Etiket: sağlık emekçileri

  • Sağlık emekçileri Dersim’den seslendi: Tüm emekçilere yoksulluk sınırı üzerinde temel ücret verilsin!

    Sağlık emekçileri Dersim’den seslendi: Tüm emekçilere yoksulluk sınırı üzerinde temel ücret verilsin!

    PİRHA- Tunceli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi önünde iktidara seslenen sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, “Performans, ek ödeme, taban, teşvik, ilave zam değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret verilsin” dediler.

    SES Dersim Şubesi, “Grevli TS hakkı, gerçek toplu sözleşme, demokratik çalışma yaşamı” başlıklı basın açıklaması yaptı.

    Tunceli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi önünde yapılan basın açıklamasını Şube Eş Başkanı Serap Kahraman okudu.

    Serap Kahraman, sağlıkta dönüşüm programının sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ekonomik, özlük ve demokratik haklarına yönelik etkilerini günümüzde çok daha derinden yaşandığına dikkat çekerek, “Ekonomik dar boğaz gerekçe gösterilerek tasarrufun öncelikle kamudan ve kamusal hizmet veren emekçilerden başlanarak yapılması sadece özlük ve mali haklarımızı değil nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmetini de etkilemektedir. Sağlık emekçisi ve halkı karşı karşıya getiren bu sistemde en çok zarar gören mesleklerden biri de diş hekimleri ve ağız diş sağlığı birimlerinde hizmet veren sağlık emekçileridir” dedi.

    “KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSE HİÇ VERİLEMEMEKTEDİR”

    Diş hekimleri sağlık bakanlığına bağlı kurumlar, üniversite ve özel sağlık kurumlarında ağız ve diş sağlığı hizmetlerini eksik sayıyla, emekliliğe yansımayan düşük ücretler, angarya koşullarında, mobbing ve liyakatsiz yöneticilerin idareciliklerinde sunmaya devam ettiğinin altını çizen Kahraman, şunları ifade etti:

    “ADSM’lerde çalışan tüm mesleklerde eksik istihdam bulunmaktadır. Bu da iş yükünü arttırmaktadır. Özellikle atanması yapılmayan binlerce diş hekimi nedeniyle MHRS sistemi tıkanmış hastalara yeterli zaman ayrılamamaktadır. Koruyucu ve önleyici ağız ve diş sağlığı hizmetleri ise hiç verilememektedir. Tüm bu sorunların en azından bir kısmının bu toplu sözleşme döneminde giderilmesini beklemekteyiz.”

    “EMEKÇİLERDEN ALINAN VERGİ % 10’DA SABİTLENSİN”

    SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman, temel taleplerini şöyle sıraladı:

    “-Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın,

    -OECD ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdam edilerek, sözleşmeli tüm çalışanlar 657 4/a kapsamına alınsın. Bir an önce atama bekleyen diş hekimleri, diş teknisyen ve teknikleri gibi meslek mensupları yeterli sayıda işe başlatılsın.

    -Performans, ek ödeme, taban, teşvik, ilave zam değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret verilsin.

    -Son TS’de ilave ek zam olarak verilen emekliliğe ve emeklilere yansıtılmayan  ve emekliliği daha da hayal hale getiren uygulamaya son verilerek ilave ek zammın emekliliğe ve tüm kamu emeklilerine yansıtılması,

    Vergide adalet sağlansın. Emekçilerden alınan vergi % 10’da sabitlensin.

    Çalışma yaşamının demokratikleşmesinin ilk adımı olarak idarecilerin atanması yönteminden vazgeçilsin. Liyakatı uygun olanların aday olacağı ve yöneticilik yapacağı emekçilerin oylarıyla bir ya da iki yıllığına seçimle belirlensin.

    Muayene, tedavide ve ilaçta hiçbir ad altında; katkı, katılım payı, ilave ücret alınmasın. Sağlık hizmetleri ücretsiz olsun.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de sağlık emekçileri iş bıraktı: Meslek onurumuza sahip çıkıyoruz-VİDEO

    Dersim’de sağlık emekçileri iş bıraktı: Meslek onurumuza sahip çıkıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sağlık emekçileri, “Aile Hekimliği Yönetmeliği”ne karşı bugün greve çıktı. Dersim’deki sağlık emekçileri 1 No’lu Aile Sağlığı Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği geri çekilmelidir. Hekimlere, ebelere, hemşirelere ve sağlık emekçilerine yeterli puanı alamadı diye sözleşme feshi ile tehdit edilmesine izin vermeyeceğiz” denildi.

    Sağlık emekçileri, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ne karşı 6-10 Ocak tarihleri arasında iş bırakma eylemi yapıyor.

    İş bırakma eyleminin ilk gününde Dersim’deki sağlık emekçileri, 1 No’lu Aile Sağlığı Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Aile Hekimi Dr. Nejdet Kaymak okudu. Açıklamada, ‘Eziyet yönetmeliğini kabul etmiyoruz, iş bırakıyoruz’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de destek verdi.

    “YAZDIĞIMIZ REÇETELER BASKI ALTINA ALINIYOR”

    Yeni yönetmelikle hekimlerin yazdıkları reçetelerin baskı alındığını ifade eden Nejdet Kaymak, “Antibiyotik, ağrı kesici ve mide ilaçları yazmamız kısıtlanmaktadır. Hastaların tıbbi durumu, ihtiyacı neyi gerektiriyorsa bizler o ilacı yazmakla yükümlüyüz. Hastasını tedavi etti diye hekimlerin, sağlık çalışanlarının gelirinin azaltmak hangi mantığa sığar? Yönetmelikle, sorumlu olduğumuz nüfus içinden 6 ay ASM’ye başvurmayan kişiler için de gelirimiz kesiliyor. Hastalarımız verdiğimiz tedavi ve önerilerimizle sağlıklı olduysa bize neden başvursun? Yine soruyoruz hastasının sağlığını korudu diye hekimlerin, sağlık çalışanlarının gelirinin azaltmak hangi mantığa sığar? Açıkça söylüyoruz; Hekimler veri toplama memuru değildir. Hastaların tıbbi takibini zaten yapıyoruz, gerekli tedavileri planlıyor, önerilerde bulunuyoruz. Hastalara faydası olmayacak veri girişlerini yapmamız için bizi zorlayamazsınız” dedi.

    HALKIMIZIN SAĞLIK HAKKINI DA SAVUNUYORUZ”

    Eziyete dönüşen Aile Hekimliği Performans ve Ödeme Yönetmeliği’nin derhal geri çekilmesi gerektiğini vurgulayan Kaymak, “Bakanlık birinci basamağı güçlendirmek istiyorsa daha ciddi sorunlarla uğraşmalıdır. Öncelikle ASM’leri ticarethane mantığından çıkarmalıdır. Bizler hekimiz, esnaf değiliz! Hastalarımızın sağlığından başka bir şey düşünmek zorunda bırakılmak istemiyoruz. Bizler aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekim, hemşire, ebe ve sağlık emekçileri olarak üretimden gelen gücümüzü kullanarak bu hafta iş bırakıyoruz. Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği geri çekilmelidir. Hekimlere, ebelere, hemşirelere ve sağlık emekçilerine yeterli puanı alamadı diye sözleşme feshi ile tehdit edilmesine izin vermeyeceğiz Bizler bu eylemlerle meslek onurumuza sahip çıkarken halkımızın sağlık hakkını da savunuyoruz” diye belirtti.

    “TALEPLERİMİZ KARŞILANANA KADAR EYLEMLERİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Talepleri gerçekleşene kadar eylemlerine devam edeceklerini söyleyen Kaymak, sağlık emekçileri olarak taleplerini şu şekilde sıraladı:

    -Kamusal bir hizmet olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbı donanımı ve aile sağlığı merkezleri kamu tarafından sağlanmalıdır.

    -Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman ve olanak sağlanmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilinceye kadar Aile Sağlığı Merkezi sayısı hekim başına 2.000 nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır.

    -Aile Hekimliği’nde güvencesiz ve kadrosuz istihdamı kabul etmiyoruz. Aile sağlığı merkezlerinde nüfus yapısına göre yeterli hemşire, ebe, teknisyen görevlendirilmeli, aşılama ve diğer koruyucu hekimlik uygulamaları desteklenmeli, geliştirilmelidir. Ebe ve hemşirelerin maaş ve teşvik ödeme kriterleri; Aile Hekiminin çalışma kriterleri ile değil kendi mesleki sorumluluklarına göre düzenlenmelidir. Aile Sağlığı Çalışanlarının Kanun değişikliği gerektiren teşvik ücreti katsayısı en az iki katı ve tavan ücreti en az üç katı oranında  artırılmalıdır.

    -Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan hekim, ebe, hemşire ve   sağlık emekçilerine   emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek düzeyde, izin kullandıklarında, hastalandıklarında, çocuğu olduğunda veya ailesinden biri öldüğünde kesilmeyecek maaş ödenmelidir.

    -Sağlıkta şiddeti artıracak düzenlemeler değil şiddetin önlenmesini sağlayacak etkin ve caydırıcı tedbirler alınmalı, etkili şiddet yasası çıkarılmalı ve sağlık çalışanlarının can güvenliği sağlanmalıdır.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’de Aile hekimliği çalışanları iş bıraktı: Eziyet Yönetmeliğini geri çekin!- VİDEO

    Mersin’de Aile hekimliği çalışanları iş bıraktı: Eziyet Yönetmeliğini geri çekin!- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de sağlık örgütleri “Aile Hekimleri Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği”ne karşı iş bıraktı. İl Sağlık Müdürlüğü önünde yönetmeliği protesto eden sağlıkçılar, “Hakkımızı ve onurumuzu daima savunmaya devam edeceğiz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, eziyet yönetmenliğini kabul etmiyoruz” dedi.

    Aile hekimliği çalışanları “Eziyet Yönetmeliği” olarak adlandırdıkları yeni “Aile Hekimleri Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği”nin geri çekilmesi talebiyle bugün iş bırakma eylemi yaptı.

    Mersin’de 14 sağlık örgütü İl Sağlık Müdürlüğü önünde yeni yönetmeliği protesto etmek için bir araya geldi. “Aile hekimliği eziyet yönetmeliğine hayır” yazılı pankartın taşındığı eylemde “Sağlıkta ticaret ölüm demektir”, “Sağlıkta performans ölüm demektir”, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları atıldı.

    “CEZALARLA KORKUTMAYA ÇALIŞTILAR”

    Sağlık örgütleri adına ortak basın açıklamasını okuyan Mersin Aile Hekimleri Derneği Başkanı Haydar Karakoyun, karşı çıktıkları yönetmeliğin üzerinden bir ay geçtiğini hatırlatarak yaptıkları hiçbir itirazın bakanlık tarafından dikkate alınmadığını vurguladı. Gelen karşı çıkışların cezalandırıldığını belirten Karakoyun, “Yetkililer yöntem değiştirerek bizleri cezalandırma, maaş kesme ve sözleşme iptali ile korkutma yöntemlerine başvurmuştur. Bir üst yetkili 15 il temsilcisi ile yaptığı bir toplantıda hekim arkadaşlarımızın yoğun itiraz ve tepkileri ile karşılaşınca ‘Doktor oldunuz diye kendinizi insanüstü varlık mı zannediyorsunuz’ gibi onur kırıcı ve itibarsızlaştırıcı cümleler sarf etmiştir. Bizler insanlık onuruna yakışır şekilde çalışma şartlarının oluşturulmasını talep ediyoruz. İnsan onuruna yakışır şekilde yaşamak ve muamele görmek istiyoruz” diye konuştu.

    “BAKANA 5 GÜN MÜHLET”

    Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na çağrı yapan Karakoyun şunları söyledi:

    “Sayın bakan, size Kasım ayı içerisinde üç gün iş bırakarak yanlışınızdan dönme fırsatı verdik. Bu süre içerisinde bizlerin olmadığı bir dünyayı görmenizi istedik. Ama karşılık bulamadık. Bu defa size beş gün süre veriyoruz. Umarız bu beş gün süre içerisinde sağlık çalışanlarının olmadığı taktirde dünyanın ne hale gelebileceğini görmenizi isteriz. Yine taleplerimize kulak tıkar, gözlerinizi kaparsanız bu fragmanın devamı gelecektir.

    Bizler bu mesleği onurlu bir meslek olduğu için seçtik. Bizler bu mesleği para için yapmadık ama sizler para vererek susturmaya ve köleliğe razı olmamızı istiyorsunuz. Olmadık ve olmayacağız. Hakkımızı ve onurumuzu daima savunmaya devam edeceğiz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, eziyet yönetmenliğini kabul etmiyoruz.”

    “HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklamanın ardından konuşan Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. İzzet Çalış ise “Kasım ayında 3 gün iş bıraktık, sadece İstanbul’da 6 bine yakın denetim yapıldı. 8 yıl İl Sağlık Müdürlüğü yaptığınız İstanbul’da yeni doğanlar ölürken bu denetimleri neden yapmadınız?” diye sordu.

    Aile Sağlığı Çalışanları Ebe Hemşire Derneği Başkanı Serap Karatüzün da yönetmeliğin geri çekilmesini talep ederek, “Bu yönetmelik ile sırtımıza yüklemeye çalıştığınız gereksiz iş yüküne, formüllerce sıraladığınız cezalara, reva gördüğünüz minicik destek teşvik oranlarına boyun eğmiyor, anne bebek çocuk kadın gebe yaşlıya temas edip işimizi yapmak, koruyucu sağlık hizmetini sağlamak, hakkettiğimizi almak istiyor ve iş bırakıyoruz. Yönetmelik geri çekilip, hak ettiğimiz verilinceye dek vazgeçmeyeceğiz” sözlerini kullandı.

    SES Mersin Şube Başkanı Sevgi Başkavak, “ASM’ler bizleri daha ağır bir iş yüküne mahkum ederken siz halka yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin içeriği ve kapsamı git gide azaltılmıştır. Sağlık Bakanlığı bürokratları yeni bir eziyet yönetmeliği ile sağlık sisteminin yetersizliklerinden kaynaklanan sorunları bizlere yıkmaya çalışarak halkla karşı karşıya getirmek istiyorlar” dedi.

    Sağlıkçılar, 6 Aralık’a kadar iş bırakma eylemlerinin süreceğini duyurarak eylemi sona erdirdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • TTB’den, Dışişleri Bakanlığı ve diplomatik temsilciliklere Filistin ziyareti için yazı

    TTB’den, Dışişleri Bakanlığı ve diplomatik temsilciliklere Filistin ziyareti için yazı

    PİRHA- Türk Tabipleri Birliği (TTB), Ramazan Bayramı’nda Filistin’i ziyaret etmek için Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik temsilciliklere yazı yazdı. 

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’i ziyaret etmek için 1 Nisan 2024 günü Dışişleri Bakanlığı, Filistin Devleti Türkiye Büyükelçiliği, İsrail Büyükelçiliği, Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu’na birer yazı yazdı.

    Filistin’de yaşanan sağlık hakkı ihlalleri ve sağlık tesislerine yapılan saldırıları gözlemlemek, sağlık yardımı götürmek, kalıcı koruyucu sağlık hizmeti merkezi çalışmaları başlatmak ve hekimler/sağlık emekçileri ile bayramlaşmak amacıyla Ramazan Bayramı’nda bir ziyaret planlandığı belirtilen yazıda gerekli izin ve kolaylaştırıcılığın sağlanması istendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 14 Mart’a giderken hekimler taleplerini sıraladı: Şiddetsiz ortamda çalışmak istiyoruz

    14 Mart’a giderken hekimler taleplerini sıraladı: Şiddetsiz ortamda çalışmak istiyoruz

    PİRHA-Ankara Tabip Odası(ATO), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev-Sağlık-İş) Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi heykel önünde 14 Mart Tıp Bayramına ilişkin açıklama yaptı. ATO Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun, hekimlerin 14 Mart’a dair başta şiddetten arındırılmış sağlık alanlarında çalışma talepleri olduğunu söyledi.

    Hacettepe heykel önünde yapılan açıklamaya CHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Sol Parti Çankaya Belediye Başkan adayı İlknur Başer, TTB MK üyesi Dr. Ahmet Karer Yurtdaş, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Baytemür, SES Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın ile SES MYK üyeleri, KESK MYK üyesi Erdal Karakuş, DEV-SAĞLIK-İŞ üyeleri ile çok sayıda hekimin yanı sıra tazminatları için mücadele eden ANTIP işçileri de katıldı. Açıklamayı ATO Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun okudu.

    “14 MART’I UZUN ZAMANDIR BAYRAM OLARAK KUTLAYAMIYORUZ”

    Dr. Mine Coşkun, “Osmanlı’da 1827 yılında modern tıp okulunun kurulduğu gün olan, tıbbiyelilerin İstanbul işgaline karşı çıkışlarını dile getirmek için 1919 yılında yaptıkları ilk kutlamadır 14 Mart. Çok uzun zamandır gerek sağlık ortamının gerekse ülkemizin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle bayram olarak kutlayamıyoruz maalesef. 1980 yılından itibaren başlayan, son 20 yılda artan antidemokratik uygulamalarla özgürlüklerin gittikçe daraltıldığı, baskının ve keyfiliğin arttığı, şiddet sarmalına doğru sürüklenen ekonomik krizle boğuşan ve çıkış bulamayan bir ülkede yaşar olduk” dedi.

    “SAĞLIK ALANI İYİ YÖNETİLEMEMEKTEDİR”

    Neredeyse her gün bir kadının katledildiği, tarikat ve cemaat yurtlarında çocuk istismarlarının ayyuka çıktığı, her alanda gericiliğin tırmandığının altını çizen Coşkun, “Sağlık alanı iyi yönetilememektedir. Bütçeden, sağlık hizmetlerinin sunumuna kadar sağlık çalışanları ve halk gözetilmemektedir. Cepten harcamalar gittikçe artarken, bütçenin ağırlıklı kısmı tedavi edici hizmetlere ve şehir hastanelerine ayrılmaktadır” diye konuştu.

    “HASTANELERE DİN GÖREVLİLERİNİN ATANMASI GERİCİLEŞMENİN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ”

    Şehir merkezinde insanların kolay ulaştığı, sağlık hizmeti sunumunda ve eğitimde gelenek oluşturan köklü hastanelerin bir bir kapatıldığını hatırlatan Dr. Coşkun, “Merkeze ve insanlara uzak, devasa işletmeler açıldı şehir hastanesi adı altında. Beş dakikalık muayene için günlerce randevu bekleyen hastalar, tetkikler için aylarca beklemek zorunda kalıyor

    Yöneticilerin mobbingi çok sayıda asistanın istifasına yol açmaktadır. Aile sağlığı merkezinde çalışanlar artan vergi yükü altında ezilmektedir. Hekimler, hemşireler olanak olduğunda başka sağlık kuruluşlarını tercih etmektedirler. Sağlıkta şiddet günlük haberlerin bir parçası oldu adeta. Patlayan silahlar, çatışma alanına dönen hastane acilleri, saldırganlığın her türlüsü yaşanıyor sağlık kurumlarında. Manevi danışman adı altında hastanelere atanan din görevlileri gericileşmenin önemli bir göstergesi olmuş durumda” diye ekledi.

    HEKİMLERİN 14 MART’A DAİR TALEPLERİ

    14 Mart’a dair hekimlerin taleplerini bir kez daha hatırlatan Dr. Coşkun şunları söyledi:

    • Şiddetten arındırılmış çalışma ortamları yaratılmalıdır.
    • Sağlık çalışanlarının başta yemek, dinlenme, kreş ihtiyaçları olmak üzere çalışma koşulları düzenlenmeli ve iyileştirilmelidir. Yoğun ve yorucu çalışma ile nöbetlerin yarattığı olumsuzluk bir an önce giderilmelidir. ( Geçtiğimiz günlerde Ankara Bilkent Şehir Hastanesi kadın doğum asistanın yaşadığı kazanın nedeninin bu olduğunu hatırlatırız, meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. )
    • Fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalı, sağlık çalışanlarının ek göstergesi kademeli olarak artırılmalı, hekimler için 7600 olmalıdır.
    • Çalışırken alınan ücretlerin emekliliğe yansıdığı tek kalemde maaş uygulanmalıdır.
    • Aile sağlığı merkezlerinde çalışanlar başta olmak üzere alınan vergi yüzde 15’i geçmemelidir.
    • Bütün sağlık çalışanların ve emekli hekimlerin aylıkları yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.
    •  150 milyon başvurunun gerçekleştiği acil servisler, acil hizmetleri sekteye uğratan poliklinik hizmetlerinden ( yeşil alan ) arındırılmalıdır.
    • Hekimlerin muayene sayı ve süresini kendisinin ayarlayacağı ( mahkeme kararıyla da onaylanan ) bir sisteme geçilmelidir.
    • Sağlık alanına yönelik bütün düzenlemeler üniversiteler, sağlık meslek ve emek örgütleriyle ilgili kurumların görüşüyle oluşturulmalıdır.
    • Tıpta uzmanlık eğitimi ve uzmanlık öğrenci sayısı ülke gerçekleri ve eğitimin niteliği gözetilerek yapılmalıdır.
    • Sağlığa tedavi edici değil, sağlığı koruyucu bir gözle bakılmalı; başta HPV ve grip aşıları olmak üzere tüm aşılar ücretsiz olmalı ve rutin aşılama programına alınmalıdır.
    • Hekimlerin bağımsız çalışma koşullarını zorlaştıran uygulamalar terk edilmelidir.
    • Hak arama olanaklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan, son yasal düzenlemede var olan çifte cezalandırma uygulaması iptal edilmelidir.

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık emekçilerinden Meclis’e çağrı: Kanun teklifi derhal geri çekilmeli!

    Sağlık emekçilerinden Meclis’e çağrı: Kanun teklifi derhal geri çekilmeli!

    PİRHA- Sağlık emekçileri, Meclis’te görüşülmeye devam eden torba yasaya karşı Mersin’de açıklama yaptı. Mersin Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Nasır Nesanır, torba yasanın sağlık emekçilerinin sorunlarını çözmekten uzak olduğuna işaret ederek, “Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. Hekimlerin sorunlarının çözümünü sağlayacak önerilerimizin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz” dedi.

    TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmeye devam edilen Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, ilgili Meclis komisyonuna geldiğinden beri hem Meclis’te hem de alanlarda sağlık emekçilerinin itirazları yükseliyor.

    Mersin Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi, Mersin Aile Sağlığı Çalışanları Derneği, Birlik ve Dayanışma Sendikası, Mersin Aile Hekimleri Derneği, Hekim-Sen, Hekim Birliği Sendikası, Tabip-Sen, DİSK Genel Sağlık-İş Sendikası ortak açıklama yaptı.

    Basın açıklamasını Mersin Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Nasır Nesanır okudu.

    Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurların; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralandığına dikkat çeken Nesanır, “Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir” dedi.

    “İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek; bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır” diyen Nesanır, şunları dile getirdi:

    “Aynı zamanda teklif ile oluşturulması önerilen “Hastane Koordinasyon Kurulu” tarafından “ikaz” edilen işbirliği ve ortak kullanım kapsamındaki hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenleme de Anayasa’ya aykırıdır.

    Hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılmalı, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılmalı, sağlık çalışanlarının taban ücretlerinde iyileşmeye gidilmeli, nöbet ücretlerinin düzenlenmeli, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olmalı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılmalıdır.

    Görüldüğü üzere, belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin/sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır.

    “KANUN TEKLİFLERİ GÜNDEME ALINMADI”

    Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz.

    Sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, tüm sağlık çalışanlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

     

  • 43 Tabip Odasından ortak açıklama: TTB’ye yapılan müdahaleyi kabul etmiyoruz!

    43 Tabip Odasından ortak açıklama: TTB’ye yapılan müdahaleyi kabul etmiyoruz!

    PİRHA – 43 Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği’nin kapatılmasına yönelik açılan davaya karşı ortak açıklama yaparak, “Türk Tabipleri Birliği örgütsel bütünlüğüne yapılan müdahaleyi kabul etmiyoruz!” diye belirtti.

    Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınma davası 30 Kasım 2023’te görülecek. Yaklaşık bir yıldır devam eden davada kararın gelecek duruşmada çıkması bekleniyor.

    Konuya dair yazılı açıklama da yapan TTB Merkez Konseyi, davanın hiçbir hukuksal dayanağı olmadığının altını çizerek, “Anayasa’dan gücünü alan 70 yıllık meslek örgütünü, kendi denetim mekanizmasının ötesinde somut olmayan gerekçelerle ve son dönemde sıkça başvurulan yargı eliyle etkisizleştirme ve suçlu göstermeye çalışma uygulamasını kabul etmiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “DAVA GERİ ÇEKİLSİN!”

    TTB’ye desteğini açıklayan 43 tabip odası da “Bizler, aşağıda imzası olan tabip odaları olarak, Türk Tabipleri Birliği’nin seçimle gelmiş Merkez Konseyi üyelerinin görevden alma davasının bir an önce geri çekilmesini, TTB ve tabip odalarının yönetsel süreçlerine müdahalenin son bulmasını talep ediyoruz” diye belirtti.

    İmza veren odaların isimleri ise şöyle:

    Adana Tabip Odası

    Adıyaman Tabip Odası

    Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır Tabip Odası

    Ankara Tabip Odası

    Antalya Tabip Odası

    Aydın Tabip Odası

    Balıkesir Tabip Odası

    Batman Tabip Odası

    Bitlis Tabip Odası

    Bolu-Düzce Tabip Odası

    Bursa Tabip Odası

    Çanakkale Tabip Odası

    Denizli Tabip Odası

    Diyarbakır Tabip Odası

    Edirne Tabip Odası

    Elazığ-Bingöl-Tunceli Tabip Odası

    Eskişehir-Bilecik Tabip Odası

    Gaziantep-Kilis Tabip Odası

    Hatay Tabip Odası

    Isparta-Burdur Tabip Odası

    İstanbul-Yalova Tabip Odası

    İzmir Tabip Odası

    Kahramanmaraş Tabip Odası

    Kastamonu-Çankırı Tabip Odası

    Kırıkkale Tabip Odası

    Kırklareli Tabip Odası

    Kocaeli Tabip Odası

    Malatya Tabip Odası

    Manisa Tabip Odası

    Mardin Tabip Odası

    Mersin Tabip Odası

    Muğla Tabip Odası

    Muş Tabip Odası

    Samsun Tabip Odası

    Siirt Tabip Odası

    Sinop Tabip Odası

    Sivas-Erzincan Tabip Odası

    Şanlıurfa Tabip Odası

    Şırnak Tabip Odası

    Tekirdağ Tabip Odası

    Trabzon Tabip Odası

    Uşak Tabip Odası

    Van-Hakkari Tabip Odası

    PİRHA/ANKARA

  • TTB ‘Beyaz Kod’ verilerinin paylaşılmamasını yargıya taşıdı

    TTB ‘Beyaz Kod’ verilerinin paylaşılmamasını yargıya taşıdı

    PİRHA- Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB), sağlık çalışanlarına yönelik şiddet başvurularının kaydedildiği Beyaz Kod verilerinin paylaşılması talebiyle 21 Temmuz’da Sağlık Bakanlığı’na yazdığı yazıya süresi içinde bir yanıt verilmedi. TTB, Beyaz Kod verilerini Sağlık Bakanlığı’ndan bir kez daha talep etti.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), sağlık çalışanlarına yönelik şiddet başvurularının kaydedildiği Beyaz Kod verilerini Sağlık Bakanlığı’ndan bir kez daha talep etti. Daha önce TTB, Sağlık Bakanlığı’ndan Beyaz Kod verilerini talep etmiş, yanıt gelmemesi üzerine konuyu idare mahkemesine taşımıştı. Ankara 6. İdare Mahkemesi, Beyaz Kod verilerini istemenin TTB’nin görev tanımı kapsamında; verileri paylaşmanın ise Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğu gereği olduğuna hükmetmişti. Verilerin paylaşılmamasının ardından TTB, Bakanlıktan Beyaz Kod verilerini tekrar istedi.

    TTB, yazıya yanıt verilmeyerek başvurunun zımnen reddedilmesinin anayasada düzenlenen dilekçe hakkına ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na aykırı olması sebebiyle 29 Eylül 2023 tarihinde idare mahkemesinde dava açtı.

    “BAKANLIĞIN HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”

    Sağlık Bakanlığı Hukuki Yardım ve Beyaz Kod Uygulaması Genelgesi’nde arşiv ve kayıtların düzenli tutulup ilgili birimlere aylık ve yıllık gönderilmesinin düzenlendiğine dikkat çekilen başvuruda; TTB’nin talep ettiği bilgi ve belgelerin, bakanlığın hukuki yükümlülüğü olarak kaydını ve istatistiğini tutması gereken bilgi ve belgeler olduğunu ifade edildi. Başvuruda Beyaz Kod verilerinin paylaşılmamasının hem hekimlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sağlıklarının korunması hem de toplumun sağlık hizmetine erişimi için bir engel olduğu vurgulandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık emekçilerinden Bakana çağrı: Ya görevinizi yapın ya da istifa edin!

    Sağlık emekçilerinden Bakana çağrı: Ya görevinizi yapın ya da istifa edin!

    PİRHA-Ankara’da sağlık çalışanları ve sağlık örgütleri, Sağlık Bakanlığı önünde yaptıkları eylemle sağlıkta şiddeti protesto etti. Sağlıkta şiddet yasasının kabul edilmesini istediklerini belirten Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Sağlık Bakanı’na seslenerek, “Ya derhal gerçekçi adımlar atın ya da istifa edin” dedi. 

    Türk Tabipler Birliği’nin de aralarında olduğu sağlık alanındaki sivil toplum kuruluşları, Sağlık Bakanlığı önünde bir araya geldi.  ‘Yönetemiyorsunuz! Ya görevinizi yapın şiddeti önleyin ya da istifa edin’ yazılı pankart açılan eylemde açıklamayı Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı okudu.

    “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI’NIN TERK EDİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı ekleştiren Fincancı, “Başta mesleğimizin değersizleştirilmesi, toplum sağlığının yok sayılması olmak üzere bugün yaşadığımız tüm sorunların kaynağının bu program olduğunu biliyoruz. Sağlıkta yaşanan sorunlara geçici, çözüm olmaktan uzak, günü kurtaran rötuşlarla şiddeti besleyen Sağlık Bakanlığı’na yerinde seslenmeye geldik. Yönetemiyorsunuz. Sağlıkta kriz giderek derinleşiyor. Ya derhal gerçekçi adımlar atın ya da istifa edin” dedi.

    Sağlıkta şiddet yasasının değiştirilmeden kabul edilmesini isteyen Fincancı, şu talepleri sıraladı:

    “Sağlık emek-meslek örgütleri ve uzmanlık derneklerinin önerileriyle güvenli çalışma alanları istiyoruz. Mesleklerimizi hedef gösteren tüm kitle iletişim araçlarının denetlenmesini istiyoruz. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın hemen terk edilmesini istiyoruz. Hekim-hasta ilişkisindeki güvenin yeniden tesisini hedefliyoruz. Toplumu hastalıklardan koruyabildiğimiz; tüketim nesnesi değil; hak öznesi olduğumuz bir hekimliği var etmek istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de sağlıkta şiddet protesto edildi-VİDEO

    Mersin’de sağlıkta şiddet protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Sağlık emekçilerine yönelik artan şiddeti protesto eden Mersin’deki sağlık meslek örgütleri, “Can güvenliğinin olmadığı yerde kimse çalışmak istemez” diyerek, iktidarı uyardı.

    Mersin Tabip Odası, Mersin Aile Hekimleri Derneği (MAHDER), Birlik Dayanışma Sendikası, Genel Sağlık İş, Aile Sağlığı Çalışanları Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), HEKİM-SEN, Hekim Birliği Mersin Toros Devlet Hastanesi önünde, sağlık emekçilerine dönük son haftalarda artan şiddeti protesto etti.

    Ortak açıklamayı Birlik Dayanışma Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Uzman Doktor Çağlar Özen okudu. Özen, son bir haftada bile bir çok sağlık çalışanının şiddete maruz kaldığını belirterek, “Öncesinde hastanelerde defalarca silahlar patladı, şifa dağıtan kurumlarda silahlı çatışmalar yaşandı. Sağlık çalışanları yaralandı, hayatını kaybetti. Bunlar gibi daha niceleri yaşandı, yaşanıyor ve ne yazık ki yaşanacak. Çünkü ilgili bakanlıklar gerekli önlemleri almıyor ve bu terörü bu şiddeti önlemek için hiçbir şey yapmıyor” dedi.

    “CAN GÜVENLİĞİNİN OLMADIĞI YERDE KİMSE ÇALIŞMAK İSTEMEZ

    Uzman Doktor Çağlar Özen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yıllardır öldürülüyoruz, sakat bırakılıyoruz, sürekli fiziksel ve sözel şiddete uğrayarak çalışmak durumunda kalıyoruz. Kınamaktan, basın açıklaması ve eylem yapmaktan biz bıktık ama bizi korumakla görevli olan yetkililer ne bize yapılan bu şiddeti görmekten ne de isyanımızı duymaktan bıkmadılar. Çünkü umurlarında değiliz. Ölürlerse ölsünler yerine yenisi gelir diyorlar herhalde ama öyle olmuyor.

    O yüzden tüm bu olup bitenlere öfkeliyiz, isyan ediyor ve tepki veriyoruz. Tek bir sağlıkta şiddet olayına daha tahammülümüz yok. Umarız bunu görürsünüz ve gerekli yasaları çıkarıp önlemleri alırsınız. Aksi takdirde kopuşlar nedeniyle ülkenin nitelikli sağlık hizmetinden yoksun kalacağını öngörebilirsiniz. Can güvenliğinin olmadığı yerde kimse çalışmak istemez, gider.

    Sevgili vatandaş, sağlık uygulamalarında karşılaştığın sorunların hiçbirinin kaynağı biz değiliz. Öncelikle bunu bilin. Yaratmadığımız probleme çözüm üretecek olan da biz değiliz. Muhatabınızı iyi bilin. Sistemin tüm sorunlarının yaratıcısı ve çözümü sağlık bakanlığının ta kendisidir. Sağlık çalışanları da aynı sorunlar nedeniyle mağdurdur.”

    “İKTİDAR UYARILARIMIZI DİKKATE ALMIYOR”

    Mersin Tabip Odası Başkanı Nasır Nesanır da, özellikle Dr. Ersin Arslan’ın katledilmesinin ardından sağlıkta şiddete karşı etkili önlemler için birçok kez iktidarı uyardıklarını belirterek, “Toplumda artarak süregelen şiddet iklimi, iktidarın şiddet dili, sağlığımızı bozan, bizi yok sayan, tüketen, değersizleştiren sağlık politikaları, hem bizi hem de halkı geçinememeye sürükleyen ekonomik buhranla birleşince; sağlığın fiziksel, zihinsel, toplumsal bütün bileşenleri de zarar görerek sağlık alanlarında şiddete de zemin oluşturmuştur. TTB ve tabip odaları olarak sağlıkta artan şiddetin de, toplumda körüklenen şiddet dilinin de karşısındayız ve sağlıkta şiddetle etkin mücadele çağrımızı yineliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Uğurlu’ya kamudan ihraç talebi: ‘Dr. Ayşe Uğurlu’ya uygulanan siyasal bir şiddettir’

    Uğurlu’ya kamudan ihraç talebi: ‘Dr. Ayşe Uğurlu’ya uygulanan siyasal bir şiddettir’

    PİRHA-Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “devlet memurluğundan çıkarma” istemiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen Dr. Ayşe Uğurlu’ya sağlık emek örgütleri sahip çıktı.

    Üç yıl önce açlık grevlerinde ölümlerin önlenmesi çağrısıyla düzenlenen bir basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle iki ay süreyle açığa alınan Ankara Tabip Odası önceki dönem Yönetim Kurulu üyesi ve TTB İnsan Hakları Kolu Yürütme Kurulu üyesi Dr. Ayşe Uğurlu; bu defa da Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “devlet memurluğundan çıkarma” istemiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi.

    Ankara Tabip Odası (ATO) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi, “Dr. Ayşe Uğurlu Yalnız Değildir” diyerek 18 Eylül 2023 günü Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Onur Naci Karahancı da katıldı.

    “TÜRKİYE ANAYASIZLIK REJİMİNE SÜRÜKLENİYOR”

    Ortak basın açıklamasını SES Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Sabiha Akdeniz Günay okudu. Dr. Ayşe Uğurlu’nun, hedef haline getirilmesine sebep olan açıklamada hekimlik mesleğinin etik ilkeleri uyarınca hareket ettiğinin altını çizen Akdeniz Günay, Türkiye’nin imzacısı olduğu pek çok uluslararası sözleşmenin yaşam ve sağlık haklarını hatırlattığını kaydetti.

    Açıklamada konuşan ATO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Onur Erden, “Bir hekim doğal olarak bir insan hakları savunucusudur. Dr. Ayşe Uğurlu aslında hekimlik yapmıştır, yaşamı savunmuştur. Bu bir suç değil, yegane görevimizdir. Dr. Ayşe Uğurlu’ya uygulanan siyasal bir şiddettir” diye konuştu.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de, iktidarın OHAL süreciyle birlikte Türkiye’yi bir anayasasızlık rejimine sürüklediğini, buna bağlı olarak uluslararası sözleşmelere aykırı uygulamaların ve muhalif kesimlere yönelik baskının tırmandırıldığını söyledi. Sağlık alanında “Emek Bizim, Söz Bizim” eylem sürecindeki birlikteliğe dikkat çeken Bozgeyik, Anayasa’ya aykırı bu uygulamalara karşı da hep birlikte mücadele edeceklerini dile getirdi.

    TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut ise, TTB’nin girişimleri sonrası aralarında Dünya Tabipleri Birliği’nin de olduğu uluslararası örgütlerin Dr. Ayşe Uğurlu ile ilgili süreci takip ettiğini aktardı. Bu hukuksuz uygulamadan bir an önce geri dönülmesi çağrısı yapan Bulut, “Biz mücadelede hep birlikte olacağız. Dr. Ayşe Uğurlu’nun onurumuz olduğunu her yerde haykıracağız” dedi.

    “İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNDEN HİÇBİR KURUM BENİ UZAKLAŞTIRAMAZ “

    Basın açıklamasında konuşan Dr. Ayşe Uğurlu ise hekimlik yaptığı 33 yıl boyunca iyi hekimlik değerlerini ve insan haklarını gözettiğini belirterek hakkında herhangi bir adli soruşturma olmaksızın idari bir soruşturma yürütülmesinin hukuksuzluğuna dikkat çekti. Uğurlu sözlerini şöyle noktaladı: “Haksız ve hukuksuz uygulamadan bir an önce vazgeçilmesini, iyi hekimlik değerleriyle yeniden görevime dönmeyi istiyorum. İnsan hakları mücadelesinden hiçbir kurum beni uzaklaştıramaz!”

    Basın açıklaması, “Ayşe Uğurlu onurumuzdur” sloganıyla sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Doç. Dr. Murat Ekmez: Çöken sağlık sisteminin suçlusu bu işi piyasalaştıran otoritelerinin kendisi-VİDEO

    Doç. Dr. Murat Ekmez: Çöken sağlık sisteminin suçlusu bu işi piyasalaştıran otoritelerinin kendisi-VİDEO

    PİRHA – Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Doç. Dr. Murat Ekmez, sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunları anlattı. Ekmez, hekimlerin maruz kaldığı şiddete değinerek “İnsanın, sağlık hizmeti beklediği kişiye dönük bu tür bir davranış kalıbında olması akla ziyan olduğu çok açık. Bu şiddet bir yandan da bulaşıyor ve hiç kimse buna dur demiyor” ifadelerini kullandı.

    Doç. Dr. Murat Ekmez, sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunları PİRHA’ya değerlendirdi. Ekmez, günümüzdeki en büyük problemin sağlık emekçilerinin ülkede kalmak istememesi olduğunun altını çizerek çok sayıda hekimin, özlük haklarına ulaşamaması ve baskılar nedeniyle ülkeyi terk ettiğini söyledi.

    “GÜNDE 100 HASTA MUAYENE ETMEYE ZORLANIYORUZ”

    Murat Ekmez, doktorların daha fazla hasta muayene ve ameliyat yapmaları konusunda zorlamaya maruz bırakıldıklarını söyleyerek “Eskiden belirli bir zaman diliminde bir gün içerisinde 20-30 hasta muayene ederken bir hekim şimdi 100 hasta muayene etmesi konusunda zorlamaya maruz kalıyor. Hekimler, daha fazla ameliyat yapması konusunda da bir zorlamaya maruz kalıyor. Oysa bunların hepsi sağlığa ve sağlık emekçilerine bütçeyi arttırarak çözülebilir durumlar” dedi.

    “ÖZEL HASTANE SAYISI KAMU HASTANE SAYISINI AŞMIŞ DURUMDA”

    Ekmez, Türkiye’de artık sağlık ortamının giderek özel hastaneciliğin alanına dönüştüğünü belirterek “Sağlığı şuanda yöneten bakan, bir özel hastane zincirinin sahibi. Şuan özel hastane sayısı Türkiye’de kamu hastane sayısını aşmış durumda. Bu aslında devlet adına bir utanç kaynağı olmalı” dedi. Ekmez, şunları da ekledi:

    “Çünkü aslında hepimizin vergilerimizle büyüttüğümüz bir alanı giderek özel hastaneciliğe çevirdiler. Bunun yanında sağlık hizmetiyle bütün aksaklıkların suçlusu olarak bakanlık ve devlet sağlık emekçilerini gösteriyor. Bu çok büyük bir çarpıtma. İnsanlar gerçekten çok zor ortamlarda canlarını dişlerine takarak çalışıyorlar. Bu kadar kötü koşullarda sağlık hizmeti sunmaya çalışıyorlar. Bunun suçlusu biz sağlık emekçileri değiliz. Bunun suçlusu bu işi giderek piyasalaştıran, özelleştirmeye çalışan sağlık otoritelerinin ta kendisi.”

    “TOPLUM ARTIK SAĞLIK HİZMETİ ALAMIYOR”

    Toplumun artık sağlık hizmeti alamadığını söyleyen Ekmez, bir hekime ulaşmak için insanların günlerce randevu beklediklerini söyledi. Randevu alınsa dahi nitelikli hizmet almak için aylarca beklenildiğini ifade eden Ekmez, 1 yılı aşkın sürelerle tedavi bekleyen hastaların var olduğunu belirtti. Ekmez, sağlık haklarına toplumun da sahip çıkması gerektiğinin altını çizerek “Sağlık meselesi sadece sağlık emekçilerini ilgilendiren bir husus değil. İnsanların da bu kötü gidişata bir dur demesi, sağlık hakkını talep etmesi gerekiyor” dedi.

    “ŞİFACISINA SALDIRANLARA KİMSE İTİRAZ ETMİYOR”

    Ekmez, sağlık emekçilerine uygulanan şiddete de değinerek şu yorumda bulundu:

    “Meslektaşlarımız yaşamını yitiriyor. Bu hafta içerisinde Antep’te bir meslektaşımıza linç girişiminde bulunuldu ve yoğun bakımda şuan. Bunun ötesinde sözel saldırılar, hakaretler gibi birçok meslektaşımız günlük pratiğinde bunlarla karşılaşıyor. Bu toplumun geldiği nokta açısından da çok çarpıcı bir şey. İnsanın, sağlık hizmeti beklediği kişiye dönük bu tür bir davranış kalıbında olması akla ziyan olduğu çok açık. Bu şiddeti sokakta, trafikte de görüyoruz. İnsanlar birbirlerini vurup öldürüyor. Sokakta kadına, hayvanlara dönük şiddet olarak da bunu görüyoruz. Bu şiddet bir yandan aslında bulaşıyor, hiç kimse buna dur demiyor. Sokakta kadın öldürülürken de sağlık alanında insanlar şifacısına saldırırken de diğer insanların buna gelip itiraz ettiğini görmüyoruz. İktidarın aslında toplumu giderek ana özünden kopardığını da söyleyebiliriz. Bütün o bozulma, toplumun zihin dünyasında da bir bozulmaya neden olmuş olmalı ki insanlar birbirlerine bu kadar kolayca şiddet uygulayabiliyorlar. Birbirlerini öldürmekten imtina etmiyorlar.”

    “GÜVENLİK GÜÇLERİ DOĞRU YERLERDE İSTİHDAM EDİLMELİ”

    Ekmez, sağlık emekçilerine yönelik şiddet meselesiyle ilgili acil olarak yapılması gerekenleri ise şöyle anlattı:

    “Devlet son 20 yıl içerisinde olabildiğine güvenlik personeli istihdam etti. Bunu toplumsal muhalefeti bastırmak için kullanmak yerine kendi kamu personelini, sağlık emekçilerini korumak yönünde kullanmalı. Bu insanların güvenli ortamlarda çalışmasını sağlamalı. Aynı talebi kadınlar da seslendiriyor, devletin şiddete maruz kalan kadınları koruması gerekiyor. Talep ettiğimiz şeyler de çok farklı değil aslında. Toplumsal muhalefeti bastırmak yerine güvenlik güçlerinin doğru yerlerde istihdam edilip insanların şiddete maruz kalmasını önlemesi gerekiyor.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • TTB: Deprem bölgesindeki sağlık emekçilerinin barınma sorunu sürüyor

    TTB: Deprem bölgesindeki sağlık emekçilerinin barınma sorunu sürüyor

    PİRHA – TTB, deprem bölgesinde sağlık hizmeti yürüten emekçilerin durumuna dikkat çekerek Sağlık Bakanlığı’na bir yazı gönderdi. Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, sağlık emekçilerinin barınma sorununun sürdüğünü belirterek “Çözüm için sağlık emek-meslek örgütleriyle birlikte hareket edilmesi gerekiyor” vurgusunu yaptı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), 14 Mart Tıp Haftası kapsamında deprem bölgesinde yaptığı incelemelerden ve hekim/sağlık çalışanlarıyla yaptığı görüşmelerden tespit ettiği sorunların çözümü için Sağlık Bakanlığı’na bir yazı gönderdi.

    Barınma başta olmak üzere temel ihtiyaçların giderilmesinde halen büyük sorunlar yaşandığının belirtildiği yazıda; hekimlerin kendi inisiyatifleriyle vardiyalı çalıştığı, dinlenme zamanlarında konaklamak için kendi olanaklarıyla başka illere gittiği veya bölgede uygun olmayan koşullarda yaşamak zorunda kaldığı bilgisi aktarıldı.

    KAMUSAL SORUMLULUK VURGUSU!

    TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı imzasıyla gönderilen yazıda, bölgedeki koordinasyon eksikliğine dikkat çekilerek “Bu sorunların çözümünde Sağlık Bakanlığı tarafından ciddi bir adımın atılmadığı da tarafımıza iletilmiş ve gözlenmiştir. Üstelik sorunların çözülmesi için bir temel oluşturmadan bölgeye çok sayıda yeni atamanın yapılması da bahsedilen sıkıntıları derinleştirecektir” denildi.

    Barınma sorununun çözümü için deprem bölgesindeki sağlık kurumlarında çalışan tüm sağlık emekçilerinin taleplerinin alınması istenen yazıda; kısa vadede konteynerler, orta ve uzun vadede prefabrik konutlar, kreşler, lojmanlar ve hekimevlerinin oluşturulmasının bir kamusal sorumluluk olduğu vurgulandı.

    Yazının sonunda soruların çözümü için sağlık emek-meslek örgütleriyle birlikte hareket edilmesi ve konuyla ilgili yapılacak çalışmaların TTB ile paylaşılması da talep edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • TTB: 14 Mart Tıp Haftası’nda depremzede hekimlerle dayanışmayı örüyoruz

    TTB: 14 Mart Tıp Haftası’nda depremzede hekimlerle dayanışmayı örüyoruz

    PİRHA- Türk Tabipler Birliği, depremzede hekimlerle dayanışma örmek için çalışma başlattıklarını duyurdu.

    Türk Tabipler Birliği (TTB), 14 Mart Tıp Haftası kapsamında depremde tıbbi malzemelerini kaybeden intörn hekimler de dahil olmak üzere tüm depremzede hekimler ile dayanışma örmek için bir çalışma başlattığını açıkladı.

    TTB açıklamada şunlara yer verdi:

    “Hekimlerin 17 Mart 2023 saat 17.00’a kadar aşağıdaki formu doldurarak TTB’ye başvurmaları halinde, ihtiyaç listesinde seçebilecekleri malzemeler (scrubs, stetoskop, otoskop, ışık kaynağı, terlik vb.) ya da ileri teknik-teknolojik olmamak kaydıyla formun “Diğer” kısmında açıklamaları ile belirtebilecekleri gereksinimler, tabip odaları/koordinasyon merkezleri tarafından imza karşılığında iletilecektir.”

    19 MART’TA SESSİZ YÜRÜYÜŞ

    Türk Tabipler Birliği (TTB) 14 Mart Tıp Bayramı Haftası deprem bölgelerindeki hekim ve sağlıkçılarla bir araya gelecek ve 19 Mart Pazar günü ise İstanbul’da sessiz yürüyüş gerçekleştireceklerini duyurdu.

    TTB depremde yitirilen hekimler ve tüm canların anısına Türkiye’de saygı duruşları yapılacağını belirterek bugün saat 11.00’de Adıyaman saat kulesi önünde olacaklarını TTB’nin Twitter adresinden duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık-Sen: 2022 yılında 422 sağlık emekçisi şiddete maruz kaldı

    Sağlık-Sen: 2022 yılında 422 sağlık emekçisi şiddete maruz kaldı

    PİRHA-Sağlık-Sen 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nda sağlık emekçilerine yönelik 249 şiddet olayının meydana geldiği, 422 sağlık emekçisinin şiddete maruz kaldığı belirtildi.

    Sağlıkçılara yönelik yaşanan şiddet olayları her geçen gün artarak devam ediyor. Sağlık emekçileri, hakaret ve şiddete uğramalarının önüne geçecek yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgularken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni güvenlik uygulamasına geçildiğini belirterek kapı güvenlik sistemlerinin kurulduğunu duyurmuştu.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası’nın (Sağlık-Sen) 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nu açıkladı.

    “SALDIRGANLARIN SERBEST BIRAKILMASI FAİLLERİ CESARETLENDİRMİŞTİR”

    2022 yılında, sağlık emekçilerine yönelik şiddetin artarak devam ettiği belirtilen açıklamada, “Aralık ayında yaşanan 15 şiddet olayıyla birlikte 2022 yılında toplamda 249 şiddet olayı yaşandı. 2021 yılında bu rakam 190 idi. Yıl boyunca yaşanan 494 saldırganın neden olduğu 249 şiddet vakasında 422 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. 1 doktor ve 1 güvenlik görevlisi ise görevi başında hayatını kaybetti. Şiddet olaylarının 210’una hasta ve hasta yakınları neden olurken, 35’ine kendini bilmez kişiler sebebiyet verdi. 4 olaya ise idareciler neden oldu. 249 şiddet olayının 216’sı hem sözlü hem fiili, 32’si sözlü, 1’i mobbing şeklinde cereyan etti. 2022 yılı boyunca yaşanan 249 şiddet olayının 206’sı hastanelerde vuku buldu. 23 olay sahada yaşanırken, 16 şiddet olayı ise aile sağlık merkezlerinde gerçekleşti. Aynı zamanda 1 olay sosyal medya, 3 olay ise SABİM üzerinden tehditle gerçekleşti. Mağdurlara branş bazlı baktığımızda ise yıl boyunca en çok şiddete maruz kalanların doktor ve hemşireler olduğunu görüyoruz” denildi.

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Sağlıkta Şiddet Yasası’na rağmen saldırganların adli mercilerce serbest bırakılması, her zaman olduğu gibi sağlık çalışanlarını yaralarken, failleri cesaretlendirmiştir. Bu nedenle, hâkim, savcı ve kolluk kuvvetlerine önemli görevler düştüğünü hatırlamakta fayda var. Elbette sağlık idaresine de her zaman olduğu gibi önemli görevler düşmektedir. Bu kapsamda X-ray cihazlarının hastanelere yerleştirilmeleri hızlandırılmalıdır. Güvenlik görevlilerine hem eğitim verilmeli hem de yetkileri artırılmalıdır. Hasta ve hasta yakınlarının hastanede bekleme alanları ayrı tutulmalıdır. Şiddet olaylarının yoğun yaşandığı acil servislerde ilave güvenlik tedbirlerine yer verilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • SES Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle basın açıklaması yaptı

    SES Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle basın açıklaması yaptı

    PİRHA – SES Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle Alanya’da basın açıklaması yaptı.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı.

    SES Alanya Temsilcilik Yönetim Kurulu üyesi Piraye Özgür Turan, yaptığı konuşmada “Bizler; işçi ve memur emekçiler, her geçen gün daha da yoksullaşırken, ücretlerimiz enflasyon karşısında mum gibi erirken seyirci olmayacağız elbette. Emeğimizin üzerinden her kim nemalanıyor ve karına kar katıyorsa biz de kazandırdığımızın karşılığında hakkımız olanı istemekten geri durmayacağız. Bankaların artan bu devasa karlarında Merkez Bankasının düşük faiz kararından kaynaklanan gelirinin yanında işçi ve memur emekçilerin kendilerine yatırılan maaş ve her türlü ücretlerinin değerlendirilmesi de etkilidir. Düşük faiz politikası ve ücretlerimiz üzerinden bankanın elde ettiği kardan payımızı istiyoruz” dedi.

    “PROMOSYON SÖZLEŞME YILININ 3 YILI GEÇMEMESİNİ İSTİYORUZ”

    Yetkili sendikayı promosyon sürecinde sessiz kalmak, İl Sağlık Müdürlüğü’nü de süreci şeffaf yönetmediği için eleştiren Piraye Özgür Turan şu açıklamayı yaptı:

    “Tüm bunlara rağmen altı dönemdir toplu sözleşmelerde emekçileri sadakaya muhtaç hale getiren yetkili sendikanın sessizliği, bakanlığın ise önce anlaşmayı üzerine alıp sonra sessizliğe bürünerek yaptığı oyalama taktiği ve promosyon sözleşmelerini il sağlık müdürlüklerine bırakmaları kabul edilemez. Ayrıca promosyon anlaşmalarında önerilerimizin dikkate alınmasını istiyoruz. Promosyon anlaşmalarının şeffaf bir şekilde yapılmasını ve iş kolundaki emekçiler adına tüm sendikaların süreci takip etmesinin sağlanmasını istiyoruz. Buna göre Promosyon sözleşmelerinin yenilenmesinin çıkarılacak bir kararnameyle tek bir günde çözüme kavuşacağı bilinmektedir. Tüm emekçiler lehine promosyon sözleşmeleri için yeniden bir düzenleme yapılmalıdır.

    Bankalar lehine olan sözleşmeleri kapalı kapılar ardında görüşmeler yaparak süreci şeffaf yürütmeyen yetkili sendika Sağlık – Sen ve İl Sağlık Müdürlüğünün tutumu anlaşılır gibi değildir. Defalarca görüşme randevu talebimize ret cevabı verilmiştir. Biz Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak diğer tüm sendikaları ortak paydada mücadeleye, Antalya İl Sağlık Müdürlüğünü ise önerilerimizi dikkate alması için tüm sendikalarla birlikte şeffaf bir görüşme ile süreci yönetmeye davet ediyoruz.

    Ülkemizde son yıllarda artan enflasyon oranı, yaşanan ekonomik kriz ortamı nedeniyle sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin satın alma gücünde ciddi oranda gerileme yaşanmıştır. Haziran 2021 öncesi birçok ilde 3-5 yıllığına imzalanan banka promosyon sözleşmeleri ile emekçilerin eline 4-7 bin TL arası ek bir gelir geçmişti. Ancak yeni dönemde yapılan banka promosyon sözleşmelerinde bu rakam 3 yıl için 30-40 bin TL’ye kadar çıkmaktadır. Özellikle 2021 yılı ve öncesinde promosyon anlaşması yapılan iş yerlerinde çalışan emekçiler ciddi hak kaybına uğramış bulunmaktadır.”

    “EV SAHİPLERİNİN PARASAL TACİZİNE UĞRUYORUZ”

    Son bir yıllık süreçte Merkez Bankası faiz oranının düşük tutulması, kamu ve özel bankaların karını beşe katlamış, ücretlinin ülkenin sermaye birikiminden aldığı pay ise iyice azalmıştır. Enflasyonla faiz arasında açılan makas, bankaları karlılık rekoruna doğru koştururken işçi ve memur emekçiler aldıkları ücretlerle ayı nasıl çıkarabilirim diye kuruş hesabı yapıyor, meyve dahi alamıyor, çocuğunu yeterli ve dengeli besleyemiyor, elektrik, su faturalarını ve kirayı ödeyemiyor. Alanya’da yaşayan bizler kiracı olarak ev sahiplerinin parasal tacizine uğruyor, evden çıkmaya zorlanıyoruz. Alanya’da ev fiyatları ve kiralardaki yüksek artışlar bu şehirde barınmamızı zorlaştırmaktadır.

    Bizler; işçi ve memur emekçiler her geçen gün daha da yoksullaşırken, ücretlerimiz enflasyon karşısında mum gibi erirken seyirci olmayacağız elbette. Emeğimizin üzerinden her kim nemalanıyor ve karına kar katıyorsa biz de kazandırdığımızın karşılığında hakkımız olanı istemekten geri durmayacağız.

    Emeğimiz her geçen gün daha da değersizleşirken, alım gücümüz enflasyon karşısında mum gibi erirken bizler buna seyirci kalıp göz yummayacağız. Sözde yetkili, özde etkisiz, rengi açık sarı olan sendikanın aksine emeğimizi her kim sömürüp kârına kâr katıyorsa ve kim buna göz yumuyorsa karşısında durup hakkımız olanı istemekten geri durmayacağız.”

    PİRHA/ALANYA

  • Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çalışanları: İnsanca yaşamak için hakkımızı istiyoruz!

    Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çalışanları: İnsanca yaşamak için hakkımızı istiyoruz!

    PİRHA- Daha önce tüm çalışanlara yarım maaş yatırılması ile gündeme gelen Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bu ay maaşlar yatmadı. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan fakülte çalışanları, “Pek çok Ufuk Üniversitesi çalışanı kira ödemeleri, fatura ödemeleri ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma geldi. Maaşlarımızın ödenmesini ve her geçen gün artan hayat pahalılığının altında ezilen çalışanlar olarak insanca yaşamak istiyoruz” dedi.

    Daha önce tüm çalışanlara yarım maaş yatırılması ile gündeme gelen Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bu ay maaşlar yatmadı.

    Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çalışanları, büyük fedakarlıklarda bulunarak hizmet vermelerine rağmen emeklerinin karşılığını alamadıklarını ve değer görmediklerini belirterek konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi önünde yapılan açıklamayı Asistan Hekim Mustafa Şahan Uyanık okudu.

    Eyleme çok sayıda emek meslek örgütü de destek verdi.

    “MAAŞLARIMIZI ALMA KONUSUNDA SÜREKLİ SORUN YAŞIYORUZ”

    Gece gündüz demeden saatlerce çalışmalarının karşılığı olan maaşlarını bu ay alamadıklarını ifade ederek sözlerine başlayan Uyanık, “Bundan beş ay önce herkese 3500 TL civarında asgari ücretin altında bir miktar para yattı ve birkaç gün sonra geriye kalan eksik ödemeler tamamlandı. İdare ile gerçekleştirildiğimiz görüşmelerden sonra maaşlarımız konusunda artık bir problem yaşanmayacağı tarafımıza iletildi. Kasım ayında ise aynı sorun bir kez daha tekrar ederek, ne zaman ödeneceği ile ilgili tatmin edici bir açıklama henüz yapılmadı” diye konuştu.

    “FATURALARIMIZI ÖDEYEMEZ, TEMEL İHTİYAÇLARIMIZI KARŞILAYAMAZ DURUMA GELDİK”

    Enflasyonun yüzde yüzleri geçtiği, hayat pahalılığının her geçen gün arttığı bu dönemde asgari ücreti reva gördükleri sağlık çalışanlarının, maaşlarının yatmaması nedeniyle ciddi zorluklar yaşadığına dikkat çeken Uyanık, sözlerine şöyle devam etti:

    “Pek çok Ufuk Üniversitesi çalışanı kira ödemeleri, fatura ödemeleri ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma geldi. Asistan hekimlerin ise nöbet ertesi izin hakkı bahane edilerek maaşlarda kesinti yapıldı; bu nedenle diğer hastanelerde çalışan asistan hekimlerle maaş farkı neredeyse iki katına çıktı. Hastane bünyesinde görev yapan asistan hekimlere maaş iyileştirmesinin yapılmayacağı, başka kurumlara geçmek isteyenlere de bekletmeden onay verileceği söylenerek çalışma isteği köreltildi. Yoksulluk sınırının 26 bin TL, açlık sınırının 7 bin TL olduğu Türkiye’de bu maaşlarla yaşamak da çalışmak da emekçiler açısından eziyet verici bir hale geldi.”

    “İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi çalışanları olarak haklarını istediklerini vurgulayan Uyanık son olarak, “Hakkımızı istiyoruz! Biz hastanede insanların sağlığı, fakültelerde tıp öğrencilerinin eğitimi için çalışan Ufuk Üniversitesi çalışanları, olması gerekenden daha azı hak görülen maaşlarımızın ödenmesini istiyoruz. Her geçen gün artan hayat pahalılığının altında ezilen çalışanlar olarak insanca yaşamak istiyoruz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Üniversitede, Sağlık Bakanlığının yeni yönetmeliğiyle hekimlere tanınan taban ek ödeme ve teşvik ödemeleri de Ağustos ayından bu yana verilmiyordu.

    Özellikle asistan hekimler, meslektaşlarıyla eşit şartlarda çalışıp eşit kazanamıyor olmaktan aylardır şikayetçilerdi.

    Hiçbir açıklama yapılmadan yaşatılan bu mağduriyet hocalardan personele kadar tüm çalışanlarda büyük tepki yarattı.

    Maaşların geç yatmasıyla CİMER’e ve YÖK’e şikayet dilekçeleri yazan sağlıkçılar, seslerini duyurmak için başka yöntemlere de başvuracaklarını açıkladılar.

    PİRHA/ANKARA

     

  • İşyeri Hekimleri hükümete seslendi: Artık yeter, haklarımızı istiyoruz!

    İşyeri Hekimleri hükümete seslendi: Artık yeter, haklarımızı istiyoruz!

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği (İSİH) Kolu ile İşyeri Hekimleri Derneği (İYHD), işyeri hekimlerinin yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini dile getirmek amacıyla birçok ildeki tabip odaları ile ortak basın toplantıları yaptı. İşyeri hekimleri, “Artık yeter! Ücretlerimizi düşürmeyi, işçiye ve iş ortamını düzeltmeye ayırdığımız ve zaten yetersiz olan süreyi kısaltmayı aklınızdan dahi geçirmeyin tam aksine hizmet sürelerimizi artırın” dedi. 

    Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimleri Kolu ve İşyeri Hekimleri Derneği tarafından “Artık Yeter! İşyeri Hekimleri Olarak Sorunlarımıza Çözüm İstiyoruz” başlıklı basın toplantısı yapıldı.

    TTB’deki basın toplantısında konuşan TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut, neoliberal politikaların bir ürünü olan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın emekçiler için ne anlama geldiğinin pandemide daha net görüldüğünü söyledi. İşçilerin çalışmaya, kalabalık vardiya-servis düzenlerine zorlandığını hatırlatan Bulut, bu dönemde büyük önem taşıyan İşyeri Hekimliğinin Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri’nin (OSGB) rant ile kuşatıldığını ifade etti. Mücadeleden başka bir çözüm olmadığının altını çizen Bulut, çözüm önerilerini yakında TTB’nin de düzenleyicisi olduğu bir sempozyumda masaya yatıracaklarını belirtti.

    “İŞÇİ SAĞLIĞINI ÖNEMSEYEN MODEL OLUŞTURMAK TARİHSEL BİR GÖREVDİR”

    İYHD Yönetim Kurulu üyesi Dr. Figen Şahbaz ise işyeri hekimlerinin tedavi edici hizmet yürütmek, reçete yazmak, rapor vermek dışında; çalışanların, sağlıklarına uygun bir işe yerleştirilmelerini sağlamak, hasta olmalarını önlemek gibi görevleri olduğunu belirtti. İşyeri Hekimliğinin Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri modelinin yarattığı sorunlardan söz eden Şahbaz, “Kamusal, emekten ve bilimden yana, mesleki bağımsızlığı gözeten, işçi sağlığı ve güvenliğini önemseyen bir model oluşturmak tarihsel bir görevdir” dedi.

    “RANT ODAKLI YAPIYI DEĞİŞTİRMEK GEREK”

    Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Muharrem Baytemür de sağlık sistemindeki krizin bir sonucu ile karşı karşıya olduklarını dile getirdi. Sağlık hizmeti veren emekçilerin yaşadığı her sorunun, sağlık hakkına erişmeye çalışan hastalara yansıdığını kaydeden Baytemür, “OSGB’lerin rant odaklı yapısını değiştirmek, sağlıkta kamusallığı yeniden tesis etmemiz gerek” diye konuştu.

    “ÇALIŞMAKTAN YILDIK, YORULDUK”

    TTB İSİH Kol Başkanı Dr. Metehan Akbulut tarafından okunan ortak açıklama şu şekilde:

    “Artık Yeter!

    Biz işyeri hekimlerinin ücretleri tarihimizin en düşük seviyesine geriledi. Çalışma şartlarımız olağanüstü ağırlaştı ve iş güvencemiz ortadan kalktı. Maaşlarımız düzenli ödenmiyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerimiz ortak sağlık güvenlik birimleri (OSGB) tarafından eksik yatırılarak geleceğimiz gasp ediliyor. Kullandığımız araç ve akaryakıt harcamaları ile bilgisayar ve internet gibi giderleri kendimiz ödemek zorunda kalıyoruz. İzin hakkımızın kısıtlandığı, bakanlık tarafından yerinde ve etkili denetimlerin yapılmadığı ama en önemlisi de mesleki bağımsızlığımızın her geçen gün erozyona uğratıldığı bir ortamda çalışmaktan yıldık, yorulduk.

    340 bin işyerinde görev yapan 14 bine yakın işyeri hekimi olarak sorunlarımızı anlatmaktan yorulduk, artık çözüm istiyoruz!

    Bugün bu sorunların yanında işçi sağlığı alanını gelecekte nelerin beklediğini de konuşmak ve buna uygun politikalar geliştirmek zorundayız. Türkiye’de önümüzdeki on yıllarda çalışan nüfusun değişimine paralel olarak (çalışan nüfusun yaşlanması, kronik hastalıkların çalışan nüfus içinde yaygınlaşması, kadınların çalışma hayatına daha fazla katılımı, göçmen işçiliği, vb.) ortaya daha farklı işçi sağlığı ihtiyaçları ortaya çıkacaktır. Bu duruma hızla ve yetkin şekilde yanıt verebilecek, yeni iş yapma teknikleri ve organizasyonlarından kaynaklanan risklerle mücadele edebilecek, iş ve çalışma ortamlarını çalışanların fiziksel ve zihinsel kapasitelerine uygun hale getirecek bir işçi sağlığı politikasına ve işyeri hekimliği uzmanlık alanına ihtiyaç vardır.

    Bir kez daha sesleniyoruz:

    • Ücretlerimizi düşürmeyi, işçiye ve iş ortamını düzeltmeye ayırdığımız ve zaten yetersiz olan süreyi kısaltmayı aklınızdan dahi geçirmeyin tam aksine hizmet sürelerimizi artırın.
    • Mesleki bağımsızlığımızın, iş güvencemizin, özlük haklarımızın, çalışma koşullarımızın önündeki en büyük engel olan, kaderimizi patronların insafına terk eden politikaların değişmesi için meslek örgütümüz ile görüşerek, işçi sağlığı hizmetinin kamusallığını da göz önünde bulunduracak gerekli düzenlemeleri hayata geçirin.
    • Meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği’nin elinden aldığınız yetkileri iade edin.

    Böylece sorunlarımızın çözümü noktasında bir başlangıç yapabilirsiniz. Böyle bir başlangıç biz işyeri hekimlerinin, iş güvenliği uzmanlarının, işyeri hemşirelerinin ve doğal olarak işçilerin yararına olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    PİRHA-Son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından “Kapatılsın” denilerek, hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak, “Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” dedi.

    AKP’ye yakın kesimler tarafından hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği’ni son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de hedef göstermiş, “Kapatılsın” çağrısında bulunmuştu. Sağlıkta şiddet yasasının çıkması, çalışma koşullarının düzeltilmesi için mücadele eden TTB’den “Buradayız” paylaşımı geldi.

    TTB’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Artık kaybettiklerimizin değil umudun, özgürlüğün, sevincin dilimizde; sağlığımızın, geleceğimizin ellerimizde olduğu günlerde hep birlikte bayramları kutlayabilmek için Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık emekçileri ülke genelinde iş bıraktı: Artık ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    Sağlık emekçileri ülke genelinde iş bıraktı: Artık ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Konya Şehir Hastanesi’nde görevli kardiyoloji uzmanı Ekrem Karakaya’nın dün Hacı Mehmet Akçay tarafından öldürülmesinin ardından sağlık emekçileri ülke genelinde iki günlük greve çıktı. İş bırakan sağlıkçılar “Artık ölmek istemiyoruz. Her türlü riski göze alarak çalışmayı göze almış sağlık emekçilerin hayatı bu kadar ucuz mu?” dedi.

    Konya Şehir Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanı olan Ekrem Karakaya, dün görev yaptığı hastanede, başka bir hastanede güvenlik görevlisi olan Hacı Mehmet Akçay tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Türk Tabipleri Birliği (TTB) saldırıdan sonra 2 gün boyunca iş bırakma kararı almıştı. “Artık ölmek istemiyoruz” diyen sağlık emekçileri “Hükümet istifa” sloganları attı.

    Sağlık çalışanları, sağlıkta şiddete karşı ülke genelinde greve çıkarken; hastane önlerinde bir araya gelerek, “Artık ölmek istemiyoruz” dedi. Ankara’da Gazi Üniversitesi Hastanesi önünde buluşan çalışan ve hekimler meslektaşları Karakaya’nın öldürülmesini protesto etti. Burada açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Tansu Ulakavak Çiftçi, “Yeter. Aklımızda çok soru var. Nasıl cesaret ediyorlar? Asıl sorumlular kim? Nereye kadar devam edecek? Nasıl önlem alınacak? Bunların hepsi kafamızda var” ifadelerini kullandı. Hastanenin Başhekimi Prof. Dr. Hasan Bostancı ise, “Bu olayların bir daha yaşanmaması adına gerekli önlemlerin alınmasını yetkili mercilerden arz ediyoruz, rica ediyoruz” diye konuştu.

    “ŞİDDET PANDEMİSİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet protesto edildi. Hastane içinde gerçekleştirilen eylemde açıklama yapan SES Antalya Şube Başkanı Şükran İçöz, “Sözün bittiği yerdeyiz. Tahammülümüz kalmadı, nefes alamıyoruz. Tükendik! Güvenli ortamlarda çalışmıyor, her an şiddet tehdidi altında inanılmaz bir stresle yaşıyoruz. Sağlık emekçilerine yönelik şiddet her geçen gün, her geçen dakika artıyor. Şiddet pandemisi ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “Konya Şehir Hastanesi’nde çalışan Kardiyoloji uzmanı Dr. Ekrem Karakaya hasta yakınının silahlı saldırısına uğradı” hatırlatmasında bulunan İçöz, “Biz artık bir sağlık emekçisinin kılına dahi zarar gelmesini istemiyoruz. Artık bağlı bulunduğumuz bakanlığın sessizliğine tahammülümüz kalmadı, hal böyleyken çalışamıyoruz. Bırakın çalışmayı nefes dahi alamıyoruz” diye konuştu.

    İçöz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sağlık Bakanlığı, sağlık sistemini içinden çıkılmaz bir hale getirip sağlık emekçisini toplumun önüne bir suçlu gibi fırlatıyor. Sağlık emekçisine yönelik şiddet cezasız kaldıkça bir hak arama eylemine dönüşüyor. Sağlık emekçileri ne kadar değersiz görüldüklerini, beyaz kod verdiklerinde bile hiçbir şey olmadığını gördükçe tükeniyor. Bu ülke sağlıkta şiddeti cezalandırmıyor ve sağlıktaki şiddete karşı etkin bir yasa çıkartmıyor.”

    “SAĞLIK EMEKÇİKLERİNİN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?

    “Artık yeter” diyen İçöz, “Gerekli önlemlerin alınması için daha ne beklenmektedir? Şiddete daha ne kadar seyirci kalınacaktır? Hekim, hemşire, ebe, teknisyen, idari memur, sağlık işçisi, bu ülkenin tüm sağlık emekçileri olarak bizler şiddete, şiddeti özendiren tüm politikalara karşıyız. Şiddetle yüz yüze kalan tüm sağlık emekçilerine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz. Sağlık emekçilerinin haklarını ve halkın sağlık hakkını koruyup geliştirecek başka bir sağlık sistemi mümkündür. Bu sistemi inşa edinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Lütfi Kırdar Hastanesi sağlık çalışanları da yaptığı açıklamada her gün ekip arkadaşlarını kaybetme korkusu ile yaşadıklarını belirtti. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İşyeri Temsilcisi Leyla Güleç de yaptığı açıklamada, “Her türlü riski göze alarak çalışmayı göze almış sağlık emekçilerin hayatı bu kadar ucuz mu? Bir doktor yetiştirmek bu kadar kolay mı? Yükümlülüklerinizi yerine getirmek için daha ne kadar ölmemiz gerekiyor?” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)