Etiket: Süleyman Demir

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi: Alevilik rızalık Yol’udur-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi: Alevilik rızalık Yol’udur-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Alevi inancının rızalık yolu olduğu, kamil insan yaratmanın hedeflendiğinin belirtildiği cemde, Seyit Rıza ve yoldaşları da anıldı. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Ceme, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Barış Karabatak ve Ali Aksoy katıldı.

    “ALEVİLİK YOL’U RIZALIK YOLUDUR”

    Cemde Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Süleyman Demir yaptığı konuşmada, “Cemlerde yapılan hizmetleri sembolik olarak yapıyor olsak da aslında bunların yaşam biçimine uyarlanması gerekir. Ceme girdiğin zaman eğer burada bir küskün, bir dargın birbirinden alacaklı, verecekli varsa hizmet başlamıyor, hizmet yürümüyor. Niye? Gönüllerin birlenmesi gerektiği için. Buradaki rızalaşmamız birlik ve beraberlik içinde birbirimizden hoşnut ve razı olmamızdır. Onun için Alevilik Yol’u bir rızalık yoludur” diye belirtti.

    ALEVİLERE YÖNELİK YAŞANAN BASKI VE ZULÜMLER AŞIK SADIKLARIN SÖZLERİNE SIRLANMIŞ”

    Söylenen nefeslerin içerisinde Kur’an’ın özü olan âşıkların, sadıkların sözleri olduğunu belirten Demir, “Alevi Bektaşi Kızılbaş toplumu öyle baskı, öyle zulüm görmüş ki yaşadıklarını bu nefeslerin içerisine gizlemişler. Nefeslerin her biri her bir dörtlüğü sırdır” dedi.

    “KUŞDİLİNDEN ANCAK BU YOL’DA PİŞENLER ANLAR”

    “Alevi Yol’unun güzelliği nefesleri söylerken kuş dili ile söylemesidir” diyen Demir, “Kuş dilinde söylenenleri ancak yolda pişerek, belli bir aşamaya, belli bir seviyeye gelen kişiler hemen anlar” diye konuştu.

    “SEYİT RIZA VE YOLDAŞLARINI SAYGI İLE ANIYORUZ”     

    İdam edilişinin 86. yılı nedeniyle Seyit Rıza ve yoldaşlarını saygıyla anarak konuşmasına başlayan Kızıldeli Ocağı yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı da, “Dersim’de şehit düşenleri saygıyla anıyoruz. Onlar var olduğu sürece Kerbela’nın acısını, Dersim’in acısını, Maraş’ın, Çorum’un, Gazi’nin, Gezi’nin acısını yaşamımız boyunca sürdüreceğiz. Nasıl ki Kerbela’da direnen Şah Hüseyin’i unutmadıysak, iktidara karşı egemen güçlere karşı boyun eğmeyen Seyit Rıza ve onun yoldaşlarını unutmayacağız. Önce onları anarak başlamış olalım” diye belirtti.

    “İNSANİ KAMİL OLMAK ELİNE BELİNE DİLİNE SAHİP OLMAKTIR”

    İnsani kamil insan olmak için Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin üç cümlesinin cümle cihana yeteceğinin altını çizen Sazcı, şöyle devam etti:

    “Karşımıza çıkacak her şeye ve herkese yetecek, tek feyz alabileceğimiz şeylerden birisi edep kelimesinin açılımı olan eline, beline, diline sahip olabilmek. Rehberimiz ne diyor? Bu Yol kıldan İnce, kılıçtan keskin, ateşten gömlek giyemezsin, demirden leblebidir, yiyemezsin. Gelme gelme, dönme dönme. Gelenin malı, dönenin canı diyor. Sonra diyor ki bu Yol’a girdikten sonra eğer ikrar verirsen eline, beline, diline, eline eşine, işine, özüne, sözüne, gözüne, sahip ve sadık olman gerekir.”

    “HAKKA HİZMETİ CENNET CEHENNEM İÇİN DEĞİL İNSANA DUYDUĞMUZ AŞK İÇİN YAPARIZ”

    Alevi Bektaşiliğin bir kamil insan yaratma inancı olduğunu hatırlatan Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Sazcı, “İnsanlar hakka hizmeti cennet cehennem için yapmasın, ona duydukları aşk için yapsın. Bizim hizmetimiz de aslında birbirimize duyduğumuz aşk. Erenlere, evliyalara, âşıklara, sadıklara duyduğumuz aşktan dolayı bu hizmeti yapıyoruz” diye belirtti.

    “BİZİM NAMAZA NİYAZA DEĞİL, MUHABBETLERE İHTİYACIMIZ VAR”

    Alevilerinin cennet cehennem gibi bir beklentisi olmadığını belirten Sazcı, “Öyle bir beklentimiz olmadığı için burada muhabbet ediyoruz. Aksi takdirde bir şekil ve şemaile tabi olan bir hizmet görürdük. Biz şuna inanıyoruz. Bizim yapacağımız ibadete bizim yapabileceğimiz namaza veya herhangi bir hizmete ihtiyacımız yok. Ancak bizim bu muhabbetlere ihtiyacımız var. Bizim yolumuz, bizim erkânımız, bize bunu buyuruyor hizmetlerimizi de bunlar üzerine icra ediyoruz” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasın ardından söylenen nefes, deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi gerçekleştirildi-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Güncel meselelere değinilen muhabbet ceminde; Aleviliğin, ekoloji, kadın meselesi ve savaşlara değin çeşitli problemlere ışık tutabilecek nitelikte bir Yol olduğu belirtildi.

    Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Kader Bahadır, Ali Aksoy ve Özde Canlar Semah topluluğu katıldı.

    Yürütülen muhabbet ceminde Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Süleyman Demir, yaptığı konuşmada, “Yol’un bir güzelliği var, Yol’un ikrarı, Yol’un görgüsü, Yol’un sorgusu, Yol’un bir dar hizmeti var, bizlerin birbirimizle rızalığı var, hepsini aşama aşama yapıyoruz” diye belirtti.

    “SAZIMIZLA MUHABBETİMİZLE YOLUMUZA HİZMET EDİYORUZ”

    Süleyman Demir ceme gelmenin Yol’a girme manasında olduğunu ifade ederek, “İkrar verip Yol’a girdikten sonra kişinin Aleviliği Yol’a olan ikrarı, görgüleri başlar sonra müsahip olabiliyorsa olur bu süreç Hakk’a yürüyene kadar gider. Hangi ocağa, hangi mürşide bağlıysa, o ocak kapısında görülerek görgüsü sorgusu yapılarak bir nevi 72 millete bir nazarda bakarak hiç kimsenin inancını ötekileştirmeden saygı duyarak Rıza Şehri yaratmak, komin bir yaşam biçimi ile paylaşımcılığı bunların alt temellerini açarak cem muhabbetlerinde kendi kendimizi pişirecek, gönülleri birleşerek, gönlümüzü hoş ederek, sazımızla sözümüzle, muhabbetimize, Yolumuza, kültürümüze hizmet ederek, bu Yol’un taşıyıcısı olmaya çalışıyoruz” dedi.

    “BAĞNAZLIĞA KARŞI DİRENEN BİR KESİM VAR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça ise yaptığı konuşmasında, “Bu kadar bağnaz, bu kadar yobaz, bu kadar gerici karşı duruşa rağmen hala buna karşı direnen bir kesim var. Ben kadın hakları dersi alıyorum. Kadınlara seçme ve seçilme hakkını nasıl aldıklarını, o dönemde verilen bir mücadele var, onları öğrendik. O dönemde de kadınlar hep darp edilmiş ler, gözaltına alınmışlar. Parti kurmuşlar partileri kapatılmış, dernek kurmuşlar dernekleri kapatılmış Cumhuriyetin ilanından sonra kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmış” dedi.

    Uygarlığın beşiği olarak kabul edilen İsviçre’de dahi kadının seçme ve seçilme hakkının 1971 yılında alındığına dikkat çeken Akça, “İngiltere’de Amerika’da müthiş bir kadının mücadelesi vererek kadınlar o kadar büyük işkence görmüşler öldürülmüşler hapse atılmış açlık grevine girerek müthiş bir mücadele vermişler. Çok büyük bir kırım olmuş. Elbette bu topraklarda kadınlar darp edilmiş gözaltına alınmışlar. Cumhuriyette her şey dört dörtlük değil, dört dörtlük yaşamıyoruz ama yine de bu coğrafyada bir mücadele var” diyerek sözlerini tamamladı.

    “ÖLMÜŞ BİR CUMHURİYETİ KUTLADIK”

    Cumhuriyet Bayramı’nın 2. yüzyılında sokaklara çıkarak aslında ölmüş bir cumhuriyeti kutladıklarını belirten Mehmet Gündoğdu, “Neyi kutladık biz, ölmüş bir cumhuriyeti kutlamaya çalıştık, bu en büyük yanlıştır. Çünkü adam en sonunda sultanlığını ilan etti. Etmedi mi? Şu anda tek padişah, sultan değil mi? Adına başkan diyorlar. Ama onlar kendi aralarında sultan diyorlar, padişah diyorlar. Buna müsaade eden biziz. Demokrasiyi özümseyemedik. Çünkü Atatürk bunları getirirken hep tepeden getirdi. Biz hak etmedik mücadele ederek hak ederek kazansaydık bugün bunların hiçbiri olmazdı” diye belirtti.

    “KARA BULUTLARI ORTADAN KALDIRACAK TEK GERÇEKLİK RIZA ŞEHRİ’Nİ İNŞAA ETMEK

    Ardından söz alan Kızılderili Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Alevi Bektaşi Yol erenlerinin, aşıkların, sadıkların, rehberlerin, pirlerin, mürşitlerin kelamları anlaşıldıktan sonra bugün dünya üzerinde çökmüş olan bu kara bulutları temizleyecek bir ideoloji ortaya çıkıyor. Bu ideolojiye biz Rıza Şehri felsefesi diyoruz, ilmi, hakikat, sırrı hakikat diyoruz” dedi.

    Aleviliğin cumhuriyete, ekolojiye, kadın meselesine ve çeşitli birçok problemlere ışık tutabilecek nitelikte bir Yol olduğunu belirten Sazcı, “Biz bu Yol’un aslında evlatlarıyız bu Yol’un sürdürücüleriyiz. Hünkâr Hacı Bektaş’ı, Balım Sultan’ı, Kızıldeli’yi, Abdal Musa’yı, Budala Sultanı, Yunus Emre’yi, Seyit Nesimi ve Hallacı Mansur’un nasıl yaşadığı, niçin Hakk’a yürüdüğünü düşünmek, bu konuda Yol ne demek istiyor, bu konuda bize neler söylüyor, kulak vermek gerekir” şeklinde ifade etti.

    “FİLİSTİN’E SES ÇIKARIP ROJAVA’YA SUSMAK İKİ YÜZLÜLÜKTÜR”

    “Biz bir İslam topluluğuyuz Müslüman oldukları için Filistin halkını katledilmesine karşı çıkıyoruz. Ama Rojava’daki halk farklı etnik kimliğe mensup oldukları için hakir görebiliyoruz” diye tepki gösteren Sazcı, “Rojava’da yaşayan halkı kendi ellerimizle katledebiliyoruz ama Filistin’deki kan bağı olmasa da dinen kardeşimiz o yüzden onların katledilmesine karşı çıkıyoruz, biz iki yüzlüğe düşüyoruz. Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’nin dediği gibi nefsimize ağır gelen şeyi başkasına tatbik etmemeliyiz, bunun güncel siyasette de, politikada da, ülkeler arasındaki savaş durumlarında da göz önünde bulundurulması gerekiyor” diye konuştu.

    HER HALKIN ALEVİSİ VARDIR”

    Dersim’de Erzincan’da Erzurum’da, Malatya’ya Adıyaman’da Kürt Kızılbaşlar olduğunu belirten Sazcı, şu sözleri kullandı:

    “Mesela Anadolu’da da Türkmenlerin tahtacıların olduğunu yerde bunu anlattığın zaman onlar da öz Alevi biziz, hakiki Alevi biziz. Ama buraya geldiğinde de burada diyorlar ki Kürtlerden Alevi mi olur. Evet var Alevinin Kürdü de var, farklı halklardan Aleviler de var.

    Bizim Rıza Şehri taahhüdümüz var. O taahhüdü de yerine getirebilmek için yapmamız gereken şey, bu muhabbet ortamlarını, muhabbet meclislerini çoğaltabilmek. Muhabbet meclisleri ile Bedrettin, Börtlüce Mustafa ve Torlak Kemal’in Karaburun coğrafyasında kurmuş olduğu Rıza Şehri’ne bakıyorsun, içinde Hristiyan din alimleri, Yahudi din alimleri, Şamanlar, Türkmen Kızılbaşlar müteşerri İslam’a inanan Sünni canlarımız, farklı farklı dilden, inançtan kimlikten topluluklar orada Karaburun coğrafyasında bir Rıza Şehri oluşturmuşlar, hepsi ak libas giymiş, kiminin nasıl ve neye inandığı, neye taptığı, nasıl ibadet ettiğini hiçbirinin umurunda değil, tek bir davalar var; ay herkesin ayı, güneş herkesin güneşi, su herkesin suyuysa, bu ekmek de herkesi ekmeği olsun”

    Muhabbet ceminde gülbenglerin okunmasın ardından Türkçe ve Kürtçe söylenen nefes, deyiş ve mersiyelerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Zakir Süleyman Demir: Saza ve Yol’a olan aşkım kanseri yenmeme neden oldu- VİDEO

    Zakir Süleyman Demir: Saza ve Yol’a olan aşkım kanseri yenmeme neden oldu- VİDEO

    PİRHA- Zakir, Yol yürütücüsü Süleyman Demir, sazın Alevi inancının yaşatılmasında en önemli etkenlerden biri olduğunu belirterek, “Saz sadece para karşılığı satılan bir enstrüman değil. Bağlamaya, Alevi inancının kültürel yanıyla bakılıp üretilmesi ve sahip çıkılması gerekiyor” dedi. Demir, saza olan tutkusu nedeniyle hastalıklarını yendiğini de vurguladı.

    43 yıldır Antalya’da yaşayan ve Muratpaşa ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Konuksever Cemevi’nde saz atölyesi açan Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, küçük yaşta başlayan saza olan tutkusunu PİRHA’ya anlattı.

    “SAZA OLAN AŞKIM ÇOCUK YAŞLARDA BAŞLADI”

    1980’li yıllarda Çorum’un Alaca ilçesine bağlı Karkın köyünde girdiği cemlerin saza olan ilgisine en büyük katkıyı sağladığını söyleyen Demir, “Saza olan merakımda köyümüzde yapılan cemlerin etkisi var. Orada yapılan cemlere katıldığımda saza olan hevesim, Alevilik yoluna olan aşkım ve merakım çocuk yaşta köyde başladı. Babam aynı dönemde Âşık Veysel gibi çiçek hastalığından gözlerini kaybetmişti. Babam o dönemlerde kemanı çalıp âşıklık yapar, köylerde yapılan cemlerde de zakirlik yaparmış. Babamı gördüm ama âşıklık yaptığını göremedim. Bizde de bu âşıklık çocukluktan vardı” dedi.

    ANTALYA’YA GÖÇ 

    Demir, 13 yaşına kadar köyde kaldığını ve o dönem hep bir sazı olmasını istediğini, ancak yokluktan dolayı sazı olmadığını aktararak, “Daha sonra 1980’lerde Antalya’ya geldik. Antalya’da geldiğimizde saza olan hevesim daha da artmıştı. Antalya’da çalışma hayatına başladık. Bu süreç içerisinde benim Yol arkadaşım İlyas Şimşek (Antalya Divriği Deneği Başkanı) canımız var. Onunla birlikte çalışırken, o da bağlama çalıyordu. Derneklerimizde semah grubunda semah dönüyorduk. Semah dönmek için geldiğimiz derneğimizde saz aldıktan sonra sazımızı öğrendik. Semahlarda saz çalarak çocukluk hayalim gerçekleşti” diye konuştu.

    “SAZI ÖĞRENDİKTEN SONRA ZAKİR, DAHA SONRADA YOL YÜRÜTÜCÜSÜ OLDUM”

    Semah grubuna saz çalarken zakir olmaya da karar verdiğini belirten Demir, “Kurumlarımızda yapılan cemlerde 12 hizmetlere başladık. Dönem içerisinde zakirlik işleri de tamamlandı, daha sonra bana Hacı Bektaş Veli Dergâhı’ndan babalık görevi verilerek bugün cemlerimize hem zakirlik hem babalık Yol hizmetçisi olarak görev yapıyorum” diye belirtti.

    Demir, “Cemevine bir saz atölyesi açmak hep kafamda olan bir projeydi” diyerek, “Cemlerimizi yaptık, zakirlik yapıp sazımızı çalıp, deyişlerimizi nefeslerimizi söyledik, semahlarımızı döndük. Emekli olduktan sonra korona döneminde ağır kalp rahatsızlığı geçirdim. O yüzden ağır iş yapma durumu olmayınca zaten saz yapma, (bağlama) hevesim de vardı” ifadelerini kullandı.

    Saz yapmanın Alevilik yolunda, Yol’a ikrar verip Yol’a giren kişinin insani kamilliğe doğru gidişine benzediğine dair yorum yapan Demir, “Sazın içine girdiğinde Aşık Veysel’in “Bahçede bir tut iken bilmezdim sazı” dediği gibi sazı işleyerek, temizliğini yaparak, sapını, kapağını, telini takarak, onu parlatıp bir ses vererek bir odundan bir ses almak ölüye can verme manasında adeta benim için bir terapi oldu” şeklinde konuştu.

    “SAZA VE YOL’A OLAN AŞKIM KANSERİ YENMEME NEDEN OLDU”

    Kalp rahatsızlığından önce kolon kanserine de yakalandığını ve hastalığı Alevi Yol’una olan aşkı sayesinde yendiğini söyleyen, Demir, şunları kaydetti:

    “Bir kolon kanseri geçirdim. Bu Yol’un aşkı sayesinde hastalığı yendim. Korona döneminde de kalp rahatsızlığı geçirdim. Kalp hastalığından dolayı kafayı dağıtmak istiyordum. Bağlama beni hem ayakta, hem de hayatta tuttu. Hevesimi de almış oldum.”

    Cemevi içerisinde kendisine bir oda tahsis edilerek bağlama atölyesi aşmasına destek oldukları için vakıf başkanı ve yöneticilerine teşekkürlerini de ileten Süleyman Demir, “Çok güzel bir çalışma. Burada içerisinde atölyemizi kurduk. Nida Müzik’in sahibi Mahir canımızla birlikte,” ayrıca yanında da eğitim alarak onun desteğiyle de bu hizmeti yürütmeye devam ediyorum. Tek amacım da burada bunun taşıyıcısı olmak” dedi.

    “CEMEVİNDE SAZ ATÖLYESİ AÇMAMIZ ÇOK GÜZEL TEPKİLERE NEDEN OLDU”

    Atölyeye gelen ve istekli olan gençlere semahları, 12 hizmet görevlerini, bağlama çalmayı ve yapılışını öğreterek bir taşıyıcı olarak bu hizmeti yapmak için bu işe başladıklarının altını çizen Demir, “Saz atölyesinin, paradan ziyade Alevi inancına ve kültürüne ve kendi canlarımıza hizmet olsun diye cemevi içerisinde olsun istedim” şeklinde ifade etti.

    Saz atölyesini cemevinde açtıktan sonra saz kursuna veya kırk yemeklere gelen insanlardan çok güzel tepkiler aldıklarını ifade eden Demir, şöyle devam etti:

    “Canlarımız cemevi içerisindeki atölyeyi görünce çok hoşlarına gidiyor. Cemevi içerisinde saz kursunun, saz atölyesinin ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu söylüyorlar. Canlar saz tamirlerinin burada olduğunu görünce daha hoşlarına gidiyor. 8-9 yaşındaki çocuklar, belli bir yaş üzeri 40-50 yaşlarında saz kursuna gelen canlar, sazın nasıl yapıldığını oturup izlemek istediklerini belirtiyorlar. Çok da yerinde oldu. Bu işin taşıyıcısı olursak ne mutlu bize.”

    Atölyede yaptıkları sazları yurt içine ve yurt dışına gönderdiklerini de belirten Demir, talebe ve her ses tonuna göre üretmiş olduğumuz sazımızın arkasındayız. İnstagram’da canlar sazevi sayfamız üzerinden sipariş verebilirler. Gerek yurt içi gerekse de yurt dışından sipariş verilen bağlamaları yapıp kılıflarına koyup sandık içerisinde gönderiyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Yol Yürütücüsü Demir: Baskılara karşı her birimizin bugün Pir Sultan olma zamanı -VİDEO

    Yol Yürütücüsü Demir: Baskılara karşı her birimizin bugün Pir Sultan olma zamanı -VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, son günlerde Alevi kurum başkan ve yöneticilerinin gözaltına alınmasına  tepki gösterdi. Demir, ÇEDES projesi ile ilgili İzmir mitinginden sonra kurum başkanlarına yönelik  gözaltıların artması Alevilere yönelik bir sindirme girişimidir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube/Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in 27 Eylül’de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasını izleyen Alevi kurumların yöneticilerine ters kelepçe takılarak gözaltına alınmalarına, sonrasında ise PSAKD üyesi Halil Aksu ve Demokratik Alevi Dernekleri Eş Başkanı Kadriye Doğan’ın evleri basılarak gözaltına alınmalarına tepkiler sürüyor.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/Yol Yürütücüsü/Zakir Süleyman Demir, Alevi kurum temsilcilerine yönelik yapılan gözaltıları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “İZMİR MİTİNGİNDEN SONRA ALEVİLER ÜZERİNDE BASKILAR ARTTI”

    AKP hükümetinin Alevi Bektaşi toplumuna yönelik baskılarının son dönemlerde artış gösterdiğini belirten Zakir Süleyman Demir, “Önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Pir Sultan Abdal üyesi Halil Aksu ve en son Demokratik Alevi Derneği Eş Başkanı Kadriye Doğan canlarımızın gözaltına alınması aslında Alevilere yönelik bir baskı, bir zulüm, bir korkutmadır” dedi.

    “Bu dönem zulüm biraz daha artacak” diyen Demir, “Bunun nedeni, AKP’nin ÇEDES projesi ile ilkokullardan başlayarak, İslam ve şeriat üzerine imam hatip hocalarını, hafızları okulları atayarak, aslında Sünni İslam’a dayalı bir devlet projesini yaymaya çalışıyor”  ifadesini kullandı.

    “HÜKÜMET KENDİ ALEVİ BEKTAŞİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    AKP hükümetinin Alevi Bektaşi kurumlarını kendisinin yönetmek istediğini belirten Demir, “İmamlara nasıl maaş veriyorsa dedelere, zakirlere, analara maaş vererek kendi Alevi Bektaşisini yaratmaya çalışan bir hükümet var. Buna karşı gelen bütün genel merkez örgütlerimiz, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonları ve ismini sayamadığımız kurumlar buna karşı gelince, baskılar, gözaltılar, zulümler, tutuklamalar devam ediyor” diye belirtti.

    İktidarın Alevilere Şialığı ve Sünniliği dayattığını ifade eden Demir, şöyle devam etti:

    “Birimiz gözaltına alınırsa diğer canımız mücadeleye devam etmeli ve bu süreci böyle götürmeliyiz. Yoksa AKP’nin veya hükümetin Alevisi olarak maaşlarımızı alacağız perşembelik cemlerimizde bize ne verirlerse onları söyleyeceğiz. AKP’nin ‘eğer benim Alevim olacaksanız olun, Aliyi sevmek Alevilik ise bunu yaşayacaksınız bunun dışında 4 Kapı 40 Makam, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, kadınları okutunuz, kadın erkek farkı yoktur bizim nazarımızda, dediği gibi bir Aleviliği size yaşatmam’ demek istemektedir.”

    “HER BİRİMİZİN PİR SULTAN OLMA ZAMANI”

    Bugün herkesin Pir Sultan olması gerektiğini söyleyen Demir, “Hepimiz birer Pir Sultan olup “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” deyip birimiz gidersek başka birimiz bayrağı alıp bu mücadeleyi devam etmeliyiz. Eğer etmezsek, bu baskı ve zulme boyun eğersek sonumuz asimile olmaktır, AKP’nin Alevi’si olarak kalırız. Çok acı verici bir durum, böyle olmamamız için hepimiz birer Pir Sultan olmalıyız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    Çağlayan Adliyesi önünde Alevilere ters kelepçeli gözaltı-VİDEO

    Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluklarının devamına karar verildi
    Alevilerin gözaltına alınmasına tepkiler yükseliyor

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan gözaltına alındı

     

     

     

     

  • Antalya’daki cemde, ÇEDES projesi ve Alevilere yönelik yapılan gözaltılara dikkat çekildi-VİDEO

    Antalya’daki cemde, ÇEDES projesi ve Alevilere yönelik yapılan gözaltılara dikkat çekildi-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde, Sivas Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması ve Alevi kurum temsilcilerinin ters kelepçe ile gözaltına alınmasına dikkat çekildi.

     Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Ceme Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü  Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı ve Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem katıldı.

    “ARAP İSLAMİYETİ’Nİ YERLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir cemde yaptığı konuşmada, “Cemler toplanıp yalvarıp yakarmak değil,  muhabbet etmektir. Memleketin halinide görüyorsunuz, yerlerde. Baskılar zulümler tekrar başladı, hükümet seçimi zorla aldı. Son bir 5 yıl içerisinde Arap İslamiyet’ini ülkeye yerleştirmeye çalışıyor” dedi.

    Her köye bir cami projesi kapsamında Alevi köylerinin asimilasyona uğratılmak istendiğini belirten Demir,  “Cami yapılmasına köy muhtarı ve halk bir şey olmaz ne olacak yolumuzda yapılacak, okulumuzda yapılacak camiden ne zarar gelecek öyle başlandı. Sonra bütün Türkiye’ye yayıldı bütün Alevi Bektaşi köylerine de imam atandı. Önce herkes güldü geçti, şu anda öyle bir hal aldı ki köylerinde namazlar başladı, çünkü camisi var” şeklinde ifade etti.

    ” İSLAMİ RİTÜELLERLE HAKK’A YÜRÜME ERKANI YÜRÜTÜLÜYOR”

    “Hakka yürüyen canların cenazeleri hocalar Arapça İslami ritüellerle kaldırmaya başladı” diyen Demir, “Bizim dedeler babalar kendisini geliştirip yetiştirilmedi ya da ekmek derdinden köyler terk edildi, hizmetler tam Sünni İslam inancına göre yürümeye başladı” dedi.

    Günümüzde okullarda derslere çokça din dersinin eklendiğini ifade eden Demir,” Bu da yetmedi, şimdi bir müezzin, bir imam okullara atayarak, bir de ilkokullardan başlayarak kendi İslam anlayışına uygun bir nesil yetiştirme projesi uygulanmaya konuldu” diyerek sözlerini tamamladı.

    “KATLİAMLAR UNUTULMASIN DİYEN ALEVİ KURUM YÖNETİCİLERİ İŞKENCEYLE GÖZALTINA ALINIYOR”

    Yol’un Alevilere bir dert verdiğini bu derdin ise çağımızdaki birçok sorunla ilgilenmekle yükümlü olduğunun altını çizen, Kızıldeli Sultan Ocağından Sazcı, “Biz mevcut düzenin hafif güzelleştirilmiş halini, mevcut düzenin bize dokunmayan halini talep eden bir inancın, bir Yol’un sürücüleri, Yol’un devamcıları, ardılları değiliz. Bizler bu cihanda Rıza şehri dediğimiz aslında barış içerisinde, kardeşlik içerisinde yaşandığı, sömürünün olmadığı bir cihanı var etmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.

    Sivas Katliamı faillerinin, katillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel izniyle birlikte serbest bırakıldığını hatırlatan Sazcı, “Yıllardır bir Sivas Katliamı’na gittiğimizde şunu diyorduk, yobazlar yaktı, devlet baktı. Devletin hep aklayıcı pozisyonda olduğunu söylüyorduk. Bu da bunun tescillenmiş hali oldu. Bundan önce bir katili daha serbest bırakmıştı. Yine Sivas Katliamı’nın faillerini serbest bırakıyor” dedi.

    “PİR SULTAN’IN GÜZEL NEFESLERİNİ, DEYİŞLERİ SÖYLEMEK DEĞİL, PİR SULTAN OLMA ZAMANI”

    “Bu aslında bize bariz bir şekilde mücadelemizi bastırma girişimidir” diyen  Sazcı şöyle devam etti:

    “Artık bu devirde, bu durumda iktidar bizi inkâr ederken bizim mücadelemizi bastırmak için elinden gelen bütün aygıtları kullanırken bize bir çağrıda bulunuyor. Bir zalim varsa ona karşı mazlumların direnişini göstermek bizlerin boynunun borcu. Hüseyin’i analım ama, Hüseyin olabiliyor muyuz? Pir Sultan her nefesini söylüyoruz. Pir Sultan’ı sadece nefeslerini güzel diye veya bağlamayla nefesleri güzel gidiyor diye söylemiyoruz. Yapmış olduğumuz cemlerde sürekli isimlerini andığımız Şeyh Bedrettin, Börtlüce Mustafa, Torlak Kemal, Kalender Çelebi (Şah Kalender) bunlar kendi döneminde bir mücadelenin öncüsü. Elbette ki Yol, erkan sürmüşler cem civat yapmışlar, görmüşler görgüden, sorgudan, geçmişler talipleriyle ilişkileri geleneksel Aleviliğin içerisinde yerine getirmişler ama kendi döneminde egemenlere yönelik ciddi mücadele vermişler.”

    “ÇOCUKLARIMIZ ALEVİ DÜŞMANI EBU SUUD FETVALARIYLA EĞİTİLMEK İSTENİYOR”

    “Eğitim eskiden de dinciydi. Mütedeyyin İslam’ın anlatıldığı 7 yaşından tutun lise mezunu olacak 18 yaşındaki gence kadar İslam’ın dayatıldığı bir eğitim durumu söz konusu. Bu ilk defa bu kadar resmileştiriyor, bu kadar radikalleştiriliyor 6 yaşındaki çocuk da yine derslerinde din dersleriyle büyüyecek yine cennet cehennem korkusuyla geçirip yetiştirilecek, Allah’ın azabından korkacak ya da huri kılman gibi ödüllendirme ile bir ödüllendirmeyle büyüyecek. Bir Alevi Bektaşi genci olarak bir ocak evladı olarak benim değerim Ebu Suud’un fetvaları, ayetleri değildir.

    “BİZİM DEĞERLERİM EBU SUUD DEĞİL, ŞEYH BEDRETTİN, TORLAK KEMAL BÖRTLÜCE MUSTAFALAR”

    Benim değerime bakıyorum benim değerlerim Hünkar Hacı Bektaş Veliler, Şeyh Bedrettinler, Torlak Kemaller,  Börtlüce Mustafalar Baba İshaklar günümüzde ise cümle aşık-ı sadıklar, rehberler pirler, müşrikler benim değerim onların söylemleri ile çelişen hiçbir şey benim değerim değildir. Bu değer AKP’nin kindar ve dindar nesil yaratma projesinin değerleri, Ebu Suud’un, Yavuz Sultan Selim’in, 2. Mahmut’un değerleridir.”

    “ALEVİLERİN KATLEDİLMESİNİN SEBEBİ BARIŞÇIL VE ORTAK YAŞAMI ESAS ALMASIDIR”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem ise, Alevilere yönelik katliamlara işaret ederek, “Aleviler bir tane karıncaya bile rızasız dokunmazken Selçuklu’dan bu yana Alevilere yönelen bu katliamlar sebebi ne? Bunları bilmez bunları kavramazsak kendimizi de tanıyamayız. Bu kadar zulmün, bu kadar imhanın, bu kadar asimilasyonun sadece Türkiye’de değil Orta Doğu’da ve Alevilerin yaşadığı her coğrafyada bu zulme maruz kalmalarının tek sebebi Alevilerin barışçıl olması, Alevilerin ortak yaşamı esas alması, paylaşımcı olmasından kaynaklıdır” diye belirtti.

    “SÖMÜRÜ SİSTEMLERİ HALKLARI BİRBİRİNE ÇATIŞTIRMADAN İKTİDARDA RAHAT EDEMEZLER”

    Sömürüyü reddetmek baştan devlet organizasyonunu reddetmek anlamına geldiğini söyleyen Deprem,” Hiçbir devlet yapısı sömürüsüz yaşayamaz, savaşsız hiçbir devlet ayakta duramaz. İlle bir düşman yaratmak zorundadır. Onun için Aleviler kadimden bu yana neden Alevi devleti kurmaya ihtiyaç duymamışlardır, çünkü klasik devlet yapısında her zaman sınıf çelişkisi, zengin fakir çatışması, yapay bir düşman belirleme, kahpe Yunan, pis Ermeni, kuyruklu Kürt gibi düşmanları yaratarak onlar üzerinden kendi iktidarlarının sürdürme gayretidir. Sömürü sistemi savaş olmadan, toplumlar birbiriyle çatışmadan iktidarlar rahat edemez; onun için biz birbirimizle kavgalı olmalıyız ki onlar tepede rahat etsin” şeklinde konuştu.

    Muhabbet Ceminde gülbenglerin okunmasın ardından Türkçe ve Kürtçe deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO

    Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, AKP’nin ‘Alevi Diyaneti’ olarak bilinen Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. Demir,” Bunun sadece Tokat’ta değil, Türkiye genelinde devlet eliyle başlatılmış durumda. Acilen Federasyon ve Genel merkezlerin  yazılı bir açıklama yaparak birlikte hareket etmeli” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLET MAAŞ VERECEK DİYE KRTAVATINI TAKIP GELENLER, BEN DEDE SOYUNDANIM DİYENLER ÇOĞALDI”

    Cemevi başkanlığını reddettiklerini belirten Demir, “Türkiye genelinde bu çalışma devlet eliyle başlatılmış durumda. O yüzden çoğu kişi de kayıt olmak için sıra olduğunu biliyoruz. Kravatını takıp gelenler, dede soyundanım diyenler devletten maaş almak için belli bölgelerde çok şeyler oluyor. Bu para alınır mı, alınmaz mı? Hak mı, değil mi? Bu tartışmalar şimdi başlayacak. Dergâhtan olsun, genel merkezlerden olsun, federasyonlardan olsun bir genelge yayınlanması gerekiyor” diye ifade etti.

    Genelge yayınlanmaz ise şahıslar bireyler küçük bağımsız cemevlerine gidip kayıt olabileceğini ifade eden Demir, Alevi kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

    Kimsenin ne yaptığını bilmediğini ifade eden Demir,” Şu anda devlet tarafından görevlendirilen kişiler Türkiye’nin her yerindeki cemnevlerini geziyorlar. Bunun anlatılması gerekiyor. Dedeler aşıklar, Zakirler, babalar, analar veya kurumdaki yetkin kişiler ona göre hareket etsin” dedi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Devletin kurduğu Alevi daire Başkanlığından gelen memurların cemevlerindeki yönetim kurullarının  karar defterine isimlerini yazdığı dede ve Zakir’in bu evrakla Alevi daire Başkanlığına maaş için başvurmasını yeterli olduğunu, yönetim  kurulu değişti yeni bir kararla biz bu dedeyle devam ediyor ya da çalışmıyorsa tekrar yeniden karar alması gerektiğine dair böyle bir çalışmanın olduğunu duyumunu aldık” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kızıldeli ocağı talipleri Zeytinköy’de muhabbet cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    Kızıldeli ocağı talipleri Zeytinköy’de muhabbet cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı talipleri Yol yürütücüsü Mahmut Baba adına Zeytinköy mahallesinde muhabbet cemi gerçekleştirdi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yapılan cem erkânına Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı, yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Zakir Ferhat Kilit katıldı.

    Kızıldeli ocağı talipleri Yol yürütücüsü Mahmut baba adına Zeytinköy mahallesinde Muhabbet cemi gerçekleştirdi.

    “ASIL OLAN GÖNÜL TEMİZLİĞİ”

    Yürütülen muhabbet ceminde Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı, yaptığı konuşmasında, “Bizim birbirimize karşı bir gönlü kırılan, bir husumeti varsa müşkülümüzü çözelim  cemimizde gönlümüzü bir edelim, ağzımızın tadı ile cemimizi yapalım. O yüzden kinimizi kibrimizi meydana attık. Buraya çıkan ana bacılarımız da o meydanda biriken kini kibiri postun altına süpürdüler meydanda bir kibirlik kalmadı. Biz su ile insanın yunabileceğini temizlenebileceğine inanmıyoruz. Suyla insan bedenini istediği kadar yıkasın asıl temizliğimiz gönül temizliği olduğunu düşünüyoruz. Aslında bizim buradaki saka hizmetimizde de gönlümüzü açarak kini kibirli meydana atalım” diye belirtti.

    “TALİP PİRİNE BAĞLI OLURSA OCAK TÜTER”

    Sazcı şöyle devam etti:

    “Delilin bizim için birçok anlamı var. O ocağın dumanı tütebilmesi çin bu üç saç ayağının üzerine oturması gerekiyor. Bizim Kızıldeli süreğinde de yine Alevi Bektaşi yolundaki en yüksek mertebe taliplik mertebesidir. İş ki talip talip olabilsin pirine rehberine mürşidine bağlı olabilsin. Talip rehberine pirine mürşidine bağlı olduktan sonra bu ocağın dumanı tüter. Görgü sorgu erkânlar olur musahip erkânları olur, bu hizmetler sürerse Alevi Bektaşi yolunu yaşatmış oluruz.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Süleyman Demir: El ele verip bu düzeni değiştirmemiz gerekiyor-VİDEO

    Süleyman Demir: El ele verip bu düzeni değiştirmemiz gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, “Cumhur İttifakı’nın Hizbullah’ın devamı olan bir parti ile daha İslamcı, daha bağnaz, daha yobaz bir hale dönüşme tehlikesi var. Öncelikle bundan kurtulmamız gerekiyor. Bunun için sol güç birliği ile gerektiğinde Millet İttifakı ile birlikte el ele verip, bu düzeni  yıkıp, en azından meclis çoğunluğunu elde etmek gerekiyor” dedi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü zakir Süleyman Demir ile 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimlere ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “BU DÜZENİ DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR”

    AKP ve MHP’nin başını çektiği Cumhur İttifakı’na değinen Demir, “İttifaklara baktığımızda özellikle Cumhur İttifakı’nın Hizbullah’ın devamı olan bir parti ile daha İslamcı, daha bağnaz, daha yobaz bir hale dönüşme tehlikesi var. Öncelikle bundan kurtulmamız gerekiyor. Bunun için sol güç birliği ile gerektiğinde Millet İttifakı ile birlikte el ele verip, bu düzeni  yıkıp, en azından meclis çoğunluğunu elde etmek gerekiyor. Çoğunluğu elde ettikten sonra bunların düzelebileceğine inanmak istiyorum” dedi.

    “SES ÇIKARACAK VEKİLLERİN OLMASI GEREKİR”

    Demir, Alevi milletvekillerinin Meclis’te Alevi toplumunun taleplerini yansıtması gerektiğini belirtirken, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi olup, seçilip meclise giden ve sesini çıkarmayan özellikle CHP’de bir sürü vekil var. HDP’deki Alevi milletvekilleri gibi gümbür, gümbür ses çıkarabilecek vekillerin olması gerektiğine inanıyoruz. O vekillerin de en azından yeni dönemde kurumları dolaşarak “Talepleriniz nedir?” diye sormaları gerekir. Ayrıca Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın lağvedilmesi ile zorunlu din dersi kaldırılması noktasındaki düşüncelerimizi aktarmaları gerekiyor. Dini sevgi, kabesi insan olan Alevi Bektaşi toplumunun vekilleri oraya gidiyorsa göğsünü gere gere savunması gerektiğine inanıyoruz. Beklentimiz bu. Özellikle genel merkezlerimizin ayrım yapmadan bir araya gelerek belli taleplerimizi sıralayarak şimdiden seçilebilecek milletvekilleri adayları ile ya da seçildikten sonra milletvekilleri ile görüşerek bizlerin bu taleplerinin yerine getirilmesi ile ilgili çalışmalar yapması gerektiğine inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Antalya HBVAKV Cemevinde depremzedeler için yataklar hazırlandı, kahvaltı ve yemek veriliyor-VİDEO

    Antalya HBVAKV Cemevinde depremzedeler için yataklar hazırlandı, kahvaltı ve yemek veriliyor-VİDEO

    PİRHA-Antalya’ya gelen depremzedelere ilişkin yürüttükleri çalışmaları anlatan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir, “Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı cemevimizde 40-50 civarında yatak hazırladık. Sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği veriyoruz. Burayı toplama merkezi yaparak gelen yardımları paketliyoruz” dedi. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ile depremzedelere yönelik barınma ve ihtiyaçlarının karşılanması için yürütülen faaliyetlere ilişkin konuştuk.

    “HBVAKV CEMEVİMİZDE 40-50 YATAKLIK YER HAZIRLADIK”

    Depremden etkilenen insanların Antalya’ya da geldiklerini kaydeden Demir, “Depremden sonra canlar mecburen bu tarafa gelmeye başladı ve biz de Antalya Alevi bileşenleri olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi, Abdal Musa Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi ve Halkevleri olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı cemevimizde 40-50 civarında yatak hazırlayarak, sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği gibi ihtiyaçları gidermeye başladık. Burayı toplama merkezi yaparak gelen yardımları paketliyoruz” dedi.

    “Deprem bölgesinden gelip burada ev bulup yerleşen, zorda kalan canlar gelip buradan gıdasını, giyeceğini alıyor. Burada kalanların da ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz” diyen Süleyman Demir şöyle devam etti:

    “Bu zor zamanda yanlarında olmak için 15-20 gönüllümüzle birlikte yardımcı olmaya çalışıyor bu yarayı hep birlikte sarıp aşmayı düşünüyoruz elimizden geldiğince. Bire bir görüştüğümüzde en son yaşanan yer sıkıntısı şimdi bulunmuyor. Antalya özellikle öğrenci kenti, turistik bölge olduğu için en büyük problem kalacak yer olmaması. Oteller Mart’ın 15’inden sonra hizmet verecek veya hazırlık yapacak. Oradaki depremzede canlar boşalacak ve büyük bir sıkıntı yaşanacak. Alevi kurumları olarak gücümüzün yettiğince en azından çözüm bulununcaya kadar sıkıntı yaşayan canların yanlarında olmayı düşünüyoruz. O yüzden birinci sıkıntı kuru gıdadan iç çamaşırına kadar her şey lazım. Çünkü geldiklerinde sadece sırtındaki ceketle çıkmışlar.”

    “ALEVİ KURUMLARI ÜLKE GENELİNDE KOORDİNELİ ÇALIŞTI”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, depremden sonra Alevi kurumlarının koordineli bir şekilde çalıştıklarını da belirterek, “Toplanan lokmalar, bağışlar burada paketlenip veriliyor. Dergâhın payı da burada ayrılıyor. Planlı ve projeli gitmemiz lazım. Ara ara sıkıntılar da yaşıyoruz ama olacak o kadar. Türkiye genelinde Alevi kurumlarımız çok koordineli çalıştı. Antalya’da Altınova Cemevi, Zeytinköy‘deki cemevlerimiz yerlerini açarak depremzedelere hizmetlerini veriyorlar. Alevi bileşenleri ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte bu mücadeleyi halk olarak hep beraber vermemiz gerekiyor. Ne yazık ki devlet burada çok yetersiz kaldı. Halktan geleni halka geri dağıtmak için elimizden geleni yapıyoruz. Buradan bütün dostlara çağrımız, birlik olma zamanı. Herkesi bizleri desteklemeye, yanımızda olmaya bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Zorunlu din dersindeki nefret söylemine Zakir Demir’den tepki: Deşifre edilmeli-VİDEO

    Zorunlu din dersindeki nefret söylemine Zakir Demir’den tepki: Deşifre edilmeli-VİDEO

    PİRHA- Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in Aleviler hakkındaki nefret söylemine ilişkin konuşan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, “Öğretmen, çocukları seven, sayan, her çocuğu aynı düzeyde görendir. Bu öğretmenin bu tavrı hiç yakışık almadı, şiddetle kınıyoruz” dedi. 

    Bursa’nın Osmangazi ilçesinde Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görevli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz hakkında, Aleviliğe ve Alevilere karşı nefret söyleminde bulunduğu gerekçesiyle açılan suç duyurusunda iddianame hazırlanarak dava açıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianame Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu.

    İddianamede öğretmen hakkında; sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığı dayanarak aşağılama suçundan altı aydan bir yıla kadar hapis cezası istendi. Tepkilere rağmen Cengiz’in hala görevde olması dikkat çekiyor.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü, Zakir Süleyman Demir, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in Aleviler hakkındaki nefret söylemine ilişkin konuştu.

    “BU ZİHNİYETE TAVİZ VERİLDİ”

    Bir öğretmenin ve kadının böyle bir söylemde bulunmasının üzücü olduğunu ifade eden Demir,  “Böyle bir şeyi düşünmek, böyle bir şey söylemek İslamiyet’in neresinde var? Hangi ayetinde insanı hor görmek var, dil, din, ırk, mezhep ayrımı var? Böyle düşündüğümüz zaman gerçekten bir yere koyup bir yere sığdıramıyoruz. Yani hiç yakışık almayan bir şey. Önce bizleri tanısınlar. Alevi Bektaşi Kızılbaş öğretisi nedir, yaşam kültürleri nedir, kadına bakış açıları nedir, insanlığa bakış açısı nedir öğrensinler. Bu zihniyete taviz vere vere geleceği yer burasıydı. Bu kadının bu söyleminin buraya kadar gelmesi normal bir şey değil. Öğretmen demek öğretici, çocukları seven, sayan, her çocuğu aynı düzeyde görendir. Bu öğretmenin tavrı hiç yakışık almadı, şiddetle kınıyoruz” dedi.

    “ALEVİLERE NİCE SALDIRILAR OLDU”

    ‘Yezit, Muaviye zihniyetinde olanlar ancak bunu söyleyebilir’ diyen Demir, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunu söyleyen gerçekten insanlık çağının gerisinde kalmış, bağnaz, yoz, yobazdır. Devleti yöneten, yürüten hükümetlerin de buna el atması lazım ama ne yazık ki başımızdaki de aynı zihniyette. Bunun gibi Alevilere nice baskılar, zulümler, cemevlerine saldırılar yapıldı. Zorla köylerimize cami yapıp imam atadılar. Yani asimilasyonun bir nevi okul seviyesine kadar gelmiş olduğunu görüyoruz. Buna karşı başta kurumlarımız olmak üzere örgütlenip ırk, din, dil, mezhep ayrımı yapan, insanlığa aynı nazarda bakmayan bu zihniyetleri bir an önce deşifre etmeliyiz. Yeri geldiği zaman hep birlikte olup bütün kurumlar olarak bunların görevden alınması için ne gerekiyorsa yapmamız gerekiyor. Kendi haline bıraktığımız zaman olmuyor.”

    “KURUMLARIMIZ BİRLİK BERABERLİK İÇERİSİNDE OLMALI”

    Zakir Süleyman Demir son olarak, “Dedelerimiz kendilerini yetiştirip biraz daha evrensel olarak bunlara eğilmeli. Yeri geldiğinde bu sohbetlerin, muhabbetlerin cemlerimizde olması gerekiyor. Sadece sembolik hizmetler yürütüp gitmek değil, güncel gelişmeler muhabbetlerimizde, cemlerimizde olmalı. Yol yürüten Aşık, Baba, Zakir, Ana hepsinin her konuda bilgi sahibi olması gerekiyor. Çünkü bunlar birbirini tamamlayan şeyler. O yüzden kurumlarımız özellikle birlik beraberlik içerisinde olup bunları deşifre etmeli” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Demir: Antalya’dan Aleviler olarak Alevi Kurultayı için 6 otobüsle geleceğiz-VİDEO

    Demir: Antalya’dan Aleviler olarak Alevi Kurultayı için 6 otobüsle geleceğiz-VİDEO

    PİRHA- -Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, 25 Aralık’ta İstanbul Yenikapı’da yapılacak kurultay için Antalya’da yapılan çalışmaları anlattı. Demir, “Alevi bileşenleri olarak  yöre dernekleri ile birlikte bir toplantı yaptık. İstanbul için 6 tane otobüs ayarlandı. Belki bunu artıracağız. Cumartesi akşamı çıkıp, pazar günü Yenikapı’da kurultayda olacağız” dedi. 

    Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, 25 Aralık Pazar günü İstanbul Yenikapı’da yapılacak olan Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin konuştu.

    Kurultaya ilişkin yaptıkları çalışmaları anlatan Demir, “İstanbul Yenikapı’daki kurultay için Antalya’daki çalışmalarımız sürüyor. Alevi bileşenleri olarak yöre dernekleri ile birlikte bir toplantı yaptık. Bu toplantıda derneklerimiz, kurumlarımız görev dağılımı alarak herkes gerekli mesajlarını üyelerine ve halka ulaştırmaya çalıştı. İstanbul için 6 tane otobüs ayarlandı. Şu anda 6 otobüs dolu, belki bunu artıracağız. Cumartesi akşamı çıkıp, pazar günü Yenikapı’da olacağız.

    “BİRLİKTE YAPTIĞIMIZ ETKİNLİKLER DAHA VERİMLİ OLUYOR”

    Demir şunları dile getirdi:

    “Çalışmalarımız bileşenler olarak yapıldığında daha verimli oluyor. Buradaki güzellik bütün illerimizde de uygulanırsa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Berktaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Aptal Musa Alevi Kültür Dernekleri diye tek tek değil de birleşenler olarak birlikte kararlaştırıp, birlikte yapılırsa etkinlikler daha verimli oluyor.

    Antalya’daki Alevi Bektaşi kurumları bileşenler olarak yöneticilerle bir araya geldik, bir karar aldık. Bu kararımız ilde yapılacak olan büyük etkinliklere hep beraber kararlaştırıp katılacağız. Örneğin alanlara dönük çalışmalarda da Maraş, Sivas, Çorum anma etkinliklerini hep birlikte düzenleyince hem daha güzel, daha dolu oluyor, hem de birlik ve beraberlik oluyor.

    Örneğin İstanbul kurultayı çalışması vb. gibi çalışmalarla ilgili hep birlikte karar alıyoruz. Bunun çok verimli olduğunu gördük, ayrı gayrı olmuyor. Bu verimli çalışmaları bütün illerde de arkadaşlarımızın uygulamasını temenni ederim.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Yol yürütücüsü Süleyman Demir: Torba yasa biz Aleviler açısından yok hükmündedir-VİDEO

    Yol yürütücüsü Süleyman Demir: Torba yasa biz Aleviler açısından yok hükmündedir-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin cemevlerine yönelik düzenlemesine tepki gösteren Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol yürütücüsü- zakir Süleyman Demir, “Yapılanlar, Alevileri asimile etme eyleminden başka bir şey değil. AKP kendi Alevi’sini yaratmak için önce cemevleri açacak, başlarına maaşlı, imam kılıklı dede atayacak. Bu yasayı uygulatmamak için ne gerekiyorsa yapılması gerekiyor” dedi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü zakir Süleyman Demir, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “YAPILANLAR, ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

    AKP’nin yürüttüğü çalışmalara tepki gösteren Demir, şunları söyledi:

    “Tarihsel açıdan baktığımızda biz Aleviler yüzyıllardır baskı ve zulüm görüyoruz. Dergahlarımıza Nakşibendi şeyhlerinin atanmasının en son örneği AKP’nin bu açılım adı altında getirdiği torba yasadır. Yapılanlar, Alevileri asimile etme eyleminden başka bir şey değil. Çünkü yüzyıllardır hiçbir zaman biat etmedik, şimdi de biat etmeyeceğiz. Alevilik vardır, Alevilik haktır. Bu yasa bizim için yok hükmündedir. Bizi asimile etmekten başka bir anlamı yoktur. AKP kendi Alevi’sini yaratmak için önce cemevleri açacak, başlarına maaşlı, imam kılıklı dede atayacak.

    Pir Sultan, “Gelin canlar bir olalım. Münkire kılıç çalalım. Mazlumun öcünü alalım. Tevekkeltü teâlallah” derken yani birlikte olmazsak, AKP kendine bağlanacak cemevleri ile paraya tamah eden dedeler, analar, babalar olursa ne yazık ki bizi asimile etmek için uğraşacaklar. Yıllardır Alevileri öldürerek bitiremediler. Dergahlara Nakşibendi şeyhleri atayarak imam projesi denediler ama başaramadılar. Şimdi ne yazık ki torba yasayla Kültür Bakanlığı’na bağlayarak bizi asimile etmek için uğraşacaklar.

    “YOLUMUZDAN DÖNMEYİZ”

    Demir, çıkarılan yasayı uygulatmamak için gerekli her türlü adımların atılması gerektiğini de belirtirken, “Alevilikte yol kavramı vardır. Biz yolumuzdan dönmeyiz. İkrarımız, görgümüz, sorgumuz, muhabbetimiz, sazımız, sözümüz, semahımız vardır. Eğer AKP’nin bu yasasına bağlanırsak yarın bir gün sazımızı, semahlarımızı kaldırırlar ve yol sekteye uğrar. Bu nedenle yolumuzun sekteye uğramaması için bu yasaya “eyvallah” demeyeceğiz. Pir Sultan’ın “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” dediği gibi yolumuzdan dönmeyeceğiz. Bu yasayı uygulatmamak için ne gerekiyorsa yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “HOCA MISIN DEDE MİSİN?”

    Kurulan başkanlığa itibar edecek kişilere de çağrıda bulunan Süleyman Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kurumlar, açılacak cemevleri, dedeler, analar, babalar, zakirler eğer gider oraya kayıt olur, bir maaşa tamah ederse onları düşkün saymak gerekiyor. Gidip oraya müracaat edecek dedelere de Emekçi’nin dörtlüğü ile cevap vereyim: “Açık ve dürüst olalım hoca mısın dede misin?/Ne olduğunu bilelim, hoca mısın dede misin?/ Sözlerin uymuyor öze, çok leke kondurdun bize./Cemi benzetirsin namaza, hoca mısın dede misin?/ Okuduğun el Fatiha, yakışmıyor bizim şaha/ kul oldun kayıp Allaha/ hoca mısın dede misin?/ Yerimiz tanrının yanı, insan ol kendini tanı/ Diyanetin borazanı, hoca mısın dede misin?/Emekçinin sözü budur, ister çıldır ister kudur/ senin bu yaptığın nedir, hoca mısın dede misin?”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Devletin veya sarayın dedesi olduğu zaman artık Alevi toplumunun dedesi değildir’-VİDEO

    ‘Devletin veya sarayın dedesi olduğu zaman artık Alevi toplumunun dedesi değildir’-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Seyit Ali Sultan Ocağı  Mensupları Muhabbet Cemi yürüttü. Cemde yapılan konuşmalarda, Alevilerin inancına ve değerlerine sahip çıkılması çağrısında bulunuldu. Cemde ayrıca dedelere maaş verilmesinin de kabul edilmeyeceği belirtilerek, “Devletin veya sarayın dedesi olduğu zaman artık toplumun dedesi değildir” denildi.

    Kızıldeli Seyit Ali Sultan Ocağı  Mensupları Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneğinde  Muhabbet Cemi yürüttü. Muhabbet Cemi, Hacı Bektaş Veli Ocağı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı ve Muhammet Sazcı tarafından yürütüldü.

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir cem meydanında bulunmanın anlam ve içeriğine ilişkin yaptığı konuşmasında, “Cem meydanına galipte bu meydanda özümüzü dara koyup bir mürşit huzurundan geçip eğer aklanıp paklanıyorsak, cennetimiz budur” dedi.

    “Aleviler hiçbir zaman Osmanlı’nın kadısına, müftüsüne gitmemiş, şikâyette bulunmamış” diyen Demir, “Jandarması yok, polisi yok, cezaevi yok, hâkimi yok, savcısı yok, hiçbir şey yok. Bir düşkünlük makamı var, bu düşkünlük makamında da kişi yoldan düşerse onunla konuşmamak, ilişki kurmamak; bir nevi cezalandırma var” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER BAKANLIĞA BAĞLANIRSA YA HINZIR PAŞA OLACAK YA DA PİR SULTAN GİBİ”

    Dedelere maaş verilmek istenmesine de tepki gösteren Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son dönemlerde Alevilerin Kültür Bakanlığına bağlı bir daireye bağlanmasına ilişkin çalışmalar var. Alevilerin inançlarını, ritüellerini tanımıyor. Aleviler yapsa yapsa kültürel faaliyet yapar şeklinde yaklaşım var.  Oradan bir alan açarak dedelere maaş verecek, elektriğimizi, suyumuzu verecek, kapımızın penceremizin boyasını yapacak hepsi bu onun dışında hiçbir şey yok. Ama oradan dedeye verdiği maaş ile buraya hutbe gönderecek perşembelikte “şunu okuyun, bu cemlerde bunu söyleyin” diyecek. Devletin dedesi veya sarayın dedesi olduğu zaman artık toplumun dedesi değildir. Aleviler Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir daireye bağlanırsa ya Hınzır Paşa olacak ya da Pir Sultan gibi özünden kopmayıp saraya karşı duracak.”

    Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı da, “Bizlerin eskiden olduğu gibi ocaklarımıza, rehberlerimize, pirlerimize, mürşitlerimize sahip çıkarak ocaklarımızda yürüttüğümüz geleneksel yol erkan hizmetlerini yürütebilmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    “Biz ne kadar Aleviyiz ne kadar Aleviliği biliyoruz?” diye soran Sazcı, şunları aktardı:

    “Bugün hepimiz imam Hüseyin’i, Şeyh Bedrettin’i, Börtlüce Mustafa’yı, Torlak Kemal’i, Abdal Musa’yı, Kızıldeli Seyit Ali Sultan’ı anıyoruz. Anmak güzel ama anlamaya çalıştık mı bir kere olsun. Bu insanların hiç işleri yok muydu? Yol erkan hizmeti yürütmüşler, kellelerinin gideceğini bile bile bu sisteme karşı mücadele etmişler, yolu, erkanı sürmüşler. Bizim ocağımızda da söylerler İmam Cafer buyruğunda da yazıyor” Rıza şehri mücadelesi” yani herkesin bir olduğu, birlikte üretip, birlikte tükettikleri mücadeleyi vermişler bu topraklarda.”

    12 hizmet tamamlandıktan sonra Yol Hizmetkarı Zakir Süleyman Demir ve Mustafa Sazcı’nın söylediği deyişler ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ve lokmaların pay edilmesi ile cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Antalya Alevi bileşenleri, Zakir Süleyman Demir için dayanışma etkinliği yaptı-VİDEO

    Antalya Alevi bileşenleri, Zakir Süleyman Demir için dayanışma etkinliği yaptı-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir için Antalya’da örgütlü bulunan Alevi bileşenleri, dayanışma etkinliği yaptı. Demir’in kalp rahatsızlığı nedeniyle kalp kapakçığının altına konması gereken destek cihazının  maliyet bedeli devlet tarafından karşılanmayınca etkinlik düzenlendi.  

    Kalp rahatsızlığı nedeniyle kalp kapakçık altına yerleştirilecek kalp destek cihazı maliyeti devlet tarafından karşılanmayan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir için Kalp kapakçık destek cihazı alınması için Antalya’da örgütlü bulunan Alevi bileşenleri, Antalya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi konferans salonunda dayanışma etkinliği gerçekleştirildi.

    Alevi kurumlarının 30 yıllık kültürel çalışmalarının yer aldığı slayt gösterisinin ardından HBVAKV Hacı Bektaş Veli Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Başkanı Nurettin Erdoğan, dayanışmaya katkı sunanları, emek verenleri selamlayarak başladığı konuşmasında Aleviliğe yıllarca hizmet etmiş olan Süleyman Demir’i yaşatacaklarını söyledi.

    Yeni bir döneme girildiğini aktaran Erdoğan, “Bu yeni dönemde tüm canların daha rahat ve huzur içeresinde yaşaması için bir sistem oluşturup ülkemizin huzur ve barışı sağlamaya çalışacağız. Dayanışma içinde yaşamak, birlik olmak demektir. Bugün de olduğu gibi birlik ve beraber içerisinde olacağız. Karşılıklı dayanışma olmazsa toplumlar var olamaz” dedi.

    Ardından Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkarı Dede Mehmet Turan çerağ uyandırarak, Süleyman Demir’in Hızır’ı olunması çağrısında bulundu.

    Ardından İlke Türkdoğan, İhsan Güvercin, Nilüfer Akbal, Dertli Divani ve Yasemin Göksu’nun seslendirdiği nefesler, deyişler ve şarkıların ardından cerağın sıralanmasıyla etkinlik sonlandırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Zakir Süleyman Demir için dayanışma konseri 17 Eylül’de

    Zakir Süleyman Demir için dayanışma konseri 17 Eylül’de

    PİRHA-Antalya Alevi Bileşenleri, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir için dayanışma konseri düzenledi. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir için gerçekleştirilecek olan dayanışma konserine Dertli Divani, Nilüfer Akbal, İhsan Güvercin ve İlke Türkdoğan katılacak. Konser, 17 Eylül Cumartesi günü saat 19.30’da AKM Aspendos Salonu’nda yapılacak.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • ABF yöneticilerinden, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’ne ziyaret -VİDEO

    ABF yöneticilerinden, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’ne ziyaret -VİDEO

    PİRHA- ABF Basın yayın ve Marmara Bölgesi Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’ni ziyaret etti. Deniz, “Bileşenlerimizi ziyaret ederek ve onlarla iletişim kurarak sorularını, önerilerini dinleyeceğiz. Uzun zamandır Alevi hareketi içerisindeki kurumlar ve çatı örgütleri arasında bir ayrılık, bir mesafe durumu var. Bunların giderilmesi lazım” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Basın yayın ve Marmara Bölgesi Sorumlusu, Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’ni ziyaret etti.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ne yapılan ziyarette, örgütsel sorunlar üzerine konuşuldu. Ardından Aydın Deniz, kısa bir konuşma yaptı.

    “İNANCIMIZIN ÖZÜNÜ KORUYARAK YARINLARA AKTARILMASI İÇİN ÇABALAMALIYIZ”

    “Bizler Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yeni yönetim kurulu olarak bölgede kendi kurumlarına bağlı tüm dernekleri ziyaret edeceğiz” diyen Deniz, şunları dile getirdi:

    “Bileşenlerimizi ziyaret ederek ve onlarla iletişim kurarak sorularını, önerilerini dinleyeceğiz. Uzun zamandır Alevi hareketi içerisindeki kurumlar ve çatı örgütleri arasında bir ayrılık, bir mesafe durumu var. Bunların giderilmesi, Alevi hak mücadelesinin daha iyi bir şekilde verilmesi, inançsal olarak inançlarımızın geleceğe daha iyi ve daha sağlıklı bir şekilde özünü koruyarak aktarılması için çatı örgütlerimize ciddi işler düşüyor.”

    “KADIN TEMSİLİYETİMİZ ÇOK AZ, EŞİT TEMSİLİYET OLMALI”

    Aydın Deniz’in konuşmasının ardından Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Gülçin Akça söz aldı.

    Akça yaptığı konuşmasında, “Alevi örgütlülüğündeki bir önceki döneme dair çok büyük kaygılarımız vardı. Federasyon örgütlülüğü sıkıntılı bir dönemden geçti. Bu yeni kan, yeni oluşan yönetim bize umut verdi. Ama kongrede söylediğimiz gibi kadın temsiliyeti çok az. Bundan sonraki süreçte kadın temsiliyetine daha çok ağırlık verilmesi, eşit temsiliyetin daha çok gündeme gelmesi bizim talebimizdir. Onun dışında inançsal anlamdaki çalışmalarda tekrar çatı örgütü olarak bir örgütlenme oluşturulmasını da istiyoruz” diye konuştu.

    “SORUNLARIMIZI PAYLAŞMAK, BİRLİKTE ÇÖZÜM ÜRETMEK ÇOK KIYMETLİ”

    Yol yürütücüsü Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şube Eşit Başkanı Süleyman Demir ise şunları ifade etti:

    “20 yıldır Abdal Musa Derneği’ne ilk defa böyle bir ziyaret gerçekleşiyor. Bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Şubelere gidilerek fikir alışverişleri yapılması çok önemli. Tabandan başlayan örgütlenme yukarıya doğru geldiğinde sorunların tartışılması, paylaşılması çok güzel olur. Yoldaki eksikliklerimizi görmüş oluruz. O anlamda kurum yöneticileri olarak milletin huzuruna çıkıyoruz ama yoldan haberimiz yoksa bir kıymetimiz kalmıyor. Dedelerimizin evrenselleşmesi, çağa göre kendilerini yetiştirmeleri önemli. Aşıklarımızın, zakirlerimizin eksikliklerini görerek orada ne yapılabilirliğinin paylaşılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı bizi ziyaret ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • “Her zaman birbirimize sahip çıkalım, birbirimizin Hızır’ı olalım”-VİDEO

    “Her zaman birbirimize sahip çıkalım, birbirimizin Hızır’ı olalım”-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Hızır cemi gerçekleştirildi. Cemde konuşan Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin, “Hepiniz birbirinize Hızır olun” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Hızır cemi gerçekleştirildi. Hızır cemini Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba ile zakirler Süleyman Demir ve Hayri Aslandoğan yürüttü.

    “ALEVİLİK, EZİLENLERİN YANINDA YER ALMAKTIR”

    Hızır’a değinen Hüseyin Gazi Metin şunları söyledi:

    “Alevilik nedir? Alevilik adına yazılan kitapları, Anadolu’da yaşayan uygarlıkları inceleyen, mantığının başlığına “Allah, eyvallah” diyen ve o mantığına uymayana da asla “Allah, eyvallah” demeyen; eline, beline, diline, aşkına, eşine, işine sahip olmayı bilen 73 millete bir nazarda bakan, emanete hıyanet etmeyen, devamlı ezilenlerin yanında yer alan ve kısaca Anadolu’da yaşayanlardır.”

    “KAPIMIZA GELENİ HIZIR BİLİRİZ”

    “Bugün de ‘Hızır’ dediğiniz zaman Anadolu’da, Dersim’de, her yerde bambaşka. Bazı kaynaklara göre bir çok toplumda Hızır var ama Anadolu’da ayrı bir ismi var. O isimlerden Hızır’ın yolu, Hızır’ın tarlası, Hızır’ın ağacı, Hızır’ın orucu gibi anlamları var. Hızır bazen bir pir, bazen bir mürşit bazen doğandan gelen ölümsüzlüğün şerbetini içmiş; ama şöyle bir şeyde var ki sadece insan donundan gelen biz de kapımıza gelen insanı Hızır biliriz. Onun için hiçbir zaman kapınıza gelen insanı kapıda koymayın, Hızır’ın görevi; her yerde yardım isteyenlere yardım etmek, kışta kıyamette kalanlara karşı hepiniz kendinizi Hızır düşünün. Çünkü Hızır, Hızır olanlara yardımda bulunmaz. Birbirinize yardım edin, birbirinize yardım ettiğiniz zaman ‘Hızır gibi yetiştin’ denir. Ben şahsen bunu yaşadım Adalet Bakanı Şevket Kazan döneminde beni işimden ettiler, kitaplarımı topladılar. O zaman da beni İngiltere’ye çağırmıştı bir canımız, oraya gittim. Çağıran arkadaşa dedim ki ‘Bana Hızır gibi yetiştin’. Onun için siz de her biriniz hazır olun. Hz. Ali’nin bir sözü var ‘Komşunuzun ihtiyacı olduğunu gördüğünüz zaman istemesini beklemeden ona yardım edin’. Hızır cümlemizin yoldaşı olsun.”

    “HIZIR CÜMLE CANLARIN YARDIMCISI OLSUN”

    Şehriban Mutluer ise şöyle konuştu:

    “Canların dertlerine, kederlerine, acılarına ortak olduğumuz; sevgiden, saygıdan, hoşgörüden yana olduğumuz, kinden ve kibirden uzak olduğumuz, kendimizi özgürce ifade edebildiğimizi, evrensel haklar içerisinde birbirimize dostça, kardeşçe yaşamak için cümle canların Hızır yardımcısı olsun. Cemimiz mübarek olsun ceme gelen canların ayaklarına turap olayım.”

    “BİRBİRİMİZİN HIZIRI OLMALIYIZ”

    Kenan Akbaba da şu ifadeleri kullandı:

    “Hızır, dil, ırk mezhep, cinsiyet ayrımı yapmadan bütün insanlığın yardımcısı ve yoldaşı olsun. Hızır ayında genellikle üç gün oruç tutarız. Bazı yerlerde beş gün oruç tutulur. Hızır’ın asla değişmeyecek bir tarihi vardır. Eski hesaba göre zemherinin çıkışı şu anki hesaba göre 12-13- 14 Şubat ama Türkiye genelinde görüyoruz ki Hızır’ı bile üç, dört parçaya böldüler. Kimisi 7-8-9 Şubatta kimisi 10-11-12 Şubatta yapıyor.  Yüzyıllardır yaşadığımız bir Hızır var o da 13-14 Şubat.

    Sadece Dersim bölgesinde taliplerini görgülerini yapıp Anadolu’yu dolaşırlardı. Türkiye genelinde tüm Alevi derneklerimizin de Avrupa’nın da böyle olması lazım.

    Hepimiz birbirimizin Hızır’ı olmalıyız buraya bir sürü öğrencilerimiz geliyor, dışardan gelen çocuklarımız var; yatacak yer bulamıyorlar. Gençlerimize sahip çıkarsak biz bu yolu aşmış oluruz. Gençlerimize sahip olamazsak, toplumumuza sahip olamayız. Çocuklar, gençler, kadınlar buralara gelecek. Kadın komisyonumuz çalışıyor. Daha çok katılım olması lazım. Biz ancak böyle ibadetlerimizi daha uzun saatlere yapabiliriz. Çoğaltacağız yoksa cemlerimiz 1 saatte 1,5 saatte bitirip gideceğiz. Ağaç yaş iken eğilir.”

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra zakir Süleyman Demir ve Hayri Aslandoğan’ın söylediği deyiş ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ile cem erkanı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kepez’de evde cem yapıldı; ‘Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur’-VİDEO

    Kepez’de evde cem yapıldı; ‘Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur’-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Aleviler, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği öncülüğünde Kepez ilçesinde bir evde cem oldu. Yapılan muhabbette, kalabalık salonlarda, rızalık alınmadan yapılan cem ibadetlerinin Yol inancına aykırı olduğu vurgusu yapıldı. Cemde, okullardaki din dersleri üzerinden çocuklara dayatılan asimilasyon da ele alındı.

    Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği, Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Ayanaoğlu Mahallesinde cem gerçekleştirdi.

    Semah eğitmeni Turgay Satılmış’ın evinde yapılan ceme Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça, Mehmet Gündoğdu, Zakirler Süleyman Demir, Hayri Aslandoğan ve canlar katıldı. Yapılan muhabbetlerde deyişlerin, nefeslerin anlam ve içeriği ile zorunlu din dersleri konuları tartışıldı.

    “TİYATRO GİBİ YAPILAN CEMLER CEM DEĞİL”

    Zakir ve yol yürütücüsü Süleyman Demir, muhabbete başlayan isim oldu. Demir, günümüzde yapılan kalabalık cem biçimlerini eleştirerek şunları söyledi:

    “Dede alışmış, dernek cemlerine hazırlanırken kravatını takıp geliyor. Bildiğimiz sözcükleri; ‘Hakk için ibadet yapıyoruz’ deniliyor. Alevilikte cennet-cehennem kaygısı yok. Alevi Bektaşilerde cennet-cehennem, huri, kılman için ibadet anlamında muhabbet yapılmaz. Burada yapılan muhabbetler, kısaca birbirimizle rızalaşacağız, sohbetlerimiz, gönül birliğimiz, rızalık olunca bir deyiş söyleyip açacağız. Görgü, sorgu olmayan Alevi cemlerinin sadece bir gösteri amaçlı tiyatro yapar gibi hizmetleri sadece  ‘Allah, Allah ah Hüseyin vah Hüseyin’ ağla git, bu cem değil. Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur. Cemevleri büyüdü, salonlara 500-1000 kişi geliyor, kimse kimseyi tanımıyor. Rızalık alacaksın. Nasıl alacaksın? Kimse kimseyi tanımıyor. Kimse kimseye vekil, kefil değil. O zaman cem olmuyor. 500 kişi 1000 kişi toplanıp öyle tiyatro gibi yapılan cemler cem değil. Ama bizler buradayız. Bir Balım Sultan muhabbetiyle yapılan sohbet ayrı bir şey.”

    “ALEVİLİK DİN DEĞİL FELSEFEDİR”

    Yol yürütücüsü Mehmet Gündoğdu ise ‘4 Kapı 40 makam’ ile ilgili bilgiler verdi. Gündoğdu, Alevi Yolunun bir din değil, felsefe olduğunu vurgulayarak “Bizim felsefemizde Dört Kapı 40 Makam’da 4 ana sır vardır. Hava, su, ateş ve topraktır. Biz burada bu hizmeti yaparken yeri süpürdük, temizledik, toprağı anlattık elimize su döktük, suyla arındık. Çerağ uyandırdık ateşi kutsadık, sazlarımızla havayı kutsadık. Bunlar bizim felsefemizin içinde olmazsa olmazları, aynı zamanda 4 kapının kurallarıdır” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUKLARIMIZI ÇOK CİDDİ BİR TEHLİKE BEKLİYOR, GÖZARDI EDİLEMEZ”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise okullardaki zorunlu din dersi uygulamalarına dikkat çekerek şunları söyledi:

    20. Eğitim Şura toplantısı oldu ve bu toplantıda 4-6 yaş arasındaki anaokuluna giden çocuklara din eğitimi verilmesi önerisi çıktı. Bunun arkasından Milli Eğitim Bakanlığı var. 4+4+4 uygulaması da aynı şekilde bu eğitim şurasının önerisi ile gündeme gelmişti, daha sonra yasallaştı. Ve önümüzdeki günlerde anaokuluna giden çocuklarımıza din eğitimi verilecek. Bununla ilgili bir çalışma başlatıldı. Alevi örgütleri, demokratik örgütler, bu arada imza kampanyası başlattı. Ama toplumun bu konuda çok uyanık olması lazım. Çünkü 4-6 yaşında anasınıfına giden bir çocuk, daha soyut kavramlara hazır değildir. Onlara somut objelerle hitap edebilirsiniz. O yaştaki çocuk daha evreni, çevresini, hayvanları, eşyayı tanımaya çalışırken çocukların aklına, ‘İşte sen şunu yaparsan cehenneme gideceksin. şunu söylersen cennete gideceksin’ gibi kavramlarla beyinleri kirlenecek.

    Bizim çocuklarımız, torunlarımız tehlikeye açıklar. Bu konuda çok duyarlı olmamız gerekiyor. Bu anlamda hareket halinde imza toplayan kurumlara destek vermemiz gerekiyor. Çocuklarımızı çok ciddi bir tehlike bekliyor. Biz, ‘okullarda din dersi kaldırılsın’ mücadelesini verirken, bunun üstüne üstlük anasınıfındaki çocukların hurafelerle beyinlerini kirletecekler. Bu eğitimi alan çocuklar artık biat kültürüne alışmış ve sorgulamayan çocuklar olacak. Bu çocuklar, ne gördülerse inanacaklar. Böyle bir kalıp içerisinde bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Çok çok büyük bir tehlike, bu göz ardı edilemez.”

    “ASİMİLASYONUN HIZINI GÖRÜYOR MUSUNUZ?” 

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ise köylere yapılan camiler ile sürdürülen asimilasyon politikalarına dikkat çekti. Demir, “Cami projeleri Alevi köylerine ilk Tunceli’nin dört köyünde muhtarla konuşarak yapıldı. İlk başlangıç noktası orası. Bir deneme yapıyorlar; ‘yol yapacağız, edeceğiz’ diye başlanıyor. Bütün Alevi köylerine camileri yaptılar ve birer hoca da atadılar. Köylüler, önce gülüp geçtiler. Tabi ‘bizi mi değiştirecekler?’ dediler ama köydeki camiler ve atanan hoca sonucu, şu anda bütün Alevi köylerinin yüzde 90’ı Hakk’a yürüme erkanını İslam’a göre yapıyor. Orada yetişen çocuklarımızı düşünün. Hocaya, camiye alıştılar. Onlardan gelecekler de Sünni İslam’ın yasalarına alışacak. Yetmedi ‘Arapça öğreteceğiz, Osmanlıca öğreteceğiz’ diye derslerde işlenen konulara Kur’an da eklenecektir. Asimilasyonun hızını görüyor musunuz?” diye sordu.

    İÇİMİZE GİRMİŞ OLAN BU ASİMİLASYONU SÖKÜP ATMAMIZ LAZIM”

    Muhabbette söz alan Yol yürütücüsü Mehmet Gündoğdu ise asimilasyonun Alevi toplumu içinden de yöneltildiğini ifade ederek “Özeleştiri yapmamız gerekiyor” dedi.
    Gündoğdu, “Biz içimizde Allah, Muhammet, Hasan, Hüseyin, Ali, 12 imamlar verip veriştiriyoruz. Bunlar İslam… Sorguladınız mı hiç? Bunlar ne zaman girdi bizim içimize? 1500 yıl sene önce girdi. Şah İsmail’in yoluyla, Balım Sultan yoluyla girdi. Ondan önce var mıydı? Yoktu. ‘Abdal Musa Cemi’ diyoruz. Abdal Musa cemini biz öldürdük, bitirdik. Abdal Musa Cemi öyle değil, Abdal Musa cemi bir sohbet bir muhabbet demektir. Ama biz bitirdik. Bizim bir kere içimize girmiş olan bu asimilasyonu içimizden söküp atmamız lazım. O da pek kolay olmuyor. Ama benim vicdanım rahat değil, çünkü kandırıldık. Adamlar çok güzel çalışıyorlar. 500 yıl önce içimize girmiş zaten onu da söküp atamıyoruz. Ne yapacağımızın cevabı herkesin kendi vicdanında…”

    “ÖRGÜTLERİMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”

    Yeniden söz alan Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise “Demokratik bir devletin aslında dini olmaz” dedi. Akça, Diyanetin varlığını eleştirdiği konuşmasında “Biz şimdi ‘din dersleri kaldırılsın’ derken ana sınıflarına da din dersi koyuyor. Çocuklarımızın geleceği kontrol altına alınmış oluyor. Buna şiddetle tepki vermemiz lazım. Buna tepki veren örgütlerimize sahip çıkmamız lazım. Çocuğa, hiç kimse din öğretmez, öğretmemesi lazım. Kişi ne zaman 18 yaşına geldi, kendi araştırır ve bulur. Eğer bir devlet dini öne sürüyorsa orada laiklik bitmiştir, orada cumhuriyet bitmiştir” şeklinde konuştu.

    Çerağların uyandırılmasıyla başlayan muhabbet ceminde 12 hizmetlerin ardından lokma gülbengi ile cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Hak aşıklarının nefesleri ile büyüyen bir aşık-ı sadık-VİDEO

    Hak aşıklarının nefesleri ile büyüyen bir aşık-ı sadık-VİDEO

    PİRHA- Küçük yaşlarda babası ile girdiği dem muhabbetlerinde duyduğu hak aşıklarının nefesleri ile büyüyen Süleyman Demir, hak aşıklığı geleneğini sürdürmeye çalışıyor. Yola dair bir çok hakikatın hak nefeslerinde sırlandığına vurgu yapan Demir, “Ulu ozanlarımızın söyledikleri aslında bize önder olacak nefeslerdir. Manayı bulmak, anlamlandırmak gerekiyor. Ama bizler bu nefesleri kalıba sokuyor, hakikati boğuyoruz” dedi. 

    Süleyman Demir’in babası geçirdiği çiçek hastalığı sonra gözlerini kaybeder. Ama yürekte varsa Hak sevgisi; gönül demden, muhabbetten uzak duramaz.

    “Sivas’tan, Dersim’den dedeler bizim oraya (Çorum) gelirlerdi. Babam o muhabbetlere gitmek için beni götürürdü. Gözü, kulağı olacaktık” diyen Demir, sabahlara kadar o muhabbetlerde hak nefesleri dinler.

    ‘Aşk bende öyle başladı’ diyen Demir, köyden şehre göç ile biriktirdiği parası ile kırık bir saz alır. İşte yola girme macerası başlamak üzeredir.

    Abdal Musa Derneği’nde hizmet vermeye başlayan Demir, ikrar vererek hizmetleri sonucu Hacı Bektaş Dergahı’ndan babalık görevi alır. Ayrıca zakirlik hizmetine de devam eder.

    Zakirliğin belli kalıplara sığdırıldığını söyleyen Demir, cemlerde sürekli aynı nefeslerin, deyişlerin söylendiğine dikkat çekiyor. Hakka yürüme erkanı da yürüten Demir, büyük şehirlere göç ile pir-talip ilişkisinin işlevsiz hale geldiğini ve bu hal ile Alevi toplumunun farklı inançların cenaze erkanlarına tabi olduğunu ifade ediyor. Hakka yürüme erkanlarında sıkıntılar yaşadıklarını sözlerine ekleyen Demir, “Kendi kardeşlerimiz, dostlarımız kültüründen uzaklaşarak bizi yaralıyorlar” diye vurguluyor.

    “MUHABBETLERDE BABAMIN GÖZLERİ OLDUM “

    Siz Çorum’da doğdunuz. O dönemki dem muhabbetlerinden bahsetmiştiniz. Cemlere girip, hak aşıklarını dinlemişsiniz. Doğal olarak o muhabbette en küçük olan sizdiniz. Nasıl bir ortamdı? Nasıl katıldınız ve sizi etkileyen özel bir şey var mıydı?

    Çorum’un Alaca ilçesine bağlı Kargım köyünde doğdum. Çocukluğa gidince biraz babamdan bahsetmek gerekiyor. Babam Aşık Veysel il aynı dönemde yaşayıp çiçek hastalığına yakalanıyor. İki gözünü kaybediyor. Siması Aşık Veysel ile aynıydı neredeyse. Ben görmedim ama babam kemane çalarmış. Bir kardeşini öldürüyorlar. Kahrediyor ve kemaneyi bırakıyor. Cemlerde aşıklık yapardı. Sivas’tan, Dersim’den dedeler bizim oraya gelirlerdi. Babam o muhabbetlere gitmek için beni götürürdü. Gözü, kulağı olacaktık. Muhabbetler sabaha kadar devam ederdi. Ben de oturur hiç konuşmazdım. Ama kulaktan doğmuşuz. Saz aşkı öyle başladı. Köyümüzde cemler  hiç eksik olmuyordu. Görgü cemleri yapılmıyordu, en büyük eksikliğimiz de o idi. Abdal Musa cemleri her sene yapılır.

    1980 yılında Antalya’ya geldik. İlyas diye bir arkadaşım ile biriktirdiğim harçlıkla saz aldık. Param saz satan ustanın en kötü sazına denk geliyordu. Kötü dedim ise benim için çok güzeldi. Kırık, çatlak bir saz ile sevinerek eve geldim. Haber harici 2 yıl haberlere bakmadım. Kendimi 2 yıl odaya kapattım ve öyle öğrendim. Daha sonra dernekler açıldı. Şehir toplumunda hizmetimiz ise kurumların gençliğe gidip yetişerek başladı. Daha sonra Abdal Musa Derneği’ni kurduk. Orada ikrar, görgü cemlerine başladık. İkrar ve görgü cemlerinin yapılmadığı yerlerde gördük ki yozlaşma başlıyor. Cemevlerimiz camiye dönüyor. Gönül birliği olması için ikrar görgülerinin yapılması gerekiyordu. Bunun eksikliğini gördük. Hacı Bektaş Dergahı’ndan bir dede istedik ve Divani Baba geldi. 35 kişiye yakın kişi ikrar verip yola girdik. Hizmetlerimiz devam etti ve kendimizi yetiştirdikten sonra babalık görevi verildi. Şimdi ise Abdal Musa Derneği’nin hem babalık görevini, hem Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın aşıklığını, zakirliğini yaparak devam ediyorum.

    “YOLUN TAŞIYICI OLMAK GEREKİYOR”

    Bizlerin bildiği zakir kaba anlamıyla 12 hizmetten birini yürüten oluyor. Ama burada belli kalıplara sıkışıp kalıyor. Birçok cemevi geziyoruz. Dikkatimizi çeken ise aynı nefesler, deyişlerin okunması. Hatta kurum veya cemevi zakirin önünde 3-5 deyiş koyup bunu oku diyor. Yani ezberciliğe kaçılıyor görüntüsü ortaya çıkıyor. Tekleştiriliyor deyim yerinde ise. O hak nefeslerine dair bir yoğunlaşma, onu anlamlandırma yok. Bu büyük bir eksiklik. Sizde zakirlik hissiyatı nasıldı? Bu durumu nasıl görüyorsunuz?

    Ben gençliğimde yetişip gelirken Pir Sultan’ı, Nesimi’yi, Hatayi’yi araştırıyordum. Ulu ozanlarımızın söyledikleri aslında bize önder olacak nefeslerdir. Aslında Pir Sultan’ın dili olmak istedik. Bu deyişler, hak kelamları bize geldi. Mesela çerağ gülbenklerinin hepsi aynı okunuyor. Ama bir çok çerağ gülbengi var. Bu kalıplaştırma yerine nefesleri okuyarak, manalarını açarak muhabbet edilmesi lazım. Birkaç nefes ile bunları sınırlandırırsak yola ihanet etmiş oluruz. Zakirlik sadece 12 hizmetten biri veya saz çalmak değil. Yolu, kültürü araştırarak taşıyıcı olmak gerekiyor.

    “DEDE VE ZAKİRLER KALIPLARDAN KURTULMALI”

    Çok fazla yazılı kaynaklarımızın olmadığı biliniyor. Var olanlar ise nefeslerde sırlanmış. Mesele bunu anlamlandırabilmek diye düşünüyorum. Konserlerde, etkinliklerde kuru kaba olarak okunup geçiliyor. Çok manasız kalıyor. Kendi elimizle kıymetsizleştiriyoruz belki de. Biraz da bu yaşanıyor.

    Ne diyor Edip Harabi:

    Daha Allah ile cihan yok iken
    Biz ani var edip ilan eyledik
    Hakk’a hiçbir layık mekân yok iken
    Hanemize aldık mihman eyledik

    Kendisinin ismi henüz yok idi
    İsmi şöyle dursun cismi yok idi
    Hiçbir kıyafeti resmi yok idi
    Şekil verip tıpkı insan eyledik

    Allah ile burda birleştik
    Nokta-i âmâya girdik birleştik
    Sirr-i Küntü kenzi orda söyleştik
    İsmi şerifini Rahman eyledik…

    Edip Harabi bu dizeleri yazıp getirmiş. İnsanın ne kadar değerli, kıymetli olduğu söylüyor. Zakirim diyen bunu araştırıp, bu ilmin yolunda gitmiyor ise bir manası yoktur. Hünkar Hacı Bektaş Veli ‘ara bul’ diyor. Neyi arayacaksın burada? Hakk’ı. Nerede arayacaksın? İşte bilinen o dörtlük sana yol gösteriyor.;

    Hararet nardadır, sacda değildir,
    Keramet baştadır, tac’da değildir
    Her ne arar isen kendinde ara,
    Kudüs’t,  Mekke’de, hac’da değildir

    İşte anlamlandırılan bu nefeslerin muhabbetine doyulmuyor. Ne güzel cem yaptık, ağladık diyoruz. İmam Hüseyin ağlama duvarı değildir. Onun bir duruşu ve mücadelesi var. Önemli olan onu almak. Ne yazık ki birçok dede veya zakir bu kalıp içerisinde. Arap Şiasının etkisinde kalarak bizleri aslında devletten daha çok asimile etme yönünde görüyorum. Dedeler, zakirler o kalıptan kurtularak bu nefeslere, o söylediğe sırlara doğru muhabbet edersek Anadolu Aleviliğinin ilmine çabuk gideriz.

    “HAKKA YÜRÜME ERKANLARINDA AĞITÇILARIMIZ VARDI”

    Siz hakka yürüme erkanlarını da yürütüyorsunuz. Büyük sıkıntıların yaşandığı bir konu. Bütün etkilenmeler ve müdahalelere rağmen bu toplumun bir hakka yürüme erkanı var. Gittiğimiz bir çok yerde sorun, sıkıntı ile karşılanıyor. Bir ömür Alevi olarak yaşayan kişi ömrünün son deminde farklı bir inancın ritüellerine göre defin ediliyor veya toprağa sırlanıyor. Bu girişim nasıl başladı? Sonrasında uygulamada sıkıntılar yaşandı mı? Belki de sorulması gereken en önemli şey, ‘Neden Hakka Yürüme Erkanı’?

    Her inanan kültürüne, inancına göre hakka yürüme erkanını yapar. 1960’lardan sonra köylerden şehirlere göç ettikten sonra çok şey yaşadık. Dede-talip ilişkisi köylerde kaldığı veya koptuğu için hakka yürüyen canlarımızı camiye götürdük. İmama teslim ettik. Bu yıllar boyu böyle devam etti. İş, aş vermeyecekler, diye Alevi kimliğimizi sakladık. Devletin her Alevi köyüne bir cami politikası vardı. Pilot bölge olarak Dersim’de 6 köy ile başladı. Bizlerin kabul etmesi ile bu camiler yapıldı, imam atandı. Bu imamlar köyleri asimile etmeye başladı. Cem hiçbir zaman eksik olmazdı köyümüzde. Şu ana kadar cemevimizin üzerine hoparlör taktılar. Hocalar kendi bildiği erkan ile cenaze kaldırmaya başladı. Dede gülbeng veriyor, hoca peşinden besmele ile başlıyor. Bu kültür köyümüze yerleşti. Böyle olunca da bizler var olan deyişler, nefeslerimiz ile hakka yürüme erkanı yürütmeye başladık.

    60-70 yıldır yoldan bir kopuş süreci var. Toplum cami kültürüne alıştırıldığı için bize, ‘Yeni icatlar mı çıkarıyorsunuz, kurandan ayrılıyorsunuz’ diye eleştiriler geliyor. Biz aynıydık ama sizler alıştırıldığınız için ters geliyor. Cemlerde nasıl kendi deyişlerimizi, gülbenglerimizi söylüyor isek kendi erkanlarımızı ağıtlar ile götürürdük. Ağıtçılarımız vardı. Yaşlı ninelerimiz hakka yürüyen canımızın başında ağıt söylerdi. Arapça veya kuran yoktu. Can cananına kavuştu derdik. Toplum Sünni İslam’ın cenaze erkanına alıştığı için biz yanlış yapıyoruz algısı yaratılıyor. Öz olarak fabrika ayarlarına dönmeye çalışıyoruz. Kim ne der ise desin bu erkanları yapma devam edeceğiz. ‘İlla dostun gülü yaralar beni’ diyor ya Pir Sultan Abdal; işte kendi kardeşlerimiz, dostlarımız kültüründen uzaklaşarak bizi yaralıyorlar.

    “ALEVİ KURUM YÖNETİCİLERİ BİLE ELEŞTİRİYOR”

    Dediğiniz gibi bu asimilasyon süreci hızla yayılmaya devam ediyor. Alevi toplumunu kendi öz değerleri ile buluşturmaya dair çaba sarf eden ve öncü olma rolü üstlenen Alevi kurumları bunun çok dışına çıkamıyor. Hakka yürüme erkanı yürütemiyor. Alevi kurumlarının burada payı nedir sizce?

    Elbette vardır. Alevi kurumlarına bakıyorsunuz herkes siyaset düşünüyor. İkrar verip, yıllık sorgu-görgü cemi yapılan kurumlarda, yöneticilerde bunun olmaması gerekiyor, olmamalı. Ama ne yazık ki bu 50-60 yıllık yozlaşma ile şehir hayatına geçişle birlikte yöneticiler kendini yetiştiremedi. Kendi yöneticilerimiz bile bazen eleştiriyor. Demek ki bu onun eksikliğinden kaynaklanıyor. Bunlara bizim sahip çıkmamız lazım. 5-6 yaşındaki çocuklar Arapça seslere alıştırılıyor. Bizim köyde “kurban bayramı namazı” diye bir şey nasıl girmiş ise başlamış. Ben küçük iken dede bayram namazı kıldırırdı ama onu da nasıl yapacaklarını bilmezlerdi. Sonra camiye hoca atanınca oda kendi bildiğini uygulamaya başladı. Bu süreç gelerek bu sefer bayram namazlarına gitmeye başladılar. Köylülerin artık birbirine sen neden gelmedin demeleri başladı. Bu asimilasyon kendini böyle gösteriyor.

    “ÖZÜMÜZE DÖNELİM”

    Son olarak Alevilere, Alevi kurumlarına bu belirttikleriniz üzerinden bir çağrınız var mı?

    Kendi Hak inancını başka inançlarda aramasınlar. Amaç kamil insan, toplum yetiştirmek. Yol belli. Bunu camide, havrada ve de başka bir inançta aramaya gerek yok. Kendi özümüze dönmemiz gerekiyor. Bu öz aşıkların gösterdiği nefeslerde gizlidir.

    Ersin ÖZGÜL / ANTALYA

     

  • Abdal Musa anma etkinlikleri devam ediyor-VİDEO

    Abdal Musa anma etkinlikleri devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa anma etkinlikleri ilk gününde konser ile başladı. 

    Her yıl geleneksel olarak Antalya’nın Elmalı İlçesi Tekkeli Köyü’de yapılan Abdal Musa anma etkinlikleri devam ediyor. Anma etkinlikleri kapsamında sabahın erken saatlerinde köylüler kurdukları hediyelik eşyadan, yiyecek ve içeceğe birçok stand açtı. Öte yandan Abdal Musa türbesini ziyaret eden yurttaşlar lokmalarını pay ederek ziyarete niyaz ettiler.

    Anma etkinliklerinin ilk gününde Tekkeli Köyü anfi tiyatroda gerçekleşen konserde ilk olarak Grup Yorum Antalya Halk Korusu okuduğu eserlerle büyük ilgi gördü. Daha sonra Özgün Doğan, Süleyman Demir nefesler seslendirdi. Etkinlik halaylarla sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA