Etiket: songül tunçdemir

  • Alevi kadınlar Zeynep Yıldırım’ı mezarı başında andı: Alevi kadınlara çıra oldun!-VİDEO

    Alevi kadınlar Zeynep Yıldırım’ı mezarı başında andı: Alevi kadınlara çıra oldun!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadınlar, 22 Nisan’da İstanbul’da Hakk’a yürüyen Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ı Gazi Mahallesi’nde bulunan kabri başında andı. Anmada kadınlar adına konuşan Songül Tunçdemir, Zeynep Yıldırım’ın Alevi inancı için verdiği mücadeleye değinerek, onu kaybetmenin acısını dile getirdi. Tunçdemir, “Hak ve hakikat ışığında verdiğin emekler, ödediğin bedeller Alevi kadınlara çıra oldu. Seni her zaman özleyeceğiz” dedi. 

    İstanbul’da 22 Nisan 2021’de koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürüyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Alevi kadınlar tarafından Gazi Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı.

    Anmaya, Yıldırım’ın arkadaşları Sadegül Çavuş, Dilber Özdemir, DAD Eş Genel Başkanı Saime Topçu, Çilem Küçükkeleş, sanatçılar Pınar Aydınlar ve Ayfer Düztaş, PSAKD Kartal Şube’nin eski Başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, PSAKD Ataşehir Şube Üyesi Nafiye Kaban, Eğitim Sen üyesi Ayten Ekinci ve bir çok kadın katıldı.

    Çerağ uyandırılmasının ardından Sadegül Çavuş Gülbenk okurken, Ayfer Düztaş da ağıtlar söyledi.

    Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir de kısa bir konuşma yaptı.

    Tunçdemir, “Alevi kadınlar olarak seninle ertelediğimiz buluşmayı gerçekleştirmek için sana geldik. Senin evine seni ziyarete geldik. İsterdik ki cemal cemal olup ağız dolusu gülüşler eşliğinde muhabbet edelim ama çok vakitsiz gittin. Gözyaşlarımızı içimize akıta akıta geldik. Ne sen giderken hoşça kal diyebildin bize ne de biz güle güle diyebildik sana. Bu yüzden biz hala gittiğine inanamayarak geldik. Emek verip büyüttüğün değerlerimizi, Hak ve hakikat adına kurduğun sözleri, şefkatini, naifliğini ve o dünyalara değer gülüşünü yüreğimize alarak, avuçlarımızda sıkı sıkı tutarak geldik.” dedi.

    “AH NE ZORMUŞ GİDİŞİNE BÖYLE UZAKTAN BAKMAK”

    Tunçdemir şöyle devam etti:

    “Ah ne zormuş böyle gidişine böyle uzaktan bakmak. Ne kadar zormuş hayaline sarılarak toprağına kırmızı güller bırakmak. İsterdik ki Yolumuza verdiğin emekler en güzel şekilde taçlandırılsın, isterdik ki senin ne kadar sahiplenildiğini dost da düşman da görsün. Gelemedik, göremedik, seni uğurlayamadık ama bilmeni isteriz ki iyileşmen için, tekrar aramıza dönmen için Hızır’ı her daim carına çağırdık.

    “AĞIR BEDELELR ÖDETMEK İSTEDİLER AMA YILMADIN”

    Bu bozuk düzende zindan gördün, zulüm gördün, baskılar gördün. Yaratmış olduğun güzelliklerin bedelini en ağır şekilde ödetmek istediler. Ama sen yılmadın, yolundan hiç dönmedin. Bu zulmedenlere dert olsun.

    “YOLUMUZDA HEP ANILACAKSIN, ALEVİ KADINLARA ÇIRA OLDUN”

    Her gidiş erkendir ve zordur. Ama senin gidişin daha zor oldu direnç çiçeğimiz. Sen gittin ama bizler biliyoruz ki hakikate olan inancınla emek verdiğin yolumuzda hep taze kalacaksın, anılacaksın, yaşayacaksın. Yattığın yer seni incitmesin. Devrin daim olsun. Toprağından öpüyoruz. Biliyoruz ki bu dünya döndüğü sürece hakikatin bizlere ışık olacak. Hak ve hakikat ışığında verdiğin emekler, ödediğin bedeller Alevi kadınlara çıra oldu. İyi ki geçtin bu dünyadan, iyi ki geçtin Yolumuzdan, iyi ki can kattın birlikteliğimize. Seni her zaman özleyeceğiz.”

    Kadınlar, anma sonrası Zeynep Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş’ı evinde ziyaret etmek üzere Armutlu’ya gitti.

    İstanbul’da 31 Mart’ta yakalandığı koronavirüs nedeniyle 1 Nisan’da hastaneye kaldırılan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım 22 Nisan’da Hakk’a yürümüştü.

    Zeynep Yıldırım Armutlu Cemevinde Hakk’a uğurlandıktan sonra Gazi Mezarlığı’nda kardeşi Mustafa Bektaş’ın yanında toprağa sırlanmıştı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Alevi kadınlardan Ulusoy ve Doğan’a destek: Saldıranların amacı Alevileri bölmek

    Alevi kadınlardan Ulusoy ve Doğan’a destek: Saldıranların amacı Alevileri bölmek

    PİRHA-Cemevlerinde gerçekleştirilen Hakk’a uğurlama erkanlarında Alevi inancından uzaklaşılmasına ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy ile Dede Hasan Doğan’a karşı bazı ırkçı çevrelerin organize saldırılarına bir tepki de Alevi kadınlardan geldi. PİRHA’ya konuşan Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Suzan Saka ve PSAKD Kartal Şube eski Başkanı Songül Tunçdemir, “Saldırıyı gerçekleştiren oluşum devlet yanlısı ve devletin organize ettiği bir yapıdır. Bir olursak iri oluruz, iri olursak diri oluruz. Tüm baskılara inat ocaklarımızı daha da harlamalıyız” dedi.

    Bazı cemevlerinde Hakk’a uğurlama erkanlarında Alevi inancından uzaklaşılmasını eleştiren Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy ve Dede Hasan Doğan’a karşı bazı ırkçı, asimilasyoncu çevreler organize saldırılarda bulunuyor. Saldırıların merkezinde olan ‘Ocakzadeler Meclisi’ denilen oluşuma da tepkiler sürüyor.

    PİRHA’ya konuşan Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Başkanı Suzan Saka ve Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yapılan saldırıların amacının Alevileri bölmek olduğunu söyleyerek bu tür saldırılara karşı bilimin ışığında, Aleviliğin özüne bağlı kalınarak cevap verilmesi gerektiğini belirttiler.

    “DIŞARIDAN GELEN BU TARZ SALDIRILARA BOYUN EĞMEYİZ”

    Bu saldırıların amacının Alevileri itibarsızlaştırmaktan ve Alevilerin değerlerine saldırmaktan öte bir şey olmadığını belirten Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Başkanı Suzan Saka şunları dile getirdi:

    “Özellikle MHP’li ve milliyetçi kesimlerin öncelikle kendilerine dönüp bakmaları gerekiyor. Derin devletle yaptıkları iş birlikleri ve mazlum halka, Alevilere, Kürt halkına, ezilen halka yapmış oldukları haksızlıkların, hukuksuzlukların, cinayetlerin hepsini yıllardır takip edip biliyoruz ve şayet yaşıyoruz. Yakınımızda veya uzağımızda bu anlamda onların amaçlarının, hedeflerinin yerine varacağına inanmıyorum. Aleviler yüzyıllardır direndiler, direnmeye devam ediyorlar. Özellikle Sivas Katliamı’ndan sonra Aleviler kimliklerini buldular, örgütlenmelerini güçlendirdiler. Dışarıdan gelen bu tarz saldırılara boyun eğmediler, eğmeyeceklerini de düşünüyorum.”

    “ZALİMİN KARŞISINA MUTLAKA PİR SULTANLAR ÇIKAR” 

    Bu oluşumun devlet yanlısı ve devletin organize ettiği, Alevi inancından rahatsız olan, onu İslam dini içerisine yedirmeye çalışan oluşumlardan bir tanesi olduğunu vurgulayan Saka, “Alevilik başlı başına bir inanç, bir yaşam biçimi, semavi dinlerle ilişkisi olmayan, kendi içinde edep ve erkanı olan ve bu anlayışla birlikte Alevi toplumunun yaşamının bütün alanlarına müdahale eden, bireylerin sosyal yaşamlarını sevgi ve barış temeli üzerinde biçimlendiren geniş tabanlı bir sosyal örgütlenmedir aynı zamanda. Postnişinliğe yapılan bu tür saldırılara da itibar edilmemeli.
    Tahmin ettiğim ve bildiğim kadarıyla en son Kartal Cemevinde başlayan Hakk’a yürüme erkanlarında kendilerini ‘dede’ atfında bulan kişilerin Arapça Kur’an okuyarak, fes ve cübbe giyerek Hakk’a yürüme erkanını yürütmeleri, Alevilikte şu ana kadar olmadı ve bundan sonra da olmayacak. Dediğim gibi Alevilik kendi içerisinde var olan apayrı biricik bir inanç, bir yaşam biçimi.

    “KADINLAR ARKADA, ERKEKLER ÖNDE OLMAZ”

    Sonuçta Aleviler cemlerini köyde, kentte, farklı ülkelerde bulundukları yerin koşullarına uygun olarak temiz, düzgün kıyafetlerini giyerek yaparlar. Alevilikte kadın, çocuk, erkek ayrımı yapılmaksızın herkese can denilir ve o nedenle herkes sırasının yerini alır. Erkekler önde kadınlar arkada diye bir şey yoktur. Hakk’a yürüyen canın yakınlığına göre kadın, erkek, çocuk da o erkanda yerini alır. Bu anlamda Hacı Bektaş Veli Postnişinliği de ısrarlı bir şekilde Aleviliğin kendine has bir inanç olduğunu, Alevi erkanının özellikle Hakk’a yürüme erkanının Alevi inancına göre deyişlerle, gülbenglerle yapılması gerektiğini ısrarla söyler. Veliyettin Ulusoy’un İslam içerisinde olmadığı konusunda ısrar ettiği için bu tür saldırılara ve tehditlere maruz kaldığını düşünüyorum. Unutmamak gerekiyor ki her zaman zalimin karşısına da mutlaka Pir Sultanlar (günümüzün Pir Sultanları) çıkacaktır ve doğruları da söylemeye devam edecektir.”

    “IRKÇILARIN KENDİLERİNİ ALEVİ OLARAK TANIMLAMALARI TRAJİKOMİKTİR”

    “Aleviliğin felsefesinde yetmiş iki millete bir nazarda bakmak vardır” diyen Saka, Aleviliğin ırkların üstünde bir inanç olduğunu ifade ederek sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Alevilikte ırkçılık olmaz. Alevilik sevgi, barış, adalet, eşitlik, demokrasi, hak, hukuk gibi değerleri talep eden insanların bir araya geldiği bir inançtır. Bunun için de bir yaşam biçimi, bir felsefedir. Aynı zamanda bizim inancımızda eline, beline, diline sahip olmak vardır. En önemlisi de budur. Doğal olarak eli kana bulanan, başkasının malını gasp edip el koyan, insanları öldüren, başka ırkların, başka toplumların, başka dillerin yaşamasına müsaade etmeyen, sadece tek bir dili, tek bir ırkı üstün gören bir inancın temsilcileri veya bunu kendine yakıştıran kişilerin Alevi olarak kendini tanımlamaları açıkçası bir trajikomiktir.

    “PİRHA ALEVİLERİN SESİ”

    PİRHA da yıllardır, özellikle medyada var olan farklı olayları; yani ezilenleri, öldürülenleri, katledilenleri, Alevilerin, Kürtlerin sesini, lezbiyenlerin sesini, Boğaziçi üniversiteli gençlerin sesini, Soma’daki yapılan cinayeti-katliamı yansıtan, var olan medyanın dışında farklı bir medya olduğu için, ezilenin sesi olduğu için oda onların tehditlerine, çirkef saldırılarına maruz kalıyor. Sonuç itibariyle PİRHA’yı takip eden okuyucuları zaten eğriyi doğruyu gayet iyi bildikleri için bu tür dışardan gelen gereksiz, saçma sapan tehditleri dikkate almazlar. Basın emekçilerini ve gerçekten hak ve hukukun yanında olan tarafsız haber vermek isteyen PİRHA gibi basın birimlerini yoldan şaşırtacaklarına da inanmıyorum.”

    “BİLİMİN YOLUNU TAKİP EDEREK DİRENECEĞİZ, BAŞKA ŞANSIMIZ YOK”

    Alevilik inancının yüzyıllardır asimilasyon politikalarına maruz kaldığını belirten Saka son olarak şunları kaydetti:

    “Bu travma yüzyıllardır bizlere kuşaktan kuşağa geçiyor ve yaşadığımız yerlerde kimlik mücadelesi vermeye devam ediyoruz. Ben bir Alevi olarak Alevileri, Alevi olmayan kişilerin tanımlamasını istemiyorum. Alevilerin inanç merkezlerinin cemevleri olarak görülmesini istiyorum. Alevilerin şu ana kadar örgütlenmiş olduğu, kurmuş olduğu birliklerin ve hak, hukuk mücadelesinde kat ettikleri yolun doğruluğuna inanıp bu mücadeleyi devam ettirmeleri gerekiyor. Bu ezelde de vardı bundan sonra da olacak. Pir Sultanlar 300-400 yıl evvel yaşarken, günümüzün Pir Sultanları da olacaktır. Bu ne bir erkek ne de bir kadın. Bir toplum olarak bilimin, çağdaşlığın ve hak, hukukun doğruluğuna inandığımız sürece, insan haklarını temel aldığımız sürece inancımıza dışardan bu tür saldırıların hiçbir etkisi olmaz. Doğruları söyledikçe bedel ödeyeceğiz, ödemeye de devam edilecek fakat doğrudan şaşılmadığı sürece asimilasyona mümkün olduğu kadar az uğranılmaya çalışılacaktır. Çağdaşlıkla bilimin yolunu takip edeceğiz ve direneceğiz. Başka şansımız yok.”

    “19 YILLIK AKP İKTİDARI DÖNEMİNDE ALEVİLERE YÖNELİK TAM BİR KUŞATMA YAŞANIYOR”

    Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir ise tarihin her döneminde inancından ve kültüründen dolayı Alevilerin yok edilmeye çalışıldığını belirterek şunları aktardı:

    “Aleviler her dönemin özelliğine ve gelişmişlik düzeyine göre sistematik saldırılar ile karşı karşıya kalmıştır. Osmanlı döneminde devletin gücü fetvalara ve toplu katliamlara yetmiştir bu uygulanmıştır. Cumhuriyet döneminde toplu katliamların yanında ‘tekke ve zaviyelerin kaldırılması’ kanunuyla başlayan süreçten sonra adım adım Alevi asimilasyonu gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Yani bu sürece kadar yapılan Alevi katliamlarının yanında Aleviliğin de yok edilmesi için yoğun bir asimilasyon süreci başlatılmıştır. 12 Eylül faşist darbesiyle birlikte Alevi köylerine cami yaptırılması, okullarda zorunlu din dersi uygulamalarının yanında, bizzat devletin Alevisi olanlar tarafından devlet destekli adına Alevi kurumları denilen kurumlar açılmıştır. 19 yıllık AKP iktidarı döneminde ise tam bir kuşatma yaşandığını görüyoruz.

    “SİNSİ BİR KUŞATMA”

    Aleviler belki de tarih boyunca böyle sinsi bir kuşatmaya maruz kalmamıştır. Her seferinde asimilasyonun son halkasıdır diye bahsettiğimiz uygulamalara her gün yeni uygulamalar eklenmektedir. Kurumlar kuşatıldı, cemevlerimiz siyasi rant malzemesi haline getirtildi, ne yazık ki sıra ocaklarımıza kadar geldi. Bir dönem Aleviler ‘Alili Aleviler, Alisiz Aleviler’ diye ayrıştırılmaya çalışılırken şimdi inancımızın damarları, yüreği sökülmeye çalışılıyor.”

    “SALDIRILARI YAPANLAR ÖZELLİKLE GÖREVLENDİRİLMİŞLER”

    Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini  Veliyettin Ulusoy’un Hakk’ a uğurlama erkanı ile ilgili Pir Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirme üzerine yapılan saldırıların bilinçli bir politikanın sonucu olduğunu ifade eden Tunçdemir sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Çelebiler ailesinden 6 temsilci ve ‘Ocakzadeler Meclisi’nden 36 Ocak temsilcisinin imzacı olduğu metin, Alisiz Alevilik tartışmasıyla nasıl bir noktaya getirilmek istendiğimizi göstermektedir. Bu saldırıları yapanlar belli ki birilerinin muratlarını gerçekleştirmek için özellikle görevlendirilmiştir. Daha doğrusu ruhunu teslim etmiş şahıslardır bunlar. Nerden geldiğimiz önemlidir evet ama geldiğimiz yeri layıkıyla temsil edebiliyorsak oraya ait olduğumuzu söyleyebiliriz. Başka bir şeye dönüştüysen nereden geldiğinin hiç bir anlamı olmaz. Yani Aleviyim, ocakzadeyim demekle Alevi ya da ocakzade olunmaz. Bunu söylemek için Yol’u, erkanı özüne uygun sürmek gerekir. Veliyettin Ulusoy’a yapılan saldırılar karşısında Alevi toplumu olarak ocaklarımıza daha çok sahip çıkmalıyız. Özellikle Alevi kurumları ocaklar ile aramızdaki bağı iyi kurmalı, ocaklardan beslenerek toplumun beklentilerini karşılamalıdır. Toplum olarak inancımızı ancak bu şekilde yürütebilir, kültürümüzü ancak bu şekilde yaşayabiliriz. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi ancak bu şekilde bir olabiliriz. Bir olursak iri oluruz, iri olursak diri oluruz. Tüm bu baskılara inat yol aşkına şimdi ocaklarımızı daha çok harlamalıyız. Aşk ile…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Zeynep Yıldırım’ın arkadaşları: O herkesin hayatına dokundu, bir ışık, bir meşale oldu-VİDEO

    Zeynep Yıldırım’ın arkadaşları: O herkesin hayatına dokundu, bir ışık, bir meşale oldu-VİDEO

    PİRHA-Yakalandığı koronavirüse karşı verdiği yaşam savaşını kaybeden ve hakka yürüyen PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ı kadınlar anlattı. PİRHA’ya konuşan kadınlar  O’nu herkesin hayatına dokunan, bir ışık, bir meşale sözleriyle, asimilasyona karşı dik duruşuyla özetlediler.

    Koronavirüse yakalanan ve 15 gün yoğun bakımda hayatta kalma mücadelesi verdikten sonra Hakk’a yürüyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şube/Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ı tanıyan arkadaşları Songül Tunçdemir, Aysel Kılavuz ve Dilber Özdemir, Yıldırım’ın kişiliğini, hayatını, mücadelesini Pir Haber Ajansı’na anlattı.

    “ALEVİ, DEVRİMCİ, EMEKÇİ BİR KADINDI”

    Alevi derneklerine gidip gelirken tanıştıklarını ve 15 yıldır dost olduklarını ifade eden önceki dönem PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Zeynep Yıldırım’a dair şunları aktardı:

    “Zeynep Yıldırım bu hayatta o kadar gerçek duruyordu ki bu kadar erken gidişine inanmakta güçlük çekiyorum. ‘En büyük mücadele insan kalabilme mücadelesidir’ diye bildiğimiz bir söz var ya, Zeynep abla bu kadar zorluğun içinde mücadelesini yükseltmesini bilen, bunu yaparken de insan olmanın onurunu taşıyan Alevi, devrimci, emekçi bir kadındı. Ben onu 15 yıldır tanıyorum, Pir Sultan örgütlülüğü içinde tanıştık. Tanıdığım bu süre içerisinde doğru bildiklerinden hiç taviz vermedi ve dik duruşundan asla sapmadı. O, giderken bile kafa tuttu aslında. Astımlı haliyle 15 gün direnerek ölüme kafa tuttu, bıraktığı vasiyetle bizleri asimile etmek için amansız bir mücadele veren sisteme kafa tuttu. ‘Ben Aleviyim, beni uğurlarken Alevi erkanına göre, kadınlarla, deyişlerle uğurlayın’ dedi. Bunu başardı Zeynep abla.

    “ONU ANILARIYLA VE MÜCADELESİYLE YAŞATMAK GÖREVİMİZDİR”

    Zeynep ablayı anlatmak çok zor aslında. Çünkü onu anlatmak mücadelesini anlatmak demek. Kim bu kadar mücadele etti ki? Zeynep ablanın insan yönü hangi kelimelere sığar ki? Onu anlamak için yaşadığı tüm baskı ve zorluklara rağmen yaptırdığı cemevi binasına bakmak gerekir. Onu anlamak için çocuklarımızı yozlaşmanın pençesinden kurtarmak için vermiş olduğu mücadeleye bakın. Onu anlamak için içeride ve dışarda sergilemiş olduğu onurlu duruşa bakın yeter.”

    Tunçdemir, O’nu tanıma şansına erişen her insan gibi ben de çok üzgünüm, dedikten sonra, “Keşke bu kadar erken ölümsüzleşmeseydi. Geride kalanların bir borcu var Zeynep ablaya, onu anılarıyla ve mücadelesiyle yaşatmak görevimizdir. Umarım bunu başarabiliriz. Yıldızlar yoldaşı olsun, devri kolay olsun…” diyerek tamamladı Yıldırım’a dair düşüncelerini.

    “HERKESİN HAYATINA DOKUNDU, BİR IŞIK, BİR MEŞALE OLDU”

    Zeynep Yıldırım’ın 40 yıllık arkadaşı Dilber Özdemir ise dostluklarını şu sözlerle anlattı:

    “Zeynep Yıldırım, 40 yıllık arkadaşım, dostum, yoldaşım, canımdan özge can. Çocuk yaşında başladığı tekstil işçiliğiyle mücadele içerisine girdi. Sendikal mücadelede işçi sınıfı bilinciyle meydanlarda, grevlerde, alanlarda mücadelesini yürüttü. Daha sonra kadın mücadelesinde beraberdik. Uzun yıllar hapislik hayatı, gözaltı, işkence hepsinde bir direnişçi olarak mücadele vermiştir.

    Alevi mücadelesi ise onun için bambaşka bir çığır açmıştır. Kimlerin hayatına dokunmadı ki herkese bir ışık, bir meşale oldu. Evi, gönlü, yüreği herkese açık gerçek anlamda bir mücadeleci kadındı. Şimdi ışıklar içerisinde, unutmayacağız Zeynep’i.”

    “ZEYNEP ÇIKARSIZ, KİBİRSİZ VE MÜCADELECİ BİR KADINDI”

    ‘Başta Zeynep Yıldırım’ın annesi Kezban ananın ellerinden öpüyorum, acısını paylaşıyorum’ diyerek sözlerine başlayan Zeynep Yıldırım’ın diğer bir dostu Aysel Kılavuz ise şunları dile getirdi:

    “Şu an entübe olan eşiti Haydar Yıldırım’ın bir an önce aramıza sağlıklı bir şekilde dönmesi temennisinde bulunarak başlamak istiyorum. Hızır yardımcısı olsun.

    Zeynep’i önceden beri tanıyorum ancak daha çok 1980’de Demokratik Kadın Derneği’nde çalıştığı süreçte tanıdım diyebilirim. Çok mücadeleci, duru, yüreği güzel olan, haksızlığa karşı direnen ve her zaman güler yüzle, sevgiyle insanın yüreğine giren mücadeleci bir kadındı. En son bir kurultayda onu gördüğümde Zeynep’in gene aynı mücadele ruhuyla koşuşturduğunu gördüm. Onun bedenen aramızdan gidişi beni çok üzdü. Zeynep çıkarsız, kibirsiz ve mücadele veren bir kadındı. Bu hayatta birçok kadın mücadele verebiliyor ama onun ruhu, güzelliği, mücadelesi, Aleviliğe olan inanca müthiş bağlılığı gibi, birinin bu hayatta olamadığını ve Zeynep’in çok inançlı olduğuna ne iş olursa olsun bunu inanarak yapıyordu.”

    “ONU HAKKA SIRLAMIŞ OLSAK DA ONUN HALA YAŞADIĞINA İNANIYORUZ”

    Zeynep Yıldırım’ın elinin değmediği bir yerin olmadığına da vurgu yapan Kılavuz şunları aktardı:

    ”Zeynep’in ruhu şad olsun, mekanı nur olsun, onun bizi duyduğuna inanıyorum. Onu yüreğimizde hep yaşatacağız, Zeynepler çoğalsın. Zeynep, faşizme karşı verilen mücadelede yenilmedi ama bu virüs yendi onu, onu hakka sırlamış olsak da onun hala yaşadığına inanıyoruz. Kadınların onu son yolculuğuna yollaması beni çok mutlu etti. Sabah hakka yürüdüğünü öğrendiğimde, yüreğime bir kor düştü, çok üzüldüm ve ağladım ama sonra dedim ki; ‘Zeynep olsaydı bana kalk hiç ağlama, ben mücadele ruhumu burada bıraktım.’ Ona inanıyorum, o ışığı bize tuttu o ışıkla devam edeceğiz. O, beyaz atına bindi gitti ama ruhen hala aramızda ve hep ışık saçacak.”

    “FAŞİZME KARŞI MÜCADELEDE HEP EN ÖNDE OLDU”

    Sözlerinin devamında tek dileklerinin Zeynep Yıldırım’ın eşiti Haydar Yıldırım’ın iyileşmesi olduğunu ifade eden Kılavuz:

    “İki günlük dünyada biz kadınlar olarak birbirimize sahip çıkmalıyız. Kadınlar yok ediliyor, öldürülüyor. Zeynep, 12 Eylül’den bu yana defalarca hapse düştü, defalarca karakollara gitti ama hiç pes etmedi. Alevi hareketince çok büyük mücadele verdi. Sarıyer Cemevindekiler çok iyi bilir, gecekondularda polise karşı, zalime karşı çok büyük mücadeleler verdi. Aç kaldı, susuz kaldı, yoksulluk da yaşadılar ama tüm bunlara rağmen oradaki halkla birlikte Zeynep hep öndeydi, hiç çekinmeden, yılmadan. ‘Ben doğrular olduğu sürece isterse tutuklasınlar ben doğru işi yapıyorum, yanlış işi yapmıyorum, hırsızlık yapmıyorum.’ derdi. Kendisine buradan saygı duyuyorum, Aşk-ı Niyazlarım olsun, mekanı nur olsun ışık olsun.” dedi.

    Pınar AKYÜZ-Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

     

     

     

     

     

  • Tunçdemir: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmek, kadın cinayetlerine evet demektir-VİDEO

    Tunçdemir: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmek, kadın cinayetlerine evet demektir-VİDEO

    PİRHA- Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini değerlendiren PSAKD önceki dönem yöneticilerinden Songül Tunçdemir, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Çünkü, bu sözleşmeden vazgeçmek demek her gün korkunç bir şekilde işlenen kadın cinayetlerine evet demek, şiddete, tacize, tecavüze evet demek. Mücadele edeceğiz” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olan Türkiye, kadın örgütlerinin uzun süredir yaptığı tüm itirazlara rağmen Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle sözleşmeden ayrıldı.

    Kadınlar ise ayrılma kararına karşı sokağa çıkarak “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demeye devam ediyor.

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla çekilmesini değerlendiren PSAKD Malatya ve Kartal Şube önceki dönem yöneticilerinden Songül Tunçdemir, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nin, kadınları şiddetten koruyan, kadın cinayetlerini önleyen en önemli sözleşmelerden biri olduğunu belirtti.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEK DEMEK, BİRÇOK ŞEYDEN VAZGEÇMEK DEMEKTİR”

    Türkiye bu sözleşmenin hükümlerini yerine getirmese de, uygulamaya yansıyan haliyle kadınları şiddetten koruyan en önemli hukuki dayanak olduğunun altını çizen Tunçdemir, şunları söyledi:

    “Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı’nın feshi ile İstanbul sözleşmesinden çekildiğini söylüyor ama hukukçuların da sıkça dile getirdiği üzere bu karar yok hükmündedir. Çünkü uluslararası kararları Cumhurbaşkanı’nın bozma yetkisi yoktur. Bu sözleşme, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmıştır. Biz kadınlar olarak bu sözleşmeden vazgeçmiyoruz. Çünkü bundan vazgeçmek demek, birçok şeyden vazgeçmek demektir. Bunlardan biri 6284 sayılı ailenin korunması ve kadının şiddetten korunmasıyla ilgili bir kanun var. Bu kanun İstanbul sözleşmesine paralel olarak yürürlüğe girmiştir.”

    “6284 NO’LU KANUN DA TEHLİKEYE ALTINDA”

    İstanbul Sözleşmesi’nde şiddete uğrayan kadının psikolojik destek alması, kreş hakkı; şiddete uğrayan kadının kimlik bilgilerinin ve adres bilgilerinin değiştirme hakları gibi hükümlerin varlığına işaret eden Tunçdemir, “Dolayısıyla bu sözleşmenin uygulanmaması, bu sözleşmeden vazgeçilmesi 6284 No’lu kanununu da tehlikeye atmıştır. Kadınlar olarak bu fesih ilanının ardından sokaklardayız, alanlardayız ve haklarımızı bırakmayacağız. Bunu tüm kamuoyu, ülkemizdeki tüm insanlar, tüm dünya gördü” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    Tunçdemir, sözlerine şöyle sürdürdü:

    “Ülkemiz ne yazık ki demokratik bir ülke değil ve demokrasi için, haklarımız için küçük de olsa çok büyük mücadeleler vermek gerekiyor. Mücadele verip haklarını almak da yetmiyor aslında. İstanbul Sözleşmesi’nde olanları görüyoruz. Bu hakları korumak da çok önemli. Bu haksızlıklara karşı türlü aşamalardan geçerek gelinen yerlerde daha güçlü direnç göstermek gerekli. Kadın örgütlenmeleri zor ama ülkemizdeki ve dünyadaki kadınlarda çok büyük bir hareketlilik var, iyi bir örgütlenme var. Zor örgütlendiği için sağlam bir örgütlenme var. Kadınların şimdiye kadar kazandıkları hiçbir haktan vazgeçmeyeceği inancı izlenimini doğuruyor insanlarda. Öyle bir izlenim yaratıyor. Kadınlar bunun peşini bırakmayacak. İstanbul sözleşmesinden vazgeçmiyoruz. Çünkü, bu sözleşmeden vazgeçmek demek her gün korkunç bir şekilde işlenen kadın cinayetlerine evet demek, şiddete, tacize, tecavüze evet demek. Biz tabi ki evet demiyoruz, geçmişte de mücadele ettik, şimdide mücadele edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Edremit ve HBVAKV Datça şubeleri Maraş Katliamı’nı lanetledi- VİDEO

    PSAKD Edremit ve HBVAKV Datça şubeleri Maraş Katliamı’nı lanetledi- VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 42. yılında PSAKD Edremit ve HBVAKV Datça şube yöneticileri ve üyeleri, katliamda yaşamını yitirenler için anma gerçekleştirdi. Açıklamalarda katliamların hesabı sorulana kadar mücadelenin süreceği belirtildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça şubeleri Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. PSAKD Edremit Şube’si önünde ve Datça Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan anmada,  ‘Maraş’ı unutma unutturma’ , ‘Katiller halka hesap verecek’ sloganları atıldı.

    Edremit’te yapılan anmada açıklamayı okuyan PSAKD’nin eski Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Maraş Katliamı’nın hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırı olduğuna dikkat çekti ve ülkede demokrasi ve insan haklarının yeşermesinin ancak katliamlarla yüzleşilmesi ile olacağını belirtti.

    “ADALET İSTEYENLERE YÖNELİK YOK ETME HIRSI DEVAM EDİYOR”

    Yaşanan katliamın basit bir Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça olduğunu dile getiren Tunçdemir, şöyle devam etti:

    7 gün süren bu katliama hiçbir müdahalede bulunulmadığını hatırlatarak, “Hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz. Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece bir yenisi eklenmeye devam edecek. Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkını arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyecek. “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Bağlarbaşı Camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek.”

    “KATLİAMLARIN HESABI SORULUNCAYA KADAR ALANLARDAYIZ”

    Tunçdemir demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesinin istendiği bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunun altını çizerek bu katliamların hesabı soruluncaya kadar alanlarda olacaklarını belirtti.

    Tunçdemir, “Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Muğla Datça’da yapılan anmada ise sosyal mesafe kurallarına uyularak gerçekleştirilen basın açıklaması öncesinde katledilenler için bir dakika saygı duruşunda bulunuldu. Açıklamaya CHP ve HDP Datça ilçe yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Barışa ihtiyaç ekmek, su kadar acildir’

    ‘Barışa ihtiyaç ekmek, su kadar acildir’

    PİRHA- Kadıncık Ana Derneği Başkanı Gönül Akkuş ve Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya ve Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin konuştu. Akkuş, “Barışın sesini yükseltelim” derken, Tunçdemir de, “Barışa ekmek, su kadar acil ihtiyaç var” diye konuştu. 

    1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Kadıncık Ana Derneği Başkanı Gönül Akkuş ve Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya ve Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, PİRHA’ya konuştu.

    Kadıncık Ana Derneği Başkanı Gönül Akkuş, “Dünyada barış olsun. Dünyada barışı da analar ister. Savaş anaları ve cocukları vurur. Hiçbir kadın savaş istemez” dedi.

    “BARIŞIN SESİNİ YÜKSELTELİM”

    Savaşın mağdurlarının kadınlar olduğunu söyleyen Akkuş, şöyle konuştu:

    “Kendi öğreti ve alt yapımızla aldığımız eğitim ve terbiyede, Kerbela’da yaşananlar sonunda anaların ağladığı bir olaydır. Hz. Zeynep Anamız Kerbela’nın kadın komutanıdır. Kadınları derleyip toplayan, geride kalan Ehlibeyt nesline sahip çıkan kadın anamızdır, yol önderimizdir. Onun kutlu yolu bu katliamda 73 kişide iki oğlunu ve eşini, kardeşlerini ve yeğenlerini Kerbela vakasına şehit veren, bu katliamı bu zulmü yaşayan, buna rağmen dimdik duran Şam’da lanet Yezit’le cebelleşen, davalaşan ve ona lanet okuyan kadın anamız bizim yolumuz. Bu anlamda yeryüzünde bugün de insanlığa, doğaya, tabiata, çocuğa, hayvana her şeye zarar veren her şeye karşıyız. Savaştan değil barıştan yanayız, sevgiden yanayız. Bu anlamda dünya barış günü bizim için çok önemlidir. Barışın sesini yükseltelim. Her şeye barış olsun, güzellik olsun, dünyanın adı sevgi olsun. Benim temennim budur.”

    “BARIŞA İHTİYAÇ EKMEK, SU KADAR ACİLDİR”

    Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya ve Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir de, “Bu yıl 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün, aşure ile aynı güne denk gelmesi biz Aleviler için 1 Eylül ‘ü daha bir anlamlı kılıyor” dedi.

    “Bu ülkede yaşayan halkların huzura kavuşması için barışa ihtiyacı vardır ve bu ihtiyaç ekmek ve su kadar acildir” diyen Tunçdemir, “Tek dil, tek din, tek ulus dayatmasıyla mazlum halkların yaşama hakları elinden alınmakta, farklı kültürlere olan tahammül her geçen gün daha da azaltılmaya çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN DİLİNİN ADI BARIŞTIR”

    Tunçdemir şunları kaydetti:

    “Öyle ki bölmenin, parçalamanın en minimalize edildiği günlerden geçmekteyiz. Din, dil, sınıf, etnik köken ve cins ayrımı, siyasal iktidarın refleks haline gelen adımlarıyla daha da derinlestirilmektedir. Biz Alevilerin bir dili vardır ve bu dilin adı barıştır. İnancımız kadıncıl bir inançtır. Tarihin her döneminde savaşı erkekler çıkarmış, kadınlar hayatı yeniden inşa etmiştir. Yaşadığımız her katliam sonrası da bu böyle olmuştur. Bu nedenle Alevi kadınlar olarak savaşların yaratmış olduğu yıkımın acısını çok iyi biliriz. Onun içindir ki 72 millete aynı nazarda bakmakta ısrarlıyız, onun içindir ki barış için mücadelemiz dünya döndükçe devam edecektir.
    Barışa, kardeşliğe, huzura susamış halklar olarak çeşitlilik içinde birliğin en güzel örneği olup sevgi ve kardeşlik duygularıyla pay ettiğimiz aşuremizin basta kendi coğrafyamız olmak üzere tüm dünyaya barış getirmesini diliyorum.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

     

  • Songül Tunçdemir beraat etti

    Songül Tunçdemir beraat etti

    PİRHA- Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması bugün görüldü.  Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Tunçdemir beraat etti. 

    KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi öğretmen ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı  Songül Tunçdemir’in ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın 5. duruşması karar duruşması, bugün saat 10.00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Avukatlar Ayla Tunçdemir ve Cafer Koluman duruşmada hazır bulurken, mahkeme, üzerine atılı suçların kanıtı olmadığı gerekçesiyle Tunçdemir’in beratına karar verdi.

    Tunçdemir ile birlikte yargılanan eski Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Tarık Kaya da beraat etti.

    “ADALETE İNANMAK İSTİYORUM, DEDİM”

    Duruşma sonrası PİRHA‘ya konuşan Songül Tunçdemir, “Çok mutluyum. Sendikal ve dernek faaliyetlerinin suç olmadığından dolayı beraat ettik. Adalete inanmak istiyorum, dedim. Haksız bir suçlamayla karşı karşıyaydım. Çok sevindim beraat ettiğime” dedi.

    PİRHA/MALATYA

     

     

  • Songül Tunçdemir hakkında açılan davanın karar duruşması bugün

    Songül Tunçdemir hakkında açılan davanın karar duruşması bugün

    PİRHA- Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması bugün görülüyor. Duruşma Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da başlayacak. 

    KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi öğretmen ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı  Songül Tunçdemir’in ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması, bugün saat 10.00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Alevi kurumları ve yöneticileri, Songül Tunçdemir’in duruşmasına katılım ve dayanışma çağrısında bulundular.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Songül Tunçdemir’in karar duruşması yarın; Alevilerden dayanışma çağrısı

    Songül Tunçdemir’in karar duruşması yarın; Alevilerden dayanışma çağrısı

    PİRHA- Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması yarın (25 Aralık’da) görülecek. Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma saat 10.00’da başlayacak. Aleviler sosyal medyada “Songül Tunçdemir yalnız değildir” diyerek dayanışma mesajı veriyorlar. 

    KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi öğretmen ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı  Songül Tunçdemir’in ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması, yarın (25 Aralık) saat 10.00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Alevi kurumları ve yöneticileri, Songül Tunçdemir’in Malatya 5.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmasına katılım ve dayanışma çağrısında bulundular.

    Sosyal medyadan yapılan çağrılar şu şekilde:

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker: Son yıllarda kuyruğu bir türlü doğrultulamayan senaryolarla bizleri; “terör örgüt üyeliği,” “terör örgütü propagandası” gibi öğretimizle uzaktan, yakından yan yana gelemeyecek iftiralar ile yıldırmak istiyorlar. Bu iftiralar bizi Alevi toplumun onurla yürüttüğü her alanda eşit haklar mücadelesine katkı sunmamızdan asla vazgeçirmeyecektir!
    #SongülTunçdemir YanlızDeğildir!

    Sanatçı Ayfer Düzdaş:

    Suya dalan güneşin nurundayız
    Mürşidi Kamil’in kelamındayız
    Her seherde cananın yanındayız
    Yetiş Şahe Merdan ya Xızı yetiş
    #songültunçdemir yalnız değildir.

    Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği Yöneticisi Selver Kaya: Alevilerin üzerinde senaryolarla bizleri; “terör örgüt üyeliği,” “terör örgütü propagandası” iftiraları biz Alevi toplumunun onurla yürüttüğü, her alanda eşit haklar mücadelesine katkı koymaktan asla vazgeçirmeyecektir!
    #SongülTunçdemir YanlızDeğildir!

    (HABER MERKEZİ) 

  • Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in duruşması 25 Aralık’ta

    Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in duruşması 25 Aralık’ta

    KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı  Songül Tunçdemir’in ‘örgüt üyeliğinden’ yargılandığı davanın karar duruşması, 25 Aralık Çarşamba günü saat 10.00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in ‘Örgüt üyeliğinden’ yargılandığı davanı karar duruşması 25 Aralık’da görülecek. Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma saat:10.00’da başlayacak.

    22 Kasım 2019’da görülen duruşmada mütalaa veren savcı propagandadan Tunçdemir hakkında berat isterken örgüt üyeliğinden hapis cezası istemişti. Songül Tunçdemir mahkemede propagandadan beraat etmişti. 

    Duruşmada mütalaa veren savcı örgüt üyeliğinden Tunçdemir’e ceza istedi. Alevi kurumları Songül Tunçdemir’in 25 Aralık 2019 Çarşamba günü saat 10.00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek karar duruşmasına “Bu dava bizim, Songül Tunçdemir yalnız değildir” diyerek çağrıda bulundu.

     

  • KHK Mağduru Tunçdemir’e ‘örgüt propagandası’ndan beraat

    KHK Mağduru Tunçdemir’e ‘örgüt propagandası’ndan beraat

    PİRHA- KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi ve PSAKD’nin eski Kartal Şube Başkanı  Songül Tunçdemir’in bugün Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde  3. duruşması görüldü. Duruşmada mütalaa veren savcı propaganda da Tunçdemir hakkında berat isterken örgüt üyeliğinden hapis cezası istedi. Mahkeme de Tunçdemir hakkında beraat kararı verdi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi önceki dönem başkanı ve KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi Songül Tunçdemir’in 3. duruşması bugün saat 10:00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya PSAKD Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir İstanbul Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkmesi’nde SEGBİS yöntemiyle katılırken, Eğitim- Sen Malatya Subesi Eski Başkanı Tarık Kaya ve davanın avukatları duruşmada hazır bulundu.

    Duruşmada mütalaa veren savcı propaganda da beraat kararı verirken örgüt üyeliğinden Tunçdemir’e ceza istedi. 25 Aralık’ta karar duruşması görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KHK mağduru Tunçdemir’in duruşması 22 Kasım’a ertelendi

    KHK mağduru Tunçdemir’in duruşması 22 Kasım’a ertelendi

    PİRHA- KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi öğretmen Songül Tunçdemir’in Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2. duruşması, yeterli materyaller olmadığı gerekçesi ile 22 Kasım’a ertelendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi önceki dönem başkanı, Öğretmen Songül Tunçdemir’in 2. duruşması bugün saat 10:00’da Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya PSAKD Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir SEGBİS yöntemiyle katılırken, Eğitim- Sen Malatya Subesi Eski Başkanı Tarık Kaya, davanın avukatlarından Ayla Tunçdemir, Hüseyin Cem Güney, Ercan Kısacık, Ömür Pehlivan ve çok sayıda kurum temsilcisi duruşmada hazır bulundu.

    Duruşmada savcı mütala vermeyeceğini, dosyada eksik bilgiler olduğunu belirtti. Tanık olarak duruşmaya katılan Eğitim -Sen’in 2014-2016 yıllarında genel başkanlığını yapan Kamuran Karaca ise o dönemde yapılan eylemlerin KESK’in ve Eğitim-Sen’in kararları doğrultusunda olduğunu söyledi.

    Duruşma’da iletişim materyallerinden alınmış olan bilgilerin raporlaştırılmamış olması nedeniyle alınan imajların Malatya TEM Şube Müdürlüğünce incelenmesine ve çıkarım raporlarının alınmasına, suç ile ilgili delillerin bulunup bulunmadığına bakılmasına karar verildi. Dava 22 Kasım 2019 tarihine ertelendi.

    NE OLMUŞTU?

    Songül Tunçdemir sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 05.25’te evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hâkim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Ardından da Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hâkim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü. Mahkeme ilk başta adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı vermesine rağmen savcılığın tekrar itirazı üzerine tutuklama kararı verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevi kadının kurtuluşu Aleviliğin kurtuluşudur; Çünkü Yol anadır’

    ‘Alevi kadının kurtuluşu Aleviliğin kurtuluşudur; Çünkü Yol anadır’

    PİRHA – Alevi kadınlara, “Tarihsel olarak Yolda kadına biçilen rol nedir ve bu rol bugün yerine getirilemiyorsa nedenleri nelerdir? Nasıl aşılabilir?” şeklinde sorular sorduk. Dizi yazımızın bu bölümünde sorularımızı önceki dönem PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı olan Songül Tunçdemir yanıtladı. Tunçdemir, egemen dinin kadına bakış açısı Alevi erkeklere de sirayet etti” dedi. 

    Cemlerde, sohbetlerde “Yol kadındır, kadın mürşidi kamilullahtır” sözünü çokça duyarız. Yine “Alevilerde kadın erkek eşittir” sözü neredeyse her ortamda övünülerek dile getirilir. “Bizde kadın erkek yoktur herkes candır” sözlerini de çokça duyarız. Çoğunlukla da bu sözleri erkeklerin ağzından duyarız.

    Pratik gerçekten öyle midir? Öyleyse Alevi kadınları neden Alevi örgütlenmeleri içinde belirgin bir noktada değiller? Neden söz ve yetki kademelerinde yer alamıyorlar? Neden renkleri, karakterleri sahaya yansımıyor? Gerçeğe biraz daha yakından bakmak için bu kez mikrofonu Alevi kadınlarına bıraktık.

    Başlattığımız bu yazı dizisindeki muradımız; konunun esas sahipleri kendi sözünü söylerken aynı zamanda tıkanan kanalların açılmasında yol almalarına hizmet etmektir.

    Bu nedenle Türkiye ve Avrupa’da Yol’a çeşitli düzeylerde hizmette bulunmuş kadınların görüşlerine başvurduk. Bu konuda elbette sözü olup da ulaşamadığımız isimler vardır ve bize ulaşmalarını dileriz.

    Yazı dizimizin bu bölümünde sorularımızı önceki dönem Pir Sultan Alevi Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yanıtladı.

    “ALEVİLİKTE KADIN DEYİNCE İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYOR İNSAN”

    PİRHA- Tarihsel ve toplumsal olarak Alevilikte kadının yeri nedir, nasıl bir seyir izledi?

    Songül Tunçdemir: Alevilikte kadın neredeyse hiç tartışılmadı, ciddi tartışma ortamları da yaratılmadı. Bunu bir başlangıç olarak görüyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.
    Alevilikte kadın denilince işin içinden çıkamıyor insan. Şöyle: Aleviler yıllardır yoğun bir asimilasyon sürecinden geçmekte, bir savrulma var. Bir yandan sistemin baskılarıyla asimile olma, toplu kıyımlar, bir yandan Alevilerin içindeki parçalanma. Bırakın kadın olarak Aleviliği yaşayan insanlara çok az rastlıyoruz. Yani özümüzden çok uzaklaştık. Hal böyleyken dünyanın neresinde olursa olsun toplumun, sistemin kadınlar üzerinde oynadığı ciddi  oyunlar ciddi baskılar da söz konusu olunca Alevilikte kadın da tamamen özünden uzaklaşmış durumda.

    Biz değerlendirme yaparken,  ‘Dişi erkek sorulmaz muhabbetin dilinde’ diye başlarız. ‘Kadın erkek eşitliği vardır, bizde can vardır, ayrım yoktur’ deriz. Bunu söylerken de içinde yaşadığımız egemen dindeki kadınla kıyaslayarak temellendiririz. Ne deriz; ‘Bizim ibadetimizde kadın erkek birdir, örtünme yoktur, harem selamlık yoktur, ibadette herkes eşittir, toplumsal alanda eşittir. Ama Sünni kadınlar da böyledir’ diye kıyaslaya kıyaslaya özümüzden uzaklaştık.

    “SORGULAMAK YERİNE KIYASLAYARAK KENDİMİZİ TEMİZE ÇEKMEYE ÇALIŞTIK” 

    Esasında Alevilikte kadın nedir, özümüzde kadının yeri nedir? Sorgulamak yerine kıyaslayarak kendimizi temize çekmeye çalıştık.

    Alevilikte kadın erkek ayrımı yoktur, toplumsal yaşamda Alevi kadınları daha ileridedir. Fakat geldiğimiz süreçte özellikle de iç asimilasyon, son yıllarda cemlerde harem selamlık olunması, kadının posta oturtulmaması, kadınlarımıza baş örtüsü, etek giydirilmesi dikkat çekiyor. Egemen inanç biliyorsunuz toplumda her şeye karışır durumda. Bütün hayatımızı dizayn etme çabaları var. Kadına bakış açıları belli, onun etkisinde fazlasıyla kaldık. Bu durum oturup nasıl olmamız gerektiğini konuşmamız konusunda uzun tartışmalar yapmamızın aciliyetini gösteriyor aslında.

    “EGEMEN DİNİN KADINLARA BAKIŞ AÇISI ALEVİ ERKEKLERE SİRAYET ETMİŞ”

    Geldiğimiz noktada bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? “Bizde Kadın-erkek  eşittir” diyorsunuz, gerçekten eşit mi ve bu eşitliği sadece Sünnilere göre kıyasladığınıza göre bir eşitlik mi yoksa Türkiye’de ve dünyada var olan kadın-erkek eşitliği gibi bir şey mi Alevilikte ki eşitlik?

    Songül Tunçdemir: Biz kadınlarımızı çok ihmal ettik. Sünni kadınlarla da eşit değiliz aslında. Onlar inançlarının gereğini yerine getiriyorlar. Oturup iyi bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Toplumsal yaşama baktığımızda, kurumlara baktığımızda kadınlar yok denecek kadar az. Kurumlarımızda da maalesef egemen dinin kadınlara bakış açısı bizim Alevi erkeklere sirayet etmiş durumda. Yani kadınlar küstürülüyor aslında. Hem azınlıklar evden dışarı çıkamıyorlar, sistemin çarkları arasında, bir taraftan da erkeklerin egemenliğinde evden çıkamıyorlar. Çıkanlar da çok az olduğu için kurumlarda söz sahibi olamadığı için küstürülüp tekrar dört duvar arasına gönderilebiliyorlar.

    Hiç olumlu yanı yok mu diye sorarsanız? Tabi ki var. Mücadele alanında kadınların çok az olmasına rağmen önderlik konumundaki kadınlarımızın çoğunluğunun Alevi olduğunu görüyoruz.

    “BÜTÜN DÜNYADA TOPLUMUN EN EZİLEN KESİMİ KADINDIR”

    Peki kadınların genel olarak eşit olmaması durumu Alevilikle ilgili mi yoksa Türkiye’deki genel durumla mı ilgili?

    Songül Tunçdemir: Asında bu yapısal sorun. Yapısal sorunun içimize olan sirayeti. Dünyanın her yerinde kadına özel baskı, sindirme politikaları var.  Çünkü sistem kadından korkuyor. Kapitalizm kadından korkuyor. Kapitalizmin en yoğunlaşmış şekli ekonomidir. Ekonomi de mutfakta hissedilir, kaynayan tencerede, soframızda hissedilir. Maalesef muhatap olan kadındır. Ama kadının kendine gelmesi, ayaklanması gerekir. Sistem insanları parçalar dinine, diline, inancına göre. Bu ayrı bir parçalanma biçimi ama en derin parçalama biçimi. İster Alevi olsun ister Kürt ister Sünni olsun. Bütün dünyada toplumun en yoğun ezilen kesimi kadındır. Kadın uyandığında kapitalizmin çözülmesi olur. Şunu söyleyebiliriz; kapitalizmin zincirleri mutfakta çözülür.

    Hal böyleyken kadın mümkün olduğu kadar baskılanmaya çalışılıyor sistem tarafından. Aleviliğin özünü  yaşayabilsek kadının kurtuluşu olacak fakat Aleviliğin özünü de yaşayamıyoruz.

    Peki kapitalizmin gerilemesiyle kadının özgürleşmesinin paralel gelişeceğine vurgu yapıyorsunuz. Peki durduğumuz yerden bakarsak Alevi kadınlarının kurumlarda yeri nasıl? Kurum ve örgütlerde kadının yer almasının önemi nedir?

    Songül Tunçdemir: O kurumlarımıza baktığımız zaman öncelikle kendi örgütüm adına konuşayım. PSAKD Alevi hareketinin motorudur diyoruz. Aleviliği gerçek özünde yaşayan, Alevi mücadelesini hareketlendiren, bu konuda en aktif derneklerden biri. Kendi kurumlarımızda ülke genelinde 85 şubeden sadece 5 kadın başkan olduğunu görüyoruz. Yönetim kademelerinde çok az kadın var. Üye sayısına baktığımızda bazı şubelerde kadın üye sayısı çok fazla ama derneklerimize, cemevlerimize gelen kadın sayısı az, üye olsalar da gelmiyorlar. Ya da gelemiyorlar. Temsiliyet anlamında daha çok olmamız lazım. Gelen kadınların sadece mutfakta çalışması, temizlik işlerini yapması ya da kadın kolları altında gelip sadece reva görülen pasta, börek günleri düzenlenmesi. Bu değildir aslında. Kadınlarımız mücadele alanında daha etkin hale getirilmeli.

    “KADINLAR DAHA ÇOK BİR ARAYA GELMELİ VE ÖRGÜTLENMELİ”

    İçinde bulunduğumuz açmazı nasıl bir Alevi örgütlenmesi ile aşabiliriz?

    Songül Tunçdemir: Tabii tabandan gelecek. Bizim gibi demokratik merkeziyetçilikle yönetilen derneklerde kadın örgütlenmeleri şubelerden başlayacak. Kadınların daha çok bir araya gelmesi için olanaklar yaratmalıyız. Kadın eğitimi diyorlar ama ben buna karşıyım. Kadın deyince bazı erkek arkadaşlar şöyle bir savunması var; yönetim kademelerine getireceğimiz nitelikte bulamıyoruz. Problem bu değil aslında. Yönetim kademelerine gelecek kadınlarımız çok fazla. Bu sadece yönetim kademelerine kadınların gelmemesi için uydurdukları bir gerekçe. Kadınlar daha çok bir araya gelmeli daha çok örgütlenmeli.

    “KADINI İKİNCİ PLANA ATAN ANLAYIŞI MAHKUM ETMELİYİZ”

    Alevi kadınların özgür bir örgütlenme modeli yaratarak mücadele etmesi gerektiğine ihtiyaç olduğuna inanıyor musunuz? Öyleyse nasıl bir model öneriniz var?

    Songül Tunçdemir: Alevilikte kadın, erkek eşit deyip işin içinden çıkıyoruz. Böyle dediğimiz için kadın alanını boş bırakıyoruz. Kadınla özel olarak ilgilenmiyoruz. İçimizde kadın alanın açılmasına karşı olan arkadaşlarımız var. Mesele kadın kolları değil, kadın sekreterliği kurmalıyız. Bütün demokratik kitle örgütlerinde kadın sekreterliği var bizde sadece bazı yerlerde isim olarak var. Genel merkezimizin bile kadın sekreterliği yok. Bu alanla özel olarak ilgilenmeliyiz. Cemlerimizde kadın aktif olmalı, posta oturtmalı. Mesela Pir kavramı erkek değildir ama günümüzde erkekleştirilmiş durumdadır. Kadın pirlerimiz de vardır. Günümüzde de bazı cemevlerinde posta oturan cem yürüten kadın pirlerimiz var, bunları daha çok görünür kılmalıyız. Kadını ikinci plana atan anlayışları mahkûm etmeliyiz kendi içimizde.

    Kadın kolları dediniz. Erkek kolları diye bir şey yok. Neden kadın kollarına ihtiyaç duyuluyor?

    Songül Tunçdemir: Kadının ezilmesinden dolayı, kadının üzerindeki özel politikalardan dolayı. Aslında kadın alanıyla özel olarak ilgilenmeli. Erkek kolları dediniz, bu aslında kadın sorunu diyoruz ama erkeğin sorunu. Erkeklerde bu konuda eğitilmeli. Ama kadınların bir araya gelmesi daha zor olduğu için kadın kollarının olması gerekiyor.

    Kadınlar neden zor bir araya geliyorlar? Zor mu bir araya geliyorlar yoksa bir araya getirilmek istenmiyorlar mı?

    Songül Tunçdemir: Bir araya getirilmek istenmiyor. Sistem bunu istemiyor. Erkekler istemiyor. Ama bizim inancımızda kadın erkek yan yanadır. Bu birlikteliği başarmamız gerekiyor. Kadın örgütleriyle olan iletişimimiz çok zayıf. Kadın sorunları konusunda öncü konumunda değiliz. Sadece kadın örgütleri bir açıklama yaptıklarında gidip açıklamaya katılırız. Onun dışında kafa yormalıyız, içimizdeki o eril anlayıştan dolayı. Biraz merkezi olmalıyız. Çünkü Alevilikte kadının Aleviliğin özünde olan kadının yeri aslında toplumsal barışı sağlayacak, toplumsal eşitliği sağlayacak kurallara sahip zaten. Yeter ki bunu yerleştirelim. Bu konuda diğer örgütlere öncü olmalıyız.

    Mesela biraz uç olacak ama; Alevi kurumlarının içinde feminist bir hareketin olmasından yanayım. Derdimiz erkeğin önünde gitmek değil erkeğin arkasında kalmak değil. Derdimiz yan yana yürümek. Az istemekle olmuyor daha fazlasını isteyeceksin ki o kazanımları alasın.

    “ALEVİLİKTEN UZAKLAŞARAK BÜYÜYORUZ”

    Kadınlar dünyanın her yerinde erkeklerden daha çok mücadele etmek zorunda. Türkiye’de de bu böyle. Ama Alevi kadınlar kendi kurumlarında da söz hakkına sahip olabilmek için daha çok mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu çelişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Songül Tunçdemir: Bu çelişki savrulmadan kaynaklanıyor. Alevi bir birey olarak özümüzden, öğretimizden, yolumuzdan o kadar ayrı düşürüldük ki biz, bu asimilasyon okullarda çocuklarımıza zorunlu din dersi verilerek başlıyor. Hayatın her alanında öyle bir yoğruluyoruz ki Alevilikten uzaklaşarak büyüyoruz. Neticede belli bir yaşa geldiğimizde tam mücadele alanında geldiğimizde kendimizi bu tür kurumların içinde buluyoruz. Kadın ne kadar çabalasada bu yetmiyor. Erkelerinde bu konuda eğitilmesi lazım.

    “DAHA ÇOK GERİCİLEŞTİK”

    Bir karşılaştırma yaptığımızda kadına bakış eskilerde daha mı iyiydi yoksa daha mı kötüydü?

    Songül Tunçdemir: Eskiden daha iyiydi. Şöyle; istatistiklere baktığımız zaman 2010 yılında 13 tane kadın başkanımız vardı. Hani yeterli mi diyeceksiniz değil. Ama gün geçtikçe bu sayı azaldı. Yani egemen dinin zihniyeti bizim kurumlarda emek veren erkelere de yansımasından kaynaklanıyor. Mesela kadına karşı sözlü taciz, kadını küçümseme, kadının yerinin mutfak olduğunu düşünme gibi fikirler bizim kurumlarımızda yönetici konumunda olan erkeklerin de beynine yerleşmiş durumda. Daha çok gericileştik.

    Alevi kadın meclisi tartışmaları, eş başkanlık tartışmaları var. Bu konularda ne söyleyecek siniz?

    Songül Tunçdemir: Edremit’de Alevi çalıştayı olmuştu. Masalardan biri de kadın masasıydı. Orada güzel tartışmalar yürütüldü. Çok güzel kararlar alındı. Biz kadınlar orada eşit temsiliyet meselesini tartıştık ve ikna olduk. Eşit temsiliyet olduğu sürece biz istediğimizi alacak konuma geliriz.Bunun hayata geçmesi için bir an önce tüzük değişikliği acilen yapılmalıdır. PSAKD’dan başlayarak. Kadın konferansları olmalı. Kadınları bir araya getirecek etkinlikler yapılmalı.

    “YOL ANA OLMAKTAN ÇIKARSA YOLUMUZDA YOL OLMAKTAN ÇIKAR”

    Son olarak hangi çağrıda bulunmak istersiniz?

    Songül Tunçdemir: Biz, “Alevilikte can vardır, kadın erkek eşitliği vardır “gibi kuru laflara aldanmayalım. Kadınlara ilk olarak bunu söyleyebilirim. Bunlar bizi avutmaktan, bizi aldatmaktan başka bir şey değil. Biz Alevi kadınlar inancımızdan, öğretimizden aldığımız güçle çok şey değiştirebiliriz. Alevi kadının kurtuluşu Aleviliğin kurtuluşudur. Çünkü yol anadır. Anaya sahip çıkmak gerekir. Yol ana olmaktan çıkarsa yolumuz da yol olmaktan çıkar. Yolumuza sahip çıkmak adına yapılan her türlü girişime sahip çıkmalıyız. Bu bizim kurtuluşumuz olacaktır.

    (HABER MERKEZİ)

    İlgili Haberler:
    1-Menşure Doğan Ana: Kadın İtikadı Sürdürendir-VİDEO
    2-‘Pratikte Erkekle Eşit Değiliz’-VİDEO
    3-‘Kadın, Hem Yol’un Sonu Hem De Başıdır’-VİDEO
    4-‘Erkekleri Yol’a Verdikleri İkrarı Tutmaya Davet Ediyorum’-VİDEO
    5-‘Sıra Posta Oturmaya Gelince Kadının Yeri Yok; Kurumlar Erkek Egemen-VİDEO
    6-‘Biz Alevi Kadınlar Eşitsizliği Kabul Etmiyoruz’-VİDEO
    7-‘Alevi Kadının Kurtuluşu Aleviliğin Kurtuluşudur; Çünkü Yol Anadır’
    8-‘Kurumlarda Canla Başla Çalışan Kadınlarımız Yönetimlerde Yok’-VİDEO
    9-‘Kadının Bir Eli Beşik, Diğer Eli Dünyayı Sallar’-VİDEO
    10-‘Alevi Kurumlarında Kadın Yoksa, Aleviliği Konuşmanın Da Ciddiyeti Yok’
    11-‘Talip Kadınlar Da Ana’yı Aramaz Oldu’-11-VİDEO
    12-‘Kadınlar Aktif Olup “Ben De Varım” Desinler’
    13-‘Meydanda Gönül Birlemeye Gelenler Hep Kadınlar’-13 VİDEO
    14-‘Karar Alıcıların Erkeklerden Oluşması Alevilik Için Büyük Tehlike’-VİDEO
    15-‘Dedelerimiz Bencil Davranıyor; Anaları Ceme Çağırmalılar’-VİDEO
    16-‘Alevi Kurumlarındaki Yapı Kadınları Çok Dışlıyor’-VİDEO
    17-‘Alevi Kadınların Sahnesi Erkeklerce Işgal Edildi’-VİDEO

     

         

  • Songül Tunçdemir: İmamoğlu’nun kararı Alevilere olan duyarlılığındandır

    Songül Tunçdemir: İmamoğlu’nun kararı Alevilere olan duyarlılığındandır

    PİRHA – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Muharrem orucu tutanlara cemevlerinde lokma dağıtılacağını açıklamasına gelen tepkileri değerlendiren Songül Tunçdemir, “Ekrem İmamoğlu’nun bu kararı Alevilere olan duyarlılığındandır, hiç yadırganmaması gerekir” dedi. 

    Muharrem ayına ilişkin açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alevilerin acısını paylaştığını dile getirerek oruç tutanlara cemevlerinde lokma dağıtılacağını açıkladı.

    İmamoğlu açıklamasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak Muharrem ayı boyunca İstanbul’da bulunan 93 cemevinde birer gün oruçlarını açacak İstanbullulara muharrem lokması dağıtılacağı bilgisine yer verdi.

    İBB’nin bu kararına sosyal medyadan kimi Alevi kurum başkanları tepki göstererek bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu söyledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir, sosyal medyadan ‘Bu ne yaman çelişki…!!!’ diyerek İmamoğlu’na tepki gösterenleri eleştirdi.

    Tunçdemir,  İmamoğlu’nun kararını Alevilere olan duyarlılığından kaynaklandığını ve yadırganmaması gerektiğini söyledi.

    “SOFRALARIMIZ SADEDİR”

    Muharrem ayının Aleviler açısından önemine değinen Songül Tunçdemir, paylaşımı şöyle devam etti;

    “Biz Aleviler için çok büyük bir önemi olan Yas -ı Matem ayının içerisinden geçerken toplu oruç açmaların her şeyin ötesine geçmiş olduğunu üzülerek izliyorum. Şahı Şehidan İmam Hüseyin ve yarenlerinin Muaviye’nin ordusuna yiğitçe direnişi ve vahşice katledilişidir Kerbela.

    Bizim için anlamı çok büyüktür, bu günleri acı ve yas içerisinde geçirirken, orucumuzu tutarken düşünmediğimiz tek şey akşam midemizi neyle dolduracağımızdır. Hatta her zamankinden daha sadedir sofralarımız. Özellikle son yıllarda canlarımız cemevlerimizde bir araya gelmekte, orucunu birlikte açmakta ve günün anlam ve önemiyle ilgili sohbetler gerçekleştirmektedir. Elbette ki buna karşı değilim. Lakin bu yıllardan beri bir çok cemevimizde belediyelerin maddi katkıları ile yapılmaktadır. Son bir kaç gündür İBB başkanı sayın Ekrem İmamoğlu’nun cemevlerimizde lokma verecek olması bir çok kişinin olumsuz tepkisiyle karşılandı. Ekrem İmamoğlu’nun bu kararı Alevilere olan duyarlılığındandır, hiç yadırganmaması gerekir. O bizden gördü, bizi bizden öğrendi. Belediyelerden oruç açmak için maddi destek almak ama iş bir belediye başkanının yemek vermesine gelince rızalık lokması vs. deyip tepki göstermek…Tepki gösterilmesi gereken şeylerin başına değil de sonuna gelmiş bulunmaktayız.
    Yapmayın, haksızlık yapıyorsunuz…!!! Bunu olağanlaştıran bizler değil miyiz?” (HABER MERKEZİ)

  •  ‘Eğitim sistemi sorgulamayan bireyler yetiştiriyor’-VİDEO

     ‘Eğitim sistemi sorgulamayan bireyler yetiştiriyor’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim sisteminin giderek gericileşmesini ve Alevilere uygulanan asimilasyon politikalarını değerlendiren KHK ile ihraç edilen eğitim emekçisi ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Aleviler olarak zorunlu din derslerinin kaldırılması için atılacak adımlarda eksik kaldıklarını kaydetti. 

    Eğitim sisteminin giderek gericileşmesi hızla devam ediyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında yayınlanan yeni eğitim sistemine göre Türk Dili ve Edebiyatı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri tüm sınıflarda ortak ders olurken Matematik ve Fen Bilimleri derslerinin ise isteğe bağlı seçileceği açıklanmıştı. Ancak gelen tepkiler nedeniyle MEB matematik ve fen bilimleri derslerinin seçmeli olmasını kaldırdı.

    Eğitim sistemi bu değişikliklerle giderek gericileşirken, Alevilerin demokratik taleplerinden olan zorunlu din dersinin kaldırılması talebi de henüz yerine getirilmiş değil.

    KHK ile ihraç edilen eğitim emekçisi, eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Türkiye eğitim sisteminin Aleviler üzerinde yarattığı baskıyı ve olumsuz koşulları değerlendirdi.

    “BÜTÜN OKULLAR İMAM HATİP OKULLARINA ÇEVRİLDİ”

    2011-2012 yılları arasında Alevi çalıştaylarının gerçekleştiğini fakat bu çalıştaylardan önce birçok şeyin temelinin atıldığını belirten Tunçdemir, “Örneğin Alevi çocuklarının imam hatip liselerine yerleştirilmesinin temelleri atılmıştı ve geldiğimiz süreçte gerçekten bu oldu. Yetmedi bütün okullar İmam Hatip okullarına çevrildi” dedi.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ KALDIRILMALI”

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda baştan beri ısrarcı olduklarını söyleyen Tunçdemir, zorunlu din derslerinin kaldırılması için atılacak adımlarda eksik kaldıklarını, okullara dilekçeler vererek ellerindeki bu fırsatı iyi değerlendirmeleri gerektiğinin altını çizdi.

    Bu konuda özeleştiride bulunan Tunçdemir, sistemin bize dayattığı zorlukların dışına çıkıp okullara yüzlerce binlerce dilekçe verilmesi gerektiğini ve bu sayede belki de matematiğin değil de din dersinin seçmeli olmasını sağlayabileceklerini belirti.

    “EĞİTİM BİR ASİMİLE ARACI”

    Zorunlu din dersleriyle eğitim sisteminin çocukları asimile ederek bilimden uzak, sorgulamayan bireyler yetiştirmeyi amaçladığını belirten Tunçdemir, bu sisteme karşı çıkanların da işlerinden ihraç edildiklerini de kaydetti.

    “HER ŞEYE RAĞMEN UMUT VAR”

    Bu düzenin böyle devam edemeyeceğini ve geleceğe dair umudunun olduğunu söyleyen Tunçdemir, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Umut var mı, kurtuluş var mı? Tabi ki var. Bir olursak, birlik olursak adımlarımızı sağlam atarsak yaptığımız şeylerin ya da neye ulaşacağımızın bilincinde olursak belli kazanımlar sağlayabiliriz. Tabi teslim olmamalıyız, hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmemeliyiz diye düşünüyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Tunçdemir: Benim nezdimde Alevilik yargılanıyor-VİDEO

    Tunçdemir: Benim nezdimde Alevilik yargılanıyor-VİDEO

    PİRHA- İki aydan fazla tutuklu kaldığı Elazığ Cezaevi’nden geçtiğimiz haftalarda adli kontrol şartı ile serbest bırakılan PSAKD’nin Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir, yaşadığı hukuksuzluğu PİRHA’ya anlattı. Tunçdemir, “Bu Alevilere karşı açılan bir davaydı aslında. Benim nezdimde Alevilik yargılanıyordu” dedi. 

    KHK ile işinden ihraç edilen öğretmen, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 05.25’te evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alınmıştı.

    Tunçdemir, Malatya Adliyesi’ne götürülerek hakim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakılmış, ardından da Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hakim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü. Mahkeme ilk başta adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı vermesine rağmen savcılığın tekrar itirazı üzerine tutuklama kararı vermişti. Tunçdemir daha sonra ise elazığ Cezaevi’ne konulmuştu.

    22 Nisan’da Malatya’da görülen ilk duruşmada adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Tunçdemir’in 21 Haziran’da ikinci duruşması görülecek.

    Tunçdemir ile birlikte aynı dosya kapsamında Eski Eğitim-Sen Malatya Şubesi Başkanı Tarık Kaya ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu da yargılanıyor. Yöneltilen suçlamalar arasında Kobane eylemlerine katılmak, örgüt propagandası yapmak, slogan atmak, pankart taşımak, sosyal medya paylaşımları yer alıyor.

    8 MART, KOBANE VE ALEVİLERİN EYLEMLERİ SUÇ SAYILMIŞ

    Cezaevinde yaşadığı hukuksuzluğu ve bu süreçte yaşadıklarını PİRHA’ya anlatan Tunçdemir, kendisine yöneltilen suçlamalarla ilgili şunları söyledi:

    “Biliyorsunuz 2014-2015 yıllarında bir Kobane süreci yaşandı. Kobane’den ülkemize özellikle de Malatya’ya IŞİD’in zulmünden kurtularak gelen çok sayıda kadın ve çocuklar vardı. Onlarla ilgili yardım kampanyaları Çadır-Der diye bir dernekle olmuştu ve Kobane ile ilgili eylemler. Yalnız bu eylemler Malatya Emek ve Demokrasi Platformu’nun eylemiydi ve ben de o tarihlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi’nin başkanıydım yani bu şekilde katılıyordum eylemlere. Eylemlerde atılan sloganlar, taşınan resimler ‘suç unsuru oluşturuyor’ diye beni de aldılar, sorguladılar. Terör suçu diye lanse ettiler. Bir de 8 Mart açıklaması vardı, iki de 8 Mart eylemi. 8 Mart’a çağrı açıklaması yine PSAKD Malatya Şube Başkanı olarak yaptığım açıklamaydı. 8 Mart eylemlerinde de yine başka kurumların getirdiği fotoğraflardan, atılan sloganlardan dolayı soruşturma açıldı bana. Facebookta benim paylaşmadığım ama benim etiketlendiğim fotoğraflar vardı. Mesela bunlardan biri Kadıköy’de Alevilerin yaptığı eşit yurttaşlık mitinginde üç arkadaş yan yana fotoğraf çektirmişiz arkadan orak çekiç bayrağı tutmuş biri geçiyor o objektife yakalanıyor. İşte bunu suç unsuru olarak görüyorlar. Yani suçlamalar tamamen düzmece, akıl almaz şekildeydi.”

    “ADLİ SUÇLULARA İYİ MUAMELE ETMİYORLAR”

    Tutuklandıktan sonra Malatya Cezaevi’ne gönderilen Tunçdemir, burada siyasi koğuş olmadığından 13 gün adlilerle birlikte kalmış. Burada cezaevi yönetiminin ve ceza infaz kurumu memurlarının adli suçlulara iyi muamele etmediklerine dikkat çeken Tunçdemir, memurların siyasi tutuklulardan çekindiklerini ve onlara olan davranışlarının daha dikkatli olduğunu kaydetti.

    “SİYASİ TUTSAKLARA GÖNDERİLEN MEKTUPLAR VERİLMİYOR”

    13 gün Malatya Cezaevi’nde kaldıktan sonra Elazığ Cezaevi’ne sevki yapılan Tunçdemir, orada yaşadıklarını ise şöyle anlattı:

    “Yaşanan sorunlarla ilgili cezaevi müdürüyle görüşmek istediğimizde görüştürmüyorlar, her türlü kanalları tıkıyorlar. Bir de mektuplarım gelmedi. Siyasi tutsaklara gönderilen mektuplar özellikle toplu mektuplar verilmiyor. Sıcak su sabah saatlerinde her gün vardı. Onun dışında yemekleri zaten güzel değil biliyorsunuz toplu çıkarılan yemekler ama Malatya’daki yemeklere göre daha iyiydi.”

    CEZAEVİ YÖNETİMİNDEN MAHKEMEYE YAZI

    Kendisi Elazığ Cezaevi’nde olan Tunçdemir’in duruşması ise Malatya’da görüldü. İddianamede duruşmaya SEGBİS ile bağlanacağının yazıldığını ancak avukatının duruşmaya getirilmesi için  başvuru yaptığını belirten Tunçdemir, cezaevi yönetiminin buna uymayarak son ana kadar ne avukatına ne de kendisine herhangi bir bilgi vermeden mahkemeye ‘kaçırılır şüphesiyle gönderemeyeceğiz’ şeklinde bir yazı yazdığını ve bunu da kendilerine duruşma saatinde bildirdiklerini kaydetti.

    “ALEVİLER BASKILANMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Kendisinin gözaltına alınıp tutuklanmasının Alevilere yönelik baskı politikalarından bağımsız olmadığını belirten Tunçdemir, “Geçmişten beri aslında Alevilere yönelik baskı, sindirme politikaları gözaltı ve tutuklamalarla devam etmekteydi. Sistem o kadar sinsi bir şekilde yaklaşıyor ki direk sen Alevisin, bu eyleminden, duruşundan, mücadelenden rahatsız oluyorum; ya da suçlama bu şekilde değil de başka bir yerlere yakıştırma şeklinde Aleviler gözaltına alınıp tutuklanıyor, bu şekilde baskılanmaya çalışılıyor.” dedi.

    “BENİM NEZDİMDE ALEVİLİK YARGILANIYORDU”

    Duruşma gününde polislerin adliyenin önünde yoğun güvenlik önlemi almalarının ardından halkın ‘burada ne oluyor’ sorusuna ‘Bugün önemli bir dava var. Alevi bir kadının duruşması var. Onun için güvenlik önlemi alıyoruz’ dediklerini ifade eden Tunçdemir, “Bu güzel bir şey çünkü bu durumu yaratanlarda bir panik havası yarattığını gösteriyor. Çünkü bu Alevilere karşı açılan bir davaydı aslında. Benim nezdimde Alevilik yargılanıyordu. Bu süreçte sadece kendi kurumum değil tüm Alevi kurumları bir araya gelerek bana destek verdi Alevi medyasından vekillerine kadar. Bu birlik mahkemeyi kesinlikle etkilemiştir” diye konuştu.

    “EZİLENLERİN BİR ARAYA GELMESİNDEN KORKUYORLAR”

    Yönetenlerin, ezilenlerin bir araya gelmesini istemediğini sözlerine ekleyen Tunçdemir, son olarak şunları söyledi:

    “Böl, parçala, yönet taktiğiyle kimsenin yan yana gelmesini istemiyorlar, ‘ezilenler birleşmesin, kimseyi yan yana görmek istemiyoruz’ diyorlar. Çünkü ezilenler yan yana geldiği zaman ezilmekten kurtulacaklar ve ezenlerin hükümdarlığı sona erecek. Korku bu aslında.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumlarındaki kadın eşitsizliğine karşı ‘Kadın Evi’-VİDEO

    Alevi kurumlarındaki kadın eşitsizliğine karşı ‘Kadın Evi’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Ataşehir Cemevi’nde kadınlara yönelik atölye, panel ve söyleşi gibi etkinliklerin yer alacağı kadın evi açılıyor. 

    Geçtiğimiz yıl Türkiye ve Dünya’dan Alevilerin Balıkesir Edremit’te bir araya gelerek gerçekleştirdiği Alevi Çalıştayı’nda Alevi kurumlarındaki kadın eşitsizliğine karşı her cemevinde bir kadın bölümü açılması kararı alınmıştı.

    Çalıştayın ardından kararın ilk adımı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Cemevi’nde atıldı.

    Kadın evine ilişkin çalışmaları yönetimde bulunan Nafiye Kaban yürütüyor. Bir hafta sonra açılması planlanan kadın evinin duvarları da KHK ile ihraç edilen resim öğretmeni ayrıca eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir tarafından Alevilikte sembol olan görsellerle resmedildi. Hazırlıkları son aşamada olan kadın evi için heyecanlı bir bekleyiş başladı.

    3 buçuk yıldır Ataşehir Cemevi’nin yönetiminde yer alan Nafiye Kaban yerel seçimlerde de muhtar adayı idi. Kadınların her alanda kendini var etmesi gerektiğini düşünen Kaban, cemevleri başta olmak üzere her kurumda erkek egemen bir anlayışa karşı ‘bir araya gelirsek ne yapabiliriz?’ diyerek kadın evi için kolları sıvamış.

    EĞİTİMLER, PANELLER VE SÖYLEŞİLER

    Kaban, kadın evinde ihtiyaçlar ve talepler doğrultusunda yapacakları çalışmalara ilişkin şunları söyledi:

    “Burada cemevi ve Alevilik için neler yapabileceğimizi kadınlarla tartışacağız. Atölyeler noktasında da bazı orta yaş üstü kadınların okuma yazma kursu talepleri olmuştu. Kadınların hediyelik eşya olarak satıp evlerine katkı sunabilecekleri kokulu taş atölyesi olacak. Alevilikle ilgili de eğitimler, paneller, söyleşiler düzenleyeceğiz.

    Bahçemizin köşesi boş ‘orada gözleme yapalım katkıda bulunalım’ diyen çok fazla kadın arkadaşımız var. Herkes sabırsızlıkla  kadın evinin açılmasını bekliyor.

    Her ay 30 öğrenciye burs veriyoruz. Kadınlar da ‘kız öğrencilere özellikle katkıda bulunalım’ diyorlar. Kadınlar heyecanla bekliyor.”

    KADINLARA ÇAĞRI: BAŞARACAĞIZ

    Kadın evi ile birlikte kadınların cemevlerine daha çok üye olmak istediklerini de söyleyen Kaban, “Yeni dönemde daha çok kadının olmasını isteriz yönetimde. Erkek egemen sistemin baskısından bıkmış kadınlar. Bir şeyler yapıldığını gördükçe cesaretlenecekler. Birlikte çoğalacağız.” dedi.

    Kaban kadınlara çağrı yaptı:

    “En azından bize eşit davransınlar diye burada kendimizi bir gösterelim istedik. Başaracağız. Hiçbir emek boşa değildir. Kadınlara çağrı; gelin hep birlikte çalışalım, birlikte başaralım.”

    DUVARLAR DA KADIN FİGÜRLERİ

    KHK ile ihraç edilen eğitim emekçisi ayrıca eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya ve Kartal Şubeleri Başkanı Songül Tunçdemir de kadın evinin duvarlarını boyayarak işe koyuldu.

    Kadın evinin girişine Ana Fatma’nın elini çizmiş. Diğer taraftan da Alevi kadının özgürlüğünü temsil eden resimler ve Pir Sultan Abdal’ın şiirlerinden dizeler bulunuyor.

    “Kadının elinin değdiği her yer güzeldir. Güzel bir başlangıç oldu böyle de devam edeceğine inancım tam.” diyen Songül Tunçdemir, içerinin dizaynını da kadınlarla birlikte yapacağını söyledi.

    Tunçdemir, cemevinde ‘kadın evi’nin bir ihtiyaçtan doğduğunu söyleyerek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak adına iyi bir adım olduğunu belirtti.

    “KADIN EVİ BİR İHTİYAÇ”

    Tunçdemir sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kadın evi ilk etapta cinsiyetçi gibi gelebilir ama yaşadığımız toplumu değerlendirdiğimizde kadının her alandan dışlandığı bir sistemde yaşamaktayız. Fakat Alevilikte kadın erkek eşittir diye geçiştirdiğimiz zaman kadının Alevilikteki yerini göz ardı etmiş bulunuyoruz. Alevilikte kadın alanını boş bıraktığımız için ortaya çıkan manzara şu ‘kadının yeri cemevlerinde mutfak ve geri hizmet’. Erkeklerin yeri ise yukarıda gördüğümüz koltuklar. Bundan çıkardığımız ders nedir? Kadın alanı ile özel olarak ilgilenmek. Bunun ilk adımının da kadınlar için özel alanlar oluşturmaktan geçtiğini düşünüyoruz. Ta ki bu ayrım ortadan kalkana kadar biraz cinsiyetçi davranmak gerektiğini düşünüyorum. Bu cinsiyetçiliğin ortadan kalması için pozitif ayrımcılık gerekli. Kadın evi bir ihtiyaç. Demek ki bir eksikliğimiz var bunu gidermek için de böyle bir alan oluşturmamız gerekiyor.”

    “ALEVİLİKTE YOL KADINDIR”

    Alevi kurumlarındaki kadınların azlığını eleştiren Tunçdemir, “Kadın önemini yitirdiği için biz biraz yoldan saptık. 87 şubemiz var kadın başkan sayısı çok az. Yönetici kademesindeki kadınlar çok az. Her yerde böyle. Bir başlangıç yaparak yolumuzu bulmalıyız. Kadının Alevilikteki yerini bulmalıyız. Alevilikte yol kadındır. Bu kimliğe büründüğümüz zaman Alevilik kurtarılacaktır.” dedi.

    Bu anlamda kadın evinin oldukça anlamlı olduğunu düşünen Tunçdemir, kadınlarla birlikte çocukların da cemevlerine gelerek asimilasyonun karşı bir duruş sergileyebileceklerini söyledi.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Tunçdemir: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Tunçdemir: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da görülen ilk duruşmada denetimli serbestlikle tahliye edilen eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, tutuklamaları, “Aleviler ve ezilenler yan yana gelmesin diye verilen bir gözdağı” olarak nitelendirdi.

    KHK’lerle ihraç edilen eğitimci ve eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir iki aylık bir tutukluluğun ardından bugün Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada denetimli serbestlik ile tahliye oldu. Tunçdemir tahliyesinin ardından Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “İDDİANAME TUTUKLANMAM İÇİN HAZIRLANMIŞTI”

    Tahliye kararının kendisi için sürpriz olmadığını kaydeden Tunçdemir, “İddianame o kadar gerçek dışıydı ki bu iddianame beni tutuklamak için yapılmıştı. Böyle bir sonuçta olabilirdi. Yüzde 50 bırakılırdım yüzde 50 bırakılmamam gibi bir ihtimal de vardı. Ama hukuken ben bırakılacağımı biliyordum. Çünkü olması gereken buydu. Bırakıldığım ve dostlarıma, arkadaşlarıma kavuştuğum için mutluyum” dedi.

    “ALEVİLERE VERİLEN BİR GÖZDAĞIYDI”

    Hazırlanan iddianamenin uydurma gerekçelere dayandırıldığının belirten Tunçdemir, “Ben Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı olarak emek ve demokrasi platformu eyleminde bulunuyorum başka bileşenlerle. Orada atmadığım sloganlarla, tutmadığım dövizlerden sorumlu tutuldum. Bu şekilde yapılan suçlamalar ile verilen mesaj belli aslında. Ezilenler yan yana gelmesin. Aynı zamanda bu Alevilere verilen bir gözdağıydı. Sakın kimse yan yana gelmesin ve güçbirliği oluşturmasın. İşin özeti buydu” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Yasal, meşru bir mücadele yürüttüklerini ve hiçbir şekilde bu konuda taviz vermeyeceklerini dile getiren Tunçdemir, “Biz haklıyız. Yaptığımız eylemler son derece barışçıl, Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun. Ne yaptığımızın bilincinde olan insanlarız ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MALATYA

     

  • ‘Malatya’da görülen dava; bastırma, sindirme politikalarının Alevilere yansımasıdır’-VİDEO

    ‘Malatya’da görülen dava; bastırma, sindirme politikalarının Alevilere yansımasıdır’-VİDEO

    PİRHA- Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi Başkanı Songül Tunçdemir’in tahliye edilmesinin ardından Alevi kurumları yaptığı açıklamada, “Burada görülen dava; Türkiye’deki muhalif kesme çekilen operasyonlar, bastırma, sindirme politikasının, Alevilere yansımasıdır” dedi.

    KHK’lerle ihraç edilen eğitimci ve eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Malatya’da görülen ilk duruşmada tahliye edildi.

    Duruşma sonrası mahkemeyi izleyen kurum temsilcilerinin adliye önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasına siyasi parti temsilcileri, Alevi kurum başkanları, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, “Son zamanlarda özellikle PSAKD’nin sokak ayağına yönelik operasyonlar olduğunu görüyoruz. Maalesef ki adalet saraylarında birçok adaletsizlik yaşadık. Songül ve Tarık arkadaşımızın Malatya üzerinde yapmış olduğu tüm eylemler PSAKD’nin eylemleridir. Hiçbirinde suç unsurunun bulunmadığını biliyoruz” dedi.

    “ÜLKENİN YARI AÇIK CEZAEVİNE DÖNÜŞTÜĞÜNÜ GÖRÜYORUZ”

    Kaplan, “Songül ve Tarık arkadaşımızın tahliye olmasından sevinç duyuyoruz. İktidar bize ölümü gösteriyor sıtmaya razı ediyor. Arkadaşlarımızı 9 ay içeride tutuyor, denetimli serbestlikle serbest bırakıyor. Ülkenin yarı açık cezaevine dönüştüğünü görüyoruz” dedi.

    Kaplan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya ilişkin de şunları söyledi:

    “CHP Genel Başkanına bir saldırı oldu. Milli Savunma Bakanı’nın açıklamasına baktığımızda; Sivas’taki kalabalığı yatıştırmak için yapılan açıklamanın aynısıydı. 26 yıldır bu ülkede aktörler değişse de biz bir şeylerin değişmediğini görüyoruz. Bundan sonraki süreçte tüm demokrasi güçleriyle bir olup mücadele etmekten başka çıkar yolumuzun olduğunu dün bir kez daha görmüş olduk. Kemal Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun diyoruz.”

    “OPERASYONLAR; BASTIRMA POLİTİKASININ ALEVİLERE YANSIMASIDIR”

    Açıklamada konuşan Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de mahkemedeki izlenimlerini şöyle aktardı:

    “Gerçekten trajikomik bir mahkeme. Bir inci çekirdeğini doldurabilecek bir suçlama yok. Sadece onları içeride tutabilmek için uzun zamandır zaten içeride tuttular; böyle bir dava. Bu davayı dışarıda izleyenler anlamaz belki ama davanın amacı şu; Türkiye’deki muhalif kesme çekilen operasyonlar, bastırma, sindirme politikasının Alevilere yansımasıdır. Uzun zamandır cami cemevi projeleriyle, Dersim’de cemevlerini Diyanet’in ziyaret etmesiyle, Alisiz Alevilik, zorunlu din dersleri bunların uzantısı olarak bugün yapılan özellikle de Alevilere çekilen bu operasyondur. Alevi örgütleri içinde, özellikle PSAKD içinde devletin bu kirli politikasının bir uzantısı olarak şube başkanlarımız içeri alınmıştır. Tek neden budur. Çünkü onlar biat etmeyen, boyun eğmeyen, teslim olmayan şube başkanlarımızdır. Bu politika daha da devam edecek.”

    Özen, Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

    “31 Mart’taki seçimlerde bunların dersini verdik. Daha derslerini almadıkları da gözüküyor. Bizim çok alışık olduğumuz ‘Yakın ulan yakın’ sesleri yükseldi. Bunu da tüm güvenlik güçlerinin önünde, onların seyrederek; nasıl Sivas’ı sekiz saat bizim canlarımızın yakılışını bize izlettilerse dün aynı şey yaşanmak üzereydi. Onun için ben diyorum ki; mutlaka ve mutlaka 31 Mart’taki seçim gibi tüm demokrasi güçlerinin yan yana durarak bu faşist, cebberrut iktidarı geriletmemiz gerekiyor.”

    “DEMOKRASİ VE BARIŞ DİYENLER; GÖZALTI TEHDİDİ ALTINDADIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu ise, “Altı çizilmesi gereken en büyük şey; mahkeme heyetinin söylediği ‘Songül Tunçdemir’in can güvenliği olmadığı, kaçırılma endişesi olduğu için mahkemeye getiremedik’. Kendi evinde bu kadar acze düşen bir sistemdir. Ancak şunu biliyoruz bu ülkede öteki olan herkes bunlar için bir hedef. Bu hedefe ulaşmak için polis fezlekeleri hazırlanır ve insanlar tutuklu bırakılır. Bu ülkede demokrasi ve barış için bir söz söyleyen varsa mahkeme tehdidi altındadır. Umuyor ve diliyoruz ki; barışın, kardeşliğin, ötekinin özgürce yaşadığı bir memleket olsun” diye konuştu.

    Kulu, Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı kınayarak “Bu ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı linç ediliyorsa herkes bununla karşı karşıyadır. Bir kişinin iki dudağının arasında olan bir hukuk sistemi dünyada kabul edilebilir bir şey değil. İktidara şunu söylemek gerekiyor; siz zoraki biat kültürüyle bu toplumu dizayn edemezsiniz” dedi.

    “MÜCADELEMİZ KARARLILIKLA SÜRECEK”

    Duruşmayı takip eden Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy, “Bugün aslında özellikle son iki yıldır bu ülkede çok alışılagelmiş ve maalesef ki normalleştirilmeye çalışılan durumla karşı karşıya olduğumuzu gördük. Bu ülkede hukuk sadece iktidarın çıkarları doğrultusunda işleyen bir mekanizmaya dönüşmüştür maalesef ki. Anayasal haklar çerçevesinde, sendikal hakların, evrensel hukuk değerlerin yok sayıldığı, meşru taleplerin suç haline getirilmeye çalışıldığı, insanların üzerine suç üretilmeye çalışıldığı, milyonlarca insanın ceza almalarına, uzun süreli tutukluluk hallerine neden olunmakta. Bugün Tarık ve Songül arkadaşlarımız da bu iktidar politikaları sonucunda iki ayı aşkın süredir maalesef ki cezaevinde tutulmaktaydılar. Bu garabetin şimdilik de olsa son bulması bizler açısından sevindirici” ifadelerini kullandı.

    Tahliyelerin yıllardır emek, demokrasi, barış mücadelesi sürdürmelerinin meşruluğunu gösterdiğini dile getiren Atasoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu ülkenin ana muhalefet lideri linç edilirken o kalabalığa arkadaşlar diye seslenen iktidar anlayışı bu ülkede her gün kendini üretirken, emeğe, barışa sahip çıkmak suç olarak gösterilmeye çalışılıyor, bunlar bizim mücadelemizi yarıda bırakmayacak. Bizim mücadelemiz meşru olduğu için kararlılıkla büyüyerek devam edecek. Bu ülkede eninde sonunda emek, demokrasi, barış kazanacak.”

    PİRHA/MALATYA

  • Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir tahliye edildi

    Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir tahliye edildi

    PİRHA- KHK’lerle ihraç edilen eğitimci ve eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir ile ile Eğitim Sen Malatya eski Şube Başkanı Tarık Kaya Malatya’da görülen ilk duruşmada denetimli serbestlikle tahliye edildiler.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir’in mahkemesi, Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    12 Şubat 2019’ta tutuklanan Tunçdemir’e destek için duruşmaya HDP  İstanbul Miletvekili Zeynel Özen ,HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP PM üyesi Çilem Küçükkeleş, PSAKD, ABF AKD, AKDF ,DAD genel başkanları, şube yöneticileri ve üyeleri katıldı.

    TUNÇDEMİR TÜM SUÇLAMALARI REDDETTİ

    Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada, Elazığ Cezaevi’ndeki Tunçdemir ve Kaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

    Songül Tunçdemir, SEGBİS yöntemiyle katıldığı duruşmada şahsına yöneltilen hiçbir suçlamayı kabul etmeyerek şu savunmayı yaptı:

    “8 Mart etkinliğine katılıp öncesinde çağrı yapmam dahi iddianameye eklenmiş. Bunun yasadışı olduğunu düşünmüyorum. Katıldığım eylemlerde atılan slogan, açılan pankartlar dahi sorumlu tutulmaya çalışılıyorum. Hiçbir yasadışı eyleme katılıp, slogan atmadım. Facebook fotoğraflarıma etiketlendiğim kareler dahi suç görülmüş. Bunları kabul etmiyorum. Evet, Çadır Derneği’nin üyesiyim. Dernekçiliği bilirim ve bu nedenle de daha çok prosedür konusunda yardımcı oldum.”

    TARIK KAYA: SADECE EĞİTİM EMEKÇİSİYİM

    Tunçdemir ile aynı dosyada yargılanan Eğitim Sen Malatya Şube Başkanı Tarık Kaya ise şu savunmayı yaptı:
    “Kobane eylemleri sürecinde yasadışı slogan attığım söyleniyor. Malatya’da stant açma konusunda dahi tahammül göstermeyen emniyet güçleri, bir yanlış içerisindedir. Malatya’daki birçok toplumsal olayla ilgili emniyet, benden arabulucu olmamı istemişti. İddianamede bu mevzulara dahi yer verilmiş. Ben sadece eğitim emekçisiyim.”

    KOLUMAN: NEDEN BU ZAMANA KADAR BEKLENDİ

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı ve aynı zamanda avukat olan Cafer Koluman ise yargı makamının önce yöneltilen suçu ispat etmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “4-5 yıl öncesinin eylem ve etkinlikleri ne oldu da bugün suç görüldü? Ok eylemlerin tehlike içerdiği söyleniyor. Madem öyle emniyet hakkında soruşturma açılsın. Neden bu zamana kadar beklendi. PSAKD 90’a yakın şubesi olup Alevi haklarını savunan bir dernektir. Yani hak temelli bir örgüttür. Tunçdemir de derneğin amaçları doğrultusunda hareket etmiştir. Yasalar zamana göre değişmez. Mevcut fezleke kes-kopyala yöntemiyle hazırlanmıştır. Bütün deliller hazırlandı. Artık tutukluluk hali son bulmalı.”

    Verilen kısa aradan sonra kararını açıklayan mahkeme, Tunçdemir ve Kaya’nın denetimli serbestlik kapsamında tahliye edilmesine, bir sonraki duruşmanın 22 Haziran’da görülmesine karar verdi.

    Duruşma sonrası Alevi kurumlarının genel başkanları adliye önünde yaptıkları açıklama ile yılmayacaklarını ve demokratik siyaset mücadelelerine kaldıkları yerden devam edeceklerini ifade ettiler.

    NE OLMUŞTU?

    Songül Tunçdemir sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 05.25’te evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hâkim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Ardından da Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hâkim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü. Mahkeme ilk başta adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı vermesine rağmen savcılığın tekrar itirazı üzerine tutuklama kararı verilmişti. (HABER MERKEZİ)