Etiket: protesto

  • İran Konsolosluğu önünde idam protestosu: Sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır-VİDEO

    İran Konsolosluğu önünde idam protestosu: Sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da İran Konsolosluğu önünde bir araya gelen Demokratik Kurumlar Platformu, İran’da başta Kürtler olmak üzere rejim karşıtlarına yönelik idam kararlarını protesto etti. Eylemde konuşan TJA aktivisti Rojda Yılmaz, siyasi infazların insan haklarına ve demokrasiye yönelik açık bir saldırı olduğunu söyledi.

    Demokratik Kurumlar Platformu, İran’da başta Kürtler olmak üzere rejim karşıtı yurttaşlara yönelik idam kararlarına tepki göstermek amacıyla İstanbul’daki İran Konsolosluğu önünde basın açıklaması yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde, açıklamanın Kürtçesini DBP üyesi Mevlüt Aykoç, Türkçesini ise TJA aktivisti Rojda Yılmaz okudu.

    Eylemde ilk olarak konuşan DEM Parti Parti Meclisi üyesi Murat Kalmaz, İran’daki molla rejiminin yıllardır Kürt halkının eşitlik, demokrasi ve özgürlük taleplerini baskı, tutuklama ve idamlarla bastırmaya çalıştığını söyledi.

    Rejimin Kürt halkına yönelik politikalarının sonuç vermeyeceğini belirten Kalmaz, “Bu politikaları ne kadar sürdürürseniz sürdürün, Kürt halkı dört parçada da bunları kabul etmeyecek ve başını eğmeyecektir” dedi.

    Kalmaz, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik toplum çağrısını hatırlatarak, İran yönetiminin demokratik talepler karşısında baskı politikalarını derinleştirdiğini ifade etti.

    BÖLGEYİ KARANLIĞA SÜRÜKLEYEN POLİTİKALAR

    Daha sonra konuşan TJA aktivisti Rojda Yılmaz, İran’ın Kürt halkına yönelik baskı, inkâr ve imha politikalarını sürdürdüğünü belirterek, en temel demokratik hak taleplerinin dahi idamlar, tutuklamalar ve ağır baskılarla karşılandığını söyledi.

    İran yönetiminin yıllardır baskı politikalarıyla ayakta kalmaya çalıştığını ifade eden Yılmaz, “Bugüne kadar on binlerce Kürt gencini katlederek çürümüş ve halk düşmanı yönetimini ayakta tutmaya çalışmıştır. Ortadoğu’da Kürt halkı yüzyıllardır varlık ve özgürlük mücadelesi vermektedir. Ancak halkların kardeşliği ve demokratik yaşam yerine baskıcı rejimler, Kürt halkını her zaman bir tehdit olarak görmüştür. Irak’ta Saddam rejimi, Suriye’de Esad rejimi ve İran’da molla iktidarı; Kürtlerin kimliğini, dilini, kültürünü ve demokratik taleplerini bastırmak için bütün politikalarını Kürt düşmanlığı üzerine kurmuştur” dedi.

    Kürt halkını kendi topraklarında mülteci haline getirmek, iradesiz bırakmak ve yok etmek isteyen anlayışın savaş, sürgün, infaz ve asimilasyon politikalarıyla bölgeyi yıllardır karanlığa sürüklediğini belirten Yılmaz, baskı politikalarının halkların özgürlük mücadelesini durduramayacağını vurguladı.

    “SESSİZ KALMAK BU SUÇA ORTAK OLMAKTIR”

    Geçmişte baskıcı rejimlerin halkların mücadelesi karşısında yenildiğini belirten Yılmaz, “Saddam diktatörlüğünün sonunu da, Esad rejiminin çöküşünü de bütün dünya ibretle izlemiştir. Bugün İran’da yaşanan kriz ve demokratikleşme taleplerine karşı sürdürülen baskılar da aynı şekilde molla rejiminin sonunu hazırlamaktadır. Bugün İran’da uygulanan siyasi infazlar yalnızca Kürt halkına değil; insan haklarına, demokrasiye ve insanlık değerlerine yönelik açık bir saldırıdır. Sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır” diye konuştu.

    “İDAMLARI DURDURALIM, İNSANLIK DEĞERLERİNİ SAVUNALIM”

    Uluslararası kamuoyuna ve demokrasi güçlerine çağrıda bulunan Yılmaz, İran’daki idamlara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.

    Yılmaz, “İran’da gerçekleşen idamlara sessiz kalmayın. Kürt halkına yönelik yürütülen baskı ve infaz politikalarına karşı açık tavır alın. İnsan hakları ihlallerinin takipçisi olun ve İran rejimi üzerindeki uluslararası baskıyı artırın. Kürt halkı yalnız değildir. Kürtler, Ortadoğu’da demokratik yaşamın, halkların kardeşliğinin ve özgür geleceğin en güçlü dinamiklerinden biridir. Hep birlikte bu katliamlara karşı ses çıkaralım, idamları durduralım ve insanlık değerlerini savunalım” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ape Aziz Dede anmasında “Cemevi Başkanlığı” krizi: PSAKD alanı terk etti-VİDEO

    Ape Aziz Dede anmasında “Cemevi Başkanlığı” krizi: PSAKD alanı terk etti-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da düzenlenen Ape Aziz Dede anma programında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı temsilcilerinin de yer alması tartışmaya neden oldu. Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şubesi, kurumun davet edilmesini protesto ederek etkinlik alanını terk etti.

    Adıyaman’da gerçekleştirilen Ape Aziz Dede anma programında yaşanan tartışma, Alevi kurumları ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı. Programa başkanlık temsilcilerinin katılması üzerine söz alan Pir Sultan Abdal Derneği (PSAKD) Adıyaman Şube Başkanı Ali Sekman, kurumlarının söz konusu başkanlığa yönelik tutumunun net olduğunu belirterek tepki gösterdi.

    Ali Sekman, Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenlerinin iki yıldır Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile herhangi bir ortak çalışma yürütmediğini hatırlattı. Geçen yıl aynı gerekçeyle anma etkinliğine katılmadıklarını ifade eden Sekman, bu yıl ise program afişlerinde başkanlık temsilcilerinin yer almadığını belirterek davet edildiklerini sonradan öğrendiklerini söyledi.

    Sekman, “Pir Sultan Abdal örgütü olarak bunu kabul etmiyoruz. Alevi toplumunun asimile edilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Cem evlerinin bazı ihtiyaçlarının karşılanması üzerinden inancımıza yön vermeye çalışan bir kurumu da kabul etmiyoruz” dedi.

    Programda söz alan etkinlik organizatörlerinden bir temsilci ise Alevi toplumunun farklı kesimlerini dışlamadıklarını belirterek, “Biz bütün insanlara kucak açıyoruz. Kimseye karşı ön yargımız yoktur. Bizim tercihimiz kendi insanlarımız arasındaki çelişkilere odun taşımak değil, insanlarımızı bir arada tutmaktır” ifadelerini kullandı.

    Aynı konuşmada, etkinliği düzenleyen kurumun herhangi bir federasyona bağlı olmadığı vurgulanırken, “Sizleri davet ettiğimiz gibi onları da davet ettik. Buyurdular geldiler. Biz hiçbir federasyona bağlı değiliz, onların aldığı kararlar bizi bağlamaz” denildi.

    Karşılıklı açıklamaların ardından Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şubesi üyeleri program alanını terk etti. Şube Başkanı Ali Sekman, alanı terk etmeden önce yaptığı konuşmada, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı “Alevi toplumunu asimile etmeye çalışan bir yapı” olarak değerlendirdiklerini belirterek, bu kurumla birlikte hareket eden yapıları teşhir etmeyi sürdüreceklerini söyledi.

    HABER MERKEZİ

  • İran’da protestolara dönük müdahalede ölü sayısı 7 bin 15’e yükseldi!

    İran’da protestolara dönük müdahalede ölü sayısı 7 bin 15’e yükseldi!

    PİRHA- İran’a dönük ABD’nin saldırı tehdidi sıcaklığını korurken, rejim güçlerinin protestoculara yönelik saldırılarında ölü sayısı 7 bin 15’e yükseldi.

    ABD’nin İran’a dönük saldırı tehdidi sıcaklığını korurken, İran’da 51 gündür süren protestolarda ölü sayısı yükseliyor. İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), teyitli ölüm sayısının 7 bin 15’e yükseldiği açıkladı. Yayınlanan raporda, 226’sı çocuk 6 bin 734 kişinin ise rejim güçleri tarafından katledildiği kaydedildi.

    Ayrıca rejim tarafından tutuklananların idam edilme tehlikesi büyüyor. Rejim yanlısı paylaşımlarda idamların artacağı belirtiliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • İran’da protestolarda ölü sayısı 6 bin 872 olarak açıklandı!

    İran’da protestolarda ölü sayısı 6 bin 872 olarak açıklandı!

    PİRHA-İran’da gösteriler devam ederken, şimdiye kadar 6 bin 872 kişinin öldüğü belirtiliyor.

    İran’da ekonomik kriz başta olmak üzere, adaletsizlik ve baskılara karşı başlayan eylemler 39 gününü geride bırakırken, ölüm haberleri de gelmeye devam ediyor.

    Human Rights Activists News Agency (HRANA) 38 günlük bilançoyu açıkladığı raporda, protestolar sırasında yaşanan ölümlerin sayısının 6 bin 872’ye çıktığı belirtildi. Öldürülen kişilerden 6 bin 443’ünün rejim güçleri tarafından katledildiği belirtilirken, katledilenlerin 156’sının çocuk olduğu bilgisi paylaşıldı.

    Protestoların yaşandığı günden bu yana 109’u öğrenci olmak üzere 50 bin 553 kişinin tutuklandığı bildirildi. Zorla birçok kişiden “itiraf” alındığı ve buna dair şu ana kadar 307 videonun yayımlandığı belirtildi. 11 bin 46 kişinin ise ifadeye çağrıldığı aktarıldı.

    İnternet erişiminde ve iletişimde devam eden aksamaların olduğu aktarılan raporda “Protestoculara karşı açılan davalar hızlandırılmış durumda” denildi: Tebriz’de, tıp bilimleri öğrencilerinden oluşan bir grubun kampüste, öldürülenleri fotoğraflarını sergileyerek ve anma töreni düzenleyerek anma etkinliği gerçekleştirdiği videolar ortaya çıktı. Aynı zamanda Meşhed ve Şiraz’da da benzer toplantılar ve etkinliklerin gerçekleştiğine dair raporlar geldi.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • İran’da süren eylemlerde katledilenlerin sayısı 3 bin 308’e çıktı!

    İran’da süren eylemlerde katledilenlerin sayısı 3 bin 308’e çıktı!

    PİRHA- İran’da ekonomik krizle başlayan ve rejim karşıtı eylemlere dönüşen protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 308’e çıktı, 24 bin 266 kişi gözaltına alındı.

    İran’ın başkenti Tahran’da başlayan gösteriler, devam ediyor. İran resmi kaynakları protestoların sona erdiğini duyursada bir çok şehirde esnaf kepenk açmazken, halk sokağa çıktı.

    Protestolar sırasında resmi olarak ölü, yaralı ve gözaltı sayısına dair bir açıklama yapılmazken, İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), eylemlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 3 bin 308’e çıktığını duyurdu.

    HRANA’nın sitesinde yayımlanan raporda, ülkenin birçok noktasındaki protestolar sonucunda 24 bin 266 kişi gözaltına alındı, 3 bin 308 kişi yaşamını yitirdiği açıklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İran’da protestolar sürüyor!-VİDEO

    İran’da protestolar sürüyor!-VİDEO

    PİRHA- İran’da 10 gündür süren protestolarda 36 yurttaş katledilirken, eylemler İran’ın dört bir yanına yayıldı.

    İran’ın dört bir yanından süren protestolar 10’uncu gününde. Ölü, yaralı ve gözaltı sayısının arttığı ülkede yurttaşlar gece boyunca sokaklarda eylem yaptı. Hamaney karşıtı sloganların atıldığı eylemlerde şu ana kadar 36 yurttaşın katledildiği bilgisi paylaşıldı.

    Öte yandan iki eyaletin de büyük bir kısmında kontrolü kaybeden İran rejim güçleri ve hükümet, protestocuları tehdit etmeyi sürdürüyor. Pezeşkiyan protestoların kaynağı olan ekonomik krizi görmek yerine halka “tasarruf” çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’nda (HRANA) yer alan bilgilere göre eylemler, sokak eylemlerinin yanı sıra mesleki grevler ve öğrenci hareketlerinin protestoları şeklinde sürüyor. Bazı şehirlerde güvenlik güçlerinin hastanelere müdahale ettiği ve yaralıların tedavisini engellendiği belirtildi.

    HRANA’nın paylaştığı bilgiler şunlar öne çıktı:

    “Eylemlerde dile getirilen talepler yalnızca ekonomik sorunlarla sınırlı kalmadı. Yönetim eleştirileri, özgürlük ve adalet talepleri de öne çıktı. Bu durum, protestoların ekonomik, toplumsal ve siyasal taleplerin iç içe geçtiği bir nitelik kazandığını gösterdi. Protestolarda güvenlik güçleri, göz yaşartıcı bomba, biber gazı, saçma ve plastik mermi kullandı. Göstericilere doğrudan müdahalede bulundu. Resmi açıklamalar ile tanık anlatımları arasında ciddi çelişkiler var. Can kayıplarına ilişkin incelemeler ise sürüyor. Hayatını kaybedenler arasında 18 yaş altı 4 genç ile 2 güvenlik görevlisi bulunuyor. Ölenler arasında Muhammedreza Kermi, Teğmen Ehsan Ağacani ve Ali Gülferuş’un isimleri açıklandı. Ayrıca çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. İran resmi medyası ise 568 polis ve 66 Besic üyesinin yaralandığını, bazı yaralanmaların ateşli silah, av tüfeği ve bıçakla meydana geldiğini iddia etti.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • İran’da rejim, 17 yurttaşı katletti!

    İran’da rejim, 17 yurttaşı katletti!

    PİRHA- İran’da protestolar sürüyor. Protestolarda yüzlerce yurttaş gözaltına alınırken, şimdiye kadar 17 yurttaş katledildi.

    İran’da 28 Aralık 2025’te riyalin döviz kurlarına karşı yüksek değer kayıpları ve ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Kapalı Çarşı’sında esnafın başlattığı protestolar, ülkenin birçok kentine yayıldı.

    Eylemlerin 8’inci gününde protestolar devam ederken, yaşamını yitirenlerden 17 yurttaşın kimliği doğrulanarak açıklandı. Yine kimlikleri doğrulanan 132 kişinin de gözaltında olduğu kaydedildi.

    Hengaw İnsan Hakları Örgütü tarafından 3 Ocak’ta yayınlana raporda, 132 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Gözaltına alınanlar arasında 45 Kürt ve 23 Lor bulunurken bunların arasında en az 4 kadın ve 6 çocuk da var. Son altı günde yapılan bu 77 tutuklamayla birlikte, Hengaw tarafından kimlikleri doğrulanan son dönemde gözaltına alınan kişilerin toplam sayısı 132’ye yükseldi.

    Hengaw raporunda hayatını kaybedenlerin, Malekshahi, Hamedan, Harsin, Nurabad (Delfan), Kuhdasht, Azna, Lordegan, Fuladshahr ve Marvdasht’ta, Kermanshah (Kermashan), Loristan, Hamedan, Fars, Ilam, Chaharmahal ve Bakhtiari ile Isfahan illerinde olduğu kaydedildi. Raporda, yaşamını yitiren 17 kişinin Lor Kürt, Yarsan 1 ve Hamedan’da da Fars kökenli 1 kişi olduğu kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Suriye’deki Alevilere dönük katliam Berlin’de protesto edildi

    Suriye’deki Alevilere dönük katliam Berlin’de protesto edildi

    PİRHA- Almanya’nın başkenti Berlin’de, Alevilere yönelik soykırım saldırıları protesto edilerek, “Bu insanlık suçunu işleyen rejimin batılı devletler tarafından siyasi askeri sosyo ekonomik ilişkiler kurularak tanınması ve normalleşme asla kabul edilemez” denildi.

    Suriye Alevilerine yönelik katliamların giderek artmasına karşı Avrupa ve Berlin Arap Aleviler Federasyonu-Birliği, AABF, BAT-Cemevi, Demokratik Alevi Federasyonu ile bir çok siyasi parti demokratik kitle örgütü tarafından protesto düzenlendi.

    Almanya Dışişleri Bakanlığı önünde gerçekleşen protesto eylemine çeşitli demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Berlin Cemevi adına söz alan Kadir Şahin, Colani rejiminin Suriye Alevilerine yönelik uzun süredir sistematik şekilde katliamlar gerçekleştirdiğini ve son yaşananların bu siyasetin devamı olduğuna dikkat çekerek batılı devletleri eleştirdi. Avrupalı devletlerin bu soykırımcı asimilasyoncu Colani rejimini muhatap almaması gerektiğini ve tanımamaları gerektiğini ifade eden Şahin; “katlima ve şiddete uğrayanlar çok açık ki inanç ve etnik kimliklerinden kaynaklı bunları yaşıyor. Uluslararası kuruluşlar ve toplum sessiz kalmamalı. Katliam bölgelerinde bağımsız uluslararası denetimli soruşturma mekanizmalarının oluşturulup bu katliamların faillerin tespit edilip yargılanması ve insanlık suçlarını işleyen Colani rejimine her türlü ambargosu uygulanması gerekiyor. Bu insanlık suçunu işleyen rejimin batılı devletler tarafından siyasi askeri sosyo ekonomik ilişkiler kurularak tanınması ve normalleşme asla kabul edilemez” dedi.

    Şahin’in ardından, söz alan Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Başkanı Serhan Namlı ve diğer kurum temsilcilerinin konuşmalarıyla eylem devam etti. Konuşmacılar Arap Alevilerine yönelik açık şekilde bir soykırım göç ettirme ve asimilasyon süreci yaşandığını, batılı devletlerin Colani rejimi ile normalleşme uzlaşma siyasetiyle bu yaşananlara arkasını döndüğüne dikkat çekerek uluslar arası kuruluş ve toplumlara ortak mücadele çağrısı yaptı. Yapılan konuşmaların ardından eylem sona erdi.

    Ulaş Yunus TOSUN/BERLİN

  • AABK, AAAF ve FEDA’dan ortak bildiri: Suriye’deki tüm bileşenleri barışçıl yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz

    AABK, AAAF ve FEDA’dan ortak bildiri: Suriye’deki tüm bileşenleri barışçıl yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz

    PİRHA- AABK, AAAF ve FEDA, Suriye’de Alevilere yönelik, saldırı, yağma, öldürme ve tutuklamalara karşı gelişen protestolara yönelik sert müdahale ve saldırıları kınayarak, işlenen suçların takipçisi olacaklarını kaydetti. Kurumların ortak açıklamasında, “Suriye’deki tüm bileşenleri; Alevi, Sünni, Dürzi, Kürt, Ezidi, Hristiyan, Süryani ve diğer tüm toplulukları barışçıl, sivil ve demokratik yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz” denildi. 

    Suriye’de Aleviler, hükümete bağlı selefi grupların Lazkiye ve Humus’ta Alevi yerleşimlerine yönelik, saldırı, yağma, öldürme ve tutuklamalarını protesto için dün sokaklara çıkmış ve protestolarda can ve mal güvenliği, ayrımcılığa son verilmesi ve tutukluların bırakılmasını talebi yükselmişti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu ve Demokratik Alevi Federasyonu, Suriye’de Alevi sivillere yönelik saldırılar ve Suriye’de derinleşen mezhepçi şiddete dair ortak bir bildiri yayımladı.

    Suriye Alevi Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel’in çağrısıyla düzenlenen barışçıl eylemleri desteklediklerini açıklayan kurumlar, Suriye’deki bu mezhepçi tabloya karşı çözümün ancak tüm bileşenlerin eşit yurttaşlık temelinde haklarının tanınarak güvence altına alındığı adem-i merkeziyetçi bir yapılanma olacağı vurgulandı.

    “BARIŞÇIL EYLEM GİRİŞİMLERİNİ DESTEKLİYORUZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu ve Demokratik Alevi Federasyonu‘nun ortak bildirisi şöyle:

    “Suriye’de son dönemde derinleşen mezhepçi söylemleri, fiili tasfiye girişimlerini ve özellikle Humus’ta Alevi sivillere yönelik saldırıların yeniden alevlenmesini en sert biçimde kınıyoruz.

    Suriye, Alevilerin, Sünnilerin, Dürzilerin, Kürtlerin, Ezidilerin, Hristiyanların, Süryanilerin ve tüm diğer toplulukların ortak vatanıdır; hiçbir inanç veya kimlik grubu “hedef” ya da “kurban” haline getirilemez.

    25.11.2025 tarihinde Suriye Alevi Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel’in çağrısıyla düzenlenen selamet eylemlerine Suriye’nin farklı bölgelerinden binlerce Alevi barışçıl biçimde katılmış; bizler de bu Konsey’in bu barışçıl girişimini açıkça desteklediğimizi beyan etmekteyiz.

    ÇÖZÜM ADEM-İ MERKEZİYETÇİ BİR YAPILANMADIR

    Alevi toplumunun itirazı hiçbir dönemde Sünni bir yöneticinin varlığına yönelik olmamıştır. Yönetimin bir Kürt, bir Dürzi ya da Suriye’nin herhangi başka bir unsurundan bir isim tarafından üstlenilmesi de kendi başına bir itiraz konusu yapılmamıştır. Bu tutum, devlete ve devletin meşruiyetine duyulan inançtan kaynaklanmakta; devlet olgusu, iktidarı elinde bulunduran kişi ve yapılardan ayrı değerlendirilmektedir.

    Geçmişte çatışmanın büyümesini önlemek amacıyla silahlar yönetime teslim edilmiş, toplum silahlı yolun açacağı yıkımlardan kaçınmayı tercih etmiştir. Ancak bugün sahadaki fiili durumun; terörist, tekfirci, mezhepçi ve dışlayıcı bir “olgu iktidarı” anlamına geldiği acı tecrübelerle ortaya çıkmıştır.

    Bu tabloya karşı aranan çözüm, Suriye’nin parçalanması değil; Tüm bileşenlerin eşit yurttaşlık temelinde tanındığı, Hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alındığı, Yerel yönetimlerin güçlendirildiği federal ve siyasal adem-i merkeziyetçi bir yapılanmadır. Suriye’nin birliği, ancak bu çeşitliliğin adil temsili ve kurumsal güvencelerle korunabilir.

    SURİYE’DEKİ TÜM BİLEŞENLERİ BARIŞÇIL YÖNTEMLERLE HAK ARAMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    Suriye’deki tüm bileşenleri; Alevi, Sünni, Dürzi, Kürt, Ezidi, Hristiyan, Süryani ve diğer tüm toplulukları barışçıl, sivil ve demokratik yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz.

    Biz, Avrupa’daki ve dünyadaki Alevi kurumları olarak, bugün Suriye’deki her insanın yaşam hakkını, onurunu ve özgürlüğünü savunmak için yan yana duruyoruz. Humus’ta ve Suriye’nin diğer bölgelerinde işlenen suçların takipçisi olacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Samandağ esnafı Alevi katliamını protesto için kepenk kapattı-VİDEO

    Samandağ esnafı Alevi katliamını protesto için kepenk kapattı-VİDEO

    PİRHA- Samandağ’da bulunan esnaflar Suriye’deki Alevi katliamını protesto ederek kepenk kapattı. İlçe merkezindeki birçok esnaf 12 dakikalık kepenk kapatma eylemine destek verdi. 

    Hatay’ın Samandağ ilçesindeki birçok iş kolundaki esnaf Suriye’de Alevi katliamını protesto amaçlı 12 dakikalık kepenk kapatma eylemi gerçekleşirdi.

    İlçenin bir çok merkezinde kepenk kapatan esnaflar Suriye’deki Alevi katliamının durdurulması çağrısında bulunarak, katliamı alkışlar ve ıslıklarla protesto etti.

    Kepenk kapatma protestosuna yurttaşlarda destek verdi.

    PİRHA/HATAY

  • Munzur Üniversitesi öğrencilerinin protesto yürüyüşüne müdahale-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencilerinin protesto yürüyüşüne müdahale-VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi öğrencileri, kampüs yerleşkesinde yer alan kütüphane binasının adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edilmesini protesto etti. Öğrenciler açıklama sonrasında polislerin fiziki müdahalesine maruz kaldı.

    Munzur Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla üniversite kampüsü içerisindeki kütüphane binası ile eski İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binası Tunceli Adliyesi ve Valiliği’ne bağlı bazı birimlere tahsis edilmişti.

    Durumu protesto eden Munzur Üniversitesi öğrencileri, kampüs içerisinde basın açıklaması gerçekleştirdi. Öğrencilerin açıklama sonrasında yapmak istediği yürüyüş özel güvenliklerler ve polislerce engellendi, önü kesilen öğrenciler ayrıca fiziki müdahaleye maruz kaldı.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri konuya dair yaptığı açıklamada, “Biz öğrencilerin özel alanı olan üniversitemize taşınma kararı alınan Tunceli Valiliği ve Mahkeme Adliyesi, öğrenciler üzerinde saymakla bitmeyecek olumsuz etkileriyle öğrenci gençliğe uygulanmak istenen baskı ve halihazırda uygulanan özel savaş politikalarını kabul etmiyoruz. Etmeyeceğiz. Bugün yaptığımız basın açıklamasının ardından gerçekleştirmek istediğimiz yürüyüşe izin verilmedi. Demokratik hakkımız olan barışçıl yürüyüşümüz güvenlik güçleri tarafından engellendi ve arkadaşlarımız itildi. Biz biliyoruz ki baskılar ve engellemeler haklı mücadelemizi durduramaz. Sesimizi kısmaya çalışanlara karşı daha gür ve daha kararlı bir şekilde dayanışmamızı büyüteceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Bir yandan Meclis’te komisyon kurup, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız!’-VİDEO

    ‘Bir yandan Meclis’te komisyon kurup, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız!’-VİDEO

    PİRHA-Kent uzlaşısı davasından çıkan karar, tutukluların yakınları tarafından protesto edildi. Çağlayan Adliyesi önünde hükümete seslenen DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Bir yandan çözüm diyerek, Kürt sorununu demokratik yollarla çözeceğiz diyerek, komisyon kurarak, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız. Sokaktaki insanları bu şekilde ikna edemezsiniz. Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; bu tutuklamalara, haksız yargılamalara son verin” dedi.

    Kent uzlaşısı sebebiyle tutuklu bulunan 10 kişiden sadece bir kişi hakkında tahliye kararı verildi. Belediye çalışanı İ.P.’nin tahliyesine, 9 siyasetçinin kaçma şüphesi bulunduğu iddiasıyla tutukluluklarının devamına karar veren mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini 27 Kasım olarak belirledi.

    7 aydır tutuklu olan belediye meclis üyeleri hakkında çıkan karar çok sayıda yurttaş tarafından protesto edildi.

    “BU KARARIN HUKUKSAL HİÇBİR YANI YOK”

    Çağlayan Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında konuşan DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “üzgünüz, söyleyecek söz bulamıyorum” dedi. Tiryaki, çıkan karar sebebiyle hükümete seslenerek şu konuşmayı yaptı:

    “AKP gördük ki bir kez daha sandıkla elde edemediğini mahkeme koridorlarında elde etmeye çalışıyor. Bunun başka hiçbir açıklaması yok. 31 Mart 2024 tarihinde bir yerel seçim gerçekleştirildi. AKP ve MHP arasında da ittifak yapıldı. Bu gizli saklı olmadı. Bizler de pek çok yerde parti olarak seçime girdik ve 31 Mart tarihinde gerçekleşen seçimlerde 78 belediyeyi kazandık. Bu belediyelerin 10 tanesine kısa bir süre sonra kayyum atandı. Siyasi iktidar sadece bununla da yetinmedi, desteklediğimiz adayların meclis üyesi olmalarına da tahammül edemediler. Tam 7 aydır arkadaşlarımız tutuklu. Biz bu kararın ne anlama geldiğini biliyoruz. Bu kararın hukuksal olarak hiçbir değeri yok. Tutuklu olan arkadaşlarımızın birisine yöneltilmiş tek bir tane suç yok. Komşusuna gönderdiği 300 TL nedeniyle yargılama yapılıyor.

    Ama bugün mahkeme hiçbir gerekçe olmadığı için uyduruk gerekçelerle, kaçma şüphesi var ve deliller toparlanmamış denilerek tutukluluk yönünde karar verdi. O kararın arkasında siyasi iktidarın desteği vardır. Bir yandan çözüm diyerek, Kürt sorununu demokratik yollarla çözeceğiz diyerek, komisyon kurarak, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız. Sokaktaki insanları bu şekilde ikna edemezsiniz. Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; bu tutuklamalara, haksız yargılamalara son verin. Eğer barışı toplumsallaştırmak istiyorsanız arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın. Bu kararı tanımıyoruz ve bu kararı hukuksuz olarak yorumluyoruz.”

    Mahkemenin verdiği karara DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan sosyal medya hesaplarından tepki gösterdi.

    “BU YARGILAMA TOPLUMSAL BARIŞIN TESİSİNE ZARAR VERİYOR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları paylaşımında şunları ifade etti:

    “Bugün görülen Kent Uzlaşısı davasında tutuklu bulunan herkesin serbest bırakılması gerekirken, bir kez daha hukuk dışı bir karara imza atıldı. Kent Uzlaşısı davasıyla “Kürde İstanbul’da yaşayabilirsin ama yaşadığın kenti yönetemezsin” diyorlar! Bunu kabul etmiyoruz! Kent Uzlaşısı, İstanbul’da yaşayan halkların ortak iradesinin ürünüdür. Halkların barış içinde kentlerini yönetme iradesini göstermesidir. Kent Uzlaşısı davasıyla sadece halkların ortak iradesi değil, demokratik siyasete katılımı da hedef alınmaktadır. Kent Uzlaşısı’nı yargılamak, halkların bir arada barış içinde yaşama talebini yargılamaktır. Bu yargılama toplumsal barışın tesisine zarar veriyor. Bir kez daha söylüyoruz: Kent Uzlaşısı suç değildir!”

    “TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMI KABUL EDİLEMEZ

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, Kent Uzlaşısı’na ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda bugün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın, halkların demokratik seçme ve seçilme iradesine yönelik ciddi bir müdahale olduğunu vurgulayarak, “Bu davayla halkların demokratik siyasete katılımı hedef alınmakta; halkların ortak aklıyla şekillenen kent uzlaşısı suç gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Net bir şekilde ifade ediyoruz: Bu halkların iradesine karşı açılmış siyasi bir davadır. Halkların kentlerini demokratik yöntemlerle yönetme iradesi suç sayılamaz! Kent Uzlaşısı aynı zamanda barışa, demokrasiye ve ortak yaşama yönelik önemli bir yaklaşımdır. Kent uzlaşısını yargılamak, halkın barış talebini ve demokratik toplum idealini cezalandırmaya çalışmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle Kent Uzlaşısı kapsamında tutuklu bulunan herkesin serbest bırakılması gerekirken, tutukluluk hallerinin devamı kabul edilemez ve hukuk dışı bir karardır” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Kent Uzlaşısı davasında ikinci duruşma başladı

  • Dürzi halkından Süveyda’da kitlesel protesto

    Dürzi halkından Süveyda’da kitlesel protesto

    PİRHA- Süveyda’da yüzlerce kişi, Şam hükmetine bağlı güçlerin geri çekilmesi talebiyle meydanlara çıktı. 

    Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde yüzlerce kişi sokağa çıkarak ‘kendi kaderini tayin hakkı’ talebinde bulundu. Eylemciler, Şam hükümetine bağlı güçlerin bölgeden derhal çekilmesini istedi.

    Süveyda’nın Şehba ilçesi ve kent merkezindeki El Kerama Meydanı’nda düzenlenen eylemlere yüzlerce kişi katıldı. Protestolarda, ‘halkın kendi siyasi geleceğini belirleme hakkı vardır’ vurgusu yapılırken, taşınan pankartlarda da “kendi kaderini tayin hakkı” ve bağımsızlık talepleri öne çıktı.

    Yerel medya kaynaklarına göre eylemciler ayrıca kayıp kişilerin akıbetinin açıklanmasını, Temmuz ayında düzenlenen baskında kaçırılan kadınların serbest bırakılmasını, geçici hükümet ve liderine karşı da tepki gösterilmesini talep etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tunceli Valiliği’nin yaptığı toplantıya Dersim’deki pirler katılmadı

    Tunceli Valiliği’nin yaptığı toplantıya Dersim’deki pirler katılmadı

    PİRHA-Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepkiler sürerken Tunceli Valisi Şefik Aygöl Dersim’deki dedeleri ve cemevlerini çağırarak toplantı yaptı. Toplantıya katılan dedeler toplantıda Ovacık AKP Ovacık İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız’ın olmasına tepki göstererek toplantıdan ayrıldı.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye tepkiler sürerken Tunceli Valisi Şefik Aygöl Dersim’deki dedeleri ve cemevlerini çağırarak 112 Acil binasında toplantı yaptı. Toplantıya Ovacık AKP Ovacık İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız, Zafer Partisini Dersim’de kuranlardan Hıdır Bulut, Geyiksuyu Cemevi dedesi Aziz Polat, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Corovan köyü Cemevi dedesi Ahmet Fethi Erdoğan, Alevi Araştırma Merkezi Müdürü Aziz Atlı katıldı.

    Toplantıya katılan diğer dedeler ise toplantıda AKP Ovacık İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız’ın olmasına tepki göstererek toplantıdan ayrıldı.

    Ayrıca toplantıda Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki göstermek için yapılacak açıklamaya da katılım sağlanmaması için çağrı yaptığı iddia edildi.

    TOPLANTIYI TERK ETTİ

    Konuyla ilgili ulaştığımız Pir Hasan Öztürk ise, toplantıya çağrıldığını ancak konunun Munzur Gözeleri’ne yapılan mescit olduğunu orada öğrendiğini aktardı.

    Görüşme başlamadan toplantıyı protesto ederek ayrıldığını ifade eden Pir Hasan Öztürk, “Valiliğin yapacağı toplantı için beni de aradılar ama konuyla ilgili bilgim yoktu. Oraya gittiğimde toplantının konusunun Munzur Gözeleri ziyaretine yapılan mescit olduğunu öğrendim. Kutsal yerlere mescit yapılacaksa ben bu toplantıda bulunmam dedim ve protesto ederek toplantı başlamadan ayrıldım” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Pertek’te GES projesine köylülerden tepki!

    Dersim Pertek’te GES projesine köylülerden tepki!

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinin Zevrek (Demirsaban) köyünün Sefkar mezrasında yapılmak istenen Güneş Enerjisi Projesi sebebiyle köylüler, şirket yetkililerine tepki gösterdi.

    Dersim’in Pertek ilçesinin Zevrek (Demirsaban) köyünün Sefkar mezrasında yapılmak istenen Güneş Enerjisi Projesi’nin elektrik dağıtım istasyonunun kurulumu için gelen şirket yetkililerine köylüler, seçilen alanın tarım arazilerine yakın olması sebebiyle tepki gösterdi.

    Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre, şirket yetkililerinin, köylülerin tarlalarını satın almak için ısrarcı olup proje alanını genişletmeyi amaçlıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Bingöl’de yurttaşlar, su kesintisine karşı eylemde-VİDEO

    Bingöl’de yurttaşlar, su kesintisine karşı eylemde-VİDEO

    PİRHA-Bingöl Yeni Mahalle’de 4 gündür devam eden su kesintisini yurttaşlar protesto etti.

    Bingöl’ün Merkez ilçesinde yer alan Yeni Mahalle’de 4 gündür devam su kesintisini yurttaşlar ateş yakarak protesto etti.

    AKP’li Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan yurttaşların protestosunu ‘Ateş yakın size su yok’ derken, yurttaşlar hem belediye başkanını istifaya çağırdı hem de  ‘Mahalle burada, muhtar nerede’ sloganlarını attı.

    PİRHA/BİNGÖL

  • ‘Yurttan uzaklaştırma cezaları var olan eşitsizlikleri derinleştiriyor’- VİDEO

    ‘Yurttan uzaklaştırma cezaları var olan eşitsizlikleri derinleştiriyor’- VİDEO

    PİRHA- Mersin KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda protestolara katıldıkları için belirsiz bir süreliğine yurttan uzaklaştırılan kadın öğrencilerle ilgili konuşan İHD Mersin Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, “Bu öğrenciler yalnızca barınma imkanlarını değil, geleceklerini ve güvenliklerini de kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Kadınların toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerden yoğun şekilde etkilendiği bir ülkede, bu tür cezalandırıcı uygulamalar mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor” dedi.

    Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde başlayan protestolara Mersin’den destek vermek isteyen üniversite öğrencilerine, yurt yönetimi tarafından nisan ayında disiplin soruşturması başlatıldı. Mersin Üniversitesi’ne bağlı KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda bahçede oturma eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle açılan soruşturma sonucu öğrenciler 2 ay süreyle yurttan uzaklaştırıldılar.

    Kendilerine gelen başvurular sonucunda sürecin takipçisi olan İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi hem öğrencilerle hem de yurt müdiresi ile yaptıkları görüşmeler ve edinilen bilgiler ışığında konuya dair bir rapor hazırladı.

    Raporun ilgili mercilere gönderildiğini belirten İHD Mersin Şube Sekreteri ve Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, yaşanan hak ihlallerinin son bulması için gerekli adımları atacaklarını dile getirdi.

    FİŞLENME İDDİASI

    Fatoş Sarıkaya, öğrencilerin beyanlarının eyleme katılmadıkları yönünde olduğunu söyleyerek, “Öğrencilerin derneğimize yaptığı başvurularda eyleme katılmamalarına rağmen haklarında başlatılan soruşturmanın sebebinin eylem alanında kayıt yapan ve daha önceki başka eylemlerden kendilerini tanıyan polislerin yönlendirmesi ile ilgili olabileceği kaygısını taşımaktalar” dedi.
    Sarıkaya, protestolara katılan tüm öğrencilere değil de yalnızca belirli öğrencilere soruşturma açılmasının bu iddiaları güçlendirdiğini belirtti.

    Ayrıca öğrencilerin olay anına dair kamera kayıtlarının kendilerine izletilmesini talep etmelerine rağmen Yurt Müdürlüğü’nün bunu reddettiğini aktaran Sarıkaya; herhangi bir somut delil sunulmamasıyla soruşturmanın şeffaflığı hakkında herhangi bir netlik bulunmadığını, bu durumun disiplin soruşturmasının tarafsızlığını zedelediğini ifade etti.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Yurt yönetiminin geçen sene tacizi protesto eden öğrencilere de soruşturma başlattığını hatırlatan Sarıkaya, şunları söyledi:

    “Burada barınma hakkının bir sopa olarak kullanıldığını görebiliyoruz. Bu öğrenciler yalnızca barınma imkanlarını değil, geleceklerini ve güvenliklerini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Eyleme katılmak demokratik bir haktır; bu nedenle böyle bir gerekçeyle yurttan atılmak, anayasal hakların ihlali anlamına gelir. Kadınların toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerden zaten yoğun şekilde etkilendiği bir ülkede, bu tür cezalandırıcı uygulamalar mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirir.

    Barışçıl bir protestoya katıldıkları için öğrencilerin cezalandırılması, yalnızca bireyleri değil, tüm toplumun demokratik kazanımlarını tehdit eder. İnsan Hakları Derneği olarak, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması adına sürecin takipçisi olup gerekli tüm hukuki ve toplumsal dayanışmayı sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • VELİ-DER’den Boğaziçi açıklaması: Tek bir öğrencimizi dahi yalnız bırakmamaya kararlıyız!

    VELİ-DER’den Boğaziçi açıklaması: Tek bir öğrencimizi dahi yalnız bırakmamaya kararlıyız!

    PİRHA- VELİ-DER, Nureddin Yıldız adlı şahsın Boğaziçi Üniversitesi’nde protesto edilmesi sonucu tutuklanan öğrencilere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Devlet yönetimi ve kamu yetkilileri, kadınlara ve çocuklara yönelik sistematik şiddete ve bu şiddeti meşrulaştıran kişilere göz yumarak suç işlemektedir. Çocuklarımızın haklı taleplerini sahiplenmeye, ortak geleceğimiz için mücadele etmeye ve tek bir öğrencimizi dahi yalnız bırakmamaya kararlıyız!” denildi.

    Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER), pedofiliyi savunan, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran ve insanlığa karşı açık tehdit oluşturan Nureddin Yıldız adlı kişinin Boğaziçi Üniversitesi’nde konuşmacı olmasını protesto eden öğrencilerin tutuklanmasına ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “ŞİDDETİ MEŞRULAŞTIRAN KİŞİLERE GÖZ YUMARAK SUÇ İŞLENİYOR”

    “Aylardır, öğrenciler ülkenin dört bir yanında okullarında, kampüslerde anayasal ve demokratik haklarını kullanarak geleceksizliğe mahkum eden hukuksuz ve adaletsiz uygulamalara karşı seslerini yükseltiyor” diyen VELİ-Der şunları ekledi:

    “13 Mayıs Pazar günü kamuoyunu derinden sarsan bir gelişmeyle karşı karşıya kaldık: pedofiliyi savunan, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran ve insanlığa karşı açık tehdit oluşturan Nureddin Yıldız adlı şahsın Boğaziçi Üniversitesi’ne davet edilmesi doğal olarak büyük bir öfke ve tepkiyle karşılandı!

    Anayasa’nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu açıkça belirtmektedir. Ancak devlet yönetimi ve kamu yetkilileri, kadınlara ve çocuklara yönelik sistematik şiddete ve bu şiddeti meşrulaştıran kişilere göz yumarak suç işlemektedir!”

    “ANAYASA HUKUKSUZ GÖZALTILAR VE SİYASİ BASKILARLA İHLAL EDİLİYOR”

    Devletin asli görevinin toplumun temel haklarını korumak ve bireylerin güvenliğini sağlamak iken, iktidar sahiplerinin hukuksuz politikalarıyla bu sorumluluktan kaçınmakta olduğunu belirten VELİ-DER, “Anayasa’nın 10. ve 42. maddeleri,eğitimde eşitliği ve çocuk haklarını güvence altına alırken, siyasi baskılar ve zorbalıklarla öğrencilerin anayasal hakları gasp edilmektedir!

    Öğrenciler anayasal hakkını kullanarak protesto ettiklerinde, karşılarında ‘zorbalıkla hareket eden kolluk güçlerini’ buluyorlar. Zulmediliyor, susturulmaya çalışılıyor! Protestolar sonucu 97 öğrenci gözaltına alınmış, 15’i mahkemeye sevk edilmiş ve 6 öğrenci tutuklanmıştır!

    Anayasa’nın 34. maddesi herkesin barışçıl toplantı ve gösteri yapma hakkını garanti altına alır. Ancak bu hak, hukuksuz gözaltılar ve siyasi baskılarla ihlal edilmektedir! Biz buna boyun eğmeyeceğiz!” dedi.

    “HUKUKSUZLUK KARŞISINDA GERİ ADIM ATMAYCAĞIZ”

    Anayasal düzeni ve toplumun haysiyetini savunan gençleri susturamayacaklarını belirten VELİ-DER, şu ifadeleri kaydetti:

    “Çocuk yaşta evlilikleri savunanlara, kadınların şiddete maruz kalmasını normalleştirenlere karşı dimdik ayakta duracağız! Gençlerin demokratik haklarını savunmasını engellemeye çalışanlar karşılarında bizi bulacak! Laiklikten, demokrasiden, eşitlikten ve özgürlükten vazgeçmeden mücadeleye devam edeceğiz!
    Öğrenci Veli Derneği olarak, çocuklarımızın haklı taleplerini sahiplenmeye, ortak geleceğimiz için mücadele etmeye ve tek bir öğrencimizi dahi yalnız bırakmamaya kararlıyız! Susmak, suça ortak olmaktır! Hukuksuzluk karşısında geri adım atmayacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersinli kadınlar, öğrencilerin KYK yurtlarından uzaklaştırılmasını protesto etti-VİDEO

    Mersinli kadınlar, öğrencilerin KYK yurtlarından uzaklaştırılmasını protesto etti-VİDEO

    PİRHA- KYK Kız Öğrenci Yurdundan uzaklaştırma alan öğrenciler için eylem yapan Mersin Kadın Platformu’na müdahale eden polisler pankartı yırtıp megafonu almaya çalışması üzerine kısa süreli arbede yaşandı. Engellemelere rağmen kadınlar yurt önünde açıklama yaptı.

    Mersin Üniversitesi’ne bağlı KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanamasını protesto eden öğrencilere soruşturma açılıp 2 ay uzaklaştırma almalarına ilişkin Mersin Kadın Platformu basın açıklaması yapmak için yurt önünde bir araya geldi. Burada basın açıklaması yapmak isteyen kadınlar, polisin müdahalesi ve tehditleri ile karşı karşıya kaldı. Polisin, kadınların pankartı yırtıp megafonları almaya çalışması üzerine kısa süreli bir arbede yaşandı.

    Kadınlar, tüm engellemelere rağmen yurdun önünde basın açıklaması yaptı.

    “BARINMA HAKKINI SAVUNMAK İÇİN SOKAKTAYIZ”

    Açıklamayı okuyan Güneş Doğdu, eyleme katılmayan öğrencilerin dahi soruşturmaya dahil edildiklerini belirterek, “Eyleme katılan kadın öğrencilerin yanı sıra katılmadığı belirtenlerde dahil olmak üzere çok sayıda öğrenci hakkında disiplin soruşturması açıldı. Kadınlar, yürütülen soruşturma sonucunda sadece bahçede bulundukları için ‘izinsiz gösteriye katıldıkları’ gerekçesiyle 1 ay yurttan uzaklaştırma cezası aldı. Bazı öğrenciler hakkındaki disiplin cezaları bir ay daha uzatıldı. Her yeni güne kadın cinayetleriyle, çocuk istismarıyla uyanan ve yoksullaştırma politikalarıyla gün be gün yaşam koşulları kötüye giden kadınların haklarını aramalarını gerekçe göstererek barınma haklarının ellerinden alınmasına karşı sokaklarda olacağız” dedi.

    YURT YÖNETİMİNE ÇAĞRI

    Yurt yönetimine seslenen Doğdu, şunları söyledi:

    “Kadın öğrencileri barınma sorunuyla karşı karşıya bırakarak baskı altına almaya çalışan yurt yönetimine karşı da bir çift sözümüz var. Yürüttüğünüz disiplin sürecine ve verdiğiniz cezalara karşı mücadelemiz de isyanımız da barınma hakkını gasp ettiğiniz kadınlar yurda geri dönene kadar devam edecek! Ne birbirimizden ne sokaklardan ne de haklarımızdan vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz!”

    PİRHA/ MERSİN 

  • Berlin’de binlerce kişi İstanbul’daki irade gaspına karşı yürüdü 

    Berlin’de binlerce kişi İstanbul’daki irade gaspına karşı yürüdü 

    PİRHA- Berlin’de binlerce kişi İstanbul’daki irade gaspına karşı yürüyerek kayyım politikalarına karşı mücadele edeceklerini belirtti.

    İstanbul Büyük Şehir Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu ile birlikte 100’ü aşkın kişinin 19 Mart’ta gözaltına alınması ve İmamoğlu ile bir çok kişinin tutuklanmasının ardından protestolar devam ediyor.

    ‘Berlin Demokrasi Platformu’ adıyla oluşturulan oluşumda Akdağ Dayanışma ve Destekleme Derneği, Aşnan Tiyatro Topluluğu, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Bahadın Derneği Berlin, BDAJ Berlin, BDAS Berlin, Berlin Alevi Toplumu-Cemevi, Berlin Al-Dersim Spor, Berlin Arap Aleviler Birliği e.V, Berlin Dersim Kültür Derneği, Berlin Gaziantep Çepnileri Derneği, Berlin HUV, Berlin Omcalı Kültür ve Dayanışma Derneği, Berlin Sivaslı Canlar Derneği, CHP Berlin, Çorum Derneği Eğitim ve Kültür Merkezi, Dem Parti, die Ahali e.V, DİDF Berlin, Erzincan Küçükotlukbeli Derneği Berlin, Halkçı Devrimci Birliği – HDB, Institutê Ziwan ȗ Kulturê Kirmanci (Zaza) İKK, Nav-Berlin, Sol Parti, TİP, Yeşilev, Soli25 İnisiyatifi yer alarak destek sundu.

    Aralarında Berlin Alevi Toplum’u (BAT) Cemevi’nin de bulunduğu ‘Berlin Demokrasi Platformu’ tarafından organize edilen yürüyüş öncesi platform üyesi bileşenler ve binlerce kişi Alexanderplatz’da bir araya geldi. AKP-MHP rejimini protesto eden döviz ve pankartların taşındığı yürüyüş öncesi ortak basın metnini Türkçe İsmail Erol, Almancasını Betül Havva Yılmaz, İngilizcesini de Iken Brockstedt Riegger okudu.

    “Türkiye’deki mevcut AKP-MHP iktidarının yargı eliyle gerçekleştirdiği kirli bir darbe haline gelmiştir” vurgusuyla yapılan ortak açıklamada, “Yıllardır Kürt halkının iradesi ile seçilen belediyelere kayyumlar atanıyor, temsilcileri cezaevine konularak halkın seçme ve seçilme hakkı elinden alınıyordu. Daha sonra İstanbul’un bazı ilçelerinde kayyumlar ile “kent uzlaşısı” sonucu seçilmiş belediye başkanları tutuklandı, yerine kayyumlar atandı. Bugün ise bu tüm Türkiye’ye yayılmak isteniyor” denildi.

    “SERBEST BIRAKILMALARINI TALEP EDİYORUZ”

    Tutuklamaların kınandığı açıklamada, hapiste tutulanların serbest bırakılması çağrısında bulunulan açıklamada, “Bütün renkleriyle özgür, demokratik, laik bir Türkiye yaratma, bu çağdışı, ırkçı, bilim düşmanı zihniyetten kurtulma adına yola çıkanlar, dostlar, arkadaşlar, canlar: Belediyelere atanan kayyumları reddediyoruz! Bütün siyasi tutuklamaları kınıyoruz! Ekrem İmamoğlu’yla birlikte tüm genel başkanların, belediye başkanlarının, siyasi tutsakların ve öğrencilerin derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. Ve hep birlikte haykırıyoruz! Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!” ifadelerini kullanıldı.

    Okunan ortak basın açıklamasının ardından; SPD Berlin Eyaleti Başkan Yardımcısı Sinem Taşan Funke, Berlin Eyalet Meclisi’nde Yeşiller Grup Başkanı Bettina Jarasch, Berlin Sol Parti Eyalet Başkanı, Maximilian Schirmer, Junge Welt Gazetesi temsilcisi Nick Brauns ve Soli25 İnisiyatifi konuşma yaparak, AKP-MHP iktidarının politikalarını kınayarak başta Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, muhalif öğrenci ve diğer muhalif tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Yapılan açıklamaların ardından başlayan yürüyüş Alman Parlamentosu yakınındaki meydanda son buldu.

    PİRHA/ ALMANYA