Etiket: şiddet

  • Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    PİRHA- 2023 yılı boyunca erkek iktidara ve patriyarkal sisteme karşı hayatın her alanında mücadele eden kadınlar, eşitlik sağlanana kadar mücadeleyi yürütme kararlılığıyla 2024 yılına girmeye hazırlanıyor. Öte yandan, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildi, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gerekli görüşmeler yapıldı. 

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık; eğitimden çalışma yaşamına, sağlıktan karar mekanizmalarına katılıma kadar kadınların yaşamını ciddi boyutlarda etkiliyor.

    Kadınlar bu yıl da erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine, ahlaki normlarla baskılanmaya, haklarına göz diken sistemle, gözaltı ve davalarla mücadele etti.

    2023’te kadınların gündeminde şu başlıklar öne çıktı:

    -Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde bu yıl bir ilk yaşandı ve bir gün boyunca yalnızca kadın etkinliklerine yer verildi. 3 oturumdan oluşan ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ paneli yapıldı. Panelde Kadıncık Ana’dan günümüze Alevi kadınının tarihsel yolculuğu, Alevi erkanlarında kadının yeri ve asimilasyonun etkileri, Alevi kurumlarında yönetici kadınların genel kararlara etkileri ve hak mücadelesine katkıları konuşuldu.

    Panelinin ardından sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin gerçekleştirilmesine karar verildi.

    SALDIRILARA KARŞI FEMİNİST MÜCADELE

    İstanbul Sözleşmesi’nden nafaka hakkının gasp edilmesine, 6284 sayılı Yasa’ya, saldırılardan kadınların başarılarının hedefe konulmasına kadar birçok alanda saldırıya maruz kalan kadınlar, tüm bunları kadın dayanışması ve feminist mücadeleyle geri püskürttü yıl boyunca.

    -Danıştay, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair son kararı verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini “hukuka uygun” buldu. Danıştay’ın oy çokluğuyla onayladığı kararın ardından Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çıkmış oldu.

    -5 Ocak 2020’den bu yana akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Dersim’de Vali Bülent Tekbıyıkoğlu ve İl Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz ile görüştü. Görüşmede, Gülistan Doku’nun dosyasının yeniden baştan aşağı inceleneceği ifade edildi.

    -DİSK İzmir 2 No’lu Şube yöneticilerini cinsiyetçi söylem ve yalan haberlerle hedef gösteren Yeni Asır gazetesi önüne “Kadın Düşmanı Yeni Asır” yazılı siyah çelenk bırakıldı.

    -Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Nilgün Erdem ve Araştırma Görevlisi Ekin Değirmenci görevlerine iade edildi.

    -EŞİK Platformu’nun çağrısıyla ‘Kadınlar Meclis’te’ sloganıyla TBMM’de basın açıklaması yapıldı. İktidarın kadına ve kadın haklarına karşı yapmayı planladığı yasal değişikliklere karşı toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinin ve muhalefet partilerinin ortak bir karşı duruş sergilemesi gerektiği belirtildi.

    -A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın tarihi başarısı 2023’e damga vurdu. ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın internet sitesinde “Krizlerle boğuşan Türkiye, kahramanını buldu” manşetiyle takıma yer verdi. Bunun yanı sıra bir takım gerici kesimler, kadın voleybol takımını hedef aldı ve Ebrar Karakurt’a homofobik saldırılarda bulundu.

    -Nafaka hakkına karşı propaganda yapan Yeniden Refah Partisi, Meclis’in Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na nafaka hakkının sınırlandırılması için kanun teklifi verdi.

    -Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 yılı için bütçe teklifi 334 milyar 349 milyon 925 bin lira oldu. 8 kalemden oluşan bütçede kadınların güçlendirilmesi 7’inci sırada yer aldı. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi programına 11 milyar 904 milyon lira ayrılırken, kadının güçlendirilmesine ise ayrılan bütçe 2 milyar 900 milyon lira oldu.

    -Türkiye’nin Rojava’ya ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar ayaklanarak, savaşa karşı barış taleplerini haykırdı.

    -Pınar Gültekin’in katledilmesine ilişkin süren davanın karar duruşmasında fail Cemal Metin Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’ya ise 4 yıl hapis cezası verildi.

    Demans teşhisi konulan ve uzun bir süre cezaevinde tutulan Aysel Tuğluk için Alevi kadınlar yıl boyunca özgürlük çağrısı yaptı.

    -Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Aysel Tuğluk’un durumunu üçüncü kez inceleyen ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuna tepki göstererek, “Bu vicdansızlığa son verin” çağrısında bulundu.

    -Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Aysel Tuğluk nezdinde tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için eylem yaptı. AAKB, duyarlı kesimleri tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için her ilde bulundukları yerlerdeki postanelerden Adalet Bakanlığı’na faks çekmeye ve mektup göndermeye çağırdı.

    -Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, hem yazılı bir açıklama yaparak hem de hazırladıkları videolarla, tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    -Paris Alevi Kültür Merkezi (PAK) cezaevi koşullarında sağlık durumunun kötüleştiği duyurulan Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi çağrısında bulundu.

    -Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Karma eğitim önemlidir. Ancak ihtiyaç duyulması halinde kız okulları kurulabilir” sözleri kadınlardan tarafından tepkiyle karşılandı.

    – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, süresiz nafakanın adil olmadığını söyleyerek, “Süresiz nafaka ödemek gibi uygulama kabul edilebilir olamaz. Mağdur olan erkeklerimiz varsa onun da yanındayız. Bunları da dinlememiz lazım” dedi.

    -AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yeni kabinede sadece bir kadın bakan yer aldı.

    -Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin davada H.K.G’nin zorla evlendirildiği Kadir İstekli 30 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel 20 yıl, anne Fatıma Gümüşel ise 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    -Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan KYK yurdunda arızalanan asansör düştü, Zeren Ertaş adlı öğrenci hayatını kaybetti. Ertaş’ın hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepkilere ve zincirleme protestolara sebep oldu.

    -Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği kuruluşunu ilan etti. Derneğin kurucu üyeleri, kadın gazetecilerin sesi olacaklarını belirterek, “Amacımız gazetecilerin direnişini büyütmek” dedi.

    -Ankara Valiliği, 64 ülkeden gelen kadınların katılımıyla Türkiye’de ilk kez yapılacak olan Dünya Kadın Yürüyüşü’nün gerçekleştirilmesi planlanan feminist yürüyüşü ve konserini yasakladı.

    -Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına karşı kadınlar sokağa çıkarak, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız” dedi. Mersin Barosu da bu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu.

    -Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın katledilmesine lişkin tecavüz failinin yargılandığı davanın Karabük’te görülen ilk duruşmasında failin tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 24 Ocak 2024 tarihine ertelendi. Kadınlar Dina için adale sağlanana kadar olayın takipçisi olacaklarının altını çizdi.

    -Faillerin yargılanması, gözaltında kayıpların akıbeti araştırılması talebiyle her hafta Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapan ancak polislerce engellenen Cumartesi Anneleri’nin “Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak istiyoruz” mücadelesi sonuç verdi. Her hafta işkenceyle gözaltına alınan Cumartesi Anneleri, 5 buçuk yılın ardından Galatasaray Lisesi önünde kayıpların akıbetini sordu.

    8 MART VE 25 KASIM’DA KADINLAR SOKAKLARI DOLDURDU

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin başta olmak üzere birçok kentte kadınlar ve LGBTİ+’lar, eşitlik talebiyle alanlara çıktı.

    İstanbul’da Beyoğlu Kaymakamlığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’nü yasakladı. Yasağa uymayan kadınlar “Hükümet istifa” ve “Korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla yürüyüşü gerçekleştirdi. Depremin gölgesinde ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşlerde hükümetin hesap vermesi istendi. 25 Kasım’da da sokakları dolduran kadınlar, erkek-devlet şiddetini bir kez daha alanlardan ifşa etti.

    ERKEK ŞİDDETİ 2023’TE DE HIZ KESMEDİ

    Kadınlar, 2023 yılının ilk ayını Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptaline yönelik davaları reddederek, kararını onaması haberiyle karşıladı. Sözleşmeden çekilme kararı, kadınları erkek şiddetine daha açık hale getirdi. Sözleşmeden çıkılmasının yanı sıra; 6284 Sayılı Yasa’nın etkili şekilde uygulanmaması, kadın örgütlerini kapatma girişimleri, Medeni Kanunu’nda ve anayasada gerici düzenlemelerin yapılması, cezasızlık politikaları ve iktidarın kadın düşmanı söylemleri kadın cinayetlerini daha da arttırdı.

    Medyaya yansıyan haberlere göre 2023 yılında 321 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 208 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

    DEPREM EN ÇOK KADINLARI ETKİLEDİ

    Maraş merkezli depremlerin ardından deprem bölgesinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle herkesten daha çok kadınlar olumsuz etkilendi. Kadınlar depremin ilk günlerinde koordinasyonsuzluk ve plansızlık nedeniyle barınma, ısınma ve hijyen sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Kadınlar için ayrı tuvaletlerin, hijyen ürünlerinin, yıkanma alanlarının ve anne sağlığı hizmetlerinin azlığı, kadın depremzedelerin karşılaştığı ilk zorluklar arasında. Depremden hemen sonra kadın hareketi ülkenin dört bir yanında dayanışma ağı örerek depremzede kadınlar için seferber oldu.

    – Mor Dayanışma, büyük bir hasar ve on binlerce enkazın olduğu Hatay Samandağ’da kadın dayanışma çadırı kurdu. “Birlikte yeniden kuracağız” şiarıyla da deprem bölgesindeki kadınlarla dayanışmak amacıyla mektup kampanyası başlattı.

    -Kadın Koalisyonu, Afet Koordinasyon Ağı kurdu.

    -Depremden hemen sonra kadınlar, Afetlere Karşı Feminist Dayanışma Grubu’nu kurdu. Grup, depremzede kadınların ihtiyaç duyduğu ürünleri taşıyan ‘Mor Tır’ı deprem bölgelerine ulaştırdı.

    -Depremden etkilenen kadın ve çocuklar için Ekmek ve Gül tarafından “Kız Kardeşlik Köprüsüyle Hayatı Yeniden Kuruyoruz” adıyla çalışma başlatıldı.

    -Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nin, “Yaşamı Yeniden Kuruyoruz: Afette Feminist ve LGBTI+ Dayanışması” başlığıyla gerçekleştirdiği Feminist Buluşma’da, depremzede kadınlar ile LGBTI+’ların maruz kaldığı şiddete karşı yeni yaşamın kurulmasında kadın dayanışmasının şart olduğunun altı çizildi.

    -Siyasi partilerin kadın meclisleri, kadın örgütleri, sendikalar, Alevi kadın dernekleri deprem bölgesindeki kadınlar için dayanışma çalışmaları gerçekleştirdi.

    KADINLARIN SEÇİM GÜNDEMİ

    2023 yılının en önemli gündemi depremden sonra 14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimleri ve 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri oldu hiç şüphesiz. Seçim sürecinde yine en çok kadınların yaşamları pazarlık haline getirildi ve kadınların hakları, kazanımları, mücadeleleri seçim malzemesi yapıldı. Bu süreçte Cumhur İttifakı ile bileşenleri tarafından çokça kadın düşmanı söylemler meydanlarda, basında dillendirildi.

    Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR ise kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    -Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti.

    -Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    -Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR, kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    Tüm bu saldırılara karşı kadınlar karşı söylem üreterek hareket geçti. Sol Feminist Hareket’in hazırladığı “Kadınları İkinci Turda Oy Vermeye, Sandıklara Sahip Çıkmaya ve Mücadeleye Çağırıyoruz!” başlıklı bildiriye aydınlar, akademisyenler, müzisyenler, oyuncular, hukukçular ve sanatçıların bulunduğu yüzlerce kadın imza attı. Gazeteci, yazar, akademisyen, şair, hukukçu, hak savuncusu, oyuncu, siyasetçi yüzlerce kadın, 28 Mayıs’ta yapılacak 2. Tur Cumhurbaşkanlığı seçimleri için “Buradayız, bu karanlığa teslim olmayacağız” başlığıyla başka bir bildiri daha yayımladı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), ise HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi yetkilileri, AKP’den 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik Kanun’un kaldırılması isteklerine tepki gösterdi.

    Öte yandan seçime giren siyasi partilerin milletvekili listeleri yine eşit temsilden çok uzaktaydı. Seçim sürecinde kadınların en büyük talebi İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar yürürlüğe girmesi oldu.

    Meclis’e bu yasama döneminde toplam 121 kadın milletvekili seçildi. Yeşil Sol Parti’nin 61 milletvekilinden 30’unu kadınlar oluşturdu. Yeşil Sol Parti’de kadın temsil oranı yüzde 49 ile diğer partilere göre en yüksek düzeyde. AKP’den 50, CHP ve Yeşil Sol Parti’den 30’ar, İYİ Partiden 6, MHP’den 4, Türkiye İşçi Partisinden ise 1 kadın milletvekili TBMM’de yer aldı.

    İKTİDARIN SİNDİRME ARACI OLARAK YARGI SOPASI

    Hayatlarını eşit ve özgür bir şekilde yaşamak isteyen, hakları için mücadele eden kadınlara bir baskı da yargı kanadından geldi. Yıl boyunca kadınlar haklarında açılan çeşitli davalar ve gözaltılarla sindirilmeye çalışıldı. Her ne kadar iktidar korkutma aracı haline getirdiği ‘yargı sopası’nı kullansa da bu, kadınlar üzerinde etki etmedi. Kadınlar her koşulda dik durma dirayetini gösterdi.

    -Konserinde yaptığı şaka nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan yargılanan Gülşen’e 10 ay hapis cezası verildi.

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi’nin çağrısıyla, “ÇEDES’e Hayır” demek için, Mamak’ta faaliyet yürüten  Laik Bilimsel Eğitim Platformu’ndan kadınlar, bildiri dağıtırken gözaltına alındılar.

    -Batman’ın Beşiri ilçesinde 2020 yılında tecavüz ettiği İpek Er’i intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’a dönük cezasızlık politikasına karşı faile “hakaret ettiği” iddiasıyla yargılanan Ezgi Mola’ya destek olmak için paylaşım yapan Hazal Kaya hakkında da “hakaret davası” açıldı. Hazal, emniyete giderek ifade verdi.

    -Emine Şenyaşar hakkında 2 yeni dava açıldı. AKP’li İbrahim Halil Yıldız’a “hakaret” ettiği iddiasıyla açılan soruşturmalardan 2’sinin davaya dönüşmesiyle toplamda 10 dava açılmış oldu.

    -Kalıcı yaz saati uygulaması için belgesel çekimi görüntüleri gerekçe gösterilerek tutuklanan belgesel yönetmeni Sibel Tekin, tahliye oldu.

    -Şırnak’ın Cizre ilçesinde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde şiddete karşı yürüyen kadınlar hakkında soruşturma açıldı.

    -Musa Orhan’ın suç duyurusu üzerine hakkında dava açılan sanatçı Farah Zeynep Abdullah, bin 300 TL adli para cezasına çarptırıldı.

    -Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) hakkında ‘ahlaka aykırı faaliyet yürütmek’ iddiasıyla ve kapatılması talebiyle açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü. Dava reddedildi.

    -Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin Danıştay’a açtıkları davanın duruşması görüldü. Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    -Demans hastası olduğu gerekçesiyle 27 Ekim 2022’de Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tahliye edilen eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, 2012 tarihli bir soruşturma gerekçesiyle evinde gözaltına alındı. Tuğluk,  ifade işleminin ardından serbest bırakıldı.

    -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan HDP eski İstanbul Milletvekili Hüda Kaya tutuklandı.

    -Tutuklu Kürt siyasetçi Gültan Kışanak tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmedi. Kışanak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı konuşma nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis istemiyle açılan bir başka dava daha bulunuyor.

    KADIN GAZETECİLER HEDEFTEYDİ

    Türkiye’de gazeteciler yazdıkları veya söyledikleri nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumun haber alma hakkı da engellenmiş oluyor. Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ), 2023 yılının raporuna göre Türkiye, özellikle Kürt kadın gazetecileri susturmak için yasayı silah olarak kullanan ülkelerin başında geliyor.

    Kadın gazeteciler yıl boyunca şunları yaşadı:

    -PİRHA muhabiri Dilan Şimşek, Cumartesi Anneleri eylemini takip ederken polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

    -JINNEWS muhabiri Elfazi Toral ile Demokratik Modernite çalışanı Sema Korkmaz, İstanbul’da haber takibi sırasında polis saldırısına maruz kalarak, gözaltına alındılar.

    -Jinnews muhabiri Nazlıcan Yıldız tutuklandı.

    -Gazeteci Beritan Canözer serbest bırakıldı.

    -MA muhabiri Yüsra Batıhan hakkında, depremde yapılan haberleri sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    -Beş gün gözaltında tutulan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Rojin Altay, savcılık ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    -HDP Milletvekili Remziye Tosun, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan gazeteci Derya Ren’e yönelik çıplak arama dayatmasını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu.

    -Gazeteci ve akademisyen Nagihan Akarsel’in cenazesini takip ettiği sırada gözaltına alınan Jinnews muhabiri Dilan Babat hakkında “Türk devleti ve kurumları aleyhinde sözde haber yapma” iddiasıyla dava açıldı.

    -Gözaltına alınan gazeteci Dilan Akyol’un yaptığı haber gerekçe gösterilerek, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla adliyeye sevk edildi. Ardından serbest bırakıldı.

    -Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu tutuklandı.

    -Gazeteciler Sibel Yükler, Evrim Deniz, Evrim Kepenek gözaltına alındı. İfadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    -Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri Ceylan Şahinli “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.

    -Ankara’daki bombalı eyleme dair yaptığı değerlendirmeler gerekçesiyle gözaltına alınan Gazeteci Ayşenur Arslan, ifade verme işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    -Şırnak’ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapılmak istenen yürüyüşte gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut ve JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin serbest bırakıldı.

    -16 gazetecinin tutuklanmasını protesto ederken darp edilerek gözaltına alınan gazeteci Sibel Yükler’e Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açıldı.

    -Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 2022 yılında tutuklanan gazeteciler Remziye Temel, Safiye Alagaş, Elif Üngür ve Neşe Toprak’ın tahliyesine karar verildi.

    -29 Ekim 2022’de gazetecilik faaliyetleri ile suçlanarak tutuklanan Mezopotamya Ajansı ve JİNNEWS muhabirleri Berivan Altan, Habibe Eren, Diren Yurtsever, Öznur Değer ve Ceylan Şahinli tahliye edildi.

    -“Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlamasıyla Duvar Gazetesi’nden Evrim Deniz, Bianet’ten Evrim Kepenek ve T24 editörü Sibel Yükler gözaltına alındı. Gazeteciler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    KADINLARIN BAŞARILARI

    Kadınlar 2023 yılında sadece şiddet ve olumsuz olaylarla gündeme gelmedi. Hayatın her alanında var olma mücadelesi veren kadınların başarıları ödüllendirildi.

    -İsveç merkezli Olof Palme Uluslararası Anlayış ve Ortak Güvenlik için Anma Fonu’nun 1987’den bu yana her yıl verdiği Olof Palme Ödülü’ne bu sene, Ukrayna, İran ve Türkiye’den üç kadın insan hakları savunucusu layık görüldü. Ödül, İHD Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin, Ukraynalı Psikolog Marta Chumalo ve İranlı gazeteci, insan hakları savunucusu Narges Mohammadi’ye verildi.

    -Kars Barosu, 2022 Adalet Ödülü’nü Urfa Adliyesi önünde adalet arayan Emine Şenyaşar’a verdi.

    – Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Jina Mahsa Amini’nin katledilmesini ilk duyuran gazeteci Nilifer Hamediye Alman Gazeteciler Derneği tarafından ödül verildi.

    -Avrupa Parlamentosu, Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü, Mahsa Amini ve “Jin jiyan azadî” hareketine verdi.

    -2023 Nobel Barış Ödülü, cezaevindeki İranlı kadın aktivist Nergis Muhammedi’ye verildi. Ödülün, İran’da kadınlara yönelik baskılara karşı verdiği mücadele ve insan hakları mücadelesi nedeniyle verildiği açıklandı.

    – 2023 Nobel Tıp Ödülü’nü, MRNA aşısıyla ilgili çalışmaları nedeniyle, Covid aşısının bulunmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren çalışmalarından ötürü Katalin Kariko ve ABD’li Drew Weissman kazandı.

    -Nobel ödüllerinin sonuncusu olan Ekonomi Ödülü, kadınların işgücü piyasasındaki yeri üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı Harvard Üniversitesi Profesörü Claudia Goldin’e verildi.

    -Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Doğan Kitap’ın Duygu Asena’nın anısını ve fikirlerini yaşatmak için 2007’den bu yana her yıl düzenlediği Duygu Asena “Kadının Hala Adı Yok” Roman Ödülü Arlin Çiçekçi’nin “Servi Nine ve Üç Güzeller” adlı eserine verildi.

    -Don Ansim veya United Women of Italy’nin Renata Fonte Ödülü, 2023 yılında kadına yönelik şiddete karşı, cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü için mücadele yürüten dört Afganistanlı kadına verildi.

    -Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü “Kuru Otlar Üstüne”deki performansıyla Merve Dizdar’a verildi. Dizdar, konuşmasında ödülünü mücadele eden kadınlara adadığını ifade etti.

    -26’ncı Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali yapıldı. Törende ödül alan isimler, konuşmalarında mücadele ve umut vurgusu yaparken, ödüllerini Çiğdem Mater’e ithaf etti.

    -Free Press Unlimited’ın düzenlediği “En Dirençli Gazeteci Ödülü” DFG Derneği’nin tutuklu Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’na verildi.

    -Kürt aktivist Hêro Wekîl’e, Cenevre İnsan Hakları Merkezi tarafından “2023 Doğa Hakları Kadın Kahramanları” ödülü verildi.

    DÜNYADA KADINLAR CEPHESİNDE NELER YAŞANDI?

    2023 yılında Türkiye’de olduğu gibi dünyanın birçok yerinde de kadınlar kazanımları ve hakları için mücadele etti. Kimi ülkelerde eşitlikçi kazanımlar elde edilirken Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle kadınlar için daha karanlık bir yıl oldu 2023.

    Aynı şekilde İran’da da kadınlar başörtüsü zorunluluğu başta olmak üzere birçok sorunla mücadele etmek zorunda kaldı.

    -İran’da Jina Mahsa Amini’nin katledilmesiyle başlayan “Jin jiyan azadî” isyanı hükümetin tüm saldırılarına rağmen 2023 yılında da sürdü. Amini’nin katledilmesinin ardından dünyanın hemen her yerinde süren kadın mücadelesinin yeni şiarı haline gelen “Jin Jiyan Azadi /Kadın Yaşam Özgürlük” sloganı kadın sokak hareketinin öznesi haline geldi. Ve tüm dünyada ülke ülke yayıldı. Amini’nin katledilmesine ilişkin ilk haberi yapan iki gazeteciye ise hapis cezası verildi. Amini’nin ardından zorunlu başörtüsüne uymadığı için işkence edilen Armita Geravand (16) hayatını kaybetti.

    -Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da bir grup kadın, yeni yönetimde haklarının geri alınmaması için eylem yaptı. Başkent Kabil’de ellerinde pankartla bir video çeken kadınlar, “Çalışmak, eğitim ve siyasi katılım her kadının hakkıdır” sloganını attı. Afganistan Ulusal Gazeteciler Birliği, Taliban’ın yönetime gelmesinin ardından kadınların medyadaki varlığının iki yıl öncesine göre yüzde 64 oranında azaldığını duyurdu. Taliban Enformasyon ve Kültür Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca müzik yayını yaptığı iddiasıyla, “Kadınların Sesi” isimli yerel radyo istasyonunu kapattı. 2 ay sonra radyo tekrar yayına başladı.

    -Suudi Arabistanlı öğrenci Salma el-Shehab, sosyal medyada ‘muhalif ve aktivistlerin paylaşımlarını retweet ettiği için’ 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Avrupa Suudi İnsan Hakları Örgütü (ESOHR) bunun, bir muhalife verilen en uzun hapis cezası olduğunu açıkladı.

    -Filistinli Yazar Adania Shibli’ye, “İsrail’deki savaş” gerekçesiyle Frankfurt Kitap Fuarı’nda verilecek olan ödül töreni iptal edildi.

    -Arjantin’de 14 yaşındaki bir kız çocuğun polisten yardım istenmesine rağmen öldürülmesi kadınlar arasında infial yarattı. Polisi kadın cinayetlerine kayıtsız kalmakla suçlayan yüzlerce kadın, Mendoza bölgesinde adalet sarayını ateşe verdi. Öte yandan Arjantin Ulusal Kongresinin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde birçok durumda kürtajı yasallaştıracak tasarı kabul edildi.

    -Meksika’da binlerce kadın, polis tarafından boynu kırılarak öldürülen göçmen Victoria Salazar için başkent Mexico City’de sokaklara döküldü. Protestocuların polisle çatışması sonucu 32 kişi yaralandı. Kadın hareketinin mücadelesinin sonucu olarak Meksika Yüksek Mahkemesi tecavüz sonucu hamile kalan 12-17 yaşları arasındaki çocukların, anne baba onayına gerek kalmadan kürtaj yapabilmesine karar verdi.

    -ABD’nin Teksas eyaletinde kadınların hamileliklerinin 6’ncı haftasından sonra kürtaj olmasını yasaklayan yasa yürürlüğe girdi.

    -Polonya’da aylardır tartışılan ve büyük tepkilere sebep olan kürtaj yasağı yürürlüğe girdi. Yasağın yürürlüğe girmesi ile birlikte ülke genelinde protestolar yeniden başladı.

    -Londra’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İngiliz feminist örgütlerin organize ettiği “Million Women Rise” yürüyüşü, binlerce kadının katılımıyla “Bir kadın, bir beden, bir şarkı, bir sevgi” şiarıyla gerçekleşti.

    -Avrupa Birliği (AB), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kadına yönelik cinsel şiddet faillerine yaptırım uygulama kararı aldı. Hollanda’nın girişimiyle alınan karar, aynı zamanda kurumun bu bağlamda kabul ettiği ilk yaptırım paketi.

    -İspanyol milletvekilleri tarihi bir adım atarak, şiddetli regl ağrısı çeken kadınlara ücretli tıbbi izin verilmesini öngören yasal düzenlemeyi onayladı. Böylece İspanya, bu tür bir yasayı onaylayan ilk Avrupa ülkesi oldu. Ayrıca hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Japonya, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadelede çok önemli bir adım attı. Yeni kurallara göre; büyük şirketler erkekler ve kadınlar arasındaki ücret farklarını açıklamak zorunda kalacak.

    -İspanya’da cinsiyet eşitliği için kadınların mücadelesi sonucunda hükümet, cinsiyet eşitliğine yönelik yeni bir adım atma hazırlığında. Hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Yeni Zelanda’da yoksullukla mücadele çalışmaları kapsamında tüm okullarda ücretsiz regl ürünleri dağıtılmasına karar verildi.

    -Latin Amerika ülkesi Bolivya’da ‘Kültürler, Dekolonizasyon ve Depatriarkalizasyon Bakanlığı’ kuruldu. Bakan olarak ise Sabina Orellana atandı.

    -Güney Kıbrıs’ta oy birliğiyle onaylanan ve Ceza Yasası’nda değişikliğin yolunu açan yasaya göre bundan böyle tecavüz suçu işleyenler müebbet hapisle cezalandırılacak. Ceza, sadece kadınlara değil, erkeklere ve LGBTİ bireylere tecavüzü de kapsıyor.

    -İzlanda’da kadınlar 48 yıl sonra ilk kez eşit ücret talebiyle greve çıktı. Kadınlar başkent Reykjavik’te de eşit ücret talebiyle büyük bir miting yaptı.

    -Cinsiyete dayalı bir şiddet eylemi olarak ifade edilen feminiside karşı Belçika, bir yasa çıkardı. Yasa sadece feminisidleri değil, aynı zamanda bu tür suçlara öncülük edebilecek cinsel, psikolojik ve zorlayıcı kontrol gibi farklı şiddet biçimlerini de tanımlıyor.

    -İsviçre’de emeklilik yaşının yükseltilmesi, cinsiyetçi ve cinsel şiddet, feminisid (kadın cinayetleri), ücret eşitsizliği, yapısal ırkçılık, çocuk bakım tesislerinin finanse edilmemesi, homofobik ve transfobik ayrımcılık, kürtaj hakkına yönelik saldırılar sebebiyle feminist greve yüzbinlerce kadın katıldı.

    Fatoş SARIKAYA/PİRHA

  • Antalya’da kadınlardan yürüyüş: Şiddete karşı mücadelemiz sürecek-VİDEO

    Antalya’da kadınlardan yürüyüş: Şiddete karşı mücadelemiz sürecek-VİDEO

    PİRHA- Antalya Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Burada yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.  

    Türkiye’nin birçok kentinde kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında alanlara çıktı. Yapılan eylem ve etkinliklerin ana şiarı ise, “jin, jiyan, azadî” oldu.

    Antalya Kadın Platformu, Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Sağanak yağışa rağmen yapılan yürüyüşe HEDEP İstanbul Milletvekili Çicek Otlu ile çok sayıda kadın katıldı. Yürüyüş boyunca “jin, jiyan, azadî” sloganı atıldı.

    Açıklamanın Kürtçe’sini Derya Polat, Türkçesini ise Emine Nar Kaya okudu. Açıklamada kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.

    HEDEP Milletvekili Otlu ise, iktidarın birçok kente 25 Kasım yürüyüşlerini yasakladığına işaret ederek, Şırnak’ta yapılan gözaltılara tepki gösterdi.

    Otlu, “Bizim hayatlarımız sizin kurmak istediğiniz aile yapısına sığmaz” diyerek, mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

    PİRHA/ANTALYA

  • Kadınlar Ankara’dan seslendi: İktidar katilleri koruyor; itaat yok, isyan var-VİDEO

    Kadınlar Ankara’dan seslendi: İktidar katilleri koruyor; itaat yok, isyan var-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Ankara Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İktidar katilleri koruyor cezasızlık politikası uygulanıyor. Gülistan Doku’nun katili korunuyor. Bizler buradan burada kutsal ailenizi tanımıyoruz. İtaat yok isyan var demek için sokaktayız” dedi. 

    25 Kasım 1961’de Dominik Cumhuriyeti’nde bir uçurumun dibinde cesetleri bulunan Mirabel Kardeşler’in mücadelelerinden ilham alan Birleşmiş Milletler, bu tarihi Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü ilan etti.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde Ankara’da kadınlar alanlardaydı.

    Kolej Meydanı’nda buluşan kadınlar Sakarya Meydanı’na yürüdü ve meydanda basın açıklaması yaptı. Açıklama Türkçe, Kürtçe, Arapça olarak okundu.

    “SADECE BU SENE  347 KADIN ERKEK ŞİDDETİYLE KATLEDİLDİ”

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri sendikası (SES) Dönem Eş Başkanı Mukaddes Anğay’ın Ankara Kadın Platformu adına okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İtaat yok, isyan var demek için sokaktayız. Bugün 25 Kasım ve Biz kadınlar, ‘Savaşa, Krize, Yoksulluğa Ve Erkek-Devlet Şiddetine Karşı Bir Aradayız!’ demek için sokaklardayız
    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde; Dominik’te Mirabel Kardeşleri katleden Trujillo diktatörlüğünün kadın düşmanı politikalarını aratmayan AKP-MHP ittifakı kadınların yaşam hakkını korumak bir yana kadın mücadelesinin kazanımlarına dönük saldırılarını arttırıyor.

    İstanbul Sözleşmesi’nden tek adamın kararıyla çekilmesinin ardından iktidarın ajandasında şimdi de Anayasa değişikliği, 6284 sayılı kadına yönelik şiddetle mücadele yasası, nafaka düzenlemesi ve aile arabuluculuğunu da içeren Medeni Kanun’da değişiklikler bulunuyor.

    Kadınlar olarak tırnaklarımızla kazıyarak elde ettiğimiz kazanılmış haklarımıza yönelik saldırılar karşısında bir araya geleceğiz, eşitlik kavgamızı büyüteceğiz.
    AKP-MHP ittifakı erkek şiddetine karşı önlem almadığı gibi cinsiyetçi, LGBTİ+ düşmanı ve kadınların yaşamına saldıran politikalarına her gün bir yenisini ekliyor. Kadına yönelik şiddeti önleme yükümlülüğü olan devlet; kadınlara yönelik işkenceye varan özel savaş uygulamalarıyla, yoksullaştırma politikalarıyla, erkek yargı mekanizmasıyla, hukuksuz uygulamalarıyla şiddeti yeniden üretiyor. Sadece bu sene 347 kadın erkek şiddetiyle katledildi. İktidar failleri koruyor ve cezasızlık politikalarıyla ödüllendirmeye devam ediyor.

    “TARİKATLARIN VE CEMAATLERİN KARANLIĞINA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Gülistan Doku’nun, Zeren’in, Dina’nın, Kübra’nın, Hande’nin, Ceren’in ve diğer bütün kız kardeşlerimizin faillerini de, failleri cezasızlıkla ödüllendirenleri de tanıyoruz!
    AKP iktidarı geldiği ilk günden bu yana kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden kendini var ediyor. Sözde kutsal aile yapılarını korumak için düzenledikleri nefret yürüyüşleri ile bizleri hedef haline getiriyorlar ve hayatlarımızı tehlike altına atarak kendi çizdikleri sınırlar içerisine hapsetmeye çalışıyorlar.

    Kadın ve LGBTİ+ düşmanlığına karşı bir araya geleceğiz, özgürlük talebini büyüteceğiz. Kadınları aileden ibaret gören politikalarıyla tüm kamusal alanları ve özellikle eğitimi siyasal islamcı politikalarla kuşatıyor. Tarikatların ve cemaatlerin karanlığına teslim olmayacağız demek için sokaklardayız!

    “BİZ KADINLAR DİRENİŞİN SESİ OLMAKTA ISRARCI OLACAĞIZ”

    Cinsiyete dayalı emek sömürüsü, bizleri işyerlerinde taciz, tecavüz ve mobbing olarak karşılıyor. Bir yandan mülteci kadınları sırf düşük maliyet sağlayabilmek için güvencesiz işlerde çalıştırdıklarını, ayrımcı politikalarla hedef haline getirildiklerini de biliyoruz Biz kadınlar yoksullaştırma ve güvencesizleştirme politikalarınızı kabul etmiyoruz! Bu umutsuzluğun karşısında bir araya geleceğiz, umudun sesini büyüteceğiz! İktidar İsrail’in Filistin işgaline ve soykırım girişimine karşı boş söylemlerini sürdürüyor. Bu büyük baskı, korku ve yıldırma politikalarına rağmen biz kadınlar barışın, adaletin ve direnişin sesi olmakta ısrarcı olacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kadınlar Mecidiyeköy’den haykırdı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!-VİDEO

    Kadınlar Mecidiyeköy’den haykırdı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Mecidiyeköy’de 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, “jin, jiyan, azadî” ve “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla taleplerini haykırdı. Komite sorumlusu ve polis arasında yapılan müzakere konuşması sırasında bir kadın, polis şiddetine uğradı.

    İstanbul’da kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla Mecidiyeköy Meydanı’nda buluştu. 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde gerçekleşen buluşma, “Failler evde, mecliste, iş yerinde, okullarda; kadınlar erkek devlet şiddetine karşı sokaklarda” şiarıyla gerçekleştiriliyor.

    Eylem öncesi tüm yollar polis bariyerlerle kapatıldı ancak kadınlar, Mecidiyeköy’de buluştu. Kadınlar, “Rojava’daki mücadele kadınların mücadelesidir” pankartı açarak, “Bedeni 7 gün sokakta kalan anneler, Rojava’da katledilen çocuklar”, “Jin, jiyan, azadî”, “Sara, Rojbin, Ronahî”, “Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” ve “Kadınlar birlikte güçlü” sloganları atıyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile HEDEP Van Milletvekili Pervin Buldan ve HEDEP İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Özgül Saki de alana geldi.
    “ROJAVA’DAN FİLİSTİN’E SAVAŞA HAYIR”
    Savaş politikalarına dikkat çeken kadınlar, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılar ile İsrail-Filistin savaşına karşı barışı savundu. Kadınlar, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Filistin’de direnen kadınlara bin selam”, “Filistin’e özgürlük, İsrail’e boykot”, “Savaşa karşı yaşasın kadın dayanışması”, “Rojava’dan Filistin’de direnen kadınlara bin selam”, “Rojava’dan Gazze’ye halklar direnişte” sloganlarını attı.
    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİM”
    Kadınlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alınmasına karşı tepkilerini de dile getirdi. “İstanbul Sözleşmesi bizim” dövizlerini taşıyan kadınlar, sloganlarıyla iktidarın hedefinde olan 6284 sayılı yasaya sahip çıktı.
    “GECELER BİZİM, SOKAKLAR BİZİM, MEYDANLAR BİZİM”

    Kadınlar Cevahir AVM önünde yasakları protesto etmek için basın açıklaması yaptı. Platform açıklamayı Cemile Baklacı okudu. Açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Bugün biz kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için, öfkemiz ve isyanımızla geldiğimiz bu alanda bir kez daha devlet yasakları ve polis şiddetiyle günü bitiriyoruz. Bir araya gelişimizi engellemeye çalışanlara bir kez daha gösterdik: Kadınlar olarak bir aradayız, isyandayız! Barikatla kapattıkları yollardan, yasakladıkları meydanlardan, tenha ve karanlık sokaklardan, bize reva gördükleri güvenliksiz yurtlardan, bir hayat kurabilmek için üç kuruşa çalıştığımız güvencesiz işlerimizden, bizi ekonomik ve sosyal olarak mahkum ettiğiniz şiddet dolu evlerden, karşılığını hiçbir şekilde alamadığımız, üzerimize yıkılan bakım emeğiyle ayakta kalan AC ailelerinizden çıktık; kimliğimiz, bedenimiz, varoluşumuz ve özgürlüğümüz için bir araya geldik.

    Filistin’den Rojava’ya, İran’dan Afganistan’a direnen kadınların sesi olmak için, savaş politikalarına karşı durmak için bir araya geldik. Şiddet faillerine, failleri aklayan yargıya, cezasızlık politikalarına karşı, bir kişi daha eksilmemek için erkek-devlet şiddetine karşı bir araya geldik. Aile politikalarına karşı makbul kadınlar olmayacağız demeye, LGBTİ+fobiye izin vermeyeceğiz demeye geldik. Yarattığınız krizin bedelini ödemeyeceğiz, yoksulluğa mahkum edilmeyeceğiz demek için bir araya geldik. Erkek-devlet şiddetine, savaşa, sömürüye, yoksulluğa, çocuk istismarına, LGBTİ+fobiye, bizi mahkum etmeye çalıştığınız bu yaşama karşı direnişimizle bir aradayız, isyandayız!

    Birlikteyiz, çünkü bizim gücümüz ve umudumuz birbirimizde. Birlikteyiz, çünkü yan yana geldiğimizde; sokaklarında katledilmediğimiz, enkazlarında ölmediğimiz, yurtlarında istismar edilmediğimiz, iş yerlerinde ve ailelerde sömürülmediğimiz; eşit, özgür, şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünyayı yaratabileceğimizi biliyoruz. Her birimiz için özgür bir yaşam kurana dek mücadelemiz bitmeyecek. Geceler bizim, sokaklar bizim, meydanlar bizim!”

    Açıklamanın ardından ara sokaklardan yürüyerek dağılmak isteyen kadınların önü yer yer polis tarafından kesildi. Dağılma kararı alan kitle Fulya’dan aşağı doğru inerken polis barikatı kuruldu. Komite sorumlusu ve polis arasında yapılan müzakere konuşması sırasında bir kadın yurttaş polis şiddetine uğradı.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • ‘Afganistan’da Taliban şiddeti var; kadınlar dövülüyor, tecavüze uğruyor, öldürülüyor’

    ‘Afganistan’da Taliban şiddeti var; kadınlar dövülüyor, tecavüze uğruyor, öldürülüyor’

    PİRHA- Mor Cumartesi Hareketi, 25 Kasım dolayısıyla Taliban yönetimindeki Afganistan’da kadınların eğitim, sağlık ve çalışma haklarının ellerinden alınıp erken evliliklere zorlandığına, ‘namus’ cinayetlerine ve diğer şiddet türlerine maruz kaldıklarına dikkat çekti.

    Afganistanlı kadınlar tarafından kurulan bir oluşum olan Mor Cumartesi Hareketi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla sosyal medya hesaplarından bir mesaj yayımladı.

    Taliban’ın kadınlara karşı insanlık suçu işlediğine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Ağustos 2021’de Afganistan’ın kontrolünü ele geçiren aşırılıkçı bir grup olan Taliban’ın kadınlara baskı yapma ve onları temel insan haklarından mahrum bırakma geçmişi var. Onların yönetimi altında kadınlar sıklıkla fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor. Eğitim, sağlık ve çalışma hakları ellerinden alınıyor. Ayrıca erken evliliklere zorlanıyorlar, ‘namus’ cinayetlerine ve diğer şiddet türlerine maruz kalıyorlar.

    “TALİBAN’IN ŞİDDETİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR”

    Birleşmiş Milletler, 25 Kasım’ı Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti. Bugün, dünya çapında kadınların her gün karşılaştığı şiddet konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Ancak Afganistan gibi Taliban’ın iktidarda olduğu ülkelerde bugün çoğu zaman görmezden geliniyor ve kadına yönelik şiddet hız kesmeden devam ediyor.

    “TALİBAN’IN ŞİDDETİNİ ÖNLEMEK İÇİN BİR ŞEY YAPILMADI”

    Taliban’ın kontrolü ele geçirmesinden bu yana geçen iki yılda, raporlar kadına yönelik şiddetin önemli ölçüde arttığını gösteriyor. Kadınlar ceza almadan dövülüyor, tecavüze uğruyor ve öldürülüyor. Zorla evlendiriliyorlar ve temel insan haklarından mahrum bırakılıyorlar. Uluslararası toplum Taliban’ın kadınlara yönelik muamelesini kınadı ancak şu ana kadar şiddeti durdurmak için çok az şey yapıldı.
    Afganistan’daki durum, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün önemini açıkça hatırlatıyor. Şiddete ve baskıya karşı durma, her yerde kadın hakları için mücadele etme günüdür. Şiddette hayatını kaybeden kadınları anma ve kadınlara saygı ve onurla davranıldığı bir dünya için çalışma günüdür.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İSİG Meclisi: 1349 kadın çalışan, son 10 yılda iş kazalarında yaşamını yitirdi

    İSİG Meclisi: 1349 kadın çalışan, son 10 yılda iş kazalarında yaşamını yitirdi

    PİRHA – İSİG Meclisi, kadın iş cinayetleri raporunu açıkladı. Son 10 yılda en az 1349 kadın çalışanın iş kazalarında yaşamını yitirdiğine dikkat çeken İSİG Meclisi, “Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır” diye belirtti.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadın iş cinayetleri raporunu açıkladı. Kadınların ayrımcılığın, şiddetin, sömürünün kıskacında olduğunu belirten İSİG Meclisi, 2013’ten bugüne en az 1349 kadın işçinin yaşamını yitirdiğini belirtti.

    “TACİZ VE ŞİDDET İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SORUNUDUR”

    İSİG Meclisi, kadınların istihdamdan dışlanmasını “ekonomik şiddet” olarak ifade ederek raporda şu bilgileri paylaştı:

    “Kadına yönelik şiddetin bir alanı olarak çalışma yaşamındaki koşullara ve bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak işyerinde kadına yönelik cinsel taciz, şiddet ve ayrımcılığa vurgu yapıyor, 2013’ten bu yana iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 1349 kadın işçiyi anarak, işyerlerinde dayatılan koşulların kadın işçileri ölüme sürüklediğine dikkat çekmek istiyoruz.

    Çalışma yaşamında, kadına yönelik cinsel taciz ve şiddet sistematik bir biçimde “bireysel vakalar” olarak ele alınıyor. Oysa şiddetin mekânları arasında en az tartışılanı olsa da çalışma yaşamı, hem sınıfsal hem de cinsel eşitsizliğin birleşimi olarak çok daha vahim bir şiddet tablosunun ortaya çıkmasına neden oluyor kadınlar için.

    Çalışma yaşamının erilliği, işyeri ortamı ve tasarımından, işyerlerinin yönetim yapısı, işyerindeki işbölümü ve ilişkilere kadar her yerde kadınlar aleyhine işliyor. Cinsiyete dayalı emek sömürüsü, kadınların çalışma yaşamında fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik ve dijital şiddete maruz kalmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden oluyor. Kadınları zaman zaman çalışma yaşamının dışına da itebilecek toplumsal cinsiyet kökenli şiddet ve ayrımcılık, çalışma yaşamının kadınlar için sağlıklı ve güvenli olmamasının da en büyük nedenlerinden birisi. Bu nedenle, işyerinde kadına yönelik cinsel tacizi ve şiddeti de bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak tanımlıyoruz.

    EKONOMİK ŞİDDET VE KADIN İŞÇİLER

    İSİG Meclisi, kadınların, eğitim ve çalışmalarına izin verilmeyerek ekonomik şiddete maruz kaldıklarının da altını çizdi. Raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Ücretsiz ev emekçisi kadınların pek çoğu sorumluluklarından kaynaklı ücretli bir işte çalışamıyor. Ekonomik krizlerin en hızlı ve en çok yoksullaştırılan, sosyal güvenlik korumasının dışına çıkartılan, kemer sıkma politikalarının en fazla uygulandığı kesim de kadınlar oluyor. Kadın işsizliği oranı ekonomik kriz etkilerinin en fazla hissedildiği 2009’u aşmış durumda ve işsizlikte kadın ve erkek oranı arasındaki fark giderek açılıyor.

    Türkiye’de, kadınlar istihdamın dışına itilerek ekonomik şiddet gördüğü gibi, istihdam edildiklerinde de bu ekonomik şiddet devam ediyor. Kadın emekçiler, aynı işi yaptıkları erkek işçilerle eşit şartlarda çalışamadığı ve kadın olduğu için ayrımcılığa uğradığı gibi, erkek işçilerle eşit ücret de alamıyor. Kadınlar; aynı düzeyde eğitim aldıkları erkeklerin ortalama ücretinin ancak yüzde 77,8’ini alabiliyor.

    “CİNSİYETÇİ İŞ BÖLÜMÜNE SON VERİLMELİ”

    İSİG Meclisi, 2013-2023 ( ilk on ay) yılları arasında en az 1379 kadın işçinin hayatını kaybettiği bilgisine de vurgu yaptı. Kadınların yaşadıkları iş cinayetleri, meslek hastalıkları ve iş kazalarının görünmediğimi belirten İSİG Meclisi, şu açıklamayı yaptı:

    “Veriler, erkek işçilerin kadın işçilere göre kaza geçirme olasılığının çok daha fazla olduğunu ve iş cinayetlerinde ölenlerin büyük bir kısmını erkek işçilerin oluşturduğunu söylüyor. Ne var ki bu değerlendirmelerde, istihdamda kadınların ağırlığı, kadın işgücünün ücretsiz ev işçiliği ve kayıt dışı istihdam boyutları görmezden geliniyor.

    Toplumsal cinsiyet karşısında tarafsız gibi görünen bakış açısında tehlike ve riskler herkes için aynıymış gibi ele alınıyor ve yansıtılıyor. Kadın işçilerin çalıştığı alanlar tehlikesiz ve basit gibi ele alınıp önlemlerin dışında bırakılıyor.

    Kadın iş cinayetlerinde en çarpıcı gerçek tarım-orman işkolundaki kadın işçi ölümleri. 2013’ten beri gerçekleşen kadın iş cinayetlerinin yüzde 42’si tarım-orman işkolundaki kadınların ölümleriydi. Tarım-orman işkolundaki ölümleri sağlık işkolu izledi. Kadın iş cinayetlerinin yaşandığı işkolları, Türkiye’de kadın istihdamının da kayıt dışı ve güvencesiz kadın işçi gerçeğini göstermesi bakımından da çarpıcı bir tablo. Bu tablonun gösterdiği bir başka gerçek 2013’ten beri yaşamını yitiren kadın işçilerin yalnızca 33’ünün sendikalı olması, başka bir ifadeyle iş cinayetlerinde yitirdiğimiz kadın işçilerin yüzde 97’sinin örgütsüz olmasıdır.

    Türkiye işçi sınıfının bir gerçekliği olarak, ölen kadın işçilerin 79’u göçmen/mülteci işçi olduğunu görüyoruz. Ev içi emeğin ana gövdesini oluşturan göçmen kadın işçilerin çalışma koşulları, kadın istihdamının vahim bir tablosunu yansıtıyor. Pasaportlarına el konulma, kaçak olarak çalıştırılma, “işçi kiralama bürosu” işlevi gören aracı şirketler eliyle çalıştırılma, işyerinde taciz, tecavüz ve şiddet, ücretini alamama göçmen kadın emekçilerin en büyük sorunları.

    Emeğimizin ve bedenimizin sömürülmesine, yaşamlarımızın çalınmasına karşı:

    1- Toplumsal cinsiyetçi işbölümüne son verilmelidir.

    2- Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır.

    3- Yeniden üretim atölyelerine dönüşen evler ve işyerleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı güvenli hale getirilmelidir.

    4- Gerek devlet tarafından gerekse emek ve meslek örgütleri tarafından oluşturulan işçi sağlığı ve güvenliği politikaları toplumsal cinsiyet açısından tekrar düzenlenmelidir.

    5- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, işyerlerinde ve evlerde kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işlerin ve bu işlerde çalışan kadınlarda rastlanan ortak sağlık sorunları ve riskleri rapor edilmeli ve kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.

    6- Kadınların çalışma alanlarındaki kimyasal, biyolojik, fiziksel, ergonomik vb. riskler saptanmalıdır.

    7- İşyerinde kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, cinsel sataşma tehlikesine karşı önlem alınmalı, bu konu sendikaların toplu sözleşmelerinin önemli bir gündemi olmalıdır.

    8- İşyeri toplu sözleşmelerinde, işkolu ve ülke bazındaki çerçeve sözleşmelerde kadın meslek hastalıklarına dair maddeler konulmalıdır.

    9- Ev ve bakım hizmetleri azami ölçüde kamusal alandan ücretsiz karşılanmalıdır.

    10- Kadınlar çifte mesaisinin yıpratıcılığı ve üstlerindeki aşırı iş yüküne bağlı fiziksel ve ruhsal zararlar toplamı bir meslek hastalığı tanımı getirilmelidir.

    11- Başta İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası olmak üzere bütün yasa ve yönetmelikler toplumsal cinsiyeti gözetecek bir biçimde yenilenmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • 7’nci Kadın Yazarlar Haftası Ankara’da başladı!

    7’nci Kadın Yazarlar Haftası Ankara’da başladı!

    PİRHA – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle kadın yazarlar Ankara’da buluştu.

    Çankaya Belediyesi’nin bu yıl 7’ncisini düzenlediği “Kadın Yazarlar Haftası” başladı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerde yazarlar Ayşe Başak Kaban, Funda Özyurt ve Burcu Hatipoğlu imza günleri ile yer alacak.

    20 Kasım’da başlayan etkinlikler, tiyatro oyunları, forum, paneller ve dayanışma stantlarıyla hafta boyunca Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Ankaralılarla buluşacak.

    Kadın Yazarlar Haftası süresince yazar Ayşe Başak Kaban, Funda Özyurt ve Burcu Hatipoğlu söyleşileri ve ardından imza günleri yapılacak.

    20 Kasım’da tiyatro oyunu “Bacı mısın, Peri misin, Müz Mü?” tiyatro oyunu ile başlayan ve 21 Kasım’da “Şiddete, Ayrımcılığa ve Nefrete Karşı Bir Aradayız” forumu ile devam eden etkinliklerde dayanışma stantları ve “İstanbul Sözleşmesi İçin Çiziyoruz” atölyesi de büyük ilgi gördü. Kadın Yazarlar Haftasıyla birleştirilen 25 Kasım etkinlikleri kapsamında, yazar Ayşe Başak Kaban’ın “Ben, Kendim ve Bergen” kitabının söyleşisi ve imza günü de 23 Kasım’da düzenlenecek.

    ETKİNLİK TAKVİMİ

    Düzenlenen etkinliklerin hafta boyu sürecek takvimi ise şöyle:

    22 KASIM ÇARŞAMBA

    Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede İnatçı İyimserlik Paneli

    Saat:18.00

    Hatice’nin Hecesi Tiyatro Oyunu

    Saat: 20.30

    23 KASIM PERŞEMBE

    Ayşe Başak Kaban ( Ben, Kendim ve Bergen)

    Söyleşi ve İmza Günü

    Saat: 18.00

    24 KASIM CUMA

    Funda Özyurt (Adanmış Hayatlar)

    Söyleşi ve İmza Günü

    Saat: 14.00

    Burcu Hatipoğlu

    Söyleşi ve İmza Günü

    Saat: 16.30

    PİRHA/ANKARA

  • Kadınlara şiddet uygulayan bekçi ve polisler tutuklandı-VİDEO

    Kadınlara şiddet uygulayan bekçi ve polisler tutuklandı-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kızılay’da 5 kadına şiddet uygulayan 1 bekçi ve 2 polis tutuklandı.

    Ankara’nın Kızılay semtinde 5 kadına şiddet uygulayan 1 bekçi ve 2 polis, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.

    Olaya ilişkin açıklama yapan Ankara Emniyet Müdürlüğü, “24 Ağustos günü saat 06.30 sıralarında haber merkezine gelen kavga ihbarı üzerine, olay yerine giden polis ekipleri, eğlence mekanının çıkışında alkollü vaziyetteyken, yoldan geçen kadınlara yönelik sözlü-fiziki saldırıda bulunan ve havaya ateş eden sivil kıyafetli, biri çarşı mahalle bekçisi, ikisi polis memuru olduğu anlaşılan (3) kişiyi derhal gözaltına almıştır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de sağlıkçılar şiddeti protesto etti

    Mersin’de sağlıkçılar şiddeti protesto etti

    PİRHA- Mersin’de doktor ve sağlık çalışanlarına yapılan bıçaklı saldırı protesto edilerek, iş bırakma eylemi yapıldı. 

    Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet günden güne artıyor. Son olarak Mersin Şehir Hastanesi acil bölümünde hasta yakınları hekim ve sağlık çalışanlarına bıçaklı saldırıda bulundu. Çeşitli yerlerinden bıçak darbesi alan özel güvenlik görevlisi tedavi altına alındı.

    Hastane çalışanları saldırıları protesto etmek için bugün iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES) çağrısıyla bir araya gelen sağlık emekçileri alkış ve sloganlarla bıçaklı saldırıyı protesto etti.

    PİRHA/MERSİN

  • İstanbul’da 9. Trans Onur Yürüyüşü’ne nefret saldırısı – VİDEO

    İstanbul’da 9. Trans Onur Yürüyüşü’ne nefret saldırısı – VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da altı yıl aranın ardından düzenlenen 9. Trans Onur Yürüyüşü valilik tarafından yasaklandı. Tüm engellemelere rağmen Harbiye’de bir araya gelen translar basın açıklaması yaptı. Açıklama sonrası dağılan grubu takip eden polis Dolapdere’de aralarında basın açıklamasını okuyan Trans Pride Komitesi’nden Yusuf da olmak üzere birçok kişiyi ters kelepçeyle gözaltına aldı. Gözaltıları görüntülemek isteyen basın mensupları da alandan darp edilerek uzaklaştırıldı.

    Erken saatlerden itibaren Taksim ve civarı polis ekipleri ve barikatlarla abluka altına alındı. Bunun üzerine LGBTİ+ aktivistler ve lubunyalar Osmanbey’deki Çimen Sokak’ta toplanarak açıklama yaptı. Basın açıklamasını okuyan Trans Pride Komitesi’nden Yusuf, altı yıllık aranın mücadelelerinden hiçbir şey eksiltmediğinin bilincinde, yeniden sokaklarda olduklarını söyledi.

    “MÜCADELEMİZ ORTAKTIR”

    Yapılan basın açıklamasında trans cinayetlerine, Gezi Direnişi’ne, 6 Şubat depremlerine dikkat çekildi. Aynı zamanda Cumartesi Anneleri ile mücadelenin ortak olduğu söylendi. Transfobik devleti de yıkacaklarını dile getiren LGBTİ+ aktivistler ve lubunyalar, şunları dile getirdi:

    “Gezi Direnişi’nde direnen başta LGBTİ+’lar olmak üzere tüm kesimleri direnişin 10. yılında selamlıyoruz. Bugün burada Gezi’de kolluk kuvveti tarafından katledilen, yaralanan, tutsak edilen halkların öfkesini kuşandık; alanlarda olduğumuzu bildiriyoruz. Gezi onurdur, yargılanamaz. 80’lerde Gezi Parkı merdivenlerinde açlık grevi yapan transları selamlıyor, mücadelemizin devam ettiğini bildiriyoruz. Dün 951. haftada bir araya gelen ve gözaltına alınan, yıllardır Galatasaray Meydanı’nda bu devlet tarafından kaybettirilen yakınlarını arayan Cumartesi Annelerini / İnsanlarını selamlıyoruz. Mücadelemiz ortaktır.”

    “ALANLAR SİZİN Mİ SANDINIZ?”
    “Sınırsız, sınıfsız, şiddetsiz, cinsiyetsiz ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz” diyen aktivistler, açıklamada şöyle sürdürdü:

    “Biz translar yine, yeniden haykırıyoruz: sınırsız, sınıfsız, şiddetsiz, cinsiyetsiz ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz. Bu devlet, ya bizlerin eşit yurttaşlar olduğunu farkına varıp bize güvenceli işler yaratacak, ya da çark caddelerimizde güvenli şekilde çalışmamıza alan açacak. Biz trans+’ları ‘korumaktan’ ziyade, bulduğu her fırsatta gücünü bize karşı kullanmayı sürdüren bu polis devletinden ve emrindeki kolluk kuvvetlerinin şiddetinden korkmuyoruz; tüm onurumuzla direniyoruz! Ya da korkuyoruz ayol! Ama yine de tüm şugarlığımızla buradayız, alanlardayız! Alanlar sizin mi sandınız?”

    DAĞILMAK İSTEYEN AKTİVİSTLERE GÖZALTI

    Açıklama sonrası aktivistler dağılmaya başlarken, kalkanlı polisler ve kimi noktalarda ise esnaf, aktivistler ve lubunyalara saldırdı. Polisler, aralarında açıklamayı okuyan Yusuf’un da olduğu birçok aktivisti ters kelepçe ve işkenceyle yaka paça gözaltına aldı.

    BASINA POLİS ŞİDDETİ
    Gözaltıları görüntülemek isteyen basın mensupları da alandan darp edilerek uzaklaştırıldı.

    SAKİ: VAZGEÇMİYORUZ

    Aktivistlere destek veren Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, polis şiddeti ve AKP-MHP iktidarına tepki göstererek, “Bugün arkadaşlarımız gözaltına alındı, arkadaşlarımız direndi. Bu mücadele, onur yürüyüşü sadece onların değil, her birimizin mücadelesi. Hepimiz eşitlik, özgürlük mücadelesini yükselteceğiz. Gazeteciler ve hukukçular da polis şiddetinden nasibini aldı ama vazgeçmiyoruz” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Mersin’de, katledilen Dr. Melek Bağçe için açıklama: İktidar şiddeti körüklüyor-VİDEO

    Mersin’de, katledilen Dr. Melek Bağçe için açıklama: İktidar şiddeti körüklüyor-VİDEO

    PİRHA-Alanya 5 No’lu Aile Sağlık Merkezi’nde (ASM) boşanma aşamasındaki erkek tarafından öldürülen Dr. Melek Bağçe’ye dair Mersin Tabip Odası ve SES Mersin Şubesi, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, şiddeti meşrulaştıran, körükleyen iktidarın; başta kadınlar, çocuklar, gençler, LGBTİ+lar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinde baskı, sindirme ve korku iklimi yaratmak amacıyla sürdürdüğüne dikkat çekildi.

    Mersin Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi, geçtiğimiz günlerde Alanya 5 No’lu Aile Sağlık Merkezi’nde (ASM) boşanma aşamasındaki erkek tarafından öldürülen Dr. Melek Bağçe’ye dair basın açıklaması yaptı. Eğitim-Sen Mersin Şubesi’nde yapılan açıklamaya demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi.

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan Dr. Reyhangül Baloğlu, Bağçe’nin katledilmesinin bir ilk olmadığının altını çizerek, “Şiddeti meşrulaştıran, körükleyen, hatta sürekli olarak yeniden üreten iktidar ve siyaset dili, başta kadınlar, çocuklar, gençler, LGBTİ+lar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinde baskı, sindirme ve korku iklimi yaratmak amacıyla sürdürülmektedir. Dozu giderek artan bu şiddet söylemi, insan ve doğa haklarını hiçe sayan güvenlikçi-militarist-neoliberal politikalarla güçlendirilmektedir” diye konuştu.

    Kadını ve kazanılmış haklarını yok sayan, sahiplenilmesi gereken bir mal gibi gören kadın düşmanı erkek egemen politikalar, alınmayan koruyucu önlemler, işletilmeyen düzenleyici mekanizmalar ve cezasızlık politikaların hayatın her alanını kuşatmaya devam ettiğini vurgulayan Reyhangül Baloğlu, “Bizler biliyoruz ki; kadın cinayetleri politiktir ve bütün kadın cinayetlerinde olduğu gibi kız kardeşimiz Dr. Melek Bağçe’yi yaşamdan koparan fail yalnızca boşanma aşamasında olduğu erkek değil, bu kadın düşmanı politikalardır” şeklinde konuştu.

    İktidarın sağlık çalışanlarının “Sağlıkta şiddete son” çığlıkları duymadığını dile getiren Reyhangül Baloğlu, şunları aktardı:

    “Sağlığın ve yaşamın korunması için hizmet üretilen ve güvenli olması gereken sağlık kurumları, günümüzde eli silahlı erkek faillerin kolayca girip çıktığı, özellikle kadın sağlık çalışanlarına yönelik tacizden cinayete her tür şiddet eylemini gerçekleştirebildiği ortamlara dönüşmüştür. Meslektaşımız Dr. Melek Bağçe’nin çalıştığı Damlataş Aile Sağlığı Merkezi’nde katledilmesine yol açan, şiddete açık olan ve şiddete karşı gerekli önlemlerin alınmadığı bu güvenli olmayan çalışma ortamlarıdır.

    Bir kadını daha kaybetmemek için yaşamdan, sağlıktan, özgürlükten yana ve meslekten bir kişi daha eksilmemek için kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. İnsan haklarına ve onuruna yaraşır, şiddete karşı güvenli çalışma ortamlarını talep etmekten ve mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Samandağ’da darp edilerek gözaltına alınan depremzedenin kaburgası kırılmış

    Samandağ’da darp edilerek gözaltına alınan depremzedenin kaburgası kırılmış

    PİRHA-Samandağ Uzunbağ’daki moloz dökülmesine tepki gösterirken darp edilerek gözaltına alınanlardan Çağdaş Can’ın kaburgasında iki kırık tespit edildi. 

    Yeni Demokrasi Gazetesi’nde yer alan habere göre, Hatay’ın Samandağ ilçesi Uzunbağ’da moloz döküm alanındaki halk nöbeti devam ederken, nöbetin 2. gününde jandarmanın müdahalesi sonucu aralarında depremzedelerin olduğu birçok kişi gözaltına alınmıştı.

    Halkın direnişi devam ederken, Uzunbağ’dan Yeşilköy’e yürüyen Samandağ halkına asker-jandarma biber gazıyla müdahale etmiş, bir kadın bayılırken bir çocuk da darp edilerek gözaltına alınmıştı. Bir süre sonra gözaltına alınanlar serbest bırakılırken, 3 kişi “2911 sayılı kanuna muhalefet, jandarmaya mukavemet, halkı kin ve nefrete sürükleme” suçlamasıyla savcılığa çıkarıldı ve 3 kişi serbest bırakıldı.

    GÖZALTINDA ŞİDDET, KABURGADA KIRIK

    Yeşilköy’de darp edilerek gözaltına alınan depremzede Çağdaş Can’ın kaburgasında iki kırığın oluştuğu kaydedildi. Gözaltına alındığı sırada şiddete maruz kalan Çağdaş Can, sağlık kontrolü için hastaneye götürüldükten sonra doktorlar tarafından kırığı tespit edecek tetkikler yapılmadı. Gözaltında olduğu sırada ağrısının olduğunu belirten Can, savcılığa çıkarılmak üzere sağlık kontrolü için yeniden hastaneye götürüldüğünde röntgen çekilmesini talep etti. Ancak röntgen çekildikten sonra kırıkları gören doktor ve askerler telaşlanarak kendisine sonuçları göstermedi. Sonuçlarda sadece leke çıktığı söylendi. Savcılıktan bırakıldıktan sonra sonuçları doktora gösteren Can’ın kaburgasında iki kırığın meydana geldiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    >Samandağ’da’ Yaşam Nöbeti’ne müdahale: Gözaltılar var-VİDEO

  • Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkez Yurdu’nda kimsesiz depremzede çocuklara işkence

    Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkez Yurdu’nda kimsesiz depremzede çocuklara işkence

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerde ağır hasan alan Hatay Antakya Çocuk Evleri Sitesi’nde yaşayan kimsesiz çocuklar Hatay dışındaki yurtlara gönderildi. İstanbul Kemerburgaz’da bulunan Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkez Yurdu’na gönderilen çocuklardan A.Ç. ve M.C. yurtta çalışan görevliler ve jandarma tarafından tehdit ve işkenceye uğradıklarını anlattı.

    Depremden 3 gün sonra İstanbul’a getirilen kimsesiz çocuklar, Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkez Yurdu’nda ummadıkları baskılarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Yurt görevlileri, hocalar ve müdür tarafından uyurken zorla uyandırılma, zorla duş alma, dışarıya çıkma yasağı ve bir hoca tarafından da yağmacı ve hırsız gibi iftiralara maruz kaldıklarını anlatan çocuklar, Cimer ve jandarmaya şikâyette bulunduklarını söyledi. Kimsesiz çocuklar bir sonuç alamadıkları gibi hem müdür hem de jandarma tarafından tehdit edildiklerini dile getirdi.

    A.Ç: 17 YAŞINDA 5 KİŞİDEN DAYAK YEMEK BENİ ÜZDÜ

    İzinde olduğunu, yurda akşam geldiğini ve her akşam duş alma zorunluluğu olduğu gerekçesiyle nöbetçi amir ve 5 kişi tarafından işkenceye maruz kalan A.Ç. yaşadığı olayı şöyle anlattı:

    “Akşam yurda geri geldiğimde biraz uyudum. Yurtta her akşam duş alma zorunluluğu varmış. Bende karşı çıktım. “Kaç yaşında insanlarız, ne zaman duş alacağımı size mi soracağım” dedim. 3 ay sonra 18 yaşıma gireceğim. Ben ne zaman duş alacağımı biliyorum. “Ben duş almıyorum” dedim. “Alacaksın, kurallar var” dediler. Yetkili nöbetçi amirin yanına beni indirdiler. Amir “niye duş almıyorsun?” dedi. Bende “3 ay sonra 18’ime gireceğim. Ne zaman duş alacağımı bilirim” dedim.

    Oradan çıkıp tam odama girerken görevli beni itti. Ben “abi ne itiyorsun?” diye bağırınca o da “konuşma lan!” diye bana bağırdı. Onun sesine gelen 5 kişi birden bana saldırdılar. Dişimi kanattılar. Sonra ben de jandarmayı aradım. Hepsinden şikayetçi oldum. Sabah olunca müdür beni “şikayetini geri çekmezsen seni çok zor durumda bırakacağız, izne göndermeyeceğiz” diyerek tehdit etti. Oradaki çocukları da beni dövdüklerine dair bir şey anlatmamaları için tehdit ettiler. Daha önce de oradaki çocuklara vurduklarını gördük. Darp raporu aldım. Bundan sonra gerekli şeylerin yapılmasını talep ediyorum. 17 yaşında 5 kişiden dayak yemek beni üzdü.”

    “LAVABOYA GİDERSİN ARKANDAN 5-6 KİŞİ GÖNDERİRİM SENİ MAHVEDERLER”

    Kurumdan çıkıp tekrar aynı kuruma atanan yurt görevlisinin ve jandarmanın çocukları tehdit ettiğini söyleyen M.C. tanık olduğu olayları şöyle aktardı:

    “Yurtta kalan çocuklar bize şiddet gördüklerini anlatmışlardı. ‘Onların söylediklerini yapmazsan dövüyorlar. Kurallara uymak zorundayız’ diye bahsetmişlerdi. O kurumdan çıkıp tekrardan o kuruma atanmış bir görevli bizim çocuklardan birine ‘lavaboya gidersin arkandan 5-6 kişi gönderirim seni mahvederler. Günü birlik izne çıktığın zaman Alibeyköy’de seni mahvederler’ diyerek tehdit etmiş. Biz Hatay’daki kurum hocalarımıza anlattık ama onların da elinden bir şey gelmedi. En fazla ‘polise şikâyet edin’ diyebildiler.

    Ben izindeyken yine bizim çocuklar kavga etmişler oradakilerle jandarma gelmiş. Jandarma da onlara ‘elinizi ayağınızı kırarım size işlem başlatırım’ demiş. Haksız olan onlar, mağdur olan biziz. Bide bize kurumdaki hocalar ‘bize yardımcı olmanız lazım’ diyorlar. Bize iyi yaklaşılması gerekirken yağmacı, hırsız gibi hakaretlere maruz kaldık. Bir de biz izne çıktıktan sonra Hatay’dan beraber geldiğimiz arkadaşımızı dövmüşler.”

    M.C: BİZ KÖTÜ İNSANLAR DEĞİLİZ

    Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkez Yurdu’nda bulunan görevlilerin insanlık suçu işlediğini ifade eden çocuklardan M.C. kötü insanlar olmadıklarını ve bu süreçten sonra bir şeylerin değişmesini istediklerini belirterek şunları söyledi:

    “Bu süreçten sonra bir şeylerin değişmesini istiyoruz. Bize böyle davranmalarını istemiyoruz. Biz kötü insanlar değiliz. Kötü insanlar olsaydık 3 gün boyunca Hatay’da kalıp oradaki insanlara yardım etmezdik. Onlarca insan kurtardık ama karşılaştığımız manzara hiç hoş değildi. Bu kabul edilebilir bir şey değil. İnsanlık suçu işliyorlar. A.Ç. oradaki çocuklarla kavga etmiş olsa neyse ama bunu oradaki hocalar yapıyor. Ben yetkili olan herkese yazdım ama hiçbir sonuç alamadık. Ben yıllardır yurtta kalıyorum hocalar şiddet uyguladığında karşılık versem benim başımı yakarlar. Bunu çok iyi biliyorum. Bir şeylerin değişmesini istiyoruz.”

    Devrim Fındık/İSTANBUL

  • Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan birlikteliğe dönüşmüştür

    Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan birlikteliğe dönüşmüştür

    PİRHA- Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan bir birlikteliğe dönüşmüştür” dedi.

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’na katılma görüşmeleri süren HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin ‘ön koşul’ olarak sunmasıyla başlayan “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması” tartışmasına tepki gösterdi.

    Kemal Kılıçdaroğlu, “Son gelişmeler şunu net göstermiştir ki, mütedeyyin gençlerin yeri de Millet İttifakıdır. Üzülerek görüyorum ki, Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan bir birlikteliğe dönüşmüştür” paylaşımında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık-Sen: 2022 yılında 422 sağlık emekçisi şiddete maruz kaldı

    Sağlık-Sen: 2022 yılında 422 sağlık emekçisi şiddete maruz kaldı

    PİRHA-Sağlık-Sen 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nda sağlık emekçilerine yönelik 249 şiddet olayının meydana geldiği, 422 sağlık emekçisinin şiddete maruz kaldığı belirtildi.

    Sağlıkçılara yönelik yaşanan şiddet olayları her geçen gün artarak devam ediyor. Sağlık emekçileri, hakaret ve şiddete uğramalarının önüne geçecek yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgularken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni güvenlik uygulamasına geçildiğini belirterek kapı güvenlik sistemlerinin kurulduğunu duyurmuştu.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası’nın (Sağlık-Sen) 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nu açıkladı.

    “SALDIRGANLARIN SERBEST BIRAKILMASI FAİLLERİ CESARETLENDİRMİŞTİR”

    2022 yılında, sağlık emekçilerine yönelik şiddetin artarak devam ettiği belirtilen açıklamada, “Aralık ayında yaşanan 15 şiddet olayıyla birlikte 2022 yılında toplamda 249 şiddet olayı yaşandı. 2021 yılında bu rakam 190 idi. Yıl boyunca yaşanan 494 saldırganın neden olduğu 249 şiddet vakasında 422 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. 1 doktor ve 1 güvenlik görevlisi ise görevi başında hayatını kaybetti. Şiddet olaylarının 210’una hasta ve hasta yakınları neden olurken, 35’ine kendini bilmez kişiler sebebiyet verdi. 4 olaya ise idareciler neden oldu. 249 şiddet olayının 216’sı hem sözlü hem fiili, 32’si sözlü, 1’i mobbing şeklinde cereyan etti. 2022 yılı boyunca yaşanan 249 şiddet olayının 206’sı hastanelerde vuku buldu. 23 olay sahada yaşanırken, 16 şiddet olayı ise aile sağlık merkezlerinde gerçekleşti. Aynı zamanda 1 olay sosyal medya, 3 olay ise SABİM üzerinden tehditle gerçekleşti. Mağdurlara branş bazlı baktığımızda ise yıl boyunca en çok şiddete maruz kalanların doktor ve hemşireler olduğunu görüyoruz” denildi.

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Sağlıkta Şiddet Yasası’na rağmen saldırganların adli mercilerce serbest bırakılması, her zaman olduğu gibi sağlık çalışanlarını yaralarken, failleri cesaretlendirmiştir. Bu nedenle, hâkim, savcı ve kolluk kuvvetlerine önemli görevler düştüğünü hatırlamakta fayda var. Elbette sağlık idaresine de her zaman olduğu gibi önemli görevler düşmektedir. Bu kapsamda X-ray cihazlarının hastanelere yerleştirilmeleri hızlandırılmalıdır. Güvenlik görevlilerine hem eğitim verilmeli hem de yetkileri artırılmalıdır. Hasta ve hasta yakınlarının hastanede bekleme alanları ayrı tutulmalıdır. Şiddet olaylarının yoğun yaşandığı acil servislerde ilave güvenlik tedbirlerine yer verilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Bianet: Erkekler kasım ayında en az 28 kadını öldürdü

    Bianet: Erkekler kasım ayında en az 28 kadını öldürdü

    Bianet’in gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler kasımda en az 28 kadını öldürdü. Kasım ayında en az 12 kadının ölümü basına “şüpheli” ölüm olarak yansıdı.

    Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler kasımda en az 28 kadını öldürdü. Kasım ayında en az 12 kadının ölümü basına “şüpheli” ölüm olarak yansıdı.

    Erkekler, en az 53 kadına şiddet uyguladı, en az 4 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 9 kadını taciz etti, Erkekler, basına yansıyan verilere göre en az bir kadına tecavüz etti.

    İstanbul ve Van’da iki kadının ölümü basına “faili meçhul cinayet” olarak yansıdı. Şırnak’ta erkekler, bir kadını öldürmekle tehdit etti.

    İLK 11 AYDA 308 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

    2022’nin ilk on bir ayında erkekler, 308 kadını öldürdü, 140 kadını taciz etti, 209 çocuğu istismar etti, 728 kadına şiddet uyguladı, 26 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 386 kadını seks işçiliğine zorladı. 2022’nin ilk on bir ayında 171 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, yılın ilk on bir ayında en az 36 çocuğu öldürdü.

    CİNAYET

    Erkekler, Kasım’da en az 28 kadını öldürdü; geçen yıl aynı ayda bu sayı 34 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanındaki en az 2 erkeği de öldürdü. Erkeklerin öldürdüğü iki kadın Irak, biri Suriye, iki kadın da Özbekistan göçmeniydi.

    En az 6 kadın koruma kararına rağmen öldürüldü.

    Erkekler 8 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Bir kadın “yemek yapmadığı” bir kadın da “cin çıkarıyorum” denilerek öldürüldü. Erkeklerin 18 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

    20 kadını eşi, eski eşi, sevgilisi erkekler, iki kadını babası, bir kadını damadı öldürdü. Beş kadını öldüren erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    18 kadın ev içinde, 9 kadın işyeri, araç, sokak gibi ev dışı alanlarda öldürüldü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

    18 kadın ateşli silahlarla, 6 kadın kesici aletle, üç kadın boğularak öldürüldü. Erkeklerin bir kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

    Erkekler, Kasım 2022’de en az bir kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı iki idi.

    Erkekler, bir kadına ev içinde tecavüz etti. Basına yansıdığı kadarıyla bir kadına, akrabası tecavüz etti. Kadın, zihinsel engelleydi.

    9 KADINA TACİZ

    Kasım 2022’de erkekler en az dokuz kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay, bu sayı 16 idi.

    Erkekler, dokuz kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Kadınlardan biri Azerbaycan göçmeniydi.

    Erkekler dokuz kadını ev dışı alanlarda iki kadını ev içinde taciz etti.

    İki kadını kurye, bir kadını iş arkadaşı, bir kadını gazeteci, bir kadını da savcı taciz etti. Dört kadını taciz eden erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    EN AZ 4 ÇOCUK İSTİSMARI

    Erkekler, Kasım’da en az dört kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 11 idi.

    Bir çocuğu öğretmeni, iki çocuğu kuran kursu öğretmeni istismar etti. Bir çocuğu istismar eden dört fail erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    Erkekler, dört çocuğu da okul, kuran kursu gibi ev dışı alanlarda istismar etti.

    ŞİDDET, YARALAMA

    Erkekler, Kasım’da 53 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 62 idi.

    Erkeklerin şiddet uyguladığı en az dokuz kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 12 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı. Erkeklerin şiddet uyguladığı bir kadın Arabistanlı bir kadın da Suriyeliydi.

    En az 41 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Bir kadını taksi şoförü, altı kadını da akrabaları yaraladı. Beş kadını yaralayan dört erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    Erkekler, en az 16 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Erkeklerin 37 kadına şiddet uygulama “bahanesi“ basına yansımadı.

    Erkekler, 30 kadını darbederek, üç kadını yakarak, 12 kadını ateşli silahlarla, altı kadını da kesici aletle yaraladı. Erkeklerin iki kadına nasıl şiddet uyguladığı basına yansımadı. Erkekler, 18 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda, 30 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin beş kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eşitlik İçin Kadın Platformu: Şiddete ve eril zihniyete alışmayacağız

    Eşitlik İçin Kadın Platformu: Şiddete ve eril zihniyete alışmayacağız

    PİRHA-Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 25 Kasım dolayısıyla yaptığı açıklamada, ‘Şiddete ve eril zihniyete alışmayacağız, özgürlüğümüzden asla vazgeçmeyeceğiz’ dedi. Eşik, kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurguladı. 

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.

    Açıklamada, kadın mücadelesinin eril zihniyete karşı her geçen gün daha güçlendiği belirtilirken, “Dünyada ve ülkemizde, eril otoriter baskı, eşitlik karşıtlığı ve şiddet dili körüklendikçe, dayanışma ve cesaretle büyüyen mücadelemiz daha çok güçleniyor. Yasaklanan meydanlarda, içinde şiddet ve orantısız iş yükü olan evlerde, ayrımcılığın sıradanlaştırıldığı işyerlerinde, özgür düşüncenin kilit altına alınmaya çalışıldığı üniversitelerde, daha çok zenginlik uğruna yaşam kaynaklarımıza hunharca kıyılan dağlarda, derelerde ve yoksulluk kıskacındaki hayatın devam ettiği her yerde, her gün biraz daha güçlenerek direnmeye devam ediyoruz” denildi.

    “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo’ya karşı direnen Mirabal Kardeşler’in tecavüze uğrayarak katledilmesi, günümüzde İran rejimi tarafından katledilen Mahsa Amini ve Türkiye’de kadına yönelik her türlü şiddetin tırmandığı belirtilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Kadın cinayetleri politiktir demeye devam ediyor, kadına karşı şiddetin erkeğin ‘fiziksel üstünlüğünden’ değil ekonomik, politik toplumsal eşitsizliklerden, cinsiyetçi, ayrımcı eril düşünce ve kültürel pratiklerden kaynaklandığını hatırlatıyoruz. Şiddetin ardındaki bu gerçekliği görmezden gelerek şiddete karşı olduğunu iddia edenlerin aynı tahakküm sistemini beslediklerinin altını çiziyoruz.”

    “KADIN CİNAYETLERİNİN AZALDIĞINI İDDİA EDENLERE KARŞI ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”  

    Açıklamada, “Her güne, en az üç kadının katledildiği, bir o kadarın da şüpheli şekilde ‘öldüğü’ haberiyle başlamaya alışmayacağız, bunu kanıksamayacağız. Kadın cinayetlerinin, ülke dışında yürütülen savaşlarla aynı yıkıcı, yok edici eril zihniyetten beslendiğinin farkında olarak, her tür savaşa karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Kadınların salt kadın oldukları için yaşamdan koparılması karşısında sesini çıkarmayan, görevini yapmayan herkes bu büyük savaşın bir parçasıdır. Her bir kadın cinayeti haberinin ardından evinde şiddet riski olan kaç milyon kadın ve çocuğun delik deşik uykularla yaşadığını, şiddetin hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini asla unutturmayacağız. Kadına karşı şiddetin düştüğü, kadın cinayetlerinin azaldığını iddia ederek sorumluluktan kaçmaya, kadınların hayatlarını ucuz siyaset malzemesi yapmaya çalışanları açığa çıkarmaya devam edeceğiz” ifadesi kullanıldı.

    5 ACİL TALEP

    1 Ekim-13 Kasım tarihleri arasında düzenlenen kadın forumlarına değinilen açıklamada, “Buluştuğumuz, her toplumsal kesimden ve her siyasetten bin 400’e yakın kadınla birlikte altını bir kez daha çizdiğimiz 5 acil talebimizde ısrar etmeye devam edeceğiz” denilerek şu talepler kaydedildi:

    *Eşit yurttaşlık hakkımızı aşındırmaktan vazgeçin.
    *Kazanılmış haklarımızı tehdit eden söylem ve girişimlere son verin.
    *Evde, işte, sokakta, tüm toplumsal yaşamda şiddetsiz bir yaşam sürme hakkımız için acil eylem planı uygulayın.
    *Eğitimi eşitlikçi, ayrımcılıktan uzak, bilimsel, laik, parasız hale getirin.
    *Eşit istihdam, kreş ve işyerinde şiddeti önleme mekanizmaları için etkin politikalar uygulayın.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kadınlar: Şiddete karşı bir olalım, mücadele edelim-VİDEO

    Alevi kadınlar: Şiddete karşı bir olalım, mücadele edelim-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de yaşayan Alevi kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla yapılacak eylemlere Alevi kadınlar olarak katılım çağrısında bulundular.

    Mersin’de yaşayan Alevi kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla PİRHA‘ya konuştu.

    Kadınlar, şiddetin her türlüsüyle yaşam içerisinde karşılaştığını belirten Bedia Caka, “Erke, otoriteye, baskıya karşı kadınlar mücadelesini her zaman sürdürüyor. Alevi kadınlar ise ayrıca inançlarından kaynaklı şiddet görüyorlar” dedi.

    Aysel Kılavuz ise, kadınların sistemin şiddetine maruz kaldığının altını çizerek, “Türkiye’de her gün kadınlar katlediliyor. Mersin’de de öldürülen kadınlar var. Bugün İran’da kadınlar Jına Mahsa Amini’nin öldürülmesine karşı direniyor. Biz istersek her şeyi yaparız. Bizler de bu sese kulak vermeliyiz ve mücadele etmeliyiz. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla yapılacak eylemlere Alevi kadınlar olarak katılım” çağrısında bulundu.

    Birgül Sarıkaya, susturulmak istenen, yok sayılan kadınların olduğunu vurgulayarak, şiddete karşı kadınların her alanda sesini, çığlığını İran’daki kadınlar gibi yükseltmesi gerektiğini söyledi.

    Yeter Özcan ise, Alevilerin dik duruşu sonucu inancın bugünlere taşındığını dile getirerek, “Alevi, ilerici, demokrat kadınlar olarak bir olalım” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Urfa’daki kuran kursunda çocuklara şiddet kameralara yansıdı

    Urfa’daki kuran kursunda çocuklara şiddet kameralara yansıdı

    PİRHA-Urfa’daki bir kuran kursu eğitmeninin temizlik yapan çocuklara önce hakaret edip, ardından tokat attığı anlara ilişkin görüntülerin paylaşıldığı olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Urfa’nın Ulucanlar Mahallesi’nde bulunan Kuran kursunda öğrenciler, eğitmen tarafından hakaret uğradıktan sonra darp edildi. Bir öğrencinin cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde temizlik yaptıkları görülen 5 çocuğun karşısına geçen eğitmen önce öğrencilere hakaret etti. Ardından tokat attığı görüldü.

    Olay anının kaydedildiğini fark eden eğitmen daha sonra “Kimdir o?” diyerek, çekim yapanı bulmaya çalıştığı da kayıtlarda yer aldı. Sosyal medyada paylaşılan ve tepki çeken görüntüler üzerine soruşturma başlatıldığı açıklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Valiliği, gazetecileri darp eden polisler hakkında soruşturma açılmasını engelledi

    İstanbul Valiliği, gazetecileri darp eden polisler hakkında soruşturma açılmasını engelledi

    PİRHA- İstanbul Valiliği, Gezi direnişinin yıldönümünde polis tarafından darp edilen gazetecilerin suç duyurusunun ardından söz konusu polisler hakkında soruşturma açılmasını engelledi.

    Gezi direnişinin 9’uncu yıldönümünde Taksim Dayanışması’nın çağrısı ile 31 Mayıs’ta protesto eylemi düzenlenmiş, eylemde çok sayıda kişi ve haber takibi yapan Halk TV muhabiri Erdinç Yılmaz, Ozan Demiriz, Tele 1 TV muhabiri Engin Açar, kameraman Umutcan Yitük,  Gazete Fersude muhabiri Hayri Tunç, Dokuz8 Haber muhabiri Fatoş Erdoğan ve Karşı Mahalle muhabiri Sezgin Kartal’ın aralarında bulunduğu gazeteciler darp edilmişti.

    Yaşanan polis müdahalesinde Evrensel Gazetesi muhabiri Meltem Akyol, BirGün Gazetesi-muhabiri Gökay Başcan,  Flash Haber TV muhabiri Dilan Polat, Nil Derin Aydoğdu ve Sevda Doğan ise ters kelepçeli şekilde gözaltına alınarak,  saatlerce bu şekilde bekletilmişti.

    İSTANBUL VALİLİĞİ, POLİSLERİN TESPİTİNİ VE SORUŞTURMA AÇILMASINI ENGELLEDİ

    Gazeteciler, yaşadıkları şiddet nedeniyle 3 Haziran’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Gazeteciler şikayetlerinde; polisin görevini kötüye kullandığını, işkence, eziyet, tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçunun yanı sıra iş ve çalışma hürriyetinden yoksun bırakma ihlali yaşadıklarını dile getirdi.

    Şikayetin ardından savcılık, polislerin tespiti ve haklarında soruşturma izni verilmesi üzerine İstanbul Valiliği’ne yazı yazdı.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), duruma ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, valiliğin polisleri tespit edemediği yönündeki iddiasına vurgu yaptı. Valiliğin soruşturma ve disiplin soruşturmasının açılmasını engellediği de belirtilen açıklamada, soruşturma açılmadan dosyanın kapatıldığı bilgisi verildi.

    (HABER MERKEZİ)