Etiket: silivri

  • Özgür Özel’den Silivri’de ziyaret trafiği!

    Özgür Özel’den Silivri’de ziyaret trafiği!

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri’de bulunan Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu ve hükümlü isimlerle bir araya geldi. Yaklaşık yedi saat süren ziyaretlerde belediye başkanlarından Gezi Davası hükümlülerine kadar çok sayıda isimle görüşüldü.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kurban Bayramı sürecinde Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na giderek tutuklu ve hükümlüleri ziyaret etti. Gün boyu süren temaslarda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra çok sayıda belediye başkanı, siyasetçi ve gazeteciyle görüşmeler gerçekleştirildi.

    Yaklaşık yedi saat cezaevinde kalan Özel’in, son dönemde yaşanan siyasi gelişmelerin ardından Ekrem İmamoğlu ile yüz yüze görüşme yaptığı belirtildi.

    Özel’in ziyaret ettiği isimler arasında Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün de yer aldı.

    Cezaevindeki görüşmeler kapsamında CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu da ziyaret edilen isimler arasında bulundu.

    Özel ayrıca Gezi Parkı Davası kapsamında tutuklu bulunan Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman ile gazeteci Merdan Yanardağ’la da görüştü.

    Görüşmelerini tamamlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, cezaevinden ayrılırken ziyaretlere ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Ziyaretlerin bayram döneminde tutuklu ve hükümlülerle dayanışma amacı taşıdığı ifade edildi.

    HABER MERKEZİ

  • Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası!

    Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası!

    PİRHA-5 ayı aşkındır cezaevinde tutulan gazeteci Fatih Altaylı’ya “Cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasından 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. 

    YouTube yayınındaki sözleri nedeniyle “Cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla 22 Haziran’dan bu yana tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı’nın mahkemesi görüldü.

    Silivri’de ikinci kez hâkim karşısına çıkan Altaylı, yaptığı savunmada tehdit içerecek bir söz kullanmadığını belirterek beraatini talep etti. Avukatlar da benzer savunmalar yaparken savcı, ceza talep etti.

    Duruşmaya ara veren İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Altaylı’yı 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm etti ve tutukluluğunun devamına karar verdi. Altaylı kararı elindeki dosyaları fırlatarak protesto etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti heyeti, sürece ilişkin tutuklu siyasetçilerle görüşmek üzere Silivri’de-VİDEO

    DEM Parti heyeti, sürece ilişkin tutuklu siyasetçilerle görüşmek üzere Silivri’de-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Marmara Cezaevi’nde olan tutuklularla sürece ilişkin görüşmeler yapacak.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Eş Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki’den oluşan DEM Parti heyeti, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü gündemiyle Silivri’deki Marmara Cezaevi’ndeki tutuklu siyasetçi ve gazetecilerle görüşecek.

    Heyet, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Van önceki dönem Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, gazeteci Ercüment Akdeniz siyasetçiler Halil Aksoy, Nesimi Aday ve Ahmet Saymadi ile görüşecek.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Eş Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki’den oluşan DEM Parti heyeti görüşmelerini gerçekleştirmek üzere cezaevine giriş yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Saraçhane eylemlerinde tutuklanan 14 öğrenci tahliye edildi

    Saraçhane eylemlerinde tutuklanan 14 öğrenci tahliye edildi

    PİRHA-İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı düzenlenen protestolarda tutuklanan 14 öğrenci tahliye edildi.

    Tutuklandıktan sonra görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na destek eylemleri nedeniyle tutuklu olan 16 genç Silivri’de hakim karşısına çıktı. İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın duruşması Marmara Cezaevi 2 no’lu duruşma salonunda görüldü. Mahkeme, 14 genç hakkında tahliye kararı verdi.

    Duruşmayı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi ve aileler izledi.
    14’ü tutuklu 16 gencin iddianamesi olaydan 45 gün sonra hazırlanmıştı. İddianamede, 16 kişi için TCK’nin 299. maddesi uyarınca ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamedeki şüphelilerin, “Cumhurbaşkanı aleyhine hakaret içeren slogan atan grubun yanında durmalarının Cumhurbaşkanına hakaret eylemi kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmakla” ibaresi dikkat çekmişti.

    Öğrencilere, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Marmara Denizi’nde 6.2 büyüklüğünde deprem!

    Marmara Denizi’nde 6.2 büyüklüğünde deprem!

    PİRHA- Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), İstanbul Silivri açıklarında, saat 12.49’da 6.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. 

    Marmara Denizi’nde art arda meydana gelen depremler İstanbul ve çevre illerde  hissedildi. İlk olarak 3,9 büyüklüğünde kaydedilen sarsıntının ardından, AFAD ikinci depremin şiddetini 6,2, üçüncüsünün ise 4,4 olarak açıkladı.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Marmara Denizi’nde saat 12.13’te merkez üssü Silivri açıkları olan 3,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. Yerin 6,99 kilometre derinliğinde gerçekleşen sarsıntı, İstanbul ve çevre illerde hissedildi.

    Kısa süre sonra bölgede daha şiddetli bir deprem daha meydana geldi. AFAD, Marmara Denizi’nde gerçekleşen ikinci depremin büyüklüğünü 6,2 olarak açıkladı. Bu sarsıntı da İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesindeki birçok ilde güçlü şekilde hissedildi.

    AFAD UYARDI

    AFAD, deprem sonrası sanal medya hesabından şu uyarılarda bulundu:

    * Hasarlı yapılara kesinlikle girmeyin.

    * Riskli binaların çevresinde bulunmayın.

    * Haberleşmelerinizi kısa mesaj servisi (SMS) ve internet tabanlı mesajlaşma yazılımları üzerinden yapın.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Ailelerin, Silivri cezaevi önünde bekleyişi sürüyor: Çocuklarımızı alıncaya kadar buradayız!

    Ailelerin, Silivri cezaevi önünde bekleyişi sürüyor: Çocuklarımızı alıncaya kadar buradayız!

    PİRHA – İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ardından yapılan protestolar nedeniyle tutuklanan öğrencilerin aileleri, Silivri Cezaevi önünde bekleyişini sürdürüyor. ‘Anne Baba Dayanışma Ağı’ adı altında bir araya gelen yurttaşlar, “Bir kişi de olsa, 100 kişi de olsa buradaki dayanışma ağını sürdüreceğiz. Çocuklarımızın hepsini alıncaya kadar dayanışma ağını sürdüreceğiz” diye belirtti.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik ‘terör’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında 19 Mart’ta gözaltına alınan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart’ta tutuklandı. İmamoğlu, “yolsuzluk” suçlamasından yürütülen soruşturma kapsamında, “ihaleye fesat, kişisel verileri kaydetme, rüşvet ve örgüt kurma” iddialarıyla tutuklandı ve İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı.

    Ekrem İmamoğlu hakkında verilen mahkeme kararıyla birlikte Saraçhane protestoları da güden güne yayıldı. Yüzlerce yurttaş gözaltına alınıp ardından tutuklandı. Akabindeki süreçte Saraçhane protestoları hakkında 20 ayrı soruşturma yürütüldüğü ve 819 kişi hakkında kamu davası açıldığı bildirildi. Hakkında dava açılanlardan 278’inin tutuklu olduğu aktarıldı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 8 Nisan’da yaptığı açıklamada “İlimizde gerçekleşen yasa dışı toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile ilgili olarak 20 ayrı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturmalar sonucunda tespit edilip işlem yapılan 829 şahıstan 819’u hakkında İstanbul Asliye Ceza Mahkemeleri nezdinde bugün itibarıyla kamu davalarının açılması işlemleri tamamlanmıştır. Hakkında dava açılanlardan 278’i halihazırda tutukludur. 10 şüpheli ise firari durumdadır” denildi.

    ÖĞRENCİLER KOĞUŞTA, AİLELER BAHÇEDE!

    Tutuklu öğrenciler ile aileler arasında bayramın ardından ikinci görüş gerçekleştirildi. 8 Nisan’da Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda (Silivri) çocuklarını ziyaret eden aileler, yaklaşık bir saatlik görüş olanağı buldu. Aileler, cezaevi kampüsü içerisinde bir araya gelerek bir tür yeni dayanışma ağı oluşturdu.

    ‘Anne Baba Dayanışma Ağı’ ismi verilen birliktelik sayesinde Marmara Cezaevi bahçesinde her gün bir hayli geniş kalabalık oluşmakta. Hafta içi her gün cezaevi bahçesinde bir araya gelen ailelere avukatlar, hekimler, eğitimciler ve toplumun birçok kesiminden ziyaretçiler de uğrayıp desteğini sunuyor.

    Sabahtan akşama dek çocuklarıyla aynı kampüs içerisinde bekleyen ailelere, yiyecek, içecek ve devamında barınma desteği de sunuluyor.

    JANDARMA ÇEPERİNDE BEKLEYİŞ!

    Aileler, “Çocuklarımıza yakın bir yerde aynı havayı teneffüs etmek istiyoruz” diyerek eylemlerinde ısrarcılar.

    Bundan sonraki açık görüşlerin ayda bir olacağını söyleyen bir aile üyesi, “Umarız bu görüşlere gerek kalmaz, ilk duruşmada çocuklarımız dışarı çıkar” diyerek temennisini paylaştı. İsmini vermek istemeyen bu yurttaş, ‘Anne Baba Dayanışma Ağı’ sebebiyle kolluk güçlerinin kıskacına da işaret etti. Günden güne üzerlerinde baskı hissettiklerini söyleyen bu yurttaş, “Bırakın fotoğraf-video çekmeyi, telefonlarımızı dahi rahat şekilde elimize alamıyoruz” diyerek çevredeki jandarma yoğunluğunu işaret etti.

    “AMACIMIZ, ÇOCUKLARIN HAKLILIĞINI DUYURMAK”

    Metris Cezaevinden Marmara Ceza İnfaz Kurumu’na getirilenlerle birlikte 300’ün üzerinde öğrencinin bir arada tutulduğunu söyleyen ‘Anne Baba Dayanışma Ağı’ yürütücüsü Enis Çiçek ile konuştuk. Çiçek, öğrencilerin tutuklanması ardından Marmara Cezaevi önünde başlatılan dayanışmanın öncülerinden birisi. Enis Çiçek, öğrencilerin tutuklanması ardından nasıl bir amaç edindiklerini şu cümlelerle anlattı:

    “Saraçhane olaylarından sonra tutuklu olan gençlerin aileleriyle bir dayanışma kurmak istedik. Aileler buraya geliyorlar ancak örneğin bayram döneminde kantin dahi açık değildi; yiyecek, içecek yok, ihtiyaçlarını gideremiyorlardı. İl dışından gelen aileler oluyor, onların barınma sorunları yaşanıyor. Öğrenci Veli Derneği de var, onun öncülüğünde Anne Baba Dayanışma Ağı’nı kurduk. Özellikle de içeride olan gençlerin ailelerini içine alacak bir ağ bu. Buradaki amacımız, hem cezaevine gelenlerin ihtiyaçlarını gidermek, barınma sorunlarını aşmak hem de çocuklarımızın içerideki moral ve motivasyonunu düzeltmek. Ayrıca çocukların içeride bir komün yaşamı; aileler gelip buradaki organizasyonu görüp çocuklarına anlattıklarında onlar da içeride böyle bir yaşamı kendileri başlattılar.

    İçeride sağlık sorunları olanlar var. Bize bilgi veriliyor. İstanbul Tabip Odası’ndan doktor arkadaşlar geldiler ve onlara isimleri ilettik. Amacımız, buradaki çocukların haklılığını, meşruluğunu her yere duyurmak, kamuoyu oluşturmak, aileleri de burada mağdur etmeyecek bir durum yaratmak. Her gün bunun için gelip gidiyoruz.

    İlk olarak 6-7 aile ile görüştük fakat bir çekinme hali vardı. Ancak biz, gidip geldikçe, buradaki ihtiyaçlar giderildikçe aileler de çoğaldı. Şu anda Anne Baba Dayanışma Ağı’nın bir telefon hattı da var. Oraya telefon numarasını veren 100’ün üzerinde aile oldu. Geçtiğimiz cuma günü ailelerle bir de toplantı yaptık. 18 Nisan’a kadar önümüze bir de takvim koyduk. Medyaya konuşacak arkadaşları belirledik. 18 Nisan’a kadar tüm sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri ziyaret etme kararı alındı. AKP’den en soluna kadar tüm partileri ziyaret edecek bir ekip de kuruldu. Şu an randevular alınıyor.”

    “ÇOCUKLARIMIZIN HEPSİNİ ALINCAYA KADAR…”

    Enis Çiçek, öğrencilerin ilk duruşmasının yapılacağı gün olan 18 Nisan’da geniş katılımlı bir basın açıklaması yapmayı planladıklarını da ekledi. Çiçek, eylemlerinin detaylarına dair şöyle devam etti:

    “Hafta içi her gün buraya geleceğiz. Bir kişi de olsa, 100 kişi de olsa buradaki dayanışma ağını sürdüreceğiz. Çocuklarımızın hepsini alıncaya kadar dayanışma ağını sürdüreceğiz. Çocuklarımız çıktıktan sonra da onların öğrencilik hakları iade edilinceye kadar da bu ağ devam edecek.

    Genelde bu tarz örgütlenmeleri solcular yapar deniliyor ama ilk olarak Zafer Partisi bizleri ziyaret etti. Ardından DEM Parti, CHP, sol partiler geldi. Akabinde birçok kurum da gelip ziyarette bulundu. Birlikte olmanın, dayanışmanın bir güç olduğunu herkesin bilmesi gerekir. Örgütlü olduğumuz zaman aşamayacağımız hiçbir sorun yoktur.”

    Eren GÜVEN – Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • Silivri’de hükümetin kayyım politikasına karşı ‘Demokrasi nöbeti’ başlatılacak

    Silivri’de hükümetin kayyım politikasına karşı ‘Demokrasi nöbeti’ başlatılacak

    PİRHA- Silivri Demokrasi Platformu Bileşenleri, belediyelere kayyım atayan hükümetin uygulamalarını protesto etmek için 27 Kasım’da “Demokrasi nöbeti” başlatacak. Nöbet 07 Aralık’a kadar sürecek. 

    Silivri Demokrasi Platformu Bileşenleri, AKP hükümetinin DEM Parti ve CHP belediyelerine kayyım atamasını protesto etmek için “Demokrasi nöbeti” başlatacaklarını duyurdu.

    Silivri Demokrasi Platformu Bileşenleri yazılı bir açıklama yaparak, demokrasi nöbetinin 27 Kasım-07 Aralık  arasında 10 gün süreyle, 11:00 ile 17:00 saatleri arasında Uğur Mumcu Meydanı’nda yapılacağını belirtti.

    “Kayyumlara hayır! Oyumuz onurumuzdur! İrademe dokunma” diyen platform bileşenleri, 7 Aralık cumartesi günü saat 13.00’te de Yaşar Kemal Nikah Salonu ve Sergi Salonu’nda forum düzenleyeceklerini, saat 16.00’da ise Uğur Mumcu Meydanı’ndan Atatürk Anıtı’na giderek bir basın açıklaması yapacaklarını kaydetti.

    “Demokrasiye, adalete ve halkın iradesine sahip çıkalım” diyen Silivri Demokrasi Platformu Bileşenleri eylemlerine ilişkin şu açıklamayı paylaştı:

    1. Seçme ve Seçilme Hakkı Tehdit Altında!
    Halkın iradesinin demokratik temeli seçme ve seçilme hakkı, kayyum atamaları ve hukuksuz tutuklamalarla yok sayılıyor. Milyonlarca seçmenin iradesine yapılan bu müdahalelere karşı sessiz kalmayacağız. Seçimle gelenin seçimle gitmesi ilkesi, demokratik temsil ve hukuk devleti büyük bir tehdit altındadır.

    2. Anayasal Güvenceler Çiğneniyor!
    Seçimle iktidar olanların, muhalefetin seçilmişlerine karşı anayasal hakları rafa kaldırması bir darbe hukukudur. Muhalif partilerin seçilmişlerine; belediye başkanlarına, siyasi ve rant hesaplı, hukuki dayanağı olmayan, “gizli tanık” iddialarıyla yargılayıp, yerlerine kayyum atanıyor olması açık bir demokrasi ihlalidir.

    3. Tek Adam Rejimine ve Anti-Demokratik Darbesine Karşıyız!
    Tek adam rejimi, demokratik güçlere gözdağı vermek ve toplumu korkutmak için seçimsiz otoriter bir düzen kurma çabasında. Buna karşı her türlü hukuki ve demokratik mücadeleyi vermezsek bir dahaki seçimler olmayabilir. Seçmen irademizi kimse, hiçbir güç yok sayamaz. Kimse oyumuzu değersizleştiremez.

    4. Türkiye, Çağdaş Dünyadan Koparılmak İsteniyor!
    Ülkemiz, demokratik değerlerden hızla uzaklaştırılıyor. Bu antidemokratik uygulamalara karşı tüm demokrasi savunucularını yan yana olmaya çağırıyoruz. Demokratik laik yaşamdan, bebek kıyımından, kadına şiddete, iş cinayetlerinden, doğanın sömürge hukuku ile talanına, hayvan kırımına bütün temel hak ve özgürlüklere yapılan saldırılara hayır demeliyiz. Laiklik karşıtı eğitim müfredatlarının çocuklarımızın geleceğini yok etmesine hayır demeliyiz.

    5. Demokrasiyi ve Halk İradesini Savunmaya Davet Ediyoruz!
    Tüm demokrasi güçlerine ve halkımıza çağrımızdır: Seçme ve seçilme hakkını, anayasal güvenceleri, eşit yurttaşlık hakkını savunmak için barışçı, demokratik yol ve yöntemlerle haklarımız için bir araya gelelim, birlikte mücadele edelim.
    Halkımız izin vermedikçe hiçbir güç seçme, seçilme ve seçtiklerimizi ve irademizi elimizden alamaz.! Özgür ve demokratik bir toplum için bu hukuk dışı uygulamaların karşısında duracağız. Çağdaş dünyadan koparılmamıza, demokrasinin yok edilmesine izin vermek, kendi ülkemizde esareti kabul etmektir. Asla boyun eğmeyeceğiz.

    “ÇAĞRIMIZDIR: DEMOKRATİK LAİK, BARIŞ VE ADALET GÜVENCESİ İÇİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ!”

    1. Barış İçin Savaşa Karşıyız! Savaşlar cinayettir, kötülüktür, yoksulluktur, evsiz barksız vatansız kalmaktır. Farklılıklarımızla birlikte, barış içinde, kardeşçe bir yaşam talep ediyoruz. Savaş politikalarının toplumumuza yüklediği yıkımın ve acıların sona ermesini istiyoruz.

    2. Farklılıklarımızla Birlikte Yaşayacağız! Toplumun tüm renkleri, kültürel ve inançsal farklılıklarıyla birlikte, özgürce ve barış içinde yaşama hakkına sahiptir. Demokratik haklarımızı savunarak barışın teminatı olacağız.

    3. Ağır Enflasyon ve Yoksullaşma Krizi! Ülkemizde ağır enflasyon ve hızla derinleşen yoksulluk, milyonları açlık ve geçim sıkıntısıyla yüz yüze bırakıyor. Ekonomik krizin bedelini emekçiler, işçiler ve dar gelirli vatandaşlarımız ödüyor.
    Tüm demokrasi güçlerine ve halkımıza çağrımızdır! Silivri demokrasi bileşenleri olarak barışı, adaleti, demokrasiyi ve ekonomik hakları savunmak için bir araya geliyoruz. Bu ülkenin geleceği, hepimizin ortak mücadelesiyle şekillenecek. Eşitlik, özgürlük, adalet ve hukuk güvencesi herkese gerekli! Hiç olmadık zamanda hukuksuzluk kapımızı çalmadan özgür, adil ve barış içinde bir Türkiye için birlikte el ele başarabiliriz.

    * 7 Aralık 2024 Cumartesi Günü Saat : 13:00 da Belediye Yaşar Kemal Nikah ve Sergi Salonu’nda yapılacak olan “Forum’da düşüncelerinizi paylaşmaya,
    * 7 Aralık 2024 Cumartesi günü Saat 16:00 da Uğur Mumcu Meydanı Nöbet alanından başlayıp Atatürk Anıtı’nda son bulacak basın açıklamamıza tüm halkınız davetlidir.

    PİRHA/SİLİVRİ

  • Mesane kanseri ve epilepsi hastası mahpus Cengiz Sinan Çelik için tahliye çağrısı!-VİDEO

    Mesane kanseri ve epilepsi hastası mahpus Cengiz Sinan Çelik için tahliye çağrısı!-VİDEO

    PİRHA – 657. F Oturması’nda Marmara-Silivri 5 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutulan 28 yıllık hasta mahpus Cengiz Sinan Halis Çelik’in serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F oturumunun 657. haftasında hapishanelerdeki hasta tutukluların durumu anlatılmaya devam edildi.

    “Tedavi haktır engellenemez”, “Cengiz Sinan Halis Çelik serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, Marmara-Silivri 5 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutulan 28 yıllık hasta mahpus Cengiz Sinan Halis Çelik’in durumu paylaşıldı.

    İHD binası önünde yapılan açıklamayı Hapishane Komisyonu Üyesi Taylan Bekin okudu.

    “YAŞAMINI TEKERLEKLİ SANDALYEYLE SÜRDÜRÜYOR”

    Taylan Bekin, Cengiz Sinan Halis Çelik’in, mesane kanseri, epilepsi, ülser, kas ve kemik erimesi hastası olup, kafa ve omuriliğindeki şarapnel parçalarının yarattığı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını arkadaşlarının yardımı ile tekerlekli sandalyeye bağlı sürdürdüğünü belirtti.

    Taylan Bekin, açıklamanın devamında şunlara yer verdi:

    “Cengiz, 1996 yılında yaralı olarak yakalanmış, yakalandığında vücudunda bulunan şarapnel parçalarından kafasında ve omuriliğinde bulunanlar felç riski nedeni ile çıkarılamamıştır. Bu durum epilepsi krizlerinin giderek artmasına neden olmuştur.

    Bu arada Mesane Kanseri teşhisi konulan Cengiz, tedavi için Metris R Tipi Hapishanesine götürüldüğünde adli suçtan tutuklu bir mahpusun saldırısına uğramış, ölümcül yaralar almıştır. Yapılan tıbbi müdahaleler sonucunda hayati tehlikeyi atlatmış ancak sol ayağına platin takılmış, yürüyemez hale gelmiş ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştur. Tekerlekli sandalye ile yaşamına zor koşullarda devam ederken, sürekli farklı hapishanelere sevk edilmiş, bu nedenle kanser tedavisi de devam ettirilememiştir.

    “BU DURUMA SON VERİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    Çelik’in son durumuna ilişkin komisyonumuza 24 Ekim Perşembe günü yaptığı açıklamada ablası; ‘Kardeşim Cengiz, mesane kanseri. Ülser, epilepsi, bacaklarında kas çökmesi, omuriliğinde ve kafasında şarapnel parçaları var. Yılda bir kere mesane kanseri dolayısıyla ‘Sistoskopi’ dediğimiz kazıma yöntemi yapılıyor. Eskiden üç ayda bir yapılıyordu. Birçok ameliyattan geçti. En son bu yakın zamanda tahlilleri için hastaneye götürülmüş. Cengiz’in ayrıca epilepsi nöbetleri çok sık periyotlarla devam ediyor. Mide ülseri var Cengiz’de. Uzun yıllar sonra zayıflama, kilo kaybı görebiliyoruz. Her hafta görüşüne giden ben ablası olarak daha çok fark edebiliyorum. Uzun süren tedavi ve ilaçlar Cengiz’de fiziksel olarak değişikliler yaratmış. Omurilikteki şarapnel parçasının yarattığı hasarın tedavisi yapılamıyor. Cengiz, ağır hastalıkları, tekerlekli sandalyeye mahkum olması ve epilepsi krizlerinin yaşamına ağır risk oluşturduğu bilinmesine rağmen yeterli tedavi ve bakımdan mahrum olarak hapiste tutuluyor. Bu duruma bir son verilmesini istiyoruz’ demiştir.”

    Açıklamanın sonunda mahpuslara para gönderdiği gerekçesiyle 16 gün önce tutuklanan, ayrıca kolon kanseri hastası ve yüzde 79 engelli raporu olan hasta mahpus Hatice Onaran’ın da serbest bırakılması istendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteci Barış Pehlivan beşinci kez cezaevine girdi

    Gazeteci Barış Pehlivan beşinci kez cezaevine girdi

    Gazeteci Barış Pehlivan, daha önce 3 yıl 9 ay ceza aldığı ve cezaevinde 6 ay kaldıktan sonra tahliye edildiği davayla ilgili bugün Silivri’deki Marmara Açık Cezaevine girdi.
    Denetimli serbestlik talebi yanıtlanmayan Pehlivan, Kovid-19 izinlisi hükümlülerin tekrar cezaevine girmesini engelleyen düzenlemeden de yararlanamadı. Pehlivan’ın itirazının kabul edilmemesi halinde sekiz ay cezaevinde kalması bekleniyor.

    “BENİMKİ SADECE OKYANUSTA BİR KUM TANESİ”
    Gazeteci arkadaşlarıyla vedalaşan Pehlivan konuşmasında, “Bildiğiniz bir süreç, beni aşan bir mesele. Bu biraz da halkın gerçekleri öğrenme çabası. Türkiye maalesef son 20 yıldır bunlarla mücadele ediyor. Sadece gerçekleri yazdığı için düzenli olarak insanlar hapse giriyor. Benimki sadece okyanusta bir kum tanesi. Ben girerim yine içeride yazmaya devam ederim, yine gerçekler için mücadele etmeye devam ederim. Mücadeleye devam.” dedi.

    “NEDEN BENİ KAPSAYAN YASADAN FAYDALANDIRILMIYORUM”

    Pehlivan, Silivri Marmara Cezaevi önünde yaptığı açıklamada ise:
    “Gazeteci Barış Pehlivan, “Arkadaşlar ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Şu an Silivri Cezaevine de Türkiye Cumhuriyeti kimliğimle giriyorum. Orada bana Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği bir kimlik numarası var. Bunları niye hatırlatmak zorunda kalıyorum? Bu toprakların bir Büyük Millet Meclisi var. Bu toprakların Gazi Meclisi var. Ve bu toprakların o Gazi Meclisi’nde bundan tam bir ay önce 15 Temmuz’da bir yasa çıktı. Ve o yasa 100 binden fazla kişiyi kapsıyordu. İçeride hükümlü olan cinayet hükümlülerini, tecavüz hükümlülerine, uyuşturucu satıcılarına, çocuk tacizcilerini kapsayan bir yasadan bahsediyoruz. O yasanın ikinci fıkrası, bakın maalesef bu kadar hukuk bilmek zorunda kalıyorum. 10. maddenin ikinci fıkrası benim cezaevine girmemi engelliyor. O geçici 10. maddenin ikinci fıkrası benim özgür olmamı emrediyor. Ancak buna rağmen ben gördüğünüz gibi maalesef Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmama rağmen bu ülkenin meclisinde çıkan yasadan faydalandırılmıyorum. Bana haftalardır bir açıklama yapılmasını istiyorum. Neden ben bu ülkenin meclisinden çıkan ve beni de kapsayan yasadan faydalandırılmıyorum. Benim bir cinayet hükümlüsünden bir tecavüz hükümlüsünden bir uyuşturucu satıcısından, bir dolandırıcıdan daha tehlikeli olduğumu mu düşünüyorlar? Ben neden faydalanamıyorum? Ben bunun isyanını ediyorum” dedi.

    (HABER KAYNAĞI)

  • Tutuklu Gazeteci Sezgin Kartal için sosyal medya kampanyası düzenlenecek

    Tutuklu Gazeteci Sezgin Kartal için sosyal medya kampanyası düzenlenecek

    PİRHA-13 Ocak gününden beri tutuklu bulunan Gazeteci Sezgin Kartal için bu akşam saat 21.00’de “Sezgin Kartal’a Özgürlük” talebiyle sosyal medya kampanyası düzenlenecek.

    İstanbul’da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde evi polis tarafından basılarak gözaltına alınan, daha sonra tutuklanan Gazeteci Sezgin Kartal‘ın serbest bırakılması ve daha fazla hak ihlaline uğramaması için bu akşam saat 21.00’de #SezginKartalaÖzgürlük etiketiyle sosyal medya kampanyası düzenlenecek.

    Kartal, avukatı aracılığıyla gönderdiği mesajında 6 gün boyunca tek kişilik hücrede tutulduğunu, kendisine 3 gün boyunca da içme suyu verilmediğini söylemişti.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Sezgin Kartal için tutuklama talebi: ‘Alevi dünyasının sesi, soluğuydu’-VİDEO
    >Gazeteci Sezgin Kartal tutuklandı
    >Gazeteci Sezgin Kartal: 3 gün boyunca içme suyu verilmedi!

  • ÇHD Davası: Kozağaçlı ile Timtik’e 12 yıl hapis cezası verildi

    ÇHD Davası: Kozağaçlı ile Timtik’e 12 yıl hapis cezası verildi

    PİRHA – ÇHD VE HHB avukatlarının yargılandığı davada karar çıktı. Haklarında 12’şer yıl ceza verilen Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in tutukluluğunun devamına karar verildi. 

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Barkın Timtik ve Oya Aslan’ın da aralarında bulunduğu ÇHD ve Halkın Hukuk Bürosu(HHB) avukatlarının yargılandığı davanın karar duruşması Marmara (Silivri) Cezaevi’nin karşısındaki İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme heyeti, kalan 5 müdafiyi dinlemeyeceğini, tüm avukatların savunma yapmış sayılacağını ve son sözlerin alınacağını açıkladı. Duruşmaya 15 dakika ara verildi.

    Ara sonrası müdafi avukatlar itirazlarını dile getirdi. İtiraz kabul edildi ve mahkeme salonundaki jandarmalar dışarıya çıkarıldı. Söz alan Avukat Murat Yılmaz, “Selçuk Kozağaçlı ile ilgili elle tutulur tek delil olmadığı için iddianamede aleyhine iddia bile yok, yalnızca ceza talep ediyorlar” diyerek, beraatını istedi.

    “ÜYELİK İÇİN KISTAS YAZIYORLAR”

    Güçlü Sevimli’nin avukatı Ali Şafak ise, “Dün meslektaşlarım dijitalde ne olmadığını anlattı, ben de size dijitalde ne çıktığını anlatayım. İçinden Spider Man filmi çıktı, örgütü örümcek adam ile mi yönetecekmiş bu adamlar? İddianameye bakın, hangi fiille örgüt üyeliği ile suçlamışlar meslektaşımı? Örgüt üyeliği için oturup kıstas yazıp duruyorlar Yargıtay’da, dosyada hangisi mevcut? Müvekkile yalnız hapishane ziyareti yaptığı iddiası yöneltmişsiniz. Bizi avukatlığımızla yargılıyorsunuz” diye belirtti.

    “KOZAĞAÇLI VE TİMTİK’E 12 YIL CEZA”

    Avukatların savunmalarının ardından mahkeme heyeti karar verdi. Güray Dağ, Efkan Bolaç, Serhan Arıkanoğlu ve Sevgi Özer Sönmez’e ‘örgüt üyeliği’nden 6 yıl 3 ay ceza verildi. Gülbin Aydın’a ‘örgüt üyeliği’ nden 6 yıl 3 ay verildi. Aydın’a ayrıca ‘örgüt propagandasından’ ceza verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildi. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ve Güçlü Sevimli’ye ‘örgüt üyeliği’nden 6 yıl 3 ay ceza veren mahkeme, Oya Aslan’a’ örgüt üyeliği’nden 10 yıl 6 ay ceza ve tutukluluğunun devamına karar verdi. Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’ya ise,’ örgüt üyeliği’nden 12’şer yıl ceza verildi. Mahkeme, ayrıca tutukluluğunun devamına karar verdi.

    KARARA TEPKİ: BİZ KAZANACAĞIZ 
    Kararın ardından cezaevi önünde konuşan avukat Halime Şendil Bilgin, verilen cezanın kendileri için bir hükmünün olmadığını söyledi. Bilgin, dosyada delil olmadığını ve yıllarca bekletilen “Belçika-Hollanda” belgeleri olarak nitelendirilen belgelerde ise Spider Man filminin yer aldığını aktardı. Bilgin, “Bu kararla kaybetmedik, biz hiç kaybetmedik. Sonunda kazanan biz olacağız. Delil olmamasına rağmen verilen ceza şunu gösteriyor; yargı iktidarın sopası haline gelmiştir. Daha önce de söylemiştik. Bu ülkede artık iktidar ve yargı kalmadı. Ama sopanız bugüne değin bize sökmedi bundan sonra da sökmeyecek. Bu kavga burada bitmedi, bitmeyecek. Kazanana kadar sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Kaynak: MA

  • Adalet Nöbeti, ÇHD davasından tutuklu avukatlar için tutuldu-VİDEO

    Adalet Nöbeti, ÇHD davasından tutuklu avukatlar için tutuldu-VİDEO

    PİRHA-Bugün 119’uncusu gerçekleştirilen Adalet Nöbeti, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) davasında tutuklu bulunan avukatlar için tutuldu. Nöbette konuşan ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Çiğdem Akbulut, “Ne olursa olsun bu avukatlığı mahkum edin” diyen zihniyete karşı, avukatlığı savunmak için hepinizi Silivri’ye bekliyoruz” dedi.

    İstanbul Adalet Sarayı önünde bugün 119. kez düzenlenen ‘Adalet Nöbeti’, 7-11 Kasım’da Silivri’de görülecek olan ÇHD davası tutuldu. Nöbete Ankara Barosu eski başkanı Kemal Koranel ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi Başkanı Çiğdem Akbulut da katıldı.

    Nöbette ilk olarak söz alan Av. Kemal Koranel, dava sürecine değinirken, “Söz konusu davada meslektaşlarımız ilk önce beraat etmiş ve tahliye olmuşlardı. Ama aynı mahkeme heyeti nasıl bir baskı gördüyse 8 saat sonra yakalama kararı verildi ve tekrardan tutuklandılar. Hemen ardından da mahkeme heyeti başka yerlere dağıtıldı. 5 yılı geçen bir sürede meslektaşlarımız hala tutuklu” dedi.

    “YILLAR GEÇTİ YİNE EZİLENLERİN YANINDAYIZ”

    Koranel’in ardından konuşan Av. Çiğdem Akbulut ise şunları söyledi:

    “Yurdun her köşesinden fışkıran adaletsizlik için 119. kez ses olmak, buradayız, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz demek için bir aradayız. İki hafta önce Amasra maden katliamı için toplanmıştık. Gezi için toplandık, tutuklanan gazeteciler için toplandık. Kadın cinayetlerine karşı, İstanbul Sözleşmesi için toplandık. Boğaziçi öğrencileri, başta Aysel Tuğluk olmak üzere hasta tutsaklar için; zeytin ağaçları, Kaz Dağları için toplandık.

    Tutuklu avukatlar için de toplanmıştık uzun haftalar boyunca. Nasıl bugün Amasra’da isek, 2014’te Soma Maden Katliamı ardından hemen Soma’ya koştukları ve katliam sorumlularını yargılattıkları için tutsak edilen üyelerimiz için toplanmıştık. Yıllar geçti, yine madencilerin avukatıyız; yine öğrencilerin, yine ezilenlerin yanındayız. Ancak meslektaşlarımız da hala bunları yaptıkları için tutuklu. 2013 yılından bu yana derneğimiz genel başkanı Selçuk Kozağaçlı ile birlikte toplamda 22 meslektaşımızın avukatlık faaliyetlerini sorgulayan bir yargılama sürdürülüyor. İki kez, “bu yapılanlar avukatlıktır” denip tahliye edilmiş olmalarına rağmen, siyasi iktidar talimatları ile yeniden ve yeniden tutuklandılar. Arkadaşlarımızın bir kısmı, burjuva hukukun dahi katledildiği bir yargılama ile hüküm giymiş iken; Av. Selçuk Kozağaçlı, Av. Barkın Timtik ve Av. Oya Aslan hala tutuklular.

    “HEPİNİZİ SİLİVRİ’YE BEKLİYORUZ”

    7–11 Kasım tarihleri arasında hepimizi karar duruşmalarına çağırıyorlar. Hepinizi karar duruşmamıza çağırıyoruz. Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik için, azami tutukluluk süresinin çoktan geride bırakıldığı bu yargılamada, meslektaşlarımıza bugün sahte delil üretmekten hüküm giymiş kimisi hapishanede kimisi firari Fetö polisleri ve savcılarının hazırladığı iddianame ile ceza verilmek isteniyor. Sahte delilleri tartışmak istiyoruz, tartıştırılmıyor. Tanıkları sorgulamak istiyoruz, sorgulattırılmıyor. Raporlara itiraz ediyor, bilimsel açıklamalar istiyoruz. Cevap alamıyoruz. Bu koşullar altında karar verilmek istenen, “Ne olursa olsun bu avukatlığı mahkum edin” diyen zihniyete karşı, avukatlığı yani kendimizi savunmak için hepinizi Silivri’ye bekliyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ÇHD Davası duruşmasında tutukluğa devam kararı verildi

    ÇHD Davası duruşmasında tutukluğa devam kararı verildi

    PİRHA-ÇHD VE HHB üyesi 22 avukatın yargılandığı davanın bugün görülen duruşmasından tahliye çıkmadı. Duruşmada konuşan Av. Oğuzhan Kara, “Bu davada Ebru Timtik’in kanı var. Siz şimdi tahliye ederseniz kapıdan başka mahkeme alacak” dedi. Bir sonraki duruşma esas hakkındaki karar duruşması olarak belirlenerek, 7 Kasım’a ertelendi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 22 avukatın yargılandığı davanın duruşmasına İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Marmara Ceza ve İnfaz Kurumu Kampüsü’ndeki salonda yapılan duruşmaya tutuklu bulunan ÇHD Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ile ÇHD üyesi Av. Barkın Timtik ve Av. Oya Aslan getirildi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekillerinin yanı sıra Almanya, Fransa, Belçika, İtalya ve İsviçre baroları ile uluslararası hukuk örgütlerinden çok sayıda avukat da duruşmayı takip etti.

    “BU DAVADA EBRU TİMTİK’İN KANI VAR”

    Kozağaçlı, Timtik ve Aslan salonda alkışlar ile karşılanırken, mütalaasını açıklayan savcı üç avukatın tutukluluk hallerinin devamını istedi. Türkiye Barolar Birliği (TBB) adına savunma yaptığını belirten Av. Fehmi Demir, “Bu yargılama saf bir şiddete dönüştürüldü. Bir tek mesaj veriliyor. Polis, savcı, heyet yekpare davranmış ve şiddeti yansıtan aynı gerekçelerle karar veriyor. Savunma ve sanıklar da tekleştirildi bu yargılamada. Karşımızda hukuksuz devleti görüyoruz” dedi. Demir’in ardından söz alan Av. Oğuzhan Kara ise “Bu davada Ebru Timtik’in kanı var. Siz şimdi tahliye ederseniz kapıdan başka mahkeme alacak” şeklinde konuştu.

    “HUKUK ADINA YÜREKLİ OLMANIZI TALEP EDİYORUM”

    Duruşmada savunma yapan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu da mahkeme heyetine yönelik “Hukuk adına yürekli olmanızı talep ediyorum” diyerek, şu ifadeleri kullandı:

    “Burada avukatlar yargılanıyor, aynı isimlerin yargılandığı ilk duruşmada bu salonda bir karar verildi. Suçun niteliğinin değişmesinden, AİHM kararlarından, yargılananların avukat olmasından bahsedilerek tahliye kararı verilmişti. Bir avukatın tutuklu olması için çok özel nedenlerin var olması gerektiği yazılmıştı. O tahliye kararının uygulanmasından hemen sonra, cumartesi günü aynı yargıçlara geri aldırdılar. Yakalama yönünde tutuklama kararı çıkarıldı. Oysa ben bu ilin baro başkanı olarak, 3 nolu ara kararı nedeniyle yargıca mesleğim adına teşekkür etmeyi düşünmüştüm. Pazartesi günü, asliye ticaret mahkemesinin hâkimi oldu. Kuvvetli suç şüphesi var mı? Kaçma şüphesi var mı? Yok. Adam dışardayken geldi zaten. Tahliye talep etmiyorum. Hukuk adına yürekli olmanızı talep ediyorum. Tarihe not düşmenizi talep ediyorum.”

    “İLGİSİZ DAVRANDIĞINIZ İÇİN EBRU’YU KAYBETTİK”

    Av. Selçuk Kozağaçlı ise şunları söyledi:

    “Avukatlar neden bu kadar kızgın. Sanıklar ile hakimler daha samimi. Ben bu yüzden daha samimi olacağım. Ebru’yu kaybettik. İlgisiz davrandığınız için kaybettik. Ebru’yu anıyorum. Yaşamımı Ebru’nun mücadelesini anlatmakla geçireceğim. Sizin davanızı da anlatacağım. Belki bir parça kendinizi düşünmenizin vakti gelmişti. Yüz avukatın öfkesinden kurtulmanızı da düşünmeniz gerekiyor. Neden bu genç insanlar ölüm orucuna giriyorlar. Adil yargılanma talebi için. On senedir tahliye talebi istemedim. Onu yapabilecek yargıç vardır, yapamayacak yargıç vardır. Yapabilen yargıç zaten dosyayı görür ve tahliye eder. Yapamayan yargıç için ise tahliye talep etmek faydasız.”

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutukluluğun devamına hükmederken, bir sonraki duruşmayı esas hakkındaki karar duruşması olarak belirleyerek, 7 Kasım’a erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ÇHD davası: Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi

    ÇHD davası: Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi

    PİRHA-KHK ile kapatılan ÇHD üyesi 22 avukatın yargılandığı davada mahkeme heyeti, Av. Selçuk Kozağaçlı ile Av. Barkın Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki celse 23 Mart 2022 günü görülecek.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 22 avukatın yargılanmasına bugün Silivri Cezaevi Kampüsü’nde devam edildi. Aralarında 2017 yılından bu yana tutuklu bulunan ÇHD Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ile avukat Barkın Timtik‘in de olduğu 22 avukat “Örgüt yöneticiliği” suçlamasıyla yargılanıyor.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan, Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal Koranel, İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, Adana Barosu Başkanı Av. Semih Gökayaz, Van Barosu Başkan Yardımcı Av. Hamza Çiftçi, Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ile Züleyha Gülüm, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Mersin Milletvekili Rıdvan Turan da duruşmaya katılanlar arasındaydı.

    Mütalaasını tekrar eden savcı, adli tedbirlerin yeterli kalmayacağını belirterek, tutukluğun devamını talep etti. İlk olarak söz alan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, duruşmaya katılan meslektaşlarına teşekkür etti. Kozağaçlı şu ifadeleri kullandı:

    “Bu ülkenin tarihinde bu kadar kalabalık ve nitelikli bir avukat tarafından korunmuş bir sanık grubu yoktur. Avrupa’dan gelen 8 yıldır takip eden meslektaşlarıma da çok teşekkür ediyorum. Bu davanın peşini hiç bırakmadılar. Sayın savcıya sitem etmek istemem ama 8 yıldır aranan evrakların bulunduğu iddia ediliyor ama savcılık duruma müdahil olmuyor. Savcı aylar önce hazırladığı mütalaayı 8 sene önceki iddianamedeki yazım hatalarıyla kopyalayıp sunuyor. İddianame savcısı ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Adem Özcan. Bu şu demek ‘Ben bu yargılamaya ilgi duymuyorum, sizlerle ilgilenmiyorum’.”

    “SAVCI TANIKLARI DİNLETEMİYOR ÇÜNKÜ TANIKLAR YOK”

    Aleyhlerinde tanık olarak bildirilen 13 kişinin savcılık tarafından daha sonra vazgeçildiğini kaydeden Kozağaçlı, şöyle konuştu:

    “Savcı, bizim suçlu olduğumuzu söyleyen 13 tanık bildirmiş. Savcı tanıklarını duruşmada ikame etmekten vazgeçiyor. Tanıktan vazgeçme, çok istisna hallerde geçerli bir durum. Savcı dilekçe yazabilir bundan vazgeçebilir, talepte bulunur, bundan vazgeçer; mütalaadan vazgeçer, tamam bunlar kabulüm. Fakat iddianame savcısının bildirdiği 13 tanığı dinlemekten vazgeçti. Savcı tanıkları dinletemiyor. Çünkü tanıklar yok. Tanıkların bir kısmı sanal, sahte üretilmiş kişiler. Bir kısmı savcı, bir kısmı polis müdürü, memuru. Bu meslek gruplarından sahte delil üretmekten, yalan tanıklık yapmaktan hüküm giyenler oldu.

    “CEZA VERMEK İSTİYORSANIZ OLAYA DAYALI TANIKLAR BULMALISINIZ”

    Savcılık aleyhimize 13 tanık gösteriyor. Savcılığın peşini çoktan bıraktığı 13 tanığın peşine biz düştük. Kanun, bir olayın tek ispatı tanık ise onu mutlaka duruşmada dinleyeceksin diyor. Bizim DHKP-C’li olduğumuzu karara bağlayacaksanız bu olgudur. Olgular tanıkla ispatlanamaz. Tanık ispatlar. 13 tanık bize 13 olay anlatmalı. Bizim dosyadaki tanıklar ne diyor, bu kişi DHKP-C üyesidir. Böyle tanıklık olmaz, bize ceza vermek istiyorsanız olguya dayalı değil olaya dayalı tanıklar bulmalısınız.

    “TANIKLAR ÖLDÜ MÜ? AKIL HASTASI MI? YOKSA BULAMIYOR MUSUNUZ?”

    Bant kaydı olurdu elinizde, tutanak olurdu. Bunlar yok. İddianame savcısı Adem Özcan’ın mal varlığına el kondu geçen hafta. Bu iddianameyi Adem’den başka kimse yazamaz, fikri mülkiyet hakkıdır. Sizin bu iddianameyi Varlık Fonu’na devretmeniz lazım. Kanunda, olayın delili bir tanığın ifadesiyse, o tanık mutlaka dinlenir diyor. O tanığı getireceksiniz, yazdığı şeyle yetinilemez. Hadi savcı vazgeçti sesini çıkarmıyor, biz vazgeçebilir miyiz? Savcı bu dosyada bizim DHKP-C üyesi olduğumuzu, benim yöneticisi olduğumu kanıtlamak üzere getirdiği 13 tanıktan vazgeçti. Sayın duruşma savcısı 13 tane tanık göstermişsin 2013’de. Bunlar öldü mü, akıl hastası mı oldu, yoksa bulamıyor musun bunları? Böyle değilse nasıl vazgeçiyorsun? Bunlar kamu tanığı.”

    BARKIN TİMTİK: AÇLIK GREVİMİN 5. GÜNÜNDEYİM

    Kozağaçlı‘nın ardından beyanda bulunan Av. Barkın Timtik de duruşmaya katılanları selamlayarak sözlerine başladı. Timtik, dijital deliller ile gizli tanık beyanlarına değinirken, şunları söyledi:

    “Öncelikle 2005’ten beri adli emanette olduğu iddia edilen belgelerin şimdi getirilmesi üzerinize bir yük yüklüyor. Şimdiye kadar bunları sürüncemede bırakanlar hakkında suç duyurusunda bulunmak gerekiyor. Bugün açlık grevimin 5. günündeyim. Sibel Balaç 19 Aralık’tan beri ölüm orucunda. Gökhan Yıldırım süresiz açlık grevi eyleminde. Onların talepleriyle Ebru Ablamın talepleri de aynıydı. İki sanatçı hayatını kaybetti aynı taleplerle. Gencecik Mustafa hayatını kaybetti.

    “ÖLÜM ORUÇLARINI ENGELLEMEK MÜMKÜN”

    Yeni başlayan bu ölüm orucu eylemini engellemek mümkün, ben içerdeyim ve sadece açlığımla bunu engellemeye çalışıyorum. Dışarıda daha başka pek çok şey yapılabilir. Taleplere ses olunması gerekiyor. Bu ölüm orucunun bazı talepleri var. Biri dijital deliller biri gizli tanık beyanları ve bizim dosyamızda da tam da bunlar var. Bu ölüm orucu ve açlık grevleri eylemleri talepleri nedeniyle yargıyı çok yakından ilgilendiriyor.

    “TANIKLARIN YÜZLERİNİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

    Tanık dinleyeceksiniz, tanığın buraya getirilmesini istiyoruz, onların yüzlerini görmek istiyoruz. Gerçek insanlarsa getirin konuşsunlar. Bugün konuşmak istediğim bir konu, itirafçılık dayatması. Bulunduğum hapishanede yaşanıyor. İtirafçılık politikası esasen halk değerlerinin yozlaştırılmasına dayanır. İki Grup Yorum üyesi biri Sultan Gökçek, İbrahim’in eşi, ona bizzat savcı hapishaneye gelerek itirafçılık teklifinde bulundu. Emel Yeşilırmak’ın ailesini MİT görevlileri kaçırmakla tehdit ediyorlar. Diyorlar ki ailesine “Bu iş bir iğneye bakar, intihar etti deriz.”

    “HUKUKEN, BENİ TAHLİYE ETMEK ZORUNDASINIZ” 

    Grup Yorum temsil kabiliyeti çok yüksek bir müzik grubu. Bu yüzden Grup Yorum’la uğraşıyorlar. Yakın zamanda savcılıkta ifade işlemi esnasında Sultan’ı bizzat savcılık çay içmeye davet etti, Sultan sadece ifade vermeye gelirim deyince tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandı. Aradan bir kaç gün geçince savcı bizzat hapishaneye geldi görüşmek çay içmek istedi. Böyle bir şey olabilir mi? Şimdi bunlar mutat oluyor, bir itirafçılık politikası ile yargılama yapılmaya çalışılıyor. Benim tutukluluğumun uzamasının nedeninin benim hakkımda da itirafçılar yaratılmaya çalışılması olduğunu düşünüyorum. Yoksa dosya Yargıtay’da bozulduğunda tahliye edilmem gerekirdi. Ben her celse söylüyorum size; siz beni tahliye etmek zorundasınız, hukuken zorunlusunuz buna söyleyeceklerim bu kadar.”

    TBB BAŞKANI AV. SAĞKAN: TUTUKLUĞA SON VERİLMELİDİR

    Timtik’in beyanının ardından Av. Çiğdem Akbulut, 26 farklı uluslararası hukuk kurumunun mahkemeye hitaben yazdığı beraat ve derhal salıverilme talepli dilekçeyi sundu.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. Erinç Sağkan da tutukluğa son verilmesi gerektiğini söyleyerek, “Bugün duruşmanın başlangıcında bazı belgelere ulaşabildiğinizi söylediniz. Müvekkillerimin uzun zamandır uğraş verdiği bir konuda siz de çaba göstermişsiniz. Bir delilden bahsediyoruz, bir dijital veri. Buna dair savcılık makamının hiçbir görüşü yok, bir rapor mütalaayı değiştirmesini gerekebilir. Bu delillere nasıl ulaşıldığının da araştırılması gerekir. Maddi gerçeğe ulaşmak için yapılması gereken bir husustur. Selçuk’un kaçma ihtimali olmadığı buradaki herkes tarafından bilinmektedir. Savcılığın dinlemek istemediği sanık meslektaşlarımızın dinlemek istediği tanıklar üzerinde bir etki etme ihtimali olmadığı ortadadır. Bugün itibariyle bu tutukluluğa son verilmesi gerekir” dedi.

    DURAKOĞLU: BURADA AVUKAT YARGILAMASI YAPILIYOR

    İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu ise “Bu davanın ilk celsesi başladığında ben barolar açısından çok önemli olduğunu belirtmiştim. Bu dava bizim için çok önemli, burada avukat yargılaması yapılıyor. Bu dava başladı ve hafta içi süren duruşmanın sonucunda tüm avukatlar tahliye edildi. Bir itiraz üzerine harekete geçildi, üstelik bir cumartesi günü aynı yargıçlar yakalama kararı verdiler. Bana hiç kimse bir hakimin ıslak imza ile imzaladığı kararın 10 saat içinde elektronik imza ile değiştirilmesini açıklayamaz. Siz bugün bu celseye başlarken “evraka” diye başladınız. Buldum dediniz, 8 yıldır getirilemeyen delilleri bulduğunuzu söylediniz. Bu dava Türkiye’de yargının durumunu gösteriyor bize, bunun için çok önemli. Siz, ilk heyetin adını tarihe yazdırdığı gibi adınızı tarihe yazdırabilirsiniz.

    TÜRKDOĞAN: BU DAVADAN HİÇBİR ŞEY ÇIKMAYACAK

    İHD Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan iddianamede yer alan belgelerle ilgili olarak, “Bu Belçika-Hollanda belgelerinden bıktık artık. Yıllardır bu evraklar dosyalara gelip gider. Bunların sahte olduğu da ortaya çıkacak, göreceksiniz. Selçuk bu belgelerden 2004 yılında yargılandı, beraat etti ve kesinleşti. Hukuki olarak söylenebilecek her şeyi Selçuk az önce ifade etti. Ben bu davadan hiçbir şey çıkmayacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımız da zaten bizim nezdimizde suçlu değillerdir” dedi.

    “DOSYANIN DAYANAĞI OLAN DELİLLER YOK”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren dosyanın dayanağı olan delillerin olmadığını vurguladı. “Aslında size neyi anlatalım bilmiyorum. Biz her celseden sonra klişe tutuklama gerekçeleri ile tutukluluğun devam ettiğini görüyoruz. Bu celse dijitalleri buldum dediniz. Bugüne kadar olmadığını itiraf ettiniz, bu davanın temeli bunlar. Daha önce olması gereken dosyanın dayanağı olan deliller dosyada yok. Hazırlık aşamasında bu deliller iddianame ile birlikte sizin önünüze getirilmeli. Çünkü tutuklamanın gerekçesi yapılıyor. Avukatları tutuyorsunuz bunlarla. Meslektaşlarımızın, arkadaşlarımızın bir saniye bile tutuklu kalmaması gerekir” şeklinde konuştu.

    BARO BAŞKANLARINDAN TAHLİYE ÇAĞRISI

    Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal Koranel, “Bu dosyanın soruşturmasını hazırlayanların FETÖ hükümlüsü olduklarını unutmayın, meslektaşlarımızı serbest bırakın” dedi. Adana Barosu Başkanı Av. Semih Gökayaz, ise “Zaten duruşma sonrasında alınacak karar belli şeklinde bu aşamaya kadar gelindi. Çok kudretli bir salon yapılmış; ama buradan adalet çıkacak mı? Önemli olan bu” diye konuştu. Siirt Barosu Başkanı Av. Kenan Bilge de “Selçuk Kozağaçlı’nın tanıklarla ilgili beyanlarını ben hayretle izledim, dinledim. Bu beyanlardan sonra meslektaşlarımızın tahliyesi gerekir” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’NİN HUKUK SİSTEMİNİN ALNINA ÇALINMIŞ KARA BİR LEKEDİR”

    İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel dosyayı “Türkiye’deki hukuk sisteminin sürüklendiği karanlık” şeklinde tanımlarken; “Yargılananlar bizim meslektaşlarımız, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız. Onlar bulunmaları gereken yerde değiller, yanımızda omuz başımızda olmalılar. Siz 8 yıl aradan sonra, aslında en başından beri ulaşmanız gereken delile ulaştığınızı söylediniz. Savcılık bu gelişmeye rağmen mütalaayı tekrar etti. Bu dosyayı önemsemiyor anlaşılan ama biz önemsiyoruz. Bu dosya Türkiye’de hukuk sisteminin içine sürüklendiği karanlığın aynası. Karanlığın biraz olsun dağılmasını, bir çatlak oluşmasını ve bu çatlaktan ışık yayılmasını istiyoruz. Bu dosya Türkiye’nin hukuk sisteminin alnına çalınmış kara bir lekedir. Sizden beklentimiz sadece kendi adımıza değil, sizin adınızadır da aslında. Selçuk ve Barkın’ın tahliyesini talep ediyorum” dedi.

    “HAFIZAMIZ ÇOK KUVVETLİ, MEHMET AĞAR’IN CEZA ALMASINI SAĞLADIK”

    Tutuklu Av. Oya Aslan celseyi şaşkınlıkla karşıladığını belirtti. “Delillerin peşine düştüğünüzü gördük salondaki meslektaşlarımıza saygılı söz veren bir tutumla karşılaştık. Bu tutumun meslektaşlarımızın tahliyesine karar verme gücüne de sahip olmayı kapsaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Tutuklu Av. Özgür Yılmaz cezaevindeki açlık grevlerini hatırlatarak; “Gökhan Yıldırım süresiz açlık grevinde, Sibel Balaç ölüm orucunda. Ölüm orucu yapmak kolay değildir, yapanın 2 nedeni vardır. Size karşı yapılanlar ve geleceğe dair umutlar. Savcı diyor ki daha önce verdiğimiz yazılı mütalaayı tekrar ediyoruz. Ben mütalaayı görmeden bana ceza istiyorsunuz. Önce bana mütalaayı bir okuyun sonra benden savunma isteyin. Böyle şekli şeyleri bile yerine getirmiyorsunuz. Biz bunlara sessiz mi kalalım? Kalmayız, bizim Ebrumuza sözümüz var, Ebru’nun bu dosyada kanı var. Hesabını soracağız, yemin olsun halkımıza. Ben bana 1994 yılında işkence yapanların peşini bırakmadım, yargılandılar 20 sene sonra ceza aldılar. Bizim hafızamız çok kuvvetli. Mehmet Ağar’ın hapis cezası almasını sağladık. Akın Gürlek’in de Süleyman Soylu’nun da yargılanmasını sağlayacağız, cezalandırılmalarını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    TUTUKLULUKLARIN DEVAMI KARARI

    Beyanların ardından mahkeme heyeti, Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk durumları hakkında karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Kozağaçlı ve Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmeden mahkeme, bir sonraki celseyi 23 Mart 2022 tarihine erteledi.

    (HABER MERKEZİ)
  • ÇHD’li avukatların duruşması ertelendi; ‘MİT’ mensubu araştırılacak

    ÇHD’li avukatların duruşması ertelendi; ‘MİT’ mensubu araştırılacak

    PİRHA- ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da yargılandığı davada mahkeme, MİT mensubu olduğu iddia edilen İsmet Özdemir’in araştırılmasını isteyerek, duruşmayı erteledi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, avukat Barkın Timtik ve hükümlü avukat Özgür Yılmaz’ın “örgüt yöneticisi olmak” ve “örgüte üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın 4’üncü duruşması Silivri Cezaevi’nde 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya ABD, Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya’nın yanı sıra birçok ülkeden avukat ve baro temsilcileri ile onlarca avukat ve izleyici katıldı.

    Duruşmada, Silivri’de tutuklu bulunan Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik hazır bulundu.

    Avukatların taleplerinin ardından iddia makamı tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mütalaaya karşı söz alan Kozağaçlı, savcının mütalaayı kopyala-yapıştır şeklinde hazırladığını ifade etti.

    “RUH HALİ KOPYALANDI”

    Daha önce kendisini tutuklatan savcı Adem Özcan’ın “ruh halinin” kopyalandığını dile getiren Kozağaçlı, “Adem Özcan döneminde mahkeme talepler için kime yazacaktı? TÜBİTAK’a yazsa başkanı cemaatçiydi. Adli Tıp Kurumu (ATK) yazsa başkanı Haluk da cemaatçiydi. Bilirkişi  ve polis de cemaatçiydi. O ‘yazmam, gerek yok nasıl olsa herkes benden’ demiş olsaydı anlardım. Siz niye talepleri ret edediyorsunuz?” diye savcıya sordu.

    “SUÇLAMA KONUSU YAPILAN ‘BELGELER’ NEREDE?”

    Savcının mütalaasına esas olarak aldığı belgelerin olmadığını söyleyen Kozağaçlı, şöyle devam etti:

    “Kovuşturmanın genişletilmesini istiyoruz, delil uyduruyorsunuz, suç işliyorsunuz diyoruz; siz dosyanın esasına etki etmez diyorsunuz. Suç işliyorsunuz. Hollanda – Belçika belgeleri diye bir şey yok. Adli istinabe diye bir kurum yok. Adem talep etmiş, Adem’in yanında yatan başka bir hakim kabul etmiş. İddia olan belgeleri alanlar ya içerde ya da kaçmış. Hollanda/ Belçika belgelerini almaya giden polisler harcırahı yiyip dönmüşler benim anladığım. Tutanakta imzası olan polis, 15 Temmuz’da kamuflajlı kıyafeti ile Emniyetin önünde ZPT’nin içinden gözaltında alındı. Adam Emniyeti teslim almak üzere gitmiş.”

    “YASADIŞI DAVRANIRSANIZ BURASI MAHKEME OLMAKTAN ÇIKAR”

    Bu kişilerin ve dosyada yer alan tanıkların dinlenmesi gerektiğini ifade eden Kozağaçlı, “Dinlemek zorundasınız, dinlemeyecek misiniz? Yasadışı iş yapmış olursunuz. Bizi yasadışı iş yapmakla suçluyorsunuz, siz yasadışı davranırsanız, burası bir mahkeme olmaktan çıkar o halde. Ebrumuz en son bu salonda konuşmuştu, ‘bize böyle davranamazsınız’ demişti. Ben 5 yılı aşkındır tutukluyum. Dava açabilirsiniz, tutuklayabilirsiniz ama bu şekilde yargılayamazsınız. Ebru bu yüzden öldü, siz onu böyle yargılamaya kalktığınız için” diye belirtti.

    TUTUKLULUK DEVAM KARARI DÜN TEBLİĞ EDİLDİ

    Daha sonra söz alan Barkın Timtik ise avukatlarının sözlerinin kesilmesine tepki gösterdi. Timtik, “Bu yargılamanın amacı bu zaten, avukatlığı hizaya çekmek, başka şekilde yapılması gerektiğini kabul ettirmeye çalışmak. Bunu hiç kimse yapamaz. Siz de yapamazsınız, Yargıtay da yapamaz. Tutuk devam kararı bana dün tebliğ edildi. Dün tebliğ ettiğiniz tutukluluk devam kararı üzerine bugün tutukluluğa dair ne söylememizi bekliyorsunuz. Tutuk devam kararında gerekçe olarak ‘sanık savunmaları’ deniyor. Ne dedik ki, bunu gerekçe yapıyorsunuz? ‘Halkın Hukuk Bürosu avukatı değilim’ dememizi mi bekliyorsunuz? Böyle dersek mi bırakacaksınız? Halkın Hukuk Bürosu’nda staj yaptım, orada avukatlık yaptım, ömrümün sonuna kadar da orada olacağım” dedi.

    “BU YARGILAMA BENİM ABLAMIN CANINI ALDI”

    Timtik, “adil yargılanma” talebiyle girdiği ölüm orucunda yaşamını yitiren ablası Ebru Timtik’i hatırlatarak, kovuşturmanın genişletilmesi, tanıkların dinlenmesi ve delil olarak sunulan belgelerin bulunmasını istedi. Timtik, “Biz burada neden yargılama yapılmasını istiyoruz biliyor musunuz? Çünkü bu yargılama benim ablamın canını aldı.”

    TALEPLER KISMİ OLARAK ARAŞTIRILACAK

    Savunmaların ardından mahkeme, dosyada yer alan ve delil olarak sunulan “Hollanda-Belçika Belgelerinin” aslının imajını, daha önce ifade veren tanıkların ifadelerinin istenmesine karar verdi. Mahkeme, ayrıca istihbarat üyesi olduğu iddia edilen İsmet Özdemir’in istihbarat üyesi olup olmadığının araştırılmasını istedi. Kozağaçlı ve Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 5-6-7 Ocak 2022 tarihine erteledi. (MA)

  • Silivri’de bir kadını boşandığı erkek katletti

    Silivri’de bir kadını boşandığı erkek katletti

    Silivri’de Tülay Sivil, boşandığı Erdem D. tarafından katledildi. 

    İstanbul’un Silivri ilçesinde yaşayan Tülay Sivil ve eşi Mesut Sivil, evlerinin önünde katledildi. Tülay’ın evinin önüne gelen boşandığı Erdem D., Tülay ve eşi Mesut Sivil’i katletti. Olay yeri incelemelerinin ardından cenazeler Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

    Erdem D. yakalanarak gözaltına alınırken, emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Buldan: Barış gelinceye kadar yürüyüşümüz devam edecek-VİDEO

    Buldan: Barış gelinceye kadar yürüyüşümüz devam edecek-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” öncesi Silivri’de açıklama yaptı. Buldan, yürüyüşlerinin Türkiye halklarına dair olduğunu belirterek, “Bu ülkeye barış, özgürlükler, demokrasi gelene kadar bu yürüyüş devam edecektir” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Ankara’ya başlatacağı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü”nün Edirne kolu için İstanbul’un Silivri ilçesinde bulunan Silivri Alışveriş Merkezi önünde bir araya geldi. Eş Genel Başkan Pervin Buldan burada partililerin katılımıyla açıklama yaptı.
    Yürüyüşün darbeye karşı bir yürüyüş olduğunu belirten Buldan, “Asla bizi kararlı yürüyüşümüzden geri adım attıramayacaktır. Biz bu kadar değiliz. Biz binleriz, milyonlarız. Türkiye’nin bir çok kentine giriş ve çıkışları yasaklayarak, Anayasaya aykırı bir şekilde meşru olmayan demokratik olmayan kararlar aldınız. HDP’yi asla halkla buluşturmamak için aldığınız tedbirler, halkımızla bir araya gelmemize engel olamayacaktır. Bugün o kararlar alınmamış olsaydı, bugün Edirne’den milyonlar, binlerle uğurlanmış olacaktır. Edirne’de milyonların temsilcisi var. Edirne başta olmak üzere, birçok cezaevinde milyonların temsil ettikleri milletvekili ve belediye eşbaşkanları var. İşte bu gün bu darbeye karşı demokratik yürüyüş, başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere cezaevlerinde olan tüm arkadaşlarımıza yönelik demokratik yürüyüştür. Haksız bir şekilde tutuklananlara ilişkindir” dedi.
    “ÜLKEYE BARIŞ GELENE KADAR YÜRÜYÜŞ DEVAM EDECEK”
    “Bu yürüyüş sadece Demirtaş ve Yüksekdağ için değildir” diyen Buldan, şunları kaydetti.
     “Barış içerisinde özgürlüklerle, demokrasiyle bir arada yaşamasına dairdir. Barış, demokrasiden, Demirtaş’tan, Yüksekdağ’dan bu kadar korkulmaz. Onlar milyonların iradesidir. Bu yürüyüş aynı zamanda Osman Kavala içindir. Bugün AKP hükümeti tarafından açlığa, yoksulluğa, sefalete maruz bırakılan milyonlar içindir. Bu yürüyüş devam edecektir. Bu ülkeye barış, özgürlükler, demokrasi gelene kadar bu yürüyüş devam edecektir.”   (HABER MERKEZİ) 
  • Silivri’de HDP’lilere polis müdahale ediyor, gözaltılar var

    Silivri’de HDP’lilere polis müdahale ediyor, gözaltılar var

    PİRHA-Ankara’ya başlatacakları “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” için Edirne’ye hareket etmek üzere Silivri’de toplanan HDP’lilere polis müdahale etti. Çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Edirne ve Hakkari’den olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlatacağı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” için partililer Edirne’ye gitmek üzere hareket noktası olarak belirlenen İstanbul’un Silivri ilçesinde bulunan Silivri Alışveriş Merkezi önünde toplanmaya başladı.
    Eş Genel Başkan Pervin Buldan’ın öncülüğünde buradan saat 12.00’de hareket edilmesi öncesinde alışveriş merkezi önünde toplanmaya başlayan partililer, polis müdahalesi ile karşılaştı.
    Polis, aralarında HDP’li vekillerin de bulunduğu partililere müdahale etti. Müdahale ile çok sayıda kişi gözaltına alındı.
    HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, tekerlekli sandalyesini polis otobüsünün önünde durdurdu.
    Kitle “Faşizme karşı omuz omuza”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganları atıyor.
    Polis basın çalışanlarına da yer yer müdahale ediyor.
    PİRHA/ İSTANBUL
  • Silivri’den Edirne’ye yürümek isteyen HDP’lilerle polis arasında gerginlik-VİDEO

    Silivri’den Edirne’ye yürümek isteyen HDP’lilerle polis arasında gerginlik-VİDEO

    PİRHA- HDP’nin bugün Edirne ve Hakkari’den olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlatacağı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” için partililer bir araya geldi. Silivri’de toplanan HDP’lilerin Edirne’ye yapacakları yürüyüş polis tarafından engellenmeye çalışılıyor. Polis, kafelerde oturan bazı HDP’lileri gözaltına aldı.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) AKP-MHP iktidarının baskıcı politikalarına karşı 1 Haziran’da açıkladığı “Demokratik Mücadele Programı” kapsamında bugün Edirne ve Hakkari olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlayacak “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” öncesi partililer toplandı.
    Silivri’de bir araya gelen HDP’lileri polis engellemeye çalışıyor.
    HDP İstanbul İl Başkanı Erdal Avcı’nın da olduğu partililerle polis arasında gerginlik yaşanıyor.
    Yürüyüşü engelleme çabaları kapsamında günler öncesinden Edirne ve Hakkari’nin yanı sıra Tekirdağ, Van ve Kocaeli valilikleri kentin girişlere sınırlama getirip, yine bu kentlerin genelinde yapılacak her türlü eylem ve etkinliğe yasak getirmişti.
    Bu yasak kararları ile yürüyüşlerin engellenmek istenmesine rağmen Edirne kolu yürüyüşü için HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, milletvekilleri ve parti yöneticileri saat 12.00’de Silivri Alışveriş Merkezi önünden Edirne’ye doğru yola çıkmaları bekleniyor. Ancak polis kafelerde oturan bazı partilileri gözaltına aldı.
    PİRHA/ İSTANBUL 
  • ‘Berkin’e, Ali İsmail’e, Ethem’e hepsine selam olsun’

    ‘Berkin’e, Ali İsmail’e, Ethem’e hepsine selam olsun’

    PİRHA – Gezi Davası’nın bugün Silivri’de görülen 6‘ncı duruşmasından yargılanan tüm isimler için beraat kararının verilmesi başta Silivri’de mahkemeyi izlemeye giden ‘Ben de Oradaydım, Gezi’de olmak suç değil! Gezi yargılanamaz’ diyen binlerce insan olmak üzere sevinç ve coşkuyla karşılandı.

    Gezi davasının görüldüğü mahkeme çıkışında ağırlaştırılmış müebbet cezası istemiyle yargılanan Taksim Dayanışması’ndan Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, “Demek ki neymiş? Gezi yargılanamazmış. Gezi yargılanamaz. Gezi onurdur. Gezi kirletilemez” dedi.

    Mücella Yapıcı ayrıca, “Berkin’e, Ali İsmail’e nerede o katil? Ethem’e, Abdullah’a, Ahmet’e, Medeni’ye, Hasan Ferit’e hepsine, hepsine selam olsun” diye konuştu.

    Silivri’de duruşmayı takip eden kitle, beraat kararının ardından ‘Her yer Taksim, her yer direniş, yaşasın devrimci dayanışma’ sloganları ve alkışlar eşliğinde yürüdü.

    (HABER MERKEZİ)