Etiket: Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

  • Ankara’da ’33 Can 33 Yıl’ şiarıyla anma programı yapıldı

    Ankara’da ’33 Can 33 Yıl’ şiarıyla anma programı yapıldı

    PİRHA – Ankara’da Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında ’33 Can 33 Yıl’ şiarıyla anma programı düzenlendi. Programda 33 yıldır süren adalet mücadelesi anlatıldı. 

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında ’33 Can 33 Yıl’ şiarıyla başlatılan anma etkinlikleri kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şubesi ve Çorum Sungurlu Çiçeklikeller Kültür ve Dayanışma Derneği anma program gerçekleştirdi.

    Açılış konuşmasıyla başlayan programda, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Etkinlikte ayrıca 18 Mayıs 1973’te katledilen İbrahim Kaypakkaya anıldı.

    Program kapsamında açılan ’33 Can’ fotoğraf sergisi, katliamın toplumsal bellekteki yerini yeniden görünür kılarken, deyişler ve semahlarla sürdürülen etkinlikte, Alevi inancının kültürel ve tarihsel hafızasına vurgu yapıldı.

    ‘Adalet Kürsüsü’ bölümünde 10 Ekim Platformu temsilcisi Can Ateş, Madımak’ta katledilen Murat Gündüz’ün kardeşi Birsen Gündüz, 33 yıldır süren adalet mücadelesini anlattı.

    Etkinlikte tanıklıklarını paylaşan Haydar Ünal, Gülay Şahin ve Mehmet Özer’in anlatımları sırasında duygusal anlar yaşandı. Katliamın tanıkları, yaşananların unutulmaması ve yeni kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade etti.

    Şiir dinletileriyle devam eden programda, toplumsal eşitlik, laiklik, demokrasi ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıktı. Katliamın 33. yılında ‘Unutmadık, affetmedik, vazgeçmeyeceğiz’ mesajı verildi.

    HABER MERKEZİ

  • Alevi kurumlarından Milli Eğitim Bakanlığı’na “Ramazan Ayı Genelgesi” tepkisi!

    Alevi kurumlarından Milli Eğitim Bakanlığı’na “Ramazan Ayı Genelgesi” tepkisi!

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın 11 Şubat’ta valiliklere gönderdiği ve okul öncesi, ilkokul, ortaokul öğrencilerinin katılması istendiği “Ramazan Ayı Genelgesi”ne tepki gösteren Alevi kurumları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda açıkça ifade edilen laikliğin sadece kağıt üstünde yazılan bir ilke olarak kaldığının ve uygulamada hiçbir karşılığının olmadığının bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak, “Laik, bilimsel, kamusal ve eşit yurttaşlık temelli eğitim hakkımızdan, asla vazgeçmeyeceğiz, susmayacağız, kabul etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 11 Şubat’ta valiliklere gönderdiği ve okul öncesi, ilkokul, ortaokul öğrencilerinin katılması istendiği “Ramazan Ayı Genelgesi”ne tepki gösterdi.

    Gönderilen genelgenin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda açıkça ifade edilen laiklikliğin sadece kağıt üstünde yazılan bir ilke olarak kaldığının ve uygulamada hiçbir karşılığının olmadığının bir kez daha gösterdiği vurgulanan açıklamada, “Çünkü genelge açık bir biçimde, laikliğe aykırıdır ve aynı zamanda da mevcut yazılı ve evrensel hukuka göre de, Anayasa suçudur” denildi.

    “DEVLETİN GÖREVİ, TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNE EŞİT MESAFEDE DURMAK”

    Genelgenin, pedagojik bir düzenleme değil; kamusal eğitimi siyasal iktidarın dini-ideolojik anlayışı doğrultusunda biçimlendirmeyi amaçlayan bilinçli ve planlı bir müdahale olduğunu dile getiren Alevi kurumları, açıklamanın devamında şunları belirtti:

    “Bu uygulama, başta Alevi çocukları olmak üzere; farklı inanç gruplarını, inançsızları ve tüm çoğul toplumsal yapıyı yok sayan, tekçi ve Sünni-İslam merkezli bir anlayışın devlet eliyle dayatılmasıdır. Bu bir eğitim politikası değil; açık bir asimilasyon ve kimlik silme girişimidir.

    “Okullarda Ramazan şenlikleri, iftar programları, ortak iftar sofraları, davul çalma, topluca camilere gitme, okulları Ramazan ayına uygun bir biçimde süsleme” gibi faaliyetleri içeren bu genelge, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı müfredata dayandırılmaktadır. Bu da, bizim bu müfredata niçin karşı çıktığımızı daha anlaşılır kılmaktadır.

    Devletin görevi, toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durmak, hiçbir inancı ya da mezhebi diğerine üstün kılmamaktır. Oysa; bu genelge ile; okullar, yani kamusal ve tarafsız olması gereken alanlar, dini referanslarla yeniden düzenlenmekte, çocukların zihinleri belirli bir inanç kalıbına göre şekillendirilmeye çalışılmaktadır.”

    “BU, BİR İNANÇ MESELESİ DEĞİL; HAK, HUKUK VE ÖZGÜRLÜK MESELESİDİR”

    Alevi toplumunun yüzyıllardır inkâr, dışlanma ve asimilasyon politikalarına maruz bırakıldığının altını çizen Alevi kurumları, “Zorunlu din dersleriyle, tekçi müfredatla, Cemevlerinin yok sayılmasıyla ve şimdi de bu tür genelgelerle, çocuklarımız sistematik biçimde kimliklerinden koparılmak istenmektedir. Bugün yapılan şey, geçmişte uygulanan politikaların daha kurumsal ve daha pervasızca devamıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgesi, sadece Alevileri değil, bu ülkede laik ve demokratik bir yaşamı savunan herkesi hedef almaktadır. Bu, bir inanç meselesi değil; hak, hukuk ve özgürlük meselesidir” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZI SİYASAL-DİNİ PROJELERE TESLİM ETMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Kamusal eğitim alanı olmadığına dikkat çekilen açıklamanın devamında, “Dini propaganda alanı değildir. Siyasal iktidarın ideolojik arka bahçesi değildir. Tek bir inancın topluma dayatılacağı bir alan hiç değildir. Biz Alevi kurumları olarak; bu dayatmayı tanımıyoruz, kabul etmiyoruz ve meşru görmüyoruz. Bu genelgenin de, bu genelgeye zemin hazırlayan, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı ile yayınlanan müfredatın da derhal iptal edilmesini istiyoruz. Bu alanda hukuki, toplumsal ve demokratik tüm mücadele yollarını sonuna kadar kullanacağımızı, buradan ilan ediyoruz. Unutulmasın ki; laiklik, bir lütuf değil, toplumsal mücadelelerle kazanılmış bir haktır. Kimsenin bu hakkı gasp etmesine, çocuklarımızı siyasal-dini projelere teslim etmesine izin vermeyeceğiz” denildi.

    “İNANÇ TEMELİNDE AYRIM YAPILMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Alevi kurumlarının ortak açıklamasında, şunlara işaret edildi:

    “* Eğitim politikaları, çoğulcu, eşitlikçi ve bilimsel bir temelde yeniden düzenlenmelidir.

    * Hiçbir çocuk, inancı ya da kimliği nedeniyle baskı altına alınmamalı, dışlanmamalı ve asimile edilmemelidir.

    * Laik, demokratik, bilimsel, eşit, parasız ve anadilinde eğitim, her çocuğun hakkıdır.

    Bu hak, siyasilerin ve hükümetlerin ideolojik emellerine kurban edilemez. Bu ülkenin çocukları arasında, inanç temelinde ayrım yapılmasına asla izin vermeyeceğiz. Laik, bilimsel, kamusal ve eşit yurttaşlık temelli eğitim hakkımızdan, asla vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız ! Kabul etmeyeceğiz ! Boyun eğmeyeceğiz !

    Okullar; bilim yuvası, sanat ve kültür yuvası olmaktan hızla uzaklaşmakta, cemaat ve tarikatların kontrolüne terk edilmektedir. Buna izin vermeyeceğiz ! Karanlığa teslim olmayacağız !”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Maraş Katliamı’nın 47. yılında Çeşme Cemevinde anma-VİDEO

    Maraş Katliamı’nın 47. yılında Çeşme Cemevinde anma-VİDEO

    PİRHA-  Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Cemevi, Maraş Katliamı’nın 47. yılında anma düzenledi. Anmada Alevilere yönelik nefret söylemlerine, ayrımcılığa ve cezasızlık politikalarına son verilerek katliamlarla yüzleşilmesi çağrısında bulunuldu. 

    Maraş Katliamı’nın 47. yılında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Cemevi’nde anma ve panel düzenlendi.

    Anmaya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK üyesi Kenan Yaşatürk, Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Bölge Sorumlusu Kemal Yıldız ve çok sayıda kişi katıldı.

    Anmada Sanatçı Ezgi Su Gül, deyişlerini seslendirdi.

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMEDEN BU TOPRAKLARA BARIŞ GELMEZ”

    Anma öncesinde bir açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şube Başkanı Musa Atasoy, Maraş’ta yaşananların münferit bir olay olmadığı vurgulayarak, katliamın örgütlü, planlı ve inanç temelli bir saldırı olduğu ifade etti.

    Atasoy, “Bizler Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak çok iyi biliyoruz ki; hakikatle yüzleşilmeden, adalet sağlanmadan bu topraklara barış gelmez. Maraş’ı unutmak demek, yeni katliamlara kapı aralamak demektir. Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de yaşananlar bunun en acı göstergesidir” diye konuştu.

    “NEFRET SÖYLEMİNE, AYRIMCILIĞA VE CEZASIZLIK POLİTİKALARINA SON VERİLMELİ”

    Musa Atasoy, Alevilere yönelik ayrımcılık ve cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısını yineleyerek, “Bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz; Aleviler bu ülkenin asli unsurudur. Eşit yurttaşlık istiyoruz. İnancımızın tanınmasını, cemevlerimizin ibadethane statüsüne kavuşmasını istiyoruz. Nefret söylemlerine, ayrımcılığa ve cezasızlık politikalarına son verilmesini istiyoruz. Katledilen canlarımıza sözümüz var. Sizi unutmayacağız. Sizin adınızı meydanlarda, sokaklarda, dillerimizde yaşatacağız. Bu ülke gerçekten demokratik, laik ve adil bir ülke olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

    PANEL DÜZENLENDİ

    Anmadan sonraki panel kısmında ise Araştırmacı-Yazar Naim Gül, Alevilere yönelik katliamlara dair değerlendirmelerde bulundu.

    Selçuklu’dan Osmanlı’ya Alevilere yönelik katliamların planlı bir nefret siyasetinin devamı olduğunu ve bu soykırım politikalarının kendisinden sonraki iktidarlarlara devredildiğini belirten Naim Gül, Aleviliğin toplumsal yaşam önermelerinin iktidarlar açısında bir tehlike olarak görüldüğüne işaret etti.

    Naim Gül sunumunun devamında ise Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarının birbirleri ile bağlantılı olduğuna değinerek, Aleviliğe yönelik soykırım ve asimilasyon politikalarının devam ettiğine vurguda bulundu.

    PİRHA/İZMİR

  • Suriye’deki Alevilere dönük katliam Malatya’da protesto edildi-VİDEO

    Suriye’deki Alevilere dönük katliam Malatya’da protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Dedeyazı ve Ören şubeleri, Suriye’de Alevilere yönelik artan saldırılara karşı yaptıkları ortak açıklamada, “Bu zulme sessiz kalan herkes bu katliamlardan sorumlu olacaktır” dedi.

    PSAKD Malatya Dedeyazı ve Ören şubeleri, son günlerde Lazkiye, Humus, Hama ve Tartus başta olmak üzere Suriye’nin çeşitli bölgelerinde Alevilere yönelik artan saldırılara karşı açıklama yaptı.

    Ortak bildiriyi PSAKD Genel Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Mazlum Köse okudu.

    Köse, Orta Doğu’nun uzun süredir savaş, şiddet ve dış müdahalelerle yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını vurguladı. Köse, özellikle Aleviler ve bölgenin kadim halklarının ağır bedeller ödediğini ifade ederek, “Her savaşta olduğu gibi kadınlar, çocuklar ve dezavantajlı kesimler en büyük acıları yaşadı. Aleviler başta olmak üzere Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler, Hristiyanlar, Dürziler, Araplar, Türkmenler ve daha birçok inanç ve etnik topluluk adeta kıyımdan geçirildi. Liderliğini ‘Katil Colani’ olarak bilinen Ahmet Şara’nın yaptığı HTŞ, hâkim olduğu bölgelerde Alevilere sistematik bir soykırım uygulamaktadır. Dürziler ve Hristiyanlar başta olmak üzere birçok topluluğun mensupları katledilmekte, Alevi yurttaşlara yönelik ev baskınları, mallara el koyma, işkence, tecavüz ve kaçırmalar sürmektedir” dedi.

    “BU ZÜLME SESSİZ KALINMAMALI”

    Alevilere yönelik saldırıların dünya kamuoyunca görmezden gelindiğini vurgulayan Köse şöyle devam etti:

    “Suriye’de Aleviler dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma uğratılmaktadır. Uluslararası terör listesinde yer alan HTŞ ve kırmızı bültenle aranan lideri Colani itibarlı bir aktör haline getirilmeye çalışılmaktadır.”

    “Bugün Suriye’de yaşanan Alevi soykırımının sorumlusu yalnızca HTŞ ve Colani değildir. Bu yapılara destek veren tüm ülkeler ve yönetimler de suç ortağıdır” diyerek sözlerine devam eden, Köse son olarak şunları söyledi: “Bugün Suriye’de Alevilere ve kadim halklara yeni bir Kerbela yaşatılmaktadır. Yezid Yezidliğini sürdürüyor ise Hüseyinler de direnmeye devam edecektir. Zalime diz çökmeyeceğiz. Teslim olmayacağız. Boyun eğmeyeceğiz.”

    PİRHA/MALATYA

     

  • Dersim’de Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki: Derhal kaldırılmalı!-VİDEO

    Dersim’de Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki: Derhal kaldırılmalı!-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şubesi öncülüğünde Tunceli Valiliği’nin Munzur Gözeleri’nde açtığı mescite tepki göstererek basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Munzur’u mescitlerle kuşatmak, dağın özünü duvarla kapatmak gibidir. Açık ve net talebimiz asimilasyona hizmet edecek bu mescidin derhal kaldırılmasıdır” denildi.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye tepkiler göstermek için Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi öncülüğünde mescit önünde açıklama yaptı.

    Açıklama öncesinde Munzur Gözeleri’nde çerağlar uyandırıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu’ndan Pir Ali Ekber Erden, Pir Hasan Doğan ile çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamayı DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan okudu. Açıklamada, ‘Munzur kutsaldır dergâhımızdır, elinizi çekin pankartı açıldı.

    “RIZA KAPISI OLMADAN YAPILAN HER İŞ ZULÜMDÜR”

    Munzur’un Aleviler için yalnızca akan bir su olmadığını belirten Kadriye Doğan, “O, Hak ile canın buluştuğu kadim bir sırdır. Onun gözeleri nice dervişin gülbangı, nice pirin nefesi, nice anaların niyazı ile yoğrulmuş; halkımızın en kutsal mekânıdır. Her damlası lokmadır, her akışı semahtır, her taşı niyazdır. Ancak gönül gözü kör olanlar bu hakikati bilmez. Bugün ise bu kutsal kaynağın kapısına mescit kondurulmuştur. Bizim rızamız olmadan, inancımız gözetilmeden, yolumuza danışılmadan yapılan bu iş; Rêya Heq Alevi inancını yok sayan, bizleri resmi ideolojinin tekçi inanç anlayışına mahkûm etmek isteyen zihniyetin yeni perdesidir. Bu, Şark Islahat Planı’nın güncel bir versiyonudur. Biz biliriz ki, rıza kapısı olmadan yapılan her iş zulümdür” dedi.

    “KUTSALLARIMIZI RIZASIZ EL UZATMAK İNANCIMIZA SALDIRIDIR”

    Kutsallarına rızasız el uzatmanın inançlarına saldırı olduğunu vurgulayan Doğan, “Bu halkın derdi ibadete değil, dayatmayadır. Nüfusunun tamamı Rêya Heq süreğine ikrar vermiş bir yerleşkede, Alevi inancını hukuken tanımayan Türk-İslamcı zihniyetin mescit dayatması; ne kültürel İslamiyete bir hizmettir, ne de samimi bir ihtiyaçtan doğmuştur. Bu, dinci, milliyetçi, cinsiyetçi bir ideolojik tasarımın sonucudur. Uygarlık tarihine baktığımızda akarsular birçok ırmak toplumlar için kutsallık ifade eder. Bu kutsallığın aynı zamanda toplumsal ekoloji ile de ilişkili olduğu biliniyor. Nil Nehri Afrika için ne ifade ediyorsa Ganj Nehri Hindistan için ne ifade ediyorsa Munzur’da Dersim için bu anlam bütünlüğünde eksik değildir” diye belirtti.

    “MUNZUR’A DOKUNMAYIN”

    Munzur’un kimlikleri ve bellekleri olduğunu söyleyen Doğan, “Munzur’u mescitlerle kuşatmak, dağın özünü duvarla kapatmak gibidir. Bilinmelidir ki Munzur Gözeleri, hakikat arayışının zirvesidir. Munzur’un suyu akar; ama biz biliriz ki onun akışı hakikat ve özgürlük yolundan asla sapmaz. Açık ve net talebimiz asimilasyona hizmet edecek bu mescidin derhal kaldırılmasıdır.

    12 Eylül’de köylerimize cami yapıp imam atayan, binlerce Dersimli genci yatılı Kuran kurslarına gönderen, “peyzaj çalışmaları” adı altında kutsal mekânlarımızın otantik yapısını bozan, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı müze yapan resmi akıl, bugün de Munzur’un gözüne mescit yapmaktadır. Bu, “Türk-İslam sentezi” adı altında Alevi inancını eritme, yok etme ve asimile etme çabasıdır. Biz bu oyunu tanırız ve asla kabul etmeyiz. Biliyoruz ki hakikati ve özgürlüğü esas alan Müslüman canlarımız da bu anlayışa rıza göstermeyecektir. Munzur Gözeleri, ezelden bu yana bu yolun niyazgâhıdır. Oraya mescit değil, ancak rızalıkla niyaz olunur.

    Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Munzur’a dokunmayın! Rızasız iş yapmayın! Asimilasyondan vazgeçin! İnancımızın kutsal mekânlarında elinizi, ayağınızı çekin!” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Alevi kurumlarından Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik asimilasyon girişimine tepki

    Alevi kurumlarından Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik asimilasyon girişimine tepki

    PİRHA- Çorum’un Tarhan Köyü’nde yerel seçimlerin ardından göreve gelen muhtarın, köy cemevinin hoparlöründen ezan okutması Alevi kurumlarının tepkisine yol açtı. Alevi örgütleri uygulamayı “asimilasyon girişimi” olarak nitelendirip, “Cemevimize müdahale kabul edilemez” dedi.

    Tarhan Köyü’nde yeni seçilen köy muhtarının cemevinin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlaması yoğun tepkiyle karşılandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Çorum’un Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik uygulamaya karşı ortak açıklama yaptı. Açıklamada, cemevinin hoparlöründen ezan okutulmasının “Alevi inancına açık saldırı” olduğu belirtildi.

    “DEVLET DESTEKLİ ASİMİLASYONUN YEREL YANSIMASI”

    Alevi kurumları, Tarhan Köyü’nde yeni seçilen köy muhtarının cemevinin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlamasını, “basit bir ses yayını” değil, sistematik bir inanç dayatması olarak tanımladı. Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yüzyıllardır Alevi inancı ile varlığını sürdüren Çorum Tarhan Köyünde, son yerel seçimlerle göreve gelen köy muhtarı, cemevimizin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlamıştır. Bu, sadece bir ‘ses yayını’ değil, Alevi inancına ve cemevimizin kutsallığına açık bir saldırı, bilinçli bir asimilasyon girişimidir. Cemevleri bizim ibadethanemizdir. Oradan yayılan ses, bizim deyişimiz, duamız, semahımızdır. Cemevi hoparlöründen ezan okutmak; Alevi inancının mekânını, başka bir inancın ritüeline zorla alet etmektir. Bu, inanç özgürlüğü değil; inanç dayatması ve asimilasyondur.

    Aleviler, yüzyıllardır kendi ibadetini özgürce yaşamak, inancını korumak için bedel ödedi. Biz, başkasının ibadetine ve inancına asla müdahale etmedik. Ama bizim inancımıza, ibadethanemize, kutsallarımıza uzanan hiçbir ele sessiz kalmayız, boyun eğmeyiz. Bu uygulama, tek başına bir muhtarın keyfi kararı değildir. Bu, yıllardır sürdürülen devlet destekli asimilasyon politikalarının yerel yansımasıdır.

    Biz Alevi kurumları olarak açıkça ilan ediyoruz; cemevimize yapılan bu saldırıyı reddediyoruz. Bu karar derhal geri çekilmelidir. Alevi köylerinin inanç mekânlarına yönelik her türlü dayatmaya karşı örgütlü tepkimizi sürdüreceğiz!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’deki Alevi kadın katliamlarına karşı İzmir’de eylem-VİDEO

    Suriye’deki Alevi kadın katliamlarına karşı İzmir’de eylem-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevi kadınlara yönelik katliam ve kaçırılmaya karşı İzmir’de bir araya gelen kadınlar “Alevi kurumları, kadın örgütleri el ele vererek bu karanlığı yırtmalı, bu sesi büyütmelidir’ dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Kadın Meclisi, Mor Dayanışma İzmir, Güzeltepe Kadın Derneği, Meydan Köyü Dayanışma Derneği kadınları Suriye’de devam eden kadın katliamını protesto etmek için Çiğli İlçesi Kasaplar Meydanı’nda bir araya geldi.

    ‘Suriye’deki Alevi kadınlara ses oluyoruz susmuyoruz’ yazılı pankartın taşındığı basın açıklamasında, “Yaşasın kadın dayanışmamız”, “Jin jiyan azadi”, “Katliama karşı kadınlar burada” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına  Fadime Dapaklı, Berfin Tozlu ve Zübeyde Mertoğlu okudu.

    “KİMİLERİ KAYIP KİMİLERİ İSE TOPRAKTA”

    HTŞ’nin Suriye’de iktidarı devralmasından itibaren Alevilere yönelik sistemli kuşatma ve katliamın devam ettiği dile getirilen açıklamada, “İdlib’den Homs’a, Hama’dan Lazkiye’ye uzanan bu karanlıkta, kadınlar, çocuklar, yaşlılar hedef alınıyor. Evler yakılıyor, bedenler parçalanıyor, umutlar kökünden sökülmek isteniyor. Biz kadınlar, en çok da bu ateşin ortasında yanıyoruz ; çünkü direniş bizden sorulur. Susmak bize yakışmaz. Katil örgütler, HTS destekli milisler ve yabancı cihatçılar, bu vahşeti yürütüyor. 7‑9 Mart 2025’te Akdeniz kıyılarında yalnızca üç günde yaklaşık bin beş yüz Alevİ sivil kadınlar, çocuklar, yaşlılar katledildi. Kadınlar yalnızca öldürülmedi; kaçırıldı, işkence gördü, tecavüze uğradı, ailelerinden koparıldı. Kimileri hâlâ kayıp, kimileri ise sessizce öldürülüp toprağa karıştı” denildi.

    EZİDİ KADINLAR HATIRLATILDI

    İŞİD’in 2014–2017 yıllarında gerçekleştirdiği Ezidi soykırımında binlerce kadın ve kız çocuğunun köle pazarlarında sattığı, kimilerinin zorla evlendirildiği, kimilerinin katledildiği belirtilen açıklamada, “Kimi kadınlar cesaretle kaçtı, kimi silaha sarıldı, kimi ise hâlâ karanlık zindanlarda tutuluyor” diye hatırlatıldı.

    Kadın katliamının yalnızca savaşta değil, barış adı verilen süreçlerde de devam ettiği ifade edilen açıklamada, “Bizim için kadınlar sadece zulmün tanığı değil; zalimin karşısında duran, direnen, umudu çoğaltandır. Bugün Suriye’de öldürülen, kaybolan Alevî kadınların ve Şengal’de satılan, öldürülen Ezidî kadınların her biri, bize tek bir gerçeği hatırlatır: Kadın olmadan devrim olmaz. Çünkü sloganlarımız yalnızca bir söz değil; yaşamın, direnişin ve adaletin ta kendisidir” ifadeleri kullanıldı.

    “SESSİZLİK SUÇA ORTAK OLMAKTIR”

    Suriye’de katledilen, tecavüze uğrayan, kaçırılan kadınların sesinin yükseltilmesi çağrısında bulunulan açıklamada, “Sessizlik suça ortaklıktır. Bu insanlık suçuna karşı ayağa kalkmaya ve o sesi buraya taşımaya ihtiyacımız var. Alevî kurumları, kadın örgütleri el ele vererek bu karanlığı yırtmalı, bu sesi büyütmelidir. Biz kadınlar, yalnızca yas tutan değil; direnişin ve geleceğin mimarı olanlarız. Türkiye’den Suriye’ye direnişin sesini yükseltmeye devam edeceğiz” denildi.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • PSAKD’den Bahçeli’ye cevap: Aleviler, temsil ya da makam pazarlığı değil, eşit yurttaşlık hakkı istiyor

    PSAKD’den Bahçeli’ye cevap: Aleviler, temsil ya da makam pazarlığı değil, eşit yurttaşlık hakkı istiyor

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı’nın iki yardımcısı olsun; biri Kürt, diğeri Alevi olsun” söyleminin etnik ve inanç kimliklerini araçsallaştıran bir siyasal mühendislik anlayışının parçası olduğunu belirterek, “Devletin sahibi olarak Türk ve Sünni İslam kimliğini gören; Kürtleri ve Alevileri ise ancak “makbul” olanlarıyla bu sisteme eklemlemek isteyen bu zihniyeti kabul etmiyoruz. Bizler, temsil ya da makam pazarlığı değil, eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz” açıklamasında bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı’nın iki yardımcısı olsun; biri Kürt, diğeri Alevi olsun” sözlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Alevilere yönelik hak ihlallerinin devam ettiği, zorunlu din derslerinin dayatıldığı ve cemevlerinin hala ibadethane kabul edilmediğine vurgu yapılan açıklamada Alevilerin inanç ya da etnik kimlikler üzerinden pazarlık edilen bir rejimi değil; eşit yurttaşlığa dayalı, laik ve demokratik bir cumhuriyeti istediği kaydedildi.

    “SİYASAL MÜHENDİSLİK ANLAYIŞININ BİR PARÇASI”

    PSAKD Genel Merkezi’nin açıklaması şöyle:

    “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı’nın iki yardımcısı olsun; biri Kürt, diğeri Alevi olsun” şeklindeki açıklaması kamuoyunda şaşkınlık ve kaygıyla karşılanmıştır.Bu açıklamanın yalnızca sembolik bir öneri olmadığını, Cumhuriyet’in asli kurucu unsurlarını laiklikten, eşit yurttaşlıktan ve halk egemenliğinden kopararak; etnik ve inanç kimliklerini araçsallaştıran bir siyasal mühendislik anlayışının parçası olduğu açıktır.

    Devletin sahibi olarak Türk ve Sünni İslam kimliğini gören; Kürtleri ve Alevileri ise ancak “makbul” olanlarıyla bu sisteme eklemlemek isteyen bu zihniyeti kabul etmiyoruz. Bizler, temsil ya da makam pazarlığı değil, eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz.

    EŞİT YURTTAŞLIK TEHLİKE ALTINDA

    Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında yer alan laiklik ilkesi, uzun süredir sadece kâğıt üzerinde kalan bir teminat haline getirilmiştir.

    Okullarda hâlâ zorunlu din dersleri uygulanıyor, 4-6 yaş arası çocuklara Arapça din eğitimi veriliyor, Diyanet İşleri Başkanlığı, 130 milyar TL’yi aşan bütçesiyle birçok bakanlıktan daha güçlü bir siyasi aygıta dönüşmüş durumda.

    Tüm bunlar, devletin tarafsız ve inançlar karşısında eşit mesafede duran bir yapı olmaktan çıkarak; tek mezhepçi bir karakter kazandığını açıkça göstermektedir.

    Siyasi iktidarın yarattığı bu tekçi yapı, yalnızca inanç alanında değil; ekonomik ve toplumsal yaşamda da büyük bir eşitsizlik doğurmuştur.

    İşçiler, memurlar, emekliler açlık sınırında yaşam mücadelesi verirken, gençler işsiz, toplum umutsuz, kaynaklar adil paylaşılmak yerine, belli dini yapılar ve yandaş vakıflar üzerinden dağıtılmakta, toplumsal huzur bozulmaktadır.

    Biz Aleviler bu ülkenin eşit yurttaşlarıyız. Vergimizi veriyor, oy kullanıyor, askerlik yapıyor; bu toplumun değerlerine katkı sunuyoruz. Ama hâlâ inancımız, kimliğimiz ve yaşam tarzımız nedeniyle dışlanıyoruz.

    ZORUNLU DİN DERSİ, DİYANET, MADIMAK UTANÇ MÜZESİ..

    Bu nedenle taleplerimiz çok açık, çok meşrudur:

    1. Laiklik ilkesi korunmalı, tüm kamu politikalarına yön vermelidir.

    2. Yargı bağımsızlığı sağlanmalı, siyasi müdahalelere son verilmelidir.

    3. Üniversiteler özerk, kamusal alanda liyakat esas olmalıdır.

    4. Zorunlu din dersleri kaldırılmalı, inanç tercihleri ailelere bırakılmalıdır.

    5. Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmeli, yerine tüm inançlara eşit mesafede, çoğulcu bir yapı kurulmalıdır.

    6. Sivas Madımak Oteli, Utanç Müzesi’ne dönüştürülmelidir.

    7. Alevi-Bektaşi dergâhları, gerçek sahiplerine iade edilmelidir.

    Bizler inanç ya da etnik kimlikler üzerinden pazarlık edilen bir rejimi değil; eşit yurttaşlığa dayalı, laik ve demokratik bir Cumhuriyet istiyoruz. Eşit yurttaşlık bir lütuf değil, doğuştan gelen temel bir haktır. Devleti yönetenler bu hakkı tesis etmekle yükümlüdür. İnancımızla, kimliğimizle, dilimizle varız ve eşitiz!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Hatimoğulları: Alevi canlarımızın sürece dair kaygısını boşa çıkaracağız-VİDEO

    Hatimoğulları: Alevi canlarımızın sürece dair kaygısını boşa çıkaracağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara’daki aşure lokması paylaşımında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ”Barış ve demokratik toplum sürecinden geçiyoruz. Alevi canlarımızın bu sürece ilişkin kaygıları büyük. Biz bunun farkındayız, bundan emin olun. Bu kaygılarınızın hepsini boşa çıkaracağız. Eşit yurttaşlık hakkı tanımlanana dek bu mücadelemiz ortaktır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından Ankara’da aşure lokmaları paylaşıldı. Lokma paylaşımına katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları burada bir konuşma yaptı.

     “6 BİN ALEVİ CANIMIZ SURİYE’E KATLEDİLDİ”

    Ortadoğu coğrafyasının tarih boyunca neredeyse gün yüzü görmediğini söyleyen Tülay Hatimoğulları 21’inci yüzyılda hala Alevilere yönelik katliamların sürdüğünü ifade etti. Tülay Hatimoğulları, “Evet, bugün Suriye’de Alevi canlarımız son altı yüzyılın en büyük katliamlarından birini yaşadılar. Süleymaniye’de bir kadın konferansına katılmıştım. Oraya Suriye’den gelen Alevi kadın delegelerle bir arada olduk ve yaşanan katliamları onların ağzından dinledim. Resmi rakamlara göre 6 bin Alevi canımız Suriye’de katledildi.

    Kadın delegeler bunun en az iki katı olduğunu söyledi. O canlarımız işkenceyle katledildi ve bitmedi. Bakın, şimdi Dürzilerin üzerinden bir oyun oynanıyor ve çok büyük bir katliamın kapıları açıldı. İşte tarih boyunca bu acılara tanıklık eden, yaşayan, iliklerine kadar hisseden biz Aleviler artık bu emperyalist sistemin oyunlarına hep beraber dur demeliyiz. Bizleri bölüp parçalayan, bizleri katleden, birbirimize kırdırtan, halkları birbirine düşman eden politikaların son bulması için birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıyız” sözlerini kullandı.

    EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İÇİN MÜCADELE

    “Aşurenin çok önemli bir anlamı var” diyen Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:

    “Farklı malzemeler bir tencerenin içine giriyor, pişiyor. Hiçbiri kendi rengini, tadını kaybetmiyor ama ortaya yepyeni bir tat, bir lezzet çıkıyor. Bu bize gösteriyor ki Alevi canların bugüne kadar inandıkları inanç ve savundukları felsefe işte tam da budur. Farklı renklerden, farklı halklardan, farklı inançlardan insanların bir arada ve ortak yaşamının sembolüdür. Aşure bizim için aynı zamanda direnişin sembolüdür. Biz bu direnişin çocukları olarak, insanların bir beraber ama eşit ve kardeşçe yaşamasını savunmak durumundayız. Bizler bunu yapabiliriz. Bizler gerçekten korkuyu Kerbela’da bırakanlarız.

    Bizler ‘Enel Hak’ diyen Hallacı Mansur’un, Pir Sultanların, Baba İshakların ve direnen canların torunlarıyız. Bizler Seyid Rızaların torunlarıyız ve onlardan öğrendiğimiz öğretiyle direnmeye devam edeceğiz. Mücadele etmeye, bir olmaya, beraber olmaya devam edeceğiz. Eşit yurttaşlık hakkının bu coğrafyada tesis edilmesi için elimizden gelen her türlü çabayı sarf etmeye devam edeceğiz.”

    “BİR OLACAĞIZ BERABER OLACAĞIZ”

    Sürece ilişkin ise Tülay Hatimoğulları şunları belirtti:

    “Barış ve Demokratik Toplum Sürecinden geçiyoruz. Alevi canlarımızın bu sürece ilişkin kaygıları büyük. Biz bunun farkındayız, bundan emin olun. Bu kaygılarınızın hepsini boşa çıkaracağız. Gerçekten bir barış, gerçekten bir eşitlik, gerçekten bir kardeşlik sağlanan dek ve başta Aleviler olmak üzere bu topraklarda yaşayan bütün farklı halklardan ve inançlardan insanların eşit yurttaşlık hakkı temelinde bütün hakları tanımlanana dek bu mücadelemiz ortaktır. Bir olacağız, beraber olacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    PİRHA- Alevi kurumları yaptıkları açıklama ile Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunları ve taleplerini dile getirdi. Yapılan ortak açıklamada, “İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunlarına ve taleplerine ilişkin ortak açıklama yayınladı.

    6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı İkizce (Haçova) Mahallesi’nde barınma ihtiyacının acil hale geldiğini belirten Alevi kurumları, “Ancak devlet eliyle yürütülen TOKİ projeleri, yeterli istişare yapılmadan, yerel dinamikler ve toplumsal hassasiyetler göz ardı edilerek hayata geçirilmiştir. İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” dedi.

    “HİÇBİR RESMİ SÖZ TUTULMAMIŞ, VERİLEN VAATLER HAYATA GEÇİRİLMEMİŞTİR”

    “17 Ocak 2025 tarihinde, mahallenin tapulu arazilere hiçbir resmi bildirim yapılmaksızın el konulmuş; yaklaşık 2500 dönümlük alan, ‘acele kamulaştırma’ adı altında halkın elinden alınmıştır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “TOKİ projeleri; evlerini bahçelerini, içme suyu hatlarını ve tarım arazilerini kullanılamaz hale getirmiştir. Yapılan tüm resmi başvurular ve itirazlar yanıtsız bırakılmıştır.

    Ankara’da gerçekleştirilen resmi görüşmelerde, inançsal ve kültürel değerlerini yaşatabilecekleri bir yerleşim alanı tahsis edileceği ve cemevi, Dernek Binası ve Spor Tesisi yapılacağı ifade edilmiştir. Ancak bu sözler yerine getirilmemiş, oluşturulan takip heyeti işlevsiz bırakılmıştır.

    TOKİ’nin onayladığı 49 dönümlük projede yer alan cemevi alanı Haziran 2025’te tahrip edilmiştir.

    Mahalle halkının yoğun tepkisine rağmen hiçbir müdahalede bulunulmamış; sonrasında TOKİ projeden çekilmiştir. Yerine sadece 16 dönümlük sınırlı bir alan önerilmiş; Cemevi, Dernek binası ve Spor Tesisi projeleri iptal edilmiştir.

    Ortak taleplerinin karşılıksız bırakılması, toplulukta derin bir güvensizlik ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Muhtarlık ve dernek yönetimleri, halk nezdinde yeterli savunuculuk göstermedikleri gerekçesiyle eleştirilmektedir. Hiçbir resmi söz tutulmamış, verilen vaatler hayata geçirilmemiştir.

    Kamulaştırma bedelleri son derece düşük tutulmuş, açılan davalar yıllarca sürebilecek bir şekilde ilerlemektedir. Tarım alanları ve altyapı tahrip edilmiş, üretim faaliyetleri durma noktasına gelmiştir.”

    ALEVİ KURUMLARI, HAÇOVA HALKININ TALEPLERİNİN KARŞILANMASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDU

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerini şöyle sıraladı:

    Cemevi, dernek binası ve spor tesisini içeren 49 dönümlük projenin eksiksiz olarak hayata geçirilmesi,

    Alevi inanç ve kültürünü sürdürebileceği, komşuluk ilişkilerini koruyabileceği bir yerleşim alanı tahsis edilmesi,

    Kamulaştırma sürecinde oluşan mağduriyetlerin tazmin edilmesini ve hukuki süreçlerin hızlandırılmasını bekliyorlar.

    Bakanlık düzeyinde oluşturulan heyetin, halkla doğrudan temas halinde, aktif ve hesap verebilir şekilde çalışmasını talep ediyorlar.

    Tarım, altyapı ve geçim kaynaklarındaki zararların ivedilikle telafi edilmesini ve yerel ekonominin yeniden ayağa kaldırılmasını istiyorlar.

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerinin karşılanmasına ilişkin çağrıda bulundu.

    PİRHA/MALATYA

  • PSAKD’den mahkemenin İçerenköy Cemevi’ni haklı bulmasına ilişkin açıklama: Cemevleri ibadethanemizdir!

    PSAKD’den mahkemenin İçerenköy Cemevi’ni haklı bulmasına ilişkin açıklama: Cemevleri ibadethanemizdir!

    PİRHA- PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nin, elektrik faturalarını ödememesi üzerinden yürütülen davada karar çıktı. Konuya ilişkin açıklama yapan PSAKD, ‘Ülkemizde ibadethanelere uygulanan yasaların Cemevleri için de uygulanması talebimiz mahkeme kanalıyla da onaylanmış olup, eşit yurttaşlığın herkese uygulanması gerekliliği açıktır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nin, elektrik faturalarının ödenmemesine yönelik tavrı ardından 49. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden olumlu yönde karar geldi.

    Mahkeme başkanı, PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nin “Borçlu olmadığının tespitine” yönünde karar verdi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi (PSAKD) konuya ilişkin açıklama yayınladı.

    “ANAYASAL HAKLAR HER YURTTAŞ VE HER İNANÇ KESİMİ İÇİN AYNI UYGULANMASI GEREKİYOR”

    PSAKD, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Cemevleri İbadethanemizdir! Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak almış olduğumuz kararın gereği olarak Kadıköy Şube İçerenköy Cemevimizin elektrik faturalarını ödememesi sonucunda yıllardır süren davalara konu olmuş ve bugün mahkemenin lehimize vermiş olduğu kararla noktalanmıştır.

    Ülkemizde ibadethanelere uygulanan yasaların Cemevleri için de uygulanması talebimiz mahkeme kanalıyla da onaylanmış olup, eşit yurttaşlığın herkese uygulanması gerekliliği açıktır.
    Bu vesileyle anayasal hakların her yurttaş ve her inanç kesimi için aynı uygulanması gerektiğini vurguluyor ve Alevilerin inanç merkezlerinin Cemevleri olduğunu bir kez daha belirtmek istiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER: 

    PSAKD Kadıköy Şubesi’nin elektrik faturası davasında bir türlü karar verilmiyor

    Mahkeme, 11 yıldır elektrik faturası ödemeyen cemevini haklı buldu!

  • PSAKD: Çorum Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!

    PSAKD: Çorum Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!

    PİRHA- PSAKD, Çorum Katliamı’na ilişkin yaptığı açıklamada, “Çorum Katliamı, sadece Alevi yurttaşlara değil, aynı zamanda kardeşliğe, eşitliğe ve birlikte yaşama inancına yöneltilmiş alçakça bir saldırıdır” dedi.

    Çorum’da faşistler tarafından 1980 Mayıs-Temmuz aylarında yapılan katliam sonucu çoğu Alevi olmak üzere resmi kaynaklara göre 57 yurttaş yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı. Saldırılar sonucu Alevi ve solculara ait çok sayıda ev ve işyeri de kullanılamaz hale getirildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi (PSAKD), Çorum Katliamı’nın 45. yılında yazılı açıklama yaptı.

    PSAKD, Çorum’da yaşanan katliamı lanetleyerek, “Bu karanlık süreçte yaşamını yitiren canlarımızı saygıyla ve özlemle anıyoruz” dedi.

    “ACILARIN HESABINI KİNLE DEĞİL, ADALETLE SORMAK İSTEYEN BİR GELENEKTEN GELİYORUZ”

    “Çorum Katliamı, sadece Alevi yurttaşlara değil, aynı zamanda kardeşliğe, eşitliğe ve birlikte yaşama inancına yöneltilmiş alçakça bir saldırıdır” diyen PSAKD açıklamasında şunları kaydetti:

    “1980 Mayıs ve Temmuz ayları arasında sistematik olarak uygulanan bu saldırılarda onlarca insanımız yaşamını yitirmiş, yüzlercesi yaralanmış, evler yakılmış, mahalleler kuşatma altına alınmıştır. Devletin kolluk güçleri ise, ne yazık ki yine mazlumların yanında değil, saldırganların gölgesinde durmuştur. Bizler, bu acıların hesabını kinle değil, adaletle sormak isteyen bir gelenekten geliyoruz.

    “HAKİKATLE YÜZLEŞMEDEN, GERÇEK BİR TOPLUMSAL BARIŞ İNŞA EDİLEMEZ”

    Bu yüzden bir kez daha çağrımızdır: Çorum Katliamı başta olmak üzere Maraş ve Sivas gibi katliamların üzerindeki sis perdesi kaldırılmalı, failler ve sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır. Hakikatle yüzleşmeden, adaletsizliğe sessiz kalınarak gerçek bir toplumsal barış inşa edilemez.
    Unutmak, bir daha yaşanmasına zemin hazırlar. Bu nedenle, yaşanan acılarla yüklendiğimiz mücadeleyi diri tutmak, yalnızca geçmişteki canlarımızın değil, gelecekteki kuşakların da özgür ve eşit bir ülkede yaşama umududur. Bizler Pir Sultan Abdal’ın yolunda yürüyenler olarak, zulme karşı direnişi, adaleti ve insan onurunu savunmaya devam edeceğiz. Çorum’da yitirdiğimiz canları unutmadık, unutturmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Mamak Şubesi Hıdırellez’i kutladı-VİDEO

    PSAKD Mamak Şubesi Hıdırellez’i kutladı-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Mamak Şubesi, Hıdırellez Etkinliği düzenledi. Yapılan kutlamada, Hıdırellez geleneğine dair aktarımlar yapılırken, nefesler seslendirildi, semahlar dönüldü. 

    Bahar Bayramı olarak bilinen Hıdırellez birçok bölgede kutlanıyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Hıdırellez’ı yapılan etkinlik ile kutlandı.

    “HIDIRELLEZ, HIZIR VE İLYAS’IN YERYÜZÜNDE BULUŞTUĞU KUTSAL BİR GÜNDÜR”

    PSAKD Mamak Şube Gençlik Meclisi Sözcüsü Mert Baran Algör, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Bugün burada, baharın gelişini müjdeleyen, umudu ve bereketi simgeleyen Hıdırellez’i konuşmak ve kutlamak üzere bir araya geldik. Hıdırellez, yalnızca mevsimsel bir geçişin değil; aynı zamanda inancımızın, kültürümüzün ve toplumsal dayanışmamızın da derin bir yansımasıdır.

    Alevi inancında Hıdırellez, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştuğu, insanlara şifa, bereket ve umut getirdiğine inanılan kutsal bir gündür. Hızır, Alevi inancında her daim yardıma koşan, darda kalanların yardımcısı, mazlumun yoldaşı, hakikatin hizmetkârı olarak kabul edilir. Bu yönüyle Hızır, yalnızca mitolojik bir figür değil, aynı zamanda adaletin ve insan sevgisinin bir simgesidir”

    “HIDIRELLEZ, BİRLİK VE BERABERLİĞİNİ PEKİŞTİRİR”

    “Hıdırellez, Alevi topluluklarında; niyazların edildiği, dileklerin tutulduğu, cemlerin yapıldığı, semahların dönüldüğü bir gündür” diyen Algör şunları ekledi:

    “Bu gün vesilesiyle insanlar bir araya gelir, birlik ve beraberliğini pekiştirir. Toprağa, doğaya ve insana olan sevgi yeniden canlanır. Çünkü Alevilikte doğa kutsaldır; suya, ağaca, toprağa saygı duymak, Hakk’a saygı duymaktır.
    Bugün, Hızır’ın bereketini ve ışığını gönlümüzde hissettiğimiz bu özel günde, onun adaletini, cömertliğini ve yoldaşlığını kendimize örnek almalı; mazlumun yanında olmalı, doğaya ve insana sahip çıkmalıyız. Hıdırellez vesilesiyle hepimize barış, umut ve dayanışma içinde olmamızı diliyorum. Hızır yoldaşınız olsun. Aşk ile.”

    Hıdırellez etkinliğinde halaylar çekilirken semahlar dönüldü, deyişler okundu.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de 4 koldan yürüyüş: Alevi örgütleri alanda-VİDEO

    İzmir’de 4 koldan yürüyüş: Alevi örgütleri alanda-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de 1 Mayıs kutlamaları 4 koldan yapılan yürüyüşlerle başladı. Alanda yerini alan Alevi örgütleri, Suriye’deki Alevi katliamını kınayan döviz ve pankartlarla yürüdü.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) İzmir’de ortak kutlamayı kararlaştırdığı 1 Mayıs İşçi Bayramı, kitle örgütlerinin toplanması ile başladı.

    İşçiler ve emekçiler sabah saatlerinden itibaren çalışma alanlarından yola çıkmaya başladı. Belediye işçileri belediye binaları önünde toplanırken, halaylarla meydana akmak için hazırlıklarını yaparak, araçlarla toplanma meydanlarına geldi.

    Toplanma noktalarında Türkçe ve Kürtçe şarkılar eşliğinde halaylar çekmeye başlayan işçi ve emekçiler, “OHAL, kayyum kaybedecek biz kazanacağız”, “Savaşlar olmasın, çocuklar ölmesin, hemen şimdi barış”, “Zulme karşı diz çökmeyeceğiz”, “Bijî 1 Gulan”, “Soma’yı unutma unutturma”, “İş cinayetlerine, güvencesiz çalışmaya, savaşa hayır”, “Kadın emeği yaşamı özgürleştirecek” pankartlarının yanı sıra “İşçiyiz birleşince güçlüyüz”, “Emekçiler değil saraydakiler korkuyor”, “Yaşasın sınıf dayanışması” pankartları taşıdı.

    KADINLAR ERKEK EGEMEN SİSTEME KARŞI ALANDA

    İzmir’deki kutlamalarda kadınların katılımının yoğun olduğu gözlenirken, kadınlar “Kadın yaşam özgürlük” sloganları attı. Kadınlar taleplerini “Nüfusun yarısıyız istihdamın dışındayız”, “Görünmeyen emek sesini yükselt” ve “Erkek egemen devlet de, iş de eş de istemiyoruz” dövizlerinin yanında “Kadınız sevgi ve barıştan yanayız” pankartı ile sergiledi.

    ALEVİ ÖRGÜTLERİ ALANDA

    Yine kutlamalarda Alevi örgütleri de yerini aldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, “Özgürlük Semahıyla Nehak Zulmünü Yıkalım, Emeğin Hakikatiyle Rıza Şehrini Kuralım’ pankartı ile alanda yerini aldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İzmir şubeleri de 1 Mayıs kutlamalarına ‘Sivas’ın Katilleri Serbest Bırakıldı’ pankartı ile katıldı.

    Alevi örgütleri eşit yurttaşlık talebi ve Suriye’de Alevi katliamına yönelik tepkileri içeren dövizler ve pankartlarla yürüdü.

    Kutlamalar Gündoğdu Meydanı’nda sona erecek yürüyüşlerin ardından yapılacak konuşmalarla devam edecek. Konuşmaların ardından İlkay Akkaya sahne alacak.

    PİRHA/ İZMİR

  • PSAKD: Örgütümüzü sosyal medyada tartışmak Yol’a uygun değildir; sorunlar iç hukukla çözülür!

    PSAKD: Örgütümüzü sosyal medyada tartışmak Yol’a uygun değildir; sorunlar iç hukukla çözülür!

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi, 19-20 Nisan tarihlerinde gerçekleşen 17. Genel Kurul’da yaşanan tartışmalara ilişkin açıklama yaptı. Örgüt içi konuların sanal medya platformlarında tartışılmasının Yol’a uygun olmadığı ifade edilen açıklamada, “Yönetim kurulumuz bu sürecin farkında ve ağır bir sorumlulukla bütünlük içinde, iç tartışmalara değil mücadeleye odaklı bir süreç işletecektir” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 19-20 Nisan tarihlerinde Ankara Nazım Hikmet Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen 17. Genel Kurul’ a yönelik tartışmaların sanal medyaya taşınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    “Örgütümüzü sosyal medya ve benzeri platformlarda tartışmak, ithamlarda bulunmak yolumuza uygun değildir” denilen açıklamada eleştiri ve tartışma yerlerinin bölge eşgüdüm toplantıları ve danışma kurulları olduğu ifade edildi.

    “GENEL KURULA YÜKLENEN SORUMLULUK ÇOK FAZLADIR”

    PSAKD Genel Merkezi’nin açıklaması şöyle:

    “İki gün süren genel kurulumuz yoğun tartışmalarla,  geçmişin muhasebesi ve önümüzdeki süreçlerde derneğimizin nasıl konumlanacağına ilişkin değerlendirmelerle başlamıştır.

    Genel kurulumuz tüm toplumsal kesimlerin yaşadığı ekonomik ve siyasal krizin yarattığı toplumsal karşı koyuşun olduğu bir süreçte yapılmıştır. Hak mücadelemizin temeli olan eşit yurttaşlık başta olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması, ‘Alevi Diyaneti’ amacıyla kurdukları Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının kapatılması, gerici tekçi İslam referanslı eğitim müfredatlarının ve kadrolaşmasının son bulması, Madımak’ın Utanç Müzesi olması ve cemevlerimizin ibadethane statüsünün kabul edilmesi için her alanda daha aktif mücadele etme ve tüm emek demokrasi mücadelesi bileşenleriyle ortaklaşmayı görev olarak önümüze koymuştur.

    Diğer yandan yanı başımızda Suriye’de Alevilere yönelik katliamların devam ediyor olması bizlere ayrı bir görev vermektedir. Bu nedenle genel kurula yüklenen sorumluluk çok fazladır.

    “FARKLI FİKİRLERİN ORTAYA ÇIKTIĞI BİR MÜCADELE ÖRGÜTÜNDEYİZ”

    Genel kurulumuzun delege sayısı 768’dir. Katılan delege sayısı 652 kişidir. Genel Kurul’da yeni dönem için oy kullanan delege sayısı 476, geçersiz 7, geçerli 469 olmuştur. Genel Kurul iradesi şubelerimizden gelen delegelerimizdedir ve delegelerin büyük çoğunluğunun iradesi mevcut genel başkanlık görevini yürüten Cuma Erçe’nin içinde bulunduğu listeye olmuştur. Bu iradenin verdiği görev ve sorumlulukla seçilen Yönetim Kurulumuz genel kurulun önümüze koyduğu kararları yerine getirme kararlılığından asla geri durmayacaktır.

    Genel Kurul’da yaşananlar genel kurul salonunda kalmalı ve önümüzdeki zorlu mücadele dönemine odaklanmak gerekmektedir. Demokratik Alevi Hareketinde çok önemli bir yer teşkil eden örgütümüzün kongrelerinde her zaman listeler olmuş, farklı fikirler ortaya çıkmıştır ve bunların olması çok normaldir. Ne mutlu ki farklı fikirlerin ortaya çıktığı bir mücadele örgütünde bulunuyoruz.

    “ÖRGÜTÜMÜZÜ SOSYAL MEDYADA TARTIŞMAK YOLUMUZA UYGUN DEĞİLDİR”

    Aleviler tarihleri boyunca bütün sorunlarını meclislerinde, dar didar olarak çözmüşlerdir. Pirlerimizden öğrendiğimiz bu kültür tüm eksikliklere rağmen asla vazgeçmeden sürdürülecektir. Bu anlamıyla örgütümüzü sosyal medya ve benzeri platformlarda tartışmak, ithamlarda bulunmak Yol’umuza uygun değildir. Bizlerin eleştiri ve tartışma yeri bölge eşgüdümleri ve danışma kurullarımızdır.

    Ayrıca; Örgütümüz içinde belli başlı görev ve sorumluluklarda bulunanlar iddia ettikleri konuları delilleri sunarak ispat etmelidirler, varsayım ve duyumlarla yalan yanlış bilgiler yazmamalıdırlar. Bunların yolu iç hukuku işleterek çözmek olmalıdır, iç hukuk yolları herkes için açıktır.

    “YÖNETİM KURULUMUZ MÜCADELEYE ODAKLI BİR SÜREÇ YÜRÜTECEKTİR”

    Alevi hareketini bölmek ve sistem içine çekmek için büyük çaba sarf edenlerin bugünlerde kendi medya kuruluşlarında kongremiz özelinde yazdıkları yazılara ve taraf oldukları durumlara iyi bakmak ve neyle karşı karşıya olduğumuzu görmek gerekmektedir. Yönetim Kurulumuz bu sürecin farkında ve ağır bir sorumlulukla bütünlük içinde, iç tartışmalara değil mücadeleye odaklı bir süreç işletecektir. Önümüzde Samandağ Kadın Buluşması, 1 Mayıs, 2 Temmuz ve Hacı Bektaş anmalarıyla birlikte zorlu bir mücadele süreci bizleri beklemektedir.

    “ALEVİLERİN HAKLARI İÇİN MÜCADELE ETMEK ÖNCELİĞİMİZ OLACAKTIR”

    Biliyoruz ki; farklılıklarımız zenginliğimizdir. Mücadele edeceğimiz yer bellidir. Mücadele; sisteme karşı, zalime karşı, bizi asimile ve yok etmek isteyenlere karşıdır. Alevilerin inançsal ve toplumsal hakları için birlik ve beraberlik içinde mücadele etmek önceliğimiz olacaktır.

    Bu vesileyle; 17. Olağan Genel Kurulumuza katılan tüm delegelerimize, bizlerle her daim kol kola yürüyen Alevi kurumlarımıza, yöre dernek ve federasyonlarımıza, siyasi partilere ve demokratik kitle örgütleri temsilcilerine ayrı ayrı teşekkür ederiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD 17. Olağan Kurulu’nun ikinci günü: Derneğin yeni yönetimi belirlenecek-VİDEO

    PSAKD 17. Olağan Kurulu’nun ikinci günü: Derneğin yeni yönetimi belirlenecek-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 17. Olağan Genel Kurulu ikinci gününde devam ediyor. Genel kurulun ikinci gününde derneğin yeni yönetimi belirlenecek. 

    PSAKD Genel Kurulu delegelerin konuşmaları ile devam ediyor. Cuma Erçe ve Hüseyin Güzelgül’ün aday olduğu genel kurulda 770 delege yeni yönetimi belirlemek için oy kullanacak.

    Konuşan delegeler, derneğin faaliyetleri hakkında önerilerini sunarken, Alevilerin örgütlü mücadelesinin geliştirilmesi gerektiğine vurgu yaptılar.

    Delege Pir Vedat Tekten, PSAKD’nin Alevi toplumunun sokaktaki en önemli lokomotifi olduğunu belirterek, “Gönül birlikten, beraberlikten yanadır. Henüz vakit varken listeler ve el ele bir yönetim çıktı herkes hoşnut olur” diyerek tek liste vurgusu yaptı.

    ERÇE: KOLEKTİF EMEKLE YAPTIK

    Delegelerin konuşmalarının ardından GYK’lar adına cevap veren Cuma Erçe, Bu örgüt belki de hiç olmadığı kadar mali konularda şeffaf olmaya çalışıyor. Hangi şubemizin yaptığı sözleşmelerin hangisi tüzel kişilik genel merkezindir denmesine rağmen genel merkezin onayından geçerek yapıldı. Genel başkan olur olmaz verdiğim sözleri tuttum. Köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dolaştım. Kazandığımız başarının hiçbirini tek başıma yapmadım. Kolektif bir emekle yaptık. Ben temsiliyet noktasında örgütümün başını önüne eğecek hangi durumun içinde yer aldım. Ben ne öğrendiysem sosyalist abilerimden öğrendim. Bu canınız onur duyar ki komünist, sosyalist abilerinden öğrendi ne öğrendiyse, devrimcilerden öğrendi ne öğrendiyse bunu hiçbir yerde saklamadım. Evet İbrahim’in yolundan gidiyorum var mı diyeceğiniz? Evet Mahir’in yolundan gidiyorum var mı diyeceğiniz? Evet Deniz’in yolundan gidiyorum var mı diyeceğiniz? Evet Mazlum’un yolundan gidiyorum var mı diyeceğiniz? Dolayısıyla genel başkan şu, bu diyenleri kınıyorum. Önceki dönem genel başkanlarına hep çok saygılı oldum. Milletvekilliğine bu kadar yakın olduğum zaman olmadı ama her zaman PSAKD genel başkanlığından önemli hiçbir şey görmedim” dedi.

    “HAK YEMEDİK”

    Cuma Erçe konuşmasının devamında ise, “Avrupa’daki bazı eller Türkiye’deki Alevi kurumlarını bölmeye çalışılıyor. Bizim örgütümüzde bedel ödeyenlerden oluşuyor. Gözaltına alınan birçok dostumuz var. Şube başkanımız tutukluyken sessiz kalmamızda mümkün değil, birçok eylem gerçekleştirdik, mahkemelerin de olduk. MYK, GYK’larımızla birlikte gözaltına alındığımız dava Şimal ve Beyhan canlarımızın davasıydı. ÇEDES’le ilgili eksik de olsa çok iş yaptık. Ancak dost kurumlarımızı bu duruma katamadık. Bu mesele sadece Alevilerin meselesi gibi algılanma meselesini tersine çeviremedik. Zorunlu din derslerine karşı açılmış bir sürü dava var. Deprem bölgesinde gece demeden, gündüz demeden şube başkanlarımız, üyelerimiz, GYK’larımızla orada bulunduk. Ama hak yemedik” diye belirtti.

    Cuma Erçe, konuşmasını yaparken salonda kısa süreli gerginlik yaşandı. Kurul genel başkan adayların konuşmaları ile devam edecek.

    PİRHA/ANKARA,

     

  • PSAKD 17. Dönem Olağan Genel Kurulu 2. Gününde-CANLI

    PSAKD 17. Dönem Olağan Genel Kurulu 2. Gününde-CANLI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD)’nin 17. Dönem Olağan Genel Kurulu 2. gününde Ankara’da devam ediyor.

  • PSAKD Genel Kurulu: Katliamlar ile yüzleşmek için örgütlü mücadele etmeliyiz-VİDEO

    PSAKD Genel Kurulu: Katliamlar ile yüzleşmek için örgütlü mücadele etmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD 17. Olağan Genel Kurulu konuşmalar ile devam ediyor. Yapılan konuşmalarda Suriye’de kaçırılan Alevi kadınların akıbetine dikkat çekilirken, 24 Nisan’da Samandağ’da gerçekleşecek ‘Barış Duvarı’ buluşmasına çağrı yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 17. Dönem Olağan Kurulu ilk günde yapılan selamları konuşmaları ile devam ediyor.

    “ÖNÜMÜZDEKİ ZOR SÜREÇTE ALEVİ KURUMLARI İLE BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ”

    Madımak Katliamı’nda katledilen Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa Anayasa Mahkemesi’ni dava ettiğini belirterek 3 yıllık bir hak gaspı olduğunun altını çizdi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, genel kurulu selamlayarak başladığı konuşmasında, “Önümüzdeki zor süreçte Alevi kurumları ile birlikte yürüyeceğimizi bildirmek için buradayız. Yeni bir operasyon ile karşı karşıyayız. Sarayın Alevilerini yaratmaya çalışan anlayışa karşı dimdik duracağınıza eminim” dedi.

    TAŞÇIER: YAŞADIKLARIMIZLA ÖRGÜTLÜ OLARAK BAŞ EDEBİLİRİZ

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, Özgür Özel’in CHP’nin Yozgat’ta yapacağı miting nedeniyle genel kurula katılamadığını belirterek, “Bizim yüzyıllardır alışık olduğumuz ama kara günlerden geçiyoruz. Unuttukları bizim korkuyu Kerbela’da bıraktığımız. Biz şunu biliyoruz ki bütün bu yaşadıklarımızın üstesinden bir arada olarak, örgütlü bir şekilde baş edebiliriz” dedi.

    BAKIRHAN VE HATİMOĞULLARI’NDAN KURULA MESAJ

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Eş Başkanların Sırrı Süreyya Önder’in kalp krizi geçirmesi nedeniyle kurula katılamadıklarını belirterek, eş başkanların mesajlarını okudu. Tuncer Bakırhan ve Hatimoğulları’nın mesajları şöyle:

    “Kadim bir inancın, yüzyılladır bir direnişin taşıyıcıları olarak sizleri selamlıyoruz. Aleviler inkar ve asimilasyonun hedefindedir. Alevileri kendi hesaplarına alet etmek istiyorlar. Madımak Katliamının üzerinden yıllar geçmesine rağmen cezası verilmemiştir. Toplumsal vicdana indirilen ağır bir darbedir. Sadece Türkiye’de değil Aleviler bölgenin her yerinde kuşatma altındadır. Alevi kadınlar kaçırılıyor. Herkes gereken girişimleri yapmalıdır. Bu ülkede sahici bir barış olacaksa bu demokratik bir ülkeden geçer. Aleviler olmadan, Alevilerin rızası olmadan barış da, demokrasi de olmaz.”

    UÇAR: DAHA ÖRGÜTLÜ BİR MÜCADELE ÖRMEMİZ GEREKİYOR

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Uçar, “Alevi halkına yönelik soykırımını konuşacağız. Madımak Katliamı’nın faillerinin serbest bırakılması bize çok şey anlatıyor. Daha örgütlü bir mücadeleyi örmek zorundayız” diye konuştu.

    SAĞLAM: MADIMAK’I UTANÇ MÜZESİ YAPMAK İSTİYORUZ

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam şunları söyledi:

    “Ülkede şu an yurtdışı yasağı ile tutsak kaldım. 33 canımız Madımak’ta katledildi. Biz o günden beri orayı utanç müzesi yapmak istedik. Olmadı ama mücadele etmeye devam edeceğiz. İki başkanımın Pir Sultan’ın yoldaşları olarak hakkaniyetli olarak mücadele edeceklerine yürekten inanıyorum.”

    GEÇMEZ: KATİLLERİ TANIYORUZ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ise şunları ifade etti:

    “Yüzyıllardır Pir Sultan’la, Hacı Bektaş’lar çıkmıştır. Verdiğimiz mücadele ülkenin daha demokratik olması için verdiğimiz mücadeledir. Alevilerin mücadelesini sadece Aleviler için verdiğini düşünen ülke gündemini anlamıştır. Aleviler onurlu bir barış için mücadele veriyor. Başından beri Türkiye’deki ve Ortadoğu hakkında Aleviler uyarıda bulundu. Aleviler ateş yerinde. Biz katilleri tanıyoruz.”

    TOMBUL: ARTIK LAİKLİĞİN ESAMESİ OKUNMUYOR

     

    Sol Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, artık laikliğin esamesinin okunmadığını belirterek, “Laikliği yeniden kazanmak hepimizin sorumluluğu. Madımak katliamı faillerini aklayanlar Suriye’de katliam yapanları ağırlıyorlar. Hepimize tarihi bir sorumluluk düşüyor” ifadelerini kullandı.

    KARAGÖZ: ALEVİLER HER TÜRLÜ MİLLİYETÇİLİĞİ REDDEDER

    KESK Eş Başkanı Ahmet Karagöz yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Yüzyıllık cumhuriyet tarihine baktığımızda, katliamların çoğunluğunun Alevilere yönelik olduğunu belirtmek isterim. Bu zihniyeti mahkûm etmediğimiz sürece yeni katliamlarla baş başa kalacağız. Aleviler yetmiş iki millete bir nazardan bakar bu nedenle Alevilik her türlü milliyetçiliği ve tek dil dayatmasını reddeder. Bizim birbirimize ihtiyacımız var.

    ŞENGÜNLÜ YILMAZ: 24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’A BEKLİYORUZ

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Seher Şengünlü Yılmaz ise, Alevi kadınlar öncülüğünde Hatay Samandağ’da gerçekleşecek buluşmaya çağrı yaparak, “Demokrasinin, hukukun, adaletin ayaklar altına alındığı bir dönemden geçiyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi toplumunun en büyük sorunlarından birisidir. Alevi toplumunun başında bir devlet memuruna ihtiyacı yok, biz nu yolu yüzyıllardır pirlerimizle yürüdük. Demokratik Alevi hareketini parçalamak için vakıflar kuruyorlar. 24 Nisan’da Samandağ’da Suriye’deki kadınlar için bir eylem yapacağız. 24 Nisan’da herkesi Samandağ’a bekliyoruz” diye konuştu.

    BEKTAŞ: YÜZYILLARDIR DEMOKRASİ, BARIŞ DİYORUZ

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, bu genel kurulda görev alacakların üzerinde büyük sorumluluk olduğunu belirterek, “Cemevi Başkanlığı Alevi kurum başkanlarını tehlike olarak göstererek davalar açmaya başladı. Biz yüzyıllardır demokrasi, barış diyoruz. Gerçekten bir barış sağlanacaksa Alevisiz olmaz” dedi.

    KARABUDAK: İÇİNDEN GEÇTİĞİMİZ DÖNEM ALEVİLER İÇİN BİR DÖNEMEÇTİR

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak da, “Bugün Malatya Katliamı’nın yıl dönümü önümüzde diğer katliamların anmaları da var ama ne yazık ki bütün katliamların davası düşürüldü. Devletin katliamlar ile yüzleşmesi için örgütlü mücadele etmeliyiz. İçinden geçtiğimiz dönem çok önemli ve Aleviler için bir dönemeçtir. Seçilecek başkana başarılar diliyoruz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından genel kurula yemek arası verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD 17. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı-VİDEO

    PSAKD 17. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD)’nin 17. Dönem Olağan Genel Kurulu Ankara’da yapılıyor.

    PSAKD’nin iki gün sürecek 17. Dönem Olağan Genel Kurulu Ankara’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde başladı. Yoğun katılımın görüldüğü kurula, sayıda Alevi örgüt temsilcisinin yanı sıra meslek örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de katıldı.

    Muharrem Erkan Dede’nin okuduğu gülbeng ile başlayan kurulun gerçekleştirileceği salona “Laik, demokratik, bilimsel eğitim”, Suriye’de Alevi soykırımı var”, “Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz”, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kapatılsın”, “Sivas için adalet herkes için adalet” yazılı afişler asılırken Madımak Katliamı’nda katledilen 33 canın fotoğraflarının yer aldığı afiş de asıldı.

    Genel kurul saygı duruşu ile başlarken; 33 kişi, 33 can için Hakan Erol Dede’nin deyişleri ile semah döndü. Derneğin geçmiş dönem faaliyetleri sinevizyon gösterimi ile katılanlara aktarıldı.

    Divan Kuruluna ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan başkanlık ederken; Lale Günay, Eylem Ulusoy Alankuş, Müslüm Metin, Şenay Keçeci divana oturdu.

    Açılış konuşmasını yapan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Demokratik Alevi mücadelesinin öncülerinden biri olan PSAKD’nin Genel Kurulu, Türkiye’nin demokratik bir ülkesi olması için bir adım olsun” diyerek genel kurulu başlattı.

    “FAŞİST BİR SİSTEMİN BÜTÜN UYGULAMALARINI BİRLİKTE YAŞIYORUZ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakıldığını hatırlattı. “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının asimilasyonları arasında genel kurulumuz gerçekleştiriyoruz” diyen Erçe, şöyle konuştu:

    “Baskıcı, faşist bir sistemin bütün uygulamalarını birlikte yaşıyoruz. Yanı başımızda, Suriye’de süren kirli savaşta Aleviler katlediliyor. Ülkemizde seçilmişlerin yerine kayyımlar atanıyor. Aslında bir bütün olarak büyük bir kirlenmenin içerisindeyiz. Hakkın, hukukun tanınmadığı, kendi yarattıkları anayasanın bile ayaklar altına alındığı bir dönemi birlikte yaşıyoruz. 2 Temmuz Katliamı katillerinin serbest bırakıldığı, bizim çocuklarımızın cezaevine atıldığı bir dönem yaşıyoruz. Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere halkın iradesine darbe vurarak halkın temsilcilerini cezaevine attılar. PSAKD örgütlülüğü başta olmak üzere bir çok Alevi  kurum yöneticisi de tutsak edilmiş durumda. Tutsak edilen bütün yoldaşlarımıza, devrimcilere selam yolluyorum. Büyük bir kuşatma altında olduğumuz bir dönemde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının asimilasyonları arasında genel kurulumuz gerçekleştiriyoruz. O yüzden bu kurul çok önemli, omuz omuza verdiğimiz bir genel kurul olmasını diliyorum.”

    Kurul konuşmalar ile devam ediyor.

    Genel başkanlık için mevcut başkan Cuma Erçe ve Hüseyin Güzelgül yarışıyor.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de Madımak için tutulan ‘Adalet Nöbeti’ son buldu-VİDEO

    İzmir’de Madımak için tutulan ‘Adalet Nöbeti’ son buldu-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek için İzmir’de başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ basın açıklamasıyla son buldu. Nöbette, “halkın iradesine sahip çıkılarak, Sivas’ın hesabının sorulacağı ve demokrasinin gasp edilmesine izin verilmeyeceği” kaydedildi.

    Anayasa Mahkemesi’nin Madımak Katliamı faillerine (23 kişi) yönelik verdiği tahliye kararı sonrasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin başlattığı ‘Adalet Nöbeti’ne destek olarak İzmir’de de nöbet başlatılmıştı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şubesi Cemevinde gerçekleşen ‘Adalet Nöbeti’ bugün itibariyle son buldu. Madımak Katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının asıldığı ‘Adalet Nöbeti’ Madımak’ta yaşamını yitiren Yeşim Özkan’a adandı.

    Nöbette ayrıca Hakk’a yürüyenler için çerağlar uyandırılarak lokmalar paylaşıldı.

    ‘Adalet Nöbeti’nde konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik, nöbetin devam ettiği günlerde Suriye’de Alevi katliamı yaşandığını hatırlatarak, “Bu sistem baskılarını devam ettiriyor. Adalet arayan birçok kişi tutuklandı. Bu protestolar Ekrem İmamoğlu’nu da aşarak bir direniş, ses çıkarma halini aldı. Sivas için adalet arayışımız devam edecek. Yanı başımızda Suriye’de bir katliam yaşanıyor. Bu barış süreci ve Suriye’deki mutabakat, umarız hak mücadelesi veren biz Aleviler ve mazlumlar için bir fayda sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞİLMEDEN ÜLKEYE DEMOKRASİ GELMEZ”

    Madımak Katliamında yaşamını yitirenleri unutulmayacağına vurgu yapılan açıklamada ise, “Sivas Madımak Katliamı davasının bir insanlık davası olduğunu ve biz ‘bitti’ demeden bitmeyeceğini dosta, düşmana haykırmak için buradayız. Ne yazık ki, adaletin ayaklar altına alındığı, hukukun bir siyasi silaha dönüştürüldüğü karanlık bir dönemden geçiyoruz. Biz biliyoruz ki, katliamlarla yüzleşilmeden ve katliamcı zihniyetten hesap sorulmadan yani tam anlamı ile bir hesaplaşma yaşanmadan bu ülkeye ne barış, demokrasi ne de adalet gelmeyecektir. Demokrasiden yoksunluk ise adaletten ve barıştan yoksunluğu getirmektedir” denildi.

    “AYNI ZİHNİYETİN ÜRÜNLERİ!”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 33 gündür sürdürdüğü Adalet Nöbeti’nin hak mücadelesinde süreceğinin ifade edildiği açıklamada, “Adalet arayışımız ve mücadelemiz asla bitmeyecek ve katliamlarla hesaplaşıncaya kadar devam edecektir. Biz biliyoruz ki, Maraş’ta Ali Tıraş’ı kaynar kazanda haşlayan, anaların karnındaki bebeği süngüleyen caniler ile, Çorum’da Veli Dede’yi fırına atan caniler, aynı zihniyetin ürünüdür. Sivas’ta Madımak Oteli’ni ateşe verenler ile Suruç’ta gençlerin düşlerini bombalayanlar aynı zihniyetin ürünüdür. Bugün Suriye’de Alevi soykırımı yapan, selefi, cihatçı çetelerin sahip olduğu zihniyet ile Türkiye’de gerçekleştirilen onlarca yüzlerce katliamın sorumlularının sahip olduğu zihniyet, bire bir aynı zihniyettir” diye belirtildi.

    “SİVAS İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET!”

    Suriye’deki Alevi katliamı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu protestoları sonrasındaki tutuklamaların eleştirildiği açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “33 canımızın katillerini serbest bırakanlar, bayram arifesinde de Hizbullahçı katilleri serbest bıraktılar. Onlar, taraflarını hiçbir zaman değiştirmediler. Onlar yakanlardan, katillerden yana oldular. Biz de tarafımızı değiştirmedik, biz de mazlumdan yana, haktan ve hakikatten yana taraf olduk, olmaya da devam ediyoruz. Hiçbir güç bizi bundan vaz geçiremeyecektir. AKP/MHP hükümeti her gün yeni bir hukuksuz uygulama ile karşımıza çıkıyor. Ama bilsinler ki, biz hiçbir hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz! Halkın iradesine sahip çıkacağız. Sivas’ın hesabını soracağız. Hukukun, adaletin ve demokrasinin gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz! Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız! Halkın iradesine sahip çıkıyoruz! Adalet istiyoruz, hemen şimdi! Sivas için Adalet! Herkes için Adalet!”

    PİRHA/İZMİR