Mersin’de Emek ve Demokrasi Platformu Van’a kayyım atanmasına ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir”, “Kayyım halk iradesine darbedir, kabul etmiyoruz” pankartlarının açıldığı açıklamada sık sık, “Kayyım darbedir, darbelere hayır” sloganları atıldı. Basın metnini platform dönem sözcüsü Kemal Göçmen okudu.
“KAYYIM TOPLUMA VERİLMİŞ BİR GÖZDAĞIDIR”
Göçmen, kayyım politikasının barıştan, emekten yana olanlara gözdağı olduğunu ifade ederek bu uygulamayı kabul etmeyeceklerini belirterek, “Kayyım politikası ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. Kimsenin kendini halkın iradesi ve yargının yerine koyma hakkı yoktur. Bu durum rejimin temel bir özelliği haline gelse de demokrasiye yapılan darbeleri kabul etmedik, etmeyeceğiz” dedi.
Göçmen, halkın iradesine yönelik her türlü darbeci girişimin karşısında durmaya devam edeceklerini söyleyerek, “Halkın iradesine ve hukukun üstünlüğüne yönelik her türlü müdahaleye karşı, demokrasi ve adalet ilkelerinden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.
PERİHAN KOCA: KAYYIM TERÖRDÜR
Ardından söz alan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, kayyım uygulamalarını “Terör” olarak niteleyerek, “Van Belediyesi’ni tam bir çete gibi bastılar. Akdeniz Belediyesi’nde de bunu gördük. Kayyım darbe olduğu gibi, kayyım faşizmin kıyım pratiği olduğu gibi kayyım bir terördür. Eğer bugün barıştan bahsedecekseniz kayyımlar barış kapısı açılmaz” şeklinde konuştu.
PİRHA- DEM Parti Milletvekili Perihan Koca ve TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Pelin Kahinoğlu, Arap Alevileri için yeni yılın yıkım, savaş ve yoksulluk kıskacında başladığını belirtti. Koca ve Kahinoğlu, Arap Alevileri için bu senenin var olma ve yaşam mücadelesinin yılı olacağını ifade ettiler.
Arap Alevilerin kutladığı Ras-el Seni, Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanıyor ve bu kutlamalar birkaç gün sürüyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Pelin Kahinoğlu, Ortadoğu’da yaşayan diğer halklar ve inançlarda da yansımasını bulduğu Ras-el Seni bayramına dair PİRHA’ya konuştu.
Arap Alevilerin bu yıl Ras-el Seni bayramını Suriye’de yaşanan katliam ve şiddet olaylarıyla karşıladığına dikkat çeken Perihan Koca, Arap Aleviler açısından yeni bir mücadele döneminin başladığını kaydetti.
Perihan Koca, “Bu yıl Arap Alevileri yeni yılı başka bir atmosferde, üçüncü dünya savaşının basıncının hissedildiği bir atmosferde kutluyor. Suriye’de yaşananların yanında bir de Türkiye’de ‘Siyasal Alevilik’ söylemi etrafında Alevilere yönelik bir nefret politikası körüklenmeye çalışılıyor. Alevilere yönelik bu nefret politikalarına geçit vermemek adına bir birleşik mücadele yürütülmesi gerekiyor. Bu duygularla Arap Alevilerin yeni yılını kutluyorum ve birleşik mücadelemizi daim etmemizi, güçlendirmemizi diliyorum” sözlerini kullandı.
“ARAP ALEVİLERİ SAVAŞ VE YOKSULLUK KISKACINDA”
Pelin Kahinoğlu, yeni yılın Arap Aleviler için yıkım, savaş ve yoksulluk kıskacında başladığını belirterek, “İki yıldır Antakya’da depremin enkazları insanların hayatlarını derinden etkilemeye devam ediyor. Öte yandan Suriye’de cihatçı selefi HTŞ yönetimi, iktidarı devraldığından bu yana Arap Alevilerin işkenceyle onursuzluğa mahkum edilmeye çalışıldığı bir süreç söz konusu. Fazlaca Alevinin göç ettiği, şiddete uğradığı haberlerini alıyoruz. İşte yeni yıl Arap Alevileri için yıkım, yoksulluk ve savaşın tam ortasında başladı” dedi.
Tüm bunların Arap Alevileri için birlik, dayanışma ve mücadele yılının başlangıcı anlamına geldiğini söyleyen Kahinoğlu, “Nasıl ki deprem sürecinde halk kendi yaralarını kendi sardıysa şimdi de Suriye’de yaşanan şiddete karşı dayanışma sağlanıyor. Aynı zamanda Türkiye’de ‘Siyasal Alevilik’ söylemiyle artan nefret tehdidine karşı da mücadele ağları büyütülüyor. Bu yeni yıl Arap Alevileri için bir var olma, yaşam mücadelesinin yılı olacak. Dünden bugüne Arap Aleviler birlik, mücadele, dayanışma zeminini örgütleyerek yoksulluk-savaş kıskacına karşı kendi yaşam hakkını savunacak” diye konuştu.
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Suriye’deki Alevi katliamını Meclis’te gündeme getirerek “Suriye’de bir ay içinde işlenen 100’ün üzerinde suçta katledilen insan sayısı şu an itibarıyla 187 ve 187 kişinin büyük çoğunluğu Alevilerden oluşuyor. Alevi katliamlarını durdurmak için TBMM’yi ses vermeye davet ediyorum” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, Meclis Genel Kurulu’nda Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına dair konuştu.
Koca, şunları söyledi:
“Suriye halklarına istikrarsızlık ve kaos dayatılıyor. Suriye’de 8 Aralık sonrası göreve getirilen geçici hükümet Suriye’deki halklara yönelik şiddeti her geçen gün arttırıyor. Arap Alevi halkına yönelik yoğun bir baskı ve katliamlar gerçekleşiyor. Bir ay içinde işlenen 100’ün üzerinde suçta katledilen insan sayısı şu an itibarıyla 187 ve 187 kişinin büyük çoğunluğu Alevilerden oluşuyor. İki gün önce aralarında uzlaşma girişimi başkanı da olan üç Alevi din insanı Tartus-Şam yolu üzerinde katledildi. Alevi katliamlarını durdurmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ses vermeye davet ediyorum. Suriye’nin geleceğine Suriye halkları karar vermelidir.”
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, düşük emekli zammına tepki göstererek, “2024 yılı emekliler yılı dediniz ama emeklilerin yıkım yılına dönüştürdünüz. 2025 yılında da aynı yıkım politikalarında ne yazık ki ısrar ediyorsunuz” dedi.
Meclis Genel Kurulu’nda konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, emekli maaşlarına yapılan zammı eleştirdi.
Perihan Koca konuşmasında şunları ifade etti:
“Emekliler tenceresinde taş kaynatırken ‘Emeklilerimizin yanındayız’ hamasetiyle en düşük emekli maaşı 14.469 lira olarak açıklandı. ‘2024 yılı emekliler yılı’ dediniz ama emeklilerin yıkım yılına dönüştürdünüz. 2025 yılında da aynı yıkım politikalarında ne yazık ki ısrar ediyorsunuz. Refah payını bile çok görüp 15 bin liraya bile yuvarlayamadığınız bu zam oranı emeklileri sefalete mahkûm etmenin, emeklinin haysiyetiyle oynamanın, emekliye savaş açmanın açık ilanıdır. Emeklilere reva gördüğünüz sefalet zamlarını kabul etmiyoruz. İnsan onuruna yaraşır bir yaşamda ısrar ediyoruz.”
PİRHA- 2017 yılında kayyım tarafından kapatılan Akdeniz Belediyesi’ne bağlı İştar Kadın Danışma Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde yeniden açıldı. Kadınların katılımıyla gerçekleştirilen açılışta konuşan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, “Yıllar önce ilmek ilmek emeklerle örülen İştar’ı gücümüzü birleştirip yeniden aktifleştirmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz” dedi.
Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandıktan sonra 2017 yılında kapatılan İştar Kadın Danışma Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde yeniden açıldı. Açılışa Akdeniz Belediye Eş Başkanı Nuriye Arslan, DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Akdeniz Belediyesi Kadın Politikaları Müdürü Mutlu Aymaz, belediye personelleri ile çok sayıda kadın ve LGBTİ+ kurum temsilcisi katıldı.
“İŞTAR’I YENİDEN AÇMAK GURUR VERİCİ”
Açılışta ilk olarak konuşan Akdeniz Belediyesi Kadın Politikaları Müdürü Mutlu Aymaz, müdürlük olarak yaptıkları ve ileride yapmayı hedefledikleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Ardından konuşan Akdeniz Belediye Eş Başkanı Nuriye Arslan, belediyeye atanan kayyımın ilk icraatının, yıllar önce kadınların büyük bir emeği ile açılan İştar Kadın Merkezi’ni kapatmak olduğunu hatırlattı.
Arslan, “Yıllar öncesinde büyük bir emek, özveri ve inançla buranın aktifleşmesi için çaba sarfetmiştik. Ne yazık ki bu emeklerimiz eril zihniyet tarafından işlevsiz hale getirilmesi sonucunda ciddi kırılmalar yaşandı. İlmek ilmek emeklerle örülen İştar’ı gücümüzü birleştirip yeniden aktifleştirmekten onur, gurur ve mutluluk duyuyoruz” dedi.
25 Kasım’a da değinen Arslan, kadınların katledilmediği, özgür ve eşit bir biçimde yaşanılacak bir dünya temennisinde bulunarak sözlerini sonlandırdı.
PERİHAN KOCA: YASAKLARA RAĞMEN JİN, JİYAN, AZADİ
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Diyarbakır’da kadınların Jin, jiyan, azadi sloganını atmalarına yönelik getirilen yasağa “Kadın mücadelesini yasaklamaya çalışanlara Mersin’den jin, jiyan, azadi diyerek özel bir selam göndermek istiyorum” diyerek dikkat çekti. Ardından, açılışı yapılan kadın danışma merkezinin önemine vurgu yaparak, “Akdeniz Belediyesi’nin ‘eş başkanlık mor çizgimizdir’ diyerek kadınları yaşatmak felsefesinden doğru böyle bir güçlenme pratiği ile geçmişten geleceğe İştar’da yapılan işlere, emeğe yeni bir kat döşendi bugün. Bu tarz birimlerin olması çok kıymetli” diye konuştu.
Konuşmalardan sonra jin, jiyan, azadi sloganları eşliğinde İştar Kadın Danışma Merkezi’nin açılışı yapıldı.
PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Paltformu, Dersim ve Ovacık’a kayyım atanmasını protesto ederek, “Halkın iradesine yapılmış kayyum darbesine karşı dayanışmamızı yükseltiyoruz. İktidar bilmelidir ki karşısında diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bu halk size boyun eğmez” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Dersim ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimindeki Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Kayyım uygulamalarını protesto etmek ve Dersim halkıyla dayanışmak adına Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ile Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, Barış Anneleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Platform adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, kayyım atamalarına karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek, “Belediyelerimize yapılan antidemokratik hukuk dışı uygulamaları ve kayyum atamalarını tüm yerel yönetimlere ve demokratik kurumlara yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Otoriter, tekçi, merkezci iktidarın karşında halkın nefes alma kanalları olan belediyelerin halktan koparılmasına ve ve halkın iradesinin gasp edilmesine asla sessiz kalmayacağız” dedi.
Sümbül; Hakkari, Esenyurt, Batman, Mardin, Halfeti, Dersim ve Ovacık’ta halkların iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının derhal görevine iade edilmesi yönünde çağrıda bulundu.
Ardından konuşan Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Dersim’de sömürge valisi o belediyeyi karakola çevirdiği yetmezmiş gibi belediyenin etrafını beton bariyerlerle çevirdi. Çünkü yenildiklerini biliyorlar. Suç işleyerek iktidarda kalmayı isteyebilirsiniz ancak sizin karşınızda yüz yıldır soykırımcı devlet aklına ve politikalarına diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bunu aklınıza kazıyın” diyerek tepkisini dile getirdi.
“KADINLAR KAYYIMA KARŞI DİRENİŞTE”
Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, kayyımların ilk olarak kadınların kazanımlarına saldırdığını hatırlatarak, “25 Kasım’ın arifesindeyiz, kadınlar kayyım politikalarının yürüttüğü süreçleri çok iyi biliyorlar. Kadınlar, kadın daire başkanlıklarına erkeklerin atandığını, kadınları koruyan sığınma evlerinin, danışma hatlarının, şiddet hatlarının kapatıldığını çok iyi biliyor. Bizler bulunduğumuz her yerden kadınlar, emekçiler, gençler olarak direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, “Dersim’de 8 kişinin işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındığı ve tutuklanmaya sevk edildiği bilgisini verdi. İşkence konusunda iktadara ve kolluk kuvvetlerine çağrıda bulunan İnci, “İktidarı, halkın demokratik tepki gösterme hakkına karşı bu denli ağır müdahalelerde bulunmaktan kaçınmaya davet ediyoruz” dedi.
Emek Partisi’nden Sedat Başkavak ise, Dersim’in 22 yıllık AKP iktidarında Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili çıkaramadığı bir kent olduğuna dikkatleri çekerek, “Erdoğan, AKP iktidarı Dersim halkını bu yolla cezalandırmak istiyor ama Dersim halkı orada, bizler de buralarda alanlardayız. Mücadelemiz kayyumlar atandıkça büyüyecek. Korkmayacağız, sinmeyeceğiz ve alışmayacağız” sözlerini kullandı.
Son olarak Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Dersim halkı yalnız olmadığını, Dersim halkının irade gaspına karşı dayanışma göstereceklerini ifade etti.
PİRHA- Mersin’de yaşanan tacize karşı protestoya katıldıkları gerekçesiyle birçok kadın öğrenciye yurttan atılma cezasıyla soruşturma başlatılmasını TBMM’ye taşıyan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, ” Mersin Emniyeti ve Mersin KYK Kız Yurdu yönetiminin anayasal yurttaşlık haklarını çiğneyerek açtığı bu soruşturma açık bir suçtur” dedi.
Mersin Üniversitesi Müfide İlhan KYK Kız Yurdu’nda kalan iki öğrencinin sözlü tacize uğramasının ardından yurt önünde eylem yapılmıştı. Eyleme katıldıkları için birçok kadın öğrenciye yurttan atılma cezası verilerek soruşturma başlatıldı. Konuyu TBMM gündemine taşıyan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, suç işlendiğinin altını çizdi.
Koca, şu ifadeleri kullandı:
“Mersin Üniversitesi Müfide İlhan KYK Kız Yurdu önünde yaşanan tacize karşı ses çıkaran kadın öğrenciler hakkında soruşturma açılarak, kadınlar yurttan atılmakla tehdit ediliyor. Mersin Emniyeti ve Mersin KYK Kız Yurdu Yönetiminin anayasal yurttaşlık haklarını çiğneyerek açtığı bu soruşturma açık bir suçtur! Kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze ses çıkarmak suç değildir! Esas suç; bunu soruşturma konusu yapan erkek devlet aklın barınma sorununun giderek derinleştiği ülke gerçekliğinde öğrencileri evsiz yurtsuz bırakmakla tehdit etmesidir! Kadına yönelik tacize, erkek şiddetine hayır diyen kadınlarla değil, erkek şiddetiyle uğraşın!”
PİRHA- Mersin’de yaşanan tacize karşı protestoya katılan 3 kadın öğrenciye yurttan atılma cezası verilerek soruşturma başlatıldı. Kadın öğrencilere verilen savunma kağıtlarına rağmen yurt müdiresi, kendilerinin böyle bir işlem başlatmadığını, emniyet tarafından bir süreç yürütüldüğünü öne sürdü.
Mersin Üniversitesi Müfide İlhan KYK Kız Yurdu’nda kalan iki öğrencinin sözlü tacize uğramasının ardından yurt önünde eylem yapılmıştı. Eyleme katıldıkları için 3 kadın öğrenciye yurttan atılma cezası verilerek soruşturma başlatıldı.
Kadın öğrencilere verilen savunma belgesinde şu ifadeler yer aldı:
“09.10.2024 tarihinde giril güzergahı üzerinde toplu halde eylemde bulunduğunuz tespit edilmiştir. Bu davranışınız Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliğinin 24. Madde 2 fıkrası c bendi gereği ‘Yurttan çıkarma cezası’ ile tecziye edilmenizi gerektirmektedir.”
MÜDİRE İNKAR ETTİ, BELGE VE BEYANLAR ORTAYA ÇIKARDI
Konuya ilişkin yurt müdiresi ile görüşen DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Yurt müdiresi, kendilerinin dahli içerisinde herhangi bir öğrenciye soruşturma başlatılmadığını ifade etti ancak öğrenciler yurt müfettişleri ile birebir görüştüklerini bize ilettiler ve kendilerine verilen savunma kağıtlarını gördük. Bunu müdireye ilettiğimde emniyetin böyle bir süreç başlatmış olabileceğini dile getirdi” dedi.
“YURT YÖNETMELİĞİ ANAYASA’NIN ÜZERİNDE TUTULAMAZ”
Perihan Koca, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliğinin 24. Maddesine dayandırılarak böyle bir işlem başlatılmış. 24. Madde çok geniş bir madde, tam olarak neye göre belirlemişler orası oldukça flu. Burada görüyoruz ki yurt yönetmeliği Anayasa hükümlerinin üzerinde tutuluyor. Kabul edilebilir bir yanı yok. İktidarın yaptığı gibi, sanıyorum emniyetin baskısıyla barınma sorunun bu kadar derin yaşandığı, kadınların güvende olmadığı bir ülke gerçekliğinde anayasal haklarını kullanan kadın öğrencilerin bu şekilde cezalandırılmaya çalışılmaları, tehdit unsuru olarak önlerine konulması kabul edilebilir değil. Bu konunun peşini elbette ki bırakmayacağız. Olayın takipçisi olup, ayrıntılara ulaştıktan sonra konuyu Meclis’e taşıyacağız.”
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Mersin Limanı’nın genişletilme çalışması kapsamında 6 milyon tonluk asbestli atığın denize boşaltılması konusunu gündeme taşıdı. Koca, TÜBİTAK analiz raporunun içeriğinde yer alan asbest uyarısının dikkate alınmadığını vurguladı.
Mersin Uluslararası Limanını genişletme çalışması ve buna bağlı rıhtım yapımı çevrecilerin, Mersinli yurttaşların tüm itiraz mücadelelerine rağmen sürüyor. Deniz dibi kazı çalışmalarında çıkan yaklaşık 6 milyon ton asbestli hafriyatın denize dökülmesi üzerine itirazlar yükseldi.
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, konuyu gündeme taşıdı. Soru önergesinin gerekçesinde Mersin Uluslararası Limanını genişletme (faz-2) çalışması ve rıhtım yapımı tüm itirazlara ve uyarılara rağmen devam ettiği vurgulanırken söz konusu genişletme projesinin ÇED raporunda da TÜBİTAK analiz raporunun içeriğinde yer alan asbest uyarısının dikkate alınmadığı ifade edildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na söz konusu atık dökme işlemini soran Koca, bakanlığa şu soruları yöneltti:
“-Söz konusu atığın denize boşaltılması bakanlığınızın bilgisi dahilinde mi olmuştur?
-Şayet söz konusu olay bakanlığınızın bilgisi dahilinde olmuşsa bakanlığınız bu duruma hangi gerekçelerle onay vermiştir?
-Söz konusu işlem bakanlığınızın bilgisi dışında ise bu konuda ilgili firmaya hangi yaptırım uygulanmıştır? Konu ile ilgili yürütülen bir soruşturma var mıdır?
-Denize boşaltılan atığın temizlenmesi için bakanlığınızca bir adım atılacak mıdır?”
PİRHA- Mersin’de evli olduğu Pınar Bayrak’ı katleden Ziya Ecer hakim karşısına çıktı. Pınar’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevre edindiğini ileri süren Ecer’in uyuşturucudan sabıkası olduğu ortaya çıktı. Olay günü tartışma yaşadıklarını belirten fail, yaşanan tartışmada Pınar’ın hiç susmadığını bu yüzden şiddet uyguladığını öne sürdü!
Mersin’de 3 Ağustos’ta evli olduğu ve uzun süredir şiddet gördüğü Ziya Ecer tarafından darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın ilk duruşması öncesinde Mersin Kadın Platformu ve Pınar Bayrak’ın aile fertleri adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da katıldı.
Platform adına açıklama metnini okuyan Çiğdem Göksoy, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa dikkat çekerek, bunda iktidarın cezasızlık politikalarının etkisi olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddette ihmaller zincirinin olduğunu belirten Göksoy, “Pınar Bayrak ve daha binlerce kadının yaşamını yitirmesine yol açan sistematik cezasızlık politikasının bir sonucudur. İktidarın kadın cinayetlerini önleme konusundaki kayıtsızlığı, kadınların yaşamını değersizleştiren bir sistem inşa etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek gibi adımlar atarak kadına yönelik şiddetle mücadelede geri adım atan iktidar, kadınları şiddetin pençesine daha savunmasız bir şekilde terk etmiştir. Pınar Bayrak ve katledilen tüm kadınlar için devleti derhal etkin yasal düzenlemeler yapmaya ve İstanbul Sözleşmesi’ne dönerek 6284’ü etkin kullanarak bugün bu mahkemeden çıkacak karar ile kadınların yaşam hakkını korumaya çağırıyoruz” dedi.
“KATİLİN AİLESİ TARAFINDAN TEHDİT EDİLİYORUZ”
Açıklamada söz alan Pınar Bayrak’ın amcası Yusuf Bayrak, fail Ziya Ecer’in aile fertleri tarafından defalarca kez tehdit edildiğini ancak şikayetçi olmalarına rağmen herhangi bir yaptırım uygulanmadığını ileri sürdü. Pınar’ın katlinde suç ortaklarının olduğunun altını çizen Bayrak, “Yalnızca Ziya Ecer Arafat Ecer, Meryem Ecer, Rozelin Balkan, Bereket Ecer, Ahmet Ercan, Ömer Bayat hepsi dışarıda, bu adalet nerede?” dedi.
“PINAR BAYRAK SAHİPSİZ DEĞİL”
Son olarak konuşan Perihan Koca, Pınar Bayrak’ın katledilen diğer kadınlar gibi sahipsiz olmadığını söyleyerek, “Pınar’ın hayattan koparılması yetmezmiş gibi ailesi tehdit ediliyor. Birçok kadın cinayetinde olduğu gibi Pınar’ın katli de erkek yargı dolayısıyla kapatılmaya çalışılıyor. Ancak mücadelemizle buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
FAİLDEN ÇELİŞKİLİ İFADELER
Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya fail Ziya Ecer SEGBİS’le katıldı. Pınar Bayrak’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevresi olduğunu ileri süren Ecer’e Mahkeme Başkanı, “Pınar’ın uyuşturucu kullandığını söylüyorsun fakat elimdeki belgelere göre senin uyuşturucudan dolayı sabıkan var” demesi üzerine Ecer, “Diş ağrım geçsin diye kullandım” savunmasını yaptı. Olay gününü anlatan Ecer, “Pınar’ benimle kavga etti. Hiç susmadan tartışınca yüzüne ve kafasına denk gelecek şekilde tokat attım. Ardından banyoya gitti, ses duyunca banyoya gittim Pınar’ın yerde olduğunu üzerinin ıslandığını gördüm. Odaya alıp ıslak kıyafetlerini çıkardım. O sırada bilinci kapalı değildi, sorduğum sorulara cevap veriyordu. Kendine bir türlü gelmeyince arkadaşım Ahmet’i çağırıp hastaneye götürdük” dedi. Öte yandan failin karakolda verdiği ifade ile mahkemede yaptığı savunmanın tamamen çeliştiği dikkatleri çekti.
PİRHA-DEM Parti İl Örgütünün çağrısıyla toplanan Mersin halkı kayyıma karşı yürüdü. Eylemde konuşan DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, “Kürt halkı bu zorbalığın karşısında nasıl ki tek bir adım geri atmamışsa bundan sonra da atmayacak. Kayyımı Kürt halkı bitirecek” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin’de kayyımlara karşı yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Eyleme Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Barış Anneleri, TÖP, TİP, İHD Mersin Şubesi, Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Barış Parkı’nda bir araya gelen yüzlerce kişi, burada sloganlar ve halaylarla kayyımı protesto etti.
Burada konuşan Barış Anneleri Emine Eren ve Tenzile Baydar, iradelerine sahip çıkacaklarını ve tüm halkları iradesine sahip çıkmak üzere sokaklarda mücadele etmeye çağırdı.
Kitle daha sonra kortej oluşturarak DEM Parti İlçe Örgütüne kadar 1 buçuk km yürüdü. Kortej uzun kuyruklar oluştururken pek çok yurttaş camlardan ve balkonlardan alkışlayarak destek sundu. Kitle yürüyüş boyunca “Mücadele bizimdir, belediye bizimdir”, “Kayyım Kürdistan’dan defol” sloganları attı.
“İRADE TAYİN EDİLSİN, BARIŞ OLSUN”
İlk olarak söz alan DEM Parti Akdeniz İlçe Eş Başkanı Nizar Esen, mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Ardından konuşan DEM Partili Akdeniz Belediye Eş Başkanı Nuriye Arslan, sandıkta bir iradenin çıktığına ve bu iradeye sahip çıkılması gerektiğini söyledi. Arslan, barıştan yana olduklarını belirterek “Mersin önemli bir memleket. Her kesimi içinde barındırıyor. Bu nedenle, özgür ve onurlu bir yaşam için mücadele edelim. Kayyım irade gaspıdır. Bu gaspa karşı mücadele edelim. Batman’ın, Mardin’in, Hakkari’nin iradesi tayin edilsin ve bir barışı başlatalım” dedi.
“CUMHURBAŞKANI SÖZÜNÜN ARKASINDA DURSUN”
Daha sonra söz alan Akdeniz Belediye Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, 8 yıl önce bir gasp yapıldığına işaret ederek Kobane tutuklularına dikkat çekti. Aradan geçen 8 yılda yine Kürt halkının iradesine ipotek konulmak istendiğini dile getiren Sarıyıldız, şunları söyledi:
“Bizler Cumhurbaşkanı’nın ‘Sandıktan çıkan iradeye saygı duyacağız’ söyleminin arkasında durmasını istiyoruz. Her ne şekilde olursa olsun halk iradesinin önündeki engeller kalkmalıdır. Halklar, onurlu bir geleceği hep birlikte inşa etmek istiyorken bu kayyım uygulamaları neden? Bizler bir kez daha kayyıma hayır diyoruz. Ahmet Türk, Gülistan Sönük, Ahmet Özer burada. Bir evraka imza atmakla bu iradeyi yok sayamazsınız. Bizler Akdeniz’den Kayyıma geçit yok diyoruz.”
“KAYYIMI KÜRT HALKI BİTİRECEK”
Daha sonra söz alan DEM Parti İl Örgütü Eş Başkanı Reşat Aşan da yıllardır atanan her kayyıma halkın sandıkta ve sokakta cevap verdiğini söyledi. Aşan, Kürt halkının bu topraklarda zulmedenlere karşı onurlu bir direniş gösterdiğini vurgulayarak, “Kayyımlara demokratik siyasetimizi ortadan kaldıramaz, mücadelemizi geriletemez, Kürtleri bitiremez. kayyımı Kürt halkı bitirecek. Kürt halkı bu zorbalığın karşısında nasıl ki tek bir adım geri atmamışsa bundan sonra da atmayacak” dedi.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 8 yaşındaki Narin Güran’ın katliam davasının duruşmasının başladığı saatte Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Kadınlar, ülkenin kadın ve çocuk mezarlığına çevrildiğine işaret ederek, Narin için gerçek adalet talebini yineledi.
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın faillerinin yargılanacağı davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.
Diyarbakır’da duruşma görülürken ülkenin dört bir yanında kadınlar sokaklara çıkarak Narin için adalet talebini dile getirdi. Mersin’de de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde eylem yapan Mersin Kadın Platformu üyeleri, çocuklara ve kadınlara yönelik şiddette iktidarın sorumluluklarına dikkat çekti.
“ÜLKE ÇOCUK MEZARLIĞINA DÖNDÜ”
Platform adına açıklamayı okuyan Çiğdem Serin, hala Narin’in neden katledildiğinin bilinmemesine dikkat çekerek, “Cinayetin işlenişine dair tek bilinen Narin’in kendi evinde aile bireylerinden en az beşinin evde olduğu sırada öldürülmüş olması. Yani bir çocuk bu iktidarın kutsadığı aile ilişkileri, tarikat ve iktidar ilişkileri içerisinde katledildi” dedi. Serin, AKP Milletvekili Garip Ensarioğlu’nun sözlerini hatırlatarak, “Aile bizim dostlarımız, konu çok hassas. Onları üzecek bir şey söylemek istemiyoruz diyerek Narin’in katledilmesine ilişkin detayları bildiklerini ve açıklamadıklarını yani suç ortaklıklarını itiraf etti. İktidarın aile politikaları, cezasızlık politikaları bu ülkeyi kadın mezarlığına, çocuk mezarlığına çevirdi” diye kaydetti.
“KATLİAMLARDAN İKTİDAR SORUMLU”
İktidara, devlet kurumlarına seslenen Serin, şunları söyledi:
“Katledilen kaybedilen kadınlardan, çocuklardan sorumlusunuz. Her güne yeni bir kadın cinayeti ile, çocuk istismarı haberi ile uyanıyorsak bunun sorumlusu ailenin güçlenmesini kadınların, çocukların canından daha değerli gören bakanlıktır, İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesh eden iktidardır, cezasızlıkla katilleri cesaretlendiren erkek yargıdır, 6284’ü hedef gösterenlerdir. Yani hiçbir kadın cinayeti, hiçbir çocuk cinayeti münferit değildir. Hayatını çaldığınız, hayatını kararttığınız her bir çocuğun, her bir kadının hesabını soracağız.”
“ÇOCUKLAR YAŞASIN DİYE MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, TBMM’de Narin Güran cinayeti araştırılsın diye önergeler verildiğinde AKP-MHP’nin hayır oyu kullandığını hatırlatarak, “Kadın milletvekillerinin, kamuoyunun baskısıyla Meclis’te çocuk cinayetlerinin araştırılması için komisyon kuruldu fakat bir kez bile toplanılmadı. Çocukları katledenlerin, sorumluların peşini asla bırakmayacağız ve gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemize çocuklar, kadınlar yaşasın diye devam edeceğiz” sözlerini kullandı.
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, belediyelere atanan kayyımlarla halkların birlikte yaşama umudunun dimanitlendiğini söyledi. Koca, “Koltuklarında oturmak için, iktidarda kalabilmek için faşist rejime statü kazandırmaya ihtiyaçları var. Dolayısıyla bunu yapabilmek için DEM Parti başta olmak üzere halkın iradesini temsil eden siyasi organlara, demokrasi güçlerine bir operasyon ve kriminalize etme çabası içerisindeler” dedi.
AKP iktidarı 2016 ve 2019 yıllarında DBP ve HDP’nin kazanmış olduğu 153 belediyeye kayyım atayarak milyonlarca yurttaşın iradesine el koydu. Kayyım geleneğini 2024’te de sürdüren AKP, 31 Mart 2024 seçimlerinden sonra ilk olarak DEM Parti’nin kazandığı Van Belediyesi’ne kayyım atama girişiminde bulundu. Halkın iradesine sahip çıkmasıyla geri adım atılsa da Hakkari, Mardin, Batman, Halfeti belediyelerine ve kent uzlaşısıyla kazanılan Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atandı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, DEM Parti’nin kazandığı ve kent uzlaşısının olduğu belediyelere peş peşe kayyım atanmasına, sistematikleşen kayyım politikalarının kadınların kazanımları üzerindeki etkilerine ve mücadele yollarına ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.
Perihan Koca, son seçimlerde kayyımın alt yapısının taşımalı seçmen hileleriyle başladığına işaret etti. Halkın yapmış olduğu ittifakın, yan yanalığın kriminalize edilmeye çalışıldığını ifade eden Koca, “Halkın birlikte yaşama umudu dimanitleniyor. Çözüm süreci masasının devrilmesinden itibaren bu ülke bir bombalar cumhuriyetine dönüştürüldü ve bunu da ardı ardına gelen kayyımlarla, OHAL kararlarıyla yaptılar. Şu anda bir OHAL ilanı olmamasına rağmen ülke kayyım rejimiyle yönetilmekte. Kayyımın tutmadığını, toplum nezdinde yok hükmünde olduğunu, siyaseti herhangi bir yere taşımadığını defalarca deneyimledik. Kayyım sandıkta da sokaklarda da boşa düşürüldü. Ancak koltuklarında oturmak için zor gücünden başka ellerinde hiçbir aygıtın bulunmadığı bir siyasi iktidar gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu nedenle devletin bütün olanaklarını olumsuz yönde halka boca eden, devlet şiddetiyle ayakta kalmaya çalışan, benim Kürdüm senin Kürdün ayrıştırmasıyla ülkeyi yönetilebilir kılmaya çalışan bir iktidar var. İktidarda kalabilmek için faşist rejime statü kazandırmaya ihtiyaçları var. Dolayısıyla bunu yapabilmek için DEM Parti başta olmak üzere halkın iradesini temsil eden siyasi organlara, demokrasi güçlerine bir operasyon ve kriminalize etme çabası içerisindeler” dedi.
Türkiye’nin içinde bulunduğu çoklu krizler sarmalında iktidarın operasyonel hamleleri ve milliyetçiliği pompalamasıyla diğer ana gündemlerin konuşulmamasını sağladığını kaydeden Koca, “2025 bütçesinde biz bir kez daha aslında emekçinin, halkın, kadının, çocuğun, gencin, toplumsal kesimlerin olmadığını gördük. Geçinmeme sorunu konuşulamaz durumda. Bunun yanında bir de siyasi ve toplumsal çürümüşlük gerçekliği de var. Geçtiğimiz hafta yeni doğan bebek çetesini duyduk. Kadın cinayetlerindeki artış, güvencesizlik gerçekliği içerisinde yaşar durumdayız ama memleketin ana gündemleri iktidarın bu operasyonel hamleleri ile teröre hikayeleri ile konuşulamaz duruma geliyor” diye konuştu.
“TOPLUMU BİLİNÇLİ FELÇ EDEREK İLERLEMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Devlet Bahçeli’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın mecliste konuşma yapmasına ve umut hakkından yararlanmasına dair sözlerini değerlendiren Koca, “Bir kutuplaşma ikliminin içerisinde, kent uzlaşısının darbelendiği, kriminalize edildiği bir iklimin içerisinde kayyım politikalarının devamının geleceğinin söylendiği bir iklimin içerisinde çok da samimi bir barış söylemi değil bu. Barış, tecritin kaldırıldığı, başta İmralı olmak üzere muhataplarıyla konuşulduğu, halkın iradesinin özne olduğu bir sürecin içerisinde konuşulur. Bunun somut adımları olur. Toplumu travmatize ederek, toplumu bilinçli felç ederek ilerlemeye çalışıyorlar. Şu anda da katotik denklemin içerisinde belli propaganda biçimleriyle yol almaya çalışıyorlar” dedi.
Perihan Koca, Cumhur İttifakı’nın barış meselesinde samimi olmadığını da belirterek, “Suyu bulandırarak yol almaya çalıştıkları bir durum var. Barışa dair ufacık da olsa bir aralık varsa orada olmak gibi bir sorumluluğumuz var halklara karşı. Ancak barış, toplumsal iklimi bombalayarak, halkın iradesini darbeleyerek konuşuluyorsa burada bir durup düşünmek lazım. Kayyım uygulamalarının devam edildiği bir ortamda barış söylemleri samimi değildir. Çünkü barış somut adımlarla ilerler” sözlerini kullandı.
“KAYYIM BİR ERKEKLİK REJİMİDİR”
Perihan Koca, kayyım uygulamalarına kadın perspektifinden de değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Belediyeler kadınların yaşamsal mevzileri ve kayyımın öncelikli olarak kadınların kazanılmış haklarını gasp ettiğini, darbelediğini gördük. 31 Mart seçimlerinde AKP’nin Batman’da HÜDA-PAR ile yaptığı erkeklik ittifakı kadınlar açısından karanlık bir ortaklıktı. Domuz bağıyla kadınları öldürmüş olan geleneğin izdüşümü olan bir siyasi partiyi Meclis’e taşıyanlar, yerel yönetimler sürecinde de bunun ittifakını yaptılar ve özel olarak onları devlet eliyle beslediler. Batman’da da bu erkeklik ittifakının yönelimini görüyoruz. Bu anlamıyla Batman‘daki kayyımın kadınlar açısından dehşet verici olması gerekiyor. Kayyımın bir hırsızlık, bir işgal, bir gasp olduğu kadar erkek egemenliğini tahkimi açısından da yerelde bunu ittiren güç odağı. Dolayısıyla Batman’la başlamış olması kadınların iradesine, kadınların geleceğine, nasıl bir yol çizmek istediklerini çok net bir şekilde gösteriyor. Bunlar gerçek anlamda faşist süreci inşa ederken genel yönetimlerde vaat ettikleri o erkeklik görüntüsünü bir iktidar ve rejim sürecine dönüştürmek istiyorlar. 14 Mayıs seçimlerinde bir seçim ittifak deklarasyonu yayınladıklarında 6284’e nafaka hakkına, boşanmaya savaş ilanı açan domuz bağcılara, Hizbullah’a, devletin kontra güçlerine karşı kazanmış olan bir kadın iradesine karşı güç gösterisi olarak yapıyorlar. Bu anlamda Batman özel bir yer ve oradaki kadın ittifakının daha güçlenmesi oldukça önemli.”
“İKTİDARIN KARŞISINA HALKÇI BİR MUHALEFET KURULMASI GEREKİYOR”
Tüm bu hukuksuzluk ve saldırılar karşısında halkın üzerine düşeni yaptığının, büyük bir direniş gösterdiğinin altını çizen Koca, “İktidarın karşısında alternatif halkçı bir muhalefet kurulması gerekiyor. Haklılığımızı örgütlü bir güce dönüştürebiliriz. Onurlu bir yaşam için umutsuzluğa düşme lüksümüz yok. Bu sebeple umut etmek istiyorsak umudun örgütlülüğünü de yaratmamız gerekiyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.
PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile DEM Parti İl Örgütü belediyelere atanan kayyımları protesto etmek için sokağa çıktı. Burada yapılan konuşmalarda özellikle Kürt halkının iradesine yönelik sistematik bir gasp politikasının izlendiğine dikkat çekilerek, kayyımlara karşı direniş ve mücadele çağrısı yapıldı.
Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Halfeti ve Batman Belediyelerine kayyım atanmasına karşı Mersin’de eylem yapıldı. Emek ve Demokrasi Platformu ile DEM Parti İl Örgütünün Özgür Çocuk Parkında ortaklaşa yaptığı eyleme DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ve Ali Bozan, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız, CHP İl Başkanı Koral Ömür ve parti teşkilatı ile ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Kürtçe ve Türkçe “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız”, “Seçimle gelen seçimle gider, irademe dokunma” yazılı pankartların açıldığı eylemde “Kayyum gidecek biz kalacağız”, “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı.
“KAYYUM, SİYASİ TÜKENMİŞLİĞİN GÖSTERGESİDİR”
Söze ilk olarak başlayan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Reşat Aşan, AKP’nin 2016 yılından bu yana darbe mağduriyeti yaptığını ancak gelinen noktada kendisinin darbe mekanizmasına dönüştüğünü ifade etti. AKP-MHP iktidarına seslenen Aşan, “Ne 1990’lı yıllarda faili meçhullerle Kürtleri yok edebildiniz ne bugün kayyum darbesi ile yok edeceksiniz. Bu alçaklığın karşısında tek bir geri adam alçak olsun” dedi.
Ardından basın açıklamasını okuyan DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, “Bu darbenin 4 Kasım 2016’da Kürt halkının iradesine yönelik yapılan meclis darbesinin yıldönümünde gerçekleşmiş olması manidardır. Bu saldırılar halk iradesine karşı yapılmış açık bir darbedir. Daha önceki kayyum darbeleri halk tarafından reddedilmiş, kayyum pratiği seçimlerde büyük bir yenilgiye uğramış ve halk kendi iradesini partisinden yana kullanmıştır. Her seçimde yenilgiye uğrayan kayyum darbesinde ısrar etmek siyasi tükenmişliğin göstergesidir” ifadelerini kullandı.
Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay ise, anti demokratik uygulamalarla haklarının gasp edilmesine alışmayacaklarının altını çizerek şu sözleri sarfetti:
“Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Belediye Başkanları derhal görevine iade edilmelidir.”
DİRENİŞ ÇAĞRISI YAPILDI
Halkın iradesinin gaspına karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Nuriye Arslan, “Kayyum politikası buradaki birlik ve beraberliği dağıtmak içindir. Sadece kazanan belediye eş başkanlarına değil, halkın iradesine yapılmış bir gasptır. Tek bir adım dahi geri adım atmayacağız” diye konuştu.
Hoşyar Sarıyıldız da, “Orada binlerce insanın iradesi gasp edildi. Kürt, Türk, Sünni, Alevi, Arap, Roman, Hristiyan temsil ediliyordu. Gasp bu birlikteliğeydi” dedi.
Perihan Koca, kayyımın erkek egemen bir politika olduğunu belirterek, “Batman’da özel olarak kadınların iradesiyle seçilen, yüzde 65’lik bir oy oranıyla seçilen, domuz bağcılara rağmen seçilen Gülistan Sönük’ün iradesi olduğumuz için jin jiyan azadi diyerek direnişi kuşanacağız” diye kaydetti.
Son olarak konuşan 2016 yılında Akdeniz Belediyesi Eş başkanı iken tutuklanan ve yerine kayyım atanan Yüksel Mutlu, Kürtlerin iradesinin yıllardır gasp edildiğine dikkat çekerek, sokakları direniş alanlarına çevirme çağrısı yaptı.
Konuşmaların ardından kitle, bir süre oturma eylemi yaptı.
PİRHA- CHP Mersin İl Başkanlığı, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye kayyım atanmasına karşı eylem yaptı. Eylemde yapılan açıklamada, “Esenyurtluların oyuyla seçilen belediye başkanımızı hedef alarak, halkın iradesini yok sayan bu kararı kendi çıkarlarına göre, hukuk dışı süreçler işletmesini asla kabul etmiyoruz” denildi.
CHP Mersin İl Başkanlığı, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye kayyım atanmasını protesto etmek için Özgür Çocuk Parkında eylem yaptı. Eyleme DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“AKP TÜM ÜLKEYE KAYYIM ATADI”
İlk olarak söz alan Perihan Koca, AKP hükümetinin iktidarda kalabilmek adına halkın iradesini bir kez daha hiçe saydığını belirtti. Koca, “Dün gece kent uzlaşısıyla seçilmiş olan, halkın iradesiyle seçilmiş olan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer önce gözaltına alındı, sonra tutuklandı, hemen ardından da yandaş medya aracılığıyla kayyımın atandığını gördük. Bizler DEM Parti olarak, devrimciler olarak, kadın örgütleri olarak kayyım politikasını yakından tanırız. 10 yılı aşkındır faşizmi inşa edebilmek adına ülkenin dört bir yanına kayyım atadılar. Sadece belediyelere değil, meslek odalarına değil bu ülkeye kayyım atadılar ama onlarda şunu çok iyi bilirler ki kayyımın karşısında diz çökmemiş bir halk var karşılarında. Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” dedi.
“İRADE GASPINI KABUL ETMİYORUZ”
Ardından basın metnini okuyan CHP İl Başkanı Koral Ömür, “Esenyurt Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Özer’in, hukuki bir gerekçe olmaksızın tutuklanması, ülkemizde demokrasinin, halk iradesinin ve hukuk düzeninin, iktidar eliyle bir kez daha çiğnenmesi anlamına gelmektedir. Esenyurtluların oyuyla seçilen belediye başkanımızı hedef alarak, halkın iradesini yok sayan bu kararı ve siyasi iktidarın yargıyı istediği gibi kullanarak, kendi çıkarlarına göre, hukuk dışı süreçler işletmesini asla kabul etmiyoruz” diye konuştu.
“HUKUKSUZLUK SON BULANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
Kapalı kapılar ardında, toplumsal birlik ve bütünlüğe siyasi operasyonlarla müdahale etmek isteyenlere karşı, sessiz kalmayacaklarını ifade eden Ömür, şunları söyledi:
“Hiçbir hukuki gerekçe olmamasına rağmen, ilhamı geçmişten alınan şafak operasyonları yapılması, iktidar medyasında dezenformasyon kampanyasına girişilmesi, kurulan bu kumpasın “ne istediniz de vermedik’ denilen zamanlardan kalma yöntemlerle, iş yapma alışkanlığının devamı olduğunu gözler önüne sermektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, her türlü baskıya ve hukuksuzluğa karşı, halkımızın iradesini savunmaya, demokrasiyi korumaya kararlıyız.
Halkın iradesini çiğneyen siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz: Bu ülkenin seçilmişlerine karşı yürüttüğünüz hukuk dışı operasyonlar, vatandaşlarımızın cumhuriyete ve demokrasiye olan bağlılığına gölge düşüremeyecektir.
Bu hukuksuzluk sona erene kadar, halk iradesini korumak için meydanlarda, yargı önünde ve tüm demokratik platformlarda sesimizi
büyüteceğiz.”
PİRHA-DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, depremzede kadınların sağlık ve güvenlik gibi konularda yaşadıkları sorunların araştırılması için Meclis Başkanlığı’na bir araştırma önergesi sundu.
Araştırma önergesinde; depremzede halkın sağlıklı barınma hakkının sağlanamaması, sağlık hizmetlerinin kısıtlı olması ve önemli oranda aksaması, eğitim faaliyetinin gerçekleşeceği eğitim ortamının bir türlü sağlanmaması, ulaşım sorunu, altyapı sorunu, temiz ve içilebilir suya erişememe gibi sorunlar yaşadığı belirtilirken kadınların toplumdaki yerleşik toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle bu sorunları daha derinden ve daha şiddetli yaşadıkları vurgulandı.
Araştırma önergesinin gerekçe metninde ise kadınların yaşadıkları sorunlara değinilirken şu ifadelere yer verildi:
“Depremzede kadınların yaşadıkları sağlık sorunları çeşitlilik arz etmektedir. Sağlık örgütlerinin bölgedeki sorunlara dikkat çeken raporlarına göre deprem bölgesinde temel halk sağlığı açısından önleyici ve koruyu hizmetler vermenin yanı sıra birinci basamak sağlık hizmetleri sunan Aile Sağlığı Merkezleri sayısı oldukça yetersizdir. Bu durum gerek kadın sağlığı açısından gerek anne sağlığı açısından ciddi boşluklar yaratmaktadır. Kadınların geneli açısından üreme sağlığı, doğum kontrol, sağlık tarama testleri gibi temel sağlık ihtiyaçları aksarken, anne ve anne adayı kadınlar açısından aşı, gebe izlem, çocuk izlem, bebek izlem, kronik hastalık takipleri aksamaktadır. Toplumsal sağlık göstergesi olan bebek ölüm hızı deprem bölgesinde ülke ortalamasının üzerindedir.
Depremzede kadınların yaşadıkları sorunlardan bir diğeri güvenlik sorunudur. Bölgede şiddet vakalarının yanı sıra istismar ve taciz vakalarının artışı da kadınların yaşamlarını son derece olumsuz etkilemektedir. Deprem bölgesinde yeterli kadın sığınma evi olmadığı gibi sokakların güvenli olmayışı da kadınların yaşadıkları önemli sorunlardan bir tanesidir.”
PİRHA- Mersin’in Karaduvar Mahallesi’nde bulunan petrol tesisinin sızıntı yaparak çevreyi kirlettiği yönündeki soru önergesine cevap veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, herhangi bir sızma ve kaçırmanın olmadığını ileri sürdü. DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bakan Bey gelsin, tesisi yerinde görsün. Sızma, koku, patlama tehdidi var mı yok mu” diyerek tepki gösterdi.
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca’nın mart ayında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Akdeniz ilçesi Karaduvar Mahallesi’ndeki petrol ikmal hatlarının yarattığı çevre tahribatı ile ilgili soru önergesine aylar sonra cevap geldi.
Bakanlık cevabında Karaduvar’daki OPET Petrolcülük A.Ş.’ye ait petrol ikmal ve dolum tesislerinin 28 Mart 2024 tarihinde denetlendiği, herhangi bir koku ve sızıntıya rastlanmadığı ifade edildi.
Bakanlık, tesisin boru hattı için yetkili mühendislik firması tarafından düzenlenmiş 14.06.2023 tarihli Boru Hattı Hidrostatik Test Raporu’nun olduğu ve söz konusu raporun sonuç bölümünde herhangi bir sızma ve kaçırmanın gözlemlenmediğinin rapora yansıdığı iddia edildi.
Aynı açıklamada söz konusu tesisin 2028 yılına kadar çalışacağı ifade edildi.
Bakanlığın cevabı ile ilgili konuşan Milletvekili Perihan Koca, bakanlığın halkla dalga geçtiğini ve şirketlerden yana açık tavır geliştirdiğini söyledi.
Perihan Koca, “Bakan Bey buyursun gelsin, tesisi yerinde görsün. Sızma, koku, patlama tehdidi var mı yok mu, gelsin kendisi görsün bakalım. Karaduvar halkı yıkıma terk ediliyor” dedi.
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘nafaka haram’ fetvasını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a sorarak, “Kadınların kazanılmış haklarının ellerinden alınması için gizli bir protokol mü yapılmıştır” dedi.
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca son yıllarda sürekli tartışma konusu haline getirilen kadınların nafaka hakkına yönelik Diyanet fetvasını gündeme taşıdı. Diyanet’in, alo fetva hattına gelen kadınların nafaka alma süresi ile ilgili soruya verdiği yanıt tartışma yarattı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı fetva hattında “boşanmış kadının 90 gün, eşi ölmüş olan kadının ise 130 günü aşan miktarda nafaka ödemesini almasının haram” olduğu fetvasını meclis gündemine taşıyan Perihan Koca, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a şu soruları yöneltti:
“Diyanet İşleri Başkanlığı’nın nafaka ile ilgili görüş beyan edip yurttaşları yanlış ve hukuk dışı şekilde yönlendirmesi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetki alanını aşması anlamına gelmiyor mu?
Nafaka hakkının Medeni Kanun ile belirlendiği ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konuda fikir beyan etmesi ve kadınların kazanılmış nafaka hakkına saldırması karşısında bakanlığınızın hukuksal bir girişimi var mıdır?
Uzun bir süredir ailenin korunması adı altında hem DİB hem de bakanlığınızca kadınları hedef alan söylem ve politikalardaki ortaklık göz önüne alındığında Diyanet İşleri Başkanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında kadınların kazanılmış haklarının ellerinden alınması için gizli bir protokol mü yapılmıştır? Böyle bir anlaşma varsa bunu kamuoyuna açıklamayı düşünüyor musunuz?”
PİRHA-Hayvanseverler, Katliam Yasası’nın iptali için Ankara’da yürüyüş düzenledi. Yapılan açıklamada, “Şimdi dosya Anayasa Mahkemesi’nin önünde, mahkeme bu yasayı derhal iptal etmelidir. Akmakta olan ve akıtılacak kanın sorumluluğuna hükümet ve meclisle beraber ortak olunmamalıdır. Tarihe utançla geçecek bu yasa derhal durdurulmalıdır” denildi.
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Hayvan, Yaşam, Özgürlük İnisiyatifi, Sokaktayım Yanındayım İnisiyatifi, KESK ve bir çok kurum tarafından ‘Katliam Yasasını Tanımıyoruz’ şiarı ile Ankara Kolej Metro’da buluşma gerçekleştirilip Sakarya Caddesine yürüdü. Basın açıklamasını Burcu Erbil okudu.
Bir katliamın meclisin önüne getirileceğinin zikredilmesinden bu yana 129 gün geçtiğini belirten Erbil, “Söylemesi kolay ama sindirmesi kolay değil. Türkiye’yi yöneten AKP-MHP bloğu, 129 gün önce sokakta yaşayan hayvanları katletmeye dönük yasa tasarısını meclisin gündemine getireceğini söyledi. O günden beri sokaktayız, dostlarımızın yanındayız.
Yasayı hızla komisyona taşıdılar, yaşam hakkı savunucularından kaçırarak, yasa aleyhine konuşma yapan vekil ve uzmanların sözlerini keserek komisyondan geçirdikleri yasayı, yine yangından mal kaçırır gibi meclise taşıdılar ve yasalaştırdılar” dedi.
“KİMİN YAŞAYIP KİMİN YAŞAMAYACAĞINA KARAR VERME HAKKINI KENDİNİZDE NASIL BULUYORSUNUZ?”
Türkiye’de hayvan katliamları bu yasayla başlamadığını vurgulayan Burcu Erbil şunları söyledi:
20 yıldır yürürlükte olan 5199 sayılı yasa çoğu belediye tarafından uygulanmadı! Yasanın 6. maddesinde yerel yönetimlere kısırlaştırma, aşılama ve yerinde yaşatma sorumluluğu veren, öldürmeyi değil yaşatmayı amaçlayan bu yasa 20 yıldır uygulanmadı! Görevini yerine getirmeyen belediyelere ses çıkartılmadığı gibi, toplanan, öldürülen, hapsedilen hayvanlar da görmezden gelindi. Yetmedi, hayvanlara dönük nefret cinayetleri işleyen failleri cezasızlıkla ödüllendirdiler. Tıpkı kadınları, LGBTİ+’ları öldüren erkekleri, işçileri ‘iş kazası’ adı altında katleden patronları, çocukları öldüren kurumları, yetkilileri, bütün bir ilişkiler ağını cezasızlıkla ödüllendirdikleri gibi.
Önce İstanbul Sözleşmesi’ni bir gece kararnamesi ile iptal ettiler, şimdiyse hayvanları öldürmeyi yasalaştırdılar. Sürmekte olan katliamları önce sümenaltı edip sonra da yasal zemine kavuşturmak otoriter rejimlerin 100 yılı aşkındır başvurdukları bir yöntem. Kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına karar verme hakkını kendinizde nasıl buluyorsunuz? Siz öldürmeyi isterken bizler tüm canlılar için en temel hak olan yaşam hakkı için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz!”
“TARİHE UTANÇLA GEÇECEK BU YASA DERHAL DURDURULMALIDIR”
“Sokakta yaşayan hayvanları katletmek istemelerinin sebebi bu toplumu her alanda disiplin altına almak istemeleridir” diyen Erbil şunları ekledi:
“Türkiye toplumu şu anda tarihinin en büyük yoksullaşmasını yaşıyor. Maaşlar henüz hesaba yatmadan erimiş oluyor, barınamıyoruz, geçinemiyoruz. Biz yoksullaşıyoruz, patronlar ise zenginleşiyor. Biz barınamıyoruz ama müteahhitler kalkınıyor. Tam da bu yüzden AKP-MHP bloku artık bu ülkeyi yönetemiyor!
Şimdi dosya Anayasa Mahkemesi’nin önünde, mahkeme bu yasayı derhal iptal etmelidir. Akmakta olan ve akıtılacak kanın sorumluluğuna hükümet ve meclisle beraber ortak olunmamalıdır. Tarihe utançla geçecek bu yasa derhal durdurulmalıdır.
Hükümet, bugün pek çok şehirde yükselen bu sesi duymazdan gelemez! Bugün yaşamı savunmak için, köpeklerin toplama kamplarında yaşamaya ve ölmeye zorlanmasına karşı sesimizi yükseltmek için, köpeklere karşı yükseltilmeye çalışılan nefret politikalarına dur demek için bu meydanda buluştuk. 129 gündür direnişteyiz! Katliam yasası geri çekilinceye kadar burada ve birçok meydanda, sokakta, kamusal alanda sokaktayım yanındayım demeye devam edeceğiz.”
“YAŞAM İTTİFAKI KURMAK ZORUNDAYIZ”
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Türkiye’nin diğer şehirlerindeki eylemlere selam yollayarak, “Bugün buraya bir milletvekili olarak gelmedim. Komisyonda mücadele ettik ama vekillerin yer halkın yanıdır. Burada bir mücadele çağrısında bulunmak istiyorum. Karşınızda bir ölüm ittifakı var ve biz bu ölüm ittifakı karşısında bir yaşam ittifakı kurmak zorundayız. Başta yerel yönetimler olmak üzere ben buradaki herkese yaşam ittifakını kurma çağrısında bulunuyorum” dedi.
“YALANLARLA HALKI KANDIRIP KUDUZ İLE KORKUTMAYA ÇALIŞTILAR”
Veteriner Hekim Elif Türker, yasa süreci boyunca yetkililere bilimsel gerçekleri anlatmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:
“Dünyanın neresine giderseniz gidin kuduzun aşılarla önlenebilecek bir hastalık olduğunu bilirsiniz. Görevlerini yerine getirmeyenler yalanlarla halkı kandırıp kuduz ile korkutmaya çalıştılar. Dünyanın neresine giderseniz gidin sokaktaki hayvanların popülasyonun kontrol altına alınmasının tek bir yolu vardır; Yakalayıp kısırlaştırıp yerinde yaşatmak” diyerek dünyadan örnekler verdi. Türker, hayvan hakkı savunucularına çağrı yaparak ortak mücadele çağrısında bulundu.
“BU DOSYALARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi adına konuşan Tuğba Gürsoy, kolluk güçlerinin ve yandaş medyanın eylem etkinlikler yapmalarını engellediğini söyledi. Gürsoy, yasanın 60’ıncı gününde 600’den fazla hayvan öldüğünü belirterek kolluk güçlerine yasaların uygulanması çağrısında bulunarak protestonun anayasal hakları olduğunu ifade etti. Gürsoy, “AKP-MHP’li vekillerin imzalarıyla bütün Türkiye’de hayvanlar ölüyor öldürülüyor” diyerek Niğde’de yaşanan hayvan katliamına karşı Niğde Valiliğinin soruşturma izni vermediğini söyledi. Gürsoy, “Bu dosyaların peşini bırakmayacağız. Ne sokakları bırakacağız ne Meclis açıldıktan sonra Meclis’i bırakacağız” diye ekledi.
“SOKAK HAYVANLARININ YAŞAM HAKLARI VAR”
Hukukçu Dayanışması Avukat Doğan Erkan ise kurumlar adına tutum belgesini okudu. Erkan, konuşmasında şu maddeleri sıraladı:
-Sokak hayvanlarının yaşam hakları olduğunu, kendi haklarının öznesi olduklarını,
-Anayasanın koruma altına aldığı çevre hakkının sokak hayvanlarını da kapsadığının tartışmasız olduğunu, çevre hakkını korumanın devletin ve vatandaşların ödevi olduğunu,
-Devletin bu ödevinden vazgeçemeyeceğini, ancak vazgeçmesi halinde vatandaşların ödevinin sürmeye devam edeceğini,
-Hiçbir sosyal devletin yaşam hakkı ve yaşatma göreviyle çelişen düzenleme ihdas edemeyeceğini, ederse bu düzenlemenin hukuksal olmayacağını,
-Yaşam hakkına, uluslararası normlara ve anayasaya aykırı düzenleme ve uygulamalara karşı tüm yurttaşların direnme hakkı olduğunu,
-Yerel yönetimlerin, merkezi iktidardan gelecek bu dizgeye aykırı emir ve talimatları reddetme hak ve görevleri olduğunu, en üst norm ve görevlerinin yaşatmak olduğunu,
-Hayvanların yaşam ve sağlık hakkını gözeten hiçbir yerel görevli, hekim ya da yurttaşın adli-idari-cezai soruşturmaya tabi tutulamayacağını,
-5996 sayılı Yasa uyarınca hayvanlar için sağlık önlemleri ve tedavileri noktasında alınacak tedbir ve uygulamalara karar verme kamusal yetkisinin münhasıran Veteriner Hekimlere ait olduğunu,
-Veteriner Hekimlerin bağımsız deontolojik yetkisinin üstünde hiçbir otorite olmadığını, veteriner hekimlere yaşam hakkına ve yaşatma görevine aykırı hiçbir emir ve talimat verilemeyeceğini, hukuka aykırı bir emir ve talimata karşı direnmenin hak olduğunu,
-Tüm otoritelerin ve yurttaşların yaşatma ödevinin sokak hayvanlarına dönük bilimsel sonucunun kısırlaştırmak, aşılatmak ve yerinde yaşatmak olduğunu vurgularız.
Eyleme, Can Irmak Özinanır ve Murat Cangökçe şarkıları ile eşlik etti. Eylem, şarkılar ve sloganlar ile sona erdi.
PİRHA- Mersin Çevre Platformu ve Abdullah Şahutoğlu Çevre İnsiyatifi, Akdeniz ilçesindeki mahallelerde hava kirliliğine sebep olan tesislerin kapatılmasını talep ederek, bu tesisler haklarında suç duyurusunda bulundu.
Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Abdullah Şahutoğlu, Kazanlı, Karaduvar, Karacailyas mahallelerindeki sanayi tesislerinde yapılan üretimin sonucunda oluşan hava, su ve toprak kirliliğine karşı Mersin Çevre Platformu ile Abdullah Şahutoğlu Çevre İnsiyatifi; Başhan, Arbel, Narin, Çimko Beton Santrali ve Baltular Plastik şirketleri hakkında suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusundan önce Mersin Adliye binası önünde basın açıklaması ve eylem yapıldı. “Mahallemizde havamızı kirleten işletmeler istemiyoruz” pankartının açıldığı eyleme platform üyelerinin yanı sıra DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ve Ali Bozan katıldı.
YETKİLİLERE ÇAĞRI: TESİSLERİ KAPATIN
Platform adına açıklama yapan Avukat Semra Kabasakal, “Abdullah Şahutoğlu Mahallesi’nde çalışan fabrikalar gece gündüz çok yoğun kömür yakıyor. Mahalleli kömür isinden, kömür kokusundan yaz boyu cam açamadı. Hava kirliliğine bağlı mahallede hastalıklar başladı. Bugün insan ve çevre sağlığının bozulmasına neden olan kirletici işletmeler hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz” dedi.
Başta Abdullah Şahutoğlu mahallesi olmak üzere, Akdeniz İlçesindeki hava, su ve toprak kirliliğini oluşturan bütün tesislerin temiz üretim yapmaları ve gerekli önlemlerin alınması için yetkililere çağrı yapan Kabasakal, temiz üretim yapmayan tesislerin kapatılmasını talep etti.
DEM Parti milletvekilleri olarak mahalle sakinleriyle birlikte detaylı toplantı yapacaklarını duyuran Perihan Koca da sürecin takipçisi olacaklarını dile getirdi.