Etiket: savcılık

  • Savcılık, gazetecileri hedef gösteren SETA raporunu kovuşturmaya gerek duymadı

    Savcılık, gazetecileri hedef gösteren SETA raporunu kovuşturmaya gerek duymadı

    Savcılık, hazırladığı raporla gazetecileri fişleyen ve hedef gösteren SETA hakkında yapılan suç duyurusunda, “kovuşturmaya yer olmadığı”na karar verdi.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA), Siyaset, Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar (SETA) Vakfı hakkında yaptığı suç duyurusuyla ilgili olarak “kovuşturmaya yer olmadığı”na karar verildi.

    Siyaset, Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar (SETA) Vakfı, sosyal medya üzerinden duyurduğu “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı raporda gazetecileri fişlemiş ve hedef göstermişti. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), 8 Temmuz 2019 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu.

    Gazete Duvar’dan Nurettin Öztatar’ın haberine göre; MLSA’nın suç duyurusuna Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’ndan yanıt geldi. Savcılık, suç duyurusu ile ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

    Suç duyurusunda belirtilen suçlamaların (halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme, suç işlemeye alenen tahrik, kişilerin huzur ve sükununu bozma, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi) yasal unsurlarının oluşmadığını tespit eden savcılık, şüphelilerin eylemini “düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında” değerlendirdiğinin altını çizdi.

    “DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ”

    Kararda ayrıca, “Sırf sükunu bozmaya yönelik hukuka aykırı bir davranış bulunmadığından TCK 123. maddesinde düzenlenen “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, şüphelilerin eyleminin düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle araştırılarak ifadesinin tespitine gerek duyulmadığı,” bildirildi.

    SETA RAPORUNDA NE VARDI?

    Gazetecilik faaliyetinin ve gazetecilerin sosyal medya paylaşımlarının adeta kriminalize edildiği raporda BBC Türkçe, Deutsche Welle (DW) Türkçe, Voice of America (VOA) Türkçe, Sputnik Türkiye, Euronews Türkiye, CRI (Çin Uluslararası Radyosu) Türk ve Independent Türkçe kurumlarının yayın politikaları ile ilgili fişlemeye varan tespitler ve bu kurumlarda çalışan Türkiyeli gazetecilerin listesi bulunuyordu. Listedeki gazetecilerin özgeçmişi ve sosyal medya paylaşımlarındaki eğilimlerin tek tek listelenerek gazetecilerin sosyal medya sayfalarından ekran görüntüleri de eklenmişti.

    Meşru gazetecilik faaliyetinin ve sosyal medya paylaşımlarının gayrimeşru gösterilmeye çalışıldığı raporda RSF Türkçe, Evrensel, BirGün ve Gazete Duvar hesaplarının paylaşımlarını retweet’lemek “hükümet karşıtı bir duruşa sahip olduğunu göstermek” olarak nitelendirilmişti. İçinde gazeteciler hakkında “hükümet karşıtı bir dili olduğu açıktır” ve “spekülatif konular üzerinden hükümete yönelik yaptığı suçlayıcı iddialarla dikkat çekmektedir” gibi ifadelerin geçtiği rapor, uluslararası kurumlarda çalışan Türkiyeli gazetecileri açıkça hedef gösterdiği iddia edilerek toplumun pek çok kesiminden tepki çekmişti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Geçtiğimiz hafta eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in  tutuklanmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, “Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar” dedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen, PSAKD’nin eski yöneticisi Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor.

    İstanbul’da geçen hafta gözaltına alınan Tunçdemir’in Malatya’ya götürülerek çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmasını değerlendiren PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Her zaman olduğu gibi gündemi değiştirmek için tutuklamaların sık sık yaşandığını belirten Baba, “Yine birçok canımız sebepsiz yere gözaltına alındılar. Herhangi bir iddianame yok ve ortaya bir sebep koyamıyorlar. İşin garip tarafı hakim Songül canımızı bırakıyor ardından savcı tekrar itiraz ediyor ve yine aynı mahkeme tutuklama kararı alıyor. Ve bu daha da çelişkili bir durum. Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar. Biz kadimden bu yana çeşitli dönemlerde çeşitli zulümlere katlandık. Bizleri yıldıramadılar bu saatten sonra da yıldıramazlar. Bizler Songül canımızın her zaman yanındaydık, yanında olmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

    “EYLEMLERİ KALICI HALE GETİREREK SESİMİZİ DUYURMALIYIZ”

    Her an ne olacak diye ne bitecek diye beklediklerini dile getiren Erdal Baba, şunları kaydetti:

    “Seçim süreci yaklaşıyor. Yarın bizim de kapımızı çalabilirler. Hep beraber bekliyoruz. Yıldıramayacaklar, bıktıramayacaklar bizi. Biz canlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Ve Alevi kurumları olarak yapacağımız eylemsellikleri daha etkili hale getirmek için bir an önce sokaklara inmemiz, kalıcı hale getirerek sesimizi duyurmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

    ‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

    PİRHA- Geçtiğimiz hafta gözaltına alınan ve tutuklama kararı çıkarılarak Malatya Cezaevi’ne götürülen eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yaşadığı hukuksuzluğu anlattığı bir mektup gönderdi. 

    KHK ile işinden ihraç edilen eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir geçtiğimiz hafta sabahın erken saatlerinde evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hakim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ardından da daha Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hakim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü.

    Tutuklanarak Malatya Cezaevi’ne götürülen Songül Tunçdemir yaşadığı sürece ve karşılaştığı hukuksuzluğa dikkat çekmek için dostlarına mektup gönderdi.

    “HIZIR’I HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK YÜREĞİMDE HİSSETTİM”

    Mektubuna bu zor süreçte kendisini yalnız bırakmadıkları için teşekkür ederek başlayan Tunçdemir, “Hızır ayının içinden geçerken darda, zorda olanların imdadına yetişen Hızır’ı her zamankinden daha fazla yüreğimde hissettim. Bu yıl Hızır’ı her zamankinden daha çok çağırdım. Hızır’ı sadece kendim için değil haksızlığa uğrayan tüm canlar için çağırdım.” dedi.

    12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 5:25 de evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alındığını hatırlatan Tunçdemir, tutuklanma sürecini, yaşadığı hukuksuzlukları ve kendisine yönelik yapılan suçlamaları mektubunda şöyle aktardı:

    “Malatya Cumhuriyet Savcılığı hakkımda yakalama kararı çıkarmış. İki gün Yakacık Karakolu’nda bekletildikten sonra Malatya TEM’e getirildim. İlk ifadem burada alındı.  Ben iki buçuk yıl öncesine kadar Maltepe’de yaşıyordum. Dört dönem Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde Malatya şube başkanlığını yaptım. Suçlamalar o dönemle ilgili. Facebook hesabımdan suç unsurları çıkarmak için epey bir çaba sarf edilmiş. Benim ‘Hurşit Külter nerede?’ paylaşımım, başkalarının paylaşımına attığım 4 beğeni ve bana bol bol yapılan ama onaylamadığım etiketlemeler.

    En büyük suçlamalardan biri de başkanlığını yaptığım Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya şubesinin de içinde bulunduğu Malatya Emek ve Demokrasi Platformu’nun eylemlerine katılmak. Bunu yaparken de her kurumun kendi renkleri ile katıldığı elimde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği flamaları taşımama rağmen taşımadığım flama, pankart, fotoğraflar, dövizler ve atmadığım sloganlar için örgüt üyesi olmakla suçlanıyorum.”

    “YAŞANAN BU DURUM SKANDAL VE BİNDE BİR YAŞANILAN BİR DURUM”

    Daha önce Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanlığı yapmış öğretmen arkadaşı ile birlikte eş zamanlı olarak gözaltına alındıklarını ve bir gün sonra savcılığa götürüldüklerini  belirten Tunçdemir, şöyle devam etti:

    “Cumhuriyet Savcısı dosyaları inceledikten sonra bizi tutuklama talebiyle hakime sevk etti. Hakim dosyamızı inceleyip bizi tekrar dinledi ve denetimli olmak kaydıyla serbest bıraktı. Çıkmak için kimliklerimizin getirmesini beklerken savcının alınan karara itiraz edip jet hızıyla yakalatma kararı çıkardığını öğrendik. Adliyeden çıkmadan tekrar gözaltına alınıp yine jet hızıyla bir üst mahkeme hakiminin karşısına çıkarılıp tutuklandık. Skandal olmasının yanında binde bir yaşanan bir durum bu. Bunu tarih bir kenara yazacak.”

    YER OLMADIĞI İÇİN ADLİ SUÇLULARLA AYNI KOĞUŞTU

    Tutuklu yargılama sürecinin başladığını mektubunda dile getiren Tunçdemir, cezaevi koşullarını şöyle ifade etti:

    “Burada siyasi kadın tutsaklar için koğuş olmadığından adli suçlular ile aynı koğuşta kalıyorum.Yakın bir zamanda da Elazığ Kapalı Kadın Cezaevi’ne gönderilebilirim. Adli suçluların bulunduğu koğuşu bir cümle ile değerlendirecek olursam şunu söyleyebilirim: Bu ülkede suçu değil de suçluları öldürüyorlar. Bu koğuş bu yataklar daha çok tutsaklar görecektir. Ta ki asıl meselenin suçlular olmadığı öğrenilene kadar.”

    “ÜYE OLDUĞUM ÖRGÜTE YÜZLERCE SEMAHÇI YETİŞTİRDİM”

    Daha önceleri çokça gördüğü, duyduğu ama yaşamadığı pek çok şeyi son bir hafta içinde yaşadığını kaydeden Tunçdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “TEM yeleği giyinmiş, kadın polisin kolunda kolları kelepçeli bir şekilde Malatya Adliye Sarayı’nın merdivenlerinden indirilirken yüzüme patlayan flaşlar da gördüm. Bir insan nasıl örgüt elemanı yapılır. Her şey o kadar inandırıcı ki neredeyse ben bile inanacağım bu kurguya. Evet itiraf ediyorum. Ben bir örgüt elemanıyım. Bu örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim, bu örgüt için onlarca basın açıklaması yaptım ve bu örgüt için binlerce kilometre yol kat ettim. Sivas’a gittim, Maraş’a gittim, Çorum’a gittim oralarda katledilen canlarımızı andım. Banaz’a gidip Pir Sultan’ı andım Hacıbektaş’a gittim niyaz ettim. Toplantılara katıldım. Hatta hiçbir toplantı kaçırmadım. Evet sevgili dostlar bunu herkes biliyor aslında. Ben Pir Sultan Abdal örgütünün çok radikal bir üyesiyim. O kadar radikalim ki ülkemizdeki her türlü ayrımcılık ortadan kalkana kadar olanca enerjisini bunun için mücadele etmeye odaklamış bir örgüt elemanıyım.”

    “ADALET HERKESE LAZIM”

    Çok haksızlıklar gördüklerini yine de kimseye kin tutmadıklarını mektubunda vurgulayan Tunçdemir, Adaletin herkese bir gün lazım olacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Biz yine de iftiralarla, kurgularla, yalanlarla, hayatımızı karartmaya çalışanlara inat hak ve hakikatin gücüyle birleşip bütün haksızlıkların karşısında olmaya devam edelim. Elbet bir gün iyiliğin, doğruluğun, güzelliğin, kazanacağı günler gelecektir. Ve kimse unutmasın ki adalet herkese lazım. Şimdi taşıdığın rütbe, bulunduğun makam seni güç sahibi yapabilir. Ve adalet gibi bir kaygın olmayabilir. Bu yüzden Adalet Sarayı diye adlandırdığımız yerlerde adil kararlar verilmiyor olabilir. Terazinin ibresinin bozulması, bunu yaratanların da sorunu haline gelecektir. Bunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Gayemiz kimse ezilmesin tüm farklılıklara rağmen herkes barış ve kardeşlik içinde yaşasın. En kısa zamanda görüşeceğiz. Zafer hak ve hakikat mücadelesi verenlerin olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Savcılık, gözaltında polis şiddetine ‘kovuşturmaya gerek yok’ dedi

    Savcılık, gözaltında polis şiddetine ‘kovuşturmaya gerek yok’ dedi

    PİRHA- İstanbul Taksim’de Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz bombasıyla sağ ayağından vurulan Aydın Aydoğan, polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendisine işkence edildiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak savcılığın polisler için kovuşturma başlatmayacağına ilişkin yazı göndermesi sonrasında Aydoğan, avukatıyla birlikte karara itiraz etti. 

    İstanbul’da Taksim Gezi Direnişi’nde polisler tarafından gaz bombasıyla sağ ayağından vurulan Aydoğan, dönemin Cumhurbaşkanı eski başbakan Erdoğan hakkında Gezi direnişçilerine hakaret ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusundan birkaç gün sonra polisler tarafından gözaltına alınan Aydoğan, Erdoğan hakkında bulunduğu suç duyurusu yüzünden polisler tarafından işkencelere maruz kaldığını iddia etmişti.

    “İŞKENCE VE TEHDİTLERE MARUZ KALDIM”   

    Polisler tarafından işkencelere ve tehditlere maruz kaldığını belirten Aydoğan, polislerin hazırlamış olduğu bir ifade dosyasının imzalanması istendiğinde ise dosyada, “Bir bombalı araçla olay yerine gelindiği, olay yerinde sloganlar atarken yakalandığı” gibi ifadelerin yazdığını kaydetti. Aydoğan, bu ifadeyi imzalamayacağını söyledikten sonra tekrar polislerin işkence ve tehditlerine maruz kaldığını belirtti.

    “KOVUŞTURMAYA GEREK YOK”

    “Savcılığa açtığımız soruşturmanın ardından savcılıktan “Kovuşturmaya gerek yok” yazısı geldi” diyen Aydoğan, mahkeme dosyasına vurulma anını ve vurulduktan sonra topallaya topallaya parka kaçma anının kamera görüntülerini bir delil olarak sunmuş olsalar bile bunu bir delil kabul etmediklerini söyledi.

    Aydoğan şunları kaydetti:

    “Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan hakkında, Gezi direnişine karışanlar için yaptığı ‘hain, çapulcu, kemirgen, ajan, piyon’ gibi nitelemeler nedeniyle suç duyurusunda bulundum. Birkaç gün sonra evden çıkıp alışverişe gittiğim sırada beni takip eden ve sivil polis olduklarını söyleyen kişiler bana kumpas kurmak istedi. Sanki bombalı araç ihbarı varmış gibi beni olay yerine götürüp beni orada gözaltına alıyorlarmış gibi yaptılar, Darp edildim, yerde sürüklendim, iki gün boyunca TEM polisleri tarafından işkenceye uğradım, tehdit edildim. Bu zaman zarfında bizzat emniyet müdürü ve yardımcıları gelip ‘sen kim oluyorsun Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunuyorsun’ dediler. Savcılığa çıkarıldım. Serbest bırakıldım. Hemen doktora gidip önce üç gün sonra 10 gün iş görmez raporu aldım. Bu raporlara savcılığa suç duyurusunda bulundum. Savcılık polisler hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına dair karar verdi. Biz de bu karara itiraz ettik.”

    PİRHA/İSTANBUL  

     

     

     

     

  • TTB yöneticilerinin yarın savcılığa çıkarılması bekleniyor

    TTB yöneticilerinin yarın savcılığa çıkarılması bekleniyor

    Önceki gün gözaltına alınan TTB yöneticilerinin yarın savcılığa çıkarılması bekleniyor.

    Afrin saldırılarına karşı “Savaşı durdurun” çağrısı yaptıkları için gözaltına alınan TTB Merkez Konsey üyelerinden 7’sinin Emniyet ifadesi tamamlanırken, diğer 4 üyenin ise bugün ifadelerinin alınacağı belirtildi. Yöneticilerin yarın savcılığa çıkarılması bekleniyor.

    Afrin’e yönelik saldırılara “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” açıklamasıyla karşı durdukları için gözaltına alınan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey üyelerinden Sinan Adıyaman, Sezai Berber, Yaşar Ulutaş, Hande Arpat, Nazım Yılmaz, Selma Güngör ile Taner Gören’in Emniyet ifadeleri tamamlandı. TTB Başkanı Raşit Tükel ile Ayfer Horasan, Şeyhmus Gökalp ve Funda Obus’un ifadelerinin ise bugün alınacağı öğrenildi.
    Yöneticilerin yarın savcılığa çıkarılması bekleniyor.
    BEL FITIĞI OLMASINA RAĞMEN TAHTA ÜSTÜNDE UYUMAK ZORUNDA
    Sinan Adıyaman’ın bel fıtığı hastalığı nedeniyle nezarethanede zorluk çektiği ve tahta üstünde yatmak zorunda olduğu  ifade edilirken, yine Selma Güngör’ün ise tahıl grubuna mensup tüm besinlerin (pirinç ve mısır hariç) içinde bulunan gluten maddesine alerjisi olduğu halde hassasiyetinin dikkate alınmadığı belirtildi.
    TTB’YE ULUSAL VE ULUSLAR ARASI DESTEK ARTARAK DEVAM EDİYOR
    Öte yandan TTB’nin 11 Merkez Konsey üyesinin gözaltına alınmasının ardından ulusal ve uluslararası kurumlardan destek ve dayanışma da devam ediyor. Bugüne kadar aralarında Avrupa Hekimler Daimi Komitesi (CPME), Dünya Tabipler Birliği (World Medical Association / WMA), İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü’nce (Physicians for Human Rights/PHR) Kamu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP),  Emek Partisi (EMEP) Halkevleri,  Yüksel Direnişçileri, Ankara Barış Akademisyenleri, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İnsan Hakları Derneği (İHD), KESK, DİSK TMMOB ile bağlı sendikalar ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) gibi bir çok kurum ve kuruluş, TTB’ ye dayanışma desteklerini sundu.
    TÜKEL VE GÖREN GÖREVLERİNDEN UZAKLAŞTIRILMIŞ
    Bu arada, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul Üniversitesi yönetiminin gözaltındaki Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel ve kardiyolog Taner Gören hakkında 3 ay süreli görevden uzaklaştırma kararı aldığını açıkladı.

    Yarkadaş resmi hesabından şu paylaşımlarda bulundu:
    “1- AKP talimat verir de İstanbul Üni. Rektörlüğü durur mu! İÜ yönetimi, TTB Başkanı Raşit Tükel’i görevinden üç aylığına uzaklaştırma kararı almış bu sabah! Yazıklar olsun bu kararı alanlara! Mesleğin onurunu değil, iktidarı savunmanın utancını yaşayacaklar!
    2- Ya Merkez Bankası’na ne demeli!  TTB yöneticileri arasında bulunan Dr. Şeyhmus Gökalp’in Diyarbakır Merkez Bankası’ndaki işine son verildi. Ayıptır ayıp! Dr. Gökalp hangi yüz kızartıcı suçu işledi de görevine son verdiniz? Muhaliflere düşmanca davranmayın!
    3- İÜ’de Tükel’i görevden uzaklaştırma kararına imza atan yöneticiler; Raşit Tükel üniversitenizde en yüksek oyu alarak Rektörlük hakkını kazanmıştı. Sandıkta yenemediğiniz Tükel’e yaptığınız hukuksuzlukla da baş eğdiremezsiniz! Yaptığınız fırsatçılıktır!
    4- İÜ’nün ‘fırsatçı’ yönetiminden yüz kızartıcı bir karar daha: TTB yöneticisi, Prof. Dr. Kardiyolog Taner Gören de İÜ’nün kararıyla görevinden üç ay uzaklaştırılmış.. Hem de gözaltına alındığı sabah.. Yaşar Kemal’in, Vedat Türkali’nin doktoru olmanın bedeli!
    5- AKP’nin Hipokrat yeminine bağlı kalan doktorlara uyguladığı baskının adı; AYDIN KIRIMIDIR! AKP, yaşatma misyonuna sahip çıkan doktorları hedef alarak, topluma gözdağı vermeye ve sindirmeye çalışıyor. Oysa ki; aydın düşmanlığı hiçbir iktidarı yaşatmadı!”
  • Gezi gazisinden Erdoğan hakkında suç duyurusu: Sürekli hakaret ediyor bize-VİDEO

    Gezi gazisinden Erdoğan hakkında suç duyurusu: Sürekli hakaret ediyor bize-VİDEO

    PİRHA – Gezi Direnişinde sağ ayağından vurularak yaralanan Aydın Aydoğan, AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulundu. Aydoğan, Erdoğan’ın Gezicilere ‘Kemirgen, terörist, dış mihrapların ajanı, çapulcu’ gibi söylemlerle hakaret ettiğini ve o sebeple suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti. 

    Haberin Videosu

    “BEŞ YILDIR TELEVİZYONLARDAN BİZLERE HAKARETTE BULUNUYOR”

    Aydın Aydoğan, 11 Haziran 2013 tarihinde Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeği sonucu sağ ayağından yaralanmıştı. 30 Kasım’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma savcılığına, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Aydoğan, PİRHA’ya neden suç duyurusunda bulunduğunu ise şöyle anlattı:

    “Erdoğan, beş yıldır, televizyonlarda çıkıp, sürekli bizlere hakaret ediyor. ‘Kemirgen, terörist, dış mihrapların ajanı, çapulcu’ bu tip söylemlerle bizlere hakaret ediyor. Çocuğuma, küçük kızıma bunu nasıl anlatacağım. Kızım bana; ‘baba bak Geziciler böyleymiş’ diyor.’ Kızım o öyle söylüyor da öyle değil diyorum. İşte bu sebeple başvuruda bulundum.”

    Bir akşam yine televizyonda Gezicilere hakaret içeren söylemlerde bulunduğunu ve yeter artık deyip, sabah suç duyurusunda bulunmaya karar verdiğini söyleyen Aydın Aydoğan, “Erdoğan’ın hakaret ettiği bütün konuşmalarını CD’ye kopyalayıp, Anayasanın 129. Maddesine göre dilekçemi yazdım ve savcılığa gittim” dedi.

    “SAVCILIK AKŞAMA KADAR DİLEKÇEMİ ALMADI”

    Savcılıkta akşama kadar beklediğini söyleyen Aydoğan, başvuru sürecinde yaşadıklarını da anlattı:

    “O gün akşama kadar hiçbir savcı benim dilekçemi almadı. Akşam dörde kadar beklettiler beni. Akşam nöbetçi özel soruşturma savcısı vardı, gidip önüne sundum. Adam görünce şok olup kaldı. ‘Tayip Erdoğan hakkında mı suç duyurusunda bulunuyorsun’ diye sordu. Evet dedim. ‘Neden bulunuyorsun dedi.’ Nedenini yazmışım, dedim. ‘Korkmuyor musun? Çoluk çocuğun yok mu?’ dedi. Korkmuyorum, dedim. Sizin bunları bana söylemeniz garip dedim. Siz varken neden korkayım, koskoca Cumhuriyet savcısı var, benim hakkımı arayacak dedim. ‘Öyle de, işte görüyorsun ülke ne halde falan’ dedi. Ben suç duyurusunda bulunmak istiyorum. Erdoğan yıllardır, bizlere hakaret ediyor. Belki ilk olacak, benden sonra birileri belki çıkıp suç duyurusunda bulunacak ama ben ilki başlatayım, dedim. Korkmuyorum dedim. Çünkü söylediklerim gerçek. Bunları da kayıt altına almak istiyorum.”

    “TARİH DİRENENLERİNDİR”

    Aydoğan, dilekçeden olumlu bir karar çıkmayacağını ama kayıt altında olması için de başvuruda bulunuğunu söyledi.

    “Bir gün hukuk geldiğinde bir tane yürekli, vicdanlı savcı bey çıkar, bu dosyamı faaliyete sokar” diyen Aydın Aydoğan, “Tarih direnenlerindir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • CHP’li Tezcan’dan belge açıklaması: Bizim savcılıkta işimiz yok; bu işin savcısı millettir

    CHP’li Tezcan’dan belge açıklaması: Bizim savcılıkta işimiz yok; bu işin savcısı millettir

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün Grup Toplantısı’nda, gösterdiği belgelere ilişkin, “Bizim savcılıkta işimiz yok. Böyle boğuntuya getirerek herkesi susturma hesabı bu. Bu işin davası milletin divanında görülecektir” dedi. 

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün Grup Toplantısı’nda, gösterdiği belgelere ilişkin, “Bizim savcılıkta işimiz yok. Böyle boğuntuya getirerek herkesi susturma hesabı bu. Bu işin davası milletin divanında görülecektir. Millet bunun hesabını verecek. Gerçek olduğunu tek tek Genel Başkan ıslak imzalı dekontlarla gösterdi. Varsa cesaretiniz açacağız soruşturma önergesini tek tek bunları kalem kalem geldileri ile beraber hep beraber araştıracağız. Bakalım parmaklarınız yetebilecek mi? Parmaklarınız yetse de bu defa vicdanlarınız yetebilecek mi aklamaya?. Sayın Erdoğan gereğini yaparım demişti, gereğini yapma zamanı. İstifa etmesini bekliyoruz. Bu dekontlardan sonra istifa etmesini bekliyoruz. Sahte diyorsa, kuralım komisyonu sahte mi değil mi bakalım. Millet de siz de biz de görelim. Belgenin sahteliğini iddia ediyorlarsa elde ediliş biçimi ile ilgili niye telaş ediyorlar” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, CHP PM toplantısının gündemine ilişkin düzenlenen basın açıklamasında konuştu.

    “ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULSUN” 

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün Grup Toplantısı’nda, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının İrlanda Denizi’nde, Britanya Adaları’nın coğrafi merkezinde kraliyete bağımlı Man Adası’nda 1 sterlin sermaye ile kurulan şirkete para transferleri yaptığını öne sürerek gösterdiği belgelere ilişkin Tezcan şu ifadeleri kullandı:

    “Genel Başkanımız dün büyük bir skandalın belgelerini ortaya koydu. ‘Sahte’, ‘meşru bir ilişki’ diyorsunuz değil mi? Gelin TBMM’yi hareket geçirelim. Araştırma Komisyonu kuralım Meclis tek tek araştırsın. Belgelere baksın eksik gördüğü bir şey varsa baksın. Kim iftira atıyor, yalan söylüyor? El mi yaman bey mi yaman ortaya çıksın.

  • PSAKD Başkanı Kaplan’dan dava tepkisi: Mahkemeler hazır iddianamelerle geliyor-VİDEO

    PSAKD Başkanı Kaplan’dan dava tepkisi: Mahkemeler hazır iddianamelerle geliyor-VİDEO

    PİRHA – Eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi devam ederken, geçtiğimiz aylarda 1 günlük destek açlık grevi yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel merkez yöneticileri, Ankara şube üyeleri ve şube başkanları hakkında dava açıldı. Bu duruma tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “Nuriye ve Semih için verdiğimiz destekten dolayı yönetim kurulu üyelerimiz savcılığa ifadeye çağrıldılar. Ancak savcılık ifadeyi almadan önce iddianameyi gönderdi. Mahkemeler hazır iddianamelerle geliyor” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    OHAL Kararnamesiyle görevlerinden ihraç edilen ve sonrasında tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi devam ederken, geçtiğimiz aylarda 1 günlük destek açlık grevi yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel merkez yöneticileri, Ankara Şube üyeleri ve şube başkanları hakkında dava açıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, dernek olarak Nuriye ve Semih’in açlığına ses oldukları için açılan soruşturma kapsamında Ankara’da bulunan bazı üyelerinin, genel merkez yöneticilerinin ve şube başkanlarının ifade vermeye çağrıldığını ve bir gün önce de haklarında dava açıldığını öğrendiklerini bildirmişti.

    Üngörmüş, iddianamede pankart açtıkları, ellerinde dövizlerle yürüdükleri gibi asılsız iddialar bulunduğunu da kaydetmişti.

    Konuya ilişkin PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan Pir Haber Ajansına konuştu.

    Nuriye ve Semih için verdiğimiz destekten dolayı yönetim kurulu üyelerinin savcılık tarafından ifadeye çağrıldıklarını belirten Kaplan, PSAKD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyelerinin savcılığa çağrıldığını ancak savcılığın ifade almadan iddianameyi önceden hazırlayıp gönderdiğini söyledi.

    “DAHA ÖNCE HİÇBİR YERDE  İFADELERİ ALINMADI” 

    Mahkemelerin hazır iddianamelerle geldiklerini vurgulayan Kaplan, savcılıkta haklarında iddianame hazırlanan arkadaşlarımızın daha önce hiçbir yerde ifadeleri alınmadı. Arkadaşlarımıza savcılıktan çağrı metin yazıları geldi. Çarşamba günü arkadaşlarımız toplandı, savcılığa ifade vermeye gittiler ancak bir iddianameyle karşılaştılar” şeklinde konuştu.

    “ÖLÜMÜN EŞİĞİNE GELDİLER”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan son olarak şunları kaydetti:

    “Biz Nuriye ve Semih için elimizden geldiğince örgütümüzün genelini harekete geçirmek istiyoruz. Davalarını takip ediyoruz. Maalesef bu arkadaşlarımız ölümün eşiğine geldiler. Ve de bazı organlarının görev yapmadığına dair bilgiler alıyoruz. Avukatımız hukuk komisyonu yöneticimiz Özgür Piroğlu derneğimiz adına görüşmeler sağlıyor. Türkiye kamuoyununun gerçekten duyarlılık gösterip bu arkadaşlarımızın özelinde, tüm KHK ile işten atılan kamu emekçilerinin bir an önce işlerine dönmeleri için işbirliği içinde olunmaya ihtiyaç var.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Sanatçı Ferhat Tunç savcılıkta ifade verdi: Karanlığın parçası olmayacağız-VİDEO

    Sanatçı Ferhat Tunç savcılıkta ifade verdi: Karanlığın parçası olmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Ferhat Tunç, “Terör Örgütü Propagandası ve Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” iddiasıyla hakkında başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi.

    HABERİN VİDEOSU

    Dersimli sanatçı Ferhat Tunç bugün Büyükçekmece Adliyesi’nde ifade verdi. Sanatçıya Kemal Bülbül, İmam Balsever, Dersim Araştırmaları Merkezi’nden Hüseyin Ayrılmaz ve Selman Yeşilgöz, HDP Beylikdüzü İlçe Eş Başkanı Abdurrahman Oğuz destek verdi.

    Sanatçı, “Terör Örgütü Propagandası yapmak ve devlet büyüklerine hakaret suçu” iddiasıyla hakkında başlatılan ve 60 sayfaya yakın bir dosyadan oluşan soruşturma kapsamında ifade verdi.

    Yaklaşık 60 sayfadan oluşan ve yüzü geçkin twit nedeniyle ifadesi alınan sanatçı  suçlamaları kabul etmedi.  Savcılığa şu ifadeyi verdi:

    “Sanat hayatımın 35 yılına sığdırdığım 24 albümle milyonlarca insana ulaştırdığım mesajım, hep adalet, barış ve kardeşlik olmuştur.  Sanatçı kimliğimin yanı sıra, politik duruşu olan ve yıllardır düşüncelerini yazarak da kendisini ifade eden biriyim. Türkiye’de eksiksiz bir demokrasi ve en önemlisi de kalıcı bir barışın sağlanması için çırpındım hep. Zira 35 yıllık sanat hayatım, bu topraklarda savaşın yarattığı derin tahribatların tanıklığıyla geçti. Kürt coğrafyasında 90’lı yılların o kahredici zulmüne karşı, bir insan olarak durmayı görev bildim. Kürtlerin özgürlük taleplerine savaş  ve şiddet politikalarıyla yanıt veren iktidarların karşısında durdum, bugün de durmaya devam ediyorum.”

    Hükümete ve Cumhurbaşkanına hakaret iddiası ile ilgili olarak da “Geçmiş hükümetler döneminde olduğu gibi mevcut iktidarın yanlış bulduğum icraatlarını da elbette eleştiriyorum. Yaptığım eleştirilerin hakaret olarak algılanmasını anlayamıyorum.  Sadece Türkiye’nin değil hangi ülkenin Cumhurbaşkanı olursa olsun, yanlış yapıyorsa elbette eleştirilir. Hiç kimse eleştirilmez değildir bu dünyada. Üstelik olumsuz siyasi icraatlarıyla sadece ülkemizde değil, dünyada kendisini tartışmalı hale getirmiş bir Cumhurbaşkanıdır söz konusu olan.” dedi.
    “SİYASETİN YASAKLI HALE GELDİĞİ BİR ÜLKE”
    Ferhat Tunç savcılığa verdiği ifadenin ardından kısa bir açıklama yaptı. Tunç, “Son iki yıldır yaşatılan kabusun yakın tanıklarından biri olarak, hükümeti ve Cumhurbaşkanını eleştirme hakkımın olduğunu düşünüyorum. Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak ve daha bir çok yerde ortaya çıkan tahribatın yakın tanığıyım. Ne acıdır ki Sur’da yaşanan dramı, bir televizyon programında dile getirdiği için hapis cezası alan Ayşe Çelik Öğretmen ile ilgili yaptığım paylaşımlar da, soruşturma kapsamında suç olarak gösterilmiş” dedi.
    Türkiye’de demokratik siyaset kanalının tıkandığını ve siyaset yapmanın yasaklı hale geldiğini söyleyen Sanatçı Tunç,  sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Bu ülkenin sanatçıları ve Aydınları olarak elbette bu karanlığın bir parçası olmayacağız. Bu gidişatın bir akıl tutulması haliyle açıklanabileceği gerçeğini söylemek suç değildir. Düşüncelerini paylaşmaktan ötürü soruşturmaya tabi tutulmayı büyük bir talihsizlik olarak karşıladığını belirten sanatçı, “Bu ülkede onurlu ve insanca bir yaşam için düşünmeye, yazmaya ve şarkı söylemeye ve de sokaklarda, alanlarda olmaya devam edeceğim.”

    Avukat Fatma Hopikoğlu ise davalarına ilişkin bilgi verirken Ferhat Tunç’a Cumhurbaşkanına hakaretten Mardin’den de bir suç duyurusu yapıldığını bu suç duyurusunun gizli i.p ler üzerinden yapıldığı için kimin ya da kimlerin suç duyurusunda bulunduklarını bilmediklerini ifade etti. (HABER MERKEZİ)