PİRHA- 31 Mart yerel seçimlerinde CHP ile DEM Parti arasında kurulan “Türkiye İttifakı/Kent Uzlaşısı”na ilişkin 10 sanığın yargılandığı davanın dördüncü duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu yargılanan Elif Gül ve Turabi Şen adli kontrol şartıyla tahliye edildi.
31 Mart yerel seçimleri sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile DEM Parti arasında kurulan “Türkiye İttifakı/Kent Uzlaşısı”na ilişkin açılan ve kamuoyunda “Kent Uzlaşısı davası” olarak bilinen davanın dördüncü duruşması görüldü.
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, aralarında belediye başkan yardımcıları ve belediye meclis üyelerinin de bulunduğu 10 kişi “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla yargılandı. Duruşmayı çok sayıda parti temsilcisi ve izleyici takip etti.
İKİ İSİM TAHLİYE EDİLDİ
Tutuklu yargılanan Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi Elif Gül ile Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi Turabi Şen savunmalarını yaptı. Savunmaların ardından avukatları tahliye talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti, Elif Gül ve Turabi Şen’in yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyelerine karar verdi.
Bu kararla birlikte yaklaşık bir yıldır İstanbul’da süren “Kent Uzlaşısı” davalarında tutuklu sanık kalmadı. Adli kontrol şartı bulunan diğer 8 sanık hakkında ise mevcut adli kontrol hükümlerinin devamına hükmedildi.
Bir sonraki duruşmanın 21 Mayıs’ta yapılacağı açıklandı.
ÖNCEKİ DURUŞMADA 7 TAHLİYE
Bir önceki duruşmada da tutuklu yargılanan Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür ile Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Bülent Kaygun, Fatih Belediye Meclis Üyesi Güzin Alpaslan, Tuzla Belediye Meclis Üyesi Hasan Özdemir, Adalar Belediye Meclis Üyesi Nesimi Aday ve Şişli Belediye Meclis Üyesi Sinan Gökçe tahliye edilmişti.
Mahkeme, o duruşmada Elif Gül ve Turabi Şen’in tutukluluk halinin devamına karar vermişti. Dördüncü duruşmada verilen tahliye kararıyla birlikte davada tutuklu sanık kalmamış oldu.
PİRHA- Evrensel Gazetesi’nin İzmir temsilciğine 13 Ağustos’ta gerçekleştirilen saldırının ikinci duruşması bugün görüldü. Mahkeme, sanık İsa Can Biler’i tahliye ederek duruşmayı 5 Mart tarihine erteledi.
Evrensel Gazetesi İzmir Bürosu’na 13 Ağustos’ta düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili açılan davanın ikinci duruşması İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkeme, İsa Can Biler’in tahliyesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 5 Mart tarihine erteledi.
“EKSİKLER GİDERİLMEDİ”
Saat 10.30’da başlayan duruşmada söz alan Evrensel Gazetesi avukatı Barış İpek, “Dosyaya gelen giden bir şey yok. Eksik hususları birinci celse bildirdik, ek iddia için suç duyurusunda bulunuldu. Savcılıktan dosya açılmış ama henüz onun akıbetini görmedik. Eksikliklerin henüz giderilmediğini görüyoruz. Eksikliklerin giderilmesini ve tutukluluk hâlinin ve adli kontrolün devamını talep ediyoruz” dedi.
Avukat Devrim Avcı, ise “Tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin bir nedeni de delillerin karartılması ihtimali var. Ortada kayıp bir silah var ve yerini bir tek sanık biliyor. O yüzden tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
“SALDIRININ ARKASINDAKİ GERÇEK FAİLLER BULUNSUN”
Evrensel Gazetesi Ege Temsilcisi Özer Akdemir ise “Bu saldırının arkasındakilerin açıklanmasını istiyoruz, İsa Can Biler tetikçidir. Bu aşamada tüm deliller toparlanmamıştır. Bizim şikayetimiz devam ediyor” diye belirtti.
SANIKTAN ‘TETİKÇİ’ SAVUNMASI
Sanık İsa Can Biler, tetikçi olduğuna dair savunmalara karşı, “Tetikçi olduğum söyleniyor ama benim daha önceki dosyalarıma bakılsın. Tetikçi olsam bu işi Halil Yapıcı’yla yapmazdım. Kendimi saklardım. Planlı projeli yapardım. Tahliyemi talep ediyorum” şeklinde savunma verdi.
MAHKEMEDEN TAHLİYE KARARI
Beyanların ardından mahkeme kararı açıkladı. İsa Can Biler’in yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrolle tahliyesine karar verildi. Kararda, “Başlatılmış olan dosyanın akıbetinin sorularak iddianame düzenlendiği taktirde mahkeme birleştime talebi isteyerek, bu dosya için bekletici sayılması, sanık İsa Can Biler’in işlediği suçun alt ve üst sınırı gözetilerek, dosyanın ne zaman sonuçlanacağının belirsiz olması ve yattığı süre göz önünde bulundurularak, yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine…” ifadeleri kullanılarak bir sonraki duruşma 5 Mart saat 11.00’e ertelendi.
DURUŞMA SONRASI AÇIKLAMA
Duruşma sonrasında adliye önünde yapılan açıklamada konuşan Özer Akdemir, failin “tetikçi” olarak nitelenmesinden rahatsız olduğunu ifade ettiğini ancak yaşananları tarif edecek başka bir sözcük bulunmadığını vurguladı. Akdemir, polis soruşturmasının yetersiz bir araştırma olarak bırakıldığını dile getirerek, “Biz çok iyi biliyoruz ki bu kişinin arkasında birileri var. Özellikle İzmir sermayesinden ve mafya bağlantılı bir yapıdan söz ediyoruz. Bunların açığa çıkarılması gerekiyor. Bu saldırı yalnızca Evrensel’e değil, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik bir tehdittir. Savcılık tarafından “mala zarar verme” suçlamasıyla hazırlanan iddianame saldırının ciddiyetini yok sayıyor.
“Tetikçinin cezalandırılması değil, azmettiricilerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz” diyen Akdemir, “Eğer bu saldırının arka planı aydınlatılmış olsaydı, benzer saldırıların önüne geçilebilirdi. Evrensel’e yönelik saldırı aydınlatılsaydı, belki de Hakan Tosun öldürülmeyicekti. Cezasızlık yeni saldırıları teşvik ediyor” ifadelerini kullandı.
AVCI: MUHALİF BASINA YÖNELİK GÖZDAĞI
Avukat Devrim Avcı, savcılık aşamasında yapılan tek işlemin duruşma tutanaklarının istenmesiyle sınırlı kaldığı eleştirisinde bulunarak, “Bu soruşturmanın gerçek faillerin ve azmettiricilerin ortaya çıkarılması yönünde genişletilmesini talep ediyoruz. Evrensel’e yönelik saldırıda yargı ‘kaplumbağa hızıyla’ ilerliyor, buna karşın muhalif basına yönelik açılan davalarda sürec ‘jet hızıyla’ işletiliyor. Aynı duyarlılığı Evrensel’e yönelik bu saldırıda da bekliyoruz. Çünkü bu olay yalnızca bir gazeteye değil, tüm muhalif basına yönelik açık bir gözdağıdır” diye konuştu.
Duruşmada tutuklu yargılanırken bugün tahliye edilen sanığın, “Ben tetikçiye benziyor muyum?” şeklindeki sözlerine de değinen Avcı, “Bir tetikçi kime benzer, nasıl davranır; bunları hepimiz biliyoruz. Ancak yargının bu kadar kısa sürede böylesi bir saldırıyı sıradanlaştırması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Tahliye edilen Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız cezaevi önünde yaptığı açıklamada, “Partimizle, halkımızla, bölge barolarıyla ve bütün dost kurumlarımızla halkın iradesine sahip çıktık” derken, Belediye Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar ise, “Biz kayyımı göndererek belediyemizi alana kadar mücadele edeceğiz” mesajı verdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından 13 Ocak’ta görevden alınarak tutuklanan belediye eş başkanları Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile Özgür Çağlar, ilk duruşmada tahliye edildi.
Nuriye Aslan, Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nden, Sarıyıldız ve Çağlar da Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi’nden çıktı. DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun, Mersin il ve ilçe yöneticileri, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyeleri, insan hakları savunucuları ve çok sayıda yurttaş, alkışlarla eşbaşkanları karşıladı.
“BU SİYASİ BİR DAVADIR”
Cezaevi çıkışında yurttaşlar tarafından alkışlarla karşılanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, 10 ay önce hukuksuz bir şekilde tutuklandıklarını anımsatarak, halkın, davanın başından bu yana gerçekleri gördüğünü ve iradesine sahip çıktığını söyledi. Sarıyıldız, “Bundan 10 ay önce belediyemize kayyım atamak için haksız bir şekilde, siyasi bir kararla gözaltına alındık ve ardından tutuklandık. Belediyemize ışık hızında kayyım atanmıştır. Halkımız bu dosyanın siyasi olduğunu dile getirdi, aradan geçen zamana rağmen bugün burada olmakla bir kez daha bu davanın siyasi olduğunu göstermiştir. Partimizle, halkımızla, bölge barolarıyla ve bütün dost kurumlarımızla halkın iradesine sahip çıktık” dedi.
“KAYYIMI GÖNDERENE KADAR MÜCADELEYE DEVAM”
Tahliye edilen Akdeniz Belediyesi Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar, Akdeniz halkının iradesinin kayyımla gasp edildiğini kaydederek, DEM Parti ve halkın kararlı mücadelesi sayesinde cezaevi kapılarının açıldığını ifade etti. Çağlar, mücadelenin devam edeceğini belirterek, “Bizlere oy veren 50 bin seçmenin iradesine bir gecede kayyım atandı. Tutuklandığımız günden beri halkımız ve partimiz çetin bir mücadele verdi ve biz kayyımı göndererek belediyemizi alana kadar mücadele edeceğiz. Yine biz tahliye olsak da arkadaşlarımız içerdedir, onların özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
PİRHA- Murat Çetinkaya 1995 yılında henüz 20’li yaşlarının başındayken Dersim’de tutuklandı. O gün başlayan yolculuk, Türkiye’nin en sert siyasi dönemlerinden birinde, Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) tarafından verilen müebbet hapis cezasıyla sonuçlandı.
DGM’ler yıllar sonra kapandı, ‘hukuksuzluk’ları ortaya çıktı. Fakat bu mahkemelerde verilen kararların gölgesinde tutsaklıklar sürmeye devam etti. Murat Çetinkaya, tam 30 yıl boyunca, devletin o ağır duvarları arasında yaşadı.
“ÜLKE DEĞİŞTİ DUVARLAR AYNI KALDI”
Çetinkaya o yılları şöyle anlatıyor:
“1995 yılında Dersim’de yakalandım. İlk olarak Erzurum E Tipi Cezaevi’nde kaldım. 1999 yılında Çanakkale Cezaevi’ne götürüldüm ve 2003 yılına kadar orada kaldım. F tipi hapishanelerinin açılmasıyla birlikte Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne götürüldüm. 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından kaldığımız cezaevi boşaltıldığı için Bolu F Tipi Cezaevine götürüldük. Kısacası 30 yıl böyle geçti.”
Ülke değişti, yasalar değişti, mahkemeler kapandı, iktidarlar gelip geçti ama Murat Çetinkaya her sabah aynı soğuk metal kapının açılıp kapanışını duydu. Dışarısı bir anıydı, şimdi yeniden gerçek oluyor.
Tahliye olduktan sonra ilk durağı memleketi Dersim oldu. 30 yılın ardından doğduğu topraklara dönen Murat Çetinkaya, değişen yüzü görmek ve anlamak için büyük bir arzu taşıyor:
“Dersim’e gelmeden önce cezaevinden çıkış daha coşkuluydu, orada ailelerle özgür bir şekilde buluşmak çok güzeldi. Her Dersimli gibi Dersim’in gerçekliğine yaraşır bir şekilde oluşturulması için görev ve sorumluluk hissediyorum. Dersim’i 30 yılın ardından gezmedim ama yeni Dersim gerçekliğini kavramak istiyorum.”
“İÇERİDE HALA ARKADAŞLARIMIZ VAR”
Çetinkaya 30 yılın ardından özgürlüğün sevincini yaşarken bile aklından hiç çıkmayan bir gerçek var:
“Sürecin ruhuyla da bağdaşmayan bir şekilde cezaevinde 30 yılını tamamlamasına rağmen keyfi bir şekilde tutulan arkadaşlarımız var. Bu sadece bireysel bir durum değil, sistemin çözülmemiş bir yarasıdır. DGM’ler kapandı ama kararları hala geçerli ve pek çok kişi özgürlükten mahrum bırakılıyor”
“BARIŞ KENDİLİĞİNDEN GELMEZ EMEK İSTER”
Murat Çetinkaya, 30 yıl boyunca dış dünyayı hücrelerin ardından izlediğini ve bugün barış mücadelesinin önemini derinden hissettiğini belirtiyor.
“Türkiye’de yeni bir süreç inşa ediliyor, bu da demokrasi mücadelesini geliştirmekle mümkün olur. Barış kendiliğinden olmaz, barış mücadelesi daha zordur ve daha çok çaba gerektirir. Herkesin barışı gerçekleştirmek için üzerine düşeni yapması gerekiyor. Birinci görevimiz yeni süreci halkımıza anlatmaktır.”
Gençliğini hapishane duvarları arasında geçiren Çetinkaya direncinin ve umudunun hiç sönmediğini söylüyor,
“Şimdi dışarıda yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Bu kez kalemle, sözle, barışla mücadele ediyoruz. Birinci görevimiz yeni süreci halkımıza anlatmak ve adaleti yeniden kurmaktır.”
PİRHA- Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde aralarında Murat Çetinkaya’nında bulunduğu 6 mahpus 30 yılın ardından tahliye edildi.
Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve tahliyeleri çeşitli gerekçeler ile engellenen 30 yıllık 6 mahpusun tahliyesine karar verildi. Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, daha önce tahliyesini 7 kez engellendiği Deniz Öztürk, Halil Dağ ve Şehap Elbasan’ın yanı sıra tahliyesini 5 kez engellendiği Suat Gökalp, tahliyesini 2 kez engellediği Muhammed İsmail ve Murat Çetinkaya’nın durumunu yeniden değerlendirdi. Kurul, 30 yıldan fazladır cezaevinde bulunan 6 mahpusun da tahliyesine karar verdi.
PİRHA-Gezi Davası nedeniyle 27 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan Ayşe Barım, hakkında adli kontrol ve ev hapsi kararıyla tahliyesine karar verildi.
Gezi Davası nedeniyle 27 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan menajer ve yapımcı Ayşe Barım hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım” iddiasıyla açılan davanın 2’nci duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmaya, Ayşe Barım ve avukatları ile çok sayıda kişi katıldı. Duruşmaya Ceyda Düvenci, Halit Ergenç, Nejat İşler gibi pek çok ünlü oyuncu da tanık olarak salonda bulundu. Mahkeme başkanı, ünlü oyunculara Ayşe Barım’ın onları Gezi Parkı direnişine katılmaları konusunda yönlendirip yönlendirmediğini sordu.
Oyuncular ise Ayşe Barım’ın kendilerini yönlendirmediğini ve hür iradeleriyle Gezi Parkı’na gittiklerini söyledi. Ardından savunma yapan Ayşe Barım, tahliye ve beraat talebinde bulundu. Ayşe Barım’ın avukatları da yaptıkları savunmalarda tahliye talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti, Ayşe Barım’ın adli kontrol ve ev hapsi kararıyla tahliyesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 11 Şubat 2026 tarihine ertelendi.
PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreni çıkışında saldıran Selçuk Tengioğlu’nun tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edilmesine karar verildi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e Sırrı Süreyya Önder’in AKM’deki cenaze töreninin ardından yumruklu saldırıda bulunan Selçuk Tengioğlu tahliye edildi.
Saldırgan Tengioğlu, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dördüncü kez hakim karşısına çıktı. Dava, ‘kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten yaralama’ suçundan 4,5 yıla kadar hapis istemiyle görüldü.
Mahkeme heyeti, 5 aydır tutuklu bulunan Tengioğlu’nun 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edilmesine karar verdi.
PİRHA- LeMan Dergisi davasında tutuklu Derginin sorumlu yazı işleri müdürü Zafer Aknar, grafiker Cebrail Okçu, müessese müdürü Ali Yavuz ‘adli kontrol’ şartıyla serbest bırakıldı.
LeMan Dergisi’nin 26 Haziran sayısındaki bir karikatürde Hz. Muhammed ve Hz. Musa’nın karikatürize edildiği ve bu çizim ile “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçunun işlendiği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan 3 kişi tahliye oldu. Yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan derginin yazı işleri müdürü Zafer Aknar, grafiker Cebrail Okçu ve müessese müdürü Ali Yavuz, “adli kontrol” şartıyla serbest bırakıldı.
Karikatürist Doğan Pehlevan’ın tutukluluk hali devam ediyor.
İlk duruşma 14 Kasım’da, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
PİRHA- PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün tahliye edildi.
15 Aralık’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Yöneticisi ve saymanı Şimal Deniz, 16 Aralık’ta da PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün gözaltına alınmıştı.
3-4 gün gözaltına tutulduktan sonra tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edilen Beyhan Gün ve Şimal Deniz 20 Aralık’ta tutuklanmıştı.
Şimal Deniz İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşmasında oy çokluğu kararıyla İstanbul’u terk etmeme ve adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.
Tutuklu PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün de İstanbul Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ardından tahliye edildi.
PİRHA-31 yıllık tutukluğun ardından İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edilen Gülten Akgül ziyaret edildi. Gülten Akgül, “31 yıllık tutsaklık az değil ama onları geride bıraktığım için üzgünüm. İçerdeyken arkadaşlarla birlikteydik. Keşke hepsi çıkabilseydi. Umutluyuz” dedi.
Dersim’de 31 yılın ardından tahliye edilen Gülten Akgül kitlesel ziyaret edildi. 18 Ağustos’ta İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edilen Gülten Akgül, memleketi Dersim’e bağlı Ambar köyünde ziyaret edildi. Ziyarete Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dersim İl ve ilçe yöneticileri, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUHAYDER) yöneticileri, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi ve çok sayıda kişi katıldı.
“ARKADA ARKADAŞLARIMI BIRAKMANIN HÜZNÜ VAR”
31 yıllık tutukluğun ardından köyüne dönmüş olmaktan dolayı mutlu olduğunu belirten Gülten Akgül, “Doğup büyüdüğün ev hatıraların anılarının olduğu evim artık yok. O biraz hüzün yaratıyor. Arkada arkadaşlarımı bırakmış olmanın hüznü var. İçerden çıkana kadar hep üzgünüm, sizi bırakıp gittiğim için hüzünlüyüm dedim. 31 yıllık tutsaklık az değil ama onları geride bıraktığım için üzgünüm. İçerdeyken arkadaşlarla birlikteydik. Keşke hepsi çıkabilseydi. Umutluyuz” diye konuştu.
PİRHA- Bursa’da çıkan orman yangını yerleşim yerine sıçradı. Karahıdır, İğdir ve Avdancık mahallelerinde toplam 1765 kişi tahliye edildi. Karabük’teki yangın ise 5’inci gününde devam ediyor.
Bursa’nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasındaki ormanlık alanda çıkan yangına müdahale havadan ve karadan aralıksız sürüyor. Gürsu’nun İpekyolu Mahallesi’ndeki TOKİ Konutları ile Kestel’in Ağlaşan Mahallesi arasında dün akşam saatlerinde başlayan yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüdü. Yangına hem karadan hem de havadan müdahale başlatıldı.
Yangının Gürsu ilçesine doğru ilerlemesinden dolayı Karahıdır Mahallesi tedbiren boşaltıldı. Alevlerin yaklaşması nedeniyle İğdir Mahallesi ile Osmangazi ilçesine bağlı Avdancık Mahallesi de tahliye edildi.
Bursa Valiliği, sanal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada yangınlara dair müdahalelere kapsamında Gürsu ilçesinin kırsal mahallelerinde tahliye çalışmaları yapıldığı belirtildi. Açıklamaya göre Karahıdır Mahallesi’nde 170 hane, 708 kişi, İğdir Mahallesi’nde 220 hane, 600 kişi, Avdancık Mahallesi’nde 90 hane, 457 kişinin yani toplamda Bin 765 kişi tahliye edildi.
MÜDAHALE GECE BOYUNCA SÜRDÜ
Açıklamada ayrıca yangının Karahıdır’da yerleşim alanına ulaşmadan kontrol altına alındığı, İğdir’de ekiplerin mahalleye sıçramayı önlemek için yoğun çaba sarf ettiği ve Avdancık’ta tahkimatın sağlandığı belirtildi. Yangına gece boyunca Bin 163 personel ve 496 araçla karadan müdahale edildi. Günün ilk ışıklarıyla birlikte havadan müdahale de yeniden başladı.
ÇEVRE YOLU ULAŞIMA AÇILDI
Yangın nedeniyle dün gece saat 23.00 sularında trafiğe kapatılan Bursa Çevre Otoyolu’nun Yıldırım kavşağı ayrımı–Bursa Doğu kavşağı ile Bursa Doğu kavşağı–Turanköy kavşağı bölümleri, yeniden ulaşıma açıldı.
SAFRANBOLU’DA YANGIN 5’İNCİ GÜNÜNDE
Karabük’ün Safranbolu ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangına müdahale 5’inci günde devam ediyor. 18’den fazla köy ve 50’den fazla mahallenin tahliye edildiği Karabük’te alevler Karabük-Ankara kara yoluna ulaştı.
Safranbolu ilçesi Çavuşlar köyü Mezarlık mevkisindeki ormanlık alanda 23 Temmuz Çarşamba günü saat 14.42’de çıkan yangının söndürülmesi için ekiplerin çalışması sürüyor.
Zaman zaman alevlerin ve dumanın arttığı bölgede, rüzgarın etkisiyle yayılan yangına müdahale ediliyor.Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, AFAD, Kızılay, jandarma, belediyeler, DSİ, il özel idareleri, Kardemir ve sivil toplum kuruluşlarının destek verdiği yangın söndürme çalışmalarında 2 uçak ve 23 helikopterin kullanıldığı belirtildi.
Öte yandan, merkez ilçeye bağlı Cemal Ovası köyü ile Cumayanı köyündeki bir mahalle tahliye edildi. Yangın nedeniyle boşaltılan köy sayısı 18’e, mahalle sayısı ise 50’ye yükseldi.
Karabük Valiliği, orman yangını nedeniyle trafik güvenliği açısından kapatılan Karabük-Ankara kara yolunun kontrollü olarak ulaşıma açıldığını bildirdi.
PİRHA-İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı düzenlenen protestolarda tutuklanan 14 öğrenci tahliye edildi.
Tutuklandıktan sonra görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na destek eylemleri nedeniyle tutuklu olan 16 genç Silivri’de hakim karşısına çıktı. İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın duruşması Marmara Cezaevi 2 no’lu duruşma salonunda görüldü. Mahkeme, 14 genç hakkında tahliye kararı verdi.
Duruşmayı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi ve aileler izledi.
14’ü tutuklu 16 gencin iddianamesi olaydan 45 gün sonra hazırlanmıştı. İddianamede, 16 kişi için TCK’nin 299. maddesi uyarınca ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamedeki şüphelilerin, “Cumhurbaşkanı aleyhine hakaret içeren slogan atan grubun yanında durmalarının Cumhurbaşkanına hakaret eylemi kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmakla” ibaresi dikkat çekmişti.
Öğrencilere, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
PİRHA – Tutuklu DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ, ikinci duruşmada tahliye edildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ’ın yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmaya DEM Partili milletvekilleri, HDK yöneticileri, Tevgera Jinên Azad aktivistleri, Sosyalist Dayanışma Platformu, insan hakkı savunucuları ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Duruşmada ilk olarak gizli tanık Merdan Rüştü’nün ifadesi alındı. Akdağ’ı emek hareketleri içerisinde gördüğünü söyleyen gizli tanık, “PKK KCK Yürütme Konseyine raporlar verdiğini biliyorum. Bu emek örgütleri, KCK’ye bağlıdır. Legal ya da illegal yollarla Kandil’ e geliyordu. Burada toplantılara katılıp, eğitimlerden geçer ve Türkiye’ye dönerdi. Benim gördüklerim bunlardı. Hatta silahlı eğitim aldığını da gördüm. 2016 sonundan itibaren kendisiyle irtibatım olmadı.” dedi.
Sevtap Akdağ, suçlamaları kabul etmediğini belirterek şu savunmayı yaptı:
“Herkesin eşit yurttaş olması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmenlik yapmaktaydım ve Eğitim Sen üyesiydim. 20 yıllık meslek hayatımda yöneticilik de yaptığım için sendika içerisinde çok sayıda arkadaşlığım söz konusudur. İrtibatta olduğum insanlar Alevi hareketinden canlar, sendikadan, partimden isimlerdir. Muhalif bir sendikada yönetici olmamdan kaynaklı yargılanmaktayım. 2017’den sonra HDP’de yer almam sebebiyle onbinlerce insanla aynı ortamda bulundum. Şu an ülkemizde terör soruşturmasından geçmeyen partili arkadaşımız kalmamıştır. Türkiye’nin 3. büyük partisinde yöneticiyim ve muhalif kimliğimden dolayı buradayım. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.”
“TANIK, ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANMAK İÇİN GERÇEK OLMAYAN İFADELER VERMEKTEDİR”
Duruşmada savunma yapan Av. İlknur Alcan, gizli tanığın ifadelerinin gerçekle bağdaşmadığını ifade ederek “Bu tanık, etkin pişmanlıktan yararlanmak adına bu tür gerçeği olmayan ifadeler vermektedir. Müvekkilimizin eşi Süleymaniye’de çalışmaktaydı ve müvekkilimiz yasal yollarla gidip gelmiştir. Kimi isimlerle aynı otelde kalması suç görülemez. Müvekkilimizin tahliyesini talep etmekteyiz” dedi.
Av. Kenan Maçoğlu ise savunmasında “Gizli tanık, elindeki kağıdı okuyarak suçlama yöneltip algı yaratıyor. Bu kurgudan bir ceza, örgüt üyeliği çıkmayacağını biz de siz de düşünüyorsunuzdur” diye belirtti.
Mahkeme başkanı, Sevda Akdağ’ın tahliyesi yönünde karar verdi. Akdağ, gün içerisinde Bakırköy Cezaevinden tahliye olacak.
PİRHA-Tahliye olan Sanatçı Pınar Aydınlar, tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi önünde yaptığı konuşmada, “Bizler ezilen halkların sanatçılarıyız o yüzden elbette ki ezilen halkların türkülerini söyleyeceğiz. Ezilen halkların türkülerini söylemek benim için onurdur” dedi.
20 Şubat 2025’te tutuklanan Sanatçı Pınar Aydınlar, dün görülen ilk duruşmada tahliye edilmişti. Pınar Aydınlar’ı tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi önünde yüzlerce kişi karşıladı.
“BİZ YOLUMUZDAN DÖNMEYİZ”
Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandığını ifade eden Pınar Aydınlar, “Bizler ezilen halkların sanatçılarıyız o yüzden elbette ki ezilen halkların türkülerini söyleyeceğiz. Ezilen halkların türkülerini söylemek benim için onurdur. Onurlu yaşamak, insan olmak bu ülkede ne kadar zor olsa da biz Pir Sultan’ın dediği gibi ‘Dönen döner ama biz dönmeyiz yolumuzdan’ “diye konuştu.
PİRHA-2016 yılında tutuklanan ve Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde 9 yıl tutuklu kalan Necla Yıldız tahliye edildi.
Hiçbir delil bulunmamasına rağmen, polisin, tanıklara baskı kurarak üzerine ifade verdirmesi sonucu Necla Yıldız hakkında 9 yıl kesinleşmiş hapis cezası verilmişti.
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Yıldız’ın, 2023 Şubat ayında tahliye edilmesi gerekirken cezaevi infaz kurumu tarafından ‘dışarıya çıkamaz, topluma ayak uyduramaz, suç işleyebilir’ iddialarıyla yaklaşık 2 sene boyunca infazı yakılıp, ertelendi.
Necla Yıldız, 9 yılın ardından Sincan Cezaevi’nden tahliye edildi. Cezaevi girişinde bekleyen yakınları ve arkadaşları, Yıldız’ı çiçeklerle karşıladı.
“BİZ GÖNÜLLÜ BORÇLULARIZ”
Necla Yıldız, tutsaklığın ardından şu konuşmayı yaptı:
“9 yıl cezaevinde kaldım. Ben daha doğmadan cezaevine giren arkadaşlarımız var, hasta tutsak arkadaşlarımız hala cezaevinde. Bu sefer ağlamadık. Hiçbir arkadaşımız da ağlamadı. Biz gönüllü borçlularız. Biz isteyerek, severek katıldık bu mücadeleye. Ne kadar bu borcu ödersek zenginleşeceğimize inanıyoruz.”
PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ne İzmir’de de başlatıldı. PSAKD Bornova Şubesi Cemevinde başlatılan nöbette Alevilere ve diğer halklara yönelik katliamlardaki cezasızlık ve ödüllendirme denkleminin şimdi ise Suriye’de kurgulandığına işaret edildi.
Anayasa Mahkemesi’nin Madımak Katliamı faillerine (17 kişi) yönelik verdiği tahliye kararı sonrasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin başlattığı ‘Adalet Nöbeti’ne destek olarak İzmir’de de nöbet başlatıldı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şubesi Cemevinde gerçekleşen ‘Adalet Nöbeti’nde, Madımak Katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu pankart asıldı. Adalet Nöbeti Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’ya adandı.
“ALEVİLER OLARAK SÜRECE DAHİL OLMALIYIZ”
Nöbette ilk sözü alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şube Başkanı Barış Çelik, Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine tepki göstererek, “İnsanlığa karşı suçlanmış davaların faillerinin bırakılması, davanın zaman aşımına uğratılması çok acıdır. Bizler birçok katliama maruz kaldık ama direndik boyun eğmedik. Sivas’ın hesabı sorulsaydı Gazi, Roboski, Ankara katliamları olmayacaktı. Sivas’ın hesabını sorarken yanı başımızda büyük bir Alevi katliamı yaşanıyor. Bunların sesini duyurmamız gerekiyor. Bir olup hareket edip bunların hesabını soralım. Ülkemizde başlayan bir savaş süreci var ve eşit yurttaşlık talebinde bulunan biz Aleviler bu sürece dahil olmalıyız. Umarız Suriye’de yapılan anlaşma da Alevi katliamlarını durdurur” dedi.
“CEZASIZLIK VE ÖDÜLLEDİRME DENKLEMİ SURİYE’DE KURGULADILAR”
Alevi katliamlarındaki cezasızlık ve ödüllendirme denkleminin Suriye’deki Aleviler ve ötekiler üzerinde devreye alındığını belirten Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Asil Benler, “Alevi katliamlarında ciddi bir insanlık vahşeti olmasıyla birlikte bir cezasızlık ve ödül denklemi kurulmakta. Madımak’ta insan yakanlar hem cezasızlık hukukuyla meşru bir yerden görülmeye başlandı hem de bu ülkede devlet erkanlarında farklı temsiliyetle bürokrasi de yer edinebildi. Mahkemenin 17 kişiyi serbest bırakması da cezasızlık ve ödül denkleminden çıkarmanın, demokratik bir ülke olmanın ne kadar gerekli olduğunu arz ettiren bir yerden tekrardan önümüzde duruyor. Günümüzde de Suriye’de binlerce Alevinin katledilmesinde eli kanlı olan, yine binlerce Kürdün katledilmesinde ferman çıkaran insanlar Türkiye faktöründe gelişen cezasızlık ve ödül denklemini Ortadoğu siyasetinde kurguladılar ve bu zihniyeti iktidara taşıdılar. Bunu kabul etmiyoruz, Suriye’deki canlarımızla dayanışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“ALEVİLERİ ENGEL GÖRÜYORLAR”
Katliamın olduğu dönemde Madımak’ta bulunan Tüm Emekliler Sendikası’ndan İsmail Dönmez, “Suriye’de katliamlar yapılıyor. Bu katliamları kınıyoruz. Bu sorunu kendimiz örgütlenir isek ancak aşabiliriz. Bu katliamlar bugün Alevilere yarın başkalarına olur. Ülkenin her kesimi bu katliamlara karşı olmalıdır” ifadelerini kullandı.
78’liler Derneği adına konuşan Servet Çınar ise, “Tek tipleştiremedikleri, asimile edemedikleri herkes bu sistemin düşmanı. Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında da Alevileri bir engel görüyorlar. Biz bu katliamı kınıyoruz” şeklinde konuştu.
Narlıdere Cemevi Yönetici Gülay Serin, Alevilere yönelik sistematik katliamları hatırlatarak, “Bu sistemin bu katliamlarla yüzleşip, belki de vicdanlarına yenilip yok saydıkları Alevilerden, Kürtlerden özür dileyip yüzleşirse belki bir nebze rahatlarız. Fıtramızda olan o iyilik yönümüzü, doğada herksin yaşam hakkına saygı duyan inancımızı yitirmeyeceğiz ve mücadele edeceğiz” diye belirtti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm de Alevi örgütlerinin Suriye’deki Alevi katliamına dair önemli bir tavır sergilediğine değinerek, “Suriye’deki Alevi katliamında örgütlerimiz iyi bir tavır sergilediler ve katliamı Türkiye’nin gündemine soktular. Bu önemlidir ve örgütlülüğümüzün önemini ifade ediyor. Suriye’de yaşanan katliamda Türkiye’deki gibi bir arka plan vardır. Suriye’den sonra ülkemizde de ve İran’da da Alevilere yönelik yeni katliamların adımları atılıyor. Her dönem bizim payımıza ölüm düşmesin. Bize mücadelede kazanacağımız aydınlıklar lazım” ifadelerini kullandı.
Son olarak söz Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ise şöyle konuştu:
“Laikliğin olmadığı yerde adalete ve hukuka denk gelemiyorsunuz. Suriye’de yaşananlar bunun göstergesi. Suriye’de olan aslında sonuç değil, devam ettirilmek bir süreç. Sivas örgütlü bir saldırı ve katliamdır. Katliamcıları çıkartıp topluma katmak bir siyasi başarı gibi gösteriliyor. Türkiye’de Ortadoğu ülkesi gibi refleks veren bir ülke olduğu için bu tip saldırılara ve provokasyonlara açık. Demokrasi ve hukuka inanan insanların bir arada güçlü durması ve mücadele etmesi lazım.”
PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Sivas Madımak Katliamı davasında adil bir yargılama yapılmadığının altını çizerek, “Gerçek anlamda Sivas Katliamı gerçeğiyle hiçbir zaman yüzleşilmedi ve adil bir yargılama yapılmadı. Katliamın hükümlüleri serbest bırakıldı ama hak arayışımız ve mücadelemiz sürecek” dedi.
1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının failleri hakkında Anayasa Mahkemesi’nin tahliye kararı verdiği 17 kişinin salıverilmesi başta Alevi camiası olmak üzere toplumun birçok kesiminde tepki uyandırdı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Sivas Madımak Katliamı hükümlülerinin serbest bırakılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Sivas Madımak Katliamı’nın sıradan gelişen bir katliam olmadığına vurgu yapan Cafer Koluman; daha önceden planlanmış, tamamen Alevilere yönelik asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu belirtti.
“ADİL BİR YARGILAMA YAPILMADI”
Koluman, katliamın hukuksal boyutunun iyi bilinmesi gerektiğinin önemli olduğunu ifade ederek, bir avukat olarak hukuki sürece dair şunları hatırlattı:
“Gerçek anlamda Sivas Katliamı gerçeğiyle hiçbir zaman yüzleşilmedi. Gerçek failler tespit edilip ortaya çıkartılmadı ve adil bir yargılama da yapılmadı. 200’e yakın kişi gözaltına alındı. Daha sonra 100’e yakın kişi hakkında dava açıldı ve dava üç aşamalı olarak gitti. Birinci ana davada 38 kişi, o zaman idam cezası yürürlükteydi, idam cezasıyla mahkum edildi. 2005 yılında Türk Ceza Kanunu’nda yapılmış olan değişiklikle idam cezası kaldırılınca TCK 146. Maddesi konuldu ve idam cezası kaldırıldı, yerine ağırlaşmış müebbet cezası getirildi. Nihayetinde cezaları kesinleşen hükümlüler cezaları infaz aşamasında iken o zaman yürürlükte olan yasa gereği 36 yıl bi fiil yatması lazım.
İki yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuran bir hükümlü avukatı 26 Ocak 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar sonucu, eylem her ne kadar ‘terör eylemi’ olsa bile bu failin terör suçlusu sayılmayacağı konusunda bir ayrıştırmaya gidiyor. Dolayısıyla bu kapsamda değerlendirildiğiniz zaman 36 yıl yatması gereken hükümlünün infaz süresinin 30 yıl olduğu gerekçe göstererek salıveriliyor. Dolayısıyla cezaevinde bulunan diğer hükümlülerin de önü açılmış oldu. 1 buçuk yıl sonra ise 13 kişinin daha tahliyesine karar verildi. Tahliye edilmelerinin sebebi normal koşullarda az önce de ifade ettiğim gibi 36 yıl yatması gerekirken 30 yıl ile sınırlı tutuyorlar ve 13 kişi peyderpey değişik cezaevlerinden tahliye ediliyor. Dört kişinin henüz 30 yılı dolmadığı gerekçesiyle bekletiliyor. Geri kalan dört kişi de 30 yıl dolduktan sonra onlar da tahliye edilecek. Tabii ki üzücü bir durum. İlerleyen aşamada tabii ki adil bir yargılama yapılmadı. Birçok girişimimize rağmen mağdur aile yakınları ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak yapmış olduğumuz bütün hukuksal girişimler maalesef ki sonuçsuz kaldı. Sivas davasının hükümlülerinden kimileri Cumhurbaşkanı affıyla affedilerek salıverildi, kimileri de Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak salıverildi.”
“KAÇAN SANIKLAR BİLEREK ÜLKEYE GETİRİLMEDİ”
Bundan sonra artık işletilecek hukuki bir sürecin önünün kapalı olduğunu söyleyen Koluman, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu tahliyeyi içine sindiremezse, hukuki olmadığını düşünmesi halinde, ki böyle bir şey biz beklemiyoruz, gerek görürse Adalet Bakanlığı’na kamunun yararına bozma istemiyle başvuru yapar. Adalet Bakanlığı’nın onaylanması halinde hukuksal süreç tekrardan ‘Olağanüstü Yol’ olarak başlamış olur. Bir diğer yol ise mağdur ailenin yakınları olarak Adalet Bakanlığı’na başvuru yapılır, bu kararın hukuki olmadığı, adil olmadığı gerekçesiyle. Adalet Bakanlığı bu talebi kabul ederse, onaylarsa tekrar kamunun yararına bozma istemli bir yol açılmış olur. Bunun da çok karşılık bulacağımı sanmıyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış olan başvurularımız var. Bu süreçler halen devam etmektedir. Yapılan birçok yargılamaların adil yapılmadığının düşüncesindeyiz” dedi.
Katliamın sorumlularından 3 firari sanığın nerede olduklarının bilinmesine rağmen ülkeye getirilmediğinin altını çizen Koluman, “Bu 3 firari sanığın nerede olduğunu çok iyi biliyoruz. Almanya’da uzun yıllardır kırmızı bültenle aramalara rağmen ve Adalet Bakanlığı’na birçok girişimde bulunmamıza rağmen maalesef bu sanıklar bilerek ve isteyerek getirtilmedi. 14 Eylül 2023 yılında yapılan duruşmada maalesef ki bu 3 firari sanık yönünden de 30 yıllık dava zaman aşımı dolduğu gerekçe gösterilerek her üçü hakkındaki davanın düşürülmesine karar verildi” diye konuştu.
“HAK ARAYIŞIMIZ HER DAİM SÜRECEK”
Cafer Koluman, bu katliamın yalnızca Alevileri ilgilendirmediğini, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda tüm toplumun etkilendiğini kaydederek, “Demokratik anlamda bizim hak arayışımız her daim devam edecektir. Bu dava sadece Alevilerin davası değil. Önemli olan tüm insanlık davası olduğu konusunda kabullendirmek için toplumu kabullendirmek. Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak 2 Mart tarihinde her bir şehidimiz için bir gün nöbet eylemi geliştirdik. Bütün Alevi kurumlarımız şu an için bunu gündemde tutmak adına, tahliye sürecine ilişkin tepki ve direnişimizi dile getirmek adına bir eylem süreci başlatmış bulunmaktayız. Bu 33 gün bittikten sonra Adalet Bakanlığı’nın önünde de bir basın açıklaması yapma planımız var. Tüm kamuoyundan biz duyarlılık beklemekteyiz ve bu davanın sahiplenilmesi konusunda tüm kamuoyunu destek ve dayanışmaya davet ettiğimizi de buradan bir kez daha belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.
PİRHA-İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından sosyalist feminist Nimet Tanrıkulu’nun “örgüt üyesi” olduğu iddiası ile yargılandığı davadan tahliye edildi.
26 Kasım 2024’te İstanbul’da evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınıp tutuklanan İnsan Hakları Derneği (İHD) Kurucusu ve Feminist Hareketi savunucularından Nimet Tanrıkulu’nun, davası görüldü. İstanbul Adliyesi’nde görülen davaya çok sayıda insan hakları savunucusu, hukukçu, sivil toplum örgütleri de yerini aldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu, örgüt soruşturması kapsamında 26 Kasım 2024’te gözaltına alınmıştı. Tanrıkulu,30 Kasım’da, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Türk Ceza Kanunu’nun örgütü üyeliği suçunu düzenleyen 314/2 Maddesi uyarınca tutuklamıştı.
Savunmasının ardından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme Tanrıkulu hakkında tahliye kararı verdi.
PİRHA-45 kişinin ölümüne neden olan saldırıya ilişkin davada, haklarında 46’şar kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verilen 6 IŞİD’li tahliye edildi.
Atatürk Havalimanı’nda 28 Haziran 2016’da IŞİD’in düzenlediği ve 45 kişinin katledildiği saldırının ardından tutuklanan 6 IŞİD’li tahliye edildi.
Now Haber’den Alican Uludağ’ın haberine göre; 46’şar kez ağırlaştırılmış müebbet cezası alan tutuklu 6 IŞİD’li, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı doğrultusunda, “hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi” gerekçesiyle 12 Aralık’ta tahliye edildi.
PİRHA – Şubat 2024’te tutuklanan ve Sincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan 78 yaşındaki Kemal Gün’ün İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşmasında Kemal Gün’e örgüt üyeliği iddiasından 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Ancak Gün’ün hapishanede tutulduğu süre göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.
Şubat 2024’te tutuklanan ve Sincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan 78 yaşındaki Kemal Gün’ün yargılandığı davanın üçüncü duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmaya Kemal Gün’ün kızı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş ve cemevi yöneticileri, PSAKD GYK üyesi ve Gaziosmanpaşa Şube Başkanı Hıdır Çam, PSAKD Esenler Şube yöneticileri, PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi yöneticileri ve İstanbul Sokak Simitçileri Dayanışma Derneği Başkanı Yılmaz Korkmaz destek verdi.
Duruşmaya, tutuklu Kemal Gün SEGBİS aracılığıyla katıldı. Kemal Gün’ün avukatı Doğa İncesu duruşmada hazır bulundu.
Savcılığın hazırladığı mütalaaya ilişkin esas hakkında savunmasını yapan İncesu, “Aramada, Grup Yorum’un ve Kemal Gün’ün oğlu Murat Gün ve kızı Beyhan Gün’ün fotoğrafı çıktı diye örgüt üyeliğiyle bağdaştırılmasının hiçbir anlamı yok. Hukukçu bakış açısı ile bakacak olursak burada hiçbir suç unsuru yok. Müvekkilin oğlunun duruşmasına gitmesi de yine savcılığın mütalaasında suçlama konusu yapılmış. Müvekkilim bir sürü sağlık sorunu yaşıyor. Yürümekte dahi zorlanıyor. Tahliyesini ve beraatini talep ediyorum” dedi.
Kemal Gün de suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini belirterek “Tahliyemi ve beraatimi istiyorum” dedi.
Mahkeme Heyeti, Kemal Gün’e örgüt üyeliğinden 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Ancak Gün’ün hapishanede tutulduğu süre göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.
NE OLMUŞTU?
Kemal Gün, ‘evinde çıkan kitaplar’ , ‘2016 yılında Dersim’de öldürülen çocukları Cihan Gün ve Murat Gün’ün fotoğraflarının telefonunda çıkması’, ‘Ebru Timtik ile Aytaç Ünsal’ın fotoğraflarının bulunması’ ve ‘2 gizli tanığın TAYAD üyesi beyanları’ suçlamalarıyla yargılanıyor. Mahkeme heyeti, iki gizli tanıktan birini dinlemek şartıyla duruşmayı 5 Aralık Saat 09.00’a ertelemişti.