Etiket: sağlık emekçileri

  • Sağlık emekçileri iş bıraktı-VİDEO

    Sağlık emekçileri iş bıraktı-VİDEO

    PİRHA- Antalya ve Mersin’e sağlık emek ve meslek örgütleri, 1 günlük iş bırakarak Meclis’te görüşülmeye başlanacak teklifin reddedilmesini ve taleplerini içeren yasaların çıkmasını istedi.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu Teklifi’nin görüşmeleri tamamlandı ve teklif kabul edildi.

    Sağlıkçılar ise komisyonda kabul edilen teklifin geri çekilmesini istiyor. TTB, SES, TDB, DİSK Genel Sağlık-İş’in de aralarında bulunduğu sağlık meslek örgütleri Türkiye genelinde 1 günlük iş bırakma eylemi yaparak, komisyondan geçen teklifin geri çekilmesini ve sağlık emekçilerinin haklarını koruyan ve geliştiren yasaların çıkarılmasını istedi.

    Sağlık emek ve meslek örgütleri, Antalya’da TBMM Genel Kurulunda görüşülecek olan ve sağlık emekçilerinin özlük haklarının düzenleyecek yasanının taleplerini karşılamadığı, 2021 yılı aralık ayında görüşülen ve geri çekilen yasanın çok gerisinde olduğu gerekçesiyle bugün 1 günlük iş bırakma eylemi yaptı.

    Akdeniz Üniversitesi Hastanesi H Blok önün de bir araya gelen sağlık emekçileri adına ortak açıklamayı B Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Antalya Şubesi Eş Başkanı Şükran İçöz okudu.

    İçöz, yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık emekçilerinin tüm ülkede yükselen hak taleplerine karşı şöyle demişti; “Gidiyorlarsa gitsinler!”, ardından da ekledi, “asistan doktorlarımızla biz bu yola devam ederiz.” Öncelikli görevi uzmanlık eğitimi olması gereken asistan hekimler angaryayla tüketiliyor. Hekimler ya istifa ediyor, tekrar TUS çalışıp nöbeti az olan bölümlere geçmeye çalışıyor ya da hayatını yurtdışında kurmanın peşine düşüyor. Genç hekimleri bu sıkışmışlıkla baş başa bırakan idarecilerin ısrarla bu sorunu görmezden gelmesi demek ülkenin, toplumun, sağlık sisteminin iyiliğini istememek demektir. Yeterli eğitim alamayan, kışkırtılmış sağlık talebiyle korkunç boyutlara ulaşmış iş yükünün altında ezilen, yönetmeliğe göre 3 günde 1’den daha sık nöbet yazılamaz denilmesine rağmen 36 saate varan nöbetler tutturulan ve nöbet ertesi izinleri gasp edilen, şiddete maruz bırakılan asistan hekimlerin çalışma koşulları bir an önce düzeltilmelidir” dedi.

    Mersin’de sağlık emekçileri Toros Devlet Hastanesi’nde bir araya geldi. Onlarca sağlık emekçisinin katıldığı açıklamayı Mersin Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Nasır Nesanır okudu. “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” diyen Nasır Nesanır, taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Yasa tasarısında sabit ek ödemeleri emekliliğe yansıyacak ve temel ücretimizi yoksulluk sınırı üzerine çıkaracak tek kalemde maaş uygulamasına uygun bir şekilde düzenleyin. Yoksulluk sınırı üzerinde temel maaş belirlenmesinden sonra eğitim durumu, yapılan işin riski, çalışma yılı vb kriterler ile giydirilmiş maaş düzenlenmesi yapılmalıdır.

    – Angarya çalışma, fazla mesai baskısında bizleri bırakacak performans ödeme sistemini bırakın yükseltmeyi kaldırın diyoruz. Performans demek daha fazla işlem yaparak kamuya daha fazla yük demek. Performans demek angarya köle çalışmak demek. Performans demek daha fazla hata yapıp malpraktis ile karşı karşıya kalmak demek.

    – Sağlık iş kolundaki tüm emekçiler nasıl ekip olarak çalışıyorsa düzenlemede ekip anlayışına uygun tümünü kapsamalıdır.

    – Sağlığın da bir bileşeni olan ve aynı işkolu olan sosyal hizmet emekçilerinin tümünü de kapsayacak bir şekilde yasa taslağında düzenleme yapılmalıdır.

    – ASM’lerde ceza yönetmeliğine son verilmelidir. ASM’lerde çalışan personelin tamamı bu yasadan yararlandırılmalıdır. Hekimleri işveren konumuna düşüren cari harcamalar (kira, elektrik, su, doğalgaz vb) ile uğraşmak zorunda bırakan uygulama sonlandırılmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerin öncelendiği birinci basamak sağlık sistemi gerçekleşinceye kadar ASM’lerin tüm masrafları kamu bütçesinden hekimleri işin içine dahil etmeden karşılanmalıdır. Hekim dışı diğer sağlık emekçileri de kadrolu güvenceli istihdam modeli ile çalıştırılmalıdır. ASM’lerde çalışanların temel ücretleri yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır.

    PİRHA/ANTALYA-MERSİN

  • Sağlık emekçileri 15 Haziran’da iş bırakıyor

    Sağlık emekçileri 15 Haziran’da iş bırakıyor

    PİRHA- Sağlık çalışanlarının özlük haklarında düzenleme öngören 14 maddelik kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilirken, sağlık meslek örgütlerinin çağrısıyla sağlık emekçileri yarın (15 Haziran) iş bırakma eylemi yapacak.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu Teklifi’nin görüşmeleri tamamlandı ve teklif kabul edildi.

    “HEKİMLER BU KÖTÜLÜĞÜ UNUTMAYACAK!”

    Sağlıkçılar ise komisyonda kabul edilen teklifin geri çekilmesini istiyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) çıkan teklife “Özlük haklarımız ile ilgili düzenleme yapacağınızı söyleyerek hekimleri aylardır oyalıyorsunuz. Bizleri çalışamaz, sağlık sistemini işlemez noktaya getiren sağlık politikalarının uygulayıcıları tarafından TBBM’ye sunulan yasa teklifinin yetersizliklerine dair tüm itirazlarımıza rağmen komisyondan değiştirilmeden geçirildi. Hekimler bu kötülüğü unutmayacak! Süreci takip etmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz,” açıklamasıyla tepki gösterdi.

    1 GÜNLÜK İŞ BIRAKMA EYLEMİ

    TTB, SES, TDB, DİSK Genel Sağlık-İş’in de aralarında bulunduğu sağlık meslek örgütleri 15 Haziran’da 1 günlük iş bırakma eylemi yaparak, komisyondan geçen teklifin geri çekilmesini ve sağlık emekçilerinin haklarını koruyan ve geliştiren yasaların çıkarılmasını isteyecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Beyaz Miting’de binler buluştu: Taleplerimiz karşılanmazsa greve gideriz

    Beyaz Miting’de binler buluştu: Taleplerimiz karşılanmazsa greve gideriz

    Ülkenin dört bir yanından gelerek Ankara’da buluşan sağlık emekçileri ve hekimler, Beyaz Miting’te taleplerini haykırdı. Sağlık emekçileri, taleplerinin karşılanmaması durumunda sandıklar kurarak süreli ve süresiz greve başlayacakları uyarısında bulundu. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Tarım Orman ve Çevre Hayvancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (TARIM-ORKAM-SEN), Türkiye Tabipler Birliği (TTB), Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği,  Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Dev-Sağlık-İş, Diş Hekimleri Odası olmak üzere 7 sağlık kurumu öncülüğünde “Emek bizim söz bizim sağlık hepimizin” şiarıyla Ankara Anıtpark’ta “Beyaz Miting” düzenlendi.

    BİNLER KATILDI

    Mitinge Diyarbakır, Mardin, Van gibi bölge kentleri olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinden sağlık emekçileri ile hekimler katılırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP), CHP milletvekilleri ile parti temsilcileri, Halkevleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Alınteri, Tüketici Hakları Derneği, İlmek Kadın Dayanışması temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda kişi katıldı.

    TALEPLER KÜRTÇE VE TÜRKÇE DİLE GETİRİLDİ

    Türkçe ve Kürtçe taleplerin yer aldığı “Emek bizim söz bizim sağlık hepimizin”, “5 dakikada hasta bakılamaz”, “Sağlıklı bir gelecek elimizde”, “Eşit, parasız, anadilde sağlık”, “Yaşamak yaşatmak istiyoruz”, “Kadınlar sağlığın toplumsal gaspına son verecek” yazılı pankart ve dövizler taşındı.

    Binlerce kişinin katıldığı miting, yaşamını yitiren sağlık emekçileri ve hekimler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    “MÜCADELEMİZ SAVAŞLARA”

    Saygı duruşunun ardından söz alan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, değerlerinin farkında olduklarını vurguladı. Fincancı devamla şöyle konuştu:

    “Biz sağlığımızı korumak için, nitelikli, etik değerlerimizle bütünleştirdiğimiz bir hekimliği sürdürebilmek için mücadele ederken, bugün Ankara’da hep birlikte ‘Emek Bizim, Söz Bizim, Sağlık Hepimizin’ diye bir kez daha seslerimizi, direncimizi birbirine katıyoruz. Taleplerimiz bizim, sizin, hepimizin. Toplumda sağlıksızlık üreten ne varsa, ona karşı mücadelemiz. Savaşlara, adaletsizliğe, baskılara, zulme, açlığa, yoksulluğa, bu gezegeni daha fazla kar uğruna tüketim nesnesi görenlere, yaşamlarımızı tüketenlere, umutlarımızı hapsedenlere karşı. Bu çoklu krizler çağında ekolojik krizle pandemilere yol verenlere, karları uğruna çarkları durdurmayan, on binlerce emekçiyi ölüme terk eden, işçi sınıfı hastalığını yok sayanlara, sağlığımızı sermayeye teslim edenlere, bizi sağlıksızlığa mahkûm etmek isteyenlere karşı yan yanayız. Bizi emeğimize yabancılaştıranlara, parçalayıp bölerek yönetmeye çalışanlara, birbirimize düşmanlaştıranlara, yalnızlaştırıp yarıştıranlara, kölelik koşullarını dayatanlara karşı emeğimizden, birlikte değiştirebilmekten aldığımız güçle buradayız.”

    “GİDECEK OLAN BİZLER DEĞİLİZ”

    Ardından konuşan TTB TÖK ve SES Öğrenci Komisyonu üyesi Esma Eylem Dede, sağlık öğrencileri olarak mücadeleyi fakülte sıralarından örmeyi ve dayanışmayı büyütmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. Dede, “Bugün burada olma amacımız; nitelikli, toplumsal cinsiyet eşitlikçi, parasız bilimsel, anadilinde eğitim ve sağlık hakkını savunmaktır. Bize ‘giderlerse gitsin’ diyenler duysun. Gidecek olanlar bizler değil sizsiniz. Buradaydık buradayız gitmiyoruz” dedi.

    134 BİN 207 KİŞİ SAVUNMA HAKKI OLMADAN İHRAÇ EDİLDİ

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden edilenler adına konuşan Aslıhan Hak da hükümetin 15 Temmuz Darbe girişimini fırsata çevirdiğine dikkat çekerek, “Hükümet, hukuk sistemini adeta OHAL ve KHK ile yönetilen rejime evriltti. OHAL döneminde gece yarıları çıkarılan 32 KHK ile 134 bin 207 kişi savunma hakkı bile tanınmadan ihraç edildi. Bu dönem de ihraç edilenlerin 10 binden fazlası da sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan emekçilerdi. Yıllarca sağlık alanın torpilden, siyasi partilerden, her türlü dini, etnik grupların referansı ile yönetilmemesi gerektiğini sendikamız ve üyelerimiz her zaman eylemi ve söylemiyle dile getirdi. Yine söylemi ve eylemi ile askeri, sivil her türlü darbeye karşı mücadele eden insanları ihraç etme hukuksuzluğunu bu güne kadar kabul etmedik etmeyeceğiz. 6 yıldır süren KHK ihraç rejimi birçok arkadaşımın yaşamına mal oldu. Birçoğu ülkesini sevdiklerini terk etmek zorunda kaldı. Emekçiler sivil ölüme mahkum edildi. Yaşamını yitiren, hayatları kararan her bir kişinin vebali bu hükümetin boynundadır. Peşini asla bırakmayacağız! Bu nedenle; Emeğin özgürleştiği demokratik bir ülke kuruluncaya kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    TALEPLER SIRALANDI

    Dev-Sağlık İş Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Cumali Bolat, sağlık emekçileri arasında çalışma barışını bozan, sağlık emekçilerini yok sayan uygulamaları kabul etmediklerini belirterek, “Sağlık hizmeti ekip işidir, bu ekibin bozulmasına izin vermeyeceğiz! Diğer sağlık çalışanları ile birlikte pandeminin tüm yükünü taşıdık, taşıyoruz. İzinler kaldırıldığında sağlık işçisi sayılıyoruz, bize de uygulanıyor ama zaten adaletsiz olan ücretlendirmede adımız bile anılmıyor” dedi.

    Ortak talepler şöyle sıralandı:

    “*İşçilerden habersiz bir şekilde imzalanan toplu iş sözleşmeleri ile dayatılan enflasyon farkı bir zam değildir. Resmi enflasyon rakamları ile verilen zamlar karşılığında ücretlerimiz erimeye devam ediyor. Bütün sağlık işçileri için iyileştirme istiyoruz!

    *Sağlık emekçileri açısından kazanılmış bir hak olan ‘haftada 40 saat çalışma’ istiyoruz!

    *Taşeron döneminden gelen keyfiyet ve hukuksuzlukların artık son bulmasını, yaptığımız işlerin belirlenmesini ve ‘Görev Tanımları’mızın yapılmasını istiyoruz!

    *12 saatlik çalışmamızın 11 saat gösterilmesi kabul edilemez.

    *Ara dinlenme ve yemek molalarımızın düzenlenmesini istiyoruz!

    *696 Sayılı KHK ile getirilen ‘Zorunlu Emeklilik’ uygulamasının son bulmasını,

    *Tayin ve becayiş hakkımızı istiyoruz!”

    “SİSTEM, SAĞLIĞI META OLARAK GÖRÜYOR”

    Son olarak konuşan SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey ise sağlığın bir meta, hastanelerin işletme, hastaların müşteri ve sağlık emekçilerinin sistem tarafından köle olarak görüldüğünü kaydederek, “Sistemin hayata geçirdiği sağlıkta dönüşüm programı ile biz sağlık emekçilerinin emeği ucuzlatılmış, çalışma koşulları kötüleşmiş halkın sağlık hakkı elinden alınmış, gelinen aşamada sağlık sistemi tıkanmış ve işlemez hale gelmiştir. Pandeminin ve yönetememe krizinin bir sonucu olarak daha da zorlaşan çalışma koşullarımız ve derinleşen ekonomik kriz karşısında yetkili sendikanın da emekçinin değil, iktidarın yanında tutum almasıyla ekonomik haklarımız ile ilgili büyük kayıpları yaşamaya devam ediyoruz. Siyasal iktidar; sağlık ve sosyal hizmetlerini üreten emekçilerin haklarını görmezden gelmekte, tercihini her zaman olduğu gibi sermayeden yana kullanmaktadır ve bu yüzden tüm toplumsal kesimler gibi bizler de artık geçinemiyoruz” şeklinde konuştu.

    GREVLER BAŞLATILACAK

    Atabey, konuşmanın devamında şunları söyledi: “Bu tıkanmış ve işlemeyen sağlık sisteminin tüm yükünü biz sağlık emekçileri çekmekte, emeklerimizin karşılığını alamadan her geçen gün şiddete daha fazla maruz kalmakta, yoksullaşmakta ve umutsuzluğa daha fazla sürüklenmekteyiz. Bizler umudu başka ülkelerde aramak istemiyoruz. Biz sağlık emekçileri yetersiz istihdamın ve kışkırtılmış sağlık talebinin karşısında tükenmekte, personel eksikliğinden kaynaklı angarya ve uzun çalışma saatleri ile daha çok çalışmaya zorlanmaktayız. Bize dayatılan bu çalışma koşulları ve sefalet ücretlerinin kader olmadığını, emeğimizin gaspı olduğu bilinciyle bu bozuk düzene karşı başka bir sağlık ve sosyal hizmet sistemini var etmek için birlikte mücadele ediyoruz ve kazanacağımızı da biliyoruz.  Biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak haklarımızın ve bize verilen vaatlerin takipçisiyiz. Haklarımız verilmediği taktirde iş yerlerinde sandıklar kurarak süreli ve süresiz grevleri, Sağlık Bakanlığı önüne çadır kurma dahil seçenekleri oylayacağız. İş yerlerinde emekçiler neye karar verirse biz örgütler olarak mücadelemize o yönlü devam edeceğiz.”

    Mitingde ortak talepler ise şöyle sıralandı:

    “*Geçinemiyoruz, insanca yaşayacak ücret istiyoruz! Sağlığa ayrılan bütçe artırılmalı, aylıklarımız insanca yaşanabilir, emekliliğe yansıyacak tek ödeme olmalıdır.

    *COVID-19 meslek hastalığı sayılmalıdır.

    *Emeğimize, mesleğimize, hekimlik değerlerimize sahip çıkıyor, sağlık 5 dakikaya sığmaz diyoruz. Hastaneler işletme, hastalar müşteri, bizler köle olmak istemiyoruz

    *Tüm canlılar için sağlık üreten, sağlık üretiminin devamlılığını sağlayan bütün çalışanları kapsayan etkili bir sağlıkta şiddet yasası istiyoruz.

    *Aile hekimliği ceza yönetmeliği, mobing, KHK, arşiv taraması ve güvenlik soruşturması baskısına son verilmelidir.

    *Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli, basamaklı sağlık sistemine geçilmelidir.

    *Sadaka kültürünü pekiştiren sosyal yardım politikaları yerine hak temelli sosyal hizmet politikaları geliştirilmeli, sosyal hizmet emekçilerinin sorunlarına birlikte çözüm üretilmelidir.

    *Katkı payı adı altında sağlığa erişimi paralı hale getiren uygulamalardan vazgeçilmeli sağlık herkes için parasız olmalıdır.

    *Nitelikli, toplumsal cinsiyet eşitlikçi, parasız bilimsel, anadilinde sağlık eğitimi istiyoruz.”

    Ardından miting Kardeş Türküler’in ezgileriyle devam etti. Ezgiler eşliğinde çekilen halayların ardından miting sona erdi.

    (Jinnews)

     

  • Sağlık emekçileri İstanbul’da da iş bıraktı: İnsanca çalışma koşulları istiyoruz-VİDEO

    Sağlık emekçileri İstanbul’da da iş bıraktı: İnsanca çalışma koşulları istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle yurt genelinde iş bırakma eylemi gerçekleştiren sağlık emekçileri, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi önünden bir kez daha seslendi. Sağlıkçılar ortak yaptıkları açıklama ile “Bu işlemeyen, sağlık değil sağlıksızlık üreten sisteminin tüm yükünü  bizler çekmekteyiz, emeğimizin karşılığını alamadan her geçen gün daha fazla şiddete maruz kalmaktayız” dedi. 

    Sağlık emekçileri, özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle yurt genelinde bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. İstanbul Tabip Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, 1. Bölge İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Genel Sağlık-İş Sendikası, Dev-Sağlık-İş ile Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik Ve Dayanışma Sendikası, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi önünde bir araya geldi.

    Temel Bilimler Fakültesi önünden ana kapıya kadar yürüyüş gerçekleştiren sağlık emekçileri, taleplerini bir kez daha haykırdı. Kurumlar adına ortak basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Pınar Saip okudu. “Pandeminin derinleştiği kriz ortamında ekonomik ve sosyal haklarımız ile ilgili büyük hak kayıpları yaşamaya devam ediyoruz” diyen Saip, siyasi iktidarın sağlık hizmetlerini üreten sağlık emekçilerinin haklarını görmezden geldiğini söyledi.

    “SAĞLIKSIZLIK ÜRETEN SİSTEMİN TÜM YÜKÜNÜ BİZ ÇEKİYORUZ”

    Saip şöyle devam etti:

    “Her gün yağmur gibi gelen zamlar nedeniyle, tüm toplum kesimleri gibi bizler de artık geçinemiyoruz. Sağlığı alınıp, satılan bir meta, hastaneleri işletme, hastaları müşteri ve sağlık çalışanlarını köle olarak gören anlayışın ürünü olan “sağlıkta dönüşüm programı” ile bizlerin emeği ucuzlatılmış, çalışma koşulları kötüleşmiş, halkın sağlık hakkı ise büyük ölçüde elinden alınmış gelinen aşamada sağlık sistemi işlemez hale gelmiştir.

    Sağlığa erişim giderek zorlaşmakta, katkı-katılım payları ile ekonomik krizin derinleştiği koşullarda yurttaşın cebinden giderek daha fazla para çıkmaktadır. Bu işlemeyen, sağlık değil sağlıksızlık üreten sisteminin tüm yükünü ise bizler çekmekte, emeğimizin karşılığını alamadan her geçen gün daha fazla şiddete maruz kalmaktayız. Yetersiz istihdamın ve kışkırtılmış sağlık talebinin karşısında tükenmekte, angarya ile daha çok çalışmaya zorlanmaktayız.”

    “İNSANCA ÇALIŞMA KOŞULLARI İSTİYORUZ”

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise sağlık çalışanlarının taleplerini şöyle sıraladı:

    “İnsanca yaşayacağımız temel ücret, insanca çalışma koşulları ve güvenli çalışma ortamları istiyoruz. Emekliliğe yansıyacak hakkımız olan ücretlerimizi ve 7200 ek gösterge istiyoruz. Emekli hekimlerin maaşlarının yaşamlarını ekonomik ve sosyal açıdan sürdürebileceği seviyeye çıkartılmasını istiyoruz. TTB’nin yıllardır önerdiği ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkarılmasını, sağlıkta şiddetin sona ermesini istiyoruz. Covid-19’un bütün sağlık çalışanları için illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı olarak kabul edilmesini istiyoruz.

    ‘Aile Hekimliği Ceza Yönetmeliği’nin geri çekilmesini; koruyucu sağlık hizmetlerinin kamu tarafından yeterli ve güvenli koşullara kavuşturan kamu binalarında, toplumun her kesimine eşit ve öncelikli sunulduğu birinci basamak sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Asistan hekimlerin asli işlerinin eğitimleri olduğunun kabulünü, ucuz emek sömürüsüne denk düşen uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Özel sektörde ciro baskısına, şirket kurdurma zorlamasına son verilmesini, güvenceli sendikalı, çalışma koşullarının oluşturulmasını istiyoruz. Pandemide çalışılan her yıl için 120 gün yıpranma payı istiyoruz.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

     

  • Dersim’de sağlık emekçileri grevde: Oyalama değil, hakkımız olanı istiyoruz-VİDEO

    Dersim’de sağlık emekçileri grevde: Oyalama değil, hakkımız olanı istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de, sorunlarını muhatabı ile çözemedikleri için bugün alanlarda olduklarını belirten sağlık emekçileri, “Sorunlarımızın köklü çözümü ancak bu sağlık sisteminin tümüyle değişmesi ile gerçekleşecektir” dedi.

    Sağlık örgütleri, özlük haklarının iyileştirilmesi ve ek ödeme adaletsizliğinin giderilmesi talebiyle bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

    Dersim’de de Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi öncülüğünde sağlık emekçileri, saat 12.30’da Tunceli Devlet Hastanesi önünde açıklama yaptı.

    Açıklamada ‘Geçinemiyoruz, lütuf değil hakkımız olanı istiyoruz’ pankartı açılırken, açıklamaya onlarca sağlık çalışanı katıldı. Açıklamayı SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman okudu.

    “SORUNLARIMIZ ÇÖZÜLMEZSE EYLEMLERİMİZ DEVAM EDECEK”

    Artık bıçağın kemiğe dayandığı için iş bırakarak alanlara çıktıklarını vurgulayan Kahraman, “Bugün gelinen aşamada tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri ağır çalışma koşulları, uzun nöbetler, eksik istihdam, sağlıkta şiddet, özlük haklarının aşındırılması nedeniyle zor durumdadır. Sorunlarımızı muhatabı ile çözemediğimiz için bu gün alanlardayız. Sorunlarımızın köklü çözümü ancak bu sağlık sisteminin tümüyle değişmesi ile gerçekleşecektir. İktidar bilmelidir ki taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecek” dedi.

    “GÜVENCELİ ÇALIŞABİLME KOŞULLARINI SAĞLAYIN”

    SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman, çözülmesini istedikleri taleplerini şöyle sıraladı:

    -Özelleştirme politikalarından vazgeçin.

    -Koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyin.

    -Tüm işkolu emekçilerine emekliliğe yansıyacak yoksulluk sınırı üzerinde temel ücret uygulamasını başlatın.

    -Güvencesiz, gerçekdışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verin.

    -Güvenceli çalışabilme koşullarını sağlayın. Şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri sağlıklı çalışma ortamları oluşturun.

    -COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası

    -Ağır ve tehlikeli işler kapsamında faaliyet yürüten tüm işkolu emekçileri için 5 yıla 1 yıl yıpranma payı verin.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de SES iş bıraktı: Maaşımız her geçen gün erimektedir-VİDEO

    Dersim’de SES iş bıraktı: Maaşımız her geçen gün erimektedir-VİDEO

    PİRHA-Dersim SES Şube’si Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü önünde çalışma koşulları ve zam düzenlemesine tepki göstererek, iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Hepimizin çalışma koşulları ağır, hepimizin maaşı çok düşük ve her geçen gün mum gibi erimektedir” denildi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi, Meclis’ten geçen yasa tasarısının sağlık çalışanlarının ayrıştırılmasına ve iş barışının bozulmasına neden olduğunu ifade ederek, Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü’nün önünde basın açıklaması yaptı. “Eşit işe eşit ücret”, “Mobbinge baskıya son”, “3600 göstergede vaat değil hemen icraat” dövizleri taşındı. Sağlık emekçilerinin katıldığı açıklamayı SES Dersim Şube Eşbaşkanı Serap Kahraman yaptı.

    “BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK KAZANACAĞIZ”

    Çalışma koşullarının ağır ve maaşlarının çok düşük olduğunu belirten Kahraman, “Her geçen gün mum gibi erimektedir. Bizleri ayrıştırmaya çalışan bu politikalara karşı birlikte mücadele ederek birlikte kazanacağız. Her geçen gün fakirleşiyoruz, bu gerçeği biz yaşarken bizi yalan sözlerle kandırmaya çalışmayı bırakın. TÜİK verileriyle, iktidar demeçleriyle geçiştirilemeyecek bu duruma karşı ücretlerimizde iyileştirme yapılmıyor. Sahte enflasyon oranlarının bile altında ücret artışlarının altına sarı sendika imza atıp sonra çıkıp tarihi kazanım diyebiliyor. İktidar bir taraftan, Sağlık Bakanlığı öte taraftan, yetkili sendika diğer taraftan sağlık emekçilerinin aklıyla dalga geçiyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Sağlık emekçileri Hopa’da da iş bıraktı

    Sağlık emekçileri Hopa’da da iş bıraktı

    PİRHA- Çalışma koşulları ve zam düzenlemesine tepki gösteren sağlık emekçileri yurdun birçok noktasında iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Hopa’da da eylem yapan emekçiler, Meclis’ten geçen düzenlemenin tüm sağlık emekçilerini kapsayacak şekilde adil bir hale getirilmesini istedi.

    Sağlık emekçileri arasında ayrımcılık yaratacak şekilde sadece hekimleri kapsayan ek gösterge düzenlemesine karşı sağlık emekçilerinin tepkisi büyüyor. Düzenlemenin Meclis’ten geçmesinin ardından pek çok yerde eylem yapan sağlık emekçilerinin tepkisinden sonra düzenleme geri çekilerek bütçe görüşmeleri sonrasına ertelendi.

    Ülkenin dört bir yanında sağlık emekçileri bugün (6 Aralık) Meclis’ten geçen ayrımcı yasaya karşı ek gösterge düzenlemesinin bütün sağlık emekçilerini kapsaması talebiyle iş bıraktı.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) çağrısıyla Hopa Devlet Hastanesi’nde iş bırakma eylemi gerçekleştiren sağlık emekçileri hastane bahçesinde bir açıklama yaptı.

    “KAPİTALİST SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKTÜ”

    Yılladır “sağlıkta dönüşüm” adı ile ifade edilen, halk ve emekçiler lehine olmayan uygulamalara karşı alanlarda olduklarını açıklayan sağlık emekçileri yaptıkları açıklamada; “Bugüne kadar uygulanan bu politikalara karşı dediğimiz her konuda maalesef haklı çıktık. Hizmeti üretenlerin ve halkın temsilcilerinin içinde yer olmadığı bir programın başarı şansı olmadığını söyledik. Kapitalist üretim-tüketim ilişkilerine indirgenen sağlık ve sosyal hizmetlerde başarı olmaz dedik. COVID-19 pandemisi ile kapitalist sağlık sistemlerinin tümünün çöktüğünü, nasıl aciz kaldığını tüm dünyada gördük. Devrim gibi anlatılan bu projelerin Türkiye’de de nasıl çöktüğüne hep birlikte şahit olduk” dedi.

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ ANGARYAYLA KARŞI KARŞIYA”

    Niçin alanlarda olduklarını daha iyi anlatmak için sadece sağlık iş kolunda mevcut duruma bakmanın yeterli olacağı belirtilen açıklamaya şu sözlerle devam edildi:

    “10 dakikada 2 hasta muayenesi, Aile hekimliğinde yaşanan sorunlar, keyfi ve kuralsız cezalandırma, güvencesiz ve ucuz çalıştırma 3. basamak hastanelerine sevksiz gidebilme, eğitim ve araştırma yerine muayenenin öncellenmesi ve personel eksikliğinden kaynaklı asistan hekimlerin eğitim yerine muayene ve kırtasiyecilik yapma gibi nedenlerle angarya ile karşı karşıyayız. Uzun çalışma saatleri ve yeterli kadro açılmaması nedeniyle de sağlık politikaları tamamen iflas etti. Hemşire başta olmak üzere yüz binlerce personel açığından kaynaklanan artan iş yükü ve angarya çalışma ve çok sayıda yeni mezun sağlıkçının işsiz olması, pandemi ile mücadelede yaşamını yitiren yüzlerce ve enfekte olan yüz binlerce sağlık emekçisi olmasına rağmen COVID-19’un meslek hastalığı sayılmaması, yıllardır oyalanarak seçim yatırımına dönüştürülen 3600-7200 ek gösterge sorunu, adil olmayan döner sermaye uygulamaları, angarya çalışma nedeniyle istifa edip yurtdışına göçmek zorunda kalan sağlık emekçileri var.”

    “KHK SORUŞTURMLARINDA SAĞLIK ÇALIŞANLARININ İŞİNE SON VERİLİYOR”

    İktidar partisinin kendine yakın kişileri liyakat esasları gözetmeden idareci olarak atadığı kaydedilen açıklamada son olarak şu cümleler aktarıldı:

    “İdareci seçimlerinde işkolu emekçilerinin tercih hakkı yok. Bu nedenle de çalışma rejimi açısından da demokratik olmayan koşullar mevcut. KHK rejimi, güvenlik soruşturmaları nedeniyle işten atmalar, göreve başlatmamalardan kaynaklı örgütlenme önündeki kaygılar, yöneticilerin dili, kışkırtılan sağlık talebi ve bilime de aykırı olan sağlık sisteminin sonuçları arasında yer alan şiddet, özlük sorunları gibi birçok sorun yaşanıyor. Bu sorunları yaşayanlar olarak ta çoğu zaman hedefe konan bizler oluyoruz. Bu nedenle sağlık emekçilerinin ekonomik, özlük ve demokratik haklarına yönelik mücadele yanında sağlık hakkı mücadelesini de yürütmek zorunda kalıyoruz. Haklarımızı alana kadar mücadele etmeye kararlıyız.”

    PİRHA/HOPA

  • Sağlık emekçileri Ankara’da da iş bıraktı -VİDEO

    Sağlık emekçileri Ankara’da da iş bıraktı -VİDEO

    PİRHA- Sağlık emekçileri, hekimlere yönelik maaş artışının ve yıllardır sözü verilen ek göstergenin ayrım gözetilmeksizin tüm sağlık emekçilerine uygulanması talebiyle Ankara’da da iş bırakma eylemi yaptı.

    Sağlık emekçileri arasında ayrımcılık yaratacak şekilde sadece hekimleri kapsayan ek gösterge düzenlemesine karşı sağlık emekçilerinin tepkisi büyüyor. Düzenlemenin Meclis’ten geçmesinin ardından pek çok yerde eylem yapan sağlık emekçilerinin tepkisinden sonra düzenleme geri çekilerek bütçe görüşmeleri sonrasına ertelendi.

    Ülkenin dört bir yanında sağlık emekçileri bugün (6 Aralık) Meclis’ten geçen ayrımcı yasaya karşı ek gösterge düzenlemesinin bütün sağlık emekçilerini kapsaması talebiyle iş bıraktı.

    Ankara’da da çeşitli hastanelerde iş bırakan sağlık emekçileri, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi’nin çağrısıyla Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya geldi. Eyleme Ankara Tabip Odası ve Dev Sağlık-İş üye ve yöneticileri de katılarak destek verdi.

    Yapılan eylemde sık sık, ‘Söz, yetki, karar çalışanlara’, ‘Emek bizim, söz bizim’, ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ sloganları atılırken,  ‘Emeğimizi görünür kılıyor, hizmet üretmiyoruz’ pankartı açıldı.

    Eylemde yapılan açıklamayı SES Ankara Şube Eş Başkanı Nazan Karacabey okudu. Karacabey, bunun bir uyarı grevi olduğunu, sağlık emekçilerinin taleplerinin görmezden gelinmeye devam edilmesi durumunda daha güçlü eylemler yapacaklarını vurguladı.

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ İKİ DUDAK ARASINDAKİ ÖDEMELERE MAHKUM EDİLMİŞTİR”

    Yıllardır yürütülen sağlıkta dönüşüm programının pandemi ile birlikte iflas ettiğini belirtilen Karacabey, “Performansa dayalı ücretlendirme pandemiyle birlikte dağılmış, sağlık emekçileri iki dudak arasındaki ödemelere mahkum edilmiştir. Üstelik bu ödemeler sağlık emekçilerinin 39 branşını görmeyen neye göre ödendiği anlaşılamayan ve sürekliliği olmayan bir şekilde yapılmıştır. Pandemide ayrımcılık olmaz dedik duymadılar, sağlık ekip işidir bizleri ayrıştırmayın dedik duymadılar. Hala kovid servisleri yoğun bakımlar ve filyasyonlarda çalışmaya devam ediyoruz. Bir buçuk senedir aksayan sağlık hizmetlerini yürütmek ve halkın sağlık hakkını gözetmek için durmaksızın sağlık hizmeti veriyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    “EMEKÇİLERİ, EKONOMİK ÖZLÜK HAKLARLA DA BÖLMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Ekonomik krizle birlikte iyice yoksullaşan halkın verdiği vergilerin sağlık hizmeti almasına yetmediğini ve sağlık hizmetlerine erişimin zorlaştığını dile getiren Karacabey açıklamasına şu sözlerle devam etti:

    “14 kalem de halkın cebinden çıkan katkı-katılım payları ve ilave ücretler, SGK ödemesi kapsamından çıkarılan ilaçlar ve yılbaşından sonra zam gelecek diye piyasaya sunulmayan yüzlerce kalem ilaç nedeniyle yaşanan ilaç krizi, pandemi koşullarının tıkattığı sağlık sistemi nedeniyle kronik hastalıkları olanların dahi sıra alamaması, koruyucu sağlık hizmetleri yerine tedavi edici sağlık hizmetlerine ve özel sektöre bütçeden ayrılan payların büyüklüğü, İnsanların yaşam alanlarına yakın hastanelerin kapatılması, erişim olanaklarının zor olduğu şehir hastaneleri bünyesinde sermayeye kaynak aktarılan uygulamalar başta olmak üzere birçok sorun sayabiliriz. Bunca sorunun yaşandığı iş kolumuzda bizler yaşadığımız tüm zorlukların yanında sürekli alanlarda olmak ve mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz. Bunlar yetmezmiş gibi işyerlerimizde ekip olarak çalışan emekçileri ekonomik özlük haklarla da bölmeye yönelik uygulamalara sıklıkla şahit oluyoruz.”

    “SAĞLIK EKİP İŞİDİR”

    Sağlık hizmetinin ekip işi olduğunun altını çizen Karacabey, “Ekibin her bir üyesi, insanca yaşayacak bir ücret ve güvenli çalışma koşullarında ekip olarak, iş barışı bozulmadan çalışmak istemektedir. Bizleri ayrıştırmaya çalışan bu politikalara karşı birlikte mücadele ederek birlikte kazanacağız. Her geçen gün fakirleşiyoruz, bu gerçeği biz yaşarken bizi yalan sözlerle kandırmaya çalışmayı bırakın. TÜİK verileriyle, iktidar demeçleriyle geçiştirilemeyecek bu duruma karşı ücretlerimizde iyileştirme yapılmıyor. Sahte enflasyon oranlarının bile altında ücret artışlarının altına sarı sendika imza atıp sonra çıkıp tarihi kazanım diyebiliyor. İktidar bir taraftan, Sağlık Bakanlığı öte taraftan, yetkili sendika diğer taraftan sağlık emekçilerinin aklıyla dalga geçiyor!” şeklinde konuştu.

    SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ 

    Son olarak sağlık emekçilerinin taleplerini sayan Karacabey şunları aktardı:

    “-Tüm sabit ücretlere gerçek enflasyon oranında ek zam verilsin,

    -Vergi dilimi soygununa son verilsin,

    -Asgari ücretten vergi alınmasın… Asgari ücretin üstündeki gelirimizde vergi %10 da sabitlensin,

    -3600 ek gösterge seçim vaadi olmaktan çıkarılsın biran önce düzenleme yapılsın,

    -Gıda, elektrik, doğalgaz gibi, temel ihtiyaç maddelerinden alınan dolaylı vergiler kaldırılsın,

    -Sağlık iş kolunda 5 yıla 1 yıl yıpranma düzenlemesi yapılsın erken emeklilik düzenlensin,

    -12 Saat üzeri çalışma yasaklansın mesai sonrası çalışma iki kat ücretlendirilsin,

    -4-B süresiz sözleşmeli, 3+1 sözleşmeli kadroya alınsın istiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Ankara Tabip Odası: Çöken sağlık sisteminin bedelini daha fazla ödemek istemiyoruz

    Ankara Tabip Odası: Çöken sağlık sisteminin bedelini daha fazla ödemek istemiyoruz

    PİRHA- ATO Yönetim Kurulu Üyeleri, ‘Emek Bizim Söz Bizim’ kampanyası kapsamında yaptıkları basın açıklamasında çalışma koşullarının iyileştirilmesini istedi. Yapılan açıklamada, “Pandemi öncesinde de karşı karşıya kaldığımız bu sorunlar salgınla birlikte daha da derinleşti, çalışma koşullarımız daha kötü hale geldi. Çöken sağlık sisteminin bedelini ödüyoruz, daha fazla bedel ödemek istemiyoruz” denildi. 

    Ankara Tabip Odası (ATO), ‘Emek Bizim Söz Bizim’ kampanyası kapsamında sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya başlamadan önce söz alan yönetim kurulu üyeleri, Türk Tabipler Birliği’nin (TTB), 23 Kasım’da hekimlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için İstanbul’dan Ankara’ya yapacakları ‘Beyaz yürüyüş’e çağrı yaparak, duyarlı herkesi eylemlerine destek vermeye çağırdıklarını ifade ettiler.

    Ankara Tabip Odası’nda yapılan açıklamayı ATO Yönetim Kurulu Üyesi Doktor Ümit Yaşar Öztoprak okudu. Öztoprak, pandeminin de etkisiyle sağlık çalışanlarının çok zor ve kötü çalışma koşullarında çalıştığını belirterek, çalışma koşullarının iyileştirilmesini, güvenli ve sağlıklı çalışma alanları yaratılmasını istediklerini ifade etti.

    “İKTİDARIN YANLIŞ VE PLANSIZ POLİTİKALARININ BEDELİNİ ÖDEMEYE DEVAM EDİYORUZ”

    İlk resmî vakanın açıklandığı 11 Mart 2020’den bugüne 19 ayını geride bıraktığımız Covid-19 pandemisinden en çok etkilenenin sağlık emekçileri olduğunu söyleyen Öztoprak; “İktidarın sağlık emekçilerini ve toplumu yok sayan anlayışı nedeniyle önlenebilir bir hastalıktan yüzlerce arkadaşımızı kaybettik. Tüm pandemi süreci boyunca hekimler ve sağlık çalışanları uygun olmayan çalışma koşullarında uzun süre çalışmak zorunda kaldı. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, iktidarın bilimsel bilgiye dayanmayan, şeffaflıktan uzak, yerel dinamikleri gözetmeyen, eksik, yanlış ve tutarsız uygulamalarının bedelini biz sağlıkçılar hayatlarımızla ödedik/ödüyoruz. Uzun saatler kesintisiz çalışma, sık nöbet tutma, her 5 dakikada bir muayene, yoğun iş yükü, şiddete maruz kalma çalışma alanımız olan sağlık kurumlarının olağanı haline geldi. Pandemi öncesinde de karşı karşıya kaldığımız bu sorunlar salgınla birlikte daha da derinleşti, çalışma koşullarımız daha kötü hale geldi” ifadelerini kullandı.

    “PANDEMİ SÜRESİNCE TEMEL HAKLARIMIZ GÖZ ARDI EDİLDİ” 

    Sağlık Bakanlığı’nın çalışma alanlarında Covid-19’a ilişkin gerekli önlemleri almadığını vurgulayan Öztoprak, “Temel insan hakları arasında yer alan güvenli ortamlarda çalışma hakkı; bu süreçte ihlal edildi. İş güvenliği, uygun çalışma ortamı, uygun çalışma süresi, izin ve dinlenme hakkı, uygun işte çalıştırılma, adil ücret ve örgütlenme hakları salgın döneminde göz ardı edildi. Özellikle pandeminin ilk aylarında sağlık çalışanları maske, siperlik, gözlük, eldiven, dezenfektan gibi koruyucu materyallere ulaşmakta ciddi sorunlar yaşadı. Salgının ilerleyen dönemlerinde ise aile sağlığı merkezlerinde, iş sağlığı ve güvenliği gibi birinci basamakta görev yapan sağlık çalışanları ve işyeri hekimleri yeterli ve nitelikli kişisel koruyucu donanıma (KKD) ulaşım sıkıntısı yaşadı” dedi.

    “GÜVENLİ VE SAĞLIKLI ÇALIŞMA ALANLARI İSTİYORUZ”

    Vakaların uzunca bir süre gizlendiğini ve sağlık çalışanlarının bulaş riskiyle karşı karşıya bırakıldığını dile getiren Öztoprak, istifa, emeklilik, rapor alma, izin, mola haklarının kullanılmasının genelgelerle resmileştirilerek engellendiğini belirtti. ‘Çöken sağlık sisteminin bedelini ödüyoruz, daha fazla bedel ödemek istemiyoruz’ diyen Öztoprak, son olarak Sağlık Bakanlığı’na seslenerek düzenleme yapılmasını istedikleri talepleri sıraladı:

    “-Tüm sağlıkçılar için güvenli çalışma alanı, hastalarımız için güvenli tanı tedavi ortamlarının oluşturulmasını, önlemlerin gözden geçirilip yeniden düzenlenmesini istiyoruz!

    -Haftalık çalışma sürelerimizin yeniden düzenlenmesini ve azaltılmasını istiyoruz!

    -Şiddete ve hastalıklara karşı güvenli, sağlıklı çalışma ortamı istiyoruz!

    -OHAL KHK’leriyle hukuksuzca ihraç edilen, güvenlik soruşturması gerekçe edilerek ataması yapılmayan tüm hekimlerin/kamu emekçilerinin derhal görevlerine başlatılmasını istiyoruz!

    Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini ve sevk zinciri uygulamasına geçilmesini istiyoruz!

    -İşverenler, sağlık çalışanlarına 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna göre COVID-19’dan korunma, KKD kullanımı, hastalık yönetimi vb. konularda eğitim vermek ve bu eğitimleri her birim değişiminde yenilemek zorundadır.  Korunmayla ilgili havalandırmadan, iş örgütlenmesine, iş yükünün düzenlenmesine kadar geniş bir yelpazede işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemler de sorumlulukları arasındadır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun etkin bir şekilde uygulanmasını istiyoruz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Meslektaşları, Doktor Rümeysa Berin Şen için eylem yaptı: Kaza değil cinayet!

    Meslektaşları, Doktor Rümeysa Berin Şen için eylem yaptı: Kaza değil cinayet!

    PİRHA- Nöbet çıkışı evine giderken geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitiren Dr. Rümeysa Berin Şen için bir çok kentte açıklamalar yapıldı. Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Kliniği önünde yapılan açıklamada, “Türkiye geneli sağlık hizmetlerine artan talep karşısında tüm sağlık çalışanlarının yükü oldukça arttı. Sağlık emekçileri özellikle de asistan hekimleri, ağır iş yükü altında ezilerek tükenme noktasına geldi. Bu yaşanan kaza değil cinayet” denildi. 

    Türkiye’nin bir çok kentinde 23 Ekim’de nöbet çıkışı evine giderken, geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitiren Dr. Rümeysa Berin Şen için saygı duruşunda bulunulup açıklama yapıldı.

    Ankara Tabip Odası Asistan Hekim ve Genç Uzman Komisyonu (ATO), yaşamını yitiren Dr. Rümeysa Berin Şen için Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Kliniği önünde basın açıklaması yaptı.

    Yapılan açıklamada ‘Dr. Rümeysa Berin Şen isyanımızda yaşıyor’ yazılı pankart açıldı. Açıklamaya, Sağlık ve Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, Halkların Demokratik Partisi( HDP) Iğdır Milletvekili Habip Eksik, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer ve çok sayıda sağlık emekçisi katıldı. Açıklamayı Asistan Hekim ve Genç Uzman Komisyonu üyesi Benan Koyuncu yaptı.

    “KAZA DEĞİL CİNAYET”

    Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Kliniği’nde asistan hekim olarak çalışmakta olan Dr. Rümeysa Şen’in yorucu nöbetler sonucu kaza geçirmesinin kaza değil cinayet olduğunu ifade eden Koyuncu şunları dile getirdi:

    “Türkiye geneli sağlık hizmetlerine artan talep karşısında tüm sağlık çalışanlarının yükü oldukça arttı. Sağlık Bakanlığı Hastanelerine yapılan başvuru sayısı,  2001 yılında 64 bin iken, sağlıkta dönüşüm programı sonrası 2019’da 387 bine yükseldi. Hem sağlık hizmetlerinin hastanede verilen hizmetler çerçevesine indirgenmesi hem de pandemi ile mücadelenin hastane kapılarında başlaması ise sağlık emekçilerinin özellikle de asistan hekimlerin ağır iş yükü altında ezilerek tükenme noktasına getirdi. İktidar, sağlık hizmetlerinin örgütlenme sorununun faturasını sağlık emekçilerine çıkarıyor. Ayaktan başvuru ve yatan hasta yükündeki artış karşısında asistan hekimler uzun mesai saatleri boyunca birden fazla kliniğe bakmaya mecbur bırakılarak artan talep karşılanmaya çalışılıyor.

    Yıllardır asistan hekimlerin en temel sorunlarından biri olan 36 saat çalışma, gün aşırı nöbetler, eğitimi değil sağlık hizmetini önceleyen anlayış bizi bugünlere getirmiştir. Daha önce de bu çalışma şartlarının ölüm getirdiği vurgulanmasına rağmen çalışma şartlarımızda herhangi bir düzenlemeye gidilmemiştir. Bunun sonucu olarak da Melike Erdem, Ece Ceyda Güdemek, Emre Bakırlı, Mustafa Yalçın son olarak Rümeysa Berin Şen hayatlarının baharında, mesleki hayatlarının başında birer birer yaşamlarını yitirdiler. Gerek mobbing gerek uzun çalışma saatleri ve gerekse sağlıkta şiddetin çözülmemesi sebebiyle ölüme sürüklendiler.”

    “UCUZ İŞ GÜCÜ OLARAK GÖRÜLÜYORUZ”

    Asistan hekimlerin çalışma şartlarının düzeltilmesi için daha kaç meslektaşımızın ölmesi gerekiyor?’ diye soran Koyuncu; “Bir devlet memuru ayda ortalama 168 saat mesai yaparken bir asistan hekimin mesai süresi 360 saati bulmaktadır. Asistan hekimler çoğu branşlarda 36 saate varan sürelerde çalışıyor. Hekimler uykusuz, yorgun geçen gecenin ardından polikliniklerde 100’e yakın hasta muayene ediyor, gözleri uykudan kapanmak üzereyken ameliyata giriyor. Hastalarımıza soruyoruz. 30 saattir çalışan asistan hekimin 80. Hastası ya da ameliyat ettiği kişi olmak ister misiniz? Maksimum ne kadar çalışacağımız hiç konuşulmazken maksimum ne kadar ücret ödeneceği ise her yerde karşımıza çıkıyor. Bu çok net ki, ucuz iş gücü olarak görülüyoruz. Performans sistemi nedeniyle ücret kesintisi yapılacağı zaman akla ilk gelenler hastanenin iş yükünü sırtlayan asistan hekimler oluyor. Kışkırtılmış sağlık talebinin, basamaklandırılmayan sağlık sisteminin, belirsiz yönetmeliklerin, adaletsiz görev dağılımının yükünü sırtlanmayacağımızı, bu düzenin bu şekilde devam edemeyeceğini ve bu düzeni kabul etmediğimizi buradan bir kez daha dile getiriyoruz. Biz asistan hekimler artık yeter diyoruz. Hekimlik yaparken dayatılan insanlık dışı çalışma şartları nedeniyle bir arkadaşımızı daha kaybetmeye tahammülümüz yok” şeklinde konuştu.

    “36 SAAT NÖBET UYGULAMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Koyucu’nun ardından CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer söz olarak; “Sağlık emekçileri bütün zorluklara rağmen insan sağlığına daha iyi hizmet edebilmek için katlanıyor. Nöbet sonrası izin hak olmasına rağmen angarya anayasa ile yasak olmasına rağmen bu arkadaşlarımız anayasa dışında idarecilerin inisiyatifi ile bu şekilde 36 saat insanlık dışı bir uygulamayla çalıştırılıyorlar. Bu düzen, bu uygulama kabul edilemez. Biz daha fazla canımız yansın istemiyoruz, başka Rümeysalar olmasın istiyoruz. Bu nedenle bu uygulamaya biran önce son verilmeli ve asistan arkadaşlar yasaya uygun bir şekilde insani koşullarda çalışmalı” dedi.

    Açıklama, ‘Asistan hekim köle değildir’ , ‘Yaşamak yaşatmak istiyoruz’, ‘Kaza değil cinayet’ sloganları ve alkışlarla son buldu.

    Mersin’de de, Mersin Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi poliklinikleri önünde basın açıklaması düzenledi. Mersin Tabip Odası başkanı Mehmet Antmen tarafından yapılan açıklamada, asistan hekimlerin ölümüne ve sağlıklarından olmasına neden olan uygulamaya biran önce son verilmesi ve asistan hekimlerin yasaya uygun bir şekilde insani koşullarda çalışması sağlanması çağrısında bulunuldu.

    PİRHA/ANKARA-MERSİN

     

     

  • İzmir Tabip Odası pandemi sürecinde hayatını kaybeden emekçilerini andı

    İzmir Tabip Odası pandemi sürecinde hayatını kaybeden emekçilerini andı

    İzmir Tabip Odası, Sağlık Çalışanlarına Saygı Anıtı’nda pandemi sürecinde kaybettikleri sağlık emekçilerini andı.

    İzmir Tabip Odası Olağan Genel Kurulu öncesi Bostanlı’da bulunan Sağlık Çalışanlarına Saygı Anıtı’nda bir araya gelen hekimler, pandemi sürecinde kaybettikleri sağlık emekçileri için anma gerçekleştirdi.

    Etkinliğe İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, Genel Sekreter Dr. Nuri Seha Yüksel, Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Süleyman Kaynak, Dr. Behiye Mungan, Dr. Hakan Köse, Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve hekimler katıldı.

    Saygı duruşu öncesi kısa bir konuşma yapan İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, “Pandemi sürecinin en başından itibaren yaşamlarını riske atarak özveriyle sağlık hizmeti verirken kaybettiğimiz sağlık çalışanlarımızı unutmayacağız. Anıları İyi Hekimlik mücadelemize ışık olacak” dedi.

    Saygı duruşunun ardından anıta karanfiller bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB’den uyarı: Şehir hastaneleri toplum sağlığı için uygun değil-VİDEO

    TTB’den uyarı: Şehir hastaneleri toplum sağlığı için uygun değil-VİDEO

    PİRHA-TTB “Pandemide Şehir Hastaneleri” başlıklı anket sonuçlarını paylaştı. Yapılan açıklamada, şehir hastanelerinin pandemide “mükemmeliyet merkezleri” olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ifade edildi. Uzmanlar ayrıca şehir hastanelerinin toplum sağlığı için uygun projeler olmadığına da dikkat çekti.

    Türkiye’de kamu özel işbirliği ile yapılan şehir hastanelerine yönelik tartışmalar sürüyor.

    İktidar, salgınla mücadele konusunda şehir hastaneleri için “mükemmeliyet merkezleri” dese de uzmanlar tam aksi yönde görüş beyan etti.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) “Pandemide Şehir Hastaneleri” başlıklı anket sonuçlarını paylaştı. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Şehir Hastaneleri İzleme Grubu adına 2. Başkan Doç. Dr. İhsan Ökten, 13 şehir hastanesinde anket yaptıklarını, çalışmalara 230 kişinin katıldığını söyledi.

    ÇALIŞAN SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ 

    Doç. Dr. İhsan Ökten, anketler doğrultusunda sağlık çalışanlarının %76,3’ünün, çalıştıkları hastanede COVID-19 nedeniyle yaşamını yitiren en az bir sağlık çalışanı olduğunu aktardıklarını söyledi.

    SAĞLIK ÇALIŞANLARI TÜKENMİŞLİK SENDROMU YAŞIYOR! 

    Doç. Dr. İhsan Ökten, ankete katılanların %69,4’ü pandemide ekip çalışmasını güçleştiren işleyiş sorunu olduğunu ifade ettiklerini belirtti. Asıl çarpıcı olan hususun ise çalışanların “tükenmişlik sendromu” yaşadıkları konusu olduğuna işaret eden Ökten. “Sağlık çalışanlarının  %96,3’ü tükenmişlik sendromu yaşamakta” dedi.

    Ankette ayrıca pandemi başladıktan sonra çalışan sağlığı ve güvenliğine ilişkin sorunlar nedeniyle işten ayrılmayı veya emekli olmayı düşünenlerin oranının ise %44,3 olduğu belirtildi.

    Anket doğrultusunda sağlık çalışanlarının %43,8’inin şehir hastanelerinin mekânsal büyüklüğünün pandemi sırasında sağlık hizmetlerinin sunumunu olumsuz etkilediğini belirtirken, %37,9’u ise “olumlu etkiledi” yönünde cevap verdi.

    Doç. Dr. İhsan Ökten ise şehir hastanelerinin büyük yapılmasının bilimsel olmadığına vurgu yaparak “Artık dünyada bu kadar büyük hastaneler yapılmamaktadır. En fazla 600-800 yataklı hastaneler uygun bulunmaktadır. Şehir hastanelerinin bu mekânsal büyüklüğü pandemide de sağlık hizmetleri sunumunu iktidarın söyleminin tersine olumsuz etkilemiştir” dedi.

    ŞEHİR HASTANESİNDE HASTA GÜVENLİĞİ NE DURUMDA?

    Ankette, şehir hastanelerinin kapalı alanlarının fazlalığı da şikayet edilen bir diğer konu oldu. Hastanelerdeki kapalı alanların fazlalığı ve bölümlerin birbirinden uzak olması “Hem çalışanlar açısından hem de hastalar açısından birçok sorun ve riski de beraberinde getirmektedir” denildi.

    TTB anketinde ayrıca hastanelerin büyük, hasta ve refakatçı sayısının fazla olması sebebiyle salgının bulaş riskini arttığına dikkat çekildi.

    “ŞEHİR HASTANELERİ İHTİYACA YANIT VEREMEDİ”

    Doç. Dr. İhsan Ökten, “Hastaların bu hastanelere ulaşmaları büyük oranda toplu taşıma araçları ile olmaktadır” diyerek şunları söyledi:

    “Toplu taşıma araçlarında pandemi koşullarına uymadıkları ve hastanelere gidenler arasında enfekte olanların var olması veya testi pozitif çıkıp evde tedavi olacakların yine toplu taşıma araçlarını kullanmaları enfeksiyon riskini arttırmıştır. Bu soruda hastanelerin şehir dışında olması, çok büyük olmasının getirdiği hasta yükü ve bu hasta ve refakatçılarının büyük oranda toplu taşıma araçlarını kullanarak aynı ortamda kalabalık olarak bulunmaları %82 gibi yüksek oranda enfeksiyon riskini arttırmıştır.

    Bu anket sonuçlarına göre şehir hastanelerinin pandemide mükemmeliyet merkezleri olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Özellikle Kasım-Aralık 2020 ve Mart-Nisan 2021 aylarındaki pandeminin pik yaptığı dönemlerde şehir hastaneleri ihtiyaca yanıt vermemiştir. Bu nedenle şehir hastanelerinin açıldığı şehirlerde kapatılan hastaneler açılmalıdır. Bu dönemlerde sağlık sisteminin çöküş noktasına gelmesi ancak sağlık çalışanlarının 24 saat özveriyle ve canla başla çalışmaları ile salgındaki felaket tablosunun daha da büyümesi önlenmiştir. Bu sonuçlar bir kez daha göstermektedir ki şehir hastaneleri toplum sağlığı için uygun projeler değildir. Devletin en güvenilir kurumu olan Sayıştay’ın 2019 ve 2020 yıllarındaki raporlarında bu durum çok açıklıkla belirtilmiştir. Bu projeden en kısa zamanda vazgeçilmesi hem sağlık sistemini hem de geleceği ipotek altına alan ülke ekonomimiz için çok daha faydalı olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • İki sağlık emekçisi daha koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti

    İki sağlık emekçisi daha koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti

    TTB, emekli Diş Hekimi Engin Barışık ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Salihustaoğlu’nun Covid-19 sebebiyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle iki sağlık emekçisinin daha hayatını kaybettiğini duyurdu.

    TTB’nin yaptığı sosyal medya paylaşımlarına göre, Bursa’da görev yapmış, emekli Diş Hekimi Engin Barışık ve İstanbul’da özel bir hastanede görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Salihustaoğlu koronavirüs sebebiyle yaşamını yitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık çalışanları: Yeterli ve dengeli beslenemiyoruz!

    Sağlık çalışanları: Yeterli ve dengeli beslenemiyoruz!

    PİRHA- SES Ankara Şube, ATO ve Dev Sağlık-İş, Ankara Üniversitesi özelinde sağlık kurumlarında yaşanan yemek sorunlarına dikkat çekti. Konuya ilişkin bir de anket çalışması yapan sağlıkçılar “Yeterli ve dengeli beslenme hakkımız pandemide yaşamsal talebimizdir” ifadelerini kullandı.

    Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şube, Dev Sağlık- İş ve Ankara Tabip Odası, basın açıklaması yaparak pandemi dönemindeki ağır çalışma koşullarına bağlı olarak yeterli ve dengeli beslenemediklerini ifade etti.

    “YETERLİ BESLENME HAKKIMIZ ELİMİZDEN ALINMAKTA”

    Sağlık çalışanları, Ankara Üniversitesi Hastanesi’nde yaşanan beslenme sorununa dikkat çekerek “İhtiyaçlarımız karşılanmıyor” açıklamasını yaptı. Sağlıkçılar, hastane yönetiminin, hastanelerin ekonomik darlıktan çıkış yolu olarak yemeklerden tasarruf etme eğiliminde olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Sağlık emekçilerinin pandemi döneminde artan iş yükü ve azalan dinlenme saatleri nedeniyle bağışıklık sistemi de olumsuz etkilenmektedir. Bu durumda çalışma saatleri içerisinde yeterli ve dengeli düzeyde yemek ihtiyacımızın karşılanması bizler için hayati önem taşımaktadır. Yemeklerle birlikte sunum ve dağıtım için kullanılan malzemeler de dahil tespit ettiğimiz ve sunduğumuz sorunlar zaman zaman düzenlenme yoluna gidilse de çözülememiştir. Pandemi döneminde sağlık emekçilerine ve sağlık hakkımıza verilen değeri tartışmamıza sebep olan bu çözümsüzlük bizi ‘değersiz’ görüldüğümüz sonucuna ulaştırmaktadır.

    Sağlık emekçilerinin 24 saate varan uzun çalışma saatleri ‘gece kahvaltısı’ da dahil olmak üzere dört öğünü hastanelerde ya da çalıştıkları sağlık ve sosyal hizmet merkezlerinde yemelerini gerektiriyor. Bulaşı evlerine taşıma kaygıları, lokanta ve restoranların pandemi döneminde kısmi kapanması, bazı saatlerde ise tamamen kapatılması gibi nedenlerle sağlık emekçileri hastane yemeklerine mecbur kalmıştır. Pandemi koşullarında dengeli ve yeterli beslenme çok daha büyük önem kazanmışken pek çok hastane sağlık çalışanlarının hoşnutsuzluğunu görmezden gelerek kötü beslenme koşullarını dayatmıştır.

    Bütün dünyayı etkileyen pandemi koşullarına bağlı olarak ülkemizdeki sağlık hizmetlerindeki olağanüstü artışa rağmen OECD ülke ortalamalarının çok altında çalışanla hizmet yürütülmesi sağlık emekçilerinin iş yükünü artırmış, diğer yandan antidemokratik uygulama yöntemleri olan izin, istifa, emeklilik gibi özlük haklarının ellerinden alınması, yanı sıra engelli, kronik hastalığı olan sağlık emekçilerinin durumlarının göz ardı edilmesiyle moral ve motivasyon kayıplarına rağmen sağlık emekçileri hızla artan hasta sayısına yetişmeye çalışmaktadır. Bu koşullarda en çok bulunduğumuz ve sağlık hizmeti ürettiğimiz iş yerlerimiz olan hastanelerde en temel ve hayati ihtiyacımız olan sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme hakkımız elimizden alınmaktadır.”

    ÇALIŞANLAR, YEMEKLERİNİ EVDEN GÖTÜRÜYOR!

    Sağlık emekçileri, yaptıkları anket çalışmasının sonuçlarını da paylaştı. 401 sağlıkçının katıldığı araştırmaya dair şu veriler paylaşıldı:

    *%32’si sadece yemeği beğendiğinde yemek yediklerini,

    * %13’ü hiçbir zaman hastane yemeğini yiyemediğini,

    *%31’i her çalışma gününde hastaneden yemek yediğini ifade etmiştir.

    Yemek çeşitliğinin yeterli olduğunu ifade eden katılımcı oranı %3’tür.

    Porsiyonların doyuruculuğunu ise katılımcıların %14’ü yeterli görmüştür.

    Anketi yanıtlayan çalışanların %92’si yemekhanelerin fiziki kapasitesini yeterli bulmazken,

    %47’si yemekhane, tabak, çatal, masa gibi kullanılan malzemelerinin temizliğini kötü/çok kötü olarak değerlendirmiştir.

    Araştırmaya katılanların %51’i yemek sıcaklığını kötü/çok kötü olarak değerlendirmiştir.

    Açık uçlu sorulara verilen cevaplarla birlikte araştırmaya katılanların %81’i yemeklerin lezzetlerini kötü/çok kötü olarak değerlendirmiştir.

    Tüm bu sorunlar nedeniyle çalışanların %50’si yemeğini çoğunlukla evden getirmek zorunda kaldığını,

    %52’si dönem dönem parası ile dışarıdan sağlamak zorunda kaldığını ifade etmiştir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Covid-19 nedeniyle 3 sağlık çalışanı daha öldü

    Covid-19 nedeniyle 3 sağlık çalışanı daha öldü

    PİRHA-Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren sağlık emekçilerinin sayıları günden güne artıyor. TTB son 24 saatte 3 sağlık çalışanının daha yaşamını yitirdiğini duyurdu.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) son bir günde Covid-19 sebebiyle 3 sağlık çalışanının daha yaşamını yitirdiğini açıkladı.

    TTB Twitter hesabından yapılan paylaşımda Nevşehir Devlet Hastanesi’nde görev yapan Hemşire Ayşegül Onurkal, Osmaniye Kadirli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Sağlık Memuru Yusuf Pampal ve Mersin’de çalışan Eczane Teknisyeni Mustafa Doğan’ın COVID-19 nedeniyle yaşamını yitirdiğini duyurdu.

    PİRHA/ANKARA

  • Kalkanlarla engellenen sağlıkçılar: Her gün birer birer ölüyoruz-VİDEO

    Kalkanlarla engellenen sağlıkçılar: Her gün birer birer ölüyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sağlık meslek örgütleri, pandemi sürecinde hayatını kaybeden arkadaşlarını anmak için Sağlık Bakanlığı önündeydi. Polis, yapılmak istenen anmaya kalkanlarla engel oldu.

    Ankara’da çok sayıda sağlık meslek ve emek örgütleri, salgın sürecinde yaşamını yitiren sağlıkçılar için Sağlık Bakanlığı önünde anma yapmak istedi. Emniyet güçleri, açıklama yapmanın yasak olduğunu söylese de sağlıkçılar, polis bariyerleri içerisinde yaşamını yitiren emekçileri andı.

    Yapılan anmaya Halkların Demokratik Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri de destek verdi.

    Anma, salgında hayatını kaybeden sağlık emekçileri için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Programı takip etmek isteyen basın çalışanlarının görüntü alması ise polis kalkanları ile engellendi.

    Ankara tabip odası başkanı Ali Karakoç, “Her gün birer birer ölüyoruz” diyerek şunları dile getirdi:

    “Sağlık emekçilerinin iş yoğunluğu çok fazla. Mesailerimiz gittikçe artıyor. Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç olan bir sürü arkadaşımız var. Bunların bir ön bir an önce atamasını yapın. Süreç gittikçe büyüyor. Arkadaşlarımız çocuklarını görmekten mahrum. Taleplerimizi Sağlık Bakanlığı’na iletmek istiyoruz. Bizleri bir türlü duymadılar. En yakınlarına gelip bu taleplerimizi dilekçe ile vermek istedik. Güvenlik kuvvetleri izin vermiyor.”

    “ÖLÜYORUZ, TÜKENİYORUZ, SESİMİZİ DUYAN YOK”

    Karakoç, açıklama yaptığı esnada polisler tarafından müdahale edilerek engellendi. Alanda bulunan sağlıkçılar, “ölüyoruz, tükeniyoruz, sesimizi duyan yok” sözleriyle engellenmelere tepki gösterdi.

    Anma sonrası Ankara Diş Hekimleri Odası, Ankara Tabip Odası, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Türk Hemşireler Derneği’ni temsilen 5 kişilik heyet ile milletvekilleri, taleplerin yazılı olduğu dilekçeleri Sağlık Bakanlığı yetkililerine sundu.

    Bakanlığa sunulan dilekçede şu talepler yer aldı:

    *Salgın süreci bilimsel yöntemlerle, emek ve meslek örgütleri ile birlikte demokratik ve katılımcı bir anlayışla, şeffaf şekilde yönetilmelidir.

    *Covid 19’un iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesine yönelik düzenlemede illiyet bağı aranmamalı, düzenleme tüm işyerlerini ve tüm sağlık emekçilerini kapsamalıdır.

    *Covid 19’un ileriki dönemde hastaların bedeni üzerinde oluşturacağı hasar seyrinin bilinmemesi nedeniyle ortaya çıkacak ilişkili sorunlar da bu kapsamda değerlendirilmeli, tüm pandemiler bu kapsama alınmalıdır.

    *Covid 19 ile ilgili aşı çalışmaları hakkında doğru ve şeffaf bilgilendirme yapılmalı, halk sağlığı açısından da büyük tehlike oluşturan aşı karşıtlığının önüne geçilmelidir.

    *Sağlıkta şiddetin önlenmesi için çok boyutlu çalışmalar yürütülmeli, yıllardır beklentimiz olan ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’ biz emek ve meslek örgütlerinin talepleri doğrultusunda çıkarılmalıdır.

    *Sağlık emekçilerinin ekonomik talepleri, insan onuruna yakışan bir yaşam sürdürmeye yetecek ve emekliliğe yansıyacak güvenceli gelir şeklinde karşılanmalıdır, .

    *Yıllardır ifade ettiğimiz fiili hizmet zammı kapsamı genişletilmelidir.

    *Her sağlık tesisinde 7/24 ücretsiz kreş olanağı sağlanmalıdır.

    *Sağlık hizmetlerinde işçi sağlığı ve güvenliği mevzuatı eksiksiz uygulanmalıdır.

    *Amasız, fakatsız yoğun bakımlarda acil servislerde hizmeti kesintisiz sürdüren bizlerin; sağlıklı, düzenli ve yeterli beslenme ihtiyacı sağlanmalıdır.

    *Sağlık emekçilerinin Anayasal hakları gasp edilmemeli, izin, ücretsiz izin, emeklilik ve istifa hakları önündeki yasaklama kararı kaldırılmalıdır.

    *Göreve başlamak için atama bekleyen, haksız ve hukuksuz şekilde KHK’larla işinden edilen sağlık emekçileri ivedilikle kadrolu olarak istihdam edilmelidir.

    *Şehir Hastaneleri gibi sağlık hizmetleri ile örtüşmeyen projeler yerine ülkenin geneline yayılan ve kapsayıcı sağlık hizmetleri örgütlenmesi sağlanmalı, şehir merkezlerinde kapısına kilit vurup kapatılan hastanelerimiz daha fazla gecikmeden açılmalıdır.

    *Kronik hastalığı olan, engelli ve hamile (24 haftadan küçük hamilelikler de dahil)  sağlık emekçilerine idari izin hakkı tanınmalıdır.

    *Sağlık emekçilerine düzenli olarak Covid 19 taraması yapılmalı, Covid 19 nedeniyle enfekte olan ve yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının sayıları ve meslekleri şeffaf bir şekilde açıklanmalıdır.

    *Özellikle filyasyonda görevlendirilen sağlık emekçilerine yeterli sayıda ve nitelikte koruyucu ekipman sağlanmalı, mesai saatleri yeniden gözden geçirilmeli, dinlenme ve hijyen ihtiyacının giderilmesine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.

    *Sağlık emekçilerinin pandemi süresince kendilerini, ailelerini, hastalarını ve toplumu koruma anlamında önemli olan servis hizmetleri ivedilikle ve ücretsiz olacak şekilde sağlanmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlıkçılar için bir dakikalık ışık eylemi

    Sağlıkçılar için bir dakikalık ışık eylemi

    PİRHA- TTB’nin çağrısıyla yurttaşlar, yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının durumuna dikkat çekmek ve sağlık emekçilerinin koşullarının düzelmesi için ışık açıp kapama eylemi gerçekleştirdi. Eyleme twitterdan da #TükendikIşıkYak hashtagıyla destek verildi.

    Türk Tabipleri Birliği de (TTB), artan sağlık çalışanları ölümleri nedeniyle ve koronavirüsün meslek hastalığı sayılması için 5 gün boyunca yapacakları “ışık açma kapama” eyleminin ilk gününde yurttaşlar evlerinde ışık açıp kapama eylemi gerçekleştirdi.

    Sağlık emekçileri ve onlara destek veren çok sayıda sosyal medya kullanıcısı da  twitterdan #TükendikIşıkYak diyerek destek mesajları paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ATO: Ankara’da koronavirüs bulaşan sağlık çalışanlarının sayısı 943’e yükseldi

    ATO: Ankara’da koronavirüs bulaşan sağlık çalışanlarının sayısı 943’e yükseldi

    PİRHA – Ankara Tabip Odası, Ankara’da koronavirüs bulaşan sağlık çalışanlarının sayısının 943’e yükseldiğini bildirdi.

    Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından ulaşılan ve teyit edilen koronavirüs tanısı alan sağlık çalışanlarının sayısının 24 Eylül 2020 tarihi itibariyle, 943’e yükseldiği bildirildi.

    5 SAĞLIKÇI HAYATINI KAYBETTİ

    ATO, testi pozitif çıkan sağlık emekçilerinin bölüm dağılımlarına ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Uzman hekim: 154, Asistan: 91, Aile hekimi: 31, Eczacı: 11, Laborant: 11, Fizyoterapist-Diyetisyen: 8, Hemşire- Ebe: 163, ATT- Sağlık Memuru: 53, Güvenlik: 11, İdari personel-Mutemet: 8, Röntgen teknisyeni: 11, İşyeri hekimi: 2, Temizlik işçisi: 117, Tıbbi sekreter: 57, Mutfak çalışanı: 7, Diş hekimi: 5, Anestezi Teknisyeni: 5, Hayatını kaybedenler: 3 hekim, 1 diş hekimi, 1 sağlık işçisi.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Sağlık emekçilerine saldıranlardan 2 kişi gözaltına alındı

    Sağlık emekçilerine saldıranlardan 2 kişi gözaltına alındı

    Ankara’da sağlık emekçilerine saldıran 2 kişi gözaltına alındı.

    Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına saldıranlardan 2 kişi gözaltına alındı.

    Ankara’daki Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir silahlı kavgada hayatını kaybeden kişinin yakınları sağlık emekçilerine saldırmış, sağlık emekçileri bir yere kendilerini kapatıp, birakat kurarak korunmaya çalışmıştı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştı. Hasta yakını olduğu belirtilen 2 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • SES Ankara Şube: Talepleri görmezden gelinen sağlık emekçileri görevden çekiliyor

    SES Ankara Şube: Talepleri görmezden gelinen sağlık emekçileri görevden çekiliyor

    PİRHA-Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi, Ankara’da günlük Covid-19’lu vaka sayısının 2 bin civarında olduğunu açıkladı. Açıklamada, sağlık hizmetlerinde alınmayan önlemler ve karşılanmayan talepler nedeniyle sağlık emekçilerinin arasında istifa, emeklilik ve ücretsiz izin başvuruları ile görevden çekilmeler yaşandığı” kaydedildi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi, vaka sayılarında yaşanan artıştan kaynaklı sağlık çalışanlarının görevden çekilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Ankara’da günlük koronavirüs (Covid-19) vaka sayısının 2 bin civarında olduğu belirtilen açıklamada, sağlık hizmetlerinde alınmayan önlemler ve karşılanmayan talepler nedeniyle sağlık emekçilerinin arasında istifa, emeklilik ve ücretsiz izin başvuruları ile görevden çekilmeler yaşandığı kaydedildi.

    Açıklamada, “İlimiz hastanelerinde tedavi altında 3 bin 700’e yakın pozitif tanılı ve şüpheli hasta bulunmakta, bu hastaların 650’ye yakını yoğun bakım ünitelerinde yatmaktadır. Tedavi altında bulunan hastalar arasında ağır hasta sayısı artmakta olup COVID-19 ilişkili ölümler günlük 20’nin üzerinde seyretmektedir” denildi.

    “İLAÇ TEMİNİNDE GÜÇLÜK YAŞANIYOR”
    Hastanelerde yaşanan yoğunluk nedeniyle hastaların evlerinde takip edilmesi yolunun seçilmesinin filyasyon çalışmalarında da yoğunluk yaşanmasına neden olduğunun altı çizilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
    “İlimizde başta hastaneler olmak üzere, tanı kiti eksikliği yaşanırken şimdi de filyasyon çalışmalarında COVID-19 pozitif hasta tedavisinde kullanılan ilaçların temininde güçlük yaşanmaktadır. Hastalar hastane acillerinde yatış için boş yatak, evlerinde ise ilaç tedavisinin başlamasını beklemektedirler.”
    “BASKI VE MOBBİNG SAĞLIK EMEKÇİLERİNİ TÜKENME NOKTASINA GETİRDİ”
    Vaka sayısı, ağır hasta sayısı ve ölüm oranlarındaki artışın en önemli nedenlerinin; ulusal bazda radikal önlemlerin alınmaması, virüsten korunmayı sadece halkın tedbirlerine indirgeyen yaklaşım ve toplumda normalleşme raporu ile rehavet oluşturulması olduğu vurgulanan açıklamada, “Uzun çalışma saatleri, baskı ve mobbing pek çok sağlık emekçisini tükenme noktasına getirmiştir. Yöneticiler bu sorunlara çözüm bulmak yerine vatandaş ve emekçileri suçlamaktadırlar” ifadesi yer aldı.

    Ayrıca şu tespitlere yer verildi:

    – Kronik hastalığı olan, kanser tedavisi gören sağlık emekçilerinin çalıştırılmaya zorlanması,

    – Diğer kurumlarda hamile emekçilerin idari izinli sayılırken, hamile sağlık emekçilerin en risklialanlarda çalışmaya zorlanması,

    – ikisi de sağlık emekçisi olan çiftlere ve riskli aile bireyleri olan sağlık emekçilerine kolaylık  sağlanmaması,

    – Sağlık emekçilerinin dönüşümlü çalışma genelgeleri kapsamına alınmaması,

    – Düzenli tarama(PCR)testlerinin yapılmaması,

    – Yeterli sayıda ve nitelikte koruyucu ekipman sağlanmaması,

    – Taşeron olarak çalışan sağlık emekçilerine koruyucu ekipman temin edilmemesi ve bu durum bahane edilerek sağlık hizmetlerinin aksamaması için görevlerinin kadrolu personele yaptırılması

    – Pandeminin meslek hastalığı ve iş kazası statüsüne alınmaması,

    – Hastanelerde yeterli sayıda ilaçlardan tanı kitlerine kadar hizmeti aksatmaya neden olan yaklaşımlar.

    – Ekonomik kayıpların karşılanmaması,

    – Yıllardır bekletilen sorunların (3600 ek gösterge, yıpranma payı) çözüme kavuşturulmaması,

    – Servis, yemek, kreş gibi taleplerin karşılanmaması,

    – Şeffaf bir yönetim anlayışının hakim olmaması,

    – Yoğun ve şeffaf olmayan görevlendirmeler, ekip anlayışını zedeleyici ayrımcılığa neden olan yaklaşımlar,

    – Sağlık emekçilerinin emeğini yok sayıp, sağlık sisteminin başarısına vurgu yapan açıklamalar,

    – 3 aylık tavandan ödeme vaadi ile sağlık emekçilerinin taleplerinden uzak rencide edici açıklamalar,

    – Artan iş yüküne rağmen yeterli ve güvenceli sağlık emekçisinin istihdam edilmemesi,

    – Artan şiddet vakaları nedeniyle sağlık hizmetlerinde ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

    Biz “yaşatmak için yaşamak istiyoruz” dedik, anlaşılamadı, karşılığını alkış olarak gördük!

    Biz “tükeniyoruz” dedik, anlaşılamadı, karşılığını 3 ay tavandan ödeme sadakası ile gördük!

    Sağlık sosyal hizmet emekçilerinin taleplerini ciddiye alın. Aksi halde görevden çekilmeler artarak sağlık sistemi tıkanma noktasına getirecek ve pandemi ile mücadelede zaafa neden olacaktır.

    PİRHA/ANKARA