Etiket: partizan

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları Dersim’de konuştu: Kayyım zulmüne karşı birleşelim, kazanalım-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları Dersim’de konuştu: Kayyım zulmüne karşı birleşelim, kazanalım-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır’ın katılımıyla, kayyım protesto edildi. Dersim’den iktidara seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu zulümden vazgeç” dedi.

    İçişleri Bakanlığı talimatıyla Dersim Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı binlerce yurttaş Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de aralarında bulunduğu binlerce yurttaş Dersim’e gelerek protestoya katıldı.

    Kitle, Sanat Sokağı’nda Seyit Rıza Meydanı’na “Kayyım Dersim’den defol” sloganlarıyla yürüdü.

    Seyit Rıza Meydanı’nda bir toplanan kitle Dersim Belediyesi’ne yürüdü. Yürüyüş boyunca kayyım protesto edilirken, halkın iradesine sahip çıkma çağrısı yapıldı.

    Yürüyüş sonrası ilk olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuştu. Hatimoğulları, iktidarın kayyım eliyle halkın iradesini gasp etmeye çalıştığını belirterek, “Halkın iradesi onlara olmayacak. Halk bu zulme karşı direnmektedir. Kayyım rejimine karşı iradesini ortaya koydu. Bu kayyım zulmü devam ettikçe, Türkiye halkları askeri darbeyi biliyor. AKP 12 Eylül’e rahmet okutuyorlar. Belediyelerimize kayyım atandığında beton bariyer koyuyorlar. Belediyeler kışla değildir” dedi.

    “MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Hatimoğullar, kayyım rejimine geçit vermeyeceklerini vurgulayarak, “Bizler demokrasi mücadelemizden asla geri durmayacağız, Seyit Rıza gibi baş eğmeyeceğiz. Kayyım demokrasi ittifakına karşı bir darbedir. Bizler haktan,hukutan yana olmaya devam edeceğiz. Kayyım gasptır, yıkımdır, talandır, ranttır. Saray duysun, halk burada ve belediyelerine sahip çıkmaya devam edecek. Asla kayyımları suskunlukla karşılamayacağız. Kayyım rejimi ortadan kalkmadığı sürece, biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Gelin faşizme karşı omuz omuza mücadele edelim. İnancından hiç bir zaman vazgeçmeyen Dersim’den bütün halklara sesleniyoru; safaları sıklaştıralım, mücadeleyi büyütelim” diye konuştu.

    “BETON DUVARLARINIZ VIZ GELİR!”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Antep Milletvekili Sevda Karaca, kayyımlara geçit vermeyeceklerini ifade ederek, “Birlikte direnip, birlikte kazandığımız Dersim’den; kayyum efendinin betonların arkasına gizlendiği, bizim ittifakımızınsa bütün gövdesiyle, bütün cesaretiyle, yine birliğiyle ve özgüveniyle, buradan “Sana orayı bırakmayacağız” dediği güçle, buradan bütün memlekete selam gönderiyoruz tekrar. Bu kent ne zulümler gördü, ne talanlar gördü, ne darbeler gördü. Başını eğmedi, boyun eğmedi. Demokrasi nutukları atanlar, bugün meclis kürsülerinden “En demokrat biziz” diyenler, işte kayyum efendinin gizlendiği şu beton duvarlara bir baksınlar. Bu betonlar vesayetin daniskasıdır. Bu betonun arkasına gizlenen kayyum darbecinin ta kendisidir. Halk, seçim döneminde sadece daha ince yaşadığı kayyum zulmüne değil; memleketin dört bir tarafında yalan, talan, zulüm iktidarını her yeri o hale çevirerek yönetmeye çalışan iktidara da bir cevap verdi. Bugün Dersim’deki birliğimizi, ülkenin dört bir tarafında eşitlik, demokrasi, özgürlük, iş, ekmek isteyen halkın birliği haline getirebilmek için şu beton duvarların önünden bütün Türkiye halklarına sesleniyoruz: Gelin o gövdeyi birlikte mücadelenin gövdesi haline getirelim. Gelin, bu yokluk, yalan, talan, zulüm düzenini birlikte değiştirelim. Dersim ve Ovacık birdir. Halfeti ile Dersim birdir. Esenyurt’la Mardin birdir. Hakkari’yle İzmir, Ankara, Samsun, Rize, Denizli birdir. O yüzden biz diyoruz ki; bugün Dersim’in ittifakına göz dikip, bu ittifakı memleketin dört bir tarafında bir umut, bir güven oluşturmasını engellemek isteyenlere karşı; ülkenin dört bir tarafında birlikte mücadeleyi, yan yana duruşumuzu büyüterek bu saldırıyı püskürteceğiz. Beton duvarlarınız vız gelir!”

    “İKTİDARI DA, KAYYIMLARI DA GÖNDERİRİZ”

    EHP Hakan Öztürk, “Bu zulmü kimse kabul etmiyor. O nedenle Türkiye’nin dört bir yanında buraya geldik, yalnız kalmayalım diye. Bir olursak, iktidarı da, kayyımları da göndeririz” şeklinde konuştu.

    “YAN YANA OLMA ZAMANIDIR”

    ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, kayyımlara karşı direnenleri selamlayarak başladığı konuşmasında, “Dersim halkı örgütlü bir halkıtır, inancına, tarihine, devrimci değerlerine sahip bir halktır. Dersim halkı ses verip sır vermeyen bir halktır. Demokratik, halkçı belediyecilikte ısrar edeceğiz. Tüm Türkiye halkına çağrı yapıyorum; şimdi Dersim olma zamanıdır, kazanma zamanıdır, yan yana olma zamanıdır” dedi.

    “BU GASPA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    SYKP Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, direnişinizle, dik duruşunuzla tanıyoruz. Kayyım diz çöktürmeyecektir. Kayyım gasptır, talandır, seçme seçilme hakkına darbedir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Ülkeyi yönetemiyorlar. Bu gaspa asla izin vermeyeceğiz. Birlikte mücadele edeceğiz, biz kazanacağız” diye belirtti.

    “DİRENİŞİ BÜYÜTMEK VE TÜRKİYE’YE YAYMAK TEMEL GÖREVİMİZDİR”

    Partizan temsilcisi, “Devlet kendisinden bekleneni yapmıştır. Kayyım saldırısına karşı direniş mevzisi kurulmuştur. Bu direnişi büyütmek ve Türkiye’ye yaymak temel görevimizdir” şeklinde konuştu.

    “İKTİDARI MUTLAKA YENECEĞİZ”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı, şeytanın aklına gelmeyen hukuksal cambazlık iktidarın aklına geldiğini belirterek, “3 dönemdir halkın iradesine darbe yaptılar. Bu darbeyi Esenyurt’a taşıdırlar. Burada Ovacık ve Dersim halkının iradesine darbe yaptılar. Kayyım darbedir. Anayasaya aykırıdır. Tam bir faşizm uygulamasıdır. Buna karşı birlikte direnmek zorundayız. Önümüzde zor dönem var. Kayyım sistemini genişletecekler. Ama bizler inadına halkın iradesine sahip çıkmak için birlikte hareket etmek zorundayız. İktidarı mutlaka yeneceğiz” diye ifade etti.

    “İŞİMİZE, EKMEĞİMİZ, İRADEMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ

    KESK adına konuşan KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, kayyımların anti-demokratik bir uygulamayla halkın iradesine çötüğünü dile getirerek, “Biz kamu emekçileri olarak, işimize, ekmeğimiz, irademize sahip çıkacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” şeklinde konuştu.

    “ÖZGÜRLÜK, BARIŞ, ADALET VE BİRLİKTELİK VAR

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Aleviler olarak kayyımı tarihten tanıdıklarını vurgulayarak, “Dersim insanı Seyit Rızaların, Alişerlerin torunlarıdır. Kayyım şimdiye kadar Dersim’e ne yaptı? İnacını, dilini inkar etti. Hangi iktidar kayyım atıyorsa Dersim’de cevabını alacaktır. Dersim halkı kayyıma karşı ittifak kurdu ve kazandı. Bugün bu iradeye saldırı vardır. Buna karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Sanmasınlar ki biz yolumuzdan geri döneceğiz. Bizim yolumuz belli. Biz yüzümüzü gerçeklere çevirdik. Bizim gerçekliğimizde özgürlük, barış, adalet ve birliktelik var. O Alevilerin değerini biraz bilseydiler biz bunları yaşamazdık. Biz biliyoruz ki mesele kayyım meselesi değil. Asıl mesele Kürt sorunudur. AKP iktidarına sesleniyoruz siz Kürt sorununu çözmediğiniz sürece çözüm olmayacaktır. Şimdiye kadar hangi iktidar Kürt sorunu çözmediyse iktidardan düştü. Şimdiki iktidarlarda onlar gibi gidecek. Eğer bir devlet halkın iradesine kayyım atıyorsa o devlet bitmiştir. Bu yüzden biz kaybetmedik. AKP-MHP iktidarı Dersim halkı ve kadınlarının direnişi karşısında kaybetti. Bundan sonra el ele tutuşacağız, kayyıma karşı birlikte olacağız. Onlar bu vatana ihanet ediyorlar. Biz Düzgün Baba Dağı’na karşı sesimizi yükseltiyoruz. Halfeti, Mardin, Batman bizimdir. Kayyıma ve yoksulluğa izin vermeyeceğiz. Bizlerin direnişi daha fazla yükselsin” diye konuştu.

    “İRADEMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da, belediyeye karşı bir işgal olduğunu ifade ederek, “İrademize sahip çıkacağız. Bu böyle biline. İradesine sahip çıkanlara zulüm uygulandı. Bu zulü Maraş’tan, Roboski’den, Madımak’dan, Gazi’den biliyoruz. ‘Jin, Jiyan, azadi’ diyen, Dersim ittifakına yenileceksiniz” diye sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • İşçi örgütleri, hayat pahalılığı ve savaş politikalarına karşı ‘Topyekûn direniş’ dedi! -VİDEO

    İşçi örgütleri, hayat pahalılığı ve savaş politikalarına karşı ‘Topyekûn direniş’ dedi! -VİDEO

    PİRHA – Sol-sosyalist parti ve işçi örgütleri, ekonomik kriz ve savaş politikalarına karşı İstanbul’da miting yaptı. Okunan açıklamada“gündüzlerinde sömürülmediğimiz ve gecelerinde at yatmadığımız bir ülkeyi kurmak için, gerçek çözüm olan sosyalizm için ileri atılmak gerek” denildi.

    İşçi, öğrenci ve emekliler, “Hayat pahalılığına, savaş politikalarına karşı topyekün direnişi büyütelim” çağrısı ile Kartal Meydanı’nda miting düzenledi.
    Eylemin yapıldığı alana “Topyekün saldırılara karşı topyekün direnişi büyütelim” pankartı asılırken “Birleşe birleşe kazanacağız. Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği. ” sloganları atıldı.

    Yapılan eyleme, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu,Birleşik İşçi Hareketi, Dostluk ve Kültür Derneği, Devrimci Partili İşçiler, İşçi Birlikleri Sendikası, İşçinin Kendi Partisi, Kaldıraç Hareketi, Köz, Partizan, Proleter devrimci Duruş ve Yeni Dünya İçin Çağrı örgütleri destek verdi.

    “PATRONLARIN NASIL ZENGİNLEŞTİKLERİNİ GÖRÜYORUZ”

    Kutay Soybil‘in okuduğu ortak basın metninde işçi ve emekçilerin yaşadığı ekonomik krize vurgu yapıldı. İşçilerin maaşlarından kesilen vergilerin yüzde 124’ü bulduğunu söyleyen Soybil, şu açıklamayı yaptı:

    “‘bin kez korkuya boğdular zamanı / bin kez ölümlediler / yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.’ diyerek şairin sözleriyle başlayacağım.
    Az sonra bu kürsüyü direnenlere bırakacağız. Burjuva basında yer bulamayan, her sözleri, eylemleri büyük bir karanlıkta bırakılmak istenenler, gün doğmadan yola çıkıp karanlıkta evine dönenler konuşacak, yine onlar dinleyecek. Çünkü biz birbirimizi dinledikçe ve birbirimizden öğrendikçe, birleştikçe güçleneceğiz, kazanacağız.

    Mitingimizin başlığını ‘düşük ücretlere, hayat pahalılığına, vergi soygununa ve savaş politikalarına karşı topyekûn direnişi büyütelim’ koyduk.
    Düşük ücretler ve hayat pahalılığı konusunu bugün bu alana gelen herkes her gün kat be kat yaşayarak biliyor. Artık garsonların bahşişlerinden asgari ücrete, kıdem tazminatımızdan sendikal haklarımıza her şeye göz dikmesiyle bilinen OVP’yle her geçen gün saldırılar da artıyor, bunun sebeplerini biraz açalım. Vergi soygunu diyoruz; Dünyanın en fazla kâr eden 250 inşaat firmasının 43’ü ülkemizden ve bunların 20’si geçtiğimiz yıl tek bir kuruş vergi vermedi. Birçok işkolundan işçiler burada, kendi emeklerini sömürerek patronların nasıl zenginleştiğini görüyor. Mesela bu zenginliğini herkesin bildiği Koç’un Ford Otosan’ının kazandığı gelirden verdiği vergi oranı yüzde 5.5, Otokar’ın yüzde 1.2 oldu. 2 trilyon 210 milyar TL, işte geçtiğimiz yıl devletin patronlardan “affedip” almadığı vergi bu, 176.800 emeklinin maaşı ediyor.

    Peki biz işçiler, emekçiler? Bizim ücret ve maaşlarımızdan kesilen vergiler ise yüzde 124 arttı. Biz işte sermayenin bu soygun saldırısına karşı direnişi büyütelim diyoruz.

    İnsanca bir yaşam diyoruz; hepimiz ay başında kiralarımızı zar zor ödedik. Barınma, eğitim, sağlık, doğalgaz, elektrik, ulaşım en temel insan haklarıdır bunlar. Biz bunların insani ihtiyaç kadarının ücretsiz olması için mücadeleyi büyütelim diyoruz. Bu gerçekleşemez bir hedef mi dediniz? Mesela Cengiz Holding’in 3. Havaalanındaki işletmelerinin kiralarının borçları 2043’e ertelendi, o zaman da alınacak mı meçhul. Yani ‘milletin anasını bellemekle’ ünlenen Cengiz, kira vermese olabiliyor, işte biz bu düzene karşı hakkımız olanı almak için bir araya gelelim diyoruz.”

    “HANGİ VATANIN SAVUNMASI?”

    Yapılan açıklamada, işçi ve kamu sendikalarına da eleştiri yöneltildi. İşçilerin, disiplinli mücadele içerisinde olması gerektiğine dikkat çekilerek şöyle devam edildi:

    “Savaş politikalarından işçi-emekçilere ölüm ve sömürü dışında bir şey çıkmaz diyoruz; daha geçtiğimiz hafta kredi kartı limiti 100 bin üstü olan herkesten 750 lira ‘savunma sanayii’ne haraç kesmeyi tartıştılar. Ne için kullanacaklar bu parayı? Neyi savunacaklar? NATO üyesi, emperyalistlerle işbirliği yapanlar Libya’dan Suriye’ye, Kürdistan’dan Irak’a her yeri kan gölüne çeviren katillerin suç ortağı olan bu ülkenin egemenleri bize hangi vatanın savunmasından bahsediyor? Bu ülkenin yönetenleri, iktidarıyla bütün tezkereleri onaylayan burjuva muhalefetiyle savaşı yaymaya çalışırken, halkların üstüne bombalar yağdırırken biz işçilerin aklında olması gereken şudur ‘onların vatan dedikleri Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topudur, onların vatan dedikleri çiftlikleri, kasaları ve çek defterleridir, onların vatan dedikleri fabrikalarınızda al kanımızı içmektir.’ Bu savaşlardan zenginleşen yine onlardır, tıpkı bizim her gün ürettiğimiz tüm zenginliğe çöküp bize kırıntılarını vermeleri gibi bu savaşlardan bize düşen de yalnızca ölüm ve sömürü olacaktır. Mesela İsrail Merkezi İstatistik Bürosu resmi verilerine göre 2024 Haziran-Temmuz-Ağustos Türkiye’den İsrail’e toplam ticaret: 227,4 milyon $. Güya ticareti yasaklamışlardı değil mi? İşte size soykırımın destekçileri. Sermaye sınıfı ve bu ülkenin yönetenleri biz işçilerin ürettiği çimentoyla, petrolle, soykırımcı İsrail’i besliyor. Biz işçi sınıfı da direnen Filistin halkının yanında olmak için tıpkı Filistinli sendikacıların çağrısına uyarak bu üretimi durdurmalı, sevkiyatları engellemeliyiz. Savaş politikalarını durduracak tek güç işçilerin birliği, halkların kardeşliği şiarıyla örgütlenmemizi büyütmekten geçiyor.
    Bize bugün reva görülen baştan aşağıya çürümüş bir sistemde hayatta kalmaya çalışmaktır. Rant için, kar için, madenler için doğayı talan edenler, madenlere bizleri gömüp üzerimize toprak atanlar bizden bunu kabul etmemizi istemektedir.

    Kadınların sokaklarda kafaları kesilirken, kadınlar her gün ‘aile’ adı altında şiddete, tacize, tecavüze uğrarken bu çürümüşlüğe ses çıkartmamızı istemektedirler.

    Bir çocuk kayboluyor tüm devlet bütün güçleri ile arıyor da günler sonra cansız bedenini buluyor. Bu yalana bu pervasızlığa inanmamızı bekliyorlar. Söyleyelim, bir köyde bir çocuğu bulamayacaksanız bırakın biz yönetelim.
    Bu sistem, yeni doğan bebekleri öldürüp üzerlerinden para kazanmayı insan aklına sokan bir pisliktir.
    Bu çürümenin içerisinde sessiz kalarak, sadece küfrederek, ağlayarak insan kalmak mümkün değildir. Bizim yaşamamız için bu düzenin baştan aşağı yıkılıp, bu sefer biz işçiler, kadınlar, halklar, öğrenciler tarafından yeniden kurulması gereklidir.
    Bunlar sermaye sınıfının yaptıklarıdır. Peki biz ne yapıyoruz?”

    “YOKSULLUĞU TARİHE GÖMECEK OLAN SOSYALİZMDİR, İŞÇİ SINIFIDIR”

    “Hayır! Güya koskoca konfederasyonların bürokratlarının işçi sınıfını uyutmak için hamasî nutuklarını, göstermelik eylemlerini kastetmiyoruz çıkış yolu için.
    Bebelerimizi 8 bin lira için katledenlere karşı, üç otuz paraya bizi açlığa mahkûm edenlere karşı, sendika istediğimiz için kapı önüne koyanlara karşı, kadın cinayetleriyle üçer beşer öldürenlere karşı, geleceksizliği dayatanlara karşı, doğamızı yağmalayanlara karşı… Ne yapıyoruz ve ne yapmalıyız?
    Bugün bu alanı dolduranların her biri direnişin bir ucundan tutuyor. İçinden geçtiğimiz bugünlerde As Plastik’ten Polonez’e, kadınlardan öğrencilere yanan her bir çoban ateşi yarınlarımıza ışık oluyor.
    Bize gerek olan şudur, şimdi bu çoban ateşlerini harlamak için direnişleri birleştirmek. Bir yangına çevirmek sermayeyi küle çevirmek için ‘genel grev genel direnişi’ de kapsayan bir mücadele hattı, topyekûn direnişi büyütmek gerek.
    İşçilerin, emekçilerin, öğrencilerin, kadınların, halkların, savaşlarda katledilmediği, emeğinin sömürülmediği, aşağılanmadığı, açlık ve yoksulluğu tarihe gömecek olan sosyalizmdir, işçi sınıfının iktidarıdır.

    Bize şimdi ‘gündüzlerinde sömürülmediğimiz ve gecelerinde at yatmadığımız’ bir ülkeyi kurmak için, gerçek çözüm olan sosyalizm için ileri atılmak gerek.
    İşçilerin disiplinli direnişi, öğrencilerin bir hışımla patlayan isyanları, kadınların cüreti, halkların boyun eğdirilemeyen iradesi bunu başaracak gücü barındırıyor. Gücümüzü örgütleyelim, direnişi büyütelim kazanalım!
    İşçi sınıfı ya devrimcidir her şeydir ya değildir hiçbir şeydir! Bizleri kurtaracak olan kendi kollarımızdır! Yaşasın devrim ve sosyalizm.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 1 Mayıs’a katılan 38 kişi tutuklandı

    1 Mayıs’a katılan 38 kişi tutuklandı

    PİRHA – 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüme iradesi gösterdiği için Saraçhane’de ve ev baskınlarıyla gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.

    1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ne katıldıkları için gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.

    6 PARTİZAN OKURU TUTUKLANDI
    1 Mayıs’ta Saraçhane’den Taksim’e yürümek isteyen ve İbrahim Kaypakkaya silüetli flamaları nedeniyle gözaltına alınan 17 Partizan okurundan 6’sı ise, “örgüt propagandası” ve “2911 sayılı kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklandı. 11 Partizan okuru ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

    4 gün boyunca gözaltında tutulan ve işkence gören 17 Partizan okuru bugün adliyeye sevk edilmiş ve 17 Partizan okurunun tamamı hakkında tutuklama talep edilmişti.

    1 Mayıs günü polis şiddeti sonucu parmağı çatlayan ve alçıya alınan İbrahim Hakkı Eren, Diyar Sarıkuş, Özgür Cihan Uçar, Metin Kaya, Yusuf Rencüzoğulları ve Mertcan İncioğulları hakkında tutuklama kararı verildi.

    Tutuklanan Partizan okurlarının hapishaneye kıyafet ve para götürülmesine de izin verilmedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Partizan: Gözaltına alınanlar serbest bırakılsın, Taksim halkındır! – VİDEO

    Partizan: Gözaltına alınanlar serbest bırakılsın, Taksim halkındır! – VİDEO

    PİRHA – Partizan, İHD İstanbul Şubesi’nde 1 Mayıs’ta gözaltına alınan arkadaşlarına ilişkin yaptığı basın açıklamasında, “3 gündür gözaltında tutulan yoldaşlarımız ve dostlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Taksim halkındır!” dedi. Açıklamada, Taksim, Partizan ve İbrahim Kaypakkaya yasağının fiili bir yasak olduğu vurgulandı.

    Partizan, 1 Mayıs’ta gözaltına alınan ve halen serbest bırakılmayan 17’si Partizan okuru 35 kişi ve bugün ev baskınlarıyla gözaltına alınan 47 kişi için İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını Partizan Temsilcisi Melisa Yılmaz okudu.

    “YOLDAŞLARIMIZ VE DOSTLARIMIZ 3 GÜNDÜR GÖZALTINDA TUTULMAKTADIR”

    Partizan’a yönelik özel bir saldırı gerçekleştiğini, 17 Partizan okurunun gözaltına alındığını ifade eden Yılmaz, “Gözaltına alınan yoldaşlarımızın tümü ve Gençlik Komiteleri’nden dostlarımız 3 gündür gözaltında tutulmaktadır. Bu sabah da evlere yapılan polis operasyonlarında en az 47 dostumuz gözaltına alındı” dedi. Taksim yasağına karşı artan kitlesel öfkenin bu yıl Saraçhane’de vücut bulması Taksim iradesinin gelişmekte olduğunu gösterdiğini söyleyen Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Fiili OHAL uygulamalarıyla işçi ve emekçilerin buluşması, sisteme karşı öfkenin yıkıcı bir güç olması engellenmeye çalışılmıştır. Binlerce kişi Taksim’e yürümek üzere Saraçhane’de buluşmuştur. Saraçhane’de Taksim’e yürüme iradesi gösteren kitle de polis saldırısına uğramıştır. Bize yönelik saldırının esasını da bu oluşturmaktadır. Bu saldırı kitlelerde biriken öfkenin Partizan öfkesiyle birleşmesine karşıdır.”

    “PARTİZAN’IN DA İBRAHİM KAYPAKKAYA’NIN DA YASAKLI OLDUĞUNA DAİR BİR MAHKEME KARARI YOKTUR”

    Yılmaz’ın okuduğu açıklamanın devamı ise şöyle:

    “Devlet Partizan kortejinin Taksim’e yürümek üzere Saraçhane’deki toplanma alanına girmesini dahi göze alamamıştır. Öyle ki kortejimiz alana girişte durdurulmuş, “Girmeniz yasak” denilmiştir. Yoldaşlarımız, ellerinde Partizan yazılı ve komünist önder İbrahim Kaypakkaya silüetli flamalar varken saldırıya uğradılar. Belirtmekte fayda görüyoruz: Partizan’ın da İbrahim Kaypakkaya’nın da yasaklı olduğuna dair bir mahkeme kararı yoktur. Bu tamamen keyfi bir uygulamadır. Biz devletin kendi yargısını da dikkate almadığını Anayasa Mahkemesi’nin Taksim kararına uymamasından biliyoruz. Taksim’e çıkışı her koldan yasaklayan ve engelleyen devletin Partizan adına ve İbrahim Kaypakkaya silüetine karşı da saldırgan olması bizim için hiç şaşırtıcı değil. Taksim, İbrahim Kaypakkaya ve Partizan yasağı fiili bir yasaktır.

    “YOLDAŞLARIMIZ POLİSİN İŞKENCESİNE MARUZ KALMIŞTIR”

    Gözaltına alınan yoldaşlarımız polisin işkencesine maruz kalmıştır. İşkence sonucu birçok yoldaşımızın vücudunda izler olmuş, yoldaşımız İbrahim Hakkı Eren’in parmağı çatlamıştır. Akabinde burjuva-feodal medya tarafından kitlemiz “terörist” ilan edilmiş ve medya aracılığıyla işçi-emekçilerdeki 1 Mayıs bilincinin bulanıklaşması hedeflenmiştir. Medya yoluyla gözaltı sürelerinin uzatılmasının zemini hazırlanmıştır.

    “KİTLELERİN DEVRİMCİ İRADESİ YASAKLANAMAZ, ENGELLENEMEZ”

    Yoldaşlarımız 1 Mayıs’ta kitleselleşen devrimci iradenin ta kendisidir. Kitlelerin devrimci iradesi yasaklanamaz, engellenemez. Taksim iradesinin bastırılmasını amaçlayan bu gözaltılar daha güçlü bir iradenin gelişmesini asla engelleyemeyecektir. Devrimci yürüyüşümüz buna izin vermeyecektir. Saldırılar haklılığımızın göstergesidir, halkın iradesinden korkanların saldırısı beyhudedir. Devrimci iradeyi kitlesel bir iradeye dönüştürmek için attığımız adımlar Saraçhane direnişinde somutlaşmıştır. Yoldaşlarımızın yanındayız. Tüm halkımızı yoldaşlarımızı, yoldaşlarımızın mücadelesini ve 1 Mayıs’ı sahiplenmeye çağırıyoruz. 3 gündür gözaltında tutulan yoldaşlarımız ve dostlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Taksim halkındır!”

    AVUKAT YILDIZ: GÖZALTI SÜRELERİ BİR KEZ DAHA UZATILDI

    3 gündür gözaltında tutulan Partizan okurlarının avukatı Destina Yıldız’ın gözaltılara ilişkin mesajı okundu. Okunan mesajda şunlara yer verildi:

    “1 Mayıs’ta gözaltına alınan 35 kişi ile ilgili emniyette yapılması gereken işlemler tamamlanmış olmasına rağmen hiçbir somut gerekçe sunulmadan gözaltı süresi uzatılmaktadır. 35 kişinin emniyet ifadeleri 2 Mayıs günü sabaha karşı tamamlanmıştır. Ve 2 Mayıs günü savcılığa çıkacağı bilgisi verilmiştir. Ancak 2 Mayıs günü öğleden sonra gözaltı süresinin uzatıldığı, gözaltındakilerin cuma günü adliyeye çıkarılacağı sözlü olarak bildirilmiştir. Bu sabah adliyeye kaçta çıkarılacaklarını öğrenmek için emniyeti aradığımızda gözaltı sürelerinin bir kez daha uzadığı sözlü olarak tarafımıza bildirilmiştir. Gözaltı işleminden beklenen hukuki yarar sağlanmış olup müvekkillerin en kısa sürede adliyeye sevk edilmeleri gerekmektedir. Hiçbir somut gerekçe sunulmadan gözaltı sürelerinin uzatılması, bu işlemlerin hukuk sınırlarını aşıp keyfiyete ve intikam alma aracına dönüştürüldüğünü açıkça göstermektedir. Hukuka aykırı bu duruma bir an önce son verilmelidir.”

    İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise 1 Mayıs gözaltılarının serbest bırakılmasını, Taksim yasağının hak ihlali olduğunu söyleyerek “Bu hukuksuzluklara imza atan, bu hukuksuzlukları güçlendiren tüm görevlilerin de idari ve adli yönden soruşturulmalarını talep ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 1 Mayıs’ta polis işkencesi: Partizan okurunun parmağı çatladı

    1 Mayıs’ta polis işkencesi: Partizan okurunun parmağı çatladı

    PİRHA – İstanbul’da Partizan okuru İbrahim Hakkı Eren’in gözaltına alınırken polis işkencesinde parmağı çatladı.

    1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek üzere Saraçhane’de buluşan Partizan’a yönelik gerçekleşen polis saldırısında 17 kişi işkenceyle gözaltına alınmıştı. Polis işkencesi sonucu Partizan okuru İbrahim Hakkı Eren’in parmağı çatladı, çatlak nedeniyle eli alçıya alındı.

    Ayrıca birçok Partizan okurunun vücudunda işkence nedeniyle morluklar oluştuğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 35 kişi savcılığa çıkarılacak

    İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 35 kişi savcılığa çıkarılacak

    PİRHA – İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan ve savcılığın “mevcutlu” istediği 35 kişi bugün savcılığa çıkarılacak. Gözaltına alınan 217 kişiden 182’si ise serbest bırakıldı.

    İstanbul’da 1 Mayıs nedeniyle Taksim’e gitmek istedikleri için polis tarafından gözaltına alınan 217 kişiden 35’nin polisteki ifade işlemleri sabaha karşı 04.30’da bitti. 35 kişi bugün Çağlayan Adliyesine çıkarılacak. Gözaltına alınan 182 kişi ise serbest bırakıldı.

    17 Partizan okuruna “Önderimiz İbrahim Kaypakkaya” sloganı ve “İbrahim Kaypakkaya silüetli Partizan önlükleri ve flamaları” nedeniyle “örgüt propagandası yapmak”tan işlem yapıldığı öğrenildi. 17 Partizan okuru hakkında ayrıca 2911’den de işlem yapıldı.

    Polis ifadesinde susma hakkını kullanan Partizan okurları bugün savcı karşısında ifade verecek.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde İstanbul’da 217, Tunceli’de 4, Maraş’ta 3 ve Aydın’da 2 olmak üzere toplam 226 kişinin gözaltına alındığını açıklamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim İttifakı seçim bildirgesini açıkladı: Yerinde ve yeniden yönetim -VİDEO

    Dersim İttifakı seçim bildirgesini açıkladı: Yerinde ve yeniden yönetim -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti amblemi altında seçime girecek olan Dersim İttifakı, kentin sorunlarına dair 22 maddelik seçim bildirgesi açıkladı. Bildirgede, deprem riskinden, ekolojik yıkıma, göçten insansızlaştırmaya ve asimilasyon politikalarına kadar birçok başlığa yer verildi.

    31 Mart Yerel Seçimleri için geri sayım başlarken, Dersim’i birlikte yönetmek için kurulan Dersim İttifakı, 22 maddelik seçim bildirgesini açıkladı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC) ile Partizan’ın bir araya gelerek oluşturduğu Dersim İttifakı’nın seçim bildirgesini, ittifak temsilcilerinin katılımıyla Dersim Belediyesi Eş Başkan adayları Birsen Orhan ve Cevdet Konak okudular.

    Bildirge, deprem riskinden, ekolojik yıkıma, göçten insansızlaştırmaya ve asimilasyon politikalarına kadar birçok başlık altında kentin uzun süredir devam eden sorunlarını ve bunlara dair çözüm önerilerini içeriyor.

    “31 MART SEÇİMLERİNE DERSİM’İ İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARIYLA GİRİYORUZ”

    31 Mart Yerel Seçimlerine savaş, şiddet, işsizlik, sonu gelmeyen zamlar, yoksulluk, bir grubun zenginliği için talan edilen doğa sonucunda ortaya çıkan afetler, göç ve Dersim’i insansızlaştırma politikalarıyla girildiği belirtilen açıklamada, yönetime gelinmesi durumunda, belediyenin öncelikli olarak üzerinde duracağı konular 22 başlıkta şöyle sıralandı:

    “Dersim’de kurduğumuz Dersim ittifakımızla, geçmişten aldığımız birikim ve tecrübeyle kentimizin insanına, inancına, doğasına, emeğine sahip çıkarak aynı zamanda halkımızın coşkusu, birlikteliği ve en önemlisi katılımıyla birlikte yönetmeye talibiz.

    DEPREM VE GÖÇ SORUNU

    Bu bilinç ve yaklaşımla kentimizde ortaya çıkan ve çıkacak olan ihtiyaçlarımızı birlikte tespit ederek halkımızın gözetimi ve denetiminde hep beraber inşa etmek üzere;

    1. İlimizin iki fay hattı arasında bulunması nedeniyle kentimiz ciddi bir deprem riski ile karşı karşıya bulunmaktadır. Depreme karşı dirençli bir kent oluşturmak için işin uzmanları ve bilim insanlarıyla birlikte belediyede Afet Müdürlüğünü harekete geçirip acil olarak metruk, zayıf yapıların tespitini yapıp, deprem öncesi kentin ihtiyaçlarını belirleyerek halkın denetiminde ve gözetiminde hep birlikte kenti depreme hazırlıklı hale getirmek olacaktır.
    2. ⁠Kentimizde göç bugünün meselesi değil, dünün meselesidir. Yıllardır sistematik bir şekilde göç, özel savaş politikalarının bir parçası olarak bugün format değiştirmiş biçimiyle karşımıza çıkıyor. Başta gençlerimiz olmak üzere insanlarımız topraklarını terk edip yurt dışına gidiyor. Ekonomik kaygılar, baskı ve güvenlik kaygısı bu sebeplerden birkaçı…

    Bizler insanlarımızı artık yurt dışından gelen tabutlarda değil onları burada yaşarken topraklarında görmek istiyoruz. Bu konuda uzmanlarla görüşüp somut adımlar atacağız. Dersimli iş insanlarımızla görüşüp, üretim ve istihdam alanları oluşturarak göçün ekonomik sebeplerini hafifleteceğiz.

    KADIN, GENÇLİK, SOSYAL ETKİNLİKLER VE SOKAK HAYVANLARI

    1. Kayyum⁠ döneminde kapatılan sosyal, kültürel, sanatsal ve eğitim birimlerimiz olan Kadın Danışma Merkezimiz, Gençlik Kültür Merkezimiz, Madde Bağımlılığıyla Mücadele Merkezimiz, Gençlik Danışma ve Sosyal Etkinlik Merkezimiz (GENÇ-SEM) Gıdabank ve Giysibank’ı faaliyete geçireceğiz.
    2. Tüm canlıların yaşam haklarını gözeten programımızla kentimizdeki sokak hayvanlarımız için kent merkezi ve köylerimizde kısırlaştırma yaparak, bakımevlerinde rehabilite edip doğal ortamlarında güven içinde yaşamalarını sağlayacağız. Bu çalışmamızı da tüm hayvansever halkımızla ortaklaşarak çalışmalarımızı birlikte yürüteceğiz.

    DİL, KİMLİK, İNANÇ VE TOPLUMSAL HAFIZA

    1. Dilimiz kimliğimizdir, varlığımızdır bilinciyle ana dil kreşleri açacağız. Kimliğimize, inancımıza yönelik tüm asimilasyon politikalarını boşa çıkaracak çalışmalarımızı sürdürecek ve toplumsal hafızayı canlı tutmak amacıyla çok dilli belediyecilik hizmetlerimizi sürdüreceğiz.

    YAŞLILAR, ENGELLİLER VE SAĞLIK

    1. Çok engebeli bir topoğrafyaya sahip olan kentimizde engelli insanlarımızın yaşama katılımında, eğitim, sağlık, spor, barınma, ulaşım, çalışma gibi haklarına erişmede karşılaşacak sorunları çözmek için belediyemiz bünyesinde Engelli Birimini oluşturacağız. Hasta, yaşlı, engelli bakım emeği verenlerle dayanışma içinde olacağız ve sosyal ihtiyaçları oranında sosyal aktiviteler yapacağız.
    2. Yaşlılarımız yani kentimizin yaşayan hazinelerinin temel ihtiyaçlarına cevap olacağız.
    3. Belediyemizde geçmişte kurduğumuz Sağlık Birimini her gün mahallelerde sağlık taraması yaparak toplum sağlığı konusunda farkındalık yaratmak, koruyucu ve önleyici bilgilendirmeler yaparak farkındalık yaratmak için çalışmalarımızı yaygınlaştıracağız.

    EKOLOJİ

    1. ⁠Belediyemiz bünyesinde botanik bahçe oluşturarak yerli tohumların korunmasını ve üretici için ücretsiz fide olanağı yaratacağız.
    2. Yeşil alanların geliştirilmesi ve spor tesislerin kurulması için piknik ve seyir alanlarını geliştireceğiz.

    BELEDİYE BİNASI, YERALTI ÇARŞISI VE OTOPARK SORUNU

    1. Yaşanılan deprem sonucu hasarlı olduğu tespit edilen mevcut belediye binasını yıkıp, altında otopark alanını da yaratarak tekrardan halkımızın hizmetine açılması için yeniden inşa edeceğiz. İtfaiye Müdürlüğü olarak kullanılan yapımızı yenileyeceğiz. Yeraltı çarşımızın artık esnafımızın ve halkımızın ihtiyaçlarına cevap olmadığının farkındalığıyla çözümler geliştireceğiz. Otopark sorununun çözümü için yeni otopark alanı oluşturacağız. Şehir merkezimizde bulunan çoğunluğunu kadın esnafımızın oluşturduğu pazar alanına ilişkin düzenleme yapacağız, korunaklı bir alan oluşturacağız.

    DERSİM HAFIZA MÜZESİ

    1. Gençlerin mesleki, sosyo-kültürel ihtiyaçlarının karşılandığı sanatsal beceri ve yeteneklerini geliştirebilecekleri yeni bir Kültür Merkezi inşa ederek içinde Dersim Hafıza Müzesi oluşturup geçmişimiz geleceğimizdir şiarıyla Alevi Hafıza Mekânı ve Alevi Bellek evi, Dersim Siyasal ve Toplumsal Bellek Evini inşa edeceğiz.

    YENİ CEMEVİ, İÇME SUYU, KONUT VE ALTYAPI SORUNLARI

    1. Gazik Mahallemizdeki imar planında cemevi olarak planlanan alanda cemevi projesini hayata geçirerek halkımızın kendi öz inanç değerleriyle buluşturacağız.
    2. ⁠ Kentimizin uzun yıllar kaynak suyuna olan ihtiyacını gidermek üzere ekoloji ve bilim çevreleriyle istişare ederek Ovacık ilçemizden temiz ve sağlıklı suyu kentimize ulaştıracağız.
    3. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak için doğanın katledilmesine, talanına madencilik yapma adı altında yok edilmesine karşı halkımızla birlikte çevre ve doğa mücadelemizi büyüteceğiz.
    4. Yoksul insanlarımızın barınma sorununu gidermek için sosyal konut projelerimizi hayata geçirerek yapı kooperatiflerine dirençli konut üretiminde destek olacağız.
    5. Şehrin altyapı hizmetlerindeki eksikleri gidereceğiz. Yeni yapılan yerleşim alanların kanalizasyon tesislerini Biyolojik Atık Su tesisine bağlayacağız. Deprem toplanma alanlarının alt yapı ihtiyaçlarını hazır hale getireceğiz.

    “AYRI BİR KADIN BÜTÇESİ OLUŞTURULACAK”

    1. Özgün kadın çalışmalarını etkin ve kapsayıcı bir şekilde yürütebilmek için ayrı bir kadın bütçesi oluşturacağız. Kadın atölyeleri ile üretim alanları oluşturacağız. Kadın sağlık birimleri (hemşire, psikolog), ulaşımda Kadınkart uygulamasına geçeceğiz. Yoksul kadınlarımız için Hijyenmatik adıyla hijyen ürünlerini alabilecekleri mor marketler oluşturacağız. Kadın eğitim birimi, kadın meclisi, kadın kütüphanesi ve çocuk oyun alanları, işitme engellilerin de faydalanabileceği alo şiddet hattı, festival kadın pazarı oluşturup, kadın kampları yapacağız.
    2. Pirler ve analar çalıştayı düzenleyerek 1938 anısına 38 fidan 38 kadın 38 genç projemizi hayata geçireceğiz.
    3. Gençliğin eğitimine direkt katkısı olan eğitim destek evimizi güncelleyerek yeniden açacağız.
    4. Madde bağımlılığı ile etkin mücadele kapsamında eğitimler yapacak, kapsamlı bilinçlendirme faaliyetleri örgütleyeceğiz.

    “HALK MECLİSLERİ İLE YERİNDE VE YENİDEN YÖNETİM”

    1. Bütün bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için mahallelerimizde belirli periyotlarda halk toplantıları yaparak sorunları yerinde tespit ederek katılımcı, halk meclisleri ile yerinde ve yeniden yönetim ile vizyonumuz halkçı belediyecilik olacak. Kendimizi, kentimizi hep birlikte yönetmek, toplumsal yaşamımızı eşitlik ve özgürlük değerleriyle birlikte sürdürebilmek için geçmişimizin deneyimleri ve geleceğe olan inancımızla ve eş başkanlık sistemimizle Dersim İttifak bileşenleri olarak daha güçlü geliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • İstanbul’da ve İzmir’de gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi- VİDEO

    İstanbul’da ve İzmir’de gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi- VİDEO

    PİRHA – 27 Şubat’ta İstanbul’da ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Partizan üyelerinin gözaltına alınması protesto edildi. 

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) İstanbul’daki Genel Merkezi binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni ile ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü’nün yanı sıra HDK, Kaldıraç ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TİD) üyeleri katıldı.

    “HAPİSHANELER ÜZERİNDEN TOPLUM TESLİM ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Toplantıda ilk olarak konuşan ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, eşitlik, özgürlük ve hak talep edenlere dönük özellikle 2015 yılında devreye konulan “Çöktürme Planı” ile “faşist” bir saldırı furyasının başlatıldığını belirtti. Tümüklü, “Aslında kendi içerisinde bu operasyonların bir hedefi var. 2016’da itirafçı saldırısıyla başladığında örgütlü mücadeleyi dağıtmaya çalışan, örgütlü mücadelenin içini boşaltmayı amaçlayan bir saldırı furyası vardı. Bugün yeni bir furya var. Bu furya 2016’dan bu yana cezaevlerindeki tutuklu yakınlarına, yoldaşlarına ziyarete giden insanların yargılandığı bir furya. 25 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan sayın Öcalan üzerinde yürütülen tecrit politikasında deneyim kazanan faşist rejim bugün gelinen aşamada hapishaneler üzerinden toplumu teslim almayı düşünüyor” diye belirtti.

    Tümüklü, tecrit ile sol sosyalist kesimlere dönük saldırılara karşı daha güçlü örgütlenerek, mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    “BUGÜNE KADAR İRADEMİZİ KIRAMADILAR, KIRAMAYACAKLAR”

    Ardından söz alan SKM MYK Üyesi Leyla Can ise şunları ifade etti:

    “8 Mart öncesi yapılan bu saldırıların özel ve kadın özgürlük hareketine olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu toprakların en güçlü hareketlerinden biri olan kadın özgürlük mücadelesini bastıramayan erkek egemen devlet saldırılarını arttırarak kadın özgürlük mücadelemizi bastırmaya çalışıyor. Buradan bir kez daha belirtelim, bugüne kadar bu iradeyi kıramadılar, bundan sonrada kıramayacaklar.”

    “SİYASİ OPERASYONDUR”

    Ardından konuşan DEM Parti İBB adayı Meral Danış Beştaş, DEM Parti PM üyesi Sıtkı Güngör’ün gözaltına alındıktan sonra iktidara yakın medya tarafından hedef haline getirildiğini belirterek,“Yandaş medya Sıtkı Güngör arkadaşımız hakkında yargılamayı yaptı, soruşturmayı bitirdi ve hükümlü hale getirdi. Hakkında henüz hüküm olmadan, daha gözaltında iken iktidar yanlısı medya tarafından Sıtkı Güngör ‘yasadışı örgüt üyesi’ ilan edildi. Bu kendi hukuklarına saygı duymayan, kendi anayasalarını çiğneyenlerin yeni yöntemi ve maalesef uzun süredir bu yöntem kullanılıyor. Yaşanılanlar siyasi operasyondur. Halkımızla olmaya ve bu mücadeleyi yürütmeye devam edeceğiz. Gözaltına alınan Ezgi Gürbüz ve Sıtkı Güngör seçim çalışmalarını yürüten arkadaşlarımızdı. O yüzden bu gözaltılar seçim çalışmalarımızı da engellemeye dönüktür” dedi.

    “BU SİSTEMATİK İŞKENCEDİR”

    Ardından gözaltı esnasında polis şiddetine maruz kalan SGDF üyesi Mazlum Ortaç söz alarak şunları belirtti:

    “Bu sistematik işkencedir, daha önceki süreçlerde de arkadaşlarımıza uygulandı. Faşizm, bu işkencelerle diz çökmemizi istiyor. Ama onlara boyun eğmeyeceğimizi ve irademizi kıramayacaklarını söylüyor, birleşik devrimci gençlik mücadelesini büyüteceğimizi belirtiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da ve İzmir’de polis çok sayıda sosyalisti gözaltına aldı

    İstanbul’da ve İzmir’de polis çok sayıda sosyalisti gözaltına aldı

    PİRHA – İzmir ve İstanbul’da yapılan ev baskınlarında aralarında ESP, Partizan ve SMF yönetici ve üyelerinin olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    İstanbul’da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüsü Barış Kayaoğlu, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Partizan üye ve yöneticilerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi henüz öğrenilemedi.

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    SMF’den Barış Kayaoğlu, Metin Keleş; Partizan’dan İbrahim Hakkı Eren; Selda Aydoğdu, SKM’den Ezgi Gürbüz, Hacer Elçin; ESP’den Ali Haydar Keleş, Ali Karaçay, Mehmet Acettin, Mesut Çeki, Hüseyin Gültepe, Uğur Ok; Halk Cephesi’nden Selda Aydoğdu.

    Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, ev baskınlarında polisin şiddet ve işkence uyguladığını belirtti. ESP’li Uğur Ok’un evine baskın yaparak gözaltına alan polislerin, evde bulunan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SDGF) üyesi Mazlum Ortaç’a şiddet uyguladığı belirtilerek, şiddetin fotoğrafı paylaşıldı. Şiddet sonucu Ortaç’ın kafasının kırıldığı belirtildi.

    İzmir merkezli bir soruşturma kapsamında gözaltına alındıkları belirtilen isimlere yönelik 24 saat süreyle avukat kısıtlılığı getirildiği de öğrenildi.

    İZMİR

    İzmir’de yapılan ev baskınlarında, SKM Genel Sözcüsü Tanya Kara, SKM Genel Meclis üyesi Meliha Kayacı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyesi T.K, Şerife Alpözel ve Mahir Kılıç gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesine dair bilgi verilmezken, 24 saatlik avukat kısıtlılığı kararı olduğu öğrenildi.

    Gözaltına alınanlar İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim ve İstanbul’da gözaltına alınanlar bugün savcılığa çıkarılacak

    Dersim ve İstanbul’da gözaltına alınanlar bugün savcılığa çıkarılacak

    PİRHA-Partizan, Yeni Demokrasi Gazetesi ve Munzur Çevre Derneği’ni kapsayan operasyonda gözaltına alınanlar bugün savcılığa çıkarılıyor.

    Dersim ve İstanbul’da 3 Ekim günü yapılan ev baskınında Dersim’de Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Ertan Çıta, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, Yaprak Kurban ve Kazım Tosun gözaltına alınırken, İstanbul’da yapılan ev baskınında Yeni Demokrasi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tuba Apaydın ve Arzu Özdemir gözaltına alınmıştı.

    Dersim’de gözaltına alınan Munzur Çevre Derneği (MÇD) üyesi Ali Yıldız, gözaltındayken yaşadığı rahatsızlıklar nedeniyle savcılığa çıkarılmıştı. “Örgüt üyeliği” ve “örgüte finans sağlamak” iddialarıyla savcılıkta ifadesi alınan Yıldız, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. Mahkeme, Yıldız hakkında tutuklama kararı vermişti.

    Gözaltına alınan 6 kişinin ise bugün savcılık ifadelerinin alınması bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    Dersim ve İstanbul’da ev baskını: 7 kişi gözaltına alındı

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız tutuklandı

  • Partizan’a yönelik operasyonda 6 kişi tutuklandı

    Partizan’a yönelik operasyonda 6 kişi tutuklandı

    PİRHA – Partizan’a yönelik operasyonda gözaltına alınan 13 kişinin Çağlayan Adliyesi’ndeki savcılık ifadeleri tamamlandı. Aralarında Yeni Demokrasi Muhabiri Ertan Çıta’nın da olduğu 7 kişi serbest bırakıldı.

    Partizan’a yönelik operasyonda gözaltına alınan 13 kişinin Çağlayan Adliyesi’ndeki savcılık ifadeleri tamamlandı. Aralarında Yeni Demokrasi Muhabiri Ertan Çıta’nın da olduğu 7 kişi serbest bırakıldı.

    Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Nihat Konak, Aysel Kaya, Cem Karakuş, Veysel Uca, Heval Zilan Kalkan ve Umut Uca tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -İstanbul, Hatay ve Dersim’de yapılan ev baskınlarda birçok Partizan okuru gözaltına alındı
    -Partizan’a yönelik operasyonda gözaltına alınan 13 kişi yarın savcılığa çıkarılacak

  • Partizan’a yönelik operasyonda gözaltına alınan 13 kişi yarın savcılığa çıkarılacak

    Partizan’a yönelik operasyonda gözaltına alınan 13 kişi yarın savcılığa çıkarılacak

    PİRHA-Partizan’a yönelik operasyonda gözaltına alınan 13 kişinin emniyet ifadeleri tamamlandı. Yeni Demokrasi muhabiri Ertan Çıta’ya emniyetteki sorgusunda haber takibindeyken çekilmiş görüntüsü delil olarak gösterildi. 

    6 Mayıs sabahı İstanbul merkezli operasyonda ev baskınıyla gözaltına alınan aralarında Partizan okurlarının da olduğu 13 kişinin Vatan Siyasi Şube’de emniyet ifadeleri tamamlandı.

    “Örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla gözaltına alınan 13 kişi emniyetteki ifadelerinde susma hakkını kullandı. 3 gündür Vatan Siyasi Şube’de tutulan 13 kişinin yarın Çağlayan Adliyesi’nde savcılığa çıkarılması bekleniyor.

    GAZETECİLİK FAALİYETLERİ DELİL OLARAK GÖSTERİLDİ

    Haftalardır aranarak ölüm tehdidi alan, fiziki takibe maruz kalan Yeni Demokrasi Muhabiri Ertan Çıta’nın emniyetteki sorgusunda haber takibindeyken çekilmiş görüntüsü delil olarak gösterildi.

    Dersim irtibat büromuzun basılarak el konulduğu Umut Yayımcılık’tan çıkan “Eylem Yürekli Çocuklar”, “Yalnız Ülkenin Dağ Çocukları” ve İbrahim Kaypakkaya’nın “Bütün Yazıları”, “Seçme Eserler” kitapları da dosyaya delil olarak konuldu.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -İstanbul, Hatay ve Dersim’de yapılan ev baskınlarda birçok Partizan okuru gözaltına alındı

  • Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları ölümle tehdit edildi

    Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları ölümle tehdit edildi

    PİRHA-Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları ölümle tehdit edildi.

    Yeni Demokrasi’de yer alan habere göre;  emniyetten olduğunu iddia eden bir kişi tarafından aranan Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları “24 Nisan geliyor, sokağa çıkmayın öldüreceğiz sizi” denilerek tehdit edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas anmasına katılanlar Ankara’da mahkemeye çıkıyor!-VİDEO

    Sivas anmasına katılanlar Ankara’da mahkemeye çıkıyor!-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ta Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler için 2 Temmuz 2020’de Ankara’da yapılmak istenen anma nedeniyle 8 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. 25 Şubat’ta görülecek duruşma öncesinde açıklama yapan kurumlar “Haklı davamızda bizi sanık sıfatıyla hakim karşısına çıkartmak isteyen zihniyete karşı 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne tüm canlarımızı davet ediyoruz” denildi.

    Ankara’da 2 Temmuz 2020’de Sivas Madımak Katliamı anmasına yapılan polis müdahalesi ardından 8 kişi hakkında dava açıldı. İlk duruşması 25 Şubat’ta Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek davaya ilişkin çok sayıda demokratik toplum örgütü bir araya gelerek açıklama yaptı.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi’nde düzenlenen basın açıklamasında duruşmaya katılım çağrısı yapılırken, “En demokratik hakkımız olan bir basın açıklamasına dahi tahammülü olmayan devletin ceberut şiddetini kınıyoruz” denildi.

    Ortak çağrı metnini okuyan DAD Ankara Şube Eş Başkanı Meral Gökokuş şunları dile getirdi:

    “Madımak Katliamı 33 canımızı yitirdiğimiz insanlık tarihinin yüz karalarından birisi zamanımızın Kerbela’sıdır. Her yıl unutturmamak adına davamıza sahip çıkmak için mitingler ve anmalar yapıyoruz. Pandemiden kaynaklı mitinglerin yasaklandığı dönemde Sakarya Caddesinde müsahip dost kurumlarla ortak bir basın açıklaması yapmak için bir araya gelmek istedik. Daha alana gelmeden polisin orantısız gücü ile karşılaştık. Arkadaşlarımız darp edilip gözaltına alındı. En demokratik hakkımız olan bir basın açıklamasına dahi tahammülü olmayan devletin ceberut şiddetini kınıyoruz. Haklı davamızda bizi sanık sıfatıyla hakim karşısına çıkartmak isteyen zihniyete karşı 25 Şubat yani yarın sabah 9:20 de 2. Asliye Ceza Mahkemesine tüm canlarımızı davet ediyoruz.”

    “ÖNCE 2 TEMMUZ’UN HESABINI VERSİNLER”

    DAD Ankara Şube Kadın Sekreteri Aslıhan Han ise “Bizler geçmişimizi unutmayan bir anlayışa sahibiz. Sivas Katliamı’nı unutmak ihanettir” diyerek duruşmaya şu sözlerle katılım çağrısı yaptı:

    “Evlerimize gönderilen iddianame, bu katliamı yapanları aklayan, katliamı anmak isteyenleri ise suçlayan bir türde olmuş. Pandemi koşullarında o gün fiziki mesafeye uygun olarak açık bir alanda 2 Temmuz ile ilgili etkinlik yapmamız anamızın ak sütü kadar helaldi. Hala 2 Temmuz’un hesabını vermeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Demek ki 2021 yılının 2 Temmuz’unda bu zihniyete karşı daha çok sokakta olmamız gerekiyor. Katliamda yaşamını yitirenleri eğer unutursak yaşam bize helal olmasın. 33 Kişiyi unutursak geleceğe nasıl aydınlık bir yüz ile bakacağız? ‘İnsanım’ diyen, adaletten yana olan herkesin duruşmada olması gerekiyor.”

    Basın açıklamasına destek veren kurumlar: İHD Genel Merkezi, Devrimci Parti, Yeşil Sol Parti, HDP Ankara İl Örgütü, Alınteri, Partizan, Karala

    PİRHA/ANKARA

  • Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, yaptıkları basın açıklaması ile Maraş, 19 Aralık Cezaevleri ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri andı.

    AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, Aralık ayı katliamlarını anarak basın açıklaması yaptı.

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Ana Fatma Cemevinde yapılan açıklamayı Şube Başkanı Hasan Altun okudu.

    “Katliamları Unutmadık, unutturmayacağız” diyen Altun, şu açıklamayı yaptı:

    “Sermayenin egemenliği altında İşçi-emekçiler, Aleviler ve Kürtler inkar ve ret politikalarıyla baskı, zulüm ve işkenceyle korkutulmaya, susturulmaya çalışılmıştır. İnançlar ve kimlikler üzerinde kirli savaş politikaları açığa çıkarak ya devlet eliyle ya da sivil faşist çeteler kullanılarak katliamlar devreye sokulmuştur. Türkiye tarihinde Aralık ayı bu katliamların en yoğun yaşandığı aylardan biridir.

    1978’te Maraş’ta devlet planlı ve programlı olarak devreye soktuğu özel savaş politikalarıyla 12 Eylül’e giden yolu hazırlamıştır. Maraş’ta ev ve işyerleri yakılarak göçe zorlanan, vahşetin her türlüsünü yaşayan 100’ün üzerinde Kürt, Alevi insanının kanı dökülmüş, ortaya çıkan belgeler dönemin iktidarınca sümen altı edilmiştir. Bu kıyımı yapanları unutmadık, unutturmayacağız.

    13 Aralık 1980’de Türkiye hapishanelerinde yaşı büyütülerek katledilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi ERDAL EREN şahsında dövüşenleri, düşenleri ve tüm özgürlük savaşçılarını unutmadık, unutturmayacağız.

    19-22 Aralık 2000 tarihlerinde, Türkiye hapishaneleri eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etmiştir. 20 Hapishaneye eş zamanlı saldıran devlet adına ‘Hayata Dönüş’ dediği katliamda 30 devrimci tutsağı katletmiş, yüzlerce tutsak yaralanmıştır. İş makinaları,  kimyasal ve uzun namlulu silahlarla yapılan bu katliamda devrimci tutsakların canlarını ortaya koyarak teslim olmamalarını, direnişlerini unutmadık, unutturmayacağız.

    28 Aralık 2011 gecesi, Kürt halkı üzerinde yürütülen kirli savaş politikasının Roboski’de Türk Savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda ‘terörist’ demagojisiyle çoğu çocuk 34 Kürt insanını katledenleri unutmadık, unutturmayacağız.”

    “GEÇEN YILLAR ÖFKEMİZİ SOĞUTMADI”

    Hasan Altun, AKP-MHP iktidarının, tüm muhalif halklar üzerinde baskı uyguladığını belirterek “En ufak demokratik hak talebine tahammülü kalmayan ‘ya bendensin ya da düşmansın’ nefret söylemiyle topluma gözdağı vermiştir. Sıkıştığında katliamı bile kendi tekçi, ırkçı varlığını sürdürmek için kullanmıştır” açıklamasını yaptı.

    Altun, “AKP-MHP hükümeti, halkı açlık ve ölümle hizaya getirmeye çalışmakta” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İşçi-emekçiler, Kürt halkı, Aleviler ve devrimciler söz konusu olduğunda devlet katliamda dahil olmak üzere her türlü baskı ve sindirme aracını kullanmıştır. Gözaltı, tutuklama, işkencenin yetmediği yerde yargısız infazlar ve toplu katliamlar devreye girmiştir. Hapishanelerde uygulanan hak ihlalleri ve tecrit koşullarına karşı direnen tutsaklara yönelik her türlü baskı ve saldırı aracı devreye sokulmaktadır.

    Bizler Aralık ayında toprağa düşen devrimcileri, Alevileri ve Kürtleri unutmadık. Aradan geçen yıllar öfkemizi soğutmadı. Bugün yaşananları da unutmayacağız ve hesap soracağız.

    Her ne kadar devlet gerçekleştirdiği katliamlarda toplumu susturmak, sindirmek ve gözdağı vermek istemişse de yapılan birçok katliam 19 Aralık ve Maraş’ta olduğu gibi direniş duvarına çarparak hedefine ulaşamamıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sosyalistler Maraş, hapishaneler ve Roboski katliamlarını protesto etti-VİDEO

    Sosyalistler Maraş, hapishaneler ve Roboski katliamlarını protesto etti-VİDEO

    PİRHA- Partizan, Alınteri, Devrimci Parti ve ESP’nin de araladında olduğu sosyalist çevreler, Kartal Meydan’ında Maraş, Roboski ve 19 Aralık hapishane operasyonlarını protesto etti. 

    Partizan, Alınteri, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Mücadele Birliği ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), HDP Kartal İlçe Örgütü, Kartal Meydanı’nda Maraş Katliamı’nı, 19 Aralık hapishaneler ve Roboski Katliamı’nı ortak bir açıklama yaparak protesto ettiler.

    Açıklamada, “Maraş’tan 19-21 Aralık ve Roboskiye katliamların hesabını soracağız! Aynı takvim yaprağına üç katliam yazdıran bir ülke gerçekliği ile karşılaşırız Aralık ayında denilerek şöyle devam edildi:

    “1978 Maraş Katliamı bu gerçekliğin tipik ifadesidir. Bu katliama giden yol, aylar önce Malatya, Sivas, Erzincan ve Elazığ ‘da gerçekleştirilen mezhepçi kışkırtmalar, ölümlerle sonuçlanan provokasyonlarla adım adım örüldü.
    Faşist devletin temsilcileri de o günlerde yükselen toplumsal hareket karşısında kâbuslar görüyor, üst üste biriken kriz dinamiklerini yönetemiyorlardı. Tüm bunların üstesinden gelebilmeleri yükselen halk hareketini kanlı kıyımlarla ezmelerine, yolundan saptırmalarına, yormalarına bağlıydı.
    Bu kart, devletin kirli tezgahlarıyla devreye sokuldu. Yükselen toplumsal hareket ve devrimci etki karşısında yaşanan acizlik bir askeri cunta için altyapı hazırlamayı zaruri hale getirmişti. Nitekim Maraş Katliamı bu zaruret için gerekli altyapıyı hazırlayacak kirli tezgahlar zincirinin bir parçası olarak icra ediliyor, hemen ardından ilan edilecek sıkıyönetim için gerekçe haline getiriliyordu.

    Bir haftaya yayılan ve nedense (!) devletin ortalıkta görünmediği bu kanlı katliamın bilançosu fotoğraf karelerine düşen sarsıcı görüntülerle dile geldi. 1978’in 19-26 Aralık günleri arasında yaşanan kanlı saldırılarda resmi rakamlara göre yüz on bir kişi, tanıkların anlatımına göreyse yüz elli kişi katledildi. Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi. Bugün Alevi emekçilerin önemli bir kesiminin sahip çıktığı CHP, o alışılmış devlet refleksleri ve sistemin cankurtaranı rolleriyle bu katliamın emrini verenlerden biri olan faşist Alparslan Türkeş’in eşini hem de katliamın gerçekleştiği tarihte ziyaret etti. Bu ziyaretiyle nasıl bir sınıfsal özel ve duruşu sahip olduğunu bir kez daha kanıtlarken, Alevi emekçilere de “seni temsil etmiyorum” mesajı vermiş oldu.”

    19-22 ARALIK HAPİSHANE KATLİAMI 

    Açıklamada, 19-22 Aralık hapishane katliamına da değinilerek, “Hapishaneler devrimci mücadelenin en kararlı bir şekilde yürütüldüğü, bu mücadelenin en sert şekilde yaşandığı yerlerin başında geliyordu. Toplumsal mücadele büyüdükçe, bu mücadele sokaklara yansıdıkça hapishaneler, mücadelenin önemli alanından biri haline geliyor Devletin dışarıda kontrolü sağlama politikaları içeriye de yansıyordu. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in ağzından çıkan “Cezaevlerini kontrol altına alamazsak IMF programlarını uygulayamayız” itirafı, denetimi sağlamak için önce devrimci tutsakların teslim alınması gerektiğine işaret ediyordu. 19-22 Aralık 2000, bu toprakların tarihinde bir milattır. Devletin şiddet ve zorbalığının en açık göstergesidir. Devletin 20 zindanda birden eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği bir katliamın tarihidir. Adına alçakça “Hayata Dönüş” dedikleri operasyonla 28 devrimci tutsak katledildi, yüzlercesi yaralandı-sakat kaldı. Ilitlerin gaz odalarını aratmayan, çeşitli kimyasallarla, ağır silahlarla devrimci tutsaklar diri diri yakıldı, sağ kalanlar ise vahşice işkencelerden geçirilerek F Tipi’ne götürüldü” ifadeleri kullanıldı.

    ROBOSKİ KATLİAMI

    34 Kürt köylüsünün savaş uçaklarıyla vurulduğu Roboski Katliamı’nın da protesto edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “19’u çocuk 34 Kürt köylüsünün bedeni TSK’ya ait savaş uçaklarıyla tıpkı ülkeleri gibi paramparça edilerek inkarcı, asimilasyoncu, katliamcı politikalardaki devamlılık hatırlatılmıştır. Tek geçim kaynakları sınır ticareti olan Kürt köylülerinin bu şekilde paramparça edilmeleri “benim İçin her Kürt potansiyel tehlikedir” mesajının altının kanla çizilmesi anlamına geliyordu. Çocuğu, kadım, genci, yaşlısıyla tüm bir halkın bilincine ihlal edildiği söylenen sınırların surları bir kez daha yükseltilmeye çalışılıyordu.
    Faşizmin Kürt halkına, Alevilere, muhalif ve devrimcilere, kadın ve LGBTİ+lara, yaşam alanlarına sahip çıkan köylülere yönelik saldırıları biçim değiştirse de aynı şekilde devam ediyor.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Konu Kürtler ve Aleviler olunca birlikte saldırıyorlar’-VİDEO

    ‘Konu Kürtler ve Aleviler olunca birlikte saldırıyorlar’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’deki siyasi parti ve kurum temsilcileri, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye yönelik başlattığı operasyona ilişkin PİRHA’ya konuştu. Temsilciler, “Kürt kantonlarına karşı yapılan saldırılar Türkiye için de Kürt sorununun çözümünü de geriye götürecek çatışmalardan başka bir şey değildir. Halkların barış sesini yükseltmesi için çağrı yapıyoruz” ifadelerini kullandılar.

    Haberin Videosu

    Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik operasyonuna ilişkin PİRHA’ya konuşan siyasi parti ve kurum temsilcileri, halkların barış sesini yükseltmesi gerektiğinin altını çizdiler.

    “HALKLAR, DEMOKRASİYİ İNŞA ETMEYE ÇALIŞTILAR”

    Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, “Savaşın hiçbir getirisi yoktur. Hiçbir savaş savunulmaz ve insani değildir. Savaş özellikle çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere kıyım getirmiştir, tarih böyle yazmıştır” ifadelerini kullandı.

    Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:

    “Son dönemde oradaki halklar demokrasiyi inşa etmeye çalıştılar. Rejim partileri altında olan halklar demokratik yolda çabalar sarf ettiler. Ortadoğu’da toplum mühendisliğine soyunan bazı kesimler burayı dizayn etmeye çalışıyor. En başta Türkiye’nin menfaatine olmadığını kesinlikle söyleyebiliriz. Irak’ta Saddam Hüseyin ne kadar güçlüydü; Yemen’e, İran’a saldırdı, sonuç ne oldu?”

    “VİCDANI OLAN HERKESİN SAVAŞI DURDURMAK İÇİN ÇABA SARF ETMESİ GEREK”

    Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda gidişatının olumsuz yönde olduğunu belirten Çiçek, şunları kaydetti:

    “Şu anda ruhi bir koğuş yaşanmaktadır. Türkiye’de yaşayan herkesin, milliyetçiyim diyen, vatan millet Sakarya diyenlerin birilerinin oyunlarına geldikleri kesindir. Bu savaşta en çok kaybeden Türkiye olacaktır. Kazanmak orayı işgal etmek değildir, 20 km ilerleseler ne olacak. Büyük devletler böyle düşünmüyor, 100 yıl sonraya yatırım yapıyorlar. Yanıltmayla, manipülasyonla kazandık demek kazanım değildir. Yıllar sonra bu ortaya çıkacaktır.”

    Çiçek, “Vicdanı olan, aklı olan herkesin bu savaşı durdurmak için çaba sarf etmesi gerekiyor. Bu, halkların menfaatine değildir” diyerek çağrıda bulundu.

    “İÇ SIKIŞMIŞLIĞI ÖRTMENİN EVRESİDİR”

    Emek Partisi İl Başkanı Ergin Tekin ise, “Emperyal güçlerin Ortadoğuya, Suriye’ye egemen olmak gibi bir hevesle çıkar anlayışıyla hareket ettiğini ve burada Türkiye’yi bu savaşın içine sokmak istediğini görüyoruz. Yani asıl mesele onların Ortadoğu’da egemen olmak isteği. Ama Türkiye’nin de kendi içerisinde bir yandan baktığımızda iç politikaların sıkışmışlığını örtmenin bir yolu olarak bu savaşı başlattığını düşünebiliriz. Siyasi olarak sıkışmışlık var, ekonomik olarak krizin daha da yükseldiği, işçi sınıfının tepkiler gösterdiği bir dönemde savaşın başlaması; iç sıkışmışlığı örtmenin, seçimler sonrası kaybedilen gücün tekrardan merkezi hale getirmenin evresi olduğunu görebiliyoruz” dedi.

    Tekin, Kürt bölgesine yapılan saldırıların Türkiye’de Kürt sorununun çözümünü de geriye götürecek bir durum olduğunu ifade etti.

    “GÜVENLİKLİ BÖLGENİN YOLU; BARIŞ SESİNİ YÜKSELTMEKTİR”

    “Aynı zamanda Suriye’de giderek zayıflayan, sıkışmış olan IŞİD güruhunun da bu zayıflığına perde olabilecek, bölgede tutmaya çalıştıkları IŞİD’liler nereye gidecekler kesinlik yok. Bu savaşın, operasyonun hiçbir zaman Türkiye halklarına, işçi ve emekçilere bir faydası olmadığını söylemek zorundayız. Parti olarak Türkiye halklarının, işçi ve emekçilerin bu savaşa karşı barış sesini yükseltmeleri çağrısını yapıyoruz” diye konuşan Tekin, sivil ölümlerine değinerek şunları aktardı:

    “Birçok ilçede sivil ölümlerinin ortaya çıktığını gördük. Suriye topraklarında da sivil ölümlerinin artmaya başlayacağını görüyoruz. Savaştan en çok zarar gören halklardır. Kadınlar, çocuklar, gençler, halklar daha çok geleceksizliğe gidecek. Ülkenin kaderi savaşa terk edilmiş olacak. Güvenlikli bölgeyi sağlamanın tek yolu; sınırda, ülke dışında, içinde barışın sesini yükseltmektir.”

    “HALKLAR HER ZAMAN KAZANACAKTIR”

    Partizan Temsilcisi Yusuf Topçu, “Gerekçeleri birtakım şeylere dayanarak söyleniyor ama geçmişten beri Türkiye devletinin söylediği bahanelerle Kürt bölgelerinde hep aynı oyunu oynamışlardır. Geçmişe dayalı olarak politikalarını devam ettirmektedirler” ifadelerini kullandı.

    Operasyonun hem Türkiye’ye hem de halklara bir fayda sağlamayacağını dile getiren Topçu, şunları kaydetti:

    “Getireceği bir şey olmayacak ama götüreceği çok şey olacağı kesindir. Halkların orada birlikte bir güç olması, örgütlü gücü orada çıkarması, orada belki toprakların üzerinde kendi hegemonyasını kurmuş olabilirler ama halklar bir güç birliği oluşturacaktır, her saldırının karşısında bir tepki ortaya çıkacaktır. Ancak beraberinde çok acıyı getirecektir. Acıyı orada kadınlar, çocuklar, sivil halk yaşayacaktır. Onlar oraya girerken birçok şey kazandık diyecekler ama her haksız savaşın, saldırının karşısında halklar her zaman kazanacaktır.

    Her ne kadar emperyalist güçlerle anlaşmış olsalar dahi, emperyalistler her zaman kaybedecektir, emperyalistlerle beraber Türkiye de kaybedecektir. Ekonomi dibe vurmuş, Türkiye devletinin Suriye topraklarına yerleşmesi ve bu ülkenin orada ne kadar ayakta durabileceği önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır.”

    “BİR TARİH, KÜLTÜR, İNANÇ, DOĞA YOK OLUYOR”

    Yaşanan çatışmalar nedeniyle kültürlerin, inançların bir bütün tarihin yok olacağını ifade eden Topçu, “Halklar orada yaşamışlar, belli inançlar belli kültürler var. Bu savaşta oraların tahrip olmaması mümkün değil. Orada bir tarih, kültür, inanç, doğa yok oluyor. Tarih bir şekilde akıyor; halklar her zaman kazanmışlardır, kazanacaklarına inanıyoruz” diye konuştu.

    Topçu, “Bu, sıkışmışlığın, çöküşün bir sonucudur. Egemenlerin tümünün bir sıkışmışlığı var, gerek ekonomik gerek sosyal anlamda. Bu sıkışmışlığı gidermek için bir çıkış yolu arıyorlar, bu daha kötü sonuçlar doğuracaktır. Türkiye bunu kendi içerisinde yaşıyor. İşçiler, emekçiler, halklar memnun değil; ekonomik bir kıskaç yaşanıyor. Bundan çıkamayan egemenler dışarıda başka ülkenin topraklarına girerek Türkiye halklarını aldatıyor. Türkiye halklarını şoven, milliyetçi damardan girerek, kendisini haklı çıkarmaya çalışıyor. Böyle bir politika izleniyor. Bu hallolmayacaktır, kendilerinden çok şey götürecektir” diyerek aktarımlarda bulundu.

    “CHP; DEVLETİ KUTSAMA SÜRECİNE GİRİYOR”

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin tezkereye destek vermesine tepki gösteren Topçu, “Bu bir devlet politikasıdır. Türkiye devleti, kurulduğundan bugüne kadar kendi dışında bütün halkları yok saymıştır. Alevileri asimile etmede, Kürtleri asimile etmede en öndedir. Bu devlet politikasıdır; CHP aynı şeyi yapardı. Biri Amerika’nın biri Avrupa’nın borazanlığını yapıyor. Biri Kemalisttir, biri Liberaldir. CHP, Avrupa emperyalistlerinin borazanlığını yapıyor. Tamamen burjuva sermayesinin borazanlığını yapan Sosyalist Enternasyonal’e bağlı bir kurum, CHP de buna bağlı. Temel amaçlardan bir tanesi; CHP özellikle Rojava konusunda dönem dönem bazı şeyleri dile getirmiş olsa da ciddi anlamda ortaya çıktığında devleti koruma, devleti arkasına alma, devletin bekası, devleti kutsama sürecine giriyor. AKP de CHP de faşist partilerdir” dedi.

    “KONU KÜRTLER, ALEVİLER OLUNCA PARTİLER BİRLİKTE SALDIRIYOR”

    Sistem partilerinin tutumuna değinen Topçu, şunları belirtti:

    “Bu partilerin hepsi söz konusu Kürtler, Aleviler, Ermeniler başka halklar olduğu an bir ağızdan saldırıyorlar. Biz komünistlerin böyle bir politikası yoktur. Bu partilerin tümü aynıdır. Kitlelerin nabzını ellerinde tutabilmek için CHP bazı sol söylemlerde bulunuyor. Biz bu anlayışların tümüne reformist anlayışlar diyoruz. CHP’nin bu yaklaşımına inanmamak gerekiyor. Dost aranıyorsa dost halklardır, ezilenlerdir, emekçilerdir, işçilerdir. Bunların gücüyle hareket etmek gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • PSAKD Ataşehir Şube, Mayıs şehitlerini andı-VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şube, Mayıs şehitlerini andı-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi tarafından, “37 Dersim’den 77 Taksim’e Mayıs şehitlerini anıyoruz” şiarıyla Mayıs ayında yaşamını yitiren canlar için anma yapıldı. Anmada konuşan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, “Dersim’de Alevilik inancı ve kültürü katledilmiştir.” dedi.

    “37 Dersim’den 77 Taksim’e Mayıs şehitlerini anıyoruz” şiarıyla Mayıs ayında yaşamını yitiren canlar için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi tarafından dernek binasında anma yapıldı. Yapılan anmaya HDP 25’nci dönem Milletvekili Çilem Küçükkeleş, HDP, EMEP Ataşehir ilçe örgütleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu, PSAKD Zeytinburnu Şubesi yönetim kurulu üyeleri, Anadolu yakası Dersim Dernekleri, Dersim Dernekleri kurucu üyesi İsmail Aslan ve çok sayıda can katıldı.

    1938’de Dersim’de katledilen ve 1968’de Deniz, Mahir şahsında demokrasi ve özgürlük mücadelesinde şehit düşen canların anısına 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    “DERSİM’DE ALEVİLİK KATLEDİLDİ”

    Yapılan saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını yapan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, 4 Mayıs 1938 Dersim katliamında bir inancın ve bir kültürün yok edilmesi ile karşılaştık. 37’den bu güne bu ülkede yaşananlara dair, bir söz söylenmemiş, katliamın sorumluları ve failleri açığa çıkartılmıştır. Dersim’de katliam yapmak Alevilik inancını hakkı ve hakikatı katletmektir diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMDAN ÖNCE ALINAN KARARLAR VAR”

    “Dersim topraklarında yaşayan insanların Türkleştirme ve Sünnileştirme kararı verilince devletin bu politika doğrultusunda yeniden tanzimine karar veriliyor” diyen Celal Tura, “Dersim’de 1938 katliamına bir anda gelinmedi. Asimilasyon politikalarını Dersim’de uygulamak üzere daha önce alınan kararlar üzerinden gelindiğini ifade eden Tura Dersim Katliamının planlanmasında gelişen süreç hakkında açıklamalarda bulundu.

    Salonda söz alan EMEP, SMF ve PARTİZAN temsilcileri Mayıs ayında şehit düşenler, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya hakkında ve yürüttükleri mücadale hakkında açıklamalarda bulundu.  Mehmet Şahin ise  Mazlum Doğan’ın verdiği mücadeleye vurgu yaptı.

    Anma etkinliği Musa Baki ve Ataşahir kadın korosunun müzik dinletisiyle sona erdi.

    HABER MERKEZİ

  • HDP Dersim Mitingi: Dost ve düşman bilsin ki mutlaka kazanacağız-VİDEO

    HDP Dersim Mitingi: Dost ve düşman bilsin ki mutlaka kazanacağız-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi Dersim mitingi ‘Dün başardık bugün de başaracağız’ şiarıyla gerçekleşti. Coşkuyla geçen mitinge Devrimci Güç Birliği temsilcileri, belediye eş başkan adayları, kurum temsilcileri, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ve binlerce yurttaş katıldı. 

    HDP Dersim Mitingi ‘Dün başardık bugün de başaracağız’ şiarıyla gerçekleşti.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, seçim çalışmaları kapsamında Akpazar beldesinde ki halk buluşmasının ardından Dersim kent merkezindeki mitinge katıldı. Temelli’nin içerisinde yer aldığı HDP konvoyu sık sık polis ve askerlerce kurulan arama noktalarında bekletildi. Yüzlerce araçlık konvoy ile kente giren HDP konvoyunu halk selamladı. HDP konvoyunun Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleştirilen miting alanına ulaşması ile coşku doruğa çıktı. HDP, DTK, HDK, DBP, ESP, EMEP, Partizan, DDKD başta olmak üzere çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. HDP bayrakları ile donatılan alanda yoğun kar yağışına rağmen binler bir araya geldi. Mitingde “Direne direne kazanacağız” ve “Leyla Güven onurumuzdur” sloganları atıldı.

    “DERSİM DİRENİŞ MİRASINI OMUZLAMIŞTIR”

    Mitingde ilk sözü alan Nurşat Yeşil sözlerine şöyle başladı:

    “Her yolcuyu misafir edendir Dersim, şifa bulunan topraklardır Dersim, sevgiyi, hürmeti senden öğrendik Dersim. Suyundan içen herkes bilir ki; zulme, haksızlığa, boyun eğmemek vardır Dersim’de. Başımız dik, yüreğimiz avucumuzda duruyoruz karşınızda. Dersim direniş mirasını omuzlamıştır. Görkemli bir kadın mücadelesinin mirasçılarıyız.”

    Dersim’in kadınların ve erkeklerin eşit bağdaş kurup oturduğu topraklar olduğunu söyleyen Yeşil, “Analık kültürünün geçtiği bu topraklar kadınların direnişine de öncülük ediyor. Biz kadınlar yaşamın her alanında özgürlüğümüz için mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz. Erkek egemen tekçi militarist zihniyete ve IŞİD barbarlığına karşı kadınlar öncülük ediyor. Kürt kadınlarının başını çektiği bu direnişin bugün başında Leyla Güven duruyor. Kadınlar dün olduğu gibi bugün de baskıya ve zulme karşı direnişin en ön saflarında durmaya devam ediyor” diye konuştu.

    “HALKI YÖNETİMDE SÖZ SAHİBİ YAPACAĞIZ”

    Mutlaka kazanacaklarına vurgu yapan Yeşil, sözlerine şu şekilde devam etti: “Tüm düşüncelere eşit yaklaşım, eşit hizmet üreteceğiz. Yerel demokrasi için çıktığımız bu yolda eş başkanlıktan asla taviz vermeyeceğiz. Dersim’in tarihsel eşitlikçi, asimilasyona karşı öz kültürünün geliştirilmesi için hız kesmeden devam edeceğiz. Dersim’in en önemli sorunlarından işsizliği çözmek ve halkımızın üretimini ortaklaştırmak amacıyla yerelde tarım ve hayvancılık kooperatifleri açacağız. Munzur’da barajlara geçit vermemek için her türlü mücadeleyi halkımızla birlikte yürütmeye devam edeceğiz. Dersim’in talan edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Sizlerin ihtiyacına cevap olacak bir yerel yönetim için yola çıktık. 31 Mart’ta Dersim halkı bizle başarıya ulaşacak, halkı yönetimde söz sahibi yapacağız. Dersim’de biz kazanacağız.”

    “ENGELLEMELERE RAĞMEN DİRENİŞİMİZİ KUTLAYACAĞIZ”

    Merkez belediye eş başkan adayı Hıdır Demir, “Dersimli demek baskıları asla kabul etmemek demektir” diyerek başladığı sözlerine şöyle devam etti:

    “Dersim Güç Birliği uzunca yıllar halkla birlikte yönetmeyi öğretti. Birileri rahatsız oldu ki halkın iradesine el koydular ama bu baskıya artık son verdirteceğiz. Baskıyla hiçbir hükümdar, hiçbir sultan asla hüküm sürmemiştir, süremeyecektir. Halkın kültürüne rağmen geldikleri andan itibaren halkı asimile etmeye çalıştılar. Bu zulme karşı dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. Belediyemizi halk meclisleri ile yöneteceğiz. Halk meclislerinde kadınlarla, muhtarlar, gençlerle, halkın temsilcileri ile yönetmeye çalışacağız. Bu karda kışta bütün engellemelere rağmen gelenler olarak direnişimizi tekrar kutlayacağız. Zaferimizi tekrar 31 Mart’ta ilan edeceğiz.

    “GASP EDİLEN HAKLARIMIZI, DOĞAMIZI, SOKAKLARIMIZI ALACAĞIZ”

    Partizan adına söz alan Yusuf Topçu, “Bizi katliamlarla asla yıldıramayacaklar. Şovenist bir aklı Dersim topraklarında var etmeyeceğiz. Bu çelik aldığı suyu unutmayacak. 31 Mart’ta Dersimliler aldığı suyu unutmayacak demeye çağırıyoruz” dedi.

    ESP Genel Başkanvekili Şahin Tümüklü, çok ağır koşullardan geçildiğine dikkat çekti. Tümüklü, “Bir tarafımız bahar bahçeyken, bir tarafımız zulüm, işkence. Biz faşizmin karanlığı karşısında hep birlikte tarih yazdık. Dersim teslim alınmaya çalışıldığın da Dersim hep ayaklandı, 1938’de Zarife Ana’nın öncülüğünde ayaklandı Dersim, Munzur’a karıştı. Oradan aldığımız direnme gücüyle buradayız” dedi.

    Faşizmin karanlığı karşısında Leyla Güven’in bedeniyle ışığı yarattığını ifade eden Tümüklü, “Ortadoğu’yu ışığıyla Baran’laştıranlara selam olsun. Faşizm bütün ülkeyi teslim almaya çalışıyor. Bizi kayyumla teslim almaya çalışıyorlar. Sessizliğe mahkum ederek, teslim almaya çalışıyorlar. Direneceğiz. Her yerde zırhlıları var, nefes alamıyorlar korkudan. Dersim’in tarihinin korkusu bu. Kayyumun karşısında umut olmaya cesaret olmaya devam ediyoruz Devrimci Güç Birliği olarak . 31 Mart’ta sadece belediyelerimizi değil, gasp edilen haklarımızı, doğamızı, sokaklarımızı alacağız. Bu mücadele faşizmi yenene kadar bitmeyecek. Leyla Güven’in açtığı ışıkla IŞİD barbarlığını sona erdiren Baran’ın izinden giderek biz kazanacağız” yılifadelerini kullandı.

    “DERSİM İRADESİNE SAHİP ÇIKACAK”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Türkmen, 2 yıl süren barış sürecinde silahların sustuğunu, insanların ölmediğini kaydetti. Türkmen, “Barış umudunun olduğu ortamda AKP 7 Haziran’da seçimi kaybetti ve ölümlerin olmadığı ortamda kazanamadığını anladı. 7 Haziran’dan sonra barış masasını devirdi. Bu ülkede iktidarı zora girdiğinde zulme başvurur egemenler. Onlar şimdi ‘beka’ diyor ama onlar ‘beka’ dedikçe halk yoksullaşıyor. Tarihte öyle dönemler vardı ki; halka zulmedenlerin zulmünden sessiz kalarak kurtulamazsınız. Haksızlığa karşı çıkarken ayrımsız karşı çıkacaksınız. Bu seçimler tek adam diktatörlüğüne karşı. Bu ülkeye gerçek bir barış seçimlerle gelmeyecek. Ama bu seçimde halkın iradesini çalanlara karşı verilecek bir cevaptır” şeklinde konuştu.

    DBP Eş Genel Başkanı Mehmet Aslan ise tecrite karşı direnen siyasetçiler Selma Irmak, Leyla Güven ve Sebahat Tuncel’e selam göndererek konuşmasına başladı. Aslan, “Bizler 31 Mart sonrası burada elde edeceğimiz zafer mitinginde konuşmak istiyoruz. Dersim’de zaferi elde edeceğiz, şimdiden zaferinizi kutluyorum” dedi.

    HDK Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Dersim’in geçit tanımayanların yurdu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Birileri irademize kayyum atadı, doğamıza inancımıza tahammülleri yok. Onlar bizim kültürümüzü yok sayıyorlar diye Dersim yok olmayacak. Dersim tarihinden aldığı güçle ser verip sır vermeyenlerin yolunda ilerlemeye devam edecek. İradesine de sahip çıkacak. Biz de kayyuma verecek el de, oy da yok. Biz Dersim’in mazlumun yanında olacağından eminiz. Biz bedeli ne olursa olsun kayyuma karşı gereken dersi vereceğimizden eminiz.”

    “MÜCADELEYİ ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli de şunları kaydetti:

    “Nurhayat Altun’u, Mehmet Ali Kul’u ve Sevgili Edibe Şahin’i cezaevinde ziyaret ettim; sizlere sevgilerini yolladılar. Onlar ne diz çöküyorlar, ne boyun eğiyorlar. Tüm tutsak arkadaşlarımız özgür kalana kadar bu mücadeleyi asla bırakmayacağız, bu mücadeleyi dün olduğu gibi bugün de sürdüreceğiz.

    Sevgili Leyla Güven açlık grevinin 137. gününde. Tam 137 gündür Leyla Güven’in sesine ses, mücadelesine güç katıyoruz. 137 gündür sağır olmuş kulaklara sesleniyoruz: Bu mücadeleye kulak verin. Çünkü bu ülkede adaletsizlik var, hukuksuzluk var, bu hukuksuzluk son bulsun, tecrit son bulsun istiyoruz!
    “31 MART’TA SANDIĞA GİDİYORUZ, SİZ DE İKTİDARDAN GİDİYORSUNUZ”

    Temelli sözlerine şöyle devam etti:

    “İktidara seslendik. Dedik ki ölümler olmasın, maalesef oldu. Cezaevlerinde üç can yitirdik. Bunu durdurabilirdiniz, durdurmadınız! Bu ölümlerin vebali iktidarın boynunadır. Ve durdurmazsanız başka canları da yitirebiliriz. Yasalara uyun, hukukun gereğini yerine getirin! Bunu seçime malzeme yapmayın, bunu siyasete ve seçime malzeme yapanlar acze düşmüştür. Siyaset yapamaz haldedir. Bunun için de halka zulüm, baskı ve şiddetle yaklaşmaktadır. Halkın taleplerini dinlemek yerine sürekli toplumu ayrıştırmakta, bölmektedir.

    Öyle bir hale gelmiş ki bu ülkede yaşayan 20 milyon Kürt’e defolun diyor. Biz de diyoruz ki hiçbir yere gitmiyoruz. Buradayız, 31 Mart’ta sandığa gidiyoruz. Siz de iktidardan gidiyorsunuz.”

    “DOST VE DÜŞMAN BİLSİN Kİ MUTLAKA KAZANACAĞIZ”
    Temelli, son olarak şu çağrıda bulundu:

    “31 Mart’a kadar 7/24 çalışalım. Herkese ulaşalım. Bu kayyımlara karşı bir mücadeledir, tekçiliğe karşı bir mücadeledir, bu faşizme karşı bir mücadeledir. Bu belediye başkanlığı, meclis üyeliği için yapılan bir iş değildir. O yüzden şimdi yan yana gelme zamanıdır.

    Nerede bir Dersimli varsa gelmeli oyunu kullanmalı. 1 oy Türkiye’yi değiştirir 1 oy dünyayı değiştirir. Biliyoruz biz kazanacağız, dost ve düşman bilsin ki mutlaka kazanacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Devrimci Güç Birliği baskı ve yasakları protesto etti-VİDEO

    Devrimci Güç Birliği baskı ve yasakları protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim Devrimci Güç Birliği seçim çalışmalarına yönelik baskı ve yasak politikaları protesto etti.
    Dersim Devrimci Güç Birliği, yasaklamalara ve baskılara ilişkin Dersim merkez seçim bürosunda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Devrimci Güç Birliği Dersim Belediyesi Eşbaşkan adayları Nurşat Yeşil, Hıdır Demir, EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel, ESP MYK Üyesi Sıtkı Güngör ile çok sayıda kişi katıldı.

    “HUKUKİ İŞLEMLER YAPILACAK”

    Basın metnini okuyan HDP İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, Dersim’de seçim bürolarının basılıp Partizan pankart ve afişlerinin toplatıldığını belirterek, “Arkadaşlarımızın maruz kaldığı provokasyon, saldırı ve tehditlerin sorumluluğu Dersim Belediyesi’ne Başkan Vekili olarak atanan Kayyım ve onu atayan AKP iktidarındadır. Halkımızın iradesine saldıranlara karşı elbette gerekli hukuki işlemler yapılacak, hak ettikleri cezaları almaları için hukuk mücadelemiz devam edecektir. Dersim Devrimci Güç Birliği korkmayacak ve yılmayacaktır” ifadelerinde bulundu.

    “BASKILAR SÖKMEYECEK”

    Açıklamanın ardından söz alan EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel de, 31 Mart yerel seçimlerine baskı altında girildiğine dikkat çekerek, “Seçim sürecinde eşit olmayan hukuk dışı uygulamalarla müdahale etmeye çalışıyorlar. Güç birliğimizin bileşeni Partizan da bu hukuk dışı uygulamalar ile karşı karşıya. Biz bu uygulamayı protesto ediyoruz. Tek adamın kurmak istediği rejim başarılı olamayacak. Halk iradesine sahip çıkacak. Bu baskılar sökmeyecek” dedi.

    “PARTİZAN SİYASİ BİR GELENEKTİR”

    HDP Milletvekili Kemal Bülbül ise, Dersim’de devrimci güçleri ayrıştırmak isteyen bir politikanın yürütüldüğünü belirtti. Bülbül sözlerine şöyle devam etti: “Partizan aynı zamanda siyasi bir gelenektir, İbrahim Kaypakkayalar’ın ortaya koyduğu bir gelenektir. Partizan’a yapılan müdahale İbolar’a, Dersim geleneğine müdahaledir. Partizan demokratik bir kurumdur. Irkçı gerici anlayışa müdahale etmeyen AKP anlayışı bilmelidir ki; biz geleneğimize sahip çıkacağız.”

    PİRHA/DERSİM