Etiket: sempozyum

  • Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evran sempozyumu sona erdi

    Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evran sempozyumu sona erdi

    PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evran sempozyumu ikinci gününde birçok akademisyenin alanındaki konuşmalarının ardından sona erdi. 

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evran sempozyumu ikinci gününde gerçekleşen konuşmaların ardından sona erdi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılan sempozyuma birçok üniversiteden akademisyen katıldı.

    Sakarya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Haşim Şahin, Ankara İran Araştırmaları Enstitüsü’nden Dr. Ali Rıza Mukaddem, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bülent Akın Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Oktay Uslu, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nden Prof. Dr. Levent Kayapınar, Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hamiye Duran, Munzur Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Yalçın Çakmak, Indiana Üniversitesi’nden Dr. Ufuk Erol, Princeton Üniversitesi’nden Dr. Patricia Blessing, Emory Üniversitesi’den Doç. Dr. Rıza Yıldırım, Bitlis Eren Üniversitesi’nden Doç. Dr. Vural Genç, Bonn Üniversitesi’nden Doç. Dr. İlker Evrim Binbaş ikinci günde konuşmalarını yaptı.

    İBB daha öncede 27-28-29 Ağustos tarihleri arasında Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali’ni gerçekleştirmişti.

    PİRHA / İSTANBUL

  • HDK’den ‘Göç, mültecilik ve ayrımcılık’ sempozyumu

    HDK’den ‘Göç, mültecilik ve ayrımcılık’ sempozyumu

    PİRHA- Halkların Demokratik Kongresi’nin “Göç, Mültecilik ve Ayrımcılık” sempozyumu 16-17 Kasım’da Kenter Tiyatrosu’na yapılacak.

    Halkların Demokratik Kongresi, ‘Göç, Mültecilik ve Ayrımcılık’ sempozyumu düzenliyor.

    16-17 Kasım tarihlerinde Kenter Tiyatrosu’nda gerçekleşecek sempozyum için HDK twitterda, “Kimse, kendini ait hissetmediği bir toprak parçası için vatanını terk etmez. Göç ve mültecilik, bir tercih değildir.” diyerek paylaştı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurum başkanları örgütsel deneyim, sorunlar ve çözümü tartıştı- VİDEO

    Alevi kurum başkanları örgütsel deneyim, sorunlar ve çözümü tartıştı- VİDEO

    PİRHA- Narlıdere Cemevi’nde düzenlenen ‘Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler’ sempozyumunun dördüncü ve son oturumu ‘Örgütsel Karşılaşmalar’ başlığı ile devam etti. Alevi kurum başkanları Alevi mücadelesinin zor süreçten geçtiğini belirterek, Alevi kurumlarının yeni dönemdeki saldırılara karşı kendini yenilemesi ve pozisyon alması gerektiğini dikkat çekti. 

    Haberin Videosu

    Narlıdere Cemevi ve Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği, ‘Aleviler ve Sosyalistler’ teması kapsamında Narlıdere Cemevi’nde düzenlediği sempozyum dördüncü oturum ile devam etti. Alevi kurum başkanlarının panelist olarak katıldığı son oturumda örgütsel deneyimler, yaşanan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm yolları tartışıldı.

    Oturum başkanlığını Ayhan Yalçınkaya’nın yaptığı sempozyumun son oturumuna Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül panelist olarak katıldı.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ GÜNCELLENMELİ”

    Son oturumunda ilk söz alan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin yaşadıkları coğrafyada büyük zorluklar yaşadığını ve tüm bu yaşanmışlıklara rağmen yolun bugüne kadar geldiğine vurgu yaptı. Alevi kurumlarının birlikteliğinin ortak bir tutum ve eylem birlikteliğine dönüştüğünü ifade eden Güzelgül, sosyalist hareketlerin bu mücadele payı olduğuna dikkat çekti. Güzelgül şöyle konuştu:

    “Halkı derdi için direnmeyenin tanrısı olmaz’ der Pir Sultan. İmam Hüseyin’in duruşu var. Zalimin zulmüne karşı direnmemek mazluma yapılacak en büyük kötülüktür diyen mirası var. Biat kültürü adına serini veren kültürü var. Gezi olaylarında Erdoğan’ın ‘bunların yüzde 60-70’i Aleviler’ sözü var. Yaşadığımız coğrafyada biz Aleviyiz diyemezdik. Köylerimiz vadilere, dağlara kurulmuştu. Hızır ayında bütün kış şartlarına rağmen cem tutulurdu. Biz bu durumdan bu günlere geldik. Bu yolu, erkanı bugün buraya getiren dedelerdir. Hakırullah alırlardı. Onlar olmadan bu yol yürümez. Cenazelerimizi yıkamayaz hale gelmiştik. Bundan sonra cemevi inşa etme kararı almıştık. Kendinden başka bir inancı kabul etmeyen bir zihniyet var. 12 bölgede toplantılar düzenledik. İkrarımız yoksa başaramayız. Bir birliktelik sağlandı. Diyanetin kaldırılmasını istiyorduk. Eşit yurttaşlık taleplerimizin güncellenmesi lazım. Tek başına verdiğimiz kararlar benliği temsil ediyor. Kurumlar olarak birlikteliği sağladık. Birlik olmaz isek bir hiçiz. 30 yıl daha mücadele versek taleplerimizden bir zırnık dahi alamayız. Sosyalistler ile mücadele vererek bu günlere geldik. Sadece inanç alanında mücadele ile de bunu başaramayız. Eleştirinin olmadığı yerde doğruyu bulamazsınız. Elbette eleştiri olacak.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNDE HER YAPIDAN İNSAN VAR”

    Alevi inancının toplum için mücadele edenlere sahip çıktığını aktaran PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi örgütlerinde her yapıdan insanların olduğunu belirtti. Kaplan, “Birlikte yürümekten onur da duyarız. Ama biz bir grubun orayı sahiplenmesi, bürosu gibi kullanmasına izin vermeyiz. Belediyeler de kendi Alevilerini yaratma gayretinde. Devrimcilerde bunu yapıyor” diye konuştu.

    “ALEVİLER AÇISINDAN KLASİK DERNEKÇİLİK BİTMİŞTİR”

    Kaplan, ülkenin en büyük sorunun demokrasi sorunu olduğunu belirterek, bu sorunun çözülmesi tüm kesimlerin sorunlarını çözeceğini kaydetti. “Hiç bir Alevi devlet aklı ile hareket edemez” diyen Kaplan şöyle devam etti:

    “Devlet ilişkilerinde Alevilerin şeffaflığı şarttır. Sosyalist ve devrimci mücadele Alevilerde karşılık bulmuştur. Aleviler şehirlere yerleştiğinde bir yeri vardı, tapusu da devlete aitti. Bu ihtiyaçlardan devrimci mücadelelere gerek duyuldu. Alevi örgütlenmesini en büyük eksiği kendimizi Aleviliğin şu an ki durumuna karşı konumlandıramadık. Alevilerin bu konumuna göre şekillendirmemiz gerekiyor. 70’li yıllardan kalma sloganlarla örgütlerimizi götürüyoruz. Aleviler açısından klasik dernekçilik bitmiştir. Bir an önce tüm dernekler pozisyon almak durumunda.”

    Alevi kurumlarının Alevi toplumunun yüzde 5’ini örgütleyebildiğine dikkat çeken Kaplan, şehir koşullarına göre öğretinin güncellemesi gerekliliğine vurgu yaptı.

    “SİYASİ HASTALIKLARDAN VAZGEÇMELİYİZ”

    30 yıllık ciddi bir örgütsel mücadelenin olduğunu belirten AKD Genel Başkanı Doğan Demir, bedel ödeyen bir topluluğun olduğunu belirterek mücadele yönteminde eksik kaldıklarını belirtti. Demir, “Alevi hareketini siyasete  angaje olduğunu belirten Demir, “Bizim işimiz sadece hizmet yürütmek. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını onaylamadığımız için yuhalanmıştık. Aleviler bu ülkenin geleceğine yön veremez, yönetemez ise geleceğini inşa edemez.  Alevilerin darmadağın bir yapısı var. Türkiye’deki 7 örgütlü kurumu bir araya getirdik. Ama içini dolduramıyoruz. Cemevlerimizi belediyeler işletiyor. Cemevleri bizimdir. Siyasi irade olmadığımız için bu sıkıntıları yaşıyoruz. Siyasi hastalıklarımızdan vazgeçmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

    “SÖZ VE EYLEM BİRLİKTELİĞİ ÖNEMLİDİR”

    Alevilerin toplumsal mücadele için birlikte hareket etmesi zorunluluğuna dikkat çeken Demir, Alevi kurumlarının devlet ile görüşmelerindeki duruşunun ve taleplerinin önemli olduğunun altını çizdi. Demir şöyle konuştı:

    “Türkiye’de hak ihlalleri var. Birçok yerden Aleviler talepleri doğrultusunda Ankara’ya yürüdü. Alevi örgütleri ben küstüm oynamıyorum diyemez. Eksik de yapsa temsiliyet boyutunda muhatap alınmak durumunda. Bu sorunları çözmek için mutlaka görüşmek lazım. Mesele duruşunuzdur. Neyi talep ettiğinizdir. Biz toplumsal uzlaşı için birlikte mücadele etmek zorundayız. Söz ve eylem birliği yapmak zorundayız. Biz aynı zamanda azınlıkların talepleri konusunda da mücadele ediyoruz. Alevi örgütlerinin siyaset üstü bir konumu var. Kendimizi sorunlardan soyutlayamayız. Yeni bir karar aldık. Özellikle hayır yemeklerinin paraları ile bir burs komisyonu kurup öğrenci okutacağız. Buraları ağlama duvarları değil. Herkesin bu topluma nasıl hizmet edeceği, geleceğini nasıl inşa edeceği konusunda kendini sorgulaması lazım.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ ZOR SÜREÇTEN GEÇTİ”

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez de Alevi örgütlerinin zor bir süreçten geçtiğini belitti. Geçmez, köylerden kente göç eden Alevilerin zor şartlar altında mücadele ettiğini belirterek, “Özellikle Koçgiri, Dersim Alevilerinin yaşadığı ciddi sıkıntılar vardı. Onlar çok da isteyerek göç etmediler” dedi.

    Sosyalist örgütlerin kurumlara ön yargı ile geldiklerini söyleyen Geçmez, Alevi kurumlarının ilkeli bir birlikteliği öne çıkarması çağrısında bulunarak, “Yaptığımız eylemlerden sonra bu arkadaşlarda bir farkındalık oldu. Yaptığımız kurultaylar devletin yaptığı kurultaylara cevap niteliğindeydi. Sosyalistlerin ezberlerini bozan şeylerdi. Avrupa Birliği’nin ilerleme raporları sosyalistlerin Alevi örgütlenmeleri yakınlaşmasına neden oldu. ilkeli bir birliktelikten yana olmak lazım. İyi nitelikli kadrolarla yola çıkmak lazım. Aleviler tabelalarının olduğu yerde kendilerini güvende hissetti. Alevi siyaset yapmalı ama devletli Alevilikten uzak durması gerekiyor. Devletli bakışı ortada. Devletin lanetlediği değerler ile hareket etmez zorundayız” diye vurguladı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler sempozyumu 5-6 Ekim’de

    Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler sempozyumu 5-6 Ekim’de

    PİRHA – Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler, Kendisinin ötekisi, Ötekinin Kendisi sempozyumu 5-6 Ekim’de İzmir Narledere Cemevinde yapılacak. Sempozyumda birçok yazar, akademisyen, siyasi parti temsilcisi ve Alevi kurum temsilcisi konuşacak.  

    Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği Narlıdere Cemevi ve  Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği’nin düzenlediği ‘Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler, Kendisinin ötekisi, Ötekinin Kendisi sempozyum’ sempozyumu 5-6 Ekim’de yapılacak. Narlıdere Cemevi Konferans salonunda yapılacak sempozyum iki gün sürecek.

    5 Ekim Cumartesi günü konuşmacılar ve konuları şöyle:

    1. Oturumda  ‘Karşılaşmalar’

    Oturum Başkanı: Seçil Aslan

    Prof. Dr. Şükrü Aslan; ‘Geleneksel ve Devrimci kültürlerin karşılaşma sürecinde Alevilik ve devrimciliğin kimliksel gerilimi’

    Dr. Cemal Salman; ‘Sol’un Yolu, Yol’un Solu: Kente göçün ilk yıllarında Aleviler ve sol’, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Ertan ise; ‘1960-1980: Aleviler ve Sosyalistler’

    2. Oturum ‘Mekanda karşılaşmalar’

    Oturum Başkanı: Mehmet Ertan

    Kelime Ata: Kızıldan Yeşile bir Alevi Mahallesinde Siyasallaşmadan Dinselleşmeye

    Doktorant Fikriye Yücesoy: Bir (Dinsel) mekan hangi noktada bizim olur?

    Yelda Yürekli: Mekanın Aleviliği

    3. Oturum ‘Zamanda Karşılaşmalar’

    Oturum Başkanı: Kelime Ata

    Gazateci-Yazar Ali Duran Topuz: Germiya İmaman ve Ramazan Davulu

    Yazar Hüseyin Aygün: Kürt Sosyalistler içinde Kırmanç ayrışması

    Gazateci-Yazar Necdet Saraç: Örgütsel karşılaşmalar: Avrupa deneyimi

    4. Oturum ‘Örgütsel Karşılaşmalar’

    Oturum Başkanı: Ayhan Yalçınkaya

    Katılımcılar: HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, AKD Başkanı Doğan Demir, ABF Başkanı Hüseyin Güzelgül

    6 Ekim Pazar günü

    5. Oturumda ‘Türkiye sosyalizminin Alevi Sorunu’

    Oturum Başkanı: Şükrü Aslan

    Yazar Rıza Aydın: Alevilik düşüncesindeki ortakçılık anlayışı ve Sosyalizmle ilişkileri

    Yazar İbrahim Bahadır: Devrimcilikten dervişliğe: Türkiye’de 60 sonrası devrimci mücadele ve Sosyalizm rüzgarları

    Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın: Aleviliğin tarihsel anlamından Sosyalistlerin Alevi sorunuyla imtihanına

    6. Oturum ‘Alevilerin Sosyalizm sorunu’

    Oturum Başkanı: Cemal Salman

    Öğretim Gör. Seçil Aslan: Alevilik ve sol sarmalında iktidarın doğru dini

    Doktorant Menekçe Aykan: Spinoza taşıyla din karşısında Alevilik ve Sosyalizm sorunu

    Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya: Alevinin sosyalizmi, sosyalistin Aleviliği: Kimi yöntemsel sorunlar

    7. Oturumda ‘Siyasal Karşılaşmalar-Sosyalist partiler ve Alevilik sorunu’

    Oturum Başkanı: Ali Duran Topuz

    Konuşmacılar: HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, SYKP’den Canan Yüce, EMEP’ten İhsan Çarolan

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Almanya Alevi kadın örgütlenmesinin 30. yılında sempozyum

    Almanya Alevi kadın örgütlenmesinin 30. yılında sempozyum

    PİRHA- Almanya Alevi kadın örgütlenmesinin 30. yılında, “Alevilikte Göç, Kimlik, Kadın Örgütlenmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu” düzenleniyor.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Delil Eğitim Akademisi (DEA), Alevilerin göçle beraber yüzleştikleri yeni kimlik, temsil ve sorun alanlarında yeni açılımları, gelişmeleri ve tartışmalı konuları masaya yatırmaya devam ediyor.

    Bu amaçla Almanya Alevi Kadın Örgütlenmesinin 30. Yılında, “Alevilikte Göç, Kimlik, Kadın Örgütlenmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu” düzenleniyor.

    Sempozyumun ana teması şu başlıklar altında tartışılacak.

    “Siyasal, Kamusal, Toplumsal Alanda Alevi Kadını Alevilikte Toplumsal Cinsiyet Algıları ve “Cinsiyet Eşitliği” Göçmenlik Koşullarında Alevi Kadınlar ve Almanya’da Alevi Kadın Örgütlenmesi Temsil ve Örgütlenmede Kadın: Yaş.”

    (HABER MERKEZİ)  

  • 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu sona erdi-VİDEO

    1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu sona erdi-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de çalışma yürüten Alevi kadınların düzenlediği 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu bugün sona erdi. İki gün süren sempozyumda Alevilikte yer alan temel kavramlar kadınların gözüyle yorumlanıp anlatıldı. 

    Mersin’de yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Derneği ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda çalışma yürüten kadınlar 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu’nu düzenledi. İki gün süren sempozyum bugün sona erdi. Alevilikte yer alan birçok önemli kavramın Alevi kadınların gözünden anlatılıp yorumlandığı sempozyum çeşitli oturumlar şeklinde gerçekleşti.

    “MUSAHİPLİK TOPLUMSAL ÖRGÜTLÜLÜK VE DAYANIŞMAYI SAĞLAR”

    Mersin Cemevi Şube Sekreteri Nuran Engin Kılıçkaya rızalık, ikrar, musahiplik kavramları hakkında bilgi verdi. Kılıçkaya, musahip olmak isteyen canların önce konuyu ailelerine açtıklarını ve bir yıl boyunca musahip olacak canların hal ve davranışlarının akil insanlar tarafından gözlenerek musahip olmaya uygun olup olmadıklarına karar verildiğini kaydetti. Musahip olmaya uygun bulunduklarında ikrar ceminin kurularak herkesten rızalık alınıp musahipliğin tamamlandığını ifade eden Kılıçkaya, musahipliğin toplumsal örgütlülük, dayanışma ve barışı sağladığını belirterek “Benlikte kin ve kibirden arınmadır. Ölmeden önce ölüp yeniden doğmanın başlangıcıdır” dedi.

    “RIZALIK ÜÇ BÖLÜMDE ELE ALINABİLİR”

    Rızalığın üç bölümde ele alınabileceğini söyleyen Kılıçkaya, “Birincisi kişinin kendi ile olan rızalığıdır. Kişinin dara durup kendini yargılamasıdır. İkincisi ise kişinin toplumla olan rızalığıdır. Toplumun kişiden rızalığıdır. Kişinin eline, belinde, diline sahip olmasıdır. Üçüncüsü ise kişinin yol ile rızalığıdır. Yola giren her can rıza ile girer. Hiçbir baskı yoktur. Yola giren can yolun gereklerini yerine getirir. Böylece üç rızalık birleşmiş olur” şeklinde ifade etti.

    “KİRVELİK TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAR”

    Demokratik Alevi Derneği Kurucu Üyesi Hatice Çevik kirvelik, dara durmak, düşkün kavramları hakkında bilgi verdi. Kirveliğin ikrar verme ile başladığını ifade eden Çevik, kirve olabilmek için toplumda sevilen sayılan birisi olmak gerektiğini kaydetti. Kirvenin düşkün olmaması gerektiğine değinen Çevik, kirveliğin esas olarak toplumsal barışı sağlamak, dostluk kurulmasına hizmet ettiğini söyledi.

    DAR VE DÜŞKÜNLÜK

    Dar kelimesinin ağaç anlamına geldiğini ve Alevilikte dara durmak olarak kullanıldığını ifade eden Çevik, kişinin sorgulanması olarak anlamlandırıldığını belirtti. Dara durmak, özünü dara çekmek gibi kişinin kendi kendini sorgulaması ya da bir başkası tarafından sorgulanması olarak da anlamlandırıldığını kaydetti.

    Alevi inancının kendisinin hukuksal anlamda bir düzenleyişi olduğuna vurgu yapan Çevik, inancın içinde düşkün ilan etmenin bir ceza olduğunu dile getirdi. Düşkünlüğün daimi ve geçici olarak ikiye ayrıldığını belirten Çevik, düşkün ilan edilen kişinin Alevi erkanına, cemlere alınmadığını söyledi. Çevik, düşkün ilan edilen kişinin dardan indirildikten, kurbanı kesildikten sonra Alevi erkanına ve cemlere katılabileceğini ekledi.

    “METROPOLLERE GÖÇLE BİRLİKTE CİDDİ ANLAMDA KÜLTÜR ŞOKU YAŞANDI”

    Çevik’in konuşmasının ardından başka bir oturuma geçildi. Bu oturumda da Mersin Cemevi Üyesi Aysel Demir, köyden kente Alevi kadının sosyolojik konumu konusunda bilgiler verdi. Köylerden Avrupa şehirlerine verilen göçlerle Kanada, Avustralya gibi ülkelere verilen göçler arasında farklılıklar olduğuna dikkat çeken Demir, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerin iş alanında çalıştırmak için kalifiye elemanlar talep ettiklerini ama Avrupa ülkelerinin kalifiye olsun olmasın bütün kişileri kabul ettiğini belirtti. Köyden çıkıp kendini büyük Avrupa metropollerinin ortasında bulan insanların bir kültür şoku yaşadıklarını ve bulundukları yerlere ayak uydurma konusunda ciddi problemler yaşadıklarını ifade eden Demir, bunun içinde Alevi kadının Sünni kadının yaşadığı problemlerden farklı şeyler yaşamadıklarını ancak bulunduğu topluma ayak uydurma noktasında daha iyi olduğunu söyledi.

    Mersin Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Bedia Çaka, Alevi edebiyat geleneği ve deyişler konusunda konuşma yaptı. bu bölümde deyiş, saz, turna, zakir, nefes, cem, semah, cemal, niyaz ve post gibi kavramlar işlendi.

    Konuşmaların ardından deyişler söylendi semahlar dönüldü. Yöresel kıyafetleriyle sempozyuma gelen Tahtacı Alevileri yöresel oyunları olan mengi oynadılar.

    Ardından sempozyumu değerlendiren kadınlar böyle buluşmaların önemine dikkat çekerek Mersin’den bir ışık yaktıklarını ve bu ışığın büyümesini temenni ettiklerini belirttiler.

    Konuşmaların bitmesinin ardından çerağın sırlanmasıyla birlikte sempozyum sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Ocağını, pirini kaybettiğinde sen de kaybolursun’-VİDEO

    ‘Ocağını, pirini kaybettiğinde sen de kaybolursun’-VİDEO

    PİRHA- 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu’ndaki konuşmalarda köyden kente göçle birlikte Aleviliğin kaybedilmeye başlandığı vurgulandı. 

    İkinci gününde devam eden 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu’nda pir, ana, bacı, dede, talip, rehber, mürşit kavramları hakkında bilgiler verildi. Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Üyesi Aysel Demir Kılavuz, pir, ana, bacı, dede kavramları konuşuldu.

    “HER TALİBİN PİRİ, HER PİRİN DE MÜRŞİDİ VAR”

    Pirin bir kişiye değil bir ocağa bağlı olduğunu söyleyen Kılavuz,  “Her talibin bir piri, pirin de bir mürşit ocağı vardır. Pir veya dedenin olmadığı yerde rehber yol yürütebilir. Bazı yerlerde bilgili kişilere el verilerek dikme dedeler yerleştirilir ama dikme ocağı yoktur. Aleviler dedenin eşine ana, bacı diye hitap ederler ya da ana sultan derler. Dedenin olmadığı yerde ana, bacı da yol yürütür.” bilgilerini aktardı.

    “OCAĞINI, MÜRŞİDİNİ KAYBETTİĞİN ZAMAN SEN DE KAYBOLURSUN”

    Köyden kente göç ederken Aleviliğin kaybedilmeye başlandığını vurgulayan Kılavuz, “Ocağını, mürşidini, pirini kaydettiğin zaman sen de kaybolursun, inancın da kaybolur.” dedi. Toplumdaki kirlenmişliğe dikkat çeken Kılavuz, tüm inançların siyasete alet edildiğini kaydetti.

    “ALEVİLİK TALİP YOLU”

    Mersin Cemevi Kadın Kolları Üyesi Fatma Sarıyarlıoğlu da talip, rehber ve mürşit kavramları hakkında bilgiler verdi. Alevilikte el ele el hakka düsturuyla hareket edildiğini ifade eden Sarıyarlıoğlu, “Her mürşit pirdir ama her pir mürşit değildir.” dedi. Bilinen 7 mürşit ocağı ve 40’a yakın pir ocağı olduğu bilgilerini veren Sarıyarlıoğlu, pir ocaklarının mürşit ocaklarının altında olduğunu söyledi. Aleviliğin aslında talip yolu olduğunu ifade eden Sarıyarlıoğlu, her pirin bir mürşit pire talip olduğunu kaydetti. Sarıyarlıoğlu, canların ancak tarikat kapısında ikrar vererek talip olduğunu belirtti.

    Suay ABAK/MERSİN

  • ‘İnançtaki eşitliğin topluma yansımasında aksaklıklar var’-VİDEO

    ‘İnançtaki eşitliğin topluma yansımasında aksaklıklar var’-VİDEO

    PİRHA-1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu’nda Alevi terimlerini kadınların gözünden yorumlayan kadınlar sorunlarını da tartışarak çözüm yolları bulmaya çalıştı. İnançta var olan kadın erkek eşitliğinin topluma yansımasında sıkıntılar olduğu vurgulandı. 

    İkinci gününde de çerağ uyandırma ile başlayan Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu, can, eş ve eşitlik, pir, ana, bacı, dede, talip rehber, mürşit, rızalık, ikrar, musahiplik, kirvelik, dara durmak ile düşkün gibi Alevi terimlerinin açıklanması ile devam etti. Moderatörlüğü ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mersin Şube Sekreteri Menekşe Özer yaptı.

    CAN VE HAK BİRBİRİNDEN FARKLI DÜŞÜNÜLEMEZ

    Can kavramı konusunda Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Mersin Şube Yöneticisi Gülşen Türk konuşma yaptı. Her canın hakkın bir parçası olduğu ve bir ikrarın talibi olduğunu söyleyen Türk, can ve hakkın birbirinden farklı düşünülemeyeceğini belirtti. Türk, Alevilikte doğadaki her şeyin hakkın bir parçası olduğunu ve hepsinin bir canı olduğunu ekledi.

    EŞİTLİĞİN TOPLUMA YANSIMASINDA AKSAKLIKLAR VAR

    Eş ve eşitlik konularında ise Demokratik Alevi Derneği Üyesi Ruken Bayram konuşma yaptı. Alevi inancında kadın ve erkeğin eşitliğine çeşitli örneklerle vurgu yapan Bayram, bunun topluma yansımasında aksaklıklar olduğunu kaydetti. Alevi kurumlarındaki kadın erkek eşitsizliğine ve kadın temsiliyetinin eksikliğine değinen Bayram, Alevilikle ilgili yapılan medya programlarında erkeklerin daha çok ön planda olduğunu ve bunun “Bizde kadın erkek eşittir” söylemine ters düştüğünü ifade etti.

    Suay ABAK/MERSİN

  • 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu devam ediyor

    1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu devam ediyor

    PİRHA- Mersin’de bulunan Alevi kurumlarında yola hizmet eden kadınların düzenlediği 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu ikinci gününde devam ediyor.

    Çerağ uyandırma ve “Kadının Türküsü” adlı belgeselin gösterimiyle başlayan sempozyum panellerle devam etti. Panellerin ilk oturumunda Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Başkanı Selda Güneş ile akademisyen, yazar Bedriye Poyraz konuşmacı olarak yer aldı. Güneş, Alevi ontolojisi ve kadın konusunda, Poyraz ise tarihsel süreçte Alevi kadının konumu konusunda bilgi verdi.

    Panellerin ikinci oturumunda ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mersin Şube Yöneticisi Elif Taşar ile Mersin Cemevi Kadın Kolları Başkanı Zeynep Kaya konuşmacı olarak yer aldı. Taşar Aleviliği tanımlamak için kullanılan kavramlar olan Kızılbaş, Bektaşi, tahtacı, Arap Alevisi gibi kavramlar hakkında bilgi verirken Kaya ise Alevilikte ocak, dergah, tekke ve zaviye konuları hakkında bilgi verdi.

    Panellerin moderatörlüğünü ise Mersin Cemevi Üyesi Şilan Sürmeli yaptı.

    Sempozyumun ikinci gününde ise can, eş ve eşitlik, pir, ana, bacı, dede, talip, rehber, mürşit, rızalık, ikrar, musahiplik, kirvelik, dara durmak, düşkün gibi Alevilikte yer alan kavramlar; köyden kente Alevi kadının sosyolojik konumu, Alevi edebiyat geleneği ve deyişler gibi konular konuşulacak.

    Panellerin ardından sempozyum değerlendirmesi yapılarak çerağın sırlandırılmasıyla sona erecek.

    PİRHA/MERSİN

  • 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu panellerle devam ediyor-VİDEO

    1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu panellerle devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu panellerle devam ediyor. İlk oturumda söz alan Demokratik Alevi Dernekleri DAD Genel Merkez Eş Başkanı Selda Güneş, Alevi yolunun ışığının kadınlar olduğunu ve bu yolun ışığının sönmeyeceğini vurguladı. Akademisyen Bedriye Poyraz ise Alevi inancında kadın ve erkeğin eşit olduğuna ancak toplumsal yaşamda bunun karşılık bulmadığına dikkat çekti. 

    Çerağ uyandırma ve “Kadının Türküsü” adlı belgesel gösterimiyle başlayan 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu panellerle devam ediyor. Panelin birinci oturumunda, “Alevi Ontolojisi ve kadın”, “Tarihsel süreçte Alevi kadınının konumu” başlıklı sunular yapıldı.

    Moderatörlüğünü Mersin Cemevi Üyesi Şilan Sürmeli yaptığı oturumda Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Başkanı Selda Güneş ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz panelist olarak katıldı.

    MÜRŞİDİ KAMİL OLMA YOLCULUĞU

    İlk sözü alan DAD Eş Başkanı Selda Güneş, canlardan rızalık alarak konuşmasına başladı. Kentlere göçlerle birlikte Alevilerin de birçok yere göç verdiklerini ve kendi coğrafyaları dışında Aleviliklerini yaşamalarının zorlaştığını ifade eden Güneş, kentte öğrendikleri ile Aleviliği yaşamaya çalıştıklarını belirtti. Kentlerde öğrenilen birçok şeyin Alevi inancı için gerekli olmadığını vurgulayan Güneş, “Çünkü bu yol tüm sıfatlardan tüm öğrendiklerimizden sıyrılarak var olabileceğimiz yerin adıdır. Bu mürşidi kamil olma yolculuğunun adıdır.” dedi. 4 kapı 40 makam ile yola girildiğine işaret eden Güneş, ilk kapı olan şeriat kapısında en temel hak yasalarının yer aldığını, bu kapının insanın kendini bilme hali olduğunu kaydetti.

    “UNUTULMAMASI GEREKEN ŞEY RIZALIKSIZ LOKMA YEMEMEK”

    İkinci kapı olan tarikat kapısında ikrar verilerek musahip olunduğunu belirten Güneş, musahipliğin yani yolda kardeş olmanın iki farklı rahimde döl almış insanın insan olma yolculuğunda birbirine bir nazarda sağlanması için gerçekleşen bir hal olduğunu vurguladı. İnsanın verdiği ikrarla birlikte yolun parçası olduğunu buna da musahiplik cemi dendiğini dile getiren Güneş, “Yarin yanağından gayri her şeyini paylaşmakla mükellef olduğu bir canı vardır onun. Herhangi kötü bir şey yapacağı zaman sadece kendisinin mesul olmayacağını bilir. Çünkü musahibi de suçlu bulunur.” dedi. Tarikat kapısında öğrenilecek temel şeyler olduğunu belirten Güneş, her bir kapıda unutulmaması gereken şeyin rızalıksız lokma yememek olduğunu kaydetti.

    BU YOLDA ÖTEKİ YOK

    “İnsan sadece madde değildir. Her maddenin sesi vardır. Dolayısıyla hakkın da sesi vardır ve telli Kuran hakkın sesidir.” diyen Güneş,  kadınların Alevi yolunun ışığı olduğunu ve bu yolda ötekisi olmadığını, yolun hiçbir ırkın sentezi olmadığını hak ile hak olmaya aday cümle canın rızalığı ile gireceği bir yol olduğunu ifade etti.

    Hakikat kapısının yaratılıştan getirilen haklara saygı gösterme, çarkı pervazda çark olma, bir olma hali olduğunu belirten Güneş, hakkın yarattığı varlık deryasında hiçbir damlanın diğerinden daha üstün, daha yetkin olmadığını söyledi.

    “ALEVİ KURUMLARI ALEVİLERİ TEMSİL ETMİYOR”

    Güneş’in arkasından söz alan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Bedriye Poyraz toplumsal süreçte Alevi kadının konumu konusunda konuşma yaptı. Alevi örgütlerinin şu anda Alevileri temsil etmediğini vurgulayan Poyraz, “Alevi örgütleri dökülüyor. Kurumlar milletvekili olabilme basamağı olarak kullanılıyor. En iyi olması gereken dönemde bile çok kötüler. O nedenle Alevi kadın örgütlenmesi çok kıymetli. Çok ihtiyaç duyulacağı bir zaman” dedi.

    “BİZDE KADIN ERKEK EŞİTTİR SÖYLEMİ KENTLERE GÖÇLE BAŞLADI”

    Alevi toplumunda “Bizde kadın erkek eşittir” söyleminin kentlere göçle birlikte başladığına dikkat çeken Poyraz, toplumsal hayatta hiçbir zaman kadınla erkeğin eşit olmadığını, kadınların mücadele ederek haklarını elde etmeye çalıştıklarını belirtti. Alevi kadın hareketinin hareket olabilmesi için öncelikle eşit olmadıklarını öğrenmeleri gerektiğini kaydetti.

    “ERKEK EGEMEN İDEOLOJİ KADININ YAPTIĞI İŞLERİ DEĞERSİZLEŞTİRİYOR”

    Erkek egemen ideolojinin kapitalist ideolojiyle kardeş ideolojiler olduğuna vurgu yapan Poyraz, şunları ifade etti: “Kapitalist ideoloji ezilen yaratarak egemenliği devam ettirmeye çalışıyor. Dolayısıyla kadınlar ve erkekler olarak birlikte mücadele ederek bunun üstesinden gelmemiz lazım. Erkek egemen ideoloji kadının yaptığı işleri değersizleştiriyor, erkeğin yaptığı işleri de değerli kılıyor. Örneğin bir tabak mantı kadının saatlerini alıyor, ama bir musluk tamiri o mantıyı yapma süresinin kat be kat altında. Ama musluk tamirine verilen para bir tabak mantıya verilen paradan kat kat fazla. Neden kadının yaptığı işi değersizleştiriyorlar çünkü.”

    “KENDİLERİNİ UNUTTURMAK İÇİN ÖNCE ALEVİLİKLERİNİ UNUTTULAR”

    Alevilerin kentlere göç ettikten sonra bir sürü zorlukla karşılaştığını, inancından dolayı aşağılandığını ve bu nedenlerle kendini unutturmak için önce Aleviliğini unutmaya çalışmakla işe başladığını söyleyen Poyraz, “Biz unutursak onlar da unuturlar gibi düşündüler. Ama baktılar ki onlar unutmuyor tekrar Alevi olmayı öğrenmeye çalıştılar” dedi.

    Alevi inancında kadınla erkeğin eşit olduğunu ancak toplumsal yaşamda bunun böyle olmadığını kaydeden Poyraz, inançtaki kadın erkek eşitliğinin toplumda da varmış gibi gösterilmesinden dolayı Alevi kadınların mücadele etme ihtiyacı bile hissetmediğini vurguladı.

    PİRHA/MERSİN

  • Taştekin: IŞİD’in alt yapısı Türkiye’de sanıldığından çok fazla; eğer önlem alınmazsa…

    Taştekin: IŞİD’in alt yapısı Türkiye’de sanıldığından çok fazla; eğer önlem alınmazsa…

    10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonu, IŞİD yargılamaları ile ilgili ‘IŞİD Katliamları ve İnsanlığa Karşı Suçlar’ başlıklı bir sempozyum düzenledi.

    10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonu, IŞİD yargılamaları ile ilgili sempozyum düzenledi. Ankara Barosunun ortak katkılarıyla Ankara Barosu Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda yapılan “IŞİD Katliamları ve İnsanlığa Karşı Suçlar” başlıklı sempozyumda IŞİD’in ortaya çıkış sürecinden bugüne ilerleyişi ve siyasi odaklarla bağları tartışıldı.

    Sempozyumda konuşan Gazeteci Yazar Fehim Taştekin Türkiye’nin IŞİD ve cihadist örgütlenmeler karşısında çok rahat davrandığını belirterek, “Eğer ciddi bir önlem alınmazsa IŞİD’in alt yapısı ne yazık ki Türkiye’de çok fazla” dedi.

    “IŞİD İŞLEVİNİ TAMAMLADI”

    “Ortadoğu ve Türkiye’de Cihatçı Örgütlenmeler” başlıklı oturumda konuşan Prof. Dr. İlhan Uzgel, IŞİD’in emperyalistlerin işine yaradığını ve bu yüzden güçlendiğini söyledi. Amerika’nın Ortadoğu siyasetini eskisinden daha fazla belirlediğini ifade eden Uzgel, “Bir rejim toplumun ya karnını doyurur ya da özgür bırakır. Burada en canlı ideoloji islamcılıktı ve ABD, İslamcılara siyasetin önünü açıp, islamcıları kontrol etmek amacıyla da ılımlı islamcılılığı ortaya koydu. Batıyla kavgalı olmayacak, seçimle gelip seçimle gidecek, ekonomik ilişkilerde sorun çıkarmacak güçlerle Ortadoğu’da denge yaratılacaktı. Buna en uygun AKP idi” dedi.

    “ILIMLI İSLAMCILIK TUNUS’TA TUTTU, MISIR’DA TIKANDI”

    Tunus’ta bu işin tuttuğunu, Mısır’da tıkandığını belirten Uzgel “İslamcıların iktidara gelmesini istediler, çünkü iktisadi bir programları yoktu. Para musluğunun kendilerinde olmasını istiyorlardı. Ortadoğu’da ne olduysa 2013’te oldu ve model değiştirildi. Suriye’de Esad’ı devirmekten vazgeçen ABD, Ortadoğu’yu düzenli geçiş ile ılımlaştıramayınca IŞİD’i çıkardı” dedi.

    “ABD, SURİYE’Yİ IRAK’LAŞTIRDI”

    Kontrollü kaos siyaseti ile IŞİD’in de kullanılarak siyasal islamın bitirildiğini ifade eden Uzgel, “ABD, IŞİD sayesinde elini o kadar rahatlattı ki, istediği aktörlerle çalışmaya başladı ve hiç kimse bir şey diyemedi. Orada uygulanan bütün siyasi hamleler ‘IŞİD mi ben mi’ noktasına getirildi. Amerika maliyetsiz bir şekilde Suriyeyi Irak’laştırdı”diye konuştu.

    “IŞİD HEDEFİNE TÜRKİYE’Yİ KOYDU”

    Gazeteci Doğu Eroğlu ise radikalleşmeyi aktardığı sunumunda, bireylerin radikalleşme noktasına nasıl geldiğini ve yerel örgütlerin nasıl çalıştığını anlattı. Az esnek ve sert hedefler kullanan El Kaide’nin, uzun eğitimler yerine cihat tekniği ile yumuşak hedefleri yani sivilleri hedef aldığını söyleyen Eroğlu, “Yaşanan dönüşümlerden Türkiye de etkilendi. Türkiye’de özellikle okul, mahalle ve yaşanılan her alanda sosyal ağlarda radikal örgütlenme gerçekleşti. Aileler, akraba ve arkadaşlık ilişkileri ile örgütlenen bu gruplar, ilişkilerini Suriye ya da Irak’a taşıyarak askerileşiyor.

    Antep yapılanmasının Türkiye’deki diğer örgütlenmelerden farklı olduğunu belirten Eroğlu, “Gaziantep yapılanması vurucu güç olarak kendini kabul ettirdi. Doğrudan yöneticilere hesap vererek hedefine Türkiye’de eylemler yapmayı koydu” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN RAHATLIĞI HAYRET VERİCİ”

    Oturuma skype ile bağlanan Gazeteci- Yazar Fehim Taştekin, IŞİD benzeri farklı örgütlerin, sınır hatlarındaki varlığına ve Türkiye ile ilişkilerine dikkat çekti. IŞİD’in daha özel bir örgüt olduğunu da ifade eden Taştekin, “IŞİD basitçe Amerika’nın kulandığı bir örgüt değil. Selefi, cihadist grupların devleti nasıl oluşturduğunu görmemiz lazım. Amerika’nın en sevimsiz yüzü olan IŞİD ile bölgeye müdahale zemini kolayca oluşturuldu. Kendi başlarına bela olunca da terörle mücadele adı altına müdahale etti. Afganistan’daki selefi modelin bu bölgeye uygulanması kaygılanmamızı gerektiyor. Bu örgütlerin kendi gündemleri ve alt yapıları varken ‘istihbaratla kontrol ediliyor’ diyerek işin içinden çıkılamaz. Mobilize olan bu örgütün tamamen yok olacağı beklenemez. Türkiye’nin rahatlığına hayret ediyorum. Eğer ciddi bir önlem alınmazsa IŞİD’in alt yapısı ne yazık ki Türkiye’de çok fazla. Türkiye’deki cemaatleri, örgütlenen yapıları hiç hafife almamak gerekiyor” dedi.

    “DİYANET’İN KİTAPLARI IŞİD’E REFERANS OLUYOR”

    Bugün Türkiye’de diyanetin kitaplarında da IŞİD’in referansalarında kullandıkları bilgiler olduğunu söyleyen Taştekin, “Toplumun inanç düzeni içerisinde İŞİD’in savunduğu düzenin bir karşılığı var. Sadece askeri değil entellektüel yolun da açılarak tartışılması gerekiyor. Diyanet’in yayınladığı hadis kitaplarını, İŞİD argüman olarak kullanıyor. Türkiye’nin nereye gideceğine dair kaygılarımız var ve önlemlerin alınması çok önemli. Suriyedeki cihatçılar da eninde sonunda Türkiye’ye gelecek ve hücresel yapılanmalarla kendilerine yer bulacaklar. O kadar rahat davranıyorlar ki hiç abartmıyorum belediyelerle sivil örgütlerle, memurlarla ilişkileri çok rahat. Ben El Kaide bağlantılı örgütlerin hiç bu kadar rahat ettiği başka bir ülke tanımıyorum akademide bile yer sahibiler” dedi.

    BİRBİRİYLE BAĞLANTILI KATLİAMLAR

    İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar Kapsamında IŞİD Yargılamaları oturumunda, Türkiye’deki IŞİD davaları ve alınan tutum değerlendirildi. Avukatlar kendi baktıkları davalar üzerinden dosya ve raporları irdeleyerek katliamların birbiriyle bağlantılı olduklarına dikkat çekti.   (HABER MERKEZİ)

    Haberin devamı için tıklayın

  • Turan Eser: Aleviler dinci eğitime karşı “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenlemeli

    Turan Eser: Aleviler dinci eğitime karşı “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenlemeli

    PİRHA- Alevi Yazar Turan Eser, Birgün’de kaleme aldığı yazıda, Türkiye’de laikliğin yok edilerek, eğitimin tamamen dinselleştirildiğine dikkat çekti. Eğitime yönelik bu saldırılara karşı Alevi kurumlarının tepkisiz kaldığına işaret eden Eser, Alevi kurumlarının en kısa zamanda bir “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenleyerek, laik, demokratik ve bilimsel eğitimin önemine dair yeni perspektifler oluşturmaları gerektiğini dile getirdi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun eski başkanlarından Yazar Turan Eser, Birgün gazetesindeki köşesinde ‘Dinci müfredatlar ve Alevi kurumları’ başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

    Türkiye’de laikliğe ve temel insan haklarına yönelik saldırıların yoğunlaştığını belirten Eser, her alanda dinci gericiliğin kurumsallaşarak yaygınlaştığını kaydetti.

    “‘Laik yaşam, laik eğitim ve laik düzen’ tutumunu benimseyen Alevi kurumları açısından ne yapmalı ve yapmamalı sorusu da önemini koruyor”  diyen Eser, şunlara dikkat çekti:

    “Toplumsal ve siyasal kriz ekseninde bir yol ayrımındayız. AKP’li Ayhan Oğan’ın “yeni bir devlet kuruyoruz ve devletin kurucu lideri Erdoğan’dır” sözü boş değil. Bunu “ferdi bir görüş” olarak algılamak safdillik olur. Bu, AKP’nin hedef fikridir. AKP’nin dinselleşme ve rejim değişikliği için inşa ettiği, makro politik söylemler, attığı adımlar, uygulamalar, yeni dinci kurumsallaşmalar, hukuk ve demokrasi ihlalleri incelendiğinde, Oğan’ın “yeni bir devlet kuruyoruz” sözü, büyük resmin en açık ve en net şekilde ifade edilmiş biçimidir. Hükümet adına yapılan “o laf AKP’yi bağlamaz”açıklamaları, “tekzip” için değil, MHP desteğine olan mecburiyet içindir.”

    ALEVİ KURUMLARI, GERİCİLİK KARŞISINDA KURUM İÇİ TARTIŞMA YAŞIYOR”

    “Laik eğitim talebini mücadelesinin merkezine koymuş Alevilerin, bu süreçte yapacakları elbette çok önemlidir” ifadesini kullanan Turan eser,  “Müfredatlar cihad ve şeriatla daha da dinselleşiyor. Nikâh yetkisi imamlara ve kimsesiz çocuklar devlet eliyle tarikat vakıflarına teslim ediliyor. Diyanet ve İslamcı Vakıflar, eğitimden sağlığa, her alanda kamu kurumlarıyla “işbirliği protokolleri” imzalayarak, kamusal alanı, hem dinci kadrolar hem de dinci gerici ideolojiyle kuşatıyorlar. Fakat, tüm bu olan biten gerici saldırı ve kuşatmalar karşısında, Alevi kurumları faaliyetlerinin merkezine ağırlıklı olarak kurum içi tartışmaları koymuş durumdalar” dedi.

    “TOPLUMSAL MÜCADELEYE ZAMAN AYIRAMAZ HALE GELDİLER”

    Alevilerin örgütsel enerji ve zamanlarını, iç tartışmalarda tükettiği eleştirisini yapan Eser, “Aleviler, gericiliğe karşı mücadele için enerji ve zaman bulamıyorlar. Aydınları, yöneticileri ve kurumları birbiriyle uğraşmaktan, toplumsal mücadeleye zaman ayıramaz hale gelmiş durumdalar” ifadesini kullandı.

    ABF, HBVAKV, PSAKD VE AKD’YE ELEŞTİRİ

    Yazar Turan Eser, hükümetin Alevileri hayati derecede ilgilendiren müfredatlar açıklamasına rağmen Alevi kurumlarının etkili eylemler, tepkiler vermediğini belirterek şunları aktarıyor:

    “Biraz somutlarsak; MEB, tüm toplumsal kesimleri hedef aldığı gibi, Alevileri de hayati derecede ilgilendiren yeni müfredatlar açıklıyor. Böylesi kritik evrede, Alevi kurumlarının, eğitimdeki mezhepçi yapılanma ve dinselleştirme karşısında tutumu merak ediliyordu. Laiklik ekseninde güçlü bir toplumsal itirazın ortaya çıkması beklenirken, ABF, HBVAKV, PSAKD ve AKD birer “Basın Açıklaması” ile yetindiler.

    Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Karacaahmet Sultan Dergahı ve Şahkulu Sultan Vakfı ise AKP hükümetinin yeni müfredatlarına dair tek bir açıklama ve çalışma yapmadılar.”

    Cem Vakfı’nın ise AİHM kararlarını sulandıracak adımlara imza atarak, AKP’nin yeni müfredatlarına eklemlenmek istediğini kaydeden Turan Eser, Alevi kurumlarının laik, demokratik ve bilimsel eğitimden yana örgütlenmelerle kalıcı işbirliği geliştiremediğini, zorunlu/seçmeli din dersleri ve yeni müfredatlar ile Aleviliğin MEB eliyle nasıl katledildiğini ve genel olarak eğitimde dinselleşmenin ulaştığı boyutların yarattığı toplumsal tahribatı, raporlarla ortaya koyamadıklarını ifade etti.

    Turan Eser, Alevi kurumlarının artık “Zorunlu din dersleri kaldırılsın” talebinin ötesine geçmeleri gerektiğini belirterek, eğitime dair yeni perspektifler oluşturmalarının önemli olduğunu vurguladı.

    ALEVİ KURUMLARINA ÖNERİLER

    Turan Eser yazısında Alevilere ve Alevi kurumlarına şu önerilerde bulundu:

    -“Zorunlu din dersleri kaldırılsın” derinliğinde dile getirilen taleplerin dönemi kapanmıştır. Artık yeni bir durumla karşı karşıyayız. Eğitim sistemi, sadece içerik olarak değil, uygulama ve kuramsallaşmasıyla birlikte dinselleştirdi. Daha doğrusu mezhepleştirdi! Mescitsiz ve imamsız okul kalmadı. Yeni müfredat dizisiyle, evrim teorisinin ve eleştirel aklın dışlandığı, şeriatçı ve cihadist bir zemine taşınıyor. AKP’nin eğitim politikalarının merkezinde tekçi, ezberci, cinsiyetçi, otoriter ve mezhepçi yaklaşımlar var. Bu nedenle, Alevi kurumlarının eğitim sorununa bütünlüklü yaklaşması elzemdir.

    -Dolaysıyla, söz konusu 15 yıllık AKP’nin eğitim politikaları olunca, Alevi kurumları zorunlu din dersleri kaldırılsın derinliğindeki eski ezberlerini ve eğitime dair tutumlarını güncellemeliydi. Dolaysıyla Alevi kurumları en kısa zamanda bir “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenleyerek, eğitimin dinselleştirilmesine karşı, laik, demokratik ve bilimsel eğitimin önemine dair yeni perspektifler oluşturmalıdır.

    -Alevi kurumlarının zaman geçirmeden, gerici eğitim politikası, uygulamaları ve müfredat içeriklerine karşı, köklü itirazlarını gündeme taşımalıdır. Aleviler demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitimden yana ise, buna uygun taleplerin diğer toplumsal muhalefet dinamikleriyle buluşturulması, toplumsallaştırılması ve birleşik bir mücadele zeminine taşıması zaruridir.

    (HABER MERKEZİ)