Etiket: sorunlar

  • Havaçor köylüleri çok mağdur: Sesimizi duyuramıyoruz, ölmemiz mi gerekiyor? -VİDEO

    Havaçor köylüleri çok mağdur: Sesimizi duyuramıyoruz, ölmemiz mi gerekiyor? -VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinin Havaçor köyünün su, elektik ve yol sorunu yıllardır çözülmedi. Sorunlarının çözülmemesine tepki gösteren köylüler, “Elektriğimiz, yolumuz ve suyumuz yok. Elektriğimiz olmadığı için aldığımız yiyecekler bozuluyor, mağdur durumdayız. Bu çağda bu sorunları yaşamak utanç verici. Sesimizi duyuramıyoruz kimseye, illa ölmemiz mi gerekiyor” dediler.

    Dersim’de 90’lı yıllarda çok sayıda köy boşaltıldı. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    1997 yılında boşaltılan ve 2002 yılında geri dönüşün yapıldığı Dersim’in Ovacık ilçesinin Havaçor (Yenikonak) köyünde yaşayanların su, yol ve elektrik sorunları, yetkililere yaptıkları tüm başvurulara rağmen halen çözülmedi.

    Havaçor köyünde yaşayan yurttaşlar, yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “2024 YILINDA SU İÇECEK ÇEŞMEMİZ BİLE YOK”

    1997 yılında köylerinin boşaltıldığını ve 2002 yılında geri dönüş yapıldığını söyleyen Mustafa Hıroğlu, “Bu köye 2002 yılında itibaren hiçbir hizmet yapılmadı. Valiliğe, kaymakamlığa, TEDAŞ’a gittiğimizde bize köyünüz 20 kilometre uzaklıkta olduğu için maliyet kurtarmadığından hizmet getiremiyoruz dediler. Sorunlarımız çok, 1980’li yıllarda köyümüzde elektrik, yol ve su sorunumuz yoktu ama şimdi yıl olmuş 2024 halen su içecek çeşmemiz bile yok.

    “KÖYÜMÜZDE TELEFON ÇEKMİYOR, AMBULANS ÇAĞIRAMIYORUZ”

    Köylerinde elektrik, yol ve su sorunu yaşadıklarını dile getiren Gültaze Canpolat, “Elektriğimiz, yolumuz ve suyumuz yok. Elektriğimiz olmadığı için aldığımız yiyecekler bozuluyor, mağdur durumdayız. Valiliğe, kaymakamlığa, il özel idareye, TEDAŞ’a CİMER’e sorunlarımızı dile getiriyoruz ama çözüm bulamıyoruz. Köyümüzde telefon çekmiyor hastamız olduğu zaman ambulans çağıramıyoruz, hasta olan kişi burada ölüp gidecek” diye belirtti.

    “SEÇİM BİTTİKTEN SONRA BİZİ UNUTUYORLAR”

    Köylerinde elektrik olmadığı için teknolojiden hiçbir şekilde yararlanamadıklarını belirten Saray Canpolat da “Telefon çekmiyor bir hastamız olsa kilometrelerce yol gitmemiz gerekiyor ki buraya araba getirelim. Bu çağda bu sorunları yaşamak utanç verici. Çok zor şartlarda yaşıyoruz aldığımız yiyecekler bozuluyor. Biz de bu memlekette yaşıyoruz, seçim zamanı oy için bizim yanımıza geliyorlar seçim bittikten sonra bizi unutuyorlar. Sesimizi duyuramıyoruz kimseye, illa ölmemiz mi gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Boşaltılan köylerine geri dönen yurttaşların elektrik, yol ve su sorunu çözülmüyor-VİDEO

    Boşaltılan köylerine geri dönen yurttaşların elektrik, yol ve su sorunu çözülmüyor-VİDEO

    PİRHA-1994 yılında boşatılan Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Haçkirek (Ağaçpınar) köyünün Loşıg mezrasında köylüler 2012 yılında köylerine geri dönüş yaptı ancak elektrik, yol ve su sorunları yıllardır çözülmüyor. Yaptıkları tüm başvurulara rağmen mağduriyetlerinin giderilmediğini belirten köylüler, “21. yüzyılda böyle bir yaşantı olamaz, yetkililer bir an önce sorunlarımızı çözsünler” dedi.

    Dersim, 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    1994 yılında boşatılan köyler arasında Ovacık ilçesine bağlı Haçkirek (Ağaçpınar) köyü de yer aldı. Uzun yıllar köylerine gidemeyen yurttaşlar, 2012 yılında yeniden köye dönüş yaptı. Loşıg mezrasına yerleşen aileler, bu defa da su, yol ve elektrik sorunlarıyla kaşı karşıya kaldı.  Yetkililere yapılan tüm başvurular ise karşılıksız bırakıldı.

    “ÇOK MAĞDURUZ, YETKİLİLER SORUNLARIMIZI ÇÖZSÜN”

    Yaptıkları tüm başvurulara rağmen sorunlarının çözülmediğini ifade eden Hasan Sakin, “1994 yılında köylerimizi yaktılar, 2000’li yıllarda köyümüze geri döndük ancak elektrik, yol ve su sorunumuz var. Çok mağduruz, köyümüze hizmet yapılmasını istiyoruz. Sorunlarımız çözülürse kışın da köyümüzde kalırız ancak sorunlarımız çözülmediği için mecburen şehirlere gidiyoruz. Elektriğimiz olmadığı için yiyeceklerimiz bozulmasın diye suyun altına koyuyoruz. Bir an önce sorunlarımızın yetkililer tarafından çözülmesini istiyoruz” dedi.

    “İLAÇLARIM BOZULMASIN DİYE SUDA BEKLETİYORUM”

    Köylerinde elektrik olmadığı için yiyeceklerini suyun altına bıraktıklarını belirten Makbule Sakin, “4 yıldır köye geri döndük. Elektrik, yol ve su sorunumuz var. Yiyeceklerimizi ve ilaçlarımı bozulmasın diye suya koyuyorum. Yaz aylarında sıcaktan dolayı insülin ilacım özelliğini kaybediyor, bu yüzden birkaç defa hastanelik oldum. Elektriğimiz gelirse kışın da köyde kalmayı düşünüyoruz ama sorunlarımız çözülmediği için mecburen şehre gitmek zorunda kalıyoruz. Devletten sorunlarımızı çözmesini istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’in Kalkar köyünde telefon ve internet çekmiyor, köylüler mağdur -VİDEO

    Dersim’in Kalkar köyünde telefon ve internet çekmiyor, köylüler mağdur -VİDEO

    PİRHA- Dersim merkeze bağlı Çimenli köyünün Kalkar mezrasında telefon çekmiyor. Köylüler çok mağdur olduklarını belirterek, “Köyümüzde telefon çekmiyor, internet yok. 1 kilometre yol gidiyoruz ki arkadaşlarımıza ve çocuklarımıza telefon edelim. Çok mağduruz, yetkililer sorunu çözsünler” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mart Yerel Seçimler’de “Oy yoksa hizmet yok” tehdidi gündem olmuştu. Dersimliler de AKP-MHP iktidarına karşı duruşuyla bu tehditten nasibini yıllardır alıyor.

    2024 yılında hala 13 evin olduğu Dersim merkeze bağlı Çimenli köyünün Kalkar mezrasında telefon çekmiyor ve yıllardır bu sorun çözülmedi. Köylüler çok mağdur olduklarını belirterek, sorunlarının çözülmesi için yetkililere çağrısı yaptı.

    “KİMSEYE ULAŞAMIYORUZ, SORUNUMUZ ÇÖZÜLSÜN”

    Köyde telefonun çekmediğini belirten Hakkı Abay, “1 kilometre yol gidiyoruz ki arkadaşlarımıza ve çocuklarımıza telefon edelim. Çok mağduruz, yetkililer bize yardımcı olsunlar” diye belirtti.

    Elif Uç, “Çok mağduruz ne telefonumuz çekiyor ne de internetimiz var. Ne biz birilerine ulaşabiliyoruz ne de birileri bize ulaşabiliyor. Yetkililer köyümüze gelip sorunlarımızı çözsünler. Köyde bir hastamız olsa ambulansa bile telefon edemiyoruz” dedi.

    Hıdır Söker ise “İnterneti geçtik telefonlar çekmiyor köyün dışına çıkıyoruz ki birilerine ulaşalım” diye belirtti.

    “İNTERNETSİZ, TELEFONSUZ KÖY MÜ OLUR?”

    Telefon çekmediği için çocuklarına ulaşamadıklarını söyleyen Sevgül Abay da “Biri hastalansa köyün dışına gitmemiz gerekiyor ki birilerine ulaşalım. Yetkililer bize yardımcı olsunlar, internet ve telefon sorunumuzu çözsünler. Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz internetsiz, telefonsuz köy mü olur” diye ifade etti.

    “YETKİLİLER BİZE YARDIMCI OLSUN”

    Hastaları olduğunda veya aileleriyle iletişim kurmak istediklerinde köyün dışına çıkmak zorunda kaldıklarını vurgulayan Murat Uç ise şunları dile getirdi:

    “Acil bir hastamız olduğunda hastaya mı müdahale edeceğiz yoksa yardım çağırmak için köyün dışına mı çıkacağız? Türk Telekom ve Turkcell’e de başvurduk ancak bir sonuç almadık. Köyümüze alıcı istasyonu kurulursa yaşam kalitemiz de yükselir. Herkes son model telefonlar kullanıyor ama internete bile giremiyor. Aslında sorunumuzun çözümü de basit. Köyümüzün üst tarafına elektriğin geldiği yere bir alıcı istasyonu kuracaklar, belki iki tane de direk kuracaklar. Pek bir maliyetinin olacağını da düşünmüyorum. İnşallah yetkililer bize yardımcı olurlar.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • DEM Parti Belediye Eş Başkan adayları: Karakoçan’ın çok sorunu var, çözeceğiz-VİDEO

    DEM Parti Belediye Eş Başkan adayları: Karakoçan’ın çok sorunu var, çözeceğiz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Karakoçan Belediyesi Eş Başkan adayları Songül Düzgün ve Cafer Oğur, çalışmalarını projelerini PİRHA’ya anlattı. Songül Düzgün, “Bu coğrafyayı gençler için yaşanabilecek bir duruma getireceğiz” derken, Cafer Oğur ise, “Halkımızla belediyeyi yöneterek, Karakoçan’ın sorunlarını gidereceğiz” diye konuştu. Adaylar, iktidarın Karakoçan’a hayali seçmen getirdiğini de kaydettiler. 

    31 Mart Yerel Seçim çalışmaları sürerken, DEM Parti Karakoçan Belediyesi Eş Başkan adayları Songül Düzgün ve Cafer Oğur, Karakoçan’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini PİRHA‘ya anlattılar.

    “KARAKOÇANLILAR, AYRIM YAPILMADAN HİZMET YAPILMASINI İSTİYOR”

    İnsanlar arasında ayrım yapılmasının en temel sorun olduğunu ifade eden Karakoçan Belediyesi Eş Başkan Adayı Songül Düzgün, “Halkın en büyük isteği ayrım yapılmadan hizmet yapılması. Karakoçan’da altyapı sorunu, gençlerin kendilerine ait sosyal alanının olmaması, gençlerin göç etmek zorunda kalması, gençlerin madde bağımlılığı ve sistemin kadınları dört duvar arasına sıkıştırması en önemli sorunlar. Biz de bu sorunları çözmek istiyoruz” dedi.

    KADINLARA VE ÇOCUKLARA DÖNÜK PROJELER

    Kadınlara yönelik belediye bünyesinde kadın birimleri, kadın kooperatifleri ve kadın atölyeleri oluşturmaya dönük projeleri olduğunu belirten Düzgün şunları kaydetti:

    “Çocukların da zaman geçirebilecekleri, eğlenebilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri alanlar yok. Belediye bünyesinde kreş ve gündüz bakım evinin yapılmasına yönelik bir projemiz var. Karakoçan’da mahallerimizde su sorunu yaşanıyor. Mevcut belediyenin bazen günlerce mahallelerimize su götürmediğini biliyoruz. İnsanlar evlerine su götüremediğini ve ağaçlarının kuruduğunu söylüyorlar. Biz de bu soruna ilişkin her mahalleye bir çeşme projesi gerçekleştireceğiz. Böylece insanlar su sorunu giderilene kadar mağduriyet yaşamayacaklar.”

    “GENÇLERİMİZİ KARAKOÇAN’DA TUTACAĞIZ”

    Ana dil konusuna da değinen Songül Düzgün, “2014 yılında belediyeyi aldığımızda yaptığımız gibi yeniden dil kursları açarak ana dilimizin unutulmaması için projemiz var. Kültürel anlamda erbane, bağlama, gitar ve kültürel oyunlarımızın oynandığı tiyatroların yapılacağı alanlara dönük projelerimiz var. Gençler hem ekonomik hem de siyasal olaylardan kaynaklı buradan başka yerlere göç ediyor. Karakoçanlı birçok iş insanımız var, burada iş istihdamı sağlayarak gençlerimizi Karakoçan’da tutacağız. Gençlere sosyal alanlar yarattığımız zaman başka yerlere göç etmek zorunda kalmayacaklar. Bu coğrafyayı gençler için yaşanabilecek bir duruma getireceğiz” dedi.

    “KARAKOÇAN HALKI OY KULLANSIN, KENTİ KADERİNE TERK ETMEYELİM”

    Karakoçan’ın değişim istediğini vurgulayan Songül Düzgün, “İktidar, Karakoçan’a oy taşıma yapıyor. Karakoçan’ın kaderini burada yaşamayan insanlar değil Karakoçan halkı belirlemeli. O yüzden bütün Karakoçanlılar 31 Mart günü gidip oylarını kullansınlar ve bu kenti kendi kaderine terk etmesinler” ifadelerini kullandı.

    “KARAKOÇAN’IN ÇOK SORUNU VAR”

    Karakoçan’da çok sorun olduğunu belirten Karakoçan Belediyesi Eş Başkan Cafer Oğur ise “Yıllardır Karakoçan’ı yönetenler hep rant peşinde koştular. Yılardır Karakoçan’ı yönetenler buraya hiçbir hizmet yapmadı. Karakoçan’ın altyapısı, üst yapısı kaldırımları, yolları büyük bir sorun. 2024 yılındayız ama Karakoçan’da sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor. Yağmur yağdığı zaman sokaklar sele dönüşüyor. Seçimi kazandığımızda önümüzde büyük sorunlar olduğunu biliyoruz. Ama biz Karakoçan’ın sorunlarını çözmek için geliyoruz. Halkımızla belediyeyi yöneterek, Karakoçan’ın sorunlarını gidereceğiz. Çünkü biz çalmak için değil gerçek anlamda belediyecilik olarak halkın olanı halka vermeye geliyoruz” dedi.

    “TARIM VE HAYVANCILIĞI GELİŞTİRECEĞİZ”

    Karakoçan’ın fay hattı üzerinde olduğunu belirten Oğur, şöyle devam etti:

    “Karakoçan depremle yüz yüze olan bir kent. Ancak bugüne kadar yapılan binalar, verilen imar izinlerinin hiçbirisi depreme dayanıklı değil. Karakoçan’da deprem için toplanma yerleri yok, belediyeyi yönetenler şimdiye kadar depremle ilgili hiçbir önlem almamış. Biz belediyeyi kazandığımızda depremle ilgili adımlar atacağız. Karakoçan tarım ve hayvancılıkla geçinen bir yerdir. Her tarafta şeker pancarı, buğday, arpa ve mısır ekiliyordu ama şu anda iktidar tarımı bitirme noktasına getirdi. O yüzden insanlar tarım ve hayvancılıktan uzaklaşmış durumda. Bizim en büyük iddialarımızdan biri de Karakoçan’da tarım ve hayvancılığı geliştirmek.”

    İKTİDARIN KARAKOÇAN’A HAYALİ SEÇMEN GETİRMESİ

    İktidarın dışarından Karakoçan’a asker, polis ve seçmen getirdiğini söyleyen Cafer Oğur, “Bu hayali seçmenlere karşı bizim mutlaka bir cevabımızın olması lazım. Karakoçan’ın iradesini bir saatliğine gelip burada oy kullanacak Yozgatlı, Afyonlu, Ankaralı, Maraşlı insanlar belirlemesinler. Bütün Karakoçanlılara, 31 Mart’ta Karakoçan’ın iradesini Karakoçan’a teslim etmesi çağrısında bulunuyorum.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/ELAZIĞ

  • Pertek ittifak adayı Kenan Çetin: Sorunları çözen bir belediye anlayışını kuracağız-VİDEO

    Pertek ittifak adayı Kenan Çetin: Sorunları çözen bir belediye anlayışını kuracağız-VİDEO

    PİRHA-Dersim İttifakı Pertek Belediye Başkan adayı Kenan Çetin, halkla birlikte şu anda yakın, orta ve uzun vadede yapılacakları planladıklarını söyledi. Çetin, “Tarihine, inancına, diline, kültürüne sahip çıkan bir belediye yönetimi olacak. Sorunla karşılaştığında sorunla boğuşan değil de çözümüyle uğraşan bir belediye anlayışını kuracağız” dedi.

    Dersim’de ittifakın Pertek Belediye Başkan Adayı Kenan Çetin, Pertek’in sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı.

    “DERSİM’DE DEPREM GERÇEKLİĞİ VAR”

    2004 ile 2014 yılları arasında belediye başkanı olduğunda arıtma tesisiyle ilgili Su, Kanalizasyon ve Altyapı Projesi’ne başvuru yaptıklarını ifade eden Kenan Çetin, “O dönem % 75 hibe hakkı kazanmıştık ancak sonraki dönemler için bu proje yapılmadı. Katı atıkla ilgili tartışma sürüyor Pertek Belediyesi o projeden çekildi. Biz çöple ilgili geri dönüşümü evlerden başlayarak daha profesyonel şekilde yapmayı planlıyoruz. Dersim’de deprem gerçekliği var. Dersim merkezde depreme ilişkin çalıştaylar, sohbetler, söyleşiler oldu. Baronun ve TMMOB’un bu konuya ilişkin yönetmelik hazırlığı Meclis’ten geçti, Pertek’te de bunun yapılması gerekiyor. Sivil toplumu ve muhataplarını da katarak depremle ilgili hangi binaların metruk olduğu, hangi binaların güçlendirilmesi gerektiğini tespit edip çalışmalar yapmamız gerekiyor” dedi.

    “2026 YILINDA DOĞALGAZ ÇALIŞMALARI BAŞLAYACAK”

    Doğalgaz konusunda yetkililerle yaptıkları görüşmelerde 2025 yılı içerisinde yatırım programı sunulduğunu belirten Kenan Çetin, “Doğalgaz ile yatırım programının hayata geçmesi halinde 2026 yılında kazı işlemleri, ana hatları, döşeme işlemleri başlayacak. Sadece Pertek için değil, Çemişgezek ve Hozat için de aynı durum söz konusu. Gençlikle yaptığımız toplantılarda Pertek’te bir kütüphane ihtiyacı olduğunu söylediler, bu ihtiyacı gidereceğiz. Kadınların kooperatif girişimlerini destekleyeceğiz. El ürünleri, el sanatları, becerilerle ilgili her iki feribot günlük çalıştığı için o stantlarımızı düzenli olarak kadın kooperatifiyle takibini sağlayacağız. Tarım ve hayvancılıkla ilgili projelerimiz olacak. Geçmişte sebze ve meyve kurutma gibi projelerimizi geliştireceğiz ve bu çalışmayı ilçeye ve köylere kadar yaymayı düşünüyoruz. Çünkü 20 yıl içerisinde bazı köylerimizde nüfus kalmayacak” diye belirtti.

    “ÖĞRENCİLERE YILLIK 20 BİN TL VERMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    İkametgâhı Pertek’te olan üniversite öğrencileri ve başka yerlerde üniversiteyi kazanan Pertekli öğrencilere yıllık 20 bin TL vermeyi düşündüklerini dile getiren Kenan Çetin, şöyle devam etti:

    “Bu para zaten öğrencilerin hakkı. O yüzden nüfusa kaydolduklarında gelen ödeneğin yarısını öğrencilere aktarmış olacağız. Geçmişte 5 bin nüfusu 7 bin 500’e çıkarabilmiştik bu hedefimizi sürdüreceğiz. Şu anda 6 bin nüfusumuz var, nüfusumuzu 7-8 bine çıkarmak için kafa yoracağız. Hem göçü durdurma hem de dışarıda göç alan bir ilçeyi yaratacağız. Halkla birlikte şu anda yakın ve orta vadede uzun vadede yapılacakları planlıyoruz. Bunu halka sorarak yapıyoruz. Tarihine, inancına, diline, kültürüne sahip çıkan, işte festivali yıl boyu yapan, geçmişte yapılan sinema günleri, tiyatro günlerini devam ettiren bir belediye yönetimi olacak. Yönetim şeklimiz halk meclisinin olduğu bir yönetim şekli olacak. Sorunla boğuşan değil de çözümüyle uğraşan bir belediye anlayışını kuracağız.”

    “İTTİFAKIN YERELE DAYANMASI GEREKİYOR”

    İttifaka yönelik yerele dayanmama eleştirileri olduğunu dile getiren Kenan Çetin, “İttifakın yerele dayanması gerekiyor. Biz seçimi kazandığımızda bir sonraki 5 yılı planlamamız gerekiyor. Gördüğümüz eksikliklerde yerelin esas alınması gerekiyor. Biz bu durumu seçimden sonra değerlendireceğiz çünkü eksikliler var. Pertek’te bir toparlanma var, çalışmanın da motivasyon kazandığını görebiliyorum. Diğer partilerin çalışma ekiplerinin kalabalıklığına baktığımızda biraz daha ileride olduğumuzu düşünüyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Nuray Kaya: Yurda gitmek için kullandığımız yol karanlık, güvenli değil-VİDEO

    Nuray Kaya: Yurda gitmek için kullandığımız yol karanlık, güvenli değil-VİDEO

    PİRHA-KYK yurdunda sağlıksız koşullarda kaldıklarını vurgulayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Nuray Kaya, “Arkadaşlarımızın yurda gitmek için kullandıkları yol çok karanlık ve hiç güvenli değil” dedi.

    Munzur Üniversitesi Uygulamalı İngilizce Çevirmenlik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Nuray Kaya, yaşadıkları sorunları PİRHA‘ya anlattı.

    “BİR ODADA 7 KİŞİ KALIYORUZ”

    Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurdunda sağlıksız şartlarda kaldıklarını vurgulayan Nuray Kaya, “Bir odada 7 kişi kalıyoruz. Yeni yapılan yurtta arkadaşlarımızla beraber çok mağduruz” dedi.

    Nuray Kaya şunları dile getirdi:

    “Arkadaşlarımızın haberi olmadan Tunceli 100. Yıl Kız Öğrenci Yurdu’na transfer ettiler ve devlet yurdu değil, özel bir yurtmuş. Ayda iki defa ödeme yapıldı ancak depozitoları transfer edildikleri yurttan geri ödenmedi. Arkadaşlarımızın yurda gitmek için kullandıkları yol çok karanlık ve hiç güvenli değil. Arkadaşlarımız hayvanların saldırısına maruz kalmaktalar. Okulun kapısının önüne alkollü insanlar, polisler ve uzmanlar gelmekte ve arkadaşlarımız onların tacizine maruz kalmaktalar. Biz yaşadıklarımızdan şikayetçiyiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Hatay Depremzede Derneği raporunu açıkladı: Devasa dezavantajlı gruplar oluştu

    Hatay Depremzede Derneği raporunu açıkladı: Devasa dezavantajlı gruplar oluştu

    Hatay Depremzede Derneği, depremden 1 yıl sonra yayınladığı rapordaki bulguları madde madde açıkladı. Derneğin, “Deprem sonrası yaşlılar, engelli bireyler gibi ampüte bireyler ve kimsesiz kalmış çocuklar gibi vatandaşlardan oluşan devasa dezavantajlı gruplar meydana geldi. Bu vatandaşlarımızın yaşamış olduğu sorunlar görülmüyor, duyulmuyor” vurgusu yaptığı raporda kamu kurumlarının vurdumduymazlığına dikkat çekildi.

    Hatay Depremzede Derneği, depremin üzerinden geçen 1 yılın ardından Hatay’a ilişkin yaşanılanlara dair hazırladığımız raporu açıkladı. ‘Depremin İlk On Günü, Barınma, Sağlık, Psikososyal Durum, Eğitim, Depremin 1.Yılında Hatay’da Hukuki Durum, Ekonomi, Altyapı ve Ulaşım, Üretim, Ekolojik Yıkım Rant/Talan Zeytinlikler, İnsan Hakları İhlalleri, Yaşanan Depremlerin Hatay’da Demografik Yapı ile Kültürel/Tarihsel Mirasa , Etkileri, Kadınlar, Çocuklar, Gençler, Engelliler, Ampüte Yurttaşlar, Yaşlılar ve Kayıplar’ başlıklarının öne çıktığı raporda talepler ve sorunlar anlatıldı.

    “MÜLKSÜZLEŞTİRME VE EL KOYMA”

    Sonuçlarının madde madde anlatıldığı rapor, şöyle duyuruldu:

    “Hatay en büyük yıkımın meydana geldiği şehir oldu. AKP, 20 yıllık iktidarı boyunca kamu kurumlarının özelleştirilmesine, halkın doğal varlıklarının talanına, mülksüzleştirme ve el koyarak birikime dayanan neo-liberal ekonomi politikaları uyguladı. Büyük bir kısmı inşaat sektörü üzerinden işleyen bu sermaye birikim rejimi, denetimsiz ve kontrolsüzce yapılan otoyol, köprü, tünel, havaalanı, şehir hastaneleri vb, mega sabit sermaye yatırımlarına dayanmakla birlikte, müşteri garantili ihalelerle yandaş, asalak sermaye gruplarına peşkeş çekildi. Üstelik deprem vergisi gibi kamu için harcanması gereken paraların buralara harcandığı, insanların gözlerinin içine baka baka alay edercesine bir kibirle itiraf edildi.

    Bu vahşi sermaye birikim rejiminin sürekliliği, halkın müşterek varlıklarının üzerine çöken sermayeyi, toplumsal kesimlerden koruyacak merkeziyetçi otoriter bir rejimle mümkün olabilirdi. Kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı, parlamentonun rafa kaldırıldığı, yetkilerin tek adamda toplandığı rejim bu ihtiyaç üzerine inşa edildi.

    SOSYAL, SİYASAL, VE DEMOGRAFİK SORUN

    Depremden etkilenen toplumsal kesimler ise depremin ilk gününden bugüne, yaşanan felaketin yaralarını dayanışmayla sarmaya devam ediyor.

    Hatay Depremzede Derneği olarak, bu dayanışma ve hak mücadelesini Hatay’da sürdürmeye devam ediyoruz. Depremin yaralarını sarması gereken siyasal iktidar ve devlet kurumları o günden bugüne sorunları çözecek köklü adımlar atmadığı için yaşanan bir yıllık süreçte barınma hakkından, eğitim hakkına, sağlık hakkından çevre ve mülkiyet hakkına, ekonomik, sosyal, siyasal ve demografik sorun ve hak ihlallerini Hatay halkı yaşamaya devam ediyor.

    Hatay Depremzede Derneği olarak hazırladığımız Depremin 1.Yılında Hatay raporu, yaşanan sorun ve hak ihlallerini daha somut bir şekilde gözler önüne sermeyi ve bu sorunlara dair talep ve çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. 19 başlık altında derlediğimiz çok kapsamlı ve çok katmanlı sorunlar yumağını, ancak 80 sayfalık bir rapora sığdırabildik. Başlıklara sadık kalarak raporu özetlemek istiyoruz. Raporumuz Deprem Öncesinde Hatay Deprem Yönetmeliği ve İmar Affı başlığıyla başlıyor.

    Bu başlığı sırasıyla, ‘Depremin İlk On Günü, Barınma, Sağlık, Psikososyal Durum, Eğitim, Depremin 1.Yılında Hatay’da Hukuki Durum, Ekonomi, Altyapı ve Ulaşım, Üretim, Ekolojik Yıkım Rant/Talan Zeytinlikler, İnsan Hakları İhlalleri, Yaşanan Depremlerin Hatay’da Demografik Yapı ile Kültürel/Tarihsel Mirasa , Etkileri, Kadınlar, Çocuklar, Gençler, Engelliler, Ampüte Yurttaşlar, Yaşlılar ve Kayıplar’ başlıkları takip ediyor.

    Hatay halkı olarak depremin üzerinden geçen 1 yılı değerlendirdiğimiz bu raporda daha saymadığımız birçok sorun olmasına rağmen sadece rapordaki başlıkların bile bu kentin neler yaşadığının, ne durumda olduğunun gözler önüne serilmesi açısından önemli bir veri oluşturacağını yine de yetersiz kalacağını biliyoruz.

    TALEPLER

    *Çocukların ve gençlerin yaşamış olduğu psikolojik yıkımlarının yanı sıra eğitime dair yaşadıkları derin eşitsizlik sürüyor. Deprem bölgesinde eğitime dair sorunların hızlıca çözülmesi gerekmektedir.

    *Anayasal bir hak olan sağlık hakkına erişemeyenler olarak tam teşekküllü hastane talebimizde ısrarcıyız. Hali hazırda var olan yönetmelikler, mevzuatlar ya da kanunlar deprem koşullarına göre revize edilerek halkın ihtiyaçları karşılanmalıdır.Mahallelerde nüfusu gözetilmeksizin Aile Sağlık Merkezlerinin oluşturulması gerekmektedir. Enkaz kaldırma süresince özensiz davranılmıştır. TTB’nin son raporuna göre Hatay hala sağlık limit değerinin dört katı toz soluyor.

    *Sağır sultan bile depremin yaşanabileceğini biliyorken ne iktidar ne de yerel yönetimler bu konuda önlem almamışlardır. Zemin sıvılaşmasının yoğun olduğu, altından fay hattının geçtiği Amik Ovası’na tüm uyarılara rağmen hastanenin, havaalanının, stadyumun yapılmasında ve bu yapılarla birlikte barınma amacıyla inşa edilen yapıların artmasında, kentin o bölgeye doğru yönelmesinde depremle birlikte yaşamını yitiren insanların sorumlularının bu yaşanılanlardan sonra özeleştiri vermemesini, istifa etmemesini yetmezmiş gibi bizleri tehdit etmesini Hatay halkı olarak unutmayacağız affetmeyeceğiz!

    *Kentteki demografik yapı, kültürel ve tarihsel dokunun önemi Hatay halkı için çok önemli bir yerde duruyor. Kentin yeniden inşasında atılacak tüm adımların kentin bu hassasiyeti gözetilerek atılması gerekmektedir. Rezerv alan ile endişelenen bu halk, komşusunu, mahallesini ve tarihsel hafızasını korumak istiyor.

    *Deprem sonrası yaşlılar, engelli bireyler gibi ampüte bireyler ve kimsesiz kalmış çocuklar gibi vatandaşlardan oluşan devasa dezavantajlı gruplar meydana geldi. Bu vatandaşlarımızın yaşamış olduğu sorunlar görülmüyor, duyulmuyor!

    *Deprem sonrası yakınlarının hayatını kaybedip kaybetmediğini dahi bilemeyen kayıp aileleri aylardır seslerini duyurmaya çalışıyor. DemakDer, yakınları için hayatlarını kaybetmiş olsalar da buna dair küçük bir ipucu istiyor.

    *Bunca mağduriyet yaşayan bir halk, maalesef hak arama konusunda başını kaldırıp haklarıyla uğraşabilecek bir noktaya dahi gelemedi. Riskli alan, rezerv alan, yerinde dönüşüm, hak sahipliği gibi kavramların tartışıldığı ama halkın ihtiyaçlarını ne denli karşıladığının tam bir muamma haline geldiği kavramlar, halkı belirsizliğe ve kargaşaya sürüklüyor. Tüm bu muğlaklara ve hak kayıplarına rağmen sorularına yanıt alamayacağını düşünen bu yüzden dava açmaktan geri duran bir halkın çaresiz bırakılmasına izin vermeyeceğiz.

    *Sanayi, ticaret, tarım, inşaat, turizm gibi alanlarda yaşanan sorunlar; daha önce kendi ekonomik döngüsüyle yaşamını sürdürmeye çalışan, yıkık bir kent sonrası ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan bir halkın bu kentte yaşamasının önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Kentin üretime dayalı ve kamucu bir ekonomik döngüye yeniden kavuşturulması için atılması gereken adımlar hızlıca atılmalıdır.

    *Depremin ilk günlerinde yalnız ve çaresiz bırakılan, ölüme terk edilen bu halk kendisine yaşatılanları asla unutmayacak, asla affetmeyecek! Alınması gereken tüm önlemler alınmış olsaydı bu kadar bina yıkılmayacaktı, afete hazırlıklı olunsaydı ve gelen yardım ekiplerinin kente girişi engelenmemiş olsaydı bu kadar insanımız yaşamını yitirmeyecekti. Hatay halkı olarak, bundan sonra nerede olursa olsun yaşanabilecek tüm depremler için uyarıyoruz; Önlem alınsın, bir daha insanlar ölmesin, hayatlar ve geleceğimiz kararmasın!

    *Evlerinden, sokaklarından, komşularından, topraklarından, memleketlerinden uzaklaşıp göç etmek zorunda kalan vatandaşlarımızın yanı sıra bu ağır koşullara dayanamayıp bu belirsizlik yumağı içinde kalanlarımız da göçe zorlanıyor.

    *Kentte yaşanan elektrik, su, internet, kanalizasyon, yol, ulaşım gibi alt yapı ve üst yapı temelli sorunlar kurumlar tarafından sahiplenilmiyor ve ‘başka kurumların sorumluluğunda’ denilerek halk çaresiz bırakılıyor!

    *Bu denli devasa sorunlar ortada dururken halen bu kent için Özel Afet Bölgesi ilan edilmemesinin özel bir sebebi var mı? Eğitimin, sağlığın, ulaşımın ve daha birçok alanın nitelikli, ulaşılabilir ve ücretsiz olması; üreticilerin ekonomik anlamda desteklenmesi; istihdamın sağlanması ve işsizliğin giderilmesi; kalıcı konutların hızlıca ama güvenli bir şekilde ücretsiz teslim edilmesi, esnafların desteklenmesi, kamu çalışanlarının maaşlarında iyileştirme yapılması gibi taleplerimizin karşılanması için devletin bu kente özel bir bütçe ayırması elzemdir. Bu kapsamda Hatay halkı olarak, Hatay’da yıkımın en ağır yaşandığı; Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan, İskenderun ve Arsuz ilçeleri için Özel Afet Bölgesi ilan edilmesini talep ediyoruz.

    Raporumuzu hazırlarken katkı sunan Türk Tabipler Odası’na, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne, İnsan Hakları Derneği’ne, Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınları Dayanışma Derneği‘ne, Hatay Dayanışma Kooperatifi’ne, Hatay Barosu’na, Eğitim Sen‘e ve dostlarımıza teşekkür ederiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş ve Adıyaman’da yıkılan okulların yerine yeniden okul yapılmadı; travma atlatılamadı

    Maraş ve Adıyaman’da yıkılan okulların yerine yeniden okul yapılmadı; travma atlatılamadı

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Maraş’ta 593 okulun depremde hasar gördüğünü söyleyen Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, “Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen halen herhangi bir okulun temeli atılmadı” dedi. Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat ise “Yıkılan veya ağır hasarlı okulların yerine bir an önce yeni okulların yapılması gerekiyor” diye konuştu.

    6 Şubat’ta Maraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Resmi açıklamalara göre iki büyük depremde 53 binden fazla can kaybı yaşandı.

    Deprem nedeniyle 11 ilde yaşanan ağır yıkım nedeniyle eğitim öğretimin yapılma koşulları ortadan kalkmış durumda ve öğrenciler zor şartlarda eğitim ve öğretime devam etmek zorunda kaldı.

    Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç ve Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, deprem bölgelerinde eğitimde yaşanan sorunları PİRHA‘ya anlattılar.

    “MARAŞ’TA 19 OKUL YIKILDI, 1 YILDIR HİÇBİR OKULUN TEMELİ ATILMADI”

    Maraş’ta 593 okulun depremde hasar gördüğünü söyleyen Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, “19 tane okulumuz yıkıldı, 12 okulumuz da acil yıkılacak listesine alındı. Bunun sonucunda Milli Eğitim Müdürlüğü okulları yıkılmış öğrencileri farklı okullara taşıdı, bu durum büyük bir sıkıntı ortaya çıkardı. İkili eğitime geçilince öğrenciler karanlık saatlerde okullara gitmek zorunda kaldılar. Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen halen herhangi bir okulun temeli atılmadı. Öğrencilerin birçoğu konteynerlerde kalıyor ve kurulan konteynerler şehir dışına kurulduğu için öğrencilerin okula gelmesi büyük sorun oluyor. Konteynerler çok küçük olduğu için öğrencilerin bu ortamlarda ders çalışması mümkün olmuyor” dedi.

    “ÇOCUKLAR OKULA AÇ GELİYOR, ÜCRETSİZ YEMEK VERİLMELİ”

    Yıkılan okullardaki öğrencilerin başka okullarda eğitim görmesinin en büyük sorun olduğunu belirten Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, “Aynı yerde iki okulun öğrencileri eğitim görüyor bu durumda öğrencilerin sabah erken saatlerde okula gitmesine ve geç saatlerde okuldan çıkmasına yol açıyor. Okullara gitme noktasında öğrenciler zaman zaman sıkıntı yaşıyor. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesini talep ediyoruz çünkü çocuklar bazen okullara aç geliyor.

    “ADIYAMAN’DA BİRAN ÖNCE YENİ OKULLARIN YAPILMASI GEREKİYOR”

    Eğitimde zaten eşitsizlikler vardı, depremle birlikte eğitimdeki eşitsizlik daha fazla arttı. Birçok öğrenci depremde yakınlarını kaybetti ve halen bu travmayı atlatamadılar. Yıkılan veya ağır hasarlı okulların yerine bir an önce yeni okulların yapılması gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

  • Konut İş Sendikası Yöneticisi Yüksel: Site yönetimini mahkemeye verdim ve sigortam yapıldı-VİDEO

    Konut İş Sendikası Yöneticisi Yüksel: Site yönetimini mahkemeye verdim ve sigortam yapıldı-VİDEO

    PİRHA – CAN TV’de Hüseyin Kelleci’nin sunduğu Cemal Cemale programına konuk olan Konut İş Sendikası Yöneticisi Fahriye Yüksel, “10 sene boyunca sigortasız bir şekilde kapıcılık yaptım. Kadın olarak sitelerde çalışmak çok zor ve yorucu. Berbat binalarda yaşıyoruz ancak buna rağmen sanki saray vermişler gibi muamele gösteriyorlar” diye belirtti.

    Can TV’de Hüseyin Kelleci’nin sunduğu Cemal Cemale programına konuk olan Konut İş Sendikası Yöneticisi Fahriye Yüksel, apartman çalışanı olarak yaşadıkları zorlukları anlattı.

    “10 SENE BOYUNCA SİGORTASIZ ÇALIŞTIM”
    10 sene boyunca sigortasız bir şekilde kapıcılık yaptığını söyleyen Fahriye Yüksel, “Kadın olarak sitelerde çalışmak çok zor ve yorucu. Berbat binalarda yaşıyoruz ancak buna rağmen sanki saray vermişler gibi muamele gösteriyorlar. Hamallıktan daha ağır işler veriyorlar. Onlara göre bize verilen iş çok basit ve kolaymış gibi düşünüyorlar. Çocuklarımıza aldığımız kıyafetler bile zenginlik olarak görülüyordu. Kendimize kıyafet aldığımızda bunu bir lüks olarak gören daire sahipleri var ve bu şekilde bizi aşağılıyorlar” dedi.

    “ANNEMİN TAZİYESİNE GİTTİĞİM İÇİN İŞTEN ATILDIM”
    Annesinin taziyesine gittiği için işten atıldığını belirten Yüksel, “Kendi çocuklarımla apartman sitesinin çocukları oynarken tartıştıkları için ‘kapıcının çocuğu bu daireye giremez’ diye kapıya yazı yazmışlar. İnsanca yaşamak istiyoruz. Diş hekimi nasıl çalışıp emek veriyorsa biz de emek veriyoruz. Aynı saygıya sahip olmak istiyoruz. Sendikalı olduktan sonra site yönetimini mahkemeye verdim ve geriye dönük sigortam yapıldı. Herkes cesaretli olsun sendikalı olsun” diye konuştu.

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Dev-Sağlık İş’ten ek protokol talebi: İnsanca çalışmak ve yaşamak istiyoruz!

    Dersim Dev-Sağlık İş’ten ek protokol talebi: İnsanca çalışmak ve yaşamak istiyoruz!

    PİRHA- DİSK’e bağlı Dev-Sağlık İş Dersim Temsilciliği, Tunceli Devlet Hastanesi önünde yaptığı basın açıklamasında sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin sorunlarını dile getirdi, taleplerini sıraladı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev-Sağlık-İş) sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ek protokol talebi hakkında basın açıklaması yaptı. Tunceli Devlet Hastanesi önünde gerçekleşen basın açıklamasını işyeri temsilcisi olan Zuhal Güzelci okurken, açıklamaya sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yanı sıra kentteki çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    Açıklamada vurgulanan başlıklar arasında insanca yaşama ve çalışma istekleri, sendikal haklar, pandemi sürecindeki ayrımcılık, iş yükündeki artış, maddi kayıplar, toplu iş sözleşmeleri, Kamu Çerçeve Protokolü, ek protokol talepleri ve Kamu Çerçeve Protokolü’nün uygulanmasındaki sorunlar ele alındı.

    “AKLIMIZLA DALGA GEÇİLİYOR”

    Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yaşadığı sorunları aktaran Dev- Sağlık İş Temsilcisi Zuhal Güzelci, “Emek verdiğimiz, sağlık ve sosyal hizmeti sunduğumuz işyerlerimiz önünde defalarca bir araya geldik. Emeğimizin, alın terimizin karşılığını alabilmek için, sendika hakkımız için pandemide uğradığımız ayrımcılığa karşı, sağlıkta şiddetin önlenmesi için ve daha sayamadığımız birçok konuda yetkililere seslendik. Taleplerimizi dile getirdik. Yirmi dört saat çalıştığımız işyerlerimizde iş yükümüz her geçen gün artıyor, eksik personel ile işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Ara dinlenmelerimizi, yemek aralarımızı kullanamıyor; 12 saat çalışırken 11 saat çalışıyor görünüyoruz. Bunun yanında emeğimizin karşılığını alamıyoruz, maddi anlamda çok büyük hak kayıpları yaşıyoruz. Biz sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin ihtiyacı iş kolumuzun sorunlarına çözüm olacak, iş kolumuzun gerçeklerine uygun bir sözleşmedir. Bütün kamu işçilerine aynı ücreti, çalışma koşullarını ve sosyal hakları reva gören sendikaların bize anlatacağı hiçbir söz yoktur. Vurgulamak istediğimiz iş kolu farkı olmadan, işyerlerimizin ve iş kolumuzun özelliklerini görmeyen kopyala – yapıştır sözleşmelere bağlı kalmasının kabul edilemez olduğudur” diye konuştu.

    “ÜCRETLER ENFLASYONLA EZİLDİ”

    Kamu Çerçevesi Protokolü’nün uygulanması sırasında birçok uyumsuzluk olduğunu söyleyen Güzelci, şunları söyledi:

    “KÇP yürürlük tarihi 1 Ocak 2023 olmasına rağmen iş kollarında yapılan ve sendikaların kendi çıkarları doğrultusunda yürürlük tarihi koydukları toplu iş sözleşmelerinden kaynaklı mağduriyetler yaşanmaktadır. Bu mağduriyetin iki boyutu vardır. Birincisi; KÇP ‘de yer alan ücret zam oranları yaşadığımız gerçek enflasyon karşısında çok düşük kalmış, ücretlerimiz ciddi anlamda enflasyon karşısında ezilmiştir. Bir diğer mağduriyet ise toplu iş sözleşmelerinin işyerlerindeki farklı yürürlük süreleri ile oluşan ücret farklılıklarıdır. İş kolumuzda üniversite hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı hastaneleri karşılaştırıldığında aynı işi yapan işçiler arasında yaklaşık 10.000 TL gibi bir fark oluşmuştur. Aile Bakanlığı bünyesinde 10 no.lu işkolunda çalışan büro işçileri ile yatılı kurumlarda 17 no.lu iş kolunda çalışan sosyal hizmet işçileri ile makas 15 bin TL ‘ye kadar açılmıştır.”

    “SENDİKALAR KAFASINI KUMA GÖMMÜŞTÜR”

    Güzelci, kendileri adına toplu iş sözleşmesi imzalayan sendikaların ‘kafalarını kuma gömdüğü’ eleştirisinde bulunarak, “Sağlık işkolunda çalışma saati 40 saat olmasına rağmen, kamu çalışanları 40 saat çalışırken bizler en az 45 saat çalışıyoruz. Sağlık ve sosyal hizmetler bir ekip işi olduğu gerçeğiyle eşit çalışma koşulları istiyoruz. Herkesin emeğinin hakkını aldığı bir çalışma yaşamı için mücadele etmeye devam edeceğiz. Üstelik kaşıkla verilenin kepçeyle alındığı adaletsiz vergi sistemi nedeniyle, ağır vergi yükü altında Mart’ta Nisan’da 2. Vergi dilimine dahil olacağımızı da göz önüne aldığımızda ücretlerimizin daha da düşeceği ortadadır. Sağlık ve sosyal hizmet işçileri enflasyonla boğuşurken, geçim kavgası verirken bizim adımıza toplu iş sözleşmesi imzalayan sendikalar kafasını kuma gömmüştür. Sağlık ve sosyal hizmet işçilerini anlık kazançlarla kaybettiklerini görmeye çağırıyoruz. Bugün bize diğer sendikaların vereceği promosyonlarla kendi geleceğimizi bunlara teslim etmeyeceğiz. Bu hayat pahalılığında, bu yüksek enflasyon karşısında sağlık ve sosyal hizmet işçileri olarak sesleniyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından, hastanelerden, Aile Bakanlığına bağlı kurumlardan sesleniyoruz!” ifadelerini kullandı.

    “ARTIK GEÇİNMEK İSTİYORUZ”

    Taleplerini dile getiren Güzelci, “Artık yeter, geçinmek istiyoruz. Artık yeter, emeğimizin karşılığını istiyoruz. Artık yeter, insanca çalışmak, insanca yaşamak istiyoruz. Bu koşullar altında ücretlerimizde ve sosyal haklarımızda iyileştirme için ek protokol yapılması bir ihtiyaç değil bir zorunluluktur. Ek protokol ile hem ek zam hem de toplu iş sözleşmelerinin yürürlük tarihinden kaynaklanan bu sorunların çözümü gerekmektedir! İvedi şekilde bakanlıkların, TÜHİS’in ve rektörlüklerin sorumluluk alarak bu mağduriyetlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. DİSK / DEV SAĞLIK İŞ olarak haklarımızı alana kadar mücadelemize devam edeceğimizi bir kere daha tekrar ediyoruz! Bütün sağlık ve sosyal hizmet işçilerini sendikamız çatısında birleşmeye davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Dersimlilerin kendi topraklarına dönüşü sağlanmalı’-VİDEO(1)

    ‘Dersimlilerin kendi topraklarına dönüşü sağlanmalı’-VİDEO(1)

    PİRHA-Dersim’in kalkınması için sorunlarının yeniden irdelenip çözüm yollarının aranması gerektiğini vurgulayan Orhan Çelebi, “Yurtdışında ve Dersim dışında yaşayan Dersimlilerin kendi topraklarına dönüşünün sağlanması için çalışmanın yapılması gerekiyor. Sistem tarafından abluka altına alınan ve insanlarının potansiyel suçlu olarak görüldüğü bir yerde ilimize sahip çıkmak için batıda yaşama zorunluluğu olmayan insanların kendi ikametgâhlarını buraya alarak, yerleşmeleri konusunda bir çalışmanın başlatılması gerekiyor” dedi.

    Dersim kendine has birçok sorunu olan bir kent. Altyapının, lojistik desteğin ve kente yapılan yatırımların yetersizliği, iş sahalarını daraltıp büyük oranda geri dönüş taleplerine rağmen kentin sağlıklı büyümesini ve gelişme potansiyelini engelliyor. Bu durum işsizliği tetiklerken zaten yoksul olan kentin ve kent halkının ekonomik açmazlarını da çoğaltıyor.

    Doğal güzellikleri, kendine özgü farklı bir kültürel iklime ve tek Alevi kenti kimliğine sahip olması nedeniyle son yıllarda artan ilgi, altyapı yetersizliği ve plansızlık yüzünden kente gelir sağlamak yerine, doğa daha fazla tahrip oluyor ve asimilasyon ilerliyor, güvenlik odaklı devlet politikaları da kentin dışarıya yansıma şekline zarar veriyor.

    Dersim’deki yerel yönetimler, siyasi otoriteler, sivil toplum örgütleri, yöre dernekleri ve kanaat önderleri, bırakın çözüm üretmeyi tüm bu sorunları gündem bile yapmazken, çözümsüz ve çaresiz kalan halkın birlik ve dayanışma inancı günden güne azalıyor, motivasyonu düşüyor, gelecek kaygısı artıyor.

    Tüm bu nedenlerle Dersim, son yıllarda dışarıya çok göç veriyor ama aynı oranda bir nüfus da kente yerleşiyor ve bunların çoğu Dersimli değil. Halkın elinden alınan köy meraları ve hazine arazileri, Kovancılar gibi yakın mesafelerden gelen sermayeye satılıyor. Bu durum kentte, haklı olarak demografi değişimi endişesi de uyandırıyor.

    Yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eşbaşkanı Orhan Çelebi ile Dersim’in sorunlarını ve çözüm önerilerine dair konuştuk.

    “GÖÇ SORUNUNA ÇÖZÜM BULMAMIZ GEREKİYOR”

    Dersim’in kalkınması için sorunlarının yeniden irdelenip çözüm yollarının aranması gerektiğini vurgulayan Orhan Çelebi, “Temel sorunlarımız nelerdir diye baktığımızda en büyük sorunumuz göç sorunu. Dersim’de yaşayan özellikle genç insanlarımızın burada geleceklerini inşa edemedikleri, sosyal, kültürel ve siyasal olarak istedikleri gibi yaşayamadıkları için buradan göç etmek zorunda kalıyorlar. Nüfusumuzun her geçen gün azalmış olması milletvekili sayımızın ikiden bire düşmesi bunun en açık göstergesi. Nüfusunda artık yaşlı bir nüfus haline gelmesi üretim alanlarının da giderek daralmasına neden oluyor. Göç sorununa çözüm bulmamız gerekiyor, bu soruna çözüm bulmanın yolu insanların burada yaşayacağı koşulların, şartların oluşmasından geçiyor” diye belirtti.

    “DEVLETİN ÜRETİM ALANINDAKİ DESTEKLERİ DENİZDE BİR DAMLA”

    Dersim coğrafyasında genel olarak insanların tarım ve hayvancılık yaparak geçimlerini sürdürmeye çalıştıklarını belirten Orhan Çelebi, “Ancak tarım ve hayvancılığın da gelinen aşamada zorlukları çiftçilerimizi önemli oranda sıkıntıya sokmuş durumda. Hayvancılık anlamında da yem fiyatları, meraların ticarileştirilmiş olması nedeniyle hem hayvancılık hem de tarım ile uğraşan üreticileri büyük sıkıntılara sokuyor. Devletin üretim alanında destekleri denizde bir damla olduğunu gördüğümüzde üreticilerin ne yapılmasına dair yeni bir tartışma yaratması gerekiyor. Bölgemizin tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor olması bu sorunların artmasına da neden oluyor. Nüfusun giderek yaşlanmasıyla birlikte tarım ve hayvancılık zor şartlarda yapılan bir meslek haline gelmiş durumda” dedi.

    “DERSİM’DE SANAYİ YOK DENECEK KADAR AZ”

    Dersim’de sanayinin yok denecek kadar az olduğunu ifade eden Çelebi, “Bunun geliştirilmesi için hem devlet cephesinde hem de işverenlerimiz cephesinde çok büyük bir istihdam sağlanmadığı görülüyor. Yerel yönetimlerin bu konuda atacağı adımların da sınırlı olduğunu düşündüğümüzde iş imkânları sanayi anlamında da yok denecek kadar az. Dersim’in bütünlüklü olarak kalkınabilmesi için çalışmalar yapılması gerekiyor. Dersim inanç merkezi, doğa harikası ve siyasal olarak da geçmişinden bu yana muhalif bir kent olmasından kaynaklı olarak sistem tarafından her zaman ötekileştirilen, baskı altında tutulan ve her insanına şüpheli olarak bakılan bir coğrafya. Bu nedenle de insanlar nasıl bir yaşam kuracağı yönünde büyük bir soru işareti olarak karşımıza çıkartıyor” diye vurguladı.

    “DERSİMLİLERİN, KENDİ TOPRAKLARINA DÖNÜŞÜNÜN SAĞLANMASI İÇİN ÇALIŞMA YAPILMASI GEREKİYOR”

    Dersim’in yeni süreçte güçlü bir il haline gelmesi için bütünlüklü olarak tüm Dersim toplumunun çaba sarf etmesi gerektiğini söyleyen Çelebi, “Yurtdışında ve Dersim dışında yaşayan Dersimlilerin kendi topraklarına dönüşünün sağlanması için çalışmanın yapılması gerekiyor. Bu tartışma bir dönem tartışıldı, konuşuldu ama fiili olarak pratik bir adım atılmadı. Yazın nüfusumuz çok artıyor ama bu durum turistik veya akraba ziyareti oluyor ekim ayından sonrada ilimiz yavaş yavaş boşalıyor. Aynı durum ilçeler açısından da geçerli ve yerel yönetimlerin burada çok önemli bir rolü ortaya çıkıyor. Hem insanların ilçelerde kalıcı olmasını sağlayabilmek hem de geri dönüşleri hızlandırmak açısından bazı adımlar atılabilir. Sistem tarafından abluka altına alınan ve insanlarının potansiyel suçlu olarak görüldüğü bir yerde ilimize sahip çıkmak için batıda yaşama zorunluluğu olmayan insanların kendi ikametgâhlarını buraya alarak buraya yerleşmeleri konusunda bir çalışmanın başlatılması gerekiyor. Yoksa sadece seçim dönemlerinde bir söylem olarak söylenmiş olması veya seçim döneminde ikametgâhını buraya alıp seçimden sonra yaşadığı yere ikametgâhı götürmenin Dersim’e çok büyük bir faydasının olmadığı bilinen bir gerçek. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da yüzlerce Dersimli işveren var zaman zaman Dersim’e katkıları olsa da Dersim’in kalıcı gelişimini sağlayacak yatırımlar konusunda çok özel çaba sarf edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “YENİDEN BİRLİKTELİĞİ YAKALAMAMIZ GEREKİYOR”

    Dersim’in inanç merkezi olduğunu dile getiren Çelebi sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnancımız asimile edilmeye ve Alevi kimliği yok sayılmaya çalışılıyor. Dersim’de bulunan Tunceli Cemevi’nin tamamen devlet denetimine giren ve inanç kurumu olmasına rağmen inanç dışı çalışmalar yürüten bir pozisyona gelmiş olması nedeniyle de önümüzdeki dönemde bu konuda da belli çalışmaların yapılması gerekiyor. Toplumumuz aslında dayanışmayı iyi bilen bir toplum. Dersim’in inanç, kültür, eğitim, sanat anlamında çok gelişmiş olduğunu söyleniyor ancak bu gelişmiş olduğu söylenenler bu toplumun kalkınması için yetmiyor. Bizim yeniden o birlikteliği yakalamamız lazım. Buradaki siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, yerel yönetimler ve derneklerin ortak bir çalışma başlatması gerekiyor.”

    (2. Bölüm Salı günü)

    Cihan BERK-Eyüp HANAOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -‘Dersim’e çok yönlü saldırı var; güçlerimizi birleştirmeli, kooperatifçiliği geliştirmeliyiz’-VİDEO
    -‘Dersim, sanayi ile kalkınmayacağına göre hizmet sektörü geliştirilmelidir’-VİDEO
    -‘Topraklarımıza sahip çıkalım, 7 bin kişi göç etti, 7 bin kişi geldi; kim bunlar?’-VİDEO

  • Pertek köylerinin sorunları ve yapılmayan Pertek Köprüsü, Meclis gündeminde

    Pertek köylerinin sorunları ve yapılmayan Pertek Köprüsü, Meclis gündeminde

    PİRHA-HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pertek köylerinin sorunlarını ve yıllardır yapılmayan Pertek Köprüsü’nü bir soru önergesi ile TBMM gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sorular yönelten Kordu, “Yerel ve merkezi yetkililer ivedilikle Dersim’de kangren haline gelmiş köylerdeki yol, su, kanalizasyon gibi temel alt yapı sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atmalıdır” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP), Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pertek köylerinin sorunlarını ve yıllardır yapılmayan Pertek Köprüsü’nü, bir soru önergesiyle İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu.

    Her bir köyün yaşadığı sorunları ayrı ayrı maddeler halinde dile getiren Kordu, köylerdeki olumsuz durumları gözler önüne serdi.

    “YETKİLİLER SORUNLARI ÇÖZMEYE YÖNELİK ADIMLAR ATMALIDIR”

    Kordu, Dersim’de birçok köyün yol, su ve altyapı sorunlarının yıllardır çözülmemesinden dolayı halkın ızdırap çektiğini vurgulayarak, “Yerel ve merkezi yetkililer ivedilikle Dersim’de kangren haline gelmiş köylerdeki yol, su, kanalizasyon gibi temel altyapı sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atmalıdır. Köy sakinleri de haklı olarak söz konusu yapısal sorunlarının bir an önce çözülmesini talep etmektedirler” dedi.

    PERTEK KÖYLERİNİN SORUNLARI

    Kordu’nun verdiği soru önergesinin detayları şöyle:

    Paşxank (Pınarlar) Köyü

    Köyde altyapı ve yol sorunu bulunmaktadır. Xarsik (Biçmekaya) köyü ile Paşxank (Pınarlar) arasındaki köprü civarındaki yolda daha önce meydana gelen çökmeden dolayı tehlike arz etmektedir. Paşxank (Pınarlar) köyündeki giriş ve çıkışta iki tehlikeli viraj bulunmaktadır. Bu virajlarda mutlaka bariyer yapılması gerekiyor. Ayrıca köydeki cemevinin etrafında çevre düzenlenmesi yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

    Tanz (Tozkoparan) Köyü

    Köyde özellikle yazın su sıkıntısı yaşanmaktadır. Köylülerin DSİ’den sulama göleti yapılmasına yönelik talepleri var ancak yer ve etüt çalışması dışında göletin yapılmasına dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Ballışer (Beydamı) Köyü

    Köyde yakın zamanda hayvanlar için içme suyu göleti yapılmış ancak gölet su aldıktan hemen sonra patlayarak kullanılamaz hale gelmiştir. Köy sakinleri, göletin bir an önce onarılması ve köy yolunun asfaltlanmasına dair taleplerinin bir an önce karşılanmasını bekliyorlar. Ancak bugüne kadar söz konusu taleplerin karşılanmasına dair herhangi somut bir adım atılmamıştır.

    Ağmezra (Koçpınar) Köyü

    Köyde yeni yapılan konutlarda içme suyu sıkıntısı bulunmaktadır. Ek su deposu ile köydeki su sorunu rahatlıkla çözülebilir. Ancak bugüne kadar söz konusu soruna dair herhangi somut bir adım atılmamıştır.

    Xarsik (Biçmekaya) Köyü

    Köyün yolu ile birlikte yıkılmış olan köy odasının yeniden yapılmasına yönelik köylülerin talepleri bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar söz konusu taleplere dair herhangi somut bir adım atılmamıştır.

    Karagüney (Dolamaç) Köyü

    Köyde özellikle yeni yapılan konutlarda bu ciddi bir şekilde içme suyu sorunu ve altyapı (kanalizasyon) sorunu bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut bir adım atılmamıştır.

    Misadariç (Arpalı) Köyü

    Köyde yol ve altyapı sorunu bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Sumak Köyü

    Köy sakinlerinin köy sınırları içinde olan Oğulveren ziyaretinin yolunun stabilize yapılmasına yönelik talepleri bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar söz konusu taleplerin karşılanmasına dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Kave (Kolonkaya) Köyü

    Köy ve mezra yolları onarılması ve asfaltlanması ile birlikte tehlike arz eden virajlarda bariyer yapılarak önlem alınması gerekiyor. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Mercimek Köyü

    Köyde içme suyu sıkıntısı bulunmaktadır. Ayrıca köy meydanında düzenleme yapılmasına dair köylülerin talebi bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar söz konusu taleplerin karşılanmasına dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Poxters (Elmakaşı) Köyü

    Köyde kanalizasyon patlamış ve onarılması bekleniyor. Köy yolunun asfaltlanmasına yönelik asfalt altı malzeme dökülerek bırakılmıştır. Köyde kanalizasyon ile birlikte yarıda bırakılmış olan yolun asfaltlanması bir an önce yapılmalıdır. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Kacarlar Köyü

    Köyde yazın içme suyu ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Köy yollarında menfez olmamasından dolayı özellikle yağmur yağdığında ulaşımı olumsuz etkilemektedir. Köyün içinde çevre düzenlemesi ve parke taşı yapılması gerekmektedir. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır

    Kazılı Köyü

    Köyde içme suyu sıkıntısı bulunmakla birlikte köyün elektrik iletim hatları eski dolayı sık sık arızalar meydana gelmektedir. Aynı zamanda bazı elektrik direklerinin düşmüş olması hem güvenlik riskini barındırmakta hem de arızaların sıklıkla yaşanmasına neden olmaktadır. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Xermikeğ (Dere) Köyü

    Köyde içme suyu ve alt yapı sorunu bulunmaktadır. Alt yapının olmamasından kaynaklı olarak köylüler enfeksiyon riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Köy mezralarının yolları kötü olmasından dolayı ulaşımda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Ulupar Köyü

    Köyün içme suyu sorunu ile birlikte köy yolunda bulunan çok tehlikeli bir viraj bulunmaktadır. Söz konusu virajda bir an önce duvar ve bariyer yapılması gerekmektedir. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Erindek (Yamaç Oba) Köyü

    Köy sakinleri, yollarının asfaltlanmasına yönelik taleplerinin bir an önce karşılanmasını istiyorlar. Ancak bugüne kadar söz konusu taleplerin karşılanmasına dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Bakırlı Köyü

    Köyde alt yapı sorunları olmakla birlikte öncelikli olarak yolarının onarılması ve asfaltlanması gerekiyor. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir  somut  adım atılmamıştır.

    Desiman (Ardıç) Köyü

    Köyde içme suyu sıkıntısı bulunmaktadır. Köy sakinleri söz konusu sorunlarının bir an önce çözülmesini talep etmektedirler. Ancak bugüne kadar söz konusu taleplerin karşılanmasına dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Avşeker (Akdemir) Köyü

    Köyün yolu ana yoldan 10 km olduğu halde stabilize dahi yapılmamıştır. Köy yolunun bir an önce yapılması gerekmektedir. Köydeki kanalizasyon suyu arıtılmadan beş yıldır Keban barajına dökülen dereye akmaktadır. Çevre ve canlılar açısından ciddi riskler barındıran bu sorunun bir an önce çözülmesi gerekmektedir. Ancak bugüne kadar söz konusu sorunların çözülmesine dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Kurmeş (Aşağı Gülbahçe) Köyü

    Kötü olan köy yollarının bir an önce onarılması gerekmektedir. Ancak bugüne kadar söz yolun yapılmasına dair herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Xorîk (Yukarı Yakabaşı) Köyü

    Köyde elektrik yok içme ise yetersizdir. Köyde hayvancılık yapan aile kışında köyde kalmak zorunda köyün yolu bozuk olduğu ulaşım ile ilgili ciddi sorunlar yaşamaktadırlar. Defalarca sorunların çözülmesine yönelik ilgili kurumlara müracaatta bulunmalarına rağmen söz konusu sorunlarının çözülmesine yönelik hiçbir adım atılmamaktadır.

    Pertek Köprüsü

    Elazığ ve Dersim’i birbirine bağlayan Pertek feribotları yaz aylarında yoğunluğu kaldıramamaktadır. Özellikle yaz aylarında günde 4 bine yakın araca kadar varan bir kapasiteye ulaşsa da feribot taşımacılığı kilometrelerce kuyruk oluşmaktadır. Köprünün yapılması için daha önce verilen sözlere, talebin Meclis’e taşınmasına ve imza kampanyaları başlatılmasına rağmen AKP-MHP iktidarı tarafından henüz bir adım atılmış değildir. Sadece seçim dönemlerinin vaadine dönüşen Pertek Köprüsü’nün bir an önce inşa edilmesi gerekmektedir.

    “ALTYAPI SORUNLARININ ÇÖZÜLMESİNE DAİR PLANLAMANIZ VAR MI?”

    Bu bağlamda, HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    -Pertek ilçesine bağlı Paşxank (Pınarlar), Tanz (Tozkoparan), Ballışer (Beydamı), Ağmezra (Koçpınar), Xarsik (Biçmekaya), Karagüney (Dolamaç), Misadariç (Arpalı), Sumak, Kave (Kolonkaya), Mercimek, Poxters (Elmakaşı), Kacarlar, Kazılı, Xermikeğ (Dere), Ulupar, Erindek (Yamaç Oba), Bakırlı, Desiman (Ardıç), Avşeker (Akdemir), Kurmeş (Aşağı Gülbahçe) ve  Xorîk (Yukarı Yakabaşı) köylerinin yol, menfez, bariyer, su, elektrik, kanalizasyon ve sulama göletlerini gibi temel altyapı sorunlarının çözülmesine dair bir planlamanız var mı? Varsa bu planlamayı ilgili köy sakinleri ve kamuoyuyla ne zaman paylaşacaksınız?

    -Yol ve alt yapı sorunlarının çözülmesine dair kurumunuzda başvurusu bulunan Pertek ilçesine bağlı köy sayısı kaçtır?

    -Pertek ilçesine bağlı köylerden alt yapı, su ve yolları tamamen yapılmış köy sayısı kaçtır?

    -Elazığ- Pertek arasına köprü yapılması için İl Özel İdare Müdürlüğü’nün Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı nezdinde bir girişimi var mıdır?

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri: Barınma ve ulaşım konularında sorun yaşıyoruz-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri: Barınma ve ulaşım konularında sorun yaşıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Barınma ve ulaşım konularında sorun yaşadıklarını ifade eden Munzur Üniversitesi öğrencileri, “Ev kiraları çok yüksek, yurtlar da çok kalabalık. Dört kişilik odaya altı kişi vermişler o yüzden odada adım atacak yer yok. Ulaşım açısından araçlar yetersiz kalıyor, bazen araçlara binemiyoruz. Okula saat başı belediye otobüsü gelse hiçbir sıkıntı yaşanmaz” dedi.

    Üniversite öğrencileri, eğitim için gittikleri illerde barınma sorunu yaşamaya devam ediyor. Hükümet, her ne kadar mevcut sorunu görmese de öğrenciler, sorunlarına çözüm bekliyor.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri, yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “ÜNİVERSİTEDE ÇOK FAZLA GÜVENLİK GÜÇLERİ VAR, RAHATSIZ OLUYORUZ”

    Ev kiralarının yüksek, yurtların da kalabalık olduğunu söyleyen Eray Yılmaz, “Üç yatağın olduğu odaya dört öğrenci koyuyorlar. Yemeklerdeki porsiyonlar azaltılmış durumda. Ulaşım açısından araçlar yetersiz kalıyor, bazen araçlara binemiyoruz. Ev kiraları çok yüksek, fahiş fiyatlar söylüyorlar ve öğrenciye ev vermiyorlar. Hiçbir yetkili sorunlarımıza ilişkin çözüm üretmiyor. Üniversitede çok fazla güvenlik güçleri var. Bu durum bizi rahatsız ediyor, üniversitede rahat hareket edemiyoruz sürekli çevremizde dolaşıyorlar” dedi.

    “DÖRT KİŞİLİK ODADA 6 KİŞİ KALIYOR”

    Dersleri bittikten sonra üç saat araç beklediklerini ifade eden Osman Yıldız, “Okula saat başı belediye otobüsü gelse hiçbir sıkıntı yaşanmaz. Öğrenciler otobüslerin az olmasından kaynaklı sınavlardan kaldı, o yüzden çözülmesi gereken başlıca sorunlardan birisi ulaşım sorunu. Dört kişilik odaya altı kişi vermişler o yüzden odada adım atacak yer yok. Suriyeli bir arkadaş üniversiteyi kazandı ama yurtta yer vermediler, arkadaşı üniversiteye aldıysanız ona yurtta vermeniz gerekiyor” diye belirtti.

    “YAŞADIĞIMIZ SORUNLAR DÜZELTİLSİN”

    Devran Gündoğdu, ise yaşadığı sorunları şöyle anlattı:

    “Yemeklerde çeyrek ekmek veriliyor ve bir tane daha aldığımızda ücret isteniyor, çay içtiğimizde bize en fazla iki tane şeker atabilirsiniz deniliyor. Yurtta resmiyette beş yatak gözüküyor ama odada üç tane yatak var. Toplu taşıma araçlarını çok fazla bekliyoruz, bazen derslere geç kalıyoruz. Yaşadığımız sorunların düzeltilmesini talep ediyorum.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • KESK Genel Meclis Üyesi Yıldırım: Devlet, okullarda çocuklara yemek vermek zorunda- VİDEO

    KESK Genel Meclis Üyesi Yıldırım: Devlet, okullarda çocuklara yemek vermek zorunda- VİDEO

    PİRHA – KESK Genel Meclis Üyesi Ebru Yıldırım, son yıllarda yaşanan ekonomik krizle birlikte eğitimdeki sorunların çok daha fazla karşılarına çıktığını söyledi. Yıldırım, okullara imam atanmasının ve din derslerinin sorun olduğunu belirterek, sendikaların buna karşı çıkması gerektiğini söyledi. Yıldırım ayrıca, devletin okullarda çocuklara yemek vermek zorunda olduğunun da altını çizdi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılı Çalışma Takvimi sonrasında okulların açılacağı tarih belli oldu. Buna göre okullar 11 Eylül tarihinde açılacak, ve yeni eğitim öğretim yılı başlayacak.

    KESK Genel Meclis Üyesi Ebru Yıldırım, yeni dönemde okullardaki sorunlar üzerine PİRHA‘ya konuştu.

    Yıldırım, yoksul öğrenciler açısından eğitim içerisinde yaşadıkları sorunların her zamankinden fazla olduğunu dile getirerek, “Zaten medyadan da takip edenler biliyordur ki karşımızda bambaşka sorunlarla çocukların yaşadıklarını ifade etmek mümkün” dedi.

    Eğitimi sınıfsal boyutuyla da ele alan Yıldırım, “Son 2-3 yıldır sınıfsal ayrışmanın çok derinleştiğini söyleyebiliriz. Bu hem özel okul ve devlet okulu ayrımının görünümünü arttırıyor ama aynı zamanda okullar içerisinde öğrenciler arasındaki sınıfsal farklılığı görmek çok mümkün” diye konuştu.

    “İMAM ATANMASI VE DİN DERSLERİ BAŞLI BAŞINA BİR SORUN”

    İmamların yerinin okullar olmadığını söyleyen Yıldırım, “Bir kere herhangi bir dinin başat kabul edilerek devlet okullarında yer alıyor olması başlı başına bir sorun. İmam atanmasından önce din derslerinin okullarda yer alıyor olması başlı başına bir sorun idi. Benim de bağlı olduğum Eğitim-Sen yıllardır bunun mücadelesini gerek eylemlerde gerek belagat itibarıyla veren bir sendika” dedi.

    İmam atanmaları meselesinin sınıfsal bir tarafı olduğunu da düşündüğünü söyleyen Yıldırım, “Mesela imam atamaları sadece devlet okulları için geçerli. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın ifade ettiği biçimiyle baktığımızda bu imam atamalarının özel okullar için geçerli olmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SENDİKALAR KARŞI ÇIKMALI”

    Yıldırım, okullara imam atamasıyla alakalı olarak da eğitimcilerin bireysel olarak yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu, sendikaların bu meseleyi ele alırken bir program dahilinde karşı çıkmaları gerektiğini de ekledi.

    “DEVLET ÇOCUKLARA YEMEK VERMEK ZORUNDA”

    Devletin okullarda çocuklara yemek vermesi gerektiğini belirten Yıldırım, şunları konuştu:

    “Toplumun açlıkla karşı karşıya kaldığı böyle bir süreçte okullarında bu çocuklara en az bir kez yemek sağlaması devletin asli görevlerinden bir tanesi. Yoksa çocuklara sadece nasıl besleneceklerini söyleyerek bu işin altından ne onlar kalkabilir ne de öğretmenler kalkabilir. Evet nasıl besleneceklerini söylememiz bizim görevimiz olabilir ama olmayan bir paranın varlığından haberdarken bunu ifade etmenin hiçbir anlamı yok. Devlet görevini yapmak zorunda, bu çocuklara yemek vermek zorunda.”

    “DEVLET, ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN İNSANLIK DIŞI OLDUĞUNU KABUL ETMELİ”

    Çocuk işçiliği ve pedofili üzerine de konuşan Yıldırım, çocuk işçiliği ve pedofili hakkında yapılması gerekenleri de anlattı.

    Yıldırım, “Devlet bir kere çocuk işçiliğinin yasak olduğunu, çocuk işçiliğinin 2023 gibi bir yılda olamayacağını, çocuk işçiliğinin en basit deyimle insanlık dışı olduğunu kabul etmek zorunda. Çocuk işçiliğini önleyecek formüller geliştirmek zorunda. Çocuk işçiliğini meşrulaştıracak MESEM gibi projeleri bırakmak zorunda. Bununla birlikte kız çocuklarına pozitif ayrımcılık yapmak zorunda. Kız çocuklarının okuyabilmeleri için önlerinin açılmasında pek çok proje geliştirilebilir. Bununla birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin okullarda müfredata alınması gerekir. Bir bütün olarak müfredatın kendisi Sünni, Türk, erkek ve heteroseksüel. Bunu da söylemek gerekiyor.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Ozan Hıdır Aydın: Halk ozanları olarak insanların dertlerini dile getirmemiz lazım-VİDEO

    Ozan Hıdır Aydın: Halk ozanları olarak insanların dertlerini dile getirmemiz lazım-VİDEO

    PİRHA-Ozan Hıdır Aydın, ‘Hele bakın adalete’ isimli türküsüyle Türkiye’de halkın yaşadığı sorunları dile getiriyor. Halk Ozanları olarak insanların dertlerini dile getirmek için beste yaptıklarını söyleyen Hıdır Aydın, “Ülkemizde yaşamak çok zor, çöpten ekmek arayan insanlarımız var. Bizim silahımız bağlamamızdır, sesimiz, sözümüzdür” dedi.

    Yurttaşın alım gücünün her geçen gün düştüğü Türkiye’de, derinleşen ekonomik kriz, yoksulluk ve işsizliğin yükselmesi toplumun her kesimini etkiliyor. Hayat pahalılığı, artan fiyatlar, üst üste gelen zamlar yurttaşın alım gücünü iyice düşürürken, iktidar ise ekonomideki krizi görmezden geliyor.

    Ozan Hıdır Aydın, Türkiye’de halkın yaşadığı sorunları dile getirmek için ‘Hele bakın adalete’ isimli türkü yaptı.

    “BİZİM SİLAHIMIZ BAĞLAMAMIZDIR”

    Halk ozanları olarak insanların dertlerini dile getirmeleri gerektiğini söyleyen Ozan Hıdır Aydın, “İnsanların şuanda yaşama gücü kalmadı. İnsanlar kasaba gidiyorlar ama ete bakıp geri geliyorlar kilosu 240 TL olmuş. Biz ozanlar olarak halkın dertlerini dile getirmek için bestelerimizi yapıyoruz. Bizim silahımız bağlamamızdır, sesimiz, sözümüzdür. Yaptığım türkü ne anlatmak istediğimi anlatıyor. Ülkemizde yaşamak çok zor, çöpten ekmek arayan insanlarımız var. Çok zor zamanlardayız zenginleri daha zengin yapan, fakirleri de daha fakir yapan bir devletimiz var” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Maraş Narlı’da çadır, ısıtıcı, ilaç ve tuvalet sorunu sürüyor’-VİDEO

    ‘Maraş Narlı’da çadır, ısıtıcı, ilaç ve tuvalet sorunu sürüyor’-VİDEO

    PİRHA-Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Narlı Cemevi’nde depremzedeler için gönderilen yardım malzemeleri dağıtılmaya devam ederken, bölgede çadır, ısıtıcı, ilaç ve tuvalet sorununun sürdüğü aktarıldı.

    Depremden hasar gören yerlerden biri de Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Narlı beldesinde bulunan Narlı Cemevi. Cemevinin duvarlarında çatlaklar meydana gelirken, birçok depremzede cemevi bahçesine sığındı. Bölgeye gönderilen yardım malzemeleri de buradan depremzedelere dağıtılıyor.

    “ÇADIR, ISITICI VE İLAÇ SORUNU SÜRÜYOR”

    Bölgede bulunan Mehmet Kocamer son durumu aktarırken, çadır, ısıtıcı ve ilaç sıkıntısının sürdüğünü belirtti. Kocamer şunları söyledi:

    “Yardımlar gelmeye devam ediyor ancak çadır, ısıtıcı ve ilaç sıkıntısı sürüyor. Onların tedariki sağlanmaya çalışılıyor. Hala enkaz altında kalanlar var. Dördüncü gün olmasına rağmen hala yeterli çalışma yok. Şöyle acı bir durum daha var ki, hayatını kaybedenlerin defin işlemi yapılmadan önce savcıların görmesi gerekiyormuş. İnsanlar savcıların bulunduğu yerlere cenazeleri götürüp, ölüm raporunu aldıktan sonra defin işlemini gerçekleştiriyorlar. Gönüllü olarak çalışmaya katılanlar da epey yoruluyor. Zor durumdayız. Tuvalet sorunu var. Kronik rahatsızlıkları olanlar var. Birçok ilaç yok.”

    PİRHA/MARAŞ

     

  • ‘AİHM ve AYM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir’-VİDEO

    ‘AİHM ve AYM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2022-2023 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunlara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Alevi öğrencilere zorunlu din dersi dayatmaları din hürriyetine aykırılık teşkil etmektedir” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2022-2023 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunlara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Naciye Turan okudu. Açıklamada, ‘Kamusal eğitim haktır’, ‘Ana dilde, laik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi eğitim istiyoruz’ pankartı açıldı.

    “ÇÖZÜMSÜZLÜK POLİTİKALARI İKTİDAR VE MEB ELİYLE SÜRDÜRÜLMEKTEDİR”

    2022-2023 eğitim öğretim yılının büyüyerek gelen sorunların gölgesinde başladığını belirten Naciye Turan, “Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları bizzat iktidar ve MEB eliyle yapılan yasal düzenlemeler ve fiili dayatmalar eşliğinde sürdürülmektedir. Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ‘piyasacı’ ve ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemektedir” dedi.

    “ANA DİLDE EĞİTİM HAKKI ENGELLENMEKTEDİR”

    Türkiye’de eğitimin bilimsel ve laik bir içeriğe sahip olmadığını vurgulayan Turan, “Din ve vicdan özgürlüğünün tanımı açıkken, tek dinli yapıyı pekiştirme konusundaki ısrar sürmektedir. Türkiye, taraf olduğu Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı hareket etmekte, AİHM’in son olarak Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Şehrimiz özelinde de bu durum Alevi çocukları üzerinden sürdürülmektedir. Alevi öğrencilere zorunlu din dersi dayatmaları din hürriyetine aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca yaşadığımız bölgede ana dilinde eğitim hakkı engellenmektedir. Ana dilde eğitim hakkı seçmeli derslere indirgenemez. İktidarın bu yöndeki samimiyeti Kurmanci ve Kırmancki öğretmen atamalarında ortaya çıkmaktadır. Her yıl yapılan öğretmen atamalarında bu iki branş birkaç kadro ile geçiştirilmekte asimilasyon bilinçli bir şekilde sürdürülmektedir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Mezitli AKD Başkanı: Mevcut yapıyla sorunlara yanıt verilemiyor-VİDEO

    Mezitli AKD Başkanı: Mevcut yapıyla sorunlara yanıt verilemiyor-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Mezitli Şube Başkanı Ferdi Koç, Alevi hareketinin eksen değişikliği yaşadığını belirterek, “Bizim için önemli olan eksen değişikliği yaşayan Alevi hareketinin devrimci, demokrat bir eksene çekilmesidir” dedi.

    Haberin videosu

    Alevi Kültür Dernekleri Mezitli Şube Başkanı Ferdi Koç, uzun süreden beri Alevi hareketi içerisinde bir tartışma olduğuna dikkat çekerek, bağlı olduğu Alevi Kültür Derneklerinin mevcut yapısıyla sorunlara yanıt veremediğine işaret etti.

    “TÜRKİYE’DE VAR OLAN GİDİŞATA ‘DUR DİYECEK’ BİR YAPIYA İHTİYAÇ VAR”

    Alevi hareketinin bir eksen değişikliği içerisinde olduğunu ve hak arama mücadelesinden uzak bir yapıya büründüğünü savunan Koç, şöyle devam etti:

    “Ankara’da yapılan toplantıda GYK’de bulunan arkadaşların Doğan Demir’in yerine kendi aralarında bir arkadaş atayarak ‘yolumuza devam edeceğiz’ demelerini doğru bulmuyorum. Derneğin, demokratik düşünce anlayışının gereği şube başkanlarıyla birlikte bu örgütün omurgasını oluşturan delegenin iradesine başvurup, olağanüstü genel kurula gitmesi gerekiyor. Önemli olan genel kurulda kimin çıkacağından öte demokrasinin işlemesidir. Bizim için önemli olan eksen değişikliği yaşayan Alevi hareketinin devrimci, demokrat bir eksene çekilmesidir. Kendi inancımızla, kültürümüzle, dünyaya bakışımızla, toplumsal mücadele anlayışımızla ve musahip kurumlarımızla birlikte Türkiye’de var olan bu gidişatın önüne geçebilecek bir toplumsal muhalefetteki misyonumuzu yerine getirmeliyiz.

    Gerek Türkiye gerekse Avrupa’da Alevi hareketinin mevcut kriz ve tıkanıklıkları aşması için, yeni bir iradeye başvurmak gerekiyor” diyen Koç, “Bunun için de genel merkez adım atmalıdır, yapılmadığı takdirde delegenin gereğini yapacağına inanıyorum. Biz sadece Alevi hareketinin eski mücadele anlayışına dönmesi gerektiğine inanıyoruz. Ortadoğu’daki gelişmelerden, emekçilerin yaşadığı sıkıntılara ve cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasına dönük yaşanan sorunlara kadar gelinen aşamada daha fazla mücadele edilmelidir. Bu düşünceyi bir kişi ya da şube de dile getirse önemsenmelidir. Doğru bir tartışmayı başarabilirsek süreçten daha güçlü çıkacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Alevilerin sorunlarını dile getirdi bölücülükle suçlandı

    Alevilerin sorunlarını dile getirdi bölücülükle suçlandı

    PİRHA – Alevi Bektaşi Pirlerinden Keçeci Baba’yı anma etkinliğinde Alevilerin sorunlarını dile getiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, etkinliğe katılan Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çelik tarafından bölücülükle suçlandı. Erkan, daha önce de tehdit aldıklarını ve ayrımcılığa uğradıklarını belirterek, yasal haklarının takipçisi olacaklarını kaydetti. 

    Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çelik, Alevi Bektaşi Pirlerinden Keçeci Baba’yı anma etkinliğinde yaptığı konuşmada Alevilerin sorunlarını ve haklarını dile getiren Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Kurucu Başkanı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan’ı hedef alarak bölücü olmakla suçladı. Cumhuriyet’in haberine göre;  Çelik’in “Bu bölücüleri buraya koymayın. Bizleri bölmek ayrıştırmak isteyenleri buradan kovun, kovalayın gitsin” diye konuşması tepki çekti.

    Anma Etkinliğine Erbaa Kaymakamı Bülent Karacan, Erbaa Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl, CHP Tokat İl Başkanı Mustafa Duran, Tokat Dernekler Federasyonu Genel Başkan Halil Bakan, Keçeci Köyü Muhtarı Mahmut Arslan, belde belediye başkanları, köy muhtarları ve yurttaşlar katıldı.

    Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Kurucu Başkanı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan etkinlikte yaptığı konuşmada Alevilerin sorunlarını dile getirerek şunları söyledi:

    “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi olan, ‘Türkiye Cumhuriyeti demokratik laik, hukuk devletidir’ ilkesini bir kez daha anımsayalım. Anayasasında böyle bir ilke olan Türkiye Cumhuriyeti’nde inanç temelinde dayatma ve yok sayma, asimile etme çabalarının olmaması gerekir. Alevi köylerine cami yapılıyor, kadrolu imamlar atanıyor, Alevi çocuklarına Kuran kursları açılıyor. Alevi çocukları zorunlu din dersleri adı altında yoğun bir asimilasyon ve baskı yaşıyor. Alevi köylerine hizmet gitmiyor, 32. kez andığımız Keçeci Baba’nın köyü ve türbesi bu şekilde olmamalı, daha iyi bir durumda olmalı. Cami, kilise, havra, sinagog ibadethane sayılırken, 2014 yılında AİHM, 2018 yılında Yargıtay’ın ‘Cem evleri ibadethanedir’ demesine rağmen cemevleri hala ibadethane sayılmıyor.”

    Programda olmamasına rağmen söz alarak konuşan Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Çelik, “Siyasiler haklı olarak kimden oy aldıysa onlara hizmet ediyor. Önümüzdeki yıllarda, Keçeci Baba’yı Hacıbektaş’tan sonra ikinci inanç merkezi yapacağız. Tüm sivil toplum örgütlerini buraya toplayacağız” dedi. Konuşmasında Muharrem Erkan’ı hedef alan Çelik’in, “Bu bölücüleri buraya kovalayın. Bizleri bölmek ayrıştırmak isteyenleri buradan kovun, kovalayın gitsin” diye konuşması tepki çekti.

    “TEHDİTLER ALDIK”

    Çelik’in sözlerine tepki gösteren Muharrem Erkan, daha önce de gerçekleri dile getirdikleri için tehditler aldıklarını ve ayrımcılığa uğradıklarına söyleyerek, “Gerçekleri söylemek, haklının ve hakkın yanında olmak bizim asli görevimizdir. Biz birlik ve bütünlükten, ülkenin demokratikleşmesinden yanayız. Nerede olursa olsun yasal haklarımızın takipçisi olurken, yasaya, hukuka uymayanları uyarma konusunda görevimizi de yapacağız. Kimse bizim gibi düşünmüyor diye kovmayacağız, hakir, küçük düşürme gayreti içerisinde olmayacağız, ırkçı, kinci, dinci olmayacağız” dedi.

  • Munzur gözelerinde çevre kirliliği giderek artıyor-VİDEO

    Munzur gözelerinde çevre kirliliği giderek artıyor-VİDEO

    PİRHA- Her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği Munzur gözelerinde kirlilik giderek artıyor. 

    Dersim’in Ovacık ilçesinde yer alan Munzur gözeleri doğa harikası güzelliğiyle yaz aylarında her gün yüzlerce kişinin uğrak noktası oluyor. Şu sıralar Munzur Kültür ve Doğa Festivali nedeniyle ziyaretçi sayısı artan Munzur gözelerinde çeşitli sorunlar da yaşanıyor.

    Biz de PİRHA olarak Munzur gözelerindeki esnafa burada yaşanan sıkıntıları sorduk. Esnaf genellikle gözelere gelen ziyaretçilerin ardından kalan çevre kirliliğinden yakınıyor.

    ESNAF İLGİDEN MEMNUN FAKAT BIRAKTIĞI KİRLİLİKTEN DEĞİL

    Munzur gözelerinde gözleme yapan kadınlar, festival için artan bu kalabalıktan ve satışların artmasından memnun. Ancak gelenlerin Munzur gözelerini piknik yeri gibi kullanmalarının ardından bıraktıkları çöpleri toplamamalarının kendilerini rahatsız ettiğini belirtiyor.

    Yerli halkın içme suyu olarak kullandığı Munzur suyunu artık kullanamadığını, buraya gelen ziyaretçilerin yasak olmasına rağmen Munzur suyuna girip yüzdüğünü ve bu durumun kendilerini üzdüğünü belirten esnaf, “Burası plaj değil. Biz eskiden ayakkabılarımızı çıkartıp giriyorduk bu alana” diyor.

    “ÇOCUKLARIMA KATKIDA BULUNUYORUM”

    Şalvar, şal, çanta yapıp satan esnaf bir kadın geçim sıkıntısından yakınıyor. Kendisini geçindirecek kadar satış yapabildiğini, çocuklarına katkıda bulunduğunu söyleyen yurttaş, “6 ay karın içindeyiz, 3 ay burada çalışıyoruz, geçimimizi sağlıyoruz.” diyor. 15 yıldır bu işi yaptığını ve festivalin de satışları iyi etkilediğini belirtirken, yapıp sattığı eşyaların da Dersim kültürünü yansıttığını vurguluyor. Herkesin Dersim’e gelip bu kültürle bu doğayla buluşması gerektiğinin de altını çiziyor.

    “MUNZUR GÖZELERİ RANTA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”

    Çemişgezek tarafından getirdiği pestil, ceviz gibi yerli ürünleri satan bir yurttaş da 170-180 civarında köyün boşaltılmasının birçok kişinin işsiz kalmasına neden olduğunu ve üniversite mezunlarının bile işsiz olduklarını belirtiyor.

    Ziyaretçilerin her şeyin pahalılığından şikayet ettiğini söyleyen yurttaş, Munzur gözelerinin artık bir ziyaret yeri olmaktan çıkıp ranta dönüştürüldüğünü ve bu durumun kendilerini üzdüğünü ifade ediyor.

    “TOPLUM KÜLTÜRÜYLE VAR OLUR”

    “Bir toplum dilini, örf adet ve geleneklerini kaybetmişse o toplum yoktur.” diyen bir başka yurttaş ise toplumun kendi kültürüne sahip çıkmamasından yakınıyor ve giderek artan bu yozlaşmanın sonuçlarının kötü olacağını dile getiriyor.

    PİRHA/DERSİM