Etiket: Süleyman Demir

  • Antalya’da muhabbet ceminde Aleviliğin kadim inancı ve Hüseyin’in direnişi konuşuldu-VİDEO

    Antalya’da muhabbet ceminde Aleviliğin kadim inancı ve Hüseyin’in direnişi konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde gerçekleştirilen muhabbet ceminde, Alevi inancının tarihsel kökleri, Kerbela’nın direniş mirası ve mazlumdan yana olma anlayışı ele alındı. Konuşmacılar, Aleviliğin ocak sistemi ve yaşam kültürüyle kadim bir inanç olduğunu vurgulayarak, İmam Hüseyin’in duruşunun bugün de yol gösterici olduğunu belirtti.

    Antalya’da gerçekleştirilen muhabbet cemine Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ile Zakir Galip Alan katıldı.

    “MUHABBET CEMLERİ FİKİR ALIŞVERİŞİNİN VE TÜM GÜZELLİKLERİN PAYLAŞILDIĞI YERLERDİR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, yaptığı konuşmada cemin yalnızca ibadet amacıyla bir araya gelinen bir ritüel olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “ Birbirimizi yetiştirdiğimiz, yoldaki güzellikleri paylaştığımız, fikir alışverişinde bulunduğumuz ve hepimizin söyleyeceklerini bu meydanda dile getirerek çözüm yollarını birlikte aradığımız yerdir.”

    Geçmişten bugüne birçok Yezid olduğu gibi İmam Hüseyin’in de var olduğunu belirten Demir, “İmam Hüseyin’den bahsederken sadece nasıl katledildiğini anlatıp ağlamak değil, onun neden ve ne uğruna katledildiğini, duruşunu anlatmak gerekiyor” dedi.

    “İMAM HÜSEYİN’İN DURUŞU ZALİME KARŞI MAZLUMDAN YANA BİR DİRENİŞTİR”

    Asıl olanın İmam Hüseyin’in zalime karşı mazlumdan yana sergilediği direniş olduğunu vurgulayan Demir, şöyle konuştu:

    “Bazı dedelerimiz onu ağlayarak anlatıyor. Oysa Hüseyin’i anlatmak bu değildir. Hüseyin’in duruşunu anlatmak, zalime ve haksızlığa karşı mazlumdan yana olmayı anlatmaktır. Tıpkı Amerikan mandacılığına karşı ‘Tam Bağımsız Demokratik Türkiye’ diyerek canlarını veren Denizlerin mücadelesini anlatmak da bir Hüseyin duruşunu anlatmaktır.”

    Aleviliğin İslamiyet’ten önce de var olan bir inanç olduğunu ifade eden Demir, “İslamiyet’ten önce de Aleviydik ve Aleviliğimizi yaşıyorduk. Ocaklı sistemlerimizle birlikte kendimize özgü bir yaşam kültürümüz vardı” dedi.

    “MUHARREM AYI BİR İRADEDİR, GELECEĞE TAŞINMALIDIR”

    Zakir Galip Alan ise konuşmasında Alevi toplumunun biat etmeyen bir toplum olduğunu belirterek, “Alevi toplumu sorgular, tartışır ve ilimle yol yürür. Çünkü Alevilikte yol böyledir” ifadelerini kullandı.

    Muharrem ayının bir irade ve bilinç olduğunu söyleyen Alan, “Kerbela olayı budur. Bu bir bilinçtir ve bu bilinci gelecek kuşaklara, bugün henüz bilmeyen insanlara aktarmamız gerekiyor” dedi.

    İslam tarihinde savaşın görünürde Yezid tarafından kazanıldığını ifade eden Alan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugünkü perspektiften baktığımızda asıl büyük zaferi İmam Hüseyin kazanmıştır. Çünkü yenileceğini ve öldürüleceğini bile bile zulme ve haksızlığa karşı çıkmış, canını ortaya koymuştur. Sırrını da vermemiştir. Biz Alevi toplumu olarak geçmişten bugüne birçok Kerbela yaşadık. Dersim’i, Çorum’u, Maraş’ı yaşadık ve hala yaşamaya devam ediyoruz. Bugün bile içimizden zalimin yanında duranlar, haksızlığa karşı sessiz kalanlar çıkabiliyor. Dönemin Yezidi sadece don değiştiriyor.”

    Muhabbet ceminde gülbenklerin okunmasının ardından deyişler ve nefesler söylendi, semah dönüldü. Çerağların sırlanmasının ardından ise lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Konyaaltı’nda Newroz Cemi: Aşık Veysel anıldı, birlik ve inanç vurgusu öne çıktı-VİDEO

    Konyaaltı’nda Newroz Cemi: Aşık Veysel anıldı, birlik ve inanç vurgusu öne çıktı-VİDEO

    PİRHA-Antalya Konyaaltı’nda düzenlenen Newroz Cemi’nde Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı anıldı. Cemde hem inanç ritüelleri yerine getirildi hem de Alevi kurumlarına yönelik politikalara eleştiriler dile getirildi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği’nde, Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı dolayısıyla Newroz Cemi yürütüldü. Uryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba’nın yürüttüğü ceme, Alevi ocaklarından temsilciler, kurum yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Cemde, Newroz’un Alevi inancındaki yeri ve anlamına vurgu yapılırken aynı zamanda Aşık Veysel’in düşünsel ve inançsal mirası anıldı. Dernek Başkanı Tahsin Akpınar, Newroz’un doğanın uyanışı ve baharın gelişi olmasının yanı sıra halkların ortak bayramı olduğunu belirtti. Programda ayrıca Ali Soğucak, Aşık Veysel için yazdığı şiiri okudu.

    Cemi yürüten Dede Kenan Akbaba ise konuşmasında, Newroz öncesinde tutulan oruç ve gerçekleştirilen ritüellerin inanç içindeki yerine dikkat çekerek Aleviliğin kadim bir yol olduğunu vurguladı. Aleviliğin özünde insan sevgisi ve birlikte yaşam anlayışı bulunduğunu ifade eden Akbaba, farklı kimliklerin bir arada yaşamına vurgu yaptı.

    Akbaba, konuşmasında ayrıca Alevi köylerine cami yapılması tartışmalarına ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini belirten Akbaba, Alevi kurumlarının sürece dahil edilmeden alınan kararları kabul etmediklerini ifade etti.

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından Zakir İlyas Şimşek de Aşık Veysel’in sanatını besleyen temel kaynağın Alevi-Bektaşi geleneği olduğunu belirterek, ozanın dergâh kültürü içinde yetiştiğine dikkat çekti.

    Cem, rızalık alınmasının ardından 12 hizmet erkânının yürütülmesiyle devam etti. Çerağların yakılması ve zakirlerin deyişleri eşliğinde semahlar dönüldü. Gülbeng verilmesinin ardından lokmalar pay edilerek cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Antalya Konuksever Cemevi’nde Newroz Cemi yürütüldü-VİDEO

    Antalya Konuksever Cemevi’nde Newroz Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Konuksever Cemevi’nde yürütülen Newroz Cemi’nde süren savaşlara dikkat çekilerek, birlik ve barış mesajı verildi.

    Antalya’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Şubesi (HBVAKV) Konuksever Cemevi’nde Nevroz Cemi yürütüldü. Arzuman Ocağı Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer ve Üryan Hızır Ocağı Yol yürütücüsü Kenan Akbaba tarafından yürütülen cemde zakirlik hizmetini Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Baba Süleyman Demir ve  Hüseyin Abdal Ocağından Zakir İlyas Şimşek yürüttü.

    “BÜTÜN İNANÇLAR VE HALKLARIN KENDİ İNANCINA VE DİLİNE GÖRE İBADETİNİ ÖZGÜRCE YAPMALI VE YAŞAYNMALIDIR”

    Bütün canların kendi inandıkları yolda erkanda kendi konuştukları dilde inançlarını yürütmeleri gerektiğini belirten HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, insanların da birbirlerine saygı duyması gerektiğinin altını çizerek, “Yaşatırsa özgürlük o zaman gelir. Hakların eşitliği o zaman sağlanır” dedi.

    Nurettin Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütün herkesi kendine benzetmeye çalışıyorlar.  Nevroz Bayramı diyoruz, kardeşlik diyoruz, hak, hukuk, adaletten bahsediyoruz ve tüm halkların eşit şekilde yaşaması gerektiğinden bahsediyoruz. Ama ne yazık ki burada şu anda ülkemizde bayram yaparken yanı başımızda bulunan komşu ülkelerde katliamlar yapılıyor, savaşlar nedeniyle masum insanlar, çocuklar katlediliyor. Bu insanlık aleminde utanç verici bir durumdur. Bu bayram olsa ne olur, olmasa ne olur.”

    “BURASI HAKK DİVANIDIR”

    Arzuman Ocağı Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer ise konuşmasında, “eğer bir insanın önünde önderi yoksa geçmişini bilmiyorsa geleceğe adımını atamaz. Bir toplumun da eğer gençliği yoksa o toplum zamanla yok olmaya mahkumdur. Cemevleri erenlerin aşk meydanıdır. Burası dostların dost meclisidir. Kendimizi eleştirip ele verdiğimiz Hakk Divanı’dır burası. Alevi ruhunun piştiği yerdir” dedi.

    “ALEVİLİK SEVGİ VE HOŞGÖRÜ VE SEVGİ İNANCICIR”

    Cemlerin insanların birbiriyle barıştığı, dostça anlaştığı erkanın olduğunu dile getiren Mutluer, “Cemevi insanların lokmalarını getirdiği paylaştığı yerdir. Alevilik ise kavgayı, kini, nefreti özünden atıp önce insan olmayı yeğleyen, kendi örfünü, adetini, geleneklerini yaşayan ve insanı insan eden, sevgi, saygı ve hoşgörüyü taşıyan bir sevgi inancı insan olma bilimidir. Bir okuldur. Yazın sıcağından, kışın soğuğundan sığınacağımız tek çatımızdır bizim” diye konuştu.

    “21 MART HALKLARIN KENDİLERİNE GÖRE KUTLADIKLARI GÜNÜN ADIDIR”

    21 Mart’ın Ali’nin doğum günü olduğunu belirten Hüseyin Abdal Ocağından Zakir İlyas Şimşek ise, “21Mart Asya’da doğanın uyanışıdır. Anadolu’da Kürt halkının geleneğinde Demirci Kawa hikayesinde Zalim Dehak’ın zulümden kurtuluşun simgesidir” dedi.

    21 Mart’ın aynı zamanda Aşık Veysel’in Hakk’a yürüdüğü gün olduğu bilgisini paylaşan Şimşek, “Yazarların iddia ettiğine göre bizde ölüm olmadığı için biz Ali’nin doğum günü olarak kutlarız. 21 Mart doğanın uyanışı, insanlığın uyanışıdır.  Aşık Veysel bizim gözümüzde de doğa şairidir tekke şairidir, Veysel doğayla insanı birleştirmiştir. Gözleri olmayınca bir kenara çekilmemiş, kendi iç yolculuğun yönelerek insan aşkını doğa aşkıyla birleştirmiştir. Bu dünyaya bir güzellik katmıştır” şeklinde konuştu.

    “ZORLA ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPILMAK İSTENİYOR

    Siyasal iktidarın Alevi köylerine zorunlu camiler yapmaya çalıştıklarını belirten Üryan Hızır Ocağı yol Yürütücüsü Dede Kenan Akbaba da, “Bizler ne kadar mücadele yürütsek de köy muhtarlarını baskı altına almışlar. Eğer senin köyüne hizmet gelecekse önce bize biat edeceksin ondan sonra biz sana hizmet vereceğiz. Artık bu biat kültüründe bir an evvel kurtulmamız lazım” dedi.

    “ALEVİLER BİR AĞACI KESERKEN AĞAÇTAN RIZALIK İSTERKEN İKTİDAR DOĞAYI YOK ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    Alevi köylerinde maden ocakları açmaya çalıştıklarını da ifade eden Akbaba, “Doğayı yok etmeye çalışıyorlar. Oysa ki biz bu doğayı var etmeye çalışıyoruz. Ama bizim bugünkü iktidarımız doğayı yok etmek için elinden geleni yapıyor” diye belirtti.

    “ALEVİLER ZORLA SÜNNİLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR

    Zorla Sünnileştirilmek istendiklerinin altını çizen Akbaba konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bizlere baskılar yaparak karanlık bir düşüncenin içine çekmeye çalışıyorlar. Bizi Sünnileştirmek kimsenin hakkı yok. Biz yüzyıllardır ezildik, horlandık, itildik. Biz acılarla yoldaş olduk ama hiçbir zaman kötülüklerle yoldaş olmadık. Kimsenin inancından dolayı da kimseyi eleştirmedik.”

    Nevroz Cemi’nde konuşmaların ardından rızalık alınarak başlatılan cemde 12 hizmet erkanı görüldü. Çerağların yakılması sonrası zakirlerin deyişleriyle semahlar dönüldü. Çerağlar sırlandı, dedenin lokma gülbenginin ardından lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Baba Süleyman Demir: Hızır darda kalanın umududur!-VİDEO

    Baba Süleyman Demir: Hızır darda kalanın umududur!-VİDEO

    PİRHA – Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol Yürütücüsü Baba Süleyman Demir, Hızır inancına dair değerlendirmelerde bulunarak, “Hızır denince zorda olanların zoruna, darda olanların darına, hastaların haline şifa olmak gelir. Hızır bir eren, bir pir, bir mürşit, bir rehber ve bir candır” dedi.

    “HER CAN BİR HIZIRDIR”

    Şubat ayının Hızır ayı olduğuna dikkat çeken Demir, Hızır inancının Alevi yolunda taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade etti:

    “Hızır denince zorda olanların zoruna, darda olanların darına yetişen; hastalara şifa olandır. Hızır bir erendir, bir pirdir, bir mürşittir, bir rehberdir. En önemlisi her can bir Hızır’dır.”

    “ZOR ZAMANLARDA BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLMALIYIZ”

    Çocukluğunda köyde yaşadığı Hızır geleneklerini de paylaşan Demir, dayanışma kültürünün altını çizdi:

    “Çocukluğumuzda Hızır oruçlarından sonra kömbeler, çörekler pişirilirdi. Bu lokmalar özellikle ihtiyacı olan ailelere götürülürdü. Hızır’ın özü paylaşmaktır, dayanışmadır.”

    Pir Sultan Abdal’ın Hızır’a dair dizelerini hatırlatan Demir, Hızır olmanın gündelik yaşamda somutlaştığını vurguladı:

    “Pir Sultan’ın dediği gibi; sağımızda, solumuzda, çevremizde ihtiyacı olanlara Hızır olmak çok kıymetlidir. Bir hastaya ilaç parasını yetiştiren kişi, o hastanın Hızır’ıdır. El ele, el Hakk’a diyerek zor zamanlarda birbirimizin Hızır’ı olmalıyız.”

    ANTALYA’DA HIZIR CEMİNE ÇAĞRI

    Antalya’daki Alevi canlarına da çağrıda bulunan Demir, Hızır Cemi’nde birlik ve beraberliğin güçleneceğini belirtti:

    “Hızır cemimizi yapacağız. Cemevimizde Hızır coşkusunu hep birlikte yaşayacağız. Lokmalarımızı paylaşacak, semahlarımızı aşk ile dönecek, sevgi ve muhabbetle gönüllerimizi birleştireceğiz.”

    “DİLİ, IRKI, MEZHEBİ NE OLURSA OLSUN HER İNSAN HAKK’TIR”

    Türkiye’nin ve bölgenin zor bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Demir, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Sadece ülkemizde değil, çevremizdeki coğrafyalarda özellikle İslam ülkeleri tarumar edilmeye çalışılıyor. Bu nedenle birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Dili, dini, ırkı, mezhebi, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun her insan Hakk’tır.”

    Demir, “Her ayı Hızır ayı bilerek sevgi, muhabbet ve aşkla yaşamayı diliyor, bütün dünyaya barış temenni ediyorum. Hızır Bayramımız kutlu olsun. Aşk ile eyvallah” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Muhabbet Cemi’nde Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar kınandı!-VİDEO

    Muhabbet Cemi’nde Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar kınandı!-VİDEO

    PİRHA – Antalya’da yürütülen Muhabbet Cemi’nde, Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara tepki gösterildi. Cemde konuşanlar, toplumun bu katliamlara karşı duyarlı olması gerektiğini vurgularken, 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan Meydanı’nda kadınlar tarafından gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısı yaptı.

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Cem, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı, yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir ile Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından zakir İlyas Şimşek tarafından yürütüldü.

    “CEM’E BAŞLAMADAN ÖNCE GÖNÜLLER BİRLENİR”

    Cem de konuşan yol yürütücüsü Süleyman Demir, Alevilikte cem erkânının rızalık temelinde yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Cem’e başlamadan önce ilk önce gönüller birlenir. Birbirinden alacaklı, verecekli, küskün, dargın olan canlar varsa o zaman Cem hizmeti başlamaz. Çünkü Cem’e rızalıkla gelinir, rızalıkla gidilir. Herkesten rızalar alınarak hizmetlerin devam etmesi gerekir.”

    “ALEVİ BEKTAŞİ İNANCININ TEMELİ ÖĞRETİYE DAYANIR”

    Alevi Bektaşi inancının belli öğretiler üzerine kurulu olduğunu ifade eden Demir, şöyle devam etti:

    “Alevi Bektaşi öğretisinin yolu, yordamı ve kuralları vardır. Bu kurallar üzerine kurulduğu için kişi reşit olduktan sonra ikrar verir, yola girer. Daha sonra musahibini, yani yol kardeşini seçer. Evlendikten sonra da müsahip olurlar.”

    Alevilikte iki doğuş olduğuna dikkat çeken Demir, “Biri anadan doğma, diğeri ise yoldan doğmaktır. Yoldan doğmak, yola girmek anlamına gelir. Kişi ikrar verip yola girdikten sonra yıllık görgü-sorgusu yapılır. Bu, bir nevi halk mahkemesidir. Bu yol bugüne kadar sürdüyse bu kurallar üzerinden sürmüştür. Aleviler kendi sorunlarını, kendi müşküllerini kendi Cem ortamında çözerler” dedi.

    SURİYE’DE HER GÜN BİR KERBELA YAŞANIYOR!

    Suriye’de Alevilerin selefi HTŞ ve IŞİD çeteleri tarafından katledildiğine dikkat çeken Süleyman Demir, Alevilerin yaşadığı mahallelere girilerek insanların katledildiğini belirtti. Demir, “Aslında orada şu anda bir Kerbela yaşanıyor ve Kerbelalar hiç bitmiyor” diyerek duruma tepki gösterdi.

    Selefi çetelerin, Alevileri kendileri gibi düşünmedikleri ve inanmadıkları için hunharca katlettiğini söyleyen Demir, şu ifadeleri kullandı:

    “Biz İslam’ız, Allah için İslam’ı yayacağız diyerek Alevi mahallelerine giriyorlar. Kadın, erkek, çoluk çocuk demeden katlediyorlar. Buradan o IŞİD çetelerini lanetle kınıyoruz.”

    TANDOĞAN MİTİNGİNE ÇAĞRI

    Daha sonra söz alan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Zenra Demir, 10 Ocak 2025 tarihinde Ankara Tandoğan Meydanı’nda kadınlar tarafından gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Muhabbet Cem’i, gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle devam etti. Semahların dönülmesinin ardından çerağlar sırlanarak lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Süleyman Demir: Bir canı katletmek Hakk’ı katletmektir-VİDEO

    Süleyman Demir: Bir canı katletmek Hakk’ı katletmektir-VİDEO

    PİRHA – Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Suriye’de Alevilere yönelik saldırı ve katliamlara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Demir, yaşananların açık bir soykırım olduğunu vurgulayarak, Alevi kurumlarının ve demokratik kamuoyunun pasifliğini eleştirdi; tüm kurumlara acil ve ortak mücadele çağrısı yaptı.

    “ÖLDÜRÜLEN HER CAN HAKK’IN ZUHURUDUR”

    Suriye’de Alevilere dönük saldırıların insanlık suçu olduğunu belirten Demir, inanç merkezli bir perspektifle konuştu. “Düşüncesi, dili, dini, mezhebi, rengi ne olursa olsun öldürülen her can Hakk’ın zuhurudur” diyen Demir, bir cana kıymanın insanlığa ve inanca aykırı olduğunu söyledi.

    Demir, “Hakk; Allah, Rab ya da başka adlarla ifade edilebilir. Ona cemalinden cemal, nefesinden nefes katılmıştır. ‘Şah damarından yakınım’ diyen Hakk’ın katledilmesi insanlık dışıdır. Bir canı katletmek, aslında Hakk’ı katletmektir” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KURUMLARI PASİF, ÖLÜ TOPRAĞINI ATMALIYIZ”

    Suriye’de süren katliamlar karşısında Alevi kurumlarının bütünlüklü bir tutum alamadığını belirten Demir, “Sanki ‘bize sıra ne zaman gelecek’ diye bekler durumdayız. Bu kabul edilemez. Ölü toprağını bir an önce üzerimizden atmamız gerekiyor” dedi.
    Demir, çözümün birlikte hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, Avrupa’daki Alevi kurumlarının insan hakları örgütleri nezdinde girişimlerde bulunduğunu, Türkiye’deki kurumların da benzer biçimde Dışişleri Bakanlığı, hükümet ve ilgili tüm merciler nezdinde sesini yükseltmesi gerektiğini söyledi.

    BİRLİKTE HAREKET ETMEDEN BU KATLİAM DURDURULAMAZ”

    Katliamların durdurulabilmesi için güçlü bir örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu ifade eden Demir, “Ne yapmamız gerekiyorsa yapmalıyız. Sessiz kalmak, bu suça ortak olmaktır. Sesimizi her platformda duyurmak zorundayız” dedi.

    Türkiye’nin rolüne de dikkat çeken Demir, AKP-MHP iktidarının bu süreçte sorumluluk alması gerektiğini belirtti. “1978-1980 döneminde Türkiye’de yaşananlar bugün Suriye’de yaşanıyor. Aleviler kırdırılmaya devam ediliyor. Cana kıymaktan vazgeçin; çünkü can Hakk’ın kendisidir” diyen Demir, iktidara açık çağrıda bulundu.

    “AKP-MHP iktidarı isterse bu katliamı hemen durdurabilir. Suriye’de yaşananlara artık ‘yeter’ demeleri gerekiyor” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Süleyman Demir: Tekke ve dergâhlarımızın yanına cami yapmaktan vazgeçmiyorlar-VİDEO

    Süleyman Demir: Tekke ve dergâhlarımızın yanına cami yapmaktan vazgeçmiyorlar-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine yönelik tepkiler sürüyor. Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol Yürütücüsü  Süleyman Demir, söz konusu girişimin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu belirtti.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Demir, geçmişten bugüne Alevilere yönelik sistematik bir asimilasyon politikası yürütüldüğünü ifade etti. Demir, “Daha öncesinde dergâhların yanına camiler yapılarak başlayan asimilasyon politikası bugün de devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın, Veli Baba Türbesi’nin, tekkelerimizin ve türbelerimizin hemen dibine yapılan camiler bunun örnekleridir” dedi.

    “ALEVİLERİ ÖLDÜRE ÖLDÜRE BİTİREMEDİLER”

    Yüzyıllardır devletin Alevileri asimile etmeye çalıştığını vurgulayan Demir, “Alevileri öldüre öldüre bitiremedikleri için şimdi Aleviliği bitirmek amacıyla asimilasyon politikalarını devreye soktular. Bunun asıl sebebi; Alevilerin ikrarını, sorgusunu, görgüsünü yerine getiren, cemini yapan, eşit paylaşımdan yana olan bu inancın ve kültürün özünü bozmak istemeleridir” diye konuştu.

    “Aleviler asimilasyon politikalarıyla Sünnileştirilmek isteniyor” diyen Demir, Selçuklu’dan Cumhuriyet dönemine kadar süren baskılara dikkat çekerek, “Kestiler, astılar, yaktılar ama bitiremediler. Şimdi Aleviliği bitirmek için asimilasyon politikasını devreye soktular” ifadelerini kullandı.

    Özellikle 12 Eylül askeri darbesinden sonra cami yapma girişimlerinin Dersim’den başlatıldığını belirten Demir, “Dersim’deki köylere yol, su, elektrik getireceğiz ama bunun için cami yapacağız denilerek altı köyden başlayan cami projesi hâlâ devam ediyor” dedi.

    Devletin, tekkelerin ve dergâhların yanına cami yapma anlayışından vazgeçmediğini vurgulayan Demir, “Hacı Bektaş Dergâhı’nın hemen dibinde yapılan camiden sonra Veli Baba Türbesi’nde de aynı anlayış sürdürüldü. Tekkelerimizin, dergâhlarımızın, türbelerimizin yanı başına camiler yapıldı” diyerek tepki gösterdi.

    “KENDİ TOPLUMUNU 3 KURUŞA SATANLARIN KİMSEYE HAYRI OLMAZ”

    Devletin Alevileri asimile etmek için her yolu denediğini söyleyen Demir, “Her köye bir cami, her köye bir hoca, her köye bir imam, her köye bir müezzin anlayışı yetmedi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle, içimizden çıkan çürük elmaları da yanlarına alarak her yerde cemevi ya da dernek açtırdılar. Bu derneklere Erenlerimizin ve Evliyalarımızın isimlerini vererek bir yapı oluşturdular” dedi.

    Pir Sultan Abdal’ın idam edilirken Ali Baba’ya söylediği “Dostun bir tek gülü yâreler beni” sözünü hatırlatan Demir, “Yola ve bu kültüre hizmeti olmayan, sadece siyasi ve maddi çıkar uğruna bu yapılar içinde yer alanlar bizim için birer düşkün, birer Hızır Paşa’dır” ifadelerini kullandı.

    Son dönemde Antalya başta olmak üzere çeşitli kentlerde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı girişimiyle “düşkün Alevilere” farklı isimler altında dernekler açtırıldığını belirten Demir, “Kendi toplumunu üç kuruşluk çıkar için satanın düşmana da hayrı olmaz. Tarih, bu tür kişiliksizlerin ilk fırsatta nasıl harcandığını defalarca göstermiştir” dedi.

    “BİZ KORKUYU KERBALA’DA BIRAKTIK”

    Her koşulda yollarını yaşatmaya devam edeceklerini vurgulayan Demir, “Alevi köylerine cami yapma projesini şiddetle kınıyoruz. Hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaklar. Çünkü bizim günlük yaşamın içinde var olan bir kültürümüz ve yüzyıllardır pirlerimizden aldığımız yol düsturuyla şekillenen bir yaşam biçimimiz var” diye konuştu.

    Deniz Gezmiş’in idam sehpasına giderken Hüseyin İnan’ın ‘Korkuyor musun?’ sorusuna verdiği “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” yanıtını hatırlatan Demir, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Asimilasyona karşı durmak için elimizden geleni yapacağız ve mücadelemizi sürdüreceğiz. TBMM’de bulunan Alevi ve sol-sosyalist kimliğe sahip milletvekilleriyle ve Alevi kurum temsilcileriyle ilişkilenerek, iktidarın yürüttüğü bu politikalara karşı ne yapılması gerektiğini konuşmalıyız. ABF ve genel merkezlerin bu konuda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Çünkü onlar bizim sözcülerimiz. Bu ülkeyi şeriat gericiliğinden kurtarmak için hep birlikte taşın altına elimizi koymalıyız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Muhabbet Cem’inde rızalık, eşitlik ve birlik vurgusu-VİDEO

    Muhabbet Cem’inde rızalık, eşitlik ve birlik vurgusu-VİDEO

    PİRHA – Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde düzenlenen muhabbet ceminde Alevi inancının temel felsefesi, rızalık, eşitlik ve doğayla uyum ekseninde ele alındı. Muhabbet ceminde, Aleviliğin kendi içinde sorgulayan ve “72 millete bir nazarla bakan” bir inanç olduğu vurgulandı.

    Antalya’da gerçekleştirilen muhabbet cemine Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Kızıldeli Sultan Ocağı yol yürütücüsü Mustafa Sazcı ile Ersin Genç katıldı.

    “ALEVİLER MÜŞKÜLÜNÜ KENDİ İÇLERİNDE ÇÖZER”

    Muhabbet ceminde konuşan yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Hacı Bektaş Veli’nin 72 millete bir nazarla bakmayan bizden değildir” sözünü hatırlatarak Alevi-Bektaşi öğretisinde muhabbet erkânının önemine dikkat çekti. Demir, cem başlamadan önce rızalığın esas olduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “Alevi-Bektaşi öğretisinde muhabbet erkânı kurulduğunda, öncelikle varsa müşkülün giderilmesi gerekir. Küskünlük, dargınlık ya da bir alacak-verecek meselesi varsa, o kişiler meydana gelir, özünü ortaya koyar. Meydanda bulunan canlar da hep birlikte çözüm üretir. Rızalık alınmadan, müşküller giderilmeden cem hizmeti başlamaz. Bu yolun kuralı, meydanda görgü ve sorguların yapılmasıdır.”

    “BİZİM İNANCIMIZDA BAŞKA BİR DÜNYA YOK”

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ise Alevi inancında ahiret anlayışının farklı bir yerde durduğunu vurguladı. Şimşek, Yunus Emre’nin dizelerine atıf yaparak, insanın gönül kazanmasının esas olduğunu söyledi:

    “Bizim için öteki dünya yoktur. Eğer bir dostun gönlüne girmişsek, bizim en büyük cennetimiz odur. Yunus Emre’nin dediği gibi, bir gönül kırdıysan kırk kez de hacca gitsen o hac, hac sayılmaz. Pirlerimiz, mürşitlerimiz makamı dört kapıda tanımlar: Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat.”

    Dört kapının günümüzdeki anlamlarının doğru okunması gerektiğini belirten Şimşek, Şeriat makamının kurallar silsilesini ifade ettiğini, bu aşamada benlik duygusunun ağır bastığını dile getirdi. Tarikat makamında ise ikilik hâlinin sürdüğünü belirterek, “Yola girilmiş ama henüz gönül birliği sağlanamamıştır. Asıl amaç birliktir” dedi.

    “ALEVİLİK RIZALIK VE EŞİT PAYLAŞIM ÜZERİNE KURULUDUR”

    Marifet makamının ise eşit paylaşımı esas aldığını söyleyen Şimşek, bu anlayışın sosyalizmle örtüştüğüne dikkat çekti:

    “Sosyalizm eşit paylaşımı savunur ama bizim atalarımız bunu yüzyıllar önce marifet kapısında tarif etmiştir. Alevi inancında her şey rızalık ve eşitlik üzerinedir. Lokma paylaşımında da böyledir. Herkes eşit pay alır ama herkes ürettiği kadar katkı sunar.”

    Alevi inancı ile doğa arasındaki bağa da değinen Şimşek, arıları örnek göstererek üretimin önemini vurguladı:

    “Arılar birlikte üretir, birlikte tüketir. Üretmeyen arı peteğin dışında bırakılır. Bizim inancımızda da temel felsefe üretimdir. Doğayla uyum içinde yaşamak esastır.”

    Hakikat makamının ise “ne senin ne benim, her şey herkesindir” anlayışını ifade ettiğini belirten Şimşek, insanın doğanın bir parçası olduğunu söyledi. Asıl hedefin bu dünyayı yaşanılır kılmak olduğuna dikkat çekerek şunları dile getirdi:

    “Bu dünya binlerce yıldır var. Biz onun sadece bir zerresiyiz. Önemli olan bu dünyayı güzellikle, barışla ve sevgiyle gelecek kuşaklara bırakabilmek. Cennet ya da cehennem beklentisiyle değil, bu dünyada dostlarımızla, ailemizle barış içinde yaşayabiliyorsak zaten cennetin içindeyiz. Kimsenin hakkını yemediğimizde, mazlumdan yana durduğumuzda özel bir cennet yaratmaya gerek kalmaz.”

    Muhabbet ceminde gülbenglerin okunmasının ardından Türkçe ve Kürtçe deyişler ile nefesler söylendi, semahlar dönüldü. Çerağların sırlanmasının ardından lokmalar pay edilerek cem sona erdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA.

  • Antalya’da Muhabbet Cemi yürütüldü!- VİDEO

    Antalya’da Muhabbet Cemi yürütüldü!- VİDEO

    PİRHA- Antalya’da yürütülen Muhabbet Cemi’nde Alevi köylerine cami yapımına devam edilmesine tepki gösterilirken, asimilasyona karşı Alevi toplumunun duyarlı olması istendi.

    Antalya’da Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü, Zakir Süleyman Demir, Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Muhabbet Cemi yürüttü.

    “ALEVİLER YÜZYILLARDIR ASİMİLE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR

    Cemde konuşan Süleyman Demir, yaptığı konuşmasında, “Yüzyıllardır bizi asimile etmeye çalışan devlet bugün Dersim’e cami yapmaya çalışıyor. Daha öncede Hacıbektaş Dergahının yanına cami yaparak oradan Sünni İslam Emevi zihniyetini  yerleştirmek istedi” dedi.

    Dersim’in cumhuriyet döneminde de ilk cami yapılan yer olduğunu belirten Demir, 12 Eylül döneminde de her köye bir cami projesinin bunun devamı olduğunu söyledi.

    “ABDAL MUSA TEKKE KÖYÜNDE HAKKA YÜRÜYEN CANLARIMIZIN CENAZELERİ İMAM TARAFINDAN KALDIRILIYOR”

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ise, “Devletin Alevilere yönelik sistemli olarak yaptığı bir şey var oda asimilayon. Alevi köylerinde Dersim başta olmak üzere en yakınımızda Abdal Musa’da, Isparta’da Veli Baba’da var. Abdal Musa’daki kendi köyünde imam var. Devlet Alevi köylerine imamları atayarak ciddi bir kadrolaşma yaratıyor. Şu anda Türkiye’de 600 binin üzerinde imam var ve buda yetmiyor bir de müezzin bir de bakıcısı, bir camide üç kişi çalışıyor” diye belirtti.

    “ALEVİ KIZILBAŞ OLARAK DOĞUYOR SÜNNİ İNANCINA GÖRE SIRLANIYOR”

    İnsanların Kızılbaş Alevi olarak doğduğunu Alevi inancına göre yaşadığını ama Sünni inancına göre cenazelerinin kaldırıldığını ifade eden Şimşek, “Abdal Musa Tekke köyünde, Veli Baba’da bütün etkinlikleri dedeler, babalar yürütüyor, cenazeyi imam kaldırıyor. Niye? İşte maaşı boşa gitmesin imam bir işe yarasın diye. O kadar dedenin, babanın olduğu bir yerde bunu kabul edilemez olduğunu, Alevi Bektaşi Yol süreğine uygun olmadığını “belirtti.

    Muhabbet Cemi’nde gülbenglerin okunmasın ardından söylenen deyiş ve nefeslerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

     

  • Onlarca yıl sonra Kumluca’da ‘Birlik Cemi’ yürütüldü-VİDEO

    Onlarca yıl sonra Kumluca’da ‘Birlik Cemi’ yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Kumkuca Şubesi onlarca yıl sonra ‘Birlik Cemi’ yürütüldü. Yürütülen Birlik Cemi’nde Alevilerin Selçukludan bugüne yüzlerce kez katliamlara ve soykırımlara uğramasına rağmen hiçbir zaman zalim olmadığını ve her zaman mazlumdan yana bir duruş sergilediği vurgulandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Kumluca Şubesinde ’da yapılan Birlik Cemi’ne Yalıcak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ve Ersin Genç katıldı.

    “ALEVİLİK İNANCINDA HÜNKAR VE PİR SULTAN NEYSE KADINCIK ANA VE SENEM BACI’DA ODUR”

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu yaptığı konuşmasında, “Maalesef Aleviler içinde de bazı canlar kadınlar cem yürütür mü? diye bakıyorlar. Erkekler cem yürütüyorsa kadınlar da cem yürütebilir. Eskiden siz hiç kadın zakir de görmüyordunuz neden? Çünkü kadınlara bu konuda bir alan açılmıyordu. Kadınlar evinin işini yapıyordu, evlerinde yaşıyorlardı ve Ailenin bütün işleri kadınların üzerineydi” dedi.

    Gelişen ve değişen dünya ile birlikte mevcut durumun değiştiğini belirten Yalıncakoğlu, “Şimdi çok fazla var. Çünkü pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş Veli neyse Kadıncık Ana da odur, Pir Sultan Abdal neyse Senem Bacı da odur. Dolayısıyla bizim Yol’umuzda, erkanımızda, hiçbir süreğimizde hiçbir canın birbirinden üstünlüğü yoktur. Cemevinin kapısından giren can bütün kimliklerini dışarıda bırakıp öyle girer içeri ve burada hepimiz birbirimizle aynıyız.  Canımızın gözünün içine baktığımızda kendimizi görmezsek buraya eksik gönülle gelmişiz demektir” diye konuştu.

    “BİZİM İÇİN BÜTÜN İNANÇLAR KUTSALDIR ALEVİLİK İNANCININ  KUTSAL OLDUĞU GİBİ”

    Aleviler olarak bütün inançlara eşit mesafede ve saygıyla baktıklarını vurgulayan Ana Yalıncakoğlu konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bütün inançlar bizim için kutsaldır. İnsanların nasıl namaz kıldığı nasıl oruç tuttuğu hiç bizi ilgilendirmez. Hepsine saygılıyız. Ama semah da neymiş? Öyle ibadet mi olur? Sazla ibadet mi olur? Cemevi de ibadethane midir, kültür evidir diyene de biz itiraz edeceğiz. Bunu söyleyenlere bizim inancımıza karışamazsın. Cem ibadettir. Cemevi de ibadethanedir. Aleviler vardır. Alevilik haktır.”

    “CEMEVLERİMİZLE  DAYANIŞMA İÇERİSİNDE OLMALIYIZ”

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Antalya Kumluca’da açılan PSAKD Şubesine toplumun destek olması çağrısında bulundu.

    “ALEVİLİK İNANCI TARİHLERDEN SÜZÜLE SÜZÜLE BU GÜNLERE GELMİŞTİR”

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ise, “Bizim yolumuz da tarihten süzüle süzüle bugünlere gelmiş. Ulu bir pınardan besleniyor. Öyle bir kaynak ki yüzyıllar boyunca katliamlara uğramış, her türlü asimilasyona uğramış ama hiçbir zaman kaybolmamış” şeklinde konuştu.

    Alevi toplumunun Selçukludan günümüze 72 kez kırıma uğratıldığını hatırlatan Şimşek, “Hep zulüm görmüş ama hiçbir zaman zalim olmamış. Gazi’de Maraş’ta, Malatya’da 12 Eylül öncesi de dahil en son Sivas’ta katliama uğradı ama buradan çıkıp gidip karşı tarafa bir zulüm yapmadı. Sadece güzelliği, doğruyu, özgürlüğü savunması ve tarihler boyunca hep kendisiyle barışık bir toplum olmasından kaynaklı kimsenin hakkına tenezzül etmediği ve sadece mazlum olduğu için kırıma uğramış. Ben bazen diyorum iyi ki mazlum olmuşuz” diye konuştu.

    Birlik Cemi’nde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ndeki cemde Şah Hatayi anlatıldı-VİEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ndeki cemde Şah Hatayi anlatıldı-VİEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Şah İsmail’in (Şah Hatayi) yaşamı anlatıldı. Hatayi’nin Alevi Bektaşi edebiyatında önemli şairlerden biri olduğu belirtildi. Cemde ayrıca 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler de anıldı. 

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Şah İsmail’in (Şah Hatayi) yaşamı anlatıldı.

    Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Barış karabatak, Onurcan Doğancı, Taylan Doğan  katıldı.

    “ALEVİLER CEMLERİ SEYİRLİK İÇİN DEĞİL, GÖNÜLLERİ BİRLEMEK İÇİN YAPARLAR”

    Cemin seyirlik için yapılmadığını belirten Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Baba Süleyman Demir, “Cem bir araya gelmek, muhabbet etmek, dost gönlü kazanmak ve gönülleri birlemek, bir etmek manasındadır. Cemde küsülü, dargın, alacaklı, verecekli herhangi bir sorun varsa bunlar giderilir. Alevi Bektaşi Kızılbaş öğretisinde ceme eşikten içeri girdikten sonra kadın erkek farkı yoktur, herkes candır. Aleviler Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet dönemi de dahil hiçbir zaman mahkemelere gitmediler, halk mahkemesi dediğimiz cem meydanında bütün sorunları çözmüştür” dedi.

    Süleyman Demir, “Aşık Hatayi’nin özellikle Alevi Bektaşilerin yaşadığı Arnavutluk’tan Mısıra kadar olan bölgelerde yürütülen cemlerde şiirleri ve deyişleri söylenmezse eksiklik olarak hissedilir” diye belirtti.

    10 Ekim Gar Katliamı’nın 9 yıl dönümünde yaşamını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça da “Bugün hepimizin de bildiği gibi onlar büyük bir bedel ödediler, tarihe adlarını yazdırdılar ama o katliama sebep olan o gençlerin katledilmesine sebep olan kişilerin yarın adları bile hatırlanmayacak” diye konuştu.

    “ŞAH HATAYİ ALEVİ BEKTAŞİ EDEBİYATININ ÖNEMLİ ŞAİRLERİNDENDİR”

    “Şah İsmail’in (Hatayi) Alevi Kızılbaş Safevi devletinin kurucusu olduğunu belirten Akça, şunları ifade etti:

    “Şah İsmail mahladı Şah Hatayi olarak anılıyor. Alevi Kızılbaş, Alevi Bektaşi edebiyatında önemli şairlerinden biridir. Şah Hatayi deyişlerinde aşkı insanlığı ve adaleti işlemiş ve ayrıca tasavvufi deyişleri de vardır. 1487-1524 yılları arasında yaşamıştır.”

    “GAR KATLİAMI’NDA KATLEDİLENLER SADECE KENDİLERİ İÇİN DEĞİL BİZİM İÇİN DE ORADAYDILAR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı gençliğinden Bayram Satılmış da Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 insanı anarak, “Onlar bizim için orada öldüler sadece kendileri için değil. Orada katledilen arkadaşlarımızın hepsi Aleviydi diye katliamı kınamıyoruz, onlar iyi ve güzel şeyler için oradaydılar. Bu canlarımızı her yıl anmamız gerekiyor. Sadece Ankara Gar Katliamı’nı değil bununla birlikte Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum ve benzer katliamları kınamamız, kaybettiğimiz canlarımızı içimizde yaşatmamız gerekiyor” diye kaydetti.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdal anlatıldı-VİEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdal anlatıldı-VİEO

     PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdal’ın yaşamı, direnişi, duruşu anlatıldı. Cemde Pir Sultan’ın egemenlere ve haksızlıklara karşı yürütmüş olduğu mücadelenin Aleviler için bir başkaldırışın, bir direnişin simgesi olduğu belirtildi.

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdalın yaşamı, mücadelesi anlatıldı. Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya ve Taylan Doğan katıldı.

    “PİR SULTAN ALEVİ TOPLUMUNUN BAŞ KALDIRIŞ VE DİRENİŞ SİMGESİDİR”

    Cemde, Pir Sultan Abdal’ın haksızlığa baş kaldırışın, direnişin simgesi oluğunu belirten Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya,“Pir Sultan Abdal diğer adıyla Haydar Dede, Sivas’ın Banaz köyünde dünyaya geldi. Pir Sultan Alevi toplumunun başkaldırış, diremiş simgesidir. Yaşadığı dönemde Beyazıt, Selim ve Kanuni dönemine denk gelen bu dönemler Osmanlı’nın yükseliş dönemleri. En geniş topraklara sahip olduğu bir dönem. Bu dönemler Alevilere yönelik her türlü zulmün ve kıyımların yapıldığı bir dönem. Pir Sultan’ın yaşamının böyle bir döneme denk gelmesi bizim için Pir Sultan’ı daha değerli kılıyor. Çünkü o dönemde Osmanlı’ya baş kaldırmak, Osmanlı’ya direnmek, Osmanlı’ya parmak sallamak her baba yiğidin harcı değil. Pir Sultan Abdal o dönem boyunca bütün başkaldırılarda en ön saflarda yer alan bir pirimiz, bir önderimizdir” dedi.

    “PİR SULTAN BİR İSYANIN ÖNCÜSÜ, AYNI ZAMANDA BİR YOL ERKAN YÜRÜTÜCÜSÜ BİR PİRDİR”

    “Pir Sultan Abdal’ın bir isyanın öncüsü, Yol erkan yürütücüsü, Ocak kurucusu, bir pir olduğunu vurgulayan Kızıldeli Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustasfa Sazcı ise şunları ifade etti:

    “Pirlik, sultanlık, şahlık her önüne gelene dağıtılabilecek bir unvan değil. Çünkü bunlar taliplerin dedeye, dede evladına, ocak evladına verdiği misyonlardır. Tıpkı Şah Hüseyin’e verildiği gibi. Başkasına Şah denmez ama Hüseyin Kerbela’da başını verdiği için Şahlık verilmiştir. Bugün Anadolu’da aslında Pir Sultan denince aklımıza ilk gelmesi gereken İmam Hüseyin’in duruşu. İmam Hüseyin’in duruşunu sahiplenen Pir Sultan kendi döneminde Osmanlı Devleti ile hareket eden, iş birliği yapan dedelere “Bire dedem yağmadan mı gelirsin” diye bir nefes yapıyor.

    Osmanlı Devleti Alevileri zaten yeterince sömürüyor. O dönemin hakkullahçı dedeleri var, Yol bilmez, erkan bilmez, edep bilmez. Bunu Mahmut Dede şöyle ifade ediyor:

    Şu Mahmur elinden bıktım usandım,

    Gerçeği yok, yalanları çok bir düzen var,

    Edep kalktı, erkan kalktı, Yol kalktı,

    Dedesinden talibinden bezen var, diyor.

    O dönem de dedelerden beziliyor. Niçin? Osmanlı’nın hakkullahçı dedelerinin işi gücü talibinden akçe almak. Pir Sultan; ocakta pişmeyen, o ocakta narını yakmayan, özünü kemalete eriştirmemiş dedelerden bahsediyor ve sonrasında Pir Sultan o dedelere de karşı çıkıyor.

    “SARAYA GİDENLERİN, YEZİD’E BİAT EDENLERDEN FARKI YOK”

    Sazcı, “Pir Sultanın bizim için önemi ne? Pir Sultan’ın nefesinde de belirttiği şey, AKP eliyle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı diye başkanlık kuruldu. Güya dedelere maaş verilecek, zakirlere maaş verecekler. O maaşlar doğrultusunda cemevlerini finanse ederek ‘maaşınızı, ekmeğinizi biz veriyoruz, artık bu saatten sonra bizim sözümüzü söyleyeceksiniz, bizim söylediğimiz duaları okuyacaksınız, bizim söylediğimiz zamanlarda cem yapacaksınız,  bizim istediğimiz gibi erkan yürüteceksiniz’ diyor. Bunu kabul eden dedeler şu an Ankara’da sıralanmış Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısının önünde. Ancak biz şuna eminiz ki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısına, Yezidi’n, Muaviye’nin sarayına gidip mevki için yağlı aşa kaşık sallayanlar, bizim için Yezide biat edenlerden, Muaviye’ye biat edenlerden, Hüseyin’i arkasından hançerleyenlerden bir farkı yok.

    “TARİHTEN BİZE MİRAS KALAN ŞEY İMAM HÜSEYİN’İN, PİR SULTAN’IN ZEYNEP ANANIN DİRENCİDİR”

    Pir Sultan da İmam Hüseyin gibi direndi, Şah İsmail Hatayi de İmam Hüseyin gibi direndi, Şah Kalender Çelebi de, Hamdullah Çelebi de İmam Hüseyin gibi direndi.

    Dolayısıyla bize miras olarak kalan şey İmam Hüseyin direnci, Zeynep Ananın direnci, Celal Abbas’ın direnci. Biz o direnci kendi vücudumuzda kendi benliğimizde yaşatırsak İmam Hüseyin’i Pir Sultan’da yaşatmış olur, Pir Sultan’ın söylediği nefeslerde anlamış oluruz.”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Süleyman Demir ise, “Pir Sultan ile Hızır Paşa arasında geçen olayı anlatmadan olmaz. Günümüzde Hızır paşalar o kadar çoğaldı ki Muaviye’nin yağlı pilavını görenler koşuyor. Bu bir hikâye de olsa gerçek ve yaşanmış ve hep anlatılagelmiş bir şeydir. Hınzır Pir Sultan Abdal’ın ocağında yetişmiş bir kişidir. Hınzır Paşa Pir Sultan’ın yanında belli bir seviyeye geldikten sonra der ki prim bana bir destur ver de İstanbul’a gideyim mektep medrese göreyim, orada öğretimlerimi alayım gelip ondan sonra burada canlarımıza daha fazla hizmet edeyim der. Pirimiz de dedi ki ‘Hızır gidersin mektep medrese görüp gelirsin, Sivas’a da vali olarak atanır sonra da beni asarsın der” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Demir’den Alevi toplumuna çağrı: Saraya bağlı dedelere, zakirlere pirim vermeyin-VİDEO

    Demir’den Alevi toplumuna çağrı: Saraya bağlı dedelere, zakirlere pirim vermeyin-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerindeki girişimlerinin Alevi kurumlarının birlikte hareket etmesiyle engellendiğine dikkat çekti. Demir Saray’a, Cemevi Başkanlığı’na bağlı dedelere, analara, babalara, zakirlere pirim verilmemesi için topluma çağrıda bulundu. 

    Devlet/AKP hükümeti protokolü tarafından, 61. Ulusal, 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne yönelik müdahalenin tartışmaları sürüyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif/korsan anma programı geliştirilmesi, Alevi toplumunun büyük tepkisine neden oldu.

    Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde yaşananlara dair  Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

     Süleyman Demir, son süreçte Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarının devam ettiğini vurguladı.

    Demir, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinden önce, gerek Abdal Musa gerekse Isparta Senirkent’te, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının emarelerini gördüklerini söyledi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI ALEVİLİĞİ ŞİALAŞTIRMAK İSTİYOR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacıbektaş ‘ta emrivaki bir etkinlik yaptıklarını belirten Demir, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasındaki amaç Anadolu’da bulunan Alevi Bektaşi Kültür ve inancını biraz daha Şialaştırmak, İslamlaştırmak, Alevi kültüründen uzaklaştırmaktır” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dedeleri, anaları, babaları ve zakirleri kendilerine bağlayarak bir imam gibi yönlendirmek istediklerini vurgulayan Demir, şunları söyledi:

    “Çünkü biz bunu Abdal Musa’yı anma etkinliğimizde görmüştük. Biz semah hizmeti için oraya gittiğimizde bizden önce Kültür Bakanlığı’nın korosu çıkmıştı. Kültür Bakanlığı kendi korosunun eline bir konuşma metni yazıp vermiş. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın selamı ile hem türkülerini hem deyişlerini hem de ellerine verilen metni okudular.”

    Abdal Musa Anmasında yapılanların aynısının Cemevi Başkanlığı’na bağlı olan dedelere, analara, babalara zakirlere de yapılacağına dikkat çeken Demir, “Ellerine yazıyı verecekler cemlerde şunları yapın bunları okuyun şunları söyleyin diye. Bu bir asimilasyon politikasıdır. Daha ileride şöyle olmayacağı ne malum. Cemlerde Arapça Kur’an okutun, Arapça şöyle yapın böyle yapın. Dedeler siz Arapça bilmiyorsunuz yanınıza bir de hoca atayalım derlerse ne yapılacak” diyerek tepki  gösterdi.

    “HACI BEKTAŞTAKİ ORTAK VE KARARLI DURUŞ ANLAMLI VE SONUÇ ALICI OLDU”

    Hacıbektaş’ta Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın etkinliğine karşı kurumların duruşlarının çok anlamlı olduğunu dikkat çeken Demir, “Kurumlarımız o dik duruşlarıyla hep beraber oturma eylemi yapmaları ve dergâhın avlusunda cem tutmaları, hep birlikte güçlü bir ses getirdi. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın etkinliğine bir nevi engel olundu. Bunda başarılı olundu” dedi.

    “SARAYIN MAAŞLI DEDELERİNE, DÜŞKÜNLERE PİRİM VERMEYELİM”

    Cemevi Başkanlığı’nın etkinliğine katılan dedelere Hızır Paşa benzetmesi yapan ve Alevi kurum üyelerine ve halka çağrıda bulunan Demir, şöyle devam etti:

    “Saraydan maaş alan ana, dede, baba, zakir sarayın sözünü dinlemek zorunda. O yüzden bulunduğumuz bölgelerde halka büyük görev düşüyor. Eğer bu kişileri siz düşkün sayıp onları dışlamazsanız yarın gelecekte çocuklarınızın, torunlarınızın hepsi asimile olacak. Çünkü bu devlet eliyle yapılıyor. Sarayın dedelerine prim vermeyelim.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • PSAKD Alanya’da aşure paylaştırdı; ‘Yolumuz bizim yaşam kanunumuzdur’-VİDEO

    PSAKD Alanya’da aşure paylaştırdı; ‘Yolumuz bizim yaşam kanunumuzdur’-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi, Kadıpaşa’da aşure lokmalarını paylaştı. PSAKD Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroplu, “Artık gelinen noktada toplumsal birliği güçlendirmek, kardeşlik ve barış duygularını pekiştirmek, zulme ve haksızlığa karşı çıkmak gerekir” dedi.

     

    Muharrem orucunun ardından aşure lokmaları pay edilmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi aşure lokmasını paylaştı.

    “YEZİT’İN VAHŞETİNİ LANETLERİZ”

    Aşure paylaşımından önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu yaptığı konuşmada, “Alevi toplumu olarak bugün burada Kerbela Katliamı’nı ve İmam Hüseyin’i anmak için Aşure ile varlığımızı, birliğimizi simgelemek amacı ile siz değerli dostlar ve canlarımızla lokmamızı paylaşmak istedik. Alevilere göre oruç denildiğinde öncelikle 12 İmamlar akla gelir. Muharrem ayı dendiğinde ise katliam aklımıza gelir ve imam Hüseyin’in Kerbela’daki direncini anarız, Yezid’in İmam Hüseyin’e ve ailesine yaptığı vahşeti ise lanetleriz” dedi.

    “ALEVİ YOLUNA, İNANCINA SAHİP ÇIKMALIYIZ

    Şaroğlu, şöyle devam etti:

    “Bizler Alevi inancına, yoluna, kimliğine sahip çakan bireyler olarak Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz .Hala Muaviye’nin bıraktığı kötülük ateşi semalarda kol geziyor. İşte tam bugünlerde fikirlerimiz, duruşumuz net olmalı. Bu konuda şüpheye düşmeden, korkmadan, bu Yolun talibi olmak dışında bir şansımız yok. Bu Yol varoluştan beri bizim yaşam kanunumuzdur. Elimizin, belimizin, dilimizin, içtiğimiz suyun gözesi, paylaştığımız lokmamızın zerresidir.

    “GEÇMİŞİN VE BUGÜNÜN KATLİAMCI ZİHNİYETİNİ TEŞHİR EDELİM

    Yaşadığımız katliamları hatırlayarak ve canlarımıza anlatarak, dünün ve bugünün Yezid’inin katliamcı zihniyetini teşhir ederek birlikteliğimizi büyütüp güçlendirerek, bu zalimlerin sevgisizliğine, katliamcılığına karşı onurlu insan sevgisini rıza şehrine çevirerek cevap olabilmeliyiz. Tuttuğumuz oruçlar, verdiğimiz lokmaları, şehitlerimize adayarak büyük bir sahiplenme duygusu geliştirmeyiz.”

    Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol Yürütücüsü Süleyman Demir’in söylediği deyişlerle semah dönüldü, okuduğu lokma gülbenginin  adından lokmalar paylaşıldı.

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

     

     

  • Demir: İktidar, elektrik parası üzerinden Alevileri kendine bağlamak istiyor-VİDEO

    Demir: İktidar, elektrik parası üzerinden Alevileri kendine bağlamak istiyor-VİDEO

     PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı /Yol yürütücüsü Süleyman Demir, AKP iktidarının Alevi inancını tanımadan, cemevlerinin kısmen elektrik faturalarını ödemek için yönetmelik çıkarmasına tepki gösterdi. İktidarın Alevi Bektaşi Kızılbaş toplumunu Yol- erkan öğretisinden uzaklaştırmak istediğini belirten Demir, “Cemevlerinin elektrik parası üzerinden iktidar Alevileri kendine bağlamak istiyor” dedi. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/Yol yürütücüsü Süleyman Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla, cemevi faturalarının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygun görülen koşullar sağlandığı takdirde ödenmesine ilişkin karara tepki gösterdi.

    “DEVLET CEMEVLERİNİN ELEKTRİK PARASI ÜZERİNDEN ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İSTİYOR”

    Cemevlerinin elektrik paralarının ödenmesine ilişkin “devlet üzerine düşeni yapıyor” diyen Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/Yol Yürütücüsü Süleyman Demir,  “Devlet Alevi Bektaşi Kızılbaş toplumunu Anadolu ritüelinden, Anadolu öğretisinden, Yol erken öğretisinden uzaklaştırıp Şia Arap İslamiyet’ine, kendine benzetmeye çalışıyor” dedi.

    Elektrik paralarından önce dedelere, babalara, analara, zakirlere maaş ile işe başladığını vurgulayan Demir, “Örneğin Abdal Musa Dergahımıza geliyorlar, Anadolu’daki köy cemevlerine gidiyorlar. Orada bulunan bağımsız cemevlerini parayla destekleyip, yavaş yavaş istediklerini yaptırmak istiyorlar. Bu tür girişimlere karşı dirençli bir şekilde çıkılmalı. Elektrik parası vererek işe başlayacaklar. Yarın Alevi İslam diye başlayacaklar ve Alevi’yi de kendi istedikleri gibi yönlendirecekler. Kendi istedikleri gibi olursa sorun yok. Kendisine karşı gelen bağımsız cemevinin veya karşı gelen kurumların elektriğini ödemeyecekler. Yarın bu elektrik parasını alanlar eninde sonunda iktidarın istediğini yapacaklar” diye belirtti.

    “DEVLETTEN ELEKTRİK PARASINI ALANLAR DEVLETİN HER SÖYLEDİĞİNİ YAPMAK ZORUNDALAR”

    Devletten elektrik parasını alanların bağımsız hareket edemeyeceğini vurgulayan Demir, şunları kaydetti:

    “Elektrik parasını alıp devlet güdümüne bağlanan kişiler eninde sonunda iktidarın istediğini yapacak, yapmadığı takdirde elektriği kesilecek. Onun için çok iyi düşünmeleri gerekir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi kurumlarını çatıştırmak istiyor. Genel merkezlerle şubelerin arasını bozmak, kopmasını sağlamak istiyor. Yıllar önce Osmanlı’nın Hacı Bektaş Veli Dergahına yönelik yapmış olduğu oyun, bugün yapılan oyunun bir parçası. İktidar aynı oyunları oynamaya devam ediyor. Bunun görülmesi gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Finike Gökbük Köyü’nde Hıdırellez Cemi yürütüldü-VİDEO

    Finike Gökbük Köyü’nde Hıdırellez Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şubesi Finike Gökbük Köyü’nde Hıdırellez Cemi gerçekleştirdi. Cemde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere karşı kurulan ucube bir kurum olduğu, hizmet yürüten dedelere, zakirlere, analara, babalara yapılan para teklifiyle Alevileri bölmeye çalışan bir yapı olduğu vurgulandı.  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şubesi Finike Gökbük Köyü muhtarlığının katkılarıyla yapılan Hıdırellez Cemine Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı katıldı.

    SAZ, AŞIKLARIMIZIN, SADIKLARIMIZIN NEFESLERİNİ DİLLENDİRDİĞİMİZ TELLİ KURANIMIZDIR”

    Finike Gökbük Köyü’nde yapılan Hıdırellez Ceminde konuşan Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Alevilerde cem Hakk’a ulaşmak için yapılan bir ibadettir, bir ritüeldir. Biz Hakk âşıklarının nefeslerini dillendirerek telli kuranımızla (saz) çaldığımız havalandırdığımız nefesleri Hakk’a ulaştırırız. Okuduğumuz nefeslerin sonunda Hakk aşığının, Ulu ozanların deyişlerde isimleri geçtiğinde de sağ elimizin başparmağına niyaz eder gönlümüze koyarız. O sevgili canların bize anlatmak istediğini, bizi uyandırmak istediği o ışığı aldık kabul ettik demek içindir” dedi.

    “ALEVİLER İÇİN CEMLER, HEM BİR İBADET HEM DE SORUNLARINI ÇÖZDÜĞÜ BİR MUHABBET YERİDİR”  

    Cem erkânlarının genelde cemal cemale yapıldığını belirten Yalıncakoğlu, “Herkesin birbirine şahit olabileceği birbirini görebileceği bir alanda yapılıyor. Bizim cem erkanlarımız aynı zamanda bir halk mahkemesidir. Aleviler ne Selçuklu’da ne Osmanlı’da kadının huzuruna gidip adalet dilememişlerdir. Alevilerin mahkemesi genelde birini kırdığınız zaman, kırılmış olan kişi genelde cemin başında meydana gelir burada razılık ister. İstekte olan canlarda gelir burada sıkıntısını dile getirirler.  Aleviler kendi arasındaki sorunlarını kendi içinde çözerler” diyerek sözlerini tamamladı.

    ALEVİLER YAPILAN ZÜLMÜN, KATLİAMIN NEDENİ EŞİTLİKÇİ BİR YAŞAMI SAVUNMALARINDADIR

    Yüz yıllardır Alevilere yapılan zulüm ve katliamların aslında sebebi Ehlibeyti, 12 imamları, İmam Hüseyin’i çok sevdiklerinden dolayı olmadığını vurgulayan Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, “Bizim tarlalarımız birlikte ekiliyor, hayvanlarımız birlikte otlatılıyor, birlikte yayılıyor. Toplanan bütün mahsuller eşit bir şekilde dağıtılıyor. Burada zengin fakir yok. Böyle bir yaşam, padişahın, Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Abbasilerin saltanatlarını sürmesine mani. Bu köyü düşünün. Bu köyün bütün arazisi birlikte ekilse, biçilse elde edilen ürün bütün halka dağıtılsa buradaki muhtara payı ayrılsa. Muhtar tarafından da gelen giden garibana fukaraya dağıtılsa herkes eşit bir şekilde yaşasa” dedi.

    “ALEVİLİK EŞİNE, BELİNE, DİLİNE, İŞİNE, AŞINA, ÖZÜNE, SÖZÜNE SAHİP OLMAKTAN GEÇER”

    Alevi Bektaşiliğin eline, beline diline, eşine, aşına işine, özüne, sözüne sadık olmaktan geçtiğini belirten Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Bizim muhabbet meydanlarında kendi özümüzü pişirerek, Hakk, Muhammet, Ali’nin katarına girerek, bu ele dile bele sahip olmak, benliği, kini, kibri bir kenara bırakıp, özümüzdeki Hakk ile darı didar olmanın mücadelesi olarak görmemiz gerekiyor” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI UCUBE BİR SİSTEM”

    MHP’nin desteğiyle AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi ve Başkanlığı diye bir ucube kurum kurulduğunu belirten Sazcı, “Bu kurum şimdi Alevi Bektaşi köylerinde, ocaklarında hizmet yürüten dedelerle, zakirlerle, analarla, babalarla iletişime geçip, para teklif ederek kendi tarafına çekiyor” dedi.

    Alevi Bektaşilerin süreklerinde olmayan uygulamalara tepki gösteren Sazcı, “Bunlardan biri Kadir-i Hun cemi gibi hizmetleri ekletmeye çalışıyorlar. Bizim buna karşı durmamız gereken çizgi belli. Kadimden beri süre gelen o Hüseyin’i duruş dediğimiz İmam Hüseyin’in duruşu” ifadesini kullandı.

    “SARAYIN YAĞLI AŞINA KAŞIK ÇALANLAR BİZDEN DEĞİLDİR”

    Sarayın yağlı aşına kaşık çalandan ‘Hüseyin’ olamayacağını vurgulayan Sazcı,  şunları kaydetti:

    “Dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın sarayına gidip de onun yağlı aşına kaşık çalanlardan dede olmaz, rehber olmaz, pir olmaz, mürşit olmaz. Talip olmadıktan sonra rehber, dede, pir, mürşit bunların hiçbiri olamayacağını, bunları göz önünde bulundurup ona göre Yol erkan hizmetlerimizi yürütmemiz gerekiyor.”

    Hıdır Ellez ceminde, gülbenglerin okunmasının, deyiş ve nefeslerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Konyaaltı Cemevi’nde Newroz Cemi yürütüldü-VİDEO

    Konyaaltı Cemevi’nde Newroz Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nde yürütülen Newroz ceminde dört mevsimin can olduğu bütün renklerin yeniden var olduğu Newroz’un bütün bayramların sultanı olduğu vurgulandı.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nde Newroz Cemi yürütüldü. Newroz cemine Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, Zakir Ali Sizer, Erhan Özdemir, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı katıldı.

    “NEWROZ, DOĞADA BÜTÜN CANLILARA NEFES VERDİĞİ BİR GÜNDÜR”

    Hünkarın “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözüyle konuşmasına başlayan Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, “Işık nurdur, ışık aydınlıktır, ışık sevgidir. Tamda bugün Newrozu kutlarken güneşin bugün dik olarak gelip evleri ısıtıp doğada bütün canlılara nefes verdiği gündür. Bu ışık cümlemizin gönlünde ışısın gönüllerinde sevgi muhabbet olsun, geleceğiniz aydınlık olsun cümlenize aşk olsun. Kadimden bugüne dilden dile, telden tele, gönülden gönüle, el ele el hakka düsturu ile bu yolu bu erkânı nefesleriyle telli bağlamalarıyla getiren yol ulularımızın bu konuda emek veren, bedel ödeyen cümle canlılara aşk olsun aşkını niyazımız olsun” diye belirtti.

    “BU YOLDA HİÇBİR OCAK DİĞERİNDEN ÜSTÜN DEĞİL”

    Her canın bu yolun talibi olduğunu yol içerisinde birbirlerine ikrar verdiğini belirten Açıktepe, “Her birimiz bir hizmeti yerine getirmeye çalışıyoruz. Esas olan talibin kendisiyle her yıl mutlaka dar-ı didar olması gerekiyor. Eskiden yapılan erkânları şehirleşme ile birlikte kaybettik. Erkanları yapmak için çok az da olsa belki buluşan vardır ama çoğumuz birbirimizin izini kaybettik. Buradaki cemlerimiz Aslında geçmişte büyüklerimizin yaşadığı yaptığı cemlerle aynı değil, çok eksiğimiz var” dedi.

    “NEWROZ ZALİMİN ZULMÜNE KARŞI BİR DURUŞTUR”

    Newroz’un Aleviler için kıymetli olduğunu belirten Zakir Ali Sizer, “Newroz zalimin zulmüne karşı bir duruştur. Newroz bizler için önemlidir dört mevsim tamamına erer, yeniden kendi kendinde var eder onun için Newroz önemlidir. Newroz bütün bayramların sultanıdır Newroz. Dört mevsimin can olduğu bütün renklerin yeniden var olduğu yaylaların ovaların süslendiği bir demdir Newroz” diye ifade etti.

    “İSMİMİZİ ÇOK DEĞİŞTİRDİLER AMA CİSMİMİZİ DEĞİŞTİREMEDİLER”

    Her canın ayrı ayrı bir değer olduğunu cevheri oluşturanın ise pirler, sadıklar ve âşıklar olduğunu belirten Sizer, ”Bu yol zerreyi cevherle buluşturan bir yoldur. Onun için adımız çok değişti bizim. İsmimizi değiştirdiler ama cismimizi hep aynı kaldı. Yani toprak ana gibi hiç değişmedi” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Antalya’da Alevi gençliğinden Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret-VİDEO

    Antalya’da Alevi gençliğinden Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği gençliğinin girişimi ile Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret yapıldı. Abdal Musa Dergâhı ile ilgili bilgilerin de paylaşıldığı ziyarette, dergahlarda yetişen babaların, dedelerin, muhabbet ehli kişilerin Alevi inancını ve kültürünü dünyanın her tarafına yaydıkları belirtildi. 

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri ve gençlerin katılımı ile Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulunuldu. Dergâhta kahvaltı edildikten  sonra Abdal Musa Türbesi ve Abdal Budala Baba Türbesi ziyaret edildi.

    Alevi Bektaşilerin Yunanistan’da, Mısır’da ve Türkiye’de iki tane olmak üzere toplam 4 tane ana dergâhı bulunduğunu belirten Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, “Abdal Musa’nın Seyit Ali Sultan’la birlikte 1400 yılında Yunanistan’ın Dimetoka’ya bağlı Roussa (Russa) bölgesine gidip Seyit Ali Sultan Dergahı’nı kuruyorlar. Oradan Türkiye’ye geldiğinde Pir Abdal Musa bu dergâhı kuruyor” dedi.

    Abdal Musa’nın birlikte faaliyet yürüttüğü Kaygusuz Abdal (Kaybi) ile ilgili bilgilendirmede bulunan Demir, “Kaygusuz Abdal Alanya beyinin oğludur. Malı mülkü, tacı, tahtı, devleti her şeyi bırakıp Abdal Musa’ya gelip burada hizmet eden bir kişidir. Hizmet üretilmek için kurulan Abdal Musa Dergahı üçüncü dergâh. Bu dergâhta Kaygusuz Abdal yetiştikten sonra Mısır’a gider Mısır’da (Kahire) Kasrül-Ayn Dergahı’nı kurar. O dergâh da dördüncü dergahımızdır” diye konuştu.

    “DERGAHLARDA YETİŞEN ALEVİ ALİMLERİ, ALEVİ-BEKTAŞİLİĞİ DÜNYANIN BİRÇOK YERİNE YAYDILAR”

    Bu dergahların her birinin bir üniversite niteliğinde olduğunu belirten Demir, “Bütün Anadolu’da bulunan tekkelerde yetişen kişiler, babalar, dedeler, saz ehli, dil ehli, muhabbet ehli bu kişilerin her biri Aristo bilinç düzeyinde yetiştirilip Anadolu’yu irşat ettiler. Barış’ı, sevgiyi, hoşgörüyü, Alevi Bektaşi düşüncesini Balkanlarda, diğer bölgelerde bütün dünyaya yaydılar.

    O dönemde Abdal Musa Dergahı’nın bulduğu bütün bölgede komün bir yaşamın sürdüğünü vurgulayan Demir, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Alevi Bektaşilerin yaşamı komün yaşam (ortaklaşa üretmek ve tüketmek) olduğundan dolayı bizim asıl baskı zulüm görmemizin nedeni bu yaşam biçimi. Şahlara, padişahlara ters geliyor. Çünkü onlar böyle bir sistem istemiyorlar, böyle bir sistemde iktidarlarını yürütemezler. Şu anda Amerika, Fransa, İngiltere böyle bir komün yaşam kesinlikle istemezler. ‘Yarin yanağından gayrı her şey ortaktır’ diyor Hünkâr. Dergahların bu konuda önemi çok büyük. Çünkü elde edilen tüm ürünlerden herkese pay dağıtılıyor, dergâhın payı da ayrılıyor. Dergâha gelen fukaralar burada yesin içsin diye” dedi.”

    “ABDAL MUSA TÜRBESİNE ZİYARET”

    Abdal Musa Baba Türbesi de ziyaret edildi. Türbe içerisinde Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Zakir Süleyman Demir, Zakir Haydi Aslanboğa ve Zakir Barış Karabatak Aşık-ı sadıkların deyişlerini nefeslerini seslendirdiler. Türbe kapısında semah dönüldü.

    “ALEVİ ERENLERİN BULUNDUĞU TÜRBE YATIR VE ZİYARETGAHLARIN OLDUĞU YERLERDE DİLEK AĞACI VAR”

    Daha sonra Budala Baba Türbesinin altında bulunan ve Abdal Musa tarafından dikilen dilek ağacı ziyaret edildi. Dilek ağacı ile ilgili bilgilendirmede bulunan Mustafa Sazcı, “Aslında Alevi-Bektaşilerin bulunduğu bütün ziyaretgahlarına nişangahlarına gittiğinizde gördüğümüz en büyük unsurlardan birisi bir dilek ağacıdır. Hacı Bektaş’a giderseniz Karadut vardır. Biraz ilerisinde bulunan Çilehaneye gidersiniz dilek ağacı bulunmakta. Bali Baba Sultan Türbesi, Kafi Baba Türbesi gibi ziyaret yerlerinde, nişangahlarda özellikle pelit ağacı ve incir ağacı görürsünüz” diye ifade etti.

     

    Pir Abdal Musa’nın pelit ağacını buraya dikmesinin sebebinin nişan bıraktığının söylendiğini belirten Sazcı, “Her yıl buraya gelen insanlar buraya dileklerini niyetlerini bağlıyorlar” dedi.

    Sonrasında Abdal Budala Baba Türbesine geçildi, niyazlar edildikten sonra söylenen nefeslerle türbe etrafında semah dönüldü.

    Abdal Musa’nın gözetleme noktasına geçildi. Gözetleme noktasının tarihi ile ilgili bilgi veren Sazcı, şunları kaydetti:

    “Yüzyıllardır Abdal Musa’nın dergahına gelen talipler tarafından Abdal Musa’nın tahtı olarak biliniyor. Dergâha yönelik gelebilecek askeri saldırılar var. Beylerin saldırılarına karşı Abdal Musa Sultan burada gözcülük yapıp geleni gideni kontrol etmektedir. Buradan bakıldığında Elmalı bölgesi ve dergâhın çevresi çok net bir şekilde görülebiliyor. Bir rivayette, Alanya beyinin ordusu Abdal Musa Dergahı’na gelirken, Abdal Sultan askerlerin geldiğini gördükten sonra atıyla birlikte buradan giderken ayak izinin kaldığı anlatılıyor.”

    Sonrasında ise lokmalar pişirilerek pay edildikten sonra ziyaret tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • ‘Hızır dar günümüzde carımıza yetişen, halkın konuşan dili, uzanan elidir’-VİDEO

    ‘Hızır dar günümüzde carımıza yetişen, halkın konuşan dili, uzanan elidir’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde Hızır’ın elimizden tutan, dar günümüzde carımıza yetişen, halkın konuşan dili, uzanan eli olduğu vurgulandı. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde Hızır’ın Alevi toplumundaki önemi konuşuldu.

    Muhabbet Cemine, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Barış Karabatak ve Deniz Ada katıldı.

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHI, HIZIRIN KURUMSALLAŞMIŞ HALİDİR”

    Zakir Barış Karabatak Şah Kalender Çelebi ile ilgili yaptığı kısa sunumun ardından söz alan Kızıdeli Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “İçinde bulunduğumuz aylar Hızır ayları. Belki Hızır’la ortak görülmesi gerekirse Şah Kalender o dönemde Anadolu halklarının, Anadolu’daki Kızılbaş halifelerin Hızır’ı olmuştu. Hacı Bektaş Veli Dergâhı da varlığı itibariyle öyle bir dergâhtı. Çünkü Anadolu’da Kızılbaşlar buğday bulamadıklarından Hacı Bektaş Dergahı’nda bulunan ‘Kara kazan’ payıyla geçimlerini sağlamışlar, kara kazandan giden lokmalarla aşını almışlar. Pir Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı Anadolu coğrafyasında Hızır’ının kurumsallaşmış hali olarak görmekte mümkün” dedi.

    “HIZIR, HALKIN KONUŞAN DİLİ, UZANAN ELİDİR”

    Sazcı, Hızır’ı halkın konuşan dili, uzanan eli olarak görmek gerektiğini vurguladı.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Okullara imam atanmasına ve mescit açılmasına karşı herkes mitinge katılmalı’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanmasına ve mescit açılmasına karşı herkes mitinge katılmalı’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, 10 Aralık Pazar günü İstanbul Kadıköy’de yapılacak mitingin önemli olduğunu belirterek, “Okullara imam atanmasına karşı herkes ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingine katılmalı” dedi. 

    AKP hükümetinin eğitim müfredatını tamamen dinselleştirmesi toplumda büyük tepkilere yol açtı. Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge herkesin katılması için çağrılar sürüyor.

    “İKTİDAR ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR”

    Siyasal İslamcı iktidarın kendisi ve dinci grupların çıkarları için elinden geleni yaptığını belirten Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir, “Hükümet, en son ÇEDES projesi ile okullara imam atayarak bu da yetmedi mescit açarak kendi iradesi yürüsün diye asimilasyonla devam ediyor” dedi.

    Tanrı kendi iradesini kullanmak için yeryüzündeki iyi insanları, yeryüzündeki kötü insanların da kendi iradesini kullanmak için tanrıyı kullandıklarını vurgulayan Demir, “Şu andaki siyasal İslam kendi iradesini yürütmek için hem tanrıyı kullanıyor hem de dini kullanıp özellikle çağdaş, demokrat Alevi kesimin çocuklarını kendi istediği gibi yetiştirmek istiyor” diye ifade etti.

    “OKULLARA İMAMLARIN ATANMASI, MESCİT AÇILMASI SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL”

    Bu projeye karşı sadece Alevi toplumu değil, demokratik kitle örgütlerinin ortak mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Demir, şunalrı kaydetti:

    ” Sosyal demokrat kurumların, kadın eşitliğinin savunan kadınların da büyük bir mücadele vermesi gerekiyor. İslam devletlerine baktığınız zaman Türkiye, demokratik devlet olarak görünüyor ama bunu adım adım siyasal iktidar kendi kuracağı İslam Cumhuriyeti’ne doğru götürmeye çalışıyor. Bunun için sahip çıkacağımız bir miting 10 Aralık mitingi. Bütün demokratik kitle örgütleriyle, Alevi kurumlarıyla beraber 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de buluşacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA