Etiket: süryani

  • Mor Yakup Kilisesi rahibi tutuklandı

    Mor Yakup Kilisesi rahibi tutuklandı

    Mardin Nusaybin’de yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Mor Yakup Kilisesi rahibi Sefer Bileçen “örgüte yardım ve yataklık yapmak” iddiasıyla tutuklandı. HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik’e göre “Süryanilere korku salmayı amaçlamayan böylesi bir yaklaşım, geri dönen Süryanilere, geri dönmeyin mesajı vermek.”

    Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Eskihisar, Üçköy ve Üçyol’da, dün yapılan ev baskınlarında aralarında Mor Yakup Kilisesi rahibi Sefer (Aho) Bileçen, Üçköy muhtarı Joseph Yar ile yıllar sonra Türkiye’ye dönen Musa Taştekin isimli Süryani yurttaşların da olduğu 10 kişi gözaltına alınmıştı.

    Rahip Bileçen ve beraberindekilerin “örgüte yardım ve yataklık yapmak” iddiasıyla gözaltına alındığı öğrenilirken, Joseph Yar’ın Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürüldüğü bildirildi.

    Rahip Bileçen ile birlikte dört kişinin ifadeleri bugün tamamlandı.

    İfade işlemlerinin ardından Bileçen ve beraberindekilerin savcılığa sevk edildi.

    Savcılık ifadelerinin ardından rahip Bileçen “örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiası ile tutuklanma, Musa Taştekin, Haşo Dinç ve Mehmet Başak ise “adli kontrol” şartı ile serbest bırakılmaları talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

    RAHİP BİLEÇEN TUTUKLANDI

    Hakimlik, rahip Bileçen’in “örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla tutuklanmasına karar verirken, diğer üç kişi ise ‘adli kontrol’ şartı ile serbest bırakıldı.

    Savcılığın rahip Sefer Bileçen hakkında bir itirafçının ifadesini ve jandarma tarafından 2018 yılında “örgüt üyelerinin manastıra girdiği” iddiasının yer aldığı bir tutanağı delil olarak gösterdiği belirtildi.

    “BÖYLESİ YAKLAŞIMLARI SÜRYANİLERİ YILDIRMAYACAK”

    HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik, yaptığı yazılı açıklamayla gözaltılara tepki göstermişti.

    Baskınların yapıldığı yerleşim yerlerinin sadece Süryanilerin yaşadığı bölgedeki binlerce yıllık
    köyler olduğunu belirten Çelik, “Yıllarca boş kalmış, harabeye dönmüş olan bu köyler, ülkelerine geri dönen Süryanilerin bin bir emekle yeniden inşa ettiği, şimdilerde bölgenin en çok turist çeken
    köylerindendir” demişti.

    Çelik, gözaltına alınan Süryaniler ile ilgili de şu bilgiler paylaşmıştı:

    • Mor Yakup Kilisesi rahibi Sefer Bileçen, 24 saat kiliseyi bekleyen, adresi ve yaptığı işi belli olan bir din görevlisi.
    • Üçköy Muhtarı Joseph Yar, bölgenin en yoğun nüfuslu Süryani köyünün muhtarı.
    • Çiftçilik yapan Musa Taştekin, yıllarca Almanya’da yaşadıktan sonra ülkesine temelli dönen bir Süryani.

    Açıklamasında “Yaklaşık iki yıl önce açılmış soruşturma dosyasındaki, tek bir ifadeye dayanarak, herhangi bir delil olmaksızın yapılan bu baskınlar ve yangından mal kaçırır gibi gözaltına alınmalar
    hiçbir şekilde kabul edilemez” diyen Çelik, sözlerine şunları eklemişti:

    “Baskıcı bir mantığın ürünü olan ve Süryanilere korku salmayı amaçlamayan böylesi bir yaklaşım göstermek, geri dönen Süryanilere, geri dönmeyin mesajı vermektir. Unutulmamalıdır ki böylesi yaklaşımlar Süryanileri yıldırmayacak, ülkelerini sevmeye ve ülkelerine dönmeye devam edeceklerdir. Yapılan bu uygulamayı kınıyor ve yetkilileri bu yanlıştan acilen dönmeye davet ediyorum.”

    Mardin Süryani Birliği Başkanı ve Denge Denetleme Ağı Mardin İl Koordinatörü Yuhanna Aktaş’a göre de ev baskınları “tamamen Süryanileri sindirmeye, korkutmaya yönelik bir operasyon.”

    “Bir rahip, İstanbul gibi bir metropolü bırakmış, Bagok Dağı eteklerine gelip burada dünyadan arınmayı tercih etmiş bir kişinin gözaltı gerekçesi ne olabilir” diye soran Aktaş, “Süryani tarihinde bir rahibin gözaltına alındığı görülmemiştir. Papaz olmuştur ama rahip olmamıştır” demişti.

    Kaynak: MA

  • Avrupa Süryaniler Birliği ‘HDP’ye oy verin’ çağrısı yaptı

    Avrupa Süryaniler Birliği ‘HDP’ye oy verin’ çağrısı yaptı

    Avrupa Süryaniler Birliği, tüm Asuri, Süryani ve Keldanileri haklarını savunanlara destek olmak için HDP’ye oy vermeye çağırdı.

    Avrupa Süryaniler Birliği, Gütersloh Süryani Kilisesi’nde düzenlediği toplantıda Avrupa ülkelerinde yaşayan tüm Asuri, Süryani ve Keldanilere kendi haklarını savunanlara destek olma ve oylarını HDP için kullanma çağrısı yaptı.

    Türkiye’de 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimler için Almanya’da oy verme işlemi başlarken, seçim çalışmaları da devam ediyor.  Süryani Kilisesi tarafından seçimlere ilişkin bir toplantı düzenlendi.

    Evrensel’den Selçuk Kozan’ın haberine göre, Gütersloh Süryani Kilisesinde yapılan toplantıda Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye Sorumlusu ve Sabro Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olan ve seçimlere HDP Mardin Milletvekili Adayı olarak katılan Tuma Çelik de hazır bulundu.

    “SÜRYANİLERDE MÜCADELE EĞİLİMİ ARTIYOR”

    Çelik, yaptığı konuşmada, katliamlara uğrayan ve en çok acı çeken halklardan biri olan Süryani halkının, kendi içine kapanarak mücadeleden uzak durduğunu belirterek, “Fakat son yıllarda özellikle HDP içinde kendini ifade etmeye başlayan Süryanilerin artık diğer halklarla birlikte mücadele eğilimin güçlendiğini görüyoruz. Biz halklar arasındaki düşmanlıkları ortadan kaldıracağız ve farklılıkları bir araya getirip halkları barıştırarak birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

    24 Haziran’da yapılacak seçimlerin Türkiye ve Süryanilerin geleceği açısından belirleyici bir öneme sahip olduğunu söyleyen Çelik, Avrupa ülkelerinde yaşayan tüm Asuri, Süryani ve Keldanilere kendi haklarını savunanlara destek olmaları ve oylarını HDP için kullanmaları çağrısı yaptı.

    Avrupa’da yaklaşık 500 bin Süryani yaşıyor ve bunların yaklaşık 300 bini Türkiye kökenli. 200 bin civarında Süryani, hâlâ Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve bunların büyük bir bölümü de oy kullanma hakkına sahip.

  • BAF Başkanı İsrafil Erbil’den Afrin harekatına tepki -VİDEO

    BAF Başkanı İsrafil Erbil’den Afrin harekatına tepki -VİDEO

    PİRHA – Türkiye’nin Afrin’e yönelik düzenlediği askeri harekata tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, “Savaş dediğimiz şey iki organize ordunun karşı karşıya kalıp savaştığı bir meseledir. Ancak burada bir savaş değil doğrudan bir saldırı vardır. 

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil Türkiye’nin Afrin’e yönelik yaptığı askeri harekata ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Erbil, “Afrin’e yönelik yapılan saldırı ve işgal harekatı başladığı günden itibaren sokaklarda, meydanlarda söylediğimiz bir şey vardı. Kesinlikle bu savaş Türkiye halklarının ve Türkiye Devletinin savaşı değildir. Bu savaş Recep Tayip Erdoğan’ın kendisini iktidarda tutabilmek için 2019’a yaptığı bir yatırımdır. Afrin’e giden askerler daha çok paramiliter gruplardır. Bu nedenle bu ülkeyi başka bir ülke ile savaşa girmiş gibi göstererek vatan, millet, sakarya duygularıyla halkı sokağa çıkarmaya çalışıp, gerici, ırkçı kesimleri ise harekete geçirmeye çalıştı.

    “Bu savaş onların savaşı değil” diyen Erbil şöyle devam etti:

    “Mabata’da on binlerce Alevinin yaşadığını ve Alevilerin çok ciddi bir şekilde hedef olduğunu biliyoruz. Bölgede yaşayan Hristiyanlar, Kürtler, Ezidiler, Aleviler, Süryaniler her kim varsa hepsi sivil ve sivil toplumlara şu an bir saldırı var. Savaş dediğimiz şey iki organize ordunun karşı karşıya kalıp savaştığı bir meseledir. Ancak burada bir savaş değil doğrudan bir saldırı vardır.

    “AKP’NİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNÜ TEŞHİR ETMELİYİZ”

    15 Temmuzu bahane ederek askerin boğazını kesen zihniyetin şu anda askerle birlikte sözde savaşıyor olmasına dikkat çeken Erbil, “Bunun böyle olmadığını bütün dünyaya Britanya Parlamentosu Alevi Sekreteryası başta olmak üzere Avrupa’daki İnsan Hakları komiteleri, komisyonları ve sivil toplum örgütleriyle birlikte AKP ile Erdoğan’ın sanki vatanı savunan bir savaş yürütüyor gibi gösteren bu ikiyüzlülüğünü teşhir etmeliyiz” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

  • Ermeni, Suryani ve Ezidilerden Müftüye nikah kıyma yetkisine tepki-VİDEO

    Ermeni, Suryani ve Ezidilerden Müftüye nikah kıyma yetkisine tepki-VİDEO

    PİRHA- İl ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi verecek olan Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı’nın TBMM’ye sunulmasından sonra Türkiye’de yaşayan halklar ve inançlardan tepkiler yükseliyor. PİRHA’ya yapılan açıklamalarda, kilisede gün alabilmek için resmi nikahın şart olduğu vurgulandı. Müftülüklere nikah yetkisinin tek mezhep dayatması olduğunun da altı çizildi. 

    Haberin Videosu

    AKP hükümeti, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılan tasarıyı Meclis’e sundu. Tasarının kabulü halinde il ve ilçe müftüleri nikah kıyabilecek. Meclise sunulan tasarıya bir çok kesimden tepki geldi.

    Müftülüklere verilecek nikah kıyma yetkisine tepki gösteren Süryani Derneği’nden Edip Aslan, Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış ve  Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı PİRHA‘ya konuştu.

    “KİLİSELER DE RESMİ NİKAH OLMADAN DİNİ NİKAH KIYMIYOR”

    Süryani Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Edip Aslan, müftülük olayında kiliseleri kullandıklarını belirterek, “Halbuki kilise de resmi nikah yapılmadan dini nikah yapmıyor. Bu kadar basit. Bizi öne sürüyorlar kiliselerde de nikah yapılıyor, diye doğrudur nikah yapıyorlar ama resmi nikah olmayana hiçbir zaman nikah yapmıyoruz. Bu tamamen yalandır” dedi.

    “BUNLAR İSLAMCIDIR HER ŞEYİ BEKLERİM”

    AKP’nin politikalarını değerlendiren Aslan, “Bunlar İslamcıdır her şeyi beklerim yarın şeriatı da getirebilirler. 15 senedir nasılsa aynıdır. Bozuk saat bile günde 2 kere doğruyu gösterir bunlarda o da yok” diye konuştu.

    Devletin resmi nikahının olması gerektiğini belirten Edip Aslan, resmi nikah sonrasında ister Papaz’a gider ister dedeye gidebileceğini söyledi.

    Orta Doğuda ki ülkelerde de müftülerin nikah kıydıklarını vurgulayan Aslan, Ama Orta Doğu’da bir erkek 4 kadın getirebiliyor” dedi. Aslan, laik bir ülkede bunun olmayacağının altını çizdi ve karşı olduğunu belirtti.

    “KADINLAR UYANIK OLMALI, AYAĞA KALKMALI”

    Müftülüğe devredilen nikah meselesinin aslında bir erkeğin dört kadın alma konusunda bir kapı araladığını ifade eden Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış, bu tasarının meclisten geçmesi durumunda eşikten geçeceklerini ve özellikle kadınların uyanık olmaları, ayağa kalkmaları gerektiğini vurguladı.

    Azad Barış evliliği ise şöyle anlatıyor:

    “Evlilik insanlar arasında gönülden gönüle bir yoldur dolayısıyla tüm inançlarda bir kutsama var. Hristiyan, Ezidiler ve Alevilerde de var. Bunu düğün yaparsınız, Pir gelir aşklarının devamı için kutsar ve kalbinde dilek tutar. Ama medeni kanuna göre evlilik resmiyette olur. Bunlar tümüyle takiye yapıyorlar, kötüye kullanacaklar” dedi.

    “BU ORTAÇAĞ ANLAYIŞIDIR, ÇOK EŞLİLİĞİN ÖNÜNÜ AÇAR”

    Nikah kıyma yetkisinin müftülüklere verilmesine tamamen karşıyız diyen Azad Barış, bunun bir ortaçağ anlayışı olduğunu ifade diyerek şunları vurguladı:

    “Bu tamamen ortaçağ anlayışıdır. Çok eşliliğin önünü açan bir şeydir. Ve aslında onların bastırılmış olan fantezilerinin ortaya çıkışının dışa vurumudur. Eğer durduramazsak neredeyse herkes dört kadın alacak ve dinen caiz diyorlar zaten bunlar. Kadına mal muamelesi yapmaları bu devirde, hala bu ülkede, bunun tartışılmasının şaşkınlığını yaşıyorum” dedi.

    “KENDİ ÜLKESİNDE AZINLIKLARA NASIL BİR HAYAT YAŞATTIKLARINI BİLMİYOR”

    Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı ise “Bu konunun Hıristiyanlar üzerinden değerlendirilmesini ve bunun üzerinden kendilerine bir pay çıkarılmasını ve konunun hiç araştırılmamış olmasını, özellikle sayın Burhan Kuzu’nun açıklamasından sonra şaşkınlıkla izliyoruz” dedi. Biraz Hıristiyanların durumuyla ilgili attığı o tweet cümleleri değerlendirmek isterim. Burhan Kuzu attığı tweette, “Papaz da Haham da, Patrik de evlendirme işlemlerini yıllardır yaparken, onların laiklik ilkesine bir şey olmuyor, Müftü olunca oluyor. Öyle mi?” sözlerini değerlendirmek isterim diyen Mışçı şöyle konuştu:

    “Bir kere Papaz ve Patrikliğin Hıristiyanlıkla eş değer bir açıklama olduğunu bilmeyip kendi ülkesindeki azınlıklara nasıl bir hayat yaşadığını bilmeden attığı tweet aslında tam da iktidarın bu konuya biz Ermenilere afedersin, Hıristiyanlara bakış açısının bir anlamda göstergesiydi.”

    “KİLİSEDEN GÜN ALMAK İÇİN RESMİ NİKAH ŞART”

    Kiliseden dini gün alabilmek için öncelikle devlet nikahının gerekli olduğunu belirten Mışçı, “Papazların yaptığı düğün sadece dini bir ritüeldir. İsteyen bu nikahı yapmayabiliyor. Bir Ermeni Hıristiyan olmak zorunda olmadığı gibi” dedi.

    Müftülük böyle bir yetkiyi alırsa, hocalar alırsa, bu noktada papazlar bu yetkiyi alacaklar mı? Hanlar alacaklar mı? Bilindiği gibi Ermeni toplumu azınlık toplumu birçok memuriyetten muaf, asker olamıyoruz, polis olamıyoruz, çöpçü olamıyoruz, subay olamıyoruz. Bu durumda kilisede bir papazın böyle bir yetkisi olduktan sonra Diyanet işinde de bir yetkisi olacak mı? Diyanetten sorumlu şu an için böyle bir konum var olabilecek mi bunun dışında Alevilerin de diğer mezheplerin olduğu gibi dedeleri ve dini önderleri var bir dede memur olabilecek mi, düğün yapabilecek mi? Bunlar hiç konuşulmadan tek mezhep odaklı bakışın tam da göstergesidir. Ben bu anlamda böyle bir şeyi desteklemiyorum ve şiddetle karşı çıkıyorum. Bunu şu anlamda söylüyorum gerçekten içinin boş olduğunu anlatmak adına. Olmamasının şöyle bir anlamı var azınlık Ermeni toplumu dinsel bir toplum olarak görülüyor içerisinde ateist, deist ve budisti bile olabilir. Ezidilik mezhebini kabul edenlerin var olduğunu biliyoruz. Böyle bir durumda Ermenilerin sadece bir dinle mezheple olması kabul edilemez, bu karşı çıktığımız bir durum.

    Semra ACAR-İSTANBUL

  • Kapatılan Süryani Birliği Derneği’nin Başkanı: Korkarım bir KHK ile Müslüman yapılacağız

    Kapatılan Süryani Birliği Derneği’nin Başkanı: Korkarım bir KHK ile Müslüman yapılacağız

    Olağanüstü Hâl (OHAL) uygulaması kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameyle (KHK) kapatılan Mardin Süryani Birliği Derneği’nin Naşkanı Yuhanna Aktaş, ‘geleceklerinden endişeli olduğunu’ söyledi. Aktaş, Süryanilerin mülklerine el konulmasıyla ilgili açıklamasında “Korkarım bir KHK ile Müslüman yapılacağız” dedi.

    Gazete Duvar’da yer alan habere göre; “Mahkemeye başvuracağız ama Türkiye’de mahkemelerin durumunu biliyorsunuz” ifadesini kullanan Aktaş, “Bu arada o alanları kullanamayacak mısınız?” sorusuna ise “Malı gasp edilen bizlere karar kesinleşene kadar buraları kullanmanıza müsaade ettik dediler. İhsan etmişler” diye yanıt verdi. Yuhanna Aktaş, ‘geçmişte Avrupa’da yaşayan Süryanilerin bölgeye, ana vatanlarına dönmesi için yoğun çabalar sarf ettiğini, şimdi ise çocuklarını güvenlik ve eğitim için yurt dışına göndermek istediğini söyledi.

    “BU GASP KARARINA ÇOK ÜZGÜNÜZ”

    ‘Hiçbir zaman bu kadar karamsarlaşmamıştık’ diyen Aktaş, mülklere el konulmasıyla ilgili şunları söyledi:

    “Bu gasp kararına çok üzgünüz, 6000 yıldır buralarda yerleşmiş kadim bir medeniyetin insanlarıyız, bizim mallarımızı niye gasp ediyorlar ki? Biz Hristiyanlar için zaten din devleti kurmak gibi bir ideal yoktur ki, devleti güç edinme aracı, güç isteğini de zulüm olarak görürüz, evet Haçlılar işgal zihniyetiyle hareket ettiler ama biz onları eleştiriyoruz, şu anda İslam dünyasında yöneticiler nasıl ki güç isteğini kullandırıyorsa o gün de Haçlılar dini siyasi emelleri için kullanarak işgalleri gerçekleştirdi. Biz kültürümüzü, dinimizi yaşamak istiyoruz.”

    2 yıldır dini törenlerini yapamadıklarını da belirten Aktaş, ülkenin halini bir felaket olarak değerlendirerek, “Korkarım bir KHK ile Müslüman yapılacağız” dedi.