Etiket: pandemi

  • Tüketici Kooperatifi üyesinden çağrı: Merdiven altı ürünlerden uzak durun-VİDEO

    Tüketici Kooperatifi üyesinden çağrı: Merdiven altı ürünlerden uzak durun-VİDEO

    PİRHA- Mezitli Tüketici Kooperatifi üyesi Salih Akbaş, kooperatif olarak halkın sağlığını gözeten ve bilimi esas alan bir çalışma yapıp dezenfektan ürettiklerini belirterek, halkın, merdiven altı ürünlerden uzak durmalarını ve mutlaka belgelerini istemeleri gerektiğini ifade etti.

    Koronavirüs salgını devam ediyor. Salgına karşı yurttaşlar kendi önlemlerini almaya çalışırken, salgını fırsata çevirmeye çalışanlar da halkın sağlığıyla oynuyor.

    Konuya dair değerlendirme yapan Mezitli Tüketici Kooperatifi üyesi Salih Akbaş, kooperatif olarak halkın sağlığını gözeten ve bilimi esas alan bir çalışma yapıp dezenfektan ürünleri ürettiklerini belirtti.

    Akbaş, şunları belirtti:

    “Ege ve Yeditepe Üniversitesi hocaları tarafından, doğal ekolojik, kimyasal içeriği olmayan ve kendi içerisinde iyi bakteriler üreterek, kötü bakterilere karşı bir savaş açan bir dezenfektan ürettik. Şu anda piyasada koronavirüs salgınını fırsat bilip halkın sağlığıyla oynayan üçkağıtçılar, dolandırıcılar var. Biz ise tamamı Sağlık Bakanlığı tarafından tescilli, belgeli dezenfektanla halkın sağlığını gözeten bir çalışmayla, özel ve devlet hastanelerinden, ameliyathanelere, işyerlerinden, evlere kadar ulaşıyoruz.”

    Akbaş, yurttaşların sağlıklarını korumak adına, virüse karşı önlem almak adına kendi sağlıklarını tehlikeye atmamaları gerektiğini ifade ederek, “Muhakkak merdiven altı ürünlerden uzak dursunlar ve evlerini, arabalarını, işyerlerini dezenfekte edecek kurumlardan belgelerini isteyip kontrol etsinler. Yoksa yanlış bir uygulamayla kendi sağlığımızdan olabiliriz. Mezitli Tüketici Kooperatifi olarak halkın sağlığını gözeten bir yerden bakıp, çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Çin’deki hastanede virüsün havayla taşındığına dair kanıt bulundu

    Çin’deki hastanede virüsün havayla taşındığına dair kanıt bulundu

    Koronavirüsünün hava yoluyla taşınabildiğine dair bir delil daha ortaya çıktı. Çin’deki iki hastanede hava yoluyla taşınan damlacıklarda koronavirüsü bulundu.

    Daha önce laboratuvar deneylerinde hava yoluyla virüsün taşınabileceği görülmüştü. Ancak Çin’deki bilim insanlarının salgının patlak verdiği Wuhan’daki iki hastanede bulduğu kanıtlarla ilk kez gerçek dünya şartlarında bunun mümkün olduğu kanıtlanmış oldu.

    Nature dergisinde yayınlanan araştırmaya göre bilim insanlarının topladıkları numunelerde bulunan virüsün bulaşıcı olup olmayacağı bilinmiyor. Ancak nefes verme ve konuşma yoluyla ortaya çıkan bu büyüklükteki damlacıklar, havada asılı kalabilir ve bir başkası tarafından solunabilir.

    Virginia Tech’ten çevre mühendisliği profesörü Linsey Marr bu damlacıkların en az iki saat süreyle havada süzülebileceğini belirtti. Marr, bu durumun virüsün hava yoluyla bulaşma potansiyeline dair güçlü bir kanıt olduğunu dile getirdi.

    Ancak Dünya Sağlık Örgütü virüsün hava yoluyla taşınma ihtimali olmadığını dile getirerek hastalığın çoğunlukla havada kalamayacak kadar ağır damlacıklarla bulaştığını belirtmişti.

  • Koronavirüsten son 24 saatte 106 kişi daha hayatını kaybetti

    Koronavirüsten son 24 saatte 106 kişi daha hayatını kaybetti

    PİRHA- Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 106 kişi daha hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 706’ya yükseldi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son 24 saatte 106 kişinin daha yaşamını yitirdiğini ve 2 bin 861 kişiye daha tanı konulduğunu duyurdu. Böylece Türkiye’de salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 706’ya, vaka sayısı da 107 bin 773’e yükseldi.

    Koca, koronavirüs nedeniyle iyileşen toplam hasta sayısını da 25 bin 582 olarak açıklayarak “Son 24 saatte 3.845 hasta taburcu edildi, 2.861 yeni tanı kondu. Taburcu olanların sayısı yeni hastaların sayısından 984 fazla. Şifa bulanların toplam sayısı ise 25.000’i geçti. Testlerin pozitif çıkma oranı azalıyor. Bu tabloya tedbirle destek şart” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Turan: Kıtlıkla karşı karşıyayız; kendi üretim ilişkilerimizi oluşturmalıyız -VİDEO

    HDP’li Turan: Kıtlıkla karşı karşıyayız; kendi üretim ilişkilerimizi oluşturmalıyız -VİDEO

    PİRHA- HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, mevsimlik tarım işçilerinin devasa olan sorunlarının salgınla beraber katlanarak arttığına dikkat çekti. Turan, “Kıtlıkla karşı karşıya kalabiliriz. Buna karşı alternatif toplumsal üretim ilişkileri kendimiz oluşturmalıyız. Kooperatifler temelinde üretimimizi kendimiz yapmalıyız” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan, koronavirüs salgını sürecinde tarım krizine değindi.

    Can TV‘de Diren Keser‘in sunduğu Can Aktüel programında konuşan Turan, “Sömürü mekanizmasının dünyanın şahikası haline dönüştüğü bir ortamda, bütün öngörüler iflas etti” diyerek şunları belirtti:

    “Demek ki neymiş insanın doğa, insanın insan ile kurduğu ilişki yanlışmış. Demek ki sömürünün esas olduğu ne olursa olsun daha fazla kar daha fazla para mantığına dayalı sistem yanlışmış. Şimdi deniyor ki “aynı gemideyiz”, değiliz. Risk analizi yaparsak evde kalanlar ile çalışanlar arasında risk tabi ki farklıdır. Demek ki bunun da sınıfsal yanı var. Koronavirüs bir sınıfa ait değil ama virüsün ortaya çıkardığı sonuçları baktığımız zaman Han Duvarı gibi sınıfsal bir meselenin olduğu ortaya çıkıyor. Kısacası modern kapitalist sistemlerde sınıf ilişkilerinin dışında ondan bağımsız hiçbir ilişki biçimi yoktur.”

    “MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİNİN SORUNLARI KATLANARAK ARTTI”

    Mevsimlik tarım işçilerinin devasa olan sorunlarının salgınla beraber katlanarak arttığına dikkat çeken Turan, şunları söyledi:

    “İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelge sonucunda 20 kişilik otobüslerde 10 kişinin oturması gerekiyor ancak mevsimlik tarım işçilerde böyle bir olanak yok ve 5 bin Tl ile 11 bin Tl arası para cezaları kesiliyor ve otobüsleri bağlanıyor. İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı’na ilettik ve uyardık. Çünkü insanlar mağdur olmuş durumda. Tarlaya gidemedikleri içinde ürün ortada kalıyor. Neoliberal politikaları anlata anlata bitiremediniz ve ardından insanları kentlere yığdınız. Bunun sonucu olarak da kırsal kesimler boş kaldı. Tarımla uğraşanlar yaş ortalaması ise şu anda 55 yaş, yani riskli gruptalar. Hal böyle olunca tarımda ciddi bir kriz yaşanıyor. Bu da koronavirüs salgınının başka bir yansıması.”

    “GIDA EGEMENLİĞİNİZ YOKSA HİÇBİR ALANDA EGEMENLİĞİNİZ YOKTUR”

    “Ne yazık ki tarım politikalarından kaynaklı bir kıtlık il karşı karşıya kalabiliriz” uyarısında bulunan Turan, şunları kaydetti:

    “Geçmişti vebadan binlerce insan öldü denir ama bu ölenlerin tamamı vebadan ölmemiştir, önemli bir kısmı da açlıktan ölmüştür. Koronavirüs salgını gıda egemenliğini ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Gıda egemenliğiniz yoksa hiçbir alanda egemenliğiniz yoktur, demektir. Çünkü ne ekeceksen senin yani halkın karar vermesi gerekir. Egemenler ne zaman ki buna karar vermeye başladığı zaman senin egemenliğin ortadan kalkmış demektir. Gıda üretimini sen yapıyorsan, neyi içeceğine sen karar veriyorsan, geleceğini güvence altına alınmış demektir. Gıda güvenliğini sağlamışsın demektir. Sağlıklı gıda üretimi de bunun üzerine olacaktır ve inşa edilecektir. Uzun zamandır gıda egemenliği sağlansın, diye konuşup, uyarıyoruz. Ortadoğu politikalarına destek olacaklar diye Rusya’dan buğday ithal edilmeye başlandı. Şimdi Rusya Türkiye’ye buğday vermekten vazgeçti. Orta Asya’da patates başta olmak üzere birçok ürünü alıyoruz. Ama bu süreçte “Bu ürünleri size satmıyoruz” dediler. Depoda bir şeyler var ama bu ne kadar yetecek. Kırsalı tasfiye etmişsiniz, Kürt illerinde hayvancılığı bitirmişsiniz. 40 milyon dönüm çeşitli bankalar tarafında haciz edilmiş durumda. Yüzbinlerce çiftçi hacizle karşı karşıya. Ülkemizin ana omurgası olacak tarım üreticileri tasfiye edilmiş durumda. Petrol fiyatları bütün dünyada eksilerdeyken biz mazotu 5 liradan alıyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Sonra da yerli ve milli diyorlar. Bunun neresi yerli ve milli?”

    “DAYANIŞMA İÇERİSİNDE OLALIM”

    Rıdvan Turan, son olarak egemenlerden bir beklentilerinin olmadığını vurgulayarak, “Alternatif toplumsal üretim ilişkilerini kendimiz oluşturmalıyız. Kooperatifler temelinde üretimimizi kendimiz yapıp market zincirlerine muhtaç olmadan tarladan tabağı bir alternatif üretim tüketim ilişkisi kurmak zorundayız Bunu yapabiliriz bu süreçte buna ilişkin örneklerde ortaya çıktı. Herkes bir şey üretiyor bu çok önemli ve değerlidir. Yeter ki bunları bu çabaları bir araya getirebilelim. Herkesin dayanışma içerisinde olması lazım. HDP’nin yeni yaşam çerçevesinde kardeş aile kampanyası düzenledik. Herkesi bu sürece dahil olamaya çağırıyorum.”

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • Koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 117 Kişi hayatını kaybetti

    Koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 117 Kişi hayatını kaybetti

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de koronavirüs kaynaklı can kaybı 2 bin 376’ya, toplam vaka sayısı ise 98  bin 674’e ulaştı.

    22 Nisan Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu’na göre, toplam vaka sayısı 98 bin 674 olurken, toplam vefat sayısı 2 bin 376 oldu. Toplam iyileşen hasta sayısı ise 16 bin 474’e yükseldi. Bugünkü test sayısı ise 37 bin 535 olarak gerçekleşti.

    Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte koronavirüs nedeniyle 117 kişinin hayatını kaybettiğini, toplam can kaybının 2 bin 376  olduğunu açıkladı. Toplam test sayısı 750 bin 944’e yükselirken, yoğun bakımdaki hasta sayısı 1814, entübe hasta sayısı ise 985 olarak açıklandı.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Bugün 37 bin 535 yeni testin sonucunu aldık. 3 bin 83 yeni hasta tespit edildi. Bugün düne göre hasta sayısı düştü. Toplam vaka sayımız 98 bin 674’e ulaştı. Son 24 saat içinde 117 hastamızı kaybettik. Düne göre düşüş var. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Gelmesini en çok umut ettiğimiz günler hiç vefat haberi vermeyeceğimiz günlerdir. Yoğun bakımdaki hasta sayımız 1814. Bunların 985’inin solunumu yapay yolla sağlanıyor. Hastalığı yenen 1559 vatandaşımızla birlikte iyileşen hasta sayımız 16 bin 477’ye ulaştı” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yurttaş önlemlerin yetersizliğinden, pazarcı fiyatlardan dertli-VİDEO

    Yurttaş önlemlerin yetersizliğinden, pazarcı fiyatlardan dertli-VİDEO

    PİRHA- Yurttaşlar koronavirüs salgınına ilişkin alınan önlemlerin yeterli olmadığını ve açıklanan rakamların gerçeği yansıtmadığını belirtirken, pazarcılar da ürünlerin fiyatlarının arttığına dikkat çektiler.

    Koronavirüs salgınına karşı “Evde kal” çağrıları devam ederken, çalışmak zorunda kalanlara mikrofon uzattık.

    “BİRBİRİMİZİ SAHİPLENMELİYİZ”

    PİRHA’ya konuşan inşaat işçisi çalışmak zorunda olduğunu, çalışmadığı takdirde ailece aç kalacaklarını belirtirken, “Koronavirüs öncesi inşaat sektörü zaten kötüydü, şimdi daha da kötü oldu. Çünkü biz günlük yevmiyeyle geçiniyoruz. Yan gelirimiz yok. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Başvurduğum yerlerden hala cevap bekliyorum.”

    Salih Akbaş ise günümüzde insanların giderek güçsüzleştirildiğine ve şu an yaşanan bu zorlu günlerde bile insanların muhtaç bırakıldığını belirterek, “Sosyal devletler ve modern ülkeler kendi işçisini, emekçisini çalışma alanlarından çekerek sosyal devlet olma gereklerini yerine getirmiştir. Bizim hükümetimiz vatandaşlardan para toplamaya başlamış, rant ve oy avcılığı uğruna muhtaç insanları kendilerine biat etmeye mecbur kılmıştır. Bizler, kendi yardımlaşma ve dayanışma duygumuzu öne çıkartıp, birbirimizi sahiplenmeliyiz ” dedi.

    “RAKAMLARIN DOĞRU OLDUĞUNA DA İNANMIYORUM”

    Emekli bir yurttaş da, alınan önlemlerin yetersizliğine dikkat çekerek, “Koronavirüs sanki hafta içi çalışıyor, hafta sonu yatıyor. Böyle önlem mi olur? Şu an Çin’in gerisinde kalmışız. Önlem alınsa sayı giderek azalır, bizde tam tersi artıyor. Rakamların doğru olduğuna da inanmıyorum. Bize düşen maske ve kolonya bile gelmedi. Ücretsiz ekmek dağıtılmasını da engelliyorlar, “paralel” diyerek. Bence koronavirüs de paralel!”

    Çiçekçilik yapan bir esnaf ise, koronavirüs nedeniyle şehir dışına çıkamadığı için ürün getirmediğini belirtirken, pazarcı esnafı ise pazar yerlerinde maske dağıtımının yetersiz olduğunu, ürünleri halde pahalıya aldıklarını bundan dolayı da pazara gelen yurttaşın alışveriş yapmakta zorlandığını belirterek, “Sokağa çıkma yasağı yerine fiziksel mesafemizi korusak daha iyi olur” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Demirtaş’ın tahliye talebine ret

    Demirtaş’ın tahliye talebine ret

    PİRHA- Edirne Cezaevi’nde 3.5 yıldır tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları aracılığıyla yaptığı tahliye başvurusu gerekçe gösterilmeden ret edildi.

    Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Kahraman tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, “Hipertansiyon, kalp ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle koronavirüs risk grubunda olan Sn. Demirtaş için yaptığımız tahliye talebi, başvurudan 2 hafta sonra hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildi” diyerek şunları paylaştı:

    “İki hafta düşünüp bir gerekçe bile bulamayan Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, “Karar, usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine” demiş. Çok haklı(!) bir gerekçe. Bir de son derece haklı(!) gerekçe dışındaki noktalara bakalım:

    Şüphelisi olmadıkları bir soruşturma dosyasından tutuklanan Sn. Demirtaş ve Sn. Yüksekdağ ile ilgili son tutuk devam kararına; – hem ayrı ayrı itiraz edilmiş, – hem de ayrıca Sn. Demirtaş ile ilgili bir tahliye talebinde bulunulmuştur. Yani iki itiraz, bir de tahliye talebi. Bu iki itiraz ve bir tahliye talebini birleştiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5. Sulh Ceza Hakimliğinden, iki hafta sonra, bu muhteşem gerekçeli(!) ret kararını aldırmış. Üstelik karar da kesinmiş! Şüphelisi bile olmadıkları bir soruşturmadan tutuklanan Sn. Demirtaş ile Sn. Yüksekdağ için tahliye kararı verecek cesaretiniz yok. Gerekçe yazacak yüzünüz yok. Ama hiç değilse, torba kanun tekniğinden esinlenerek verdiğiniz şu torba kararlardan vazgeçin. Bir de, itiraz ve tahliye talebinin iki farklı usule tabi olduğunu öğrenin. İtirazın reddi kararı kesin, tahliye talebinin reddi ise itiraza tabidir. Öğrenin bunları. Yoksa torbaya koyduğunuzu çorba yapar, kendinizi rezil edersiniz. Bakın işte bu, KESİN BİLGİ.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Seçer: Merkezi yönetimin tüm yerel yönetimlere bir destek paketi hazırlaması gerekiyor – VİDEO

    Seçer: Merkezi yönetimin tüm yerel yönetimlere bir destek paketi hazırlaması gerekiyor – VİDEO

    PİRHA- Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Can TV ekranlarında moronavirüs sürecinde aldıkları önlemleri ve hayata geçirdikleri hizmetleri anlattı.

    Haberin Videosu

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Can TV ekranlarında koronavirüs sürecinde aldıkları önlemleri ve hayata geçirdikleri hizmetleri anlattı.

    Bütün güç ve dikkatlerini koronavirüsün getirdiği olumsuzlukları ortadan kaldırmak için harcadıklarını anlatan Seçer, “Biz insanlara ‘sokağa çıkmayın’ diyorsak, doğal olarak onların yaşadığı olumsuzluklara da katkı sunmamız gerekiyor. Biz Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak şu anda tam da bunu yapıyoruz” dedi.

    “İHTİYAÇ SAHİBİ HERKESE GIDA YARDIMI EDECEĞİZ”

    Belediyeler olarak bekledikleri ekonomik destek konusuna da değinen Seçer, “Merkezi yönetimin büyükşehir belediyelerine, ilçe belediyelerine, tüm yerel yönetimlere ayrı bir çalışma, bir destek paketi hazırlaması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    50 personel ile 24 saat çalışan Büyükşehir Kriz Merkezi’ne bugüne kadar 56 bin 800 talep geldiğini, bunun çoğunun da gıda talebi olduğunu belirten Seçer, “Biz her eve, ihtiyaç sahibi her yurttaşa, gıda kolilerini belediye olarak bırakacağız” dedi.

    Belediyeler olarak bekledikleri ekonomik destek konusuna değinen Seçer, “Belediyelerin bu dönemde gelirleri düştü. İller Bankası payı azalacak, bizim öz gelirlerimiz azalacak. Hükümetin bunları gözeterek bazı tedbirler alması gerekiyor. Merkezi yönetimin bu konuda büyükşehir belediyelerine, ilçe belediyelerine, tüm yerel yönetimlere ayrı bir çalışma, bir destek paketi hazırlaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    “HALKIMIZIN YAŞADIĞI SORUNLARA ÇÖZÜM ÜRETMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, yasaklanan limon ihracatı ve üreticilerin yaşadığı sıkıntılara da değinerek, “Türkiye’nin en büyük limon üretiminin olduğu bölge Mersin. Şimdi bir de ihracat yasaklandı. Burada limon üreticileri önemli sorunlar yaşıyor. Onların sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Yine Türkiye’nin en çok çilek üretiminin olduğu bölge Mersin bölgesi, Silifke bölgesi, Anamur bölgesi. Üreticiler, pazarlama konusunda yaşadıkları sıkıntılara bir çözüm noktasında bizden yardım bekliyor” diye konuştu.

    Seçer son olarak, Mersin gibi vaka sayısının az olduğu kentler ile virüsün yayılma merkezi haline gelen kentlerde birbirinden farklı uygulamalar hayata geçirilerek, bir takım tedbirler alınabileceğini dile getirdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • HDP’li Kenanoğlu, iş yükü artan asistanlar için Sağlık Bakanlığı’nı göreve çağırdı

    HDP’li Kenanoğlu, iş yükü artan asistanlar için Sağlık Bakanlığı’nı göreve çağırdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, hastanelerdeki organizasyon eksikliğinin en büyük sorun olarak kendini gösterdiğini, özellikle asistan hekim ve hemşirelerde daha belirgin olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin iş yükünün arttığını açıklayarak, Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı.  

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, koronavirüs salgını nedeniyle sağlık emekçilerinin yanı sıra özellikle asistan hekimlerin artan iş yüküne çözüm üretilmesi için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı göreve çağırdı.

    Sağlık Bakanlığı’nın pandemi yönetiminde sağlık meslek örgütlerinin desteğini almayı reddettiğini kaydeden Kenanoğlu, birbiri ardına çıkardığı ve kendi içinde çelişkiler barındıran yönetmeliklerle sahada aktif çalışan personelin büyük bir belirsizlik içerisine sürüklediğinin altın çizdi.

    Kenanoğlu, hastanelerdeki organizasyon eksikliğinin sürecin başından itibaren en büyük sorun olarak kendini gösterdiğini belirterek, “Bunun sonucu olarak özellikle asistan hekim ve hemşirelerde daha belirgin olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin iş yükü artmış, artan iş yükü virüs maruziyetini de beraberinde getirmiştir” ifadelerini kullandı.

    Çoğu hastanede 24 saatlik nöbetler şeklinde çalışılmakta olduğununa dikkat çeken Kenanoğlu, şunları söyledi:

    “Planlama hususundaki aksaklıklar, görevlendirmelerin önceden haber verilmeden çoğunlukla asistan hekimler üzerinden yapılmasına sebep olmuştur. Yapılacak iş hakkında önceden eğitim verilmeden aynı gün ya da bir gün önce SMS veya telefon aramaları ile yapılan görevlendirmeler asistan hekimler üzerinde psikolojik baskı oluşturmaktadır.

    Belirsizliğin verdiği gerginlik ruh sağlığı açısından negatif sonuçlar doğurmakta ve bu da hali hazırda yoğun çalışan asistan hekimi daha da yormaktadır. Bu yorgunluğun immün sistem üzerindeki etkisi sağlık çalışanlarını enfeksiyona yatkın hale getirmektedir. Bu planlamaların yönetim tarafından uygun şekillerde yapılmaması farklı branşlarda çalışan hekimler arasındaki gerginliği arttırmakta, iş barışını bozmakta, adaletsizlik duygusunu pekiştirmektedir.

    Çoğu hastanede 24 saatlik nöbetler şeklinde çalışılmaktadır. Fazla mesai saati dinlenmeye fırsat vermemekte, viral yükü arttırmaktadır. Temaslı sağlık çalışanlarına belirli aralıklarla rutin test uygulanması yapılmamaktadır.”

    “TÜM SAĞLIK ÇALIŞANLARINA COVİT-19 TESTİNİN YAPILMASI GEREKİR”

    Kenanoğlu, Pandemi dolayısıyla artan iş yükü için planlı ve adaletli bir iş bölümü yapılması için asistanların taleplerini şöyle sıraladı:

    • Çalışma saatlerinin virüs yükünü en aza indirecek ve bu konudaki referans kaynaklar göz önünde bulunduracak şekilde 8 saatlik nöbetler halinde düzenlenmesi.
    • Artan iş yükünün ve risklerin sadece asistan hekimlerin omzuna yüklenmesi yerine öğretim görevlileri ve uzmanların da dahil olduğu bir çalışma düzeniyle adaletli dağıtılması.
    • Ek ödemelerin unvanlardan ve profesyonel alanlarımızdan bağımsız olarak hastanede çalışan tüm personel arasında eşit dağıtılması.
    • Tüm hastanelerde sağlık çalışanlarının sağlığı birimlerinin kurulmasını, bu birimin sağlık çalışanlarının beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını giderdiği mekânları denetlemesi, ayrıca bu birimin hastane içi bulaş açısından göz ardı edilen atık yönetimi konusunda da eğitimler düzenlemesi.
    • Tüm sağlık çalışanlarının COVID temas öyküsü ve semptom sorgulanmadan düzenli olarak taranması, bu taramaların sağlık çalışanlarına ayrılmış ayrı poliklinikte yapılması,
    • Süresi dolan asistan hekimlerin tez sunumlarının ve bitirme sınavlarının iptali yerine online olarak yapılması. PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • AKD Genel Sekreteri Özveren: İhtiyacı olan yurttaşlarla dayanışma içindeyiz

    AKD Genel Sekreteri Özveren: İhtiyacı olan yurttaşlarla dayanışma içindeyiz

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Ali Özveren, koronavirüs salgınına karşı Alevi örgütleri olarak yerelde çalışmalar yürüttüklerini ve ihtiyacı olan yurttaşlarla dayanışma içinde olduklarını söyledi. 

    Koronavirüs salgını dünyada ve Türkiye’de etkisini sürdürüyor. Salgınının yayılmasını engellemek için bir dizi uygulamalar hayata geçirilirken, Türkiye’de vaka sayısı yükselmeye devam ediyor. Hükümetin hafta sonu için alınan sokağa çıkma yasağı sürekli hale getirilirken, sağlık emekçileri ise sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon öneriyor.

    Koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında Alevi kurumları da toplu etkinlikler başta olmak üzere birçok çalışmayı durdurdu. Türkiye’nin çeşitli merkezlerindeki cemevleri de kriz masaları kurarak, yurttaşların sorunlarını gidermeye çalışıyor.

    Konuya dair PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Özveren, salgına karşı etkili tedbirlerin hükümet tarafından yeterince alınmadığını belirterek, Alevi kurumları olarak da gerekli çalışmaları yaptıklarını ve yerellerde yardıma ihtiyacı olan yurttaşların belirlendiğini ve ihtiyaçlarının karşılandığını ifade etti.

    Özveren, salgın günlerinin yardımlaşma ve dayanışma ile aşılacağını vurgulayarak, Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözünü unutmayalım ve birbirimize yardımcı olalım” dedi.

     Diren KESER/MERSİN

  • ‘Sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon uygulanmalı’

    ‘Sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon uygulanmalı’

    PİRHA- Koronavirüs salgınına dair değerlendirme yapan SES Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan, Aile Sağlık Merkezlerinde yeterli koruyucu ekipmanın olmadığına dikkat çekti. Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen de, Mersin özelinde diğer illere göre hala şanslı durumda olduğunu belirterek, “Cuma gecesi yaşanan izdiham yaklaşık bir hafta sonra çok ciddi salgın olarak bize dönecektir. Sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon uygulanmalıdır” dedi.

    Koronavirüs salgınının Mersin’e yansımasına dair SES Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan ve Mersin Tabip Odası (MTO) Başkanı Dr. Mehmet Antmen PİRHA’ya konuştu.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan, koronavirüs salgını sonucu Mersin’de şu ana kadar, 2 hekim ve 2 hemşirenin pozitif olduğunun tespit edildiğini belirterek, hastanelerde Kişisel Korunma Donanımları (KKD) (maske, eldiven ,siperlik, tulum vb) karşılandığını, ancak ASM’lerde  bu donanımların çok eksik olduğu sağlık çalışanlarınca bildirildiğine dikkat çekti.

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN BEDENEN VE PSİKOLOJİK OLARAK KORUNMASI GEREKMEKTEDİR”

    Doğan, “ASM’lerin yetersiz ve eksik donanımların derhal giderilmelidir, giderilmemesi durumunda çok sayıda sağlık çalışanı Covid-19 pozitif olmalarına yol açmasına neden olacaktır ve bunun sorumluları da bu donanımları sağlamayan yetkililer olacaktır” diyerek şunları söyledi:

    “Sağlık hizmetinin gerçek ve sağlıklı anlamda kesintisiz verilebilmesinin koşulunun sağlık emekçisinin sağlığı olduğunun bilerek hareket edilmesi ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti için sağlık emekçilerinin bedenen ve psikolojik olarak korunması gerekmektedir. Sendika olarak Mersin halkına “evde kal” çağrısını yinelerken, korku ve paniğe kapılmayalım ama yaşadığımız bu salgını da hafife alamayalım diyoruz. Salgını önlemek için çalışan biz sağlık emekçileri pandemi döneminde hastanelere hasta başvurularında ciddi bir düşüşü görmekteyiz. Bu da akla Covid-19 dışı hastalıklarda korku nedeniyle hastaların hastanelere başvurmaya çekindiğini göstermektedir. Bunun sonucunda acil hastalarının, kanser hastalarının ve kronik hastaların tanısını ve tedavisini geciktirmektedir. Bu ilerde giderilmesi zor ve geri dönülmez sonuçları olacağını göstermektedir. Tüm hastanelerin pandemi hastanesi ilan edileceğine bazı hastaneler bunun dışında tutulmalıdır.”

    Dr. Doğan, “Korku ve kaygı ile hareket edip ‘çok zorda kalmıyorsanız hastanelere gelmeyin’ deniliyor. Hiç bir yurttaş tedavisini aksatmamalı, salgından ölümleri engelleyelim derken kronik hastalıkları ve takip gerektiren hastaları gözden kaçırmamalıyız” dedi.

    SES ve Mersin Tabip Odası (MTO) olarak Büyükşehir Belediyesi ile görüştüklerini belirten Doğan, görüşme sonucunda belediye tesislerinin sağlıkçılara açıldığını, ücretsiz ulaşım, servis ve koruyucu ekipmanların sağlanmasında da, gerekli destek alındığını söyledi.

    “SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINDAN ZİYADE KATI İZOLASYON ÖNERİYORUZ”

    Mersin Tabip Odası (MTO) Başkanı Dr. Mehmet Antmen ise Mersin özelinde diğer illere göre şanslı durumda olunduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “Şu ana kadar elde edilen verilere göre, 2 ölüm ve 60 civarında tanı konmuş vaka var. Ama ülke geneldinde durumun hiç de iyi olmadığını düşünüyorum. Yeni vaka sayısında dünyada ilk 3 e girdik. Cuma gecesi yaşanan izdiham da yaklaşık bir hafta sonra çok ciddi salgın olarak bize dönecektir. İçişleri bakanının da bu olayı gerekçe gösterip istifasını dikkate aldığımızda ilahların kurban istediği bir aşamada olduğumuz ortaya çıkacaktır. Biz TTB olarak sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon öneriyoruz zira yapılan bilimsel araştırmalar TTB önerisinin daha anlamlı olduğunu belirtiyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Korona günlerinde Mahsuni Şerif’in türküsü yankılandı-VİDEO

    Korona günlerinde Mahsuni Şerif’in türküsü yankılandı-VİDEO

    PİRHA- Koronavirüs salgınına karşı evinde kalan yurttaşlara evin balkonuna çıkıp Mahsuni Şerif’in unutulmaz eserlerinden biri olan “Çeşm-i Siyahım”ı seslendiren genç sosyal medyada büyük ilgi gördü.

    Haberin videosu;

    Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınında İtalya’dan İspanya’ya birçok ülkede balkonda, sokakta yurttaşlara moral vermek amacıyla şarkılar söyleniyor. bu görüntülere Türkiye’den de bir genç eşlik etti. Evin balkonuna çıkan genç bağlamasıyla komşularına Mahsuni Şerif’ten Çeşm-i Siyahım adlı türküyü seslendirdi. Komşularının alkışla desteklediği görüntüler sosyal medyada günün öne çıkan videoları arasında yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)  

     

  • HDP’li Hatimoğulları: 6284 sayılı Kanun pandemi koşullarında daha da etkin uygulanmalıdır

    HDP’li Hatimoğulları: 6284 sayılı Kanun pandemi koşullarında daha da etkin uygulanmalıdır

    PİRHA- HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına (TBMM), kadına yönelik artan erkek şiddetinin önlenmesi için yükümlü olunan İstanbul Sözleşmesi, CEDAW ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu’nun etkin bir biçimde uygulanması amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi.

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Korona Virüs salgını ile birlikte kadına yönelik erkek şiddetinin arttığına dair veriler paylaşılırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Pandemiye önlem olarak evlerde kalınması çağrılarının yapıldığı bu günlerde, kadınların ev içinde şiddet yaşama riski artmakta ve şiddete uğradığında ise alabileceği destekler kısıtlanmakta, sığınaklar kapatılmakta; kadın sığınaklarına yapılan başvurular, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında eve gönderilen personelleri ve kurumun doluluk oranı gerekçe gösterilerek durdurulmaktadır” diyerek Meclis’e araştırma önergesi verdi.

    “Küresel salgının da tetiklemesi ile daha da artan erkek şiddetine karşı Türkiye’de gerekli önlemlerin alınması, mevcut şiddet vakalarından kadınların korunması için acil politikaların geliştirilmesi gerekirken maalesef Türkiye’de aksi pratikler uygulanmaktadır” diyen Hatimoğulları, araştırma önergesinin gerekçesini şöyle belirtti:

    “30 Mart 2020 tarihinde HSYK’nın aldığı “6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin koronavirüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine” ilişkin tedbir kararı, daha fazla muğlaklığa ve endişeye neden olmuştur. Kadınlar, şiddet uygulayanı evden uzaklaştırma gibi önleyici tedbir kararlarını almakta normal zamanlarda bile zorlanmakta iken HSYK bu tedbir ile önleyici tedbir kararları vermekten, bunları uygulamaktan imtina eden kamu personeline gerekçe sunmuştur. Alınan tedbir, erkek şiddetini teşvik edeceği gibi kadınların yasal mekanizmalara başvurma çabalarına karşı da caydırıcı bir etki oluşturacaktır.”

    “BARINMA TALEBİ OLAN KADINLAR KABUL EDİLMİYOR”

    Basına kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine bağlı kadın sığınma evlerinin, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında eve gönderilen personelleri ve kurumun doluluk oranı gerekçe gösterilerek başvuru almayı durdurduğu bilgisinin kamuoyuna yansıdığına işaret eden Hatimoğulları “Gelen başvurular ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi)’e yönlendirilmekte ve doluluk oranının üstüne çıkan ŞÖNİM ise, sadece can güvenliği olmadığını belirten kadınların başvurularını kabul ettiklerini, barınma talebiyle gelen başvuruları ise kabul edemediklerini belirtmiştir.

    Adana’da tarafıma yerelden gelen bilgilere göre ise; Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü (ASPİM)’ne bağlı üç sığınaktan birisi bu süreçte kapatılmıştır. Şu anda barınma talebiyle gelen ve 6284 Sayılı Kanuna göre tedbiri bulunmayanlar kabul edilmemekte, kabulü sağlananlar ise sadece şiddete maruz kalması nedeniyle tedbir kararı bulunanlardır.” Dedi.

    “KADINLARIN DOĞRUDAN YAŞAMLARINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURACAK POLİTİKALAR ÜRETİLMELİDİR”

    Kadın örgütleri, salgın tehdidi ve önlemlerin başladığı günden bu yana kadınların adalete erişimde engellerle karşılaştığını, ihtiyaç duydukları desteğe ulaşmadıklarına dikkat çeken Hatimoğulları, şunları kaydetti:

    “Kadınların haklarına yönelik gerekli bilgilendirmeler yapılmadığından kadınlar bu pandemi süresince 6284 sayılı Kanun kapsamındaki, koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulamada olmadığı algısına kapılabilmektedir. Özellikle adli süreçlerin ertelenmesi, bu algıyı güçlendirmekte; ŞÖNİM’lerin durumu, 183 Sosyal Destek Hattına ulaşmakta yaşanan zorluklar ve buralarda çalışanların, kolluk personelinin dahi adliyelerde kadınların başvuru yapabilecekleri bir merci olup olmadığı konusunda bilgiye sahip olmamaları da şiddete uğrayan kadınların çaresiz bırakıldığını göstermektedir.

    Kadınların doğrudan yaşamlarının tehlikede olduğu ve iş yüklerinin kat be kat arttığı bu süreçte salgınla mücadele kapsamında kadınların mevcut durumunu göz önünde bulundurarak politikalar üretilmelidir. Kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesi ve yükümlü olunan uluslararası anlaşmaların yanı sıra 6284 sayılı Kanunun pandemi koşullarında daha da etkin uygulanması, sığınak ve acil barınma ihtiyaçları için kapasite artırılması, bu mekanlarda salgına ilişkin sağlık önlemlerinin alınması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, Meclis İç Tüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve talep ederiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İzmir Barosu’ndan işçiler için açıklama: Yaşam kardan daha değerlidir

    İzmir Barosu’ndan işçiler için açıklama: Yaşam kardan daha değerlidir

    PİRHA – İzmir Barosu, koronavirüs salgınına rağmen çalışmak zorunda bırakılan işçilere ilişkin yaptığı açıklamada, “Yaşam, kârdan değerlidir” dedi. 

    İzmir Barosu, koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen çalışmak zorunda kalan işçilere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Virüsün hızla yayıldığı belirtilen açıklamada, bütün gelişmelere rağmen çalışması zorunlu olmayan birçok iş yerinin çalışmaya devam ettiğini ve çalışanlarını işe gelmeye zorladıkları vurgulandı.

    “İŞTEN ÇIKARTMALAR YASAKLANMALI”

    Daha fazla kar hırsıyla çalışmaya mecbur bırakılan işçilerin, çok büyük bir tehdit altında olduğu ifade edilen açıklamada, “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13’üncü maddesinde ifade edilen ‘Ciddi ve yakın tehlike’  kapsamındaki koronavirüs salgını nedeniyle, ülke genelindeki tüm iş yerlerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması da yasal bir zorunluluktur” denildi.

    Bu nedenle virüsle mücadele sürecinde ciddi bir toplumsal tahribatı önlemek açısından, toplu ve bireysel işten çıkarmaların yasaklanması gerektiği kaydedilen açıklamada, “Tam bir sosyal izolasyonun sağlanması bakımından, zorunlu işler hariç, tüm işçilerin iş güvenlikleri sağlanmak koşuluyla, en azından 4 Nisan tarihine kadar ücretli izin uygulanmalıdır. Daha önce işsiz kalan ve gelir kaybına uğrayan işçiler için, işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı, tüm işçilerin fatura ve kredi borçları ertelenmeli, koruyucu ekipmana erişim gibi talepleri karşılanmalı, hem sosyal hakları hem de sağlıklı yaşam hakları korunmalıdır. Daha fazla kar elde etme hırsı ile gerekli tedbirleri almayan ve işçilerinin yaşamını hiçe sayanlar için de, Türk Ceza Kanunu’na göre olası kastla öldürme ve diğer suçların gündeme geleceği unutulmamalıdır. Unutmayın; yaşam, kardan değerlidir ve işçiler ‘Ölüm ya da açlık’ ikileminden kurtarılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

  • Halil İçöz yazdı: Pandemi kapitalizmi kurtarır mı?

    Halil İçöz yazdı: Pandemi kapitalizmi kurtarır mı?

    PİRHA- Son dönemlerin en önemli gündemi koronavirüs salgını. Her geçen gün vaka ve ölü sayısı artarken, devletler korona gündemini nasıl değerlendiriyor? Bu gündem fırsata mı çeviriliyor, yoksa bu salgına karşı gerçek anlamda halk sağlığı mı esas alınıyor? Yazar Halil İçöz bu soruları yönelterek giderek daha büyük bir tehlike haline gelen koronavirüs salgını gündemini yazdı. 

    Yazının tamamı şöyle:

    Koronavirüs salgınıyla, dünya artık geriye dönülemeyecek bir yola girdi. Kimisi buna dijital dünyanın zaferi derken, kimisi de insanlığın artık doğaya döneceği beklentisi içine girdi.
    Ancak veriler, dünya emekçilerinin yeni bir kalkışma potansiyelini de ortaya koymakta.
    Görünen o ki korona krizi, hem sermaye, hemde emekçiler cephesinde, büyük kayıplar yaşatacak. Şu an dünya ölçüsünde ortaya çıkan ilk veriler buna işaret etmekte.

    SALGININ KAYNAĞI SİSTEM Mİ?

    Dünya nüfusundaki artış ile teknolojik gelişim arasındaki makas açıldıkça, sistem, nüfusun önemli bir kesimine balast muamelesi yapmaya başladı.
    Söz konusu balastı atmak için bir çok proje üzerinde çalışıldığı, yer yer spekülasyonlar eşliğinde kamuoyuna yansıdı.
    Kapitalist sistemin yenilenmesi ve yeniden yapılandırılmasına ilişkin, on yıllardır yapılan açıklamalar ve labaratuvar denemeleri, yeni duruma geçilebileceğine işaret etmekte.
    Bütün bunların bir senaryo şeklinde ortaya koyulduğunu, Bill Getas ve diğerlerinin yaptıkları animasyonlarda görmek mümkün.
    Özellikle de birkaç yıl önce Davos Dünya Ekonomi Forumu’nda, yapılan animasyonlarda, pandemi durumu,  yeniden ele alınmış ve hangi durumda ne olabilir tartışmaları yürütülmüştü.
    En genel anlamıyla ortaya koyulan veriler ve Bill Getas’in 2015’de yaptığı açıklamada, 3 milyar insanın, olası bir virüs salgınında etkileneceğini göstermekte. Açıklamada, 500 milyon civarında insanın, ölüm ihtimaline dikkat çekilmişti.
    Ancak bunun korona pandemisi gerekçe gösterilip, başarılıp başarılamayacağını söylemek için halen yeterli veri bulunmamakta.

    SALGINDA BANKA VE TEKELLERE DEVLET DESTEĞİ…

    Çin, İran ve İtalya üzerinden başlayan salgın, bu güne kadar resmi açıklamalara göre binlerce, gayri resmi açıklamalara göre ise onbinlerce insanın yaşamına mal oldu.
    Ancak ABD ve AB tarafından, salgına karşı ilk tedbir açıklamalarında, kartellerin, tekellerin ve bir kısım orta ölçekli işletme ve bankaların kurtarılması öne çıktı.
    Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmesinden sonra, Dünya Bankası ilk etapta 12 milyar dolar olmak üzere, ihtiyacı olan ülkelere kredi sağlayacağını açıkladı.
    IMF ise, krize müdahale paketini 50 milyar dolar olarak çıkardı.
    Bu paraların yardım değil, ülkelere teslimiyet karşılığında, kredi olarak verileceğini unutmayalım.
    Avrupa birliği ise ilk iş olarak, üye ülkelerin borçlanma üst sınırını, geçici olarak devre dışı bıraktı.
    AB komisyon başkanı Ursula Von der Leyen, alınan kararları iletirken, 37 milyar Avroluk bir ekonomik önlem paketi aldıklarını açıkladı.
    Komisyon içinde yürütülen tartışmalarda, Corona Virüsüne karşı, AB olarak ortak borçlanma talebi ise başta Almanya ve Fransa olmak üzere red edildi.
    Alınan kararlar, ekonomik ve askeri güç olarak yapılanmaya çalışan AB açısından, istenmeyen yeni bir durum ortaya çıkardı.
    Şu an pandemiyi atlatmak için, AB düzeyinde müdahale öngörülse de, buna 37 milyar avronun yetmeyeceği ortada.
    İspanya hükümeti krizi atlatabilmek amacıyla, 200 milyar avro ile müdahale kararı aldı. Başbakan Sanchez 117 milyarı kamu ihtiyaçları, 83 milyar avronun ise özel sektöre ayrıldığını açıkladı.
    Fransa’da önlem olarak özel şirketlerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, 300 milyar avroluk bir ekonomik paket açıkladı. pandemi gerekçesiyle ordu sokağa indirildi.
    Alman hükümeti ise, 750 milyar Avroluk bir paket hazırladı. Alman işletmeleri likidite sorunu yaşamasın diye, büyük koalisyon hızlı bir şekilde önlem paketini onayladı. Ayrıca 15 bin kişilik alman askerinin sokağa inmesi kararlaştırıldı.
    Merkel tarafından yapılan açıklamalarda, 650 milyarlık bölümün özel sektöre, bankalar tarafından kredi sağlanması amaçlı olduğu ifade edildi. Geriye kalan 100 milyar avro ise, zorda olan şirketlere devlet ortaklığı ile yardım etmeyi içermekte.
    Almanya ek olarak bir dizi karar daha alıdı.
    Hükümet, transport ve ulaştırma genel merkezi oluşturarak, önemli bir adım atmış oldu. Şirketlerin ulusal düzeyde tek merkezden yönetilmesi, pandemi koşullarının getirdiği diğer bir değişim oldu. Böylece devlet arz ve talebe, dolaylı değil doğrudan müdahale kararı aldı.
    Almanya çapında işlemez durumda olan Avis, Rentakar gibi şirketlerle bir anlaşma önerilerek, parasını devlet ödemek kaydıyla, sınırlı bir ücret karşılığında, sağlık sektörüne kiralaması talep edildi.
    Öte yandan düne kadar her biri ,ayrı bir şirket olarak ele alınan hastahane ve sağlık merkezleri, devlet eliyle tek merkezde yönetilme kararı alındı.
    Benzer uygulamaların diğer ülkelerde de gündemde olduğunu söylemek yanlış olmaz.
    Ulusal parlamentoların tedbir olarak aldıkları kararlar, devletin piyasaya müdahalesi ve garantörlüğü öngörmekte. Bu ise Serbest Piyasa Ekonomisine ilişkin, alışıla geldik yaklaşımı alt üst etmekte.

    SALGININ KAYNAĞI ABD Mİ?

    Avrupa’da korona krizinden en çok etkilenen ülke İtalya oldu. İtalya ekonomik önlem paketini 25 milyar avro olarak açıkladı.
    Belirli çevrelerce yapılan açıklamalarda ise virüsün İtalya’da yayılmasına, Çin ile yapılan yeni ekonomik anlaşmanın neden olduğu ifade edildi. Salgının, ABD’nin İtalya’ya karşı bir intikam hareketi olduğu iddia edildi.
    Bu iddialara İtalya hükümeti de kısık sesle katıldı. Yapılan açıklamalarda, salgının en çok etkili olduğu bölgelerde, kime ait olduğu “bilinmeyen”  dronalar tarafından virüs atıldığı gündeme getirildi. İtalya’da genel kanı, virüs taşıyan dronaların ABD menşeyli olduğu yönünde.
    Aynı iddialar geçmişte Küba tarafından da dile getirilmişti. Küba, 80’li yıllarda ABD tarafından Sars virüsünün ülkeye taşındığını, ancak hastalığın salgına dönmeden, önlenebildiği açıklamıştı.
    Benzer iddialar, İsrail Dış İşleri Bakanı İsrael Katz tarafından da gündeme geldi. Katz, twitter hesabında yaptığı açıklamada “ABD İranı dize getirmek için, bu belayı dünyanın başına sardı” yönünde.
    ABD ise krize karşı, 3,7 trilyon avroluk bir ekonomik paket açıkladı. Paket, temsilciler meclisinde halen onay beklerken, işsizlik bir anda on misli arttı. Böylece kısa sürede, evsiz ve kayıtlı işsizlere milyonlarca insan eklenmiş oldu.  Bugün’den yarına, milyonlarca insan işlerini kaybetti. Devlet desteği alamadığı durumda ise evlerini, dünkü yaşamlarını kaybetme tehlikesi yaşıyor.

    RUSYA VE ÇİN’DE ÖNLEM: DEVLET BÜTÇESİ 

    Rusya hükümeti, korona krizine karşı 3.6 milyar avro ayırdığını ve sürecin şirketlere tanınıcak diğer ayrıcalıklar ve kredi kolaylığıyla aşılabileceği açıklamasını yaptı. Süreci atlatmak için İşçi ve emekçilere dönük, özel bir ekonomik önlem paketi açıklanmadı.
    Çin ekonomisi bugünden yarına önemli bir darbe yese de, Çin devleti ek ekonomik paketler açıklama yoluna gitmedi. Ağırlıklı olarak devlet denetimindeki şirketlerin, devlet kaynaklarıyla besleneceği tahmin edilmekte.

    LİBERAL KAPİTALİST SİSTEM SONA GELDİ 

    Dünya ölçüsünde açıklanan bütün bu önlem paketlerinde bankalar, kartel ve tekellere öncelik verilmekte. Bu durum global sermaye güçleri yararına da olsa, ulusal devlet bütçelerinden yapılan bir müdahale anlamına gelmektedir.
    Devletlerin pandemi nedeniyle ekonomiye yaptıkları bu müdahaleler, 1970’li yıllarda başlamak üzere dünya genelinde egemen olan, liberal ekonomik politikalarda, sona gelindiğini ele vermekte.
    Görünen o ki, devlet desteği ve garantisi olmadan, dünya ölçüsünde, kartel yada tekellerin, kendi başlarına ayakta durma imkanı azalmakta.

    SARAY SALGINI FIRSATA ÇEVİRME PEŞİNDE 

    Erdoğan iktidarı ise IMF ve Dünya Bankası pandemiden dolayı kredi vereceğini açıklayınca, o ana kadar “Biz de yok! “dediği virüs salgınının, Türkiye’de de olduğunu gıdım gıdım açıkladı.
    Aynı anda, yandaş şirketleri ayakta tutabilmek için, 100 milyar liralık bir önlem paketi kararlaştırıldı.
    Salgın haftalardır gündemde olmasına rağmen, gerekli tedbirler alınmadığından, bütün Türkiye’nin bir karantina vakası haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.
    Gelişmeler, önümüzdeki süreçte gelişecek iki işletme kolu olduğunu göstermekte. Bunlardan biri Virüsla ölenleri gömmek için kullanılan kireç sektörü, diğeri ise tabut üretimidir.

    BOLSONARO, ERDOĞAN VE TRUMP AYNI HATTA YÜRÜYOR 

    Pandemi koşullarında Türkiye, Brezilya ve ABD’de, birbirine benzer durum yaşanmakta. Her üç ülkenin krize yaklaşımı , önlem almamak olarak ortaklaşmakta. Salgın sıradanlaştırılarak Allahın takdirine bırakılmakta.
    Brezilye devlet başkanı Bolsonaro’nun pandemiye ilişkin yaptığı açıklamalar ise, dudak uçuklatan cinsten. Sau Paulo belediyesinin koronavirüsü ile ilgili tedbirlerinin gereksizliğine değinerek, koronavirüsü salgını olmadığını bunun bir “Algı yönetimi” olduğunu iddia etti.
    Bolsonaro, pandemi havasından çıkılıp, normal çalışma yaşamına geçilmesini talep etti.
    Aynı tür açıklamalar, biraz daha yumuşatılarak ABD devlet başkanı Donald Trump’dan geldi. Trump, koronavirüsü krizine karşı aldıkları 1 trilyon dolarlık ekonomik paketi açıkladıktan sonra, bir an önce çalışma yaşamına geçilmesini umduklarını, ifade etti.
    Ancak özellikle de New York’dan gelen görüntülerde, açık alanlarda morglar ve soğutma konteynerlerinin hazır bekletildiği görülmekte. Bu durum can kaybının yüksek olacağına işaret ettiği gibi, salgının halen yayılmaya devam ettiğini göstermekte.

    SALGINA KARŞI AB DEĞİL ULUSAL TEDBİR KARARLARI İRADE KIRILMASI YARATTI 

    ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Rusya ve Çin’in aldığı ekonomik önlemlere bakıldığında, devletlerin ekonomik güç ve borçlanma olanaklarına göre, ayakta kalabilecekleri ortaya çıkmakta.
    Bu durum AB’nin ortak siyasi irade koyma olanağını giderek azaltacak bir unsurdur. Bu unsurlar ilerisi açısından AB’nin sonunu getirir mi, şimdiden bir şey söylemek mümkün değil.
    Kendi başına ayakta kalamayacak avrupa devletleri, birkaç ay içinde Almanya, Fransa gibi ülkelerden yardımı gündeme getirebilir. Bu ihtiyaç durumu, AB’nin daha hızlı bir şekilde ortak askeri ve Politik bir merkeze dönüşmesine de yol açabilir.
    Ancak, AB ülkelerinin evlerindeki yangını tek başına söndürmeye çalışmak zorunda kalması, ortak askeri, politik irade de kırılma yaratabilir.
    Düne kadar ulusal parlamentoların yetkilerini, Avrupa parlamentosunda toplama çabası, artık herkesin kendi derdine düşmesiyle büyük yara almış oldu.
    Ancak pandemiden sonra, kimin kiminle hangi düzeyde yürüyebileceğini, bugünden söylemek, mümkün görünmüyor.

    SİSTEMİN İÇ SAVAŞI TIP ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLÜYOR 

    Koruyucu ve kurtarıcı ilaçları kim denetimine alırsa, onun kazanacağı bir savaş durumundan söz etmek yanlış olmayacak.
    Dünya Sağlık Örgütü‘nün pandemi açıklaması öncesinde Trump, koronavirüsüne karşı aşı geliştiren Roche firmasına teşekkür etti. Bu teşekkür akıllara, virüsü yenebilecek aşının bulunduğu ihtimalini gösterse de, açıklamalar tersi yönde.
    Geçtiğimiz günlerde Almanya’da, aşı üzerinde çalışan doktorların, ABD tarafından satın alınma girişimi, ABD’nin geliştirilecek virüs aşısını, kendi tekeline almaya çalıştığını işaret etmekte. Bu Merkel tarafından “Almanya satılık değil !” tepkisiyle karşılandı.
    Bu krizin ortaya çıkardığı diğer bir olgu ise, ister ABD merkezli batı ülkeleri, isterse Çin ve Rusya olsun, bütün ülkelerin sağlık alanında 50 yıldır ABD ambargosunda yaşamak zorunda kalan Küba’nın, eline su dökemediğidir.
    Korona Virüsünün yenildiği bütün alanlarda, sosyalist Küba’nın izine rastlanmakta.

    OLASI KİTLE HAREKETLERİNE KARŞI POLİSİYE TEDBİRLER YASALAŞIYOR 

    Danimarka hükümeti, pandemi gerekçesiyle, polise zorla aşı yapma yetkisi verdi. Kişinin itirazının burda hiç bir hükmü bulunmamakta.
    Bu tür politik kararlar, pandemi koşullarında çok masumane görünebilir. Ancak karar, kişi ve toplum iradesinin devlet kararları doğrultusunda ihlalini, yok sayılmasını beraberinde getirmektedir.
    Alınan kararlar, pandemiden sağ kurtulanların, siyasal ve ekonomik olarak daha da yoksullaşmasını beraberinde getirecek.
    Avrupa başta olmak üzere, şimdilik bir çok ülkede, kışla disiplini halklara kabullendirildi.
    Herkes haklı olarak dışarıya çıkmama da gönüllü. Bu durum, pandeminin bir dönem sonra bitirilmesini sağlayabilir. Ancak çıkarılan yasaların kalacağı ve sermayenin pandemi sonrası ihtiyaçları doğrultusunda, kullanılacağı da diğer bir gerçek.
    Her şeyden önce, azaltılan nüfusun ardından, sağlık gerekçesiyle polisiye önlemler giderek yaygınlaşma ihtimali göstermekte.
    Öte yandan, şu an adeta şok durumunda olan milyarlarca işçi ve emekçi, kısa bir süre sonra bu şoktan uyanacaktır. Bu durum kitle hareketlerinde, 2018’den bu yana yaşayan kitleselliği de geride bırakarak, radikalleşme ihtimalini barındırmaktadır.
    Şili’den başlayıp, Arjantin, Ekvador, Bolivya başta olmak üzere dünyaya yayılan kitle hareketleri, Sudan ve Lübnan’da hükümetleri devirmiş ve birçok ülkede hükümetlerin, ekonomik saldırı paketlerinin geri çekilmesini yol açmıştı.
    Pandemi sırasında, yada sonunda ortaya çıkacak olan bir hareketlilik ise Kapitalist sistemin kaldırdığı taşı, ayağına düşürme ihtimalini yaratabilir.
    Emekçi kitleler ilk fırsatta kitlesel bir başkaldırı ile yanıt vermediği sürece, krizin kazananı, şu anlık kaybedeni gibi görünse de sermaye olacaktır.
    Bu sürecin ne kadar süreceğini kestirmek, bugün için zor zor görünüyor. Ancak sürecin süre ve gidişatını belirleyecek olan, kitle hareketinin sistem dışına çıkma beceri ve bilincini kazanıp kazanmaması olacaktır.

  • Pandemi Servisi Sorumlu Hekimden uyarı: Türkiye bu işin ciddiyetinin farkında değil-VİDEO

    Pandemi Servisi Sorumlu Hekimden uyarı: Türkiye bu işin ciddiyetinin farkında değil-VİDEO

    PİRHA- Dokuz Eylül Üniversitesi Pandemi Servisi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yusuf Savran, salgına ilişkin yaptığı açıklamada, “Vaka ve ölü sayımız İtalya’dan ilerde. Türkiye bu işin ciddiyetinin farkında değil. Lütfen evde kalın. Çok geç değil. Bu virüsü böyle kırabiliriz “dedi. 

    Haberin videosu:

    Dokuz Eylül Üniversitesi Pandemi Servisi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yusuf Savran hazırladığı bir videoda koronavirüs salgınına ilişkin açıklamalarda bulundu ve deneyimlerini aktardı.

    Savran, yeterli önlemlerin alınmadığını ve vakaların hızla arttığını belirterek, “İstatistiklere bakınca hazırlıksız yakalanmış İtalya’ya göre, ‘Biz buna hazırlandık’ diyen Türkiye daha ciddi bir sınav veriyor. Vaka sayımız ve ölüm sayımız şu ana kadar İtalyanlardan daha ileridedir. Türkiye hâlâ bu işin ciddiyetinde değildir” dedi.

    TÜRKİYE DAHA CİDDİ BİR SINAV VERİYOR

    Savran, konuşmasını söyle sürdürdü:

    “Bu virüs, daha önce bilim insanlarının karşılaşmadığı bir virüs hastalığı. Pandemi servisinin yöneticisi olarak deneyimlerimi aktarmak istiyorum. İlk vakanın görülmesinin ardından 15 gün geçti. İstatistiklere bakınca hazırlıksız yakalanmış İtalya’ya göre, ‘Biz buna hazırlandık’ diyen Türkiye daha ciddi bir sınav veriyor. Vaka sayımız ve ölüm sayımız şu ana kadar İtalyanlardan daha ileridedir. Bu işi daha az zararla atlatan Çin’in uzman görüşleri ve tecrübelerinden yararlanarak tedavi algoritmaları geliştiriliyor. Ancak maalesef yüzde yüz tedaviyi sağlayan ilaç henüz geliştirilmedi.

    GÜNLÜK ORATALAMA 100 VAKA BAŞVURUYOR

    Uzmanların “Evde kal” çağrılarına rağmen insanların hala toplumsal alanları terketmediğini belirten Savran, bu çağrılara uyulmamasının vaka sayısının artmasına neden olduğunu söyledi ve şunu ekledi:

    “Maalesef bütün ‘evde kal’ çağrılarına rağmen buna uymayan insanlar sayesinde virüs yayılım alanı buldu. İlk on günlük vakalara bakınca çoğu 18-45 yaş aralığında hafif vakalar. Son 48 saatteki gözlemlerimiz ise bu iş yaşlılarımıza sirayet etti. Günlük ortalama yüz vaka başvuruyor. 65 yaş üstü kronik hastalarımız olan vakalar artıyor. Bu ağır seyredecek vakalar yakın demektir. Ciddi yoğun bakım ihtiyaçları ve desteğe rağmen ölümle sonuçlanacaktır. Lütfen evde kalın. Çok geç değil. Bu virüsü böyle kırabiliriz.”

    TIP İNSANLARINA GÜVENİN, EVDE KALIN

    Savran, son olarak, “Ellerinizi dezenfektan bazla ya da kolonyayla temizlemenizde, su ve sabunla uzun süre yıkamanızda fayda var. Bu işi ciddiye almazsak bu iş çığrından çıkacak ve binli rakamlara ulaşacak. Tıp insanlarına güvenin. Evde kalın” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Tabip Odası ‘Pandemi Çalışma Planı’ hazırladı

    Mersin Tabip Odası ‘Pandemi Çalışma Planı’ hazırladı

    PİRHA-  Mersin Tabip Odası, hekimler ve bazı sağlık kurum temsilcileri ile bir toplantı yaptı. Toplantıda, “Birinci Basamak Sağlık Kurumları ile Yataklı Sağlık Kurumları için iki ayrı Çalışma Planı hazırlandı ve plan dahilinde alınan önlemlerdeki eksiklikler yapıcı şekilde tamamlanacaktır” denildi.

    Bugüne değin gerek Mersin Valiliği ve gerekse de Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ile iletişime geçmeye çalışan ve oluşturulan Kriz Masası’nda aktif görev almak isteyen Mersin Tabip Odası, bu talebine gerekli yanıtı alamadığı için kendi çalışma planı doğrultusunda önerilerini sunmaya ve valilik tarafından alınan önlemlerdeki eksiklikleri yapıcı bir şekilde tamamlamaya çalışacağını duyurdu.

    ÖNERİLER

    “Öncelikle şunu belirtmekte yarar var ki, aile hekimleri, ASM’lerdeki diğer çalışanların alt taşeronu misyonundadırlar ve bir yandan salgına karşı bireysel korunma ve diğer yandan da işveren yükümlülüğü ile karşı karşıyadırlar. Bu nedenle de alınacak önlemlerin bu iki özellik gözetilerek alınmasında ciddi yarar vardır” denilen açıklamada Birinci Basamağa Yönelik Çalışma Planı’nda şu öneriler sıralandı:

    “ASM girişinde triyaj oluşturulmalı, ateş ölçümü yapılmalı, anamnezde boğaz ağrısı, öksürük ve solunum sıkıntısı, yurtdışı teması sorgulanmalı, ASM girişine en yakın “Geçici İzolasyon Odası” oluşturulmalıdır. Tüm ASM’lerde zamanlama çizelgesi oluşturulmalı, bağışıklama, gebe, lohusa, bebek ve çocuk izlemleri gibi koruyucu sağlık hizmetleri ve muayene saatleri birbirinden ayrılmalıdır. ASM’lerde uygun aralıklarla hasta girişi durdurulmalı, gerekli dezenfeksiyon ve temizlik işlemleri uygulanmalıdır. Pandemi sona erene dek KİOSK makinelerinin kullanılmaması sağlanmalıdır. Bağlı nüfusa pandemi konusunda bilgilendirme yapılması ve hangi durumlarda ASM’ye başvurulması gerektiğinin bilgisi için telefon, SMS, afiş gibi bilgilendirme notları da kullanılmalıdır. Virüsün yayılmasının önüne geçilmesi amaçlı sokağa çıkmanın kısıtlanması sonucu hareketsiz hayat tarzı daha sık gözlemlenmektedir. Huzurevleri gibi riskli nüfusun çok sayıda ve bir arada bulunduğu yerlerde özel önlemler alınması zorunludur. Yine kapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunan, hastane sevkleri dahi bugüne dek gecikmeli yapılabilen, yeterli sıcak ve soğuk su temini yapılamayan, hijyen açısından kötü durumdaki başta Tarsus T Tipi Ceza İnfaz Kurumu olmak üzere ilimizdeki tüm cezaevlerinde özel önlemler alınması, buraların sağlık personeli sayısı olarak takviye edilmesi gereklidir. Yine olağan dışı pandemi koşullarında kronik rahatsızlıkları bulunanlar ve 50 yaş üzerindekiler için denetimli serbestlik vb. konular da geçici süre ile düşünülebilir.”

    Yataklı Sağlık Kurumlarına Yönelik Çalışma Planı ise şu şekilde önerildi:

    “Sağlık bakanlığı genelgesi kapsamında ilimizde Covid-19  pandemisinde hasta kabul edecek 2. ve 3. basamak hastanelerimizde genel sağlık hizmeti de devam etmektedir. Hastanelerimizde acil ve poliklinik başvuruları öncesinde ateş ölçümü yapılmalı ve Covid-19 güncel rehberi doğrultusunda olası vaka ve temaslı kişiler maske takılarak, eşlik eden sağlık personeli ve veya güvenlik personeli ile tarama alanına yönlendirilmelidir. Hastanelerde tüm polikliniklerde ateş ölçümü yapılmalı Covid-19 olası vaka düşünülen hastaya ve temaslı kişilere maske takılarak mümkün olduğunca az temas sağlanarak sağlık personeli  ve/veya güvenlik personeli eşliğinde hastanede oluşturulan tarama alanına yönlendirilmelidir. Eşlik eden sağlık personeli ve/veya güvenlik personeli  mutlaka kkd’larını eğitimini aldıkları şekilde hastane kullanmalıdır. Pandemi döneminde hizmet sunumuna yönelik birimler oluşturulmalıdır. (Pandemi yönetim birimi, eğitim birimi, iletişim birimi, destek ve kalite birimi vs.) Pandemi döneminde hastanenin rolü doğrultusunda personel ihtiyacı belirlenmeli ve çalışma planları oluşturulmalıdır, hastane içerisinde çalışan tüm sağlık çalışanları DSÖ rehberi doğrultusunda kişisel koruyucu donanımları kullanmalıdır. 2. ve 3. basamak hastanelerinde çalışan tüm sağlık çalışanlarına performans kaygısı yaşamadan çalışma ortamı sağlanmalı ve performans ödemeleri üst sınırdan yapılmalıdır. İlimizin gerek birinci basamak, gerekse ikinci, üçüncü basamakta çalışan özel ya da kamu tüm sağlık çalışanlarının personel durumu çalışılmalı, pandeminin olası tüm senaryoları için yedek planlar yapılmalıdır. İş  Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği gereği yangın tesisatı ve hortumlar, motopomplar, boru tesisatı kontrollerinin (projede belirtilen kriterlere uygun olup olmadığının belirlenmesine yönelik) kamu tarafından yetkili kişilerce denetlenmelidir.”

    Planın tamamı için;

    http://mersintabipodasi.org.tr/pandemi-calisma-plani/

    PİRHA/MERSİN

     

  • DSÖ, koronavirüsü ‘pandemi’ olarak tanımladı

    DSÖ, koronavirüsü ‘pandemi’ olarak tanımladı

    PİRHA- Dünya Sağlık Örgütü, 125’ten fazla ülkeye yayılan koronavirüsü ‘pandemi’ olarak tanımlanabileceğini açıkladı.

    Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve bugüne kadar 4 bin 300’den fazla insanın ölümüne, 121 binden fazla insanın karantina altına alınmasına neden olan ve 125’ten fazla ülkeye yayılan koronavirüsün, dünyada eş zamanlı olarak çok yaygın bir şekilde, çok fazla sayıda insanı tehdit eden bulaşıcı hastalıklara verilen isim olan ‘pandemi’ olarak tanımlanabileceğini açıkladı.