefalet ücretlerine mahkum edemeyeceksiniz. Taban maaş talebimizde haklıyız ve ısrarcı olmaya devam edeceğiz. ‘eşit işe eşit ücret’ şiarımızı dilimizden düşürmeyeceğiz, aynı mesleği yaptığımız meslektaşlarımızla aynı haklara sahip olacağız. 2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkımızı geri alana kadar bu konudaki mücadelemize devam edeceğiz. Asgari ücretle çalışmayı reddediyoruz, asgari ücretin altına çalışmaya isyan ediyoruz! Toplu sözleşme hakkımızı söke söke alacağız. Her özel öğretim kurumuna sendika girecek. Binlerce eğitim emekçisinin emeğinin sizler tarafından ayaklar altına alınmasına izin vermeyeceğiz! Belirli süreli iş sözleşmesini, yaz tatillerinde öğretmeni açlığa mahkum eden sözde ‘on ay’ sözleşmelerini ortadan kaldıracağız. İhbar ve kıdem tazminatı, ek ders ücretleri, doğum izni gibi haklarımızı alacağız ve öğretmenin onurunu zedeleyen, ötekileştiren her türlü ayrımcılığın karşısında duracağız. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası kurulduğu günden bu yana binlerce öğretmenin sesi oldu ve olmaya devam edecek. Sendikal mücadele veren arkadaşlarımızı işsiz bırakarak bize gözdağı veremezsiniz. Sizden de bizi yolumuzdan çevireceğini düşündüğünüz ayak oyunlarınızdan da korkmuyoruz ! Öğretmenler sizin köleniz değil. ‘Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz. Öğretmen ders verir.’. Mücadele dersini biz öğretmenler vereceğiz ve siz bu dersten geçemeyeceksiniz. Haklar yasalardan önce gelir. Patronların yasalarına karşı emeğin yasasını savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Sendikamız özel sektör eğitim emekçileri bütün haklarını alana kadar mücadeleden vazgeçmeyecek ve bu yolda da bütün bedelleri ödemeye hazırız. Bir gün paranın iktidarı yıkılır ve siz tarihin çöplüğünde yerinizi alırsınız. Biz savunduğumuz yüce değerlerle her zaman burada olacağız. Eskisi gibi olmayacak. Sendikamız var! Yaşasın Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası! Yaşasın Sendikamız!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Öğretmenlere polisten biber gazlı müdahale: 9 gözaltı

    Öğretmenlere polisten biber gazlı müdahale: 9 gözaltı

    Özel sektörde çalışan öğretmenlerin yapmak istediği eyleme biber gazıyla müdahale eden polis, 7 öğretmen ve 2 avukatı gözaltına aldı.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) kuruluşunun birinci yılında asgari ücretin altında kalan maaş oranlarına, taban ücret hakkının gasp edilmesine ve dayatılan 10 aylık sözleşmelere karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eğitim ve Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.

    Öğretmenler, yapılan toplantının ardından Olgunlar Sokak’ta bulunan ve 500 metre mesafedeki Madenci Anıtı’na doğru yürüyeceklerini bildirdi. Madenci Anıtı’na yürümek isteyen öğretmenlerin Selanik Sokak’taki Kültür Merkezi’nden çıkışını polis engelledi.

    Polis öğretmenlere biber gazıyla saldırarak, darp etti. Bu esnada 5 kişi gözaltına alındı. 4 kişi de Kültür Merkezi içinden ters kelepçe takılarak gözaltına alındı. Gözaltına alınanların ikisinin avukat olduğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Tüm okullar hiç bir ön koşula bakılmaksızın güvenli olarak açılsın!-VİDEO

    ‘Tüm okullar hiç bir ön koşula bakılmaksızın güvenli olarak açılsın!-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki birçok meslek örgütü, “Okullar koşulsuz açılmalı eğitim kesintisiz sürmeli” talebiyle basın açıklaması yaptı. Okunan ortak metinde okulların kapalı tutulmasından kaynaklı toplumsal zararların arttığına vurgu yapılıp, “Tedbirler alınarak okullar açılsın” denildi.

    Ankara Tabip Odası, Eğitim Sen Ankara Şubeleri, Eğit-Der, Veli-Der Ankara Şubesi, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Öv-Der Ankara Şubesi, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Öğretmenleri Derneği, okulların açılması talebi ile basın açıklaması yaptı.

    “ÇOCUKLARIN FİZİKSEL VE RUHSAL GELİŞİMLERİ ETKİLENMEKTE”

    Ankara Tabip Odası’nda yapılan basın açıklamasındaki ortak talep; okulların zamanında açılıp eğitimin kesintisiz sürmesi oldu. Kurumlar adına basın açıklamasını okuyan ATO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Haydar Can Dokuyan, okulların 16 Mart 2020’de kapatıldığına dikkat çekerek “Türkiye, OECD ülkeleri arasında ilkokulları en uzun süre kapatan ülke olmuştur” dedi. Dokuyan, AVM, restoran, fabrika ve iş yerlerinin açık haldeyken okulların kapatılmasını eleştirip şu açıklamayı yaptı:

    “Bu durum virüsün yayılımından ziyade Türkiye’nin bilimsel akıldan uzak, hatalı pandemi politikaları ve eğitime bakış açısından kaynaklanmaktadır.

    Pandemi süreci boyunca yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki; okulların, özellikle de ilkokulların, kapalı olması salgının yayılmasında, bulaş zincirinin kırılmasında etkili bir yöntem olmadığı gibi çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tutum telafisi mümkün olmayacak sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

    Ülkemizde de okullarla ilgili belirsizlikler, aç kapa politikaları ve eğitimde var olan eşitsizlikler pandemi ile birlikte artmıştır. Bu durum hem öğrenci hem de velilerin kaygılarının artmasına neden olurken, çocukluk çağı depresyonlarında da bariz artış görülmüştür. Hem çocuk ve gençlerin, hem de ebeveynlerin psikolog ve psikiyatristlere başvurularında ciddi artış gözlenmiştir.

    Fiziksel gelişimleri de etkilenen çocuklarda, hareketsizliğe bağlı kas ve kemik ağrıları gelişmektedir. Bu durumun yol açtığı metabolik hastalıklar her geçen gün daha fazla çocuk ve genci etkilemekte ve ileriye yönelik ciddi sağlık sorunlarına zemin oluşturmaktadır.

    Okulların kapalı tutulmasından kaynaklı toplumsal zararlar pek çoktur. Sosyoekonomik düzeyi düşük olanlar, kırsal bölgede yaşayanlar, kırılgan gruplar ve ana dilinde eğitim almayan gruplar bu durumdan daha çok etkilenmişlerdir.

    Evde kalmak; çocuklar için ağır ihmal, istismar, işçi olarak çalıştırılma, erken yaşta evlendirilme, örgün eğitimden tamamen kopma ve sosyal bireyler olabilmeleri için en önemli dönemin kaçırılması gibi pek çok olumsuzluğu birlikte getirmektedir.”

    DİJİTAL BAĞIMLILIK UYARISI!

    Dr. Haydar Can Dokuyan, uzaktan eğitime erişebilenlerde de eğitim ve öğretimin amacına ulaşmadığına vurgu yaparak sözlerine şu sözlerle devam etti:

    “Uzaktan eğitim, tüm eğitim kazanımlarını karşılayamadığı için, çocuk gelişimini ciddi olarak sekteye uğramıştır. Dijital bağımlılık çocukları sosyal yaşamdan koparmıştır.

    Pandemi süreci boyunca Türkiye’de 18 milyon çocuk ve genç yaklaşık bir buçuk sene okuldan uzak kalırken, devletin, okulları güvenli bir şekilde açık tutma sorumluluğunu yerine getirmediği görülmüştür.

    Okullar aşılama oranlarından bağımsız olarak yüz yüze eğitime açılmalı, eğitim tüm önlemler alınarak, kesintisiz olarak sürdürülmelidir.

    MEB yaz aylarını çocuklarımız ve gençlerimiz için bedeli çok yüksek olabilecek bir rehavet içinde geçirmiştir. Öğrencilerin okula dönebilmesi için gerekli hazırlık ve çalışmalar yapılmamakta, yapılanlar varsa açıklanmamaktadır.”

    “DEVLET GÖREVİNİ YAPSIN”

    Dr. Haydar Can Dokuyan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapması gereken başlıca hazırlıklara da dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Eğitimin vaka sayılarındaki dalgalanmalardan etkilenmemesi için atama bekleyen eğitim emekçilerinin atamalarının yapılarak sınıf mevcutlarının azaltılması,

    Sınıf mevcudu yüksek olan okulların tespit edilerek bu okullarda gerekirse 7 gün eğitim yapılacak şekilde ikili ya da üçlü tam gün öğretim planlanlanması,

    Eğitimin aksamadan sürdürülebilmesi için ek derslik alanları oluşturulması,

    Pencereleri açılmayan sınıfların derslik olarak kullanılmaması ve tüm derslikler için havalandırma koşullarının sağlanması.

    Bilindiği gibi Covid 19 yüzeylerden ziyade, solunum yolundan bulaşmaktadır. Bu nedenle sınıflarda pencere ve kapı açarak havalandırma sağlanması gibi basit önlemler korunma için yeterli olacaktır.

    Okulların el sabunu ve maske ihtiyaçlarının şimdiden tedarik edilerek gönderilmesi.

    Okulların açık tutulması için alınması gereken önlemler gayet basittir. Bu önlemlerle pandemide, dünyanın birçok ülkesinde, okullarda yüz yüze eğitime devam edilebileceği görülmüştür.

    Tüm veli, çalışan ve öğrencilerin HES kodu takibi yapılarak temaslı ya da hasta kişilerin kesinlikle okullara alınmaması sağlanmalıdır.

    Derslerde 20 dakikada bir 2 – 3 dakika süre ile tenefüslerde ise sürekli olarak dersliklerin havalandırılması sağlanmalıdır. Öğretmen odaları ve idari odalarda da yeterince havalandırma sağlanmalıdır.

    Bina içlerinde tüm yetişkinler ve 6 yaş üstü çocuklar maske takmalıdır.

    Açık alanlarda öğrencilerin maske takmasına gerek yoktur. Fiziksel mesafenin korunmadığı durumlarda ise 12 yaş ve üstü maske takmalıdır.

    Virüsün yüzeylerden ziyade solunum yolu ile bulaştığı artık bilindiğinden çok özel hijyen önlemlerine gerek yoktur.

    Türkiye şimdiye kadar pandemi yönetiminde kolaya kaçarak okulları kapalı tutmuştur. Çocuklarımız ve gençlerimizin sağlığı ve geleceği ekonomik gerekçelere kurban edilmiştir. Artık, pandemi kontrolü için çocuklardan daha fazla fedakârlık istenmemelidir. Devletin görevini yapmasını, gerekli önlemleri almasını, tüm kademelerdeki okulları, hiç bir ön koşula bakılamaksızın, güvenli olarak açmasını ve tüm sektörler kapanana dek kesintisiz olarak açık tutmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA