Etiket: Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

  • PSAKD: Gülmen ve Özakça’nın tutuklanması açık bir faşizmdir-VİDEO

    PSAKD: Gülmen ve Özakça’nın tutuklanması açık bir faşizmdir-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan ve Genel Mali Sekreteri Onur Kaya, ihraç edildikleri işlerine geri dönmek için açlık grevi başlatan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın gözaltına alınıp tutuklanmasını PİRHA’ya değerlendirdiler. Kaplan ve Kaya, “Bu açık bir faşizmdir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri, açlık grevlerinin 76. gününde tutuklanıp cezaevine konulan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın serbest bırakılması, taleplerinin karşılanması ve KHK’ların iptal edilmesini istedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, eğitimciler Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’e yönelik gerçekleşen tutuklanmanın ihraç edilen tüm kamu emekçilerine yönelik olduğunu söyledi.

    “HERKES ALANLARA ÇIKMALI”

    Eğitimcilerin eylemine ve eğitimcilerin tutuklanmasına karşı Alevi kurumları olarak direnişi desteklediklerini hatırlatan Kaplan, “İnancımız gereği bu insanlara biz desteğimizi sunduk. Defalarca gittik meydanlarda destek olduk. Ancak tutuklama ertesinde sadece Pir Sultan Abdal Kültür Derneği değil, tüm kurumların buna tepki göstermesi, tüm kurumların buna ses çıkarması ve alanlara çıkması gerekirdi” dedi.

    Bu direnişe ve tutuklamaya karşı sessiz kalındığı eleştirisinde bulanan Kaplan, “Mücadeleyi tüm yurda yaymak gerekiyor. Biz önümüzdeki günlerde örgüt olarak ciddi bir karar alma noktasında olabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “BU AÇIK BİR FAŞİZMDİR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Genel Mali Sekreteri Onur Kaya da, “Bu ülke vicdanını kaybetti” dedi.

    Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İki insan kendini açlık grevi ile kendini ölüme yatırmış ve siz bu insanları gözaltına alıyorsunuz. Talepleri gayet basit. İşlerine geri dönmek istiyorlar. Ve siz işlerini geri vermiyorsunuz. Birisi öğretim üyesi biri öğretmenimiz. İki insan kendisini açlık grevi ile tanımlamaya çalışıyor, kendilerini ancak böyle ifade edebiliyorlar. Siz bu ifadelerini de engelliyorsunuz ve topluma yönelik yaptıkları da herhangi bir şeyleri yok.”

    “FAŞİZME KARŞI DİRENMEMİZ GEREKİYOR” 

    Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri tüm şubeleri ile eğitimcilere destek için bir günlük açlık grevine girdiklerini hatırlatan Kaya, “Türkiye genelinde 84 şubemiz de bunu destekledik. Avrupa’da bunun üzerine destekleme kararı aldı. Ama yine bir vicdan kaybı var. Diğer kurum ve kuruluşların da bunu desteklemesi gerekirken bizden bu 1 günlük açlık grevini devir almaları gerekirken almadılar. Demek ki toplum tamamen vicdanını kaybediyor. Bu vicdanı yeniden yakalamak zorundayız. Bu açık bir faşizmdir. Bu faşizme karşı bizim direnmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD Samsun’da bağlama kursu öğrencileri konser verdi

    PSAKD Samsun’da bağlama kursu öğrencileri konser verdi

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şubesi bağlama kursu öğrencileri sezon sonu konserini hafta sonu gerçekleştirdi. PSAKD Samsun Şubesi üyeleri ve halkın yoğun katılım ile gerçekleşen konserde geçen yıl hakka yürüyen derneğin eski bağlama öğretmeni Ahmet Akın da anıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şubesi ve Cemevi  ile Atakum Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün katkılarıyla gerçekleştirilen bağlama kursunun sezon sonu konseri, Şef Refa Özden  yönetiminde gerçekleşti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şubesi ve Cemevi Cemevi’nde hafta sonu gerçekleşen konserine ilgi yoğundu. Bağlama kursunu tamamlayanların deyiş ve  türküler seslendirildiği gecede, semah dönüldü. Gecede geçtiğimiz yıl  Temmuz ayında genç yaşta hakka yürüyen PSAKD yönetim kurulu eski üyesi, bağlama ustası ve koro şefi Ahmet Akın da anıldı. Gecede Anneler Günü olması nedeniyle de  yönetim kurulu Ayşe Güleryüz’e tüm anneler adına bir plaket verildi.

    Samsun PSAKD’de bağlama kursu konserle taçlandırıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerin eğitimcilere 1 günlük destek açlık grevi sona erdi

    Alevilerin eğitimcilere 1 günlük destek açlık grevi sona erdi

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) KHK ile görevlerinden ihraç edildikleri için girdikleri açlık grevinde kritik bir sürece giren eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için girdikleri bir günlük açlık grevi sona erdi. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan destek açlık grevlerinin devam etmesini istediklerini ancak muratlarına ulaşamadıklarını belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Samsun, Çanakkale, Gebze ve daha pek çok il ve ilçede bulunan şubelerinde başkan ve üyeleri, KHK ile görevlerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve sınıf öğretmeni Semih Özakça için girdikleri bir günlük açlık grevini yapılan basın açıklamalarıyla sona erdirdi.

    Yapılan açlık grevinin amacına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan muratlarının açlık grevini herhangi bir kurumun sürdürmesi olduğunu ancak ne demokratik kitle örgütlerinin ne de Alevi kurumlarının sürdürmediğini ifade etti.

    Eş zamanlı yapılan basın açıklamalarında dün yapılan basın metnine bağlı kalındı. Metinde Türkiye’nin  15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen ve aylarca uzatılan OHAL kapsamında KHK ile yönetildiğine vurgu yapıldı.

    AKP hükumetinin FETÖ ile mücadele adı altında çıkardıkları kararnamelerle özgürlükten yana olan basın yayın kuruluşlarını kapattığına dikkat çekilen metinde, en fazla tasfiyenin akademi üyelerine ve kamu çalışanlarına uygulandığı da belirtildi.

    Parlamento üyelerine, siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine ve tüm kamuoyuna Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek olmaları çağrısında bulunan Aleviler, haksız gerekçelerle açığa alınan tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmeleri gerektiğini vurguladılar.

    PSAKD İSTANBUL ŞUBELERİ

    İstanbul’da PSAKD Alibeyköy, Kadıköy, Ataşehir, Avcılar, Beyoğlu ve daha bir çok şube dün başlattıkları açlık grevi eylemlerini basın açıklaması yaparak akşam saat 19.00 sıralarında sonlandırdılar.

    PSAKD Avcılar Şubesi üyeleri Avcılar meydanda bir saatlik bir oturma eyleminin ardından basın açıklaması yaparak açlık grevi eylemini bitirdi.

     

    ANKARA’DA PSAKD AÇLIK GREVİ SONA ERDİ

    Ankara’da PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve açlık grevindeki üyeler Ankara Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi yaptığı alana gelerek direnişi gün boyu sürdürdü. Akşam saatlerinde ise destek açlık grevini bir basın açıklamasıyla sona erdirdiler.

    PSAKD ADANA ŞUBESİ

    PSAKD MERSİN ŞUBESİ

     

     

  • PSAKD Alibeyköy: ‘Korku duvarlarına karşı ses çıkartın’ -VİDEO

    PSAKD Alibeyköy: ‘Korku duvarlarına karşı ses çıkartın’ -VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tüm şubelerinin ihraç edilen işlerine geri dönebilmek için 66 gündür açlık grevinde olan eğitimciler için bir günlük açlık grevi eylemi sürüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Alibeyköy Şubesinde açlık grevinde olanlara mikrofon uzattık.

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Şube’de, genç, yaşlı, kadın, erkek çok sayıda Alevinin dayanışma gösterdiği açlık grevi deyişler, türküler ve şiirlerle tüm gece devam etti. Sağlık durumundan dolayı açlık grevine girmeyenler de dayanışmak için cemevindeydi. Dün gerçekleşen basın açıklamasının ardından PSAKD Alibeyköy Şube’deki açlık grevine giren Aleviler PİRHA’ya taleplerini anlattı.

    Hüseyin Ulaş Vural, akademiye karşı KHK ile başlatılan gözaltı, tutukla, soruşturma ve ihraçlardan Nuriye ve Semih hocanın da payını aldığını söyleyerek, “İşini onurunu geri kazanmak için sergiledikleri açlık grevine desteğimizi veriyoruz. KHK’nın zulmüne karşı bir araya gelmezsek daha nice KHK’larla işimizden ekmeğimizden olacağız gibi gözüküyor” ifadelerini kullandı.

    Gürkan Gerçek de, eğitimcilerin yanı sıra oğlunun kemiklerini isteyen Kemal Gün içinde açlık grevinde olduklarını söyledi. Gerçek, “Sadece zulümler KHK ile olmuyor bu ülkede. Her anlamda işçi, emekçi, Alevi halk üzerindeki zulme karşı da küçük bir başlangıç yapmak istedik. Bu dalga yayıla yayıla büyüye bilir. Biz bunun küçük bir parçasıyız” dedi.

    “’SIRA SİZDE’ DEMELERİNİ BEKLEMEYİN”

    Sibel Kadeş ise şu sözlerle herkesi duyarlı olmaya çağırdı: “Taleplerimiz bundan sonrası yok. Bizim evimize gelip de gırtlağımıza çöktüklerinde ‘hadi sıra sizde’ demelerini beklememizin bir anlamı yok. Ben herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum. Bu mücadele sadece onları değil, hepimiz aynı şartlarda yaşıyoruz.”

    Hakkı Gerçek, KHK’larla sadece açlık grevindekiler değil çok sayıda insanın mağdur edildiğini hatırlattı. Kamuoyunun sessizliğini eleştiren Gerçek, “Daha fazla bir tepkinin yükselmesi gerektiğini düşünüyoruz. Burda oluşumuzun nedeni de vicdanımızın, inancımızın, düşüncemizin kabul edemeyeceği bir durum. Ve bunu protesto ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KORKU DUVARLARINI YIKALIM”

    Şehmus Erol, ülkedeki anti demokratik uygulamalara ve insanı hakları ihlallerine karşı toplumsal bir baskı yaratmak istediklerini söyledi. Erol, “Toplumsal psikoloji de eğer korku duvarları örülürse, bu korku duvarlarını yıkmamız mümkün değildir. 6 ay önce HDP eş genel başkanı tutuklandığında şunu demişti: ses çıkartın. Çünkü korku duvarları örülmesin diye bu çağrıyı yapmıştı” diyerek bu korku duvarlarına karşı ses yükselteceklerini vurguladı.

    “SAĞLIKLARINI KAYBETMEDEN SESİMİZİ DUYURMALIYIZ”

    PSAKD Demokratik Kitle Örgütleri sekreteri Gülizar Taşbilek de şunları söyledi: “Eğitimciler başlattıkları direniş ile bir kıvılcım yakmışlar bizde burada seslerine ses verip meşale olacağız. Umarız ses getirir. Sesimizi duymak istemiyorlar. Duyurmak istiyoruz. Eğitimcilerin sağlığını kaybetmeden sesimizi duyurabilirsek ancak bu eylemimiz istediğimiz hedefe ulaşır.”

    Son olarak PSAKD Eyüp Şubesi Gençlik Komisyonundan Gizem Pınar Polat, “Kendi haklı mücadeleleri ile başlayan bu olay PSAKD’nin genelinde canlandı. Bu mücadele böyle bir çığlığa dönüşebiliyorsa, böyle bir zamanda biz kendi haklı gerekçemizi ifade edebiliriz. Haksızlığa karşı mücadele edilmesi gerekiyor” dedi.

    Sevim KAHRAMAN/İSTANBUL

  • İzmir’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri açlık grevine başladı-VİDEO

    İzmir’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri açlık grevine başladı-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de PSAKD şubeleri, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemine duyarlılık yaratmak için  1 günlük açlık grevi eylemi başlattı. 

    HABERİN VİDEOSU

    OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 65. gününde devam ederken, Gülmen ve Özakça’ya destek eylemleri devam ediyor.

    Aleviler de ihraç edilen kamu emekçilerinin taleplerinin karşılanması için saat 18.00 itibariyle 1 günlük açlık grevine girdi.

    İzmir’de Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri’nin tüm şubelerinde başkan ve üyeler açlık grevi başlattı.

    Menemen cemevinde basın açıklamasını PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Kemal Yıldız yaptı.

    Yıldız, “Bizler, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak Nuriye Gülmen ve Semih Özakça şahsında haksız ve hukuksuzca işinden edilen tüm kamu emekçisi canlarımızın taleplerinin karşılanması için onların direnişiyle buluşarak, bedenlerimizi 1 günlük açlık grevine yatırıyoruz.  Açlık grevimiz bugün 18:00’den 13 Mayıs Cumartesi 18:00’e kadar sürecek” dedi.

    Açıklamada, Ülkenin haksız bir şekilde OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararname rejimiyle yönetildiği belirtilen açıklamada, KHK ile en çok Alevilerin tasfiye edildiği hatırlatıldı.

    “HOCALARIMIZIN ÖLÜMLERİNE İZİN VERMEYELİM” 

    Açıklamada şunlar dile getirildi:

    OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç edilenler arasında bulunan Konya Selçuk Üniversitesi öğretim görevlisi Nuriye Gülmen ve sınıf öğretmeni Semih Özakça, Ankara Yüksel Caddesinde sürdürdükleri oturma eyleminde 182, açlık grevinde ise 65. günü doldurdular. Süreci takip eden hekimlerin ifade ettiklerine göre açlık grevi kritik bir aşamaya ulaşmıştır. Gelişmeleri derin bir endişe ile takip etmekteyiz. İfade etmek isteriz ki ülkeyi yönetenler yaşanacak her türlü olumsuzluktan birinci derecede sorumlu olacaklardır. Parlamento üyelerini, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini ve tüm duyarlı kamuoyunu Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın haklı direnişine sahip çıkmaya, hocalarımızın ölümlerine izin vermemeye çağırıyoruz.”

    Açıklamaya, Buca, Çiğli, Aliağa, Egekent cemevi yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Hak yolunda yasamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulmasının ardından açlık grevi başlatıldı.

    Ersin ÖZGÜL/ İZMİR

  • ABF’den Bülent Kaya: İnsanlık ölüyor, bu çığlığa kulak verin-VİDEO

    ABF’den Bülent Kaya: İnsanlık ölüyor, bu çığlığa kulak verin-VİDEO

    PİRHA-KHK ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattıkları açlık grevi eylemi 64. gününde. Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenlerinden PSAKD yönetimi ve üyeleri akademisyenlere destek amacıyla yarın bir günlük açlık grevine girecek. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya yapılacak olan destek eylemine ilişkin PİRHA’ya konuştu. 

    HABERİN VİDEOSU

    Kanun Hükmünde Kararname ile görevlerinden ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattıkları açlık grevi eylemi 64. gününde. Pir Sultan Abdal kültür Derneği tüm şubeleriyle birlikte akademisyenlere destek amacıyla yarın bir günlük açlık grevine başlayacaklar. Saat 18:00’de başlayacak olan bir günlük açlık grevi Cumartesi 18:00’de sona erecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, yapılacak bir günlük destek eylemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kaya KHK ile kamu çalışanlarının açlığa ve sefalete mahkum edildiklerini belirtti.

    “AÇLIĞA VE SEFALETE MAHKUM EDİLİYORLAR”

    KHK ile muhalif olan, demokrasiden yana olan ve hak ve özgürlükler mücadelesi veren kamu çalışanlarının teker teker açığa alınarak açlığa ve sefalete mahkum edildiklerini ifade eden Kaya şunları belirtti:

    “Bunlar ülkenin geleceği için, demokrasinin güçlenmesi için, bir arada yaşama zeminin güçlendirmek için kamu adına kamu hizmetlerini daha nitelikli sunmak için mücadele eden büro emekçileri, sağlık emekçileri, eğitim ve bilim emekçileriydiler. Tüm dertleri bulundukları yerden halklarına daha nitelikli, daha çabuk hizmet sunmaktı.”

    “LÜTFEN BU ÇIĞLIĞI DUYUN”

    Akademisyenlerin, öğretmenlerin tek dertlerinin demokratik bir toplum ve demokratik bir devlet yaratmak olduğunu vurgulayan Kaya “Çalmadılar, çırpmadılar, yetim hakkı yemediler ve bu nedenden dolayı işlerinden de el çektirildiler” dedi. Akademisyenlerin bu zulme boyun eğmeyeceklerini ve kamuoyu vicdanında hareketlilik yaratmak için direndiklerini söyleyen Kaya, kamuoyuna şöyle seslendi:

    “Lütfen bu çığlığı duyunuz. Artık hayatları sıkıntılı bir sürece girmiştir. Lütfen AKP’nin KHK’lerle Türkiye’yi yönetmesine, demokrasi güçlerinin tasfiye edilmesine karşı bir duruş sergileyiniz.”

    “İNSANLIKTAN YANA TAVIR KOYALIM”

    Alevi kurumları olarak bu çığlığa ses verdiklerini ifade eden Kaya 77 gündür Dersim’de oğlunun cenazesini almak için açlık grevinde olan Kemal Gün’ü de unutmadı. Kaya, Kemal Gün’ün Dersim’in dağlarında, Seyid Rıza’nın heykelinin önünde vicdanlara seslendiğini söyledi. “Bu çığlıklara ses vermek. Ne sağcı olmak, ne solcu olmak, ne CHP’li olmak, ne AKP’li olmak, ne HDP’li olmak değil vicdan sahibi olmak ve insan olmakla ilgili” diyen Kaya, “İnsanlık ölüyor, insanlıktan yana tavır koyalım” şeklinde konuştu.

    “YAŞATMAYI ESAS ALIYORUZ”

    Tüm dertlerinin bu ülkede farklılıklara rağmen bir arada yaşama iradesini güçlendirmek olduğuna dikkat çeken Bülent Kaya, Alevi kurumları olarak başta Kemal Gün, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça şahsında bedenini ölüme yatıranların yanında olduklarını ve yaşatmayı esas aldıklarını vurguladı. “İnancımız gereği de tüm canlıların yaşaması için elimizden gelen gayreti dayanışmayı yerine getireceğiz” diyen Kaya, tüm vicdan sahiplerini bu çığlığa ses vermeye davet etti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Alevilerden çağrı: Hükümet feryatları duymalı-VİDEO

    Alevilerden çağrı: Hükümet feryatları duymalı-VİDEO

    PİRHA-Akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlatmış oldukları açlık grevi bugün  63. gününde. Aleviler destek için akademisyenlerin yanındaydı. İnanç örgütü temsilcileri olarak PSAKD yönetici ve üyeleri açlık grevine destek olduklarını ve hükumetin de bu çığlığa kulak vermeleri gerektiğini belirttiler. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile üniversiteden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 62. gününde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri ve üyeleri akademisyenlere destek verdi.

    PİRHA’ya konuşan PSAKD yönetici ve üyeleri, hükumetin insan sağlığı açısından en riskli ve geri dönülmez noktada olan açlık grevlerine kulak vermesi gerektiğini belirterek, akademisyenlerin mücadelelerinin yanında olduklarını vurguladı.

    “HÜKÜMET FERYATLARINI DUYMALI”    

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemlerine saygı duyduklarını belirterek feryatlarının hükumet cephesinden mutlaka duyulması gerektiğinin altını çizdi. Akademisyenlerin açlık grevinde kritik bir noktaya geldiklerini söyleyen Kaplan “Arkadaşlarımızın vücudunda kalıcı hasarlar oluşsun istemiyoruz” dedi.

    “TOPLUM AÇLIK VE YOKSULLUKLA TERBİYE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”   

    PSAKD Genel Sekreteri Bülent Kaya da akademisyenlerin bedenlerini ölüme yatırarak işlerini ve aşlarını almaya çalıştıklarını ifade etti. Kaya toplumun ihraçlara gereken duyarlılığı göstermediği için akademisyenlerin bedenlerini ölüme yatırdığını vurgulayarak AKP’nin toplumu açlık ve yoksullukla terbiye etmeye çalıştığını kaydetti.

    “ÜLKE VİCDANINI KAYBETTİ”

    PSAKD Mali Sekreteri Onur Kaya, bütün KHK’lerin durdurularak akademisyenlerin işe başlatılmaları gerektiğini söyledi. Ülkenin vicdanını kaybettiğini belirten Kaya, bütün kamuoyunun, emek ve demokrasi güçlerinin, Alevilerin bir araya gelerek akademisyenlere sahip çıkmaları gerektiğinin altını çizdi.

    “KHK’LER DURDURULSUN”

    PSAKD Örgütlenme Sekreteri Fırat Argün, hükumetin bu sese ve eyleme kulak vermesi gerektiğini belirterek “Canlarının ziyan olması daha büyük toplumsal sorunlara yol açacağı için bir an önce KHK’lerin durdurulmasını talep ediyoruz” dedi.

    “DAHA BÜYÜK TOPLUMSAL SORUNLARA YOL AÇAR”

    PSAKD Senel Sekreteri Tuncay Özkan, yürütülen eyleme ses katabilmek için geldiklerini ifade ederek Nuriye ve Semih hoca özelinde Türkiye’de KHK zulmüne karşı bir çığlık olduğunu ve bu açlık grevlerinin yanında olduklarını belirtti.

    “TOPLUMUN DUYARSIZLIĞI ÇOK ACI”

    PSAKD Genel Merkez Gençlik Sorumlusu Sercan Aydoğan toplumun duyarsızlığının çok acı olduğunu söyleyerek akademisyenlere destek amaçlı orada kaldıkları günlerin de olduğunu belirti. Aydoğan “Gerçekten bu durum içimizi acıtıyor. Nuriye ve Semih’e sahip çıkmamız lazım gözümüzün önünde insanlar ölüyor”  şeklinde konuştu.

    “DİRENİŞLERİNİ ÖNEMSİYORUZ”

    Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu’nun Eski Genel Başkanı Ayten Gürsoy, direnişin başladığı günden beri ellerinden geldiği kadar destek olmaya çalıştıklarını vurguladı. Gürsoy, akademisyenlerin haklarıyla kazandıkları işlerini kaybettikleri için direnişlerini önemsediğini kaydetti.

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin Videosu

  • Alevi gençler de 1 Mayıs alanlarındaydı-VİDEO

    Alevi gençler de 1 Mayıs alanlarındaydı-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Bakırköy Halk Pazarı’nda gerçekleşen 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’na Pir Sultan Abdal Kültür Derneği pankartı arkasında Alevi gençler de katıldı. Gençler, işsizlik probleminden Alevi öğrencilere dönük zorunlu din dersi uygulamasına kadar yaşadıkları hak gasplarının son bulmasını istediler. 

    1 Mayıs İşçi Bayramı, büyük bir katılım ve coşkuyla kutlanan İstanbul Bakırköy’de kutlandı. Çok sayıda demokratik kitle örgütü, siyasi parti ve sendikanın yanı sıra Alevi kurumları da kendi özgünlükleri ile miting coşkusunu alanlara yansıttı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyesi Alevi gençler de taleplerini PİRHA’ya anlattılar.

    Alevi gençleri olarak zorunlu din derslerinin kaldırılmasını isteyen Fırat Gündüz, “İbadetlerimiz yasaklanmasın, biz özgürlük istiyoruz. Pir Sultanlar ölmedi hala yaşıyor. Direnmeye devam edecektir. Bunu böyle bilin, bizi yakmak kurtuluş değil. Biz küllerimizden doğacağız” dedi. Gündüz, yapılan haksızlıklara hiçbir zaman boyun eğmeyeceklerini ifade ederek şöyle konuştu:

    “Biz Pir Sultan’ın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin talipleriyiz. Biz yolumuz ikrarımıza bağlı insanlarız. Bizi öldüremezsin. Zorunlu din dersleri kalksın. Bizimkisi mezhep değildir. Biz yol süreriz. Biz hak Muhammed Ali’nin yolunu süreriz. 12 imamlara bağlıyız. Bizi yıldıramazsınız. İmam Hüseyin gibi elbette mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “DİN DERSLERİ KALDIRILSIN”

    Ferhat Şengül, işçilerin haklarının verilmesini istedi. Şengül, “Patronlar kendilerine gelsinler, işçilerin emeklerine göz dikmesinler” dedi. Alevi gençlerinin de kendi talepleri olduğunu söyleyen Şengül, “Özgün şeylerimiz var. Onlar engellenmesin, din dersleri kalksın, din derslerinde alevi gençleri zorla başka bir şeye tabii tutuluyor. Liseyi bitirdim ama ilkokula giden kardeşlerimiz var. Onlar çok fazla zorlanıyorlar. Kendi ibadetimiz hakkında bir bilgi yok. Sadece diğer mezheplerin bilgileri veriliyor. Biz buna karşıyız. Ülkede sadece onlar yaşamıyor. Din derslerinin kaldırılmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

    ‘ALEVİ’ DENİLEREK İŞE ALINMIYORLAR

    Taner Atalay ise “Dinimiz yasaklanmış, kurumlarımız kapatılıyor. Kurumlarımızı kapatmalarının nedenini bilmiyoruz. Biz yılmadan direneceğiz. Gazi’de, Sivas’ta Maraş’ta olduğu gibi bizi öldürseler de direneceğiz. Biz canımızı koymuşuz bir kere. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi yıldıramazlar” dedi.

    Gençliğin sorunlarının başında işsizlik olduğuna dikkat çeken Atalay. Alevi gençleri açısından durumun daha da vahim olduğunu belirtti: “Arkadaşlarımız okulu bitirmiş iş bulamıyorlar. Çok işsiz var bizde. Gidiyoruz adam soruyor ‘hangi dindensin?’ ‘Alevi misin’. Biz ‘Aleviyim’ deyince kapıdan içeri almıyor. Ayrımcılık yapıyorlar.”

    İŞÇİLERİN HAKLARININ GERİ VERİLMESİNİ İSTEDİLER

    Zeren Kaza da araya girerek yaşadıkları ayrımcılığı şu sözlerle anlattı:

    “Arkadaşlarım bilmiyor cemevinin nasıl bir yer olduğunu, yargısız infaz yapıyorlar. Dışarıdan konuşanları anlatıyorlar, yanlış bilgi veriyorlar. ‘Siz orada oyun mu oynuyorsunuz’ diyorlar. ‘Siz ibadet yapmıyorsunuz’ diyorlar. Gelip görsünler cemevi onlara her zaman açık.”

    Zeren Kaza son olarak “Kavgaya son verilsin” diyerek  işçilerin haklarının iade edilmesini istedi.

    Özgür Sümer de şöyle konuştu:

    “Taleplerimiz çok açık zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz. Cemevilerinin ibadethane olarak sayılması, haklarımızın yeniden verilmesi, dışlandığımız tüm platformlarda varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Her yerde varız. Her yerde gençliği örgütlemeye çalışıyoruz. Elimizden gelen tüm mücadeleyi veriyoruz.”

    HABERİN VİDEOSU

  • Aleviler pankartlarıyla Bakırköy’e giriş yaptı – VİDEO

    Aleviler pankartlarıyla Bakırköy’e giriş yaptı – VİDEO

    PİRHA-1 Mayıs kutlamaları İstanbul’da başladı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Demokratik Alevi Dernekleri ve Haci Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı 1 Mayıs kutlamalarına kendi pankartlarıyla katıldı. 

    İstanbul’da 1 Mayıs kutlamaları başladı. Bu yıl Bakırköy halk pazarında yapılan kutlamalara emek ve demokrasi örgütleri, kadınlar, siyasi partiler, sendikalar, Aleviler, Kürtler ve Türkiye’nin tüm ezilen ve ötekileştirilenleri 1 Mayıs alanını akın akın doldurmaya başladı.

    Alkışlar, zılgıtlar, pankartlar ve filamalarla alana giren kitleler “Hayır bitmedi daha yeni başlıyor”, “AKP halka hesap verecek”, “Hayır kazandı YSK çaldı” “Faşizme karşı omuz omuza”, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganları atıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Demokratik Alevi Derneği ve Haci Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı 1 Mayıs’a kendi pankartlarıyla katıldı. PSAKD İstanbul şubeleri “Pir Sultanlar yaşıyor, savaşıyor”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atarak alana girdiler.  (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

     

  • PSAKD: Hayır cephesi teslim olmamıştır

    PSAKD: Hayır cephesi teslim olmamıştır

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi 16 Nisan’da yapılan referanduma ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “Hayır biz kazandık” denilen açıklamada, “Mücadelemize kaldığımız yerden daha fazla inatla ve umutla, yılgınlığa düşmeden devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı. 

    16 Nisan referandumuna ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “AKP’nin rejim programının değişikliği için bizlere dayattığı referandum sonuçlarını değerlendirdiğimizde görülmüştür ki, ‘Hayır’ çalışması yürüten tüm sol, sosyalist, sosyal demokrat, yurtsever kesimlerinin ortaya koyduğu emekler karşılıksız kalmamıştır” denildi. OHAL koşullarında yürütülen referandumun meşru olmadığı ifade edildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkemizin içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde, OHAL koşullarının pençesinde referanduma gidilmiştir ve unutmamak gerekir ki, Evet kampanyası için devletin tüm imkanlarının seferber edildiği bu ortamda, gücünü emekçiliğinden, haklılığından ve meşru mücadele ruhundan alan Hayır cephesi teslim olmamıştır. Saray ittifakının bütün olanakları boşa düşmüştür ve seçimin ‘zaferi’ kursaklarında kalmıştır.
    Referandum çalışmaları boyunca Alevi mahallelerine saldıran, sokak ortasında gençlerimizi katleden, dernek üye ve yöneticilerimizi tutuklayan, Kürt illerimizde katliamlar yapıp halkı zorla göçe zorlayan Saray ittifakı, bütün engelleme çabalarına rağmen, ülkemizin onurlu insanları dik duruşuyla Hayır’ı savunmuştur.

    “YSK YÜRÜTÜLEN EMEĞİ YOK SAYMIŞTIR”

    Egemenlerin televizyonlarında Hayır’a yönelik uygulanan sansür politikaları sadece Evet’çilere hizmet etmiştir. Kamu yararına yayın yapması gereken devlet televizyonları bile Hayır’a yayınlarında yer vermemiş,açık bir şekilde referandumda Evet’i savunmuştur. Referanduma tarihi bir katılım oranı sergilenmiş, yurt içi ve yurt dışındaki vatandaşlarımız sandık başında görevlerini yerine getirmiştir.Halkımızın bu duyarlılığına karşın mühürsüz oy pusulası ve zarflarını kabul eden YSK referanduma gölge düşürmüş ve halkımızın bu duyarlılığına karşın egemenlerden yana tarafını açıkça beyan etmiştir. Bağımsız bir kurum olma özelliğini yitirmiş olan YSK referandumda emek veren on binlerce sandık görevlisi insanların yürüttüğü emeği yok saymıştır.Sandıkta kazanamadıkları seçimleri ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışanlar, halkımız karşında açıkça kaybetmişlerdir. Sandıktan anayasa değişikliğine karşı çıkan yüzde 49’luk irade bize göstermiştir ki, uygulanmaya başlayacak olan anayasa değişikliği, anayasaların temel özelliği olan toplumsal uzlaşı metni niteliğini göstermeyecektir.

    “MÜCADELEYE KALDIĞI YERDEN DEVAM”

    Zaten bu kadar usulsüzlüğün yapıldığı ve tarafsızlık ilkesine gölge düşürüldüğü bir referanduma dayandırılarak yapılacak anayasa değişilikliği, arzuladıkları tek adam iktidarının yönetim biçimi olduğunu biliyoruz. Bu güvenilmez koşullarda açıklanan referandum sonuçları açık ve net bir şekilde meşru değildir.Halkımızın yarısının kabul etmediği ve büyük şehirlerin kültürel ve politik birikimiyle birlikte başkanlığı reddetmesi, bu karanlık sistemi kabul etmeyeceğini göstermiştir. Bizleri karanlık günlere sürükleyenlere siz zalimlere boyun eğmeyeceğiz.Biz kazandık, bu ülkenin onurlu emekçileri, HAYIR çalışmasını canını dişine takan halklarımız kazanmıştır.Mücadelemize kaldığımız yerden daha fazla inatla ve umutla, yılgınlığa düşmeden devam edeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Tavrımız net, din dersi de Diyanet de kaldırılsın’-VİDEO

    ‘Tavrımız net, din dersi de Diyanet de kaldırılsın’-VİDEO

    PİRHA-Alevilerin zorunlu din derslerine tepkileri sürüyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD Örgütlenme Sorumlusu Fırat Ergün düşüncelerinin bu konuda net olduğunu ve zorunlu din derslerinin kaldırılması gerektiğini söyledi. 

    Zorunlu din derslerine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sorumlusu Fırat Ergün bu konuda düşüncelerinin çok net olduğunu ve zorunlu din derslerinin kaldırılması gerektiğini ifade etti.

    “AİLELER OKULA DİLEKÇE VERMELİLER”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen hala Alevi çocuklarına zorunlu olarak dayatılan din dersleriyle ilgili kurumsal olarak bir kitapçık çıkardıklarını belirten Ergün, “Ailelerin okula verecekleri dilekçelerin arka nüshasında bulunmak üzere dört sayfalık küçük bir kitapçık hazırladık. Canlarımızın bu dilekçeleri okullara vermelerini tavsiye ediyoruz” dedi.

    Dilekçeleri okul açılış zamanlarında dernek merkezlerinde dağıttıklarını söyleyen Ergün, “Alevi canlarımız iyi bilsinler ki çocuklarının din dersi görmelerini istemiyorlarsa bir dilekçeyle bunun takipçisi olabilirler” diye konuştu.

    “DİYANET DAHİ KALDIRILSIN”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği örgütlülüğü olarak zorunlu din dersleri konusunda tavırlarının net olduğunu belirten Ergün, “Hatta biz Pir Sultan örgütlülüğü olarak Diyanetin dahi kaldırılmasını istiyoruz ve her zaman bunu da toplumla paylaşıyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • ‘En büyük Alevi katliamı Yavuz döneminde yapılmıştır’-VİDEO

    ‘En büyük Alevi katliamı Yavuz döneminde yapılmıştır’-VİDEO

    PİRHA-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Sarıyer’de bulunan CHP’nin ‘Hayır çadırını’ ziyareti sırasında Yavuz Sultan Selim’i öven açıklamalarına tepki gösteren PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı “Yavuz döneminden bu yana Aleviler katliamlara maruz kalmıştır” dedi.

    16 Nisan’da yapılacak olan referanduma sayılı günler kala siyasi partiler yaptığı miting ve toplantılarla çalışmalar yürütürken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’da referandum için yoğun bir çalışma içinde geziler ve ziyaretler düzenliyor. Erdoğan İstanbul Sarıyer’de referandum çalışmaları yaparken CHP’nin ‘Hayır çadırını’ ziyareti sırasında çadırda bulunan vatandaşlarla tartışmıştı. Erdoğan’ın Yavuz Sultan Selim’i öven ve cemevleriyle ilgili açıklamalarına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “DEMOKRASİ OLSAYDI BUGÜN BUNLAR YAŞANMAZDI”

    PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı, “Eğer ülkemizde demokrasi olsaydı. Ayrımcılık yapılmasaydı ülkemiz bu gün bunları yaşamayacak ve bu referandum olmayacaktı. Şunu çok iyi biliyoruz ki ülkemizde demokrasinin adı var ama uygulaması yok. Bugün ülkemize baktığımızda en büyük ayrımcılığı biz Aleviler ve Kürtler yaşıyoruz. Kamu kurumlarında çalışan binlerce insan darbe sonrası çeşitli gerekçeler gösterilerek işlerinden ihraç edildiler” dedi.

    “ALEVİ KATLİAMLARI ‘YAVUZ’ DÖNEMİNDE BAŞLADI”

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Hayır’ çadırı ziyareti sırasında kendi dönemlerinde cemevlerinin yapıldığını söylüyor” diyen Yapıcı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Evet, doğrudur cemevleri bu dönemlerde yapıldı. Ama bugün baktığımızda ya da hazırlanan yeni anayasada Aleviler ve cemevlerini kapsayan yasal bir güvence var mı? Bunlardan dolayıdır ki Aleviler Yavuz döneminde bu yana ezilmektedir ve ikinci sınıf muamelesi görmektedir. Yavuz dönemine baktığımızda yüzbinlerce Alevi o dönem katledilmiştir. Bu kadar insanı katleden bir katliamcının ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından övülmesi bizleri üzmüştür. Bugün de yine Dersim’den Maraş’a, Çorum’dan Sivas’a kadar birçok Alevi katliamı yapılmıştır. Bütün bu yaşananlara rağmen Aleviler ve Kürtler haklarını alana talepleri kabul edilene kadar biz mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN

    Haberin Videosu

  • ‘Yezitlere karşı tarih boyunca diz çökmedik’-VİDEO

    ‘Yezitlere karşı tarih boyunca diz çökmedik’-VİDEO

    PİRHA-OHAL’in ardından KHK ile kapatılan Alevilerin sesi TV10’un açılması için her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşen eylem 24. haftasında da devam etti.

    Bu hafta eyleme Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Dr. Tuncer Baş, Karakoçanlılar Derneği Federasyon Başkanı Ali Edebali, Munzur Çevre Derneği yönetimi, Ozan Mehmet Tek, Nimet Tanrıkulu, Barış İçin Kadın Girişimi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Turgay Özkan, DAD Avcılar, Peri Suyu Koruma Platformu Başkanı Eren Akyol eyleme destek verdi.

    “İKTİDARIN İSTEDİĞİ ALEVİ OLMAYACAĞIZ”

    Açılış konuşmasını TV10 Programcısı Medine Meral yaptı. Kemal Özer’den bir şiir ile sözlerine başlayan Meral, iktidarın istediği Alevilerden olmayacaklarını söyleyerek, “TV10 Alevi kanalıydı aynı zamanda da tüm ötekileştirilenlere yer veren de bir kanaldı. Devlet Alevilere sahip çıkmadığı gibi Alevilerin sesini soluğunu kesiyor” ifadelerini kullandı.

    “EŞİT YURTAŞLIK MÜCADELESİ VERİYORUZ”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Dr. Tuncer Baş da şöyle konuştu:

    “Biz Aleviler olarak eşit yurttaşlık mücadelesi veriyoruz. Bugün dişimizle, tırnağımızla kurduğumuz TV10 ve diğer tüm kanallarımız kapatıldı. Bu haksızlıklara karşı direneceğiz. Alevilere tüm haklarının verilmesini istiyoruz. Hükümetin işi Aleviler adına Newroz’u kutlamak değil, onların haklarını iade etmektir.”

    “TV10’U  YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Karakoçanlılar Derneği Federasyon Başkanı Ali Edebali de, TV10 ve diğer kanalları kapatan iktidarı kınadı. Edebali, “TV10 tüm Alevilerin inanç ve renklerini yansıtan bir kanaldı.  Tüm Aleviler TV10’un vermiş olduğu bu mücadele de her zaman yanında olacaktır. Biz Alevileri yok saymak iktidar aslında kendi sonunu getirmektedir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Turgay Özkan ise, Alevilerin her dönem zulme uğradığını belirterek, bu dönemde ise KHK’larla kanalları kapatılarak zulmü devam ettirdiklerini ifade etti. “TV10 Alevilerin kanalı olduğunu ve eşyalarına haksız yere el konulmuştur” diyen Özkan¸ “Onlar ne kadar KHK ile bize zulme devam etmeye devam etseler de bizler asla TV10’unu ve diğer kanalları bu haklı mücadelesinde ötürü yalnız bırakmayacaklarını yineledi.

    “YEZİTLERE KARŞI DİZ ÇÖKMEDİK”

    Peri Suyu Koruma Platformu Başkanı Eren Akyol  ise: “Bütün televizyonlar ve basın yayın organları iktidar tarafından anti demokratik bir şekilde lav edildi. Her dönem farklı şekillerde karşımıza çıkan yezit soylulara biz Aleviler tarihler boyu diz çökmedik ve haksızlıklara karşı geldik. Alın terimiz olan TV10 ve diğer kanallarımıza haksız yere el konulmuştur. TV10 mevcut yezitlere boyun eğmemiş ve eğmeyecektir” dedi.

    “TOPRAKLARIMIZDAN VE YAŞAM ALANLARIMIZDAN ETTİLER”

    Akyol konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “KHK ile kanallarımızı kapatarak sesimizi, soluğumuzu kesen iktidar aynı zamanda da kuzularımızı, koyunlarımızı otlattığımız meralarımıza yasak getirerek bizleri topraklarımızdan ve yaşam alanlarımızdan etmiştir. Topraklarımızı terk etmemize neden olan zihniyet bizi şehirlerde yok etmeye çalışıyor.”

    KHK ile kapatılan TV10’nun açılması için çalışanlarının her cumartesi Galatasaray Lisesi önünde yaptığı eylem, 24. haftasında Mehmet Tek’in okuduğu “Ne İnlersin Dolap” deyişi ile son buldu.

    İsmet SEFER

    Haberin Videosu

  • Alevi kadınlar ‘Biz varız’ diyor: Meclisini kuruyor

    Alevi kadınlar ‘Biz varız’ diyor: Meclisini kuruyor

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kadın Meclisi İstanbul’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na bağlı Okmeydanı Cemevi’nde ilk toplantısını gerçekleştirdi. 

    Alevi kadınlar, ABF, HBVAKV ve çağrıya kulak veren diğer Alevi örgütleriyle beraber Alevi Bektaşi Kadın Meclisi’ni kurmayı amaçlıyorlar. Meclisin ilk toplantısı yoğun bir katılımla Okmeydanı Cemevi’nde gerçekleştirildi.

    Toplantıya ABF bileşeni olan Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Kadın Kolları temsilcileri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kadın Kolları temsilcileri, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri ve İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim ve çok sayıda Alevi kadın katıldı.

    MECLİS KURMA FİKRİ NASIL DOĞDU?

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek daha önce PSAKD olarak böyle bir şey düşündüklerini ve ABF Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu’nun da ABF olarak böyle bir çalışma yapacaklarını söylemesi üzerine birlikte karar verdiklerini ve bu çalışmayı başlattıklarını kaydetti.

    “KERVANIMIZ YOLDA DİZİLECEK”

    Alevi Bektaşi Kadın Meclisi kurucularından Sevim Yalıncakoğlu, çalışmayı şimdilik sadece ABF ve HBVAKV’ndaki  örgütlü kadınlar arasında başlattıklarını,  Türkiye ve dünya genelindeki Alevi kadınlara kadar büyütmeyi hedeflediklerini vurguladı. Alevi kadınların yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin söyleyecek cümleleri olduğunu belirten Yalıncakoğlu, Türkiye’nin diğer illerinde ve bölgelerindeki Alevi kadınların da ne dediklerinin çok önemli olduğunu ve onları da dinleyerek kadınların ortak aklıyla bir meclis oluşturacaklarını ifade etti. Yalıncakoğlu, “Bugün sadece ufak bir tohum attık. Ama bu kervan yolda dizilecek” dedi.

    Genel hatlarıyla kadına karşı şiddetin, 8 Mart’ın ve referandumun konuşulduğu toplantıda kadınlar şikayetlerini ve yaşadıkları sorunları dile getirdiler.

    “KADINLAR YAŞAMDA ETKİN ROL ALACAKLAR”

    Alevi Bektaşi Kadın Meclisi, kurumlarla sınırlı kalmadan Alevi kadınların eşit, özgür, daha adaletli, daha kendi yetki ve karar haklarını kullanabilen kadınlar olarak yaşamda etkin rol almalarını sağlamayı hedefliyor.

    Alevi kadınların sorunlarını meclise taşıyıp, ne gibi çözümler üretilebileceğini tartışıp konuşmayı ve bu çalışmayı Türkiye genelinde büyütmeyi hedefleyen Meclis kurucuları, Alevi kadınları her yerde her koşulda görmek istediklerini ifade ettiler.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Yalçın da, kadınlardan gelen öneriler doğrultusunda hareket edeceklerine, beraber omuz omuza çalışmak istediklerine vurgu yaptı.

    HBVAKV Adana Şube Yöneticisi Gökçe Pişkin kadınların sesini ve gücünü yükseltmek için burada olduklarını belirtti. Bunun sadece bir adım olduğunu ve devamının geleceğini söyleyen Pişkin “Türkiye’deki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve hatta dünyadaki mücadeleye katkı sunmak adına üzerimize düşen her şeyi yapmaya başlayacağız” dedi.

    HBVAKV Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Yalçın ise “Kadına yönelik şiddet, Alevi kadınları da çok kötü etkiliyor. Bununla ilgili neler yapabileceğimize, nasıl hareket edeceğimize hep birlikte karar vereceğiz” dedi.

    ALEVİ KURUMLARINDAKİ KADIN TEMSİLİYETİ

    HBVAKV Ankara Şube Başkanı Birsen Kulu Alevilikte kadın sorununun olmadığını, ancak Alevilerin kadın sorunu olduğunu ifade etti. Alevi örgütlerinde kadın sayısının az olmasının ciddi bir problem olduğunu kaydeden Kulu, “Öncelikle erkek egemen anlayışını yıkmaktan ve kadın temsiliyetini artırmaktan başlayacağız” şeklinde konuştu. Kulu son olarak “Bir örgütte kadın yoksa o örgütün vicdanı yok, gençlik yoksa heyecanı yoktur” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Abdal Şubesi temsilcisi Dilek Odabaş, Alevi inancında kadınların ve erkeklerin eşit olduğunu ancak toplumsal cinsiyet eşitliğinin Alevi kurumlarında da sağlanamadığını, buna karşı çözüm aramalarının sonucunda bir araya geldiklerini ifade etti.

    Odabaş, “Kadınlar kendi şarkılarını söylemediği sürece başkalarının şarkılarını dinlemeye mecburdur. Biz kendi şarkılarımızı kendimiz söyleyeceğiz ve dünyayı emeğimizle güzelleştireceğiz“ dedi.

    “8 MART’TA KENDİ PANKARTIYLA ALANLARDA”

    Kuruluş aşamasında olan Alevi Bektaşi Kadın Meclisi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün İstanbul’daki ayağında yani 5 Mart’ta kendi pankartıyla alanlarda olacak.

    Şimdilik sadece İstanbul’da olan bu toplantının ikincisi İzmir’de geçekleşecek. Daha sonra Türkiye genelinde bütün bölgelerde bu örgütlenmenin diğer ayakları da oluşacak.

    Toplantılar sonucunda 40 kişilik bir meclis oluşturulacak ve bunun ardından da Büyük Alevi Kadın Kurultayı yapılması planlanıyor.

    Suay Abak/İSTANBUL

    Haberin Videosu

    https://cp-test.pirhaberajansi.com/alevi-kadinlar-b…lisini-kuruluyor-43684.html

  • Alevi derneği ve cemevi üyesi kamu çalışanlarına ihraç

    Alevi derneği ve cemevi üyesi kamu çalışanlarına ihraç

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez, 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerinden ihraç edilen Alevi kamu çalışanlarının adını açıkladı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği açıklamasında, KHK ve OHAL zulmüne derhal son verilmesini isteyerek, “Tüm haksız yere işinden ihraç edilen canlarımızın mücadelelerinde son ana kadar yanlarındayız” vurgusunu yaptı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez’in açıklamasına göre; görevlerinden ihraç edilen Alevi kamu çalışanları şunlar:

    Songül Tunçdemir– Pir Sultan Abdal Kültür Derneği MYK Üyesi ve Eğitim Sekreteri

    Ali Haydar Arıkuşu– Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Kartal Şube Yöneticisi

    Mehmet Akarsubaşı– Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adana Şube Üst Kurul Delegesi

    Aylin Çakı ve Züleyha Çimen-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bursa Şube üyeleri

    Suat Özcan- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Mamak Şube Üyesi

    Ulaş Elmadağ– Alevi Kültür Derneği’nin Nazilli Eski Şube Başkanı

    Pınar Ecevitoğlu ve Zeliha Etöz– Alevi Enstitüsü’nden akademisyenler

    Bu arada Didim Cemevi de ihraç edilen 2 üyesinin adını açıkladı.

    Barış Bozkır-Öğretmen

    Turgay Elçi– Eğitim-Sen Didim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi

    Celal Demirci-Eğitim-Sen Üyesi-Demokratik Alevi Dernekleri Adıyaman Şube Başkanı

    (N.M)

     

     

  • Engelli Alevi yurttaş 16 gündür emniyette gözaltında

    Engelli Alevi yurttaş 16 gündür emniyette gözaltında

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Sarıyer Cemevi üyesi Haydar Yıldırım, 18 Ocak’tan bu yana Mersin emniyetinde tutuluyor. Yıldırım’a işkence iddiaları da gündemde. 

    Yüzde 80 engelli raporu olan Haydar Yıldırım, ifadesi alınmasına rağmen hala mahkemeye çıkarılmadı. Yıldırım’a gözaltında işkence edildiği belirtilirken, avukatı da dosyaya ulaşamıyor.

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Haydar Yıldırım’ın 18 Ocak’ta Mersin’de gözaltına alınmasını ve ifadesi alınmasına rağmen mahkemeye çıkarılmamasını önceki gün meclis gündemine taşıdı.

    Doğan, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:
    – Basına yansıyan ve Haydar Yıldırım’ın avukatının belirttiği işkence iddiaları hakkında bakanlığınızın açmış olduğu bir soruşturma var mıdır? Bu hususla ilgili araştırma ve inceleme yapmak üzere Bakanlığınızca görevlendirme yapılmış mıdır?

    – Gözaltı süresi içerisinde uygulana işkence ve kötü muamele iddialarına yönelik girişimleriniz / çalışmalarınız nelerdir?

    – İşkenceye maruz kaldığı belirtilen Haydar Yıldırım sağlık kontrolünden geçirilmiş midir? Geçti ise ilgili hekimin tanısı ne olmuştur?

    – Haydar Yıldırım’ın hastanede maruz kaldığı işkenceleri zapta geçirmek istemesi yüzünden doktor tarafından yumruklandığı iddiaları doğru mudur? Gözaltında bulunan bir kişinin hastanede yumruklanmasının sorumluluğu kimdedir?

    – Haydar Yıldırım’ın avukatının ifadelerinden yola çıkarak, gözaltında tutulan Haydar Yıldırıma su, tuz, şeker verilmediği iddiaları doğru mudur? Doğru ise bu uygulamanın gerekçesi nedir?

    (N.M)

     

     

     

     

  • ‘Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için HAYIR’

    ‘Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için HAYIR’

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, referandumda hayır diyeceklerini ve nedenlerini sosyal paylaşım sitesi Facebook sayfasından  yazdı. 

    Üngörmüş, “Ülkenin olduğu gibi çocuklarımızın da geleceği için oy kullanacağız, herkes elini taşın altına koymak zorunda” diyerek, herkesin oy kullanması gerektiğine işaret etti.

    “Tek adam rejimine hayır” diyen Üngörmüş “Yeni anayasa yazmış, koymuşlar önümüze. Benim EVET demem için yasayı bana anlatması gerekiyor. Anlatmıyor ve neden HAYIR dediğini anlat diyor bana” ifadesini kullanarak HAYIR deme gerekçelerini madde madde sıraladı:

    Madde 1 = Başkan ve yardımcıları için TÜRK olma şartı yok. (İsterse Mısır da idam cezası yiyen Mursi bile başkan yardımcısı olabilecek.)

    Madde 2 = Yeni başkan kendisine çok sayıda başkan yardımcısı atayacak ve bu yardımcılar, ilkokul mezunu olabilecek, 18 yaşında tecrübesiz olabilecek, yemin etmeyecek, başkan isterse, devlet tecrübesi olmayan oğlunu yada kızını, akrabalarını oraya atayabilecek. Yetki sınırlaması da yok…

    Madde 3 = Kendisini yargılayacak yargıçları kendisi seçecek, isterse görevden alabilecek. Vali, kaymakam ve genel müdürüne kadar hepsini tek başına, bir imza ile atayıp, görevden alabilecek. Meclis dışından bakan atayabilecek. Bu bakanlar da aranan bir kriter yok.

    Madde 4 = Başkan veya yardımcıları, eleştiren muhalif gazete ve televizyon kanallarını mahkemeye verecek. Yargıç hükümet aleyhine karar alırsa, hükümet düşmanı, Fetö’cü ilan edilme korkusu yaşayacağından hukuka uygun kararlar alamayacak.

    Madde 5 = Meclis iradesi ortadan kalkacak, herşey tek kişinin emri ile yapılacak, Başkan hukuk dışı bir şey yaparsa, yargılanması için 400 milletvekili imzası ve kararı gerekiyor. Milletvekili çoğunluğu başkan’ın partisinde olduğu için böyle bir imza toplanması mümkün olmayacak. Hadi 400 Mmilletvekili  imzası toplandı diyelim. Bu defa başkan kendisini yüce divana gönderen Meclisi derhal fesih etme yetkisini kullanacak ve seçime gidecek. Yeni seçimde, kendisini yüce divana götürmeyecek milletvekillerini seçtirecek. Kendisini yüce divana gönderen milletvekillerini sürüm sürüm süründürecek. Bunlar tek adam rejimidir. Bizim ”HAYIR” dememiz için fazlasıyla yeterli… (N.M)

  • Maraş Katliamının Üzerinden 37 Yıl Geçti

    Maraş Katliamının Üzerinden 37 Yıl Geçti

    1978‘de Maraş‘ta resmi rakamlara göre 111 kişi öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Maraş Katliamı‘nın 37 yılını anamayacak.

    Maraş Valiliği, Alevi kurumlarının kentte Maraş katliamına ilişkin yapacağı anma etkinliklerini “kentte kardeşlik içinde yaşayan insanların huzurunu onarılmayacak derecede bozacağı” gerekçesiyle yasakladı. 19 Aralık Cumartesi, TCDD Gar Meydanı’nda saat 11.00-15.00 arasında bir etkinlik düzenlemek isteyen PSAKD Maraş Şubesi, prosedür gereği valiliğe bildirim yapmıştı.

    Valilik ayrıca 18-26 Aralık tarihleri arasında katliama dair yapılacak tüm anma etkinliklerini de yasakladığını duyurdu.

    Maraş Katliamı’nın anmasını kentte yapmak isteyen Alevi derneklerine maraş Valiliği son altı yıldır sadece 2011 yılında izin maraş ‘nde yapılmasına verdi; ancak anmaya katılanlar kente yürümek isteyince jandarmanın engellemesiyle karşılaşmıştı. Peki Maraş’ta neler yaşanmıştı…

    19 Aralık gecesi saat 21:00’de bir Ülkücünün, Çiçek sinemasına yerleştirdiği tahrip gücü düşük bir bomba; katliama giden olaylar zincirinin ilk adımını oluşturdu. Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup faşist militan “Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla seyirci kitlesini “coşturarak” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il binasına saldırttılar.

    Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) Kahramanmaraş şube başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger Ankara’ya ÜGD’ye telefon ederek “yardım” talebinde bulundu.

    “Bir Alevi öldüren beş kez hacca gider”

    Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı; 21 Aralık’ta iki Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) üyesi bir öğretmen öldürüldü. 22 Aralık günü, bu iki öğretmenin cenazesini taşıyan kalabalığa, faşistlerin “komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek tahrik ettikleri kalabalık saldırdı. Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız cuma vaazında şu “öğütleri” vermişti:

    “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz.”
    Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kitle kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Çatışmalarda 3 insan öldürüldü.

    22 Aralık gecesi faşistler Sünni mahallelerinde “ertesi gün solcu Alevilerin silahlı saldırı yapacağını” anlatarak, bu kitlesel biçimde silahlanılmasını sağladılar. 23 Aralık’ta Kahramanmaraş’taki olaylar karşılıklı çatışma boyutunu tamamen yitirerek, bütün solculara ve Alevilere dönük bir kıyama dönüştü.

    24 Aralık’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağına, yalnızca, kendi can güvenliklerini bile sağlayamayan güvenlik kuvvetleri uydular. Günden güne tırmanan gerginliğe ve valiliğin 21 Aralık’tan beri yinelediği taleplerine rağmen kente askeri güç gönderilmemişti. Saldırıların polis kuvvetlerine yönelmesi üzerine, “polis-halk çatışmasını önleme” gerekçesiyle 23 Aralık sabahı kentteki bütün polisler de görev dışı bırakıldı. Bu koşullarda 24 Aralık günü, faşistlerin çevre köy ve ilçelerden getirdiği silâhlı grupların takviyesiyle, kıyam insanlık dışı boyutlar kazandı.

  • Aleviler, tehditçi ‘akademisyeni’ affetmedi!

    Aleviler, tehditçi ‘akademisyeni’ affetmedi!

    Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür Ve Eğitim Vakfı, Halep’te cihatçıların temizlenmesinin ardından Aleviler için katliam çağrısında bulunan Abdülkadir Şen hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapan Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkanı Murtaza Demir “Bu tür adamların kışkırtmalarına gelmeyeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Alevileri Malazgirt’te olduğu gibi katledeceklerini söyleyerek tehdit etmiştir. Gerekçe olarak da Halep’teki rejim güçleriyle El Kaide’ci ve IŞİD’ci çeteler arasında süren savaş bahane etmiş, oradaki cihatçılara sahip çıkarak, onların Halep’ten temizlenmesi bağlamında bunun suçunu Türkiye’deki Aleviler’e yıkmak isteyerek Aleviler’den öç alınması gerektiğini söylemiştir. Aleviler’i hedef göstermiştir. Bunu söyleyen insan üniversitede okutman. Yüksek tahsil yapan, çocuklarımızı yetiştirmesi gereken, vatana millete hayırlı çocuklar yetiştirmesi gereken bir öğretim görevlisi.

    Güya bu insan Aleviler’i kışkırtarak Alevi – Sünni kavgası çıkarmak istemektedir. Biz şöyle biliriz: Biz hiçbir biçimde şiddetle bir yere varılamayacağını biliriz. Dolayısıyla bu tür adamların kışkırtmasıyla sokağa çıkıp hiçbir Sünni kardeşimize saldırmayı aklımızdan geçirmeyiz. Bakın biz bu ülkede onlarca kitlesel katliam yaşadık. Biz demokratik teamüller içerisinde kalmaya devam edeceğiz. Çare demokrasidir, barıştır, kardeşliktir.”

  • Sivas 1993: Madımak Oteli’nde ne oldu?

    Sivas 1993: Madımak Oteli’nde ne oldu?

    2 Temmuz 1993, bir katliam tarihi olarak hafızalara kazındı. O gün, Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas‘a giden aydın ve sanatçılardan 33‘ü, kaldıkları otelin yakılması sonucu hayatını kaybetmişti. Olayda iki otel görevlisi de yaşamını yitirmiş, iki saldırgan da ölmüştü.
    Aydınlar, sanatçılar ve şairler dört günlük şenlik programına katılmak, söyleşilere katılmak, kitaplarını imzalamak, şarkılarını söylemek için gitmişti Sivas’a. 1 Temmuz’da şenliğin açılışında konuşanlardan biri de yazar Aziz Nesin’di.
    Aziz Nesin, Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci ve daha pek çok şair, yazar, sanatçı, düşünür şenlikler için kente gelmişti.
    33 kişinin en yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en genci ise folklor gösterisi için Sivas’a giden 12 yaşındaki Koray Kaya‘ydı.
    Katliamdan iki gün önce dağıtılan bir bildiri, 2 Temmuz’da neler yaşanacağının habercisi olmasa da, işaret gibiydi. Bildiride Aziz Nesin’in o sırada başyazarı olduğu Aydınlık gazetesinde yayımlanan Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bahsedilmiş, Nesin hedef gösterilmişti.
    Bildiride dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in şenliklere ev sahipliği yapması eleştirilmiş, Nesin için “Şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir” denmişti.

    2 Temmuz 1993’te ne oldu?
    2 Temmuz günü Cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne bir yürüyüş başladı. “Sivas laiklere mezar olacak” atılan sloganlardan biriydi. Saldırgan grubun bir kısmı yeni dikilen “Halk Ozanları” heykelini yıkıp, yerde sürüklerken; bir kısmı Valilik önünde Ahmet Karabilgin‘i protesto etti.
    Valinin katliam sonrası İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği rapora göre, saldırganların sayısı her saat sayısı artmıştı. Yine aynı rapora göre, akşam saat 18.00‘de Madımak Oteli‘nin önünde o ana kadar hiçbir aşamada dağıtılmamış 15 bin kişi vardı. Otel önündeki araçlar ve sürüklenen heykel ateşe verilmiş, otelin camları kırılmıştı.
    140702140547_madimak_sivas_624x351_gettyYaklaşık 2 saat sonra otel ateşe verildi, saldırgan kalabalık sloganlarına devam etti.
    Madımak Oteli’nin önünden çekim yapan İhlas Haber Ajansı’nın görüntülerinde otelin etrafını kuşatanların sloganları yanında sözleri de duyulmuştu. Biri otelin birinci katına çıkan saldırgana “Lan yakın” diye seslenirken, bir diğeri ilk alevin görünmesiyle “Cehennem ateşi işte!” diye seslenmişti.
    Kente davet edilen takviye kuvvetler ise zamanında gelmedi veya gelenler yetersizdi. 35 kişi otelde hayatını kaybetti.
    Turgut Özal‘ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel‘in yerine DYP Genel Başkanı seçilen ve Başbakan olan Tansu Çiller görevi devralalı henüz bir hafta olmuştu. Çiller’in Madımak Oteli‘nde yaşananların ardından söylediği sözler ise siyasi tarihin hafızasına yazıldı:
    150702085034_cillerdemirel624_624x351_t24.com.trÇok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.”

    Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise olayın münferit olduğunu ve Alevi-Sünni çatışmasına dönüşmemiş olmasını vurguluyordu:
    Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş…Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır…Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.”
    İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ise Aziz Nesin’i suçluyordu:
    Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir.”
    İlk dava sürecinde ne oldu?
    Çeşitli mahkemelerde başlatılan soruşturmalar o dönem kapatılmamış olan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) son buldu. Mahkeme ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay‘a gönderdi. Yargıtay ise dosyaya bakması gereken yerin Ankara DGM olduğuna karar vererek dosyayı geri gönderdi.
    Ankara 1 Nolu DGM’ye sunulan iddianamede olayların nedeni, “şenliklere katılanlar” olarak gösterildi, Aziz Nesin’in varlığı “eylemin hazırlayıcı sebepleri” arasında sayıldı.
    İddianamede şu ifadeler yer alıyordu:
    Hele hele Aziz Nesin’in İslam Dini’ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları, kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması, eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir.”
    DGM Başsavcısı Nusret Demiral dava henüz sonuçlanmadan, “Olayda örgüt yok, tahrik var” açıklaması yaptı. Görülen davanın karar metninde de buna paralel bir yaklaşım göze çarpmıştı. Gerekçeli kararda Aziz Nesin vurgusu vardı:
    “…Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz Nesin’in Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz Nesin’e yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz Nesin olmasına rağmen hedefte sapma sonucu 37 masum insanın ölümü ile sonuçlanan bu olayların…”
    Kararla birlikte 22 sanık hakkında 15’er yıl, 3 sanık hakkında 10’ar yıl, 54 sanık hakkında 3’er yıl, 6 sanık hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi. Ancak bu karar temyiz edildi.
    Uzun süren hukuk süreci 2001 yılında sonuçlandı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin onadığı karar uyarınca, Cumhuriyete karşı örgütlü kalkışma girişiminde bulunan sanıklardan 33’ü ölüm cezası aldı; dördü 20 yıl, biri 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Dava zaman aşımına uğradı
    Süren davalar, temyizler, müdahil avukatların talepleri yıllarca devam etti. Sivas Katliamı davası 20 yılın ardından geçen yıl zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldı.
    Aralarında katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve partiler “insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılmasını” talep etti ancak talepleri bir karşılık bulmadı.
    Mahkeme Başkanı, “İnsanlık suçunda zamanaşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir” dedi.
    Karar üzerine dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı” dedi. Erdoğan kararı ayrıca, “İdam kalktığı için 33 kişi ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Bunlar hep gözden kaçıyor. Hedef saptırılıyor” diyerek yorumladı.
    Başbakan ayrıca Sivas davasında mağdurlar olduğunu söyleyerek, “Sivas’a birçok gidişimde babalarının haksız yere, herhangi bir taksiratı olmadığı halde idama mahkum olduğu için ağlayan 15, 18, 19 yaşında kızlar var. Bunları göz ardı etmek suretiyle tek tarafa siyasi bir servis yapmayı doğru bulmuyorum. Gidip Ankara Adalet Sarayı’nın önünde gösteri yapmak suretiyle belli bir ideolojinin borazanlığını yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum” diye konuştu.
    Sivas davası avukatlarından CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan zaman aşımı kararını temyiz etti.
    Dava sürecini BBC Türkçe’ye değerlendiren Sarıhan, “Bu olayın arkasındaki örgütlerin bulunmamış olması ve hiçbir zanlı hakkında gerekli aramanın yapılmamış oluşu bizi sadece olaydan sonra yakalanan insanlarla sınırlı bir davanın peşinde bıraktı. Bugün bu olayı yaratan örgütler bulunabilmiş değildir. Bu olayı yönlendirenler, tahrik edenler bulunmuş değildir. Bu nedenle tamamlanmamış bir dava ile karşı karşıyayız” diyor.
    Sivas ile ilgili “Yüreklerimiz Hâlâ Yangın Yeri” adlı araştırma kitabının yazarı Orhan Tüleylioğlu ise, “Sivas katliamı, Cumhuriyete, demokrasiye, özgür düşünceye ve en önemlisi insanın yaşama hakkına bir saldırıydı” şeklinde değerlendiriyor olayı.
    /Rengin Arslan




    https://www.youtube.com/watch?v=9MMyGmP1S1E