PİRHA- Tahir Elçi’nin katledilişinin 10. yılında Antalya’da yapılan açıklamada Elçi’nin ölümünün demokratik çözümün tasfiye edildiği bir dönemin sembolü olduğunu belirtilerek “Gerçek failler ortaya çıkarılmadıkça barışın imkanı yoktur” denildi.
Diyarbakır Barosu Başkanı ve insan hakları savunucusu Tahir Elçi’nin katledilişinin 10. yılında İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Antalya şubeleri ortak basın açıklaması yaptı. Basın metnini okuyan İHD Antalya Şubesi önceki dönem eş başkanı Av. Mahir Ünal, Tahir Elçi’nin hedef haline getirildiği dönemin Türkiye’de demokratik çözümün tasfiye edildiği bir sürece denk geldiğini vurguladı. Ünal, Elçi’nin katledilmesinin, “barışı, ortak yaşamı ve demokratik çözümü savunanların cezalandırıldığı bir dönemin sembolü” olduğunu belirtti. Açıklamada, çözüm sürecinin bitirilmesinin ardından hukuk devletinin askıya alındığı, Kürt halkının temsilcilerine operasyonların yapıldığı, kayyım rejiminin kurumsallaştığı ve toplumsal muhalefetin kriminalize edildiği ifade edildi.
Elçi’nin öldürülmesini aydınlatmaya yönelik adımların engellendiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Gerçek faillerin hesap vermediği, kamera kayıtlarının kaybolduğu, balistik raporların eksik bırakıldığı, tanıkların dinlenmediği bir süreç işletildi. Bu kararlar yalnızca bir sanığın beraati değil; barışı savunanlara verilen bir gözdağıdır. Cezasızlık devam ediyorsa, barış değil; çatışma siyaseti korunuyordur. Cezasızlık sürüyorsa, çözüm değil; çözümsüzlük tercih edilmiştir.”
Açıklamada, Elçi’nin demokratik, onurlu ve eşitlikçi bir çözüm ve savaşsız bir yaşam hayalinin bugün yeniden toplumsal gündemin merkezinde olduğu vurgulandı.
PİRHA-Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Mersin’de dört kurum, Elçi cinayetindeki cezasızlığa dikkat çekerek, “Barışın ve adaletin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.
Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin, 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’daki Dört Ayaklı Minare önünde katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Mersin’de, Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubeleri, adliye bahçesinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Kurumlar, Elçi cinayetindeki cezasızlık politikasının sürdüğünü vurgulayarak, “Barışın, adaletin ve hakikat arayışının takipçisi olmaya devam edeceğiz” mesajı verdi.
“DELİLLER KARARTILDI”
Basın metnini okuyan ÖHD Mersin Şube Eş Başkanı Melek Şaraldı, Elçi’nin katledilmesinin ardından yürütülen soruşturma sürecindeki eksikliklere dikkat çekerek, “Tahir Elçi’nin katledilmesinin ardından, başlatılan soruşturma süreci, tamamen bir cezasızlıkla sonuçlanmıştır. Olayın yaşandığı andan itibaren kameraların çoğu çalışmamış, şüpheliler hakkında dahi yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Bunun en net örneği, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun suikasttan bahsetmesine rağmen, soruşturma makamlarının hiçbir adım atmamış olmasıdır. Birçok önemli delil karartılmış, olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra bile soruşturma tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülmemiştir. Elçi’nin katledilmesinin ardından, birçok itiraz ve soruşturma talebi reddedilmiş, polislerin şüpheli olarak dahi soruşturulması ancak bazı uzman raporlarıyla mümkün olabilmiştir. Bu durum, devletin cezasızlık politikasını ne kadar güçlendirdiğini ve gerçek faillerin korunmasını açıkça göstermektedir” diye konuştu.
“Bundan 10 yıl önce kaybettiğimiz Tahir Elçi’nin mücadelesi bizler için asla son bulmayacak. Onun ‘çatışma istemiyoruz’ diyerek verdiği mücadeleyi ve cesaretini, her zaman hatırlayacağız. Hakikat ve barış adına verdiği bu büyük mücadele, bizlere ışık tutmaya devam edecek. Bizler, Tahir Elçi’nin ve onun gibi mücadele yolunda yaşamını yitiren tüm hak savunucularının izinden gitmeye devam edeceğiz. Elçi’nin en büyük arzusu olan onurlu bir barışı inşa etme mücadelesini, her zaman sürdürmeye kararlıyız.”
PİRHA- Tahir Elçi, 9 yıl önce katledildiği Diyarbakır Dört Ayaklı Minare önünde anıldı. Anmada, Elçi’nin faillerinin hala açığa çıkarılmamasına tepki gösterildi.
Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti. Elçi, katledilişinin 9’uncu yıl dönümünde anıldı. Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen avukatlar ve yurttaşlar, Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare önüne yürüyüş yaptı.
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, baro başkanları, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve çok sayıda kişi yürüyüşte yer aldı. Yürüyüşte, “Em te ji bîr nakin/Seni unutmayacağız” pankartı açıldı. Yürüyüş boyunca sık sık “Tahir Elçi ölümsüzdür” ve “Şehid namirin” sloganları atıldı.
Dört Ayaklı Minare önünde yapılan anmada, Ahmet Kaya’nın “Diyarbakır Türküsü” ile Tahir Elçi’nin katledilmeden önce yaptığı son konuşma dinletildi.
“TOPLUMUN ADALETE OLAN İNANCI ZEDELENDİ”
Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Tahir Elçi davasındaki hukuksuzluklara dikkat çekti. Keşif taleplerinin reddedildiğini anımsatan Güleç, yaşanan suikaste dair gerçeklerin egemenlerin karanlık dehlizlerinde tutulduğunu söyledi. Güleç, “Bakanların ‘failleri bulunacak’ söylemlerinin aldatmaca olduğu görülmüştür. Tahir Elçi suikastı karanlık bir dönemin başlangıcı olarak zemin hazırlanmış, o günden bugüne kadar hukukun üstünlüğü ciddi zarar görmüş, toplumun adalete inancı zedelenmiştir. Siyasi kriz o günden bugüne derinleşmiştir” dedi.
Tahir Elçi’nin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için çaba gösterdiğine dikkati çeken Güleç, “Bu noktada söz kuran, düşüncelerini özgürce ifade eden Tahir başkanımızın bu tutumunu sahipleniyoruz. Tahir Elçi suikastının aydınlatılması için bütün gücümüzle mücadele etme kararlılığımız yineliyoruz. Ölümsüz başkanımızı saygı ve minnetle anıyoruz” diye konuştu.
Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Zulme uğrayanlar, başkaları için de huzur isteyenler, hukukun gücüne inananlar, kardeşçe ülke hayal edenler, yaşam ve adalet hakkımızın talebi için mücadele eden bizler buradayız. Hukuku yok sayanlara, kardeşi kardeşe kırdırtanlara, şehirlerimizi savaş meydanına çevirenlere, yaşam hakkının kutsal olduğunu ve hukuka inandığımızı, kardeşçe bir ülke tahayyülümüzün olduğunu anlatmak için yine bu sokaktayız. Toplumu kandırma niyetiyle türlü türlü hileye, kandırmacaya teveccüh etmeden, insanın yaşam hakkının kutsallığını anlatmak için kardeşçe geldik. Barışa inananlar olarak geldik. Her yıl biraz daha inanarak geleceğiz. Kürt, Türk, Laz ve Çerkes geleceğiz. Rengimiz, dilimiz mezhebimiz bir birimizden farklı olsa da insan olduğumuz için geldik, gelmeye devam edeceğiz. İnsan ve yurttaş olmaktan, haklarımızın var olduğunu, bu memleket hepimizin demek için geldik, gelmeye devam edeceğiz. Kimlerin hatıralarımızda, zulüm tahtında oturduğunu anlatmak için geleceğiz. Bu dünyadan hiç kimsenin vebalini boynumuza yüklemeden geleceğiz. Değil 9 yıl, yıllar geçse de derdimizi bu sokakta, bu topraklar için dilinden barış dökülürken düşene anlatmak için geleceğiz. Mazlumun yanında durarak, zalimlerin zulmünün karşısında durmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
SAĞKAN’DAN CEZASIZLIĞA TEPKİ
TBB Başkanı Erinç Sağkan da “9 yıldır bizden ne olduğunu bilmemiz esirgendi. Bu esirgeme, yargı kılıfı ardına saklandı. 9 yıldır anmaya değil, bu mücadeleyi devam ettirmek için toplanıyoruz. Tahir Elçi’nin bugüne kadar verdiği mücadeleden bahsediyoruz, cezasızlığa karşı verdiği mücadeleden bahsediyoruz. Burada Dört Ayaklı Minare önünde verdiği kültürel değerlere karşı mücadeleden bahsedeceğiz. Onun eşini, çocuklarını düşünün, bunların bilme hakkı yok mu? 10 yıldır çocuklarından, eşinden Tahir Elçi’nin nasıl kaybettirildiğini bilmesini esirgiyoruz. Duyduğum mahcubiyet bundandır” dedi. Sağkan, “Söz veriyorum; belki 19 yıl, belki 29 yıl sonra, belki 99 yıl sonra bu sokak binlerce avukatla dolacak. Onlar ne olacağını bilerek, Tahir Elçi’yi anmak için gelecek” diye belirtti.
Anmada Dört Ayaklı Minare önüne karanfiller bırakıldı.
PİRHA- Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi Mersin’de anıldı. Anmada konuşan ÖHD Şube Eş Başkanı avukat İbrahim Kaya, Elçi’nin katillerinin cezasızlıkla ödüllendirildiğini ifade ederek, “Kürt kimliği nedeni ile hedef gösterilen Tahir Elçi’yi, ödün vermeden yürüttüğü insan hakları, adalet ve onurlu avukat mücadelesi ile sevgi ve saygıyla anıyor; kendisinin ve kendisi gibi mücadelede yitirdiğimiz diğer meslektaşlarımızın mücadelelerini sürdürmek konusunda söz veriyoruz” dedi.
Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti. Elçi, bugün katledildiği yerin yanı sıra bir çok kentte yapılan açıklamalar ile anıldı.
Mersin’de de Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Mersin Şubesi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Mersin Adliyesi önünde Tahir Elçi’yi andı.
Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir, avukat Tahir Elçi’nin barış mücadelesi veren bir isim olduğunu vurgulayarak, “Davasında beraat kararı çıktı. Bu cezasızlık politikasını reddediyor, failleri bir an önce açığa çıkarılıp, adalet sağlanmalıdır” ifadelerine yer verdi.
“ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”
Kurumlar adına açıklamayı ÖHD Mersin Şube Eş Başkanı avukat İbrahim Kaya okudu.
Tahir Elçi’nin bütün ömrünü insan hakları ve barış mücadelesine vakfettiğini, Diyarbakır Barosu başkanıyken açıkça hedef gösterilerek teammüden hazırlanan bir cinayette yitirdiklerini belirten Kaya, “Avukatlık pratiği süresince, cezasızlık politikalarının sonlanması için verdiği mücadeleyle de bildiğimiz Av. Tahir Elçi’nin katledilmesinin ardından ne yazık ki etkin bir soruşturma yürütülmedi” dedi.
“FAİLLER CEZASIZLIKLA ÖDÜLLENDİRİLMİŞTİR”
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “suikast” tanımlamasına rağmen kendisinin dinlenmesinden vazgeçildiğine dikkat çeken Kaya, “Tüm bunlar dosyada etkili soruşturma yapılmadığı gibi delillerin de karartıldığını açıkça gözler önüne sermektedir. Sonuç olarak 12 Haziran 2024 tarihinde verilen karar ile yargılama cezasızlık politikasıyla sonuçlanmış, gerçek sorumlular ortaya çıkarılmamış ve tüm polisler hakkında beraat kararı verilerek failler cezasızlıkla ödüllendirilmiştir” diye belirtti.
“TAHİR ELÇİ’Yİ UNUTMAYACAĞIZ”
Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son sözleri “çatışma, operasyon istemiyoruz“ olan Av. Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden geçen dokuz yıl içerisinde, meslektaşımızın bugün aramızda olmayışının siyasal sorumluları; savaş politikasında ısrar edip hukuku ve tüm yargı mekanizmalarını tekçi yönetim anlayışının bir enstrümanı olarak dizayn etmiş, avukatlara ve avukatlık mesleğine dönük siyasal ve ekonomik tüm ideolojik saldırılarını hayata geçirmiştir.
Avukatlar olarak hakkımızda açılan sayısız davalarla, müdafii kısıtlılığı, gözaltı ve tutuklama politikalarıyla karşı karşıya kaldık. Pek çok arkadaşımız mesleğini icra edemez hale gelirken, pek çok arkadaşımız da objektif delillerden yoksun bir şekilde aylarca tutuklu kalmış ve hatta haklarında onlarca yılı bulan hapis cezalarına hükmedilmiştir.
Bizler, temel hak ve özgürlüklere dönük her türlü sınırlamanın karşısında olan, demokratik bir hukuk devletinin kriterlerinin yerine getirilmesi için mücadele yürüten, savaşı değil barışı esas alan hukukçular olarak ne şahsımıza, ne de adalet mücadelesi yürütürken temsil ettiğimiz toplumsal kesimlere dönük saldırılar karşısında sessiz kalacağız. Zira bizler başta Tahir Elçi olmak üzere, katledilen tüm meslektaşlarımızın onurlu yaşamlarını ve mücadelelerini miras olarak kabul etmiş ve bu yolda yürümeye karar vermiş avukatlarız.
Kürt kimliği nedeni ile hedef gösterilen Tahir Elçi’yi, ödün vermeden yürüttüğü insan hakları, adalet ve onurlu avukat mücadelesi ile sevgi ve saygıyla anıyor; kendisinin ve kendisi gibi mücadelede yitirdiğimiz diğer meslektaşlarımızın mücadelelerini sürdürmek konusunda söz veriyoruz.”
PİRHA-Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetinden yargılanan sanık polisler hakkında verilen beraat kararının gerekçeli kararı açıklandı. Beraatlar “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine dayandırıldı.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin “bilinçli taksirle ölümüne neden olma” suçundan yargılanan polisler Fuat Tan, Mesut Sevgi ve Sinan Tabur’un beraat kararının gerekçesi açıklandı.
Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında, sanıkların yargılama boyunca Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılmasının “yargılamanın yüz yüzelik ilkesine uygun olduğu” savunuldu. Elçi ailesi avukatlarının sanıklara doğrudan soru sorma haklarının teknik olarak sağlandığı ve doğrudanlık ilkesi sağlandığı ileri sürülen kararda, sanıkların duruşmada salonunda hazır edilmesi yönündeki taleplerin bu nedenle reddedildiği ifade edildi.
Duruşmada dinlenen tanıkların, Elçi’nin vurulma anını ve kim tarafından vurulduğuna dair bir tanıklıklarının bulunmadığını söylediği belirtildi. Ancak tanık Deniz Ataş’ın savcı baskısı ve işkence altında ifade verdiğine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadı.
“ÖLÜM ANINA DAİR GÖRÜNTÜ TESPİT EDİLEMEDİ”
Kararın devamında, Elçi’nin hayatını kaybettiği olay yerine bakan Mardin Kebapevine ait 4 Nolu güvenlik kamarasına ait görüntülerin tekrar incelendiği anımsatıldı. İş yerine ait kayıt cihazı üzerinde inceleme yapan TÜBİTAK’ın, cinayet anını gören bir kayda rastlanılmadığın dair rapor hazırladığı belirtildi. Cihazda bulanan görüntü kayıtlarının ise 2010 tarihli olduğu aktarıldı. Kararda, olaya dair açık kaynak, basın ve polislerce kayıt altına alınan görüntüler üzerinde yapılan incelemede, “Tahir Elçi’nin ölüm anına dair herhangi bir görüntünün tespit edilemediği görülmüştür” denildi.
Kararda, hazırlanan bilirkişi raporları ve keşif tutanaklarında, Elçi’nin hayatını kaybettiği yerin çatışmalar nedeniyle zarar gördüğü, olay yeri özelliğini büyük ölçüde kaybettiği, bu nedenle, olay yerinde tekrar keşif yapılması yönündeki taleplerinin dosyaya bir yenilik katmayacağı gerekçesiyle reddedildiği belirtildi.
TAKİPTEKİ İSTİHBARATÇILARIN DİNLENMESİ TALEBİ
Olaydan sonra CİMER’e üzerinden gönderilen ihbar mektubunda ismi geçen ve olay günü PKK üyeleri Mahsum Gürkan ve Uğur Yakışır’ı takip eden S.K. Y.K. B.H. ve H.A. isimli istihbaratçı polislerin mahkemede tanık olarak dinlenilmesi yönündeki taleplerin, bu kişilerin olaya ilişkin bilgi ve görgülerinin bulunmaması nedeniyle reddedildiği ifade edildi. Kararda, Uğur Yakışır ve Mahsum Gürkan’ın telefonlarının istihbari dinleme kayıtlarının istenmesi yönündeki talebinin ise dosyanın esasına etki etmeyeceği gerekçesiyle reddedildiği belirtildi. Elçi cinayetine ilişkin ihbarda bulunan Ahmet Soylu ve Aynur Güzel’in tanık olarak dinlenmesi taleplerinin bu kişilerin can güvenliğinin olmaması ve olaya ilişkin doğrudan bilgilerinin olmaması nedeniyle reddedildiği aktarıldı.
Kararda, olay yerini gören deliller üzerinde “manipülasyon” bulunmadığı yönündeki TÜBİTAK raporu içeriğindeki tespitler dikkate alındığında, Elçi cinayeti için “Siyasi suikast” diyen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenilmesinin dosyaya bir yenilik katmayacağı gerekçesiyle tanık olarak dinlenilmesinden vazgeçildiğine dair karar verildiği belirtildi.
Kararın devamında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2014/13-676 esas, 2016/262 karar sayılı kararında yer alan şu değerlendirmeye atıfta bulunuldu: “…şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir…”
Kararın devamında mahkeme şu değerlendirme ve iddialarda bulundu: Dosya kül halinde incelendiğinde; sanıkların tüm aşamalarda ısrarlı bir şekilde inkara dayalı savunmaları, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 20/06/2016 tarihli raporunun içeriği dikkate alındığında maktulün vücuduna isabet eden ve ölümüne sebebiyet veren tek merminin vücudu terk ettiği olay sonrası yapılan inceleme ve keşiflerde mermi çekirdeğine ulaşılamadığı, dolayısıyla polis memuru olan sanıklar Fuat Tan, Mesut Sevgi ve Sinan Tabur’un adli emanette bulunan olay esnasında kullandıkları silahları ile balistik eşleştirme imkanının bulunmaması, gerek keşif sonrası tanzim olunan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adli Tıp ve Balistik İnceleme Uzmanlarına hazırlattırılan 19/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda maktül Tahir Elçi’nin ölümüne neden olan atışın hangi silahtan, hangi açıyla, kişinin hangi vücut pozisyonu ile nasıl gerçekleştiğinin tıbben ve fiziken bilinemeyeceği, olay anında çekilmiş görüntülerde şahısların ateş ettikleri istikamet ve açılardan meydana gelebileceği gibi başka istikametler ve açılardan da meydana gelebileceği, bunlar arasında ayrım yapılamayacağı yönündeki tespitler ve gerek ölüme neden olan atışın yönünün tespitinin tıbben bilinmesinin mümkün olmadığı yönündeki Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 20/06/2016 tarihli rapor içeriği ve maktulün vurulma anına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir kamera görüntüsü, tanık beyanı vs. somut delilin bulunmayışı göz önüne alındığında maktulün ölümüne sebebiyet veren ölümcül atışın kim tarafından gerçekleştirildiği hususunda tereddüttün hasıl olduğu.
“HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK KANAAT ELDE EDİLEMEDİ”
Bir an için Maktül Tahir Elçi’nin avukatları tarafından İngiltere ülkesi Londra Üniversitesinde faaliyet gösteren Forensic Architecture Goldsmiths isimli enstitüden aldırılan olay yerinde bulunan şüpheli üç polis memurunun Tahir Elçi’ye yönelik doğrudan ateş hatlarının mevcut olduğu, polis memurlarından ‘A’ ile kodlananın olay tarihinde Uğur Yakışır tarafından karnından yaralanan Sinan Tabur olduğu, ‘C’ ile kodlananın Mesut Sevgi polis memuru olduğu, ‘D’ ile kodlananın ise Fuat Tan polis memuru olduğu, ‘C’ olarak kodlandırılanın Tahir Elçi’ye yönelik açık ve engelsiz bir ateş hattı ile silahını ateşlediği, olay yerindeki polis memurlarından hangisinin kesin olarak Tahir Elçi’nin ölümünden sorumlu olduğunun tespiti mümkün olmamakla birlikte kuvvetli suç şüphesi altında olan polis memurlarının saptandığı yönündeki bilimsel mütalaaya hukuki önem atfında dahi yine sanıkların suç şüphesi altında olduğu iş bu vaziyetin tek başına sanıkların mahkumiyeti için yeterli olmadığı nitekim taksirli suçlara iştirakin hukuken mümkün olmadığı hususunun yüksek yargı kararlarıyla artık kesin hüküm haline gelmiş bir husus olduğu anlaşılmakla sanıkların üzerine atılı bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmaları istemi ile mahkememizde kamu davası açılmış ise de maktul Tahir Elçi’nin ölümüne sebebiyet veren atışın kimin silahından atıldığının tespit olunamadığı anlaşıldığından sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kanaat elde edilemediğinden sanıkların beraatlerine karar verilmiştir.”
PİRHA- Hukukçular, 14 Haziran Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü dolayısıyla Ankara’da açıklama yaptı. Açıklamada, “İçine ‘terör’ iddiası iliştirilmiş iddianame niteliğinde dahi olmayan kağıtlarla binlerce kişi yargılanıyor. ‘Terör’ kelimesi zikredildiği anda adil yargılanma hakkı rafa kaldırılıyor” denildi.
Ankara’da pek çok hukuk örgütü, adliye binası önünde açıklama gerçekleştirdi. Açıklamada, “Adil yargılanmak haktır. Ebru Timtik ölümsüzdür” pankartı yer aldı. Açıklamayı kurumlar adına Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Nergiz Görnaz okudu.
“AYM KARARLARI UYGULANMIYOR”
Görnaz, Türkiye’de artık hukukun işlemediğini vurgulayarak, “İçine ‘terör’ iddiası iliştirilmiş iddianame niteliğinde dahi olmayan kağıtlarla binlerce kişi yargılanıyor. ‘Terör’ kelimesi zikredildiği anda adil yargılanma hakkı rafa kaldırılıyor. Cumhurbaşkanına hakaret tutuklamayla, kadına yönelik şiddet cezasızlıkla sonuçlanıyor. Rüşvet veren serbestçe geziyor, slogan atan tutuklanıyor. Emniyet ve yargı örgütlenmeleri, AKP’nin günlük ihtiyaçlarına göre sürekli yeniden düzenleniyor. AYM kararları uygulanmıyor, AYM üyeleri hedef gösteriliyor” diye belirtti.
TBB VE BAROLARA ÇAĞRI
Tahir Elçi’nin katledilmesine ilişkin yargılanan polislere verilen beraat kararlarına tepki gösteren Nergiz Görnaz, “Sanık polisler hakkında verilen beraat kararı Kürt halkının, demokratik kamuoyunun nezdinde yok hükmündedir. Adil Yargılanma Hakkı Günü tüm bu nedenlerle ülkemizde daha yüksek sesle dile getirilmesi gereken bir gündür. Bu günü Türkiye Barolar Birliği ve barolar da yüksek sesle dile getirmeli, tamamen hukuksuz bir yargılamayla hapsedilmiş, katledilmiş Ebru’nun adil yargılanma mücadelesini sürdürmelidir. Bugün Ebru Timtik, adil yargılanma hakkı mücadelesinde yaşamaktadır” diye kaydetti.
Açıklama, “Ebru Timtik ölümsüzdür” sloganıyla son buldu.
PİRHA- Tahir Elçi cinayeti davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölümüne dair açılan davanın 11’inci duruşması, Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yapılan savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi hakkında beraat kararı verdi.
Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, çok sayıda baro başkanı, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan ile çok sayıda isim duruşmayı izledi.
Savcının mütalaasında beraat istediği sanık polisler, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.
İddia makamı, celse arasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki görüşünü tekrar etti. Savcı, Tahir Elçi’nin nereden geldiği belli olmayan bir kurşun nedeniyle hayatını kaybettiğini ileri sürerek, suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığını belirtti. Savcı, söz konusu gerekçelerle sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.
“13 SANİYELİK GÖRÜNTÜ KAYIP”
Tahir Elçi’nin kardeşi Mehmet Elçi, “Tahir Elçi, ‘burada çatışma ve savaş istemiyorum’ dedikten 5 dakika sonra çatışma çıktı” dedi. Elçi, “Onun vurulduğu anı çeken kamerada 13 saniyelik görüntü kayıp. Bu görüntüleri istemediler. Savcılar, birkaç tanığa tehdit ve şantajda bulunarak, Elçi’nin aleyhine ifade vermeye zorladılar. Mahkeme heyeti olarak olayı çözmemek için elinizden geleni yaptınız. İlk duruşmada Türkan Elçi’yi duruşmadan çıkarmakla tehdit ettiniz. Beraat kararı istiyorsunuz, bu doğru bir karar olmaz” diye konuştu.
EREN: HEPİMİZ CİNAYETİN TANIĞIYIZ
Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren de 4 yıl yargılamanın başlatılmasını beklediklerine işaret ederek, “Yargılama başladıktan sonra olayın aydınlatılması için birçok talebimiz oldu. Hepsini reddettiniz. Tahir Elçi dosyası neden bu kadar önemli? Çünkü cinayetin kendisi bize çok şey ifade ediyordu. Korkunç bir cinayetti. Onlarca kameranın önünde güpegündüz bir baro başkanı katledildi. Korkunçtu. Hepimiz bu cinayetin tanığıydık. Herkes bu cinayeti kimin işlediğini biliyor. Ama bunu saklayan güçler var” şeklinde konuştu.
Eren, “Cinayetin işlendiği dönemin başbakanı ‘Bu olayın üstünün örtülmesi gibi bir durum söz konusu değil’ dedi. Bir başbakan bu durumu neden açıklamak ister. Çünkü bu ülkede böyle şeyler var. Tahir Elçi’ye karşı başlayan linç kampanyasına yargı da dahil oldu. Bizler bu dosyaya ilişkin talepte bulunan avukatlar olarak niyetimizi duruşma salonunda ifade ediyoruz; Bu dava siyasi bir suikasttır. Siyasi suikast tanımlamasını yapan ben değilim. Bu ülkenin başbakanı söyledi. O dönem başbakan gelip bu katliamın siyasi suikast davası olduğunu söyledi. Bu tanımlamayı yapan başbakanı dinleme talebini reddettiniz. Olay yeri keşif kararından vazgeçtiniz. Biz bu mahkemeden adil bir karar çıkabileceğine inanmıyoruz. Adli bir vakada olması gereken hiçbir işlem bu davada yapılmadı” ifadelerini kullandı.
MÜTALAAYA TEPKİ
“Bu yargılamanın sonunda sizin adalet terazinizi göreceğiz” diyen Eren, “Ceza davasında olan usul yargılamasının bu davada olmadığını söylemek istiyorum. Bu mütalaa Tahir Elçi dosyasına sunulacak bir mütalaa değil. 3 polisin yargılanması meselesi de değildir. Bütün talepleri yerine getirip, öyle karar vermenizi talep ediyorum” dedi.
CENGİZ: 20 YIL DA SÜRSE DAVAYI TAKİP EDECEĞİZ
Elçi ailesi avukatlarından Orhan Kemal Cengiz, ise şunları söyledi:
“Bu davaya bakan mahkeme ve bu cinayetin soruşturmasını yürüten savcılar taraflı ve bağımlıdır. Savcılığın getirdiği tanıklar ya işkence gördükleri ya da baskı altında ifade verdiklerini anlattılar. Bu cinayetinin üstünü örtmek, örtbas etmek için ellerinden geleni yaptılar. Tahir Elçi cinayeti aydınlatılmaması için bu soruşturmada yer alan herkes elinden gelen her şeyi yaptı. Davayı etkileyecek bütün talepler reddedildi. Birçok delil bu davada yok edildi. Barolar, sivil toplum örgütleri ısrarla bu davayı takip ediyor. Biz 20 sene de sürse bu davayı takip edeceğiz, bütün sorumlular hesap verecek.”
YALÇIN: GEREKLİ ARAŞTIRMA YAPILMADI
Avukat Gamze Yalçın, Elçi davasında “cezasızlık” politikasının sürdüğünü belirtti. Yalçın, savcının mütalaasında kullandığı “yapılan tüm araştırmalara rağmen’ ifadelerine işaret ederek, “Mütaaladaki bu ifadeye rağmen bu dosyada hiçbir araştırma yapılmadı. Tahir Elçi katledildiğinde sonra hiçbir soruşturma makamı, gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmamıştır. Tahir Elçi’nin vurulduğu alanda deliller numaralandırılmış olsaydı, Elçi’nin başına isabet eden mermi çekirdeği bulunur, failler ortaya çıkarılırdı. Olay yeri incelemesi yapılmaması ve delillerin toplanmaması nedeniyle deliller kayboldu. Cinayetten dört ay sonra inceleme yapıldı. Londra Üniversitesi’nden gelen rapor olmasaydı, Tahir Elçi dosyası zaman aşımından düşecek, faili meçhul kalacaktı. Soruşturma makamlarının kemikleşmiş tavrı, yargılama makamına sirayet etti. Kovuşturma aşamasında esasa etki edecek taleplerimiz değerlendirilmedi ve deliller toplanmadı. Tüm taleplerimizi reddettiniz” dedi.
MOLU: ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ
Avukat Benan Molu da Tahir Elçi’nin katledildiği güne kadar hayatını cezasızlıkla mücadeleye adadığını hatırlattı. Dosyanın “etkili soruşturma” hükmünün ihlaliyle yürütüldüğünü söyleyen Molu, “Ne yazık ki hala etkili bir soruşturma yürütülmüş ve sonuç alınmış değil. Bu dosya hiçbir zaman ifade özgürlüğünü ifade eden bir baro başkanının dosyası olarak görülmedi. Yargılama ona göre yürütülmedi” tepkisinde bulundu.
KÖKSAL: DELİLLER TARTIŞILMADAN MÜTALAA VERİLEMEZ
Avukat Tuğçe Duygu Köksal ise “Sayın Savcı mütalaasını verdi. Mütalaasını 2 kez süre istedikten sonra son celsede verdi. Savcılık makamının mütalaa vermeye hazır olmadığını ve deliller tartışıldıktan sonra mütalaasını vereceğini söylemesini beklerdik. Mütalaaya katılmıyoruz. Mütalaaya bakıldığında basit bir insan öldürme dosyası olarak nitelendirilmiştir. Bu dosya basit bir insan öldürme dosyası değildir. Çünkü burada istihbari bir operasyonun neticesinde 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Mahkeme olay yerinde keşif yapmış olsaydı bu gün dosyada başka sanıklar da olabilecekti. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğü belli değil. Mermi çekirdeği ortada yok. Deliller bir bütün olarak karartıldı. Dolayısıyla bu operasyonun nasıl yürütüldüğü, ölümcül atışı kimin yaptığı ve deliller tartışılmadan mütalaa verilemezdi. Ama sayın savcı beraat mütalaası verdi. Görüntüler tekrar izlenmeliydi. Olay tekrar canlandırılmalıydı. Bunlar yapılmadı. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğünü bulunamadı. Mermi çekirdeği bulundu. Yani deliller toplandı ama karartıldı. Deliller toplanmadan, olay yeniden canlandırılmadan mütalaa uygulanırsa cezasızlığa sebebiyet verileceği açıktır. Ya bu karardan dönün, keşif yapılsın ya da bu yargılamayı bir bütün alarak sanıklar için ayrı değerlendirmeler yapılsın” talebinde bulundu.
SANIK 3 POLİS HAKKINDA BERAAT KARARI
Mahkeme, Tahir Elçi cinayeti davasında tutuksuz yargılanan sanık polisler Mesut Sevgi, Fuat Tan ve Sinan Tabur’un üzerlerine atılı “taksirle ölüme neden olma” suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlarına karar verdi. Mahkeme başkanı, dosyaya dair kararın tamamını okumadan salondan ayrıldı.
PİRHA – Eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesine ilişkin davanın 10’uncu duruşması Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme avukatların taleplerini reddetti. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015’te yaptığı konuşmanın ardından katledilen Eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ile ilgili açılan davanın 10’uncu duruşması görüldü.
Davada polisler F. T., S. T. ve M. S., “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek”, firari sanık Uğur Yakışır ise “olası kastla ölüme sebebiyet verme” suçundan yargılanıyor.
Artı Gerçek’ten Rojhat Abi’nin haberine göre, sanık polisler SEGBİS ile duruşmaya katıldı. İddia makamı mütalaasını sunmadı, ek süre istedi. Mahkeme avukatların taleplerini reddetti ve iddia makamına mütalaasını sunması için son kez süre verdi. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi.
“GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAK ARAŞTIRMA YAPILMADI”
Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, davanın büyük duruşma salonunda görülmesi talebini dile getirdi. Mütalaanın bu süre zarfında hazırlanmadığına dikkat çeken Eren “Maddi gerçekleri ortaya çıkaracak gerekli araştırmalar yapılmadı. Geçen celse tüm taleplerimizi reddettiniz. Ara kararlarınızı da görmezden geldiniz. Sizden bir kez daha taleplerimizin kabul edilmesi yönünde talepte bulunuyoruz” dedi.
Eren, mahkemenin olay yerinde keşif yapmamasını da eleştirerek, “Mardin Kebapevi kamerasının bulunduğu yere gitmediniz. Bize göre fotofilm kayıtlarına müdahale edilmiştir. Kendi kararınızdan vazgeçtiniz. Keşif kararı vermiştiniz. Hiçbir talebimizi dinlemediniz. Biz bu cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasını istiyoruz. Bütün şüpheleri gidermeniz lazım” diye konuştu.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmesi kararından vazgeçilmesine de tepki gösteren Eren, “Bir suikast taksirle işlenmez. Maalesef soruşturma aşamasından farklı bir noktada değiliz. Bu dava dosyasını bekleyen milyonlarca insan var. Bu anlamda toplumun adalet konusunda tatmini için verdiğiniz ara kararlardan vazgeçmenizi istiyorum. Dosyanın iddia makamına tebliğ edilmesini istiyoruz” dedi.
“KEŞİF YAPILMADAN SAĞLIKLI KARAR VERİLEMEZ”
Avukat Zahide Beydağı da “Şu an bulunduğumuz noktada keşif yapılmadan ve tanıklar dinlenmeden karar sağlıklı olmayacaktır. Taleplerimizi yineliyoruz ve kabul edilmesini istiyoruz” diye konuştu.
“DİNLEME KAYITLARI MAHKEMEYE GETİRİLMELİ”
Avukat Mahsun Batı, “İki örgüt üyesi olaydan bir gün önce Bağlar’da polis aracına silahlı saldırıda bulunuyor. Ve bu iki kişi istihbari dinleme altında idi. CMK 135 kapsamında dinleme kayıtları getirilmelidir. Yürütmenin başındaki şahıs yani başbakan ‘bu cinayet siyasi bir suikasttir’ dedi. Kendisine katılıyoruz. Adaleti tesis etmeliyiz. Tesis edebilmek için de delilleri toplamalıyız. Fakat savcılık delil toplamadan dosyayı mahkemenin kucağına bırakmıştır. Mahkeme heyeti cinayet mahalline temas etmeden hüküm kuramaz. Ara kararınızdan dönmenizi ve dinleme kararı olup olmadığı hususunun aydınlatılmasını istiyor” diye konuştu.
Mahkeme avukatların taleplerini reddetti ve iddia makamına mütalaasını sunması için son kez süre verdi. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi.
“OLAY YERİNE GİTMEKTEN NEDEN KORKUYORSUNUZ?”
Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar da “Sayın başkan siz niye olay yerine gitmekten korkuyorsunuz? Dönemin başsavcısı ile Sur Emniyet Müdürlüğü’ne gittik. Kısa bir süre görüşme yapacağını söyledi. Ve o sırada kayıtların silindiğini düşünüyoruz. O gün baro başkanımız katledildiği gibi biz delil topluyorduk. Savcı iki gün sonra olay yerine gideceğini söyledi. Cinayet mahalline gidilecek gün güvenlik endişesiyle gidilmedi. Orada bir cinayet işlenmişse, orada bulunan silahlı herkes şüphelidir” dedi.
“TAHİR ELÇİ KİM TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ AÇIKLAYIN”
Aktar, devamında “Sadece Tahir Elçi’nin kim tarafından öldürüldüğünü açıklayın. Ceza vermeyecekseniz de vermeyin. 37 yıldır avukatım, sadece Tahir’i kimin öldürdüğünü bulun. Siz tek bir delil incelendiniz mi? Oysa tüm meslektaşlarım o kadar çalıştı ki. Tek talebim Tahir Elçi’nin faillerinin bulunmasıdır.” diye konuştu.
PİRHA- HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Yargıtay’ın HEDEP kısaltmasını kabul etmemesini ‘tahammülsüzlük’ olarak değerlendirerek, “HEDEP oldukça ırkçı hayaller gerçek olmayacaktır. HEDEP oldukça Kürtler, Aleviler, emekçiler ve kadınların dışlandığı yeni bir yüzyıl olmayacaktır” dedi. Yerel seçimlere de değinen Bakırhan, “Halkımız kimi işaret ederse adaylarımız onlar olacaktır. Adaylarımızı demokratik ve katılımcı bir yöntemle kentin uzlaşısıyla belirleyeceğiz” diye konuştu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, 8 yıl önce Diyarbakır’ın Sur ilçesinde katledilen Amed Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladığı konuşmasında, “Kürt sorunun demokratik ve barışçıl yollardan çözülmesini isteyen, insan hakları mücadelesini onurluca yürüten Tahir Elçi’nin yokluğunu her zaman hissediyoruz. Devlet diğer faili meçhul cinayetlerde olduğu ki bunun failleri belliydi. Devlet elindeki kayıtlar henüz açılmadı. Ama oradaki yurttaşlar kimler tarafından ateş edilerek Tahir Elçi’nin katledildiğini çok iyi biliyor” dedi.
HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan, Hrant Dink davasına da dikkat çekerek, “Hrant Dink’i katledenler ortadadır. Bu konudaki iftiralar, iddianamelerde isimleri geçenleri hepimiz izledik. Evet tetikçiyi serbest bıraktılar. Bu kararı kınıyoruz. Hrant Dink davasının takipçisi olmaya faillerinin açığa çıkarılması için de söz verdik. Hem Hrant Dink hem de Tahir Elçi demokratik bir Türkiye istedikleri için eşit adil bir yaşam bu topraklarda sürsün diye yaşamlarını feda ettiler” diye konuştu.
HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de ciddi bir sağlık ve ekonomik kriz yaşanıyor. Türkiye manzarasını zaten hep birlikte görüyorsunuz; günde 15 milyon lira saraya harcanan lüks ve şatafat içinde yaşayan saray sevdalıları var. Tek ihaleye ihya olan müteahhitler var. Faiz ve savaş baronları var. Hayali fonlarla zengin olan yandaş müteahhitler var.
Komisyon görüşmeleri biten 2024 yılı bütçesi bu iki Türkiye manzarasının vesikasıdır. Değerli halkımız evet bu bütçede kimlere kaynak ayrılıyor? Kendi ideolojisini topluma yaymak isteyen Diyanet İşleri Başkanlığına 91 milyon bütçe ayrılıyor. Garanti ödemeler adı altında milyonları cebe indiren yandaşlar var. Türkiye’nin temel sorunlarını derinleştirerek 40 milyar doları kasasına indiren savaş baronları var. Şirketlerden alınması gereken 2 trilyondan vazgeçerek sermayeyi sevindiren bir iktidar var.
Bu bütçe kaynakları doğru kullanılırsa savaş baronları yerine emeklilere 5 bin TL değil 80 bin TL ikramiye verebiliriz. Engelli istihdamını yüzde 3’lerden yüzde 6’lara çıkarabiliriz. 20 bin engelli yurttaşımızı hemen işe alabiliriz. Depremden en çok etkilenen okul ve hastaneleri depreme dayanaklı hale getirebiliriz.
ASGARİ ÜCRET 25 BİN TL OLMALI
Asgari ücret çalışmalarının yapılacağı bir döneme girdik. 1 Aralık’ta asgari ücret komisyonu toplanacak biz de asgari ücret konusunda bir çalışma yürüttük. HEDEP olarak diyoruz ki asgari ücret 25 bin TL olmalı. Yine yoksulluk sınırının yarısı olarak olmalı. Asgari ücretin her ay yoksulluk sınırına göre düzenlenmesini istiyoruz. Gelin hep birlikte bu kanun teklifimizi bugün meclisten geçirelim bunu hem sokakta hem de mecliste destekleyelim.
KÜRT SORUNUNDAKİ ÇÖZÜMSÜZLÜK DEVAM EDİYOR
İmralı’daki mutlak tecrit ve Kürt sorunundaki çözümsüzlük devam ediyor. Takip ettiniz cezaevlerindeki tutsaklar Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa çözüm talebiyle 27 Kasım ile 15 Şubat tarihleri arasında açlık grevi yapacaklarını açıkladılar. ‘Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa çözüm’ talebi dünyanın en meşru talebidir. Mahpushanelerde binbir zorlukla yaşanan büyük bir tecrit ve işkencenin olduğu mekanlardır. Burada tutsakların açlık grevine gitmemesi için aslında bize büyük bir sorumluluk düşüyor. Buna itiraz edecek olan dışarıdakilerdir halkımızdır emekçilerdir. Maalesef bütün zorluklara rağmen cezaevlerinin açlık grevi başlatması da bizleri büyük bir mesaj ve ders olmalıdır. Bu açlık grevleri hepimize mücadeleyi büyütme çağrısıdır.
HEDEP oldukça ırkçı hayaller gerçek olmayacaktır. HEDEP oldukça Kürtler, Aleviler, emekçiler ve kadınların dışlandığı yeni bir yüzyıl olmayacaktır. Gün geçmiyor ki iktidar yargısı ve ortakları partimize kumpas kurmasınlar. 11 parti kapatıldı, davalar açıldı, yerine yenilerini kurduk. Biz büyüdükçe iktidar korkuyor. Hiçbir şey bulamadılar bu sefer de tam yerel seçime gideceğimiz bir süreçte bizi uğraştırmak için HEDEP’in ismine kafayı taktılar. Çünkü kafaları hukuksuzluktan ve adaletsizlikten başka bir şeye çalışmıyor. Neymiş efendim HEDEP ismi HADEP’e benziyormuş. Tebrik ediyorum. Şapkadan tavşan çıkarmışlar. Türkiye’de ilk defa mı bir partinin adı ya da kısaltması kapatılmış bir siyasi partiye benziyor?
İşte seçimlerde ittifak yaptığınız Yeniden Refah Partisi’nin adı Refah Partisi’ne benzemiyor mu? Kaldı ki amblemi de neredeyse aynı olan bir parti. Buna benzer onlarca parti olmasına rağmen yargını uğraştığı tek parti biz olduğumuz için bizden başkasını görmüyor. Biz onun ayrımcılığını onun özellikle Kürtlere ve partimize dönük düşmanca tavrını görüyoruz. Kimi aklıyla vezir oluyor, kimisi var aklıyla rezil oluyor. İşte bunlar da aklıyla rezil olanlardır. Biz bunu böyle göreceğiz ve görmeye devam edeceğiz. Şunu bir türlü anlamadılar. Biz ne zaman bir binadan bir tabeladan üç harften ibaret olduk.
Uzun süredir yerel seçimlere yönelik çalışma içindeyiz. Bütün hazırlıklarımızı tamamladık. Artık yola koyulma ve başarma zamanıdır. Aday başvurularına başladık. Bu başvuruların yegâne mercii halkımız olacaktır. Halkımız kimi işaret ederse adaylarımız onlar olacaktır. Adaylarımızı demokratik ve katılımcı bir yöntemle kentin uzlaşısıyla belirleyeceğiz. Halklarımız, üyelerimiz, STK örgütlü toplumsal muhalefetin en geniş katılımıyla adaylarımızı belirleyeceğiz. Kent uzlaşısını sağlamak için yerel eğilimlere de başvuracağız. Demokrasi sınavını başarıyla tamamlayacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Kentlerimizi hep birlikte yönetme iddiasındayız, kendisine güvenen halkın sorunlarını dert edinen, bireysel çıkarlarından önce halkın özgürlük taleplerini ve çıkarlarını önceleyen herkesi aday adaylığı için başvuru yapmaya çağırıyoruz.”
PİRHA – Avukatlar, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilişinin 8. yılında İstanbul’da bulunan Bakırköy Adliyesi önünde açıklama yaptı. Avukatlar, “Hepimiz Tahir Elçi’yiz, öldürülmekle bitmeyiz” diyerek mücadeleyi sürdürme sözü verdiler.
Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te açıklama yaparken katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, İstanbul’da Bakırköy Adliyesi önünde anıldı.
Açıklamaya Adalet İçin Hukukçular, Avukat Hareketi, Avukat Dayanışması, Avukatlar Sendikası, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği(ÇHD) İstanbul Şubesi, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği(ÖHD) İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Katılımcı Avukatlar, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı ve Sosyal Hukuk katıldı.
Açıklamada sık sık “Hepimiz Tahir Elçi’yiz öldürülmekle bitmeyiz” sloganı atıldı.
Ortak açıklamayı ise Özgürlük için Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) Avukat Çağla Leyla Kaya okudu.
Bakırköy Adliyesi önünde Tahir Elçi’yi anmak için bir araya geldiklerini belirten Kaya, “Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma dosyasının geldiği aşama bile katliamın faillerine işaret etmeye yeterlidir. Zira soruşturma evresinde uzun yıllar etkin bir soruşturma yapılmadığı gibi kovuşturma aşamasında da gerçek sorumluların ortaya çıkarılması konusunda talep edilen kovuşturmanın genişletilmesi istemleri ya reddedilmekte ya da uzun cevap süreleri ile işlevsiz hale getirilmekte, uzun duruşma araları ile yargılama cezasızlık süreçlerine bırakılmaktadır” dedi.
Dava dosyasında yaşanan olumsuz durum bir yana savcılıklar tarafından başlatılan başka soruşturmalarda Tahir Elçi’nin cenaze töreninin de terörist cenazesi olarak değerlendirildiğini dile getiren Kaya, “Bu bile, devletin Tahir Elçi şahsında tüm muhalif avukatları konumlandırdığı yeri göstermektedir” ifadesini kullandı.
“MÜCADELEYİ SÜRDÜRME KONUSUNDA SÖZ VERİYORUZ”
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Bizler, temel hak ve özgürlüklere dönük her türlü sınırlamanın karşısında olan, demokratik bir hukuk devletinin kriterlerinin yerine getirilmesi için mücadele yürüten, savaşı değil barışı esas alan hukukçular olarak ne şahsımıza, ne de adalet mücadelesi yürütürken temsil ettiğimiz toplumsal kesimlere dönük saldırılar karşısında sessiz kalırız. Zira bizler başta Tahir Elçi olmak üzere, katledilen tüm meslektaşlarımızın onurlu yaşamlarını ve mücadelelerini referans alıyoruz. Kürt kimliği nedeni ile hedef gösterilen Tahir Elçi’yi, ödün vermeden yürüttüğü insan hakları, adalet ve onurlu avukat mücadelesi ile sevgi ve saygıyla anıyor; kendisinin ve kendisi gibi mücadelede yitirdiğimiz diğer meslektaşlarımızın mücadelelerini sürdürmek konusunda söz veriyoruz.”
Açıklamanın ardından avukatlar, Tahir Elçi’nin fotoğrafının üzerine karanfiller bıraktı.
PİRHA- Mersin’de hukukçularDiyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi katledilişinin 8’inci yılında andı. Anmada, Elçi’nin katledilmesine ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmediğine dikkat çekildi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaparken 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi meslektaşları Mersin’de andı.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Demokratik Avukatlar Grubu (DAG), Adalet İçin Hukukçular Platformu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nin yaptığı açıklamaya avukatların yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.
Mersin Adliyesi bahçesinde yapılan açıklamada Kürtçe ve Türkçe ‘Seni Unutmayacağız’ yazılı pankart açıldı.
“TAHİR ELÇİ VE MUHALİF AVUKATLAR TERÖRİZE EDİLDİ”
Anmada yapılan basın açıklamasını ÖHD Başkanı İbrahim Kaya okudu.
Tahir Elçi’nin göz göre göre katledildiğini dile getiren Kaya, “Katıldığı bir televizyon programında, fikirlerinin resmi siyasal ideoloji ile bağdaşmaması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından haksız bir soruşturmanın şüphelisi konumuna getirilen, daha sonra hukuka aykırı bir şekilde hakkında yakalama kararı çıkarılan Tahir Elçi’nin katledilmesine giden yolun da bu soruşturma süreciyle başladığını gördük” dedi.
İbrahim Kaya, devletin Tahir Elçi’nin cenaze törenini terörist cenazesi olarak değerlendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma dosyasının geldiği aşama bile katliamın faillerine işaret etmeye yeterdir. Zira açılan dava dosyasında başlayan yargılamada mahkeme, bir yargılama faaliyeti yürütme amacı ile hareket etmemekte olduğunu, katılan tarafın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla talep ettiği tüm talepleri reddederek ve siyasi atmosferin etkisiyle Ahmet Davutoğlu’nun dinlenilmesinden vazgeçerek göstermiştir. Dava dosyasında yaşanan olumsuz durum bir yana savcılıklar tarafından başlatılan başka soruşturmalarda Tahir Elçi’nin cenaze töreni terörist cenazesi olarak değerlendirilmiş. Bu bile devletin Tahir Elçi şahsında tüm muhalif avukatları konumlandırdığı yeri göstermektedir.
“TAHİR ELÇİ’Yİ UNUTMAYACAĞIZ”
Bizler, temel hak ve özgürlüklere dönük her türlü sınırlamanın karşısında olan, demokratik bir hukuk devletinin kriterlerinin yerine getirilmesi için mücadele yürüten, savaşı değil barışı esas alan hukukçular olarak ne şahsımıza, ne de adalet mücadelesi yürütürken temsil ettiğimiz toplumsal kesimlere dönük saldırılar karşısında sessiz kalırız. Zira bizler başta Tahir Elçi olmak üzere, katledilen tüm meslektaşlarımızın onurlu yaşamlarını ve mücadelelerini referans alıyoruz. Ve Tahir Elçi katliamının yıldönümü vesilesiyle bir kez daha tekrar ediyoruz. Yürüttüğümüz hak mücadelesinden vazgeçmeyecek, Tahir Elçi’yi ezilen bir halkın başı dik onurlu bir hukukçusu olarak asla unutmayacağız.”
PİRHA- Diyarbakır Sur’da tarihi Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, katledilişinin 8’inci yılında anıldı. Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Her yıl bu minarenin altında insanlık, kardeşlik ve adalet için atanlara selam olsun. Bu ülkede vatandaş olmaktan, insan olmaktan kaynaklı hakkımızı ve adaleti sormaya geldik” dedi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaparken 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, katledilişinin 8’inci yılında anıldı.
Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen ve aralarında Elçi ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile milletvekilleri, baro başkanları ve insan hakları savunucularının bulunduğu çok sayıda kişi, “Em te ji bir nakin” yazılı pankartının arkasından Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare’ye doğru yürüdü.
“Şehîd namirin” ve “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganları atılan yürüyüş sonrası açıklama yapıldı. Ahmet Kaya’nın Diyarbakır Türküsü’nün çalındığı anma töreninde, Elçi’nin katledilmeden önceki sözleri dinletildi.
Elçi’nin “(…) Diyarbakır ismiyle en çok anılan, en çok sembolize olunan Dört Ayaklı Minare’yi ne yazık ki iki gün önce şu an da gördüğünüz gibi ayağından vurdular. Arkadaşlarımızın elindeki lolipoplardan da gördüğünüz gibi şunu diyoruz; Tarihi Dört Ayaklı Mianre insanlara ‘beni ayağımdan vurdular, ne savaşlar ne felaketler gördüm ama böyle ihanet görmedim’ diyor bize…” sözlerinin dinletilmesinin ardından saygı duruşu yapıldı.
“BİNLERCE İNSAN KATLEDİLİYOR”
Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “8 yıldır her 28 Kasım’da burada bir araya gelen kıymetli topluluk, savunduğu, mücadelesini verdiği ve yaşamına mal olan değerlerin ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu birliktelik her türlü saldırıya, yargı tacizine rağmen, yaşamı savunma cesareti gösterenlerin kararlığı ve eseridir. Üzgünüz; insan hakları rejiminin tesis edildiği, nefretin son bulduğu, Kürt meselesinin demokratik değerler ölçüsünde çözüldüğü bir ülke özlemini halen gerçekleştiremedik. Bölgemizde ve dünyada devam eden savaşlarda binlerce insan katlediliyor. Kültürü ve tarihi dokusuyla şehirler yok ediliyor” dedi.
“TETİĞİ TUTAN EL KARANLIKTA BIRAKILDI”
Eren, aradan geçen 8 yıla rağmen faillerin cezalandırılmadığı, adaletin yerini bulmadığı ve faillerin bulunacağı sözüne rağmen tetiği tutan elin karanlıkta bırakıldığını söyledi.
Eren, şunları kaydetti:
“Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyunun bile mesuliyetinin kendilerinde olduğunu söyleyenlerin bu sorumlulukla hareket etmediklerine hep birlikte bir kez daha tanıklık ettik. Tahir Elçi cinayeti 2015’te başlayan o karanlık sürecin yolunu döşemek isteyenlerin siyasi bir operasyonuydu. O sebeple Tahir Elçi suikastının tüm yönleriyle aydınlatılması etkin bir kamu ve siyasi iradenin ortaya konmasıyla mümkün olacaktır. Toplumun içine çekildiği o karanlık girdap ancak böyle bir iradeyle aydınlatabilir. Bu sebeple devletin aydınlatamadığı cinayet yoktur, devletin aydınlatmadığı cinayet vardır” diye konuştu.
“ELÇİ BİZİM EN KIYMETLİMİZDİR”
Verilen sözlere rağmen cinayetin aydınlatılmadığına dikkati çeken Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “Bu hukuksuzluğa rağmen yetersiz bir iddianame ile kovuşturma süreci 5 yıl sonra başlatıldı. 29 Kasım’da davanın 9’uncu duruşması görülecektir. Maalesef 8 celse boyunca dava dosyasına önemli bir mesafe katledilmemiştir. Cinayet öncesi ve sonrasına yönelik taleplerimiz ısrarla reddedilmektedir. Buradan Tahir Elçi’nin dostları ve meslektaşları olarak tüm yetkililerle bu davanın siyasi ağırlığına ve Tahir Elçi’nin ismine, hatırasına yaraşır bir şekilde sürdürülmesi ve cinayetin aydınlatılması çağrısında bulunuyoruz” çağrısı yaptı.
“Tahir Elçi bizim en kıymetlimizdir” diyen Eren, şöyle devam etti:
“Siyasi irade nasıl bir tutum alırsa alsın, mahkeme kimin gözlerine bakarsa baksın, bizim cinayeti aydınlatma irademizde zerre eksilme yoktur ve olmayacaktır. Son nefesinde bile şiddete karşı barış ve demokrasi savunan ebedi başkanımızın aramızdan alınmasının 8’inci yılında bir kez daha anıyoruz. Barış, demokrasi, insan hakları mücadelesini sürdürme kararlığımızı yineliyoruz. Seni unutmayacağız.”
TÜRKAN ELÇİ: MİNARENİN AYAKALRI ALTINDA BULUŞMALAR BİZİ GÜNDEN GÜNE ÇOĞALACAK
Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi ise, “Kol saatimizin kırıldığı ve zamanın durduğu bir yerdeyiz” diyerek konuşmasına başladı.
“Her yıl bu minarenin altında insanlık, kardeşlik ve adalet için atanlara selam olsun. Bu ülkede vatandaş olmaktan, insan olmaktan kaynaklı hakkımızı ve adaleti sormaya geldik” diyen Elçi, şunları kaydetti:
“Zulme uğrayanların, bir ülkenin karanlığında ışığı aramanın ne demek olduğunu ne yazık ki bizlere bu sokak öğretti. Kadimlerin korunduğunu, saklandığını, dehlizlerin karanlık ve muhkem olduğunu bizlere bu sokak öğretti. Çocukluğumuzun ve gençliğimizin geçtiği, şehrimize ait kültürel, toplumsal ve binlerce yıllık tarihsel hafızamızın savaşın acımasız eliyle nasıl yakılıp, yok edildiğini bu sokak bize öğretti. Siz avlumuza incir ağacı dikenler, penceremizi ışıksız bırakanlar, bize yaşatılan zulmü unutturmak isteyenler, kötülüklerin mahcubiyetini hissetmeyenler biliniz ki aradan yıllar geçse de acımız halen ilk günkü gibi taze. Biliniz ki minarenin ayakları altında buluşmalar bizi günden güne çoğaltacak. Çünkü biz acılarda çoğalan, acılarda bir araya gelen ülkeye dönüştürüldük. Biz acıda buluşanların, yek vücut olanların, göz yaşlarının rengini, etnik kökeninin, dilinin, milliyetinin ve ırkının olmadığı bilinmelidir. Bizi balık gibi susturmak isteyenler biliniz ki; biz adalet arayanların, zulme uğrayanların, acı çekenlerin, gece gündüz demeden içinde yüzdüğümüz uçsuz bucaksız bir denizi var. Bu denizde özgür, huzurlu, kardeşçe, insan onuruna yaraşır, şiddetsiz bir dünya hayalimiz var.
“YAŞAM HAKKI KUTSALDIR”
Acıya, zulme, haksızlık ve hukuksuzluğa ‘dur’ diyebilmek için her yıl bu vakitlerde burada bir araya geldiğimizde, uzaklardan, çok uzaklardan bir ses bizi çağırır; ‘silah ve çatışma istemiyoruz’ diyen bir ses. Zalimleri rahatsız eden bir ses. Bizler bu sese milyonlarca sesle ‘kahrolsun savaş’ diyerek karşılık veriyoruz. ‘Yaşama hakkı kutsaldır, yaşam hakkı kutsaldır’ diyor ve demeye devam edeceğiz.”
TBB Başkanı Erinç Sağkan da, 8 yıldır aynı sokakta bir araya geldiklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“8 yıldır buraya gelirken girdiğimiz şu sokağın başından itibaren bir utanç bütün benliğimi sarıyor benim. Ancak bu utanç bana ait olmamalı. Bu utanç gözlerin önünde, kameraların önündeki bir cinayeti bilerek, isteyerek aydınlatmayanların utancıdır. Benim utancım olmamalıdır. 8 senedir vicdan azabı çekiyorum. Acaba yeterince mücadele ettim mi diye? Acaba elimden gelen her şeyi yaptım mı diye? Bir baro başkanımız kameralar önünde katledildi. Her şeyi yaptım mı acaba diye? Bu vicdan azabı bana ait olmamalı. Bu vicdan azabı 5 yıldır yargılama yapıyormuş gibi tiyatro sergileyenlerin azabı olmalıdır. Biz 8 senedir başkanımızın yasını tutamıyoruz. Buraya anmaya gelemiyoruz. Anmak için gereği yapılmış olmalıdır, maddi gerçek ortaya çıkarılmalıdır. Kişiler en ağır cezalandırılmalıdır. Ancak o zaman anmaya gelebiliriz. Buraya, vazgeçmeyeceğimizi bilsinler diye geliyoruz. Yargılama görünümü adı altında süreci uzatmaya da çalışsalar vazgeçmeyeceğiz. 8 sene değil, 80 sene de geçse Tahir Elçi’nin sorumlularının tamamı ortaya çıkarılıp cezalandırılmadığı müddetçe bu mücadeleyi devam ettireceğiz.”
PİRHA- Tahir Elçi davasında olay yerinde keşif ve istihbaratçı polislerin dinlenilmesi taleplerini reddeden mahkeme, olay anına dair görüntülerle ilgili hazırlanacak raporun beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 29 Kasım’a ertelendi.
Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesine dair açılan davanın 7’nci duruşması Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, “Bilinçli taksirle öldürme” suçundan tutuksuz yargılanan polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi, görev yaptıkları kentlerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) duruşmaya katıldı.
Elçi’nin yakınlarının yanı sıra Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve CHP milletvekilleri, Türkiye Barolar Birliği, Paris, Rotterdam, Lion ve Paris barolarından avukatlar ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu üyeleri duruşmaya katıldı.
Mahkeme başkanı, “Elçi’yi olası kastla öldürmek” ve olaydan önce “2 polisi kasten öldürmekten” ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan Uğur Yakışır’a yönelik yakalama kararının henüz gerçekleşmediğini belirtti. Ayrıca, olay yerini gören Mardin Kapı Kebapevi’nin kamerasının görüntülerinin neden açılmadığına dair TÜBİTAK’tan istenilen raporun henüz gelmediği belirtildi.
TANIKTAN ÇELİŞKİLİ BEYANLAR
Dosyaya gelen giden evrakların bildirilmesinin ardından Mardin Kapı Kebapevi sahibi Cihan Elhakan dinlendi. Elhakan, işyerlerindeki bütün kameralarının işyerinin içini gördüğünü, sokağa gören kameralarının bulunmadığını, işyeri dışında bulunan kameralarının olmadığını söyledi. Elhakan, işyerlerindeki kapının 2012-2013 yılında açıldığını ve hiçbir şekilde söküm olayı olmadığını söyledi.
Cinayete dair avukat Mahsuni Karaman’ın sorularını yanıtlayan Elhakan, cinayeti görmediğini, o esnada 15 personelle birlikte mutfakta olduklarını, silah sesleri üzerine işyerinin üst katına çıktıklarını belirtti. Av. Kahraman, Elhakan’a dosyada bulunan cep telefonu görüntülerinin ağabeyine ait olup olmadığı yönünde bir soru yöneltti. Elhakan, çekim yapılıp yapılmadığını bilmediğini ifade etti. Söz konusu görüntüleri izleyip izlemediği sorusuna ise, “Öyle bir şey olmadı” yanıtını veren Elhakan, ağabeyinin ölümüne dair soruya ise, “İhsan intihar etti. Sıkıntıları vardı” dedi.
Avukat Karaman’ın işyerinde bulunan tüm kameraların çalışıp çalışmadığı şeklindeki sorusuna Elhakan, “çalışıyordu” yanıtı verdi. Elhakan, olaydan 3 yıl sonraya kadar işyerlerinin kapalı olduğunu ve işyerlerine gidemediklerini söyledi. Elhakan, Karaman’ın bu süreçte işyerlerine başkalarının girip girmediğine ilişkin soruya, “Girilip girilmediğini bilmiyorum” cevabını verdi.
Av. Karaman, işyerinin sokağını gören döner tezgahta kamera bulunduğunu, bu kameranın görüntülerinin henüz çözülmediğini ve bu kameranın Elçi’nin öldürüldüğü sokağı gördüğünü söyledi. Elhakan, buna dair ise, “Dış kameramız yok” yanıtı verdi.
“KEŞİF GÜNÜ İNTİHAR ETTİ”
Avukat Tuğce Duygu Köksal, tanığın işyerlerindeki kameraların dışarıyı görmediğini beyan ettiğini, ancak dava dosyasında bulunan kameranın sokağı gördüğünün sabit olduğuna dikkat çekti. Köksal, bu durumun çelişkili olduğuna işaret etti. Avukat Köksal, tanık Elhakan’ın ağabeyi İhsan Elhakan’ın Mart 2016’da intihar ettiğini, bu tarihin aynı zamanda söz konusu olay yerinde keşif incelemesinin yapıldığı tarih olduğunun altını çizdi.
Köksal, “İhsan Elhakan’ın bir video çektiği dosyada sabittir. Mart 2016’da intihar etmesi şüpheli bir ölümdür. Olaya ilişkin soruşturma raporunun ve otopsi raporunun dosyaya alınmasını talep ediyoruz” dedi.
YENİDEN KEŞİF TALEBİ
Köksal, mülkiye müfettişlerinin olaya ilişkin düzenlediği raporlarda geçen ve örgüt mensupları Mahsun Gürkan ve Uğur Yakışır’ı takip eden istihbaratçıların dinlenmesini istedi ve olay yeri keşif talebini de yineledi. Kendilerinin dinlenmesini istediği tanıkların dinlenmediği, olayla alakası olmayan tanıkların dinlendiğine dikkati çeken Köksal, olay yerinde sorumlu polis amiri Vedat Gönen, Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde görevli komiser Halil Doğan’ın, yine polis amirlerinden Ümit Mardin’in dinlenmesini talep etti. Köksal, mikro ve makro keşfin yapılmasını, olayın yeniden canlandırılmasını isteyerek, bir keşif günü belirlenmesini talep etti.
Mahkeme, olay yerinde keşif yapılması ve istihbaratçı polislerin dinlenilmesi yönündeki talepler reddedildi. Ayrıca TÜBİTAK’ın olay anına dair görüntülerle ilgili hazırlayacağı bilirkişi raporunun beklenmesine, sanık polisler hakkındaki yurtdışı yasağının devam etmesine karar verildi.
PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından TBMM genel kurulunda verilen Diyarbakır Barosu eski başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin araştırılması önergesi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
HDP’nin Diyarbakır Barosu eski başkanı Tahir Elçi cinayetinin araştırılması önerisi TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li milletvekillerinin oyları ile reddedildi. Öneriye ilişkin söz alan HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Elçi’nin cinayetinin açığa çıkarılmadığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
“BİRİLERİ DOSYAYA MÜDAHALE EDİYOR”
“Aslında cinayetin faillerinin ortaya çıkarılmamasının istendiğini gördük, olay yerine su sıkılmıştı. Olaydan 3,5 ay sonra olay yeri inceleme yapılabilmişti. İddianame ise 4 yıl 6 ay sonra kabul edilebilmişti. İlk duruşma ise 5 yıl sonra yapılmıştı. 2 yılda 6 duruşma yapılmış ama son celse ne hikmetse 8 ay sonrasına ertelenmiş. 8 ay sonrasına ertelenme durumu da net bir şekilde adil bir yargılanma olmadığını, dosyanın sürüncemede bırakılarak, faili meçhul listesine de Tahir Elçi dosyasının da eklenmek istediğini bize göstermekte. Heyet bu dosyayı faili meçhule bırakmak istiyor. Duruşmaya birkaç gün kala Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesine karar vermişken, her ne hikmetse bir ara kararla bu ara kararından vazgeçiyor. Bu bize birilerinin bu dosyaya müdahale ettiğini gösteriyor.”
“DELİLLER KARARTILDI, DAVA AÇILDI, 2 YIL SÜRÜYOR”
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AKP’nin Elçi cinayetinde “siyasal ortaklığı ve sorumluluğu” olduğunu söyledi. Tanrıkulu, şöyle konuştu:
“Bu cinayet işlenmeden önce siz iktidardaydınız, işlendiği sırada iktidardınız ve şimdi de iktidarsınız. Deliller karartıldı, dava açıldı, 2 yıl sürüyor. Tümünü izledim. Geçen duruşmadaydım. Öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı. Türkiye Barolar Birliği Başkanvekili ve 20 baro başkanı var. Duruşma yapılıyor. Gel o başkanı SEGBİS’ten izle. Sen Adalet Komisyonu Başkanı olarak, senin vicdanın el veriyorsa, ben mesleği bırakacağım. Bir baro başkanına ‘Otur yerine’ deyip, salonu terk eden bir mahkeme başkanı olabilir mi? Tahir Elçi’nin yargılandığı davanın duruşması 23 Kasım’dan 5 Temmuz 2023’e 8 ay ertelenebilir mi?”
“BİZİM ARKADAŞIMIZI KATLETTİNİZ”
AKP Tokat Milletvekili Mustafa Arslan’ın dosya ile ilgili açıklamalarına tepki gösteren HDP Grup Başkanvekili Meral Beştaş ise “Timsah gözyaşlarını inandırıcı kılamazsınız. Olay yerindeki delilleri toplamak istemediler. Sizin gazetelerinizin onu nasıl linç ettiğini ve ölümle tehdit ettiğini de biliyoruz. Onu da terörist ilan ettiğiniz. İnsan yalan atar da usturuplu atar. Bizim arkadaşımız katlettiniz. Şu anda da davayı cezasızlığa götürüyorsunuz” ifadelerini kullandı.
SİYASİ İSTİSMAR TARTIŞMASI
AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşloğlu ise Arslan’ın dosya ile ilgili bilgi verdiğini savunarak, “Bu konuyla ilgili kanaatlerini paylaşmıştır, net ve açık şekilde. Mesele tarafsız ve bağımsız yargının önünde yargılama devam etmektedir. Bu konuyla ilgili suçlamaların hiçbirisinin hakikatle uzaktan yakından alakası yoktur. Tahir Elçi’nin vefatını bir siyasi istismar vesilesi kılmak doğru değildir. Tarafsız ve bağımsız yargı gerekli kararı mutlaka verecektir” dedi.
Akbaşoğlu’nun açıklamalarına tepki gösteren Beştaş ise “Siyasi istismarı öğrendiysek sizden öğreniyoruz. İstismar nasıl yapılır, ölümler üzerinden tabutlara el konularak, Kur’an-ı Kerim dağıtılarak, hatta seçimlere özgü Kürtçe Kur’an-ı Kerim basılarak nasıl dağıtıldığını ve bunun nasıl siyasi istismar meselesi yapıldığını herhalde siz ders verecek konumdasınız. Bizi asla Tahir Elçi cinayeti suikastı üzerinden istismar iddiasında bulunamazsınız” şeklinde konuştu.
PİRHA-Katledilişinin 7’nci yılında Tahir Elçi, Mersin’de anıldı. Yapılan açıklamada, “Geçen yedi yılda Elçi ailesinin, avukatlarının, hukuk örgütlerinin ve tüm demokratik kamuoyunun tüm azim ve çabasına rağmen Tahir Elçi’nin katilleri hala cezalandırılmadı” denildi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015 tarihinde Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaptığı sırada katledilen ve hala cinayeti aydınlatılmayan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, öldürülmesinin 7’nci yılında Mersin Adliyesi önünde yapılan açıklama ile anıldı.
Açıklamayı ÖHD Mersin Şubesi Eş Başkanı İbrahim Kaya okudu. Birçok avukatın katıldığı açıklamada, ‘Seni unutmayacağız’ pankartı açılarak ‘Tahir Elçi ölümsüzdür’ sloganları atıldı.
“TAHİR ELÇİ’NİN KATİLLERİ HALA CEZALANDIRILMADI”
Tahir Elçi cinayetinin üzerinden 7 yıl geçtiğini hatırlatan Kaya, “Geçen yedi yılda Elçi ailesinin, avukatlarının, hukuk örgütlerinin ve tüm demokratik kamuoyunun tüm azim ve çabasına rağmen Tahir Elçi’nin katilleri hala cezalandırılmadı. 90’lı yılların karanlık ikliminde korkusuzca adaletsizlikle savaşan, birçok toplu katliam davasında adil bir yargılama için mücadele eden, faili meçhul bırakılan birçok cinayetin peşini bırakmayarak cinayetlerin aydınlatılmasını sağlayan Tahir Elçi cinayeti de, yıllarca uğraştığı davalar gibi faili meçhul bırakılmak isteniyor. Tahir Elçi cinayetinin ne amaçla, kimler tarafından işlendiği vicdanlarda bellidir. Yürütülen yargılamadan çıkacak muhtemel cezasızlık kararı ne inadımızı ne azmimizi ne de inancımızı bir tek adım dahi geriye düşürmeyecektir” dedi.
PİRHA- Katledilişinin 7’nci yılında Tahir Elçi’yi anan ÖHD, ÇHD ve İHD İzmir şubeleri, Elçi cinayetinin cezasızlıkla sonuçlandırılmak istendiğine vurgu yaparak, devletin cinayeti çözmekteki isteksizliği yüzünden faillerin hala cezalandırılmadığı belirtildi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015 tarihinde Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaptığı sırada katledilen ve hala cinayeti aydınlatılmayan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, öldürülmesinin 7’nci yılında İzmir Adliyesi önünde yapılan açıklama ile anıldı.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubeleri çağrısıyla yapılan açıklamada, “Em te ji bîr nakin, Seni Unutmayacağız” yazılı pankartı açılarak , “Tahir Elçi Onurumuzdur” sloganları atıldı.
Açıklamayı okuyan Özgürlük İçin Hukukçular İzmir Şubesi Eş Başkanı Şükran Öztürk, Elçi cinayetinin faili meçhul olarak bırakılmak istendiğini kaydederek, “Yürütülen yargılamadan çıkacak muhtemel cezasızlık kararı ne inadımızı ne azmimizi ne de inancımızı bir tek adım dahi geriye düşürmeyecektir. Tahir Elçi’nin mücadele azmi ve inadı ile yürüyeceğiz ve sonuna kadar bu kirli cinayet davasının takipçisi olacağız” dedi.
“ELÇİ CİNAYETİ FAİLİ MEÇHUL BIRAKILMAK İSTENİYOR”
Tahir Elçi cinayetinin devleti birçok kez mahkum ettirdiği faili meçhuller gibi bırakılmak istendiğini belirten Öztürk, “Geçen yedi yılda Elçi ailesinin, avukatların, hukuk örgütlerinin ve tüm demokratik kamuoyunun tüm azim ve çabasına rağmen devletin cinayeti çözmekteki isteksizliği yüzünden Tahir Elçi’nin katilleri hala cezalandırılmadı. 90’lı yılların karanlık ikliminde korkusuzca adaletsizlikle savaşan, polis ve askerlerin yargılandığı birçok toplu katliam davasında adil bir yargılama için mücadele eden, faili meçhul bırakılan birçok cinayetin peşini bırakmayarak devleti defalarca mahkum eden Tahir Elçi’nin cinayeti de yıllarca uğraştığı davalar gibi faili meçhul bırakılmak isteniyor” dedi.
“DEVLET FAİİLLERİ KORUYARAK SUÇLARINI ÖRTBAS ETMEK İSTİYOR”
Öztürk, devletin 24 saatte çözebileceği Elçi cinayeti faillerinin korunarak suçlarının örtbas edilmek istendiğini ifade ederek, “Yargılamanın başından beri her celse adliyenin kollukça ablukaya alınması, katılan tarafa sanık ve suçlu muamelesi yapılması, avukatların her taleplerinin reddedilmesi, duruşmaya katılanların fişlenmesi gibi davranışlar devam etmekte ve bu durum dosyanın ihmal ve delil karartma ile sürüncemede bırakılmasının amaçlandığını göstermektedir. Bu dosyada yargılananlar Tahir Elçi’yi katledenler değil hak mücadelesi ve adalet savunuculuğudur. Yargılamanın ilk celsesinden son celsesine kadar mahkemenin gösterdiği tavrın önümüze koyduğu gerçeklik, Tahir Elçi cinayetinin de cezasızlıkla sonuçlandırılmak üzere göstermelik bir yargılama ile kapatılmak istendiğidir. Devletin bu cinayeti 24 saatte çözmesi mümkün iken hızlı, etkili, bağımsız ve tarafsız bir yargılama yapmaması da cinayetin faillerinin şüpheli polisler olduğu ve devletin adaleti sağlamak yerine kendisinden olanı koruduğunu ve suçu örtbas ettiğini göstermektedir” şeklinde konuştu.
“DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Özgürlük İçin Hukukçular İzmir Şubesi Eş Başkanı Şükran Öztürk, Elçi cinayeti davasının takipçisi olacaklarını kaydederek, şöyle devam etti:
“Tahir Elçi cinayetinin ne amaçla, kimler tarafından işlendiği vicdanlarda bellidir. Yürütülen yargılamadan çıkacak muhtemel cezasızlık kararı ne inadımızı ne azmimizi ne de inancımızı bir tek adım dahi geriye düşürmeyecektir. Ayaklarından kurşunlanmış olsa da, Dört Ayaklı Minare yüzyıllardır bu coğrafyanın kadimliğinde tarihe ve hakikate tanıklığını sürdürmektedir. Bu tanıklıkta, Tahir Elçi’nin mücadele azmi ve inadı ile yürüyeceğiz ve sonuna kadar bu kirli cinayet davasının takipçisi olacağız.”
PİRHA-Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilişinin yedinci yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımlayan İHD İstanbul Şubesi, “Tahir Elçi katledileli yedi yıl oldu. Değişen sadece yılların sayısı, çünkü halen gerçek katilleri bulunmadı, cezalandırılmadı. Faili Meçhul siyasi cinayetlere, gözaltında kayıplara, cezasızlığa ve savaşın yarattığı yıkıma karşı mücadele eden Tahir Elçi’nin katli de faili meçhul bırakılmak ve katilleri cezasızlıkla ödüllendirilmek isteniyor” dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi öldürülüşünün yedinci yılında Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi için yazılı bir açıklama yayımladı. “Tahir Elçi’yi unutmadık, unutturmayacağız” başlıklı yazıda “Tahir Elçi’nin katilleri cezalandırılıncaya kadar olayın takipçisi olacağız. Elçi’nin izinden yürüyecek ve ‘Savaşa Hayır Barış Hemen Şimdi!’ demekten vazgeçmeyeceğiz!” ifadelerine yer verildi.
“ELÇİ, HUKUK ALANINDAKİ ÇALIŞMALARI NEDENİYLE HEDEF HALİNE GETİRİLDİ”
İHD İstanbul Şubesi’nin açıklaması şöyle:
“Yedi yıl önce bugün katledilen ve halen katilleri cezalandırılmayan insan hakları savunucusu ve Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi; insan hakları ve hukuk alanındaki çalışmaları nedeniyle hedef haline getirilmiş, yoğun tehditlere maruz bırakılmış ama geri adım atmak yerine inandığı yolda yürümeyi tercih etmişti. Ülkenin yeniden savaşa ve çatışmaya sürüklendiği bugün, Tahir Elçi ve barış idealinin yeniden anımsanması ve bu idealin büyütülmesi, bütün demokrasi güçlerinin esas ve acil sorumluluğudur.
Çatışma ve savaşın, tarihi ve kültürel mirasa verdiği zararın görülmesi ve durdurulması için de mücadele eden Tahir Elçi, devam eden çatışma ve operasyonlarda bomba ve kurşunların hedefi haline getirilen tarihi Dört Ayaklı Minare’de meydana gelen tahribata dikkat çekmek ve daha fazla zarar görmesini engellemek için basın açıklaması yapıldığı sırada, Dört Ayaklı Minare’nin yanı başında katledildi.
“ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”
Olay yeri incelemesi Tahir Elçi cinayetinden 4 ay sonra ve delillerin yarısına yakını kaybolduktan sonra yapıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tam 4 buçuk yıl sonra 20 Mart 2020 tarihinde tamamladı. Olay yerinde bulunan polis memurları Sinan Tabur, Mesut Sevgi ve Fuat Tan ve iddianamede PKK üyesi olduğu belirtilen firari sanık Uğur Yakışır’a karşı açılan davanın ilk duruşması 21 Ekim 2020 tarihinde, Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 14 Temmuz 2021 günü yapılan 3. duruşmada dinlenen tanık beyanları; soruşturmanın bizzat duruşmayı yürüten savcılık tarafından gerçek dışı beyan ve bilgilerle yönlendirildiğine, asıl faillerin gizlenmek istendiğine dikkat çekti ve etkin soruşturma yürütülmediğini gözler önüne serdi.
Silinen kamera kayıtlarının TUBİTAK tarafından incelenmesi istenen davada duruşmanın 12 Ocak 2022 günü saat 10:00’a bırakılmasına karar verildi. 15 Haziran’da yapılan 5. duruşmada, olay tarihinde başbakan olarak görev yapan Ahmet Davutoğlu’nun 23 Kasım’daki duruşmada tanık sıfatıyla dinlenilmesine karar verildi ancak duruşmaya günler kala 19 Eylül günü, tarafların yokluğunda verilen bir ara karar ile bu karardan vazgeçen ve 23 Kasım’da yapılan 6. duruşmada Tahir Elçi’nin avukatlarının itirazlarını reddeden Mahkeme, duruşmayı 5 Temmuz 2023 tarihine erteledi.
“BARIŞ DEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Tahir Elçi katledileli yedi yıl oldu. Değişen sadece yılların sayısı, çünkü halen gerçek katilleri bulunmadı, cezalandırılmadı. Faili Meçhul siyasi cinayetlere, gözaltında kayıplara, cezasızlığa ve savaşın yarattığı yıkıma karşı mücadele eden Tahir Elçi’nin katli de faili meçhul bırakılmak ve katilleri cezasızlıkla ödüllendirilmek isteniyor.
İnsan hakları savunucuları olarak bir kez daha yineliyoruz; Buna izin vermeyeceğiz! Tahir Elçi’nin katilleri cezalandırılıncaya kadar olayın takipçisi olacağız. Elçi’nin izinden yürüyecek ve ‘Savaşa Hayır Barış Hemen Şimdi!’ demekten vazgeçmeyeceğiz!”
PİRHA – Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, katledildiği yer olan Dört Ayaklı Minare önünde anıldı. Yapılan açıklamada “Devletin aydınlatamayacağı cinayet yoktur, aydınlatmadığı cinayet vardır” denildi.
Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi üzerinden 7 yıl geçti. Elçi, 28 Kasım 2015’te Dört Ayaklı Minare önünde süre giden çatışmalara ilişkin yapılan basın açıklaması esnasında silahlı saldırıya uğramıştı.
Avukat Tahir Elçi, katledilmesinin 7’nci yılında meslektaşları ve çok sayıda yurttaş tarafından anıldı. Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen avukatlar, Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare’ye kadar yürüyüş gerçekleştirdi.
Yurttaşlar, Tahir Elçi’nin vurulduğu yere “Em te ji bîr nakin. Seni unutmayacağız” pankartıyla yürüdü. Dört Ayaklı Minare önüne gelindiğinde ise Elçi’nin vurulduğu gün olan 28 Kasım 2015’te yaptığı konuşmanın ses kaydı dinlendi.
“DEVLETİN AYDINLATMADIĞI CİNAYET VARDIR”
Diyarbakır Barosu Başkanlığı adına Av. Nahit Eren, yaptığı basın açıklamasında “Diyarbakır Barosu başkanı Av. Tahir Elçi, tam 7 yıl önce bulunduğumuz bu yerde, bu kadim kentin tarihi ve kültürel mirasını korumak; savaşa, operasyona ve çatışmaya karşı barışın sesini yükseltmek istediği esnada aramızdan alındı” dedi. Elçi’nin, değerli bir hukukçu ve insan hakları savunucusu olduğunu belirten Nahit Eren, şu açıklamayı yaptı:
“28 Kasım 2015 tarihi, aynı zamanda Türkiye’de yeni bir karanlık dönemin başlangıç tarihi olmuştur. Bu tarihi alanda başlayan çatışmalar o günden sonra yıkıcılığı artarak devam etmiş, insan hakları ihlallerinde dramatik bir yükseliş görülmüş, temel hak ve özgürlükler askıya alınmış, onbinlerce insan yerlerinden ayrılmak zorunda bırakılmış, ülkenin en önemli ve can yakıcı meselesi olan Kürt meselesinde yeniden güvenlikçi politikalara dönülmüştür.
“VASAT BİR İDDAİNAME”
Karanlık bir dönemin başlangıcı olan bu cinayetin üzerinden 7 yıl geçmiş olmasına rağmen failler hala tespit edilememiş veya cezalandırılmamıştır. Elçi ailesinin, hukuk camiasının ve toplumun adalet duygusu maalesef hala tatmin edilememiştir. İlk andan itibaren yargı makamlarının isteksiz tutumu, soruşturma aşamasındaki skandal gelişmeler; bizlere bu cinayetin aydınlatılmasını istemeyen bir iradenin varlığını göstermiştir. Bütün bu isteksizliğe rağmen Diyarbakır Barosu ve Elçi Ailesinin avukatlarının ısrarı neticesinde, cinayetin üstünden dört buçuk yıl geçtikten sonra vasat bir iddianame hazırlanmış ve yargılama süreci başlamıştır.
“CİNAYETİN AYDINLATILMASINI İSTEMEYEN BİR İRADENİN VARLIĞI”
Ancak mahkeme heyetinin bugüne kadar gerçekleşen altı celsedeki tutum ve davranışları kurmuş oldukları ve vazgeçtikleri ara kararları ile soruşturma aşamasında kendisini gösteren cinayetin aydınlatılmasını istemeyen bir iradenin varlığına dair kanaatlerimizi pekiştirmiştir. İlk celseden beri biz katılanlara yönelik tutumu, soruşturma aşamasında yaşanan ve yargılama esnasında açığa çıkan hukuksuzluklara karşı kayıtsız tutumlarını hukuk adına kaygıyla izliyoruz. Özellikle bir önceki celsede dönemin başbakanının tanık olarak dinlenmesi yönündeki karardan savcılığın talebi üzere duruşma tarihini beklemeden vazgeçmiş olması, dava duruşmasının 8 ay sonraya bırakılması hukuk adına büyük bir skandal ve dava dosyası açısından da dışsal bir müdahaleyi gözler önüne sermiştir.
Bütün bu hukuksuzluklara rağmen buradan tüm ilgililere bir kez daha hatırlatmak istiyoruz; Tahir Elçi cinayetini alelade bir cinayet olarak görmenize, davasına da sıradan bir dava olarak bakmanıza asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’de son yüzyıldır yaşanan birçok politik cinayetin aydınlatılmadığının farkında olduğumuz gibi, bu tür cinayetlerin tüm yönleri ile aydınlatılmasının güçlü bir siyasi irade ile mümkün olacağını da çok iyi bilmekteyiz. Zira yaşadıklarımızdan çıkardığımız bir sonuç olarak şunu açık ve net bir şekilde ifade edebiliriz; devletin aydınlatamayacağı cinayet yoktur, aydınlatmadığı cinayet vardır.”
“MÜCADELESİNİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
“Türkiye’de, insan hakları rejiminin tesis edildiği, siyasetin derinleştirdiği kutuplaşmanın aramızdan çekildiği, Kürt meselesinin demokratik ve evrensel değerler ölçüsünde çözüme kavuşturulduğu bir toplumsallık, ebedi başkanımız Tahir Elçi’nin de özlemidir. Diyarbakır Barosu olarak böyle bir geleceği inşa etme yolunda üst üste koyduğumuz her taşın, içinde yaşadığımız topluma olan sorumluluğumuz kadar, değerli başkanımıza olan sözümüzün bir gereği olduğunu da biliyoruz. Bu vesileyle bugüne kadar yaşananlardan gerekli derslerin çıkarılarak hepimiz için iyi olanı hayata geçirmenin siyaset kurumunun en önemli görevi ve sorumluluğu olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Bizler; ömrünü ağır insan hakları ihlalleriyle mücadeleye adayan, son nefesinde bile şiddete karşı barış ve demokrasiyi savunan ebedi başkanımızın aramızdan alınışının yedinci yılında, kendisini bir kez daha saygıyla anıyor, barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam edeceğimizi, onun aziz hatırası önünde bir kere daha yineliyoruz.
Diyarbakır Barosu olarak, kolluk ve yargı yetkisinin olabildiğince keyfi ve kötüye kullanılarak, Tahir Elçi cinayetinin karartılması çabalarına karşı durmaya, bu cinayetin tasarlanması, işlenmesi ve üzerinin örtülmesinde doğrudan ve dolaylı rolü ve etkisi olan herkesin yargı önüne çıkarılması için çabamızı sürdüreceğimize dair vermiş olduğumuz sözü Türkiye ve Kürdistan kamuoyuna bir kez daha hatırlatıyoruz.”
Konuşmalar ardından Tahir Elçi’nin mezarı ziyaret edildi.
HDP yazılı bir açıklama yaparak, Tahir Elçi’nin Türkiye’nin içerisine sürüklendiği karanlık ve kaotik dönemin başladığı bir süreçte katledildiğini belirterek, “Tahir Elçi’yi katleden güçler, Türkiye halkına karşı bir kötülük koalisyonu olarak bugün de varlığını sürdürmektedir” dedi. Açıklamada, “Başta Tahir Elçi cinayeti olmak üzere benzer siyasi cinayetlerdeki katillerin, azmettiricilerin ve sorumluların peşini bırakmayacak, hukuki ve siyasi mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz” denildi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP), tarihi yapılara yönelik polis saldırılarına karşı Sur ilçesinde bulunan Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaptığı 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin ölümünün 7’nci yıldönümüne ilişkin açıklama yaptı.
HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Nuray Özdoğan ve Serhat Eren imzasıyla yapılan açıklamada, “Tahir Elçi’yi katledenler Türkiye’ye karşı kötülük koalisyonu olarak varlığını sürdürüyor. Katliamdan dört buçuk yıl sonra göstermelik olarak hazırlanan iddianameyle açılan davadan ve yargılama süreci boyunca mahkemenin uygulamalarından da açıkça görmekteyiz ki; yaşamı cezasızlık politikasına karşı mücadeleyle geçmiş Tahir Elçi’nin katillerinin yargılandığı dosyada, amaç failleri bulup cezalandırmak değil bundan önceki benzer dosyalarda olduğu gibi dosyayı sürüncemede bırakıp cezasızlıkla sonlandırmaktır. Yargılama boyunca mahkeme heyeti, suikastı aydınlatacak tüm talepleri reddetmiş, saldırının sorumluları ve bunların bağlantılarının açığa çıkarılmasını engellemeye yönelik tutum izlemiştir” denildi.
Tahir Elçi’nin Türkiye’nin içerisine sürüklendiği karanlık ve kaotik sürecin de başladığı bir süreçte katledildiği belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:
“Tahir Elçi’yi katleden güçler ile bu güçleri koruyan, aklayan ve arkasında duran siyasi irade ve yargı mekanizması, Türkiye halkına karşı bir kötülük koalisyonu olarak bugün de varlığını sürdürmektedir. Sevgili Tahir Elçi’yi rahmetle anıyoruz. Hayatının son anına kadar hukuk, adalet ve insan hakları mücadelesi vermiş olan Elçi’nin bıraktığı mirasın takipçisi olarak hukuk ve adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. Başta Tahir Elçi cinayeti olmak üzere benzer siyasi cinayetlerdeki katillerin, azmettiricilerin ve sorumluların peşini bırakmayacak, hukuki ve siyasi mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”
PİRHA-Öldürülen Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin duruşması 23 Kasım’da görülecek. Duruşma öncesi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sorular yönelten Türkan Elçi, “Eşimin duruşması 23 Kasım’da haberiniz var mı?” diye sordu.
Türkan Elçi, eşi Tahir Elçi’nin 23 Kasım’da görülecek duruşması öncesi sosyal medya hesabından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sorularını yöneltti. Elçi paylaşımında “Eşimin duruşması 23 Kasım’da haberiniz var mı?” dedi.
Diyarbakır’da yedi yıl önce Dört Ayaklı Minare’nin önünde basın açıklaması yaparken vurularak öldürülen Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesine dair duruşma 23 Kasım’da görülecek. Elçi’nin eşi Türkan Elçi sosyal medya hesabından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a Tahir Elçi davasını hatırlatarak, “Dosya cezasızlığa doğru gidiyor. öngörebiliyor musunuz? diye sordu.
Bozdağ, geçtiğimiz hafta başörtüsüne yönelik anayasa değişikliği hakkında meclisteki partileri ziyaret etmişti. Bozdağ’ın HDP grubunu ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafını paylaşan Elçi, “Bekir Bozdağ’ı bu karede görmüşken bir hatırlatmada bulunayım” ifadelerini kullanarak paylaşımda bulundu.