Etiket: rtük

  • Alevi kurumlarından yeni açıklama: Alevilik siyasi tartışmaların aparatı yapılamaz!

    Alevi kurumlarından yeni açıklama: Alevilik siyasi tartışmaların aparatı yapılamaz!

    PİRHA- Alevi kurumları, Gazeteci Merdan Yanardağ’ın Alevi inancına yönelik sözlerine yönelik açıklamalarının farklı mecralara çekilmek istendiğini kaydederek, iktidar cenahının bu meseleyi kullanmasını eleştirdi. Alevi kurumları, “Hiç kimse, Aleviliği ve Alevileri, siyasi tartışmalarının, siyasi rekabetlerinin, suni kavgalarının ve iktidar çekişmelerinin aparatı yapamaz” diye belirtti. 

    TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Merdan Yanardağ’ın, CHP önceki Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimligi üzerinden “Aleviler içerisinde çok hain vardır” ifadesi, tepkilere yol açmış ve Alevi kurumları konuya dair ortak bir açıklama yaparak Yanardağ’ı Alevilerden özür dilemeye çağırmıştı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)  yayınladıkları ortak bildirinin yayınlanmasının ardından başlayan tartışmalar nedeni ile, yeni bir açıklama kaleme aldı.

    Açıklamada her siyasi tartışmanın odağına Alevi toplumu yerleştirildiği ve asıl sorunların üzeri bununla örtülmeye çalışıldığına vurgu yapılarak, bu yolla da toplumsal muhalefetin kendi içinde bölünmesi amaçlandığı ifade edildi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerle ilgili yaptığı son açıklamaların ise inandırıcılıktan uzak olduğunu belirten Alevi kurumları, “TELE 1 televizyonunun kapatılması için, fırsat kollayan RTÜK ve siyasal iktidarın, bizi bahane etmesine izin vermeyeceğiz” diye ifade etti.

    “HİÇ KİMSE ALEVİLİĞİ SİYASİ TARTIŞMALARIN APARATI YAPAMAZ”

    Alevi kurumlarının ortak açıklaması şöyle:

    “Gazeteci Merdan Yanardağ’ın açıklamaları üzerine, Alevi Kurumları olarak 15 Eylül 2025’te yaptığımız ortak bildirinin yayınlanmasının ardından başlayan tartışmalar nedeni ile, yeni bir açıklama kaleme alma ihtiyacı doğmuştur.

    Öncelikle ; Alevi Kurumları olarak, yayınladığımız bildiride yazan her bir kelimenin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz.

    Meramımız yeteri kadar anlaşılmamış olabilir. Buna itirazımız yoktur. Ancak; bile bile tartışmayı farklı mecralara çekmek isteyenlerin de farkındayız. İtirazımız ve talebimiz nettir. Hiç kimse, Aleviliği ve Alevileri, siyasi tartışmalarının, siyasi rekabetlerinin, suni kavgalarının ve iktidar çekişmelerinin aparatı yapamaz. Sadece Aleviliği veya Alevileri değil, hiçbir kimliği, kişisel hesaplarına malzeme yapamaz.

    “ERDOĞAN’IN ALEVİLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASI İNANDIRICILIKTAN UAZAKTIR”

    Sayın Yanardağ’a itirazımız, siyaset yapanlara yönelik eleştirilerine değil, bunları inançsal kimlikleri ile eşleştirmesine idi.

    Kendisinden kamuoyu önünde özür dilemesini istedik ve kendisi de zaten gereğini yapıp özür diledi.

    Siyasi tartışmaların, siyasi bir dille yapılması gerektiğini, Alevi, Kürt, Zaza,  Arap, Abdal, Roman v.b kimlikleri rencide edecek ifadelelerle siyaset yapılamayacağını, bugüne kadar, her fırsatta dile getirdik. Bugün aynı noktadayız.

    Son dönemde ne yazık ki, her siyasi tartışmanın odağına Alevi toplumu yerleştirilmekte, asıl sorunların üzeri bununla örtülmeye çalışılmaktadır. Bu yolla da toplumsal muhalefetin kendi içinde bölünmesi amaçlanmaktadır.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerle ilgili yaptığı son açıklamalar ise, inandırıcılıktan uzaktır. Çünkü; geçmişte Alevilere yönelik ayrıştırıcı, ötekileştirici ve hedef gösterici birçok söylem, bizzat kendisi ve siyasi temsilcileri tarafından dile getirilmiştir. Bugün ise, siyasi çıkarlar doğrultusunda, seçim hesaplarıyla farklı bir dil kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, Alevi toplumunun yıllardır süren eşit yurttaşlık mücadelesini gölgelemekte, samimi bir çözüm iradesi olmadığını göstermektedir.

    “TELE 1 TELEVİZYONUN KAPATILMASI İÇİN BİZİ BAHANE ETMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Sivas Madımak katillerini serbest bırakan, davayı zaman aşımına uğratan, Suriye’de süren Alevi Soykırımı’na sessiz kalıp, katillerin sırtını sıvazlayan, Berkin Elvan’ın annesini miting meydanlarında yuhalatan, çeyrek asırlık iktidarları boyunca, tek bir talebimizi karşılamayan bir anlayış, inandırıcılığını çoktan yitirmiştir.

    Bizim bildirimizde ifade ettiğimiz eleştiriye yaslanıp, bunu kötü emellerine malzeme yapmalarına da müsaade etmeyiz.

    TELE 1 televizyonunun kapatılması için, fırsat kollayan RTÜK ve siyasal iktidarın, bizi bahane etmesine izin vermeyeceğiz.

    Bugüne kadar, büyük bir çürümüşlüğün parçası olan televizyon programlarına, dizi filmlere, bizlere alenen hakaret eden kanallara ve programcılara en ufak bir işlem yapmayan, hiçbir talebimizi görmeyen RTÜK, şimdi böyle davranamaz.

    “İNANCIMIZIN SİYASETE KURBAN EDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Basın özgürlüğü, demokrasinin temel şartıdır. Farklı düşünceleri susturmak, ekranları karartmak, topluma tek ses dayatmak hiçbir şekilde meşru değildir.

    TELE 1 televizyonunun kapatılması, halkın haber alma özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır. Biz Aleviler, inancımız ve kimliğimiz üzerinden yürütülen ayrıştırıcı politikaları reddediyoruz ! İnancımızın ve kimliğimizin, siyasete kurban edilmesini kabul etmiyoruz ! Laik, Demokratik bir Cumhuriyet, Özgür ve İnsanca bir Yaşam, Eşit Yurttaşlık taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz ! Ne, inancımıza yönelik saldırılara, ne de, antidemokratik uygulamalara, sessiz kalmayacağız!”

    (HABER MERKEZİ)

     

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarından Gazeteci Merdan Yanardağ’a tepki!

     

  • TUSAŞ’a dönük saldırıya yayın yasağı

    TUSAŞ’a dönük saldırıya yayın yasağı

    PİRHA – RTÜK, TUSAŞ’a dönük saldırıya ilişkin yayın yasağı getirdi.

    Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ankara Kazan’da Türk Uçak Sanayii Anonim Ortaklığı (TUSAŞ) tesisine yönelik meydana gelen saldırıya dair yayın yasağı getirildiğini duyurdu.

    RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, sanal medyada yaptığı açıklamada yayın yasağı kararının mahkeme tarafından alındığını açıkladı. Şahin açıklamasında, “Medyamızda, resmî makamların yaptığı açıklamaların dışında özellikle sosyal medya kaynaklı, teyit edilmemiş bilgilere ve görüntülere yer verildiği tespit edilmiştir” diyerek yayın yasağına uymayanlara dönük ağır yaptırımların olacağını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet, ‘En güvenilmez’ kurumlar listesinde ikinci sırada!

    Diyanet, ‘En güvenilmez’ kurumlar listesinde ikinci sırada!

    PİRHA- Bütçeden aslan payını alan Diyanet, toplumun “En güvenilmez” kurumlar listesinde ikinci sırayı aldı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün “Toplumsal eğilimler” saha araştırmasında, Diyanet ve siyasi partiler “Türkiye’de en güvenilmez iki kurum” olarak yer aldı. 

    Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün 19-22 Eylül tarihleri arasında bin 514 kişi ile “Toplumsal eğilimler” anketi gerçekleştirdi. “En güvenilmez” bulunan kurumların mercek altına alındığı araştırmada, siyasi partiler, Diyanet, yargı ve hükümet, üst sıralarda yer aldı.

    Diyanet en güvenilmez ikinci kurum olurken, Meclis’e sunulan 2025 bütçesinde aslan payını aldı. Diyanet’in bütçesi 2025 yılı için 130 milyar 119 milyon ₺ olarak belirlendi. Diyanet 2025 bütçesiyle Ticaret Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı bütçelerini geride bıraktı.

    BirGün’ün haberine göre, yapılan saha çalışmasında “Türkiye’de en güvenmediğiniz iki kurumu belirtir misiniz?” sorusu da yer aldı. Hata payı artı eksi yüzde 2,5 olarak hesaplanan anketten şu sonuçlar çıktı:

    -Siyasi partiler: Yüzde 25,1

    -Diyanet İşleri Başkanlığı: Yüzde 18,8

    -Siyasi partiler ve Diyanet’in ardından, diğer bazı kurumların, “En güvenmediğiniz iki kurumdan biri” olarak işaretlenme oranı şöyle oldu:

    -Yargı kurumları: Yüzde 18,4

    -Hükümet: Yüzde 14,3

    -TÜİK: Yüzde 8,7

    -Muhalefet: Yüzde 7,2

    -Meclis: Yüzde 4,9

    -RTÜK: Yüzde 2,1

    (HABER MERKEZİ)

  • Açık Radyo’ya yayın durdurma cezasıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı

    Açık Radyo’ya yayın durdurma cezasıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı

    PİRHA – İdare Mahkemesi, Açık Radyo’nun yayın lisansının iptaline yol açan RTÜK’ün yayın durdurma cezası için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Radyodan yapılan açıklamada, karar doğrultusunda radyonun devam eden yayın sürecine ilişkin RTÜK’e de müracaat edildiği belirtildi.

    Yayın durdurma kararına uyulmadığı gerekçesiyle lisansı iptal edilen Açık Radyo, devam eden yargı sürecine ilişkin açıklama yaptı. 24 Nisan’da “Açık Gazete” programında kullanılan ‘Ermeni soykırımı’ ifadesi nedeniyle Açık Radyo’ya 5 kez program durdurma cezası veren Üst Kurul, karara uyulmadığı gerekçesiyle 30 yıllık radyonun lisansını iptal kararı almıştı.

    Yayın durdurma ve para cezası kararına ilişkin radyonun açtığı davanın görüldüğü İdare Mahkemesi, söz konusu işlemle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Açık Radyo’nun açıklamasında, “Davaya konu işlem, program yayınının durdurulmasına yönelik olduğundan ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğurabilecek nitelikte bulunduğundan, davalı idarenin savunması ve ara karar cevabı alınıp ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar, dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş bulunmaktadır” denildi.

    Yürütmeyi durdurma kararı doğrultusunda, radyonun devam eden yayın sürecine ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na da müracaat edildiği belirtilen açıklamada, “Konunun en kısa zamanda netleşeceği düşüncesiyle, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdinde yaşanacak gelişmeleri de kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğimizi belirtiriz” ifadeleri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • RTÜK’ün lisansını iptal ettiği Açık Radyo’dan açıklama: Aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir

    RTÜK’ün lisansını iptal ettiği Açık Radyo’dan açıklama: Aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir

    PİRHA- RTÜK tarafından “Ermeni soykırımı” söylemleri gerekçe gösterilerek lisansı iptal edilen Açık Radyo, karara ilişkin açıklamada bulunarak, “Evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda, aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir” dedi.

    Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), “Ermeni soykırımı” söylemleri nedeniyle daha önce “program durdurma ve en üst sınırdan idari para cezası” verdiği Açık Radyo’nun lisansını iptal etti.

    RTÜK’ün kararına ilişkin Açık Radyo’nun X hesabından açıklama yapıldı. Açıklama şöyle:

    “Henüz tarafımıza tebliğ edilmemekle beraber, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 03.07.2024 tarihli toplantısında, Açık Radyo’nun yayın lisansının iptal edildiği öğrenilmiştir.

    Yayın durdurmayla beraber verilen para cezası için karardaki gibi taksitlendirme talebinde bulunulmuş ve bu kabul edilerek ilk taksit ödenmiştir. Böylece yasaya karşı direnmek ve yargı yolu dışında bu karara karşı gelmek gibi bir niyetimizin olmadığı ve iyi niyetli bir süreç sürdürmeye çalıştığımız ortadır.

    Gelinen noktada, Açık Gazete programındaki ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kapsamında olduğu tartışmasız bulunan bir ifadeden yola çıkarak Açık Radyo’nun yayın izninin iptali noktasına gelinmesi kabul edilemez bir durumdur. Anılan kararla ilgili yasal müracaatlar elbette ki yapılacaktır. Bununla beraber, 30 yıldan beri yayın hayatına devam eden Açık Radyo, bundan sonra da aynı evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda, aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir.

    Bugüne kadar her zaman yanımızda bulunan siz sevgili dinleyicilerimiz ve dostlarımız ile bundan sonra da aynı kararlılık ve aynı duygular ile beraber olmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Emek ve meslek örgütleri: Artık yeter! Sansür ve yasaklardan dolayı nefes alamıyoruz

    Emek ve meslek örgütleri: Artık yeter! Sansür ve yasaklardan dolayı nefes alamıyoruz

    PİRHA – İstanbul Kadıköy’de ‘sansüre hayır’ eyleminde bir araya gelen emek ve meslek örgütleri, korku iklimi yaratılmaya çalışıldığını belirterek mücadele çağrısında bulundu.

    Tarikatların kamusal alandaki gücüne mercek tutan ‘Kızıl Goncalar’ dizisi nedeniyle RTÜK, yayıncı kuruluş Fox Tv’ye hem para hem de iki kez yayın durdurma cezası vermişti. Ceza nedeniyle üçüncü bölüm yayınlanamamış, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve İstanbul Vakıflar 1’nci Bölge Müdürlüğü de çekimler için verilen mekan izinlerini iptal etmişti.

    Dizi ve filmlere gelen ceza ve sansürler tepkilere yol açarken sinema, televizyon, tiyatro ve reklam sektöründe faaliyet gösteren emek ve meslek örgütleri ‘sansüre hayır’ sloganıyla Kadıköy’de Süreyya Operası eylem düzenledi. Emekçiler, ilk defa sansürle karşılaşmadıklarını, ancak bunun normalleştirilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Sanatçının ifade özgürlüğünün anayasayla koruma altında olduğunu hatırlatan emekçiler, “Artık yeter! Sansür, yasaklar ve engellemelerden dolayı nefes alamıyoruz!” diyerek meslektaşlarına mücadele çağrısında bulundu.

    “KORKU İKLİMİ YARATILMAYA ÇALIŞILMAKTA”

    Açıklamanın tamamı şu şekilde:

    *Tüm kamuoyunun yakından takip ettiği üzere ulusal kanalda yayınlanan ‘Kızıl Goncalar’ dizisine ‘toplumun milli ve manevi değerlerine aykırılıklar’ bulunduğu gerekçesiyle iki kez program durdurma ve 9 milyon lira para cezası verilmesiyle sansür uygulamalarına bir yenisi daha eklendi.

    *Bizler bu sansür uygulamalarıyla elbette ki ilk defa karşılaşmıyoruz. Tiyatro, sinema, dizi film gibi sanatın her alanında sıkça gördüğümüz sansür uygulamalarının normalleştirilmesi, sansürün kendisinden daha tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Cezalandırma, yasaklama, soruşturma, hedef gösterme, tehdit etme, korkutma, aşağılama, engelleme, fiziki ve sözlü saldırı, kriminalize etme, ötekileştirme gibi yöntemlerle karşımıza çıkan sansürle tüm yaratıcı alanların varoluşu tehdit edilmekte ve bir korku iklimi yaratılmaya çalışılmaktadır.

    *Sansür, evrensel düzeyde tüm yaratıcı alanların ortak mücadele konusu olmuştur. Ülkemizde de Anayasa’nın 64’üncü maddesi açık ve nettir: “Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”
    Sanatçıların ifade özgürlüğü yasalarla koruma altında

    *Anayasa’da belirtildiği gibi sanat faaliyetleri, bizlerin tabiriyle ‘Sanatsal İfade Özgürlüğü’ yasalarla koruma altındadır.

    *Sanatsal ifade özgürlüğünün önündeki engellemeler sadece yayın durdurma, para cezası gibi yöntemlerle karşımıza çıkmıyor. Örneğin, yıllardır tadilat var gerekçesiyle son dakika iptal edilen tiyatro oyunları, ‘kamu güvenliği’ gerekçe gösterilerek iptal edilen konserler, gösteriler, sergiler, şehirlere girmesi engellenen ekipler, bakanlık tarafından verilen desteklerin geri çekilmesi, gösterimi durdurulan belgeseller ve sinema filmleri, iptal edilen festivaller…

    “NEFES ALAMIYORUZ”

    *Sansürün doğurduğu sonuçlar sadece performansların, eserlerin engellenmesiyle de bitmiyor! Ekipler hedef gösteriliyor, binlerce çalışan ücretlerini alamıyor ve iş kaybına uğruyor.

    *Artık yeter! Sansür, yasaklar ve engellemelerden dolayı nefes alamıyoruz!

    *Emek ve meslek örgütleri olarak sahnelerde, sinemalarda, ekranlarda, stüdyolarda her yerde ve her zaman sansürün karşısında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Sansür normalleştirilemez. Sansürün ve sansürün yarattığı dolaylı sonuçlar karşısında tüm meslektaşlarımızı bir arada olmaya davet ediyoruz.

    *Yalnız değiliz, bu mücadeleyi hep birlikte vereceğiz.

    *Sanatsal ifade özgürlüğümüzün önündeki engeller kaldırılsın, sanatçı ve sanat emekçileri özgür kalsın.

    (HABER MERKEZİ)

  • RTÜK, TELE1’e Yılmaz Güney programı nedeniyle ceza verdi

    RTÜK, TELE1’e Yılmaz Güney programı nedeniyle ceza verdi

    PİRHA-RTÜK, TELE1’de Yılmaz Güney’in tartışıldığı program sebebiyle kanala “suçu ve suçluyu övme” suçlaması ile idari para cezası verdi. 

    Tele 1’de yayımlanan 5. Boyut programında, TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve Atilla Dorsay’ın yönetmen, oyuncu ve senarist Yılmaz Güney hakkında söyledikleri sözleri ‘suçluyu övmek’ olarak tanımlayan RTÜK, kanala yüzde 3 para cezası uyguladı.

    RTÜK, kanal için ayrıca kara para aklama yöntemlerinin tartışıldığı program için “kişileri küçük düşürmek” iddiasıyla da yüzde 3 para cezası uygulanmasına karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Mersin: Devlet onaylı nefret ağına geçit vermeyeceğiz- VİDEO

    İHD Mersin: Devlet onaylı nefret ağına geçit vermeyeceğiz- VİDEO

    PİRHA- LGBTİ+ karşıtı miting duyurusunun RTÜK’ün onayıyla televizyonlarda kamu spotu olarak yayımlanmasına tepki gösteren İHD Mersin Şubesi, “Hali hazırda yaşam güvenliği tehlikede olan LGBTİ+lar yeniden tehlike altına itilmiştir. Bu ıslak imzalı nefret karşısında geri adım atmayacağız, devlet onaylı bu nefret ağına geçit vermeyeceğiz” dedi.

    İstanbul Aile Vakfı’nın 17 Eylül’de Saraçhane’de düzenleyeceği ‘LGBT propagandasına dur’ mitinginin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) onayıyla kamu spotu olarak televizyonlarda yayımlanma kararı vermesine tepkiler büyüyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, konuya ilişkin dernek binasın açıklama yaptı. Açıklamaya Mersin 7 Renk Derneği de katıldı.

    “NEFRET DEVLET KANALIYLA DESTEKLENİYOR”

    Açıklama metnini Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Sözcüsü İlhan Kılıç okudu.

    Çok uzun bir süredir LGBTİ+’lara karşı nefret söylemini ve uygulamalarını içeren bir politika hüküm sürdüğünü dile getiren İlhan Kılıç, “Son günlerde RTÜK kararıyla televizyonlarda yayınlanması amaçlanan bir kamu spotu hazırlanmıştır. Bu kamu spotunun açıkça LGBTİ+’lara karşı nefret örgütlemek adına hazırlandığı ortadadır. Dün Madımak Katliamı davasını düşürenler, katliamın savunucularını vekillik, dokunulmazlık gibi vasıflarla cesaretlendirmişti, şimdi aynı zihniyet LGBTİ+ nefretini başat propaganda aracı olarak kullananları devlet kanalıyla destekliyor” diye konuştu.

    Yaşananları protesto etmek için RTÜK önünde yürüyüş düzenleyen LGBTİ+lar ve hak savunucularının polis işkencesiyle gözaltına alındığını hatırlatan Kılıç, “Bu gözaltılar ve işkence bize bir kez daha gösterdi ki, devlet eliyle desteklenen bu nefret, zaten orantısız güç kullanan kolluk kuvvetlerini tekrardan cesaretlendirmiştir. Hali hazırda yaşam güvenliği tehlikede olan LGBTİ+lar ‘benim esnafım işini bilir’ politikası ile yeniden tehlike altına itilmiştir. Devlet tüm vatandaşların can güvenliğinden sorumludur” dedi.

    “LGBTİ+’LARIN VAROLUŞU YASAKLANAMAZ”

    Kılıç, televizyon kanallarında, çocukların izleyeceği saatlerde yayınlanan dizilerin içeriğinde ve haber bültenlerinde, şiddet, kan, silah ve tecavüz sahneleri sansürsüz yayınlanırken, varoluşsal bir yaşam formunu ‘zararlı’ diye göstermeyi izansızlıktır olarak değerlendirdi.

    Yaratılmak istenen nefret iklimine karşı insan haklarının ve yaşam haklarının yanında olduklarını ifade eden Kılıç, “İnsan hakları savunucuları olarak LGBTİ+ yurttaşlara karşı yürütülen ayrımcılık ve nefrete sonuna kadar karşı çıkacağımızı bir kez daha dile getiriyoruz. Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Varoluşumuz yasaklanamaz” sözlerini kullandı.

     PİRHA/ MERSİN

     

  • Yargı, RTÜK’ün TELE1 kararına ‘dur’ dedi

    Yargı, RTÜK’ün TELE1 kararına ‘dur’ dedi

    PİRHA-Ankara 4. İdare Mahkemesi, RTÜK’ün TELE1 TV’ye yönelik yayın durdurma cezası hakkında oybirliğiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    RTÜK, TELE1 TV’ye Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen sözleri nedeniyle 6 Haziran’da; yedi gün yayın durdurma, beş kez program durdurma, iki kez de önceki ay reklam gelirlerinin yüzde 5’i oranında idari para cezası vermişti.

    TELE1, RTÜK’ün bu kararına karşı Ankara 4. İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma istemiyle dava açmıştı. Mahkeme, TELE1’in başvurusunu oybirliğiyle kabul ederek yayın durdurma cezasının yürütmesini durdurdu. Mahkeme, RTÜK’e 30 günlük savunma süresi verdi.

    Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin bugün aldığı karar şöyle:

    “Dava konusu işlemin yayının durdurulmasına ilişkin kısmının uygulanması halinde etkisi tükenecek nitelikte bulunması nedeniyle, davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar yıkıma ilişkin işlemin yürütülmesinin durdurulmasına, idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden, olayın niteliğine ve davanın durumuna göre yürütmenin durdurulması isteminin, davalı idarenin birinci savunması alındıktan ve ara kararı gereği yerine getirildikten veya savunma ve cevap verme süresi geçtikten sonra incelenmesine, ara karar gereğinin yerine getirilmesinin yasal zorunluluk olduğunun davalı idareye bildirilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. ve 27. maddesinin 5. fıkrası gereğince savunma ve ara kararı süresinin otuz (30) gün olarak belirlenmesine, 17/07/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

    Mahkeme, RTÜK’ün kararını onaylamış olsaydı TELE1, bu gece yarısından itibaren 24 Temmuz’a kadar yayın yapamayacaktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TELE1’in ekranı 1 haftalığına karartılıyor

    TELE1’in ekranı 1 haftalığına karartılıyor

    PİRHA- RTÜK, Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasının ardından programındaki ifadeleri gerekçe göstererek TELE1’e verdiği yayın durdurma ve idari para cezasını tebliğ etti. TELE1, 18 Temmuz Salı günü  itibarıyla 7 gün süreyle karartılacak.

    TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, 20 Haziran’da ekrana gelen programında Abdullah Öcalan hakkında yaptığı açıklamalar gerekçesiyle İYİ Partili bazı siyasetçilerin de hedef göstermesinin ardından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Yanardağ’ın tutuklanmasının ardından TELE1 hakkında inceleme başlattı. Soruşturmanın ardından TELE1’e 7 gün süreyle ekran karartma, idari para cezası ve program durdurma cezası verildi.TELE1’e bugün ilettiği tebliğe göre, 7 günlük ekran karartma cezası 18 Temmuz Salı günü itibarıyla başlayacak, 25 Temmuz’da sona erecek. TELE1’in haberine göre RTÜK’e itirazda bulunulacak ve yürütmeyi durdurma davası açılacak

    (HABER MERKEZİ)

     

  • RTÜK seçim sonrası 6 muhalif kanala inceleme başlattı

    RTÜK seçim sonrası 6 muhalif kanala inceleme başlattı

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, seçim sürecinde yapılan yayınlara ilişkin Halk TV, TELE1, KRT, TV 5, FLASH Haber, SZC TV hakkında inceleme başlatıldığını duyurdu.

    RTÜK, 28 Mayıs Seçimi sırasında yaptıkları seçim yayını gerekçesiyle aralarında Halk TV, Tele 1, KRT, TV 5, Flaş Haber ve Sözcü TV’nin de bulunduğu çok sayıda kanal hakkında inceleme başlattı. Yayınlarda ‘halkı aşağılayan hakaret ve saldırılarda’ bulunulduğu iddia edildi.

    RTÜK’ten yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “Milli iradenin tecelli ettiği seçim günü akşamı FOX TV’de programcılardan Çiğdem Toker’in “Demokrasi sandıktan ibaret değildir” şeklindeki açıklamaları ve yayının tamamı uzmanlarımız tarafından raporlaştırılmaya başlanmıştır. Raporun tekemmül etmesine müteakip ilk Üst Kurul toplantısında dosya karara bağlanmak üzere gündeme alınacaktır. Yine izleyicilerden gelen yoğun şikayetler üzerine sandıkların açıklaması ve sonuçların belli olmasıyla birlikte halkı aşağılayan, hakaret ve saldırılarla necip milletimizi küçük düşürmeye çalışan konuşmalara yer verilen HALK TV, TELE 1, KRT, TV 5, FLASH HABER ve SZC TV ilgili de incelemeler yapılmaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TELE1’in ekranı karartıldı

    TELE1’in ekranı karartıldı

    RTÜK’ün, TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in Diyanet’e eleştirisi gerekçesiyle verdiği karar sonrası TELE1’in ekranı karartıldı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Sera Kadıgil’in canlı yayındaki Diyanet’e yönelik “Diyanet bu haliyle siyasal İslamcı gereçtir” sözünü suç olarak nitelendiren Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), TELE1 ekranlarını 3 günlüğüne kararttı. Kararın ardından TELE1 canlı yayını bu gece itibariyle 3 günlüğüne durduruldu. TELE1 Twitter hesabından “Türkiye karanlıkta! TELE1 üç gün karartıldı” şeklinde paylaşım yapıldı.

    TELE1’e 2 kere daha aynı ceza verilmesi sonucunda kanalın lisansı iptal edilecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • RTÜK’ten ‘TELE1’e 3 gün ekran karartma cezası

    RTÜK’ten ‘TELE1’e 3 gün ekran karartma cezası

    RTÜK, TELE1 ekranının üç gün süreyle kapatılmasına oy çokluğu ile karar verdi. RTÜK üyesi İlhan Taşcı, “Bir sonraki aşama kanalın yayın hayatına son verilmesi. Katledilen demokrasidir” dedi.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşcı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, TELE1 ekranının üç gün süreyle karartılacağını açıkladı. Taşçı paylaşımında, TELE1’e verilen cezanın ayrıntılarını açıkladı.

    Twitter hesabından paylaşımda bulunan İlhan Taşcı, Tele1’e 1 yıl içerisinde 2 kez 6112 sayılı yasanının 8/1/b bendindeki “dil, din, ırk ayrımı gözeterek yayın yaptığı” gerekçesiyle 3 gün ekranının kapatılmasına oy çokluğuyla karar verildiğini ifade etti.

    Karara tepki gösteren Taşcı, “Bir sonraki aşama kanalın yayın hayatına son verilmesi! Katledilen demokrasidir” dedi.

    Taşcı şunları kaydetti:

    RTÜK, Tele1 kanalının 1 yıl içerisinde 2 kez 6112 sayılı yasanının 8/1/b bendindeki “dil, din, ırk ayrımı gözeterek yayın yaptığı” gerekçesiyle 3 gün ekranının kapatılmasına oy çokluğuyla karar verdi. Bir sonraki aşama kanalın yayın hayatına son verilmesi! Katledilen demokrasidir.

    RTÜK, Sn Konuralp ile karşı oy kullandığımız kararını, TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in “Diyanet bu haliyle siyasal İslamcı gereçtir” eleştirisine dayandırdı. Amaç seçimlere giderken ekranları karartmak, farklı seslerin, muhalefetin çözüm önerilerinin duyulmasını engellemek!

    RTÜK bugün bir kanalın yayın ihlalini değil Türkiyeyi yöneten anlayışın basına, çok sesliliğe, düşünce özgürlüğüne bakışını oyladı sonuç demokrasi ve çok seslilik katledildi. Hedef seçimlerde karartılmış ekran, susturulmuş, karanlığa boğulmuş Türkiye!Durum vahim ama umutsuz değil.

    Danıştay 13. Dairesi, RTÜK’ün aynı maddeden verdiği cezayı “Kurulun basın özgürlüğüne yapılan müdahalesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı” gerekçesiyle iptal etmişti. Zorlama rapora dayanan bu karar da iptal edilecektir/edilmelidir. Bu, düşünce özgürlüğünün gereğidir.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu’dan ‘Sansür’ konuşması: Devletin tüm kurumları AKP’ye çalışıyor!-VİDEO

    Kenanoğlu’dan ‘Sansür’ konuşması: Devletin tüm kurumları AKP’ye çalışıyor!-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, iktidarın sansür yasası teklifinin 30. maddesi üzerine TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. İktidarın, gerçekleri çarpıtarak algılar üzerinden siyaset yürüttüğünü söyleyen Kenanoğlu, 2023 seçimleri öncesinde iktidarın kendisine itiraz edecekleri sansür yasası ile susturmak istediğini söyledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, sansür yasası teklifinin 30. maddesi üzerine Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Kenanoğlu, iktidarın, gerçekleri çarpıttığına vurgu yaparak 2023 seçimleri öncesinde itiraz edecekleri sansür yasası ile susturmak istediğini ifade etti.

    “Siyaset algılar üzerinden yönetiliyor, hakikatler öldürülmüş durumda” diyen Kenanoğlu, sansür yasası ile 2023 seçimlerine hazırlık yapıldığını ifade Ederek şu konuşmayı yaptı:

    “Bütünüyle iktidarın yalanları, iftiraları gerçekmiş gibi algılansın, bunların karşısında herhangi bir itiraz gelişmesin, buna yönelik bir itiraz olursa da bunlara karşı cezai yaptırımlar uygulansın; tehditleri içeren bir şey. Korkarım anketler dahi bu yasadan kaynaklı olarak nasibini alacaktır çünkü ucu açık, tam netlik olmayan bir durum, büyük çoğunluğunda yorumlar üzerine kurulu değerlendirmeler yapılıyor.

    Şimdi biraz önce burada da Genel Kurulda da tartışıldı, işte “Hâkimler karar vermeden polisler gitmez kapıya.” falan diye. Şöyle bir şey var, biz buna çok tanık oluyoruz: Hâkimler karar veriyor, işte deniliyor ki: “Şu kişi gelsin ve ifade versin, ifadeye getirilsin.” Normalde uygulama şudur: Tebligat çıkarılıyor, tebligata istinaden insanlar gidiyor; Emniyet Müdürlüğünde ya da ilgili birimde ifadelerini veriyorlar, ondan sonra varsa bir şey işlem devam ediyor. Fakat bunu Emniyet teşkilatı nasıl uyguluyor? Kendilerine göre bir karar almışlar, kafalarında böyle bir uygulama şekli var: Muhalifse evine gece yarısı kapıları kırılarak giriliyor, evininin içerisi darmadağın ediliyor, ondan sonra götürülüyor ilgili birime, bir ifadesi alınıyor, ondan sonra serbest bırakılıyor. Ya, şimdi, ifadesi alınıyor, serbest bırakılıyor, her şey normale dönmüş gibi bakıyor ama öyle değil, gece yarısı o kişinin evine girilmesi, yaşadığı sitede, apartmanda, sokakta onlarca polisle operasyon düzenlenmesi orada yaşanan herkesi etkiliyor, o aile bireylerinin tamamını etkiliyor, okula giden çocukların yaşamını etkiliyor.”

    “DERTLERİNİN NE OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Şimdi, zaten elde bir RTÜK var, buna karşı nasıl bir uygulama içerisinde olduğunuzu biliyoruz, bizim şikâyetlerimizi, HDP olarak bize karşı gazetelerin, televizyonların yapmış olduğu iftira, yalan, hakaret yayınlarına karşı onlarca, yüzlerce, binlerce şikâyetimiz var fakat bunlardan bir tanesi dikkate alınmıyor.

    Yani şöyle bir dert içerisindesiniz; ‘Nasıl olsa biz seçiliyoruz, nasıl olsa halkımız bizi destekliyor, dolayısıyla biz doğru yapıyoruz’ falan zannediyorsunuz ama şunu görmüyorsunuz; bakın, devletin bütün olanakları arkanızda. Kaymakamlıktan valiliklere, okul aile birliklerinden cami derneklerine, spor kulüpleri yöneticilere, bütün jandarmasından MİT’ine, RTÜK’ünden TÜİK’ine, Diyanetten cemaatlerine, TİKA’sından mikasına hepsi iktidarın kazanması için bir bütün sahada seçim çalışması yapıyorlar. Bütün bunlara rağmen çoğunluğu elde edemiyorsunuz. Yani hâlâ şu Mecliste örneğin tek başınıza çoğunluğunuz yok, tek başınıza yasa çıkaramıyorsunuz. Şimdi, bütün bunun karşısında, HDP’ye karşı ne oluyor peki? Bize niye TRT’de yayın vermiyorlar?” filandan geçtik artık yani. Verirken de ne kadar aleyhte bir şey varsa oradan veriliyor, ne kadar yalan varsa oradan veriliyor, ne kadar iftira varsa oradan veriliyor.

    “HEDEF GÖSERİCİ YAYINALR YAPILIYOR”

    Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de hedef gösterici yayınlar yapılıyor; çoğu da yalan, yanlış bilgilerden ibaret. Bu yetti mi? Bu yetmedi, bunun sahası da var. Demin, devleti yanına alan AKP, yani AKP için seçim çalışması yapan devletin kurumlarından bahsettim ya, bu kurumların tamamı sahada da HDP aleyhinde çalışma yapıyor. Şimdi, biz köyleri dolaşıyoruz. Hem de Karadeniz’in köylerini de, İç Anadolu’nun köylerini de, Ege’nin köylerini de dolaşıyoruz. Biz gitmeden köyleri ya Jandarma arıyor ya kaymakamlık arıyor ya da ikisi birden arıyor. Muhtar aranıyor: ‘HDP’li vekil geliyormuş, aman ha, onların yanında durmayın, yüz vermeyin, ortalıkta gözükmeyin.’ Uyarılıyorlar, kaç yerde tanık olduk, kaç yerde. Peşimizde 1 tane Jandarma, bilmem ne aracı dolaşıyor, sorduruyoruz arkadaşlarımıza: ‘Ya, niye dolaşıyor?’ ‘Efendim, vekilimizin güvenliğini sağlıyoruz.’ Vay vay vay… Şu işe bak sen!

    Dertlerinin ne olduğunu biliyoruz ama bütün bu aleyhte duruma rağmen, bir türlü yüzde 10 barajın altına indiremediğiniz bir HDP var. Barajı düşürdünüz başkaları için ama merak etmeyin, biz o barajların hepsini yıkarak geldik, gelmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Halk TV’ye ceza!

    Halk TV’ye ceza!

    Diyarbakır Sur’da yaşamını yitiren Hakan Arslan’ın 7 yıl sonra cenazesinin babasına bir torbada verilmesine dair eleştirel yayın yapan Halk TV’ye RTÜK ceza verdi.
    RTÜK Üyesi Okan Konuralp, Halk TV’ye para ve ‘Sözüm Var’ isimli programa 5 kez program durdurma cezası verildiğini duyurdu.
    Konuralp Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “RTÜK, Ali Rıza Arslan’a oğlunun kemiklerinin yedi yıl aradan sonra torba içinde teslim edilmesine ilişkin değerlendirmeleri, ‘Terörün amaçlarına hizmet eden sonuçlar doğuracak nitelikte’ kabul etti; Halk TV’ye para ve 5 kez program durdurma cezası verdi. (Program: Sözüm Var) RTÜK, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun küçük düşürüldüğü gerekçesiyle de Halk TV için iki ayrı dosyadan para cezalarına hükmetti. (Programlar: Medya Mahallesi- Sözüm Var) Üç ayrı karara da Sayın İlhan Taşçı’yla birlikte karşı oy kullandığımızı kamuoyunun bilgisine sunarım.” ifadesini kullandı.
    RTÜK Üyesi İlhan Taşçı da Twitter hesabından şu paylaşımı yaptı:
    “RTÜK, Diyarbakır Adliyesi’nde babaya oğlunun kemiklerinin torba içinde verilmesinin eleştirildiği Sözüm Var programı nedeniyle Halk TVye ‘terörün amaçlarına hizmet edecek’ nitelikte yayın yapıldığı gerekçesiyle 5 kez program durdurma,% 5 de para cezası verdi. Karar oy çokluğuyla Halk TV’ye Ayşenur Arslan’ın Medya Mahallesi programında ekonomist Mustafa Sönmez ile birlikte suçla mücadele yaklaşımını eleştirdikleri İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu küçük düşürdükleri gerekçesiyle %3 para cezası verildi. RTÜK, bakanlara koruma kalkanı olma görevi üstlendi Halk TV’ye 3. ceza da Sözüm Var programına katılan CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın hep söylediği narco devlet eleştirisi nedeniyle % 3 para cezası verildi. RTÜK’e göre, iktidarı övmek dışında her türlü sorgulama ve eleştiri artık suç sayılacak! Hedef susturulmuş Türkiye!”
    (HABER MERKEZİ)
  • RTÜK, Doktor Karakaya’nın öldürülmesinin ardından yayın yasağı getirdi

    RTÜK, Doktor Karakaya’nın öldürülmesinin ardından yayın yasağı getirdi

    PİRHA-RTÜK, Konya Şehir Hastanesi’nde Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya’nın öldürülmesine ilişkin haberlere yönelik yayın yasağı getirdi.

    Konya Şehir Hastanesi’nde bir saldırgan Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya’yı ateşli silah ile katletti. Saldırgan, olayın ardından intihar girişiminde bulundu.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Karakaya’nın öldürülmesine ilişkin haberlere yayın yasağı getirdi. Yapılan açıklamada “Konya Şehir Hastanesi’nde meydana gelen silahlı saldırı olayına ilişkin Konya 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2022/2828 sayılı kararı ile yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren medyaya, olaya ilişkin haberlere yönelik yayın yasağı kararı getirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ın ‘Bunlar çürük, bunlar sürtük’ sözleri için RTÜK’e başvuru

    Erdoğan’ın ‘Bunlar çürük, bunlar sürtük’ sözleri için RTÜK’e başvuru

    PİRHA- RTÜK üyesi İlhan Taşçı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı “Bunlar çürük, bunlar sürtük” sözleri için RTÜK’e başvuru yaptı. 

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Gezi Direnişi’nde yer alanlara hakaret ederek, “çürük” ve “sürtük” dedi.

    Erdoğan’ın kullandığı sözler sosyal medyada büyük tepkiyle karşılanırken, RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyesi İlhan Taşçı, Erdoğan’ın grup konuşmasındaki “Bunlar çürük, bunlar sürtük” sözlerinin incelenmesi için RTÜK’e başvuruda bulundu.

    Taşçı dilekçesinde, “çürük” ve “sürtük” kelimelerinin toplumda aşağılama ve küçük düşürme amacıyla kullanıldığına işaret ederek, “Bir hukuk devletinde hiç kimsenin bir başka kişi veya kişilere her ne sebeple olursa olsun ve her ne konumda bulunursa bulunsun küfür, hakaret veya argo sözcüklerle seslenmesi, tanımlaması, tarif etmesi ahlaken de hukuken de olanaksızdır. Bu ifadelerin canlı yayınlarda milyonlarca yurttaşa yönelik kullanılması düşünülemez, kabul de edilemez” dedi.

     Taşçı, dilekçesinde şunlara yer verdi:

    “RTÜK Yasası gereğince tüm yurttaşlara -her ne konumda olursa olsun- ve tüm yayıncılara eşit mesafede olmak zorundadır. 84 milyon yurttaşın duyduğu bu kaba ve argo ifadeleri RTÜK duymamazlıktan gelemez, gelmemelidir. RTÜK hem bu dile, hem de bu dilden kaynaklı rahatsızlığa kulak tıkayamaz. Özellikle çocuklara ve gençlere rol model olması gereken/beklenen Sayın Erdoğan’ın hakaret ve küfür içerikli kaba dil kullanımını canlı yayınlarda ve haber bültenlerinde ekrana taşıyarak, 6112 sayılı kanunun 8. Maddesi Birinci fıkrasının (m) bendini ihlal eden medya hizmet sağlayıcılar hakkında da derhal değerlendirme raporu hazırlattırılarak ilk Üst Kurul toplantı gündemine alınması hususunda gereğini arz ederim.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • RTÜK’ten TV’lere Kılıçdaroğlu cezası

    RTÜK’ten TV’lere Kılıçdaroğlu cezası

    PİRHA- CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun TÜRGEV ve Ensar Vakfı üzerinden Amerika’ya para aktarılması ile ilgili paylaştığı videoyu eş zamanlı yayınlayan KRT TV, Tele 1, Flash TV ve Halk TV’ye RTÜK tarafından ceza verildi.

    RTÜK, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TÜRGEV ve Ensar Vakfı üzerinden ABD’ye para aktarılması ile ilgili sosyal medya üzerinden paylaştığı videoyu eş zamanlı yayınlayan KRT TV, Tele 1, Flash TV ve Halk TV’ye oy çokluğuyla tavandan yüzde 3 para cezası kesti.

    PİRHA/ANKARA

  • Sezen Aksu’ya bir destek de Sosyal Demokrasi Derneği’nden geldi!

    Sezen Aksu’ya bir destek de Sosyal Demokrasi Derneği’nden geldi!

    PİRHA-Sosyal Demokrasi Derneği, gerici gruplarla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da hedef gösterdiği Sezen Aksu’ya destek çıktı. Yapılan açıklamada “Sanata ve sanatçıya sansürün, baskı ve hedef göstermenin kabul edilemeyeceğinin altını bir kez daha çiziyoruz” denildi.

     

    Sanatçı Sezen Aksu’nun 5 yıl önce çıkan “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısında geçen “Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e” sözleri nedeniyle gerici ve iktidara yakın medya tarafından hedef gösterilirken, son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir” dedi.

    Sezen Aksu’ya destek açıklamaları ise devam ediyor. Sosyal Demokrasi Derneği Yönetim Kurulu, Aksuya destek olurken konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “Ülkenin gündemini değiştirmek için sanata ve sanatçıya baskı kabul edilemez” başlığı ile yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ünlü şarkıcı, besteci ve şarkı sözü yazarı Sezen Aksu’nun 5 yıl önce çıkan “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısında geçen “Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e” sözleri nedeniyle hedef gösterilmesi kabul edilemez.

    Bir sanatçının şarkı sözlerinin çarpıtılması, öte yandan bir başka sanatçının sahne kıyafetleri nedeniyle hedef gösterilmesi, bir sanatçının twiti nedeniyle baskı görmesi, bir eğlence programının kostümlerinin dine alet edilmesi Türkiye’de fikir ve ifade özgürlüğünün nasıl tehlikede olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor.

    Sosyal Demokrasi Derneği olarak, sanata ve sanatçıya sansürün, baskı ve hedef göstermenin kabul edilemeyeceğinin altını bir kez daha çiziyoruz. Ülkemiz ağır sorunlar yaşarken gündem değiştirmek adına sanatçılara saldırılması, sanatçıların hedef gösterilmesi, RTÜK üzerinden kanallara baskı yapılması ülkemizin yaşadığı demokrasi krizinin düzeyini ortaya koymaktadır.

    Sanat ve kültür bir toplumun ilerlemesinin en önemli araçlarıdır ve demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

    Sanat ve sanatçılar linç kültürüne kurban edilemez. Demokrasi krizinin ilacı özgürlüklerin genişletilmesidir, ekonomik refahın yaygınlaştırılmasıdır, adaletin bütün vicdanlara kazınmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ÇGD: Ağustos ayında 208 habere erişim engeli konuldu, 8 gazeteci darp edildi!

    ÇGD: Ağustos ayında 208 habere erişim engeli konuldu, 8 gazeteci darp edildi!

    PİRHA- ÇGD Genel Yönetim Kurulu, 2021 Ağustos ayı ‘Medya Raporu’ ve öne çıkan gelişmeleri kamuoyu ile paylaştı. Yapılan açıklamada, Ağustos ayı içerisinde gazetecilerin, orman yangınları ve göçmenlerle ilgili haberleri nedeniyle baskı ve şiddete maruz kaldıkları ifade edildi. Raporda ayrıca, Ağustos’ta toplam 208 habere erişim engeli konulduğuna da işaret edildi.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Yönetim Kurulu, yaptığı basın açıklaması ile 2021 Ağustos ayını kapsayan ‘Medya Raporu’ ve öne çıkan gelişmeleri değerlendirdi. Yazılı yapılan açıklamada ‘Medya İzleme Raporu’nun 40’ıncısını kamuoyu ile paylaşıldı.

    Türkiye’de gazetecilere yönelik sansür, tehdit-şiddet, gözaltı-yargılama, özlük haklarında yaşanan kayıplar ile haberlerde yapılan manipülasyonların devam ettiğine işaret eden ÇGD, ihlallerin gün geçtikçe arttığına vurgu yaptı.

    “YA SESİMİZİ DUYURACAĞIZ YA DA YOK OLACAĞIZ!”

    ÇGD yönetimi, 2021 Ağustos ayında iktidarın, özellikle orman yangınları ve göçmenler üzerinden gazetecilere baskı uyguladığını ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Geçen ay orman yangınları ile göçmenlere ilişkin yaşanan gelişmeler, Türkiye’de devlet organizasyonun çürümüşlüğünü gösterirken, çıkan dumanlar ve pis kokuların gazeteciler tarafından tüm açıklığıyla halka aktarılması, kimi zaman kamu otoriteleri kimi zaman ‘organize gruplar’ tarafından engellenmeye çalışıldı. Orman yangınlarına müdahalede yaşanan, tüm dünyanın şahitlik ettiği yetersizliklerin duyurulması, iktidarın basın kuruluşları üzerindeki sopası konumundaki Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından önce tehdit sonra cezalarla engellenirken, halkın haber alma hakkı için yayıncılık yapmaktan geri adım atmayan yayın organları ‘organize gruplar’ tarafından basılarak susturulmak istendi.

    Geçen ay, tutarsızlıklarla dolu ve bir vatandaşın ölümüyle sonuçlanan göçmen politikasına ilişkin gerçekler konusunda da basın üzerinden baskı ve manipülasyonlarla iktidarı temize çıkarma çabalarına şahitlik ettik. Bu süreçte iktidar yanlısı basının yayıncılık anlayışı, muhalif bakış açısına sahip kesimleri hedef gösterme şeklinde oldu. Gazetecilik yapmaktan vazgeçtiklerini çok uzun zamandır ilan etmiş olan iktidar yanlısı yayın organlarının, orman yangınları ile göçmenlere ilişkin yayınladıkları haberler, sadece gazetecilik ilkeleri açısından değil insanlık değerleri açısından da izanı yitirdiklerini gösterdi.

    Türkiye’nin görsel hafızası ve kamu yayıncılığının adresi Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Yönetim Kuruluna, basın özgürlüğüne karşı isimlerin atanması Temmuz ayında olmuştu. Atamaların ardından geride kalan bir ayı aşkın süreçte yeni TRT yönetiminin ‘icraat’larının neler olacağının işareti de verildi. Kurumu tırnak ucu kadar tanımayan ve bir o kadar emeği geçmemiş kişiler, arkalarına aldıkları siyasi güce güvenerek Kurumun insan hafızasını yok etmeye yöneldi. Bu yıl itibariyle Kurumda 22 yılını dolduran şef montajcı, aynı zamanda KESK Haber-Sen’in yöneticisi Deniz Salmanlı, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek önce açığa alındı 3 ay sonra 375 sayılı KHK ile ihraç edildi. Bu karar alınırken Deniz Salmanlı hakkında dava açılmamış, hatta savunması bile alınmamıştı. İktidar ve onun yetkilendirdiği kadrolar, halkın gerçekleri duymasını engellemenin yanında bu gerçekleri dillendirenlere de yaşam alanı tanımayacak bir anlayışa bürünmüş durumda. İktidarın, partizanca uygulamalarını artıracağı ve bu kapsamda engel gördüğü herkesi tasfiyeye devam edeceği bir gerçektir. Bu duruma karşı bizler de haklarımızı daha örgütlü ve ilkeli şekilde savunmakta kararlıyız. Ya düşüncelerimiz doğrultusunda yaşayıp görüşlerimizi özgürce söyleyeceğiz ve sesimizi duyuracağız ya da yok olacağız!”

    AĞUSTOS AYINDA 208 HABERE ERİŞİM ENGELİ KONULDU!

    ÇGD yönetimi, paylaştığı raporda Ağustos ayında yer alan gelişmelerin istatistiğini de şu şekilde sıraladı:

    “4 haber sitesi tamamen erişime engellendi; 147’sine doğrudan olmak üzere toplam 208 habere erişim engeli konuldu; ikisi orman yangınlarıyla ilgili olmak üzere dört olay kapsamında güvenlik güçleri tarafından akreditasyon ve Emniyet’in toplumsal olaylarda görüntü ve ses kaydı alma yasağına ilişkin hukuksuz genelgesi dayanak gösterilerek onlarca gazetecinin haber takibi engellendi. Beş olayın takibi sırasında 6 gazeteci gözaltına alındı; 4 gazeteci hakkında iddianame düzenlendi ve dava açıldı. Açılan davalar kapsamında 1 gazeteci hakkında üç yıla kadar hapis istenirken, 2 gazeteci hakkında yaptıkları haber nedeniyle 100 bin lira tazminat talep edildi; üç yeni soruşturma kapsamında 3 gazeteci ifade verdi; 2 gazeteci yürüyen yargılamalar kapsamında toplamda 10 yıl 5 ay hapse çarptırıldı. Geçen ay dört olay takibi sırasında 8 gazeteci darp edildi; 1 gazeteci tehdit edildi; 1 gazeteci silahlı saldırıya uğradı; 1 gazeteci bir siyasi parti temsilcisi tarafından hedef gösterildi; 1 gazeteci öldürüldü.”

    PİRHA/ANKARA