Etiket: tahir elçi

  • Tahir Elçi’nin yaşamını anlatan ‘Kırık Saat’ filminin gösterimi yapıldı-VİDEO

    Tahir Elçi’nin yaşamını anlatan ‘Kırık Saat’ filminin gösterimi yapıldı-VİDEO

    PİRHA- ÖHD Mersin Şubesi, 5 Nisan Avukatlar Günü’nde Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin yaşamını ve mücadelesini anlatan ‘Kırık Saat’ filminin gösterimini yaptı.

     

    5 Nisan Avukatlar Günü’nde Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi ‘Kırık Saat’ filminin gösterimini yaptı. Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin yaşamını ve mücadelesini anlatan ‘Kırık Saat’ filminin gösterimine sivil toplum ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra onlarca avukat katıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Tahir Elçi davası: Daha ilk anda sanık muamelesi gördük-VİDEO

    Tahir Elçi davası: Daha ilk anda sanık muamelesi gördük-VİDEO

    PİRHA-Tahir Elçi davasında gelinen son aşamaya ilişkin basın bilgilendirme toplantısı yapan Tahir Elçi Vakfı yöneticileri ve avukatları, yargılama sürecinin cezasızlık ile sonuçlandırılmak istendiğini belirterek, maddi gerçeklerin ortaya çıkarılması için mücadeleye devam edeceklerini söylediler. 

    Tahir Elçi Vakfı yöneticileri ile Elçi ailesinin avukatları, suikaste dair dava dosyasının son durumuna ilişkin İstanbul Beyoğlu’nda basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Türkan Elçi, Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Batman Barosu Başkanı Erkan Şenses, Av. Orhan Kemal Cengiz ile Av. Tuğçe Duygu Köksal da katıldı.

    Toplantıda ilk olarak konuşan Türkan Elçi, “Çıktığımız adalet yolculuğunda yarı yolda bırakıldık. Daha yolculuğun başındayken yargıçlar tarafından dosyanın mağdur tarafı olduğumuz halde, suçlu muamelesi gördük. Yargı, bizim düşündüğümüz kadar toplumu ve barışı düşünmüyor. Cezasızlık ile karşılaşacağımızı, yargılananların usulen yargılandığını şu an daha çok hissediyoruz” dedi.

    “DAHA İLK ANDA SANIK MUAMELESİ GÖRDÜK”

    “Çıktığımız adalet yolculuğunda yarı yolda bırakılacağımızı bilmiyor muyduk?” diyen Türkan Elçi, avukat olarak ön yargıdan uzak, umutlu olmak gerektiğini belirtti. Elçi, “Böyle olacağını biliyorduk ama umutlanmayı daha çok tercih ediyorsunuz. O umudu hissedemezseniz eğer yolculuğa başlayamazsınız. Daha ilk anda sanık muamelesi gördük. Salondan atıldık. Cezasızlık ile karşılaşacağımızı, yargılananların usulen yargılandığını daha çok hissediyoruz. Taleplerimiz kabul edilmedi. Tahir Elçi son anına kadar şiddet dilini öteleyen insan hakları savunucusuydu. Yargının bizim kadar toplumu ve barışı düşündüğü yok” ifadelerini kullandı.

    “ORTAÇAĞ ZİHNİYETİ İLE YOL KAT EDEMEYECEĞİZ”

    Elçi, yargılama sürecinde hissettiklerini ise şöyle anlattı:

    “Mahkeme heyetine baktığımda kendimi 21. yüzyılda hissetmedim. Ortaçağdaymışım gibiydi. Sanki bir engizisyon mahkemesindeydim. Daha ilk duruşmada hissettim bunu. Ortaçağ zihniyeti ile yol kat edemeyeceğimizi bugün görüyoruz. Avukatlarımızın hiçbir çabası karşılık görmüyor. Taleplerimiz kabul edilmiyor. Bu saatten sonra böyle yürümeyecektir. Bu dosya en mühim dosyalardan biridir. Türk hukuk sistemi tarihine kara bir leke olarak geçeceğine inanıyoruz. Umut verici değerlendirmeler yapmak isterdim ama durum bu.”

    “BİZE VERİLEN FİGÜRANLIK ROLÜNÜ KABUL ETMEYECEĞİZ”

    Dava avukatlarından Orhan Kemal Cengiz ise Tahir Elçi’nin hedefe koyulma sürecini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “İki senedir yargılama yapılıyormuş gibi davranılıyor. Bizden de buna ayak uydurmamızı istiyorlar. Tahir Elçi’yi vuran karanlık bir el vardı evet. Fakat sadece o el ile uğraşmamızı, arkasındakileri araştırmamamızı istiyorlar. Bize verilen figüranlık rolünü kabul etmeyeceğiz. Biz Tahir Elçi’nin avukatlarıyız. Tahir’i tek bir cümlesi nedeniyle hedefe koydular Hrant Dink gibi. Tahir öldürülmeden bir gün önce başlayan çatışma ve sonrasında yaşananlar ortada. Bütün bunlara rağmen yaşananların tesadüf olduğuna inanmamızı istiyorlar.

    Aylarca oradaki deliller toplanmadı. Üç buçuk ay sonra olay yeri incelemesi yaptılar. Kamera kayıtlarında kesintiler var. Biz en başından beri maddi gerçeğe ulaşmaya çalışıyoruz. Tahir hakkında dokuz günde iddianame hazırlayanlar, bu dosyada iddianame hazırlamaları dört buçuk yıl sürdü. Faili meçhullerin avukatının cinayetini faili meçhul bırakmak istiyorlar. Kabul etmiyoruz.”

    “DAVUTOĞLU’NDAN TANIKLIK YAPMASINI BEKLİYORUZ”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren davanın en başından itibaren etkisiz ve isteksiz yürütüldüğünü belirtti. Dosyada hiçbir şüphelinin olmadığını kaydeden Eren, “Kameraların, istihbaratçıların olduğu yerde bir baro başkanı katledildi. Öldürülen iki polis memuru için bir dava açılmadı. Tahir Elçi ile aynı davaya konu edildi. İki olayı birleştirdiler. Cinayeti örgüt mensuplarına yüklemeye çalıştılar. Savcılar, tehdit ve vaatlerle yalancı tanıklık yaptırmaya çalıştı.

    O dönem Başbakan olan Ahmet Davutoğlu konuya ilişkin Diyarbakır’da “siyasi suikast” dedi. Davutoğlu’nun mahkemede dinlenmesini istedik. Talebimiz kabul edilmedi. Davutoğlu’ndan tanık olarak mahkemeye katılmasını ya da basın aracılığıyla açıklama yapmasını bekliyoruz. Salt yargılama ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılacağını düşünmüyoruz. Siyasi iradenin ortaya çıkması lazım” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi cinayetin üzerinden yedi yıl geçti. Dört Ayaklı Minarenin tahrip olmaması ve çatışmalı sürecin sona ermesi için Diyarbakır Barosunun düzenlediği Basın toplantısı sırasında öldürülen Tahir Elçi cinayetinin soruşturması dört yıl altı ay sürdü. Tahir Elçi’nin ailesi, Tahir Elçi Vakfı, Diyarbakır Barosu, Elçi ailesinin avukatlarının gösterdiği çabalarla soruşturma tamamlandı. Halen firari olan bir sanığın “devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozmak”, “kasten ve olası kastla öldürme”, 3 polisin ise “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan yargılandığı dava 21 Ekim 2020’de Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayabildi. Davanın dördüncü duruşması 12 Ocak 2022’de görüldü. Bir sonraki duruşma ise 15 Haziran 2022 tarihinde görülecek.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Tahir Elçi ölümünün 6. yılında anılıyor

    Tahir Elçi ölümünün 6. yılında anılıyor

    Sur’da Dört Ayaklı Minare önünde 6 yıl önce kameralar kayıttayken öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin bugün ölüm yıl dönümü. Elçi, bir dizi etkinlik ile anılacak.

    28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetinin üzerinden 6 yıl geçti. Soruşturma geçen bu 6 yıllık süre zarfında tek bir şüpheli olmaksızın sürdürülüyor.

    Diyarbakır Barosu, olay yerindeki gazetecilerin çektiği görüntüleri Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Architecture’a (Adli Mimarlık) göndererek bilirkişi raporu istemişti.

    Hazırlanan raporda, Tahir Elçi’nin öldürüldüğü esnada ateş açan polislerin atış yönü, atış sayısı ve Elçi’nin yere düştüğü an üzerinden yapılan incelemeler sonucunda olası üç polis tespit edilip, bu polislerden birinin ise Elçi’yi öldüren kesin fail olduğu belirtilmişti.

    Ancak Forensic Architecture’ın hazırladığı raporu Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na sunan Diyarbakır Barosu, rapora ilişkin savcılığın herhangi bir işlem yapmadığını, raporun işaret ettiği şüpheli polislerin kimliklerinin belirlenmediği ve ifadelerine başvurmadığını açıkladı.
    Başsavcılık rapor doğrultusunda işlem yapmazken, Forensic Architecture’ın raporu sonrası Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) yeni bir rapor hazırlanmasını istedi. Yeni rapor için dosyanın tamamını ATK’ye gönderen savcılığın talebi ATK tarafından reddedildi.

    İHD: ELÇİ CİNAYETİNDE CEZASIZLIĞA İZİN VERMEYECEĞİZ

    Tahir Elçi cinayetinin “faili meçhule” bırakılmak istendiğini belirten İHD İstanbul Şubesi, “Katilleri cezalandırılıncaya kadar olayın takipçisi olacağız” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin ölümünün 6’ncı yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Katillerin hala ortaya çıkarılıp, cezalandırılmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Çatışma ve savaşın, tarihi ve kültürel mirasa verdiği zararın görülmesi ve durdurulması için de mücadele eden Tahir Elçi, devam eden çatışma ve operasyonlarda bomba ve kurşunların hedefi haline getirilen tarihi Dört Ayaklı Minare’de meydana gelen tahribata dikkat çekmek ve daha fazla zarar görmesini engellemek için basın açıklaması yapıldığı sırada Dört Ayaklı Minare’nin yanı başında katledildi” denildi.

    Elçi’nin “faili meçhul” cinayetler, gözaltındaki kayıplar ve cezasızlığa karşı mücadele eden bir hukukçu olduğu belirtilen açıklamada, “Elçi’nin katli de faili meçhul bırakılmak ve katilleri cezasızlıkla ödüllendirilmek isteniyor. Katilleri cezalandırılıncaya kadar olayın takipçisi olacağız. Elçi’nin izinden yürüyecek ve ‘Savaşa Hayır Barış Hemen Şimdi!’ demekten vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.

    DİYABRAKIR’DA ANMA: ELÇİ’NİN VURULDUĞU YERE YÜRÜNDÜ

    Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesinin 6’ncı yılında, avukatlar vurulduğu noktaya doğru cübbeleriyle yürüyüşe geçti.

    Yürüyüşün başladığı Diyarbakır Adliyesi önü ve çevresi, polislerce abluka altına alındı. Yürüyüşte, Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, kardeşleri Ömer ve Mehmet Elçi, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya, Sinop, Aydın ve bölge baro başkanları yer aldı.

    Sokağa çıkma yasaklarına karşı Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde, 28 Kasım 2015 tarihinde açıklama yaptığı sırada öldürülen Elçi’yi anmak üzere avukatlar, Diyarbakır Adliyesi önünden vurulduğu noktaya doğru cübbeleriyle yürüyüşe geçti.

    “Em te ji bîr nakin, Seni Unutmayacağız” yazılı pankartıyla gerçekleştirilen yürüyüşte, “Tahir Elçi ölümsüzdür”, “Şehîd namirin” sloganları atıldı. Avukatlar, ellerinde “Em hemû Tahîr Elçî ne (Hepimiz Tahir Elçi’yiz)” yazılı dövizler taşıdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tahir Elçi davası bir kez daha ertelendi

    Tahir Elçi davası bir kez daha ertelendi

    PİRHA-Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin 3’ü polis 4 kişi hakkında açılan davada tanıkların dinlendiği 3. duruşma Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yapılan duruşmada ifade veren tanıkların bir kısmı ifadelerini değiştirirken, bir kısmı da maruz kaldıkları baskı ve işkence sonucu polisin istediği doğrultuda ifade verdiğini söyledi.

    Duruşmaya Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi; Diyarbakır, Urfa, Ağrı, Van, Batman, Muş, Siirt, Şırnak, İstanbul ve Ankara Baroları’ nın yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve CHP il yöneticileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Remziye Tosun, Semra Güzel ve il yöneticileri, Hafıza Merkezi, TİHV Diyarbakır Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlükçü Hukuk Derneği (ÖHD) ile çok sayıda kitle örgütünün temsilcileri katıldı.

    Covid-19 önlemleri gerekçesiyle salona 90 kişi alındı. Sanıkların SEGBİS ile katıldığı duruşma 40 dakika gecikmeyle başladı. Görülen duruşmada, ‘Tahir Elçi’yi örgüt mensupları vurdu’ diyen gizli tanıklardan biri ilk ifadesini hatırlamadığını söylerken diğeri ise ifadesini değiştirdi. Açık tanıklardan biri ise ‘işkenceye maruz kaldığı için ifade verdiğini’ söyledi. Diğer iki açık tanıktan biri olay anında cezaevinde olduğunu, diğeri ise şehir dışında olduğunu ifade etti.

    SANIK POLİSİN AVUKATI DAVADAN ÇEKİLDİ

    Duruşma başlangıcında sanık polis memuru M.S.’nin avukatı; “Diyarbakır Barosuna kayıtlıyım, Diyarbakır Barosu da bu davaya katıldığı için bu davada avukatlık yapmayacağım” diyerek çekilme dilekçesini mahkemeye sundu.

    GİZLİ TANIK DAHA ÖNCE VERDİĞİ İFADEYİ DEĞİŞTİRDİ

    Ardından tanık ifadelerinin dinlenmesine geçildi. 2 gizli tanık, SEGBİS aracılığıyla sesleri ve görüntüleri değiştirilerek dinlendi. İlk dinlenen ‘İ61’ kod adlı gizli tanık önceki ifadesini hatırlamadığını söyleyerek mahkeme tarafından hatırlatılmasını istedi. Mahkeme Başkanı, gizli tanığın çelişkili ifadesi üzerine ilk ifadesinden, ‘Kaçanların arabadan inip polisi şehit ettikten sonra Tahir Elçi’yi de vurduklarını gördüm’ dediğini hatırlattı. Gizli tanık Mahkeme Başkanı’nın bu hatırlatmayı yapması üzerine daha önce ki ifadesini değiştirerek; “Arabadan inip koşanları gördüm. Sokağa girdiler. Polis arkadaşı şehit ettikten sonra bu olay geçti. Vurulma anını görmedim” dedi. Mahkeme Başkanı bunun üzerine; “Neye dayanarak kaçan kişilerin Tahir Elçi’yi öldürüldüğünü ifade ettiniz” diye sordu. Gizli tanık ise; “Sokakta çatışma vardı” dedi. Sanık polis F.T.’de gizli tanığa sokaktaki konumunu sordu. Gizli tanık bu soruyu cevaplamadı.

    “KESKİN NİŞANCI VURDU”

    Önceki beyanında Elçi’yi vuranların örgüt üyelerinden biri olduğunu söyleyen ‘Lojman 2019’ kod adlı gizli tanık ise şunları dile getirdi:

    “Gördüğüm kadarını ve olaydan sonrasını anlatabilirim. Dört Ayaklı Minare’nin 25 metre uzağında örgütün karargah dediği bir sokak arkasındaydım. Rêber ve Şinda kod adlı alan sorumluları yeni katılanlara eğitim veriyordu. İki el silah sesi geldikten sonra örgüt üyeleri silahlarını alıp sipere geçti. Bir dakika sonra Uğur Yakışır bize doğru koşarak geldi. Mahsum Gürkan ise sol tarafa gitti. Bulunduğumuz yerden Dört Ayaklı Minare görülmüyordu. Uğur Yakışır, ‘Düşman karşımıza çıktı, vurduk, Mahsum diğer tarafa kaçtı. Mahsum’un şarjörü arabada düştü. Ben de polislere ateş ederek şarjörümü boşalttım. En son da silahımı fırlattım. Arkamızdan biri düştü ama keskin nişancı vurdu, keskin nişancı atışı vardı’ diye söyledi. Sorumlu olan Rêber ile Şinda kod adlı örgüt üyelerinin kendi aralarında konuşurken keskin nişancının olmadığını ama halkı buna ikna etmeye çalıştıklarını konuştuklarını duydum. Ben Tahir Elçi’nin vurulma anını görmedim, sadece duydum. Bulunduğumuz yerden Tahir Elçi’nin bulunduğu yere atış yapma imkânımız yoktu.”

    “ELÇİ’NİN VURULMA ANINI GÖRMEDİM”

    Daha sonra açık tanık Mehmet Tür dinlendi. Tür şunları anlattı:

    “Gittiğimiz gibi Tahir Elçi konuşuyordu. Yaşlı kadın geldi. Tahir Elçi onunla konuşurken bir anda silah sesi geldi. Orada bulunan arabanın arkasında siper aldık. Bir anda Tahir Elçi’nin yerde yattığını gördüm. Tahir Elçi vuruldu diye bağırdım. Vurulma anını görmedim. Yerde kanlar içinde gördüm sadece. Olayların içinde kaldık. Tahir Elçi’nin hendekler tarafına yöneldiğini hatırlamıyorum. Basın açıklamasından sonra bir anda olaylar içinde kaldık. Arkamı bir döndüm, Tahir Elçi yerdeydi. Polisler kaçanlara doğru ateş ediyordu. Kaçanların atış yaptığını görmedim. ‘Tahir Elçi yerde, Tahir Elçi vuruldu’ diye bağırıyordum. Polisler, kimse beni duymuyor gibiydi. Kimse bir şey yapmadı.”

    “İFADE VERMEDİĞİM HALDE VERDİĞİM YAZILMIŞ, KABUL ETMİYORUM”

    Hükümlü tanık Ekrem Özgün ise ifadesinde; “Tahir Elçi vurulma anına dair bir bilgi vermedim. Karakolda susma hakkını kullanan bir kişi ne ifade verebilir. Psikolojim bozuk. Teşhis etmediğim kişileri tespit ettiğim söyleniyor. Sur’da iki yerimden vuruldum. Savcıda ifade vereceğim dedim. Yaralı halde 2 ay hastanede kaldım. Tahir Elçi vurulduğunda Diyarbakır’da değildim. Tahir Elçi’nin vurulduğunu gördüm, denilen ifade bana ait değil. Kesinlikle görmedim. Böyle bir ifadem yok. Polisin baskısı vardı ama böyle bir ifade vermedim” dedi.

    “BANA İŞKENCE YAPTILAR, KORKUDAN İFADE VERDİM”

    Bolu F Tipi’nde hükümlü olarak bulunan tanık Deniz Ataş da; “Duruşmada hazır bulunmak istiyorum. Orda her şeyi anlatmak istiyorum. Savcı, Tahir Elçi’nin öldürüldüğüne dair ifade ver, seni serbest bırakacağım, dedi. İnandım. Bana komplo kurdular. Kandırdılar. Okumam yazmam olmadığı için önüme ne koyduysa imzaladım. Ben sizi duyamıyorum. Duruşmada anlatmak istiyorum. SEGBİS üzerinden ifade vermek istemiyorum. Duruşmaya bizzat katılmak istiyorum. Kulaklarım duymadığı için sizi tam anlamıyorum. Bize işkence yaptılar. Savcı da geldi, bana Tahir Elçi cinayetini Uğur ve Mahsum’un üstüne atacaksın yoksa seni öldürürüz, dediler. Ben video çekmedim. Korkudan ifade vermeyi kabul ettim” dedi.

    “MAHSUM’A KIZGIN OLDUĞUM İÇİN ÜSTÜNE İFADE VERDİM”

    Tanık Recep Özbek; “Olay gerçekleşirken ben 2015’te cezaevindeydim. 2016’da ifade verirken de cezaevindeydim. Mahsum’un adını televizyonda gördüm. Daha önce bana kızıp hakaret ettiği için üstüne ifade verdim” dedi.

    MAHKEME TÜM TALEPLERİ REDDETTİ

    Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşmaya ara verildi. Duruşmaya verilen aradan sonra Elçi ailesi avukatları  söz alarak, soruşturmanın özensiz yürütüldüğü, keşfin sağlıklı yapılmadığı, iddianamenin @ForensicArchi tarafından düzenlenen rapor sayesinde hazırlandığı, etkin soruşturma yürütülmediğini olay yerinde olmasına rağmen dinlemeyen tanıkların dinlenilmesi gerektiği, dosyadaki çelişkilerin giderilmesi için keşif yapılmasını, bunun için dinlenen ve dinlenmeyen tanıkların olay yerinde ve keşif esnasında yeniden dinlenmesi gerektiği, kaybolan ve olay esnasını kaydeden görüntülerin mutlak suretle bulunarak dosyaya ibraz edilmesini talep ettiler.

    Elçi ailesi avukatları ayrıca; “Gizli tanıklarla ispatlanmaya çalışılan onların sanık olmadığı ise bunun (gizli tanık dinlemenin) neye yaradığının ortaya konulması gerekir. Halen Tahir Elçi’nin öldürülmesi olayının üstü örtülmeye çalışılıyor” diye konuştu.

    Mardin, Muş, Bitlis, Batman, Ağrı Baroları müdahillik talebinde bulundu. İnsan Hakları Gündemi Derneği de daha önce reddedilen müdahillik talebini yineledi. Mahkeme bu talepleri reddetti.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 12 OCAK’A ERTELENDİ

    Sanık polis memuru Fuat Tan müdafi, eksiklikler giderildikten sonra kararın verilmesini istedi. İddia makamından mütalaası soruldu ve savcılık, olay yerindeki bazı basın mensupları ile polis memurlarının tanık olarak dinlenilmesi yönünde mütalaada bulundu.

    Mahkemece TÜBİTAK’a müzekkere yazılarak silinen kamera kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına, katılan vekillerinin talep ettiği dijital kayıtların yurtdışında incelenmesine, olay anında görevli tüm polislerin isim listesinin istenmesine, görevli bazı polis memurlarının telefon kayıtlarının celbinin reddine, olayla ilgili İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince düzenlenen raporun celbine, keşif talebinin daha sonra değerlendirilmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 12.01.2022 günü saat 10:00’a erteledi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Tahir Elçi Mersin’de anıldı

    Tahir Elçi Mersin’de anıldı

    PİRHA- Tahir Elçi’nin ölüm yıldönümü dolayısıyla ÖHD ve ÇHD Mersin Şubeleri ortak açıklama yaparak, “. Bizler Tahir Elçi’nin öğrencileri, meslektaşları, mücadele arkadaşları olarak anısına sahip çıkıyor, mücadelesinin ışığında ilerleyeceğimizin sözünü veriyoruz” denildi.

    Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Mersin Şubeleri, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölüm yıl dönümü dolayısıyla açıklama yaptı. Mersin Adliyesi önünde yapılan açıklamaya ÖHD ve ÇHD üyesi avukatlar, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Açıklamayı okuyan ÖHD Mersin Şubesi Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, Tahir Elçi’nin öldürülmesinden 1,5 ay önce bir televizyon programında yaptığı konuşmanın ardından hedef gösterilmeye başlandığını ve ardından katledildiğini belirterek “26 Kasım 2015 günü, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare yaşanan bir çatışmada zarar gördü. Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 günü Diyarbakır Barosu adına meslektaşlarıyla birlikte bir basın açıklaması yapmak için Dört Ayaklı Minare önüne geldi. Yaptığı açıklamada Tahir Elçi ısrarla süregiden şiddetin sona ermesi çağrısında bulundu” diye konuştu.

    ‘CİNAYETİN CEZASIZ KALMAMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ’

    Tahir Elçi’nin katledilmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşmasında yaşananlar Tahir Elçi’nin muhtemel katillerinin 5 yıl önce olduğu gibi bugün de korunmakta olduğunu herkese bir kez daha gösterdiğine dikkat çeken Sarıyıldız, şunları ifade etti:

    “Tahir Elçi, hayatı boyunca faili meçhuller, işkence yaşam hakkı ihlalleri ve cezasızlığa karşı yaptığı çalışmalarla Türkiye’nin en değerli insan hakları savunucularından ve hukukçularındandı. Bizler Tahir Elçi’nin öğrencileri, meslektaşları, mücadele arkadaşları olarak anısına sahip çıkıyor, mücadelesinin ışığında ilerleyeceğimizin sözünü veriyoruz. Tahir Elçi cinayetinin tüm yönleriyle açığa çıkarılıp cinayette icrai ve ihmali eylemi olan tüm kamu görevlilerinin davaya dahil edilmesi ve cinayetin cezasız kalmaması için mücadele etmeye devam edeceğiz”

    Açıklama “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganıyla sonlandı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Yeşilboğaz: Elimizi hukuksuzluğun yakasından çekmeyeceğiz

    Yeşilboğaz: Elimizi hukuksuzluğun yakasından çekmeyeceğiz

    PİRHA- Tahir Elçi katledilişinin 5. yılında meslektaşları tarafından unutulmadı. Bir çok kentin barosu tarafından yapılan açıklamalarda, cinayetin aydınlatılamadığına dikkat çekerken, Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz da “Hukuk kazanana kadar, elimizi hukuksuzluğun yakasından çekmeyeceğiz. Tahir Elçi’nin hakkına sahip çıkmak; hukukun üstünlüğüne, adalete, demokrasiye, kişi hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaktır” dedi.

    Meslektaşları katledilişinin 5. yılında Tahir Elçi’yi unutmadı. Onlarca baro tarafından yapılan açıklamada cinayetin aydınlatılamadığına dikkat çekilirken, Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz da, yaptığı açıklamada katliamı, adalete sırtını dönen ülke yöneticilerini ve mahkeme heyetini kınayarak cinayetin etkin, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını talep etti.

    “KATLEDİLEN SADECE BİR İNSAN DEĞİL; TÜM İNSANLIKTI”

    Yeşilboğaz, “Elimizi hukuksuzluğun yakasından çekmeyeceğiz” diyerek şu ifadelere yer verdi:

    “Gönül isterdi ki, barış elçisi Av. Tahir Elçi’nin katledildiği günde meslektaşlarımızla bir arada olabilseydik, adalet talebimizi birlikte haykırabilseydik. Ancak pandemi nedeniyle fiziksel olarak mesafeli olmak zorunda olsak da ne mutlu bize ki, adalet ve insan hakkı söz konusu olduğunda yüreklerde birleşmeyi başarabiliyoruz. Av. Tahir Elçi vurulmadan dakikalar önce yaptığı basın açıklamasında, ‘Bu tarihi bölgede; birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede; insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun, diyoruz’ demişti ve ardından başına isabet eden kurşunla öldürüldü. Bundan tam 5 yıl önce savaşın son bulması için çırpındığı, barışı, adaleti, insanca yaşamı savunduğu sırada Diyarbakır’da dört ayaklı bir minarenin önünde karanlık güçler tarafından katledilen sadece bir insan değil; tüm insanlık, kadınlarımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin, henüz doğmamış bebeklerin yaşam hakkı, adalet, hukuk, barış kurşunlandı.”

    “TAHİR ELÇİ CİNAYETİNDE FAİL, MEÇHUL DEĞİLDİR”

    Tahir Elçi’nin yaşamı boyunca hak ihlallerine karşı, çok sayıda faili meçhul cinayetlerin ve gözaltındaki kayıpların aydınlatılması için en önde mücadele eden, kendisine yönelik baskılara rağmen mücadelesinden vazgeçmemiş bir hukukçu olduğunun altını çizen Yeşilboğaz, “O sadece bir baro başkanı, bir avukat değil, barış toplumunu inşa etmek için mücadele veren örnek bir hukukçuydu. Dönemin iktidar sahipleri, ‘Bu cinayeti aydınlatacağız’ dediler ancak Diyarbakır’ın ortasında, güpegündüz işlenen cinayete yönelik soruşturma dosyasında hala katliamda yer alan katil ya da katiller ortaya çıkartılmadı” dedi.

    “CİNAYET ETKİN BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ SORUŞTURULMALIDIR”

    Yeşilboğaz, Elçi’nin yarım kalan mücadelesi, mücadeleleri olmaya devam edeceğine dikkat çekerek, “Hukuk kazanana kadar, elimizi hukuksuzluğun yakasından çekmeyeceğiz. Tahir Elçi’nin hakkına sahip çıkmak; hukukun üstünlüğüne, adalete, demokrasiye, kişi hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaktır. 3 Mart 2021 tarihine ertelenen duruşmada yine orada olacağız. Katledilişinin 5. yılında hala aydınlatılmamış olan cinayetin etkin, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını bir kez daha talep ediyoruz. Mersin Barosu olarak katliamı bir kez daha lanetliyor, adalete sırtını dönen ülke yöneticilerini ve mahkeme heyetini kınıyor, Av. Tahir Elçi’yi saygıyla ve rahmetle anıyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Tahir Elçi vurulduğu yerde anıldı-VİDEO

    Tahir Elçi vurulduğu yerde anıldı-VİDEO

    PİRHA- Tahir Elçi’nin katledilişinin yıl dönümünde yürüyüş gerçekleştirdiği anmada konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, 5 yıldır kalın bir cezasızlık zırhıyla korunan failleri aradıklarını söyleyerek, “Düşlerinin ve düşlerimizin savunucusu olmaya, bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Haberin videosu;

    Diyarbakır Barosu, 5 yıl önce Dört Ayaklı Minare önünde öldürülen Tahir Elçi için yürüyüş düzenledi.

    Diyarbakır Adliyesi önünde başlayan ve Tahir Elçi’nin fotoğraflarının taşındığı yürüyüş Dört Ayaklı Minare önünde tamamlandı.

    Aralarında Elçi’in eşi Türkan Elçi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın’ın da bulunduğu yürüyüş sonrası açıklama yapıldı.

    ‘ŞARK CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK’

    Grup adına açıklama yapan Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, “Beş yıldır kalın bir cezasızlık zırhıyla korunan Tahir Elçi’nin faillerini arıyoruz” diyerek şunları ifade etti:

    “Tahir Elçi’nin aramızdan koparılışından sonra ne değişti derseniz, ‘şark cephesinde değişen bir şey yok.’ Toplum olarak hapsedilmeye çalışıldığımız karanlık, daha da zifirileşti. Bu ülkede artık hiçbir yurttaşın hukuk güvenliği yok. Kürt meselesinin barışçıl çözümü konusunda Tahir Elçi’nin bıraktığının çok gerisindeyiz ve mesele tümüyle güvenlik bürokrasisine terk edilmiş durumda. Çözümsüzlük politikası, can almaya ve can yakmaya devam ediyor. İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ağır bir tehdit altında. Aynı şekilde meslek etiğine uygun bir şekilde görevlerini yapan onlarca gazeteci hapiste. Hapishaneler; fikirlerinden dolayı tutuklanan siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri, gazeteciler için kalıcı bir ikametgaha dönüşmüş durumda.  Her yıl tedavisi yapılmayan onlarca hasta mahpusun cenazeleri çıkıyor cezaevlerinden.”

    “DÜŞLERİNİN VE DÜŞLERİMİZİN SAVUNUCUSU OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Avukatlık mesleğine yönelik saldırılar ve tacizlerin arttığına dikkat çeken Aydın, “Avukatlar mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınmakta, tutuklanmakta ve cezalandırılmaktadır. Ama gözün arkada kalmasın Sevgili Başkan; binlerce meslektaşın senin bıraktığın yerden kararlılıkla adalet ve insan hakları mücadelesini sürdürmektedir.  İşte senden sonra memleketin pürmelali böyle Sevgili Başkan. Demokratik, özgür ve barış içinde bir yaşam hayalin, bizim de hayalimiz. Düşlerinin ve düşlerimizin savunucusu olmaya, bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Açıklamanın ardından grup, Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare’nin önüne karanfil bıraktı.

    Elçi’nin mezarı da ziyaret edildi. Elçi’nin mezarı başında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, ” hayalinin yarım kalmaması için mücadele edeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tahir Elçi davasında Türkan Elçi konuşturulmadı

    Tahir Elçi davasında Türkan Elçi konuşturulmadı

    Tahir Elçi davasında Türkan Elçi’nin söz almasına izin vermeyen mahkeme, müşteki avukatlarının reddi hakim talebinin 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce değerlendirmesine karar vererek, duruşmayı 3 Mart 2021’e erteledi.

    Diyarbakır’da sokağa çıkma yasağının olduğu 28 Kasım 2015’te Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetine ilişkin 3’ü polis 4 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması, Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanık polisler  S.T., F.T. ile ihraç edilen polis memuru M.S. ve avukatları duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Şikayetçi sıfatıyla Elçi Ailesi, Türkan Elçi ve avukatları duruşmada hazır bulundu.

    TÜRKAN ELÇİ’YE SÖZ VERİLMEDİ

    Duruşmada, Türkan Elçi söz isteyerek, “Düşüncelerimi, davadan ne beklediğimi dinleme nezaketi göstermenizi istiyorum. Buraya gelene kadar size güvenim tamdı” dedi. Mahkeme, Türkan Elçi’nin uyarılmasına, aksi halde salondan çıkarılacağına dair ihtar ara kararı verdi.

    ‘GERÇEK SUÇLULARIN TESPİTİNİ İSTİYORUZ’

    Elçi Ailesi avukatları, “Ceza yargılaması insan haklarını doğrudan ilgilendiren bir disiplindir. Biz sadece iddianamede adı geçen sanıkların değil, gerçek anlamda suçluların, arka planda duranların tespitini istiyoruz” dedi.

    Mahkeme heyetinin bağımsız ve tarafsız davranmadığı gerekçesiyle avukatlar reddi hakim talebinde bulundu. Diyarbakır Baro Başkanı Aydın’ın SEGBİS ekranının görülmemesiyle ilgili tespit yapılmasını istedi, ancak mahkemece sözü kesildi. Mahkeme yaşanan tartışmaların ardından müşteki avukatlarının reddi hakim taleplerini dinlemeye başladı. Duruşma salonunda avukatlarla mahkeme heyeti arasında tartışmalar yaşanırken, duruşma salonunun bulunduğu koridora kalkanlı çevik kuvvet ekibi takviyesi yapıldı.

    Duruşmada söz alan müşteki avukatı Nahit Eren, Ekim 2015’te Tahir Elçi’nin yakalanmasına karar veren mahkeme gibi, bu mahkeme heyetinin de vicdanını kapatarak hareket ettiğini söyledi. Eren, 5 yıldır sadece savcılığa ifade veren Türkan Elçi’nin konuşmasına izin verilmemesine tepki gösterdi. Müşteki avukatı Mahsuni Karaman, mahkeme heyetinin en başta çelişkilerle dolu iddianameyi kabul etmemesi gerektiğine işaret ederek, ‘ya şundadır ya bunda’  şeklindeki iddianameyle yargılama yapılamayacağını dile getirdi. Karaman, reddi hakim taleplerini tekrarladı.

    Mahkeme heyeti, reddi hakim konusunda Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin karar vermesinin istenmesine, SEGBİS kayıtlarının çözümünün yapılmasına karar vererek, duruşmayı 3 Mart 2021’e erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Tahir Elçi’nin Avukat arkadaşları: Tahir’i unutmayacağız, unutturmayacağız – VİDEO

    Tahir Elçi’nin Avukat arkadaşları: Tahir’i unutmayacağız, unutturmayacağız – VİDEO

    PİRHA – Tahir Elçi’nin ölümünün 4’üncü yılında avukat arkadaşları PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Avukat arkadaşları Tahir Elçi’nin faili meçhul bir şekilde bırakılmak istendiğini ancak buna müsaade etmeyeceklerini belirttiler.

    Haberin Videosu

    Tahir Elçi’nin ölümünün üzerinden tam 4 yıl geçmesine rağmen bir arpa boyu yol alınamadığını belirten Av. Cafer Koluman,“Bu cinayetin üzerinden tam 4 yıl geçti ama maalesef ki henüz daha bir arpa boyu kadar yol alınmadı. Tahir Elçi yaşamı boyunca hep insan hakları mücadelesi alanında mücadele vermiş ebedi bir başkanımızdır. Diyarbakır barosunun, sivil toplum örgütlerinin tüm girişimlerine rağmen dosya henüz tozlu raflardan bir türlü indirilmedi. Ne hazindir ki Tahir Elçi yaşamı boyunca avukatlık mesleği boyunca hep faili meçhul cinayetlerle mücadele etti. Maalesef ki kendisi de faili belli olduğu halde faili meçhul cinayetler dosyasına götürülmek isteniyor. Biz buna müsaade etmeyeceğiz.

    Geçen yıl bu cinayetin aydınlatılması hususunda dosyadaki bütün bilgi ve belgeler, kamera kayıtları, resimler Londra Üniversitesi’ne götürüldü. Londra Üniversitesi’nin verdiği rapor sonucu 3 polisin ismi geçtiği halde maalesef 1 yıldır savcılık adım atabilmiş değil. Bugünlerde yeni atanan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı dosyanın belli bir aşamaya geldiğini yakın zamanda dava açılacağı konusunda bir bilgi vermiştir” dedi.

    “ELÇİ DOSYASI KARANLIKTA BIRAKILMAK İSTENİYOR”

    Tahir Elçi soruşturma dosyasının karanlıkta, faili meçhul bir şekilde bırakılmak istendiğini belirten eski Diyarbakır barosu başkanı Av. Ahmet Özmen ise şunları belirtti;

    “Bugün Tahir Elçi’nin katledilişinin suikaste uğrayarak öldürülüşünün 4 yılını geride bırakıyoruz. Ne yazık ki tüm uğraşlarımıza çabalarımıza rağmen soruşturma makamları failleri ortaya çıkaramadılar, çıkarmak İstemediler. Dört yılı geride bıraktık, hiçbir ilerleme yok. Savcılığa onlarca talebimiz oldu, bunların birçoğu yerine getirilmedi veya uzunca bir süre geçtikten sonra, artık yerine getirilmesi anlamsızlaştıktan sonra yerine getirildi. Onun ötesinde biz harekete geçmesini istemedikçe, talepkar olmadıkça soruşturma makamı hiçbir işlem yapmadı.

    “TAHİR ELÇİ’NİN DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ HEP SÜRDÜRECEĞİZ”

    Bugün 4 yılı geride bıraktık. Tahir Elçi soruşturma dosyasının karanlıkta faili meçhul bir şekilde bırakılmak istendiğini artık bütün kamuoyu biliyor. Tahir Elçi soruşturma dosyası ve kendisi unutturulmaya çalışıyor ama biz dostları, mücadele arkadaşları olarak Tahir Elçi’nin demokrasi mücadelesini, adalet ve barış mücadelesini her zaman sürdüreceğiz. Tahir Elçi yaşıyormuş gibi bize rehberlik ediyormuş gibi mücadeleye hep birlikte devam edeceğiz. Şunun bilinmesini isterim uzadıkça süreç, öfkemizin büyüdüğünü, sabrımızın taştığını ve üzüntümüzün daha da büyüdüğünü herkes bilsin. Biz Tahir Elçi’yi unutmadık, mücadelesini de unutmadık, unutturmayacağız, bu halk bunu unutmayacak. Tahir Elçi’nin failleri bulunana kadar biz bu işin takipçisi olacağız bu mücadeleyi sürdüreceğiz. DİYARBAKIR/PİRHA

     

  • İHD Malatya Şubesi: Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracağız

    İHD Malatya Şubesi: Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracağız

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği Malatya Şubesi, ölümünün 4’üncü yılında Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi anarak “Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracak, adalet önünde hesap soracağız.” dedi.

    İnsan Hakları Derneği Malatya Şubesi yönetim kurulu, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi ölümünün 4. yılında andı.

    İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Östürkoğlu, okuduğu basın açıklamasında “İnsan Hakları Savunucusu ve Barış Elçisi Tahir Elçi’yi Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız!” diyerek şunları aktardı:

    “4 yıl önce, Diyarbakır Barosu Başkanı, insan hakları savunucusu ve barış elçisi Tahir Elçi Diyarbakır ilinin Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare’de çatışmalardan kaynaklı yaratılan tahribatı kamuoyu ile paylaşmak ve kültürel mirasa sahip çıkmak için açıklama yaparken katledildi. Israrlı bir şekilde barış talebinde bulunan Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 tarihinde de savaş ve silahlı çatışmanın insanlar, çevre ve kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkisini anlatmak için oradaydı.

    Tahir Elçi, yaşamı boyunca hak ihlallerine karşı mücadele vermiş, çok sayıda faili meçhul cinayetlerin ve gözaltındaki kayıpların aydınlatılması ile faillerinin bulunması için cezasızlıkla mücadele eden en önde insanlardan birisiydi. Tahir Elçi, kendisine yönelik baskılara rağmen mücadelesinden vazgeçmemiş bir hukukçuydu.

    Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden 4 yıl geçti ancak soruşturmasına ilişkin herhangi bir ilerleme kaydedilmedi.

    Hak savunucuları olarak Tahir Elçi’siz geçen 4 yılın ardından şunu ifade ediyoruz: Arkadaşımız Tahir Elçi’yi unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız! Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracak, adalet önünde hesap soracağız.”

    Gönül Östürkoğlu, 27 Kasım’da gözaltına alınan İHD Ankara Şube Başkanı Fatin Kanat’ın durumuna da değinerek “Arkadaşımız çağrıldığında ifadeye gidecek bir kişidir. Evinin basılarak gözaltına alınması kabul edilemez. Siyasi iktidarı BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesine uymaya davet ediyor, Fatin Kanat ve diğer gözaltıların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Tahir Elçi ölümünün 4.’üncü yılında anılıyor-VİDEO

    Tahir Elçi ölümünün 4.’üncü yılında anılıyor-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, ölümünün 4’üncü yılında 25 baro başkanın katılımıyla adliyeden Dört Ayaklı Minare’ye düzenlenen yürüyüşle anıldı. Anmada konuşan Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Ölümünün, tesadüfi bir ölüm olduğuna inandırmak istiyorlar bizi. Oysa biliyoruz ki katiller elini kolunu sallayarak yürüyor taş sokağımızda” dedi.

    Haberin Videosu:

    Diyarbakır Barosu ve Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı, öldürülen başkanları Tahir Elçi’yi ölümünün 4’üncü yılında andı. Diyarbakır Adliyesi önünde toplanan yüzlerce avukat, Dört Ayaklı Minareye yürüyerek saat 10.53’te basın açıklaması yaptı. Polisin yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşen yürüyüş ve açıklamaya, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, CHP Milletvekilli Sezgin Tanrıkulu, HDP milletvekilleri Ebru Günay, Saliha Aydeniz ve Meral Danış Beştaş Ankara, Bursa, Aydın, Antalya ve bölge barolarından oluşan 25 baro başkanı katıldı. “Em te ji bîr nakin-Seni unutmayacağız” yazılı pankartın açıldığı yürüyüş boyunca “Tahir Elçi Ölümsüzdür” ve “Tahir burada katiller nerde” sloganları atıldı.

    “BARIŞIN ESAMESİ OKUNMUYOR”

    Dört Ayaklı Minare’nin önünde bir dakikalık saygı duruşundan sonra Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın yaptığı açıklamada, Elçi’nin Dört Ayaklı Minare’nin altında 4 yıl önce öldürüldüğünü hatırlattı. Elçi’nin savaş karşıtlığı ve barışseverliğiyle yaşatılacağını vurgulayan Aydın, ülkede insan haklarının giderek daha kötü olduğunu, failli meçhul cinayetlerin idare ve yargı işbirliğiyle örtbas edilmeye çalışıldığını, Elçi’nin hayali olan barışın esamesinin dahi okunmadığını ifade etti.

    “SAVAŞ YAŞAMIN PARÇASI HALİNE GETİRLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Savaşın toplumsal yaşamın bir parçası haline getirilmeye çalışıldığına işaret eden Aydın, Elçi’nin sonlanması için çalıştığı 2015’deki kent içi çatışmaların sonlandığını, ancak savaşın Afrin, Azez, Kobani, Cerablus, Qamışlo, Gire Spi, Serakaniye de devam ettiğini ve Nusaybin ve Akçakale’de insanların katledildiğini anımsattı.

    “BU DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    Sur’daki çatışma bölgesinin 4 yıldır hala kapalı olduğunu vurgulayan Aydın, kültürel mirasının dümdüz edildiğine dikkati çekti. Aydın, “Sen rahat uyu. Biliyoruz gittiğin yerde yalnız değilsin, yanında Ape Musa, Şevket Epözdermir, Medet Serhat, Metin Can, Yusuf Ekinci ve niceleri var. Ama unutma! Bizi bırakıp gittiğin yerde de büyük yürekleriyle direnen meslektaşların ve dostların var. Hani meşhur bir söz var ya: ‘Bu dünyayı büyük yürekler değiştirecek.’ Bilesin, bu konuda sözümüz var, bu dünyayı değiştireceğiz. Bir kez daha seni sevgiyle, saygıyla, özlemle anıyoruz” dedi.

    “YİNE SAAT 10.53”

    Aydın’ın ardından Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Yine dört ayaklı kapına geldik, yine kuşluk vakti, yine saat 10.53” ifadeleriyle konuşmasına başladı.  Elçi konuşmasının devamında şunlara yer verdi:  “Bir ömrün hukuka ibretlik serencamını, bir ağıdın kısa ömür üzerine olanı, taştan bir sokağa anlatmaya geldik. Yine tende yara, yürekte keder, gecenin karanlığında ölüm kokusu. Sen gittin gideli içimizde yıkılmış bir şehir uyur. Niçin uyanmaz. Uyuduğun sokak kırık, dökük. Gidişin eksiklikti desem yine her şey eksik kalır. Bu dar sokakta eksilen sendin, çoğalan ölümdü. Ardından her şey biraz daha eksildi.  Mesela huzurumuz, hürriyetimiz, umutlarımız eksildi. Gel kurtar bizi bu kimsesiz kalabalıktan.

    BU SOKAĞA ADALETİ GETİREMEDİK

    Yine dört ayaklı kapına geldik. Yine Kasım ayı, mevsim sonbahar. Avucumuz boş, elimiz yüreğimizde getiremedik bu sokağa adaleti. Gecenin öksüzlüğünde uyuyan adalet, serzeniş, yakarış olup damalar avuçlarımıza. Sen gitti hanemizde acıdan başka ne kaldı. Savaş kuruttu gözümüzdeki denizleri, kumunda ölülerden başka ne kaldı. Sen gittin zamansız ölümler çoğaldı. Yalnızlığımızın kuytuluğuna saplandık, gel kurtar bizi bu haksızlıktan. Sen geldin bu sokağa, yüreğini eline alarak geldi. Yalnız geldi, ölümleri durdurmak için çoğalarak nerelere gittin.

    SANIK ARAMAYANLARA KATİLLERLE ŞERİK OLACAĞINI HATIRLAT

    Kapkara karlı taşına geldik, aydınlığından bizim karanlığımıza seslen, bize yaşamın kutsallığından söz et; hakkın, hukukun, özgür düşünmenin yüceliğini, işkencenin insanlık suçu olduğunu yıllarca haykırdığın gibi yeniden haykır. İnsanlar arasında ırk, dil, din ayırımı yapmadan, herkes için adalet ve eşit yaşam koşulları talep etmenin nasıl bir erdem olduğunu savaş severlere bu topraklarda savaş istememenin ulviyetini, bu meşum mahalde sanık aramayanların, katillere şerik olacağını masum duruşunla bir kez daha hatırlat.

    Barış isteyen bir adamı arkadan vurmanın alçaklık olduğunu haykır. Belki biter bu sabahsız gece. Belki zulüm susar, kan susar, belki onulmaz kaderimiz beklenmedik düzlüğe çıkar.

    Yine dört ayaklı kapına geldik. Yine yerde yatıp uyanmayan bir elem.  Sonsuza dek yerde yatanın ölümünün, tesadüfi bir ölüm olduğuna inandırmak istiyorlar bizi. Oysa biliyoruz ki günbegün hukukun hükmü azalıyor, hak gölgeleniyor, katiller elini kolunu sallayarak yürüyor taş sokağımızda.

    Dört ayaklı kapına ömrümüzün sonuna dek geleceğiz. Tanrının adını günde beş kez anan bu minareye, ölümüne şahitlik yapan bu minareye,  ahvalimizi anlatmaktan vaz geçmeyeceğiz. Belki ilahi adalet yerini bulur, belki gözümüzün yağmuru diner, belki bu sokağa bahar gelir, insanın insanı yiyip bitiren kavgası son bulur.

    BU ÜLKE TAHİR OLUR

    Belki karanlık cinayet, faili meçhul olmaktan çıkar, aralanır zulmet ellerin kara perdesi, aramıza ördüğümüz korku duvarları yıkılır. İşte o zaman adalet mülkün temeli, mülk kardeşliğimizin temeli olur. Belki bir adalet yağmuru yağar, bu ülke Tahir olur. Belki bir nebze de olsa biter bu sokakta bizi öldüren bu sonbahar havası.”

     

    Anma programı, Dört Ayaklı Minareye bırakılan karanfillerle son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

     

     

  • ‘Uğur Mumcu ile Tahir Elçi’nin heykeli yan yana getirilecek’-VİDEO

    ‘Uğur Mumcu ile Tahir Elçi’nin heykeli yan yana getirilecek’-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, 2 Temmuz Katliamı Toplumsal Hafıza Müzesi’nin yapımı için birçok ilde konser düzenleyeceklerini duyurarak “Aleviler, sırf Osmanlı zulmünden kurtulmak için Cumhuriyeti sahiplendi. Fakat Cumhuriyet tarihinde de Alevilere dönük katliamlar yapıldı. Bugün Suruç’u, Roboski’yi, Ankara Gar Katliamını, Madımak ve Gazi’yi anlatmak lazım” dedi.

    Haberin videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, 2 Temmuz Katliamı Toplumsal Hafıza Müzesi’nin inşası hakkında yapılan çalışmalara dair konuştu.

    Müze yapımı için imece usulü ile girişimlerinin sürdüğünü belirten Kaplan, “Sivas’ta devletin gözetiminde bir katliam yaşandı. İnsanlar yakılarak katledildi. Diğer tarafta ise bizzat devletin kendisi bodrum katlarında insanları gaz bombalarıyla boğarak öldürdü. Yapılan katliam biçimi aynı. Bunların unutulmaması lazım” diyerek şunları söyledi:

    “TOPLUM HAFIZASININ TAZELENMESİ İÇİN BİR ADIM LAZIM”

    Yapmak istediğimiz, 2 Temmuz Katliamı ve Toplumsal Hafıza Müzesi. Yani 2 Temmuz’u da içine alan bir tür toplumsal hafıza müzesi inşa ediyoruz. Örneğin en yakın katliamlardan biri 10 Ekim 2015’te yaşanan Ankara Gar Katliamıdır. Birçoğumuz oradan kıl payı kurtulduk. Mesala Kızılay’a inip bir anket yaparak Ankara Gar Katliamının ne zaman yaşandığını sorun. Cevaplayanların yüzde onu bilemez. Çünkü unutan bir toplumuz. Olayın sıcaklığı geçtikten sonra herkes unutuyor ve her insan normal yaşamına devam ediyor. Bizler katliamlarla 7/24 yaşayalım demiyoruz ama bu katliamların insanların kafasına yerleşmesi lazım. Bugün 12 Eylül döneminde yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren ile ilgili sokağa sorun, bilen yok. Veya ‘Seyit Rıza kimdir?’ diye sorun. Dersimli ve Kürt Alevilerin dışında bilen olmaz. Bunların hatırlatıldığı, 1920’lerden, Mustafa Suphi’lerden başlayarak yakın tarihimiz ile ilgili çalışma yapıyoruz. Amacımızı çevremizdekilere paylaşırken kimileri bunun için ‘eldeki mekan yetmez’ diyor. Bizler ise ‘hele bir başlayalım’ diyoruz. Bir uzak doğu atasözü vardır; ‘2 milyon kilometre yol gidilir mi?’ diye sorulmuş. Cevaplayanlardan biri ‘iki adım atayım sonrası kolay’ demiş. Şimdi bizlerin, toplumun hafızasının tazelenmesi için bir adım atması lazım.  Evet Cumhuriyete Aleviler dört elle sarıldı. Sırf Osmanlı zulmünden kurtulmak için. Fakat Cumhuriyet tarihinde de Alevilere yönelik katliamlar yapıldı. Bugün Suruç’u, Roboski’yi, Ankara Gar Katliamını, Madımak ve Gazi’yi anlatmak lazım. Bugün ‘Gazi’ denildiği zaman Alevilerin çoğu ‘o ne ki?’ diyor.”

    “UZUN BİR YOLUN İKİ ADIMINI ATMIŞ OLDUK”

    Kaplan, yapılacak müzeye dair “Uğur Mumcu ile Tahir Elçi’yi, Hrant Dink ile Ahmet Taner Kışlalı’yı yan yana getireceğiz” diyerek şunları aktardı:

    “1990’lı yıllarda faili meçhul cinayetler yaşandı. Örneğin Savaş Buldan üzerinden iş insanlarına yönelik katliamların müzenin içerisinde olması gerekir. Musa Anter, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı üzerinden aydınlarımıza yönelik yapılan katliamların anlatıldığı bir müzenin Ankara’da kurulmasına karar verdik. Böyle bir müze ancak başkent Ankara’da kurulmalı. Bu bir tür toplumsal hafıza müzesidir. Örneğin Mehmet Tunç’la ilgili müzenin Cizre’de yapılması doğrudur. Madımak ile ilgili müzenin Sivas’ta yapılması gerekir. Fakat bunların toplamının bir arada görüleceği bir müzenin başkentte yapılması gayet normaldir. Bununla ilgili de konser organizasyonuna başladık. Bu konserlerden beş kuruş para kazanamayabiliriz. Hatta zarar da edebiliriz ama biz bunu yapacağız diye topluma açıklama yaptık. ‘Yapacağız’ diyerek yola çıktık. Uzun bir yolun iki adımını atmış olduk ve artık dönüşü yok. Heykellerin yapımına başlandı. Birçok sanatçı nakit desteğinde bulunuyor. Yapılan çok maliyetli bir iş ama yavaş yavaş üstesinden gelinebilecek. Mesela Hrant Dink’in heykelini Ermeni yurttaşların yapmasını isteriz. Savaş Buldan heykelini Kürt iş insanlarına yaptırmak isteriz. Tahir Elçin’in heykelini baroların yaptırması için talepte bulunabiliriz. Özetle; yaptığımız imece usulüdür. Halkın bu konserlere geleceğini umut ediyoruz. Uğur Mumcu ile Tahir Elçi’yi yan yana getireceğiz. Hrant Dink ile Ahmet Taner Kışlalı’yı yan yana getirecek tek örgüt biziz.”

    “KÖMÜR DEPOSU’NA KONSERE BEKLİYORUZ”

    Kaplan İstanbul’da yapılması planlanan konser için valilik tarafınca izin verilmediğini de söyleyerek “Üzülerek söylüyorum ki hem belediye hem de valilik tarafınca, güvenlik gerekçesiyle alan tahsisi uygun görülmemiş. Ama Ankara konseri için bütün izinler alınmış durumda. Şu anda konser alanında temizlik işleri bitti. Konteynırlar alana yerleştirildi. Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk kez böylesi bir hizmet alınmış oldu. Kimseden maddi bir talepte bulunmadık. Sadece lojistik destek istedik. 28 Eylül’de Ankara ve çevre illerinde yaşayan tüm yurttaşlarımızı saat 17:00’de Mamak Kömür Deposu’na konsere bekliyoruz.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • Tahir Elçi adına vakıf kuruldu

    Tahir Elçi adına vakıf kuruldu

    PİRHA- Uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı kuruldu. Diyarbakır’da çalışmalarını yürütecek vakfın başkanlığını Elçi’nin eşi Türkan Elçi yürütecek.

    Diyarbakır’da Dört Ayaklı Minare’nin önünde 28 Kasım 2015 tarihinde yaptığı basın açıklamasının ardından, aynı bölgede çıkan çatışmada yaşamını yitiren Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi adına vakıf kuruldu. Vakfın yönetim kurulu başkanlığını Türkan Elçi yürütecek. Vakfın yönetim kurulunda Orhan Kemal Cengiz, Erkan Şenses, Mürsel Ekici, Cihan Ülsen, Mahsun Batı yer alırken Tahir Elçi’nin çalışma arkadaşı Avukat Neşet Girasun da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi.

    VERDİĞİ MÜCADELE PRATİĞİ GÖZETİLECEK

    Yarın Diyarbakır’da düzenlenecek etkinlikte vakfın çalışma alanları kamuoyu ile paylaşılacak. Vakfın her türlü şiddete karşı olacağı belirtilirken toplumsal ve siyasal sorunların barışçıl yollarla çözülmesi için katkı sunmaya çalışacağı ifade edildi. Ayrıca Tahir Elçi’nin insan hakları alanında verdiği mücadele pratiği gözetilecek.

    Tahir Elçi Vakfı’nın açılış toplantısında Türkiye’deki baro başkanlarının yanı sıra insan hakları savunucuları, gazeteciler ve Tahir Elçi’nin müvekkillerinin katılması bekleniyor. (HABER MERKEZİ)

  • Tahir Elçi cinayetinin muhtemel 3 faili ile ilgili rapor paylaşıldı

    Tahir Elçi cinayetinin muhtemel 3 faili ile ilgili rapor paylaşıldı

    Diyarbakır Barosu, öldürülmesinin üzerinden 3 yılı aşkın süre geçen, soruşturma dosyasında tek bir şüphelinin dahi yer almadığı Tahir Elçi cinayetinin muhtemel 3 failiyle ilgili raporu paylaştı.

    Diyarbakır Barosu, 28 Kasım 2015 günü Sur’da açıklama yaptığı sırada Dört Ayaklı Minare önünde öldürülen başkanları Tahir Elçi’nin “muhtemel failleri”nin tespiti amacıyla olay anı görüntüleri üzerinden İngiltere’nin Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Architecture tarafından hazırlanan raporu, geçtiğimiz 14 Aralık’ta soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etmişti. Teslim edilen bu raporda, üzerinden 3 yılı aşkın zaman geçen Elçi cinayetinin muhtemel faillerine dair olay yerinin mimari yapısı ve patlama sesleri üzerinden yapılan analizler yer almıştı.

    Söz konusu raporu soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, muhtemel failleri şüpheli sıfatıyla çağırıp ifadelerine başvurmayınca Diyarbakır Barosu raporu kamuoyu ile paylaşacaktı. Cumhuriyet Gazetesi söz konusu raporu elde etti.

    Cumhuriyet’te yer alan Mahmut Oral’ın haberine göre söz konusu raporda Elçi’nin katledilmesinde sokak içinde ateş eden polislerden 3’ünün şüpheli olduğu vurgulanan raporda, bu polisler A, C ve D şahıslar olarak kodlandı. Elçi cinayetini aydınlatması beklenen ve 14 Aralık 2018 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na da sunulan kapsamlı rapor, Forensic Architecture tarafından hazırlanan rapor, sağladığı görsel, işitsel ve belgesel delilleri analiz ederek ve olaylar silsilesinin aslına sadık bir üç boyutlu dijital modelini oluşturarak olaya dair mekânsal bir araştırma ışığında oluşturuldu.

    BARO’NUN TALEBİ

    Diyarbakır Barosu’nun Forensic Architecture’dan talebi, dosyadaki görsel-işitsel verileri kullanarak şu konuları açıklığa kavuşturmanın mümkün olup olmadığını belirlemekti. Elçi’nin öldürdüğü zamanı tespit etmek, öldürücü atışı yapmış olabilecek bireyleri tespit etmek, Tahir Elçi’nin Yenikapı Sokak’ın dışında bir yerden ateşlenen uzun namlulu bir silahla vurulmuş olup olmayacağını belirlemek, Yenikapı Sokak’tan koşarak geçen PKK mensuplarını Elçi’nin öldürülmesinde şüpheli olarak değerlendirmek gerekip gerekmediğini belirlemek, gerekiyorsa hangisinin şüpheli sıfatı taşıyabileceğini saptamak, Yenikapı Sokak’taki polis memurlarının Elçi’nin öldürülmesinde şüpheli olarak değerlendirmeleri gerekip gerekmediğini belirlemek, gerekiyorsa hangilerinin şüpheli sıfatı taşıyabileceğini saptamak, vurulmasının ardından Elçi’ye yeterli tıbbi yardımda bulunma çabasının gerçekleşip gerçekleşmediğini saptamaktı.

    ARAŞTIRMADA YARARLANILAN KAYNAKLAR 

    Forensic Architecture araştırmasında kullandığı kaynaklar “Adli Tıp Uzmanı Dr. Ümit Biçer’in Diyarbakır Barosu Başkanlığı’na sunulmuş olan Uzman Mütalaası, 17 Mart 2016 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve olay yeri incelemeye dair Bilirkişi Raporu, Soruşturma dosyasında alınmış olan balistik inceleme raporları, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı, Diyarbakır Mimarlar Odası’nın hazırladığı, Şubat 2014 tarihli Yenikapı Sokak’a ait mimari planlar ve cephe çizimleri” şeklinde sıralandı.

    ARAŞTIRMADA KULLANILAN YÖNTEM

    Rapora göre mevcut görüntü kayıtları Elçi’nin ölüm anını kayda geçmediğinden, sahneyi mekânsal ve zamansal olarak yeniden canlandırmak ve bütün aktörleri bu canlandırma içine yerleştirmek gerekmiştir. Ayrıca Elçi’nin öldürüldüğü zaman aralığının tespit edilmesi ve ses kaydı olan ama görüntü kaydı olmayan silah atışlarından hangisinin ölümcül atış olabileceğinin belirlenmesi gerekmiştir. Forensic Architecture bu araştırmayı gerçekleştirebilmek için bir dizi multimedya analizi ve mekânsal modelleme tekniği kullandı.

    VİDEOLAR EŞ ZAMANLI HALE GETİRİLDİ

    Yine raporda videoların eş zamanlı hale getirilmesine dair “İlk olarak, olayın çeşitli anlarını farklı açılardan izleyip karşılaştırabilmek için Diyarbakır Barosu tarafından temin edilen 4 video dosyası (Kamera 1, 2, 3, 4), kayıtlarda bulunan işitsel ve görsel verilerin tespit edilmesi ve eşleştirilmesi yoluyla eşzamanlı hale getirildi. Araştırma için bu dört videonun seçilmesinin sebebi olaya dair en çeşitli açıları sunan kayıtları barındırmalarıdır” ifadeleri yer aldı.

    ZAMAN ARALIĞI BELİRLENMESİ

    Elçi’nin vurulma anı dört kameranın da kadrajı dışında gerçekleştiğinden, bu anı mevcut diğer tüm deliller ve tanıklıklarla çapraz referanslandırarak yeniden canlandırmamız gerekti. En başta Elçi’nin öldürülmüş olabileceği en kısa zaman aralığı belirlendi. Bunun için Elçi’nin yaşarken görüldüğü son an ile bedeninin yerde görüldüğü ilk an gözlemlendi.

     HANGİ ATIŞLARI KİMİN YAPTIĞI BELLİ OLDU

    Dört eşzamanlı hale getirilen video kaydının ses ve görüntü kanallarını analiz ederek araştırmamıza konu olan zaman aralığı içinde duyulan ve görülen tüm silah atışları sayıldı ve kayda geçirildi. Böylece hangi atışların olay yerinde bulunan hangi bireyler tarafından yapıldığını tespit etmek ve işaretlememiz mümkün oldu.

    OLAY ÜÇ BOYUTLU OLARAK YENİDEN CANLANDIRILDI

    Raporda olayın yeniden canlandırılmasına dair “Tarihi bir bölge olan Yenikapı Sokak’ın arşiv çizimlerini ve video çekimlerinde bulunan mekânsal verileri kullanarak olay yerinin dijital bir üçboyutlu modelini oluşturduk. Yenikapı Sokak ve Gazi Caddesi’yle kavşağı için oluşturduğumuz dijital modelin dayanağı olarak Diyarbakır Mimarlar Odası’nın sağladığı, Yenikapı Sokak’a ait mimari planları ve cephe çizimlerini kullandık. Mimari çizimler modelimiz için taban alanı ve cephe bilgilerini, ayrıca Yenikapı Sokak’ın kot bilgilerini sağladı. Üçboyutlu model sayesinde, nesnelerin ve bedenlerin zaman ve mekân içindeki ilişkilerini analiz etmemiz ve ölçmemiz mümkün oldu. Görüntü kayıtlarından silahı ateşleyeni ve atışın güzergahını gözlemleyemediğimiz durumlarda, üçboyutlu model sayesinde belirli anları yeniden canlandırmamız ve silahlarını ateşledikleri görülen şahısların Elçi’nin bulunduğu yere göre konum ve yönelimlerini karşılaştırmamız mümkün oldu. Elçi’nin, PKK mensuplarının, polis memurlarının ve basın mensuplarının konumlarını saptayabilmek için ‘kamera kalibrasyonu’ adı verilen bir teknik kullandık. Bu işlem sayesinde bir kameranın odak mesafesi, varil distorsiyonu, optik merkezi gibi iç optik özelliklerini hesaplamanın yanı sıra, kameranın mekândaki belirli unsurlara göre konumu ve yönelimi gibi dış parametreleri de saptamak mümkündür. Dolayısıyla bu kalibrasyon işlemi, olay yerindeki nesne ve kişilerin konumlarını, yönelimlerini ve ölçeklerini saptamamızı sağlamıştır” ifadeleri yer aldı.

    HAREKET ANALİZİ

    Raporda iki PKK mensubundan birinin öldürücü atışı yapmış olup olamayacağını tespit etmek için 1’den 4’e kadar olan kameraların kayıtlarını dikkatle analiz edildi, görüntü kayıtlarını kare kare incelendi ve iki PKK mensubunun hareket, davranış ve konumları gözlendi. Ardından olay yerinde bulunduğunu görsel olarak tespit ettiğimiz beş polis memurundan birinin öldürücü atışı yapmış olup olamayacağına, polislerin silahlarının olası ateş hatlarını değerlendirerek Tahir Elçi’ye doğrudan ve engelsiz bir açılarının olup olmadığına bakıldı.

    SES ANALİZİ

    Araştırmada ses analizi için, “Araştırmamıza konu olan zaman dilimindeki bütün atışların ses analizini yaparak bu atışlardan herhangi birinin, video kayıtlarında görülenlerden farklı tür bir mühimmat veya farklı kalibrede bir silahla yapılmış olup olamayacağını değerlendirdik. Bunun için her video kaydının ses kayıtlarını birer grafikle görselleştiren spektrogramlardaki silah atışlarının ses profillerini inceledik. Silah atışlarının ses profillerini birbirleriyle karşılaştırarak bu atışlardan herhangi birinin Yenikapı Sokak ötesinden uzun namlulu bir silahla yapılmış olup olamayacağını inceledik” ifadeleri yer aldı.

    Araştırmada olaydaki aktörlere isim ve renk kodları verildi. Tahir Elçi’yi kırmızı renkle gösterildi ve ‘TE’ koduyla belirtildi. Basın mensupları gri renkle gösterildi. İki PKK mensubu sarı renkle gösterildi. Basın açıklamasının yanından geçtiği görülen ilk PKK mensubu ‘Koşan 1’ ya da ‘K1’ olarak, ikincisi ise ‘Koşan 2’ ya da ‘K2’ olarak kodlandı. Bütün polis memurlarını mavi renkle gösterilirken Polis Memuru A, B, C, D ve E olarak kodlandı.

    Araştırmada atış sayısı analizi için “Konu olan dokuz saniye on karelik zaman aralığı içinde toplam kırk ayrı atış saydık ve bunları bir çizelgeye işledik. Her bir atışa bir numara ve araştırmanın zaman aralığının esas alındığı bir zaman kodu verdik. Ayrıca atışın çıktığı silahı ve hedefini ya da yönünü tespit ettik” şeklinde ifadeler yer aldı.

    Faillerin tespitinde ise “İki PKK mensubundan birinin Elçi’nin ölümünden sorumlu olup olmadığını tespit etmek için ilk olarak olay yerinde polis memurlarının yaptığını görsel olarak tespit ettiğimiz atışları eledik. Böylece analizin bu etabını kimin yaptığı “belirsiz” olan atışlara odakladık, çünkü bunları PKK mensuplarından birinin yapmış olması imkân dahilindeydi. Belirsiz atışlardan herhangi birinin K1 veya K2’ye atfedilmesinin mümkün olup olmadığını ve bu atışların Elçi’yi öldürmüş olup olamayacağını inceledik. Yukarıdaki analiz sayesinde iki PKK mensubunun araştırmamıza konu olan zaman aralığında Tahir Elçi’yi öldürmüş olmalarının büyük ölçüde imkânsız olduğunu tespit ediyoruz” şeklinde konuşulurken Elçi’yi PKK mensuplarının öldürmüş olamayacağı belirtildi.

    POLİSLERİN EYLEM ANALİZİ

    Raporda “Elçi’nin polislerin silah atışlarından biriyle öldürülmüş olma ihtimalini inceledik. İlk olarak analizi olay yerinde polis tarafından yapıldığı bilinen atışlara odakladık. Polis tabancası ile yapıldığı görülen her bir atışı inceledik ve bunlar arasından Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı bulunmayan atışları eledik. Üç boyutlu modelimizi kullanarak olay esnasında silahını ateşlediği görülen polis memurları A, C ve D’nin Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattına sahip olup olmadığını test ettik. Polis memuru B’nin Elçi’ye doğru bir ateş hattı yoktur. 5 Her polis memuru için, memurun omuzlarından Elçi’nin vurulduğu anda ayakta duruyor olabileceği alanın en uç köşelerine doğru birer üçboyutlu şekil çizdik. Bu şekiller sayesinde her polis memurunun sahip olduğu ateş hattının, olay yerindeki nesne ve insanlarca ne derecede engellendiğini gözlemledik. Bu testin sonuçlarını aşağıdaki cetvele kaydettik. Yaptığımız analize göre, polis memurları A, C ve D’nin silahlarını ateşlediklerinin görüldüğü anlarda Tahir Elçi yönünde (farklı engel seviyelerine sahip) doğrudan ateş hatları bulunmaktadır ve dolayısıyla her birinin Elçi’yi vurmuş olması ihtimal dahilindedir. 24, 26, 28 ve 29 numaralı atışlarıyla polis memuru C, Tahir Elçi’ye doğru engelsiz bir ateş hattına açıkça sahip olan tek memurdur” şeklindeki ifadelerde, polislerin eylemleri incelendiğinde Elçi’yi öldürme ihtimali olan 3 kişinin de polis olduğu görülmektedir.

    ÜÇ POLİSİN ELÇİ’YE YÖNELİK ATEŞ HATTI VAR

    Raporda son olarak “Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde, saat yaklaşık 10:55’te, 7 saniye 12 karelik bir süre diliminde tek bir mermiyle vurularak öldürülmüştür. PKK mensuplarından ikisi de öldürücü atışı yapmamış görünmektedir. Araştırmaya konu olan zaman aralığında yapılan bütün atışların benzer ses profilleri vardır. Bu süre içinde kayda değer derecede uzak bir mesafeden uzun namlulu bir silahın ateşlendiğine dair herhangi bir işitsel delil yoktur. Üç polis memurunun (A, C ve D) Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı vardır ve silahlarını birden çok kere ateşledikleri görülmektedir. Aralarında polis memuru C, Elçi’ye yönelik açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memurdur. Araştırma olay yerindeki polis memurlarından kesin olarak hangisinin Elçi’nin ölümünden sorumlu olduğunu tespit etmemekle birlikte, kuvvetli suç şüphesi altında olan polis memurlarını saptamıştır. Öldürücü atışın Elçi’yi vurma kastıyla yapılmış olup olmadığının saptanması araştırmanın kapsamı dışındadır” ifadeleri yer almakta.

     

     

  • Müvekkilden vekile devrolan kanlı tarih-VİDEO

    Müvekkilden vekile devrolan kanlı tarih-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri İbrahim Demir, Agit Akipa ve avukatları Tahir Elçi için adalet istedi. 

    Kayıplarının akıbetini arayan Cumartesi Anneleri eylemlerini 716. haftada da sürdürdü. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Çukurlu Çeşme Sokak’ta yapılan eylemde polisler yine eylemcilerden fazlaydı. Polis ablukası altında yapılan eylemde İbrahim Demir, Agit Akipa ve avukatları Tahir Elçi için adalet talep edildi.

    “HAYIR BİTMEDİ”

    Eylemde basın metnini gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu. Galatasaray’da buluşmalarının engellenişinin 17. haftası olduğunu hatırlatan Tosun, “Hak ve özgürlük talep ettikleri için kaybedilen insanları gelecek kuşakların hatırlamaması, baskıcı iktidarların en büyük arzusudur. Onların varlığını inkâr etmeleri, onları mezarsız yani mekansız bırakmaları bu yüzdendir. İnsanları yaşaması gerekenler ile ölmesi gerekenler, hatırlanması gerekenler ile unutulması gerekenler olarak ayırırlar ve toplumdan da bunu kabullenmesini isterler. ‘Kaybettim, bu mesele bitti’ diye düşünürler. Bizler tüm engellemelere karşı yurttaşlık bilinciyle ‘Hayır bitmedi!’ deme sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz” diye konuştu.

    TEHDİT EDİLMİŞLER

    27 yıl önce gözaltında kaybedilen Agit Akipa ve İbrahim Demir dosyalarını kamoyuna duyurmak için burada olduklarını kaydeden Tosun, 36 yaşındaki İbrahim demir ile 39 yaşındaki Agit Akipa’nın Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Çukurlu Köyü’nde yaşadıklarını ve Agit Akipa’nın köyün muhtarı olduğunu belirtti. Köylüler üzerinde ağır bir koruculaştırmanın baskısı olduğunu köye giriş ve çıkışların asker kontrolü altında olduğunu altında olduğu bilgilerini veren Tosun, “Köy okulu karakol haline getirilmiş, bazı köylülerin evlerine el konmuş ve askerler yerleştirilmişti. Agit Akipa ve İbrahim Demir, askerlerin okulu, evleri ve köyü boşaltması için Kaymakamlığa ve İçişleri Bakanlığı’na başvurdu. Başvurudan sonra üzerlerindeki baskı daha da arttı ve Karakol Komutanı tarafından ‘sizi yaşatmayacağız’ diye tehdit edildiler” dedi.

    GİRİŞİ TAŞLA KAPATILMIŞ MAĞARADA BULUNDULAR

    Tosun sözlerini şöyle sürdürdü: “12 Aralık 1991 tarihinde İbrahim Demir ve Agit Akipa İdil’den köye dönmek için diğer köylülerle birlikte traktöre bindiler. Traktör yolda askerler tarafından durduruldu. İbrahim Demir ve Agit Akipa Dargeçit Anıtlı Tabur Komutanlığı’na bağlı Ağaçlı mezrasında bulunan Piyade Bölük Komutanı ve askerleri tarafından gözaltına alındılar. Jandarma karakoluna giden ailelere, Karakol Komutanı ‘Onları hiç görmedik’ dedi. Bir asker gizlice aileleri ‘mağaralara gidin’ diye yönlendirdi. Bölgeyi köylülerle birlikte karış karış arayan aileler, 13 Aralık 1991 günü girişi taşla örülerek kapatılmış bir mağarada, kayıpların işkence görmüş, gözleri ve elleri bağlanmış haldeki cansız bedenlerine ulaştı. Olay hakkında başlatılan soruşturmada İdil Cumhuriyet Başsavcılığı Ağaçlı mezrasında bulunan Piyade Bölük Komutanı Üsteğmen ve ilgili er ve erbaşların ‘adam öldürme’ suçundan şüpheli olduğuna kanaat getirdi ve 18 Aralık 1991 tarihinde soruşturma açma izni almak için dosyayı Dargeçit Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu’na gönderdi. Dargeçit Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu 20 Mayıs 1992 tarihinde ‘men’i muhakeme’ kararı verdi.”

    “KANLI TARİH MÜVEKKİLDEN VEKİLE DEVROLDU”

    2011 yılında ailelerin avukatları Tahir Elçi aracılıyla İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na tekrar başvuruda bulunduklarını ifade eden Tosun, savcılığın dosyaya ulaşmak için başvurduğu ilgili kurumların hiçbirinin arşivlerinde herhangi bir dosya, bilgi veya belgeye rastlamadıklarını kaydetti. İdil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Agit Akipa ve İbrahim Demir’in zorla kaybedilmesi ve dosyayı kaybeden Dargeçit Kaymakamlığı görevlileri hakkında ‘görevi kötüye kullanmak’tan yeni bir soruşturma başlatıldığını belirten Tosun, yürütülen soruşturmadan hiçbir sonuç alınamadığını söyledi. Dosyanın avukatı olan Tahir Elçi’nin de müvekkilleri gibi 28 Kasım 2015 tarihinde infaz edildiğini ifade eden Tosun, “Bu kanlı tarih müvekkilden vekile devroldu. Yargı makamlarını İbrahim Demir, Agit Akipa ve Tahir Elçi dosyalarında etkin bir soruşturma ve yargılama faaliyeti icrası için göreve çağırıyoruz” dedi.

    “100 SENE BİLE GEÇSE PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Gözaltında kaybedilen İbrahim Demir’in kızı Demiz Demir, “Babamız, amcamız ve avukatımız Tahir Elçi için adalet istiyoruz” dedi. Tüm yasaklara rağmen bu davadan vazgeçmeyeceklerini söyleyen Demir, “100 sene bile geçse peşini bırakmayacağız. Bu davanın peşinde olacağız” dedi.

    “ADALETİ OLMAYAN BİR ÜLKEDEN ADALET İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Gözaltında kaybedilen Agit Akipa’nın oğlu Fehmi Akipa ise babalarının katledilmesinin üzerinden 27 yıl geçtiğini hatırlatarak bu davadan vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Akipa, “Adaleti olamayan bir ülkede adalet aramak o kadar zor ki. Adaleti olmayan bir devlette hiç olmazsa hakim karşısına çıkıp da yargılanmalarını talep ediyoruz. Babam için, İbrahim Demir için, Tahir Elçi için adaleti olmayan bir Türkiye’den adalet talep etmeye devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 714’üncü haftayı katledilen avukatlara adadı-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 714’üncü haftayı katledilen avukatlara adadı-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 714. haftasında yine polis ablukası vardı. İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurlu Çeşme Sokak’ta toplanan kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları ablukaya rağmen adalet taleplerini yineledi. 

    Cumartesi Anneleri 714. hafta eylemlerini cezasızlıkla mücadelede kaybettikleri avukatlarına adadı. Avukat Şevket Epözdemir ile Tahir Elçi’yi anan kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları mücadeleden vazgeçmeyeceklerini haykırdı. Eyleme CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP milletvekilleri Dilşad Canbaz, Meral Danış Beştaş, Zeynel Özen’in yanı sıra kayıp yakınları ile insan hakları savunucuları destek verdi.

    “714’ÜNCCÜ HAFTAYI AVUKATLARIMIZA ADIYORUZ”

    Basın metnini gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu. Ocak, 25 haftadır Galatasaray’da basın açıklaması yapmalarının engellendiğine vurgu yaparak, Türkiye’de hukukun üstünlüğü yok sayıldığı için yurttaşlar olarak haklarından mahrum kaldıklarını kaydetti. Hukuksuzluk ikliminde hak arama ve özgürlüklerin güvencesi olan avukatların ağır ihlallerle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Ocak, katledilişlerinin yıldönümünde avukatlar Şevket Epözdemir ile Tahir Elçi’yi anmak için buluştuklarını ve 714. haftalarını avukatlarına adadıklarını belirtti. Avukatların insan hakları savunuculuğu faaliyetlerinden vazgeçmeleri için tehdit edildiklerini söyleyen Ocak, tehditlere rağmen avukatların direnerek faaliyetlerini sürdürmeye devam ettikleri için katledildiklerini vurguladı.

    ÇEYREK ASIRLIK BİR CEZASIZLIK

    İHD Tatvan temsilcisi avukat Şevket Epözdemir’in 90’lı yıllarda ağır hak ihlallerine karşı yürüttüğü mücadele nedeniyle tehditler aldığını dile getiren Ocak, Epözdemir’in 25 Kasım 1993 tarihinde bürosundan evine dönerken kaçırıldığını ve ertesi gün gözleri bağlı, yüzünde ateşli bir silahla vurulmuş olan cansız bedeninin Bitlis’in Güroymak ilçesi civarında yol kenarındaki bir kanalda bulunduğunu ifade etti. Tüm yasal girişimlerde bulunan Epözdemir ailesinin girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, etkin bir soruşturma yürütülmediğini kaydeden Ocak, “Şevket Epözdemir’in katledilmesi çeyrek asırdır cezasız bırakıldı” dedi.

    ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

    Ocak, Diyarbakır Baro Başkanı iken hedef gösterilen Tahir Elçi’nin Diyarbakır 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan ve çatışmalarda zarar gören Dört Ayaklı Minare önünde tarihi yapıların korunması için yaptığı basın açıklaması sırasında başından tek kurşunla vurularak öldürüldüğünü hatırlattı. Elçi cinayetinde olay yeri incelemesinin 111 gün sonra yapıldığını ve üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen dosyada bir şüphelinin bulunamadığını ifade eden Ocak, 3 yıldır Tahir Elçi cinayetinde etkin bir soruşturma yürütülmediğini ekledi. Ocak, “Yargılama faaliyeti sadece mahkemelerin, savcı ve yargıçların olmasından; fezlekelerin, kararların yazılmasından ibaret değildir. Etkin bir yargıdan söz edebilmek için yargı mensuplarının yaptığı işlerle adalete, özgürlüklere ve demokrasiye katkı sunması gerekir.
    Yargı makamlarını Şevket Epözdemir ve Tahir Elçi dosyalarında etkin bir yargılama faaliyeti icrası için göreve çağırıyoruz” dedi.

    “EPÖZDEMİR’İ FAİLİ MEÇHULLER KARANLIĞINDA MUM IŞIĞINDA ANIYORUZ”

    Epözdemir ailesi adına konuşan Ferhat Epözdemir, “25 yıldır amcamız Şevket Epözdemir’i faili meçhuller karanlığında mum ışığında anıyoruz. Ailelere Galatasaray’ı çok gören iktidarı da kınıyoruz” dedi. Şevket Epözdemir’in hayatı hakkında bilgiler veren Ferhat Epözdemir, Şevket Epözdemir’in Tatvan’da siyasi ve hukuki mücadele verdiğini, her yönüyle ilkeli bir şekilde insan haklarına bağlı olduğunu ve mazlum halkı için adalet ve barış isterken katledildiğini vurguladı.

    “ŞEVKET’İN DAVASINI DA BIRAKMIYORUM”

    Aynı zamanda Tepe ailesinin de avukatı olan Şevket Epözdemir için Ferhat Tepe’nin babası İshak Tepe ise duygularını ve anılarını paylaştı. Şevket Epözdemir’in hem avukatı, hem yoldaşı hem de fikirdaşı olduğunu kaydeden Tepe, Şevket Epözdemir’in tehditler aldığını ve bu tehditlerin sonucunda katledildiğini belirtti. Tepe, “25 yıldır Ferhat’ın davasını bırakmadığım gibi Şevket’in davasını da bırakmıyorum. Şevket’in hakkını ben arıyorum” dedi.

    Şevket Epözdemir ve Tahir Elçi’nin idealleri olduğunu, insanların haklarıyla yaşamaları için mücadele ettiklerini kaydetti.

    “BİZİM HAKKIMIZ YOK MU?”

    Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ise yetkililere seslendi:

    “Burası İnsan Hakları Derneği. Burada insanlara işkence edilmiyor polisinizi buraya yığmayın. Diyanet İşleri Başkanı diyor ki ‘Kul hakkına saygılı olun, kul hakkı yemeyin’. Peki bizim hakkımız yok mu. Benim analık hakkım yok mu. Biz hem insan hakkımızı arıyoruz hem kul hakkımızı arıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tahir Elçi öldürülüşünün 3. yılında anıldı

    Tahir Elçi öldürülüşünün 3. yılında anıldı

    Diyarbakır Barosu başkanıyken öldürülen Tahir Elçi, ölümünün üçüncü yılında vurulduğu yerde anıldı.

    Diyarbakır Sur’da Dört Ayaklı Minare önünde vurularak öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, ölüm yıl dönümünde vurulduğu yerde anıldı.

    Diyarbakır’daki anma etkinliğine eşi Türkan Elçi, Bölge Baroları, İzmir Barosu Başkanı, Ankara Barosu yöneticileri, CHP ve HDP milletvekilleri, TBB yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra avukatlar cübbeleri ile katıldı.

    Anma etkinliği kapsamında Diyarbakır Adliyesi önünde toplanarak Dört Ayaklı Minare’ye yürüyen avukatlar, Dört Ayaklı Minare’nin önünde Tahir Elçi’nin vurulmadan önce yaptığı açıklamasını dinledikten sonra basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamayı yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, her şeyin Tahir Elçi vurulmadan önce çıktığı bir TV programında lince uğramasıyla başladığını ifade ederek, “Üç yıl önce bir tv programında başladı her şey. Söylediği bir cümle, şer odaklarını rahatsız etti. Önce ifadeye çağırdılar Tahir başkanı. Tahir Elçi hakkında yakalama kararı çıkardılar. O, Botan halkına mahsus mağrurluk ile karşıladı yakalama kararını. Buyurun gelin dedi ve yüzlerce yoldaşının yanından alıp götürdüler Tahir’i. “Ben görüşlerimi ifade ettim” dedi ama tek bir adım geri atmadı. Hemen arkasından sekiz sütuna manşet ettiler onu, linç kültüründen beslenenler birbiriyle yarıştılar” dedi.

    “BİR ARPA BOYU YOL GİDEMEDİLER”

    Aydın, Elçi’nin soruşturma dosyasında 3 yıl geçmesine rağmen tek bir gelişmenin olmadığını belirterek, “Dönemin iktidar sahipleri, bu cinayeti aydınlatacağız dediler. Dediler ama üç yıl oldu bir arpa boyu yol gidemediler. 3-5 kovanı bile toplayamadılar. Bazı kamera görüntüleri ortadan kayboldu, bazı kameralar bozuldu, bazı görüntüler de her nedense silindi. Teftiş kurulu tarafından hazırlanan rapor, bugüne kadar bizlerden ısrarla gizlendi ve gizlenmeye de devam ediliyor. Sözler bir kez daha tutulmadı ve failler hala aramızda dolaşmaya devam ediyor. Ama buna izin vermeyeceğiz. Tahir Elçi’nin inadı ile takip edeceğiz, soruşturacağız ve failleri yargı önüne çıkaracağız” dedi.

    “ELÇİ ÇATIŞMALARI DURDURMAK İÇİN ÇALIŞMIŞTI”

    Elçi’nin öldürülmesinden sonra Bölge illerinde şiddet sarmalının arttığına dikkat çeken Aydın, “Aylarca sokağa çıkma yasakları uygulanmış, sivil yaşamların da büyük çatışmalar yaşanmış ve ne yazık ki pek çok sivil insanın yaşamını yitirmesi ve büyük yıkımlarla sonuçlanmıştır. Sayın Elçi, bu kaotik ve karanlık dönemin daha da ağır sonuçlar yaratmaması için büyük sorumluluğumuz olduğunun altını çizmiştir. Nitekim insan hakları örgütlerine göre Silvan, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, İdil, Şırnak, Sur’da uygulanan yasaklarda 79 çocuk, 71 kadın en az 321 sivil yaşamını yitirmiştir.  Yasaklardan bir milyon altı yüz bin kişi doğrudan etkilenmiştir. Tahir Elçi, çatışmaların başladığı zamanlarda hak ihlallerinin yaşandığı Silvan’a, Cizre’ye, Nusaybin’e çatışmaların en yoğun olduğu zamanlarda giderek hem çatışmaları durdurmak, hem de yaşananları raporlaştırmak için çalışmıştır” dedi.

    “HAYATINI BARIŞA VE İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNE ADADI”

    Tahir Elçi’nin, toplumun her alanında yaşanan hiçbir haksızlığa karşı sessiz kalmayarak mücadele ettiğini belirten Aydın, şunları kaydetti:

    “Başkanımız; kadın cinayetlerinden, tutuklu gazetecilere, sömürülen işçi sınıfından, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine, çocuk haklarından, mülteci sorununa kadar, her alanda temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, insanların daha demokratik daha adil ve daha özgür şartlarda yaşaması için çalışmalar yürütmüştür.

    Hayatını barışa ve insan hakları mücadelesine adadı. Devlet; Tahir Elçi gibi binlerce faili meçhul cinayet ve zorla kaybetme olayının faillerini bulmak ve yargı önüne çıkarmak yerine, yıllardır yakınlarının akıbetini öğrenmek isteyen Cumartesi Annelerinin haklı, meşru ve yasal eylemlerini engelleyerek bu konudaki niyetini ve tarafını belli etmiştir. Aradan kaç yıl geçerse geçsin faillerini bulma mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz ve seni asla unutmayacağız.”

    Açıklamanın ardından Tahir Elçi’nin vurulduğu yere avukatlar karanfil bıraktı.

    (Diyarbakır/EVRENSEL)

  • Ferhat Tunç, Sur’da Tahir Elçi için ağıt okudu-VİDEO

    Ferhat Tunç, Sur’da Tahir Elçi için ağıt okudu-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Ferhat Tunç, Sur ziyaretinde Tahir Elçi anısına Dersim ağıdını okudu.
    Sanatçı Ferhat Tunç, 28 Nisan Dünya Hasankeyf ve Sur İçin Küresel Eylem Günü vesilesiyle gittiği Diyarbakır’da Sur’u ziyaret etti. Tunç, Sur ziyaretinde, 2015 yılında Sur ilçesine bağlı Balıkçılarbaşı semtinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minare’nin önünde öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi anısına Dersim ağıdını okudu.
    Tunç, Youtube sayfasında yayımladığı ağıdın öyküsünün Sur’da yaşananlarla örtüştüğünü belirtirken, şunları da söyledi: “Bu mekânda büyük bir yıkım yaşandı. Sadece insanlar ölmedi; insanlarla birlikte büyük bir tarih de yerle bir edildi. Sur’u büyük yıkımın merkezi haline getiren zihniyet aynı zamanda Tahir Elçi arkadaşımızın da katili bir zihniyettir. Tahir Elçi kadim bir kültürün yok edilmesine isyanını, Dört Ayaklı Minarenin önünde verdiği mesajlarla dile getirmişti. Ona acımadılar ve bu acımasızlık bu kadim kültürün büyük bir enkaza dönüşmesini beraberinde getirdi. Tahir Elçi’yi bir kez daha saygıyla anıyorum. Onun uğruna can verdiği bu kadim kültürün savunucusu olmaya devam edeceğiz.”
    VİDEO ELÇİ’NİN SÖZLERİYLE BAŞLIYOR
    Ferhat Tunç’un çıplak sesle seslendirdiği ağıdın videosu Tahir Elçi’nin şu sözleriyle başlıyor:
    “Biz bu tarihi bölgede, birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun, diyoruz.”
    KIRMANÇKİ AĞIDIN TÜRKÇE SÖZLERİ
    Ma Çhi Di adlı Kırmançki ağıdın Türkçe sözleri şöyle:
    NELER GÖRDÜK (MA ÇHI Dİ)
    Görüp görmediğimiz
    Kahrı kalmadı dünyanın
    Dertlerimiz ağır, çilemiz
    Yaprak yaprak açılan defterlerce uzun
    Kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak dursun bizden nadanların şerri
    Ah kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak gitsin o günler bizden
    Ya nasıl taşır zevalimizi
    Buncasına seyirci kalan Tanrı
    Sabi çocuklar idik
    Yuvasından atılan yavru kuşlar misali
    Dağıtıldı ocaklarımız
    El kapılarında bırakıldık kimsiz, kimsesiz
    Kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak dursun bizden nadanların şerri
    Ah kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak gitsin o günler bizden
    Ya nasıl taşır zevalimizi
    Buncasına seyirci kalan Tanrı
  • ‘Müvekkilden vekile devrolan kanlı tarih’-VİDEO

    ‘Müvekkilden vekile devrolan kanlı tarih’-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eyleminin 662. haftasında 1991 yılında gözaltından kaybedilen Agit Akipa ve İbrahim Demir’in akıbetini sorarken onların avukatı olan Tahir Elçi’yi de ölümünün 2. yılında andı. 

    Haberin Videosu

     
    Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için 662. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Üzerine kırmızı karanfillerin bırakıldığı “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılan eylemde, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı.

    Bu haftaki eylemde 1991 yılında Şırnak’ta gözaltında kaybedilen Agit Akipa ve İbrahim Demir’in akıbeti soruldu.  Katledilişinin 2. yılında kayıpların avukatı Tahir Elçi de unutulmadı. Eyleme Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, CHP Milletvekili Mahmut Tanal,  HDP Milletvekilleri Garo Paylan, Filiz Kerestecioğlu, HDP eski milletvekili Hasip Kaplan, Cumartesi İnsanları avukatlarından Kemal Aytaç, Emek Partisi MYK Üyesi Levent Tüzel, kayıp yakınları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “ELÇİ FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLERİN PEŞİNDE KOŞARKEN KATLEDİLDİ”

    İlk sözü 1980’de gözaltında kaybeilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren aldı. Eren, “Tahir Elçi faili meçhul cinayetlerin peşinde koşarken, barış isterken, bu coğrafyada silahlar gömülsün dediğinde katledildi. 2 yıldır failleri bulunamadı, sözüm ona onca polisin içinde, faili bulunamadı” diye konuştu.
    Eren, “Elçi ailesinin bizden tek farkı çiçek koyacak bir mezarları var ama bunun dışında bir fark yok. Tahir Elçi’nin de bizim gibi dosyası açılmadı ve faili meçhul durumda” dedi.

    “BARIŞ KAZANACAK”

    İkbal Eren’in ardından söz alan Agit Akipa’nın oğlu Fehmi Akipa, “26 yıldır adalet arayışımız devam ediyor. Tahir Elçi boyunca 24 yıldır adalet arayışında bulundu. İki yıl önce Tahir Elçi’yi de katlettiler. Adalet ararken Barış elçimizi katlettiler. Adalet ararken mezarlarımızı yıktılar, harap ettiler. Adaletin olmadığı bir ülkede adalet arayışındayız. Biliyoruz barış kazanacak” şeklinde belirtti.

    “FAİLLERİ BELLİ CİNAYETLER”

    Akipa’nın konuşmasının ardından Demir ailesinin gönderdiği mektup okundu. “Biz o zaman daha çocuktuk büyüdük ve şuan çocuklarımız var” denilen mektupta şunlar söylendi: “Ölüm, hayatın bir gerçekliğidir ama bizim yaşadığımız ölümler, kayıplar bir gerçeklik değil bir zalimlik, bir acımasızlık ve vicdansızlıktır. Öldürülen, kaybedilen, sevdiklerimizin katledildikleri yetmiyormuş gibi adeta alay eder gibi kayıtlara ‘faili meçhul’ olarak geçirilmesi bizler açısından ayrı bir yara, ayrı bir acıdır. Bunlar faili meçhul cinayetler değil failleri belli cinayetlerdir. Yatağında ölmek bu coğrafyada az görülen bir olay, Azrail’in keyfine diyecek yok doğrusu, görevini eli kanlı cellâtlara devretmiş,  daha iki yıl önce Tahir Elçi de olduğu gibi. Barışın elçisi ve bu davanın avukatı olan Tahir Elçi yine aynı oyunla katledildi. Tahir Elçi, babamın davasının da avukatıydı. Onun kaderi de babama benzedi. İkisi aynı kaderi paylaştılar. İkisinin de faili ayni. Daha önceki cellatları korudukları gibi Tahir Elçi’nin de cellatlarını koruyorlar.”

    “BABAMIN KATİLİ BELLİ”

    Eylemde söz alan İbrahim Demir’in kızı Deniz Demir ise şunları ifade etti: “Henüz babamın katillerini ortaya çıkarmış değiller. ‘Katil belli değil’ diyorlar. Babamın katili belli. Devlettir. Faili ortaya çıkarmadığı için. Katilleri unutmayacağız, unutturmayacağız. Ne biz ne çocuklarımız unutturmayacak.”

    Ardından Demir ailesinden torunları adına Zilan Demir söz aldı. Demir, Agit Akipa ve Tahir Elçi için adalet istediğini söyledi.

    Son olarak basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Maside Ocak okudu.

    Tahir Elçi katledildiğinde dönemin Başbakanı ve Adalet Bakanı’nın “Failler bulunacak” dediğini hatırlatan Ocak, “Bugüne kadar yürütülen adli ve idari soruşturmalarda somut hiçbir bir ilerleme kaydedilmedi. Yaşanan süreç, ömrünü cezasızlıkla mücadeleye adamış avukatımızın infazının da cezasız bırakılmak istendiğine dair kuşkularımızı destekler nitelikte” diye belirtti.

    İBRAHİM DEMİR VE AGİT AKİPA’NIN AKIBETİ SORULDU

    Ardından İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın hikayelerini anlatan Ocak, “36 yaşındaki İbrahim Demir ve 39 yaşındaki Agit Akipa, Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Çukurlu (Xenduk) Köyü’nde yaşıyordu. Agit Akipa aynı zamanda köyün muhtarıydı. Köylüler üzerinde ağır bir koruculaştırma baskısı vardı. Köye giriş ve çıkışlar asker kontrolü altındaydı. Köy okulu karakol haline getirilmiş, bazı köylülerin evlerine el konmuş ve askerler yerleştirilmişti. Bu ortamda İbrahim Demir ve Agit Akipa defalarca gözaltına alındı, ağır işkence gördü. 12 Aralık 1991 tarihinde İbrahim Demir ve Agit Akipa İdil’den köye dönmek için diğer köylülerle birlikte traktöre bindiler. Traktör yolda askerler tarafından durduruldu. İbrahim Demir ve Agit Akipa traktörden indirildi. Dargeçit Anıtlı Tabur Komutanlığına bağlı Ağaçlı mezrasında bulunan Piyade Bölük Komutanı ve askerleri tarafından gözaltına alındılar” diye konuştu.

    CENZAZELER MAĞARADA BULUNDU

    Ocak, sözlerini şöyle sürdürdü; “Traktördeki diğer kişiler köye ulaşınca durumu ailelere anlattılar. Jandarma karakoluna giden ailelere, Karakol Komutanı ‘Onları hiç görmedik’ dedi. Bir asker gizlice aileleri ‘mağaralara gidin’ diye yönlendirdi. Bölgeyi köylülerle birlikte karış karış arayan aileler, 13 Aralık 1991 günü girişi taşla örülerek kapatılmış bir mağarada kayıpların cansız bedenlerine ulaştı. Gözleri ve elleri bağlanmış halde bulunan İbrahim Demir işkence edilerek, Agit Akipa da başından silahla vurularak öldürülmüştü.”
    İbrahim Demir ve Agit Akipa dosyasının kaybedilmek istendiğini söyleyen Ocak, “26 yıldır yürütülen soruşturmalardan bugüne kadar bir sonuç alınmadı. Dava ailelerin avukatı Tahir Elçi tarafından 2012 yılında AİHM’e taşındı” dedi. Ocak, kayıpların yerel sorumlularını saydıktan sonra “İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın kaybedilmesinden Süleyman Demirel’in Başbakan, İsmet Sezgin’in İçişleri Bakanı olduğu 49. hükümet ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş sorumludur” sözlerini kaydetti. (HABER MERKEZİ)

  • Barış Elçi’si Taksim’de yürüyüşle anıldı-VİDEO

    Barış Elçi’si Taksim’de yürüyüşle anıldı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ölümünün 2. yıldönümünde İstanbul’da da anıldı. Taksim’de gerçekleşen yürüyüşe cüppeleri ile katılan avukatlar, Tahir Elçi’nin fail ya da faillerinin bulunması istedi.

    Haberin Videosu

    Tahir Elçi ölümünün 2. yılında Diyarbakır ve İstanbul Barosu’nun ortak düzenlediği yürüyüşle anıldı. Yürüyüşe Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, HDP milletvekilleri Garo Paylan, Filiz Kerestecioğlu ve HDP eski milletvekilleri Hasip Kaplan ve Abdullah Levent Tüzel, CHP milletvekili Mahmut Tanal, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan, Avukat Kemal Aytaç, İHD İstanbul Şubesi ile çok sayıda kişi destek verdi.

    “Tahir Elçi ölümsüzdür”, “Barış elçisi”, “Hepimiz Tahir Elçi’yiz”, “Katilleri arıyoruz” dövizlerinin taşındığı yürüyüşte Kürtçe ve Türkçe “Seni unutmayacağız” ve Tahir Elçi’nin son sözleri olan “İnsanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz” yazılı pankart taşındı. Fransız Konsolosluğu önünden başlayan yürüyüşte “Tahir Elçi ölümsüzdür”, “Tahir Elçi onurumuzdur”, “Hepimiz Elçi’yiz öldürmekle bitmeyiz” sloganları atıldı.

    “ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMÜYOR”

    Galatasaray Meydanı’nda son bulan yürüyüşün ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. İlk konuşmayı yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, Tahir Elçi’nin bütün yaşamını insan haklarına, demokrasiye adadığını vurgulayarak, yıllarca ailelerinin yanından alınarak işkence tezgahlarından geçirilen ve bedenleri kaybedilen insanların faillerini bulmaya çalıştığını kaydetti. Hükümetin Tahir Elçi cinayetini aydınlatacağına ilişkin verdiği sözleri hatırlatan Özmen, Elçi cinayetinin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen bir tek şüphelinin bile yakalanamadığını ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini vurguladı.

    “BİR ARPA BOYU YOL ALINAMADI”

    Özmen’in ardından söz alan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Tahir Elçi’nin sadece bir baro başkanı olmadığını barış için mücadele eden örnek bir insan ve barış Elçi’si olduğunu kaydetti. Tahir Elçi’nin hukuk çerçevesi içinde mücadele ettiğini belirten Durakoğlu, ölümünün insanlık açısından çok önemli bir kayıp olduğunun ve 2 yıl boyunca soruşturmasında bir arpa boyu bile yol alınamadığının altını çizdi.

    “YENİ KÖPRÜLER KURMAMIZ GEREKİYOR”

    Durakoğlu’nun ardından konuşan Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan, Tahir Elçi’nin ismi gibi bir elçi olduğunu, bir köprü olduğunu belirtti. İnsanlığın yeni köprüler kurması gerektiğini vurgulayan Kazan, Tahir Elçi’nin bu topraklarda yaşayan halkların barış içerisinde yaşamalarını istediğini ifade etti. (HABER MERKEZİ)