Etiket: sağlık bakanlığı

  • Emir: TÜİK verileri ‘iki yılda 150 bin kişi COVID’den öldü’ iddiamızı doğruladı

    Emir: TÜİK verileri ‘iki yılda 150 bin kişi COVID’den öldü’ iddiamızı doğruladı

    PİRHA- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), COVID-19 salgınının ardından iki yıldır yayımlamadığı ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı. Paylaşılan verilerle, salgın kaynaklı ölüm sayılarının gizlendiğine dair iddialarının doğrulandığını kaydeden Milletvekili Murat Emir, “TÜİK’e göre iki yılda ölüm sayısı bir anda 200 bin artmış ama COVID kaynaklı ölüm sayısı yalnızca 87 binde kalmış. Bu veri bile Sağlık Bakanı’nın halka yalan söylediğinin kanıtı” dedi. 

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, TÜİK’in 2020 ve 2021 yıllarına yönelik ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini değerlendirdi. 2020 yılında gerçekleşen ölümlerin geçmiş yıllardan 70 bin, 2021 yılında gerçekleşen ölümlerin ise geçmiş yıllardan 130 bin daha fazla olduğuna dikkat çekti.

    ÖLÜM SAYISINDAKİ 200 BİN ARTIŞIN SEBEBİ NEDİR?

    Murat Emir, açıklanan verilere dair “Sağlık Bakanlığı’nın COVID-19 salgını sürecinde salgından kaynaklı ölüm sayılarını gizlediğine yönelik iddialarımızın doğruluğunu net bir şekilde ortaya koyuyor” diyerek şunları söyledi.

    “TÜİK 2020-2021 verilerine göre, son 10 yıla baktığımızda yılda ortalama 400 bin civarı ölüm gerçekleştiğini görüyoruz. Salgının başladığı 2020’de bir anda 400 binlerden 500 bini geçen sayıya ulaşmış. 2021’de ise ölüm sayısı 565 bin 594 olmuş. Ölüm sayıları iki yılda toplam 200 bin civarında artarken, salgın kaynaklı ölüm sayısı ise 87 bin olarak belirtilmiş. Göz göre göre bir artış söz konusuyken TÜİK, burada bile salgın kaynaklı ölümlerin sayısını gizleme derdine düşmüş. Biz o zaman salgından kaynaklı en az 150 bin kişi ölüyor derken abarttığımızı söyleyen Sağlık Bakanı şimdi nerede? Bu verilere ne diyecek?”

     SALGINDAN DA SİYASİ RANT ELDE ETME GAYRETİNE DÜŞTÜLER” 

    “Gerçek vaka sayılarının da üstünün örtüldüğünü söylemişti. ‘Başarı hikayesi’ yazma peşinde olan Sağlık Bakanı, bu iddialarımızı inkar etmiş ancak sonra biz gerçek vaka sayılarının belgesini bulunca bu kez de hiçbir tıbbi literatüre sığmayan ‘hasta’, ‘vaka’ ayrımı yalanına sığınmıştı. İktidar, pandemi sürecinde becerisizliğini, halkımızdan inatla saklamaya çalıştı. Pembe tablo çizmek, ‘Başarısızlıklarını’ kapatmaya çalışmak işlerine geldi. Her şeyde olduğu gibi salgından da siyasi rant elde etme gayretine düştüler. Verileri şeffaf şekilde ortaya koymadılar, büyük bir gayret ve özveri ile işlerini yapan sağlık emekçilerini de zor duruma düşürdüler.”

    “AÇIKLADIKLARI HER VERİ TUTARSIZLIK İÇERİYOR” 

    “Dünya Sağlık Örgünün, salgına ilişkin gerçek sayılara yönelik tahminler içeren çalışmasında, Türkiye’de hayatını kaybedenlerin gerçek sayısının 264 bin olarak ifade edildiğinin altını çizen CHP’li Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türk Tabipleri Birliği de salgın kaynaklı ölüm tahminini 264 bin 41 olarak açıklamıştı. Ancak tüm ısrarlarımıza rağmen Sağlık Bakanlığı, 2020 ve 2021 için salgına bağlı ölüm sayısını 82 bin 361 olarak açıkladı ve bu sayıdan geri adım atmadı. Şimdi de TÜİK bu sayıyı 87 bin olarak açıklıyor. Burada bile tutarsızlık var.
    Tekrar ediyoruz, Covid-19 kaynaklı ölüm sayılarını halktan gizlediniz. Halka yalan söylediniz. İşte TÜİK verileri ortada. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan bir açıklama bekliyoruz. Ya 2020 ve 2021 yıllarındaki ölüm sayılarındaki artışın nedenini açıklayacak ya da çıkıp, ‘Ben sizlere yalan söyledim, gerçeği gizledim’ diyecek.”

    PİRHA/ANKARA

  • TTB’den Sağlık Bakanlığı’na uyarı yazısı!

    TTB’den Sağlık Bakanlığı’na uyarı yazısı!

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB), depremden sağ kurtulan ancak yakınlarının ve yaşananların etkisiyle sağlık hizmeti sunamayacak durumda olan hekimlerin çalışmaya zorlanması ile ilgili Sağlık Bakanlığı’na yazı gönderdi.

    Deprem bölgesinde gönüllü çalışmak isteyen hekim listelerinin TTB tarafından Sağlık Bakanlığı’na iletilmesi ardından, bakanlığın geçici görevlendirmeler ile hekimleri çalışmaya zorladığı ifade edildi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan TTB, “Zorla çalıştırmanın hukuki olmamasından öte insani olmadığına” dikkat çekti.

    Söz konusu açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Depremzede hekimlerin öncelikli olarak idari izinli sayılmaları, çalışmaya devam etmek isteyenlerin görevlendirmesinin yapılması, tıpta uzmanlık öğrencisi olan hekimler yönünden uzmanlık eğitimlerinin koşullar sağlanana kadar eğitimlerinin idarelerce durdurulması bu hekimlerden hekim unvanıyla çalışmak isteyenlerin görevlendirmelerinin yapılması gerekmektedir. İdari izinli sayılan hekimlerin yerine birliğimizin Sağlık Bakanlığı’na iletmiş olduğu listeler de dahil olmak üzere çok sayıda gönüllü hekimin deprem bölgesine geçici görevlendirmeler ile gönderilmesinin önünün açılması gerekmektedir. Anayasa ve yasalarla hakları korunan birer insan, vatandaş ve hekim olan kişilerin böyle bir dönemde idareciler tarafından zedelenmesinin önlenmesi hak ihlallerinin önüne geçilmesi kamu otoritesinin ödevidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • İlaç krizi sürüyor; Eczacılar yeni eylem planı üzerinde duruyor-VİDEO

    İlaç krizi sürüyor; Eczacılar yeni eylem planı üzerinde duruyor-VİDEO

    PİRHA – Ülke genelinde yaşanan ilaç yokluğuna dair konuşan Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır ve Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Ali İhsan Ökten, “Şu an sağlık anlamında her alanda krizle karşı karşıyayız. 500’den fazla ilaç piyasada yok. Kuduz, tetanoz gibi aşılar dahi geç tedarik ediliyor. Mevcut sağlık politikaları bu sonuçlara yol açmaktadır” dedi. 

    Ülke genelinde hemen hemen her gün birkaç ilaç ‘mevcut olmayan ilaçlar’ listesine ekleniyor. Çocuk antibiyotiğinden ağrı kesicilere, ateş düşürücülerden kanser ilaçlarına dek uzunca ilaç listesine ulaşmak artık mümkün değil. Durumun ciddiyeti her gün artarken Sağlık Bakanlığı ise “Kriz var” demekten imtina ediyor.

    “ECZACILARLA HALK KARŞI KARŞIYA GELDİ”

    Eczanelerdeki raflarda her dört ilaçtan birinin olmadığı belirtilirken Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır da yetkililere “Sahadaki eczaneleri gezin bakalım ilaç var mı yok mu görün” çağrısında bulundu. Özgün Sağır, günümüzde eczacıların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Birincisi ilaç yokluğundan dolayı biz kendimizi ifade ederken yukarıdan sağlık otoritesi, ‘ilaç var’ dediğinde haliyle halkta bir güvensizlik oluşmaya başlıyor. Ama sahada yaşayan biziz ve gerçekler şu: o yetkililere şunu ifade etmek istiyorum, gerçekten gidip sahadaki eczaneleri gezin bakalım, ilaç var mı yok mu görün. Diğer taraftan vatandaşın her geçen gün ödediği fiyat farkları artmaya başladı. Özellikle alım gücünün düştüğü bu ortamda vatandaş ile eczacı, para konusunda karşı karşıya geliyor. Geçtiğimiz haftalarda Eskişehir’de ilaç yokluğunu ifade ettiği için eczacı meslektaşımız, hasta yakını tarafından darp edildi. Bizimle hiç alakası olmayan sorunlardan dolayı eczacılarla maalesef halk karşı karşıya gelmiş durumda.”

    “ÖYLE BİRİLERİNİ YOK SAYARAK SORUNU ÇÖZMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Sorunun nasıl çözülmesi konusunda fikirlerini de paylaşan Özgün Sağır, öncelikle yetkililerin mevcut sorunu kabul etmesi gerektiğini belirtti. Döviz kurundaki artış nedeniyle ilaç fiyatlarında yükseliş yaşandığını belirten Sağır, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Biz ilaç yokluğu var dediğimiz müddetçe aralık ayının ilk haftalarında Sağlık Bakanlığı çıkıp açıklama yaptı herhangi bir ilaç problemimiz yoktur gerekli tedbirleri alıyoruz demişti. 15 Aralık’taki zamdan sonra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ‘bulunamayan ilaçlar 3-4 gün içerisinde bulunacak’ dedi. Hani ilaçlar vardı? Şimdi neden ‘bulunamayan ilaçlar’ diyorsunuz? 3-4 gün içerisinde o ilaçlar ortaya çıkmadığı için ifadesini değiştirdi ve ‘3-4 hafta içerisinde ilaçlar bulunacak’ denildi. Aradan haftalar geçti o ilaçlar halen yok. Ayrıca Sağlık Bakanlığı İstanbul’da ilaç firmaları ile bir toplantı yaptı ve ‘ilaçla ilgili tüm sektörlerle sorunu çözmek için masaya oturduk’ denildi. Ama o masada her gün sahada sorunu yaşayan hastalarla karşı karşıya gelen eczacılar yoktu. Bu kesimi görmezden gelerek sorunu çözebilmeniz mümkün mü?
    İlaçlardaki fiyatlandırma Euro kuruna sabitlenmiş durumda. Bugün ise Euro 20’leri aştı. Bu kadar makasın açıldığı bir yerde bu hizmeti doğru şekilde sunma şansımız yok. Aralık ayında ayrıca ilaçların ihracatını da yasakladılar. ‘İlk önce iç piyasaya ilaç vereceksiniz, iç pazarda sıkıntı yaşanıyor’ denildi. 13 Ocak’ta aynı bakanlık tekrar firmalara ve ecza depolarına ilaç ihracatını açtı. Biz daha ilacı burada bulamazken hangi ilacı yurt dışına göndereceğiz? O nedenle sorunu çözmek istiyorlarsa bunun birinci koşulu bu sorunu kabullenmek ve sorunu yaşayan herkesle oturup çözüm üretmek gerek. Öyle birilerini yok sayarak sorunu çözmek mümkün değil.”

    GÜNDEMDE İŞ BIRAKMA EYLEMİ VAR!

    Özgün Sağır, topluma da çağrıda bulunarak, “Bizler asla ve asla ilaca zam gelmesini istemeyiz. İlaç fiyatları uygun ve bulunabilir olmalı. İlaç keyfi bir ürün değil. Devlet de zaruri bir üründe kar amacı gütmemelidir. Vatandaş ilaç bulamadığında bizimle tartışmak yerine ilgili kurumlara sorunlarını dile getirmelidir” dedi. Özgün Sağır, sorunun çözümü için iş bırakma eyleminin konuşulduğuna da dikkat çekerek “Kasım ayında bir miting yaptık ancak görmezden gelindi. O yüzden başka eylem modelini hayata geçirmek zorundayız. Ama vatandaşlarımızın durumunu gözeterek kimseyi mağdur etmeyeceğiz. Bizim de kendimizi ifade edebilmek, ses çıkarabilmemiz adına bu tepkiye ihtiyacımız var. Vatandaşlar, eylem tarihlerinde yapacağımız açıklamaları takip edip eczane kapatacağımız tarih ve saatlere dikkat ederse mağduriyetlerini azaltmış olurlar” ifadelerini kullandı.

    “VATANDAŞ BİZİ ANLASIN”

    Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır, son olarak eczacıların hak ettikleri değeri göremediklerini ifade ederek şunları söyledi:

    “2002 yılında ilaca ayrılan pay yüzde 1,9. 2021 yılında ise ilaca ayrılan pay yüzde 1. Kısacası yüzde yüzlük bir düşüş var. Biz işte o aradaki yüzde birimizi istiyoruz. Bakın ciddi bir tedavi gördüğünüz ilaca ulaşamadığınız zaman maalesef bu iş kaçakçılığı da başlatacak. İnsanlar ilaca ulaşabilmek adına kaçakçıların elini düşecekler. O yüzden rica ediyoruz, halk sağlığı çok önemlidir. Bunu görmezden gelmeyi bırakınız. Gelin hep beraber masanın etrafına oturalım, bu işi çözelim. Eğer sabit Euro kuru doğru bir uygulama ise bu uygulamayı elektrikte de yakıtta da vatandaşların tüm giderlerinde de yapalım. Tamamen ilacı yok sayarak bu sistemi çözmeniz mümkün değil. Vatandaşlarımızdan ricamız, lütfen bizi anlasınlar, onların yanlarında olduğumuzu bilsinler.”

    “KRİZ DERİNLEŞECEKTİR, SAĞLIK SEKTÖRÜ ÇÖKMÜŞ DURUMDA”

    İlaç krizine dair PİRHA‘ya görüş belirten bir diğer isim ise Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Ali İhsan Ökten oldu. Krizin nedenlerine değinen Ökten şunları söyledi:

    “Şu an sağlık sektörü tüm anlamıyla çökmüş durumda. Bunun gerekçesi Aslında 2002 yılından itibaren oluşturulan Sağlıkta Dönüşüm Projesi. Şimdi ise onun adını değiştirdiler ve ‘Beyaz Reform’ koydular. Bizler, sağlık sisteminin çökeceğini yıllar öncesinden söyledik. Şu an ilaç, aşı bulunmuyor. Bu halkın sağlığını direk olumsuz etkileyen bir durum.

    Küresel anlamda bir ilaç krizi mümkün. Çünkü dünya, bir ekonomik kriz içerisinde ve ülkemiz bunun çok daha sıkıntılarını yaşamakta. Ama ülkemiz özeline döndüğümüz zaman şu an biz her anlamda krizle karşı karşıyayız. Şu an 500’den fazla ilaç piyasada yok. Kuduz, tetanoz gibi aşıların bazen bulunmaması veya geç tedarik edilmesi vatandaşlarımızın çok ciddi zarar görmelerine neden olacaktır. Şu an bu krizlerin giderilmesi ancak ülkenin ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel olarak bu krizi aşmasıyla mümkündür. Bunu aşmadığımız sürece kriz derinleşecektir. Önümüzdeki sürece baktığımız zaman açıkçası bir seçim süreci var ve iyiye doğru gidecek bir süreç gibi de gözükmüyor. Ekonomik kriz arttığı zaman bu direkt halkın sağlığını da olumsuz etkileyecektir Çünkü vatandaşın alacağı temel gıda ihtiyaçları eksilecektir. Hastalandığı zaman sağlığa erişemeyecek veya tedaviyi tam zamanında alamayacaktır.”

    “YETKİLİLER, BİZİMLE GÖRÜŞMEYİ KABUL ETMİYOR”

    Türk Tabipleri Birliği’nin ilaç krizinde alabileceği rollere de değinen Ali İhsan Ökten, “Uzun süredir bu konuyla ilgili açıklamalarımızı yapıyoruz. Sürecin bu yöne gittiğini, ileride çok daha ciddi sıkıntılar yaşayacağımızı, iktidarın en kısa zamanda ilgili önlemler alması gerektiğini, uyarılarımızı her zaman yapıyoruz. Ancak iktidar, Sağlık Bakanlığı, bizimle herhangi bir şekilde görüşme kabul etmiyor. Aslında biz onlarla bu sorunları görüşmek istiyoruz hem mesleki anlamda yaşadığımız sorunları hem de toplumun içinde bulunduğu sağlık alanındaki sağlık sorunlarını birlikte paylaşmak istiyoruz ancak hiçbir zaman karşılık bulamıyoruz” dedi.

    Eren GÜVEN-Diren KESER

  • TTB: Halk sağlığını tehdit eden sahte kanser ilacı üzerindeki iddialar araştırılmalıdır

    TTB: Halk sağlığını tehdit eden sahte kanser ilacı üzerindeki iddialar araştırılmalıdır

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kanser hastaları için yurtdışından getirilen ICLUSIG adlı ilacın sahte olduğunun belgelendiğini vurgulayarak “Mevzuata aykırı işlemler müfettiş raporlarında yer almasına rağmen hâlâ herhangi bir işlem uygulanmamıştır” dedi.

    SGK tarafından kanser hastaları için yurtdışından getirilen ICLUSIG adlı ilacın sahte olduğu iddiaları ardından Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nden açıklama geldi. Yazılı yapılan açıklamada, söz konusu kanser ilacının direnç artırıcı etken madde yerine ağrı kesici içerdiğinin vurgusu yapıldı.

    “SAHTE İLAÇ SKANDALI ARAŞTIRILMALIDIR”

    TTB açıklamasında “Halk sağlığını tehdit eden sahte kanser ilacı üzerindeki iddialar araştırılmalıdır” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkemizde yaşanan ilaç krizi giderek derinleşmektedir. Ekonomik bunalımla birlikte değerlendirilmesi gereken bu kriz, halk sağlığı açısından ciddi tehdit yaratmaktadır. İlaç fiyatlandırma politikaları, döviz kurlarındaki yükselme, sabit kur uygulaması ve yüksek enflasyon sonucu kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar başta olmak üzere yaşamsal önemdeki bazı ilaçların temininde ciddi sorunlar olduğu görülmektedir. İlaç teminindeki sorunlar, yerli ilaçların yanında bazı kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ithal ilaçlarda da söz konusudur.

    İlaç temininde yaşanan sorunlar, halk sağlığını tehdit eden başka sonuçlara da neden olmaktadır. Bunların başında da, yurttaşlarına ilaç temin etmekle görevli kurumların yurtdışından temin edilmesi gereken ilaçları, yasal olmayan şekilde satın alması yer almaktadır. Bu ilaçların güvenliği konusunda ciddi kaygılar mevcuttur. Örneğin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kanser hastaları için yurtdışından getirilen ICLUSIG adlı ilacın sahte olduğu belgelenmiş ve ilacın direnç artırıcı etken madde yerine ağrı kesici içerdiği raporlarla saptanmıştır. Ardından ilacı tedarik eden firmalarla ilgili müfettiş soruşturması yapılmış ancak SGK’nin gereken araştırmayı yapmadığı görülmektedir. Nitekim ilaç firmasının başvurduğu İsviçre İlaç Denetim Kurumu’nun (SWISSMEDIC) yaptığı analiz sonucunda ilaçların içinde ağrı kesici etken maddesi olduğu ortaya çıkmış, ancak SGK ilaçlarla ilgili analizinde, ‘Çıkan veriye göre var olan değerlere uygun, ilaçlar sahte değil’ cümlesine yer vermiştir. Sağlık Bakanlığı bu durum üzerine müfettiş tayin ederek konuyu araştırmış, ancak müfettişe analiz raporları sunulmamıştır.

    SGK’nin yarattığı skandal burada sonlanmamıştır. Analiz raporlarına ulaşamayan müfettiş, cumhuriyet başsavcılığına başvurmuş, sahte ilaçlar kurumdan alınıp araştırılması için Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne götürülmüştür. Buradaki sonuçlarda da ilacın bir kanser ilacı olmadığı, ağrı kesici olduğu ortaya çıkmıştır. 3-4 bin avroya satılan ilaçların içerisine ham maddesi 1-2 TL’lik olan ilaçlar ilave edilerek devlete satılmıştır.

    SGK’nin bu ilaç için tedarikçi ecza depolarına 26 milyon TL, Türk Eczacıları Birliği ise 508.200 avro ödediği tespit edilmiştir. Yurtdışından temin edilen ilaç için ecza deposu sahipleri ve bazı bürokratların işbirliği yaptığı, mevzuata aykırı işlemler olduğunu ve bunların müfettiş raporlarında yer almasına rağmen hâlâ herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Dolayısıyla vatandaşların sağlıklı olması için ilaç temin etmekle görevli kurumların kamuyu büyük zarara uğrattığı görülmektedir.

    Bu iddialar sonucunda, ilaçların kamu tarafından üretilmesi talebimizin ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Halkın sağlığı ile oynayan sahte ilaç skandalı ile ilgili olarak ortaya atılan iddialar araştırılmalı ve sorumlular yargılanmalıdır. Hiçbir şey yaşam mücadelesi veren insanların canından daha önemli değildir. Sağlık Bakanlığı ile ilgili adli ve idari birimleri, bu vahim iddiaları ivedilikle araştırmaya, kimlere uzanırsa uzansın sorumluları açığa çıkarmaya ve sahte içerikte ilaçların kullandırıldığı hastalara/yakınlarına tazminat ödemeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Son 3 yılda 14 bine yakın doktor istifa etti; ‘Bu duruma 20 yıllık politikalar sonucu gelindi’

    Son 3 yılda 14 bine yakın doktor istifa etti; ‘Bu duruma 20 yıllık politikalar sonucu gelindi’

    PİRHA- Son 3 yılda 14 bine yakın hekimin istifa etmesini ve bu durumun sağlık sistemine etkilerini değerlendiren SES Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, “AKP iktidarının 20 yıldır yürüttüğü sağlık politikaları ve sağlıkta dönüşüm politikalarının bir sonucudur bu. Sağlık emekçileri mutsuz, buna bağlı olarak sağlıksız bir toplum oluştu. Geleceği belli olmayan, sağlığa ulaşamayan binlerce insan var. İnsanı ve sağlığını merkeze alan politikalar hayata geçirilmeli” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, haklarını aramak amacıyla alanlara çıkan doktorlar için, “Açık konuşuyorum, varsın gidiyorlarsa gitsinler” demişti.

    Sağlık emekçileri çalışma koşulları, özlük hakları, şiddet gibi yaşadıkları sorunlar nedeniyle istifa ediyor ya da daha iyi çalışma koşulları sunan ülkelere göç ediyorlar. Özellikle alanında uzman hekimlerin istifası sağlık sisteminde çöküşe neden oluyor.

    Devasa yapılardan oluşan şehir hastanelerinde sağlıklı ve nitelikli hizmet verilemiyor. Risk oranı yüksek kanser gibi hastalıklarda dahi en iyi ihtimalle 6 ay sonrasına randevu veriliyor. Randevu alabilen yurttaşlar, alanında uzman olan hekimlerin azlığı nedeniyle gerekli tedaviyi olamıyor. Bazı hastanelerde acil ameliyatlar dahi yapılamıyor.

    SON 3 YILDA 14 BİNE YAKIN HEKİM İSTİFA ETTİ

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin, yaşanan hekim istifalarının verilerini açıkladı. Şahin, son 3 yılda 14 bine yakın hekimin görevinden istifa ettiğini söyledi.

    Şahin, Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 1 Ocak 2020 – 9 Aralık 2022 tarihleri arasındaki verileri karşılaştırdığını belirterek, Türkiye’den ayrılanlara dair şunları ifade etti:

    “Son 3 yılda Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından 6 bin 592’si uzman hekim ve 6 bin 965’i pratisyen hekim olmak üzere toplam 13 bin 557 hekim görevinden istifa etti. Son 10 yılda yurt dışına giden hekim sayısı 40 kat artmıştır. 2012 yılında yurt dışına hekim sayısı 59 iken, 2022 yılının ilk 11 ayında 2 bin 417 olmuştur. Son 10 yılda 7 bin 746 hekimimiz görevlerinden istifa ederek yurt dışına gitmiştir. Geçtiğimiz yıl yurt dışına giden hekim sayımız bin 405 iken, bu 2022 yılının ilk 11 ayında yüzde 97’lik artışla 2 bin 417’ye yükselmiştir.”

    “HEKİMLER YOKSULLUK SINIRINDA ÜCRET ALIYOR, ÇARKIN BİR DİŞLİSİ GİBİ ÇALIŞIYOR”

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, hekim istifalarını ve bu durumun sağlık sistemine etkilerini değerlendirdi.

    Sağlık sisteminde gelinen nokta açısından değerlendirildiğinde sadece hekimlerin değil, alanında tecrübeli diğer meslek mensuplarının da fırsat bulduğunda yurt dışına gittiğini ya da istifa ettiğini söyleyen Yıldırım, “Bunun sebebi de yıllardır uygulanan sağlık politikaları ve sağlık emekçilerinin ekonomik durumunun insanca yaşayabilecekleri bir ücrete sahip olmamasıdır. Sağlık emekçileri kamudan uzaklaşıyor. Son çıkarılan yönetmelikle birlikte bir kısım sağlık mensubu kamuya geri dönme talebinde bulundu ama bu yeterli değil. Sağlık Bakanlığı bu seçim sürecinde bakanlık bünyesine çok sayıda sağlık personelinin alacağını söylüyor ancak bu da yetersiz kalıyor. Çünkü 1 milyona yakın sağlık meslek mensubu hala açıkta, atanmayı bekliyor. Genç hekimlerin çoğu yoksulluk sınırında yaşıyor. Sağlık Bakanlığı kadrosunda olup yoksulluk sınırına erişemeyenler bile mevcut. Hekim, işinin tatmin eden yanını göremiyor. Sadece çarkın bir dişlisi gibi çalışıp, kaç dakikada hasta görmesi gerekiyorsa onu görüyor, ne yazması gerekiyorsa yazıyor ve bu durum tatminsizliği beraberinde getiriyor” diye konuştu.

    “BU DURUMA 20 YILDIR YÜRÜTÜLEN SAĞLIK POLİTİKALARININ SONUCUNDA GELİNDİ”

    Sağlık emekçilerinin bu duruma nasıl getirildiği üzerinden bir değerlendirme yapan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

    “AKP iktidarının 20 yıldır yürüttüğü sağlık politikaları ve sağlıkta dönüşüm politikalarının bir sonucudur bu. Sağlık emekçileri mutsuz, buna bağlı olarak sağlıksız bir toplum oluştu. Geleceği belli olmayan, sağlığa ulaşamayan binlerce insan var. Yeterli personel olmaması nedeniyle yük geride kalan sağlık çalışanlarının omuzlarına yükleniyor ve bu da yeni istifaları beraberinde getiriyor. Bu bir kısır döngü gibi diğerlerini de tükenmişliğe ve istifaya itiyor. Birçok hastanede çeşitli branşlarda hekim sorunu yaşanıyor. Vatandaş uzman hekim bulmakta ve tedavi olmakta zorlanıyor.”

    “BAKANLIK ŞEFFAF DAVRANMIYOR”

    Ekonomik olarak ülkenin içinde bulunduğu durumun sağlık hizmetlerine de yansıdığını kaydeden SES Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, “Sağlık hizmetleri bu durumdan olumsuz etkileniyor. Bakanlık, sağlık hizmetleri için alması gereken malzemeyi ya da hastanın ihtiyacı olacağını düşündüğü malzemeleri zamanında almıyor, yenilemiyor. Ekonominin kötü oluşundan kaynaklı kamuya bunu tedarik eden firmalar malzemeyi vermede tereddüt ediyor. Hem tıbbi malzemede hem de ilaçta hatta aşıda da bu durum yaşanıyor. Bakanlık şeffaf değil. Verilere ulaşamıyoruz. Herhangi bir konuda sağlıklı bilgi alamıyoruz. İthal edilen aşıların süresinin geçtiği konusunda birçok tartışma var. Ancak Sağlık Bakanlığı çıkıp bu konuda şeffaf bir şekilde bilgi paylaşımı yapmıyor. Bu sürecin üstünü kapatır şekilde davranıyor. Sağlık sisteminde ve sağlık emekçilerin hakları konusunda köklü değişiklikler yapılmalı. İnsanı ve sağlığını merkeze alan politikalar hayata geçirilmeli” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

     

  • TTB: Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi sağlığa zararlıdır!

    TTB: Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi sağlığa zararlıdır!

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı için sunulan bütçe teklifini değerlendirerek, “Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı bütçe teklifinde yer alan hedeflerin neredeyse hiçbiri kabul edilemez” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi üzerine değerlendirmesini kamuoyu ile paylaştı.

    TTB Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasında ilk konuşan isim Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten oldu. Ökten, yapılan açıklamada Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın olması gerektiği vurgusunu yaparak Sağlık Bakanlığı bütçesinin azaltıldığını, tedavi edici hizmetlere %70 pay ayrılırken koruyucu sağlık hizmetleri payının %30 ile sınırlı tutulduğunu söyledi.

    Ökten ayrıca, “Toplum sağlığını koruyacak bir sisteme ihtiyacımız var. Aksi halde aylar sonraya verilen randevu, ameliyat tarihi gibi sorunlar katlanarak sürecektir” dedi. Ali İhsan Ökten son olarak 13 şehir hastanesine %23 pay ayrılmasına tepki göstererek, bu sayının ilerleyen yıllarda 31’e yükselmesi halinde sağlık bütçesinin çok daha dengesiz hale geleceğini, diğer kamu hastanelerinde nasıl hizmet verileceğinin belirsizleşeceğini ifade etti.

    “BÜTÇE KANUNU BASINA-HALKA KAPALI OLARAK GÖRÜŞÜLMEYE BAŞLANDI”

    TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Adalet Çıbık tarafından okunan açıklamada “Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi Sağlığa Zararlıdır; Toplum Sağlığı Düşünülerek Yeniden Yapılandırılmalıdır!” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de genel bütçe, AKP’nin hükümet olmasıyla birlikte, bir yandan ‘sosyal devlet’ hedefi daha da zayıflarken; diğer yandan şirketleri, sermaye sahiplerini vergi vermekten neredeyse azade eden uygulamalarla toplumsal eşitsizlikleri daha da artıran bir içerik kazandı. Bu tablo, elbette yeni değil. Ancak, AKP’nin 20 yıllık iktidarıyla geldiğimiz Kasım 2022 itibarıyla bütçe, yoksulu daha yoksul ve aç, zengini çok daha zengin yapan ekonomik ve sosyal politikaların hayata geçirilmesinin aracı yapıldı.

    Öyle ki kurumlar vergisi adıyla şirketlerden, sermaye sahiplerinden alınan vergi 1999 yılında yüzde 46 iken aşama aşama azaltılıp, 2022 yılında yüzde 22’ye düşürüldü. Bu uygulamayla şirketler ve sermaye sahipleri tarafından ödenmesi gereken vergi oranı yüzde 52 azaltılmış oldu. Başka bir ifadeyle, şirketler ve sermaye sahipleri oran olarak bu yıl, 23 yıl önce ödemeleri gereken verginin yarısından daha azını ödemeleri gerekiyor. Buna karşın, örneğin, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı bütçeleri, topluma sunmakla yükümlü oldukları hizmeti asgari ücretli ailelere bile para almadan sunabilecekleri düzeye çıkartılmadı. Toplumun devlet tarafından sunulmakta olan sağlık hizmetlerine, eğitim-öğretime, tiyatroya vb. ulaşabilmesi ve yararlanabilmesi için cebinden önemli miktarlarda harcama yapması gerekiyor.

    Bilindiği gibi, Haziran 2018 genel seçimleri sonrasında uygulamaya giren Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte, bütçeyi Cumhurbaşkanlığı hazırlıyor ve cumhurbaşkanı tarafından bir yasa teklifi olarak TBMM Başkanlığı’na iletiliyor. “2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi” de 17 Ekim 2022 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunuldu ve Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, maalesef basına-halka kapalı olarak görüşülmeye başlandı.

    Toplam bütçe teklifi bir önceki yılın teklifine göre yüzde 150,3 artırılarak, 4 trilyon 469 milyar 570 milyon 19 bin TL gider ve 4 trilyon 248 milyar 666 milyon 270 bin TL gelir olarak sunuldu. Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan beşinci bütçe olmasına karşın, denk bütçe yapılamamış, daha teklif halindeyken gelirde yaklaşık yüzde 5’lik bir eksiklik yaratılmıştır. Bunun parasal karşılığı 220 milyar 903 milyon 749 bin TL’dir. Öyle ki Milli Savunma, Adalet, Dışişleri bakanlıkları başta olmak üzere birçok bakanlığın bütçesinden çok daha fazladır.

    Cumhurbaşkanlığı, 2023 yılı bütçe gelirlerinin yüzde 86,5’inin vergi gelirlerinden sağlanmasını teklif etmektedir. Yanı sıra, vergi gelirlerinin de yalnızca yüzde 17,4’ünün kurumlar vergisi üzerinden toplanması hedeflenmiştir. Hedeflenen vergi gelirinin büyük bölümünün yine çalışanların maaş ve ücretlerinden, küçük esnafın ve köylünün kazancından kesilecek-alınacak vergilerle ve KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler üzerinden sağlanması hedeflenmektedir.

    Bu teklifin hayata geçirilmesi daha önceki yıllarda olduğu gibi eşitsizlikleri ve yoksulluğu artıracaktır. Adil değildir. Hakkaniyetsizdir. Yalnızca bu nedenle dahi kabul edilebilir değildir. Bütçe gelirleri öncelikle kârdan, ranttan, faizden alınacak vergilerle sağlanmalıdır. Gıda, ilaç, kitap, su, elektrik, doğalgaz, sağlık, eğitim başta olmak üzere, mal ve hizmet alımlarında KDV, ÖTV vb. dolaylı vergiler kaldırılmalıdır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak adil bir bütçe teklifi hazırlanmalıdır.

    “BÜTÇE TEKLİFİNDE YER ALAN HEDEFLERİN NEREDEYSE HİÇBİRİ KABUL EDİLEMEZ”

    Yaşanmakta olan sorunların yarattığı gereksinimler, bütçe teklifini hazırlayanlar tarafından görülmemiş olacak ki genel bütçe içinde Sağlık Bakanlığı bütçesinin payı, 2022 yılı için yüzde 6,63 iken 2023 yılı için yüzde 6,56 olarak belirlenmiş. Bırakalım artırılmasını, maalesef payı azaltılmış. Bu yetmezmiş gibi bakanlığın azalan payının yanı sıra, bakanlığın bütçesi içinde ‘koruyucu sağlık programının’ payı da bir önceki yıla göre azaltılmaktan kurtulamamış; yüzde 33,4’den yüzde 28,7’ye indirilmesi teklif ediliyor. Yetmiyor. Bakanlık bütçesindeki payı 2022 yılında yüzde 64,2 olan ve 2023 yılında yüzde 69,6 olması teklif edilen ‘tedavi edici sağlık programının’ başında da büyük bir kara delik var: Şehir hastaneleri! Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi; ‘tedavi edici sağlık programı’ için ayrılan bütçenin yüzde 22,9’unun şehir hastanelerinin patronlarına kira bedeli ve hizmet alım bedeli olarak ödenmesini içeriyor.

    Bunların yanı sıra, bilindiği gibi Türkiye’de emek gücünü satarak yaşamak zorunda olanların tümü gibi hekimler ve sağlık emekçileri de AKP hükümetleri döneminde daha da yoksullaşmış ve geçinemez hale gelmiştir. Bütçe teklifinde hekimlerin maaş ve emekli aylığına etki edecek 7200 ek göstergenin uygulanması ve özel hizmet tazminat oranlarının yükseltilmesiyle maaşlarda en az yüzde 200 oranında artış yapmaya olanak verecek düzenlemeler 2023 yılı bütçe teklifinde yer almalıdır. Hiçbir hekimin, sağlık emekçisinin aylık gelirinde performans ücretinin payı yüzde 10’u-15’i geçmemeli, gelirlerinin hemen tümünün emekliliğe de yansıtıldığı düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

    Sağlık Bakanlığı 2023 yılı bütçe teklifinde yer alan hedeflerin neredeyse hiçbiri kabul edilemez. Sağlık Bakanı, 24 Kasım 2022 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapacağı; Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi konuşmasından önce gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Bakanlığın bütçesinde yapılacak düzenlemeler; halkın sağlığının korunması ve geliştirilmesi önceliğiyle toplumun sağlık sorunlarının en kısa sürede ve kamusal olarak çözülmesi, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının ve özlük haklarının insan yaşamına yakışır, günümüzün koşullarına uygun hale getirilmesi ve şiddetin önlenmesi öncelikli hedefleriyle gerçekleştirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Yüceer, kayıp 42.3 milyar TL’nin akıbetini Sağlık Bakanı’na sordu

    CHP’li Yüceer, kayıp 42.3 milyar TL’nin akıbetini Sağlık Bakanı’na sordu

    PİRHA – Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’nın, hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’nin akıbetini Bakan Fahrettin Koca’ya sordu.

    CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’nın, hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’nin akıbetini TBMM gündemine taşıdı.

    Sayıştay’ın hazırladığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) denetim raporunda çarpıcı bir tespit yer aldığını belirten Dr. Candan Yüceer, “Bu tespite göre, SGK, bakanlığa bağlı hastanelerde ayakta ve yatarak tedavi gören hastaların sağlık hizmeti giderleri için Sağlık Bakanlığı’na götürü bedel olarak 81 milyar 160 milyon TL ödeme yapmıştır. Ancak bakanlık tarafından 2021 yılında Medula’ya girilen sağlık hizmetlerinin toplam tutarının 38 milyar 858 milyon TL olduğu tespit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’yi nereye harcadığı ise belirlenememiştir” dedi.

    81 MİLYARIN HANGİ KRİTERLERE GÖRE BELİRLENDİĞİ BELLİ DEĞİL

    Dr. Yüceer, “Sayıştay raporunda, SGK tarafından Sağlık Bakanlığı’na 2021 yılında ödenen 81 milyar 160 milyon TL’nin hangi kriterlere göre belirlendiğinin belirtilmemesine dikkat çekilmiştir” diye konuştu.

    CHP’li Dr. Yüceer, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    -Sağlık Bakanlığı olarak hastaların tedavisi için Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınmış olan 42 milyar 302 milyon TL hangi amaçla kullanılmıştır?

    -Kanun maddesindeki ‘bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir’ hükmü, kamu üniversite sağlık hizmet sunucularına uygulanırken Sağlık Bakanlığı bünyesinde yer alan sağlık kurum ve kuruluşları için neden uygulanmamıştır?

    -Sayıştay’ın çarpıcı tespiti sonrası Sağlık Bakanlığı’na fazladan ödenen 42 milyar 302 Milyon TL terkin edilecek midir ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na iade edilecek midir?

    -Konuyla ilgili Bakanlığınız tarafından bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonuçları nelerdir?

    PİRHA/ANKARA

  • TTB, topladığı 100 bin imzayı Sağlık Bakanlığı’na iletti

    TTB, topladığı 100 bin imzayı Sağlık Bakanlığı’na iletti

    PİRHA- TTB üyeleri, ‘Sağlığımız İçin Hekimlere Kulak Verin’ sloganıyla başlattıkları kampanya kapsamında topladıkları 100 bin imzayı Sağlık Bakanlığı’na iletti. Bakanlık önünde konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Profesör Doktor Şebnem Korur Fincancı, “Etkili sağlıkta şiddet yasasına ihtiyacımız var” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, 19 Nisan’da başlattığı ‘Sağlığımız İçin Hekimlere Kulak Verin’ kampanyası kapsamında bir kez daha Sağlık Bakanlığı önünde bir araya gelerek, taleplerini yineledi.

    Bakanlık önünde açıklama yapmak isteyen doktorlara polis izin vermedi. Bakanlığın yanında bulunan Ankara Şehir Hastanesi önüne geçen doktorlar açıklamalarını burada yaptı.

    Yapılan açıklamaya TTB Merkez Konseyi Başkanı Profesör Doktor Şebnem Korur Fincancı ve sağlık emekçilerinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu da katıldı.

    “SİYASİ OTORİTE SAĞLIKÇILARI DÜŞMANLAŞTIRIYOR”

    Doktorlar adına hastane önünde açıklama yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, toplumun sağlık hakkı için mücadele ettiklerini ve nitelikli sağlık hizmeti vermek istediklerini dile getirdi.

    Fincancı, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Güvenli ortamlarda, güvenceli koşullarda çalışmak istiyoruz dedik. Yıllardır yürüttüğümüz mücadelenin karşılığını göremeden, mücadelemizi ötekileştirme ve düşmanlaştırma davranışı gösteren siyasi otoriteyle sürdürmek zorunda kaldık. Sağlık ortamında yaşanan sorunlardan sanki sağlık emekçileri sorunluymuş gibi algılanmasının önüne geçmeye çalışıyoruz. 5 dakikada sağlık hizmeti vermek mümkün değil. Bu mutsuzluğu, yetememe halini iki tarafta yaşıyor. Asıl sorumluları işaret etmek gerekiyor. Sağlık otoritesine, siyasi otoriteye bu sağlık politikalarıyla devam edilemeyeceğini hatırlatmak gerekiyor. Şehir şirket hastaneleri modelinden vazgeçmek gerekiyor. Bütçenin önemli bir kısmı bu binanın kirasına ayrılıyor.”

    “SUÇLU OLDUKLARINI HATIRLATACAĞIZ”

    Mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Fincancı, “Etkili sağlıkta şiddet yasasına ihtiyacımız var. Salgında yitirdiğimiz tüm meslektaşlarımız için Kovid 19’un meslek hastalığı sayılması gerekiyor. Bu uygunsuz koşullarda hekimleri sağlık emekçilerini çalışmaya zorlamak için uygulanan baskılara son verilmesi gerekiyor. Mobbingle, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile arşiv taraması adı altında aslında yapılan güvenlik soruşturmalarıyla baskıcı uygulamaların son bulması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’na, yeterli düzenlemeleri yapmadıkları, toplumun sağlık hakkını ihlal ettikleri için suçlu olduklarını hatırlatacağız” dedi.

    “İKTİDAR SAĞLIK ALANINDA İFLAS ETTİ”

    Fincancı’nın ardından konuşan HDP Milletvekili Gergerlioğlu ise, “Aylar önce meslektaşımız kadın doğum asistanı Rümeysa Berin Şen, ağır ve yorucu bir nöbetten sonra trafik kazasında hayatını kaybetti. Kamuoyunun gündemine geldi. Koca’ya bunu hatırlattık ve kamuoyu baskısıyla sağlık çalışanları haklıdır diyerek bir yasa çıkarıldı. Cumhurbaşkanının azarlamasıyla yasa iptal edildi. Konya şehir hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya bir cani tarafından vurularak öldürüldü yine gündeme geldi, yine unutulmaya yüz tuttu. Geçtiğimiz sene bin 500 hekim yurtdışına gitti. Bu sene sonuna kadar 3 bin 300’ü bulan hekimin gideceği tahmin ediliyor. Hekimin yetişmesi için milyarlar harcanan bu ülkede, büyük emeğin ve birikimin yurtdışına iktidar eliyle gönderilmesi demektir. Halkın sağlık hakkına yönelik iktidarın ihlali demektir. Sağlıkta kısır döngü ve şiddet devam edecektir. Önlemlerin alınması gerekiyor,  hastanelerde X RAY cihazları olması lazım. Beyaz kod vakalarının bu kadar arttığı hastanelerde yeterli önlemlerin alınmamasıyla gerçekleşen yeni şiddet olaylarının faili Sağlık Bakanlığı olacaktır. Sağlığın siyasetin üstünde bir mesele olduğunu hatırlatıyorum” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Bakan Koca, sağlıkta şiddete karşı formülünü açıkladı!

    Bakan Koca, sağlıkta şiddete karşı formülünü açıkladı!

    PİRHA – Hasta yakını tarafından öldürülen doktor Ekrem Karakaya’nın ardından sağlıkta şiddetin önlenmesi için Bakan Koca’dan açıklama geldi. 

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin engellenmesi için formülünü açıkladı. Sağlık emekçileri, yeni yasalar geliştirilmesi gerektiği konusunda ısrarcı olurken Bakan Koca, yeni güvenlik uygulamasına geçildiğini belirterek kapı güvenlik sistemlerinin kurulduğunu duyurdu.

    Bakan Koca, günden güne artan sağlıkta şiddet vakalarının önüne geçebilmek adına sosyal medya hesabından ‘kapı güvenlik sistemleri’ ile ilgili şu paylaşımı yaptı:

    “GÜVENLİK GÖREVLİLERİMİZİN başında bulunduğu Kapı Güvenlik Sistemleri, sağlık çalışanları adına halkımızca memnuniyetle karşılanıyor. Ülke geneline yayılacak sistemle şiddete bir engel koyuyoruz. Bir değişim de hizmet alırkenki davranışta olmalı. Daha fazla anlayış da bir katkı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık emekçileri, bakanlık önündeydi: Fahrettin Koca istifa et!

    Sağlık emekçileri, bakanlık önündeydi: Fahrettin Koca istifa et!

    PİRHA- Kardiyoloji uzmanı Doktor Ekrem Karakaya’nın öldürülmesinin ardından sağlık emekçileri, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı bakanlık önünde protesto ederek, istifaya çağırdı. Bakanlık önüne bırakılmak istenen siyah çelenge ise polis tarafından el konuldu.

    Konya’da kardiyoloji uzmanı Ekrem Karakaya, görev yaptığı Şehir Hastanesi’nde Hacı Mehmet Akçay tarafından öldürüldü. Karakaya’nın görev yaptığı sırada öldürülmesinin ardından sağlık emekçileri Türkiye genelinde 7-8 Temmuz’da iş bırakma kararı aldı.

    Sağlık emekçileri birçok ilde olduğu gibi Ankara’da da Doktor Ekrem Karakaya’nın katledilmesinin ardından greve gitti.

    Dün Hacettepe Üniversitesi Hastanesi önünde eylem yapan sağlık emekçileri bugün Ankara Tabip Odası’nın (ATO) çağrısıyla Sağlık Bakanlığı’nın önüne gitti.

    BAKANLIK ÖNÜNE BIRAKILMAK İSTENEN SİYAH ÇELENGE, POLİS EL KOYDU

    Bakanlığın önünde bir araya gelen sağlık emekçileri sık sık, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz’, ‘Zafer direnen emekçinin olacak’ sloganları attı.

    ATO tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın önüne siyah çelenk bırakılmak istendi. Sadece açıklama yapıp dağılmalarını isteyen polis, siyah çelenge el koydu.

    ‘BAKANIN İSTİFA ETMESİ İÇİN DAHA NE GEREKİR?’

    Polisin engellemesine tepki gösteren sağlık emekçileri, bakanlık önünde oturma eylemi yaptı. Oturma eyleminin gerçekleştiği bakanlık önünde konuşan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Baytemür, “Bir bakanın istifa etmesi için daha ne gerekiyor? Pandemiyi yönetemediniz istifa etmediniz. Şiddet olayları yaşandı, yaşanıyor istifa etmiyorsunuz. Gerekli önlemleri alın yoksa biz alacağız. Bu böyle gitmez. Işıkları söndürülmesine rağmen Hekimlik Andını okuyan Selçuk Üniversitesi’ndeki genç meslektaşlarımızı sevgiyle kucaklıyorum. Koruyamadınız… Hekimlik andınızı yerine getirmediğiniz için bakanlıktan istifa edin!” dedi.

    ATO YK Üyesi Dr. Onur Erden ise, “Bakanlığın, Emniyetin bizi koruması için daha kaç kişi ölmemiz lazım? Daha kaç can kaybetmemiz lazım?” diye sordu. Erden konuşmasının devamında, “Buraya üzerimize çöken sağlık sistemini, canımıza kast eden sağlık sistemini protesto etmeye gelmiştik. Görevi bizleri korumak olan emniyet bunu yapmak yerine çelengimize el koydu. Dün İstanbul’da saldırıldı, şimdi bize saldırılıyor. Ama biz sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Sağlık emekçileri sloganlarla eylemlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ANKARA

  • Salgında son durum: 975 yeni vaka, 4 ölüm

    Salgında son durum: 975 yeni vaka, 4 ölüm

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, son 24 saate 975 kişinin Covid-19 testi pozitif çıkarken, 4 kişi ise hayatını kaybetti.

    Sağlık Bakanlığı, koronavirüs salgınına ilişkin günlük resmi verileri açıkladı.

    Açıklanan verilere göre, Türkiye’de son 24 saate 975 kişinin testi pozitif çıktı, 4 kişi hayatını kaybetti.

    İyileşenlerin sayısı ise 946 oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Salgında son durum: 940 yeni vaka, 4 ölüm

    Salgında son durum: 940 yeni vaka, 4 ölüm

    PİRHA-Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, koronavirüs nedeniyle 4 kişi daha hayatını kaybetti, 940 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı günlük koronavirüs tablosunu açıkladı. Açıklanan resmi verilere göre, Türkiye’de son 24 saatte koronavirüs nedeniyle 4 kişi hayatını kaybederken, 134 bin 252 test yapıldı ve 940 yeni vaka tespit edildi. İyileşenlerin sayısı ise bin 237 oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Salgında son durum: Bin 310 yeni vaka, 5 ölüm

    Salgında son durum: Bin 310 yeni vaka, 5 ölüm

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, koronavirüs nedeniyle 5 kişi daha hayatını kaybetti, bin 310 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı günlük koronavirüs tablosunu açıkladı. Açıklanan resmi verilere göre, Türkiye’de son 24 saatte koronavirüs nedeniyle 5 kişi hayatını kaybederken, 139 bin 482 test yapıldı ve bin 310 yeni vaka tespit edildi. İyileşenlerin sayısı ise bin 289 oldu.

    Son 24 saatte 6 bin 347 doz aşının uygulanmasıyla toplam aşı sayısı 147 milyon 711 bin 493’e yükseldi.

    Birinci doz aşı sayısı 57 milyon 840 bin 555’e, ikinci doz aşı sayısı 53 milyon 62 bin 844’e ve üçüncü doz aşı sayısı 27 milyon 795 bin 181’e ulaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Son 24 saatin koronavirüs tablosu açıklandı

    Son 24 saatin koronavirüs tablosu açıklandı

    PİRHA- Koronavirüsten son 24 saatte 6 yurttaş yaşamını yitirdi.

    Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan son 24 saatin güncel koronavirüs tablosuna göre, 6 kişi hayatını kaybetti, bin 304 yeni vaka tespit edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Covid-19 salgını sebebiyle son 24 saate 3 ölüm!

    Covid-19 salgını sebebiyle son 24 saate 3 ölüm!

    PİRHA – Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son 24 saate 922 kişinin Covid-19 testi pozitif çıkarken, 3 kişi ise yaşamını yitirdi.

    Korona virüsü salgınına ilişkin günlük resmi veriler açıklandı. Son 24 saatte 922 kişinin testi pozitif çıktı, 3 kişi yaşamını yitirdi. İyileşenlerin sayısı ise bin 105 oldu. Son 24 saatte yapılan test sayısı ise 123 bin 536 olarak açıklandı. Günlük vaka sayısı dün 905, vefat sayısı ise 5 olmuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Koronavirüs nedeniyle 4 kişi daha hayatını kaybetti

    Koronavirüs nedeniyle 4 kişi daha hayatını kaybetti

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı, koronavirüs nedeniyle 4 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1485 kişinin virüs testinin pozitif çıktığını açıkladı.

    Sağlık Bakanlığı günlük koronavirüs verilerini paylaştı.

    Açıklanan verilere göre, Türkiye’de son 24 saatte koronavirüs nedeniyle 4 kişi öldü, 137 bin 730 test yapılırken 1485 yeni vaka tespit edildi. Virüs bulaşan 1389 kişi de iyileşti.

    Toplam aşı sayısı 2 bin 398 artarak 147 milyon 663 bin 432 doza yükseldi. Birinci doz aşı sayısı 57 milyon 834 bin 671’e, ikinci doz aşı sayısı 53 milyon 55 bin 541’e ve üçüncü doz aşı sayısı 27 milyon 783 bin 242’ye ulaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Salgında son durum: 1154 yeni vaka, 10 ölüm

    Salgında son durum: 1154 yeni vaka, 10 ölüm

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi verilere göre, son 24 saatte 1154 kişinin Covid-19 testi pozitif çıkarken, 10 kişi hayatını kaybetti.

    Sağlık Bakanlığı, günlük koronavirüs tablosunu paylaştı.

    Açıklanan resmi verilere göre, Türkiye’de son 24 saatte 120 bin 183 Covid-19 testi yapıldı. Bunlardan 1154’ü pozitif çıkarken, 10 kişi hayatını kaybetti. İyileşenlerin sayısı ise 1190 oldu.

    18 yaş üstünde en az iki doz aşı yaptıranların oranının en yüksek olduğu 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak oldu.

    En az iki doz aşı uygulananların oranının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık Bakanlığı, güncel koronavirüs verilerini paylaştı!

    Sağlık Bakanlığı, güncel koronavirüs verilerini paylaştı!

    PİRHA – Sağlık Bakanlığı, 14 Mayıs 2022 tarihine ait koronavirüs verilerini paylaştı.

    Covid-19 salgınına ilişkin günlük veriler açıklandı. Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 5 kişi yaşamını yitirdi, 1407 yeni vaka tespit edildi.

    24 saatte iyileşen hasta sayısı 1645 olarak açıklandı. Son 24 saatte yapılan test sayısı ise 127 bin 538 oldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Güncel koronavirüs tablosu açıklandı

    Güncel koronavirüs tablosu açıklandı

    PİRHA- Koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 8 kişi daha hayatını kaybetti, bin 778 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı, günlük koronavirüs verilerini açıkladı. Bakanlığın açıkladığı koronavirüs verilere göre son 24 saatte bin 778 yeni vaka tespit edilirken, 8 kişinin de koronavirüs sebebiyle hayatını kaybettiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Güncel koronavirüs tablosu açıklandı

    Güncel koronavirüs tablosu açıklandı

    PİRHA- Koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 9 kişi daha hayatını kaybetti, bin 670 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı, günlük koronavirüs verilerini açıkladı. Bakanlığın açıkladığı koronavirüs verilere göre son 24 saatte bin 670 yeni vaka tespit edilirken, 9 kişinin de koronavirüs sebebiyle hayatını kaybettiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)