Etiket: sansür yasası

  • Anayasa Mahkemesi’nden ‘dezenformasyon yasası’nın iptal talebine ret

    Anayasa Mahkemesi’nden ‘dezenformasyon yasası’nın iptal talebine ret

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nde görüşülen, ‘dezenformasyon yasası’nın iptal talebi oy çokluğu ile reddedildi.

    Anayasa Mahkemesi, “Sansür Yasası” olarak bilinen Dezenformasyon Yasası’nın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçuna hapis cezası verilmesini öngören maddesinin iptali talebini oy çokluğu ile reddetti.

    Cumhuriyet Halk Partisi, ilgili yasa için Türk Ceza Kanunu’na (TCK) eklenen maddenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteciler, Dezenformasyon Yasası’na karşı AYM önünde eylemde!-VİDEO

    Gazeteciler, Dezenformasyon Yasası’na karşı AYM önünde eylemde!-VİDEO

    PİRHA – Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak adlandırılan, Dezenformasyon Yasasını bugün görüşmeye alıyor. Gazeteciler, “Bu yasa 85 milyonun haber alma hakkını ihlal ediyor” diyerek AYM önünde nöbet eylemi yapıyor.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için yapılan iptal başvurusunu bugün değerlendirmeye alacak.

    Basın mensupları da “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için AYM önünde eyleme başladı. Sansüre ve keyfi tutuklamalara karşı nöbet tutan gazetecilere, siyasetçiler, meslek örgütü temsilcileri de destek verdi. “Gazetecilik yapıyoruz. Sansür yasasına hayır. Biz gazeteciyiz” dövizleri açan gazeteciler, basın özgürlüğü olmadan toplumda adaletin olamayacağına da dikkat çekti.

    Sansüre karşı AYM önünde buluşan gazeteciler ve meslek örgütleri konuya dair de açıklama yaptı.

    Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener, yaptığı konuşma esnasında Anayasa kitapçığını göstererek, “Burası kumpas davalarından bu yana adalet arayışını sürdüren herkesin adalet kürsüsü olmuştur. Bugün AYM’den tüm ülkeyi rahatlatacak karar bekliyoruz” dedi.

    Türkiye Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ise “AYM’den çıkacak karar adaletin ne kadar önemli olduğunu gösterecektir. Bu yasanın iptali için buradan sessiz bir çığlık atıyoruz. Bu duvarın arkasındaki yüksek yargıçlar, bu çığlığı duyuyor mu?” diye sordu.

    Avrupa Gazeteciler Derneği Türkiye Temsilcisi Doğan Tılıç da “Karar ne olursa olsun ne bizi susturabilecekler, ne bizim için iyi birşey yapabilecekler. Gazeteciler her zaman sözlerini söyleyecek yolu bulurlar. Ama mahkeme vereceği kararla bir utancı silmiş olacaklardır” şeklinde konuştu.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ise, yasanın hukuki karşılığı olmadığını belirterek “Hukuki öngörünürlükten uzak ve belirsizlikler içeren bir yasa. Bu yasa basına yönelik sansür yasasıdır ve gazetecilere gözdağı yasasıdır. Demokratik toplum için bu yasadan hemen uzaklaşılmalıdır” diye konuştu.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Kıvanç El, yaptığı konuşmada yasanın derhal iptal edilmesi gerektiğini belirterek “Bu yasa 85 milyonun hakkı için iptal edilmelidir” dedi.

    Dezenformasyon yasası gerekçe gösterilerek tutuklanan ve hafta başında tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan da eyleme katıldı. Şardan yaptığı açıklamada “Ben son olmayı umuyordum ancak bu sabah da bir gazeteci arkadaşımız gözaltına alınmış. AYM’nin eminim bugün alacağı karar Türkiye’nin istikametinin ne yönde olacağına dair de bir gösterge olacaktır. Gelecek kuşaklara, henüz daha akademik eğitim yapan gazeteci adaylarının da önlerinin açık olması için bir zemin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. AYM eğer bugün iptal kararı alırsa biz zaten meslek örgütleri ve gerçek gazeteciler olarak gazetecilik mesleğinin çok daha ileri gitmesini sağlayacağız. Toplumun doğru haber alma hakkı var. İçeriden aldığımız ilk bilgiler raportörün biraz daha iyimser olduğu yönünde. Ümit ediyorum mesleğimiz açısından iyi bir zemin olur” şeklinde ifade etti.

    Gazeteciler saat 14:00’e kadar eyleme devam edecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Gazeteci meslek örgütleri: Mevzuat değişikliklerinde gazetecilerin görüşü alınmalı

    Gazeteci meslek örgütleri: Mevzuat değişikliklerinde gazetecilerin görüşü alınmalı

    PİRHA- Gazeteci meslek örgütleri, Danıştay’ın veto kararından sonra İletişim Başkanlığı’nın ‘Basın Kartı’ mevzuatına ilişkin yapacağı yeni çalışmalarda gazeteci meslek örgütlerinin görüşlerinin alınmak zorunda olduğunu belirtti.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD), İletişim Başkanlığı’nın 2018 yılında hazırladığı ve Danıştay’ın 6 Haziran 2022 tarihinde ‘Basın Kartı’ mevzuatına ilişkin verdiği veto kararına dair yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada Danıştay’ın bu kararından sonra gerek İletişim Başkanlığı’nın gerekse de Basın İlan Kurumu’nun mevzuata ilişkin, yeniden yürütülecek olan çalışmalarda gazetecilerin ve basın meslek örgütlerinin görüşlerinin alınmasının artık zorunlu hale geldiği aktarıldı.

    “BASIN KARTI MEVZUATI YAMALI BOHÇAYA DÖNDÜ”

    Açıklamalarında Danıştay’ın 4 yıllık süre zarfında ‘Basın Kartı Yönetmeliği’ maddelerine ilişkin pek çok kez veto kararı verdiğini vurgulayan gazeteci meslek örgütleri, veto edilen kimi maddelerin 13 Ekim tarihinde Meclis’ten geçen ‘Sansür Yasası’na konularak yasalaştığını belirtti.

    Danıştay’ın hukuka aykırı bulup yürütmesini durdursa da yasa içine konularak uygulama zemini bulan maddelere ilişkin gazeteci meslek örgütleri, ‘Basın Kartı mevzuatımız maalesef yamalı bohçaya döndü’ dedi.

    “GAZETECİ MESLEK ÖRGÜTLERİNİN GÖRÜŞLERİ DİKKATE ALINMAK ZORUNDA”

    En önemli kazanımlarının açtıkları iptal davaların olduğu ifade eden gazeteci meslek örgütleri, “Danıştay, idarenin hukuksuz, keyfi, muğlak maddeleriyle ve ‘ben yaptım oldu’ yaklaşımıyla basın kartı alanının düzenlenemeyeceğini tespit etmiştir.  Sansür Yasasının kabulünün ardından şimdi sırada bu yasayla ilgili yönetmelik ve diğer alt mevzuatın hazırlanması vardır. Danıştay kararı bir kez daha göstermiştir ki gerek Basın İlan Kurumu gerekse İletişim Başkanlığı, hazırlayacakları yeni mevzuatta gazetecilerin ve basın meslek örgütlerinin görüşlerini, önerilerini itirazlarını dikkate almak zorundadır. Aksi halde her zaman olduğu gibi Anayasa ve hukuk engeline takılacaklardır” dedi.

    “DANIŞTAY KARARLARI DİKKATE ALINMALIDIR”

    ‘Sansür Yasası’nın bütün itirazlarına rağmen Meclis’ten geçtiğini hatırlatan gazeteci meslek örgütleri, “Sansür yasası için Anayasa’ya başvurma aşamasına geldik. Şimdi Anayasa Mahkemesi’nin bu yasa için yürürlüğün durdurulması ve iptal başvurularını görüşeceği aşamaya geldik. Bu aşamada Yüksek Mahkeme’nin, basın kartlarıyla ilgili Danıştay kararında tespit edilen hukuka aykırılıkları da dikkate alması kaçınılmazdır. Tüm bunlarla birlikte Danıştay’ın son kararına itirazlarımızı süresi içinde ileteceğiz ve meslektaşlarımızın haklarını yargı alanında da savunmayı sürdüreceğiz” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sansür yasasından soruşturma açılan ilk gazeteci Mehmet Selçuk Ada oldu

    Sansür yasasından soruşturma açılan ilk gazeteci Mehmet Selçuk Ada oldu

    Sansür yasasının kabulü sonrası soruşturma açılan ilk gazeteci Mehmet Selçuk Ada oldu. Emniyet Selçuk Ada’ya kendisi hakkında dezenformasyon yasasının 29. maddesinden soruşturma açıldığını bildirdi

    Sansür yasası uygulamaya girdikten sonra soruşturma açılan ilk gazeteci Medya Ekranı YouTube sayfası yöneticisi ve daha önce Medyascope’ta çalışan Gazeteci Mehmet Selçuk Ada oldu. Selçuk Ada, soruşturma için Emniyet’ten arandığında kendisi hakkında dezenformasyon yasasının 29. maddesi nedeniyle soruşturma başlatıldığı söylendi. Ancak ifade tutanağında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan soruşturma açıldığı belirtildi. Ada’nın Taksim’deki patlama sonrası attığı “Seçim kampanyası başlattılar” tweetine soruşturma başlatıldı. Mehmet Selçuk Ada, soruşturma kapsamında henüz ifade vermeye gitmeden hükümete yakın medya organlarında kendisi hakkında soruşturma açıldığına dair haberlerin geçtiğini söyledi ve “Gazetecilik suç değildir” dedi.

    29. MADDE DEVREDE

    Hükümetin dezenformasyon yasası dediği ancak kamuoyunun büyük bölümü tarafından sansür yasası olarak adlandırılan yasa Meclisten büyük tartışmalarla beraber geçti. Özellikle “Yalan haber yayan kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası” öngeren 29. maddeye toplumun büyük çoğunluğu karşı çıkmıştı. İşte o maddeden soruşturma başlatılan ilk gazeteci Mehmet Selçuk Ada oldu. Emniyet’ten aranan Ada’ya dezenformasyon yasasının 29. Maddesi nedeniyle soruşturma başlatıldığı belirtildi. Ancak ifade vermek için Emniyet’e gittiğinde soruşturma tutanağında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu” iddiasıyla soruşturma başlatıldığı yazılıydı.

    YouTube’da Medya Ekranı adında bir sayfası bulunan ve daha önce Medyascope’ta da çalışan Gazeteci Mehmet Selçuk Ada, kendisi hakkında sansür yasası kapsamında soruşturma başlatıldığını ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermeye gittiğini söyledi. Soruşturma ise Taksim’deki bombalı saldırı sonrası attığı “Seçim kampanyası başlattılar” tweeti nedeniyle açıldı. Tweeti attıktan sonra yoğun bir şekilde linçlendiğini belirten Ada “Sansür Yasası’nı anlattığım haberim sonrasında Twitter trolllerinin hedefi oldum ve sansür yasasına istinaden hakkında soruşturma açılan ilk gazeteci oldum” ifadelerini kullandı.

    SANSÜR YASASIYLA İLGİLİ VİDEO YAPMIŞTI

    Ada, kendi sayfasında dezenformasyon yasası Meclisten geçtikten sonra CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek’in Meclis konuşmasını kullanarak bir video haber yaptığını ve ‘sansür yasası’nın hayatı nasıl etkileyeceğini anlattıktan sonra videonun altına olumsuz yorumlar ve hakaretler gelmeye başladığını belirtti. Medya Ekranı’nda yaşadıklarını anlatan Ada, “Twitter’ı çok sık kullanmıyorum ama dezenformasyon yasası haberimden sonra birilerinin radarına girdiğimi düşünüyorum” dedi.

    Taksim’deki bombalı saldırı sonrası “Seçim kampanyasını başlattılar!” tweetini yazdığı dakikada daha önce hiç görmediği bir etkileşim almaya başladığını belirten Ada “Belli ki birileri benim bildirimlerimi açmış, tweet atmamı bekliyordu. Önce kendimi savunmaya çalıştım fakat aynı anda onlarda yorum ile beni resmi makamlara şikayet ediyor, hakaret ve tehdit ediyorlardı ve bu hesapların büyük çoğunluğu fake hesaplardı. Baş edemeyeceğimi anlayınca ben de tweeti kaldırdım” ifadelerini kullandı.

    “KADERİN BİR ŞAKASI”

    BTK’nin bant daraltma kararı sonrası gelen engellemeler sırasında da tweetlerin devam ettiğini belirten Gazeteci Ada “Troller internet kısıtlamasından etkilenmiyordu. O zaman bunun bana karşı bir operasyon olduğunu fark ettim” dedi ve hakkında soruşturma açılması haberini nasıl aldığını şöyle anlattı: “Ertesi gün olayın üzerinden 24 saat geçmeden telefonum çaldı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının hakkımda soruşturma başlattığını öğrendim. Sansür yasasına karşı olan ve bu konuda endişelerini haberleştiren bir gazeteci olarak, sansür yasası kapsamında hakkında soruşturma başlatılan ilk gazeteci oldum. Bu kaderin bana bir şakası oldu.”

    “POLİS ARAMADAN ÖNCE HAVUZ MEDYASI HABER YAPTI”

    Attığı tweeti kaldırmış olsa bile hükümete yakın medya organları tarafından “provokatör” olarak hedef gösterildiğini belirten Ada “Sonrasında onlarca hakaret ve tehdide maruz kaldım. Havuz medyasının internet sitelerinden birinde ben emniyet müdürlüğü tarafından aranmadan önce hakkımda soruşturma başlatıldığıyla ilgili haber yazıyor ve en az 1 ila 3 yıl arasında hapis cezasına çarptırılacağım belirtiliyordu. O zaman bunun büyük bir operasyon olduğunu benim de gazeteci olarak bu operasyonun içine çekildiğimi fark ettim. Aksi takdirde polis beni aramadan önce havuz medyasının nasıl haberi olabilirdi?”

    “TEK BİLDİĞİM İŞ GAZETECİLİK”

    Gazeteci Ada karalama kampanyaları, tehdit ve hakaretler nedeniyle ofisine gidip çalışamadığını, markete giderken bile endişelendiğini aktarırken aldığı destek mesajlarını hatırlattı ve şöyle devam etti: “Fakat aldığım destek mesajları sonrasında yakın zamanda toparlanıp tüm baskılara rağmen mesleğimi gazeteciliği yapmaya devam edeceğimi biliyorum. Beni devlet düşmanı diye karalamaya çalışanlara şunu söylemek istiyorum; tek bildiğim iş gazetecilik, hayatımı böyle idame ettiriyorum. Gazetecinin görevi kamu yararına çalışmaktır, kamu yararına çalışırsanız devletinize de faydalı bir birey olursunuz. Vicdanı olan herkesin duyacağı bir şey söyleyerek bitirelim: ‘Gazetecilik Suç Değildir’”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de, ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi-VİDEO

    Dersim’de, ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Munzur Press ve Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS) ortaklığında ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi. Yakın zamanda 25 gazetecinin tutuklandığını söyleyen Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Gerçeğin kendini ifade edeceği bir basın özgürlüğüne ihtiyaç var o yüzden muhalefete önemli görevler düşüyor” dedi.

    Kamuoyunda ‘Sansür Yasası’ olarak tanınan Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    DFG, ekim ayı raporunda 14 gazetecinin kötü muameleye maruz kaldığını ve 10 gazetecinin daha tutuklanmasıyla birlikte tutuklu sayısının 87’ye çıktığını paylaştı.

    Dersim’de Munzur Press ve Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS) ortaklığında ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi. Konferansa gazeteciler, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu katıldı.

    “GAZETECİLERE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Geçmişten günümüze baskı ve sansürün sürdüğünü ifade eden Evrensel yazarı Ceren Sözeri, “Ulusal ve yerel basının yaşadığı ekonomik ve siyasal baskılar devam edecek. Cumhuriyet kurulduktan sonra neden bazı gazeteciler iyi gazeteci bazıları kötü gazeteci olageldi. Buradan nasıl çıkılır? Basın ilan kurumunu ve RTÜK’ü daha fazla tartışmalıyız. Gazetecilere sahip çıkmalıyız ve esas desteğin yerele verilmesi gerekiyor” diye belirtti.

    Sağlıklı çalışmayan medya sistemini sağlıklı hale getirmeleri gerektiğini dile getiren gazeteci Can Ertuna, “Ana akımın ortadan kalkmasıyla kutuplaşma yaşandı buda siyasi kutuplaşmanın yansıması oldu. Gazeteci olmayan patronların varlığı çarpık ilişkileri de beraberinde getiriyor. Ana akımın kırılması Roboski Katliamıdır açık olanı vermeyen ama akımın teslim olduğu gündür. Bir şekilde birbiriyle konuşamayan dağınık bir medya söz konusu haber merkezlerinden haber yapma yetisi yitirildi” dedi.

    “İKTİDARIN DEZENFORMASYON YASASINA İHTİYACI VARDI”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise şunları ifade etti:

    “Dezenformasyon yasası herkes için uygulanacak mi? Amasra’da yapılan açıklamalarından dolayı enerji bakanı yargılanacak mı? Burada bir eşitsizlik söz konusu. Kirli işlerinin gündeme gelecek iktidarın dezenformasyon yasasına ihtiyacı var. Türkiye gazetecilere peşinen ceza uygulanıyor. Dezenformasyon yasası gazetecileri cezaevinde tutmanın yasal dayanağı olacak. Bu kadar boş ve dayanakları olmayan bir yasa çıkarıldı. Bu yasa aynı zamanda sosyal medya kullanıcılarını ilgilendiren bir yasa. Tutuklu gazetecilerin en fazla olduğu dönemler dönüşümün olduğu zamanlardır. Seçim dönemine girdiğimiz bu aylarda artıyor. Gazetecilere böyle bir muamele reva görülüyor. Gazetecilerle dayanışma güçlü olduğu zaman gazetecilerin cezaevinde kalma sürelerini kısaltıyor. Bugün bu dayanışma ne yazık ki zayıf. Mücadele edersek Türkiye’de basın özgürlüğünün olduğu bir dönem yaratırız.”

    Gazetecilerin zor bir işi yaptığını belirten gazeteci Faruk Bildirici, “Bu yasa dezenformasyon yasası değil siyasal iktidarın kendine özgü bir yasa çıkardı. Türkiye’de iyi doğru bir gazetecilik yapılacaksa kendi yanlışlarımızı düzeltmeliyiz” diye konuştu.

    “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE İHTİYAÇ VAR”

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet meselesini 20 yıldır konuştuklarını ancak tehditlerin devam ettiğini vurgulayan gazeteci Rengin Arslan, “Haber merkezlerinde ne kadar kadın, LGBTİ var ona bakmak lazım. Kadın bakış açısıyla haberlere bakmak ve dilini kurmak gerekiyor. Bu sorun sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde aynı” diye ifade etti.

    Yakın zamanda 25 gazetecinin tutuklandığını söyleyen Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Gazeteciliğin bu kadar baskılandığı bir ortamın olması siyasetten gelen bir şey, o yüzden siyaseten çözülebilecek bir şey. Sansüre karşı Türkiye tarihinde çeşitli yol ve yöntemler ile aşıldı. Gerçeğin kendini ifade edeceği bir basın özgürlüğüne ihtiyaç var o yüzden muhalefete önemli görevler düşüyor” dedi.

    “SÖYLEMİN DIŞINDA OMUZ OMUZA OLABİLMEMİZ GEREKİYOR”

    Gazetecilerin yaşadığı sorunların demokrasi sorunuyla doğrudan bağlantısı olduğunu söyleyen Aidan White, “Türkiye’de basının yaşadığı sorunlara karşı uluslararası kuruluşlar yeterli duyarlılığı göstermiyor. Gazetecilerin hapse atılması bunun bir örneği. İktidar bulunduğu jeopolitik konumdan kaynaklı kendisine karşı baskı oluşmayacağını biliyor. Gazeteci örgütlerinin daha fazla dayanışma göstermesi gerekir, seçimler yaklaşırken gazetecilik önemli bir noktada duruyor. Her kim seçimi kazanırsa kazansın basın özgürlüğünü geliştirmeli” dedi.

    Yereldeki gazetecilerin geçmişteki gibi haber yapamadığını belirten gazeteci Diren Keser, “Aslında dezonformasyon yasası yerelde birkaç yıldır karşılığını buluyor. Yereldeki bazı gazeteler iktidarla ilişkili bu yüzden valinin basın bülteni dışında bir bülten yayınlamıyorlar ve onların istemediği haberlere kulaklarını kapatmış durumdalar. Yereldeki gazetecilerin sorunlarına dair sendikalar bu konuda oldukça yetersizler. Bundan sonraki süreçte dayanışmayı sadece söylemde değil somut anlamda göstermemiz gerekiyor. Mezopotamya Ajansı ve Jinnews çalışanlarına yönelik yaklaşık son 6 ayda 50 gazeteci gözaltına alındı ve yaklaşık 30’a yakın tutuklu var. Gazeteciler tutuklanıyor ancak ne kadar tutuklanan gazetecilerle söylemin dışında ne kadar omuz omuza olabiliyoruz” diye konuştu.

    Konferans Munzur Press Gazetecilik Atölyesi’ne katılana gazetecilere sertifikalarının verilmesinin ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Gazeteci Kuray: Daha önce bizi yargılayanlar şu an içerde; biz susmayacağız-VİDEO

    Gazeteci Kuray: Daha önce bizi yargılayanlar şu an içerde; biz susmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Gazeteci Zeynep Kuray, 9 gazetecinin tutuklanmasına tepki gösterirken, “Bizi yargılayan savcı ve hakimden, gözaltına almaya gelen polislere kadar hepsi içeride. Özgür basın zaten susmaz. Kürt meselesi olduğu zaman herkes geri çekiliyor. Bu benim çok canımı sıktı. Biz susmayacağız, İnsan onuruyla yaşar” diye konuştu.

    Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli, Emrullah Acar ile JİNNEWS muhabirleri Habibe Eren ile Öznur Değer, “örgüt üyeliği” iddiasıyla 29 Ekim günü tutuklandı. Gazeteci Zeynep Kuray, PİRHA‘ya yaptığı açıklamada gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösterdi.

    “DAHA ÖNCE BİZİ YARGILAYANLAR ŞU AN İÇERİDE”

    Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle daha önce tutuklandığını belirten Kuray, şunları söyledi:

    “Göründüğü gibi yine basına yönelik bir zulümle karşı karşıyayız. Biz bu filmi daha önce yaşadık. O zaman AKP ve FETÖ beraber tasfiye operasyonu yaptılar. Bugün de gördüğümüz gibi aynı şekilde bize “KCK basın komitesi” dediler. Bizi içeri attılar. Şimdi “KCK, PKK basın komitesi” diyerekten de arkadaşlarımızı aldılar. Kaç tane komite var? Onu da sormak gerekir. Kamuoyunda bunun bir karşılığının olduğunu düşünmüyorum. Artık bu kumpaslar açığa çıktı. Bugün bizi tutuklarsınız ama bu işler parayla değil sırayla. Bizi yargılayan savcı ve hakimden, gözaltına almaya gelen polislere kadar hepsi içeride. Özgür basın zaten susmaz. Bunu anlatamadık. Tabii ki biz devam edeceğiz. Araştırmakla, sorgulamakla mükellefiz. Resmi açıklamaları koşulsuz, direkt kabul eden bir basın yoktur. O zaman İranlı arkadaşlarımızın da söylediği gibi lağvedin bu mesleği hakikaten.”

    “KÜRT MESELESİ OLDUĞUNDA HERKES GERİ ÇEKİLİYOR”

    Kuray, gazetecilik meslek örgütlerini de eleştirirken, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Artık öyle bir konuma geldi ki bu işi, mesleği yapmak zaten kriminalize olmanın bir bedeli olarak geri dönüyor. Kim sorguluyor, haber yapıyor, üzerine gidiyorsa içeri atılıyor, dava açılıyor. Bugün meslektaşlarımız da değişti bu ülkede. Geçmişte en azından herkes bir araya geliyordu. Bunu zaten Amasra’da da gördüm. Soma’da herkes sahiplenirdi ama Amasra’da görüntü veren kaçtı. Yani dayanışma olmadığı takdirde bu durumlar bugün bize yarın size. Kürt meselesi olduğu zaman herkes geri çekiliyor. Bu benim çok canımı sıktı. Geçmişte de böyleydi ama en azından bir refleks vardı. Bu kadar gazetecinin alanda işkenceyle gözaltına alındığı, bu kadar üzerimize gelindiği bir noktada meslek örgütleri ne işe yarıyor? Kapatın, gidin o zaman. Burası sertleşecek belli. Çünkü iktidarda kalmak için her şeyi yapacaklar. Biz susmayacağız. İnsan onuruyla yaşar.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dersim’de gazetecilerden açıklama: Hakikatin peşinden koşmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    Dersim’de gazetecilerden açıklama: Hakikatin peşinden koşmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de gazeteciler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün 9 kentte yapılan ev ve büro baskınlarında gözaltına alınan 11 gazeteciye ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Sansür Yasası’nın Meclis’ten geçmesinin ardından 11 arkadaşımız işkenceyle gözaltına alındı, AKP iktidarı gazetecileri gözaltına alarak tüm topluma mesaj veriyor” denildi.

    Dersim’de gazeteciler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün 9 kentte yapılan ev ve büro baskınlarında gözaltına alınan 11 gazeteciye ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri ile HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü katıldı. Basın açıklamasını Gazete Patika Dersim Muhabiri Hıdır Yıldız okudu.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    Sansür Yasası’nın Meclis’ten geçmesinin ardından 11 gazetecinin işkenceyle gözaltına alındığını ifade eden Yıldız, “AKP iktidarı gazetecileri gözaltına alarak tüm topluma mesaj veriyor. AKP iktidarı seçimlere giderken, kaos ve savaş ortamı yaratmaya çalışıyor. Bizler gazeteciler olarak geri adım atmayacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz çünkü gazetecilik suç değildir. İktidarın düzmece beyan ve ifadeleriyle hedef gösterdikleri gibi ne bir illegal yasa dışı bir örgüt üyesiyiz ne de suç işliyoruz. Ape Musa’yı, Metin Göktepe’yi, İlyas Aktaş’ı katledenlerden şimdi de gazetecileri gözaltı ve tutuklamalarla korkutmaya çalışıyorlar ama bizler yaptığımız işin sonunda ölüm bile olsa hakikatin peşinden koşmaya devam edeceğiz” dedi.

    Basın açıklaması ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Gazeteciler Diyarbakır’dan seslendi: Ne yaparsanız yapın, asla susmayacağız-VİDEO

    Gazeteciler Diyarbakır’dan seslendi: Ne yaparsanız yapın, asla susmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün 9 kentte yapılan ev ve büro baskınlarında gözaltına alınan 11 gazeteciye ilişkin DFG binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kürt basınına yönelik bu tür operasyonlar, gazetecileri susturma ve gerçekleri karartma operasyonlarıdır” denildi.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün 9 kentte yapılan ev ve büro baskınlarında gözaltına alınan 11 gazeteciye ilişkin DFG binası önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya, Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAYDER), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), ÖHD Eş Genel Başkanı Bünyamin Şeker, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (MED-DER), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eş Başkanı Gülistan Atasoy, HDP il örgütleri, 78’liler Derneği ve Mardin’den tutuklu aileleri, Tevgera Jinên Azad (TJA), Barış Anneleri Meclisi, Şahmeran Kadın Platformu, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mardin Şubesi, İnsan Hakları Derneği (İHD), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) yöneticileri, SES Diyarbakır Şubesi, Roza Kadın Derneği, Diyarbakır Barosu, Adalet Nöbeti’ndeki tutuklu yakınları, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve çok sayıda gazeteci katıldı.

    Açıklama sırasında sık sık ” Özgür basın susturulamaz” ve “Bijî çapemeniya azad” sloganları atıldı. Türkçe açıklamayı DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Kürtçesini ise MKGP sözcüsü Roza Metîna yaptı.

    “KÜRT GAZETECİLER OLARAK SALDIRILARA KARŞI BAŞ EĞMEYECEĞİZ”

    Kürt basınına yönelik operasyonların gazetecileri susturma ve gerçekleri karartma operasyonları olduğunu vurgulayan DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, “Kürt karşıtlığı ve düşmanlığında sınır tanımayan iktidar, savaş gerçekliğini tüm çıplaklığıyla halka ulaştıran özgür basın gazetecilerini asla susturamayacaktır. ‘Gerçekler Asla Karanlıkta Kalmayacak’ geleneğinden gelen özgür basın çalışanları, ne dün ne bugün hiçbir baskıya baş eğmediğini tüm pratiğiyle ortaya koymuştur. Apê Musa, Gurbetelli Ersöz, Deniz Fırat, Cengiz Altun, Ferhat Tepe ve Nagihan Akarsel’den gücünü alan Kürt gazeteciler olarak bu saldırılara karşı da baş eğmeyeceğiz. Gerçeğin kalemini kırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 1990’lı yıllarda bombalama ve katletmelerle susturamadığınız özgür basını böylesi düzmece operasyonlarla da susturamayacaksınız” dedi.

    “ÖZGÜR BASIN SUSMAYACAK”

    TGS Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral ise şunları ifade etti:

    “Bu operasyonlarla basının sesini kısamazsınız. Yine söylüyoruz, özgür basın susmayacak. Bu operasyonlar sonsuza kadar sürse, basın sonsuza kadar size karşı ayakta duracak ve direnecek. Bu yasayı çıkardığınız sansür yasasının da bir provası olarak gördüğümüzü de belirmek istiyoruz. Türkiye’nin tarihi nitelikteki Haziran seçimleri öncesinde aldığınız kararla, basını, muhalefeti, aykırı sesleri susturacağınıza inanıyorsanız aldanıyorsunuz. İşlediğiniz suçları, yaptığınız hırsızlıkları, halkı nasıl soyduğunuzu, partici adam kayırlarınızı, insanları sivil ölümlere mâhkum ettiğinizi yazıyoruz ve yazmaya devam edeceğiz. Ne yaparsanız yapın, asla susmayacağız.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Anayasa Mahkemesi’nden ‘sansür yasası’ kararı

    Anayasa Mahkemesi’nden ‘sansür yasası’ kararı

    Anayasa Mahkemesi, CHP’nin ‘sansür yasası’nın iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebinin ilk incelemesini tamamladı. Yasanın esastan görüşülmesine karar verdi. 

    Anayasa Mahkemesi, CHP’nin, “sansür yasası” olarak bilinen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la Türk Ceza Kanunu’na (TCK) eklenen 29. maddenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebinin ilk incelemesini tamamladı.

    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, bugünkü gündem toplantısında başvurunun ilk incelemesini yaptı.

    Başvuruda eksiklik tespit etmeyen Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, iptal istemini daha sonra belirlenecek bir günde esastan görüşerek karara bağlayacak.

    Düzenlemenin yürürlüğünün durdurulması istemine de esas inceleme aşamasında karar verilecek.

    CHP, Kanunun, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuna hapis cezasını öngören 29. maddesinin iptali ve yürürlüğünün durdurulmasını istemişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP ‘Sansür Yasası’nı’ Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı

    CHP ‘Sansür Yasası’nı’ Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı

    CHP, Sansür Yasası’nın 29. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuru sonrası açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Kendi yalanlarını gerçek gibi sunmak, gerçekleri yalan diye nitelemek yasasıdır ve kabulü mümkün değildir” dedi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ‘sansür yasasının’ hapis cezası öngören “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu” ile ilgili maddesinin yürürlüğünün durdurulması talebi ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

    CHP, sansür yasasının 29. maddesinin iptal edilmesini istedi.

    “KENDİ YALANLARINI GERÇEK GİBİ SUNMAK YASASIDIR”

    AYM’ye başvuru sonrası açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu bir Stalin yasasıdır. Bu yasa muhalefeti, medyayı, basını, sosyal medyayı susturmaktır. Kendi yalanlarını gerçek gibi sunmak, gerçekleri yalan diye nitelemek yasasıdır ve kabulü mümkün değildir. Yüksek mahkemenin kararı var. 153’e ve kararın bağlayıcılığına aykırı. 29. madde ile ilgili başvuruyu bekletmeksizin yürürlüğün durması bakımından bir an önce ele alınmasını yüce mahkemeden talep ediyorum. Bu kanun, Türkiye’de demokrasiyi tahrip etmekle kalmaz, Türkiye’yi dünya milletler ailesi içinde demokrasi liginden düşürmez, kategori dışında tutar.

    29. madde artık yürürlükte. Bir savcı vatandaşın bir sözü üzerinden bu yasaya göre insanları kodese atabilir. Yürütmenin durdurulması noktasına bir an önce talebimizin acilen gündeme alınmasını, demokrasimizin daha çok tahribat almaması için talep ettik.”

    YASA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

    ‘Sansür Yasası’ olarak bilinen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Kanun, dezenformasyonla mücadeleyi bahane ederek seçim öncesi tüm muhalefeti baskı altına almayı hedefliyor. Yasayla artık sadece gazetecilerin değil, sosyal medyada haber paylaşan ve yorum yapan yurttaşların özgürlükleri de tehdit altında olacak.

    Demokrasi ve insan haklarının temel ilkelerine aykırı yasanın en kritik maddesi ise 29. madde. Söz konusu maddeye göre, “gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayan kişi” 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB: ‘Dezenformasyon Yasası’, halk sağlığına zarar verecek

    TTB: ‘Dezenformasyon Yasası’, halk sağlığına zarar verecek

    PİRHA – Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a ilişkin açıklama yapan TTB, Dezenformasyon Yasası’ olarak tanınan yasanın halk sağlığına zarar vereceği uyarısında bulundu.

    Kamuoyunda ‘Sansür Yasası’ olarak tanınan Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu yasaya ilişkin bir tepki de Türk Tabipleri Birliği’nden (TTB) geldi.

    Yazılı yapılan açıklamada, söz konusu kanunun içeriğinin toplumun farklı kesimleri tarafından kaygıyla karşılandığı ifade edildi.

    Yapılan çalışmanın, “çarpıtılmış bilgi paylaşımıyla mücadeleden ziyade iktidarın sesini/söylemini toplum üzerinde hâkim kılmaya dönük bir hazırlığın ürünü” olduğu vurgusu yapıldı.

    “HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDECEKTİR”

    Halkın doğru bilgi alma hakkının, sağlık hakkı ile ilişkili olduğu ifade edilerek şu açıklama yapıldı:

    “İktidarın bilgiyi çarpıtan uygulamalarının pandemi sürecinde tanığı olarak bu yasanın dezenformasyonu artıracağını da açıkça söyleyebiliriz. Hatırlanacağı üzere iktidar pandemi sürecinde COVID-19 ile ilgili yaptığı açıklamalarla hakikati gizleme çabasına girmiş, vaka ve ölüm sayılarındaki gerçeği toplumla paylaşmamıştı. İstatistiki verileri toplumla paylaşması gereken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılında hâlâ 2020 yılının ölüm istatistiklerini açıklamamıştır. Dolayısıyla sadece pandemi sürecini ele alsak dahi dezenformasyonun asıl kaynağı olarak iktidarı ve iktidar güdümündeki kurumları görebiliriz. Bununla birlikte niyet okumadan bağımsız bir biçimde salt olgulara dayanarak bahsi geçen yasa hakkında şunu açıkça söyleyebiliriz: Bu düzenleme, yeni medya mecralarında ya da geleneksel medyada dezenformasyonla mücadelenin uzağındadır ve düzenleme hakikati iktidar lehine bükmenin bir aracı olacaktır. Bu haliyle, ‘Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ sağlık iletişimini de zedeleyerek halk sağlığını tehdit edecektir.

    Sağlık alanının piyasalaştırılması ve sağlığın meta haline gelmesi, halk sağlığını nasıl tehdit ediyorsa, medyanın sermaye ile kurduğu ilişkiler de haberi metalaştırırken toplumun haber alma hakkını engellemektedir. Dezenformasyonla mücadelenin ilk ve en önemli ayağı hem sağlık hem de medyanın piyasayla ilişkilerini sonlandırmak, sağlık ve haber alma hakkını güvence altına almaktır. Oysa önümüze gelen yasa, bu gerçeğin üzerinden atlayarak dezenformasyonu sadece yeni medya mecralarında yer alan kullanıcı paylaşımlarına daraltarak iktidarın kurmaya çalıştığı ‘hakikat’ aleyhine söz söyleyen yurttaşları ve kurumları hedef alacaktır. Sadece bu gerçek bile ‘dezenformasyonla mücadele düzenlemesi’nin bizatihi dezenformasyon olduğunu göstermektedir.

    DEZENFORMASYON NEDİR?

    Kasıtlı olarak yanlış veya çarpıtılmış bilginin paylaşımı anlamı taşıyan dezenformasyon toplum sağlığı için bir tehdittir. Dezenformasyon; yanlış bilgi, komplo teorisi, kanıtlanmamış bilgi, güncelliğini yitirmiş bilgi, söylenti gibi farklı tehditleri de içine alan ve bireylerin doğru bilgiye erişimini engelleyen ‘aşırı bilgi’ geniş tanımı içinde yer alır. Kavramın geniş adı ‘infodemi’ olarak da bilinir.[1] Tanım içinde yer alan kavramlar tek tek ya da birlikte görüldüklerinde birey ve toplum sağlığı açısından tehdit oluşturmaktadır. Doğru bilgi kaynağına ulaşılamadığında sağlık açısından riskler, hastalıklar, ölümler görülebilmektedir. Dolayısıyla, dezenformasyon toplum sağlığını tehdit eden ve bilginin yanlışlığı/eksikliğine işaret eden konuların sadece birisidir.”

    “İNSANLARIN BİLİMSELLİĞİ KANITLANMIŞ BİLGİYE ULAŞMASI HAYATİDİR”

    TTB açıklamasında, söz konusu düzenlemenin anayasal dayanağının olmadığı da ifade edildi. Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlayan düzenlemelerin bulunduğunu aktaran TTB, açıklamasında şu bilgilere de yer verdi:

    “Anayasa’nın 25. maddesi ‘Düşünce ve Kanaat Hürriyeti’ başlığını taşır. Maddeye göre ‘Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.’

    Anayasa’nın 26. maddesi de ‘Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti’ni korumaktadır. Buna göre ‘Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.’

    Anayasa’nın ‘Bilim ve Sanat Hürriyeti’ başlıklı 27. maddesine göre de ‘Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.’

    Kanun teklifinin genel gerekçesinde ‘… dijitalleşme ortamıyla bağlantılı olarak yeni sosyal problemlerin, kişilik bozukluklarının ya da psikolojik hastalıkların tartışıldığı bir dünyaya doğru gidildiği uzmanlarınca dile getirilmektedir’ denilmektedir. Yine gerekçede ‘kötü niyetli kullanıcıların’, ‘yasadışı içerik’ oluşturduğundan bahisle düzenleme yapılması ihtiyacı doğduğu iddia edilmektedir. Kasıtlı olarak yalan haber üretenlerin toplum iradesini ipotek altına alarak, vatandaşların gerçek bilgiye ulaşma hakkını engellediği de tespitler arasında yer almıştır. Ancak korunan hukuki yararın ve cezalandırmanın nedeni gerekçeden anlaşılamamaktadır. Hukuk, ilkeleri korur; cezalandırma hukuken korunan yararın ihlalinin sonucudur. O halde, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber almak ve vermek, fikir ve kanaat sahibi olma hakkının sınırlandırılmasına metinde sayılanların gerekçe oluşturmadığı açıktır.

    Devletten beklenen sağlık hizmetlerinin, hakkın tesisini sağlamaya yönelik çalışanların haklarının sağlık hizmeti alanların haklarıyla birlikte korunduğu yapıyı kurması ve geliştirmesidir. İçinden geçmekte olduğumuz pandemi, tüm dünyada genel olarak kamu hizmetlerinin hayata etkisini açıkça göstermiştir. Yine bu dönemde nitelikli, meslek ilke ve kurallarına uygun haberciliğin sağlık hakkının bütünleyici unsuru olduğunu da teyit etmiştir. İnsanların bilimselliği kanıtlanmış bilgiye, bilimsel araştırmalar ve nitelikli kamusal tartışmalar yoluyla ulaşması hayatidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu: Sansür Yasası’nın geçmesini muhalefete bağlayan yaklaşımlar doğru değil -VİDEO

    Kenanoğlu: Sansür Yasası’nın geçmesini muhalefete bağlayan yaklaşımlar doğru değil -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’ten geçen Sansür Yasası’na muhalefetin yeterince tepki göstermediği noktasında yapılan eleştirilere cevap verdi. Kenanoğlu, “Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısının fazla olması nedeniyle Sansür Yasası Meclis’ten geçti. Bu yasanın geçmesinin sorumluluğunun muhalefete yüklenmiş olması doğru değil” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’ten geçen ve bugün itibariyle Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sansür Yasası’na muhalefetin yeterince tepki göstermediği, gündeme taşımadığı noktasında yapılan eleştirilere cevap verdi.

    Muhalefet partileri olarak Meclis’teki görüşmeler sırasında eleştirilerini ve tepkilerini dile getirdiklerini kaydeden Kenanoğlu, Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısının fazla olması nedeniyle söz konusu yasanın kanunlaştığını belirtti.

    “SANSÜR YASASININ GEÇMESİNİ MUHALEFETE BAĞLAYAN YAKLAŞIMLAR DOĞRU DEĞİL”

    Sansür yasasının Meclis’ten geçtiğini ama hala tartışmalarının bitmediğini, bu tartışmaların bir yönünün de muhalefet açısından üzücü olduğunu söyleyen Kenanoğlu, şunları dile getirdi:

    “Sansür Yasası’nın geçmesini muhalefete bağlayan bir takım paylaşımlara denk geldik. Bu yönde yapılan haberler var. Bu duruma insanlar çok da tepkisel bir durum sergiliyor. Bu konuda biraz bilgi aktarmak gerekiyor. Cumhur ittifakının minimum 201 milletvekili bulundurması gerekiyor ki görüşmeler devam edebilsin. Biz muhalefet partileri olarak ya karar yeter sayısı istiyoruz ya da yoklama istiyoruz. Bunları istediğimiz zaman orada en az iktidar partisinin 201 milletvekili bulundurması gerekiyor. 201’i tamamlamadıkları takdirde Meclis o gün için kapanıyor. Muhalefet olarak neredeyse sansür yasasının her maddesinde karar yeter sayısı istedik ya da yoklama istedik.

    “MUHALEFET MİLLETVEKİLLERİ YETERLİ SAYIDA KATILIM GÖSTERDİ”

    Şöyle bir paylaşım da vardı; CHP’den 40 milletvekili, HDP’den 15 milletvekili, İyi Parti’den de 15 milletvekili katıldı şeklinde. AKP’nin de yaklaşık 70 milletvekili vardı ve bu yasa Meclis’ten böyle geçti denildi. Bu paylaşım kesinlikle doğru değil. Normalde iktidar partisinin 201 milletvekili olması gerekiyor ki sayı çok daha fazlaydı. Biz özellikle HDP olarak bunlara çok dikkat ediyoruz. CHP’nin 134, HDP’nin 56. İyi Parti’nin 37 milletvekilinin tamamı orada olsa bile toplam sayı 227 yapıyor. Buna genel başkanlar, eş genel başkanlar, bacağı kırılan Habib Eksik ya da Meclis’e hiç gelemeyen Deniz Baykal’da dahil. Muhalefet milletvekillerinin tamamının katılması halinde 227’i bulunabiliyor. AKP ve MHP’nin o anda Meclis’te bulunan sayısı 227’nin üzerindeydi.

    “SADECE MALİ KONULARDA ELEKTRONİK OYLAMA YAPILIYOR”

    Bir diğer eleştiri de oylama neden elektronik olmadı ve neden el kaldırma yöntemiyle oldu bittiye getirildi şeklindeydi. Elektronik oylama rakamsal, mali konulardaki maddeler için yapılıyor. Onun dışında elektronik oylama yapılmıyor. El kaldırma yöntemi uygulanıyor. Bu sansür yasasında mali bir yükümlülük yoktu. Bundan kaynaklı olarak da elektronik oylama yapılmadı. Bu konu çok can sıkıcı bir şekilde ilerledi. Bu yasanın geçmesinin sorumluluğu muhalefete yüklenmiş durumda. Bu şekilde bir tartışma yürütülüyor, doğru bilgiye sahip olup eleştirilerimizi öyle yapalım.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sansür Yasası, Erdoğan’ın onaylamasıyla Resmi Gazete’de

    Sansür Yasası, Erdoğan’ın onaylamasıyla Resmi Gazete’de

    Geçen hafta TBMM’den geçen ‘sansür yasası’ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da onaylaması sonrasında Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u onayladığına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Yasanın bazı hükümleri 1 Ocak ve 1 Nisan 2023 tarihlerinden itibaren uygulanacak.

    Sansür Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle hem bağımsız internet yayıncılığı üzerinde büyük bir baskı kurulmasının hem de yurttaşların sosyal medya ve kişisel yazışmalarına kadar ifade özgürlüğünü kullanmalarına yönelik önemli bir tehdit yasalaşmış oldu.

    Kanunda en çok tepki çeken 29. madde ile Türk Ceza Kanunu’na “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” adı altında yeni bir suç girmiş oldu. Bu maddede ise “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” ifadeleri yer aldı.

    Sosyal ağ sağlayıcı, kanun kapsamındaki suçlara ilişkin içerikler ile başlık etiketlerinin yayınlanmamasına ilişkin kendi sistem, mekanizma ve algoritmasında BTK ile iş birliği halinde gerekli tedbirleri alacak, bu tedbirler raporunda bulunacak. Sosyal ağ sağlayıcıları, kurum tarafından istenen bilgileri kuruma vermekle yükümlü tutulacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünya basınında ‘Sansür yasası’: Seçim sürecinde ürpertici etki

    Dünya basınında ‘Sansür yasası’: Seçim sürecinde ürpertici etki

    Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen “Sansür Yasası” dünya basınına “muhalefeti susturmak amaçlı yasa” olarak yansıdı.

    Meclis Genel Kurulu’nda “sansür yasası” olarak bilinen internet medyası ve sanal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifinin görüşmeleri dün sona erdi. Kanun teklifi, Meclis Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’nin oyları ile kabul edilerek, yasalaştı. 40 maddelik yasanın en çok tartışılan maddelerinin başında 29’uncu madde geliyor.

    Söz konusu madde şöyle:

    “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.”

    Meclis’te kabul edilen “Sansür Yasası”, dünya basınında da eleştiri konusu oldu.

    “SEÇİM SÜRECİNDE ÜRPERTİCİ ETKİ”

    Deutsche Welle (DW), “Türkiye ‘dezenformasyon’ için hapis cezası getiriyor” başlıklı haberinde, Avrupa Konseyi’nin tedbirin belirsiz bir dezenformasyon tanımı olduğunu ve bu belirsizlikle hapis cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine değinerek, yasanın Haziran 2023’te yapılacak seçimler göz önüne alındığında ürpertici bir etkisi olacağını ve gazeteciler için de oto sansüre sebep olacağını kaydetti.

    ‘TARTIŞMALI YASA’

    abcNEWS, “Türk parlamentosu dezenformasyonla mücadele için tartışmalı yasa tasarısını onayladı” başlıklı haberinde, Meclis’te muhalefetin yasayı protesto etmesine de değindi. AKP-MHP oylarıyla kabul edilen yasaya ilişkin Uluslararası Af Örgütü’nün “Türkiye’de çevrimiçi ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü için bir başka kara gün” açıklamasına yer verdi. Türkiye’de zaten yüz binlerce alan adı ve bağlantının engellendiğinin vurgulandığı haberde, “Hükümetin çoğu haber kuruluşunu kontrol altına alması sonucunda, Türkiye’de birçok kişi bağımsız haberler için YouTube ve Twitter gibi sosyal medya platformlarına yöneldi” ifadeleri kullanıldı.

    “GAZETECİLERE YÖNELİK SALDIRILARI HIZLANDIRACAK”

    Middle East Eye, “Türkiye, ‘yanlış bilgi’ ve ‘sahte haber’ için hapis cezası veren yeni yasayı onayladı” başlıklı haberinde, yasanın AKP’nin seçim öncesi anketlerde beklediği sonuçları görememesinin bir sonucu olduğuna değinerek, ülkede zaten tartışmalı olan ifade özgürlüğü ile ilgili endişelerin arttığını vurguladı.

    “Cumhurbaşkanına hakaret suçuna” da değinilen haberde, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, cumhurbaşkanı olduğu son sekiz yıl içinde binlerce kişinin hakaret suçundan yargılanıp tutuklandığı ifadeleri de yer aldı. Türkiye’nin dünya çapında en çok gazeteci hapseden ülkeler arasında yer aldığını belirterek, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye’nin 180 ülke içinde 149’uncu sırada yer aldığı ifade edilirken, Erdoğan’ın seçimler yaklaşırken dikkati ekonomik sorunlardan uzaklaştırmak için gazetecilere yönelik saldırıları hızlandıracağına dair endişelerin arttığı vurgulandı.

    “NET TANIM YOK, MAHKEMELERİN SUİSTİMALİNE AÇIK”

    Reuters’ın “Türkiye parlamentosu ‘dezenformasyon’ yayanları hapse atan medya yasasını kabul etti” başlıklı haberinde ise, ifade özgürlüğü konusunda derin endişelere rağmen kabul edildiği ifade edilen yasa için, “yanlış veya yanıltıcı bilgi”nin net bir tanımının olmadığı ifade edildi. Yasanın mahkemelerin suistimaline açık olduğu ve muhalefetin agresif bir şekilde çökertildiği belirtildi.

    (HABER MERKERZİ)

  • Kenanoğlu’dan ‘Sansür’ konuşması: Devletin tüm kurumları AKP’ye çalışıyor!-VİDEO

    Kenanoğlu’dan ‘Sansür’ konuşması: Devletin tüm kurumları AKP’ye çalışıyor!-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, iktidarın sansür yasası teklifinin 30. maddesi üzerine TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. İktidarın, gerçekleri çarpıtarak algılar üzerinden siyaset yürüttüğünü söyleyen Kenanoğlu, 2023 seçimleri öncesinde iktidarın kendisine itiraz edecekleri sansür yasası ile susturmak istediğini söyledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, sansür yasası teklifinin 30. maddesi üzerine Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Kenanoğlu, iktidarın, gerçekleri çarpıttığına vurgu yaparak 2023 seçimleri öncesinde itiraz edecekleri sansür yasası ile susturmak istediğini ifade etti.

    “Siyaset algılar üzerinden yönetiliyor, hakikatler öldürülmüş durumda” diyen Kenanoğlu, sansür yasası ile 2023 seçimlerine hazırlık yapıldığını ifade Ederek şu konuşmayı yaptı:

    “Bütünüyle iktidarın yalanları, iftiraları gerçekmiş gibi algılansın, bunların karşısında herhangi bir itiraz gelişmesin, buna yönelik bir itiraz olursa da bunlara karşı cezai yaptırımlar uygulansın; tehditleri içeren bir şey. Korkarım anketler dahi bu yasadan kaynaklı olarak nasibini alacaktır çünkü ucu açık, tam netlik olmayan bir durum, büyük çoğunluğunda yorumlar üzerine kurulu değerlendirmeler yapılıyor.

    Şimdi biraz önce burada da Genel Kurulda da tartışıldı, işte “Hâkimler karar vermeden polisler gitmez kapıya.” falan diye. Şöyle bir şey var, biz buna çok tanık oluyoruz: Hâkimler karar veriyor, işte deniliyor ki: “Şu kişi gelsin ve ifade versin, ifadeye getirilsin.” Normalde uygulama şudur: Tebligat çıkarılıyor, tebligata istinaden insanlar gidiyor; Emniyet Müdürlüğünde ya da ilgili birimde ifadelerini veriyorlar, ondan sonra varsa bir şey işlem devam ediyor. Fakat bunu Emniyet teşkilatı nasıl uyguluyor? Kendilerine göre bir karar almışlar, kafalarında böyle bir uygulama şekli var: Muhalifse evine gece yarısı kapıları kırılarak giriliyor, evininin içerisi darmadağın ediliyor, ondan sonra götürülüyor ilgili birime, bir ifadesi alınıyor, ondan sonra serbest bırakılıyor. Ya, şimdi, ifadesi alınıyor, serbest bırakılıyor, her şey normale dönmüş gibi bakıyor ama öyle değil, gece yarısı o kişinin evine girilmesi, yaşadığı sitede, apartmanda, sokakta onlarca polisle operasyon düzenlenmesi orada yaşanan herkesi etkiliyor, o aile bireylerinin tamamını etkiliyor, okula giden çocukların yaşamını etkiliyor.”

    “DERTLERİNİN NE OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Şimdi, zaten elde bir RTÜK var, buna karşı nasıl bir uygulama içerisinde olduğunuzu biliyoruz, bizim şikâyetlerimizi, HDP olarak bize karşı gazetelerin, televizyonların yapmış olduğu iftira, yalan, hakaret yayınlarına karşı onlarca, yüzlerce, binlerce şikâyetimiz var fakat bunlardan bir tanesi dikkate alınmıyor.

    Yani şöyle bir dert içerisindesiniz; ‘Nasıl olsa biz seçiliyoruz, nasıl olsa halkımız bizi destekliyor, dolayısıyla biz doğru yapıyoruz’ falan zannediyorsunuz ama şunu görmüyorsunuz; bakın, devletin bütün olanakları arkanızda. Kaymakamlıktan valiliklere, okul aile birliklerinden cami derneklerine, spor kulüpleri yöneticilere, bütün jandarmasından MİT’ine, RTÜK’ünden TÜİK’ine, Diyanetten cemaatlerine, TİKA’sından mikasına hepsi iktidarın kazanması için bir bütün sahada seçim çalışması yapıyorlar. Bütün bunlara rağmen çoğunluğu elde edemiyorsunuz. Yani hâlâ şu Mecliste örneğin tek başınıza çoğunluğunuz yok, tek başınıza yasa çıkaramıyorsunuz. Şimdi, bütün bunun karşısında, HDP’ye karşı ne oluyor peki? Bize niye TRT’de yayın vermiyorlar?” filandan geçtik artık yani. Verirken de ne kadar aleyhte bir şey varsa oradan veriliyor, ne kadar yalan varsa oradan veriliyor, ne kadar iftira varsa oradan veriliyor.

    “HEDEF GÖSERİCİ YAYINALR YAPILIYOR”

    Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de hedef gösterici yayınlar yapılıyor; çoğu da yalan, yanlış bilgilerden ibaret. Bu yetti mi? Bu yetmedi, bunun sahası da var. Demin, devleti yanına alan AKP, yani AKP için seçim çalışması yapan devletin kurumlarından bahsettim ya, bu kurumların tamamı sahada da HDP aleyhinde çalışma yapıyor. Şimdi, biz köyleri dolaşıyoruz. Hem de Karadeniz’in köylerini de, İç Anadolu’nun köylerini de, Ege’nin köylerini de dolaşıyoruz. Biz gitmeden köyleri ya Jandarma arıyor ya kaymakamlık arıyor ya da ikisi birden arıyor. Muhtar aranıyor: ‘HDP’li vekil geliyormuş, aman ha, onların yanında durmayın, yüz vermeyin, ortalıkta gözükmeyin.’ Uyarılıyorlar, kaç yerde tanık olduk, kaç yerde. Peşimizde 1 tane Jandarma, bilmem ne aracı dolaşıyor, sorduruyoruz arkadaşlarımıza: ‘Ya, niye dolaşıyor?’ ‘Efendim, vekilimizin güvenliğini sağlıyoruz.’ Vay vay vay… Şu işe bak sen!

    Dertlerinin ne olduğunu biliyoruz ama bütün bu aleyhte duruma rağmen, bir türlü yüzde 10 barajın altına indiremediğiniz bir HDP var. Barajı düşürdünüz başkaları için ama merak etmeyin, biz o barajların hepsini yıkarak geldik, gelmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Sansür Yasası’nın tartışmalı maddesi AKP-MHP oylarıyla kabul edildi

    ‘Sansür Yasası’nın tartışmalı maddesi AKP-MHP oylarıyla kabul edildi

    ‘Sansür Yasası’ teklifinin; bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını öngören, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen 29. Maddesi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, yasa teklifini AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onaylaması durumunda hemen Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapacaklarını açıkladı.

    Kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak bilinen, internet medyası ve sosyal medya ile ilgili yeni yaptırımlar öngören kanun teklifinin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını öngören, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen 29. Maddesi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi.

    Düzenleme ile Türk Ceza Yasası’na (TCK) “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu eklendi, “endişe, korku veya panik yaratma, ülkenin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini ve kamu barışını bozmaya” yönelik yayın yapanlar 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

    Türk Ceza Kanunu’nun 217. maddesine ek yapan söz konusu madde şöyle:

    “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma

    MADDE 217/A-(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

    (2) Failin, suçu gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.”

    AYM’YE GİDİLECEK

    Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay yasa teklifini AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onaylaması durumunda hemen Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapacaklarını açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Twitter’da sansüre karşı tek ses olundu: Susmak yok!

    Twitter’da sansüre karşı tek ses olundu: Susmak yok!

    PİRHA- Kamuoyunda ‘Sansür Yasası’ olarak bilinen Dezenformasyon Yasası, sosyal medyanın gündemine oturdu. Gazeteciler ve meslek örgütlerinin “Susmak Yok” paylaşımları, Twitter’da en çok konuşulan konu başlıklarından biri oldu.

    AKP hükümetinin ‘dezenformasyonu engellemek’ iddiasıyla TBMM’ye taşıdığı Sansür Yasası, #SusmakYok etiketiyle sosyal medyanın gündemine oturdu.

    Sosyal medya kullanıcılarına 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önünü açan ‘sansür yasası’ teklifi, dün (12 Ekim 2022 Çarşamba) Meclis’te görüşülmeye devam edildi.

    Muhalefet, teklife tepki gösterirken, 29. maddenin görüşüldüğü sırada Genel Kurul’da alkışlı protestolar yapıldı.

    (HABER MERKEZİ) 

  • KESK’ten Sansür Yasası’na tepki: Faşizan zihniyetin ürünü düzenleme geri çekilmeli-VİDEO

    KESK’ten Sansür Yasası’na tepki: Faşizan zihniyetin ürünü düzenleme geri çekilmeli-VİDEO

    PİRHA-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) görüşmeleri süren Sansür Yasası’na ilişkin açıklama yaparak “Düşünce ve ifade özgürlüğüne dair ne varsa, hangi kanal kullanılıyorsa susturulmak, ortadan kaldırılmak istenmektedir” vurgusunu yaptı.

    Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren Dezenformasyonla Mücadele Yasası’na dair bir tepki de KESK’ten geldi.
    Kamuoyunda ‘Sansür yasası’ olarak adlandırılan yasa teklifin 16’dan 28’e kadar olan maddeleri kabul edildi. Yasanın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören 29. maddenin görüşmesi ise bugün devam edecek. KESK Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasında da yasanın, halkın haber alma, ifade ve düşünce özgürlüğüne ağır bir darbe vurmayı hedeflediği ifade edildi.

    “İKTİDAR GOEBBLES TAKTİĞİNE BAŞVURUYOR”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “İktidar bir kez daha Goebbles taktiğine başvuruyor” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “AKP+MHP bloğu otoriter, dikta rejimlerin iktidar ömürlerini uzatmak için kullandığı tüm yol ve yöntemleri hayata geçirmeye devam ediyor.
    20 Temmuz sivil darbesi sonrası onlarca muhalif basın kurumu kapatılmış, yüzlerce basın emekçisi tutuklanmış, yandaş medya iktidarın Resmi Gazetesi işlevi ile görevlendirilmiş, günlük haber başlıkları dahi tek merkezden belirlenir olmuştur.

    Basının %90’ından fazlası kontrol altına alınmasına rağmen geriye kalan birkaç muhalif gazete, TV ve sosyal medya kanalı iktidarın hışmından, baskılarından kurtulamamaktadır. Ardı arkası kesilmeyen davalarla, tutuklamalarla, RTÜK üzerinden sansür ve kapatma cezalarıyla, ilan cezalarıyla vb. her türlü baskı ile susturulmaya, sesi kesilmeye çalışılmaktadır.
    Halkın medyaya güveni diplerde seyretmeye başlayıp da yandaş/havuz medyası takip edilmez olmaya başlayınca sosyal medya öne çıkmıştır. İnsanlar seslerini ve taleplerini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalışmaktadırlar. Öyle ki, emniyet ve yargı çoğu vakada sosyal medyanın baskısı ve tepkisi sonrası harekete geçmek zorunda kalmaktadır.
    Sosyal medya çizilen pembe tabloları dağıttıkça, halkın, emekçilerin gerçek sorunları ve talepleri bu tür platformlarda seslendirildikçe, geçmişte birlikte yol aldıkları kimi kişilerin kanıtlı, delilli ifşalarını on milyonlar takip ettikçe, yargının sessizliğine isyan büyüdükçe AKP+MHP iktidar bloğu çılgına dönmüş, sosyal medyayı hedefine koymuştur.

    “KOYU BİR KORKU İKLİMİ YARATMAYI HEDEFLEMEKTEDİRLER”

    “Çareyi Goebbels’in SS’inde Buldular!”

    Mecliste görüşmeleri devam eden ve 28 maddesi kabul edilen düzenleme hangi gerekçe ile sunulursa sunulsun iktidarın niyeti ve hedefi bellidir; düşünce ve ifade özgürlüğüne dair ne varsa, hangi kanal kullanılıyorsa susturulmak, ortadan kaldırılmak istenmektedir. Sosyal medyada iktidara yakın kesimlerin muhalif kesimlere yönelik yaptığı hakaretler, tehditler yargılama konusu yapılmazken ya da göstermelik tedbirler alınırken iktidara yönelik en ufak eleştirinin dahi “terör” propagandası kapsamına alınması, sulh ceza hâkimlikleri üzerinden cezalar verilmesi, muhalif hesaplara erişimin engellenmesi, trol ordusuyla algı oluşturma vb. baskı ve yöntemler iktidara yetmemiş olacak ki, bu kez sosyal medyanın tümüyle denetime alınması istenmektedir.
    İktidarın sosyal medya düzenlemesi genel yönelimin parçası olup düşünce ve ifade özgürlüğü hakkımıza pranga vurmayı hedeflemektedir. İktidardan gidici olduklarına dair işaretlerin artmasıyla korku ikliminin hızla dağılmaya başlaması iktidarın adeta ödünü kopartmıştır. Düzenleme ve diğer polis devleti vb uygulamalarla koyu bir korku iklimi yaratmayı hedeflemektedirler.

    AKP+MHP bloğu susturulmuş, kıskaca alınmış muhalif basın ve bu düzenleme sonrası kontrol altına alınacak sosyal medya zemini üzerinden tek yanlı kirli propaganda ile seçimi kazanarak iktidarlarını sürdürmeyi istemektedir.  Ülkemizin ihtiyacı sansür yasası değil; tam aksine basın ve ifade özgürlüğünün, halkın haber alma hakkının en geniş anlamda yaşama geçeceği; demokratik standartları yüksek, çağdaş hukuk normlarına uygun, dünyada hızla değişen ve gelişen iletişim ve haberleşme süreciyle uyumlu, düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı davalar, tutuklamalar gibi mağduriyetleri giderecek bir yasal düzenleme ve bu paralelde fiili uygulamalardır.

    “DÜZENLEME TÜMDEN GERİ ÇEKİLMELİDİR”

    Buradan iktidar bloğu partilere sesleniyoruz; toplumun özgürlük talebini hiçbir güç yasalarla, baskılarla engelleyemez. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bunun en somut ve yakın örneği bugün İran’da yaşanmaktadır. Unutmamalı ki, 21. Yüzyılda ne tür baskı yöntemi uygulanırsa uygulansın özgür ve bilimsel düşünce kendi yolunu bulur ya da kendisine yeni yollar açar.
    Geç kalınmış değildir. Tekçi, faşizan zihniyetin ürünü olan düzenleme tümden geri çekilmeli, anti demokratik uygulamalardan medet umulmamalıdır. Konfederasyonumuz düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere ülkemizde ve dünyada emekçilerin, ezilenlerin, kadınların bedeller ödeyerek kazandıkları temel hak ve özgürlüklerin bu tür düzenlemelerle ortadan kaldırılmak, kısıtlanmak istenmesine karşı fiili ve meşru mücadelesini devam ettirecektir.”

    “YASANIN ÇEKİLMESİ KONUSUNDA MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Haber Sen Genel Başkanı Mesut Balcı da yasanın onaylanması halinde “sürekli bir tehlike”nin söz konusu olacağını belirtti. Balcı, “Bu yasa aynı zamanda yerel basının susturulması ile ilgilidir. Bu alanda çalışan 10 bin basın çalışanın işsiz kalacağı söylenmekte. Özellikle iktidarın oy kaybettiği bir dönemde bu yasanın çıkartılması şaibelidir. Muhalif tüm kesimleri cezalandırabilecekleri bir sopa niteliğindedir. Yasanın biran önce çekilmesi konusunda mücadele etmeliyiz. Sosyal medya halkın tek nefes aldığı alandır. Eğer bu alan da daraltılırsa Hitlervari bir dönem yaşanacaktır” şeklinde konuştu.

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Sansür Yasası’ teklifinin 1. bölüm görüşmeleri tamamlandı: Halkın sesi kısılıyor!

    ‘Sansür Yasası’ teklifinin 1. bölüm görüşmeleri tamamlandı: Halkın sesi kısılıyor!

    TBMM Genel Kurulu’nda, kamuoyunda ‘Sansür Yasası’ olarak bilinen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümünün üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

    Kamuoyunda ‘Sansür Yasası’ olarak bilinen, basına ve sosyal medyaya yönelik yeni yaptırımlar içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

    Teklifin birinci bölümünde yer alan maddeleri üzerinde söz alan muhalefet milletvekilleri, düzenlemelere tepki gösterdi.

    İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Beyaz, gazetecilerin basın kartı iptal koşullarının Basın İlan Kurumu’nun keyfiliğine terk edildiğini ifade etti.

    Kanun teklifinin 29’uncu maddesinin belirsiz, muğlak ve yoruma açık bir suç tanımı getirdiğini ileri süren Beyaz, bu maddeyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu işleyen gazetecinin hangi suçu işlediğini bile anlamadan komisyon keyfiyetiyle basın kartını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

    Düzenlemeyle basın ve ifade özgürlüğünün tamamen yok edildiğini ifade eden Beyaz, “Bu düzenlemeye göre haberin gerçeğe aykırılığına kim karar verecek, haberin gerçeğe aykırılığı hangi ilkelere ve değerlere göre belirlenecek? Elbette neyin gerçek olduğuna karar veren iktidarın atadığı bir kurul. Böylece, seçim sürecine girildiğinde, iktidarın hoşuna gitmeyen her haber, her bilgi halkı yanıltıcı bilgi kapsamına girecek ve haberi yapan gazeteci, basın kartının iptaliyle hatta hapis cezasıyla karşı karşıya bırakılacak” dedi.

    “ASLINDA HALKIN SESİ KISILIYOR”

    HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise “Bir avuç özgür basının sesi kısılıyor, bir avuç gazetecinin, yayın kuruluşunun sesi kısılıyor. Basının sesi kısılmıyor, aslında halkın sesi kısılıyor. Bu yasa basına yönelik çıkmıyor, halkın sesini kısmak için çıkıyor. Bunca yıllık iktidarda kalan hükümet seçime 6 ay kala bu yasayı niye çıkarıyor? Eğer bu yasa çıkıyorsa art niyet vardır, o art niyet seçimi çalmaktır, sandığı çalmaktır” dedi.

    CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer de dezenformasyonun tam karşılığının “gerçek olmadığını bile bile söylemeye devam edilen bilgi” olduğunu belirtti.

    Türkiye’de dezenformasyon tanımına uyan birçok sözcük olduğunu söyleyen Taşcıer, şunları söyledi:

    *Erdoğan, ‘IMF bizden 5 milyar dolar borç istedi’ dedi. Meğer gerçek, IMF’ye üye olan ülkeler fona bazı taahhütlerde bulunuyordu, bu para hiç talep edilmedi ve hiç istenmedi. Tarım Bakanı çıktı, ‘7 liralık maliyetle sekiz saat çalışan traktör ürettik’ dedi. Traktörü gören oldu mu değerli milletvekilleri? Ben görmedim. ‘Yerli uçağımız göklerde’ dediniz, muhtemelen hala göklerde uçuyor ki bu uçağı daha gören olmadı. ‘Tüm dünyada enflasyon var, sorun sadece bizde değil’ dendi. Savaştaki Rusya’da bile enflasyon yüzde 14’ken TÜİK rakamları gerçek olmamasına rağmen yüzde 85 oranında. Sizin de dezenformasyonlarınızı kitap haline getirsek Tolkien’i bile sınıfta bırakırsınız.”

    Teklifin birinci bölümündeki maddelerin kabul edilmesinin ardından ikinci bölümün tümü üzerinde görüşmelere geçildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Paylan: Bu seçime Facebook’suz, Twitter’sız gitme olasılığımız var!-VİDEO

    Paylan: Bu seçime Facebook’suz, Twitter’sız gitme olasılığımız var!-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Garo Paylan, görüşülmekte olan ‘Sansür Yasası’nın 12. maddesi üzerine Genel Kurul’da konuştu. Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 149. sırada olduğunu söyleyen Paylan, ““Bu yasada çok daha büyük bir tehlike var. AK Partilileri de uyarıyorum. Demokratik siyaset zemininde, son nefes aldığımız yerler neresi kaldı? Hepiniz Twitter’a bakıyorsunuz, değil mi? Twitter’dan haber alıyorsunuz. Şimdi, bu yasayla Twitter’ın, Facebook’un kapanma riski var. Bu seçimlere Facebook’suz, Twitter’sız gitme olasılığımız var” dedi.

    HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, görüşülmekte olan ‘Sansür Yasası’nın 12. maddesi üzerine TBMM Genel Kurulu’nda söz aldı. Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 149. sırada olduğunu söyleyen Paylan, bu yasanın çıkması durumunda Türkiye’nin İran’ın bile gerisine düşebileceğini belirtti.

    Sansür Yasasıyla ilgili “Çok büyük bir tehlike daha var” diyerek uyarıda bulunan Paylan, bu yasayla Twitter ve Facebook’un kapatılabileceğini ve iktidarın, Twitter ve Facebook’u yasaklayarak seçime gidebileceğini söyledi.

    “SİZE BORAZANCILIK YAPMAYANLARA SOPA GÖSTERİYORSUNUZ”

    Garo Paylan şu konuşmayı yaptı:

    “Bu bir sansür yasasıdır. Bakın, yazılı basını susturdunuz, yazılı basını büyük oranda hizaya çektiniz. Televizyon basınını da büyük oranda borazan hâline getirdiniz. Size borazancılık yapmayanlara da sopa gösteriyorsunuz. Yayın durdurma ve para cezaları veriyorsunuz. Hizaya çekemediğiniz neresi kaldı? İnternet basını. Yurttaşlarımız da oradan haber alıyor. Ben görüyorum burada, siz de oradan haber alıyorsunuz, siz de Gazete Duvar’a bakıyorsunuz, T24’e bakıyorsunuz, diğer internet sitelerine bakıyorsunuz; hiçbiriniz borazan medyaya bakmıyor, internet sitelerine bakıyor, bunu görüyorum sizlerde. Şimdi toplumun nefes alacağı bir yer kalmış, internet medyası. Ne yapacağız? ‘Zapturapt altına alacağız.’ diyorsunuz.”

    “SEÇİME FACEBOOK’SUZ, TWİTTER’SIZ GİTME OLASILIĞIMIZ VAR”

    “Bu yasada çok daha büyük bir tehlike var. AK Partilileri de uyarıyorum. Demokratik siyaset zemininde, son nefes aldığımız yerler neresi kaldı? Hepiniz Twitter’a bakıyorsunuz, değil mi? Twitter’dan haber alıyorsunuz. Şimdi, bu yasayla Twitter’ın, Facebook’un kapanma riski var. Bu seçimlere Facebook’suz, Twitter’sız gitme olasılığımız var.

    Bak, bir başsavcı Twitter’a bir içerik çıkarma emri verse ve Twitter bunu çıkarmazsa önce para cezası, ardından yayın durdurma cezası verilebilecek. Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) Başkanı, bir memur, bir yargıç değil! Bir memurdan bahsediyoruz. Diyelim ki birisi ‘faiz sebep, enflasyon sonuç değil’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanı da bunu kabul etmiyor. BTK Başkanı, içerik çıkarma kararı verdi ve Twitter ve Facebook’a ‘bunu çıkar.’ dedi, Twitter’a yazdı, çıkarmadı; Facebook’a yazdı, çıkarmadı. Bu durumda, BTK Başkanı’nın Twitter’ın ve Facebook’un ulaşımını durdurma yetkisi var bu yasayla. Bu yasayla, bu yetkiyi, nasıl vereceksiniz bir memura? BTK Başkanı’na nasıl böyle bir yetkiyi vereceksiniz? Sarayın emrinde olan bir başsavcının yetkisiyle, bir BTK Başkanı’nın yetkisiyle Twitter’ın, Facebook’un yayınını durdurarak bu iktidarın seçime gitme yetkisi olacak bu yasayla. Bu yetkiyi milletin vekilleri verecek mi, soru burada.”

    PİRHA/ANKARA