PİRHA- Almanya’dan İstanbul’a gelerek Şahkulu Sultan Dergahını ziyaret eden 11. sınıf öğrencileri dergahta bulunan dedeler ve yöneticilerle sohbet ederek Alevi inancı ve kültürüne dair bilgi aldılar.
Almanya’da bir okulun 11. sınıf öğrencileri Kadıköy’ün Merdivenköy Mahallesi’nde bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’nı ziyaret ederek kurum yöneticileri ve dedelerle sohbet etti.
Alman devletinin din dersleri uygulaması kapsamında Şahkulu Sultan Dergahı’nı ziyaret eden farklı inançlar ve mezheplerden öğrenciler, Alevi inancı hakkında yöneticilerden ve dedelerden bilgi aldı.
Kültür ve inanç turları kapsamında organize edilen ve Şahkulu Sultan Dergahı’nın tarihsel ve inançsal misyonlarına değinilen ziyarette, dergahın güncel rolü hakkında bilgi aktarıldı.
PİRHA- Şahkulu Sultan Dergahı’da gerçekleşen Şahkulu Sultan Vakfı Mütevelli Heyet Toplantısı’nda yeni yönetim kadroları belirlendi.
5 Mayıs 2024 tarihinde vakıf merkezi olan Şahkulu Sultan Dergahı’da gerçekleşen Şahkulu Sultan Vakfı Mütevelli Heyet Toplantısı’nda yeni yönetim kadroları belirlendi. Yeni yönetim kurulu bugün ilk toplantısını gerçekleştirerek görev dağılımı yaptı.
Toplantı sonucunda görev dağılımı şu şekilde gerçekleşti:
Başkan : Hikmet Yılmazkaya
Başkan Yardımcısı: Attila Taş
Başkan Yardımcısı: Nazife Doğan
Genel Sekreter: Kanber Yıldırım
Sayman: Rıza Baş
Toplantıda ayrıca, Alevi toplumunun gündeminde yer alan sorunların çözümü için öneri ve eylem planı görüşülerek, Alevi kurumlarının çatı örgütleri ve cemevleriyle bu sorunların çözümü için ortaklaşmanın sağlanması da karara bağlandı.
PİRHA – Anadolu yakasındaki cemevi başkanları, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yaptı. 10 Aralık’ta yapılacak mitingde yer yerinden oynatmaları gerektiğini söyleyen PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Miting bölgesel bir miting olacak. Biz bu ülkeyi gerçekten aydınlatmak zorundayız” dedi.
Anadolu yakasındaki cemevi başkanları, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yaptı. Şahkulu Sultan Dergahı’nda yapılan toplantıda 10 Aralık mitingine dair bilgiler verildi. Neler yapılacağı, katılımın nasıl sağlanacağı gibi konular tartışıldı.
Toplantıya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şubesi Cemevi Başkanı Ali Yürümez, Sarıgazi Cemevi Başkanı Mete Çelik, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nden Müslüm Çelik, Cem Vakfı Sülüntepe Erenler Cemevi, Anadolu Bilim Kültür ve Cem Vakfı/Ümraniye Cemevi, Üryan Hızır Ocağı Alevi Kültür Derneği katıldı.
“ÜLKEYİ AYDINLATMAK ZORUNDAYIZ”
PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, toplantıda yaptığı konuşmada mitinge dair bilgiler vererek “Kadıköy mitinginin yapılması noktasında resmi iznimizi aldık. Bütün Alevi kurumları, bu mitingin örgütleyicisidir. Böyle bir mitingde bize düşen görev, yer yerinden oynatmamız olacak. Halen toplantılarımız devam ediyor. Bütün siyasi partilerle görüşmeler yapıldı. Eğitim örgütleri, meslek örgütleri bu işin içindedir. Bir şey daha var; bu miting bölgesel bir miting olacak. Biz bu ülkeyi gerçekten aydınlatmak zorundayız. Hepimizin görevi çok fazla, yolumuz açık olsun” dedi.
“SESİMİZİ KADIKÖY’DEN YÜKSELTECEĞİZ”
Bütün kurumlarımızla mitinge destek vererek bir milyon kişiyi Kadıköy’e taşımak zorunda olduklarını söyleyen Anadolu Yakası Çerağın Bileşenleri Sözcüsü Mahmut Türkmen, “Miting çalışmasında hiçbir kurum başkanı ve cemevini ötekileştirmedik. ÇEDES gibi tehlikeli bir projeye izin vermeden Aleviler olarak sesimizi Kadıköy’den yükselteceğiz. İnanıyorum ki Kadıköy’de yapacağımız miting ses getirecektir” diye konuştu.
PİRHA-Hakk’a yürüyen Etnomüzikolog, Bektaşi Babası Prof. Dr. Ahmet Yürür İstanbul’da bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’nda son yolculuğuna uğurlandı.
İzmir’de Hakk’a yürüyen Prof. Dr. Ahmet Yürür için bugün Şahkulu Sultan Dergahı’nda hakka uğurlama erkanı düzenlendi. Bektaşi babalarından Araştırmacı- Yazar Dursun Gümüşoğlu’nun yürüttüğü erkânın ardından Yürür, Edirnekapı Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.
Yazar Ayhan Aydın’ın verdiği bilgilere göre, Hakk’a uğurlama erkânına ailesi ve sevenleri dışında Şahkulu Sultan Dergâhı Vakıf Başkanı Hasan Şahin, Cem Vakfı Başkan Yardımcısı Hasan Sezgin, Öğretim görevlisi- Etnomüzikolog Melih Duygulu, Öğretim görevlisi, Etnomüzikolog Ulaş Urum Özdemir, Gazeteci Musa Ağacık, Halk Ozanı Sinem Bacı, İBB Kültür Dairesi ve tiyatrolar birliğinden yetkililer, Bektaşi babaları ve dedeler katıldı.
PİRHA – AKP’nin cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlama kararına Ana İlkin Yüksel Çağayan’dan sert tepki geldi. Dedelere seslenen Çağlayan, “Devletin var ettiği bir yerde sen kendini anlatabilir misin? Sokakta dahi sesimizi çıkartmaya korkuyoruz ki devletin elinde olan cemevlerinde sen nasıl ‘hü’ diyeceksin?” diye sordu.
Kureşan Ocağı evlatlarından Ana İlkin Yüksel Çağlayan, AKP iktidarının, Alevi inancına dönük almış olduğu kararları değerlendirdi. Ana Çağlayan, Aleviliğin, devlet yapısından uzak olması gerektiğini vurgulayarak, hükümetlerle ilişki kuran örgüt yapılarını da eleştirdi.
“CEMEVLERİ NEDEN DEVLETE AİT OLSUN?”
Ana İlkin Yüksel Çağlayan, “Sıradan insanın dahi AKP politikalarına inanamayacağına” vurgu yaparak şöyle devam etti:
“Yapılanların yenir, yutulur yanı yok. Özellikle ‘Aleviyim’ diyen kesimin buna itiraz etmesi gerekir. Cemevleri neden devlete ait olsun ki? Sen zaten sistemin dışındaki bir varoluşsun. Sen zaten sistemin zıttısın” dedi.
“DEVLETE İHTİYAÇ YOK Kİ”
Ana İlkin Yüksel Çağlayan, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını ise sert dille eleştirdi. “Bizi turizm alanında mı kullanacaklar?” diye soran Çağlayan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Turist mi getirip götüreceğiz yani? Çok zıt şeyler bunlar. Evet biz Aleviler göçebe yaşamışız. Bizim doğru düzgün yerimiz, yurdumuz olmamış. Çünkü bırakmamışlar bir yere kök salalım. Ama var olan kökleri de bir türlü kurutamamışlar. Devletin elektrik, su faturasının ödenmesine neden muhtaç olunuyor? Bu yapılanlar çok planlı. Şimdi bu cemevlerini bünyesini alacak ve ardından dedeleri de kendisi tayin edecek. Ve sonrasında kendi dikte ettiklerini anlatacak. Mesela atadıkları bir dede, ana, orada İslamiyeti, Müslümanlığı konuşacak ve bu inanç ileride yok olup gidecek.”
“DEDELERİN, DEVLETTEN MAAŞ ALMASI KONUSU BİR UTANÇ”
Ana İlkin Yüksel Çağlayan, Cemevi Başkanlığı’nda kadro verilmesi konusunda kendisine bir teklif gelmesi durumunda vereceği cevabı ise şu şekilde açıkladı:
“Dedelerin, devletten maaş alması konusu bir utanç. Bizim dedelerimiz canlarını, mallarını, mülklerini, evlatlarını bu yolda vermişler. Sen şimdi kalkmış neler için ağlıyorsun! Biraz onurlu, şahsiyetli olun. Biraz yürekli olun ve devlete bu kadar yalvarmayın. Devletin var ettiği bir yerde sen kendini anlatabilir misin? Sokakta dahi sesimizi çıkartmaya korkuyoruz ki devletin elinde olan cemevlerinde sen nasıl ‘hü’ diyeceksin?
Bugün bana gelseler eğer ben derim ki ‘Ben kendi ocağımın ateşini söndüremem.’ Benim ocağımın ateşi yanıyor diye belki halen evren dönüyor, belki ocağıma hizmet ediyorum diye sesim tok çıkıyor. Ben o sevgiyi terk edemem. Ben Hakk ve hakikat yolcusuysam sana ait değilim.”
PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına tepki gösteren Alevi aktivist Selda Güneş, “Aleviliği aslından çıkararak sadece bir kültür olarak tanımlamak haksızlık olacaktır. Devlet, laisizm ilkesini kurulduğu günden beri ihlal etmeye devam ediyor. Son atılan adımda da Kültür Bakanlığına bağlamak çok üzücü olmuştur” dedi.
Alevi aktivist Selda Güneş, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ve Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanmasını PİRHA‘ya değerlendirdi. “Aleviliği aslından çıkararak sadece bir kültür olarak tanımlamak en naif ifadeyle haksızlık olacaktır” diyen Güneş, asıl taleplerinin karşılanmadığını kaydetti.
“TALEBİMİZ, ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI DEĞİL”
Güneş şunları söyledi:
“Aleviler cephesinden Diyanet İşleri Başkanlığının Türkiye’de yaşayan Alevileri inkârı, üzerinden geliştirdiğimiz bugüne kadarki varlık politikalarını bir aşamada eşit yurttaşlık adı altında tanımlarken ilk kez devlet cephesinden “Türkiye’de Aleviler vardır ve Alevilik Kültür Bakanlığına bağlanacaktır” şeklinde bir açıklama geldi. Talebimiz bu değildi aslında. Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu ilk günden itibaren bir hak ihlali ile karşı karşıya bırakıyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan her özneyi. Monarşiyi ve hilafeti tasfiye etmiş cumhuriyet kadroları ilericilik aşaması olarak laisizmi anayasada var kıldılar ama hemen arkasından Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Diyanet adı altında tıpkı Osmanlı Devleti’ndeki gibi İslam dinini devlet dini olarak belirledi. Bu andan itibaren bir geriye düşme var aslında. Bunu tolere etmek adına laisizm kuruldu. Fakat kurulduğu günden itibaren Sünni İslam’ın hiçbir şeyine dokunmazken ne yazık ki ilk işlerden birisi Hacı Bektaş Veli Dergahının müzeye bağlanması oldu. Bizler açısından Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı bir hak gaspıdır. Bu yalnızca Alevileri değil Arap-İslam anlayışı dışında kalan toplumun hak gaspıdır.”
“DEVLET, LAİKLİK İLKESİNİ KURULDUĞU GÜNDEN BERİ İHLAL EDİYOR”
Güneş, Alevilerin uğradığı hak ihlallerini de hatırlatırken, “Aleviliği aslından çıkararak sadece bir kültür olarak tanımlamak en naif ifadeyle haksızlık olacaktır. Hepimizin kültürü var. Bir inanca bağlıyız. Örfümüz, geleneğimiz var. On binlerce yıllık hak inancını merkezine koyan bu inancı ötekileştirmenin ne yazık ki bir başka yöntemi olmuştur. Sadece kültür üzerinden tanımlamasalardı, Kültür Bakanlığına bağlamasalardı, inanç olduğunu kabul edip Diyanete bağlasalardı da tavrımız değişmeyecekti. Devletin dini olamaz. Rabbin tek bir dili de olamaz. Her insan kendi inandığı gibi kendi dilinde Hak ile hak olma, Hakk’ı anlama, anlatma, ibadetini yapma hakkına sahiptir” dedi.
“KÜLTÜR BAKANLIĞINA BAĞLANMASI ÇOK ÜZÜCÜ”
Alevi inancının bugüne kadar bedeller ödenerek taşındığını belirten Selda Güneş, şunları kaydetti:
“Birkaç ay öncesinde cemevlerimize saldırılar yapıldı. Kapılarımız işaretleniyor. Cemhanelerimize nefret söylemleri devam ediyor. Cemevi başkanlarımıza saldırılar oluyor. Bu konuda devletten özür beklerken “Aleviler vardır ama Alevilik sadece kültürdür. Ezan, bayrak hepimizin” söylemleri yalnız Alevileri değil bu ülkede yaşayan herkesi ötekileştirmektir. Devlet, laisizm ilkesini kurulduğu günden beri ihlal etmeye devam ediyor. Devlet yaşayan her yurttaşının inancını görmek, eşit mesafede durma zorunluluğunu ihlal ediyor. Son atılan adımda da Kültür Bakanlığı’na bağlamak çok üzücü olmuştur” ifadelerini kullandı.
PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kurulacağı açıklanan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı Alevi federasyonları ve konfederasyonları bir darbe, Alevi inancına müdahale olarak görürken, Şahkulu Sultan Vakfı yönetiminde yer alan Prof. Dr. Ali Yaman olumlu fakat yetersiz bir adım olduğunu savunuyor. Yaman, şunu da ekliyor: Her cemevini oraya bağlayamazsınız. Aleviler tarafından da bu kabul görmez zaten. Ama kurumları yok sayarak değil. Kurumlar ile istişare halinde yapılmalı” diyor.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki toplu açılış töreninde duyurduğu “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” tartışılmaya devam ediyor. Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak kurulacağı açıklanan başkanlıkta talep edenlere kadro verileceği de söylendi. Şahkulu Sultan Vakfı yönetiminde yer alan Prof. Dr. Ali Yaman, duyurulduktan sonra tartışma yaratan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
Alevi kurumları ve Alevi toplumu, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle dedelerin yönlendirileceği, cemevlerine kayyım atanabileceği, asimilasyonu daha da hızlandıracağı gerekçesiyle iktidarın bu projesine karşı çıkıyor.
7 Alevi çatı örgütü, iktidarın bu girişimlerini bir darbe olarak nitelendirirken, Prof. Dr. Ali Yaman, olumlu olduğunu iddia ediyor.
“DEVLET BİR KURUMLAŞMAYA GİDİYOR, 1585 CEMEVİNİ ZİYARET ETMİŞLER”
Kendisine yönelik bazı eleştirilerin geldiğini ifade eden Yaman, uzun yıllar Alevilik ile ilgili çalışmalar yaptığını belirterek, şunları söyledi:
“Bazı federasyon başkanı arkadaşlar beni hemen başkan yapmışlar zaten. Böyle olmaz. Somut bazı şeyler olması lazım. Alevilik ile ilgili yıllardır çalışan bir akademisyen olarak bana herkes soru soruyor. Bu olayda da devlet böyle bir kurumlaşmaya gidiyor. 1585 cemevini ziyaret etmişler. Bu hazırlıklar ile uğraşan bir devlet söz konusu. Bürokrat değilim benim ne dahlim olabilir? Kerbela’ya dedelerin götürüleceği söyleniyor ben de fikrimi ifade ediyorum. Götürülmese daha iyi olur dedim. Ama bazı dedeler istemiş bunu. İlgili kişiler böyle bir adım atınca da sanki bizim bunda bir dahlimiz varmış gibi görünüyor. Devlet bunları yaparken neden benim fikrimi esas alsın ki? Kendi program ve planları ne ise o çerçevede kurumlaşma yapıyorlar. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’na daha önce danışmanlık da yaptım. Alevi kurumlarının hepsinde de görev almış birisiyim. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki Türkiye’yi mahkum eden din dersleri kararında benim de ismim var.”
“BÜTÜN CEMEVLERİNİN BAŞKANLIĞA BAĞLANACAĞI SÖZ KONUSU DEĞİL”
Yaman, başkanlığın Kültür Bakanlığı’na bağlanacağına yönelik eleştirilere ise şunları söyledi:
“Diyanete bağlansa Aleviler kabul etmiyor. Diyanet de Alevileri istemiyor. O zaman Diyanet seçeneği ortadan kalkıyor. Cumhurbaşkanlığı’na bağlansa “Cumhurbaşkanı Alevileri kendisine bağladı” derler. Geriye ya Devlet Bakanlığı ya da Kültür Bakanlığı kalıyor. Açıklamaya bakıldığı zaman da zaten isteğe bağlı olduğu belirtiliyor. Bütün cemevlerinin bu kuruma bağlanacağı yönünde bir durum söz konusu değil. İsteyen cemevi imar, bakım, onarım, personel maaşı vs. ile ilgili bu kurum ile ilişki kurarsa kendisiyle bağlantı kurulacak.
Olumlu bir şey varsa “Bunlar olumlu” dersin. Detaylar açıklandıktan sonra ben de söylerim bunu. Bugüne kadar yazdığım yazılar ortada. Ahmet Hamdi Akseki camisinin açılışını en ağır şekilde eleştiren bir akademisyenim. Eğitim-Sen üyesiyim. Detaylar ortaya çıktıktan sonra olumlu yönler varsa bunu söylemek zorundayım. Burada devlet meselesi söz konusu. İmar planlarında yer ayrılması kötü bir şey mi? Böyle bir adımın atılması yararlı bir şeydir. Zaten Alevi toplumunun mustarip olduğu bir durum. Elektrik ve su paraları için her kurum ayrı ayrı gidip dava açıyor. Bütün kurumlara muafiyet tanınması kötü bir şey değil. Detaylar ortaya çıktıktan sonra daha iyi anlayabiliriz. Ortada yasalaşmış bir şey yok. Ne söylesek afaki oluyor.”
“ALEVİ KURUMLARINI YOK SAYARAK OLMAZ”
Her cemevinin başkanlığa bağlanamayacağını, Alevilerin de bunu kabul etmeyeceğini belirten Yaman, “Cemevlerinin bir ihtiyacı olduğunda başvurulabilecek bir kurum olarak görünüyor. İsteğe bağlı olduğu belirtiliyor. Her cemevini oraya bağlayamazsınız. Aleviler tarafından da bu kabul görmez zaten. Başka bir hükümet de gelse böyle bir düzenlemenin yapılması gerekiyor. Ama kurumları yok sayarak değil. Kurumlar ile istişare halinde yapılmalı. Cemevleri artık kurumsallaştı. Cemevlerinin yasal olarak sorunlarının yavaş da olsa çözülmesi kaçınılmaz. Atılacak adımları görmek lazım. Bakanlar Kurulu’nda alınan karar ile bazı dergahların ödediği kiralar kaldırılmış. Keşke bu adımlar daha önce atılsaydı. Şu anda da olsa atılan adım olumlu ise bunu söylemek gerek. Tamamen karşı çıkılmamalı diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“ŞU ANKİ ADIM YETERSİZ AMA DAHA İYİ NOKTAYA GETİRİLMELİ”
“Diyanet sadece Alevileri ilgilendiren bir sorun değil” diyen Prof. Dr. Ali Yaman, Sünni vatandaşlar ile de müzakere edilmesi gerektiğini kaydetti. Yaman sözlerini şöyle sürdürdü:
“Alevilik inanç eğitimiyle ilgili bir şeylerin kurulmasını beklerdim kurumlardan ama maalesef böyle bir şey gelmiyor. Mesela şu başkanlığa alternatif olarak ne öneriyor? Diyanet kalksın diyorlar. Kendileriyle konuştuklarımız da “Diyanet kalkmaz” diyorlar. Kalkmaz ise niye istiyorsun? B planın yok mu senin? Türkiye’de herkes biliyor ki, Diyanet kalkmaz. O zaman Alevi toplumu “Diyanet kalksın” diye diye, giderek inancından, kimliğinden mi uzaklaşacak? Neden cemevlerinde bu eğitimi yapamıyorsun? Eğitim alanına Aleviliğin mutlaka dahil olması gerekir. Aleviler kendi hedeflerini doğru olarak ortaya koymalı ve kendi alanlarının sınırları içerisinde kalmalıdır. Diyanetin kaldırılması konusu Sünniler ile de müzakere yürütülmesi gereken bir mesele. Eğitim ile ilgili herhangi bir talep görmüyorum. Diyanetin kaldırılmasını ben de savunuyorum. Bu haliyle toplumun tüm kesimlerine hizmet götürmeyen bir kurumdur. Şu anki adım yetersiz ama daha iyi noktaya getirilmesi için sürece müdahil olunmalı.”
PİRHA – Yedi Alevi kurumu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, cemevlerine yönelik projesine karşılık basın açıklaması yaparak “Açıklanan paket ne demokratiktir, ne de müjdedir. Aksine bu paket Aleviliğin şimdiye kadar devlet gücüyle soluksuz bırakılmasının yeni bir aşamasıdır” denildi.
Yedi Alevi kurumu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de açıkladığı ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ projesine karşılık Garip Dede Cemevinde açıklama yaptı.
Hükümetin planlarını “Demokratik Alevi açılımı değil, darbe!” olarak yorumlayan Alevi örgütleri, Erdoğan’ın açıklamalarını da “beyhude bir çaba” olarak okudu.
“SÖZDE DEMOKRATİK BİR REFORM PAKETİ”
Alevi örgütleri adına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, şu açıklamayı yaptı:
“Cumhurbaşkanı dün Şahkulu Sultan Dergahı’nda, yine her zaman yaptığı gibi Alevilerin kendi öz örgütlerini yok sayarak, çevresinde toplayabildiği kimi göstermelik, muhataplarıyla, sanki tüm Alevi toplumu ve örgütleri kendi arkasındaymış gibi, bir fotoğrafın önünde Alevilere sözüm ona müjde adı altında sözde demokratik bir reform paketini açıklamıştır.
Açıklanan paket ne demokratiktir, ne de müjdedir. Aksine bu paket Aleviliğin şimdiye kadar devlet gücüyle soluksuz bırakılmasının yeni bir aşamasıdır. Ancak, Alevi, toplumunda bunun bir karşılığı yoktur, beyhude bir çabadır.
Alevilerin sorunları, 17/18 Eylül 2022’deki Hacı Bektaş deklarasyonunda ifade ettiğimiz üzere, ne cemevlerinin elektrik, su sorunu, ne imar sorunu, ne de dedelerimize ulufe diye dağıtılacak maaş sorunudur.
Alevilerin sorunları, doğrudan negatif ayrımcı esaslara ve siyasal rejimin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış ve kronik hale gelen sorunlardır. Dün olduğu gibi, bugün de Cumhurbaşkanının reform diye müjdelediği paket Alevilerin inançsal varlığını, kimliğini inkar etmekte, Aleviliği devletli Sünniliğin bir eklentisine, zenginliğine indirgemekte, dolayısıyla Alevilik kendisinden her an vazgeçilebilir, gerektiğinde malı, canı yağmalanabilir artı bir kaynak olarak konumlandırılmaktadır.
Bu bağlamda
1 – Alevilerin en temel taleplerinden biri olan ve eşit tanınma, eşit yurttaşlık haklarının sembolik bir ifadesine dönüşen ‘cemevleri ibadethanemizdir’ talebine bağlı olarak, cemevlerimizin ibadethane statüsüne kavuşturulmasına dair hiçbir adım atılmamıştır. Bu demektir ki Alevilik dinsel ve kimliksel özellikleriyle inkar edilmeye devam edilecektir.
2- Alevi toplulukların en önemli sorunu olan sosyo-politik, sosyo-kültürel düzeyde kamu gücüyle örgütlenen ve yeniden üretilen negatif ayrımcılık ısrarla reddedilmektedir. Lütfeder gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir kurum oluşturulacağı ve burada kendi ölçülerine uygun, yandaş Alevi kökenlilerin istihdam edileceği müjdelenmektedir. Bilinmelidir ki, istihdam edeceğiniz birkaç Alevi kökenli kişi Alevilere on yıllar boyunda yapılan haksızlıkların ve hala Alevileri kamu kurumlarında kendilerince en düşük kadroya bile almayan adaletsizliğin ve zulmün üstünü örtmeye yetmeyecektir.
3- Bu zehirli pakete göre Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir oluşum, bundan sonra Alevilerin dişi ile tırnağı ile kendi öz güçleri ile iğne ile kuyu kazar gibi, emek emek yoktan var ettiği, bütün cemevlerinin yönetimini yürütecektir. Açıkça ilan ederiz ki bu, devletin Alevi kurumsallaşmasına, Alevi dinselliğine yönelik darbe ve el koyma girişimidir. Halkın seçilmiş temsilcilerinin yerine kayyum atanmasına nasıl karşıysak Alevi toplulukların öz be öz kendi mekanları, kendi ibadethaneleri olan cemevilerine de devletin el koymasına aynı şiddet ile karşıyız. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın özelleştirilerek dağıtılmasını ve tasfiyesini tartışmamız gerekirken, tam tersine cemevlerinin devletleştirilmesi ancak AKP tarzı bir kurnazlığın ürünü olabilir.
4- Bu anti-demokratik paketin gereği olarak oluşturulacak kurum ‘cemevi hizmetlerinden eğitim faaliyetlerine’ kadar cemevlerinde tüm kontrolü eline almaya hazırlanmaktadır. Cumhurbaşkanının bu belirsiz, muallak cümlesinin içinde taşıdığı tehdide karşı bütün Alevi toplumunu ve kurumlarını uyanık olmaya çağırıyoruz. Aksi halde, rızalık üstüne, talibe hizmet borcuyla, hakullah ile Hakk uğruna hizmet veren dedelerimiz bundan sonra devletten alacağı maaşın hizmetçisi olacak, kamu kaynaklarının din kisvesi altında yağmalanmasından pay alacaktır. Yetmezmiş gibi, eğitim faaliyetleri adı altında, çocuklarımız, dedelerimiz, pirlerimiz, analarımız, ana sultanlarımız, ana bacılarımız, rayberlerimiz, rehberlerimiz, zakirlerimiz, hak aşıklarımız, Sünniliğin devlet çarklarında şekillenecek, değişlerimiz, nefeslerimiz, ayetlerimizin yerini Sünni doktrinin boğucu soluğu alacaktır. Bunun varacağı yer, cemevinde Kur’an kursu, cemevinde mızraklı ilmihal, cemevinde namazdır. Kimsenin dininde ve ibadetinde gözümüz yok. Ama bilinmelidir ki son bir Alevi de kalsa her Alevi kendi dinsel varlığının üzerine kimsenin kem gözünü de düşürmeyecektir.
Nihayet Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarına göre, isteyen dedelerimiz bu yeni oluşturulacak kurumda kadroya alınıp maaşa bağlanacakmış! Biz Aleviler ve onların kurumları olarak, devletin hiçbir dini finanse etmesini, kamu kaynaklarını şu ya da bu dinin aleyhine peşkeş çekmesini kabul etmezken, şimdi dedelerimiz üzerinden bir yağma sofrasına davet edilmekteyiz. Pir Sultan gibi, Sünnileştirmeye çalıştığınız Yunus Emre gibi, kameraların karşında övüyor gibi görünseniz de ‘meczup’ diye takdim ettiğiniz Hacı Bektaş Veli gibi, yok olur, yoksul olur, aç kalır ama bir avuç buğdaya tamah etmeyiz. Hünkar’ın himmeti, Ali’nin mürveti, Hüseyin’in şehadeti bize yeter! Her kim ki rızalığa sırtını dönüp hakkullahı terkederse HAKK MUHAMMED ALİ nuruna sırtını dönmüştür.”
“ANTİ DEMOKRATİK BİR SALDIRI!”
Sonuç olarak; Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı paketin, Alevilere yönelik ‘demokratik bir reform’ paketi değil, tam tersine Alevilere şeksiz gümansız anti demokratik bir saldırı olduğunu beyan ederiz. Demokratikleşme peşinde olanlar, öncelikle Alevi toplumuna, onların meşru kurumlarına kulak vermekle, onları muhatap kabul etmekle işe başlamalıdır. Biz, aşağıda imzası olan Alevi kurumları yıllardır her zaman diyaloğa açık ve hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Ancak yıllardır olduğu gibi, görülüyor ki rejimin gözleri kör, kulakları sağır. Bu körlük ve sağırlık içinde “ben yaptım oldu” diyerek açıklanan her paket geleneksel, anti-demokratik, sağcı devlet refleksinden başka bir şey olmayacaktır.
Bilinmelidir ki, bizim tarihimiz Cumhurbaşkanının zikrettiği gibi, Malazgirt’ten, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan ve yaşadığımız toprakları daima boş bir toprak kabul eden, bu toprakların insanlarını Malazgirt’ten itibaren yok sayan militarist bir tarih değildir. Militarist bir milliyetçilik anlayışıyla, Aleviliğin en temel düsturu ‘72 milleti bir nazarla görmek’ ilkesi taban tabana zıttır. Bizim Zülfikarımız Nil Deryası’nda yüzedura, kılıcımız tahtadandır! “Hepimizin Peygamberinden, hepimizin Ali’sinden, hepimizin Ehli-Beyt’inden, hepimizin Kerbela’sından” söz edenler bilmelidir ki, hem Muaviye’nin, hem Ali’nin, hem Hüseyin’in, hem onun başını kesenlerin safında yer alamazsınız.
Bizim, Alevilerin, muhabbet ehlinin her iki dünyada da şahidi, Muaviye’nin mızraklarına takılan mushaf yaprakları değil, Kur’-an-ı Natık olan Ali’dir. Muhabbetimiz Hakk’ın sureti insanadır. “Dileyen Müslüman bilsin, dileyen gavur / İnsanı hor görmek en büyük küfür / Buna inanmışız, münkir değiliz”
PİRHA – Demokratik Alevi Federasyonu, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki açıklamalarına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada “Alevilerin bu projeye kanması ve iknâ olması halinde Alevi inancından eser kalmayacağını iyi bilmemiz gerekiyor” denildi.
AKP iktidarı tarafınca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağının açıklanması ardından Alevi kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 7 Ekim’de Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki açıklamalarına bir eleştiri de Demokratik Alevi Federasyonu’ndan (FEDA) geldi.
Erdoğan’ın duyurduğu ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir tür asimilasyon aracı olduğunu ifade eden FEDA, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Bakanlıklar bünyesinde kurulacak olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı’nın, “Devletin inkârından daha da tehlikeli” olduğu söylenen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Tekçi ve inkârcı ulus devlet zihniyeti yüzyıl sonra Alevilere dönük yeni oyunların peşindedir. İnkâr, katliam, asimilasyon ve soykırımla ortadan kaldıramadığı Aleviliği kendine göre tarif eden, devlet ve iktidarın çıkarına uygun Alevilik yaratmaya çalışan, kendine göre şekil vermek, yeni gömlek biçmek isteyen bu anlayışı red ediyor, kabul etmiyoruz.
Devlet, Erdoğan üzerinden Alevileri tamamen kontrol ve denetim altına almak, devletin Alevisi olmayan, direnen örgütlü Alevi mücadelesini tasfiye etmek istiyor. Bu anlamda devletin kültürel soykırım amaçlı atmak istediği bu adıma karşı ön almaya çalışmak her sürekten Alevilerin önceliği olmalıdır. Sürek ve kurumsal farklılıklarımıza bakmaksızın oldukça tehlikeli bir sürecin arifesinde olduğumuzun duyarlılığıyla bu sürece yaklaşmamız gerektiğine inanıyoruz.
Erdoğan’ın ‘Bakanlığa bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı’nı kuracağız.’ söylemi devletin inkârından daha da tehlikelidir. Çünkü tekçi, inkârcı ve katliamcı devletin bakanlığına bağlı kültür ve cemevi başkanlığı üzerinden Alevi inancının hak ve hakikatinin yaşatılması ve sürdürülmesi asla söz konusu olamaz.
Devlet, Alevilerin muhalif örgütlü gücünden korktuğu için karşısına almak yerine, denetimine ve kontrolüne almak amacıyla bu hamleyi atmaktadır. Eğer samimi olmuş olsaydı, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu söyler, inanç ocaklarını yasaklamaktan ve dağıtmaktan vazgeçer, pîrlerin inancın Yol önderleri olduğunu kabul ederdi. Yapması gerekenler yerine; bakanlığa bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığını kurmak istemesi, Alevileri zapturapt altına almak, kültürel soykırımla Alevileri başkalaşıma uğratmak, Alevi inancını Sünni İslam’a tabi bir tarikat örgütlenmesi içine çekmek istemesindendir.
Alevilerin bu projeye kanması ve iknâ olması halinde Alevi inancından eser kalmayacağını iyi bilmemiz gerekiyor.
Zalimin sofrasının kırıntıları değil, meşru demokratik Alevi Yol’unun hak ve hakikatini yaşamak ve sürdürmek istiyorsak demokrasi mücadelesinde birlikte olmaktan başka yolun olmadığının bilinci ile bu sürece yaklaşmalıyız.
PİRHA- 7 Alevi kurumu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Sultan Dergahı’na yaptığı ziyaretinde Alevi yurttaşlara yönelik adımlar atacaklarını açıklamasına ilişkin 8 Ekim Cumartesi günü saat 14:00’te Garip Dede Dergahı’nda ortak basın toplantısı yapacak.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şahkulu Sultan Dergahı’na yaptığı ziyarette yaptığı konuşmada Alevi yurttaşlara yönelik çeşitli adımlar atacakları belirterek, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanacağını, cemevlerinde görevli Alevi dedelerine ve cemevlerinde hizmet yürüten görevlilere maaş bağlanacağını, cemevlerine tapuda özel bir imar lejantı verileceğini söyledi. Erdoğan ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Daire Başkanlığı kurulacağını aktardı.
Erdoğan’ın açıklamasında Alevi toplumunun taleplerini görmezden gelmesi başta Alevi yurttaşlar olmak üzere birçok kesimin tepkisini çekti.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARINA KARŞI 7 ALEVİ KURUMUNDAN ORTAK AÇIKLAMA
7 Alevi kurumu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamalara dair ortak basın açıklaması gerçekleştirecek.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)’nin yapacağı basın açıklaması 8 Ekim Cumartesi günü saat 14:00’te Garip Dede Dergahı’nda gerçekleştirilecek.
PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahı’ndaki programını değerlendiren Şahkulu Sultan Dergahı Başkanı Beyzade Özkahraman, “Açıklananlar Alevilerin bir kısım taleplerini karşılıyor. Alevilerin sorunlarının çözülmesi için Kültür Bakanlığı’na bağlı birim kurulmasını olumlu buluyorum. Açılış öncesi ev sahibi olarak konuşma yapmak istedim ancak söz verilmedi, taleplerimizi iletemedim” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şahkulu Sultan Dergahı’nı ziyaret ederek 8 ilde bulunan cemevinin temel atma törenini ve açılışını gerçekleştirdi.
Erdoğan, tören öncesi yaptığı açıklamalarda Alevi yurttaşlara yönelik çeşitli adımlar atacaklarını savunarak, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanacağını, cemevlerinde görevli Alevi dedelerine ve cemevlerinde hizmet yürüten görevlilere maaş bağlanacağını, cemevlerine tapuda özel bir imar lejantı verileceğini söyledi.
Erdoğan ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Daire Başkanlığı kurulacağını aktardı.
Erdoğan’ın dergahta yaptığı programda konuşturulmayan Şahkulu Sultan Dergahı Başkanı Beyzade Özkahraman, bugün yaşananları PİRHA’ya değerlendirdi.
“DUVARLARIMIZDAKİ RESİMLERİMİZİN KIRMIZI ÇİZGİMİZ OLDUĞUNU SÖYLEDİK, SAYGILI DAVRANDILAR”
Erdoğan’ın Ankara’daki Hüseyin Gazi Cemevini ziyareti öncesi cemevinde yapılan değişiklikleri anımsatarak sözlerine başlayan Özkahraman, “Hüseyin Gazi’de ziyaret sırasında bizim toplumumuz açısından bazı yanlışlıklar olmuştu. İstenmeyen olaylar yaşanmıştı. Biz burada da aynı yanlışlıklar olmasın diye dikkat ettik. Salonumuzdaki Hacı Bektaşi Veli’nin, Hz Ali’nin, Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraflarının yerlerinde kalması gerektiğini, bunların bizim kırmızı çizgilerimiz olduğunu söyledik. Onlar da çok saygılı davrandılar. Şahkulu Sultan 700 yıllık bir kurum. 700 yılın son yüzyılı Cumhuriyet dönemine rastlıyor. İlk kez bir cumhurbaşkanı bu dergahı ziyarete geldi. Biz de ev sahibiyiz. Doğal olarak saygılı davranmamız gerekiyordu. Konuğumuza karşı biz görevimizi yaptık. Cumhurbaşkanı buradan başka illerdeki cemevlerinin temel atma töreni ve açılışlarını yaptı. Bir merkez olarak Şahkulu Dergahı’ndan bu açılışlar yapıldı. Bu da bizi çok memnun etti” dedi.
“AÇIKLANANLAR ALEVİLERİN BİR KISIM TALEPLERİNİ KARŞILIYOR”
Geçtiğimiz ay Hacıbektaş’ta Alevi kurumlarıyla ve başkanlarıyla bir araya geldiklerini ve ortak taleplerini belirlediklerini de hatırlatan Özkahraman, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben bugün cumhurbaşkanının açıkladığı açılımda oradaki belirlenen taleplerin bir kısmının dile getirildiğini, kabul edildiğini gördüm. Kalan kısmı için biz cumhurbaşkanından randevu talep ettik. Buraya bir kez daha gelmesini, burada konuğumuz olmasını, kendisine kahve ikram etmek istediğimizi, diğer sorunlarımızı konuşmak istediğimizi söyledik. Bunun için de sözünü aldık.
Bizim en önemli taleplerimizden biri cemevlerinin Alevi Bektaşiler için ibadethane olduğunun devlet tarafından kabul edilmesidir. İkinci olarak da, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve eskiden olduğu gibi seçmeli ders haline getirilmesidir. Bu taleplerimiz devam edecek. Bu talepler tüm Alevi toplumunun talepleri ve Alevi kurumlarının ortak talebidir. Biz bunun mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Bu ülkedeki 86 milyon insanın hep bir arada, kardeşçe yaşamalarını diliyorum.”
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘Alevi Bektaşi Daire Başkanlığı’nın kurulacak olmasını olumlu karşıladığını ifade eden Özkahraman, şunları kaydetti:
“Bu ülkede bir Diyanet İşleri Başkanlığı var. Bütçesi devasa, 6-7 bakanlığın bütçesine denk. Bu başkanlığın içerisinde yüzlerce insan çalışıyor ve maaş alıyor. Bu başkanlığın bütçesi Alevi Bektaşi olan insanların da verdiği vergilerden pay alıyor ama Diyanet İşleri Başkanlığı Alevi yurttaşlara hizmet etmiyor. Devlet de bu yaraya parmak basmak istedi ve iki seçenek konuşuldu. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi bölümü kurulsaydı Aleviler Diyanet İşleri Başkanı’nın inisiyatifi altına girecekti. Daha önce böyle düşünülüyordu ama böyle yapılmaktan vazgeçildi. Şimdi ayrı bir kurum kuruluyor. Alevi Bektaşilerin sorunlarının çözülmesi için Kültür Bakanlığı’na bağlı bir birim kuruldu. Devletin Alevi Bektaşilik inancını asimile etmek için böyle bir birim kurdu eleştirisini doğru bulmuyorum. Alevilerin sorunlarının bu merkezden çözülmesi için böyle bir birim kurulduğunu düşünüyorum.”
“ERDOĞAN’A TALEPLERİMİZİ İLETEMEDİM”
Açılış öncesi ev sahibi olarak konuşma yapmak istediğini ancak protokol gereği kendisine söz verilmediğini de belirten Özkahraman son olarak, “Ev sahibi olarak hoş geldiniz demek ve Alevi Bektaşilerin sorunlarını dile getirmek, çözüm önerilerinde bulunmak istedim. Ancak dediler ki, ‘Protokolde sadece Cumhurbaşkanı konuşacak ve açılış yapacak. Programda sizin konuşmanıza yer veremiyoruz ama biz sizinle Sayın Cumhurbaşkanını bir araya getireceğiz. Birlikte sohbet edeceksiniz, isteklerinizi orada söyleyebilirsiniz’ denildi. Ancak daha sonra bugün programın çok uzadığını, zaman kalmadığını, bunun için özel olarak daha sonra randevu verilerek gelineceği söylendi. Biz de taleplerimizi iletmeyi Erdoğan’ın bir dahaki gelişine bıraktık. Karşılıklı bir diyaloğumuz oluşmadı” diye konuştu.
PİRHA-İstanbul’da Şahkulu Sultan Dergahına toplu açılış töreni için giden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür Bakanlığı bünyesinde “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” adıyla bir kurumun kurulacağını açıkladı. Erdoğan, “Cemevi hizmetlerinden eğitim faaliyetlerine kadar tüm çalışmalar, kamu desteği ve denetimiyle yürütülecektir” dedi.
Dağ fare doğurdu. Günlerdir “Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeyi Şahkulu Dergahında verecek” diye iktidar yanlısı medyada haberler yapılırken, Aleviler temkinli yaklaştı.
Dün ortak yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), ‘Polemik değil hak istiyoruz’ diyerek Erdoğan’ı uyarmıştı.Ancak bu uyarıları ve Alevi kurumlarını dikkate almayan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Şahkulu Sultan Dergahı’nda düzenlenen 4 cemevinin açılışı, 7 cemevinin temelinin atılması törenini gerçekleştirdi.
YÜKSEK “GÜVENLİKLİ” AÇILIŞ
Çok sayıda polisin dergah çevresini ablukaya aldığı görülürken, adeta kuş uçurtulmadı. Cumhurbaşkanlığının belirlediği basın içeri alınırken, tek konuşanın Erdoğan’ın olduğu salonda AKP’liler ve AKP’ye yakın Aleviler vardı.
1585 cemevinin ziyaret edilerek talepleri dinlediklerini kaydeden Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”nın kurulacağını duyurdu. Erdoğan ayrıca talep eden kişilere de bu kurumda kadro verileceğini söyledi.
“ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NI KURUYORUZ”
Erdoğan‘ın açıklamasından öne çıkan satır başları şöyle:
“Ülkemizdeki Alevi-Bektaşi toplumunun beklentilerine ilişkin geniş kapsamlı çalışma yaptık. 1585 cemevi ziyaret edilerek muhataplar tek tek dinlendi. Tamirat, ısıtma gibi sorunlar için adımlar atıldı. Sıcağı sıcağına talimatlar verildi, adımlar atıldı. Ayrıntılı çalışmalar yürütüldü. Bugün burada bunların müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Tüm meselelerinin devlet nezdinde takibini yapacak kurumsal bir yapı kuruyoruz. Kuracağımız Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, muhtarlıklara, derneklere, belediyelere, federasyonlara bağlı cemevlerinin yönetimini yürütecektir. Cemevi hizmetlerinden eğitim faaliyetlerine kadar tüm çalışmalar, kamu desteği ve denetimiyle yürütülecektir. Cemevlerinin aydınlatma, içme ve kullanma suyu, bakım giderlerinin karşılanmasıyla ilgili tüm sorunlar çözülmüş olacaktır.
Aynı şekilde cemevlerinde hizmetleri yürütmekten sorumlu inanç önderlerinden talep edenlere kadro verilebilecektir. Bu adımların Alevi-Bektaşi kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Cemevlerinin bir kez daha Alevi-Bektaşi kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
DERGAH BAŞKANI KONUŞTURULMADI
Bu arada, Şahkulu Sultan Vakfı/Dergahı Genel başkanı Beyzade Özkahraman‘a ise hiç söz verilmemesi dikkat çekti.
PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 Ekim günü İstanbul’daki Şahkulu Sultan Dergahı’nı ziyaret edecek. Şahkulu Sultan Vakfı/Dergahı Başkanı Beyzade Özkahraman, “Ziyareti Cumhurbaşkanlığı organize ediyor. Toplantıda ev sahibi olarak konuşma yapmak istediğimi söyledim. Alevi Bektaşi toplumunun sorunlarını toplantı vesilesiyle dile getirmek, taleplerini sunmak istiyorum. Bu durumu bana biçilmiş tarihi bir misyon olarak kabul ediyorum” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara’nın Mamak ilçesinde bulunan Hüseyin Gazi Cemevine 8 Ağustos günü gitmesinin ve cem salonunun farklı dizayn edilmesinin yankıları devam ederken, Erdoğan İstanbul Kadıköy’deki Şahkulu Sultan Dergahı’na da 7 Ekim’de gidecek. Burada, türbeyi ve cemevini ziyaret edecek olan Erdoğan, daha sonra konferans salonundaki törene geçecek. Törende, devletin desteğiyle inşa edilen 8 ayrı cemevinin açılışının yapılacağı belirtildi.
Konuyla ilgili olarak konuştuğumuz Şahkulu sultan Vakfı/Dergahı Başkanı Beyzade Özkahraman törende konuşma yapmak istediğini fakat protokolün Ankara tarafından organize edilmesi nedeniyle konuşma yapıp yapmayacağını bilmediğini söyledi.
“ZİYARETİ CUMHURBAŞKANLIĞI ORGANİZE EDİYOR”
Özkahraman, Erdoğan’ın ziyaretine ilişkin şu bilgileri verdi:
“Ziyareti Cumhurbaşkanlığı organize ediyor. Cuma günü (7 Ekim) öğleden sonra yapılacak. Cemevlerinin açılışı yapılacakmış. Şahkulu’nda da konferans salonunun olduğu yerleşkeyi valilik yapmıştı. Bu yerleşkede konferans salonu, asansörler, mutfak, yemekhane bloku ve soğuk hava depoları var. Benden önceki yönetim döneminde olmuş bunlar. 165 koltuğumuz var. O koltukları dolduracak kadar davetli olacak herhalde. Cumhurbaşkanı ile beraber bir protokol gelecek ama kaç kişi olacaklarını bilmiyorum. Geri kalan içinde örgüt başkanlarının çağrılacağını biliyorum. Bir de bizim yönetimimiz katılacak.”
“KONUŞMA TALEBİMİ VALİYE SÖYLEDİM”
Erdoğan’ın ziyaretini duyduğunda İstanbul Valisi’nden randevu talep ettiğini de belirten Özkahraman, Ali Yerlikaya ile olan görüşmesini ise şöyle anlattı:
“Validen randevu almıştım. Toplantı olacağını sağdan soldan duyduk. Toplantıda ev sahibi olarak konuşma yapmak istediğimi söyledim. Alevi Bektaşi toplumunun sorunlarını toplantı vesilesiyle dile getirmek, taleplerini sunmak istiyorum. Bu olanağın tanınıp, tanınmayacağını sordum. Vali Bey ‘Sanırım, tanınması lazım ama protokolü Ankara yapıyor. O nedenle kesin konuşamıyorum. Tahminimi söylüyorum’ dedi.”
“BU DURUM BANA BİÇİLMİŞ TARİHİ BİR MİSYON”
Özkahraman, Erdoğan’ın ziyaretiyle yapılacak törende konuşmak istediğini belirterek, “Konuşma yapmak istiyorum. Alevi Bektaşi toplumu için bir fırsatın doğduğunu düşünüyorum. Birinci ağızdan toplumumuzun ne istediğini dile getirmenin yararlı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Şahkulu Sultan Vakfı/Dergahı Başkanı Özkahraman, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Protokolü onlar yaptığı için kimleri çağıracaklarını bilemiyorum. Çağrı yapma yetkisi bizim değil. Çağrıya cevabı da kurum başkanları yanıt verecektir. Kendileriyle bu konuda görüşmüş değilim. Eğer bana konuşma olanağı verilirse arkadaşlarımızın sözcüsü, temsilcisiymişim gibi duygularımı dile getirmek istiyorum. Bunu Hacıbektaş’taki çalıştayda da dile getirdim zaten. Bu durumu bana biçilmiş tarihi bir misyon olarak kabul ediyorum.”
PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde Şahkulu Sultan Vakfı bünyesinde yapılan bir tesisin açılışı için dergaha geleceğini belirten Şahkulu Sultan Vakfı Başkanı Beyzade Özkahraman, Hüseyin Gazi Dergahı’nda yaşananan olumsuzlukların yaşanmaması için iyi hazırlanacağını söyledi. Bunun için Alevi kurumlarının desteğini hissetmek istediğini belirten Özkahraman, “Siz varsanız ben varım, siz yoksanız ben yokum” dedi.
7 Alevi çatı kurumu Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) organize ettiği “Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor” çalıştayı 17-18 Eylül tarihlerinde Hacıbektaş’ta Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Çalıştayda yapılan konuşmalarda Alevilerin Cumhuriyet boyunca yaşadıkları ve sonrasında ne yapmaları konusunda fikirler beyan edildi.
Çalıştayda konuşanlardan biri de Şahkulu Sultan Vakfı BaşkanıBeyzade Özkahraman‘dı. Kahraman henüz 3 ay önce vakfın başkanlığına geldiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir tesisin açılışı için Şahkulu Dergahı’na geleceğini ve İstanbul’daki Alevi kurumlarının başkanlarının da çağrılı olduğu bir toplantı gerçekleştirileceğini söyledi.
“DUYARLI BİR ŞEKİLDE HAZIRLANMAK VE ÇALIŞMAK İSTİYORUM”
Erdoğan’ın gelişinde Hüseyin Gazi Dergahı’nda yaşananların olmaması için çaba göstereceğini ifade eden Özkahraman şunları kaydetti:
“Ben göreve geleli henüz 3 ay oldu ve bir topu kucağımda buldum. Benden önceki başkan döneminde yapılan bir tesisi ekim başında Cumhurbaşkanımız tarafından açılacağı bildirildi. Bu açılış törenine gelecek olan Sayın Cumhurbaşkanımızla İstanbul’daki kurumların başkanlarının çağrılı olduğu bir toplantı gerçekleştirilecek. Ben kurum başkanı olarak o toplantıda Cumhurbaşkanımıza bir hoşgeldiniz konuşması yaparken, siz değerli örgütlerimizin desteğini arkamda hissederek taleplerimizi dile getirmek istiyorum. Yeni Bir Hüseyin Gazi (Dergahı) olayının yaratılmaması için çok duyarlı bir şekilde hazırlanmak ve çalışmak istiyorum. Bunu yaparken bizim federasyon başkanı arkadaşlarımızla yaptığımız konuşmalarda her aşamada onlarla istişare ederek bu toplantıya girmek istiyorum. Amacım bu toplantıdan bu kitlenin, Alevi Bektaşi topluluğunun beklediği, istediği, özlediği verilerin en iyi şekilde alınma sözünü alarak o toplantının sonlanmasını arzu ediyorum. Tabi bu fırsatlar bana verilecek mi bilmiyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Vakfı’na (Dergaha) geldiğinde, Erdoğan’nın kendisine bir konuşma fırsatı verip vermeyeceğini bilmediğini belirten Özkahraman, eğer konuşma yaparsa çalıştaydaki bildirgelerin ışığında konuşacağını kaydetti.
“İZİN VERİRSENİZ SÖZCÜNÜZ OLMAK İSTİYORUM”
Erdoğan ile görüşmede Alevi kurum yöneticilerinin sözcüsü olmak istediğini vurgulayan Şahkulu Sultan Vakfı Başkanı Beyzade Özkahraman şöyle devam etti:
“İstanbul Valisi ile 15-20 gün önce yaptığımız ön görüşmede ‘herhalde bir konuşma olanağı tanınır’ dedi. Bilemiyorum tabi. Bu nedenle siz varsanız ben varım, siz yoksanız ben yokum arkadaşlar. Daha önce bilim insanları tarafından hazırlanan bildirgeyi yanıma aldım. Sonuç bildirgesini de alıp, harmanlayarak bir konuşma hazırlayacağım. Yani benim yapacağım konuşma bu iki bildirgenin özeti olacak. Bu bakımdan da sizinle bir bütün olduğumu, izin verirseniz sözcünüz olmak istediğimi bu vesileyle söylüyorum. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken bütün kan ve göz yaşlarının geride kalmasını, bu toplumun özgür bireyler halinde eşit yurttaşlık içinde, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, bütün katmanlarıyla birlikte kardeşçe yaşamalarının arzusuyla huzurlarınızdan ayrılıyorum.”
PİRHA-2014 yılından itibaren faturaları ödemeyen ve bu konuda mahkemelik olan PSAKD Kadıköy Şubesi, 15 Şubat günü yeni dava açacaklarını duyurdu. Hali hazırda devam eden yargılamada ise mahkemenin istediği bilirkişi raporunda “Cemevi bünyesinde hiçbir şekilde ve hiçbir sahada ticari bir faaliyet yürütülmediği, cemevi kompleksinin bütünü ile halkın ücretsiz olarak faydalandığı bir inanç ve kültür merkezi olduğu” ifadelerine yer verildi.
Kış aylarında gelen yüksek elektrik faturalarına ülke genelinde halkın tepkisi yükseliyor. Alevilerin devlet tarafından tanınmayan ibadethanelerine de “ticarethane” denilerek gelen yüklü elektrik faturaları dikkat çekiyor.
Bazı cemevlerinin, “eşit yurttaşlık hakkı” nedeniyle faturaları ödememe kararından dolayı açtıkları davalar ise sürüyor. Bugün Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) da cemevlerine gelen faturaları ödememe kararı aldığını açıklayarak, durumu yargıya taşıdı.
İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergâhı’na 30 bin TL, Kadıköy’de yer alan Şahkulu Sultan Dergâhı’na ise 54 bin 316 TL elektrik faturası gelmişti. İstanbul Zeytinburnu’ndaki Erikli Baba Dergâhı’na da gelen elektrik faturası belli oldu. 2021 yılının son ayında (Aralık) Erikli Baba Dergâhı’na 6 bin 275 TL elektrik faturası gelirken; yeni yılın ilk faturası ise 12 bin TL oldu.
PSKAD KADIKÖY ŞUBESİ’NİN AÇTIĞI DAVA SÜRÜYOR
Gelen elektrik faturalarını ödemeyen kurumlardan bir tanesi ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi. İbadethanelerinin ‘ticarethane’ statüsünde faturalandırılmasına tepki göstererek, eşit yurttaşlık hakkı talebiyle 2014 yılından itibaren faturaları ödememe kararı alan PSAKD İçerenköy Cemevi’ne, elektrik şirketi tarafından o dönem icra işlemi başlatıldı. Cemevi de buna karşı dava açtı. Yargı süreci devam ederken, 2014’ten beri faturaları ödememe kararının arkasında duruluyor.
CEMEVLERİNE, SANAYİ ELEKTRİK TARİFESİ
Enerji şirketinin 04.12.2014 tarihinde başlattığı icra takibine karşı mahkemeye başvuran PSAKD Kadıköy Şubesi, cemevine sanayi kuruluşuymuş gibi elektrik tarifesi uygulanmasına tepki gösterdi. Dava başvurusunda, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda yer alan “Toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelere ilişkin aydınlatma giderleri Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır” maddesi hatırlatıldı.
Ayrıca cemevine uygulanan elektrik tarifesinin, sanayi-ticarethanelere uygulanan tarife olduğu, hiçbir borcu olmayan cemevi hakkında borçluymuş gibi icra takibinin başlatıldığı, elektriğinin kesildiği belirtildi. Durumun ise cemevinin, davalı şirket tarafından hala ibadethane kategorisinde sayılmayarak, ayrımcılık yapıldığını gösterdiği vurgulandı.
BİLİRKİŞİ: CEMEVİ, ÜCRETSİZ BİR İNANÇ VE KÜLTÜR MERKEZİDİR
İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi ise 02.02.2021 tarihinde görülen celsede bilirkişiden ek rapor alınmasına hükmetti. Elektrik mühendisi tarafından mahkemeye sunulmak üzere hazırlanan bilirkişi raporunda, “15.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadıköy Cemevi’nin, bütün hizmet birimleri ile birlikte, ücretsiz olarak Alevi inancına hizmet eden, entegre bir kompleks olduğu, bünyesinde hiçbir şekilde ve hiçbir saha da ticari bir faaliyet yürütülmediği, cemevi kompleksinin bütünü ile halkın ücretsiz olarak faydalandığı bir inanç ve kültür merkezi olduğu” bildirildi.
Halkın ücretsiz faydalandığı bütün ibadethane komplekslerinin enerji giderleri her ne kadar alt grup adı “Genel Aydınlatma” başlığı altında isimlendirilmiş olsa da bu komplekslerin hizmet ile ilgili bütün birimlerinin elektrik giderlerini kapsadığı belirtilen raporun sonuç bölümünde ise şu ifadelere yer verildi:
“Bu nedenle dava konusu elektrik faturasının tamamının dini hizmet birimleri ile ilgili enerji gideri olduğu, kök raporumda da belirtilmiş olan bu hizmet birimleri dışında, başkaca hiçbir kullanım alanı mevcut olmadığı sebebi ile Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne kesilen elektrik fatura tutarlarının tamamı, aynen diğer ibadethanelere uygulanan, tarife grubu adı olan “Genel Aydınlatma” başlığı altında toplanmış, tarife grubu kapsamında değerlendirilmelidir.
Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne ait hizmet birimlerinin enerji giderlerinin de, ihtiyaca göre değişen hizmetlerinde ayrıştırma yapılamayacağından, ilgili mevzuata göre, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden karşılanan bu tarife grubunun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.”
KARAKAYA: 15 ŞUBAT’TA YENİ DAVA AÇACAĞIZ
PSAKD Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, 15 Şubat Salı günü PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ın da katılımıyla İstanbul Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’ne giderek, devam eden davayı güncelleyip, yeniden dava açacaklarını kaydetti. Karakaya, “Bugüne kadar görülen davaların yok sayılması, icra işlemlerinin durdurulması talebiyle yeni dava açacağız” dedi. Kaçak elektrik kullanmakla suçlandıklarını söyleyen Karakaya, cemevine kesilen borçlar nedeniyle PSAKD Genel Merkezi’ne ait bütün banka hesaplarına tedbir konulduğunu da ifade etti.
PİRHA-Alevilerin ibadethanelerine gelen yüksek faturalar ile aylık kiralar tepki çekmeye devam ediyor. Garip Dede Cemevi’nin 30 bin liralık elektrik faturasının ardından İstanbul Kadıköy’deki 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’na da 54 bin 316 TL elektrik faturası geldi.
2002’de yayımlanan bir Bakanlar Kurulu kararı uyarınca ibadethaneler elektrik parası ödemekten muaf tutuluyor. Elektrik paraları Diyanet’e bağlı bir fondan ödeniyor. Kararda, ibadethane olarak cami, mescit, kilise ve sinagog sayılıyor. Ancak cemevi listede yer bulmuyor.
İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi‘ne gelen 30 bin liralık elektrik ve 11 bin 847 liralık doğalgaz faturasına tepkiler devam ederken; Alevilerin ibadethanelerine gelen yüksek fatura ve aylık kira ücretleri de dikkat çekiyor.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı da (HBVAKV) yaptığı bir paylaşım ile 11 bin 615 TL elektrik faturası geldiğini duyurdu. HBVAKV faturaya tepki gösterirken, “Cemevlerinin elektrik faturalarının ticarethane statüsünde gelmesi bu ülkenin ayıbıdır” ifadelerini kullandı.
ŞAHKULU SULTAN DERGÂHI’NA 54 BİN 316 TL ELEKTRİK FATURASI GELDİ
İstanbul Kadıköy’de bulunan 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı‘na ise bu ay 54 bin 316 TL elektrik faturası geldi.
Şahkulu Sultan Dergâhı’nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira ise 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 TL olmuştu. Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri ve Müdürü Kanber Yıldırım, dergâhta süren inşaat çalışmalarını yerinde incelemek için 5 Şubat Cumartesi günü dergâha gelecek olan İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’ya da durumu aktaracaklarını söyledi.
“AYLIK 80-90 BİN FATURA GİDERİMİZ VAR”
Kanber Yıldırım şöyle konuştu:
“Yaklaşık 17 bin lira aylık kiramız var. 54 bin lira da elektrik faturası geldi. Telefon, doğalgaz faturaları da var. Su faturası alınmıyor. Önceden su faturası da ödüyorduk. Ama şu an İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) almıyor. Aylık olarak baktığımızda yaklaşık 80-90 bin civarında fatura giderimiz var. Fatura giderlerini karşılayacak gelirimiz yok. İnşaat ile ilgili olarak 5 Şubat’ta İstanbul Valisi buraya gelecek. Açılış gününü belirlemek için inşaatı kontrol edecekler. Kendisine de bu durumu aktaracağız.”
ERİKLİ BABA DERGÂHI’NA HENÜZ YENİ FATURALAR GELMEDİ
İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan Erikli Baba Dergâhı‘na ise henüz güncel faturaların gelmediği belirtildi. Dergâhtan bir yetkili 2021 yılının son ayına (Aralık) ait fatura tutarlarını PİRHA ile paylaştı. Buna göre yeni yapılan zamlar öncesi Erikli Baba Dergâhı, 2021’in Aralık ayında 1309 TL doğalgaz, 6 bin 275 TL elektrik faturası ödedi. Dergâhın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği zamsız aylık kirası ise 4 bin 586 TL olarak ifade edildi.
KARACAAHMET DERGÂHI: FATURALARIN YÜZDE 10’UNU ÖDÜYORUZ
İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yer alan Karacaahmet Sultan Dergâhı‘na da yüksek faturaların geldiğini kaydeden bir yetkili, ayrıca hali hazırda görünen borçların da fazla olduğunu belirtti. “Bir karar var. Ona göre gelen faturaların yüzde 10’unu ödüyoruz. Fakat yarın ne olur onu bilmiyoruz” diyen yetkili, dergâha bu ay 12 bin TL’lik elektrik faturasının geldiğini, bunun da 1200 liralık kısmını ödediklerini aktardı.
İstanbul Bahçelievler’de bulunan Yenibosna Cemevi ise elektrik faturasını ödemiyor. CEM Vakfı, 2006’da Diyanet İşleri Başkanlığı’na başvurarak, aynı çatı altında vakfın merkezinin ve diğer birimlerinin yanı sıra bir de cemevi barındıran Yenibosna’daki kültür merkezinin elektrik faturalarından muaf tutulması talebiyle dava açmıştı. İç hukuk yollarının olumsuz sonuçlanması üzerine de durum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmıştı. Ödenmemiş elektrik fatura tutarı 668 bin 12 lira düzeyinde olduğu belirtilmişti.
Yenibosna Cemevi‘nden bir yetkili de dava açıldığından itibaren hiçbir şekilde fatura ödemediklerini söylerken; “Bizi bazen sıkıştırıyorlar ama dava sürecimizin devam ettiğini belirtiyoruz. Kıraç ve Haramidere Cemevi’nde elektriği kesebiliyorlardı ama burada yapamıyorlar çünkü muhatap, vakıf olarak biziz. Morgda yatan canlarımız var. AİHM’de dava açtığımızdan beri fatura ödemiyoruz. Diğer cemevleri ödemek zorunda kalıyor” dedi.
AİHM’DEN NASIL BİR SONUÇ ÇIKMIŞTI?
AİHM, Yenibosna Cemevi’nin bir ibadethane olup olmadığı, dolayısıyla elektrik faturasının Diyanet tarafından ödenip ödenmeyeceği davasını, Aralık 2014’te karara bağlamıştı. Kararda oybirliği ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılığa ilişkin 14. maddesi ile din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiş, karar Nisan 2015’te kesinleşmişti.
Yargıtay da Mayıs 2015’te elektrik faturalarını ödemediği gerekçesiyle Cem Vakfı hakkında başlatılan icranın devamına karar veren yerel mahkeme kararını bozmuş ve fiilen “cemevlerinin ibadethane olduğuna” hükmetmişti. Böylece, AİHM’in kararlarının bağlayıcı olduğu da göz önünde bulundurularak, cemevlerinin ibadethane sayılıp sayılmayacağı tartışmasının hukuken son bulduğu savunulmuştu.
PİRHA-Zorunlu din dersleri ile 4-6 yaş grubundaki çocuklara din dersi verilmesi kararına tepki gösteren Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, zorunlu din derslerinin kaldırılma talebinin Alevi örgütlerinin gündeminde olması gerektiğini söyledi. Çamur, “Zorunlu din dersleri mevzusunu gündemde tutmak, dile getirmek zorundayız. Sürekli inşaat yapma isteği ve parasal konularla uğraşacağımıza, zamanımızın büyük bölümünü bu konuya harcayalım” dedi.
İstanbul’da bulunan Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, zorunlu din dersleri ile 4-6 yaş grubundaki çocuklara din dersi verilmesi kararına ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.
Zorunlu din derslerini, “İnsan hak ve hürriyetlerine vurulan büyük bir darbe” olarak yorumlayan Çamur, “Zorunlu din derslerinin kaldırılması talebi Alevi örgütlerinin gündeminden düşmüş gibi. Bu konuda gerekli mücadele de verilmiyor. Anlaşılması zor bir durum. Sürekli inşaat yapma isteği ve parasal konularla uğraşacağımıza, zamanımızın büyük bölümünü bu konuya harcayalım” diye konuştu.
“ZORUNLU DİN DERSİ, İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİNE VURULAN BÜYÜK BİR DARBEDİR”
Çamur, zorunlu din derslerinin sürekli gündeme getirilmesi gerektiğini kaydederken; şunları söyledi:
“Zorunlu din dersleri, insan hak ve hürriyetlerine büyük bir darbedir. Hiçbir laik ülkede, (tabi elde laiklikten bir şey kaldıysa) egemen inancın din derslerini başka inançtaki insanlara öğretmek, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. İnsan hak ve özgürlüklerine saygısızlık, hiçe saymaktır. Ben bu toplumda yaşayan herkes gibi aynı şeyleri düşünmeyebilirim. Farklı düşünebilirim. Bu toplumda farklı inançlara mensup insanlar yaşamaktadır. Nasıl olur da, egemen dini inancın kurallarını çocuklarımıza zorla öğretebilirler? Çocuk okulda aldığı bilgileri, evinde annesi ile babasına soruyor; onlar ise yanıtlamıyorlar. Hatta o çocuk gördüğü din dersinin ardından annesinin elini dahi sıkmıyor. Niye? Günahtır diye… Böyle bir şey olabilir mi? Çok üzgünüm.”
“ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN GÜNDEMİNDEN DÜŞTÜ”
“Zorunlu din derslerinin kaldırılması talebi Alevi örgütlerinin gündeminden düşmüş gibi” diyen Mehmet Çamur, “Bu konuda gerekli mücadele de verilmiyor. Anlaşılması zor bir durum. Bırakın zorunlu din dersini kaldırmayı, okul öncesi çocuklara din dersleri verilmeye kalkışılıyor. Milli Eğitim şurasında bu karar alındı. 4 yaşındaki çocuk nasıl algılayacak bunu? Bunu savunanlar, “Ağaç yaş iken eğilir” diyorlar. Doğrudur. Kendilerine biat eden, sormayan, sorgulamayan, araştırmayan, her denileni ‘Eyvallah’ deyip kabul eden nesiller yetiştirilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.
Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, Alevi örgütlerine çok büyük bir görev düştüğünü belirterek, şunları kaydetti:
“En azından cemevlerimizde kitapçıklar bastıralım. Aleviliği anlatan, temel ritüellerini, ulularını tanıtan kitapçıklar yayımlayalım. Zorunlu din dersleri mevzusunu gündemde tutmak, dile getirmek zorundayız. Sürekli inşaat yapma isteği ve parasal konularla uğraşacağımıza, zamanımızın büyük bölümünü bu konuya harcayalım. Zorunlu din dersleri derhal kaldırılmalıdır. En azından seçmeli duruma getirilmelidir.”
PİRHA-Kadıköy’deki 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 lira oldu. Şahkulu Sultan Dergâhı’nın yüzyıllardır Alevilere hizmet ettiğini belirten Mehmet Çamur, “Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Çifte standart var burada” şeklinde konuştu.
İstanbul Kadıköy’de bulunan 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 liraya yükseltildi. Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, PİRHA‘ya yaptığı açıklamada dergâhın yüzyıllardır Alevilere hizmet verdiğini belirterek, “Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Alevi toplumu ile laik, ilerici güçlere sesleniyorum: Lütfen, birlikte hareket edelim. Burası bir inanç merkezidir. Buradan kira alınmaması gerekmektedir” dedi.
“KİRA, NEDEN SADECE ALEVİLERDEN ALINMAKTADIR?”
2004 yılından beri 18 yıldır kira ödediklerini kaydeden Çamur, şunları söyledi:
“1750 liradan başlayan kira bugün 15 bin 600 liraya çıktı. Burası Alevilere yüzyıllardır hizmet veren bir dergâh. Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Yetkililere sorduğumuzda “1998 yılında çıkan yönetmelik gereği bu kirayı alıyoruz” diyorlar. Madem öyle, 1 lira da kiradır. Sembolik olarak kira alın. 100 lira da kiradır. Neden 15 bin 600 lira alıyorsunuz?”
Çamur, Covid-19 pandemisi sürecinde ekonomik olarak yaşanan sıkıntılara da değindi. Salgın döneminde kira alınmaması için yaptıkları başvuruların kabul edilmediğini vurgulayan Çamur, “Salgın sürecinde insanlar buraya gelmedi. Bir buçuk yıl dergâhın geliri olmadı. Personelimizin maaşlarını ödedik. Öğrenci yurdumuza yatırım yaptık. Vakıflara başvurduk. Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Salgın devam ediyor. İnsanlar kendilerini koruma çabasıyla toplu olarak bir yerlere gitmiyorlar. En azından bu süreçte kira almayın, dedik. İki kez dilekçe verdik. Dilekçemiz reddedildi. O dönem bizden kuruşu kuruşuna aylık 13 bin 600 lira kira aldılar. Bu senede kira 15 bin 600 liraya çıktı. Söylenecek bir söz yok.”
“BURASI BİR İNANÇ MERKEZİ”
Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, “Burası Alevi-Bektaşilerin 700 yıllık bir mekânıdır. Türkiye’de eğer başka inançlardan kira alınmıyorsa, bizden de alınmamalı. Çifte standart var burada. Devlete, elektrik ve su parası ödediğimiz gibi kira parası da ödüyoruz. Alevi toplumu ile laik, ilerici güçlere sesleniyorum: Lütfen, birlikte hareket edelim. Burası bir inanç merkezidir. Buradan kira alınmaması gerekmektedir.”
PİRHA-İstanbul’da birçok cemevi ve dergâhın, İçişleri ve Kültür Bakanlığı yetkililerince ziyaret edilerek, ihtiyaçlarının olup olmadığının sorulmasına dair Alevi kurumları ortak açıklama yaptı. “Öncelikle eşit yurttaşlık talebimizin kabul görmesi gerekiyor” denilen açıklamada, yıllardır kabul edilmeyen talepler bir kez daha sıralandı.
AKP hükümetinin İçişleri ve Kültür Bakanlığı yetkilileri tarafından cemevlerinin ziyaret edilerek; ihtiyaçların olup olmadığının sorulmasına ilişkin İstanbul Anadolu yakası Alevi vakıfları, cemevleri ve ocaklarından oluşan 43 Alevi kurumu yöneticisi, Kadıköy’deki Şahkulu Sultan Dergâhı‘nda ortak bir açıklama yaparak Cemevlerinin ibadethane sayılmasını ve eşit yurttaşlık temelinde maddi manevi haklarının karşılanmasını istedi.
Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır tarafından okunan ortak açıklamada, “Yıllar önce devlet, uzun süren çalıştaylarla Alevilerin hak taleplerini dinledi. Bütün kurumlarımız ortak taleplerini devlete ve hükümete ilettiler. Bu çalıştay sonrasında geçen uzun süre içerisinde en ufak bir talebimiz yerine gelmediği gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay kararları varken; bunları uygulamadı, iletişimler yarıda kaldı” ifadelerine yer verildi.
“Türkiye genelinde aylardır cemevlerimiz ve kurumlarımız İçişleri ve Kültür Bakanlığı yetkilileri tarafından ziyaret edilmektedir” diyen Sağır, “Bir ihtiyacımızın olup olmadığı soruluyor. Son iki günde de Marmara bölgesinde İstanbul’da toplantılara devam ediyorlar. Umarız, bu çalışma da diğeri gibi yarıda kalmaz. Demokratik, laik, hukuk devleti olarak halkımızın beklediği eşit yurttaşlık taleplerimiz gerçekleşmiş olur. Temennimiz çok hızlı karar alabilen cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin taleplerimizi kabul etmesi” diye konuştu.
Sağır, Alevi kurumlarının taleplerini ise şöyle sıraladı:
“1- Cemevlerimiz ibadethanemizdir. Bu konuda yasal düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.
2- AİHM kararları uygulanmalıdır.
3- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları uygulanmalıdır.
4- Eşit yurttaşlık temelinde maddi, manevi hak ve taleplerimiz karşılanmalı.
5- Devlet zorunlu din dersleri adı altında verdiği eğitimle asimilasyon politikalarından ve Alevi köylerine cami yapma politikasından vazgeçmelidir.
6- Kamuda personel alımlarında ayrımcılık yapılmamalı; liyakate göre işlem yapılmalıdır.
7- Devlet tüm inançlara eşit mesafede durmalı; inançlara ve inanç merkezlerini tarif etmemeli.
8- Birçoğu devletin elinde veya başka kimselerce işgal altında bulunan başta Hacı Bektaş Veli Dergâhı olmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün elindeki tüm Alevi inanç merkezleri olan Şahkulu Sultan Dergâhı, Karaca Ahmet, Erikli Baba, Garip Dede vb. Alevi Bektaşi Dergâhları, Alevi kurumlarına verilmelidir.
9- Devlet televizyonlarında Alevi inançlarına yer verilmelidir.
10- Alevilere yönelik her türlü ayrımcı tutumlar, ortadan kaldırılmalı; ayrımcılık yapanlara karşı caydırıcı yaptırımlar oluşturulmalıdır. Ötekileştirilen tüm diğer gruplarla birlikte Alevileri de hedef alan nefret söylemleri, nefret suçları kapsamına alınmalıdır.
11- Alevilerin kutsal mekanlarına yönelik yağmaya son verilmelidir. Munzur Baba, Abdal Musa, Keçeci Baba ve Alevilerce kutsal sayılan ziyaretgahların bulunduğu mekanlarda, maden, taş ocağı veya termik santral yapılmasına müsaade eden yapım ruhsatı iptal edilmelidir.”